SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

2. güncel ~ OLat actualis fiili.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. kayıtlar.yapmak. kimyacı < EYun aktîs. a. ~ Fr actuel fiili. çoğ. dekuple. act. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen.a. eylemek " aksiyon ~ Fr actif. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır.su ~ Lat aqua a. yeşilimtrak açık mavi renk. rabıta " ad+ * Karş. icracı.aktif [xx/b] agere. fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem.ışın. a. akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut.] "edilmiş şeyler". -ive eylemli. marina akuarel/akvarel acquarella a. Fr.işitmek . eylemek " aksiyon aktris [f. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo. İng.< HAvr *kous. aktîn. boyunduruk. zabıt < Lat actus edim. Karş. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+.yapmak. eylem < Lat agere. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin. a. radyum. ~ İt acqua / Fr aqua. act.] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne.

Fr liche/lichié (a. [xvii] 2. küme olmak " ad+. Lat lichia. lichia Tü ~? * Karş. sağanak.keskin. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür. zaptetmek.[viii] elde etmek. alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan. karışık renkli. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi. Frenk . 3. sivri uçlu. kuzu balığı. hastalık) . ani (sancı. " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank.a. ß Lat ad. almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. toplayıcı.akut [xx/b] ~ İng acute keskin.).a. alaca alâ (zarf). a. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek. Yun lítsa/létsa. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1. biriktirmek ~ Lat accumulare a. fırtına " bora [xvii] altüst olma. al[mak Tü al. İt lezza/lizza/alicia.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. pek güzel. İng.< HAvr *ak.bir yere + Lat cumulare toplamak.] daha yüksek. al âl [viii] kırmızı * Karş. güzel. devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık. 2. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. en yüksek. Moğulağan>ulaan (a.).biriktirici. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin. iyi (sıfat) [xiv] 1.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek. toplanmak. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n. daha yüksek.a. taraf" bandıra alabora rüzgar. en yüksek " ali * "İyi.

her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ. bağlantı < Ar caliqa [msd. ilgilendi [msd. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler.a. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre".] ilişki. calaq] 1. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı.] işaret. sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır. uzaklaş! < İt allargare açılmak. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv]. alametler (< Ar calâmat^ işaret. uzaklaşmak < İt largo açık. Türk alavera [xix] dolap. alamet) + Ar sama' gök " alamet. alaca bulaca. ilgi. " ad+. asıldı. 2. özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd. geniş ~ Lat largus a. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. bu tür kayıklara mahsus ağ .] Alman tarzı.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır.] işaretler. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd.İt alamanna [f. alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart. belirti. sarktı. Karş. dürüst olmayan iş . alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. bağlandı. im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık.

aldatma . Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2. ciltli defter ~ Lat album [n. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder.] < Lat ala 1. bey albeni " al-. bulaşıklık.a. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh.] beyaz şey. beyaz kâğıt. âlây. dalavere. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir. pest.[xiv] kandırılmak < Tü alta. Karş. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı.evcilleşmek. alşak [xiv] a. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde.Fa alâyiş bulaşış. 2.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. alçak [xvii] hakir. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. yumuşak huylu.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma. uysal. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile.. pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı. yozlaşma < Fa âlüdan. [xix] dünyevi gösteriş.parlamak. âlây. debdebe . Fiziksel anlamda kullanımına 15. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap.yumuşamak " alışaldan. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma.a. kanat.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev.[xi] aldatmak. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış.a. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. yozlaşma. yanma. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ. parıltı < Tü yal. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik. yy'dan itibaren rastlanır. kirletme < Fa âlüdan.bulaşmak.

ult. herkes ~ Aram câlam 1. göz önünde < Ar calana [msd. İng tooth < Ger *tanth. sonsuz süre.[xix] aldırış etmek. ~ HAvr *dent. odont-. Sans dantaka. açık. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya. gibi.a. söylemek " kategori * HAvr *al. aldır[mak Tü altız. genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. 2. adet2 alelumum olarak " ale+. acele alelade surette " ale+.[viii+] almasına neden olmak.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. alemdar sancak. umum alelusul ale+.(diş). üstü. işaret.a. aldur-[xiv] almasına neden olmak. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle.a. bayrak " alem1. kaptırmak . başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte. aşikâr oldu . usul1 alem1 sancak. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. ebediyet).(öte). * Aynı kökten Fa dand. dent.] gizli olmayan. uls. üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme. hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir". başka) + EYun agoreüö konuşmak. dünya. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir.a. yeryüzü. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden.a. aldır. evren * Karş. acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere. +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. EYun odoús. alelacele olarak " ale+. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. belirti.kökünden Lat alter (başka). bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile. ebediyet. İbr colam (sonsuz süre. calâniyyat^] açığa çıktı. karşı.

ferahlık.] araç. çalışma " alegori. Ebi Talib. alev <Tü alâv/alev [xvii] . 2. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a. [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen.a.rahat. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. a. Karş. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır. " alfa. aygıt < Ar âla [msd. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b.(parıldamak. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. gönlü ferah. numara . yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. . yalabık (parlak xvi). alev Tü yalaw [Abuş. Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. farklı + EYun érgon iş. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama. Avst. Akad alpu. İbr eleph (öküz). [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz. rahat ~ OLat *adiaces çevre. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa. yalab yalab (parıl parıl xiii). xv+ * Karş. etraf < Lat adiacere etrafında olmak. calev [xvii] Çağ] a. erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. karşı. ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. İslam peygamberinin damadı aleyh ile. TTü yalabı. ışımak xiv). hekim ß EYun állos başka.

a. cephe. ~ OFa alüg a. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. fırınladı . [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk. [xiii] değişmek. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf. ali [xiv] culüw] yüksek idi. ahzetmek.] yüksek. alıç ^ küç. [xiv] yenilmek.a. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. alın alın[mak Tü alın. hazret. Anlam için karş. uysallaşmak. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. taraf" ali.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a. almak). < Tü al-" al- [193+] ganimet. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. Lat consuescere (alışmak. [xvii] üstüne almak. yükseldi. kat. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. cüsseli ve kaba kimse. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. değiştirmek.[xi] alışveriş etmek. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke.[xi] kendine almak. bilen. adet edinmek. takas etmek. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda. alt olunmak. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında. evcilleşmek. yüce < Ar calâ [msd.] ilim sahibi. aluk/alığ [xi] kel. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik. [xiv] benimsemek.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış.

en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im.a. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all. kutsama < Tü alka.] çok bilen. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a.a.a. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12. Tü al. a. alak bulak [xv-xvii] . çok ~ İt allegro şen. bula* Moğ alag bulag (a. kısalttı. alacr.[viii+ Uy] övmek.a. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. İng. fazlasını kesti. redakte edilmiş. allame alim.[xi Ha] karmak.canlı. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık.a. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e.tüm. özetledi < Ar naqaHa [msd. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir.alkış Tü alkış [viii+] övgü. kellik / İng .a. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a.] gözden geçirilmiş. hareketli allem kallem konuştu " ilim. < öz Alamanni 3. # 1267 Francis Bacon. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a. karıştırmak " ala.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır. salname. her + Ger *manniz insan. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme.

a. +metre altmış Tü altmış [viii+] a. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. sırayla değişen.a. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek. yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a. 2.barış " alüminyum. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. Erm aġvés < EErm alwes. . a. [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1. büyümek. Ave raopis. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için. Karş. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir. Aynı kökten Lat vulpes. 2. öteki ~ HAvr *al-tero. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax.İt altezza yükseklik. a.> Fa röbâ (tilki). a. diğer < HAvr *al-1 öte. pes perdeden kadın sesi [xvi]. boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir . altın altun [viii] a. yüksek ~ HAvr *al-to.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax.a.iki şeyden başka olan.* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için. pac.].a.yüksek. seçenek. Sans lopâsâ. alto [189+] ~İtalto1. tenor [esk. 3. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik). alpac. boy atmak). alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a. müzikte yüksek perdeden erkek sesi.

alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir. bulamaç. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. ß Lat ad. amçuk [xiv] a.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. nişangâh * "Gaye. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at). varmak.a. amade âmâdan. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik. erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde. -t. altüst olmak Lat ballare " balad . hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş. 2. âmây. ittifak etmek ~ Lat alligare a.bir yere + Lat lavare. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi. bağdaştırmak. olmak. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak.a. malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad. lig am Tü am [xi] dişilik organı. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır.] kör. laut. krem ~ EYun málagma. a. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef.+ Fr balle balya. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. Moğ aman (ağız). amçık [xiii] a.a. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1.suyla akıtmak. top " in+1. * Karş. yıkamak " ad+..a. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma.a. < EYun malâssö. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en. a.gelmek. a. ittifak. 2.

yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber. it-gitmek. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. saplama < EYun embâllö katmak.a. barikat dikmek < OLat inbarricare a. dolaşmak.a. erzak. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek. getirmek " hem. [xix] ishal msd. ~ EFa hambâra a. (= Sans sambhâra bir araya getirme. İslami inanç formülünün ilk kelimesi. birikim. ambit. birlikte + HAvr *bher-1 taşımak.bir. a. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". amblem ~ EYun emblema.a.a. eylem. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. mağaza ~ OFa hanbar a.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık. çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi. beraber. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. -t. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire. dolanmak < Lat ambire. a. güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı.a. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. kumanya) ß HAvr *sem. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde. eylem < Ar camala çalıştı. a. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey. işlem.sokuş. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme.her ikisi. ~ HAvr *ambhi iki taraf. ambit.] iş.dolaşmak. iki yanlı. her çeşit güzel koku = OFa anbar a. < OLat barra engel. ortam. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. işlem. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye. barikat. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo.

a. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf.iki yanlı. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+. ß EYun a(n). dibine kadar < Ar camuqa [msd. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. getirmek " amphi+. etil. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır. dost. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü.] . şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez". 2. for. üfürmek. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema. çepeçevre + EYun ferö. Alm. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. metil. su ve karada yaşayan canlı. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+.a. haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. fenol. t. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1.içine üfleme. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi. şişirmek " en+. [197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili.

işçi. halk. 2. özellikle sıradan halk.] kamu.adım adım öldürmek. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir. mantalite amok Malay amok a.(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n).amil etken. tüketmek. borcu taksitle ödemek " amorti .değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. anımsama < EYun mnáomai anımsamak. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma. güvenilir. memur. yer değiştirmek. görevli. a.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı. amiyane [#cmm nsb. "öyledir. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza. Amun amorf morfe şekil " an+. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa." 2. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. sönük. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw. 2. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad. doğru.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek.< HAvr *men-1 düşünmek " an+. genel. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı.] 1. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. f. bey [xi]. itfa edilmiş < Fr amortir. etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa.] avama ait. itfa etmek. mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1. halk câmmat^ [#cmm fa. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1. amortiss.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+.

a. tehlikeye atılmak.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n).] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1. düşünmek ~ HAvr *pu-to.biçimini alır. ünlülerden önce an. anlamak ) (= Moğ 1. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol.ve an biçimleri kullanılmıştır.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi. sanmak. * Ayrıca karş. sınamak. biçmek. büyük + Lat facere.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya.(1. bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im.her ikisi. a-fazi. Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö. bir problemi çözmek. pekiştirdi. 2. lekelenmez". 2. hedefi vurmak. zikretmek 2. saymak.ve ög biçimlerine karşılık. Oğuz ve Kıpçakçada an.a. 2. amfi. cam tüp. Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik. bir problemi çözmek. an-arşi.(okla nişan almak.< HAvr *per-3 denemek. doğru tahmin etmek. onul (zekâ. a. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek. an[mak Tü an. imparatorluk.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. ß EYun a(n). budamak. öğüt. direk < Ar camada dikti. doğru tahmin etmek. her iki el.[xiv] yadetmek. destekledi. amaçladı. konsantre olmak). . dikilitaş.a. kavrayış). hedefi vurmak. genişletmek. hatırlamak. Karş. fact. ampul ~ Lat ampulla [küç. Bak. bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz. gez). Moğ onı (okun üstündeki çentik. . onı-/onu. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-. anlamak)onıla.] sütun.

taşımak " ana+. çağ " ana+. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık.a. lys. Alm an. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. acı duygusunu giderme ß EYun an.a.çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek. 3.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. İng on. 2. özellikle güneşin doğuşu. kaldırmak ~ HAvr *tels. a. 2. anal analfabetizm an+. a. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. * Karş.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. doğuş. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı. a. gevşetmek " ana+. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır. tolkalkmak. açacak ~ EYun anoikter a. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. for. alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. doğu. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. ayrıştırma ~ EYun análysis a. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. estetik . " ana+.analyt-çözümleme. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö. kalkış. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı. hissetmek " an+. çağın gerisinde kalmış. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi. öksüz. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman. < EYun analüö ayrışmak. Bak. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. a.

kargaşa ß EYun an. önderlik " an+.a.erkek. hükümranlık. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a. şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık.a. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o).analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n. adam ~ HAvr *snr. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a. er.a. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır. benzer.kesmek. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. . ß EYun aná açığa + EYun temnö. bölmek " ana+. andr. tom. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir. 2. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki.] orantılı şey.saymak.< HAvr *ner. hesaplamak " ana+. ~ Yun ánison anason bitkisi.değil + EYun ar%e iktidar.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . o surette < Tü an işaret zamiri. * Fr anis. ~ Tupi/Guarani ananá a. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. log.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér. benzeri ß EYun aná + EYun legöl. kıyaslanabilir. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön.a.a. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı. a.

dedikodu ß EYun an.değil + EYun aisthânö duymak. adnex. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak. görüntü " andr(o)+. andr. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti. salma. andr.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma. rüzgâr. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J.erkek. sona erme " andr(o)+. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1.a.erkek + EYun paúsis durma. yayma. Manisa lalesi. ß EYun an. meşgul etmek. imece < EYun ángaros ulak. ipotek ~ EFr wage a. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret. andr. insansı ß EYun anér.bağ. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. Simpson. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér. algılamak " an+.Y. anemi (h)aîma. irtibat < Lat adnectere. bir bitki. ecir .a. 2. -t.rehin etmek. İng net (ağ). bedel. İng. insan + EYun eîdos şekil.vermek " an+.bir şeye + Lat nectere. yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. nex. kabarık ~ HAvr *wers-l a. do.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme.nefes. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm).bağlamak ~ HAvr *ned. esinti < HAvr *ans. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh. istihdam etmek < Fr gage rehin. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. rehin etmek. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+.bir şeye bağlamak ß Lat ad. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir. aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6.kan " an+. ipotek etmek.

İng. can ~ HAvr *ans-mo. ruhçuluk ~ İng animism a. angut benzeyen bir kuş. yazıt. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1. ağır. İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. ^ 1866 Sir Edward B. çınlatmak .[xiv] . anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes.(gürültü etmek. an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir. koşut. soyut.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır. kesit. ^ 1841 C. kalıt. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a. yakıt.] bağırış. yapıt. arjğır. ruh. ecir. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak. [188+] budala. Taylor. taşıt.a. konut.J. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın.nefes. 2. ölçüt. tarihçi < Lat anima nefes. özellikle koyu mavi. dikit. belit. Karş. tiftik keçisi. ruh " anime . 2. kanıt.[xi] eşek sesi çıkarmak. [xx/c] ~İngangora1.Ankara.Fritzsche. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış. yanıt. Alm.* Karş. koyu renk. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. kısıt. a.a.

parlak. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar.bükmek. quaestsormak " in+1 * Karş. ~ HAvr *ank-ulo. kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en.Lat anxietas a. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir. a.çengel < HAvr *ank. İng inquest (soruşturma). ana/âne [xvii-xix] . a. endişe. kaçak. idrak. sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı).dar. yatak. yy başlarından önce kaydedilmemiştir. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere. a. sebepsiz korku . < Tü an [xiv Kıp] akıl.+ Fr caisse kasa " in+1. Karş. İng anger (sıkıntı > öfke).anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma. anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak. Alm angst (sıkıntı). kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. question (soru). binek vb.a. daraltmak. inquaest. . daraltma ~ E Yun an%one a. anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat. anx. ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme.sıkmak. 14.[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir.dar. eng (dar). çapa atma < Fr ancre gemi demiri. hafıza < Tü an. < Lat inquirere. anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı.[xi] a.a. hortlak. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a. kasa anket [192+]tetkikat.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . . a. boğmak ~ HAvr *angh. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. boğmak ~ HAvr *angh. < E Yun ân%ö sıkmak. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. < Lat angere. korkak. daraltmak. yazı dilinde 20. açı).araştırmak. taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a.

düzenli < EYun (h)ómos aynı.değil + EYun ónoma. adsız. ß EYun an. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. (kanını) kurutan ß EYun an. sıra dışılık ß EYun an. Gull. Alm. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket. zikretmek " an- .hatırlamak. # 1873 W. ß Lat ad. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. 2.+ Lat nuntius tellal.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek.değil + EYun nómos yasa. +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. < YLat anorexia nervosa a. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun. İng. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a. yemin < Tü *ân.+ Lat simul bir. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. sıradan.a. tekdüze. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+. sikl. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n).a. töre " an+. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. normal " an+.W. W. simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl. yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. bir örnek " an+. İng. Meigen.anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan. küme. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık. beslemek.a.değil + EYun (h)omalós bir örnek. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme. eş. beraber. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. ónyma.ad " an+. aynı " in+1. kan ve can vermek.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber. yasasızlık ß EYun a(n).

topraktan yapılan saksı.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip. ve).İng antifreeze anti-don ß İng ant. önce). sebep olan " anti+.+ Lat tendere. 2.a. İng and/Alm und ("karşılıklı". 2.+ Fr -gène1 doğuran. garip. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi. alın alına. muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag. froze donmak ~ Ger *freusan a.İt antico eski ~ Lat antiquus a. eski eser.ön. 2. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1.a. kâse. sürmek " anti+. biot. böcek duyargası. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek. Alm ent. ilgilenmek. a. alın ~ EYun antí yüzyüze.) ß Fr anti. " antik . tansiyon antarktik anti+. bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. ~ HAvr *preus. Amer. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1. alın. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait.can.a. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde .a. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant. hayat" anti+. 2. Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant. kulak vermek ß Lat in. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya.ön.+ İng freeze.(karşıtlık bildiren önek). değerli eski eşya. do-vermek " anti+.harekete geçirmek. çok eski. tens-germek " in+1. elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık. panzehir ~ EYun antidöton a. [189+] tuhaf . (geç dönem halk dilinde) kafatası. mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön. mikrop vb.

a.a.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1.a. sürmek " in+1. çiçek) + EYun logeía derleme. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö.seçmek. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a. gövde " anti+. çiçek derlemesi. < Lat trahere. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+.hissetme. ~ HAvr *en-ter. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a. çalıştırmak ß Fr en.çekmek. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. " anti+.a. güldeste.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu".+ Fr traîner çekerek götürmek. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1. tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu. tract. ~ OLat antimonium a.a.tomurcuk. nefret. log. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran . acı duyma " anti+. kömür.a. path. toplama < EYun legöl. çekip çevirmek. sürüklemek ~ OLat traginare a. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür. a. a. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. 2.karşı + Fr corps vücut.karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+. 2. sevmeme ~ EYun antipátheia a. antithet.antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh.

Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar). apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid.kaldırmak. aer. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. parantez anüs HAvr *âno.a. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan. post2 antrikot antrkot [189+] arası". posit.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+.sarkan şey. antropoloji antropoid antrop(o)+. zeyl. 2. çalmak. ekli olmak ß Lat ad.Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki. transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir. parite . [xix] rakı .a. ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere. appendic. yüzük ~ * Karş. " ad+.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o). antrparantez inter+. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. eklenti. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. appar.alıp götürmek. +oid antropoloji antrop(o)+.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer.bir şeye + Lat parare hazırlamak. kör bağırsak ~ Lat appendix. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki.] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö.koymak " inter+.

sürmek " ad+. " ab+ . büzmek " ad+.değil + EYun pneö nefes almak. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. mekanizma ~ Lat appariculum [küç. uzaklaşma. sıkmak.[xvii] şaşakalmak. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a.bir şeye + Lat plicare bükmek. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak.kapalı < HAvr *wer-5 kapamak.]. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire.açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. apartman [189+] 1. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1.açmak/açılmak < Tü *âp. ß Lat ad. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak. özellikle süs. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır.a. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli.] a.açmak " ayır< Tü *ap. a.açmak " apış apuş. düzenek " aparat aparküt upper üst. apert.bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. a. < Lat apparatum hazırlanmış şey. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a. 2. 2. kuyumculuk terimi [esk. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. a. uydurmak ~ Lat applicare a. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP. ß EYun a(n). bir ailenin oturmasına mahsus daire.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz.

kabarmak.] omuzluk.a.kemer. kalkmak ß Lat ab.a.] kürekçik. ß Lat ad. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş . +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís. ß Lat ad. a. caes.bir şeyden + Lat caedere. utanılacak şey.bir yere + Lat portare taşımak " ad+. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri.[xi] ardından gitmek. kürek kemiği < Lat spatha pala. kavisli " abdal [xiv] . < Lat abscedere.gitmek " ab+. a. ard " arka arka-/arğa. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey. ayıp. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a. ayıp < Ar cara gezdi. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti. [xvii] 1. ~ HAvr *sps-dh. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan. kabarma ~ OLat abscessus a. orta Tü < Tü ar-kesmek. d. yarmak " yar < Tü *ar arka. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır.bir şeye + Lat praesto hazır. kırmak " ab+.kesip ayırmak ß Lat ab. elde " ad+. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. abscess. ~ E Yun apología karşı konuşma. cess. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık. özür / İng apology a.bir yerden + Lat cedere.kesmek. logsöylemek " apo+. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma.apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. absciss. kürek < E Yun spathe a. seğirtti.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+. tutarsız idi. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması. yy) ortaya attığı terimdir. 2. arsa. a.

cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. toprak parçası.ekiyle. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. mancınık " ark2. yy'dan itibaren rastlanır. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. Tü *or oba etimolojisi fantezidir. hızlı.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır. [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı.] kavga. düzen.a. arakla[mak [192+] aşırmak. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. arsa. yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. . yer. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. Fr haricot (fasulye). araka bezelyegillerden bir bitki. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme. 2. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük. belki nohut * Karş.

ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir.yarmak. ardiye ödenen harç. ifade. nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak. hakim. çalışmaz ß EYun a(n). arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. arı [xvii] pak.fiili de mevcut değildir. saf. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki. aykırı. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz. 2. eylemsiz. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum.değil + EYun érgon iş " an+. kesmek " yar- .[viii] yorulmak. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez. vadi. arabulucu. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. ardış. yorgun argın yorgun < Tü ar. kanıtlamak. herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel.arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak.

yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a.a. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi . cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf. accidens " arz1 ari1 [msd. Ar cirafat (fal bakma. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a. dermansız ârm.uymak.arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu. soylu (~ HAvr *ar-isto. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı.Ar carafat^ [#crf msd.a. su kanalı " ar ı k1 .[viii+] temizlenmek < Tü ar. geleceği haber verme).] bilen. " an+. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma. 2. Fr aryen. başa gelen. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür. f.] çıplak. ark1 » ı rmak. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü.en uygun < HAvr *ar. geleceği haber verme" anlamında. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. ~ EFa/Sans arya.a.1. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a. eğreti. Karş. İng aryan. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. bir ulus adı * Karş.saymak. gümüşi). seçkin kimse. saygın. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey.< HAvr *re(i). asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış. soylu.

kavis ~ Lat arcus a. armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. art. geri. ilkel < EYun ar%aîos eski. EYun harmós (uyum). ard. beddua etmek).< HAvr *ar. Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir. eklenmek.) sözcüğünün yerini almıştır. arkalaş kılmak (yardım etmek .(geride kalmak). ayakdaş. ars (sanat. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. eklem.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer. birlik < EYun (h)armós 1. silahlandırmak ~ Lat armare a. özellikle omuz eklemi.a. ses uyumu EYun (h)armonía uyum. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak. karşıt. " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk. askeri donanım. árthron (eklem). artık). < EYun árktos ayı.a. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka. Ave arsthna (dirsek).uymak. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir. arka. silah ~ HAvr *ar-mo.a. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a.a. < Fr armer donatmak. arğa. Küçük Ayı. " arma * Türkçe telaffuzu 20.(peşinden gitmek). yardımcı bildiren edat. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). arkış (kervan). kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik. (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a.< HAvr *ar. uyum ~ HAvr *ar-smo.a. art (arka). ark (tortu.xiv Kıp). arka. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait.uymak. hempa < Tü arka " arka * 19. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a. geri. yay. áristos (en uygun).(ardından konuşmak. Buna karşılık karş. beceri).a. 2. eklemlenmek " arma .ark2 HAvr *arku. arkadaş <Tü [xix] yoldaş. ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir. gemi donanımı ~ Lat arma edevat. peşkeş. arka vermek. ~ arka Tü arka [viii] peş. araç gereç. dost. sırt.

arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük. ror-çiy. Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. ön) + Lat dux dük " +arşi. Fa araş (dirsek. " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1. a. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd. nem.(< EYun ar%os baş. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a. a.] açık ve düz alan. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi. arşun [xiv] . sulama cihazı < Fr arroser sulamak. ön kol.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç.sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır. ~ OFa zarnîkâ a. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a.a.a. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak.dirsek ) " arma * Karş. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a.OFa araşn dirsek. ön kol). 2. bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. (= Ave arsthna. ~ OFa urmöd a. TTü arış.a. a.a.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi. özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros.a. a. a. dük . a. taht.

< EYun ar%aîon resmi evrak. önünü kesti" arz1 . 2.] eklemcik. art/ard< Tü *ar arka.uymak.eklenmek. geri" arka art[mak Tü art. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır. < Lat articulus [küç. arta kalan. geri" arka Tü art [viii] arka. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. mimar ~ EYun ar%itektön a. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı.el becerisi. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. fazla (sıfat). kesen.uymak.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat.a.< HAvr *ar. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir.< HAvr *ar. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a.] a. eklemlemek. artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi.a. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar.a. devlet belgesi < EYun ar%e devlet. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek. ß EYun ar%os baş.< HAvr *ar. fazla olmak < Tü *ar arka. sanat ~ HAvr *ar-ti. ilk + EYun tektön usta " +arşi. ~ EYun ar%aîa [çoğ.[viii] arkada kalmak.a. art. [xvii] daha çok. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. madde madde saymak ~ Lat articulare a.

toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad. en. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava.a. mühendis < Fr ascendre yükselmek. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd.a. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek. önüne çıktı. iskele asap burdu.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer. yeryüzü. önerme < Ar carada yoluna çıktı. tırmanmak " ad+.a. (= Sogd âbra%se a. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek. karşısına çıktı. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli. hava. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. dilekçe ß Ar card sunma. coğrafyada enlem. bsrsg istek. sükûn < . simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux. "Temel. sunuş. 2. Fr. tırmanmak ~ Lat adscendere a. kakım.[viii+] a. ß Lat ad. esas Tü as. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır.dinlenmek. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1.bir şeye + Lat simulare benzetmek.a. heves ~ OFa âwarzög a. denkleştirmek " ad+.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. gösteri. göründü.] sinir. asalak asalet aSl kök.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. sıktı. sunma. ülke.] köklü olma. kendini sundu. cinsel istek. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan. = Ave bsrsj-. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek.a. baston ~ Fa âsâl temel. 2. her çeşit şarkı. hal1 as[mak as1 . rahatlık. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a. âsây.

düşmek. yardımcı olmak ~ Lat assistere a. sirke asidi ^ 1787 de Morveau. güvenlik. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+. ptö. keskin. aynılaştırmak.a.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. asetik asit tuzlarının genel adı.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz. güvenli. keskin " akut . keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd.bir arada + EYun piptö. yamak < Fr assister yanında durmak. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. soylu < Ar aSl kök. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz. temel. dikmek/dikilmek.< HAvr *stâ. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm.eklenme edatı + Lat sistere. emin. sıkı durmak. Fr. rastlamak.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb.] köklü. çelmek asgari aSġar [kıy..ekşimek. Fr. Fr. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı.] kök.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf.değil + EYun sfâllö düşürmek.durmak " ad+. el vermek. soy.a. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek.] daha küçük. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1. denk gelmek " an+. ~ Ar câSin^ [#cSy fa. ilke. sağlam ß EYun a(n). ekşi. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere. rastlaşmaz ß EYun a(n).değil + EYun syn. kavi olmak ~ HAvr *si-sts. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. ß Lat ad. 2.a. asfalt ~ EYun ásfalton a. kimyada asit ^ 1545 Guéroult. a. acet.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+. selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. özümsemek ~ Lat assimilare a. ß Lat ad. statdurmak/durdurmak. sigorta < EYun asfale?s "düşmez". kimyacı ~ Lat acidus ekşi. 2.

Askı sözcüğünün 18. (olumsuz fiille) hiç. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında. " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ. askere yazılmak vb. askı <Tü [xviii] asılan şey.kura.] 1. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf. Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. kök veya öz itibariyle. yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir. yy'da türemiş olmalıdır. esas. sort. . [xix] pantolon askısı.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+. önünde olma. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey. deyimlerden 19. askı.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+. orijinal < Ar aSl kök. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad. katiyen < Ar aSl soy.a. kısmet ~ HAvr *srti.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği.yönelme. 2. . özellikle ziynet ve hediye. 1960 Ümit Deniz. küpe. aslen.] asıl.a. a. Karş.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur.

astım darlığı. Alm stern. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır.a. ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+. ß Lat ab. Erm asdġ (yıldız).(a.(a. Ave upa-starsna. * Karş. denizci " astr(o)+. İng star. a. espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG.a. ^ 1849 William Whewell. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a.a.). etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o). İng. a.sivri < HAvr * steig. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella. astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star. .a. sermek ~ HAvr *ster. astro. < HAvr *ster-2 a. " astr(o)+.a. delmek ~ HAvr *stig-yo. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. stigmatnokta.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a. döşek. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı. a. Sans prá-stará (a.a. Fa sitara. bilim adamı ß EYun a(n).yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. delmek " an+.değil + EYun stígma. Fagustar/gustariş (yaygı.a. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster.(sivri uç) batmak. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı. +loji * Batı dillerinde 14.). alt = Tü astın [viii+ Uy] a.a.).bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+. yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır.a.a. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a.yaymak.yıldız + EYun naütes gemici.

aşağı <Tü aşağa [xiii] . perçin.dinlenmek. asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü. Karş. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet.] seven" aşk1 < Tü *aş. aşağ. haşlama). [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. aşğaru [xv] dibe doğru.ekinin mahiyeti belirsizdir. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır. aşın[mak aşağı Tü aşğın. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak. a. alt. sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" . Fa aş = Ave asa. güneş doğmak * Karş. sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a. alta alçak < Tü *aş. sınır aşmak. Karş. öteye geçmek. asay.asude huzurlu olmak " asayiş asuman . incik. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan. aşar [xiv] YT [193+] mertebe. Erm %aş (sulu yemek.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. aş[mak Tü aş.[xi] aşınmak. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı.EFa/Ave asman.a.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği.(yemek).] ondalıklar.[xi Oğ] dip. aş Tü aş [viii] yemek. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa. avrupa.[viii] dağ aşmak.

belirgin kılmak < Ave âviş belli. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup.[xiv] öte yana geçirmek. muaşeret.a.oynamak." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. (= Ave âviş-kâra. algılamak.yönelme edatı + OFa şnüdan. aşüb.[xi] eklemek. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf. oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. şnâs-bilmek. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. a. belirgin ~ OFa âşkârâg a. c^aşq [xvii] [#cşq msd. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde.] akrabalardan oluşan topluluk. aşık idi * 'Işk biçimi 18. belli. işret. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip. çile. aşiret. aşure. aşla[mak Tü aşla. cışq var. bilinen. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. bilmek ß OFa â. < Sans sramah zahmet. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] .açığa çıkarmak. klan < Ar caşara birlik oldu. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] . on parmaktan oluşan birim" olmalıdır. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık. yy'a dek tercih edilmiştir. eros < Ar caşiqa sevdi. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar.< HAvr *au-4 duymak.a. < OFa âşnüdan. ölçüyü aşan. kararsız < Fa âşuftan.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret . âşnâw. tanımak " â+.] şiddetli ve yakıcı sevgi. deste.anlamak. perçinlemek < Tü aş3 ek. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek. f. boy.aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur. tanıdık ~ OFa âşnâg a. görünen) ~ HAvr *âwis. son derece < Tü aşır. aşağı. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş .

ateş âtarş.a.kazık. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek. daha eski olan kan (a. hücum < Fr attaquer 1.a.] boşluk. ß EYun a(n). Amer. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a.) sözünün yerini almıştır. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a. < Ave atar. Fr nominer (atamak) < nom (ad). kazık dikmek. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.biçimini alan Eski Türkçe sözcük. dinsiz ~ EYun átheos a.a. at. adıyla * TTü ada. saldırmak.değil + EYun théos tanrı" an+. atherina ~ Fa âtaş yanma.< HAvr *steg. girişimciler.a. hak iddia etmek [esk. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan. (= Ave . Anlam için karş.a. Fa aşurdan (katmak. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd. Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir.[viii+ Uy.a. işsizlik. 2. ateş ~ OFa âta%ş a. cüretkâr. zımba < Fr attacher iliştirmek. a.* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup.[viii+] a.]. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir. meydan okumak. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı.yanmak) ~ HAvr *âter.a. xi] ad vermek.

2. eski. < Tü at-" atTü atla. sabık. citq] 1.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . [192+] boyuna sarılan kumaş. çevirme. 2. uydurma (argo) < Tü atma" .]1. atlet [xx/b] 1.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak. yaşlandı. [xiii] zıplamak.] 1. kartograf < Atlas. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa.] boş. sonra gelen.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik. meylettirme. 2. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. atmasyon at[193+] asılsız. 2. Atlant. eskidi. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator. yy'ın son çeyreğine aittir.] hediye. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf.eğme. işsiz. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir.] gelen. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf. büktü.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen. Hol. atletizmle uğraşan kimse." a t ~ Ar âtin [#'ty fa. bir adımla aşmak Tü * At. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş. azatlı köle < Ar cataqa [msd.

trof. dönmez. yönelmek " an+. İng. atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a. sürüklemek " ad+. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. 2. eğilmez. 2.< HAvr *wet-1 üflemek. yetiştirmek. nefes (~ HAvr *awet-mo.yetişmek.ateş yeri < HAvr *âter.a. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. Moğ aba (a. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a.a. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir.ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. tomkesmek.a. parfümeri < Ar ~ İng out 1. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. lokavt. dışarı.dönmek. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö. a. < Lat attrahere. bölmek " an+.çekmek. bilimci ß EYun atmós buhar. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la.].bir yere + Lat trahere. avlanan hayvan. güzelavrat otu < EYun átropos 1. 2. ^ 1638 John Wilkins.değil EYun temnö.çekmek ß Lat ad. beslemek. futbolda topun dışarı * Karş. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im.değil + EYun trefo. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo. değişmez.] bölünemeyen şey ß EYun a(n). cazibe. trop. sürmek. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı.a.) avadanlık çömlek " ab. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a. tract. çekim. ß EYun a(n).< HAvr *ster-2 a. çanak .] ıtır satan. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış. attract. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı.

yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir. ilerleme.] geri gelme. 2. öne geçmek. tekrar gelme < Ar câda geri geldi.] sıradan halk. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. 2. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa. avanta [xvii] bedava. döndü.bir yere + Lat venire. borç verilen para < Fr avancer 1.konuşma. avanzo] 1. ilerleme. 2. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses.gelmek. 2. öne geçmek. borç vermek < Lat ab ante önden. vâc. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. borç verilen para < İt avantare [mod. dönme. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. 2. artmak.a.geliş < HAvr *gwem. baz avare a. önceden " avan avantaj ön. ait olduğu yere geldi. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar. ilerlemek. ön ödeme. ilerletmek. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. yardım. yardakçılar *cawanat^ [çoğ.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek. ilerlemek. vent. artmak. söylemek (= Sans vâç ses. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ.* "Bayındırlık. (bir şeye) dönüştü .seslenmek. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen.gelmek ~ HAvr *gwemyo.ön. avangard avan. avanzare] 1. gitmek " ad+. ilerletmek. alın. uğramak ß Lat ad.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1.] yavru. ön ödeme. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. söz) ~ HAvr *wekw. özellikle insan sesi < EFa vartan. İng advance.

) Yunancadan alınmıştır. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs. avlu. sarkmak ß Fa/OFa â. katılma. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma. bağırmak. âwez. sallanmak.bir yere + Lat vocare çağırmak. Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y.[xiv] teselli < Tü *âb. sakat olma) köküyle birleşmiştir. ses etmek " ad+. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur.a.yönelme. Bak ari1. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a. lamba < Fa/OFa âwe%tan. çıplak olma) ile eşdeğerdir. Batı = Akad erebu a. keyif almak. kusur. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir. havlu [xv] . avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu.] 1. avokado [xx/c] . ~ Lat Europa a. avrat [xiv] kadın. ağıl. husye * Meyvenin şeklinden ötürü. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] . aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp. avın.sapmak. savunucu. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. edep yerleri. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. asılmak. vokal avun[mak bulmak Tü âbın. küpe.a. özür.a. " garp * Karş. ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse.a. ayıplı ve özürlü olma.] (kadının) edep yerleri. 2. Karş. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. ayıp. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad.asmak. 800) kaydedilmiştir.? . eklenme bildiren önek + HAvr *weig. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan. ağıl.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis. 2.a. ayıp < İbr #crh çıplak olma. asya. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy.

a." ayıl- * 15. gözler. memleketin önde gelenleri. ayyar.a.] 1.kutsama < EYun (h)agíos kutsal. Erm lusin (ay) = lus (ışık). Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. ayar cıyâr [xv] . aşikâr. 2. Karş. kutsama. c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd. lakırdı.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır. seçkinler. aydınlık Tü *ay(ı)t. aziz ~ HAvr *yag-yoa. 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek. [xiii] ışık. 2. . özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma. uyanmak < Tü ayıl. seğirtti. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar. Rumlarca kutsal sayılan yer. cıyâr vulg. ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1.] standart. ayırmak " ayır- * Eğer *a5. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir.açmak. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme. altın ve gümüşün saflık ölçüsü.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur. < Tü *a5. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a.avurt Tü? [xiv] çene. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger . -t. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ.aydınlatmak < Tü ay ay. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen. < HAvr *yag.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. ay ışığı?. ağız.

) a5ığ [xi] uyanık. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz. .ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. 2." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır.[xi] farkına varmak. alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a. aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür. ayrım < Tü a5ır.a. usul. kendine gelmek. a. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.[xiv] kabuğunu soymak. gelenek.] kusur.açmak. töre. işaret. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge. apış (iki bacağın arasındaki açıklık). töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde. adet. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir. alamet. hata. sarhoş olmayan < Tü *a5. örf.(ağzını açmak).ile aç. apış. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a.* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır. ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık).kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür. diklemesine. zıt yönde " arka.[viii+] ayırmak. tefrik etmek < Tü *â5-açmak. kepeğini ayırmak. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a. işaret. Kısa a. ayet [xiv] ~ Ar âyat 1. simge.a. 2. * Aynı kökten ak (açık renkli). sinyal. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. adet.

Kıp] dönmek. zat. biçimsiz (argo). çatal. göz. seçkin kimse. pınar. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb. adrık [xi] 1. Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan.] 1. göze. farkında olmayan < Tü aylan. ayna (= Ave avidayana. 2. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. maddi.] 1. [194+] fasıl. aynasız (argo) [188+] yakışıksız.aylak Tü? [xv] boş dolaşan. yaban koyunu). gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil. ayrılma. güzel). ayrım ayrıntı YT [193+] fark. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. göze ilişkin. bir şeyin ta kendisi. gözle görülür nitelikte. 3.[xiv TS." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay. bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır. işe yaramaz dolanmak. 2. yaba. 2. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. 5. ayrık otu * Karş. 4. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç.göstermek < Ave dâi-. oğul [193+] miyar. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. işsiz. boynuz. ayrıksı YT [193+] tuhaf. di. geyik. a.

] çok büyük olma.] (gıda maddeleri satan kimse. azarla." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a. Capella. a. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür.] ayyar [xvii] hilebaz. az az [viii] çok değil * Karş. Ar cayyaş [im.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek. haramzade gezgin. sapmak. azar. < Fa/OFa azardan. muazzam idi azami aczâm [kıy. ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im.[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme.kökünü düşündürür. acıtma ~ OFa âzarm a. ß Hol ijs buz (~ Ger *îs.(birini) incitmek. kırılmak.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse. Moğ aray (az). saf. arı. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek. eziyet. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi.[viii] yoldan çıkmak. narın (ince. az[mak aza azade azat Tü az. [194+] tahallül etmek < Tü ayır.] daha büyük.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] . ekmekçi). eziyet.] acı.a. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı. küçük).a. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir. Karş. serseri. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb. arsız < Ar cara gezdi. . Her iki biçim Tü *(y)ar. içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür.a.

zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için. azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. özgür (= Ave âzâta. yırtıcı hayvan dişi < Tü az.doğmak. a. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç.ekinin işlevi belirsizdir.] güçlü. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. su cedveli. soylu. özgür ~ OFa azad soylu. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu. köylü veya köle olmayan.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan.] görevden alma.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi. işten ~ Ar cazm [#czm msd.soylu. yüce.değil + EYun zöö yaşamak " an+. +men1 [xv] ark.] büyük. doğurmak)" â+. .] yönler. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ. Fr.(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. can vermeyen ß EYun a(n). nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-.

ata * Karş. Yun papá. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi. yy'dan önce kaydedilmemiştir. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. rüzgâr + Fa câh yer. dede. baba. derviş). Fr papa vb. abla = Moğ baca a. . yaşlı adam. Fa paça (hayvan ayağı). muhterem kişi. Fa baba/babu < OFa papak (baba. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır. saygı ve sevgi hitabı. 2. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. paycama (pantolon). geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba. Karş. 3.baba çoc baba [viii+] 1.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir.a.

budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir. beden. İng wind (yel). torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık.a. Alm wehen. Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18. olmuş. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a.esmek * Aynı kökten Lat ventus. eşya ve .bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. 2.gövde. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. 2. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa.yel < HAvr *we. olgun.a. bagaj edevat < Fr bague çanta. badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir. bade olmak) ~ OFa bâdag a. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. yel-OFawâda.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması. ~ Fa bâda 1. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. rüzgâr.a. Sans vati (esmek). a. 2.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük.) ~ HAvr *wa(n)t. a. f. (= Ave vata. ~ OFa wâdâm a. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi. a. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz.

sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. .a.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda. <Tü bağır iç organlar. baston < Lat baculum a. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom.a.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç. bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir. fahiş < Ar bağa [msd. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer. af ~ Fa ba%ş ihsan. değnek.ekinin işlevi açık değildir. ~ HAvr *bak.kökünden türetilmiştir. baġy] hakkı olmayana göz dikme.baston. bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-.] çubuk. özellikle [CepK 1935] bahş. zalim. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet. bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda. müstakil. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir. zorla alma.

araştırdı. sebep.a. soruşturdu. ~ EFa vahara. konu başlığı. primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a.] tartışma.Fa bâhâdur soylu kişi. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd. a. hediye " bahş [ xi] bağışla. bahis/bahs[Yus. buphthalmum. +ban bahir/bahrengin. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. a. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük. münazaa. = Tü bağatur bir erkek adı. 2. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet. DK xiv] . kahraman ~ Moğ bağatır a. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir. Env xiv] bâhâdur . bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd.) ~ HAvr *wesr-/*wer. bahçıvan gözeten.a. [Aş.a. < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır. Belki Ave va%şa.bahar * Lat ver (yaz). bahane wahânag a. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra.a.bağışla[mak ihsan. güzel kokulu bir bitki.] deniz. söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. bahçe bakan " bahçe.(mülk) sözcüğünden. a.Ar bahar [#bhr msd. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. [CodC xiii] bağatur .] 1. [KT xix] tartışılan konu. DK. bir konuyu etraflıca tartıştı . [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne . (= Ave vanhar.a.

donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan. yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a. KT xix 1 kız olan . [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. bhaktá (1. genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. ihsan. kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat. kısmet. hediye < OFa bâttan. talih).a.pay vermek. ihsan eden". L. Aş xi] [LO. pay vermek.a. kısmet < OFa bâttan. ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş. Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. Ayrıca EYun fagö (yemek). bekâr ~ EFr bacheler * Karş.] kalan.] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri.] geri kalanlar < [Kut. .a.) ~ HAvr *bhag. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht.Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . yemek). Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş. talihli" & Fa bâ ile. özellikle. ba^ş. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir. birlikte. bhága ("paylaştıran. şövalye adayı. 2. İng bachelor (bekâr) < EFr. paylaşılan şey. ihsan etmek.bahriye < Ar baHrî [nsb.ihsan etmek.ihsan etmek.Ar bâqin [#bqy fa . paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. Ave bhaga (tanrı).Ar baqayat[#bqy çoğ. bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H. pay. bazı tanrıların sıfatı). [Bah 1924] . < OFa bâttan. bahşiş [Aş.

Alm. balaban. bakire erken. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek . turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir. Fr cuivre (a. EŞKÖKENLİLER: Tü bal. bakterisid bactericide a. G. baldız. bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş.bakır Tü [ viii] bakır a. " bakteri. manav.a. balaban (kuş yavrusu). * Karş.] kalan şey. manav.: bala. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze. Moğbal (a. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır.a.] sebze satan kimse.baston. çubuk ~ HAvr *bak. doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir. asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur.a. # 1838 Ch. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. artık [Kan xv] bostancı. Ehrenberg.). +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. baldız (yaşça küçük akraba). [Men xvii] (vulg. İng copper. Alm kupfer. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki.a. baston. bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle.) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im. a. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a.a.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu).

yanmak. bol. balata [ xx/b] kauçuk. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. iltihap < EYun flegö. [Amr. kauçuk ağacı. iltihap. mimusops balata.atmak. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi.irin. 14. [ xi] baltır üvey evlat.Fr balance terazi. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. Alm baldrian. sümük ~ Ar balġam irin. denge ~ Lat bilanx. 2. conium maculatum. balgam [Kut xi] irin. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama. İng valerian. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı .< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally . a.] dansçık. ~ İt balletto [küç. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk. Rus baldıryan (kedi otu. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. flog. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1.a. * Sözcüğün kökeni belirsizdir.a. -t. dans < EYun bâllö. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir.a. bilanc. 3. a. < Tü ba. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma. lastik ayakkabı tabanı.

balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş. kütük.a. büyük top.a. 3. EYun bole ve blema (atış). 2. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. .< HAvr *gwels. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. pelesenk ağacı. balle (hoplama) < bâllo. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku. HAvr *bhel-2 şişmek. bu ağaçtan elde edilen merhem. gövdeyi gererek atılmak * Karş. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. tomruk).] eren. halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması. balina ~ EYun fállaina a. ~ Ger *balkan mertek. rayiha. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. vardı. uzanmak. 2. a.atmak. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy. cumba / Fr balcon a. Alm wal (balina). balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak. atılmak. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns. ulaştı.kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek. ~ Lat balaena dev balık.a.baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi. [EvÇ.19 186+] ~ İt ballo dans. ~ Ar baliğ [#blġ fa. erişen.a. balina [LO xix] balena ~ İt balena a.a. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. top şeklinde büyük şişe.

kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top). sıradan < EFr ban/bandon ferman. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek. bohça.]. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş.a. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir. Lat follis (kese. ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. 2. Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir. pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. ferman okumak. köylü işi [esk. torba). daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. özel görevli.a. alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. balya [Kan xvi] ~ İt balla top.)" balya. askere çağırmak . İng bailiff (kral temsilcisi. Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk. balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a.suya batırmak.(cesur. * Biçiminden ötürü. ~ Port bambus a. Fr bailli. EFr bale > İng bale (bohça). *baltha. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük. bamya [LO xix] bir sebze. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1.a. ben2. kütük). ~ Tamil * Avrupa'ya 16.< HAvr *bhel-2 şişmek. angarya. hüküm. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak. gürbüz). EYun fállos (fallus). yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir. Akad paltu (balta). denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde. adi.a.* Karş. resmi görevli).

simge. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. yy ortalarından beri kullanımdadır. özellikle müzisyen takımı). 2. sarraf tezgâhı. a. "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] . İt banda2 (takım. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. banko. bir sancak altında toplanan güruh. grup. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. İng band. gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret.Fr banderole 1. Fr bande. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. şerit şeklinde bayrak. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. yar). * Karş. bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. tezgâh.] küçük sıra < Fr banque set. 2. ~ OLat bandum 1. masa. sancak. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. İng river bank (nehir kıyısındaki set. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh. kâğıt banko [ xx/b] 1. Ayrıca karş. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . kumarda banka. Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. 2. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme.a. seki. kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka .bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18.]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. seki" bank banknot para " banka. set. not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. çete.banço * ABD zenci ağızlarından. bez afiş. sancak. banket.a. 2.

derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. benmari. a. yağmur ) . Sans bandhati (bağlamak). banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. ~ İt bagno hamam. Fa bandan. çevre. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1. kapı. ~ Fr bande1 bağ. engel. bound (bağlı). şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç.ağır. ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek. Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. varoş & EFr ban yargı.a.a. 2. a. içki tezgâhı.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o).banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. ferman + Fr lieu yer " banal. şerit ~ Ger *bandam a.a.a. çubuk. bariyer.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-. lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh.a. ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel. hap1 bap/bab[Kut. bundle (deste). * Aynı kökten İng band (bağ). Lat gravis (ağır). grup. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. halka. brutus (kaba). 2. [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses. bond (bağ). 2. ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. 2. bariyer ~ OLat barra a. soylu kadın. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1. hüküm. kapı. halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka. topluluk. bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1. dış mahalle. bind (bağlamak). [LO xix] ~ İt baracca kulübe.

fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır. İng beard. mullus barbatus. her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para. vahşi . Alm.a. • Aynı kökten Fr barbe. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için.dönüşümü tipiktir.a. varil ~ İsp barrica a.a. barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. kimyacı. < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ.] "koca sakal". [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar.a. barın[mak <Tü [T S xiv] barın. ~ EYun bárbaros [onom.a. a.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy. barbunya [ xix] bir balık türü. fiks bari bâr kere.> var. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. . Alm bart (sakal). HAvr -dh. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı. ancak. a.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse".Lat barbarus a. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad.> Lat -b. argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından.a.

ve 18. 2. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a.a.varmak. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır. +metre baron baro erkek. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-.a. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir. burüz] çıktı.a.a. Karş.sulh yapmak. ~ O Yun pyrites [mod. çıkıntı. yurt < Tü bar. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı.çubuk.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş. sözleşme < Tü ba. • 11. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi. aşikâr < Ar baraza [msd. antlaşmak. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek. [TS xv < Tü *bar/baz [viii. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b. akit. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17. değiştokuş ~ EFr barater takas etme.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1.a.korunmuştur.).] ortaya çıkan.a. İng bartender (a. xiv Kıp] bağ.] çubuk. yüksek.a. ulaşmak. mania < Fr barre çubuk. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç. engel. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut. ortaya çıktı.(birbirine gitmek. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ . ~ HAvr *maghu. pyrítida] a.

a. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn. sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı. özellikle erkek deve )" baş. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş. reis. ezmek. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. [Men xvii] ekin başı. boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü. tazyik.ayağını basmak. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. yol göstermek. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir. başlamak. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. [ viii] bas. emir. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. başbuğ + [TS xvi] önder. [Kıp xiv] başar. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. değnek.bitirmek. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık.öncülük etmek. basiret sezgi. [ xx/c] kalça .Fr bassin [esk. güreşte galip gelmek.] kavrayış. Alm. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. leğen kemiği. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. bacin] leğen. .

serdi. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a.a. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı. et parçası [Uy viii+] bat.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. engelsiz. -ka eki dativ çekim ekidir. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. kolay. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir.a. .] düz. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç. saplanmak [ xi] batığ bataklık.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek. basT] yaydı. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek. tahtırevalli. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf. basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. badehu. ayrı. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. • Eski Türkçe sözcükte. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. [CodC xiii] diğer. Kanad. pil takımı.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-. Naismith. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir.içine girmek.a.A. [T S xv-xix] bir başına. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir.a. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. # 1891 J. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık. TTü *başan şeklini verir. çubuk ~ OLat bastum/basto a. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a.

bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük. 19. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa. bay[mak <Tü [LO xix] yormak.] örtücü " batın bavul Lat baula a.Ar baTTâl [#bTl im. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb.fiilinden modern bir geri-türetmedir. 2. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. işe yaramaz. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın. [LO xix] aşırı iri . a. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. örtündü batman baton a. pil takımı. gizli olan < Ar baTana [msd. gizli olma (= Aram baTsnâ karın. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz. aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön.] hükümsüz. rahim. demin . geçersiz. geçersiz.bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. batıni. vurmak.]boş. karın. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi.] 1. örtünme.] içte olan. bir kişinin veya şeyin iç yüzü. a. baTn/buTün] gizlendi.

ikincil. sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal . bayi [Barkan xvi] baca [msd. bayat) < şab (akşam). [Çağ xv] bayk/baykız .sükûn.a. bayrak. Fa şabma (akşamdan kalma.a.] işlenmeyen toprak.gevşemek. nadasa bırakıldı. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa. bawâr] (toprak) boş durdu. müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer.kendinden * *Bay. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir. bayram [ xi] badram. barış ve mutluluk (= Sans rama a. / Sogd patram neşe. bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek. çöl. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. sükûn & İr *pati. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş .] akşamdan [kaş xi] mayıl. tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922). satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa. huzur. tembelleşmek.] satan. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim. bayc] sattı. baypas [198+] geçme & İng by yan. konakladı" beyit * Karş. yaban < Ar bâra [msd.geri. "bir tür kalp ameliyatı" (1957). [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır. deminki. bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. tekrar (önek) + İr *râma. [Men xvii] bayıl. [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a. mutluluk.

be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile.a. altlık.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır. Lat venire (gelmek). kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. basamak. 2. (= Ave bâzu a. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. adım atmak. [DK xv] yavru < .] kısmen. taban.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. temel. bazan/bazen Ar bacD birtakım. gitmek ~ HAvr *gwm-yo. baza temel.geliş < HAvr *gwem. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır. < EYun básanos mihenk taşı. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . 2. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner. ~ EYun basanites a. a.a. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a. heykel kaidesi < EYun bainö.a. kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık. [Kıp xiv] göz bebeği. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". kaide.yürümek. adım. = Sans bâhu a.a. bat. bir parça. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a. nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen. adım atan). taban. at doktoru. kaide ~ EYun básis 1.gelmek.a. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf.

becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir. Fa baba. KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. orijinal şeyler. insan gövdesi. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad. orijinal şeyler. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd. bedel oldu. Fr bébé. " bet1. eşdeğer idi beden 2.). bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa". baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena. İng baby.* Karş. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a. Ar bubu (a. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb.a. icatlar < Ar badicat^ icat. becer[mek <Tü [DK xv] becer. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ.] yenilikler. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 .] yenilikler.] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı. Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir. orijinallik. bedhah [Men xvii] kötü niyetli.başa çıkmak. icatlar < Ar badicat^ icat. ~ Ar badan [#bdn msd. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak.] karşılık. muvaffak olmak. dua bedel [İrşad.a. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız. bedevi çöl göçeri. bedevi [Yus.] 1. orijinallik.

Bak. 2.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr.a. taqdır. = İbr bshlmah a.] emsali olmayan.begum kraliçe.1.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. hanım. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır. a. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf. iqtidar. her (< Fa ham bir. beraber. Ar qadır. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş.bedihi [NKemal1867] . [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay.] hayvanlık. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda. kendiliğinden oldu. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm. a. gözle görünen. prenses. orijinal.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı . davar. nasip ~ OFa bahrag .] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1. < öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş. behre a. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. harikulade. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. hisse. beylik etmek. her behimiyet [Men xvii] behimî. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem. öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan.

iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman. kuşak. zor. güzel söyleme yeteneği. pek. yokuş. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. korumak. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. zorluk.] iletme yetisi. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. bekâret [EvÇ xvii] kızlık. kapalı. 2.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. serf < EFr embuier prangalamak. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd.] kalma. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. mihenk taşına vurdu. zarar.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. sağlamlaştırmak.] 1. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. mahfuz. güvenceye almak. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. retorik < Ar balaġa erdi. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı. Kullanımda Fa bıkar (işsiz. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd.pekitmek. komi & İng bell çan. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut.] sınav. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. güç. . saklamak. vardı.

belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta.bilmek " bil- * Tü *bel. Karş. bulaştırmak * İkinci anlamı bula. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer.gözleri aşırı açılmak.kökü.] kent. ülke. sancak). belli olmak < Tü *bél. nişan < Tü *bel. vesika~ Tü belgü işaret.1. belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür. 2. Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir. şehir.meydana çıkmak. cilm (bilme). ülke. * -ge eki Moğolcadır. yokuş.] kente ait olan.fiilinin varyant biçimi olmalıdır. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. belli (bilinen). nişan).fiilinin varyant biçimi görünümündedir. beler[mek <Tü [T S xiv] beler. [Kaş xi] béle. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet. Ar calam (belirti. bulamak. beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf. kentsel < Ar balad kent. Anlam ilişkisi için karş. belgü (alamet. zuhur etmek " belirbeleş bila+.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı. o kadar ki < Tü belirt-" belir- . belle. şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız. sarmak. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. şehir. calâmat (belirti).(öğrenmek) vb. bebek kundaklamak. belek (hediye). bil.

ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. < EFa bastan. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. beyin.] çitlenbik. işaret. [KGunya xiv] < Tü belgü alamet. bin-. ban-. beniz. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. köle.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. İng timbre (ses rengi. 2. aşikâr. bengi. bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. Mağrip müziğine özgü. açık. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir. bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan. boynuz. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır. boncuk.a. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. [T S xiv] belgülü . * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. buna-. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul.a. .a. bin. Karş. band. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a. öğrenmek. benze-. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a.

-e. bermutat.a. suret.a.a. Alm über.bağlamak ~ OFa bastan. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı.) ~ HAvr *bhendh. üzeri). su bendi < Fa bastan. hipertansiyon. 2. berhudar. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu".) ~ HAvr *uper a. süper. Bak. suma. band. üzere. up (yukarı). sürfile.a. band. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek. (= Ave upairi. bağ. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada. yy'dan itibaren kullanılmıştır.a. sürşarj İng over : overlok. a. kuşak. (= Ave bast-.a. EYun hyper.a.a. sürmenaj. hiperbol. hipermetrop. & Ar lubân zamk. * Aynı kökten Erm i ver. super+. İng over (üst. benzin [Düs I. bağlanan şey. berbat. benimse[mek beniz/benz* Bak. üzeri. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15.4. auf.a. Lat super > Fr sur. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin.a. ben2. Cava " labne * Karş.a. -e doğru (edat). " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze. berhava. hipertrofi Lat super : soprano.a. = Sans upari a.a.a. berduş. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber. 3. a. berceste. ben2. yukarı (önek) ~ OFa abar. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich.a. pulover .485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş. band. sürreel. Alm. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir. kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst.a. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz. sürpriz.a.

* İsim formunun. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. seğirmek & EFa apar. diploma. .[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd. yok etmek " ber+. muaf oldu. yan yana. ahit. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda". belge. a. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a. seğirmek. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. Kuran'a göre Hz. [Men xvii] ber düş omuzda.] aklanma. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra . kutsanma" fiili türemiştir. yücelme. 2.a. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. Ar baraka (diz çöktü). a.] 1. (ur veya apse) çıkmak. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme. kutsama. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele.] kutsama. berbat havaya savurmak. ferman. ~ İbr bsrakah a. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1.fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır. a. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe. yüceltme.Fa barcasta fırlamış. a.yukarı + EFa yasat. helecan. Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. sıçramak. bolluk. bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak. devam berduş gibi hercai. kabarmak. 2. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele.sıçramak. berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd.

kristal. ziyan olmuş. " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. hava-yukarı " ber+. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır. +hor beri Tü [Or viii] bérgerü . kadın çoban. [CepK 1935] < Tü berk pek. güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. Fr. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. getirmek) + Fa %âna ev " +ber.d. sağlam = Tü bek/pek a. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya.a..yemek " ber+. bâr. berjer < Fr berger çoban. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan. metin. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. Amer. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. a. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. . berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v. hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". 2. %w^ur. < Sinhali beri yorgun.taşımak. tahkim etmek. depo. [Neş xv] sağlamlaştırmak.] 1.

besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. semirtmek. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. darlık. 2. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat. ~ Ar barrâq [#brq im. genel olarak insan türü. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden. 2.bağlamak " bent . 3. b e ş [Orhviii]béşa. [Uy viii+] bert. aralık. ayıraç. kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+. Fr. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir.a.1678) < öz Louis de Béchameil 14. Fa/OFa bas yeter. zincir halkası. bağlı. kâfi * Anlam ilişkisi için karş. bağ. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle. aşçı (1615 . band.] insan. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. bağlı şey.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. sıkıntı.] çok parlak.a. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. yeterli.hayvan yetiştirmek. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne. eklem. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. ışıldadı. yeter > yetiştirmek.

Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire. [Kıp. bakire). [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. genç kız * Karş.] çok kötü. betonarme armé zırhlı. bevl [etm bala işedi. beşuş [LO xix] başşa [msd. [TS xiv-xviii xiv] biti.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır. belge. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im. EŞKÖKENLİLER: Tü biti.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev. Çağ xiv] a. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter .] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz.yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift. [LO xix] betik biti. çehre. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti. * Sadece bet beniz ikilemesinde. [Uy viii+] bét yüz. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a. reçine ~ Kelt *betu. kitap.[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. idrar < Ar .a. 19. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd.a. donanımlı " beton. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur.] işeme.: betik.

bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd.] 1. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz. ayrıştı. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. mal [İrşad.a. fayda ~ OFa hudahag a. soylu kişi beyan [Kut. = Akad bîtu a. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. [İMüh xiii] béyni a. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta). hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1. ben2. saygısız " bi+2.] açıklama.a. ev. & OFa hu iyi + OFa dadan. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan. getirmek. 2. hakikat.) beyn+ açtı. açıkça söyleme < Ar bana açtı. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız.] işeme. dah. ulu kişi. millet beytülmal evi". * İnisyal b/m dönüşümü için bak.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. ilik. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan. name ~ Ar bayâD [#byD msd.vermek. şiirde kıta [#byt msd.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis. ev. aydınlattı. ayırdı. a. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ. beyaz [Ali xvi] beyazlık. hane. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd. el3. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. ayırdı. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber. el3. 2. a. yaratmak " bi+2.] beyaz olma. devlet hazinesi" beyit. aydınlandı. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak.

EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a. Ayrıca karş. * Karş.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im. bi lâ ("ile değil".a.a.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder. öpücük. salgı bezi. saçtı bezirgân wâzâragân a. bez[mek Tü [ xi] bez.a.] kumaş ~ Ar bi ile.a. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a.) < Eİng pise < Lat pisum. bi+3 ~ Fa bî-/bay. albumen (yumurta akı). " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd.] < Lat pisum a. ~ EYun píson a.titremek. sıtmaya tutulmak. ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze. şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze. . iki ~ Lat bi. • Fa basıla (a.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır.a. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. yoksunluk edatı). bi+2 a.* Anlam ilişkisi için karş.-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi.a. ör. kabarcık ~ Fr baiser 1. Lat albus (beyaz). pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç. bezik bezir [yağı bazara tohum attı. 2. bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki). bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur.süslemek [ xi] bezek nakış. İng peas (a.a.a.iki .çift.

bucak. Fr poivre. Lat piper. Karş. İng pepper. Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19. biç-. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. -ç. cebel. anlaşma. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir.a.: bıçak. meyvecik. biçem. bıçkı. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır.a. EYun pósis (içki). kölelik veya itaat sözleşmesi yapma. biçim. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy.olup. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a.biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. +grafi biblo beubelet a. buçuk.kesmek * Özgün biçim bıç.a. Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2. çare < Tü biç-" biç- . EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç. Karş. [Aş. küçük meyve. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. 2. karabiber ~ EYun péperi a. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o). bucak. Alm pfeffer. tepe) anlamına gelir. ~ Sans pippalî 1. Karş.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. biç[mek Tü [ viii] bıç. barsama.< HAvr *pö(i). Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti.içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek).

ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa.a. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd. Erm gow.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik". boy pos. * Karş. tırıs gitmek bıdık küçük. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig.) + İng steak kızartma. Lett gúovs. Karş. bov. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. Arambsdâ (a.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma.a. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd. Ger *köus > İng cow. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd. [Men xvii] biçim < Tü biç.a.). Lat bos. EYun boús. Gael bó (inek.> Fr boeuf. badc] yenilik yaptı. icat etme). fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos. bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi. icat etme).a.] başlama. haber . ~ HAvr *gwou. Ar #bdc (yenilik yapma. sığır). bodur. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş.a. Sans gaü. 2.kökünden karş. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap. Fa gav." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti.] 1. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur. bigâne begânag a.a. bıçak. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2.sivri)" etiket * HAvr *gwou. bov. icat. ufak " bızdık * Ayrıca karş. bide ata binmek. yenilik. Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. endam.

hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu.tıpa. bikir/bikr[Yus. el3. [Arg xvi] bık-. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve.) bil[mek bila+ bi+1. [Men xvii] genç kız. kusacak olmak. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir.a. moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış.bihakkın olarak " bi+1. bi-3. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. Fr. Bi. [KT xix] bakire olma hali. turfanda.-siz. yeni. 2. bakire. gına getirmek. a. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " . monokini. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden. ahir bilakaydüşart bila+. [ xi] bük-2 usanmak. kayıt.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a. DK xiv] bekâr veya bakire. taze. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. ~ Ar bi lâ "ile değil". ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile. bikarbonat molekül" bi+3. Karş.] ilk doğan evlat. bilahare sonraki" bi+1. karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim.

iki + Lat lanx.a. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken. kapçık " bi+3. hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa. [ 184+] bilyeto . not ~ OLat billa a.a.a. dahi (zarf).a.kefe. a. eklemlenmek < Tü *bile. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek. fiş. terazi. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord. Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14. beraber (sıfat). leğen * Karş. bilet . denge. yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır.a. bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte. muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx. . el3. borda . [Uy viii+] bileğü a. [Düs I. terazi) < Lat bilanx. billet] ] kısa not. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür. tabela " bilet.2. bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile.Ar bi-al-cumlat tümüyle. eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem. zıt" bi+1. Fr/İng balance (denge. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1. 2. bilanc. 2. yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. < Fr bille1 kısa yazı. lanc. ile (bağlaç). bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1. kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan.) + Fr board tahta.] karşıt. afiş.terazi & Lat bi.a. ucu kıvrık değnek. özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek.el3. < Tü bi [viii+ Uy] bıçak. [Uy viii+] bile/birle . pusula.344 186+] bilet tren bileti .birleştirmek.bilakis sf.a.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod.

gergin. Hacettepe Üniv.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1. bitkin. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15.Ar bi-al- ficl eylem ile. bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir. baygın. azgın.. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü. bilgisayar " bil-. Karş. solgun vb. [ xi] bilezük < Tü . dolgun. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1. (geçişsiz) ve bıçkın. durgun. üzgün (geçişli/edilgen). Bilişmek fiili mevcut değildir.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. k bilfiil el3. yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. olgun. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir. eylemli olarak " bi+1. . [Or viii] bilgili kişi. fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. bıngıldak billahi allah [Kıp. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir. bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. tutkun. [Kaş xi] bilig . < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. seçkin. [CodC xiii] bilik . el3.a.

kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş. vermek. ~ HAvr *bhrâter. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda.a.< Tü bıngıl [onom. beverage (her çeşit içki) < Lat biber. kristal" berilyum bilumum " bi+1. ) ~ Aram bslürâ a.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a. Alm brüder (a. Ancak karş.a.a.a. [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul. Neş xv] EFa/Ave brâtar a.a. a.a. umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle. [Uy viii+] min-[ viii] bin . = Sans bhrâtar a.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak. yaptı. . ~ Ar bint [#bn] kız.] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. göndermek.). Yakut bıra%-.a. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin.a. İt fratre.. ondan dolayı" binaen. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. Fr frère. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. Çuv pıra%-(a. erkek evlat [Kut. İng brother.] -e dayanarak.). el3. birader [T S. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye.a. salmak. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak. İng beer (bira).a. vazgeçmek * 14.

kızartmak.a. < Fr bicycle "iki tekerli". kavurmak ~ OFa briştan. olgunlaşmak.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement.bir araya gelmek. (bitki) yetişmek. tamamlanmak. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir. bit[mek Tü ermek. sanayici" bi+3.1.] a.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3.< HAvr *bher-4 a.a. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü . biriy. isim. 2. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü. fert" bir [Uy viii+] birik. kuzine bismillah bi+1. & Lat bi. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir.tekrar. Fr. HAvr *bhr-îg. kebap < Fa biriştan.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç. sona ermek. iki kez. 1880 Fr. ikinci kez 2. " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1.a.a. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir.a. * Orijinal kökün bit. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et. brîz. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt.

a. bitap [Men xvii] güçsüz bî. doğabilimci " biy(o)+.HAvr *bheidısırmak. tav2 bitaraf Fa bî.Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+. acı < Ger *bîtan ısırmak .a. ~ HAvr *gwi-wot.bitişik olmak.a. değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. biyografi [REkrem <1887] bioğrafi. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi . biot.a. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran. taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus. a. kudret" bi+2. Alm. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos. [DTC 1942] biografya . kayıp. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o). keskin. tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri. " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a. kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma.a.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2.yaşam. yontmak bitüm *gwetümen a. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş. İng bias (çapraz çizgi. eğilim).bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift.a. bıyık [ xi] bı5ık a.yoksunluk edatı + Fa tâb güç.

boş. usanmış. zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi. Amer. kendi başına " bi+1. ^ Ernest Besnier. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır.a. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. . ufak.pis kokan? < Ger *wis. serbest. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp.a. İng bezel (a.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a. 2. yorgun. mühendis. zat bızdık bdig/bzdig küçük. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur .). vulg. bezmiş. dolu. Fr. faydasız.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele. diyagonal kesim * Karş.a. bizzat & Ar 5ât zat. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. görüş " biy(o)+. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme.Ar buZr/baZr [#bZr msd.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim.

[ xi] böğür . işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob.a. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak.] < Tü bög bir tür . " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . (gemi) yelaltına gelmek. kütük. ağ. seyir defteri. taban. kumaş. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. blog yazarı. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk. kumaş ~ HAvr *wobh-yo. destek.İt poggiare 1. 2. < Tü *bögce(k) [küç.a. ayak ~ Lat podium a. tomruk. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma. yaslanmak. < İng weblog & İng web 1. gemi güncesi.] * 16. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma .]. dayanak. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle. yığın. 2. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk.[onom.] < öz Genes Cenova kenti [esk.] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a. yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1. 2.dokumak ) + İng log 1. doku.< HAvr *webh. 3. kütük. abanmak.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz..

Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş. bızdık. bük-. [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a. burjğ (sıkıntı). tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak. [LL 1732] bodrum . bıdık. erkek geyik) < HAvr *bhugo. bükmek. boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür. İng buck (teke. bürlügen biçimlerine rastlanır. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır. revak < EYun tre%ö. sokak (~ EYun drómos 1. burmak. boğ[mak Tü [ xi] boğ. Ave buza. koridor. kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür.(davar) bağırmak.Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol. Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. dromo. pod. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir. Aynı kökten bur-. Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir. drom. .< HAvr *der-1 adım atmak. özellikle erkek deve). koşu. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak. ayak basmak).koşmak. bok (sıkılmış şey). 2.a. sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük. bükmek). -t-durma. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş.(sıkılmak). hızlı yürümek. duruş " podyum.> usan. koşu yolu. böğürslen. büldirgen. koşmak. busan. sıkarak daraltmak sıkmak. Kelt bukko.(sıkmak.(teke).bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. Buna karşılık ESlav byku (boğa). büz.ayak + EYun stema. bücür.(çift toynaklı hayvanların erkeği). tırıs gitmek ~ HAvr *drem-..sıkmak.

sıkmak.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. Karş. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu.ayırmak. cüretli. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. cesur. kısım [ 1928] şube. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. bereketli * 14. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır. paket < Tü *bo. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . Kaş viii+] bok ekmek küfü. bakır pası. Tü üle-/öl(e)-(bölmek. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. en büyük. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. geniş. DK. Fr. had ve ölçü tayin etmek).a. böl[mek Tü [ viii] böl. berduş. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. 2.sıkmak. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". mineralojist. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. Çağ xiv] çok. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi.< HAvr *bhel-2 şişmek. tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. Orta Avrupa'da Tü [Uy. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya.

bomba bombus boğuk ses. ) + Lat jour gün " bono. kupon.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün". a. konveks hale getirmek < Fr bom.a. [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". konveks < Fr bomber şişirmek.) + Lat filet fileto " bono. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono. ben2. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen . hizmet ~ İng bonus ikramiye. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. ödül. kupon. bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal. senet ~ Lat bonum [n.* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir. senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono.[onom.] iyi şey. uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık. servis bonus [ xx/c] emri. saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı. değerli kâğıt. buono] ödeme emri.

a. kereste ) ~ HAvr *bherdh. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. baranı (çömlek. İng. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. +zen borç [İMüh. #1812 Sir Humphrey Davy.a.a. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası. koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. güveç). " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. çoğ. güherçile < Ar baraqa parladı. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral. çerçeve). [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. kıyı ~ Ger *bordhaz a. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu. salma. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. kenar çizmek " borda Karş. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır.kesmek. " borda bordür border bitişmek.a. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri.a. İng border (kenarlık. çerçeve < Fr & Tü boru + . borazan + [Men xvii] boruzen vulg. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar. sınır. borani [Yus xiv] Acem yahnisi. CodC. boz.a. sınır. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent. Acem yahnisi < Fa bürâ a. kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta.borç vermek veya almak (= Ave pairya. Buna karşılık Ar barniyyat. ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a.

+istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü. gevşek. kıvırmak " bur[Amr. 2.börek [İdr. * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15. Karş. salınmış. hamur ve etle yapılan bir yiyecek.< HAvr *bheid. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı.).a. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin. < OFa büy/böy güzel koku " bu2. Tü bur. sandal.] 1. gemi ~ Ger *boitaz kano. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe.a. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir. börk Tü [Kaş xi] börk başlık.yontmak. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır.a. kendinden yetişen bitki . [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu.a. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır. azat etmek. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot. serbest.serbest bırakmak. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür.bükmek. Yak börüök (a. üçgen böreği. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a.[xv+ Çağ] kabarmak. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört. tekne ~ HAvr *bhoid.

ulus. aşiret. Amer. boya. Alm. Alm. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. katmak " boya- boyunduruk .boyamak boyar . kavim * Boy2 (duruş. ben2.a. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak".Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15. endam. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. çivit. eklemek. boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. ulus). katmak. sıvamak. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. iki şeyi eklemek. rulo ~ HAvr *beuşiş.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan.bağlamak. Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır.[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. yapıştırmak.[viii+ Uy] bağlamak. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır. 2. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır.[viii+ Uy] bağlamak. boy1 [ viii] bo5 aşiret. duruş. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. top. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. Karş. kabarcık. kına. [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu. böyle <Tü [TS. * İnisyal b/m için bak. Ar qawm (1. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J.

a. Karş.) + EYun kéfalos kafa " brifing. iugulum (boğaz). gözüpek. belirsiz renkli.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng .* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez. [Or. Lat iugum (boyunduruk). brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu.).a. boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal.) Türkçeden alınmış olabilir. +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek.a. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur. darıdan yapılan ekşi içki.[esk. Uy viii] boz-/buz.a. [LO xix] ~ İt branda asker yatağı. [Kıp.yıkmak. Arn more (a.a. Yun bré/moré. Karş.yanmak " term(o)+ briç biritch a. hamak İt [LO xix] alkış sözü. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr. boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır. mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç.

* Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa).a. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs. pantolon askısı ~ EAlm . İng bridle (dizgin). kırma. mektup.a. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur. " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup.] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk. 2. J. 2. Fr. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu. kısa not. Balard. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak.a.çok parlak bir tür ipek [esk. şiş veya çuvaldızla dikmek.]. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş.a. kısa. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç.a. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a. görev yazısı ~ Fr bref 1.] ~ Fr broderie tığla işleme.< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş. 19.

] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey.a.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. 2. 2.a. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1.] abdallar. 2. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku. dervişler arasında seçkin bir zümre. amele. -d. salak. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı". kavim [çoğ.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. bu2 parfüm (= Ave bao5a. hantal. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır. pişmemiş. a. makina. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. (gemi) yelaltı. ~ Ar budala' [#bdl çoğ.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir.) * Tü bu (buğu. çiğ. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap.a. bir . üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal. aptal ~ HAvr *gwru-to. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır.a. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal. buhar. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a. kesit < Tü bıç. 2. kaba. manivela " bocala-. kesim. kaba. buat pyksís.a. işçi. yarım * İnisyal b.

koruluk. [TS xiv. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. kriz. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad. burulmuş *büg(ü)r.tür yemek odası dolabı. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix]. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. bühtan bahata şaşırttı. Karş. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar. mum. 3. ~ Lat bübalus a. yemek kokusu gibi buharlı koku.] buhran [Ömer b. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1. kıvırmak < Tü *bo-/*bü.a. tutan " buhur. boğmak < Tü *bo-/*bu.burmak. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük. bu2. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş. daratlmak.a.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar. şoke etti. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. 2.a. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık. < EYun boús inek.a. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap.sıkmak. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası.] kin. ~ EYun boúbalos a.sıkmak " boğ- .sıkmak. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek.]. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. bir çeşit balmumu [esk. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd.

2. leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı". aş bülbül [CodC xiii] bir kuş. burbal.a. lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç. çiçek demeti.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir. bukalemun) çevirisidir. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren. bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan". İng chamaeleon.viii+ Uy). tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek . Tü bulğak (karışıklık. karıştırmak * Karş. orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç. ağır dayak atma. luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom.a. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. çalı yumağı. (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir.] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı".(karışmak).] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı.bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası". toprak + EYun leön aslan)" ebu.çalılık.] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. kargaşa . buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu". [ viii] bulğa. karışık aş & Tü bula-/bulğa. şarap aroması ~ EFr bosquet [küç.karmak. çiçek aroması. 3.+ Tü aş " bula-. doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan.

İnisyal b/m dönüşümü için karş. kıvırmak.çok ihtiyarlamak Tü *bu. mühürlü belge. kabarmak.sıkıntı duymak.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. istihkâm. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. tomurmak ) + Alm werk iş.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna. bildiri ~ İt bulletino [küç. kederlenmek.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna.sıkılmak < * Bunal. 2. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak . bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1. iş yapmak ) " balya.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor. bünye < Ar bana yaptı. 2. ıztırap < Tü *bun.] [Kaş xi] bur-/bür. ~ Ar bunyat [#bny msd. mühür mumuyla yapılan damga. tomruk [mod.a.] ulaşma. boy pos. vardı. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı. yuvarlak şey. ben2. 2. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna. şehir suru. Bengalli. 18.bükmek. dert. sıkıntı. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta. olgunlaştı. büzmek < Tü *bu-/*bü- .çalışmak. varma < Ar balaġa erdi.] < OLat bulla 1. strüktür. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır. (bilgi veya söz) yerine vardı.]yapı.Fa mübâr kalın bağırsak. sur & EAlm bol kütük. yapı (~ HAvr *werg. ulaştı. şaşırmak. cinsel olgunluk yaşına erdi. sıkıntı.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır.

bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay. büz. kule. ~ EYun pyrgos kule. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli. para kesesi. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1. hisar.korumak burçak Tü vicia sativa. keçe ~ Lat burra keçe.şiddetle burmak. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a. Aş xi] ~ Ar burc 1. [TS xiii xiii] büri-örtmek. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur. yazıhane. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro. hisar ~ HAvr *bhrgh. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün. ofis. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak. 2.* Tü bur-. hisar < HAvr *bhergh." bur* Pekiştirici -k. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki.yüksek yer. hisar. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri. tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu. bük-. koku burç [Kut. sarınmak. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır.(örtmek). orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi. 2. buğusu yükselmek < Tü bu buğu.yüksek yer. . burk-.örtünmek. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1.a.kokmak. üstü çuha kaplı yazı masası. sarmak [ xvi] burka-/burğa.biçimleri eş anlamlı olup. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh. Fr. Karş. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1.köküyle alakalıdır. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. bükmek Moğ bürü. 2. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur.ekiyle.

lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1. müjde ~ Aram bîssrâ 1.] iyi haber. iptal edildi. 2.burmak. hükümet bütçesi.a. saklama yeri < EYun tithemi. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. depo & EYun apó + EYun theke ambar. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi. ~ Lat bustum 1. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt. örtü [Uyviii+]burın/buruna. 2. büzüşmek < Tü bur-/bür. çıkın < Lat bulga torba. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk.bitmek " bit- .] kese.. ölü yakılan yer.a. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç. a.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm. f. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak.a. tütmek < Tü bü buhar. bohça ~ HAvr *bhelgh. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır. inek (~ HAvr *gwou. mezar. evrak veya para kesesi.]. İncil < Aram #bsr ilan etme. the. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit.a. ) + EYun tyros kaymak. dağarcık.a. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a.a. Tü [ xi] *burış-/bürüş.a.buruşmak.koymak " apo+. » " biryan ~ Fa büs öpüş. 2.

Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a. bilgin. uzadı buyruk büyü Tü sihir.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a. büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd. [CodC xiii] büğü a. [Arg. bilge . büyücü. < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur.[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü. [ viii] bedük a.a. uzaklaştı.buut [Menxvii]bucd mesafe." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz. . * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir. < Tü buyur. Karş. sıkmak. boy < Ar bacuda uzak idi. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua. Fa buzak (küçük erkek keçi).. a.a. < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5. a.burmak.a. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği). büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir.] uzaklık.

a. çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı.] gürültü yapmak. Ancak bu halde 5. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. < Tü çapmak çarpmak. [Men xvii] karşılıksız verilen şey. çevik (~? Tü *çapuk a. angarya. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak. eller ve kollarla girişmek.caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak. çok konuşmak .] kudret sahibi. çevik) biçimini açıklamak zordur.ekiyle. para alma. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak . cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür.

kartaloz. şıkırdamak . (= Ave yâtu. yolun orta veya ana bölümü. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü. Tü çağıla. a. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir. ünlemek " +kir- * Karş. Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır.şeklindedir. Karş. ~ OFa câdüg a. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. insan sesi.örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. bağırmak. su sesi. çarpma sesi. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman. nal sesi.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem . Karş. CodC. büyücü = Sans yâtü büyücü. yelloz.[xi] seslenmek. İMüh. İdr xi] çatır. nida" ve "2. bağırmak . çağır[mak Tü haykırmak. cin ) çadır [Kaş. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. a.xi) ve çağla-(şakırdamak. çağla .xi-xviii). [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. taş sesi. akarsu yatağı. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. bir tür kötü ruh.cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. devir. f. tente. Tü çaw/çoğ (insan sesi. mil (= [CodC xiii] zaman. zırtapoz. şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom.(seslenmek. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a.cadı. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. 2.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. gürültü . nida. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir.xiv).) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. a. çadır (= Sans çhâttra şemsiye.] 1. hayvanların açtığı patika. paçoz. yar. tente. gölgelik. ün. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. şaşkaloz.

] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k. alaca" olmalıdır. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. Alıntı yönü açık değildir. geçen (para.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi. Fr chacal.] geçerli. Karş. akarsu sesi. çap-/çarp-. çal-.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. çel-.). caiz [Aş xiv] usul. Moğ çak?u (a.a. • Çak-. İng jackal. çıp-.). -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan . benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak. (a. çet-) ve -ı. çep-. Hepsinin ç. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal. .a. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa.sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-. işlem). Çağ çakan (balta). Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi). kazık çakmak. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak. nal sesi. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a. caka [LG188+] kurum. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. çekiçle vurmak. Sözcüğün nihai anlamı "çalık. [Kıp. bende. çıt-/çit-) mevcuttur. • Moğ çoğur (alaca. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca.ekiyle türetilmiştir. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom.a.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa. Fa çaqu. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul. hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş. çarpmak.a.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. şakırtı) çıkarmak * Çak.) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. çakmaktaşı çakmak. çıl-. Hind çaku (a.

(vurmak. [T S xiv. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. yaralı. devre. Çağ çalağan (a.Tü çalık [Kıp xiv] a.vurmak. çarpışmak. çamur veya boya vurmak. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. bıçak vurmak. bıçak vurmak. Ayrıca karş. Kırg çalğı (tırpan). çabalamak < Tü çal.kesmek. kakmak. 2. [DK xiv] talan etmek. atik. a.) Ayrıca çalı çırpı. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal. çarpmak " çal- .a.saz vurmak " çal- * Karş. < Tü çal.çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. kesmek). vurmak. tokuşmak.1. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak. vuruş. gösteriş. vuruşmak. saz çalmak) çevirisi olmalıdır. 2. mızrap) < d?arb (vurma). şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1.vurmak.] celbeden. boy pos < Tü çal. endam.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak. darbe. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. vurmak. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. Ar mid?rab (çalgı. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır. şaklamak. yağmalamak. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom. 2. güreşmek. alacalı * Karş. döngü. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık. çevik .tekerlek. [Ali xvi] çakşır . Kıp xiv] saz çalmak. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. TS xv] 1. kesik. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal. [T S xv] gayret etmek. çömlekçi çarkı. 3. alacalı hale getirmek. 2. ayakla vurmak. çelik2 (kesik dal parçası). bıçak vurmak.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa. kakmak. çal[mak Tü [Uy viii+] çal. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal.çarpmak. çark.

camız/camus [Env xv] camuş. bir araya getiren. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. ~ OFa gâw meş a.a. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. bardak" iken 17. 2.] 1. ŞİŞE. cam [Yus xiv] kadeh. deli gibi oynak < Tü çalvurmak. a. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. SIRÇA. Neş. cami [İrşad. KGunya xiv] toplayan. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. giysi yıkayıcı. " biftek . sürahi (= Ave yama.) ~ * Özgün anlamı "kadeh.a. 2. Ancak Ar şamc (mum. soymak. kâse. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri. haşarı. itip kakmak. cem eden..a. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. kastanyet" çehar. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir. çamaşır [Arg xvi] 1. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak. < OFa gâv inek. Karş.sarsmak. dört parça. fakat 20. şüy. [Tuh. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. [Men xvii] cameken/camekân a. bardak. su sığırı = Aram gamüş a. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. kavga etmek" anlamından türemiştir. sığır ~ HAvr *gwou. Ancak Ar şamc (mum. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı.a. kadeh.a.* Modern kullanımı "çarpışmak. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. dört parçalı köçek zili. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. f.a. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. 2.

a. HAvr gwi-wot. Lat vigere. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek. HAvr *gwi-g. canan canavar özellikle yabani hayvan. HAvr gwî-wo. 2.biçiminden EYun bíos.a. hayat). şiirde "sevgili" [CodC xiii] .] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. çul) ile ilişkisi kurulamaz. Tü *çoğmur dibe çöken şey. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren. yy sonuna dek rastlanmaz. [Men xvii] canver vulg.a. Bak. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a. fedakârca .artırmak.) ~ HAvr *gweis.biçiminden EYun zöio (yaşamak). çıngırak can [Kut xi] . çok (< Fa fuzüdan. zoe (yaşam). her çeşit hayvan " can. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa. büyüten. çamur <Tü çökmek. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-.] canlar.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır.biçiminden İng quick (canlı). cangıl [ xx/b] çorak yer. vigor (canlı ve güçlü olmak). oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. Gael beatha (can. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş . çan. iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan. +aver [KT xix] ince. Lat vîvus (canlı). domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. a. canavar hayvan. ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran. * HAvr *gwi-o. canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can.a. fazla. Lat vîta (hayat). = EFa civa-/cwa. M A N D A .Fa can fızâ cana can katan.] yan. ~ Fa cânwar canlı yaratık. fızâ. yüksek rezonanslı darbe sesi.biçiminden Sans cıva-. kenar. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1.

sağ " çeper. tüfek ve mermi ölçüsü. 1. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. savulmak. hacim ölçüsü . çarpmak. çapulcu çap. pislik. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. [TS xvii] çapıt eski bez. yalpalama. dört nala at sürmek " çarp* Karş.İt zappa bahçıvan aleti. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir. diyagonal & Fa çap aykırı.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+).çarpmak.çanta xvii] çanta a. [TS xvii] çapul a. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. yalpalama. [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. Tü *çalp-/çap. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü. talan etmek. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap. heybe. bel [LO xix] pasaklı. sapmak) + Fa rast düz. yalpa. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . 2. [TS xv] talan eden. ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. (Tatarca) *çapağul < Tü çap. özellikle göz pisliği. çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü.çarpmak. paçavra. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma. a. * md > t değişimi doğaldır. 19. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. saldırı.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. < Tü .a. talan. yalpa. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. akın.a. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. [Kıp xiv] çapak a. çapul.çalmak. sol (< Fa çapîdan dönmek. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ". zıt yönlerde olma. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş). tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma.

imparatoriçe. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir.] 1. KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi.sesinin ötümlüleşmesi -n.seslenmek. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek). İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. gürültü. divanhane " çehar. [ML 1969] bir tür biber . çardak ikil [Kaş xi] abur cubur. sıklet çarçur etm. akan. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek. çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa. .veya -n-etkisini düşündürür. döngü. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a. [TS xiv] carılda. 1923'te James P. mekanik . Gül xiv] hizmetçi. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ. çark.] yük. kylindo (dönmek. tak1 [Kut. [Men ] çarTak vulg. çarliston [Cumh 1928] bir dans.Fa çar Tâq "dört kemer". Karş. yuvarlanmak).yöntem. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ. 2. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. car car çağırmak. 2. dişi köle < Ar cara aktı. tekerlek.car. gürültü etmek " çağır* Karş. f. carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses.a.] çekme + Ar a6qâl [çoğ. devir (= Ave ça%ra. kayzer. bar bar bağırmak. [LO. Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü. = Sans çakrá a. Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator. usul. a.İng charleston 1. nara .a. Rus hükümdarı 4. [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd.] cereyan eden. genç kız. çardak . İnisyal ç. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak .bağrışmak. çark [Aş.a. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa.

yan. ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. [ xx/c] frapan. kılıç vurmak < Tü çal. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir. ferman. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. ruhsat. talan etmek. çalmak. akın etmek.seğirtmek. dörtyol. [Arg xvi] çârşeb. iki yüzlü. yellenme sesi. [DK xv] çarp. ferman. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. talan etmek. mıh [T S.kamçı vurmak. 2. araştırma. vulg. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci. çapak. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. 2. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. yön.kökünden türediği anlaşılıyor.a. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1. yağmalamak < Tü *çalp. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. Cumartesi. Karş. çârşef/çârşaf . koşmak. DK xiii] çap. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. kılıç vurmak. çarşaf [CodC xiii] çarçav . haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. atı hızlı sürmek. ara verme. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır.2. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6.ekiyle çal. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar. yol (~ OFa sög a. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd. vurmak. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. ani eylem sesi. [CodC. berat. casus casus [KıpGul. Cumartesi < İbr #şbt dinme. inceleme ) . Anlamların tümü "vurmak. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır.] "kâğıtçık".çarpmak. a. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. cass/macassat] yokladı.a. elle yoklama. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse.

a. dikmek. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba. el çarpma sesi çıkarmak. cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak.[onom.a. [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi. dazlak. = Sans yavah a. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl.şaklamak.(caydırmak . hububat (= Ave yava. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. genelde tahıl.seslenmek. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz. Karş. cay[mak [DK xv] çay. ETü çantur.çat.a.xv). [Oğ xi] katmak. [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir. [LO ] darbe sesi. Tü? .) ~ HAvr *yewos a.çarpmak. akarsu. çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla. şelale. [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. bağırmak. [BK 1799] çağlağan .dönmek. münadi < Tü *çağ-/*çaw. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek . çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. çavdar Fa caw arpa.a. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw. vurmak. çatlama sesi. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli. ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat. topal. dayak sesi.

camellia sinensis. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. takım " caz1.a. şamata. [Ç ağ xv +] a .çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş. 2.a . cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence". cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. yapraklarından içecek yapılan bir bitki. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . ses etmek < Tü çaw ses. tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. çekicilik < Ar câ5ib . Üçüncü anlam. [DK xv] çayır . [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. 1910 dolayında kullanıma girmiştir. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir.] bağırma sesi" caz2. bağırış. milvus milvus.bağırıp çağırmak. gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. * Çin kökenli olan bitki 17. 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken.a. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a. [TDK 1974] toy. bir tür müzik ~ İng jazz 1. caz2. +kir* Edirne halk ağzından 20. +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir.) ~ Çin ça' a. ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. Rusçadan mı alındığı açık değildir. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e. 2. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir. tellal. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1.

cebir/cebr[Kut xi] cebr zor. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma.Ar cabarüt azamet. • Fr algèbre. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. cephane. matematikte cebir. kesik. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır).] cezbeden. çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. kaynaştırdı. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. birleştirdi. zorluk. celal. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır. [ML 1969] cedelleşmek hlk. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . çekişme. niza. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). [KT ] ceberut kibir. keskin idi.] 1. kırık kemiği kaynaştırma. 2.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . çeken. taşra. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd. şiddet < Ar cabara 1.] tartışma. zor. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır. zorba (sıfat) . Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır. iktidar. 2. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. güç. büktü. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20. sentez. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. [TDK 1955] becelleşmek .] 1.] kabalık. keş1 [Kut. [Kadı xiv] cebe silah. kabarma. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. çekişme. şişme.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. yeni < Ar cadda kesti. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. 3. 2. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa. yy'da türemiştir.

denetlemek. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir. tartmak). ~ OLat scaccus a. ~ Ar cahalat [#chl msd.: çek-. belirme.) ~ HAvr *kwetwer a. bir şeyin gözle görünen yüzü.] Avrupai cepken < Fr jaque 1. xiv] tartmak.tartmak " çek- . katlanmak. çek[mek Tü [Kaş xi] çek. Slav çatr. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır. hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç.a. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd.-7. idea (= Ave cithra. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir). baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1. asmak.(dört).a.a. 2. 2. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. kan çekmek.] bilmeme. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek. [passim. satrançta şah hamlesi [xiv].görünme. yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8.a. ~ Ar Sakk a. çeki.a. EŞKÖKENLİLER: Tü çek. pondus (tartı).] bilmeme. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. quadraginta (kırk). dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş. çekin-. = Sans çatúr a. görüntü. çizgi çekmek. köylü. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı. E Yun tetr-. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah. çekimser.a. ~ OFa çakk a.a. çekingen. çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol. çekince. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-.a. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12. suret = Sans çitrá resim. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. Lat pendere (çekmek. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi.ip çekmek.a. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer.

a. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi). celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi. özellikle ayakla vurmak = Tü çal. [TDK 1983] celal öfke. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] . yücelik.] ihtişam. celal [KıpGul xiv] büyüklük. [LL xviii] arzulamak. çal-/çel-.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak.Ar calâl [#cll msd. [Men xvii] vurmak. [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . azamet. • ç. çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin. [KT xix] celalli çabuk kızan. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd.a. sert tabiatlı. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom.fiilini andırır. [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] . carıldamak < Tü çak/çakır [onom.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a. Karş.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. içi çekmek. azamet. İnisyal ç. çalım/çelme. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek. kızgınlık .] sabır.. ululuk.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır.çekiç Tü [Oğ xi] çekük a.vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi .. [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.

terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim.etkisiyle sesli incelmesi görülür. mola verme.] çağırma...) Türkçeden alıntı olmalıdır. 2.] mal getiren. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. Sözcüğün 11. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd.] kırbaçlayıcı [esk. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip. haç. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. gösteriş. kırbaçladı. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom.a. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur. ithal eden. efendi. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. DK. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. getirme < [Ali xvi] oturma. (mecazen) rab. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir. endam. kesilmiş dal. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. usta. çubuk. 2. cellat [Kıp. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek. xiii] yüce kişi. tedarikçi < Ar calaba çağırdı.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır.].* Halen yaygın olan "öfke. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a.kesmek.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ".] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi . tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç. [TS xvii] kibar. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir.] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım.

carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. kömür. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20. kor.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma .) * Karş. a. DKxi] camala [msd. toplama. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3. cemaat topluluk. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. a.] güzellik < Ar cemal [Kut.] 1.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. tekne. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak. #cmhr kökleri "toplama. = Akad gumâru a. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd.a. bir araya getirdi * Ar #cmm. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar. evvel * -z. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir. yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır. kasnak = Fa çapar a. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. 2. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir. dırlamak. Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a. köz. topluluk < Ar camaca topladı. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20.] toplama. halka. [Men xvii] kasnak. Karaman kimyonu. toplantı" cem [Aş.]1. [FBaykurt 1971] hırlamak. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir. #cmc. aritmetikte toplam. < EYun kymbe kâse. kazan çember [Yus xiv] . 2. toplanma. cemiyet [#cmc msd. a. bir araya getirme" anlamını taşır.] ~ Ar camâl[#cml msd. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat.

nezd. Fa çana zadan (= çene çalmak).EFa çanu. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a. KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd.> İng chin (a. Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd.a.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne . cenah [Mercimek xv] mecazen kol.] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma. çene [TS xiv] çene/çene .a.] kanat. < Fa çang tırnak. cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. mekanizma. etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak.). etrafını çevirmek ) " cin1 . sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd. a. hazine ~ OFa ganz/ganzmag a. 2. kat. bir şeyin iki yanı. hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur. cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk. Aynı kökten Ger *kinn.a. a. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf. gasl etmeyi gerektiren durumda olma. -k ekinin işlevi belirsizdir. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma. "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir.a. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey.cenabet [İrşad. ~ Ar canâb [#cnb1] yan.] 1. ~ HAvr *genu-2 a.a. cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı.a. [İdr xiv] çene . embriyon " cin1 cenk büyük olay. * Karş. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. kapatma. hadise. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız. tırnak. şer'an kirli olma.Fa çangâl/çangal pençe.

daire şeklinde çadır veya saz kulübe. ceb/cîb 1. koyun. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer. kuşak. şimal.] 1. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci.] yara" . hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri. 2. çevre duvarı. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. bahçe). çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember.] çekme. çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi. 3.] 1. çit. cer çekme < Ar carra çekti. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im. [Men xvii] ceyb vulg. [TS xvi] çent-kertmek. Karş. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1. 2. çent[mek Tü? [TS xiv] çendele.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. bir şeyin ön tarafı. cep [İrşad xiv] ceyb . kucak. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. 2. 2. kibar kimse & İng gentle zarif. artık. kasnak. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır. çeper [DD xx/b] dış kenar. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu. halka.* Karş. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. çeper cephane [DK xv] cebehane . 3. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. iki meme arası. alın.ince ince kesmek.] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. gömleğin göğüs veya boyun yarığı.

] akım.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür.] soyulmuş şey. cereyan. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. ılıcalar). kitap. asker ceride [Men xvii] defter. 2.] ameliyat eden. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret. dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır.] yaralama.a. [T S xiii] çeri er.a. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu . icra.a. akış < Ar cara (hızla) aktı.)" çehar. çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd. dörtgen. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf.a. [KT xix] beceriklilik. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. yonga. cereyan akıntı.] hilekârlık. maceraperest. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). a. tabaka. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir. soymuk. macera. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres . Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. suç. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1. çaçaronluk. . f.] suç. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd. sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. yaprak. cariye. garmiyan (germiyan. f. dolan < Ar curbuz hilekâr.

tatmak (= Ave çâş. atıldı. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra. gözüpek.] girişken.tatmak. çâş.) ~ HAvr *geus. çeşni [Aş xiv] . ~ Ar cadd [#cdd1 msd.] insanın fiziksel varlığı. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. çâş.a. tadılan. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. cüsse. tad almak). yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf. önemsiz. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. HAvr *kweks-mn. hacimlilik. müsvedde < EYun s%edios geçici. seçmek * Aynı kökten Lat gustare. göze ~ OFa çaşmag a. küç.] kâğıt parçası.a.] çiziktirme. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü. kadavra.] lakırdı. risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd.tatmak. tadan < Fa çaşîdan. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd.görme. a. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. mostra. yemek) ~ OFa çaşnlg a. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. tadan. tadılan.] cüsseli. girişti.] büyüklük. EYun geüo (tatmak. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. müsvedde ~ EYun s%edârion [n. akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. tad. laklak çete Sırp çeta haydut. eskiz. 2. sürahi" çeşme. büyük. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd. lezzet (< Fa çaşîdan. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. sohbet. a. aydınlanma.görmek çeşme pınar. çeteci [Kan xvi] akın.a. lezzet tadım. cüsse < Ar casuma büyük idi.a. ışık < HAvr *kwek.] cesur olma. [Men xvii] çâşnî tad. Karş. rastgele .

Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ.).vurmak. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. çat pat. ip ördü. DK xiv] sopa. +men2 ~ Ar cawz a. ~? Fa çabuk hızlı. sert (özellikle ceviz). su kanalı. bu sopayla oynanan oyun. [Kırg ] çetin zor. teğir-/tewür. a. zor. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür. ~ Aram gawzâ a. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a. 2. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir. eğir-. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd. İbr egoz. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı. izin < Ar caza geçti [Kut. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. eğir-/ewür-.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir.a. a. Erm nguz (a. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler. a.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd. kriket < Fa çawl kıvrık. OFa gawz. çetrefil bir deyim * Karş. dolanma < Ar câla döndü. kesiksiz çizgi. * Karş.çevirmek. Karş.] dönme. çetin Tü çitin a." çevir-. a. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi. .] [İdrH xiv] kırılması güç. sert. küçük akarsu. cevahir [Aş. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu. [Kazak ] Tü çat-/çet. DEVİR-. öz.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş.] geçit.

Ar ca5wat [#c5w] 1.] 1.] çekme. halka cevval dolanan < Ar câla döndü.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf.a. yağmalama) ceza [Yus. yek [Men xvii] çâryek vulg.a. cevşen [DK xv] örme zırh göğüs. donanım. asl. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. f.Ar cihaz [#chz msd.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. civar. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. 2. ~ Ar caSbat [#c5b msd. çeyrek dörtte bir " çehar. ateş parçası. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme.] < Ar ca5r kök. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya . muhit. 2. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd. köken. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd. 2. " cihaz [EvÇ. a.a." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1. 2. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası.] askeri birlik. f. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz. cezir < Ar cazara su çekildi. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu.] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb. kor.] cevelan eden. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd.] a. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma. kor. köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban . ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a. DK xiv] caza bedelini ödedi. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . kök.

çiçek açmak).a. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. gayret.cıbı. dzdz. emzik. mücadele. Lat floş (çiçek). iki şeyin biri. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'. ip ördü. follis (şişkin şey. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. cici çoc [DK xv] cici bici süs. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi. şişkin şey. a. üflemek.< HAvr *yeug.) ~ HAvr *yug-ta. ip bükme. güçlenme. tartışma < Ar cadala burdu.a.] çatışma. çiçek açmak).a. güç gösterme ) cidar çit. keskinlik < Ar cadda kesti. huy < Ar cabala kalıp döktü. çift [CodC xiii] cüft/ceft. Anlam ilişkisi için karş. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır. şişirmek) < HAvr *bhel. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma.a. sivrisinek. koza). [Uy viii+] çiçek a.(1. örme. 2. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a. esmek. duvar = İbr gader a. 2. İng blow (1. (= Ave yu%ta. süslü < ~ Erm dzdzig 1. [ML* xx/c] bir bilye oyunu.kabarmak. şişmek. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top.] ciddiyet. maya. posa < Erm dzudz.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a.a. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd.a. cıbıl onom suda yıkanma sesi. çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. keskin idi..) çevirisidir. 2. kese. 2. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek. meme ucu.) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. iki şeyi birleştirmek ~ Fa . ş > ç dönüşümü tipiktir. mafiş anlamında deyim.çift koşmak. balon) = flâre (üflemek.

Lat iocur. kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir. • Karş. nem (isim) Karş.a.* Aynı HAv kökten EYun zygón. karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak. [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş." çağır- .sıfat ve isim). çift koşma). ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a. Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak . [İMüh xiii] çig . [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki. EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. çiğdem. dağdan yuvarlanan kar kümesi ses. çiğ2?. ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır. çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat). iocor.a.(a.xiv). gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. gürültü.a. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. yüksek ses. patika. iugum. Lat iungere. ses etmek < Tü çağır. nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. Fa tar (yaş. İng yoke. çile-.xi).a. yaşlık. 2.a. zeûgma. çağırmak.a. pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol.) ~ HAvr *yekwr. y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et).). (= Ave yâkars a. crocus Tü çig yaş. yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği . Sans yóga (boyunduruk. * Aynı kökten EYun (h)epar. çığış (gürültü . [CodC xiv] çiyik . zeûgos (çift).Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara. = Sans yákrt a. yaşlık .

. çaba." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında. coğrafya veya tarih kitabı.a. . KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. a.ekiyle. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd.bağırmak <Tü [LO xix] feryat. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır. yön. 2.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. cahd] çabaladı.) [Kut. gayret. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan. alan " cihan. gayret etti cihaz cihet bakım.] donanım ~ Ar cihat [#wch msd. atlas.a. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren. numâ. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. Aş xi] ~ Fa cihan dünya. evren ~ OFa gehân a. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan. cihangir. cihannüma.] 1.a. [KıpGul xiv] çiyne.. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık.] yüz. cihanşümul cihangir [Ömer b.göstermek ) " cihan. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç. a. mücadele. cihan (= Ave gaethâ. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar.

karışık renkli. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd.gözleri çıldır çıldır dönmek. ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca. çıkrık (= Sans çakrá a. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak. ABD.a. [LO xix] çıldır. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği .a. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir.dürmek." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. delirmek. parlatma < Ar calâ parlattı. aydınlattı. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi.çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş. ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a. berraklaştırdı.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı. fıldır fıldır dönme sesi " çak- .] parlaklık. ortaya çıkardı.çıkın çıkış[mak çık. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular.a. şakırtı ve şaplama sesi. makara.

yy'da ehlileştirilmiştir.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile.a.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk. kırklık. 2. çelimsiz. a. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak. a. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu. kaymak gibi. = Akad gildu a. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). a. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi. bir tür su kabı.. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet.ıslatmak. narin zayıf. kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk. = İbr geled a. cıvık. kaygan cilt [Kıp xiv] cild a. iplik yumağı. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz.] 1. aydınlattı. • Bugün çilek adı verilen meyve 19. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık. gebelik * Fa gule (gülle. deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. yüzünü açma. kırk günlük süre. 2. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. [Ali xvi] çille a. kâr cılız [LO xix] zayıf. özellikle erkek incir). tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. ortaya çıkardı" cila .) ~ Ar cild [#cld msd.

Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve. sefil. (pire) ısırmak. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. >c. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen .veya *yınğ-eşdeğeri olup. otla kaplı * Fa çaman (a. Dd2. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere.suda yıkanmak (= Moğ cımu. caes.kesmek.suya dalmak) * İnisyal ç. mıcır. kırık taş. sefil.etkisiyle sesli incelmesi görülür. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür. Moğolca biçim Türkçe *yım. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi.a.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun. kırmak. tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir.[xiv Kıp. [EvÇ.) Türkçeden alıntıdır. kafatası. 2. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek.] kafatası. 2. [Veled xiv] çümen . halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom.] cinsel cima [İrşad. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım. Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır. [Gül xv] çemen Tü çım çayır. tahta kâse. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip. dilenci . [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1.

KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd.ardıç çinakop çınar a. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f. yy'da Hintçeden aktarılmıştır. Batı dillerine 16. cunün] gizledi. Çin ç'un a. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz.] suç. yoksul . hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1.a. " günah * Türkçede 20. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2. çitle çevirme. yy'da alınmıştır. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni. görünmez varlık < Aram #gny gizleme. yy sonuna dek kullanılmıştır. örttü (= Aram gensyâ cin. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen.] bir cinsten olma.a. saklama = Aram #gnn koruma. yy başlarına dek "her türlü suç. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık . yy] a.a. telmih. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd. kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir. sakladı. çın. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a.a. günah. berduş. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu. kavga (argo) tsíngra kavga. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. çıngar [LG188+] gürültü.

basit şarkı. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II. çatal dişi. cingıl müziği < çıngırak [onom. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. çarpmak.çalmak. pis (sıfat). İng zinc (a.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom.a. soy. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir.a.a.a. quint. < Tü . arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli.) Almancadan alınmıştır. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan. 2. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür. Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd. a. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. diken.] bilinç örtünmesi. ~ EYun génos a. pislik (isim) çap-/çıp. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir. ırk. 2. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır.a. kıymık. zıpkın. Çin işi.a. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir.

bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a.) * Karş.a. sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf. lağım & ~ Fa çirkin 1. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş.a. pis. çeviren.a. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. döndüren. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı. uşak .). coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". 2. irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu. Erm çreş (a. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi. kirli.] kabuğu soyulmuş hurma dalı. kandil.a. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. DK xiv] çirağ/çerağ lamba. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. card] soydu. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi.etkisiyle açıklanabilir. hacim. [Aş. Tü sıyırmak > sırık.)" cürüm . Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum. asphodelus. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1. lamba. ab çirkin Fa çirk pislik. meratibin ilk basamağında görevlendirmek. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a. sırık < Ar carada [msd. (= Ave sraeş. 2. [TS xv] cırılda. • Ses değişimi inisyal c.] cüsse. meşale. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil.a.Fa çarâğ/çirâğ kandil.a. a.

2.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir. kesmek.OLat gyrus a.] beden. talaş. a.] " çat İnisyal ç. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır.a. < Sans çitrakâyah alacagövde.ciro [ 186+] ~ İt giro 1. ticarette ciro . fındık. yaşlık cisim/cism[Aş. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü. kabuklu yemiş.a. mızrak < Tü çit. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat. ~ EYun gyros dönüş. dönüş. terebinthus. çırp[mak <Tü [ xiv] 1.katmak. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a. [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. [DK xv] çırpındı < Tü çarp.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem. hafifçe çarpmak.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven. fiziksel varlık. . tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir. döngü. kargı. 2. dikmek " çıt. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni. döngü." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle.a.

çamur. [AL 192+] cıvımak sulanmak. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş.a.a. kişi) . [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır. özellikle kuş yavrusu. < HAvr *yeu. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta. cıvı[mak < Tü cıvık sulu.] havalar. (= Ave yavan.Fa cawân/cuwân genç. cüce. civan . civa OFa jîvag/cîvag 1.a. 2.genç olma. dolay . cömert kimse " civan.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur. civanmert [Mercimek xv] . komşuluk < Ar cawara [msd.a. Alm jung (genç). Karş. biz.(sivri bir uçla kertmek). komşuluk. [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı.genç ) ~ HAvr *yuwen. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç. canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis.Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd.] mücavir olma. canlı. mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a.] küçük anahtar.civa1 [Kıp. Belki sıvık/sıvamak etkisiyle.) < quick (canlı). a.a.a. İnisyal ç. [LO ] etraf.< *çıwz. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a. [KT ] cüvan vulg. piliç). Fr jeun. İng young. [TS xv] cücük tavuk yavrusu. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu. Ayrıca bak. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa). [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç.] oğlancık < Fa cuwân oğlan. Fa cuje/cuce (yavru. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet. " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir. " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu. [Yus xiv] cüvan genç.a. yiğit. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı). delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi. civa ~ EFa jîva. İng quicksilver (a.

(a. çizgi çizmek *çıw çivi.sivri bir uçla çentmek veya kazımak. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma. cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo)." çiz* Semantik evrimi açık değildir. Karş. resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16. < öz Gesù/Jésus İsa . [Oğ xi] çayan cız. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır.biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür. a. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ.a. çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste. Moğ cıru.. [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak.hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir.etkisiyle sesli incelmesi görülür. kısık sesle söylemek..(= Moğ cırug çizgi. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme. yy'da kurulan bir cemiyet. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. İnisyal ç.ekiyle eş işlevli olan -iktir.a. sivri uçlu alet" çivi * Karş.). çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız." çiz- [LO xix] cızıktır. [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı".

çöp (tortu). çağırmak. kaynaşma -xi). -k. [Çağ xv+] çuçak cüce.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd. • Sıfat olarak 14.(üşüşmek .xi). coğrafya " je(o)+. gürültü.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır.(bağırmak. Ayrıca cücük. kaynaşma (isim). köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. Tü [Kaş xi] çok-/çök. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok. inisyal ç.xi). [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir. bedeninde yara < Tü çal. [DK. haritacılık. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi.bağırmak. küçücük. çoban [Aş. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza.vurmak. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat. [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu. cıcık.etkisiyle sesli incelmesi görülür. tazmin etme) kökünden türetilemez. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh. reis. çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert. [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk. çağırmak . öncü. ETü çıçamuk (küçük parmak). oturmak. 2. koparmak " çal- . çoğrama (fokurdama.xi).dibe inmek. çök[mek *çoğ. Aynı kökten *çönğ.] haraç. ço%.a.(tortulaşmak).pekiştirme ekidir. çoban. çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu). DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. Karş. Tü çoğı (münakaşa . a. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. belki çürü.olup. kesmek. gürültü etmek " çağır* Karş. yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. çoğla. her şeyin küçüğü.> çöm(dibe çökmek).

[Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. çörüntü (tortu .çift koşmak. çöl. değnek Tü [xi]çöptortu.ve göm-). sopa. özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa . [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1.çolpa + Fa pâ ayak. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm. sopa. a. [Kan xv] çölmek . eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem. çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. Tü çökek.inmek " çök* Çök." * Karş. çömelen" anlamında.batmak. lobut. iunc-kenetlemek. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık. [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar . . gürz. [Men xvii] çölmek vulg. bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. Kürd çemık (kepçe). kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. Kaş viii+] çom-/çöm. çökelti. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug.TS xiv-xvi). delikanlı" civan." çöm- * Muhtemelen "oturan. tokmak < Moğ çoqı-çakmak. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ. kâse. çöp. beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam.] a. çökmek " çök- Karş. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. Final -m. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş . mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm. birleştirmek. 2. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. çör. vurmak. iri başlı topuz. < Fa çam tahta kadeh.

bulanık.a.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. acı" çorba * Ar şurac (a. [Arg xvi] çorba . zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer.kaynamak.) Orta Farsçadan alınmıştır.veya *çalp. = Sans yüşân. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak.a. lekeli çap. [Kıp xiv] cirâb torba. " jön . şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak.çöp2 cop [ xi] çöp çıta. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp. [T S xiv-xviii] şorva . coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba.Fa şörbâ a. benekli) = Tü çakır/çağır. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı .a. köpürmek < Fa cöş kaynama. • Karş. sopa " < Tü çopur [EvÇ.çarpmak.a.a. halka. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla.) ~ HAvr *yeus-s. • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır. kılıf. yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a. < HAvr *yeus. tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu. Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. (hayvan) azmak. ajite olmak. galeyan (= Ave yaoşti. tuz. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak. aş (~ OFa bâg a. & Fa şör 1. 2. tuz gölü. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal. ekşi.a.ara biçimine işaret eder. galeyan etmek. Moğ çoğur (alaca.a. mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak). galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a.a. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. = Akad gurâbu torba. daire.a. kabarma.a. karışık + Fa bâ yemek. çorba [Yus xiv] şorbâ . galeyan etmek.a. çorak alan [Kıp. tuzlu. kese. zyme (maya).

[CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. özellikle kuş yavrusu. sopacık < Fa çüb değnek. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. civciv * Karş. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. çıta.] yavru. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. küçük.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer.çöz[mek Tü [ xi] çöj. küçük. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1. çökmek " çök- < Tü çok-/ . * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. 2. özellikle tavuk yavrusu. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. cücük civciv * Karş. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek. çöküntü. kaşın altındaki kemik.[xi. mezar çoku. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ. Karş. ince dal < OFa çob dal.] küçük değnek. ~ Fa çübak [küç. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru. göz yuvası. [CodC xiii] çıbuk değnek. bir bağı açmak. [BK 1799] cüce tavuk pilici. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç.erimesi ve ç. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK. xv+ Çağ] dibe inmek.

binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad. bir şeyin tümü.çulla sarınmak. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd.] oturma. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama.] ~ İt gibbo çıkıntı. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu. 2. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak. [Men ] cüll vulg. 2. umum. KGunya xiv] toplanma günü. bütün. bütünlük. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk. örtünmek. herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan. tamlık. . • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf.çul [İdr xiv] çul.] bütün olarak. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd.] 1. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. [Men ] 1. cumburlop onom [LO ] şumburlop . cümle [passim xiv] bütün. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. halk topluluğu. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı.

. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. madem ki. cünüp [İrşad. (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. kemik kırdı. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır. a. 20.] şahit olunan " cürüm.Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış. 3. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . * Karş. 2. ittifak. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey. alüvyon. ne zaman ki. eti kemiğinden ayırdı. birlik. ceset = Aram gttâ a. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd.] beden. [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü. herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks. .] suç < Ar carama 1. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara.Tü çöb/çöp tortu. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd. ceset. öyle ki . 2. şamata cüret cesaret etti.çünkü [passim xiv] çün ki 1.İsp junta 1.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef.] cenabet olma. 2. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd.

Sogd daġ. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan. delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd. düz. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a.tat almak. gıdıklama. tadını beğenmek. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır.yakmak) ~ HAvr *dhegh.] çok küçük (miktar). kitap forması. lepra < Ar caSama [msd. portföy . gıcıklama. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a.Fa cuz'dan cüz kesesi. unsur. a. Karş.) [Uy viii+] tağar torba. a. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş.] gıdıkladı.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan.a. kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara.(yakmak). 2. 3. rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası. teşviş < Ar daġdaġa [onom. [İMüh.] cüzam hastalığı.dikmek)" çuval cüz ünite. ağabey. +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb. kargaşa. birim. anlaşılmaz şekilde konuşma.] 1. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- . [Men xvii] kitap veya evrak çantası. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz. anlaşılmaz şekilde konuştu vb.

ince). dahi (bağlaç). 2. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. dahi1. çember. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf. gelir.] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa. f. yorulmak . deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka.(dağıtmak. rafine. nüans. dönüş. [TDK 1974] 1. bilinci kararmak. suit dâ'irat [#dwr fa. partikül. daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. çevre.] ince. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa. de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç).] 1. deveran eden < Ar dara döndü. Akad daqqiqu (çok küçük. verim msd. [LO xix] yönetim mekânı. mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş.] devam eden. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] . saçmak). daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir. tarı. [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . f. büro.bayılmak. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. daha (zarf) (bağlaç). ince (iş). halka. ofis.] (bir şey etrafında) dönen. Kaş viii+] tal. girme. getiri. narin < Ar daqqa ufaladı.] döngü. [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim. [Ali xvi] muhit. kazanç.suya dalmak dal1 Tü [Uy.] akıllı. 2. 2.* Aynı kökten Tü tar-/tara.(tohum saçmak).] 1. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. ince ayrıntı. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. araya girme.] giren.

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

a.+ Lat struere. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak.+ Lat tendere. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı.a. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek. gevşetmek ~ Lat detendere a. "el almış". tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1.+ Lat tegere. kimya şirketi.a. keşfeden.germek " de+. açığa vurmak & Lat de. keşfetmek ~ Lat detegere. détruir] a.bir şeyden + Lat tergere. Amer. temizlemek & Lat de. & Lat de.a. cin ~ HAvr *deiwo. ~ Lat destruere. tens. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme.a. < Lat detergere. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak.destruir [mod. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest. & Lat de.örtüsünü kaldırmak. Yus xiv] izin. 2. destruct. ^ 1938 Procter & Gamble Co. müsaade ~ OFa dastwar a. gürlemek ~ HAvr *(s)tens. bilgin.a.gün.a.Zerdüşt inancında kötülük tanrısı. ~ Ave daeva.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+. perakende satmak & Fr de. keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a. strüktür * Türkçede 20. güneş tanrısı " jurnal . cin ~ EFa daiva. bilge.tanrı < HAvr *dyeu. tect. & Lat de. inşa etmek " de+. açmak. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran.silmek. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır. detect.örtmek " de+. ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık. a.a.a. 2.gök gürlemek " de+ detone de+. izin. "el alma". deters. vezir. destur [Aş. şeytan..temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. ters.a. müsaade ~ Fa dastür 1.bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+. struct-dikmek. < İng to detect ortaya çıkarmak. ruhsat. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek. perakende (satış). güneş.

] 1. 2. dönmek. çevir-. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1. idari görevle dolaşmak) .fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev. denetlemek.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+.a. & İng de. 2.] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. & Lat de.]. kudret. evir-.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd.) zenginlik. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. zaman. Tü *dev-" devir- * Devir. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd.çevirmek. Fr/İng envelope (zarf).olup.] 1. Karş. geliştirmek. kabuktan veya torbadan çıkarmak. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a. 2.] dönüş. Kaş viii+] tegür-/tewür.ayrılma edatı + Lat via yol" de+. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer. siyasi egemenlik. iktidar.a. ~ OLat deviatio a. Lat deus (tanrı). Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. • Ar dawr (devir. açmak [esk. teftiş etmek.a. deveran etmek. (mec.* Aynı kökten Sans deva-. kabuk. dönüş. viyadük devlet [Kut. 3. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. deva [Aş. ortaya çıkarmak.kökünden türetilmiştir. Farsçada örneğine rastlanmamıştır. valör devam Ar dama sürdü. torba " de+ * Karş. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir. 2. [Uy. EYun Zeus (güneş tanrısı). deve Tü [ viii] tebe/tewe . çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd. deveran döngü. kaldı. devir/devrdöngü.

fiiliyle birleşmiştir. içine işleme. bilgilendirme " de+. derlemek . deveran etme.değiştirmek. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme". enforme dezentegre [etm " de+. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir.a.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez. a. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek. . [Ömer b. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi. bir köşeden diğerine çapraz gitme.xiii TS) < der. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür.(toplamak. Mezid xv] devriye [nsb. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo.iki ~ HAvr *dwo. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap. devran durma. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd. bir şeyi baştan başa katetme.] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd.* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme. di. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+. tebdil etmek.] dönüş.

ayırmak. görmüş. Karş. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. 3.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1. TS* xv] ~ Fa dlda 1. dilat. Fr.< HAvr *dheis. ayakla * Karş. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. gören. bin. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). diffus. görülmüş. Erm tid.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış. tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü. görmek.+ Lat ferre.öğretmek ~ HAvr *didnsko. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit. farklılaşma < Lat differre. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau. 2.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç.(seyretmek). önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec. 2. öbür ~ OFa . göz < Fa dldan. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka. eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö.görmek. farklı kılmak & Lat di(s).+ Lat fundere. fus. görülen. küçük ipek parçası.görmek ~ OFa dltan. Bak. dilate. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın.a.a. didaiti bakmak. +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır.dökmek " dis+.< EErm dit. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. lat. 2. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. getirmek " dis+. wen. didak. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma. diferansiyel hesap.] 1. Tü depek (tekme atan . düşünmek) ~ HAvr *dhiâ.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak.xiv Kıp).dövmek. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır.döküp saçmak & Lat dis. dağıtmak. bedbin.

dik durmak.delmek.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd.ayrı + Lat gerere. dik Tü [Uy viii+] tik 1. anıt. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri. sokmak [ xi] tik. şeri3 * Muhtemelen 20. ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey. dirençli. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir. belirtmek. Farsça sözlüklerde yoktur. gest. dîcere (söylemek). canlı. yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir. dictare (bildirmek). digest.işaret etmek.sert olmak. E Yun deíknymi. rafine olma. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. ağaç dikmek < Tü *ti.dik duruma getirmek. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin. 2. saplamak. hazmetmek & Lat di(s). rakam ~ Lat digitus parmak. arzu (= Ave kâma. eğik olmayan. özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak.çözmek. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı).< HAvr *deik. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik.HAvr *kâ-mo. . özellikle belli etmeden bakma (argo) .a. sayısal < İng digit tamsayı. sevgi. dike (yargı). yemekten sonra içilen likör < Lat digerere. ayırmak. deig. kılı kırk yarma. İng teach (öğretmek). inceltti diksiyon dictio < Lat dicere.] incelik.kılmak " dis+. ince olma. sert.saplamak.a.sevmek . dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi.dik durmak.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven.(işaret etmek). dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey.< HAvr *kâ. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik. detaylı olma.)" diğer. vertikal < Tü *ti. dikiz [LG 188+] bakış. direnmek Tü [ viii] tik.

cesur" dil2.a. < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. & Lat di(s). beklemek. 2. gönül götüren " dil2. işaret etmek < Lat dicere. yapay penis.istemek.işaret etmek. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. belirlemek. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a. hunhar . yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. konuşmak). buyurmak. 2. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. 2. belirtmek. dictsöylemek. gönül.+ Lat latus geniş. a. dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. tırjğ (ses). dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). ~ İng dildo 1. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek.(ses vermek. ~ Fa dilbar gönül çelen.OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1.uzunlamasına kesmek. yassıltmak ~ Lat dilatare a. 2. lisan. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co. kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. bildirmek ~ HAvr *deik. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. söz * Aynı kökten Tü tın. enli. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. yürek. fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. dil2 . ıskarmoz. < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal.

Karş. din[mek Tü [Uy. Karş.dinmek. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. dinamik. a. eşlik < Tü . Akad dînu (yasa. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. Alm. durmak. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y.dilim Tü [ xi] tilim a. sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a. dinmek. atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak. dimağ damâğ burun.). dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh.HAvr *deu. [EvÇ. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin. düyun. dinamit. 275'e dek tedavülde kalmıştır. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir. güçlü.sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir.a. nefes almak " din* -n.a.nefes almak. etmek. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik..yapmak. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş . ~ Ave daena a. dinlenmiş. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. dinlenmek. İsv. dinamo.a. nefes). 2. aks < Tü derjg denge. gücü yetmek . güce ilişkin. [TS xiv xiv] tınç dinmiş.a. Kaş viii+] tın. soluk. yargı) > İbr/Aram dîn (a. termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a. ^ 1867 Werner Siemens. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1.

Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge. türkuaz.(bitmek).soluklanmak. tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak. türev. dinle[mek vermek " tınTü [Or. eşlik " denk * Karş. tükenTü tür : tür. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen. a. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka.(bir kökten bitmek). istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. dip. temel < Tü *tüü. türlü Tü tüğ : tülü. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. . banmak < Ger *deupjan. dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç. ses < Tü tın. türkü Tü tüke-: tükel. dinlen[mek <Tü nefes.bitmek. kökten * Aynı kökten türe.ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır.dingo a. tüke. doğabilimci & EYun deinós korkunç. eşitlik).sesi algılamak < Tü tın sada. aks < Tü derjg denge. belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey).* Karş. daldırmak. son. türedi. kök.daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin). Türk. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü . İng. türe-. eşitlik). Uy viii] tırjğla. dive (dalmak).

diretmek. rect. dosya.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+. yönelme.a. elle tutmak ~ HAvr *dergh.1. 2. ikiye katlanmış parşömen tabakası.dik durmak. ruhsat ~ EYun diploma. yönlendirmek < Lat regere.dik durmak.] bilme. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2.avuçlamak. 3. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di.a. -t. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. 2. a.a.dik tutmak.a. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk. direct. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere. bir ağırlık birimi. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı". defter şeklinde katlanmış evrak. küçük bir ağırlık birimi. & EYun di. direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. direnç göstermek < Tü *ti.yönetmek.yöneltmek. diri Tü Tü *ti. tanıma.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat. " dik [ viii] tiriğ canlı. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-. Tü [Uy viii+] tire. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. direct-yöneltmek.a. bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. 2. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere. dra%. dirençli. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1. direnç göstermek < . bir el dolusu. tutam. avuç. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal. berat.a. dik < Tü tire.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel.]. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge.

Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı. dışarı. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen. a. dışkı Tü taş-/taşı. fraxinus " diş. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a.a. +ri [Mü xvi] bir ağaç. fırlatmak diskalifiye [etm almak. vegetable. *dirimek fiili mevcut değildir. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a.a.a. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim. düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek. taşı-.karşılığıdır. kalifiye * İng dis.dizmek.öneki burada Fr dés.* Anlam bağı için karş. Lat docere (öğretmek). elemek < İng disqualify " de+.a. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. terbiye. < Tü taş dış " dış. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske.< Lat de. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. diş geçirmek " dit~ Lat di(s).: taş-. <Tü*tı-1 parçalamak. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia.< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak). taşıt.bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru. diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme.a. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa. taşak. diri) > İng vigor. eğitim.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir.

3. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere.a. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. disposit.a. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dağılım < Fr disperser saçmak. bölüştürmek & Lat dis. söyleme < EYun Iegö2. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+. diskotek [ xx/b] .a. prost. pers. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. 2. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak.uzamak.koşmak " dis+. zıt + Lat currere. & Lat dis. münakaşa etmek & Lat dis. kullanmaya hazır < Lat disponere. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik.ayrı + Lat tribuere. koyma yeri " disk. koşuşma. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. pro+1. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir. depo. log.koymak " dis+.harcamak & Lat dis. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma. payını vermek < Lat tribus " dis+.ayrı.tahsis etmek. discurs. yy'da anlam değiştirmiştir.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+.okumak. dispers.zıt yönlere koşmak. dağıtmak ~ Lat dispergere. kötü + EYun prosiemi. nutuk. birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. söylemek " dys+. curs. 2. posit.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç. & Lat dis. dağıtım. söylev. söylem ~ Lat discursus 1. parça parça harcamak ~ Lat dispensare a.rast gitmek. dişlenmiş yer.ayrı + Lat ponere. tri+ . tribut. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1.ayrı + Lat pergo. ödemek. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım. münakaşa.

baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü.gitmek " dia+.dit[mek Tü [ xi] tıt. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. Fr douane. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö. sedir ~ OFa dewân defter. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. a. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1. yazmanlar heyeti. İng deacon (a. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+.< HAvr *bhrekw. makam sahibinin oturduğu minder. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma. ağız.). statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. farketmek. 2. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât. anlama.tıkmak. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+. önlemek. anlamak. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+.a. bat. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. diş geçirmek " diş divan [Kut. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak.ara duvarı. sıkmak. t. içinden geçirmek. akıtan.söylemek " diyalog . arşiv * İt dogana. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş.a.kapatmak.bilmek. [Men xvii] devât vulg.paramparça etmek. gnö. [DK xiv] kurultay. musluk.a. kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe. yargılamak " dia+. Aş xi] defter. taslak ~ EYun diágramma. defter. büro. daraltmak " dia+. -t. log. 3.a. sekretarya. 2. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli. şiir koleksiyonu. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. frag. mahkeme.

] 1. diyanet dindarlık. kasıt" dia+. pan(t). diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1. 2. evler. belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.a. Yun filozof (MÖ y. söyleşmek.saçma. #Elea'lı Zeno. log.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi.çözmek " dia+. diyalog . sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi.] kan bedeli < Ar . dialyt. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd. ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. 2.a. tohum ekme " dia+. memleket < Ar dar ev.EYun diálogos söyleşme. ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi. diyalekt. 2. 490-y. bir aşiretin sahip olduğu ülke. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. karşılıklı konuşmak. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal.söylemek " dia+. log.] din. diyalektik. spor. obalar. etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ. Karş. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur .ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2. lys. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. sebep.tüm " dia+."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek".

et. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir.ve *tür-/tör. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. a. HAvr *reg-1 (düz.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır. Moğ/Tü törü (düzen. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. yönetim).xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi . rast. düzeltmek. sahip. doct. itmek. diop. harekete geçirmek " dia+.EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö. * Tü *tir. Bak. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. aralık. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a. düzen.duvar.görmek " dia+. yollamak.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. . optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma.öğreten < Lat docere. dizgin dizi dizin dizyem . [ xi] tizig sıra. sokmak HAvr *ye.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü.bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö. saf.sıraya sokmak. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . kötü + EYun énteron bağırsak " dys+. t." diz< Tü tiz. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi. dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor. Anlam yelpazesi için karş.atmak. yasa. sur) + Fa -dar tutan. op.atmak.

ufalamak * Etimolojisi açık değildir. eğri olmayan. vızıltı. 2. Karş. fısıltı. doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir. belirmek. gürültü. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. dırıltı. -e yönelme edatı. kabarmak. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir.a. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol .dilimlere ayırmak. felsefi ilke. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. uğultu.doğmak. kabul etmek. vb. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. kabarmak. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra. şarıltı. dar görüşlü < EYun dógma. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir.öğreti. düz. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. belirmek.< HAvr *dek. inilti. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş.saçmak [Uyviii+]toksona. t.benimsemek.doğmak.

temas etmek < Tü tokı.a. 3. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a.1.]. hile. doct. dövmek. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku.(kendi eliyle) değmek.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". tax.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş. 2. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1. dolandırıcılık. Lat tangere. dolandırıcılık. düzen. a. dola[mak Tü [Uy. su çarkı. her türlü mekanik çark. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a.(doldurmak). tok (dolu). Kaş viii+] tolğa-/tola. a. dolap çevirmek. kanıt. dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. dönme dolap.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın. zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. doktora sahibi. belki ton. kiler.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. dokunmak. . Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. hoca < Lat docere. vurmak. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a. kumpas. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. DK xiv] dolamaç dolanan. doct. diplomalı tabip [esk. üniversitede hocalık beratına sahip kimse. " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır. kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir.(dokunmak) > texere (dokumak). [Men xvii] 2. belge < Lat docere. dolap beygiri. a. el değdirmek. top (yuvarlak). 3. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. su çarkı.dolmak. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen.(su katılaşmak). vurmak. döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. dolu). kuyudan su çekmeye yarayan düzenek.dövmek. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp.sarmak. 2. • Anlam gelişmesi için karş. to5. torjğ (yuvarlak). 2. = Akad dulu a.

dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho. tüm.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey. . havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır. tomruk. 2. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. bol.tümsek veya yuvarlak hale gelmek.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi. Moğolca tomura.uzun) + EYun kefale kafa " longa. doymak. Fr. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş. [Men xvii] domal. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar.(şişmek. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne. top < Tü to. yuvarlak. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf.dolmak. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. tomurcuk < Moğ. top) arasındaki ilişki muğlaktır. kızın memesi dolgun hale gelmek.dopdolu.

İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a. evcimen. yarım & Lat di(s). siyah renkli rahip başlığı.. törjğkör-(devirmek.a. egemen < Fr dominer hükmetmek. devlet. yüzük). törjğkörüş (devrim). 2. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. . dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. pantolon 19.suyun katılaşması < Tü to. sahiplik.ayrı + Lat medius orta " dis+. her türlü giysi.devirmek.a.a. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür. ~ Nahuatl tomatl a. tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek. domestik [ xx/c] evcil. mülk.ayrı + Lat medius orta " dis+. [KT xix] şalvar. altını üstüne getirmek). doymak. rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1. kukuletalı pelerin.. ~ İsp tomata a. yarım & Lat di(s).yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. at rengi" anlamında. a. egemenlik.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a. 2.Fr domestique a. hane halkından olan kimse . ancak 18. törjğkölük (halka. [ xi] ton.dolmak. midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici.a . < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1. hükümet. döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir. a. yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. yy'a dek "1. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek). bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. don1 Tü [ viii] ton giysi. özellikle tören giysisi. < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza.domalan <Tü [MŞ. kıyafet. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . 2. Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. a. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır.a. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş.

altın kaplamak ~ OLat deaurare a. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir. 2. & Lat de. " de+ . sunu < Lat dare. a. bulamak. [Uy viii+] tonan." dön[TDK 1955] daire. uyuştrurucu alma < İng dope ilaç. altın rengi < Fr dorer altınlamak. -em ekinin işlevi açık değildir. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma . döngel meyve. 2. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1. iki parça.dolmak. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir. kozalak. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre.İng doping ilaçlama. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön. resmigeçit. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir. hediye. a. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak.don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir.giyinmek < Tü tona. armağan etmek < Lat donum verilen şey. tören alayı.

aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot. Amer. yaygı [Kut. [Kıp xiv] toruk . yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak. 2. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. özellikle göğsün alt kısmı.bölmek. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir. yar ~ EFa dauştâ. özellikle mideyi doldurmak < Tü to. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için. a. Tü Tü [Uy viii+] töşe. YT [Geom 193+] " dört.sermek. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ.ayrılma edatı + Lat *videre. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan.[viii] doldurmak doy[mak . inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1. 2. doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve. dağlamakla açılan yara < Tü tögne.ikiye bölmek & Lat di(s). [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy. sırtlık.a. vis. a. hanedan arması. divis.~ HAvr *weidh.doldurmak.(omuz. Çağ xiv] döş * Fa doş.dört dörtgen Tü [ viii] tört a. evrak üzerine geçirilen kılıf.yükselmek. çıkmak. kale. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. ezmek. Urey.(sırt) < HAvr *dous. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs. döşe[mek döşek dost dauştar. [Kıp.havanda dövmek. Ave daoşa.

çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. ~ O Yun dragómanos a. yemek.kurutmak < HAvr *dreug. oyun. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom.tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak.vermek ~ HAvr *dö. suyunu akıtmak ~ Ger *draug. hediye. işlemek " dram. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma. do. icra etmek ~ HAvr *ders. 2. t. 2. a.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz". giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a. ~ İng drill matkap. a. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. döner delgi < İng to drill .] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. 2.eylem. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1. ~ EYun drâkön a.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur. ejderha. damlayarak akma. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek. bir ölçek ilaç < EYun didömi.a. t. ~ Ar tarcumân a. düğünde saçılan para veya pirinç. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. " tercüman dragon [ xx/b] 1. şekerleme.çerez. a.a.a. t.vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a. trajedi < EYun drâö eylemek.doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey.

2. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan. Karş. * Aynı kökten EYun dúo. Lat duo. suyu yer altına çeken delik. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. Fr deux. di-. dekan.dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. Ave/Sans dvá (iki). a. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek. İng dowel (a. * Karş.a. şarkı söylemek " dua. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere. altı düz ve geniş tekne. %w^ân okumak. yüzyüze gelme. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan. a. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1. İng two.). tanrıya yakarma " davet [Kut. 2. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. yeniden giydirme. yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a.] arka taraf.a. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek. dua çağırma. [TS xiii. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır. . Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. kıç. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. 2. iki dört. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. bi-3.] çağrı. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga.

düğüm. [Kıp. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a. duc. Kaş viii+] tügün bağ. " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık. 2. Ali'nin katırının adı . kerevet ~ Akad dakkannu seki.] girme. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere. akit. a. önderlik etmek ~ HAvr *deuk. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz. yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır. Hz. özellikle Ermeni kadın . Ali'nin katırı.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. özellikle evlenme akdi Tü tüg. seki. dadı = Fa dâdü a. tezgâh. önder.Ar duldul [#dldl] 1. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform. lider. a. oklu kirpi. seki. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. [ xx/b] külüstür otomobil . [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ.bağlamak.Erm dudu yaşlı kadın.] üfleme sesi. yönetmek.önder.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux. düğümlemek < Tü tüg. ductyöneltmek.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy. emzik.

karanlık. yontulmuş. hekim (ö. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a. İtal. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır. kereste (< Fa durudan biçmek.] zayıflık. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo. dümen temon a. f. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n. daha yakın yer. biçilmiş ağaç. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd.sesi sonradan türemiştir.a. tabya ~ Fa damdama a. biçici & Fa durûd 1.] beri taraf.tabaka.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona. 2. iki katlı konut ~ Lat duplex.a. a. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı.iki katlı. viii+] türjgür sıhriyet. dümbelek <Tü [TS.ikikatlıolanherşey. plak. bulut. katman " düo. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir. duplic. dupleks [xx/c] ~İngduplex1. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. burç. yeryüzü < Ar dana [msd. evlilik yoluyla akrabalık.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz.[küç. Hind.iki + EYun pláks. çöktü. 2. çift & Lat du. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. pli . dunüw/danâwat] yakın idi. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng. EvÇ. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. biçilmiş.

sert. * Aynı kökten İng true (doğru). sağlam). ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş.: dur-. a. durum 1. a. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö. doğru. ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. durgun. dürzü ~ Ar durzı [nsb. sağ. düşün. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. batırmak. sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a." dur ~ Lat durum [n. duplic. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy. 2. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. düz.düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama.a. sokmak. bir [CepK 1935] vaziyet. sağlıklı ~ EFa duruva.] 1. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ. dürüst [CodC xiii] drust düzgün. katı. ikileme. Lat durus (sert. duru. düşün- . hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir.a.dermek. toplamak.a.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a. 2. a.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur. Kaş viii+] tül/tüş rüya. katı). ~ HAvr *deru-1 düz. Men xvii] durbin 1. uzak görüşlü kimse. 2.

götürmek. duşnam (sövme). [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a. öğüt (~ HAvr *mn-yo. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a. bozuk ) + Ave mainyudüşünce. hayale dalmak < Tü tüş rüya.rüya görmek. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır.a. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi. ~ Aram tütâ a.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı. nakletmek.a. a. a. mantalite * Karş. duşvar (müşkül).] < Lat dux.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek. sevketmek < Lat ducere. uğursuz (~ HAvr *dus. Fa duj (çirkin.] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz. [ viii] tuy. duc. murdar).düşmek.duyumsamak.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. ~ Fa drwâr/diwâr a. kırmızı tül. düvel [#dwl çoğ.kötü. a. a. duşt (çirkin). hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş. hissetmek . inmek. düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. a. = Ave duşmainyu. akıl. a. düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. & Ave duş/duj. düven ~ E Yun tykâne a. konmak. sevketmek < Lat ductare yol göstermek.kötülük düşünen.a.kötü.duş [ xix] ~ Fr douche a.

yargıladı. dizili. düzeltmek. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy. desi+ * İt dozzina (a. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . dizmek. il). düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip. hüküm verme. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his.a. & Lat duo iki + Lat decem on " düo. İng dozen (a. düz Tü [Or viii] tüz doğru. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama. kent. borç verdi.dizmek.a. [Men xvii] düzgün tertipli. yasama = Akad dlnu yargı. intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. borç aldı.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1.sıraya koymak. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir.) biçiminden alıntı.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür.) Fransızcadan alınmıştır." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a. a. 2.

kötü. [TS xiv. börek. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1.(kötü. 2. cim. & Tü & . Kıp xiv] büyükanne. nine. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1. delta ebe çoc [Or viii] aba ata. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. DK xiv] kalıcılık. saygı gören kadın.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. çörek. disprosyum. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır. arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. ebed [Aş.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız.: düşman. dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ.: disleksi. [Oğ xi] ebe ana. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif. dizanteri Fa duş. çörek.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj.] iki babalar. 2. balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf. beta.kötülük. sonsuzluk < Ar abada [msd. bozukluk. KıpGul. dede. ebleh [msd.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd. saygıdeğer kimse.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual. ubüd] kaldı. EŞKÖKENLİLER: EYun dys. abla. düztaban2 ~ EYun dys. börek. uğursuz).

a. ölüm < Ar acila bekledi.] yabancı < Ar acnab [kıy.] ücret. gereç. parasal karşılık + Ar mi81 benzer. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim. a. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme.a. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd. söyleyiş tarzı. = Sans abhrá. (= Ave avra. ecel [Kut. 2. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ. kılma. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın.a.] birimler. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a.] 1. bukalemun.a. dilbilgisinde edat . duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. yapma. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb. ~ Akad agru/igru a. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba. abanoz ~ EYun ébenos a.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut.a. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi. ağabey. hareli.a. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç.] 1.a. ~ Ar adat [#'dw] araç. yaşlı adam. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd.] cedler. ödeme. ebeveyn. abla . [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. biçilmiş süre. bekleme süresi. unsur " cüz eczane/eczahane ecza.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. 2. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş. eş " ecir. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret. baobab. ebu ecdat Ar cadd dede.a. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13. unsurlar.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra.

dışa + Lat dare. konuk ağırlama adabı. fact. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. dergi. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd.Ar #'dw : edat.yapmak " ex+. effect. ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ. faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif.üzeri. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n. terbiye. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+.a. yayıncı~Lat editor a.] kısa ömürlü şeyler. edit." belles-lettres < Ar adab 1. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8. çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ. data editör < Lat edere. etkili. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür. bilet. dat. effect. kalimera . etki ~ Lat effectus icraat.] < Ar adat araç. a.icra etmek. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur. -ive fiili.hazırlamak. 2. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ.vermek " ex+. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan.] terbiye. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu. yayınlamak & Lat e(x). edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama.dışarı vermek.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. işin sonucu < Lat efficere.dışa + Lat facere. < Lat edere. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı. imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. görgü. < Tü et. çıkarmak. yaymak. incelik.] edep sahibi. [LG 188+] kabadayı. yayın ~ Lat editio a. kundura < İt condurre (imal etmek).

galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. sahip.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan. fors efrat fert efsane afsüdan. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde. diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. < Lat femina kadın " ex+.] düşünceler < Ar fikr [Kaş. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+. rendelemek. vekil olmayan. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey. a.eğmek. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası. a. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. koyu leylaki. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi. afsây. Platonik. afsây. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a.[xi] metal bir nesneyi . masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir. incinme.a. bey.

193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. boşa vakit geçirmek) ve oyalan.çevirmek. a. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r . ego zamiri) ~ HAvr *eg a. döndürmek. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison. eğer hakaram. eğlen[mek Tü? [Kıp. a. eğreti" ariyet .[Or viii. burmak.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. yün eğirmek " evir* Evir.çevirmek. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy. terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. oyalanmak. lider. geçici. xi Ha] düden.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. boşa vakit geçirmek eğle.[xiv Kıp] meşgul etmek. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç. anafor < Tü eğir.egemen YT sahibi " hegemonya. [TS xiii xiii] sırt. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan.beklemek. bükmek. sarmak. İng.(dolanmak. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. [Uy viii+] eğir-kuşatmak. [LO xix] eğrelti otu a.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek. DK xiv] eğlen. yetiştirmek. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu. şair (1672-1719). +men2 [CepK 1935] hakim .

liyakat. kavi olmak " ex+. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. ehram1 piramidi < Ar haram a.çevirmek. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim.durmak. uzak tutmak ~ HAvr *ark. arct. boşaltma. uygun. en kolay < Ar hâna [msd.talim etmek. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş. exhaust. içe doğru yönelme. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1. kalifiye < Ar ahala [msd. a. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire. hamm] merak etti.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. 2. exercit. haust. bir yere yerleşti. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. zuhur etmek. liyakat. layık. 2.yasaklamak. tüketmek < Lat haurire. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı. yerli halk. bir yerde oturan kişilerin tümü. olmak & Lat ex. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır.a. iş uygulamak < Lat arcere. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. önemsiz idi. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy.] ehillik. boşalma. çok ilginç < Ar hamma [msd. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir. hawn] kolay idi. alıştırma ~ Lat exercitium a. dikilmek. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme.suyunu akıtıp boşaltmak. burulmuş döndürmek. askeri eğitim yapmak. bükük. uhül] evlendi.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. sıkı durmak. içte . < Lat exercere. hane halkı.] kolay. daha kolay.a. < Lat exsistere ortaya çıkmak. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1. stat. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali. ehil/ehl[Kut. ehlî.dışa + Lat sistere. önemsedi.] daha önemli. eş(ler). ehil.

noct. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. qillat] az idi. dışarı). yılan kıral.gece " egale.] çok büyük. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma. Alm aus (dış.] büyükler.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-. * -r. Final -r sonradan türemiştir. önde gelenler < Ar akbar [kıy. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan. a. gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox.] daha az. ejderha [Aş xiv] ejdeha. a.ara sesi Türkçede türemiştir. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. noktürn . ek[mek viii+] ek. tarım yapmak) çevirisidir. tahıl. a. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad. ~ OLat *excartare " ex+. [Men xvii] ek ilave edilen parça. Fa az. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi. çok az < Ar qalla [msd. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. ekim.a. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup.] daha büyük. birleşme yeri. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür. ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü. * Aynı kökten Lat ex. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. eklem.

a. a. İng ship (gemi) < Ger *skipam. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. ayrılmak. a. karışık < EYun eklektós seçilmiş. 2. < EYun oíkos ev. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik. kabile. yakın çevre ~ HAvr *woik-o. .ekip [xx/b] ~Fréquipe1. sohbet.]. derlemek " ek+. YT okul.< HAvr *segh. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö. mezra). ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. İng school. eksik kalmak " ek+. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk.] daha mükemmel. < Lat clarus açık.< HAvr *weik-1 klan.geri durma. alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci. lip. [ xi] etmek .yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a.a. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. şimşek. log-seçmek. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a. ekmek ide. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1.. aydınlık " ex+. terketmek. 2. [Men xvii] etmek vulg.a. dinme * Karş. kaybolma. çalışmak zorunda olmama. lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. kıvılcım. vicus (mahalle).bırakmak. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici. 2.gemimürettebatı. işten geri durma. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek.a. okul ~ HAvr *sgh. sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. vicinus (yakın çevre). 3. 2. bırakıp gitme. dinlenme. * Karş. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses.

İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. çarpı işareti. excels.< HAvr *kreus. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi. vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. dingil EYun âksön a. 2.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1. +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy. yükselti. eskrim ekrem soylu. 2. öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. cels.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. 2.yükselmek. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. iks harfi.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa.: ekran. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm.kalabalıktan ayrı durmak. açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do. züppe. Çal. öne çıkmak. a. seçkinlik < Lat excellere. sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa.] daha çok. züppe. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. iktisat bilimi. Eğirdir. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun). daha yüce.dış. İskoç. Alm schirm (kalkan. düzen " ekoloji. (tıp ~ Fr/İng ex(o). perde). kâhya. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. culmen (zirve). [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden. en çok < Ar .

~ Lat expressus açık.denemek. riske girmek " ex+. stâ.EYun ékstasis 1.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş. & Lat ex.eksik olmak < Tü egsü.a.dışa + Lat premere.basmak. [Geom 193+] zait [TS xv. uzman < Lat experiri.ekşimek"ekşiü < <T eksil. dışa vurmak. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı. sınamak.a. yy'dan önce rastlanmaz. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere. net.a. tecrübeli. özellikle hızlı tren ~ İng express a. kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a.eksik olmak. direkt. a.a. yer veya durum değiştirmek. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek. 2. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo.1.(sıkıp) özünü çıkarmak. eksta.< HAvr *per-3 denemek. exposit. posit.dışa + Lat ponere.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+. ifade etmek & Lat ex.a. a. express. açığa çıkarmak ~ Lat exponere. kazmak "ex+. yer veya durum değiştirme. yy'dan itibaren kullanıldığı halde. vecd. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade. press. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9. trans . pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. çürümek. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney. Çağ xv] < <T *ékşi.durmak " ek+.koymak " ex+. expert. 2. sınamak. a. < EYun eksistemi. statik .dışa + Lat cavare oymak. fiil biçimine 15. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex. sıkmak " ex+. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a.

ikamet etmek < EYun oíkos ev.dışa + Lat trahere. a. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema.olarak telaffuz edilir. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak.dış ) + Lat ordo. extract. a. elçi.çekmek. sürmek. a.(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici. açık mavi.ciltte çıkan kabartı.a. ş. sürüklemek " ex+. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. aequat. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya. [TS xiv xiv] ulus. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o). elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü.ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. dar-üs-selam. ennevm. alaca " ala = Tü ala . 2. tract. kalkan taşıyan. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. dışarıda. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. isilik. kaynamak. n. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. tüm alemi kapsayan. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. dışında (~ HAvr *eghs-ter. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. [ viii] él ülke. Göv ] ela göz çakır göz. Bah.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel.Ar al harf-i tarif. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. s. uygar alem < EYun oikeö iskân etmek.eşitlemek. [LO. il el3 . ele güne. kalkancı. r. KT. t.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] .sökmek.tabla. definite article * d. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü. kaynamak ~ HAvr *yes. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı. Ör: esselam. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü. & Lat extra dışarı. çıkarmak & Lat ex. traktör ekstrem [sup.] en dış. ordin.kabarmak. t. memleket. tahta < HAvr *skei. Ör: şeyh-ül-islam.

] kesin. lect. zarif~Lat elegans. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. [T S xiv. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). a. sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen.a. millet.ttitiz. elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan./ İng electr(o). koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır. şimdi.iki şeyin arasına sokmak. şu anda " el3. Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema. gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o). kalburdan geçirmek.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a.seçmek " ex+.a. Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin. # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar .* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur. bitirdi.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi. ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd. lejyon eleğimsağma [T S. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü". yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır. kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ. budun < Tü él ülke.dışa + Lat legere1. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge. nihai < Ar batta kesti. Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır.

1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti. 2.Stoney. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir. elektrona ilişkin (1902).+ EYun (h)ódos yol" elektrik. eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. personel.* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. " elektrik. İng. elim eleman [Bah 1924] öge. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge.çözmek " elektrik. lys. unsur. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö. kardiy(o)+. elektrod [Bah 1924] électr(o). kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. unsur. EYun elektron (kehribar).D. a. unsur. hak1 .] acı. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem. yapı taşı.

eksiklik. limin. çok renkli. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ. ellipt. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür. ~ EYun adámas. [ xi] almıla a. ellip. elmas * Fr diamant.eksik kalmak " en+.dışarı + Lat limen. yüksek mevki sahibi birinin eşi.] renk. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ. bükülmez. elti Tü? [İMüh. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır.. parıltı elveda el3. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır. dışarıda bırakmak . 2. lip. Kıp xiii] élti hanım.] acı veren.oval ~ EYun élleipsis 1. tam olmama 2. sert. a.kapı eşiği" ex+. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a.] 1.seçmek. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz. a.] daha gerekli.1. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö. renkler.a. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " .OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x). hamd. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö. adamant.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy. 2. yenilmez.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3. elect. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a.

güvenme. melt (eritmek).zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi. sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma. Tü emekli (zahmetli. kesinti & EYun en. mold (kalıba dökmek).] umut.viii+ Uy. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme.atmak " en+.metal eritmek ~ HAvr *(s)meld.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş.satın alan. gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. embesil imbecillus sakat. zahmet. emel umdu. mancip. manüel emare [Men xvii] emaret belirti. a.eritmek. kabarmak. beklenti < Ar amala . emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd.] 1.a. xvii Men.: em-. sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek. zor . EŞKÖKENLİLER: Tü em. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+. xx/a). 2.EYun émbryon yavru. randevu < Ar amara belirledi.em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç. güvenilirlik. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek. [DK xv] emekdar < Tü emge.Fr émaillé [sıfat] sırlı. eziyet. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. alamet ~ Ar amârat [#'mr msd. derman em[mek [ xi] em. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır .içe veya araya + EYun bâllö.] belirti. bol. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek). serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd. belirlenmiş olan zaman. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin . emek Tü [Or viii] emgek çaba. köleyi azat etmek < Lat manceps.

emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x).] 1. path.] emreden. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf." Kamus-ı Türki. acı duyma " en+. emare. salma. tedavüle para çıkarma .dışa + Lat mittere. ped. ayak koymak & Lat in.Fr émission / İng emission çıkarma. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ. olgu. gaz çıkarma. buyruk. Karş. duygu < EYun pâs%ö. komutan " [ xx/b] 1. engel olma. maslahat. 2.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir. güvenilir " emir1/emr[Kut. İng vomit (kusmak) < Ger. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak.hissetme.] güvenli. şey < Ar amara belirledi. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd. emniyet güvenlik.kusmak * Karş. buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. 2.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his.+ Lat pes. serbest bırakma < Lat emittere. iş.ayak " in+1.göndermek " ex+. direnme. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf. ped(i)+1 . çıkmaz sokak " in+2. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd. miss. 2. empas geçmez. tekerine çomak somak.

hazırlıklı < Lat providere. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı. nüfuz etmek).+ Lat ponere. posit." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. izlenim ~ Lat impressio a. işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2. girişim .a.a." in+2. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut. damga ve mühür basmak.+ Lat praegnans. .olumsuzluk öneki + Lat potentia güç. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in. iktidar " in+2. & Lat in. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a. imposit. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız. baskı. hak1 emrivaki olmuş " emir1. İng permeate (içine geçmek. impress. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak. hakketmek & Lat in. Allah " emir1.iz bırakmak.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci. press. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. doldurmak.koymak " in+1. dolgu yapmak. 2. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek. provis.+ Lat premere. t. < Lat imprimere. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ.a. müteşebbis < İt impresa marka. içine geçmek < Lat meare geçmek. a. mühür < Lat impremere. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük. şirket. üstüne atmak ~ Lat imponere. per+2 * Karş. & Lat in.basmak. Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. hamile bırakmak.değil + Fr provisé öngörülmüş. impress. doğaçlama & Fr in. sıkmak " in+1.a.Lat impressum damga. video emrihak [Men xvii] Allahın emri.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a.] örnekler.

. andaz.[viii+ Uy] * Fiil kökü em.a. biçim ~ OFa handâm a. cemaat ~ OFa hancaman a. ölçü.iç. beden.emdirmek < Tü emiz-/emzi. a. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç. " ex+ * Karş. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş. muls. < OFa handâ%tan. a. Yeni Farsça andaçtan.] ~ Fa ancâm son. 2. İng milk (süt). bitim. beraber. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o). a.a. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan. öz. hep ben diyen. eklemleme. içeri. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a.süt sağmak ~ HAvr *mlg. miktar ~ Fa andâza 1. birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı. a.ve emiz.(atmak). < OFa hancâftan.a.a. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. oran. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ. emuls. (= Sogd andame a.< HAvr *melg. handâz. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a.olmak üzere iki varyanta sahiptir. Karş. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama. bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a. 2. uzuv.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür.< Lat emulgere.a. = Ave handâma a. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1. boy-pos. meclis. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere. & OFa han bir. içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men.ölçmek. kestirmek. kol ve bacak.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam. hancâm.

bağır < Fa/OFa andar iç.henüz konuşamayan çocuk. indic. çalışarak ortaya konan şeyler.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge. içyüzü. Yus xiv] .yaymak.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi. taşak < Tü én. induct.)" inter+ * Karş. t. kaygı endişe [Yun.+ Lat *dex. sanayi ~ Lat industria gayret.a. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama. dig. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç.sevketmek.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık. çalışkanlık.+ Lat ducere. duct. etkinlik < EYun energós çalışkan. iç taraf. dizin ~ Lat index. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters. çocuksu ~ Lat infantilis a.a. 2.sevketmek " in+1.] daha nadir. < Lat infans. fabl . indic. bir yerin halkı " en+. EYun énteron (iç organlar). fant. ilçe. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1. işaret etmek.parmak " in+1. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1.konuşan < Lat fari. 2.inmek. faal < EYun érgon iş. ifşa etmek < Lat index. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+. yol açmak & Lat in. tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere. -e götürmek. Lat internus (iç yüz).OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+. [DTC 1944] sanayide muharrik güç . bebek & Lat in. [Bah 1924] iş yapma gücü. fatsöylemek " in+2.değil + Lat fans. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. sermek. çalışma " en+. içinde (= Sans antara a. memleket.işaret parmağı & Lat in.

2.a.+ Lat farcire. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır. fact. = Akad appu a. engin <Tü [MMem xvi] 1. şişirmek ~ Lat inflare a. piyasadaki para arzını şişirme. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu. iltihaplı < Lat inficere.üflemek " in+1. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+. kırmak. Lat anguila. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı. her ikisi HAvr *angwhi. arıza ~ EYun enkope a.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1.a. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç. şişirme. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak.kesmek. & Lat iniçine doğru + Lat flare.a. kop. farct.+ Lat facere. 2.şişme. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in.a. derin.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği.enfarktüs in.batırmak. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. dip.] daha nefis. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel. iniş ~ Yun ankinára bir sebze.içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1. Ancak karş.a.tıkmak " in+1. tutan şey [EvÇ. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek. .yapmak " in+1.kökünden. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır. bulaştırmak & Lat in. tuzak.a. yarmak ~ HAvr *kop-a. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin. flat. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a. " en+. infect. Yun engeli (yılan veya yılan balığı). faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek. < EYun köptö.

koymak. 2. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp. sorgulamak & Lat in. a.durdurmak.] yıkıntılar. kurmak < Lat status durum. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. inquaest. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık.soruşturmak.* Karş. dikmek. t. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a. hazır. < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ. kurum < Lat instituere.dikmek. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. şimdiki < Lat instâre durmak. institut. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. paye vermek < Ger *stalljan koymak. haram.a. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası. duruş " statü . & Lat in.sormak " in+1. < Lat inquirere. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. jet enkaz nuqD yıkım.+ Lat iactare atmak " in+1. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey. özellikle Hz. izleyiciler. mahrem " in+2. sınırı aşan & Lat in.elde olan. Fa kangar (yaban enginarı). varolmak.değil + Lat castus temiz.] yardımcılar. statut. hazır olmak & Lat in.+ Lat stâre. quaest. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak".a. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans. soruşturma. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak.+ Lat quaerere.durmak " in+1.a. kurmak < Lat statuere. stat.

anlayan. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1.a.+ Lat struere. struct. lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı.+ Lat tangere. gereç. integr.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek. anlayış < Lat intellectus a. müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. 2. paramparça " bent ~ Fr intensif. tact. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak.] iç çamaşırı. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak.yığmak. a.germek. inşa etmek " in+1. bütün & Lat in. oluşturmak. donanım. sutyen ) ~ [LO. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar.seçmek " inter+. " in+1. tümel. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak. intens. zeki ~ Lat intelligens. teçhiz etmek & Lat in. teçhizat./ İng enter(o). struct. enternasyonal uluslararası" inter+.a. onarmak < Lat integer. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o).enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç. tam. bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek. bağ kurmak " inter+. < Lat intelligere anlamak. bir konunun "içinde olmak". donatmak.dokunulmamış.dokunmak ~ HAvr *tag. t. nasyonal [187+] ~Frinternational . iç etek. lect. < Lat instruere. a. darmadağın. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın.kurmak. idrak etmek. dikmek. zorlamak. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere.

" en+. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena. & EYun en. en içerideki < Lat inter iç. invent.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.rast gelmek. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in.sesinin korunması dikkat çekicidir. dahili " antre entim [ xx/b] dahili. enli kılıç.a. vent. ^ 1850 Rudolf Clausius.. # 1878 Wilhelm Kühne. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup. mayalanmak ~ HAvr *yeus. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a.+ Lat venire.a. kaynamak. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey. fizikçi. böcek < EYun temnö. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek. saçma. hile.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses. sen.+ Lat tricae dolanıklık. & Lat in. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire. bulmak & Lat in. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a. vurgu " in+1.a.kesmek " en+. Alm.] en ~ ? [LO xix] entipüf boş. aklını çelmek ~ Lat intricare a.a..içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+.] çeşitler < Ar nawc çeşit.) kalıplarından.a. eklembacaklı. tom. .gelmek " in+1. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. < İt intrigare karıştırmak. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. ente (ben. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a. Alm. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ.a.

sonra + EYun lógos söz " epi+. eis+. stâ.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . epilep. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1. aydınlanma.durmak " epi+. aydınlanma. bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. tutmak " epi+. +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk. 2. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. a. < EYun epilambanö. destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a. dem(o)+ epiderm a. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi.a.a. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+. a. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+.almak. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. üstüne gelme. 2. & EYun epí üst. statik.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. üst. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+. epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey. " epi+. mezar yazıtı" epi+. üzeri).tutulmak. öne çıkma. karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi. a. oyunda kısa bölüm. aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak.a. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a.a. İng upon (üzeri). meme başı dokusu. di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1.]. ~ EYun epifaneia zuhur. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". lep. [ xx/c] bir tür boya .

Karş. < Lat erigere. anlatı [ xi] opra.dikmek & Lat e(x). Karş. a.] * Karş. topluluk [çoğ. reji . dikilme. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü . Karş. erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. gibi" anlamındadır. • Tü ét. yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi. erek YT [CepK 1935] gaye. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır. & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı. Moğ arad (adamlar. [Kaş xi] . amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme. çoğ. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan. rect. parlak). ulu kişiler.(varetmek. zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. hüner [Or viii] erdem . [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. erect. olgunlaşmak.: epri-. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk. [DK xv] .organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a.a. kalabalık. fazilet.olmak. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. ETü kündem (güneş gibi. dikleşme ~ Lat erectio a. -dem eki belki "benzer. a. varolmak. a. inşa etmek " epos.EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü. yıpranmak. Lat virtus (erdem) < vir (erkek). < Tü [Uy viii+] erat insanlar. et-. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak.) < aran (adam). [EvÇ xvii] epri. Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir.dışa + Lat regere.] büyükler.doğrultmak " ex+. dökülmek.(giysi) eskimek.

adam. reş. bükmek = Ave *reş.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. ~ Fa .Türkiye Türkçesinde eri. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. organizma. ergonomi. siderürji. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç. organize. * -en ekinin işlevi belirsizdir. " erg.a. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy.a. eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. çalışma ~ HAvr *werg.a. a. hizmetçi).biçimini almışken. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a. [LO ] ergenlik yüzde < Tü er.a. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi. metalürji." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. organik. kızıl mor * Ar urcuwan (a. organ.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. sinerji. erin[mek üşenmek. enerji. eri[mek a. ~ Akad argamannu erguvan rengi. zeveban etmek Tü ergü. garson. çalışma). Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır. Kaş viii+] érük bir meyve.a. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er. argon. letarji. Alm werk (iş. arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır. org.a. erg. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip.) Aramcadan alınmıştır. bucurgat. erkek. şerit < Fa/OFa riştan. iplik. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". olgun" anlamı düşünülebilir. erg [ML xx/c] érgon iş. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson. ırgat. Moğ aran biçimi tekildir.eğirmek. adam. [Men ] ergen bekâr. kadırga.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work.

a. İng red < Ger *raudaz (kırmızı). Lith raudas. hastalık) geçmek. [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek.a. yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a.] ruhlar < Ar rüH " . alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+.cinsel sevi. yarı-tanrı eros erotik a. eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi. erot. Kaş viii+] érte sabah. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB.] direkler. ^ 1898 Bayer Gmbh. kuvvet. çürümek " ex+. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur. Karş. erosçürüyerek tükenmek. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. payanda < Ar rakana [msd. Alm. [TS xv] erken < Tü ért.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ.a. bir yerden başka yere geçmek < Tü ér. tan vakti. varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli . [CodC xiii] a.paslanmak. Moğ erke (a.a. < EYun (h)éros kahraman. destekler.. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç. rükün] dayandı.olmak. ros. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ. Lat ruber. rust (demir pası). önemli kişiler < Ar rukn direk. sabah.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a.).< HAvr *reudh.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o). [CepK 1935] < Tü ér.[viii+ Uy] (süre.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). yarın. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros.a. cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere. iktidar. * Aynı kökten Sans rudhira.a.a. İng ruddy (kızıl). ESlav rudu. tam olmak. tüketmek < Lat rodere.

[Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş.] sebepler < * 5.). ~ Ar asbâb [#sbb çoğ. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı.] önceki. 15. bitkisel öz. mitoloji < Ar usTürat efsane. işak (a. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd.erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ. Kırg eş.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak.] efsaneler. yarmak). .(deşmek.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü. Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir. dost. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka. geçmiş " [Kut.] ölçü. 2.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş. parfüm ~ OLat essentia öz. mitler. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ.] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü.a. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç. İng scarf (a. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş. masal < EYun sátyros 1.a. eski. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş.] temeller. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır.a.

< EYun es%atos son.acımak. " ezkaza "e sk i- .a. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir. [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. 2. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir. ayak izi.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. salim. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr. dingin. mobil esen [Uy viii+] esen sağ. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. eşkâl [Men xvii] biçimler.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak. shell (deniz kabuğu). < İt scala merdiven. iz. âsây. [Uy viii+] eşük örtü. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak.kapamak.dinlenmek. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy. nişan. kolay < Fa/OFa âsüdan. İng scale (balık pulu). eskalop pul. esir [Kut. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf. ilham < Tü eşü.a. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur.] 1. sağlıklı rahat. merdiven (~ Lat scala a.a. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd. a.) + Lat mobile hareketli" iskele.

sınıflar. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ. ~ EYun s%edios geçici. ~ İt scorta a. hafif tabanlı ayakkabı . < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar. zavallılar.[Kıpxiv]eski-/eskir-. garipler. korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak. eşlikçi / İng escort a. [Men xvii] fakirler.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan . batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç.gerinmek < Tü es-2 [xi] germek.a. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak. correctdüzeltmek " ex+.] loncalar. önemsiz. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak.a. ~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez. ~ Lat schedius a.a. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. ısıtma. eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne. müsvedde ~ İt schizzo a.a. a. esami. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+..a. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma. usit.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a. ~ EYun esöterikös içsel. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş.] bedbahtlar.

savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). uzay).] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. Alm. ^ A.sarhoş olmak < Tü es. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. 2. gizler. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n.].] daha şerefli. boşluk * Karş. görülenler < EYun aisthânö algılamak. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar. ruh. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo. duymak.a.duyu-verme. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ.espardillo a.] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler.] gizlenen şeyler. belli). sicim espas alan. Ave aviş (algılanan. mühür. ıstampa. . espiyonaj casus. gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. T. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür. İng space (alan.esmek. çoğ. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19. nefes almak/vermek eşraf seçkin. 2.a. nükte ~ Lat spiritus nefes. uzay ~ Lat spatium yer. ruh < Lat spirare solumak. < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. zekâ.

a. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf. bina katı. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et.] şeyler. 2. delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak. eter [KT xix] ~ Fr éther 1. < Lat stâre. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t. süslemek.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç.(mızrak).düzenlemek.< Tü e5 varlık. saplamak). hazırlamak. atmosferin en üst tabakası. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ. saplamak. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. adap.a. imal etmek.sivri bir şey batırmak. Ave taeġa. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. statü. yanmak .HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak.] < Lat stamen iplik. stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. 2. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak. durak. 2. hükümdarlık payesi. saplamak ~ HAvr * steig. menzil. itibar. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. ahlak. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. durma yeri. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek.] yafta < EFr estiquier iliştirmek. dolap rafı ~ OLat *stâticum a.

kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1.a. katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı.a. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi .) Eski Fransızcadan alınmıştır./ İng ethn(o). -men1.a. -men2. çaba göstermek . Karş.a. ileri atılmak * Karş. kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o).a.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak.] taraflar. euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd. < E Yun étymon bir şeyin aslı.a. çalışma < Lat studere gayret etmek. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus. yöre. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. kavim ~ Fr éthnique ulusal. 2.a. faktör [CepK 1935] nüfuz. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a. doğrusu < E Yun étymos gerçek. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı. ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik.HAvr *stud-e. " ex+ * İng stove (a. sıcak oda ~ OLat *extufa baca. a. inceleme ~ Lat studium gayret. tel fırça ~ Lat strigilis a. < EYun éthnos ulus. a. İng study (a. dört ~ Fr étriller kaşağı. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma.).ulus. ~ HAvr *dheubh.

] veliler < Ar < Tü eP " .a. Fr domestique < Lat domus (ev). yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a. 2. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a. döndürmek * Karş. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir.a. yarık. iyi haber. 2. yakışan. yeğ < Ar waliya yakın idi. çevir-.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1. Ar ahlı < ahl (ev halkı).çevirmek. ~ EYun euangelikós a. İncile ait. tarlada sabanla [ xi] ewlen.] vehimler. vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş.eve kavuşmak. [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ.a.] daha uygun.] çocuklar < ~ Yun auláki ark. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ.a. devir-. İncil" incil evaze vase vazo " ex+. müjde. daha değerli.. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. [ viii] ewür. yerleşmek. a.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy. < EYun euángelos 1.

kubbe şeklinde fırın [Kaş]. feleğin çarkı [İMüh].< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat. file başlayan fiillerde asimile edilir. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır.] yönetim.fiilleri eş anlamlı olduğu halde. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. çıkma. eye Tü [Uy viii+] eyegü yan. alem ~ Tü evren gök kubbe. (kitap) okumak & Lat e. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. DK.şeklini alır. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir. ejderha [DK] < Tü evür.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. evvel [Yus.+ Lat voluere dönmek. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. diğer hallerde ex. ilk. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b. çözmek. keşfetmek ~ HAvr *we-wre. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-. taraf. salmak.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus. yuvarlamak " ex-. Fransızca biçimlerde é-.ve devir. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir. [ xi] kaburga . Ör: efficere < exfacere.] birinci. İtalyanca biçimlerde s. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır.şeklini alır. eyalet birim. döndürmek. a. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür. yuvarlanmak. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti.evirmek. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ. vilayet.a.

eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. DK xiv] eyle. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma. . kemer [Kıp. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat. kazımak.[xi Oğ] konuşmak. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle.yapmak. cümle ezel ezgi bestesi. a. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd. a. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd. " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a. [ xi] ez.var etmek. [Kıp.] incitme.] ilan etme.sivri bir aletle çizmek.eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza.[xi] a. söylemek < Tü ay. büyük sofa. oldurmak. işe yarar hale getirmek.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste. etmek < Tü e5 varlık. çağrı. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir.

] acı veren talihsizlik. çehre (argo) yüz. demet.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+. f.a. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1. uydurmak. masal < Lat fari. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a. a. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. bereket.] incitme. imalathane ~ Lat fabrica a. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa. görünüm ~ Lat facies suret.a. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. Çin hükümdarı. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1.a. a. güneş. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal.< HAvr *dhabh. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. trajedi < Ar facaca [msd. facc] acı ve üzüntü verdi. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro. fat. sima. mesel ~ Lat fabula [küç. cephe. 2. surat. başak veya kamış destesi. f. 2.] çok etkin.el becerisiyle yapmak.] küçük anlatı. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. .söylemek.

a.] onursal < Ar fa%r [msd.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. imalatçı. 2. fact. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların . Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf. bir borca . İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir.] tuzak ~ Aram pa%%â a. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan.] yapan. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. yapan. imal eden. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb.] bilgin.yapmak. tıpkı" faktör. fazla. fakr. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli.] artan. fact.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd. simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1. eylemek.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa. eden. etken. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu. f. bilge. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. etmek.] azgın.yapmak) + Lat similis benzer. icra etmek * Fr faire. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa. eden < Lat facere. islam [Kıp. yalnız.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere.] fakirlik. azgın. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa.

kolay < Lat facere.a. falang.kütük. fact.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1. falang. aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk.a.fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1.]. kabarmak " balya falso [KT xix] 1. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd.] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek. kütük. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). 2. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. hata. 2. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. a. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı . cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat. yetenek. 2.EYun fálanks. beceri. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks. < Lat fallere. fals. 2. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan.1. müzikte yanlış nota. kalın sopa. harman savurma aleti [esk. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. hatalı olmak * İng fail (yanılmak). falc.yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek . beceriksizlik . Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. falan ~ Ar fulân a. "tanrı çarpmış". false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. yanlış ~ Lat falsus a. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. tırpan falez Alm fels a.orak.yanılmak.İt falso hata. 2. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik.] (hayvan. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1.]. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük.

faz.] < Ar farâşat gece kelebeği. fotoğraf. ışımak. trifaze EYun fôs : fosfor. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. Aynı kökten karş.fani faniya öldü. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. . fenol. [LO. fantezi. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. fantastik . aydınlatmak.] ölen. yok oldu " fena [Kut. hayali.< HAvr *bhâ-1 parlamak. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1.aydınlanmak. 2. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. fanus. 3. fâo (ışımak). KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19. fener. görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. fotokopi. hayal. fan. 2. gösteriş. fot(o)+1. 2. debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. görünmek. t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. fener ~ EYun fanós a. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. fantazma. kanat açmak). deniz feneri. fantastik. pervane < Ar faraşa yaydı. aydınlanmak. < EYun fainö. fenomen. İng wool (yün). düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. düş ~ EYun fantasía görüntü. Lat vellus. açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. kafatasının yan kemikleri. fan-1. hayal < EYun fainö. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). foton. pervane. gece kelebeği.EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. fot(o) +2.a. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . Akad paraşu (uçmak. her tür pervane kanadı. Alm farben (boyamak). faraş [Men xvii] 1.

sıkışık). işaret. 2.faraziye utopie karşılığı. uzaklaştırma. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. dini ödev " farz [Kut.(daraltmak. farcttıkmak. dağıldı fas a.] 1. cephe ~ Lat facies . olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. böldü (= Aram #prq ayırma. doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks. belirledi. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1. ayrım < Ar faraqa ayırdı.] ayırdetme. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır. varsayım < Ar faraDa 1.a.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. çentik. tayin etti. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. farika fariza kılınmış şey. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd.] (sır) açığa çıkma. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. frag. çitle çevirmek). sıkmak. 2. ayırdetti. dolma yapmak ~ Lat farcire. 3.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. Fr < Ar farD [#frD nsb. f. [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir. sıkmak. faryng.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf. çentti.a. 2. yayıldı. ödev. kural koydu. f. boğmak.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd.< HAvr *bhrekw. din veya yasa kuralı. EYun frâsso.tıkmak. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd.

a. çete ~ Lat fascis 1.] küçük demet < Lat fascis demet. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a. araya girdi.] bölme. kolay < Lat facere. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. fact. imalat. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz. demet. 2. 2. önemsiz.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. < İt fascio demet. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa. fasikül ~ Lat fasciculus [küç. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. usul ~ Lat factio < Lat facere. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. vicia sativa . yapış şekli. yapım. fasH] yer açtı.] haşerat < Ar fisfisat [onom. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. f. bozuk < Ar fasada bozuldu.] doğru yoldan sapan. 2. fiğ. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1.] malum sebze. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd.] ara. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık. bölüm. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan. # 1919 İt. yüreksiz adam. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. böldü. sıkıca birbirine bağlı grup. aralık. fact.] açık. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. dönem. böcek. kolaylık.] fesat eden.a.] haşere. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. geniş.

] yarar. istifade. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası.tarafını tutmak. kokmuş ~ HAvr *pülo. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir. fact. 3. faut. saygı göstermek.< HAvr *pü-2 çürümek.pis. yanak sakalı. tercih edilen. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. ifade. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. imalat. 2. fals.saymak. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti.a. Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. 2. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a. ecel < Lat fari. yetmemek ~ Lat fallere. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek.] açan.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. iğrenç. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç. fatura [LO xix] nümune. f. 2. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm. alkışlamak < Lat favere. açan şey. Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. 2. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa. müstefit . örnek. f. fayda Ar fada yararlandı. bozuk.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15. kader.] 1. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir. hatalı olmak. çirkin.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. yazgı. a. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. nasip olan. desteklemek ~ HAvr *ghowe. yapım. a. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan". kaçınılmaz.

çok oldu. ~ Ar faDlat [#fDl msd.< HAvr *bheidh. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+. f.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre. feda etme < Ar fada feda etti. bedel.] trajik. üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf. çok geldi. kurtulmalık. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı. [Basirt 1873] payton . bedel ödedi (= Akad padü a.] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ. (bir şey uğruna) bedel ödeme. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd. 2. fidye. aştı. üstün idi fe+ ~ Ar fa için. fidye federasyon [ 185+]. ekstra < Ar faDala [msd.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton . f.] acı veren olay.] kırma.) ~ Ar fahm [#fhm msd. fa. musibet. birleşme < Lat foedus.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda.] ölçünün üzerinde olma. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu. feci ~ Ar facîc [#fcc sf.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!.a. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik.a.a.] ~ Ar fakk [#fkk msd. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf. kavrama < Ar fahama anladı. yardı feda [Kut. faDl] arttı.a.a. foederittifak. ant ~ HAvr *bhoidhes. artık.ışımak. keserek açtı (= Aram #pkk a.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi. özellikle şarap tortusu.a.] üstünlük.] 1. sözleşme. ~ HAvr *paswr a. ~ Ger *fûri. keserek .

hüner. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. huzur. 3.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir. ölümlü dünya. çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. ustalık < Ar fanna becerdi. yıldızların döner küresi. feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi.] çiftçi. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd. alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut. [Aş xiv] ölüm. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı. baht ~ Aram pelekâ çark. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. zail olma. geri dönme . [Men xvii] vulg. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. kötü.emziren < HAvr *dhe. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. fellah falaHa [msd. sanat. fena [Kut xi] yokolma.emzirmek. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd. savaş meydanı (~ Ger *felthu. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ. çark.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. Gül xiv] hüner.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi".felah [Aş xiv] mutluluk. kadınsı ~ Lat femininus a. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik. başarı. a.] refah. kararma = Aram psnây gün dönümü. toprağı sürdü. felaket [#flk msd. bilgi" fil(o)+. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd. çıkrık. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd.düzlük.] 1. talih. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd. emzirme).] beceri. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi.] yokolma. fetus (hamilelik). sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil. güvenlik. afet. akşam < Aram #pny dönme. falH] yardı. 2. zail olma. alan ~ HAvr *pelstu.

dişilik . ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. parıltı.a. boşluk. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı. fi. kurnazlık .~ fra. görüntü < EYun fainö aydınlanmak. gemi feneri fanári(on) [küç. tüketti.(nur. manto . Sans súvar (güneş.güneş ) ~ HAvr *saswel.] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a. Alm vor.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma.a. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. farc] açtı. 2.öne. fer+ ~ Fa far. [Kan xv] . yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd. ihtişam. ışık. Aynı kökten Lat prö.a. ~ HAvr *pro-/prö.fenafillah fena. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a.)" fer+ ~ Fa farâ% geniş.a. parıltı. yardı.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. gün ışığı. ileriye. < Ave hvars. beceri. açık ~ OFa frâh a.a.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd. allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey.] 1. hile.a. svárn?ara. ~ Ar farâğat [#frġ msd. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd. aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey.Ar fann beceri. vakum.güneş * Karş.] küçük lamba < EYun fanós fener. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd. = Sans prâthu a. İng fore. gen. görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak.a. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi. (= Ave hvarsnah. ağız. ihtişam). olgu.] yarık. surah) > súrya (güneş).a.

2. mayalanmak ~ HAvr *bhreus.ferda prâtâr erken. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb. mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak. (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır. öncü.a. ferman [Aş. tümen komutanı [Men xvii] bölük. bread (ekmek).[sup. İng brew (mayalanmış içki). broth (haşlama). sabah ~ OFa fradag a. akıl" fer+. ~ EFa parasang. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak. & EFa fra. ileri + EFa mâna-düşünce.ön. Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk.a. a. meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a. emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. bot2 ferik subay. taşımak ~ HAvr *poreyo.kaynamak. yol göstermek) fiili eş yapıdadır. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş.a. hüküm.a.a. birinci.a. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa . önce )" fer+ * Karş. müfreze. sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın.ön. ~ EFa framânâ a.] en önde < Ave frâ. bölük " fark feriştah/ferişte [Kut.a. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a.] askeri birlik. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı".geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal. hükümdar iradesi ~ OFa framân a.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek. İng first (birinci). (= Ave fraeşta. pek. takım. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf.a. düşman * Lat praemonere (uyarmak. güruh. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek. (bitki) bolca üretmek. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım. erica ~ Yun foúnta püskül. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. 2. tütsülemek ~ Lat fumare a. dökmek. dumanla terbiye edilmiş.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1.a. fus. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ. dağıtmak. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır.] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak . duman rengi < Fr fumer duman tütmek. esas. 2.1. dibe atmak.] ince ip. < HAvr *dhü-mo. halat.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. a. teleferik < Lat funi culus [küç.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. saçmak. tepelik. tel < Lat funis ip. sorguç. çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik. dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a. dal budak sarmak ~ Lat fundere. (kabarık şey).

dindi. İslam ülkelerinde 12.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak. gereksiz şey < Ar fuDül [msd. erimiş metal dökme.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma.] dallanma.dökmek " fondan .] haddini aşan. gevşeme < Ar fatara gevşedi. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır. 2. oluşmak. fus. 2. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek. metal erimesi. şair < Fr future gelecek.] 1. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı. eylem haline ara verdi.] tembellik. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb. çılgınlık. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd.a.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. fazlalık. artık. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. İt.] lüzümsuz. ~ Fr fusée havai fişek. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere. kaynak yapma. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö. gençlik.

anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş . gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz.] bilgisiz. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf.] zalim. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) . Fr.EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod.] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran. wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek. anlayışsız. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık. donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd.] bilgisizlik. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti. yolculuk gabari *garwian kalıplamak. dolanmak + EAlm vart gidiş.

aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut. 1924). a. [DK. göden. 2. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. . g$awl] < Ar gül gulyabani.a. yerde bulunan çukur.. f.] hata. umursamaz.Samanyolu.süt ~ HAvr *glak-t. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. madenlerde yeraltı tüneli. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. ucu çengelli sopa. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak.] önemsemezlik. çukura girdi * "Gait. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli.a. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet.] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa.. yenme < Ar ġalaba üstün idi. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. ~ EFr gale dans. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom.] 1. Gül xv] unutkan.] habersiz. dışkı < Ar ğâTa battı. dikkatsizlik. [Bah 1924] koridor.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı.a. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa.] burada olmayan. festival ~ İt gala a. gafil [ xi] . samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu". ağız tıkacı. Yeni Türkçe Lugat. galak. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. insan dışkısı. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa.] 1. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd.a. galact. < EYun gála. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. üşüştü[msd. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. hela çukuru. / OLat galeria a. ~ İt galleria a.] sayı veya güç bakımından üstün olma. 2. 2.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. gülmekten tıkanma. kemerli koridor. f.a. yanlış. a. tuvalette yapılan şey.

gizledi. sabo < öz Gallia Galya. ~ Yun gámma . koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd. a. karamsarlık < Ar ġamma kararttı. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi. ^ Guido d'Arezzo. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya. müzik kuramcısı (ö. koyu. müzikte do sesi. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı.] galip ihtimal ile. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd.a. üstün " [Yus. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. 2. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma.] yenen. gam1 [Kut. keder. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd. ġilZat] kabalaştı. 1050).] sıkıntı. tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya.] kalın. İtal.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf.

düğün. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20. çimdikledi.a. [Men ] a. ġamz] 1. sıktı. (göz vb. gitmek gani [Aş. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız. elde etmek. 2.]. güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak. gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi). [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma.a.kazanmak. 2. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. işve < Ar ġamaza [msd.a. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf..] zengin. mal.vurmak. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci. sıktı. yy'dan önce kaydedilmemiştir.a.< HAvr *weis. kafile [esk. öldürmek) + İng boat gemi " defans.] savaşta ele geçirilen mal.dönüşümü tipiktir. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o.< HAvr *gems. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a. korumak ~ HAvr *wer-4 a.a. 2. göz kırptı. 2.Ar gammaz [#ġmz im. f. göz kırpan. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. [KT ] a. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve. 2. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh.] 1. [LO ] a. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma. koyun.vuruşma < HAvr *gwhen.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. işve. HAvr g. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois. yağmalamak * Karş.a. İng to win (kazanmak) < Ger.> Fa d. İng to gain (kazanmak) < Fr. gözetmek. haydut ^ y. göz süzerek bakma.> Ave z.yürümek... kazanan.a. çimdikledi. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1.) kırptı. . yağma < Ar ġanam 1. ~ HAvr *gwhn-tyâ. Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen .

nöbette). gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard.] a. ğarâbat] yabancı idi. yabancılık < Ar ġaruba [msd. Fr garde. roba gargara ġarġara [onom. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek).] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd. yolcu. Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf.] yabancı. önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. bekçi < Fr garder bakmak. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi.] gariplik. güvence veren < Fr g(u)arer korumak. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. ğarb/ğurûb] uzaklaştı. ayrıldı. kasıt. gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. egzotik. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. İng guard/ward (nöbetçi). İng aware. güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi. çevrili) + İng party " gard. a.a. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. korumak). ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. ~ HAvr *wor-to. gözetmek. wary (uyanık. Tüm dillerde onomatopedir. gözetmek. nöbetçi / Fr gardien a.a. ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . garip [Uy. < Fr g(u)arer korumak. korunma. EYun gargarizo.< HAvr *wer-4 a.a. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan.] amaç.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek. Fr regarde (bakmak). a. Fr gargariser (gargara etmek). < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak.a. Lat gargarizare. < Ar * Karş. a. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. gözkulak olma. wehr (savunma). korumak ~ Ger *ward.

donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. süsleme < Fr garnir tahkim etmek. kurabiye. hizmetçi dairesi. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları .] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. vale ~ HAvr *werg. gurup. hizmetçi. uzaklaştı. armatür [esk. garp. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet. çırak ~ Frk *warkjo işçi. çırak. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. uşak. 2. 2. 2.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. Batı < Ar ġaraba ayrıldı.Fr garniture donatım. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır.]. erkek çocuk. suya dalma.] 1.* "Fakir" anlamı 17. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. gurbet. oğlan. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun . boğulma. güneş batımı.çalışmak. boş " gaz1. el koydu.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı.] 1. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili.] gaspeden. köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. savunmak < Ger *waran gözetmek. 2. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd.a. tuhaf olma) türevseldir. hizmetkâr. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı. garip. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak.

(sıvı) dökmek. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos .] muhabbet tellalı.a. son derece " gaye gayret [Aş. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd. diğer ~ Fa ġayri -den başka. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J. Yus xiv] haysiyetine dokunma. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. [İM665 187+] havagazı. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. Karş. qawd/qiyâdat] önayak oldu. van Helmont (1577-1644) Holl. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef.gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. lokantacı" gastr(o)+. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı. 2. amaç. gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran. B. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd.] kıskançlık.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. eşcinsel erkek ~ Fr [Kut. irrationel > gayrıaklî. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka. fanatizm. dökülen < Nor geisan akıtmak. kötü yola düşme.] baştan çıkma. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in.ve a(n). havagazı lambası ~ Fr gaz a. neşeli. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. immeuble > gayrımenkul. Aş.

a.] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç. 2. Venedik devletinde bozuk para birimi. aşk sözleri. baskıncı. akın yaptı. a. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür. DK.a. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda. benzin & İng gas1 uçucu madde. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer.] ~ Ar ġazal [#ġzl msd. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. Karş. Tü küwen(şişinmek). Gül8 xiii] kızgınlık. kabarmak. kulübe. gayret etti.) Fransızcadan alınmıştır. köwrüğ/küwrüğ (davul).a. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. içi boşalmak * Karş. küwre (şişmiş ceset).a. köwtünğ.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. şişkin.] 1. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. 2. [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka.] akın. çabaladı. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek. gaza [Kut. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd. evcik. küwij (içi koflaşan ağaç).] flört etme. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1. 2. petrol lambası. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz. öfke < Ar ġadiba kızdı. daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. . DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden. gazi [Kut. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa.] Gazze'ye ait. metelik.] rafine edilmiş petrol. yağma. saldırı < Ar ğazâ 1. istila etti gazap [CodC. Trkm gebe (balon).

geçim (bir tür zırh. 2. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. arkada olan < Tü ke/ke5 arka.a. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece. geç) ve kısa açık e ile keç.a. geç vakit.[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç. xix LO). cevşen . . Türkçe gebere biçimi 20. son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç.ekiyle. gerideki.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber.[xiv Kıp] delmek. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç. delik. gebeş kabş teke. pehlivan.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel. yy'dan önce rastlanmaz. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom.aşmak. ~ Aram qapar a. hamile olmak. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki.geç olmak < Tü kéç. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki.birlikteyaşama. geçim <Tü [Bah1924]1. [Çağ xv] geber-şişmek. capparis spinosa ~ EYun kápparis a.xvii Men.(gecikmek. oyuk.şişmek.a. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged. * İng caper. dün <Tü [Kıp xiv] kecik. yarık açmak.a. geri. uzlaşma. maişet <Tü geç-" geç- * Karş. [ xvi] safta bir askerin yeri.

a.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel.a. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne. general [LF xvi] . mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a. . sandal.gelin Tü [Uy viii+] kelin a. yavru. KT xix] büyümek. gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. Avst.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. ırk " genetik * Karş. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO. [KatipÇ. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için.a. şakayık-ı numan.) < cirs (gelin) çevirisidir. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır. genel < Lat genus. gener-soy. Fr gène (/jen/). her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. biyolog < Lat genus / EYun génos soy. bol" geniş * Fr général (a. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı. İng gene (/cm/). genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir.

* Geçişsiz fiil eki -n.dönmek.ve isim eki -ğ ile. (= Ave vart. ki zifafhanedir. küme. ger[mek Tü [Uy viii+] ker. boyun < Fa gaştan. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır. 2. üremek).a. generare (doğurmak.(doğurmak. genus (soy.a.a.a. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü.a. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır .dönmek ~ OFa waştan.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin. ırsi ~ EYun genetikös a.. uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş. Alm werden (dönüşmek). gerdek [İdr. otağ. yaygın.yaymak. 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. çadır " gerdan . dönen. her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. gen. OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir. +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. ırk). döndürmek). DK xiv] zifaf çadırı. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası . bol uzak < Tü *ke. a. < EYun génos soy. gens (soy. kalıtımsal. geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. yaymak yaymak/yayılmak. otağ. kavim). " je(o)+. = Sans vrt. [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır. ırk < EYun gígnomai. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne. a.Fa girdak kral çadırı. gard. Ar cins Yunancadan alıntıdır.a. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r. güvenilir. Yus.a.çekerek uzatmak. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19. güvenilir. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek. gen-doğurmak ~ HAvr *gensa. 18. uzatmak veya yayılmak. * Aynı kökten Lat gignere. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı). nasci < gnasci (doğmak). ward. inanılır.. ) ~ HAvr *wer-t. gerdek evi tabir olunur. vasi. genius (doğurgan ruh). daire. babası olmak).a. eksen.ile.

) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. noksan < Tü kerge. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir.a. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş). düzensiz savaş. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. tabip (1863-1944). gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. Nascher. karmaşa. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a. tezgâh. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1.eksik olmak < Tü kerek bol. döküntü. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga. gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod. rez. Alm wirre (kavga. pislik (< Fa re%tan. ^ 1909 I. < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş. dökmek ) " kavak.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan.a. 2.] "küçük savaş".a.akıtmak. geri. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a. İng cauldron. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. 2. son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. kargaşa). kılıç.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. L. Avusturya kökenli Amer.

çene çalan & Fa gap lakırdı. içini boşaltmak. kabartmak). zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.a. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. döküntü. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. LO. KT. gevşetmek. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz.. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir.kel(t)ür. kap.a. Karş. geven Tü? [Kıp. gevre[mek Tü [ xi] kewre. Bur. şişirmek. zekâ . geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . gevşemek yumuşatmak. oymak. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. geviş getirmek * Karş. pislik (< Fa re%tan.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git.ekiyle. dedikoducu.a. MBah] diş etleriyle çiğnemek. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.yumuşamak.a. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. dökmek ) " kavak. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan.akıtmak.= két(t)ür-. 2. lafazan. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir.(1. rez. Tü *keP-2 (şişmek). getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri.

lafazan.1. gevremek < Tü kepiş geviş. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. gevşetmek. kabartmak). geven Tü? [Kıp. 2. KT. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir.a.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . Tü *keP-2 (şişmek). geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. kap. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek.ekiyle. geviş getirmek.(1.a. çene çalan & Fa gap lakırdı. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.a. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1.yumuşamak. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. yumuşamak. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git.yumuşamak. şişirmek.yürümek. Karş.kel(t)ür. LO. 2. gevre[mek Tü [ xi] kewre.. MBah] diş etleriyle çiğnemek. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. geviş getirmek * Karş. [EvÇ. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. gevşek.gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür.a.= két(t)ür-. her çeşit av hayvanı. gevşemek yumuşatmak. Bur. içini boşaltmak. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. dolaşmak . 2. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. dedikoducu. oymak. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır.

gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak.] tahriş etmek.a. göstermek. yol göstermek ~ HAvr *weid.? ~ Fa gıdı deyyus. model.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a. gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi.] besin < Ar ğa5â < Tü két. [LO ] gıcır libas yeni. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd.aşırı büyük ~ EYun gigás. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. a. tahriş. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek). < Tü kıp [xi] kalıp. [LO ] a. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. [TS xiv] gicik kıcı-/gici. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere . pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur.görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga.[onom. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd. dümen < Fr guider yönetmek. < " gacır [Aş.gitmek " git. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir.

[ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır. KT. kaçacak yer. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom.] haset.] zenginlik. fazlalık < Ar ġaniya [msd. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi.] kıkırdak veya öğürme sesi . gurez. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi.a.kaçmak. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. melce.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan. gır.a. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. [DTC 1944] makinalı balık ağı.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. LO.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd. ğanâ] ihtiyacı yoktu. sığınak. 2. gırtlak. a. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men. bağırsak sesi [ viii] kir. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. kaçma kapısı. " gü+. sığınmak ~ OFa wire%tan. Bah xvii] kaçacak yer. 2. wirez. a. bolluk.

sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle." giy[CepK 1935] esrar. EŞKÖKENLİLER: Tü git. bıçak vurmak " kup . Fa sihtar (üç telli çalgı). a. * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. [LL 1732] giysi < Tü giy.gişe [ARasim 1897-99] parmaklık. küçük kapı. ~ Lat cithara a. 2. a.] kayıp olma. gizil YT [Fel 194+] virtüel. gidişat. sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar.a. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. ~ E Yun kithára a. Karş. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel). bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. ~Frguichet[küç. Gül xv] geyesi. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd. gıyap [ xiv] olmama. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap.: gider-. a.< HAvr *kel-1 kesmek.]1.örtünmek. [DK.

glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila. [ 199+] küresel toptan. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. bütünsel < Fr/İng globe top. kimyacı. Fr. < İng globule [küç. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak. Fr. ~ Lat gluten. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. 2. buzlu.a. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku. genel. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz. glutin.< HAvr *gel-2 soğuk.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau.a.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama. donuk. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç.zamk. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı. emaye. küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . cam gibi < Fr glacer dondurmak.a.] a. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır. #Plinius. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul.

kalkmak. +men2 * 14. oba * -ç. bilgili. gnö.a. [LO. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö. göç[mek Tü yükselmek.bilmek ~ HAvr *gnö.< Tü *kö. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı. post. yy metinlerinde göçmel (a. yörük.a. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç. ve 15. yükselmek. sakınmak * Gücen. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey. kürk palto [Kıp.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. < EYun gignöskö. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç. gofret peteği. DK xiv] koçun.rahatsız olup kaçınmak. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-. İdrH.a. a. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle. a.a.ekiyle. Kıp. yük taşımak [Uy viii+] köç.> -ç. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a. körük" gebe .gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a.fiiliyle alakası belirsizdir.a. ~ EYun gnöstikös bilen. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk.a. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş.taşınmak < Tü *kö-ş.) biçimine rastlanır. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği.] a. [ viii] kök gökyüzü.kalkmak.

a. kargı.kalkmak.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ. yükselmek.içte olmak.a. kargı. derin kaya çukuru. ~ Mıs kmj-t a. çukur ~ Lat colpus/colphus koy.göl gol kale. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç. amaç. < EYun gönos/gone soy.a. hedef.a. kararmak < Tü *kön. 2. rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1.< Tü *kö. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- .a. gol Tü [viii]köla. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir. bir oyun. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek. 2. [ 190+] ~ İng goal 1. gönder [DK xiv] mızrak. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir. a. göndermek yola çıkmak. körfez. < Tü kölü.a. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila. doğurma < EYun gígnomai.yola çıkartmak. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür. sırık < EYun kontós a. doğrulmak < Tü *kö. yavru. [Uy viii+] köm. yöneltmek. husye veya yumurtalık / İng gonad a.gölgelenmek. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a.] mızrak.a. yola gelmek. sırık.

göster-. ruh " gong çalgı. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. görkem.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. göre. görev. Abuş. açı * Aynı kökten EYun gony. köşe. göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. diz. çene. İMüh. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır. a. [Kıp xiv] köre < Tü kör. Alm knie. EYun genys. görsel. gözet-. İng. görece. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a.< HAvr *genu. açı. . işlev < Tü gör. Alm kinn (çene).gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. görümce. gör[mek [ viii] kör. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1.1. İng knee. 2. 3.("iş görmek" anlamında)" gör-. görkem YT [CepK 1935] haşmet. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon. gösteri. 2. Fr genou (diz). gözük-. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki.a. debdebe İdr] güzellik. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs. yürek. zil ~ Malay gong-gong a. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. köşe.a. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. gösterge.a. ~ HAvr *gönu-ya. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir.

yük yüklenen hayvan . görüngü YT [CepK 1935] tezahür. yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset. [Uy viii+] taşımak. yamulmak. müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. beylik vermek .özellikle yukarı taşımak.xi). .görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. yükselmek.içi boşaltılmak. kötermek (yükseltmek.xv+ Çağ).Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. Uy. ilkel [xv].[xiii İM] bakmak. sol < Fr gauchir bozulmak. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde. gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca.kalkmak. tercihe şayan. 2. a. yükselmek." gör- [Or. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. [Kıp xiv] kevde/kövde . 2. eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. yükseltmek. sırt. yamuk. 2. [DK xv] < Tü *köptün. İdr xi] kıç kalkmak. Karş kötki (tepe -xi). özellikle hayvan sırtı. arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir. kölük (sırt. haremde padişahın seçtiği cariye . fenomen < Tü görün. gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got. sırt. ayrıca falcı. bozuk. götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek. şişirilmek < Tü *köpüt. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1. Kaş viii] köz a." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. [Fel 194+] olay. [KT xix] 1. insan veya ağaç gövdesi. yüksek. [Kaş.

adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1.]. Kıp viii+] közün. kazımak. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. . -etle. " +graf grafik . hakketmek." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir.ekinin işlevi açık değildir. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed. çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner. oymak ~ HAvr *gerbh-a. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir.yürümek. gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir.a. kademe. Alm. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi.görünmek. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak. mineralojist < EYun grâfo yazmak. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak. [DK xiv] gözük-< Tü gör. gözük[mek Tü [Uy.ekinin niteliği belirsizdir. derece ~ Lat gradus adım. 2. kaynak. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi.< HAvr *ghredh.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin. -ük.gözlemek.göze <Tü [ xviii] pınar. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak.

a.a. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. yy) . zerre ~ Lat granum a. Amerikalı mucit & EYun grámma. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a.yazı. 2. yazı. ~Frgrandduc büyük düka. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma.harf. yüce.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. t. ~ İt granito taneli.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. grenli < İt grano tohum.1. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6. kayıt + EYun fbne ses " gram.a. yazı yazma işlemi. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır. fon(o)+ gran güçlü. t. granül < Lat granum tohum. tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). harf. harf. t. 2. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. tane.

Fr grisou a. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros. yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. yağlı.yağlı. iri ~ OLat grizu . salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa.tutmak. Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş.a. & İng grape üzüm. greyder/grayder [ xx/b] kazımak. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum. a. gren gros+ grossus a. yağlı. kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib. fruktoz * 17. koyu. grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a. ~ Lat crassus semiz. kaba. pençesine almak . nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın.a. şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için. (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi. şişman ~ HAvr *gwres. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak.Frk *grippan tutmak. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum. partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane. tırmalamak. yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı .

a. zıt olma). coprophagy.a. sertlik. saklı.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im. niyet. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. a. withstand gibi kelimelerde . kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik.a. * Karş. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç.~ OFa wi. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen.a. İng with. dehliz ~ Lat crypta dehliz. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. küme.a. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a.] yumuşak meşin. çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı. mahzen ~ EYun krypte gizli. . ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw.a.(withhold. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz. gazap gösterdi" gazap * 20. withdraw. yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır. Aynı kökten Alm wider. İng coprophilia. öte yanda olma.grosa [ xx/a] büyük. ~ HAvr *wi. güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî.ayrılma.(güçlenmek.ayrılma.a. ürpertici. gömülü " kripton grup . kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez. kaba.

gülbank ~ Fa gul bâng 1.a.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom. küçük yavru. güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük.a. altın. kazan ~ Lat cucuma a. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). uşak ~ OFa kötag a. gü.söylemek (= Ave gaub. 2. [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat. a. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz.a. özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan. 2. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. uşak. a. [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk.] merhamet. bülbülün güle yakarışı. ~ Fa gul çiçek. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. "Allah Allah" nidası. Karş. güldür sesi onom yanma sesi. su akma . mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd. genç hizmetkâr.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş.a. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher. İng gold (altın). bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1.güdük [BK 1799] boyu kısa. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida.

gündüz günah [Aş. gülle (= Sans göla/gölaka top. suç işlemek ~ EFa vinath.güler görünmek. top mermisi. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur.a. " gü+ * Erm vnas (zarar. < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle.a. sahra. [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. kendisine gülünen kişi. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. güneş. yaban " yaban güm. 2.OFa winâh/winâs a. maskara. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. Yus xiv] ~ Fa günâh suç.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. + Fa biyâbân ıssız yer. +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün . < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak. ) gün Tü [ viii] kün gün. tazminat gerektiren eylem . maskaralık. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. a.a.a. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a. gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret. a. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). zarar vermek. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a.

] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr. [ xiv] gür sağlam (kişi). gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. Tü [ xi] kür cesur. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. Yun gábros. yiğit. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit. bahadır. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur. [ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma.ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ.kabadayılanmak * Karş. Lat carpinus (a. . gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. a. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne.). yabancı ülkede olma.aydınlatmak.a.savaşmak. carpinus ~? < Tü *küre." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. aktüel. küreççi. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır. Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii). a. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. EErm garbeni. kıvrak zekâlı. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine .güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan. -dem ekinin işlevi belirsizdir. sık. becerikli.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine. bahadır. gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç.

] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. boy abdesti ~ Fr goutte 1.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus.] yıkama. güveç Tü? [TS. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. 2. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. hoca. . manevi danışman ~ Sans gurú 1. küre.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık. ağır.tadına bakmak. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt.gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus.gözetmek.a. (= Ave vazra. 2. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd. değerli. beklemek. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. damla. Karş. muhterem. a. öğretmen. mürşit ~ HAvr *gwrs-u. a. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd. DK xiv] OFa warz/wazr a. 3.] aldatma. Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. küme. a.) ~ Fa gurz ağır topuz. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. insan topluluğu (= Fa guröha top. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi.

mavimtraklaşmak.a. Men xiv] < Tü *küde. damat. güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz. iç güveysi gelmek. widâr. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy.. laf. gökçek (güzel). bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen. Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir.söylemek. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. [Çağ xv] küzel.< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19. demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). göğermek < Tü kök * Karş.a. * Karş. yol < Fa guSaştan. [ xi] küwen-< Tü *küPen. a. = Ave vîtarsm öte.misafir gelmek. güya gü.geçmek ~ OFa widardan.mavileşmek. TTü görklü. Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a. kaplama. böbürlenmek. ETü körk/körük (güzellik. aperitif * Aynı kökten İng cover. örtmek ~ Lat cooperire a. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek. gu5ar. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. [Kıp xiv] köğercin . [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak. Moğ kübeğün (erkek evlat). a. geçit. a. [Arg xvi] güzel.şişinmek. söyleyiş. göğerişmek < Tü köker. [DK xiv] gözel. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak.a. -el ekinin işlevi açık değildir. +gâh . Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi). & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+. [Kırg ] közöl a. söyleyen < Fa guftan. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. görünüş). [TS xiv-xv. yönetmek ~ EYun kybernâö a. Fr couvert (örtü).

tanıdı. direk. güzide [ xiv] guzîn. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme.< HAvr *ghabh. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd. yaşamak.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı.a.a. Alm weiter (öte. ] sevgili. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd. çevre < Lat habitare ikamet etmek. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd.seçmek ~ OFa wizîdan. seçkin < Fa guzîdan. Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd. a.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám. wizîn. sınadı. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf. kazık. DK xiv] (~ Fa %aç a.a. Hubb] sevdi habire hay. hacim " hacim .a. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba. ileri). birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e.a.] kötülük. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat. tohum haber [Kut.] bilgi.] kabarcık. çarmıh [Aş. haç 2. tümsek. bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf.) ~ Erm %aç' 1. tane.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma.] kötü niyetli.

[Kut. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa. 2. sınır. biledi. olay.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı.] keskin. kapatma. bilenmiş.] 1. yasakladı. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa. el koyma. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd. bıçağın keskin ağzı. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a. a. Hudü6 ] oldu. havadis. tümsek. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa. haciz < Ar Hacaza engelledi.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. kapatma. tutuklama.] 1. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd. limit < Ar Hadda 1.] çıkıntı. hadise. boyut. ihdas .] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. vaka.] gereksinme. sınır koydu. son derece öfkelendi.] kısıtlama. sınırladı.] engelleme. 2. sivri (bıçak. kapsam. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd. 2. haczetti had/hadd[Kut. 2.] hizmetçi" hadim haddizatında had. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. bağladı. keskinleştirdi. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb. kapattı. sınırlama. 3.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. el koydu.

a.) ~ HAvr *septm a. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf.] gizli kapaklı şey. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. EYun heptá. f. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi. saklayan.] koruyan. Dan.Ar HâfiZat [#HfZ sf.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf. Alm sieben (yedi). ~ Ar Hafıd [#Hfd sf. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta.] hıyanet eden " .hadise şey. süre " haf. bellek . gizli polis örgütü. Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey. Ger *sebun.] ağır olmayan < Ar %affa [msd. hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. titreme < Ar %afaqa titredi.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması. muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy.a.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat. İng seven. sır. f.a. Lat septem. ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa.] saklayan. palpitasyon. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit. * Aynı kökten Sans saptá(n). sır. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim. f.] gizli < Ar %afiya gizlendi. bilge < İbr/Aram #%km bilme. hafıza saklama yeteneği. kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf.

yönelme.Ar Haqârat [#Hqr msd. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut. 2. hor ve hakir olma. 3. katılma. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu. .] yargıç" * İng khaki (a. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir. haklı idi. tahkir etme. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. doğru idi.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. hakikat gerçeklik. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd.haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir.] aşağı.a. hakaret [ xiv] 1.] sahip olan. gerçek idi.] oyma. kazıma. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf. f. doğruluk " hak1 hakim yargılayan. uygun ve yerinde idi. karıştıran (< Fa/OFa âme^tan. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. aşağılama . âmez. karıştırmak) & Fa/OFa â. elde tutan " hak1/hakk[Kut. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan. 2. hakikat < Ar Haqqa 1.] doğruluk. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig.a.] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı.karışmak.karışmak.] hakir olma. Aş xi] [Kut.

şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. 2. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd.hakkâk oymacı. gevşetti. Hall] 1. dönüştü. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd.] 1. binek hayvanından indi. 2. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir. salon. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. hal1. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. kurtarma + Fa kâr eden " halas. havale. yöneldi. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. < Fa Haqqânî [nsb. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. durum.] hakkedici. ihale. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. görünüm. hile. halihazır. bir hal aldı. istihale. doğru.] kurtuluş. varolan durum " hal1 halas [Yus.] adil.kablo. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. çözdü. halet. tahavvül. hukuka [DK xiv] yenmek. çözüm < Ar Halla [msd. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. . halâ. varoluş evresi. berrak idi. bir hale geldi.< HAvr *kel-2 kapatmak. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. 3. lahavle. bağlı olan bir şeyi açtı. kâr halat kalod.] 1. arındı. yolculuğu sona erdirdi. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. kurtuldu. derhal.] şimdiki zamanda. saldı. ilmihal. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. 2.] çözme. azat edilme < Ar %alaSa arı. örtmek. temiz. hasbıhal. giysisini çıkarma. mütehavvil. havil. havali. soyma. oylum < HAvr *kol. arzuhal. evrildi. bir hale büründü. kondu. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf.

Aş xi] canlı varlıklar. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a. Aş xi] [DK xv] kal . [Men xvii] (vulg. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ. f. deldi halet halhal [onom. * Nihai kökeni belirsizdir. geri kaldı. bayatladı. mahlukat. Allahın . Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi.Ar xâlin [#xlw fa.] körfez. halayık [Kut.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1.) cariye. çember.] canlı varlıklar. a. hasar. haliç halife geçen. [Neş xv] halk.] yaratan. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. ay ve güneşin yüzü. hane halkı. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. Yâküt (ö.] hal. bozuldu halel Xalla bozdu. (yemek) arttı.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi. yırttı. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. hizmetçiler. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut.] boş. ~ Ar xâliq [#XİQ fa. 2. ahali. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden.] ayla ~ EYun (h)álos daire. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem.

halo.] karışım.tuz (~ HAvr *sal-d. ahali (= Aram %elqâ pay. Aramice sözcük EYun demos (1. silah kabzası [esk. ölçme. bir yana ayrılan kısım.a.a. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo. biçim verme ) halka baklası. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im.halim yumuşaklık. kısım < Aram #%lq pay etme.a. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus. genet. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. ring hallaç [msd.) + EYun genes. pay.] yaratma. halka. Orta Amerika yerli dillerinden. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd. İsv. kimyada klor ve benzeri elementler grubu. tarihçi.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. 2. kimyacı (1779-1848). saf.] çember. 2. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. bölük. pay etme.]. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf.] arı. & EYun (h)áls. ~ Taino hamaka a. işlenmemiş.a. tatlılık. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius. 2. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a. . +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd. İsp. halk) deyiminin tam karşılığıdır.doğuran " salam. DK xiv] [Aş.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa.

hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan". evrak çantası.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı. Muhammed hamdüsena hamd.] taşıyan. derli toplu. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı. hamd. sena hami hamil hamile taşıyan.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa.] ahmaklık. ~ Ar Hammâl [#Hml im. ılıca. kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd.] taşıma.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im. titiz hamaset cesaret. 2. yüklendi . ısıran. elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd.] coşku. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur. hamdüsena. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut.] 1. Aş xi] ateşli gayret.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. hamd < Ar Hamada övdü.] övme. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd. haminne » " hanım. akkor oldu. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd.

hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep . konak ~ Fa/OFa %ân hane. = Akad gangaritu a. mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki.] yüklenme.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf. gırtlak. Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden. [EvÇ xvii] xapsi a. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. elli.] boğazın üst kısmı. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi . hamut koşumu. konak. 2. konak. tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a.hamle atılma. Alm hamen. hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd.] kabarmış hamur. maya. kervansaray han1 yeri. kervansaray han2 Tü [Yus. şarap). Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a.a. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a.a. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş. Nihai kökeni tesbit edilemedi. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı.a.a.a. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1. f. İng hame (boyunduruk). dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". han1 yeri. a. DK xiv] [Yus.

memişhane. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup. tımarhane. kavisli hale getirme. kraliçe. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. putperest. [LO xix] iri. kütüphane. " han1 ~ Fa %ana ev. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. hücre. kaba. sülale " hane.a.] 1.a. konut.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a.. = İbr %anep kâfir. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a. Kuran'da Hz. a. hani2 E Yun %anne a. hapishane. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal .a. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir.].a. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf. mahpushane. 2. dükkân < Aram #%nt bükme. cephane. [Oğ xi] %arjı. kemer. kemer yapma * Ar Hanut. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a. ebucehil karpuzu.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. şeşhane. biçimsiz (vulg.a. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". hantal [Amr.) ~ HAvr *kan. depo. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. çardak [esk. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir. adem inciri. meyhane. eczane. yer. 2. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. konak. şarkı söylemek (= Ave hvan.] pagan. salhane. prenses. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. hanedan. Men xv] ebucehil karpuzu. kerhane. darphane.

hane < Tü hapş [onom. tıpta hap hap2. yıkım. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı. tutsak etme. sıcak idi har2. kemer). Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd. dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a. kısıtladı. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. 2. Akad abşu (kuşak. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. kapattı. ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis. [Kut. Aş xi] yıkım (isim).] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd. ]1 . İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu. a.] vergi. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK . En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d. kapatma.] haram cı. kuşak.özellikle sarık veya baş örtüsü. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı.] yasak. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı.] viran etme. hapsetti (= Aram #%bş bağlama . [DK. Men xv] harab yıkılmış. tane. virane " harap haraç [Aş.hap1 Habb [#Hbb1] tohum. Env.] sıcaklık. ~ Ar %arâb [#%rb msd. at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. .] harap şey.

2. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti. Hirm/Hirmân] yasakladı. Lat scribere (1.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. rahvan hardal %ardalâ a. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. harç [CodC xiii] 1. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer. 4. dokunulmaz < Ar Harama [msd. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb.] yasak. sarf. 2.] ısınma. harf (= Aram #%rp bileme. Yun grâfö. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. a. haremlik) ile birleşmiştir. dışladı. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır. gereç + Ar câlam dünya. yazı birimi. resmi işlemler için ödenen para.] harple ilgili. savaşçı. masraf. kutsal. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. harcama. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd. gereken şeyler. [KT xix] 3.] 1. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. . keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. tabu. banal & Ar %arc uygun olan şey. sıra malı. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. çıkma. dışarı çıktı. Hurûc] çıktı. gereç + Fa râh/rah yol" harç. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler. malzeme < Ar paraca [msd.] 1.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. Tü çizmek. dolaylı vergi. çıkış yaptı. sivri bir uçla çizmek. yoldan çıktı harca[mak [Aş. çıkıntı yaptı. masraf. Karş. [Men xvii] 2. herkes " harç. 2.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. gereç. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı. harf [Kut.

[LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık. ~ EYun %ârtes 1. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. kâğıt. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. harman a. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a. 2. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme.a.a. yardı. Sam #%rb (kılıç. olağan dışı.] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. dışarı. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı. [Men ] %ırmen vulg. +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma.. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa.yazı yazmak). dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan". harp1. harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd. a. katırcı ~ Fa farbanda a. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir. uşak " harpuşta.] dış. . a. Karş.

tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü. ayrı. ayrılan. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır.] börtüböcek.] kayıp. kader hasbıhal " haseb. doldurdu hasar hasar gördü.] ölçme. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş. kazma.] kültivasyon. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a.) ~ Ar HaSad [#HSd msd. akıl yürütme.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun.] hicap. EKİN. değerlendirme " haseb. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". 2. özel. KÜLTÜR.) has [Kut. haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd. tarım. a. toplumsal anlamda seçkin. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd.a.] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. tarla sürme.hars [Men xvii] ekip biçme.] 1. Karş. Aş xi] seçkin. terbiyesiz. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd.] kıskançlık < Ar . Haşw] araya bir şey soktu. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd.

~ Ar %aşm [#%şn sf. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. 2. gelir. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd. toplanma. hizmetçiler. haşere. mahşer. f. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. ucuz.] 1. adi. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ.] aşağılık.Ar %asıs [#%ss sf. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir.(suda kaynatarak pişirmek.] üreyen şey. alçak. cimri. hakir.a.] sert. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd.] dolgu. [KT xix] 1. papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa. taallukat .] 1.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a. değersiz. paravan. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. kumaşın kenar süsü. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd. sayfanın kenarına eklenen yorum. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif. kıymetsiz . haşarı. 2.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. yy'da ağır basmıştır. nekes.] huy. kalabalık etme. ürün. tabiat. 2." aş * Erm %aş. debdebe. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. kaba < Ar %aşuna [msd.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı.

f. sınırladı. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m.a. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa.] yanılgı. ezberleme. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. damga ~ Mıs xtm a.] etrafını çitle çevirme. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi.] düşünce.* Arapça #Hşm (utanma. elit" has hassas hisseden. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. yazdı (= Aram #%TT kazıma. ciddi ve tehlikeli idi).] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma. hicap). bloke etti. Ar Hişmat (utanma. Karş. mühürleme. %uTür] aklına geldi. sığınılan yer. çentme. a. kapatma. 2. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd.] 1. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd.] çizgi. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz. ~ Ar Hassas [#Hss im. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd.] özel olan şey.] geri dönülecek yer.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus. akıl. Gül xiv] sayrı. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd.) hata Ar %aTâ yanıldı. ayrıcalık. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa. içerdi hasret [Aş. çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa. seçkin kimse. .

topladı. f. hav1 havlu havı.] çizimci" hat [Or.] özel olanlar. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü.] aktarma.] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. a. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a. Türkçe sözcük 13. xiii] yasal eş. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır. Uy viii] xatun/katun kraliçe. MÖ 3.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır.] etraf. elçi. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı.] olaylar. -ni Sogdca dişil ekidir. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi.] akılda kalan şey. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw. zevce . [passim.Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral.] içeren < Ar Hawâ . havas seçkinler. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb.a. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. transfer. yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC. havale [Aş xiv] yöneltme. Beiträge 1910. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. ~ Ar %awf [#^wf msd.

alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. testis.a. mülk. Aram %ibru (aşiret). a. dost * Kökeni çok tartışılmıştır. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. birlikte olma. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. 2. tuttu. içtima < İbr #%br bir * Karş. sahip oldu hay ünl [Kut. dilek. tatmak) + Fa yâr seven. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş.] 1. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir. [Men xvii] hevc vulg. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . mide " [MŞ xiv] hevic . Akad %uburu (cemaat. İt caviale. 2.] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem. varlık. cehennem < Ar hawâ düştü. bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi. dipsiz kuyu. havsala husul havuç hawic a. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum.] cemaat. havuz. DK xi] ilgi. ~ Fa %âya i yumurta. hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur. cemiyet).a. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd. İng caviar (a.).] utanma. Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. kaygı.] imgelem. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak. Karş.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a. zihinsel görüntü. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever.

alevilerin giydiği kızıl başlık. yaşama < Ar Hayya canlı idi. iyilik. %w^âh.] duvarlar. Rom haiduc. ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. akıncı * Karş. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). avlu < Ar Halt çevre duvarı. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata. çit < Ar HâTa [msd. en iyi.] 1. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi.hayalet hayalet. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. ~ Mac hajdúk [çoğ. hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 .] < Mac hajdú başıbozuk piyade. savundu. [İAr 193+] habeden bedavadan. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. seçkin. Bul haidut (eşkiya. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin.] * "Yaşam süresi. başıbozuk). fantom " hayal hayat1 [Aş. Sırp/Arn hajduk. hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ. hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd. [LO xix] ayld/hayit . 2. dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus. iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. dervişlerin giydiği kolsuz yelek. tercih etti hayırhah %wâstan. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men. korudu. Peç xvii] Macar piyade askeri. Yus xiv] canlı olma. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü. parasız (argo). vitex agnus-castus.istemek. [ xviii] eşkiya.

vatan + Alm -los -siz.bağırmak.] konum.] pay.] hayır işleri. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. yaşama. DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. umursamaz aldırmak. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet. 2. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd.] şaşırma. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ. canavar < Ar Hayya yaşadı. zenginlik. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom. canlı olma. eşkiya.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh. yurtsuz & Alm heimat yurt. ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd. Yus.] şaşma. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi. 2. a. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a. süvari takımı.) < Tü hayla. [Aş. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd. hayvan [Aş. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] . haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi.] sindirim hazeran cins kamış. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz. her çeşit canlı varlık.

alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme.] 1. Yus xiv] mevcudiyet. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. 2.] hazır olan.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut. a. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd.] 1. "kanın yerde kalması". nezd. tempoyla manzume okuma. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa. huzur.] a.] 1. ~ Ar hadaf [#hdf msd. prezans. boşa gitti . 2. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. f. Oysa gerek Tacül Arus. kasa) 'dan etkilenmiştir. saklama yeri < Ar gazana sakladı. yan. hazret [Aş. 2.] 1. depo. hadf] hedefledi.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. kasa. soysuz. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir. depo. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf.] toz. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer. gerek Lane. melez. Anlam gelişmesi için karş. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer. hazine " hazine [ xiv] [Aş. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. 2. mezarlık < Ar HaZara [msd. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması.

hekt(o)+ (h)ekatón a.] hikmet sahibi. a. a.] yola çıkmadan kesilen kurban. keyif~ HAvr *swâd-onâ. Gal chwech. Lat suavis (tatlı. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). uğurluk. ~ Fr héxa./ İng hexa. Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. bitme. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+. hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma.] izinli olan.) helal [Kut. tabip ~ Aram %aklm a. santim1. ~ HAvr *dekm-tom. tenha < Ar %alâ boş idi. Alm sechs. hoş * Aynı kökten İng sweet. hektar Lat centum : kantar.aramak. a. Fa şaş (altı). sarsıldı [Yus. İt sei. yürüme = Akad alâku a.a. vakum. tenha bir yere çekildi. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi. Fr six. Aynı kökten Lat centum (yüz). sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. yol armağanı. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd. boş yer. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak. tahakküm < EYun (h)egemön önder. komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. hoş).hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd. a. a.< HAvr *swâd. lider. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. a.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1. tenha idi.] titreme. helezon şeklinde olmak .] tükenme. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg. filozof. DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex. ~ HAvr *s(w)eks.a. İng six. bilge.tatlı. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme. 2. santi+. boşluk.

Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel. mucit. Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda). aynı ~ HAvr *sem-1 bir. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a). Lat simul.bir.helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. aynı anda. Ger *sama-.a. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). Frankland. aynı). t. bir. beraber.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J.kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma. Ave hvars-. & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a. simültane./ İng haem(o). an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem. Sans súvar > súrya. hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. Fr. güney). fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma.kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+. vakit geçmeden & Fa ham bir. beraber. şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. İng same. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. Lockyer ve E. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için.a. beraber. tatlılık = İbr #%lh a. fil(o)+ . beraber. cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. • Aynı kökten Lat söl. İng sun (güneş). a.< HAvr *sai-3 yoğun sıvı. İng south (güneş yanı. beraber. aynı * Aynı kökten EYun (h)omós. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+.kan ~ HAvr *sai-mn. İng.(bir. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman. Sans sam(a). N.a. hem [Kut.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek. dahi (edat). t.

hendek [Env xv] kandag kazılmış şey. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark.kan + Lat globus küre. t. kardeş. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem.a.a. Hoppe-Seyler. Alm. kan akıtan & EYun (h)aíma. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok. -d. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. t. I. t.kanayan.a. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü.a. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1. düzlem " hem. & EYun (h)aíma. t. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma. yer. < Alm haematoglobulin # H.kan + EYun rhâge püskürme. ayakdaş. pek. 2.] ~ Fa hangâma toplantı. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. F. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís.karaciğer ~ HAvr *yekwr. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd. kalabalık.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a.kan + EYun rheö akmak " hem(o)+. yuvar " hem(o)+. a.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. beraber + Fa zamîn taban. hep. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem. [DK xiv] hep bütün.a. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < . süttaş.

< öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. bütün. MantT xiv] harz münasebetsiz. .)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin. DK xiv] ~ Fa har tüm. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse. bir yerde durmayan.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen". a. sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes. t. Aş. Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp.] sanatkâr. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir.a. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a.a. yoldaş.her haurva. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. Yun. < öz Heinrich R. Yus. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress. Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir.. batıl / İng hermetic a. a. kimse (= Ave kas. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. olarak görme ) .a. a. herkes kas birisi. saydı (= Aram #%şb sayma. a. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a. [Aş. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf. zona hastalığı. beyhude. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen).a.) [Yus. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd.a. DK xiv] arkadaş.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı. a.

fantezi. farklı. f. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka. hammadde. tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel. biçim.] 1. materia . yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde. 2. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. suret. 2. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd. parçalardan oluşmuş bütün.] 1. salkım < Fa âwl%tan. abide. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti. Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. cinnet./ İng heter(o). boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık. tahta. organizma. doktrin. âwîz. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1. 2. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. heyula [Mercimek. ağaç. ~ Ar hawas [#hws msd.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. kompozisyon. dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray.heter(o)+ ~ Fr hétér(o). delilik. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka.asılı olma. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. mezhep " heter(o)+. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd.] heybe çanta. kurul. dogma heterojen heter(o)+. yol torbası. görünüş. ayrı + EYun dóksa görüş. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+.] telaş.başka. ayrı.

marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama. cabdu-l-wahhab).] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma.a. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak. satir.a. hediye < Ar wahaba bahşetti. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı. [Men xvii] utanma. ayrılma. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu.] ihsan. terketti. f.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı.] yol gösterme. cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab. sc. alay. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. utangaçlık . hicri. kadın örtüsü. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten. bağış. gizledi. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. metil hezarfen bin + Ar fann beceri.] göçme. hicran. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd.] yergi. hüner. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. kılavuz oldu . Vehip (wahıb). tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd.] perde.Ar Hicâb [#Hcb msd. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat). ~ Lat hybrida a.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. kılavuz olma.] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd.EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula. muhacir. muhaceret. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd. küstahlık. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. hiç bir [Aş xiv] perde.

+grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a.hiddet keskinlik. Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1. (h)ydr. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) . öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd.E Yun (h)ydör.a. ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. dalga). water (su). 2. Rus voda (su). +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2.su ~ HAvr *ud-ör. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1. padişah. Hit watar.] ~ Fa xidew hükümdar. hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1. ^ 1787 Lavoisier. < HAvr *wed-1 sulu. a. 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1. Lat unda (deniz. kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1. bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr . hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. su kaynağı. Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri.a. Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". Fr. kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y.

parlama = Akad ellu a.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd. a. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. yaratılış. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o). bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü. a.] görüntü. saklama.) hılat [Kut.] bilgi. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ. < İbr/Aram #%km bilme. . karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1.< HAvr *wegw. hikâye [Aş. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut. akılda tutma < Ar HafaZa korudu.a. hırka " hal3 hile [Kut. İbr/Aram #%lp (değişme.] zıtlık.] halifelik < hilal [Aş. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd.] yeni ay. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz.] koruma. yaradılış.nem. sakınma.] anlatı < Ar Hakâ anlattı. bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd.] 1. Yus xiv] #hll ışıma. Yus. değiştirme). Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. = İbr %ikmah a. 2. hikâye etti. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a. Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. DK. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir.

hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. Pencap ~ Sans sindhu nehir. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır. geniz temizleme. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri.) biçimleri Latinceden alınmıştır.] ilgi.dikiş < HAvr *syü. talancı. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. ~ ? * Karş. arka + Alm land ülke.] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız.a. ~ HAvr *syu-men. EYun éntybon (a. 2. Hint [Yus. şeytan). yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz .a. İng/Fr endive.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a. Alm endivien (a.a.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı. düşman. OFa hen (1.hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd. hindiba yenen bir bitki. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Hindistan'a ait ~ EFa hind. haydut.

-ive aşırı aktif" hiper+. yetiştirmek. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub.üst. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır.alçak. Sans upa. opt-göz " hiper+. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops.+ EYun trefö. çipura. & EYun (h)yper. hipodrom. bol-atmak " hiper+.a. opt-göz " hiper+. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak. Yun. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif. az.a. aşağı.a. ~ Fr/İng hipp(o). balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. İng up. hipopotam. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a. derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . +metre. alt. +metre. optik hipertansiyon " hiper+. yy Perge’li Apollonios. beslemek. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. Fr sous. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a.yetişmek.(alt. atrofi hipnotize hipodermik 1. ^MÖ 2. trof. optik hipertansiyon " hiper+. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?. yüksek + EYun bâllö. yüksek. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat). hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. büyütmek " hiper+.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo. alttan).a. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper.a. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı.

hypothet. kırıntı-döküntü " hurda1 .varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse. tehdit ve kavga sesi. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda. the. ton. a.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. alt + EYun fysis kabartı. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. şişme " hip(o)+1. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. ıvır zıvır %wurda yenmiş şey. the. alt + EYun tithemi. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı. yemek artığı. alt + EYun teinö. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". hypothet.germek " hip(o)+1.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". zemin & EYun (h)ypo aşağı. alt + EYun teinö. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse.a.a. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir.germek " hip(o)+1. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için. alt + EYun tithemi. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı.koymak " hip(o)+1. zemin & EYun (h)ypo aşağı.koymak " hip(o)+1.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. ton. a.

ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş. akraba ~? Ar %aSm hasım. Yus. hışım/hışma. mesih. Men xv] pırıldamak. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. (= Ave aeşma. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd.] pay < Ar .* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle. DK. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı. 2. yağla kutsanmış) karşılığıdır. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd.a. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan. DK xiv] %n*suz * Karş. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd.a. TTü xırh (hayırlı.a. Bak. hırıl gürültü onom " hır [DK.] 1. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut. uğurlu .) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. uğursuz" [Yus. Gül xiv] xıSm yakın kimse. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. %ınldı gırtlak sesi. köpek sesi. rakip.< HAvr *ghrei.] etrafı çevrili yer.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş. KıpGul.xv). hırt his/hissHassa duydu.

hücum. dini mertebeler. emir-komuta zinciri. ruhban sınıfı. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o).doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran. cucumis sativus ~ Fr hiér(o).a.hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o). ek+. & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO./ İng hyster(o). birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık. vuruş. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal. aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd. +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı.kesip çıkarmak " hister(o)+.] sonuç.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim). şiddet. hücum. medhetme ) hıyanet etme. övme. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö. aileye damat olma = Akad %atânu damat. aziz + EYun ar%ö baş olmak. hiddet.Fa xîz sıçrama.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero. KT xix] xız hamle. " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd. tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+.HAvr *si-stâ. vurma.kutsal.] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1.a. stâ. hamle < Fa %âstan.< HAvr *stâ. 2. a. parlak başarı. ektom. venter (karın). renklendirme. evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. 2./ İng hier(o).durmak . mukavim < EYun (h)istemi. sürat .] nutuk.kalkmak.a.a. yönetmek " hiyer(o)+. hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. 2. kıvamlı. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1. alacalı yapma. sükse. sıçramak .] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd. ^.

hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi. hızmet [Aş. EFa huva.* "Sürat" anlamı 20. mal sahibi * Karş. yy'da egemen olmuştur.] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi. [DK xv] xi8metkâr . bölük. hobi at. hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva.kendi) < HAvr *s(w)e. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz. koca. evin büyüğü. yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd. taşralı. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan.a. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören. bin. a. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . Sogd %\vet. kaba. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd. " solo.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. Sans svá. ağa.) hizmet Xidmet vulg.kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya.(kendi). bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. ulu ve saygıdeğer kimse. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür. Env xiv] %idmet. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup.] parti. be+ * Karş. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak.görmek)" hodbehod. a. [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus. bre ~? [LO xix] köylü. ^z.

devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. akraba " hom(o)+. a. gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o). tepe ~ Nor holmr a.a. beraber.varyant biçiminden Lat salvus (sağ). Alm haken (çengel). aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir. eksiksiz. salüs (sağlık). bütün. beraber. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng. bütün). tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma. İsv. ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. İng/Alm all (tüm. hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor.tam.insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. ~ HAvr *sol. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan. G. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. bütün ~ EYun (h)ólos a.* Aynı kökten İng hook. oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân. Afr. homin.tüm. mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan. kusursuz * Aynı kökten Lat solidus. +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng . kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada. salon.bir. sağlam. fizikçi" hol(o)+. Macar-İng.< HAvr *sem-1 bir. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts. aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. HAvr *sols. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o).

dans alanı. aşağı.a. . 2. dağ doruğu. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+. # 1892 Krafft-Ebing. "Psychopathia Sexualis"in İng. belirmek * Karş. [DK xv] şorlamak aşağılamak. a. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. [Men ] ~ Fa %wur hakir. Tü öri/örki (yüksek . horul onom [AMithat 1875] şımarık. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2. xorös] dans. onom [LO ] %or bol akan su sesi. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan.homolog [ML xx/c] .a. sefil ~ OFa xwâr a. avlu. gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod.a. oyun yeri.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. 3. züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu). galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. çevirisinde & EYun (h)omós aynı. Yus xiv] %or hakir. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir. çıkmak.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto. dalga < Tü ör-1 yükselmek. oyun.] [Aş.viii+ Uy). +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. örüş (yükselme). tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling. seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan. " hom(o)+. İng. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak.

konuk ağırlayan ~ Lat hospes. < Ave %şnâvaya. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı.a. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. hoşuna gitmek ) hoşaf su.a. güzel. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren. şerbet" hoş. yaban domuzu dişi. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun. çağırmak. devre.hoşnut olmak.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi.a. özellikle hayvan burnu. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a. 2.bağırmak.) + EYun skopeö gözetlemek. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. a. merhem hoşnut [Aş.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. hospit. krema (~ Ar malham a.)" hoş. horul onom [LO ] horla. Yus xiv] %şnüta a. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür. gaga. ~ OFa xrös a. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor.uyurken boğazdan kalın ses etmek. data ."konuk-sahibi" < HAvr *ghos.yabancı. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot.horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman. seyretmek " +skop horoz %raos. Aş xi] (= Ave xşmı. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu. çağ (~ HAvr *yer.

hatun. sürmek < Fa raftan. karar.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd.götürmek. [İdr xiv] . Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir. "2.] yargı. egemenlik < Ar Hakama yargıladı. " hodbehod * Karş.] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. hekim.gitmek ) " hüküm. a. kanun < Ar Hakama yargıladı. Hwar xwadew (hükümdar). Bak. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır. kurtuldu.hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] .] yönetim. Ave hvadata (tanrı).] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ.] öz. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) . saldırdı hüda %wadây/%w^atây a. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. . [DK xv] %oryâd köylü. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş. Güçlendirme. hükmetti. hükümdar. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1.] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. devlet sahibi" hüküm. kodaman. özet. rân. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ. taşra. raw. hükümdar sahip olan.Ar Hucrat [#Hcr msd. emir. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır. sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı. "3. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. hıdiv. +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. Karş. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd.] oda < Ar Hacara kapattı. bilme. Sogd %\vataw.

) + EFa hnar. espri.a. 2. hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut. konma. temizlik. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut. şair < Lat humanus insani < Lat homo. a. çömlek (= Ave %umba. homin."toprağa ait". ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi.HAvr *(dh)ghom-o. 2. kara sevda. nem. sıcak oldu (= Aram #xmm a. genel anlamda ateş.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a. 2. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd.a. dürüstlük. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. & EYun mélas.) humor [ xx/a] hümur. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya.] 1. marifet. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1.] 1. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp. sıvı.a. durma. mizah ~ Lat (h)umor 1.kutlu. giysi. 2. -n.< HAvr *dhghem. durdu. insancıl ~ İt umanista a. İt. erdem ~ EFa hünara. = Akad ememu a.kara + EYun %ole safra " melan(o)+.] 1. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse.hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak . yetişme. baht. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. kondu.a. 2.er.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1.a.a. varma.a. Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra. özellikle neşeli ruh hali. hülya [Men xvii] malihulya . 2. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533). özellikle cennette giyilecek bir giysi. mübarek. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . 2. ruh hali. adil.a.

hurma .a. abuk sabuk konuştu hurda1 artık. hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a . zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht. masal ~ Fa %wurda yenmiş şey. serbest. kırıntı ~ OFa xwurdag a. Fa xunkar ^^ dökücü). har1.a. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. huni < EYun %eö dökmek. [ xiv] a.] boş inanç. kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. hile < Ar %adaca sakladı. maHar (sedef). akıtmak ~ HAvr *gheu. dokunulmazlık. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. tebeşir). a. Aş. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı. Türkçe sözcüğün 15. Karş. salınmış. kırıntı + Fa %âş yonga. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . Ar Hawar (akçaağaç).a. ibriğin ağız kısmı. ~ Fa xurmâ yemiş. sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme. salınma. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun.OFa %örmag a.huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma. Hawwarat (kireç taşı. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma. a.] hürmet [Kut. çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş. yüksek makam " hüda * Karş. hurafe < Ar %arafa bunadı. Aş xi] kutsallık. yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. f. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan".] hermafrodit.

[Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd. ayırdetti. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd.a. oluştu. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. hutbe [DKxiv] söylev. yy ikinci yarısında türemiştir. kabul hüsnüniyet hüsn.hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı). karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd. özel durum < Ar %aSSa ayırdı.] kayıp.). oluşma. üredi. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd. Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt .] tevazu. hasar.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd. çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu. özel şey.] düşmanlık.] formel konuşma. ayrıcalık. üreme.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd. Moğ kusu (a. zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn.] çıkış. ayırıcı özellik.] ayrı olma. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir. Alıntı yönü açık değildir.] olma. betula * Karş. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti. niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd.] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş .

] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd.] 1. rahat. tıngırtı . huy. gümbürtü. huzme Hazama [msd. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı. hazır olma.] kimlik. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd. şimdi ve burada olma. 2. nelik. nitelik ~ Fa xüy/xöy adet. asayiş < Ar HaDara 1. mevcudiyet. üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. bir yerde bulundu.a. 2. hazır bulundu.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a.

iade iane avane iaşe temin etme.a. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu. tapma < Ar cabada hizmet etti. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ.] kulluk. . ibadet etti.a. [Bahş xv] ibik a. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet. mabet. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı. söyleyiş. ifade. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd. [TS xv. 2. ibibik.] kullar < Ar cabd kul.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd. yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd.] yaşatma. c^abdu-llah (Allahın kulu). [ xx/b] sevimli budala. ibadullah.] yardım. açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu.] 1. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle). Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı.

iblis [Aş. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul. .] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd.] yaratma. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd.] gerek.a. Karş. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd.a. ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan.akıtmak. rez.] aklama.] cevap verme. c^ibarat (ifade. zorunluluk.] öğüt.a.] ulaştırma. dökmek " ab.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran". özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir. < Ave *reş. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd. ders. Karş. ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd. örnek.bükmek. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. ~ Ave *upa-reşma a.] kiralama. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek. tac^abîr (rüya yorumlama). Tü [Uyviii+]iç-a. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez.] iğne. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd.ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd. borcunu ibret [Kut. var etme. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. a. açıklama). zenne. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek. erdirme.

] bir araya toplama. dışından dolaşma. . tabi olmak. < Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç.] geçit verme. geçmesi için yol verme. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd. İng. İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd.içinde olmak.] cereyan ettirme. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd.] < Ar ictimâc [#cmc nsb." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd. Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç.] bütünleme. ~ Ar icra' [#cry IV msd. çevirmen. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir.] " içtinap geçme.a. [ 194+] içer-içine almak. ~ Ar icmal [#cml IV msd.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd.

a.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir.a. yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü).yazı " ide. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. düşünce" anlamını kazanmıştır. id. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. Lat vîdere (görmek).< HAvr *s(w)e. bir şeyin zihinsel modeline uygun. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. kavram.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy. düşünce ~ Lat idea a.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd.] dava etme. görüntü + EYun grámma. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide. minyatür resim < EYun eîdos şekil. kavram. çevirme. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1. . Fr.] döndürme.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. sembol & EYun eîdos şekil. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç. düşünsel.idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). belirli bir süre. t. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil. sayılı günler. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd. avam. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil.a. 2. siyasi inançlar sistemi (xix)" ide.] tablocuk. düşüncede varolan 2. biçim < EYun eidö. düşünür 2.

varma. ayırma. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd.a. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil. 2. metelik ~ Lat follis 1. beyan. kabarmak * Karş.] 1. < Ar darak ulaşım. kavrama.] iyi duruma gelme.] a. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd. rahata erme. kese. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı.] salgı.idman [TS* xv] gayret. ifrazat [IVmsd. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd. [Men xvii] egzersiz. düzelme. 2. 2. pul.] açığa vurma " faş . erme. ayrıştırma. salgılama < Ar faraza a. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. huzur. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık.a. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı.] 1. anlama. yararlılık. en dibine inme. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). torba.] makul olan sınırı aşma. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd.] utangaçlık. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd. fayda. çaba. kurtulma < Ar falâH refah. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır.] ulaşma. abartma < Ar faraTa öncü idi. ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. ifrağ ifrat [ xiv] azma. (özellikle mahkemede) tanıklık. bir şeyin en dip noktası.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd.

a. kötü yola girdi.] kandırma. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a.< HAvr *gnö. firyat] uydurdu.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd.] övünme. ~ HAvr *ne-gnö-rö. Moğ cigir-/cigsi.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd.a. [Oğ xi] hadım < Tü éğit. iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh. gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd. baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü .(a.a. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd.hayvan veya köle beslemek. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd.).a. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a. ehli hayvan veya hizmetçi.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş.] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür.] oruç açma. * Orta Amerika yerli dillerinden. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd.yakalamak. yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd. ġayy] kandı.

Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir. kurtarma.] doğru yola gelme.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. ihlas 2. alev. hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd.] 1. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd. samimiyet. flama " flama * Karş. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu. hacca ilişkin yasaklara uyma.] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd. EYun filúra (ıhlamur). Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18.] güzellik yapma. dar uzun bayrak. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd. .] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd.] meydana getirme.ihale birine devretme. yasaklama.] hak kılma. karşılıksız hediye verme. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd. kurtuluş.] 1. 2. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd.] kendi haline bırakma. 2. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş.] haber verme.] havale etme.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç. Yeni Yunanca kelime. yy'dan önce rastlanmamıştır.

ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme. hicap duyma). yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma. DK. uyumsuzluk.] tahammül etme. zıtlık.] karışıklık.] 1. özellik kazanma.] icat etme. tolere etme.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd.] 1.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. Gül xiv] seçme. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd. hizmetçiler " haşmet * Karş. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd.] kapsama.] istifçilik yapma. piyasada tekelleşme. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd. seçme yeteneği. 2. yerine geçti" halef ihtilal fesat. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd. ihtisas olma. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd. 2.] < Ar Haşam maiyet. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd. olasılık olarak tanıma. seçme. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd. Ar iHtişam (utangaç olma. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. taşıma. tercih etme.] önemseme.] seçme " ihtiyar1 .] ~ Ar ihtiyar1 [Aş.

2. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. t. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd. [KT xix] koyma.] huzura getirme. yy'da ayrışmıştır. kondurma.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd. 2.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. eğim. yaqaZ] uyanık idi.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19. ayağa kaldırma. konma. iskân etme. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut.] 1.] uyandırma. kurma.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ.1. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir. konaklama " kamet [ xix] konma. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci. dikme. ortaya koyma . düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. iklim [Kut. güneş . a. uyarma. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir. a. oturma. coğrafi bölge ~ EYun klíma.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd.

tiksinme . zorla yaptırma. benimseme. konfirme etme < Ar qarra durdu. gösterge ~ EYun eikön resim. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd.ışınlarının eğimi.] tasarruf etme. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. 2. tasvir ~ HAvr *weik-on. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak.] kararlaştırma. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd.] kani kılma.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd.] bütünleme. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd. damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma. karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu. ikram [Yus xiv] gösterme. görüntü. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd. iğrenme.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo.] ödünç alma. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma. onurlandırma.] kesip ayırma. kendine maletme < Ar qabasa [msd. yerleşti. süzmek ikta verme.] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak). nefret etme. tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1.< HAvr *weik-3 benzemek. benzer olmak ikona EYun eikön resim.Ar ikrah [#krh IV msd. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd. .

beddua etmek ilişmek. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne.kınamak.] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd. xiv TS] ülke. değmek. vilayet ~Tüil[viii+Uy.a. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor. yaklaşmak. yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir. çıkışmak. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1. Tü iletiş. ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak.(1. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük..xiv Kıp).] zorunlu olma. ileri " +ri . [Men xvii] makamla okunan dini şiir .Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. [CepK 1935] bir idari birim. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd. beraber (bağlaç). 2. [Uy viii+] bile/birle ile. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut.] duyurma. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. bile (zarf). el3.] yükseltme. artırma. ayıplamak. kavga etmek . Karş. ileriye < Tü il ön. Aş xi] ~ Ar ilâ .iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd. ilişmek. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. memleket. [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7.] ilaç.] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd.

2. lahm] yuttu.(1.] katma.] boş ve geçersiz kılma. bilim < Ar calama bildi. doludizgin atlılarca yapılan saldırı. DK xiii] ılgar akın. kavga etmek .seçilmek. tutunmak " ilim/ilm[Kut. sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a. çapul. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC. ilişmek. ekleme ilham [Yus. ulama. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç. DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma.bitişmek. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. tamarisk ilginç ilgi. sevketmek. yaklaşmak. yutma. [Uy. bitişmek. özellikle teorik bilgi. 2. tüketti.] 1. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş. vardırmak < Tü il. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd.göndermek. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik. anladı.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. yiyip bitirme. a. ılgın yılğun ılgın ağacı.] bilgi. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı. bağlı olma. [ xi] bağ.ılımak. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. Tü iletiş. tutamak < Tü il-ilişmek.varmak. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . esin < Ar lahima [msd. ısınmak < Tü ılığ ılık. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. müfreze Moğ ılgara.xiv Kıp). [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik.

[Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön. takılmak.a.[viii+ Uy. temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. düğüm < Tü il. bitişmek. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. saldırmak.ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. güncel durum " ilim. münasebet. asılmak. xi] 1.. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka. temas [CepK 1935] müteallik. takılmak.ilişmek. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. haber . [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.ilişmek. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş.] kusur.ekiyle. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. ileri" YT [CepK 1935] unsur. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa. 2. takılmak " iliş< Tü il. -man ekinin işlevi açık değildir. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2. temas eden [Orviii] ilki a. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme". —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç. dokunmak. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim.

illus. ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd. lams] dokundu.] işaretle anlatma. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev.] 1.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen. dilekçe < Ar lamasa [msd. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere.] katılma.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola.< HAvr *leid.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme.+ Lat ludere. 2. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1. eğildi. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd. imagin. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in. yapışma.< HAvr *aim.] dikkat ve ilgi gösterme. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma. ışıtmak. lumin. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd.] yanma. suret. ~ HAvr *sim.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. gerektirme.ışık " in+1. başvuru. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd. 2. damga * 16. aydınlatmak. lusoynamak ~ HAvr *loid-o.a. elledi iltizam benimseme. zorunlu olma. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. işe koşma. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü. görüntü ~ Lat imago. a.alay etmek. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel . ilgilenme.kopya. oyun oynamak. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd.+ Lat lustrare aydınlatmak. işaret.] işletme. aldatmak & Lat in. mülkiyet işareti. kayırma.

amm] gitti.] bayındırlık eseri. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür. vardı. önden gitti Ar #'mm1 (ümm. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. mamur ve bayındır kılma. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto.imam [Aş. suret" imaj . damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd.] el uzatma. 2. öncelik.+ İt battere " in+1. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme. EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix.kopya.] canlandırma. [ xx/b] imik/ümük gırtlak. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer. önderlik. önder. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut. namazda öncülük eden < Ar amma [msd. şenlendirme. batarya imbik ağızlı kadeh. imamlık. çırpınmak & Lat in. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd. imame imame [ xiv] sarık.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup.] 1. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. bıngıldak. remiz. büyük yapı. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak.< HAvr *aim.

] tutma.+ Lat parare tedarik etmek. yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır. İng emperor.Lat imperator ordu kumandanı. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17. Fr empereur. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren.] doğru yazım ~ Aram msle 1.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. [ 199+] cursor < Tü imle. 2.değil + Lat münus kamu hizmeti.] güç.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. komuta etmek & Lat in. potansiyel. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd. tutum. serdar. Karş. imece " in+2. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma. çariçe. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd. Karş. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2. oruç tutma < Ar masaka [msd. dolu. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf. İt imperatore. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] . çok < Tü amra-/emre. güzel bir şeyi reddetme.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2. [DK xiv] imren-özenmek. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd.sevmek. tanrıça. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı . olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir.] imsak tutma. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak.

inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç.olarak yazılırken. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. güven) inanç Tü [Uy. Bunlar Türkçede an-/am. Karş. Lat intrare (içeri girmek).olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı.şeklinde alınmıştır. imza etme " ~ Lat in içte olma. +inç . • Aynı kökten EYun en-. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse.] nimet sunma. Belki Ar icmân etkisiyle. içeri). mutemet.imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd.] bitirme. içe yönelme * Fransızcaya 16. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy.a. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir. içeri girme. Lat inter/intra.biçimi görülür. in-rationalis > irrationalis. itimat < Tü ınan. oyuk. İng in. Ör: empire > ampir. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. mutemet < Tü *ına. Tü inan. sığınmak. in1 Tü Tü [ viii] in. iniş. Alm in/ein (iç. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik. énteron (iç . içeri. içeride. yydan önce geçmiş örneklerde en-/em.isim).güvenmek. doğruluk. sarkmak.HAvr *n. [Kıp xiv] güvenme.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür. iç. azalmak. impérial > emperyal. içeri). in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek .a. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. xix LO] güvenilen * Türkçede 19. [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. Fr entre. EYun entós. düşmek. iki şeyin arası).aşağı doğru hareket etmek. 2." inan- * Tü *ına. Fa andar/dar (iç. in[mek én-/*yin. Alm unter (bir şeyin içi. in2 2. çukur. hakikat.güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em.

2. malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. daralma.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil. azalış. keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı. paça. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. a. anlam ifade etti. delik. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd. İng evangel. [msd. [msd. 2.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. nezd. inci [Or viii] yinçü a. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. iyi haberci. c^any] kasdetti. 2. 2. gücenmek incir . Ar tedkik (1. Yini > yincik bağlantısı. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd. a. oyuk. ETü yini (uzuv. yufka in.a. Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. azalmak " in< Tü *yinç iniş. incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur.inat [Neş. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil.] inat etme. özellikle hayvan bacağı). Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. zayıf. [Aş. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. [DK xiv] incin< Tü yinçe. inceltmek. taraf. incin[mek <Tü kırılmak.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme. -e göre.] iyiliğini düşünme. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince.azalmak. cevap verme. müjdeci. dikkat ve ihtimam etme.inmek. . hastaya bakma < Ar cana 1. küçük düşürülmek . fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim. küçülmek. genleşme < Ar basaTa yaydı.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1. sübjektif görüş " ind inayet [Kut.

] yalnızlaşma. indi sübjektif. sokma.a.] 1. ~ Lat individuus bölünmez olan. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge.] birinin görüşüne göre. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey. atom. . individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a. 2. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd. ~ EYun indikós a. bireysel).a. divis. fesh olunma " fesih infisal bölünme. fırlama. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir.a.a. 2.] püskürme.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd.] patlama. birey. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd.bölmek " in+2.] saplama. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd. a. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. (EYun páthos karşılığı). keyfi" ind indifa şiddetle taşma. çivit ~ Lat indicus a. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. döviz * Karş.] ayrılma.ekinin işlevi açık değildir. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı. < Indos Hint ~ EFa hinda. İng individual (1. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd.

2.gitmek.] çıkarma.a. tanımadı (= Akad nakru yabancı. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd.alt. yad ) inkılap tersine dönme. 5. yadsıma < Ar nakira [msd. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd.] aşınma. 2. başlatılmış.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. it. yaratma. neo+ inşa çıkarma.aşağı ~ Fr/İng infra. " in+1.a. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. a. nakr/nukür] bilmedi. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. < Lat novus yeni < HAvr *newo. qarD] 1. önayak olmak ~ Lat initiare a.a.] açılma. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd. tükenme < Ar qaraDa [msd. paslandı. kemirdi.infra+/enfraHAvr *ndher. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd. iyon inkâr [Aş. öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1. yol almak " in+1. kenarından kırptı.] ~ Fr initiative girişim.] altüst olma.] yalanlama. ortaya .+ Lat novare a. ~ Ar inhidam [#hdm VII msd. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı.] sonuca vardırma.

a. Aram #nş. evcilleşme) = İbr #'nş. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. Akad eneşu (güçsüz olma.) biçimini alır. iz edinme. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd. = İbr 'enüş a.iç < HAvr *en.a. halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir. = Akad nişu halk. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in. Fr entrer (içeri girmek). Lat intrare. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. EYun entos (iç). segman. internet < İng intercomputer network " inter+. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki.] ılımlılık.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. a.a.a. " in+1 * Fr entre (a.] sürüklenme.] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd.] akışkanlık. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd. bağırsak). énteron (iç organlar.] uyanık olma . inşallah [Aş. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma. kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir.+ Lat secari kesmek. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık. Aynı kökten Fa andar/dar (iç). istesin + Ar allâh " şey.

başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd. yayılma. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd. seçim < Ar na%aba [msd.] kendini öldürme < Ar naHara [msd.a. zaptedilme. öç < Ar naqama [msd. CodC xiii] yipek a.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd. düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme. üreme.Ar intişâr [#nşr VIII msd. [ xix] yayımlanma .] köşeye çekilme. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma. bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd. disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme. iplik [İMüh. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik .] seçme. indirme.] 1. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. 2.] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd. inzal akıtma.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd.intibak uyma. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd. naqam] öç aldı. ~ Ar inzal [#nzl IV msd.] intizam olma.] örtüşme. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik .

a.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak. alt + EYun tithemi. ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa.] isteme. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd.] 1. getirme. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi.< HAvr *swep. gelir < Ar warada vardı. öğrendi.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük.[xi] sallamak. rawd] av peşinde dolaştı. James Braid.uyku ~ HAvr *sup-no.ekiyle. ortaya atılan şey.] bilgi. < Tü ıra-/yıra. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a.gökkuşağı" iris . özellikle < Tü ér. -t. amele.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı. İng. 2.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey. tabip < EYun (h)ypnos. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. bir konuyu gündeme getirme. the. gelir getirme. # 1847 Dr. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı. özellikle pratik bilgi.* -lik ekinin işlevi açık değildir.olmak. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd. irid.koymak " hip(o)+1.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd. kimyacı (1761-1815) < EYun íris. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd. [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd. tanıdı.] temel. İng.

fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. a. ırmak <Tü [Kıp.a. gözün renkli kısmı.geri + Lat emere. * Güney Nijerya yerli dillerinden. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a. gökkuşağı. yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. köken. [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk. bitkilerde kök. Karş. re+.almak " in+2. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in.* Değişken renkli alaşımlarından ötürü.çürümek.1. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek. prim .+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy.toplanmak.] 1. 2.toplamak. ikiyüzlülük etme.değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red. birikmek. 2. alaylı anlatım / İng irony a. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk. Karş. EYun (h)ríza (kök). irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo.almak ~ HAvr *em. Tü [Kaş. xiv-xix passim xi] irkil.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2. birik-. biriktirmek * 20. gözün renkli kısmı. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1. gökkuşağı renklerinde olan her şey.a.kavis. irid. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü. süsen bitkisi ~ EYun íris. ırmak). ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri. 2. empt.

ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. itibar. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd.] doğaçlama şiir okuma.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd. is Tü [ xi] ış is.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd.] 1.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd. 2. ölme < Ar raHala göçtü.] şeref.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd.] yüksekte olma. a. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1.] miras < Ar wari6a varis idi. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır. kullanışlılık. İng redeem. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd. 2. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. şiirde vezin birimi.] 1.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a. f. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma. Karş. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor. itibar ~ Ar cirD [#crD msd. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20.] < Ar racaca geri döndü. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma. unredeemed. 2. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd. irsaliye irsal [IVmsd. duman lekesi . ayak.

sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir.iş isabet Tü [Orviii] ış a. Yışı.] akıtma " sel işaret [Kut.a. eda eden " iş. Aş xi] nişan. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren.biçiminin. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir.] sinyal verme. 2. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd. saptama.] 1. alamet.] yerini bulma. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. ishal akışkan kılma." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a.a. gevşetme. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd.a.] ad (= < Tü yışı. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir. = Akad şumu a. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık.yanmak. oyalama. Tü çişe. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme. [MŞ xiv] issilik sıcaklık. göz kırparak onay verme. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir.) . yaşı. işten alıkoyma. böyle verilen sinyal. rahatlatma.] sabitleştirme. parlamak. sıtma. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd.] bir işle uğraştırma. kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir.yanmak. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma. [Uy viii+] isiğ sıcaklık.idrar etmek " çiş * ç. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı. hararet < Tü isi.

[ xi] ısırğan çok ısıran. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. bismillah. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş. Fr escaume/escarme (ıskarmoz). kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a. İt scalmo. ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+.] oturtma.ısınmak. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki. kart2 . sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış.a. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a. a. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin.a. müsemma. esami.a.a. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi." Tü [ viii] éşid-/éşit.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. urtica < Tü ısır. İng scalpel (cerrah bıçağı). Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır. esma. elenmiş. isim.

zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır. oturak skamní tabure.a. a. eziyet etmek ~ OFa şkastan.] engel. işkence.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş. t.) sözcüğünden adapte edilmiştir.a. KT 187+] işkil şüphe. kuruyup büzüşmüş şey. ~ EYun skeletón 1.a.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan". sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. . kovmak. iskelet < EYun skellö kurumak. 2. tırmanmak ~ HAvr *skand. sken. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir.a. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim. + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. mumya.kırmak. Z. kompüter Karş.a. İng discount (iskonto) < İt discontare. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd.a.] karışık ve muğlak şeyler. andr. adam. ciltçi presi < Fa şikastan. a. [LO. müşkilat < Ar şakl2 [msd.a. anlaşılmazlık. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak. & EYun aleksö defetmek. merdiven. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a. ezmek. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a. tutmak + EYun (h)aíma. şikan.a. < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak. mide ~ OFa aşkamb a. alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic.a. belirsizlik. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ. savmak + EYun aner.a.erkek. & EYun is%ö durdurmak. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş. bükmek. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. • İ. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın.basmak.

[DK. +ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd. oşmâr.a. sakınma. simge. şumurdan (saymak). ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. günahsızlık < Ar caSama koruma. [Men xvii] zencefil.saymak. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd. 2.a. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd.a. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. a. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret.OFa âbespurdan.(güvenceye almak.a. [MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü .] düzeltme. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı. Env xiv] ısmarla. Moğ usula. su katmak * Karş. saflık. anlamak. uyum sağlama " sulh islam boyun eğme..] leke ve günahtan korunmuşluk.] 1. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır.a. . [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. özellikle hayvana su vermek) < usu (su).(sulamak. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek. sanmak. emanet etmek " sipariş * Erm absbar. esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş. sağaltma. spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. ot ıspanak sebze. < OFa oşmürdan. âbespâr.tevdi etmek. teslim olma. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı).] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. alamet ~? OFa *nişmâr a.iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a.

2. a. * Aynı kökten İng finch (a.a. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş.a. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a. biçim.).a.a. ticari eşya çeşidi.a. seyretmek ~ HAvr *spek.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir. . spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek. tür. ~ Ger *spehön gözetleyen. gözlemek).a. * İşportacı "sepetçi. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a. EYun skopeo (bakmak. eczacı ~ İt speziale attar. Karş. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. çeşit. sképtomai (gözden geçirmek.] bir tür ~ Yun spároi [çoğ.gözetlemek * Aynı kökten Lat specere. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar. ~ HAvr *(s)ping.] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma. 3. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach. # 1854.a.a. spyrida. incelemek). görünüm. baharatçı < İt spezie baharat. şifalı ot ~ Lat species 1. sepetle dolaşan satıcı" anlamında. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır. işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a.a.a. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek. -d. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a.a. ~ EYun spyris. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır.

" iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa.] a. Karş. eis Ámison > Samsun vb.(durak. stat. HAvr si-stâ. durma. Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. Ave stüna.israf [Kıp xiv] . HAvr stöu. İng stand (durmak. İng stick. ihmal etti. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen. 2. Lat *staurare (dikmek. EYun stöis.~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. durum). < Lat stâre. dikmek). birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz. boşa harcama < Ar sarifa [msd.a.a. kaldırmak). = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. HAvr sts-n(â).] birliktelik. uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü. cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. Lat stare. nefs-i İznik).a. EFa/Ave stâya.a. taşırma. stake (sopa). İstanbul" eis+. istakoz/ıstakoz astakós a. yoldaşlık.a. istasyon [ xix] ~ Fr station 1.kökünden > EYun (h)istemi. adım ~ HAvr *stebh.a. stat-.fiil adından > Ave stâna.(direk). politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki. değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı. iç şehir.(durdurmak. Lat stâns (duran). istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı.durmak ~ HAvr *stâ. Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir.] azıtma. baskı aleti < Ger *stap-/*step.pekiştirme biçiminden > EYun staurós.a. ölçüyü kaçırma. saraf] gözardı etti. trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş. < Ar Sarra işret [Aş. konak).a. +oid ~? Yun . durak ~ Lat stâtio a. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a. eis Nikaían > İznik (iç İznik.a. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi.basmak.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak). idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii]. Alm stehen (durmak). sta-. duruş. özellikle Konstantin kenti. * HAvr *sta.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak). ayak basmak. HAvr stâ-na. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır. durma yeri.

] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd.dikmek. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür.] su tutma.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. istif. istiflemek. Ancak Bulgarca. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır. irade < Tü iste-" iste-. başvuru " davet istidat olma.] acele etme. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme. takip etmek. durdurmak < HAvr *stâ.) ~ Lat stipare sıkıştırmak. bir tür dev deniz yaratığı. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır. 2. hacim < Ar saba [msd. badd] saçtı. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk. Lat lacerta) ile alakalıdır. kertenkele. Rusça stavrid/stravrida biçimleri. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için. [Men ] istif ~ İt stiva 1. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd.] çağırma.] başına buyrukluk. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. eğilim. tıkmak .a. Romence. kural tanımazlık. istiap içine alma. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd.izlemek. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. davet etme. sorgulama " cevap istida çağrı. • İt saurella. 2. kazık ~ HAvr *stau-ro.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1.

~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd.] içini boşaltma.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd.] gına getirmek. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma. hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme.] pekiştirme.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.] arzulama.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd. ~ Ar istihdam [#xdm X msd. evrilme.] haber sorma. ~ Ar istihlâk [#hlk X msd.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd.] çaba ile elde .] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd.] hayır dileme.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd.] sorma.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd.

2.] 1. "İsyan. yy sonlarına dek rastlanır.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme.buhar istimal işletme " amel istimbot istim. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd. ~ Ar istilzam [#lzm X msd. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd. özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu.] alay. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . dümdüz gitme. düzenleme. etimoloji < Ar şaqqa yardı. yön" anlamı Türkçeye özgüdür. istikbal [Neş xv] ağırlama 1. küçümseme. isyan etme. bir şeyi ikiye bölme. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. hiçe sayma.] gerek sayma. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon.] 1. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. yönseme.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd. istibdat" anlamında kullanımına 19.istihza haza'a [msd.] dimdik durma.] egemen olma. 3. 2. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. bir kelimeyi diğerinden türetme. yönelme.] 1. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd. haz&rsquo] alay etti. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd. saymama. 2.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd. bağını koparma.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd.] işe koşma. 2. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme. yarma.

kopya " nüsha istintak konuşturma. Fr huître < Lat ostreum (a. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma. ~ EYun óstreion a.] küçümseyerek reddetme.istimlak edinme.a.a. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd.] danışma. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd. 2. . tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür. soruşturma " nutuk iştira [msd.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd. dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd.] dayanma. ortak alma < Ar şariqa paylaştı.] geri isteme.] 1. ağırsama.) < EYun. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd.] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd. birinden rahatsız olma.] ortak olma. ağır bulma. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd. HAvr *ost. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi. mülke el koyma " mülk istimna çekme.a.] yazıya dökme.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ. İng oyster.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd.

] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd. 2. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için. a.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd. it[mek Tü [Kaş xi] it.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için. Köpek sözcüğü 14. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme.] ödül verme.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf . eda.] 1.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme.a. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd. işve isyan isyan etti. dışlama. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd. ita bağışlama.a.a. hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir. ~ Fr italique 1.istismar yararlanma. 2.] boyun eğme. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme. İtalyan tarzı. İtalya'ya ait.] söndürme < Ar Tafa'a [msd.

bir dine veya mezhebe bağlanma. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd. kısmet. ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd. bırakma.] töhmet altında bırakma.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır.] adet edinme.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd.] sözleşmeyle bağlanma.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd. uyuşma. saygı gösterme. şans . saygınlık < Ar cibrat^ öğüt. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd. denk geldi" muvaffak . Aş xi] 1.] uyum sağlama.] güzel koku. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd.] 1. denk gelme. sayı sayma. salıverme.] 1. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd. 2. 2. kapsamını genişletme.] telef etme. denk gelme. genelleme.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd.] 1. 2.] dengeli olma. önüne çıkma. saygı.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd. sayma. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd. boşama. 2. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut.] güvenme. azat etme. yolunu kesme. uzlaşma < Ar wafiqa uydu. uzlaşma.] uyma.

malik. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. inisiyatif. koitus. başarı. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek). [LO xix] abur cubur karma karışık. iyon Lat ire : ambiyans. tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd.menekşe . ~ Ar ciwaD [#cwD msd.] bakmakla yükümlü olunanlar. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se . bedel. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ. servet. iod. primitif. iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. iyi (sıfat). iyi Tü vulg.] bağlantılı olma. kont. [TS xiv. [TDK 1944] a. [Men ] eyü < Tü éd varlık. * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd. yol almak ~ HAvr *ei.a. komite. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık. inisiye. [Uy viii+] iğe/iye .a. [DK xiv] éyü . [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év. i. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). elde edilen şey. yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. [İMüh xiii] éygü .ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu.acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. efendi.gitmek. Fr.] birlik. [TS xv] ivedi acele.] karşılık.[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi.a.] tanıma. ambülans.

yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd. kalabalık etme. banal * Karş. eşkiya). İng bandit < İt bandito (haydut. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd. zahmet < Ar zaHama sıktı. a. eklenme.] giderme. mahkûm etmek.] kır evi. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd. aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd.* Menekşe rengi buharından ötürü. felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması. 2. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o).] sıkma. villa < Ar izbe cazaba [msd. . berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd. 3. ilinme. forsa. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a.eş. sıkışma.] boyun eğme. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. cuzbat] uzak idi. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek. akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi.] aydınlatma. çiftlik. sıkıştırdı.] 1.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür.

tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd.] kaybolup gitme.] kudret. . a. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir. = Akad uznu a. onur. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. güç. ada yapmak ~ OLat insulare a. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. kuruma. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti.] izzet [Kut. a. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur. 2.< HAvr *mers.] kulak verme. kayıp. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak.şaşmak. smarid. ziyan. kuşkuya düşmek izmarit2 . izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma.a.EYun smarís. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd. iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak. ateş yakılan yer. a. 2.a. kaybetmek. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak. şaşkın < İt smarrire 1. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık. Aş xi] itibar. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma. saygınlık < Ar cazza güçlendi. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd.

< HAvr *yâ. 2. M. boy " ceket. felis onca # Georges-Louis L.a. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle.istemek. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros. kıskançlık.soy. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. kavim ) + Lat arme silah " janti. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1. gent. Buffon. ~ Ger *hamma. Fr. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a. janjan » " şanjan .jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan. pompa imalatçısı. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1. aşırı gayret ~ HAvr *yes. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup.. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J. hırs.a. silahlı birlik. arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur.a. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke.~ HAvr *kons-mo. 2. Amer.

jelatin gelato donmuş. ~ Lat generator doğuran. üretmek < Lat genus.janr gener. ırk " genetik [ xx/a] tarz. üremek. kibar. ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk.yer. aşiret.soy. soylu. Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır.a. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto. 2. aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak.yazımı tercih edilmektedir. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o).tekerlek < HAvr *kemb.soy. zemin. genersoy. asil < Lat gens. 2.a. ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. jeodezi. aile ~ HAvr *gnsti. argo * Nihai kökeni belirsizdir. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan". doğurma. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz). a.< HAvr *gens. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif. üreten " jenerasyon ~Fr . uslup ~ Fr genre tür.doğurmak " genetik jargon ait özel dil. doğuş. yavrulamak./ İng ge(o). cins ~ Lat genus. İng cold. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a.halka şeklinde bükmek. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. cool (soğuk). ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a. EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. üretici. kavim.a. gent. * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a. a. geometri.

a.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir.].< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak). dais.a. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a. gest. hukukçu & EYun génos soy. alelumum. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır. iact. genit. 2. fungisit. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır. ^ 1944 Raphael Lemkin.a.kılmak. < HAvr *ye.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus. < Lat gignere.a. [ 199+] ~ Fr générique 1. hoplama. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns. 2. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. genele ait. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1.bölmek. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a. < Lat iacere. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik. zıplama. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. Karş. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey.a. ~ HAvr *ysk. bir tür dans " jikle . fıskiye. 2. insektisit. fışkırtılan şey.üretmek.a. Amer. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış.a.

[ARasim 1897-99] cimnastik . İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın). beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. söz oyunu ~ HAvr *yok. bir erkek adı. at uşağı [esk.a.].a.]. jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi". gözetmek " ciro.< HAvr *yek. skop. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak. yamak. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1. aniden harekete geçmek ~ *cisculare a. EErm knig. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm.gözlemek. Yakup < İbr #cqb koruma.söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. jelatinli . 2. jimnastik. 2. koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka. "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ.a. Sogd kanig (kadın). jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö. şakacı.< HAvr *gwen. donmuş şey. köylü uşak [esk. +skop jogging İng to jog ittirmek. 2. jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik .a.

yasa. iur. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin.HAvr *yewes. günce. ~ EYun iöbelaios a.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a.yasa . töre. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş. diu gün ~ HAvr *dyeu. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır.a. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef. iur. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük.a. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba .(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir.gün. güneş * Sans deva. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir. iktidar ) " jüri. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama. a.-P. yemin etmek < Lat ius.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius.

/ İsp gaban a.a.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir. [Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP. cucurbita pepo. [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar.şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce.kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin. müzikli lokanta . kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare .şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd. kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze. iri " kal < Tü *kaP. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar. a.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. gelenek < İbr qıbbel alma.

= İbr %ebel a. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz.] kabul eden. darı kepeği. 2. halat). yy'dan itibaren kaydedilmiştir. EYun kúbos (oyun zarı. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda. aşiret. tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç. Ar #kcb (memeleri şişmek. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. kovuk. gemi odası ~ İng caban (xiv).]. kıyı denizciliği < İsp cabo baş. cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. a. alan. kafa " kapital kabristan istân " kabir.] 1. özellikle mahrem oda. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1. büro 2. 2. f.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip. DK xiv] olanlar. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. tür. ~ Ar qâbil [#qbl fa.] kabile [Yus. içi boş şey.içini boşaltmak " kof . coğrafyada burun ~ OLat *capo a.a. olabilir. sıkıntı [#qbD msd.a. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. ~ OLat capulum kalın ip. kapasite. zümre.] cins. özel daire.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a. a. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf.] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd. boy. oda. ~ Lat caput baş. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik. uyan. [Men xvii] usit.] çukur. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf.] kavrama. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür.

kabile. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç. benimsedi. aldı. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd. kavradı. sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. qibla (namazda dönülen yön). eliyle sıkıca tuttu. mukabil. mütekabil. [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. avuç. göğüs kafesi < Moğ qabırğa. kabul.sürtmek. makabl.] alma. bir araya gelme). direnmedi. kıble. kavrama < Ar qabaDa 1.sıkıştırmak. bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa. qabıl (tür. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp. misafir etti. [TS xvii] kaçacak yer. yamaç. kabil2. müstakbel. yüzleşti. 2.a. tutukladı. tutuş. değmek. bastırma. kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. sıkma.20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. kabiliyet. benimseme < Ar qabila 1.kabul [Kut.] 1. cins). yüzünü döndü. makbul. DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme). ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. sıktı. yanaşmak < Moğ qabır. 2. kaçış. İbr #qbS (toplama. peklik çekti * Aynı kökten karş.] eliyle tutma. qibbutz (birlik. istikbal. bir araya getirme).] elde eden. baskı < Aram #kbş basma. kabil1." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç. mukabele. önce). a. tutan + Ar mâl" kabz. 2. yüz yüze geldi.

dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf.1. ilahi kudret. mısra (< EYun stei%ö dizmek. kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. ~ EYun katâsti%on sıralama. DK xiv] alın yazısı [CodC.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. . alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa. 2.] 1. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd. traşladı. a. ölçme.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf.] değer. < Lat cadere. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd.] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. öncelik.] içki tası. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ. sıra. kadife < Ar qaTafa [msd. 2. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet. cas. 2.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. nicelik. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı .] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti. havlı kumaş. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön. f. düşmek. ölçü " kadir1 [Yus. baklava < Ar qaTlfat [sf. dizilmek.] hav. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım. adım.a.] hav. değer biçme. kırpıntı. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı.düşmek.] 1. ~ Ar qadam [#qdm msd. kadayıf [Aş. cas. cetvel.

buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . tanımak ) " kadir1. dörtgen. (Allah) emretme. 2. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1. kare ~ Lat quadrum a. kahve. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen. t. kabotaj.Fen *qadmön eski. idari personel ~ İt quadro 1. tüzel kişilik vb. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder . değer. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1. ölçü. önce.dörde bölen. a. cas. kefal. gücü yetme. [CodC xiii] . < İsp cuadro dörtlü.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare.] gücü olan. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş. tanıyan (< Fa şinâ%tan. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. a. personel çizelgesi. kıymet. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek. düşmüş. 2.bilmek.) ~ Lat caducus 1. dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. gücü olma. çerçeve.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. çerçeve. emek " kata+. 2. kadim < Fen qdm ön.] kudret sahibi . şinâs. 2.] 1. armatür. Alm.kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. -ebilme. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer. 3. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. 2. varisi olmayan mülk < Lat cadere. boy ölçüşme. kapasite. nicelik. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali. düşük. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a. quadr.Ar qadır [#qdr sf.Ar qâdir [#qdr fa. Karş.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. 2. dörtlemek < Lat quatuor. .

Sans karpüra a. 2. Tü? [ [DK. Zerdüştçü). kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane.a. tüm. kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. * Fr camphre. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa. ^F. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. Lat paganus (1.a. [ xiv] ġavr/gâvr . [Kut. ağır üst giysi . 2. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. • Ayrıca karş.] beyit. tanrısız. Aş xi] kâfir . Tü top (1. f. f. imparator * İlk kez 4. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa.a. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür.] yeten.] tümü. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır. köylü. qafw] peşinden gitti. kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. f.) ~ Prakrit kappüra a. hep). [İdr xiv] gevür .] kervan.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a. Alm.Ar kâfir [#kfr fa. büyük han.F. yuvarlak şey. kâfi kafile konvoy kâfir [Yus. kâfuru [Kut. yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır. kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. kafiye kafiye < Ar qafa [msd. hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır.a. yy) rastlanır. Runge. Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a.] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan.

] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. zorla yaptırma < Ar qahara yendi.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır. durak. yenme. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. Fa kâğad/kâğaS (a. boşalmak. tadımlık.koflaşmak.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin. kez. " kahve. rahip < İbr #kwn durma.].. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek .a.içini boşaltmak. gâh ~ Fa kâh/gâh 1. kahır/kahr[Aş. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa.a. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir. < Tü *kowşa. ezdi. kağnı Tü [Uy. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. çerez. koflaştırmak " kof [Aş. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir.] gücü yetme. koyu şey. peygamber = İbr köhen kâhin. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür. alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. 2.] 1. [LO 1876] kahve altı a. yer.] gücü yeten. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. özsuyu [esk.kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a.. DK xiv] gâh . kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam.< Tü *kaP. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa. a. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd. 2.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey.

ilke < Ar qacada [msd. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa.] taban.sıçmak * Karş.] duran. varlık < Ar kâna [msd. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a.a. kâhya yöneticisi. pislik. Yus xiv] varolan. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. a. . tüm varlıkar.] varolanlar. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. f. temel.* İlk kez 15. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. kaide [DK xiv] esas.] varolan. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa. Yun kaká. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. pis * Karş. Lat caca. Erm kak. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. kart. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. Fr caca (dışkı).vurmak kaka dışkı. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. 16. qucüd] oturdu kaim [Aş. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. evren < Ar kâ'in [fa. Fa kak. kaka. mevcut idi. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi.ekiyle. kawn] var idi. oldu (= İbr/Aram #kwn durma.

kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. < Fr galer hoşça vakit geçirmek. ^ Linnaeus.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti. kal[e almak qâl [#qwl] söyledi.a. şık (~ Fr galant a.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu. sözünü etmek [ viii] kal. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. a. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk. kuş ibiği.a. a. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk.a.a. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat. gürültü .a. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a. belki Fenike dilinden alıntıdır. İsv. ~ YLat cactus a. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a. kibar beyefendi & İt galante zarif. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. izdiham. zarf.a. meyve kabuğu. a. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci .EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a.

chaussure (her türlü ayak giysisi). ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a. sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy.a. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme. çoğ. müstahkem yer (= OFa *kalak a.] hisar. ila MS 6. kalebent qalcat^ + Fa band bağ.kalkmak. İng.]. Sans kalama (a. döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi. güzel (~ HAvr *kal-wo. yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle. uzun çorap. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. ^ 1817 Brewster. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım.kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a.a. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme)..a. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek.a. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı). mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil.a. [İMüh xiii] kaltır.a. çizme < Lat calx.] uzun çorap veya iç don.a. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır . Aş xi] aracı.a. kalem ~ EYun kálamos kamış.a.a.a. ide. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan.) ~ Akad kalakku a. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk. Buna karşılık Lat calamus (kamış.) MÖ 1. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol. kalem) Yunancadan alıntıdır. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a. (~ Yun káltsa uzun çorap.a. < Tü kalı. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. kilit" kale. calc. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. ispiyon kalem [Kut. . Kaş viii+] kalıt.topuk " kalker * Karş. kale. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd. bukağı.

~ HAvr *âmer. kâr ~ Fa qalam kar 1. kesif. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi. a. yazar. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. gizlemek. iyi günler & Yun kalós. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç.a. fact.] birinin yerine geçen. yoğun. metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem. ~ Ar qâlib kalıp. a.kalemkâr kalem işi hapan. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir. pod. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır.a. odun + EYun pous. 2.güzel. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu.yapmak " kalite. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak. kalfa [Men xvii] vekil.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon . +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek.a. f. hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. kale iyi. vekil. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere.

hesap için kullanılan taş < Lat calx.şaha kalkmak.a. taş.1.] dolandırıcı. [İMüh xiii] kalğı. yy'da türetilmiştir. calc-taş " kalker kallavi büyük. [AL xx/a] ~ ? * Karş.taşımak.< HAvr *kels-l sıcak. yükselmek. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper. [TS xiv. < Lat calx. sarhoş. [KT xix] batakçı. Kaş viii+] kalı. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. yükselmek.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. getirmek " kalori. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco. 2. derbeder . ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak. +ber kalp1 a. lat. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık)..a. kalleş [Men xvii] içkici. ılık kalorifer ferre. külah).a.a. ısıtmak ~ HAvr *kls-e.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik. topuk. sema). topuk kemiği ~ EYun %âliks a. Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık.Ar qallâş [#qlş im. korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli.a. kireçtaşı ~ OLat calcarium a. calc.) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb . nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi.bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy. kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim. berduş. sahtekâr. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek. sıçramak. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık".] çakıltaşı.

calc.a. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. dönme. darp eden " kalp2. [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir.] değişme.[viii+ Uy. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. < İsp galea bir tür tekne .O Yun galéa a.a.a. eğer yatağı. döndürdü. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- . tersine çevirdi. 2.a. kimyacı < Lat calx. değiştirme. İng.İt cambio her tür değişim. kamara [Mmem xvi] gemi odası.mimaride kemer. tonoz. calc. xv] köreltmek.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek.a. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak.. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi . 2. [Çağ xv] a. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah. dönme. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd. a. kemer. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. ~ HAvr *gembh.diş. tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy. [ xi] kamaş.a.] a. ~ EYun kamára 1. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a.kalp2 [Aş xiv] kalb 1. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi.göz veya diş kamaşmak < Tü kama. tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk. döndürme (isim). deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı.

makam. boy gösterme. 2. karşı koydu. mukavim.] olgun. müstakim.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. kayyum1. 2. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. kıyam. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda". Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. ant) varyantının etkisi görülür. dikildi. a. kaim. 3. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame. Yun kálamos > Tü kalamış (a. bükük. kamet [Yus. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. paviyon camerilla [küç. durdu.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik. Kaş viii+] kamış a. ikamet. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a. İsv. a. mukim. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç. kavim. bükmek ) ~ HAvr *kamp. kıymet arzetti. takvim Ar/Aram #qym : kayyım.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer. istikamet. . boy.[xi] öldüresiye dövmek. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk.a. başında durdu.a. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a. duruş. kaymakam. kambur (< EYun kâmptö eğmek. < Tü kam. 2. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. kutsal rüzgâr.a. 4. ayağa kalktı.a. kıymet.a. kıvam. yönetti. kamet. mukavemet.] 1. direndi. kayme.

kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. açık arazi. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1. Nihai kökeni belirsizdir. savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. sözlük = EYun ökeanös a. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir. 2. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv].a. sefer (xvi) ~ Lat campania ova. 2. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir.] küçük kamyon" ~ Fr camion .kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. 2. tüm < Moğ qamu. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. okyanus. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. garnizon.toplamak. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç. dünyayı çevreleyen engin deniz. açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). açık havada kurulan ordugâh. hep (sıfat). kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. ordugâh ~ Lat campus a. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır.a. düzlük. bütün. bütün. askeri operasyon. sözlük ~ Ar qâmüs 1. savaş alanı. kamus [Men xvii] okyanus. biriktirmek.

tatmin olmak. kargı ~ Aram qanyâ a. 2. Kaş viii] kan a.a.a. 2.) * EYun kanon (çıta.a. = İbr qâne a. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma.hasırsepet. Fr canevasse (kenevir bezi. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş. (= Akad qanü a. a. 2. İng canvas. Uy. görüş < Ar qanica 1.a.a. su borusu. razı olma. inandı. tuval). " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1. ark. inanmak ) kanaat [Kut. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". yetinme. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır. İng canopy (cibinlik).Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç . kanı. Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd. kanat Tü [Uy viii+] kanat a.a.]l. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı.a. " kenevir * Karş. yetindi. kandı. kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak.a. kanara [T S xiv] mezbaha. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde.doymak. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a.kan kan[mak Tü Tü [Or.a. çuval bezi < İt canava [mod.a. kanma. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç. ~ EYun kánnabis a. .

Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a.a. yetinen. [TS xv xv] karjğrı.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir.a. posaya dönme kanguru Cook. yoldaş .) biçimleri Latinceden alıntıdır. Karş. kargı. bükmek.a.] kanan. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için. ~ OFa kanîzag a. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur.a. kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa.a.2Z. kadınlara sövme sözü . İng. kani olmak < Ar #qnc.ağaç veya dalı eğmek.a. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten.a.[ xi] kançık dişi köpek. kançılarya [DüsI. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a. Fr chandelle (a. kanaat. EYun kyon < HAvr *kwon. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil.a. buruşma. " jinekoloji * Lat canis.a.a. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. EErm knig (kadın). kapı bekçisi.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn. sökmek. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli. < Lat candere yanmak. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası. < Tü kan-" kan- * Karş. ~ Lat candela a.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne. < HAvr *gwen.a. a. sekretarya < Lat cancellarius 1.. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka. 2. kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık. çit Lat canna ince çubuk.

bucak. < Lat canere. kanser) çevirisidir. bucak. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere. tümör.a. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1. cant.).şarkı söylemek ~ HAvr *kan. 2. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o. İng centaury (a. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe.a. kilise yasası. cant. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa. 2. 2.gemlemek. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1. Karş. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen. ilçe ~ OLat .a. ur. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki. kargı. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim.a.a. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek). cetvel. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi.a.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla.sert. 2. kanton canton köşe.kano kayık ~ İsp canoa a. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. yengeç. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. kargı (= Aram qanyâ a. kural. < HAvr *kar.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a.a. yengeç. çıta. kanserojen (madde)" kanser. bir iş için ayrılmış yer. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir. yasa = EYun kánna kamış. a.a. ur.

[Kıp xiv] oyuk nesne. Akad qabütu (kadeh). [ xi] kapğak kapatan şey. %aot. içini boşaltmak. cupa (fıçı). Ar qabb > OYun kábos (torba. kese.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a. Karş. tutmak) < HAvr kap. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. uçurum. oymak. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü). Bak. a. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. Lat capsa (kap. Uy viii] kap-1 tutmak.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas. < Tü *kaP. İbr qab. Lat capere/captare (yakalamak. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. tulum. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. şişirmek. " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti. kabartmak " kof * -p eki. araç. boğaz. kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. Ar qabcat (meyve kabuğu). yakalamak < Tü *kaP. erganun ~ EYun órganon alet. örtü örtmek. İng have < Ger *%aban (almak. chaot.1.mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos. kutu). • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. kapmak).ekiyle. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir.bitişmek. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. Kap. * Pekiştirici -p. yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. kavuşmak " kavra[Or. kapa-Karş. kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı.(tutmak). kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir. • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. 2. bir hacim ölçeği. kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 . cuppa (kadeh).büyük boşluk.

capit.a. ~ İbr/Aram csrâbön güvence. kapsayıcı < Lat capere. Ayrıca karş. kaplan Tü yakalamak " kap-.a. ~ Lat campâna a.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak. capt. * Aynı kökten İng head. [TS xiii. kapsamak ~ HAvr *kap. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü. capac. Lat campus alan. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek).baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma. hacimli. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç.a. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. başlık. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a.a.baş ~ HAvr *kaput. a. kafa. bölüm başlığı < Lat caput. başkent. capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla. a. kapalı . baş para.a. * Aynı kökten Lat capsa (kap. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. < Lat caput.içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a. pey. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a. kefal. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1. kutu). Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-. 2. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy.] büyük baş < Lat caput. capit.. başa ilişkin. sermaye ~ Lat capitalis a.a.almak. < Lat capax.a. a. tutmak. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır.] sözleşme maddesi.içine alabilen.

Ar qabaVAram qsbay (aba. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. ~ Fr caprice fantezi. .a. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç. koza ~ Lat capsula [küç.]. külah ^ 7. eylem. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan.a. xiv Kıp] kaplamak. eden. 2. kaptan < Lat caput. portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r. 1.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. edilen şey. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. kucaklamak . boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a. kapsüllü tüfek capsule kapçık. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto. külahlı cübbe).[xi. etmek (= Ave kërëta. iş. cübbe. capit.a. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe. önder.a. capit.a.] a.yapmak. baş. capra keçi ~ HAvr *kap-ro. kazanç < Fa/OFa kardan. 2. palto. lahana ~ Lat caput.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a.a. 2. eder. kâr. eder. kutu. 2. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş.) ~ HAvr *ksrt.kaplumbağa kapa-. 2. at arabası örtüsü [esk. İlk kez 7.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. yy Sevilla'lı İsidore.) + Lat porta kapı" bijon. kafa. kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1. asker kaputu. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek.a. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef.a. üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. kapris [ xx/b] capriccio a.a. < Lat capsa kap.< HAvr *kwera.Tü kapsa.

oymak. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. -kar. Men xvii] karakol [TS. nöbetçi < Moğ qara.a.bakmak.geçişlilik ekiyle kat. k ar [ vi ii ]k ar a. a. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga. Fa -kar.(a.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ. sabit. göçebe olmayan. hakketmek ~ HAvr *ghersk. arkebüz / Fr carabine a.< HAvr *gher-4 kazmak. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd. kimlik < EYun %arâssö oymak. kişilik. a. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi.a.fiili kaydedilmemiştir. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. anakara < Ar qârr [fa. mühür. eklemek *ka. [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö. katmak. tabiat. huy.] kıta. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç.). kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf.karşı karşıya veya üstüste getirmek.] Tü < Tü yerleşik . karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1.* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. . 2.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t. nöbetçi. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir. gözlemek * Türkçe *kara. 1202).

karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. syzygium aromaticum. makam " karar. 1. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. < Moğ qara kara. 2. yerleşti.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu . a. kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. Erm me%ag (1. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. kaldı. 2. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu. a. baharat.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin.sesi dissimilasyon ürünüdür. istikrar. 2. sabit olma. şeker kamışı şurubu. konak. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. Karş. 2. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1.] durma. karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. karar kıldı. çiçek karanfil). Alm nelken. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. bilardoda kırmızı top. kaynatılmış şekerli su. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır.

römork. yakıcı. karbonhidrat. köle kız [Uy. Fr. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. [ xi] kâdaş/karmdaş . hidr(o)+2 * Karş. karbüratör. a. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. karbon. kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . Lat cremare (yakmak). motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. karbondiyoksit. kömürleştirici cihaz.4. 3. karbonat. karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. Fr hydrocarbure (karbonhidrat). karpit. 2. [T S xiv. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1.494 187+] ~Frcarbone bir element. kabuklu böcek.İng caravan 1.a. Kaş.< HAvr *ker-4 ateş.odun kömürü ~ HAvr *kr. ~ Port caravela a. İng hearth (ocak). EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat. kimyacı" karbon. katar. 1800 Joseph-Louis Preust. oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. Kıp xiv] Tü karın " karın . yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak .karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". saf kömür ~ Lat carbo. kervan. carbon. 2. karavaş cariye. di+. 2. ^ y. seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. a. Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır.

DK xiv] karğı/karğu kamış. • İkinci hecedeki ses incelmesi.* Belki "aynı karından doğma" anlamında. kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir. Alm herz. Erm sird. aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü.a. çatışma Tü karu -e karşı. yüzleşmek). eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga. Lat quadraginta (kırk). beddua etmek Tü karu -e karşı.[viii+ Uy] lanetlemek. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a.(çatışmak. dörtlemek < Lat quatuor. " çehar * Karş. cord-. * İng car (araba). İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır. Hit karts (kalp). kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir. to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet. -e doğru * Karş. ~ Fr/İng cardi(o). kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp.a. quadr.a.dört ~ HAvr *kwetwer a.a. < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası.(karşılaşmak.a.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. Moğ k?arğuça.) karşılığıdır. quadrum (kare). arbede. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . quartus (dörtte bir). kağnı ~ Kelt karros a.İng cargo ticari yük. charge (yük). "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak. çarpışmak) < k?arğu. İng heart. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir.a. özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. çatışmak. bohça etmek. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak. . kardiyak EYun kardiakós a. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa.a.

ceviz kabuğu. 2. arşın. a. uzunluk ölçüsü. zevce. bohçalamak.Fr caricature abartılı tasvir. eş. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. * Kanada yerli dillerinden. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. kârid. a. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh. gemi gövdesi ~ HAvr *kar.a.a.a. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo .] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu. tutulan yol. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. 2. kargo. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a. < EYun kâris. 2. [ xi] karı/karış 1.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. qarn] çift koştu.a. a. 3. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a. İsp carregar (karga tulumba etmek). akuplman. delil < Ar qarana [msd. [TS xiv] yaşlı kadın. a. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim . [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. < İt caricare (yelken. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek. Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ. eş. * Aynı kökten Fr carguer. karın/karnTü [Uyviii+]karına.a. ön kol. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. a. Karş.) sarıp toplamak.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi.] 1. kabuk. yatak vb.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa.a. = Akad qarnu a. ihtiyar. mantıki birliktelik. f. hiciv ~ İt caricatura a. iki şey arasındaki bağlantı.

[xiii Kıp.] karecik. 2. sevinç duymak ~ HAvr *gher.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod. ~ Lat quaterni 1. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro. qarnabıT. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı.a. carn.[xiii Kıp] elle tutmak. lütuf. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. t-zarafet. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. kavra.biçiminin. dörder. yapışmak. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a. xv TS] kurcalamak.sevmek karkas kalıntısı. dörtlü. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. 2. sosyolog ~ EYun %ârisma.a. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma. ellemek.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. Alm. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir. 2.] karecik.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma. leş.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası. kare " kare . karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek.

karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür. a. a. at arabası imalathanesi.. 2. yengeç. ur. Lat carina (ceviz kabuğu). çatışmak. Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır. filozof ve tabip. * MÖ 2. 2. tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma. MÖ iv < EYun karkínos 1. Yun. binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a.yengeç < HAvr *kar. düşman (sıfat). otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a.a. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı. kavga. -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş. cevap. Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir.a. Moğ k?arığu (karşılık. a. k?arğu.sert. karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt. reaksiyon).(karşılaşmak.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. t. harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? . çatışma (isim) [xi] -e karşı. # Theophrastos. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba . pafta. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). yüzleşmek). hasım.(lanet etmek).

kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2.] kâğıt pusula. gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası. 2. 2.xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. germek. germek " kas- (= Moğ qasu. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J. vizite karye köy. kent = Fen qrt a. Kıs. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. tepe. 2. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. el arabası.kısaltmak. H. peron kartpostal kartı" kart2. . arabacık. harita " kart2. içine barut doldurulan mermi kapsülü.] kaba kâğıt. mukavva ~ İt cartone [büy. DK xiv] <Tükas-sıkmak. kısmak. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır. [TDK 1944] kas adale [Kıp. titretmek . kâğıt. kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1. belge. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton. karyola [NKemal1872] 1. 2. a.

kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer". caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips. ~ Akad kâsu bardak. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma. damga < Fr cacher bastırmak [esk. süngü . a. ~ Fr cassette [küç. a.] kutucuk ~ İt cassetta a. kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda.yerle bir + Lat agere. kutu. kutu. & Lat co(n).< HAvr *keskesmek. et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir. kasa kâse [ xiv] kâsâ a. saf. kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. 2. < İt cassa kutu " kasa . sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. hisar. büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1. mühür. < Lat capere içine almak. oturtma & Lat in. kap. kesimci. müstahkem yer. tutmak. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık.] ~ Lat coactare a. ilaç kapsülü. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. kupa ~ Fa kasa çanak.a. actyapmak " kon+. kın.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık. a. resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. temiz).] kesici. saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak. aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma. kasaba < Ar qaSaba [msd.İt incassatura tüfeğin kundağı. kale ~ HAvr *kas-tro. mahfaza " in+1. mahfaza ~ Lat capsa a.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir. qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır. castrare (iğdiş etmek).+ İt cassa kasa.

yontmak. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri". kırmak kasıt/kast[Aş. Kaş viii+] kasık . kazımak.] hedefe ulaşan.kaşı[mak Tü [ xi] kaşı. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü.] keşfeden. çarpmak. kaşkariko [ARasim 1897-99] hile.) ~ O Yun kástron müstahkem yer. hedefe kilitlendi. direkt. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı. kaşık < Tü kaşı. Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. 2.(titreşmek).< HAvr *kwet. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. hışır.] bölen. saklı bir şeyi [Uy. kale. amaçladı kask [ xx/b] kafatası.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf. kasuk (deriden yapılan tulum). haşır. quass. saray (~ Aram qaSrâ a. kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. a.] amaç.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1.[xi] yontmak. kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre. f. kasım [Men xvii] 1. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası. Karş. maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere. saksı. askeri kamp ~ Lat castrum a.darbe vurmak. bir ~ Fr casquette [küç. bulan. çarpmak.a.sarsmak. testis yanakların iç tarafı * Karş. kırmak ~ HAvr *kwst. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . ETü kasna. 2. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf. en kısa yoldan hedefe yöneldi.

< öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb. rast gelme. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. düşüş. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. acımasızlık. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere. keder. katılık. 2. 2. kat2 [etm (nehir) geçme. acımasızlık.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. katılık. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma.1. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. cas-a. üstüne eklemek. dökmek. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. sertleşmek.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma. 3.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1. içerme. sınıf.] 1. yukarıdan aşağı doğru hareket. kalıba dökmek. zümre ~ Port casta [f. kaderine çıkma. gaddarlık. ayrıştırmak. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. tabakalaştırmak. keder.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç. düşme. katı olma.] saf.a. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür.a. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir. kapsama.] kesme. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. tasarlamak. 2.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır. hüzün < Ar qasâ sert idi. karmak. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe.ayırmak. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki . 2. Kaş viii+] kat-/kad.

DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. kervan < Ar qaTara [msd. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. birbiri ardısıra dizili şeyler. her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin. damlalar dizisi. fesat. liste < EYun katalegö kaydetmek.ayrışma. qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1. catalyt. < EYun kathairö indirmek. kaydetmek " kata+. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5. listeye yazmak. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. hokkabazlık ~? * 19. şelale.a. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. log-zaptetmek. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. 2. bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. defter. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. çözünme ~ EYun katálysis a. lys-çözmek " kata+. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a.] 1. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele. 2. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste.a.

itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a. sağlam. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. heca & EYun kata.a. < EYun kathédra 1. 2. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek.a.katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a. 2. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır . sertleşmek. et. koltuk ~ HAvr *sed-râ. beraber "kat1. koltuk. katışık < Tü kat.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+. gerilmek " kata+. karışık. sert. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri.a. daldırmak. 2. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat. şırınga / İng catheter a.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir.a. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1.eklemek. haşin.atmak " kata+.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. her çeşit makam. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd. sandalye. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak. itham. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak .a. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim. iddia etmek.+ EYun e%ö seslenmek " kata+.eklemek. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa.] yazan. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a.

000. . Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek. a. ~ İbr/Aram qiTer buhur.katlan[mak <Tü [T S. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. tütsüleme. Güney Amerika yerli dillerinden. katmer <Tü [T S. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı.000. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır. < Aram #qTr duman çıkarma. katliam Ar câmm genel. umumi" katil1. dayanmak Tü katın.a. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine.000.sertleşmek. günnük. zahmet çekmek " kat* Katla. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat.a.] damla ~ Aram qiTer buhur. genel.000. & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare. a. kapsayıcı. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a. evrensel.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. a. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm. tütsüleme. evrensel. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. ficus elastica. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. Fr. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. seyyah ~ Tupi caucho a. 1. 2. her şey " kata+. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme. sedir ~ EYun kédros a.

DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı.: kurak.] söz [Aş. a. kav1. oyuk. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat. okçu.< HAvr *keus. kazmak).] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. kilükal. Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi.içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. oyulmuş < Lat cavare oymak. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi. yasakçı . oyuk. dans partneri ~ İt cavaliere süvari. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a. mağara ~ HAvr *kaw. boşluk. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im.(kurumak). şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş.> kurı. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap. içi boş < Fa kâw çukur. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal. kofluk). makale. kawıdan (oymak.a.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur. yay çeken. boşluk). oyuk ~ HAvr *kaw. 2. çömlek ~ Lat cavatus oyuk. kurum 1.Ar qawwâs [#qws im. makule.] gezgin şarkıcı.yanmak. şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur.kav1 Tü [ xi] kaw ateş. Lat cavare oymak. kuru. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1. 2. kuru-. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. kavil. mukavele .] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus. kavrulmak Aynu kökten *kağurı. EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2. kavurTü kuru. dedi [Kut. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse.] 1. bağırış [Kut.a. Sans khá (çukur. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf. oyuk. süvari.

kayak1. karıştıran.bitişmek. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd. mesane. varmak. kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa. şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a.(bir şeye veya bir yana) dönmek. [TS xiv-xix xiv] 1. ulus.a. varmak. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan.aniden ve sert bir hareketle dönmek. 2. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-. [DK xv] < Tü *kağ. kayaç YT " kaya . iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. yanında veya yakınında olmak * Karş.ulaşmak. [Arg. k?abıra.a. kaykıl-. Moğ k?abı (yan. sapmak. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam. ayağı kaymak. kavim " kamet kavis qâsa büktü.. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd. sıkışık durmak). bükülmek. yakın. kaygı?. tazyik etmek. a.(sıkmak. sert olmak * Karş.kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç. Kaş viii+] kağur.a. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. < Tü *kaP.a.içini boşaltmak. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak.a.basmak.] bir yerde yerleşik olan halk. ateşte pişirmek veya kurutmak. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. 3. [CodC xiii] kay. yaklaşmak.(sürtmek. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP. k?absı. kaypak. bitişik). [ xi] kawış< Tü *kaP.bitişmek. düşecek gibi olmak. kayp-/kayk. kof. sürtünmek. içi boş şey. eğilmek.kızartmak. Moğ kada(n) (uçurum. sıkıştırmak). Men xvi] kayp. sarp kayalık). kovuk.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği. yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay.] yay.yanmak. kayır-?.

xi "Arguca") = kaz-/kazı. betula * Karş. tasa. nedamet getirmek . Tü ka5m. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1.] a. tasa. Karş.(kesmek. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak.ix Uy). kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında.(oymak). sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- . hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. kayak2 [ xx/c] "erkek aracı". tasalanmak. " [Uy viii+] kadğur. -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla.kaygılanmak. Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne .(pişman olmak. [ xix] kayğır. a. yaşam boyu & Ar qayd bağ. esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. biçmek).birini himaye < Tü ka5ğu endişe. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir. Ancak z > y eşitliği problemlidir. İnuit umiak (kadın kayığı). erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı. Moğ k?adu.

f. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. kaynak <Tü [Men xvii] 1. Julius Caesar Romalı devlet adamı.kesmek. umursamaz. zabıt [KT xix] lakayıt. kaba et. dönmek < Tü ka5-2 dönmek. ayağı kaymak. 2. caes.] bir şeyin yerine geçen. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. bağ. katı = Tü ka5ır . kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. bağlama . metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp. Karş. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. 2. bağ. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir. Moğ k?añda (özsuyu. 3.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. başka birinin yerinde duran kimse " kaim. suyun kaynadığı yer. sezaryen. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. 3. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır. usare.1. ayak bağı. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. 2. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. bağlantı. yazıya bağlama.] 1. köstek.[xiv Kıp. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans).erimek. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay.[xiii TS. galeyan etmek. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere. metal dökmek) * Ayrıca karş. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak.[xi] bir yana dönmek. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. koşul. pranga. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil.metal veya buz erimek. DK] eğilmek. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık.Ar qayd [#qyd msd.

[CodC.a. < öz Casacco Kazak. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. İng goose (a. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. 2. reddetmek. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. kısmet. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse.a.] 1.a.(kazımak. T S xiv-xvi xiii] geri vermek. kadılık makamı.[xiii Kıp] dönmek. sıyırmak. Fa gaz. kader. bükülmek " kay* 16. ESlav gosy. Moğ qaru.). tanrısal yargı. çukur. yargı çevresi. asker. ölüm.oymak * Karş. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek. kayyım/kayyum2 yönetici. Ar qayTan (a.a. reddetmek. 2. bekçi. Karş. Öte yandan Yak %aas (a. [ xx/b] 1. Alm gans. iade etmek.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer.). Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur. kalıcı. akıncı. [ xvii] asker. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir.* Yun gaïtáni. başıboş. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans.a. 3. yüz çevirmek. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek.oymak. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. çukurlaştırmak " kaz- . iade etmek. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir.a. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant. çapulcu. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur. Eİzl gas. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a. yargı. işten kaçmak < Tü kayt. bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. rendelemek).

Kaş viii+] eçkü a. sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa.eşmek.[Oğxi] keçi.(katılaşmak. direk) < gaçu. keçi Tü [Uy. Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. kâzip [msd. [Çağ xv] kiçâ * Karş. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11.a.] pislik. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf.] yargı. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır.a. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı. kirlendi kebap [Yus.kazan[mak Tü [ viii] kazğan. kazık kazık Tü kaz.] yalancı. Karş. Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir. [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır. servet. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . kir. Moğ gaçuğu (kazık.viii). . yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır. ki5b] yalan söyledi. (= Akad kabâbu kızartmak.] < Ar qa5ürat [sf. qa5ar] pis idi. yapınca . direnmek). tez. Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd. kazmak Tü * Kaz. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey. kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a.. f.] kızartma.

güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup. kâse. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet. Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır. Rus kot/koşka. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1. el ayası. xi Oğ). garanti etti. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf.] suçunu silme. a. Tü çetük/çetik (a. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır.a. temizleme. Aram/İbr %atül (a. bunalma < Ar [DK xv] .] bir borcu üstlenen " kefalet .) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. kevgir. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor.a. kef kafa a.a. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. ikileme. DK. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. Ar qiTT/qiTTat (a. garanti. Karş. < İbr/Aram #kpp bükme. yedekleme. güvence < Ar kafala kefil oldu. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef. kefen [CodC. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd. * Karş.]. Alm kater/katze. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a. Lit kate.a. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd. sandık [esk. terazi gözü (= Aram kappâ a.). 2.keder kadara sıkıldı. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık. küfe.a. İng cat.] sıkıntı. MS 1. kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ.a. avuç. suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. EErm katu. Lat cattus/catta. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır. kepçe. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme. = Sans kapha a. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir.a.] kefil olma.

Rus golyı (kel. a. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. dayı [Uy.kefiye örtüsü < Ar qafan baş. yarpuz. [ xviii] yabani zahter. kafatası Aynı kökten Lat calvus. bön ~ Kürt keko ağabey. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş. [Men xvii] kekeği. İng rob (çalmak. kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb. Karş. ruba kapmak. kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir.] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. pepe. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel. fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a.] kısa ve tutuk ses. .] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan". [Men xvii] ekşi. Fa kakij (roka). İng rover (hırsız. soygun yapmak). [ xx/a] aptal. zorla almak = OFa röp zoralım.kapmak. kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. kafatası). keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. f. fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. çalmak. soygun < Havr *reup. elektrik. kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot. talancı).

mükemmel. ikmal. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel. keler keleş kelime şey.] 1. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. 2. Yus xiv] söz konuşma.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır. ağrı. hastalık. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. olgunlaştı. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. [Yus xiv] yay.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1. 10. yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. eksik. noksan. kavis. 2.]tamveolgun olma.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a. bahadır. tekmil keman . tekemmül. tekâmül. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M.Fa/OFa kaman yay. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. f. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit. mütekâmil. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd.kelam [Aş. a. söz. kemal. kâmil. ıztırap.

Alm. kemer [Aş. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm.] 1. = Aram kanspâ a.sivri.a. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . a. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye. (= Ave karana.a.a.sert bir şeye diş geçirmek. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür. ~ HAvr *kannabis a.a.a.) kenet [EvÇ.a.a. sığınak. kenar a. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi. = Ave kamara.a. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. 3. 2. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya. kuşak. Fr chimiothérapie (a. kucakladı. kısa yay.). ~ Fa kanar kıyı. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a. Hindistan'da bir ülke.a. helâ < Ar kanafa [msd.a..] miktar. kanf] kanadı altına aldı. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. bele sarılan şey. diken.a. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa. saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. bel. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi. 2.kavis. 2. tonoz ~ EFa kamara. mimaride kemer veya kubbe.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç. terapi * Karş. kıtırdatmak? < Tü kemür. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.] korunak. kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a.

şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat . " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. 2. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı.] 1. kenger enginar kent kanthâ a.) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba. istemeyerek veya iğrenerek yapma. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz. Fa kanab. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd.beş ~ HAvr *penkwe a.* Aynı kökten Lat cannabis. kaban.a. Karş. mekruh olanı yapma.) Farsçadan alıntıdır. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. cömertlik. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. İng hemp. DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi.). aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği.a. Bak. Alm hanf.fiilinden. soyluluk belirtisi. Ar qinnab (a.Ar karâhat [#krh msd. haşarı çocuk boynuzlu. a.a. quint. yüce davranış. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. 2.] 1. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma . hizmet. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. Rus konoplya (a. kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir. a.

a. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır. kereviz [MŞ xiv] kerefes. cömertlik < Ar karuma soylu idi. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür.] a. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür.a. soylu. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a. Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras.a. " korna * Karş. istakoz. lağım " geriz . İng shoe horn (ayakkabı çekeceği). apium graveolens = OFa karafs a.Ar karîmat [#krm sf. [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze. kerime. < EYun kârabos 1.] soyluluk. [ARasim 1897-99] . ikram.] cömert. kerat.a. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd.] tekrar. soylu hanım < Ar karım cömert.[küç. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu. kerh iğrendi.] cömert hanımefendi. defa kerem [Aş. yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. f.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd. yüce gönüllülük. kerem. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır.a. karr/takrâr] geri geldi. kerim.< HAvr *ker-1 a. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf. deniz böceği. = Aram ksrepsâ a.a. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . 2. ~ HAvr *kers-s. kerat.a.] iğrenme. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo). karabid. [Kut. keramet.

karkarak (saksağan).] defalar.gedik açmak. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa . quatr. katar ~? Akad %arrânu yol.kuş. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. DK. kelpetin . çeyrek. lacerta nilotica [MŞ. özellikle ticari yolculuk. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. 211-217) lakabı.göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn .Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten. tavuk) * Karş. [Men ] kelbetln vulg. Yun krokódilos veya lakérta (a. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. miss. kerli ferli kuvvet.a. a. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. sarınma [Men xvii] kereke . [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a. < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır.) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. Yus.dört" kare kertenkele sürüngen. kilise < EYun kyrios rab. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ. 2. karkama (kuyruksallayan kuşu). ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi". kıskaç. Fa karkar (bir tür güvercin). Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır. pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor. varan. oynaş ? xvii). Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. matematikte [ xi] kert. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır. celadet + Fa far parıltı. tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere.a. yolculuk.

örtüsünü kaldırma. 2. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1.a. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş.a.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd.a. (= Aram klsâ a. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş. kırık. Erm ksag (a. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır.] ortaya çıkarma.a. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma.) Orta Farsçadan alınmıştır. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş. bölge. . çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd.a.) * Ar kıs (a. torba. = Akad kîsu a.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a. yaşlı kimse.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa. anıt.a. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. [TDK 1955] bölük.] 1.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır. 2. kırıntı.].a. şeyh. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd.

oda.] a. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. 2. teksir kestane E Yun kástana [f. a. kesret. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". oyuk. 2.] a.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. * Karş. a. rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. kurut. kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. = Ave kata. kaşkma (arpa ekmeği). Karş. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. a. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf. ~ Akad kitüm a.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. ev işlerini idare eden kişi.a. Fa kaşkab (arpa suyu). her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır.] elde etme. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a. kurutulmuş yoğurt. < Fa kaşk a. a. yönetici" hüda .a. ~ Ar ka6rat [#k6r msd. İng chestnut. Alm kastanie < Lat castanea < EYun. bir şeyin alt kethüda [Aş. ~ Aram [ xx/a] ked çentik. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti. a. hücre ) + Fa %udâ efendi.

özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ . yy'da türetilmiştir. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse.] büyükler. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir.Ar ka5a onun gibi.] büyüklük.] sır tutan. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. ~ Akad kibrltu a. a. geri" .] namazda Mekke'ye dönme. defa < Tü ke/ke5 arka. 9. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir. " gavat * -ş. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır. katm] sakladı. [LO. ~ Ar kibar [#kbr çoğ. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im.Ar kayf [#kyf] durum. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd.Fa tez âb keskin su. a. ruh hali. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. böyle < . nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd.] nasıllık. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. kalite. Karş. keyif/keyfiyi ruh hali. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap . asit" tiz.a. kevgir + Fa gır tutan " kef. boyun eğdi" kabul kibrit a. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın.ketum konuşan < Ar katama [msd.ile yazımına 20. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a.

katran).] daha eski olma. balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası. 2.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. örtmek. [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. çok eski olma < Ar qadama [msd. mahzen. önce gelme. eski olma) kifayet yetişme. ayak. 2. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. etmek. hücre ~ Lat cellarium mahzen. oda ~ HAvr *kel-nâ.yapmak. gırtlak.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo.] yetme. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1. gizlemek . Akad qıru (zift. a. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd. bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır.< HAvr *kel-2 kapatmak. kiler < Lat cella hücre. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur. kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom.] çıkrık.

belki clavus (çivi.a. kilim [Gül xv] . civata). [İdr.499 187+] kilometro . derinin dış tabakası.4. * Aynı kökten Lat claudere. EYun kálymma (a.4. claus. metre . [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir. kle Lat clavus : civata. adap. kloz. clavis (kilit). Lat celare. klavye. Ar kanısat (kilise) < Aram. Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer). Türkçe kilise biçimi. davranış. kilit [Kaş xi] iklid . yatak örtüsü. kleid. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak.(kapatmak). EYun kalyptö.491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+.a. yy'da tesbit edilmiştir. hal ve hareket. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit. [ARasim 1897-99] . gram ~Fr kilometre [Düs I. kurultay. kavilya kilo/kilogram [Düs I. occulere (saklamak). [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye. keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. a.] bir şeyi örten zar. a. töre. oklüzyon Lat clavis : klavsen. huy. Aramice biçim en erken MÖ 6. yüksek sesle çağırmak " ek+. = Akad qilpu a.a. klozet. Alm keller (kiler).) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. = EYun kleïs. yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir. klarnet * Karş. yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.a. örtmek ~ HAvr *klâu. Fr cellule (hücre). ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir. < EYun kleiö kapatmak.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır. Bak. İng cell. klostrofobi.a.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+.* Aynı kökten İng cellar.a. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd. klitoris Lat claudere : eksklüsif. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı.a. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a. DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. kapalı olmak. örtü (= Aram qslâpâ a. kıyafet.

kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. -cı" kimya. Yus xiv] ~ Fa km garez. a. Mısır .) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. hüviyet < Ar huwa (kim). Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum.kan bedeli ödemek. cuminus ~ Aram kamuna a. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan. ~ Akad kamunu a. kısas. kimyager kimyager edinen. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a. KIPIR. kara büyü. kin [Aş. kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ .< HAvr *kwei.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke". * Ar kammun/kamnun (a. KIVIR. entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. a.a.kilükal dedi". cereme). kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. kimya.kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ. a.Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir.

[LO xix] alay etmek.< HAvr *keis.kökünü kazımak.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1. ıssız yer . iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi. bozkır. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak. bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a. kesmek. kısmak. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp.a. hicvetmek. Karş. kına[mak Tü [Uy viii+] kına. katliam etmek < Tü *kı. *Kı-/*kığ. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens.a. büzmek * Aynı kökten kıs.] dolaylı anlatım. [ xx/c] ayıplamak. pislik kır[mak Tü [ xi] kır.a. boğ-.cezalandırmak. kırmak. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir.kına [CodC xiii] hınna. kığır.doğurmak ) + HAvr *ing. kıt (kısık). kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd. 2.).kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür. yoketmek. kır1 Tü [ xi] kır deşt.oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a.kral. erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb. kış (kısılma dönemi). aşağılamak. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza.(burmak).kesmek. < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu. [T S xiii xiii] kökünü kazımak. kısaltmak." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek). beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy.(a. eziyet Tü kıy. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir. öldürmek.

kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd. = Aram gır a. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari. ceratonia siliqua.] su tulumu [Men xvii] a. ~ Sumer gir a. kırçıl + çil" kır2. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir. Fr cerise. ~ ? * Alm karbatsch. = kireç Akad gîru a.a. kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek. yüce. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç. ~ HAvr *kers-mo. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd. < EYun kéras. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir. a. a. İng cherries < Lat cerasus (a. yüksek sesle söyleme. alaca.< HAvr *ker-4 ateş. ~ Fa girac a.Aram #qr' çağırma. bozkır [ xi] kırağu a.a. -t. tuğla < EYun kéramos a.a.). keçiboynuzu.a. a.] okuma < Ar qara'a okudu .a.kökünü kazımak.İt grande büyük.a.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1.] "küçük boynuz". Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır. Karş.a. 2. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? .a. kıraat. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer. keçiboynuzu çekirdeği.a.] a. yakma " karbon . [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir.

kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak. larva. a. kıro çocuk. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir.Yun/EYun gyrisma. Çağ xiv] kıp. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır.biçimleri. Karş. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker.a. cilve yapmak < Tü kır.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu. İng crimson (koşnil kırmızısı). 2. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır.kısaltmak. a.makasla kesmek. . < Tü *kı." kır- * -ıt.a.ve kırp. kısmak " kır-r. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir. Kıp. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. [TS xiv-xvii. argoda < Tü kır.döndürme.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1.kesmek " kır* Kırk. özellikle cildin buruşması. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek.] a.kesmek.kiriş Tü [Uy.ekinin işlevi açık değildir." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir.makasla kesmek. t. pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir.göz kapağını kapamak. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). buruşmak." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp. [LO xix] kırp. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a.

göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . kırt onom = Tü kırç kesme sesi. paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi.kısaltmak.] bölüm. Karş.] ödeşme. daraltmak < Tü *kı. kış2.kısmak. hasis. qasm] böldü. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. kırptı.(açılma mevsimi). kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit . kırbıktiken (kirpi). yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk. hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan. [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız.a. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1. kıt. yaz < yay. hisse < Ar qasama [msd. a.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. kısmak. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd.kesmek.fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak. biçare.]. ehemmiyetsiz. 2. azaltmak. kimse ~ Ar qism [#qsm msd.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap. kesti. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ.a. a. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a. hesaplaşma.xv+). onom < Tü *kı. kırmak. değersiz. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş. 2.

2.Ar kiswat [#ksw msd. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1. [Men xvii] kisbet (vulg. haykırarak saldırmak.hırlamak.a. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd. kısmet [Kut. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a.] kıyafet. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd. giysi. guşnı (çiftleşmek. dişiye varmak). çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom. Aş xi] pay pay. qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası.] hikâye < Ar qaSSa [msd. kıt. Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır. giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at. sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek.cimrilik etmek.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. esirgemek. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a.] * Karş.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne.) .< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında.öfkelenmek. [TS xiv.a. hasis. maşa Tü [Uy viii+] kısğan. Fa guşn (hayvanların erkeği). terazi ~ Aram qssTâ . Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir.

katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd. kumpas) sözcüğünden. Ayrıca karş. pahalı. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. kuraklık < Tü kız kıt. Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. bağladı. coğrafyada kıta. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir. kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis. < Tü *kıı.] parça. a. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. [ xi] kız az bulunan. pahalılık. alçak. . değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. kısmak. kaba keten. kesim. kitap < Ar kataba [msd. bucak. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan.] mukatele. kitaba] 1. şiirde kıta.kesmek. az " kıt kıvam direnç.] giyim. kıtlık <Tü [T S xiii. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd. 2. eli kıt. raptetti. raptetmek" olup. kısım.] yazılı şey. dikiş dikti.] duruş. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. [LO xix] minder dolgusu.a. [Kıp xiv] kıt/kız a. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd. kitap [Kut. Aram qaTaw (keten). bağlamak. belge. düşük + Yun pión nitelik.kisve Ar kasa giydirme. değersiz & Yun katö aşağı. kıt. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. giysi. Gül xiii] kızlık kıtlık.

< Tü *kı. kıvrak 1 nazik. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. direndi" kamet kıyamet [Kut. bükmek. şerare kıvır[mak Tü burmak. kırmak. ayağa kalkma. 2. 3. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. < Tü kıvır. burulmak < Tü kıvır-bükmek.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. [LO xix] bükülüp kıvrılan. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır. . ayaklanma < Ar qâma karşı koydu.] ayağa kalkma. [ xviii] buruşuk. kısmak.] 1.a. [DK xiv] kıvur-kırmak." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. yakışıklı (argo) < Tü kıy. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd. kısmak. takip etme. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir.kesmek. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı. 2. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak. öldürmek Tü *kıı. [LG 188+] güzel. iz sürme.kısmak.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a.kesmek. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut. gaddar. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd. dikilme. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir.hasislik etmek. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt. [TS xv xv] eziyet etmek." kıy- kıyam [Kut.] 1.. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd.

< EYun klazö bağırmak klan aşiret. verimsiz" anlamı düşünülebilir. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd. firması. kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı. eli sıkı.a. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. xiv Kıp). kesme). kıt. xi. Aş xi] değer.ateşte ısınmak. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy. kıvamlı idi.] kıymet [Kut." kıy- * -tır. oranlama.xiv Kıp) < kır-. [ xi] kızlamuk a. < Tü kız. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co.a. "Henüz doğurmayan. Karş. Amer. kırmızı olmak. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. . kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç.eki açıklanmaya muhtaçtır. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş.kıyas [Kut.] ölçü. [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız. [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir. nicelik < Ar qâma durdu. . İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma.." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd." kız[DK xiv] erkek çocuk. Bak.(kesmek). soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile. Tü kırı/kırağ (a." kız- * Etimolojisi açık değildir. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız.viii+ Uy. az. kızarmak. Tü kıs/kız (hasis. bakire * Karş. kıt . ölçme. kız çocuğu. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy.

1700 J. klavsen & Lat clavis tuş. derece.< HAvr *kels-2 bağırmak. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak). piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı. antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. yüksek (ses). 2. tasnif edici. kilit. berrak. birinci sınıf. 2. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan.] a. 2.a. Lat calare.C. EYun kaleo. av borusu < Lat clarus 1. anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. küçük kapalı grup. gürültücü kalabalık [esk. seçilmiş. seçkin. claim (iddia etmek.]. ALat cladere (çağırmak). 2.klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom. seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak. İng call (çağırmak). hizip < EFr cliquer gürültü yapmak. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1. zil" kle. üst sınıfa ait [esk. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı.]. tertip. 2. çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. 2. daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit. Denner. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. dava etmek).] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. açık. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1. # y. aydınlık ~ HAvr *kls-ro. ses çıkarmak . sınıf sistemine ait. askeri sınıf < ALat clad. 2. memur. özellikle üstün sınıf .(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d.Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri. sınıf.< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. 2. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo". bir göreve adanmış kişi. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1. rahip < EYun kleröö kurayla seçmek.

] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. hastane ~ Alm klinik a. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor. çan. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı.] mandal. altın sarısı [esk. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). gleam. Rus zlaty (altın). İng. 2.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. İng glitter. açık yeşil. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi.a. kapalı olmak. kimyacı < EYun %lörös 1.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas. hesap kapatma. 2.a. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor. Fr. " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole. İtal. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. fragman. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma. a. glisten. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. berrak. Fr. İng. claus. hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere. fobi . İng gold. a. sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. parlak. glow (parlamak). kampana. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1. Ball. t. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak.sarı.]. İng gall (safra). çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak. 2. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça.

bırakmak. koş. a. karanlık). bir tür büyük araba. inmek). Ermenice sözcük 5. hoca.> koy. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı. yy'dan itibaren yerini ko5. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. claus. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır. dökmek).(karşılıklı komak). Karş. hüda. Erm oç'%ar (koyun). koymak. büyümek " kon+. Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere. (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek. kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod.] retorikte cümlenin kapanış bölümü. a. < Lat coalescere.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar .(kendini komak.kapatmak ~ HAvr *klâu.birlikte büyümek. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. ko5-/kot. yy'dan daha eskidir. . koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak.biçimine bırakırken.= ku5-/kut.indirmek. coalit. • Aynı kökten kon. [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç. belki kuz (gölge.(indirmek.kökü 9. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi. 2. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır. güç birliği ~ Lat coalitio a. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş.

ağaç kütüğü. EYun koûfos (içi boş. kabadayı. kâwak (kof) < HAvr *keus-. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun.tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex. 2. * Nihai kök *kaP. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. codic. kof). +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. cödic. şişirmek. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. Lat cavus.1. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. kav2.1. yiğit. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. koca. çocuk. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP.koçak <Tü [TS xiv] 1. Karş. büyük defter. yavru. kocaman. 2. Fa kâw (oyuk. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. codic. evlilik yoluyla akraba. oymak. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca.olup. civelek. hapishane kümes.koç. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . 2. dans eden genç erkek küçak küçük. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür. boşluk).büyük defter. çürük 2. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral. genç. yürekli. içini boşaltmak. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. uşak. Karş. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. +men1 * Karş. faktör kodoş [LL 1732] deyyus. kodeks [ 192+] ~ YLat codex.

kök.] 1. 2.a. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. kok[mak Tü [ xi] kok. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş. boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski. it. kovuk (= Moğ qoğusun vakum.a. kesmek. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . tokmakla vurmak. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık. ezmek ~ HAvr *kop. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-. [T S xiv] koku almak. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök . +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. ^ 1856 Albert Niemann. küçük kasa veya sandık.birlikte. çiğnenmiş < Fa koftan.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç.koku vermek.a.vurmak. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. Alm. yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a. coitbirlikte gitmek & Lat co(n).dövmek.gitmek " kon+. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. Kan xv] zina eden karısını affeden adam. karşılıklı + Lat ire. kös. kasa ~ Lat cophinus a.

TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez. dikenli mersin.] "küçük dişi horoz". abies. 2. orta * Nihai kökeni belirsizdir. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. el. ön uzuv. Men. mısır * Belki şeklinden ötürü. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. LO xv] kokula-. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. ordunun sağ ve sol kanadı . alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir. sağ ve sol taraf. 2. horoz döğüşü ringi. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. argo) ~? Arn kokërroz mısır. tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". 2. kırmızı.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir. tohum. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1.

kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif.toplamak & Lat con. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. biriktirme ~ Lat collectio a.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+.seçmek. ayırmak " kon+. maaş. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk. lect. köle -7 * Karş. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak.a. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1. collect. lonca. yapıştırıcı * Fr colle. dilek. collect-" koleksiyon kolektör colligere. kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. dilemek * -ay eki. < Lat colligere. şans. [TS xvii] kölemen a.sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir.bir yere + Lat legere1. collect. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. 2. . lejyon kolektif Lat colligere. xiv Kıp). [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden.xi. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik. tutkal. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con. Kıp xiv] kolay 1. fırsat kol. İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır. istek. hizmetçi. isteğe uygun olan şey. a. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l. Tü kölük (yük hayvanı .[viii+ Uy] istemek. -ive toplu. 2.]. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama.kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD.

sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı". stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ. cult. koloni < Lat colere. < Lat colonia koloni" koloni .a.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a. Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent. boyun. yoklamak < Tü kol dolaş. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf.toprağı işlemek. 2. yüksek nesne. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a. müzakere < Lat colloqui görüşmek. ekip biçmek. sütun ~ HAvr *kol-umnâ.a. locut.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme. taraf" kol koloid tutkal" kola2.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık. tekerlek mili). " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk. işlenmek üzere açılan arazi.a. ekip biçmek . < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen.a. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu".toprağı işlemek. safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma. hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol.kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. ~? HAvr *köl-o. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden.a. +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak. kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a.HAvr *kwel. müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. ~ Lat colonia tarım işletmesi.a.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a.] < İt collo 1.

[LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden. . bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk. renklendirme. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. hayvan barınağı koma t. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir.]. operada bir söyleyiş tarzı. kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift.ahır. ikişer " kon+. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. yayla barınağı. bi+3 kombinezon 2. 2. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. ikili bileşim. boyunluk~Lat collare boyun halkası. kumanda.

yol almak " kon+. mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1.bir araya + Lat pangere. dernek ~ Fr committé a.görevlendirmek.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet.a. commis. büfe < Ven còmodo ölçülü. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır. bir işle görevlendirilen kimse. < Lat commodare aynı ölçüde olmak.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . pakt .a. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek.a. birbirine uymak & Lat con.a. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi. encümen ~ Lat comitatus maiyet.göndermek " kon+.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+. pratik ~ Lat commodus a. bir işle görevlendirilmiş heyet. kakmak.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19.a.a. eğlenceli.sıkıştırmak & Lat con. ~ EYun kömoidia a. kafile < Lat comitare yoldaş olmak.Fr commission 1. compact. tepmek " kon+. commiss. & Lat con. emanet etmek ~ Lat committere. kullanışlı. festival. otel hizmetçisi < Fr commettre. [ 190+] 2. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap. a. a. yy sonu ve 20. 2. gülünç. pact.2.sıkmak. miss. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre. & EYun kömos köy eğlencesi. commis. komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1. < Lat compangere. 2.ile + Lat mittere. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a. [Tarik 1885] aracılık ücreti .

birleştirmek.bir araya + Lat ponere. karışık reçel.]. karışım. sarmak " kon+. sarmak. hoşaf~ Lat compositus [f.bir araya + Lat plegere. complet.< HAvr *pels-l a. t. nezaket göstermek < Lat complere. tamamlamak. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş. katlamak. örmek. karmaşık (sıfat). talan < Lat compilare yağmalamak. psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet. bir araya getirmek.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak. plex. Alm. kucaklama & Lat con. [Bah 1924] kompot .bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam.doldurmak. rulo haline getirmek & Lat con. görevi yerine getirmek. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1. bileşim. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir. 2.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı. bestelemek ~ Lat componere. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto .üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. ganimet almak & Lat con.a. composit. & Lat con. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a. bitirmek & Lat con. posit. a.İt composto 1.beraber + Lat petere koşmak. < OLat compartire paylaşmak & Lat con. tamam ~ Lat completus a. derleme ~ Lat compilatio yağma.a. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk.bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple.a.koymak " kon+. composit. burmak.birbirine katmak. bükmek.a. 2. " kon+. yapabilen ~ Lat competens. sarmaşık.katlamak.beraber + Lat partire bölmek " kon+. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. Çin'deki Portekiz ticari . 2. meyve veya sebze karışımı. < Lat complere. a. karmaşa.a. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. inşa etmek.

karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1.konaklamak. sıkıştırma ~ Lat compressum a. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. edinmek & Lat co(n).+ Lat premere.a. kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma. imece (~ HAvr *moin-es. parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir. belediye. 2. Alm gemein (müşterek). komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir. .+ Lat putare saymak " kon+. bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a. sıkmak " kon+. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n.1289 1873] sıkıştırılmış ürün. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat. Akad gumaru. press.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi).a. & Lat con.6. bir bilgi veya yazıyı birine iletme.halk meclisi. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. yardımlaşmak. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası.] kamuya ait olan şey. paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak. tedarik etmek.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1.basmak. alışveriş etmek < Lat commünis ortak.a.a.+ Lat parâre hazırlamak " kon+. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. umumi. 2. < Lat comprimere bastırmak. hazırlamak. Karş. ikamet etmek " kon< Tü konış. gemeinde (komün). [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak. sıkıştırmak & Lat con.

konaklama yeri. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı.koymak.a.değiştokuş eden. Lat concertare (çarpışmak. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a. mevcut şartların tümü. bir yerde durmak. konak Tü [Uy viii+] konuk 2. yönlendiren " dük .söylemek " kon+. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma. < Fr conduire taşımak. & Lat con. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con.beraber + Lat dicere. dict.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir. konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu. bir ve eşit olma.4. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. sıkışma ve yığışma. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. duct.ikamet etmek. a. [ xx/b] koyulmak < Tü ko.biçimini alır. 2. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1. yönetmek ~ Lat conducere. a. bırakmak (= Moğ qonu.a. a. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1. kon[mak Tü [ viii] kon. mesken. kuş kondu. konaklamak.sevketmek " kon+.a. sıkma. yerle bir olma. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten. koşul.487 187+] şimendifer memuru. Karş. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con.kendini komak.) Türkçeden alıntı olmalıdır. kural kondu (= koyuldu). 18. & Lat con. kanal ~ Fr conduit a. birlikte müzik yapma. yerleşmek. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey. 2. 2.a. durum. bazı sessizlerden önce düşer. conduct-a. bir yere götürmek. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru.bir araya + Lat ducere.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+. dük kondüktör [Düs I. a. şart. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. dansite kondisyon [ML xx/c] takat.+ Lat densus yoğun " kon+. menzil < Tü kon. ikamet etmek. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. * Dudak sessizlerinden önce com.

doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1.gelmek " kon+. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak.+ Lat fortis güçlü " kon+. congress. pişirmek & Lat con. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey. a. nex.] < İt confetto her tür şekerleme. rahatlatma. 2.bir arada + Lat facere. rahatlık < Fr conforter teselli etmek. hazırlama. 2.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. kotarmak. hazır şey. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+.bir araya getirmek & Lat con.bir araya + Lat gradi. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı.yapmak " kon+. kotarma. fact. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. toplantı ~ Lat congressum toplantı.bir araya + Lat ferre. . bir ucu sivri nesne. form konglomera [DTC 1943]. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis. confect.bir araya gelmek & Lat con. lat-getirmek " kon+. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. çam kozalağı. teselli. a. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ. buluşma. müşavere < Lat conferre. 2. & Lat con. collat.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+. onaylamak & Lat con. koni -i ekinin kaynağı açık değildir.bağlamak " kon+. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme. gress. cinsel birleşme < Lat congredi. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere.+ Lat firmus pek " kon+. ~ EYun könos 1. a. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak.birbirine + Lat nectere. takviye etmek. hazır giyim. & Lat con.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. & Lat con. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con. a. 2.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak.

konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak. cret. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır.a. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma. denk getirme & Lat con. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere. anlaşma ~ Lat concordatum a. çarpmak. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con.bağlamak " kon+. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun.birlikte + Lat gerere. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir.mutabık olmak.yürek.beraber + Lat cor. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır. görüş birliği. razı olmak & Lat con. içe doğru bükmek. < Lat concurrere birlikte koşmak. içini boşaltmak " kon+. sansasyon . birikmek & Lat con.a. coniunct.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con. iunct.beraber + Lat currere. içiçe geçmek. sens. kırmak " kon+. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. remi ~ İsp conquian a. < Lat concordare anlaşmak. sıkışma < Lat congerere. hissetmek " kon+.+ Lat cavare oymak.+ Lat quatere. quass. akıl. çukur ~ Lat concavus a. kav2 konken [ xx/b] kumkam. doğan " kon+. gest-kılmak " kon+. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme.beraber + Fr centre merkez " kon+.bir arada + Lat crescere. yarışmak & Lat con.vurmak. a. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere. congest. yığışmış < Lat concrescere yığışmak.beraber + Lat sentire. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu.beraber + Lat genitus doğmuş. çukurlaştırmak & Lat con.bir araya + Lat iungere. coniunct.duymak. gönül" kon+. < Lat concavare oymak. parçalamak & Lat con. bir yere toplamak & Fr con. (ağaç) birbiri içine geçmek. consens. cord. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey.a. curs.koşmak " kon+. mutabakat < Lat consentire.birbirine bağlamak.aynı yere toplamak. balta girmez olmak & Lat con.büyümek " kon+.

" konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1. 2. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. ~ Lat consul danışman. desteklemek. hizmet etmek " kon+.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1.almak.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a. capt. meclis & Lat con. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1. devretmek ~ Lat consignare 1. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir. not. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek. tutmak " kon+. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I.a.bilmek " kon+. bir araya çağırma. 2. tasdik etmek. hamile kalmak & Lat con. korunmuş.a. teselli etmek. 2. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. concept. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere. bir belgeyi mühürlemek. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con.bir araya + Lat capere. cognit.< HAvr *kels. 2.a. müzik okulu < Fr conserver korumak.+ Lat servare korumak. < Lat concipere. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1. 2. gözkulak olmak. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. teyit etmek. & Lat con. toplama.içine almak.a. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş. müzik dinletisi ~ İt concerto a. teyit. a.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo. koruma yeri. 2. kent başkanı. bilmek ~ Lat cognoscere. muhafaza etmek ~ Lat conservare a.+ Lat signum mühür " kon+. kavramak. " kon+.a.a. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma. muhafaza edilmiş. . sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1. genel toplantı.a.]. serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından.

Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma.beraber + Lat texere. yıldız grubu ~ OLat constellatio a.dokunmak " kon+. içmek (& Lat sub.+ Lat emere. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere. tüketici (kadın).inşa etmek & Lat con. tekst .beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket. ~ Lat contextus bağlantı. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman". & OLat con. text. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. tüzel kişilik < Lat consors.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1. < Lat construere. sumpt. yutmak. danışmak.ortaklaşa bir mala sahip olan. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır. talih " kon+.a. tüketme.yiyip bitirmek. 2. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f. emptalmak ) " kon+. comit.a. inşaat ~ Lat constructio a. construct.a.a. teselsül < Lat contexere. tüketim. uyumlu.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes. consumpt.kura.temas etmek. t. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors.tetkik etmek. consult. sort.sıkarak + Lat sumere. tact. -t.dokumak " kon+. < Lat contingere.yutmak. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I.a. görüş alma < Lat consulere. structyığmak. irtibat.bir araya örmek & Lat con.bir araya + Lat struere. contact. sub+. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1. < Lat consonare birlikte ses vermek. bitişmek. uyumlu olmak & Lat con. 2. dikmek " kon+. 2. yapı.]1. birlikte ses veren.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+. context. tüketmek & Lat con.a.

bir arada + Lat tenere. defter " kontra. zincirleme < Lat continere. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak. content. özellikle futbolda " kontra. ped-" kontra. vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. tact-dokunmak. 2.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . bas1 kontrafile karşısı". ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1. nota dizisinin en pes perdesi. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. pay. a. puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. ortaklık kurmak & Lat con. sürmek " kon+. zıt. a. ambar < İng to contain tutmak.beraber + Lat tractare gütmek.karşılıklı + Lat tangere. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre.bir arada tutmak & Lat con. content. şans talih.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. t. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı. tent. resmi belge. sürdürmek < Lat trahere. içine almak.çekmek. a. sürekli. stat. bir et kesimi " kontra. < OLat contra-stâre karşı durmak. tract. kapsamak ~ Lat continere. kota ~ Fr contingent kısmet. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan.durmak " kontra.tutmak " kon+. kısmet & Lat con. depo."rast gelen". atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu. ters / Fr contre a. denk gelmek " kon+. < OLat contractare birlikte yapmak. rulo .

vers.gelmek " kon+. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek.fiilinin yerini almıştır. konaklayan kimse. tümsek yapmak & Lat con.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre. buluşma." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma. a. tevdiat.yığmak.bir arada oturmak. kenar hattı ~ İt contorno a. dışbükey ~ Lat convexus a. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1. convex.fiilinden -iş. vent. Fr thèse < EYun tithemi (koymak). convectyanısıra sürmek. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere. a. convectkubbeli. yy'dan sonra danış. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1." kon[CepK 1935] mevduat. uygun bulmak & Lat con. versiyon . toplantı. buluşmak.bir araya gelmek. döndürmek " kon+.+ Lat vertere. vect. dost ve yakın olmak. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış. 2.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16. & Lat con. dönüştürmek ~ Lat convertere. taşımak " kon+. komşu olmak. convent. kemerli.sürmek. < Lat convenire. misafir < Tü kon. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek.a. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe.bir araya + Lat venire. Karş. [T S xvi xvi] mükaleme etmek. konuşmak < Tü kon. convers.ikamet etmek." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir. a." kon* Kon. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a. gecelemek " konYT < Tü kon. konuşlan[mak < Tü kon.dönmek " kon+.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon.a. < Lat convectere.

a. a. ordinat-düzenlemek.]. Arn kopil (a. kabarmak " köpük * 14. aktarmak ~ OLat conviare a. özellikle iri köpek.a. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. taşımak. Karş. kopil oğlan. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . kop[mak Tü [Uy viii+] kop. kulp (= Moğ tobçı düğme. & OLat con. ~ YLat coordinatus a. yy'dan önce ender rastlanır. # 1656 René Descartes. a.beraber + Lat ordinare.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+.. mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. tanzim etmek. meme ucu. işbirliği yapmak & Lat co(n). koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a. [EvÇ xvii] kopçak düğme.kopmak. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek. sıraya koymak " kon+. başlamak.a. düğme.a. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk.) Türkçeden alınmış olmalıdır. İdr xi] köpek a. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. köpek Tü [Kaş.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli .Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak.şişmek. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür. gelmek. Sırp kopil. Fr coordonner. opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a. kervan < OLat conviare eşlik etmek. Bul/Sırp kopça (a. matematikçi ve filozof & Lat co(n). viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. yanısıra gitmek [esk. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça .beraber + Lat operari işlemek " kon+. çırak Karş. convoglio] aynı yola gidenler. Fr. a.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı.

doğru " kon+.a. kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma. soylu [esk. ip. 2. köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1.şişmek. relat. şişik.1. beden (~ Lat corpus. relatif kordon . corpor.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a.düzeltmek < Lat rectus düz.geri götürmek.vücut. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17.a.şişmek." köpür- * Köpür. cord. bağırsaktan hapılan sicim.a. 2. kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p. korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru.< HAvr *kerd. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak.a.a. kalp.].) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. 2. köpük Tü *köP-/keP-2 a.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur. bünye ) " korpus. kabarık . ETü köp (iri. ilişkilendirmek " kon+. köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent.ile. akıl.Fr cordon bleu "mavi kurdele". correct. < Lat chorda sicim. düzgün < Lat corrigere. & Lat con.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim . " gebe [Uy viii+] köpüg a. tecrit hattı ~ İt cordone a.kalp. 1. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a. [LO 187+] gayet enli kalın kordela . Karş.birbirine + Lat referre. Karş. < Tü *köp. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır.(yürümek). iskambilde kalp işareti~Lat cor.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut. 2. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek. 2. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a.viii+ Uy). kalın örme ip. kabarık < Tü *kö. seçkin adam. a. diplomat [İM69 187+] . gönül ~ HAvr *kord.Fr cordon 1. Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers. şişik. Tü köpür.

Tü *kor(ı)-k.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet.Lat cornu boynuz. 1.a.korunmak istemek? " koru- * Karş. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz. gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı. borazan ~ HAvr *kr-no.< HAvr *ker-1 kafatası.(sığınmak. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro. kayıt" hora. boynuz şeklinde üflemeli çalgı . ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan. açı. boynuz şeklinde olan şey. körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır. 2. kapamak.a. hapsetmek). curs. İng gulf (koy. saklanmak) < qorı. boru. 2. koy ~ HAvr *kwelp. +inç * -in. bir orkestra çalgısı " . korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte." kork-.a. Fr. köri . korku (isim) < Tü kork.] "küçük boynuz". korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak.kucak * Lat colpus > İt golfo. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a. Moğ qorğuda.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork. boynuz. geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç.(kuşatmak.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır.

2.avlu.çitle çevirmek. kuşatmak. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. hapsetmek. antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1. shirt (gömlek). score (kesik). İng shear (kesmek). a. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu. beden ~ HAvr *kwrep. kesik). corpor. cohort. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın. çentmek). cortic. dans topluluğu.ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort. dans. 2. taca ilişkin.bir organın dış zarı. kapalı alan. 2.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to.iç avlu. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç. yaz ürünü.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1. beden.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). Amer. Ger *skeran (kesmek. scar (yara. a. short ("kesilmiş". kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik. cortic.çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı. kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul.gövde. hayat & Lat co(n)." koru- koru[mak Tü [ viii] korı.koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors. beyin zarı ~ Lat cortex. saray. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex. hükümdara ait av sahası < Tü korı. kısa). ~ E Yun %oros 1. saldırı ~ Lat cursus a. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme. corpor.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek.gövde. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut. engellemek) .

+gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır. gösterişli. büyük davul < Fa koftan. katmak. çiftlemek.birleştirmek. çalımlı. kirmis ~ İsp cochinilla a. kibar.) < HAvr *geu. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü. ezmek. tokmakla vurmak.bükmek. akciğer) < köge.dövmek. " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. köşker & Fa kawş ayakkabı. kös. cihannüma. köpürmek). salname köşk [İdr. . kızışmak =? <? [ xx/b] zarif.EYun kókkinos a. şişmek. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18.karşılıklı komak. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç. Aş.a. mağrur . köşe ~ Fa göşa a. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. a. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş. [Men xvii] at koşumlamak.[viii+ Uy] istemek. a. köşe [Yus xiv] gûşe .a. DK xiv] şeklinde yüksek bina.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak.(kabarmak.a.a. (= Ave gaoşa.] a. çabuk gitmek. ~ OLat coccinella [küç. [LL 1732] seğirtmek. Moğ kögerge (körük. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. mısra düzmek. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. eşlemek. ~ OFa göşag a. < Lat coccinus a. Yus. bağlamak)" ko* "Seğirtmek. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş.* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k. [Men ] kûşe vulg.a. kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe.(korunmak istemek?). at sürmek (= Moğ qolbu. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. a. bent " köşe.

a.HAvr *ksw-yo. alışkanlık ~ Lat consuetudo a. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili.a.tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot.a.a. [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş. adap. Karş. ~ EYun kauter yakan.a. < Tü kösür. resmi giysi ~ İt costume adet.< HAvr *kâu." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1. < EYun kaiö. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde.a. [DK xiv] köstek a. < Lat consuescere alışmak & Lat co(n). kaburga. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı. künde.köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a.a.a. yanık ~ EYun kaustikós a.beraber + Lat suescere. .> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir. . suet. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a. kütük. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a. kaus.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ.a. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö. eye ~ HAvr *kost.benimsemek. ben)" kon+.a.[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı. ağır sopa [Arg xvi] sopa. almak.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar. 2.indirmek. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi. dağlayan < EYun kaiö yakmak ." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al. töre. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği..kendi. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e.

fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir. içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1.). takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak. seki. * Karş.(boşaltmak. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet. dip < Tü * koy fi [Aş.oymak. a. oyuk < Tü *kaP-/*koP. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a.içini YT [TDK 1955] kovalamak. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1.~ HAvr *gwou-inek. 2. sığır) + İng boy oğlan " biftek.ekiyle. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. [MŞ xiv] yatalak kötür. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür. pamuk MÖ 3. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür. başıbozuk.a. koşuştur-. . Yus xiv] köy/küy . içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP. izini sürmek. Amerikan sığır çobanı.oymak.a. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. tıkıştır. dere koyağı. Erm küġ/köġ (a. a. çukur. kural tanımayan & İng cow inek. 2. sığır (~ Ger *kö(u). oymak). Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. koyun. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer. kucak. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP. kotra cutter a.

yy'dan itibaren kaybolurken. (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı. düzen. bırakmak. çeki düzen vermek. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y. a. hemşehri" kozmos. donatmak.yanmak. 2. Lat ponere (koymak) < po (aşağı). kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. güzelleştirmek . * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon.MS y. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1.]. indirmek. denizci" kozmos. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. çeki düzen vermek. çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. a. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a.biçimi de korunmuştur. donanım. a. Türkiye Türkçesinde ko. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı.koymak. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak. 15.)" ceviz < Tü köy. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. derin < Tü ko5. alem. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya . çizim " kozmos. kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma). koymak. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici. (= Aram gawzâ a.indirmek.

kraker çıtırdamak. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt . erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı. kaymak. < [ xix] kredito/kredi borç verme.İt credito / Fr crédit 1. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. 768-814) < Ger karlaz adam. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a. kafatası ~ EYun kránion a.emanet etmek. Şarlman (hd.doğurmak. creat.< HAvr *ker-1 kafatası. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1. kredibilite kredi krem merhem. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. 2. yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. itibar. [ARasim 1897-99] . pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. güven. 2. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından. meydana getirmek kreatif Lat creare. a. yaratış < Lat creare. güvenmek. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. credit.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl.a. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel. ~ HAvr *krss-no. inanç. creat. inanmak * 19.

artmak.çiğ et ) + EYun sözö. < HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v.* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem. Fr cru. yargılamak " kritik . buruşuk * Karş.et (~ HAvr *kreus. yükselmek ~ Lat crescere.a. Alm. cret. cürüm ~ HAvr *krei. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi.] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem. [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur . İng crude (çiğ).Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık. krep [ARasim 1897-99] . " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. Reichenbach. cürüm işleyen. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1.suçlama. krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a. a. 2. mücrim < Lat crimen. İng crisp (kıtır). değnek krikkrak galeta.korumak. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus. sot. kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom. suça ilişkin. çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek. beşik. hayvan yemliği. 2.a. a. doğa bilimci & EYun kréas. t.a. itham. crimin.iyiyi kötüden ayırmak.

itiraz ."altın kabuk". elemek. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis. itham).kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele.Fr croquette kroki kaba çizim. %rysallid. çiğnemek " kraker kroket .a.a.a. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a.a. ~ EYun kriterion a.iyiyi kötüden ayırmak. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit.a. sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek. t. Lat crimen > İng crime (suçlama. a. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma. taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey. kimyacılar < EYun kryptós gizli. [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama. < EYun krinö hüküm vermek. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom. yargılamak). kırağı ) ~ HAvr *krus-to. İng. muaheze.renk " krom(o)+ .< HAvr *krâu. saklı < EYun kryptö gizlemek. & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. antoloji krokan çıtırdamak. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a.saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. hüküm.kabuk. Fr.kabuk bağlamak Karş. hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis. çatlamak. krit- kriz [Bah 1924] karar. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. buz. çıtırdayan şey < HAvr *kreus. Lat crusta (çıtır kabuk).< HAvr *krei. saklamak ~ HAvr *krup-yo.

< EYun %röma. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü. çarmıh ~ Lat crux.a. t. 2. kron(o)+ zaman. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde". süreli. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin.< HAvr *ker-3 a. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek.kabuk bağlamak " kristal * Karş. artçı". çengel.a. aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1. t. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma. Alm. ucu çengelli nakış iğnesi.a. ~ HAvr *kre-sko. boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök. İng crust (kabuk). ay çöreği < Fr croître büyümek. artmak. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. karşıya geçmek < Fr croix çapraz. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto. a.renk kromatik [ xx/b] %römatikos a. cret. kıç ~ Frk *kruppa.] 1. hilal (büyüyen ay). cruc- . 2.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o).a.a. tığ. 3. 2. +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o). büyüyen. 2.a. sağrı. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü. gelişmek ~ Lat crescere.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli.a.çıtır < HAvr *kreus. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. 3. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç.

küçük. [Kaş xi] kiçik/kiçük a. kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma.] çukurlar.] mimaride kubbe . yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a.Aram qubbstâ a. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers.. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf. a.a. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ.a. küp şeklinde olan.a. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. 2. [CodC xiii] kiççi/kiçig a. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç.a.kucaklaşmak.. < Hol kruis çapraz.a.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a. dörtte bir < Lat quatuor. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu .a. [TS xviii] kuçak < Tü kuç. < Lat quartus dörtlü. f. = İbr qubbah a.. Alm. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. a. çarmıh ~ Lat crux. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf. cruc. genç. İng.a. quatr-dört" kare kubbe [Aş.a.

çürüyen nesne. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân.a. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a. [TDK 1944] küçümse[Kut.şişme.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a. kuduz kutur. kucak. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç. aziz < Ar quds 1. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse. a. et vb. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak. yavru. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd. meyve. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb. ~ Akad quppu/quppatu (sebze. tanrılar dokunmak" anlamında. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb. küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç.hakir görmek. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir.] kutsal. aziz olma. kutsallık. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta .* Tü çocuk. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. kudak (küçük. güdük ve Fa cucak. öncü olma.] önden gitme. küçük. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük.] güç. kutsal yer. içi boşalma. talk? < EYun koûfos kof. 2. kuşak.

tamlık. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş. siyah boya. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd.a.] dinsizlik.arslan sesi çıkarmak. kibrit. (tanrıya) sövdü. koza ~ EYun kókkos a. mükemmel olma = Akad kalâlu a. dine sövme. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası. a. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos. gizleme. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a. Lat paganus (1. bilye. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd.küfür/küfr[Aş. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür. bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. a. 2. Karş. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç. kefaret. iplik yumağı.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde.a. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç. bütün. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur. Karş. nankörlük < Ar kafara [msd.] tam. bütünlük. kuğu [ viii] kuğu a. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. kâfir). < Lat coccus tane. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. bütün olma. köylü. kufrân] dinsiz idi. esir. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir.] a. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta. sürmeli < Ar kuHl antimon. a. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme. +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla.) . Bak. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç. Hıristiyan olmayan kimse.] siyaha boyanmış.

Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır.(açmak. (usit. TTü kula. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka. akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak. külhani (ocak işçisi > proleter. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. soylulara mahsus yüksek başlık.xiv). sefil.a. bir tür hamur işi. 2. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . 2. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). doruk < Ar qalla [msd. zirve.] zirve. tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer. çevirdi. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. Diğer yandan karş. kule [Men xvii] kulle 1.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş. qall] yükseltti. taç. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu. a. yaymak .* Karş.[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. eğirdi" kalp2 . hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla.) kule ~ Ar qullat [#qll msd. şekil. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1.] yük. taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a.

oyun yeri.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a. emretmek & Lat con. belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı.a. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek. dükkân = EYun kalybe kulübe. " kült kulübe [Men xvii] hücre. toprağı ekip biçme. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır. ekip biçme < Lat colere. cult. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". kabin. tarım. ekip biçmek " koloni * "Mezhep. topuz. kolik ~ EYun kölikos a.a. 2. a. terbiye.toprağı işlemek. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. kumanda [183+] ~ İt commando emir. mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. cemiyet ~ Nor klubba topak. bir askeri . tevdi etmek. eğitim ~ Lat cultura a. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. kalın sopa. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. [Çağ xv] kuma/guma a. görevlendirmek " kon+. a.+ Lat mandare emanet etmek. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir. kültür [Bah 1924] 2. dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. a. ~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır.

akümüle. kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. DK. tezgâh compasso pergel & Lat con. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma. kümbet [DK. pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu". Env xiv] tümsek.beraber + Lat passo adım " kon+. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. [LO 187+] kompanya şirket manasına. 2. kümüle. tertip. kabarmak.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. 2.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus. pane kumpas [xix]kompas1. a. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. a. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. Anlam ilişkisi için karş. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. istimali abestir . & Alm grund yer + Alm birne .kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1.a.] [MMem xvi] kumbâr humbara. ~ Yun *koimási * Karş. gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar.pergel.a. < EYun *kyö şişmek. Gül xiv] dokuma. Tü tünek (geceleme yeri). t. kümülatif. yoldaş & Lat con. gemi erzakının saklandığı depo. lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan".beraber + Lat panis ekmek " kon+. top gibi olmak ~ HAvr *keus. a.a. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a.

sap. kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. sopa. kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre.şişmek.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a. Karş. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme. top [Kıp. kümülatif cumuler yığmak. fabrikasyon [esk. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. çokluk . barut ~ Sans gandhaka "kokan". kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. UYSAL. kabarmış şey < HAvr *keus. Karş. condit. kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır. dipçik. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek.] < Lat condere. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. Fr pomme de terre ("yer elması".a.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli. bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme.kurmak. 2. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin. kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir. Balkan ülkelerine patates 19. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. sürü. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb. oyulmuş (< Fa kandan kazmak. kargı kundak3 cihaz. ~ EYun kontós sırık. patates).

eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı. . künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk. lağım ~ Lat cuniculus 1. ~ Akad gubbu a. yeraltı geçidi kunt kaba saba. koparmak).* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır.Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. künk [Env xv] toprak boru. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a. küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı. kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç).Fa küp sarnıç. a. çömlek . fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. tavşan deliği. saplı büyük bardak. [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1.a. Ar cubb (a. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan. a. san.< HAvr *kel-1 kırmak.) Aramcadan alıntıdır. Sans kumbhá (a.] lakap. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd. 2. tavşan.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma. ~ Ar kunyat [#knw/kny msd. kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho.a. iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil. * Diğer yandan karş. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik .). EYun klâo (kırmak. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel. İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır.a. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. kör (bıçak). kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe. 2. kalın.a.

akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak. kür ilgilenme.Fr coupure kesim. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. 2.a. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. 2." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey.koşmak ) + Lat air hava " kur. a. (yüksek sele) okuma.a. [ xi] kurğak kuru şey. çadır kurmak. döviz fiyatı ~ Fr cours 1. gidiş. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf. [Fel 194+] nazariye < Tü kur. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok . rota. seyir. curs." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd.] yabancı.a.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır.kupon bölümü. -al ekinin işlevi açık değildir. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak. [CepK 1935] kaide < Tü kur. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f. kuram YT [CepK 1935] bünye. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden. akım. 2.a. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1.koşmak ~ HAvr *krs. ~ Lat cursus koşu < Lat currere. kurul. [ xx/b] 2. tuhaf. ufak şey. curs. eğitim programı.] un. süreç. kâğıt para birimi . gazeteden kesilen parça. kaygı. 2. 3. kurultay.< HAvr *kers.] 1.germek.

a.] körük.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. yaklaşma. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur. akrabalık < Ar qariba yakın idi. karıştırmak. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur. a.kuşatmak." kur- .[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur. yasaklamak. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek. hisar = Moğ qorğa(n) kale. hapsetmek. yaklaştı. 2. 2.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler". kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd.a. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd. kayık küreği < Tü *kürge. yanaştı (= Aram qsreb a. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd. temizlemek (~ Lat curare a. kapamak. yakın olma.önekinin anlamı belirsizdir.[xiv-xvi TS] kaşımak. hisar. hediye verme. sığınak (< Moğ qorı. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a.] yakınlık. özen göstermek. = Akad qerebu yaklaşmak.= Tü küri.kaşımak. toprak küreği.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip.a. < İbr/Aram #qrb 1. demir eritme düzeneği. yakın olmak. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1. "adak. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca. kurcalamak < Tü [ xi] küri.a.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a. tahriş etmek kırç [onom. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte.

kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan. Ar qurnat (dışbükey köşe. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Amer.a. Ar curnat (a.] daire. seyir. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . mide. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd. . musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna.a. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. larva. ~ EYun krounós çeşme. 2. süreç. Moğ qorğuljın (a. [Oğ xi] korşun/koşun . kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. Kaş.. Albert Ghiorso.a. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın.a. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. Seaborg. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. rota. ~ HAvr *kor-öno.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T. Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir. kurşun Tü? ~ Ar kursı taht. kurt Tü [Uy. avlu). böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. akım.). çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak.a. heyet" kurul * Karş. ~ EYun korönis a. James.kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir. Oğ viii+] kurt tırtıl.halka. cour (divan. tepsi.EYun krouneíon a.a. Ralph A. Aş xi] kürsi .) Aramca kökenlidir. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. Fr corps (heyet).a.

kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı.a. Karş. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a. is [CepK 1935] tesis.a. kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a. [CepK 1935] kurultay . kişniş) > İng coriander. a. Moğ k?ağurayda. uğur" kut * Karş. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır. kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu. [ xi] kurığ a. müessese < Tü kurı. * k?ura. EYun koríannon ("tahtakurusu otu"." kuruTü *kağurı.Moğ quralta toplantı..a. kurul YT [CepK 1935] kongre." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad. bir araya gelmek (= Tü kura.sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis. a. birikmek. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur. uğur.a.yanmak. meclis < Moğ qura. meclis ~ Moğ qural toplantı.a. [Uy viii+] kürı.[viii+ Uy] a.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek. meclis < Moğ quratoplanmak. kavrulmak " <Tükut baht. kıvanç " kut * -r. kongre.< Tü *kâ-/*kağ.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir.a.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar." kuru- .(kavurmak). < Tü kurı.

uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan.+ Lat locare yatırmak " kon+.a. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con.a.a . posta tatarı / Fr courrier a. vesvese. lokal kuşet < Fr couche yatak. [Oğ xi] küs.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu. vesvese. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom. kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. guşâ- < Tü kurşa. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik. ulak. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa. [U yv ii i+ ]k us -a . tabaka < Fr coucher yatırmak. kuşan-. wişâ. ürküntü.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. ürküntü. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç.köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir.] kırptı .a. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt". [İdr.[viii+ Uy] kuşak bağlamak.a. yünden dokunan çadır kuşağı.kemer bağlamak.

eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. üzüm.a. qaTb] 1. kalın ağaç gövdesi. Moğ k?utuğ (a.] kırıklar. konsantre etti . [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. 2. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı. tomruk. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd. zeytin vb. kısalttı. [LO xix] sivri olmayan küt2. tas. baht. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. saadet * Karş. büyük defter. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. küt1 [Men xvii] kötürüm. 2. 2. aks. yatalak.a. kovuk. 2. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. kutu [MŞ xiv] kutı kap. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a.).] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet.a. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. cödica. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. bir noktaya topladı. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. yetersiz kaldı. kutup. bereket.* Türkçeye 19.] 1.ayrı duran. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. cesur. cesur (= Ave *vî-stâxa. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. eksen. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. kütük [Men xvii] kötük tomruk. kaşlarını çattı. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket. ~ E Yun kytos 1. ~ Akad kuspu susam.a. talih.

oturmak. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ. kuz (güneş almayan yer). 2.a. konmak. geri. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. fıçı ~ Lat cupa varil. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. aşağı koymak " koy* Karş. bölge. Ayrıca karş. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer. Moğ k?udurğa (atın sağrısı). örtü.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1.indirmek.a. 2. kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. güneş almayan yer. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd. * Ar qaTr (damlama.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ. kuzey). fıçı ~ Fr cuvette [küç. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek. kıç. gölge < Tü ku5.] leğen.] 1. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş. masa örtüsü. a.indirmek " ko- * Karş. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir.] koşullar. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil. yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a.] güç (= Moğ qoymag katmer. dip. [Aİhsan 1891] 2. arka. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1. kuluçka yeri. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. dökülmek < Tü kod-/kot. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt .kütüphane çoğ. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. 2. Moğ k?oytu (art.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap. folluk.

çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge. [ xx/b] ~ Fr cousine [f.] amca. EYun peptö (pişirmek).pişirmek * Fr cuisine.Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer.kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca. kuzu Tü [Uy viii+] kozı. İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır. [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) . dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun.kızkardeş " kon+. Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan.a. hala. hala.< HAvr *swesor. kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino. karanlık " kuzey kuzin . dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con. kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer. gölge. < Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^.karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek.

laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma.a.işçi.gevşemek . bir tür taze Karş. lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a.a. günnük). Lat lapis lazuli. atölye ~ OLat laboratorium a. İng lazurite. benzin. pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. Karş. t. Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk. rumex patientia ~ EYun lápathon a.a. < Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı. labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın. Ar luban. Fen lbnt.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze.. rızk. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır. lax. EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen.a. [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak. < Lat languere. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik. labne laborant Lat laborans.a. gevşetmek ~ Lat laxare a.

~ Akad ladinnu. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku. tünel < EYun la%ainö kazmak * Fa naġm (istihkâm tüneli) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. laf döven " laf. 2. Aş xi] [DK xiv] ~ Fa lâf anlamsız söz ~ Fa lâfzan laf çalan. emin lades [ xx/c] genç adam.] boş. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk.a. lagos marinus ~ EYun lagos a. aktif eşcinsel (argo) ~ Fa yâd ast hatırımda! " yad2 ~ Çing laço ladin 1.laço iyi. a. çam cinsinden bir ağaç. eklendi . söz < Ar lafaZa artiküle etti. telaffuz etti laga luga lagar ~ Fa lâğar cılız. laHq/laHâq] yetişti. f. dilbilgisi açısından geçersiz söz < Ar lağâ 1. yok hükmünde olan şey. vardı. ~ Yun lagós 1. lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd.a. "Bir çam türü" anlamı Türkçeye özgü olup açıklanmaya muhtaçtır.a. her türlü sebze lahavle sözleri ~ Yun lâ%ano malum sebze ~ [ xiv] üzüntü ve kızgınlık anında okunan duanın il . dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut. skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry] bilirim.] ağızdan çıkan anlamlı ses. +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd. istihkâm tüneli ~ EYun la%öma. hal" la+. zeyl < Ar laHiqa [msd. katıldı. tavşan balığı. ilave. kuşkucu.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil. geçersiz. t. havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa. lakırdı lahana [MŞ xiv] EYun lâdanon yeşillik. yok + Ar Hawl güç. * Lat ladanum.a. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+. boş ve geçersiz idi < Ar luġat söz. 2.kazı. picea ~ Ar ladan