SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

dekuple.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. ~ İt acqua / Fr aqua. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. boyunduruk.] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. kayıtlar. eylemek " aksiyon aktris [f. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+. -ive eylemli.işitmek . Fr.yapmak. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin.a. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad. ~ Fr actuel fiili. eylem < Lat agere. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen. zabıt < Lat actus edim. a. güncel ~ OLat actualis fiili. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1. act. aktîn. yeşilimtrak açık mavi renk. a. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem.ışın.aktif [xx/b] agere. Karş. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. marina akuarel/akvarel acquarella a. kimyacı < EYun aktîs. a. 2. çoğ.yapmak. radyum. icracı.< HAvr *kous. fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ. eylemek " aksiyon ~ Fr actif.su ~ Lat aqua a.] "edilmiş şeyler". rabıta " ad+ * Karş. act. İng.

biriktirici.). alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan.a. en yüksek " ali * "İyi.a.keskin. iyi (sıfat) [xiv] 1.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. küme olmak " ad+. toplanmak. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u. hastalık) . Lat lichia.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek. [xvii] 2. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n. karışık renkli. " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank. daha yüksek. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık. Moğulağan>ulaan (a. 2.] daha yüksek. toplayıcı. taraf" bandıra alabora rüzgar.< HAvr *ak. güzel. 3.). ani (sancı. ß Lat ad.akut [xx/b] ~ İng acute keskin. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. en yüksek. pek güzel. fırtına " bora [xvii] altüst olma. Fr liche/lichié (a. sağanak. Frenk .[viii] elde etmek. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek. alaca alâ (zarf). almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy. zaptetmek. kuzu balığı.bir yere + Lat cumulare toplamak. biriktirmek ~ Lat accumulare a. al[mak Tü al. al âl [viii] kırmızı * Karş. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin. lichia Tü ~? * Karş. Yun lítsa/létsa. a. İt lezza/lizza/alicia. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi.a. sivri uçlu. İng.

dürüst olmayan iş .] Alman tarzı. alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. geniş ~ Lat largus a. Karş. uzaklaş! < İt allargare açılmak. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv]. im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık.] işaret. özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd. Türk alavera [xix] dolap.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ. uzaklaşmak < İt largo açık. " ad+.a.] ilişki. calaq] 1. sarktı. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd. alamet) + Ar sama' gök " alamet. 2. belirti. bağlandı. alametler (< Ar calâmat^ işaret. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre". bağlantı < Ar caliqa [msd.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler. her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş. ilgilendi [msd. bu tür kayıklara mahsus ağ . ilgi.] işaretler.İt alamanna [f. alaca bulaca. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. asıldı. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı. sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır. alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart.

uysal.] < Lat ala 1. âlây. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde. bey albeni " al-. [xix] dünyevi gösteriş. alşak [xiv] a. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir.yumuşamak " alışaldan. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile. parıltı < Tü yal. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. yumuşak huylu. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu. ciltli defter ~ Lat album [n. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik.evcilleşmek. pest. âlây. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. bulaşıklık. Fiziksel anlamda kullanımına 15. Karş. debdebe . kirletmek alayiş [xvii] bulaşma. aldatma .[xiv] kandırılmak < Tü alta. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2. kanat.a.a.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma.. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. dalavere. kirletme < Fa âlüdan. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur. pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im.bulaşmak.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır. alçak [xvii] hakir.parlamak.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış.Fa alâyiş bulaşış. yanma.] beyaz şey.[xi] aldatmak. beyaz kâğıt. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. yy'dan itibaren rastlanır.a. 2. yozlaşma. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış. yozlaşma < Fa âlüdan.

usul1 alem1 sancak. alelacele olarak " ale+. * Aynı kökten Fa dand. karşı. Sans dantaka. göz önünde < Ar calana [msd. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir.a. söylemek " kategori * HAvr *al.[viii+] almasına neden olmak. aşikâr oldu . bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile. ebediyet. +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. 2. yeryüzü. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir". belirti. uls. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya.(diş). usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. ~ HAvr *dent. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. İbr colam (sonsuz süre.a. adet2 alelumum olarak " ale+. evren * Karş. üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme. odont-. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a.] gizli olmayan. kaptırmak . acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere. dünya. üstü.(öte).a. işaret. alemdar sancak. sonsuz süre. acele alelade surette " ale+. genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden.kökünden Lat alter (başka). açık. EYun odoús.[xix] aldırış etmek. umum alelusul ale+. İng tooth < Ger *tanth. başka) + EYun agoreüö konuşmak. aldır[mak Tü altız. dent. ebediyet). ult. herkes ~ Aram câlam 1. aldur-[xiv] almasına neden olmak. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte.a. calâniyyat^] açığa çıktı. gibi. bayrak " alem1. aldır.a.

erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. aygıt < Ar âla [msd. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. çalışma " alegori.a. Akad alpu. karşı. calev [xvii] Çağ] a. farklı + EYun érgon iş. numara . yalab yalab (parıl parıl xiii). alev <Tü alâv/alev [xvii] . [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. Avst. [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen. Karş. İslam peygamberinin damadı aleyh ile. ışımak xiv). Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. gönlü ferah. hekim ß EYun állos başka. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın.rahat. İbr eleph (öküz). yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama. " alfa. 2. . ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a. etraf < Lat adiacere etrafında olmak. rahat ~ OLat *adiaces çevre.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. yalabık (parlak xvi).] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b. alev Tü yalaw [Abuş. a. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır.] araç. xv+ * Karş. TTü yalabı.(parıldamak. ferahlık. Ebi Talib.

a. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. evcilleşmek) < suescere (benimsemek.] ilim sahibi. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. uysallaşmak. ahzetmek. değiştirmek. < Tü al-" al- [193+] ganimet. takas etmek. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a.a. ali [xiv] culüw] yüksek idi. cephe. yüce < Ar calâ [msd. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18. [xiv] yenilmek. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik.] yüksek. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd. ~ OFa alüg a. aluk/alığ [xi] kel. taraf" ali. alıç ^ küç.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında. yükseldi. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. alın alın[mak Tü alın. kat. almak). [xvii] üstüne almak.[xi] kendine almak. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa. adet edinmek. hazret. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf.[xi] alışveriş etmek. cüsseli ve kaba kimse. [xiii] değişmek. [xiv] benimsemek. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. alt olunmak. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. fırınladı . Lat consuescere (alışmak. [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. bilen. Anlam için karş. evcilleşmek.

# 1267 Francis Bacon. özetledi < Ar naqaHa [msd. karıştırmak " ala.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. çok ~ İt allegro şen.[viii+ Uy] övmek. allame alim. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all. kellik / İng . Tü al.] gözden geçirilmiş. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a. kutsama < Tü alka. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir.alkış Tü alkış [viii+] övgü. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir. bula* Moğ alag bulag (a.tüm.] çok bilen. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im. salname. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e.a. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti. kısalttı.a. redakte edilmiş. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a.a. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık.a. İng. < öz Alamanni 3. fazlasını kesti. a. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a. hareketli allem kallem konuştu " ilim.canlı. alak bulak [xv-xvii] . alacr. her + Ger *manniz insan.a.[xi Ha] karmak. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet.a.

büyümek. öteki ~ HAvr *al-tero. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür. Aynı kökten Lat vulpes. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan.a. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir . Erm aġvés < EErm alwes. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . . 3. yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a. Karş.a. alto [189+] ~İtalto1. a. Ave raopis. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için. bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a. sırayla değişen.barış " alüminyum. diğer < HAvr *al-1 öte. yüksek ~ HAvr *al-to. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış. a.a. [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1. Sans lopâsâ. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax. 2.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. pac. müzikte yüksek perdeden erkek sesi. +metre altmış Tü altmış [viii+] a.yüksek. alpac. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik).> Fa röbâ (tilki). boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto.İt altezza yükseklik. altın altun [viii] a.iki şeyden başka olan. seçenek. tenor [esk. 2. pes perdeden kadın sesi [xvi]. a. a. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek.]. boy atmak).* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için.

ß Lat ad. âmây. 2. lig am Tü am [xi] dişilik organı. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1. a. amçık [xiii] a.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am.a. ittifak etmek ~ Lat alligare a. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf. -t.] kör. erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir. hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş. * Karş.bir yere + Lat lavare. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak. top " in+1.a. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at). altüst olmak Lat ballare " balad .sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1. bağdaştırmak. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı.gelmek. bulamaç. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme. a. a. krem ~ EYun málagma. varmak. ittifak. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad.. laut. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik.a. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. yıkamak " ad+. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi.a.suyla akıtmak. < EYun malâssö. amade âmâdan. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef. malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag.a. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en. Moğ aman (ağız). nişangâh * "Gaye. amçuk [xiv] a. 2. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir.+ Fr balle balya. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma. olmak.

amblem ~ EYun emblema. ortam. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir.a. < OLat barra engel.sokuş. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek. güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı. her çeşit güzel koku = OFa anbar a. ~ EFa hambâra a. -t. iki yanlı. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge. [xix] ishal msd.her ikisi. saplama < EYun embâllö katmak. barikat.a. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. beraber.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre. kumanya) ß HAvr *sem. eylem. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi.bir.dolaşmak. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . a. erzak.a. a. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. ambit. getirmek " hem. dolanmak < Lat ambire. mağaza ~ OFa hanbar a. it-gitmek. birikim. (= Sans sambhâra bir araya getirme. İslami inanç formülünün ilk kelimesi. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme.] iş.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık. ~ HAvr *ambhi iki taraf. işlem. yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. eylem < Ar camala çalıştı. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde. barikat dikmek < OLat inbarricare a. dolaşmak.a.a. a. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber. ambit. çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi. birlikte + HAvr *bher-1 taşımak. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey. işlem.

t. 2.içine üfleme. ß EYun a(n). for. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin.a. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez". üfürmek. [197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+. dost. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. su ve karada yaşayan canlı. a. fenol. etil. getirmek " amphi+. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli. Alm. metil. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema. şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek. çepeçevre + EYun ferö. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. dibine kadar < Ar camuqa [msd.iki yanlı.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. şişirmek " en+. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi.] .Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+.

özellikle sıradan halk. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n).(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad. amortiss. itfa edilmiş < Fr amortir. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa. halk. borcu taksitle ödemek " amorti . mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza. yer değiştirmek. memur. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. Amun amorf morfe şekil " an+. doğru.değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir. mantalite amok Malay amok a. anımsama < EYun mnáomai anımsamak.] kamu. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma.amil etken. sönük. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı.] avama ait.< HAvr *men-1 düşünmek " an+. "öyledir. amiyane [#cmm nsb. halk câmmat^ [#cmm fa. 2. itfa etmek. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1. görevli." 2. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. tüketmek. f. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı. işçi. a. güvenilir. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+.] 1. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. bey [xi].adım adım öldürmek. 2. genel. etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek.

Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö. büyük + Lat facere. genişletmek.her ikisi.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için. a-fazi. saymak. cam tüp. gez). amaçladı. tehlikeye atılmak. her iki el. Bak. lekelenmez".a. imparatorluk. 2. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya. bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz. zikretmek 2.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. Moğ onı (okun üstündeki çentik. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1. .(okla nişan almak.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi. anlamak)onıla.] sütun. onı-/onu. sınamak. Oğuz ve Kıpçakçada an.ve an biçimleri kullanılmıştır. * Ayrıca karş. doğru tahmin etmek. hedefi vurmak. pekiştirdi. Karş. biçmek. budamak.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. anlamak ) (= Moğ 1. bir problemi çözmek. direk < Ar camada dikti. amfi. . bir problemi çözmek. onul (zekâ. ß EYun a(n). a.a.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1. 2. an[mak Tü an. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-.ve ög biçimlerine karşılık. ünlülerden önce an. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek.< HAvr *per-3 denemek. dikilitaş.[xiv] yadetmek. destekledi. an-arşi. kavrayış). Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. konsantre olmak). doğru tahmin etmek.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik. hedefi vurmak.a. sanmak.biçimini alır. düşünmek ~ HAvr *pu-to. hatırlamak. bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im. öğüt. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol.(1. ampul ~ Lat ampulla [küç. fact. 2. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n).

a. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. doğuş. 2. anal analfabetizm an+. doğu.analyt-çözümleme. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi. ayrıştırma ~ EYun análysis a. 2.taşımak " ana+.çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. a. özellikle güneşin doğuşu. öksüz. tolkalkmak. 3. acı duygusunu giderme ß EYun an. a. kalkış.a. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır. Bak. Alm an. for. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. lys. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. İng on. * Karş. hissetmek " an+. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman. Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. " ana+. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. a. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. gevşetmek " ana+. estetik . kaldırmak ~ HAvr *tels. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı. açacak ~ EYun anoikter a. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. çağın gerisinde kalmış. < EYun analüö ayrışmak. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a. a. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö. çağ " ana+.

kıyaslanabilir.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér.kesmek. o surette < Tü an işaret zamiri.saymak. önderlik " an+. .değil + EYun ar%e iktidar. hükümranlık. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a. * Fr anis. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır.a. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı. er. benzer. log. benzeri ß EYun aná + EYun legöl. hesaplamak " ana+. ~ Tupi/Guarani ananá a.< HAvr *ner.] orantılı şey. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o).erkek. adam ~ HAvr *snr.a. a. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki. ß EYun aná açığa + EYun temnö. andr. şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. 2.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n. ~ Yun ánison anason bitkisi. tom.a.a.a. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır. kargaşa ß EYun an. bölmek " ana+.

insansı ß EYun anér. anemi (h)aîma. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6. do. kabarık ~ HAvr *wers-l a. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo.vermek " an+. yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. rehin etmek. insan + EYun eîdos şekil. yayma. görüntü " andr(o)+.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma. ipotek etmek. bir bitki. ecir . yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. andr.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1. bedel.rehin etmek. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. algılamak " an+. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér.nefes. istihdam etmek < Fr gage rehin.bir şeye bağlamak ß Lat ad. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti. andr. rüzgâr.Y. andr.kan " an+. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm). -t. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak. nex.değil + EYun aisthânö duymak. Manisa lalesi. 2.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı.bir şeye + Lat nectere. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J. imece < EYun ángaros ulak. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir.bağlamak ~ HAvr *ned. sona erme " andr(o)+. adnex. dedikodu ß EYun an.a.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme.bağ. meşgul etmek.erkek + EYun paúsis durma. irtibat < Lat adnectere. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. salma. İng net (ağ). ipotek ~ EFr wage a. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. İng.erkek.a. esinti < HAvr *ans. Simpson. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye. ß EYun an.

[xx/c] ~İngangora1. an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir. belit. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış. yazıt.[xiv] . eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. özellikle koyu mavi. can ~ HAvr *ans-mo. kesit. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma. Karş. yanıt. ^ 1841 C. koyu renk. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a. İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır. soyut. ^ 1866 Sir Edward B. angut benzeyen bir kuş.Fritzsche. a. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes.* Karş.a. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. çınlatmak . [188+] budala. taşıt. kısıt.] bağırış. tarihçi < Lat anima nefes. ruhçuluk ~ İng animism a. arjğır. kanıt. 2. dikit. ölçüt. Alm.[xvii] < Tü ağ/arj [onom.J. ruh.(gürültü etmek. ruh " anime . sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak. yakıt.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır. Taylor. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a. kalıt. tiftik keçisi. koşut. İng. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla.[xi] eşek sesi çıkarmak. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1. ecir.a. yapıt. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır.nefes. konut. 2.Ankara. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın. ağır.

~ HAvr *ank-ulo. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. a. İng anger (sıkıntı > öfke). sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı). çapa atma < Fr ancre gemi demiri. yy başlarından önce kaydedilmemiştir.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. daraltmak. idrak. 14.dar. kaçak. açı). ana/âne [xvii-xix] . daraltmak.sıkmak. anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak. soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma.a. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar. kasa anket [192+]tetkikat.Lat anxietas a. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir. taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a. yazı dilinde 20. parlak. quaestsormak " in+1 * Karş. < Lat inquirere. boğmak ~ HAvr *angh. Alm angst (sıkıntı). < Lat angere. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. inquaest. anx.a. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. daraltma ~ E Yun an%one a. < Tü an [xiv Kıp] akıl. a. İng inquest (soruşturma). anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı.bükmek. .[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir. anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat. ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme. binek vb. endişe. hafıza < Tü an.+ Fr caisse kasa " in+1. sebepsiz korku . a. korkak.dar.araştırmak. yatak. < E Yun ân%ö sıkmak. question (soru). eng (dar). kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en. boğmak ~ HAvr *angh. Karş. hortlak.[xi] a. a. .çengel < HAvr *ank.

Meigen.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun. beslemek. Alm. W. Gull.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber. ß EYun an. kan ve can vermek.+ Lat nuntius tellal. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an.ad " an+. tekdüze. eş. bir örnek " an+. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+.W. sikl.+ Lat simul bir. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. (kanını) kurutan ß EYun an.hatırlamak. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. aynı " in+1. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a. # 1873 W.a. yemin < Tü *ân. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre. 2. düzenli < EYun (h)ómos aynı.değil + EYun nómos yasa.değil + EYun ónoma. töre " an+.a. yasasızlık ß EYun a(n).değil + EYun (h)omalós bir örnek. İng. ónyma. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık. ß Lat ad. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk. +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. adsız. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n). beraber. normal " an+. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. küme.anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday. İng. sıradan. zikretmek " an- .a. sıra dışılık ß EYun an. < YLat anorexia nervosa a.

tens-germek " in+1. tansiyon antarktik anti+. kâse. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant.a. garip.+ Lat tendere. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya.İt antico eski ~ Lat antiquus a. Alm ent. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". alın ~ EYun antí yüzyüze. mikrop vb. değerli eski eşya. alın. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait.a. panzehir ~ EYun antidöton a. bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman. ve). muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag. do-vermek " anti+. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi. alın alına. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1. eski eser. mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. böcek duyargası. 2.can. froze donmak ~ Ger *freusan a. " antik . [189+] tuhaf . ilgilenmek.İng antifreeze anti-don ß İng ant. ~ HAvr *preus.ön. karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir. 2. a.+ İng freeze.a. (geç dönem halk dilinde) kafatası.+ Fr -gène1 doğuran. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek.ön. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant.a. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde . Amer. 2. kulak vermek ß Lat in.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip. biot. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1. İng and/Alm und ("karşılıklı".harekete geçirmek.(karşıtlık bildiren önek). önce). topraktan yapılan saksı.) ß Fr anti. çok eski. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. sebep olan " anti+. 2. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos. elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık. sürmek " anti+. hayat" anti+.

antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti. sürüklemek ~ OLat traginare a. " anti+. log. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a.a. path.a.a. çalıştırmak ß Fr en.a.hissetme. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1. a. acı duyma " anti+. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh. sürmek " in+1. a. ~ OLat antimonium a. nefret. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür.karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+. 2.seçmek. güldeste. çiçek) + EYun logeía derleme. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+. çekip çevirmek.tomurcuk.+ Fr traîner çekerek götürmek. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon. tract. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran . a. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu". çiçek derlemesi.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu. antithet. toplama < EYun legöl. sevmeme ~ EYun antipátheia a.çekmek. ~ HAvr *en-ter. 2. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. < Lat trahere. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö.karşı + Fr corps vücut.a. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1. tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse. gövde " anti+. kömür.

hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir. posit. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid.bir şeye + Lat parare hazırlamak. appar. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+. aer.] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö.alıp götürmek. transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer.a. zeyl. kör bağırsak ~ Lat appendix. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan. parite . appendic. yüzük ~ * Karş. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar). antropoloji antropoid antrop(o)+. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. " ad+. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+.a. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz. eklenti.sarkan şey. apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1.kaldırmak. 2.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o). anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki. ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere. post2 antrikot antrkot [189+] arası". çalmak. antrparantez inter+. [xix] rakı .insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka.Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki. ekli olmak ß Lat ad.koymak " inter+. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak. +oid antropoloji antrop(o)+. parantez anüs HAvr *âno.

kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak.bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma.kapalı < HAvr *wer-5 kapamak. ß EYun a(n).açmak " ayır< Tü *ap. a.[xvii] şaşakalmak. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz. a.] a. apert. ß Lat ad. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır.a. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak.açmak " apış apuş. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad.]. büzmek " ad+. sıkmak. apartman [189+] 1. " ab+ .bir şeye + Lat plicare bükmek. sürmek " ad+. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1. 2. düzenek " aparat aparküt upper üst. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. a. bir ailenin oturmasına mahsus daire. < Lat apparatum hazırlanmış şey.açmak/açılmak < Tü *âp.değil + EYun pneö nefes almak.açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. özellikle süs. 2. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. uydurmak ~ Lat applicare a. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. kuyumculuk terimi [esk. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a. mekanizma ~ Lat appariculum [küç. uzaklaşma.

[xi] ardından gitmek. seğirtti. ~ HAvr *sps-dh. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan. +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey. absciss.] omuzluk. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1.] kürekçik.kabarmak. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. tutarsız idi. utanılacak şey. ard " arka arka-/arğa. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık. ß Lat ad.gitmek " ab+. kürek kemiği < Lat spatha pala. cess.a.bir şeyden + Lat caedere. kabarma ~ OLat abscessus a.bir yere + Lat portare taşımak " ad+.bir şeye + Lat praesto hazır. yy) ortaya attığı terimdir. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a. ß Lat ad. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması. a. arsa.apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. abscess. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç.bir yerden + Lat cedere.kesip ayırmak ß Lat ab. ~ E Yun apología karşı konuşma.kemer. özür / İng apology a. a. logsöylemek " apo+.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+. [xvii] 1. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş . a. ayıp < Ar cara gezdi. yarmak " yar < Tü *ar arka. d. kürek < E Yun spathe a. kalkmak ß Lat ab. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a. orta Tü < Tü ar-kesmek. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere. ayıp. kırmak " ab+. < Lat abscedere.kesmek.a. kavisli " abdal [xiv] . 2. elde " ad+. caes.

[194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır. toprak parçası. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. yer. düzen.a.] kavga. mancınık " ark2.ekiyle. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük. Tü *or oba etimolojisi fantezidir. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. . balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. yy'dan itibaren rastlanır. felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. 2. hızlı. Fr haricot (fasulye). [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme. araka bezelyegillerden bir bitki. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. belki nohut * Karş. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki. arsa. arakla[mak [192+] aşırmak. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14.

değil + EYun érgon iş " an+. vadi. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu.yarmak. çalışmaz ß EYun a(n). nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak. arabulucu. kesmek " yar- . 2. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. kanıtlamak. herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz.arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik.[viii] yorulmak. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum. ardış. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. arı [xvii] pak. eylemsiz. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez. hakim. saf. yorgun argın yorgun < Tü ar. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. aykırı.fiili de mevcut değildir. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir. ifade. ardiye ödenen harç.

Ar carafat^ [#crf msd.] çıplak.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü. başa gelen. accidens " arz1 ari1 [msd. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a. Fr aryen. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. eğreti. geleceği haber verme). felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. dermansız ârm. seçkin kimse. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf. soylu.1.a.saymak. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün. ark1 » ı rmak. geleceği haber verme" anlamında.arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi . +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a. bir ulus adı * Karş. su kanalı " ar ı k1 . Ar cirafat (fal bakma.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu. 2. İng aryan.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey.a. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç. gümüşi).a.uymak. " an+. f. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a. soylu (~ HAvr *ar-isto. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür. ~ EFa/Sans arya.] bilen.[viii+] temizlenmek < Tü ar. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi. saygın. Karş.< HAvr *re(i).en uygun < HAvr *ar.

armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. ilkel < EYun ar%aîos eski. birlik < EYun (h)armós 1. kavis ~ Lat arcus a. silahlandırmak ~ Lat armare a. " arma * Türkçe telaffuzu 20. Buna karşılık karş. dost. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik. EYun harmós (uyum). eklemlenmek " arma .< HAvr *ar. eklenmek. araç gereç. karşıt. artık). < EYun árktos ayı. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi. arkış (kervan). ~ arka Tü arka [viii] peş. geri.(geride kalmak). arğa. eklem.ark2 HAvr *arku. arka vermek. geri. arkalaş kılmak (yardım etmek . beceri). ard. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. < Fr armer donatmak. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir.(ardından konuşmak. art (arka). peşkeş.a.a.(peşinden gitmek). Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir. Küçük Ayı. (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a. özellikle omuz eklemi. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk. uyum ~ HAvr *ar-smo.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer. áristos (en uygun). ark (tortu. arkadaş <Tü [xix] yoldaş.a. yardımcı bildiren edat. beddua etmek). hempa < Tü arka " arka * 19. art. ses uyumu EYun (h)armonía uyum.a.uymak. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. arka. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait. ars (sanat.< HAvr *ar. sırt. 2.) sözcüğünün yerini almıştır. askeri donanım. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka.xiv Kıp).a. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a. yay. gemi donanımı ~ Lat arma edevat.a. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak. silah ~ HAvr *ar-mo.uymak. árthron (eklem). ayakdaş. Ave arsthna (dirsek). ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir. arka.

armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a. bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. a. a. nem. ön kol).] açık ve düz alan. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a.a. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp. ön) + Lat dux dük " +arşi.(< EYun ar%os baş. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi. dük . [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak.OFa araşn dirsek. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. sulama cihazı < Fr arroser sulamak. taht. a. 2. ~ OFa zarnîkâ a. Fa araş (dirsek. özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m.dirsek ) " arma * Karş. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros.a.a.a.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi. a. (= Ave arsthna. Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma.a. arşun [xiv] .sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır. ~ OFa urmöd a. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat. ror-çiy. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1. TTü arış. ön kol. a. a.

eklenmek. mimar ~ EYun ar%itektön a. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı. eklemlemek.a.] eklemcik. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. fazla olmak < Tü *ar arka. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi. geri" arka art[mak Tü art.a. 2.el becerisi. önünü kesti" arz1 .< HAvr *ar. artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro. < EYun ar%aîon resmi evrak.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı. sanat ~ HAvr *ar-ti. art. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a. geri" arka Tü art [viii] arka. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır.[viii] arkada kalmak. kesen. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. devlet belgesi < EYun ar%e devlet. [xvii] daha çok. ~ EYun ar%aîa [çoğ. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak.< HAvr *ar.uymak.a. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. madde madde saymak ~ Lat articulare a. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu.uymak. arta kalan.a. fazla (sıfat).] a. art/ard< Tü *ar arka.< HAvr *ar. ß EYun ar%os baş. ilk + EYun tektön usta " +arşi. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1. < Lat articulus [küç.

göründü. gösteri.dinlenmek. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır.a. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava. sıktı. hava. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir.[viii+] a. = Ave bsrsj-. hal1 as[mak as1 . baston ~ Fa âsâl temel. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme. Fr.a. en. ülke. mühendis < Fr ascendre yükselmek. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. tırmanmak ~ Lat adscendere a. coğrafyada enlem. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer. iskele asap burdu. âsây. karşısına çıktı.] köklü olma. kakım. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek. rahatlık. sunuş. bsrsg istek. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. cinsel istek. 2.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd. sunma. esas Tü as. yeryüzü. her çeşit şarkı. (= Sogd âbra%se a.a. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux. denkleştirmek " ad+. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad.] sinir.a. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan. tırmanmak " ad+. heves ~ OFa âwarzög a. "Temel. önerme < Ar carada yoluna çıktı. sükûn < . önüne çıktı. dilekçe ß Ar card sunma. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek.bir şeye + Lat simulare benzetmek. 2. kendini sundu. ß Lat ad. asalak asalet aSl kök. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak.a.

en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz.a. Fr.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm. güvenli. a. dikmek/dikilmek. sigorta < EYun asfale?s "düşmez".] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb.düşmek. ekşi. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. asfalt ~ EYun ásfalton a.] kök. Fr.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz. Fr. 2. güvenlik. aynılaştırmak.] köklü. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence.] daha küçük. soy.durmak " ad+. temel. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu. yardımcı olmak ~ Lat assistere a. emin. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+. ß Lat ad. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı. yamak < Fr assister yanında durmak. ilke. 2.a. el vermek. sirke asidi ^ 1787 de Morveau. sağlam ß EYun a(n). selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. ptö.< HAvr *stâ. rastlaşmaz ß EYun a(n). çelmek asgari aSġar [kıy.eklenme edatı + Lat sistere.ekşimek. keskin " akut .değil + EYun sfâllö düşürmek. keskin.a. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. denk gelmek " an+. sıkı durmak. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1.değil + EYun syn. asetik asit tuzlarının genel adı. acet. soylu < Ar aSl kök. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek. ß Lat ad. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1. statdurmak/durdurmak. kimyacı ~ Lat acidus ekşi. ~ Ar câSin^ [#cSy fa.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. rastlamak. kavi olmak ~ HAvr *si-sts. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd.bir arada + EYun piptö. kimyada asit ^ 1545 Guéroult. özümsemek ~ Lat assimilare a..

bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb. kısmet ~ HAvr *srti.] asıl. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. sort. Karş. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey. kök veya öz itibariyle. askı. özellikle ziynet ve hediye. . " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a. .a.yönelme. yy'da türemiş olmalıdır. a. aslen. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında. yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir. önünde olma.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur. [xix] pantolon askısı. askere yazılmak vb. Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. (olumsuz fiille) hiç. küpe.kura. Askı sözcüğünün 18. orijinal < Ar aSl kök. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ. deyimlerden 19.] 1.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+.a. esas. askı <Tü [xviii] asılan şey. 2. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+. katiyen < Ar aSl soy. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir. 1960 Ümit Deniz.

etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o). yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır. delmek " an+.yaymak. ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+.).sivri < HAvr * steig. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster.değil + EYun stígma.a. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun. +loji * Batı dillerinde 14. Sans prá-stará (a.yıldız + EYun naütes gemici.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır.a.).). astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star.(a. döşek. ß Lat ab.yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a.a. espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG.a. Erm asdġ (yıldız).a. İng. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı. a.a.a. Alm stern. denizci " astr(o)+. astım darlığı.a. bilim adamı ß EYun a(n). alt = Tü astın [viii+ Uy] a. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı. a. Fa sitara. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna.a. < HAvr *ster-2 a.a. " astr(o)+. İng star. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella. Fagustar/gustariş (yaygı. delmek ~ HAvr *stig-yo. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak. * Karş.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+. astro. stigmatnokta. ^ 1849 William Whewell. sermek ~ HAvr *ster. Ave upa-starsna. .(sivri uç) batmak.(a. a.

aş Tü aş [viii] yemek.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği.] seven" aşk1 < Tü *aş. Fa aş = Ave asa. aşın[mak aşağı Tü aşğın. asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü. güneş doğmak * Karş.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. Erm %aş (sulu yemek.[xi] aşınmak. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak. a. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan.a. alt. aşağ.[xi Oğ] dip.dinlenmek.asude huzurlu olmak " asayiş asuman . avrupa. Karş. aşar [xiv] YT [193+] mertebe. aşağı <Tü aşağa [xiii] .EFa/Ave asman.] ondalıklar. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir. asay. perçin. aş[mak Tü aş. haşlama). incik. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa. alta alçak < Tü *aş. sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" . öteye geçmek. sınır aşmak.(yemek).[viii] dağ aşmak. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır.ekinin mahiyeti belirsizdir. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a. sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak. aşğaru [xv] dibe doğru. Karş. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı.

[xiv] öte yana geçirmek. on parmaktan oluşan birim" olmalıdır. şnâs-bilmek. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip. işret. cışq var. kararsız < Fa âşuftan.aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup.açığa çıkarmak. aşure. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş . (= Ave âviş-kâra. muaşeret. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek.a. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret . çile.oynamak.] şiddetli ve yakıcı sevgi. < Sans sramah zahmet. c^aşq [xvii] [#cşq msd. belirgin ~ OFa âşkârâg a. ölçüyü aşan. a.] akrabalardan oluşan topluluk.[xi] eklemek. f. oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. klan < Ar caşara birlik oldu.yönelme edatı + OFa şnüdan. görünen) ~ HAvr *âwis.a. boy.anlamak. âşnâw. aşağı. bilinen. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf. deste. < OFa âşnüdan. tanımak " â+. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] . aşla[mak Tü aşla. aşık idi * 'Işk biçimi 18.< HAvr *au-4 duymak. perçinlemek < Tü aş3 ek. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar. son derece < Tü aşır. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. aşüb. aşiret. belli. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. belirgin kılmak < Ave âviş belli. eros < Ar caşiqa sevdi. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] . algılamak. bilmek ß OFa â. tanıdık ~ OFa âşnâg a. yy'a dek tercih edilmiştir.

< Ave atar. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı. daha eski olan kan (a. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek. ateş ~ OFa âta%ş a. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney. adıyla * TTü ada. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı. hücum < Fr attaquer 1.a.* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd. at. atherina ~ Fa âtaş yanma.yanmak) ~ HAvr *âter.kazık. Amer. a.[viii+] a.a. girişimciler. zımba < Fr attacher iliştirmek. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli.a.) sözünün yerini almıştır. ateş âtarş.değil + EYun théos tanrı" an+.a. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir.a.biçimini alan Eski Türkçe sözcük. hak iddia etmek [esk. saldırmak. Fa aşurdan (katmak. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog. (= Ave . Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir.a. Anlam için karş. dinsiz ~ EYun átheos a. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a.a. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata.] boşluk.]. xi] ad vermek. Fr nominer (atamak) < nom (ad). erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz. cüretkâr. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.< HAvr *steg.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. meydan okumak.[viii+ Uy. ß EYun a(n). 2. kazık dikmek. işsizlik. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan.

] 1. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir.] hediye. işsiz. citq] 1. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir.eğme.] boş. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20. uydurma (argo) < Tü atma" . meylettirme. 2. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi.] gelen. Atlant. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir. 2.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak. eski. atmasyon at[193+] asılsız. yy'ın son çeyreğine aittir. < Tü at-" atTü atla. bir adımla aşmak Tü * At. 2. sabık. sonra gelen. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator." a t ~ Ar âtin [#'ty fa. Hol. azatlı köle < Ar cataqa [msd. [192+] boyuna sarılan kumaş. atletizmle uğraşan kimse. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd. kartograf < Atlas. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . [xiii] zıplamak.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. eskidi. çevirme.]1. yaşlandı. büktü. atlet [xx/b] 1. 2. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş.

) avadanlık çömlek " ab. ^ 1638 John Wilkins. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir. trop.çekmek.çekmek ß Lat ad. Moğ aba (a. ß EYun a(n). a.değil EYun temnö. parfümeri < Ar ~ İng out 1.ateş yeri < HAvr *âter. tract. 2. dışarı.< HAvr *wet-1 üflemek. trof. tomkesmek. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. değişmez. bilimci ß EYun atmós buhar. İng. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi.] ıtır satan.a. lokavt. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im.a. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la. attract. dönmez.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. bölmek " an+. 2.değil + EYun trefo. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo. güzelavrat otu < EYun átropos 1. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud.]. eğilmez. nefes (~ HAvr *awet-mo.] bölünemeyen şey ß EYun a(n). yönelmek " an+. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n.a. 2. cazibe. sürüklemek " ad+.ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. beslemek.yetişmek. futbolda topun dışarı * Karş. < Lat attrahere. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı. yetiştirmek.< HAvr *ster-2 a. sürmek. avlanan hayvan.a. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a.dönmek.bir yere + Lat trahere. çanak . çekim. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı. atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a.

[xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa. 2. alın. ilerlemek. döndü.gelmek ~ HAvr *gwemyo. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. öne geçmek. yardakçılar *cawanat^ [çoğ.bir yere + Lat venire. yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir. özellikle insan sesi < EFa vartan. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1. artmak. ön ödeme. gitmek " ad+.* "Bayındırlık. ilerletmek. 2.] geri gelme. ilerlemek. öne geçmek. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç. avanzo] 1. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd. 2. söylemek (= Sans vâç ses. borç verilen para < Fr avancer 1. 2. ilerletmek. baz avare a. söz) ~ HAvr *wekw. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1. tekrar gelme < Ar câda geri geldi. (bir şeye) dönüştü .ön.gelmek. avanzare] 1.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek.seslenmek. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. ön ödeme. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar. 2.a. artmak. borç vermek < Lat ab ante önden. önceden " avan avantaj ön. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. dönme.geliş < HAvr *gwem. ilerleme.konuşma. avanta [xvii] bedava. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ. vâc. uğramak ß Lat ad. avangard avan.] sıradan halk. İng advance. vent. borç verilen para < İt avantare [mod. ilerleme.] yavru. yardım. ait olduğu yere geldi.

Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y. eklenme bildiren önek + HAvr *weig. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan.a. ayıplı ve özürlü olma. avlu.a. Karş.a. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık. havlu [xv] .] (kadının) edep yerleri. ayıp < İbr #crh çıplak olma.a. sakat olma) köküyle birleşmiştir. 2.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu. avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy.? .sapmak.] 1. vokal avun[mak bulmak Tü âbın. küpe. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir. ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse.[xiv] teselli < Tü *âb. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. avokado [xx/c] .averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma. bağırmak.a. avın. ses etmek " ad+.asmak.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs. savunucu. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. ayıp. lamba < Fa/OFa âwe%tan. ~ Lat Europa a. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] .bir yere + Lat vocare çağırmak. sallanmak.yönelme. Batı = Akad erebu a. kusur. 2. âwez.) Yunancadan alınmıştır. asya. çıplak olma) ile eşdeğerdir. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa. Bak ari1. avrat [xiv] kadın. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar. edep yerleri. 800) kaydedilmiştir. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a. sarkmak ß Fa/OFa â. ağıl. özür. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur. " garp * Karş. husye * Meyvenin şeklinden ötürü. keyif almak. aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a. katılma. ağıl. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan. asılmak.

[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk. uyanmak < Tü ayıl. < Tü *a5. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz. aydınlık Tü *ay(ı)t. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger . miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. 2. memleketin önde gelenleri. aziz ~ HAvr *yag-yoa. aşikâr. ayar cıyâr [xv] . 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. a.] 1. özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma.a.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. Rumlarca kutsal sayılan yer.kutsama < EYun (h)agíos kutsal. kutsama.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir.aydınlatmak < Tü ay ay. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen. lakırdı.avurt Tü? [xiv] çene. ayyar. -t. c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd. ayırmak " ayır- * Eğer *a5. cıyâr vulg. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a. ağız. [xiii] ışık. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme. gözler. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır. Erm lusin (ay) = lus (ışık).açmak. ay ışığı?. altın ve gümüşün saflık ölçüsü. 2. seçkinler. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur. Karş.] standart." ayıl- * 15. seğirtti. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. . < HAvr *yag. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ. ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1. ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık).

açmak. örf. töre. adet. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a. 2.) a5ığ [xi] uyanık. a.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür.] kusur. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl. zıt yönde " arka. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir. kendine gelmek. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a. adet. işaret. Kısa a. alamet. . kepeğini ayırmak." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1. diklemesine. alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a. usul. hata.(ağzını açmak). ayet [xiv] ~ Ar âyat 1. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd. tefrik etmek < Tü *â5-açmak. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge.[viii+] ayırmak. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır.* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır. sinyal. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. apış. 2.kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür. işaret. simge.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz.[xi] farkına varmak. gelenek.[xiv] kabuğunu soymak. apış (iki bacağın arasındaki açıklık). ayrım < Tü a5ır.a. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a. sarhoş olmayan < Tü *a5. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık). ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. * Aynı kökten ak (açık renkli). töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde.ile aç.

farkında olmayan < Tü aylan. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır. boynuz. 4. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a. adrık [xi] 1. ayrılma. zat. güzel). işsiz. yaba. ayrım ayrıntı YT [193+] fark. ayrık otu * Karş. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. göze ilişkin. 5. oğul [193+] miyar. göz.[xiv TS. 2. ayrıksı YT [193+] tuhaf. maddi." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır. Kıp] dönmek." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . biçimsiz (argo). göze. hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay. [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir.] 1. di. 3.göstermek < Ave dâi-. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan. 2. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb.aylak Tü? [xv] boş dolaşan. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil. pınar. geyik. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. a. seçkin kimse. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. 2. gözle görülür nitelikte. ayna (= Ave avidayana. bir şeyin ta kendisi. yaban koyunu). Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. [194+] fasıl.] 1. işe yaramaz dolanmak.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç. aynasız (argo) [188+] yakışıksız. çatal.

işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb. ß Hol ijs buz (~ Ger *îs. eziyet.] (gıda maddeleri satan kimse.] ayyar [xvii] hilebaz. [194+] tahallül etmek < Tü ayır.a. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse.a. az az [viii] çok değil * Karş. a. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd.[viii] yoldan çıkmak. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir. az[mak aza azade azat Tü az.] daha büyük. azarla. narın (ince. < Fa/OFa azardan. kırılmak.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] . azar. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. . küçük). Moğ aray (az). içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek. ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im. haramzade gezgin. Capella." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ. acıtma ~ OFa âzarm a. ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı. arsız < Ar cara gezdi. eziyet. saf. serseri. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi. arı.] acı.] çok büyük olma.[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür. ekmekçi). Karş. sapmak. Ar cayyaş [im.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd. Her iki biçim Tü *(y)ar. muazzam idi azami aczâm [kıy.a.(birini) incitmek.kökünü düşündürür.

(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd. işten ~ Ar cazm [#czm msd. a. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. doğurmak)" â+.] güçlü. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan.doğmak. . +men1 [xv] ark. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın. Fr. özgür (= Ave âzâta. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu.ekinin işlevi belirsizdir. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu.değil + EYun zöö yaşamak " an+. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf.] büyük. soylu. su cedveli.] yönler.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf.soylu. köylü veya köle olmayan. özgür ~ OFa azad soylu. can vermeyen ß EYun a(n). yüce.] görevden alma. yırtıcı hayvan dişi < Tü az. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için.

dede. derviş). Yun papá.baba çoc baba [viii+] 1. paycama (pantolon). 3. yy'dan önce kaydedilmemiştir. Karş. Fa paça (hayvan ayağı). Fr papa vb.a. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. Fa baba/babu < OFa papak (baba. 2. rüzgâr + Fa câh yer. saygı ve sevgi hitabı. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir. geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır. baba. abla = Moğ baca a. yaşlı adam. . ata * Karş. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. muhterem kişi.

Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18. Sans vati (esmek).a.yel < HAvr *we. olgun.a.gövde.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd. bade olmak) ~ OFa bâdag a. badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. ~ Fa bâda 1. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı. a." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1. budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir. eşya ve . beden.a. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. bagaj edevat < Fr bague çanta.bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. (= Ave vata. f. Alm wehen. rüzgâr. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. olmuş.esmek * Aynı kökten Lat ventus. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük. yel-OFawâda. 2. ~ OFa wâdâm a. a. 2. 2. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir. İng wind (yel). a. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz.) ~ HAvr *wa(n)t. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık.

sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda.] çubuk. zorla alma. <Tü bağır iç organlar. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet.a. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer.baston.a.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç. af ~ Fa ba%ş ihsan.ekinin işlevi açık değildir. baġy] hakkı olmayana göz dikme. değnek. müstakil. bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan. zalim. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom. . bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir. fahiş < Ar bağa [msd. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa. bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir. ~ HAvr *bak.kökünden türetilmiştir. baston < Lat baculum a. özellikle [CepK 1935] bahş. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış.

konu başlığı. kahraman ~ Moğ bağatır a. soruşturdu. araştırdı. bahçıvan gözeten. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2. primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir. bahçe bakan " bahçe.Ar bahar [#bhr msd. sebep. Belki Ave va%şa.bahar * Lat ver (yaz). güzel kokulu bir bitki.bağışla[mak ihsan. +ban bahir/bahrengin. ~ EFa vahara. = Tü bağatur bir erkek adı. Env xiv] bâhâdur .ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet. bir konuyu etraflıca tartıştı .a. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük.] 1.] tartışma. söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra.] deniz. buphthalmum. hediye " bahş [ xi] bağışla. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye.a. bahane wahânag a. 2. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne .(mülk) sözcüğünden. DK. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir. [CodC xiii] bağatur .a.Fa bâhâdur soylu kişi. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd. [KT xix] tartışılan konu. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd.a. DK xiv] . a. [Aş. < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur. a. münazaa. bahis/bahs[Yus. (= Ave vanhar.a. a.) ~ HAvr *wesr-/*wer. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a.

paylaşılan şey. talihli" & Fa bâ ile. özellikle. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a. 2. . bhaktá (1. bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. İng bachelor (bekâr) < EFr. birlikte. yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a. Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. yemek). bhága ("paylaştıran.] geri kalanlar < [Kut.bahriye < Ar baHrî [nsb. talih). ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş. donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan. ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. Ave bhaga (tanrı). Ayrıca EYun fagö (yemek).pay vermek. hediye < OFa bâttan.Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . KT xix 1 kız olan . L.ihsan etmek. bahşiş [Aş.] kalan. paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir. kısmet < OFa bâttan. bekâr ~ EFr bacheler * Karş.a. ihsan eden". kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat. ba^ş. Aş xi] [LO. kısmet.Ar bâqin [#bqy fa . pay vermek. ihsan etmek.) ~ HAvr *bhag. bazı tanrıların sıfatı).] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht. genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. < OFa bâttan.a. pay.a. şövalye adayı. ihsan. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H.ihsan etmek.Ar baqayat[#bqy çoğ. [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş. [Bah 1924] .

? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle. balaban (kuş yavrusu). bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. Alm.).a.: bala. baldız (yaşça küçük akraba). Alm kupfer. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki. baldız. Fr cuivre (a. bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır.a. +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. # 1838 Ch.) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im. * Karş. balaban. G.] kalan şey.] sebze satan kimse. a. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. Ehrenberg. doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek. Moğbal (a. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. İng copper.a.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu).bakır Tü [ viii] bakır a. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek .a. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze. [Men xvii] (vulg. asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur.baston. artık [Kan xv] bostancı. manav. bakterisid bactericide a. " bakteri. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir. çubuk ~ HAvr *bak. baston. manav. EŞKÖKENLİLER: Tü bal. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu.a. bakire erken.

balgam [Kut xi] irin. Alm baldrian. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir. 3. a.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. < Tü ba.a. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. a. * Sözcüğün kökeni belirsizdir. dans < EYun bâllö. denge ~ Lat bilanx. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma. [Amr. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır. flog. [ xi] baltır üvey evlat. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. kauçuk ağacı. -t. ~ İt balletto [küç. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal. iltihap < EYun flegö. 14.Fr balance terazi. iltihap. lastik ayakkabı tabanı. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. conium maculatum.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk. sümük ~ Ar balġam irin. bol.a. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. Rus baldıryan (kedi otu. bilanc.a. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge.atmak. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane.] dansçık. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı . İng valerian.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally .yanmak. mimusops balata.irin. balata [ xx/b] kauçuk. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi. 2.

~ Ger *balkan mertek. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy.a. top şeklinde büyük şişe. pelesenk ağacı. uzanmak. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns.a. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua. 2. vardı.kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek. 3.19 186+] ~ İt ballo dans. ~ Ar baliğ [#blġ fa.atmak.baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale. ~ Lat balaena dev balık. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş. ulaştı. gövdeyi gererek atılmak * Karş. erişen.a. [EvÇ.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması. atılmak. tomruk). balina [LO xix] balena ~ İt balena a. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku. Alm wal (balina). balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. balle (hoplama) < bâllo.a. balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak. rayiha. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg. kütük. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir.< HAvr *gwels. a.a. bu ağaçtan elde edilen merhem. EYun bole ve blema (atış). balina ~ EYun fállaina a. büyük top. HAvr *bhel-2 şişmek. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. .] eren. cumba / Fr balcon a. 2.

hüküm. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş. köylü işi [esk. bohça. Fr bailli. özel görevli. * Biçiminden ötürü. kütük). ~ Tamil * Avrupa'ya 16. ferman okumak. torba). EYun fállos (fallus). 2. ~ Port bambus a. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük. resmi görevli).a. Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir.(cesur. ben2. Akad paltu (balta). angarya. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde.a.a. gürbüz).< HAvr *bhel-2 şişmek. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak. balya [Kan xvi] ~ İt balla top. İng bailiff (kral temsilcisi. denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol. ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1. kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top).suya batırmak. balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. bamya [LO xix] bir sebze. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek.)" balya. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a.].* Karş. adi. askere çağırmak . alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. EFr bale > İng bale (bohça). daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. *baltha. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk.a. Lat follis (kese. sıradan < EFr ban/bandon ferman. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir.

Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. kumarda banka. simge. kâğıt banko [ xx/b] 1. İng band. bez afiş. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . * Karş.a. set. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. Ayrıca karş. masa. 2. şerit şeklinde bayrak. özellikle müzisyen takımı). yy ortalarından beri kullanımdadır. a. sarraf tezgâhı. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. sancak. gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret. İt banda2 (takım. tezgâh. yar). Fr bande.bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. seki" bank banknot para " banka. seki. 2. 2. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] . banket. grup.Fr banderole 1. İng river bank (nehir kıyısındaki set. banko. ~ OLat bandum 1. bir sancak altında toplanan güruh.banço * ABD zenci ağızlarından. çete.a.]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh.] küçük sıra < Fr banque set. kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka . bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. sancak. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb. 2.

a. kapı.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. içki tezgâhı.a. Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1. 2. grup. varoş & EFr ban yargı.a. 2. çevre. ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel. etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o). bariyer ~ OLat barra a. Lat gravis (ağır). Sans bandhati (bağlamak). halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". benmari. soylu kadın. dış mahalle. Fa bandan. 2. halka. topluluk. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ.a. 2. brutus (kaba). Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. engel. kapı. bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1. [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses. * Aynı kökten İng band (bağ). ferman + Fr lieu yer " banal. bundle (deste). bond (bağ). [LO xix] ~ İt baracca kulübe. şerit ~ Ger *bandam a.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-. hap1 bap/bab[Kut. a. şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç. ~ İt bagno hamam. bound (bağlı). lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. ~ Fr bande1 bağ. ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo.a. a. bind (bağlamak). yağmur ) . bariyer.ağır. bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1.banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. hüküm. çubuk. ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek.

argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para. vahşi . mullus barbatus.dönüşümü tipiktir. barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er. ancak.] "koca sakal". barbunya [ xix] bir balık türü. kimyacı. .a.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse". a. barın[mak <Tü [T S xiv] barın. ~ EYun bárbaros [onom. [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı. her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı. • Aynı kökten Fr barbe. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ.a.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy.> var. varil ~ İsp barrica a. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. Alm bart (sakal).a.> Lat -b. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1.a. [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ.Lat barbarus a.a. Alm. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk. a. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad. fiks bari bâr kere. HAvr -dh. İng beard. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için.fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır.a.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar.

] çubuk.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa. [TS xv < Tü *bar/baz [viii. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ .korunmuştur. ve 18. değiştokuş ~ EFr barater takas etme. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır. pyrítida] a.sulh yapmak.a.varmak.a.a.] ortaya çıkan. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi. ortaya çıktı. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç. antlaşmak. • 11.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1.çubuk. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b.a. ~ HAvr *maghu. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut. sözleşme < Tü ba. yüksek. ulaşmak. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+. burüz] çıktı. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek. engel. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir. +metre baron baro erkek. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1. Karş. yurt < Tü bar. ~ O Yun pyrites [mod.a. xiv Kıp] bağ.a. mania < Fr barre çubuk. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+. 2. akit. İng bartender (a. aşikâr < Ar baraza [msd. çıkıntı.(birbirine gitmek.a.).

basiret sezgi.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş. [Kıp xiv] başar. Alm. a. leğen kemiği. başlamak. bacin] leğen. sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar. [ viii] bas. reis. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. yol göstermek. güreşte galip gelmek. ezmek. özellikle erkek deve )" baş. başbuğ + [TS xvi] önder. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı. emir. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık.] kavrayış. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. [ xx/c] kalça . basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-. . boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü.ayağını basmak. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir.bitirmek.Fr bassin [esk. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a. tazyik. değnek.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn.öncülük etmek. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd. [Men xvii] ekin başı.

basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. et parçası [Uy viii+] bat. engelsiz. basT] yaydı. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım.a. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek.a. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç. çubuk ~ OLat bastum/basto a. pil takımı. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a. . [CodC xiii] diğer.a. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir. serdi. TTü *başan şeklini verir. [T S xv-xix] bir başına. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. tahtırevalli.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. # 1891 J.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı.a. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. Naismith. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir. kolay. -ka eki dativ çekim ekidir. saplanmak [ xi] batığ bataklık. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et.A. badehu.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir.] düz. ayrı. • Eski Türkçe sözcükte. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek. Kanad. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla.içine girmek. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf.

aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb. a. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. geçersiz. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın.]boş. geçersiz. karın. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. demin . gizli olma (= Aram baTsnâ karın. vurmak. bay[mak <Tü [LO xix] yormak.] 1.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa.] hükümsüz. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek.bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. örtündü batman baton a. işe yaramaz. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. 19.] örtücü " batın bavul Lat baula a. 2. pil takımı. baTn/buTün] gizlendi. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz.] içte olan. a. [LO xix] aşırı iri . örtünme. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd. batıni.fiilinden modern bir geri-türetmedir. gizli olan < Ar baTana [msd. rahim. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük. bir kişinin veya şeyin iç yüzü.Ar baTTâl [#bTl im.

barış ve mutluluk (= Sans rama a. [Men xvii] bayıl. / Sogd patram neşe.kendinden * *Bay.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. sükûn & İr *pati. tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922). [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a.a. çöl. bayrak. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim.gevşemek. bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek. tembelleşmek. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa. [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır.] satan. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir.sükûn. baypas [198+] geçme & İng by yan.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki. bayc] sattı. bayram [ xi] badram. bayi [Barkan xvi] baca [msd. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa.a. konakladı" beyit * Karş. mutluluk.] akşamdan [kaş xi] mayıl. Fa şabma (akşamdan kalma. tekrar (önek) + İr *râma. bawâr] (toprak) boş durdu.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal . sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. ikincil. [Çağ xv] bayk/baykız . huzur. bayat) < şab (akşam).geri. nadasa bırakıldı. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. deminki. müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer.] işlenmeyen toprak. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş . bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama. "bir tür kalp ameliyatı" (1957). bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi. yaban < Ar bâra [msd. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer.

nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2.yürümek. 2. kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi.geliş < HAvr *gwem.gelmek. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner.a. +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır. gitmek ~ HAvr *gwm-yo.a. [Kıp xiv] göz bebeği. taban. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a.] kısmen. altlık. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. [DK xv] yavru < . altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf. (= Ave bâzu a. < EYun básanos mihenk taşı. temel.a. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı".a. kaide. = Sans bâhu a. adım. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. 2. ~ EYun basanites a. bazan/bazen Ar bacD birtakım. heykel kaidesi < EYun bainö. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. a. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . taban. kaide ~ EYun básis 1. bat. bir parça. Lat venire (gelmek). adım atan). basamak. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile.a. at doktoru. adım atmak. baza temel.

baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena.). orijinallik. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız. becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir.] 1. ~ Ar badan [#bdn msd.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1.a. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd. eşdeğer idi beden 2. bedel oldu.* Karş.] yenilikler. muvaffak olmak. Fa baba. orijinal şeyler. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb. bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa".] karşılık. İng baby. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak. " bet1.a.] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 . Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. bedevi çöl göçeri. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. bedevi [Yus. Ar bubu (a. bedhah [Men xvii] kötü niyetli. icatlar < Ar badicat^ icat. dua bedel [İrşad. becer[mek <Tü [DK xv] becer. KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1. Fr bébé.] yenilikler. insan gövdesi. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. orijinal şeyler.başa çıkmak. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı. icatlar < Ar badicat^ icat. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad. orijinallik.

] emsali olmayan.begum kraliçe. öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan. = İbr bshlmah a. beraber. davar. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1. a. prenses. hanım.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr. taqdır. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş. iqtidar. harikulade.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. behre a. orijinal. 2. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir.] hayvanlık.] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. beylik etmek. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. hisse. Bak.1. a. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda. gözle görünen. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. Ar qadır.a. her behimiyet [Men xvii] behimî.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı . kendiliğinden oldu. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. her (< Fa ham bir. nasip ~ OFa bahrag . < öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm.bedihi [NKemal1867] .

serf < EFr embuier prangalamak. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. kapalı. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. sağlamlaştırmak. retorik < Ar balaġa erdi. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd. mahfuz. güzel söyleme yeteneği. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd. yokuş. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. korumak. vardı.] kalma. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. . pek.] 1. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı. komi & İng bell çan. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü.pekitmek.] sınav. zorluk. zor. 2. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut. Kullanımda Fa bıkar (işsiz.] iletme yetisi. saklamak. zarar. güvenceye almak. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. bekâret [EvÇ xvii] kızlık. güç. mihenk taşına vurdu. kuşak.

[Kaş xi] béle. * -ge eki Moğolcadır.(öğrenmek) vb. belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. şehir. beler[mek <Tü [T S xiv] beler. vesika~ Tü belgü işaret.gözleri aşırı açılmak.] kente ait olan. Karş. sancak).fiilinin varyant biçimi olmalıdır.] kent. belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür. ülke. sarmak. bil. bulamak. belle. Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir. zuhur etmek " belirbeleş bila+. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet. 2.kökü.fiilinin varyant biçimi görünümündedir. ülke. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir. nişan < Tü *bel. yokuş. o kadar ki < Tü belirt-" belir- . beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf. bebek kundaklamak.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı.meydana çıkmak. şehir. bulaştırmak * İkinci anlamı bula. Anlam ilişkisi için karş. nişan). şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer. belli olmak < Tü *bél. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür. kentsel < Ar balad kent. belek (hediye). belgü (alamet. Ar calam (belirti. belli (bilinen).bilmek " bil- * Tü *bel.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. cilm (bilme). calâmat (belirti).1.

öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a. [KGunya xiv] < Tü belgü alamet. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek.] çitlenbik. buna-. bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan.a. işaret. boynuz. ban-. boncuk. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır.a. 2. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a. açık.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. aşikâr. bengi. bin.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. beyin. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a. İng timbre (ses rengi.a. benze-. . < EFa bastan.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. bin-. band. öğrenmek. * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. Karş. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul. köle. bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. beniz. Mağrip müziğine özgü. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. [T S xiv] belgülü .

a.485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. ben2.a. (= Ave bast-. su bendi < Fa bastan. band. bağlanan şey.a.4. -e.a. suma.a. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu". süper.a. benzin [Düs I. up (yukarı).a. band.a. İng over (üst. hipertrofi Lat super : soprano. suret. " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze. berhudar. a. 2. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek. * Aynı kökten Erm i ver. üzeri). = Sans upari a. -e doğru (edat). bağ. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin. yy'dan itibaren kullanılmıştır. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz. kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst. sürmenaj. sürfile. berduş.a. bermutat. Lat super > Fr sur. & Ar lubân zamk.a. hipermetrop. super+. hiperbol. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir.a.) ~ HAvr *uper a. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş.a. üzeri.a. berhava. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden. sürpriz. EYun hyper. berceste. sürşarj İng over : overlok. 3. Cava " labne * Karş. sürreel. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif. ben2. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada. Bak. berbat. a.a.a. benimse[mek beniz/benz* Bak.a. Alm.) ~ HAvr *bhendh. kuşak. pulover . hipertansiyon. Alm über. (= Ave upairi. band.a. üzere. yukarı (önek) ~ OFa abar. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı. auf.bağlamak ~ OFa bastan.

devam berduş gibi hercai. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda".fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır.Fa barcasta fırlamış. helecan. a. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. yüceltme. 2. Kuran'a göre Hz. kutsanma" fiili türemiştir. yok etmek " ber+. a. kutsama. ahit.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd.] kutsama. [Men xvii] ber düş omuzda. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak. Ar baraka (diz çöktü). Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme. yücelme.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra . ferman. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme. yan yana.yukarı + EFa yasat.] aklanma. seğirmek & EFa apar. muaf oldu. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak. belge.a. * İsim formunun.] 1. kabarmak. a. diploma. bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. seğirmek.sıçramak. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele. bolluk. berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd. berbat havaya savurmak. (ur veya apse) çıkmak. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele. . Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe. a. ~ İbr bsrakah a. 2. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş. sıçramak. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır.

+hor beri Tü [Or viii] bérgerü . depo. berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v.] 1. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. metin.taşımak. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f. kadın çoban. 2. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. hava-yukarı " ber+. tahkim etmek. [Neş xv] sağlamlaştırmak. kristal. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. getirmek) + Fa %âna ev " +ber.a. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1. güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. sağlam = Tü bek/pek a.d. [CepK 1935] < Tü berk pek. " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. < Sinhali beri yorgun.. . %w^ur. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır.yemek " ber+. berjer < Fr berger çoban. bâr. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". ziyan olmuş. a. Fr.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. Amer.

bağlamak " bent . aralık. [Uy viii+] bert. ayıraç. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır.a. 3. genel olarak insan türü. yeter > yetiştirmek. 2. sıkıntı. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+. eklem. bağlı. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. 2. kâfi * Anlam ilişkisi için karş. bağlı şey. Fa/OFa bas yeter. Fr.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat.hayvan yetiştirmek.1678) < öz Louis de Béchameil 14. bağ. darlık. band. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. aşçı (1615 . * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden. semirtmek. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne.] insan. b e ş [Orhviii]béşa. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1. besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. zincir halkası. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka. yeterli.] çok parlak.a. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle. ~ Ar barrâq [#brq im. ışıldadı.

[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im.a. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti. [Uy viii+] bét yüz. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter .: betik. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı. idrar < Ar . Çağ xiv] a. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. [TS xiv-xviii xiv] biti. reçine ~ Kelt *betu. donanımlı " beton. belge. betonarme armé zırhlı. * Sadece bet beniz ikilemesinde. 19.yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift. [Kıp. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur.a. EŞKÖKENLİLER: Tü biti. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a. beşuş [LO xix] başşa [msd. çehre. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. bakire).] işeme.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür.] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir.] çok kötü. [LO xix] betik biti. genç kız * Karş. kitap. bevl [etm bala işedi.

ilik. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz.) beyn+ açtı.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. soylu kişi beyan [Kut. şiirde kıta [#byt msd. fayda ~ OFa hudahag a.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. ayırdı. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ. ev. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta. name ~ Ar bayâD [#byD msd. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta). * İnisyal b/m dönüşümü için bak. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. & OFa hu iyi + OFa dadan. aydınlattı. ulu kişi. devlet hazinesi" beyit.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis. açıkça söyleme < Ar bana açtı. getirmek. beyaz [Ali xvi] beyazlık. a. dah. [İMüh xiii] béyni a. el3.a.a. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a. ayrıştı. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd. 2. ev. saygısız " bi+2. 2. hane.] açıklama. a. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak.vermek. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan.] işeme.] beyaz olma. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan. yaratmak " bi+2. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1.] 1. ayırdı. el3. mal [İrşad. millet beytülmal evi". aydınlandı. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. = Akad bîtu a. hakikat. ben2.

şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a. yoksunluk edatı).] < Lat pisum a. bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki). pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç. Ayrıca karş. bi+3 ~ Fa bî-/bay. . bi+2 a.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder.a. bezik bezir [yağı bazara tohum attı.) < Eİng pise < Lat pisum.a.a. sıtmaya tutulmak.a. bez[mek Tü [ xi] bez. ör.a.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze. * Karş.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a. Lat albus (beyaz). " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd.iki . saçtı bezirgân wâzâragân a. iki ~ Lat bi.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur.a.çift.titremek. öpücük.a.a.] kumaş ~ Ar bi ile. albumen (yumurta akı).* Anlam ilişkisi için karş.-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi. bi lâ ("ile değil". 2. kabarcık ~ Fr baiser 1. ~ EYun píson a. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir.süslemek [ xi] bezek nakış. bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde. salgı bezi. İng peas (a. • Fa basıla (a. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır.

Karş.biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. karabiber ~ EYun péperi a. biçem. EYun pósis (içki). modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. buçuk. EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç.içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2. Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. ~ Sans pippalî 1. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19. anlaşma. İng pepper. tepe) anlamına gelir.kesmek * Özgün biçim bıç. çare < Tü biç-" biç- . biçim.a. Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir. 2. cebel. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o). [Aş. Alm pfeffer. kölelik veya itaat sözleşmesi yapma.: bıçak. Karş.olup. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. Karş. Lat piper. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy.a. bucak.a. biç-. +grafi biblo beubelet a.< HAvr *pö(i). biç[mek Tü [ viii] bıç. -ç. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. Fr poivre. küçük meyve. bucak. bıçkı. meyvecik. barsama.

bov.a. badc] yenilik yaptı. bide ata binmek. Gael bó (inek. Lett gúovs. endam.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi. bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. icat etme). EYun boús. [Men xvii] biçim < Tü biç. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig. boy pos. Arambsdâ (a. ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa. * Karş.> Fr boeuf." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd. bov. tırıs gitmek bıdık küçük.a.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd. icat etme). İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma. bigâne begânag a.] 1. sığır). bodur. yenilik. ufak " bızdık * Ayrıca karş. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur.kökünden karş. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş. Ar #bdc (yenilik yapma.a. 2.). Fa gav. Erm gow. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik". haber .) + İng steak kızartma. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap. icat. Karş.a. Sans gaü.sivri)" etiket * HAvr *gwou.] başlama. bıçak. Lat bos. ~ HAvr *gwou.a. fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos. Ger *köus > İng cow.a.

~ Ar bi lâ "ile değil". kusacak olmak. bakire.bihakkın olarak " bi+1. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve. [Arg xvi] bık-. [ xi] bük-2 usanmak. bikir/bikr[Yus. karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî.a. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. bikarbonat molekül" bi+3. gına getirmek. el3. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir. bi-3.) bil[mek bila+ bi+1. ahir bilakaydüşart bila+. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a. kayıt.-siz. a. Karş. DK xiv] bekâr veya bakire.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır. Fr. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " . moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. [KT xix] bakire olma hali. [Men xvii] genç kız. monokini. yeni.tıpa. 2. taze. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. bilahare sonraki" bi+1.] ilk doğan evlat. Bi. turfanda.

pusula. eklemlenmek < Tü *bile. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. not ~ OLat billa a. leğen * Karş. ile (bağlaç). borda . yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır. billet] ] kısa not. bilet .a. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord.a. Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14. özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek.] karşıt.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek. Fr/İng balance (denge. kapçık " bi+3. zıt" bi+1.a.el3. hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa. 2.kefe. dahi (zarf). afiş. yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a. ucu kıvrık değnek. fiş. lanc. terazi) < Lat bilanx. [ 184+] bilyeto . < Tü bi [viii+ Uy] bıçak. el3.a. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken. bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte.iki + Lat lanx.Ar bi-al-cumlat tümüyle. tabela " bilet. a. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür. < Fr bille1 kısa yazı. bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1. .a. bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile.) + Fr board tahta. muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx. [Uy viii+] bile/birle . kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan.terazi & Lat bi.bilakis sf.a.birleştirmek. terazi.2. [Uy viii+] bileğü a. bilanc. 2.a. [Düs I. beraber (sıfat). denge.344 186+] bilet tren bileti . eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem.

dolgun. eylemli olarak " bi+1. [Or viii] bilgili kişi.Ar bi-al- ficl eylem ile. bıngıldak billahi allah [Kıp. bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . Karş. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. [Kaş xi] bilig . solgun vb. durgun. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-. gergin.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım.a. k bilfiil el3. azgın.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. (geçişsiz) ve bıçkın. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1. bilgisayar " bil-. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15. baygın. bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. Hacettepe Üniv. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1. fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. Bilişmek fiili mevcut değildir. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir. < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. bitkin. [ xi] bilezük < Tü . tutkun.. olgun. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. el3. üzgün (geçişli/edilgen). [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir. . [CodC xiii] bilik . yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir. seçkin.

] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. erkek evlat [Kut.a. göndermek. kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş. ~ Ar bint [#bn] kız.). Fr frère. a. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye. [Uy viii+] min-[ viii] bin . ondan dolayı" binaen. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. ~ HAvr *bhrâter. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda. [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul. Ancak karş.. = Sans bhrâtar a.a. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd. Çuv pıra%-(a.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf. Yakut bıra%-. .a. İng brother. İt fratre. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak.a.] -e dayanarak. salmak. vermek.).a.a. el3. beverage (her çeşit içki) < Lat biber. kristal" berilyum bilumum " bi+1. İng beer (bira). Alm brüder (a. yaptı. umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a. ) ~ Aram bslürâ a.< Tü bıngıl [onom. vazgeçmek * 14.a.a. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater.a. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. birader [T S.a.

konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. isim. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et.a.a. * Orijinal kökün bit. iki kez.a. sanayici" bi+3. " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1. ikinci kez 2.< HAvr *bher-4 a. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri. fert" bir [Uy viii+] birik. bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement. (bitki) yetişmek.kızartmak. & Lat bi. < Fr bicycle "iki tekerli". bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü . tamamlanmak. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet. bit[mek Tü ermek. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir. 1880 Fr.tekrar.a.bir araya gelmek.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. kavurmak ~ OFa briştan. brîz. HAvr *bhr-îg. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir. biriy.1. kuzine bismillah bi+1. sona ermek. 2. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. olgunlaşmak. kebap < Fa biriştan. Fr.a.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir.] a. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3.

ikişer " bi+3 * İng bit (lokma. tav2 bitaraf Fa bî. bıyık [ xi] bı5ık a. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus.bitişik olmak. İng bias (çapraz çizgi. [DTC 1942] biografya . taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. acı < Ger *bîtan ısırmak . Alm. tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri.a. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2.yaşam. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz.yoksunluk edatı + Fa tâb güç. a.a.Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+. kayıp.HAvr *bheidısırmak. kudret" bi+2. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o). kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran. doğabilimci " biy(o)+.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift.a. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. biyografi [REkrem <1887] bioğrafi. " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a.a. yontmak bitüm *gwetümen a. değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. eğilim). +loji ~Frbiologie canlılar bilimi .a. biot. ~ HAvr *gwi-wot.a. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir. keskin. bitap [Men xvii] güçsüz bî.

dolu. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır. mühendis.). kendi başına " bi+1. bezmiş.a. . faydasız.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1. vulg. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand. Fr.pis kokan? < Ger *wis. görüş " biy(o)+. boş. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur . 2. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer.a. Amer.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a. İng bezel (a. ufak.a. diyagonal kesim * Karş. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. yorgun. zat bızdık bdig/bzdig küçük. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen. usanmış. ^ Ernest Besnier. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. serbest.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele.Ar buZr/baZr [#bZr msd. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi. bizzat & Ar 5ât zat.

dokumak ) + İng log 1. kumaş. yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1. abanmak.. kumaş ~ HAvr *wobh-yo.a. blog yazarı. " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk. işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak. (gemi) yelaltına gelmek.İt poggiare 1. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz. yaslanmak. 2. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. < Tü *bögce(k) [küç. kütük. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle.a. taban. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma . doku. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. dayanak. yığın. seyir defteri. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk. [ xi] böğür .] < Tü bög bir tür . yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad. ayak ~ Lat podium a. ağ.[onom. 2. 3. destek.] * 16. kütük. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma. gemi güncesi.] < öz Genes Cenova kenti [esk.] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a.]. 2. < İng weblog & İng web 1.< HAvr *webh. tomruk.

bıdık.a. revak < EYun tre%ö. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır. boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak.> usan. bükmek. busan. . sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. erkek geyik) < HAvr *bhugo. özellikle erkek deve). [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. ayak basmak). koşu yolu. dromo. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. İng buck (teke. burmak. bücür. bük-.bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir. Aynı kökten bur-. koşu. bızdık.(sıkmak. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş.(teke).(sıkılmak).Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük. bok (sıkılmış şey). pod. Kelt bukko. bükmek).sıkmak. Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. drom. duruş " podyum. -t-durma. büldirgen. hızlı yürümek. sıkarak daraltmak sıkmak. burjğ (sıkıntı). koşmak. 2. Buna karşılık ESlav byku (boğa). koridor.< HAvr *der-1 adım atmak. böğürslen.. [LL 1732] bodrum .(davar) bağırmak.(çift toynaklı hayvanların erkeği). Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir. daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a.ayak + EYun stema.koşmak. boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür. boğ[mak Tü [ xi] boğ. kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak. sokak (~ EYun drómos 1. büz. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. Ave buza. bürlügen biçimlerine rastlanır. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. tırıs gitmek ~ HAvr *drem-.

yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. mineralojist.ayırmak. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. Orta Avrupa'da Tü [Uy. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". en büyük. Çağ xiv] çok. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. Tü üle-/öl(e)-(bölmek. bereketli * 14. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. cesur.sıkmak.a. berduş. bakır pası. Kaş viii+] bok ekmek küfü.sıkmak. böl[mek Tü [ viii] böl. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. geniş. kısım [ 1928] şube. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır.< HAvr *bhel-2 şişmek. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. Fr. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. DK. Karş. cüretli. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. had ve ölçü tayin etmek). paket < Tü *bo. 2.

buono] ödeme emri. saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı. ben2. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün". değerli kâğıt. hizmet ~ İng bonus ikramiye. kupon.] iyi şey. servis bonus [ xx/c] emri.) + Lat filet fileto " bono. kupon. senet ~ Lat bonum [n. bomba bombus boğuk ses. konveks < Fr bomber şişirmek. ödül. uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono. a. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a.a. bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal. senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a.[onom. konveks hale getirmek < Fr bom. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir.* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir. ) + Lat jour gün " bono. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen . [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto".

kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20.kesmek. güveç). ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a. güherçile < Ar baraqa parladı. çerçeve < Fr & Tü boru + . kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta. kenar çizmek " borda Karş. İng. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır. borazan + [Men xvii] boruzen vulg. [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. sınır. " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır. Buna karşılık Ar barniyyat. çoğ. İng border (kenarlık. koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. salma. " borda bordür border bitişmek. boz. borani [Yus xiv] Acem yahnisi. kereste ) ~ HAvr *bherdh.a. +zen borç [İMüh. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent.a. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. Acem yahnisi < Fa bürâ a. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu.a.borç vermek veya almak (= Ave pairya.a. çerçeve).a. sınır. baranı (çömlek. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral. #1812 Sir Humphrey Davy. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. CodC. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri. kıyı ~ Ger *bordhaz a. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar.a.

sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı.a. < OFa büy/böy güzel koku " bu2.[xv+ Çağ] kabarmak. Karş. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot. sandal.a. 2.börek [İdr. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. kıvırmak " bur[Amr.serbest bırakmak. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır. Tü bur. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a.bükmek. börk Tü [Kaş xi] börk başlık. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. Yak börüök (a.] 1. kendinden yetişen bitki .a. salınmış. [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu.a. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört. serbest. hamur ve etle yapılan bir yiyecek. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe. üçgen böreği. gevşek. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü. gemi ~ Ger *boitaz kano. * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir.< HAvr *bheid.). tekne ~ HAvr *bhoid. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15.yontmak. azat etmek. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin.

a. Alm. ulus. * İnisyal b/m için bak. kavim * Boy2 (duruş.[viii+ Uy] bağlamak.[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. boya.boyamak boyar . Alm. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır. katmak " boya- boyunduruk . ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. sıvamak. eklemek. yapıştırmak. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır. aşiret. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. Ar qawm (1. rulo ~ HAvr *beuşiş. duruş. endam. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. Karş.[viii+ Uy] bağlamak. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır.Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15. böyle <Tü [TS. Amer. ulus). boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. kabarcık. çivit.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan. top. Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. boy1 [ viii] bo5 aşiret. [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak". katmak.bağlamak. 2. kına. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. ben2. iki şeyi eklemek.

Karş. Yun bré/moré. darıdan yapılan ekşi içki. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal.) Türkçeden alınmış olabilir. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez.a.[esk.) + EYun kéfalos kafa " brifing.a. hamak İt [LO xix] alkış sözü. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr. boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca. belirsiz renkli. Karş.yıkmak. [LO xix] ~ İt branda asker yatağı. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a.a.a. +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek. Lat iugum (boyunduruk). iugulum (boğaz). aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng .yanmak " term(o)+ briç biritch a. boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır. gözüpek.). [Or.* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır. Uy viii] boz-/buz. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur. mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u. [Kıp. brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu. Arn more (a.a.

bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı. pantolon askısı ~ EAlm . şiş veya çuvaldızla dikmek. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini. kırma. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku. " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1.a.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk.].] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık. 2.a. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs. 2. mektup. 19. görev yazısı ~ Fr bref 1. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık.a. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg. kısa. İng bridle (dizgin).a. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup. kısa not. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A.] ~ Fr broderie tığla işleme. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç.a. * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa). Fr. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak. J. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir.< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . Balard.çok parlak bir tür ipek [esk. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur.

hantal.] abdallar. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı".) * Tü bu (buğu. makina. buhar.a. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku. bu2 parfüm (= Ave bao5a.a.a. işçi.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. 2. 2.a. -d. aptal ~ HAvr *gwru-to. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap. 2. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a. kavim [çoğ." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. kaba.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal. ~ Ar budala' [#bdl çoğ. yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1. kesim. manivela " bocala-.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir. salak. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır. (gemi) yelaltı. kesit < Tü bıç. yarım * İnisyal b. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. buat pyksís. kaba. bir . pişmemiş. 2. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa. çiğ. dervişler arasında seçkin bir zümre. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir. amele. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1.a. a. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1.

sıkmak.a. boğmak < Tü *bo-/*bu. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek. 2. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd.] buhran [Ömer b. kıvırmak < Tü *bo-/*bü. burulmuş *büg(ü)r.burmak.a. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd. şoke etti.sıkmak " boğ- . iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad.tür yemek odası dolabı. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. ~ EYun boúbalos a. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük. < EYun boús inek. Karş. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş.a. ~ Lat bübalus a. bu2.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap.a. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd.]. [TS xiv. yemek kokusu gibi buharlı koku.] kin. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar. 3. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. mum. kriz. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl.sıkmak. tutan " buhur. koruluk. bühtan bahata şaşırttı. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık. daratlmak. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix]. bir çeşit balmumu [esk. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku.

+ Tü aş " bula-. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı". doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan. İng chamaeleon.çalılık.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir.] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog. leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı". (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir. şarap aroması ~ EFr bosquet [küç. tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek .a.(karışmak). kargaşa .] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk.karmak. 3. 2. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. Tü bulğak (karışıklık. bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan". bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren. toprak + EYun leön aslan)" ebu. lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç. ağır dayak atma. karışık aş & Tü bula-/bulğa.a. çiçek aroması. karıştırmak * Karş. orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç. çiçek demeti. burbal. [ viii] bulğa.viii+ Uy). buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. çalı yumağı. bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom. bukalemun) çevirisidir. aş bülbül [CodC xiii] bir kuş.bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası". buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu".] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul.

bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1.sıkıntı duymak. iş yapmak ) " balya. şaşırmak.] ulaşma. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek. tomruk [mod. kıvırmak.a. bünye < Ar bana yaptı. istihkâm. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır. şehir suru. sıkıntı. ~ Ar bunyat [#bny msd. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. kederlenmek. ıztırap < Tü *bun. yuvarlak şey.çalışmak.]yapı. tomurmak ) + Alm werk iş. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd. sur & EAlm bol kütük. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal.bükmek. büzmek < Tü *bu-/*bü- .edilgen biçimi eski anlamını korurken buna. mühürlü belge. vardı.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder. sıkıntı. 2. 2.Fa mübâr kalın bağırsak. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır. strüktür. olgunlaştı. yapı (~ HAvr *werg. mühür mumuyla yapılan damga. dert. (bilgi veya söz) yerine vardı. kabarmak. İnisyal b/m dönüşümü için karş. bildiri ~ İt bulletino [küç. ulaştı.çok ihtiyarlamak Tü *bu. boy pos.] [Kaş xi] bur-/bür.sıkılmak < * Bunal. 2. Bengalli. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı. ben2. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır. 18. cinsel olgunluk yaşına erdi. varma < Ar balaġa erdi. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak .] < OLat bulla 1.

hisar ~ HAvr *bhrgh.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak. ofis. 2. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a. para kesesi. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt.köküyle alakalıdır.korumak burçak Tü vicia sativa. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi.örtünmek. yazıhane. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1. . tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek.kokmak. [TS xiii xiii] büri-örtmek. koku burç [Kut. 2.yüksek yer. bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh. sarmak [ xvi] burka-/burğa. buğusu yükselmek < Tü bu buğu. Aş xi] ~ Ar burc 1. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1. Fr.a. burk-. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri.biçimleri eş anlamlı olup.ekiyle. büz.şiddetle burmak." bur* Pekiştirici -k. bük-. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. hisar < HAvr *bhergh. bükmek Moğ bürü. sarınmak. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün. keçe ~ Lat burra keçe. kule. hisar.(örtmek). 2.yüksek yer. Karş. üstü çuha kaplı yazı masası. ~ EYun pyrgos kule. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli.* Tü bur-. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro. hisar.

buruşmak. ~ Lat bustum 1. depo & EYun apó + EYun theke ambar.a. ölü yakılan yer.. büzüşmek < Tü bur-/bür.a. müjde ~ Aram bîssrâ 1. örtü [Uyviii+]burın/buruna.] iyi haber. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak. lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır. evrak veya para kesesi. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma. saklama yeri < EYun tithemi. dağarcık. Tü [ xi] *burış-/bürüş. 2. 2. hükümet bütçesi. inek (~ HAvr *gwou.a. ) + EYun tyros kaymak.koymak " apo+. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı.a. çıkın < Lat bulga torba.a. İncil < Aram #bsr ilan etme. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. a. tütmek < Tü bü buhar. mezar. the.a. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm.]. iptal edildi.] kese. bohça ~ HAvr *bhelgh. » " biryan ~ Fa büs öpüş. 2. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a.burmak. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt. f. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç.bitmek " bit- .a. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit.

büyücü. [CodC xiii] büğü a.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a.a.a. [ viii] bedük a. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği).buut [Menxvii]bucd mesafe. [Arg." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz. bilge . Fa buzak (küçük erkek keçi). büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir. sıkmak. uzadı buyruk büyü Tü sihir. büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd.. Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a. < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur. < Tü buyur.burmak.[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü. a.a. uzaklaştı. a.] uzaklık. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua. . < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5. boy < Ar bacuda uzak idi. bilgin. Karş.

eller ve kollarla girişmek. para alma.] kudret sahibi. angarya. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. Ancak bu halde 5. cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im. dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak .caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. [Men xvii] karşılıksız verilen şey. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür.] gürültü yapmak. çevik (~? Tü *çapuk a. çok konuşmak . [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak.ekiyle. < Tü çapmak çarpmak. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. a. çevik) biçimini açıklamak zordur. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak.

ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a. çarpma sesi. çağır[mak Tü haykırmak. yolun orta veya ana bölümü. a. yar. bağırmak.) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. gölgelik. Tü çaw/çoğ (insan sesi. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. gürültü . şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom.cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. zırtapoz.xiv). İdr xi] çatır. akarsu yatağı. kartaloz.(seslenmek. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman. 2. Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır. devir.[xi] seslenmek. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü. cin ) çadır [Kaş. CodC. ~ OFa câdüg a. nida. Karş. taş sesi. bir tür kötü ruh.xi-xviii). (= Ave yâtu. a. hayvanların açtığı patika. su sesi. çağla . şıkırdamak . büyücü = Sans yâtü büyücü. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. şaşkaloz. f. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir.örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. bağırmak . ünlemek " +kir- * Karş. Tü çağıla. a.xi) ve çağla-(şakırdamak. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. nal sesi. paçoz. insan sesi. Karş.şeklindedir. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. tente.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi.cadı.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem . tente. yelloz. nida" ve "2. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir. mil (= [CodC xiii] zaman.] 1. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. İMüh. çadır (= Sans çhâttra şemsiye. ün.

Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi). geçen (para. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal.a. çep-. -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. akarsu sesi. Fa çaqu. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir. • Çak-.] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi.a. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak. çakmaktaşı çakmak. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa.a. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. (a. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom. Moğ çak?u (a. çap-/çarp-. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası. [Kıp. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. caka [LG188+] kurum. Fr chacal. işlem).kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k.).) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. çıl-. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul. hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş. Çağ çakan (balta). Karş. çıp-. Hepsinin ç. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. alaca" olmalıdır.). Sözcüğün nihai anlamı "çalık.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. çal-. bende.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır. caiz [Aş xiv] usul. çet-) ve -ı. kazık çakmak. İng jackal.a.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan . keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca. Alıntı yönü açık değildir.] geçerli. . benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır. • Moğ çoğur (alaca. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a. nal sesi. Hind çaku (a.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi.ekiyle türetilmiştir. çıt-/çit-) mevcuttur. çarpmak. çel-. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak. şakırtı) çıkarmak * Çak. çekiçle vurmak.sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-.

şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1. yaralı. TS xv] 1. yağmalamak. a. < Tü çal. mızrap) < d?arb (vurma).kesmek. döngü. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. vurmak. çevik . bıçak vurmak. dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom. güreşmek.a. Ayrıca karş. 3. çarpışmak.vurmak. tokuşmak. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. alacalı hale getirmek. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık.tekerlek. Ar mid?rab (çalgı. saz çalmak) çevirisi olmalıdır. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. darbe. endam. kakmak. vuruşmak. ayakla vurmak. kesmek). çelik2 (kesik dal parçası).çarpmak.) Ayrıca çalı çırpı. çark. devre. çal[mak Tü [Uy viii+] çal. 2. gösteriş. kesik. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. alacalı * Karş. 2. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış. şaklamak. çabalamak < Tü çal. vurmak. çömlekçi çarkı. kakmak. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. [T S xv] gayret etmek. 2. çarpmak " çal- . [DK xiv] talan etmek. vuruş.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak.] celbeden.çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. atik. Çağ çalağan (a. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal. 2. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal. [T S xiv. bıçak vurmak.Tü çalık [Kıp xiv] a. Kırg çalğı (tırpan).] çarpma ve vurma sesi çıkarmak.1. Kıp xiv] saz çalmak.(vurmak. boy pos < Tü çal. çamur veya boya vurmak. [Ali xvi] çakşır .saz vurmak " çal- * Karş. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır.vurmak. bıçak vurmak.

yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. su sığırı = Aram gamüş a. bardak. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer.a. giysi yıkayıcı. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. kastanyet" çehar.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış.a. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek. Karş. 2. soymak.] 1. < OFa gâv inek. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda.* Modern kullanımı "çarpışmak. Neş. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. itip kakmak. deli gibi oynak < Tü çalvurmak.) ~ * Özgün anlamı "kadeh. sürahi (= Ave yama. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak.a.a. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. fakat 20. a. 2.sarsmak. [Men xvii] cameken/camekân a. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. cem eden. ~ OFa gâw meş a. cami [İrşad. SIRÇA. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır. sığır ~ HAvr *gwou. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. dört parça. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. camız/camus [Env xv] camuş. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir.. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. 2. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. kavga etmek" anlamından türemiştir.a. bir araya getiren. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. Ancak Ar şamc (mum. haşarı. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. kâse. kadeh. çamaşır [Arg xvi] 1. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. [Tuh. dört parçalı köçek zili. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. f. bardak" iken 17. KGunya xiv] toplayan. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa. cam [Yus xiv] kadeh. Ancak Ar şamc (mum. " biftek . akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. şüy. ŞİŞE.a.

canan canavar özellikle yabani hayvan. HAvr *gwi-g.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a.] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. çul) ile ilişkisi kurulamaz. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek. oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. Lat vîta (hayat). tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl. cangıl [ xx/b] çorak yer. yy sonuna dek rastlanmaz. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ. Tü *çoğmur dibe çöken şey.] yan. iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan.a. 2. = EFa civa-/cwa. fazla. Gael beatha (can. çan. şiirde "sevgili" [CodC xiii] .] canlar. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır. fızâ.biçiminden Sans cıva-. M A N D A . canavar hayvan. HAvr gwi-wot. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-. yüksek rezonanslı darbe sesi. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa. kenar. HAvr gwî-wo. [Men xvii] canver vulg. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş .biçiminden EYun zöio (yaşamak). Lat vîvus (canlı).biçiminden İng quick (canlı).artırmak.) ~ HAvr *gweis. büyüten. canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can. * HAvr *gwi-o. fedakârca . +aver [KT xix] ince. çamur <Tü çökmek.Fa can fızâ cana can katan. vigor (canlı ve güçlü olmak).a. çok (< Fa fuzüdan. her çeşit hayvan " can.a. zoe (yaşam). hayat). ~ Fa cânwar canlı yaratık. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren. a. Bak.a. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran.biçiminden EYun bíos. çıngırak can [Kut xi] . [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa. Lat vigere.

sağ " çeper. çapulcu çap.çarpmak. yalpa. hacim ölçüsü . savulmak. tüfek ve mermi ölçüsü.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti.a.çalmak. bel [LO xix] pasaklı. talan etmek. Tü *çalp-/çap. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir. özellikle göz pisliği. paçavra. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma. a. < Tü . zıt yönlerde olma.çanta xvii] çanta a. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. [Kıp xiv] çapak a. 2. akın. * md > t değişimi doğaldır. sol (< Fa çapîdan dönmek. [TS xv] talan eden. yalpalama. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. saldırı. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. talan. tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş). genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. çarpmak.çarpmak. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap.a. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. [TS xvii] çapıt eski bez. heybe. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ". [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. 1. (Tatarca) *çapağul < Tü çap.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+). [TS xvii] çapul a. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. sapmak) + Fa rast düz. yalpa. pislik. çapul. 19. yalpalama. çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü. diyagonal & Fa çap aykırı.İt zappa bahçıvan aleti. dört nala at sürmek " çarp* Karş.

mekanik . gürültü. sıklet çarçur etm. usul. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir. = Sans çakrá a.car.sesinin ötümlüleşmesi -n. 2. tekerlek. car car çağırmak. çarliston [Cumh 1928] bir dans. [Men ] çarTak vulg.seslenmek. divanhane " çehar. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. tak1 [Kut. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer. f. Karş. bar bar bağırmak. KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur.İng charleston 1. çardak . [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd.bağrışmak. Rus hükümdarı 4. Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü.] çekme + Ar a6qâl [çoğ. çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK.] 1. kayzer. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a.] cereyan eden.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek. 1923'te James P. döngü. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ. devir (= Ave ça%ra. yuvarlanmak). çark [Aş.yöntem. Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1. a. Gül xiv] hizmetçi. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa.] yük. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek). . & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator.a. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa. dişi köle < Ar cara aktı.Fa çar Tâq "dört kemer". carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses. imparatoriçe. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak . çark. kylindo (dönmek.a. gürültü etmek " çağır* Karş. İnisyal ç. [ML 1969] bir tür biber . genç kız. [LO. nara . 2.a. akan. [TS xiv] carılda.veya -n-etkisini düşündürür.

kamçı vurmak. çarşaf [CodC xiii] çarçav . çalmak. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. ferman. koşmak. inceleme ) .çarpmak. yan. ferman. Karş. yağmalamak < Tü *çalp. ani eylem sesi. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir. vulg. talan etmek. talan etmek. yellenme sesi. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar. ruhsat. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. [ xx/c] frapan. berat. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi. yol (~ OFa sög a. iki yüzlü. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır.a. çârşef/çârşaf . DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci. araştırma. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. atı hızlı sürmek. 2. vurmak. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. elle yoklama.] "kâğıtçık". na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. 2.a. [DK xv] çarp. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd. Anlamların tümü "vurmak. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6.seğirtmek. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse.2. Cumartesi. mıh [T S. dörtyol. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. [Arg xvi] çârşeb. ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. [CodC. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. çapak. cass/macassat] yokladı.ekiyle çal. kılıç vurmak < Tü çal. a.kökünden türediği anlaşılıyor. yön. DK xiii] çap. ara verme. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. akın etmek. casus casus [KıpGul. kılıç vurmak. Cumartesi < İbr #şbt dinme.

topal. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir.[onom. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır.a. [Oğ xi] katmak.) ~ HAvr *yewos a.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw.çat. dazlak. bağırmak. çatlama sesi. el çarpma sesi çıkarmak. ETü çantur. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli. cay[mak [DK xv] çay. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek . = Sans yavah a.a. çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla. dikmek. [BK 1799] çağlağan . [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi.a.seslenmek. Tü? . vurmak. [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba.şaklamak. dayak sesi. ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat.çarpmak. cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. genelde tahıl. çavdar Fa caw arpa. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl. akarsu. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-. münadi < Tü *çağ-/*çaw.(caydırmak . vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15. [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan.xv). şelale.dönmek.a. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. Karş. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş. [LO ] darbe sesi. hububat (= Ave yava.

çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. caz2. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü. camellia sinensis. +kir* Edirne halk ağzından 20. şamata. 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur.) ~ Çin ça' a. [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. [DK xv] çayır . tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. takım " caz1. [TDK 1974] toy. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. 2.a. yapraklarından içecek yapılan bir bitki. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence". Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1. milvus milvus.bağırıp çağırmak. +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak.a . gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. Üçüncü anlam. tellal. yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. Rusçadan mı alındığı açık değildir. * Çin kökenli olan bitki 17. ses etmek < Tü çaw ses. çekicilik < Ar câ5ib . ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir.a. 2. 1910 dolayında kullanıma girmiştir. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e.] bağırma sesi" caz2. [Ç ağ xv +] a . bağırış. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . bir tür müzik ~ İng jazz 1. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a.

[Kadı xiv] cebe silah. kaynaştırdı. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır. [KT ] ceberut kibir. şiddet < Ar cabara 1. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. çekişme. [TDK 1955] becelleşmek . güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20. 2. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır). Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır.Ar cabarüt azamet. zor. zorba (sıfat) . yeni < Ar cadda kesti. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma. 2. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. taşra. 2.] kabalık. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . cebir/cebr[Kut xi] cebr zor. büktü. sentez.] tartışma. celal. kırık kemiği kaynaştırma. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. kesik. [ML 1969] cedelleşmek hlk.] cezbeden. [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. çeken.] 1. keş1 [Kut. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. • Fr algèbre. kabarma. keskin idi. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. niza. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa. çekişme. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. birleştirdi. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. [TDK 1955] ceberut merhametsiz.] 1. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). cephane. 3.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır. zorluk. iktidar. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. güç. matematikte cebir. çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. şişme. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. yy'da türemiştir.

[passim. idea (= Ave cithra. yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8. E Yun tetr-. quadraginta (kırk).a. ~ OLat scaccus a. katlanmak.(dört). Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı. çizgi çekmek. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir. çeki.a. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd.] bilmeme. ~ Ar Sakk a. bir şeyin gözle görünen yüzü. Lat pendere (çekmek. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek. suret = Sans çitrá resim.-7.] bilmeme. çekince. Slav çatr. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır.a. tartmak). denetlemek.görünme. = Sans çatúr a. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. kan çekmek. 2. satrançta şah hamlesi [xiv]. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü.] Avrupai cepken < Fr jaque 1. xiv] tartmak. çekimser. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12. hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. görüntü. çek[mek Tü [Kaş xi] çek.a.: çek-.a. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer. cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi. çekin-. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir). baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd. ~ OFa çakk a.a.a. asmak. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol.a.) ~ HAvr *kwetwer a. pondus (tartı). belirme.ip çekmek.a. ~ Ar cahalat [#chl msd. 2. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah. köylü.tartmak " çek- . ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-. EŞKÖKENLİLER: Tü çek. çekingen.

çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi . [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur. sert tabiatlı. celal [KıpGul xiv] büyüklük.fiilini andırır.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd. carıldamak < Tü çak/çakır [onom.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır. [LL xviii] arzulamak. ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse.] ihtişam. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. [KT xix] celalli çabuk kızan. ululuk. azamet. içi çekmek. çalım/çelme. [TDK 1983] celal öfke. azamet. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak.çekiç Tü [Oğ xi] çekük a.. [Men xvii] vurmak. yücelik. çal-/çel-. kızgınlık . [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] . [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] .vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir. Karş. [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle.] sabır. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi.a.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.a. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi). • ç. özellikle ayakla vurmak = Tü çal.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a. İnisyal ç. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek..Ar calâl [#cll msd.

mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir.* Halen yaygın olan "öfke.]. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. usta.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır. endam.etkisiyle sesli incelmesi görülür. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç. getirme < [Ali xvi] oturma. (mecazen) rab. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı. 2. tedarikçi < Ar calaba çağırdı.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi . ithal eden. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim.] çağırma.] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı. cellat [Kıp. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd.] kırbaçlayıcı [esk.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. 2. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür.. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ". kesilmiş dal. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım. kırbaçladı. gösteriş.. xiii] yüce kişi. [TS xvii] kibar. mola verme. efendi. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom. DK. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. çubuk. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek.a. Sözcüğün 11.] mal getiren.kesmek. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a. haç.) Türkçeden alıntı olmalıdır. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd.

caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. DKxi] camala [msd. topluluk < Ar camaca topladı.a.) * Karş. toplantı" cem [Aş. halka. bir araya getirdi * Ar #cmm.] ~ Ar camâl[#cml msd. dırlamak. evvel * -z. [Men xvii] kasnak. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü. toplanma. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. 2.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. < EYun kymbe kâse. cemaat topluluk. = Akad gumâru a. kor. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir. aritmetikte toplam. kazan çember [Yus xiv] . kasnak = Fa çapar a. a. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd.]1.] 1. 2. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . köz. bir araya getirme" anlamını taşır. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. kömür.] güzellik < Ar cemal [Kut. toplama. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd. a.] toplama. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak. #cmhr kökleri "toplama. yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır. cemiyet [#cmc msd. #cmc. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat. Karaman kimyonu. a. [FBaykurt 1971] hırlamak. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3. tekne. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir.

"Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir. bir şeyin iki yanı.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş. kapatma. şer'an kirli olma.Fa çangâl/çangal pençe. cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. hazine ~ OFa ganz/ganzmag a. * Karş. nezd. cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. a. a. -k ekinin işlevi belirsizdir.).cenabet [İrşad.] 1. hadise. sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd.EFa çanu. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf.a. cenah [Mercimek xv] mecazen kol. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak.> İng chin (a. [İdr xiv] çene . gasl etmeyi gerektiren durumda olma. ~ Ar canâb [#cnb1] yan. mekanizma. cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk.a.] kanat.a.] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma. 2. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey.a. Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd. çene [TS xiv] çene/çene . araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a. ~ HAvr *genu-2 a. KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne . embriyon " cin1 cenk büyük olay. Fa çana zadan (= çene çalmak). hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. tırnak. Aynı kökten Ger *kinn. etrafını çevirmek ) " cin1 .a. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. kat. < Fa çang tırnak. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma.a.

3. daire şeklinde çadır veya saz kulübe. [Men xvii] ceyb vulg. ceb/cîb 1. çevre duvarı. koyun. şimal.] çekme. çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi. kasnak.* Karş. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. çeper [DD xx/b] dış kenar.] 1. çeper cephane [DK xv] cebehane . • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer. hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. 2. kuşak. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır. cer çekme < Ar carra çekti. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. Karş. artık. [TS xvi] çent-kertmek. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. 3. 2.ince ince kesmek. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri.] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. çent[mek Tü? [TS xiv] çendele. cep [İrşad xiv] ceyb . pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. çit.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. iki meme arası. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im. 2. 2. halka. gömleğin göğüs veya boyun yarığı.] 1. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. kibar kimse & İng gentle zarif. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu. bahçe). alın. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1. bir şeyin ön tarafı. kucak.] yara" .

dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. . garmiyan (germiyan.a.a. f. yaprak. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. suç. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir. cariye. asker ceride [Men xvii] defter.a.] akım. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu . çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd. sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno.] hilekârlık.] soyulmuş şey. cereyan. [KT xix] beceriklilik. soymuk. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres . [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak).] ameliyat eden. dolan < Ar curbuz hilekâr. Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd. ılıcalar). f. tabaka. akış < Ar cara (hızla) aktı.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd.)" çehar. icra. [T S xiii] çeri er.] yaralama. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret. çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk. cereyan akıntı. a. maceraperest.a. macera. çaçaronluk.] suç. yonga. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. dörtgen. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır. kitap. 2.

] lakırdı. çeşni [Aş xiv] .tatmak (= Ave çâş.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. 2. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü.tatmak. a. risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd. tad. sohbet. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. büyük. laklak çete Sırp çeta haydut.] insanın fiziksel varlığı. göze ~ OFa çaşmag a.a. yemek) ~ OFa çaşnlg a.] büyüklük.a. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. hacimlilik. tadılan. tadan < Fa çaşîdan. seçmek * Aynı kökten Lat gustare. tad almak). lezzet (< Fa çaşîdan. cüsse. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. aydınlanma. müsvedde < EYun s%edios geçici. Karş. a. HAvr *kweks-mn. ~ Ar cadd [#cdd1 msd. atıldı.görme. [LO xix] çeşid/çeşin nümune.] cüsseli.] cesur olma. tadan. lezzet tadım. girişti.) ~ HAvr *geus. akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. müsvedde ~ EYun s%edârion [n. kadavra. küç. rastgele . ışık < HAvr *kwek. çâş.] girişken. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra. mostra. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı. tadılan. sürahi" çeşme. EYun geüo (tatmak. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış. cüsse < Ar casuma büyük idi.a. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd.görmek çeşme pınar. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf. çâş.tatmak.] kâğıt parçası. çeteci [Kan xvi] akın. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. eskiz.] çiziktirme. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey. [Men xvii] çâşnî tad. gözüpek.a. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. önemsiz.

kriket < Fa çawl kıvrık.] [İdrH xiv] kırılması güç. ~ Aram gawzâ a. a.vurmak. ~? Fa çabuk hızlı. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş. çat pat. teğir-/tewür. eğir-. OFa gawz. a. çetrefil bir deyim * Karş. 2. İbr egoz. izin < Ar caza geçti [Kut. [Kırg ] çetin zor. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. ip ördü. su kanalı.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd. dolanma < Ar câla döndü. çetin Tü çitin a.] geçit. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd. bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a. a. sert (özellikle ceviz).). eğir-/ewür-. +men2 ~ Ar cawz a. Karş. * Karş. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler." çevir-. bu sopayla oynanan oyun. öz.a. a. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı. DEVİR-. . ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher.] dönme. sert. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir.çevirmek. cevahir [Aş. DK xiv] sopa. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. [Kazak ] Tü çat-/çet. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. zor. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir. kesiksiz çizgi.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma. küçük akarsu. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi. Erm nguz (a. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-.

" cihaz [EvÇ. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd. a.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma. kor. yek [Men xvii] çâryek vulg. çeyrek dörtte bir " çehar. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya . köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1. 2. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . cevşen [DK xv] örme zırh göğüs.] çekme. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im. köken.] a. 2. kök. DK xiv] caza bedelini ödedi. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu.Ar ca5wat [#c5w] 1. ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a. muhit. asl. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. civar.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf. f. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd.] askeri birlik.Ar cihaz [#chz msd. halka cevval dolanan < Ar câla döndü. cezir < Ar cazara su çekildi. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz.a. 2.] < Ar ca5r kök. ateş parçası. yağmalama) ceza [Yus. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd.a.] 1. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban . kor.a." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1.] cevelan eden. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten.] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd. ~ Ar caSbat [#c5b msd. 2. f. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme. donanım.

çift koşmak. follis (şişkin şey. üflemek.) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. 2.a. ş > ç dönüşümü tipiktir. tartışma < Ar cadala burdu. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. Anlam ilişkisi için karş.] ciddiyet. mücadele. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş.) çevirisidir. cici çoc [DK xv] cici bici süs. şişirmek) < HAvr *bhel. a. cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'. huy < Ar cabala kalıp döktü. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd. mafiş anlamında deyim. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi. keskinlik < Ar cadda kesti. 2.a. sivrisinek. 2. ip bükme.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a.< HAvr *yeug. iki şeyin biri. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. güçlenme. koza). cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. meme ucu.kabarmak. keskin idi. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd. dzdz. [ML* xx/c] bir bilye oyunu. cıbıl onom suda yıkanma sesi. duvar = İbr gader a. kese. çift [CodC xiii] cüft/ceft.) ~ HAvr *yug-ta. 2. Lat floş (çiçek). şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma. İng blow (1. örme.] çatışma. esmek. çiçek açmak). balon) = flâre (üflemek.cıbı. gayret. çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top. maya.a. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. şişkin şey. posa < Erm dzudz. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a. güç gösterme ) cidar çit. çiçek açmak).a. [Uy viii+] çiçek a. süslü < ~ Erm dzdzig 1. şişmek. iki şeyi birleştirmek ~ Fa .a. ip ördü.. emzik. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir.(1. (= Ave yu%ta.a.

gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki.* Aynı HAv kökten EYun zygón. = Sans yákrt a.a. pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol. İng yoke. çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat).Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara. kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir.a. nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. crocus Tü çig yaş. yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği .xi). * Aynı kökten EYun (h)epar. Sans yóga (boyunduruk. patika. dağdan yuvarlanan kar kümesi ses. iocor. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1. çile-. [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş. çift koşma). karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak. yaşlık . (= Ave yâkars a.sıfat ve isim). ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a.). y > c dönüşümü Farsçada tipiktir.a. yaşlık. çiğ2?. zeûgos (çift). çığış (gürültü . yüksek ses. 2. ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer.xiv). çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et). • Karş. ses etmek < Tü çağır. [İMüh xiii] çig .a. Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak . Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. Fa tar (yaş." çağır- . iugum. gürültü.a.a.) ~ HAvr *yekwr. Lat iocur. nem (isim) Karş.(a. [CodC xiv] çiyik . zeûgma. çiğdem. çağırmak. Lat iungere. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır.

[KıpGul xiv] çiyne. cihan (= Ave gaethâ.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş. cihangir. numâ. gayret.) [Kut. cahd] çabaladı. coğrafya veya tarih kitabı. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık. evren ~ OFa gehân a. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd. atlas. alan " cihan. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç. yön. . [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren.] yüz." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa.a.bağırmak <Tü [LO xix] feryat.göstermek ) " cihan. 2. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd. cihanşümul cihangir [Ömer b. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında. a. çaba.] donanım ~ Ar cihat [#wch msd.] 1. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan.. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. Aş xi] ~ Fa cihan dünya.a.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. a. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon.. mücadele.a." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan. gayret etti cihaz cihet bakım. cihannüma. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır.ekiyle.

Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş. karışık renkli. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra.çıkın çıkış[mak çık. [LO xix] çıldır.gözleri çıldır çıldır dönmek. şakırtı ve şaplama sesi. ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı.dürmek.a. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği . ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır. parlatma < Ar calâ parlattı. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca.a. fıldır fıldır dönme sesi " çak- . çıkrık (= Sans çakrá a. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir. delirmek. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden.a. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a. ortaya çıkardı. makara. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık.çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak.] parlaklık. aydınlattı. ABD. berraklaştırdı. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b.

[Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu. özellikle erkek incir). kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. a. cıvık. 2. kaymak gibi. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). kaygan cilt [Kıp xiv] cild a. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile. 2. narin zayıf. yüzünü açma. çelimsiz. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. a. ortaya çıkardı" cila . iplik yumağı. aydınlattı. tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. a. kâr cılız [LO xix] zayıf. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila. • Bugün çilek adı verilen meyve 19.) ~ Ar cild [#cld msd. nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1..ıslatmak. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé. [Ali xvi] çille a. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir. deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak. kırk günlük süre.a. kırklık. yy'da ehlileştirilmiştir. = İbr geled a. = Akad gildu a. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. bir tür su kabı. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi.] 1. gebelik * Fa gule (gülle. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk.

mıcır. otla kaplı * Fa çaman (a.kesmek. 2. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek. (pire) ısırmak.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun. Moğolca biçim Türkçe *yım. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi. kırmak. Dd2. [Veled xiv] çümen . Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa.suya dalmak) * İnisyal ç. sefil. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz.] kafatası. kırık taş. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir. sefil. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1.a. halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom. [EvÇ. tahta kâse. [Gül xv] çemen Tü çım çayır.] cinsel cima [İrşad. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen . kafatası.veya *yınğ-eşdeğeri olup. 2. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım.etkisiyle sesli incelmesi görülür. caes.) Türkçeden alıntıdır. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere. dilenci .[xiv Kıp.suda yıkanmak (= Moğ cımu. Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip. >c.

sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır. hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir. berduş. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen. telmih.a. yy'da alınmıştır. yy] a. yy'da Hintçeden aktarılmıştır. " günah * Türkçede 20. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık . çıngar [LG188+] gürültü. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f.] suç.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü.a.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare.a.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd. sakladı. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd. kavga (argo) tsíngra kavga. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad. saklama = Aram #gnn koruma. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2. yy başlarına dek "her türlü suç. yy sonuna dek kullanılmıştır. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için.ardıç çinakop çınar a. günah. örttü (= Aram gensyâ cin. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni. yoksul . Çin ç'un a. Batı dillerine 16.] bir cinsten olma. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. görünmez varlık < Aram #gny gizleme. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11. cunün] gizledi.a. çitle çevirme. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz. çın. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç.

basit şarkı. Çin işi. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür. Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1.a.a.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir.a. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir. kıymık. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd. ırk. pislik (isim) çap-/çıp. pis (sıfat). 2.a. 2. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. diken.a. zıpkın. çarpmak. cingıl müziği < çıngırak [onom. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder. çatal dişi. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1. < Tü .) Almancadan alınmıştır. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır. İng zinc (a. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi. ~ EYun génos a. a. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir.a. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü. quint. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II.] bilinç örtünmesi.çalmak. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir. soy.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme.

a. sırık < Ar carada [msd. [TS xv] cırılda. [Aş. lağım & ~ Fa çirkin 1.).a. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek. (= Ave sraeş. çeviren.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası. uşak . Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür.] cüsse. pis.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş.a. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi. Erm çreş (a. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı. kandil. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a. meratibin ilk basamağında görevlendirmek.)" cürüm . çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. lamba. 2. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği. sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf.a. döndüren.] kabuğu soyulmuş hurma dalı. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil. DK xiv] çirağ/çerağ lamba. irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu.a. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". card] soydu. hacim.Fa çarâğ/çirâğ kandil. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır. meşale.a. ab çirkin Fa çirk pislik. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. kirli. • Ses değişimi inisyal c. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık. Tü sıyırmak > sırık. asphodelus. a.) * Karş. 2. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1.etkisiyle açıklanabilir. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü.

. kesmek.a. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni.OLat gyrus a.ciro [ 186+] ~ İt giro 1. döngü. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven. terebinthus. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. 2. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir. ticarette ciro . < Sans çitrakâyah alacagövde. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır. kabuklu yemiş. çırp[mak <Tü [ xiv] 1." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle. [DK xv] çırpındı < Tü çarp.katmak. dikmek " çıt. yaşlık cisim/cism[Aş. fındık.] beden.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem. döngü. ~ EYun gyros dönüş. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a.] " çat İnisyal ç. a. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat. 2. talaş. hafifçe çarpmak. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir.a.a. mızrak < Tü çit. kargı.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. dönüş. [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. fiziksel varlık.

canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş.] mücavir olma.Fa cawân/cuwân genç. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç. Alm jung (genç). İnisyal ç. [TS xv] cücük tavuk yavrusu.] küçük anahtar. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. civa ~ EFa jîva. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi. [Yus xiv] cüvan genç. 2.a.a. Belki sıvık/sıvamak etkisiyle. İng young. " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu.a. canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis. canlı.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur.) < quick (canlı). çamur.genç olma.(sivri bir uçla kertmek).Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta. yiğit. komşuluk < Ar cawara [msd. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. Fa cuje/cuce (yavru. komşuluk. dolay . cıvı[mak < Tü cıvık sulu. Fr jeun.civa1 [Kıp. İng quicksilver (a. civanmert [Mercimek xv] . [KT ] cüvan vulg. [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı. [AL 192+] cıvımak sulanmak. Ayrıca bak. [LO ] etraf. cüce. Karş.< *çıwz. (= Ave yavan. [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç.a.genç ) ~ HAvr *yuwen. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu. a.] oğlancık < Fa cuwân oğlan. [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa). kişi) .] havalar. piliç). cömert kimse " civan. biz. < HAvr *yeu. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı). civa OFa jîvag/cîvag 1.a.a. özellikle kuş yavrusu. mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a. civan .a.

cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz. çizgi çizmek *çıw çivi. kısık sesle söylemek.ekiyle eş işlevli olan -iktir. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz.).(a.etkisiyle sesli incelmesi görülür.a. yy'da kurulan bir cemiyet.(= Moğ cırug çizgi.. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi. cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki.sivri bir uçla çentmek veya kazımak. [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. Moğ cıru. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16. a. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı". [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo).biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür. resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma.a. çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste. [Oğ xi] çayan cız. sivri uçlu alet" çivi * Karş. Karş." çiz- [LO xix] cızıktır. < öz Gesù/Jésus İsa . çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır. İnisyal ç..hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir." çiz* Semantik evrimi açık değildir.

çoğla. • Sıfat olarak 14. çoban. çoğrama (fokurdama. Aynı kökten *çönğ. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi. tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat. coğrafya " je(o)+. Ayrıca cücük.dibe inmek.olup. gürültü etmek " çağır* Karş. küçücük. her şeyin küçüğü. çağırmak . oturmak. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır. çöp (tortu).pekiştirme ekidir. çağırmak. öncü. Tü çoğı (münakaşa . çoban [Aş. inisyal ç.(üşüşmek . köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. Tü [Kaş xi] çok-/çök. DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. tazmin etme) kökünden türetilemez. saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. kaynaşma (isim). reis. çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert.(tortulaşmak). cıcık.] haraç. a. [Çağ xv+] çuçak cüce. çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu). [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu. Karş. belki çürü. kaynaşma -xi).etkisiyle sesli incelmesi görülür. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza.xi).vurmak. gürültü.> çöm(dibe çökmek). [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk. yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir.xi). koparmak " çal- . ETü çıçamuk (küçük parmak).(bağırmak. 2. kesmek. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. -k. ço%.a. çök[mek *çoğ. haritacılık.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd.xi). bedeninde yara < Tü çal. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. [DK.bağırmak.

" çöm- * Muhtemelen "oturan. çökelti. Tü çökek.çift koşmak. çöp.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. iunc-kenetlemek. değnek Tü [xi]çöptortu. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm. a. çöl. lobut. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. vurmak. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş . iri başlı topuz. [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar . çömelen" anlamında. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. sopa. 2. [Men xvii] çölmek vulg. dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ. çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. gürz. Kürd çemık (kepçe). darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1.batmak.çolpa + Fa pâ ayak. birleştirmek. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem. bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. [Kan xv] çölmek . kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa .TS xiv-xvi). delikanlı" civan. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. tokmak < Moğ çoqı-çakmak. çör. < Fa çam tahta kadeh. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. çörüntü (tortu . kâse. [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam. Kaş viii+] çom-/çöm. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap. beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. Final -m.inmek " çök* Çök. çökmek " çök- Karş. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek.] a.ve göm-). sopa. ." * Karş.

• Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır. yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı .a. = Sans yüşân. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak.a.a. = Akad gurâbu torba. Moğ çoğur (alaca.a. tuz gölü. benekli) = Tü çakır/çağır. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla. < HAvr *yeus. [Kıp xiv] cirâb torba. halka.veya *çalp.a. zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır. kabarma. " jön .ara biçimine işaret eder. galeyan etmek. kese. mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak). Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak. ajite olmak.a. tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer.çöp2 cop [ xi] çöp çıta. lekeli çap. acı" çorba * Ar şurac (a.Fa şörbâ a.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba. galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a.) ~ HAvr *yeus-s.a.a. galeyan (= Ave yaoşti.a. • Karş. galeyan etmek. köpürmek < Fa cöş kaynama. zyme (maya).a. kılıf.) Orta Farsçadan alınmıştır. 2. çorak alan [Kıp. [Arg xvi] çorba . daire. (hayvan) azmak. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp. & Fa şör 1. bulanık. karışık + Fa bâ yemek. tuz. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal.çarpmak. [T S xiv-xviii] şorva . çorba [Yus xiv] şorbâ . aş (~ OFa bâg a. tuzlu.kaynamak. ekşi. sopa " < Tü çopur [EvÇ.a. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak.

xv+ Çağ] dibe inmek. ince dal < OFa çob dal. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ. çöküntü.çöz[mek Tü [ xi] çöj.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. göz yuvası. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. Karş. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. 2. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden. küçük.erimesi ve ç. küçük. [CodC xiii] çıbuk değnek. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. cücük civciv * Karş. bir bağı açmak. özellikle kuş yavrusu. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1.] yavru. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir. mezar çoku. çökmek " çök- < Tü çok-/ . [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru. [BK 1799] cüce tavuk pilici.] küçük değnek.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir.[xi. çıta. kaşın altındaki kemik. civciv * Karş.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. sopacık < Fa çüb değnek. ~ Fa çübak [küç. özellikle tavuk yavrusu.

cümle [passim xiv] bütün. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd.çulla sarınmak. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad.] oturma. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf. cumburlop onom [LO ] şumburlop . herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. [Men ] cüll vulg. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken. örtünmek.] 1. umum. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. 2. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan. tamlık.] bütün olarak. binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle. halk topluluğu.çul [İdr xiv] çul. bir şeyin tümü. bütün. . halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu. KGunya xiv] toplanma günü. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk. 2. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak. [Men ] 1. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd. bütünlük.] ~ İt gibbo çıkıntı. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama.

. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey. cünüp [İrşad. 2. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks.] şahit olunan " cürüm. 2. (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. ceset. . * Karş. 2.] suç < Ar carama 1. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd.İsp junta 1. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. madem ki.Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd. ittifak. a. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara. öyle ki .Tü çöb/çöp tortu. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır.] beden. 3. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış. ne zaman ki.] cenabet olma.çünkü [passim xiv] çün ki 1. eti kemiğinden ayırdı. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. ceset = Aram gttâ a.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef. şamata cüret cesaret etti. 20. alüvyon.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış. kemik kırdı. birlik.

2. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır. anlaşılmaz şekilde konuştu vb. [Men xvii] kitap veya evrak çantası.tat almak. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma. tadını beğenmek. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan. lepra < Ar caSama [msd. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- . Karş. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası.dikmek)" çuval cüz ünite. kargaşa.yakmak) ~ HAvr *dhegh.(yakmak). kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara. teşviş < Ar daġdaġa [onom.Fa cuz'dan cüz kesesi. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd. rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. a. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a. a. +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb.] 1.) [Uy viii+] tağar torba. gıcıklama. birim. anlaşılmaz şekilde konuşma.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a.] gıdıkladı. gıdıklama. Sogd daġ. delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. düz. ağabey. 3. unsur. [İMüh.] cüzam hastalığı. portföy . kitap forması.] çok küçük (miktar).a.

verim msd.] devam eden. partikül. 2.bayılmak. ince ayrıntı. saçmak).] (bir şey etrafında) dönen. f. deveran eden < Ar dara döndü. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] . suit dâ'irat [#dwr fa. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. tarı. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. ince). girme. dönüş. daha (zarf) (bağlaç). halka.] akıllı. nüans.suya dalmak dal1 Tü [Uy. Akad daqqiqu (çok küçük. getiri.* Aynı kökten Tü tar-/tara. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. Kaş viii+] tal. araya girme. devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf.] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa. [LO xix] yönetim mekânı. çevre. [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . ince (iş). kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim. rafine. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir.] ince. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa. 2. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa. büro.] 1. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş.(dağıtmak.(tohum saçmak). kazanç. bilinci kararmak. f. mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. [Ali xvi] muhit.] giren. narin < Ar daqqa ufaladı. yorulmak . dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. dahi1. gelir. 2. daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. ofis.] döngü.] 1. de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç). dahi (bağlaç). [TDK 1974] 1. çember.

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

tens. & Lat de.gün. 2. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak. strüktür * Türkçede 20.bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+. gürlemek ~ HAvr *(s)tens. a. açığa vurmak & Lat de.tanrı < HAvr *dyeu. & Lat de. Amer. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest. keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a. 2. keşfeden.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. bilgin. detect.a. ^ 1938 Procter & Gamble Co. ~ Ave daeva. ruhsat.destruir [mod. cin ~ EFa daiva. Yus xiv] izin. struct-dikmek. "el alma". gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek.germek " de+.Zerdüşt inancında kötülük tanrısı. ters.a. gevşetmek ~ Lat detendere a. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek. détruir] a.. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1. destur [Aş.a. keşfetmek ~ Lat detegere. "el almış". ~ Lat destruere.bir şeyden + Lat tergere.a.+ Lat struere. cin ~ HAvr *deiwo.örtüsünü kaldırmak. & Lat de. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme.+ Lat tendere. deters. güneş tanrısı " jurnal . vezir.silmek. açmak. inşa etmek " de+. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı.a. < Lat detergere. müsaade ~ OFa dastwar a. < İng to detect ortaya çıkarmak.a.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+.a.a. şeytan. kimya şirketi. destruct. müsaade ~ Fa dastür 1. ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık. izin. perakende (satış). yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır.gök gürlemek " de+ detone de+.+ Lat tegere.a. güneş.a.örtmek " de+. tect. perakende satmak & Fr de. bilge. temizlemek & Lat de. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran.

] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20. & İng de. torba " de+ * Karş. geliştirmek. (mec.] 1. 2. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd. ortaya çıkarmak. 3. Farsçada örneğine rastlanmamıştır.) zenginlik.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+.a. deve Tü [ viii] tebe/tewe . & Lat de. • Ar dawr (devir. kabuk. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer. deva [Aş. 2. teftiş etmek.a. 2. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd. viyadük devlet [Kut. kabuktan veya torbadan çıkarmak. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. 2. deveran döngü. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. idari görevle dolaşmak) .olup. [Uy. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. deveran etmek. kudret.fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev. dönüş.].] dönüş. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1. çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd. ~ OLat deviatio a. evir-. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. devir/devrdöngü. Kaş viii+] tegür-/tewür. valör devam Ar dama sürdü. Fr/İng envelope (zarf). fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a.kökünden türetilmiştir. açmak [esk. iktidar.ayrılma edatı + Lat via yol" de+.çevirmek. EYun Zeus (güneş tanrısı).) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. Karş.a. zaman. Tü *dev-" devir- * Devir. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir. dönmek. denetlemek.* Aynı kökten Sans deva-. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir. siyasi egemenlik. Lat deus (tanrı). deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. çevir-.] 1. kaldı.

içine işleme. Mezid xv] devriye [nsb.iki ~ HAvr *dwo. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek.fiiliyle birleşmiştir. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme.] dönüş.(toplamak.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd. bir köşeden diğerine çapraz gitme. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez. tebdil etmek. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+.* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme. deveran etme.] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. derlemek . enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme".xiii TS) < der. di. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir. a. enforme dezentegre [etm " de+. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo. [Ömer b. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir.değiştirmek. bilgilendirme " de+. bir şeyi baştan başa katetme. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi.a. . devran durma. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü.

3. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma. TS* xv] ~ Fa dlda 1. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. küçük ipek parçası. diffus. 2. 2.öğretmek ~ HAvr *didnsko. görülen.görmek ~ OFa dltan.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış.< EErm dit. 2. gören. farklı kılmak & Lat di(s). Tü depek (tekme atan . dağıtmak.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec. diferansiyel hesap. bedbin.] 1. görülmüş. görmüş.ayırmak. getirmek " dis+. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit.< HAvr *dheis.dövmek. Fr.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1.(seyretmek). fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-.dökmek " dis+. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. ayakla * Karş. göz < Fa dldan. önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep.a.+ Lat fundere. tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü. dilat. öbür ~ OFa . düşünmek) ~ HAvr *dhiâ. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç.a. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau. eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö. didaiti bakmak. Karş.+ Lat ferre. fus. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır.xiv Kıp).taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. didak. Erm tid. dilate. bin.döküp saçmak & Lat dis. wen. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). görmek.görmek. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır. Bak. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın. lat. farklılaşma < Lat differre.

özellikle belli etmeden bakma (argo) . belirtmek. sevgi.çözmek. kılı kırk yarma. yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey. canlı.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven.a. hazmetmek & Lat di(s). yemekten sonra içilen likör < Lat digerere. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri. deig. vertikal < Tü *ti. rafine olma.dik duruma getirmek. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). eğik olmayan. dîcere (söylemek). direnmek Tü [ viii] tik. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. E Yun deíknymi. ağaç dikmek < Tü *ti. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik.dik durmak. dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi. saplamak. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak. Farsça sözlüklerde yoktur. dictare (bildirmek). ayırmak. inceltti diksiyon dictio < Lat dicere.< HAvr *deik. ince olma.ayrı + Lat gerere. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin. dirençli. dik durmak. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik. detaylı olma.< HAvr *kâ.] incelik. arzu (= Ave kâma. gest.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir.sert olmak. . özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven. rakam ~ Lat digitus parmak.a. 2.delmek. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı. ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey. sert. dikiz [LG 188+] bakış.kılmak " dis+. dik Tü [Uy viii+] tik 1. anıt. dike (yargı).(işaret etmek).işaret etmek.sevmek . sokmak [ xi] tik. sayısal < İng digit tamsayı.HAvr *kâ-mo.)" diğer. digest. İng teach (öğretmek). şeri3 * Muhtemelen 20.saplamak.

zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). 2. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a.a. ~ Fa dilbar gönül çelen. yürek. < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. ~ İng dildo 1. tırjğ (ses).uzunlamasına kesmek. belirtmek. dil2 . < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. 2. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir.OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1. buyurmak. 2.işaret etmek. & Lat di(s). lisan. söz * Aynı kökten Tü tın. konuşmak). kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek. bildirmek ~ HAvr *deik. yapay penis. işaret etmek < Lat dicere. ıskarmoz. hunhar . beklemek. dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. cesur" dil2.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co. dictsöylemek.+ Lat latus geniş. belirlemek.(ses vermek.istemek. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1. 2. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. enli. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. gönül. gönül götüren " dil2. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. a. yassıltmak ~ Lat dilatare a.

dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. ^ 1867 Werner Siemens. düyun. Alm. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur.a. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. aks < Tü derjg denge. etmek. dinlenmiş. din[mek Tü [Uy.nefes almak. yargı) > İbr/Aram dîn (a. dinamik. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş . [TS xiv xiv] tınç dinmiş. durmak. a.dilim Tü [ xi] tilim a.a. Karş. gücü yetmek . dimağ damâğ burun. dinmek. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel. nefes almak " din* -n. eşlik < Tü . dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh.sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir. güçlü. dinlenmek. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir. soluk. atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak.. nefes). 275'e dek tedavülde kalmıştır.dinmek.). Karş. ~ Ave daena a.a. sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a. Akad dînu (yasa. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. güce ilişkin. dinamit.HAvr *deu.yapmak.a. dinamo. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin. [EvÇ. İsv. 2. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. Kaş viii+] tın.

Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. kökten * Aynı kökten türe.daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin). dinle[mek vermek " tınTü [Or. tükenTü tür : tür. İng. türkü Tü tüke-: tükel. belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey).* Karş. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü . eşitlik). dip. doğabilimci & EYun deinós korkunç. dive (dalmak). daldırmak. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. Türk. dinlen[mek <Tü nefes. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen. türev. müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç. türe-. .(bir kökten bitmek).ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka. türedi.(bitmek). tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak. Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge. kök. dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil.dingo a.soluklanmak.bitmek. türlü Tü tüğ : tülü. a. türkuaz. Uy viii] tırjğla. aks < Tü derjg denge. ses < Tü tın. son. tüke. istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. banmak < Ger *deupjan. eşlik " denk * Karş. eşitlik).sesi algılamak < Tü tın sada. temel < Tü *tüü.

berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat. yönlendirmek < Lat regere. dra%. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. dosya. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk. berat. direnç göstermek < . berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di. Tü [Uy viii+] tire. bir ağırlık birimi.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+.a.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. -t. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. defter şeklinde katlanmış evrak.a.a. direnç göstermek < Tü *ti. bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. 2.]. " dik [ viii] tiriğ canlı. dik < Tü tire. ruhsat ~ EYun diploma. dirençli. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1.dik tutmak. direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD. 2.avuçlamak. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge.yöneltmek. direct. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. tanıma.1. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi.a. bir el dolusu. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai. direct-yöneltmek. ikiye katlanmış parşömen tabakası.a. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. küçük bir ağırlık birimi. a. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı".dik durmak. 3. yönelme. elle tutmak ~ HAvr *dergh. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-. 2. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. diretmek. avuç.dik durmak. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz. diri Tü Tü *ti.yönetmek.] bilme. tutam.a. rect. & EYun di.

<Tü*tı-1 parçalamak. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a.* Anlam bağı için karş.< Lat de. taşı-.: taş-.a. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. vegetable. *dirimek fiili mevcut değildir. düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a. terbiye. budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia. Lat docere (öğretmek). diş geçirmek " dit~ Lat di(s).a. +ri [Mü xvi] bir ağaç. taşıt. diri) > İng vigor. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. fırlatmak diskalifiye [etm almak.bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen.öneki burada Fr dés. dışarı. diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme. taşak. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a.a.dizmek. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim. eğitim. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı.a.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir.< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak). fraxinus " diş. dışkı Tü taş-/taşı. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak.karşılığıdır. a. < Tü taş dış " dış. kalifiye * İng dis. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. elemek < İng disqualify " de+.a.

parça parça harcamak ~ Lat dispensare a.ayrı + Lat tribuere. ödemek.a. birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir.koşmak " dis+. zıt + Lat currere. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. dağılım < Fr disperser saçmak. kullanmaya hazır < Lat disponere. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere.okumak. pro+1. tribut.tahsis etmek. discurs. & Lat dis. münakaşa etmek & Lat dis. bölüştürmek & Lat dis. nutuk. log. dağıtım.rast gitmek. yy'da anlam değiştirmiştir. söyleme < EYun Iegö2. dişlenmiş yer. tri+ .ayrı + Lat pensare tartmak " dis+.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç. 2. payını vermek < Lat tribus " dis+.ayrı + Lat ponere.a. curs. disposit. posit. diskotek [ xx/b] . kur dişlek <Tü [LO xix] gedik. söylev. koşuşma. pers. söylem ~ Lat discursus 1.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. söylemek " dys+. 3. depo. & Lat dis. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak. kötü + EYun prosiemi. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+. prost. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor.harcamak & Lat dis.ayrı + Lat pergo.zıt yönlere koşmak. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. koyma yeri " disk.ayrı. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir.a.uzamak. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap. dispers. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir.koymak " dis+. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1. 2. dağıtmak ~ Lat dispergere. münakaşa.

kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+. yargılamak " dia+. bat. sekretarya. anlamak. musluk. anlama. Fr douane.paramparça etmek. yazmanlar heyeti. büro. arşiv * İt dogana.tıkmak. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. mahkeme. İng deacon (a. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak.). duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. sıkmak. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter. 3. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. [Men xvii] devât vulg. baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü. gnö. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme. sedir ~ OFa dewân defter. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö.dit[mek Tü [ xi] tıt. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1. şiir koleksiyonu.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1.a. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+. t. Aş xi] defter. defter. içinden geçirmek. a. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. ağız. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a. makam sahibinin oturduğu minder. 2. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.a.bilmek. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli. daraltmak " dia+. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma.söylemek " diyalog . kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe.a.ara duvarı. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. [DK xiv] kurultay. diş geçirmek " diş divan [Kut. 2. log. -t. farketmek. akıtan.kapatmak. önlemek. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen. frag.a. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö.gitmek " dia+. taslak ~ EYun diágramma.< HAvr *bhrekw. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim.

pan(t). ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma. diyalekt. evler. etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. diyanet dindarlık. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek". akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. spor. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö.saçma. söyleşmek. diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1.a. lys. 2.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a. Karş.] kan bedeli < Ar . log. log. diyalektik. 2. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur .EYun diálogos söyleşme. 2.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi. diyalog . karşılıklı konuşmak.] 1. memleket < Ar dar ev. içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2.a. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ.] din. tohum ekme " dia+. ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi. 490-y. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. dialyt. sebep. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal. bir aşiretin sahip olduğu ülke. #Elea'lı Zeno. obalar.çözmek " dia+. belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma.tüm " dia+. kasıt" dia+. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek. Yun filozof (MÖ y. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek.söylemek " dia+.

kötü + EYun énteron bağırsak " dys+. sahip.duvar. yasa. sur) + Fa -dar tutan.görmek " dia+. a. sokmak HAvr *ye. et. optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür. harekete geçirmek " dia+.ve *tür-/tör. [ xi] tizig sıra. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. düzen." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu.EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor.xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz. Bak. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi . saf. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi. itmek. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. doct. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz. yönetim). yollamak. rast.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma.sıraya sokmak. op. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . * Tü *tir. .atmak.atmak.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır. Moğ/Tü törü (düzen.öğreten < Lat docere." diz< Tü tiz.bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö. Anlam yelpazesi için karş. diop. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a. t. aralık. düzeltmek.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. HAvr *reg-1 (düz. dizgin dizi dizin dizyem .

ufalamak * Etimolojisi açık değildir. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. uğultu.dilimlere ayırmak. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir.benimsemek. dırıltı. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. kabul etmek.a. vızıltı. Karş. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. felsefi ilke. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir. kabarmak. eğri olmayan. belirmek. gürültü. -e yönelme edatı. belirmek.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir. vb. fısıltı. kabarmak.doğmak. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. inilti.saçmak [Uyviii+]toksona.doğmak. düz.öğreti. 2. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ. t. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol . şarıltı. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok.< HAvr *dek. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş. dar görüşlü < EYun dógma.

dönme dolap. üniversitede hocalık beratına sahip kimse. dolap beygiri. doct.(doldurmak). direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1.dolmak.sarmak. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a.]. " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır. dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. . a. tax. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş. dövmek. el değdirmek. her türlü mekanik çark. torjğ (yuvarlak). dokunmak. vurmak. top (yuvarlak). doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku. dola[mak Tü [Uy. kiler.1. kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir. to5.(dokunmak) > texere (dokumak). dolap çevirmek. Lat tangere.(su katılaşmak). genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam.a. kumpas. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. temas etmek < Tü tokı.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. doktora sahibi. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a. kuyudan su çekmeye yarayan düzenek. düzen. 2. zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. [Men xvii] 2. 2. • Anlam gelişmesi için karş. belge < Lat docere. diplomalı tabip [esk. su çarkı.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın. 3. belki ton. döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. vurmak. hile.dövmek. dolu). tok (dolu). = Akad dulu a. a. dolandırıcılık.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. su çarkı. hoca < Lat docere. Kaş viii+] tolğa-/tola. 2. doct. dolandırıcılık. kanıt. 3.(kendi eliyle) değmek. DK xiv] dolamaç dolanan. a.

doymak. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal. 2. .dolmak. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun. Moğolca tomura. kızın memesi dolgun hale gelmek. yuvarlak. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey.dopdolu. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. tomruk. Fr. tomurcuk < Moğ. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf.tümsek veya yuvarlak hale gelmek. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş. bol.uzun) + EYun kefale kafa " longa.(şişmek. dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho. top) arasındaki ilişki muğlaktır. top < Tü to. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. [Men xvii] domal.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne. tüm.

a.dolmak.Fr domestique a. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. mülk. a. ~ Nahuatl tomatl a.a . pantolon 19. törjğkörüş (devrim). dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır.ayrı + Lat medius orta " dis+. efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1. döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir. özellikle tören giysisi. hükümet. sahiplik.. midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici. törjğkölük (halka. devlet..a. Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar.a. doymak.a. don1 Tü [ viii] ton giysi. törjğkör-(devirmek.ayrı + Lat medius orta " dis+. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. 2. 2.a. yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş. ~ İsp tomata a. yy'a dek "1.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza.suyun katılaşması < Tü to. evcimen. hane halkından olan kimse . < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. egemen < Fr dominer hükmetmek.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek). tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek. domestik [ xx/c] evcil.domalan <Tü [MŞ. 2. siyah renkli rahip başlığı. yarım & Lat di(s). at rengi" anlamında. kukuletalı pelerin. her türlü giysi. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . a. trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. egemenlik. . İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür. [ xi] ton. altını üstüne getirmek). rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1. yüzük). yarım & Lat di(s). ancak 18.devirmek. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. [KT xix] şalvar.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. kıyafet.

don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön. resmigeçit. armağan etmek < Lat donum verilen şey. a. & Lat de." dön[TDK 1955] daire. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo. bulamak. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak. [Uy viii+] tonan.dolmak. altın rengi < Fr dorer altınlamak. iki parça. hediye. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. uyuştrurucu alma < İng dope ilaç. tören alayı.İng doping ilaçlama. 2. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. 2. a. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. döngel meyve. " de+ . sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1. kozalak. -em ekinin işlevi açık değildir. sunu < Lat dare.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı. altın kaplamak ~ OLat deaurare a. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma .giyinmek < Tü tona. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1.

(sırt) < HAvr *dous.ikiye bölmek & Lat di(s). divis. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1. kale. yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak. döşe[mek döşek dost dauştar. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve.doldurmak. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş.~ HAvr *weidh. Urey. sırtlık. 2. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan.aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot. hanedan arması.(omuz. Tü Tü [Uy viii+] töşe. özellikle mideyi doldurmak < Tü to. yar ~ EFa dauştâ. Amer.dört dörtgen Tü [ viii] tört a. a. çıkmak. özellikle göğsün alt kısmı. Çağ xiv] döş * Fa doş.bölmek. Ave daoşa.ayrılma edatı + Lat *videre.yükselmek. [Kıp xiv] toruk . inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1. [Kıp. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir. evrak üzerine geçirilen kılıf. baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs. a. YT [Geom 193+] " dört. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için. vis.a.sermek.[viii] doldurmak doy[mak .havanda dövmek. 2. dağlamakla açılan yara < Tü tögne. ezmek. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. yaygı [Kut.

tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak. bir ölçek ilaç < EYun didömi. do.doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey. ejderha. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. a.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz".vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a. trajedi < EYun drâö eylemek. a. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom. oyun. " tercüman dragon [ xx/b] 1. ~ İng drill matkap. yemek. 2. t. a.a.çerez. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a.eylem.vermek ~ HAvr *dö. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur.kurutmak < HAvr *dreug. t.a. icra etmek ~ HAvr *ders. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek.] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. döner delgi < İng to drill .a. ~ EYun drâkön a. t. işlemek " dram. ~ Ar tarcumân a. ~ O Yun dragómanos a. suyunu akıtmak ~ Ger *draug. 2. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. 2. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a. damlayarak akma. şekerleme. hediye. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1. düğünde saçılan para veya pirinç.

iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. Fr deux. dekan. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. bi-3. altı düz ve geniş tekne. İng two.dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. * Aynı kökten EYun dúo. Lat duo. şarkı söylemek " dua. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. kıç. di-.a. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. a. suyu yer altına çeken delik. Ave/Sans dvá (iki). CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır.). . yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a. tanrıya yakarma " davet [Kut. * Karş.] arka taraf. 2. İng dowel (a. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. dua çağırma. a.a. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan. [TS xiii. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1. ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. 2. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan.] çağrı. iki dört. yeniden giydirme. yüzyüze gelme. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. %w^ân okumak. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. Karş. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. 2. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere.

yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y. akit.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. Ali'nin katırı. a. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux. düğümlemek < Tü tüg. [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ. 2. [Kıp. yönetmek. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a.önder. kerevet ~ Akad dakkannu seki. ductyöneltmek. lider. düğüm. özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz. seki. önder.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17.Erm dudu yaşlı kadın. Kaş viii+] tügün bağ.] girme. Ali'nin katırının adı . Hz. [ xx/b] külüstür otomobil . oklu kirpi.bağlamak.] üfleme sesi. seki. tezgâh. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır. " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık. a. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom.Ar duldul [#dldl] 1. emzik. özellikle evlenme akdi Tü tüg. duc. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. özellikle Ermeni kadın . önderlik etmek ~ HAvr *deuk. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere. dadı = Fa dâdü a.

Hind.sesi sonradan türemiştir.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a. a. çöktü. biçilmiş ağaç. dunüw/danâwat] yakın idi. katman " düo. pli . dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı. tabya ~ Fa damdama a. plak. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz.iki + EYun pláks. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo. biçici & Fa durûd 1.a.] zayıflık.a. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. EvÇ. karanlık.ikikatlıolanherşey. 2. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng.iki katlı. viii+] türjgür sıhriyet. f.] beri taraf. yeryüzü < Ar dana [msd. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. burç.[küç. duplic. biçilmiş.tabaka. kereste (< Fa durudan biçmek. hekim (ö. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. iki katlı konut ~ Lat duplex. dümbelek <Tü [TS. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır. bulut. İtal. evlilik yoluyla akrabalık. 2. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. yontulmuş. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. daha yakın yer. dupleks [xx/c] ~İngduplex1. dümen temon a.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n. çift & Lat du. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir.

a. ~ HAvr *deru-1 düz. toplamak. düşün- . duplic. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a. dürüst [CodC xiii] drust düzgün. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ. dürzü ~ Ar durzı [nsb.: dur-. 2. ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. durum 1. 2.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö. Men xvii] durbin 1. a.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur.dermek.] 1. sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. doğru. uzak görüşlü kimse.a. sağlam). düşün. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. sokmak. 2. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir. düz.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a. sağ. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş. katı).a. sağlıklı ~ EFa duruva. duru. sert. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro. a. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex.düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama. a. Kaş viii+] tül/tüş rüya. batırmak. bir [CepK 1935] vaziyet. ikileme. durgun. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. * Aynı kökten İng true (doğru)." dur ~ Lat durum [n. katı. Lat durus (sert.

[ viii] tuy.kötülük düşünen. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a. ~ Aram tütâ a. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş. hissetmek .dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. a. duşt (çirkin). a. sevketmek < Lat ductare yol göstermek.a. akıl. düven ~ E Yun tykâne a.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. a. Fa duj (çirkin. düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. a.kötü. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a.a. = Ave duşmainyu.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı. götürmek.duş [ xix] ~ Fr douche a. kırmızı tül. duşnam (sövme). a.düşmek. bozuk ) + Ave mainyudüşünce.rüya görmek. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır.] < Lat dux. uğursuz (~ HAvr *dus. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. ~ Fa drwâr/diwâr a.] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz. nakletmek. hayale dalmak < Tü tüş rüya. a. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi.duyumsamak.a.kötü. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek. duc. düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. öğüt (~ HAvr *mn-yo. duşvar (müşkül). sevketmek < Lat ducere. konmak. murdar). düvel [#dwl çoğ. inmek. mantalite * Karş. & Ave duş/duj.

düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür.a.dizmek. kent. düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip. [Men xvii] düzgün tertipli. yasama = Akad dlnu yargı. düzeltmek.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör.a. hüküm verme. il). düz Tü [Or viii] tüz doğru. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama. borç verdi. borç aldı. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a. a. desi+ * İt dozzina (a. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . dizmek. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir.) biçiminden alıntı. intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. dizili.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir.sıraya koymak. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir. & Lat duo iki + Lat decem on " düo.) Fransızcadan alınmıştır. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his. İng dozen (a. yargıladı. 2.

(kötü. saygı gören kadın. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. ebed [Aş. çörek. KıpGul. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif. [TS xiv. ubüd] kaldı. 2.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual. çörek. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd. abla. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir. sonsuzluk < Ar abada [msd.] iki babalar. delta ebe çoc [Or viii] aba ata. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. cim.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. nine. DK xiv] kalıcılık. & Tü & . saygıdeğer kimse. EŞKÖKENLİLER: EYun dys. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. dizanteri Fa duş.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. 2. ebleh [msd. börek.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. Kıp xiv] büyükanne.: düşman. disprosyum.kötülük. [Oğ xi] ebe ana.kötü.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız. bozukluk. beta. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1. uğursuz). dede. balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf.: disleksi. dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj. börek. düztaban2 ~ EYun dys. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır.

ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. ~ Ar adat [#'dw] araç.] 1. baobab. bekleme süresi.] yabancı < Ar acnab [kıy.] birimler. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ. (= Ave avra. ölüm < Ar acila bekledi. ağabey. hareli.a.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. a. ~ Akad agru/igru a. söyleyiş tarzı. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. kılma. ödeme. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim. yapma.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş. biçilmiş süre.a. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a. gereç. a. 2. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde.] 1. abanoz ~ EYun ébenos a. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd.a. 2. unsurlar. unsur " cüz eczane/eczahane ecza. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret. ebu ecdat Ar cadd dede. parasal karşılık + Ar mi81 benzer.a. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi. abla .] cedler. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. = Sans abhrá. ecel [Kut. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13.] ücret. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb.a. eş " ecir.a. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır. dilbilgisinde edat . bukalemun. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın. ebeveyn. yaşlı adam.a.

yapmak " ex+.] terbiye.vermek " ex+.dışarı vermek. [LG 188+] kabadayı.Ar #'dw : edat.icra etmek. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. çıkarmak. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8.üzeri. işin sonucu < Lat efficere. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu. kalimera . kundura < İt condurre (imal etmek).] < Ar adat araç. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n. imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. bilet. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ. 2. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. -ive fiili. effect. yaymak. effect. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek." belles-lettres < Ar adab 1. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama.hazırlamak. görgü.dışa + Lat facere.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi. edit.a. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ. dat. terbiye.] edep sahibi. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+. fact.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi. çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ.] kısa ömürlü şeyler. faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur. ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ. < Tü et. yayıncı~Lat editor a. konuk ağırlama adabı. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan. yayınlamak & Lat e(x). etki ~ Lat effectus icraat.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür. yayın ~ Lat editio a. data editör < Lat edere. dergi.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. a. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd. < Lat edere. incelik. etkili. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı.dışa + Lat dare.

çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. fors efrat fert efsane afsüdan. vekil olmayan. Platonik. afsây. koyu leylaki. a. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. bey. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. incinme. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde. afsây. diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak.[xi] metal bir nesneyi . sahip.] düşünceler < Ar fikr [Kaş. a. < Lat femina kadın " ex+. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış.a. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a. rendelemek.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak.eğmek.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a.

yün eğirmek " evir* Evir. xi Ha] düden. a. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek.[xiv Kıp] meşgul etmek. [Uy viii+] eğir-kuşatmak. yetiştirmek. lider.çevirmek. DK xiv] eğlen. eğer hakaram. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r . terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. döndürmek. eğreti" ariyet .çevirmek. [TS xiii xiii] sırt. anafor < Tü eğir. +men2 [CepK 1935] hakim . boşa vakit geçirmek) ve oyalan.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison.egemen YT sahibi " hegemonya. geçici. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir. bükmek. "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür. burmak. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. ego zamiri) ~ HAvr *eg a.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy.(dolanmak. şair (1672-1719). sarmak. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. İng. boşa vakit geçirmek eğle. [LO xix] eğrelti otu a. eğlen[mek Tü? [Kıp. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir.beklemek. oyalanmak. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu.[Or viii. a.

kalifiye < Ar ahala [msd. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme. olmak & Lat ex. arct. ehil. bükük. çok ilginç < Ar hamma [msd.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. kavi olmak " ex+. uygun. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. < Lat exercere.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire.dışa + Lat sistere. hamm] merak etti. haust. bir yere yerleşti. önemsiz idi. liyakat. < Lat exsistere ortaya çıkmak. exhaust. burulmuş döndürmek. ehil/ehl[Kut. exercit.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik.] ehillik. sıkı durmak.talim etmek. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali.] kolay. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. iş uygulamak < Lat arcere. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir. a. stat. layık.] daha önemli. boşaltma. daha kolay. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd. 2. ehlî. alıştırma ~ Lat exercitium a.yasaklamak.çevirmek. zuhur etmek. 2. uzak tutmak ~ HAvr *ark. içte . varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş. boşalma. hane halkı. en kolay < Ar hâna [msd.a. dikilmek. yerli halk. liyakat.durmak. uhül] evlendi.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük. önemsedi. içe doğru yönelme. ehram1 piramidi < Ar haram a. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1.a. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. hawn] kolay idi.suyunu akıtıp boşaltmak. askeri eğitim yapmak. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb. eş(ler). tüketmek < Lat haurire. bir yerde oturan kişilerin tümü.

çok az < Ar qalla [msd. dışarı).ara sesi Türkçede türemiştir. ek[mek viii+] ek. eklem. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. tahıl. * -r. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. a. a.gece " egale. ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü. ~ OLat *excartare " ex+. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy. önde gelenler < Ar akbar [kıy. [Men xvii] ek ilave edilen parça. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. ejderha [Aş xiv] ejdeha. tarım yapmak) çevirisidir. a.] büyükler. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. noct.] çok büyük. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma. * Aynı kökten Lat ex. gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox.] daha büyük. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. yılan kıral. noktürn . Alm aus (dış. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan.a. Fa az. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür. birleşme yeri. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-.] daha az. ekim. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. Final -r sonradan türemiştir. qillat] az idi. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan.

[Men xvii] etmek vulg. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a. ekol [ xx/b] ~ Fr école okul.].bırakmak. mezra).. terketmek. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö.< HAvr *segh. şimşek. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. ekmek ide. [ xi] etmek . 2. sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. kıvılcım. İng ship (gemi) < Ger *skipam. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik. lip. okul ~ HAvr *sgh. log-seçmek. sohbet. aydınlık " ex+. bırakıp gitme. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek. 2. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1. İng school. . 2.] daha mükemmel. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. karışık < EYun eklektós seçilmiş. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a.a. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh. lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. çalışmak zorunda olmama. 2. < EYun oíkos ev.gemimürettebatı.geri durma. 3. a. işten geri durma. < Lat clarus açık. dinme * Karş.< HAvr *weik-1 klan.a.a. vicinus (yakın çevre). vicus (mahalle). dinlenme. YT okul. ayrılmak. derlemek " ek+. yakın çevre ~ HAvr *woik-o. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk. * Karş.ekip [xx/b] ~Fréquipe1. eksik kalmak " ek+. a. kabile. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici. kaybolma.a. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1.

züppe.: ekran. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun). perde). iks harfi. seçkinlik < Lat excellere. açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do. öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. çarpı işareti. eskrim ekrem soylu. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. en çok < Ar . dingil EYun âksön a. yükselti. a. Eğirdir. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen. culmen (zirve). züppe. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. (tıp ~ Fr/İng ex(o). iktisat bilimi. 2. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. 2. cels. İskoç. kâhya. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden. sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. düzen " ekoloji. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi.kalabalıktan ayrı durmak. Alm schirm (kalkan. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. excels.< HAvr *kreus.yükselmek. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy. daha yüce. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. öne çıkmak.] daha çok. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma.dış.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. 2. Çal.

folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a. sınamak. yer veya durum değiştirmek.(sıkıp) özünü çıkarmak. sıkmak " ex+. açığa çıkarmak ~ Lat exponere. net. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere. yer veya durum değiştirme.< HAvr *per-3 denemek.a. özellikle hızlı tren ~ İng express a. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9. [Geom 193+] zait [TS xv. express. tecrübeli.eksik olmak. yy'dan önce rastlanmaz. fiil biçimine 15.dışa + Lat ponere. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a.1. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı.eksik olmak < Tü egsü. expert. pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. eksta. a.a. < EYun eksistemi. 2. exposit. ~ Lat expressus açık.durmak " ek+. trans . vecd. statik .basmak. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme. dışa vurmak. riske girmek " ex+. Çağ xv] < <T *ékşi. sınamak. & Lat ex. 2. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney. kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek.a.a. a. ifade etmek & Lat ex. çürümek. stâ. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü.dışa + Lat cavare oymak. posit. press. kazmak "ex+. a.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş. direkt.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+.koymak " ex+. uzman < Lat experiri.ekşimek"ekşiü < <T eksil. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex.denemek. yy'dan itibaren kullanıldığı halde.a. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç.dışa + Lat premere.EYun ékstasis 1.

Bah.çekmek. Ör: şeyh-ül-islam. sürmek. sürüklemek " ex+.Ar al harf-i tarif. kalkancı. [TS xiv xiv] ulus. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. isilik. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. kaynamak ~ HAvr *yes. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü. & Lat extra dışarı. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı. a.] en dış. t. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. ele güne. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere. memleket. a. uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o). ikamet etmek < EYun oíkos ev. n. ş. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya. s. aequat. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. açık mavi. alaca " ala = Tü ala . dışında (~ HAvr *eghs-ter. tract. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak. ennevm. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli. Ör: esselam. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü. extract. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. ordin. definite article * d. [LO. Göv ] ela göz çakır göz. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak. a. [ viii] él ülke. tahta < HAvr *skei.kabarmak.tabla. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. KT.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] . 2.ciltte çıkan kabartı. dışarıda.eşitlemek. r.sökmek. elçi. çıkarmak & Lat ex. kalkan taşıyan.(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici.ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema.dışa + Lat trahere. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. traktör ekstrem [sup. dar-üs-selam. kaynamak. tüm alemi kapsayan.a. il el3 . t.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel.dış ) + Lat ordo.olarak telaffuz edilir.

seçmek " ex+.ttitiz. zarif~Lat elegans. gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o). yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). a. şimdi. koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır./ İng electr(o). sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü". kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ. lect. ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı. Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema.a. kalburdan geçirmek. nihai < Ar batta kesti. Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır.a. elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a. Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge. budun < Tü él ülke. # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar .iki şeyin arasına sokmak. şu anda " el3. millet. bitirdi.dışa + Lat legere1. Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur. [T S xiv. lejyon eleğimsağma [T S. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd.] kesin. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan.

gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y. hak1 . " elektrik. kardiy(o)+.* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. personel. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş.D. unsur. lys. yapı taşı.] acı. kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. elektrona ilişkin (1902). unsur. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti. element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. İng. elim eleman [Bah 1924] öge.Stoney. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. 2. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge. elektrod [Bah 1924] électr(o). a. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir. unsur. EYun elektron (kehribar). [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi.çözmek " elektrik. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır.

] daha gerekli. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif.] acı veren. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö. limin. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a.] renk. adamant. parıltı elveda el3. ellip.eksik kalmak " en+. sert. yenilmez.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ. eksiklik.1. 2. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere. dışarıda bırakmak . alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır.a. hamd. çok renkli. lip. [ xi] almıla a. a.seçmek. ellipt.. elect.kapı eşiği" ex+.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır.oval ~ EYun élleipsis 1.dışarı + Lat limen. a. elmas * Fr diamant. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a. Kıp xiii] élti hanım. 2. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2. beta elim ağrıtan " elem [Kıp.OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x). yüksek mevki sahibi birinin eşi. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " . tam olmama 2. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz. bükülmez. elti Tü? [İMüh. ~ EYun adámas. renkler.] 1.

gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. alamet ~ Ar amârat [#'mr msd. sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt.EYun émbryon yavru. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin .Fr émaillé [sıfat] sırlı. xvii Men.viii+ Uy. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd.] belirti. Tü emekli (zahmetli.a. xx/a).metal eritmek ~ HAvr *(s)meld. güvenme.satın alan. mancip. EŞKÖKENLİLER: Tü em. randevu < Ar amara belirledi.: em-. beklenti < Ar amala .eritmek. mold (kalıba dökmek). buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır . bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+. 2.içe veya araya + EYun bâllö. [DK xv] emekdar < Tü emge. manüel emare [Men xvii] emaret belirti. emel umdu. derman em[mek [ xi] em. zor . güvenilirlik. zahmet. a. melt (eritmek). sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek. belirlenmiş olan zaman. eziyet.atmak " en+. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek).] umut.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş.] 1. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi. bol. serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. emek Tü [Or viii] emgek çaba.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. köleyi azat etmek < Lat manceps. kesinti & EYun en. embesil imbecillus sakat. kabarmak. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd.em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç.

kusmak * Karş. pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf. ayak koymak & Lat in. salma. duygu < EYun pâs%ö. engel olma.göndermek " ex+. emniyet güvenlik. Karş. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ. tedavüle para çıkarma . şey < Ar amara belirledi. direnme. ped(i)+1 . çıkmaz sokak " in+2.] 1. 2. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd.] emreden. empas geçmez. İng vomit (kusmak) < Ger. güvenilir " emir1/emr[Kut. 2. olgu. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir.Fr émission / İng emission çıkarma.ayak " in+1. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x). path." Kamus-ı Türki. acı duyma " en+. emare.+ Lat pes. serbest bırakma < Lat emittere.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır. miss.] güvenli. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf.hissetme. iş. buyruk. maslahat.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. tekerine çomak somak.dışa + Lat mittere. 2. gaz çıkarma. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd. komutan " [ xx/b] 1. ped.

video emrihak [Men xvii] Allahın emri. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ. impress. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak. damga ve mühür basmak. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in.değil + Fr provisé öngörülmüş. baskı.a. press.+ Lat premere. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ.koymak " in+1.+ Lat ponere. a. işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2.a. hak1 emrivaki olmuş " emir1.a. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük. İng permeate (içine geçmek. izlenim ~ Lat impressio a. < Lat imprimere.basmak. & Lat in. hazırlıklı < Lat providere. dolgu yapmak. mühür < Lat impremere. Allah " emir1. t. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a. içine geçmek < Lat meare geçmek.iz bırakmak.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç. doğaçlama & Fr in.+ Lat praegnans. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut. & Lat in. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. üstüne atmak ~ Lat imponere. per+2 * Karş. nüfuz etmek). iktidar " in+2." in+2. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. imposit.a. provis. müteşebbis < İt impresa marka. doldurmak. girişim . şirket. sıkmak " in+1.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci. hakketmek & Lat in. hamile bırakmak. posit. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma. 2.] örnekler. impress.Lat impressum damga. .

(atmak). < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş. handâz. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a. biçim ~ OFa handâm a.ölçmek. a. muls. öz. < OFa handâ%tan.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam. a. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü.a. boy-pos. bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a.a. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ.iç.< Lat emulgere. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o). emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ. hep ben diyen.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. (= Sogd andame a. beden. birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı. bitim. = Ave handâma a. Yeni Farsça andaçtan. oran.] ~ Fa ancâm son. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç.a. beraber. içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır.süt sağmak ~ HAvr *mlg. meclis. a. & OFa han bir.< HAvr *melg. " ex+ * Karş. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a. miktar ~ Fa andâza 1. uzuv. hancâm.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür. kestirmek.[viii+ Uy] * Fiil kökü em. a. 2.olmak üzere iki varyanta sahiptir. cemaat ~ OFa hancaman a. 2. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1.emdirmek < Tü emiz-/emzi.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere. ölçü.ve emiz. emuls.a. kol ve bacak. İng milk (süt). < OFa hancâftan.a. içeri. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan. . eklemleme. Karş. andaz.

dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1. 2. iç taraf. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama. bir yerin halkı " en+. içyüzü. çalışma " en+.)" inter+ * Karş.işaret parmağı & Lat in. -e götürmek.] daha nadir. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi. ilçe. memleket. dizin ~ Lat index. çalışkanlık. Lat internus (iç yüz). faal < EYun érgon iş. [DTC 1944] sanayide muharrik güç .a.yaymak. tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere. kaygı endişe [Yun.+ Lat ducere. fatsöylemek " in+2. içinde (= Sans antara a. sanayi ~ Lat industria gayret. 2. etkinlik < EYun energós çalışkan.sevketmek " in+1. indic. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce. t.a. bağır < Fa/OFa andar iç. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters.sevketmek. sermek. bebek & Lat in. ifşa etmek < Lat index.henüz konuşamayan çocuk. fabl .OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+.+ Lat *dex. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne. < Lat infans.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. çocuksu ~ Lat infantilis a.değil + Lat fans. çalışarak ortaya konan şeyler. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek. dig. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. Yus xiv] . erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça. işaret etmek.konuşan < Lat fari. duct. taşak < Tü én. [Bah 1924] iş yapma gücü.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1. fant.inmek. yol açmak & Lat in. EYun énteron (iç organlar). indic. induct. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+.parmak " in+1.

bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak. & Lat iniçine doğru + Lat flare.a. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır.] daha nefis.üflemek " in+1. " en+.kesmek. şişirmek ~ Lat inflare a. . tutan şey [EvÇ. iniş ~ Yun ankinára bir sebze. bulaştırmak & Lat in.+ Lat facere. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek. dip.+ Lat farcire.a. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1.a. şişirme. her ikisi HAvr *angwhi.tıkmak " in+1. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+. arıza ~ EYun enkope a.şişme. 2. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy.batırmak. fact. kırmak. derin.enfarktüs in.a. farct. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin. yarmak ~ HAvr *kop-a.a. < EYun köptö. Lat anguila. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu.kökünden. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a. = Akad appu a. iltihaplı < Lat inficere. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. piyasadaki para arzını şişirme. flat. Yun engeli (yılan veya yılan balığı).içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1.yapmak " in+1. kop. infect. tuzak.a. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği. Ancak karş. 2. engin <Tü [MMem xvi] 1.

kurmak < Lat statuere. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. 2.] yardımcılar. haram. jet enkaz nuqD yıkım. & Lat in. < Lat inquirere. soruşturma. t. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. duruş " statü .sormak " in+1. dikmek. hazır. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak. statut.+ Lat quaerere.a. institut. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a. inquaest. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. stat.* Karş.durdurmak. kurmak < Lat status durum.elde olan.+ Lat iactare atmak " in+1. hazır olmak & Lat in. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır. paye vermek < Ger *stalljan koymak. özellikle Hz.a. kurum < Lat instituere. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak". varolmak. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık.+ Lat stâre. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası.] yıkıntılar. sorgulamak & Lat in. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans.durmak " in+1. < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ. sınırı aşan & Lat in. mahrem " in+2. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1. izleyiciler. şimdiki < Lat instâre durmak.dikmek. Fa kangar (yaban enginarı).koymak. a.soruşturmak. quaest.a. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak.değil + Lat castus temiz.

a. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o). darmadağın. nasyonal [187+] ~Frinternational . gereç. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1.+ Lat struere. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel. bütün & Lat in. donanım. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. tam. struct. donatmak. iç etek. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın.germek. t.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. " in+1. onarmak < Lat integer./ İng enter(o). genelde iç organları ~ HAvr *en-ter. sutyen ) ~ [LO.kurmak. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1. teçhizat. oluşturmak. bağ kurmak " inter+. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+.dokunulmamış. a. teçhiz etmek & Lat in.anlayan. enternasyonal uluslararası" inter+. lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı. inşa etmek " in+1. zorlamak. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. 2. a. < Lat instruere. dikmek. paramparça " bent ~ Fr intensif. anlayış < Lat intellectus a. lect. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb. intens.yığmak. tact. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar.a. zeki ~ Lat intelligens. müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a. bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek.] iç çamaşırı.seçmek " inter+. < Lat intelligere anlamak. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir. bir konunun "içinde olmak".ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak. idrak etmek.dokunmak ~ HAvr *tag. integr.+ Lat tangere.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak. struct. tümel.

a. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi. hile. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak. Alm. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak.a. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey. # 1878 Wilhelm Kühne. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.+ Lat venire. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. .a. vurgu " in+1. " en+.rast gelmek.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+.] en ~ ? [LO xix] entipüf boş.) kalıplarından. & Lat in. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup.a. Alm. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. böcek < EYun temnö. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a. dahili " antre entim [ xx/b] dahili. aklını çelmek ~ Lat intricare a. < İt intrigare karıştırmak. bulmak & Lat in. kaynamak.kesmek " en+. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. fizikçi. enli kılıç. vent. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a.gelmek " in+1. ente (ben.+ Lat tricae dolanıklık. en içerideki < Lat inter iç. ^ 1850 Rudolf Clausius. invent. saçma..a.a. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek. mayalanmak ~ HAvr *yeus.] çeşitler < Ar nawc çeşit.. tom. eklembacaklı. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena.sesinin korunması dikkat çekicidir. sen. & EYun en.

özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. 2.tutulmak. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. [ xx/c] bir tür boya . ~ EYun epifaneia zuhur. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak. & EYun epí üst.durmak " epi+. stâ. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi. +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk. tutmak " epi+. öne çıkma. dem(o)+ epiderm a. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". a. eis+.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı. İng upon (üzeri). iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. aydınlanma.a. di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. üstüne gelme. epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . aydınlanma. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. < EYun epilambanö. a.a. mezar yazıtı" epi+. meme başı dokusu.]. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+. karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi. aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı.a. üzeri). oyunda kısa bölüm. " epi+. a. epilep.almak. statik. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö. lep. bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. üst. 2. destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+. sonra + EYun lógos söz " epi+.a.

-dem eki belki "benzer. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. dikleşme ~ Lat erectio a.(giysi) eskimek. dökülmek. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır. & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. erek YT [CepK 1935] gaye. • Tü ét.dışa + Lat regere. hüner [Or viii] erdem . yıpranmak. olgunlaşmak. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü . [DK xv] . imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. anlatı [ xi] opra. Karş. ETü kündem (güneş gibi.] büyükler. < Tü [Uy viii+] erat insanlar.organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a. [EvÇ xvii] epri. varolmak. erect.) < aran (adam). kalabalık. Karş. Karş. Moğ arad (adamlar. rect.a. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan. fazilet. dikilme.] * Karş. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak. et-. a. reji . topluluk [çoğ. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü.(varetmek. ulu kişiler. yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi. < Lat erigere.doğrultmak " ex+. [Kaş xi] .olmak. Lat virtus (erdem) < vir (erkek). çoğ. zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. gibi" anlamındadır.: epri-.dikmek & Lat e(x). Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. a. a. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme.EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. inşa etmek " epos. parlak).

eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. bükmek = Ave *reş. organik. eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. kızıl mor * Ar urcuwan (a. arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır. ergonomi.eğirmek.a. Alm werk (iş. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç. eri[mek a.a. çalışma ~ HAvr *werg. Moğ aran biçimi tekildir. hizmetçi). kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a. organ. siderürji. enerji. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er. erin[mek üşenmek. garson. iplik. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır.) Aramcadan alınmıştır.a. org. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson. adam. şerit < Fa/OFa riştan. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". letarji. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. erg. olgun" anlamı düşünülebilir. ~ Akad argamannu erguvan rengi. argon. organizma. metalürji. organize. zeveban etmek Tü ergü.a.a.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. * -en ekinin işlevi belirsizdir. adam. sinerji. erkek.a. çalışma). [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. bucurgat. erg [ML xx/c] érgon iş. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. kadırga. ırgat. a.biçimini almışken. reş. ~ Fa . Kaş viii+] érük bir meyve. [LO ] ergenlik yüzde < Tü er.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. [Men ] ergen bekâr.Türkiye Türkçesinde eri. " erg. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi.

erot. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. [CodC xiii] a. ros. yarı-tanrı eros erotik a. * Aynı kökten Sans rudhira. önemli kişiler < Ar rukn direk. tüketmek < Lat rodere. yarın.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a. rust (demir pası).[viii+ Uy] (süre.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ. iktidar.a. sabah.cinsel sevi. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. < EYun (h)éros kahraman.olmak. tam olmak. Karş.] direkler. Kaş viii+] érte sabah. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç. İng ruddy (kızıl)..a. ^ 1898 Bayer Gmbh. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros. eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi. [TS xv] erken < Tü ért. İng red < Ger *raudaz (kırmızı). [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). rükün] dayandı. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB.). hastalık) geçmek.a. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+.a.] ruhlar < Ar rüH " . cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere.paslanmak.a.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o). yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a.a. Moğ erke (a. [CepK 1935] < Tü ér. Lat ruber.a. kuvvet. payanda < Ar rakana [msd. destekler. ESlav rudu. Lith raudas. tan vakti. çürümek " ex+. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur. Alm. [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek.< HAvr *reudh. erosçürüyerek tükenmek. bir yerden başka yere geçmek < Tü ér. varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli .

yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş.a.).a. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. masal < EYun sátyros 1. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ. eski.] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü. geçmiş " [Kut. mitler.] temeller.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü.] sebepler < * 5. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka. yarmak). 2. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş. 15. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak.] ölçü.a. ~ Ar asbâb [#sbb çoğ. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd. parfüm ~ OLat essentia öz. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak.] önceki. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı. dost. bitkisel öz. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ.(deşmek. Kırg eş. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ. .erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ. işak (a. mitoloji < Ar usTürat efsane. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es. İng scarf (a.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş. Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir.] efsaneler. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır.

] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur.) + Lat mobile hareketli" iskele. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr. ilham < Tü eşü.acımak. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a.dinlenmek. eşkâl [Men xvii] biçimler.a. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy. nişan. 2. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. salim.] 1. kolay < Fa/OFa âsüdan. [Uy viii+] eşük örtü.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. dingin.a. âsây. sağlıklı rahat. eskalop pul. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a. esir [Kut.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak. shell (deniz kabuğu). a. < İt scala merdiven. " ezkaza "e sk i- .kapamak. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf.a. mobil esen [Uy viii+] esen sağ. merdiven (~ Lat scala a. İng scale (balık pulu). [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. iz. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd. ayak izi. < EYun es%atos son.

~ EYun s%edios geçici. müsvedde ~ İt schizzo a. hafif tabanlı ayakkabı . correctdüzeltmek " ex+. önemsiz. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak.a. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. a. [Men xvii] fakirler. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni.] loncalar. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere. usit. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne. sınıflar. ısıtma. ~ İt scorta a.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir. ~ Lat schedius a. eşlikçi / İng escort a.gerinmek < Tü es-2 [xi] germek. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz. zavallılar.a. garipler. esami. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş. eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar.a.[Kıpxiv]eski-/eskir-.] bedbahtlar. korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar. ~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ.a. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+.. ~ EYun esöterikös içsel.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan .a. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a.

güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. duymak. zekâ. görülenler < EYun aisthânö algılamak.espardillo a. ıstampa.a. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar. boşluk * Karş. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. 2. 2. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. ^ A. mühür. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan.a. kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). Alm.] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. espiyonaj casus. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo. T.sarhoş olmak < Tü es. < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür.esmek. sicim espas alan. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n. çoğ.].duyu-verme.] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. ruh. hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. Ave aviş (algılanan. İng space (alan. nükte ~ Lat spiritus nefes. uzay).] gizlenen şeyler. uzay ~ Lat spatium yer. nefes almak/vermek eşraf seçkin. gizler. belli). ruh < Lat spirare solumak.] daha şerefli. . oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19.

a. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t. menzil. saplamak).] şeyler. durak. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç.a.sivri bir şey batırmak. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek. delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak. eter [KT xix] ~ Fr éther 1.(mızrak). stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. 2. statü. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1. yanmak .HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ. dolap rafı ~ OLat *stâticum a. hükümdarlık payesi. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . saplamak ~ HAvr * steig. hazırlamak. ahlak.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta. imal etmek. adap. itibar. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. Ave taeġa. süslemek. atmosferin en üst tabakası.] < Lat stamen iplik. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16. 2. 2.] yafta < EFr estiquier iliştirmek. durma yeri.< Tü e5 varlık.düzenlemek. saplamak. < Lat stâre. bina katı.

kavim ~ Fr éthnique ulusal. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut. 2. katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı.) Eski Fransızcadan alınmıştır.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi . çaba göstermek . tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir.a. doğrusu < E Yun étymos gerçek.a. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı. -men2. ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a. faktör [CepK 1935] nüfuz. ~ HAvr *dheubh. Karş. < E Yun étymon bir şeyin aslı. İng study (a. " ex+ * İng stove (a.a.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik./ İng ethn(o). sıcak oda ~ OLat *extufa baca.HAvr *stud-e.). asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. a.] taraflar. a. dört ~ Fr étriller kaşağı. yöre.a. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya. çalışma < Lat studere gayret etmek. tel fırça ~ Lat strigilis a. kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o). -men1.a. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a.ulus. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma. ileri atılmak * Karş. inceleme ~ Lat studium gayret. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus. euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd. kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak.a.a. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a. < EYun éthnos ulus.

tarlada sabanla [ xi] ewlen. [ viii] ewür.] çocuklar < ~ Yun auláki ark. < EYun euángelos 1. Ar ahlı < ahl (ev halkı). vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. yarık.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1. çevir-. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ.] veliler < Ar < Tü eP " . yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a.a.a. 2. 2. müjde. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir. yeğ < Ar waliya yakın idi. iyi haber.çevirmek. döndürmek * Karş. a.] vehimler.eve kavuşmak. [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ. İncile ait. devir-. İncil" incil evaze vase vazo " ex+. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ..a.a. ~ EYun euangelikós a. Fr domestique < Lat domus (ev). yerleşmek. yakışan. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a. daha değerli.] daha uygun.

ejderha [DK] < Tü evür. Fransızca biçimlerde é-. vilayet.] yönetim. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir. file başlayan fiillerde asimile edilir.ve devir. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır. alem ~ Tü evren gök kubbe. [ xi] kaburga . (kitap) okumak & Lat e. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir.şeklini alır. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir. döndürmek. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak. kubbe şeklinde fırın [Kaş]. keşfetmek ~ HAvr *we-wre. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ.fiilleri eş anlamlı olduğu halde. taraf. Ör: efficere < exfacere.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd. evvel [Yus. diğer hallerde ex. İtalyanca biçimlerde s. DK. çıkma. salmak. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus.] birinci.şeklini alır.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat. eye Tü [Uy viii+] eyegü yan. yuvarlamak " ex-. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket. ilk. eyalet birim.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b. yuvarlanmak.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak. a.+ Lat voluere dönmek. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ. feleğin çarkı [İMüh]. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-.a. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. çözmek.evirmek.

var etmek. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele.eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a.sivri bir aletle çizmek. a. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat. işe yarar hale getirmek.yapmak. a. büyük sofa. DK xiv] eyle. oldurmak. etmek < Tü e5 varlık. kazımak.] ilan etme. [Kıp. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma. kemer [Kıp. söylemek < Tü ay. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet.] incitme. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz.[xi] a. . " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk. çağrı. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat. [ xi] ez.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste.[xi Oğ] konuşmak. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd. cümle ezel ezgi bestesi. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd.

güneş. uydurmak.el becerisiyle yapmak. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. a. görünüm ~ Lat facies suret.söylemek. f. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a. Çin hükümdarı.a. sima. mesel ~ Lat fabula [küç. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. masal < Lat fari. 2. bereket. trajedi < Ar facaca [msd. facc] acı ve üzüntü verdi.] çok etkin.] incitme. cephe. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. 2. çehre (argo) yüz. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. fat. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. başak veya kamış destesi. imalathane ~ Lat fabrica a. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd.a. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa. surat. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1. f. .] acı veren talihsizlik. a.a.] küçük anlatı. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1.< HAvr *dhabh. demet. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+.

etmek. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. fact. fact.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. eden. tıpkı" faktör. simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. f.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. azgın. fakr. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir.yapmak) + Lat similis benzer.] yapan. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. yapan.] azgın. a.] bilgin. icra etmek * Fr faire. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan. utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb.] tuzak ~ Aram pa%%â a. eylemek. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa.yapmak.] artan. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa.] onursal < Ar fa%r [msd. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd. bir borca . bilge. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf. imalatçı. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların . etken. yalnız.] fakirlik. 2. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir. fazla. imal eden. islam [Kıp. eden < Lat facere.

fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1.a. falang. fals. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan. kolay < Lat facere. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. 2.kütük.a. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. kütük. beceriksizlik . hatalı olmak * İng fail (yanılmak). 2. a. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks. 2. "tanrı çarpmış". falang.İt falso hata.]. beceri. hata. 2. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı .orak.]. fact. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik. cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat.] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek. false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. falc. harman savurma aleti [esk. tırpan falez Alm fels a.] (hayvan. kabarmak " balya falso [KT xix] 1. 2.yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek . aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük. yetenek. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). < Lat fallere. yanlış ~ Lat falsus a.1. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. müzikte yanlış nota.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. falan ~ Ar fulân a.EYun fálanks. kalın sopa. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1. din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan.yanılmak. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd.

hayali. fanus. düş ~ EYun fantasía görüntü. açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. Alm farben (boyamak). yok oldu " fena [Kut. 2. fantastik . kafatasının yan kemikleri. 2. 2. Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa. . hayal < EYun fainö. görünmek. fenol. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. her tür pervane kanadı. aydınlatmak. t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. fantazma. pervane < Ar faraşa yaydı. ışımak. aydınlanmak. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. pervane. fantastik. Akad paraşu (uçmak. [LO. fenomen. fan. fot(o) +2. kanat açmak). İng wool (yün).EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. gece kelebeği.< HAvr *bhâ-1 parlamak. Lat vellus. fotokopi. debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. hayal. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. fener ~ EYun fanós a. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19.fani faniya öldü. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. foton. trifaze EYun fôs : fosfor. 3. fener. fâo (ışımak). görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo.] < Ar farâşat gece kelebeği.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. faz. Aynı kökten karş. fotoğraf. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). < EYun fainö. deniz feneri.] ölen. gösteriş.a.aydınlanmak. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir. fot(o)+1. fantezi. faraş [Men xvii] 1. fan-1. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak.

[Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. ayırdetti. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks. varsayım < Ar faraDa 1. f. din veya yasa kuralı. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. sıkmak. tayin etti. kural koydu. dolma yapmak ~ Lat farcire. yayıldı.faraziye utopie karşılığı. uzaklaştırma.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. f. dağıldı fas a. olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd. boğmak.a. 2. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd. farcttıkmak.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf.] (sır) açığa çıkma. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1. 2.tıkmak. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. böldü (= Aram #prq ayırma. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa. doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo. EYun frâsso.(daraltmak. belirledi.a. sıkmak. çentti. cephe ~ Lat facies . dini ödev " farz [Kut. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. frag. ödev. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. işaret.< HAvr *bhrekw. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır. Fr < Ar farD [#frD nsb. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. ayrım < Ar faraqa ayırdı. faryng. farika fariza kılınmış şey. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. sıkışık). 3. çentik.] 1. çitle çevirmek). 2.] ayırdetme.

] küçük demet < Lat fascis demet. vicia sativa . yüreksiz adam. 2. imalat. kolaylık. önemsiz. dönem. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. demet.] bölme.] fesat eden.a. kolay < Lat facere. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. böcek. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. f. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa.a.] doğru yoldan sapan. böldü. fact. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. fasH] yer açtı. < İt fascio demet. usul ~ Lat factio < Lat facere. 2. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1. fasikül ~ Lat fasciculus [küç.] haşere. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1. aralık. yapış şekli. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. fiğ.] malum sebze. araya girdi. # 1919 İt.] ara.] açık. bozuk < Ar fasada bozuldu. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan. yapım. geniş.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan.] haşerat < Ar fisfisat [onom.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. sıkıca birbirine bağlı grup. bölüm. çete ~ Lat fascis 1. 2. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a. fact.

onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir. iğrenç. 2. istifade. 2. a.pis.] yarar. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası. f. açan şey. imalat. 2. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan". yanak sakalı. örnek.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. yetmemek ~ Lat fallere.] açan. ecel < Lat fari. ifade. fatura [LO xix] nümune. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek. bozuk. desteklemek ~ HAvr *ghowe.] 1. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ. 2.tarafını tutmak. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. fayda Ar fada yararlandı. fals.a.< HAvr *pü-2 çürümek. saygı göstermek. kader. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. alkışlamak < Lat favere. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. kokmuş ~ HAvr *pülo. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1. f. fact. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç. çirkin. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. hatalı olmak. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. yapım. tercih edilen.saymak. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. nasip olan. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. faut. yazgı. a. kaçınılmaz. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm. 3. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. müstefit .

] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu. artık. kurtulmalık. sözleşme. feda etme < Ar fada feda etti. 2. kavrama < Ar fahama anladı. bedel. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak. üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!. fidye.] trajik. faDl] arttı.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+. yardı feda [Kut. keserek açtı (= Aram #pkk a. f. ~ HAvr *paswr a. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf.a. birleşme < Lat foedus.< HAvr *bheidh. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton .] acı veren olay. f.] üstünlük.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi.a.] ölçünün üzerinde olma. özellikle şarap tortusu.) ~ Ar fahm [#fhm msd.a. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik. (bir şey uğruna) bedel ödeme.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama.a. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır.a.] ~ Ar fakk [#fkk msd. ant ~ HAvr *bhoidhes. feci ~ Ar facîc [#fcc sf. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ. ~ Ar faDlat [#fDl msd. fa. çok oldu. fidye federasyon [ 185+]. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre. aştı. ~ Ger *fûri. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö.ışımak. ekstra < Ar faDala [msd. keserek .a. foederittifak. [Basirt 1873] payton . Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd. bedel ödedi (= Akad padü a. musibet. çok geldi.] 1. üstün idi fe+ ~ Ar fa için.] kırma.

zail olma.emziren < HAvr *dhe. baht ~ Aram pelekâ çark. fetus (hamilelik). felaket [#flk msd. falH] yardı. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd.felah [Aş xiv] mutluluk. Gül xiv] hüner. alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut.düzlük. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. akşam < Aram #pny dönme. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. çark.] 1. talih. sanat.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı. geri dönme .] yokolma. toprağı sürdü. bilgi" fil(o)+. 3. huzur. başarı.emzirmek. süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. kadınsı ~ Lat femininus a.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. alan ~ HAvr *pelstu. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. a. çıkrık. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. yıldızların döner küresi. kötü. zail olma. sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil. güvenlik. fellah falaHa [msd. ölümlü dünya.] refah. hüner.] beceri. emzirme). çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. afet.] çiftçi. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd. fena [Kut xi] yokolma. ustalık < Ar fanna becerdi. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. savaş meydanı (~ Ger *felthu. kararma = Aram psnây gün dönümü. [Men xvii] vulg. [Aş xiv] ölüm.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi". 2. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd.

Sans súvar (güneş. kurnazlık .] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a. yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd.Ar fann beceri.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a.öne.] yarık. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.)" fer+ ~ Fa farâ% geniş. ihtişam. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi. hile. vakum.a. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur. parıltı. açık ~ OFa frâh a.a. ~ Ar farâğat [#frġ msd. Aynı kökten Lat prö.a. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd. ileriye.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek.a. surah) > súrya (güneş). boşluk. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak. svárn?ara. farc] açtı.güneş * Karş.a.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma.a.] küçük lamba < EYun fanós fener. = Sans prâthu a.a. ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. fi. İng fore. dişilik . allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. ağız. görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn. parıltı. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı.fenafillah fena. gen. ihtişam). ışık.~ fra. yardı. Alm vor. görüntü < EYun fainö aydınlanmak.a. gün ışığı. fer+ ~ Fa far. [Kan xv] .güneş ) ~ HAvr *saswel.] 1. gemi feneri fanári(on) [küç. (= Ave hvarsnah. 2. aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey.(nur. < Ave hvars. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey. beceri. manto . olgu. tüketti. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd. ~ HAvr *pro-/prö.

alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa . İng brew (mayalanmış içki). taşımak ~ HAvr *poreyo. İng first (birinci).a. ferman [Aş. ~ EFa parasang. bread (ekmek). sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın.] askeri birlik. birinci.a. öncü. ileri + EFa mâna-düşünce.] en önde < Ave frâ.kaynamak. (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı.a. sabah ~ OFa fradag a. 2. mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak. (= Ave fraeşta.ön.ön. tümen komutanı [Men xvii] bölük. hükümdar iradesi ~ OFa framân a. emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a.a.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal. & EFa fra. bot2 ferik subay. mayalanmak ~ HAvr *bhreus.a. a. bölük " fark feriştah/ferişte [Kut. önce )" fer+ * Karş. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek. düşman * Lat praemonere (uyarmak.a. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf.a. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır. ~ EFa framânâ a.a. yol göstermek) fiili eş yapıdadır.[sup. akıl" fer+. pek. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı". broth (haşlama). pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. hüküm. müfreze. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1. Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk.ferda prâtâr erken. takım. güruh.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı.1. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım.] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . halat. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. sorguç. erica ~ Yun foúnta püskül. 2. tepelik. tel < Lat funis ip. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. teleferik < Lat funi culus [küç. dökmek.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. dağıtmak. dibe atmak.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek. çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ. (kabarık şey). saçmak. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1.] ince ip.a. dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren. (bitki) bolca üretmek. tütsülemek ~ Lat fumare a. dumanla terbiye edilmiş. duman rengi < Fr fumer duman tütmek.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. dal budak sarmak ~ Lat fundere. 2. < HAvr *dhü-mo. yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a. esas. fus. [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak . a.

~ Fr fusée havai fişek. oluşmak. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı.] dallanma. gereksiz şey < Ar fuDül [msd. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . delikanlı füze [ xx/b] fus [mod. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere.] tembellik. 2. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek.] haddini aşan. kaynak yapma. (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd.dökmek " fondan . İt. fazlalık. şair < Fr future gelecek. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır. artık.] lüzümsuz.] 1. İslam ülkelerinde 12. istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak. fuseau] mekik ~ Lat fusus a.a. fus. çılgınlık. metal erimesi. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd. gevşeme < Ar fatara gevşedi. eylem haline ara verdi. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. dindi. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö. erimiş metal dökme.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. gençlik. 2.

] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran. donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti. wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) .EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod.] zalim. yolculuk gabari *garwian kalıplamak. Fr. anlayışsız.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş .] bilgisizlik. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık.] bilgisiz. anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im. dolanmak + EAlm vart gidiş. gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd.

gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. [Bah 1924] koridor. 1924). ~ İt galleria a.] habersiz.a. f. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet.a. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd.a. üşüştü[msd. 2. gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. yenme < Ar ġalaba üstün idi. < EYun gála.] önemsemezlik. galact.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd. hela çukuru. kemerli koridor. çukura girdi * "Gait. festival ~ İt gala a.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı. göden. yerde bulunan çukur. ~ EFr gale dans. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak.] 1.. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. umursamaz. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. insan dışkısı. f. 2. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli. Yeni Türkçe Lugat. gülmekten tıkanma. a. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut.Samanyolu. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. tuvalette yapılan şey. 2. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im. .] burada olmayan. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie.a. [DK. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa. gafil [ xi] .süt ~ HAvr *glak-t. madenlerde yeraltı tüneli. dikkatsizlik. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa.a. ucu çengelli sopa.] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa. g$awl] < Ar gül gulyabani. ağız tıkacı. dışkı < Ar ğâTa battı.] 1. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. yanlış. a. galak. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom.] sayı veya güç bakımından üstün olma. Gül xv] unutkan.] hata.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. / OLat galeria a. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu"..

a. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd. müzik kuramcısı (ö. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya. gizledi. ~ Yun gámma . D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma. koyu. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. a. gam1 [Kut. üstün " [Yus. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa. tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. 1050). ġilZat] kabalaştı. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı. İtal.] yenen. karamsarlık < Ar ġamma kararttı.] kalın. müzikte do sesi. sabo < öz Gallia Galya. 2. keder. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd.] sıkıntı. ^ Guido d'Arezzo.] galip ihtimal ile. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd.

> Ave z. yağmalamak * Karş. göz süzerek bakma.vuruşma < HAvr *gwhen.a. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve. kafile [esk. yağma < Ar ġanam 1. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh. İng to gain (kazanmak) < Fr. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. korumak ~ HAvr *wer-4 a. çimdikledi.kazanmak. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek. f. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci.] zengin. haydut ^ y. göz kırptı. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o. sıktı. koyun. 2. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi). işve. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1.. gitmek gani [Aş. 2.dönüşümü tipiktir. [LO ] a.> Fa d. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf.yürümek. .düğün..a. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford. ġamz] 1.) kırptı.a. Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen .gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım. İng to win (kazanmak) < Ger. [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma. HAvr g.< HAvr *gems.vurmak. 2. mal. çimdikledi. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a. 2.] savaşta ele geçirilen mal. güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak.] 1.< HAvr *weis.a. öldürmek) + İng boat gemi " defans.a.]. işve < Ar ġamaza [msd. 2.Ar gammaz [#ġmz im. sıktı. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois.a. kazanan. ~ HAvr *gwhn-tyâ. elde etmek. yy'dan önce kaydedilmemiştir. [Men ] a.a. ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst. [KT ] a. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1.. gözetmek. (göz vb. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. göz kırpan.

Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. Tüm dillerde onomatopedir. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. < Ar * Karş. ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. Fr garde. Fr regarde (bakmak). gözetmek. EYun gargarizo. güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. garip [Uy. ğarâbat] yabancı idi. güvence veren < Fr g(u)arer korumak. ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. bekçi < Fr garder bakmak. egzotik.] yabancı. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard. korunma. korumak ~ Ger *ward. wary (uyanık. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek). çevrili) + İng party " gard. yolcu. yabancılık < Ar ġaruba [msd. ~ HAvr *wor-to. korumak).] amaç. Fr gargariser (gargara etmek).] gariplik. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan.< HAvr *wer-4 a. < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak. ayrıldı. İng guard/ward (nöbetçi). gözetmek.a. nöbetçi / Fr gardien a.a. ğarb/ğurûb] uzaklaştı.a.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. kasıt. gözkulak olma. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. nöbette). önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. wehr (savunma).] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd. a. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi. İng aware. Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. roba gargara ġarġara [onom.] a. Lat gargarizare. 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. < Fr g(u)arer korumak. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. a. a.a.

süsleme < Fr garnir tahkim etmek. tuhaf olma) türevseldir. el koydu. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak. gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd. 2. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). güneş batımı.a. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd.çalışmak. boğulma. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış. kurabiye. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları . 2. armatür [esk. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. boş " gaz1. savunmak < Ger *waran gözetmek. hizmetkâr.] 1. Batı < Ar ġaraba ayrıldı.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun .] 1. 2. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a.] gaspeden. çırak. erkek çocuk.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma. suya dalma.* "Fakir" anlamı 17. 2.Fr garniture donatım. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. hizmetçi. EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet. vale ~ HAvr *werg. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1. oğlan.]. hizmetçi dairesi. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. garp.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. gurbet. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı. garip. uşak. uzaklaştı.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. gurup. çırak ~ Frk *warkjo işçi.

eşcinsel erkek ~ Fr [Kut.] muhabbet tellalı.] kıskançlık. 2. irrationel > gayrıaklî. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos . lokantacı" gastr(o)+. amaç. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd. dökülen < Nor geisan akıtmak. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka. van Helmont (1577-1644) Holl. qawd/qiyâdat] önayak oldu. neşeli. B. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd.gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+. gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd. havagazı lambası ~ Fr gaz a. Yus xiv] haysiyetine dokunma. [İM665 187+] havagazı. Karş. immeuble > gayrımenkul.ve a(n). cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı. son derece " gaye gayret [Aş.] baştan çıkma. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in. fanatizm. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. Aş. kötü yola düşme. (sıvı) dökmek.a. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. diğer ~ Fa ġayri -den başka. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef.

2. DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden. 2. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. Trkm gebe (balon). saldırı < Ar ğazâ 1. a. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek. DK. . benzin & İng gas1 uçucu madde. Karş. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd.a. evcik. gayret etti. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik.] Gazze'ye ait. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz. kulübe. akın yaptı. köwtünğ.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. çabaladı. metelik. öfke < Ar ġadiba kızdı.] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç. petrol lambası.] akın. Venedik devletinde bozuk para birimi. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı. şişkin. aşk sözleri.] ~ Ar ġazal [#ġzl msd.) Fransızcadan alınmıştır. Tü küwen(şişinmek). [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. içi boşalmak * Karş. kabarmak. gaza [Kut. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa. 2. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1. küwij (içi koflaşan ağaç). Gül8 xiii] kızgınlık. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka. baskıncı. köwrüğ/küwrüğ (davul). < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. a. istila etti gazap [CodC. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir.] rafine edilmiş petrol. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür.a. gazi [Kut.] 1.] flört etme. küwre (şişmiş ceset).a. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda. yağma.

son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç. * İng caper. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki.a. dün <Tü [Kıp xiv] kecik.[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç.[xiv Kıp] delmek. Türkçe gebere biçimi 20.şişmek.aşmak. uzlaşma.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel.ekiyle. geç) ve kısa açık e ile keç.(gecikmek. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. geç vakit.a. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç. [ xvi] safta bir askerin yeri. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. hamile olmak. capparis spinosa ~ EYun kápparis a. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek.xvii Men. [Çağ xv] geber-şişmek. yy'dan önce rastlanmaz. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır.geç olmak < Tü kéç. ~ Aram qapar a. geçim <Tü [Bah1924]1. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom. geçim (bir tür zırh. arkada olan < Tü ke/ke5 arka. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. pehlivan.a. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik. oyuk. maişet <Tü geç-" geç- * Karş. gerideki. cevşen .a. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. yarık açmak. geri. 2.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber. delik.birlikteyaşama. xix LO). gebeş kabş teke. .

[ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f. suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel. şakayık-ı numan. . boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne.a. sandal.a. İng gene (/cm/). EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı.a. [KatipÇ.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. genel < Lat genus.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. yavru. Avst. gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. biyolog < Lat genus / EYun génos soy. bol" geniş * Fr général (a. her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk.gelin Tü [Uy viii+] kelin a. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için. Fr gène (/jen/). gener-soy. ırk " genetik * Karş. general [LF xvi] .) < cirs (gelin) çevirisidir. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır. genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir. KT xix] büyümek.

uzatmak veya yayılmak. kavim). Alm werden (dönüşmek).dönmek. otağ. genius (doğurgan ruh). ırsi ~ EYun genetikös a. küme. çadır " gerdan .dönmek ~ OFa waştan. inanılır. güvenilir. üremek). +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. daire. nasci < gnasci (doğmak). döndürmek). ward. gard. [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır. a. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır . eksen. OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir. (= Ave vart.a. genus (soy.Fa girdak kral çadırı.a.ile.(doğurmak. babası olmak). güvenilir. kalıtımsal. dönen.a.a. * Aynı kökten Lat gignere. generare (doğurmak. < EYun génos soy. bol uzak < Tü *ke. 18.ve isim eki -ğ ile.a. 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. ) ~ HAvr *wer-t. gen-doğurmak ~ HAvr *gensa. = Sans vrt.a. a.. her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek.. yaymak yaymak/yayılmak.a.yaymak. gerdek evi tabir olunur. Yus. gens (soy. ki zifafhanedir. Ar cins Yunancadan alıntıdır. vasi.a.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin. DK xiv] zifaf çadırı. ırk).çekerek uzatmak. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki. otağ. ger[mek Tü [Uy viii+] ker. 2. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı). geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. gerdek [İdr. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası . • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19. gen. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. * Geçişsiz fiil eki -n. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r. uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş. yaygın. yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır. " je(o)+. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü. ırk < EYun gígnomai. boyun < Fa gaştan.

gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. döküntü.eksik olmak < Tü kerek bol. düzensiz savaş. 2. İng cauldron.) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. noksan < Tü kerge. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . Alm wirre (kavga.a. kılıç. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş).a. gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. dökmek ) " kavak. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a. rez.] "küçük savaş". tezgâh. pislik (< Fa re%tan. geri.a. L. Nascher. gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. Avusturya kökenli Amer.akıtmak. karmaşa.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1. ^ 1909 I.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. kargaşa). < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. tabip (1863-1944). < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş. 2. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir.

a. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. gevşemek yumuşatmak.yumuşamak. Tü *keP-2 (şişmek). geviş getirmek * Karş.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. KT. çene çalan & Fa gap lakırdı. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı.a.. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. içini boşaltmak. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. geven Tü? [Kıp. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. gevşetmek. dökmek ) " kavak. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz.ekiyle. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. MBah] diş etleriyle çiğnemek. şişirmek. oymak.kel(t)ür. kap. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. döküntü. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. zekâ . İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir.akıtmak. Karş. Bur. lafazan. rez.(1. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. dedikoducu.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir.= két(t)ür-. kabartmak). LO. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. 2.a.a. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. pislik (< Fa re%tan. gevre[mek Tü [ xi] kewre.

gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür. oymak.a. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak..(1. geviş getirmek * Karş. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.yumuşamak.1.a. şişirmek. KT.a. 2. geven Tü? [Kıp. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. MBah] diş etleriyle çiğnemek. gevşemek yumuşatmak. kabartmak). İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. yumuşamak. gevşetmek. gevre[mek Tü [ xi] kewre. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan.= két(t)ür-. lafazan. geviş getirmek. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. gevşek. her çeşit av hayvanı. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. Bur. gevremek < Tü kepiş geviş.yumuşamak. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a.kel(t)ür. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. içini boşaltmak. kap. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. Tü *keP-2 (şişmek). çene çalan & Fa gap lakırdı. 2.a. dedikoducu.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir .ekiyle. LO. [EvÇ. Karş.yürümek. 2. dolaşmak .

görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir.[onom. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek. < " gacır [Aş. < Tü kıp [xi] kalıp. adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr. [TS xiv] gicik kıcı-/gici.aşırı büyük ~ EYun gigás. gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız. göstermek. model. pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur.gitmek " git.] tahriş etmek. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere . yol göstermek ~ HAvr *weid. tahriş. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus.? ~ Fa gıdı deyyus.a.] besin < Ar ğa5â < Tü két. [LO ] a. [LO ] gıcır libas yeni. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek). a. dümen < Fr guider yönetmek. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş.

a. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır. sığınak. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi.kaçmak. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd. " gü+. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi. gır.] kıkırdak veya öğürme sesi .a. kaçacak yer. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom. fazlalık < Ar ġaniya [msd. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. a. kaçma kapısı. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. [DTC 1944] makinalı balık ağı.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. a. melce. 2.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan.] haset. wirez. ğanâ] ihtiyacı yoktu. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1. bağırsak sesi [ viii] kir. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. gurez. Bah xvii] kaçacak yer. 2. KT. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. gırtlak. bolluk. sığınmak ~ OFa wire%tan. LO. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men.] zenginlik.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla.

sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. gidişat.a. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. ~ E Yun kithára a. a. bıçak vurmak " kup . yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd.< HAvr *kel-1 kesmek.] kayıp olma. Gül xv] geyesi. a. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. gıyap [ xiv] olmama. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. [LL 1732] giysi < Tü giy. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel). * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir.: gider-. Karş. a. ~Frguichet[küç.]1. 2.gişe [ARasim 1897-99] parmaklık. ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır. Fa sihtar (üç telli çalgı). sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. ~ Lat cithara a. gizil YT [Fel 194+] virtüel." giy[CepK 1935] esrar. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle.örtünmek. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür. küçük kapı. [DK. EŞKÖKENLİLER: Tü git.

kimyacı. 2.a. < İng globule [küç. #Plinius. Fr. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. genel. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak. ~ Lat gluten. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz. donuk. glutin.a. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a.a.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau. küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a.< HAvr *gel-2 soğuk.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila.zamk. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. Fr. bütünsel < Fr/İng globe top. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı. [ 199+] küresel toptan. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . emaye.] a. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . buzlu. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç. cam gibi < Fr glacer dondurmak. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır.

kalkmak. sakınmak * Gücen. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk.a.kalkmak. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği.] a. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç.rahatsız olup kaçınmak. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey.ekiyle.> -ç. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-. bilgili. ~ EYun gnöstikös bilen.a. < EYun gignöskö. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. [ viii] kök gökyüzü.bilmek ~ HAvr *gnö. göç[mek Tü yükselmek.< Tü *kö.fiiliyle alakası belirsizdir.taşınmak < Tü *kö-ş. a. oba * -ç. DK xiv] koçun. Kıp. yörük. yükselmek. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle.a. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş. +men2 * 14. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı. gnö.) biçimine rastlanır. post. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a.a. kürk palto [Kıp. gofret peteği.a.a. İdrH. yy metinlerinde göçmel (a. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö. [LO. a. körük" gebe . yük taşımak [Uy viii+] köç.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a. ve 15.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür.

doğrulmak < Tü *kö. sırık.a. amaç. husye veya yumurtalık / İng gonad a.a.a. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1. yavru. derin kaya çukuru. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak. 2. bir oyun. yola gelmek.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ.< Tü *kö.a. körfez. göndermek yola çıkmak. doğurma < EYun gígnomai.gölgelenmek. kargı. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç.a. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a.içte olmak. bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. gönder [DK xiv] mızrak. yöneltmek.a. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- . 2. kararmak < Tü *kön. gol Tü [viii]köla. < Tü kölü. < EYun gönos/gone soy. kargı.a. çukur ~ Lat colpus/colphus koy.göl gol kale. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir. a. [ 190+] ~ İng goal 1. ~ Mıs kmj-t a. [Uy viii+] köm. rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız. sırık < EYun kontós a.kalkmak. hedef. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir.yola çıkartmak. yükselmek.] mızrak. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a.

İng. Alm knie." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. İMüh. [Kıp xiv] köre < Tü kör.1. görsel. görev.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. ruh " gong çalgı. göre.a. İng knee. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage. gözük-. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir. Alm kinn (çene). açı. görümce.a. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. 2. görkem. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat. köşe. a. gözet-. 2.("iş görmek" anlamında)" gör-. zil ~ Malay gong-gong a. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon. gösteri. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. göster-. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1. işlev < Tü gör. çene. ~ HAvr *gönu-ya. diz. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır.a. . 3.< HAvr *genu. gösterge. göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. debdebe İdr] güzellik. EYun genys. Abuş. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a. Fr genou (diz). Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır. görkem YT [CepK 1935] haşmet. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. gör[mek [ viii] kör.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. açı * Aynı kökten EYun gony. yürek. köşe. görece.

arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir. yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset. yüksek. görüngü YT [CepK 1935] tezahür. yükseltmek. beylik vermek ." gör- [Or. bozuk. . yamuk. yamulmak. [Fel 194+] olay. sol < Fr gauchir bozulmak. ilkel [xv]. Karş kötki (tepe -xi). eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. yükselmek." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde.xi). Kaş viii] köz a. gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü. özellikle hayvan sırtı. [KT xix] 1. sırt. yükselmek. tercihe şayan. insan veya ağaç gövdesi. yük yüklenen hayvan . İdr xi] kıç kalkmak. müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. [Kıp xiv] kevde/kövde . [Uy viii+] taşımak. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö.özellikle yukarı taşımak. fenomen < Tü görün. sırt.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. 2. kötermek (yükseltmek. götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir.içi boşaltılmak. haremde padişahın seçtiği cariye . [Kaş.[xiii İM] bakmak. a.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir. Uy.kalkmak. gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca.xv+ Çağ). endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1. 2. kölük (sırt. geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got. [DK xv] < Tü *köptün. şişirilmek < Tü *köpüt. ayrıca falcı. 2.

gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir.yürümek. Kıp viii+] közün. [DK xiv] gözük-< Tü gör.< HAvr *ghredh. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak. gözük[mek Tü [Uy. -ük.a." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin. kademe.ekinin niteliği belirsizdir. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner.gözlemek. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak.]. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi. mineralojist < EYun grâfo yazmak. kazımak. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. " +graf grafik . hakketmek. -etle. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk. 2. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed. oymak ~ HAvr *gerbh-a. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi.göze <Tü [ xviii] pınar. . derece ~ Lat gradus adım. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak.ekinin işlevi açık değildir. kaynak.görünmek. Alm. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1.

büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin. ~ İt granito taneli. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma. zerre ~ Lat granum a. fon(o)+ gran güçlü.yazı. granül < Lat granum tohum. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). 2. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek. harf. kayıt + EYun fbne ses " gram.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir. 2. yy) . Amerikalı mucit & EYun grámma. tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a.1. yazı. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. grenli < İt grano tohum. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6.a. ~Frgrandduc büyük düka.a.a. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. yüce. yazı yazma işlemi. t. harf.harf. t. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. tane. t.

grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane. fruktoz * 17. rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum. pençesine almak . mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için. ~ Lat crassus semiz.a. tırmalamak. Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş.Frk *grippan tutmak. şişman ~ HAvr *gwres. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük. greyder/grayder [ xx/b] kazımak. a.tutmak. yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi. salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa. & İng grape üzüm. kaba.yağlı. kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib. nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın. yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı . gren gros+ grossus a. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. koyu.Fr grisou a. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum. şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu.a. iri ~ OLat grizu . yağlı. yağlı.

güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet. dehliz ~ Lat crypta dehliz. a. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen. withstand gibi kelimelerde . coprophagy. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a. Aynı kökten Alm wider. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî. sertlik. İng coprophilia. öte yanda olma.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a.a. küme. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.ayrılma. saklı. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara.a. yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır. gömülü " kripton grup .a. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd. mahzen ~ EYun krypte gizli. * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu. kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik. ~ HAvr *wi. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz. gazap gösterdi" gazap * 20. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez.(güçlenmek. niyet.a.~ OFa wi.a. İng with.a. .] yumuşak meşin.ayrılma.(withhold. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. * Karş. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f.a. zıt olma).grosa [ xx/a] büyük. kaba. withdraw. çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı. ürpertici.

=? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher. altın. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. gü.a. 2.söylemek (= Ave gaub. bülbülün güle yakarışı.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom. kazan ~ Lat cucuma a. genç hizmetkâr. özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan. güldür sesi onom yanma sesi. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz. su akma .] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap. "Allah Allah" nidası. gülbank ~ Fa gul bâng 1.] merhamet. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. uşak. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1. [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat.a. küçük yavru.a. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). İng gold (altın). mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. Karş. a.a. ~ Fa gul çiçek. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd. güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük. uşak ~ OFa kötag a. a.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş. [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir. 2. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida.güdük [BK 1799] boyu kısa.

ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. sahra.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. yaban " yaban güm. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-. [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1. Yus xiv] ~ Fa günâh suç. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. zarar vermek.a. gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. + Fa biyâbân ıssız yer.OFa winâh/winâs a. " gü+ * Erm vnas (zarar. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün . tazminat gerektiren eylem . gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi. suç işlemek ~ EFa vinath. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a.a. ) gün Tü [ viii] kün gün. gülle (= Sans göla/gölaka top.güler görünmek. < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle. +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir. maskara. a. gündüz günah [Aş. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). maskaralık. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a. top mermisi.a.a. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret. 2. kendisine gülünen kişi. a. güneş.

Lat carpinus (a. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma. a. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. yiğit. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. [ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne.).a. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit. Tü [ xi] kür cesur.] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. yabancı ülkede olma. bahadır. carpinus ~? < Tü *küre.güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan.aydınlatmak.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine.ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ. gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. a. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur. küreççi. sık. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç.savaşmak. Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii). Yun gábros. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd.kabadayılanmak * Karş. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. bahadır. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. EErm garbeni. kıvrak zekâlı. [ xiv] gür sağlam (kişi). -dem ekinin işlevi belirsizdir. . aktüel. gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. becerikli. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine .

hoca. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82. küme.) ~ Fa gurz ağır topuz. öğretmen.a. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi.] yıkama.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık.] aldatma. değerli.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus. boy abdesti ~ Fr goutte 1. güveç Tü? [TS. ağır.] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. mürşit ~ HAvr *gwrs-u. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. a. muhterem. insan topluluğu (= Fa guröha top. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk.tadına bakmak. damla. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd.gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. beklemek. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. Karş. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. küre. 2. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. 3. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. manevi danışman ~ Sans gurú 1. a. 2. a. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. . Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd. (= Ave vazra.gözetmek. DK xiv] OFa warz/wazr a.

gökçek (güzel). söyleyen < Fa guftan.misafir gelmek. bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş. * Karş. Moğ kübeğün (erkek evlat). [DK xiv] gözel. -el ekinin işlevi açık değildir. Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir. Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi). güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+. geçit. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. güya gü. göğerişmek < Tü köker. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri. demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. söyleyiş. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak.a. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. Fr couvert (örtü). güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz. yönetmek ~ EYun kybernâö a.söylemek. a. iç güveysi gelmek. [ xi] küwen-< Tü *küPen. Men xiv] < Tü *küde. widâr. [Kıp xiv] köğercin . TTü görklü.mavileşmek.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen.< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19. gu5ar.. böbürlenmek.a. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak. Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a. damat. a. kaplama. a.geçmek ~ OFa widardan. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. örtmek ~ Lat cooperire a. [Çağ xv] küzel. yol < Fa guSaştan.a.şişinmek. görünüş). laf. = Ave vîtarsm öte. [TS xiv-xv. ETü körk/körük (güzellik. aperitif * Aynı kökten İng cover. +gâh . [Arg xvi] güzel. göğermek < Tü kök * Karş.mavimtraklaşmak. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. [Kırg ] közöl a.

DK xiv] (~ Fa %aç a.a.a. seçkin < Fa guzîdan.] kabarcık. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme. kazık. sınadı.) ~ Erm %aç' 1. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba. çevre < Lat habitare ikamet etmek. Alm weiter (öte.] bilgi. tane. birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi. Hubb] sevdi habire hay. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf. güzide [ xiv] guzîn. hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. a. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. ] sevgili. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer.a. tohum haber [Kut. tanıdı. wizîn. ileri). habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma. direk.a. yaşamak.seçmek ~ OFa wizîdan. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e.< HAvr *ghabh.a.] kötülük. haç 2. çarmıh [Aş. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd. hacim " hacim . bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf.] kötü niyetli. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı. tümsek. Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám.

keskinleştirdi.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. ihdas . Hudü6 ] oldu. a. 2. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. bıçağın keskin ağzı.] kısıtlama. vaka. 2. limit < Ar Hadda 1. bağladı. haciz < Ar Hacaza engelledi. el koydu. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa.] gereksinme.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. 2. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb. bilenmiş. el koyma. sınırladı. olay. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa. yasakladı. tümsek. kapatma. son derece öfkelendi. haczetti had/hadd[Kut. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir. sınır koydu. sivri (bıçak.] engelleme. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd. 3. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin. kapatma.] 1.] 1. 2. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ.] çıkıntı.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi. sınır. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf. hadise. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd.] keskin. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa. havadis.] hizmetçi" hadim haddizatında had. tutuklama. sınırlama.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a. kapsam. biledi. boyut. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd. [Kut. kapattı.

kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş. Ger *sebun. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. EYun heptá. sır.) ~ HAvr *septm a. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf.a.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd. * Aynı kökten Sans saptá(n). süre " haf. ~ Ar Hafıd [#Hfd sf. saklayan. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman. Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey.a. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf. f. Lat septem. bellek . olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf.hadise şey. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi. f. gizli polis örgütü. Alm sieben (yedi). muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta.] hıyanet eden " .] gizli kapaklı şey. Dan. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit.] gizli < Ar %afiya gizlendi. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa. İng seven.] koruyan. f. hafıza saklama yeteneği. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi.a.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması.Ar HâfiZat [#HfZ sf. sır. bilge < İbr/Aram #%km bilme. palpitasyon.] ağır olmayan < Ar %affa [msd. titreme < Ar %afaqa titredi.] saklayan. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim.

aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd. gerçek idi. doğru idi. 3. hakikat < Ar Haqqa 1.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf.yönelme. .a.] aşağı. karıştırmak) & Fa/OFa â. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır. uygun ve yerinde idi. tahkir etme. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig. f. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf. kazıma. 2.] hakir olma. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka.] oyma.karışmak.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. hakikat gerçeklik.Ar Haqârat [#Hqr msd. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir. aşağılama .] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı.] sahip olan.a. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu.] doğruluk. katılma. hakaret [ xiv] 1.] yargıç" * İng khaki (a.karışmak. karıştıran (< Fa/OFa âme^tan.haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa. elde tutan " hak1/hakk[Kut. âmez. haklı idi. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. 2. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. hor ve hakir olma. doğruluk " hak1 hakim yargılayan. Aş xi] [Kut.

] 1. derhal. temiz. gevşetti. lahavle. mütehavvil. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. ilmihal. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. berrak idi. halet. soyma. havali.hakkâk oymacı. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. 2. < Fa Haqqânî [nsb. bir hale geldi. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf. arzuhal. çözdü. azat edilme < Ar %alaSa arı. görünüm. bir hal aldı. şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. binek hayvanından indi.kablo. dönüştü. kondu. saldı. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd. evrildi. havil. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir.] 1. 2. 3. Hall] 1. tahavvül. salon. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. kâr halat kalod. istihale. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. hasbıhal. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. kurtuldu. arındı. havale. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd. durum. oylum < HAvr *kol. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. . giysisini çıkarma. varolan durum " hal1 halas [Yus.] çözme. hal1. 2. kurtarma + Fa kâr eden " halas.] kurtuluş. yolculuğu sona erdirdi.] şimdiki zamanda. hile.] adil. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. bağlı olan bir şeyi açtı. doğru. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd.] hakkedici. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze.< HAvr *kel-2 kapatmak. örtmek. halâ. ihale. halihazır. hukuka [DK xiv] yenmek. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. yöneldi. varoluş evresi. çözüm < Ar Halla [msd. bir hale büründü.

hane halkı.] boş. ~ Ar xâliq [#XİQ fa.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi.) cariye.] ayla ~ EYun (h)álos daire.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi. hizmetçiler. * Nihai kökeni belirsizdir. f. mahlukat. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf. haliç halife geçen.] yaratan. Yâküt (ö.] körfez.Ar xâlin [#xlw fa.] canlı varlıklar. (yemek) arttı. Aş xi] [DK xv] kal . Allahın . bozuldu halel Xalla bozdu. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a. yırttı. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır.] hal. aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1. 2. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir. hasar. halayık [Kut. geri kaldı. ay ve güneşin yüzü. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. Aş xi] canlı varlıklar. ahali. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf. [Men xvii] (vulg.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. a. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ. çember. [Neş xv] halk. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. deldi halet halhal [onom. bayatladı.

halim yumuşaklık.]. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. tarihçi. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için.] çember.a. İsv.] yaratma. halk) deyiminin tam karşılığıdır. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım.a. & EYun (h)áls. pay etme. halka.) + EYun genes. 2. halo. biçim verme ) halka baklası. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus. silah kabzası [esk. kimyada klor ve benzeri elementler grubu. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. bir yana ayrılan kısım. 2. ~ Taino hamaka a.tuz (~ HAvr *sal-d. genet. ahali (= Aram %elqâ pay. DK xiv] [Aş. saf. 2.a.doğuran " salam. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf. İsp. ring hallaç [msd. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius. ölçme.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir.] arı. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo. kimyacı (1779-1848). Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd. . işlenmemiş. tatlılık. Aramice sözcük EYun demos (1. bölük. kısım < Aram #%lq pay etme. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu. Orta Amerika yerli dillerinden.a.] karışım. pay.

elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd.] ahmaklık. sena hami hamil hamile taşıyan.] 1.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi. evrak çantası. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı. ısıran.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa. hamd < Ar Hamada övdü. hamdüsena.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut. titiz hamaset cesaret. ılıca.] taşıma.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan". yüklendi .] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. 2. kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd. akkor oldu. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur.] taşıyan. Muhammed hamdüsena hamd. ~ Ar Hammâl [#Hml im. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah.] coşku.] övme.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. haminne » " hanım. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır. hamd. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa. derli toplu. Aş xi] ateşli gayret. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa.

] yüklenme. DK xiv] [Yus. gırtlak. mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. elli. kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin.a. han1 yeri.] boğazın üst kısmı.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep .a. 2. dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden. tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a. İng hame (boyunduruk). hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf.] kabarmış hamur. f. konak. Alm hamen. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1. şarap). maya. Nihai kökeni tesbit edilemedi.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. = Akad gangaritu a.a. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. kervansaray han2 Tü [Yus. kervansaray han1 yeri. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd.a. konak ~ Fa/OFa %ân hane. hamut koşumu. [EvÇ xvii] xapsi a. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. a.hamle atılma.a. konak. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi . boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a.

hücre. darphane. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". kemerli taş oda) ile paralellik gösterir. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. depo. " han1 ~ Fa %ana ev. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. şeşhane. hapishane. kaba.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. sülale " hane. adem inciri. kavisli hale getirme. = İbr %anep kâfir. kemer. meyhane. kütüphane. konut. hantal [Amr. a.) ~ HAvr *kan. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a.. eczane. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. kraliçe. Men xv] ebucehil karpuzu. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. Kuran'da Hz. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal . [Oğ xi] %arjı.a. salhane. dükkân < Aram #%nt bükme. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup. çardak [esk. memişhane.] 1.]. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. biçimsiz (vulg. ebucehil karpuzu.] pagan. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a. tımarhane. mahpushane. [LO xix] iri. kemer yapma * Ar Hanut. putperest.a. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. prenses.a.a. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. hani2 E Yun %anne a. şarkı söylemek (= Ave hvan. 2. hanedan. kerhane. konak. yer. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane.a. cephane. 2.

hane < Tü hapş [onom. kuşak. a. ]1 . [Kut.] viran etme. .özellikle sarık veya baş örtüsü.] haram cı. virane " harap haraç [Aş. tıpta hap hap2. ~ Ar %arâb [#%rb msd. Aş xi] yıkım (isim). ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd. tutsak etme. kemer). 2.] yasak. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı.] harap şey.] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd. kısıtladı. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK . sıcak idi har2. kapattı. hapsetti (= Aram #%bş bağlama . dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a. En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis. Env. Akad abşu (kuşak. [DK. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu.] vergi. yıkım. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. tane.hap1 Habb [#Hbb1] tohum. kapatma. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb. Men xv] harab yıkılmış. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı. hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı.] sıcaklık. Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd.

] ısınma. sivri bir uçla çizmek. dışarı çıktı.] 1. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. yoldan çıktı harca[mak [Aş. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı. masraf. dışladı.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. harf (= Aram #%rp bileme. Karş. 4. resmi işlemler için ödenen para. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd. Hurûc] çıktı. Lat scribere (1.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. rahvan hardal %ardalâ a. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb. malzeme < Ar paraca [msd. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. Hirm/Hirmân] yasakladı. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. çıkış yaptı. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler. banal & Ar %arc uygun olan şey. gereken şeyler. herkes " harç. 2. tabu. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. dokunulmaz < Ar Harama [msd. [KT xix] 3.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. [Men xvii] 2. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. gereç + Ar câlam dünya. dolaylı vergi. yazı birimi.] yasak. harf [Kut. harcama. kutsal. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. haremlik) ile birleşmiştir. masraf.] harple ilgili. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer. gereç + Fa râh/rah yol" harç. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti. harç [CodC xiii] 1. 2. Yun grâfö. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. sıra malı. çıkma. . Tü çizmek. sarf. 2. savaşçı.] 1. çıkıntı yaptı. a. gereç.

harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma. Sam #%rb (kılıç. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd.a.a. dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan". bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. a. [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. uşak " harpuşta. a. kâğıt. harp1. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a. rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık. +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir.] dış. Karş. 2.. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı.yazı yazmak). ~ EYun %ârtes 1.] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a. yardı.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. olağan dışı. dışarı. [Men ] %ırmen vulg. katırcı ~ Fa farbanda a. harman a. . [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme.

] ölçme. Haşw] araya bir şey soktu. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma. özel. ayrılan.) ~ Ar HaSad [#HSd msd. ayrı.] 1.] kıskançlık < Ar . özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır.] kültivasyon. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb. Karş. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş.hars [Men xvii] ekip biçme. değerlendirme " haseb. EKİN.] börtüböcek. Aş xi] seçkin. doldurdu hasar hasar gördü. haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa.) has [Kut.] kayıp.] hicap. akıl yürütme. terbiyesiz. tarım. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd. zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun. toplumsal anlamda seçkin.] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap.a. kader hasbıhal " haseb. tarla sürme. kazma. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd. a. KÜLTÜR. 2.

gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ.Ar %asıs [#%ss sf.] üreyen şey.] huy. debdebe." aş * Erm %aş.a. haşere. 2. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif. yy'da ağır basmıştır. hizmetçiler. 2. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. f. sayfanın kenarına eklenen yorum. 2. paravan. cimri.] aşağılık. toplanma. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. ürün. hakir. tabiat. [KT xix] 1. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir. taallukat . ~ Ar HaSîr [#HSr sf. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı. ~ Ar %aşm [#%şn sf. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. mahşer. adi.] dolgu.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. kalabalık etme. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd. alçak.(suda kaynatarak pişirmek. gelir. kıymetsiz . hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet. değersiz. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman. ucuz. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. nekes. haşarı. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. kaba < Ar %aşuna [msd. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd.] 1.] sert.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a. kumaşın kenar süsü. papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa.] 1.

çentme.) hata Ar %aTâ yanıldı. çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. ayrıcalık. damga ~ Mıs xtm a. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa. f.a. akıl. yazdı (= Aram #%TT kazıma. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a.] geri dönülecek yer. %uTür] aklına geldi. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. elit" has hassas hisseden.] özel olan şey. Gül xiv] sayrı. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır. ~ Ar Hassas [#Hss im. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd. Karş. bloke etti. ezberleme. Ar Hişmat (utanma. mühürleme.] yanılgı.] çizgi. sınırladı. içerdi hasret [Aş. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. seçkin kimse. a. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m.] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik.] 1. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır.] düşünce.] etrafını çitle çevirme. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd. 2. sığınılan yer. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma.* Arapça #Hşm (utanma. . hicap). kapatma. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi. ciddi ve tehlikeli idi).

a.] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu. Türkçe sözcük 13. xiii] yasal eş. ~ Ar %awf [#^wf msd. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. topladı. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa.] çizimci" hat [Or. Beiträge 1910. MÖ 3. Uy viii] xatun/katun kraliçe. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü. havale [Aş xiv] yöneltme.] etraf. yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz. zevce . [passim.] içeren < Ar Hawâ . havas seçkinler.] olaylar. transfer. elçi. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a.] özel olanlar. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı.] akılda kalan şey. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır. f. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im.Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral. hav1 havlu havı. -ni Sogdca dişil ekidir.a.] aktarma.

] imgelem. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş. varlık. tuttu. a. birlikte olma. içtima < İbr #%br bir * Karş. 2. İng caviar (a.] utanma. kaygı. Aram %ibru (aşiret). Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. tatmak) + Fa yâr seven. DK xi] ilgi. zihinsel görüntü. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd.] 1.). ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. mide " [MŞ xiv] hevic . gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . dost * Kökeni çok tartışılmıştır. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir. cehennem < Ar hawâ düştü. hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a.] cemaat. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever. bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd. cemiyet). Akad %uburu (cemaat. 2. İt caviale.] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem. dilek. dipsiz kuyu. testis. ~ Fa %âya i yumurta. havsala husul havuç hawic a. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd.a. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak. Karş. [Men xvii] hevc vulg.a. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi. mülk. sahip oldu hay ünl [Kut. havuz.

[LO xix] ayld/hayit . fantom " hayal hayat1 [Aş. çit < Ar HâTa [msd. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. 2. korudu.] 1. [İAr 193+] habeden bedavadan. ~ Mac hajdúk [çoğ. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men. Yus xiv] canlı olma. [ xviii] eşkiya. Bul haidut (eşkiya. başıbozuk). Rom haiduc. dervişlerin giydiği kolsuz yelek.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin. savundu. hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . parasız (argo). hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü. dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. %w^âh. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. en iyi. avlu < Ar Halt çevre duvarı.] * "Yaşam süresi.] < Mac hajdú başıbozuk piyade. hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ. akıncı * Karş. yaşama < Ar Hayya canlı idi. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). Sırp/Arn hajduk. tercih etti hayırhah %wâstan.] duvarlar. vitex agnus-castus. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata.istemek. Peç xvii] Macar piyade askeri. iyilik. alevilerin giydiği kızıl başlık.hayalet hayalet. seçkin. ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi.

] hayır işleri.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd. yurtsuz & Alm heimat yurt. süvari takımı.] pay. Yus.a. 2.] şaşma. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] .bağırmak. ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1.) < Tü hayla. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum.] konum. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz. yaşama. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi. zenginlik. 2. hayvan [Aş. canlı olma. canavar < Ar Hayya yaşadı. eşkiya. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd.] şaşırma.] sindirim hazeran cins kamış. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a. [Aş.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. vatan + Alm -los -siz. her çeşit canlı varlık. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd. umursamaz aldırmak. a. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi.

] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. depo. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. tempoyla manzume okuma.] 1. kasa) 'dan etkilenmiştir. a. hazret [Aş. hazine " hazine [ xiv] [Aş.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut.] 1. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür. gerek Lane.] 1. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine. Yus xiv] mevcudiyet. Anlam gelişmesi için karş. melez. saklama yeri < Ar gazana sakladı. 2. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir.] toz. mezarlık < Ar HaZara [msd. soysuz. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. kasa.] 1. nezd. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. prezans. ~ Ar hadaf [#hdf msd. boşa gitti . hadf] hedefledi. huzur. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. yan.] hazır olan. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması.] a. "kanın yerde kalması". 2. Oysa gerek Tacül Arus. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. 2. f.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa. 2. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. depo. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf.

2. sarsıldı [Yus. İng six. bitme. Alm sechs. ~ HAvr *dekm-tom. boş yer. yürüme = Akad alâku a. a. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk. vakum. tenha idi. a. lider. Fr six.] tükenme. santim1.] hikmet sahibi. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. Gal chwech./ İng hexa. tabip ~ Aram %aklm a. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd. yol armağanı. Fa şaş (altı). a.hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd.] yola çıkmadan kesilen kurban. hektar Lat centum : kantar.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex. ~ HAvr *s(w)eks.a.] izinli olan. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk. Lat suavis (tatlı. DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. Aynı kökten Lat centum (yüz). salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+. hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma. hekt(o)+ (h)ekatón a.a.aramak.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1. hoş). Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. İt sei. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a. a.< HAvr *swâd. a. filozof. bilge.) helal [Kut. santi+.tatlı. ~ Fr héxa. helezon şeklinde olmak . komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. tahakküm < EYun (h)egemön önder. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme. a. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o).] titreme. tenha bir yere çekildi. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. uğurluk. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi. boşluk. keyif~ HAvr *swâd-onâ. tenha < Ar %alâ boş idi. hoş * Aynı kökten İng sweet.

a. Ave hvars-. • Aynı kökten Lat söl. Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda). aynı * Aynı kökten EYun (h)omós. hem [Kut. & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a. beraber.kan ~ HAvr *sai-mn. an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem. beraber. Lockyer ve E. beraber. cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. mucit. Ger *sama-./ İng haem(o). Sans sam(a). vakit geçmeden & Fa ham bir. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. t.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J. N. güney).kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek.< HAvr *sai-3 yoğun sıvı.a. İng same. aynı). aynı anda. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). Fr. aynı ~ HAvr *sem-1 bir. Lat simul. beraber. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. t.(bir. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a). şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma. Frankland. İng sun (güneş). beraber. dahi (edat). hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. fil(o)+ . Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman.helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt.kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma. a. İng. simültane. bir. Sans súvar > súrya. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. İng south (güneş yanı. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma. tatlılık = İbr #%lh a.a.bir.

ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş.a. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok. yer. F. kan akıtan & EYun (h)aíma. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark. Hoppe-Seyler. kalabalık. Alm.kanayan. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís.a. hep. t. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. a.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a. kardeş. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem.] ~ Fa hangâma toplantı. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a. süttaş.karaciğer ~ HAvr *yekwr. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < .a. [DK xiv] hep bütün. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. t. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd. -d. beraber + Fa zamîn taban.kan + EYun rhâge püskürme. t. & EYun (h)aíma. pek. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma.a. düzlem " hem. < Alm haematoglobulin # H. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1.a. 2. yuvar " hem(o)+.kan + EYun rheö akmak " hem(o)+. t. ayakdaş. I.kan + Lat globus küre. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey.

sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes. bütün. MantT xiv] harz münasebetsiz.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş. Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir.her haurva. . & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara.a. kimse (= Ave kas. a. < öz Heinrich R. yoldaş. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. a. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen".) [Yus. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a.a. Yun. olarak görme ) . Yus. a. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a. herkes kas birisi. [Aş. Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir. a. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. zona hastalığı. Aş. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse. bir yerde durmayan. < öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş. DK xiv] arkadaş. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen). batıl / İng hermetic a. saydı (= Aram #%şb sayma.] sanatkâr. DK xiv] ~ Fa har tüm.a.a. a.a. t.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı. beyhude..

tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel. biçim.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu. organizma. Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray. suret. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. âwîz. ağaç. fantezi. 2.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+.] telaş. ayrı. yol torbası. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. dogma heterojen heter(o)+. delilik. kurul. parçalardan oluşmuş bütün. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka. 2.] 1. görünüş./ İng heter(o).asılı olma.başka. heyula [Mercimek. 2. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd. materia . dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd.] heybe çanta. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti.] 1. hammadde. f. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka. tahta. farklı. yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı. salkım < Fa âwl%tan. ayrı + EYun dóksa görüş. mezhep " heter(o)+. doktrin. abide. cinnet. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. ~ Ar hawas [#hws msd. kompozisyon. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka.heter(o)+ ~ Fr hétér(o).

metil hezarfen bin + Ar fann beceri. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. hüner. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. ayrılma.] yol gösterme. göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. satir. hicri. cabdu-l-wahhab). f.] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma.EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula. [Men xvii] utanma.] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma. muhaceret. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. hiç bir [Aş xiv] perde. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd. kılavuz olma. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat). terketti. sc.] ihsan. tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. küstahlık.a. bağış. muhacir. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a. ~ Lat hybrida a.a.] perde. cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. alay. Vehip (wahıb).] yergi. hediye < Ar wahaba bahşetti. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir. kılavuz oldu . utangaçlık . gizledi. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd. kadın örtüsü. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. hicran.Ar Hicâb [#Hcb msd.] göçme. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd.

Lat unda (deniz. Hit watar. klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr . water (su). dalga). Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1. öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd.E Yun (h)ydör. kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y. Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. su kaynağı. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu".a. Rus voda (su). Fr. a. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1. hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2. ^ 1787 Lavoisier. kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1. 2. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1.hiddet keskinlik. +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a. < HAvr *wed-1 sulu. hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1. bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri. (h)ydr. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) .a. padişah. ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak).] ~ Fa xidew hükümdar.su ~ HAvr *ud-ör.

] 1.] anlatı < Ar Hakâ anlattı. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a. değiştirme). hikâye etti.] bilgi. a. yaratılış.] yeni ay. a. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. DK. yaradılış. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. hikâye [Aş. sakınma. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz. bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o). Yus. İbr/Aram #%lp (değişme. bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır.) hılat [Kut. < İbr/Aram #%km bilme. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd. hırka " hal3 hile [Kut. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ. = İbr %ikmah a. Yus xiv] #hll ışıma. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. 2.nem.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma.< HAvr *wegw. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. akılda tutma < Ar HafaZa korudu.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü.] görüntü.] halifelik < hilal [Aş. parlama = Akad ellu a. .a. saklama. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir. Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş.] koruma.] zıtlık.

) biçimleri Latinceden alınmıştır. geniz temizleme. 2.hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır.a. yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. Hint [Yus.dikiş < HAvr *syü.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a. ~ HAvr *syu-men. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16.a. haydut. hindiba yenen bir bitki. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz . Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli.] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. EYun éntybon (a. İng/Fr endive. Hindistan'a ait ~ EFa hind. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. arka + Alm land ülke. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an.a. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus. Alm endivien (a. Pencap ~ Sans sindhu nehir. talancı. düşman. OFa hen (1. ~ ? * Karş.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut.] ilgi. şeytan). zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma.

üst. Yun. Sans upa. çipura. yüksek. beslemek. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub.a.alçak. bol-atmak " hiper+. alt. hipopotam. +metre.a. opt-göz " hiper+. ~ Fr/İng hipp(o). derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . aşağı. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat). ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı.+ EYun trefö. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak. optik hipertansiyon " hiper+. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. hipodrom.yetişmek. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. & EYun (h)yper.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo. trof. İng up. +metre.a. atrofi hipnotize hipodermik 1. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak. yetiştirmek. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. yüksek + EYun bâllö. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo. yy Perge’li Apollonios. Fr sous.a. -ive aşırı aktif" hiper+.a. alttan). aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a. tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır.(alt.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?. az. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. opt-göz " hiper+. ^MÖ 2. büyütmek " hiper+. optik hipertansiyon " hiper+.

germek " hip(o)+1. alt + EYun tithemi. a. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı. the. the. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı.koymak " hip(o)+1. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı. zemin & EYun (h)ypo aşağı. alt + EYun teinö. hypothet.a. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. şişme " hip(o)+1. hypothet. alt + EYun teinö.germek " hip(o)+1. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". a.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. alt + EYun tithemi. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir.koymak " hip(o)+1.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. ton. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse. ton. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. tehdit ve kavga sesi.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". ıvır zıvır %wurda yenmiş şey. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda. zemin & EYun (h)ypo aşağı. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı.a. kırıntı-döküntü " hurda1 . semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. alt + EYun fysis kabartı. yemek artığı.

yağla kutsanmış) karşılığıdır. uğurlu . Men xv] pırıldamak.a. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan.] 1.< HAvr *ghrei. TTü xırh (hayırlı. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut.a. 2. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. Bak. KıpGul. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı. %ınldı gırtlak sesi. (= Ave aeşma.) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır.xv).] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. hırt his/hissHassa duydu.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş. hırıl gürültü onom " hır [DK. DK. ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle. Gül xiv] xıSm yakın kimse.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi. Yus.a.] etrafı çevrili yer. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan. DK xiv] %n*suz * Karş. mesih. rakip. hışım/hışma.] pay < Ar . akraba ~? Ar %aSm hasım. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd. köpek sesi. uğursuz" [Yus.

a.HAvr *si-stâ.durmak . KT xix] xız hamle. kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd. kıvamlı. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd. hamle < Fa %âstan. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o).< HAvr *stâ. övme. sıçramak .] sonuç.kesip çıkarmak " hister(o)+. ^. mukavim < EYun (h)istemi. aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd.doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran. aziz + EYun ar%ö baş olmak. " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO. parlak başarı. 2.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero./ İng hyster(o). +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı.] nutuk. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık.a. a. dini mertebeler. stâ.hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o). hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a. sürat .a. cucumis sativus ~ Fr hiér(o). vurma.] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1. evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. yönetmek " hiyer(o)+. ektom. şiddet. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. alacalı yapma. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1. hücum. renklendirme.a.kalkmak. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal. ruhban sınıfı. emir-komuta zinciri. tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+. hücum. hiddet.Fa xîz sıçrama. venter (karın). 2.kutsal. aileye damat olma = Akad %atânu damat.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim). vuruş. birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. 2. medhetme ) hıyanet etme. sükse. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö. ek+./ İng hier(o).] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma.

(kendi). yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd. hobi at.görmek)" hodbehod. be+ * Karş. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd. ulu ve saygıdeğer kimse. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz. hızmet [Aş. bölük. ağa. hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. yy'da egemen olmuştur.) hizmet Xidmet vulg. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören. ^z. evin büyüğü.] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi. Sogd %\vet. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus.a. hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva. a. Env xiv] %idmet. [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. taşralı. a.kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür.kendi) < HAvr *s(w)e. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan.] parti. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . Sans svá. kaba. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. EFa huva. bre ~? [LO xix] köylü. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak. " solo.* "Sürat" anlamı 20. bin. [DK xv] xi8metkâr .] kulluk < Ar %adama hizmet etti. koca. mal sahibi * Karş.

+baz [Men xvii] hokka ile oynayan. a.a. eksiksiz. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma. homin. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. fizikçi" hol(o)+. ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o).< HAvr *sem-1 bir. sağlam. beraber. tepe ~ Nor holmr a. Afr. beraber. tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve. ~ HAvr *sol.tam. bütün).insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som.* Aynı kökten İng hook. salüs (sağlık). aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o). HAvr *sols.bir. hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor. İsv. mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan.tüm. Macar-İng. oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân. Alm haken (çengel). salon.varyant biçiminden Lat salvus (sağ). akraba " hom(o)+. bütün ~ EYun (h)ólos a. G. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts. kusursuz * Aynı kökten Lat solidus. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir. +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng . jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng. bütün. devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. İng/Alm all (tüm. kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada.

İng.] [Aş. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. Tü öri/örki (yüksek . oyun. dalga < Tü ör-1 yükselmek.homolog [ML xx/c] . koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. çıkmak. tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak. örüş (yükselme). horul onom [AMithat 1875] şımarık. [DK xv] şorlamak aşağılamak. onom [LO ] %or bol akan su sesi. Yus xiv] %or hakir. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir. belirmek * Karş. [Men ] ~ Fa %wur hakir.a. 3. " hom(o)+. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu). "Psychopathia Sexualis"in İng. gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod. . çevirisinde & EYun (h)omós aynı. dans alanı.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto.a. seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan. 2. avlu. # 1892 Krafft-Ebing.viii+ Uy). a. oyun yeri. dağ doruğu. +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. xorös] dans. aşağı. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak.a. sefil ~ OFa xwâr a. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling.

hoşuna gitmek ) hoşaf su. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu. çağırmak. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. konuk ağırlayan ~ Lat hospes. Yus xiv] %şnüta a.yabancı.bağırmak. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun. seyretmek " +skop horoz %raos. güzel. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç. hospit. horul onom [LO ] horla. yaban domuzu dişi.uyurken boğazdan kalın ses etmek. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı."konuk-sahibi" < HAvr *ghos. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor. devre. Aş xi] (= Ave xşmı. merhem hoşnut [Aş. 2.horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman. krema (~ Ar malham a. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun. ~ OFa xrös a. şerbet" hoş.hoşnut olmak. data .a.) + EYun skopeö gözetlemek. gaga. çağ (~ HAvr *yer. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a.a.a. a. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut. özellikle hayvan burnu. < Ave %şnâvaya.)" hoş.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot.

Ar Hucrat [#Hcr msd. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. Güçlendirme. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür. "2. Karş. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. karar. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır.] öz. " hodbehod * Karş. devlet sahibi" hüküm. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. Hwar xwadew (hükümdar).] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. a. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) .] yönetim. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd.] oda < Ar Hacara kapattı. hıdiv. hükmetti. kanun < Ar Hakama yargıladı. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ. bilme. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır. Ave hvadata (tanrı). [DK xv] %oryâd köylü. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. taşra. emir. sürmek < Fa raftan. özet. hatun. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. "3.gitmek ) " hüküm. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş.götürmek. kodaman.hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] . sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı. hükümdar. kurtuldu. saldırdı hüda %wadây/%w^atây a. Sogd %\vataw. hükümdar sahip olan. Bak. raw. rân. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir. egemenlik < Ar Hakama yargıladı. [İdr xiv] . .] yargı.] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. hekim.

yetişme. durma. özellikle neşeli ruh hali."toprağa ait".< HAvr *dhghem. hülya [Men xvii] malihulya . şair < Lat humanus insani < Lat homo.kutlu. varma. 2. & EYun mélas.a. kondu.a. sıvı. kara sevda. mizah ~ Lat (h)umor 1.a.a. 2.a. -n. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya.HAvr *(dh)ghom-o. dürüstlük. İt. sıcak oldu (= Aram #xmm a.a. 2. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut.er. Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a. insancıl ~ İt umanista a.kara + EYun %ole safra " melan(o)+.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a. çömlek (= Ave %umba. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533). genel anlamda ateş.a. nem. espri.) humor [ xx/a] hümur. a. 2. hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı.] 1. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . 2. özellikle cennette giyilecek bir giysi. 2. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. giysi. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. durdu. marifet.) + EFa hnar. temizlik. = Akad ememu a.a. ruh hali. ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi.] 1. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut. baht. mübarek. adil. 2. erdem ~ EFa hünara. konma.] 1. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak .hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd. homin.

f. Aş.a. masal ~ Fa %wurda yenmiş şey. salınmış. serbest. Karş. sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. Ar Hawar (akçaağaç). abuk sabuk konuştu hurda1 artık. salınma. Hawwarat (kireç taşı. tebeşir). kırıntı + Fa %âş yonga. kırıntı ~ OFa xwurdag a. har1. zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. akıtmak ~ HAvr *gheu. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı.huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd.OFa %örmag a.] boş inanç. yüksek makam " hüda * Karş.a.a.] hürmet [Kut. a. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan". ~ Fa xurmâ yemiş. Aş xi] kutsallık. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme.] hermafrodit. hile < Ar %adaca sakladı. yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir. Türkçe sözcüğün 15. dokunulmazlık. ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a . çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. [ xiv] a. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş. maHar (sedef). hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma. ibriğin ağız kısmı. hurafe < Ar %arafa bunadı. hurma . huni < EYun %eö dökmek. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma. Fa xunkar ^^ dökücü). saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun. a.

Alıntı yönü açık değildir. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd. ayırıcı özellik. hutbe [DKxiv] söylev. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu. ayrıcalık.] kayıp. Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt .hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı). özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd. Moğ kusu (a. özel durum < Ar %aSSa ayırdı. özel şey.] ayrı olma.] düşmanlık. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan. hasar.] çıkış. kabul hüsnüniyet hüsn. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd. çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. üredi. zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn. yy ikinci yarısında türemiştir. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd.] formel konuşma.a.). ayırdetti. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir.] olma.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd. üreme. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti.] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş . huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd.] tevazu. karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20. oluşma.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd. oluştu. betula * Karş.

a. huy. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı. 2.] kimlik.] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd. üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd. 2. asayiş < Ar HaDara 1.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a. rahat. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd. nelik.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. huzme Hazama [msd. mevcudiyet. hazır bulundu. tıngırtı . şimdi ve burada olma. gümbürtü. hazır olma. nitelik ~ Fa xüy/xöy adet.] 1. bir yerde bulundu.

c^abdu-llah (Allahın kulu). Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı.] kullar < Ar cabd kul. ibadullah.iade iane avane iaşe temin etme. [Bahş xv] ibik a. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu. ibadet etti. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. ifade. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet.] yardım. [ xx/b] sevimli budala. tapma < Ar cabada hizmet etti. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade. yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme. ibibik. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle). açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd.a.] yaşatma.] 1. söyleyiş. [TS xv. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd. .] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama. 2. mabet. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd.] kulluk.a. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd.

] iğne.akıtmak. var etme.a. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran". özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd. iblis [Aş.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd. ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez.bükmek. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. örnek.a. Karş. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd. ders. borcunu ibret [Kut. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd.] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir. zenne.] aklama. Tü [Uyviii+]iç-a. dökmek " ab. Karş. a.] yaratma.] öğüt.] ulaştırma. tac^abîr (rüya yorumlama).] gerek. ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd. rez. < Ave *reş.a.] cevap verme. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir. .] kiralama. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. c^ibarat (ifade. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd. ~ Ave *upa-reşma a. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. zorunluluk. açıklama). özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. erdirme.ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd.

İng.] cereyan ettirme. İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir.içinde olmak. tabi olmak. Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd. < Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç. ~ Ar icra' [#cry IV msd.] bir araya toplama. dışından dolaşma. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir.] geçit verme.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere. geçmesi için yol verme.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger.] bütünleme.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd. çevirmen. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama.] " içtinap geçme.a. [ 194+] içer-içine almak. ~ Ar icmal [#cml IV msd.] < Ar ictimâc [#cmc nsb. .

~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir.a.] dava etme. Lat vîdere (görmek). görüntü + EYun grámma. kavram. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir. çevirme. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü). bir şeyin zihinsel modeline uygun. minyatür resim < EYun eîdos şekil. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç. a.idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. düşünsel. düşünür 2.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd.] döndürme. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy. t. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. siyasi inançlar sistemi (xix)" ide. düşünce ~ Lat idea a. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil.a.< HAvr *s(w)e. sembol & EYun eîdos şekil. düşüncede varolan 2. düşünce" anlamını kazanmıştır.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. sayılı günler.] tablocuk. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1. . Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). belirli bir süre. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. 2.yazı " ide. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil. kavram. Fr. yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed. avam. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. biçim < EYun eidö. id.

rahata erme. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd.a. düzelme.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd.a. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd. abartma < Ar faraTa öncü idi.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. (özellikle mahkemede) tanıklık. en dibine inme. erme. yararlılık.] salgı.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd. anlama. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd.] 1. salgılama < Ar faraza a.] a. < Ar darak ulaşım.] utangaçlık. 2. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ. kavrama. bir şeyin en dip noktası. kabarmak * Karş.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd. ayrıştırma. 2. metelik ~ Lat follis 1. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi.] açığa vurma " faş . erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. kurtulma < Ar falâH refah.] ulaşma.] 1. huzur. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma. ifrağ ifrat [ xiv] azma. [Men xvii] egzersiz.] makul olan sınırı aşma. 2. beyan.] iyi duruma gelme. kese. çaba. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı. varma. ayırma.idman [TS* xv] gayret. torba. fayda. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık. ifrazat [IVmsd. pul.

yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a. a.] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür. Moğ cigir-/cigsi. ehli hayvan veya hizmetçi. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd.(a. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd.a. iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh.< HAvr *gnö. ġayy] kandı.a. baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü . firyat] uydurdu. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş. ~ HAvr *ne-gnö-rö.hayvan veya köle beslemek. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd.a.] oruç açma. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme. gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd. kötü yola girdi. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd.] övünme.] kandırma.). * Orta Amerika yerli dillerinden.yakalamak. [Oğ xi] hadım < Tü éğit.

] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd.ihale birine devretme. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd. 2.] kendi haline bırakma. karşılıksız hediye verme. dar uzun bayrak. Yeni Yunanca kelime.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd. kurtuluş. hacca ilişkin yasaklara uyma. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd. alev. kurtarma.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd.] hak kılma. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd.] meydana getirme.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç. Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18. flama " flama * Karş. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd. samimiyet. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç.] güzellik yapma. yy'dan önce rastlanmamıştır. hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd. EYun filúra (ıhlamur).] 1. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1.] 1. .] doğru yola gelme. ihlas 2.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd. 2. yasaklama.] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd.] haber verme. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu.] havale etme.

] < Ar Haşam maiyet. özellik kazanma. piyasada tekelleşme. seçme. yerine geçti" halef ihtilal fesat.] kapsama.] karışıklık.] 1. hizmetçiler " haşmet * Karş. tolere etme.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd. zıtlık. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd. Gül xiv] seçme. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. 2. olasılık olarak tanıma.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd.] tahammül etme.] istifçilik yapma. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd.] 1. uyumsuzluk. ihtisas olma. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi. Ar iHtişam (utangaç olma. hicap duyma).] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd.] seçme " ihtiyar1 .] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd.] önemseme. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd. taşıma. tercih etme. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd. DK. seçme yeteneği. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. 2.] icat etme. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş.

] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. t. yaqaZ] uyanık idi. uyarma. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. konma.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ. coğrafi bölge ~ EYun klíma. a. kondurma. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19.] 1. 2. eğim.] uyandırma.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut. [KT xix] koyma. iskân etme.] huzura getirme. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a. a.1. oturma. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. yy'da ayrışmıştır. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd. ortaya koyma . ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd. güneş . iklim [Kut.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd. 2. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci. ayağa kaldırma. dikme. konaklama " kamet [ xix] konma.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku. kurma. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd.

kendine maletme < Ar qabasa [msd.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd.Ar ikrah [#krh IV msd. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd. zorla yaptırma.] kesip ayırma.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak).ışınlarının eğimi. . tiksinme .< HAvr *weik-3 benzemek.] kararlaştırma. karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu.] tasarruf etme. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. benzer olmak ikona EYun eikön resim.] bütünleme. damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd. ikram [Yus xiv] gösterme. 2. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma. gösterge ~ EYun eikön resim. iğrenme. konfirme etme < Ar qarra durdu.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak.] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd. nefret etme. tasvir ~ HAvr *weik-on. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma. görüntü. tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1.] ödünç alma. süzmek ikta verme. yerleşti. benimseme. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd.] kani kılma. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak. onurlandırma. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd.

kavga etmek . beddua etmek ilişmek.kınamak. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1. ileri " +ri . ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor.] yükseltme. ilişmek. ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!.] duyurma. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. ileriye < Tü il ön. el3. vilayet ~Tüil[viii+Uy. xiv TS] ülke. [CepK 1935] bir idari birim. [Uy viii+] bile/birle ile. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen.] ilaç.] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd. [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. değmek. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd. Aş xi] ~ Ar ilâ . takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak.] zorunlu olma. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. Karş. 2. ayıplamak. * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. beraber (bağlaç).a. çıkışmak. [Men xvii] makamla okunan dini şiir .] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd. bile (zarf).iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük. artırma.. yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir. yaklaşmak.xiv Kıp). memleket.(1. Tü iletiş.

doludizgin atlılarca yapılan saldırı.varmak. yutma. tamarisk ilginç ilgi. ekleme ilham [Yus. ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. esin < Ar lahima [msd. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç.] katma. yaklaşmak.] bilgi. sevketmek. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır. 2.seçilmek. ulama. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik. vardırmak < Tü il. yiyip bitirme.(1. [Uy. özellikle teorik bilgi. ılgın yılğun ılgın ağacı. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd.] 1. bilim < Ar calama bildi. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik. müfreze Moğ ılgara. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı. DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. tüketti. ilişmek. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. bitişmek.bitişmek.] boş ve geçersiz kılma. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. tutunmak " ilim/ilm[Kut. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. a. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş.ılımak. bağlı olma. lahm] yuttu.göndermek. ısınmak < Tü ılığ ılık. DK xiii] ılgar akın.xiv Kıp). tutamak < Tü il-ilişmek. 2. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . kavga etmek . çapul. sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a. [ xi] bağ. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. Tü iletiş. anladı. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd.

dokunmak.ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı. temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. xi] 1.ekiyle. ileri" YT [CepK 1935] unsur.[viii+ Uy. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa. bitişmek. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. -man ekinin işlevi açık değildir. asılmak. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç.] kusur. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2.. saldırmak. takılmak. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ.a. temas eden [Orviii] ilki a. takılmak. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme". münasebet. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim. haber . düğüm < Tü il. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. takılmak " iliş< Tü il.ilişmek.ilişmek. temas [CepK 1935] müteallik. güncel durum " ilim. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka. 2.

lumin. kayırma.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. yapışma.kopya. imagin.] dikkat ve ilgi gösterme. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd.] katılma. elledi iltizam benimseme.a.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen. 2. dilekçe < Ar lamasa [msd. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak.alay etmek. lams] dokundu.ışık " in+1. a. görüntü ~ Lat imago. eğildi.] işaretle anlatma. ilgilenme. damga * 16.+ Lat lustrare aydınlatmak. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1.< HAvr *aim. gerektirme. 2. işaret. illus. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma. mülkiyet işareti. oyun oynamak. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel .] yanma. başvuru. lusoynamak ~ HAvr *loid-o. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd.] işletme.+ Lat ludere. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. aldatmak & Lat in. işe koşma. zorunlu olma.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd. suret.] 1. ışıtmak. ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere. ~ HAvr *sim. aydınlatmak.< HAvr *leid. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd.

büyük yapı.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd. namazda öncülük eden < Ar amma [msd.< HAvr *aim. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi.] canlandırma.] el uzatma. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd. amm] gitti. bıngıldak. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer. önderlik.] 1. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup. şenlendirme.] bayındırlık eseri. imame imame [ xiv] sarık. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd.imam [Aş. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. [ xx/b] imik/ümük gırtlak. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak. öncelik.+ İt battere " in+1. mamur ve bayındır kılma. remiz.kopya. 2. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme. çırpınmak & Lat in. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto. imamlık. önder. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. vardı. batarya imbik ağızlı kadeh. suret" imaj . EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam. önden gitti Ar #'mm1 (ümm.

İng emperor. komuta etmek & Lat in. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2. [DK xiv] imren-özenmek.] doğru yazım ~ Aram msle 1. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. potansiyel. çok < Tü amra-/emre. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir. Karş.Lat imperator ordu kumandanı. tutum.] imsak tutma. Fr empereur. güzel bir şeyi reddetme.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı . mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17. 2. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak. serdar. Karş. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. [ 199+] cursor < Tü imle. İt imperatore.sevmek. yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi. imece " in+2. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] . çariçe. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. oruç tutma < Ar masaka [msd. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. tanrıça.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd.+ Lat parare tedarik etmek.] tutma. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in.değil + Lat münus kamu hizmeti. dolu.] güç.

• Aynı kökten EYun en-. impérial > emperyal. xix LO] güvenilen * Türkçede 19. Ör: empire > ampir.biçimi görülür. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç. oyuk. mutemet < Tü *ına.] bitirme. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir. içeri). Fr entre. Lat inter/intra. Belki Ar icmân etkisiyle.a. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse.aşağı doğru hareket etmek. içeride. Lat intrare (içeri girmek). iniş.olarak yazılırken. Karş. 2. imza etme " ~ Lat in içte olma.güvenmek. in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek . in-rationalis > irrationalis. içeri. in2 2. sığınmak.a. [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. Tü inan. [Kıp xiv] güvenme.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy. iç. içe yönelme * Fransızcaya 16. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse. mutemet." inan- * Tü *ına. İng in. +inç . yydan önce geçmiş örneklerde en-/em. çukur. in1 Tü Tü [ viii] in. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik.şeklinde alınmıştır. içeri girme.] nimet sunma. énteron (iç .olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı. güven) inanç Tü [Uy. düşmek. in[mek én-/*yin. doğruluk. içeri). itimat < Tü ınan.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür. EYun entós. Alm unter (bir şeyin içi.HAvr *n. Bunlar Türkçede an-/am. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. hakikat.isim).güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. sarkmak. Alm in/ein (iç. iki şeyin arası). itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. Fa andar/dar (iç.imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd. azalmak.

Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. özellikle hayvan bacağı). keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı.inat [Neş.] iyiliğini düşünme. Yini > yincik bağlantısı. 2. daralma. incin[mek <Tü kırılmak. yufka in. dikkat ve ihtimam etme. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. 2. paça. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. a.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. hastaya bakma < Ar cana 1. cevap verme. sübjektif görüş " ind inayet [Kut. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. iyi haberci.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme. azalış. inceltmek.a. -e göre. İng evangel. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. taraf. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince. ETü yini (uzuv. incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1. . inci [Or viii] yinçü a. [msd. [msd. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. c^any] kasdetti.] inat etme.azalmak. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd. zayıf. a. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. küçülmek. 2. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. delik. Ar tedkik (1. genleşme < Ar basaTa yaydı. konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. azalmak " in< Tü *yinç iniş. anlam ifade etti.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1.inmek. gücenmek incir . Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. [Aş. oyuk.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. nezd. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd. küçük düşürülmek . [DK xiv] incin< Tü yinçe. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. müjdeci. 2.

indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a.] saplama. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere.] ayrılma. 2.bölmek " in+2. 2.] birinin görüşüne göre. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey. atom.a. divis. ~ EYun indikós a. fırlama.a.] püskürme. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd. birey. sokma. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon. .] yalnızlaşma. < Indos Hint ~ EFa hinda.a.] 1. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge. İng individual (1.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge. indi sübjektif. ~ Lat individuus bölünmez olan. individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a. fesh olunma " fesih infisal bölünme. a. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd. (EYun páthos karşılığı). çivit ~ Lat indicus a. keyfi" ind indifa şiddetle taşma. döviz * Karş.ekinin işlevi açık değildir.a. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme.] patlama. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. bireysel). felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır.

hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma. önayak olmak ~ Lat initiare a. yad ) inkılap tersine dönme. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in.] ~ Fr initiative girişim. 2.] yalanlama.] açılma. başlatılmış. tükenme < Ar qaraDa [msd.aşağı ~ Fr/İng infra. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd.] aşınma. iyon inkâr [Aş.] çıkarma.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. ~ Ar inhidam [#hdm VII msd. < Lat novus yeni < HAvr *newo. yadsıma < Ar nakira [msd. 2. kenarından kırptı. 5.a.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd.infra+/enfraHAvr *ndher. it. neo+ inşa çıkarma. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd.gitmek. paslandı. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd. ortaya . inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. yaratma. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd. a.] altüst olma.a. tanımadı (= Akad nakru yabancı. nakr/nukür] bilmedi. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı. yol almak " in+1.] sonuca vardırma.alt. " in+1. öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1.+ Lat novare a.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd. qarD] 1.a. kemirdi. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak.

evcilleşme) = İbr #'nş.] ılımlılık.a. istesin + Ar allâh " şey. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd. Akad eneşu (güçsüz olma. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. internet < İng intercomputer network " inter+. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma. Lat intrare. énteron (iç organlar.] sürüklenme. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki.a.+ Lat secari kesmek. Aynı kökten Fa andar/dar (iç).iç < HAvr *en. Aram #nş. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir.a. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd.] akışkanlık. halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir. çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık.a. inşallah [Aş.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş. iz edinme. EYun entos (iç).] uyanık olma . kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi. " in+1 * Fr entre (a.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir. a. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd. bağırsak).] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. Fr entrer (içeri girmek). [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd. segman. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd. = İbr 'enüş a.) biçimini alır. = Akad nişu halk.

boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü.a.] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd. bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma.] seçme. indirme. [ xix] yayımlanma . naqam] öç aldı.Ar intişâr [#nşr VIII msd. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd.] köşeye çekilme. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd. seçim < Ar na%aba [msd. yayılma. öç < Ar naqama [msd. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd. ~ Ar inzal [#nzl IV msd.] intizam olma. inzal akıtma.] kendini öldürme < Ar naHara [msd. zaptedilme. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür. başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd. üreme.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd.] örtüşme. 2. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip. düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme. iplik [İMüh.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik . [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik .intibak uyma.] 1. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd. CodC xiii] yipek a.

-t. gelir < Ar warada vardı.] temel.[xi] sallamak.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd. # 1847 Dr.] 1. alt + EYun tithemi. İng. getirme. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant.* -lik ekinin işlevi açık değildir. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. bir konuyu gündeme getirme. öğrendi. özellikle < Tü ér. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi. James Braid. İng.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey.uyku ~ HAvr *sup-no.< HAvr *swep. tabip < EYun (h)ypnos. tanıdı.ekiyle. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi. [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd. rawd] av peşinde dolaştı. 2.a. ortaya atılan şey. kimyacı (1761-1815) < EYun íris. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd. ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa. irid.] bilgi.koymak " hip(o)+1.gökkuşağı" iris . ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük.] isteme.olmak. gelir getirme. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. < Tü ıra-/yıra. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd. the.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd. özellikle pratik bilgi. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd. amele.

Karş.a.] 1. Karş. gözün renkli kısmı. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a. köken.geri + Lat emere. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık.a. ırmak). [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk. 2.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü. süsen bitkisi ~ EYun íris.* Değişken renkli alaşımlarından ötürü. EYun (h)ríza (kök). alaylı anlatım / İng irony a. irid.kavis.almak ~ HAvr *em. Tü [Kaş. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd. * Güney Nijerya yerli dillerinden.değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red. ikiyüzlülük etme. prim .toplanmak. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1. bitkilerde kök. 2. re+.çürümek. gözün renkli kısmı.1. biriktirmek * 20.almak " in+2.+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy. yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. a. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. xiv-xix passim xi] irkil.toplamak. birikmek. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek. ırmak <Tü [Kıp. gökkuşağı. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme. empt. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a. birik-. 2. gökkuşağı renklerinde olan her şey.

] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. duman lekesi . is Tü [ xi] ış is. unredeemed. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd. şiirde vezin birimi. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd. Karş. f. ölme < Ar raHala göçtü. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı.] 1. kullanışlılık.] < Ar racaca geri döndü. 2. ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd.] doğaçlama şiir okuma.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20. itibar. 2.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. ayak. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1. 2. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır.] 1. İng redeem.] miras < Ar wari6a varis idi. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd.] şeref. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. itibar ~ Ar cirD [#crD msd. a.] yüksekte olma. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma. irsaliye irsal [IVmsd. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd.

alamet. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd.] sinyal verme. saptama. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme. = Akad şumu a. göz kırparak onay verme.] akıtma " sel işaret [Kut. gevşetme. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd. [MŞ xiv] issilik sıcaklık.a. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd.yanmak. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir.a.a. Tü çişe. yaşı. hararet < Tü isi. Yışı. kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd.idrar etmek " çiş * ç.) . işten alıkoyma.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir. 2. eda eden " iş.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı.iş isabet Tü [Orviii] ış a.yanmak. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren. Aş xi] nişan.] bir işle uğraştırma.] ad (= < Tü yışı. rahatlatma." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd. böyle verilen sinyal.] sabitleştirme. ishal akışkan kılma. [Uy viii+] isiğ sıcaklık.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir. parlamak. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma. oyalama.] 1. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal. sıtma.biçiminin. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd.] yerini bulma.

a. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi. İng scalpel (cerrah bıçağı).duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a.a.ısınmak. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç. esami. esma. ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. bismillah.a. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a.a. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım. Fr escaume/escarme (ıskarmoz). urtica < Tü ısır. İt scalmo. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş. kart2 .] oturtma. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki. müsemma. elenmiş. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır. isim.a." Tü [ viii] éşid-/éşit. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. [ xi] ısırğan çok ısıran. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış.

işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey. adam.a. ciltçi presi < Fa şikastan. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın.a. ezmek.a.a.kırmak. savmak + EYun aner. t.) sözcüğünden adapte edilmiştir. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş. eziyet etmek ~ OFa şkastan. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir. şikan. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş. kompüter Karş. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko. a. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş. < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. Z. • İ. mide ~ OFa aşkamb a.] karışık ve muğlak şeyler. a. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a. kovmak. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak.a. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a.a.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd. andr.a. oturak skamní tabure.] engel. mumya. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır. anlaşılmazlık. alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic.a. sken. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. iskelet < EYun skellö kurumak. işkence. belirsizlik. & EYun aleksö defetmek. . hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a. bükmek. İng discount (iskonto) < İt discontare.a. kuruyup büzüşmüş şey. [LO. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a. & EYun is%ö durdurmak. ~ EYun skeletón 1. tutmak + EYun (h)aíma.basmak.erkek. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan". + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak. tırmanmak ~ HAvr *skand. müşkilat < Ar şakl2 [msd. 2. merdiven. KT 187+] işkil şüphe.a.

sağaltma. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek.(sulamak. alamet ~? OFa *nişmâr a. spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. saflık.tevdi etmek. [MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü . [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. < OFa oşmürdan. uyum sağlama " sulh islam boyun eğme. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. günahsızlık < Ar caSama koruma. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. a. +ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd.iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a. simge.. su katmak * Karş. şumurdan (saymak). oşmâr. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd.] leke ve günahtan korunmuşluk. Moğ usula. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı.a.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. . özellikle hayvana su vermek) < usu (su). esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret. sanmak. ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. emanet etmek " sipariş * Erm absbar.a. Env xiv] ısmarla.] 1.a. [DK.a. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş.saymak.a.] düzeltme. [Men xvii] zencefil. teslim olma.OFa âbespurdan. 2. âbespâr. sakınma. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı). anlamak. ot ıspanak sebze.(güvenceye almak.

* Aynı kökten İng finch (a. sepetle dolaşan satıcı" anlamında. a. ~ HAvr *(s)ping. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş. EYun skopeo (bakmak. ~ EYun spyris.gözetlemek * Aynı kökten Lat specere. sképtomai (gözden geçirmek. -d.a. ticari eşya çeşidi.a.a.a. . çeşit. spyrida. ~ Ger *spehön gözetleyen. * İşportacı "sepetçi. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. görünüm.a. eczacı ~ İt speziale attar. # 1854. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç. baharatçı < İt spezie baharat. gözlemek).a.a.] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a.a. işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a.a. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. incelemek). gözcü < Ger *spehjan gözetlemek. tür.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir. biçim. 2. Karş. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar.a. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek.). şifalı ot ~ Lat species 1. 3.] bir tür ~ Yun spároi [çoğ. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. seyretmek ~ HAvr *spek.a. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach.

konak).a.durmak ~ HAvr *stâ. idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii]. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır. uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü. < Ar Sarra işret [Aş. < Lat stâre. 2. birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz. Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir. HAvr si-stâ. adım ~ HAvr *stebh. +oid ~? Yun . değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. ayak basmak.a.kökünden > EYun (h)istemi.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak).~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. Lat stare. dikmek). saraf] gözardı etti. ölçüyü kaçırma. stake (sopa). gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı.(durak. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki. durma. eis Ámison > Samsun vb.] azıtma.pekiştirme biçiminden > EYun staurós. İstanbul" eis+. Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. Karş.a.a.israf [Kıp xiv] .a. HAvr stöu. HAvr sts-n(â). trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. durma yeri. EFa/Ave stâya.] a. HAvr stâ-na. eis Nikaían > İznik (iç İznik. baskı aleti < Ger *stap-/*step.a. [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. Ave stüna. İng stick. istasyon [ xix] ~ Fr station 1. kaldırmak). sta-. " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa. = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş. Alm stehen (durmak). yoldaşlık. cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. durak ~ Lat stâtio a.] birliktelik. Lat *staurare (dikmek. stat. özellikle Konstantin kenti. istakoz/ıstakoz astakós a.a.basmak. boşa harcama < Ar sarifa [msd. İng stand (durmak. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen. durum). metruk iğe/iye [viii+ Uy] a. ihmal etti. istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. Lat stâns (duran). taşırma. EYun stöis. stat-.fiil adından > Ave stâna.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak).a. duruş. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi. iç şehir.(durdurmak.(direk). * HAvr *sta.a. nefs-i İznik).

Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır. • İt saurella. başvuru " davet istidat olma. kertenkele.dikmek. davet etme.] çağırma. irade < Tü iste-" iste-. durdurmak < HAvr *stâ. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme.a.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1. istif. istiflemek.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. kazık ~ HAvr *stau-ro. istiap içine alma. Lat lacerta) ile alakalıdır. bir tür dev deniz yaratığı. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. hacim < Ar saba [msd. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk.] başına buyrukluk. Ancak Bulgarca. kural tanımazlık. Romence. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür. tıkmak . sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd.] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi. 2.izlemek. badd] saçtı. takip etmek. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd. eğilim.] su tutma. [Men ] istif ~ İt stiva 1. 2. sorgulama " cevap istida çağrı.] acele etme. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır.) ~ Lat stipare sıkıştırmak. Rusça stavrid/stravrida biçimleri.

] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd.] içini boşaltma.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme. evrilme.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] haber sorma. ~ Ar istihlâk [#hlk X msd. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd.] hayır dileme. ~ Ar istihdam [#xdm X msd. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd. hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.] gına getirmek. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd.] arzulama.] sorma.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd.] pekiştirme.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd.] çaba ile elde . (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd.

saymama. özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu.istihza haza'a [msd. küçümseme. istibdat" anlamında kullanımına 19.] işe koşma.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd. bir şeyi ikiye bölme. yönseme. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd. haz&rsquo] alay etti. ~ Ar istilzam [#lzm X msd. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon. yönelme. yön" anlamı Türkçeye özgüdür. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd.] 1. etimoloji < Ar şaqqa yardı.] alay. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd.] egemen olma. istikbal [Neş xv] ağırlama 1. düzenleme. dümdüz gitme. 2. 2. isyan etme. yy sonlarına dek rastlanır.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd. bir kelimeyi diğerinden türetme. 3. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd. "İsyan. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. yarma. 2. 2. bağını koparma. hiçe sayma. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd.buhar istimal işletme " amel istimbot istim.] 1. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme.] 1.] dimdik durma.] gerek sayma. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd.

mülke el koyma " mülk istimna çekme. dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ. ortak alma < Ar şariqa paylaştı. Fr huître < Lat ostreum (a. soruşturma " nutuk iştira [msd. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd.a. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma. kopya " nüsha istintak konuşturma. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür.a.istimlak edinme.] 1.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a. ağırsama. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd. ~ EYun óstreion a. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd. ağır bulma. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd. .] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd. İng oyster.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd.] danışma.] yazıya dökme. HAvr *ost.] ortak olma. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd.a.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd. 2. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali.) < EYun. birinden rahatsız olma.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd.] küçümseyerek reddetme. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd.] dayanma.] geri isteme.

hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik. eda.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO. dışlama. 2. Köpek sözcüğü 14. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd.] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd.] boyun eğme. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. 2. it[mek Tü [Kaş xi] it.] 1. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd. ita bağışlama. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme.] söndürme < Ar Tafa'a [msd. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd. İtalyan tarzı. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz. ~ Fr italique 1. İtalya'ya ait. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd.a.a.a. işve isyan isyan etti. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd.] ödül verme. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf . a. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd.istismar yararlanma.

itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd. salıverme. sayma. 2. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd. boşama. bırakma. denk gelme.] sözleşmeyle bağlanma. kapsamını genişletme.] 1. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd. azat etme. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd. saygı gösterme. yolunu kesme. önüne çıkma.] 1. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd. bir dine veya mezhebe bağlanma.] güvenme. denk geldi" muvaffak .Ar ittifâq [#wfq VIII msd. şans . ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd.] adet edinme. sayı sayma. 2.] dengeli olma.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd.] uyum sağlama. saygı. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd. denk gelme. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd. uyuşma.] töhmet altında bırakma. saygınlık < Ar cibrat^ öğüt. uzlaşma < Ar wafiqa uydu.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd.] uyma. 2. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut.] telef etme.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd.] 1. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti. Aş xi] 1. uzlaşma. 2.] güzel koku. genelleme. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd. kısmet.

[ xx/b] " abuk sabuk < Tü év. iod. iyi Tü vulg.] birlik. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se .] tanıma. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır.] karşılık. yol almak ~ HAvr *ei. iyon Lat ire : ambiyans.gitmek. koitus. kont. tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. başarı.a. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd.a. ~ Ar ciwaD [#cwD msd. komite. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek). eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. [DK xiv] éyü . [TS xiv. iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum.ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu.] bakmakla yükümlü olunanlar. inisiyatif. [LO xix] abur cubur karma karışık. servet. elde edilen şey. * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için.menekşe .a. [İMüh xiii] éygü . malik. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık. ambülans. primitif. inisiye. [TDK 1944] a. iyi (sıfat).] bağlantılı olma. i.acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. [Men ] eyü < Tü éd varlık. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. bedel. efendi. [Uy viii+] iğe/iye . Fr. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ.[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi. [TS xv] ivedi acele. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac.

berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd. zahmet < Ar zaHama sıktı. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd.] boyun eğme. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd. 2. . iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd. ilinme. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd. eklenme. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. 3. cuzbat] uzak idi.* Menekşe rengi buharından ötürü. mahkûm etmek. banal * Karş. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd.] sıkma.] kır evi. kalabalık etme. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd. İng bandit < İt bandito (haydut. villa < Ar izbe cazaba [msd. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a. sıkıştırdı.eş. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır.] 1. sıkışma. çiftlik. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o). akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi. a.] giderme. forsa.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. eşkiya).] aydınlatma. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+.

iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir.a. ziyan. güç. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+. a. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma.EYun smarís.şaşmak. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+. onur. a. Aş xi] itibar. saygınlık < Ar cazza güçlendi. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti.] kaybolup gitme. ateş yakılan yer. 2. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık. . bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma. a. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd. şaşkın < İt smarrire 1. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1.] izzet [Kut.] kudret. 2. = Akad uznu a. kayıp. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak. kaybetmek.] kulak verme.< HAvr *mers. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd. ada yapmak ~ OLat insulare a. kuruma.a. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. kuşkuya düşmek izmarit2 . DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd. smarid.

~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1.. silahlı birlik. boy " ceket. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1.< HAvr *yâ. kavim ) + Lat arme silah " janti. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens.soy. felis onca # Georges-Louis L. Fr. kıskançlık. ~ Ger *hamma. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup. gent.istemek.a. hırs. Amer.a. Buffon. aşırı gayret ~ HAvr *yes.~ HAvr *kons-mo. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. janjan » " şanjan . M. 2. arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur.jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan. 2.a. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle. pompa imalatçısı. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros.

efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan". * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo. ~ Lat generator doğuran. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif. zemin. 2. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir.< HAvr *gens. üretmek < Lat genus. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto.halka şeklinde bükmek. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a. üretici.tekerlek < HAvr *kemb. ırk " genetik [ xx/a] tarz. doğuş./ İng ge(o). Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır. aşiret. üreten " jenerasyon ~Fr . soylu. 2.yazımı tercih edilmektedir. jeodezi. yavrulamak. asil < Lat gens. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a. geometri. aile ~ HAvr *gnsti. aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak.soy. İng cold. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk. jelatin gelato donmuş. üremek. ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1. doğurma. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya. argo * Nihai kökeni belirsizdir.a. uslup ~ Fr genre tür. kavim.doğurmak " genetik jargon ait özel dil. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a.a.yer. kibar. gent. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz). cool (soğuk). ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o). a.a. genersoy. a. cins ~ Lat genus.soy.janr gener. ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1.

zıplama. genele ait. [ 199+] ~ Fr générique 1. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır. Karş. fışkırtılan şey. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme. ~ HAvr *ysk.a.kılmak.].a. dais. iact.bölmek. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns. fungisit. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere. hoplama.a. fıskiye. 2. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik. gest.a. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak). para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1. < Lat iacere.a. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir. bir tür dans " jikle . jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a. ^ 1944 Raphael Lemkin. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey. insektisit. Amer. 2. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. < HAvr *ye. alelumum.a.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. < Lat gignere. hukukçu & EYun génos soy.a. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. 2. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır. genit. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk.üretmek.

Yakup < İbr #cqb koruma. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka. jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a. jimnastik. EErm knig.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm. koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1. yamak. gözetmek " ciro.< HAvr *gwen.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak. +skop jogging İng to jog ittirmek. [ARasim 1897-99] cimnastik . "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur.a.a.< HAvr *yek. köylü uşak [esk. 2. aniden harekete geçmek ~ *cisculare a.a. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1.]. jelatinli .gözlemek. 2. Sogd kanig (kadın). 2. bir erkek adı.a. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan. söz oyunu ~ HAvr *yok. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö. donmuş şey.]. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi".söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. skop. at uşağı [esk. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. şakacı. İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın). jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik .

daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef.a. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. güneş * Sans deva. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius. günce.HAvr *yewes. ~ EYun iöbelaios a. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük.gün. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. iur. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş.yasa .a.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön. iur. iktidar ) " jüri. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a. diu gün ~ HAvr *dyeu. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba . a. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. töre. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu.(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak.-P. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies.yasa. yemin etmek < Lat ius.

şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir.a. gelenek < İbr qıbbel alma. kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a. / İsp gaban a. müzikli lokanta . [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro. [Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP.şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe. a.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. cucurbita pepo.kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin. iri " kal < Tü *kaP. kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare . yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar.

sıkıntı [#qbD msd. halat). cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. [Men xvii] usit. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. ~ OLat capulum kalın ip. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk. kıyı denizciliği < İsp cabo baş. özel daire.] 1. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi. oda. 2. DK xiv] olanlar. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a.] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd.]. alan.] kavrama. gemi odası ~ İng caban (xiv). soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf. uyan. içi boş şey.] çukur. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden. EYun kúbos (oyun zarı. a.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. kafa " kapital kabristan istân " kabir. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. f. boy.a. kapasite. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik. büro 2.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. ~ Lat caput baş. 2. tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç. özellikle mahrem oda. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür.içini boşaltmak " kof . = İbr %ebel a. olabilir. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a. tür.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf. kovuk. aşiret.a.] cins.] kabul eden. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1.] kabile [Yus. zümre. a. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda. ~ Ar qâbil [#qbl fa. darı kepeği. Ar #kcb (memeleri şişmek. coğrafyada burun ~ OLat *capo a.

DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan. kabul. direnmedi. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. a. peklik çekti * Aynı kökten karş. sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp. benimsedi. qibla (namazda dönülen yön). [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. benimseme < Ar qabila 1.sıkıştırmak. 2. ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . kavradı. müstakbel. kabil2.kabul [Kut. qabıl (tür. sıkma." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç. qibbutz (birlik. [TS xvii] kaçacak yer. kabiliyet. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç. mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. avuç. tutan + Ar mâl" kabz. istikbal. tutukladı. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. tutuş. göğüs kafesi < Moğ qabırğa. kabile. kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. bir araya getirme). konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd. sıktı. yüz yüze geldi. bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa. mukabil.sürtmek. yamaç. değmek.] alma. baskı < Aram #kbş basma. 2. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. mukabele. 2. yanaşmak < Moğ qabır.] eliyle tutma. makbul. mütekabil. İbr #qbS (toplama. bastırma. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme).a. yüzünü döndü. önce). kabil1. misafir etti. kaçış.] 1. kavrama < Ar qabaDa 1. bir araya gelme). cins).20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. makabl. yüzleşti.] elde eden. eliyle sıkıca tuttu. kıble. aldı.

. kadife < Ar qaTafa [msd. kadayıf [Aş. ~ Ar qadam [#qdm msd. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön. kırpıntı.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek. a. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd.] içki tası. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf. cas. ~ EYun katâsti%on sıralama. kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. baklava < Ar qaTlfat [sf. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd. traşladı.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe.] değer. DK xiv] alın yazısı [CodC. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ.a. nicelik. 2. sıra. adım. düşmek. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa.] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. 2.] 1. ölçme.] 1. f. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf.] hav. cetvel. 2. havlı kumaş. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım. dizilmek. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. < Lat cadere. cas.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf.1. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı.düşmek. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı . ilahi kudret.] hav. ölçü " kadir1 [Yus. değer biçme. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır. öncelik. mısra (< EYun stei%ö dizmek. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd.

kadim < Fen qdm ön. kare ~ Lat quadrum a. 2. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder . yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. gücü olma. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1. -ebilme. dörtgen. gücü yetme. . ölçü. idari personel ~ İt quadro 1.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. 2. nicelik. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali.Ar qâdir [#qdr fa. dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. personel çizelgesi. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. çerçeve. tüzel kişilik vb. 3. t. Alm. düşmüş. kahve. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek.dörde bölen. varisi olmayan mülk < Lat cadere. değer. düşük.] kudret sahibi . kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. [CodC xiii] . erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen. a. boy ölçüşme. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. emek " kata+.Fen *qadmön eski. 2.Ar qadır [#qdr sf. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans.] 1. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. 2. quadr.] gücü olan. cas. tanıyan (< Fa şinâ%tan. Karş. önce. kıymet. (Allah) emretme. a. şinâs. çerçeve. 2. 2. kabotaj. kefal.kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer.) ~ Lat caducus 1. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş. tanımak ) " kadir1. dörtlemek < Lat quatuor. kapasite. < İsp cuadro dörtlü. armatür.bilmek.

] beyit. Sans karpüra a. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır. ^F. qafw] peşinden gitti. tanrısız. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane. yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19.] kervan. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. köylü.a.F. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. Tü top (1. kâfuru [Kut. büyük han. Tü? [ [DK. f. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe. Lat paganus (1. kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. Runge. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2. kâfi kafile konvoy kâfir [Yus.a. 2. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa.] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan. [Kut. f. ağır üst giysi . Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a. * Fr camphre. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır. hep).a. [ xiv] ġavr/gâvr . f.Ar kâfir [#kfr fa. Aş xi] kâfir . kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. kafiye kafiye < Ar qafa [msd. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir. Alm.a. imparator * İlk kez 4. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. Zerdüştçü). tüm. 2. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür. [İdr xiv] gevür . yy) rastlanır. • Ayrıca karş.] tümü.] yeten. yuvarlak şey.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa.) ~ Prakrit kappüra a.

alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom. ezdi. 2.a. peygamber = İbr köhen kâhin. gâh ~ Fa kâh/gâh 1.içini boşaltmak. boşalmak. " kahve. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im. kahır/kahr[Aş.. koflaştırmak " kof [Aş. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir.. tadımlık. [LO 1876] kahve altı a. < Tü *kowşa. yenme. koyu şey. çerez. durak. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. rahip < İbr #kwn durma. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. DK xiv] gâh .] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd.] gücü yeten. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası.] 1. yer.a. kağnı Tü [Uy. özsuyu [esk. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek .] gücü yetme. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey. 2.koflaşmak. kez.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır. zorla yaptırma < Ar qahara yendi. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa.]. Fa kâğad/kâğaS (a. a. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir.< Tü *kaP.

pis * Karş. tüm varlıkar.a. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. kâhya yöneticisi. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. kawn] var idi. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. temel.] varolanlar.sıçmak * Karş. pislik. . mevcut idi. kart. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi.ekiyle. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa.] taban. kaka. kaide [DK xiv] esas.* İlk kez 15. Lat caca. oldu (= İbr/Aram #kwn durma. Fa kak. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa.] varolan. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a. 16. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. Yun kaká. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. Erm kak. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. evren < Ar kâ'in [fa. a.] duran. Yus xiv] varolan. qucüd] oturdu kaim [Aş. varlık < Ar kâna [msd. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. f. ilke < Ar qacada [msd. Fr caca (dışkı).vurmak kaka dışkı.

uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat. zarf.a.EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. a. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk.a. gürültü . belki Fenike dilinden alıntıdır. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. kal[e almak qâl [#qwl] söyledi. şık (~ Fr galant a. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a.a.a. ~ YLat cactus a. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. kibar beyefendi & İt galante zarif.a. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi. ^ Linnaeus. İsv. a. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a. kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen. kuş ibiği.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti. sözünü etmek [ viii] kal. a. meyve kabuğu. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. izdiham.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a.a. < Fr galer hoşça vakit geçirmek. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci .

güzel (~ HAvr *kal-wo. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal. mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil.a. Buna karşılık Lat calamus (kamış.kalkmak. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd. ila MS 6.a. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım.a. çoğ. kalem ~ EYun kálamos kamış.] hisar. < Tü kalı. bukağı.a. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy.a. İng. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan. ^ 1817 Brewster. (~ Yun káltsa uzun çorap. sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy.. ide. ispiyon kalem [Kut. kalebent qalcat^ + Fa band bağ.) ~ Akad kalakku a. calc.a. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. kale. müstahkem yer (= OFa *kalak a.a. kalem) Yunancadan alıntıdır. yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle. .a. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk.) MÖ 1. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme).kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a. [İMüh xiii] kaltır. Sans kalama (a.] uzun çorap veya iç don. Kaş viii+] kalıt. döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi. çizme < Lat calx. ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme.a. chaussure (her türlü ayak giysisi). kilit" kale.a.topuk " kalker * Karş. Aş xi] aracı.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı). < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır . uzun çorap.].a. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol.a.

kalfa [Men xvii] vekil. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. pod.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon . hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. fact.yapmak " kalite.a.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir.] birinin yerine geçen. ~ HAvr *âmer. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın. vekil. kesif. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir. yoğun.a. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf. kâr ~ Fa qalam kar 1. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu.kalemkâr kalem işi hapan. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a. a. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır. f. iyi günler & Yun kalós. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp. gizlemek. kale iyi. a.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak.güzel. yazar. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. 2. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta.a. odun + EYun pous. ~ Ar qâlib kalıp.

kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim. getirmek " kalori. [KT xix] batakçı.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik. sahtekâr. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper.1. kireçtaşı ~ OLat calcarium a.a. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök.bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy.) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb . kalleş [Men xvii] içkici. ısıtmak ~ HAvr *kls-e. sarhoş. taş. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık.a. derbeder . Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık. Kaş viii+] kalı. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak. berduş.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. topuk kemiği ~ EYun %âliks a.taşımak.< HAvr *kels-l sıcak. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık). sema). hesap için kullanılan taş < Lat calx. calc. sıçramak. yükselmek. +ber kalp1 a. [AL xx/a] ~ ? * Karş. 2.a. [İMüh xiii] kalğı. ılık kalorifer ferre.] dolandırıcı. yükselmek.. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco. calc-taş " kalker kallavi büyük. külah). yy'da türetilmiştir.şaha kalkmak. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık". korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli.] çakıltaşı.a. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek. lat.a. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi. topuk.Ar qallâş [#qlş im. < Lat calx. [TS xiv.

a. 2.İt cambio her tür değişim. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi..a. kamara [Mmem xvi] gemi odası. calc. kemer.diş.mimaride kemer. [ xi] kamaş. dönme. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi. < İsp galea bir tür tekne . eğer yatağı. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. xv] köreltmek.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek. dönme. döndürme (isim). ~ EYun kamára 1. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a.kalp2 [Aş xiv] kalb 1. [Çağ xv] a. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- .a. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.] a. a. kimyacı < Lat calx. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy.] değişme. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi .taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk. tersine çevirdi. darp eden " kalp2.[viii+ Uy.a. 2.göz veya diş kamaşmak < Tü kama. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd. kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah. [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir. değiştirme.a.a. İng. döndürdü.O Yun galéa a. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında. deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı. ~ HAvr *gembh. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy. calc. tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. tonoz.

kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a.a. kayyum1. durdu. paviyon camerilla [küç. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk. duruş. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1. a.a. kıyam.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer. bükmek ) ~ HAvr *kamp. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç. kaymakam. mukim. takvim Ar/Aram #qym : kayyım. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a. müstakim. 3. kamet. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına. 2. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. kaim.a.[xi] öldüresiye dövmek. kambur (< EYun kâmptö eğmek.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. yönetti. 2. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda". kıvam. ayağa kalktı. Kaş viii+] kamış a. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame.] olgun. direndi. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. 2. mukavim. Yun kálamos > Tü kalamış (a. İsv.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik. makam. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. ant) varyantının etkisi görülür.a.] 1. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. boy gösterme. ikamet. < Tü kam. kayme. istikamet. a. kamet [Yus. dikildi. kutsal rüzgâr. kıymet arzetti. bükük. . namaz için ayakta durma < Ar qâma 1. kıymet. 4. kavim. boy. mukavemet.a.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. karşı koydu. başında durdu.

2. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. savaş alanı. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç. bütün. ordugâh ~ Lat campus a. bütün. garnizon.toplamak. tüm < Moğ qamu. sözlük ~ Ar qâmüs 1. 2. sözlük = EYun ökeanös a. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. okyanus. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır. Nihai kökeni belirsizdir. kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). askeri operasyon. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv]. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv].a. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. açık arazi. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. kamus [Men xvii] okyanus. hep (sıfat). dünyayı çevreleyen engin deniz. kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir.kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. sefer (xvi) ~ Lat campania ova. açık havada kurulan ordugâh. 2. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1.] küçük kamyon" ~ Fr camion . düzlük. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir. savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. biriktirmek.a.

a. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu.doymak.a. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş.hasırsepet. kargı ~ Aram qanyâ a. 2. kandı.a. Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır. (= Akad qanü a. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç.a. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". kanat Tü [Uy viii+] kanat a. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç . " kenevir * Karş. kanma. 2. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1. ark. Kaş viii] kan a.Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik. tuval). görüş < Ar qanica 1. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu. Fr canevasse (kenevir bezi.a. ~ EYun kánnabis a. razı olma.) * EYun kanon (çıta. = İbr qâne a.a.a. su borusu. İng canvas. İng canopy (cibinlik).kan kan[mak Tü Tü [Or. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon. kanara [T S xiv] mezbaha. a. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma. tatmin olmak.a. yetindi. 2. kanı. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde. Uy.a. çuval bezi < İt canava [mod. inanmak ) kanaat [Kut. inandı.a. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. yetinme.]l. kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak. . kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir.

kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık.a.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a. 2. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli. Karş. posaya dönme kanguru Cook. ~ OFa kanîzag a. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur. kanaat.ağaç veya dalı eğmek.a. İng. EYun kyon < HAvr *kwon. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için.] kanan. sekretarya < Lat cancellarius 1.a.a.a. bükmek. sökmek. kapı bekçisi. kançılarya [DüsI.a. kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa. kadınlara sövme sözü . kani olmak < Ar #qnc. yoldaş .. < Lat candere yanmak. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası. < HAvr *gwen.a.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. a. buruşma.) biçimleri Latinceden alıntıdır.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne. ~ Lat candela a. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka. kargı.a.2Z. < Tü kan-" kan- * Karş. Fr chandelle (a.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle.a. çit Lat canna ince çubuk. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil.a. EErm knig (kadın). [TS xv xv] karjğrı.[ xi] kançık dişi köpek.a. " jinekoloji * Lat canis. yetinen. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten.

ur. kilise yasası. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek). uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim.a.a. ur. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1.a. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi.a. İng centaury (a. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. çıta.şarkı söylemek ~ HAvr *kan. 2.a. Karş.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a.a. yasa = EYun kánna kamış. cant. < HAvr *kar. 2. a. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere. ilçe ~ OLat . kargı (= Aram qanyâ a. cant. kanton canton köşe. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla. kural.kano kayık ~ İsp canoa a. yengeç. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir. bir iş için ayrılmış yer. kanser) çevirisidir. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki. 2. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1. kargı. cetvel. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. < Lat canere.sert.). tümör. kanserojen (madde)" kanser. yengeç. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1.gemlemek.a. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe.a. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa. bucak. bucak. 2.

kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı. Akad qabütu (kadeh). kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir.1. araç. kapmak). * Pekiştirici -p. Uy viii] kap-1 tutmak. kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 . Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir. chaot. İbr qab. Kap. tulum. oymak. yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau. < Tü *kaP. cupa (fıçı). kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. tutmak) < HAvr kap. bir hacim ölçeği.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas.ekiyle. yakalamak < Tü *kaP. uçurum.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü).bitişmek. erganun ~ EYun órganon alet. kabartmak " kof * -p eki. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. şişirmek. [ xi] kapğak kapatan şey. içini boşaltmak. Karş. • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir.büyük boşluk. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. boğaz. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. Ar qabb > OYun kábos (torba. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. a. kapa-Karş. kavuşmak " kavra[Or. %aot. kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti. Ar qabcat (meyve kabuğu). 2. Lat capere/captare (yakalamak. kutu). cuppa (kadeh).mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos. İng have < Ger *%aban (almak. Bak. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir. [Kıp xiv] oyuk nesne. Lat capsa (kap. örtü örtmek.(tutmak). kese.

kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1. a. sermaye ~ Lat capitalis a. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç.a.a. kafa. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy. < Lat caput.a. capac. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a. Lat campus alan.] büyük baş < Lat caput. kapalı .a. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek.. 2.baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma.almak. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a.baş ~ HAvr *kaput. kutu). kapsayıcı < Lat capere.a. bölüm başlığı < Lat caput. capit. * Aynı kökten İng head. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla. pey. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş. baş para. capt. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a. Ayrıca karş.a.] sözleşme maddesi. capit. ~ Lat campâna a. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-. başlık. kefal. a. kaplan Tü yakalamak " kap-. < Lat capax. tutmak. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü. başa ilişkin. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir. a. başkent. * Aynı kökten Lat capsa (kap. kapsamak ~ HAvr *kap.içine alabilen. [TS xiii. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek).içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak.a. ~ İbr/Aram csrâbön güvence. hacimli.

otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe. kafa. at arabası örtüsü [esk.yapmak.kaplumbağa kapa-. kapris [ xx/b] capriccio a.a. lahana ~ Lat caput. kâr.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. kaptan < Lat caput. 2. kapsüllü tüfek capsule kapçık. .a. portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r. kazanç < Fa/OFa kardan.) + Lat porta kapı" bijon. kutu. ~ Fr caprice fantezi. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek. külahlı cübbe). kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. koza ~ Lat capsula [küç. eder. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. 2. capit.) ~ HAvr *ksrt. < Lat capsa kap. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto. 2. kucaklamak . kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı.a. üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. edilen şey.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. külah ^ 7. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1. eder.a.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. baş. cübbe. xiv Kıp] kaplamak. eden. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. 1.a.[xi.a. önder. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç. palto. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan.a. capit. capra keçi ~ HAvr *kap-ro.Tü kapsa. asker kaputu. etmek (= Ave kërëta.< HAvr *kwera. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef. Ar qabaVAram qsbay (aba.]. İlk kez 7.] a.a.a. yy Sevilla'lı İsidore. 2. iş. 2. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş. eylem.

] kıta. anakara < Ar qârr [fa. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö. huy. kimlik < EYun %arâssö oymak.bakmak.a. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. . kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd.* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. a.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh.karşı karşıya veya üstüste getirmek. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf.fiili kaydedilmemiştir. nöbetçi. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır. karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç.(a. nöbetçi < Moğ qara. -kar. Men xvii] karakol [TS. k ar [ vi ii ]k ar a.] Tü < Tü yerleşik . kişilik. sabit. 1202). oymak. a. [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a. katmak.< HAvr *gher-4 kazmak. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü. Fa -kar. göçebe olmayan. mühür. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar.geçişlilik ekiyle kat. eklemek *ka. gözlemek * Türkçe *kara. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. tabiat. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik.). 2. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t.a.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ. kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f. hakketmek ~ HAvr *ghersk. arkebüz / Fr carabine a.

syzygium aromaticum. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . 2. çiçek karanfil).sesi dissimilasyon ürünüdür. 1. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. karar kıldı. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. Erm me%ag (1. Alm nelken. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer. 2. sabit olma. makam " karar. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu.] durma. yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. a. baharat. a. konak. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. kaldı.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu . 2. < Moğ qara kara. yerleşti. istikrar. karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. şeker kamışı şurubu. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. Karş.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin. kaynatılmış şekerli su. bilardoda kırmızı top. 2.

Kaş.a.karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. karbonhidrat. römork. kervan. karavaş cariye. di+. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. 2. karbüratör. 2.odun kömürü ~ HAvr *kr. Kıp xiv] Tü karın " karın . kömürleştirici cihaz. silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak . [T S xiv. [ xi] kâdaş/karmdaş . Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. katar. 3. ^ y. 2. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. a. hidr(o)+2 * Karş. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. köle kız [Uy. 1800 Joseph-Louis Preust. kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş .4. EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat. Fr. yakıcı. ~ Port caravela a. yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). carbon. karbondiyoksit. Fr hydrocarbure (karbonhidrat). seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. kabuklu böcek. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. karbonat. saf kömür ~ Lat carbo. a. Lat cremare (yakmak). karpit. kimyacı" karbon. İng hearth (ocak).494 187+] ~Frcarbone bir element. karbon.< HAvr *ker-4 ateş.İng caravan 1.

charge (yük).dört ~ HAvr *kwetwer a.(çatışmak. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet. beddua etmek Tü karu -e karşı.a. "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20. çarpışmak) < k?arğu. kardiyak EYun kardiakós a. Lat quadraginta (kırk). DK xiv] karğı/karğu kamış.* Belki "aynı karından doğma" anlamında. kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır. özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır. çatışma Tü karu -e karşı.a. • İkinci hecedeki ses incelmesi. Hit karts (kalp).(karşılaşmak. arbede. Alm herz. cord-. to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar.a.a. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir. * İng car (araba). bohça etmek.) karşılığıdır. kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir. . eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak.a. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası. Erm sird. Moğ k?arğuça. quadrum (kare). " çehar * Karş.[viii+ Uy] lanetlemek. quartus (dörtte bir).a. dörtlemek < Lat quatuor. kağnı ~ Kelt karros a.a. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir. çatışmak.İng cargo ticari yük. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a. yüzleşmek). quadr. -e doğru * Karş. ~ Fr/İng cardi(o). İng heart.

a. ihtiyar. mantıki birliktelik. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a. bohçalamak.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi. < İt caricare (yelken. [TS xiv] yaşlı kadın.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu.] 1. karın/karnTü [Uyviii+]karına. a. a. hiciv ~ İt caricatura a.a. Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. kargo.Fr caricature abartılı tasvir. akuplman.) sarıp toplamak. f. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. a. yatak vb. 2. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. delil < Ar qarana [msd. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir.a. arşın. Karş. a. eş. < EYun kâris.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. zevce.a. tutulan yol.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa. 3. a. uzunluk ölçüsü. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim . kârid. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. ön kol. kabuk.a. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a. [ xi] karı/karış 1. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. gemi gövdesi ~ HAvr *kar. 2. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek. ceviz kabuğu. = Akad qarnu a. * Aynı kökten Fr carguer. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. 2. eş. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ.a. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh. İsp carregar (karga tulumba etmek). qarn] çift koştu. iki şey arasındaki bağlantı. * Kanada yerli dillerinden. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo .

küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. carn.a.biçiminin.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod. qarnabıT. kare " kare . bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1.] karecik. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir. xv TS] kurcalamak. 2.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma. lütuf. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma. dörtlü. yapışmak. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı.[xiii Kıp. kavra. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. 2.[xiii Kıp] elle tutmak. t-zarafet. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş. Alm. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro.] karecik.a.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası.sevmek karkas kalıntısı. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a. ellemek. ~ Lat quaterni 1. sosyolog ~ EYun %ârisma. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş. sevinç duymak ~ HAvr *gher.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. 2. dörder. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. leş.

düşman (sıfat). t. otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a. yüzleşmek).marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. filozof ve tabip. Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. MÖ iv < EYun karkínos 1. 2. cevap. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir. * MÖ 2. # Theophrastos. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır. at arabası imalathanesi. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. a. a. çatışmak. pafta. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). Yun. binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba . Moğ k?arığu (karşılık. 2.yengeç < HAvr *kar. ur. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı. reaksiyon). karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt.karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1.sert. -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş. harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? .(lanet etmek). a. Lat carina (ceviz kabuğu). karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir.a. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma.a.. yengeç. Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır. kavga. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür.(karşılaşmak. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar. hasım. tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. k?arğu. çatışma (isim) [xi] -e karşı.

içine barut doldurulan mermi kapsülü. tepe.xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. arabacık. Kıs. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. belge. kent = Fen qrt a. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır. 2.kısaltmak. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J. harita " kart2.] kâğıt pusula. peron kartpostal kartı" kart2. 2. mukavva ~ İt cartone [büy. DK xiv] <Tükas-sıkmak. [TDK 1944] kas adale [Kıp. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2. karyola [NKemal1872] 1. 2. H. el arabası. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. kâğıt. germek " kas- (= Moğ qasu.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir.] kaba kâğıt. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. a. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1. vizite karye köy. titretmek . kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1. kısmak. germek.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. . gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası. 2.

resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. kutu. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık. kupa ~ Fa kasa çanak. tutmak. kutu. mahfaza ~ Lat capsa a. a. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir. 2.< HAvr *keskesmek. castrare (iğdiş etmek). kale ~ HAvr *kas-tro. ~ Akad kâsu bardak.] kutucuk ~ İt cassetta a. süngü . damga < Fr cacher bastırmak [esk. kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. kın. & Lat co(n). saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. actyapmak " kon+.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir. mahfaza " in+1.] kesici. < Lat capere içine almak. ~ Fr cassette [küç. kasa kâse [ xiv] kâsâ a.+ İt cassa kasa. aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık. a. ilaç kapsülü. büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1.yerle bir + Lat agere. kesimci. < İt cassa kutu " kasa . et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd.] ~ Lat coactare a. kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma.İt incassatura tüfeğin kundağı. oturtma & Lat in. sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. temiz). kasaba < Ar qaSaba [msd. hisar.a. kap. saf. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak. a. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips. müstahkem yer. kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer". mühür. qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır.

kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası. kaşık < Tü kaşı. kırmak ~ HAvr *kwst.darbe vurmak. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk. haşır. kale. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. çarpmak. bulan. Karş. hedefe kilitlendi.< HAvr *kwet. çarpmak. hışır.] hedefe ulaşan. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri". yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere. 2.] bölen.sarsmak. amaçladı kask [ xx/b] kafatası.a. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. 2.(titreşmek). kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. en kısa yoldan hedefe yöneldi. direkt. ETü kasna. saklı bir şeyi [Uy.yontmak. testis yanakların iç tarafı * Karş. saray (~ Aram qaSrâ a.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". kazımak. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı. f. kasuk (deriden yapılan tulum). kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü. Kaş viii+] kasık . a.) ~ O Yun kástron müstahkem yer. bir ~ Fr casquette [küç.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf.[xi] yontmak. kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf. saksı. Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti.] keşfeden. miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1.kaşı[mak Tü [ xi] kaşı. kırmak kasıt/kast[Aş. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . kasım [Men xvii] 1. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. askeri kamp ~ Lat castrum a. quass.] amaç. kaşkariko [ARasim 1897-99] hile.

düşme. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç. 2. sınıf.ayırmak. dökmek. cas-a. 2. kaderine çıkma. Kaş viii+] kat-/kad.1. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki .] 1.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır. kapsama. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. tasarlamak. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. tabakalaştırmak. kat2 [etm (nehir) geçme. katılık. 2. üstüne eklemek. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a.] kesme. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere. gaddarlık. acımasızlık. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. sertleşmek. hüzün < Ar qasâ sert idi. 2. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri.] saf. zümre ~ Port casta [f. içerme. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. düşüş. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma. kalıba dökmek.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. katılık. karmak. rast gelme. acımasızlık. katı olma.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1. 3. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka.a.a. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe. keder. ayrıştırmak. yukarıdan aşağı doğru hareket. keder.

log-zaptetmek. damlalar dizisi. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. lys-çözmek " kata+. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a. 2. fesat. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste. hokkabazlık ~? * 19. şelale. çözünme ~ EYun katálysis a.a. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. defter. kaydetmek " kata+. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır. dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö.ayrışma. birbiri ardısıra dizili şeyler. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. liste < EYun katalegö kaydetmek. her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale.] 1. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin.a. qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1. < EYun kathairö indirmek. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. catalyt. kervan < Ar qaTara [msd. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse. bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. listeye yazmak. 2.

a. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek. sağlam. 2.a.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. katışık < Tü kat. sert. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a.a.a.eklemek. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak. gerilmek " kata+. şırınga / İng catheter a. haşin. koltuk ~ HAvr *sed-râ.katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a.+ EYun e%ö seslenmek " kata+.] yazan. sertleşmek. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak . Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a. koltuk. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile. iddia etmek.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. karışık.atmak " kata+. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. daldırmak. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır . [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat. itham. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1. her çeşit makam. beraber "kat1.eklemek. heca & EYun kata. 2. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim.a. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1. 2. < EYun kathédra 1. et. sandalye.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa.

a. a. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. < Aram #qTr duman çıkarma. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. a. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. dayanmak Tü katın. ~ İbr/Aram qiTer buhur. katmer <Tü [T S. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a. tütsüleme. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır. ficus elastica.a.000.sertleşmek. 2.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat. seyyah ~ Tupi caucho a. evrensel. Güney Amerika yerli dillerinden. 1. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine.katlan[mak <Tü [T S.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. katliam Ar câmm genel. Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek. zahmet çekmek " kat* Katla. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı. Fr. genel.000. evrensel. umumi" katil1.000. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir. günnük. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme. sedir ~ EYun kédros a. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare.a. kapsayıcı.000. .] damla ~ Aram qiTer buhur. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel. her şey " kata+. tütsüleme. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1.

] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. oyuk ~ HAvr *kaw. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap.kav1 Tü [ xi] kaw ateş. oyuk. kazmak).] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd.yanmak. süvari. çömlek ~ Lat cavatus oyuk. 2.] gezgin şarkıcı. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat. EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2. yasakçı .Ar qawwâs [#qws im.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur.< HAvr *keus.> kurı. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im. kuru. kuru-. kavurTü kuru. oyulmuş < Lat cavare oymak. yay çeken. Sans khá (çukur.a. oyuk. dedi [Kut.: kurak. makule. DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. kawıdan (oymak. Lat cavare oymak. oyuk. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a.içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. boşluk).] söz [Aş. bağırış [Kut. Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi.a. dans partneri ~ İt cavaliere süvari. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi. kav1. kavil. kavrulmak Aynu kökten *kağurı. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. 2. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1. şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. mukavele . boşluk. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal.] 1. kurum 1. kilükal. a. okçu. makale. içi boş < Fa kâw çukur. kofluk). şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur.(kurumak). mağara ~ HAvr *kaw.

kayır-?. düşecek gibi olmak. iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. Men xvi] kayp.kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç.yanmak. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-.bitişmek. yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay. Moğ kada(n) (uçurum. içi boş şey. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği.(sürtmek.içini boşaltmak.a.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. 2. Moğ k?abı (yan. ayağı kaymak.(sıkmak. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak. sürtünmek. k?absı. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. varmak. sarp kayalık). kaykıl-. ateşte pişirmek veya kurutmak. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP. k?abıra. ulus. sıkıştırmak).kızartmak. mesane. [Arg. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC. a. kayp-/kayk. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a. kayaç YT " kaya .a. [CodC xiii] kay.(bir şeye veya bir yana) dönmek.basmak. kaypak. sert olmak * Karş. şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa. 3. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam. yakın.] yay.ulaşmak. eğilmek. kayak1. varmak. < Tü *kaP. [DK xv] < Tü *kağ.a.aniden ve sert bir hareketle dönmek.a. kof. sıkışık durmak). [ xi] kawış< Tü *kaP. bitişik). yanında veya yakınında olmak * Karş. tazyik etmek. kovuk. yaklaşmak. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır. karıştıran. sapmak.a.bitişmek.] bir yerde yerleşik olan halk. [TS xiv-xix xiv] 1. bükülmek. kaygı?.. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd. kavim " kamet kavis qâsa büktü. Kaş viii+] kağur.

(pişman olmak.] a. tasalanmak. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir. kayak2 [ xx/c] "erkek aracı". Karş.birini himaye < Tü ka5ğu endişe. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele. tasa. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- . a. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı.(kesmek. Tü ka5m. kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. tasa.kaygılanmak. Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne . nedamet getirmek . betula * Karş. -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa.ix Uy). İnuit umiak (kadın kayığı). Ancak z > y eşitliği problemlidir. [ xix] kayğır. kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1.(oymak). pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. " [Uy viii+] kadğur. erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. biçmek). yaşam boyu & Ar qayd bağ. Moğ k?adu.xi "Arguca") = kaz-/kazı.

TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. ayak bağı. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir. 3.1. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. ayağı kaymak. 3. Julius Caesar Romalı devlet adamı. bağ.[xiii TS. yazıya bağlama. kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında. umursamaz. 2. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp. makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. DK] eğilmek. başka birinin yerinde duran kimse " kaim.[xiv Kıp. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere. 2. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans). kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır. usare. sezaryen. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. Moğ k?añda (özsuyu. metal dökmek) * Ayrıca karş. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. caes. kaba et. galeyan etmek.] 1. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. bağ. zabıt [KT xix] lakayıt. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. katı = Tü ka5ır .erimek.] bir şeyin yerine geçen. koşul.[xi] bir yana dönmek. Karş. f. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). 2.Ar qayd [#qyd msd.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. dönmek < Tü ka5-2 dönmek. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. kaynak <Tü [Men xvii] 1. suyun kaynadığı yer. bağlama . [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil.metal veya buz erimek.kesmek. köstek. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. pranga. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. bağlantı.

Öte yandan Yak %aas (a. yargı. Ar qayTan (a. ölüm. Fa gaz. ESlav gosy. işten kaçmak < Tü kayt. Moğ qaru. T S xiv-xvi xiii] geri vermek.[xiii Kıp] dönmek. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz. tanrısal yargı. kısmet. kader.oymak * Karş. bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. 3. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. çukurlaştırmak " kaz- . yargı çevresi. çapulcu. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. sıyırmak. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse.a.(kazımak. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. kadılık makamı.a. 2.oymak. rendelemek). [CodC. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir. reddetmek. Alm gans.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır. 2. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. [ xvii] asker. çukur. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir. bükülmek " kay* 16. [ xx/b] 1. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek. kayyım/kayyum2 yönetici. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek.a.] 1. Karş. akıncı. kalıcı. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur.). başıboş. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer.* Yun gaïtáni. iade etmek. < öz Casacco Kazak.a. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse. yüz çevirmek. İng goose (a. Eİzl gas. bekçi. reddetmek.a. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a.a. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans.). kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. asker. iade etmek.

direk) < gaçu.] kızartma. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku. (= Akad kabâbu kızartmak.. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir. [Çağ xv] kiçâ * Karş. tez. kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a. Kaş viii+] eçkü a. Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir.[Oğxi] keçi. kir." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır. Moğ gaçuğu (kazık. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. kâzip [msd. kazmak Tü * Kaz. sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd. yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ. Karş. direnmek).eşmek. Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11. ki5b] yalan söyledi. qa5ar] pis idi. [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı. kirlendi kebap [Yus. kazık kazık Tü kaz. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı. yapınca .] yalancı.] yargı. .viii). Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir.] < Ar qa5ürat [sf. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı.a.] pislik.kazan[mak Tü [ viii] kazğan. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa. servet. Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-. f.(katılaşmak. keçi Tü [Uy. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf.a.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe .

yedekleme. İng cat. xi Oğ). içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. garanti etti. güvence < Ar kafala kefil oldu.a. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup. a. MS 1. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık. * Karş. ikileme. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa. Rus kot/koşka. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet. suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd. < İbr/Aram #kpp bükme. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır. sandık [esk. Karş.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1. Aram/İbr %atül (a. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a. Ar qiTT/qiTTat (a. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme. Lit kate.] kefil olma.] suçunu silme.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır. kepçe.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef.a. DK. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. avuç.). kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ.].a. kefen [CodC. 2.a. kef kafa a. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. Lat cattus/catta. terazi gözü (= Aram kappâ a. Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. temizleme. Tü çetük/çetik (a. = Sans kapha a. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a. EErm katu.] bir borcu üstlenen " kefalet . garanti.a. Alm kater/katze.a. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır. bunalma < Ar [DK xv] . kâse. el ayası. kevgir.keder kadara sıkıldı. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir.a.] sıkıntı. küfe.

fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. soygun yapmak). • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben.kefiye örtüsü < Ar qafan baş. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. soygun < Havr *reup. dayı [Uy. [Men xvii] kekeği. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. çalmak. kafatası). kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb. bön ~ Kürt keko ağabey. ruba kapmak. EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır. kafatası Aynı kökten Lat calvus. a.] kısa ve tutuk ses. yarpuz. Fa kakij (roka). tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş. Karş. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot. elektrik. pepe. . Rus golyı (kel. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan".] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. İng rover (hırsız. İng rob (çalmak. kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. f. [ xx/a] aptal. fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel.] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. [Men xvii] ekşi. keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. zorla almak = OFa röp zoralım. [ xviii] yabani zahter. talancı).kapmak.

söz. mükemmel. bahadır. yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. a. f. yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. olgunlaştı. 2. eksik. [Yus xiv] yay. kâmil. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel.]tamveolgun olma. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . mütekâmil. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. hastalık.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı.kelam [Aş.] 1. noksan. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit. tekemmül. keler keleş kelime şey.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a.Fa/OFa kaman yay. tekmil keman . kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd. 10. 2. Yus xiv] söz konuşma. ıztırap. tekâmül. kavis. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. ikmal. ağrı. kemal.

. tonoz ~ EFa kamara. = Ave kamara.sert bir şeye diş geçirmek. 2. sığınak. helâ < Ar kanafa [msd.a.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich.) kenet [EvÇ.a.kavis. kısa yay.] korunak. bel.a. kuşak. kemer [Aş. kucakladı. a. (= Ave karana.a.a.a. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya. = Aram kanspâ a. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür. kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa. Fr chimiothérapie (a. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. diken. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. kenar a. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a.a.a. ~ HAvr *kannabis a. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye. saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a.a. kıtırdatmak? < Tü kemür. Alm. bele sarılan şey. 2. terapi * Karş. Hindistan'da bir ülke. mimaride kemer veya kubbe. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1.sivri. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi.). 3.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç.] 1.a. ~ Fa kanar kıyı. kanf] kanadı altına aldı.] miktar.a. 2.

evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz. İng hemp.) Farsçadan alıntıdır. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir. Karş. Bak. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a.* Aynı kökten Lat cannabis. kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd. 2. 2. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque. istemeyerek veya iğrenerek yapma. yüce davranış. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma . şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat . Rus konoplya (a. Alm hanf. mekruh olanı yapma. cömertlik.fiilinden.) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba. hizmet. haşarı çocuk boynuzlu.a. kenger enginar kent kanthâ a. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. soyluluk belirtisi.).beş ~ HAvr *penkwe a. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. Fa kanab. quint.] 1.Ar karâhat [#krh msd. a. a. DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi.a.a. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir. Ar qinnab (a. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. kaban.] 1.

keramet.a. [Kut.[küç. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd.a. kerem. ~ HAvr *kers-s. defa kerem [Aş. İng shoe horn (ayakkabı çekeceği). nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu. karr/takrâr] geri geldi. [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze. kerat. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis. soylu. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd. ikram. lağım " geriz .a.] cömert hanımefendi.Ar karîmat [#krm sf.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a.a. kerh iğrendi. = Aram ksrepsâ a.] a. kerim.] tekrar.a. istakoz. Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras. " korna * Karş.< HAvr *ker-1 a. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo). deniz böceği. kereviz [MŞ xiv] kerefes. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . kerat.] soyluluk. f. soylu hanım < Ar karım cömert.a.] cömert. kerime. [ARasim 1897-99] . cömertlik < Ar karuma soylu idi. karabid. < EYun kârabos 1. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür. yüce gönüllülük. yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. 2. apium graveolens = OFa karafs a.] iğrenme. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır.a.

ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi". 2. Fa karkar (bir tür güvercin).) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. yolculuk. matematikte [ xi] kert.gedik açmak. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile. [Men ] kelbetln vulg. a. Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır.] defalar. Yun krokódilos veya lakérta (a. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ. 211-217) lakabı. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır. Yus.göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn . özellikle ticari yolculuk. [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa . kilise < EYun kyrios rab. lacerta nilotica [MŞ. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. varan. karkarak (saksağan). kerli ferli kuvvet. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. kelpetin . kıskaç. < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır. DK. Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. çeyrek. tavuk) * Karş. tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere. sarınma [Men xvii] kereke .a. celadet + Fa far parıltı. karkama (kuyruksallayan kuşu). katar ~? Akad %arrânu yol.a.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka.dört" kare kertenkele sürüngen. quatr. miss.Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten.kuş. oynaş ? xvii). pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor.

torba. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma.a. 2.a.) * Ar kıs (a.] 1.a.].] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd. = Akad kîsu a.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a.] ortaya çıkarma. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. 2. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş. kırık. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş. kırıntı.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş. .) Orta Farsçadan alınmıştır. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa. şeyh. anıt. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd.a. [TDK 1955] bölük. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd. Erm ksag (a.a.a. örtüsünü kaldırma. yaşlı kimse.a. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük. (= Aram klsâ a. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır. bölge.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a.

a. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. Fa kaşkab (arpa suyu). keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. ~ Ar ka6rat [#k6r msd. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. ~ Aram [ xx/a] ked çentik.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. 2. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n. ~ Akad kitüm a. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. yönetici" hüda . kesret. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti. oyuk.] a. * Karş.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. a.] a. İng chestnut. ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf. hücre ) + Fa %udâ efendi.] elde etme.oda. 2. teksir kestane E Yun kástana [f. a. rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a. Karş.a. kurutulmuş yoğurt. a. kurut. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. Alm kastanie < Lat castanea < EYun. = Ave kata. bir şeyin alt kethüda [Aş. a. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır. ev işlerini idare eden kişi.a. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a. kaşkma (arpa ekmeği). her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. < Fa kaşk a.

Ar kayf [#kyf] durum.] büyüklük. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. a. a. kalite. ruh hali. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M. ~ Ar kibar [#kbr çoğ.ile yazımına 20. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır. boyun eğdi" kabul kibrit a. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere.Ar ka5a onun gibi. [LO.Fa tez âb keskin su. 9. katm] sakladı. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. yy'da türetilmiştir.] nasıllık. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap . " gavat * -ş. keyif/keyfiyi ruh hali. defa < Tü ke/ke5 arka. Karş. ~ Akad kibrltu a.] büyükler. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ . geri" . dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir.] sır tutan.ketum konuşan < Ar katama [msd. böyle < .] namazda Mekke'ye dönme. kevgir + Fa gır tutan " kef. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a.a. asit" tiz.

kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom. kiler < Lat cella hücre. gizlemek . çok eski olma < Ar qadama [msd. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd. 2. örtmek. mahzen. gırtlak. ayak. Akad qıru (zift. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im.] daha eski olma. katran). bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. eski olma) kifayet yetişme.] çıkrık. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo. etmek.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. a. 2. hücre ~ Lat cellarium mahzen. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı. önce gelme.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır.] yetme. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1.yapmak. oda ~ HAvr *kel-nâ. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur.< HAvr *kel-2 kapatmak. [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1.

kapalı olmak. kurultay. oklüzyon Lat clavis : klavsen.a.4. yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. [ARasim 1897-99] .) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd. Lat celare. civata). < EYun kleiö kapatmak. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir. kle Lat clavus : civata. [İdr.a. örtü (= Aram qslâpâ a.a.a. ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak. klozet. derinin dış tabakası. kloz. [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit. belki clavus (çivi.a. yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir.] bir şeyi örten zar. töre. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a. kleid. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir. keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. kavilya kilo/kilogram [Düs I. adap. a. yatak örtüsü. kilit [Kaş xi] iklid . kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak. klitoris Lat claudere : eksklüsif. Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer). İng cell. Ar kanısat (kilise) < Aram. EYun kálymma (a. claus.a.4. huy. klavye. = EYun kleïs. = Akad qilpu a. klostrofobi. EYun kalyptö. hal ve hareket. davranış. DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. örtmek ~ HAvr *klâu. kıyafet. klarnet * Karş. Bak. Fr cellule (hücre).(kapatmak).a.499 187+] kilometro . yy'da tesbit edilmiştir.491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+.* Aynı kökten İng cellar. gram ~Fr kilometre [Düs I. yüksek sesle çağırmak " ek+. a. * Aynı kökten Lat claudere.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır. Türkçe kilise biçimi. Alm keller (kiler). clavis (kilit). occulere (saklamak). metre .Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+. Aramice biçim en erken MÖ 6. kilim [Gül xv] .

kara büyü. kısas. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. cereme).kan bedeli ödemek. cuminus ~ Aram kamuna a. KIPIR.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır. a.kilükal dedi". Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. -cı" kimya. kimya. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan. kimyager kimyager edinen. KIVIR. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke". kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ .) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş. hüviyet < Ar huwa (kim). entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. ~ Akad kamunu a.kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir. kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. a. meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum. Mısır .Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. * Ar kammun/kamnun (a. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş.< HAvr *kwei. a. kin [Aş.a. Yus xiv] ~ Fa km garez.

kısmak. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak.doğurmak ) + HAvr *ing.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1.). kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd. aşağılamak. Karş. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek). kısaltmak. *Kı-/*kığ. kırmak.< HAvr *keis.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir. ıssız yer . takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza.(burmak). bozkır. erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb.oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a. katliam etmek < Tü *kı.cezalandırmak.(a. büzmek * Aynı kökten kıs. bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a. kıt (kısık). kır1 Tü [ xi] kır deşt.kökünü kazımak." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. kığır. [ xx/c] ayıplamak. hicvetmek. [T S xiii xiii] kökünü kazımak. iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi. eziyet Tü kıy. kına[mak Tü [Uy viii+] kına. 2. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens.a. boğ-. yoketmek. [LO xix] alay etmek. < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu. beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy. pislik kır[mak Tü [ xi] kır.kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür.kına [CodC xiii] hınna. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına.] dolaylı anlatım.a. öldürmek.a. kış (kısılma dönemi). model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir. kesmek.kesmek.kral.

alaca.] "küçük boynuz". [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?. Karş. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç. Fr cerise.] okuma < Ar qara'a okudu . yüce. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd. ~ Fa girac a. tuğla < EYun kéramos a.] su tulumu [Men xvii] a.< HAvr *ker-4 ateş. ~ HAvr *kers-mo. 2. keçiboynuzu çekirdeği. kırçıl + çil" kır2. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari. İng cherries < Lat cerasus (a. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. a. keçiboynuzu. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer.).a.a.Aram #qr' çağırma. ceratonia siliqua. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir.a. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1.kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk.İt grande büyük.] a. = Aram gır a. a. ~ ? * Alm karbatsch. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir. kıraat.kökünü kazımak. yüksek sesle söyleme.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd.a. -t. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? . bozkır [ xi] kırağu a. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli. < EYun kéras. a. yakma " karbon . ~ Sumer gir a. kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek.a.a. = kireç Akad gîru a. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup.a.a.a.

< Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek.kesmek " kır* Kırk. [LO xix] kırp." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak.makasla kesmek. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). buruşmak. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu.kiriş Tü [Uy." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir. Çağ xiv] kıp. a. özellikle cildin buruşması. Kıp. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1.ve kırp. argoda < Tü kır. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. Karş. cilve yapmak < Tü kır." kır- * -ıt. t. İng crimson (koşnil kırmızısı).göz kapağını kapamak.kesmek. a. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır.Yun/EYun gyrisma. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır.a. .tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb. kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk.] a.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker.makasla kesmek.döndürme.a. kısmak " kır-r.ekinin işlevi açık değildir. kıro çocuk.kısaltmak.biçimleri. [TS xiv-xvii. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir. 2. < Tü *kı. larva.

paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. kıt. kısmak.a. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a. kırmak. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir. kırbıktiken (kirpi). daraltmak < Tü *kı.a. hesaplaşma. a. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. 2. yaz < yay. hasis. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş. hisse < Ar qasama [msd. azaltmak. ehemmiyetsiz. kesti. Karş.xv+). a.] ödeşme. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. kış2. kimse ~ Ar qism [#qsm msd. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ.(açılma mevsimi). kırt onom = Tü kırç kesme sesi.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. kırptı. qasm] böldü.kısaltmak. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek.fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak.] bölüm. değersiz. hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan.].kesmek. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit . [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi. yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk.kısmak. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap. biçare. 2. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a. onom < Tü *kı. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi.

a. Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir.öfkelenmek. [Men xvii] kisbet (vulg. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir.) . Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir. 2. çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1. Aş xi] pay pay. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a.hırlamak. haykırarak saldırmak.< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında. hasis.cimrilik etmek.] hikâye < Ar qaSSa [msd. dişiye varmak). maşa Tü [Uy viii+] kısğan. kıt. guşnı (çiftleşmek.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet. giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at.Ar kiswat [#ksw msd.] * Karş. terazi ~ Aram qssTâ . giysi. Fa guşn (hayvanların erkeği). qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası. kısmet [Kut. esirgemek.] kıyafet. sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd. [TS xiv.a. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd.

kısım. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd. bağladı.kesmek. [Kıp xiv] kıt/kız a. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. bucak. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek.] mukatele. kaba keten. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd. kuraklık < Tü kız kıt. kumpas) sözcüğünden. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir. kitap [Kut. . Ayrıca karş. kesim. kıtlık <Tü [T S xiii. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. kıt. az " kıt kıvam direnç. pahalılık. kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis.] giyim. kitaba] 1.] duruş.] yazılı şey. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. coğrafyada kıta. belge. Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. eli kıt. şiirde kıta. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan. [ xi] kız az bulunan. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. 2. Gül xiii] kızlık kıtlık. bağlamak. giysi. kitap < Ar kataba [msd. < Tü *kıı. pahalı. düşük + Yun pión nitelik.a. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. [LO xix] minder dolgusu. kısmak. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. Aram qaTaw (keten). alçak. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd. dikiş dikti. raptetti. değersiz & Yun katö aşağı. raptetmek" olup.] parça. a.kisve Ar kasa giydirme. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd.

direndi" kamet kıyamet [Kut. kıvrak 1 nazik. dikilme. < Tü kıvır. iz sürme. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken.] ayağa kalkma..kısmak." kıy- kıyam [Kut.kesmek. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. [ xviii] buruşuk.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır. bükmek. gaddar. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir. < Tü *kı. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a. takip etme.hasislik etmek. kırmak. şerare kıvır[mak Tü burmak. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir. [LG 188+] güzel.] 1.kesmek. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı. [LO xix] bükülüp kıvrılan. 2. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. öldürmek Tü *kıı. kısmak. [DK xiv] kıvur-kırmak. kısmak.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd. burulmak < Tü kıvır-bükmek. ayağa kalkma. 3.a. 2. yakışıklı (argo) < Tü kıy. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut. . [TS xv xv] eziyet etmek. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi.] 1. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd.

kırmızı olmak. Amer. Tü kıs/kız (hasis." kız[DK xiv] erkek çocuk. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy. "Henüz doğurmayan. [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı.xiv Kıp) < kır-. [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir. firması. nicelik < Ar qâma durdu. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız. verimsiz" anlamı düşünülebilir. kıt.] kıymet [Kut. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile.] ölçü. kızarmak. Karş." kız- * Etimolojisi açık değildir. < EYun klazö bağırmak klan aşiret. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co.(kesmek). bakire * Karş. ölçme.a. kız çocuğu. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. Bak. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş. kıt . eli sıkı." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd.eki açıklanmaya muhtaçtır. Tü kırı/kırağ (a. xi. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç.. oranlama. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd. az. . [ xi] kızlamuk a.a. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy. kesme). xiv Kıp)." kıy- * -tır.ateşte ısınmak.kıyas [Kut. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma. < Tü kız. kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık. kıvamlı idi. Aş xi] değer.viii+ Uy. .

C. özellikle üstün sınıf . anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. 2. # y.(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d. askeri sınıf < ALat clad. 2. birinci sınıf. av borusu < Lat clarus 1. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan.klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom.] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. açık. klavsen & Lat clavis tuş. bir göreve adanmış kişi. Lat calare. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1.] a. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo". yüksek (ses). piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı. 2. ALat cladere (çağırmak). küçük kapalı grup. seçkin.< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1. ses çıkarmak . zil" kle. dava etmek). 2. sınıf sistemine ait.Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri. seçilmiş. EYun kaleo. 2. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. 2. seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak. İng call (çağırmak). üst sınıfa ait [esk. daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit. memur. gürültücü kalabalık [esk. antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak). aydınlık ~ HAvr *kls-ro. derece. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak.a. tertip. 2. berrak. kilit. sınıf. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1. Denner.< HAvr *kels-2 bağırmak. claim (iddia etmek.].]. 1700 J. tasnif edici. rahip < EYun kleröö kurayla seçmek. çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. 2.

kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). claus. fobi . saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak. İng gold. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas. açık yeşil. sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1. a. " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. İng gall (safra). eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. glow (parlamak).a. 2. İng glitter. 2. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor. glisten.] mandal. İng.sarı. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. İtal.a. altın sarısı [esk.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak. parlak. Fr. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor. hesap kapatma. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom. kapalı olmak. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere. kampana. Fr.]. a.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. fragman. hastane ~ Alm klinik a. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole. İng. çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme. berrak. çan. gleam.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. Ball. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. kimyacı < EYun %lörös 1. Rus zlaty (altın). 2. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi. t.

indirmek.= ku5-/kut. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek. kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi. belki kuz (gölge.] retorikte cümlenin kapanış bölümü. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır. dökmek). inmek). koymak. coalit. alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. ko5-/kot. bırakmak. (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. Karş. koş.biçimine bırakırken. a. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak. bir tür büyük araba. a. yy'dan daha eskidir. hoca. Ermenice sözcük 5. Erm oç'%ar (koyun). • Aynı kökten kon. [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir. [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş.(kendini komak. . 2.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç. güç birliği ~ Lat coalitio a.kapatmak ~ HAvr *klâu. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere.(karşılıklı komak). kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . hüda. büyümek " kon+. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a.birlikte büyümek.kökü 9.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. < Lat coalescere. karanlık).> koy. İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı. Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi.(indirmek. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. claus. yy'dan itibaren yerini ko5.

kabadayı. içini boşaltmak. evlilik yoluyla akraba.1. Fa kâw (oyuk.büyük defter. faktör kodoş [LL 1732] deyyus. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. genç.koç. hapishane kümes. * Nihai kök *kaP. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. uşak. yavru. Karş.koçak <Tü [TS xiv] 1. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun. 2. Karş. 2. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. kocaman. koca. 2.1. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. büyük defter. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. çocuk. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod. codic. yiğit. kof). kodeks [ 192+] ~ YLat codex. Lat cavus. dans eden genç erkek küçak küçük. EYun koûfos (içi boş. codic. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral. boşluk). çürük 2. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. kâwak (kof) < HAvr *keus-. kav2. yürekli. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. oymak. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . şişirmek. cödic.tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex. +men1 * Karş. +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür. ağaç kütüğü. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş.olup. civelek.

koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a.dövmek.a. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a. çiğnenmiş < Fa koftan. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş. kös. boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe. Alm. kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. it.a.gitmek " kon+.a.vurmak.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç. kok[mak Tü [ xi] kok.] 1.koku vermek. tokmakla vurmak. küçük kasa veya sandık. karşılıklı + Lat ire. kovuk (= Moğ qoğusun vakum. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş.birlikte. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür. coitbirlikte gitmek & Lat co(n). asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök . [T S xiv] koku almak. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. Kan xv] zina eden karısını affeden adam. ezmek ~ HAvr *kop. kesmek. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . kök. 2. kasa ~ Lat cophinus a. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. ^ 1856 Albert Niemann. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey.

Men. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. LO xv] kokula-. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. dikenli mersin. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez.] "küçük dişi horoz". 2. sağ ve sol taraf. 2. argo) ~? Arn kokërroz mısır. ön uzuv. abies. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1. 2. el. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. orta * Nihai kökeni belirsizdir. kırmızı.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. horoz döğüşü ringi. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. mısır * Belki şeklinden ötürü. Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. ordunun sağ ve sol kanadı . kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". tohum.

dilek. 2. köle -7 * Karş. istek. 2. kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1.toplamak & Lat con. lect.bir yere + Lat legere1. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik. maaş.a. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama. [TS xvii] kölemen a.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. lejyon kolektif Lat colligere. Tü kölük (yük hayvanı . lonca. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk.sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir. tutkal. hizmetçi. dilemek * -ay eki. isteğe uygun olan şey. şans. yapıştırıcı * Fr colle. ayırmak " kon+. < Lat colligere.kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD. . fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l.seçmek. Kıp xiv] kolay 1. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret. xiv Kıp).]. -ive toplu. collect. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir.[viii+ Uy] istemek. İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır.xi. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden. fırsat kol. a. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. collect-" koleksiyon kolektör colligere. collect. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+. biriktirme ~ Lat collectio a. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con.

+oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak. 2. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme. kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a. ekip biçmek . sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı".< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a. müzakere < Lat colloqui görüşmek. Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent.toprağı işlemek.] < İt collo 1. safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma. cult. yüksek nesne. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf. koloni < Lat colere. locut. yoklamak < Tü kol dolaş.toprağı işlemek. ~? HAvr *köl-o.a.a.a. stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya. ekip biçmek. ~ Lat colonia tarım işletmesi. tekerlek mili). hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol. taraf" kol koloid tutkal" kola2.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a.a.a.HAvr *kwel. < Lat colonia koloni" koloni .a. işlenmek üzere açılan arazi. sütun ~ HAvr *kol-umnâ. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu".kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk. müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. boyun.

kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. 2. . boyunluk~Lat collare boyun halkası. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir. yayla barınağı. bi+3 kombinezon 2. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir. hayvan barınağı koma t. renklendirme. operada bir söyleyiş tarzı. ikili bileşim. [LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. ikişer " kon+. kumanda. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk.ahır.]. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden.

komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1. dernek ~ Fr committé a. büfe < Ven còmodo ölçülü. pakt .Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. yol almak " kon+.a. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+. pratik ~ Lat commodus a. kakmak.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a.Fr commission 1. compact. [ 190+] 2. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi. a. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır.göndermek " kon+. kullanışlı. birbirine uymak & Lat con. commis. 2. commiss. gülünç. < Lat compangere. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a.a. a. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a. eğlenceli. commis. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I.a. encümen ~ Lat comitatus maiyet.sıkıştırmak & Lat con. bir işle görevlendirilen kimse. mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1. otel hizmetçisi < Fr commettre. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet.2. < Lat commodare aynı ölçüde olmak.a. [Tarik 1885] aracılık ücreti . ~ EYun kömoidia a.a.sıkmak. tepmek " kon+.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet. yy sonu ve 20. pact.a. & EYun kömos köy eğlencesi. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre. festival.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . emanet etmek ~ Lat committere. miss. & Lat con. kafile < Lat comitare yoldaş olmak.ile + Lat mittere.görevlendirmek.bir araya + Lat pangere. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek. 2. bir işle görevlendirilmiş heyet.

karmaşık (sıfat). içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet.bir araya + Lat ponere. Çin'deki Portekiz ticari .bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple. < OLat compartire paylaşmak & Lat con.]. psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a.beraber + Lat partire bölmek " kon+. talan < Lat compilare yağmalamak. a. tamamlamak. katlamak.doldurmak. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a. bestelemek ~ Lat componere. burmak.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con. karışık reçel. plex.a. bileşim. complet. karmaşa. & Lat con. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto . composit. meyve veya sebze karışımı.koymak " kon+. ganimet almak & Lat con. < Lat complere. composit. kucaklama & Lat con. Alm.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. örmek. 2. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı. bükmek. a. hoşaf~ Lat compositus [f. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1. [Bah 1924] kompot . nezaket göstermek < Lat complere. 2. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a.a. yapabilen ~ Lat competens.a. bitirmek & Lat con. bir araya getirmek.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+.birbirine katmak. sarmaşık. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek. sarmak " kon+. derleme ~ Lat compilatio yağma. " kon+. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. tamam ~ Lat completus a.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam.İt composto 1. rulo haline getirmek & Lat con.beraber + Lat petere koşmak. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. karışım. birleştirmek.a.katlamak. ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. görevi yerine getirmek.bir araya + Lat plegere.a. 2. t. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir. sarmak.< HAvr *pels-l a. inşa etmek. posit.

paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak.+ Lat putare saymak " kon+. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. & Lat con. umumi.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi). parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir. yardımlaşmak. Akad gumaru.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası. sıkıştırmak & Lat con. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir.konaklamak.a. 2.a. Karş. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n.6. . [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak. belediye. 2. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon.+ Lat parâre hazırlamak " kon+. press.basmak.] kamuya ait olan şey. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat. ikamet etmek " kon< Tü konış.a. Alm gemein (müşterek).+ Lat premere. imece (~ HAvr *moin-es. < Lat comprimere bastırmak. bir bilgi veya yazıyı birine iletme. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1.1289 1873] sıkıştırılmış ürün. bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a. edinmek & Lat co(n). kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek. komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir. gemeinde (komün). sıkıştırma ~ Lat compressum a. sıkmak " kon+. hazırlamak.halk meclisi.a.karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1. alışveriş etmek < Lat commünis ortak. tedarik etmek.

yerle bir olma.a. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1. Karş. * Dudak sessizlerinden önce com. 18. konaklamak.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1.beraber + Lat dicere. mesken. kanal ~ Fr conduit a.kendini komak. birlikte müzik yapma. 2. yönetmek ~ Lat conducere. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma. kon[mak Tü [ viii] kon. koşul. duct.sevketmek " kon+. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a. dansite kondisyon [ML xx/c] takat. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru.4. konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu. conduct-a. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. bırakmak (= Moğ qonu.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+.+ Lat densus yoğun " kon+. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+. menzil < Tü kon. a. Lat concertare (çarpışmak.ikamet etmek. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir. sıkışma ve yığışma. bir yere götürmek. & Lat con. konak Tü [Uy viii+] konuk 2. kuş kondu. dük kondüktör [Düs I. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı.değiştokuş eden. şart. a. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey. a. konaklama yeri. bir ve eşit olma. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten.a. yönlendiren " dük .biçimini alır.487 187+] şimendifer memuru. 2. mevcut şartların tümü. & Lat con. bazı sessizlerden önce düşer. bir yerde durmak. ikamet etmek. dict. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a.bir araya + Lat ducere. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con. [ xx/b] koyulmak < Tü ko. 2. sıkma. yerleşmek.söylemek " kon+. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a. a. durum. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. < Fr conduire taşımak. kural kondu (= koyuldu).a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır.koymak.

kotarma. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis. lat-getirmek " kon+.yapmak " kon+.bir araya + Lat ferre. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak. onaylamak & Lat con. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. buluşma. cinsel birleşme < Lat congredi. hazır giyim. congress. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1. hazırlama.bir araya gelmek & Lat con. nex.bir arada + Lat facere. a. müşavere < Lat conferre. pişirmek & Lat con. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere. a. hazır şey. 2. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+. & Lat con. 2. form konglomera [DTC 1943]. teselli. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. gress. takviye etmek. collat. 2.+ Lat firmus pek " kon+. & Lat con.bir araya + Lat gradi.+ Lat fortis güçlü " kon+. a.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. rahatlık < Fr conforter teselli etmek. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a. toplantı ~ Lat congressum toplantı. rahatlatma. bir ucu sivri nesne. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme.bir araya getirmek & Lat con. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı. & Lat con. 2. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. a. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak. confect.birbirine + Lat nectere. . kotarmak. fact.bağlamak " kon+. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con.gelmek " kon+.] < İt confetto her tür şekerleme. çam kozalağı. ~ EYun könos 1.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak.

[ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu. çukurlaştırmak & Lat con. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma.bağlamak " kon+. içiçe geçmek.a.+ Lat quatere. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey. < Lat concordare anlaşmak. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun.aynı yere toplamak. razı olmak & Lat con. iunct. parçalamak & Lat con. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con.vurmak. birikmek & Lat con.beraber + Lat genitus doğmuş. hissetmek " kon+. denk getirme & Lat con. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con. < Lat concavare oymak. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır. anlaşma ~ Lat concordatum a. cret. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur.beraber + Lat cor. görüş birliği. gönül" kon+. (ağaç) birbiri içine geçmek. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. balta girmez olmak & Lat con. remi ~ İsp conquian a.beraber + Fr centre merkez " kon+. doğan " kon+. konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak. kav2 konken [ xx/b] kumkam.büyümek " kon+. mutabakat < Lat consentire. congest.duymak.bir araya + Lat iungere.yürek. bir yere toplamak & Fr con.birlikte + Lat gerere." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak. içini boşaltmak " kon+. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere. sansasyon . coniunct. quass. çarpmak. cord.koşmak " kon+. consens.mutabık olmak.beraber + Lat currere. gest-kılmak " kon+. akıl.bir arada + Lat crescere. curs. sens. coniunct.a. çukur ~ Lat concavus a. içe doğru bükmek. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme.birbirine bağlamak. < Lat concurrere birlikte koşmak. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. yığışmış < Lat concrescere yığışmak. kırmak " kon+.a. a. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir.+ Lat cavare oymak. yarışmak & Lat con. sıkışma < Lat congerere.beraber + Lat sentire.

capt.a. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. . muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak.]. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. toplama. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir. & Lat con. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1. a. " kon+.a. bilmek ~ Lat cognoscere. müzik dinletisi ~ İt concerto a. cognit. 2. ~ Lat consul danışman. bir araya çağırma.içine almak. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere. serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından.almak.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a. not. tutmak " kon+. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma. hamile kalmak & Lat con. desteklemek. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş. bir belgeyi mühürlemek. genel toplantı. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır. teselli etmek. teyit.+ Lat servare korumak. hizmet etmek " kon+. kent başkanı. gözkulak olmak. muhafaza edilmiş. tasdik etmek. koruma yeri. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. 2. meclis & Lat con. korunmuş. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. 2.bir araya + Lat capere. devretmek ~ Lat consignare 1. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek. 2. müzik okulu < Fr conserver korumak.a.a.+ Lat signum mühür " kon+.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma.a. 2. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con.< HAvr *kels. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma.a. 2. concept. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1. teyit etmek. < Lat concipere.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1.bilmek " kon+. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1.a. kavramak.

structyığmak. uyumlu. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere. 2. 2.a. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız.kura. context. inşaat ~ Lat constructio a. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında.ortaklaşa bir mala sahip olan. tact. tekst .inşa etmek & Lat con. görüş alma < Lat consulere. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman". tüketici (kadın). < Lat contingere. uyumlu olmak & Lat con. yutmak. comit. consult. t.beraber + Lat texere. yıldız grubu ~ OLat constellatio a. < Lat construere.]1.bir araya örmek & Lat con. 2. tüketmek & Lat con.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+.dokunmak " kon+. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors. içmek (& Lat sub.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a.a. sort. construct. sub+.yutmak.+ Lat emere.a. emptalmak ) " kon+. text. & OLat con. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır. tüketim.a. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma. tüketme. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes.sıkarak + Lat sumere.a. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. teselsül < Lat contexere. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. tüzel kişilik < Lat consors. sumpt. danışmak.dokumak " kon+. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1.a. -t. contact. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım. irtibat. bitişmek.tetkik etmek. yapı.bir araya + Lat struere. < Lat consonare birlikte ses vermek. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I. ~ Lat contextus bağlantı. consumpt. dikmek " kon+.yiyip bitirmek.beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket. talih " kon+. birlikte ses veren.temas etmek.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1.

denk gelmek " kon+. atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu. defter " kontra. content. t.durmak " kontra.bir arada tutmak & Lat con. 2.tutmak " kon+."rast gelen". herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. zıt. içine almak. < OLat contra-stâre karşı durmak. tent. depo. a. puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı .beraber + Lat tractare gütmek. a.karşılıklı + Lat tangere. kota ~ Fr contingent kısmet.çekmek. a. kısmet & Lat con. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı. vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra. resmi belge. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. ters / Fr contre a. bir et kesimi " kontra.bir arada + Lat tenere. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum. ortaklık kurmak & Lat con. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a. rulo . nota dizisinin en pes perdesi. sürdürmek < Lat trahere. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan. özellikle futbolda " kontra. kapsamak ~ Lat continere. pay. şans talih. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. ambar < İng to contain tutmak. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes. content. bas1 kontrafile karşısı". tact-dokunmak.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. ped-" kontra.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak. sürmek " kon+. ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1. < OLat contractare birlikte yapmak. stat. sürekli. tract. zincirleme < Lat continere.

döndürmek " kon+.fiilinden -iş. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir." kon[CepK 1935] mevduat. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a. dışbükey ~ Lat convexus a. kenar hattı ~ İt contorno a. kemerli. vers. convex. tümsek yapmak & Lat con.gelmek " kon+. dönüştürmek ~ Lat convertere. a. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba. 2. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek. Karş. versiyon . tevdiat. yy'dan sonra danış. gecelemek " konYT < Tü kon. Fr thèse < EYun tithemi (koymak).kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre.bir araya + Lat venire. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış.ikamet etmek. buluşma. komşu olmak. konaklayan kimse. < Lat convectere." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma. misafir < Tü kon.+ Lat vertere.sürmek. convectyanısıra sürmek. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere. < Lat convenire. a. convers." kon* Kon.yığmak. dost ve yakın olmak. buluşmak. & Lat con. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. [T S xvi xvi] mükaleme etmek. uygun bulmak & Lat con.bir arada oturmak.a.fiilinin yerini almıştır. vent.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere. vect.a. taşımak " kon+.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1. toplantı. konuşmak < Tü kon. a. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir. convectkubbeli.bir araya gelmek.dönmek " kon+. convent. konuşlan[mak < Tü kon.

kopil oğlan. yy'dan önce ender rastlanır.kopmak. a. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . özellikle iri köpek. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça . viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. kervan < OLat conviare eşlik etmek. taşımak.a. ordinat-düzenlemek. İdr xi] köpek a. # 1656 René Descartes.a. kulp (= Moğ tobçı düğme. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. kop[mak Tü [Uy viii+] kop. a. çırak Karş. kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk.a.].konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı. meme ucu. yanısıra gitmek [esk. a. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. a. mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. convoglio] aynı yola gidenler.şişmek. Karş. Sırp kopil. gelmek. opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli . Bul/Sırp kopça (a. kabarmak " köpük * 14..Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak.beraber + Lat ordinare. ~ YLat coordinatus a. başlamak. Arn kopil (a. sıraya koymak " kon+. aktarmak ~ OLat conviare a. koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+. Fr.) Türkçeden alınmış olmalıdır. köpek Tü [Kaş. işbirliği yapmak & Lat co(n). tanzim etmek.beraber + Lat operari işlemek " kon+. [EvÇ xvii] kopçak düğme. düğme. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek. Fr coordonner. matematikçi ve filozof & Lat co(n). & OLat con.

köpük Tü *köP-/keP-2 a. beden (~ Lat corpus. 2. < Tü *köp.şişmek. kalın örme ip.1. cord. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers. relat. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent. düzgün < Lat corrigere.< HAvr *kerd.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur.a.ile. bağırsaktan hapılan sicim.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut. 2. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17. bünye ) " korpus.düzeltmek < Lat rectus düz. ip.kalp. diplomat [İM69 187+] .a.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a.(yürümek). soylu [esk.geri götürmek.şişmek. 2. şişik. kalp. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a. < Lat chorda sicim. kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak. ETü köp (iri.Fr cordon bleu "mavi kurdele".a. 1.]. akıl. gönül ~ HAvr *kord. doğru " kon+. ilişkilendirmek " kon+. seçkin adam. tecrit hattı ~ İt cordone a. köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek. 2.a." köpür- * Köpür. " gebe [Uy viii+] köpüg a. corpor. Karş.a. a. şişik. kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma. Tü köpür.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. kabarık < Tü *kö. & Lat con. kabarık . mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. Karş. Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.Fr cordon 1.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim . köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri.birbirine + Lat referre. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır. relatif kordon . korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru. [LO 187+] gayet enli kalın kordela .vücut. iskambilde kalp işareti~Lat cor. 2. correct.viii+ Uy).

1. borazan ~ HAvr *kr-no. körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı. boynuz şeklinde üflemeli çalgı . geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere. hapsetmek). köri . boru. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç. boynuz şeklinde olan şey.] "küçük boynuz". 2.Lat cornu boynuz. açı. koy ~ HAvr *kwelp.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan. boynuz. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş.kucak * Lat colpus > İt golfo. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz.korunmak istemek? " koru- * Karş." kork-. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni. Fr.a. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro.(sığınmak. İng gulf (koy. curs.a. gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç. saklanmak) < qorı. kapamak. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a. Tü *kor(ı)-k.a. korku (isim) < Tü kork. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1. Moğ qorğuda. +inç * -in.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork. 2. kayıt" hora.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte. bir orkestra çalgısı " .< HAvr *ker-1 kafatası.(kuşatmak.

beden. cohort. saldırı ~ Lat cursus a. taca ilişkin. corpor.koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın. Ger *skeran (kesmek. 2. kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul. engellemek) .avlu.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik. kuşatmak. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi. scar (yara. 2. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut. cortic. antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1. short ("kesilmiş". saray. yaz ürünü. hükümdara ait av sahası < Tü korı. dans topluluğu.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors. cortic. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. hapsetmek.iç avlu.çitle çevirmek. kısa). beyin zarı ~ Lat cortex. a.bir organın dış zarı. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme. corpor. İng shear (kesmek). score (kesik).çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı. a. dans." koru- koru[mak Tü [ viii] korı.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1. beden ~ HAvr *kwrep. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus.ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti. Amer. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex. kapalı alan. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench.gövde. kesik).gövde. çentmek). 2. shirt (gömlek). hayat & Lat co(n). ~ E Yun %oros 1.

karşılıklı komak.] a.bükmek. " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. çalımlı. a.[viii+ Uy] istemek. kızışmak =? <? [ xx/b] zarif.a.(kabarmak. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş. köşe [Yus xiv] gûşe . akciğer) < köge. bent " köşe. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18.EYun kókkinos a.* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k.a. köşker & Fa kawş ayakkabı. a.) < HAvr *geu. [LL 1732] seğirtmek. a. büyük davul < Fa koftan. köpürmek). koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç. gösterişli. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. . katmak.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma.a. ~ OLat coccinella [küç. [Men ] kûşe vulg. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. [Men xvii] at koşumlamak. mağrur . çiftlemek. (= Ave gaoşa.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak. salname köşk [İdr. kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe.birleştirmek. at sürmek (= Moğ qolbu. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. bağlamak)" ko* "Seğirtmek.(korunmak istemek?).dövmek. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. Yus.a. < Lat coccinus a. mısra düzmek. tokmakla vurmak. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır. köşe ~ Fa göşa a. eşlemek. cihannüma.a. çabuk gitmek. ezmek. Aş. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. kibar. DK xiv] şeklinde yüksek bina. kirmis ~ İsp cochinilla a. kös. ~ OFa göşag a. şişmek. Moğ kögerge (körük.

a. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi. kaus. 2. töre. Karş. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı. < EYun kaiö. ben)" kon+. kütük.a.a.a. künde.a. < Lat consuescere alışmak & Lat co(n). alışkanlık ~ Lat consuetudo a. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a. . resmi giysi ~ İt costume adet.< HAvr *kâu.kendi. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili.> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a.. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1.a. almak. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e. . [DK xiv] köstek a.a.beraber + Lat suescere. dağlayan < EYun kaiö yakmak . köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı.benimsemek. yanık ~ EYun kaustikós a. [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar.a. suet.indirmek.a.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit. adap. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği. ~ EYun kauter yakan.köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a. ağır sopa [Arg xvi] sopa. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö.a. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al. < Tü kösür.tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot.[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak.HAvr *ksw-yo. eye ~ HAvr *kost. kaburga.

Amerikan sığır çobanı. [MŞ xiv] yatalak kötür.a. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir.içini YT [TDK 1955] kovalamak. * Karş. 2. kucak. başıbozuk. oymak). Erm küġ/köġ (a. takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP.ekiyle. koyun. izini sürmek.(boşaltmak.fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir. pamuk MÖ 3. Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir. oyuk < Tü *kaP-/*koP.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak. tıkıştır. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. kural tanımayan & İng cow inek.oymak. sığır (~ Ger *kö(u).).kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür. sığır) + İng boy oğlan " biftek. çukur. . dip < Tü * koy fi [Aş. Yus xiv] köy/küy . dere koyağı.a. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP.~ HAvr *gwou-inek. a. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer. içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1. kotra cutter a. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow. koşuştur-. a. 2.oymak. seki. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1.

güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. derin < Tü ko5. alem. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. denizci" kozmos. 15. güzelleştirmek . kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya . bırakmak. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. düzen.koymak. indirmek.MS y. donatmak. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y. çeki düzen vermek. çeki düzen vermek.biçimi de korunmuştur. koymak. Türkiye Türkçesinde ko. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8. çizim " kozmos. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma). (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı.indirmek. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. a. a.)" ceviz < Tü köy.yanmak. hemşehri" kozmos. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a.]. 2. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı. yy'dan itibaren kaybolurken.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. Lat ponere (koymak) < po (aşağı). çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. donanım. a. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. (= Aram gawzâ a.

yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme.< HAvr *ker-1 kafatası. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. a. credit. 768-814) < Ger karlaz adam. kaymak. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. 2. kraker çıtırdamak. < [ xix] kredito/kredi borç verme. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. meydana getirmek kreatif Lat creare. güvenmek. kafatası ~ EYun kránion a. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt . erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma. Şarlman (hd. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. kredibilite kredi krem merhem. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1. creat. (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük. creat. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom. [ARasim 1897-99] . yaratış < Lat creare. ~ HAvr *krss-no.doğurmak. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . itibar.İt credito / Fr crédit 1. inanmak * 19.emanet etmek. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a. boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. inanç. güven.a. 2. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse.

< HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v. Reichenbach.et (~ HAvr *kreus. mücrim < Lat crimen. a. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi. 2. crimin.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem. a.a. beşik. çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek. yargılamak " kritik . artmak. cürüm ~ HAvr *krei.Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır. t. İng crisp (kıtır). [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur . bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. doğa bilimci & EYun kréas.a. suça ilişkin.iyiyi kötüden ayırmak. buruşuk * Karş. cürüm işleyen. değnek krikkrak galeta.çiğ et ) + EYun sözö. 2. cret. İng crude (çiğ).a. Fr cru.] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1. yükselmek ~ Lat crescere. krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a. krep [ARasim 1897-99] . Alm. sot.suçlama. kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom.* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem.korumak. itham. hayvan yemliği.

çiğnemek " kraker kroket ."altın kabuk". kimyacılar < EYun kryptós gizli.saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don.a.kabuk bağlamak Karş.iyiyi kötüden ayırmak. buz. & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton. saklı < EYun kryptö gizlemek.< HAvr *krâu. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a.< HAvr *krei. ~ EYun kriterion a. çatlamak.a. muaheze. itham). gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. Fr. elemek.Fr croquette kroki kaba çizim. çıtırdayan şey < HAvr *kreus. hüküm. %rysallid. saklamak ~ HAvr *krup-yo. [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama. < EYun krinö hüküm vermek. t. Lat crusta (çıtır kabuk). a. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit. kırağı ) ~ HAvr *krus-to.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom.a. krit- kriz [Bah 1924] karar. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis. hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis.a. taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey.a.renk " krom(o)+ . Lat crimen > İng crime (suçlama.kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a. sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek. antoloji krokan çıtırdamak. yargılamak). İng. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a.kabuk. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. itiraz .

~ HAvr *kre-sko. boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. t. karşıya geçmek < Fr croix çapraz. 3. cret. 2. 3. İng crust (kabuk). krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma.kabuk bağlamak " kristal * Karş.a. kron(o)+ zaman.a. < EYun %röma. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+. 2. cruc- . çengel. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto.a. ucu çengelli nakış iğnesi. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde". artçı".a.a. sağrı. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1. 2. t. tığ. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o). büyüyen. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç.a. a.< HAvr *ker-3 a. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü. Alm.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli.] 1.a.çıtır < HAvr *kreus. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. çarmıh ~ Lat crux.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü.renk kromatik [ xx/b] %römatikos a. kıç ~ Frk *kruppa. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin. 2. gelişmek ~ Lat crescere. hilal (büyüyen ay). aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek. artmak.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o). +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek. ay çöreği < Fr croître büyümek. süreli.

kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask.. [TS xviii] kuçak < Tü kuç.a. [Kaş xi] kiçik/kiçük a. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf.a. yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a.] mimaride kubbe . mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1.] çukurlar. Alm.a.a. cruc. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a. quatr-dört" kare kubbe [Aş. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak. < Hol kruis çapraz.. çarmıh ~ Lat crux. a. [CodC xiii] kiççi/kiçig a. küçük.Aram qubbstâ a. = İbr qubbah a..a. dörtte bir < Lat quatuor. 2. a. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu . ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir.a.a. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma. < Lat quartus dörtlü. f. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. küp şeklinde olan. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck. genç. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak.a. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ.kucaklaşmak.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç. İng.

hafif küffar " kâfir kûfi bir kent. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur. 2. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş. [TDK 1944] küçümse[Kut. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. meyve. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir. çürüyen nesne.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb. kuduz kutur. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a. küçük. güdük ve Fa cucak. aziz < Ar quds 1. kucak. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd. öncü olma.] önden gitme. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç. içi boşalma. talk? < EYun koûfos kof. a.* Tü çocuk. tanrılar dokunmak" anlamında. yavru. aziz olma.a. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. ~ Akad quppu/quppatu (sebze.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç.] kutsal. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP.] güç. et vb.şişme. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân. kutsal yer. kuşak.hakir görmek. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. kudak (küçük. kutsallık.

bilye. siyah boya. kâfir). +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla. kibrit. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir. sürmeli < Ar kuHl antimon. Karş. kufrân] dinsiz idi. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç.] tam. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası. a. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç. kefaret.) . Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd. bütün olma.] siyaha boyanmış. nankörlük < Ar kafara [msd. tamlık. gizleme. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç. koza ~ EYun kókkos a. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. 2. Bak.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş.a. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme.arslan sesi çıkarmak. Karş. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur.küfür/küfr[Aş.] dinsizlik. mükemmel olma = Akad kalâlu a. bütün. kuğu [ viii] kuğu a. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle. dine sövme.a. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde.] a. Hıristiyan olmayan kimse. esir. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. köylü. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos. bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. a. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. bütünlük. a. < Lat coccus tane. iplik yumağı. Lat paganus (1. (tanrıya) sövdü.

hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla. 2. Diğer yandan karş. çevirdi. bir tür hamur işi. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer.] yük. eğirdi" kalp2 . taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a.) kule ~ Ar qullat [#qll msd. külhani (ocak işçisi > proleter. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne. Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır. soylulara mahsus yüksek başlık.* Karş.(açmak.xiv).a. bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. kule [Men xvii] kulle 1. (usit. doruk < Ar qalla [msd.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. TTü kula. a. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). 2. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. zirve. yaymak . kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu.[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. taç. şekil.] zirve. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş. qall] yükseltti. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam. akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . sefil. tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka.

a. ~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. ekip biçme < Lat colere. kabin. bir askeri . ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". cult. a.a. belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. görevlendirmek " kon+.+ Lat mandare emanet etmek. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a. mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. tarım. a. " kült kulübe [Men xvii] hücre. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir. dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. eğitim ~ Lat cultura a. kumanda [183+] ~ İt commando emir. kolik ~ EYun kölikos a. terbiye. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. emretmek & Lat con. kültür [Bah 1924] 2. ekip biçmek " koloni * "Mezhep. tevdi etmek. topuz. kalın sopa. 2. [Çağ xv] kuma/guma a.a. toprağı ekip biçme. cemiyet ~ Nor klubba topak. dükkân = EYun kalybe kulübe. oyun yeri.toprağı işlemek. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır.

~ Yun *koimási * Karş.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. Env xiv] tümsek. [LO 187+] kompanya şirket manasına. a. a. kabarmak.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus. kümbet [DK.a. DK. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. kümüle. tezgâh compasso pergel & Lat con. tertip. akümüle.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a.] [MMem xvi] kumbâr humbara. & Alm grund yer + Alm birne . Tü tünek (geceleme yeri).beraber + Lat panis ekmek " kon+.beraber + Lat passo adım " kon+. a. t. Gül xiv] dokuma. kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu".pergel. istimali abestir . lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan". höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma. 2. yoldaş & Lat con.a. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. < EYun *kyö şişmek. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). top gibi olmak ~ HAvr *keus.kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1. Anlam ilişkisi için karş. gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar. pane kumpas [xix]kompas1.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı.a. gemi erzakının saklandığı depo. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd. kümülatif. 2. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe.

kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır.kurmak. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. top [Kıp. condit. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin. kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç. çokluk .a. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek.şişmek. kümülatif cumuler yığmak. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb. patates). rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a. Balkan ülkelerine patates 19. sap.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir. inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı.] < Lat condere. kargı kundak3 cihaz. barut ~ Sans gandhaka "kokan". kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre. fabrikasyon [esk. kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. dipçik. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. oyulmuş (< Fa kandan kazmak. UYSAL. 2. Karş. sopa. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1. Karş. ~ EYun kontós sırık. Fr pomme de terre ("yer elması". sürü. kabarmış şey < HAvr *keus.

iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil. . kalın. kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç). tavşan. çömlek . 2. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. Ar cubb (a.) Aramcadan alıntıdır. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. san. koparmak). 2. kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho. yeraltı geçidi kunt kaba saba. lağım ~ Lat cuniculus 1. Sans kumbhá (a. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk. ~ Akad gubbu a. eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı.< HAvr *kel-1 kırmak.] lakap.a. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap. a.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma.a. künk [Env xv] toprak boru. saplı büyük bardak. İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır.). sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan. kör (bıçak). [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1. ~ Ar kunyat [#knw/kny msd.Fa küp sarnıç. lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel. * Diğer yandan karş.* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır. tavşan deliği. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik . küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı.a. a. kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe.Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. EYun klâo (kırmak. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a.a.

a. seyir. akım. [CepK 1935] kaide < Tü kur. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok . curs. curs.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf. çadır kurmak. kurul.] yabancı. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak. akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere. eğitim programı.< HAvr *kers. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd.Fr coupure kesim. (yüksek sele) okuma.] 1. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. a. kuram YT [CepK 1935] bünye." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. süreç. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis. 3. -al ekinin işlevi açık değildir. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. döviz fiyatı ~ Fr cours 1.a. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1. kâğıt para birimi . 2.a.koşmak ) + Lat air hava " kur.koşmak ~ HAvr *krs.] un. gazeteden kesilen parça. rota. 2. [ xx/b] 2. gidiş." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak.kupon bölümü. 2. kurultay.a. 2. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat. [Fel 194+] nazariye < Tü kur.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd. [ xi] kurğak kuru şey. ufak şey.germek. tuhaf. kaygı. kür ilgilenme. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden. ~ Lat cursus koşu < Lat currere.

"adak. kapamak. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek. tahriş etmek kırç [onom. sığınak (< Moğ qorı. kurcalamak < Tü [ xi] küri.a. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1.kuşatmak. = Akad qerebu yaklaşmak.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı. temizlemek (~ Lat curare a. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom.] yakınlık. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a." kur- .] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur.önekinin anlamı belirsizdir. < İbr/Aram #qrb 1. yaklaştı. yakın olma. kayık küreği < Tü *kürge.a. hediye verme.[xiv-xvi TS] kaşımak. yaklaşma. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca. hisar. 2.a. akrabalık < Ar qariba yakın idi. yanaştı (= Aram qsreb a. 2. hisar = Moğ qorğa(n) kale. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a. a.a.kaşımak.= Tü küri. karıştırmak. toprak küreği. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd. yasaklamak. hapsetmek. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler".[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale. demir eritme düzeneği. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur.] körük.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a. yakın olmak. özen göstermek.

Ralph A. Amer.a.) Aramca kökenlidir.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T.a. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. tepsi. ~ EYun korönis a. akım. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd. ~ EYun krounós çeşme. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut. [Oğ xi] korşun/koşun .kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a. Ar curnat (a. fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. Kaş. larva. 2. Ar qurnat (dışbükey köşe. mide. seyir. kurt Tü [Uy. rota. .a. kurşun Tü? ~ Ar kursı taht. kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan. Moğ qorğuljın (a. cour (divan. Oğ viii+] kurt tırtıl. Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir. Albert Ghiorso.] daire.halka.EYun krouneíon a. Fr corps (heyet).). böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. ~ HAvr *kor-öno. kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a. heyet" kurul * Karş. musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna. Seaborg. James.a.a. çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak. Aş xi] kürsi . makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a..a. süreç. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. avlu).a.

meclis < Moğ quratoplanmak. kişniş) > İng coriander. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur." kuru- . temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar. meclis < Moğ qura.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis.a. birikmek.(kavurmak). [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht. [Uy viii+] kürı.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad. kavrulmak " <Tükut baht. uğur. kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı. Karş. a. kurul YT [CepK 1935] kongre.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir. kongre. < Tü kurı. uğur" kut * Karş.sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır. meclis ~ Moğ qural toplantı.a. EYun koríannon ("tahtakurusu otu". bir araya gelmek (= Tü kura.[viii+ Uy] a. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a. * k?ura.a.a. a.Moğ quralta toplantı.a. müessese < Tü kurı. Moğ k?ağurayda.. is [CepK 1935] tesis. kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu. [ xi] kurığ a.yanmak. kıvanç " kut * -r. [CepK 1935] kurultay .< Tü *kâ-/*kağ.a." kuruTü *kağurı.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a.

posta tatarı / Fr courrier a.kemer bağlamak. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak. vesvese. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze.a. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con.a. ürküntü.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik. vesvese.a . guşâ- < Tü kurşa.+ Lat locare yatırmak " kon+.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. ulak. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak.a. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa. [İdr. [Oğ xi] küs.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu. lokal kuşet < Fr couche yatak. wişâ. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt". yünden dokunan çadır kuşağı.köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. ürküntü.a.[viii+ Uy] kuşak bağlamak. kuşan-. tabaka < Fr coucher yatırmak.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa.] kırptı . kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan. [U yv ii i+ ]k us -a .

cesur. 2. tomruk. talih. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin. kutu [MŞ xiv] kutı kap.a. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. konsantre etti .a. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır. tas. kütük [Men xvii] kötük tomruk. 2. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd.).] kırıklar. 2. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin. 2. bir noktaya topladı. yatalak. baht. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı.a. büyük defter. kalın ağaç gövdesi. üzüm. qaTb] 1. kutup. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır.] 1. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a.ayrı duran. küt1 [Men xvii] kötürüm. bereket.] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. kovuk. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. zeytin vb. cödica. kaşlarını çattı. eksen. [LO xix] sivri olmayan küt2. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. aks. ~ E Yun kytos 1. yetersiz kaldı. cesur (= Ave *vî-stâxa.a. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. kısalttı. saadet * Karş. ~ Akad kuspu susam.* Türkçeye 19. Moğ k?utuğ (a.

[ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1. a.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ.a.a. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ.] güç (= Moğ qoymag katmer. yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a. 2. arka.indirmek " ko- * Karş. geri. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş.] 1. masa örtüsü. kuluçka yeri. kıç. 2. Moğ k?oytu (art. aşağı koymak " koy* Karş. fıçı ~ Fr cuvette [küç. dip. * Ar qaTr (damlama. dökülmek < Tü kod-/kot. folluk. kuzey). Moğ k?udurğa (atın sağrısı). [Aİhsan 1891] 2.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap.kütüphane çoğ. Ayrıca karş. konmak. örtü. kuz (güneş almayan yer).] koşullar. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. fıçı ~ Lat cupa varil. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. 2. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. oturmak. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir. gölge < Tü ku5. güneş almayan yer. bölge.indirmek. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1. kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt .] leğen. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a.

EYun peptö (pişirmek).a. dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a.pişirmek * Fr cuisine.karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi.kızkardeş " kon+. hala. gölge. < Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^. kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino. kuzu Tü [Uy viii+] kozı. karanlık " kuzey kuzin . [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) . hala. Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan.] amca.kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca. İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır. [ xx/b] ~ Fr cousine [f. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek.< HAvr *swesor. kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer.Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer. dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con. çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge.

< Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı. labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik.gevşemek . rızk.a.işçi.a.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın. atölye ~ OLat laboratorium a.a. lax. Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk. İng lazurite. < Lat languere.a. pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. Ar luban. bir tür taze Karş. EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen. rumex patientia ~ EYun lápathon a. labne laborant Lat laborans. gevşetmek ~ Lat laxare a. laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma. Fen lbnt. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır.a. benzin. Karş.. günnük). [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a. lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a. Lat lapis lazuli. t.

laHq/laHâq] yetişti. tavşan balığı. lakırdı etti. kuşkucu. telaffuz etti laga luga lagar ~ Fa lâğar cılız. kuvvet. katıldı. 2. zayıf lağım [Kan xvi] ~ Ar laġam yeraltı tüneli. skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry] bilirim.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil. dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut. aktif eşcinsel (argo) ~ Fa yâd ast hatırımda! " yad2 ~ Çing laço ladin 1. her türlü sebze lahavle sözleri ~ Yun lâ%ano malum sebze ~ [ xiv] üzüntü ve kızgınlık anında okunan duanın il . ilave. yok hükmünde olan şey.] ağızdan çıkan anlamlı ses. +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd. lakırdı lahana [MŞ xiv] EYun lâdanon yeşillik. hendek.a. istihkâm tüneli ~ EYun la%öma. f. EYun ládanon biçimleri bir Sami dilinden alınmıştır.] boş. çam cinsinden bir ağaç. havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa. emin lades [ xx/c] genç adam. 2. laf döven " laf. söz söyledi.kazı. t.] eklenen şey. dilbilgisi açısından geçersiz söz < Ar lağâ 1. laedri ~ Ar lâ adrî "bilmemci". lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd. tünel < EYun la%ainö kazmak * Fa naġm (istihkâm tüneli) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. ~ Akad ladinnu. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk. geçersiz. lagos marinus ~ EYun lagos a. 2. zeyl < Ar laHiqa [msd. tavşan. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku. picea ~ Ar ladan cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk ~ Aram ladsnâ a.a. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+.a.a. Aş xi] [DK xiv] ~ Fa lâf anlamsız söz ~ Fa lâfzan