SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem.< HAvr *kous. güncel ~ OLat actualis fiili. zabıt < Lat actus edim. -ive eylemli. marina akuarel/akvarel acquarella a. 2. yeşilimtrak açık mavi renk.a.yapmak. eylemek " aksiyon ~ Fr actif. Fr.aktif [xx/b] agere. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere. boyunduruk. Karş. a. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen.yapmak.] "edilmiş şeyler". akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut. rabıta " ad+ * Karş. eylemek " aksiyon aktris [f. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+. a. radyum. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. dekuple. aktîn. kimyacı < EYun aktîs. eylem < Lat agere. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. ~ Fr actuel fiili. act. a. çoğ. kayıtlar.ışın.su ~ Lat aqua a. ~ İt acqua / Fr aqua. act. İng. icracı. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1.işitmek .] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik.

al âl [viii] kırmızı * Karş. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. daha yüksek. İng. fırtına " bora [xvii] altüst olma.). keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u. sivri uçlu. ani (sancı. pek güzel. Lat lichia. devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. hastalık) . sağanak.a. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık. zaptetmek. " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank. ß Lat ad.] daha yüksek. a. lichia Tü ~? * Karş. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi. karışık renkli. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n. en yüksek " ali * "İyi. Moğulağan>ulaan (a. 2.akut [xx/b] ~ İng acute keskin. güzel.). alaca alâ (zarf). Frenk . alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan. toplayıcı. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy. [xvii] 2. al[mak Tü al. toplanmak.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek.a. küme olmak " ad+. Yun lítsa/létsa. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür. biriktirmek ~ Lat accumulare a. İt lezza/lizza/alicia. en yüksek.bir yere + Lat cumulare toplamak.keskin. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin. Fr liche/lichié (a.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek. taraf" bandıra alabora rüzgar.biriktirici.< HAvr *ak.a. 3.[viii] elde etmek. almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. kuzu balığı. iyi (sıfat) [xiv] 1.

] işaret.] işaretler. ilgi.] Alman tarzı.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler. bu tür kayıklara mahsus ağ . alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd. bağlandı. geniş ~ Lat largus a. uzaklaş! < İt allargare açılmak. özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd. sarktı. uzaklaşmak < İt largo açık. asıldı. Türk alavera [xix] dolap. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv]. her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş.İt alamanna [f. calaq] 1. alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart. ilgilendi [msd. alamet) + Ar sama' gök " alamet. dürüst olmayan iş . liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre".] ilişki. alametler (< Ar calâmat^ işaret. belirti. 2. bağlantı < Ar caliqa [msd. Karş. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ. alaca bulaca. alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. " ad+. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı.a. im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık.

2. yozlaşma. âlây. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik. âlây.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış. uysal. beyaz kâğıt. aldatma .evcilleşmek. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir. alçak [xvii] hakir.Fa alâyiş bulaşış.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır.[xi] aldatmak.bulaşmak.parlamak. yy'dan itibaren rastlanır. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde. yumuşak huylu.a. pest. Fiziksel anlamda kullanımına 15.. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile.a. kirletme < Fa âlüdan. bey albeni " al-. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur. parıltı < Tü yal. alşak [xiv] a. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh.[xiv] kandırılmak < Tü alta.] beyaz şey. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. kanat. bulaşıklık. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. ciltli defter ~ Lat album [n.yumuşamak " alışaldan.] < Lat ala 1. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. debdebe . yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı. pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap. Karş. yozlaşma < Fa âlüdan. [xix] dünyevi gösteriş. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma. dalavere. yanma.a.

alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. aldır[mak Tü altız. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya. acele alelade surette " ale+. bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile. ult.[xix] aldırış etmek.] gizli olmayan.(diş). alemdar sancak. 2. başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. odont-. adet2 alelumum olarak " ale+. söylemek " kategori * HAvr *al. göz önünde < Ar calana [msd. sonsuz süre. gibi. kaptırmak .[viii+] almasına neden olmak. aşikâr oldu . umum alelusul ale+.a.a. bayrak " alem1.(öte). ebediyet. İng tooth < Ger *tanth. calâniyyat^] açığa çıktı. açık. EYun odoús. usul1 alem1 sancak. belirti. * Aynı kökten Fa dand. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. işaret. üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir. genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. uls. dünya.a. ~ HAvr *dent.a.a. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. dent. ebediyet). hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir". aldur-[xiv] almasına neden olmak. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden. alelacele olarak " ale+. başka) + EYun agoreüö konuşmak. yeryüzü. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. üstü. İbr colam (sonsuz süre. karşı. evren * Karş. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri. acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere. aldır. herkes ~ Aram câlam 1. Sans dantaka.kökünden Lat alter (başka).

etraf < Lat adiacere etrafında olmak. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd. " alfa. [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır. karşı. yalabık (parlak xvi). Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a. TTü yalabı. . alev <Tü alâv/alev [xvii] . calev [xvii] Çağ] a." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır. İbr eleph (öküz). xv+ * Karş. a. Avst. farklı + EYun érgon iş. Ebi Talib. gönlü ferah.rahat. İslam peygamberinin damadı aleyh ile.a. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet.(parıldamak. hekim ß EYun állos başka. yalab yalab (parıl parıl xiii). numara . ferahlık. aygıt < Ar âla [msd. çalışma " alegori. 2. [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen. Karş.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. rahat ~ OLat *adiaces çevre. Akad alpu.] araç. yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey. ışımak xiv). Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb. ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın. alev Tü yalaw [Abuş.

aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9. [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik. alıç ^ küç. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. ali [xiv] culüw] yüksek idi.a. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18. yüce < Ar calâ [msd. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf. aluk/alığ [xi] kel. adet edinmek.] ilim sahibi. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. [xiv] benimsemek.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd.] yüksek. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. değiştirmek. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. ~ OFa alüg a. alt olunmak. takas etmek. evcilleşmek. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. [xiv] yenilmek.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. fırınladı . yükseldi. hazret.[xi] alışveriş etmek. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. uysallaşmak. taraf" ali. alın alın[mak Tü alın. [xiii] değişmek. cephe. Anlam için karş.[xi] kendine almak. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. Lat consuescere (alışmak. kat. [xvii] üstüne almak. cüsseli ve kaba kimse. almak). < Tü al-" al- [193+] ganimet. bilen. ahzetmek.a.

canlı.[xi Ha] karmak. kellik / İng . redakte edilmiş. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a. bula* Moğ alag bulag (a. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir. hareketli allem kallem konuştu " ilim. fazlasını kesti. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im. her + Ger *manniz insan. # 1267 Francis Bacon. çok ~ İt allegro şen.a. alacr.a. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa.[viii+ Uy] övmek. özetledi < Ar naqaHa [msd. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır. karıştırmak " ala. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12. Tü al. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e.a. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer. salname.alkış Tü alkış [viii+] övgü. kısalttı. kutsama < Tü alka.] çok bilen.] gözden geçirilmiş.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all.a. < öz Alamanni 3.a. a. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a. allame alim. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a. alak bulak [xv-xvii] . İng.tüm.a.

Ave raopis. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir . Aynı kökten Lat vulpes. Erm aġvés < EErm alwes. seçenek. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür.iki şeyden başka olan. 2. Sans lopâsâ.a. alpac. büyümek. +metre altmış Tü altmış [viii+] a. altın altun [viii] a. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. müzikte yüksek perdeden erkek sesi. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış.* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için. Karş. a. a. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik).]. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax. öteki ~ HAvr *al-tero. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a. sırayla değişen.yüksek. tenor [esk. a.a. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için.> Fa röbâ (tilki). boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. . < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. yüksek ~ HAvr *al-to. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir.a. pac. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . boy atmak). bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a. yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a. [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1. 3. 2.İt altezza yükseklik. diğer < HAvr *al-1 öte. alto [189+] ~İtalto1. a.barış " alüminyum. pes perdeden kadın sesi [xvi].

a. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi. olmak. < EYun malâssö.+ Fr balle balya. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef.gelmek. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en.bir yere + Lat lavare. altüst olmak Lat ballare " balad . varmak. amade âmâdan. laut. bağdaştırmak. a. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır.] kör.a. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde. amçuk [xiv] a. amçık [xiii] a. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme. top " in+1. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir. 2. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı. nişangâh * "Gaye. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma. lig am Tü am [xi] dişilik organı. a. krem ~ EYun málagma. ittifak etmek ~ Lat alligare a. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. bulamaç. -t. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1. ittifak. malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad.suyla akıtmak.a. âmây. Moğ aman (ağız).a. * Karş.. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at).a. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. yıkamak " ad+. hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş. 2. ß Lat ad. a. erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a.

yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+. işlem. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye. işlem. ambit. kumanya) ß HAvr *sem. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. getirmek " hem. a. birikim.sokuş. saplama < EYun embâllö katmak. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. her çeşit güzel koku = OFa anbar a. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". ortam. ~ HAvr *ambhi iki taraf. mağaza ~ OFa hanbar a. -t. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde. güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı.] iş. a. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey.a. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre. (= Sans sambhâra bir araya getirme. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . eylem. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. [xix] ishal msd.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık.a. a. < OLat barra engel. barikat. amblem ~ EYun emblema.bir.a. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. iki yanlı.a. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber. erzak. dolaşmak. it-gitmek. barikat dikmek < OLat inbarricare a.her ikisi. ~ EFa hambâra a. birlikte + HAvr *bher-1 taşımak. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+.a. İslami inanç formülünün ilk kelimesi. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek. ambit. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme. dolanmak < Lat ambire. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. beraber.dolaşmak.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. eylem < Ar camala çalıştı. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire.

[197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili. fenol. for. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema.] . tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü. etil. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. ß EYun a(n).taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli.iki yanlı.a.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. çepeçevre + EYun ferö. a. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek. dibine kadar < Ar camuqa [msd. şişirmek " en+. su ve karada yaşayan canlı. üfürmek. 2.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez". haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. metil. Alm. getirmek " amphi+.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+. dost.içine üfleme. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+. t.

mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. özellikle sıradan halk.değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. güvenilir. sönük. halk. 2. amortiss. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. memur.] avama ait. doğru. "öyledir. yer değiştirmek.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı.adım adım öldürmek. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n). 2.< HAvr *men-1 düşünmek " an+. a. itfa edilmiş < Fr amortir.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw. halk câmmat^ [#cmm fa. Amun amorf morfe şekil " an+. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı.] kamu. görevli. bey [xi]. etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa.(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. işçi. amiyane [#cmm nsb. anımsama < EYun mnáomai anımsamak. mantalite amok Malay amok a. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1. itfa etmek. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. tüketmek.amil etken. genel. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. f. borcu taksitle ödemek " amorti ." 2. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1.] 1.

kavrayış). lekelenmez". bir problemi çözmek. Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö.ve ög biçimlerine karşılık. öğüt. .her ikisi. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1. budamak. hatırlamak. hedefi vurmak. * Ayrıca karş.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. gez).] sütun. destekledi. hedefi vurmak. fact.< HAvr *per-3 denemek.a. onı-/onu. ünlülerden önce an. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-. anlamak ) (= Moğ 1. saymak. anlamak)onıla. amfi. ampul ~ Lat ampulla [küç. cam tüp. doğru tahmin etmek.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için. Bak. dikilitaş.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís. direk < Ar camada dikti. bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz. . an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n).(1.(okla nişan almak. a-fazi. sanmak.[xiv] yadetmek. Oğuz ve Kıpçakçada an. onul (zekâ. a. doğru tahmin etmek. pekiştirdi. 2.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. imparatorluk.a. büyük + Lat facere. Karş. 2. konsantre olmak).a. düşünmek ~ HAvr *pu-to. an-arşi. genişletmek. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol. 2. amaçladı.biçimini alır. Moğ onı (okun üstündeki çentik. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya. tehlikeye atılmak. bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi. sınamak. her iki el. bir problemi çözmek. zikretmek 2. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek. biçmek. ß EYun a(n). Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. an[mak Tü an.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik.ve an biçimleri kullanılmıştır.

açacak ~ EYun anoikter a. a. doğu. çağın gerisinde kalmış. alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. estetik .çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek. Alm an. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. çağ " ana+. 2. lys. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. " ana+.taşımak " ana+. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı. Bak. a. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi.analyt-çözümleme. 2. tolkalkmak. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman. kalkış. anal analfabetizm an+. * Karş.a. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit. acı duygusunu giderme ß EYun an. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. kaldırmak ~ HAvr *tels. a. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. öksüz. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı. 3. doğuş. a. özellikle güneşin doğuşu. İng on. < EYun analüö ayrışmak. ayrıştırma ~ EYun análysis a. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. hissetmek " an+. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö.a. for. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. gevşetmek " ana+.

anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a.a. ß EYun aná açığa + EYun temnö. 2. benzer. bölmek " ana+. kıyaslanabilir.erkek. benzeri ß EYun aná + EYun legöl.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a. log.a.a. a.saymak.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. hükümranlık. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle. o surette < Tü an işaret zamiri.a. tom. andr.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir. * Fr anis.değil + EYun ar%e iktidar. önderlik " an+. .] orantılı şey. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön. şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı. ~ Yun ánison anason bitkisi. hesaplamak " ana+.< HAvr *ner. adam ~ HAvr *snr. er.a. ~ Tupi/Guarani ananá a. kargaşa ß EYun an. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o).kesmek.

yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. ß EYun an. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir. insan + EYun eîdos şekil. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. -t. yayma. meşgul etmek.bir şeye + Lat nectere. do. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı. kabarık ~ HAvr *wers-l a. istihdam etmek < Fr gage rehin. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér.nefes. esinti < HAvr *ans. görüntü " andr(o)+. Manisa lalesi. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. ecir . aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh.a. andr. bedel.vermek " an+.değil + EYun aisthânö duymak. İng net (ağ). andr.rehin etmek.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. rüzgâr. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak. andr. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6. ipotek ~ EFr wage a. irtibat < Lat adnectere.Y.bağlamak ~ HAvr *ned. algılamak " an+. sona erme " andr(o)+.bağ. Simpson. İng. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. imece < EYun ángaros ulak.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm). ipotek etmek.erkek + EYun paúsis durma. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye. insansı ß EYun anér.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma. nex. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi.kan " an+.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme.bir şeye bağlamak ß Lat ad. anemi (h)aîma. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti. dedikodu ß EYun an. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J.erkek. 2. bir bitki.a. salma. rehin etmek. adnex.

kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1. can ~ HAvr *ans-mo. özellikle koyu mavi.a. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak. soyut. ağır. çınlatmak . eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış. ^ 1841 C. 2. yazıt. yanıt. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. kanıt. ruhçuluk ~ İng animism a. İng.] bağırış. ecir.* Karş. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a. ölçüt. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır.J.a.Ankara.[xi] eşek sesi çıkarmak. dikit. [xx/c] ~İngangora1.(gürültü etmek.Fritzsche. koşut. Alm. belit. ruh " anime . koyu renk. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. tiftik keçisi. kesit. Karş.nefes.[xiv] . an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir. İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır. angut benzeyen bir kuş. a. ruh. konut. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın. kalıt. ^ 1866 Sir Edward B. yapıt. [188+] budala. kısıt. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a. Taylor. yakıt.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır. 2. taşıt.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. arjğır. tarihçi < Lat anima nefes.

a. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a. soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere. a. yy başlarından önce kaydedilmemiştir. idrak. quaestsormak " in+1 * Karş. a. İng inquest (soruşturma). korkak. daraltma ~ E Yun an%one a. boğmak ~ HAvr *angh. .[xi] a. yatak. ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme. hafıza < Tü an. yazı dilinde 20. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. a.çengel < HAvr *ank. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. İng anger (sıkıntı > öfke). eng (dar). taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a. ~ HAvr *ank-ulo.sıkmak. anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı. sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı). boğmak ~ HAvr *angh. sebepsiz korku . anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak.+ Fr caisse kasa " in+1. < Lat inquirere. 14.araştırmak. kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en. daraltmak. < Tü an [xiv Kıp] akıl.bükmek. açı).[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir. ana/âne [xvii-xix] .Lat anxietas a. parlak. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar. Alm angst (sıkıntı). kaçak. inquaest. < Lat angere. endişe.a.dar. . hortlak. question (soru). sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. anx. Karş. çapa atma < Fr ancre gemi demiri.dar. binek vb. kasa anket [192+]tetkikat. daraltmak.a. < E Yun ân%ö sıkmak.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma. anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat.

hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an. İng. tekdüze.değil + EYun nómos yasa. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. beraber. ß Lat ad. sikl. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık. eş.+ Lat nuntius tellal.+ Lat simul bir. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz.ad " an+. zikretmek " an- . +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber. < YLat anorexia nervosa a. W. Meigen. aynı " in+1.a. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n).değil + EYun (h)omalós bir örnek. yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk. yasasızlık ß EYun a(n). simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun. ß EYun an. Alm. kan ve can vermek. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. düzenli < EYun (h)ómos aynı. bir örnek " an+.değil + EYun ónoma. (kanını) kurutan ß EYun an. # 1873 W. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. töre " an+.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek. Gull.anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan. yemin < Tü *ân. normal " an+. ónyma. adsız.a. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a. sıradan.hatırlamak. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. küme.a. sıra dışılık ß EYun an. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre. beslemek. İng.W. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. 2. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+.

harekete geçirmek. (geç dönem halk dilinde) kafatası.a. alın alına.can. 2. biot.) ß Fr anti. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya. İng and/Alm und ("karşılıklı". garip. hayat" anti+. 2. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek. sürmek " anti+.ön. a. alın ~ EYun antí yüzyüze.+ Fr -gène1 doğuran.(karşıtlık bildiren önek). kâse. tuhaf) biçimi ayrışmıştır.+ İng freeze. muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag.a. mikrop vb. önce). panzehir ~ EYun antidöton a.ön. bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. ~ HAvr *preus. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde . ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait. tansiyon antarktik anti+. Amer. ve). tens-germek " in+1. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. sebep olan " anti+. eski eser. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1. böcek duyargası. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos. froze donmak ~ Ger *freusan a. topraktan yapılan saksı. [189+] tuhaf .+ Lat tendere. do-vermek " anti+. elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip.İng antifreeze anti-don ß İng ant. kulak vermek ß Lat in. alın. 2.İt antico eski ~ Lat antiquus a. ilgilenmek.a. çok eski. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant. " antik . arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1. karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön. Alm ent. Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant.a. 2. değerli eski eşya.

toplama < EYun legöl.çekmek. sevmeme ~ EYun antipátheia a. acı duyma " anti+. çekip çevirmek.a. güldeste. a.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim. tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse.antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti.+ Fr traîner çekerek götürmek. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a. a. antithet. path. tract. 2. " anti+. sürmek " in+1. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. gövde " anti+.karşı + Fr corps vücut.a.tomurcuk. ~ HAvr *en-ter. çiçek) + EYun logeía derleme.a.a. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma. a. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran . sürüklemek ~ OLat traginare a.hissetme. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti.karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu". ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö.a. 2. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. log. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+. ~ OLat antimonium a. < Lat trahere. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a. nefret. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu. çalıştırmak ß Fr en. kömür. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1.seçmek. çiçek derlemesi. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür.

a. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+. appendic. 2. parantez anüs HAvr *âno. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. parite . post2 antrikot antrkot [189+] arası". ekli olmak ß Lat ad.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka.] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a. antrparantez inter+. aer. posit. +oid antropoloji antrop(o)+. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o). " ad+.sarkan şey. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki. ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid.koymak " inter+. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar). transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir. yüzük ~ * Karş. appar.Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki.kaldırmak.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer. eklenti. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. çalmak. apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1.alıp götürmek. [xix] rakı .bir şeye + Lat parare hazırlamak. kör bağırsak ~ Lat appendix. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak. antropoloji antropoid antrop(o)+. Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus. zeyl.a.

a.değil + EYun pneö nefes almak. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma. büzmek " ad+. sürmek " ad+.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz. a. < Lat apparatum hazırlanmış şey. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad.] a. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli. uydurmak ~ Lat applicare a.açmak " apış apuş. sıkmak.kapalı < HAvr *wer-5 kapamak. " ab+ .açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1.].bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır.açmak/açılmak < Tü *âp. ß EYun a(n).bir şeye + Lat plicare bükmek. mekanizma ~ Lat appariculum [küç. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak. özellikle süs. kuyumculuk terimi [esk. düzenek " aparat aparküt upper üst. bir ailenin oturmasına mahsus daire. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire.açmak " ayır< Tü *ap. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a.a. a.[xvii] şaşakalmak. ß Lat ad. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. uzaklaşma. 2. 2. apert. apartman [189+] 1.

kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri. 2. kavisli " abdal [xiv] . abscess.apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. < Lat abscedere. orta Tü < Tü ar-kesmek. tutarsız idi. kalkmak ß Lat ab. a. elde " ad+. seğirtti. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması. ~ E Yun apología karşı konuşma.bir yere + Lat portare taşımak " ad+.] omuzluk. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere.] kürekçik. cess. kırmak " ab+.[xi] ardından gitmek. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. logsöylemek " apo+.kemer.gitmek " ab+. ß Lat ad. ayıp < Ar cara gezdi. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a. kürek kemiği < Lat spatha pala. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey.kesmek. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan. absciss. arsa. ard " arka arka-/arğa.bir yerden + Lat cedere.kesip ayırmak ß Lat ab. yarmak " yar < Tü *ar arka. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a.bir şeye + Lat praesto hazır.a.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+. ß Lat ad. kabarma ~ OLat abscessus a. caes. utanılacak şey.kabarmak.a. a. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş . apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık. a. kürek < E Yun spathe a.bir şeyden + Lat caedere. yy) ortaya attığı terimdir. [xvii] 1. ~ HAvr *sps-dh. +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís. ayıp. d. özür / İng apology a. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır.

yy'dan itibaren rastlanır. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14. yer. toprak parçası. 2. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük.a. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki. mancınık " ark2. arakla[mak [192+] aşırmak. belki nohut * Karş. [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra. Tü *or oba etimolojisi fantezidir. araka bezelyegillerden bir bitki. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı. hızlı. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme.] kavga.ekiyle. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. . Fr haricot (fasulye). rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. arsa. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. düzen.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir.

nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak. kesmek " yar- . arı [xvii] pak. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez. eylemsiz. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar.fiili de mevcut değildir. ifade. ardiye ödenen harç. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz.arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki.değil + EYun érgon iş " an+. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. arabulucu. ardış.yarmak. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu. vadi. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. saf.[viii] yorulmak. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. hakim. kanıtlamak. herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. aykırı. 2. çalışmaz ß EYun a(n). [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir. yorgun argın yorgun < Tü ar.

en uygun < HAvr *ar. Ar cirafat (fal bakma. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. seçkin kimse.< HAvr *re(i). " an+.Ar carafat^ [#crf msd.] bilen. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. başa gelen. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa. ark1 » ı rmak. ~ EFa/Sans arya.1. soylu (~ HAvr *ar-isto.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü.a. eğreti.[viii+] temizlenmek < Tü ar. İng aryan. 2. gümüşi). su kanalı " ar ı k1 .saymak. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç. soylu. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür. f.uymak.a. geleceği haber verme). Fr aryen. Karş. saygın. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış.arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf.] çıplak. bir ulus adı * Karş. geleceği haber verme" anlamında. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf. accidens " arz1 ari1 [msd. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. dermansız ârm.a. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi .

(ardından konuşmak. eklem. arğa. ars (sanat. ilkel < EYun ar%aîos eski. áristos (en uygun).< HAvr *ar. arka vermek. ark (tortu. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a. arka. árthron (eklem). " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk. birlik < EYun (h)armós 1. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a. yardımcı bildiren edat. arkış (kervan). artık). < Fr armer donatmak. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. EYun harmós (uyum).< HAvr *ar. Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir.uymak.(geride kalmak). 2. ses uyumu EYun (h)armonía uyum. art (arka). askeri donanım. beddua etmek). kavis ~ Lat arcus a.(peşinden gitmek). eklemlenmek " arma . ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir. geri. peşkeş. (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a.uymak. beceri). < EYun árktos ayı. ard. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka. uyum ~ HAvr *ar-smo. ~ arka Tü arka [viii] peş. geri. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak. silah ~ HAvr *ar-mo. arkalaş kılmak (yardım etmek . arkadaş <Tü [xix] yoldaş. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi. armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. arka.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait.a. Ave arsthna (dirsek). eklenmek.xiv Kıp). araç gereç. özellikle omuz eklemi. silahlandırmak ~ Lat armare a. " arma * Türkçe telaffuzu 20.a. ayakdaş. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir.a.a. Buna karşılık karş. Küçük Ayı.a.a. sırt.ark2 HAvr *arku.) sözcüğünün yerini almıştır. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). karşıt. gemi donanımı ~ Lat arma edevat. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. dost. hempa < Tü arka " arka * 19. yay. art.

a. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç. " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1.a. ~ OFa urmöd a. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros. ön kol). arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. sulama cihazı < Fr arroser sulamak. a. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a.a. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a. Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. a.(< EYun ar%os baş. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük.sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır.dirsek ) " arma * Karş. a. ön) + Lat dux dük " +arşi. ~ OFa zarnîkâ a. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi. 2. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd.a. arşun [xiv] . bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. Fa araş (dirsek.a. ön kol. (= Ave arsthna. ror-çiy. a. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi. TTü arış.OFa araşn dirsek. dük . nem.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. a. taht. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp.a.] açık ve düz alan. özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m.

fazla (sıfat). geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı. devlet belgesi < EYun ar%e devlet.< HAvr *ar. ß EYun ar%os baş.eklenmek. eklemlemek. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu. < Lat articulus [küç.< HAvr *ar.[viii] arkada kalmak.el becerisi. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat.< HAvr *ar.uymak. ~ EYun ar%aîa [çoğ.] eklemcik. kesen. < EYun ar%aîon resmi evrak. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1.a. önünü kesti" arz1 . artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro. fazla olmak < Tü *ar arka. 2. madde madde saymak ~ Lat articulare a. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. art. geri" arka art[mak Tü art. [xvii] daha çok. arta kalan. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. sanat ~ HAvr *ar-ti. art/ard< Tü *ar arka.a. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır.uymak. geri" arka Tü art [viii] arka. mimar ~ EYun ar%itektön a.] a.a. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak. ilk + EYun tektön usta " +arşi. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir.a.

âsây.] köklü olma. ß Lat ad. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1. iskele asap burdu.a. dilekçe ß Ar card sunma. rahatlık.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. esas Tü as.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. sunma. sunuş.a.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. her çeşit şarkı.a. yeryüzü. coğrafyada enlem. karşısına çıktı. tırmanmak " ad+.] sinir. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux. göründü. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan. denkleştirmek " ad+. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava. gösteri. kakım. 2. (= Sogd âbra%se a.dinlenmek. mühendis < Fr ascendre yükselmek. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. "Temel. sıktı. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad. 2.a. sükûn < . Fr. = Ave bsrsj-. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek. en. hal1 as[mak as1 . bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek.[viii+] a. önüne çıktı. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme. asalak asalet aSl kök.a. ülke. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur. cinsel istek. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd. önerme < Ar carada yoluna çıktı. bsrsg istek.bir şeye + Lat simulare benzetmek. heves ~ OFa âwarzög a. kendini sundu. tırmanmak ~ Lat adscendere a. hava. baston ~ Fa âsâl temel.

kavi olmak ~ HAvr *si-sts. güvenlik.düşmek.] kök. keskin. emin. temel.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. sigorta < EYun asfale?s "düşmez". simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd. güvenli.a. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere. yamak < Fr assister yanında durmak. rastlaşmaz ß EYun a(n). sağlam ß EYun a(n). ß Lat ad.< HAvr *stâ. özümsemek ~ Lat assimilare a. selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+.a. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. aynılaştırmak.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. sıkı durmak. ekşi. çelmek asgari aSġar [kıy. asfalt ~ EYun ásfalton a.bir arada + EYun piptö.eklenme edatı + Lat sistere. ptö. denk gelmek " an+.] köklü. Fr. kimyacı ~ Lat acidus ekşi.ekşimek. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı. a.değil + EYun syn. 2. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu. yardımcı olmak ~ Lat assistere a. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm. kimyada asit ^ 1545 Guéroult. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek. ilke. soylu < Ar aSl kök.a. ß Lat ad. Fr. statdurmak/durdurmak.durmak " ad+. ~ Ar câSin^ [#cSy fa. asetik asit tuzlarının genel adı.] daha küçük. 2.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb. dikmek/dikilmek. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz. Fr. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf. sirke asidi ^ 1787 de Morveau. keskin " akut .değil + EYun sfâllö düşürmek.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz. rastlamak. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence.. soy. acet. el vermek.

Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. Askı sözcüğünün 18. aslen. a. " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a. yy'da türemiş olmalıdır. askere yazılmak vb. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad.] 1. kısmet ~ HAvr *srti. Karş. . sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir. esas.yönelme. önünde olma. 1960 Ümit Deniz. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y. kök veya öz itibariyle. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. özellikle ziynet ve hediye. 2.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur.kura. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği. yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir. sort.] asıl. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. (olumsuz fiille) hiç. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb. deyimlerden 19. askı <Tü [xviii] asılan şey. askı. [xix] pantolon askısı.a. katiyen < Ar aSl soy. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey.a. küpe. orijinal < Ar aSl kök. .

a. yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır.a. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star.a. döşek. delmek ~ HAvr *stig-yo.yıldız + EYun naütes gemici. < HAvr *ster-2 a. bilim adamı ß EYun a(n).yaymak.(a. Fa sitara. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna. +loji * Batı dillerinde 14.(sivri uç) batmak.(a.a. ^ 1849 William Whewell. * Karş. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a. Sans prá-stará (a. Ave upa-starsna. .a. ß Lat ab. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster.a. Erm asdġ (yıldız). ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun.a. İng. espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG.a.a. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı.değil + EYun stígma.). " astr(o)+. İng star.a. Alm stern.).yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+.sivri < HAvr * steig.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+.a.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a. Fagustar/gustariş (yaygı. a. denizci " astr(o)+. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır. stigmatnokta. a. alt = Tü astın [viii+ Uy] a. astro.). tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a. delmek " an+. etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o). astım darlığı. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella. sermek ~ HAvr *ster. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak.

[xi Oğ] dip. aşağı <Tü aşağa [xiii] .ekinin mahiyeti belirsizdir.dinlenmek. öteye geçmek. perçin. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir. aşağ. asay.a.[viii] dağ aşmak. aşın[mak aşağı Tü aşğın. haşlama).(yemek). aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a.EFa/Ave asman.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa. avrupa. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. Erm %aş (sulu yemek. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır. sınır aşmak. aş[mak Tü aş. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı. aş Tü aş [viii] yemek. a. Karş. alta alçak < Tü *aş.asude huzurlu olmak " asayiş asuman . aşğaru [xv] dibe doğru.[xi] aşınmak. Fa aş = Ave asa. Karş. incik. güneş doğmak * Karş. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet.] seven" aşk1 < Tü *aş. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan.] ondalıklar.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği. asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü. alt. aşar [xiv] YT [193+] mertebe. sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" . sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak.

oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] . yy'a dek tercih edilmiştir. aşure. muaşeret. aşağı. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup. tanımak " â+.[xi] eklemek. on parmaktan oluşan birim" olmalıdır. bilinen. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] . EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar. eros < Ar caşiqa sevdi. belirgin kılmak < Ave âviş belli. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş . şnâs-bilmek. ölçüyü aşan. (= Ave âviş-kâra. belirgin ~ OFa âşkârâg a. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek.anlamak.< HAvr *au-4 duymak.yönelme edatı + OFa şnüdan. < OFa âşnüdan.açığa çıkarmak. perçinlemek < Tü aş3 ek. belli.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret . deste. a.a. boy. aşla[mak Tü aşla.] şiddetli ve yakıcı sevgi. klan < Ar caşara birlik oldu. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. bilmek ß OFa â. son derece < Tü aşır. < Sans sramah zahmet. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip.[xiv] öte yana geçirmek. c^aşq [xvii] [#cşq msd.aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur.oynamak. aşiret. cışq var. çile. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf. aşüb. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. algılamak. işret. aşık idi * 'Işk biçimi 18. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. f.] akrabalardan oluşan topluluk. görünen) ~ HAvr *âwis. âşnâw.a. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. kararsız < Fa âşuftan. tanıdık ~ OFa âşnâg a.

adıyla * TTü ada. a. at. dinsiz ~ EYun átheos a.yanmak) ~ HAvr *âter. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz. Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir. Fa aşurdan (katmak.] boşluk.[viii+ Uy. hak iddia etmek [esk. işsizlik. kazık dikmek.a. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan. (= Ave . Fr nominer (atamak) < nom (ad). < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli. 2. saldırmak. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı.* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup. Anlam için karş. girişimciler. meydan okumak. daha eski olan kan (a. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd.]. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.a. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata.a. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a.kazık. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek. atherina ~ Fa âtaş yanma. hücum < Fr attaquer 1.değil + EYun théos tanrı" an+. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir. xi] ad vermek.) sözünün yerini almıştır.biçimini alan Eski Türkçe sözcük.a. ß EYun a(n).a.a. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog. zımba < Fr attacher iliştirmek. ateş âtarş.[viii+] a. cüretkâr.< HAvr *steg. ateş ~ OFa âta%ş a. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata.a. Amer. < Ave atar.

(köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir. işsiz. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir.]1. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. uydurma (argo) < Tü atma" . [xiii] zıplamak. yaşlandı. atmasyon at[193+] asılsız. atletizmle uğraşan kimse. Atlant. 2.] gelen.] hediye. çevirme.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . eskidi. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20." a t ~ Ar âtin [#'ty fa. bir adımla aşmak Tü * At.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator. citq] 1. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş. meylettirme. sonra gelen. eski.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. Hol. [192+] boyuna sarılan kumaş. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi. 2. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf. azatlı köle < Ar cataqa [msd.eğme. 2.] 1. kartograf < Atlas. atlet [xx/b] 1. yy'ın son çeyreğine aittir. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf. büktü. 2. < Tü at-" atTü atla.] boş. sabık.

trop. çekim. parfümeri < Ar ~ İng out 1. a. cazibe. dönmez. trof. sürüklemek " ad+. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir.] ıtır satan. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk. güzelavrat otu < EYun átropos 1. tomkesmek. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi. ß EYun a(n). atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud. avlanan hayvan. 2. çanak . +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı. yönelmek " an+. sürmek. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n.a.a. yetiştirmek. Moğ aba (a.bir yere + Lat trahere. eğilmez. futbolda topun dışarı * Karş. 2. 2. beslemek. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö. attract.değil EYun temnö.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a.dönmek.yetişmek.< HAvr *wet-1 üflemek. tract. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. değişmez.a. nefes (~ HAvr *awet-mo. lokavt. dışarı. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im. İng. < Lat attrahere.< HAvr *ster-2 a.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. ^ 1638 John Wilkins.].değil + EYun trefo. bölmek " an+.a.) avadanlık çömlek " ab. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1.çekmek ß Lat ad.çekmek. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo.ateş yeri < HAvr *âter.] bölünemeyen şey ß EYun a(n).ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. bilimci ß EYun atmós buhar. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la.

gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1. (bir şeye) dönüştü . eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç. yardakçılar *cawanat^ [çoğ.konuşma.a. İng advance. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar.* "Bayındırlık.seslenmek. ilerleme.] geri gelme. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. döndü.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1. 2. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ. yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir. avanzare] 1. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd. özellikle insan sesi < EFa vartan. dönme. uğramak ß Lat ad.bir yere + Lat venire. gitmek " ad+. vâc. 2. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ. avanta [xvii] bedava. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. yardım. ilerletmek.gelmek. ait olduğu yere geldi.gelmek ~ HAvr *gwemyo. baz avare a. ilerleme. 2. ön ödeme. vent. söz) ~ HAvr *wekw. 2. avanzo] 1. ilerletmek. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen. alın. tekrar gelme < Ar câda geri geldi. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. öne geçmek. borç verilen para < Fr avancer 1. 2.] sıradan halk. ilerlemek. ön ödeme. ilerlemek. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses.] yavru. artmak.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek. artmak. söylemek (= Sans vâç ses.geliş < HAvr *gwem. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. borç vermek < Lat ab ante önden. önceden " avan avantaj ön. öne geçmek. borç verilen para < İt avantare [mod. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. avangard avan.ön. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa.

] 1. aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp. 2. sakat olma) köküyle birleşmiştir. ayıp.sapmak. bağırmak. avokado [xx/c] . 800) kaydedilmiştir.a.asmak. savunucu. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa.) Yunancadan alınmıştır.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. asılmak. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir. avrat [xiv] kadın. husye * Meyvenin şeklinden ötürü. " garp * Karş. havlu [xv] .a. ses etmek " ad+. ayıplı ve özürlü olma. katılma. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan. sarkmak ß Fa/OFa â. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma. avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy. avlu. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs. asya. keyif almak. Bak ari1. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık. küpe. çıplak olma) ile eşdeğerdir.[xiv] teselli < Tü *âb. kusur. eklenme bildiren önek + HAvr *weig.] (kadının) edep yerleri. lamba < Fa/OFa âwe%tan. sallanmak. Batı = Akad erebu a. ~ Lat Europa a. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan. ayıp < İbr #crh çıplak olma.bir yere + Lat vocare çağırmak. vokal avun[mak bulmak Tü âbın.? . avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd.yönelme. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. ağıl. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur. ağıl. özür.a. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] . edep yerleri. Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y. âwez. 2. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a.a.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis. ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse. Karş.a. avın.

2. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen. Rumlarca kutsal sayılan yer. seğirtti. 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. ağız. altın ve gümüşün saflık ölçüsü. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek. Karş. . aziz ~ HAvr *yag-yoa.a. < HAvr *yag. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a.] standart. memleketin önde gelenleri. aşikâr.] 1. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger . < Tü *a5. seçkinler. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur. ayar cıyâr [xv] . cıyâr vulg. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ. ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). ayyar. Erm lusin (ay) = lus (ışık). lakırdı. [xiii] ışık." ayıl- * 15. uyanmak < Tü ayıl. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk. c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır. a.kutsama < EYun (h)agíos kutsal.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar.avurt Tü? [xiv] çene. aydınlık Tü *ay(ı)t. gözler. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. ayırmak " ayır- * Eğer *a5.açmak. özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma. 2. ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1.aydınlatmak < Tü ay ay. ay ışığı?. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl. kutsama. -t.

aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz. usul.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge.a. tefrik etmek < Tü *â5-açmak. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd.ile aç. a. gelenek. kepeğini ayırmak. sinyal.[xiv] kabuğunu soymak. kendine gelmek. adet. alamet. töre. 2. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir.a. işaret. zıt yönde " arka.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a. adet. işaret. ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. 2.(ağzını açmak).) a5ığ [xi] uyanık. hata.açmak.] kusur. ayrım < Tü a5ır. Kısa a. . apış (iki bacağın arasındaki açıklık). ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır. töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde.[viii+] ayırmak. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a. örf. simge. * Aynı kökten ak (açık renkli).[xi] farkına varmak. ayet [xiv] ~ Ar âyat 1.* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür. sarhoş olmayan < Tü *a5. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık). diklemesine. apış. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark.

3. çatal.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. işsiz. maddi. a.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç. 2. işe yaramaz dolanmak. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. adrık [xi] 1. 2. gözle görülür nitelikte. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. di. göz.] 1. göze ilişkin. [194+] fasıl.[xiv TS. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a. ayrım ayrıntı YT [193+] fark. 5. aynasız (argo) [188+] yakışıksız. göze. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb.aylak Tü? [xv] boş dolaşan. ayrıksı YT [193+] tuhaf. ayrılma. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. boynuz. farkında olmayan < Tü aylan. 4. ayna (= Ave avidayana. güzel). Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. seçkin kimse. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan. yaba. pınar.göstermek < Ave dâi-." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır. ayrık otu * Karş. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. Kıp] dönmek. oğul [193+] miyar. 2." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır. bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . geyik. biçimsiz (argo). yaban koyunu). bir şeyin ta kendisi. zat. [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay.] 1.

saf.] çok büyük olma. azarla. eziyet. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ.a. muazzam idi azami aczâm [kıy. sapmak. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. az az [viii] çok değil * Karş. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd. ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a. < Fa/OFa azardan.[viii] yoldan çıkmak. kırılmak. arsız < Ar cara gezdi. narın (ince.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür.] (gıda maddeleri satan kimse. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek. a. az[mak aza azade azat Tü az. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse.] daha büyük. acıtma ~ OFa âzarm a.] ayyar [xvii] hilebaz. serseri.] acı. Karş. Capella. haramzade gezgin. Moğ aray (az). ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı. içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür. azar. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir. eziyet. [194+] tahallül etmek < Tü ayır.a. . ß Hol ijs buz (~ Ger *îs.kökünü düşündürür. Ar cayyaş [im. arı.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek.(birini) incitmek. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi. ekmekçi). Her iki biçim Tü *(y)ar.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] .[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı.a. küçük).

kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta.ekinin işlevi belirsizdir. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için. yırtıcı hayvan dişi < Tü az. özgür ~ OFa azad soylu.(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan.] görevden alma. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-.] yönler. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a. köylü veya köle olmayan. can vermeyen ß EYun a(n). asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu.değil + EYun zöö yaşamak " an+. özgür (= Ave âzâta. yüce. su cedveli. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu. a.] büyük. . azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. soylu. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi. işten ~ Ar cazm [#czm msd.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest. +men1 [xv] ark.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf.doğmak.] güçlü.soylu. doğurmak)" â+. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. Fr.

2. Yun papá. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş.a. paycama (pantolon). Fa paça (hayvan ayağı). Fr papa vb. muhterem kişi. yaşlı adam. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir. 3. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. Karş. baba. rüzgâr + Fa câh yer. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba. saygı ve sevgi hitabı. Fa baba/babu < OFa papak (baba. . derviş). dede. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. ata * Karş. abla = Moğ baca a. yy'dan önce kaydedilmemiştir. geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi.baba çoc baba [viii+] 1. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır.

bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük. yel-OFawâda. badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir.bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. 2. 2.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması.a. Alm wehen. (= Ave vata. bagaj edevat < Fr bague çanta. f.a. 2. beden. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz. ~ OFa wâdâm a.gövde." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi. eşya ve . şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. İng wind (yel). badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. a. ~ Fa bâda 1. budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir. a.yel < HAvr *we.a. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir. olmuş.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd. Sans vati (esmek). bade olmak) ~ OFa bâdag a. rüzgâr. olgun. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık.esmek * Aynı kökten Lat ventus.) ~ HAvr *wa(n)t. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı. Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18. a.

asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir. .a.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda. af ~ Fa ba%ş ihsan. bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda. müstakil.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer. ~ HAvr *bak. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet. fahiş < Ar bağa [msd. bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir. zorla alma.] (birinin malına veya hakkına) göz diken.sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. baston < Lat baculum a. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir. baġy] hakkı olmayana göz dikme.ekinin işlevi açık değildir.a.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka. değnek. özellikle [CepK 1935] bahş.] çubuk. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom. bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da.kökünden türetilmiştir. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış. <Tü bağır iç organlar.baston. zalim.

kahraman ~ Moğ bağatır a. a.] tartışma. 2. münazaa. [KT xix] tartışılan konu.bahar * Lat ver (yaz). bahçe bakan " bahçe. Env xiv] bâhâdur . sebep. a.(mülk) sözcüğünden.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır. < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur. = Tü bağatur bir erkek adı. [Aş. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. güzel kokulu bir bitki. bir konuyu etraflıca tartıştı . yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne . söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a. DK. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile.Fa bâhâdur soylu kişi.] deniz. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2.bağışla[mak ihsan. bahis/bahs[Yus.a. a. bahane wahânag a.a. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir. primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir. konu başlığı. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd. bahçıvan gözeten. hediye " bahş [ xi] bağışla. araştırdı. DK xiv] . ~ EFa vahara. Belki Ave va%şa.a.a.] 1. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra. buphthalmum. [CodC xiii] bağatur . soruşturdu.) ~ HAvr *wesr-/*wer.Ar bahar [#bhr msd. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd.a. +ban bahir/bahrengin. (= Ave vanhar. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet.

kısmet < OFa bâttan. donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan. ihsan eden".] geri kalanlar < [Kut.Ar baqayat[#bqy çoğ.Ar bâqin [#bqy fa .] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht. < OFa bâttan. ihsan.Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . [Bah 1924] . bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. bhága ("paylaştıran. pay.ihsan etmek.a. genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H.pay vermek. L.] kalan. paylaşılan şey. ihsan etmek. kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat. KT xix 1 kız olan . pay vermek. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir.) ~ HAvr *bhag. bahşiş [Aş. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a. yemek). Aş xi] [LO. kısmet. ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. 2. şövalye adayı. talih). özellikle. bazı tanrıların sıfatı). talihli" & Fa bâ ile. ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş. Ave bhaga (tanrı).bahriye < Ar baHrî [nsb. ba^ş.a. hediye < OFa bâttan. yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a.a. İng bachelor (bekâr) < EFr. . birlikte. bhaktá (1. [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş. Ayrıca EYun fagö (yemek). bekâr ~ EFr bacheler * Karş.ihsan etmek. Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam.

" bakteri. Alm kupfer. doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek.) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im.a. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir. manav. Moğbal (a. baldız (yaşça küçük akraba). Alm. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. EŞKÖKENLİLER: Tü bal. bakterisid bactericide a. * Karş.baston.a. baldız. +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek . [Men xvii] (vulg. baston.bakır Tü [ viii] bakır a. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze.a. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu. balaban (kuş yavrusu). bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. manav.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu). çubuk ~ HAvr *bak. G. bakire erken.). asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur. artık [Kan xv] bostancı. Ehrenberg. balaban. İng copper. Fr cuivre (a.: bala.] sebze satan kimse.a. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a.] kalan şey. ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle. a.a. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir. bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki. # 1838 Ch.

fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge. 2.a. balata [ xx/b] kauçuk.yanmak. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı . sümük ~ Ar balġam irin. conium maculatum. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma.Fr balance terazi.a. 14. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. lastik ayakkabı tabanı. bol.atmak. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. a.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. flog. İng valerian. dans < EYun bâllö. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu. mimusops balata. iltihap. balgam [Kut xi] irin. iltihap < EYun flegö. < Tü ba.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. Alm baldrian. [Amr.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. * Sözcüğün kökeni belirsizdir. -t. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. 3.irin.] dansçık.a. kauçuk ağacı.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally . ~ İt balletto [küç. [ xi] baltır üvey evlat. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. Rus baldıryan (kedi otu. bilanc. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir. denge ~ Lat bilanx. a. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal.

balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak. pelesenk ağacı.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. balina [LO xix] balena ~ İt balena a. balle (hoplama) < bâllo. erişen. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku. ~ Ar baliğ [#blġ fa. atılmak.a. cumba / Fr balcon a. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. kütük. ~ Lat balaena dev balık. rayiha. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns. [EvÇ. Alm wal (balina).atmak. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale.< HAvr *gwels. balina ~ EYun fállaina a. EYun bole ve blema (atış). danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. uzanmak.baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi. bu ağaçtan elde edilen merhem. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş.a. 2.a. 2. gövdeyi gererek atılmak * Karş. .] eren. a. büyük top. vardı. halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. ~ Ger *balkan mertek. top şeklinde büyük şişe.19 186+] ~ İt ballo dans. ulaştı. 3. tomruk).kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg.a.a. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua. HAvr *bhel-2 şişmek. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy.

Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk.* Karş. bamya [LO xix] bir sebze. bohça. Akad paltu (balta). balya [Kan xvi] ~ İt balla top. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir. Fr bailli. İng bailiff (kral temsilcisi. pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. kütük).a. ~ Tamil * Avrupa'ya 16. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek. angarya. ben2. EYun fállos (fallus). torba). kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top). sıradan < EFr ban/bandon ferman. köylü işi [esk. EFr bale > İng bale (bohça). 2. ferman okumak. alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol.(cesur. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak.a. özel görevli. adi. Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş. * Biçiminden ötürü. daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir.< HAvr *bhel-2 şişmek.]. *baltha. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde.a.a. hüküm. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a.suya batırmak. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük.)" balya. gürbüz). ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. ~ Port bambus a. resmi görevli). Lat follis (kese. askere çağırmak .

"Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. yy ortalarından beri kullanımdadır. yar). özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. çete. a. bez afiş. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. ~ OLat bandum 1. 2. grup. seki. gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret. sancak. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1.a.bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. bir sancak altında toplanan güruh. * Karş.a. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] . tezgâh.]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. İng river bank (nehir kıyısındaki set. 2. Fr bande. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme.] küçük sıra < Fr banque set. sancak. simge.Fr banderole 1. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. banko. İng band. Ayrıca karş. bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. masa. şerit şeklinde bayrak. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . banket. 2. seki" bank banknot para " banka. 2. sarraf tezgâhı. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb.banço * ABD zenci ağızlarından. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. set. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. kumarda banka. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh. kâğıt banko [ xx/b] 1. İt banda2 (takım. özellikle müzisyen takımı). kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka .

soylu kadın. bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1. a. çevre. bariyer. hap1 bap/bab[Kut. bariyer ~ OLat barra a. etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o).< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-. benmari. * Aynı kökten İng band (bağ). Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. brutus (kaba). varoş & EFr ban yargı. şerit ~ Ger *bandam a. içki tezgâhı. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek. [LO xix] ~ İt baracca kulübe.a. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. bound (bağlı).a. dış mahalle.a.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. 2. yağmur ) . 2. kapı. bundle (deste). halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka. topluluk. halka.banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. ~ Fr bande1 bağ. ferman + Fr lieu yer " banal. bond (bağ). lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. grup. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. kapı. ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo. [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses. şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç. Sans bandhati (bağlamak). a. çubuk. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. ~ İt bagno hamam.a. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". engel.ağır.a. banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. 2. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1. bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1. bind (bağlamak). hüküm. Lat gravis (ağır). Fa bandan. 2. ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel.

her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı. varil ~ İsp barrica a.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse".a. kimyacı.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad.a.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy.a. ancak.> Lat -b. argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından.a. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. mullus barbatus. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1.] "koca sakal". [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı. Alm bart (sakal). a. fiks bari bâr kere.a.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. Alm. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk.Lat barbarus a. ~ EYun bárbaros [onom. barın[mak <Tü [T S xiv] barın.> var. • Aynı kökten Fr barbe. barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er. [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ. a. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için. < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ. İng beard.a. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. .dönüşümü tipiktir. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para.fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır. vahşi . barbunya [ xix] bir balık türü. HAvr -dh.

pyrítida] a.a.). ortaya çıktı.(birbirine gitmek. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut. değiştokuş ~ EFr barater takas etme.a. akit. sözleşme < Tü ba. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir.a.a. çıkıntı. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış. [TS xv < Tü *bar/baz [viii. yüksek. mania < Fr barre çubuk. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a.a. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+.a. Karş. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1.korunmuştur. engel. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek. ~ HAvr *maghu. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-. ~ O Yun pyrites [mod. aşikâr < Ar baraza [msd. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek. • 11. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir.sulh yapmak. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ .çubuk. xiv Kıp] bağ. İng bartender (a. antlaşmak. yurt < Tü bar. ve 18. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı.varmak.a.] çubuk. +metre baron baro erkek. 2. ulaşmak.] ortaya çıkan. burüz] çıktı. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi.

güreşte galip gelmek. emir. basiret sezgi. bacin] leğen. [Men xvii] ekin başı. başlamak. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş.öncülük etmek. boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı.Fr bassin [esk. yol göstermek. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-.bitirmek. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı. tazyik. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç.ayağını basmak. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. leğen kemiği. [ viii] bas. . sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar. ezmek.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. [Kıp xiv] başar. özellikle erkek deve )" baş. Alm. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. reis. a. başbuğ + [TS xvi] önder. değnek. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir.] kavrayış. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. [ xx/c] kalça .

[CodC xiii] diğer.a. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. Kanad. • Eski Türkçe sözcükte. çubuk ~ OLat bastum/basto a. # 1891 J. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir.içine girmek. engelsiz. [T S xv-xix] bir başına. badehu. -ka eki dativ çekim ekidir. basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. ayrı. saplanmak [ xi] batığ bataklık. TTü *başan şeklini verir. et parçası [Uy viii+] bat. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir. serdi.] düz. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a. kolay. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç.A. tahtırevalli. . * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir.a. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. pil takımı. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a.a. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık.a. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf. basT] yaydı. Naismith.

Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd.]boş.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa. a. rahim. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. a.] örtücü " batın bavul Lat baula a. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. işe yaramaz.] hükümsüz. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. gizli olma (= Aram baTsnâ karın. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb. pil takımı. örtünme. karın.] 1. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük. 2. baTn/buTün] gizlendi. aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön. demin . [LO xix] aşırı iri . örtündü batman baton a. 19. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi. geçersiz.bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. vurmak. geçersiz. batıni. gizli olan < Ar baTana [msd. bay[mak <Tü [LO xix] yormak. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz.] içte olan. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz.fiilinden modern bir geri-türetmedir.Ar baTTâl [#bTl im. bir kişinin veya şeyin iç yüzü. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın.

tekrar (önek) + İr *râma. sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. sükûn & İr *pati. tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922).] satan.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek.] akşamdan [kaş xi] mayıl.sükûn. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa.gevşemek.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal .a.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki. Fa şabma (akşamdan kalma. bayram [ xi] badram. bayrak. bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi. çöl. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim. deminki. nadasa bırakıldı. huzur. ikincil. tembelleşmek. yaban < Ar bâra [msd. [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a. [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır. barış ve mutluluk (= Sans rama a. bayc] sattı. bayat) < şab (akşam). bayi [Barkan xvi] baca [msd.] işlenmeyen toprak. "bir tür kalp ameliyatı" (1957).geri. bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama.a. / Sogd patram neşe. müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer. mutluluk. konakladı" beyit * Karş.kendinden * *Bay. [Men xvii] bayıl. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa. baypas [198+] geçme & İng by yan. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş . bawâr] (toprak) boş durdu. [Çağ xv] bayk/baykız .

gelmek. at doktoru.a. adım. taban. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. baza temel. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır. = Sans bâhu a. bat.geliş < HAvr *gwem. ~ EYun basanites a. taban.a.] kısmen. basamak. kaide ~ EYun básis 1. gitmek ~ HAvr *gwm-yo. 2. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf.a. adım atmak. +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". bazan/bazen Ar bacD birtakım. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . 2. [DK xv] yavru < . kaide. Lat venire (gelmek). [Kıp xiv] göz bebeği. nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2. bir parça. altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. temel. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a. (= Ave bâzu a.a. a.a. < EYun básanos mihenk taşı. altlık.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. adım atan).yürümek. heykel kaidesi < EYun bainö. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a. kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık.

a.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1.). orijinallik. becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir. muvaffak olmak. icatlar < Ar badicat^ icat. baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena. icatlar < Ar badicat^ icat. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a.başa çıkmak. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad. İng baby. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız. Ar bubu (a. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak. KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1. Fa baba. bedel oldu. orijinal şeyler. " bet1. Fr bébé.] yenilikler. eşdeğer idi beden 2. bedevi [Yus. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı.] 1. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir. dua bedel [İrşad.] karşılık. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ.] yenilikler. Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 .* Karş. bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa". orijinallik. bedhah [Men xvii] kötü niyetli. becer[mek <Tü [DK xv] becer. ~ Ar badan [#bdn msd. insan gövdesi. orijinal şeyler. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. bedevi çöl göçeri.a. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd.] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen.

davar. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. a. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş.] emsali olmayan. a. gözle görünen. kendiliğinden oldu. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem. beraber.a. hanım. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı . harikulade. beylik etmek. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1. taqdır.1.bedihi [NKemal1867] . iqtidar. her behimiyet [Men xvii] behimî. prenses.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan. Ar qadır. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+. 2. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda. nasip ~ OFa bahrag .) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. hisse.] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir. orijinal. her (< Fa ham bir.] hayvanlık. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a. Bak. = İbr bshlmah a. behre a. < öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638.begum kraliçe. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr.

vardı. Kullanımda Fa bıkar (işsiz. güvenceye almak. korumak. zorluk. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. mihenk taşına vurdu. bekâret [EvÇ xvii] kızlık.] 1. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma. retorik < Ar balaġa erdi. kapalı. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. komi & İng bell çan. zor. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. zarar. 2. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd. kuşak. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı. sağlamlaştırmak.] kalma. serf < EFr embuier prangalamak. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı. . güç. pek.pekitmek. güzel söyleme yeteneği.] iletme yetisi. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. mahfuz. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd. saklamak.] sınav. yokuş. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü.

zuhur etmek " belirbeleş bila+.] kent. nişan < Tü *bel. şehir. [Kaş xi] béle. Anlam ilişkisi için karş.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer.meydana çıkmak. cilm (bilme).] kente ait olan.(öğrenmek) vb. beler[mek <Tü [T S xiv] beler.bilmek " bil- * Tü *bel. ülke. belle. şehir. Ar calam (belirti.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı. nişan). Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir.1. belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür.gözleri aşırı açılmak. sarmak. * -ge eki Moğolcadır. vesika~ Tü belgü işaret. belek (hediye). şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız. calâmat (belirti). beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. 2. belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak. bil. o kadar ki < Tü belirt-" belir- . sancak). bulamak. belli (bilinen). belgü (alamet. yokuş. ülke. bebek kundaklamak.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir. belli olmak < Tü *bél.fiilinin varyant biçimi olmalıdır. kentsel < Ar balad kent. bulaştırmak * İkinci anlamı bula.kökü. Karş.fiilinin varyant biçimi görünümündedir.

* Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. < EFa bastan. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek. bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. 2. aşikâr. [T S xiv] belgülü . bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. boncuk. beniz. Mağrip müziğine özgü. İng timbre (ses rengi.a. bin. boynuz.] çitlenbik.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a. . [KGunya xiv] < Tü belgü alamet. köle.a. Karş. öğrenmek. açık. benze-. beyin. işaret. band.a. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a. bengi. ban-. bin-. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. buna-. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır.

kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada.a. ben2. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek. sürpriz. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich.a. EYun hyper. sürfile.a. berbat. bağ. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin.a. 3. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu". a. suret. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden.a.a. Bak. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1. -e doğru (edat). yukarı (önek) ~ OFa abar. üzeri). yy'dan itibaren kullanılmıştır.a. pulover . ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir.) ~ HAvr *uper a. benimse[mek beniz/benz* Bak.) ~ HAvr *bhendh. a.bağlamak ~ OFa bastan.a. super+. bermutat. band. sürreel. hipertansiyon. 2. berduş. sürşarj İng over : overlok.a. (= Ave bast-. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15. suma. hiperbol.a.a. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber. ben2. benzin [Düs I. kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş. kuşak.a. su bendi < Fa bastan.a. süper. hipertrofi Lat super : soprano.485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. üzere. berhudar. Lat super > Fr sur. İng over (üst. = Sans upari a. up (yukarı).4. berceste. band. (= Ave upairi. & Ar lubân zamk. üzeri. -e. hipermetrop.a. auf. bağlanan şey. Alm.a.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı.a. berhava. * Aynı kökten Erm i ver. " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze. Cava " labne * Karş. Alm über.a. band. sürmenaj.

< İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş. kutsama. seğirmek & EFa apar. Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. devam berduş gibi hercai. a. berbat havaya savurmak. helecan. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır.a. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda".] 1. yan yana. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak. ~ İbr bsrakah a. yüceltme. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme.] aklanma. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. a. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele. [Men xvii] ber düş omuzda. a. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd. a. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. Ar baraka (diz çöktü). bolluk.yukarı + EFa yasat. yok etmek " ber+. seğirmek. diploma. belge. bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a. . berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd. ferman. 2. kabarmak. muaf oldu.] kutsama. Kuran'a göre Hz. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe.Fa barcasta fırlamış. * İsim formunun. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele. yücelme. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber. sıçramak. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra .fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak. ahit. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1. (ur veya apse) çıkmak. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme.sıçramak. kutsanma" fiili türemiştir. 2.

+ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. kristal. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v. ziyan olmuş. Amer. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt.yemek " ber+. metin. [CepK 1935] < Tü berk pek. bâr. hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. 2. hava-yukarı " ber+.] 1.a. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. < Sinhali beri yorgun. a. berjer < Fr berger çoban. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan.d. [Neş xv] sağlamlaştırmak. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. sağlam = Tü bek/pek a. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f. getirmek) + Fa %âna ev " +ber. . %w^ur. +hor beri Tü [Or viii] bérgerü .. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan.taşımak. güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. Fr. kadın çoban.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. depo. tahkim etmek.

eklem. 2. Fr. 3. ~ Ar barrâq [#brq im. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat. kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+. bağ.a. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. darlık. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir. ayıraç. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. kâfi * Anlam ilişkisi için karş. zincir halkası. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et. sıkıntı. bağlı şey. b e ş [Orhviii]béşa. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne.1678) < öz Louis de Béchameil 14. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. semirtmek.] insan.] çok parlak. aşçı (1615 . yeter > yetiştirmek. besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. [Uy viii+] bert.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. band. genel olarak insan türü. Fa/OFa bas yeter. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka. ışıldadı.hayvan yetiştirmek. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle. aralık.a. 2. yeterli.bağlamak " bent . bağlı.

[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter . arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire.: betik.a.] işeme.] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz. bevl [etm bala işedi. [Uy viii+] bét yüz. çehre. bakire). EŞKÖKENLİLER: Tü biti. idrar < Ar . Çağ xiv] a. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı. genç kız * Karş. [TS xiv-xviii xiv] biti. donanımlı " beton. 19. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir.a. [Kıp. beşuş [LO xix] başşa [msd. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı.] çok kötü.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev. kitap.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır. betonarme armé zırhlı. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur. * Sadece bet beniz ikilemesinde. reçine ~ Kelt *betu. [LO xix] betik biti.yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd. belge. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire.

vermek. devlet hazinesi" beyit. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd. a. mal [İrşad. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a. açıkça söyleme < Ar bana açtı. 2. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . & OFa hu iyi + OFa dadan. saygısız " bi+2. fayda ~ OFa hudahag a. ayrıştı. aydınlandı. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta.] beyaz olma. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan. aydınlattı. ilik. +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak. yaratmak " bi+2. getirmek. ev. a. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. [İMüh xiii] béyni a. ben2. ayırdı.] 1. ev. 2. el3. dah. millet beytülmal evi".) beyn+ açtı. hakikat. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta). = Akad bîtu a. hane.] işeme. şiirde kıta [#byt msd.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan. name ~ Ar bayâD [#byD msd.a. ulu kişi. * İnisyal b/m dönüşümü için bak. beyaz [Ali xvi] beyazlık. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. el3.a. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1.] açıklama. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ. ayırdı. soylu kişi beyan [Kut.

kabarcık ~ Fr baiser 1.a.a.) < Eİng pise < Lat pisum.iki .a.* Anlam ilişkisi için karş.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır.a.] < Lat pisum a. şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze.titremek.] kumaş ~ Ar bi ile. sıtmaya tutulmak. bi lâ ("ile değil".a. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a. Ayrıca karş. pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç. . İng peas (a.-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi. bez[mek Tü [ xi] bez. bi+3 ~ Fa bî-/bay. * Karş. öpücük. albumen (yumurta akı).a. ör. ~ EYun píson a.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder. " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd.a. salgı bezi. iki ~ Lat bi.süslemek [ xi] bezek nakış. bezik bezir [yağı bazara tohum attı. bi+2 a.çift.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur. saçtı bezirgân wâzâragân a. • Fa basıla (a. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde. yoksunluk edatı). 2. Lat albus (beyaz). bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki). ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze.a.

biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. barsama. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ.içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). Karş. Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2. biç-. +grafi biblo beubelet a.olup. anlaşma. EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır. cebel. kölelik veya itaat sözleşmesi yapma.a.a. küçük meyve. biçim. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o). -ç.: bıçak. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19.a. Fr poivre. bucak. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir. Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. tepe) anlamına gelir. Karş. bıçkı. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. çare < Tü biç-" biç- . buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a. İng pepper. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. EYun pósis (içki). meyvecik. [Aş. 2. ~ Sans pippalî 1. biç[mek Tü [ viii] bıç. buçuk. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy. bucak. Alm pfeffer. Karş. biçem.< HAvr *pö(i).] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki.kesmek * Özgün biçim bıç. karabiber ~ EYun péperi a. Lat piper.

* Karş. Arambsdâ (a. Sans gaü. endam. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd.] 1. 2. Ar #bdc (yenilik yapma.a. ufak " bızdık * Ayrıca karş. haber .a. [Men xvii] biçim < Tü biç. sığır). ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig. badc] yenilik yaptı. Lat bos. EYun boús.a. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur.a. Erm gow. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2. yenilik. tırıs gitmek bıdık küçük. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd. bov. ~ HAvr *gwou.a. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret.> Fr boeuf. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi. boy pos.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş. icat etme). bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap.) + İng steak kızartma.kökünden karş. bodur. Fa gav." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti.a. bov. Karş. Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir. icat etme). icat. bide ata binmek. bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi. bıçak. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik". Ger *köus > İng cow. Gael bó (inek. Lett gúovs. bigâne begânag a.] başlama.). fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos.sivri)" etiket * HAvr *gwou.

la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. Karş. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir. yeni. el3. Bi. Fr. bikarbonat molekül" bi+3. [ xi] bük-2 usanmak. bikir/bikr[Yus. turfanda.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır.tıpa. karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim. gına getirmek. [Arg xvi] bık-. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd.bihakkın olarak " bi+1. ~ Ar bi lâ "ile değil".] ilk doğan evlat. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. bakire. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak. taze. a. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a.a. DK xiv] bekâr veya bakire. ahir bilakaydüşart bila+. 2. [KT xix] bakire olma hali. bilahare sonraki" bi+1. kayıt. [Men xvii] genç kız. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " .-siz. bi-3. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden. kusacak olmak. moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. monokini.) bil[mek bila+ bi+1.

a.2. < Fr bille1 kısa yazı. bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile.birleştirmek. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1. [Düs I. bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1. ucu kıvrık değnek. [ 184+] bilyeto . borda . denge.kefe. beraber (sıfat). billet] ] kısa not. terazi) < Lat bilanx.terazi & Lat bi. el3. tabela " bilet. kapçık " bi+3. < Tü bi [viii+ Uy] bıçak. pusula.] karşıt. a.) + Fr board tahta. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord.a. Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14. yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır. kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan. 2. bilet . not ~ OLat billa a.Ar bi-al-cumlat tümüyle. eklemlenmek < Tü *bile. dahi (zarf). bilanc. 2. . hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa.el3. ile (bağlaç). lanc. fiş.a. [Uy viii+] bile/birle . özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek.a. afiş. leğen * Karş. [Uy viii+] bileğü a. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken. Fr/İng balance (denge. terazi. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek. zıt" bi+1.a.a.bilakis sf.344 186+] bilet tren bileti . yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod.a. eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem. muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx.iki + Lat lanx. bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte.

[Kaş xi] bilig . el3. tutkun. Hacettepe Üniv. bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. bıngıldak billahi allah [Kıp. yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15. seçkin. üzgün (geçişli/edilgen). solgun vb. bitkin. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1..] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir. [Or viii] bilgili kişi. bilgisayar " bil-. . +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir. Bilişmek fiili mevcut değildir. k bilfiil el3. fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. eylemli olarak " bi+1. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir. (geçişsiz) ve bıçkın. Karş.Ar bi-al- ficl eylem ile. azgın. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-. dolgun. durgun. baygın. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü. olgun.a. gergin. [CodC xiii] bilik . [ xi] bilezük < Tü . < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.

[Uy viii+] min-[ viii] bin . el3.a.a. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin. erkek evlat [Kut. [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul. a. Ancak karş. vermek. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater. İng brother. ~ HAvr *bhrâter. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. ~ Ar bint [#bn] kız.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a. birader [T S. göndermek. vazgeçmek * 14. İng beer (bira). İt fratre. yaptı. beverage (her çeşit içki) < Lat biber.a. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak.< Tü bıngıl [onom.] -e dayanarak. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. = Sans bhrâtar a. Yakut bıra%-.a. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak. Çuv pıra%-(a. ) ~ Aram bslürâ a.).a. ondan dolayı" binaen. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. Alm brüder (a.a..a.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf.a. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd. umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle.a. Fr frère. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye.] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. salmak.a. kristal" berilyum bilumum " bi+1.). . kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş.

birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt. sona ermek. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü . " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1.1. iki kez.tekrar. 2. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir. brîz. fert" bir [Uy viii+] birik. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri. Fr.kızartmak. ikinci kez 2. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir.] a. sanayici" bi+3.a. (bitki) yetişmek. HAvr *bhr-îg. & Lat bi.bir araya gelmek.a.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet.a. 1880 Fr. kavurmak ~ OFa briştan. olgunlaşmak. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement. biriy. kuzine bismillah bi+1.< HAvr *bher-4 a. kebap < Fa biriştan. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç. bit[mek Tü ermek.a.a. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir. < Fr bicycle "iki tekerli".olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir. tamamlanmak. * Orijinal kökün bit. isim.

a. " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a. yontmak bitüm *gwetümen a.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz. kayıp.yaşam. doğabilimci " biy(o)+.a.a.Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. eğilim).HAvr *bheidısırmak. keskin. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos. Alm. tav2 bitaraf Fa bî.bitişik olmak. biyografi [REkrem <1887] bioğrafi. İng bias (çapraz çizgi. kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi . a.a.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş. [DTC 1942] biografya . ~ HAvr *gwi-wot.a. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma. kudret" bi+2. bitap [Men xvii] güçsüz bî. biot. değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o). bıyık [ xi] bı5ık a. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş. tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran. acı < Ger *bîtan ısırmak . parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus.a. taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir.yoksunluk edatı + Fa tâb güç.

zat bızdık bdig/bzdig küçük. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır.a. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand. usanmış. Amer.a. görüş " biy(o)+. serbest. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a. ufak. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. 2.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim. diyagonal kesim * Karş. vulg.). mühendis. boş. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur . bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1.Ar buZr/baZr [#bZr msd. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer.pis kokan? < Ger *wis. bizzat & Ar 5ât zat. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. Fr. ^ Ernest Besnier. kendi başına " bi+1. İng bezel (a.a. yorgun. . zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele. bezmiş. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. faydasız. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. dolu.

a. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma. 3. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma . dayanak. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle. < Tü *bögce(k) [küç. [ xi] böğür . tomruk. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk. seyir defteri. gemi güncesi. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. < İng weblog & İng web 1. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk.] * 16. yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1. kumaş ~ HAvr *wobh-yo. ağ.] < Tü bög bir tür . abanmak. kütük. 2. 2.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz.] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a.< HAvr *webh. ayak ~ Lat podium a. kütük. destek.a. doku. kumaş. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle. yığın.].. 2.İt poggiare 1.dokumak ) + İng log 1.[onom. blog yazarı. (gemi) yelaltına gelmek. taban. işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob.] < öz Genes Cenova kenti [esk. yaslanmak.

Kelt bukko.> usan. hızlı yürümek. koşmak. Ave buza.< HAvr *der-1 adım atmak. burjğ (sıkıntı).(teke).ayak + EYun stema. bürlügen biçimlerine rastlanır. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. bük-. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. bıdık. kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür. sokak (~ EYun drómos 1. -t-durma. . Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir.(davar) bağırmak. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük. drom. duruş " podyum. tırıs gitmek ~ HAvr *drem-. boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak.sıkmak.Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol. özellikle erkek deve). daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş. büz.koşmak. burmak. ayak basmak). İng buck (teke. 2. büldirgen. dromo. busan. erkek geyik) < HAvr *bhugo. koşu yolu. bızdık. revak < EYun tre%ö. koşu.a. bükmek). Aynı kökten bur-. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır.bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. bükmek. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. Buna karşılık ESlav byku (boğa). bücür. tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak. bok (sıkılmış şey).(çift toynaklı hayvanların erkeği). boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür.(sıkılmak). [LL 1732] bodrum . [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. boğ[mak Tü [ xi] boğ. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir. sıkarak daraltmak sıkmak..(sıkmak. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. koridor. Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. böğürslen. pod.

< HAvr *bhel-2 şişmek. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo. 2. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. Tü üle-/öl(e)-(bölmek. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to.sıkmak. yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. Çağ xiv] çok. böl[mek Tü [ viii] böl. en büyük.a. kısım [ 1928] şube. bakır pası. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. cesur. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. geniş. Kaş viii+] bok ekmek küfü.ayırmak. Karş. Orta Avrupa'da Tü [Uy. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . cüretli. had ve ölçü tayin etmek). tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. bereketli * 14. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". DK. mineralojist. paket < Tü *bo.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. berduş. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya. Fr. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a.sıkmak. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır.

a.] iyi şey. senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". servis bonus [ xx/c] emri. bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal.a. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir.) + Lat filet fileto " bono. ben2. saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı. değerli kâğıt. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono. bomba bombus boğuk ses. ödül. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen .* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir. kupon. konveks < Fr bomber şişirmek. hizmet ~ İng bonus ikramiye. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün". kupon. ) + Lat jour gün " bono. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono. buono] ödeme emri.[onom. uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık. senet ~ Lat bonum [n. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. konveks hale getirmek < Fr bom.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a.

yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar.a.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a. sınır.kesmek. borani [Yus xiv] Acem yahnisi. [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. güherçile < Ar baraqa parladı. Buna karşılık Ar barniyyat. borazan + [Men xvii] boruzen vulg. baranı (çömlek. çerçeve < Fr & Tü boru + . CodC. İng. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge. sınır. " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır. kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta. salma.a. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası. " borda bordür border bitişmek. +zen borç [İMüh. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20. Acem yahnisi < Fa bürâ a. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. güveç).a. çerçeve). koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu.borç vermek veya almak (= Ave pairya. İng border (kenarlık. kenar çizmek " borda Karş. kereste ) ~ HAvr *bherdh. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral.a. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent. ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde.a. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır. #1812 Sir Humphrey Davy. çoğ. kıyı ~ Ger *bordhaz a. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri.a. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. boz.

< HAvr *bheid. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe.serbest bırakmak. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır.bükmek. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a.börek [İdr. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır. Karş. Yak börüök (a. * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç.a. [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu. üçgen böreği.[xv+ Çağ] kabarmak. salınmış.] 1. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a. kendinden yetişen bitki .yontmak. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15. hamur ve etle yapılan bir yiyecek. börk Tü [Kaş xi] börk başlık. 2. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. kıvırmak " bur[Amr. sandal.a. tekne ~ HAvr *bhoid. azat etmek. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı. gemi ~ Ger *boitaz kano. gevşek. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir.a.a. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü. < OFa büy/böy güzel koku " bu2. Tü bur.). serbest. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört.

iki şeyi eklemek. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş. kabarcık.[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. rulo ~ HAvr *beuşiş. Karş. aşiret. boy1 [ viii] bo5 aşiret.a.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan. kına.[viii+ Uy] bağlamak. Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak".boyamak boyar .Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15. Alm. Alm. boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. ulus. böyle <Tü [TS. yapıştırmak. eklemek. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. katmak. * İnisyal b/m için bak. çivit. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un. Amer. kavim * Boy2 (duruş. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı.[viii+ Uy] bağlamak. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. katmak " boya- boyunduruk . ulus). tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır. ben2. 2. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. Ar qawm (1. sıvamak. duruş. boya.bağlamak. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. endam. top. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza.

[Or. darıdan yapılan ekşi içki. [Kıp. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr. brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır.a. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a. hamak İt [LO xix] alkış sözü.* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır. Karş. Uy viii] boz-/buz. Lat iugum (boyunduruk).yanmak " term(o)+ briç biritch a.) Türkçeden alınmış olabilir.a. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez. gözüpek. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur. boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır. mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u.). belirsiz renkli.[esk. Karş. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal.a.yıkmak.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng . [LO xix] ~ İt branda asker yatağı. boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca.) + EYun kéfalos kafa " brifing. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek.a. iugulum (boğaz). Yun bré/moré.a. Arn more (a.

]. 2. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı.çok parlak bir tür ipek [esk.a. 2. pantolon askısı ~ EAlm .< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş. kısa. * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa). Fr. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A. İng bridle (dizgin).] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup.a.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir. J. kırma. şiş veya çuvaldızla dikmek. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk.a. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. kısa not. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. görev yazısı ~ Fr bref 1.a.a. mektup. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku. Balard. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs. 19. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık.] ~ Fr broderie tığla işleme. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg.

2. çiğ. hantal. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap. a.a. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal. kesit < Tü bıç. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey.] abdallar. buat pyksís.a. kaba. pişmemiş. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı". -d. 2. kavim [çoğ. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. kesim. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal.a.a. (gemi) yelaltı. dervişler arasında seçkin bir zümre. işçi. 2. kaba. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1. amele. buhar. yarım * İnisyal b. bu2 parfüm (= Ave bao5a. makina.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir.) * Tü bu (buğu. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. aptal ~ HAvr *gwru-to. manivela " bocala-.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku. salak. 2. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa.a. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. ~ Ar budala' [#bdl çoğ. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a. bir . yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1.

2. [TS xiv.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar. mum. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş. koruluk. boğmak < Tü *bo-/*bu.tür yemek odası dolabı.a. 3. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık.a.] buhran [Ömer b. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük.a.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. şoke etti.sıkmak. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad. ~ EYun boúbalos a. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka. Karş. yemek kokusu gibi buharlı koku.] kin. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1. < EYun boús inek.sıkmak.burmak. daratlmak. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix].]. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık. bu2. kriz. bühtan bahata şaşırttı. burulmuş *büg(ü)r. kıvırmak < Tü *bo-/*bü. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası. bir çeşit balmumu [esk.sıkmak " boğ- . benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. tutan " buhur. ~ Lat bübalus a.a.

viii+ Uy).] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul.çalılık. orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç. buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu". leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı". [ viii] bulğa. aş bülbül [CodC xiii] bir kuş. bukalemun) çevirisidir. karıştırmak * Karş. (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir. bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan".] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. Tü bulğak (karışıklık. 2. kargaşa . 3. çiçek aroması. luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom. çiçek demeti. karışık aş & Tü bula-/bulğa. tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek .a. lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç.(karışmak).karmak. İng chamaeleon. burbal. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı". bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba.] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1.+ Tü aş " bula-. şarap aroması ~ EFr bosquet [küç.bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası".a. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog. çalı yumağı. ağır dayak atma. doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan. toprak + EYun leön aslan)" ebu. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir.

ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır. yuvarlak şey. kabarmak. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd.sıkılmak < * Bunal. ~ Ar bunyat [#bny msd. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1. iş yapmak ) " balya. cinsel olgunluk yaşına erdi. vardı. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna. (bilgi veya söz) yerine vardı. sur & EAlm bol kütük.] < OLat bulla 1. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır. bildiri ~ İt bulletino [küç. İnisyal b/m dönüşümü için karş. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal. bünye < Ar bana yaptı. olgunlaştı. şehir suru.] ulaşma. sıkıntı. strüktür. 2.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. mühürlü belge. 2. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta. Bengalli.sıkıntı duymak. şaşırmak. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder.çok ihtiyarlamak Tü *bu. büzmek < Tü *bu-/*bü- .canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. sıkıntı.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna.Fa mübâr kalın bağırsak. dert. ulaştı. mühür mumuyla yapılan damga. kederlenmek. yapı (~ HAvr *werg. varma < Ar balaġa erdi. tomurmak ) + Alm werk iş. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor. 18.çalışmak. 2. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı. kıvırmak. tomruk [mod. ıztırap < Tü *bun.]yapı. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak . ben2. boy pos. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek. istihkâm.] [Kaş xi] bur-/bür.bükmek. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd.a.

* Tü bur-. buğusu yükselmek < Tü bu buğu.a. Aş xi] ~ Ar burc 1. hisar. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi. ~ EYun pyrgos kule. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri. bükmek Moğ bürü. ofis.ekiyle.(örtmek). büz.örtünmek. hisar. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur.yüksek yer. Karş.kokmak. yazıhane.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1. 2. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün. bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay.yüksek yer. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli. para kesesi. bük-. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. [TS xiii xiii] büri-örtmek.korumak burçak Tü vicia sativa. üstü çuha kaplı yazı masası. burk-. Fr. hisar < HAvr *bhergh. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu.köküyle alakalıdır. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır.biçimleri eş anlamlı olup. koku burç [Kut. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt. keçe ~ Lat burra keçe. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro. sarınmak. hisar ~ HAvr *bhrgh. 2.şiddetle burmak. kule. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek. . 2." bur* Pekiştirici -k. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1. sarmak [ xvi] burka-/burğa.

]. » " biryan ~ Fa büs öpüş. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt.burmak. bohça ~ HAvr *bhelgh. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf.a. çıkın < Lat bulga torba. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak. depo & EYun apó + EYun theke ambar. örtü [Uyviii+]burın/buruna. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma. 2.. a.] iyi haber.a. evrak veya para kesesi. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza.koymak " apo+. İncil < Aram #bsr ilan etme. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm. 2. iptal edildi. hükümet bütçesi. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi. ölü yakılan yer.a. mezar. müjde ~ Aram bîssrâ 1. the.a.bitmek " bit- . ~ Lat bustum 1.a.a.buruşmak. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç. 2. f. inek (~ HAvr *gwou. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır. lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1. Tü [ xi] *burış-/bürüş.] kese. ) + EYun tyros kaymak. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı. tütmek < Tü bü buhar. büzüşmek < Tü bur-/bür. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk. dağarcık.a. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak. saklama yeri < EYun tithemi.

burmak.a." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz. uzaklaştı.buut [Menxvii]bucd mesafe. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir.a. Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a. [Arg.. < Tü buyur. büyücü. Karş. Fa buzak (küçük erkek keçi). [ viii] bedük a.a. boy < Ar bacuda uzak idi.] uzaklık. . büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd. bilge . a. < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur.[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü. büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir. < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua. uzadı buyruk büyü Tü sihir. sıkmak. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği). [CodC xiii] büğü a.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a. bilgin. a.

[Men xvii] karşılıksız verilen şey. çok konuşmak . [Çağ xv] çapalamak çırpınmak. para alma. cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im. < Tü çapmak çarpmak. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele.] gürültü yapmak. a.] kudret sahibi.caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. angarya. Ancak bu halde 5. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak. dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. eller ve kollarla girişmek.ekiyle. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür. çevik) biçimini açıklamak zordur. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak . çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme. çevik (~? Tü *çapuk a.

Karş. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. Tü çağıla. bağırmak .[xi] seslenmek. cin ) çadır [Kaş. mil (= [CodC xiii] zaman. zırtapoz. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü. insan sesi. hayvanların açtığı patika. nida. büyücü = Sans yâtü büyücü. yar. yelloz. gölgelik. şaşkaloz. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir. bağırmak. nida" ve "2. gürültü . kartaloz. İMüh. çadır (= Sans çhâttra şemsiye. çağır[mak Tü haykırmak. çarpma sesi.xi-xviii).örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. şıkırdamak .(seslenmek.cadı. Tü çaw/çoğ (insan sesi.şeklindedir.cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır.] 1. CodC.) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. f. şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir. taş sesi. a. yolun orta veya ana bölümü. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. (= Ave yâtu. paçoz. tente. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. İdr xi] çatır. çağla . 2. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. ~ OFa câdüg a. devir. bir tür kötü ruh.xi) ve çağla-(şakırdamak. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17.xiv). akarsu yatağı. a.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem . ün. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. su sesi. a. tente. ünlemek " +kir- * Karş. nal sesi. ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a. Karş.

benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. Sözcüğün nihai anlamı "çalık. çıt-/çit-) mevcuttur. çakmaktaşı çakmak. çıl-. nal sesi. -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. bende.). çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa. çel-.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır.) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir.] geçerli. kazık çakmak. çıp-.ekiyle türetilmiştir.a.). çap-/çarp-. Çağ çakan (balta). çekiçle vurmak.a. caka [LG188+] kurum. caiz [Aş xiv] usul. şakırtı) çıkarmak * Çak. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul. . akarsu sesi. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal. İng jackal. Karş. [Kıp. çet-) ve -ı. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a. alaca" olmalıdır. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca. • Moğ çoğur (alaca.] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. işlem).a. Alıntı yönü açık değildir. (a. Fr chacal. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir. Hepsinin ç. geçen (para. çal-. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom.a. Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi). [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş.sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-. Moğ çak?u (a. çarpmak. çep-. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak. Hind çaku (a.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k. Fa çaqu. • Çak-. hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan .

çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. çal[mak Tü [Uy viii+] çal. güreşmek. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak. alacalı * Karş. vuruş. çelik2 (kesik dal parçası). kesmek). ayakla vurmak. vurmak. Ar mid?rab (çalgı. şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1. yağmalamak. saz çalmak) çevirisi olmalıdır. TS xv] 1. mızrap) < d?arb (vurma). çark.) Ayrıca çalı çırpı. kesik. devre. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal.çarpmak. Kıp xiv] saz çalmak. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış. 2.(vurmak. yaralı. kakmak.tekerlek. vuruşmak. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. şaklamak. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır. a. çevik . 2. < Tü çal. bıçak vurmak. Çağ çalağan (a. [T S xiv.a. gösteriş. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık. çamur veya boya vurmak. çabalamak < Tü çal. Kırg çalğı (tırpan). döngü. tokuşmak. 2. [DK xiv] talan etmek. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. endam.1. atik.vurmak. kakmak. dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom. Ayrıca karş. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal.saz vurmak " çal- * Karş. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. çömlekçi çarkı. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa. vurmak.Tü çalık [Kıp xiv] a. bıçak vurmak.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak.vurmak. çarpışmak. 2. boy pos < Tü çal. [Ali xvi] çakşır .kesmek. çarpmak " çal- . 3. darbe.] celbeden. alacalı hale getirmek. [T S xv] gayret etmek. bıçak vurmak. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak.

KGunya xiv] toplayan. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir. cami [İrşad. şüy. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak. SIRÇA. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır. su sığırı = Aram gamüş a. kâse. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer.a.. < OFa gâv inek. Ancak Ar şamc (mum. Neş.a. sürahi (= Ave yama. kadeh. cam [Yus xiv] kadeh. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. camız/camus [Env xv] camuş. fakat 20.* Modern kullanımı "çarpışmak. itip kakmak. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. haşarı. dört parçalı köçek zili. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek.) ~ * Özgün anlamı "kadeh. deli gibi oynak < Tü çalvurmak. kastanyet" çehar. cem eden.a.a. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. Ancak Ar şamc (mum. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. 2. dört parça. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. soymak. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. Karş. ~ OFa gâw meş a. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda. [Men xvii] cameken/camekân a. a. " biftek . f. bardak.a. bir araya getiren. giysi yıkayıcı. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. [Tuh. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir.a.sarsmak.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. 2. ŞİŞE. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa. kavga etmek" anlamından türemiştir.] 1. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir. 2. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri. çamaşır [Arg xvi] 1. sığır ~ HAvr *gwou. bardak" iken 17.

iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. çamur <Tü çökmek. HAvr *gwi-g. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa. * HAvr *gwi-o. her çeşit hayvan " can. canan canavar özellikle yabani hayvan. Lat vigere. 2. çok (< Fa fuzüdan.biçiminden İng quick (canlı). hayat). ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl. çul) ile ilişkisi kurulamaz. canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can. +aver [KT xix] ince.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır.Fa can fızâ cana can katan.a. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş .a.a. M A N D A . çan. HAvr gwi-wot. fızâ. Lat vîvus (canlı).biçiminden EYun zöio (yaşamak). kenar.) ~ HAvr *gweis. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. = EFa civa-/cwa. zoe (yaşam). yüksek rezonanslı darbe sesi. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran. fazla.] yan.] canlar. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi.biçiminden Sans cıva-. vigor (canlı ve güçlü olmak). şiirde "sevgili" [CodC xiii] . cangıl [ xx/b] çorak yer. çıngırak can [Kut xi] . HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-. büyüten. yy sonuna dek rastlanmaz. a.] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a.a. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa. HAvr gwî-wo. Bak. Tü *çoğmur dibe çöken şey. oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. canavar hayvan. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ. ~ Fa cânwar canlı yaratık. Gael beatha (can.artırmak. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren. fedakârca . Lat vîta (hayat).biçiminden EYun bíos. [Men xvii] canver vulg.

alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+).çanta xvii] çanta a. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ". çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma.çarpmak. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. 1. sol (< Fa çapîdan dönmek.çalmak. saldırı. özellikle göz pisliği. yalpalama. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. paçavra. [TS xvii] çapul a. [TS xvii] çapıt eski bez. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap. çapulcu çap. hacim ölçüsü . yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir. akın. Tü *çalp-/çap. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. çapul. yalpa. heybe. [TS xv] talan eden. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. 19. tüfek ve mermi ölçüsü. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. talan etmek. 2. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş).a. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. diyagonal & Fa çap aykırı.İt zappa bahçıvan aleti. * md > t değişimi doğaldır. pislik. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. zıt yönlerde olma. [Kıp xiv] çapak a. sağ " çeper. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. talan.çarpmak. ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü. yalpalama. çarpmak. a. savulmak. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. bel [LO xix] pasaklı. [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü. tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma.a. < Tü . sapmak) + Fa rast düz. dört nala at sürmek " çarp* Karş. yalpa.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti. (Tatarca) *çapağul < Tü çap.

KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi. carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses.] çekme + Ar a6qâl [çoğ. usul. gürültü etmek " çağır* Karş. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. sıklet çarçur etm. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ. = Sans çakrá a. döngü. tekerlek.a. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator. devir (= Ave ça%ra. Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1. yuvarlanmak). dişi köle < Ar cara aktı. [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd. a. divanhane " çehar.Fa çar Tâq "dört kemer". [LO. Rus hükümdarı 4. [ML 1969] bir tür biber . tak1 [Kut. İnisyal ç.a. kylindo (dönmek. [TS xiv] carılda. Karş. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa.sesinin ötümlüleşmesi -n.] cereyan eden.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek. 2. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ. car car çağırmak. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur. imparatoriçe. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak . gürültü.] yük.] 1.yöntem. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek). 1923'te James P. çark. Gül xiv] hizmetçi. kayzer. Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a. f. akan.seslenmek. çarliston [Cumh 1928] bir dans. .veya -n-etkisini düşündürür.a. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa.car. 2. çardak . çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK. bar bar bağırmak. [Men ] çarTak vulg. nara . çark [Aş.bağrışmak. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. genç kız.İng charleston 1. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer. mekanik .

ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. yellenme sesi. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. [CodC. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. vulg. ara verme. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6.kökünden türediği anlaşılıyor. Karş. araştırma. [DK xv] çarp. kılıç vurmak < Tü çal. inceleme ) . cass/macassat] yokladı. 2.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1. ferman.ekiyle çal. talan etmek.kamçı vurmak. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. mıh [T S. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse. [ xx/c] frapan. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi. yağmalamak < Tü *çalp. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. çapak. elle yoklama. [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. yol (~ OFa sög a. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. berat. çalmak. casus casus [KıpGul. yön. ferman.2. iki yüzlü. yan. Anlamların tümü "vurmak. Cumartesi. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir.çarpmak.a. [Arg xvi] çârşeb.] "kâğıtçık". atı hızlı sürmek. ruhsat. talan etmek. çarşaf [CodC xiii] çarçav . vurmak. a. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci. Cumartesi < İbr #şbt dinme. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd.a. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. DK xiii] çap. dörtyol. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar.seğirtmek. 2. çârşef/çârşaf . koşmak. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. kılıç vurmak. ani eylem sesi. akın etmek.

dayak sesi.(caydırmak . dazlak. genelde tahıl. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır.a. Tü? . [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl.seslenmek. Karş. [Oğ xi] katmak. münadi < Tü *çağ-/*çaw. topal. [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz. [BK 1799] çağlağan . çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla. cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak.a. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15. [LO ] darbe sesi.xv).a. akarsu. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba. çatlama sesi. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. bağırmak. cay[mak [DK xv] çay. = Sans yavah a.) ~ HAvr *yewos a. el çarpma sesi çıkarmak. ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat. vurmak. çavdar Fa caw arpa. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan.çarpmak.a. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw. ETü çantur.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-.çat. dikmek.şaklamak.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir.[onom. şelale. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek . [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. hububat (= Ave yava. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli.dönmek.

yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. tellal. cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. * Çin kökenli olan bitki 17. [TDK 1974] toy. çekicilik < Ar câ5ib . takım " caz1.bağırıp çağırmak. 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir. camellia sinensis. cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü.) ~ Çin ça' a. 1910 dolayında kullanıma girmiştir. Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir.a.çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence".a . ses etmek < Tü çaw ses. bir tür müzik ~ İng jazz 1. bağırış. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. [DK xv] çayır .] bağırma sesi" caz2.a. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. 2. yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. Üçüncü anlam. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş. milvus milvus. +kir* Edirne halk ağzından 20. [Ç ağ xv +] a . şamata. Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1. Rusçadan mı alındığı açık değildir. caz2. 2. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e. gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a. yapraklarından içecek yapılan bir bitki.

zorba (sıfat) . İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır. 2. büktü.] 1. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . yy'da türemiştir. kesik. matematikte cebir. [ML 1969] cedelleşmek hlk. cebir/cebr[Kut xi] cebr zor.] kabalık. çekişme. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. 2. kaynaştırdı. yeni < Ar cadda kesti. güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. keş1 [Kut. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. 2. şiddet < Ar cabara 1.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. • Fr algèbre. zor. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. celal. çekişme. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. 3. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır.Ar cabarüt azamet. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır. zorluk.] cezbeden. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. sentez. güç. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. iktidar. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. kırık kemiği kaynaştırma. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. kabarma.] tartışma. çeken. çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. [KT ] ceberut kibir. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa. birleştirdi. taşra.] 1. şişme. keskin idi. cephane. niza. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. [TDK 1955] becelleşmek . [Kadı xiv] cebe silah. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır).

köylü. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. = Sans çatúr a. Slav çatr. asmak. [passim. görüntü. tartmak). çizgi çekmek. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12.tartmak " çek- . çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. suret = Sans çitrá resim. bir şeyin gözle görünen yüzü.a. EŞKÖKENLİLER: Tü çek. ~ OLat scaccus a. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-. denetlemek.) ~ HAvr *kwetwer a.(dört). çekimser.] bilmeme. çekince. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır.a.a. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah. ~ Ar cahalat [#chl msd. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı. cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi. idea (= Ave cithra.: çek-. katlanmak. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. çek[mek Tü [Kaş xi] çek. satrançta şah hamlesi [xiv]. ~ Ar Sakk a. ~ OFa çakk a. kan çekmek.] bilmeme. baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1. pondus (tartı). xiv] tartmak.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd. E Yun tetr-.] Avrupai cepken < Fr jaque 1. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir.görünme.a. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer.ip çekmek. çekin-.a. Lat pendere (çekmek. yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8.a. çekingen. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir).a. hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç.a. belirme.a. 2. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek. 2. çeki.-7. quadraginta (kırk).

[PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] . [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi . ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd.fiilini andırır. [Men xvii] vurmak. ululuk. içi çekmek. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi). çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir..etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak.çekiç Tü [Oğ xi] çekük a.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] . [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle. [KT xix] celalli çabuk kızan. özellikle ayakla vurmak = Tü çal.a. sert tabiatlı.Ar calâl [#cll msd.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. çalım/çelme. çal-/çel-. azamet. Karş. kızgınlık .a. celal [KıpGul xiv] büyüklük. [LL xviii] arzulamak. carıldamak < Tü çak/çakır [onom. • ç. [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak.] ihtişam. yücelik.] sabır. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . azamet.. [TDK 1983] celal öfke. İnisyal ç.

] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür. haç. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım. DK.kesmek. mola verme.] kırbaçlayıcı [esk. getirme < [Ali xvi] oturma.. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek. xiii] yüce kişi. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir.a. tedarikçi < Ar calaba çağırdı. endam. cellat [Kıp. kırbaçladı. 2.* Halen yaygın olan "öfke. efendi. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı.] çağırma.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır.etkisiyle sesli incelmesi görülür. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd. usta. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ". Sözcüğün 11. gösteriş. ithal eden. kesilmiş dal. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom.]..] mal getiren. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç. (mecazen) rab. çubuk. 2. [TS xvii] kibar. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel.) Türkçeden alıntı olmalıdır.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi .

" çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. a. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat.) * Karş. toplantı" cem [Aş.]1. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20.] güzellik < Ar cemal [Kut. caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. dırlamak. toplanma. DKxi] camala [msd. = Akad gumâru a. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. < EYun kymbe kâse. #cmhr kökleri "toplama. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. cemaat topluluk. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. bir araya getirme" anlamını taşır.] 1. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. 2. a. yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır. kasnak = Fa çapar a. topluluk < Ar camaca topladı. Karaman kimyonu. 2. tekne. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir. kömür. köz. a. kor. bir araya getirdi * Ar #cmm. toplama. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd.a. #cmc. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir. halka. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü.] toplama. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. cemiyet [#cmc msd. [FBaykurt 1971] hırlamak. evvel * -z. aritmetikte toplam. kazan çember [Yus xiv] . Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak.] ~ Ar camâl[#cml msd. [Men xvii] kasnak. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . yy'dan itibaren kaydedilmiştir.

] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a. nezd. gasl etmeyi gerektiren durumda olma.> İng chin (a.a. a. ~ Ar canâb [#cnb1] yan. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne . cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. cenah [Mercimek xv] mecazen kol.a.] 1. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd. cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk. a. Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd. etrafını çevirmek ) " cin1 . KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd.Fa çangâl/çangal pençe. -k ekinin işlevi belirsizdir. kapatma. cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak. kat. bir şeyin iki yanı. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. şer'an kirli olma. hadise.a. etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak. Fa çana zadan (= çene çalmak).a.a. mekanizma. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf.] kanat. çene [TS xiv] çene/çene . 2. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma. Aynı kökten Ger *kinn. hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur.EFa çanu. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş. ~ HAvr *genu-2 a. [İdr xiv] çene .). hazine ~ OFa ganz/ganzmag a. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey. "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir. tırnak.a. * Karş. < Fa çang tırnak.cenabet [İrşad. embriyon " cin1 cenk büyük olay.

gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. alın. Karş. 2.] 1. [Men xvii] ceyb vulg. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. şimal. [TS xvi] çent-kertmek. 2. çeper cephane [DK xv] cebehane . cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1. kasnak. daire şeklinde çadır veya saz kulübe. • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir. 2. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer. bahçe).] çekme. kibar kimse & İng gentle zarif. bir şeyin ön tarafı. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. 3.] yara" .] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci.* Karş. çeper [DD xx/b] dış kenar. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im. çevre duvarı. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. kuşak. iki meme arası.ince ince kesmek. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. kucak. çent[mek Tü? [TS xiv] çendele. artık.] 1. çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. çit. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. 3. ceb/cîb 1. koyun. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. gömleğin göğüs veya boyun yarığı. cer çekme < Ar carra çekti. hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. halka. cep [İrşad xiv] ceyb . 2. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu.

] akım. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu .a.] yaralama. macera. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret.] ameliyat eden.] hilekârlık. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf. f. [T S xiii] çeri er. icra. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. soymuk. dörtgen. kitap.] soyulmuş şey. suç. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir. [KT xix] beceriklilik. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı.a. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres . çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk. garmiyan (germiyan.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür. dolan < Ar curbuz hilekâr. [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. f. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). asker ceride [Men xvii] defter. cereyan. çaçaronluk.)" çehar. akış < Ar cara (hızla) aktı.a. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd. yonga.] suç.a. yaprak. ılıcalar). cereyan akıntı. . maceraperest. 2. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im. a. dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır. tabaka. sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1. Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür. cariye.

tatmak. küç. mostra.görmek çeşme pınar. sohbet.] insanın fiziksel varlığı. lezzet tadım. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra. Karş. aydınlanma. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. çeşni [Aş xiv] . cüsse.) ~ HAvr *geus.a. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı. lezzet (< Fa çaşîdan. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. çâş. tadılan. 2.görme. risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü.] büyüklük.] kâğıt parçası. ~ Ar cadd [#cdd1 msd. rastgele . çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti. akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. seçmek * Aynı kökten Lat gustare. yemek) ~ OFa çaşnlg a. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. eskiz. HAvr *kweks-mn. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. ışık < HAvr *kwek. müsvedde < EYun s%edios geçici. tadan. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf. tadan < Fa çaşîdan. girişti.] lakırdı. cüsse < Ar casuma büyük idi. büyük. göze ~ OFa çaşmag a. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. çâş.tatmak. laklak çete Sırp çeta haydut. tad. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom. önemsiz.] çiziktirme.a.a. atıldı. EYun geüo (tatmak. tadılan.] cesur olma. a. çeteci [Kan xvi] akın. gözüpek. tad almak).] girişken. [Men xvii] çâşnî tad. kadavra. müsvedde ~ EYun s%edârion [n. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. hacimlilik. a. sürahi" çeşme. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd.a.] cüsseli.tatmak (= Ave çâş.

a. çetrefil bir deyim * Karş. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler. DK xiv] sopa. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir. . kesiksiz çizgi. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. * Karş.] geçit. küçük akarsu. ~? Fa çabuk hızlı. [Kazak ] Tü çat-/çet. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher. Erm nguz (a. 2. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi. ip ördü. öz. eğir-/ewür-. çetin Tü çitin a. kriket < Fa çawl kıvrık. sert (özellikle ceviz). dolanma < Ar câla döndü. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu. çat pat. a. su kanalı. OFa gawz.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır.çevirmek. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür.a. a. Karş. eğir-.). izin < Ar caza geçti [Kut. ~ Aram gawzâ a.] dönme. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma. teğir-/tewür. bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a. zor.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir. cevahir [Aş. DEVİR-. bu sopayla oynanan oyun. İbr egoz. [Kırg ] çetin zor. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. +men2 ~ Ar cawz a. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir.vurmak." çevir-. sert. a. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd.] [İdrH xiv] kırılması güç.

göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya .] 1.] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf. kor. asl. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd.] cevelan eden. ~ Ar caSbat [#c5b msd. halka cevval dolanan < Ar câla döndü.Ar cihaz [#chz msd.Ar ca5wat [#c5w] 1. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. f.] a. cezir < Ar cazara su çekildi. f. " cihaz [EvÇ. civar. a. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . cevşen [DK xv] örme zırh göğüs. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1.a. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi. köken. yek [Men xvii] çâryek vulg. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği. ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi. çeyrek dörtte bir " çehar. köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1.a.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten. donanım. 2. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban . dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im.] çekme.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma.] < Ar ca5r kök. muhit. kor. ateş parçası. yağmalama) ceza [Yus.] askeri birlik.a. 2. DK xiv] caza bedelini ödedi. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme. 2. 2. kök. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd.

2. maya. tartışma < Ar cadala burdu. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. güçlenme. iki şeyin biri. çiçek açmak). güç gösterme ) cidar çit. ş > ç dönüşümü tipiktir. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1. şişkin şey. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top. çiçek açmak). çift [CodC xiii] cüft/ceft. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd. keskinlik < Ar cadda kesti.< HAvr *yeug. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır.a. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma.a. Anlam ilişkisi için karş. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a. örme.) çevirisidir. (= Ave yu%ta. mafiş anlamında deyim. cici çoc [DK xv] cici bici süs.kabarmak. [ML* xx/c] bir bilye oyunu.cıbı. İng blow (1. mücadele.a. cıbıl onom suda yıkanma sesi. Lat floş (çiçek). cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. posa < Erm dzudz. şişmek. 2.] çatışma.. dzdz. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş.) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi.] ciddiyet. kese.(1. follis (şişkin şey. keskin idi. üflemek. emzik. [Uy viii+] çiçek a.a. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi.a. iki şeyi birleştirmek ~ Fa . çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. ip ördü. 2. şişirmek) < HAvr *bhel. süslü < ~ Erm dzdzig 1. huy < Ar cabala kalıp döktü. ip bükme. koza). meme ucu. 2. duvar = İbr gader a.) ~ HAvr *yug-ta. balon) = flâre (üflemek. a.a. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış.çift koşmak. esmek. sivrisinek. gayret.

zeûgos (çift). yüksek ses. çiğ2?.a.a. çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et).a. (= Ave yâkars a. gürültü. Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak . pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol. [CodC xiv] çiyik . iocor.xi). çiğdem. nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. yaşlık . [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş. crocus Tü çig yaş. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır. çağırmak. 2.Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara. ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a.a. EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. Lat iungere. * Aynı kökten EYun (h)epar. ses etmek < Tü çağır. Fa tar (yaş. karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak. ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer. zeûgma. Lat iocur. çift koşma). Sans yóga (boyunduruk.a. kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir. yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği . çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat).(a.xiv)." çağır- . yaşlık. [İMüh xiii] çig . dağdan yuvarlanan kar kümesi ses.* Aynı HAv kökten EYun zygón. = Sans yákrt a. patika. iugum. nem (isim) Karş.).) ~ HAvr *yekwr.sıfat ve isim). İng yoke. çığış (gürültü .a. gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. çile-. • Karş. [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki.

mücadele. a. cihannüma.) [Kut. yön. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd. cihangir. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd. alan " cihan.] donanım ~ Ar cihat [#wch msd..] 1. evren ~ OFa gehân a.a." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa. numâ. çaba. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş. cihanşümul cihangir [Ömer b.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş. gayret. [KıpGul xiv] çiyne. coğrafya veya tarih kitabı. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç. cihan (= Ave gaethâ. .a.. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon. 2. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. gayret etti cihaz cihet bakım. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. a. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır.a. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar.] yüz. atlas.bağırmak <Tü [LO xix] feryat.göstermek ) " cihan.ekiyle." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır. cahd] çabaladı. Aş xi] ~ Fa cihan dünya. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık.

gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra. fıldır fıldır dönme sesi " çak- .a. parlatma < Ar calâ parlattı. makara. berraklaştırdı. şakırtı ve şaplama sesi. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca. delirmek. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği . çıkrık (= Sans çakrá a. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a. ABD. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık.] parlaklık.dürmek.a.çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş. ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a. ortaya çıkardı. ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır. aydınlattı. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b.çıkın çıkış[mak çık. [LO xix] çıldır. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd.gözleri çıldır çıldır dönmek.a. karışık renkli.

tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. kaymak gibi. yy'da ehlileştirilmiştir. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir. nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. 2. deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak. çelimsiz. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk. a. bir tür su kabı.) ~ Ar cild [#cld msd. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş..a. kâr cılız [LO xix] zayıf. ortaya çıkardı" cila .ıslatmak. kaygan cilt [Kıp xiv] cild a.] 1. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu. • Bugün çilek adı verilen meyve 19. = İbr geled a. yüzünü açma. cıvık. narin zayıf. iplik yumağı. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi. [Ali xvi] çille a. gebelik * Fa gule (gülle. aydınlattı. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. a. kırklık. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). kırk günlük süre.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. özellikle erkek incir). kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. a. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak. 2. = Akad gildu a. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık.

] cinsel cima [İrşad.etkisiyle sesli incelmesi görülür. [EvÇ. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun. Dd2. otla kaplı * Fa çaman (a. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere. kırmak. sefil. dilenci . halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. 2. >c.) Türkçeden alıntıdır. mıcır. kırık taş. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip.suda yıkanmak (= Moğ cımu. (pire) ısırmak. tahta kâse. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen . [Veled xiv] çümen . Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır.veya *yınğ-eşdeğeri olup. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. Moğolca biçim Türkçe *yım. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1.suya dalmak) * İnisyal ç.kesmek.a.] kafatası.[xiv Kıp. 2. [Gül xv] çemen Tü çım çayır. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi. Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. sefil. caes. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek. kafatası.

Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd. yy] a. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd. kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için. yy başlarına dek "her türlü suç.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad. cunün] gizledi. yy sonuna dek kullanılmıştır. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık .a.a.a. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. berduş. " günah * Türkçede 20.ardıç çinakop çınar a.a. görünmez varlık < Aram #gny gizleme.] bir cinsten olma. çın. Çin ç'un a. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir. telmih. saklama = Aram #gnn koruma. yy'da Hintçeden aktarılmıştır. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. çitle çevirme.] suç. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü. günah. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu. Batı dillerine 16. yy'da alınmıştır. hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç. kavga (argo) tsíngra kavga. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11. sakladı. çıngar [LG188+] gürültü. örttü (= Aram gensyâ cin. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç. yoksul . gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2.

İng zinc (a.a.a. 2. çarpmak.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir.) Almancadan alınmıştır.a. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü.a. ırk. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1.çalmak. < Tü . soy. çatal dişi. pislik (isim) çap-/çıp. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom.] bilinç örtünmesi. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli. ~ EYun génos a.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır.a. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan. quint. Çin işi. 2. pis (sıfat). Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür. Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1. diken. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir. zıpkın. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme. basit şarkı. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II.a. kıymık. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd. a. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir. cingıl müziği < çıngırak [onom. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi.

2. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil.a.a.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. sırık < Ar carada [msd.a. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık.a.a. çeviren. ab çirkin Fa çirk pislik. lamba. meratibin ilk basamağında görevlendirmek.)" cürüm . kirli. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a.] cüsse. a. sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf. 2. [Aş. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır.Fa çarâğ/çirâğ kandil. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. asphodelus.). hacim. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü. • Ses değişimi inisyal c. pis. Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür. [TS xv] cırılda.) * Karş. döndüren. Erm çreş (a. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a. (= Ave sraeş. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu. lağım & ~ Fa çirkin 1.a.] kabuğu soyulmuş hurma dalı.etkisiyle açıklanabilir.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum. kandil. Tü sıyırmak > sırık. uşak . DK xiv] çirağ/çerağ lamba. meşale. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı. card] soydu. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi.

talaş. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç.a.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. hafifçe çarpmak.ciro [ 186+] ~ İt giro 1. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü. ~ EYun gyros dönüş.a. fiziksel varlık.a." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir. dönüş. ticarette ciro . kargı. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat.] beden. 2. yaşlık cisim/cism[Aş. 2. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom.OLat gyrus a. dikmek " çıt. fındık. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni. kesmek. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a. çırp[mak <Tü [ xiv] 1.] " çat İnisyal ç. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven. döngü. döngü. terebinthus. [DK xv] çırpındı < Tü çarp. < Sans çitrakâyah alacagövde. mızrak < Tü çit. . [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi.katmak. a.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem. kabuklu yemiş.

Fa cuje/cuce (yavru.< *çıwz.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş. Alm jung (genç).a.a.a. piliç). bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a. canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis. Ayrıca bak. civa OFa jîvag/cîvag 1. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa). civa ~ EFa jîva. " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu. Karş. 2. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a. İng quicksilver (a.Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd. [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı. civan . komşuluk < Ar cawara [msd.Fa cawân/cuwân genç. yiğit.(sivri bir uçla kertmek).genç olma. özellikle kuş yavrusu. dolay . canlı. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet. komşuluk. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç.genç ) ~ HAvr *yuwen.civa1 [Kıp.a. [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi.a. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır. kişi) . [Yus xiv] cüvan genç.a. cıvı[mak < Tü cıvık sulu. çamur. cüce.] mücavir olma. mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık. " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta. biz.) < quick (canlı). civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı).etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur. < HAvr *yeu. [LO ] etraf.] havalar. [KT ] cüvan vulg. (= Ave yavan.a. [TS xv] cücük tavuk yavrusu. Fr jeun.] küçük anahtar.] oğlancık < Fa cuwân oğlan. [AL 192+] cıvımak sulanmak. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. İnisyal ç. cömert kimse " civan. a. civanmert [Mercimek xv] . Belki sıvık/sıvamak etkisiyle. İng young.

cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır.biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür.ekiyle eş işlevli olan -iktir. [Oğ xi] çayan cız. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı. yy'da kurulan bir cemiyet.etkisiyle sesli incelmesi görülür. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı".hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir.(= Moğ cırug çizgi. [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo). kısık sesle söylemek." çiz- [LO xix] cızıktır.sivri bir uçla çentmek veya kazımak. resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. < öz Gesù/Jésus İsa . çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı. çizgi çizmek *çıw çivi.).a. Karş.. cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz.(a. sivri uçlu alet" çivi * Karş. İnisyal ç. çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız.a.. a." çiz* Semantik evrimi açık değildir. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma. Moğ cıru. [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16.

çoban. yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. öncü. kaynaşma (isim). [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir. tazmin etme) kökünden türetilemez. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık.xi). çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert. [DK. -k.a. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh. [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk.etkisiyle sesli incelmesi görülür. çoğla. saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. reis. çök[mek *çoğ. çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu). küçücük.dibe inmek. kaynaşma -xi). koparmak " çal- .(bağırmak. kesmek. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi.> çöm(dibe çökmek). tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat. cıcık. Aynı kökten *çönğ. Tü çoğı (münakaşa .(tortulaşmak). çağırmak . • Sıfat olarak 14. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok.xi). gürültü etmek " çağır* Karş. çöp (tortu). sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. gürültü. Tü [Kaş xi] çok-/çök. çoğrama (fokurdama. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. oturmak. [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu.(üşüşmek . inisyal ç. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza. a. haritacılık.vurmak. coğrafya " je(o)+. belki çürü. [Çağ xv+] çuçak cüce. ETü çıçamuk (küçük parmak). Ayrıca cücük. 2.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd. ço%.xi).indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır. çağırmak.] haraç.bağırmak. Karş. DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1.olup. bedeninde yara < Tü çal. çoban [Aş.pekiştirme ekidir. her şeyin küçüğü.

Final -m. Tü çökek.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. [Men xvii] çölmek vulg. vurmak.batmak. [Kan xv] çölmek . çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. çör. delikanlı" civan. çömelen" anlamında.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem.ve göm-). özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa . [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar . çörüntü (tortu .] a.çift koşmak. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa. çökmek " çök- Karş. iri başlı topuz. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. gürz. birleştirmek. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. 2.TS xiv-xvi). dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ.inmek " çök* Çök. kâse. Kürd çemık (kepçe). çökelti." * Karş. beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. sopa. bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. Kaş viii+] çom-/çöm. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm. kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. sopa. cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam. tokmak < Moğ çoqı-çakmak. a." çöm- * Muhtemelen "oturan. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. çöp. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş .çolpa + Fa pâ ayak. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık. lobut. çöl. [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. iunc-kenetlemek. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1. < Fa çam tahta kadeh. . değnek Tü [xi]çöptortu.

• Karş. mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak). [Kıp xiv] cirâb torba.a.ara biçimine işaret eder. zyme (maya). Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. galeyan etmek.Fa şörbâ a.a. tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu. kese. acı" çorba * Ar şurac (a.a. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer. tuzlu. halka.a.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak. tuz.a. galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp.) ~ HAvr *yeus-s. = Sans yüşân. daire.a. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal. lekeli çap. ajite olmak. tuz gölü. kabarma. bulanık. kılıf. şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak. benekli) = Tü çakır/çağır.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak.kaynamak. = Akad gurâbu torba. galeyan (= Ave yaoşti. yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a.a. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç. [Arg xvi] çorba . zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır.a. 2.a. çorak alan [Kıp. galeyan etmek. Moğ çoğur (alaca. çorba [Yus xiv] şorbâ . [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak. aş (~ OFa bâg a. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı .çöp2 cop [ xi] çöp çıta. (hayvan) azmak.) Orta Farsçadan alınmıştır.veya *çalp. ekşi. karışık + Fa bâ yemek. & Fa şör 1.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. < HAvr *yeus. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır.çarpmak.a. köpürmek < Fa cöş kaynama.a. sopa " < Tü çopur [EvÇ. [T S xiv-xviii] şorva . " jön .

çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. sopacık < Fa çüb değnek. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru.] yavru. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. bir bağı açmak. küçük. ~ Fa çübak [küç.] küçük değnek. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç. çökmek " çök- < Tü çok-/ . çıta. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek. civciv * Karş. küçük. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. ince dal < OFa çob dal. özellikle kuş yavrusu. 2. çöküntü. xv+ Çağ] dibe inmek. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. cücük civciv * Karş. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. [CodC xiii] çıbuk değnek.erimesi ve ç. göz yuvası. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK. kaşın altındaki kemik. özellikle tavuk yavrusu. [BK 1799] cüce tavuk pilici. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1. Karş. mezar çoku.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir.çöz[mek Tü [ xi] çöj. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden.[xi. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ.

cümle [passim xiv] bütün. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama. cumburlop onom [LO ] şumburlop . binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle.] oturma.] ~ İt gibbo çıkıntı. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. 2. bütün.çul [İdr xiv] çul. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf. [Men ] cüll vulg. herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd.çulla sarınmak. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan. örtünmek. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd. [Men ] 1. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd. . bütünlük. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu. halk topluluğu. tamlık. 2. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken.] bütün olarak.] 1. umum. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı. KGunya xiv] toplanma günü. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk. bir şeyin tümü.

[Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd. öyle ki .Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. 3. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd. 2. (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd.. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey. * Karş. şamata cüret cesaret etti. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış. kemik kırdı. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. ceset. 2.Tü çöb/çöp tortu. eti kemiğinden ayırdı.] beden.çünkü [passim xiv] çün ki 1. madem ki. birlik. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks. cünüp [İrşad. . ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. 20. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. alüvyon. ittifak. ne zaman ki.] cenabet olma.İsp junta 1. a. ceset = Aram gttâ a.] şahit olunan " cürüm. 2.] suç < Ar carama 1.

anlaşılmaz şekilde konuştu vb. a. a. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma.yakmak) ~ HAvr *dhegh. [Men xvii] kitap veya evrak çantası. kitap forması. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır.] 1.tat almak. lepra < Ar caSama [msd. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a.dikmek)" çuval cüz ünite. delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık.] çok küçük (miktar).çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan. tadını beğenmek. unsur. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz.) [Uy viii+] tağar torba.(yakmak). rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. birim. düz. kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara.Fa cuz'dan cüz kesesi.] cüzam hastalığı. anlaşılmaz şekilde konuşma. [İMüh. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası. 3. kargaşa. Sogd daġ. gıcıklama.] gıdıkladı. 2. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd. teşviş < Ar daġdaġa [onom. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- . +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb. portföy .a. ağabey. gıdıklama. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a. Karş.

[Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . dahi1. ince). verim msd. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] . f. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. 2. halka. daha (zarf) (bağlaç). mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan.] 1.] akıllı. de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç). ofis. kazanç. büro. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha.] (bir şey etrafında) dönen. nüans. Akad daqqiqu (çok küçük.] devam eden. tarı. çember. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal. saçmak). dahi (bağlaç).suya dalmak dal1 Tü [Uy. derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş. deveran eden < Ar dara döndü. 2. f. devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf. bilinci kararmak.bayılmak. ince (iş). [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa.] döngü. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. [Ali xvi] muhit. partikül.* Aynı kökten Tü tar-/tara.(dağıtmak. gelir. narin < Ar daqqa ufaladı. getiri. çevre.] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa. Kaş viii+] tal. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir. araya girme.] giren.] 1. girme. [TDK 1974] 1.(tohum saçmak). [LO xix] yönetim mekânı. rafine. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. suit dâ'irat [#dwr fa.] ince. yorulmak . 2. ince ayrıntı. dönüş.

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek.a. < Lat detergere. detect.+ Lat struere. destruct.gök gürlemek " de+ detone de+. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1. müsaade ~ Fa dastür 1. keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a. vezir. "el almış". terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı. açığa vurmak & Lat de. bilgin. tect. keşfetmek ~ Lat detegere. açmak.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak. güneş tanrısı " jurnal .+ Lat tendere. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak. Yus xiv] izin.a. inşa etmek " de+. & Lat de. temizlemek & Lat de. ~ Lat destruere. perakende (satış).örtmek " de+. ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık. deters.a.tanrı < HAvr *dyeu. kimya şirketi.a.bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+. şeytan. & Lat de.a. keşfeden. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır.a.+ Lat tegere.Zerdüşt inancında kötülük tanrısı. destur [Aş. ters.a. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest.destruir [mod.örtüsünü kaldırmak. cin ~ HAvr *deiwo. < İng to detect ortaya çıkarmak. izin. gürlemek ~ HAvr *(s)tens. Amer. struct-dikmek. perakende satmak & Fr de. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme. ^ 1938 Procter & Gamble Co. gevşetmek ~ Lat detendere a. "el alma". cin ~ EFa daiva. 2.germek " de+. tens.a. & Lat de. müsaade ~ OFa dastwar a.a.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a..bir şeyden + Lat tergere. strüktür * Türkçede 20. a.gün. ruhsat.silmek. bilge. güneş. 2. détruir] a.a. ~ Ave daeva.

döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir.a. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. Kaş viii+] tegür-/tewür. 2.çevirmek. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer. ortaya çıkarmak. kudret. & İng de.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+. teftiş etmek. idari görevle dolaşmak) . EYun Zeus (güneş tanrısı). Tü *dev-" devir- * Devir. dönüş. fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd.* Aynı kökten Sans deva-. (mec.olup.] 1. & Lat de. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd. deveran döngü.a. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. • Ar dawr (devir. 2. valör devam Ar dama sürdü. deve Tü [ viii] tebe/tewe . viyadük devlet [Kut.a. siyasi egemenlik.) zenginlik. deva [Aş.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd.] 1. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. iktidar. torba " de+ * Karş. çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd.]. devir/devrdöngü. kabuktan veya torbadan çıkarmak. Fr/İng envelope (zarf). Lat deus (tanrı). [Uy. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a. çevir-. açmak [esk. 2. deveran etmek.] dönüş.] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20. evir-. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1.ayrılma edatı + Lat via yol" de+. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. dönmek.fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev. kabuk. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. 3. 2. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. Farsçada örneğine rastlanmamıştır.kökünden türetilmiştir. kaldı. ~ OLat deviatio a. denetlemek. geliştirmek. zaman. Karş. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir.

entegre di+ dia » ~ E Yun dúo.a.* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme. a. bilgilendirme " de+. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir.iki ~ HAvr *dwo. . bir köşeden diğerine çapraz gitme. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme.fiiliyle birleşmiştir. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez. enforme dezentegre [etm " de+. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+.] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü. Mezid xv] devriye [nsb.değiştirmek. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im. [Ömer b. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap.(toplamak.] dönüş. tebdil etmek. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme". devran durma. derlemek . içine işleme.xiii TS) < der.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+. di.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd. bir şeyi baştan başa katetme. deveran etme. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir.

farklı kılmak & Lat di(s). Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka.ayırmak. 2. bedbin. göz < Fa dldan. fus.dökmek " dis+. küçük ipek parçası. bin. getirmek " dis+. wen.+ Lat ferre. Bak.< EErm dit. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. didak. farklılaşma < Lat differre.görmek ~ OFa dltan.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. Fr. eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö.< HAvr *dheis. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici. görülmüş.+ Lat fundere. dağıtmak.xiv Kıp). +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır.a. diffus. görmek. gören. tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü.döküp saçmak & Lat dis.öğretmek ~ HAvr *didnsko. dilate. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır. TS* xv] ~ Fa dlda 1. lat. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau.görmek. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). görülen. Karş. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-. didaiti bakmak. görmüş. 2.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış.a. dilat.(seyretmek). ayakla * Karş. 3.dövmek. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma. öbür ~ OFa .birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1. Erm tid. diferansiyel hesap. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. Tü depek (tekme atan . 2. önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç.] 1. düşünmek) ~ HAvr *dhiâ.

Farsça sözlüklerde yoktur. özellikle belli etmeden bakma (argo) . direnmek Tü [ viii] tik. dictare (bildirmek).HAvr *kâ-mo. dikiz [LG 188+] bakış. inceltti diksiyon dictio < Lat dicere. yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir.a.çözmek. 2. anıt. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik.sevmek . sokmak [ xi] tik. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri.< HAvr *kâ. rafine olma. İng teach (öğretmek). ağaç dikmek < Tü *ti.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven.a. digest. sert.kılmak " dis+. dîcere (söylemek).(işaret etmek).dik duruma getirmek. ince olma. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. gest. kılı kırk yarma. deig. canlı. rakam ~ Lat digitus parmak. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik.dik durmak.< HAvr *deik.işaret etmek. yemekten sonra içilen likör < Lat digerere. sevgi.saplamak. ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey. saplamak. . dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak. sayısal < İng digit tamsayı. belirtmek. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı. detaylı olma. ayırmak. arzu (= Ave kâma.sert olmak.] incelik. hazmetmek & Lat di(s). dike (yargı).)" diğer. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir. eğik olmayan. dik Tü [Uy viii+] tik 1.delmek. vertikal < Tü *ti.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey. dik durmak.ayrı + Lat gerere. dirençli. özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven. şeri3 * Muhtemelen 20. E Yun deíknymi. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin.

a. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a. & Lat di(s). 2. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. konuşmak). < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). yürek. a. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1.+ Lat latus geniş. dil2 . cesur" dil2.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co.istemek. 2. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. 2. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. buyurmak. gönül götüren " dil2.(ses vermek. belirtmek. ~ İng dildo 1. < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. beklemek. kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. ıskarmoz. lisan. yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. hunhar .OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1. dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. yapay penis. belirlemek. enli. söz * Aynı kökten Tü tın.işaret etmek. bildirmek ~ HAvr *deik. 2. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. işaret etmek < Lat dicere. yassıltmak ~ Lat dilatare a. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. tırjğ (ses).uzunlamasına kesmek. gönül. ~ Fa dilbar gönül çelen. dictsöylemek. fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1.

nefes almak " din* -n. nefes). nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin. dinamik. [TS xiv xiv] tınç dinmiş. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din.nefes almak. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir. dinamit. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş . atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. soluk. dinamo. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik.HAvr *deu.yapmak. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. a. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. güce ilişkin. termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel. Karş. İsv. gücü yetmek .). yargı) > İbr/Aram dîn (a.. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. dinmek. 275'e dek tedavülde kalmıştır. Karş. ~ Ave daena a. ^ 1867 Werner Siemens. dinlenmek.dilim Tü [ xi] tilim a. durmak. Alm. sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a. güçlü. aks < Tü derjg denge. 2.dinmek.a.a. din[mek Tü [Uy. eşlik < Tü . düyun. etmek. [EvÇ.a. dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh.sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir. dinlenmiş.a. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. Akad dînu (yasa. Kaş viii+] tın. dimağ damâğ burun. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a.

türev. dinle[mek vermek " tınTü [Or. dinlen[mek <Tü nefes.daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin). tükenTü tür : tür. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü .(bir kökten bitmek). dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. türlü Tü tüğ : tülü. a. belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey). aks < Tü derjg denge. . -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. türedi. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen.(bitmek). Türk. türe-. dive (dalmak). dip. eşlik " denk * Karş.sesi algılamak < Tü tın sada. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. kökten * Aynı kökten türe. banmak < Ger *deupjan.soluklanmak.dingo a. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka. daldırmak. tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak.bitmek. doğabilimci & EYun deinós korkunç. temel < Tü *tüü. istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. eşitlik). eşitlik). Uy viii] tırjğla. türkuaz. İng. ses < Tü tın.ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır. türkü Tü tüke-: tükel. son. kök. Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge.* Karş. müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç. tüke.

] bilme. bir el dolusu. yönlendirmek < Lat regere. bir ağırlık birimi. elle tutmak ~ HAvr *dergh.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi. diretmek. bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. Tü [Uy viii+] tire. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2.a. tutam. defter şeklinde katlanmış evrak. direnç göstermek < . +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge. dra%.avuçlamak. dosya. yönelme. direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek. berat. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. -t.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a.].yönetmek.dik tutmak. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD.a. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di.dik durmak. diri Tü Tü *ti. direnç göstermek < Tü *ti.dik durmak. dirençli. ikiye katlanmış parşömen tabakası.yöneltmek. 2.a.a. 3. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı".a.1. küçük bir ağırlık birimi. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk.a. direct-yöneltmek. " dik [ viii] tiriğ canlı. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1. & EYun di. dik < Tü tire. 2. 2. avuç. rect. ruhsat ~ EYun diploma. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz. a. tanıma. direct.

eğitim.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir. diş geçirmek " dit~ Lat di(s).a.karşılığıdır. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a. a. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa. taşı-. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek.a.a. fırlatmak diskalifiye [etm almak. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. <Tü*tı-1 parçalamak. budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia. düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a. diri) > İng vigor.dizmek. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a. < Tü taş dış " dış. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a. +ri [Mü xvi] bir ağaç.a. taşıt. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . fraxinus " diş. Lat docere (öğretmek). taşak. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim.< Lat de. *dirimek fiili mevcut değildir.* Anlam bağı için karş.öneki burada Fr dés.: taş-. vegetable. dışarı.< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak). koruma " diri dirim YT [ xi] tiril. elemek < İng disqualify " de+.bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış.a. diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme. kalifiye * İng dis. dışkı Tü taş-/taşı. Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı. terbiye.

parça parça harcamak ~ Lat dispensare a. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. bölüştürmek & Lat dis. tribut. kullanmaya hazır < Lat disponere. 2. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. söyleme < EYun Iegö2. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+.ayrı + Lat ponere. pers. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik. dişlenmiş yer. prost. söylem ~ Lat discursus 1. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere.tahsis etmek. zıt + Lat currere.okumak.koymak " dis+.ayrı.ayrı + Lat tribuere. koyma yeri " disk. tri+ . depo. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir. ödemek. & Lat dis. söylev.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç. münakaşa. 2. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma.a. dağıtım. diskotek [ xx/b] . Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir.uzamak. log.ayrı + Lat pergo.harcamak & Lat dis. söylemek " dys+. münakaşa etmek & Lat dis. & Lat dis. disposit. curs. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+. kötü + EYun prosiemi. birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. dağıtmak ~ Lat dispergere. nutuk. 3.a. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak. posit. dispers. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. dağılım < Fr disperser saçmak.zıt yönlere koşmak.rast gitmek. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap. koşuşma. yy'da anlam değiştirmiştir. pro+1. payını vermek < Lat tribus " dis+. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1.a. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor. discurs.koşmak " dis+.

teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö. İng deacon (a. musluk. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş. mahkeme. makam sahibinin oturduğu minder. 3. şiir koleksiyonu. log. 2. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1. t. daraltmak " dia+. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. [DK xiv] kurultay. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö. önlemek. 2.tıkmak. içinden geçirmek. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. gnö. farketmek. anlama. ağız. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. sedir ~ OFa dewân defter. baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü. yargılamak " dia+. diş geçirmek " diş divan [Kut. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a.). Aş xi] defter. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek.a. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı.bilmek.söylemek " diyalog . arşiv * İt dogana. -t. sekretarya. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.a.a. sıkmak. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim. büro. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+. akıtan. bat.paramparça etmek. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli.a. defter. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. Fr douane. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+.gitmek " dia+.< HAvr *bhrekw. yazmanlar heyeti. frag. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak. [Men xvii] devât vulg. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât.dit[mek Tü [ xi] tıt.kapatmak. a.ara duvarı. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen. taslak ~ EYun diágramma. anlamak.

etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. evler. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ. 490-y.çözmek " dia+.EYun diálogos söyleşme. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek. tohum ekme " dia+. pan(t). memleket < Ar dar ev. diyalektik. Yun filozof (MÖ y. kasıt" dia+. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a.tüm " dia+. dialyt. bir aşiretin sahip olduğu ülke. ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi. diyalekt. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur . diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1. Karş.] din.söylemek " dia+.] 1. diyalog . lys. ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç. diyanet dindarlık.a. 2.a. log.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö. log. obalar. söyleşmek. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. #Elea'lı Zeno. 2."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek". din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd.saçma. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse. 2. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi.] kan bedeli < Ar . içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2. sebep. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi. karşılıklı konuşmak. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. spor.

enterval & EYun diá + EYun (h)iemi. sokmak HAvr *ye. düzeltmek. Moğ/Tü törü (düzen. saf. dizgin dizi dizin dizyem .atmak.EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz. sur) + Fa -dar tutan." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu. aralık. Bak. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi .duvar. et. yollamak.atmak. doct. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. op. optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma. * Tü *tir.sıraya sokmak.xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz." diz< Tü tiz. HAvr *reg-1 (düz. Anlam yelpazesi için karş. t.öğreten < Lat docere. . itmek. kötü + EYun énteron bağırsak " dys+. yönetim). düzen. harekete geçirmek " dia+. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. yasa.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır.ve *tür-/tör.bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö.görmek " dia+. rast. sahip. diop. [ xi] tizig sıra. a.

gürültü.a.doğmak. belirmek. felsefi ilke. belirmek.dilimlere ayırmak. vızıltı. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan. t.saçmak [Uyviii+]toksona. kabarmak. düz.< HAvr *dek.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. inilti. Karş.öğreti. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. ufalamak * Etimolojisi açık değildir. dırıltı.benimsemek. uğultu. eğri olmayan. şarıltı. -e yönelme edatı. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol . doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok. vb. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir.doğmak. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra. dar görüşlü < EYun dógma. kabul etmek. fısıltı. kabarmak. 2. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş.

belge < Lat docere.(dokunmak) > texere (dokumak). el değdirmek. döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. üniversitede hocalık beratına sahip kimse.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş.(kendi eliyle) değmek.(doldurmak). dolandırıcılık. dolu). dövmek. dokunmak.1. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. 2. doktora sahibi.a. temas etmek < Tü tokı. belki ton. doct.(su katılaşmak). 2. a. 2.dolmak. [Men xvii] 2. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. dolap çevirmek. Lat tangere. dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. su çarkı. • Anlam gelişmesi için karş. dola[mak Tü [Uy. vurmak. 3. içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. dönme dolap. doct. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku. diplomalı tabip [esk. su çarkı.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. hoca < Lat docere. to5. a. dolap beygiri. kumpas. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1. zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. = Akad dulu a. Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. DK xiv] dolamaç dolanan. her türlü mekanik çark. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp.sarmak. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. kanıt. . tax.]. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a. kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir. kiler.dövmek. kuyudan su çekmeye yarayan düzenek. düzen.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın. a. tok (dolu). " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır. hile. top (yuvarlak). dolandırıcılık. vurmak.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". Kaş viii+] tolğa-/tola. torjğ (yuvarlak). 3. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen.

Moğolca tomura. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey. top < Tü to. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf. . dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey. Fr. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr. doymak. top) arasındaki ilişki muğlaktır. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından. tüm. tomruk. [Men xvii] domal.dopdolu. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak.dolmak. kızın memesi dolgun hale gelmek. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun.(şişmek. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar. yuvarlak. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal. tomurcuk < Moğ. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. bol. 2.tümsek veya yuvarlak hale gelmek.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi.uzun) + EYun kefale kafa " longa.

dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır. tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek.Fr domestique a. < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici. sahiplik.devirmek. a. kıyafet. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş.. a. egemenlik. İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a.ayrı + Lat medius orta " dis+. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi.domalan <Tü [MŞ. törjğkörüş (devrim). Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek). hane halkından olan kimse . özellikle tören giysisi. 2. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. yarım & Lat di(s). trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. ~ Nahuatl tomatl a.ayrı + Lat medius orta " dis+. yüzük). efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1.a.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a.a.a.suyun katılaşması < Tü to. < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza. devlet. her türlü giysi. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır.dolmak. at rengi" anlamında. hükümet. pantolon 19. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür. rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1. döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir.a. [ xi] ton. egemen < Fr dominer hükmetmek. 2. domestik [ xx/c] evcil. . yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. törjğkör-(devirmek. ancak 18. altını üstüne getirmek). kukuletalı pelerin. mülk. [KT xix] şalvar.a . yarım & Lat di(s). evcimen. törjğkölük (halka.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. don1 Tü [ viii] ton giysi. yy'a dek "1.. doymak. ~ İsp tomata a.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. a. 2. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. siyah renkli rahip başlığı.

bulamak. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak.don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. tören alayı. -em ekinin işlevi açık değildir. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön. & Lat de.giyinmek < Tü tona. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil. hediye.dolmak.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. kozalak. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı. sunu < Lat dare. uyuştrurucu alma < İng dope ilaç. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. resmigeçit. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo. a.İng doping ilaçlama. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1. iki parça. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir. [Uy viii+] tonan. 2. altın rengi < Fr dorer altınlamak. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir." dön[TDK 1955] daire.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1. döngel meyve. armağan etmek < Lat donum verilen şey. a. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma . döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. " de+ . altın kaplamak ~ OLat deaurare a. 2.

döşe[mek döşek dost dauştar. özellikle mideyi doldurmak < Tü to. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1.(sırt) < HAvr *dous.ayrılma edatı + Lat *videre. hanedan arması. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir. ezmek.sermek.ikiye bölmek & Lat di(s). [Kıp.~ HAvr *weidh. Tü Tü [Uy viii+] töşe.dört dörtgen Tü [ viii] tört a. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı. a. evrak üzerine geçirilen kılıf. YT [Geom 193+] " dört.doldurmak. özellikle göğsün alt kısmı. Ave daoşa. 2. inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1. [Kıp xiv] toruk . a.yükselmek. sırtlık. divis. vis. çıkmak. yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. dağlamakla açılan yara < Tü tögne. yaygı [Kut. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C. kale. 2. baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs.bölmek.aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot. Amer.(omuz.a.havanda dövmek. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan. Çağ xiv] döş * Fa doş. Urey. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. yar ~ EFa dauştâ.[viii] doldurmak doy[mak . doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ.

İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom. a. suyunu akıtmak ~ Ger *draug. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. t. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a. " tercüman dragon [ xx/b] 1.eylem. a. bir ölçek ilaç < EYun didömi.doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey.tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak. t. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. 2.a.vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a.kurutmak < HAvr *dreug.a. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a.a. a. ~ EYun drâkön a. icra etmek ~ HAvr *ders. 2. trajedi < EYun drâö eylemek.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur. ~ İng drill matkap. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1.çerez. ejderha. düğünde saçılan para veya pirinç. do. ~ Ar tarcumân a. ~ O Yun dragómanos a. t. 2. işlemek " dram. yemek. damlayarak akma.] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. oyun. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. döner delgi < İng to drill . şekerleme. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış.vermek ~ HAvr *dö. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz". hediye.

ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. iki dört.a. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. * Karş. Karş. bi-3. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek. Fr deux.] çağrı. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan. şarkı söylemek " dua. a. kıç. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. a. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. 2. %w^ân okumak. dua çağırma. suyu yer altına çeken delik. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a.). . İng two. [TS xiii. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. altı düz ve geniş tekne. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. 2.dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo.a. 2. yüzyüze gelme. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere. İng dowel (a. Lat duo. di-. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1.] arka taraf. Ave/Sans dvá (iki). * Aynı kökten EYun dúo. tanrıya yakarma " davet [Kut. dekan. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. yeniden giydirme.

Ar duldul [#dldl] 1. Kaş viii+] tügün bağ. kerevet ~ Akad dakkannu seki.bağlamak. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz.önder. seki. [Kıp. seki. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux. yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom. [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ. düğüm. özellikle evlenme akdi Tü tüg. Hz. oklu kirpi. a. 2. dadı = Fa dâdü a. akit. emzik. Ali'nin katırının adı . özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform. tezgâh.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. yönetmek. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. [ xx/b] külüstür otomobil . lider.] girme. düğümlemek < Tü tüg.Erm dudu yaşlı kadın. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. ductyöneltmek. duc.] üfleme sesi. Ali'nin katırı.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. özellikle Ermeni kadın . önderlik etmek ~ HAvr *deuk. " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık. a. önder.

biçilmiş.iki + EYun pláks.[küç. hekim (ö. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele. tabya ~ Fa damdama a.ikikatlıolanherşey. yeryüzü < Ar dana [msd. a. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı. EvÇ. iki katlı konut ~ Lat duplex. İtal.a. Hind. 2. çift & Lat du. dümen temon a. dupleks [xx/c] ~İngduplex1. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. viii+] türjgür sıhriyet. biçici & Fa durûd 1. dunüw/danâwat] yakın idi. karanlık.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz. bulut. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale. çöktü. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona.a. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf. duplic. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. dümbelek <Tü [TS. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. daha yakın yer. biçilmiş ağaç.] beri taraf.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n.sesi sonradan türemiştir. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng.tabaka. kereste (< Fa durudan biçmek. plak. 2. f. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir. evlilik yoluyla akrabalık. pli . katman " düo.iki katlı. burç.] zayıflık. yontulmuş.

Men xvii] durbin 1.] 1. Kaş viii+] tül/tüş rüya. katı).a. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. 2. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro. durgun. ikileme. a." dur ~ Lat durum [n. * Aynı kökten İng true (doğru). kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. uzak görüşlü kimse. ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. sokmak. duplic. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy. 2. sağ. düşün. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur. sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. dürzü ~ Ar durzı [nsb. a.: dur-.a. duru. ~ HAvr *deru-1 düz. toplamak. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz. a.düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö.dermek. doğru. katı. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur. durum 1. batırmak. dürüst [CodC xiii] drust düzgün. Lat durus (sert. 2. sağlam). düz. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek.a. sağlıklı ~ EFa duruva. düşün- . bir [CepK 1935] vaziyet. sert.

a. duc. a.a.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. kırmızı tül.] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz. a. Fa duj (çirkin. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır.kötülük düşünen.] < Lat dux. a. [ viii] tuy. akıl. nakletmek. konmak. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. hayale dalmak < Tü tüş rüya. mantalite * Karş. hissetmek .düşmek. düven ~ E Yun tykâne a. = Ave duşmainyu. a. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi. düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir.kötü. duşvar (müşkül). ~ Aram tütâ a. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a. duşt (çirkin). sevketmek < Lat ducere. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek.rüya görmek. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü.a.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı. murdar). düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a.kötü. a.duş [ xix] ~ Fr douche a. bozuk ) + Ave mainyudüşünce. inmek.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. düvel [#dwl çoğ. ~ Fa drwâr/diwâr a. duşnam (sövme). sevketmek < Lat ductare yol göstermek. & Ave duş/duj. götürmek. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a. öğüt (~ HAvr *mn-yo. a. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ. uğursuz (~ HAvr *dus.duyumsamak.

) biçiminden alıntı. kent. intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. desi+ * İt dozzina (a. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama.a.dizmek. dizili. düzeltmek. düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip. dizmek.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1. yasama = Akad dlnu yargı. İng dozen (a. hüküm verme.a. borç aldı. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. düz Tü [Or viii] tüz doğru. il).) Fransızcadan alınmıştır. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy. yargıladı. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . a. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir. [Men xvii] düzgün tertipli.sıraya koymak. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir. & Lat duo iki + Lat decem on " düo. düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür. borç verdi. 2.

çörek. [Oğ xi] ebe ana. bozukluk. saygı gören kadın. saygıdeğer kimse.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. börek. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır.: düşman. 2. disprosyum.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. 2. delta ebe çoc [Or viii] aba ata. uğursuz). balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf. sonsuzluk < Ar abada [msd.: disleksi.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız. ebed [Aş.(kötü. börek. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual. beta.kötülük. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir. [TS xiv. nine. arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. Kıp xiv] büyükanne. cim. dizanteri Fa duş. ebleh [msd. DK xiv] kalıcılık. dede.] iki babalar. abla. ubüd] kaldı.kötü. KıpGul. EŞKÖKENLİLER: EYun dys.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. çörek. düztaban2 ~ EYun dys. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. & Tü & . dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1.

bekleme süresi. söyleyiş tarzı. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd. gereç. ağabey. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb. dilbilgisinde edat . unsurlar. 2. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a. a. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın. 2. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd. baobab. parasal karşılık + Ar mi81 benzer. ecel [Kut.a. bukalemun.a.a.] 1.a. unsur " cüz eczane/eczahane ecza. ~ Ar adat [#'dw] araç.a. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd.a. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. a. ödeme.] birimler. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ. kılma. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret.] 1. abla . biçilmiş süre. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ. ebeveyn. abanoz ~ EYun ébenos a. hareli.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde. yaşlı adam. yapma. ~ Akad agru/igru a.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut. eş " ecir. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13. (= Ave avra. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde. ölüm < Ar acila bekledi. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır.] ücret. = Sans abhrá.] cedler.a. ebu ecdat Ar cadd dede. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi.] yabancı < Ar acnab [kıy.

üzere + EYun (h)emeros gün " epi+. 2. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan. yayıncı~Lat editor a. incelik. [LG 188+] kabadayı. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ. data editör < Lat edere. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n.dışa + Lat facere. işin sonucu < Lat efficere. bilet. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama. yayın ~ Lat editio a.] terbiye.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex.yapmak " ex+. konuk ağırlama adabı. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ. kalimera .vermek " ex+. fact. effect. etkili.dışarı vermek. effect.hazırlamak. yayınlamak & Lat e(x). etki ~ Lat effectus icraat. yaymak. a. ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ.üzeri. < Lat edere.] kısa ömürlü şeyler. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf. görgü.dışa + Lat dare. dat. kundura < İt condurre (imal etmek). < Tü et.icra etmek. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur.] edep sahibi. -ive fiili.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8.a.Ar #'dw : edat. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı. faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif." belles-lettres < Ar adab 1.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. edit. imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd.] < Ar adat araç. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu. çıkarmak. çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ. dergi. terbiye.

] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. a.eğmek. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. afsây. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde. koyu leylaki. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey. Platonik. fors efrat fert efsane afsüdan. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir.[xi] metal bir nesneyi . eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak. bey. < Lat femina kadın " ex+. incinme. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir. a. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. vekil olmayan. afsây. rendelemek. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. sahip.a.] düşünceler < Ar fikr [Kaş.

fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır.beklemek. yetiştirmek. [Uy viii+] eğir-kuşatmak. a. lider. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek. eğlen[mek Tü? [Kıp. şair (1672-1719). burmak. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz. xi Ha] düden. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç. döndürmek. anafor < Tü eğir. yün eğirmek " evir* Evir. geçici. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy. "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. eğreti" ariyet . [TS xiii xiii] sırt.egemen YT sahibi " hegemonya. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin. oyalanmak. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir.çevirmek. eğer hakaram.[xiv Kıp] meşgul etmek.[Or viii.(dolanmak. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan. terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir. boşa vakit geçirmek) ve oyalan. +men2 [CepK 1935] hakim . İng. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r . DK xiv] eğlen. [LO xix] eğrelti otu a. ego zamiri) ~ HAvr *eg a.çevirmek. boşa vakit geçirmek eğle. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu. a. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. bükmek. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison. sarmak.

2. dikilmek.a. sıkı durmak. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire. olmak & Lat ex. eş(ler). içe doğru yönelme. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme. haust. < Lat exsistere ortaya çıkmak. exercit. hane halkı. hawn] kolay idi. iş uygulamak < Lat arcere.a. ehil.dışa + Lat sistere. bükük.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük. bir yere yerleşti.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd.durmak. liyakat. yerli halk.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1. kavi olmak " ex+. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb.] daha önemli. liyakat. daha kolay. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş. önemsiz idi. stat. boşaltma. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır. önemsedi.yasaklamak. boşalma. askeri eğitim yapmak. ehlî. zuhur etmek.] ehillik. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. exhaust. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1. kalifiye < Ar ahala [msd. burulmuş döndürmek.çevirmek. < Lat exercere. içte . ehram1 piramidi < Ar haram a. layık. hamm] merak etti. en kolay < Ar hâna [msd.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. ehil/ehl[Kut. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a. çok ilginç < Ar hamma [msd. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy. uzak tutmak ~ HAvr *ark. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali. bir yerde oturan kişilerin tümü. tüketmek < Lat haurire.suyunu akıtıp boşaltmak. alıştırma ~ Lat exercitium a. a.talim etmek. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir. uhül] evlendi.] kolay. uygun. arct. 2.

ek[mek viii+] ek. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy. a. * -r. gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi. dışarı). [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. a. Final -r sonradan türemiştir. tarım yapmak) çevirisidir. noct. Fa az. Alm aus (dış.ara sesi Türkçede türemiştir. ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü. [Men xvii] ek ilave edilen parça. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. birleşme yeri.a. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup. ekim. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal. çok az < Ar qalla [msd. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. qillat] az idi.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad.] daha büyük. yılan kıral.gece " egale. * Aynı kökten Lat ex. ejderha [Aş xiv] ejdeha. noktürn .] büyükler. eklem. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. ~ OLat *excartare " ex+. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür.] daha az.] çok büyük. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. a. tahıl. önde gelenler < Ar akbar [kıy. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ.

ekip [xx/b] ~Fréquipe1. YT okul. vicinus (yakın çevre). yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh. sohbet. terketmek. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a. eksik kalmak " ek+. kıvılcım. okul ~ HAvr *sgh.< HAvr *segh. lip. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a. a. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım.gemimürettebatı. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam.a. vicus (mahalle). derlemek " ek+. kabile. < EYun oíkos ev. * Karş. karışık < EYun eklektós seçilmiş. İng school. dinme * Karş. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik.] daha mükemmel. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1. < Lat clarus açık. bırakıp gitme.geri durma. 2. yakın çevre ~ HAvr *woik-o. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek. alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. ayrılmak.a. 3. [Men xvii] etmek vulg.. dinlenme. [ xi] etmek .a. İng ship (gemi) < Ger *skipam. a. aydınlık " ex+. 2.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. 2. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1. şimşek.]. kaybolma.a. log-seçmek. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses. 2.bırakmak. işten geri durma. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk. ekmek ide. . çalışmak zorunda olmama.< HAvr *weik-1 klan. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a. sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö. ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. mezra). ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici.

: ekran. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö. züppe. öne çıkmak. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen. 2. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. Eğirdir. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun). açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do. düzen " ekoloji. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. culmen (zirve).] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi.yükselmek. seçkinlik < Lat excellere. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy.] daha çok.< HAvr *kreus. iktisat bilimi. daha yüce. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. iks harfi. dingil EYun âksön a. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. en çok < Ar . eskrim ekrem soylu. Çal. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm. çarpı işareti.kalabalıktan ayrı durmak. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. a. Alm schirm (kalkan. excels. kâhya. İskoç.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1.dış. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1. 2. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. perde). öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. 2. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi. +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. cels. züppe. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. yükselti. (tıp ~ Fr/İng ex(o).

açığa çıkarmak ~ Lat exponere. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo.a. yer veya durum değiştirmek. pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. [Geom 193+] zait [TS xv. ifade etmek & Lat ex. statik . eksta. < EYun eksistemi. net. & Lat ex. vecd. dışa vurmak.(sıkıp) özünü çıkarmak. direkt. trans . sınamak.eksik olmak < Tü egsü.koymak " ex+. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı. ~ Lat expressus açık. a. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere. 2. kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. fiil biçimine 15. özellikle hızlı tren ~ İng express a.a. sınamak.basmak. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9.< HAvr *per-3 denemek. expert.denemek.dışa + Lat ponere. press. Çağ xv] < <T *ékşi. stâ. sıkmak " ex+. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. posit. a. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney. kazmak "ex+. exposit.a.a.1. riske girmek " ex+. uzman < Lat experiri. a. çürümek. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi.eksik olmak. yy'dan önce rastlanmaz. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a.ekşimek"ekşiü < <T eksil. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme.durmak " ek+.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+.a. 2. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade.EYun ékstasis 1. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü. express. yer veya durum değiştirme.dışa + Lat cavare oymak. tecrübeli.dışa + Lat premere. yy'dan itibaren kullanıldığı halde. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a.

ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. il el3 . [TS xiv xiv] ulus.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] . a. t. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. alaca " ala = Tü ala . dışarıda. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü. definite article * d. KT. kaynamak. [LO. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel. & Lat extra dışarı. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1.olarak telaffuz edilir. s. ennevm.çekmek. Ör: şeyh-ül-islam. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak. traktör ekstrem [sup. ikamet etmek < EYun oíkos ev. tüm alemi kapsayan. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. tahta < HAvr *skei.ciltte çıkan kabartı. kalkan taşıyan. ş.kabarmak. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli. r. sürmek.eşitlemek. aequat.(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici. ele güne. 2. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya.Ar al harf-i tarif. uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. a. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o). dışında (~ HAvr *eghs-ter. dar-üs-selam. t. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü.dış ) + Lat ordo. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. memleket. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. çıkarmak & Lat ex. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü. extract. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. açık mavi. ordin.] en dış. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema. n. Ör: esselam. Bah.sökmek. sürüklemek " ex+. a. isilik. tract. kaynamak ~ HAvr *yes. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak.tabla.a.dışa + Lat trahere. Göv ] ela göz çakır göz. elçi. [ viii] él ülke. kalkancı.

yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır. şu anda " el3. budun < Tü él ülke.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur. Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin. zarif~Lat elegans.] kesin. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan. lect./ İng electr(o). nihai < Ar batta kesti. millet. kalburdan geçirmek. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd. [T S xiv.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a. elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek. şimdi. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü". sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. a.iki şeyin arasına sokmak. Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır.a.a. lejyon eleğimsağma [T S. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge. # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar . kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ.seçmek " ex+. bitirdi.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi. ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı.dışa + Lat legere1.ttitiz. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema. koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır. gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o).

gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y. EYun elektron (kehribar). kardiy(o)+. eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş. hak1 . lys. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö.* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü.D.Stoney. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. a. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. unsur. İng. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem. elim eleman [Bah 1924] öge. kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. unsur. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. elektrona ilişkin (1902). personel.çözmek " elektrik. element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J. elektrod [Bah 1924] électr(o). unsur. 2.] acı. " elektrik. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. yapı taşı.

bükülmez. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse.kapı eşiği" ex+.eksik kalmak " en+. yüksek mevki sahibi birinin eşi. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. parıltı elveda el3. ellipt.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3.. ellip.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö. tam olmama 2. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi.] daha gerekli. lip. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır. a. ~ EYun adámas.OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x). [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a.dışarı + Lat limen. 2. çok renkli. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd. renkler. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif. limin.seçmek. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. a.] 1. Kıp xiii] élti hanım.] acı veren. yenilmez. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy.] renk. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a.oval ~ EYun élleipsis 1. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz. elect. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " .1. hamd. sert. elmas * Fr diamant. [ xi] almıla a. adamant. elti Tü? [İMüh. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere. eksiklik. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf.a. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ. 2. dışarıda bırakmak .

güvenme. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır . zahmet. kabarmak. güvenilirlik. EŞKÖKENLİLER: Tü em. randevu < Ar amara belirledi.: em-. Tü emekli (zahmetli. serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek. bol. mancip. beklenti < Ar amala . xx/a).eritmek. embesil imbecillus sakat. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. alamet ~ Ar amârat [#'mr msd. derman em[mek [ xi] em.Fr émaillé [sıfat] sırlı. mold (kalıba dökmek).viii+ Uy. 2. emel umdu. belirlenmiş olan zaman. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret.] belirti.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek.a.metal eritmek ~ HAvr *(s)meld. manüel emare [Men xvii] emaret belirti. kesinti & EYun en. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme. melt (eritmek). mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+. a. xvii Men.] umut.EYun émbryon yavru.] 1. köleyi azat etmek < Lat manceps.atmak " en+. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş. zor . sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd. gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. eziyet.içe veya araya + EYun bâllö.satın alan. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin . emek Tü [Or viii] emgek çaba. [DK xv] emekdar < Tü emge. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek).em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç.

elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak.Fr émission / İng emission çıkarma. iş. buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. Karş.göndermek " ex+. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf.dışa + Lat mittere. 2." Kamus-ı Türki. 2.] güvenli.ayak " in+1. çıkmaz sokak " in+2. salma.+ Lat pes. duygu < EYun pâs%ö. emare. acı duyma " en+. direnme. 2. empas geçmez. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems.kusmak * Karş. buyruk. tekerine çomak somak. path.] emreden. emniyet güvenlik.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir. komutan " [ xx/b] 1. tedavüle para çıkarma . Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd. İng vomit (kusmak) < Ger. gaz çıkarma. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir. şey < Ar amara belirledi. ped. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1. olgu. güvenilir " emir1/emr[Kut. miss. serbest bırakma < Lat emittere. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x). pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ.] 1. engel olma. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır. ped(i)+1 . ayak koymak & Lat in.hissetme. maslahat.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır.

doldurmak. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız.basmak. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. şirket.a. hak1 emrivaki olmuş " emir1. üstüne atmak ~ Lat imponere. hazırlıklı < Lat providere. içine geçmek < Lat meare geçmek. imposit. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a." in+2. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. mühür < Lat impremere.a." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma. & Lat in. İng permeate (içine geçmek. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut. Allah " emir1. provis.a. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ.iz bırakmak. posit. a. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak. izlenim ~ Lat impressio a. baskı. damga ve mühür basmak. per+2 * Karş. hamile bırakmak. press. doğaçlama & Fr in. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak.] örnekler.Lat impressum damga.+ Lat praegnans. video emrihak [Men xvii] Allahın emri. Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci. & Lat in.a. girişim . sıkmak " in+1. .değil + Fr provisé öngörülmüş. hakketmek & Lat in.+ Lat premere. impress. iktidar " in+2. t. dolgu yapmak. < Lat imprimere. 2. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı. nüfuz etmek). müteşebbis < İt impresa marka.koymak " in+1. impress. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük.+ Lat ponere.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç.

] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür. 2.] ~ Fa ancâm son.< Lat emulgere. Karş. miktar ~ Fa andâza 1.(atmak). & OFa han bir. handâz. uzuv.a. < OFa hancâftan. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a. muls.a.a.süt sağmak ~ HAvr *mlg.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam. öz.a. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o). bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a.ve emiz. kol ve bacak. bitim.iç.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama. andaz. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş. . hep ben diyen. = Ave handâma a. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan. oran. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü. kestirmek. " ex+ * Karş. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ. beraber. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç. ölçü. (= Sogd andame a. cemaat ~ OFa hancaman a.ölçmek. birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1. biçim ~ OFa handâm a.[viii+ Uy] * Fiil kökü em. emuls.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere. İng milk (süt). Yeni Farsça andaçtan. eklemleme. boy-pos.a. a. meclis. 2.olmak üzere iki varyanta sahiptir. a. hancâm. içeri. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ. < OFa handâ%tan.< HAvr *melg. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. a. a. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men. beden.emdirmek < Tü emiz-/emzi.

duct. çalışkanlık. içyüzü. yol açmak & Lat in.] daha nadir. fabl . EYun énteron (iç organlar).inmek. etkinlik < EYun energós çalışkan. t. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça.işaret parmağı & Lat in. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek.sevketmek. 2. Yus xiv] . kaygı endişe [Yun. induct.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. dizin ~ Lat index.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık. faal < EYun érgon iş. memleket. 2.a. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. -e götürmek. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge. ilçe. çocuksu ~ Lat infantilis a. bebek & Lat in. bağır < Fa/OFa andar iç. işaret etmek.henüz konuşamayan çocuk. tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne.+ Lat ducere. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1. sanayi ~ Lat industria gayret. fant.konuşan < Lat fari. dig. indic. çalışarak ortaya konan şeyler.parmak " in+1. iç taraf. çalışma " en+.+ Lat *dex. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1. < Lat infans. taşak < Tü én. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç. sermek. ifşa etmek < Lat index.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce. içinde (= Sans antara a.OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters. Lat internus (iç yüz).a.)" inter+ * Karş.yaymak. bir yerin halkı " en+. [Bah 1924] iş yapma gücü. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi. indic.değil + Lat fans. fatsöylemek " in+2. [DTC 1944] sanayide muharrik güç . dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+.sevketmek " in+1.

+ Lat farcire. piyasadaki para arzını şişirme.a. farct. derin.a. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1.üflemek " in+1. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak.içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1.şişme.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği. şişirmek ~ Lat inflare a. tuzak.+ Lat facere. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. bulaştırmak & Lat in. arıza ~ EYun enkope a. = Akad appu a.kesmek. tutan şey [EvÇ. fact.a.batırmak. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek.enfarktüs in. yarmak ~ HAvr *kop-a. iniş ~ Yun ankinára bir sebze. Lat anguila. " en+. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+.] daha nefis.kökünden. engin <Tü [MMem xvi] 1. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel. kop. kırmak. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a.a. 2. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır. < EYun köptö. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy.a. 2. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. Yun engeli (yılan veya yılan balığı). infect. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in.yapmak " in+1. Ancak karş. & Lat iniçine doğru + Lat flare. . iltihaplı < Lat inficere. dip. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek.tıkmak " in+1. flat. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık.a. her ikisi HAvr *angwhi. şişirme.

< Lat inquirere.] yıkıntılar. t. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak". a.] yardımcılar. kurmak < Lat statuere. hazır olmak & Lat in. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey.+ Lat quaerere. sorgulamak & Lat in. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası. statut. 2. stat.soruşturmak. kurum < Lat instituere. izleyiciler. & Lat in. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak. paye vermek < Ger *stalljan koymak.değil + Lat castus temiz. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. inquaest. quaest. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a. varolmak.* Karş.koymak.dikmek. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans.a.elde olan. soruşturma.+ Lat iactare atmak " in+1. Fa kangar (yaban enginarı).durdurmak.a. institut. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp. sınırı aşan & Lat in. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır.+ Lat stâre. kurmak < Lat status durum.a. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak. hazır.sormak " in+1. özellikle Hz. şimdiki < Lat instâre durmak. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. duruş " statü . < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. haram. jet enkaz nuqD yıkım. dikmek. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. mahrem " in+2. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık.durmak " in+1.

müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a. intens. t. teçhiz etmek & Lat in. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. oluşturmak. idrak etmek. darmadağın. anlayış < Lat intellectus a. bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek. bağ kurmak " inter+. gereç.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak.dokunulmamış.seçmek " inter+. donanım.kurmak. donatmak.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek. struct. zeki ~ Lat intelligens. tümel. bütün & Lat in./ İng enter(o).anlayan. lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı. a. tam.dokunmak ~ HAvr *tag.a. paramparça " bent ~ Fr intensif. teçhizat. bir konunun "içinde olmak". KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1.yığmak.a. < Lat intelligere anlamak. < Lat instruere. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o). ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın.germek. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. a. zorlamak. enternasyonal uluslararası" inter+. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir. nasyonal [187+] ~Frinternational . dikmek.] iç çamaşırı. struct. onarmak < Lat integer. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. 2. iç etek. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter.+ Lat tangere. " in+1. sutyen ) ~ [LO. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+. lect. tact. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel. inşa etmek " in+1.+ Lat struere. integr.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç.

] en ~ ? [LO xix] entipüf boş. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. < İt intrigare karıştırmak.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.sesinin korunması dikkat çekicidir. ^ 1850 Rudolf Clausius. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey.rast gelmek. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a. sen. vent. ente (ben. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena. Alm. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in. & EYun en. kaynamak. en içerideki < Lat inter iç. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e. mayalanmak ~ HAvr *yeus. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a.+ Lat tricae dolanıklık. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak. enli kılıç. saçma.) kalıplarından. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi.gelmek " in+1. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak. vurgu " in+1. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire..+ Lat venire.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+.] çeşitler < Ar nawc çeşit. # 1878 Wilhelm Kühne. Alm.a.a.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses. invent. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç. bulmak & Lat in.kesmek " en+. eklembacaklı.a. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ.a. aklını çelmek ~ Lat intricare a.a. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a. & Lat in. . coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek. dahili " antre entim [ xx/b] dahili. hile. böcek < EYun temnö. fizikçi. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup. " en+.a.. tom.

sonra + EYun lógos söz " epi+. aydınlanma. ~ EYun epifaneia zuhur.a.almak. epilep. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+. üstüne gelme.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme. İng upon (üzeri). lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1. [ xx/c] bir tür boya . bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. öne çıkma. dem(o)+ epiderm a. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . stâ. üzeri). oyunda kısa bölüm. +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk.a. " epi+. 2. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. & EYun epí üst. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak.a. lep.a. a. a. aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. aydınlanma.tutulmak.durmak " epi+. üst. eis+. mezar yazıtı" epi+. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. < EYun epilambanö. meme başı dokusu. epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey. destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. 2. tutmak " epi+. di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1. statik. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+.]. a.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi.

dikleşme ~ Lat erectio a. erek YT [CepK 1935] gaye.) < aran (adam). < Tü [Uy viii+] erat insanlar. • Tü ét. < Lat erigere. [DK xv] . Karş.dışa + Lat regere. yıpranmak. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan. reji . erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. çoğ. et-. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü. inşa etmek " epos. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır.olmak. ulu kişiler. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır. yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi. erect. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü .organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a. Moğ arad (adamlar. -dem eki belki "benzer. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. anlatı [ xi] opra. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı.a. a. varolmak. fazilet.: epri-.] büyükler. olgunlaşmak. [EvÇ xvii] epri. [Kaş xi] . dikilme. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk. a. gibi" anlamındadır. & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. hüner [Or viii] erdem . Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. parlak). topluluk [çoğ. a. ETü kündem (güneş gibi.(giysi) eskimek.] * Karş. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak. rect. zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. Karş.EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme. dökülmek.doğrultmak " ex+. Karş. kalabalık.dikmek & Lat e(x). Lat virtus (erdem) < vir (erkek).(varetmek.

enerji.a. [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. eri[mek a. siderürji. letarji." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. organ. arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır. erkek. olgun" anlamı düşünülebilir. ~ Akad argamannu erguvan rengi. eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir.biçimini almışken.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. argon. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. org. ergonomi. erg [ML xx/c] érgon iş. garson. Kaş viii+] érük bir meyve. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır.a. erin[mek üşenmek. kadırga. [Men ] ergen bekâr. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy. reş. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi. a.Türkiye Türkçesinde eri. zeveban etmek Tü ergü. iplik.a.a. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson.a. kızıl mor * Ar urcuwan (a. organize. erg.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. bükmek = Ave *reş. çalışma ~ HAvr *werg. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". metalürji. ırgat. organik. hizmetçi). * -en ekinin işlevi belirsizdir. ~ Fa . [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er.eğirmek.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work. şerit < Fa/OFa riştan. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. Alm werk (iş. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. [LO ] ergenlik yüzde < Tü er. " erg. adam. çalışma). Moğ aran biçimi tekildir. organizma.) Aramcadan alınmıştır. bucurgat. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a.a. sinerji. adam.

Karş. tam olmak. [CodC xiii] a.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. yarın.a.paslanmak. payanda < Ar rakana [msd. [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek. Lat ruber. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. tüketmek < Lat rodere. ^ 1898 Bayer Gmbh. İng ruddy (kızıl). * Aynı kökten Sans rudhira.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros. iktidar. Moğ erke (a.a. rust (demir pası).< HAvr *reudh.a. bir yerden başka yere geçmek < Tü ér. cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere. İng red < Ger *raudaz (kırmızı).[viii+ Uy] (süre. [TS xv] erken < Tü ért. eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi.cinsel sevi. sabah. varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli . destekler.] direkler.a.. < EYun (h)éros kahraman.). sit(o)+ erk YT [Or viii] güç. tan vakti. yarı-tanrı eros erotik a. [CepK 1935] < Tü ér.a.olmak. önemli kişiler < Ar rukn direk. Lith raudas. kuvvet. [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). Alm.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o). rükün] dayandı. hastalık) geçmek. erosçürüyerek tükenmek.a. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ.a. ros. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB. yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a. çürümek " ex+.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ.] ruhlar < Ar rüH " . ESlav rudu. Kaş viii+] érte sabah. erot.

Kırg eş.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ.] temeller. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş. ~ Ar asbâb [#sbb çoğ.] ölçü. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş.a. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak. Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir. .] efsaneler. dost. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy. masal < EYun sátyros 1.a. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ. mitoloji < Ar usTürat efsane. eski. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek. 2. bitkisel öz.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı. İng scarf (a. 15.(deşmek.] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü.] sebepler < * 5.] önceki. geçmiş " [Kut. yarmak). işak (a. parfüm ~ OLat essentia öz. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak. mitler. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş.).erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es.a.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ.

kolay < Fa/OFa âsüdan.) + Lat mobile hareketli" iskele. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr. eskalop pul. eşkâl [Men xvii] biçimler. " ezkaza "e sk i- . iz. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak. salim. merdiven (~ Lat scala a. < İt scala merdiven.acımak. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a.a.] 1. [Uy viii+] eşük örtü. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. ilham < Tü eşü. nişan. shell (deniz kabuğu). [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur.dinlenmek. mobil esen [Uy viii+] esen sağ. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd.kapamak. âsây. [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. ayak izi. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a. dingin. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir. 2. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. a. İng scale (balık pulu).a. esir [Kut.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. sağlıklı rahat.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak.a. < EYun es%atos son.

~ İt scorta a.] loncalar.[Kıpxiv]eski-/eskir-. usit. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak.a. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. ~ Lat schedius a.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a.] bedbahtlar.a. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere. hafif tabanlı ayakkabı . eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar. sınıflar. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+. müsvedde ~ İt schizzo a. [Men xvii] fakirler. ısıtma.. garipler. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan . eşlikçi / İng escort a.a. a. ~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. correctdüzeltmek " ex+. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar. korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak. ~ EYun s%edios geçici. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç. önemsiz. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar. zavallılar. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni. ~ EYun esöterikös içsel.a.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez.a. esami.gerinmek < Tü es-2 [xi] germek. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş.

zekâ. nükte ~ Lat spiritus nefes. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. sicim espas alan.].esmek. uzay ~ Lat spatium yer.espardillo a. T. kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). duymak. ruh. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19. gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. ruh < Lat spirare solumak. mühür. nefes almak/vermek eşraf seçkin. İng space (alan. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. boşluk * Karş. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n. görülenler < EYun aisthânö algılamak.a. belli). uzay).] gizlenen şeyler.duyu-verme. ıstampa. . < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip.a. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. 2.sarhoş olmak < Tü es. 2. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar. Alm.] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi.] daha şerefli.] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler. çoğ. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. ^ A. espiyonaj casus. gizler. Ave aviş (algılanan. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo.

] < Lat stamen iplik. atmosferin en üst tabakası.] yafta < EFr estiquier iliştirmek.] şeyler. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. ahlak. adap. süslemek.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta. 2. stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak. delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç.< Tü e5 varlık. Ave taeġa. a. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16.(mızrak). [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1.a. dolap rafı ~ OLat *stâticum a.HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ. saplamak). hükümdarlık payesi. hazırlamak. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir.sivri bir şey batırmak. imal etmek.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ. 2. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et. saplamak. eter [KT xix] ~ Fr éther 1. saplamak ~ HAvr * steig.düzenlemek. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. bina katı. statü. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. itibar. 2. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. yanmak . menzil. durma yeri. < Lat stâre. durak.

a. a. İng study (a./ İng ethn(o).a. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a. inceleme ~ Lat studium gayret. çalışma < Lat studere gayret etmek.ulus. dört ~ Fr étriller kaşağı. -men1. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi . doğrusu < E Yun étymos gerçek. euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd.a. ileri atılmak * Karş.) Eski Fransızcadan alınmıştır.HAvr *stud-e.a.a. kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1.). kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o). sıcak oda ~ OLat *extufa baca. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak. tel fırça ~ Lat strigilis a. ~ HAvr *dheubh. 2.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a. Karş.a. a. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir.] taraflar. yöre. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a. kavim ~ Fr éthnique ulusal. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı. faktör [CepK 1935] nüfuz. çaba göstermek . katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı. < EYun éthnos ulus. " ex+ * İng stove (a.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik. < E Yun étymon bir şeyin aslı.a. ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a. -men2.

. devir-. İncil" incil evaze vase vazo " ex+. yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş. Fr domestique < Lat domus (ev).] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy.a. yakışan.eve kavuşmak. müjde.] çocuklar < ~ Yun auláki ark.] vehimler. < EYun euángelos 1. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir. [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ. [ viii] ewür. yerleşmek. ~ EYun euangelikós a. vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş. İncile ait. çevir-. 2.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1. Ar ahlı < ahl (ev halkı). yeğ < Ar waliya yakın idi.] veliler < Ar < Tü eP " . yarık. 2.] daha uygun. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ. tarlada sabanla [ xi] ewlen. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ.a. iyi haber.a.çevirmek. daha değerli. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. a. döndürmek * Karş.a.

ve devir. İtalyanca biçimlerde s. yuvarlanmak. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ. feleğin çarkı [İMüh].] birinci. döndürmek. keşfetmek ~ HAvr *we-wre. yuvarlamak " ex-. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir. alem ~ Tü evren gök kubbe. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15. evvel [Yus. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür. a.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy. ejderha [DK] < Tü evür.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket. kubbe şeklinde fırın [Kaş]. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-.] yönetim.şeklini alır. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. eyalet birim. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b.+ Lat voluere dönmek. Ör: efficere < exfacere. (kitap) okumak & Lat e. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir.fiilleri eş anlamlı olduğu halde. [ xi] kaburga . eye Tü [Uy viii+] eyegü yan. ilk.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. çıkma. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir. file başlayan fiillerde asimile edilir. DK.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak. diğer hallerde ex. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak. taraf.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. çözmek. Fransızca biçimlerde é-.evirmek. vilayet.şeklini alır. salmak.a. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus.

eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd. cümle ezel ezgi bestesi. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. kazımak. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle. " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste.[xi] a.sivri bir aletle çizmek. a. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat. DK xiv] eyle. etmek < Tü e5 varlık. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele.var etmek. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+.yapmak. çağrı.] ilan etme. [Kıp. söylemek < Tü ay. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat. a. büyük sofa. kemer [Kıp. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet. işe yarar hale getirmek. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir. . [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt. [ xi] ez.[xi Oğ] konuşmak.] incitme. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. oldurmak.

trajedi < Ar facaca [msd. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd. . güneş. mesel ~ Lat fabula [küç. Çin hükümdarı.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+.] acı veren talihsizlik. surat.a.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. başak veya kamış destesi. a.a.< HAvr *dhabh. bereket. masal < Lat fari.a. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro.] çok etkin. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1. görünüm ~ Lat facies suret. 2.el becerisiyle yapmak. sima. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht. a. çehre (argo) yüz. fat. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. demet. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa.söylemek. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. f. 2. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1.] incitme. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. uydurmak. f. facc] acı ve üzüntü verdi. imalathane ~ Lat fabrica a.] küçük anlatı. cephe.

imalatçı.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere.] azgın.] fakirlik. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. fakr. yalnız. yapan. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa. eden < Lat facere. azgın. fact. a. eden. islam [Kıp.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa. 2. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf.] tuzak ~ Aram pa%%â a. simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd. bilge. fazla. eylemek. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir. imal eden.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan.] onursal < Ar fa%r [msd.yapmak. tıpkı" faktör. icra etmek * Fr faire. f. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu. utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb.] bilgin. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların .] artan. fact.] yapan. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan. etken.yapmak) + Lat similis benzer. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. etmek.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa. bir borca .

hata. yetenek.a. falc.1.İt falso hata. aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk.yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek .].]. beceri.orak. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük. a. yanlış ~ Lat falsus a. 2.EYun fálanks. fals. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. kabarmak " balya falso [KT xix] 1.a. din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. tırpan falez Alm fels a. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. < Lat fallere. kütük. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı .] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek.kütük. 2. false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. 2.fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. 2. müzikte yanlış nota. falan ~ Ar fulân a. harman savurma aleti [esk. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. kalın sopa. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1.] (hayvan. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan. beceriksizlik . falang. cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd. kolay < Lat facere. 2. hatalı olmak * İng fail (yanılmak). "tanrı çarpmış".yanılmak. falang. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks. fact.

< EYun fainö. faz. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş.< HAvr *bhâ-1 parlamak.fani faniya öldü. Lat vellus. gece kelebeği. pervane < Ar faraşa yaydı. 2. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir. foton. kanat açmak). açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. görünmek. aydınlanmak. trifaze EYun fôs : fosfor. fantastik . fantazma.] < Ar farâşat gece kelebeği. ışımak. görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo. fotoğraf. hayal < EYun fainö. fenomen. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. 2. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . fot(o) +2. KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19. [LO. fâo (ışımak). fantezi. fotokopi. 2. düş ~ EYun fantasía görüntü. . fan. fanus. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani.EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. kafatasının yan kemikleri. fantastik. hayali. Aynı kökten karş. fan-1. her tür pervane kanadı. yok oldu " fena [Kut.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. pervane. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). Akad paraşu (uçmak. gösteriş.a.aydınlanmak. Alm farben (boyamak). fenol. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. hayal. fener. Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa. faraş [Men xvii] 1. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. fener ~ EYun fanós a. İng wool (yün). debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. deniz feneri. t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. aydınlatmak. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. 3. fot(o)+1.] ölen.

sıkışık). tayin etti. çitle çevirmek). doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo.a. sıkmak. işaret. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd.(daraltmak.] (sır) açığa çıkma. uzaklaştırma. böldü (= Aram #prq ayırma. ayırdetti.] ayırdetme.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. farcttıkmak. 2. kural koydu.tıkmak. sıkmak. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. farika fariza kılınmış şey. cephe ~ Lat facies . boğmak. olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. EYun frâsso. çentik.faraziye utopie karşılığı.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. varsayım < Ar faraDa 1. din veya yasa kuralı. yayıldı. dağıldı fas a. ödev. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır. belirledi. f. ayrım < Ar faraqa ayırdı. faryng. f. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. 2. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. dini ödev " farz [Kut. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks. 2.< HAvr *bhrekw. frag. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa. dolma yapmak ~ Lat farcire.a. Fr < Ar farD [#frD nsb. 3.] 1. çentti.

a. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1. yapım.] ara. çete ~ Lat fascis 1.] malum sebze. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. fasH] yer açtı. bozuk < Ar fasada bozuldu.] küçük demet < Lat fascis demet. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1. imalat. sıkıca birbirine bağlı grup. 2.] haşere. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. böcek. yapış şekli.] açık. fact. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. fiğ. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. kolay < Lat facere. vicia sativa . 2. # 1919 İt. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd. geniş. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. f. fact. önemsiz. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa. demet. fasikül ~ Lat fasciculus [küç. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. < İt fascio demet. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ.] haşerat < Ar fisfisat [onom. aralık. bölüm.] doğru yoldan sapan.] bölme. usul ~ Lat factio < Lat facere. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık.a. kolaylık.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz.] fesat eden. yüreksiz adam. dönem. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş. böldü. araya girdi. 2.

saymak. saygı göstermek. müstefit . imalat. hatalı olmak. 2. tercih edilen. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. 2. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. f. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda.pis.tarafını tutmak. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir. alkışlamak < Lat favere. 2. bozuk. fals. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç. faut. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm.< HAvr *pü-2 çürümek. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa.] açan. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan".] 1. yetmemek ~ Lat fallere. istifade. Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. ifade. ecel < Lat fari. nasip olan. örnek. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. açan şey. Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ. a. 2. kader. iğrenç. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere.a. 3. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1.] yarar. çirkin. fayda Ar fada yararlandı. desteklemek ~ HAvr *ghowe. f. kaçınılmaz. a. fatura [LO xix] nümune. yanak sakalı. fact. yazgı. yapım. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. kokmuş ~ HAvr *pülo.

kurtulmalık. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+. musibet. feci ~ Ar facîc [#fcc sf. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik.] üstünlük.] trajik. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ.a. çok oldu. birleşme < Lat foedus.] acı veren olay.a. faDl] arttı. sözleşme. ~ HAvr *paswr a.] kırma. ~ Ar faDlat [#fDl msd. ekstra < Ar faDala [msd. artık. yardı feda [Kut. fidye federasyon [ 185+]. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö.] ölçünün üzerinde olma. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı. keserek . özellikle şarap tortusu.a. ~ Ger *fûri. f. (bir şey uğruna) bedel ödeme. foederittifak. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak. üstün idi fe+ ~ Ar fa için. [Basirt 1873] payton . üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a.] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama.) ~ Ar fahm [#fhm msd. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf. bedel.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır.a. keserek açtı (= Aram #pkk a. aştı. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf.< HAvr *bheidh. ant ~ HAvr *bhoidhes. bedel ödedi (= Akad padü a.] ~ Ar fakk [#fkk msd. feda etme < Ar fada feda etti.a.a.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre. 2.] 1. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton .) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!. çok geldi. f. kavrama < Ar fahama anladı.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi. fidye. fa.ışımak.

fellah falaHa [msd. kararma = Aram psnây gün dönümü. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı.] beceri. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. yıldızların döner küresi. felaket [#flk msd. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. falH] yardı. fena [Kut xi] yokolma. sanat. çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. [Aş xiv] ölüm. 2. zail olma.] çiftçi. ustalık < Ar fanna becerdi. geri dönme . sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil. hüner. başarı.emzirmek. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. çıkrık. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir. toprağı sürdü. süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd.felah [Aş xiv] mutluluk. fetus (hamilelik). [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd.] yokolma. alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut. savaş meydanı (~ Ger *felthu. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi". [Men xvii] vulg. a. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik. emzirme). kötü. Gül xiv] hüner. ölümlü dünya.] refah.düzlük. 3. alan ~ HAvr *pelstu. güvenlik. afet. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd. çark. bilgi" fil(o)+. huzur. zail olma.] 1. baht ~ Aram pelekâ çark. kadınsı ~ Lat femininus a.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela. talih. akşam < Aram #pny dönme. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir.emziren < HAvr *dhe.

hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur. 2.a. Aynı kökten Lat prö. svárn?ara.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma. kurnazlık . aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak. = Sans prâthu a.a. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri.] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a. vakum. Sans súvar (güneş. yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd. manto .] yarık.fenafillah fena. ağız.a. < Ave hvars.güneş ) ~ HAvr *saswel.(nur. ~ Ar farâğat [#frġ msd. farc] açtı.] 1. ihtişam). güzellik ~ OFa farn/xwarrah a. olgu. Alm vor.a.öne. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey. gen. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi. [Kan xv] .Ar fann beceri.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd.a. ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. parıltı. görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn.a. fi.)" fer+ ~ Fa farâ% geniş. fer+ ~ Fa far. hile. ileriye. surah) > súrya (güneş). rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı.a. İng fore. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. yardı.~ fra. gemi feneri fanári(on) [küç.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. tüketti. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd.a. görüntü < EYun fainö aydınlanmak.] küçük lamba < EYun fanós fener. ışık. ihtişam. açık ~ OFa frâh a. ~ HAvr *pro-/prö. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd. gün ışığı.güneş * Karş. (= Ave hvarsnah. parıltı. beceri. boşluk. dişilik .

bread (ekmek).a. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. ileri + EFa mâna-düşünce. a.a.a. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb. tümen komutanı [Men xvii] bölük. birinci. bölük " fark feriştah/ferişte [Kut.a. takım. pek. sabah ~ OFa fradag a. Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak.a. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır. önce )" fer+ * Karş. taşımak ~ HAvr *poreyo. müfreze. (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı. ferman [Aş. emin ~ HAvr *dhermo-sağlam.a.] askeri birlik. akıl" fer+.ön. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam.a. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa . düşman * Lat praemonere (uyarmak. (= Ave fraeşta. yol göstermek) fiili eş yapıdadır.a. bot2 ferik subay. mayalanmak ~ HAvr *bhreus.[sup. meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a. hükümdar iradesi ~ OFa framân a.kaynamak. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı". öncü. & EFa fra.ön. hüküm.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek. ~ EFa framânâ a. broth (haşlama). İng first (birinci). mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf. sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın. 2.ferda prâtâr erken.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal. İng brew (mayalanmış içki).] en önde < Ave frâ. güruh. ~ EFa parasang.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

tütsülemek ~ Lat fumare a. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. a. dal budak sarmak ~ Lat fundere.] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik.] ince ip. dökmek. sorguç.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı. erica ~ Yun foúnta püskül. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. duman rengi < Fr fumer duman tütmek. dibe atmak.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. 2. tel < Lat funis ip. yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır. dumanla terbiye edilmiş. (bitki) bolca üretmek. (kabarık şey). [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak . dağıtmak. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. fus.a. dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren. halat. 2. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek.1. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1. tepelik. dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. < HAvr *dhü-mo. esas. saçmak. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. teleferik < Lat funi culus [küç. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ.

erimiş metal dökme.dökmek " fondan .] 1.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma. oluşmak. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. İslam ülkelerinde 12. ~ Fr fusée havai fişek. çılgınlık. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek. 2.] lüzümsuz. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. fus. şair < Fr future gelecek. fazlalık. dindi. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö. 2. gençlik. gevşeme < Ar fatara gevşedi. gereksiz şey < Ar fuDül [msd.a. metal erimesi.] dallanma. kaynak yapma.] haddini aşan. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere. (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti.] tembellik. İt.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır. artık. eylem haline ara verdi.

gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş .] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti.EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf. anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im.] bilgisiz.] bilgisizlik. yolculuk gabari *garwian kalıplamak. Fr. wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek. donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd. anlayışsız. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık. dolanmak + EAlm vart gidiş. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) .] zalim.

süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd. hela çukuru. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu".a. Yeni Türkçe Lugat. üşüştü[msd. g$awl] < Ar gül gulyabani. [DK. a.a. dikkatsizlik.a. gülmekten tıkanma. < EYun gála. festival ~ İt gala a. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa. 2. a.a.Samanyolu. kemerli koridor. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. galak. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak.. gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. umursamaz. yenme < Ar ġalaba üstün idi.a. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. çukura girdi * "Gait. 2.süt ~ HAvr *glak-t. madenlerde yeraltı tüneli.] 1.] habersiz. ~ İt galleria a. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. / OLat galeria a. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. ağız tıkacı. [Bah 1924] koridor.] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa. f.] sayı veya güç bakımından üstün olma. . tuvalette yapılan şey. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. insan dışkısı. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet. 2.] önemsemezlik. dışkı < Ar ğâTa battı.] burada olmayan. gafil [ xi] . Gül xv] unutkan. ~ EFr gale dans. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd. f. yerde bulunan çukur. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. yanlış.] 1.] hata.. göden. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. ucu çengelli sopa. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut. 1924). galact.

~ Yun gámma . İtal.a. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd. ^ Guido d'Arezzo. 2. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. koyu.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya. a. üstün " [Yus. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç. ġilZat] kabalaştı. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma. gizledi.] yenen. keder. gam1 [Kut. karamsarlık < Ar ġamma kararttı.] galip ihtimal ile. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa.] sıkıntı. müzik kuramcısı (ö. 1050). müzikte do sesi. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf. sabo < öz Gallia Galya.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd.] kalın. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya.

güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak.].a. (göz vb.a. ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst.Ar gammaz [#ġmz im. işve. [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma. yy'dan önce kaydedilmemiştir.kazanmak.> Fa d. öldürmek) + İng boat gemi " defans. sıktı.a. yağmalamak * Karş. çimdikledi. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma.] zengin.] savaşta ele geçirilen mal. İng to win (kazanmak) < Ger.a.a. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız. mal. işve < Ar ġamaza [msd.dönüşümü tipiktir. [LO ] a. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1. sıktı.> Ave z.a.vurmak. 2.vuruşma < HAvr *gwhen. koyun. İng to gain (kazanmak) < Fr. HAvr g. göz kırpan. f. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a. ġamz] 1.< HAvr *weis. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois.) kırptı. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. 2. göz süzerek bakma. çimdikledi. . [KT ] a. gözetmek.. göz kırptı. 2. 2. kafile [esk. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi).a. Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen . elde etmek. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci.düğün. 2. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford. kazanan.. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf. gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak. [Men ] a. gitmek gani [Aş.] 1. korumak ~ HAvr *wer-4 a. yağma < Ar ġanam 1. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1. haydut ^ y.< HAvr *gems.yürümek. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. ~ HAvr *gwhn-tyâ.. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o.

yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. nöbetçi / Fr gardien a. çevrili) + İng party " gard. garip [Uy. Tüm dillerde onomatopedir. ~ HAvr *wor-to.] amaç. korumak ~ Ger *ward.] a. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. gözetmek. bekçi < Fr garder bakmak. < Ar * Karş.a.a. gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. ğarb/ğurûb] uzaklaştı. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard. güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan. kasıt. korumak).< HAvr *wer-4 a. 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi.a. < Fr g(u)arer korumak. a. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. gözetmek. ayrıldı. İng aware.a. roba gargara ġarġara [onom. İng guard/ward (nöbetçi). ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . Fr regarde (bakmak). güvence veren < Fr g(u)arer korumak. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. wary (uyanık. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. yolcu. yabancılık < Ar ġaruba [msd. Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. gözkulak olma. Fr garde. < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek). EYun gargarizo. ğarâbat] yabancı idi. önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. Fr gargariser (gargara etmek). a. nöbette). Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek. ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. Lat gargarizare. korunma. egzotik. a.] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd.] yabancı. wehr (savunma).] gariplik.

suya dalma. köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır. 2. gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak.] gaspeden.Fr garniture donatım. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. güneş batımı. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. Batı < Ar ġaraba ayrıldı. garip. çırak. vale ~ HAvr *werg. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. oğlan. erkek çocuk. hizmetçi dairesi. kurabiye. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. el koydu.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. tuhaf olma) türevseldir. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1. armatür [esk. hizmetçi.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma. boğulma.çalışmak. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı.* "Fakir" anlamı 17.] 1. 2. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları . 2. boş " gaz1.]. EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet. uzaklaştı.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. gurbet. süsleme < Fr garnir tahkim etmek. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir. 2. uşak.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun . gurup. çırak ~ Frk *warkjo işçi.a. garp. hizmetkâr.] 1. savunmak < Ger *waran gözetmek.

eşcinsel erkek ~ Fr [Kut. fanatizm. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı.ve a(n).] baştan çıkma. B. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu.gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos . kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd.] muhabbet tellalı. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef.a.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. havagazı lambası ~ Fr gaz a. diğer ~ Fa ġayri -den başka. gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran. Aş. son derece " gaye gayret [Aş. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. [İM665 187+] havagazı. 2.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. qawd/qiyâdat] önayak oldu. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J. immeuble > gayrımenkul. Karş. van Helmont (1577-1644) Holl.] kıskançlık. amaç. lokantacı" gastr(o)+. neşeli. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. dökülen < Nor geisan akıtmak. (sıvı) dökmek. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. kötü yola düşme. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in. irrationel > gayrıaklî. Yus xiv] haysiyetine dokunma. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı.

petrol lambası. Karş. köwtünğ. köwrüğ/küwrüğ (davul). gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. a. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir.a. öfke < Ar ġadiba kızdı. gayret etti. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda. gazi [Kut. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek.) Fransızcadan alınmıştır. metelik. a. yağma. 2.a.] ~ Ar ġazal [#ġzl msd. kabarmak. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka. çabaladı. şişkin. içi boşalmak * Karş. küwij (içi koflaşan ağaç). daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. Venedik devletinde bozuk para birimi. 2. akın yaptı.a. Gül8 xiii] kızgınlık. Trkm gebe (balon).] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç. DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden.] 1. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa.] flört etme. saldırı < Ar ğazâ 1. istila etti gazap [CodC. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer. baskıncı. aşk sözleri. . lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd. DK.] Gazze'ye ait. Tü küwen(şişinmek). gaza [Kut. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı. evcik. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. benzin & İng gas1 uçucu madde. küwre (şişmiş ceset).] rafine edilmiş petrol. kulübe. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik. 2.] akın. [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür.

xvii Men.(gecikmek.birlikteyaşama. yarık açmak. xix LO). içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber.ekiyle. Türkçe gebere biçimi 20. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki. geç) ve kısa açık e ile keç. hamile olmak.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. geçim <Tü [Bah1924]1. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom.a. capparis spinosa ~ EYun kápparis a. . [Çağ xv] geber-şişmek.şişmek. * İng caper. delik. [ xvi] safta bir askerin yeri. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek.a. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. ~ Aram qapar a. geç vakit. geri. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece. arkada olan < Tü ke/ke5 arka. pehlivan.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged. dün <Tü [Kıp xiv] kecik.aşmak. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. gebeş kabş teke. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel.geç olmak < Tü kéç. gerideki. yy'dan önce rastlanmaz. uzlaşma.a. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır.[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç.[xiv Kıp] delmek. son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç. maişet <Tü geç-" geç- * Karş.a. cevşen . geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç. 2. oyuk. geçim (bir tür zırh.

. biyolog < Lat genus / EYun génos soy. gener-soy. sandal. bol" geniş * Fr général (a. general [LF xvi] . gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. İng gene (/cm/). yavru. [KatipÇ. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne. KT xix] büyümek. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı.) < cirs (gelin) çevirisidir. gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. Fr gène (/jen/). genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir. Avst. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO.a. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait.a. Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. şakayık-ı numan. suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel.a. ırk " genetik * Karş. her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş.gelin Tü [Uy viii+] kelin a. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. genel < Lat genus.

uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş.ve isim eki -ğ ile. gens (soy. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü.a. ward. vasi. yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır. ırsi ~ EYun genetikös a. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. eksen.dönmek ~ OFa waştan.a. [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır. " je(o)+. genus (soy. babası olmak). yaygın.a. inanılır.a.Fa girdak kral çadırı. ırk < EYun gígnomai. boyun < Fa gaştan.a. her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki. küme. (= Ave vart.a.(doğurmak. geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. ki zifafhanedir. otağ. Yus. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası . = Sans vrt. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne. güvenilir. < EYun génos soy. uzatmak veya yayılmak.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin. * Aynı kökten Lat gignere. yaymak yaymak/yayılmak. Ar cins Yunancadan alıntıdır. * Geçişsiz fiil eki -n. genius (doğurgan ruh). ) ~ HAvr *wer-t.ile.. bol uzak < Tü *ke. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19. kavim). otağ. gard. güvenilir. 2. kalıtımsal. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r. daire. çadır " gerdan . ırk).yaymak. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru. Alm werden (dönüşmek).çekerek uzatmak. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır .a. a. gen.dönmek. 18. nasci < gnasci (doğmak). üremek). OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir.a. +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. gerdek [İdr. dönen. generare (doğurmak. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek. gen-doğurmak ~ HAvr *gensa. DK xiv] zifaf çadırı. 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. döndürmek). ger[mek Tü [Uy viii+] ker.. a. gerdek evi tabir olunur. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı).

a.eksik olmak < Tü kerek bol. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. tabip (1863-1944).akıtmak. L. gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. 2. düzensiz savaş. kargaşa). gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. rez. kılıç. 2.a. karmaşa. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. dökmek ) " kavak. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga.] "küçük savaş". < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. pislik (< Fa re%tan.a.) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. Avusturya kökenli Amer. gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a. İng cauldron. son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. noksan < Tü kerge. ^ 1909 I. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a. < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş. gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. geri. tezgâh. Nascher. Alm wirre (kavga. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş). döküntü.

zekâ . geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. rez.a. geven Tü? [Kıp.kel(t)ür. oymak. Bur. kap. gevşetmek. gevşemek yumuşatmak. pislik (< Fa re%tan. dökmek ) " kavak. 2. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz.yumuşamak.akıtmak.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan.= két(t)ür-.(1.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. dedikoducu.a. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. gevre[mek Tü [ xi] kewre. KT.a. Tü *keP-2 (şişmek). " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. geviş getirmek * Karş. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. şişirmek. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. lafazan. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git.a.. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. çene çalan & Fa gap lakırdı. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. LO. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. içini boşaltmak. MBah] diş etleriyle çiğnemek. kabartmak). döküntü. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men.ekiyle. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. Karş.

MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. şişirmek. Tü *keP-2 (şişmek). oymak. MBah] diş etleriyle çiğnemek. 2. Karş.a.. LO. 2. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. geviş getirmek. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez. KT. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek.yürümek. kap. gevşek.a. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak. dedikoducu.(1. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a.a.kel(t)ür.a.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . her çeşit av hayvanı. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. gevre[mek Tü [ xi] kewre. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1.1. çene çalan & Fa gap lakırdı.= két(t)ür-. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. gevşemek yumuşatmak. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. kabartmak).ekiyle. geven Tü? [Kıp.gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. içini boşaltmak. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme.yumuşamak. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. Bur. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir.yumuşamak. geviş getirmek * Karş. [EvÇ. lafazan. gevşetmek. 2. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. dolaşmak . yumuşamak. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. gevremek < Tü kepiş geviş. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele.

gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus.] besin < Ar ğa5â < Tü két. adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr.[onom. < " gacır [Aş.görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga.gitmek " git. [TS xiv] gicik kıcı-/gici. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek). <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. [LO ] gıcır libas yeni. a. göstermek. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a. model. < Tü kıp [xi] kalıp. pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere .aşırı büyük ~ EYun gigás. dümen < Fr guider yönetmek. [LO ] a.? ~ Fa gıdı deyyus.] tahriş etmek. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd. yol göstermek ~ HAvr *weid.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. tahriş. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız.a.

gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. 2. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. kaçacak yer.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1.] kıkırdak veya öğürme sesi . " gü+. ğanâ] ihtiyacı yoktu.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. sığınak. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi. sığınmak ~ OFa wire%tan. gırtlak. gurez. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan. kaçma kapısı. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi. a. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. fazlalık < Ar ġaniya [msd.] haset.a. a. [DTC 1944] makinalı balık ağı. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ.kaçmak. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan. Bah xvii] kaçacak yer.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. bağırsak sesi [ viii] kir. bolluk. gır. wirez. 2. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. KT.a.] zenginlik. LO.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla. melce. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1.

[LL 1732] giysi < Tü giy. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir.gişe [ARasim 1897-99] parmaklık. ~ E Yun kithára a.< HAvr *kel-1 kesmek. sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. gıyap [ xiv] olmama. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel). sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a. Karş. a. bıçak vurmak " kup .a. ~ Lat cithara a. EŞKÖKENLİLER: Tü git. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. a. gidişat. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. a. ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır. 2. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd. Fa sihtar (üç telli çalgı).]1." giy[CepK 1935] esrar. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür.: gider-.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. [DK. ~Frguichet[küç.örtünmek. gizil YT [Fel 194+] virtüel. Gül xv] geyesi. küçük kapı.] kayıp olma.

buzlu.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila.zamk.a. #Plinius. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç. cam gibi < Fr glacer dondurmak. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. emaye. < İng globule [küç. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . Fr. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine. 2.a.< HAvr *gel-2 soğuk. kimyacı. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . donuk.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama. glutin. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul. Fr. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau. [ 199+] küresel toptan.] a. bütünsel < Fr/İng globe top. ~ Lat gluten. genel. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku.a. küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a.

İdrH. +men2 * 14. yy metinlerinde göçmel (a. bilgili. a. kürk palto [Kıp. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-. göç[mek Tü yükselmek. körük" gebe . yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş.) biçimine rastlanır. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey.a. a. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç.taşınmak < Tü *kö-ş. yükselmek. [ viii] kök gökyüzü. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle. < EYun gignöskö. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. gofret peteği.a.a.kalkmak. Kıp.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a.kalkmak. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel.ekiyle. [LO.< Tü *kö. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a.a. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı. oba * -ç. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği. ~ EYun gnöstikös bilen. gnö. post. sakınmak * Gücen. ve 15.bilmek ~ HAvr *gnö.> -ç.rahatsız olup kaçınmak.fiiliyle alakası belirsizdir.] a. yük taşımak [Uy viii+] köç.a.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür.a. DK xiv] koçun. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç. yörük.

göndermek yola çıkmak.içte olmak. bir oyun.göl gol kale.a. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür. körfez. kararmak < Tü *kön. [ 190+] ~ İng goal 1. doğrulmak < Tü *kö. < Tü kölü. yola gelmek. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir. yavru.gölgelenmek. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç.] mızrak. rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız.kalkmak. 2. gol Tü [viii]köla. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. husye veya yumurtalık / İng gonad a. sırık.yola çıkartmak. kargı. gönder [DK xiv] mızrak. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1. doğurma < EYun gígnomai.a. yükselmek. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila.a. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir.a. < EYun gönos/gone soy.< Tü *kö.a. 2. ~ Mıs kmj-t a. kargı. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek. amaç. hedef. a.a.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ.a. derin kaya çukuru. [Uy viii+] köm. yöneltmek. sırık < EYun kontós a. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- . bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. çukur ~ Lat colpus/colphus koy.

göre. diz. yürek. EYun genys." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. Fr genou (diz). gösteri. İng knee. açı * Aynı kökten EYun gony. görev. köşe. Abuş. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon. zil ~ Malay gong-gong a. gör[mek [ viii] kör. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. gösterge. 3. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. [Kıp xiv] köre < Tü kör. ruh " gong çalgı. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. görümce. 2.a. Alm knie.< HAvr *genu. debdebe İdr] güzellik. İMüh. açı. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1. görkem.a. Alm kinn (çene). İng. ~ HAvr *gönu-ya. görsel. görkem YT [CepK 1935] haşmet. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir. çene. göster-. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. 2. . göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. görece.("iş görmek" anlamında)" gör-. a.1. gözük-. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır.a.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. köşe. işlev < Tü gör. gözet-. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage.

bozuk. 2. yükseltmek. . [Kıp xiv] kevde/kövde . götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek. ilkel [xv]. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. [DK xv] < Tü *köptün.xi). gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca. yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset.kalkmak. tercihe şayan. özellikle hayvan sırtı. yamulmak. İdr xi] kıç kalkmak. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü. haremde padişahın seçtiği cariye . yamuk. yüksek. [Fel 194+] olay. yükselmek. Kaş viii] köz a. arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir. sırt.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. Uy. geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got. kötermek (yükseltmek.içi boşaltılmak. eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. 2.özellikle yukarı taşımak.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. a.xv+ Çağ). 2. insan veya ağaç gövdesi. şişirilmek < Tü *köpüt. gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. [KT xix] 1." gör- [Or. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt.[xiii İM] bakmak. sırt. Karş kötki (tepe -xi). görüngü YT [CepK 1935] tezahür. yükselmek. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. [Kaş. sol < Fr gauchir bozulmak. yük yüklenen hayvan . [Uy viii+] taşımak. fenomen < Tü görün.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir. kölük (sırt. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1. müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. ayrıca falcı. beylik vermek .

çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner. 2. Kıp viii+] közün. -ük. gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. .görünmek. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır. hakketmek. derece ~ Lat gradus adım. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1.ekinin işlevi açık değildir.yürümek. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak.göze <Tü [ xviii] pınar. mineralojist < EYun grâfo yazmak. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi.ekinin niteliği belirsizdir. kazımak. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi.gözlemek. oymak ~ HAvr *gerbh-a. " +graf grafik . -etle. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için. kaynak. kademe. Alm.< HAvr *ghredh. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak.]. [DK xiv] gözük-< Tü gör.a. gözük[mek Tü [Uy.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin.

granül < Lat granum tohum. yazı yazma işlemi. t. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. yüce. Amerikalı mucit & EYun grámma.a. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma. 2. ~Frgrandduc büyük düka. kayıt + EYun fbne ses " gram. tane. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). 2. fon(o)+ gran güçlü. harf. t.1.a.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. yazı. grenli < İt grano tohum. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4.yazı. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır. harf.a. zerre ~ Lat granum a. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir.harf. t. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. ~ İt granito taneli. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. yy) . tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran.

şişman ~ HAvr *gwres. iri ~ OLat grizu . kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük. yağlı. yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. pençesine almak . tırmalamak. partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane. rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a. kaba. fruktoz * 17. salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa.Fr grisou a.tutmak. a.yağlı.a. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum. & İng grape üzüm. Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros. mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için.a. grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi. kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib.Frk *grippan tutmak. greyder/grayder [ xx/b] kazımak. yağlı. koyu. ~ Lat crassus semiz. nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın. yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı . gren gros+ grossus a.

gömülü " kripton grup . dehliz ~ Lat crypta dehliz. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a.~ OFa wi. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen. mahzen ~ EYun krypte gizli. saklı.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im.a. * Karş. öte yanda olma.a. . yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır. a. ~ HAvr *wi. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.(güçlenmek. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu.ayrılma.(withhold. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw. güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet. İng coprophilia. Aynı kökten Alm wider.a.a. withstand gibi kelimelerde .a. withdraw.a. sertlik. küme.ayrılma. coprophagy. kaba.] yumuşak meşin.grosa [ xx/a] büyük. çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi. niyet. gazap gösterdi" gazap * 20. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd.a. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî. ürpertici. kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara. * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. İng with.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç. zıt olma).

gülbank ~ Fa gul bâng 1. a. bülbülün güle yakarışı.a. 2. küçük yavru. su akma .a. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. a. [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk.a. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz. 2. "Allah Allah" nidası.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş. genç hizmetkâr. altın. uşak. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher. kazan ~ Lat cucuma a. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir. ~ Fa gul çiçek.a. [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat. Karş.söylemek (= Ave gaub. özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1. gü.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd. güldür sesi onom yanma sesi. İng gold (altın). güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom.] merhamet.güdük [BK 1799] boyu kısa. uşak ~ OFa kötag a.

< Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle.a. + Fa biyâbân ıssız yer. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. top mermisi. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a.a. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. 2.a. sahra.OFa winâh/winâs a. tazminat gerektiren eylem . +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir. kendisine gülünen kişi. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. gülle (= Sans göla/gölaka top. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). suç işlemek ~ EFa vinath. " gü+ * Erm vnas (zarar. a. zarar vermek. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a.güler görünmek. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret.a. gündüz günah [Aş. maskaralık.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a. a. ) gün Tü [ viii] kün gün. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. güneş. [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1. yaban " yaban güm. maskara. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün . gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı. Yus xiv] ~ Fa günâh suç. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin.

yabancı ülkede olma. gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd. Yun gábros. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit. carpinus ~? < Tü *küre. aktüel. [ xiv] gür sağlam (kişi).a. EErm garbeni. becerikli. a. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. kıvrak zekâlı.güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç. bahadır. a. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. küreççi. Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii)." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. bahadır.aydınlatmak. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine .).ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ. -dem ekinin işlevi belirsizdir.savaşmak. Lat carpinus (a. . Tü [ xi] kür cesur. gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. yiğit. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. sık. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur. [ xi] küneş gün ışığı < Tü künit.] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr.kabadayılanmak * Karş.

Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd. mürşit ~ HAvr *gwrs-u. küme. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. insan topluluğu (= Fa guröha top. boy abdesti ~ Fr goutte 1. 3. ağır. muhterem.] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd.] yıkama. a. manevi danışman ~ Sans gurú 1. beklemek. 2. . Karş. değerli.] aldatma.gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. a.a. damla.) ~ Fa gurz ağır topuz.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus. 2. hoca. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. (= Ave vazra.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık. küre. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir.gözetmek. DK xiv] OFa warz/wazr a.tadına bakmak. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. a. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. öğretmen. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82. güveç Tü? [TS.

güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz. geçit.mavimtraklaşmak. [ xi] küwen-< Tü *küPen. Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a.. böbürlenmek. laf. ETü körk/körük (güzellik. Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi). gu5ar. a.a. a. * Karş. TTü görklü. [Kıp xiv] köğercin . [DK xiv] gözel. a. [Çağ xv] küzel.a. güya gü. +gâh . demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). Men xiv] < Tü *küde. aperitif * Aynı kökten İng cover.geçmek ~ OFa widardan.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen. söyleyiş. Fr couvert (örtü). Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir. söyleyen < Fa guftan. [Arg xvi] güzel.söylemek. = Ave vîtarsm öte. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak. iç güveysi gelmek. [TS xiv-xv. yönetmek ~ EYun kybernâö a. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. widâr. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. Moğ kübeğün (erkek evlat).< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19.şişinmek.a. örtmek ~ Lat cooperire a. -el ekinin işlevi açık değildir. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+. gökçek (güzel). kaplama. [Kırg ] közöl a. görünüş).mavileşmek. göğermek < Tü kök * Karş. göğerişmek < Tü köker. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak. damat. yol < Fa guSaştan.misafir gelmek. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş.

hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. ] sevgili.< HAvr *ghabh.] kötü niyetli. yaşamak. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı.a. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám.a. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd. tohum haber [Kut. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez. a. Hubb] sevdi habire hay. haç 2. kazık.] kabarcık.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma.] bilgi. tümsek.a. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e.a. ileri). Alm weiter (öte. tanıdı. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş.] kötülük. wizîn. güzide [ xiv] guzîn. seçkin < Fa guzîdan. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba. çarmıh [Aş. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer. çevre < Lat habitare ikamet etmek.a. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat. tane.) ~ Erm %aç' 1. sınadı.seçmek ~ OFa wizîdan. direk. birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme. Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd. hacim " hacim . bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf. DK xiv] (~ Fa %aç a.

kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ. 2.] gereksinme. haczetti had/hadd[Kut. limit < Ar Hadda 1. biledi. el koyma. vaka.] 1.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. yasakladı.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf.] hizmetçi" hadim haddizatında had. tümsek. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd.] çıkıntı. son derece öfkelendi. sınır koydu. sınırlama.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı. boyut. Hudü6 ] oldu. sınırladı. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa.] engelleme. 3. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir. [Kut. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa.] kısıtlama. olay. kapatma. sivri (bıçak. bıçağın keskin ağzı. el koydu. keskinleştirdi. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa. kapatma. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd.] 1. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin. 2. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı. hadise. bilenmiş. a. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb. 2. havadis.] keskin. sınır. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. kapattı. haciz < Ar Hacaza engelledi.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. 2.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd. kapsam. bağladı. ihdas . tutuklama.

a. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf.a. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat.hadise şey. muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta.) ~ HAvr *septm a. sır. saklayan.] saklayan.] hıyanet eden " . gizli polis örgütü. ~ Ar Hafıd [#Hfd sf.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd. hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi.] koruyan. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim. * Aynı kökten Sans saptá(n). titreme < Ar %afaqa titredi. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. palpitasyon. Alm sieben (yedi). f. Dan. İng seven.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman.] ağır olmayan < Ar %affa [msd. süre " haf. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit. sır. f. Lat septem. bellek .] kalbin hafakan/afakan hızlı atması.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. hafıza saklama yeteneği. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd. f.] gizli kapaklı şey. Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey. bilge < İbr/Aram #%km bilme. EYun heptá. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi. Ger *sebun.a. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf. ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf.Ar HâfiZat [#HfZ sf. kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için.] gizli < Ar %afiya gizlendi.

doğru idi. uygun ve yerinde idi. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf.] oyma. f. karıştırmak) & Fa/OFa â. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd.] aşağı. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd. Aş xi] [Kut.yönelme. 2. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig. katılma. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut. hakikat gerçeklik. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan.] yargıç" * İng khaki (a. âmez. gerçek idi.haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. . hor ve hakir olma.karışmak.] sahip olan. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka.] hakir olma. karıştıran (< Fa/OFa âme^tan.] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı. kazıma.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. elde tutan " hak1/hakk[Kut. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. tahkir etme. aşağılama . karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf. doğruluk " hak1 hakim yargılayan.] doğruluk. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd. hakaret [ xiv] 1. 3. haklı idi.karışmak. 2.a.a. hakikat < Ar Haqqa 1.Ar Haqârat [#Hqr msd.

< HAvr *kel-2 kapatmak. tahavvül.] çözme.] hakkedici.] adil. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze. soyma. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. görünüm. bir hal aldı.] 1. . tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd. berrak idi. binek hayvanından indi. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. arzuhal. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. saldı. yolculuğu sona erdirdi.kablo. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. 2. hukuka [DK xiv] yenmek.] 1. Hall] 1. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf. kâr halat kalod. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. havale. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. < Fa Haqqânî [nsb.] şimdiki zamanda. lahavle. kurtuldu. çözüm < Ar Halla [msd. bağlı olan bir şeyi açtı. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. ilmihal. halâ. bir hale geldi.hakkâk oymacı. 2. şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. varolan durum " hal1 halas [Yus. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. havali. hile. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. temiz. salon. bir hale büründü. halihazır. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. halet. ihale. dönüştü. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. havil. oylum < HAvr *kol. durum. azat edilme < Ar %alaSa arı. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd. evrildi. gevşetti. kurtarma + Fa kâr eden " halas. çözdü. 2. giysisini çıkarma. derhal. yöneldi. kondu. arındı. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir. doğru. hasbıhal. mütehavvil. 3. örtmek. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. hal1. istihale. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. varoluş evresi.] kurtuluş.

aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen. ay ve güneşin yüzü.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf.] canlı varlıklar. f.Ar xâlin [#xlw fa. Allahın .) cariye. Yâküt (ö. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1.] yaratan. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ. bayatladı. hane halkı.] ayla ~ EYun (h)álos daire. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a. deldi halet halhal [onom. bozuldu halel Xalla bozdu. ahali.] boş. a. çember. 2. halayık [Kut. geri kaldı. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. hasar.] hal. yırttı. (yemek) arttı. haliç halife geçen. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir. [Neş xv] halk. mahlukat. Aş xi] canlı varlıklar. * Nihai kökeni belirsizdir. hizmetçiler.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. Aş xi] [DK xv] kal . [Men xvii] (vulg. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden.] körfez. ~ Ar xâliq [#XİQ fa.

halo. saf.doğuran " salam. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a. halk) deyiminin tam karşılığıdır. kimyacı (1779-1848).] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. bir yana ayrılan kısım. ring hallaç [msd. Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. İsv.]. 2.a.] yaratma. İsp. pay. bölük. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd. işlenmemiş. Orta Amerika yerli dillerinden. halka. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. 2. genet. kimyada klor ve benzeri elementler grubu.] arı. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf. silah kabzası [esk. ahali (= Aram %elqâ pay.a.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa. ölçme. 2. tarihçi. DK xiv] [Aş.a. pay etme. Aramice sözcük EYun demos (1.halim yumuşaklık. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo. . bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir.] karışım.) + EYun genes. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. tatlılık. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. ~ Taino hamaka a.tuz (~ HAvr *sal-d.a.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. kısım < Aram #%lq pay etme. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu. & EYun (h)áls. biçim verme ) halka baklası.] çember.

haminne » " hanım. hamdüsena. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa. 2. evrak çantası. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa.] ahmaklık. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut.] taşıma. titiz hamaset cesaret. yüklendi . derli toplu.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan". ısıran. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa. ılıca. akkor oldu. hamd < Ar Hamada övdü.] övme. Muhammed hamdüsena hamd. ~ Ar Hammâl [#Hml im. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. hamd. Aş xi] ateşli gayret. kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır.] taşıyan.] coşku.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur. sena hami hamil hamile taşıyan.] 1.

kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a.a. = Akad gangaritu a. f. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a. boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf. konak. kervansaray han1 yeri. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd. gırtlak. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. a. 2. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf. konak ~ Fa/OFa %ân hane. han1 yeri. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. elli. tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a. DK xiv] [Yus. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep . konak. şarap). Alm hamen.] yüklenme. İng hame (boyunduruk).a. dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". Nihai kökeni tesbit edilemedi. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi .a.a. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1.a.] kabarmış hamur. hamut koşumu. maya.hamle atılma.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. [EvÇ xvii] xapsi a.] boğazın üst kısmı. kervansaray han2 Tü [Yus. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden.

a. kemer yapma * Ar Hanut. kaba. putperest. hapishane. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. konak.a. [Oğ xi] %arjı. a. tımarhane. meyhane. 2. hücre. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". Kuran'da Hz. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. eczane. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. şarkı söylemek (= Ave hvan. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a.] pagan. dükkân < Aram #%nt bükme. " han1 ~ Fa %ana ev.] 1. kerhane. kütüphane.) ~ HAvr *kan.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a. hani2 E Yun %anne a.]. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. adem inciri. [LO xix] iri. kemer. salhane. konut. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. 2.. kavisli hale getirme. = İbr %anep kâfir.a. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. mahpushane. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. yer.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. hanedan. sülale " hane. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane.a. kraliçe. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf. depo. şeşhane. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup. prenses. darphane. ebucehil karpuzu. cephane. hantal [Amr. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal . çardak [esk.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a. Men xv] ebucehil karpuzu. memişhane. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi. biçimsiz (vulg.a.

En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d. [DK. ~ Ar %arâb [#%rb msd. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu. a. dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. Men xv] harab yıkılmış.] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd.] haram cı. Akad abşu (kuşak.] yasak. Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı. [Kut. kuşak.özellikle sarık veya baş örtüsü. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis. 2. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb. . ]1 . ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. kemer).] vergi.] harap şey. at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. Aş xi] yıkım (isim). Env. kapattı. sıcak idi har2. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.] viran etme. virane " harap haraç [Aş. yıkım. tıpta hap hap2. kapatma. hapsetti (= Aram #%bş bağlama . hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı. hane < Tü hapş [onom.] sıcaklık. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK . tane.hap1 Habb [#Hbb1] tohum. kısıtladı. ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd. tutsak etme. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı.

dokunulmaz < Ar Harama [msd. [Men xvii] 2. gereç + Ar câlam dünya. harf [Kut. harç [CodC xiii] 1. masraf. malzeme < Ar paraca [msd. resmi işlemler için ödenen para. gereken şeyler. sivri bir uçla çizmek. savaşçı. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. dışladı. sarf. çıkış yaptı. yazı birimi. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti.] 1. gereç. gereç + Fa râh/rah yol" harç. dolaylı vergi. kutsal. 2. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. banal & Ar %arc uygun olan şey. [KT xix] 3. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb. Hurûc] çıktı. 4. Karş. Tü çizmek. Hirm/Hirmân] yasakladı. . özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. çıkma. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı.] 1. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. Lat scribere (1.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. harcama.] yasak. herkes " harç. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. dışarı çıktı. sıra malı.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval.] ısınma. a. masraf. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd. Yun grâfö. harf (= Aram #%rp bileme. 2. tabu. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır.] harple ilgili. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler. çıkıntı yaptı. haremlik) ile birleşmiştir. yoldan çıktı harca[mak [Aş. 2. rahvan hardal %ardalâ a.

tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa. harman a. rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir. harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd. katırcı ~ Fa farbanda a.] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. uşak " harpuşta. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. harp1. a. [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. dışarı. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a. . kâğıt. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. ~ EYun %ârtes 1.. harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma.yazı yazmak). Karş. Sam #%rb (kılıç. 2. a. olağan dışı. [Men ] %ırmen vulg. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık.] dış. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme.a. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı. yardı.a. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan".

] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun. akıl yürütme.] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb.a. Aş xi] seçkin.] kültivasyon. doldurdu hasar hasar gördü. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd. haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd.] hicap. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır.] ölçme. EKİN.] börtüböcek. a. terbiyesiz. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd. 2. değerlendirme " haseb. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş. ayrılan. toplumsal anlamda seçkin. tarım.] kayıp. KÜLTÜR. Karş. kazma.] 1. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü.) has [Kut. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. tarla sürme. kader hasbıhal " haseb. ayrı.hars [Men xvii] ekip biçme. zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait.) ~ Ar HaSad [#HSd msd. Haşw] araya bir şey soktu. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. özel. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd.] kıskançlık < Ar .

%issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. mahşer. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd. adi.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman.] aşağılık.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a.] 1. sayfanın kenarına eklenen yorum. ucuz. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet. hakir.(suda kaynatarak pişirmek.] 1." aş * Erm %aş.] sert.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. taallukat . ~ Ar %aşm [#%şn sf. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. yy'da ağır basmıştır. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı. kalabalık etme. alçak. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş. haşere. haşarı. f. gelir. debdebe. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. 2.a. 2. kaba < Ar %aşuna [msd.] üreyen şey. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd.] huy. kıymetsiz . papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa. tabiat. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. [KT xix] 1. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. hizmetçiler. gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ. toplanma. ürün. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. kumaşın kenar süsü. değersiz.] dolgu. paravan. 2. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. cimri. nekes. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif.Ar %asıs [#%ss sf. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd.

Ar Hişmat (utanma.a. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m. ezberleme. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır.] çizgi. hicap).] düşünce. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür.] özel olan şey. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi. elit" has hassas hisseden. 2. çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. .] yanılgı. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd.] geri dönülecek yer. sığınılan yer. a. Gül xiv] sayrı. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa.) hata Ar %aTâ yanıldı. sınırladı.] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik. Karş. çentme.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa. kapatma. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd. ~ Ar Hassas [#Hss im.] 1. ayrıcalık. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. içerdi hasret [Aş. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak.] etrafını çitle çevirme. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma. bloke etti. f.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus. ciddi ve tehlikeli idi). damga ~ Mıs xtm a. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a. seçkin kimse. yazdı (= Aram #%TT kazıma. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. %uTür] aklına geldi. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz.* Arapça #Hşm (utanma. mühürleme. akıl.

güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa.] olaylar. f. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır.] çizimci" hat [Or. hav1 havlu havı.] içeren < Ar Hawâ .a. topladı. [passim. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb. a. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a. havas seçkinler.] etraf. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi. zevce . athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im. -ni Sogdca dişil ekidir. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. Beiträge 1910. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa.] aktarma. Uy viii] xatun/katun kraliçe. elçi.Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral. ~ Ar %awf [#^wf msd. yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. MÖ 3. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. xiii] yasal eş. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi. havale [Aş xiv] yöneltme. transfer. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü.] akılda kalan şey. Türkçe sözcük 13. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC.] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu.] özel olanlar.

). dipsiz kuyu. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. varlık. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever.] cemaat. havuz. bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. Aram %ibru (aşiret). testis.a. birlikte olma. tuttu. mide " [MŞ xiv] hevic . 2. içtima < İbr #%br bir * Karş. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. İt caviale. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd. Karş. dilek. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd. hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme. İng caviar (a. ~ Fa %âya i yumurta.] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem.] imgelem.] utanma. DK xi] ilgi.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a. sahip oldu hay ünl [Kut. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. kaygı. a. cemiyet). alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. zihinsel görüntü. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi. 2.a.] 1. havsala husul havuç hawic a. dost * Kökeni çok tartışılmıştır. mülk. [Men xvii] hevc vulg. cehennem < Ar hawâ düştü. tatmak) + Fa yâr seven. Akad %uburu (cemaat. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş.

tercih etti hayırhah %wâstan. iyilik. hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ. Peç xvii] Macar piyade askeri.] 1. akıncı * Karş. alevilerin giydiği kızıl başlık. 2. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. savundu. [ xviii] eşkiya. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus.] duvarlar. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. dervişlerin giydiği kolsuz yelek. avlu < Ar Halt çevre duvarı. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. seçkin. fantom " hayal hayat1 [Aş. yaşama < Ar Hayya canlı idi. ~ Mac hajdúk [çoğ. %w^âh. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür.] < Mac hajdú başıbozuk piyade. [İAr 193+] habeden bedavadan. hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd. vitex agnus-castus. parasız (argo). en iyi.hayalet hayalet. korudu. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin. [LO xix] ayld/hayit . Sırp/Arn hajduk. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. çit < Ar HâTa [msd.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men.istemek. Bul haidut (eşkiya. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. başıbozuk). Rom haiduc. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi. Yus xiv] canlı olma.] * "Yaşam süresi.

] pay.] konum.bağırmak. süvari takımı. vatan + Alm -los -siz. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a.] hayır işleri. umursamaz aldırmak. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. 2.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. canavar < Ar Hayya yaşadı. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd. a. zenginlik.] sindirim hazeran cins kamış. hayvan [Aş. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi. DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1. yaşama. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd. 2. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet. eşkiya.] şaşırma. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] . yurtsuz & Alm heimat yurt.] şaşma. her çeşit canlı varlık. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd. canlı olma. Yus. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a.a. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd. [Aş.) < Tü hayla.

he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. gerek Lane.] hazır olan.] a. f. 2. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf. hadf] hedefledi. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. huzur. hazine " hazine [ xiv] [Aş.] 1. 2. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. mezarlık < Ar HaZara [msd. melez. nezd. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması. saklama yeri < Ar gazana sakladı. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. Yus xiv] mevcudiyet. a. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer.] 1. hazret [Aş.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut.] 1. "kanın yerde kalması". tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd. depo. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa. soysuz. yan. 2. kasa) 'dan etkilenmiştir.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine. boşa gitti .] 1. Anlam gelişmesi için karş. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. prezans.] toz. Oysa gerek Tacül Arus. depo.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. 2.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir. tempoyla manzume okuma. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer. kasa. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme. ~ Ar hadaf [#hdf msd.

iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. yol armağanı.a. yürüme = Akad alâku a.] tükenme. hekt(o)+ (h)ekatón a. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+.hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd. komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. sarsıldı [Yus. Lat suavis (tatlı. tabip ~ Aram %aklm a. tenha idi. Aynı kökten Lat centum (yüz). hektar Lat centum : kantar. Alm sechs.] izinli olan.tatlı. Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. uğurluk. ~ HAvr *dekm-tom. tenha < Ar %alâ boş idi. Fr six.aramak. santi+.< HAvr *swâd. tenha bir yere çekildi. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). Gal chwech. İng six.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex. a. İt sei. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi. vakum. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg. hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma.] titreme. bilge. a. ~ Fr héxa. a. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd.] hikmet sahibi. boş yer. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd. Fa şaş (altı). hoş). santim1. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a.] yola çıkmadan kesilen kurban. keyif~ HAvr *swâd-onâ. hoş * Aynı kökten İng sweet.a. bitme.) helal [Kut.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1. tahakküm < EYun (h)egemön önder. a. a./ İng hexa. boşluk. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk. DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. a. lider. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. filozof. 2. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak. helezon şeklinde olmak . ~ HAvr *s(w)eks.

tatlılık = İbr #%lh a. t. İng sun (güneş). hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. • Aynı kökten Lat söl. beraber. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. aynı * Aynı kökten EYun (h)omós. Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel.bir./ İng haem(o). Fr. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için. Ger *sama-. beraber. simültane. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a). hem [Kut. an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. Ave hvars-.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek.kan ~ HAvr *sai-mn. aynı). Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda).helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. fil(o)+ .< HAvr *sai-3 yoğun sıvı. t. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma.a. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman. Lockyer ve E. beraber. bir. beraber. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. Lat simul. & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a. dahi (edat). aynı ~ HAvr *sem-1 bir. N. aynı anda.kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+.a. Frankland. İng. beraber. Sans sam(a). mucit. vakit geçmeden & Fa ham bir. şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma.a. İng south (güneş yanı. İng same. Sans súvar > súrya. a.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J.kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma.(bir. hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. güney).

t.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a. t. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey.kan + EYun rheö akmak " hem(o)+.a. pek. < Alm haematoglobulin # H.kan + Lat globus küre. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. ayakdaş. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok. Alm.a. kardeş. kalabalık. yer. t. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < . ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. Hoppe-Seyler. a. 2. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís.a. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir. süttaş.kanayan.a. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. düzlem " hem.a. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem. I. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş. yuvar " hem(o)+.kan + EYun rhâge püskürme. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi. & EYun (h)aíma. kan akıtan & EYun (h)aíma.karaciğer ~ HAvr *yekwr. hep. t. beraber + Fa zamîn taban. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a. F. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş. -d. [DK xiv] hep bütün.] ~ Fa hangâma toplantı. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

a. DK xiv] ~ Fa har tüm. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a. Yus. MantT xiv] harz münasebetsiz. beyhude. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a. a. saydı (= Aram #%şb sayma. Aş.a. zona hastalığı.a. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin. a.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen". bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse. < öz Heinrich R. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd.her haurva. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a. bir yerde durmayan.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen). < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. < öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. kimse (= Ave kas. . Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp. olarak görme ) . sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes.] sanatkâr. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress. batıl / İng hermetic a. [Aş. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut.) [Yus.a. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. bütün. DK xiv] arkadaş.. herkes kas birisi. Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara. t. Yun.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş.a. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş. a.a. yoldaş. a.

heyula [Mercimek. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka. dogma heterojen heter(o)+. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. salkım < Fa âwl%tan. f. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. tahta.] heybe çanta. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. 2. ağaç. parçalardan oluşmuş bütün.] telaş.asılı olma. fantezi. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. mezhep " heter(o)+. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray. biçim. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1.] 1. 2. yol torbası. ayrı + EYun dóksa görüş. suret.heter(o)+ ~ Fr hétér(o)./ İng heter(o). yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı. organizma. ayrı. âwîz. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd.] 1. ~ Ar hawas [#hws msd. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık.başka. dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. materia . kompozisyon. farklı. cinnet. tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel. görünüş. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. hammadde. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti. delilik. doktrin. kurul.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu. 2. abide.

örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi.] yol gösterme. ayrılma.] yergi.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. bağış. f. [Men xvii] utanma. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. utangaçlık . tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak. hiç bir [Aş xiv] perde. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd.EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd. hediye < Ar wahaba bahşetti. hicran. alay.a. kılavuz olma. satir. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd.] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd.] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma. göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret.Ar Hicâb [#Hcb msd. terketti.a. ~ Lat hybrida a.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a.] ihsan. hicri. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu. sc. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı. metil hezarfen bin + Ar fann beceri.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd. cabdu-l-wahhab). küstahlık. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat). Vehip (wahıb).] göçme. hüner. muhacir. kılavuz oldu . muhaceret. cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab.] perde. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. kadın örtüsü. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama. gizledi. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma.

kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y.a. dalga). (h)ydr. 2.] ~ Fa xidew hükümdar.a. +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a. +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1. öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd. Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri. padişah. hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1. kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1. ^ 1787 Lavoisier. Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. Fr.hiddet keskinlik. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) . a. 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1. < HAvr *wed-1 sulu. water (su). bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. su kaynağı. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr .E Yun (h)ydör. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. Rus voda (su). +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2. Hit watar.su ~ HAvr *ud-ör. Lat unda (deniz.

] zıtlık. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1. hikâye [Aş. yaradılış.] bilgi. yaratılış.] anlatı < Ar Hakâ anlattı.] koruma. Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. 2. karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş. Yus. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut.) hılat [Kut. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd.< HAvr *wegw. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi. = İbr %ikmah a.a. akılda tutma < Ar HafaZa korudu. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd.] halifelik < hilal [Aş. sakınma. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü.] görüntü. hikâye etti. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir. hırka " hal3 hile [Kut. DK.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz. parlama = Akad ellu a. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ. . a.] 1. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd.nem. İbr/Aram #%lp (değişme. saklama. < İbr/Aram #%km bilme. değiştirme). a. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. Yus xiv] #hll ışıma.] yeni ay.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o). bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır.

] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız. hindiba yenen bir bitki.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. ~ ? * Karş. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli. 2. Hindistan'a ait ~ EFa hind. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut. EYun éntybon (a.a.) biçimleri Latinceden alınmıştır. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom. haydut.] ilgi. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir. talancı.a. arka + Alm land ülke. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz . OFa hen (1. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a. Pencap ~ Sans sindhu nehir. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi. İng/Fr endive. şeytan).hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd. düşman. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir. Hint [Yus.dikiş < HAvr *syü.a. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. ~ HAvr *syu-men. Alm endivien (a. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı. geniz temizleme. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri.

optik hipertansiyon " hiper+. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif. atrofi hipnotize hipodermik 1. yüksek. optik hipertansiyon " hiper+. +metre. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı.a. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a.üst.+ EYun trefö.alçak.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak. tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır. alt. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops.(alt. az. opt-göz " hiper+. Fr sous. ~ Fr/İng hipp(o). & EYun (h)yper. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. alttan). alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak. yy Perge’li Apollonios. hipopotam.a. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo.a. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper. beslemek.a. -ive aşırı aktif" hiper+. Sans upa. yüksek + EYun bâllö.a. trof. İng up. ^MÖ 2.yetişmek. yetiştirmek. aşağı. derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a. +metre. opt-göz " hiper+. Yun. çipura. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. bol-atmak " hiper+. hipodrom.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?. büyütmek " hiper+. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat).

germek " hip(o)+1.a. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı. ıvır zıvır %wurda yenmiş şey. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom. ton. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge.koymak " hip(o)+1.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel.a. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için. hypothet. şişme " hip(o)+1. the. the.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. zemin & EYun (h)ypo aşağı. a.koymak " hip(o)+1. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. tehdit ve kavga sesi.germek " hip(o)+1. alt + EYun tithemi. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı. a. yemek artığı. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. alt + EYun teinö.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. ton. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. alt + EYun teinö. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. hypothet. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". alt + EYun tithemi. alt + EYun fysis kabartı. kırıntı-döküntü " hurda1 .varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. zemin & EYun (h)ypo aşağı.

] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş. rakip. hırıl gürültü onom " hır [DK. DK. uğurlu . 2. %ınldı gırtlak sesi. uğursuz" [Yus. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak.] pay < Ar . akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız.] 1. DK xiv] %n*suz * Karş. Men xv] pırıldamak. Bak.) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd.a.a. ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük. TTü xırh (hayırlı. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd. (= Ave aeşma. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd.a.< HAvr *ghrei. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı. yağla kutsanmış) karşılığıdır. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. Yus. hışım/hışma. hırt his/hissHassa duydu. Gül xiv] xıSm yakın kimse.xv).] etrafı çevrili yer. mesih. KıpGul. köpek sesi. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut. akraba ~? Ar %aSm hasım. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi.

ek+. şiddet. hücum. mukavim < EYun (h)istemi. emir-komuta zinciri. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö. 2.a.] sonuç.kutsal.durmak ./ İng hyster(o). 2. ruhban sınıfı. +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı. " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. stâ. medhetme ) hıyanet etme.HAvr *si-stâ. ^. evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. vurma. alacalı yapma.] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma. sıçramak . rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal. KT xix] xız hamle. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. övme.Fa xîz sıçrama.] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1.kalkmak. ektom.< HAvr *stâ.] nutuk.kesip çıkarmak " hister(o)+. kıvamlı. dini mertebeler. yönetmek " hiyer(o)+. sükse. 2. vuruş. aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd. & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o). tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim). venter (karın). kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd. aileye damat olma = Akad %atânu damat. aziz + EYun ar%ö baş olmak. hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a.a. hamle < Fa %âstan. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1. hiddet. cucumis sativus ~ Fr hiér(o). parlak başarı.doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran.a. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd. a.a.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero./ İng hier(o). birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. hücum. sürat .hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o). renklendirme. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık.

DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz. mal sahibi * Karş.] parti. [DK xv] xi8metkâr .kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi.görmek)" hodbehod. bölük. evin büyüğü.a. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. taşralı. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak. yy'da egemen olmuştur. Env xiv] %idmet. hobi at. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür. Sans svá. hızmet [Aş.] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi. a.(kendi). hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva. [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. ulu ve saygıdeğer kimse. ^z. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup. Sogd %\vet. bre ~? [LO xix] köylü. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd. ağa. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus. koca. be+ * Karş. bin. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan.) hizmet Xidmet vulg. a.* "Sürat" anlamı 20. kaba.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. " solo.kendi) < HAvr *s(w)e. EFa huva. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören. hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik.

tüm. İng/Alm all (tüm. hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor. sağlam. tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve.insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o). HAvr *sols. kusursuz * Aynı kökten Lat solidus.< HAvr *sem-1 bir. salon. beraber. Alm haken (çengel). oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân. homin. fizikçi" hol(o)+. salüs (sağlık). gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o).a. beraber.* Aynı kökten İng hook. kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada. a. İsv. eksiksiz.bir. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma. aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. bütün). +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng . akraba " hom(o)+. Macar-İng. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan. ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts.varyant biçiminden Lat salvus (sağ). G. tepe ~ Nor holmr a. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka.tam. bütün ~ EYun (h)ólos a. aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som. Afr. mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan. ~ HAvr *sol. bütün.

3. örüş (yükselme). avlu. galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. dans alanı. .EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. aşağı. züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. a. horul onom [AMithat 1875] şımarık. gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod. tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. sefil ~ OFa xwâr a.a. çıkmak. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2. İng. dalga < Tü ör-1 yükselmek. +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a.a.a. [Men ] ~ Fa %wur hakir. " hom(o)+. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu).homolog [ML xx/c] . seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling. dağ doruğu. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan.] [Aş. oyun. belirmek * Karş. [DK xv] şorlamak aşağılamak. çevirisinde & EYun (h)omós aynı. 2. Yus xiv] %or hakir. oyun yeri. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto.viii+ Uy). # 1892 Krafft-Ebing. xorös] dans. "Psychopathia Sexualis"in İng. Tü öri/örki (yüksek . onom [LO ] %or bol akan su sesi. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir.

)" hoş.uyurken boğazdan kalın ses etmek.a. hospit. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a. merhem hoşnut [Aş. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor. çağırmak. Aş xi] (= Ave xşmı. 2. çağ (~ HAvr *yer. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu.a. yaban domuzu dişi. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç. güzel. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun. horul onom [LO ] horla.a. devre.hoşnut olmak.) + EYun skopeö gözetlemek. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. < Ave %şnâvaya.yabancı.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi. seyretmek " +skop horoz %raos. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot. konuk ağırlayan ~ Lat hospes. şerbet" hoş. krema (~ Ar malham a. a. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut.bağırmak."konuk-sahibi" < HAvr *ghos. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı. Yus xiv] %şnüta a. özellikle hayvan burnu.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. gaga. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. data .horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman. hoşuna gitmek ) hoşaf su. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür. ~ OFa xrös a.

sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı. hükümdar sahip olan. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır. hükmetti. Hwar xwadew (hükümdar). hükümdar. hekim.] öz. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. Bak.] yargı. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş. Ave hvadata (tanrı). "2. Güçlendirme.gitmek ) " hüküm. Sogd %\vataw. hıdiv. [DK xv] %oryâd köylü. a. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. taşra. +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. devlet sahibi" hüküm. "3. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. . saldırdı hüda %wadây/%w^atây a. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ.Ar Hucrat [#Hcr msd. hatun. karar.hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] .götürmek.] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır. emir. özet. kurtuldu. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) . bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır. Karş. kodaman. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür. rân.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ. bilme. sürmek < Fa raftan. egemenlik < Ar Hakama yargıladı.] oda < Ar Hacara kapattı.] yönetim. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir. " hodbehod * Karş. raw. [İdr xiv] .] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan. kanun < Ar Hakama yargıladı. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1.

a. durdu. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp. = Akad ememu a.a.hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a.HAvr *(dh)ghom-o. giysi. homin. hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı.er. şair < Lat humanus insani < Lat homo.] 1. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra.) + EFa hnar. sıcak oldu (= Aram #xmm a. hülya [Men xvii] malihulya .] 1. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a. -n. marifet. temizlik. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. 2. 2.a.a.] 1. dürüstlük. özellikle neşeli ruh hali. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533)."toprağa ait".< HAvr *dhghem. varma.) humor [ xx/a] hümur.kutlu. sıvı. 2. baht. 2. kara sevda. espri. Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat. ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi. erdem ~ EFa hünara. İt. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak . [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. 2. özellikle cennette giyilecek bir giysi. kondu. konma. yetişme.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1. 2. nem.a.a. mizah ~ Lat (h)umor 1. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. 2. ruh hali. & EYun mélas.kara + EYun %ole safra " melan(o)+. durma. mübarek. insancıl ~ İt umanista a. çömlek (= Ave %umba. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya.a. adil. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. a. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut. genel anlamda ateş.a.

a. Fa xunkar ^^ dökücü). masal ~ Fa %wurda yenmiş şey.a. salınmış. sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. Aş. yüksek makam " hüda * Karş. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş. maHar (sedef). yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir.a. kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. ~ Fa xurmâ yemiş. [ xiv] a. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma.OFa %örmag a. kırıntı ~ OFa xwurdag a. Hawwarat (kireç taşı. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma. serbest. Ar Hawar (akçaağaç). hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi.] hürmet [Kut.] hermafrodit. f. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun. Aş xi] kutsallık. Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . huni < EYun %eö dökmek. har1. ibriğin ağız kısmı. kırıntı + Fa %âş yonga.huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. hurafe < Ar %arafa bunadı. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan". Türkçe sözcüğün 15. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. tebeşir). ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a .a. a. Karş. hile < Ar %adaca sakladı. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme. salınma. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. abuk sabuk konuştu hurda1 artık. zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. akıtmak ~ HAvr *gheu. dokunulmazlık. hurma .] boş inanç. çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat.

hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı).] tevazu. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan.). kabul hüsnüniyet hüsn. ayırıcı özellik. karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd. betula * Karş. hutbe [DKxiv] söylev.] formel konuşma. üreme.] ayrı olma. üredi.] çıkış. niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd. özel durum < Ar %aSSa ayırdı. Alıntı yönü açık değildir. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd. çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd.] olma. ayrıcalık. Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt .] kayıp. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20.a. yy ikinci yarısında türemiştir.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd.] düşmanlık. oluştu. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd. özel şey. Moğ kusu (a.] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş . oluşma. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd. hasar. zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd. ayırdetti.

bir yerde bulundu. 2. hazır olma. şimdi ve burada olma. üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd. gümbürtü. nelik.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a.] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd. rahat.] kimlik. tıngırtı .] 1. nitelik ~ Fa xüy/xöy adet. huy. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı. mevcudiyet.a. 2. asayiş < Ar HaDara 1. hazır bulundu. huzme Hazama [msd.

] 1.a.a. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı. c^abdu-llah (Allahın kulu).] yaşatma. ibadet etti.iade iane avane iaşe temin etme. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle). 2. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd. mabet. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ. ifade. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd. [TS xv. yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd. Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd.] kulluk. [Bahş xv] ibik a. açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu. .] kullar < Ar cabd kul. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade.] yardım. [ xx/b] sevimli budala. ibadullah. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet. söyleyiş. tapma < Ar cabada hizmet etti. ibibik.

örnek.] yaratma. a. özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a.] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd. rez.] cevap verme. tac^abîr (rüya yorumlama). (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek.a. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir. açıklama).bükmek. Tü [Uyviii+]iç-a. var etme. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. < Ave *reş. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd. c^ibarat (ifade.ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd. iblis [Aş. ders. . zorunluluk.] gerek. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran". Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan.] kiralama. ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd.a. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd.] öğüt. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd.] iğne.] aklama.a.akıtmak. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd. erdirme. ~ Ave *upa-reşma a. dökmek " ab. Karş.] ulaştırma. zenne. borcunu ibret [Kut. Karş.

< Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd. İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir. ~ Ar icra' [#cry IV msd.] bir araya toplama.] < Ar ictimâc [#cmc nsb. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd. . Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger. geçmesi için yol verme.a. ~ Ar icmal [#cml IV msd. tabi olmak. çevirmen. dışından dolaşma. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir.] geçit verme.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere.içinde olmak. İng. [ 194+] içer-içine almak. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a.] cereyan ettirme.] bütünleme.] " içtinap geçme.

sayılı günler. avam. id. bir şeyin zihinsel modeline uygun.] döndürme. çevirme. Lat vîdere (görmek).(*weidö) görmek ~ HAvr *weid.< HAvr *s(w)e. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek).yazı " ide. kavram. düşünce" anlamını kazanmıştır. . mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. Fr. minyatür resim < EYun eîdos şekil. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd. a. yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed. düşünce ~ Lat idea a.idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu. belirli bir süre. 2.a. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. t. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1. düşünsel. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme. düşüncede varolan 2. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir. kavram. düşünür 2. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil. görüntü + EYun grámma. biçim < EYun eidö. sembol & EYun eîdos şekil.a. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. siyasi inançlar sistemi (xix)" ide.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü).] tablocuk.] dava etme.

mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma. çaba. kese. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. kavrama.] açığa vurma " faş . tapınılan şey ~ Lat idolum biçim. kabarmak * Karş. ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd. fayda. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır.] makul olan sınırı aşma.] ulaşma. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil.] 1. ifrağ ifrat [ xiv] azma. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. < Ar darak ulaşım.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. 2. kurtulma < Ar falâH refah.a. rahata erme.] 1. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı. ayırma.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd. 2. abartma < Ar faraTa öncü idi.] a.idman [TS* xv] gayret. yararlılık. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi. anlama. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd. beyan.a. metelik ~ Lat follis 1. bir şeyin en dip noktası.] salgı.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd. [Men xvii] egzersiz.] iyi duruma gelme. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık. salgılama < Ar faraza a. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı. en dibine inme. varma. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd. ifrazat [IVmsd. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd. erme. (özellikle mahkemede) tanıklık. torba. düzelme. 2. pul. huzur.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd.] utangaçlık. ayrıştırma.

] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür. iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh.a. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme. ehli hayvan veya hizmetçi. ġayy] kandı. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a.] kandırma. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd.] oruç açma.] övünme. yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a. [Oğ xi] hadım < Tü éğit.(a.yakalamak. a. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd.hayvan veya köle beslemek. baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü . iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd.). ~ Ar ifsad [#fsd IV msd. ~ HAvr *ne-gnö-rö.a. firyat] uydurdu. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd. gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd. * Orta Amerika yerli dillerinden.< HAvr *gnö.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd. Moğ cigir-/cigsi.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd. kötü yola girdi.a.

] haber verme. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd.] doğru yola gelme.] kendi haline bırakma. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd. yasaklama. kurtuluş. .ihale birine devretme. hacca ilişkin yasaklara uyma.] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd. Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş.] 1.] 1.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç. alev. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd. hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd. karşılıksız hediye verme.] meydana getirme. flama " flama * Karş. ihlas 2. 2. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu. Yeni Yunanca kelime. EYun filúra (ıhlamur). samimiyet. kurtarma. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd.] hak kılma.] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir. dar uzun bayrak.] havale etme. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur. 2. yy'dan önce rastlanmamıştır. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd.] güzellik yapma.

keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi. taşıma. zıtlık.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd. hizmetçiler " haşmet * Karş.] karışıklık. piyasada tekelleşme. DK.] 1.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme.] icat etme. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd. olasılık olarak tanıma. yerine geçti" halef ihtilal fesat. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd. özellik kazanma.] seçme " ihtiyar1 . Ar iHtişam (utangaç olma.] 1. 2.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş. hicap duyma).] < Ar Haşam maiyet. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. seçme.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd. tercih etme. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd. tolere etme.] önemseme.] kapsama.] istifçilik yapma. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd. seçme yeteneği. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma. ihtisas olma. 2. Gül xiv] seçme. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd. uyumsuzluk.] tahammül etme.

konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri. oturma.] uyandırma. uyarma. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir.] 1. yaqaZ] uyanık idi. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci. kurma.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd.] huzura getirme.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. 2. iklim [Kut.1. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom. ayağa kaldırma. dikme.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a. a. [KT xix] koyma. güneş . konaklama " kamet [ xix] konma. yy'da ayrışmıştır. kondurma. iskân etme. t. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. 2.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir. coğrafi bölge ~ EYun klíma.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ. a.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. eğim. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd. konma. ortaya koyma . uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut.

karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu. yerleşti.ışınlarının eğimi. benimseme. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd. gösterge ~ EYun eikön resim.] tasarruf etme.Ar ikrah [#krh IV msd. tasvir ~ HAvr *weik-on. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma. onurlandırma.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak.< HAvr *weik-3 benzemek. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge.] ödünç alma. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma.] kesip ayırma.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd. benzer olmak ikona EYun eikön resim. görüntü. . damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo. konfirme etme < Ar qarra durdu.] kararlaştırma.] kani kılma. nefret etme. süzmek ikta verme. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd. 2.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd. ikram [Yus xiv] gösterme. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak). zorla yaptırma. kendine maletme < Ar qabasa [msd.] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd. iğrenme. tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1.] bütünleme. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. tiksinme .

el3. [Uy viii+] bile/birle ile. ileriye < Tü il ön. artırma. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. vilayet ~Tüil[viii+Uy. beraber (bağlaç)..] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd. memleket.] duyurma. [Men xvii] makamla okunan dini şiir . 2. ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!.] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd. Aş xi] ~ Ar ilâ .] zorunlu olma.] yükseltme. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1.xiv Kıp).iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut. [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. Karş. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak. ileri " +ri .] ilaç. ayıplamak.(1.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. xiv TS] ülke. yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir.kınamak. beddua etmek ilişmek. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük. yaklaşmak. * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7. çıkışmak. kavga etmek . [CepK 1935] bir idari birim. Tü iletiş. ilişmek. değmek.a. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd. bile (zarf).

yutma. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . tamarisk ilginç ilgi. ulama.xiv Kıp). tutunmak " ilim/ilm[Kut. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç. vardırmak < Tü il. bitişmek. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a. yiyip bitirme. müfreze Moğ ılgara. bilim < Ar calama bildi. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. [Uy. ılgın yılğun ılgın ağacı. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. a.bitişmek. ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. anladı. kavga etmek . DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. lahm] yuttu.] bilgi. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC.] 1. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş.göndermek. ısınmak < Tü ılığ ılık.(1. 2. ilişmek.] katma. Tü iletiş. çapul. esin < Ar lahima [msd. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd. özellikle teorik bilgi. sevketmek. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik. ekleme ilham [Yus. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik.varmak. tüketti.] boş ve geçersiz kılma. [ xi] bağ. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd. yaklaşmak.ılımak. bağlı olma. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. 2.seçilmek.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. DK xiii] ılgar akın. tutamak < Tü il-ilişmek. doludizgin atlılarca yapılan saldırı.

ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il.ekiyle. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. bitişmek.. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme".a. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı. dokunmak. takılmak. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa. takılmak. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. takılmak " iliş< Tü il. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka. 2. temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek.ilişmek. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön.ilişmek.] kusur. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. temas eden [Orviii] ilki a.ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2. asılmak. ileri" YT [CepK 1935] unsur. güncel durum " ilim. xi] 1. -man ekinin işlevi açık değildir. saldırmak. münasebet. düğüm < Tü il. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç. temas [CepK 1935] müteallik.[viii+ Uy. haber . ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş.

ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1.alay etmek.] 1. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd. eğildi. yapışma.] yanma.ışık " in+1. imagin. başvuru.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd.a. kayırma. zorunlu olma.+ Lat ludere. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak. suret.] katılma. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd. ilgilenme. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in. aydınlatmak. ~ HAvr *sim. 2. dilekçe < Ar lamasa [msd.< HAvr *aim. oyun oynamak. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma. lams] dokundu. mülkiyet işareti. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel . illus. elledi iltizam benimseme. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme. işe koşma. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. işaret. gerektirme. ışıtmak. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen.< HAvr *leid. damga * 16. 2.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. lumin.] işaretle anlatma.kopya.] işletme. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. görüntü ~ Lat imago. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1.] dikkat ve ilgi gösterme. lusoynamak ~ HAvr *loid-o. aldatmak & Lat in.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd. a.+ Lat lustrare aydınlatmak.

büyük yapı. vardı. şenlendirme.] el uzatma. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. önder. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak. amm] gitti. suret" imaj . [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd. 2. remiz. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd.] canlandırma. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır. bıngıldak. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut.] 1.< HAvr *aim.] bayındırlık eseri. Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. imamlık. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix.imam [Aş. öncelik.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd.kopya. batarya imbik ağızlı kadeh. çırpınmak & Lat in. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme. namazda öncülük eden < Ar amma [msd. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd.+ İt battere " in+1. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto. önderlik. önden gitti Ar #'mm1 (ümm. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. [ xx/b] imik/ümük gırtlak. mamur ve bayındır kılma. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. imame imame [ xiv] sarık. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür.

Fr empereur. komuta etmek & Lat in. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd. tutum.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2. [DK xiv] imren-özenmek. çok < Tü amra-/emre. potansiyel. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] . herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt. dolu. yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd. oruç tutma < Ar masaka [msd.Lat imperator ordu kumandanı.değil + Lat münus kamu hizmeti. tanrıça. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf.] güç. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı .sevmek. [ 199+] cursor < Tü imle. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd. güzel bir şeyi reddetme. Karş. Karş. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. İng emperor.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. İt imperatore. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. serdar.] doğru yazım ~ Aram msle 1. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi. 2.] imsak tutma. çariçe. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak.] tutma. imece " in+2.+ Lat parare tedarik etmek.

Fr entre. mutemet < Tü *ına. iniş. • Aynı kökten EYun en-. in1 Tü Tü [ viii] in. impérial > emperyal. Lat intrare (içeri girmek).olarak yazılırken. oyuk. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik. içeri. in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek . güven) inanç Tü [Uy. in2 2.isim). Alm in/ein (iç.imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd. [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. [Kıp xiv] güvenme.biçimi görülür. hakikat.a. sarkmak. iç. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em. sığınmak. çukur. xix LO] güvenilen * Türkçede 19. Karş. +inç . Belki Ar icmân etkisiyle. itimat < Tü ınan.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy. düşmek. mutemet.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür.şeklinde alınmıştır. Alm unter (bir şeyin içi. imza etme " ~ Lat in içte olma. azalmak. Bunlar Türkçede an-/am.] bitirme. EYun entós. yydan önce geçmiş örneklerde en-/em.] nimet sunma. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse. içe yönelme * Fransızcaya 16.olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı. içeri girme.güvenmek. énteron (iç .HAvr *n.aşağı doğru hareket etmek. in-rationalis > irrationalis. 2. Lat inter/intra. Tü inan. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç. İng in.a. Ör: empire > ampir. içeri). Fa andar/dar (iç.güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. in[mek én-/*yin. içeri). doğruluk. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse. içeride." inan- * Tü *ına. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. iki şeyin arası).

inci [Or viii] yinçü a. incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1.] inat etme. a. konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. gücenmek incir . sübjektif görüş " ind inayet [Kut.inmek. paça. ETü yini (uzuv. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. Yini > yincik bağlantısı. zayıf. 2. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil. taraf. [msd. cevap verme. İng evangel. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd.inat [Neş. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. daralma. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. dikkat ve ihtimam etme. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. küçük düşürülmek . özellikle hayvan bacağı).] iyiliğini düşünme. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. anlam ifade etti.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. hastaya bakma < Ar cana 1. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme. [Aş. genleşme < Ar basaTa yaydı. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. a.azalmak. 2. yufka in. delik. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince.a. . azalmak " in< Tü *yinç iniş. nezd. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. küçülmek. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. 2. 2. -e göre. [msd. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı. malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. [DK xiv] incin< Tü yinçe. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. müjdeci. Ar tedkik (1. azalış. inceltmek. c^any] kasdetti. Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1. iyi haberci. incin[mek <Tü kırılmak. oyuk.

] saplama. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a.] 1. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir. 2. indi sübjektif.a. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd. a.] birinin görüşüne göre. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd.] yalnızlaşma.bölmek " in+2.] ayrılma. birey. çivit ~ Lat indicus a.] patlama. keyfi" ind indifa şiddetle taşma. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge. fırlama. İng individual (1. ~ Lat individuus bölünmez olan. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd. döviz * Karş. fesh olunma " fesih infisal bölünme. 2. ~ EYun indikós a. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd. (EYun páthos karşılığı). gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı.a. atom.a.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge.] püskürme. < Indos Hint ~ EFa hinda. bireysel). divis.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon.a. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme. indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. sokma.ekinin işlevi açık değildir. . (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali. individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a.

~ Ar inhidam [#hdm VII msd.gitmek.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. a. tanımadı (= Akad nakru yabancı. kemirdi. başlatılmış.a. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. 5. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd. yadsıma < Ar nakira [msd.] aşınma. ortaya .] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd.] çıkarma. iyon inkâr [Aş. " in+1. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak. kenarından kırptı. yaratma. önayak olmak ~ Lat initiare a. < Lat novus yeni < HAvr *newo. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd. yad ) inkılap tersine dönme. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd. it. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in. 2. paslandı.] altüst olma.infra+/enfraHAvr *ndher. qarD] 1.alt. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd.+ Lat novare a. tükenme < Ar qaraDa [msd. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1. 2. neo+ inşa çıkarma. yol almak " in+1.aşağı ~ Fr/İng infra. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd.] yalanlama.] açılma.] ~ Fr initiative girişim. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı. nakr/nukür] bilmedi.] sonuca vardırma.a.a.

] uyanık olma .a.+ Lat secari kesmek. inşallah [Aş.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. segman. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd. Aynı kökten Fa andar/dar (iç).) biçimini alır.] akışkanlık. bağırsak). kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma.] ılımlılık. evcilleşme) = İbr #'nş. iz edinme. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1. Lat intrare. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd.] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd.] sürüklenme. Aram #nş. EYun entos (iç). halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık. çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi.a. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. a. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma. internet < İng intercomputer network " inter+. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki. Akad eneşu (güçsüz olma.a. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd. = İbr 'enüş a. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. " in+1 * Fr entre (a. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in. énteron (iç organlar. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir. Fr entrer (içeri girmek). istesin + Ar allâh " şey.a. = Akad nişu halk.iç < HAvr *en. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd.

] seçme.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik . yayılma.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme. bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd.] köşeye çekilme.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd.] intizam olma. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd. inzal akıtma. [ xix] yayımlanma . iplik [İMüh.] örtüşme. düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme.] 1.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd. CodC xiii] yipek a.Ar intişâr [#nşr VIII msd. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik . indirme. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd.a. başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd. seçim < Ar na%aba [msd.] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd. disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma. öç < Ar naqama [msd. 2. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. naqam] öç aldı.intibak uyma. ~ Ar inzal [#nzl IV msd. üreme.] kendini öldürme < Ar naHara [msd. zaptedilme.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma.

a.[xi] sallamak. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. tabip < EYun (h)ypnos. gelir getirme. 2.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd. # 1847 Dr. -t.] bilgi.uyku ~ HAvr *sup-no. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük. [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd.olmak.ekiyle. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd. rawd] av peşinde dolaştı. bir konuyu gündeme getirme. ortaya atılan şey. the. İng. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. James Braid. İng. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. öğrendi. amele. < Tü ıra-/yıra. kimyacı (1761-1815) < EYun íris.] isteme.* -lik ekinin işlevi açık değildir. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a.gökkuşağı" iris . getirme. gelir < Ar warada vardı. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi.] temel. alt + EYun tithemi.< HAvr *swep.koymak " hip(o)+1. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd. özellikle < Tü ér. tanıdı. özellikle pratik bilgi.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd.] 1.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı. ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa. irid.

* Güney Nijerya yerli dillerinden. a. [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk.] 1.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. irid.almak ~ HAvr *em. ırmak <Tü [Kıp. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd.toplanmak. gözün renkli kısmı.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2. Karş. prim . asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo.geri + Lat emere. alaylı anlatım / İng irony a.toplamak.a. köken. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye. bitkilerde kök. ırmak).değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in. Tü [Kaş. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. gözün renkli kısmı.1. yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş.a.çürümek. birik-. empt. süsen bitkisi ~ EYun íris. EYun (h)ríza (kök). yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk.* Değişken renkli alaşımlarından ötürü.kavis.+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy. biriktirmek * 20. Karş. gökkuşağı renklerinde olan her şey. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç.almak " in+2. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. 2. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a. re+. gökkuşağı. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in. 2. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme. birikmek. 2. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek. ikiyüzlülük etme. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri. xiv-xix passim xi] irkil. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek.

] miras < Ar wari6a varis idi. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor.] 1. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma.] şeref. 2. şiirde vezin birimi.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd. f.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd. 2. ayak. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd. ölme < Ar raHala göçtü. 2. Karş. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb.] < Ar racaca geri döndü. is Tü [ xi] ış is.] doğaçlama şiir okuma. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar. itibar. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20.] yüksekte olma. duman lekesi .] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. itibar ~ Ar cirD [#crD msd. unredeemed. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd. kullanışlılık.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma. a. irsaliye irsal [IVmsd.] 1.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır. İng redeem.

kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd. [MŞ xiv] issilik sıcaklık. yaşı.iş isabet Tü [Orviii] ış a.] yerini bulma. [Uy viii+] isiğ sıcaklık.a.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a.yanmak.] sinyal verme.biçiminin. eda eden " iş.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir. rahatlatma. alamet. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd. gevşetme. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd. hararet < Tü isi. sıtma. = Akad şumu a.] bir işle uğraştırma.yanmak. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal.] 1.a. böyle verilen sinyal. Yışı. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. 2.] sabitleştirme.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı.idrar etmek " çiş * ç.a. saptama. parlamak.] akıtma " sel işaret [Kut. Aş xi] nişan. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd.] ad (= < Tü yışı. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd. oyalama.) . [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd. ishal akışkan kılma. Tü çişe. işten alıkoyma. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir. göz kırparak onay verme. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren.

< Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş.a. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin. isim. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım.a. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a.] oturtma. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. bismillah. Fr escaume/escarme (ıskarmoz). esami. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç. İng scalpel (cerrah bıçağı). ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd.ısınmak.a. müsemma. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+. urtica < Tü ısır. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a. [ xi] ısırğan çok ısıran.a. esma. kart2 . elenmiş. a. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip." Tü [ viii] éşid-/éşit. ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. İt scalmo. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş.

anlaşılmazlık. bükmek. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş. andr. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır. mumya. merdiven.kırmak. KT 187+] işkil şüphe. iskelet < EYun skellö kurumak. . & EYun aleksö defetmek.) sözcüğünden adapte edilmiştir.a. mide ~ OFa aşkamb a. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan". İng discount (iskonto) < İt discontare.a. adam.a.] engel. ~ EYun skeletón 1.basmak. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir. t.erkek. kovmak. savmak + EYun aner.] karışık ve muğlak şeyler. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. Z. tutmak + EYun (h)aíma.a.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş.a. ezmek. < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. kompüter Karş. [LO.a. a. işkence. + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. müşkilat < Ar şakl2 [msd. kuruyup büzüşmüş şey. ciltçi presi < Fa şikastan. sken. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak. • İ. tırmanmak ~ HAvr *skand. oturak skamní tabure. eziyet etmek ~ OFa şkastan. & EYun is%ö durdurmak. 2. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a.a. belirsizlik.a. a. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ. alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic.a.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd. şikan.a. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak.

+ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd.a. âbespâr.a. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. sanmak.tevdi etmek. esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd. emanet etmek " sipariş * Erm absbar. su katmak * Karş. anlamak. alamet ~? OFa *nişmâr a. [MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü . [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı. şumurdan (saymak). 2.. oşmâr.] düzeltme. sakınma.(güvenceye almak. ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. uyum sağlama " sulh islam boyun eğme.a. teslim olma. sağaltma.] 1. . Env xiv] ısmarla. Moğ usula.a. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı).(sulamak. spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd. [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. saflık.] leke ve günahtan korunmuşluk. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. [DK. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd. günahsızlık < Ar caSama koruma. özellikle hayvana su vermek) < usu (su).a. [Men xvii] zencefil.iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a. a. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş.saymak. simge. ot ıspanak sebze.OFa âbespurdan. < OFa oşmürdan.

).] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma. tür.gözetlemek * Aynı kökten Lat specere. a.a. biçim. sepetle dolaşan satıcı" anlamında. spyrida. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach.a. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek. seyretmek ~ HAvr *spek.a.a. gözlemek). ~ Ger *spehön gözetleyen.a.a.a. -d.a.a. görünüm.] bir tür ~ Yun spároi [çoğ. sképtomai (gözden geçirmek. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek. . işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a. * İşportacı "sepetçi. 2. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a. şifalı ot ~ Lat species 1. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a. 3. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. baharatçı < İt spezie baharat. eczacı ~ İt speziale attar.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir. ~ HAvr *(s)ping. incelemek). ticari eşya çeşidi. ~ EYun spyris. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır.a. # 1854. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. EYun skopeo (bakmak.a. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç. çeşit. Karş. * Aynı kökten İng finch (a.

İstanbul" eis+. İng stand (durmak. sta-. stat-. < Lat stâre. ölçüyü kaçırma. < Ar Sarra işret [Aş. Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen.a.] a. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak). yoldaşlık.] birliktelik. +oid ~? Yun . nefs-i İznik). adım ~ HAvr *stebh. uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü. eis Nikaían > İznik (iç İznik. Lat stare. ayak basmak.kökünden > EYun (h)istemi. Alm stehen (durmak). [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. durak ~ Lat stâtio a. Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir.a. * HAvr *sta. idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii]. birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz.] azıtma. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a. HAvr stâ-na.a.~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa. ihmal etti. taşırma. stat.pekiştirme biçiminden > EYun staurós.fiil adından > Ave stâna. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak). değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. özellikle Konstantin kenti.a. dikmek).a. konak). İng stick. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi. Karş.basmak. baskı aleti < Ger *stap-/*step.durmak ~ HAvr *stâ.a. durma. HAvr stöu. HAvr si-stâ.(direk). eis Ámison > Samsun vb.a. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı.a. duruş.israf [Kıp xiv] . kaldırmak). cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. boşa harcama < Ar sarifa [msd. saraf] gözardı etti.(durak.(durdurmak. istakoz/ıstakoz astakós a. EFa/Ave stâya. istasyon [ xix] ~ Fr station 1. Lat *staurare (dikmek. Lat stâns (duran). Ave stüna. 2. istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. durum). trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki.a. = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. iç şehir. durma yeri. stake (sopa). HAvr sts-n(â). EYun stöis.

yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd. istif. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi. istiap içine alma. badd] saçtı.) ~ Lat stipare sıkıştırmak. Romence. Ancak Bulgarca. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için. takip etmek.] çağırma.] başına buyrukluk.] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd. Lat lacerta) ile alakalıdır. davet etme. bir tür dev deniz yaratığı. [Men ] istif ~ İt stiva 1.a.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd. 2.dikmek. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk.] acele etme. Rusça stavrid/stravrida biçimleri. sorgulama " cevap istida çağrı. eğilim. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. istiflemek. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. başvuru " davet istidat olma. kural tanımazlık. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme. hacim < Ar saba [msd. tıkmak . keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır. • İt saurella. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak.izlemek. kertenkele.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1.] su tutma. durdurmak < HAvr *stâ. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür. irade < Tü iste-" iste-. 2. kazık ~ HAvr *stau-ro. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd.

~ Ar istihdam [#xdm X msd.] gına getirmek.] pekiştirme.] hayır dileme. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd. ~ Ar istihlâk [#hlk X msd.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd.] sorma.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd. evrilme.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme.] çaba ile elde . hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme.] arzulama.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd.] içini boşaltma.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.] haber sorma.

bir şeyi ikiye bölme. yönelme. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd.] 1. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd.buhar istimal işletme " amel istimbot istim. ~ Ar istilzam [#lzm X msd.] 1. küçümseme. 2.] dimdik durma.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd. bir kelimeyi diğerinden türetme. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme.] işe koşma. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd. saymama. düzenleme. yarma.] gerek sayma. 2. dümdüz gitme. hiçe sayma.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. bağını koparma. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd. 2. 3.] egemen olma. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. yy sonlarına dek rastlanır. etimoloji < Ar şaqqa yardı. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon.istihza haza'a [msd. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd. 2. "İsyan. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd. yön" anlamı Türkçeye özgüdür. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd. istibdat" anlamında kullanımına 19.] 1. haz&rsquo] alay etti. yönseme.] alay. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15. istikbal [Neş xv] ağırlama 1.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd. isyan etme.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd.

] yazıya dökme.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd. ortak alma < Ar şariqa paylaştı. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd.] ortak olma.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali.] danışma.a.] dayanma. mülke el koyma " mülk istimna çekme. kopya " nüsha istintak konuşturma. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd. 2.] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd.a. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd. HAvr *ost.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd.] 1.) < EYun. ağır bulma. birinden rahatsız olma. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür. Fr huître < Lat ostreum (a.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd. ~ EYun óstreion a. dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd. ağırsama.] geri isteme. .a. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme.] küçümseyerek reddetme.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd.istimlak edinme. İng oyster. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi. soruşturma " nutuk iştira [msd. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a.

] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd. Köpek sözcüğü 14. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme. hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO.a. işve isyan isyan etti.] ödül verme.] boyun eğme. it[mek Tü [Kaş xi] it.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd.a. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için.a. İtalya'ya ait. ~ Fr italique 1. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd. eda. 2. a. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd.] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir.istismar yararlanma. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme. 2.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd. İtalyan tarzı.] 1. dışlama. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd.] söndürme < Ar Tafa'a [msd. ita bağışlama.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf . bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz.

] güzel koku. denk geldi" muvaffak .] adet edinme. önüne çıkma. sayma. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd. sayı sayma. 2. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd. denk gelme. ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd. 2. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut.] 1. salıverme.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd. genelleme. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd.] uyum sağlama. şans .] güvenme. yolunu kesme. kısmet. 2. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd.] 1. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır. boşama. saygı. uzlaşma < Ar wafiqa uydu.] dengeli olma.] töhmet altında bırakma. bir dine veya mezhebe bağlanma.] uyma.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. azat etme. kapsamını genişletme.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd.] telef etme. 2. uzlaşma. bırakma. uyuşma. denk gelme.] sözleşmeyle bağlanma. saygınlık < Ar cibrat^ öğüt. saygı gösterme. Aş xi] 1.] 1.

malik. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. koitus.a.ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek). elde edilen şey.acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. ~ Ar ciwaD [#cwD msd. iyi (sıfat). i. efendi. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık. yol almak ~ HAvr *ei. inisiyatif. bedel. [İMüh xiii] éygü . [TS xiv. [LO xix] abur cubur karma karışık. yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. [TDK 1944] a. [Uy viii+] iğe/iye . ambülans. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd. iyi Tü vulg. komite. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. [TS xv] ivedi acele. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ. servet. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se . Fr.] birlik. [DK xiv] éyü .gitmek.a. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). iod. * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için.] bağlantılı olma.] tanıma. [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év.] bakmakla yükümlü olunanlar.menekşe . primitif. iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum. başarı.] karşılık. inisiye. iyon Lat ire : ambiyans.a.[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi. [Men ] eyü < Tü éd varlık. tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd. kont.

3. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek. felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd.] 1. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. a. 2.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. ilinme.eş. banal * Karş. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. sıkışma.] sıkma. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o).] giderme. İng bandit < İt bandito (haydut. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması.] boyun eğme. çiftlik. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. cuzbat] uzak idi. eklenme. berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd.] aydınlatma. forsa. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. mahkûm etmek. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd.* Menekşe rengi buharından ötürü. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a. sıkıştırdı. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder.] kır evi. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd. zahmet < Ar zaHama sıktı. eşkiya). . aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd. villa < Ar izbe cazaba [msd. akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd. kalabalık etme.

iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. kayıp. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. Aş xi] itibar. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd. kaybetmek.] izzet [Kut. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd.a. a. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd.< HAvr *mers. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak. . onur. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir.şaşmak. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+. 2.a. şaşkın < İt smarrire 1. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. kuruma. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. a.] kulak verme. saygınlık < Ar cazza güçlendi.] kudret. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. smarid. 2. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd. = Akad uznu a. ziyan.] kaybolup gitme. kuşkuya düşmek izmarit2 . güç. a.EYun smarís. ateş yakılan yer. ada yapmak ~ OLat insulare a.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti.

gent.jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens. kavim ) + Lat arme silah " janti. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle.a. pompa imalatçısı.soy.< HAvr *yâ. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup. 2. janjan » " şanjan . hırs. Amer. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke.. ~ Ger *hamma. boy " ceket. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. Buffon. aşırı gayret ~ HAvr *yes. felis onca # Georges-Louis L. arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur. M. silahlı birlik. 2. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros.istemek.~ HAvr *kons-mo. Fr. kıskançlık. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a.a.a.

jelatin gelato donmuş. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. kibar. aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak. kavim. doğurma. zemin. * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo. gent. ırk " genetik [ xx/a] tarz. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz). jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a. 2. aşiret. İng cold. aile ~ HAvr *gnsti.soy. asil < Lat gens. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a. a. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan".yer. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto. geometri. üretici. cins ~ Lat genus. genersoy. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a.doğurmak " genetik jargon ait özel dil.soy. cool (soğuk). a. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o). 2. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk. ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1./ İng ge(o). Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır. yavrulamak. jeodezi. soylu.< HAvr *gens. ~ Lat generator doğuran. EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya. ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1.halka şeklinde bükmek. üreten " jenerasyon ~Fr .a.janr gener. argo * Nihai kökeni belirsizdir.yazımı tercih edilmektedir. ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. üretmek < Lat genus. doğuş.a. uslup ~ Fr genre tür.tekerlek < HAvr *kemb. üremek. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif.a.

a. Amer. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1.].a. hoplama.a. fıskiye. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk. hukukçu & EYun génos soy. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme. 2. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns. < Lat gignere. alelumum.a. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1.bölmek. 2. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a.a. fışkırtılan şey. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış.kılmak.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a.üretmek.a. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey. insektisit.a. 2. gest. ~ HAvr *ysk.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir. [ 199+] ~ Fr générique 1. bir tür dans " jikle . gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. iact. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere. < Lat iacere. ^ 1944 Raphael Lemkin. genit. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. genele ait. zıplama. dais. Karş. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak). fungisit. < HAvr *ye.

jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik .a. jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a. şakacı.a. at uşağı [esk. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi". 2. jelatinli . bir erkek adı. skop. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1. yamak. 2.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm.< HAvr *yek. koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1.]. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka.< HAvr *gwen. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur. donmuş şey. söz oyunu ~ HAvr *yok. gözetmek " ciro. aniden harekete geçmek ~ *cisculare a. Sogd kanig (kadın). İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın). "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ. jimnastik. [ARasim 1897-99] cimnastik .jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. 2.a. Yakup < İbr #cqb koruma. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö.a. köylü uşak [esk.gözlemek.]. +skop jogging İng to jog ittirmek. EErm knig.söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1.

HAvr *yewes. güneş * Sans deva. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir.-P. töre. iktidar ) " jüri. iur. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak.yasa . diu gün ~ HAvr *dyeu.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön.yasa. ~ EYun iöbelaios a. günce. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük. yemin etmek < Lat ius.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç. a. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır. iur.a. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba .gün.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen.a. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef.(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir.

kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare .kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze. [Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP. iri " kal < Tü *kaP. [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar. / İsp gaban a.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir. müzikli lokanta .şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe. kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a. a. gelenek < İbr qıbbel alma. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce. cucurbita pepo.a.şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd.

zümre.a. kovuk. cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. özel daire. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür.a. DK xiv] olanlar.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip. ~ Lat caput baş. özellikle mahrem oda. büro 2. 2. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf. 2.] çukur.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd. halat).] kabile [Yus. uyan. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. [Men xvii] usit. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. olabilir. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda. oda. = İbr %ebel a.]. a. kapasite. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. gemi odası ~ İng caban (xiv). sıkıntı [#qbD msd. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf.içini boşaltmak " kof .] kavrama. a. boy. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a. kafa " kapital kabristan istân " kabir. ~ Ar qâbil [#qbl fa. alan. EYun kúbos (oyun zarı. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. darı kepeği. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd.] kabul eden. tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç. Ar #kcb (memeleri şişmek. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1.] cins. ~ OLat capulum kalın ip. içi boş şey. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk. coğrafyada burun ~ OLat *capo a.] 1. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. tür. f. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır.] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd. kıyı denizciliği < İsp cabo baş. aşiret.

direnmedi. tutukladı.kabul [Kut. kabile. 2. peklik çekti * Aynı kökten karş. istikbal. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme). bir araya getirme). mukabele. yanaşmak < Moğ qabır. qabıl (tür. yüzleşti. göğüs kafesi < Moğ qabırğa. misafir etti.sıkıştırmak. önce). bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa. kabiliyet. 2. kabil2. mütekabil. sıktı. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp.] alma. DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan.] 1. makbul. konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. bir araya gelme). kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . bastırma. 2. yüz yüze geldi. avuç. kabul. qibla (namazda dönülen yön). EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. kıble. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. kavradı. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç.] elde eden. tutan + Ar mâl" kabz. makabl. sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. kabil1. baskı < Aram #kbş basma.a. benimseme < Ar qabila 1. aldı. yamaç. değmek. mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. sıkma. kaçış. qibbutz (birlik. İbr #qbS (toplama. mukabil. kavrama < Ar qabaDa 1. a. cins). benimsedi. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. [TS xvii] kaçacak yer.] eliyle tutma. müstakbel. eliyle sıkıca tuttu." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç.20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan.sürtmek. tutuş. [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. yüzünü döndü.

düşmek.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe. adım.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a. ilahi kudret. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a. havlı kumaş. mısra (< EYun stei%ö dizmek. nicelik.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti. traşladı. cetvel. kadife < Ar qaTafa [msd. dizilmek. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd. ölçü " kadir1 [Yus. ~ EYun katâsti%on sıralama. 2. 2. öncelik.a.] hav. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş. a. kadayıf [Aş. baklava < Ar qaTlfat [sf. sıra.] hav. ~ Ar qadam [#qdm msd. f. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı. cas.] 1. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd. ölçme.] değer.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. 2. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd. kırpıntı. cas. DK xiv] alın yazısı [CodC. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf. < Lat cadere. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı .] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. .1. değer biçme. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ.düşmek.] içki tası.] 1.

dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi.bilmek. -ebilme. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali. kare ~ Lat quadrum a. gücü yetme. dörtgen.] gücü olan. personel çizelgesi. tanıyan (< Fa şinâ%tan. nicelik. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder . ölçü. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. 2. 2. idari personel ~ İt quadro 1. 2. [CodC xiii] .dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. cas. armatür. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1.Ar qâdir [#qdr fa. emek " kata+.] kudret sahibi . kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek.) ~ Lat caducus 1. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. kadim < Fen qdm ön. 2. < İsp cuadro dörtlü. quadr.dörde bölen. a. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. varisi olmayan mülk < Lat cadere.Fen *qadmön eski. 2. kefal. dörtlemek < Lat quatuor. çerçeve. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a. düşmüş. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. tanımak ) " kadir1.] 1. kahve.kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. t. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. düşük. a. 2.Ar qadır [#qdr sf. kabotaj. gücü olma. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . şinâs. Alm. çerçeve. kapasite. Karş. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş. kıymet. (Allah) emretme. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1. değer. tüzel kişilik vb. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. boy ölçüşme. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. . 3. önce.

qafw] peşinden gitti. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. f. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane. köylü. büyük han.a. ağır üst giysi . yuvarlak şey. Tü top (1. Runge. Sans karpüra a. [İdr xiv] gevür . kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. Lat paganus (1. Tü? [ [DK. 2. Aş xi] kâfir . ^F. 2. hep).) ~ Prakrit kappüra a. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari.] yeten. * Fr camphre. f. yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür. Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a. kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. kafiye kafiye < Ar qafa [msd. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. imparator * İlk kez 4.F.] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan.] beyit. kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe.a.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a.] tümü. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır. • Ayrıca karş. kâfuru [Kut. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2. yy) rastlanır.a. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir. f. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa. Alm. tüm. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19. Zerdüştçü). kâfi kafile konvoy kâfir [Yus. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa. tanrısız. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır.Ar kâfir [#kfr fa. [Kut.a. [ xiv] ġavr/gâvr . hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş.] kervan.

çerez.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. yer. DK xiv] gâh .koflaşmak. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir. koflaştırmak " kof [Aş. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. kez. peygamber = İbr köhen kâhin.] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. 2. alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey. kahır/kahr[Aş. rahip < İbr #kwn durma.] gücü yetme. kağnı Tü [Uy.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd. yenme.] gücü yeten.].a. ezdi.. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek.. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa. [LO 1876] kahve altı a. tadımlık. zorla yaptırma < Ar qahara yendi. < Tü *kowşa. Fa kâğad/kâğaS (a. 2.a. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im.< Tü *kaP. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd. durak. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir. " kahve. koyu şey. özsuyu [esk. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek .kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom.içini boşaltmak.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür. a. gâh ~ Fa kâh/gâh 1. boşalmak. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa.] 1.

kawn] var idi.] duran. varlık < Ar kâna [msd. Fa kak. Fr caca (dışkı).] varolanlar.] taban. Lat caca. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. evren < Ar kâ'in [fa. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. kâhya yöneticisi. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. ilke < Ar qacada [msd. tüm varlıkar.vurmak kaka dışkı. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a.sıçmak * Karş.a. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. qucüd] oturdu kaim [Aş. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi. kaka. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. kaide [DK xiv] esas. Yun kaká. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. temel. Erm kak. pislik.* İlk kez 15. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.ekiyle. oldu (= İbr/Aram #kwn durma. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. pis * Karş. kart. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa. a. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. 16. Yus xiv] varolan. . f. mevcut idi.] varolan.

kal[e almak qâl [#qwl] söyledi. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a.a. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma.a. zarf. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. a.a. < Fr galer hoşça vakit geçirmek.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti. şık (~ Fr galant a. a. gürültü . < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden.a. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat. ^ Linnaeus. meyve kabuğu.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu.a. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. ~ YLat cactus a. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı. kibar beyefendi & İt galante zarif. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. İsv.EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi.a. a. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi. kuş ibiği. izdiham. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci . elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. sözünü etmek [ viii] kal. belki Fenike dilinden alıntıdır.

mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil. chaussure (her türlü ayak giysisi). [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır . Sans kalama (a. kale.) ~ Akad kalakku a. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. Kaş viii+] kalıt. İng.a. kalem) Yunancadan alıntıdır. müstahkem yer (= OFa *kalak a. çizme < Lat calx. ispiyon kalem [Kut. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme).Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a. Aş xi] aracı.a.a. ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a.a.a. kalebent qalcat^ + Fa band bağ.kalkmak.) MÖ 1. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım. ila MS 6.topuk " kalker * Karş. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol. çoğ.] hisar. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk. . calc.a. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme. bukağı. döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi.a.kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a. güzel (~ HAvr *kal-wo. Buna karşılık Lat calamus (kamış. ^ 1817 Brewster.. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek.a. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan. kilit" kale.]. (~ Yun káltsa uzun çorap. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd. ide.a.] uzun çorap veya iç don. uzun çorap.a. [İMüh xiii] kaltır. < Tü kalı.a. sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı). yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent.a. kalem ~ EYun kálamos kamış.

metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem.yapmak " kalite. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta.güzel. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek. a. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. a.a. yoğun. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp. ~ HAvr *âmer.] birinin yerine geçen. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. fact. yazar. pod. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a. kesif. kalfa [Men xvii] vekil. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. ~ Ar qâlib kalıp. kâr ~ Fa qalam kar 1. 2. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım.a. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf. gizlemek.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. odun + EYun pous. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak. f. iyi günler & Yun kalós.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon .a.kalemkâr kalem işi hapan. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere. vekil. kale iyi. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir.

] çakıltaşı. yükselmek. topuk kemiği ~ EYun %âliks a. Kaş viii+] kalı. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi. +ber kalp1 a.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. lat.a. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök. taş.şaha kalkmak.. yükselmek.] dolandırıcı.a. [İMüh xiii] kalğı. sarhoş. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco. derbeder . calc.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik.< HAvr *kels-l sıcak. ısıtmak ~ HAvr *kls-e. getirmek " kalori. [AL xx/a] ~ ? * Karş. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek.Ar qallâş [#qlş im.a. korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli.a. sıçramak. hesap için kullanılan taş < Lat calx. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık". kalleş [Men xvii] içkici. ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper. topuk. sema). Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık.1. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık).bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık. kireçtaşı ~ OLat calcarium a. [TS xiv. sahtekâr. [KT xix] batakçı.taşımak. 2.a. berduş. calc-taş " kalker kallavi büyük. kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim. yy'da türetilmiştir. ılık kalorifer ferre. < Lat calx. külah).) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb .

dönme.göz veya diş kamaşmak < Tü kama.. ~ EYun kamára 1. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında. [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir. tersine çevirdi.] a.kalp2 [Aş xiv] kalb 1. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a. döndürme (isim). tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara.a.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk.a. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi. kamara [Mmem xvi] gemi odası. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy. xv] köreltmek. ~ HAvr *gembh. [Çağ xv] a. a.İt cambio her tür değişim. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx.a. İng. eğer yatağı. calc. döndürdü. deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı.diş.] değişme.a. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi . tonoz. 2. darp eden " kalp2. kemer. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- . evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah.mimaride kemer. dönme. < İsp galea bir tür tekne .a.O Yun galéa a.[viii+ Uy. tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi. değiştirme. 2. [ xi] kamaş. calc.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak. kimyacı < Lat calx.a.

boy gösterme. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1. mukim. durdu. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına.a. Kaş viii+] kamış a. < Tü kam. kayyum1. İsv. karşı koydu.a. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk.a. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1. kamet [Yus. kıyam. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç. istikamet. ayağa kalktı. a. ikamet. bükmek ) ~ HAvr *kamp. 3. kutsal rüzgâr.] olgun.a. 2. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. ant) varyantının etkisi görülür. başında durdu. kıymet. yönetti. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. Yun kálamos > Tü kalamış (a. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame.a. kavim. 2. bükük. kayme.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. kaymakam. 4. kamet.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik. müstakim. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. boy. . mukavim.] 1. a. 2. kambur (< EYun kâmptö eğmek. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda". duruş. kıymet arzetti. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a. kaim. mukavemet. paviyon camerilla [küç. kıvam. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. takvim Ar/Aram #qym : kayyım.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer. dikildi. makam.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. direndi.[xi] öldüresiye dövmek.

kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv]. sefer (xvi) ~ Lat campania ova. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır. garnizon. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. 2. açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). 2. Nihai kökeni belirsizdir. dünyayı çevreleyen engin deniz.] küçük kamyon" ~ Fr camion . kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. açık havada kurulan ordugâh. ordugâh ~ Lat campus a. açık arazi. tüm < Moğ qamu. hep (sıfat). [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir.kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. okyanus. kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. bütün. sözlük = EYun ökeanös a. savaş alanı. bütün. sözlük ~ Ar qâmüs 1. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1. biriktirmek. askeri operasyon. 2. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç.a. kamus [Men xvii] okyanus.a.toplamak. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. düzlük.

a. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır.a. 2.Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik.a. Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd.a. yetinme. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu.]l. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç .hasırsepet. kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak. tatmin olmak. kanat Tü [Uy viii+] kanat a. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". kargı ~ Aram qanyâ a.a. inandı. 2. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a.kan kan[mak Tü Tü [Or. çuval bezi < İt canava [mod.a. görüş < Ar qanica 1. kanı. " kenevir * Karş. İng canopy (cibinlik). su borusu. Fr canevasse (kenevir bezi. razı olma. inanmak ) kanaat [Kut. tuval). = İbr qâne a. ~ EYun kánnabis a.doymak. kanma. İng canvas. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç. Uy. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı.a.a. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde. kanara [T S xiv] mezbaha. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu. (= Akad qanü a.a.) * EYun kanon (çıta. yetindi. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma. ark.a. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon. Kaş viii] kan a. kandı.a. . 2.

kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası.a. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli. ~ Lat candela a. " jinekoloji * Lat canis. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. kargı. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur.2Z.a. kançılarya [DüsI. kani olmak < Ar #qnc.) biçimleri Latinceden alıntıdır.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. < Tü kan-" kan- * Karş. [TS xv xv] karjğrı.a.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka.] kanan. ~ OFa kanîzag a. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil. kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık.a. EErm knig (kadın). İng. sökmek.a. kadınlara sövme sözü . < HAvr *gwen.a. bükmek. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için.[ xi] kançık dişi köpek.ağaç veya dalı eğmek.a. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle. sekretarya < Lat cancellarius 1. 2.a.a.a. a. çit Lat canna ince çubuk. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten.. Fr chandelle (a. yetinen. buruşma. < Lat candere yanmak.a. kapı bekçisi. kanaat. posaya dönme kanguru Cook.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne. Karş. yoldaş . EYun kyon < HAvr *kwon.

~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o.kano kayık ~ İsp canoa a. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir. bir iş için ayrılmış yer. 2.sert.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur. kanton canton köşe. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki. kanserojen (madde)" kanser. cetvel.a. bucak.şarkı söylemek ~ HAvr *kan.a.).a. bucak. a.a.a. < HAvr *kar.gemlemek. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim. cant. kural. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. yengeç. ur.a. kilise yasası. kargı (= Aram qanyâ a.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla. cant. yengeç. yasa = EYun kánna kamış. ilçe ~ OLat . Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek). ur. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. tümör. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa. 2. < Lat canere. 2. kanser) çevirisidir.a. İng centaury (a. kargı.a. çıta. 2. Karş. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1.

cupa (fıçı). " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti. kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. İng have < Ger *%aban (almak. tulum. yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. < Tü *kaP. Lat capere/captare (yakalamak.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas. Ar qabcat (meyve kabuğu).(tutmak).büyük boşluk. erganun ~ EYun órganon alet. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. [Kıp xiv] oyuk nesne. araç. kapmak). kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. kapa-Karş. Karş. • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. cuppa (kadeh). kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. a. kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 . içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. Ar qabb > OYun kábos (torba. 2. tutmak) < HAvr kap. [ xi] kapğak kapatan şey. kavuşmak " kavra[Or. Uy viii] kap-1 tutmak. şişirmek. içini boşaltmak.mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos. Lat capsa (kap. yakalamak < Tü *kaP. Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir.bitişmek. Bak. Akad qabütu (kadeh). kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı. * Pekiştirici -p.ekiyle. kabartmak " kof * -p eki. bir hacim ölçeği. kese. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. oymak. boğaz. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. %aot.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a. Kap. • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü). kutu). uçurum. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. chaot.1. İbr qab. örtü örtmek. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir.

kefal. kapsamak ~ HAvr *kap. * Aynı kökten Lat capsa (kap. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak. baş para. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek).içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak.] büyük baş < Lat caput. bölüm başlığı < Lat caput. ~ İbr/Aram csrâbön güvence. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy. a.baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma. başkent. Lat campus alan.. kapalı . capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla.a.a.a. Ayrıca karş.almak. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü. ~ Lat campâna a.a. < Lat caput. [TS xiii. 2. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1.baş ~ HAvr *kaput. * Aynı kökten İng head. a. kapsayıcı < Lat capere. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a.a. başa ilişkin. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki.a.içine alabilen. tutmak. kutu). capac. capit. sermaye ~ Lat capitalis a. başlık. < Lat capax. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. a. capit. kaplan Tü yakalamak " kap-.a. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır. pey. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. kafa. capt.] sözleşme maddesi. hacimli. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş.

2.[xi. 1. külah ^ 7. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. < Lat capsa kap.yapmak. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan. .< HAvr *kwera. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. kâr.a. külahlı cübbe).a. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef. etmek (= Ave kërëta.a. ~ Fr caprice fantezi.a. capit. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. önder. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1.a.a. capra keçi ~ HAvr *kap-ro. iş.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a.]. asker kaputu. capit. Ar qabaVAram qsbay (aba. kazanç < Fa/OFa kardan. eder. koza ~ Lat capsula [küç. at arabası örtüsü [esk. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto. xiv Kıp] kaplamak. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek. 2. 2. kutu. eder. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı.] a. kapris [ xx/b] capriccio a.) ~ HAvr *ksrt.) + Lat porta kapı" bijon.a.a. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. palto. portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r. kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. kaptan < Lat caput. lahana ~ Lat caput. eden. edilen şey. İlk kez 7. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş. 2. eylem.a. baş. 2. kapsüllü tüfek capsule kapçık. yy Sevilla'lı İsidore.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. cübbe. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a. kafa.kaplumbağa kapa-.Tü kapsa. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç. kucaklamak .

Men xvii] karakol [TS.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. huy. k ar [ vi ii ]k ar a. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. 2. [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö.] kıta. kişilik. . tabiat.fiili kaydedilmemiştir. 1202). arkebüz / Fr carabine a. anakara < Ar qârr [fa. a. kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f.bakmak.a. kimlik < EYun %arâssö oymak. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik. oymak.geçişlilik ekiyle kat.a. gözlemek * Türkçe *kara.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t. nöbetçi < Moğ qara. karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga. sabit. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç. mühür. nöbetçi. hakketmek ~ HAvr *ghersk.(a.karşı karşıya veya üstüste getirmek.* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. göçebe olmayan. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri.< HAvr *gher-4 kazmak. -kar. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf. Fa -kar. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi.).] Tü < Tü yerleşik . a. katmak. eklemek *ka. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar.

yerleşti.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu .] durma. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. baharat. 2. syzygium aromaticum. makam " karar. Erm me%ag (1. yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. a. kaldı. 2. şeker kamışı şurubu. 2. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. kaynatılmış şekerli su. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer. sabit olma. bilardoda kırmızı top. a. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. < Moğ qara kara. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . 1. Alm nelken.sesi dissimilasyon ürünüdür. istikrar. çiçek karanfil). karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır. 2. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş. konak. kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. Karş. karar kıldı. sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme.

^ y. 3. seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. [T S xiv. karbonat. karavaş cariye. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a.494 187+] ~Frcarbone bir element. karbondiyoksit. römork. köle kız [Uy. 2. yakıcı. kimyacı" karbon. İng hearth (ocak). karbonhidrat. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. kömürleştirici cihaz. a. karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. 2. hidr(o)+2 * Karş. saf kömür ~ Lat carbo. Fr hydrocarbure (karbonhidrat). oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit.karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". kabuklu böcek. Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan.4. kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . carbon. karbon. Fr. EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat.a.< HAvr *ker-4 ateş. karbüratör. Kıp xiv] Tü karın " karın . ~ Port caravela a. katar. a. 1800 Joseph-Louis Preust. kervan. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. di+. yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). 2.odun kömürü ~ HAvr *kr. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak . [ xi] kâdaş/karmdaş . Kaş.İng caravan 1. Lat cremare (yakmak). karpit.

Alm herz. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır. kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. çatışmak. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir.a. dörtlemek < Lat quatuor. charge (yük). to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. • İkinci hecedeki ses incelmesi. bohça etmek.İng cargo ticari yük. çatışma Tü karu -e karşı. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet.* Belki "aynı karından doğma" anlamında. * İng car (araba).a. . kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir. -e doğru * Karş. kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp.a. < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası. çarpışmak) < k?arğu.(çatışmak. DK xiv] karğı/karğu kamış. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . cord-. quadr.a. quadrum (kare). yüzleşmek).a. " çehar * Karş. quartus (dörtte bir). Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir. Moğ k?arğuça. beddua etmek Tü karu -e karşı. arbede. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar. kardiyak EYun kardiakós a.(karşılaşmak. aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık.) karşılığıdır. "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak.dört ~ HAvr *kwetwer a. Hit karts (kalp).kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. Erm sird.a.a. eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga. kağnı ~ Kelt karros a. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak. ~ Fr/İng cardi(o). İng heart. özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır. Lat quadraginta (kırk).[viii+ Uy] lanetlemek.

a. Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk.Fr caricature abartılı tasvir. kârid. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo . eş. yatak vb. ceviz kabuğu.a. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. 2. qarn] çift koştu. * Kanada yerli dillerinden. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a.] 1.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf.a. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek. bohçalamak. delil < Ar qarana [msd. = Akad qarnu a. karın/karnTü [Uyviii+]karına. < İt caricare (yelken. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a.a. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a.) sarıp toplamak. * Aynı kökten Fr carguer.a. a. ön kol. akuplman. 2. uzunluk ölçüsü. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim . a. tutulan yol. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu. 2. gemi gövdesi ~ HAvr *kar. kabuk. ihtiyar. a. İsp carregar (karga tulumba etmek). a. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. eş. 3. kargo. iki şey arasındaki bağlantı. [ xi] karı/karış 1. arşın. f.a.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ. [TS xiv] yaşlı kadın. hiciv ~ İt caricatura a.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi. mantıki birliktelik. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh. Karş. zevce. < EYun kâris. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir. a.

ellemek. sosyolog ~ EYun %ârisma. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. kare " kare . Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir.biçiminin. ~ Lat quaterni 1. leş. 2. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş. 2.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma. kavra. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma.[xiii Kıp. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş. Alm. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile. dörtlü.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir.[xiii Kıp] elle tutmak. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için.] karecik. lütuf.sevmek karkas kalıntısı. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek. dörder. t-zarafet. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a. qarnabıT.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası.a. carn. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. xv TS] kurcalamak. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma. yapışmak. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. 2. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a. sevinç duymak ~ HAvr *gher.] karecik.a.

a. çatışma (isim) [xi] -e karşı. k?arğu. Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır.(karşılaşmak.yengeç < HAvr *kar. düşman (sıfat). tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. a. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar.karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1. karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a. 2. 2. a. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma. Moğ k?arığu (karşılık. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir.. * MÖ 2. harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? . binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır. kavga. MÖ iv < EYun karkínos 1. Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. t. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. filozof ve tabip. -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş.(lanet etmek). < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba . [CodC xiii] kart/kartay yaşlı. Lat carina (ceviz kabuğu). yüzleşmek). cevap. ur. # Theophrastos. a. pafta. reaksiyon). kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). yengeç. otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a. karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt. at arabası imalathanesi.sert.a. Yun. çatışmak. hasım.

2. içine barut doldurulan mermi kapsülü. kâğıt. kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1. 2.xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt.] kâğıt pusula. el arabası. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası.] kaba kâğıt. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1. . 2. tepe. Kıs. karyola [NKemal1872] 1. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. arabacık. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J. kısmak. DK xiv] <Tükas-sıkmak. vizite karye köy. kent = Fen qrt a. 2.kısaltmak.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. germek " kas- (= Moğ qasu. belge. mukavva ~ İt cartone [büy. H. peron kartpostal kartı" kart2. titretmek . [TDK 1944] kas adale [Kıp. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. a.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. harita " kart2. germek.

kın. oturtma & Lat in. müstahkem yer. kesimci. mahfaza ~ Lat capsa a.a. a. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak. qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır. a.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir. kap.yerle bir + Lat agere. kale ~ HAvr *kas-tro. damga < Fr cacher bastırmak [esk.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık. ~ Akad kâsu bardak. tutmak. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık. büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1. kasa kâse [ xiv] kâsâ a. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma. kutu. hisar.+ İt cassa kasa.] ~ Lat coactare a. saf. kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer". aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma. resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. castrare (iğdiş etmek). saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. kutu. sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips. & Lat co(n). süngü .] kesici.İt incassatura tüfeğin kundağı. 2. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir. kasaba < Ar qaSaba [msd. kupa ~ Fa kasa çanak. mahfaza " in+1. ilaç kapsülü. < İt cassa kutu " kasa . kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. temiz). ~ Fr cassette [küç. actyapmak " kon+. et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd. < Lat capere içine almak. a. kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda. mühür.< HAvr *keskesmek.] kutucuk ~ İt cassetta a.

amaçladı kask [ xx/b] kafatası.kaşı[mak Tü [ xi] kaşı. 2. kasuk (deriden yapılan tulum). Kaş viii+] kasık . 2. kırmak kasıt/kast[Aş. hedefe kilitlendi. bir ~ Fr casquette [küç. f.a. ETü kasna. a.) ~ O Yun kástron müstahkem yer. çarpmak. kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri".darbe vurmak. kırmak ~ HAvr *kwst.] keşfeden.sarsmak. saksı.< HAvr *kwet. kale.[xi] yontmak. saray (~ Aram qaSrâ a. bulan. kasım [Men xvii] 1. haşır. saklı bir şeyi [Uy. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf.] bölen.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer".] hedefe ulaşan. Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. askeri kamp ~ Lat castrum a. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa.yontmak. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere. kaşık < Tü kaşı.(titreşmek). kaşkariko [ARasim 1897-99] hile. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası. en kısa yoldan hedefe yöneldi. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk.] amaç. kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre. hışır. direkt. quass. kazımak. kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1. testis yanakların iç tarafı * Karş. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. çarpmak. Karş.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf.

2.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1. gaddarlık. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak. sınıf. 2. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki . İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür.a. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. Kaş viii+] kat-/kad. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma. kat2 [etm (nehir) geçme. 3. katılık. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. dökmek. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere. kapsama. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. 2. cas-a.1. hüzün < Ar qasâ sert idi.ayırmak. zümre ~ Port casta [f.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. acımasızlık. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. ayrıştırmak.] 1. kaderine çıkma. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. keder. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir.] kesme. düşüş. keder. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma.] saf.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. katılık. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe. içerme. tasarlamak. 2.a. kalıba dökmek. katı olma. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb. sertleşmek. rast gelme. üstüne eklemek. tabakalaştırmak. düşme. yukarıdan aşağı doğru hareket. acımasızlık. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma. karmak.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri.

her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. catalyt. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. 2. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse.a. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. birbiri ardısıra dizili şeyler. liste < EYun katalegö kaydetmek.] 1. defter. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. log-zaptetmek. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö. bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . kervan < Ar qaTara [msd. şelale. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. < EYun kathairö indirmek. çözünme ~ EYun katálysis a. hokkabazlık ~? * 19. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste. fesat.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele. kaydetmek " kata+. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. listeye yazmak. lys-çözmek " kata+. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a. 2. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin.ayrışma.a. damlalar dizisi. qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır.

her çeşit makam.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir.a. katışık < Tü kat. koltuk.atmak " kata+. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. iddia etmek. beraber "kat1.] yazan. itham. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır . 2. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek. < EYun kathédra 1. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd. daldırmak. koltuk ~ HAvr *sed-râ.eklemek. şırınga / İng catheter a. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak.a. sandalye. 2. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a. karışık. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak.+ EYun e%ö seslenmek " kata+. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat. et. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a.a. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak .katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a.eklemek.a. 2. heca & EYun kata. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri.a. gerilmek " kata+.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+. sert. sertleşmek. haşin.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a. sağlam.

Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. seyyah ~ Tupi caucho a.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. evrensel. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a. Fr. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm. günnük.000.katlan[mak <Tü [T S. genel.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare. & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir. zahmet çekmek " kat* Katla. kapsayıcı.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat.000. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. dayanmak Tü katın. ficus elastica. 1. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. evrensel.sertleşmek. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı.a. Güney Amerika yerli dillerinden.000. katmer <Tü [T S. < Aram #qTr duman çıkarma. tütsüleme. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek.] damla ~ Aram qiTer buhur. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a.a. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine. her şey " kata+. 2. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel. a. sedir ~ EYun kédros a. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı. katliam Ar câmm genel. a. ~ İbr/Aram qiTer buhur. a. . milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır.000. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek. tütsüleme. umumi" katil1.

oyuk. Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi. DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1. boşluk. kavrulmak Aynu kökten *kağurı.< HAvr *keus. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara.a. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im.kav1 Tü [ xi] kaw ateş. okçu.a. EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2. a. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf. kuru-. Lat cavare oymak. yay çeken.: kurak. oyulmuş < Lat cavare oymak. Sans khá (çukur. bağırış [Kut. kavil. kofluk).Ar qawwâs [#qws im. içi boş < Fa kâw çukur. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a. kuru.] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd. kazmak). oyuk ~ HAvr *kaw.yanmak.] gezgin şarkıcı. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse. dans partneri ~ İt cavaliere süvari.(kurumak).içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi. kilükal.> kurı. oyuk. çömlek ~ Lat cavatus oyuk. kavurTü kuru. makale. şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap. 2. boşluk). kawıdan (oymak.] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur. oyuk.] söz [Aş. süvari.] 1. kurum 1. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im. mukavele . şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş. dedi [Kut. kav1. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat. yasakçı . 2. mağara ~ HAvr *kaw. makule.

a. kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa.basmak. Kaş viii+] kağur. sapmak. kayaç YT " kaya . sürtünmek. Men xvi] kayp.kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç. kovuk.(sürtmek.aniden ve sert bir hareketle dönmek. varmak. ayağı kaymak. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan. içi boş şey.ulaşmak. Moğ kada(n) (uçurum.a.a. kaykıl-. yanında veya yakınında olmak * Karş. [DK xv] < Tü *kağ. Moğ k?abı (yan. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam.a.(bir şeye veya bir yana) dönmek.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. sert olmak * Karş. 2. k?absı.kızartmak. karıştıran. bükülmek. kavim " kamet kavis qâsa büktü. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC. ateşte pişirmek veya kurutmak.içini boşaltmak. yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay.bitişmek. yaklaşmak. k?abıra. kayp-/kayk. [TS xiv-xix xiv] 1. ulus. [ xi] kawış< Tü *kaP. < Tü *kaP. sıkışık durmak). kayır-?.] bir yerde yerleşik olan halk..] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği. mesane. 3. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak. kaygı?.yanmak. bitişik). yakın. sarp kayalık). kaypak. düşecek gibi olmak. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd. iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. tazyik etmek. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP.] yay. eğilmek. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. sıkıştırmak). kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a. varmak. [CodC xiii] kay. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır.bitişmek. kayak1.a.a. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd.(sıkmak. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak. kof. şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. [Arg. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-.

kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir. tasa.(pişman olmak.ix Uy). erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş.birini himaye < Tü ka5ğu endişe.(kesmek. Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne . kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla. -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. Ancak z > y eşitliği problemlidir. " [Uy viii+] kadğur.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. nedamet getirmek . Karş. a. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele.(oymak).] a. tasa. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı.kaygılanmak. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. [ xix] kayğır. yaşam boyu & Ar qayd bağ. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- . Moğ k?adu. biçmek). haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. Tü ka5m. tasalanmak.xi "Arguca") = kaz-/kazı. kayak2 [ xx/c] "erkek aracı". hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. İnuit umiak (kadın kayığı). esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. betula * Karş.

düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. koşul. makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. bağ. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. köstek. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. 2. 3.kesmek. Julius Caesar Romalı devlet adamı. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl. Karş. f. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). umursamaz. ayak bağı. Moğ k?añda (özsuyu. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır.Ar qayd [#qyd msd.[xiv Kıp. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. pranga. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. kaynak <Tü [Men xvii] 1. 2. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere. sezaryen.metal veya buz erimek.[xiii TS. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans). suyun kaynadığı yer. 2. bağlama . başka birinin yerinde duran kimse " kaim.] bir şeyin yerine geçen. DK] eğilmek. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp. yazıya bağlama. caes. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. bağ.] 1. 3. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. ayağı kaymak.erimek. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. usare. dönmek < Tü ka5-2 dönmek. galeyan etmek. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil. katı = Tü ka5ır . sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. zabıt [KT xix] lakayıt. kaba et.[xi] bir yana dönmek. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. metal dökmek) * Ayrıca karş. kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında.1. bağlantı. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak.

kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans. Fa gaz. asker. reddetmek. İng goose (a. reddetmek.a. çukur. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur.oymak * Karş. akıncı.a. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir.a. [ xx/b] 1. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse. Eİzl gas. [ xvii] asker. T S xiv-xvi xiii] geri vermek. yüz çevirmek. işten kaçmak < Tü kayt. kalıcı. Alm gans. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek. kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek.). rendelemek). "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. kader. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. bükülmek " kay* 16.(kazımak. başıboş.a.a. kısmet. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. < öz Casacco Kazak. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. çapulcu. yargı çevresi.oymak. bekçi.a. 3. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur. kadılık makamı. iade etmek. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a.). kayyım/kayyum2 yönetici. Öte yandan Yak %aas (a. sıyırmak. Ar qayTan (a. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir. ölüm. [CodC. 2.] 1.[xiii Kıp] dönmek. Karş. tanrısal yargı.* Yun gaïtáni. Moğ qaru. çukurlaştırmak " kaz- . yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek. iade etmek. ESlav gosy. 2. yargı. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse.

qa5ar] pis idi. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. ki5b] yalan söyledi. direk) < gaçu. Kaş viii+] eçkü a.eşmek. (= Akad kabâbu kızartmak. kazmak Tü * Kaz. Karş.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-.[Oğxi] keçi. kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a. yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır. kazık kazık Tü kaz.] pislik. Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. Moğ gaçuğu (kazık. keçi Tü [Uy. [Çağ xv] kiçâ * Karş. kirlendi kebap [Yus.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir.viii). kâzip [msd.a.a.kazan[mak Tü [ viii] kazğan. Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11. tez. sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı. [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı.(katılaşmak. Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf.] kızartma. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı. . kir.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . yapınca . Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd.] yargı. f. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa.] yalancı." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır. direnmek).] < Ar qa5ürat [sf. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır. servet.. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir.

kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ.] sıkıntı.a. Lit kate. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. el ayası. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1.].a. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık. Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır. a.). garanti etti.a. kef kafa a. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a. = Sans kapha a. bunalma < Ar [DK xv] . kevgir. Rus kot/koşka. 2. < İbr/Aram #kpp bükme. MS 1. DK. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. kefen [CodC. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa.] bir borcu üstlenen " kefalet . ikileme. Karş.a.keder kadara sıkıldı.] suçunu silme. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd.a. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf.a. yedekleme. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. * Karş. Ar qiTT/qiTTat (a. İng cat. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır. garanti. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder. suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme.] kefil olma. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. temizleme. kâse. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır. kepçe.a. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet. küfe. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor. terazi gözü (= Aram kappâ a. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir. Aram/İbr %atül (a. güvence < Ar kafala kefil oldu. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet. sandık [esk. avuç. Alm kater/katze. xi Oğ). Lat cattus/catta. Tü çetük/çetik (a. EErm katu.

[ xviii] yabani zahter.] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. Fa kakij (roka).kapmak. zorla almak = OFa röp zoralım. Rus golyı (kel. ruba kapmak. dayı [Uy.kefiye örtüsü < Ar qafan baş. elektrik. kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb. [ xx/a] aptal. soygun yapmak). bön ~ Kürt keko ağabey. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot. İng rover (hırsız. f. . fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. kafatası Aynı kökten Lat calvus. keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. a.] kısa ve tutuk ses. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. soygun < Havr *reup. kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan". kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. çalmak. yarpuz. fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. [Men xvii] kekeği. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. talancı). kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. Karş. pepe. EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. kafatası). İng rob (çalmak. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır.] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. [Men xvii] ekşi. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel.

] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. bahadır. tekmil keman .Fa/OFa kaman yay. f. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . ıztırap. eksik. noksan. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit. 2. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. 10. hastalık.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır. mükemmel. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. [Yus xiv] yay. yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. kemal. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. kavis. kâmil. keler keleş kelime şey. tekâmül. Yus xiv] söz konuşma. a. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1. olgunlaştı. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. 2. tekemmül.kelam [Aş. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç.]tamveolgun olma. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a. ağrı. ikmal. söz. yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu.] 1. mütekâmil.

[Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür. kemer [Aş. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a.. saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. terapi * Karş. kenar a.kavis. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1.a. kıtırdatmak? < Tü kemür. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. diken.a.) kenet [EvÇ. = Ave kamara.). a.] miktar. 3. = Aram kanspâ a.a. bel. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya. bele sarılan şey. kucakladı.a.a. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm.a. kanf] kanadı altına aldı. kısa yay.a. (= Ave karana. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. kuşak.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa. 2.a.a. Alm. ~ HAvr *kannabis a.] 1. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç.] korunak.a. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. ~ Fa kanar kıyı.sert bir şeye diş geçirmek. 2. Fr chimiothérapie (a.a.sivri. sığınak. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh. mimaride kemer veya kubbe. tonoz ~ EFa kamara. helâ < Ar kanafa [msd. 2. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich. Hindistan'da bir ülke. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi.

). mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. Bak. yüce davranış.) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba. quint.beş ~ HAvr *penkwe a.a.* Aynı kökten Lat cannabis. a. kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. haşarı çocuk boynuzlu. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma . İng hemp. mekruh olanı yapma. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz.a. Ar qinnab (a. a. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği.] 1. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque.] 1.) Farsçadan alıntıdır. Karş. şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat . istemeyerek veya iğrenerek yapma. 2.Ar karâhat [#krh msd. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a. cömertlik. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd. kenger enginar kent kanthâ a. Rus konoplya (a. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. kaban. Alm hanf. soyluluk belirtisi. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. hizmet.a. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir. DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi. " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. 2. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı. Fa kanab.fiilinden.

İng shoe horn (ayakkabı çekeceği). ~ HAvr *kers-s. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd. < EYun kârabos 1. karabid.a. yüce gönüllülük.< HAvr *ker-1 a. istakoz.Ar karîmat [#krm sf. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır.a. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu. lağım " geriz .a. f. defa kerem [Aş. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis.a. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a. deniz böceği. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf. [Kut. yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. ikram. kerat. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo). [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze. kerem.] soyluluk. kereviz [MŞ xiv] kerefes.a.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras. apium graveolens = OFa karafs a.] iğrenme. soylu. = Aram ksrepsâ a.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd. cömertlik < Ar karuma soylu idi.] cömert. kerime. kerh iğrendi. Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd. karr/takrâr] geri geldi. kerim.] a.a. kerat. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür. keramet. " korna * Karş. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır.a. [ARasim 1897-99] . soylu hanım < Ar karım cömert.] cömert hanımefendi.[küç.] tekrar. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . 2.

kuş. Fa karkar (bir tür güvercin). kelpetin . a. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır. özellikle ticari yolculuk.göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn .) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa . karkama (kuyruksallayan kuşu). [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a. < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile. matematikte [ xi] kert. celadet + Fa far parıltı. DK. Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi". • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. çeyrek. tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere. Yun krokódilos veya lakérta (a. kilise < EYun kyrios rab. varan.a. karkarak (saksağan). kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. sarınma [Men xvii] kereke . [Men ] kelbetln vulg. quatr.dört" kare kertenkele sürüngen.a. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı.gedik açmak.Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten. kıskaç. tavuk) * Karş. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. miss. kerli ferli kuvvet. oynaş ? xvii). 211-217) lakabı. Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır. Yus. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka. yolculuk. 2. lacerta nilotica [MŞ.] defalar. katar ~? Akad %arrânu yol.

kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır. yaşlı kimse.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır.a. torba.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd. 2.) * Ar kıs (a. (= Aram klsâ a.a.a. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa. [TDK 1955] bölük. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş.a.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a.]. şeyh. = Akad kîsu a.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş.] 1. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş.a.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a. kırık. örtüsünü kaldırma. anıt. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a.) Orta Farsçadan alınmıştır. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1. 2. bölge. . kırıntı.a.] ortaya çıkarma. Erm ksag (a. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş.a.

rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a. = Ave kata. yönetici" hüda . kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. oyuk. < Fa kaşk a. ~ Ar ka6rat [#k6r msd. teksir kestane E Yun kástana [f. 2. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. bir şeyin alt kethüda [Aş. hücre ) + Fa %udâ efendi.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. a. Alm kastanie < Lat castanea < EYun. a. kurut.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. ~ Aram [ xx/a] ked çentik.oda. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti. a. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. ~ Akad kitüm a.a. her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır. a.] a. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". a. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. * Karş. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a. ev işlerini idare eden kişi. kurutulmuş yoğurt. 2.] a. kaşkma (arpa ekmeği). keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. Fa kaşkab (arpa suyu).a. İng chestnut. kesret.] elde etme. Karş. ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n.

[LO. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. " gavat * -ş.] büyükler. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im.] büyüklük.ketum konuşan < Ar katama [msd. keyif/keyfiyi ruh hali. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın.ile yazımına 20. a. defa < Tü ke/ke5 arka. geri" .] namazda Mekke'ye dönme.] sır tutan. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. kevgir + Fa gır tutan " kef. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ . ruh hali.] nasıllık. a. Karş. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd. 9. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. boyun eğdi" kabul kibrit a. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır. ~ Ar kibar [#kbr çoğ.Ar kayf [#kyf] durum. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti.Ar ka5a onun gibi. kalite. böyle < . katm] sakladı. asit" tiz. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı.Fa tez âb keskin su. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap .a. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir. ~ Akad kibrltu a. yy'da türetilmiştir. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a.

oda ~ HAvr *kel-nâ. gırtlak. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. örtmek. [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd. önce gelme. eski olma) kifayet yetişme. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. etmek. çok eski olma < Ar qadama [msd. mahzen. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren. Akad qıru (zift. 2. 2.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a.< HAvr *kel-2 kapatmak. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. katran).] daha eski olma.] yetme.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı.yapmak. kiler < Lat cella hücre. gizlemek . kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. hücre ~ Lat cellarium mahzen.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır. ayak. kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im. balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası.] çıkrık. a.

) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. kapalı olmak. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit. Ar kanısat (kilise) < Aram. örtü (= Aram qslâpâ a. huy.491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+. ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+. a. [ARasim 1897-99] . yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir.a. occulere (saklamak). Bak. kıyafet.a. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir. Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer). Lat celare. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a.(kapatmak). yy'da tesbit edilmiştir.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır. Aramice biçim en erken MÖ 6. < EYun kleiö kapatmak. kavilya kilo/kilogram [Düs I.a. a. belki clavus (çivi.4. davranış. yatak örtüsü. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı.] bir şeyi örten zar. hal ve hareket. Alm keller (kiler). yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.4. derinin dış tabakası. klarnet * Karş. metre . yüksek sesle çağırmak " ek+.* Aynı kökten İng cellar. adap. clavis (kilit). klavye. EYun kálymma (a. DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd. Fr cellule (hücre).a. örtmek ~ HAvr *klâu.a. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak.a.499 187+] kilometro .a. claus. klitoris Lat claudere : eksklüsif. = Akad qilpu a. civata). kleid. [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye. kloz. kilit [Kaş xi] iklid . keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. töre. * Aynı kökten Lat claudere. klostrofobi. kurultay. [İdr. kilim [Gül xv] . kle Lat clavus : civata. Türkçe kilise biçimi. klozet. İng cell. = EYun kleïs. gram ~Fr kilometre [Düs I. oklüzyon Lat clavis : klavsen. EYun kalyptö.

dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. kimya.) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş. kısas. a. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke". entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. hüviyet < Ar huwa (kim). cuminus ~ Aram kamuna a. kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. Yus xiv] ~ Fa km garez. kin [Aş.kan bedeli ödemek. -cı" kimya. KIVIR.kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ.kilükal dedi". Mısır . a.Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir.a. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan. ~ Akad kamunu a. Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ . a. meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum.< HAvr *kwei. cereme). kara büyü. KIPIR. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a. kimyager kimyager edinen. * Ar kammun/kamnun (a.

büzmek * Aynı kökten kıs.a. boğ-. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak.kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. kesmek. öldürmek.(burmak). beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy. katliam etmek < Tü *kı.a. iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi.] dolaylı anlatım. bozkır. 2. *Kı-/*kığ. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza. bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a. kış (kısılma dönemi). pislik kır[mak Tü [ xi] kır.kesmek.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir. erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb.< HAvr *keis. kıt (kısık).cezalandırmak.oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a.a.kral. yoketmek. ıssız yer . aşağılamak. kısaltmak. kısmak. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir.(a. [LO xix] alay etmek. kırmak. kır1 Tü [ xi] kır deşt. Karş." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd. [ xx/c] ayıplamak.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1. eziyet Tü kıy.kökünü kazımak. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına. kığır.doğurmak ) + HAvr *ing. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek).kına [CodC xiii] hınna. hicvetmek. [T S xiii xiii] kökünü kazımak.). < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu. kına[mak Tü [Uy viii+] kına.

İng cherries < Lat cerasus (a. < EYun kéras. [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır.kökünü kazımak.kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk.< HAvr *ker-4 ateş. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?. a. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? .] okuma < Ar qara'a okudu .a.a. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir.] a. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir. Karş. ceratonia siliqua.İt grande büyük. = kireç Akad gîru a.a.Aram #qr' çağırma. Fr cerise. -t.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. ~ ? * Alm karbatsch. kırçıl + çil" kır2. yakma " karbon .a.a. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari.). yüksek sesle söyleme. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç. = Aram gır a. keçiboynuzu. ~ Sumer gir a. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir.a. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd. keçiboynuzu çekirdeği. ~ HAvr *kers-mo.a. yüce. a. kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek. kıraat.] "küçük boynuz". alaca. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır. 2.] su tulumu [Men xvii] a. bozkır [ xi] kırağu a. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli. ~ Fa girac a. tuğla < EYun kéramos a. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir.a. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer.a. a.

.] a.Yun/EYun gyrisma. [TS xiv-xvii.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus).kısaltmak." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir.döndürme. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a. cilve yapmak < Tü kır. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu. buruşmak." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp. kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk. a. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk.makasla kesmek. Çağ xiv] kıp.ve kırp.a. a. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir.a.göz kapağını kapamak.makasla kesmek.biçimleri. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp." kır- * -ıt.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1. Kıp. [LO xix] kırp.kesmek. İng crimson (koşnil kırmızısı). Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker. 2. larva.kesmek " kır* Kırk.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir. t. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak. < Tü *kı. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir. kısmak " kır-r.kiriş Tü [Uy. Karş.ekinin işlevi açık değildir. pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir. özellikle cildin buruşması. kıro çocuk. argoda < Tü kır.

a. daraltmak < Tü *kı. kıt.(açılma mevsimi). paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. hisse < Ar qasama [msd.kesmek.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a. kırbıktiken (kirpi).fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak. biçare. kırmak. kimse ~ Ar qism [#qsm msd. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1.] ödeşme. göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir.a. hasis. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi. kırt onom = Tü kırç kesme sesi. yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk. kırptı. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a. kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek.kısmak. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. hesaplaşma. kısmak.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş.xv+). hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan. ehemmiyetsiz. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? .]. azaltmak. değersiz. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit . [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ. kesti. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. yaz < yay. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap. kış2. a. onom < Tü *kı. 2.a. Karş. 2.] bölüm. qasm] böldü.kısaltmak.

qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd. [TS xiv.Ar kiswat [#ksw msd. maşa Tü [Uy viii+] kısğan. Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir. kısmet [Kut. guşnı (çiftleşmek.a.cimrilik etmek.a. dişiye varmak). [Men xvii] kisbet (vulg.hırlamak. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek. Fa guşn (hayvanların erkeği). 2.) .öfkelenmek.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. hasis. haykırarak saldırmak. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir. Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne. çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom.] * Karş. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd.] hikâye < Ar qaSSa [msd. giysi. esirgemek. terazi ~ Aram qssTâ . [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1. kıt. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki.] kıyafet. giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at. sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. Aş xi] pay pay.< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a.

Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. kitap [Kut. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan. kesim. giysi. belge. < Tü *kıı. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. Ayrıca karş.] mukatele. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd. az " kıt kıvam direnç. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. [Kıp xiv] kıt/kız a. [ xi] kız az bulunan. kısım. bağlamak. bucak. eli kıt. kumpas) sözcüğünden. düşük + Yun pión nitelik. şiirde kıta.kesmek. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. pahalılık. pahalı.] giyim.a. [LO xix] minder dolgusu. Aram qaTaw (keten). 2. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd.] duruş. raptetmek" olup. dikiş dikti. kısmak. alçak.kisve Ar kasa giydirme. kaba keten. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. değersiz & Yun katö aşağı. Gül xiii] kızlık kıtlık. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. kıt. kitap < Ar kataba [msd. kitaba] 1.] yazılı şey. coğrafyada kıta. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. kıtlık <Tü [T S xiii. raptetti. . kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. kuraklık < Tü kız kıt. a. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir.] parça. bağladı. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd.

" kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. kıvrak 1 nazik.] 1. gaddar. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. . yakışıklı (argo) < Tü kıy.kısmak." kıy- kıyam [Kut.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. iz sürme. takip etme. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır. direndi" kamet kıyamet [Kut.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. kırmak.hasislik etmek.. [LO xix] bükülüp kıvrılan. kısmak. [TS xv xv] eziyet etmek. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi. 2. burulmak < Tü kıvır-bükmek. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd.] 1. < Tü *kı. < Tü kıvır. [ xviii] buruşuk. dikilme. [DK xiv] kıvur-kırmak.a. bükmek. kısmak. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu. 2. ayağa kalkma. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı. öldürmek Tü *kıı. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken. [LG 188+] güzel. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak. 3.kesmek. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt.] ayağa kalkma. şerare kıvır[mak Tü burmak.kesmek.

kırmızı olmak." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd. kesme). < EYun klazö bağırmak klan aşiret. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma. [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı. kızarmak.a. . [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız. Tü kırı/kırağ (a. eli sıkı.(kesmek). kıvamlı idi. Amer.viii+ Uy. nicelik < Ar qâma durdu. xiv Kıp).a. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile. Karş.eki açıklanmaya muhtaçtır." kıy- * -tır. Aş xi] değer. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd. kıt." kız- * Etimolojisi açık değildir.ateşte ısınmak. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız. firması. Tü kıs/kız (hasis. [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir. < Tü kız. verimsiz" anlamı düşünülebilir. Bak. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü.] ölçü.] kıymet [Kut. "Henüz doğurmayan. [ xi] kızlamuk a. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy. kız çocuğu." kız[DK xiv] erkek çocuk. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. bakire * Karş. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy.xiv Kıp) < kır-.. kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık.kıyas [Kut. kıt . . oranlama. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. ölçme. az. xi.

< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. Denner.< HAvr *kels-2 bağırmak. 2. bir göreve adanmış kişi. 2.Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri. gürültücü kalabalık [esk. EYun kaleo. rahip < EYun kleröö kurayla seçmek. ALat cladere (çağırmak). yüksek (ses). zil" kle.klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom. memur. 2. çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1.]. 2. sınıf. derece. seçkin. # y. sınıf sistemine ait. aydınlık ~ HAvr *kls-ro. askeri sınıf < ALat clad. açık. ses çıkarmak . antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1. dava etmek). daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit.(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d. 2. anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. üst sınıfa ait [esk. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1.]. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1. özellikle üstün sınıf . seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak.] a. av borusu < Lat clarus 1.a. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak. birinci sınıf. tasnif edici. 2. seçilmiş. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı. küçük kapalı grup. klavsen & Lat clavis tuş. berrak. piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı.C. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak). İng call (çağırmak).] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. Lat calare. 2. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo". kilit. 2.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. tertip. 1700 J. claim (iddia etmek.

t. çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. kimyacı < EYun %lörös 1. a. 2. sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy.]. İng. İng. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole. berrak.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak. Fr. fragman.sarı. glow (parlamak). hesap kapatma. " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. hastane ~ Alm klinik a. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor.a. altın sarısı [esk. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas. hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere. parlak. a. gleam. İng gall (safra). İtal. açık yeşil. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. 2. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom. İng gold. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. Ball.] mandal. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom. çan. fobi . Rus zlaty (altın). kampana.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak. glisten. İng glitter. 2. Fr.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor. claus. kapalı olmak. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme.a.

(ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak. [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek. yy'dan itibaren yerini ko5.kökü 9. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . Ermenice sözcük 5. Karş. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere. claus.(karşılıklı komak). Erm oç'%ar (koyun). kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod. ko5-/kot. 2. coalit. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a. hüda. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. koş. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır. dökmek). koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi.] retorikte cümlenin kapanış bölümü. [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir.kapatmak ~ HAvr *klâu. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. a.biçimine bırakırken.> koy. bırakmak. Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi. alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak.birlikte büyümek. İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı. < Lat coalescere. • Aynı kökten kon. belki kuz (gölge. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır.(indirmek. güç birliği ~ Lat coalitio a.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç.(kendini komak. .= ku5-/kut. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. a. koymak. yy'dan daha eskidir. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. karanlık). büyümek " kon+. hoca. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. inmek). bir tür büyük araba.indirmek.

koca.1. 2. 2. Karş. 2. * Nihai kök *kaP. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. kav2. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. büyük defter. codic. şişirmek. ağaç kütüğü. kof). çocuk. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod. +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. dans eden genç erkek küçak küçük. cödic. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. yiğit. Fa kâw (oyuk. civelek. kabadayı. kâwak (kof) < HAvr *keus-. uşak. genç. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral.büyük defter. yavru.koç. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür.tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex. EYun koûfos (içi boş. codic. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. Lat cavus. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP.olup. +men1 * Karş. oymak. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. evlilik yoluyla akraba. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. hapishane kümes. faktör kodoş [LL 1732] deyyus. Karş. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. içini boşaltmak. çürük 2.1. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . boşluk).koçak <Tü [TS xiv] 1. kocaman. kodeks [ 192+] ~ YLat codex. yürekli. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir.

çiğnenmiş < Fa koftan.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire.a. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a.vurmak. ^ 1856 Albert Niemann. kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. kesmek. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş. kös. [T S xiv] koku almak. boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski.a.birlikte. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu .a.] 1. karşılıklı + Lat ire. kok[mak Tü [ xi] kok. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-.koku vermek. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a. kasa ~ Lat cophinus a. tokmakla vurmak. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir.dövmek. kök. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey. Alm. ezmek ~ HAvr *kop. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür. kovuk (= Moğ qoğusun vakum. küçük kasa veya sandık. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. Kan xv] zina eden karısını affeden adam. coitbirlikte gitmek & Lat co(n).gitmek " kon+. it. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök . 2. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş.

el. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. kırmızı. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. orta * Nihai kökeni belirsizdir. sağ ve sol taraf. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. abies. 2.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir. mısır * Belki şeklinden ötürü. argo) ~? Arn kokërroz mısır. tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. ordunun sağ ve sol kanadı . 2. dikenli mersin. horoz döğüşü ringi. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. LO xv] kokula-. ön uzuv. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. 2. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir.] "küçük dişi horoz". Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. tohum. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez. Men. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı.

isteğe uygun olan şey.sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir. tutkal. a. 2.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif.bir yere + Lat legere1. ayırmak " kon+. kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l.[viii+ Uy] istemek. dilemek * -ay eki. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. fırsat kol. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con. lect. istek. hizmetçi.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+. köle -7 * Karş. dilek.kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. < Lat colligere. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama. collect. lejyon kolektif Lat colligere. yapıştırıcı * Fr colle. collect-" koleksiyon kolektör colligere. -ive toplu. biriktirme ~ Lat collectio a. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik.seçmek. şans. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir.a. kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf. Tü kölük (yük hayvanı .toplamak & Lat con. xiv Kıp). collect. maaş. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. lonca. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. Kıp xiv] kolay 1. İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır. [TS xvii] kölemen a. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak.xi. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk. . 2.].

ekip biçmek. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a.] < İt collo 1. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu". koloni < Lat colere. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden. stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a. 2. boyun.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a.a.toprağı işlemek. cult.a. ekip biçmek .a. Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent. sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı". müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. tekerlek mili).a. ~? HAvr *köl-o. kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf. " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk. hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık.kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. taraf" kol koloid tutkal" kola2. yüksek nesne. +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak.HAvr *kwel. locut. yoklamak < Tü kol dolaş. işlenmek üzere açılan arazi. ~ Lat colonia tarım işletmesi. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen. sütun ~ HAvr *kol-umnâ.a. müzakere < Lat colloqui görüşmek.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme.toprağı işlemek. < Lat colonia koloni" koloni . safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma.a.

bi+3 kombinezon 2. [LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1. operada bir söyleyiş tarzı. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo. 2. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden.ahır. ikişer " kon+.]. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk. kumanda.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. ikili bileşim. bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. renklendirme. yayla barınağı. boyunluk~Lat collare boyun halkası. hayvan barınağı koma t. . kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir.

mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1.bir araya + Lat pangere. compact.görevlendirmek. tepmek " kon+. a. kakmak. < Lat compangere.a. < Lat commodare aynı ölçüde olmak. yy sonu ve 20.Fr commission 1.sıkmak. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre. yol almak " kon+. pakt . pratik ~ Lat commodus a.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a. büfe < Ven còmodo ölçülü. 2. encümen ~ Lat comitatus maiyet.ile + Lat mittere. otel hizmetçisi < Fr commettre. a. birbirine uymak & Lat con.a.a. komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1. & Lat con. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet. commis.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. dernek ~ Fr committé a. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet.a. festival. 2.a. emanet etmek ~ Lat committere. ~ EYun kömoidia a. eğlenceli. [ 190+] 2.2. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi. bir işle görevlendirilmiş heyet.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . & EYun kömos köy eğlencesi. [Tarik 1885] aracılık ücreti . kullanışlı. commis. commiss. kafile < Lat comitare yoldaş olmak.göndermek " kon+. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a.a. bir işle görevlendirilen kimse. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek.sıkıştırmak & Lat con. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19. gülünç. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a. pact. miss. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I.

a. örmek. meyve veya sebze karışımı.a. bileşim. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1.a. Çin'deki Portekiz ticari .a. 2.bir araya + Lat plegere. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak. [Bah 1924] kompot . tamam ~ Lat completus a.İt composto 1. sarmak " kon+. burmak. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı. nezaket göstermek < Lat complere.< HAvr *pels-l a.katlamak. 2. & Lat con.doldurmak.a. plex. yapabilen ~ Lat competens. karışım. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk. < OLat compartire paylaşmak & Lat con. composit.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con.].birbirine katmak. a. sarmak. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek. kucaklama & Lat con. tamamlamak. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. karmaşık (sıfat). " kon+. hoşaf~ Lat compositus [f. 2. posit. Alm. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a. bestelemek ~ Lat componere. talan < Lat compilare yağmalamak.beraber + Lat partire bölmek " kon+. karışık reçel. < Lat complere. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir. karmaşa. derleme ~ Lat compilatio yağma. bitirmek & Lat con.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam.bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple. bükmek. complet. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet. birleştirmek. composit. bir araya getirmek. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto . psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. rulo haline getirmek & Lat con. katlamak. ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. sarmaşık.beraber + Lat petere koşmak.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+. a. t.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1.bir araya + Lat ponere.koymak " kon+. ganimet almak & Lat con. inşa etmek. görevi yerine getirmek.

Akad gumaru.a.halk meclisi. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. sıkmak " kon+. Alm gemein (müşterek). ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon. gemeinde (komün). imece (~ HAvr *moin-es. umumi. . < Lat comprimere bastırmak. bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a.+ Lat putare saymak " kon+.+ Lat parâre hazırlamak " kon+.+ Lat premere. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II.] kamuya ait olan şey. ikamet etmek " kon< Tü konış. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek. 2.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi). komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir.6.a. & Lat con. [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak. 2. paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak. belediye. parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir.basmak. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. edinmek & Lat co(n). tedarik etmek. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası. alışveriş etmek < Lat commünis ortak. sıkıştırma ~ Lat compressum a. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n. hazırlamak. bir bilgi veya yazıyı birine iletme.a. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat.konaklamak.a. yardımlaşmak. Karş. press. komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1. sıkıştırmak & Lat con.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma.1289 1873] sıkıştırılmış ürün.karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1.

mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici. yerle bir olma.a.ikamet etmek.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1. bir yerde durmak. sıkışma ve yığışma. mesken. mevcut şartların tümü.sevketmek " kon+.söylemek " kon+.a. sıkma. Lat concertare (çarpışmak. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a. yönetmek ~ Lat conducere. & Lat con. yönlendiren " dük . 2. koşul. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey.4.koymak. a. bir ve eşit olma. birlikte müzik yapma.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir. bırakmak (= Moğ qonu. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı.kendini komak. kural kondu (= koyuldu). 18. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+. a. a. dansite kondisyon [ML xx/c] takat. kuş kondu.a. * Dudak sessizlerinden önce com. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. konak Tü [Uy viii+] konuk 2. dict. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru.487 187+] şimendifer memuru. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. a. duct. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con. 2. 2. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+. kon[mak Tü [ viii] kon.a. bazı sessizlerden önce düşer. conduct-a. < Fr conduire taşımak. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a. kanal ~ Fr conduit a. bir yere götürmek. konaklama yeri. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. [ xx/b] koyulmak < Tü ko. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten. konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu.biçimini alır. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. dük kondüktör [Düs I. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1. yerleşmek.) Türkçeden alıntı olmalıdır. menzil < Tü kon. & Lat con. ikamet etmek. Karş.beraber + Lat dicere. durum.+ Lat densus yoğun " kon+.bir araya + Lat ducere. konaklamak. şart.değiştokuş eden.

fact. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere. confect. a.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı.gelmek " kon+. nex. a.yapmak " kon+.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+.bir araya gelmek & Lat con. onaylamak & Lat con. congress. a. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. ~ EYun könos 1.bağlamak " kon+. buluşma. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ. 2. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. gress. pişirmek & Lat con. cinsel birleşme < Lat congredi. 2. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir.+ Lat firmus pek " kon+. hazır şey. rahatlık < Fr conforter teselli etmek. teselli.bir araya + Lat gradi.birbirine + Lat nectere. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis. hazırlama. kotarma. & Lat con. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey.] < İt confetto her tür şekerleme. lat-getirmek " kon+. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1. takviye etmek. . aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak. müşavere < Lat conferre. a. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1. bir ucu sivri nesne.+ Lat fortis güçlü " kon+.bir arada + Lat facere.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. collat.bir araya getirmek & Lat con. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme.bir araya + Lat ferre. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a. & Lat con. form konglomera [DTC 1943]. kotarmak. 2. toplantı ~ Lat congressum toplantı. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. rahatlatma.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak. & Lat con. çam kozalağı. hazır giyim. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri. 2.

akıl. coniunct. sansasyon . parçalamak & Lat con. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con. razı olmak & Lat con. curs. sens.beraber + Lat cor. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere.bağlamak " kon+. çarpmak. < Lat concordare anlaşmak.a. bir yere toplamak & Fr con. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun. cord.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con.beraber + Lat sentire. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. iunct.beraber + Lat currere.birbirine bağlamak. congest.birlikte + Lat gerere. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme. mutabakat < Lat consentire. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma. konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak. sıkışma < Lat congerere. doğan " kon+. a.koşmak " kon+.+ Lat quatere. yarışmak & Lat con. quass. hissetmek " kon+. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma. kırmak " kon+. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir. görüş birliği. coniunct. gönül" kon+. içiçe geçmek.yürek.beraber + Lat genitus doğmuş. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu.a. balta girmez olmak & Lat con. çukur ~ Lat concavus a. içe doğru bükmek.büyümek " kon+. denk getirme & Lat con. cret. içini boşaltmak " kon+. yığışmış < Lat concrescere yığışmak. consens.bir arada + Lat crescere. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır. remi ~ İsp conquian a.aynı yere toplamak. < Lat concurrere birlikte koşmak. kav2 konken [ xx/b] kumkam.mutabık olmak. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır.a. birikmek & Lat con.duymak. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. (ağaç) birbiri içine geçmek.vurmak. < Lat concavare oymak. gest-kılmak " kon+. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey. anlaşma ~ Lat concordatum a.+ Lat cavare oymak.beraber + Fr centre merkez " kon+.bir araya + Lat iungere. çukurlaştırmak & Lat con.

+ Lat signum mühür " kon+.bilmek " kon+. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir.bir araya + Lat capere.içine almak. toplama. kavramak.+ Lat servare korumak. tutmak " kon+. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. bilmek ~ Lat cognoscere.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a. 2. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş.].a.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. not. " kon+.a. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1. capt. desteklemek. genel toplantı. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek. serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo. < Lat concipere. muhafaza edilmiş. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. concept. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. 2.a. koruma yeri. meclis & Lat con. kent başkanı. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır. gözkulak olmak.a. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma. teyit etmek. müzik dinletisi ~ İt concerto a. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con.a. devretmek ~ Lat consignare 1. a. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1. teyit. korunmuş. 2. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. & Lat con. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma. 2. .< HAvr *kels. 2. cognit. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. bir belgeyi mühürlemek. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. teselli etmek. hamile kalmak & Lat con. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1. tasdik etmek. ~ Lat consul danışman. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1.a. 2. müzik okulu < Fr conserver korumak.almak. hizmet etmek " kon+. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1.a. bir araya çağırma.

takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. construct.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+. ~ Lat contextus bağlantı. danışmak.yutmak.a. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f.beraber + Lat texere. tekst . uyumlu olmak & Lat con. tact. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım.temas etmek. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes.]1. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1.bir araya örmek & Lat con.+ Lat emere. yutmak. sumpt. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında.beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket. 2. talih " kon+. text. contact.a. inşaat ~ Lat constructio a.a. yapı.a. tüzel kişilik < Lat consors. consumpt. tüketici (kadın).tetkik etmek. comit. < Lat contingere. uyumlu.inşa etmek & Lat con. tüketmek & Lat con. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır. birlikte ses veren.bir araya + Lat struere. tüketme.yiyip bitirmek. < Lat consonare birlikte ses vermek. emptalmak ) " kon+.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a. teselsül < Lat contexere. bitişmek. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman". sub+. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors. içmek (& Lat sub. -t. 2.a. structyığmak. irtibat. 2.a. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma. & OLat con. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1. < Lat construere. context.ortaklaşa bir mala sahip olan. tüketim.dokunmak " kon+. dikmek " kon+.dokumak " kon+. yıldız grubu ~ OLat constellatio a.kura. görüş alma < Lat consulere. t. consult. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans.sıkarak + Lat sumere. sort.

karşılıklı + Lat tangere. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. a. özellikle futbolda " kontra. herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. defter " kontra. ters / Fr contre a. a. ambar < İng to contain tutmak. rulo . kapsamak ~ Lat continere."rast gelen". tract. content. zincirleme < Lat continere. zıt. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a. resmi belge.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1.çekmek. sürekli. bas1 kontrafile karşısı".bir arada tutmak & Lat con. denk gelmek " kon+. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum. kota ~ Fr contingent kısmet.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak. sürmek " kon+. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı. depo. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. tact-dokunmak.tutmak " kon+. < OLat contra-stâre karşı durmak. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan. sürdürmek < Lat trahere. kısmet & Lat con. stat. pay. a. puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. < OLat contractare birlikte yapmak. content. tent. 2. ped-" kontra. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra. bir et kesimi " kontra. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu. içine almak.durmak " kontra.bir arada + Lat tenere. nota dizisinin en pes perdesi. şans talih. ortaklık kurmak & Lat con. t. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes.beraber + Lat tractare gütmek.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre.

& Lat con." kon[CepK 1935] mevduat. taşımak " kon+." kon* Kon.a. konuşmak < Tü kon. versiyon . < Lat convenire. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1. uygun bulmak & Lat con.fiilinin yerini almıştır. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba.ikamet etmek. misafir < Tü kon." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma.bir arada oturmak. konuşlan[mak < Tü kon. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. dışbükey ~ Lat convexus a. toplantı.gelmek " kon+.bir araya gelmek. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre. Fr thèse < EYun tithemi (koymak)." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir. dönüştürmek ~ Lat convertere. konaklayan kimse. gecelemek " konYT < Tü kon. 2. [T S xvi xvi] mükaleme etmek.dönmek " kon+.yığmak. kenar hattı ~ İt contorno a. a.bir araya + Lat venire.fiilinden -iş.+ Lat vertere. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon. a. kemerli. dost ve yakın olmak. < Lat convectere. convex. a. convers. convectkubbeli. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek. komşu olmak.a. döndürmek " kon+. convent. Karş. convectyanısıra sürmek. vect. buluşma. tümsek yapmak & Lat con. yy'dan sonra danış.sürmek. vers. buluşmak. vent.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere. tevdiat.

koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a. gelmek. Arn kopil (a. a.a.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı. kulp (= Moğ tobçı düğme. düğme. başlamak.a. özellikle iri köpek.]. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça . matematikçi ve filozof & Lat co(n). taşımak.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+. ordinat-düzenlemek. işbirliği yapmak & Lat co(n). opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a. a. kop[mak Tü [Uy viii+] kop. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . İdr xi] köpek a. kabarmak " köpük * 14. viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. ~ YLat coordinatus a. Bul/Sırp kopça (a. & OLat con..beraber + Lat ordinare. kopil oğlan. çırak Karş. [EvÇ xvii] kopçak düğme. Sırp kopil. kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk. yy'dan önce ender rastlanır. meme ucu. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. sıraya koymak " kon+. mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. köpek Tü [Kaş. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. Fr coordonner. aktarmak ~ OLat conviare a. a.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli . kervan < OLat conviare eşlik etmek. Karş. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek.Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak. Fr. convoglio] aynı yola gidenler.a. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. tanzim etmek. a.şişmek. yanısıra gitmek [esk.kopmak.beraber + Lat operari işlemek " kon+. # 1656 René Descartes.) Türkçeden alınmış olmalıdır.

iskambilde kalp işareti~Lat cor.Fr cordon 1. 2. ilişkilendirmek " kon+. " gebe [Uy viii+] köpüg a. beden (~ Lat corpus.şişmek. korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru. & Lat con. Karş. akıl.a.1. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p.a. relat.viii+ Uy). kabarık < Tü *kö. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür.< HAvr *kerd. corpor. Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. 2.kalp. 2. correct. Tü köpür. bağırsaktan hapılan sicim. doğru " kon+. ETü köp (iri. kabarık . < Lat chorda sicim. Karş. kalın örme ip.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a. ip. < Tü *köp. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent.]. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a. 2. [LO 187+] gayet enli kalın kordela ." köpür- * Köpür.(yürümek).Fr cordon bleu "mavi kurdele". relatif kordon . gönül ~ HAvr *kord.şişmek. cord.ile. şişik. kalp. diplomat [İM69 187+] . 2.geri götürmek.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur.a. a.vücut. şişik. bünye ) " korpus.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim . seçkin adam. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır.a. köpük Tü *köP-/keP-2 a. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers.düzeltmek < Lat rectus düz. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut. köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1. soylu [esk. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek.a. tecrit hattı ~ İt cordone a.birbirine + Lat referre. köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri. kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma. 1. düzgün < Lat corrigere.

bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a. Tü *kor(ı)-k.(kuşatmak.] "küçük boynuz".Lat cornu boynuz. boynuz şeklinde üflemeli çalgı . +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak. 2. Fr. +inç * -in. boru.(sığınmak. köri .Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan. 1. kapamak.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet. Moğ qorğuda. açı. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte." kork-. boynuz şeklinde olan şey. curs.< HAvr *ker-1 kafatası. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni. boynuz. hapsetmek). geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere.a.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır. bir orkestra çalgısı " . saklanmak) < qorı. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1. kayıt" hora.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork. İng gulf (koy. gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı.a. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro. koy ~ HAvr *kwelp. körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç. korku (isim) < Tü kork. 2.kucak * Lat colpus > İt golfo.a.korunmak istemek? " koru- * Karş. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı. borazan ~ HAvr *kr-no. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç.

saray. Amer. kısa). kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul.avlu.gövde. dans. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti. cortic. scar (yara. kesik). yaz ürünü.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). beden ~ HAvr *kwrep. beden.çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı. cortic. dans topluluğu. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme. 2.çitle çevirmek.bir organın dış zarı. a. ~ E Yun %oros 1. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın. a. 2.gövde. İng shear (kesmek). kuşatmak.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to. corpor. corpor.iç avlu.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek. shirt (gömlek). Ger *skeran (kesmek. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç. antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut. short ("kesilmiş". çentmek). engellemek) . 2. hayat & Lat co(n). kapalı alan.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex. score (kesik).ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort. taca ilişkin. beyin zarı ~ Lat cortex. hapsetmek." koru- koru[mak Tü [ viii] korı. hükümdara ait av sahası < Tü korı. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench. saldırı ~ Lat cursus a.koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a. cohort.

[LL 1732] seğirtmek. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı. salname köşk [İdr.(korunmak istemek?). bağlamak)" ko* "Seğirtmek.] a.birleştirmek.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. ~ OLat coccinella [küç. köşe [Yus xiv] gûşe . kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe. köşker & Fa kawş ayakkabı.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır. kös. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. kirmis ~ İsp cochinilla a.a. mağrur .a. a. Aş. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. DK xiv] şeklinde yüksek bina. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. [Men ] kûşe vulg. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18. mısra düzmek. bent " köşe. ~ OFa göşag a. kibar.* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k. (= Ave gaoşa.(kabarmak. tokmakla vurmak. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç. " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. çabuk gitmek.karşılıklı komak. at sürmek (= Moğ qolbu. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş.dövmek. büyük davul < Fa koftan. a. a.[viii+ Uy] istemek.a. . köşe ~ Fa göşa a. akciğer) < köge. [Men xvii] at koşumlamak.) < HAvr *geu.bükmek. çiftlemek. gösterişli. köpürmek). < Lat coccinus a. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. cihannüma.a. şişmek. Yus. ezmek. çalımlı. eşlemek. Moğ kögerge (körük. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü.EYun kókkinos a. kızışmak =? <? [ xx/b] zarif. katmak.a.

Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit.köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a. eye ~ HAvr *kost. ben)" kon+.> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği. [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş. ~ EYun kauter yakan. alışkanlık ~ Lat consuetudo a. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a.a.beraber + Lat suescere. adap. töre.a. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde.. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş. < Tü kösür. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı.benimsemek. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı.a.a. yanık ~ EYun kaustikós a. resmi giysi ~ İt costume adet. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ. 2. dağlayan < EYun kaiö yakmak .tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot.a.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar. suet.HAvr *ksw-yo. Karş. ağır sopa [Arg xvi] sopa. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili. . kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö. ." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al.a.< HAvr *kâu.a. [DK xiv] köstek a. kaus.a. kaburga. künde. < EYun kaiö. almak. kütük. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.indirmek. < Lat consuescere alışmak & Lat co(n).a.a.[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak.kendi.

tıkıştır. a. pamuk MÖ 3.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. koyun. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet. a. 2. dip < Tü * koy fi [Aş.a. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür.ekiyle. [MŞ xiv] yatalak kötür. * Karş. çukur.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak. Amerikan sığır çobanı. seki.). kotra cutter a.a.(boşaltmak. dere koyağı. . kural tanımayan & İng cow inek. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir. oyuk < Tü *kaP-/*koP.fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1. sığır) + İng boy oğlan " biftek. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a. Yus xiv] köy/küy . içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a. takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. 2.içini YT [TDK 1955] kovalamak. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow.oymak. Erm küġ/köġ (a. sığır (~ Ger *kö(u). koşuştur-.~ HAvr *gwou-inek. kucak. oymak). izini sürmek. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP. başıbozuk.oymak. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP.

güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya . 15. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. a. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma). düzen.indirmek. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası.biçimi de korunmuştur. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8. yy'dan itibaren kaybolurken. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1.yanmak. indirmek. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak. a. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş.MS y.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. a.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür. çeki düzen vermek. derin < Tü ko5. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a. koymak. 2. donanım. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı.koymak.)" ceviz < Tü köy. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle. donatmak.]. güzelleştirmek . alem. (= Aram gawzâ a. (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. hemşehri" kozmos. Türkiye Türkçesinde ko. Lat ponere (koymak) < po (aşağı). bırakmak. çizim " kozmos. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. çeki düzen vermek. denizci" kozmos. çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf.

yaratış < Lat creare. erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı. yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom. Şarlman (hd.a. 2. kaymak.doğurmak. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. meydana getirmek kreatif Lat creare. a.emanet etmek. güven. itibar. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. credit. kraker çıtırdamak.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a. < [ xix] kredito/kredi borç verme. creat. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. 768-814) < Ger karlaz adam. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel. boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından. (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. ~ HAvr *krss-no. creat. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt . 2. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. kafatası ~ EYun kránion a. [ARasim 1897-99] . bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. inanmak * 19. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük.< HAvr *ker-1 kafatası. inanç.İt credito / Fr crédit 1. kredibilite kredi krem merhem. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme. güvenmek.

yükselmek ~ Lat crescere. Alm.a.suçlama. cret.] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1.Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus. a. İng crisp (kıtır).korumak. çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek. beşik. 2. cürüm ~ HAvr *krei.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem. cürüm işleyen.iyiyi kötüden ayırmak. artmak. suça ilişkin. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi. t.çiğ et ) + EYun sözö. yargılamak " kritik . a. İng crude (çiğ).* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem.a. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a.et (~ HAvr *kreus. sot.a. mücrim < Lat crimen. doğa bilimci & EYun kréas. itham. Reichenbach. kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom. değnek krikkrak galeta. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. Fr cru. [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur . krep [ARasim 1897-99] . " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır. crimin. 2. < HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v. hayvan yemliği. buruşuk * Karş.

İng.< HAvr *krei. saklı < EYun kryptö gizlemek. taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. saklamak ~ HAvr *krup-yo. a.Fr croquette kroki kaba çizim. & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton.< HAvr *krâu. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. çıtırdayan şey < HAvr *kreus.renk " krom(o)+ . Lat crusta (çıtır kabuk). hüküm. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis."altın kabuk".saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. < EYun krinö hüküm vermek. çatlamak. ~ EYun kriterion a. sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek. itiraz .kabuk.a. Lat crimen > İng crime (suçlama. krit- kriz [Bah 1924] karar. buz. [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama. antoloji krokan çıtırdamak.kabuk bağlamak Karş. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit.kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a.iyiyi kötüden ayırmak.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele. çiğnemek " kraker kroket . hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a.a. yargılamak). t. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom.a.a. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a. itham). muaheze. kırağı ) ~ HAvr *krus-to.a. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. Fr. elemek. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. kimyacılar < EYun kryptós gizli. %rysallid.

artçı".] 1. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç. Alm. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin. ~ HAvr *kre-sko.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü. cret. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek.a.< HAvr *ker-3 a. çengel. ucu çengelli nakış iğnesi. 2. hilal (büyüyen ay). < EYun %röma. kıç ~ Frk *kruppa. a. 2.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında. İng crust (kabuk). 2. 2. +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek. aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma.a.a.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o).çıtır < HAvr *kreus. büyüyen. karşıya geçmek < Fr croix çapraz. tığ. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde".a. 3.renk kromatik [ xx/b] %römatikos a. sağrı. t. kron(o)+ zaman. 3. cruc- . gelişmek ~ Lat crescere. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o). çarmıh ~ Lat crux. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. süreli.kabuk bağlamak " kristal * Karş. t.a. ay çöreği < Fr croître büyümek. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto. boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök.a.a. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü. artmak.

[TS xviii] kuçak < Tü kuç. çarmıh ~ Lat crux. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a.kucaklaşmak.a. dörtte bir < Lat quatuor. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir.a. 2. f. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu . kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a.a. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf.a. genç..[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç.a. = İbr qubbah a. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf.. İng. küçük. a.] çukurlar.a. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu. yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a.a. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ.Aram qubbstâ a. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck. < Lat quartus dörtlü.] mimaride kubbe .. a. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1. quatr-dört" kare kubbe [Aş. küp şeklinde olan. Alm. [CodC xiii] kiççi/kiçig a.a. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. [Kaş xi] kiçik/kiçük a.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. cruc. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma. < Hol kruis çapraz.

kutsallık. kuşak.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet. [TDK 1944] küçümse[Kut. öncü olma. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb. kucak. kutsal yer. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân. güdük ve Fa cucak.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. yavru. küçük. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir. aziz olma.hakir görmek. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük. a. kudak (küçük.] önden gitme. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. kuduz kutur. içi boşalma. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd.a. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. ~ Akad quppu/quppatu (sebze.* Tü çocuk.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur. meyve.] güç. küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş. çürüyen nesne. et vb. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir.şişme. 2. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç.] kutsal. tanrılar dokunmak" anlamında. talk? < EYun koûfos kof. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a. aziz < Ar quds 1.

Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur.) . nankörlük < Ar kafara [msd. Karş.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde.] a. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. koza ~ EYun kókkos a. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. 2. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta. Hıristiyan olmayan kimse. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle.küfür/küfr[Aş. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a. dine sövme. sürmeli < Ar kuHl antimon. kufrân] dinsiz idi. kibrit. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. Lat paganus (1. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. köylü. < Lat coccus tane. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç. mükemmel olma = Akad kalâlu a.arslan sesi çıkarmak. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme. bütün. iplik yumağı. kuğu [ viii] kuğu a. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç. Bak. a. (tanrıya) sövdü. bütünlük.] dinsizlik. kâfir). +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla. a.] siyaha boyanmış. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç.] tam. bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. esir. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir. kefaret.a. a. bütün olma. Karş. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş. bilye.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom.a. gizleme. siyah boya. tamlık. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos.

Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. zirve. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. TTü kula. bir tür hamur işi.(açmak. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş. sefil. hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla.xiv). yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a. doruk < Ar qalla [msd. a. tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft.a. yaymak . Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır. akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. kule [Men xvii] kulle 1. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam.) kule ~ Ar qullat [#qll msd. eğirdi" kalp2 . elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu. 2. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka.[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer. külhani (ocak işçisi > proleter. Diğer yandan karş.] zirve. (usit.] yük. 2. taç. taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne. çevirdi. şekil. qall] yükseltti. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan. soylulara mahsus yüksek başlık. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1.* Karş.

" kült kulübe [Men xvii] hücre. cult. toprağı ekip biçme. ekip biçmek " koloni * "Mezhep.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". terbiye. 2. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1. tevdi etmek. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır. [Çağ xv] kuma/guma a. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir. mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. a. görevlendirmek " kon+. kültür [Bah 1924] 2.a. kabin. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. emretmek & Lat con. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır.+ Lat mandare emanet etmek. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. dükkân = EYun kalybe kulübe. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a. kumanda [183+] ~ İt commando emir. tarım. belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. ~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . eğitim ~ Lat cultura a. topuz. a.a.toprağı işlemek. a. ekip biçme < Lat colere. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. kalın sopa. oyun yeri. kolik ~ EYun kölikos a. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. cemiyet ~ Nor klubba topak. bir askeri . dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1.

& Alm grund yer + Alm birne .beraber + Lat passo adım " kon+. Tü tünek (geceleme yeri). kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. a. Anlam ilişkisi için karş.pergel. Env xiv] tümsek.kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. pane kumpas [xix]kompas1. 2. a. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. tertip. a.a. kümbet [DK. kümüle. istimali abestir . gemi erzakının saklandığı depo.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus. 2.a. Gül xiv] dokuma. yoldaş & Lat con. t. top gibi olmak ~ HAvr *keus. kümülatif. tezgâh compasso pergel & Lat con. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı. lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan". içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe. ~ Yun *koimási * Karş. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma.a. akümüle. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar. [LO 187+] kompanya şirket manasına.beraber + Lat panis ekmek " kon+. < EYun *kyö şişmek.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu". kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. kabarmak. DK.] [MMem xvi] kumbâr humbara.

2.şişmek. top [Kıp. bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. sopa.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir.a. çokluk . oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek. inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli. Karş. kümülatif cumuler yığmak. dipçik. sürü. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı. patates). kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. kabarmış şey < HAvr *keus. condit. fabrikasyon [esk. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi.] < Lat condere. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. sap. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. Karş. UYSAL. Fr pomme de terre ("yer elması". oyulmuş (< Fa kandan kazmak. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin. barut ~ Sans gandhaka "kokan".kurmak. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç. kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. kargı kundak3 cihaz. Balkan ülkelerine patates 19.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1. ~ EYun kontós sırık. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme. kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır.

a. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap. yeraltı geçidi kunt kaba saba. koparmak). eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı. tavşan deliği. a. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. lağım ~ Lat cuniculus 1. ~ Ar kunyat [#knw/kny msd. çömlek . lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel. EYun klâo (kırmak. saplı büyük bardak. .a. 2. künk [Env xv] toprak boru. kalın. 2. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak.). kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç). kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho. a. tavşan.Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk. ~ Akad gubbu a.] lakap.* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır.Fa küp sarnıç. fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. Ar cubb (a. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik . İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır.a. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. kör (bıçak). * Diğer yandan karş.) Aramcadan alıntıdır. kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe. iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil. [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1. Sans kumbhá (a.a. san.< HAvr *kel-1 kırmak. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd.

kaygı. gidiş. 3. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd.koşmak ~ HAvr *krs.] yabancı.koşmak ) + Lat air hava " kur. kâğıt para birimi . kurul. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak. akım. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak. curs. [CepK 1935] kaide < Tü kur.a. [ xi] kurğak kuru şey. süreç. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat. curs.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f. 2." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak. kuram YT [CepK 1935] bünye. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden.kupon bölümü.] un. ~ Lat cursus koşu < Lat currere. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. rota. kür ilgilenme. tuhaf.< HAvr *kers.a.] 1. döviz fiyatı ~ Fr cours 1.a. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. 2.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf. kurultay. gazeteden kesilen parça. -al ekinin işlevi açık değildir. 2. (yüksek sele) okuma.Fr coupure kesim. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a.germek. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. [ xx/b] 2. 2. seyir. eğitim programı.a. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok . [Fel 194+] nazariye < Tü kur. a. akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere. ufak şey." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey. çadır kurmak.

" kur- .toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd. kayık küreği < Tü *kürge. hisar. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd.a.önekinin anlamı belirsizdir. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek. = Akad qerebu yaklaşmak. temizlemek (~ Lat curare a. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur. a. yakın olma. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca.kuşatmak.[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale. hapsetmek. "adak.= Tü küri. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı.] yakınlık. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip. 2.a.] körük. hediye verme.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler". akrabalık < Ar qariba yakın idi. yaklaşma. 2. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a. yasaklamak. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur.a. kapamak. yakın olmak.a.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda. demir eritme düzeneği. yanaştı (= Aram qsreb a. hisar = Moğ qorğa(n) kale. kurcalamak < Tü [ xi] küri. tahriş etmek kırç [onom. özen göstermek. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1.kaşımak. yaklaştı.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. karıştırmak. toprak küreği. sığınak (< Moğ qorı. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak.[xiv-xvi TS] kaşımak. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a. < İbr/Aram #qrb 1.

kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut. avlu). ~ EYun krounós çeşme. kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan.EYun krouneíon a. larva. çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak. Seaborg.).a. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. tepsi. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1. Ralph A. akım. . kurşun Tü? ~ Ar kursı taht. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . James. böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. ~ EYun korönis a. musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna. süreç. Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir. Albert Ghiorso. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd.] daire.a.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a.a.halka.a. Moğ qorğuljın (a. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. kurt Tü [Uy. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a.a. Aş xi] kürsi . seyir. [Oğ xi] korşun/koşun .) Aramca kökenlidir. rota. fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir.a. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın. Fr corps (heyet).küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T.a. heyet" kurul * Karş. 2. Kaş. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir.. cour (divan. Ar qurnat (dışbükey köşe. Amer. Ar curnat (a. Oğ viii+] kurt tırtıl. ~ HAvr *kor-öno.kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir. mide. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır.

a.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. Moğ k?ağurayda.sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır. kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı. kişniş) > İng coriander. is [CepK 1935] tesis. a. [Uy viii+] kürı. Karş. kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a. kavrulmak " <Tükut baht. uğur" kut * Karş. EYun koríannon ("tahtakurusu otu"." kuru- . * k?ura.a.a.a. a. meclis < Moğ quratoplanmak. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a. [CepK 1935] kurultay . uğur. kongre.. kıvanç " kut * -r. < Tü kurı. müessese < Tü kurı. [ xi] kurığ a. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar." kuruTü *kağurı. meclis ~ Moğ qural toplantı.Moğ quralta toplantı. kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu.(kavurmak). 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur. birikmek." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis. meclis < Moğ qura.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek.[viii+ Uy] a.< Tü *kâ-/*kağ.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir. bir araya gelmek (= Tü kura.a.yanmak. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht.a. kurul YT [CepK 1935] kongre.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır.

[Oğ xi] küs.] kırptı . ürküntü. kuşan-. guşâ- < Tü kurşa.+ Lat locare yatırmak " kon+. posta tatarı / Fr courrier a. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa. [U yv ii i+ ]k us -a . [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. vesvese. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak.a.a. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt". tabaka < Fr coucher yatırmak. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak.köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. vesvese.a. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. wişâ.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. [İdr. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer.a.kemer bağlamak.a . kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan. lokal kuşet < Fr couche yatak. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik.[viii+ Uy] kuşak bağlamak. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç. ürküntü. ulak. yünden dokunan çadır kuşağı.

cödica. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1.] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. ~ E Yun kytos 1. [LO xix] sivri olmayan küt2.a. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır. 2. yatalak.* Türkçeye 19. kalın ağaç gövdesi. konsantre etti . kısalttı. Moğ k?utuğ (a. bereket. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd. üzüm. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı. qaTb] 1. kütük [Men xvii] kötük tomruk. tomruk. kovuk. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin.] 1. kutup. cesur. baht. tas. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a. cesur (= Ave *vî-stâxa. ~ Akad kuspu susam. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur.] kırıklar. eksen. zeytin vb. kaşlarını çattı. yetersiz kaldı.a. 2. talih. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin.ayrı duran. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. kutu [MŞ xiv] kutı kap. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. büyük defter.a. bir noktaya topladı. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. saadet * Karş. aks.a. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. 2. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket.). küt1 [Men xvii] kötürüm. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. 2. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi.

güneş almayan yer.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. kuluçka yeri.a. geri.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap. * Ar qaTr (damlama. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. aşağı koymak " koy* Karş. masa örtüsü. bölge. kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. gölge < Tü ku5. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş.indirmek " ko- * Karş. örtü. Ayrıca karş.a.] 1. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd. kıç. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. 2. Moğ k?udurğa (atın sağrısı). yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt . kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek. arka. dökülmek < Tü kod-/kot. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri. 2. oturmak. 2. fıçı ~ Lat cupa varil. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil. a. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir.] koşullar. kuz (güneş almayan yer). kuzey). dip. folluk. Moğ k?oytu (art.kütüphane çoğ.] leğen. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. konmak. fıçı ~ Fr cuvette [küç. [Aİhsan 1891] 2.indirmek.] güç (= Moğ qoymag katmer. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir.

gölge.kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek. [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) . EYun peptö (pişirmek).karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi.< HAvr *swesor. karanlık " kuzey kuzin . < Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^. hala. kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con.] amca.Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer. çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge.a. İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır.kızkardeş " kon+. dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun. Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan. dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a. hala. kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer. kuzu Tü [Uy viii+] kozı. [ xx/b] ~ Fr cousine [f.pişirmek * Fr cuisine.

EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen. rumex patientia ~ EYun lápathon a.a. labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a. < Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı. [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak. Ar luban.a. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik. rızk. günnük). İng lazurite.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın. labne laborant Lat laborans.. Karş. gevşetmek ~ Lat laxare a.a.işçi. atölye ~ OLat laboratorium a.a. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır. pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. Lat lapis lazuli. lax. bir tür taze Karş. t. Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk.a.gevşemek . laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma. lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a. < Lat languere. benzin. Fen lbnt.

söz < Ar lafaZa artiküle etti. boş ve geçersiz idi < Ar luġat söz.] ağızdan çıkan anlamlı ses. telaffuz etti laga luga lagar ~ Fa lâğar cılız. lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd. a. Aş xi] [DK xiv] ~ Fa lâf anlamsız söz ~ Fa lâfzan laf çalan. tavşan. lakırdı lahana [MŞ xiv] EYun lâdanon yeşillik. istihkâm tüneli ~ EYun la%öma. lagos marinus ~ EYun lagos a. 2. t. geçersiz. ~ Akad ladinnu. lakırdı etti. tavşan balığı. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+. dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut.kazı. 2.a. skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry] bilirim. yok hükmünde olan şey. laf döven " laf. "Bir çam türü" anlamı Türkçeye özgü olup açıklanmaya muhtaçtır. * Lat ladanum. picea ~ Ar ladan cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk ~ Aram ladsnâ a. ilave. çam cinsinden bir ağaç.a. hendek. f. emin lades [ xx/c] genç adam.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil.] eklenen şey. hal" la+.a. ladunu a.laço iyi. EYun ládanon biçimleri bir Sami dilinden alınmıştır. +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd. zayıf lağım [Kan xvi] ~ Ar laġam yeraltı tüneli. aktif eşcinsel (argo) ~ Fa yâd ast hatırımda! " yad2 ~ Çing laço ladin 1. ~ Yun lagós 1. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku. zeyl < Ar laHiqa [msd. her türlü sebze lahavle sözleri ~ Yun lâ%ano malum sebze ~ [ xiv] üzüntü ve kızgınlık anında okunan duanın il .a. tünel < EYun la%ainö kazmak * Fa naġm (istihkâm tüneli) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk. 2. söz söyledi. eklendi .] boş. dilbilgisi açısından geçersiz söz < Ar lağâ 1. laHq/laHâq] yetişti. kuvvet. havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa. kuşkucu. vardı. katıldı. yok + Ar Hawl güç. laedri ~ Ar lâ adrî "