SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

yeşilimtrak açık mavi renk.işitmek . Fr. a. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+.ışın. akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut. act. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo.] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin. rabıta " ad+ * Karş. aktîn. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1.yapmak.] "edilmiş şeyler". tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere. a. kimyacı < EYun aktîs.a. a. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. ~ Fr actuel fiili. zabıt < Lat actus edim. İng.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. eylemek " aksiyon aktris [f. fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ. dekuple.< HAvr *kous. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. -ive eylemli. 2.aktif [xx/b] agere. boyunduruk. Karş. kayıtlar. ~ İt acqua / Fr aqua. act. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+.yapmak. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen. radyum.su ~ Lat aqua a. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem. güncel ~ OLat actualis fiili. eylemek " aksiyon ~ Fr actif. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. eylem < Lat agere. çoğ. icracı. marina akuarel/akvarel acquarella a.

taraf" bandıra alabora rüzgar. toplanmak.] daha yüksek. sağanak. iyi (sıfat) [xiv] 1.).Lat acutus < Lat acuere sivriltmek. ani (sancı. küme olmak " ad+. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür. a. en yüksek. Yun lítsa/létsa. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. 3. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık. lichia Tü ~? * Karş. 2.a. daha yüksek.). Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse.[viii] elde etmek.keskin. İng. alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan.bir yere + Lat cumulare toplamak. ß Lat ad.< HAvr *ak. karışık renkli. güzel. ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin. Lat lichia. Fr liche/lichié (a. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1. al[mak Tü al.a. [xvii] 2. al âl [viii] kırmızı * Karş. Moğulağan>ulaan (a. fırtına " bora [xvii] altüst olma. zaptetmek. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u. sivri uçlu. devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. pek güzel. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy. en yüksek " ali * "İyi.biriktirici.akut [xx/b] ~ İng acute keskin. hastalık) . alaca alâ (zarf). almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. toplayıcı. kuzu balığı.a. biriktirmek ~ Lat accumulare a. " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek. İt lezza/lizza/alicia. Frenk .

özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd. bağlandı. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd. alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart. alametler (< Ar calâmat^ işaret. alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler. Karş.] ilişki. Türk alavera [xix] dolap. calaq] 1. dürüst olmayan iş . asıldı. her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv].a. im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık. bu tür kayıklara mahsus ağ .alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır.] işaretler.] Alman tarzı. geniş ~ Lat largus a. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. belirti. alamet) + Ar sama' gök " alamet. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı. sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır. 2. alaca bulaca. ilgi. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre". " ad+. bağlantı < Ar caliqa [msd. sarktı. uzaklaş! < İt allargare açılmak.İt alamanna [f.] işaret. uzaklaşmak < İt largo açık. ilgilendi [msd.

] < Lat ala 1. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap. bulaşıklık. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh. kanat.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu. parıltı < Tü yal. debdebe . âlây. uysal. Karş. âlây.] beyaz şey. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı.a.Fa alâyiş bulaşış. yozlaşma.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı. alşak [xiv] a.. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. alçak [xvii] hakir. 2. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma. yozlaşma < Fa âlüdan. bey albeni " al-. ciltli defter ~ Lat album [n. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma. yy'dan itibaren rastlanır. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik. yumuşak huylu.yumuşamak " alışaldan.evcilleşmek. pest. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2. yanma. Fiziksel anlamda kullanımına 15. beyaz kâğıt.a. aldatma . pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış. dalavere. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. [xix] dünyevi gösteriş. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde.bulaşmak.parlamak.[xi] aldatmak. kirletme < Fa âlüdan.a. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur.[xiv] kandırılmak < Tü alta.

herkes ~ Aram câlam 1. alemdar sancak. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya.(öte). genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. EYun odoús. kaptırmak . üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme.a.[viii+] almasına neden olmak. hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir".a.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens. umum alelusul ale+. usul1 alem1 sancak.a. İng tooth < Ger *tanth. +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. aldur-[xiv] almasına neden olmak. üstü. ult. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. gibi. evren * Karş. aldır.a. ebediyet.kökünden Lat alter (başka).] gizli olmayan. uls. aşikâr oldu . karşı. İbr colam (sonsuz süre. yeryüzü. dünya. * Aynı kökten Fa dand. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte. aldır[mak Tü altız. göz önünde < Ar calana [msd.a. dent. bayrak " alem1. Sans dantaka. sonsuz süre.(diş). alelacele olarak " ale+. işaret. ~ HAvr *dent. acele alelade surette " ale+. bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile.[xix] aldırış etmek. acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere. adet2 alelumum olarak " ale+. ebediyet). < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. başka) + EYun agoreüö konuşmak. söylemek " kategori * HAvr *al. calâniyyat^] açığa çıktı. açık. 2. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir. odont-. ale+ ~ Ar cala(y) üzeri. belirti.

hekim ß EYun állos başka. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın. TTü yalabı." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b.] araç. [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. Akad alpu. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama. a. farklı + EYun érgon iş. etraf < Lat adiacere etrafında olmak. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. Ebi Talib. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey. 2.a. alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa. xv+ * Karş. calev [xvii] Çağ] a.(parıldamak. gönlü ferah. alev Tü yalaw [Abuş. çalışma " alegori. . erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. numara . Karş. ferahlık. " alfa. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a.rahat. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır. yalab yalab (parıl parıl xiii). alev <Tü alâv/alev [xvii] . yalabık (parlak xvi). Avst. rahat ~ OLat *adiaces çevre. ışımak xiv). İslam peygamberinin damadı aleyh ile. Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. İbr eleph (öküz). aygıt < Ar âla [msd. karşı. ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb. [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen.

crataegus ~ Fa âlüça küçük erik. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. ahzetmek. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. Anlam için karş. alın alın[mak Tü alın. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a. alıç ^ küç. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9.] ilim sahibi. [xiii] değişmek. alt olunmak. bilen. aluk/alığ [xi] kel. majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd. fırınladı .[xi] alışveriş etmek. ~ OFa alüg a. cephe. almak). [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk. değiştirmek. Lat consuescere (alışmak. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. < Tü al-" al- [193+] ganimet. [xvii] üstüne almak. uysallaşmak. ali [xiv] culüw] yüksek idi. adet edinmek. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. taraf" ali. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. evcilleşmek. cüsseli ve kaba kimse.] yüksek. hazret. takas etmek. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. [xiv] benimsemek. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. yüce < Ar calâ [msd. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18.[xi] kendine almak. [xiv] yenilmek.a.a. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa. kat. yükseldi.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında.

kutsama < Tü alka. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir. karıştırmak " ala. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im. hareketli allem kallem konuştu " ilim.a. kısalttı.alkış Tü alkış [viii+] övgü. < öz Alamanni 3.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir.tüm. # 1267 Francis Bacon. kellik / İng . naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a.a.canlı. her + Ger *manniz insan.] çok bilen. özetledi < Ar naqaHa [msd. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12.a. İng. a. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all. bula* Moğ alag bulag (a. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için.[xi Ha] karmak. redakte edilmiş. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık. Tü al. alacr. fazlasını kesti. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme. salname.a. allame alim.[viii+ Uy] övmek. çok ~ İt allegro şen. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a.] gözden geçirilmiş.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a. alak bulak [xv-xvii] . düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer.a.a.

> Fa röbâ (tilki). < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir. öteki ~ HAvr *al-tero. Erm aġvés < EErm alwes. pes perdeden kadın sesi [xvi]. büyümek. yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a. tenor [esk. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik). alpac. Aynı kökten Lat vulpes.* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için. İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir . +metre altmış Tü altmış [viii+] a. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür.a. Karş. Ave raopis. 2. a. boy atmak). müzikte yüksek perdeden erkek sesi. yüksek ~ HAvr *al-to. . a.yüksek. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan.İt altezza yükseklik. 2.]. Sans lopâsâ. a.iki şeyden başka olan. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. a.a. pac. sırayla değişen. 3. boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. diğer < HAvr *al-1 öte. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1. seçenek. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a. bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a. altın altun [viii] a.barış " alüminyum. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. alto [189+] ~İtalto1.a.

malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf. olmak.a.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik. krem ~ EYun málagma.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am. ß Lat ad.a.a. a. a. ittifak etmek ~ Lat alligare a. 2. erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir. amade âmâdan.. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme.] kör. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir. yıkamak " ad+. altüst olmak Lat ballare " balad . 2. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad. < EYun malâssö. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. bulamaç.bir yere + Lat lavare. lig am Tü am [xi] dişilik organı. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım. laut. varmak. nişangâh * "Gaye. ittifak. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. a. top " in+1. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak.+ Fr balle balya. bağdaştırmak.a. âmây.gelmek. * Karş. Moğ aman (ağız). amçuk [xiv] a. hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş. -t. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at).suyla akıtmak.a. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en. amçık [xiii] a. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma.

işlem. eylem. [xix] ishal msd. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+. çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi.a. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir. dolanmak < Lat ambire. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire. ortam. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . erzak. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek.sokuş.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. işlem. saplama < EYun embâllö katmak. birikim. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge. iki yanlı. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. dolaşmak. beraber. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. ambit.bir. barikat dikmek < OLat inbarricare a. İslami inanç formülünün ilk kelimesi.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık. getirmek " hem.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. amblem ~ EYun emblema. ~ HAvr *ambhi iki taraf. eylem < Ar camala çalıştı. < OLat barra engel. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". ambit. yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+.a. barikat. a. a. (= Sans sambhâra bir araya getirme. güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı.] iş. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber. -t. kumanya) ß HAvr *sem.her ikisi. birlikte + HAvr *bher-1 taşımak. mağaza ~ OFa hanbar a.a.dolaşmak. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye.a. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. her çeşit güzel koku = OFa anbar a. a. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre. it-gitmek.a. ~ EFa hambâra a.

şişirmek " en+. su ve karada yaşayan canlı. haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. [197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. üfürmek. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır.] . etil. dost. dibine kadar < Ar camuqa [msd. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. 2.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak.a.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez". amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. a. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. ß EYun a(n). for.iki yanlı. şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek. Alm. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf. t. çepeçevre + EYun ferö. metil.içine üfleme. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. getirmek " amphi+. fenol.

genel. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n). amiyane [#cmm nsb. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. işçi. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı. tüketmek. 2. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir.] avama ait. mantalite amok Malay amok a. etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa. memur.adım adım öldürmek.< HAvr *men-1 düşünmek " an+. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw." 2.değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa. yer değiştirmek. a.(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. güvenilir. halk câmmat^ [#cmm fa. 2. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. halk. anımsama < EYun mnáomai anımsamak. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı. doğru. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1. görevli. amortiss. itfa edilmiş < Fr amortir. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. özellikle sıradan halk. borcu taksitle ödemek " amorti .] kamu. sönük. Amun amorf morfe şekil " an+. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. f.amil etken. "öyledir. itfa etmek. mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek.] 1.yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+. bey [xi]. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1.

ünlülerden önce an. öğüt. anlamak)onıla.a. tehlikeye atılmak.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi. 2. kavrayış). 2. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya. ampul ~ Lat ampulla [küç. bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im. dikilitaş. bir problemi çözmek. a. . anlamak ) (= Moğ 1. fact. hedefi vurmak.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için. lekelenmez". Karş. an-arşi. Bak.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik. direk < Ar camada dikti.her ikisi. pekiştirdi. sanmak. doğru tahmin etmek. a-fazi.ve ög biçimlerine karşılık.a. imparatorluk. saymak. biçmek. genişletmek. büyük + Lat facere.(1. amaçladı. riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1. an[mak Tü an. ß EYun a(n). bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz.(okla nişan almak. doğru tahmin etmek. ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol. budamak.[xiv] yadetmek. düşünmek ~ HAvr *pu-to. zikretmek 2. cam tüp. Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö. her iki el. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n).iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís. Oğuz ve Kıpçakçada an. hedefi vurmak. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. * Ayrıca karş.a. destekledi. konsantre olmak).ve an biçimleri kullanılmıştır. Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. .< HAvr *per-3 denemek.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. onı-/onu. gez). Moğ onı (okun üstündeki çentik. hatırlamak. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1.biçimini alır. amfi.] sütun. 2. sınamak. bir problemi çözmek. onul (zekâ.

lys.taşımak " ana+. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. hissetmek " an+. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. a. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı. a. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit.analyt-çözümleme.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. 2. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır. çağın gerisinde kalmış. doğuş. kaldırmak ~ HAvr *tels. öksüz. İng on. a. 3. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman.a. a. 2.çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. doğu.a. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma. Bak. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. Alm an. tolkalkmak. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a. gevşetmek " ana+. " ana+. alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. acı duygusunu giderme ß EYun an. anal analfabetizm an+. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. for. ayrıştırma ~ EYun análysis a. kalkış. * Karş. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi. açacak ~ EYun anoikter a. çağ " ana+. özellikle güneşin doğuşu. burgaç ~ EYun anaforá dönüş. < EYun analüö ayrışmak. estetik . olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı.

benzeri ß EYun aná + EYun legöl. . 2.a.erkek. şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér.değil + EYun ar%e iktidar.saymak. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. ~ Yun ánison anason bitkisi. kıyaslanabilir. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a.a. hükümranlık. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n. er. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a. bölmek " ana+.] orantılı şey. * Fr anis. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki. benzer. andr. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o).< HAvr *ner. enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır. kargaşa ß EYun an. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd.a. ß EYun aná açığa + EYun temnö. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı. a.a. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle.a. önderlik " an+. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . ~ Tupi/Guarani ananá a. hesaplamak " ana+. o surette < Tü an işaret zamiri. adam ~ HAvr *snr.kesmek.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. tom. log. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a.

insansı ß EYun anér. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J. ecir .vermek " an+. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi.rehin etmek. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm). andr.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1. yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo. bedel.bir şeye + Lat nectere. ß EYun an. andr. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér.a.nefes.erkek + EYun paúsis durma.değil + EYun aisthânö duymak. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret.bağ.kan " an+. irtibat < Lat adnectere. dedikodu ß EYun an. insan + EYun eîdos şekil. Manisa lalesi. -t.erkek.a. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı. İng net (ağ). anemi (h)aîma. ipotek ~ EFr wage a. Simpson. meşgul etmek. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6. sona erme " andr(o)+. algılamak " an+. ipotek etmek.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+. salma. İng. nex. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik. bir bitki.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme. adnex. aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. 2. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. yayma. istihdam etmek < Fr gage rehin. görüntü " andr(o)+. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti. rüzgâr.bir şeye bağlamak ß Lat ad. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh. andr. esinti < HAvr *ans. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir. rehin etmek. do.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık. yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. kabarık ~ HAvr *wers-l a.Y.bağlamak ~ HAvr *ned. hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. imece < EYun ángaros ulak.

konut. dikit.Ankara. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma. Karş. [xx/c] ~İngangora1. arjğır.nefes. çınlatmak . an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir. ^ 1866 Sir Edward B. koyu renk. Taylor. [188+] budala. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1. ağır. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a. tarihçi < Lat anima nefes.Fritzsche.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. kalıt.[xiv] . yakıt. ^ 1841 C. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. yapıt. ruhçuluk ~ İng animism a.* Karş.a. özellikle koyu mavi. kanıt. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır. yazıt. yanıt. tiftik keçisi. angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a.a. ecir. belit. İng. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış. kısıt. can ~ HAvr *ans-mo. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes. ruh.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır.(gürültü etmek. İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır. eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. taşıt. ruh " anime . angut benzeyen bir kuş. 2.[xi] eşek sesi çıkarmak. 2. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın. ölçüt. Alm. kesit.] bağırış. koşut. soyut. a.J.

açı). ana/âne [xvii-xix] . sebepsiz korku . yazı dilinde 20. korkak. inquaest. kaçak.a. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir.çengel < HAvr *ank. kasa anket [192+]tetkikat. hortlak. a. boğmak ~ HAvr *angh. boğmak ~ HAvr *angh. yy başlarından önce kaydedilmemiştir. İng anger (sıkıntı > öfke). < E Yun ân%ö sıkmak. daraltmak. kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. < Lat angere. İng inquest (soruşturma). çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a.dar. ~ HAvr *ank-ulo. soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere.[xi] a. endişe. < Lat inquirere. a. . a.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma.dar.sıkmak. daraltmak. question (soru). ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme. quaestsormak " in+1 * Karş. daraltma ~ E Yun an%one a. anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı. kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en. anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat. Alm angst (sıkıntı). anx. . yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a.Lat anxietas a. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar.a.bükmek. hafıza < Tü an. 14. idrak. parlak. yatak.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] .+ Fr caisse kasa " in+1. eng (dar). sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı). anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak. Karş. taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a.araştırmak.[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir. < Tü an [xiv Kıp] akıl. a. çapa atma < Fr ancre gemi demiri. binek vb.

a. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. (kanını) kurutan ß EYun an. ß Lat ad. W. 2. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber. +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1. < YLat anorexia nervosa a. normal " an+. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a. bir örnek " an+. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık. adsız.değil + EYun (h)omalós bir örnek. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre.anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday. eş. zikretmek " an- . yasasızlık ß EYun a(n). İng.a.hatırlamak. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. töre " an+. tekdüze.W. Alm. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. beraber. ß EYun an. yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk.değil + EYun nómos yasa. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme. İng. farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. kan ve can vermek.+ Lat nuntius tellal. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. # 1873 W. sıradan.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun.ad " an+. beslemek. yemin < Tü *ân. simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl. sikl. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan.değil + EYun ónoma. aynı " in+1.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek. ónyma. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+. sıra dışılık ß EYun an. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an. küme.a. genel + EYun paideüö eğitmek " en+.+ Lat simul bir. Meigen. Gull. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n). anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. düzenli < EYun (h)ómos aynı. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket.

antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya. " antik . elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık.İt antico eski ~ Lat antiquus a. çok eski. ~ HAvr *preus. tens-germek " in+1. (geç dönem halk dilinde) kafatası. Amer.İng antifreeze anti-don ß İng ant.+ İng freeze. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi.can. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde . hayat" anti+. [189+] tuhaf . muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek. değerli eski eşya. mikrop vb. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant.ön. bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman.ön. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". alın ~ EYun antí yüzyüze. ilgilenmek. alın.a. İng and/Alm und ("karşılıklı".+ Lat tendere.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip. sebep olan " anti+. topraktan yapılan saksı. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1. 2. ve). 2. mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1. önce). kulak vermek ß Lat in. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir. sürmek " anti+. panzehir ~ EYun antidöton a. eski eser. a. alın alına.+ Fr -gène1 doğuran.a.a. karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön. kâse. [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1. do-vermek " anti+. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1.a. froze donmak ~ Ger *freusan a. biot.) ß Fr anti. Alm ent. garip. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos. 2. Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant. böcek duyargası. tansiyon antarktik anti+.harekete geçirmek. 2.(karşıtlık bildiren önek).

antithet. gövde " anti+. acı duyma " anti+. kömür. a.karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+. çekip çevirmek. 2.karşı + Fr corps vücut. çalıştırmak ß Fr en. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. a.a. çiçek derlemesi.a. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a. ~ OLat antimonium a. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a.a.a.çekmek. tract. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1. < Lat trahere. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu. log. nefret. sürüklemek ~ OLat traginare a.hissetme.tomurcuk. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu".antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti.seçmek.+ Fr traîner çekerek götürmek. toplama < EYun legöl.a.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim. " anti+. çiçek) + EYun logeía derleme. sürmek " in+1. güldeste. 2. sevmeme ~ EYun antipátheia a. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti. tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse. ~ HAvr *en-ter. a. path. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran . ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon.

eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak.bir şeye + Lat parare hazırlamak. antrparantez inter+.Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki. appendic. 2. +oid antropoloji antrop(o)+.koymak " inter+. tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a. posit.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka. parantez anüs HAvr *âno. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir. yüzük ~ * Karş. [xix] rakı . appar. kör bağırsak ~ Lat appendix. antropoloji antropoid antrop(o)+. çalmak. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz.alıp götürmek.a. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. zeyl.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan. post2 antrikot antrkot [189+] arası". parite .] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer. ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere.kaldırmak.sarkan şey. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o). transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a. Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus. eklenti. " ad+.a. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid. apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar). ekli olmak ß Lat ad. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. aer.

a. mekanizma ~ Lat appariculum [küç. ß Lat ad. a. düzenek " aparat aparküt upper üst.kapalı < HAvr *wer-5 kapamak.[xvii] şaşakalmak.açmak " ayır< Tü *ap. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak. a.açmak " apış apuş. kuyumculuk terimi [esk. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. 2. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a. büzmek " ad+. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad. uydurmak ~ Lat applicare a. uzaklaşma. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak. özellikle süs.bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. apartman [189+] 1. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey.değil + EYun pneö nefes almak.açmak/açılmak < Tü *âp. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır. ß EYun a(n).açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP.] a. sıkmak. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu. 2. bir ailenin oturmasına mahsus daire.bir şeye + Lat plicare bükmek.].a. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. " ab+ . sürmek " ad+.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz. apert. < Lat apparatum hazırlanmış şey.

abscess. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan.a. < Lat abscedere. 2. a. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl.bir yerden + Lat cedere. ß Lat ad.bir şeyden + Lat caedere. absciss.] omuzluk. +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís. kalkmak ß Lat ab.apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç. cess.] kürekçik.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+. kürek kemiği < Lat spatha pala. a. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri. kürek < E Yun spathe a. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma.bir yere + Lat portare taşımak " ad+. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1.kesmek.bir şeye + Lat praesto hazır. ayıp.gitmek " ab+. d. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere. özür / İng apology a. kavisli " abdal [xiv] . presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması.a. yy) ortaya attığı terimdir. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır.[xi] ardından gitmek.kemer. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey. ~ HAvr *sps-dh. [xvii] 1. seğirtti. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a. orta Tü < Tü ar-kesmek. a.kabarmak. ayıp < Ar cara gezdi. arsa. elde " ad+. utanılacak şey. yarmak " yar < Tü *ar arka. kabarma ~ OLat abscessus a. kırmak " ab+. logsöylemek " apo+. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş .kesip ayırmak ß Lat ab. caes. ß Lat ad. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık. ~ E Yun apología karşı konuşma. ard " arka arka-/arğa. tutarsız idi.

[xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. arsa. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. belki nohut * Karş. . yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14. yy'dan itibaren rastlanır.a. toprak parçası. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı. yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük. araka bezelyegillerden bir bitki. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir.ekiyle. düzen. 2. hızlı. mancınık " ark2. yer. Tü *or oba etimolojisi fantezidir. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. Fr haricot (fasulye). felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır. arakla[mak [192+] aşırmak. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır.] kavga.

nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak. arabulucu. herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu. saf. yorgun argın yorgun < Tü ar. ifade. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. eylemsiz. aykırı.[viii] yorulmak. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum. kanıtlamak. kesmek " yar- . arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. vadi. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1. hakim. ardiye ödenen harç. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir.değil + EYun érgon iş " an+. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez.arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik. arı [xvii] pak. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. 2. ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz.yarmak. ardış.fiili de mevcut değildir. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. çalışmaz ß EYun a(n).

ark1 » ı rmak. Karş.uymak. su kanalı " ar ı k1 .en uygun < HAvr *ar. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış.] bilen.[viii+] temizlenmek < Tü ar.saymak. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo. geleceği haber verme).1. ~ EFa/Sans arya.a. soylu. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey. 2. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a. bir ulus adı * Karş. aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür.] çıplak. İng aryan. " an+. saygın.Ar carafat^ [#crf msd. başa gelen. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. Fr aryen. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi .< HAvr *re(i). f. soylu (~ HAvr *ar-isto.arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma. geleceği haber verme" anlamında. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a. gümüşi). soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün. accidens " arz1 ari1 [msd.a. eğreti. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. dermansız ârm. Ar cirafat (fal bakma.a.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu. seçkin kimse.

a. ayakdaş. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum.xiv Kıp). silahlandırmak ~ Lat armare a. art.a. arka. < Fr armer donatmak. askeri donanım. art (arka).< HAvr *ar. arka vermek. arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a. (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a. ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. Ave arsthna (dirsek). árthron (eklem). geri. 2. Küçük Ayı. ilkel < EYun ar%aîos eski. beceri). ard. yay.(ardından konuşmak.a. sırt. araç gereç. eklenmek. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait. birlik < EYun (h)armós 1. Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir. +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi. silah ~ HAvr *ar-mo. " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk. armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka.uymak.(geride kalmak). uyum ~ HAvr *ar-smo. armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik. dost. arka. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem).ark2 HAvr *arku. < EYun árktos ayı. karşıt.) sözcüğünün yerini almıştır.a. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir.uymak.a. yardımcı bildiren edat. beddua etmek). ses uyumu EYun (h)armonía uyum. Buna karşılık karş. özellikle omuz eklemi.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer. ~ arka Tü arka [viii] peş. arkadaş <Tü [xix] yoldaş. eklem. artık). ark (tortu. geri. kavis ~ Lat arcus a. arkalaş kılmak (yardım etmek . " arma * Türkçe telaffuzu 20. arğa. EYun harmós (uyum).< HAvr *ar. hempa < Tü arka " arka * 19.a. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a. peşkeş. arkış (kervan). gemi donanımı ~ Lat arma edevat. ars (sanat. eklemlenmek " arma . áristos (en uygun).(peşinden gitmek).

sulama cihazı < Fr arroser sulamak. ~ OFa urmöd a. ön kol). arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç.(< EYun ar%os baş.a. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak.a.sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır.a. nem. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a. Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi. bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. Fa araş (dirsek. a. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a. a. " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a. ror-çiy. a. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp. özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros. Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma.dirsek ) " arma * Karş. ~ OFa zarnîkâ a. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd. taht.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. 2. (= Ave arsthna. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat. ön) + Lat dux dük " +arşi. TTü arış. ön kol. a. arşun [xiv] . a. a. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük. dük .] açık ve düz alan.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi.a.a.OFa araşn dirsek.

bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek. < Lat articulus [küç. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1.] a. [xvii] daha çok.uymak.eklenmek. kesen. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı. madde madde saymak ~ Lat articulare a. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak.[viii] arkada kalmak. 2. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu. fazla (sıfat). art. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi. geri" arka Tü art [viii] arka.< HAvr *ar.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı.a.a. geri" arka art[mak Tü art. önünü kesti" arz1 . artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro. ß EYun ar%os baş. mimar ~ EYun ar%itektön a.uymak.< HAvr *ar. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar.] eklemcik.< HAvr *ar.a. eklemlemek. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. ilk + EYun tektön usta " +arşi. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır.el becerisi. fazla olmak < Tü *ar arka.a. arta kalan. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a. < EYun ar%aîon resmi evrak. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. devlet belgesi < EYun ar%e devlet. ~ EYun ar%aîa [çoğ. sanat ~ HAvr *ar-ti. art/ard< Tü *ar arka. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir.

önerme < Ar carada yoluna çıktı. dilekçe ß Ar card sunma. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. ß Lat ad. göründü. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad. hava.] sinir.a.a.a.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1. baston ~ Fa âsâl temel. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. bsrsg istek.[viii+] a. coğrafyada enlem. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan. arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme.] köklü olma. 2. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek. rahatlık. = Ave bsrsj-. cinsel istek. (= Sogd âbra%se a.bir şeye + Lat simulare benzetmek. önüne çıktı. her çeşit şarkı. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava. tırmanmak " ad+. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. sunma. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. sıktı. iskele asap burdu.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer. sunuş. en.a. yeryüzü.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. sükûn < . ülke. kakım. 2. hal1 as[mak as1 . tırmanmak ~ Lat adscendere a. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a. mühendis < Fr ascendre yükselmek. karşısına çıktı. "Temel. gösteri. heves ~ OFa âwarzög a. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd.dinlenmek. esas Tü as. âsây. Fr. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux.a. asalak asalet aSl kök. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. denkleştirmek " ad+. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek. kendini sundu.

kavi olmak ~ HAvr *si-sts. yardımcı olmak ~ Lat assistere a. keskin. aynılaştırmak. a. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu. keskin " akut . Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. ekşi. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf. rastlamak. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. özümsemek ~ Lat assimilare a.düşmek. ilke. Fr. acet. kimyacı ~ Lat acidus ekşi. Fr. çelmek asgari aSġar [kıy. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere.değil + EYun sfâllö düşürmek. güvenli. sigorta < EYun asfale?s "düşmez".a.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz. emin.değil + EYun syn.durmak " ad+. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek. 2.< HAvr *stâ. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+. güvenlik.. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1. denk gelmek " an+. dikmek/dikilmek.a.] daha küçük. el vermek.] kök. asfalt ~ EYun ásfalton a. rastlaşmaz ß EYun a(n).a. sıkı durmak.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+.ekşimek. temel.] köklü. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı. selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. yamak < Fr assister yanında durmak. ~ Ar câSin^ [#cSy fa. 2. ß Lat ad. statdurmak/durdurmak. sağlam ß EYun a(n). soy. Fr. kimyada asit ^ 1545 Guéroult.eklenme edatı + Lat sistere.bir arada + EYun piptö. sirke asidi ^ 1787 de Morveau. soylu < Ar aSl kök.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. asetik asit tuzlarının genel adı. ptö. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. ß Lat ad.

< HAvr *ser-3 dizmek " ad+.yönelme. aslen.a. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ. orijinal < Ar aSl kök. [xix] pantolon askısı.] 1.kura. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+. . kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad. kök veya öz itibariyle.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur. Karş. özellikle ziynet ve hediye. yy'da türemiş olmalıdır. . " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf. askere yazılmak vb. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir.a. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y. Askı sözcüğünün 18. belirsiz bir süreye ertelenmiş şey. sort. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. (olumsuz fiille) hiç. katiyen < Ar aSl soy. esas. kısmet ~ HAvr *srti.] asıl.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği. askı. 1960 Ümit Deniz. önünde olma. Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. deyimlerden 19. küpe. a. askı <Tü [xviii] asılan şey. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. 2. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında.

a. " astr(o)+. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır.).yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. ß Lat ab.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a. astım darlığı. espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG. ^ 1849 William Whewell. astro.a.değil + EYun stígma. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak.a. Alm stern. .a. İng. a. denizci " astr(o)+.a. Fa sitara.(sivri uç) batmak.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster. Fagustar/gustariş (yaygı.sivri < HAvr * steig.a. delmek " an+.). Erm asdġ (yıldız).a.(a. yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır. Sans prá-stará (a. etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o).a.). ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+. bilim adamı ß EYun a(n). a. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella.a. delmek ~ HAvr *stig-yo. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna.yıldız + EYun naütes gemici. sermek ~ HAvr *ster. Ave upa-starsna. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a. alt = Tü astın [viii+ Uy] a. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun. döşek. astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star. * Karş. a. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a.yaymak. İng star. < HAvr *ster-2 a. stigmatnokta.(a.a. +loji * Batı dillerinde 14.

[xi] aşınmak.(yemek). avrupa. sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" .a. Karş. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı.[viii] dağ aşmak. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a. alta alçak < Tü *aş. incik. alt.] ondalıklar. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır.ekinin mahiyeti belirsizdir. asay. aşar [xiv] YT [193+] mertebe.dinlenmek. aşağı <Tü aşağa [xiii] . Karş. aşğaru [xv] dibe doğru. aş[mak Tü aş.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği. aşın[mak aşağı Tü aşğın. aş Tü aş [viii] yemek. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir. asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü. aşağ. Fa aş = Ave asa. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ. perçin. öteye geçmek. Erm %aş (sulu yemek.[xi Oğ] dip. haşlama). a. güneş doğmak * Karş. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. sınır aşmak. [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan.EFa/Ave asman.] seven" aşk1 < Tü *aş.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak. sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak.asude huzurlu olmak " asayiş asuman .

anlamak. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek. < Sans sramah zahmet. perçinlemek < Tü aş3 ek. çile." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. eros < Ar caşiqa sevdi. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. şnâs-bilmek.] akrabalardan oluşan topluluk. işret. belirgin ~ OFa âşkârâg a. aşık idi * 'Işk biçimi 18. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen.açığa çıkarmak. tanıdık ~ OFa âşnâg a.yönelme edatı + OFa şnüdan.a. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret .< HAvr *au-4 duymak. oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. muaşeret. grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup. deste. kararsız < Fa âşuftan. algılamak.[xi] eklemek. a. belli. boy. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip. belirgin kılmak < Ave âviş belli. tanımak " â+.] şiddetli ve yakıcı sevgi. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] . [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık. görünen) ~ HAvr *âwis. bilmek ß OFa â. < OFa âşnüdan.a. aşağı. (= Ave âviş-kâra. c^aşq [xvii] [#cşq msd. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] . cışq var. aşiret.aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur. bilinen. aşure. f. ölçüyü aşan. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. âşnâw. klan < Ar caşara birlik oldu. aşüb. on parmaktan oluşan birim" olmalıdır. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş . son derece < Tü aşır. yy'a dek tercih edilmiştir.oynamak.[xiv] öte yana geçirmek. aşla[mak Tü aşla.

) sözünün yerini almıştır. Anlam için karş. ateş ~ OFa âta%ş a. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata. ß EYun a(n). Amer. < Ave atar.] boşluk. girişimciler. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan.kazık. 2.[viii+ Uy. kazık dikmek.a. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.a.değil + EYun théos tanrı" an+. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı. ateş âtarş.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı. xi] ad vermek.biçimini alan Eski Türkçe sözcük.* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup.yanmak) ~ HAvr *âter.a.a. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a. meydan okumak. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney.]. at.a. Fa aşurdan (katmak. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli. cüretkâr. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata. (= Ave . eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek. hak iddia etmek [esk. a. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı.< HAvr *steg. sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz. saldırmak. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog.a. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a. atherina ~ Fa âtaş yanma.[viii+] a. zımba < Fr attacher iliştirmek. hücum < Fr attaquer 1. Fr nominer (atamak) < nom (ad). Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir.a. adıyla * TTü ada. daha eski olan kan (a. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir. dinsiz ~ EYun átheos a. işsizlik.

gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi. meylettirme. bir adımla aşmak Tü * At. < Tü at-" atTü atla. yy'ın son çeyreğine aittir.eğme. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir.] gelen. işsiz. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf. büktü. 2. 2. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş. azatlı köle < Ar cataqa [msd. [192+] boyuna sarılan kumaş.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. 2. Atlant. 2. citq] 1. eskidi. atmasyon at[193+] asılsız. Hol. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir.]1. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa. atletizmle uğraşan kimse.] 1.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd. eski. çevirme. uydurma (argo) < Tü atma" . hareketsiz " atalet < T ü a tı l . sabık.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen. atlet [xx/b] 1. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik.[xi] bir şeyin üzerine çıkmak." a t ~ Ar âtin [#'ty fa. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. kartograf < Atlas. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf. [xiii] zıplamak. yaşlandı.] hediye. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator. sonra gelen.] boş.

]. 2. trop. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk.a. 2.< HAvr *wet-1 üflemek.a.) avadanlık çömlek " ab.a. nefes (~ HAvr *awet-mo. atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a. çekim. dışarı. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi.çekmek ß Lat ad.değil EYun temnö. Moğ aba (a. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. İng. cazibe.] bölünemeyen şey ß EYun a(n). trof.dönmek. futbolda topun dışarı * Karş. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a.a. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö. bölmek " an+. değişmez. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n.ateş yeri < HAvr *âter. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im.çekmek. < Lat attrahere. a. çanak . tomkesmek. tract. parfümeri < Ar ~ İng out 1.yetişmek. 2.] ıtır satan.bir yere + Lat trahere. yönelmek " an+. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı.ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la. ^ 1638 John Wilkins. beslemek. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a. yetiştirmek. bilimci ß EYun atmós buhar. sürmek. tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud. avlanan hayvan. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo.< HAvr *ster-2 a. dönmez. sürüklemek " ad+.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. güzelavrat otu < EYun átropos 1. attract. ß EYun a(n).değil + EYun trefo. eğilmez. lokavt. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış.

artmak. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ.* "Bayındırlık.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek. 2. öne geçmek.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1.ön. 2. yardım. avanta [xvii] bedava. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. ilerleme.seslenmek. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ. 2.konuşma. söz) ~ HAvr *wekw. vent. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. döndü. (bir şeye) dönüştü . ilerletmek. artmak. borç verilen para < İt avantare [mod. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd. avanzare] 1. özellikle insan sesi < EFa vartan. ön ödeme. ilerletmek. yardakçılar *cawanat^ [çoğ. tekrar gelme < Ar câda geri geldi. vâc. ilerleme.] yavru. ilerlemek. ön ödeme.geliş < HAvr *gwem.] geri gelme.a. İng advance. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod. baz avare a. gitmek " ad+. avanzo] 1. ilerlemek. yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir. ait olduğu yere geldi. karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa. uğramak ß Lat ad.bir yere + Lat venire. borç vermek < Lat ab ante önden. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. avangard avan.gelmek. 2. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç. dönme.gelmek ~ HAvr *gwemyo. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar. önceden " avan avantaj ön. alın. 2. söylemek (= Sans vâç ses.] sıradan halk. öne geçmek. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. borç verilen para < Fr avancer 1. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1.

edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan.] 1. avokado [xx/c] . sallanmak. xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa. Batı = Akad erebu a. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar. Karş. keyif almak. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı. sakat olma) köküyle birleşmiştir.a.yönelme. " garp * Karş.? . ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse. kusur. ağıl. vokal avun[mak bulmak Tü âbın. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur. aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs. avın. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] .a. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. edep yerleri. bağırmak. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir.asmak. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. husye * Meyvenin şeklinden ötürü.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. katılma. asya. ses etmek " ad+.sapmak. havlu [xv] . 2. ayıp < İbr #crh çıplak olma. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a. 2. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu.a. savunucu. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. 800) kaydedilmiştir. ayıplı ve özürlü olma. eklenme bildiren önek + HAvr *weig. Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y. ağıl. özür.bir yere + Lat vocare çağırmak. ayıp. âwez. asılmak.a. Bak ari1. avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy. sarkmak ß Fa/OFa â. küpe. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma.) Yunancadan alınmıştır. edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a. çıplak olma) ile eşdeğerdir. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis.] (kadının) edep yerleri.a. ~ Lat Europa a.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak.[xiv] teselli < Tü *âb. avrat [xiv] kadın. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. lamba < Fa/OFa âwe%tan. avlu.

fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır. aydınlık Tü *ay(ı)t. aşikâr. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a. kutsama. seçkinler.] 1. lakırdı. ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1. Karş. ay ışığı?." ayıl- * 15. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. Erm lusin (ay) = lus (ışık). ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ.] standart.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir. özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma.açmak. Rumlarca kutsal sayılan yer. seğirtti. < Tü *a5. -t.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk. gözler. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek. [xiii] ışık. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar.kutsama < EYun (h)agíos kutsal. memleketin önde gelenleri. ağız. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl. 2. a. 2. c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen. ayırmak " ayır- * Eğer *a5. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger . ayar cıyâr [xv] . aziz ~ HAvr *yag-yoa. 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). cıyâr vulg.aydınlatmak < Tü ay ay. altın ve gümüşün saflık ölçüsü. < HAvr *yag. uyanmak < Tü ayıl. ayyar. . yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi.a.avurt Tü? [xiv] çene.

tefrik etmek < Tü *â5-açmak. 2. kepeğini ayırmak.ile aç. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl. sinyal. örf. kendine gelmek. ayrım < Tü a5ır.) a5ığ [xi] uyanık. zıt yönde " arka. sarhoş olmayan < Tü *a5. usul. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır.] kusur. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.açmak. alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık). a. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir. * Aynı kökten ak (açık renkli). . ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a. apış.[xi] farkına varmak.kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek. ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. 2. işaret. töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd. Kısa a." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge. alamet. ayet [xiv] ~ Ar âyat 1.[xiv] kabuğunu soymak. adet. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a.(ağzını açmak).[viii+] ayırmak. diklemesine.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.a.a. gelenek. simge. işaret. hata. töre.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. apış (iki bacağın arasındaki açıklık).* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır. aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür. adet. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark.

biçimsiz (argo). 2.] 1. di. işsiz. ayna (= Ave avidayana. boynuz. Kıp] dönmek.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. gözle görülür nitelikte. işe yaramaz dolanmak. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. aynasız (argo) [188+] yakışıksız.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç. ayrıksı YT [193+] tuhaf. farkında olmayan < Tü aylan. ayrık otu * Karş.] 1. çatal. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. oğul [193+] miyar. hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay.göstermek < Ave dâi-. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. ayrım ayrıntı YT [193+] fark. yaba. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil. [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka. pınar. 3. [194+] fasıl. bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . zat. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb. göz. geyik. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır.aylak Tü? [xv] boş dolaşan." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır. ayrılma." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır.[xiv TS. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a. 2. a. Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. yaban koyunu). maddi. göze. göze ilişkin. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan. seçkin kimse. 4. 2. 5. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. adrık [xi] 1. bir şeyin ta kendisi. güzel).

] (gıda maddeleri satan kimse. azarla. saf.[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] . azar.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı.ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek.] ayyar [xvii] hilebaz. eziyet. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd. narın (ince. serseri. sapmak. . ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür.(birini) incitmek. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. ß Hol ijs buz (~ Ger *îs. < Fa/OFa azardan. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek.] çok büyük olma. haramzade gezgin. içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür. [194+] tahallül etmek < Tü ayır.a. arsız < Ar cara gezdi. ekmekçi). arı. acıtma ~ OFa âzarm a. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi. muazzam idi azami aczâm [kıy. ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı.a. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir.a. a. Karş. Her iki biçim Tü *(y)ar. az[mak aza azade azat Tü az. az az [viii] çok değil * Karş.] daha büyük. Capella.kökünü düşündürür. kırılmak." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb.[viii] yoldan çıkmak. eziyet. küçük).] acı. Moğ aray (az). taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ. Ar cayyaş [im.

.] büyük. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ. yırtıcı hayvan dişi < Tü az. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd. özgür ~ OFa azad soylu. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf. soylu.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf. su cedveli. doğurmak)" â+.ekinin işlevi belirsizdir. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın.doğmak. egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. can vermeyen ß EYun a(n).] güçlü. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan.soylu. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest. işten ~ Ar cazm [#czm msd. +men1 [xv] ark. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu.] görevden alma. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu.] yönler. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi.değil + EYun zöö yaşamak " an+. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. köylü veya köle olmayan. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a. yüce. Fr. a.(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. özgür (= Ave âzâta. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için.

2. Yun papá. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. rüzgâr + Fa câh yer. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba. dede. Fa paça (hayvan ayağı). abla = Moğ baca a. 3. Fa baba/babu < OFa papak (baba.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir. saygı ve sevgi hitabı. geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. derviş). muhterem kişi. paycama (pantolon). Karş. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. yaşlı adam. ata * Karş. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. Fr papa vb. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. yy'dan önce kaydedilmemiştir. . Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır.a. baba.baba çoc baba [viii+] 1.

abla) ~ Fa/OFa bâc vergi. budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir. bagaj edevat < Fr bague çanta.gövde. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir. 2. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık. bade olmak) ~ OFa bâdag a. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması. olgun. 2. beden. ~ OFa wâdâm a. a.a.a.a. eşya ve . Sans vati (esmek). Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18. olmuş. ~ Fa bâda 1. rüzgâr. a." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1.bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a. (= Ave vata. badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir. yel-OFawâda. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd. 2. İng wind (yel).esmek * Aynı kökten Lat ventus.) ~ HAvr *wa(n)t. a. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. Alm wehen. f. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter.yel < HAvr *we. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı.

~ HAvr *bak. bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir.sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. .] çubuk. özellikle [CepK 1935] bahş.ekinin işlevi açık değildir.a. af ~ Fa ba%ş ihsan. zorla alma. müstakil. zalim.a. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa. fahiş < Ar bağa [msd. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir. <Tü bağır iç organlar.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-. değnek.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç.baston. baston < Lat baculum a. bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet.kökünden türetilmiştir. baġy] hakkı olmayana göz dikme. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer. bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak.

~ EFa vahara. DK xiv] . primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir. hediye " bahş [ xi] bağışla. a. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2. bahis/bahs[Yus. < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur. bir konuyu etraflıca tartıştı .bağışla[mak ihsan. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. sebep. Env xiv] bâhâdur .) ~ HAvr *wesr-/*wer. [CodC xiii] bağatur . soruşturdu. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra. DK.a. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a. +ban bahir/bahrengin. kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd. = Tü bağatur bir erkek adı. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd. araştırdı. güzel kokulu bir bitki. [KT xix] tartışılan konu. konu başlığı.Ar bahar [#bhr msd.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır. 2. kahraman ~ Moğ bağatır a.(mülk) sözcüğünden.a.a. Belki Ave va%şa. bahçe bakan " bahçe.a. bahane wahânag a.] deniz. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne . (= Ave vanhar. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir.] tartışma. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. [Aş.] 1.bahar * Lat ver (yaz). a.Fa bâhâdur soylu kişi. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile. a. buphthalmum. söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı.a. bahçıvan gözeten. münazaa.

] geri kalanlar < [Kut. bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay. donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan. pay. birlikte.a. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir. ihsan. L. ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H. talih). [Bah 1924] . kısmet. Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş. talihli" & Fa bâ ile. bekâr ~ EFr bacheler * Karş. [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. Ayrıca EYun fagö (yemek). Ave bhaga (tanrı). KT xix 1 kız olan . genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir.bahriye < Ar baHrî [nsb.a. özellikle.Ar bâqin [#bqy fa . ba^ş. paylaşılan şey. bhaktá (1. bölüştürmek " bahş bahtiyar baht.pay vermek.) ~ HAvr *bhag.a.Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . bazı tanrıların sıfatı). ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş. şövalye adayı. Aş xi] [LO. yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a. hediye < OFa bâttan. kısmet < OFa bâttan.] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri. < OFa bâttan. bahşiş [Aş.ihsan etmek.] kalan.ihsan etmek. 2. ihsan etmek. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a.Ar baqayat[#bqy çoğ. paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. yemek). İng bachelor (bekâr) < EFr. bhága ("paylaştıran. . kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat. pay vermek. ihsan eden".

baston.] sebze satan kimse. balaban (kuş yavrusu). Alm. ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle. bakterisid bactericide a. Moğbal (a. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. baldız.a.a. * Karş. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. Alm kupfer. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu.: bala. manav.). balaban.a. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır. EŞKÖKENLİLER: Tü bal. bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş.) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im.a.bakır Tü [ viii] bakır a.a.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu). asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur. İng copper. Ehrenberg. # 1838 Ch. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir. bakire erken.] kalan şey. Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir. baldız (yaşça küçük akraba). doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek. +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. artık [Kan xv] bostancı. [Men xvii] (vulg. çubuk ~ HAvr *bak.baston. Fr cuivre (a. a. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek . bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. G. " bakteri. manav. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki.

-t.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. a. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı . iltihap < EYun flegö. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk. kauçuk ağacı.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. balgam [Kut xi] irin. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. 3. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. 2.a. sümük ~ Ar balġam irin. ~ İt balletto [küç. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. lastik ayakkabı tabanı. bilanc. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. a. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir. conium maculatum.a.] dansçık. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally . yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. bol. mimusops balata. flog. 14. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu. < Tü ba. Alm baldrian. İng valerian.a. [ xi] baltır üvey evlat. balata [ xx/b] kauçuk.atmak. dans < EYun bâllö.irin. [Amr. Rus baldıryan (kedi otu. iltihap. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi.Fr balance terazi.yanmak. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. * Sözcüğün kökeni belirsizdir.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. denge ~ Lat bilanx.

~ Lat balaena dev balık.a. balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak.19 186+] ~ İt ballo dans. 2.a. vardı. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg.a. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. Alm wal (balina). balina [LO xix] balena ~ İt balena a. 3. 2. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. rayiha. uzanmak. . a. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua.kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek.a. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. tomruk). top şeklinde büyük şişe. gövdeyi gererek atılmak * Karş. büyük top. balle (hoplama) < bâllo. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. balina ~ EYun fállaina a. ~ Ger *balkan mertek.atmak. [EvÇ. cumba / Fr balcon a. HAvr *bhel-2 şişmek. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş. atılmak. kütük. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns. EYun bole ve blema (atış).] eren. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku.a. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale. ~ Ar baliğ [#blġ fa.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. pelesenk ağacı. erişen. ulaştı. bu ağaçtan elde edilen merhem.< HAvr *gwels. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması.baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi.

İng bailiff (kral temsilcisi. kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top). ~ Tamil * Avrupa'ya 16.a. Fr bailli. pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. sıradan < EFr ban/bandon ferman.)" balya. bamya [LO xix] bir sebze. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde.* Karş. *baltha. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey. Akad paltu (balta). ~ Port bambus a. alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak. balya [Kan xvi] ~ İt balla top. Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir. EFr bale > İng bale (bohça). resmi görevli).< HAvr *bhel-2 şişmek. angarya. ben2. gürbüz). bohça. adi. köylü işi [esk. Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk. EYun fállos (fallus). kütük). balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. askere çağırmak . ferman okumak. özel görevli. daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1. 2.suya batırmak. hüküm.]. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük. torba). denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol.a.a. ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. * Biçiminden ötürü. Lat follis (kese.(cesur.a.

şerit şeklinde bayrak. not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. simge.a. grup. banket. çete. sancak. [ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç. İng band. kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka . bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme. İt banda2 (takım. özellikle müzisyen takımı).Fr banderole 1. yar). Ayrıca karş. bir sancak altında toplanan güruh. 2. ~ OLat bandum 1.] küçük sıra < Fr banque set. seki. 2. Fr bande. bez afiş. sarraf tezgâhı. * Karş. kumarda banka. yy ortalarından beri kullanımdadır. İng river bank (nehir kıyısındaki set. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] . tezgâh.banço * ABD zenci ağızlarından. masa.]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. kâğıt banko [ xx/b] 1. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set.a. sancak.bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . 2. seki" bank banknot para " banka. 2. bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh. Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb. gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret. set. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. banko. a.

ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek. kapı. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. benmari. lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. topluluk. ~ Fr bande1 bağ.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-. hüküm. bariyer ~ OLat barra a. ferman + Fr lieu yer " banal. etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o). ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1.a. dış mahalle. Lat gravis (ağır). 2. brutus (kaba). [LO xix] ~ İt baracca kulübe. bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1. çubuk.a. varoş & EFr ban yargı. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1. şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç. 2. soylu kadın. içki tezgâhı. hap1 bap/bab[Kut. halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka. bound (bağlı). [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses. grup. bundle (deste).banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo. çevre. Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. bind (bağlamak). 2. şerit ~ Ger *bandam a. bariyer. banu hanımefendi ~ OFa bânüg a.a. halka. a. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. yağmur ) .a. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. Sans bandhati (bağlamak). kapı.ağır.a. * Aynı kökten İng band (bağ). a. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. bond (bağ). 2. ~ İt bagno hamam. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". engel. Fa bandan.

barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er. Alm.a. barın[mak <Tü [T S xiv] barın. kimyacı. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad.a.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar. • Aynı kökten Fr barbe. HAvr -dh. a. varil ~ İsp barrica a. ancak.] "koca sakal". bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1. < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ.Lat barbarus a. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para. [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı. ~ EYun bárbaros [onom. İng beard. [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ.a. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk. fiks bari bâr kere.> Lat -b.a.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı.a.fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır.dönüşümü tipiktir. Alm bart (sakal). vahşi . a.a. mullus barbatus.> var.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy. . barbunya [ xix] bir balık türü.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse". argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından.

barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş.a.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17. ortaya çıktı.a.] ortaya çıkan. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas. [TS xv < Tü *bar/baz [viii.a. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b.a. 2.sulh yapmak.] çubuk. • 11. yurt < Tü bar. antlaşmak.). karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1. pyrítida] a. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ . ve 18.varmak. aşikâr < Ar baraza [msd. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır.korunmuştur. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa. engel.a. değiştokuş ~ EFr barater takas etme. +metre baron baro erkek. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi.a. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı. xiv Kıp] bağ. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-.(birbirine gitmek. akit. mania < Fr barre çubuk.a. burüz] çıktı. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç. ~ O Yun pyrites [mod. ~ HAvr *maghu. ulaşmak. çıkıntı. sözleşme < Tü ba. Karş. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+. yüksek. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış.çubuk. İng bartender (a.

[Kıp xiv] başar.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. Alm. emir. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a. . bacin] leğen. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. özellikle erkek deve )" baş.] kavrayış. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı. yol göstermek. tazyik. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir. basiret sezgi. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı. sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü.bitirmek. değnek. başbuğ + [TS xvi] önder. [ xx/c] kalça . reis.öncülük etmek. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. güreşte galip gelmek. başlamak. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-.Fr bassin [esk. a. [ viii] bas. leğen kemiği.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. ezmek.ayağını basmak. [Men xvii] ekin başı.

[T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç. badehu. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. pil takımı. çubuk ~ OLat bastum/basto a. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf. [T S xv-xix] bir başına. Kanad. tahtırevalli. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir. TTü *başan şeklini verir. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. ayrı. [CodC xiii] diğer.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir.içine girmek.a. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. serdi. basT] yaydı. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. saplanmak [ xi] batığ bataklık.A. et parçası [Uy viii+] bat. • Eski Türkçe sözcükte.a. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a. -ka eki dativ çekim ekidir. engelsiz. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek.a. # 1891 J. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı. kolay. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. . her çeşit terazi < EFr baculer tepmek.a. Naismith.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk.] düz. basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma.

değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. a. bir kişinin veya şeyin iç yüzü. 2. gizli olma (= Aram baTsnâ karın.Ar baTTâl [#bTl im. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. geçersiz.bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. pil takımı. rahim. baTn/buTün] gizlendi. geçersiz. aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön.] hükümsüz.] örtücü " batın bavul Lat baula a. bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük. vurmak. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. 19. bay[mak <Tü [LO xix] yormak. örtündü batman baton a. karın.] 1. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi.] içte olan. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl. a. örtünme.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa.fiilinden modern bir geri-türetmedir.]boş. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. [LO xix] aşırı iri . demin . battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. gizli olan < Ar baTana [msd. batıni. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. işe yaramaz.

müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer.a.sükûn. ikincil. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş . bayc] sattı. [Men xvii] bayıl. mutluluk. tembelleşmek. tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922).] akşamdan [kaş xi] mayıl.kendinden * *Bay. bawâr] (toprak) boş durdu. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa. bayi [Barkan xvi] baca [msd.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal . baypas [198+] geçme & İng by yan.] işlenmeyen toprak. [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir. çöl. sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa.gevşemek. tekrar (önek) + İr *râma. [Çağ xv] bayk/baykız .biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. bayram [ xi] badram. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim. nadasa bırakıldı.] satan. "bir tür kalp ameliyatı" (1957). [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a. Fa şabma (akşamdan kalma. barış ve mutluluk (= Sans rama a. bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama. bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi. / Sogd patram neşe. yaban < Ar bâra [msd. bayat) < şab (akşam). satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. deminki. huzur.a. konakladı" beyit * Karş. bayrak.geri. bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek. sükûn & İr *pati.

a.a. altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. = Sans bâhu a. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner. bazan/bazen Ar bacD birtakım.a. 2. basamak. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile. taban. a. heykel kaidesi < EYun bainö. kaide. adım. baza temel. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen. gitmek ~ HAvr *gwm-yo. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". ~ EYun basanites a. adım atan). nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2. [DK xv] yavru < .a.a. kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. Lat venire (gelmek). kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . (= Ave bâzu a. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf. +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a.] kısmen. at doktoru.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. altlık. kaide ~ EYun básis 1. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır. < EYun básanos mihenk taşı.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. bir parça. 2. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol.gelmek. [Kıp xiv] göz bebeği.yürümek.geliş < HAvr *gwem. taban. adım atmak. bat. temel.

bedevi [Yus. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb. " bet1. orijinal şeyler. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. eşdeğer idi beden 2. baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 . KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı.] 1. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir.] yenilikler. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd. dua bedel [İrşad. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak.* Karş. ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a.başa çıkmak. bedevi çöl göçeri. icatlar < Ar badicat^ icat.] yenilikler. bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa".a. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. bedhah [Men xvii] kötü niyetli.). İng baby. becer[mek <Tü [DK xv] becer. orijinallik.] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. orijinallik.] karşılık. Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. bedel oldu. becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir. Fr bébé.a. orijinal şeyler. Fa baba. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1. icatlar < Ar badicat^ icat. muvaffak olmak. ~ Ar badan [#bdn msd. Ar bubu (a. insan gövdesi.

< öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1.] emsali olmayan. kendiliğinden oldu. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır. gözle görünen. behre a. beylik etmek.a. 2. her (< Fa ham bir. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş. taqdır. = İbr bshlmah a. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir. prenses.bedihi [NKemal1867] . davar. büyükbaş (= Aram bshlmtâ a. Ar qadır.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı . beraber.begum kraliçe. hanım. harikulade.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem.1. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm.] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+. iqtidar. nasip ~ OFa bahrag . Bak. a. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda.] hayvanlık. orijinal.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş. a. öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr. her behimiyet [Men xvii] behimî. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. hisse. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf.

aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak.] iletme yetisi. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü. . kapalı. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut. saklamak. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı. bekâret [EvÇ xvii] kızlık. zor. komi & İng bell çan. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. vardı. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd. mahfuz. mihenk taşına vurdu. sağlamlaştırmak. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı. güç. güvenceye almak. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. serf < EFr embuier prangalamak. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. zorluk. Kullanımda Fa bıkar (işsiz.] kalma.pekitmek. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. güzel söyleme yeteneği. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. 2. korumak. pek. kuşak. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma.] 1. yokuş. retorik < Ar balaġa erdi.] sınav. zarar.

[Kaş xi] béle. Anlam ilişkisi için karş. belli (bilinen). bil. belgü (alamet.fiilinin varyant biçimi olmalıdır. zuhur etmek " belirbeleş bila+.(öğrenmek) vb. nişan). kentsel < Ar balad kent.1. nişan < Tü *bel. sarmak. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir. belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta. bulaştırmak * İkinci anlamı bula. sancak). şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız. bebek kundaklamak.] kent. beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf. calâmat (belirti). belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet. şehir. beler[mek <Tü [T S xiv] beler. belli olmak < Tü *bél. yokuş.kökü. şehir. belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb.gözleri aşırı açılmak.bilmek " bil- * Tü *bel. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür. Karş.meydana çıkmak. * -ge eki Moğolcadır. bulamak.fiilinin varyant biçimi görünümündedir. vesika~ Tü belgü işaret. Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. Ar calam (belirti. o kadar ki < Tü belirt-" belir- . belek (hediye).] kente ait olan. 2. cilm (bilme). belle.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı. ülke. ülke. pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak.

bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır.] çitlenbik. ban-. 2. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a. boynuz. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. aşikâr.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen. benze-.a. beniz. < EFa bastan. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a. [T S xiv] belgülü . bin. .a. işaret. Karş. İng timbre (ses rengi. [KGunya xiv] < Tü belgü alamet. bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan. band.a.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir. boncuk. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a. bin-. gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. beyin. tutsak ~ OFa < Fa banda köle. Mağrip müziğine özgü. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek. açık. köle.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul. buna-. öğrenmek. bengi.

berbat.bağlamak ~ OFa bastan. berceste. super+. sürmenaj.) ~ HAvr *uper a. " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze. Bak.a.a. * Aynı kökten Erm i ver.) ~ HAvr *bhendh.a. band.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz.a. sürreel. 3. berduş. (= Ave upairi. süper.a. benimse[mek beniz/benz* Bak. hipermetrop.a.a. kuşak. = Sans upari a. berhudar. yy'dan itibaren kullanılmıştır. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir. ben2. EYun hyper. benzin [Düs I. su bendi < Fa bastan. -e doğru (edat). üzeri). band. & Ar lubân zamk. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu".a. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek.a. bermutat. Cava " labne * Karş. bağ. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada. suret. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden.a. kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst. sürfile. pulover . up (yukarı). a. a. Lat super > Fr sur.a. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı.a. Alm über.a. Alm. sürşarj İng over : overlok.a. hipertrofi Lat super : soprano. bağlanan şey.a. hipertansiyon. suma.a.4. yukarı (önek) ~ OFa abar. ben2. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif.a. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich. (= Ave bast-. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15. üzere. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş. berhava.485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. auf. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1. band. üzeri. -e. sürpriz. 2. hiperbol. İng over (üst. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber.

[Men xvii] ber düş omuzda. berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele. bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a.] 1. muaf oldu. devam berduş gibi hercai.] kutsama. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe. seğirmek & EFa apar.Fa barcasta fırlamış.fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır.yukarı + EFa yasat. 2. seğirmek. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele. a. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1. . sıçramak. a.a. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak. ahit. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+.sıçramak. yücelme. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd. Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır. Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme. kutsama. kutsanma" fiili türemiştir. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. a. berbat havaya savurmak. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır. ferman. (ur veya apse) çıkmak. [LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda". yüceltme. kabarmak. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak. diploma. Kuran'a göre Hz. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a. a. yan yana.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. belge.] aklanma. yok etmek " ber+. Ar baraka (diz çöktü). helecan. * İsim formunun. bolluk. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra . ~ İbr bsrakah a. 2.

[Neş xv] sağlamlaştırmak. kristal. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır. ziyan olmuş. Fr.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. hava-yukarı " ber+. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. sağlam = Tü bek/pek a. metin. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. tahkim etmek. depo. berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f.a. bâr. . berjer < Fr berger çoban. [CepK 1935] < Tü berk pek. < Sinhali beri yorgun. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. kadın çoban.d. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. Amer. hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir.. %w^ur.yemek " ber+. 2. +hor beri Tü [Or viii] bérgerü . kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt.] 1. a. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. getirmek) + Fa %âna ev " +ber.taşımak. güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır.

[Uy viii+] bert. ışıldadı.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. b e ş [Orhviii]béşa. ~ Ar barrâq [#brq im. kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+. Fa/OFa bas yeter. kâfi * Anlam ilişkisi için karş. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1. sıkıntı. yeter > yetiştirmek. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. 2. aşçı (1615 . besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle.1678) < öz Louis de Béchameil 14.] çok parlak. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. eklem. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. darlık. yeterli. bağlı. semirtmek. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et. 3. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. aralık. ayıraç.hayvan yetiştirmek. besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. band. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. 2. zincir halkası. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne.bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. bağ.] insan.a.a.bağlamak " bent . bağlı şey. genel olarak insan türü. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka. Fr.

beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire.] çok kötü. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur. * Sadece bet beniz ikilemesinde. [TS xiv-xviii xiv] biti. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı.] işeme.a. beşuş [LO xix] başşa [msd. idrar < Ar . bevl [etm bala işedi.a. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. donanımlı " beton. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir. 19. Çağ xiv] a. [Uy viii+] bét yüz. [Kıp. genç kız * Karş. çehre. reçine ~ Kelt *betu. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a. betonarme armé zırhlı. EŞKÖKENLİLER: Tü biti.: betik. kitap.yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür. [LO xix] betik biti. bakire). betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti.[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter . belge.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır.] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz.

] beyaz olma. ayrıştı. dah. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta.a.] 1. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . getirmek.] açıklama. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan.] işeme. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber. şiirde kıta [#byt msd. mal [İrşad. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ.) beyn+ açtı. ayırdı. aydınlandı. [İMüh xiii] béyni a. hane. * İnisyal b/m dönüşümü için bak. ilik. millet beytülmal evi". beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. ulu kişi. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz. açıkça söyleme < Ar bana açtı. hakikat. ev. devlet hazinesi" beyit. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a. a. +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. & OFa hu iyi + OFa dadan. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak. yaratmak " bi+2. ben2. ayırdı. saygısız " bi+2.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1.vermek. 2. a. el3. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan. aydınlattı. name ~ Ar bayâD [#byD msd.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. soylu kişi beyan [Kut. ev. beyaz [Ali xvi] beyazlık. fayda ~ OFa hudahag a. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta). 2. = Akad bîtu a. el3.a. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd.

salgı bezi. iki ~ Lat bi. * Karş. ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze. bi+3 ~ Fa bî-/bay. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im.a. sıtmaya tutulmak. Lat albus (beyaz). ör.] < Lat pisum a. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır.) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır. bez[mek Tü [ xi] bez. albumen (yumurta akı).) < Eİng pise < Lat pisum. • Fa basıla (a. Ayrıca karş. 2. yoksunluk edatı). bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki).a.a. kabarcık ~ Fr baiser 1. bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde.a. ~ EYun píson a.iki .* Anlam ilişkisi için karş. bi lâ ("ile değil". öpücük.a. şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze. bezik bezir [yağı bazara tohum attı.] kumaş ~ Ar bi ile.a. saçtı bezirgân wâzâragân a. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a.a. .a.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder. İng peas (a.çift.-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi.süslemek [ xi] bezek nakış. bi+2 a.titremek. pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç. " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd.

cebel. biçim. Karş. Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. biçem. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a. Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. bucak. kölelik veya itaat sözleşmesi yapma. Karş. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o).< HAvr *pö(i).içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). tepe) anlamına gelir.olup. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti. çare < Tü biç-" biç- . biç[mek Tü [ viii] bıç.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür.: bıçak. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir.kesmek * Özgün biçim bıç. Lat piper. barsama. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19. bıçkı. [Aş. karabiber ~ EYun péperi a. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. biç-. bucak.biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. küçük meyve.a. +grafi biblo beubelet a. Fr poivre. Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. buçuk. EYun pósis (içki). Karş. 2. ~ Sans pippalî 1. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır.kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. -ç. biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki.a.a.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. İng pepper. Alm pfeffer. meyvecik. anlaşma. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy. EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç.

Fa gav. bigâne begânag a. icat. ufak " bızdık * Ayrıca karş. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd.sivri)" etiket * HAvr *gwou. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd. endam.a.a. Sans gaü. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd. Karş.kökünden karş. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. bov. Erm gow. ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2. bıçak. 2. icat etme).a. Gael bó (inek.a. Lett gúovs.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi.). boy pos. fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma.a. icat etme). bide ata binmek. EYun boús. Ar #bdc (yenilik yapma.a. Arambsdâ (a.) + İng steak kızartma. Ger *köus > İng cow.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş. ~ HAvr *gwou.> Fr boeuf.] başlama. bov. tırıs gitmek bıdık küçük. sığır). [Men xvii] biçim < Tü biç. bodur. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret. Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur. * Karş. Lat bos. haber . badc] yenilik yaptı. yenilik.] 1. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik". bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti.

bikir/bikr[Yus. el3. [KT xix] bakire olma hali. gına getirmek. Karş.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır.bihakkın olarak " bi+1.] ilk doğan evlat. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden. Bi. [ xi] bük-2 usanmak. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1.tıpa. [Arg xvi] bık-. monokini.a. yeni.-siz. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2.) bil[mek bila+ bi+1. kayıt. ahir bilakaydüşart bila+. taze. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak. DK xiv] bekâr veya bakire. [Men xvii] genç kız. kusacak olmak. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile. ~ Ar bi lâ "ile değil". bilahare sonraki" bi+1. Fr. bakire. bi-3. turfanda. 2. karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim. bikarbonat molekül" bi+3. a. ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a. moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " .

yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord. [Uy viii+] bile/birle . Fr/İng balance (denge. afiş.el3. hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa. .İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod. ucu kıvrık değnek. özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek. terazi.iki + Lat lanx. tabela " bilet. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür. bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek. bilanc.) + Fr board tahta.a. pusula.2. kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan. Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14. fiş. denge.a. 2.a. [ 184+] bilyeto . hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. dahi (zarf). bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1. billet] ] kısa not. eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem. lanc. eklemlenmek < Tü *bile.bilakis sf. terazi) < Lat bilanx. kapçık " bi+3. leğen * Karş. a.344 186+] bilet tren bileti .birleştirmek. el3.a. ile (bağlaç). [Uy viii+] bileğü a. 2.a. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken. [Düs I. muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1. yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır. < Tü bi [viii+ Uy] bıçak.a. bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile.Ar bi-al-cumlat tümüyle.] karşıt.a. < Fr bille1 kısa yazı. not ~ OLat billa a. beraber (sıfat). bilet . zıt" bi+1.terazi & Lat bi.kefe. borda .

Hacettepe Üniv. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. bitkin. [ xi] bilezük < Tü . gergin. Bilişmek fiili mevcut değildir. . (geçişsiz) ve bıçkın.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. baygın. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-.. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. Karş. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir. durgun. yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. bıngıldak billahi allah [Kıp. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15. tutkun. k bilfiil el3. dolgun. azgın.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. [Kaş xi] bilig . bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1.a. fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir. [Or viii] bilgili kişi. eylemli olarak " bi+1. el3. [CodC xiii] bilik . bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü. seçkin. < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1.Ar bi-al- ficl eylem ile. olgun. üzgün (geçişli/edilgen). solgun vb. bilgisayar " bil-. [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir.

[Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul. a.. göndermek. vazgeçmek * 14.a.< Tü bıngıl [onom. el3. = Sans bhrâtar a. Ancak karş. kristal" berilyum bilumum " bi+1. .a.a. ) ~ Aram bslürâ a. umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle.). erkek evlat [Kut. Fr frère. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin.a.). genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır.] -e dayanarak. İng beer (bira). Alm brüder (a. İt fratre.a. vermek.a. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. salmak. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda.a.] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. İng brother. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd. beverage (her çeşit içki) < Lat biber. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak. ondan dolayı" binaen.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf. kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş. birader [T S.a.a.a. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater. ~ HAvr *bhrâter. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a. Çuv pıra%-(a. yaptı. Yakut bıra%-. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. ~ Ar bint [#bn] kız. [Uy viii+] min-[ viii] bin .

ikinci kez 2. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü . bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement. < Fr bicycle "iki tekerli". " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri. kuzine bismillah bi+1. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. 2.< HAvr *bher-4 a. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et. bit[mek Tü ermek.] a. (bitki) yetişmek. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir. kebap < Fa biriştan. isim.tekrar. sona ermek. HAvr *bhr-îg. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç.1.a. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. olgunlaşmak. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir. * Orijinal kökün bit.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi.bir araya gelmek. fert" bir [Uy viii+] birik. kavurmak ~ OFa briştan.a.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir. sanayici" bi+3. 1880 Fr. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü.a. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe.kızartmak. Fr. brîz. & Lat bi. biriy.a.a. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. iki kez. tamamlanmak. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt.

yaşam. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma. değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. eğilim).a. doğabilimci " biy(o)+. biot. İng bias (çapraz çizgi.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2.yoksunluk edatı + Fa tâb güç. bitap [Men xvii] güçsüz bî. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş. yontmak bitüm *gwetümen a. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos. kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. ~ HAvr *gwi-wot. acı < Ger *bîtan ısırmak .a. [DTC 1942] biografya .Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+.a. a. bıyık [ xi] bı5ık a. " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o). biyografi [REkrem <1887] bioğrafi.a.a.HAvr *bheidısırmak. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi . tav2 bitaraf Fa bî. taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. kudret" bi+2. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş.a. tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri.bitişik olmak. kayıp. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz. Alm. keskin.

a.a. . İng bezel (a. kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi.pis kokan? < Ger *wis. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp.Ar buZr/baZr [#bZr msd. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer.a. kendi başına " bi+1. görüş " biy(o)+. ufak. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. serbest. bezmiş. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen. Fr.pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. zat bızdık bdig/bzdig küçük. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1. vulg. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. bizzat & Ar 5ât zat. yorgun. faydasız. boş. zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme. Amer.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele. 2. diyagonal kesim * Karş. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur . mühendis.). Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır. usanmış. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. ^ Ernest Besnier. dolu. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a.

abanmak. destek. [ xi] böğür .].a. kumaş. seyir defteri. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle. " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . 2. blog yazarı.] < Tü bög bir tür . tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. yığın. ayak ~ Lat podium a.] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma. kütük. yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1.a. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk. yaslanmak. dayanak. 2. 2. gemi güncesi. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk.dokumak ) + İng log 1. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. < Tü *bögce(k) [küç. (gemi) yelaltına gelmek. 3. kumaş ~ HAvr *wobh-yo.. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük. ağ. [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma .blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz.[onom. taban. işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob. kütük. tomruk.< HAvr *webh. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad.] * 16. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak.] < öz Genes Cenova kenti [esk. < İng weblog & İng web 1. doku.İt poggiare 1.

Buna karşılık ESlav byku (boğa).sıkmak. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük.a. sokak (~ EYun drómos 1. bok (sıkılmış şey). revak < EYun tre%ö. burjğ (sıkıntı).> usan.bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. büz. ayak basmak). pod. Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. 2.(çift toynaklı hayvanların erkeği). sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. Kelt bukko. boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak. bıdık. [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. [LL 1732] bodrum . Aynı kökten bur-. dromo. bızdık. Ave buza. tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak. Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir. koridor. -t-durma. bücür. busan. bürlügen biçimlerine rastlanır. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş.< HAvr *der-1 adım atmak.(teke). drom. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür. büldirgen.(sıkmak. boğ[mak Tü [ xi] boğ. koşu yolu.ayak + EYun stema. sıkarak daraltmak sıkmak. bük-. burmak. . bükmek).(davar) bağırmak.. kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür. duruş " podyum.(sıkılmak). koşmak.koşmak. özellikle erkek deve). bükmek. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. hızlı yürümek. koşu. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir. daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a. böğürslen. erkek geyik) < HAvr *bhugo. İng buck (teke.Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol. tırıs gitmek ~ HAvr *drem-. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır.

Tü üle-/öl(e)-(bölmek. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. Çağ xiv] çok. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. cesur.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. DK. bakır pası. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a. mineralojist. tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. yy'dan eski örnekleri mevcut değildir.a.< HAvr *bhel-2 şişmek. had ve ölçü tayin etmek). Karş. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo.ayırmak. cüretli. Orta Avrupa'da Tü [Uy. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. Fr. böl[mek Tü [ viii] böl.sıkmak. Kaş viii+] bok ekmek küfü. kısım [ 1928] şube. geniş. 2. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. berduş. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. paket < Tü *bo. en büyük. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . bereketli * 14.sıkmak.

a. ben2. konveks hale getirmek < Fr bom.) + Lat filet fileto " bono. değerli kâğıt. buono] ödeme emri. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün".* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir. senet ~ Lat bonum [n. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a. saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı.[onom. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir. kupon. ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono.] iyi şey. servis bonus [ xx/c] emri. kupon. bomba bombus boğuk ses. konveks < Fr bomber şişirmek.a. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen . [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. ödül. hizmet ~ İng bonus ikramiye. ) + Lat jour gün " bono. uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono.

[Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık.a.a. kereste ) ~ HAvr *bherdh. Buna karşılık Ar barniyyat. borani [Yus xiv] Acem yahnisi. sınır. boz. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar. kıyı ~ Ger *bordhaz a. çerçeve < Fr & Tü boru + .a. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri. CodC. koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu. İng.a. İng border (kenarlık. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent. salma. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. çerçeve). güherçile < Ar baraqa parladı. #1812 Sir Humphrey Davy. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır. +zen borç [İMüh. çoğ. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru.a. kenar çizmek " borda Karş.kesmek. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası. kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. ~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a. borazan + [Men xvii] boruzen vulg. güveç). bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge.borç vermek veya almak (= Ave pairya. " borda bordür border bitişmek. [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. Acem yahnisi < Fa bürâ a. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20. baranı (çömlek.a. sınır.

< HAvr *bheid.a. Tü bur. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot. Yak börüök (a. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. börk Tü [Kaş xi] börk başlık. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. serbest.] 1. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe. Karş.bükmek. gevşek.). kıvırmak " bur[Amr. * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. < OFa büy/böy güzel koku " bu2. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç. azat etmek. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı.börek [İdr.a. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört.[xv+ Çağ] kabarmak. salınmış. gemi ~ Ger *boitaz kano. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15. hamur ve etle yapılan bir yiyecek.serbest bırakmak. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne. tekne ~ HAvr *bhoid. kendinden yetişen bitki . sandal. [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı. üçgen böreği. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin.a. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a.yontmak. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a. 2. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır.a.

Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. Amer. boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. kavim * Boy2 (duruş. aşiret. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. katmak " boya- boyunduruk . Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş. kabarcık.bağlamak. 2. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. ben2. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak". boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır. katmak. yapıştırmak. boya. Alm. Ar qawm (1. eklemek. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır. böyle <Tü [TS. Karş. endam.Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15.a. ulus. rulo ~ HAvr *beuşiş.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan. duruş.boyamak boyar .[viii+ Uy] bağlamak. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. sıvamak.[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. * İnisyal b/m için bak. kına. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır. boy1 [ viii] bo5 aşiret. çivit. ulus). top. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un.[viii+ Uy] bağlamak. Alm. [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu. iki şeyi eklemek.

boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca. Yun bré/moré. brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu. Lat iugum (boyunduruk). +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur.yıkmak. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez. [LO xix] ~ İt branda asker yatağı. [Or.) + EYun kéfalos kafa " brifing. Karş. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr. [Kıp. TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a. darıdan yapılan ekşi içki.a. iugulum (boğaz). boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır.a.yanmak " term(o)+ briç biritch a.a. mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng . hamak İt [LO xix] alkış sözü. Uy viii] boz-/buz.a.[esk. Karş.a. gözüpek. belirsiz renkli. Arn more (a. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç.) Türkçeden alınmış olabilir.* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır.).

2. 2. * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa).] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık. kırma. kısa.a. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur.] ~ Fr broderie tığla işleme. belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini.a. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. J. 19. pantolon askısı ~ EAlm . brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup. şiş veya çuvaldızla dikmek. mektup. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a.< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak. gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs. Fr.]. Balard. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A. kısa not. İng bridle (dizgin). görev yazısı ~ Fr bref 1.a. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık.a.a. " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak.çok parlak bir tür ipek [esk.

] abdallar. dervişler arasında seçkin bir zümre.a. buat pyksís. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1. (gemi) yelaltı. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe. 2. buhar.a. -d." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey. çiğ. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır.a. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı".) * Tü bu (buğu. kesim.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. 2. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap.a. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. yarım * İnisyal b. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal. 2. kesit < Tü bıç. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa. kaba. aptal ~ HAvr *gwru-to. makina.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir. pişmemiş. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. bir . yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. a. hantal.a. 2. kaba. amele. bu2 parfüm (= Ave bao5a. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır. salak. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a. işçi. manivela " bocala-.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir. ~ Ar budala' [#bdl çoğ. kavim [çoğ.

sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası.] buhran [Ömer b. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar. bühtan bahata şaşırttı. kriz. ~ EYun boúbalos a.sıkmak. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd.a. bir çeşit balmumu [esk. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. 3. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1.a. [TS xiv. Karş. mum. 2.sıkmak.burmak. ~ Lat bübalus a. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş. daratlmak. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek.tür yemek odası dolabı. boğmak < Tü *bo-/*bu. burulmuş *büg(ü)r. nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. yemek kokusu gibi buharlı koku. koruluk. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık. şoke etti.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap. < EYun boús inek. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd.].< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar.sıkmak " boğ- . KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd.a. bu2.a. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix]. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku. kıvırmak < Tü *bo-/*bü. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük. tutan " buhur.] kin. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl.

buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu". bukalemun) çevirisidir. karıştırmak * Karş. (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir.karmak. Tü bulğak (karışıklık. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren.] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. 3. orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç.a. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. şarap aroması ~ EFr bosquet [küç. ağır dayak atma. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog. toprak + EYun leön aslan)" ebu. doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan. çalı yumağı. bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan". karışık aş & Tü bula-/bulğa. [ viii] bulğa.(karışmak). bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı".+ Tü aş " bula-. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. İng chamaeleon. leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı". aş bülbül [CodC xiii] bir kuş. Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. 2.] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul. luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom.çalılık.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir. çiçek aroması.] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. burbal.viii+ Uy). tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek . lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç.a.bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası". çiçek demeti. kargaşa .

bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. strüktür.Fa mübâr kalın bağırsak. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek. tomurmak ) + Alm werk iş. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna. boy pos.a. mühürlü belge. varma < Ar balaġa erdi. ulaştı. kederlenmek. sıkıntı. İnisyal b/m dönüşümü için karş. Bengalli.] [Kaş xi] bur-/bür. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. bildiri ~ İt bulletino [küç.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır. kabarmak. mühür mumuyla yapılan damga. cinsel olgunluk yaşına erdi.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder. dert. iş yapmak ) " balya. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd.çalışmak. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı. tomruk [mod. ben2. sur & EAlm bol kütük. sıkıntı.sıkılmak < * Bunal.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor. kıvırmak. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır. şehir suru.sıkıntı duymak.]yapı. 2. (bilgi veya söz) yerine vardı. şaşırmak. vardı.] < OLat bulla 1.bükmek. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak . 2. bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1. 18.çok ihtiyarlamak Tü *bu. yapı (~ HAvr *werg. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd.] ulaşma. bünye < Ar bana yaptı. olgunlaştı. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır. 2. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı. büzmek < Tü *bu-/*bü- . istihkâm.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. ıztırap < Tü *bun. yuvarlak şey. ~ Ar bunyat [#bny msd.

bükmek Moğ bürü.yüksek yer. bük-. burk-. büz. bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay. boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1. kule. buğusu yükselmek < Tü bu buğu.biçimleri eş anlamlı olup. keçe ~ Lat burra keçe.ekiyle. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi. [TS xiii xiii] büri-örtmek.köküyle alakalıdır. tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. Aş xi] ~ Ar burc 1.korumak burçak Tü vicia sativa. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur. . hisar. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. 2.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak. Fr. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli. koku burç [Kut. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. 2. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a. 2. Karş. yazıhane.(örtmek). ofis.a. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki. hisar. hisar < HAvr *bhergh.şiddetle burmak. hisar ~ HAvr *bhrgh.yüksek yer.örtünmek.kokmak. para kesesi. üstü çuha kaplı yazı masası. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün. ~ EYun pyrgos kule. sarınmak.* Tü bur-. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro. sarmak [ xvi] burka-/burğa. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1." bur* Pekiştirici -k.

» " biryan ~ Fa büs öpüş. inek (~ HAvr *gwou. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı.] kese. lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1. İncil < Aram #bsr ilan etme. < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak. Tü [ xi] *burış-/bürüş. bohça ~ HAvr *bhelgh. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit. mezar.koymak " apo+. hükümet bütçesi.a. 2.]. 2. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf. the.bitmek " bit- . evrak veya para kesesi. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak.buruşmak. örtü [Uyviii+]burın/buruna.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm.a. f. depo & EYun apó + EYun theke ambar. dağarcık. ) + EYun tyros kaymak.a. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. iptal edildi.a.] iyi haber.a. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma.a. çıkın < Lat bulga torba. 2. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır. a.burmak. ~ Lat bustum 1. büzüşmek < Tü bur-/bür. saklama yeri < EYun tithemi. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk. müjde ~ Aram bîssrâ 1. ölü yakılan yer. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi.. tütmek < Tü bü buhar. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç.a.

sıkmak. bilge .[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü. [ viii] bedük a. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği).. [CodC xiii] büğü a.buut [Menxvii]bucd mesafe. uzaklaştı. boy < Ar bacuda uzak idi. büyücü. uzadı buyruk büyü Tü sihir. < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5. Fa buzak (küçük erkek keçi). bilgin.] uzaklık. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir. a. . bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua. büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a. < Tü buyur. [Arg. büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir.burmak. < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur. a.a. Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a. Karş.a.a." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz.

Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür.caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im.ekiyle. angarya. çevik (~? Tü *çapuk a. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı. çevik) biçimini açıklamak zordur. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. Ancak bu halde 5. [Men xvii] karşılıksız verilen şey. Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak.] kudret sahibi.] gürültü yapmak. a. çok konuşmak . çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. para alma. eller ve kollarla girişmek. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak . dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak. < Tü çapmak çarpmak. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme.

büyücü = Sans yâtü büyücü. a.(seslenmek. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. gölgelik. ünlemek " +kir- * Karş.] 1. tente. şıkırdamak . f. yelloz.[xi] seslenmek. şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. nal sesi. cin ) çadır [Kaş. gürültü . çağla . tente. Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır. paçoz. yar. devir.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem . Karş. a. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü. nida" ve "2. taş sesi.örtmek cağ [kebabı Gürc cali a.xi) ve çağla-(şakırdamak.) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. 2. Karş.cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. a. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. şaşkaloz. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. çağır[mak Tü haykırmak. ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a. insan sesi. bir tür kötü ruh. CodC.xiv). (= Ave yâtu. zırtapoz. şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked.cadı. mil (= [CodC xiii] zaman. Tü çağıla. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad.xi-xviii). kartaloz. Tü çaw/çoğ (insan sesi. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman. çadır (= Sans çhâttra şemsiye. ün. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir. akarsu yatağı. İdr xi] çatır. bağırmak .şeklindedir. yolun orta veya ana bölümü. su sesi. İMüh. ~ OFa câdüg a. çarpma sesi. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. nida. bağırmak. hayvanların açtığı patika.

geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak.a.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom. . çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. caka [LG188+] kurum. Moğ çak?u (a. geçen (para. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir. Sözcüğün nihai anlamı "çalık. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan . TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş.a. çakmaktaşı çakmak.) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. [Kıp. Hind çaku (a.] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi. bende. nal sesi. çal-. hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca. (a. Alıntı yönü açık değildir.sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a. çel-. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır. çekiçle vurmak. Hepsinin ç. Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi). Çağ çakan (balta). Karş.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa.ekiyle türetilmiştir.). gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal.a. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası.a. çet-) ve -ı. • Çak-.] geçerli. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. İng jackal. kazık çakmak. -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır.). caiz [Aş xiv] usul.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa. Fr chacal.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. şakırtı) çıkarmak * Çak. çıp-.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. çap-/çarp-. • Moğ çoğur (alaca. çarpmak. işlem). çep-. Fa çaqu. çıt-/çit-) mevcuttur. akarsu sesi. çıl-. alaca" olmalıdır.

tokuşmak. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal. endam. alacalı hale getirmek. güreşmek. darbe. bıçak vurmak.tekerlek. 2. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. vuruşmak. şaklamak. yaralı. çevik . mızrap) < d?arb (vurma).kesmek.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa. < Tü çal. kakmak. [DK xiv] talan etmek. vuruş. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal.1. 2. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. çabalamak < Tü çal.] celbeden. kakmak.(vurmak. [T S xv] gayret etmek.vurmak. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. [Ali xvi] çakşır . 3. çark. bıçak vurmak. şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1. boy pos < Tü çal. kesik. vurmak. a. bıçak vurmak. Kırg çalğı (tırpan). çarpışmak.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak.çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. TS xv] 1. 2. çamur veya boya vurmak. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır. döngü. çarpmak " çal- . Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır. Ar mid?rab (çalgı. alacalı * Karş. çal[mak Tü [Uy viii+] çal. çömlekçi çarkı. yağmalamak. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak. atik. vurmak.çarpmak. Ayrıca karş. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış.a. ayakla vurmak. devre. 2. gösteriş. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. saz çalmak) çevirisi olmalıdır.vurmak. [T S xiv. Kıp xiv] saz çalmak. çelik2 (kesik dal parçası). dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom. kesmek).saz vurmak " çal- * Karş.Tü çalık [Kıp xiv] a. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık. Çağ çalağan (a.) Ayrıca çalı çırpı.

bir araya getiren. [Men xvii] cameken/camekân a.] 1. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa. bardak. kavga etmek" anlamından türemiştir. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı.a.a.a. 2. şüy.a. bardak" iken 17. itip kakmak. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda. giysi yıkayıcı. Neş. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. 2. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. soymak.sarsmak. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa. Ancak Ar şamc (mum.a. KGunya xiv] toplayan. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. SIRÇA. dört parça. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. < OFa gâv inek. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır. Ancak Ar şamc (mum. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan. haşarı. cam [Yus xiv] kadeh. a.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. cem eden. kâse. camız/camus [Env xv] camuş. ŞİŞE. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir. f. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. dört parçalı köçek zili. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. kastanyet" çehar. kadeh. fakat 20. su sığırı = Aram gamüş a.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. 2.. Karş. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1. deli gibi oynak < Tü çalvurmak.a. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir. " biftek .) ~ * Özgün anlamı "kadeh. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. sürahi (= Ave yama. sığır ~ HAvr *gwou.* Modern kullanımı "çarpışmak. cami [İrşad. [Tuh. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer. çamaşır [Arg xvi] 1. ~ OFa gâw meş a.

] canlar. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa. Lat vîta (hayat).] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. büyüten. oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. çamur <Tü çökmek. Bak.] yan. HAvr *gwi-g. HAvr gwî-wo. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek. şiirde "sevgili" [CodC xiii] . = EFa civa-/cwa.Fa can fızâ cana can katan.biçiminden EYun bíos.a. canavar hayvan. hayat). a.biçiminden İng quick (canlı). +aver [KT xix] ince.) ~ HAvr *gweis. Lat vigere. ~ Fa cânwar canlı yaratık. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran.a. canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can. * HAvr *gwi-o.biçiminden EYun zöio (yaşamak). fazla. iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan. fedakârca . yüksek rezonanslı darbe sesi.a. Lat vîvus (canlı). her çeşit hayvan " can. cangıl [ xx/b] çorak yer.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren. Gael beatha (can. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ. kenar. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. yy sonuna dek rastlanmaz. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa. HAvr gwi-wot. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl.a. çıngırak can [Kut xi] . fızâ. çan. M A N D A . zoe (yaşam). çok (< Fa fuzüdan. vigor (canlı ve güçlü olmak). çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi. Tü *çoğmur dibe çöken şey.biçiminden Sans cıva-. canan canavar özellikle yabani hayvan.artırmak. 2. çul) ile ilişkisi kurulamaz. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş . [Men xvii] canver vulg.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a.

yalpalama. [TS xv] talan eden.İt zappa bahçıvan aleti. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. dört nala at sürmek " çarp* Karş. çapul. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. zıt yönlerde olma. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü.çalmak. yalpalama. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap.a. [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü. tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma. [TS xvii] çapul a.a. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. a. sapmak) + Fa rast düz. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-. akın.çarpmak. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. [Kıp xiv] çapak a. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. [TS xvii] çapıt eski bez. sağ " çeper. sol (< Fa çapîdan dönmek.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak. savulmak. paçavra. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ". 1. yalpa. heybe. talan. özellikle göz pisliği. çapulcu çap. bel [LO xix] pasaklı. * md > t değişimi doğaldır.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+).çanta xvii] çanta a. talan etmek. saldırı. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. hacim ölçüsü . tüfek ve mermi ölçüsü. (Tatarca) *çapağul < Tü çap. yalpa. < Tü . pislik. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş). çarpmak. 2.çarpmak. 19. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. Tü *çalp-/çap. diyagonal & Fa çap aykırı.

İnisyal ç.sesinin ötümlüleşmesi -n.] 1. 1923'te James P. divanhane " çehar. çark [Aş.bağrışmak.a. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa. tak1 [Kut.Fa çar Tâq "dört kemer". dişi köle < Ar cara aktı. Rus hükümdarı 4. gürültü. döngü. koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa. KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator.seslenmek. tekerlek.car. [ML 1969] bir tür biber . 2. mekanik . genç kız. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a. çarliston [Cumh 1928] bir dans.] çekme + Ar a6qâl [çoğ. . [TS xiv] carılda. a. imparatoriçe. [Men ] çarTak vulg. çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK. çardak .] cereyan eden. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur.a.İng charleston 1. Gül xiv] hizmetçi. = Sans çakrá a. yuvarlanmak). bar bar bağırmak. [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd. Karş. [LO. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir. nara . f. kylindo (dönmek. sıklet çarçur etm. gürültü etmek " çağır* Karş. carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses. akan. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek. devir (= Ave ça%ra. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek). Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1.a. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. 2. usul. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer. car car çağırmak. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak .] yük. kayzer. Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü.veya -n-etkisini düşündürür.yöntem. çark.

2. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi.a. [Arg xvi] çârşeb. Anlamların tümü "vurmak. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci. mıh [T S. casus casus [KıpGul. yön.Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. ferman. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar. 2. kılıç vurmak < Tü çal. koşmak. talan etmek. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir. çalmak.a.ekiyle çal. vurmak.kökünden türediği anlaşılıyor. DK xiii] çap. ruhsat. Cumartesi. talan etmek. iki yüzlü. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. ara verme. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. elle yoklama. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. Karş.kamçı vurmak. yol (~ OFa sög a. akın etmek. vulg.2. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-.seğirtmek. [DK xv] çarp. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6. atı hızlı sürmek. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen. [ xx/c] frapan. çârşef/çârşaf . göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. çapak. berat. ferman. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. ani eylem sesi. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1. yellenme sesi. cass/macassat] yokladı.] "kâğıtçık". kılıç vurmak. dörtyol. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse.çarpmak. yağmalamak < Tü *çalp. yan. [CodC. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. araştırma. çarşaf [CodC xiii] çarçav . pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. a. inceleme ) . ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı. Cumartesi < İbr #şbt dinme. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır.

[LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. çavdar Fa caw arpa.çat. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli. dazlak. çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla. [LO ] darbe sesi.a.xv). hububat (= Ave yava.a.) ~ HAvr *yewos a. el çarpma sesi çıkarmak.(caydırmak . [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz.a. dikmek. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. Karş.dönmek. ETü çantur.çarpmak.[onom. şelale. [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi. vurmak. = Sans yavah a. [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli.a. çatlama sesi.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir. dayak sesi. [BK 1799] çağlağan . cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba. topal. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. akarsu. Tü? . ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat.şaklamak.seslenmek. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw. genelde tahıl. münadi < Tü *çağ-/*çaw. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek . cay[mak [DK xv] çay. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-. bağırmak. [Oğ xi] katmak.

* Çin kökenli olan bitki 17. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır.bağırıp çağırmak. acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir. Üçüncü anlam. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. camellia sinensis. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. bir tür müzik ~ İng jazz 1. 2. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş. 2. çekicilik < Ar câ5ib . cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü. Rusçadan mı alındığı açık değildir.) ~ Çin ça' a. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. takım " caz1.a. tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. bağırış. caz2. tellal.] bağırma sesi" caz2. yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. [DK xv] çayır . 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur.çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. 1910 dolayında kullanıma girmiştir. [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. milvus milvus. şamata. ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a. [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş.a. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence". ses etmek < Tü çaw ses. Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir. Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. yapraklarından içecek yapılan bir bitki. Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1.a . [Ç ağ xv +] a . +kir* Edirne halk ağzından 20. cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. [TDK 1974] toy. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e.

[ML 1969] cedelleşmek hlk. niza. yy'da türemiştir. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. [Kadı xiv] cebe silah. olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. şiddet < Ar cabara 1.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. çeken. çekişme. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır. güç.] cezbeden. [TDK 1955] becelleşmek . taşra. birleştirdi. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır. çekişme. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. celal. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. kabarma.] tartışma. zorluk. kesik. iktidar. şişme. sentez. yeni < Ar cadda kesti. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. 2. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu. matematikte cebir. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. keş1 [Kut. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). • Fr algèbre. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . 2. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. zor.] kabalık. [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. cebir/cebr[Kut xi] cebr zor. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. kırık kemiği kaynaştırma. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır). 3. [KT ] ceberut kibir. cephane. zorba (sıfat) . canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa.] 1. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. büktü. 2. kaynaştırdı. keskin idi. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma.Ar cabarüt azamet.] 1. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20. Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır.

a. katlanmak. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü. = Sans çatúr a.) ~ HAvr *kwetwer a. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1.: çek-. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a. baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer.a.] Avrupai cepken < Fr jaque 1. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. çekimser. quadraginta (kırk). ~ Ar Sakk a. pondus (tartı).görünme. hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç. Slav çatr. belirme.] bilmeme. kan çekmek. asmak. [passim. 2.a. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-. tartmak). kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah. çizgi çekmek.a. EŞKÖKENLİLER: Tü çek. denetlemek.a.-7. görüntü. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12.a. E Yun tetr-. çekin-.a.(dört). xiv] tartmak. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı. yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8.] bilmeme. 2. çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol.a. köylü. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır. cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi. satrançta şah hamlesi [xiv].ip çekmek.tartmak " çek- . bir şeyin gözle görünen yüzü.a.cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd. Lat pendere (çekmek. suret = Sans çitrá resim. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir. çek[mek Tü [Kaş xi] çek. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. çekingen. ~ OLat scaccus a. ~ OFa çakk a. çekince. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir). çeki. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. ~ Ar cahalat [#chl msd. idea (= Ave cithra. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek.

sert tabiatlı. [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle. çalım/çelme.] ihtişam. [TDK 1983] celal öfke.çekiç Tü [Oğ xi] çekük a.] sabır. ululuk.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. özellikle ayakla vurmak = Tü çal. İnisyal ç. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd. celal [KıpGul xiv] büyüklük. [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] . yücelik. çal-/çel-.. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır.fiilini andırır. azamet. Karş. [LL xviii] arzulamak. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse.Ar calâl [#cll msd. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] . [Men xvii] vurmak. • ç. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir. İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi). içi çekmek. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi ..a. [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak. carıldamak < Tü çak/çakır [onom.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a. kızgınlık . çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin.a. [KT xix] celalli çabuk kızan. azamet.

gösteriş.. 2. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom.] mal getiren. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir. DK. [TS xvii] kibar. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim. cellat [Kıp.] çağırma. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur. xiii] yüce kişi.) Türkçeden alıntı olmalıdır. usta. endam. mola verme. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. Sözcüğün 11. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. 2. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım. kırbaçladı. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip.] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı.. haç. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ".] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. kesilmiş dal. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı.]. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür.] kırbaçlayıcı [esk. çubuk.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır. getirme < [Ali xvi] oturma. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek.* Halen yaygın olan "öfke. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir.kesmek. efendi. (mecazen) rab.a. tedarikçi < Ar calaba çağırdı.etkisiyle sesli incelmesi görülür.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi . ithal eden. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a.

evvel * -z. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir. a. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5. caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. toplama.] güzellik < Ar cemal [Kut. < EYun kymbe kâse. a.] toplama. toplanma. 2. kasnak = Fa çapar a. aritmetikte toplam. halka. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. kor. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir. cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar. DKxi] camala [msd. bir araya getirme" anlamını taşır. toplantı" cem [Aş. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20. Karaman kimyonu. dırlamak.] ~ Ar camâl[#cml msd. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3. [FBaykurt 1971] hırlamak. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. [Men xvii] kasnak. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat. köz. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. kömür.a. 2. kazan çember [Yus xiv] . yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır.]1. topluluk < Ar camaca topladı. bir araya getirdi * Ar #cmm. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd. a.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. #cmc. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20. = Akad gumâru a. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir.) * Karş. tekne. cemiyet [#cmc msd. Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a. #cmhr kökleri "toplama. cemaat topluluk.] 1.

~ Ar canâb [#cnb1] yan. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak.] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma. çene [TS xiv] çene/çene . "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir. ~ HAvr *genu-2 a. Aynı kökten Ger *kinn. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır.a. hadise. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. [İdr xiv] çene . cenah [Mercimek xv] mecazen kol.a.] kanat.Fa çangâl/çangal pençe. etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak. kat. etrafını çevirmek ) " cin1 . hazine ~ OFa ganz/ganzmag a. şer'an kirli olma. Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd. cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk. hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur. Fa çana zadan (= çene çalmak). cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. tırnak. embriyon " cin1 cenk büyük olay.] 1. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey. a. kapatma.cenabet [İrşad. cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. -k ekinin işlevi belirsizdir. sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd. bir şeyin iki yanı. mekanizma. * Karş. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş.a.> İng chin (a.a. gasl etmeyi gerektiren durumda olma. 2. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne .EFa çanu.a. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf. < Fa çang tırnak. nezd. KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır.a.). bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma. a.

sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri. hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. bahçe). 2. 3. çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. halka. çeper cephane [DK xv] cebehane . çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi. 2. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. 2. çeper [DD xx/b] dış kenar. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır. çent[mek Tü? [TS xiv] çendele. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. gömleğin göğüs veya boyun yarığı. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im. iki meme arası. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. çit. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu.* Karş.] çekme. şimal. Karş.] yara" . [TS xvi] çent-kertmek.] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için.ince ince kesmek. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1. çevre duvarı. cer çekme < Ar carra çekti. artık. alın. daire şeklinde çadır veya saz kulübe. kuşak. [Men xvii] ceyb vulg. koyun.] 1. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. ceb/cîb 1. cep [İrşad xiv] ceyb . bir şeyin ön tarafı. • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir. 3. kasnak. kibar kimse & İng gentle zarif.] 1. 2. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. kucak.

a. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret. dolan < Ar curbuz hilekâr. [T S xiii] çeri er. suç.] ameliyat eden. sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. asker ceride [Men xvii] defter. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir.a.)" çehar. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. cariye. çaçaronluk. akış < Ar cara (hızla) aktı. [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. 2. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu . kitap. f. tabaka. macera. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd.] soyulmuş şey. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf. yonga. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres .a. çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk. dörtgen. maceraperest. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). yaprak. cereyan akıntı. ılıcalar). garmiyan (germiyan. [KT xix] beceriklilik.a.] suç. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari.] akım. icra. a. Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür.] yaralama. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. cereyan. soymuk.] hilekârlık. günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır. dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır. f. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd. .

bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. müsvedde ~ EYun s%edârion [n. çeşni [Aş xiv] . akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. çâş. girişti. mostra. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. ~ Ar cadd [#cdd1 msd. tadılan. büyük. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti.a. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf.a.tatmak (= Ave çâş. önemsiz.] insanın fiziksel varlığı. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. a. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom.) ~ HAvr *geus. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede. ışık < HAvr *kwek.görme. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. tadılan.tatmak. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. tad almak).a. rastgele .] girişken. atıldı.] lakırdı. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. laklak çete Sırp çeta haydut. çeteci [Kan xvi] akın. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra.görmek çeşme pınar.a. sohbet. küç.] kâğıt parçası. EYun geüo (tatmak. HAvr *kweks-mn. [Men xvii] çâşnî tad. seçmek * Aynı kökten Lat gustare. lezzet (< Fa çaşîdan. cüsse. müsvedde < EYun s%edios geçici.] cesur olma. cüsse < Ar casuma büyük idi. risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd. göze ~ OFa çaşmag a. tadan. tadan < Fa çaşîdan. sürahi" çeşme.] büyüklük. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. eskiz. tad. aydınlanma. kadavra. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. çâş. yemek) ~ OFa çaşnlg a. lezzet tadım.tatmak.] cüsseli. Karş. a. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış.] çiziktirme. hacimlilik. gözüpek.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. 2.] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd.

OFa gawz. sert (özellikle ceviz). * Karş.). eğir-. izin < Ar caza geçti [Kut. küçük akarsu. su kanalı. kriket < Fa çawl kıvrık. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı.çevirmek. bu sopayla oynanan oyun. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. DEVİR-. ip ördü. çetrefil bir deyim * Karş. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir." çevir-. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu. [Kazak ] Tü çat-/çet. sert. Erm nguz (a.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir. 2. cevahir [Aş. DK xiv] sopa. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus. ~ Aram gawzâ a. dolanma < Ar câla döndü.vurmak. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher. zor. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler. kesiksiz çizgi. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. a. Karş. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş.] [İdrH xiv] kırılması güç. teğir-/tewür. bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. a. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür. a. ~? Fa çabuk hızlı. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd. öz. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ. a.a. [Kırg ] çetin zor. eğir-/ewür-. çat pat.] geçit. çetin Tü çitin a. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi.] dönme. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir. +men2 ~ Ar cawz a. İbr egoz. .

< Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd. yağmalama) ceza [Yus.] cevelan eden.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. köken. yek [Men xvii] çâryek vulg. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma. asl.] 1.] askeri birlik. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme. 2. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im.Ar cihaz [#chz msd. halka cevval dolanan < Ar câla döndü. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği. kor.a. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz. 2.a. 2. 2.Ar ca5wat [#c5w] 1. DK xiv] caza bedelini ödedi. çeyrek dörtte bir " çehar.] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb.] a. a. kor. " cihaz [EvÇ. f. f. ~ Ar caSbat [#c5b msd.] çekme.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. ateş parçası. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu. cevşen [DK xv] örme zırh göğüs. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. donanım. ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a.a. köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban . kök. muhit. cezir < Ar cazara su çekildi.] < Ar ca5r kök. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya . civar.

süslü < ~ Erm dzdzig 1. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. emzik..cıbı. örme. şişirmek) < HAvr *bhel. güç gösterme ) cidar çit.çift koşmak. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır. cici çoc [DK xv] cici bici süs. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a.] çatışma.) çevirisidir. Lat floş (çiçek). [ML* xx/c] bir bilye oyunu. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek. cıbıl onom suda yıkanma sesi. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top. 2.) ~ HAvr *yug-ta. follis (şişkin şey. şişmek. a. gayret. mücadele. iki şeyin biri.< HAvr *yeug. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. çiçek açmak). çiçek açmak). İng blow (1. (= Ave yu%ta. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma. keskin idi. iki şeyi birleştirmek ~ Fa . ş > ç dönüşümü tipiktir. koza).a. şişkin şey. Anlam ilişkisi için karş.a. dzdz.a. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi.kabarmak. sivrisinek. huy < Ar cabala kalıp döktü. 2. ip ördü. 2. tartışma < Ar cadala burdu. maya. 2. esmek.) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. ip bükme.a. balon) = flâre (üflemek. duvar = İbr gader a. çift [CodC xiii] cüft/ceft. [Uy viii+] çiçek a.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a.] ciddiyet. üflemek. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. güçlenme. cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'. çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. keskinlik < Ar cadda kesti. mafiş anlamında deyim. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd. meme ucu.a.(1. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd. posa < Erm dzudz. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. kese.a.

(a. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1. Lat iocur. gürültü. * Aynı kökten EYun (h)epar. yaşlık. çağırmak. crocus Tü çig yaş. = Sans yákrt a. çile-. dağdan yuvarlanan kar kümesi ses. (= Ave yâkars a. ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a.Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara. • Karş. yüksek ses. Sans yóga (boyunduruk. çığış (gürültü . pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol.xiv). 2. Lat iungere.xi). nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. [İMüh xiii] çig . çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat). iugum.* Aynı HAv kökten EYun zygón. iocor. [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş. nem (isim) Karş.a. karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak. ses etmek < Tü çağır. çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et). zeûgos (çift).sıfat ve isim). EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. Fa tar (yaş. İng yoke." çağır- . çift koşma).) ~ HAvr *yekwr. zeûgma. [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır. ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer. çiğdem. yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği . gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir.a. [CodC xiv] çiyik .a. patika. çiğ2?. Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak .a. yaşlık .a.a.).

cihannüma. cihangir. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç. gayret. Aş xi] ~ Fa cihan dünya.] yüz.ekiyle.) [Kut. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. coğrafya veya tarih kitabı. mücadele. alan " cihan. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. atlas. cihan (= Ave gaethâ." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken.a. 2..bağırmak <Tü [LO xix] feryat. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd.a. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. numâ. yön. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan. çaba. cahd] çabaladı. a. [KıpGul xiv] çiyne.] 1. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon.. a.] donanım ~ Ar cihat [#wch msd. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık. cihanşümul cihangir [Ömer b. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan.göstermek ) " cihan. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar.a.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında. gayret etti cihaz cihet bakım. evren ~ OFa gehân a. . [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa.

a. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak. ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır. karışık renkli. şakırtı ve şaplama sesi. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı.çıkın çıkış[mak çık." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ.a. berraklaştırdı.] parlaklık.dürmek.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden. makara. aydınlattı. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği .gözleri çıldır çıldır dönmek. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş.a. ABD. [LO xix] çıldır. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir.çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak. delirmek. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra. fıldır fıldır dönme sesi " çak- . Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b. ortaya çıkardı. çıkrık (= Sans çakrá a. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi. parlatma < Ar calâ parlattı. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd. ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a.

yüzünü açma.] 1. narin zayıf. a. = İbr geled a. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile. • Bugün çilek adı verilen meyve 19. tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. kırk günlük süre. deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak. a. özellikle erkek incir). 2. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila. a. kırklık. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak. cıvık. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi. yy'da ehlileştirilmiştir.a. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. aydınlattı. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen.ıslatmak. [Ali xvi] çille a. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet. iplik yumağı. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé.) ~ Ar cild [#cld msd. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk.. gebelik * Fa gule (gülle. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt). = Akad gildu a. bir tür su kabı. kaymak gibi. kaygan cilt [Kıp xiv] cild a. kâr cılız [LO xix] zayıf. 2. çelimsiz. ortaya çıkardı" cila . nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen.

suya dalmak) * İnisyal ç. [EvÇ.[xiv Kıp.kesmek.suda yıkanmak (= Moğ cımu. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi. halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa.] kafatası. Dd2. sefil. (pire) ısırmak. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek. kafatası. [Gül xv] çemen Tü çım çayır. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve. dilenci . Moğolca biçim Türkçe *yım. sefil. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. caes.] cinsel cima [İrşad. 2. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım.veya *yınğ-eşdeğeri olup. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun. tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1. [Veled xiv] çümen .) Türkçeden alıntıdır. kırık taş.a. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi. Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. kırmak. 2. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz. mıcır. tahta kâse. >c. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen . taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere.etkisiyle sesli incelmesi görülür. otla kaplı * Fa çaman (a.

yy'da alınmıştır. çıngar [LG188+] gürültü. saklama = Aram #gnn koruma. kavga (argo) tsíngra kavga. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz. yoksul . telmih. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü. çitle çevirme. örttü (= Aram gensyâ cin. kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç.ardıç çinakop çınar a. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f. Batı dillerine 16. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir. sakladı.a. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. yy sonuna dek kullanılmıştır.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd.a. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a. görünmez varlık < Aram #gny gizleme. berduş. çın. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. yy] a. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare.a. günah. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç. Çin ç'un a. cunün] gizledi. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni.a. " günah * Türkçede 20. yy'da Hintçeden aktarılmıştır. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu. yy başlarına dek "her türlü suç. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık .] bir cinsten olma. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç.] suç. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir.

] bilinç örtünmesi. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder.a. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. a. quint. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir. 2. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir. çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II. < Tü . Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1. ~ EYun génos a. çatal dişi.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır. pislik (isim) çap-/çıp. cingıl müziği < çıngırak [onom. basit şarkı. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom. pis (sıfat). soy. İng zinc (a.çalmak.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü.a. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli. ırk. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. kıymık. zıpkın. reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan.a. 2.a. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir.a.) Almancadan alınmıştır. çarpmak. Çin işi.a. diken.

lağım & ~ Fa çirkin 1.) * Karş. a. meratibin ilk basamağında görevlendirmek. lamba.a.] cüsse. card] soydu. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a. Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır. uşak . pis.] kabuğu soyulmuş hurma dalı. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. meşale. DK xiv] çirağ/çerağ lamba. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek. [TS xv] cırılda.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf. döndüren. kandil.a.a.)" cürüm . kirli. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi. hacim. asphodelus. 2. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a.Fa çarâğ/çirâğ kandil. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu". çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü. Tü sıyırmak > sırık. (= Ave sraeş. [Aş. ab çirkin Fa çirk pislik. sırık < Ar carada [msd. irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu. çeviren. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası.a. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1.a. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı. Erm çreş (a.).etkisiyle açıklanabilir.a. • Ses değişimi inisyal c. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş. 2. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği.

ciro [ 186+] ~ İt giro 1. çırp[mak <Tü [ xiv] 1.a. < Sans çitrakâyah alacagövde. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir. . dikmek " çıt.katmak." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem. fiziksel varlık. dönüş. yaşlık cisim/cism[Aş. terebinthus. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni.OLat gyrus a. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi. [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. ~ EYun gyros dönüş. kabuklu yemiş. döngü. 2.a. ticarette ciro . çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç. mızrak < Tü çit. kargı.a. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır. kesmek. [DK xv] çırpındı < Tü çarp. talaş. hafifçe çarpmak. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom.] " çat İnisyal ç. a. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. döngü.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. fındık. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü. 2. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a.] beden.

] oğlancık < Fa cuwân oğlan. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu. [LO ] etraf. [AL 192+] cıvımak sulanmak.a. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet.] mücavir olma. canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis. civa OFa jîvag/cîvag 1.civa1 [Kıp.a. [KT ] cüvan vulg. canlı. civan . piliç). yiğit. cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç.] küçük anahtar. cömert kimse " civan. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. komşuluk < Ar cawara [msd. İng young. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a. cıvı[mak < Tü cıvık sulu. biz.a. mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık. [Yus xiv] cüvan genç.) < quick (canlı). özellikle kuş yavrusu.Fa cawân/cuwân genç. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi. (= Ave yavan. İng quicksilver (a.a. < HAvr *yeu.a. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a. civanmert [Mercimek xv] . bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta. [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur. cüce. kişi) . çamur. " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu.genç ) ~ HAvr *yuwen. civa ~ EFa jîva. " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa). [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır.< *çıwz. dolay . Karş. Fa cuje/cuce (yavru. Alm jung (genç). a. [TS xv] cücük tavuk yavrusu. 2. Belki sıvık/sıvamak etkisiyle.(sivri bir uçla kertmek). T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. İnisyal ç.a. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı).genç olma.Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd. Fr jeun. komşuluk. Ayrıca bak.] havalar. [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş.a.

resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz.sivri bir uçla çentmek veya kazımak.a. cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki.). < öz Gesù/Jésus İsa . [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak." çiz* Semantik evrimi açık değildir.(a. a." çiz- [LO xix] cızıktır. yy'da kurulan bir cemiyet. Moğ cıru.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ. çizgi çizmek *çıw çivi.biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma. [Oğ xi] çayan cız. kısık sesle söylemek. çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız. cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo). Karş..hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı".(= Moğ cırug çizgi. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı.. [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz. sivri uçlu alet" çivi * Karş.etkisiyle sesli incelmesi görülür.a. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16. İnisyal ç. çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste.ekiyle eş işlevli olan -iktir.

çoğrama (fokurdama. [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu.(tortulaşmak). çoğla.vurmak. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi. [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk.] haraç. gürültü.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır. Aynı kökten *çönğ. belki çürü. cıcık. koparmak " çal- . tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat.xi).etkisiyle sesli incelmesi görülür. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok. öncü.> çöm(dibe çökmek). Ayrıca cücük. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh. 2.xi). çoban.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd.dibe inmek. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw.a. inisyal ç. çağırmak . Karş.olup.(üşüşmek . haritacılık. coğrafya " je(o)+. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza.bağırmak.pekiştirme ekidir. [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir. çöp (tortu). DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. kesmek.(bağırmak. çök[mek *çoğ. saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu). gürültü etmek " çağır* Karş. çoban [Aş. çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. • Sıfat olarak 14. ETü çıçamuk (küçük parmak). tazmin etme) kökünden türetilemez.xi). ço%. çağırmak. her şeyin küçüğü. reis. kaynaşma (isim). köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. a. Tü çoğı (münakaşa . [DK. -k. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. küçücük. [Çağ xv+] çuçak cüce. bedeninde yara < Tü çal. kaynaşma -xi). Tü [Kaş xi] çok-/çök. oturmak.

çör. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm.çolpa + Fa pâ ayak. iri başlı topuz. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş . [Kan xv] çölmek . bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. tokmak < Moğ çoqı-çakmak. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık." * Karş. çörüntü (tortu . [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. birleştirmek. [Men xvii] çölmek vulg. çökmek " çök- Karş. Kürd çemık (kepçe). sopa. [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap. Tü çökek. değnek Tü [xi]çöptortu.TS xiv-xvi). çöl. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. çöp. telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek. çökelti. vurmak. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir. 2.batmak. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem.çift koşmak. Kaş viii+] çom-/çöm. cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam. kâse. a.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. delikanlı" civan. lobut.] a. beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. iunc-kenetlemek.inmek " çök* Çök. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. çömelen" anlamında.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. < Fa çam tahta kadeh. Final -m. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1.ve göm-). kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ." çöm- * Muhtemelen "oturan. sopa. özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa . çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa. [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar . gürz. .

kaynamak. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka. Moğ çoğur (alaca. benekli) = Tü çakır/çağır. tuzlu. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp. galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a.ara biçimine işaret eder.Fa şörbâ a. tuz. [T S xiv-xviii] şorva .a. köpürmek < Fa cöş kaynama.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak.çöp2 cop [ xi] çöp çıta. 2. " jön . zyme (maya). galeyan etmek.a. ajite olmak. karışık + Fa bâ yemek. mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak). yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a.veya *çalp.a. ekşi. sopa " < Tü çopur [EvÇ.a. daire. [Kıp xiv] cirâb torba.çarpmak. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç. kese. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer. zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır.a. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı . kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla. < HAvr *yeus. kılıf. lekeli çap.) ~ HAvr *yeus-s. acı" çorba * Ar şurac (a.a. [Arg xvi] çorba . çorak alan [Kıp. aş (~ OFa bâg a.a. Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu.a. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak. şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak. • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır.a. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba.a. tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu. kabarma. • Karş.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. galeyan (= Ave yaoşti. bulanık. çorba [Yus xiv] şorbâ . tuz gölü. galeyan etmek.a. halka. (hayvan) azmak. = Akad gurâbu torba. = Sans yüşân. & Fa şör 1.) Orta Farsçadan alınmıştır.

iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. çökmek " çök- < Tü çok-/ . göz yuvası. ~ Fa çübak [küç. Karş. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. ince dal < OFa çob dal. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. [CodC xiii] çıbuk değnek. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir.[xi. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. özellikle kuş yavrusu. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. civciv * Karş. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden. özellikle tavuk yavrusu. kaşın altındaki kemik.] küçük değnek. mezar çoku.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. küçük.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b.] yavru. [BK 1799] cüce tavuk pilici. sopacık < Fa çüb değnek. külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek.çöz[mek Tü [ xi] çöj. 2. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay. çıta. bir bağı açmak. küçük. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1.erimesi ve ç. çöküntü. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK. cücük civciv * Karş. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç. xv+ Çağ] dibe inmek.

bütünlük. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd.] bütün olarak. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan.çulla sarınmak. 2. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. cumburlop onom [LO ] şumburlop .] ~ İt gibbo çıkıntı. halk topluluğu.] oturma. örtünmek. Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı. binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken. [Men ] 1.çul [İdr xiv] çul. cümle [passim xiv] bütün. bir şeyin tümü. cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. . 2. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu. herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. [Men ] cüll vulg. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak.] 1. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. umum. bütün. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. KGunya xiv] toplanma günü. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk. tamlık. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd.

KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks.. . ceset = Aram gttâ a. alüvyon. 3.İsp junta 1.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara. eti kemiğinden ayırdı. a. suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. ne zaman ki.çünkü [passim xiv] çün ki 1. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey. madem ki. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır.] suç < Ar carama 1.Tü çöb/çöp tortu. 2. * Karş. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. öyle ki . [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış.] beden. ittifak. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . kemik kırdı. şamata cüret cesaret etti. (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış.Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. 2.] cenabet olma. ceset. birlik. 20.] şahit olunan " cürüm. cünüp [İrşad. 2.

) [Uy viii+] tağar torba. [Men xvii] kitap veya evrak çantası. birim.yakmak) ~ HAvr *dhegh. [İMüh. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma. dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a.dikmek)" çuval cüz ünite. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz. a.] gıdıkladı. teşviş < Ar daġdaġa [onom. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan.a. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş. Karş. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan.tat almak. kargaşa. unsur. portföy . delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara.] 1. gıdıklama. düz. rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim. gıcıklama. 3.(yakmak). 2. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır.] çok küçük (miktar).Fa cuz'dan cüz kesesi. a. anlaşılmaz şekilde konuşma. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- .] cüzam hastalığı. ağabey. fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası. anlaşılmaz şekilde konuştu vb. kitap forması. lepra < Ar caSama [msd. tadını beğenmek. +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb. Sogd daġ.

[KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim.] ince. Kaş viii+] tal. bilinci kararmak.(dağıtmak.] 1. [Ali xvi] muhit. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. [LO xix] yönetim mekânı. f. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf.] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa. araya girme. nüans. halka. [TDK 1974] 1. rafine. saçmak). Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa. kazanç. partikül. derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal. deveran eden < Ar dara döndü. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. suit dâ'irat [#dwr fa. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka.(tohum saçmak).] 1. Akad daqqiqu (çok küçük. büro. gelir.] akıllı. 2. getiri. mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. ince ayrıntı. ince (iş). tarı.suya dalmak dal1 Tü [Uy. çember.] devam eden. [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . ofis. yorulmak . narin < Ar daqqa ufaladı. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir.] (bir şey etrafında) dönen. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] . de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç). devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf. çevre. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. daha (zarf) (bağlaç).] giren. 2. dahi1. ince). daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. 2. f. dahi (bağlaç). içeride ~ Ar dâim [#dwm fa.* Aynı kökten Tü tar-/tara. girme. dönüş.bayılmak. verim msd. daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de.] döngü.

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

gök gürlemek " de+ detone de+. perakende satmak & Fr de. 2.a. güneş.+ Lat tegere. detect. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek. destruct.. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak. izin.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+. a.tanrı < HAvr *dyeu. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı. destur [Aş. inşa etmek " de+. gevşetmek ~ Lat detendere a. açığa vurmak & Lat de. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak. keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a.a. cin ~ HAvr *deiwo. tect. gürlemek ~ HAvr *(s)tens. & Lat de. vezir.örtmek " de+. ^ 1938 Procter & Gamble Co.destruir [mod. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1. < İng to detect ortaya çıkarmak. deters.+ Lat struere. ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık.Zerdüşt inancında kötülük tanrısı. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme. tens. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek. strüktür * Türkçede 20.+ Lat tendere.germek " de+. ~ Lat destruere. & Lat de. perakende (satış). bilge. détruir] a. ters.bir şeyden + Lat tergere. "el almış". & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest. müsaade ~ Fa dastür 1.a.a. şeytan. bilgin. kimya şirketi. "el alma". keşfeden. Amer. & Lat de.a.a. < Lat detergere.a.gün.örtüsünü kaldırmak. struct-dikmek. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran.a.a. güneş tanrısı " jurnal . ruhsat. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır.silmek. temizlemek & Lat de. ~ Ave daeva.a. cin ~ EFa daiva. müsaade ~ OFa dastwar a. 2. açmak.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. Yus xiv] izin.bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+. keşfetmek ~ Lat detegere.

a. viyadük devlet [Kut.fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev. & Lat de. deveran döngü. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd. devir/devrdöngü. kabuk. kabuktan veya torbadan çıkarmak. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd. • Ar dawr (devir.]. Karş.çevirmek. geliştirmek.olup. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd. deveran etmek.) zenginlik.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+. 2. 3. EYun Zeus (güneş tanrısı). torba " de+ * Karş. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek. 2. ortaya çıkarmak. evir-. deva [Aş. çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd.] 1.* Aynı kökten Sans deva-. 2. Farsçada örneğine rastlanmamıştır. çevir-. dönüş. paranın değerini düşürmek ^1914 İng.a. Lat deus (tanrı). & İng de. açmak [esk.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1. iktidar. ~ OLat deviatio a. valör devam Ar dama sürdü. denetlemek. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir.] dönüş. (mec. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer.ayrılma edatı + Lat via yol" de+. teftiş etmek.] 1.kökünden türetilmiştir. Fr/İng envelope (zarf).] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20. idari görevle dolaşmak) . ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği.a. 2. kaldı. Tü *dev-" devir- * Devir. zaman. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. kudret. [Uy. Kaş viii+] tegür-/tewür. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a. siyasi egemenlik. dönmek. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. deve Tü [ viii] tebe/tewe . yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır.

(toplamak. Mezid xv] devriye [nsb. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+. enforme dezentegre [etm " de+. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme".değiştirmek. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez. deveran etme. a. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek. bir şeyi baştan başa katetme. devran durma.] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. derlemek .] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd. [Ömer b. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir.] dönüş.iki ~ HAvr *dwo. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir. . enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im.xiii TS) < der. di. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi.fiiliyle birleşmiştir.* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme. bilgilendirme " de+. tebdil etmek.a. içine işleme. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap. bir köşeden diğerine çapraz gitme. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü.

eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö. fus.döküp saçmak & Lat dis. dağıtmak. lat.ayırmak.öğretmek ~ HAvr *didnsko. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. görmek.+ Lat fundere. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. öbür ~ OFa . düşünmek) ~ HAvr *dhiâ. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın. Karş. görülen.< EErm dit. farklı kılmak & Lat di(s). didaiti bakmak.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış. görmüş.(seyretmek). didak.dökmek " dis+.< HAvr *dheis. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici. diffus. diferansiyel hesap. göz < Fa dldan. farklılaşma < Lat differre. bedbin. Bak. tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü.dövmek.a. 2. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka. 2. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. ayakla * Karş. 3. dilat.a. dilate.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit.görmek. Erm tid.xiv Kıp). wen. +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır.görmek ~ OFa dltan. bin.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç. görülmüş. getirmek " dis+. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). TS* xv] ~ Fa dlda 1. Fr. küçük ipek parçası. gören.] 1. 2. önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep. Tü depek (tekme atan . difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma.+ Lat ferre.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1.

çözmek. dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi. . direnmek Tü [ viii] tik. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik. 2.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven.sevmek .< HAvr *kâ. özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven. belirtmek.a. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik. şeri3 * Muhtemelen 20. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin. dik Tü [Uy viii+] tik 1. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir. sevgi. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey.)" diğer. vertikal < Tü *ti. dirençli.HAvr *kâ-mo. inceltti diksiyon dictio < Lat dicere. özellikle belli etmeden bakma (argo) . arzu (= Ave kâma. gest. dîcere (söylemek). anıt. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı. sert. rafine olma.işaret etmek. İng teach (öğretmek). detaylı olma. yemekten sonra içilen likör < Lat digerere. dikiz [LG 188+] bakış. canlı. saplamak. hazmetmek & Lat di(s). ayırmak. digest. eğik olmayan. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri.sert olmak. deig.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd. Farsça sözlüklerde yoktur. dictare (bildirmek). sayısal < İng digit tamsayı. kılı kırk yarma. ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey.a.delmek.kılmak " dis+. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir. sokmak [ xi] tik.dik duruma getirmek. ince olma. dik durmak. E Yun deíknymi. rakam ~ Lat digitus parmak.< HAvr *deik. ağaç dikmek < Tü *ti. dike (yargı).dik durmak. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici.] incelik.ayrı + Lat gerere.saplamak.(işaret etmek).

enli. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. tırjğ (ses).uzunlamasına kesmek. dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). & Lat di(s).a. < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. dictsöylemek. hunhar . zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. belirtmek. ~ Fa dilbar gönül çelen. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. ~ İng dildo 1. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek. 2. beklemek. söz * Aynı kökten Tü tın. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir. dil2 . işaret etmek < Lat dicere. 2. buyurmak.OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1.istemek. yürek. fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. ıskarmoz. bildirmek ~ HAvr *deik. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile.işaret etmek. 2.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co. 2. gönül.+ Lat latus geniş. yapay penis. lisan. yassıltmak ~ Lat dilatare a. cesur" dil2. konuşmak). yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. belirlemek. a. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a. < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. gönül götüren " dil2.(ses vermek.

dinmek. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş .a.sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir. güce ilişkin. ^ 1867 Werner Siemens.HAvr *deu. Kaş viii+] tın.a.dinmek. dinlenmiş. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. dinlenmek. onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. [TS xiv xiv] tınç dinmiş. durmak. Karş. soluk. nefes). kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a.. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir. düyun. nefes almak " din* -n. atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak.yapmak. Akad dînu (yasa. 275'e dek tedavülde kalmıştır. güçlü. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik.a. dinamik. ~ Ave daena a.dilim Tü [ xi] tilim a.).nefes almak. 2. din[mek Tü [Uy. dimağ damâğ burun. gücü yetmek . termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel. Karş. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. a. yargı) > İbr/Aram dîn (a. İsv. dinamit. [EvÇ. < Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh. dinamo. aks < Tü derjg denge. etmek. Alm. eşlik < Tü .a.

istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. ses < Tü tın.(bir kökten bitmek). belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey). müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç. tüke. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir.soluklanmak.* Karş. tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak.bitmek. dip. türedi. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen. türev. eşitlik).daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin). eşlik " denk * Karş.(bitmek). eşitlik). doğabilimci & EYun deinós korkunç. Uy viii] tırjğla.dingo a. banmak < Ger *deupjan. daldırmak.sesi algılamak < Tü tın sada. tükenTü tür : tür. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. türlü Tü tüğ : tülü. a. dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. kökten * Aynı kökten türe.ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır. son. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü . dive (dalmak). Türk. türkuaz. aks < Tü derjg denge. Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge. dinle[mek vermek " tınTü [Or. İng. türkü Tü tüke-: tükel. dinlen[mek <Tü nefes. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. türe-. . kök. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka. temel < Tü *tüü.

iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. yönelme.yöneltmek. 3. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. avuç.dik durmak. küçük bir ağırlık birimi. -t. defter şeklinde katlanmış evrak. elle tutmak ~ HAvr *dergh. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. berat.a. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi. direct. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat. & EYun di. dirençli. tanıma. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı". Tü [Uy viii+] tire. direct-yöneltmek. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk. tutam. bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. 2. dosya.a.a. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-.a.]. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. a.a. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1. ikiye katlanmış parşömen tabakası. dik < Tü tire. direnç göstermek < . direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek.avuçlamak. yönlendirmek < Lat regere. 2. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal. dra%. diretmek.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD.dik tutmak.a. rect.] bilme. bir ağırlık birimi. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz. 2.1.yönetmek. " dik [ viii] tiriğ canlı. diri Tü Tü *ti. direnç göstermek < Tü *ti.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+. bir el dolusu. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai. ruhsat ~ EYun diploma.dik durmak.

Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden .bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru. Lat docere (öğretmek). düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a.a. budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia. < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a. vegetable.a. kalifiye * İng dis.öneki burada Fr dés. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. <Tü*tı-1 parçalamak. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa.* Anlam bağı için karş.a. elemek < İng disqualify " de+. fırlatmak diskalifiye [etm almak. < Tü taş dış " dış.: taş-. a. dışkı Tü taş-/taşı. eğitim. *dirimek fiili mevcut değildir. +ri [Mü xvi] bir ağaç. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen.a. diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme.karşılığıdır.a. diş geçirmek " dit~ Lat di(s). dışarı.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir. fraxinus " diş. diri) > İng vigor. ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril. taşı-. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a. taşıt. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek. disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim.dizmek.< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak). taşak. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. terbiye.< Lat de.

posit. payını vermek < Lat tribus " dis+. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir. dağılım < Fr disperser saçmak. kötü + EYun prosiemi. söyleme < EYun Iegö2.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç. söylev. münakaşa etmek & Lat dis. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. zıt + Lat currere. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir. nutuk. tri+ . diskotek [ xx/b] . birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. ödemek.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+. kullanmaya hazır < Lat disponere. 2. münakaşa. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik.a. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+. söylemek " dys+. koşuşma. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere. pro+1.koşmak " dis+. curs. parça parça harcamak ~ Lat dispensare a.a.okumak. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. discurs.a. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap. depo. bölüştürmek & Lat dis. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. dağıtmak ~ Lat dispergere.koymak " dis+.harcamak & Lat dis.tahsis etmek. yy'da anlam değiştirmiştir. dispers.zıt yönlere koşmak. prost. & Lat dis. & Lat dis. 2.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır.ayrı. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma. dağıtım.ayrı + Lat ponere. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak. dişlenmiş yer. koyma yeri " disk.ayrı + Lat pergo.ayrı + Lat tribuere. söylem ~ Lat discursus 1. disposit. log.rast gitmek. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1. 3. pers.uzamak. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor. tribut.

kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. [Men xvii] devât vulg. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme. şiir koleksiyonu.a. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma.ara duvarı.tıkmak. defter. Aş xi] defter. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. t.< HAvr *bhrekw. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö.bilmek. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim. sedir ~ OFa dewân defter. a. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât.a. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı. akıtan. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter.a. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. İng deacon (a. log. daraltmak " dia+. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. önlemek. sıkmak. ağız. içinden geçirmek.gitmek " dia+. bat. yargılamak " dia+. Fr douane. frag. 2. taslak ~ EYun diágramma. özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+. arşiv * İt dogana. -t. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. mahkeme.paramparça etmek. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır. büro.dit[mek Tü [ xi] tıt. 2. gnö.söylemek " diyalog . kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö. 3. baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü.a. musluk.kapatmak. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö. yazmanlar heyeti. [DK xiv] kurultay.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak. diş geçirmek " diş divan [Kut. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+. sekretarya. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli. anlamak. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş.). meclis ~ Ar/Fa dîwân 1. makam sahibinin oturduğu minder. farketmek. anlama.

] din. ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal. pan(t).söylemek " dia+. tohum ekme " dia+. diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1. #Elea'lı Zeno. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. Yun filozof (MÖ y. diyanet dindarlık. 2. log. obalar. diyalektik. log. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. bir aşiretin sahip olduğu ülke.a. 2. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. lys. diyalekt. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur .saçma. spor."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek". ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi.] 1. dialyt. belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç. içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.] kan bedeli < Ar .EYun diálogos söyleşme. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi. etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. kasıt" dia+.çözmek " dia+. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek.a.tüm " dia+. karşılıklı konuşmak.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse. 490-y. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd. sebep. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ. evler. söyleşmek. diyalog . 2. memleket < Ar dar ev. Karş.

yasa. sokmak HAvr *ye. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi . a.sıraya sokmak. dizgin dizi dizin dizyem . doct.atmak.xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz.EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö. * Tü *tir. kötü + EYun énteron bağırsak " dys+. yollamak.ve *tür-/tör. sahip. HAvr *reg-1 (düz. düzeltmek.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . . dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. harekete geçirmek " dia+. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor. yönetim). et. saf. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a.görmek " dia+.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi. Bak. Moğ/Tü törü (düzen." diz< Tü tiz. t.duvar.atmak.öğreten < Lat docere.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma. Anlam yelpazesi için karş. düzen. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir. optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. op. itmek. diop. sur) + Fa -dar tutan. rast.bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö. [ xi] tizig sıra. aralık.

gürültü. Karş.< HAvr *dek. uğultu. kabarmak. belirmek.doğmak. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ. doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir.doğmak.öğreti. kabul etmek. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra.saçmak [Uyviii+]toksona. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir. t. vb. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. dırıltı. -e yönelme edatı. inilti. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. şarıltı. kabarmak.a. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir. dar görüşlü < EYun dógma. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan.benimsemek. felsefi ilke. düz. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir. 2.dilimlere ayırmak. fısıltı. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol . belirmek. ufalamak * Etimolojisi açık değildir. eğri olmayan. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. vızıltı.

top (yuvarlak). dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a. doktora sahibi.sarmak. 3. kanıt. 2. Lat tangere. üniversitede hocalık beratına sahip kimse.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş".öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın. Kaş viii+] tolğa-/tola. [Men xvii] 2. temas etmek < Tü tokı.(su katılaşmak). " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır. to5. su çarkı. belki ton. belge < Lat docere. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1. DK xiv] dolamaç dolanan. her türlü mekanik çark. doct.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. a. kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir.1. doct. su çarkı. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen. el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a. torjğ (yuvarlak). zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. a. dolu). . kiler. tax. dolap beygiri. dolap çevirmek.].a. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku.(kendi eliyle) değmek. • Anlam gelişmesi için karş. a. hoca < Lat docere. 2. kumpas. düzen.dövmek. dolandırıcılık. el değdirmek. dönme dolap. 2. = Akad dulu a.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş.(doldurmak). hile. dövmek. diplomalı tabip [esk. içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. tok (dolu). dokunmak. vurmak. vurmak. dola[mak Tü [Uy. dolandırıcılık. kuyudan su çekmeye yarayan düzenek. döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. 3.dolmak.(dokunmak) > texere (dokumak).

< öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun. tüm. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır.dolmak.tümsek veya yuvarlak hale gelmek. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. top) arasındaki ilişki muğlaktır. Moğolca tomura. tomurcuk < Moğ.(şişmek. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey. top < Tü to. [Men xvii] domal. yuvarlak. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar. .dopdolu. 2. doymak. tomruk. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf. Fr. dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. kızın memesi dolgun hale gelmek. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne.uzun) + EYun kefale kafa " longa.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi. bol.

yy'a dek "1.. ~ İsp tomata a. doymak. ~ Nahuatl tomatl a. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır. her türlü giysi. at rengi" anlamında. ancak 18.a.suyun katılaşması < Tü to. kıyafet. trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. [ xi] ton. yüzük).yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici. törjğkör-(devirmek. hane halkından olan kimse . . [KT xix] şalvar. yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür. 2. don1 Tü [ viii] ton giysi. < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. 2. devlet. < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza.ayrı + Lat medius orta " dis+. törjğkölük (halka. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi. a. rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1. yarım & Lat di(s).a. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. egemenlik. kukuletalı pelerin.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a. altını üstüne getirmek). törjğkörüş (devrim). efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1. mülk.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. özellikle tören giysisi.devirmek.dolmak. tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek. pantolon 19.Fr domestique a. dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır.ayrı + Lat medius orta " dis+. domestik [ xx/c] evcil. döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir. a. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek).domalan <Tü [MŞ. yarım & Lat di(s).a. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. 2. sahiplik. İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. hükümet. egemen < Fr dominer hükmetmek. Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar. a. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş. siyah renkli rahip başlığı.. evcimen.a .a.

uyuştrurucu alma < İng dope ilaç.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. bulamak. dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. döngel meyve. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir." dön[TDK 1955] daire. sunu < Lat dare. a. kozalak. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. tören alayı.[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1. 2. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir. altın rengi < Fr dorer altınlamak. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. 2. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir.dolmak. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma .giyinmek < Tü tona. [Uy viii+] tonan. " de+ . armağan etmek < Lat donum verilen şey. resmigeçit. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı.don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı. -em ekinin işlevi açık değildir. iki parça. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo. a. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil. hediye. altın kaplamak ~ OLat deaurare a. & Lat de. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön.İng doping ilaçlama. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak.

a. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1. Çağ xiv] döş * Fa doş.yükselmek. [Kıp. yaygı [Kut.a. Ave daoşa.havanda dövmek. YT [Geom 193+] " dört. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan. hanedan arması. özellikle mideyi doldurmak < Tü to.bölmek.aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot.doldurmak. yar ~ EFa dauştâ. ezmek.sermek. sırtlık.(sırt) < HAvr *dous.dört dörtgen Tü [ viii] tört a. doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ. Tü Tü [Uy viii+] töşe. baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs. Amer. 2. [Kıp xiv] toruk .[viii] doldurmak doy[mak .~ HAvr *weidh. dağlamakla açılan yara < Tü tögne. çıkmak. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için.ikiye bölmek & Lat di(s). döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C. döşe[mek döşek dost dauştar. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy.(omuz. Urey. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. vis. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş. a. yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak. 2. kale. inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir. evrak üzerine geçirilen kılıf. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. divis. özellikle göğsün alt kısmı.ayrılma edatı + Lat *videre.

trajedi < EYun drâö eylemek.a. işlemek " dram.tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom. icra etmek ~ HAvr *ders.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz".doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey.vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma. ~ Ar tarcumân a. a. a. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır. 2.vermek ~ HAvr *dö. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a. döner delgi < İng to drill . ~ İng drill matkap.a. ~ EYun drâkön a. bir ölçek ilaç < EYun didömi.çerez. şekerleme.] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. t. t.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek. a. ejderha. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. oyun. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak.a. " tercüman dragon [ xx/b] 1. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a.kurutmak < HAvr *dreug. t. hediye. do. ~ O Yun dragómanos a. damlayarak akma.eylem. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1. 2. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. 2. yemek. düğünde saçılan para veya pirinç. suyunu akıtmak ~ Ger *draug.

ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan. [TS xiii. 2. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. Karş. . 2. karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. * Aynı kökten EYun dúo. Lat duo. yeniden giydirme.). yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. suyu yer altına çeken delik.] arka taraf. Fr deux. altı düz ve geniş tekne. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. %w^ân okumak.a. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. 2.] çağrı. dekan. yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan. dua çağırma. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere. İng two. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. kıç. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek.a. Ave/Sans dvá (iki). iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. İng dowel (a. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. şarkı söylemek " dua. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. yüzyüze gelme.dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. bi-3. a. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. tanrıya yakarma " davet [Kut. a. di-. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. iki dört. * Karş.

Kaş viii+] tügün bağ. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom.] üfleme sesi. Ali'nin katırının adı . a. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere. önderlik etmek ~ HAvr *deuk. duc. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform.bağlamak. tezgâh.Erm dudu yaşlı kadın. Ali'nin katırı. lider. özellikle evlenme akdi Tü tüg. a.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. emzik. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz. 1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır. oklu kirpi. düğümlemek < Tü tüg. kerevet ~ Akad dakkannu seki.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. akit. ductyöneltmek.önder.bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy. özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık. özellikle Ermeni kadın . [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ. önder. dadı = Fa dâdü a. 2. düğüm.Ar duldul [#dldl] 1.] girme. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y. yönetmek.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. [Kıp. seki. [ xx/b] külüstür otomobil . seki. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux. Hz. düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a.

katman " düo. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis. biçilmiş. dunüw/danâwat] yakın idi. biçilmiş ağaç. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo.a. bulut.[küç. pli . dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng.sesi sonradan türemiştir.] beri taraf. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf.tabaka.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n. a.iki + EYun pláks.ikikatlıolanherşey. dümbelek <Tü [TS. hekim (ö. tabya ~ Fa damdama a. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a. burç.a. Hind. iki katlı konut ~ Lat duplex. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. yeryüzü < Ar dana [msd. 2.] zayıflık. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı. kereste (< Fa durudan biçmek. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir. çift & Lat du. duplic. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale.iki katlı. daha yakın yer. dupleks [xx/c] ~İngduplex1. yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. evlilik yoluyla akrabalık.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona. yontulmuş. İtal. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. viii+] türjgür sıhriyet. biçici & Fa durûd 1. f. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır. plak. karanlık. EvÇ. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele. 2. dümen temon a. çöktü.

2. toplamak. batırmak. bir [CepK 1935] vaziyet. dürüst [CodC xiii] drust düzgün. Kaş viii+] tül/tüş rüya. düz. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a. ~ HAvr *deru-1 düz. ikileme.: dur-. duru.dermek. duplic. Men xvii] durbin 1.a. durum 1. doğru. Lat durus (sert." dur ~ Lat durum [n. 2. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek. a. sağlam). sağ. katı). duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. * Aynı kökten İng true (doğru). sağlıklı ~ EFa duruva. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş. a. sokmak. uzak görüşlü kimse.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a. ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. durgun.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur. 2. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur. sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. dürzü ~ Ar durzı [nsb. a. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ.düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama. sert. düşün- .] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy.a. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex.a.] 1. katı. düşün. dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1.

mantalite * Karş. duşnam (sövme). hissetmek . düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. a.] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz.duyumsamak. ~ Aram tütâ a. konmak.kötü. bozuk ) + Ave mainyudüşünce. götürmek. akıl. a.kötülük düşünen. a. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. sevketmek < Lat ductare yol göstermek. inmek. ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır. [ viii] tuy. duşvar (müşkül).a. a. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek. ~ Fa drwâr/diwâr a. hayale dalmak < Tü tüş rüya. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a.a.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+.a. = Ave duşmainyu.düşmek. sevketmek < Lat ducere. duşt (çirkin). a. düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. a.] < Lat dux. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a.rüya görmek. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. nakletmek. duc. uğursuz (~ HAvr *dus.duş [ xix] ~ Fr douche a.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı. kırmızı tül. düven ~ E Yun tykâne a.kötü. Fa duj (çirkin. murdar). düvel [#dwl çoğ. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi. öğüt (~ HAvr *mn-yo. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f. & Ave duş/duj.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ.

sıraya koymak.) biçiminden alıntı. İng dozen (a. kent. & Lat duo iki + Lat decem on " düo. düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ. yargıladı. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his. düz Tü [Or viii] tüz doğru. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy. düzeltmek.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. hüküm verme. borç verdi. fonetik açıdan mümkün görünmemektedir. intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. borç aldı. il). dizmek. düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . 2.) Fransızcadan alınmıştır.a. yasama = Akad dlnu yargı. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör. desi+ * İt dozzina (a.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1.a.dizmek. dizili. [Men xvii] düzgün tertipli. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir. a. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a.

arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. ebleh [msd. & Tü & .: disleksi. 2.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. düztaban2 ~ EYun dys. cim.(kötü.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual. Kıp xiv] büyükanne. malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. beta. nine. abla.: düşman. [TS xiv. börek. DK xiv] kalıcılık. börek.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd.kötülük. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif.kötü. ebed [Aş. uğursuz). EŞKÖKENLİLER: EYun dys. disprosyum. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1. çörek. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır. saygı gören kadın. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir.] iki babalar. [Oğ xi] ebe ana. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. dizanteri Fa duş. 2. KıpGul. saygıdeğer kimse. delta ebe çoc [Or viii] aba ata. sonsuzluk < Ar abada [msd. çörek. dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj. bozukluk.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf. ubüd] kaldı. dede.

] ücret. = Sans abhrá.a. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13.a. ödeme. " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde. unsur " cüz eczane/eczahane ecza.a. ölüm < Ar acila bekledi. 2. unsurlar. ağabey. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. eş " ecir. a. parasal karşılık + Ar mi81 benzer. gereç.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde. biçilmiş süre. a.] 1. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. abanoz ~ EYun ébenos a.a. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ. 2. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç.a.] cedler.] birimler. ecel [Kut. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba. ebu ecdat Ar cadd dede.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır. abla .] 1. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb. (= Ave avra. kılma.] yabancı < Ar acnab [kıy.a. söyleyiş tarzı. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut.a. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a. yapma. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. ~ Akad agru/igru a. yaşlı adam. bukalemun. bekleme süresi. ebeveyn. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret. baobab. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi. hareli. dilbilgisinde edat . ~ Ar adat [#'dw] araç. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd.

konuk ağırlama adabı. incelik. kalimera . 2. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu.] < Ar adat araç. imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. yaymak.dışa + Lat facere. < Lat edere. yayın ~ Lat editio a.hazırlamak. a.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi. çıkarmak.icra etmek. işin sonucu < Lat efficere. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8. yayıncı~Lat editor a. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı.yapmak " ex+. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ. etki ~ Lat effectus icraat. effect. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ. bilet. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n. fact.] terbiye.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür.a.dışa + Lat dare.] edep sahibi. [LG 188+] kabadayı. < Tü et. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd. kundura < İt condurre (imal etmek). ~ Ar adyân [#dyn1 çoğ.üzeri.] kısa ömürlü şeyler. data editör < Lat edere.Ar #'dw : edat. edit.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. terbiye. dergi. dat." belles-lettres < Ar adab 1. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex. görgü.vermek " ex+. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama. etkili. effect. faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif.dışarı vermek. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek. edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+. yayınlamak & Lat e(x). -ive fiili. çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ.

afsây. a. a. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. sahip. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a. < Lat femina kadın " ex+. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe. Platonik.] düşünceler < Ar fikr [Kaş. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde.eğmek. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü. afsây. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a. incinme.[xi] metal bir nesneyi . ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. rendelemek. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse. bey. fors efrat fert efsane afsüdan. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. koyu leylaki.a.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. vekil olmayan. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi.

oyalanmak. +men2 [CepK 1935] hakim . terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. boşa vakit geçirmek) ve oyalan.[Or viii. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu. geçici. eğlen[mek Tü? [Kıp. asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç.çevirmek. yetiştirmek. şair (1672-1719). "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. lider. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan. İng. [LO xix] eğrelti otu a.(dolanmak.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz. eğer hakaram. sarmak. ego zamiri) ~ HAvr *eg a. burmak.egemen YT sahibi " hegemonya. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek. eğreti" ariyet . [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy. anafor < Tü eğir. [TS xiii xiii] sırt. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin. a. boşa vakit geçirmek eğle.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r .beklemek. yün eğirmek " evir* Evir. [Uy viii+] eğir-kuşatmak. xi Ha] düden.[xiv Kıp] meşgul etmek.çevirmek.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. döndürmek. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür. a. bükmek. DK xiv] eğlen.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir.

tüketmek < Lat haurire. ehlî. boşaltma. < Lat exercere. iş uygulamak < Lat arcere. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. kalifiye < Ar ahala [msd. olmak & Lat ex. burulmuş döndürmek. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a. stat. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. uhül] evlendi. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. askeri eğitim yapmak. layık. yerli halk. hane halkı. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1. alıştırma ~ Lat exercitium a. zuhur etmek.durmak. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük. en kolay < Ar hâna [msd. daha kolay. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. uzak tutmak ~ HAvr *ark. exhaust. kavi olmak " ex+.] ehillik. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş. liyakat. önemsiz idi.a.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. önemsedi. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1. içe doğru yönelme.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. uygun. eş(ler). bir yerde oturan kişilerin tümü. arct. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır.a. a. exercit. hamm] merak etti. ehil/ehl[Kut.talim etmek.çevirmek. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire. bükük.yasaklamak. hawn] kolay idi.] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy. bir yere yerleşti. çok ilginç < Ar hamma [msd. liyakat. dikilmek. sıkı durmak. içte .dışa + Lat sistere. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb. ehil.] kolay. ehram1 piramidi < Ar haram a. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd. < Lat exsistere ortaya çıkmak.suyunu akıtıp boşaltmak. boşalma.] daha önemli. haust. 2. 2.

gece " egale. ek[mek viii+] ek. ~ OLat *excartare " ex+. gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. [TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. ekim.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. tarım yapmak) çevirisidir. birleşme yeri.] çok büyük. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür. eklem. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. a.ara sesi Türkçede türemiştir. noktürn . Final -r sonradan türemiştir. önde gelenler < Ar akbar [kıy. ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü. Fa az. ejderha [Aş xiv] ejdeha.] daha az. Alm aus (dış. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak.a. yılan kıral. a. qillat] az idi. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. a.] daha büyük. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-. çok az < Ar qalla [msd. tahıl. * -r. [Men xvii] ek ilave edilen parça. dışarı). en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma. * Aynı kökten Lat ex.] büyükler. noct. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi. dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan.

genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a. yakın çevre ~ HAvr *woik-o. YT okul. işten geri durma. vicus (mahalle). kabile. sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. dinlenme. . ekmek ide. a. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1. sohbet. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a. aydınlık " ex+. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses.a. a. ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. < EYun oíkos ev. 2. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh.gemimürettebatı. 2. 2. lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. log-seçmek. İng school. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1. [ xi] etmek .]. kaybolma. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci. lip.a.. derlemek " ek+.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. okul ~ HAvr *sgh. İng ship (gemi) < Ger *skipam.geri durma. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö. * Karş. 2. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam. bırakıp gitme. dinme * Karş.a. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım. eksik kalmak " ek+. 3. < Lat clarus açık.] daha mükemmel. mezra). kıvılcım. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik.bırakmak. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk. karışık < EYun eklektós seçilmiş. [Men xvii] etmek vulg. şimşek. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a. ayrılmak.ekip [xx/b] ~Fréquipe1. vicinus (yakın çevre).a.< HAvr *segh.< HAvr *weik-1 klan. çalışmak zorunda olmama. terketmek.

öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak. çarpı işareti. öne çıkmak. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. a. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi. Çal. Eğirdir. iks harfi. excels. İskoç.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun). vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm. iktisat bilimi.dış. eskrim ekrem soylu. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. perde). sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. züppe.< HAvr *kreus. yükselti. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. Alm schirm (kalkan. daha yüce. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden.yükselmek. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy. ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey.: ekran. (tıp ~ Fr/İng ex(o). züppe. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. 2. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. cels. culmen (zirve). dingil EYun âksön a. kâhya. 2. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö. en çok < Ar . bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. 2.] daha çok.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1. açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do. seçkinlik < Lat excellere. düzen " ekoloji.kalabalıktan ayrı durmak.

[Geom 193+] zait [TS xv.dışa + Lat ponere. sınamak. direkt. 2. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı.eksik olmak < Tü egsü.< HAvr *per-3 denemek. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme. çürümek. eksta. tecrübeli. sıkmak " ex+.durmak " ek+.denemek. vecd. yer veya durum değiştirme.dışa + Lat premere. expert.a. exposit.a. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex.1. yy'dan önce rastlanmaz.a. press. & Lat ex. a. trans .a. 2. sınamak. stâ. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi.a. yy'dan itibaren kullanıldığı halde.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek. ~ Lat expressus açık. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a.ekşimek"ekşiü < <T eksil. açığa çıkarmak ~ Lat exponere.EYun ékstasis 1.koymak " ex+. < EYun eksistemi. fiil biçimine 15.basmak. özellikle hızlı tren ~ İng express a.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş. yer veya durum değiştirmek.dışa + Lat cavare oymak. statik . kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9. a. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo.(sıkıp) özünü çıkarmak.eksik olmak. a. uzman < Lat experiri. express. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney. pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. net. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere. dışa vurmak. Çağ xv] < <T *ékşi. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü. ifade etmek & Lat ex. kazmak "ex+. posit. riske girmek " ex+.

açık mavi. a. 2. Ör: esselam. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. definite article * d. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. ikamet etmek < EYun oíkos ev. kalkancı.a. [ viii] él ülke. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü. [TS xiv xiv] ulus. Bah. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya.olarak telaffuz edilir. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o).tabla. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir.dış ) + Lat ordo. t. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli. dışarıda. çıkarmak & Lat ex. Ör: şeyh-ül-islam.çekmek. Göv ] ela göz çakır göz. il el3 .(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici. sürüklemek " ex+.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel.Ar al harf-i tarif. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. t. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı.eşitlemek. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. memleket.] en dış. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] . dışında (~ HAvr *eghs-ter. ele güne. kaynamak. ordin.ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. traktör ekstrem [sup. ennevm. kaynamak ~ HAvr *yes. tract. alaca " ala = Tü ala . & Lat extra dışarı. a. [LO. KT. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. r.kabarmak. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. ş. n. s. extract. tahta < HAvr *skei. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere. tüm alemi kapsayan. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1. sürmek.dışa + Lat trahere.ciltte çıkan kabartı. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema. aequat. isilik. a. kalkan taşıyan. elçi. dar-üs-selam.sökmek.

Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin.iki şeyin arasına sokmak. ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge. bitirdi. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan. millet. gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o).] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi.dışa + Lat legere1.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü". # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar .ttitiz. kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ.seçmek " ex+. ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd.a. zarif~Lat elegans. lejyon eleğimsağma [T S./ İng electr(o). Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen.a. budun < Tü él ülke. yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır. şimdi. a.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur. nihai < Ar batta kesti. Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır.] kesin. Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema. kalburdan geçirmek. koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır. [T S xiv. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). lect. şu anda " el3. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek.

elektrod [Bah 1924] électr(o). personel. kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. unsur. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem. elim eleman [Bah 1924] öge. EYun elektron (kehribar). kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. elektrona ilişkin (1902).çözmek " elektrik. eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge. unsur. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. hak1 . " elektrik.D. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş. gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y.* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü. unsur.] acı. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti. elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. a. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J. lys. İng. 2.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö.Stoney. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir. yapı taşı. kardiy(o)+.

2. yenilmez. limin. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ. elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ. adamant. yüksek mevki sahibi birinin eşi.] renk.eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö. hamd. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a. renkler. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf. Kıp xiii] élti hanım. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır. ~ EYun adámas. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif. elect.seçmek. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır.a. a. elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö.oval ~ EYun élleipsis 1.dışarı + Lat limen. 2.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " . dışarıda bırakmak .] 1. [ xi] almıla a.] acı veren. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2. lip. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd. sert.] daha gerekli. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz. elti Tü? [İMüh. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a. ellip.kapı eşiği" ex+.eksik kalmak " en+. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi. parıltı elveda el3. elmas * Fr diamant.. bükülmez. tam olmama 2.1.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. eksiklik. çok renkli.OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x). [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür. ellipt. a. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere.

beklenti < Ar amala .içe veya araya + EYun bâllö.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle.] 1. [DK xv] emekdar < Tü emge. xvii Men. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret. köleyi azat etmek < Lat manceps. sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma. derman em[mek [ xi] em. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt.EYun émbryon yavru. manüel emare [Men xvii] emaret belirti. zahmet. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme. zor . xx/a). melt (eritmek).metal eritmek ~ HAvr *(s)meld.atmak " en+. bol.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş. Tü emekli (zahmetli. emel umdu. alamet ~ Ar amârat [#'mr msd. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır . kabarmak. kesinti & EYun en. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek).a.Fr émaillé [sıfat] sırlı. belirlenmiş olan zaman. mancip.em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç.] umut.satın alan. gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. randevu < Ar amara belirledi. güvenme. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek. EŞKÖKENLİLER: Tü em. 2. eziyet. mold (kalıba dökmek).eritmek. embesil imbecillus sakat. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin . serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek.] belirti. emek Tü [Or viii] emgek çaba.viii+ Uy. sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+. güvenilirlik. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd. a.: em-. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi.

buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. emniyet güvenlik.+ Lat pes.kusmak * Karş." Kamus-ı Türki. 2. olgu. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x).] 1. emare. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1. buyruk. miss.dışa + Lat mittere. ped. tekerine çomak somak. çıkmaz sokak " in+2.] emreden. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd.] güvenli. maslahat.ayak " in+1. duygu < EYun pâs%ö. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf. empas geçmez. engel olma.hissetme. güvenilir " emir1/emr[Kut. komutan " [ xx/b] 1. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd. 2. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak. tedavüle para çıkarma . acı duyma " en+. İng vomit (kusmak) < Ger. 2.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir. salma. pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. ped(i)+1 .göndermek " ex+. gaz çıkarma. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır.Fr émission / İng emission çıkarma. serbest bırakma < Lat emittere. path. şey < Ar amara belirledi. direnme. iş.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir. Karş. ayak koymak & Lat in. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır.

hak1 emrivaki olmuş " emir1.a. press. posit. impress.+ Lat premere. baskı. provis. imposit. t.a.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma. hamile bırakmak. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak. sıkmak " in+1.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen. impress.basmak. hazırlıklı < Lat providere.+ Lat praegnans. dolgu yapmak.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in. iktidar " in+2. . & Lat in.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ.a.Lat impressum damga. üstüne atmak ~ Lat imponere. içine geçmek < Lat meare geçmek.iz bırakmak. < Lat imprimere. müteşebbis < İt impresa marka. & Lat in. İng permeate (içine geçmek. girişim . mühür < Lat impremere. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1. hakketmek & Lat in. izlenim ~ Lat impressio a. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük. Allah " emir1.a. şirket. Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a. doğaçlama & Fr in. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut.değil + Fr provisé öngörülmüş.+ Lat ponere. 2. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak. damga ve mühür basmak. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı.] örnekler. per+2 * Karş. video emrihak [Men xvii] Allahın emri. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek. nüfuz etmek). işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2." in+2. doldurmak. a.koymak " in+1.

öz. boy-pos.emdirmek < Tü emiz-/emzi. 2. biçim ~ OFa handâm a. andaz. = Ave handâma a. kol ve bacak. içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men. ölçü.] ~ Fa ancâm son. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1.iç. Karş. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. a.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan. içeri. kestirmek. eklemleme. uzuv.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç. beraber. meclis. a. " ex+ * Karş. < OFa hancâftan. a. handâz. hancâm.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür. 2. (= Sogd andame a. < OFa handâ%tan. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü.a.ve emiz. İng milk (süt). birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı. a. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o). nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a.a.< HAvr *melg.a. cemaat ~ OFa hancaman a.[viii+ Uy] * Fiil kökü em. beden.a. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır.< Lat emulgere. . bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a. miktar ~ Fa andâza 1. oran. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş. & OFa han bir. hep ben diyen. bitim. emuls.ölçmek.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere.a.olmak üzere iki varyanta sahiptir.süt sağmak ~ HAvr *mlg. muls. Yeni Farsça andaçtan.(atmak).

duct. induct. memleket. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. bağır < Fa/OFa andar iç. çalışarak ortaya konan şeyler. t.+ Lat ducere. 2. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç. içinde (= Sans antara a. bebek & Lat in. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama. bir yerin halkı " en+.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge.işaret parmağı & Lat in.henüz konuşamayan çocuk. ilçe. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek.a. taşak < Tü én. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça. [Bah 1924] iş yapma gücü. fatsöylemek " in+2. çalışma " en+.inmek. yol açmak & Lat in. dizin ~ Lat index. indic. etkinlik < EYun energós çalışkan. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1.+ Lat *dex.a.yaymak. -e götürmek. faal < EYun érgon iş. dig. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters. ifşa etmek < Lat index. içyüzü. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1.] daha nadir.değil + Lat fans. çocuksu ~ Lat infantilis a.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+. sanayi ~ Lat industria gayret.parmak " in+1.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. kaygı endişe [Yun.)" inter+ * Karş. 2.OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+. en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi. fant. sermek. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne. iç taraf.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık. işaret etmek. Yus xiv] . indic. Lat internus (iç yüz). fabl . [DTC 1944] sanayide muharrik güç . < Lat infans.sevketmek.konuşan < Lat fari. çalışkanlık. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy. EYun énteron (iç organlar). tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere.sevketmek " in+1.

a. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık. yarmak ~ HAvr *kop-a. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel.a. derin. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç.batırmak. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy. Lat anguila.+ Lat farcire.] daha nefis.a. & Lat iniçine doğru + Lat flare.yapmak " in+1. her ikisi HAvr *angwhi. bulaştırmak & Lat in. " en+. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu.içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek. engin <Tü [MMem xvi] 1.enfarktüs in. farct. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in.kesmek.a. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır. fact.üflemek " in+1.kökünden.a. = Akad appu a. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak. şişirme. piyasadaki para arzını şişirme. tuzak. dip. Yun engeli (yılan veya yılan balığı). iltihaplı < Lat inficere. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+. 2. kop. tutan şey [EvÇ. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin. Ancak karş.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1. şişirmek ~ Lat inflare a. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek.tıkmak " in+1. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı. < EYun köptö. kırmak. infect. . iniş ~ Yun ankinára bir sebze. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. 2.şişme.+ Lat facere. flat.a. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma. arıza ~ EYun enkope a.

hazır olmak & Lat in. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık. jet enkaz nuqD yıkım.dikmek.değil + Lat castus temiz. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a.durdurmak. duruş " statü .elde olan. varolmak.durmak " in+1. kurum < Lat instituere. & Lat in. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune.koymak.+ Lat stâre. statut.] yardımcılar.+ Lat quaerere. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası. özellikle Hz. Fa kangar (yaban enginarı). sınırı aşan & Lat in. paye vermek < Ger *stalljan koymak.soruşturmak. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1. izleyiciler.sormak " in+1.* Karş. dikmek. soruşturma.a. şimdiki < Lat instâre durmak. 2. stat. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. haram. quaest. sorgulamak & Lat in. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. inquaest. kurmak < Lat status durum. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans.a.a. hazır. institut. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. kurmak < Lat statuere.+ Lat iactare atmak " in+1.] yıkıntılar. a. Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır. enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak". DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp. t. mahrem " in+2. < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ. < Lat inquirere.

esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. a.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. enternasyonal uluslararası" inter+. donatmak.] iç çamaşırı.a. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. lect. bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek. bütün & Lat in. struct./ İng enter(o). entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel. anlayış < Lat intellectus a.dokunmak ~ HAvr *tag. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir.kurmak.dokunulmamış. zeki ~ Lat intelligens. integr. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın.germek. t. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+.a. paramparça " bent ~ Fr intensif. struct. darmadağın.anlayan.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç. lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı. gereç.seçmek " inter+. oluşturmak.+ Lat tangere.+ Lat struere. iç etek. teçhizat. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. < Lat instruere. teçhiz etmek & Lat in. 2. " in+1. donanım. < Lat intelligere anlamak. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. bağ kurmak " inter+. tact.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak. zorlamak. onarmak < Lat integer. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1. sutyen ) ~ [LO. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb. a. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter. tümel. idrak etmek. intens. inşa etmek " in+1. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o).yığmak. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak. nasyonal [187+] ~Frinternational . bir konunun "içinde olmak". dikmek. tam. müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar.

tom.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.a. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena.gelmek " in+1. & EYun en. .] en ~ ? [LO xix] entipüf boş. ^ 1850 Rudolf Clausius.a.a. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup. < İt intrigare karıştırmak.a. kaynamak. vurgu " in+1. & Lat in. mayalanmak ~ HAvr *yeus. fizikçi. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a. # 1878 Wilhelm Kühne.a. sen. böcek < EYun temnö. dahili " antre entim [ xx/b] dahili. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a.sesinin korunması dikkat çekicidir.. bulmak & Lat in. Alm. en içerideki < Lat inter iç. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.) kalıplarından. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in.a. enli kılıç. vent.] çeşitler < Ar nawc çeşit. saçma. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ. aklını çelmek ~ Lat intricare a. invent. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a..kesmek " en+. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey.+ Lat venire. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak.+ Lat tricae dolanıklık. Alm.rast gelmek. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak. eklembacaklı. ente (ben. hile. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi. " en+.

aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı. meme başı dokusu.a. +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1.almak.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi.tutulmak. tutmak " epi+.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme.a. & EYun epí üst. " epi+. destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a.a. a. ~ EYun epifaneia zuhur. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. sonra + EYun lógos söz " epi+. 2. < EYun epilambanö. üst. üzeri). eis+. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+. dem(o)+ epiderm a. üstüne gelme. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1. a. aydınlanma. bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. mezar yazıtı" epi+.a. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+. epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey. öne çıkma. epilep. 2. statik. kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi.durmak " epi+.]. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. a. aydınlanma. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak. oyunda kısa bölüm. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. İng upon (üzeri). lep. [ xx/c] bir tür boya . stâ.

erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ.EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. a. anlatı [ xi] opra. -dem eki belki "benzer. dikilme. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan. çoğ. a.dikmek & Lat e(x). kalabalık. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı.doğrultmak " ex+.(varetmek. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü . gibi" anlamındadır. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. [EvÇ xvii] epri. Karş. & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. olgunlaşmak. dökülmek. erek YT [CepK 1935] gaye. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk. reji . fazilet.] büyükler.a. [DK xv] . yıpranmak.olmak. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü. yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi. et-. inşa etmek " epos. Lat virtus (erdem) < vir (erkek).: epri-.] * Karş.(giysi) eskimek. • Tü ét. rect. hüner [Or viii] erdem . varolmak. erect. parlak). Karş. Moğ arad (adamlar. ulu kişiler.dışa + Lat regere. [Kaş xi] . ETü kündem (güneş gibi.organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a. dikleşme ~ Lat erectio a. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak. Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. topluluk [çoğ. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme. Karş. < Lat erigere. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. a.) < aran (adam). zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. < Tü [Uy viii+] erat insanlar.

çalışma). kadırga. org. enerji.a. organizma. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work. adam. Moğ aran biçimi tekildir. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni". sinerji. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a. bükmek = Ave *reş. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. erkek. [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. organ. [LO ] ergenlik yüzde < Tü er. siderürji. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç.a. " erg. reş. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. ergonomi.a.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. olgun" anlamı düşünülebilir. metalürji. * -en ekinin işlevi belirsizdir. eri[mek a.a.Türkiye Türkçesinde eri. ırgat. ~ Akad argamannu erguvan rengi. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy.) Aramcadan alınmıştır. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır. erin[mek üşenmek. argon. ~ Fa .[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. Alm werk (iş. organik. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç. adam. letarji. hizmetçi). eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. organize. çalışma ~ HAvr *werg. [Men ] ergen bekâr.a. erg. garson. Kaş viii+] érük bir meyve.biçimini almışken.a. erg [ML xx/c] érgon iş. iplik. a. şerit < Fa/OFa riştan. bucurgat.eğirmek. zeveban etmek Tü ergü. kızıl mor * Ar urcuwan (a. arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır.

eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi. sabah. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB.cinsel sevi.a. iktidar.paslanmak. ros.a.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a. yarın. tam olmak. tan vakti. cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere.< HAvr *reudh. Kaş viii+] érte sabah. ^ 1898 Bayer Gmbh. erosçürüyerek tükenmek. Lat ruber.a. payanda < Ar rakana [msd. [CepK 1935] < Tü ér. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur. İng red < Ger *raudaz (kırmızı).[viii+ Uy] (süre. Lith raudas.a. [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek. yarı-tanrı eros erotik a.). rükün] dayandı.] direkler.olmak. ESlav rudu. varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli . çürümek " ex+. hastalık) geçmek. yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a. erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ. [CodC xiii] a. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros. rust (demir pası). < EYun (h)éros kahraman.a. İng ruddy (kızıl).a. tüketmek < Lat rodere. Moğ erke (a. erot. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o). [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo). Alm.a..olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ. kuvvet. destekler. * Aynı kökten Sans rudhira.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. önemli kişiler < Ar rukn direk. bir yerden başka yere geçmek < Tü ér. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. Karş. [TS xv] erken < Tü ért.] ruhlar < Ar rüH " .

ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak. Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka. eski. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy. 2. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ. 15.] efsaneler. mitler. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ. . geçmiş " [Kut. işak (a.] önceki. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak. İng scarf (a. parfüm ~ OLat essentia öz. mitoloji < Ar usTürat efsane. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş.erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ.a.a.] temeller. masal < EYun sátyros 1. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es.] ölçü.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş. Kırg eş. bitkisel öz.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ.(deşmek. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. ~ Ar asbâb [#sbb çoğ. dost. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş.a. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş.).] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü.] sebepler < * 5. yarmak).

] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek. ilham < Tü eşü. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir.a.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a. İng scale (balık pulu). 2. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur. eskalop pul. âsây. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a. Aşxi] ~Ar asır [#'srsf. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir. " ezkaza "e sk i- .dinlenmek.] 1. esir [Kut. ayak izi. merdiven (~ Lat scala a.kapamak.a. mobil esen [Uy viii+] esen sağ. salim. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu. nişan.) + Lat mobile hareketli" iskele. [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. shell (deniz kabuğu). sağlıklı rahat. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. dingin. < EYun es%atos son. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge. [Uy viii+] eşük örtü. [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy. eşkâl [Men xvii] biçimler. kolay < Fa/OFa âsüdan.acımak.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak.a. iz. a. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. < İt scala merdiven.

~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan . ~ EYun esöterikös içsel. garipler.a.[Kıpxiv]eski-/eskir-. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne.a.] loncalar.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir. eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar. hafif tabanlı ayakkabı . [Men xvii] fakirler. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ.a. esami.gerinmek < Tü es-2 [xi] germek. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni. ~ EYun s%edios geçici. korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak. önemsiz. ~ İt scorta a. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma. zavallılar. usit.a. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç. ısıtma.. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz. sınıflar.a. ~ Lat schedius a. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez. gizli ilimlere ait / İng esoteric a. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş. eşlikçi / İng escort a. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. a.] bedbahtlar. correctdüzeltmek " ex+.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a. müsvedde ~ İt schizzo a.

a. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. 2.sarhoş olmak < Tü es. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar.] gizlenen şeyler. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. 2.] daha şerefli.esmek. Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n.]. hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf. nükte ~ Lat spiritus nefes.espardillo a. ^ A. gizler. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1. mühür. duymak. Alm.a.] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. uzay ~ Lat spatium yer. belli). boşluk * Karş. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19. uzay). ruh < Lat spirare solumak. çoğ. nefes almak/vermek eşraf seçkin. . ıstampa. T. espiyonaj casus. Ave aviş (algılanan. görülenler < EYun aisthânö algılamak. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo. ruh.] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler.duyu-verme. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. sicim espas alan. gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). İng space (alan. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. zekâ.

saplamak. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. a. yanmak . ~ Ar a6wab [#6wb çoğ. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. dolap rafı ~ OLat *stâticum a.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1. stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç. itibar. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t. menzil. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. durma yeri. saplamak ~ HAvr * steig. 2. 2.sivri bir şey batırmak.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta.(mızrak). < Lat stâre. lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. 2. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir.HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ. hazırlamak. bina katı. hükümdarlık payesi. saplamak). süslemek. imal etmek.< Tü e5 varlık. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . atmosferin en üst tabakası. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek. eter [KT xix] ~ Fr éther 1.] şeyler. durak.düzenlemek.a. statü.] yafta < EFr estiquier iliştirmek. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16. adap. Ave taeġa. delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak. ahlak.] < Lat stamen iplik. töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek.

a. Karş.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a. ileri atılmak * Karş. faktör [CepK 1935] nüfuz. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a.a. < EYun éthnos ulus. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut. kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1. -men2. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı.) Eski Fransızcadan alınmıştır. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma.a.HAvr *stud-e.). kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o). euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd. < E Yun étymon bir şeyin aslı.a. a. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a. 2. yöre./ İng ethn(o).a. -men1. çalışma < Lat studere gayret etmek. tel fırça ~ Lat strigilis a. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi . ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a. " ex+ * İng stove (a. sıcak oda ~ OLat *extufa baca. İng study (a.ulus. doğrusu < E Yun étymos gerçek. dört ~ Fr étriller kaşağı. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya. inceleme ~ Lat studium gayret. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir. a.a.] taraflar.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak. katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı. çaba göstermek . kavim ~ Fr éthnique ulusal. ~ HAvr *dheubh.a.

vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş.] veliler < Ar < Tü eP " . ~ EYun euangelikós a. < EYun euángelos 1. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. çevir-. daha değerli. Ar ahlı < ahl (ev halkı).a. Fr domestique < Lat domus (ev). evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a. devir-.] vehimler.. [ viii] ewür.a. yeğ < Ar waliya yakın idi. iyi haber. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş. müjde.a. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ. yarık.çevirmek. İncile ait. [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ. a. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ. İncil" incil evaze vase vazo " ex+.] daha uygun. döndürmek * Karş. yakışan.eve kavuşmak. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir. 2.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1.] çocuklar < ~ Yun auláki ark. tarlada sabanla [ xi] ewlen.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy. yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a. 2.a. yerleşmek.

çözmek. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ. file başlayan fiillerde asimile edilir. feleğin çarkı [İMüh]. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus. keşfetmek ~ HAvr *we-wre. yuvarlamak " ex-. DK. salmak. çıkma. evvel [Yus. İtalyanca biçimlerde s.şeklini alır. ejderha [DK] < Tü evür. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. Ör: efficere < exfacere.a. Fransızca biçimlerde é-. diğer hallerde ex. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd.ve devir. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-.] birinci. (kitap) okumak & Lat e. [ xi] kaburga . Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti. taraf.evirmek. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ.şeklini alır. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. döndürmek. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. ilk. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür.fiilleri eş anlamlı olduğu halde. a.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy. eyalet birim. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket. eye Tü [Uy viii+] eyegü yan.+ Lat voluere dönmek. alem ~ Tü evren gök kubbe. kubbe şeklinde fırın [Kaş]. İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır. vilayet. yuvarlanmak. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir.] yönetim. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır.

cümle ezel ezgi bestesi. [Kıp. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir. oldurmak. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet.yapmak.] incitme. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. [ xi] ez. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste. kemer [Kıp. " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş.eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza.[xi] a.sivri bir aletle çizmek. . eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a. büyük sofa. a. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd.] ilan etme. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat. işe yarar hale getirmek. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle.var etmek. çağrı.[xi Oğ] konuşmak. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd. kazımak. DK xiv] eyle.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt. etmek < Tü e5 varlık. söylemek < Tü ay. a. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd.

kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1. Çin hükümdarı.< HAvr *dhabh.] incitme. 2. f.] / Ar facîcat^ [#fcc sf. başak veya kamış destesi. uydurmak. a. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. cephe.] acı veren talihsizlik. f.a. sima. görünüm ~ Lat facies suret. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz. çehre (argo) yüz. surat. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht. mesel ~ Lat fabula [küç. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. trajedi < Ar facaca [msd. imalathane ~ Lat fabrica a. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a. a. bereket.el becerisiyle yapmak. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im.] küçük anlatı.a. . özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro. 2.söylemek.] çok etkin.a. facc] acı ve üzüntü verdi. güneş. demet. fat.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+. masal < Lat fari.

simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların . yalnız. tıpkı" faktör. yapan. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd. icra etmek * Fr faire. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. imalatçı. 2.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan.] yapan. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan. bir borca . utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb.] fakirlik.] onursal < Ar fa%r [msd. imal eden. etken. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu.yapmak) + Lat similis benzer.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa. azgın.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. f.] artan.] tuzak ~ Aram pa%%â a. etmek. eden.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. eylemek. fakr. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. fact.] bilgin. bilge. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli. fazla. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa. a. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa. islam [Kıp. eden < Lat facere. fact.yapmak.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir.] azgın.

müzikte yanlış nota. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. harman savurma aleti [esk.kütük.İt falso hata. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik. yetenek.] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek. falang. falc. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd. falang. "tanrı çarpmış". 2. kabarmak " balya falso [KT xix] 1.] (hayvan.]. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı . fact.]. beceri. din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat. 2. beceriksizlik .yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek . 2. fals. tırpan falez Alm fels a.orak. falan ~ Ar fulân a.EYun fálanks. 2.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük. hata. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan.a. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. 2. Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. kolay < Lat facere.1. yanlış ~ Lat falsus a. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks.yanılmak. kalın sopa. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi.a. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). a. < Lat fallere. hatalı olmak * İng fail (yanılmak). false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk. familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1.fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1. kütük.

foton. fotoğraf. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . İng wool (yün). . t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. Akad paraşu (uçmak.aydınlanmak. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. fan. faraş [Men xvii] 1. fenomen. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. hayal < EYun fainö. < EYun fainö. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. deniz feneri. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir. aydınlanmak. açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. 2.< HAvr *bhâ-1 parlamak. kanat açmak). debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo. fanus. Aynı kökten karş. fot(o)+1. fantazma. 3. 2. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ. faz. fan-1. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. aydınlatmak. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. fener.] ölen. ışımak. trifaze EYun fôs : fosfor. fot(o) +2. hayali. fâo (ışımak). düş ~ EYun fantasía görüntü. fantastik . fener ~ EYun fanós a. fantezi. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. fantastik. KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19.a. kafatasının yan kemikleri.] < Ar farâşat gece kelebeği. görünmek. hayal. Lat vellus. pervane. pervane < Ar faraşa yaydı. Alm farben (boyamak).EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel. gösteriş. fenol. [LO. 2. fotokopi. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa. gece kelebeği. her tür pervane kanadı. yok oldu " fena [Kut.fani faniya öldü.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana.

bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1.a.(daraltmak. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir. 2. din veya yasa kuralı. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. faryng. cephe ~ Lat facies . işaret.] (sır) açığa çıkma. 3. sıkmak. olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. uzaklaştırma. varsayım < Ar faraDa 1.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. çitle çevirmek). tayin etti. ayrım < Ar faraqa ayırdı.tıkmak. sıkmak. farika fariza kılınmış şey. ödev.faraziye utopie karşılığı. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr. belirledi. çentti. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. çentik. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. Fr < Ar farD [#frD nsb. f. yayıldı.< HAvr *bhrekw. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır. doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo. dolma yapmak ~ Lat farcire. EYun frâsso. 2.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey. farcttıkmak. boğmak.a. kural koydu. ayırdetti. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa. sıkışık). dağıldı fas a. farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd. böldü (= Aram #prq ayırma.] 1.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. dini ödev " farz [Kut. f. 2.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. frag.] ayırdetme.

fact. yapım. vicia sativa . önemsiz. kolay < Lat facere. fasH] yer açtı. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd. imalat.] malum sebze.a. yapış şekli.] küçük demet < Lat fascis demet.a. çete ~ Lat fascis 1.] doğru yoldan sapan. böcek. bölüm. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. 2. usul ~ Lat factio < Lat facere. bozuk < Ar fasada bozuldu. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır. kolaylık.] haşerat < Ar fisfisat [onom. 2.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. fact. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık. dönem.] bölme. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. # 1919 İt. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa. 2. sıkıca birbirine bağlı grup. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. f. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. geniş.] ara. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. böldü. < İt fascio demet. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1. fiğ. araya girdi.] fesat eden.] açık.] haşere. demet. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. aralık. fasikül ~ Lat fasciculus [küç. yüreksiz adam. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1.

2.tarafını tutmak. Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. yapım. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek. fatura [LO xix] nümune. fact. iğrenç. örnek. fayda Ar fada yararlandı. kokmuş ~ HAvr *pülo.< HAvr *pü-2 çürümek.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. kader. ifade. fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. 2. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. tercih edilen. çirkin.] 1. saygı göstermek. müstefit . ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a. bozuk. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa. alkışlamak < Lat favere. f. Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. f.saymak. açan şey. faut. yanak sakalı.] yarar. kaçınılmaz. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan".] açan. yetmemek ~ Lat fallere. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1. a.a. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa.pis. imalat. 2. istifade. 2.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder. yazgı. desteklemek ~ HAvr *ghowe. nasip olan. ecel < Lat fari. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. a. hatalı olmak.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. fals. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. 3.

fidye federasyon [ 185+]. sözleşme.< HAvr *bheidh. f.] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi. aştı.] ölçünün üzerinde olma.] acı veren olay.a. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+. (bir şey uğruna) bedel ödeme. feda etme < Ar fada feda etti. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf. bedel. fidye. ~ Ar faDlat [#fDl msd. yardı feda [Kut.a.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton . çok oldu. kavrama < Ar fahama anladı.a. ant ~ HAvr *bhoidhes.] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ.ışımak.] 1.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda. feci ~ Ar facîc [#fcc sf.] kırma. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu. üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf. 2. ekstra < Ar faDala [msd. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ. musibet. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre. ~ HAvr *paswr a. bedel ödedi (= Akad padü a. kurtulmalık. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik. faDl] arttı.] ~ Ar fakk [#fkk msd.a. f.a.a.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama. fa. keserek .] üstünlük. [Basirt 1873] payton . foederittifak. keserek açtı (= Aram #pkk a. birleşme < Lat foedus. çok geldi.] trajik. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı. özellikle şarap tortusu. üstün idi fe+ ~ Ar fa için.) ~ Ar fahm [#fhm msd. ~ Ger *fûri. artık.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd.

ölümlü dünya. felaket [#flk msd. talih. kadınsı ~ Lat femininus a. fena [Kut xi] yokolma.felah [Aş xiv] mutluluk.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela. toprağı sürdü. fetus (hamilelik).] refah. afet.] beceri. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı. Gül xiv] hüner. savaş meydanı (~ Ger *felthu. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik. falH] yardı. yıldızların döner küresi. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. baht ~ Aram pelekâ çark. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ. huzur. emzirme). başarı. alan ~ HAvr *pelstu. hüner.] yokolma.düzlük. çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. [Men xvii] vulg. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd. feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi.] çiftçi. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. 2. fellah falaHa [msd. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. zail olma. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. zail olma. 3. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. güvenlik. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir. sanat. ustalık < Ar fanna becerdi. a.emziren < HAvr *dhe. akşam < Aram #pny dönme. geri dönme . çıkrık. sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. [Aş xiv] ölüm. bilgi" fil(o)+. kararma = Aram psnây gün dönümü.emzirmek. kötü. çark.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi". alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut.] 1.

a. Alm vor.a. dişilik .a.a. < Ave hvars. ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı. ileriye. (= Ave hvarsnah.güneş * Karş. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd.)" fer+ ~ Fa farâ% geniş. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd. parıltı.] yarık.a.öne. gemi feneri fanári(on) [küç. = Sans prâthu a. Sans súvar (güneş.(nur. [Kan xv] .~ fra. yardı. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak. kurnazlık . beceri. boşluk. tüketti. görüntü < EYun fainö aydınlanmak. görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn. fer+ ~ Fa far. İng fore. ağız.] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a. vakum. Aynı kökten Lat prö. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi. svárn?ara.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. parıltı. olgu.] küçük lamba < EYun fanós fener.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur.a. görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd.fenafillah fena. yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd. açık ~ OFa frâh a. aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey. surah) > súrya (güneş). allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri.güneş ) ~ HAvr *saswel. manto .a. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a. hile. ihtişam). ~ Ar farâğat [#frġ msd. 2. ~ HAvr *pro-/prö. gün ışığı.a. ihtişam.] 1. ışık. gen.Ar fann beceri. farc] açtı. fi. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.

mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak.a. mayalanmak ~ HAvr *bhreus. yol göstermek) fiili eş yapıdadır. taşımak ~ HAvr *poreyo.ferda prâtâr erken. bread (ekmek).a. & EFa fra.a.a.] en önde < Ave frâ. akıl" fer+. düşman * Lat praemonere (uyarmak. öncü. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1. Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk.kaynamak.a. fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı". bölük " fark feriştah/ferişte [Kut. a.a. hüküm. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa .] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a.a.a. müfreze. fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır. İng first (birinci). ferman [Aş. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam. emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. 2. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. bot2 ferik subay. tümen komutanı [Men xvii] bölük. pek. hükümdar iradesi ~ OFa framân a. sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal.ön.] askeri birlik. sabah ~ OFa fradag a.ön. birinci. önce )" fer+ * Karş. (= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı. ~ EFa framânâ a. takım. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf. (= Ave fraeşta. İng brew (mayalanmış içki).[sup. güruh. meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a. ileri + EFa mâna-düşünce. ~ EFa parasang. broth (haşlama).

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

(bitki) bolca üretmek.Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. dibe atmak. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. dal budak sarmak ~ Lat fundere. dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek. (kabarık şey).] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . erica ~ Yun foúnta püskül. dökmek. sorguç. tütsülemek ~ Lat fumare a. 2. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1.] ince ip. < HAvr *dhü-mo. tepelik. 2. teleferik < Lat funi culus [küç. dağıtmak. saçmak. yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey. esas. tel < Lat funis ip.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. a.a.1. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. duman rengi < Fr fumer duman tütmek. halat. dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren. fus. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik . [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak . çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik. dumanla terbiye edilmiş.

~ Fr fusée havai fişek. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd.] 1.] haddini aşan. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. gevşeme < Ar fatara gevşedi. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç. metal erimesi. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd. İslam ülkelerinde 12. kaynak yapma. çılgınlık. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. fus. dindi. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb. oluşmak. İt. 2.] dallanma. şair < Fr future gelecek. 2. fazlalık. (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti. eylem haline ara verdi.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] . istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak.] lüzümsuz.] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2.a. erimiş metal dökme. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma. gereksiz şey < Ar fuDül [msd. gençlik. artık. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod.] tembellik.dökmek " fondan .

] bilgisizlik. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti. anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im. donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd. yolculuk gabari *garwian kalıplamak.] zalim. Fr. acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf. gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz. wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş . gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık. anlayışsız. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) . dolanmak + EAlm vart gidiş.] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran.] bilgisiz.EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod.

] 1.a.] burada olmayan.. gafil [ xi] . [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa. yenme < Ar ġalaba üstün idi. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie. f. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa.] 1. ucu çengelli sopa. tuvalette yapılan şey. umursamaz.gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. Gül xv] unutkan.] hata. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. festival ~ İt gala a. çukura girdi * "Gait. a. . insan dışkısı. Yeni Türkçe Lugat. yanlış.a.a. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. < EYun gála.Samanyolu. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. dikkatsizlik. 2. galak. galact. g$awl] < Ar gül gulyabani. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet. gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. f.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa.a.] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu". boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom. üşüştü[msd. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut. dışkı < Ar ğâTa battı.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı. 1924).süt ~ HAvr *glak-t. 2. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut. [DK. ~ EFr gale dans.] habersiz. göden. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer.a.. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. hela çukuru. ağız tıkacı. a. yerde bulunan çukur. 2. gülmekten tıkanma.] sayı veya güç bakımından üstün olma. / OLat galeria a. madenlerde yeraltı tüneli. [Bah 1924] koridor. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd.] önemsemezlik. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak. kemerli koridor. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im. ~ İt galleria a.

] galip ihtimal ile. üstün " [Yus. müzik kuramcısı (ö. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa. ^ Guido d'Arezzo. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi. a.] sıkıntı.] yenen. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma. karamsarlık < Ar ġamma kararttı.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.] kalın.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd. gam1 [Kut.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya. 1050). ġilZat] kabalaştı. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı. tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya.a. gizledi. ~ Yun gámma . 2. müzikte do sesi. keder. koyu. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd. İtal. sabo < öz Gallia Galya. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için.

a.a. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o.a.) kırptı. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma.< HAvr *weis. yağmalamak * Karş.> Fa d. göz kırptı. 2. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci.< HAvr *gems. yağma < Ar ġanam 1. Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi.> Ave z. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. göz süzerek bakma.] zengin.Ar gammaz [#ġmz im. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi). biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20. 2. [KT ] a. çimdikledi. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois. İng to gain (kazanmak) < Fr. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1. sıktı. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve. işve < Ar ġamaza [msd. f.kazanmak.a. elde etmek. sıktı.dönüşümü tipiktir.vurmak. güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek.düğün. gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford.. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. İng to win (kazanmak) < Ger. [LO ] a. mal. haydut ^ y. 2. 2. 2. ġamz] 1. (göz vb. [Men ] a. kazanan. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a.a. gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak. işve. korumak ~ HAvr *wer-4 a. Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen . [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. yy'dan önce kaydedilmemiştir.a. ~ HAvr *gwhn-tyâ. gitmek gani [Aş. koyun. kafile [esk. HAvr g. öldürmek) + İng boat gemi " defans.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım.a. çimdikledi.vuruşma < HAvr *gwhen. göz kırpan..] 1. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız.]. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1. . ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf.] savaşta ele geçirilen mal. gözetmek..yürümek.

Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd.a. < Fr g(u)arer korumak.] yabancı. yabancılık < Ar ġaruba [msd. Fr regarde (bakmak). parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö.] gariplik. wary (uyanık. yolcu. 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi. korumak ~ Ger *ward. nöbette). EYun gargarizo. Tüm dillerde onomatopedir. Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. < Ar * Karş. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. korunma. Fr garde. a. ayrıldı. ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . garip [Uy. korumak). Lat gargarizare. Fr gargariser (gargara etmek). ~ HAvr *wor-to.a. egzotik.] amaç. bekçi < Fr garder bakmak.< HAvr *wer-4 a. kasıt. gözetmek.] a. İng guard/ward (nöbetçi). a. İng aware. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. güvence veren < Fr g(u)arer korumak.a. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. gözetmek. gözkulak olma. a. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. ğarb/ğurûb] uzaklaştı. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. wehr (savunma). çevrili) + İng party " gard.] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd.a. laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. roba gargara ġarġara [onom. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard. ğarâbat] yabancı idi. < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak. nöbetçi / Fr gardien a. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan.* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi. gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek). güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt.

çırak ~ Frk *warkjo işçi. 2. savunmak < Ger *waran gözetmek. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış. 2. uzaklaştı.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun . garip. Batı < Ar ġaraba ayrıldı.çalışmak. 2. gurbet. boş " gaz1. hizmetkâr. kurabiye. el koydu.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma.]. uşak. hizmetçi. erkek çocuk. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. çırak. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. armatür [esk. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. süsleme < Fr garnir tahkim etmek. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. garp.] 1. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. hizmetçi dairesi.a. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1.] gaspeden. boğulma.Fr garniture donatım. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet. köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır.* "Fakir" anlamı 17. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. güneş batımı. vale ~ HAvr *werg. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. tuhaf olma) türevseldir. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları . vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. suya dalma. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. 2.] 1. oğlan. gurup.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd.

~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. havagazı lambası ~ Fr gaz a.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd.] kıskançlık. B. gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran. dökülen < Nor geisan akıtmak. son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. Yus xiv] haysiyetine dokunma. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı.a.] baştan çıkma. Aş. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos .gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+. diğer ~ Fa ġayri -den başka. lokantacı" gastr(o)+. kötü yola düşme. (sıvı) dökmek.ve a(n). iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in. amaç. 2. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd.] muhabbet tellalı. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. van Helmont (1577-1644) Holl. Karş. eşcinsel erkek ~ Fr [Kut. son derece " gaye gayret [Aş. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. irrationel > gayrıaklî. [İM665 187+] havagazı. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu. neşeli.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır. fanatizm. qawd/qiyâdat] önayak oldu. immeuble > gayrımenkul. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali.

2. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz. gayret etti. evcik. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken.] 1. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer. çabaladı. petrol lambası. akın yaptı. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı. 2. [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su.] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç. küwre (şişmiş ceset). a. istila etti gazap [CodC. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka. baskıncı. yağma. küwij (içi koflaşan ağaç). köwrüğ/küwrüğ (davul). kabarmak. kulübe. Karş. öfke < Ar ġadiba kızdı. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. köwtünğ. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa. gazi [Kut. DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden.] flört etme. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. metelik. Tü küwen(şişinmek). .] ~ Ar ġazal [#ġzl msd.a.] Gazze'ye ait. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür.) Fransızcadan alınmıştır. Gül8 xiii] kızgınlık. saldırı < Ar ğazâ 1.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek. Venedik devletinde bozuk para birimi. içi boşalmak * Karş. 2. aşk sözleri. gaza [Kut. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. a. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1.] akın. benzin & İng gas1 uçucu madde. şişkin.a. DK. Trkm gebe (balon).] rafine edilmiş petrol.a. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda.

yarık açmak. oyuk. delik.a. Türkçe gebere biçimi 20.ekiyle.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez. [Çağ xv] geber-şişmek.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik. ~ Aram qapar a. gerideki.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel. 2. uzlaşma.a. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir. yy'dan önce rastlanmaz. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek.şişmek. Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç. son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç. capparis spinosa ~ EYun kápparis a. geri. cevşen .a. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom.birlikteyaşama. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki. çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged.xvii Men.a. geç vakit. geç) ve kısa açık e ile keç.aşmak. maişet <Tü geç-" geç- * Karş. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. xix LO). gebeş kabş teke.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber.[xiv Kıp] delmek. .[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç. geçim <Tü [Bah1924]1.(gecikmek. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20. dün <Tü [Kıp xiv] kecik.geç olmak < Tü kéç. arkada olan < Tü ke/ke5 arka. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş. hamile olmak. [ xvi] safta bir askerin yeri. geçim (bir tür zırh. * İng caper. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç. pehlivan. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece.

gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. Fr gène (/jen/).a. ırk " genetik * Karş. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f.gelin Tü [Uy viii+] kelin a. sandal.a.a. her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş.) < cirs (gelin) çevirisidir. genel < Lat genus. şakayık-ı numan. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a. . Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için. İng gene (/cm/). bol" geniş * Fr général (a. genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir. yavru.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. general [LF xvi] . [KatipÇ. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. KT xix] büyümek. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. Avst. biyolog < Lat genus / EYun génos soy. gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı. gener-soy.

gen-doğurmak ~ HAvr *gensa.a.a. * Geçişsiz fiil eki -n.Fa girdak kral çadırı. a. ) ~ HAvr *wer-t. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. nasci < gnasci (doğmak). Yus. gens (soy.. eksen. ırk < EYun gígnomai. yaymak yaymak/yayılmak. * Aynı kökten Lat gignere. gard.a. = Sans vrt. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r.a. güvenilir. 18. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. uzatmak veya yayılmak.a. yaygın. genius (doğurgan ruh). uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır . 2. döndürmek). geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı). daire.yaymak. ward. Alm werden (dönüşmek). genus (soy. kavim). boyun < Fa gaştan. otağ. inanılır. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne.ile. ırsi ~ EYun genetikös a. a. +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. çadır " gerdan . gerdek evi tabir olunur. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19.(doğurmak.a. babası olmak). döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek. ırk). otağ. vasi. bol uzak < Tü *ke.. ger[mek Tü [Uy viii+] ker.dönmek. < EYun génos soy. Ar cins Yunancadan alıntıdır. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin. generare (doğurmak. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru. üremek). yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır.a. kalıtımsal.ve isim eki -ğ ile.çekerek uzatmak. dönen.dönmek ~ OFa waştan. OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir. güvenilir. gen. DK xiv] zifaf çadırı. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası . 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. ki zifafhanedir. gerdek [İdr. her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. (= Ave vart.a. küme. " je(o)+. [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır.

son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. dökmek ) " kavak. kılıç. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1. ^ 1909 I. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. pislik (< Fa re%tan. tezgâh. kargaşa).eksik olmak < Tü kerek bol. tabip (1863-1944). Avusturya kökenli Amer.a.] "küçük savaş". döküntü. 2. gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir. 2. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka. rez. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. Nascher. gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. karmaşa.a. İng cauldron.) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga. noksan < Tü kerge. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . geri. Alm wirre (kavga.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. L.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod.a. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş). < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş.akıtmak. düzensiz savaş. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a.

LO. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. Karş. gevre[mek Tü [ xi] kewre. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. dökmek ) " kavak. zekâ . dedikoducu. gevşemek yumuşatmak. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. kap. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek.a. 2. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. Bur. rez. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. çene çalan & Fa gap lakırdı. MBah] diş etleriyle çiğnemek. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri.a.= két(t)ür-. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan.ekiyle. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. lafazan.a. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. içini boşaltmak. oymak. kabartmak). şişirmek. döküntü. geven Tü? [Kıp.yumuşamak. gevşetmek.* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele.a.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . Tü *keP-2 (şişmek).(1. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. pislik (< Fa re%tan. KT.kel(t)ür. geviş getirmek * Karş..akıtmak.

gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür. oymak. gevşemek yumuşatmak.= két(t)ür-. 2. her çeşit av hayvanı. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. lafazan.kel(t)ür. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. içini boşaltmak. dedikoducu. geviş getirmek.a.(1. gevremek < Tü kepiş geviş. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.yumuşamak. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a.a. şişirmek. MBah] diş etleriyle çiğnemek. çene çalan & Fa gap lakırdı. kap. dolaşmak . yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1.a. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. [EvÇ. Tü *keP-2 (şişmek). geven Tü? [Kıp. geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez.a. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. 2. Karş. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. gevre[mek Tü [ xi] kewre.ekiyle. KT.yumuşamak. geviş getirmek * Karş. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. kabartmak). İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. yumuşamak. gevşek.. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git.1. Bur. gevşetmek. 2.yürümek. LO.

ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere . gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek.gitmek " git. a. [LO ] a.] tahriş etmek. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd. [TS xiv] gicik kıcı-/gici. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir. gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a. model. gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş.[onom. < " gacır [Aş. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus. yol göstermek ~ HAvr *weid. tahriş. < Tü kıp [xi] kalıp.] besin < Ar ğa5â < Tü két. göstermek.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak. [LO ] gıcır libas yeni.görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek).aşırı büyük ~ EYun gigás. pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. dümen < Fr guider yönetmek. adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr.a.? ~ Fa gıdı deyyus.

] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla. bolluk. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. sığınmak ~ OFa wire%tan. a.kaçmak. Bah xvii] kaçacak yer. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom. girift [ xiv] giriftar tutulmuş.] zenginlik. bağırsak sesi [ viii] kir. LO.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan. gırtlak. a. fazlalık < Ar ġaniya [msd. 2.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. gurez. kaçma kapısı. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men. gır. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır.] haset. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. " gü+.a. melce. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. wirez.a. KT. kaçacak yer. sığınak. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd.] kıkırdak veya öğürme sesi . ab gırgır <onom [ xix] makara sesi. [DTC 1944] makinalı balık ağı.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd. 2.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. ğanâ] ihtiyacı yoktu.

küçük kapı. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. 2.a. a. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir.]1. [DK.] kayıp olma." giy[CepK 1935] esrar. gıyap [ xiv] olmama. ~Frguichet[küç. a. sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. bıçak vurmak " kup . a. Gül xv] geyesi. ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. ~ E Yun kithára a.< HAvr *kel-1 kesmek. Fa sihtar (üç telli çalgı). sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd.gişe [ARasim 1897-99] parmaklık. Karş. gidişat. gizil YT [Fel 194+] virtüel.: gider-. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle. * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. [LL 1732] giysi < Tü giy. ~ Lat cithara a. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel).örtünmek. EŞKÖKENLİLER: Tü git.

~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] . glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç. bütünsel < Fr/İng globe top.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama. Fr. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı.zamk. glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . ~ Lat gluten. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine.< HAvr *gel-2 soğuk. genel. kimyacı. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul. [ 199+] küresel toptan.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila. cam gibi < Fr glacer dondurmak.a.a.a. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır. < İng globule [küç. glutin. 2. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. emaye.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz. Fr. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k. buzlu. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. donuk. #Plinius.] a. küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a.

< Tü *kö.rahatsız olup kaçınmak. a.a. [LO. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. sakınmak * Gücen.] a. göç[mek Tü yükselmek. oba * -ç. gnö. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey.a. < EYun gignöskö. [ viii] kök gökyüzü. Kıp. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle.kalkmak.> -ç.a. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö. yükselmek.a. DK xiv] koçun.a.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür. yük taşımak [Uy viii+] köç. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel.bilmek ~ HAvr *gnö.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-. ~ EYun gnöstikös bilen. yörük. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç.kalkmak. post.ekiyle. İdrH. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç.a. körük" gebe . yy metinlerinde göçmel (a. +men2 * 14. kürk palto [Kıp. ve 15.fiiliyle alakası belirsizdir. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk. a. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş. gofret peteği.taşınmak < Tü *kö-ş.) biçimine rastlanır. bilgili.

içte olmak.a. bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek.< Tü *kö. kararmak < Tü *kön. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak. ~ Mıs kmj-t a. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür. hedef. [ 190+] ~ İng goal 1.göl gol kale.a. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç. amaç. kargı. gönder [DK xiv] mızrak. 2. yavru. < EYun gönos/gone soy. kargı. yola gelmek. sırık < EYun kontós a. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir. gol Tü [viii]köla. körfez. 2. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1. yöneltmek. çukur ~ Lat colpus/colphus koy. göndermek yola çıkmak. sırık. [Uy viii+] köm.a. bir oyun. rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız.a.a.kalkmak.] mızrak.yola çıkartmak. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila. a.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- . husye veya yumurtalık / İng gonad a. yükselmek.gölgelenmek.a. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir. < Tü kölü. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a.a. derin kaya çukuru. doğurma < EYun gígnomai. doğrulmak < Tü *kö.

* Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. .< HAvr *genu. EYun genys. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon.1. a. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. görümce. Fr genou (diz). göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. görkem. 2. Alm kinn (çene). görev. ruh " gong çalgı.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. gözet-. gösteri. ~ HAvr *gönu-ya. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. gösterge. diz. köşe. 3. Alm knie. açı. debdebe İdr] güzellik. zil ~ Malay gong-gong a. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır.a. 2. görkem YT [CepK 1935] haşmet. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage. İMüh. göre.a. İng. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir. göster-. çene. gözük-. gör[mek [ viii] kör. İng knee. [Kıp xiv] köre < Tü kör. köşe. görece. Abuş.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs. EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. görsel. işlev < Tü gör.("iş görmek" anlamında)" gör-. yürek. açı * Aynı kökten EYun gony.a.

özellikle hayvan sırtı. yamuk.özellikle yukarı taşımak.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. Karş kötki (tepe -xi). haremde padişahın seçtiği cariye . özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1. ilkel [xv]. [DK xv] < Tü *köptün. [Kıp xiv] kevde/kövde . yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset. yükseltmek. . gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. [Fel 194+] olay. götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek. müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. bozuk. kötermek (yükseltmek." gör- [Or.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir. Kaş viii] köz a. kölük (sırt. yükselmek. arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. İdr xi] kıç kalkmak. [KT xix] 1.[xiii İM] bakmak. yüksek. fenomen < Tü görün. yük yüklenen hayvan . geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got. [Kaş. 2. insan veya ağaç gövdesi. şişirilmek < Tü *köpüt. 2. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü.içi boşaltılmak. yükselmek. Uy. yamulmak. beylik vermek . sırt. [Uy viii+] taşımak.xv+ Çağ). sırt.xi). eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. a. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. ayrıca falcı. tercihe şayan. görüngü YT [CepK 1935] tezahür. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde.kalkmak.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. sol < Fr gauchir bozulmak. 2. gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca.

görünmek. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. hakketmek.EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin.gözlemek. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için.yürümek. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır.a. gözük[mek Tü [Uy. -etle. kaynak. oymak ~ HAvr *gerbh-a. [DK xiv] gözük-< Tü gör. kazımak. 2.< HAvr *ghredh. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1. derece ~ Lat gradus adım. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi. mineralojist < EYun grâfo yazmak. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. " +graf grafik . gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner.].ekinin işlevi açık değildir. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi.ekinin niteliği belirsizdir. -ük. Kıp viii+] közün. kademe. .göze <Tü [ xviii] pınar. Alm. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır.

harf. kayıt + EYun fbne ses " gram. harf. t. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. granül < Lat granum tohum. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). yazı.a. ~ İt granito taneli.1. büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin. yazı yazma işlemi. t.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. ~Frgrandduc büyük düka. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır. fon(o)+ gran güçlü. tane. yüce. grenli < İt grano tohum. tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır.a.harf. Amerikalı mucit & EYun grámma. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran. 2. yy) . zerre ~ Lat granum a. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma. 2. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. t.yazı.a.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek.

kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum.Frk *grippan tutmak.yağlı.tutmak. nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın. şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu. yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır. koyu. gren gros+ grossus a. greyder/grayder [ xx/b] kazımak. fruktoz * 17. Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş. kaba.a. tırmalamak. yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı . (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi. ~ Lat crassus semiz. yağlı. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. yağlı. partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane. grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". iri ~ OLat grizu . kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib. mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük. a. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros.Fr grisou a. & İng grape üzüm. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak.a. şişman ~ HAvr *gwres. salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa. pençesine almak . rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a.

a.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im. İng with.ayrılma. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu. gazap gösterdi" gazap * 20.a. Aynı kökten Alm wider. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara. mahzen ~ EYun krypte gizli.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım.] yumuşak meşin. güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç.~ OFa wi. withdraw.grosa [ xx/a] büyük. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen. dehliz ~ Lat crypta dehliz. yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî. zıt olma). niyet.(güçlenmek. gömülü " kripton grup . kaba.ayrılma. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi. . çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı. ürpertici. saklı. kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik. * Karş.a. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz. sertlik. öte yanda olma. İng coprophilia. withstand gibi kelimelerde . ~ HAvr *wi.a. * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. a.a. coprophagy.a. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw. küme.a. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez.(withhold. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f.

~ Fa gul çiçek. küçük yavru. İng gold (altın). uşak ~ OFa kötag a.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher. uşak. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir.a. mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat. altın. güldür sesi onom yanma sesi. bülbülün güle yakarışı.söylemek (= Ave gaub. a. "Allah Allah" nidası.a.güdük [BK 1799] boyu kısa. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to.] merhamet. genç hizmetkâr. [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. Karş. 2. güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük. gü. gülbank ~ Fa gul bâng 1.a. kazan ~ Lat cucuma a.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1. 2.a. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). a. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd. su akma . topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom. özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan.

kendisine gülünen kişi. 2.güler görünmek. top mermisi. a. maskaralık.OFa winâh/winâs a.a. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün . +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. gülle (= Sans göla/gölaka top. sahra. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a. kurt adam & Ar gül [#ġwl] a. Yus xiv] ~ Fa günâh suç. gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı.a.a. a. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-.a. zarar vermek. güneş. maskara. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak. suç işlemek ~ EFa vinath. gündüz günah [Aş. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. ) gün Tü [ viii] kün gün. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con. yaban " yaban güm. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle. " gü+ * Erm vnas (zarar. tazminat gerektiren eylem . + Fa biyâbân ıssız yer.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret. [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1.

gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine . kıvrak zekâlı. Yun gábros. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş.] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr. -dem ekinin işlevi belirsizdir. EErm garbeni. bahadır. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur.kabadayılanmak * Karş. [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. . Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii)." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. bahadır. a. sık.aydınlatmak.ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ. küreççi. a. Lat carpinus (a.savaşmak.güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma. [ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. yiğit. [ xiv] gür sağlam (kişi). Tü [ xi] kür cesur. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit. aktüel.a.). becerikli. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. yabancı ülkede olma. carpinus ~? < Tü *küre.

küre. küme. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd. boy abdesti ~ Fr goutte 1. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a. 2.] yıkama.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık.) ~ Fa gurz ağır topuz. damla. değerli. 3. mürşit ~ HAvr *gwrs-u. DK xiv] OFa warz/wazr a.] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82. güveç Tü? [TS. a.a. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. manevi danışman ~ Sans gurú 1. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi. beklemek. hoca. . tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. 2.gözetmek.tadına bakmak. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi.] aldatma. ağır. Karş. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. öğretmen. insan topluluğu (= Fa guröha top.gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. (= Ave vazra. a. a. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd. muhterem. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt.

güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri. ETü körk/körük (güzellik. Men xiv] < Tü *küde. damat.şişinmek. [Çağ xv] küzel. -el ekinin işlevi açık değildir.mavimtraklaşmak. laf. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek. aperitif * Aynı kökten İng cover. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+. [TS xiv-xv. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. söyleyen < Fa guftan. demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte").söylemek. gökçek (güzel). * Karş.a.mavileşmek.misafir gelmek. güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz. [Kırg ] közöl a. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak. Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi). söyleyiş. kaplama.a.a. [Kıp xiv] köğercin .güven[mek Tü [Uy viii+] köwen. TTü görklü. a. +gâh . Moğ kübeğün (erkek evlat). güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü. örtmek ~ Lat cooperire a. Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a. Fr couvert (örtü).. yol < Fa guSaştan. = Ave vîtarsm öte. gu5ar. widâr. Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir.< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19.geçmek ~ OFa widardan. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. [DK xiv] gözel. [Arg xvi] güzel. bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş. görünüş). yönetmek ~ EYun kybernâö a. gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak. [ xi] küwen-< Tü *küPen. göğerişmek < Tü köker. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. göğermek < Tü kök * Karş. iç güveysi gelmek. güya gü. a. a. böbürlenmek. geçit.

hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. ileri). güzide [ xiv] guzîn.] kabarcık. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd. birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi. Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd.) ~ Erm %aç' 1. tane. tümsek. tanıdı. DK xiv] (~ Fa %aç a.a. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd.seçmek ~ OFa wizîdan. a. direk.] kötülük. habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba. Hubb] sevdi habire hay.] kötü niyetli. wizîn. çarmıh [Aş. tohum haber [Kut. seçkin < Fa guzîdan. hacim " hacim . haç 2.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma. ] sevgili. kazık. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd.] bilgi. bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf.a. çevre < Lat habitare ikamet etmek. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat.< HAvr *ghabh. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer. Alm weiter (öte. sınadı. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e.a.a.a. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. yaşamak. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd.

kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd.] kısıtlama.] hizmetçi" hadim haddizatında had. olay.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı. kapattı. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin.] gereksinme. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ. limit < Ar Hadda 1. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb. keskinleştirdi. ihdas . son derece öfkelendi. hadise. bilenmiş. sınırlama. havadis. sınır koydu. haciz < Ar Hacaza engelledi. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. tümsek. vaka. Hudü6 ] oldu. sivri (bıçak. sınır. el koyma.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. sınırladı. tutuklama. yasakladı. kapatma.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi.] keskin. a. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa. haczetti had/hadd[Kut.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd. boyut. el koydu. biledi. 3.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf. kapsam. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a.] 1.] 1. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. bıçağın keskin ağzı. 2.] engelleme. 2. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa. 2.] çıkıntı. kapatma. 2. bağladı. [Kut.

] gizli kapaklı şey. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta. palpitasyon. sır.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması. bilge < İbr/Aram #%km bilme. bellek . gizli polis örgütü.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd. süre " haf. f.) ~ HAvr *septm a.] koruyan.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy.] ağır olmayan < Ar %affa [msd. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim. Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit. f. hafıza saklama yeteneği. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi.] hıyanet eden " . Dan. sır. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman. * Aynı kökten Sans saptá(n). hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf.a.hadise şey. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf. hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf.] gizli < Ar %afiya gizlendi. Lat septem. titreme < Ar %afaqa titredi.Ar HâfiZat [#HfZ sf.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş. İng seven.a. Alm sieben (yedi). ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa. [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat. saklayan. f. kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için. Ger *sebun.a.] saklayan. ~ Ar Hafıd [#Hfd sf. EYun heptá.

2. aşağılama . doğruluk " hak1 hakim yargılayan.haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.karışmak.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. . gerçek idi. Aş xi] [Kut. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka. hakikat gerçeklik.] sahip olan. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut.] doğruluk.] oyma. âmez.Ar Haqârat [#Hqr msd. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. kazıma. elde tutan " hak1/hakk[Kut. katılma. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf. doğru idi. kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu.karışmak.] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig. hakikat < Ar Haqqa 1.] aşağı. uygun ve yerinde idi. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd.] hakir olma. karıştırmak) & Fa/OFa â. hakaret [ xiv] 1.a. hor ve hakir olma.yönelme.a. tahkir etme. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf. 2. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan. haklı idi.] yargıç" * İng khaki (a. karıştıran (< Fa/OFa âme^tan. 3. f.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir.

serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. hasbıhal. saldı. bir hale geldi. hal1. kurtarma + Fa kâr eden " halas.] şimdiki zamanda. doğru. bir hal aldı. varoluş evresi. kurtuldu. 2. arındı.] adil. dönüştü. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd. yolculuğu sona erdirdi. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. havale. 2. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. .] 1.hakkâk oymacı. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. havali. kâr halat kalod. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân. havil. halihazır. tahavvül. oylum < HAvr *kol. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür.kablo. berrak idi. örtmek. azat edilme < Ar %alaSa arı. çözüm < Ar Halla [msd. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im. şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. derhal.] hakkedici. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. halet. salon. ihale. mütehavvil. durum. kondu. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf. bağlı olan bir şeyi açtı.] çözme. binek hayvanından indi. Hall] 1. < Fa Haqqânî [nsb. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. evrildi. giysisini çıkarma. temiz. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. 3. bir hale büründü. çözdü.< HAvr *kel-2 kapatmak. hile. yöneldi. soyma.] 1. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. gevşetti. istihale. varolan durum " hal1 halas [Yus. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. 2. arzuhal. ilmihal. halâ. lahavle. hukuka [DK xiv] yenmek.] kurtuluş. görünüm.

] canlı varlıklar. halayık [Kut. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf. mahlukat. ~ Ar xâliq [#XİQ fa. * Nihai kökeni belirsizdir.] hal.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. çember.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi. 2. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a. ay ve güneşin yüzü. Aş xi] [DK xv] kal . durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf.] körfez.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd. geri kaldı. hane halkı. deldi halet halhal [onom.Ar xâlin [#xlw fa. hasar.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1. [Men xvii] (vulg. haliç halife geçen. bayatladı. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem. a. [Neş xv] halk. (yemek) arttı.] ayla ~ EYun (h)álos daire. Allahın . Yâküt (ö. bozuldu halel Xalla bozdu. Aş xi] canlı varlıklar.) cariye. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ. ahali. f. yırttı.] boş.] yaratan. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. hizmetçiler. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir.

] arı.]. halk) deyiminin tam karşılığıdır. 2.a. silah kabzası [esk.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. ahali (= Aram %elqâ pay.a.halim yumuşaklık. halo. Orta Amerika yerli dillerinden. İsv. 2. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. tarihçi. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım. ~ Taino hamaka a. bölük. 2. Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd. kimyada klor ve benzeri elementler grubu.a. işlenmemiş. bir yana ayrılan kısım. İsp. & EYun (h)áls. kısım < Aram #%lq pay etme. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. ring hallaç [msd. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf. genet. saf.a.] yaratma.tuz (~ HAvr *sal-d. biçim verme ) halka baklası. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. Aramice sözcük EYun demos (1. tatlılık.doğuran " salam. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus. kimyacı (1779-1848). temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu.) + EYun genes.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1.] karışım. DK xiv] [Aş. pay etme. . pay. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im. ölçme. halka.] çember. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd.

hamd < Ar Hamada övdü. kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa. Muhammed hamdüsena hamd. hamdüsena.] ahmaklık. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah. derli toplu.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa. elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa. Aş xi] ateşli gayret. sena hami hamil hamile taşıyan. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd. hamd. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi.] 1. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd.] taşıyan. ılıca.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan".] övme. yüklendi . evrak çantası. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd. 2. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır.] taşıma.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. ısıran. ~ Ar Hammâl [#Hml im. akkor oldu.] coşku. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut. titiz hamaset cesaret. haminne » " hanım.

mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. han1 yeri. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. İng hame (boyunduruk). mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf. kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin. hamut koşumu. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. konak. Alm hamen. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a. f. 2.a. tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a. [EvÇ xvii] xapsi a.hamle atılma. DK xiv] [Yus. boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi .] kabarmış hamur.a.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. şarap).] yüklenme.a.a. a. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1. Nihai kökeni tesbit edilemedi.] boğazın üst kısmı. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a. konak. konak ~ Fa/OFa %ân hane. maya. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep . hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. gırtlak. kervansaray han2 Tü [Yus.a. Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden. dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada". DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. = Akad gangaritu a. elli. kervansaray han1 yeri. hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd.

şarkı söylemek (= Ave hvan. Men xv] ebucehil karpuzu. salhane. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. meyhane. çardak [esk.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup. kavisli hale getirme. konut. kaba. hantal [Amr.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. [LO xix] iri. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf. cephane.]. [Oğ xi] %arjı. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb.] 1. hapishane.a. Kuran'da Hz. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a. 2.a. dükkân < Aram #%nt bükme. kütüphane. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. putperest. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan".a. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat. a. kemer yapma * Ar Hanut. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. depo.) ~ HAvr *kan. hani2 E Yun %anne a. yer.. şeşhane. tımarhane. kerhane. eczane. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. hücre. sülale " hane. mahpushane. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. memişhane. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir. adem inciri. konak. kemer. ebucehil karpuzu.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a.a. = İbr %anep kâfir. hanedan. " han1 ~ Fa %ana ev. darphane. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü.] pagan.a. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal . prenses. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. kraliçe. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane. biçimsiz (vulg. 2.

sıcak idi har2.] harap şey.] sıcaklık. a. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb. Akad abşu (kuşak. yıkım. Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd. tane. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı. ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd. Aş xi] yıkım (isim). kısıtladı. virane " harap haraç [Aş.] haram cı.] yasak. hane < Tü hapş [onom.] viran etme. tutsak etme.] vergi. Env. tıpta hap hap2.] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd. hapsetti (= Aram #%bş bağlama . kemer). ]1 . at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. [DK. kapatma. hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı. . yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. 2. dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a.hap1 Habb [#Hbb1] tohum. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu. En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK . yıkıntı < Ar şaraba viran etti. [Kut. Men xv] harab yıkılmış.özellikle sarık veya baş örtüsü. ~ Ar %arâb [#%rb msd. kuşak. hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı. kapattı.

] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. sıra malı. gereç + Ar câlam dünya. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. Tü çizmek. 2. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti. çıkıntı yaptı.] 1. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd. sarf.] harple ilgili. harç [CodC xiii] 1. tabu. yazı birimi. harcama. Hurûc] çıktı. [KT xix] 3. rahvan hardal %ardalâ a. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. dokunulmaz < Ar Harama [msd. malzeme < Ar paraca [msd. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. . [Men xvii] 2. ~ Ar Harbî [#Hrb nsb. Yun grâfö. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. Hirm/Hirmân] yasakladı. a. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı. savaşçı. banal & Ar %arc uygun olan şey. dolaylı vergi. harf [Kut. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. masraf. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. herkes " harç. Lat scribere (1. masraf. kutsal.] ısınma. gereç + Fa râh/rah yol" harç. harf (= Aram #%rp bileme. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer. resmi işlemler için ödenen para.] 1.] yasak.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. yoldan çıktı harca[mak [Aş. dışladı. 4. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır. 2. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. çıkış yaptı. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. haremlik) ile birleşmiştir. çıkma. sivri bir uçla çizmek. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. gereç. gereken şeyler. dışarı çıktı. Karş. 2.

dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan". rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a..a. uşak " harpuşta. harp1. kâğıt. harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma. olağan dışı. & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. [Men ] %ırmen vulg. yardı. ~ EYun %ârtes 1. harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir.a. a. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa.] dış. Karş. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık. [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. .] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat. Sam #%rb (kılıç. 2. katırcı ~ Fa farbanda a.yazı yazmak). dışarı. a. harman a.

] börtüböcek.] kültivasyon. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan".] hicap. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd. toplumsal anlamda seçkin. kazma.] kayıp.a. Aş xi] seçkin.] kıskançlık < Ar . haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd. doldurdu hasar hasar gördü. tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü. tarım. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma. her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb. zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait. Karş. tarla sürme. kader hasbıhal " haseb. 2. KÜLTÜR.hars [Men xvii] ekip biçme.] ölçme. değerlendirme " haseb. özel. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a. EKİN. ayrılan. a.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ. terbiyesiz. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş.) ~ Ar HaSad [#HSd msd.) has [Kut. ayrı. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. akıl yürütme. elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. Haşw] araya bir şey soktu.] 1.] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap.

kumaşın kenar süsü. ucuz. nekes. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd.] 1. kaba < Ar %aşuna [msd.] üreyen şey. [KT xix] 1.] 1.(suda kaynatarak pişirmek. toplanma. sayfanın kenarına eklenen yorum. haşarı. 2.] sert. alçak.] huy. f.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd. 2. kalabalık etme. tabiat. gelir. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. debdebe. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. ürün. adi. paravan. ~ Ar %aşm [#%şn sf. mahşer. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet. taallukat . haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. cimri. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. hakir. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman. 2. papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa.] dolgu. değersiz. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir. kıymetsiz . haşere. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş." aş * Erm %aş. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ.] aşağılık. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd.Ar %asıs [#%ss sf. hizmetçiler. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı.a. yy'da ağır basmıştır.

ayrıcalık.] 1. f. içerdi hasret [Aş. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa.] özel olan şey. ciddi ve tehlikeli idi).] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. yazdı (= Aram #%TT kazıma. %uTür] aklına geldi. hicap). hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd. sığınılan yer.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus. tereddüt etme) ile eşkökenlidir.) hata Ar %aTâ yanıldı. damga ~ Mıs xtm a. mühürleme. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi.a. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır. çentme. bloke etti.] yanılgı. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. a. kapatma.] çizgi. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd. Ar Hişmat (utanma. akıl. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd. elit" has hassas hisseden. . çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. Gül xiv] sayrı.] düşünce. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. ezberleme. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır. seçkin kimse. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa. sınırladı. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak. Karş.] geri dönülecek yer. 2.* Arapça #Hşm (utanma. ~ Ar Hassas [#Hss im.] etrafını çitle çevirme.

] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu.] akılda kalan şey. ~ Ar %awf [#^wf msd.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. xiii] yasal eş. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi.] özel olanlar. transfer. elçi. hav1 havlu havı. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. topladı. havale [Aş xiv] yöneltme. MÖ 3. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw.a. zevce . içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ. Türkçe sözcük 13. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü.] olaylar.] çizimci" hat [Or.] aktarma. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. a. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. [passim. -ni Sogdca dişil ekidir. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a. havas seçkinler. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC.] etraf. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb. Beiträge 1910. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im.] içeren < Ar Hawâ .Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral. f. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır. yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd. Uy viii] xatun/katun kraliçe. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz.

gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak. İt caviale. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd.] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem. havuz.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a.a. kaygı. Akad %uburu (cemaat. tatmak) + Fa yâr seven. alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. dilek. Karş. dost * Kökeni çok tartışılmıştır. mülk. bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi.] imgelem. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. DK xi] ilgi.] utanma. 2. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir. Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. İng caviar (a. cemiyet).). varlık. tuttu. hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur. a.] 1. içtima < İbr #%br bir * Karş. Aram %ibru (aşiret). sahip oldu hay ünl [Kut. birlikte olma. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd.] cemaat. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. havsala husul havuç hawic a. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd. ~ Fa %âya i yumurta. cehennem < Ar hawâ düştü. [Men xvii] hevc vulg. testis. mide " [MŞ xiv] hevic . zihinsel görüntü. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever. dipsiz kuyu. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme. 2.a. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş.

hayalet hayalet. Sırp/Arn hajduk. 2. [İAr 193+] habeden bedavadan. tercih etti hayırhah %wâstan. [ xviii] eşkiya. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. Rom haiduc. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. dervişlerin giydiği kolsuz yelek. başıbozuk). ~ Mac hajdúk [çoğ. vitex agnus-castus. yaşama < Ar Hayya canlı idi.] 1. seçkin. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd. parasız (argo). akıncı * Karş. Peç xvii] Macar piyade askeri. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin. iyilik. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. %w^âh. [LO xix] ayld/hayit .istemek.] < Mac hajdú başıbozuk piyade. dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. en iyi. savundu. Yus xiv] canlı olma. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men. ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata. çit < Ar HâTa [msd. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir.] duvarlar. avlu < Ar Halt çevre duvarı. hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . korudu. alevilerin giydiği kızıl başlık. Bul haidut (eşkiya. iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti. hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ.] * "Yaşam süresi. fantom " hayal hayat1 [Aş.

vatan + Alm -los -siz. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. hayvan [Aş.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a.] konum.a. Yus. yaşama. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi. yurtsuz & Alm heimat yurt.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd. 2. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom.] hayır işleri. umursamaz aldırmak. 2. eşkiya. a.) < Tü hayla. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh.bağırmak. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum. süvari takımı. canavar < Ar Hayya yaşadı. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] . her çeşit canlı varlık. canlı olma.] şaşma.] şaşırma. [Aş.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd.] sindirim hazeran cins kamış. zenginlik. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a. DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1.] pay. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd.

] toz.] 1. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir. Oysa gerek Tacül Arus. hazret [Aş.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd.] 1. kasa.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf. Yus xiv] mevcudiyet. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. hadf] hedefledi. 2. kasa) 'dan etkilenmiştir. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. depo. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd. nezd. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme. gerek Lane. Anlam gelişmesi için karş.] a. 2. 2. mezarlık < Ar HaZara [msd. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması.] 1. huzur.] hazır olan. saklama yeri < Ar gazana sakladı. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma. soysuz.] 1. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf. a. melez. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. "kanın yerde kalması". depo. 2. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir. f. hazine " hazine [ xiv] [Aş.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. yan. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. ~ Ar hadaf [#hdf msd. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa. prezans. tempoyla manzume okuma. boşa gitti . hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü.

] hikmet sahibi. a. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd. boşluk. mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme. tahakküm < EYun (h)egemön önder. lider. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf.tatlı.< HAvr *swâd. ~ HAvr *dekm-tom.a. a. hekt(o)+ (h)ekatón a.] tükenme. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). yol armağanı. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. İt sei. keyif~ HAvr *swâd-onâ.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1.] titreme. Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. hektar Lat centum : kantar. yürüme = Akad alâku a.aramak. Gal chwech. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak. Lat suavis (tatlı. a. hoş * Aynı kökten İng sweet. Fa şaş (altı). santi+. a.) helal [Kut. tenha bir yere çekildi. önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg. komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd. hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk. bitme. Fr six. hoş). bilge. tenha idi. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk.] izinli olan. a. vakum. boş yer. helezon şeklinde olmak . EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+. tenha < Ar %alâ boş idi. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi. tabip ~ Aram %aklm a. filozof. Alm sechs.] yola çıkmadan kesilen kurban. santim1.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex./ İng hexa. 2.a. a. İng six. uğurluk. ~ HAvr *s(w)eks. sarsıldı [Yus. Aynı kökten Lat centum (yüz). DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. ~ Fr héxa.hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd.

an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem.kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+. Ger *sama-. a. Ave hvars-. beraber.kan ~ HAvr *sai-mn. aynı anda. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman. Lockyer ve E. Sans sam(a). Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. beraber. şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma. beraber. güney). hem [Kut. İng. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o).) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J. İng same. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im.helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. bir. dahi (edat). & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a. t. aynı * Aynı kökten EYun (h)omós.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a). Fr.kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma. t. beraber. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma.a. beraber. İng south (güneş yanı. N.a. cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. Sans súvar > súrya. Frankland. İng sun (güneş). tatlılık = İbr #%lh a.(bir. Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda). hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. vakit geçmeden & Fa ham bir. Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel. fil(o)+ . mucit. Lat simul. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için. simültane. aynı ~ HAvr *sem-1 bir./ İng haem(o).bir.a. • Aynı kökten Lat söl.< HAvr *sai-3 yoğun sıvı. aynı).

a. < Alm haematoglobulin # H. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís.a. süttaş. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem.] ~ Fa hangâma toplantı. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. kan akıtan & EYun (h)aíma.a. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < .kan + EYun rheö akmak " hem(o)+.kan + Lat globus küre.a. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. a. fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1. yer. düzlem " hem. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey. t. Alm. t.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok. [DK xiv] hep bütün. hep. oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma. pek. kalabalık. -d. yuvar " hem(o)+. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd.kanayan.kan + EYun rhâge püskürme.a. ayakdaş. beraber + Fa zamîn taban. t. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş. & EYun (h)aíma. t. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir. Hoppe-Seyler. ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. kardeş. I. 2. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi.karaciğer ~ HAvr *yekwr. F.

< öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a.a. yoldaş. a.a. .. DK xiv] ~ Fa har tüm. a. sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf.] sanatkâr. DK xiv] arkadaş. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse. [Aş.) [Yus. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot.a. Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı. Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp.a. zona hastalığı. kimse (= Ave kas. ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a. saydı (= Aram #%şb sayma. Yus. bir yerde durmayan. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. batıl / İng hermetic a. bütün.a. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş.her haurva. a. a. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir. olarak görme ) . a. Yun. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen). herkes kas birisi. Aş. MantT xiv] harz münasebetsiz.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen". sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. beyhude. +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress. t. < öz Heinrich R.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd.

anıt ~ İbr/Aram hekâl saray. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde.] 1. ~ Ar hawas [#hws msd. cinnet. parçalardan oluşmuş bütün. kurul. biçim. âwîz. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka.] 1. 2.] telaş. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık.heter(o)+ ~ Fr hétér(o). ayrı. delilik.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1. Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. doktrin. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd. abide. kompozisyon. organizma. farklı. tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu. ayrı + EYun dóksa görüş. heyula [Mercimek.asılı olma. f. görünüş. hammadde. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd. ağaç. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka. mezhep " heter(o)+. dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. fantezi./ İng heter(o).] heybe çanta.başka. tahta. yol torbası. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+. yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı. 2. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. suret. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. 2. dogma heterojen heter(o)+. materia . salkım < Fa âwl%tan.

muhacir. utangaçlık . aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi. terketti. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı. göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd. küstahlık.] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd. kılavuz olma.] göçme. hüner.a.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd. alay.] perde. Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat). hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd.] ihsan. hicran.a. satir. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma. ~ Lat hybrida a. ayrılma. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd. f.EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula. ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. kadın örtüsü. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. bağış. sc. metil hezarfen bin + Ar fann beceri. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan.Ar Hicâb [#Hcb msd. Vehip (wahıb). cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı. tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb.] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf.] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten.] yol gösterme. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama. hicri. hiç bir [Aş xiv] perde. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak.] yergi. kılavuz oldu . muhaceret. gizledi. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. hediye < Ar wahaba bahşetti. [Men xvii] utanma. cabdu-l-wahhab).

Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri. Rus voda (su). ^ 1787 Lavoisier. hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1.su ~ HAvr *ud-ör. water (su). bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. (h)ydr. padişah. Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken.] ~ Fa xidew hükümdar. öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) . Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir.hiddet keskinlik. 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1.E Yun (h)ydör. a. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1.a. +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2. +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a. dalga). < HAvr *wed-1 sulu.a. Fr. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". Lat unda (deniz. klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr . kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1. Hit watar. 2. su kaynağı. +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1.

karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü.] bilgi. < İbr/Aram #%km bilme.a. a. sakınma. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. = İbr %ikmah a.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd.] halifelik < hilal [Aş. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd.] görüntü.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd.< HAvr *wegw. bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır. DK. 2.] koruma. . saklama.] zıtlık. bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi.] yeni ay. parlama = Akad ellu a. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd.nem. İbr/Aram #%lp (değişme. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a. Yus xiv] #hll ışıma. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir. yaradılış. hikâye [Aş. hırka " hal3 hile [Kut. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o).] anlatı < Ar Hakâ anlattı.] 1. yaratılış. a. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. değiştirme). Yus.) hılat [Kut.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma. hikâye etti. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz. akılda tutma < Ar HafaZa korudu.

OFa hen (1. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma. Alm endivien (a. arka + Alm land ülke.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an.a. yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut. Hindistan'a ait ~ EFa hind. ~ ? * Karş. öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir.dikiş < HAvr *syü. talancı. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı.) biçimleri Latinceden alınmıştır. hindiba yenen bir bitki. şeytan). İng/Fr endive. EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır. EYun éntybon (a. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz . ~ HAvr *syu-men. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri. haydut.a. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi.a.hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. düşman.] ilgi. Hint [Yus.] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız. 2. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. Pencap ~ Sans sindhu nehir. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom. geniz temizleme.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a.

a.a. tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat). beslemek. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. yüksek + EYun bâllö. Yun. opt-göz " hiper+. opt-göz " hiper+. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak. bol-atmak " hiper+. hipopotam. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a. hipodrom. -ive aşırı aktif" hiper+. yetiştirmek. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. alttan). ^MÖ 2.üst.+ EYun trefö.yetişmek. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . Fr sous. İng up.a. Sans upa. & EYun (h)yper. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a. optik hipertansiyon " hiper+. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub. aşağı.(alt. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. alt. az. yy Perge’li Apollonios.a. büyütmek " hiper+. yüksek. atrofi hipnotize hipodermik 1. +metre. +metre. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı.alçak.a. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo. ~ Fr/İng hipp(o). tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. optik hipertansiyon " hiper+. trof. çipura. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper.

kırıntı-döküntü " hurda1 . a. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. hypothet. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda. the.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. ton. zemin & EYun (h)ypo aşağı. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. a. zemin & EYun (h)ypo aşağı. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". ton. şişme " hip(o)+1. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". hypothet. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. yemek artığı. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı. tehdit ve kavga sesi.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel.germek " hip(o)+1. alt + EYun teinö. alt + EYun tithemi. alt + EYun teinö. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı. the.koymak " hip(o)+1. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse.a.koymak " hip(o)+1.germek " hip(o)+1. alt + EYun tithemi. ıvır zıvır %wurda yenmiş şey.a. alt + EYun fysis kabartı. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir.

Bak. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. KıpGul. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd. TTü xırh (hayırlı. uğursuz" [Yus. (= Ave aeşma. Gül xiv] xıSm yakın kimse. hırt his/hissHassa duydu. ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük.xv). 2. %ınldı gırtlak sesi.a. Men xv] pırıldamak. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan.] pay < Ar . mesih. rakip. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan.a. hırıl gürültü onom " hır [DK. DK. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd.a. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd. Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak. Yus.< HAvr *ghrei. DK xiv] %n*suz * Karş. yağla kutsanmış) karşılığıdır. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. köpek sesi. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. uğurlu .) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut. akraba ~? Ar %aSm hasım.] 1.] etrafı çevrili yer. hışım/hışma.

sükse. alacalı yapma.< HAvr *stâ. hiddet.kalkmak. hücum. yönetmek " hiyer(o)+. ruhban sınıfı. stâ.a. evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş.a.] sonuç. hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a. hücum. sürat .kutsal.kesip çıkarmak " hister(o)+. cucumis sativus ~ Fr hiér(o).hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o). 2. kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd.a. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1.doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal.a. mukavim < EYun (h)istemi./ İng hyster(o)./ İng hier(o). vuruş. ektom. +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı. a. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. ^. parlak başarı. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o). " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. KT xix] xız hamle. aziz + EYun ar%ö baş olmak. sıçramak . venter (karın). hamle < Fa %âstan. tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+.Fa xîz sıçrama. medhetme ) hıyanet etme. kıvamlı. övme. vurma. birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. 2. ek+. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd. 2. & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO.] nutuk.durmak . aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd. renklendirme.] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma.] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1. emir-komuta zinciri. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık. şiddet. aileye damat olma = Akad %atânu damat.HAvr *si-stâ.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero. dini mertebeler. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim).

] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi.) hizmet Xidmet vulg. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . yy'da egemen olmuştur.kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya. bölük. bin. Env xiv] %idmet. mal sahibi * Karş. özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi. ulu ve saygıdeğer kimse.kendi) < HAvr *s(w)e. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan. hızmet [Aş. " solo. koca. hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva.a. Sogd %\vet. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz.* "Sürat" anlamı 20. kaba. hobi at. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören. Sans svá. EFa huva. ağa.(kendi). [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi. hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik. [DK xv] xi8metkâr .] parti. evin büyüğü.görmek)" hodbehod. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak. a.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd. be+ * Karş. kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür. taşralı. bre ~? [LO xix] köylü. a. ^z.

mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan. ~ HAvr *sol. ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. HAvr *sols. Alm haken (çengel). eksiksiz.insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan. +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng . devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün.a. tepe ~ Nor holmr a. Macar-İng. beraber. akraba " hom(o)+. kusursuz * Aynı kökten Lat solidus. G. kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada.bir. a. bütün). İsv. sağlam.* Aynı kökten İng hook. homin. beraber. salon. hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir. fizikçi" hol(o)+.< HAvr *sem-1 bir.tam. İng/Alm all (tüm. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan. salüs (sağlık). tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve. Afr. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o).varyant biçiminden Lat salvus (sağ). aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma. bütün ~ EYun (h)ólos a. bütün. aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng. oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân.tüm. gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o).

gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod. seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan. " hom(o)+. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. dans alanı. a.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+. [DK xv] şorlamak aşağılamak. onom [LO ] %or bol akan su sesi. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto. 2.] [Aş. avlu.homolog [ML xx/c] . tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan. oyun yeri. dağ doruğu. xorös] dans.a.a. 3.viii+ Uy). galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. Tü öri/örki (yüksek . İng. Yus xiv] %or hakir. sefil ~ OFa xwâr a. horul onom [AMithat 1875] şımarık. oyun. belirmek * Karş. çıkmak. aşağı. tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. dalga < Tü ör-1 yükselmek. örüş (yükselme). avlu < HAvr *gher-1 kapatmak. +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. # 1892 Krafft-Ebing. [Men ] ~ Fa %wur hakir.a. çevirisinde & EYun (h)omós aynı. züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. . "Psychopathia Sexualis"in İng. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu).

hospit. Aş xi] (= Ave xşmı. gaga. horul onom [LO ] horla. < Ave %şnâvaya.uyurken boğazdan kalın ses etmek. devre. ~ OFa xrös a.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a. a. şerbet" hoş.a.)" hoş. 2. data . güzel. seyretmek " +skop horoz %raos. konuk ağırlayan ~ Lat hospes. çağ (~ HAvr *yer. merhem hoşnut [Aş.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu.hoşnut olmak.yabancı. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. Yus xiv] %şnüta a.) + EYun skopeö gözetlemek.horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman. krema (~ Ar malham a."konuk-sahibi" < HAvr *ghos. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı. çağırmak. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun. ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı.a. özellikle hayvan burnu. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor. hoşuna gitmek ) hoşaf su. yaban domuzu dişi. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren.bağırmak. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun.a.

" hodbehod * Karş. [DK xv] %oryâd köylü.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır.götürmek.] öz.] yargı. egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan.hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] . Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır. Hwar xwadew (hükümdar). sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı. Ave hvadata (tanrı). hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. bilme. egemenlik < Ar Hakama yargıladı. "2. devlet sahibi" hüküm. hükmetti.] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. rân. Bak. Güçlendirme.] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. özet. hükümdar sahip olan.] oda < Ar Hacara kapattı. hıdiv. kodaman. sürmek < Fa raftan. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. "3. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş.Ar Hucrat [#Hcr msd. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) . egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1. a. hatun. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır. taşra. hükümdar. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd. tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ. . +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir. Sogd %\vataw. [İdr xiv] . karar.] yönetim. raw. hekim.gitmek ) " hüküm. emir. kanun < Ar Hakama yargıladı. Karş. kurtuldu. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür. saldırdı hüda %wadây/%w^atây a.

kondu. giysi. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp. insancıl ~ İt umanista a.a. espri. -n. marifet. 2. konma. 2. homin. temizlik.a. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a. mübarek. ruh hali.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1.er. nem.] 1.a. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya. genel anlamda ateş. erdem ~ EFa hünara. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut. şair < Lat humanus insani < Lat homo. 2. sıcak oldu (= Aram #xmm a.a.kutlu. 2. varma. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse. kara sevda. durdu. Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak . çömlek (= Ave %umba.) humor [ xx/a] hümur. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533).erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a. durma. 2. adil.] 1.a. baht. = Akad ememu a. 2. özellikle neşeli ruh hali. yetişme. sıvı. İt. özellikle cennette giyilecek bir giysi. mizah ~ Lat (h)umor 1. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. & EYun mélas. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. a. 2. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd. dürüstlük.HAvr *(dh)ghom-o.hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd.a. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra.) + EFa hnar."toprağa ait".< HAvr *dhghem.kara + EYun %ole safra " melan(o)+. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut.] 1.a.a. ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi. hülya [Men xvii] malihulya . hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1.

~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a . hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. Aş. dokunulmazlık. huni < EYun %eö dökmek. f. Karş. ~ Fa xurmâ yemiş. Hawwarat (kireç taşı. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş. Aş xi] kutsallık. abuk sabuk konuştu hurda1 artık. salınma.a. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı .] hermafrodit. serbest. Ar Hawar (akçaağaç). hile < Ar %adaca sakladı. çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat. a. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun. hurma . Türkçe sözcüğün 15. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma.] boş inanç. salınmış. [ xiv] a. hurafe < Ar %arafa bunadı. ibriğin ağız kısmı. yüksek makam " hüda * Karş. Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht.] hürmet [Kut. zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. masal ~ Fa %wurda yenmiş şey. a.a. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma.huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir.OFa %örmag a. " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. tebeşir). har1. kırıntı + Fa %âş yonga. sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. kırıntı ~ OFa xwurdag a. maHar (sedef). yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan". özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. Fa xunkar ^^ dökücü). kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. akıtmak ~ HAvr *gheu.a.

yy ikinci yarısında türemiştir.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd.hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı). [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu.] formel konuşma. kabul hüsnüniyet hüsn. oluştu. husul ~ Ar HuSül [#HSl msd. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir. karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd. ayırdetti.] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş . üreme.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd. Alıntı yönü açık değildir. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd.] olma. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd.] ayrı olma. betula * Karş. Moğ kusu (a. üredi. hasar. özel durum < Ar %aSSa ayırdı. Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt . çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. ayrıcalık. hutbe [DKxiv] söylev. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd.a. niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd. özel şey. ayırıcı özellik. oluşma. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20.] tevazu.] düşmanlık.] çıkış.] kayıp. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd.). zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti.

üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd.] kimlik.] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a.a. huzme Hazama [msd. 2. gümbürtü. huy. şimdi ve burada olma. bir yerde bulundu. 2. hazır olma. tıngırtı . nelik. rahat. nitelik ~ Fa xüy/xöy adet.] 1. asayiş < Ar HaDara 1. hazır bulundu. mevcudiyet.

EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet. Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı.] yaşatma. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd.] 1. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle). [Bahş xv] ibik a. söyleyiş. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd. ifade. açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu.a. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ. mabet. [ xx/b] sevimli budala.a.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd. ibadullah.] yardım.] kulluk. tapma < Ar cabada hizmet etti. [TS xv. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade.iade iane avane iaşe temin etme. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu.] kullar < Ar cabd kul. ibadet etti. . ibibik. 2. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı. c^abdu-llah (Allahın kulu). yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme.

Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran".] aklama. .a. özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. Tü [Uyviii+]iç-a.] gerek. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd.] cevap verme. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd. ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan. Karş. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd. zorunluluk.] yaratma.] öğüt.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd. rez. ders.akıtmak. dökmek " ab. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir. ~ Ave *upa-reşma a.ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd.] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd.a. var etme. açıklama). cubur] karşıya veya öbür yana geçti. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez. borcunu ibret [Kut. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a.] iğne. erdirme. c^ibarat (ifade. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd. tac^abîr (rüya yorumlama). İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek. ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir. Karş. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd. iblis [Aş.a. örnek. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek.] ulaştırma.] kiralama. zenne. a. < Ave *reş.bükmek.

] bütünleme.] " içtinap geçme." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir. Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç.içinde olmak. dışından dolaşma.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd. ~ Ar icmal [#cml IV msd. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd. ~ Ar icra' [#cry IV msd.] < Ar ictimâc [#cmc nsb.] bir araya toplama. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or.] geçit verme.a. İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir. geçmesi için yol verme. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd. İng.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger. tabi olmak. .] cereyan ettirme. < Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç. [ 194+] içer-içine almak. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama. çevirmen.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir.

a.] tablocuk. 2. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide. bir şeyin zihinsel modeline uygun.< HAvr *s(w)e. a. Fr.yazı " ide.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil. kavram.idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu.] dava etme. düşünce ~ Lat idea a. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. id. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç. belirli bir süre. siyasi inançlar sistemi (xix)" ide. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil. avam. Lat vîdere (görmek). * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. sayılı günler. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. çevirme.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. kavram. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. sembol & EYun eîdos şekil. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü).] döndürme. t. düşünsel. minyatür resim < EYun eîdos şekil. düşüncede varolan 2. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). . düşünce" anlamını kazanmıştır. yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed.a. görüntü + EYun grámma.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir. biçim < EYun eidö. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir. düşünür 2. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1.

en dibine inme. ifrazat [IVmsd. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd. 2. anlama. pul < HAvr *bhel-2 şişmek.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. beyan. kavrama. yararlılık. ayırma. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd.a.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. erme. huzur. metelik ~ Lat follis 1. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi. kurtulma < Ar falâH refah.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd. 2.] iyi duruma gelme. çaba. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ. (özellikle mahkemede) tanıklık. düzelme. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır. fayda. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık. torba. kese. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd. ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). varma.] ulaşma.] salgı. rahata erme. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. bir şeyin en dip noktası.a.] utangaçlık.] a. ayrıştırma. ifrağ ifrat [ xiv] azma.] makul olan sınırı aşma. kabarmak * Karş. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd.idman [TS* xv] gayret. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd. abartma < Ar faraTa öncü idi. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma.] 1.] açığa vurma " faş .] 1.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd. salgılama < Ar faraza a. 2. pul. [Men xvii] egzersiz. < Ar darak ulaşım.

] övünme. a.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd.).] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd. [Oğ xi] hadım < Tü éğit.] oruç açma. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd. iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh. yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a. ~ HAvr *ne-gnö-rö.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde.] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür. baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü . Moğ cigir-/cigsi. ehli hayvan veya hizmetçi. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme.a. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd.yakalamak.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş.] kandırma. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd.a. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a. * Orta Amerika yerli dillerinden. firyat] uydurdu. kötü yola girdi.a.< HAvr *gnö. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd. gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd.hayvan veya köle beslemek. ġayy] kandı.(a.

ihale birine devretme. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd. hacca ilişkin yasaklara uyma.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir. kurtuluş.] hak kılma. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd. . karşılıksız hediye verme. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd.] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd. yy'dan önce rastlanmamıştır. samimiyet. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç.] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd.] 1. hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd. yasaklama.] haber verme.] meydana getirme.] doğru yola gelme. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd.] havale etme.] güzellik yapma.] kendi haline bırakma. flama " flama * Karş.] 1.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç. kurtarma. dar uzun bayrak. 2.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd. 2. ihlas 2. Yeni Yunanca kelime.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd. Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd. EYun filúra (ıhlamur). alev.

] karışıklık. olasılık olarak tanıma. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd. ihtisas olma.] kapsama.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd. taşıma. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd.] seçme " ihtiyar1 . haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası. tolere etme. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd. özellik kazanma.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd.] istifçilik yapma. uyumsuzluk. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi. Gül xiv] seçme. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. hizmetçiler " haşmet * Karş.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd. yerine geçti" halef ihtilal fesat. ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd. DK.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd. 2. seçme. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd. seçme yeteneği. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. hicap duyma). piyasada tekelleşme. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd.] < Ar Haşam maiyet. tercih etme.] 1. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd.] tahammül etme. zıtlık. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd. Ar iHtişam (utangaç olma. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma. 2.] 1.] icat etme.] önemseme.

] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19. iskân etme.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut. 2. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci. ayağa kaldırma. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ. güneş . "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd. eğim. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. coğrafi bölge ~ EYun klíma.1. kondurma. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd. iklim [Kut. t. a. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd. ortaya koyma . dikme. 2. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom. konaklama " kamet [ xix] konma.] 1. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd. uyarma. kurma.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd. konma.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. a.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a. yy'da ayrışmıştır. yaqaZ] uyanık idi. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir.] huzura getirme.] uyandırma. oturma.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı. [KT xix] koyma.

] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak.] kani kılma.] kesip ayırma. görüntü. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma. tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd. onurlandırma. ikram [Yus xiv] gösterme. karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd. süzmek ikta verme. zorla yaptırma.] tasarruf etme. 2. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo. konfirme etme < Ar qarra durdu.ışınlarının eğimi. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd. gösterge ~ EYun eikön resim.] bütünleme. ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd. .< HAvr *weik-3 benzemek. yerleşti.] ödünç alma.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak). benzer olmak ikona EYun eikön resim. tiksinme . iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak. benimseme. kendine maletme < Ar qabasa [msd. nefret etme. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma.Ar ikrah [#krh IV msd. iğrenme. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge. tasvir ~ HAvr *weik-on.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd.] kararlaştırma. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd.

kınamak.] yükseltme.] ilaç. 2.(1. yaklaşmak.] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd. yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd. ayıplamak. bile (zarf). [Men xvii] makamla okunan dini şiir . [Uy viii+] bile/birle ile. ileri " +ri . [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne. kavga etmek .] zorunlu olma.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak.] duyurma. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen. Tü iletiş. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor.] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!. değmek. artırma. xiv TS] ülke. ileriye < Tü il ön. [CepK 1935] bir idari birim. vilayet ~Tüil[viii+Uy. Aş xi] ~ Ar ilâ . çıkışmak. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük. el3..a. * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7. beddua etmek ilişmek. memleket.iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. ilişmek. beraber (bağlaç). Karş.xiv Kıp).

xiv Kıp). ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. 2. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç. doludizgin atlılarca yapılan saldırı. kavga etmek . sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a. sevketmek. vardırmak < Tü il. [ xi] bağ. yutma. bitişmek.(1. çapul. lahm] yuttu. bilim < Ar calama bildi.] bilgi. anladı.seçilmek. yaklaşmak.ılımak. tüketti.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. tutamak < Tü il-ilişmek. yiyip bitirme.] boş ve geçersiz kılma. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı.] katma. tamarisk ilginç ilgi. ekleme ilham [Yus. DK xiii] ılgar akın. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik.bitişmek.varmak. Tü iletiş. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı . ısınmak < Tü ılığ ılık. [Uy. ulama. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC. 2. DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. ilişmek. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. özellikle teorik bilgi. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd. bağlı olma. müfreze Moğ ılgara.] 1.göndermek. ılgın yılğun ılgın ağacı. esin < Ar lahima [msd. tutunmak " ilim/ilm[Kut. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd. a. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş.

bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. -man ekinin işlevi açık değildir. bitişmek.ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. takılmak " iliş< Tü il. temas eden [Orviii] ilki a. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa.] kusur. xi] 1. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka. legal ~ Ar cillat^ [#cll msd.ilişmek. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. temas [CepK 1935] müteallik. temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme".a. takılmak. asılmak.ilişmek.. güncel durum " ilim. dokunmak. münasebet. haber .[viii+ Uy. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş. ileri" YT [CepK 1935] unsur.ekiyle. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön. düğüm < Tü il. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. saldırmak. 2. takılmak. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2.

ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur. mülkiyet işareti. ışıtmak. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. oyun oynamak.+ Lat lustrare aydınlatmak. lusoynamak ~ HAvr *loid-o. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere. imagin. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü.] katılma. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel . ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in. lumin. işaret. a. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. damga * 16.ışık " in+1.< HAvr *aim. 2. aldatmak & Lat in.] 1.a. zorunlu olma. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd.] dikkat ve ilgi gösterme.< HAvr *leid. eğildi. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma. 2.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd. kayırma. gerektirme.kopya. illus. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim. ~ HAvr *sim.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen. ilgilenme.+ Lat ludere. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd. ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd.] yanma.alay etmek. görüntü ~ Lat imago. elledi iltizam benimseme. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd. lams] dokundu. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev. suret.] işaretle anlatma.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. aydınlatmak. yapışma.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme. işe koşma.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. dilekçe < Ar lamasa [msd.] işletme. başvuru.

Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. önden gitti Ar #'mm1 (ümm. remiz. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam.] 1.imam [Aş.< HAvr *aim.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür. önder. suret" imaj . nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd. öncelik.+ İt battere " in+1. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. bıngıldak. namazda öncülük eden < Ar amma [msd. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. 2. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd. şenlendirme. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix. mamur ve bayındır kılma. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto. büyük yapı. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. batarya imbik ağızlı kadeh. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup. imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd.] el uzatma. vardı. önderlik.kopya. amm] gitti.] bayındırlık eseri. imamlık. çırpınmak & Lat in. imame imame [ xiv] sarık. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd. [ xx/b] imik/ümük gırtlak. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut. bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak.] canlandırma.

değil + Lat münus kamu hizmeti. 2. serdar.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd. İt imperatore. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. çariçe. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2.+ Lat parare tedarik etmek. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak. Karş. yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir. [ 199+] cursor < Tü imle. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] . imece " in+2. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in. İng emperor. oruç tutma < Ar masaka [msd. dolu. tanrıça. tutum. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı . mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd.sevmek.] güç. çok < Tü amra-/emre. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf. Fr empereur.] tutma.] imsak tutma.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma. Karş. potansiyel. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd.] doğru yazım ~ Aram msle 1. güzel bir şeyi reddetme.Lat imperator ordu kumandanı. [DK xiv] imren-özenmek.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd. komuta etmek & Lat in.

" inan- * Tü *ına. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse. Lat intrare (içeri girmek).imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd.a. iki şeyin arası).HAvr *n. 2. sığınmak. in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek . Belki Ar icmân etkisiyle. çukur. Alm in/ein (iç. Alm unter (bir şeyin içi. Bunlar Türkçede an-/am. itimat < Tü ınan. içeri.şeklinde alınmıştır. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. impérial > emperyal. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir. mutemet < Tü *ına. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç. Karş. içeride. in-rationalis > irrationalis. İng in.] bitirme. imza etme " ~ Lat in içte olma. yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. oyuk. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik.aşağı doğru hareket etmek. Ör: empire > ampir. düşmek.olarak yazılırken. • Aynı kökten EYun en-. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse. in2 2. yydan önce geçmiş örneklerde en-/em. in1 Tü Tü [ viii] in. [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. iniş. içe yönelme * Fransızcaya 16. güven) inanç Tü [Uy. iç. Fr entre.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür. içeri). azalmak. doğruluk. Lat inter/intra. xix LO] güvenilen * Türkçede 19.olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı. in[mek én-/*yin. EYun entós. énteron (iç . sarkmak. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em.biçimi görülür.güvenmek. içeri girme. içeri). Fa andar/dar (iç. [Kıp xiv] güvenme. mutemet. hakikat.güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. +inç .a.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy.isim). Tü inan.] nimet sunma.

konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. Ar tedkik (1. zayıf.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil.inmek. [DK xiv] incin< Tü yinçe. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. küçülmek. müjdeci. delik.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1.] inat etme.a. azalış. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. özellikle hayvan bacağı). ETü yini (uzuv. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. [msd. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. incin[mek <Tü kırılmak. c^any] kasdetti.(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. -e göre. incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. 2. inceltmek. inci [Or viii] yinçü a. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd. İng evangel. gücenmek incir . a. azalmak " in< Tü *yinç iniş. küçük düşürülmek . [Aş. dikkat ve ihtimam etme. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. oyuk.] iyiliğini düşünme. 2. Yini > yincik bağlantısı. 2. paça. kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme. . a.inat [Neş. iyi haberci.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. genleşme < Ar basaTa yaydı. sübjektif görüş " ind inayet [Kut. anlam ifade etti. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. yufka in. cevap verme. [msd. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince. nezd. hastaya bakma < Ar cana 1. keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı.azalmak. 2. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim. taraf. daralma.

] birinin görüşüne göre. ~ Lat individuus bölünmez olan.a. a. indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey. atom.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge. indi sübjektif.] püskürme.] saplama. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd. döviz * Karş. < Indos Hint ~ EFa hinda. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. bireysel). divis. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd.a.] yalnızlaşma. İng individual (1. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. (EYun páthos karşılığı). çivit ~ Lat indicus a.] 1. individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı.] patlama. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd.bölmek " in+2. ~ EYun indikós a.a. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme.] ayrılma. keyfi" ind indifa şiddetle taşma. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. 2. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir. sokma.ekinin işlevi açık değildir. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd. fırlama. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd. . indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge.a. felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali. 2. fesh olunma " fesih infisal bölünme. birey.

icat < Lat innovare yenilemek & Lat in. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. ortaya . faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd.a. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd.] altüst olma. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd.+ Lat novare a. 2. < Lat novus yeni < HAvr *newo. 5.a. başlatılmış. neo+ inşa çıkarma. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma. ~ Ar inhidam [#hdm VII msd.] çıkarma.gitmek.a.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom. a. 2. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. yad ) inkılap tersine dönme. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd.] yalanlama. öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1. yadsıma < Ar nakira [msd.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik.aşağı ~ Fr/İng infra. inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd.infra+/enfraHAvr *ndher. " in+1.] açılma. kemirdi. tanımadı (= Akad nakru yabancı. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd.alt. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak.] ~ Fr initiative girişim. yaratma. paslandı. it. qarD] 1. önayak olmak ~ Lat initiare a. kenarından kırptı. yol almak " in+1.] aşınma. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak. tükenme < Ar qaraDa [msd.] sonuca vardırma. nakr/nukür] bilmedi. iyon inkâr [Aş.

insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd. Fr entrer (içeri girmek). evcilleşme) = İbr #'nş. Akad eneşu (güçsüz olma. iz edinme. halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir. inşallah [Aş.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir.] uyanık olma . internet < İng intercomputer network " inter+.) biçimini alır.] sürüklenme. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd. bağırsak).a. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki. énteron (iç organlar. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir. = Akad nişu halk. " in+1 * Fr entre (a.a. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. a. Lat intrare.] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd. kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma.iç < HAvr *en.] akışkanlık. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. Aram #nş. = İbr 'enüş a. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi.a. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık. istesin + Ar allâh " şey. Aynı kökten Fa andar/dar (iç).a.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş.+ Lat secari kesmek.] ılımlılık. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. EYun entos (iç). +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd. segman.

iplik [İMüh. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd. seçim < Ar na%aba [msd.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd. zaptedilme. öç < Ar naqama [msd.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd.Ar intişâr [#nşr VIII msd.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma.] kendini öldürme < Ar naHara [msd. [ xix] yayımlanma . düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme.intibak uyma.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme. üreme. indirme. 2.] köşeye çekilme.] seçme.] intizam olma. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik . naqam] öç aldı.] 1. CodC xiii] yipek a. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd. inzal akıtma. ~ Ar inzal [#nzl IV msd. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd. yayılma.] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma.] örtüşme.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd. disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik . başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd. bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd.a.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma.

[Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd. getirme.] temel.uyku ~ HAvr *sup-no. tanıdı. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a.ekiyle. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı. ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa. İng.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak. bir konuyu gündeme getirme.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı. ortaya atılan şey. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd.gökkuşağı" iris . başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. gelir < Ar warada vardı. öğrendi. 2. the.< HAvr *swep. İng.] 1.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey. gelir getirme. irid. özellikle < Tü ér. # 1847 Dr. özellikle pratik bilgi.koymak " hip(o)+1.[xi] sallamak.] bilgi. alt + EYun tithemi.* -lik ekinin işlevi açık değildir. rawd] av peşinde dolaştı. kimyacı (1761-1815) < EYun íris. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd.olmak. amele. -t. James Braid.] isteme. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant.a. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd. < Tü ıra-/yıra. tabip < EYun (h)ypnos.

Karş. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. alaylı anlatım / İng irony a. bitkilerde kök. 2. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1. xiv-xix passim xi] irkil. EYun (h)ríza (kök).değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red. ikiyüzlülük etme. 2. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek. [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk. birik-. yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. gözün renkli kısmı.geri + Lat emere. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri. biriktirmek * 20. ırmak).] 1.toplanmak. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a.almak ~ HAvr *em.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç. Tü [Kaş. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü. ırmak <Tü [Kıp. empt.a. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in. birikmek. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. gökkuşağı.toplamak.a. gözün renkli kısmı.kavis. 2. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd. gökkuşağı renklerinde olan her şey. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye.çürümek. Karş. irid. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek.+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy. * Güney Nijerya yerli dillerinden. re+. süsen bitkisi ~ EYun íris.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2. a.almak " in+2. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in.1. köken. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk. prim .* Değişken renkli alaşımlarından ötürü. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a.

Karş. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd.] doğaçlama şiir okuma.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd.] 1. ölme < Ar raHala göçtü. f.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20.] miras < Ar wari6a varis idi. itibar ~ Ar cirD [#crD msd. itibar.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd. ayak. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor. 2.] şeref. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd.] 1. a. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd.] < Ar racaca geri döndü.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. duman lekesi . ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd. unredeemed. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a. İng redeem. kullanışlılık.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd.] yüksekte olma. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. 2. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma. 2.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. irsaliye irsal [IVmsd. şiirde vezin birimi. is Tü [ xi] ış is. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır.

Tü çişe. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir.] sabitleştirme.idrar etmek " çiş * ç. = Akad şumu a. Aş xi] nişan.] 1.) . kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd.] ad (= < Tü yışı. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal.yanmak.ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd. sıtma. gevşetme.] akıtma " sel işaret [Kut. parlamak.] yerini bulma. rahatlatma. oyalama.] sinyal verme. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir. [MŞ xiv] issilik sıcaklık. işten alıkoyma. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren. ishal akışkan kılma. hararet < Tü isi.a.a. Yışı.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir.] bir işle uğraştırma. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd.biçiminin. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık. alamet. 2. eda eden " iş." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd. saptama. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma.yanmak. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir.a. göz kırparak onay verme. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir. [Uy viii+] isiğ sıcaklık. yaşı. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd.iş isabet Tü [Orviii] ış a. böyle verilen sinyal.

yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. esami.a. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin. İt scalmo. kart2 .a. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş." Tü [ viii] éşid-/éşit. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım. müsemma. İng scalpel (cerrah bıçağı). ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele.a. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki.a. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır. [ xi] ısırğan çok ısıran. bismillah. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak. isim. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış. a.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş. elenmiş. esma. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a. urtica < Tü ısır.ısınmak. Fr escaume/escarme (ıskarmoz).] oturtma.

vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ.kırmak. ezmek. 2. bükmek. & EYun is%ö durdurmak. müşkilat < Ar şakl2 [msd. şikan. + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir. eziyet etmek ~ OFa şkastan. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim. belirsizlik.a.erkek. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey. a.a. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a.a. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş.a. [LO. KT 187+] işkil şüphe. kompüter Karş. andr. anlaşılmazlık. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. mide ~ OFa aşkamb a.a. mumya. sken.) sözcüğünden adapte edilmiştir. merdiven. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a. İng discount (iskonto) < İt discontare. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş.basmak. a. ~ EYun skeletón 1. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a. savmak + EYun aner. oturak skamní tabure.a. Z.] karışık ve muğlak şeyler. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a. kuruyup büzüşmüş şey.a. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak.a. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko. tırmanmak ~ HAvr *skand. . alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan". ciltçi presi < Fa şikastan.a. tutmak + EYun (h)aíma. kovmak. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş. < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. adam. & EYun aleksö defetmek. iskelet < EYun skellö kurumak. t. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır. • İ.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd. işkence.] engel.a.

[MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü .] 1.a. oşmâr. su katmak * Karş.] leke ve günahtan korunmuşluk. < OFa oşmürdan.a.(güvenceye almak. şumurdan (saymak).saymak. . alamet ~? OFa *nişmâr a.OFa âbespurdan. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır. spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. [DK. a. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. âbespâr. Env xiv] ısmarla. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek.(sulamak.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat. sakınma. 2. ot ıspanak sebze. anlamak. [Men xvii] zencefil.] düzeltme. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd. özellikle hayvana su vermek) < usu (su). uyum sağlama " sulh islam boyun eğme. emanet etmek " sipariş * Erm absbar. teslim olma.tevdi etmek. esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd.. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd.a. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. +ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd. Moğ usula.iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. günahsızlık < Ar caSama koruma.a. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret. sanmak. ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. sağaltma. saflık. simge.a. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı). [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş.

çeşit.a.a. biçim. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek. baharatçı < İt spezie baharat.gözetlemek * Aynı kökten Lat specere. # 1854. a. ~ HAvr *(s)ping.a. EYun skopeo (bakmak. şifalı ot ~ Lat species 1.a. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach.a. < İng spirit ruh ~ Lat spiritus a. ~ EYun spyris. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. ~ Ger *spehön gözetleyen.a. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. görünüm. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar. ticari eşya çeşidi. gözlemek). işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a. . incelemek).] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma.a. * İşportacı "sepetçi. * Aynı kökten İng finch (a. Karş. spyrida. tür. sepetle dolaşan satıcı" anlamında.] bir tür ~ Yun spároi [çoğ.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir. 3. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş.a.a. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a.a. sképtomai (gözden geçirmek. eczacı ~ İt speziale attar.a. seyretmek ~ HAvr *spek. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır. 2. -d.). " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a.

kaldırmak). istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. adım ~ HAvr *stebh. stat-. stat. < Lat stâre.] azıtma. ayak basmak. İstanbul" eis+.a. < Ar Sarra işret [Aş. Lat stare. Karş.a. İng stick. dikmek).pekiştirme biçiminden > EYun staurós.durmak ~ HAvr *stâ. HAvr stâ-na. idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii].kökünden > EYun (h)istemi. [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. duruş.(durdurmak.a. iç şehir. * HAvr *sta. = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. sta-.a. özellikle Konstantin kenti. HAvr si-stâ. cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. durma yeri.fiil adından > Ave stâna. nefs-i İznik). İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi. ölçüyü kaçırma.] a. HAvr sts-n(â). Lat *staurare (dikmek.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak). birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz. Lat stâns (duran). istasyon [ xix] ~ Fr station 1. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki. durum).a.a. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır.(direk). uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü. EYun stöis. konak). eis Ámison > Samsun vb.basmak. değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. taşırma.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak).a. baskı aleti < Ger *stap-/*step. durma. Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir. eis Nikaían > İznik (iç İznik. saraf] gözardı etti. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a. " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa.] birliktelik. Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen. durak ~ Lat stâtio a.~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı. ihmal etti.(durak.a. stake (sopa). 2. Ave stüna.israf [Kıp xiv] . HAvr stöu. trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. EFa/Ave stâya. Alm stehen (durmak). Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. +oid ~? Yun . İng stand (durmak.a. istakoz/ıstakoz astakós a. boşa harcama < Ar sarifa [msd. yoldaşlık. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş.

davet etme.] su tutma. Romence. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd. bir tür dev deniz yaratığı. badd] saçtı.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. istiflemek. tıkmak . Lat lacerta) ile alakalıdır. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. Ancak Bulgarca. Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1.a.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak. kazık ~ HAvr *stau-ro.] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd. hacim < Ar saba [msd. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd. kertenkele. sorgulama " cevap istida çağrı. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd.) ~ Lat stipare sıkıştırmak. kural tanımazlık.] acele etme. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır. eğilim. [Men ] istif ~ İt stiva 1. irade < Tü iste-" iste-. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme. 2. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. istiap içine alma. istif.] çağırma.dikmek. takip etmek. Rusça stavrid/stravrida biçimleri. durdurmak < HAvr *stâ. • İt saurella. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır.izlemek.] başına buyrukluk. 2. başvuru " davet istidat olma.

] arzulama. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd.] hayır dileme.] pekiştirme.] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd.] sorma. ~ Ar istihdam [#xdm X msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd. evrilme.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd.] içini boşaltma. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd.] haber sorma. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd. hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd.] çaba ile elde . ~ Ar istihlâk [#hlk X msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma.] gına getirmek.

] işe koşma. 2.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd. yönelme.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd.] alay. istibdat" anlamında kullanımına 19. yy sonlarına dek rastlanır. 2. bir şeyi ikiye bölme. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd. 2. ~ Ar istilzam [#lzm X msd. bağını koparma. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. istikbal [Neş xv] ağırlama 1. dümdüz gitme. küçümseme.] dimdik durma. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd. "İsyan.] 1.istihza haza'a [msd. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. saymama. yarma. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme.buhar istimal işletme " amel istimbot istim.] 1. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd.] 1. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd. hiçe sayma. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu. 3. etimoloji < Ar şaqqa yardı. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon. yön" anlamı Türkçeye özgüdür.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd. 2.] egemen olma. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme. haz&rsquo] alay etti. bir kelimeyi diğerinden türetme. isyan etme. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15. düzenleme.] gerek sayma. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd. yönseme.

) < EYun.] küçümseyerek reddetme. ~ EYun óstreion a.] 1. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ.a.] ortak olma. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd. .] dayanma. ağırsama.a. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd. mülke el koyma " mülk istimna çekme. ortak alma < Ar şariqa paylaştı. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi. dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd.istimlak edinme.] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd. Fr huître < Lat ostreum (a. İng oyster.] yazıya dökme.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd. soruşturma " nutuk iştira [msd.a. ağır bulma. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd. kopya " nüsha istintak konuşturma.] danışma. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali.] geri isteme. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş.] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd. HAvr *ost. 2. birinden rahatsız olma.

istismar yararlanma.a.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf .] söndürme < Ar Tafa'a [msd.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. işve isyan isyan etti.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd. it[mek Tü [Kaş xi] it. ita bağışlama. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd. Köpek sözcüğü 14. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için. 2. ~ Fr italique 1. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz.] boyun eğme. dışlama. a. İtalya'ya ait. 2. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd. İtalyan tarzı. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme. eda. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd.] ödül verme. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd.] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme.a. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme. hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik.a.] 1. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir.

saygınlık < Ar cibrat^ öğüt. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd. Aş xi] 1.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut. denk gelme.] telef etme.] güzel koku. bırakma.] güvenme. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır.] dengeli olma. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd. 2. uzlaşma.] uyum sağlama. şans .] sözleşmeyle bağlanma. 2.] 1. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd. sayı sayma.] uyma. saygı gösterme. bir dine veya mezhebe bağlanma. denk gelme. kısmet. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd.] adet edinme.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd. kapsamını genişletme. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd. uzlaşma < Ar wafiqa uydu. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd. yolunu kesme. genelleme. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd. salıverme. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd. sayma.] 1. 2. ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd. saygı. önüne çıkma.] 1. boşama.] töhmet altında bırakma. uyuşma. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd. azat etme. 2.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd. denk geldi" muvaffak .

efendi. i. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. Fr.gitmek. [Men ] eyü < Tü éd varlık. koitus. [LO xix] abur cubur karma karışık. ambülans. yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır.a. [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év. servet. bedel.a. elde edilen şey. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık.acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. [TDK 1944] a. [İMüh xiii] éygü . ~ Ar ciwaD [#cwD msd.] karşılık. iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum. [TS xiv. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac. komite. kont. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se . [Uy viii+] iğe/iye . bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd.a. inisiyatif. iod. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ. iyi (sıfat).] birlik.ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu.] tanıma. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. iyon Lat ire : ambiyans. primitif. başarı. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. yol almak ~ HAvr *ei. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. iyi Tü vulg. malik. [DK xiv] éyü .] bağlantılı olma.] bakmakla yükümlü olunanlar. [TS xv] ivedi acele.[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için. inisiye.menekşe . tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek).

eklenme. 2. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd. banal * Karş. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. çiftlik. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder. İng bandit < İt bandito (haydut.] kır evi.] boyun eğme. aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan.] aydınlatma. toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o). felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme.* Menekşe rengi buharından ötürü.] giderme. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd.eş. ilinme. villa < Ar izbe cazaba [msd. aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması. . akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek. 3. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd. eşkiya). sıkışma. mahkûm etmek. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd. cuzbat] uzak idi.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit.] sıkma.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. forsa.] 1. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. kalabalık etme. sıkıştırdı. zahmet < Ar zaHama sıktı. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse. a. berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd.

EYun smarís. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd. ziyan. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti. güç. .a. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. kuşkuya düşmek izmarit2 . onur. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık. ada yapmak ~ OLat insulare a. 2. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. kayıp.] kudret. saygınlık < Ar cazza güçlendi.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak.a. Aş xi] itibar. a. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir.şaşmak. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak. a. iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir. kaybetmek. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma.] izzet [Kut. a. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. smarid. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+. şaşkın < İt smarrire 1.] kaybolup gitme. 2. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+.] kulak verme. = Akad uznu a. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd. ateş yakılan yer. kuruma. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur.< HAvr *mers. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak.

silahlı birlik. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle. kavim ) + Lat arme silah " janti. arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1. janjan » " şanjan . 2. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1. 2.soy.istemek. boy " ceket. hırs.a. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J. kıskançlık. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros.jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan. aşırı gayret ~ HAvr *yes. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup. Buffon. gent. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens.a. pompa imalatçısı. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. felis onca # Georges-Louis L.a. M.< HAvr *yâ.~ HAvr *kons-mo. ~ Ger *hamma. Fr.. Amer.

üremek.janr gener. geometri. ırk " genetik [ xx/a] tarz. Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif. genersoy. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk. 2.yazımı tercih edilmektedir. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. uslup ~ Fr genre tür.yer. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a. yavrulamak. jelatin gelato donmuş. soylu. argo * Nihai kökeni belirsizdir. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto. ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1. üreten " jenerasyon ~Fr . ~ Lat generator doğuran. EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan". asil < Lat gens. kavim.soy. aşiret. ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak.a. kibar.soy.< HAvr *gens. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a.tekerlek < HAvr *kemb. üretici. üretmek < Lat genus. doğuş. aile ~ HAvr *gnsti. a. zemin.doğurmak " genetik jargon ait özel dil. 2. doğurma./ İng ge(o). cins ~ Lat genus. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. a. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz). cool (soğuk).a. aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak. ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1. jeodezi. İng cold.halka şeklinde bükmek.a. gent. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o). * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo.

fıskiye.]. hoplama. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme. insektisit. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak). zıplama. 2. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. ~ HAvr *ysk. 2. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a. gest. < Lat gignere. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış. genele ait. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. bir tür dans " jikle .bölmek.a. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere. 2. < Lat iacere. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır.a.a.a. fışkırtılan şey. [ 199+] ~ Fr générique 1. alelumum. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö. genit. Karş.a.a. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns. hukukçu & EYun génos soy. < HAvr *ye.üretmek. ^ 1944 Raphael Lemkin.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus.a. dais. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey.kılmak. fungisit. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a. iact. Amer.

şakacı. 2.a.< HAvr *yek. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan. Sogd kanig (kadın). jelatinli . [ARasim 1897-99] cimnastik . EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2. 2. esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur. aniden harekete geçmek ~ *cisculare a. at uşağı [esk. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka. koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm.a. İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın). yamak.].a. gözetmek " ciro. jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a. köylü uşak [esk.gözlemek. jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik . "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ.a. EErm knig. 2. skop.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak.< HAvr *gwen. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi".söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. söz oyunu ~ HAvr *yok. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. +skop jogging İng to jog ittirmek. bir erkek adı. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö. jimnastik.]. donmuş şey. Yakup < İbr #cqb koruma.

-P.gün. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak.HAvr *yewes.yasa.a. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. a. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a. iur.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön.yasa .(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir. ~ EYun iöbelaios a. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir. iur.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç. güneş * Sans deva. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba . özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a. töre.a. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek. iktidar ) " jüri. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef. günce. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J. diu gün ~ HAvr *dyeu. yemin etmek < Lat ius.

[Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP. cucurbita pepo. iri " kal < Tü *kaP.kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir.şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler. a. / İsp gaban a. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar. müzikli lokanta .a.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce. [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro.şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar. gelenek < İbr qıbbel alma. kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare . kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a.

] kabul eden. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf. EYun kúbos (oyun zarı. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden. özellikle mahrem oda. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. büro 2.içini boşaltmak " kof .].] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd. kovuk. sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a. kafa " kapital kabristan istân " kabir. kapasite.] cins. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf.a. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. alan.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip.] kavrama. oda.] çukur.a. sıkıntı [#qbD msd. 2. boy. ~ OLat capulum kalın ip. = İbr %ebel a. gemi odası ~ İng caban (xiv). cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. kıyı denizciliği < İsp cabo baş.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd. Ar #kcb (memeleri şişmek. tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç. tür. aşiret. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik. DK xiv] olanlar. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. ~ Lat caput baş. a. zümre. [Men xvii] usit. özel daire. halat).] 1. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1. içi boş şey. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. coğrafyada burun ~ OLat *capo a. a. uyan. f. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik. darı kepeği. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda. 2.] kabile [Yus. ~ Ar qâbil [#qbl fa. olabilir.

~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . qabıl (tür. 2. mukabil. müstakbel. yanaşmak < Moğ qabır. yamaç.] eliyle tutma. benimsedi. qibbutz (birlik. peklik çekti * Aynı kökten karş. aldı. yüzünü döndü. bastırma. bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa. makbul. cins). direnmedi. konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. [TS xvii] kaçacak yer. kavrama < Ar qabaDa 1. kavradı. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. kabile. baskı < Aram #kbş basma.] 1. sıkma. makabl.a.] elde eden. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp. a. 2. [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. 2. yüz yüze geldi. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd. sıktı. kabiliyet.] alma. DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan. bir araya gelme). mukabele. İbr #qbS (toplama. istikbal.sürtmek.sıkıştırmak. qibla (namazda dönülen yön). kaçış. kabil2. tutuş. sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma. avuç.kabul [Kut. kabul. misafir etti. kabil1. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. bir araya getirme). mütekabil. tutukladı. eliyle sıkıca tuttu. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme). göğüs kafesi < Moğ qabırğa. mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. kıble. yüzleşti. değmek. benimseme < Ar qabila 1.20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. tutan + Ar mâl" kabz. önce).

kırpıntı. a. ilahi kudret. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı . çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır.a. düşmek. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd. öncelik.] hav. ~ EYun katâsti%on sıralama. f. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe. nicelik.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. adım. 2. DK xiv] alın yazısı [CodC. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet.] hav.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf. mısra (< EYun stei%ö dizmek. . kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a. havlı kumaş. baklava < Ar qaTlfat [sf. sıra. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek. kadife < Ar qaTafa [msd. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş.] 1. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. cas.] içki tası. dizilmek. ölçme. 2. cetvel.1. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus. traşladı. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön.] değer.düşmek. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd. kadayıf [Aş.] 1.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ. 2. < Lat cadere. cas.] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. değer biçme. ölçü " kadir1 [Yus. ~ Ar qadam [#qdm msd. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı.

(Allah) emretme. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder . kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali. kabotaj. 2. kıymet.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen. dörtgen.bilmek. idari personel ~ İt quadro 1. cas. 3.Ar qadır [#qdr sf. kare ~ Lat quadrum a. çerçeve. emek " kata+. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1.] 1. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1.dörde bölen. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir.] gücü olan. varisi olmayan mülk < Lat cadere. kahve. ölçü. boy ölçüşme. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak.Fen *qadmön eski. önce. tanıyan (< Fa şinâ%tan. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. kadim < Fen qdm ön. düşmüş. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. -ebilme.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. şinâs.kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. 2. Alm. gücü yetme. a. quadr. gücü olma. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1.) ~ Lat caducus 1. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a. t. Karş. 2. armatür. kefal. < İsp cuadro dörtlü. kapasite. personel çizelgesi. tüzel kişilik vb. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer. [CodC xiii] . düşük.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. tanımak ) " kadir1. nicelik. . çerçeve. değer. a. 2. 2.] kudret sahibi . dörtlemek < Lat quatuor.Ar qâdir [#qdr fa. dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş. 2.

yy) rastlanır. hep). Tü? [ [DK. imparator * İlk kez 4. tanrısız. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. Zerdüştçü). yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. Sans karpüra a. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. [Kut. * Fr camphre. ^F. 2. kafiye kafiye < Ar qafa [msd. büyük han. kâfi kafile konvoy kâfir [Yus.F.a. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa.] tümü. Lat paganus (1.] kervan. yuvarlak şey. ağır üst giysi . kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. • Ayrıca karş.] yeten. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa. [ xiv] ġavr/gâvr .] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan. kâfuru [Kut. köylü. [İdr xiv] gevür .a. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan. hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2.] beyit. Aş xi] kâfir . f. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır. f. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir. kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. f. Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a.a. kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. tüm. Runge.a. qafw] peşinden gitti. 2. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür.Ar kâfir [#kfr fa. Tü top (1. Alm. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır.) ~ Prakrit kappüra a.

~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir. özsuyu [esk. Fa kâğad/kâğaS (a. 2. gâh ~ Fa kâh/gâh 1.. tadımlık. a. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür.] 1.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin. koyu şey. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam.] gücü yeten.koflaşmak.a.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey. koflaştırmak " kof [Aş. 2. yenme. durak.].] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek . kahır/kahr[Aş.. " kahve. rahip < İbr #kwn durma. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa. yer. peygamber = İbr köhen kâhin. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom.a. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir. ezdi.] gücü yetme. kez.içini boşaltmak. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. zorla yaptırma < Ar qahara yendi. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd. DK xiv] gâh . alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.< Tü *kaP. çerez.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır. kağnı Tü [Uy. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im. boşalmak. [LO 1876] kahve altı a.kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. < Tü *kowşa.

~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden.] varolanlar. ilke < Ar qacada [msd.] varolan.sıçmak * Karş. 16. qucüd] oturdu kaim [Aş.ekiyle. kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a. Yus xiv] varolan. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. pislik. Erm kak. mevcut idi. pis * Karş. kaide [DK xiv] esas. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. Lat caca. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa.] duran. .] taban. a.* İlk kez 15. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa. kaka. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. kawn] var idi. varlık < Ar kâna [msd. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi. Fr caca (dışkı).vurmak kaka dışkı. temel. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. evren < Ar kâ'in [fa. Yun kaká. f. tüm varlıkar. Fa kak. kâhya yöneticisi. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı. oldu (= İbr/Aram #kwn durma.a. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ. kart.

kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden. üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. izdiham. İsv. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi.a. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu. ~ YLat cactus a. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış. ^ Linnaeus. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı. zarf. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci . a. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk.a. a. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a. sözünü etmek [ viii] kal. belki Fenike dilinden alıntıdır. kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a. a. < Fr galer hoşça vakit geçirmek.EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. meyve kabuğu. kuş ibiği. kibar beyefendi & İt galante zarif.a.a. kal[e almak qâl [#qwl] söyledi. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat. şık (~ Fr galant a.a.a. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. gürültü .)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti.

a. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. calc. kale.a. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a.a.kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a. Kaş viii+] kalıt. yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle. kalem) Yunancadan alıntıdır.) ~ Akad kalakku a. sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy. [İMüh xiii] kaltır.a. külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım.a.] hisar. mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil.) MÖ 1.a. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme).a.a.. chaussure (her türlü ayak giysisi). döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi.topuk " kalker * Karş. güzel (~ HAvr *kal-wo. ila MS 6. bukağı.kalkmak. ispiyon kalem [Kut. . Sans kalama (a. çoğ. kilit" kale. Buna karşılık Lat calamus (kamış. İng. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek.]. ^ 1817 Brewster. (~ Yun káltsa uzun çorap. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı). çizme < Lat calx. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal.] uzun çorap veya iç don.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a. kalem ~ EYun kálamos kamış. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme.a. müstahkem yer (= OFa *kalak a. < Tü kalı.a. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd. ide.a. kalebent qalcat^ + Fa band bağ. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır .a. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol. uzun çorap. Aş xi] aracı. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan.

kalibre [ xix] mermi çapı calibre a.a. 2. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç. pod.] birinin yerine geçen.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon .yapmak " kalite. kale iyi. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek. gizlemek. ~ Ar qâlib kalıp. vekil. kesif.güzel.a. a. yoğun.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a. yazar. ~ HAvr *âmer. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın. kâr ~ Fa qalam kar 1. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta. odun + EYun pous. hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak. f. a. iyi günler & Yun kalós. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem.kalemkâr kalem işi hapan. kalfa [Men xvii] vekil. fact. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır.a. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf.

refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç.a. calc-taş " kalker kallavi büyük. berduş. ısıtmak ~ HAvr *kls-e. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık".a. topuk kemiği ~ EYun %âliks a. calc. Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık. ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak.a. [TS xiv.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık. külah).. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper. topuk. Kaş viii+] kalı. taş.taşımak. sıçramak. 2. getirmek " kalori. sarhoş.a. ılık kalorifer ferre. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek. yy'da türetilmiştir. [İMüh xiii] kalğı. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık). [KT xix] batakçı.a. lat.Ar qallâş [#qlş im. kalleş [Men xvii] içkici.1. +ber kalp1 a. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco. < Lat calx. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök. sahtekâr. sema).şaha kalkmak. korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli.bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy. derbeder . yükselmek. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi. [AL xx/a] ~ ? * Karş.) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb . hesap için kullanılan taş < Lat calx.] dolandırıcı. kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim.kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik. yükselmek.] çakıltaşı.< HAvr *kels-l sıcak. kireçtaşı ~ OLat calcarium a.

xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi . İng. [Çağ xv] a. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. [ xi] kamaş. tonoz. darp eden " kalp2. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx. < İsp galea bir tür tekne . xv] köreltmek. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a.] a. ~ EYun kamára 1.İt cambio her tür değişim. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- . tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi. calc. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında.a. döndürme (isim).a. ~ HAvr *gembh. tersine çevirdi. calc. dönme.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk. dönme.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek.a. deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı. kemer.kalp2 [Aş xiv] kalb 1. kamara [Mmem xvi] gemi odası.a.] değişme. değiştirme.diş..a. [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir. a. kimyacı < Lat calx. tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd. 2. döndürdü. eğer yatağı.a. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.O Yun galéa a. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy.mimaride kemer.[viii+ Uy.göz veya diş kamaşmak < Tü kama. 2. kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah.

Yun kálamos > Tü kalamış (a. kıymet.a. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. makam. boy gösterme. kıymet arzetti. Kaş viii+] kamış a. bükmek ) ~ HAvr *kamp. kayyum1. 2. kutsal rüzgâr. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. başında durdu.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik. kambur (< EYun kâmptö eğmek. bükük. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame. duruş. 4. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına. 3.a.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer. direndi. mukavim. mukim. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda". takvim Ar/Aram #qym : kayyım. ikamet. .a. durdu. karşı koydu. İsv.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. dikildi. paviyon camerilla [küç.] 1. kamet [Yus. < Tü kam. 2. istikamet. kamet. kıvam. 2. ant) varyantının etkisi görülür. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç.[xi] öldüresiye dövmek. ayağa kalktı.] olgun.a. müstakim. yönetti. a. a. kaymakam. kavim. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a.a. kayme. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. mukavemet. boy. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. kıyam. kaim. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk.

kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1. bütün. garnizon. askeri operasyon. kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. 2. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç. dünyayı çevreleyen engin deniz. ordugâh ~ Lat campus a. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. bütün. kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. hep (sıfat). " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir. 2. 2. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. savaş alanı. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. sözlük = EYun ökeanös a. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv]. açık havada kurulan ordugâh. tüm < Moğ qamu. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. kamus [Men xvii] okyanus. biriktirmek.kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). okyanus. düzlük. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1.a.] küçük kamyon" ~ Fr camion .a. sefer (xvi) ~ Lat campania ova. Nihai kökeni belirsizdir. açık arazi. sözlük ~ Ar qâmüs 1.toplamak.

görüş < Ar qanica 1. Fr canevasse (kenevir bezi. " kenevir * Karş. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası". su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu. çuval bezi < İt canava [mod. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma. kanat Tü [Uy viii+] kanat a.Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik. ark. a.a. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde. inanmak ) kanaat [Kut. Uy. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç.doymak. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir.a. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon. inandı. kandı. . = İbr qâne a. kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak.a. Kaş viii] kan a.a.) * EYun kanon (çıta. 2. İng canopy (cibinlik). kanara [T S xiv] mezbaha. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç . su borusu.a. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu. İng canvas.a.hasırsepet.a. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır.]l. kanma.a. kanı. ~ EYun kánnabis a. razı olma. 2.kan kan[mak Tü Tü [Or.a. (= Akad qanü a. yetindi. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. yetinme. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş. tuval). 2. tatmin olmak. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı.a. kargı ~ Aram qanyâ a. Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1.

kanıt kanka YT [CepK 1935] delil.) biçimleri Latinceden alıntıdır.ağaç veya dalı eğmek. kanaat. bükmek. sökmek. kapı bekçisi.2Z.a. < HAvr *gwen. < Lat candere yanmak. kadınlara sövme sözü . ~ Lat candela a.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka. kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. sekretarya < Lat cancellarius 1. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten.[ xi] kançık dişi köpek. çit Lat canna ince çubuk.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne. ~ OFa kanîzag a. yoldaş . EErm knig (kadın). a. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli.a. yetinen..a.a. kançılarya [DüsI. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur. Fr chandelle (a.] kanan.a.a. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası.a. İng.a.a. kargı.a. kani olmak < Ar #qnc. buruşma. < Tü kan-" kan- * Karş. 2. posaya dönme kanguru Cook. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için. " jinekoloji * Lat canis. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle.a. EYun kyon < HAvr *kwon. kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. [TS xv xv] karjğrı. Karş.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn.

hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe.a. 2. bir iş için ayrılmış yer. < Lat canere.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a.a. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek).a. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1. bucak. Karş. İng centaury (a. cetvel. bucak. * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur.kano kayık ~ İsp canoa a. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen. tümör. 2. kargı. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir.gemlemek. ilçe ~ OLat . < HAvr *kar. yasa = EYun kánna kamış. yengeç.a.şarkı söylemek ~ HAvr *kan. a. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1.a. cant. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. kanserojen (madde)" kanser. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. ur.a. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o. cant. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim. kanser) çevirisidir. kural. kilise yasası. kanton canton köşe. çıta. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa. kargı (= Aram qanyâ a. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi.sert. 2. ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. ur. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1. 2.a.a. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere. yengeç.).şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla.

her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. Bak. kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. < Tü *kaP. araç. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü). [ xi] kapğak kapatan şey. Ar qabb > OYun kábos (torba. tulum. cupa (fıçı). kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı. oymak. İng have < Ger *%aban (almak. Kap. kavuşmak " kavra[Or. uçurum.1. yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir. [Kıp xiv] oyuk nesne. Ar qabcat (meyve kabuğu). yakalamak < Tü *kaP.ekiyle. Akad qabütu (kadeh). bir hacim ölçeği. boğaz. cuppa (kadeh). kabartmak " kof * -p eki.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas. şişirmek. tutmak) < HAvr kap. Uy viii] kap-1 tutmak.(tutmak). örtü örtmek. içini boşaltmak. %aot. chaot. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. kutu). kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a. Lat capsa (kap.büyük boşluk. • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır. Karş. kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 . * Pekiştirici -p. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. kapa-Karş. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. Lat capere/captare (yakalamak. kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. a. kapmak). erganun ~ EYun órganon alet. İbr qab.mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir. 2. kese.bitişmek. " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti. Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir.

tutmak. baş para. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a. * Aynı kökten Lat capsa (kap. kafa. capit. Lat campus alan.içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak. kutu). a.a. ~ İbr/Aram csrâbön güvence. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç. kapsayıcı < Lat capere. başlık.baş ~ HAvr *kaput. başkent. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir. +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü.a. capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla. kaplan Tü yakalamak " kap-. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a. ~ Lat campâna a. kapalı .a.içine alabilen. < Lat capax. capt.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak. a.baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma. kefal. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır. capit. * Aynı kökten İng head.almak.] büyük baş < Lat caput.a. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-. [TS xiii.a. başa ilişkin. pey.a. 2. Ayrıca karş. sermaye ~ Lat capitalis a. capac..a. a. bölüm başlığı < Lat caput. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek). capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. < Lat caput.] sözleşme maddesi. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. hacimli. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1. kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. kapsamak ~ HAvr *kap.

~ Fr caprice fantezi. yy Sevilla'lı İsidore. 1.a.a. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a. Ar qabaVAram qsbay (aba. İlk kez 7. at arabası örtüsü [esk.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a. < Lat capsa kap. kafa. asker kaputu. kapsüllü tüfek capsule kapçık. eder.[xi. eylem. üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. capit. koza ~ Lat capsula [küç. 2. kutu.a. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan. külahlı cübbe).].] a. kapris [ xx/b] capriccio a. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı. . edilen şey.kaplumbağa kapa-. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. eden. lahana ~ Lat caput.a. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto. 2. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek. önder. 2. xiv Kıp] kaplamak. kucaklamak . portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r.a. baş. kâr.) ~ HAvr *ksrt. kazanç < Fa/OFa kardan.) + Lat porta kapı" bijon.a. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe. palto. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. 2. eder. 2. kaptan < Lat caput. etmek (= Ave kërëta.Tü kapsa.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1. kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. capit. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. capra keçi ~ HAvr *kap-ro.yapmak.a.a. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç.a.< HAvr *kwera. iş. külah ^ 7. cübbe.

tabiat.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ. kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1. gözlemek * Türkçe *kara. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir. 2.bakmak.] kıta. kimlik < EYun %arâssö oymak. katmak.a. nöbetçi. sabit. 1202).] Tü < Tü yerleşik . -kar. k ar [ vi ii ]k ar a.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t.fiili kaydedilmemiştir. nöbetçi < Moğ qara. a. hakketmek ~ HAvr *ghersk. göçebe olmayan. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö. huy. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar. mühür. eklemek *ka.).* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. a.(a.geçişlilik ekiyle kat.< HAvr *gher-4 kazmak. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd. [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a. Men xvii] karakol [TS. Fa -kar. kişilik. arkebüz / Fr carabine a. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik. anakara < Ar qârr [fa. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. oymak.a. . -gar ve -gar biçimlerine rastlanır.karşı karşıya veya üstüste getirmek. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga.

sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. konak. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. < Moğ qara kara. a. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır. karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. Karş. 2. bilardoda kırmızı top. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. a. şeker kamışı şurubu. karar kıldı. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır. kaynatılmış şekerli su. Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. kaldı. istikrar. makam " karar. yerleşti. 1. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. 2. 2. karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. sabit olma. 2.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin. baharat. syzygium aromaticum.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu . çiçek karanfil).] durma. Erm me%ag (1.sesi dissimilasyon ürünüdür. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. Alm nelken.

saf kömür ~ Lat carbo.karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". karavaş cariye. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. römork. köle kız [Uy.İng caravan 1. a. karpit. İng hearth (ocak). Fr. yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). Kaş. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. Kıp xiv] Tü karın " karın . Fr hydrocarbure (karbonhidrat). karbon.< HAvr *ker-4 ateş.4. silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak . EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat. karbondiyoksit. katar. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. a. karbonhidrat. kabuklu böcek. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. 3. ^ y. hidr(o)+2 * Karş. ~ Port caravela a.odun kömürü ~ HAvr *kr. di+. 2.a. < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1. 1800 Joseph-Louis Preust. karbonat. 2. seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. kimyacı" karbon. carbon. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. 2.494 187+] ~Frcarbone bir element. kömürleştirici cihaz. kervan. kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . Lat cremare (yakmak). [ xi] kâdaş/karmdaş . [T S xiv. yakıcı. karbüratör. oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a.

dörtlemek < Lat quatuor.dört ~ HAvr *kwetwer a. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a. bohça etmek. Hit karts (kalp). özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. arbede. quartus (dörtte bir). kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık. yüzleşmek). quadrum (kare). "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp.(çatışmak.İng cargo ticari yük.a.a. beddua etmek Tü karu -e karşı. çatışmak. . < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası. quadr. eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga.a. aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü. çarpışmak) < k?arğu. -e doğru * Karş.* Belki "aynı karından doğma" anlamında. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir.a. Lat quadraginta (kırk). Moğ k?arğuça. kardiyak EYun kardiakós a. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir.[viii+ Uy] lanetlemek. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar.a. * İng car (araba). karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak. Erm sird. ~ Fr/İng cardi(o). • İkinci hecedeki ses incelmesi. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır.) karşılığıdır. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet.a. Alm herz. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa. cord-.(karşılaşmak. kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd. DK xiv] karğı/karğu kamış. kağnı ~ Kelt karros a.a. charge (yük). to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. İng heart. çatışma Tü karu -e karşı. " çehar * Karş.

akuplman. [TS xiv] yaşlı kadın.a. İsp carregar (karga tulumba etmek). baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. * Kanada yerli dillerinden. ceviz kabuğu. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a. a. delil < Ar qarana [msd.Fr caricature abartılı tasvir. a. yatak vb. 2.) sarıp toplamak. istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim . Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. eş. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo . kargo. 3. ön kol. a. a. kârid. mantıki birliktelik. 2.a. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. hiciv ~ İt caricatura a. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. bohçalamak. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek.a. qarn] çift koştu. Karş. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ. [ xi] karı/karış 1. gemi gövdesi ~ HAvr *kar. uzunluk ölçüsü. karın/karnTü [Uyviii+]karına.] 1. = Akad qarnu a.a. tutulan yol. kabuk. * Aynı kökten Fr carguer. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a. < İt caricare (yelken. eş. f. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. 2. iki şey arasındaki bağlantı. arşın.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a. a.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu.a. ihtiyar. < EYun kâris.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi.a. zevce.

karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a. xv TS] kurcalamak. kare " kare . elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. sosyolog ~ EYun %ârisma. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı.] karecik.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma.a. leş. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç.biçiminin.] karecik. carn. 2. yapışmak. t-zarafet. lütuf. dörder.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası.[xiii Kıp] elle tutmak. ~ Lat quaterni 1.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod. dörtlü. sevinç duymak ~ HAvr *gher. kavra. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek. 2.[xiii Kıp. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş. ellemek. Alm. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir.sevmek karkas kalıntısı. 2. qarnabıT. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen.a. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile.

at arabası imalathanesi. yüzleşmek). eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a. pafta. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma. yengeç. tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir. cevap. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı. çatışmak. filozof ve tabip. Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). 2. binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır. -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır. Lat carina (ceviz kabuğu). k?arğu. Moğ k?arığu (karşılık. a. Yun.sert. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür. ur. reaksiyon). 2. t. Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. a. * MÖ 2. karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt. MÖ iv < EYun karkínos 1.a. düşman (sıfat).(lanet etmek). harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? .. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba .a. çatışma (isim) [xi] -e karşı. hasım. otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a.yengeç < HAvr *kar.karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1.(karşılaşmak. Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. kavga. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir. # Theophrastos. a.

xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. içine barut doldurulan mermi kapsülü. germek. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. belge. 2. Kıs. karyola [NKemal1872] 1. tepe. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt. peron kartpostal kartı" kart2. germek " kas- (= Moğ qasu. kent = Fen qrt a. kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1. titretmek . sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. kısmak. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton.] kâğıt pusula. harita " kart2. 2. kâğıt. vizite karye köy. a. arabacık.] kaba kâğıt. el arabası. 2. [TDK 1944] kas adale [Kıp. . 2. H. DK xiv] <Tükas-sıkmak.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. mukavva ~ İt cartone [büy. gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J.kısaltmak. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir.

resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. 2.İt incassatura tüfeğin kundağı. ~ Fr cassette [küç. saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. hisar. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak. kutu.] kesici. kesimci. a. kasaba < Ar qaSaba [msd. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık.] kutucuk ~ İt cassetta a.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık. kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd. < Lat capere içine almak. a. ~ Akad kâsu bardak.yerle bir + Lat agere. damga < Fr cacher bastırmak [esk.+ İt cassa kasa. & Lat co(n).] ~ Lat coactare a. mahfaza ~ Lat capsa a. ilaç kapsülü. mühür. qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır. müstahkem yer. actyapmak " kon+. a. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir. büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1. oturtma & Lat in. kale ~ HAvr *kas-tro. castrare (iğdiş etmek). mahfaza " in+1. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips. kın. tutmak. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma. < İt cassa kutu " kasa .] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir. kap. kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda.< HAvr *keskesmek. kutu. saf. aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma. kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer". kasa kâse [ xiv] kâsâ a. temiz). EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. süngü .a. kupa ~ Fa kasa çanak.

f. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere.) ~ O Yun kástron müstahkem yer.sarsmak. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf. saklı bir şeyi [Uy. kaşkariko [ARasim 1897-99] hile.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". çarpmak. kasuk (deriden yapılan tulum). ETü kasna. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk. Kaş viii+] kasık . kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri".kaşı[mak Tü [ xi] kaşı.] hedefe ulaşan. kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. direkt.] bölen. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. kaşık < Tü kaşı. 2. 2. dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı. kırmak ~ HAvr *kwst.yontmak. kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . askeri kamp ~ Lat castrum a. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. en kısa yoldan hedefe yöneldi. saksı. hedefe kilitlendi.a. quass. bulan. kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre.[xi] yontmak. kasım [Men xvii] 1.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf. miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1. hışır.< HAvr *kwet. bir ~ Fr casquette [küç. kırmak kasıt/kast[Aş.] amaç. kazımak. a.] keşfeden. testis yanakların iç tarafı * Karş. kale. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü. çarpmak.darbe vurmak. maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti. amaçladı kask [ xx/b] kafatası. haşır. Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd. saray (~ Aram qaSrâ a. Karş.(titreşmek).

koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. karmak.] saf. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. 2. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka. kapsama. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir. Kaş viii+] kat-/kad. 2. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. dökmek. hüzün < Ar qasâ sert idi. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri. gaddarlık.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. zümre ~ Port casta [f.] 1. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki . üstüne eklemek. acımasızlık. acımasızlık. cas-a. keder.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1.ayırmak.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere.1. 3.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak. yukarıdan aşağı doğru hareket. keder. düşüş.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır.] kesme. sertleşmek. kat2 [etm (nehir) geçme. sınıf. rast gelme. katılık.a. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. kaderine çıkma. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. tasarlamak. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma. ayrıştırmak. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe. 2. katı olma. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma. içerme. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb.a. kalıba dökmek. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. katılık. düşme. tabakalaştırmak. 2.

defter. kervan < Ar qaTara [msd. fesat. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır. çözünme ~ EYun katálysis a.ayrışma. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni. lys-çözmek " kata+.] 1. 2. şelale. < EYun kathairö indirmek. qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1. liste < EYun katalegö kaydetmek. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a. birbiri ardısıra dizili şeyler. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. damlalar dizisi. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste. dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin. catalyt.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. hokkabazlık ~? * 19. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. kaydetmek " kata+. listeye yazmak. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5. bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus.a. log-zaptetmek.a. 2.

yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır . daldırmak. < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek.katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat. heca & EYun kata. 2.] yazan. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak. koltuk. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak . ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak. sert.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. 2. itham. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri. koltuk ~ HAvr *sed-râ. karışık. < EYun kathédra 1.a. iddia etmek. et. haşin. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1. sağlam.eklemek. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim.a.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+.a. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı. her çeşit makam. şırınga / İng catheter a. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a.eklemek.a. gerilmek " kata+. sandalye. 2. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile. katışık < Tü kat. beraber "kat1.a.+ EYun e%ö seslenmek " kata+.atmak " kata+. sertleşmek.

a.000.a. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı. evrensel. tütsüleme. evrensel. 1.000. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı. seyyah ~ Tupi caucho a. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a.katlan[mak <Tü [T S.000. Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. genel. a.sertleşmek. sedir ~ EYun kédros a. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1. a. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel. ~ İbr/Aram qiTer buhur. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. tütsüleme. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare. < Aram #qTr duman çıkarma. zahmet çekmek " kat* Katla. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine. Güney Amerika yerli dillerinden.000. katliam Ar câmm genel. kapsayıcı. her şey " kata+. günnük. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. Fr. dayanmak Tü katın. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır. ficus elastica. katmer <Tü [T S. umumi" katil1.a. od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat. . & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir.] damla ~ Aram qiTer buhur.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir. 2.

Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. çömlek ~ Lat cavatus oyuk.] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi. kavil. yay çeken. içi boş < Fa kâw çukur. EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur. kavrulmak Aynu kökten *kağurı. makale. oyulmuş < Lat cavare oymak.] söz [Aş. Lat cavare oymak. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. kavurTü kuru.> kurı. süvari.(kurumak). kav1.içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. 2. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1. boşluk). mağara ~ HAvr *kaw.< HAvr *keus. dans partneri ~ İt cavaliere süvari. kuru. dedi [Kut. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a. 2. oyuk ~ HAvr *kaw. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal.] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus. kilükal.Ar qawwâs [#qws im. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. oyuk. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse.] gezgin şarkıcı. boşluk. Sans khá (çukur. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im.kav1 Tü [ xi] kaw ateş. oyuk. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat. yasakçı . kofluk). kawıdan (oymak.yanmak. a.a. okçu. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap. bağırış [Kut. mukavele . şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş. kazmak).] 1.: kurak. oyuk. kurum 1. kuru-.a. makule. DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur.

yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak.kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç. içi boş şey. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP. * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam. a. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır.bitişmek. [ xi] kawış< Tü *kaP. k?abıra.yanmak.(sıkmak. sapmak.a. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC.bitişmek. bitişik). kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-. kaykıl-. [CodC xiii] kay. kaypak. sert olmak * Karş. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak. düşecek gibi olmak. iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. kayaç YT " kaya . Moğ kada(n) (uçurum. şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. Kaş viii+] kağur. Men xvi] kayp. 3. sarp kayalık). kavim " kamet kavis qâsa büktü. [Arg.a. kayp-/kayk. yanında veya yakınında olmak * Karş. ateşte pişirmek veya kurutmak. ayağı kaymak.a. bükülmek. kayır-?.] bir yerde yerleşik olan halk.a.(sürtmek. sıkıştırmak). 2.] yay. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan. k?absı. karıştıran. mesane. kovuk.içini boşaltmak. ulus. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a. tazyik etmek. varmak. [DK xv] < Tü *kağ. sıkışık durmak).aniden ve sert bir hareketle dönmek. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a.(bir şeye veya bir yana) dönmek. yakın. [TS xiv-xix xiv] 1. kof. Moğ k?abı (yan. eğilmek.kızartmak. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd. kaygı?. yaklaşmak. < Tü *kaP.ulaşmak.a.basmak. varmak. kayak1.. sürtünmek.

" [Uy viii+] kadğur. kayak2 [ xx/c] "erkek aracı".birini himaye < Tü ka5ğu endişe.ix Uy). biçmek). ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. [ xix] kayğır. kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı. İnuit umiak (kadın kayığı). Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne . Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir.(kesmek. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt. Tü ka5m. tasa. Moğ k?adu. tasa. kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1.(pişman olmak. kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla. haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. yaşam boyu & Ar qayd bağ. esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. tasalanmak. erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. Ancak z > y eşitliği problemlidir.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. betula * Karş.xi "Arguca") = kaz-/kazı. kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında. hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu.kaygılanmak. a.] a. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- .(oymak). -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. Karş. nedamet getirmek .

3.1. 2.erimek.[xi] bir yana dönmek. DK] eğilmek. galeyan etmek. dönmek < Tü ka5-2 dönmek. 3.Ar qayd [#qyd msd. 2.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. kaynak <Tü [Men xvii] 1. ayak bağı. başka birinin yerinde duran kimse " kaim.] bir şeyin yerine geçen. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil. biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl.[xiv Kıp. bağ. katı = Tü ka5ır . disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında. Julius Caesar Romalı devlet adamı. yazıya bağlama. 2.kesmek. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. pranga. Moğ k?añda (özsuyu. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere. Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir. bağlantı. metal dökmek) * Ayrıca karş. caes. bağ. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). suyun kaynadığı yer. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. kaba et. umursamaz. makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. usare. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak. ayağı kaymak. köstek. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. bağlama .] 1.[xiii TS. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans). zabıt [KT xix] lakayıt.metal veya buz erimek. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. sezaryen. koşul. f. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert. Karş.

[xiii Kıp] dönmek.oymak. 3. kayyım/kayyum2 yönetici. 2.* Yun gaïtáni.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır. Karş. Alm gans. yüz çevirmek. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. İng goose (a. rendelemek). reddetmek. yargı çevresi. T S xiv-xvi xiii] geri vermek. Fa gaz.). Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant.a. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur. ölüm. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. kalıcı. 2. kısmet. yargı. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi. [CodC. Ar qayTan (a.a. geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek. asker.a. çapulcu. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans.). Öte yandan Yak %aas (a.oymak * Karş. reddetmek. akıncı. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. tanrısal yargı. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a. işten kaçmak < Tü kayt. ESlav gosy. Moğ qaru. bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. < öz Casacco Kazak. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse. [ xvii] asker. kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. bekçi. reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir. çukur. iade etmek. başıboş. Eİzl gas.a. sıyırmak.] 1. kader.a. [ xx/b] 1. bükülmek " kay* 16. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur. çukurlaştırmak " kaz- . iade etmek. kadılık makamı. akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer.(kazımak.a. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz.

Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. yapınca ." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır.] pislik. servet. Moğ gaçuğu (kazık. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-. Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir.] yalancı. Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir. kir.viii). kâzip [msd.. yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır. qa5ar] pis idi.a.a.kazan[mak Tü [ viii] kazğan.eşmek. . kazmak Tü * Kaz. kazık kazık Tü kaz. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku. sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. [Çağ xv] kiçâ * Karş. direnmek). Karş. tez. keçi Tü [Uy. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı. f.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa.] kızartma. [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı. ki5b] yalan söyledi. Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı.(katılaşmak. (= Akad kabâbu kızartmak. kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ. Kaş viii+] eçkü a.] < Ar qa5ürat [sf.[Oğxi] keçi. direk) < gaçu.] yargı.ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir. kirlendi kebap [Yus.

köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa. güvence < Ar kafala kefil oldu. kef kafa a. Aram/İbr %atül (a. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme. temizleme.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. = Sans kapha a. bunalma < Ar [DK xv] . xi Oğ). kâse. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder.] suçunu silme.a. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf. MS 1.a. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. küfe. DK.a.] bir borcu üstlenen " kefalet .). EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef. 2. el ayası. terazi gözü (= Aram kappâ a. * Karş. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor.keder kadara sıkıldı. kepçe.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır. [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup. sandık [esk.] kefil olma. kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. ikileme. garanti. kefen [CodC. yedekleme. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet.a. a. Alm kater/katze. avuç. < İbr/Aram #kpp bükme. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. Tü çetük/çetik (a. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık. Ar qiTT/qiTTat (a.a.].a. garanti etti. mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. Karş. EErm katu. İng cat. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır. Lat cattus/catta.a.] sıkıntı. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet. kevgir. Lit kate. Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır. Rus kot/koşka. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd.

. elektrik. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. f. dayı [Uy. keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş.] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. [ xviii] yabani zahter.kefiye örtüsü < Ar qafan baş. [ xx/a] aptal. İng rob (çalmak. kafatası). ruba kapmak. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel. bön ~ Kürt keko ağabey. keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. kafatası Aynı kökten Lat calvus. İng rover (hırsız. [Men xvii] ekşi. [Men xvii] kekeği. kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup.] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. a. çalmak. kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. soygun < Havr *reup. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. zorla almak = OFa röp zoralım. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot. kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan". kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb. fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. Karş. soygun yapmak). kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır.kapmak. Rus golyı (kel. Fa kakij (roka). [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. pepe. fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. talancı).] kısa ve tutuk ses. yarpuz.

Fa/OFa kaman yay. 10. f. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç. söz. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli. noksan. yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır. Yus xiv] söz konuşma. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M. tekemmül. tekâmül. a. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel. kemal. tekmil keman . sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. mükemmel. kavis. 2. mütekâmil. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut.kelam [Aş. hastalık. [Yus xiv] yay. ıztırap. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. ikmal.]tamveolgun olma.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. kâmil. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu. 2. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd. bahadır. eksik.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1. ağrı.] 1. keler keleş kelime şey. olgunlaştı.

tonoz ~ EFa kamara.] 1.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür. kucakladı.a. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm.a.a.] miktar. = Ave kamara.).a. a.kavis.a. kemer [Aş. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich. Hindistan'da bir ülke. kıtırdatmak? < Tü kemür. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi.] korunak. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a.a.a. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1. kenar a. saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. mimaride kemer veya kubbe. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1. (= Ave karana. kısa yay.a.sert bir şeye diş geçirmek.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa. = Aram kanspâ a. kanf] kanadı altına aldı. helâ < Ar kanafa [msd.) kenet [EvÇ. 3. bele sarılan şey. 2. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . diken.a.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. sığınak. 2. Fr chimiothérapie (a.a. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh..sivri. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a. bel. ~ HAvr *kannabis a. biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya. Alm. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye. kuşak. terapi * Karş. ~ Fa kanar kıyı. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. 2.a.

haşarı çocuk boynuzlu. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a. şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat .] 1. Bak. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir.a.] 1. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği. istemeyerek veya iğrenerek yapma. yüce davranış. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd. cömertlik.).) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba.) Farsçadan alıntıdır. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. a. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque.fiilinden. hizmet. İng hemp. Alm hanf. Rus konoplya (a. " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz. 2. DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi. kenger enginar kent kanthâ a. kaban.Ar karâhat [#krh msd. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz. quint. 2. mekruh olanı yapma.* Aynı kökten Lat cannabis.a. Ar qinnab (a. Fa kanab. Karş.beş ~ HAvr *penkwe a. soyluluk belirtisi. a.a. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma . kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı.

soylu hanım < Ar karım cömert. cömertlik < Ar karuma soylu idi. yüce gönüllülük. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . 2.a. kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır. yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. " korna * Karş. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd.] cömert. [Kut. = Aram ksrepsâ a. keramet. İng shoe horn (ayakkabı çekeceği). karabid.a. ikram. kerat.Ar karîmat [#krm sf. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras. apium graveolens = OFa karafs a. defa kerem [Aş.a. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır. Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd.a. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze.] soyluluk. ~ HAvr *kers-s. < EYun kârabos 1.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. istakoz. [ARasim 1897-99] . karr/takrâr] geri geldi. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf. kerim.[küç.a.] iğrenme.a. kerem. soylu.a. keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo). deniz böceği.] tekrar. kerime. kerh iğrendi. kereviz [MŞ xiv] kerefes. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu. lağım " geriz .] a.] cömert hanımefendi. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür. kerat. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a. f.< HAvr *ker-1 a.

kuş. celadet + Fa far parıltı. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile.dört" kare kertenkele sürüngen.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka.Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten. varan. Yun krokódilos veya lakérta (a.göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn . Fa karkar (bir tür güvercin). Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır. oynaş ? xvii). karkama (kuyruksallayan kuşu). kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ.) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır. sarınma [Men xvii] kereke . kıskaç.] defalar. kerli ferli kuvvet.a. karkarak (saksağan). Yus. 2. 211-217) lakabı. kilise < EYun kyrios rab. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1. kelpetin . tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere. pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor.gedik açmak. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa . yolculuk. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. a. [Men ] kelbetln vulg. ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi". katar ~? Akad %arrânu yol. özellikle ticari yolculuk. çeyrek. miss. DK. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. quatr.a. lacerta nilotica [MŞ. Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. tavuk) * Karş. [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a. matematikte [ xi] kert. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır.

~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş. . 2. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1. şeyh.a. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş.a.a.a. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd. kırıntı. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır. kırık.a.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş. örtüsünü kaldırma. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.].a.) * Ar kıs (a. torba. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk. bölge. yaşlı kimse. = Akad kîsu a.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a.] 1.) Orta Farsçadan alınmıştır. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma. Erm ksag (a. anıt.] ortaya çıkarma. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd. [TDK 1955] bölük. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa.a. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük. 2. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd.a. (= Aram klsâ a.

İng chestnut. < Fa kaşk a. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a. kaşkma (arpa ekmeği). ~ Ar ka6rat [#k6r msd.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. oyuk.oda. kurut. hücre ) + Fa %udâ efendi. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf. teksir kestane E Yun kástana [f. kesret. Alm kastanie < Lat castanea < EYun. ~ Akad kitüm a. Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi.a. a.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. = Ave kata. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır. 2. kurutulmuş yoğurt. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. a. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. a. Fa kaşkab (arpa suyu). 2. * Karş.] a.a. her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır. a.] elde etme. ev işlerini idare eden kişi. ~ Aram [ xx/a] ked çentik. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. yönetici" hüda . ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf. a.] a. Karş. bir şeyin alt kethüda [Aş. rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a.

ketum konuşan < Ar katama [msd. a.] namazda Mekke'ye dönme. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M. ~ Akad kibrltu a. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap .Fa tez âb keskin su.Ar ka5a onun gibi.] nasıllık. böyle < . boyun eğdi" kabul kibrit a.ile yazımına 20. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. " gavat * -ş. kalite. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti. a. ~ Ar kibar [#kbr çoğ. asit" tiz. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı.] sır tutan. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd. ruh hali.Ar kayf [#kyf] durum. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir. geri" . 9. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın.] büyükler.a. defa < Tü ke/ke5 arka. özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır. [LO. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ .] büyüklük. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. yy'da türetilmiştir. keyif/keyfiyi ruh hali. katm] sakladı. Karş. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir. kevgir + Fa gır tutan " kef. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd.

örtmek. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd.< HAvr *kel-2 kapatmak. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. çok eski olma < Ar qadama [msd. özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl. oda ~ HAvr *kel-nâ. gizlemek . rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. Akad qıru (zift. hücre ~ Lat cellarium mahzen. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur. gırtlak.] çıkrık. 2. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1. [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1. bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. kiler < Lat cella hücre. ayak. önce gelme. etmek.yapmak.] yetme. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. 2. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı. eski olma) kifayet yetişme.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im. a. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo. balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası.] daha eski olma. katran). kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom. mahzen.

(kapatmak). DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. = EYun kleïs.* Aynı kökten İng cellar. davranış. = Akad qilpu a. klitoris Lat claudere : eksklüsif. Bak. kavilya kilo/kilogram [Düs I.491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+.) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. occulere (saklamak).a. a. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir.a. klavye. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak. Fr cellule (hücre).4. * Aynı kökten Lat claudere. adap. EYun kálymma (a. [İdr. klarnet * Karş. [ARasim 1897-99] .a. kle Lat clavus : civata. clavis (kilit). gram ~Fr kilometre [Düs I. a. claus. kilit [Kaş xi] iklid . kleid. örtmek ~ HAvr *klâu. oklüzyon Lat clavis : klavsen. EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit. Aramice biçim en erken MÖ 6.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+. klostrofobi. kıyafet. belki clavus (çivi. kilim [Gül xv] . yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir. [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye.a.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır. EYun kalyptö.499 187+] kilometro . yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir. kurultay. yatak örtüsü. kloz. töre.4.a. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd. Türkçe kilise biçimi. Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer). derinin dış tabakası. örtü (= Aram qslâpâ a. keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. yy'da tesbit edilmiştir.a. metre . kapalı olmak. Alm keller (kiler). hal ve hareket. < EYun kleiö kapatmak. yüksek sesle çağırmak " ek+. Lat celare. civata).] bir şeyi örten zar. Ar kanısat (kilise) < Aram. klozet.a. ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak. huy. İng cell.

kilükal dedi".) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır.Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi. a. kimya. meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum. kin [Aş. kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ . KIPIR. kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir. a.kan bedeli ödemek. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke". KIVIR. kara büyü. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri.kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a. entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. ~ Akad kamunu a. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan.a. Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. cereme). düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. cuminus ~ Aram kamuna a.) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş. Yus xiv] ~ Fa km garez. kimyager kimyager edinen. Mısır . kısas.< HAvr *kwei. hüviyet < Ar huwa (kim). -cı" kimya. * Ar kammun/kamnun (a. a.

a.(a." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza. [T S xiii xiii] kökünü kazımak.kral. hicvetmek.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir. < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu.kökünü kazımak.kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür. Karş. boğ-. kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd. bozkır.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1. beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy. 2. büzmek * Aynı kökten kıs. iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens. [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına.oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a. kıt (kısık).kına [CodC xiii] hınna.a. kırmak. kır1 Tü [ xi] kır deşt. kısmak. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak.). " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. [ xx/c] ayıplamak. kığır. ıssız yer . erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek).doğurmak ) + HAvr *ing. kış (kısılma dönemi). kesmek. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir. kısaltmak.cezalandırmak.a. bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a. öldürmek.(burmak). *Kı-/*kığ. kına[mak Tü [Uy viii+] kına.] dolaylı anlatım. yoketmek. [LO xix] alay etmek. pislik kır[mak Tü [ xi] kır. aşağılamak. eziyet Tü kıy. katliam etmek < Tü *kı.< HAvr *keis.kesmek.

a. = Aram gır a. Fr cerise. < EYun kéras. Karş.İt grande büyük. keçiboynuzu. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a.a. a. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?.a.] okuma < Ar qara'a okudu . ~ ? * Alm karbatsch. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç.kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk. yüksek sesle söyleme. kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd. yakma " karbon . kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1.a. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir. ~ Sumer gir a. ~ HAvr *kers-mo.] "küçük boynuz". [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? . yüce. ceratonia siliqua. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli.a. kıraat. a. keçiboynuzu çekirdeği. a. kırçıl + çil" kır2. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir. alaca.a. bozkır [ xi] kırağu a.Aram #qr' çağırma. İng cherries < Lat cerasus (a. tuğla < EYun kéramos a. kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek.] a. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. ~ Fa girac a. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup. 2. = kireç Akad gîru a. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir. -t.a.kökünü kazımak.a. [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır.< HAvr *ker-4 ateş. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir.] su tulumu [Men xvii] a.). kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd.a.

kısmak " kır-r. [TS xiv-xvii.a. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek.Yun/EYun gyrisma.biçimleri." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp. < Tü *kı. 2." kır- * -ıt.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb. kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . koşnil ~ Sans krmi kurtçuk. t. Çağ xiv] kıp. buruşmak.ve kırp. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara. cilve yapmak < Tü kır. Karş. a.kesmek. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır.] a. özellikle cildin buruşması.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1.göz kapağını kapamak.döndürme. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). Kıp. larva.kısaltmak. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir.ekinin işlevi açık değildir.kesmek " kır* Kırk. kıro çocuk. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker.a. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a.makasla kesmek. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır. a.makasla kesmek.kiriş Tü [Uy. İng crimson (koşnil kırmızısı). . [LO xix] kırp. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu. kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk. argoda < Tü kır. pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir.

a. değersiz. 2. 2. kesti. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a.] bölüm. kırptı. a.fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak. daraltmak < Tü *kı. azaltmak. hisse < Ar qasama [msd. yaz < yay. Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit . biçare. ehemmiyetsiz.a.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a.kesmek. kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. kısmak. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ.kısmak. kırmak. hesaplaşma.]. paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap. kıt. [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi. kış2.(açılma mevsimi). onom < Tü *kı. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı. a. göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi. Karş.xv+). hasis.] ödeşme. qasm] böldü. kimse ~ Ar qism [#qsm msd. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. kırbıktiken (kirpi). kırt onom = Tü kırç kesme sesi.kısaltmak. hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan. yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk.

maşa Tü [Uy viii+] kısğan. terazi ~ Aram qssTâ . giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir. dişiye varmak). kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki. Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır. [Men xvii] kisbet (vulg. Fa guşn (hayvanların erkeği).] hikâye < Ar qaSSa [msd. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1. haykırarak saldırmak.< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında. sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. giysi. kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a. esirgemek. çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom.hırlamak.a. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd. kıt.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla. Aş xi] pay pay.öfkelenmek.Ar kiswat [#ksw msd. [TS xiv. guşnı (çiftleşmek. Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir. 2.a. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir.cimrilik etmek. hasis. kısmet [Kut. ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek.] * Karş.) .] kıyafet.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne.

kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis.] duruş. düşük + Yun pión nitelik. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd. raptetti. eli kıt. . < Tü *kıı. dikiş dikti. Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir.] giyim.kisve Ar kasa giydirme. coğrafyada kıta. kısım. a. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. Aram qaTaw (keten). 2. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. değersiz & Yun katö aşağı. kuraklık < Tü kız kıt.kesmek. Gül xiii] kızlık kıtlık. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd.] parça. bağladı. az " kıt kıvam direnç. pahalı. [LO xix] minder dolgusu. Ayrıca karş. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. kıtlık <Tü [T S xiii. [ xi] kız az bulunan. bağlamak.a. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. giysi. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan. [Kıp xiv] kıt/kız a. kısmak.] mukatele. kitaba] 1. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. kitap [Kut. kesim. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a.] yazılı şey. kaba keten. şiirde kıta. kumpas) sözcüğünden. kitap < Ar kataba [msd. raptetmek" olup. kıt. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek. pahalılık. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. belge. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. alçak. bucak.

son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a. [TS xv xv] eziyet etmek.kesmek.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek. direndi" kamet kıyamet [Kut. öldürmek Tü *kıı.kısmak. ayağa kalkma. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak. şerare kıvır[mak Tü burmak. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd. 2. iz sürme. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır. kısmak. dikilme. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut.kesmek.kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek. gaddar. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken.] 1.a. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd. yakışıklı (argo) < Tü kıy. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. < Tü kıvır. 3.hasislik etmek. [LO xix] bükülüp kıvrılan. 2. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu. burulmak < Tü kıvır-bükmek.] 1." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. takip etme. . burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt." kıy- kıyam [Kut. < Tü *kı. kırmak. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı. kısmak. bükmek. kıvrak 1 nazik. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. [LG 188+] güzel.] ayağa kalkma.. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü. [ xviii] buruşuk. [DK xiv] kıvur-kırmak.

viii+ Uy." kız[DK xiv] erkek çocuk. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş.a. . [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız. Amer. bakire * Karş.a. Tü kırı/kırağ (a.xiv Kıp) < kır-. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy.(kesmek). Bak. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy.ateşte ısınmak. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız. firması. kesme).. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık.] kıymet [Kut." kıy- * -tır. kızarmak. kıt. kız çocuğu. xiv Kıp). [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı. kıt . Karş. < EYun klazö bağırmak klan aşiret. az. [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd. [ xi] kızlamuk a. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co. nicelik < Ar qâma durdu.kıyas [Kut. . < Tü kız. xi. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma." kız- * Etimolojisi açık değildir. "Henüz doğurmayan." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd. ölçme.] ölçü. Tü kıs/kız (hasis. oranlama.eki açıklanmaya muhtaçtır. Aş xi] değer. eli sıkı. verimsiz" anlamı düşünülebilir. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile. kıvamlı idi. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. kırmızı olmak.

seçkin.(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1. EYun kaleo. antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan. # y. özellikle üstün sınıf . üst sınıfa ait [esk. İng call (çağırmak). gürültücü kalabalık [esk. seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak. birinci sınıf.] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo".a. derece. dava etmek). 2. 2.]. Denner. seçilmiş. sınıf.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin.< HAvr *kels-2 bağırmak. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. berrak. memur.< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. kilit. 2. 2.klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom.]. 2.] a. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. bir göreve adanmış kişi. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak). ALat cladere (çağırmak). tertip. aydınlık ~ HAvr *kls-ro. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak. okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1. ses çıkarmak . 2. 1700 J. açık. sınıf sistemine ait. 2.C. Lat calare. daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit. zil" kle. tasnif edici. anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. 2.Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri. klas [ xx/b] ~ Fr classe 1. claim (iddia etmek. rahip < EYun kleröö kurayla seçmek. küçük kapalı grup. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı. klavsen & Lat clavis tuş. askeri sınıf < ALat clad. yüksek (ses). piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı. av borusu < Lat clarus 1. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1.

2. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. claus. Fr.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. kimyacı < EYun %lörös 1.] mandal. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. hesap kapatma. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom. Rus zlaty (altın). müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom.a. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. a. İng. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas. " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole. İng glitter. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. Fr. fobi .] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak. a. glow (parlamak). altın sarısı [esk.klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma. berrak.].a. İng. kapalı olmak. İng gold. 2. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. parlak. çan.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak. fragman. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça.sarı. kampana. İtal. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. İng gall (safra). hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere. kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor. Ball. açık yeşil. 2. t. hastane ~ Alm klinik a. glisten. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1. gleam.

(kendini komak. claus.kapatmak ~ HAvr *klâu.(karşılıklı komak). büyümek " kon+. karanlık). hüda. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a. a. hoca. 2.birlikte büyümek. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur. Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi. yy'dan itibaren yerini ko5.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır.biçimine bırakırken. a. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. • Aynı kökten kon. koş. Ermenice sözcük 5. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek.= ku5-/kut. < Lat coalescere.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi.kökü 9. dökmek). . belki kuz (gölge.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak. Erm oç'%ar (koyun).> koy.(indirmek. coalit. Karş. İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı. koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1. [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere. bir tür büyük araba. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak. inmek).] retorikte cümlenin kapanış bölümü. yy'dan daha eskidir. koymak. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır. ko5-/kot. [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir. bırakmak.indirmek. güç birliği ~ Lat coalitio a. (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod.

afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür. ağaç kütüğü. 2. kâwak (kof) < HAvr *keus-.büyük defter. +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. kodeks [ 192+] ~ YLat codex. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP. 2.1. kav2. evlilik yoluyla akraba. çürük 2. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral. • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. Fa kâw (oyuk. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun. kabadayı. Lat cavus. içini boşaltmak. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . uşak. yiğit. 2. çocuk. Karş. hapishane kümes. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. kof). cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. kocaman. şişirmek. faktör kodoş [LL 1732] deyyus. EYun koûfos (içi boş. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik.1. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. cödic. yürekli. yavru. büyük defter. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. boşluk).koç. Karş. codic. * Nihai kök *kaP. codic. oymak. koca. genç. civelek.tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex.koçak <Tü [TS xiv] 1. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod.olup. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. dans eden genç erkek küçak küçük. +men1 * Karş.

kok[mak Tü [ xi] kok. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey. kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe.a. tokmakla vurmak.koku vermek. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. it.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç.dövmek. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. Alm. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök .a.vurmak. çiğnenmiş < Fa koftan. kök.] 1. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . Kan xv] zina eden karısını affeden adam. küçük kasa veya sandık. kös. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. kasa ~ Lat cophinus a. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür.a.birlikte. kovuk (= Moğ qoğusun vakum. [T S xiv] koku almak. boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski.gitmek " kon+. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a. karşılıklı + Lat ire. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-. kesmek. kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a. ^ 1856 Albert Niemann. coitbirlikte gitmek & Lat co(n). ezmek ~ HAvr *kop. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. 2. yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir.

[KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. argo) ~? Arn kokërroz mısır. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez. LO xv] kokula-. ordunun sağ ve sol kanadı . tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. Men. kırmızı. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir.] "küçük dişi horoz". orta * Nihai kökeni belirsizdir. 2. dikenli mersin.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. ön uzuv. Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. [LO xix] mısır < Arn kokërr tane. tohum. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. abies. el. 2. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. horoz döğüşü ringi. sağ ve sol taraf. mısır * Belki şeklinden ötürü. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1. 2.

sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1. xiv Kıp). İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır. -ive toplu. yapıştırıcı * Fr colle. tutkal. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden. kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. < Lat colligere. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak. dilemek * -ay eki. lonca. hizmetçi. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf. collect. ayırmak " kon+. maaş. lect. Kıp xiv] kolay 1. .kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD. dilek. [TS xvii] kölemen a. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk. Tü kölük (yük hayvanı .seçmek. istek. lejyon kolektif Lat colligere. köle -7 * Karş. a.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama.bir yere + Lat legere1. biriktirme ~ Lat collectio a.toplamak & Lat con.a. 2. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif. şans. collect. 2. collect-" koleksiyon kolektör colligere. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l.[viii+ Uy] istemek. isteğe uygun olan şey. fırsat kol. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik. kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir.].xi.

ekip biçmek. < Lat colonia koloni" koloni . boyun.a. taraf" kol koloid tutkal" kola2. müzakere < Lat colloqui görüşmek. safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma. sütun ~ HAvr *kol-umnâ. ~ Lat colonia tarım işletmesi.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık.a. 2. kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a. tekerlek mili). stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ.a.kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a.a.a. hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol.a. +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu". işlenmek üzere açılan arazi. müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. ~? HAvr *köl-o. sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı".toprağı işlemek. yüksek nesne. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden. locut. yoklamak < Tü kol dolaş.toprağı işlemek.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme. Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent. " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a.HAvr *kwel. ekip biçmek . koloni < Lat colere.] < İt collo 1. cult. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf.

yayla barınağı. hayvan barınağı koma t. bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. renklendirme. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. operada bir söyleyiş tarzı. bi+3 kombinezon 2. kumanda.ahır. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden. boyunluk~Lat collare boyun halkası. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo. . Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş.derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. ikişer " kon+. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir.]. ikili bileşim. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk. [LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1. 2. kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift.

büfe < Ven còmodo ölçülü.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a.a. < Lat compangere. 2.sıkmak. commis. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır. bir işle görevlendirilmiş heyet.sıkıştırmak & Lat con. eğlenceli.a. bir işle görevlendirilen kimse. compact. kakmak.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi. commis. [Tarik 1885] aracılık ücreti . festival. yol almak " kon+. < Lat commodare aynı ölçüde olmak. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet. miss. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+. gülünç.a. & Lat con.a. komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1. bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre.Fr commission 1.bir araya + Lat pangere. otel hizmetçisi < Fr commettre. pratik ~ Lat commodus a. ~ EYun kömoidia a. commiss.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi . kafile < Lat comitare yoldaş olmak.göndermek " kon+. birbirine uymak & Lat con. [ 190+] 2. a. a. tepmek " kon+.a. mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a. yy sonu ve 20.a. emanet etmek ~ Lat committere. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a. < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19.2. pakt .görevlendirmek.ile + Lat mittere. pact. & EYun kömos köy eğlencesi. 2. encümen ~ Lat comitatus maiyet. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek. kullanışlı. dernek ~ Fr committé a.

ganimet almak & Lat con. talan < Lat compilare yağmalamak. karmaşa.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak. tamam ~ Lat completus a. 2. a.a.bir araya + Lat ponere. kucaklama & Lat con. görevi yerine getirmek. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk. katlamak. < Lat complere. t.doldurmak. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1. tamamlamak.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+. karışım. burmak. bitirmek & Lat con.birbirine katmak. ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek.koymak " kon+. plex. & Lat con.].İt composto 1. pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a.bir araya + Lat plegere. inşa etmek.katlamak. rulo haline getirmek & Lat con. bir araya getirmek. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir. [Bah 1924] kompot . sarmak " kon+.beraber + Lat petere koşmak. a. Alm. composit. yapabilen ~ Lat competens. sarmak. derleme ~ Lat compilatio yağma. birleştirmek. bükmek.< HAvr *pels-l a. meyve veya sebze karışımı.beraber + Lat partire bölmek " kon+. karmaşık (sıfat). sarmaşık.a. ^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung. karışık reçel. bileşim.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con. complet.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı. bestelemek ~ Lat componere.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. < OLat compartire paylaşmak & Lat con.a. örmek. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto .bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple. posit. " kon+. psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. 2. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. nezaket göstermek < Lat complere. Çin'deki Portekiz ticari . 2.a. hoşaf~ Lat compositus [f. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş.a. composit.

bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a.+ Lat parâre hazırlamak " kon+. tedarik etmek.+ Lat premere.a. imece (~ HAvr *moin-es.] kamuya ait olan şey.a. ikamet etmek " kon< Tü konış. . Akad gumaru. [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak. belediye. hazırlamak.1289 1873] sıkıştırılmış ürün.+ Lat putare saymak " kon+. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek.karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat. sıkmak " kon+. komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. Karş. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. umumi. 2. sıkıştırmak & Lat con. paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n. parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir. yardımlaşmak.a.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi). komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1. kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma. 2. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası. bir bilgi veya yazıyı birine iletme. edinmek & Lat co(n).basmak. & Lat con.a.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. alışveriş etmek < Lat commünis ortak. Alm gemein (müşterek).6. sıkıştırma ~ Lat compressum a.konaklamak.halk meclisi. press. < Lat comprimere bastırmak. gemeinde (komün).

özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten. bir ve eşit olma. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey.değiştokuş eden. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con.ikamet etmek. bazı sessizlerden önce düşer.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1.a. Karş. yerle bir olma. duct.+ Lat densus yoğun " kon+. konaklamak. a. sıkışma ve yığışma. 18. * Dudak sessizlerinden önce com. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+. 2. menzil < Tü kon.sevketmek " kon+. dük kondüktör [Düs I.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir. dict. konaklama yeri. bir yere götürmek. conduct-a. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. yönlendiren " dük . & Lat con.a. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a. dansite kondisyon [ML xx/c] takat.beraber + Lat dicere. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. kuş kondu. şart. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı. bırakmak (= Moğ qonu. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a. ikamet etmek. mevcut şartların tümü.) Türkçeden alıntı olmalıdır. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru. < Fr conduire taşımak.kendini komak. 2. bir yerde durmak. birlikte müzik yapma. a.bir araya + Lat ducere. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma.4. durum. yönetmek ~ Lat conducere. konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu. konak Tü [Uy viii+] konuk 2. & Lat con.söylemek " kon+. kanal ~ Fr conduit a.487 187+] şimendifer memuru. sıkma.biçimini alır.koymak.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1. [ xx/b] koyulmak < Tü ko.a. Lat concertare (çarpışmak. mesken. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. yerleşmek.a. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a. kon[mak Tü [ viii] kon. a. kural kondu (= koyuldu). 2. koşul. a. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici.

beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1.birbirine + Lat nectere.bir araya + Lat gradi. a.+ Lat fortis güçlü " kon+. form konglomera [DTC 1943]. müşavere < Lat conferre. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis.bir arada + Lat facere. & Lat con. 2.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a. kotarma. hazır giyim. a. 2. ~ EYun könos 1. confect. rahatlık < Fr conforter teselli etmek.yapmak " kon+.bir araya getirmek & Lat con.bir araya gelmek & Lat con. congress. teselli. & Lat con. nex. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak. collat. pişirmek & Lat con. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con.] < İt confetto her tür şekerleme. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri.+ Lat firmus pek " kon+. buluşma.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a. çam kozalağı. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak. bir ucu sivri nesne. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. a. 2. lat-getirmek " kon+. . özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey. hazır şey. toplantı ~ Lat congressum toplantı. fact.bir araya + Lat ferre. takviye etmek. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. onaylamak & Lat con. rahatlatma. hazırlama.bağlamak " kon+. cinsel birleşme < Lat congredi. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. gress. & Lat con. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere. a. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme. kotarmak.gelmek " kon+. 2. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1.

konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak.beraber + Lat genitus doğmuş. içiçe geçmek. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma. < Lat concurrere birlikte koşmak. (ağaç) birbiri içine geçmek.bir araya + Lat iungere. congest.aynı yere toplamak. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır. çarpmak. yığışmış < Lat concrescere yığışmak. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. balta girmez olmak & Lat con.vurmak.a. doğan " kon+.mutabık olmak. içe doğru bükmek.beraber + Fr centre merkez " kon+.beraber + Lat cor. çukur ~ Lat concavus a. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme.bir arada + Lat crescere. akıl. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu. sıkışma < Lat congerere." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak. iunct.+ Lat quatere. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur.birlikte + Lat gerere.koşmak " kon+.duymak.birbirine bağlamak. kırmak " kon+. gönül" kon+. cord. gest-kılmak " kon+. görüş birliği.beraber + Lat currere. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere. yarışmak & Lat con.büyümek " kon+. remi ~ İsp conquian a. coniunct. quass. anlaşma ~ Lat concordatum a.+ Lat cavare oymak.bağlamak " kon+. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey. consens. kav2 konken [ xx/b] kumkam. birikmek & Lat con.a. parçalamak & Lat con. denk getirme & Lat con. < Lat concavare oymak. çukurlaştırmak & Lat con. mutabakat < Lat consentire. coniunct. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir. cret. < Lat concordare anlaşmak. bir yere toplamak & Fr con.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con.yürek. curs. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma.a. razı olmak & Lat con. rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere. içini boşaltmak " kon+. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con. hissetmek " kon+. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır. sansasyon . a.beraber + Lat sentire. sens.

koruma yeri.]. teyit.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a. hamile kalmak & Lat con. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. gözkulak olmak. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. 2.+ Lat signum mühür " kon+.içine almak. hizmet etmek " kon+. kent başkanı. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır. desteklemek.+ Lat servare korumak.a. bir araya çağırma. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. devretmek ~ Lat consignare 1. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. ~ Lat consul danışman. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo. meclis & Lat con. müzik okulu < Fr conserver korumak. capt. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1. . < Lat concipere. 2. serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1. müzik dinletisi ~ İt concerto a.a. & Lat con. tasdik etmek.a. a. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere. tutmak " kon+. " kon+.a. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma. not. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. 2. 2.bilmek " kon+. bilmek ~ Lat cognoscere. concept. korunmuş.a. teyit etmek. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+. teselli etmek. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1. 2. bir belgeyi mühürlemek.a.almak. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. 2. kavramak. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek.bir araya + Lat capere. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. cognit. muhafaza edilmiş.< HAvr *kels. toplama. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma. genel toplantı.a.

& OLat con. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1. text. irtibat.]1.a. tüzel kişilik < Lat consors.a. birlikte ses veren. yıldız grubu ~ OLat constellatio a. 2. structyığmak. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans. tekst . uyumlu olmak & Lat con. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız. 2. contact. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors. tüketici (kadın). ~ Lat contextus bağlantı. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere.bir araya + Lat struere. < Lat contingere.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+.beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket.a.ortaklaşa bir mala sahip olan. tact.dokunmak " kon+. bitişmek. construct.beraber + Lat texere. inşaat ~ Lat constructio a. emptalmak ) " kon+. teselsül < Lat contexere. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere.kura. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma.tetkik etmek. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes. yutmak.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a. sort. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır. < Lat consonare birlikte ses vermek.a. context.inşa etmek & Lat con. t.+ Lat emere. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım.a. tüketim. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman". tüketmek & Lat con. talih " kon+. yapı. görüş alma < Lat consulere. sumpt. comit. < Lat construere. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f. sub+. uyumlu.dokumak " kon+.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1.yiyip bitirmek.sıkarak + Lat sumere. consult. 2. tüketme. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında. dikmek " kon+. içmek (& Lat sub.bir araya örmek & Lat con.yutmak. -t. consumpt.a.temas etmek. danışmak.

< OLat contra-stâre karşı durmak. pay. a. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra. content. defter " kontra. kota ~ Fr contingent kısmet. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre. rulo . depo.durmak " kontra.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. tract. ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1. t. kapsamak ~ Lat continere. zincirleme < Lat continere. puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a."rast gelen". herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. sürmek " kon+.beraber + Lat tractare gütmek. denk gelmek " kon+. bas1 kontrafile karşısı". kısmet & Lat con. şans talih. resmi belge. 2. < OLat contractare birlikte yapmak. atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. nota dizisinin en pes perdesi. a. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a. içine almak. ambar < İng to contain tutmak. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı.karşılıklı + Lat tangere.tutmak " kon+. content. stat. bir et kesimi " kontra.bir arada + Lat tenere. ortaklık kurmak & Lat con. a. tact-dokunmak.bir arada tutmak & Lat con. tent. özellikle futbolda " kontra. ters / Fr contre a. vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . ped-" kontra. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra.çekmek. zıt. sürekli. sürdürmek < Lat trahere. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak.

konuşmak < Tü kon. gecelemek " konYT < Tü kon.dönmek " kon+.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre.bir arada oturmak.ikamet etmek. döndürmek " kon+. convectkubbeli. dost ve yakın olmak. convent. komşu olmak.fiilinden -iş. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış. 2. convex.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma. < Lat convectere. kenar hattı ~ İt contorno a.+ Lat vertere.a. dönüştürmek ~ Lat convertere. & Lat con. versiyon . konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1. konuşlan[mak < Tü kon. a. a. konaklayan kimse. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. yy'dan sonra danış. buluşmak. uygun bulmak & Lat con.bir araya + Lat venire.sürmek. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba.bir araya gelmek. convers. Karş.yığmak. taşımak " kon+. toplantı. tümsek yapmak & Lat con. kemerli.gelmek " kon+. < Lat convenire. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir. Fr thèse < EYun tithemi (koymak)." kon* Kon. a. torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon. convectyanısıra sürmek. vent.a. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek. dışbükey ~ Lat convexus a. [T S xvi xvi] mükaleme etmek." kon[CepK 1935] mevduat. vect. buluşma. tevdiat." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir. vers. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek.fiilinin yerini almıştır. misafir < Tü kon.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16.

çırak Karş.a. mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır.beraber + Lat operari işlemek " kon+. kervan < OLat conviare eşlik etmek. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır. koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a. meme ucu. düğme. ordinat-düzenlemek. a. a. Arn kopil (a. yanısıra gitmek [esk. kop[mak Tü [Uy viii+] kop.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli .].) Türkçeden alınmış olmalıdır. işbirliği yapmak & Lat co(n). sıraya koymak " kon+. taşımak.a. Fr coordonner. başlamak.. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek.a. [EvÇ xvii] kopçak düğme. kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk. convoglio] aynı yola gidenler. ~ YLat coordinatus a. opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+. [ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. # 1656 René Descartes.Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak.şişmek. gelmek. İdr xi] köpek a. a. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça . köpek Tü [Kaş. Bul/Sırp kopça (a. tanzim etmek. " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür.beraber + Lat ordinare. Sırp kopil. Karş. & OLat con. yy'dan önce ender rastlanır.kopmak. kabarmak " köpük * 14. kopil oğlan. aktarmak ~ OLat conviare a. kulp (= Moğ tobçı düğme. özellikle iri köpek. a.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı. Fr. matematikçi ve filozof & Lat co(n).

relat. corpor.a. [LO 187+] gayet enli kalın kordela . şişik.şişmek. 2. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. 2.Fr cordon bleu "mavi kurdele".Fr cordon 1. kalın örme ip. gönül ~ HAvr *kord. bünye ) " korpus.1.geri götürmek.a. kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma.a. ETü köp (iri. a. Karş.kalp. köpük Tü *köP-/keP-2 a.a. şişik.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. akıl.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a. Tü köpür. seçkin adam.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur. ip. < Tü *köp.şişmek. kabarık . iskambilde kalp işareti~Lat cor. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak. kabarık < Tü *kö. doğru " kon+." köpür- * Köpür. diplomat [İM69 187+] . 2. tecrit hattı ~ İt cordone a. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17. & Lat con. relatif kordon . ilişkilendirmek " kon+. kalp. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek. köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri.viii+ Uy). 1. " gebe [Uy viii+] köpüg a. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut. 2. korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru.düzeltmek < Lat rectus düz. < Lat chorda sicim. Karş.vücut.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim . kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p.< HAvr *kerd. Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1. cord.birbirine + Lat referre.a. beden (~ Lat corpus. bağırsaktan hapılan sicim.]. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır. düzgün < Lat corrigere.ile. correct. soylu [esk. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent.(yürümek). 2.

köri . +inç * -in. koy ~ HAvr *kwelp. boru.] "küçük boynuz".(kuşatmak. boynuz şeklinde olan şey. borazan ~ HAvr *kr-no. boynuz şeklinde üflemeli çalgı . curs.kucak * Lat colpus > İt golfo. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak. korku (isim) < Tü kork.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork.a.Lat cornu boynuz.a. 2.< HAvr *ker-1 kafatası.a. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç. Moğ qorğuda. kayıt" hora. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır. hapsetmek).korunmak istemek? " koru- * Karş." kork-. boynuz. Tü *kor(ı)-k. körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır. İng gulf (koy. açı. bir orkestra çalgısı " . gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte. 2. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni. Fr. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş. 1.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a. geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere. saklanmak) < qorı.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı.(sığınmak. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1. kapamak.

çentmek).bir organın dış zarı.gövde. " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to. beden ~ HAvr *kwrep. kesik). scar (yara. 2.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1. ~ E Yun %oros 1. hükümdara ait av sahası < Tü korı.avlu. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus.çitle çevirmek.gövde. Amer. kuşatmak. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench. yaz ürünü. 2. shirt (gömlek). 2. korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex." koru- koru[mak Tü [ viii] korı. a. cortic. corpor. kapalı alan. a. beyin zarı ~ Lat cortex. kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul. cortic. dans topluluğu. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti. İng shear (kesmek). score (kesik).ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort. biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi. dans. short ("kesilmiş". taca ilişkin. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç. corpor. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme.iç avlu.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik. saray.çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı. kısa). hayat & Lat co(n).koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a. beden. saldırı ~ Lat cursus a. Ger *skeran (kesmek. hapsetmek. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu. engellemek) . antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). cohort. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın.

tokmakla vurmak. mağrur .* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. a. a. ezmek. at sürmek (= Moğ qolbu. < Lat coccinus a. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı.a. köşe ~ Fa göşa a. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır. dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. büyük davul < Fa koftan. akciğer) < köge. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. Yus.] a. çalımlı. salname köşk [İdr. a. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç.a.bükmek. şişmek. [Men ] kûşe vulg. kibar. DK xiv] şeklinde yüksek bina.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak. kös. Moğ kögerge (körük.dövmek. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş.birleştirmek. (= Ave gaoşa. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18. çiftlemek.[viii+ Uy] istemek. bağlamak)" ko* "Seğirtmek. " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. köşe [Yus xiv] gûşe . kızışmak =? <? [ xx/b] zarif. Aş. köşker & Fa kawş ayakkabı. bent " köşe. kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe.) < HAvr *geu. ~ OLat coccinella [küç. köpürmek).(korunmak istemek?).karşılıklı komak.(kabarmak. körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. [LL 1732] seğirtmek.a.a. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü. . çabuk gitmek. kirmis ~ İsp cochinilla a.a. eşlemek. cihannüma.EYun kókkinos a. ~ OFa göşag a. katmak. gösterişli. mısra düzmek. [Men xvii] at koşumlamak.

[TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş. < Tü kösür." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili. resmi giysi ~ İt costume adet. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi. kaburga.HAvr *ksw-yo. yanık ~ EYun kaustikós a.benimsemek. adap. .[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak.köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a. Karş. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ.a.a. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö.> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir.beraber + Lat suescere. < Lat consuescere alışmak & Lat co(n). suet. dağlayan < EYun kaiö yakmak . ağır sopa [Arg xvi] sopa. töre. .indirmek." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1.a. < EYun kaiö. ~ EYun kauter yakan. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a.< HAvr *kâu. kütük. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a.a.a. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar.. eye ~ HAvr *kost.a. alışkanlık ~ Lat consuetudo a. [DK xiv] köstek a.tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot. almak. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. künde. 2.a. ben)" kon+.a.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği.a. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde.kendi. kaus.a.

kotra cutter a. Amerikan sığır çobanı. seki.(boşaltmak. koşuştur-. oyuk < Tü *kaP-/*koP. koyun.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a. oymak). [MŞ xiv] yatalak kötür. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür.a. 2. sığır (~ Ger *kö(u).oymak. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-.oymak. dere koyağı.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a. çukur. kural tanımayan & İng cow inek.fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir. pamuk MÖ 3. içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1. tıkıştır.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak.ekiyle. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1. a. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP. < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet. * Karş. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer.içini YT [TDK 1955] kovalamak. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP. sığır) + İng boy oğlan " biftek.~ HAvr *gwou-inek. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow. Erm küġ/köġ (a.). dip < Tü * koy fi [Aş. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür. . Yus xiv] köy/küy . a. kucak. Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir. izini sürmek. başıbozuk. 2.a.

(küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı. a. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası.MS y. 15. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1.yanmak. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a. çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf. hemşehri" kozmos. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. a. denizci" kozmos. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici.]. çizim " kozmos. derin < Tü ko5.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. koymak. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. güzelleştirmek . a. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya . kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz.indirmek.biçimi de korunmuştur. Lat ponere (koymak) < po (aşağı). alem. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. 2. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. donanım. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma).koymak. donatmak.)" ceviz < Tü köy. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür. çeki düzen vermek. (= Aram gawzâ a. bırakmak. çeki düzen vermek. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y. düzen. indirmek. yy'dan itibaren kaybolurken. Türkiye Türkçesinde ko.

~ HAvr *krss-no. 2. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt .< HAvr *ker-1 kafatası. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. kaymak. güven. güvenmek. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük.emanet etmek. creat.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a. creat.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl. [ARasim 1897-99] . yaratış < Lat creare. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom. boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. kredibilite kredi krem merhem. inanç. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme. kraker çıtırdamak.doğurmak. 768-814) < Ger karlaz adam. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse. Şarlman (hd. erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. credit. inanmak * 19. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . itibar. meydana getirmek kreatif Lat creare. a.İt credito / Fr crédit 1. kafatası ~ EYun kránion a. < [ xix] kredito/kredi borç verme.a. 2. yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir.

buruşuk * Karş.iyiyi kötüden ayırmak.korumak. İng crisp (kıtır). kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom. crimin. Alm. Reichenbach.et (~ HAvr *kreus. beşik. cret.a. sot. 2. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem.a. cürüm ~ HAvr *krei. mücrim < Lat crimen. t. artmak. Fr cru. krep [ARasim 1897-99] .] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1.Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık. hayvan yemliği. krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a. cürüm işleyen. değnek krikkrak galeta. 2. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. yükselmek ~ Lat crescere. " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi. suça ilişkin.suçlama.* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem. a. İng crude (çiğ). esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus. çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek.çiğ et ) + EYun sözö. itham.a. yargılamak " kritik . doğa bilimci & EYun kréas. [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur . a. < HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v.

hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis. saklamak ~ HAvr *krup-yo. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. kırağı ) ~ HAvr *krus-to.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele. Fr. %rysallid.saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. ~ EYun kriterion a. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek.iyiyi kötüden ayırmak.kabuk bağlamak Karş. a. İng. çiğnemek " kraker kroket . Lat crimen > İng crime (suçlama. yargılamak).a.a. taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey. çatlamak. krit- kriz [Bah 1924] karar. hüküm.a. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit. buz. t.renk " krom(o)+ . [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom. & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton. kimyacılar < EYun kryptós gizli. antoloji krokan çıtırdamak."altın kabuk".a. muaheze. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis. elemek. Lat crusta (çıtır kabuk).kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a. saklı < EYun kryptö gizlemek.< HAvr *krâu. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a.Fr croquette kroki kaba çizim.kabuk. itiraz .a. itham). çıtırdayan şey < HAvr *kreus. < EYun krinö hüküm vermek.< HAvr *krei.

a. artçı". büyüyen. aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü.a. 2. < EYun %röma. +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek. cruc- . krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı. hilal (büyüyen ay). çarmıh ~ Lat crux. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. kıç ~ Frk *kruppa. çengel. gelişmek ~ Lat crescere.a. 3. 2.kabuk bağlamak " kristal * Karş. artmak. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin. cret. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o).a.a. 2. ucu çengelli nakış iğnesi. 2. İng crust (kabuk). renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde". boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök. ay çöreği < Fr croître büyümek. karşıya geçmek < Fr croix çapraz. 3.] 1. t. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli. süreli.a. sağrı. Alm.çıtır < HAvr *kreus.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. ~ HAvr *kre-sko.renk kromatik [ xx/b] %römatikos a.< HAvr *ker-3 a.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü.a.a. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1. tığ. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o). t. kron(o)+ zaman. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+.

kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a. çarmıh ~ Lat crux. İng. [Kaş xi] kiçik/kiçük a. fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a.a. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ.a. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1. genç. a...] mimaride kubbe . bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf.a.a.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç.a. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck. < Hol kruis çapraz. f. quatr-dört" kare kubbe [Aş. = İbr qubbah a. Alm.a. a.a. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu . küçük. [CodC xiii] kiççi/kiçig a. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a.kucaklaşmak.. 2.Aram qubbstâ a. < Lat quartus dörtlü. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma. cruc.] çukurlar. yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a. küp şeklinde olan. [TS xviii] kuçak < Tü kuç. dörtte bir < Lat quatuor.a. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir.

] önden gitme. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân. kucak. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç. aziz < Ar quds 1. çürüyen nesne. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. yavru. kutsallık. meyve. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd.* Tü çocuk. küçük. ~ Akad quppu/quppatu (sebze. [TDK 1944] küçümse[Kut.şişme.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş. kutsal yer.hakir görmek. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük. aziz olma. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak.] güç.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . kuşak. et vb. öncü olma. küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç. güdük ve Fa cucak. kuduz kutur. a.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ. talk? < EYun koûfos kof.a. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. kudak (küçük. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. içi boşalma. tanrılar dokunmak" anlamında.] kutsal. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb. 2. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur.

arslan sesi çıkarmak. siyah boya. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta. mükemmel olma = Akad kalâlu a. nankörlük < Ar kafara [msd. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür.a.] dinsizlik. bütün olma. a.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. iplik yumağı. Karş. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir. kuğu [ viii] kuğu a. koza ~ EYun kókkos a. Bak. bütünlük. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme. a. tamlık. kufrân] dinsiz idi. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. köylü.] tam.) . Karş. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. < Lat coccus tane. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası. esir. a. Hıristiyan olmayan kimse. bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. kâfir). sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a.] a. (tanrıya) sövdü.a. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde. 2. dine sövme.] siyaha boyanmış. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş. gizleme. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç. bilye. bütün. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd. kefaret. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç. kibrit. sürmeli < Ar kuHl antimon. +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla.küfür/küfr[Aş. Lat paganus (1.

mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd.] zirve. Diğer yandan karş. hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla. bir tür hamur işi.[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. sefil. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer. tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft. yaymak . akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a.* Karş. soylulara mahsus yüksek başlık.] yük. (usit.xiv).a. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka. 2. TTü kula. eğirdi" kalp2 . kule [Men xvii] kulle 1. külhani (ocak işçisi > proleter. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot . kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu. 2. zirve. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). çevirdi. qall] yükseltti. taç. şekil. bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş. doruk < Ar qalla [msd.) kule ~ Ar qullat [#qll msd. a. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne. taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a.(açmak.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek.

kültür [Bah 1924] 2. kumanda [183+] ~ İt commando emir. kalın sopa. [Çağ xv] kuma/guma a. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır. topuz. toprağı ekip biçme. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. a. belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. kabin. ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". ekip biçme < Lat colere. oyun yeri. dükkân = EYun kalybe kulübe. tarım. kolik ~ EYun kölikos a. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. cult.a. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. 2. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a. cemiyet ~ Nor klubba topak. eğitim ~ Lat cultura a. " kült kulübe [Men xvii] hücre.+ Lat mandare emanet etmek. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir. mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. a. tevdi etmek. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1.toprağı işlemek.a. ekip biçmek " koloni * "Mezhep. bir askeri . emretmek & Lat con. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. görevlendirmek " kon+. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. terbiye. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . ~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. a.

~ Yun *koimási * Karş. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a.beraber + Lat passo adım " kon+. 2. kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. Env xiv] tümsek. < EYun *kyö şişmek.a. top gibi olmak ~ HAvr *keus. t.a.pergel. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma. 2. istimali abestir .kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd.] [MMem xvi] kumbâr humbara. tezgâh compasso pergel & Lat con. akümüle. pane kumpas [xix]kompas1. & Alm grund yer + Alm birne . Tü tünek (geceleme yeri). kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a. gemi erzakının saklandığı depo. lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan". kabarmak.beraber + Lat panis ekmek " kon+.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. a. pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu". yoldaş & Lat con.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri). Anlam ilişkisi için karş. kümüle. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. a. gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar. Gül xiv] dokuma.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı. DK. a. kümülatif.İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. [LO 187+] kompanya şirket manasına. kümbet [DK.a. tertip.

bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt.] < Lat condere. çokluk . top [Kıp. condit. dipçik. kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme. fabrikasyon [esk. Balkan ülkelerine patates 19. ~ EYun kontós sırık.kurmak. kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. sopa.şişmek. Karş. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin. patates). UYSAL.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı. kargı kundak3 cihaz. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb. kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre. sürü. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek. Fr pomme de terre ("yer elması". 2. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. Karş. sap.a. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir. kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. barut ~ Sans gandhaka "kokan". oyulmuş (< Fa kandan kazmak. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. kümülatif cumuler yığmak. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme. kabarmış şey < HAvr *keus. kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1.

~ Ar kunyat [#knw/kny msd. saplı büyük bardak.a. a. [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk. Ar cubb (a.< HAvr *kel-1 kırmak.] lakap. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. çömlek . kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe. . İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. a. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd. lağım ~ Lat cuniculus 1.) Aramcadan alıntıdır. 2. san. kör (bıçak).a. * Diğer yandan karş. kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho. fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. EYun klâo (kırmak. küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a.a. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan. tavşan. yeraltı geçidi kunt kaba saba. 2. eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı.* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap. iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil. [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1. kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç). künk [Env xv] toprak boru. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik . lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel.Fa küp sarnıç. Sans kumbhá (a.).a. kalın. koparmak).Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. tavşan deliği. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a. ~ Akad gubbu a.

[ xx/b] 2. 3. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır. a. [ xi] kurğak kuru şey.Fr coupure kesim.koşmak ~ HAvr *krs. rota. 2.a. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a.a. kurultay. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1. ufak şey.germek. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd. kuram YT [CepK 1935] bünye. kurul. [CepK 1935] kaide < Tü kur." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok .< HAvr *kers. gidiş. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. -al ekinin işlevi açık değildir. ~ Lat cursus koşu < Lat currere. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden. seyir. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat. kâğıt para birimi . [Fel 194+] nazariye < Tü kur. tuhaf.a. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak.] yabancı.] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf. 2. gazeteden kesilen parça. döviz fiyatı ~ Fr cours 1." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak.] 1.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. 2. curs. (yüksek sele) okuma. akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere.] un. eğitim programı. süreç. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. akım. kaygı. curs.koşmak ) + Lat air hava " kur.a. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f. 2.kupon bölümü. çadır kurmak. kür ilgilenme.

gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a.= Tü küri. hediye verme.kuşatmak. "adak. 2. yaklaşma. özen göstermek. hisar = Moğ qorğa(n) kale.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda. hapsetmek. toprak küreği. tahriş etmek kırç [onom. kayık küreği < Tü *kürge.] yakınlık.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca. a. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip.[xiv-xvi TS] kaşımak. demir eritme düzeneği. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek. akrabalık < Ar qariba yakın idi.kaşımak. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur. yakın olmak.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler".a. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom.a. 2. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur. sığınak (< Moğ qorı. temizlemek (~ Lat curare a. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur. = Akad qerebu yaklaşmak.a. yasaklamak. kapamak. yaklaştı.önekinin anlamı belirsizdir. hisar. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1. < İbr/Aram #qrb 1.] körük. karıştırmak.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd. kurcalamak < Tü [ xi] küri." kur- . yanaştı (= Aram qsreb a.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a.[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale. yakın olma.a.

a.kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir.a. süreç. rota. cour (divan. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. kurşun Tü? ~ Ar kursı taht. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut. Ralph A.] daire. Seaborg. . Ar qurnat (dışbükey köşe. mide.a. Oğ viii+] kurt tırtıl. kurt Tü [Uy. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. Aş xi] kürsi . James. Amer. disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a. larva. Moğ qorğuljın (a. tepsi. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. heyet" kurul * Karş. ~ EYun krounós çeşme. Ar curnat (a. Fr corps (heyet).) Aramca kökenlidir.a. musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna. akım. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . avlu). böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir.a.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir.). kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan. halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir.EYun krouneíon a. [Oğ xi] korşun/koşun . fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın. çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T. kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a. Albert Ghiorso. 2. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd. ~ EYun korönis a.a.a. seyir. Kaş.halka.. ~ HAvr *kor-öno.

uğur" kut * Karş. kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu. meclis < Moğ qura. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur. kongre.< Tü *kâ-/*kağ.sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır. [CepK 1935] kurultay . kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı.(kavurmak). a.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır. kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a.a.a. [Uy viii+] kürı. [ xi] kurığ a.a. meclis ~ Moğ qural toplantı. < Tü kurı. kişniş) > İng coriander. is [CepK 1935] tesis. EYun koríannon ("tahtakurusu otu".Moğ quralta toplantı. uğur. kurul YT [CepK 1935] kongre.a. birikmek. bir araya gelmek (= Tü kura. a. Moğ k?ağurayda. kavrulmak " <Tükut baht. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar. müessese < Tü kurı." kuru- . kıvanç " kut * -r. meclis < Moğ quratoplanmak.yanmak.a.[viii+ Uy] a." kuruTü *kağurı.a.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht. Karş.. * k?ura." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir.

a. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan.köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir.a. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik.+ Lat locare yatırmak " kon+. kuşan-. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze. ürküntü. ulak. [Oğ xi] küs. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa. kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak.kemer bağlamak. [İdr. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt".] kırptı .a . DK xiv] kurşak/kuşak kurşa.[viii+ Uy] kuşak bağlamak. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom. vesvese. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. tabaka < Fr coucher yatırmak.a. yünden dokunan çadır kuşağı. [U yv ii i+ ]k us -a . guşâ- < Tü kurşa. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak.a. lokal kuşet < Fr couche yatak. vesvese. posta tatarı / Fr courrier a. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. ürküntü.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. wişâ.

kalın ağaç gövdesi. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd. qaTb] 1. talih. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı. 2. büyük defter. saadet * Karş.] kırıklar. 2.] 1. baht. kutu [MŞ xiv] kutı kap. kovuk. aks.ayrı duran. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a.a. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. cesur (= Ave *vî-stâxa. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a. tas. küt1 [Men xvii] kötürüm. bir noktaya topladı. yatalak. zeytin vb.a. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket.). eksen. yetersiz kaldı. konsantre etti . ~ E Yun kytos 1. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır. tomruk. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. 2. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. kutup. 2. bereket.a. kısalttı. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin.] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. üzüm. [LO xix] sivri olmayan küt2. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. kütük [Men xvii] kötük tomruk. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. cödica. cesur. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin.a. ~ Akad kuspu susam. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd. kaşlarını çattı.* Türkçeye 19. Moğ k?utuğ (a.

yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. fıçı ~ Fr cuvette [küç. dökülmek < Tü kod-/kot. arka. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. kıç.] 1. oturmak. folluk. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt . ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ. bölge.indirmek. a.kütüphane çoğ.] koşullar. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. kuzey). kuz (güneş almayan yer). yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a. dip. 2. geri. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu. Ayrıca karş.] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1. [Aİhsan 1891] 2. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri. Moğ k?oytu (art. 2. fıçı ~ Lat cupa varil.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ.a. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil. kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. örtü. güneş almayan yer. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş. masa örtüsü.indirmek " ko- * Karş. kuluçka yeri. * Ar qaTr (damlama. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir. Moğ k?udurğa (atın sağrısı).] güç (= Moğ qoymag katmer. aşağı koymak " koy* Karş. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap.] leğen. konmak.a. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. gölge < Tü ku5. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. 2.

kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer.kızkardeş " kon+. hala. hala.kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca. dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun. EYun peptö (pişirmek).a. çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge. İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır.Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer. dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a. kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino. [ xx/b] ~ Fr cousine [f. Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan.karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con. kuzu Tü [Uy viii+] kozı. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek.< HAvr *swesor. < Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^. [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) .] amca.pişirmek * Fr cuisine. karanlık " kuzey kuzin . gölge.

günnük).a. gevşetmek ~ Lat laxare a.. İng lazurite. Ar luban.a. laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a. lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a.işçi. rızk.a.a. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır. Lat lapis lazuli. [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak. labne laborant Lat laborans. lax. benzin. labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı.a. Fen lbnt. < Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze. Karş. Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk. t. bir tür taze Karş. EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen. rumex patientia ~ EYun lápathon a. pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir.gevşemek . atölye ~ OLat laboratorium a. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın. < Lat languere.

tavşan.] eklenen şey.laço iyi. lakırdı lahana [MŞ xiv] EYun lâdanon yeşillik. lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd. yok hükmünde olan şey. istihkâm tüneli ~ EYun la%öma. EYun ládanon biçimleri bir Sami dilinden alınmıştır. boş ve geçersiz idi < Ar luġat söz. ~ Yun lagós 1. zayıf lağım [Kan xvi] ~ Ar laġam yeraltı tüneli.a. kuvvet. söz < Ar lafaZa artiküle etti. dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut.kazı. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku. tünel < EYun la%ainö kazmak * Fa naġm (istihkâm tüneli) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. laHq/laHâq] yetişti. laf döven " laf. f. 2. katıldı. ~ Akad ladinnu. t.a. hendek. 2. a. vardı. * Lat ladanum. hal" la+. çam cinsinden bir ağaç. ilave. her türlü sebze lahavle sözleri ~ Yun lâ%ano malum sebze ~ [ xiv] üzüntü ve kızgınlık anında okunan duanın il . ladunu a. eklendi . skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry] bilirim. söz söyledi. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk. zeyl < Ar laHiqa [msd. havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa.] boş. "Bir çam türü" anlamı Türkçeye özgü olup açıklanmaya muhtaçtır. 2. aktif eşcinsel (argo) ~ Fa yâd ast hatırımda! " yad2 ~ Çing laço ladin 1. tavşan balığı.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil. kuşkucu. laedri ~ Ar lâ adrî "bilmemci". +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd. lagos marinus ~ EYun lagos a. picea ~ Ar ladan cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk ~ Aram ladsnâ a. geçersiz. emin lades [ xx/c] genç adam. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+.a. Aş xi] [DK xiv] ~ Fa lâf