SÖZLERİN SOYAĞACI ÇAĞDAŞ TÜRKÇENİN KÖKENBİLİM SÖZLÜĞÜ Sevan Nişanyan

www.iskenderiyekutuphanesi.com

+zede ~ Fa zada vuran, vurulan < Fa zadan, zanvurmak, çarpmak, çalmak, çalgı çalmak, yere çalmak (= Ave cad-, can- a. a.) +zen çalan < Fa zadan, zan- vurmak, çalmak, darbetmek " +zede â+ katılma bildiren fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a. ~ Fa -zan vuran, çalan, çalgı

~ â- bir şeye yönelme ve

* Aynı kökten Lat ad, İng at, Fr à (yönelme ve katılma edatı). ab Sans ap a.a.) HAvr *âp- a. a. [xiv] ~ Fa/OFa âb su (= Ave âp- a.a. =

ab+ ~ Lat ab(s) bir şeyden veya yerden ayrılma, özünden uzaklaşma, aykırı olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a. a. * Aynı köktenEYun apó, Ger *af > İng of, off, Alm auf; Sans ápa-, Ave apa- (a.a.). Ayrıca HAvr *ap-tero- biçiminden EYun apoterö, İng after (ard, sonra). aba [xiv] ; abayı yakmak [188+] aşık olmak (argo) ~ Ar cabâ'/qabâ' yünden yapılmış üst giysi, cübbe = Aram qsbây a.a. * Fa kaba/qaba, Erm kapa/kapani, İt gabano biçimleri Arapçadan alıntıdır. 7. yy'dan itibaren kaydedilen OLat cappa biçiminin bir Sami dilinden alındığı anlaşılmaktatır. EŞKÖKENLİLER: Ar caba : aba, abanAr qaba : kaban Lat cappa : handikap, kaporta2, kapuçino, kaput, kapüşon, kep, şap3, şapel, şaperon, şapka? abad [xiv] ~ Fa/OFa âbâd bakımlı, bayındır,

mamur, meskûn (= Sogd âpât bakılan, korunan = Ave âpâta- a.a.) ß Fa/OFa â- yönelme edatı + Fa/OFa pâdan, pay- bakmak, korumak, gözetmek " â+ abajur [187+] pencerenin alafranga kafesi; [189+] lamba siperi - Fr abat-jour "gün-kısan", "ışık-kısan", lamba siperi ß Fr abat kısar (< Fr abattre kısmak, düşürmek ) + Fr jour gün, ışık (~ Lat diurnus gün < Lat dies gün, gündüz ) " bateri, jurnal • Ahmet Vefik Paşa'nın verdiği "pencere kafesi [panjur]" tanımı örneklenmeye muhtaçtır. Fransızcada sözcüğün bu anlamına rastlanmadı. Karş. Panjur. • abaküs [xx/b] ~ Lat abacus 1. her türlü masa, pano, tabla, 2. hesap tahtası ~ EYun ábaks, abak- tabla, masa aban[mak < Tü aba aba * Karş. çullan- < çul. abandone [196+] boksta oyunu terketme ~Fr s'abandonner boyun eğmek, vazgeçmek, pes etmek < EFr à bandon mahkûm, cezalı, yargılanarak hüküm giymiş olan ß Fr à bir şeye + Fr ban/bandon ferman, hüküm " ad+, banal abanoz abanus [xiv] ; ebenus [xvii] Fa/OFa âbnüs/abanüs abanoz ağacı ~ EYun ébenos a.a. ~ Mıs hbny a.a. * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. İng ebony, Fr ébène. abart[mak Tü? abart-/obart- [xvi] mübalağa etmek; apırt- [Kırg] a.a. Tü *abar- büyümek? ~ [xix] çullanmak, üstüne yüklenmek

* Nihai kökeni ve türeyiş biçimi belirsizdir. abazan [xx/b] cinsel anlamda aç habazan/abazan [192+] iştahlı, aç (argo); ~ Çing habezan aç < Çing habe yemek " habe

abdal [xi] dilenci derviş, kalender, meczup ~ Ar abdal [#bdl çoğ.] 1. bedeller, 2. sufi düşüncesinde rical-i gaybın bir rütbesi < Ar badal karşılık olarak verilen şey, bedel" bedel * Esasen esoterik sufi öğretisine ait bir kavram iken, 13. yy'da Anadolu'da heterodoks İslami tarikatler bünyesindeki meczup dervişler için kullanılmıştır. abdest suyu", el yıkama, namaz öncesi törensel yıkanma " ab, dest [xiv] ~ Fa âbdast/âb-i dast "el

abdomen karın boşluğu

[xx/c]

~ Lat abdomen, abdomin-

aberasyon [xx/b] ~ Fr aberration sapma, yanlış yola girme ~ Lat aberratio a.a. < Lat aberrare yanlış yola sapmak ß Lat ab- aykırı + Lat errare dolaşmak, gezmek ~ HAvr *ers- a.a. " ab+ abes [xiv] ~ Ar caba6 [#cb6 msd.] boşa vakit geçirme, oyalanma < Ar cabi6a boşa vakit geçirdi, oyalandı * Türkçede sıfat olarak kullanımı yakın döneme aittir. abıhayat suyu ß Fa âb su + Ar Hayât" ab, hayat1 abi + < Tü ağabey" ağa, bey ~ Fa âb-i Hayât can

abide [191+] ebedi kalan şey, anıt (Fr monument karşılığı) < Ar âbid [#'bd fa.] kalan " ebed * Modern Osmanlıca türev Ar abidat (unutulmaz olay, büyük felaket) sözcüğüyle birleştirilemez. abiye [xx/b] gece kıyafeti ~ Fr habillé giyinik, özellikle gece kıyafeti giymiş < Fr habiller hazırlamak, donatmak, giydirmek Lat habitus kılık, donanım < Lat habere sahip olmak " habitat abla çoc aba [xi] ana; aba/ebe [xiv] anne, nine; aba/apa/apu/ebe [xivxix] yaşlıca ve saygıdeğer kadın, bacı, büyük kızkardeş; abla [xix] a.a. " ebe * -l- ara sesi Türkiye Türkçesinde geç dönemde türemiştir. Asya Türk dillerinde ape, apay, appa biçimlerine rastlanır. ablak [xiv] yassı ve yuvarlak yüzlü ablaq [#blq sf.] siyahlı beyazlı (at rengi), yassı ve yuvarlak yüzlü (insan) * Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abluka abloka [xix] bloke etme ~ İt a blocco bloke edilmiş < İt blocco abluka ~ Fr blocus a.a. ~ Hol bloc-huis müstahkem mevki, karakol" blok abone [187+] ~ Fr abonné a.a. < Fr abonner abone olmak, abone etmek ß Fr à bir şeye + Fr bon2 ödeme emri, kupon, senet" ad+, bono aborda abordo [xvii] (gemi) yanaşma ~ İt abborda yanaş! < İt abbordare yanaşmak ß İt ad- bir şeye + İt bordo kenar, yan " ad+, borda ~ Ar

abra kadabra sözü ~ OLat abra cadabra a. a. ~ E Yun abraksas a. a. ~? İbr abraş [xiv]

[xx/b]

~ Fr abra cadabra büyü

~ Ar abraş [#brş] çilli, alaca benekli

* Renk ve kusur sıfatları yapan af cal vezninde. abrıl a.a. < Etr Apru Etrüsklerde bir tanrıça [xvi] ~ Yun aprílios Nisan ayı ~ Lat aprilis

absorbe [etm [xx/b] özümsemek ~ Fr absorber emmek, özümsemek ~ Lat absorbere bütün olarak yutmak, silip süpürmek ß Lat ab- bir şeyden + Lat sorbere emmek ~ HAvr *srebh- a. a. " ab+ abstre [xx/b] soyut (resim) ~ Fr abstrait soyut, özet, hülasa ~ Lat abstractus a.a. < Lat abstrahere, abstract- bir bütünden çekip ayırmak, özünü almak, suyunu sıkmak ß Lat ab- bir şeyden + Lat trahere, tract- çekmek " ab+, traktör

absürd [xx/b] ~ Fr absurd saçma, anlamsız ~ Lat absurdus < Lat surdus sağır ~ HAvr *sur-do- sağır, dilsiz, boğuk sesli abuk sabuk ikil [xix] saçma sapan

* İkinci unsur belki Tü sab/sav (söz) biçimiyle ilişkili olabilir. Abuk sözcüğünün "saçma" anlamında bağımsız bir sıfat olarak kullanımı yakın yıllarda ortaya çıkmıştır. abullabut [188+] avanak (argo) ~ Ar *abü-l-labüT çifte atan hayvan ß Ar abü baba + Ar labüT [#lbT im.] tekmeleyen, saldırgan " ebu abur cubur ikil söz; [xix] karmakarışık apur sapur [xv] darmadağınık; abur cubur [xvii] düzensiz yemeği ifade eden " abuk sabuk

* Belki yansıma ses kökenli olabilir. Karş. hapır hupur, şapır şupur. abus cabasa kaş çattı, surat astı [xvii] ~ Ar cabüs [#cbs im.] çatık kaşlı, asık suratlı < Ar

abüze [etm [xx/a] ~ Fr abuser kötüye kullanmak ~ Lat abuti, abus- a.a. ß Lat ab- özüne aykırı + Lat uti, us- kullanmak " ab+ acaba [xiv] ~ Ar cacabâ [#ccb zrf.] "şaşırarak, hayret ederek", soru sözcüğü < Ar cacab [msd.] şaşırma, hayret" acep acar sığmaz, atılgan, taze, güçlü acarlı [xvii] yeni (Anadolu lehçesinde); acar [xx/a] ele avuca ~?

* Erm acar (kas lifi, sinir) ile bağlantısı gösterilemez. Ar cacar (çıkıntı, kabartı, şişkinlik) ile birleştirilmesi abestir. acayip [xiv] tuhaf şey < Ar min al-cacâ'ib tuhaf şeylerden (biri) < Ar cacâ'ib [#ccb çoğ.] tuhaf şeyler < Ar cacîbat^ tuhaf şey, hilkat garibesi" acep * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 17. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. acele cacelet usit. c^acele [xvii] ivme, evecenlik < Ar cacila acele etti acemi [xiv] beceriksiz bilmeyen kimse, barbar, İranlı < Ar cacam a. a. ~ Ar cacalat^ [#ccl msd.]

~ Ar cacamî [#ccm nsb.] Arapça

acente [186+] ~ İt agente başkası adına iş yapan, vekil~ Lat agens, agent- 1. yapan, eyleyen, iş gören, 2. vekil < Lat agere, act- yapmak, etmek " aksiyon acep [xi] hayret, taaccüp; [xx/b] hayret ederek, acaba cacab [#ccb msd.] şaşırma, hayret < Ar caciba şaşırdı, hayret etti ~ Ar

* Zarf olarak kullanımı halk diline özgü olup yakın dönemde genel dile girmiştir. aceze cacîz [sf.] " aciz acı acıTü [xvii] ~ Ar cacazat^ [#ccz çoğ.] acizler, düşkünler < Ar

âçığ [viii+] 1. acı tad, 2. ağrı, sancı

< Tü açı- acımak "

acı[mak Tü < Tü *ağşı- < Tü ağ acık[mak aç Tü

açı- [viii+] 1. acılaşmak, ekşimek, 2. canı yanmak acı ve üzüntü bildiren ünlem açık- [xi] < Tü âç- [viii, xi] aç hale gelmek "

* Pekiştirici -(ı)k- ekiyle. acil aciz acul

. Eski Türkçe isim ve fiil köklerinin birliği dikkat çekicidir, ~ Ar câcil [#ccl fa.] acele eden " acele [xi] ~ Ar câciz [#ccz fa.] acz gösteren, güçsüz" acz ~ Ar cacül [#ccl im.] aceleci, hızlı" acele

acun YT acun [193+] dünya ~ Tü ajun Budist inançta yaşam evresi, enkarnasyon [viii+ Uy], bu dünya, yeryüzü alemi [xi, xv+ Çağ] ~ Sogd ajün yaşam, Budist inançta enkarnasyon < Sogd jaw-/jüyaşamak ~ HAvr *gweis-l yaşamak, canlı olmak "can * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde "Öz Türkçe" olduğu zannıyla canlandırlmıştır. acur [xix] ~ Ar caccür [#ccr] bir tür hıyar veya yeşil kavun < Ar cacara burdu, büzdü, (biçimsiz ve çirkin bir surette) kabardı veya kabarttı * Yun < OYun angoúri (hıyar) biçimi Mısır Arapçasından veya başka bir Ortadoğu dilinden alıntıdır. Alm Gurke (a.a.) bir Slav dili üzerinden Yunanca biçime dayanır. Karş. Pol ogórek, Rus ogurec vb. (a.a.). acuze [xix] ihtiyar kadın (kadın veya erkek) < Ar cacaza aciz idi" acz acz güçsüz idi, yaşlı ve düşkün idi aç Tü [xiv] < Ar cacüz [im.] yaşlı ve düşkün

~ Ar cacz [#ccz msd.] güçsüzlük < Ar cacaza

âç [viii] açlık (isim); âç [xi] aç (isim ve sıfat)

* İsim kullanımı acından ölmek deyiminde korunmuştur. aç[mak Tü aç- [viii] a.a.

açalya/açelya [xx/b] ~ İt azalea kumlu toprakta yetişen bir çiçek ~ YLat azalea a.a. #Linnaeus, İsv. doğabilimci (1707-1778) < EYun azaléos susamış, susuzluktan yanan ~ HAvr *asd- < HAvr *as- yanmak * Türkçedeki açı açık açıkla[mak açkı açYT -ç- sesi İtaly YT Tü YT [193+] zaviye açuk [viii+] a. a. < Tü aç-" aç< Tü aç-" aç< Tü açık " açık [xiv-xx] cila, < Tü aç-

[193+] tasrih etmek perdah; [194+] anahtar

* "Anahtar" anlamı 15. yy'da kaydedilen tek örneğe dayanarak Dil Devrimi bünyesinde dolaşıma sokulmuştur. açmaz düşmesi ad Tü <Tü [xvii] niyetini belli etmeden davranma; [xix] satranç oyununda şahın kapana < Tü aç-" açât [viii] isim, nam ~ Lat ad bir şeye yönelme veya katılma bildiren

ad+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *ad- a. a.

* Eklendiği fiilin ilk sessizine asimile edilir. Ör: ad-similare > assimilare, ad-paratus > apparatus. Klasik-sonrası türevlerde belirli bir yön anlamı taşımaksızın isimlerden fiil yapar. Ör: abonner <bon. . Aynı köktenEFa/Faâ, İng at, Fr à (a.a.). ada <Tü ayıradağ [xiii] etrafı suyla çevrili kara parçası; atow [xiii] < Tü *a5- ayırmak "

* Anlam gelişmesi için karş. Lat insula (ada) > insulare (ayırmak, izole etmek). ada[mak Tü kesmek, söz vermek adak adale adalet adl Tü âta- [viii+] isim vermek, çağırmak, bir göreve atamak, bir amaca adamak, söz < Tü ât isim " ad atak [viii+] adanan şey azal et [xvii] [xvii] < Tü âta-" ada~ Ar cadalat^ [#cdl msd.] kas

~ Ar cadâlat^ [#cdl msd.] adillik, hak gözetme"

adam [xi] ~ Ar âdâm [#'dm] 1. insanların atası, Adem, 2. insanoğlu ~ İbr âdâm a.a. = İbr adâmah toprak * Karş. Fen 'adm (insan), Ugar 'b 'dm (insanların atası). "Toprak" kavramıyla ilişkisi için karş. Lat homo (insan) < humus (toprak). Bak. hümanizm.

adap usul bilgisi" edep

~ Ar adab [#'db çoğ.] < Ar adab görgü, terbiye,

adapte [etm adaptasyon [192+] ~ Fr adapter uyarlamak ~ OLat adaptare bir şeye uydurmak, tatbik etmek ß Lat ad- bir şeye + Lat aptare a. a. < Lat aptus uygun"ad+ * Karş. İng apt (uygun), inept (beceriksiz), aptitude (yetenek). adavet Ar cadâ düşmanlık etti, saldırıda bulundu aday YT [193+] namzet [xiv] ~ Ar cadâwat^ [#cdw msd.] düşmanlık < < Tü ad" ad

* Karş. Fr nominé (aday) < nom (ad) sözcüğüne kıyasla. add [etm itibar etme < Ar cadda saydı, sandı adem idi, eksik idi [xiv] ~ Ar cadd [#cdd msd.] sayma, sanma, ~ Ar cadam [#cdm msd.] yokluk < Ar cadima yok

ademimerkeziyet + Ar markazî merkeze ait" adem, merkez

[190+]desantralizasyon

ß Ar cadam yokluk, yoksunluk +

* Fr décentralisation karşılığı olarak "Prens" Sabahaddin Bey tarafından üretilmiş terkiptir. -iyyet nisbet ekinin terkibe eklenmesi cüretkârdır. adet1 [xi] ~ Ar cadad [#cdd msd.] sayı" add

adet2 [xiv] ~ Ar câdat^ [#cwd msd.] düzenli olarak tekrarlanan şey, alışkanlık, itiyat < Ar câda geri geldi" avdet adeta sanki, hemen hemen [xix, xx/a] bayağı, alelade, bermutad; atın bir yürüyüşü; [xx/b] ~ Ar câdatâ [zrf.] adet olduğu üzere, ber mutad " adet2

* Türkçe bayağı sözcüğünün ikili anlamından türemiş olması muhtemel gözüken ikinci anlam 20. yy ikinci yarısından önce kaydedilmemiştir. Buna karşılık karş. câdetce (sanki, hemen hemen - xvii). adıl YT [1974] gramerde zamir <Tüad"ad

* -ıl ekinin işlevi belirsizdir. adım <Tü âtım/adım [xiv] a. a. < Tü *a5t-ım < Tü a5ıt- açmak, ayırmak " ayır-

* Karş. ayak.

adi câdat^ alışkanlık " adet2 adil

[xvii] [xiv]

~ Ar cadı [#cwd nsb.] alışılmış, sıradan < Ar ~ Ar câdil [#cdl fa.] denge gözeten, adaletli" adl

adisyon [xx/c] ~ Fr addition 1. toplam, yekûn, 2. restoran ve bar hesabı ~ Lat additio toplama, ekleme < Lat addere, addit- eklemek, aritmetikte toplama işlemi yapmak ß Lat adbir şeye + Lat dare, dat- vermek " ad+, data adiyö [187+] ~FràDieu"Allaha", vedasözü<FrDieu tanrı ~ Lat deus a.a. ~ HAvr *deiwos a.a. < HAvr *dyeu- ışımak, parlamak, güneş adl cadala dengeledi, eşitledi, adil idi [xi] ~ Ar cadl [#cdl msd.] adalet, hak gözetme < Ar < Ar cadlî

adliye (daire-i) adliye [xix] adli işler dairesi [#cdl nsb.] adalete ilişkin, adalete ait" adl

adrenalin [xx/b] ~ Fr adrenaline böbreküstü bezlerinin salgıladığı hormon ^1901 Yokichi Takamine, Jap. kimyacı / İng adrenalin a.a. ß Lat ad-katılma edatı + Lat renes böbrek " ad+, renal adres [192+] ~ Fr adresse 1. hitap, bir mektubun hitap cümlesi, 2. adres < Fr adresser birine veya bir şeye yönelmek, yöneltmek, hitap etmek ~ OLat addirectare a.a. ß Lat adbir şeye + Lat directus yönelen, doğru, düz " ad+, direkt aer(o)+ bileşiklerde) (~ Lat aer) ~ E Yun aer hava ~ HAvr *âwer~ Fr aér(o)- / İng aer(o)- hava (sadece

EŞKÖKENLİLER: EYun aer : aerobik, aerodinamik, aerosol, arya, kurander, malarya, şambrel aerobik [xx/c] ~ İng aerobic oksijen alma tekniğine dayalı bir egzersiz türü # 1968 Kenneth Cooper, ABD < İng aerobe biyolojide oksijenle yaşayan hücre türü ~ YLat aerobius " aer(o)+, biy(o)+ aerodinamik gücüne ilişkin " aer(o)+, dinamik [xx/b] ~ Fr aérodynamique havanın kaldırma

aerosol [xx/c] ~ İng aerosol a.a. ^ 1926 Erik Rotheim, Norv. mühendis ß Lat aer hava + Lat solutio eriyik " aer(o)+, solüsyon af/aff[xiv] ~ Ar cafw [#cfw msd.] silme, giderme, cezasını iptal etme < Ar cafa sildi, giderdi, affetti, muaf tuttu, kaçındı afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) < Tü év- acele etmek, koşuşmak " ivedi -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır.

afacan <Tü ivecen [xiv-xvii] acul, aceleci; afacan [xix] yaramaz, yerinde durmaz (çocuk) év- acele etmek, koşuşmak " ivedi * -ecen/-acan eki ve ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır, afakan » " hafakan < Ar âfaq [#'fq çoğ.] 1.

< Tü

afaki [xix] havai, mesnetsiz ufuklar, 2. uzak ülkeler, dünyanın dört bucağı < Ar ufq ufuk " ufuk afalla[mak <ikil belirten bir deyim " aval aval

[xx/b] şaşkınlaşmak, aptallaşmak

< Tü afal afal/aval aval şaşkınlık

* Anadolu ağızlarından yazı diline aktarılmıştır. afazi [xx/c] ~ Fr aphasie konuşma yeteneğini yitirme, konuşamama ~ EYun afasía a. a. ß EYun a(n)- olumsuzluk öneki + EYun femi, fa- konuşmak, söylemek ~ HAvr *bhâ-2 a. a. " an+, fon(o)+ aferin [xv] ~ Fa âfirin övgü, kutsama, alkış ~ OFa âfrîn a.a. < OFa âfrîtan, âfrîn 1. övmek, kutsamak, 2. yaratmak " â+ EŞKÖKENLİLER: OFa afritan : aferin, ifrit afet [xiv] ~ Ar afat [#'wf] bela, felaket, salgın hastalık ~ Yun afe dokunuş,

afi [192+] fiyaka, caka, gösteriş (argo) el becerisi ~ EYun (h)afe a.a. < EYun (h)âptö, af- dokunmak, değmek, ellemek afif caffa kaçındı, utandı" iffet afiş poster " afişe [xiv] [192+]

~ Ar cafff [#cff sf.] iffetli, temiz ahlak sahibi < Ar ~Fraffiche duvara yapıştırılan kâğıt,

afişe [etm [xx/b] ilan etmek, faş etmek ~ Fr afficher sabitlemek, iliştirmek, yapıştırmak ~ OLat affixare a.a. ß Lat ad- bir şeye + Lat fixus iliştirilmiş < Lat figere, fix- tutturmak, iliştirmek " ad+, fiks * Türkçe anlamı afiş sözcüğünden etkilenmiştir. afitap afitab [xiv] ~ Fa âftâb güneş, gün ışığı ß OFa âb2 parıltı, parlaklık (= Sans âbhâ parıltı) + OFa tap- ısı, ışık " tav2 afiyet sağlık, canlılık " af [xi] ~ Ar câfiyyat^ [#cfw msd.] hasta olmama hali,

aforizm/aforizma [xx/b] ~ Fr aphorisme vecize, güzel ve özlü söz ~ E Yun aforismós tanımlama < E Yun afbrizö 1. sınırlamak, belirlemek, tanımlamak, 2. sürgün etmek, dışlamak ß EYun apó -den + EYun (h)óros sınır, hudut" apo+ aforoz aforos [xvii] ~ Yun aforízo cemaat dışına

çıkarmak ~ EYun afbrizö dışlamak, sürgün etmek " aforizm afra tafra afrodisyak ikil [xx/c] çalım, gösteriş [xx/b] " tafra

~ Fr aphrodisiaque cinsel uyarıcı ~ EYun

afrodisiakós Afrodit'e ait, a.a. < öz Aphrodite aşk ve cinsellik tanrıçası afsun » [xx/b] " efsun ~ Fr aphte ağızda ağrılı ödem ~ EYun áftai yanık

aft < EYun (h)âptö tutuşmak

aftos [188+] dost, sevgili zamiri, o (erkek) ~ EYun autós kendi" ot(o)+1

~ Yun autós eril üçüncü tekil şahıs

afyon ~ Ar âfyün afyon ~ EYun ópion a.a. < EYun ópos özsuyu, reçine, özellikle afyon özü ~ HAvr *sokwo- özsuyu, reçine * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Lat, İng opium (afyon). agâh âkâs/âkâh a. a. agat a%âtes a. a. agav EYun agauós soylu, seçkin [xiv] [xx/b] [xx/c] ~ Fa agâh uyanık, haberdar, bilgili ~ OFa ~ Fr agate bir cins yarı değerli taş, akik ~ EYun ~ Fr/İng agave Amerika kökenli bir kaktüs cinsi ~

aglütine [etm [xx/c] ~ Fr agglutiner yapışmak, yapıştırmak ~ Lat agglutinare a. a. < Lat gluten, glutin- zamk, tutkal" ad+, glüten agnostik agnostisizma[192+] ~Fragnostiquebilmezci, tanrının bilinemeyeceğini savunan kimse ~ İng agnostic a.a. ^ T. H. Huxley, İng. düşünür (1825-1895) ß EYun a(n)değil + EYun gnöstikös bilen, bilgisi olan < EYun gignöskö, gnö-bilmek " an+, gnostik agora [xx/b] ~ Yun agorá çarşı ~ EYun agorâ/agyris toplanma yeri, kamuya ait açık alan, çarşı < EYun ageirö toplanmak ~ HAvr *sger- < HAvr *ger-toplanmak, toplu halde olmak, sürü, güruh agorafobi agora, fobi [xx/b] ~ Fr agoraphobie açık alan korkusu"

agraf [xx/a] Ger *krappön çengel, kanca " kramp

~ Fr agrafe çengelli iğne < EFr graffe çengel ~

agrandisman [192+] fotoğraf büyütme ~Fragrandissement büyüme, irileşme < Fr agrandir, agrandiss- büyümek, büyütmek ~ OLat aggrandire a.a. < OLat grandus büyük " ad+, gran * Agrandize etm. Türkçeye özgü bir türevdir. agreman [xx/b] elçilik onay mektubu ~ Fr agrément onaylama, benimseme < Fr agréer uymak, onaylamak ~ OLat aggratare a.a. < Lat gratus makbul, hoşa giden ~ HAvr *gwrs-to- < HAvr *gwers-3 makbul olmak " ad+ agresyon [xx/c] ~ Fr agression saldırı, saldırganlık ~ Lat agressio a. a. < Lat aggredi, aggress- saldırmak, üstüne yürümek ß Lat ad- bir şeye + Lat gradi, gress- yürümek, adım atmak " ad+, grado aguş ~ Fa âğuş sarmalama, kucaklama, kucak, belek < Fa âğaştan sarmalamak, bulamak, bulaştırmak, belemek ağ ağ[mak Tü âğ [xi] 1. seyrek dokuma, balık ağı, 2. iki bacağın arası, apış < Tü *â- açmak, ayırmak " ayırTü âğ- [viii] yükselmek, çıkmak, belirmek, aşmak, değişmek

* Karş. Moğ okı- (yükselmek) ağa unvanı ağaç Tü ığaç [viii] a.a.; yığaç [xi] <Tü [xiv] beyazlamak < Tü âk " ak [xiii] -Moğakal.büyükerkekkardeş, 2. birsaygı

ağar[mak

* Renklerden fiil yapan -ar- ekiyle. Karş. bozar-, göğer-, karar-, kızar-, morar-, sarar-, yeşer-Uzun sesli etkisiyle k > ğ değişimi tipiktir. ağda akıde/ağde [xvii Mü] kıl almakta kullanılan yapışkan madde - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] koyu kıvamlı şey, pıhtı, karamel" akide2 ağı/ağu ağıl Tü? Tü âğu [viii+] zehir

ağıl [viii] hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan

* Karş. avlu < EYun aule (a.a.). Gerek Eski Türkçe gerek Grekçe biçimlerin İrani bir dilden alıntı olması güçlü ihtimaldir.

ağır

ağır [viii] pahalı, değerli; ağar [viii+] hafif olmayan, tez olmayan Tü ağırla- [xi] hürmet göstermek, izzet ve ikram etmek < Tü ağır pahalı, değerli" ağır

ağırla[mak

ağıt YT [193+] mersiye < Tü ağıtçı/ağıdıcı [xviii] ölülerin arkasından ağlayan kadın < Tü ağır-/ağdır-/*ağıd- [xiv-xix TS] ağlamak, haykırmak, anırmak < Tü ağ acı ve üzüntü ünlemi" ağla* 18. yy'dan itibaren kaydedilen ağıtçı sözcüğünün *ağıt adına değil, ağıtmak fiiline bağlı olduğu anlaşılıyor. YTü -it eki için bak. anıt. ağız/ağzağla[mak acıTü Tü âğız [viii] a. a. < Tü *â- açmak " ayır< Tü ağ/ığ acı ve üzüntü bildiren ünlem "

ığla- [viii+] ; ağla- [xiv]

ağnam [xvii] küçükbaş davar < Ar ġanam koyun, mal, davar ağrı ağrı[mak Tü ağrığ [viii+] a. a.

~ Ar ağnam [#ġnm çoğ.] koyunlar, < Tü ağrı-" ağrı-

Tü ağrı- [viii] hastalanmak; [xiv] sancımak, acı duymak < Tü ağ acı ve üzüntü nidası" acı-

ağustos ağostos [xvii] ~ Yun aúgoustos bir ay adı ~ Lat Augustus 1. Roma imparatoru Octavianus'un (MÖ 30-MS 18) lakabı, 2. Roma takviminin altıncı ayı < Lat augere artırmak, büyütmek, yüceltmek " otorite ağyar başkası" gayrı ah2 ahali bir yerin yerlisi " ehil ahbap Habîb sevgili, dost" habip ahçı ahenk OFa hang terbiye, eğitim, edep aheste ahfad " hafid [xv] ~ Fa âhasta yavaş, sessiz ~ Ar aHfâd [#Hfd çoğ.] torunlar < Ar Hafıd torun » " aşçı ~ Fa âhang uyum < Fa hang vezin, ölçü, edep ~ [xiv] ~ Fa âh feryat, lanet ~ Ar ahâlin [#'hl çoğ.] yerliler, yerli halk < Ar ahl [xiv] ~ Ar ağyar [#ġyr çoğ.] başkaları < Ar ġayr başka,

~ Ar aHbâb [#Hbb2 çoğ.] sevgililer, dostlar < Ar

ahır axur [xi] hayvan barındırılan yer ~ Fa a%wur hayvan besleme yeri, yemlik ~ OFa â%war yemlik (= Sogd âxwer a.a.) ß OFa â- yöneliş, katılma, aidiyet bildiren önek + OFa %\var(d) yemek " â+, +hor ahi verilen ad ahir [xiii] Anadolu'ya özgü bir örgütlenme biçiminin mensuplarına ~ Ar a^î [#'%w] kardeşim < Ar ax erkek kardeş (= Aram a%â a. a. = İbr a% a.a.) [xi] ~ Ar â%ir [#'^r] sonraki, son

EŞKÖKENLİLER: Ar #'?r : ahir, ahiret, bilahare, tehir, uhrevi ahiret/ahret ölümden sonraki hayat" ahir [xiii] ~ Ar â%irat [#'^r fa. f.] sonraki şey,

ahit/ahdahd[xiv] ~ Ar cahd[#chdmsd.]1. tanıma, 2. yükümlülük, yemin, söz < Ar cahida tanıdı, kabul etti, üstlendi ahize [#'%5 sf.] alan, alıcı" ahz * Karş. Ar a%ı5at (zorla alınan şey). ahkâm Hukm yargı" hüküm ahlak yaradılış " halk2 [xiv] [xiv] ~ Ar aHkâm [#Hkm çoğ.] hükümler < Ar [xx/a] telefon alıcısı (Fr récépteur karşılığı) < Ar a^5

~ Ar axlâq[#xlq çoğ.] yaradılış, huylar < Ar xulq ~ Yun a%lada yaban armudu, pyrus ~ Ar aHmaq [#Hmq sf.] aptal, budala < Ar

ahlat a%lat [xvii] amigdaliformis ~ EYun a%râs, -d- a.a. ahmak Hamuqa aptal idi" hamakat * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde, ahmer * Hilali ahmer "kızıl ay" demektir. ahsen Hasan güzel" hüsn ahşap Ar %aşb tahta, ağaç [xiv] [xiii]

~ Ar aHmar [#Hmr sf.] kırmızı

~ Ar aHsan [#Hsn kıy.] daha güzel, en güzel < Ar ~ Ar a%şâb [#%şb çoğ.] ağaçtan şeyler, kereste <

ahtapot ıxtapod[xvii] ~ Yun o%tapödi "sekiz ayak", a.a. ß Yun októ sekiz (~ HAvr *oktö- a.a. ) + Yun pódi ayak " okt(o)+, podyum ahu a.a. = Ave âsü a.a.) ahu zar ahududu ahval ahz aidat gelir, rant, bir yatırımdan geri gelen " avdet + ~ Fa âh u zar ah vah, ağlama ahu dutu [xix] kırmızı ağaç çileği [xiv] " ahu, dut [xvi] ~ Fa âhü ceylan ~ OFa âhüg a.a. (= Sogd âsük

~ Ar aHwâl [#Hwl çoğ.] haller < Ar Hâl" hal1 ~ Ar a%5 [#'%5 msd.] alma, alım < Ar a%a5a aldı

~ Ar câ'idât [#cwd çoğ.] gelirler < Ar câ'idat^

aile ayilet [xiv] ~ Ar câ'ilat^ [#cwl sf. f.] bir kişinin bakmakla yükümlü olduğu hane halkı, bağımlılar < Ar câla [msd. cawl/c^iyâlat^] geçimini sağladı, besledi, baktı ait taalluk eden, ilgisi olan " avdet ~ Ar câ'id [#cwd fa.] 1. dönen, geri gelen, gelir, 2.

ajan [192+] ~Fragentsecret gizli görevli <Fragent iş yapan, görevli, vekil ~ Lat agens, t- < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajanda [xx/b] ~ Fr agenda gündem, günlük işler defteri ~ Lat agenda [n. çoğ.] yapılacak olan şeyler < Lat agendus yapılacak < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajans [186+] ; [189+] haber kurumu ~ Fr agence vekâlet, vekillik kurumu, aracı kuruluş ~ Lat agentia < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ajda firmasının çay bardağı modeli [200+] büyükçe çay bardağı < marka Aida Paşabahçe

* Markanın yanlış okunmasından ötürü şarkıcı Ajda Pekkan'ın adıyla birleştirildiği rivayet edilir. ajite [etm [xx/b] ~ Fr agiter tahrik etmek, harekete geçirmek ~ Lat agitare a.a. < Lat agere, act- yapmak, eylemek " aksiyon ak ak[mak Tü Tü âk [viii] beyaz < Tü *â- açmak, açılmak " ayır-

ak- [viii+] (sıvı) akmak; [xi] akın etmek, yağma için hücum etmek ~ Ar caqb [#cqb msd.] 1. ayak topuğu, 2.

akab[inde ard, peş, sonra (= Aram caqsb- topuk = Akad iqbu a.a.)

akademi akademya [181+] ~ Fr académie 1. bilimsel kuruluş, yüksek okul, 2. özellikle 1635'te kurulan Fransız Akademisi / İt accademia a.a. < Akademía 1. Eski Atina'da bir semt, 2. Eflatun'un (Platon, MÖ 429-347) bu semtte kurduğu felsefe okulunun adı * Modern dönemde ilk kez 1474'te Floransa'da kurulan Platonik Akademi için kullanılmıştır. akait [xvii] ~ Ar caqâ'id [#cqd çoğ.] ilkeler, aksiyomlar, İslam inancının temel ilkeleri < Ar caqldat^ " akide 1 akaju fıstık ~ Port a caju ~ Karib akamet sonuçsuz, etkisiz < Ar caqama kısır idi, kısırlaştırdı akar akaret caqâr " akar akasya acacia arabica ~ E Yun akakía a.a. [xix] [xiv] ~ Ar caqâr [#cqr] gelir getiren mülk ~ Ar caqârât [#cqr çoğ.] gayrımenkuller < Ar [xx/a] ~ Fr acajou tropik bir ağaç, bu ağaçtan elde edilen ~ Ar caqâmat^ [#cqm msd.] kısır,

~ Fr acacia kurak bölgelere özgü bir ağaç,

* 16.-19. yy'da rastlanan Tü akakiya biçimi doğrudan Yunancadan alıntıdır. akbaba akça/akçe + <Tü [xvii] başı beyaz olan bir tür yırtıcı kuş, a.a. " ak, baba [xiii] 1. beyaz, 2. gümüş, 3. gümüş para < Tü ak " ak

* Karş. Fr argent, İsp plata (1. gümüş, 2. gümüş para, genel anlamda para). Karş. sarıca (altın). akıbet [xi] ~ Ar câqibat^ [#cqb fa. f.] ard, son, sonra < Ar caqaba ardından geldi, takip etti < Ar caqb topuk " akab akıl [xi] ~ Ar caql [#cql msd.] a.a. < Ar caqala 1. dizginledi, gem vurdu, 2. akıl süzgecinden geçirdi, akıl yürüttü (= İbr #cql rehin etme, haczetme) akın akışkan Tü akın [xi] sel; [xiv] baskın, yağma, dalga YT [194+] seyyal < Tü *akış-" ak< Tü ak-" ak-

Akışmak fiili mevcut değildir.

[xvii] eritilip sertleştirilmiş şekerden yapılan şekerleme - Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 1. katılaşmış şey < Ar caqada düğümledi, bağladı, (alçı) dondurdu, (bal) katılaştırdı" akit1 akide2 [xvii] ~ Ar caqîdat^ [#cqd sf. f.] 2. kesin sayılan ilke veya öğreti, aksiyom < Ar caqada düğümledi, bağladı, katılaştırdı" akit1 akif [xiv] ~ Ar câkif [#ckf fa.] adayan < Ar cakafa [msd. cuküf] adadı, kendini verdi, meşgul oldu, müptela oldu akik taş, agat akil akim [xiv] ~ Ar câqil [#cql fa.] akıllı, rasyonel" akıl ~ Ar caqîm [#cqm sf.] sonuçsuz kalan " akamet ~ Ar caks [#cks msd.] yansıma, [xiv] ~ Ar caqîq [#cqq sf.] 1. yarık, 2. bir tür değerli

akide 1

akis/aksaks [xiv] tepki, bir şeyin tersi < Ar cakasa yansıdı, tersine döndü akit1/akdakd [xiv] düğüm, 2. sözleşme < Ar caqada bağladı, düğümledi, ilikledi akit2 [xvii]

~ Ar caqd [#cqd msd.] 1. bağ,

~ Ar câqid [#cqd fa.] akteden, sözleşen" akit1

akompanye[etm [187+] ~Fraccompagner eşlik etmek ~ OLat accompaniare a.a. ß OLat ad- bir şeye, birine + OLat *companiare yoldaşlık etmek < OLat companio "ekmek paylaşan", yoldaş " ad+, kumpanya akor [xx/b] uyumlu ses grubu ~ Fr accord uyum, ses uyumu, akor < Fr accorder uyum sağlamak, ses veya fikir birliğine varmak ~ OLat *accordare B Lat ad- katılma edatı + Lat cor, cord- yürek, akıl, gönül" ad+, kör2 * Veya < Fr corde < Lat chorda (tel, çalgı teli). Bk. kordon. akordeon [xx/a] ~ Fr accordéon bir müzik aleti ~ Alm akkordeon a.a. ^ 1829 Cyril Demian, Avst. müzik aleti yapımcısı < Alm akkord akor " akor akort akorda [xix] bir çalgının uyumunu sağlama uyum, ses uyumu, akor < İt accordare " akor akr(o)+ HAvr *ak-ro- < HAvr *ak- keskin, ekşi, sivri ~ İt accordo

~ Fr/İng acr(o)- ~ EYun akrós uç, sivri ~

* Aynı kökten EYun oksys (ekşi), Lat acer (keskin), acus (iğne, sivri), acetum (sirke). Tü ekşi sözcüğünün bu grupla ilişkisi tartışılmıştır. akraba qarîb [sf.] yakın " kurbet ~ Ar aqrabâ' [#qrb çoğ.] yakınlar < Ar

akran eşleşenler, yaşıtlar < Ar qirn eş, çift" karine 1 akredite [etm [xx/b]

~ Ar aqran [#qrn çoğ.] eşler, bir yarışta ~ Fr accrediter kredi vermek, inandırıcı

kılmak ~ OLat accreditare a. a. ß OLat ad- bir şeye + OLat creditus inanca, kredi" ad+, kredi akreditif [xx/b] ~ Fr accreditif kredi mektubu" akredite

akrep [xiv] ~ Ar caqrab [#cqrb] 1. zehirli bir haşere, akrep, 2. sivri uçlu bir tür çengel, 3. saatin kısa kolu (= Aram caqrsbâ akrep = Akad aqrabu a.a.) * EYun skorpíos (akrep) biçimi muhtemelen bir Sami dilinden alınmıştır. akrilik [xx/c] ~ Fr acrylique akrooleinden elde edilen bir polimer / İng acrylic a.a. < Fr acryle/acryl < Lat acer keskin, ekşi " akr(o)+ akrobat [xx/b] ~ Fr acrobate cambaz ~ EYun akróbatos parmak uçlarında yürüyen ß EYun akrós uç + EYun bátos yürüyen (< EYun bainö, bat-yürümek, adım atmak ) " akr(o)+, baz akropol [xx/b] ~ Fr acropole antik kentlerde hisar, iç kale - EYun akrópolis hisar, yukarı kent ß EYun akrós uç + EYun pólis kent" akr(o)+, politik akrostiş [xx/b] ~ Fr acrostiche bir şiirin mısralarının ilk harfleriyle yapılan söz oyunu ~ EYun akrosti%es ß EYun akrós uç + EYun stíks, sti%- sıra, satır, mısra " akr(o)+ aks [xx/c] ~ Fr axe eksen, dingil, üzerinde tekerleklerin döndüğü mil ~ Lat axis a.a. ~ EYun âksön a.a. ~ HAvr *aks- a.a. aksa[mak Tü ağsa- [xi] yavaş gitmek, topallamak < Tü *ağıs ağır, yavaş " ağır

* Karş. Tü akru (yavaş - xi). aksak Tü aksak/ağsağ [viii+] aksayan, yavaş giden < Tü a%sa-[xi] " aksa-

aksam qism " kısım

~ Ar aqsâm [#qsm çoğ.] kısımlar < Ar

aksan [188+] ~ Fr accent konuşma vurgusu, aksan ~ OLat accentus (bir metni veya sözü) makamla söyleme ß Lat ad- bir şeye + Lat cantare terennüm etmek, şarkı söylemek " ad+, kanto aksata alışveriş " ahz, ita ~ Ar a%5 wa icTâ ahz u ita, alıp verme,

akselere [etm [xx/b] ~ Fr accélérer hızlanmak, hızlandırmak ~ Lat accelerare a.a. ß Lat ad- + Lat celer hızlı, seri ~ HAvr *kel-es- hızlı" ad+

akseptans [xx/c] ~ Fr acceptance kabul ediş, kabul belgesi < Fr accepter kabul etmek ~ Lat accipere, accept- a. a. ß Lat ad- bir şeye + Lat capere, capt- el koymak, tutmak " ad+, kapasite aksesuar [xx/b] ~ Fr accessoire eklenti, tali unsur, süs ~ OLat accessarius a. a. < Lat accedere, access- yanına gitmek, yanaşmak, katılmak ß Lat ad- bir şeye + Lat cedere, cessgitmek, varmak, ayrılmak ~ HAvr *ked- gitmek, terketmek, ayrılmak "ad+ aksır[mak +kirTü asur- [xi] a.a.; aksur- [xiv] < Tü *askur- < Tü as [onom.] aksırık sesi "

* Ses yansımalı fiiller yapan -kır- eki varsayılmalıdır. Karş. Azer asqur- (a.a.). aksi aksiseda caks yansıma, akis + Ar Sadân ses, eko " akis, sada ~ Ar caksî [#cqs nsb.] ters " akis ~ Fa caks-i Sadâ ses yansıması, eko ß Ar

aksiyom [192+] ~Fraxiome matematikte ispatı gerekmeyen ilke ~ EYun aksiöma < EYun áksios denk, uygun, değerli aksiyon [xix] hisse senedi; [xx/b] eylem ~ Fr action 1. eylem, edim, icraat, 2. hisse senedi ~ Lat actio eylem < Lat agere, act- yapmak, eylemek, icra etmek, harekete geçirmek ~ HAvr *ag- harekete geçmek veya geçirmek Aynı kökten EYun âgo (sürmek, sevketmek, götürmek), agón (yarış). EŞKÖKENLİLER: Lat agere : acente, ajan, ajanda, ajans, ajite, aksiyon, aktif, aktive, aktör, aktris, aktüarya, aktüel, antrakt, hiperaktif, kaşe, kaşkol, manej, reaksiyon, radyoaktif EYun ágo : demagog, pedagog, sinagog, strateji EYun agón : antagonist akson [xx/c] ~ Fr/İng axon/axone sinir hücresinin sinirsel uyarıyı ileten uzantısı ~ EYun âksön eksen " aks aksülamel + caksü-l c^amel [xix] karşı eylem (Fr réaction karşılığı) B Ar caks yansıma, tepki + Ar camal eylem " akis, amel ~ Sogd %Şâm akşam, akşam

akşam a%şam [xi] yemeği (= Ave %Şaprt akşam veya gece = Sans kşapâ a.a.) aktar attar aktar[mak Tü attar [xiii]

~ Ar caTTâr [im.] ıtır satan, parfümeri"

ağtar- [viii+] çevirmek, devirmek, döndürmek

] " aktör aktüalite konular < Fr actuel" aktüel [xix] ~ Fr actrice kadın tiyatro oyuncusu ~ Lat actrix [195+] ~Fractualité güncellik. tiyatro oyuncusu ~ Lat actor icra eden < Lat agere.ışın. vitamin [xx/c] [xx/b] ~ Fr aquarelle suluboya ~ İt ~ Alm aquavit bir tür alkollü içki ~ Lat akuple [etm [xx/c] ~ Fr accoupler çift koşmak ~ OLat *accopulare ß OLat ad. 2. işitsel ~ EYun akoustikós < EYun akoüö işitmek ~ HAvr *skous-yo. kayıtlar.< HAvr *kous. eylem < Lat agere. çoğ.] "edilmiş şeyler". fiil" aksiyon akua+/akva+ HAvr *akwâ.yapmak. radyum. ~ akuamarin [xx/b] ~ Fr aquamarine 1.aktif [xx/b] agere. akupunktur [xx/c] ~ Fr/İng acupuncture iğnelerle tedavi yöntemi ß Lat acus iğne + Lat punctura delme " akut. -ive eylemli. aktive [etm [xx/c] ~ Fr activer etkin hale getirmek" aktif aktör [xix] ~ Fr acteur eyleyen. marina akuarel/akvarel acquarella a. actaktüel [xx/b] eylemsel < Lat actus eylem. ~ Fr actuel fiili. ponksiyon akustik [192+] ~Fracoustique işitmeye ilişkin. act. kimyacı < EYun aktîs. yeşilimtrak açık mavi renk.bir şeye + OLat copulare bağlamak < Lat copula iki şeyin bağı. < İt acqua su " akua+ akuavit aqua vitae hayat suyu " akua+. a. etkin ~ Lat activus < Lat aktinyum [xx/b] ~YLatactinium radyoaktif bir element^ 1899 André-Louis Debierne. eylemek " aksiyon aktris [f. Fr.yapmak. rabıta " ad+ * Karş. bu renkte bir süs taşı ^ İlk anlamda 1846 John Ruskin. ~ İt acqua / Fr aqua. Karş.su ~ Lat aqua a. a. dekuple. icracı. güncel aktüarya [xx/c] ~ Fr actuariat sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı < İng actuary sigortacılıkta ihtimal ve risk hesabı uzmanı ~ Lat actuarius zabıt kâtibi < Lat acta [n. boyunduruk.a. aktîn. zabıt < Lat actus edim. İng. a.işitmek . eylemek " aksiyon ~ Fr actif. şua * Yunanca sözcük Lat radius (ışın) karşılığıdır. act. sanat eleştirmeni ~ Lat aqua marina deniz suyu " akua+. güncel ~ OLat actualis fiili.

biriktirici. 3. suya ait" akua+ akya [xix] bir tür büyük balık. iyi (sıfat) [xiv] 1. küme olmak " ad+. lichia Tü ~? * Karş.Lat acutus < Lat acuere sivriltmek.a. toplayıcı. al[mak Tü al. Fr liche/lichié (a.a. keskinleştirmek ~ HAvr *ak-u. Yun lítsa/létsa. [xvii] 2. Frenk .] daha yüksek. fırtına " bora [xvii] altüst olma. Moğulağan>ulaan (a. karışık renkli. biriktirmek ~ Lat accumulare a. ani (sancı. almak ala Tü al kırmızı" al Tü ala [xi] renkli. hastalık) . " fırça alaca <Tü [xiv] karışık renkli < Tü ala " ala alacık Tü [189+] ~Fr à labrossef ı r ç agibi<Fr alaçu [viii+] bir tür büyük çadır alafranga usulü < öz Franco Frank. sağanak. ß Lat ad. devrilme < Ven bòra ani * Ven albora < alborar (direk dikmek) fiiliyle ilgisi gösterilemez. kuzu balığı.[viii] elde etmek. pek iyi ~ Ar aclâ' [#clw kıy. a.).bir yere + Lat cumulare toplamak. güzel" anlamı Türkçeye özgüdür.). güzel. en yüksek " ali * "İyi. alabanda [xvii] ~ İt alla banda gemicilikte dümeni sağa veya sola sonuna kadar kırma < İt banda2 yan.] içinde su canlılarının yaşatıldığı yapay ortam # 1850 Philip Gosse. Lat lichia. alaca alâ (zarf). ornitolog < Lat aquarius suya ilişkin. sivri uçlu. İng. taraf" bandıra alabora rüzgar. kümülüs akvaryum [189+] ~YLataquarium[n.akut [xx/b] ~ İng acute keskin.keskin.< HAvr *ak. elektrik biriktiren cihaz < Fr accumuler " akümüle akümüle [etm [xx/b] ~ Fr accumuler birikmek. sivri " akr(o)+ akü akümülatör[192+] ~Fraccumulateur1. al âl [viii] kırmızı * Karş. İt lezza/lizza/alicia. en yüksek. daha yüksek. 2. pek güzel. toplanmak.a. zaptetmek. alabros brosse fırça ~ OLat bruscia a. Fransız " frank [187+] ~ İt alla franca Frenk gibi.

] işaretler. özellikle kıyamet belirtileri calâmat^ [#clm msd. calaq] 1. Alman usulü < öz Alamanno Alman " Alman ~ Ar alamet [xiv] belirtiler. Türk alavera [xix] dolap.fiilinden benzerlik yoluyla türetildiği anlaşılmaktadır. asıldı. bağlandı. alaka [xiv] ~ Ar calâqat^ [#clq msd. çabuk pişirilen ~ Fr à la mode modaya uygun < Fr mode " alarga [xvi] gemicilikte "açıktan geç" komutu ~ İt allarga açıl!. ~ Fr à la cocque kabuklu yumurta < Fr [xix] bir tür balıkçı kayığı. bağlantı < Ar caliqa [msd. 2. dürüst olmayan iş . alaturka usulü < öz Turco Türk " Türk alavere [187+] ~İt alla turca Türk gibi. liste " kart2 alakok coque yumurta kabuğu alamana [xx/a] ~ Fr à la carte "listeye göre". geniş ~ Lat largus a. sarktı. " ad+.] işaret. alametler (< Ar calâmat^ işaret. alakart [189+] restoranda seçmeli menü < Fr carte kart.] Alman tarzı. uzaklaş! < İt allargare açılmak.İt alamanna [f.] ilişki. larj alarm [xx/b] ikaz sinyali ~ Fr alarme silaha çağrı [xiv]. ilgi. im " alem1 alaminüt [xx/b] yemek < Fr minute dakika ~ Lat minutus " mini1 alamod moda alan Tü [xx/a] alan [xi] açık ve düz yer ~ Fr à la minute dakikalık. alamet) + Ar sama' gök " alamet.alagarson Fr garçon oğlan " garson [xx/b] ~ Fr à la garçon oğlan gibi (saç kesimi) < alaimsema [xviii] gökkuşağı ~ Ar calâ'imu-s-samâ' gökte beliren alametler ß Ar calâ'im [#clm çoğ. uzaklaşmak < İt largo açık. Karş. sema1 * "Gökkuşağı" anlamı Türkçeye özgü olmalıdır. her çeşit ikaz sinyali [xvii] ~ İt all' arme silahlara! < İt arma silah " arma alaşım YT [194+] halita < Tü *alaş-" ala * Bulaş. belirti. bu tür kayıklara mahsus ağ . alaca bulaca. ilgilendi [msd.a.

dalavere. Türkçe sözcüğün orijinal anlamı. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup merkezdeki piyade birliğinin sağ ve solunda konuşlanan süvari birliklerini ifade eder. yanma. cazibe albinos/albino olan < Lat albus beyaz ~ HAvr *albh. kandırmak < aldan[mak <Tü Tü âl2 [viii] hile.] < Lat ala 1. yanmak " yanalbatros [xx/b] ~ Fr albatros bir tür deniz kuşu ~ Port alcatraz balıkçıl kuşu.evcilleşmek. kanat.] beyaz şey. sosyal anlamda daha düşük pozisyonda olan < Tü *alış-ak < Tü alış. albüm [xix] ~ Fr album boş yapraklardan oluşan kitap.[xi] aldatmak. pest. aldatma . uysal.parlamak.. yozlaşma < Fa âlüdan.yumuşamak " alışaldan. debdebe . boş sayfa < Lat albus beyaz " albinos albümin [192+] ~Fralbumine yumurta akında bulunan bir protein ~ Lat albumen ak madde. yy'dan itibaren rastlanır. alşak [xiv] a. yumurta akı < Lat albus beyaz " albinos alçak Tü alçak [viii+] mütevazı. kirletmek alayiş [xvii] bulaşma. bey albeni " al-. alçak [xvii] hakir. Yunanca biçim ilk kez VIII Konstantin Porphyrogenetos'un 959 tarihli yasa derlemesinde görülür. pelikan ~? Ar al-ğaTTâs [#ġTs im. beyaz kâğıt. düzgün saflar halinde dizili süvari birliğidir. alçı <Tü alçığ [xiii] duvar ve sıva yapımında kullanılan bir tür ak toprak < Tü *alış-ığ yumuşak < Tü alış. Karş.] dalgıç albay YT [193+] < Tü alaybeyi" alay1. geleneksel Türk akıncı düzeninin aksine. ben1 [xx/b] ~ Fr albinos doğuştan saçları ak + al beni [xix] çekicilik. parıltı < Tü yal.* Almak vermek fiillerinden veya Fr alivrer sözcüğünden türemiş olması zayıf olasılıktır.bulaşmak " alay2 ~ Fa alaz <Tü [xvii] = Tü yalaz/yalaw/yalan/yalm alev. yumuşak huylu.a. Roma ordusunda süvari birliklerine verilen ad * Latince sözcük MÖ 2. alay1 [xiv] bir tür süvari formasyonu ~ O Yun allági(on) Bizans ordusunda bağımsız süvari birliği ~ Lat alae [çoğ. tahkir etmek (argo) âlây bulaşma. bulaşıklık. âlây. kirletme < Fa âlüdan. alay2 alay etmek [188+] eğlenmek.a. âlây. yozlaşma. uysallaşmak " alış* Özgün anlamı alçak gönüllü deyiminde korunmuştur. 2. Fiziksel anlamda kullanımına 15. ciltli defter ~ Lat album [n.[xiv] kandırılmak < Tü alta.Fa alâyiş bulaşış. [xix] dünyevi gösteriş.a.bulaşmak.

İng tooth < Ger *tanth. bayrak " ilim [xiii] sancak ~ Ar cala-1-c^acalat^ acele ile. önemsemek < Tü al-" al* Geç döneme ait olan ikinci anlamın kaynağı açık değildir. sonsuz süre. aşikâr oldu . ale+ ~ Ar cala(y) üzeri. dünya. dent. alelacele olarak " ale+. acele alelade surette " ale+. başka) + EYun agoreüö konuşmak. odont-. herkes ~ Aram câlam 1. genel ~ Ar cala-1-uSül usul üzere. adet2 alelumum olarak " ale+. açık. usul1 alem1 sancak. belirti. ebediyet. 2.aldehid [xx/c] ~ Fr aldéhyde alkollerden elde edilen bir kimyasal madde sınıfı / İng aldehyde a. söylemek " kategori * HAvr *al. alışılmış ~ Ar cala-1-c^umüm genellikle. ~ HAvr *dent. +dar alengir[li -? ~ Fa calamdâr sancaktar < Ar calam alenî ~ Ar çalanı [#cln nsb. başka şey ima etme ß EYun állos başka (~ HAvr *al-1 öte. ult. İbr colam (sonsuz süre. usulü gibi" ~ Ar calam [#clm] simge. işaret. < YLat alcool dehydrogenatus hidrojeni alınmış alkol" alkol. EYun odoús. gibi.kökünden Lat alter (başka). calâniyyat^] açığa çıktı. bayrak " alem1. Belki "burnundan kıl aldırmak" deyiminden. kaptırmak . karşı. umum alelusul ale+.a. evren * Karş. yeryüzü. uls. ebediyet). alemdar sancak. Sans dantaka.(diş). hidr(o)+2 aldente [xx/c] ~ İt al dente "dişe gelir".[viii+] almasına neden olmak. göz önünde < Ar calana [msd. alem2 [xi] ~ Ar câlam [#clm] dünya.a.] gizli olmayan.a.a. aldır. acele ~ Ar cala-1-c^âdat^ adet üzere.a. * Aynı kökten Fa dand. üstü. aldur-[xiv] almasına neden olmak. üzere (edat) alegori [xx/b] ~ Fr allégorie simgesel anlatı ~ EYun allegoria başka türlü söyleme.(öte). az pişmiş makarnayı tarifeden bir söz < İt dente diş ~ Lat dens.[xix] aldırış etmek. aldır[mak Tü altız.

Ebi Talib. aygıt < Ar âla [msd. ~ Ar calayhi-s-salâm barış ~ Ar calaykum as- aleyhisselam [xi] selam sözü (onun) üzerine < Ar calay-hi onun üzeri" aleyh aleykümselam [xiv] selam sözü salâm barış (sizin) üzerinize < Ar calay-kum sizin üzeriniz " aleyh alez [xx/c] ~Fràl'aise1. gibi" ale+ [xiv] ~ Ar calay-h(um) onun üzeri < Ar cala(y) üzere. karşı.alerji [195+] ~Frallergie vücudun bir dış etkene verdiği normal dışı tepki ~ YLat allergia ^ 1905 Clemens von Pirquet. Fenike yazısı Arami yazısının bir varyantıdır. etraf < Lat adiacere etrafında olmak.] araç. TTü yalabı. . İslam peygamberinin damadı aleyh ile. ışımak xiv). yalabık (parlak xvi). ferahlık. çalışma " alegori. Alevi [xi] ~ Ar calawl [#clw nsb.(parıldamak." belki "çömlekçi çarkı" olmalıdır. = Tü yalab yalab [DK] parıl parıl ~ Fa âlâw parıldama. beta ~ Fr alphabet harfler dizisi ~ EYun álfa beta ~ Fr alphanumérique harf ve rakamları alfanümerik [xx/c] içeren dizi / İng alphanumeric(al) a.rahat. xv+ * Karş. alev Tü yalaw [Abuş. erg alesta [xvii] hazır etmek ß İt ad bir şeye + İt lesto hazır " ad+ alet awl/ma'âl] döndü [xiv] ~ İt allesta hazır ol! < İt allestire hazır ~ Ar âlat [#'wl msd. calev [xvii] Çağ] a. [xx/c] bazı tıp ve elektronik terimlerinde kullanılan bir bileşen. Karş. Akad alpu. * Arapça sözcüğün nihai anlamı "dönen şey.] Ali'ye mensup olan < öz cali Ali b. rahat ~ OLat *adiaces çevre. [200+] popüler psikolojide aktif erkekler için kullanılan bir sıfat ~ EYun álfa Yunan alfabesinin ilk harfi ~ Fen alep öküz.sesinin inceltilmesi Farsça etkisi veya Farsçadan ikincil alıntı gösterir. yatak çarşafının altına serilen emici örtü < Fr aise hareket alanı. a. alev <Tü alâv/alev [xvii] . alfabe [xx/a] Yunan alfabesinin ilk iki harfi" alfa. Fenike alfabesinin ilk harfi = Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi * Fenike yazısında A harfi öküz başı simgesiyle gösterildiği için. gönlü ferah. " alfa. Esasen Türkçe bir kelime olduğu halde -l. yalab yalab (parıl parıl xiii). numara . farklı + EYun érgon iş. hekim ß EYun állos başka. bitişmek alfa [xx/b] bir tür radyoaktifışın. İbr eleph (öküz). Avst.a. 2.

majeste ß Ar câlîy yüksek + Ar canâb nezd. cephe.a. taraf" ali. aptal alın Tü alın [viii+] ön taraf. crataegus ~ Fa âlüça küçük erik.ekinin refleksif kullanımıyla "kendine almak" anlamında.] ilim sahibi.] < al-%warizmı İslam matematikçisi Harezmi (9. özellikle bu sülaleden gelen Kırım ve Besarabya hanları < Tü * Muhtemelen 18. < Tü al-" al- [193+] ganimet. evcilleşmek. usare " usare alize [xx/b] ~ Fr alizé tropik bölgelerde esen bir rüzgâr ~ ? alkali [183+] ~Fr/İng alkali bir kimya terimi~Ar alqall [#qlw] kostik soda. allah ~ Fr alizarine kırmızı kök boya < Fr [xi] ~ Ar calim [#clm fa. yükseldi. alıç ^ küç.[xi] alışveriş etmek. aluk/alığ [xi] kel. uysallaşmak.[xi] kendine almak. yüceldi ~ Ar câlîy [#clw sf. hassasiyet göstermek < Tü al-" alalış[mak Tü alış. Lat consuescere (alışmak. bilgin < alizari kök boya hammaddesi ~ Ar al-cuSârat^ öz suyu. alicenap ~ Fa câlîy canâb yüce makam. ali [xiv] culüw] yüksek idi. sodyum hidroksit < Ar qalâ yaktı. ~ OFa alüg a. yüce < Ar calâ [msd. alt olunmak. alın alın[mak Tü alın. yy son yarısında Kırım hanlarını ilgilendiren karmaşık siyasi entrikalardan dolayı. yumuşamak < Tü almak " al* Türkiye Türkçesinde -iş. [xiv] yenilmek. [xvii] üstüne almak. bilen. cüsseli ve kaba kimse. değiştirmek.] yüksek. takas etmek. Anlam için karş. cenap alicengiz alicengiz oyunu [xix] dalavere. dolap âl-i Cengiz Cengiz Han sülalesi. ahzetmek. [xiv] benimsemek. fırınladı . hazret.alg algı YT [xx/b] ~ Fr algue yosun ~ Lat alga a. adet edinmek. kat. [xiii] değişmek. Harezm alıç oxyacantha alık Tü [xi] meyvesi eriğe benzeyen yabani bir meyve. evcilleşmek) < suescere (benimsemek. almak).a. alim Ar calama bildi" ilim alimallah alizarin [xx/b] ~ Ar câlimu-llâh Allah bilir " alim. yy) < öz %warizm Orta Asya'da bir ülke. [194+] idrak algoritm/algoritma [xx/b] ~ Fr algorithme matematikte bir problemi çözmek için uygulanan prosedürler dizisi ~ EFr algorisme Arap sayılarıyla aritmetik işlem yapma yöntemi [esk.

hareketli allem kallem konuştu " ilim. bula* Moğ alag bulag (a.a. münavebe * Kırgızca sözcüğün etimolojisi açık değildir.) biçimi Türkçeden alıntı olmalıdır. alaca bulaca [xvii] ala karışık renkli + Tü bulğa. erkek " manken almanak [xix] ~ Fr almanach yıllık.a. # 1267 Francis Bacon.] gözden geçirilmiş.[xi Ha] karmak. düşünür ~ Ar al-munaqqaH [#nqH II mef. allegro [192+] müzikte bir tempo neşeli ~ OLat *allecrus ~ Lat alacer. antimon veya kurşun sülfat < Ar kaHala karardı * İmbikle damıtma tekniği 12. çok ~ İt allegro şen. her + Ger *manniz insan. a.[viii+ Uy] övmek. naqH] budadı almaşık YT [194+] alternatif <Kırg almaş nöbet. özetlenmiş (yazı) < Ar naqqaHa [II] bir kitabı redakte etti. yy'da ortaya çıkan bir Germen aşiretleri birliği ß Ger *all. kısalttı. en alim " ilim [xiv] ~ Ar callâmat^ [#clm im. ~ Ar al-kuHl [#kHl] göze sürülen sürme.alkış Tü alkış [viii+] övgü. yy'da İspanya Arapları tarafından Avrupa'ya getirildiği ve kurşun sülfat maddesi de alkol gibi damıtıldığı için. Allah [xi] ~ Ar allâh [#'lh] < Ar al-(i)lâh tanrı" ilah ß Tü allak bullak ikil alas bulas [xi] karma karışık. < E Yun alöpeks tilki ~ HAvr *wlp-e.tüm. çeşitli bilgiler içeren takvim ~ YLat almanac a.canlı. İng. ~ Fr allo telefon hitabı ~ İng hallo/hullo ~ Fr alopécie saç dökülmesi. kellik / İng . < öz Alamanni 3. kelam ß Ar callama [II] bildirdi + Ar kallama [II] Alman Alaman [xvii] ~ Fr Allemand a.fiiliyle birleştirilmesi keyfidir.a.] çok bilen. allame alim. alacr. redakte edilmiş. fazlasını kesti. karıştırmak " ala. salname. alak bulak [xv-xvii] . Tü al.a. kutsamak alkol [xix] ~ Fr alcool mayalı içkilerden damıtma yoluyla elde edilen kimyasal madde ~ İsp alcol a.a. kutsama < Tü alka. özetledi < Ar naqaHa [msd. alo [ 192+] genel selam sözü ~ EFr ho là "hey oradaki!" alopesi [xx/c] alopecy a.a.

barış " alüminyum. başka " alegori alternatör cihaz < Fr alterner " alternatif altes [xix] [xx/b] ~ Fr alternateur alternatif akım üreten ~ Fr altesse prens rütbesindeki kişilere hitap şekli . alpac. +metre altmış Tü altmış [viii+] a. yücelik < İt alto yüksek " alto altı Tü Tü altı [viii] a. Aynı kökten Lat vulpes.* Tilki yılda iki kez tüylerini döktüğü için.iki şeyden başka olan. 3. müzikte yüksek perdeden erkek sesi. bu hayvanın yünü ~ Quech alpako a. büyümek. almaşık < Fr alterner ~ Lat alternare bir işi sırayla yapmak < Lat alter öbür. buna eşdeğer perde ~ Lat altus boy atmış. < HAvr *al-3 (bitki veya canlı) yetişmek.İt altezza yükseklik.a. sırayla değişen. < Quech pako kızıl kahverengi alpaka2 [xx/b] ~ YLat alpax. 2. ~ Fr altimètre yükseklik ölçme cihazı ß altimetre [xx/b] Lat altus yüksek + EYun métron ölçü " alto. alüminyum [192+] 1808 Humphrey Davy. pac. Karş. Sans lopâsâ. Erm aġvés < EErm alwes. boy atmak * Aynı kökten Lat alescere (büyümek. Ave raopis. pes perdeden kadın sesi [xvi]. boy atmak). .> Fa röbâ (tilki).a. Fr/İng altitude < Lat altitudo (yükseklik). İngiliz kimyacı < Lat alumen şap ~YLat aluminium bir . alto [189+] ~İtalto1. altın altun [viii] a. < Tü altı" altı * -mış ekinin işlevi belirsizdir.yüksek. a.bir alüminyum alaşımı ß YLat aluminium + Lat pax. a. a. a. tenor [esk. alpaka 1 [192+] ~İspalpaca Güney Amerika'ya özgü bir memeli hayvan.]. öteki ~ HAvr *al-tero. 2. seçenek. diğer < HAvr *al-1 öte. pakt * 1920 Versailles barış antlaşmasıyla aynı günlerde icat edildiği için.a. [xx/a] ~ Fr alpinisme dağcılık sporu < Fr alpin alternatif [xx/b] ~ Fr alternatif 1. yüksek ~ HAvr *al-to. alpinizm Alp dağlarına ait < öz Alpe Alp dağları alt Tü alt [viii+] a.

duyguları altüst olmuş < Fr s'emballer gemi azıya almak. amade âmâdan. lavabo alyans [xx/a] ~ Fr alliance 1. dere mili < Lat alluere suyla sürüklenmek ß Lat ad.suyla akıtmak. âmây.a. gözleri görmeyen < Ar * Kusur ve renk sıfatları yapan afcal vezninde. maksat" anlamını Dil Devriminden sonra kazanmıştır. malag-yumuşatmak ~ HAvr *melag. hazır olmak ~ Fa âmâda gelmiş. ittifak. nikâh yüzüğü < Fr allier bağdaşmak. laut.gelmek.a.bir yere + Lat lavare. nişangâh * "Gaye. yumuşak ve kolay şekillenen her çeşit alaşım / İng amalgam a. maamafih ~ Ar acmâ' [#cmy sf.+ Fr balle balya. amçık [xiii] a. yıkamak " ad+. ittifak etmek ~ Lat alligare a.bir şeye + Lat ligare bağlamak " ad+. güvence" emanet amatör [192+] ~Framateur bir işi zevk için yapan ~ Lat amator seven < Lat amare sevmek ~ HAvr *am. krem ~ EYun málagma. a. olmak. ~ OLat amalgama simyada civa alaşımı ~ Ar al-malġam alaşım. a. Orijinal biçimin amçık (ağızcık?) olduğu düşünülebilir.alüvyon [xx/b] ~ Fr alluvion akarsuyun sürüklediği kumlu toprak. altüst olmak Lat ballare " balad . * Karş. ambalaj [192+] ~ Fremballage paketleme. bağdaştırmak. erkeksi veya savaşçı kadın ~ EYun amazon savaşçı kadınlar kavmi * Yunanca sözcüğün a-mazós (memesiz) sözcüğünden türetilmesi halk etimolojisidir. top " in+1. bulamaç.a.sevmek amazon [xx/a] ~ Fr amazone 1. " merhem aman [xi] ~ Ar âmân [#'mn] güvenlik. lig am Tü am [xi] dişilik organı. ama1/amma (bağlaç) < Ar am fakat ama2 camiya kör olma. < EYun malâssö. a..a. ß Lat ad. varmak. balya ambale [xx/b] ~ Fr emballé gemi azıya almış (at). 2.] kör. Moğ aman (ağız). -t. karanlık olma [xiv] emma [xi] ~ Ar amma gelgelelim. Yunan efsanesinde savaşçı kadınlar kavmi. amaç [xi] ~ Fa âmâc hedef. paket < Fr emballer paketlemek ß Fr en. 2. amçuk [xiv] a. hazır < Fa/OFa amalgam [xx/c] ~ Fr amalgame civa alaşımı.a.

güvendik (birinci çoğul şahıs) < Ar amana [IV] inandı.ambar [xiii] ~ Fa anbar depo. amele " amel ameliyat camaliyyat^ ameliye. barikat. işlem. balistik ambülans [xx/b] ~ Fr ambulance tıbbi taşıt aracı < Fr hôpital ambulant gezici hastahane < Lat ambulare gezmek.her ikisi. erzak. kumanya) ß HAvr *sem.a. yol almak ~ HAvr *eigitmek " ambi+. dolanmak ß Lat ambo + Lat ire. < OLat barra engel. barikat dikmek < OLat inbarricare a. ambit.] iş.a. işlem " amel ~ Ar camalat^ [#cml çoğ. eylem < Ar camala çalıştı. dolanmak < Lat ambire. çevre ~ Fa canbar büy güzel kokulu bir çiçek ß ~ Fr/İng ambi. [xix] ishal msd. genel hava ~ Lat ambientia dolaşım < Lat ambire. saplama < EYun embâllö katmak.a.dolaşmak. işlem. birikim. abluka ~ İsp embargar etrafını çevirmek. yaşlı ve saygıdeğer kimse " ece < Tü *aba eçe ß Tü âpa [viii] baba + Tü eçe ~ Ar camal [#cml amel [xi] iş. mağaza ~ OFa hanbar a. it-gitmek. ~ HAvr *ambhi iki taraf. " ambiyans amca <Tü abıca/abuca [xvi] babanın ağabeyi [viii] ağabey. birlikte + HAvr *bher-1 taşımak.bir. getirmek " hem. iki yanlı. içine sokmak ß EYun én içine + EYun bâllö atmak " en+. ~ EFa hambâra a. -t.a.a. bu kelime ile başlayan formül < Ar amana [IV] inandı" emanet . beraber. dolaşmak. +ber ambargo [192+] ~Frembargo bir limana giriş çıkışı engelleme. güvendi" emanet amentü [xiv] ~ Ar âmantu [#'mn IV] "inandım". a.] işlemler < Ar amenna [xiv] ~ Ar âmannâ [#'mn IV] inandık.sokuş. a. her çeşit güzel koku = OFa anbar a.] işçiler < Ar câmil işçi ~ Ar camaliyyât [#cml çoğ. bu2 ambi+ çepeçevre ~ Lat ambi. amblem ~ EYun emblema. ambiyans [xx/b] ~ Fr ambiance çevre. ortam. iyon amblem [xx/b] ~ Fr emblème simge. amberbu Ar canbar + Fa büy koku " amber. eylem. işledi * "İshal" anlamı muhtemelen "bağırsak boşaltma işlemi" anlamında bir hüsnü tabirden türemiştir. ambit. (= Sans sambhâra bir araya getirme. bariyer " bar1 amber [xi] ~ Ar canbar [#cnbr] bir tür balinanın midesinden çıkarılan güzel kokulu madde. İslami inanç formülünün ilk kelimesi. a.

] . etil. Yarım daire şeklinde tiyatrolar için kullanımı modern döneme özgüdür. biy(o)+ amfiteatr amfiteatro[187+] ~Framphithéatre daire veya yarım daire şeklinde tiyatro ~ Lat amphitheatrum çift yanlı (tam daire veya oval) tiyatro B EYun amfi. for. 2.iki yanlı + EYun théatron tiyatro " amphi+. a. fışkı amfora < EYun amforeús/amfiforeús iki kulplu küp ß EYun amfi. getirmek " amphi+.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. şişirmek " en+. ametist [xx/b] ~ Fr amethyste bir tür süs taşı ~ EYun améthystos "sarhoş etmez". metil. amin2 amfibi [xx/b] ~ Fr amphibie 1. matiz * Ametist taşının sarhoşluğa engel olduğu inancından ötürü. dibine kadar < Ar camuqa [msd. Alm. amfetamin [xx/c] ~ Fr/İng amphetamine merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan bir kimyasal madde < Fr/İng alpha methyl phenyl ethy " alfa. tiyatro * İlk kez MÖ 53'te Roma'da Gaius Scribonius Curio'nun inşa ettirdiği çift sahneli oval tiyatro için kullanılmıştır. fenol. üfürmek. amik ('ariz ve amik' deyiminde) derin. su ve karada hareket eden araç veya askeri birlik ~ EYun amfibíos çift canlı" amphi+. arkadaş < Lat amare sevmek " * Türkçe sözcüğün ikinci anlamı Beşiktaşlı taraftar Amigo Orhan'ın lakabından türemiştir. çepeçevre + EYun ferö.iki yanlı. +ber amigo seyircisini coşturan kimse amatör [196+] Meksikalılara özgü hitap şekli.Amerika ~ öz (İt/Lat) America bir kıta ^ 1507 Martin Waldseemüller. amfizem [xx/c] ~ Fr emphysème tıpta bir vücut dokusunun gazla şişmesi ~ EYun emfysema. [197+] futbol ~ İsp amigo arkadaş ~ Lat amicus sevgili. haritacı < öz Amerigo/Americus Vespucc Amerika kıtasının ayrı bir kıta olduğunu ilk ileri süren İtalyan seyyah (1451-1512) < Emmericus/Emmeric Doğu Gotlara özgü bir erkek adı * Vespucci'nin önadı Alm Heinrich (> İng Henry) adının Doğu Got diyalektindeki biçiminin İtalyanca uyarlamasıdır. dost. ametal metal [xx/c] ~ Fr ametal metal olmayan mineral" an+.değil + EYun methüö sarhoş olmak " an+. t. cumq/c^amâqat^] derin idi ~ Ar camîq [#cmq sf. su ve karada yaşayan canlı.içine üfleme. ß EYun a(n). şişirme < EYun emfysâö < EYun fysâö üflemek.a.

görevli. bey [xi]. morf(o)+ [xx/b] ~ Fr amorphe şekilsiz ß EYun a(n).yönelme edatı + OLat mors ölü " ad+. memur. amortiss. işçi. genel. a. güvenilir. avam " umum amnezi [xx/b] ~ Fr amnésie hafıza kaybı ß EYun a(n)değil + EYun mnesis hafıza. "öyledir. borcu taksitle tüketmek ~ OLat *admortire/*ammortire ß OLat ad.] kamu. etmen " amel [xiv] ~ Ar camii [#cml fa. [xx/c] ~ İng amok öldürme hırsıyla gözü dönmüş olma ~ amonyak [xix] ~ Fr ammoniac Kimyada NH3 bileşiği veya bunun tuzları ~ EYun (h)ammoniakós Libya'da Juppiter Ammon tapınağı yakınında çıkarılan bir tür tuz < öz (h)Ammon bir Mısır tanrısı. mort amortisman [185+] ~Framortissementfinansve muhasebede bir kavram < Fr amortir tüketmek. 2. hatırlamak ~ HAvr *mnâ. amin2 ammonia " amonyak [xx/b] ~ Fr amine kimyada bir bileşik < Lat amip [xx/b] ~ Fr amibe tek hücreli bir canlı ~ EYun amoibe değişken < EYun ameibö değişmek ~ HAvr *smeigw. itfa etmek.değil + EYun amorti [xx/b] ~ Fr amorti ölü.adım adım öldürmek. amin1 [xiii] ~ Ar âmîn dua sözü ~ İbr âmen 1. göçmek " mütasyon amir ~ Ar âmir [#'mr fa.< HAvr *men-1 düşünmek " an+. doğru. amiyane [#cmm nsb.] avama ait. dua sözü < İbr #'mn güvenilir olma. sönük. [193+] Türk donanmasında bir rütbe ~ Fr amiral Arap veya Müslümanlarda komutan. Amun amorf morfe şekil " an+. 2.hal değiştirmek < HAvr *mei-1 değişmek. özellikle sıradan halk." 2. adi" amme [xiv] ~ Fa câmTyâna avam tarzında < Ar câmmî ~ Ar amme [xiv] 1. Kuran'ın otuzuncu cüzünün adı. itfa edilmiş < Fr amortir. doğru olma " emanet * #'mn kökü Arapça ve İbranicede ortak olmakla birlikte dua sözü olarak kullanılan amin İbranicedir.amil etken.] emreden " emir1 amiral [183+] Avrupa donanmalarında komutanı.] 1. halk. deniz komutanı [xiv] ~ Ar amîru-1. tüketmek. anımsama < EYun mnáomai anımsamak. mantalite amok Malay amok a. yer değiştirmek.(falan) komutanı " emir2 * Türk donanmasında 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. f. halk câmmat^ [#cmm fa. borcu taksitle ödemek " amorti .

hatırlamak.değil + EYun miainö lekelemek " an+ * Ateşe tutulduğunda leke ve kirlerini kaybettiği için. doğru tahmin etmek. Karş.] sütun. büyük + Lat facere. . a. dikilitaş. 2. tehlikeye atılmak.iki zıt şeyi ya da bir şeyin iki yanını ya da bir şeyin tüm çevresini ifade eden önek ~ EYun amfís. 2. onı-/onu. bir problemi çözmek. destekledi.(1. Oğuz ve Kıpçakçada an. teşebbüs etmek ~ HAvr *perya.] < Lat ampora testi ~ EYun amforeús " amfora ampüte [etm [xx/b] ~ Fr amputer insan gövdesinden bir organ kesmek ~ Lat amputare budamak ß Lat ambo + Lat putare 1.yapmak " faktör ampul [192+] ~ Fr ampoule şişecik. fact. direk < Ar camada dikti. pekiştirdi.[xiv] yadetmek.ve ög biçimlerine karşılık. her iki el. lekelenmez". an[mak Tü an. cam tüp. hedefi vurmak. an [xiv] ~ Ar ân [#'wn] en kısa süre an+ ~ EYun a(n). Bak. doğru tahmin etmek. zikretmek 2. budamak. sanmak. hedefi vurmak. a-fazi.kesik < HAvr *pau-2 biçmek. onul (zekâ. düşünmek ~ HAvr *pu-to. saymak.her ikisi.biçimini alır.a. bir problemi çözmek. 2. anlamak ) (= Moğ 1. ampul ~ Lat ampulla [küç. < HAvr *ne olumsuzluk ve yoksunluk edatı" na+ * Ünsüzlerden önce a-. an-arşi.ve an biçimleri kullanılmıştır. sınamak. Diğer Türk dillerinde tercih edilen ö. ß EYun a(n). genişletmek.olumsuzluk ve yoksunluk öneki HAvr *n. . ses hacmini yükseltmek ~ Lat amplificare ß Lat amplus bol.amper [192+] ~ Fr ampère elektrik birimi ^1881 Paris Elektrik Kongresi < öz André-Marie Ampère Fransız fizikçi (1775-1836) amphi+ ~ Fr/İng amphi. anlamak)onıla. kavrayış). öğüt. * Ayrıca karş. amaçladı.a. gez). riske girmek " en+ amplifiye [etm [xx/b] ~ Fr amplifier büyütmek. amfi.(okla nişan almak. bıçak vurmak " ambi+ amut amud [xiv] ~ Ar camüd [#cmd im. Moğ onı (okun üstündeki çentik. ünlülerden önce an. Fransa'da Birinci İmparatorluk (1804-1815) dönemine özgü mobilya stili ~ Lat imperium imparatorluk " imparator ampirik [192+] ~Frempirique deney ve gözleme dayanan < EYun empeiría deneyim ß EYun én + EYun peirâö denemek. imparatorluk.< HAvr *per-3 denemek. konsantre olmak). biçmek.a. bir işi bilerek yaptı amyant [xx/b] ~ Fr amiante ateşten etkilenmeyen bir mineral ~ EYun amiántos "lekesiz. çepeçevre (edat ve zarf) ~ HAvr *ambhi her iki el" ambi+ ampir [xix] ~ Fr empire 1.

Ege'nin doğusu < EYun anatellö doğmak. Türkçede ikinci anlam ağır basmıştır.taşımak " ana+. burgaç ~ EYun anaforá dönüş.a. tolkalkmak.ana Tü ana [viii+] anne * Daha eski olan ög (anne) sözünün yerini almıştır. öksüz. Bak. estetik . alfabe [xx/b] ~ Fr anal makata ilişkin" anüs [xx/c] ~ Fr analphabétisme okuryazar olmama" analiz [189+] ~Franalyse. a. İng on. zamana uymayan ~ Fr anachronique 1. a. ayrıştırma ~ EYun análysis a. < EYun analüö ayrışmak.değil + EYun algaisía acı duyma ß EYun álgos acı + EYun aisthânö duymak. a. * Karş. ayrıştırmak ß EYun aná açığa + EYun lüö. 3. a. 2. çıkmak ß EYun aná yukarı + EYun tellö. özellikle güneşin doğuşu. " ana+. Alm an. kron(o)+ * Fransızca sözcüğün ana anlamı birincisi iken.a.analyt-çözümleme. 2. olgun kız çocuğu < Tü ana " anakronik [xx/b] çağ dışı. +ber anahtar [xiv] ~ Yun anoi%teri açkı. hissetmek " an+. lys. geri geliş < EYun anaferö yukarı taşımak. modern olmayan ß EYun aná yukarıda olma edatı + EYun %ronos zaman.çözmek ~ HAvr *leu-1 çözmek. tolere anafor [xvi] ~ Fr anaphore gelgit. " ana+ anakonda henakandaya "kırbaç yılanı" [xx/c] ~ İng anaconda bir yılan türü ~? Sinhali Tü ~ EYun aná yukarıya ve açığa yönelme bildiren anaç [xi] anacık. ana+ edat ve fiil öneki ~ HAvr *an-1 a. kaldırmak ~ HAvr *tels. eski zamana ait bir anlatım veya tasvire yeni zamana ait unsurlar katan. doğu. for. gevşetmek " ana+. anal analfabetizm an+. çağ " ana+. açacak ~ EYun anoikter a. ~ EYun anoigö açmak ß EYun aná + EYun oigö a. Ege'nin doğu kıyısı ile Fırat nehri arasındaki ülke ~ EYun anatole 1. çağın gerisinde kalmış. acı duygusunu giderme ß EYun an. kaldırmak ß EYun aná yukarı + EYun ferö. doğuş. anaç ana Anadolu anaToli [xvi] Orta Anadolu ~ Yun/EYun Anatolía Doğu ülkesi. kalkış. lös analjezi [xx/b] ~ Fr analgésie uyuşturma.

andr. kargaşa ß EYun an. İng anise biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. log. kıyaslanabilir. o " o ancak <Tü ançak [xiii] < Tü anca ki öyle ki. adam ~ HAvr *snr.a. andezit Andes And dağları andıç YT [193+] muhtıra Tü [xx/c] ~ Fr andésite bir tür volkanik kaya < öz < Tü an-" anarjduz [xi] kökü ilaç olarak * -dıç ekinin mahiyeti belirsizdir.] orantılı şey.a.kesmek. şöyle ki" anca ~ İng anchovies Atlantik hamsisi < İsp ançüez [xx/b] anchoa kurutulmuş balık. +arşi anason anîson [xiv] pimpinella anisum ~ EYun ânethon/ânnethon a. er. gelenek ~ Ar canc^anat^ [#cnc^n msd. * Güney Amerika yerli dillerinden anane aktarılan anlatı.erkek (sadece bileşiklerde) < EYun anér. benzer. hesaplamak " ana+.değil + EYun ar%e iktidar. tom. (doğal hareketi taklit etme anlamında) dijital olmayan ~ E Yun análogon [n.analog [xx/b] ~ Fr analogue 1. tom(o)+ anca Tü ança [viii] öyle. 2.erkek. +log ananas [192+] bir meyve ~ Port ananas a. ~ Yun ánison anason bitkisi. a.saymak. andız kullanılan bir bitki andr(o)+ ~ Fr/İng andr(o).a. önderlik " an+. . ~ Tupi/Guarani ananá a.] kuşaktan kuşağa ~Fr ananas tropik ükelerde yetişen anarşi anarşi [189+] . enayi (argo) < öz * Çeşitli Yunanca sözcüklerden türetme çabaları zorlamadır. * Fr anis. anatomi [xx/b] ~ Fr anatomie kadavraları kesme yöntemiyle doku ve organları inceleyen tıp dalı ~ EYun anatomía a. hükümranlık.< HAvr *ner.a. benzeri ß EYun aná + EYun legöl.a. çiroz ~ Bask anchuva kuru andaval/andavallı Andaval Niğde yakınında bir kasaba andavallı [188+] bön. bölmek " ana+. anarşist [191+] ~ Fr anarchie yönetimsizlik. o surette < Tü an işaret zamiri. ß EYun aná açığa + EYun temnö.

erkek. algılamak " an+.erkek + EYun paúsis durma. salma. anekdot [xx/b] ~ Fr anecdote bir kişi hakkında anlatılan kısa ve gerçek öykü ~ EYun anékdotos yayınlanmamış hikaye.Y.vermek " an+.erkek + EYun gyne kadın " andr(o)+. do. rüzgâr. doz * Bizanslı tarihçi Prokopios'un 6. istihdam etmek < Fr gage rehin. bir bitki. İng net (ağ). hem(o)+ [xx/b] ~ Fr anémie kansızlık ß EYun an. adnex. İng. irtibat < Lat adnectere. 2. Manisa lalesi.bağlamak ~ HAvr *ned. yy saray dedikodularına ilişkin olup ölümünden sonra yayınlanan Anekdota adlı eserinin adından. rehin etmek. aneks [xx/c] ~ Fr/İng annexe müştemilat. andr. bağlayıcı bir söz vermek angarya [xvii] ~ Yun angareía bedelsiz hizmet ~ EYun angareía bedelsiz kamu hizmeti.a.bir şeye bağlamak ß Lat ad. yayma. estetik anevrizma [xx/b] ~ Fr anévrisme damar şişmesi. meşgul etmek. " ana+ anfi » " amfiteatr angaje [etm angajman [192+] ~ Fr engager bağlamak. +oid androjin [xx/c] ~ Fr/İng androgyne erkek gibi olan kadın B EYun anér. Simpson.esmek anestezi [192+] ~Franésthesie uyuşturma. andr. andr. düğüm " ad+ * Aynı kökten Lat nodus (düğüm). esinti < HAvr *ans. eklenti ~ Lat adnexus bağlantı. ß EYun an.bir şeye + Lat nectere.android [xx/c] ~ İng android insana benzer yaratık.değil + EYun anemon [xx/b] ~ Fr anémone 1. kabarık ~ HAvr *wers-l a. İran kralının posta görevlisi ~ EFa hangaraücret. insan + EYun eîdos şekil. baloncuk ß EYun aná yukarı + EYun eurys şişik.kan " an+. anemi (h)aîma. görüntü " andr(o)+. imece < EYun ángaros ulak. poz * Batı dillerinde 1950 dolayında kullanıma girmiştir.değil + EYun ékdotos yayınlanmış < EYun ékdosis dışa verme. -t. ecir . yumuşakçalardan bir hayvan ~ EYun anemöne rüzgâr gülü < EYun ánemos rüzgâr ~ HAvr *ans-mo.değil + EYun aisthânö duymak. bedel. ~ Ger *wadjan ~ HAvr *wadh.a.bağ.nefes. ipotek etmek. duyumsuzlaştırma ~ YLat anaesthesia ^ 1848 Sir J. insansı ß EYun anér.rehin etmek. sona erme " andr(o)+. nex. ipotek ~ EFr wage a. jinekoloji andropoz [xx/c] ~ Fr/İng andropause erkeklerde cinsel etkinliğin sona ermesi ß EYun anér. yayımlama ß EYun ék + EYun didömi. dedikodu ß EYun an.

angora tiftik yünü < Ankara ~ Ankyra a. arjğır. [xx/c] ~İngangora1.] bağırış. anilin [192+] ~Fr/İng aniline bir tür kimyasal boya~ Alm anilin a. angut benzeyen bir kuş. 2. özellikle koyu mavi.J. İng. ruh. çivit bitkisi ve boyası anime [etm [xx/c] ~ Fr animer canlandırma. çınlatmak . an ı t [193+] abide < T ü an-" an- * Fr monument (abide) < Lat monere (anımsatmak) karşılığı olarak türetilmiştir.a. can ~ HAvr *ans-mo. ölçüt. ağır. tiftik keçisi. 2. ruhçuluk ~ İng animism a. kimyacı < Alm anil çivit bitkisi ve boyası ~ Port anil ~ Hind/Sans nîla 1.[xvii] < Tü ağ/arj [onom. soyut. kısıt.viii+ Uy) aynı fiilin varyantıdır.[xi] eşek sesi çıkarmak.Ankara. ^ 1841 C. ^ 1866 Sir Edward B.a. taşıt. Alm. rüzgâr " anemon animizm [xx/b] ~ Fr animisme cansız varlıklara ruh atfeden inanış. sarsak (argo) anha minha B Ar canha ona + Ar minha ondan an ı anımsa[mak YT [193+] hatı ra < Tü an-" an- Tü anıt [xi] ördeğe karmaşık akıl yürütmeler için kullanılan bir söz YT [194+] müphem olarak hatırlamak. kalıt. ruh " anime . Taylor. koyu renk. yazıt. İlk kez bu sözcükte kullanılan YTü (i)t eki daha sonra ayrım gözetmeksizin etkin ve edilgin ortaylar ve fiil adları yapımında kullanılmıştır.(gürültü etmek.nefes.[xiv] .* Karş. Karş.Fritzsche. harekete geçirme < Lat animare can vermek < Lat anima nefes. eşek sesi" +kirYT anır[mak * Tü yarjur. konut. birdenbire < Ar ân en kısa süre" an * Ansızın ve anide zarflarından yakın dönemde geri türetilme yoluyla oluşturulmuş sıfattır. [188+] budala. a. dikit. yapıt. belit. yanıt. anız Tü anız [xi] ekin biçildikten sonra tarlada kalan sapları ani [xx/b] ansızın. tarihçi < Lat anima nefes. [xx/c] hatırlamak < Tü an-" anTü arjıla. * Kentin adı Yunancaya bilinmeyen bir Anadolu dilinden alınmış olmalıdır. koşut. kanıt. kesit. ecir. yakıt.

anjiyo [xx/c] ~ İng angio < İng angiography damarlara renkli bir sıvı zerkederek görüntü alma yöntemi < EYun angeîon damar ankastre [etm [xx/c] ~ Fr encastrer yuvasına sokmak. < Lat angere. question (soru). parlak. kasa anket [192+]tetkikat. < Tü an [xiv Kıp] akıl. < Lat inquirere.Lat anxietas a. anne [192+] * N duplikasyonu muhtemelen çocuk dili etkisi gösterir. anksiyete [xx/c] ~ Fr anxiété sıkıntı. çapa ~ Lat ancora ~ EYun ankyra a. anlam anlat anne YT <Tü Tü [193+] mana < Tü anla-" anla" anla" ana anlat. idrak. Karş.a. yazı dilinde 20. sıkı * Aynı kökten Lat angere (sıkmak) > İng anxious (sıkıntılı).bükmek.[xiv] anlamasına sebep olmak ana [viii+] . anx. . daraltmak. binek vb. quaestsormak " in+1 * Karş. a. boğmak ~ HAvr *angh.anjin [192+] ~Frangine boğaz veya damar sıkışması Lat angina sıkma. eng (dar).+ Fr caisse kasa " in+1.[xiv Kıp] [193+] idrak yeteneği < Tü anla-" anla- * Sıfat yapım eki olan -(e)k takısının fiil adı yapımında kullanılması keyfidir. a. soruşturmak ß Lat in-+ Lat quaerere. inquaest. ana/âne [xvii-xix] . ankraj [xx/c] ~ Fr ancrage demirleme. sıkı" anjin anla[mak Tü hatırlamak " ananlak YT anla. < E Yun ân%ö sıkmak. kıvırmak * Aynı kökten İng angle (olta çengeli. kaçak. yatak. Alm angst (sıkıntı). 14. kasaya koyan < Fr encaisser kasaya koymak ß Fr en.sıkmak. yy'dan itibaren kaydedilen âne biçimi Şemseddin Sami'ye göre İstanbul şivesidir. açı). taharriyat ~Frenquête her türlü soruşturma ~ OLat inquaesta a. < Lat castrum sağlam yer " kasara ankesör [xx/b] ~ Fr encaisseur tahsildar. ~ HAvr *ank-ulo. hafıza < Tü an. yy başlarından önce kaydedilmemiştir. a. İng anger (sıkıntı > öfke). daraltmak.çengel < HAvr *ank.a. daraltma ~ E Yun an%one a. İng inquest (soruşturma).[xi] a.dar. boğmak ~ HAvr *angh. endişe. hortlak. sebepsiz korku . korkak. sıkıca gömmek ~ İt incastrare a. çapa atma < Fr ancre gemi demiri.araştırmak. .dar. a.

farkına ansiklopedi ancuklopedya [181+] ~ Fr encyclopédie ~ YLat encyclopaedia genel eğitim programı [xvi]. beraber. Meigen. < YLat anorexia nervosa a. genel + EYun paideüö eğitmek " en+. parka ~ İnuit anoraq * Grönland Eskimoları dilinden. adsız. bir örnek " an+. +nomi anonim [187+] ~ Fr anonyme 1.olumsuzluk öneki + EYun óreksis iştah " an+ anormal [xx/a] + Fr normale kurala uygun. W.anod [xx/b] ~ Fr/İng anode pozitif elektrot # Michael Faraday.değil + EYun ofeles < EYun ofellö güçlendirmek.a. topluluk ~ Lat insimul ß Lat in. idrak " an< Tü arjsuz [xiv Kıp] anlamaz. fizikçi (1791-1867) ~ EYun ánodos yukarıya giden yol " ana+.değil [xx/c] ~ İng anorak Eskimolara özgü içi kürklü ansambl [xx/b] ~ Fr ensemble beraber. İng. hisseleri nama yazılı olmayan şirket ß EYun an. yasasızlık ß EYun a(n).+ Lat simul bir. od(o)+ * Elektriğin dönüş yolu anlamında. 2. düzenli < EYun (h)ómos aynı.a.+ Lat nuntius tellal. ónyma. kan ve can vermek. tekdüze. küme. haberci" ad+ anorak ve başlıklı ceket. sıra dışılık ß EYun an.ad " an+. Gull.değil + EYun (h)omalós bir örnek.a. norm ~ Fr anormal kuraldışı ß EYun a(n).W. Alm. beslemek. hom(o)+ anomi [xx/c] ~ Fr/İng anomie kuralsızlık.hatırlamak. sıradan. sikl.değil + EYun nómos yasa. ß Lat ad. aynı " in+1. ilan etmek ~ OLat annuntiare a. ped(o)+ ant Tü ant [viii+] sözleşme. yaramak " an+ anomali [xx/b] ~ Fr anomalie uyumsuzluk. # 1873 W. (kanını) kurutan ß EYun an. zikretmek " an- . simüle ansızın <Tü anğsuzm [xiii] anlamadan varmaz < Tü arj akıl. anofel [xx/b] ~ Fr anophèle sıtmaya neden olan sivrisinek türü ~ YLat anopheles ^ 1818 J. ß EYun an. töre " an+. normal " an+. onomatope anons [195+] ~Frannonce duyuru <Frannoncer duyurmak. anoreksi [xx/c] ~ Fr anoréxie patolojik iştahsızlık / İng anorexia a. biyolog ~ EYun anofeles zayıflatan. eş. İng. yemin < Tü *ân.değil + EYun ónoma. her konuya değinen eğitici kitap [xviii] ß EYun enkyklios çepeçevre.

ve).ön. çok eski. sebep olan " anti+. alın alına.a. froze donmak ~ Ger *freusan a. 2. +jen1 antik [xx/b] eski Yunan ve Roma uygarlığına ait.İng antifreeze anti-don ß İng ant. karşı" anti+ * Türkçe kullanımda İtalyancadan alınan antika (1. kâse. tansiyon antarktik anti+. kafa " test anti+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *ant. tuhaf) biçimi ayrışmıştır. doz antifriz [xx/b] sıvıların donmasına engel olan madde .ön. tens-germek " in+1. kulak vermek ß Lat in.) ß Fr anti. Alm ent.İt antico eski ~ Lat antiquus a.(karşıtlık bildiren önek). [199+] eski zamana ait ~ Fr antique 1.+ Fr -gène1 doğuran. bakterisidlerin genel adı ^1941 Selman Waksman. ß EYun antí karşı + EYun dötos verilen < EYun didömi. biyofizikçi ß EYun antí karşı + EYun bíos. mikrop vb. [189+] tuhaf . elektromanyetik alıcı ve verici anteni ~ YLat antenna böcek duyargası ~ Lat antenna/antemna yelken direği antet [xx/b] ~ Fr en-tête başlık. Eski Çağa ait ~ Lat antiquus eski < Lat ante önce ~ HAvr *ant. önce). antibiyotik [194+] ~ İng antibiotic "canlı organizmalara karşı". do-vermek " anti+. a. değerli eski eşya. eski eser. sürmek " anti+.+ Lat tendere. topraktan yapılan saksı.can. antika [186+] eskiliğinden ötürü değer taşıyan eşya.antagonist [xx/c] ~ Fr antagoniste rakip. arktik [xx/b] ~ Fr antarctique Güney kutbuna ait" anten [192+] ~ Fr antenne 1. garip. karşı karşıya * Aynı kökten Lat ante (ön. hayat" anti+. alın ~ EYun antí yüzyüze. aksiyon antant [190+] ~Frentente mutabakat <Frentendre anlamak ~ Lat intendere yönelmek. " anti+ antijen [xx/b] ~ Fr antigène bir organizmaya girdiğinde antikor oluşumuna neden olan yabancı öge (zehir. 2. panzehir ~ EYun antidöton a. " antik . ilgilenmek. biot. böcek duyargası. muarız ~ EYun antagönistes ß EYun antí karşı + EYun agön yarışma ~ HAvr *ag.a. biy(o)+ antidot [xx/b] ~ Fr antidote zehire karşı verilen ilaç. 2. (geç dönem halk dilinde) kafatası.a. alın. mektup kâğıdı başlığı < Fr tête baş ~ Lat testa 1.a. İng and/Alm und ("karşılıklı". 2.harekete geçirmek. ~ HAvr *preus. Amer.+ İng freeze.

+ Fr traîner çekerek götürmek. ~ HAvr *en-ter.iç " inter+ ~ Frentrée giriş <Fr entr er içeri girmek~ antrenman [xx/b] ~ Fr entraînement talim.karşı + Fr septique çürümeye ait" anti+. " anti+. derlemek " +loji antrakt [192+] ~Frentr'acte tiyatroda iki perde arası ß Fr entre arası + Fr acte tiyatroda perde " inter+. log. traktör antrenör < Fr entraîner " antrenman [192+] ~Frentraîneur antrenman yaptıran . tez2 an tl a şma YT [xx/b] ~ Fr antithèse. ~ OLat antimonium a. ~ Ar al-i6midun [#8md] kurşun sülfat veya antimon. kömür. güldeste. antithet. ß EYun antí karşı + EYun pâs%ö.hissetme. aksiyon antrasit [xix] ~ Fr anthracite bir tür kömür.antikor [xx/b] ~ Fr anticorps vücudun zararlı organizmalara karşı ürettiği madde ß Fr anti.a.a. çiçek derlemesi.çekmek. " anti+ antiseptik [192+] ~Frantiseptique çürümeye engel olan (ilaç veya prosedür) ß Fr anti. nefret.karşıt sav ~ EYun < T ü a nt " an t [1 93 +] m ua he de antoloji [192+] ~Franthologie~EYunanthología 1. sürüklemek ~ OLat traginare a. tract. koyu gri renk ~ EYun anthrakites kömüre benzeyen < EYun ánthraks 1. çiçek) + EYun logeía derleme.a. şiir derlemesi ß EYun ánthos çiçek (~ HAvr *andh. göz sürmesi antipati [192+] ~Frantipathie "karşı duygu".tomurcuk. çalıştırmak ß Fr en. acı duyma " anti+. Yahudi ve Arap ırklarının atası olduğu söylenen mitolojik şahsiyet ~ Şem a.seçmek. path.karşı + Fr corps vücut. toplama < EYun legöl.a. a. gövde " anti+. eğitim < Fr entraîner peşinden çekmek. 2. 2. korpus antilop efsane yaratığı [xx/b] ~ Fr antilope ceylan ~ OYun ánthalops bir antimon/antimuan antimuan [xix] ~ Fr antimoine bir element / Alm antimon a. a. a. sürmek " in+1. çekip çevirmek. şap (şarbon) hastalığı antre [192+] Lat intrare a.a. < Lat trahere. septik1 antitez antíthesis karşısına koyma. sevmeme ~ EYun antipátheia a. pat(o)+ antisemit [xx/b] ~ Fr antisémite Yahudi düşmanı ß Fr anti+ Fr sémite Sami ırkından olan < Sém Nuh'un oğlu.

Fr anneau (yüzük) < Lat annellus < anus. bir et kesimi ß Fr entre arası + Fr côte kaburga " inter+. eklenti < Lat appendere ucundan sarkıtmak. parantez anüs HAvr *âno. appar.halka [xx/b] [xx/c] [xx/b] [xx/b] ~ Fr anthropoïde insana benzer ~ Fr anthropologie insanbilim" ~ Fr entre parenthèses parantez arası" ~Fr entre côte "kaburga ~ Fr/İng anthrop(o). apandisit [192+] ~Frappendicite kör bağırsak iltihabı ~ Fr appendice 1. zeyl.alıp götürmek. appendic.koymak " inter+.] yukarı çıkan ^ Bugünkü anlamda Aristoteles (MÖ 384-322) < EYun aeirö. yüzük ~ * Karş.sarkan şey.antrepo [189+] ~Frentrepôt ihraç ve ithal mallarının geçici olarak depolandığı yer.Ar canzarüt ilaç ve baharat olarak kullanılan bir bitki. kot1 antrop(o)+ bileşiklerde) ~ EYun ânthröpos insan EŞKÖKENLİLER: EYun ánthropos : antropoid. aer. aparat [xx/b] ~ Alm/Rus apparat cihaz. çalmak. antrparantez inter+. ß Lat inter iki şey arası + Lat ponere. [xix] rakı . ekli olmak ß Lat ad. 2. parite . +oid antropoloji antrop(o)+.kaldırmak. trifolium odoratum aort [xx/b] ~ Fr aorte ana atardamar ~ EYun aorte [f. pandantif apar[mak [xiv] alıp götürmek (Doğu Anadolu ve Azerbaycan) ~? OFa appurdan. mekanizma ~ Lat apparatum hazırlanmış şey < Lat apparare (bir şey için) hazırlamak ß Lat ad. transit deposu < Fr entreposer depolamak ~ Lat interponere a.a. " ad+. eklenti. yukarı çıkarmak ~ HAvr *wer-2 kaldırmak * Aynı kökten EYun artería (atar damar).bir şeye + Lat parare hazırlamak.a. anzarot [xiv] tatlandırıcı olarak kullanılan bir bitki.insan (sadece ~ YLat anus makat ~ Lat anus halka. antropoloji antropoid antrop(o)+. hırsızlık etmek * Türk dillerinde eşdeğeri olmayan bir fiildir.eklenme edatı + Lat pendere sarkıtmak " ad+. post2 antrikot antrkot [189+] arası". tedarik etmek ~ HAvr *pers-l a. posit. kör bağırsak ~ Lat appendix.

a. apartman [189+] 1.aparatçik " aparat [xx/c] ~ Rus aparatçik Komünist Partisi mensubu aparey [xx/a] ~ Fr appareil cihaz. parça parça " parsel apaş [191+] ~ Fr apache [1902] şehirli suç çetesi mensubu.[xvii] şaşakalmak.açmak " apış apuş. 2. tek mumlu duvar lambası < Fr appliquer ekleme. a.a.açmak ~ HAvr *ap-wer-yo. ağzı açık kalmak aplik [xx/b] ~ Fr applique 1. bir ailenin oturmasına mahsus daire. örtmek apertür Lat apertura açılma " aperitif apış apış[mak <Tü <Tü [xx/b] ~ Fr aperture açılma. mekanizma ~ Lat appariculum [küç. ß Lat ad. bir şeyin üstüne katılan veya eklenen şey. ağzın aralanması ~ [xv] iki bacak arası < Tü *â-/*aP. sıkmak. serseri < öz Apache Kuzey Amerika'da bir kızılderili kavmi apel [xx/c] ~ Fr appel çağrı < Fr appeler çağırmak. solumak " pnömoni apo+ ~ EYun apó bir şeyden ayrılma. büzmek " ad+. kiraya verilmek üzere dairelere bölünen çok katlı bina ~ Fr appartement müstakil dairelere bölünmüş bina ~ İt appartamento Roma'ya özgü çok katlı konutlara verilen ad [xvi] < İt appartare ayırmak. uydurmak ~ Lat applicare a. uzaklaşma.bir şeye + Lat plicare bükmek.].değil + EYun pneö nefes almak. apert.] a. uygulama " aplike aplike [etm [xx/b] ~ Fr appliquer uyarlamak. düzenek " aparat aparküt upper üst. < Lat apparatum hazırlanmış şey.açmak/açılmak < Tü *âp.bir şeye veya yere + Lat pellare gütmek. kapatma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *apo a.açmak " ayır< Tü *ap. kuyumculuk terimi [esk. hisselere bölmek < Lat ad partem hisseli. filtre aperitif [192+] ~Fr apéritif iştah açıcı~OLat aperitivus açıcı < Lat aperire. yukarı + İng cut kesme [xx/b] ~ İng uppercut bir boks vuruşu ß İng * Türkçe telaffuzu kısmen Fransızcadan alınmıştır. hitap etmek ~ Lat appellare mahkemeye celbetmek ß Lat ad. " ab+ .kapalı < HAvr *wer-5 kapamak. ß EYun a(n). 2. sürmek " ad+. a. özellikle süs. pli apne [199+] ~Frapnée nefes durması~EYun apnoía a.

~ E Yun apología karşı konuşma.gitmek " ab+. kırmak " ab+. apsis1 [xx/c] ~ Fr abscisse matematikte bir yayı kesen doğru < YLat linea abscissa kırık çizgi < Lat abscidere.[xi] ardından gitmek. [xvii] 1. yoklamak araba caraba [xiii] arabası ~ Lat raeda dört tekerlekli ağır araba ~ Kelt ~? Ar carrâdat^ dört tekerlekli savaş . logsöylemek " apo+. ara ara[mak Tü ara [viii] iki şey arasındaki kesinti. ~ HAvr *sps-dh. +sid apsis2 girinti ~ EYun (h)apsís. utanılacak şey. caes. apoloji [xx/c] ~ Fr apologie savunma.kürek apolitik politik [xx/c] ~ Fr apolitique siyasi olmayan" an+. kavisli " abdal [xiv] .] omuzluk.kesip ayırmak ß Lat ab. yy) ortaya attığı terimdir. kumaşları satışa hazırlamak için yapılan son işlemler < Fr apprêter hazır etmek ~ OLat *apprestare a. a. tutarsız idi. (genel kullanımda) ~ Ar car [#cyr1] utanılacak şey. ard " arka arka-/arğa. 2. ß Lat ad. kürek < E Yun spathe a. portatif apre [xx/b] ~ Fr apprêt hazırlık. a. seğirtti.] kürekçik.kabarmak. yaramazlık [xx/b] ~ Fr are alan ölçü birimi ~ Lat area alan. d. elde " ad+. a. kürek kemiği < Lat spatha pala. ayıp < Ar cara gezdi. < Lat abscedere. orta Tü < Tü ar-kesmek. ayıp.bir şeye + Lat praesto hazır.kemer. özellikle subaylarda rütbe belirten omuz işareti < Fr épaul omuz ~ Lat spathula [küç. aksesuar * EYun apöstema karşılığı olarak tabip Celsus'un (MS 1. özür / İng apology a. +loji aport [xx/a] köpeğe "getir!" emri ~ Fr apporte getir! < Fr apporter getirmek ~ Lat apportare a. cess.a.apolet apolet/epolet [xix] ~ Fr épaulette [küç.a.bir şeyden + Lat caedere. kalkmak ß Lat ab. abscess. presto apse [xx/b] ~ Fr abscès (tıpta) doku kalkması.kesmek. absciss. yarmak " yar < Tü *ar arka. kavis aptal ar1 utanma duyusu yaptı ar2 arazi » [xx/c] ~ Lat apsis kilisede mihrap yeri. kabarma ~ OLat abscessus a.bir yere + Lat portare taşımak " ad+.bir yerden + Lat cedere. mahkemede suçlamalara cevap verme ß E Yun apó karşı + EYun legöl. arsa. ß Lat ad. boş * 1795'te Fransa Meclisince yüzey ölçü birimi olarak tanımlanmıştır.

] kavga. . arsa. düzenleme < Fr arranger " aranje ararot [xix] frenk salebi ~ İng arrow-root Orta Amerika'ya özgü bir bitki. düzen. [xix] iki bayram arasına gelen zi'lkade ayına halk arasında verilen ad. Fr haricot (fasulye).a. yy'dan itibaren rastlanır. yer. belki nohut * Karş. arabesk süsleme < öz Arabe Arap araç YT [193+] vasıta [xx/b] ~ Fr arabesque Arap tarzı. [196+] uyarlanmış şarkı arrangement uyarlama. araka bezelyegillerden bir bitki. şark usulü < Tü ara" ara * İsme eklenen -ç ekinin mahiyeti belirsizdir. arakla[mak [192+] aşırmak.* d > r değişimi açıklanmaya muhtaçtır. tertip etmek < ~Fr aranjman [xx/b] düzenleme.ekiyle. 2. felsefede ~ Ar arâdin [#'rd çoğ] topraklar. rütbe " ring [xx/b] ~ Fr arranger düzenlemek. yollu < OFa rah yol" rahvan < Erm arak ~ Yun araká bezelye ~ EYun árakos aralık <Tü [xiv] iki şeyin arası. araz accidens " arz1 arazi [xvii] 1. mancınık " ark2. Sözcüğün ayn ile yazılan biçimine bellibaşlı Türk dillerinde 14. cadde " < Tü ara-" ara- [193+] taharri etmek * Dönüşlülük ve sıklık bildiren -(ı)ştır. bu bitkinin kökünden yapılan içki ~ Karib aruaru arasta rast araştır[mak YT [xvi] çarşı ~ Fa râstâ/râsta düz ve doğru yol. ß Lat arcus yay + Lat ballista fırlatma aygıtı. arsalar < Ar ard arbalet [xx/b] ~ Fr arbalète mekanik ok atma aygıtı ~ Lat arcuballista a. [194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla birinci kânun ayına verilen ad < Tü ara " ara aranje [etm Fr rang sıra. yeryüzü " arz2 ~ Ar carad [#crd msd] tıpta semptom. çalmak (argo) çabuk ~ OFa rag/rahag yürük. hızlı. balistik arbede zıtlaşma [xvii] ~ Ar carbadat^ [#crbd msd. toprak parçası. Tü *or oba etimolojisi fantezidir.

ifşa etmek arı1 arı2 arık1 Tü Tü arı [xi] bal yapan böcek ârığ [viii] temiz. ifade. hakim.[viii] yorulmak. suyun akıntısıyla oluşan yarık < Tü ar-/yar. 2. kesmek " yar- . saf. stadyumun kumluk zemini argaç Tü zıt yönde " arka argın <Tü arkağ [xi] dokuma tezgâhında enine atılan iplik < Tü *ar çapraz. tartışma ~ Lat argumentum < Lat arguere açıklamak. herhangi bir meslek veya zümreye ait özel dil ~ ? argon [xx/b] ~ YLat argon asal bir gaz ^ 1894 Rayleigh & Ramsay < EYun argós tembel. arabulucu. juniperus a r d ı l <Tüart"art YT [194+] birbirini izleyen < Tü art" YT [193+] halef * -ıl ekinin işlevi belirsizdir. arı [xvii] pak. yorgun argın yorgun < Tü ar. nezih < Tü ârı-[viii+ Uy] temizlemek " arın- Tü arık [viii+] ırmak. arabuluculuk < Fr arbitrer arabuluculuk etmek < Lat arbiter hakem. arena [xx/b] şiddet sporlarında sahne kumsal. kanıtlamak. botanik bahçesi < Lat arbor ağaç ardıç Tü artuç [viii+] bir tür bodur bitki.fiili de mevcut değildir. erg argüman [xx/b] ~ Fr argument tez. [xx/a] gümrük deposu arduvaz kullanılan ince siyah taş [xix] gümrükte bir malın "yer kaplaması" karşılığında < Ar ard yer " arz2 [189+] ~Frardoise çatı örtücü olarak ~ Lat (h)arena kum. ardiye ödenen harç.yarmak. aykırı. vadi. çalışmaz ß EYun a(n).arbitraj [xx/b] ~ Fr arbitrage hakemlik. ardış. Paris hırsızlarının özel dili [xvi]. dermansız kalmak argo [xx/a] ~ Fr argot 1.değil + EYun érgon iş " an+. ardışık art * Art edatı -ış fiil ekini alamayacağı gibi. eylemsiz. tanık arboretum [198+] ~YLatarboretum araştırma amacıyla oluşturulmuş ağaç koleksiyonu.

Ar carafat^ [#crf msd. saygın.a. ritm ariyet " avret ariza arjantin ~ Ar carîdat^ [#crd sf.[viii+] temizlenmek < Tü ar. İng aryan. f. gümüşi). bir ulus adı * Karş.a. soylu (~ HAvr *ar-isto.< HAvr *re(i).1. accidens " arz1 ari1 [msd. geleceği haber verme" anlamında. geleceği haber verme). ark1 » ı rmak. soylular zümresi ~ EYun aristokrateía soylular iktidarı ß EYun áristos en iyi.] bilen. +krasi aritmetik [xx/b] ~ Fr arithmetique a. felsefede bir varlığın özüne ait olmayıp dış etkenlere bağlı olarak ortaya çıkan şey. soylu. asıl olmayan * Belki Fr argentée (gümüş katılmış. ~ EFa/Sans arya.arık2 arın[mak Tü Tü aruk [viii+] zayıf. yoksun < Ar cariya ari2 [xx/b] ~ Alm arisch Hintavrupa "ırkına" mensup olan / Fr arien a.] çıplak. eğreti. su kanalı " ar ı k1 . aristokrasi [192+] ~Fraristocratie soylular iktidarı. dermansız ârm.en uygun < HAvr *ar. Kurban bayramından önceki gün < Ar carafa bildi" irfan * Muhtemelen "önceden bilme. Arjantin ülke adıyla bağlantısını kurmak güçtür. Fr aryen. eklenmek ) + EYun krátos güç " arma. irfan sahibi " irfan [xiv] bayramdan önceki gün. arif arife [xiv] ~ Ar cârif [#crf fa. [xx/b] beklenen bir olayın öncesi . " an+.] sunuş " arz1 [xx/c] votka eklenmiş bira ~ ? [xiv] ~ Fr arythmie ritm bozukluğu.] Zilhicce ayının dokuzuncu günü. cury/c^uryat^] çıplak idi [xvii] ~ Ar cârin^ [#cry fa. seçkin kimse. 2. özellikle kalp ~ Ar câriyyat^ [#cwr] ödünç. Karş. Ar cirafat (fal bakma. akıl yürütmek " racon aritmi [xx/c] atışında / İng arhythmy a. başa gelen.a.uymak. ~ EYun arithmetike sayı saymaya ilişkin < EYun arithmós sayı ~ HAvr *3r3İ-dhmo.yormak " argın < Tü ârı-temizlemek arıza [xvii] ~ Ar câridat^ [#crd fa] arız olan şey.saymak.

beceri). < EYun árktos ayı.(ardından konuşmak. eklenmek.(peşinden gitmek). +loji [xx/a] ~ Fr archéologie çok eski şeyler bilimi.(ok ve) yay [xx/b] ~ Fr arc kemer. beddua etmek). araç gereç. Ave arsthna (dirsek).< HAvr *ar. Tü yarmak sözcüğünün etimolojisi de açık değildir.a.) sözcüğünün yerini almıştır. gemi donanımı ~ Lat arma edevat. arkaik [xx/b] ~ Fr archaïque çok eskiye ilişkin ~ EYun ar^aikös eskiye ait.uymak. ars (sanat. 2. silahlandırmak ~ Lat armare a. armatür [xx/c] elektrik veya tesisat aksamı armature donanım < Fr armer donatmak " arma ~ Fr armoni/harmoni [xix] ~ Fr harmonie uyum. arğa. art. arka. askeri donanım. geri. özellikle omuz eklemi. ard. birlik < EYun (h)armós 1. arka vermek. arkış (kervan). sırt. Kutup Yıldızı ~ HAvr *rkto-s ayı arma [186+] ~ İt arma zırh. kadim " +arşi arkeoloji antik harabat bilimi" arkaik.< HAvr *ar. " arma armağan Tü yarmak [viii+ Uy] para yarmağan/armağan [xi] doyumluk. áristos (en uygun). uyum ~ HAvr *ar-smo. art (arka). ark (tortu.a.a. árthron (eklem). eklemlenmek " arma . armada ~ İsp armada donanma < İsp armar donatmak.a.a. armatör armador [xix] ~ Ven armadòr gemi donatan / Fr armateur a. peşkeş. yy'a dek egemen olan Tü ayakdaş (a.ark2 HAvr *arku. ayakdaş. yardımcı bildiren edat. hempa < Tü arka " arka * 19. (ordu veya gemi) silahlandırmak ~ Lat armare a. kavis ~ Lat arcus a.(geride kalmak). karşıt. eklem. Küçük Ayı. ganimetten verilen pay < Tü * -an ekinin işlevi belirsizdir. ses uyumu EYun (h)armonía uyum. silah ~ HAvr *ar-mo. aykırı < Tü *ar gidilen yöne zıt istikamet * Aynı kökten Tü arka. artık). < Fr armer donatmak. eklenmek * Aynı kökten Lat artus (eklem). Buna karşılık karş. " arma * Türkçe telaffuzu 20. ilkel < EYun ar%aîos eski. EYun harmós (uyum). geri. dost. yy başında Fransızcaya göre düzeltilmiştir. ~ arka Tü arka [viii] peş. yay.a.uymak.xiv Kıp). arktik [xx/b] ~ Fr arctique Kuzey kutbuna ait ~ EYun arktikós a. arka. arkalaş kılmak (yardım etmek . arkadaş <Tü [xix] yoldaş.

Habsburg ailesine mahsus bir soyluluk sıfatı ß Lat archi.(< EYun ar%os baş.sesinin düşmesi Fransız askeri kullanımından alınmıştır.a. Fa araş (dirsek. ön kol). Lat aroma güzel koku ~ EYun âröma. a. [xx/a] ~ Fr arpège müzikte bir akoru oluşturan notaların [xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti ~ EAlm ardarda çalınması ~ İt arpeggio arp çalma < İt arpa arp " arp arsa arsenik O Yun arsenikón a. ~ OFa urmöd a. arslan/aslan Tü [187+] ~ Ar carSat^ [#crS msd. a.a. (= Ave arsthna.a. arozöz [xx/b] sulama kamyonu ~ Fr arroseuse sulayıcı. arşun [xiv] . nem. ror-çiy. taht.armonika armonik [192+] ~ YLat harmonica bir müzik aleti # 1762 Benjamin Franklin. ıslaklık arp/harp harpa/harfa a. avlu ~Frarsenic zehirli bir madde~ arslan [viii+] a. 2. bir uzunluk birimi ~ EFa araşn. " +lan arş1 [xiv] ~ Ar carş [#crş] 1.] açık ve düz alan. a. dük .a. arpej arpa arpej Tü arpa [viii+] a.] keman yayı < Fr arc yay " ark2 arşın [xiii] 40 cm dolayında bir uzunluk birimi. ön kol. arşidük [xix] ~ Fr archiduc birinci dük.a. a. ön) + Lat dux dük " +arşi. a. TTü arış. göğün dokuzuncu tabakası ~ Aram carş taht şeklinde yatak. sulama cihazı < Fr arroser sulamak.OFa araşn dirsek. su püskürtmek ~ OLat *arrosare < Lat ros. ABD < EYun (h)armonikós uyumlu " armoni armut aroma arömat. a. armud [xi] [xx/b] Fa amrûd a. özellikle Baal tapınağında bulunan taht ~ Akad erşu Mezopotamya'da açık havada yatmak için kullanılan taht şeklinde yatak arş2 [xix] < Fr marche askerlikte "yürü!" komutu" marş * m. arşe arşın [xx/b] ~ Fr archet [küç. ~ OFa zarnîkâ a. ~ Ger *harpön EŞKÖKENLİLER: Fr harpe : arp.dirsek ) " arma * Karş.

2. evlenen kişi aruz [xiv] ~ Ar carüd [#crd im] 1. eklenmek " arma artist [191+] ~Fr artiste sanatçı <Fr art sanat~Lat ars. < EYun ar%aîon resmi evrak. artrit [xx/b] ~ Fr arthrite eklem enfeksiyonu < EYun árthron eklem ~ HAvr *ar-dhro. şiir vezni < Ar carada yoluna çıktı. fazla (sıfat). sanat ~ HAvr *ar-ti. yukarı çıkarmak " aort arterioskleroz [xx/b] sertleşmesi ß EYun arteria atardamar + EYun sklerös sert" arter ~ Fr artériosclérose damar artezyen [xx/b] bir tür kuyu ~ Fr artésien Fransa'nın Artois bölgesinde Bélidor (1698-1761) tarafından geliştirilen kuyu tekniği < öz Artois Kuzey Fransa'da bir bölge artı YT [193+] zait < Tü art-" art- * Atatürk'un bulduğu kelimelerdendir. < Lat articulus [küç. şiirde her beytin birinci mısraının son hecesi. ~ EYun ar%aîa [çoğ.< HAvr *ar. geri" arka Tü art [viii] arka.a. [xvii] daha çok. ilk + EYun tektön usta " +arşi. art/ard< Tü *ar arka. eklemlemek. tektonik arşiv [xx/b] ~ Fr archives evrak koleksiyonu ~ OLat archiva a.[viii] arkada kalmak. madde < Lat artus eklem ~ HAvr *ar-tu.a. geri arter [xx/b] ~ Fr artère damar.< HAvr *ar.a. önünü kesti" arz1 .a.uymak. madde madde saymak ~ Lat articulare a. eklenmek " arma * Türkçe kullanımda aktris < Fr actrice (kadın sahne oyuncusu) sözcüğünü asimile etmiştir. kesen. bundan fazla (zarf) artiküle [etm [xx/c] ~ Fr articuler birbirine eklemek.uymak.] a.] eklemcik. artık Tü < Tü art-" artartuk [viii] artan. arta kalan.< HAvr *ar. geri" arka art[mak Tü art. mimar ~ EYun ar%itektön a.arşitekt [xx/c] ~ Fr architecte mimar ~ Lat architectus ustabaşı. ß EYun ar%os baş. fazla olmak < Tü *ar arka.el becerisi. özellikle atardamar ~ EYun arteria atardamar ~ HAvr *wer-2 kaldırmak. yönetim " +arşi * Fransızca ve İngilizcede sadece çoğul şekli kullanılır. art.eklenmek. devlet belgesi < EYun ar%e devlet. uymak " arma arus ~ Ar carüs [#crs] damat.

arzu)" â+ arzuhal [xvii] ~ Fa card-i Hâl durumunu arzetme. simüle asansör [189+] ~Frascenseur mekanik tırmanma aracı # 1867 Edoux.] köklü olma. gösteri. iskele asap burdu. = Ave bsrsj-.] sinir. ülke. sunma. göründü. yeryüzü. hava. en. Fr. kas lifi < Ar caSaba ~ Fa âsâyiş huzur. soy " asıl YT [193+] tufeyli < Tü as-" as~ Ar aSâlat [#'Sl msd. ß Lat ad. kastı asayiş [xiv] huzur Fa/OFa âsüdan.bir şeye + Lat simulare benzetmek. karşısına çıktı. cinsel istek. coğrafyada enlem. ermin [xiv] ~ Ar caSan^ [#cSw] değnek. dilekçe ß Ar card sunma.bir yere doğru + Lat scandere basamak çıkmak. hal1 as[mak as1 . 2.) [xiv] ~ Ar ard [#'rd msd] yer.[viii+] a. kendini sundu. heves ~ OFa âwarzög a. toplamak ~ OLat *assimulare ß Lat ad.a. âsây.Lat as en küçük bakır para birimi as2 asa asal Tü as [xi] bir tür küçük memeli. sıktı.a. taban" anlamında bir Tü *as sözcüğüne yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır. kakım. sükûn < . her çeşit şarkı. tırmanmak " ad+. (= Sogd âbra%se a. önüne çıktı. mühendis < Fr ascendre yükselmek. esas Tü as. rahatlık. toprak (= arzu [xi] ~ Fa ârzü bir şeye yönelik istek. sunuş. asalak asalet aSl kök.dinlenmek. 2.a.arya [xx/b] opera şarkısı şarkısı ~ Lat aer 1.a. arzetme + Ar Hâl durum " arz1. baston ~ Fa âsâl temel. soyluluk < Ar asamble [xx/b] ~ Fr assemblée meclis < Fr assembler bir araya getirmek.a. belirdi arz2 İbr/Aram ereS a. denkleştirmek " ad+. [xx/b] ~ Fr as iskambilde birli. sakin olmak ~ Ar caSab [#cSb msd. şarkı" aer(o)+ ~ İt aria hava. önerme < Ar carada yoluna çıktı. bir işte başta gelen kimse * Dil Devrimi sırasında Eski Türkçe olduğu varsayımıyla kullanımı teşvik edilmiştir. opera arz1 [xiv] ~ Ar card [#crd msd] 1. "Temel. bsrsg istek. tırmanmak ~ Lat adscendere a.

soylu < Ar aSl kök. simüle asistan [xx/b] ~ Fr assistant yardımcı. özümsemek ~ Lat assimilare a. asetik asit tuzlarının genel adı.değil + EYun syn. ß Lat ad.] daha küçük.] çağ [xi] ~ Ar aSğarî [#Sġr nsb.] kök.. kimyada asit ^ 1545 Guéroult. sağlam ß EYun a(n). aynılaştırmak. statdurmak/durdurmak.ekşimek. a. soy. emin.bir şeye + Lat simulare benzetmek " ad+.eklenme edatı + Lat sistere. Fr. Babil ve İran'da bulunan bir tür neftli madde asfalya sigorta (Ege ağzı) ~ Yun asfalía güvence. temel. güvenli. ekşi. soy ~Frasymmétrie simetrik olmama asimile [etm [xx/b] ~ Fr assimiler benzetmek. rastlamak. 2. kimyacı (1823-1907) < Fr acétique " asetik aseton [xx/b] solvent olarak kullanılan bir uçucu madde " asetik ~Fracétylène kimyada bir bileşim ~ Fr acétone kimyada asetik asit ketonu. dikmek/dikilmek.asemptot [xx/c] ~ Fr asymptote geometride hiperbol eğrisiyle kesişmeyen çizgi ~ EYun asymptötes buluşmaz. esas asır/asrasi asil " asıl asimetri " an+.] köklü.a.a. keskin. denk gelmek " an+. istasyon asit [192+] ~ Fr acide 1. asfalt ~ EYun ásfalton a. el vermek. Fr. keskinleşmek " akr(o)+ asetilen [192+] ^Berthelot. ptö. selüloz asetat bazlı bir tür şeffaf polimer / İng acetate a. kimyacı < Lat acetum sirke < Lat acescere.değil + EYun sfâllö düşürmek.a.bir arada + EYun piptö. ~ Ar câSin^ [#cSy fa.durmak " ad+. keskin " akut . Fr. simetri [195+] [xiv] [xiv] ~ Ar caSr [#cSr msd. sigorta < EYun asfale?s "düşmez". rastlaşmaz ß EYun a(n). çelmek asgari aSġar [kıy. semptom asetat [xx/c] ~ Fr acétate 1. sıkı durmak. kavi olmak ~ HAvr *si-sts. kimyacı ~ Lat acidus ekşi. en küçük < Ar Sağır küçük asıl/aslöz. 2.düşmek. yamak < Fr assister yanında durmak.] isyan eden" isyan ~ Ar aSîl [#'Sl sf. acet. ß Lat ad.] en küçüğe ilişkin < Ar ~ Ar aSl [#'Sl msd. asfalt [ 192+] ~ Fr asphalte bitüm.< HAvr *stâ. " asetik asetik [xx/b] ~ Fr acétique sirkeye ait. yardımcı olmak ~ Lat assistere a. ilke. güvenlik. sirke asidi ^ 1787 de Morveau.

belirsiz bir süreye ertelenmiş şey. 1960 Ümit Deniz. . yy'daki başlıca anlamı "zincirle sarığa asılan ziynet veya küpe"dir. Karş. önünde olma. (olumsuz fiille) hiç. sosyal ~ İng [xx/b] pişmiş topraktan yapılan bir tür dolgu kalıbı [xx/c] gazetecilikte uydurma haber * Ümit Deniz'in yarattığı polisiye roman kahramanı Murat Davman tarafından popülerleştirilmiştir. Türkçede halk dilinde tekil ad olarak kullanımı askere gitmek. askı <Tü [xviii] asılan şey. askere yazılmak vb. küpe. esas. özellikle ziynet ve hediye.] asıl. özellikle hükümdar kapısı ve makamı ~ EFa *â-stâna ß EFa â. orijinal < Ar aSl kök. askı. varma bildiren edat ve önek + EFa stâna durma ~ HAvr *stâ. . aslen.a.a. aspava [xx/c] içki ve yemek esnasında kullanılan bir iyilik dileği < Tü Allah sağlık para aşk ve ^ y.asitane ~ Fa asitan/asitana kapı eşiği.yönelme. seri1 asosyal asparagas asparagus kuşkonmaz ~ EYun asfáragos * Türkçe anlamın kaynağı belirsizdir. Askı sözcüğünün 18. yy'da türemiş olmalıdır.bir şeye + Lat sortiri (kura ile) seçmek < Lat sors. sort. soy " asıl [xvii] üzüm bitkisi < Tü as-" as- asliye mahkemelerden biri asma <Tü * "Üzerinde üzüm salkımları asılı şey" anlamında. muallak < Tü as-" asasla [xiv] ~ Ar aSlâ [zrf. kısmet ~ HAvr *srti. " istasyon asker ordu " leşker [xiv] ordu ~ Ar caskar [#cskr] ordu ~ OFa laşkar * Lat exercitus (a.) biçiminden türediğine ilişkin tez ses bakımından kuşkuludur.< HAvr *ser-3 dizmek " ad+. [xix] pantolon askısı. kök veya öz itibariyle. kök " asıl aslan » " arslan (mahkeme-i) aslîye [xix] Tanzimat döneminde kurulan < Ar aSH [#'S1 nsb.] 1.kura. romancı [xx/c] ~ İng asocial sosyal olmayan" an+. asmolen ^7 asorti [xx/b] ~ Fr assorti uyumlu < Fr assortir bir örneğe uygun olarak seçmek ß Lat ad. deyimlerden 19. katiyen < Ar aSl soy. a. 2.

stigmatnokta. Erm asdġ (yıldız).sivri < HAvr * steig. halı) < OFa wistarag < Ave *vi-starsna. Sans prá-stará (a.). " astr(o)+.(a. * Karş.a. a.bir şeyden + Lat spirare solumak " ab+. . İng.(a.a. ß Lat ab. alt = Tü astın [viii+ Uy] a. Alm stern. * Aynı kökten Fr étoile < Lat stella.yanına veya üstüne sermek < EFa/Ave star. bilim adamı ß EYun a(n).a.aspiratör [xx/b] ~ Fr aspirateur elektrikli süpürge < Fr aspirer havayı veya bir sıvıyı içine çekmek ~ Lat aspirare a.a. yy'dan itibaren "yıldızlar aracılığıyla gelecekten haber verme" anlamında kullanılmıştır.). astro. benek < EYun stizö (sivri bir şey) batmak. delmek " an+. Fa sitara.a.a. soluk soluğa kalma [xx/b] ~ Fr asthme astım hastalığı ~ EYun ásthma nefes astigmat [xx/b] ~ Fr astigmate gözü noktaları seçemeyen kimse ~ İng astigmatic a.).a. astım darlığı. denizci " astr(o)+. tarkan astroloji [xx/b] ~ Fr astrologie yıldız bilimi ~ EYun astrologeía a. ß EYun ástron yıldız + EYun logeía " astr(o)+. İng star. astar [xiv] ~ Fa astar giysilerin iç yüzünde kullanılan kaba kumaş ~ EFa *â-star.a. Ave upa-starsna. espri aspirin [190+] bir ilaç ~ marka Aspirin Bayer firmasına ait ilaç markası # 1899 Bayer AG. astronomi inceleyen bilim ~ EYun astronomía a.a. ~ Alm acetylierte spirsäure asetil spirik asit < Lat spiraea asetil spirik asidin doğal kaynağı olan bitki" asetik ast/as YT [193+] madun. aşağı ~ Tü ast [xiii Kıp] aşağı. a.yaymak.a. etiket astr(o)+ ~ Fr/İng astr(o). a. sermek ~ HAvr *ster. Fagustar/gustariş (yaygı. navigasyon * İngilizce sözcük Yunan mitolojisindeki Argonaut'lara (Argo yolcuları) benzetme yoluyla 1929'da türetilmiş ancak 1961'de yaygınlık kazanmıştır.yıldız + EYun naütes gemici. ^ 1849 William Whewell.yıldız (sadece bileşiklerde) ~ EYun ástron yıldız ~ HAvr *sster. delmek ~ HAvr *stig-yo. +loji * Batı dillerinde 14. +nomi ~ Fr astronomie yıldızların düzenini astronot [196+] ~ İng astronaut uzay yolcusu ß EYun aster.(sivri uç) batmak. astragan astrakan [192+] doğmamış kuzunun kıvırcık postundan yapılan kürk < Astragan Hazar Denizi kıyısında bir kent < %ass-i tarlan 1460 yıllarında Hazar Denizinin kuzeyinde kurulan Tatar beyliği ve bu beyliğin başkenti < Tü tarlan bir yönetim veya asalet ünvanı. < HAvr *ster-2 a. döşek.değil + EYun stígma.

aşğaru [xv] dibe doğru. [xix] bitki aşısı Tü aşu [xi] kırmızı boya elde edilen bir tür toprak.inmek " aşağı aşuk [xi] ayak topuğu kemiği. haşlama). avrupa. asay.] seven" aşk1 < Tü *aş. rubric aşı2 [boyası aşık1 aşık2 [atmak Tü [xiv] ~ Ar câşiq [#cşq fa. a. oyunda zar * Yapı itibariyle incik sözcüğünün eşdeğeridir. sınır aşmak.[xi Oğ] dip.[xi] aşınmak.[viii] dağ aşmak.a. özellikle sulu ve sıcak yemek * Eski bir İran dilinden alıntı olasılığı tartışılmıştır.dinlenmek.] ondalıklar.(yemek). aşar [xiv] YT [193+] mertebe. güneş doğmak * Karş. perçin. aşı/aşu [xviii] çiçek aşısı. sürtünerek çukurlaşmak < Tü aşak/aşağ aşağı" . asman [xiv] ~ Fa âsuman/âsmân gökyüzü. alt. [xiv] (hayvan) çiftleşmek < Tü aşak. paye < Tü ~ Ar acşâr [#cşr çoğ. Karş.EFa/Ave asman. ondalık vergileri < Ar cuşr onda bir < Ar caşara on " aşiret aşçı aşı1 Tü Tü aşçı [viii+] yemek pişiren < Tü aş1 " aş aş3 [xi] kenet. aşağı <Tü aşağa [xiii] . [xv] ~ Fa asuda huzurlu < Fa asudan. sema Asya [xix] ~ İt Asia ~ Lat Asia ~ EYun Asia Akdeniz'in Doğusundaki ülkelerin genel adı = Akad asü çıkmak. aşın[mak aşağı Tü aşğın. aş Tü aş [viii] yemek.inmek * Yön bildiren -ru ekiyle. incik. aş[mak Tü aş. öteye geçmek. Fa aş = Ave asa. Karş. aşama aş-" aş* Fiil gövdesine eklenen -a.asude huzurlu olmak " asayiş asuman . aşağ. alta alçak < Tü *aş.ekinin mahiyeti belirsizdir. Erm %aş (sulu yemek.

tanımak " â+.aşır[mak aşırı <Tü <Tü aşur. algılamak " estetik aşina ~ Fa âşnâ bilinen.] akrabalardan oluşan topluluk. ölçüyü aşan. < OFa âşnüdan. muaşeret. bilmek ß OFa â. perçinlemek < Tü aş3 ek. belli. oynamak ~ HAvr *kseubh-sallanmak. deste. tanıdık ~ OFa âşnâg a. [xix] bu günde yapılması gelenek olan karışık aş . a. kaynak " aşı1 aşram [200+] ~ İng ashram Hindu tekkesi ~ Sans âsramah a. kıpırdamak < Ave %Şufan hareket etmek.[xi] eklemek. c^aşq [xvii] [#cşq msd. şnâs-bilmek. kararsız < Fa âşuftan. klan < Ar caşara birlik oldu. oynama aşikâr [xiii] ~ Fa âşikâr/âşkâr açık. görünen) ~ HAvr *âwis. âşnâw. algılamak.Fa caşürâ Muharrem ayının onuncu günü ~ Ar caşürâ [#cşr] Muharrem ayının onuncu günü < Ar caşr/c^aşarat^ on " aşiret ." aş- aşifte aşüfte [xiv] ~ Fa âşuAa oynak. on parmaktan oluşan birim" olmalıdır.] şiddetli ve yakıcı sevgi. < Sans sramah zahmet. +şinas aşiret ~ Ar caşîrat^ [#cşr sf.a. aşüb. cışq var. (= Ave âviş-kâra. çile.yönelme edatı + OFa şnüdan. işret. f. belirgin ~ OFa âşkârâg a.açığa çıkarmak. boy. aşiret. [xix] hırsızlık etmek < Tü aş-" aşaşurı [xvii] aşırık.anlamak. aşık/aşak [xiii-xvii] aşağı * Tokat aşketmek deyiminde. aşağı.[xiv] öte yana geçirmek. son derece < Tü aşır. bilinen. aşık idi * 'Işk biçimi 18.< HAvr *au-4 duymak. öşür aşiyan ~ Fa âşiyân yuva ~ Ar cişq/c^aşq aşk1 cışq [xiii] . belirgin kılmak < Ave âviş belli. aşla[mak Tü aşla. yy'a dek tercih edilmiştir. züht < Sans sramáti çile çekmek aşure aşura [xiv] . grup oluşturdu * Aynı kökten Ar caşara (on) sözcüğünün nihai anlamı muhtemelen "grup.oynamak.a. aşure. aşk2 [etm Tü aşak [xi] dip. eros < Ar caşiqa sevdi. EŞKÖKENLİLER: Ar #cşr : aşar.

[viii+ Uy. adıyla * TTü ada. dinsiz ~ EYun átheos a.a.a. (= Ave .) sözünün yerini almıştır.ateş ~ Yun atherína gümüş balığı.< HAvr *steg. atılgan atak2 [xx/b] ~ Fr attaque saldırı.değil + EYun théos tanrı" an+. ateş ~ OFa âta%ş a. hareketsizlik < Ar caTila hareketsiz ve başıboş kaldı.a. xi] ad vermek. hak iddia etmek [esk.[viii+] a. cüretkâr. a. ataerkil atak1 <Tü YT [194+] pederşahi " ata. ß EYun a(n). kazık dikmek.a.a.] boşluk. < Jap ataru "dikkat" veya "nişan al" anlamında emir ataş [xx/b] ~ Fr attache birleştirme teli. karıştırmak) fiilinin etkisini gösterir. Anlam için karş. ateş âtarş.a. savaşa girişmek < Ger *stakön kazık ~ HAvr *stog. Amer.yanmak) ~ HAvr *âter.kazık. at at[mak ata Tü Tü Tü at[viii]a.* "Karışık aş" anlamı ve geleneği İran'a özgü olup. Fr nominer (atamak) < nom (ad). sopa atalet [xvii] ~ Ar caTâlat^ [#cTl msd. saplamak " etiket ataşe [185+] çalışan diplomat < Fr attacher iliştirmek " ataş ~ Fr attaché bir elçiliğe bağlı olarak ateizm [xix] ~ Fr athéisme tanrı tanımazlık < Fr athée tanrı tanımayan. meydan okumak. Fa aşurdan (katmak. saldırmak. işsizlik. at. eklemek ~ EFr attachier saplamak Ger *stikan delmek. yoksun kaldı atari [198+] bilgisayar oyunu ~ marka Atari video oyunları firması ^ 1972 Nolan Bushnell ve Ted Dabney. daha eski olan kan (a. girişimciler. zımba < Fr attacher iliştirmek.]. te(o)+ aterina hepsetus ~ EYun atherine a. Dil Devrimi sırasında arkaik biçimiyle ve keyfi bir anlamlandırmayla yeniden benimsenmiştir.biçimini alan Eski Türkçe sözcük.a. 2. < Ave atar. atherina ~ Fa âtaş yanma. hücum < Fr attaquer 1. erk < Tü at-" at- [xix] düşüncesiz. ata[mak çağırmak " adaYT [193+] tayin etmek ~ Tü ata. ata [viii+] baba * Muhtemelen çocuk dili kökenli bir sözcük olup.

[xi] bir şeyin üzerine çıkmak. 2. büktü. meylettirme. gelecek < [ 1 9 3 + ] cü r e t k â r atik [xi] eski ~ Ar catîq [#ctq sf.]1. (köle) azat edildi atiye atkı kaşkol atla[mak at-" at<Tü ~ Ar caTiyyat^ [#cTw msd. işsiz. kolsuz fanila athlète sporcu ~ EYun athletes yarışçı < EYun athleö yarışmak * Türkçe ikinci anlamı atlet fanilası deyiminden türemiştir. saten atlas2 [ 180+] ~ Fr atlas haritalar kitabı # 1569 Gerardus Mercator. < Tü at-" atTü atla. Hol. 2. [192+] boyuna sarılan kumaş. hareketsiz " atalet < T ü a tı l . atletizmle uğraşan kimse. yaşlandı.] gelen. eski. bir adımla aşmak Tü * At. uydurma (argo) < Tü atma" . sonra gelen. çevirme." a t ~ Ar âtin [#'ty fa. 2. Atlant.fiiliyle ilişkisi yapı ve anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. atlet [xx/b] 1.eğme. ödül [xix] dokuma tezgâhında mekikle enine atılan iplik. bağladı İng to refer/reference karşılığı olarak kullanımı 20. gramerde bağlaç veya alt cümle < Ar caTafa eğdi. Türkçeye çevirilen ilk atlas 1803'te Mühendishane matbaasında basılan Atlas-ı Kebir tercümesidir. atmaca tür yırtıcı kuş Tü at-" at<Tü ~ Fr atmaca toğan [xiv] bir * Atmak fiiliyle semantik ilişkisi açık değildir. matuf atıl atılgan ati Ar atâ geldi YT [xvii] ~ Ar câTil [#cTl fa. eskidi. yy'ın son çeyreğine aittir.] hediye. 2. citq] 1. atlas 1 [xiv] ~ Ar aTlas [#Tls] bir tür ağır ipekli kumaş. [xiii] zıplamak. kartograf < Atlas.mitolojide yeryüzünü sırtında taşıyan Titan * Mercator atlasının ilk baskısının kapağındaki Atlas figüründen.] boş. atmasyon at[193+] asılsız. azatlı köle < Ar cataqa [msd. EŞKÖKENLİLER: Ar #ct?f: atıf.ateşin ~ Fa atasın ateşli" ateş atıf/atfatf[xiv] ~ArcaTf[#cTfmsd.] 1. sabık.

kader tanrıçalarından birinin adı ß EYun a(n)-değil + EYun trepö. tract.a. attract. esmek) + EYun sfaîra küre " sfer atol [xx/b] ~ İng atoll mercan adası ~ Maldiv atolu atom [192+] ~Fratome maddenin daha küçük parçalara bölünemeyen zerresi ~ EYun átomon [n. trop.]. dumura uğrama ~ EYun atrofeía a.dönmek. trof.çekmek ß Lat ad. dışarı. ^ 1638 John Wilkins. " astr(o)+ atraksiyon [xx/b] ~ Fr attraction 1. atölye atelye [xix] işlik ~ Fr atelier demirci işliği [esk.çekmek.] ıtır satan. +dan1 [xiv] kap kacak < Fa âbdan su kabı. âw [xi] [xiv] [xx/b] ~ Ar caTTâr [#cTr im.) avadanlık çömlek " ab. 2. avlanan hayvan. tom(o)+ * Filozof Demokritos (MÖ 460-370) tarafından felsefi bir kavram olarak ortaya atılmış.] bölünemeyen şey ß EYun a(n). dönmez.değil + EYun trefo. nefes (~ HAvr *awet-mo. tomkesmek. yönelmek " an+.ateş yeri < HAvr *âter. beslemek.< HAvr *ster-2 a.yetişmek. cazibe. 2.* Fransızca kelimelere eklenen -(a)syon ekiyle. güzelavrat otu < EYun átropos 1. traktör atrium [xx/c] üstü kapalı iç avlu evin iç avlusu ~ HAvr *âtr-yo.ateş " ateş ~ Lat atrium ocak. ß EYun a(n). parfümeri < Ar ~ İng out 1. lokavt. atmosfer [xix] ~ Fr atmosphère a.a. değişmez.değil EYun temnö. har ~ Lat stella yıldız ~ HAvr *ster-la.a. Moğ aba (a. < Lat attrahere. nakavt av Tü âb [viii] avlanma eylemi.a. çekim. çanak . tropik attar ciTr ıtır " aktar aut atılması ~ HAvr *ud. a. yetiştirmek. sürüklemek " ad+. bilimci ß EYun atmós buhar. ilgi çekici sahne gösterisi ~ Lat attractio a.dışarı EŞKÖKENLİLER: İng out: aut. her türlü işlik < EFr astelle kıvılcım. eğilmez. sürmek. İng. modern bilimsel kullanıma 1805'te İngiliz fizikçi Dalton tarafından önerilmiştir.bir yere + Lat trahere. bölmek " an+. 2. atrofi [xx/b] ~ Fr atrophie gelişemeyip büzülme. büyütmek atropin [xx/b] ~ Fr atropine belladonna bitkisinden elde edilen zehir ^1818 Nysten < YLat atropa belladonna bitkisinin bilimsel adı. futbolda topun dışarı * Karş.< HAvr *wet-1 üflemek.

karşı" anti+ avanak [xix] aptal kimse ~ Erm (h)avanag sıpa.] geri gelme. artmak. borç verilen para < Fr avancer 1. eşek yavrusu ~ OFa yawânag [küç.gelmek. borç vermek < Lat ab ante önden. [xiv] ~ Fa âwâra amaçsızca gezen. ilerleme. gitmek " ad+. 2.konuşma. aylak ~ OFa âbârag avaz [xiv] ~ Fa/OFa âwâz ses. vent. 2.gelmek ~ HAvr *gwemyo. artmak. aval aval belirten deyim avam Ar cammat^ " amme aval aval/afal afal [192+] şaşkınlık ve sersemleme ~ ? [xiv] ~ Ar cawâmm [#cmm çoğ. ilerlemek. avanta [xvii] bedava. önceden < Lat ante önce ~ HAvr *ant. baz avare a. avanzare] 1. alın.a. yardımcı * Arapçada kullanılmayan bir türevdir. vâc.] başa gelen şeyler < Lat advenire başına gelmek.ön. insan sesi " vokal avdet ~ Ar cawdat^ [#cwd msd. önce " avan [195+] ~Fravantage öncelik <Fr avant avantür avantüriye[192+] ~Fraventure macera~ OLat adventura [çoğ. uğramak ß Lat ad. öne geçmek. umum < avan [xx/b] ~ Fr avant önce ~ Lat ab ante önden. 2. yardakçılar *cawanat^ [çoğ.seslenmek. insan veya hayvanın küçüğü < OFa yawân genç " civan avane [xix] kötü bir işte yardımcılar. İng advance. ilerletmek.bir yere + Lat venire. gard [xx/b] sanatta öncü ~ Fr avant-garde öncü" ~ Ar avans [xx/b] ön ödeme ~ Fr avance 1. borç verilen para < İt avantare [mod. borç vermek ~ OLat *abantare " avan * Karş. dönme. ön ödeme.* "Bayındırlık. öne geçmek. tekrar gelme < Ar câda geri geldi. ait olduğu yere geldi.] sıradan halk. karşılıksız kazanç ~ İt avanto [mod.] yardımcılar < Ar cawn [#cwn] 1. 2. ön ödeme. (bir şeye) dönüştü .] yavru. döndü.geliş < HAvr *gwem. söz) ~ HAvr *wekw. yardım. bayındır yer" anlamına gelen abadanlık ile karıştırılmış olabilir. önceden " avan avantaj ön. söylemek (= Sans vâç ses. ilerleme. avangard avan. ilerlemek. avanzo] 1. ilerletmek. 2. özellikle insan sesi < EFa vartan.

ayıp.bir yere + Lat vocare çağırmak. avli [xvi] ~ Yun/EYun aule 1. Bak ari1. küpe. kusur.asmak. çıplak olma) ile eşdeğerdir. zevce ~? Ar cawrât [#cwr çoğ. (edep yerlerini) örtmeme (= Akad üru (özellikle kadının) edep yeri ) * Arapça sözcük İbraniceden alıntı olmakla birlikte Ar #cwr (tek gözü kör olma.] 1. özür. asılmak. avlu. edep yerleri.a. katılma. avın. sallanmak.) Yunancadan alınmıştır. Oysa İbr #crh kökü Ar #cry (üryan.? . ~ Lat Europa a. Yunanca sözcük Homeros'tan itibaren (MÖ y. özür " avret avize ~ Fa âweza asılı süs.sapmak. avrat [xiv] kadın. savunucu. edep yeri" avret * Arapça "(özellikle kadının) örtünmesi gereken yerleri" anlamına gelen sözcük kullanımda muhtemelen ETü urağut (kadın) ile birleştirilmiştir. havlu [xv] . edep yerleri ~ İbr cerwah çıplaklık. ileri geri gitmek avlu avlağu [xiv] . xi] avuç ~ İng avocado tropik bir bitki ve meyvesi avukat [186+] ~İtavvocatoa.a. asya.a. bağırmak. âwez. aritmetik ortalama [xviii] ~ İt avariaggio < İt avaria deniz ticaretinde kayıp. sarkmak ß Fa/OFa â. keyif almak.a. Karş. Batı = Akad erebu a. ~Latadvocatus tanık olarak mahkemeye çağrılan kimse.[viii+] rahatlık ve sevinç duymak. 2. vokal avun[mak bulmak Tü âbın. ayıplı ve özürlü olma.yönelme. ses etmek " ad+. sakat olma) köküyle birleşmiştir. " garp * Karş. ağıl. Tü ağıl sözcüğü ile benzerlik ilgi çekicidir. husye * Meyvenin şeklinden ötürü. zaaf ve kusurlar < Ar cawrat^ kusur.İsp avocado ~ Nahuatl ahuacatl testis. hayvanların gece kapatıldığı etrafı çevrili alan. avokado [xx/c] . avuç [xv] < Tü a5ut/awut [viii+ Uy. ağıl. avret [xiv] ~ Ar cawrat^ [#cwr msd. etrafı duvar veya binalarla çevrili iç alan * Lat aula (a. ayıp < İbr #crh çıplak olma. eklenme bildiren önek + HAvr *weig. avukat < Lat advocare mahkemeye çağırmak ß Lat ad. 800) kaydedilmiştir. Avrupa Evropa [xviii] ~ İt Europa a. EYun Europe Batı ülkelerinin genel adı ~ Aram csrebâ gün batımı. lamba < Fa/OFa âwe%tan.] (kadının) edep yerleri.[xiv] teselli < Tü *âb.averaj [xx/b] ortalama ~ Fr average gemi sigortasında hasar payının ortaklara dağılımı [xv]. 2.a. avuç Tü adutça [viii+] bir el dolusu. hasar < Ar cawâr [#cwr] hasar.

< HAvr *yag. Karş. altın ve gümüşün saflık ölçüsü.açmak.fiilinden yakın dönemde geri türetildiği düşünülebilir.] 1. c^ayâr [xvii] ~ Ar ciyâr [#cyr2 msd. a. aziz ~ HAvr *yag-yoa. [xiii] ışık. aydinger [xx/b] şeffaf kâğıt cinsi ~? marka Eidinger .] standart. miyar ayart[mak ayaz Tü Tü? [xvii] kandırmak < Tü ayar. ayan1 [xiv] önde gelenler ~ Ar acyân [#cyn çoğ.a. . seçkinler. < Tü *a5. eşraf < Ar cayn göz " ayn ayan2 belli < Ar cayn göz " ayn iyân [xiv] ~ Ar ciyân [#cyn] gözle görülen.fiili ile bağlantılı ise orijinal anlamı "adım" olmalıdır.[xiv Kıp] teşvik etmek ayaz [viii+] kuru soğuk. Erm lusin (ay) = lus (ışık). özellikle kutsal pınar ~ EYun (h)agíasma. Halk dilinde kullanıldığı veya ayıl. aydınlık Tü *ay(ı)t. memleketin önde gelenleri. gözler.kutsama < EYun (h)agíos kutsal. aya ayak Tü Tü aya [viii+] elin iç tarafı adak [viii] a. sohbet Tü ay [viii] gök * Muhtemelen onomatope kökenlidir." ayıl- * 15. seğirtti. -t. yaramazlık yaptı) fiiliyle ilişkisi kurulamaz. EŞKÖKENLİLER: Ar #cyr2 : ayar. ayırmak " ayır- * Eğer *a5. lakırdı. ay cismi ve süre birimi ay[mak <Tü [xx/b] kendine gelmek. uyanmak < Tü ayıl. gözünü üzerinden eksik etmeme Ar cara (gezdi. 2. aşikâr. ayas [xi] ayazma [xvii] ~ Yun agíasma 1. ışık " ay < Tü *aytın(ı)ğ aydınlanık < * Anlam ilişkisi için karş Lat luna (ay) = lux (ışık). kutsama. ağız. ay ışığı?.aydınlatmak < Tü ay ay. saatin hassas ölçümü ~ Aram #cyr gözetme.tapınmak aydın Tü aydın [xi] ışık. 2. ayyar. cıyâr vulg. 1935'ten sonra münevver < Ar nür karşılığı olarak kullanılmıştır. Rumlarca kutsal sayılan yer. ayar cıyâr [xv] .avurt Tü? [xiv] çene. yy'a ait bir tek muğlak örnek dışında eski yazılı örneği yoktur.

gelenek. Kuran sözü ~ Aram 'âta simge.[xiv] kabuğunu soymak. ayık-la< Tü ayırt" ayır- ayıl[mak Tü âdm-/âdıl.ile aç. ayrım < Tü a5ır.) a5ığ [xi] uyanık. +ri YT [193+] hale Tü ay" ay ayla Hale (a. ayet [xiv] ~ Ar âyat 1.ayırmak " ayıl- <Tü ayırtla-/ayıtla. tören ~ OFa â5en/â5enag görenek.* Ayrıntılı bilgi bulunamamıştır. alfabenin her bir harfi ~ İbr öt a. kendine gelmek.a. apış. . 2. alamet.açmak. sinyal.] kusur. 2. adet. ayır[mak Tü açmak veya açılmak adır. Kısa a.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. ayırdeder hale gelmek < Tü *â5. örf. apış (iki bacağın arasındaki açıklık). hata. aygır adğır [viii] erkek at a y g ı t YT [193+] cihaz ~ ? Tü Tü * Kökeni belirsiz olan sözcüğün Anadolu ağızlarından derlendiği ileri sürülmüştür. işaret. ayırt [etm Tü adırt [viii+] fark." ayır- ayin [xi] örf ~ Fa âyin 1.[xi] farkına varmak. tefrik etmek < Tü *â5-açmak. adet. * Tevrat'ın bazı bölümlerinde bölüm başlıkları alfabenin harfleriyle belirtilmiştir. ayırmak < Tü *â~ Ar cayb [#cyb msd.(ağzını açmak).kökünün bu grupla ilişkisini açıklamak güçtür. ağ (seyrek dikiş veya iki bacağın arasındaki açıklık). a. kusur etti * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. sarhoş olmayan < Tü *a5. zıt yönde " arka.a. arkuru/arkırı [xiv-xix] < Tü arkuk [xi] çapraz konuma gelmiş < Tü *ar çapraz. ayırmak " ayırayıp/aybcayb [xi] utanacak şey < Ar caba kusurlu idi. töre. töre " ayna aykırı Tü arkuru [viii+] çapraz yönde. diklemesine. * Aynı kökten ak (açık renkli). kepeğini ayırmak. işaret. usul. ayı adığ [viii+] ayık ayıkla[mak [xvii] Tü (= Moğ ötege a.[viii+] ayırmak. simge.

ayrım ayrıntı YT [193+] fark. aynı aynî [xiv] < Ar cayn bizzat. farklı < Tü ayrık" ayır- * Sıfata eklenen -sı ekinin işlevi belirsizdir. bir şeyin ta kendisi. boynuz. göze. [189+] polis memuru < Tü ayna " ayna * Karş aynalı (yakışıklı. ayrılma. gözle görülür nitelikte. yaba. işe yaramaz dolanmak. pınar. 2.) ayna ayine [xiv] ~ Fa ayına ayna ~ OFa âSenag göstergeç. ayrık otu * Karş.aylak Tü? [xv] boş dolaşan.görmek)" dide * Fa ahan (demir) veya Ar cayn (göz) ile birleştirilmesi yakıştırmadır. bab YT [193+] tafsilat < Tü ayır-" ayır- < Tü ayır-" ayır- . ta kendisi " ayn ~ Ar caynî [#cyn nsb. Tü ay-" ay- ayn [xiv] ~ Ar cayn [#cyn msd. TTü ayrık (çatal boynuzlu hayvan. İslam hukukunda maddi değeri olan nesne. seçkin kimse. mal (= İbr cayin göz = Akad Inu a. [194+] fasıl. gayrı imtiyaz Tü < Tü ayır. farkında olmayan < Tü aylan. aynasız (argo) [188+] yakışıksız.[xiv TS. göze ilişkin. Kıp] dönmek.] 1. Ayrık otu = "boynuz otu" anlamı düşünülebilir. güzel). maddi. ayrıksı YT [193+] tuhaf. ayna (= Ave avidayana. 5. 4. zat. 2. adrık [xi] 1. işsiz. a.göstermek < Ave dâi-. geyik. 2. 3. yaban koyunu). göz. çatal." ayır-ayran [xi] sütten elde edilen < Tü ayır. di.] 1. biçimsiz (argo). [195+] parantez bir içecek ayruk [xi] başka. gezinmek aymaz YT [xx/b] gafil. hukukta malın bizzat kendisi < Ar cayn göz " ayn ayol ayraç ayran ayrı ayrıcalık * Zarf yapısındakis ayrık [otu " ayır- <T ü YT Tü Tü < Tü ay oğul/hay oğul" hay." ayır-YT [194+] < Tü ayrıca " ayrı zcüğe isim yapım eki eklenmesi kuraldışıdır. oğul [193+] miyar.

arsız < Ar cara gezdi. yücelik < Ar cazuma aşırı derecede büyük idi. işkence < Ar azar azar olmak [xiv] incinmek. geçindi" maişet [xvii] zevke ve işrete düşkün kimse.) + Hol berg dağ ayva avya [xi] .ayrış[mak aysberg YT [193+] muhalefet etmek.kökünü düşündürür. haramzade gezgin. saf. Ar cayyaş [im." ayır[192+] ~İngicebergbuzdağı~Hol ijsberg a.] acı.] uzuvlar < Ar cudw " uzuv Tü ~ Fa âzâda özgür. Her iki biçim Tü *(y)ar. [194+] tahallül etmek < Tü ayır. taşmak [xiv] ~ Ar acdâ [#cdw çoğ. eziyet. a. narın (ince.a. Moğ aray (az). < Fa/OFa azardan. eziyet.] en büyüğe ilişkin < Ar ~ Ar ca5âb [#c5b msd.(birini) incitmek. ß Hol ijs buz (~ Ger *îs. soylu = Fa âzâd özgür " azamet ~ Ar cazâmat^ [#czm msd. az az [viii] çok değil * Karş. azarla. acıtma ~ OFa âzarm a.a. kırılmak. azar. az[mak aza azade azat Tü az. Capella.] çok büyük olma.[xiv] kırıcı davranmak ~ Fa âzâr incitme. .] ayyar [xvii] hilebaz. Karş. * Lat auriga (keçi yıldızını içeren takım yıldız) adı muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. içkici < Ar câşa * "İçici" anlamı Türkçeye özgüdür. seğirtti" ar1 ayyaş [#cyş] yaşadı.[viii] yoldan çıkmak. küçük).a. acı vermek " â+ Farsça sözcüğün Türkçedeki anlam evrimi Tü kınamak fiiline paraleldir. ekmekçi). muazzam idi azami aczâm [kıy. en büyük " azamet azap caSaba acı verdi. serseri. arı. sapmak. eziyet etti [xi] ~ Ar aczâml [#czm nsb.] daha büyük. ayva [xiv] ~ Fa âbiyâ ayva ~ Ar cayyâr [#cyr im. ayyuk[a çıkmak gökyüzünün en yüksek yeri ~ Ar cayyüq keçi yıldızı.] (gıda maddeleri satan kimse.

değil + EYun zöö yaşamak " an+. kimyacı (ö 1794) ~ EYun azötes yaşatmayan.] büyük. erzak azınlık < Tü az" az YT [193+] ekalliyet * Sıfata eklenen -ın. soylu. can vermeyen ß EYun a(n). egemen (= Aram cazız güçlü = İbr caz güç. a. açılar < Ar samt yön " semt aziz [xi] ~ Ar cazız [#czz sf. zo(o)+ "Can veren" oksijenin karşıtı olduğu için. özgür (= Ave âzâta. kuvvet ) " izzet azmak birikintisi azman ~ ? <Tü [xiv] aşırı iri < Tü az-" az-.(= Moğ araga azı azuk [viii] yol için alınan yiyecek. zade azı [dişi dişi)" azazık Tü Tü azığ [viii+] köpek dişi. asil < OFa azn soy " +aver * Erm aznvavor (soylu.] yönler.doğmak.] kararlılık < Ar ~ Ar cazım [#czm sf. yüce. köylü veya köle olmayan. [xvii] akarsu kenarında oluşan su aznavur [xiv] Gürcü asilzadesi ~ Gürc aznauri Gürcü soylularının bir sınıfına mensup kişi ~ OFa aznâwar soylu. +men1 [xv] ark. su cedveli. yüce" azimut [xx/c] ~ Fr azimut bir yıldızın ufuk çizgisine olan açısı / İng azimuth a.] güçlü. azot [xix] ~ Fr azote havayı oluşturan gazlardan biri ^ Antoine de Lavoisier. doğurmak)" â+. asil) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. yırtıcı hayvan dişi < Tü az. Fr. özgür ~ OFa azad soylu. işten ~ Ar cazm [#czm msd. azil/azlçıkarma < Ar cazala azletti azim1/azmcazama karar verdi.azat azad [xi] ~ Fa azad serbest.soylu. kararlı idi azim2/azîm azamet [xiv] [xiv] [xiv] ~ Ar cazl [#czl msd. .] görevden alma. ~ Ar as-sumüt [#smt çoğ. nesebi belli olan ß Ave â-yönelme ve eklenme bildiren önek + Ave zâta.ekinin işlevi belirsizdir.

dede. yaşlı adam. baba. . saygı ve sevgi hitabı. paycama (pantolon). yy'dan önce kaydedilmemiştir. 2. ata * Karş. eski tarz baca [xiv] pencere ~ Fa baca pencere. karıları kardeş olan erkeklerden her biri (= Tü baca/paca [xv+ Çağ] kızkardeş. abla = Moğ baca a. babacan babafingo babalık baba babayani baba + [xvii] Bektaşi dervişlerine hitap şekli [xvii] " baba. Tüm dillere çocuk dilinden alınmıştır. Fa paça (hayvan ayağı). derviş).a. Fr papa vb. Karş. 3.) Bacı (kızkardeş) sözcüğüyle ilişkisi ve -nak ekinin anlamı belirsizdir. can ~ Ven papafìgo bir tür yelken < Tü baba" < Tü baba" [xvii] üvey baba veya kayınbaba babayane [xvii] baba gibi. Yun papá. havalandırma deliği < Fa bâd câh ß Fa bâd hava akımı. rüzgâr + Fa câh yer.baba çoc baba [viii+] 1. Fa baba/babu < OFa papak (baba. geçit" bad bacak [xvii] Tü paça" paça * 17. bacanak Tü? [xiii] kadının kızkardeşinin kocası. muhterem kişi.

a.erkek kardeş " birader badi2 [xx/c] ~ İng bodyguard "gövde koruması. abla) ~ Fa/OFa bâc vergi. Fr badigeon (duvarlara uygulanan sarımtrak kireç boyası) sözcüğü en erken 18.a. bade olmak) ~ OFa bâdag a. İng wind (yel).bacı baç Tü? [xv] kız kardeş [xiv] (= Moğ baca kızkardeş. beden. badehu [#bcd] sonra badem bâdâm [xiii] ~ Fa bâdâm a.a.] öfke ve düşüncesizlikle yapılan şey veya söylenen söz ve bundan kaynaklanan kötülük < Ar badara [msd. yel-OFawâda. şarap (< Fa budan ~ Ar bacdahu ondan sonra < Ar bacd badi1 [xx/c] askerlikte yoldaş ~buddy yakın arkadaş < bud ABD zenci ağızlarında kardeş < brother kardeş ~ HAvr *bhrâter. Sans vati (esmek). badana [xvii] duvarlara uygulanan kireç boya ~? * İkinci anlamda Ar biT?ana (astar) ile bağdaştırmak düşünülebilir. ansızın gelen vaka ~ Ar bâdirat [#bdr fa.) ~ HAvr *wa(n)t.yel < HAvr *we. ufak" [xx/a] kısa boylu badire [xix] 1. a. 2. budur] aniden geldi * Servet-i Fünun döneminde eski sözlüklerden bulunup yanlış anlam yüklenen bir kelime olması muhtemeldir. bagaj edevat < Fr bague çanta. ~ OFa wâdâm a. badana badana [xv] kuyumcuların pota yapmakta kullandığı kil. torba [xx/b] ~ Fr bagage yolculukta taşınan ağırlık. bedeni sıkıca saran ~ Erm bdig/bzdig küçük.gövde.esmek * Aynı kökten Lat ventus." koruma görevlisi ß İng body gövde + İng guard koruma " gard badi3 bluz badik bızdık [xx/c] ~İngbody1. düşünmeden söylenen ve olumsuzluk doğuran söz. a. yy ortalarında kaydedilmiş olup kökeni belirsizdir. rüzgâr. f. 2. gümrük resmi bad [xiv] -Fabâdhavaakımı. eşya ve . Alm wehen. olmuş. (= Ave vata. olgun. ~ Fa bâda 1. 2. a.

bağdaş[mak bağ1 YT [CepK 1935] imtizaç etmek < Tü bağda. zulmetme bağıl YT [TDK 1944] izafi < Tü bağ" bağ1 * -ıl ekinin işlevi açık değildir. bacaklarını kavuşturmak < Tü bağ " bağ1 * -da.[xvi TS] bağdaş <Tü [Kıp xiv] bacaklarını kavuşturarak oturma güreşte çelme takmak. [TDK 1944] bağımsız Tü bağın/bağım [1935 YT] tabiiyet. genelde iç organlar bağır[mak sesi" +kirbağırsak karaciğer " bağır bağış YT Tü [Oğ xi] bakır-.sarıp bağlamak < Tü bağ " baget [ xx/b] ~ Fr baguette çubuk. <Tü bağır iç organlar.bağdadi bölme veya tavan [KT xix] ahşap çıtalar üzerine sıva uygulanarak yapılan < öz Bağdad Irak'ta bir kent < Tü bağda. af ~ Fa ba%ş ihsan.a. asa baği [Kıp xiv] ~ Ar bâğin [#bġy fa. zalim. baġy] hakkı olmayana göz dikme. bağışık YT [CepK 1935] muaf < Tü *bağışmak" bağışla- * Bağışlamak fiilinin kökenine dair yanlış bir varsayıma dayanarak üretilen bağış. .kökünden türetilmiştir. özellikle [CepK 1935] bahş. değnek. hediye " bağışla- * Farsça kökenli bahş etmek/bağışlamak fiilinden geri türetilmiştir. ~ HAvr *bak. ince uzun ekmek ~ İt bacchetta [küç. fahiş < Ar bağa [msd. bağımsız YT [CepK 1935] bağınsız tabi olmayan.baston. baston < Lat baculum a. irtibat < Tü bağ-bağlamak " bağ1 * Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir.a. müstakil.] çubuk.ekinin işlevi açık değildir. zorla alma.] bağırma Tü [Uyviii+]bağırsak/bağarsuka.] (birinin malına veya hakkına) göz diken. [Kıp xiv] bangır- < Tü ba [onom. bağıntı bağır/bağrYT Tü [Fel 194+] izafet <Tü bağ-bağlamak "bağ1 < [Uy viii+] bağır karaciğer.

(mülk) sözcüğünden. a. ~ EFa vahara. bahçıvan gözeten. umman [Gül xv] bağçe bân [Aş xiv] bahr ~ Fa bâğça bân bahçe ~ Ar baHr [#bHr msd. söz yarıştırma < Ar baHa6a aradı. [Barkan xvi] yemeğe çeşni için katılan nesne .a. güzel kokulu bir bitki. Env xiv] bâhâdur . münazaa. [ xiv] ~ Fa bahâna vesile. bahis/bahs[Yus. araştırdı.] 1. [TDK 1944] gramerde bağlaç < Tü bağla-" bağ1 [TDK 1944] demet. bahçe bakan " bahçe. [Aş. < Fa bâğ her çeşit bahar2 * Form olarak -ça küçültme ekiyle yapıldığı düşünülürse de anlamında küçültme yoktur.a. bağlaç bağlam bağnaz YT YT YT [CepK 1935] rabtiye. kahraman ~ Moğ bağatır a. bir konuyu etraflıca tartıştı . Belki Ave va%şa. yy] * Eski Türkçede sadece kişi adı olarak kullanılan sözcük.Fa bâhâdur soylu kişi.bağışla[mak ihsan. konu başlığı. [KT xix] tartışılan konu.Ar bahar [#bhr msd. Hun Kağanı Mete'nin lakabı [MÖ 2.) ~ HAvr *wesr-/*wer.a. DK. a. çölde yağmurdan sonra açan bitkilerin genel adı ~? Fa bahar ilkbahar " bahar1 bahçe bahçe"bağ2 [CodC xiii] bağçe ~ Fa bâğça a.] deniz.] tartışma. 2. = Tü bağatur bir erkek adı. bahane wahânag a. (= Ave vanhar. sebep. hediye " bahş [ xi] bağışla.a. primavera (ilkyaz) biçimleri aynı Hintavrupa kökünden türemiştir.bahar * Lat ver (yaz). kısaca söz etme ~ Ar baH8 [#bH8 msd. a. [ xx/b] konu başlığıyla değinme. gerekçe ~ OFa bahadır bahar1 [Gül xv] ~ Fa bahar ilkbahar ~ OFa wahâra. soruşturdu.ihsan etmek < Fa/OFa ba^ş * Dil Devrimi esnasında Tü ba-/bağ kökünden geldiği varsayımıyla türevleri yapılmıştır.a. daha eski bir dilden kalıntı olmalıdır. [CodC xiii] bağatur . DK xiv] . +ban bahir/bahrengin. buphthalmum. [Karş 1972] kontekst [CepK 1935] mutaassıp < Tü bağla-" bağ1 < Tü bağ " bağ1 * Belki kurnaz sözcüğünden esinlenen -naz ekinin işlevi belirsizdir.

Aş xi] [LO. Ayrıca EYun fagö (yemek). paylaştırmak (= Ave ba%şaiti a. [Bah 1924] . bekâr ~ EFr bacheler * Karş.] kalan. genç kız " bikir Ar bakir (erken) sözcüğünden bağımsız olarak Türkçe halk ağzında türetilmiş bir kelimedir. < OFa bâttan. kalıcı" beka kız (lugatı müvelled d e ) <Ar bikr ilk doğan evlat. 2. pay vermek. bhaktá (1. şövalye adayı. paylaşılan şey. bakan YT [CepK 1935] nazır Tü nazır çevirisidir. ihsan. yar2 bahusus beraber (edat) + Ar %uSüS özellik " husus bak[mak Tü [Uyviii+]bak-a.ihsan etmek.a.Ar bâqin [#bqy fa .pay vermek.] geri kalanlar < [Kut. ~ Fa ba%t yâr şansı yardım eden. bahşiş [Aş.] denize ait" bahir [ xix] (kuva-i) bahriye deniz kuvvetleri.bahriye < Ar baHrî [nsb.ihsan etmek. [ xiv] ~ Fa/OFa ba%t talih. bahşetmek * Aynı kökten Sans bhaga (pay.Fr baccara [1851] bir kumar <Tübak-"bak- * Ar #nz?r (bakmak) > bakara oyunu ~? bakaya Ar bâqiyyat geri kalan baki bakir " bakiye . donanma bahş [etm [KGunya xiv] ~ Fa/OFa ba^ş ihsan. Baekeland Belçikalı-Amerikalı mucit (1863-1944) bakalorya [ARasim 1897-99] ~Frbaccalauréat üniversite giriş sınavı < OLat baccalarius genç adam. ihsan etmek. pay. Ave bhaga (tanrı). ba^ş. KT xix 1 kız olan . bölüştürmek " bahş bahtiyar baht. bazı tanrıların sıfatı). talih). kısmet. İng bachelor (bekâr) < EFr.) ~ HAvr *bhag.Ar baqayat[#bqy çoğ. Yus xiv] ~ Fa bahşiş bahşediş.a.a. karşılıksız verme ~ OFa ba%şışn a. hediye < OFa bâttan. talihli" & Fa bâ ile. birlikte. . ihsan eden". bhága ("paylaştıran. yemek). L. bilhassa bakalit [ xx/b] ~ İng bakelite bir tür sentetik polimer < öz H. özellikle. kısmet < OFa bâttan. ba%ş-" bahş baht [Kut xi] ba%ş.

# 1838 Ch. bakiye " beka bakkal her türlü yiyecek eşyası satan " bakla [ xiv] ~ Ar baqiyyat [#bqy msd. * Karş. çubuk ~ HAvr *bak. özellikle fasulyegiller Tü [TS xv] baklağı/baklağu a. balaban (kuş yavrusu). Ehrenberg. vicia faba baklava bakraç bakır " bakır [Kıp xiv] baqla semizotu. asa " baget * Bakteriyolojihane-i Şahane ve Daülkelb (Kuduz) Hastanesi 1887'de kurulmuştur. a. artık [Kan xv] bostancı. Moğbal (a.bakır Tü [ viii] bakır a. Nihai kökeni çocuk dilinden alınmış olmalıdır. Fr cuivre (a. bostancı < Ar baql sebze bakla bitki. bakire erken.a. baldız. manav. manav. [Men xvii] (vulg. EŞKÖKENLİLER: Tü bal.) < Lat aes ciprum (Kıbrıs tuncu).) sebze dahil ~ Ar baqqâl [#bql im.a. baldız (yaşça küçük akraba).: bala. palaz 1? balâ [Aş xiv] ~ Fa/OFa bâlâ yüksek . bakterisid bactericide a.a. Alm. Alm kupfer.a. İng copper. baston. turfanda / Ar bikr genç kız " bakir [Barkan xvi] evlenmemiş kız < Ar bakir * Araçaya benzetilerek Türkçede üretilmiş bir kelimedir.). Erken antik çağda dünyanın en önemli bakır kaynaklarından biri olan Kıbrıs adasının adından metatez yoluyla Türkçeye alınmış olması ihtimali üzerinde durulabilir.a. +sid bal Tü [Oğ xi] bal [ xx/b] ~ Fr bactéricide bakteri öldüren / İng * Karş. bala Tü [ xi] bala kuş ve hayvan yavrusu * Karş. [MŞ xiv] bezelyegillerden malum < Ar baql [#bql] her çeşit sebze.baston. G. < Tü bakteri [ 188+] ~ Fr bactérie tek hücreli canlı YLat bacterium a. balaban. ? <T [T S xvi xvi] bakrac küçük bakır kazan ü * Alet isimleri yapan -aç ekiyle. doğabilimci (1795-1876) ~ EYun bakterion değnek.] sebze satan kimse. " bakteri.] kalan şey.

2. [ xi] baltız karının (= Moğ balçir küçük çocuk. ~ İt balletto [küç. iltihaplanmak ~ HAvr *bhleg. bebek ) " bala ~ Fr ballet a. balçık Tü [Oğ xi] balçık/balık yapışkan çamur bal.iki kefeli terazi" bilanço ~ Fr balata 1. mimusops balata.yanmak.a. kauçuk ağacı. iltihap. [ xi] baltır üvey evlat. balgam [Kut xi] irin. fırlatmak " balistik balalayka çalgı balans [ML xx/c] ~ Rus balalayka Rusyaya özgü telli [ xx/c] denge. bağlanmak < Tü [Kıp xiv] baltır bacağın dizden aşağı olan bölümünün kası. eril aktör adı yapan -t ekinin kaynağı anlaşılamamıştır. [Amr.a. dans < EYun bâllö. * Sözcüğün kökeni belirsizdir.balaban <Tü palaz < Tü bala yavru [CodC xiii] bir tür yırtıcı kuş. conium maculatum. Alm baldrian. iltihap < EYun flegö. [TS xv xv] baldır [İdr xiv] baldaran bir tür zehirli otsu bitki. balad [ xx/b] ~ Fr ballade bir şiir türü ~ Prov balada oyun havası < Lat ballare dansetmek < EYun balle hoplama. yy'dan itibaren kaydedilmiş olup ayrı bir bitkiyi ifade eden OLat valeriana > Fr valériane.bağlamak " bağ1 baldır Tü? < Tü *balış-yapışmak. flog. < Tü ba. [ xx/c] otomobil lastiğinin denge ayarı .irin. -t.atmak. denge ~ Lat bilanx. [ xx/a] ~ Fr ballerine kadın bale sanatçısı ~ İt < Tü bale " bale bale [188+] kısa gösteri dansı < İt ballo dans " balad balerin ballerina a. fren pabucu * Batı dillerine tropik bir ülke dilinden 1770 dolayında girmiştir. baldız Tü küçük kızkardeşi [Uy viii+] baltır karının küçük kızkardeşi. < İt ballare dans etmek " bale balet [Tz 1992] erkek bale sanatçısı * Türkçeye özgü bir türevdir. a.Fr balance terazi. balata [ xx/b] kauçuk. sümük ~ Ar balġam irin.< HAvr *bhel-1 yanmak " flama bali [ xx/c] ~ marka Bally . 3. İng valerian. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun flégma.] dansçık. valeriana officinalis) adıyla ilişkisi açık değildir. bol. Men ~ ? baldıran Tü? xv] baldıran a. Rus baldıryan (kedi otu. a. lastik ayakkabı tabanı.a. 14. bilanc. çakır doğan = Kırg balapan kuş yavrusu.

baliğ [KGunya xiv] Ar balaġa erdi. balistik [ xx/b] ~ Fr balistique fırlatılan nesnelere ait < Lat ballista mancınık ~ EYun bállista < EYun bâllö atmak. olgunlaştı" büluğ balık Tü [Uyviii+]balıka. a. [EvÇ. her çeşit merhem ~ EYun bálsamon pelesenk ağacı ve merhemi ~ İbr bâsâm a. atılmak. Alm wal (balina). ulaştı.kalın ağaç gövdesi" falaka * Aynı kökten Alm balke (mertek. balina ~ EYun fállaina a.] eren. 2. fırlatmak ~ HAvr *gwl-ns.] büyük top < İt balla top " balya balsa [ML xx/c] ~ İng balsa çok hafif olan kerestesi sal yapımında kullanılan bir tropik ağaç ~ İsp balsa sal balsam [ML xx/c] ~ İng balsam 1. balle (hoplama) < bâllo. büyük top.a. taşıyıcı ağaç HAvr *bhelg. balkı[mak (su veya yumuşak bir şey) oynamak. ergin < balıkçıl <Tü Tü balık " balık [TS xiv] balıkçır balık yiyen bir kuş. tomruk).a. . vardı. ~ Ar baliğ [#blġ fa. 2. Men xvii] balıkçın/balıkçıl < * -çır/-çın/-çıl ekinin işlevi açık değildir. cumba / Fr balcon a. top şeklinde büyük şişe. kütük. erişen.a. gövdeyi gererek atılmak * Karş. balo Lat ballare dans etmek " balad [Mesail 3. rayiha. balina [LO xix] balena ~ İt balena a. HAvr *bhel-2 şişmek. ~ Ger *balkan mertek. parfüm ) balsıra madde balta [EvÇ xvii] çam dallarında bir parazitin oluşturduğu tatlı ~ ? Tü [Uyviii+]baltua. uzanmak. sıcak hava veya gazla yükselen nakil aracı ~ İt ballone [büy. 3. < İbr #bsm güzel kokma (= Aram bssâmâ güzel koku. ~ Lat balaena dev balık.atmak. danslı eğlence < balon [LO 1876] havaya uçurulan çadır ~ Fr ballon 1. EYun bole ve blema (atış). halkalanmak balkon [ xviii] ~ Ven balcòn [İt balcone] bir kirişle taşınan ev çıkması. bu ağaçtan elde edilen merhem.a.19 186+] ~ İt ballo dans. kabarmak " balya * Aynı kökten İng whale. pelesenk ağacı.< HAvr *gwels.a.

a. Aynı Hintavrupa kökünden Ger *bullaz (tomruk. 2. gürbüz).a. bohça. banal [ xx/b] adi ~ Fr banal 1. balüstrad [ xx/b] ~ Fr balustrade trabzan parmaklığı < Fr balustre özel şekilli trabzan kolonu ~ Lat balauster nar çiçeği ~ EYun balaústion a. alcaea aegyptiaca veya abelmoschus esculentus ~ ? ban[mak Tü ~ Ar bâmiyâ Habeşistan kökenli [ xi] man. angarya. balyemez [LF xvii] balimoz ~ Ven balla meza bahriyede orta boy top & Ven balla top + Ven mezo [İt mezzo] orta (~ Lat medius a. feodal hukukta bir beyin tüm tebaasına salınan yükümlülük. bam [teli perde teli [ xiv] ~ Fa bam/bâm müzikte pes perde.a. adi. *baltha. resmi temsilci < Lat baiulare ağır bir şey taşımak. askere çağırmak . ağır çekiç < Yun/EYun barys ağır (sıfat) " bar(o)+ ~ Yun bariós ağır balyoz2 [Arg xvi] bayloz/balyoz ~ Yun bailós Venedik elçisi ~ İt bailo elçi. salma < Ger *bannan/*bandan yüksek sesle ilan etmek.< HAvr *bhel-2 şişmek. Lat follis (kese. torba). hüküm.)" balya. * Biçiminden ötürü. denk ~ Ger *ballaz top ~ HAvr *bhol. Akad paltu (balta). daldırmak * İnisyal b > m dönüşümü için bak. kabarmak * Aynı Germanik kökten İng ball (top). bamya [LO xix] bir sebze. pes bambu [Bah 1924] ~ Fr bambou sıcak iklimlerde yetişen bir tür kamış / İng bamboo a. EFr bale > İng bale (bohça). İng bailiff (kral temsilcisi. ~ Port bambus a. resmi görevli). ~ Tamil * Avrupa'ya 16. EYun fállos (fallus). ferman okumak.suya batırmak. köylü işi [esk. yy'da Güney Hindistan'dan getirilmiştir. Türkçede -n sesi ile bittiği halde transitiv/geçişli anlamı olan tek basit fiildir. özel görevli. ben2. mez(o)+ balyoz 1 [KT xix] varyoz ağır çekiç şey.* Karş. kütük). Fr bailli.]. sıradan < EFr ban/bandon ferman.(cesur. Yakındoğu kültürleri ile çok eski bir etkileşim muhtemel gözükmektedir.a. görev yüklenmek < Lat baula yük " bavul * Karş. balya [Kan xvi] ~ İt balla top.

[ML xx/c] yol kenarı seddi banquette [küç.a. seki.]binaeden" bandrol bank [Bia xix] banka ~ İt banco oturma sırası. set. ~ OLat bandum 1. banket. 2. sancak * Fr bannière > İng banner (sancak) biçimleri İtalyancadan alınmıştır. banko. bez afiş. * Karş.banço * ABD zenci ağızlarından. tümsek şeklinde toprak yığını ~ Ger *bankiz/*bankon a. a. Fr bande. tezgâh. İt banda2 (takım.] küçük sıra < Fr banque set. simge. kâğıt banko [ xx/b] 1. bando [ xix] ~ İt banda2 müzik grubu / Fr bande takım. Güncel kullanımı İng band (şerit) sözcüğünden etkilenmiştir. Mezidxv] " bar3 -Arbânic[#bnyfa. "Bağ" anlamına gelen band ayrı bir sözcüktür. kazanacağına kesin gözüyle bakılan şey ~ İt banco banka " banka . İng river bank (nehir kıyısındaki set. İng band. 2. seki" bank banknot para " banka. 2. grup.a. bir sancak altında toplanan güruh. banka [ 184+] bank/banka finans kurumu ~ İt banco 1. kumarda banka. üstü yazılı kurdele ~ İt banderuola bayrakçık < İt bandera bayrak " bandıra bangır bani bina onom bağırma sesi [Ömerb. sancak. şerit şeklinde bayrak. not [187+] ~ İng banknote banka kâğıdı. bandıra [LF xviii] ~ Ven bandéra [t bandiera] bayrak < Ven banda1 bayrak. 2. bakarada bankadaki tüm parayı ortaya sürme. yar).Fr banderole 1. gemide sancak tarafı ~ Ger *bandwa işaret. sancak. banka ~ Ger *bankiz/*bankon " bank banker banka [ 186+] ~ İt banchiere bankacı < İt banca" ~ Fr banket [ xx/b] . Ayrıca karş. sarraf tezgâhı. çete " bandıra [KT xix] Tekel mamullerine yapıştırılan vergi etiketi . çete. özellikle gemilerde kürekçilerin oturduğu sıra / Fr banque set. [ xx/b] banjo ~ İng banjo bir müzik aleti bandana [ xx/c] ~ İng bandanna lekeler bırakılarak boyanmış mendil ~ Hind bandhanu kumaşı düğümleyerek boyama usulü < Sans bandh-bağlamak ~ HAvr *bhendh. masa.bağlamak " bant * İngilizce sözcük 18. özellikle müzisyen takımı). yy ortalarından beri kullanımdadır.

içki tezgâhı.a. bar1 [Aİhsan 1891] içki tezgâhı ~ İng bar 1. 2. Talmud'u oluşturan risalelerden her biri (= Akad bâbu kapı) bar(o)+ ağırlık/bary$s ağır ~ HAvr *gwrsu. grup. [LO xix] ~ İt baracca kulübe. adansonia digitata ~ Ar bü Hibâb "tohumların babası". Fa bandan. çevre. Lat gravis (ağır). bound (bağlı).banliyö [ xx/b] varoş ~ Fr banlieu bir kentin yargı alanı içinde bulunan kırsal bölge. bir kitabı oluşturan bölümlerin her biri ~ Aram bâbâ 1.ağır. bundle (deste). bar2 [D S ] Erzurum dansı ~ Erm bar 1.a.a. şerit ~ Ger *bandam a. etraf" per+1 bar3 onom [Men xvii] bar bar (ayı gibi) homurdanma sesi [ xx/b] " bağır~ Fr/İng bar(o). bind (bağlamak). kapı. 2. engel. bariyer. < OFa wârîdan yağmak (= Ave var yağmur = Sans vâri/varshâ su. çubuk. ~ Fr bande1 bağ. kapı.a. yağmur ) . varoş & EFr ban yargı. Aş xi] bâb ~ Ar bâb [#bwb] 1. ~ E Yun balaneîon hamam EŞKÖKENLİLER: Lat balneum : banyo. hüküm. ~ İt bagno hamam. 2.a. lokal bant [ xx/b] band < Ger *bindan bağlamak ~ HAvr *bhendh. bond (bağ). şofben baobab [Bah1924] ~Frbaobab Afrika'da yetişen bir ağaç. ayakta içki içilen yer ~ Fr barre engel. halka halinde yapılan dans ~ HAvr *per-1 halka. kaplıca ~ Lat banyo [ 186+] yıkanma yeri balneum/baneum a. derme çatma baran [Ferec xv] ~ Fa bârân yağmur ~ OFa wârân a. a.< HAvr *gwers-2 ağır * Aynı kökten Sans guru-. soylu kadın. a. * Aynı kökten İng band (bağ). topluluk. dış mahalle. ferman + Fr lieu yer " banal. çok tohumlu kişi veya varlık & Ar bü baba + Ar Hibâb [#Hbb1 çoğ. hap1 bap/bab[Kut. [Ferec xv] ~ Fa bânü prenses. banu hanımefendi ~ OFa bânüg a. bariyer ~ OLat barra a. Sans bandhati (bağlamak). ağırlık < EYun báros baraj yolunu kapatmak " bar1 baraka yapı ~ ? ~ Fr barrage su seddi < Fr barrer engellemek. halka. benmari.] tohumlar (< Ar Habb )" ebu. 2. brutus (kaba).

] "koca sakal". < Lat barba sakal ~ HAvr *bhardhâ. hiç olmazsa < Fa barikat [ 185+] barikad ~ Fr barricade Paris'te 1588 ihtilali esnasında asilerin büyük fıçıları toprak ve taş doldurarak yaptığı mevzilere verilen ad.a. < Alm barbitursäure barbitürik asit & öz Barbara bir kadın adı + Lat urea idrar. barbut oynanan bir oyun [ 1842] Mısır'a özgü bir altın para. a. HAvr -dh.] < Yun barboúni bir balık türü ~ İt barbone [büy.a. * Fasulye türünün adlandırılış nedeni anlaşılamadı. Alm bart (sakal).> Lat -b.a. a. bardak <Tü [CodC xiii] < Tü bart [xi] su içilen kap barem [ResmiG1934] ~Fr barème sayısal basamak tablosu < öz François Barrême Fransız matematikçi ve modern muhasebe sistemlerinin kurucusu (1640-1703) barfiks alet" bar1. üre * 5 Aralık Azize Barbara yortusu günü keşfedildiği için.dönüşümü tipiktir. varil ~ İsp barrica a. [LO xix] zarla ~ Ven barbùt [İt barbato] sakallı.konut edinmek < Tü bark konut" bark * Bar. barın[mak <Tü [T S xiv] barın. mullus barbatus. defa [xx/b] [KıpGul xiv] ~ Frbarrefixe sabit çubuk.] "anlaşılmaz bir dil konuşan kimse".a. İng beard. barbunya [ xix] bir balık türü.barbar [VartanP1851] ~Frbarbare yabancı. argoda bir tür para < Ven barba sakal" barbunya * Muhtemelen kral resmi basılı bir sikke adından. [ARasim 1897-99] bir fasulye türü ~ Yun barboúnia [çoğ. ~ EYun bárbaros [onom. vahşi .fiilindeki ses dönüşümünden sonraki bir devirde ortaya çıkmış bir türev olduğu açıktır. • Aynı kökten Fr barbe. kimyacı. ancak.Lat barbarus a.a. her çeşit derme çatma korunak < Fr barrique fıçı.a.> var. fiks bari bâr kere. Alm. jimnastikte bir ~ Fa bârı bir kere. . barbekü füme edilen bir tür ahşap tezgâh ~ Karib [ xx/c] ~ İng barbecue ~ İsp barbacoa üzerinde et barbiturat [ML xx/c] ~ İng barbiturate kimyasal bir madde # 1864 Adolf von Bäy er.

antlaşmak. mahkemede avukatlara ayrılan bölme ~ Lat barrellus [küç. yy'da ev bark ikilemesi haricinde kullanılmayan bir sözcük olarak kaydedilmiştir. çakınca ateş alan bir mineral < EYun pyr ateş " pir(o)+ .varmak. engel " bar1 ~ Fr barrière engel oluşturmak için bariz [Ali xvi] ~ Ar bariz [#brz fa. yy'a özgü aşırı süslü sanat uslubu ~ Port barroco büyük ve tuhaf şekilli inci * Önceleri aşağılayıcı anlamda kullanılmıştır. ve 18. bariton [ xix] ~ Fr baritone müzikte orta erkek sesi ~ İt baritono & EYun barys ağır + EYun tónos ses " bar(o)+.). çıkıntı. sözleşme < Tü ba. elde etmek " var- * Final -k etkisiyle inisyal b.barış[mak xv] barış- <Tü [İMüh xiii] barlaş.] çubuk.çubuk. akit.a.a.a.a.a. mania < Fr barre çubuk. +metre baron baro erkek.korunmuştur. [CodC xiii] bazlaş-/bazış-. 2. alıp verme ~ ? barut [Tz xvi] ~ Ar bârüd a. ~ O Yun pyrites [mod. barmen [Hay 1959 195+] ~Frbarman barda içki servisi yapan görevli & İng bar içki tezgâhı + İng man adam " bar1. ~ EYun pyrites (líthos) ateş taşı. ~ HAvr *maghu. yüksek. ton1 bariyer [ xx/b] kurulan düzenek. değiştokuş ~ EFr barater takas etme.a. Karş. [TS xv < Tü *bar/baz [viii. burüz] çıktı.bağlamak " bağ1 * ETü barış-1 > varış.) baro [Bah1924] ~Frbarreau1. barometre basınç ölçme cihazı " bar(o)+. xiv Kıp] bağ. yiğit kişi ~ Ger [187+] [LO187+]barometro ~Fr baromètre ~Fr baron bir soyluluk ünvanı ~OLat ~ İng barter [ xx/c] reklam karşılığı mal veya hizmet anlaşması barter takas.sulh yapmak. engel" bar1 barok [ xx/b] ~ Fr baroque Batıda 17.] ortaya çıkan. İng bartender (a. engel. yurt < Tü bar. kendini gösterdi bark Tü [ viii] bark konut. pyrítida] a. aşikâr < Ar baraza [msd.a. karşılıklı ziyaret etmek) fiiliyle ilişki kurulması doğru olmasa gerek. • 11. ulaşmak. ortaya çıktı. barmeyd [ xx/b] ~ İng barmaid barda çalışan kız & İng bar + İng maid genç kız (~ Ger *magadi.(birbirine gitmek. manken * Fransızcaya özgü bir İngilizce bileşiktir.

boğa [ xx/b] belden 20 cm aşağıdan alınan ölçü. baston " baget basın YT [CepK 1935] matbuat < Tü bas-" bas~ Tü basınç [viii+ Uy] basınma. [Men xvii] ekin başı.baryum [Bah 1924] ~ YLat barium bir element # 1808 Sir Humphrey Davy. başbuğ + [TS xvi] önder. baryum sülfat minerali < EYun barys ağır " bar(o)+ baş bas[mak Tü Tü [ viii] baş a.ayağını basmak. ezmek. alçak bas2 onom [OKemal 1948] bas bas bağırma ifade eden söz " bağır- başak Tü [Kaş. a. . basiret sezgi. sümbüle < Tü baş " baş başar[mak Tü [Or viii] başğar.Fr bassin [esk. [T S xvi xvi] ekin toplandıktan sonra tarlada kalan artık. asker başı (=? Tü boğra/buğra [Kaş xi] her hayvanın aygırı. baskın yapmak ~Frbasse müzikte pes bas1 [ARasim 1897-99] baso perde ~ İt basso ~ OLat bassus aşağı.öncülük etmek. serasker & Tü baş + Tü buğ [T S xvi] reis. [ viii] bas. değnek. [ xx/c] kalça .bitirmek.] kavrayış. tazyik. özellikle erkek deve )" baş. reis. çukur kap ~? Kelt basil [ xx/b] ~ YLat bacillus [küç. insight < Ar baSar görme yeteneği [KıpGul xiv] ~ Ar baSîrat [#bSr msd. İng kimyacı (1778-1829) < Lat barytes barit. [Kıp xiv] başar. yol göstermek. kalça ~ OLat bacinus leğen < OLat bacus/bacarium tekne. [DK xiv] muvaffak olmak < Tü baş " baş başat YT [CepK 1935] hakim < Tü baş " baş * Ada eklenen -at ekinin işlevi açık değildir. leğen kemiği.] çubuk şeklinde bakteri ^ 1853 Ferdinand Cohn. başlamak. emir. +inç * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. İdr xi] başak mızrak veya ok başı. botanikçi (1828-98) < Lat baculum çubuk. Alm. bacin] leğen. basen basınç YT [CepK 1935] basınç tazyik baskı < Tü bas-" bas-. güreşte galip gelmek.

a. dirilme + Ar bacad sonra + Ar al-mawt ölüm " mebus. [T S xv-xix] bir başına. Kanad. her çeşit terazi < EFr baculer tepmek. yalnız < Tü baş " baş * Muhtemelen baş başka (tek başına. basübadelmevt ~ Ar bac6u bac^da-l-mawt ölümden sonra diriliş & Ar bac6 ayağa kalkma. açtı başka <Tü ~ Ar basıT [#bsT sf.içine girmek. [Bah 1924] pil ~ İt batteria top takımı. başkan YT [CepK 1935] reis ~ başğan [Kaş xi] büyük balık. TTü *başan şeklini verir.A.] düz. lider *baş-" baş * ETü başğan biçimi. • Eski Türkçe sözcükte. # 1891 J. engelsiz. basketbol [ xx/b] ~ İng basketball a. arka " batarya başla[mak basta bastıbacak + Tü [ viii] başla. serdi. [T S xv xv] batak < Tü bat-" bat~ Ven bastòn [İt [ 182+] belli sayıda toptan oluşan takım. bacak [ xx/a] kısa boylu * *Mastı bacak biçiminden türetilmesi fantezidir. Naismith. basT] yaydı.)" balya baskül [Bah 1924] ağır yükler için terazi ~ Fr bascule bir eksen üzerinde oynayan çubuk. tekme atmak & Fr battre dövmek + Fr cul kıç. badehu. vurma çalgılar takımı < İt battere dövmek ~ Lat battere a. kolay.bir işe girişmek [ xx/a] < Tü baş " baş ~ İt basta yeter < İt bastare yetmek " bas-.a.basit [Yus xiv] yalın < Ar basaTa [msd. hekim ve eğitmen & İng basket sepet + İng ball top (~ Fr balle a. pil takımı. ayrı. çubuk ~ OLat bastum/basto a. tahtırevalli. mat2 basur bat[mak batak batarya takımı Tü Tü ~ Ar bâsür hemoroid ~ Aram bassrâ et. baston [ xviii] alafranga değnek bastone ] değnek. -ka eki dativ çekim ekidir. * Aynı sözcüğün Fransızca biçimi baton olarak alınmıştır. [CodC xiii] diğer. fiil eki olan -ğan takısının işlevi açık değildir.a. et parçası [Uy viii+] bat.a. . saplanmak [ xi] batığ bataklık. yalnız) deyiminden türemiş bir biçimdir. Dil Devrimi döneminde benimsenen -kan takısı keyfidir.

karın. bir tartı birimi [ xx/b] ~ Fr bâton çubuk. a. a. aşağı basmak " batarya batı batik Malay batik batıl butlan <Tü [CodC xiii] batış güneşin battığı yön. örtündü batman baton a. pil takımı. 2. gizli olma (= Aram baTsnâ karın. bir şeyin en iç bölümü ) EŞKÖKENLİLER: Ar #bt?n : batın. geçersiz. gizli olan < Ar baTana [msd. rahim. Yus xiv] ~ Ar baTn [#bTn msd. vurma çalgılar takımı < Fr battre dövmek. derman bırakmamak < Tü bayıl-" bayıl- * Bayıl. geçersiz.] örtücü " batın bavul Lat baula a.] içte olan. bavul ~ ~? Tü bay [viii-xix] zengin * Bey sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. battaniye batıni ~ Ar bâTinî [#bTn nsb. işe yaramaz. hiç" [passimxiv] batın/batn[Aş. değnek ~ OLat bastum/basto [Aş xiv] hükümsüz. demin .fiilinden modern bir geri-türetmedir. [MMem xvi] batı < Tü bat-" bat[ xx/b] ~ İng batik lekeler bırakılarak boyanmış kumaş ~ -ArbâTil[#bTlfa. batıni. [LO xix] aşırı iri . bayağı 1 Tü [Uy viii+] baya az önce. baTn/buTün] gizlendi.] hükümsüz. yy'a dek yaygın olarak kullanılan Tü bay (zengin) sözcüğü ile anlam ilişkisi kurulamaz. geçersiz " butlan ~ Ar baTTâniyyat [#bTn] yorgan battaniye [Bah 1924] yerine kullanılan yün örtü < Ar baTTân [im. 19. vurmak. bay YT [Bah 1924] [TarD 193+] hitap deyimi ~ İt baule yolculukta taşınan yük.bateri [ xx/b] ~ Fr batterie top takımı. " baston battal Tü [Uy viii+] badman/batman terazi. bir kişinin veya şeyin iç yüzü. örtünme.] 1.Ar baTTâl [#bTl im.]boş. bay[mak <Tü [LO xix] yormak.] Kuranın gizli anlamlarını araştıran kimse < Ar bâTin [fa.

bayat [MŞ xiv] bayad veya dünden kalan < Ar bata geceledi. bayat) < şab (akşam). bayrak. tembelleşmek. barış ve mutluluk (= Sans rama a.] işlenmeyen toprak. [Men xvii] baykuşı * Çağatayca biçim.kendinden * *Bay. bawâr] (toprak) boş durdu. Fa şabma (akşamdan kalma. bayc] sattı.biçimine eski kaynaklarda rastlanmamıştır. sükûn & İr *pati. müreffeh olmak < Tü bay zengin < Bayındır eski bir Türk adı < Tü bayu- bayır [DK xv] yaban yer. [Men xvii] bayıl.] satan. sahra ~ Ar bâ'ir [#bwr fa. / Sogd patram neşe. [ xi] batrak < * Sözcüğün nihai anlamı "mızrak" olmalıdır.sükûn. sözcüğün aslının *bayk kuşu olduğunu düşündürür. tekrar (önek) + İr *râma. deminki.a. nadasa bırakıldı. "bir tür kalp ameliyatı" (1957). bayındır YT [CepK 1935] mamur zenginleşmek.bayağı2 bayan YT Tü [Uy viii+] bayakı önceki. huzur. bayram [ xi] badram.)" ram bayt birim " bit2 [198+] ~ İng byte sekiz bitten oluşan sayısal . bayrak Tü Tü batır-" bat[Uy viii+] badruk mızrak ucuna geçirilmiş flama.a. baypas [198+] geçme & İng by yan.geri.gevşemek. mutluluk. satıcı < Ar ~ Ar bâ'it [#byt fa. işe yaramadı baykuş Tü? [KıpGul xiv] baykuş . tali + İng pass geçme " pas2 ~ İng bypass yandan dolaşarak * Amerikan kullanımında "trafiği rahatlatmak için açılan tali yol" (1922). konakladı" beyit * Karş. bayi [Barkan xvi] baca [msd. satış için anlaştı bayıl [mak geçmek Tü ~ Ar bâyic [#byc fa.] akşamdan [kaş xi] mayıl. çöl. Tü tuğ (mızrak ucunda taşınan flama) ile Fa tığ (mızrak) arasındaki ilişki de üzerinde durulmaya değer. ikincil. [Oğ xi] bayram ~ OFa paSrâm a. eski [TarD 193+] hitap deyimi < Tü bay" bay < Tü baya"bayağı1 * -an ekinin mahiyeti belirsizdir. [Çağ xv] bayk/baykız . yaban < Ar bâra [msd.

bazan/bazen Ar bacD birtakım. at doktoru. kısmi olarak < ~ Ar bacDî[nsb] kısmi. kolun omuzla dirsek arasında kalan bölümü ~ OFa bâzüg/bâzâ a. nalbant ~? EYun (h)ippíatros at doktoru " hip(o)+2.* İngilizce sözcük bite (ısırık) sözcüğünden esinlenerek 1964'te türetilmiştir. [DK xv] yavru < . [Kıp xiv] göz bebeği. 2. Lat venire (gelmek). bazalt [ xx/b] ~ Fr basalte koyu renkli bir volkanik kaya ~ Lat basaltes a. altyapı" baz [ xx/c] yatağın altına konan kasa ~ İt/Fr base altlık. aracılığıyla (edat) ~ OFa abag a. 2. basamak. taban. kimi zaman" bazilika [DTC1944] ~ Lat basilica Roma imparatorluğunda bir tür kamu binası < EYun stoabasilike "kral revakı". bir parça. heykel kaidesi < EYun bainö. altın ayarını sınamak için kullanılan kara bir taş ~? Prakrit pâsâna taş * Latince biçim doğabilimci Plinius'un yazmalarındaki bir yazıcı hatasından kaynaklanır. kaide ~ EYun básis 1. be be+ bebe/bebek çoc ünl hitap ünlemi " bre ~ Fa ba ile. +iyatr baz [ xx/b] ~ Fr base 1. baytar [ xiv] ~ Ar bayTâr/bayTar [#bTr] veteriner. baza temel.a. gitmek * Aynı kökten EYun -bates (yürüyen.a.gelmek. gitmek ~ HAvr *gwm-yo. = Sans bâhu a.] kısmen. kaide. Atina'da yüksek mahkeme olarak kullanılan revakın adı < EYun basileús kral bazlama [İdrH xiv] bazlamaç . adım atmak. adım atan).yürümek.a. (= Ave bâzu a.a.) bazuka [ xx/b] ~ İng bazooka elde taşınan roketatar ~ ? * İngilizce sözcük Amerikalı komedyen Bob Burns'un (1896-1956) sahnede kullandığı bir müzik aletinin adından ödünç alınmıştır. a. adım.a. [DK xv] bazlambaç yufka ekmeği bazu/pazu [Aş xiv] ~ Fa bazu üst kol. < EYun básanos mihenk taşı.geliş < HAvr *gwem. ~ EYun basanites a. kimyada bir asitle birleşince tuz oluşturan madde ~ Lat basis altlık. bat. biraz bazı bazan [Kutxi] ~ Ar bacDan [zrf. taban. altlık. temel.

eşdeğer idi beden 2. zahmetsiz veya tesadüfen elde edilen şeyler için kullanılan bir deyim & Fa bâd rüzgâr + Fa hawâ hava " bad. becayiş [LO xix] görev veya makamı değiştokuş etmek < Fa ba cay (birinin veya bir şeyin) yerine & Fa ba -e hali bildiren edat + Fa cay yer be+ * Farsça deyimden Farsça fiil adı yapan -iş ekiyle türetilmiş Türkçe kelimedir. Ar bubu (a. DK xiv] ~ Ar badawl [#bdw nsb. bedhah [Men xvii] kötü niyetli. bedevi çöl göçeri.başa çıkmak. orijinal şeyler. bedava ~ Fa bâd ü hawâ "hava civa". insan gövdesi. ilk kez yapılan şey " bidat bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. icatlar < Ar badicat^ icat.] yenilikler.a. baht [CodC xiii] ~ Fa bad bâ%t kötü bahtlı ~ OFa ~ Fa bedbin [KT xix] karamsar (Fr pessimiste karşılığı) *bad bin kötü gören & Fa bad kötü + Fa bin gören (~ OFa wen = Ave vaena. [ xix] uygunsuz bir davranışta bulunmak.a. dua bedel [İrşad. düşman & Fa bad kötü + Fa %\vâh isteyen " bet1 . ilk kez yapılan şey " bidat bedbaht wâdba%t a. özellikle kumaşçılar çarşısı & Ar bazz kumaş + Fa -istân yer bildiren takı" bez1. bedesten [Men xvii] bezistân/bedestân ~ Fa bazistân/bazzâzistân her tür çarşı. ~ Ar badan [#bdn msd.görmek)" bet1 beddua ducâ' dua " bet1. KGunya xiv] eşdeğer < Ar badala yerine geçti. orijinal şeyler.] 1.] karşılık. bedel oldu. muvaffak olmak. orijinallik. Türkçe sözcük başka bir dilden alıntı değildir. bedevi [Yus. orijinallik. İng baby. becer[mek <Tü [DK xv] becer.] yenilikler. Fa baba.* Karş. Fr bébé. " bet1.).] ~ Fa bad %\vâh kötüyü isteyen. icatlar < Ar badicat^ icat. hava bedayi [Ali xvi] ~ Ar badâyic [#bdc çoğ. [ <1970] cinsel ilişkide bulunmak = Tü başar-" başarbedava [Men xvii] badı heva karşılıksız. kale duvarı [Aş xiv] ~ Fa bad ducâ ilenme & Fa bad kötü + Ar ~ Ar badal [#bdl msd. +istan * Z > d dönüşümü dissimilasyon eseridir.

büyükbaş (= Aram bshlmtâ a. birlikte ) + Ar Hâl durum " hem. vuku buldu bedii [ 190+] sanatsal yaratıcılığa ilişkin (Fr esthétique karşılığı) < Ar badîc [#bdc sf. soylu kadın ~ Tü begüm [xv+ Çağ] soylu kadınlara hitap tarzı < Tü beg bey " bey * Hanım sözcüğüyle paralel yapıdadır.A r b a dî h î [ # b d h n s b ] aşikâr. adı [İMüh xiii] bégen-/bégel. nam beğen[mek <Tü bég bey " bey [Aş. behavyorizm [DTC1942] İng behavior davranış < İng behave davranmak < İng have ~ İng behaviorism davranışçılık < behemehal ~ Fa ba hama Hâl her durumda. takdir ve tasvip etmek < Tü * Karş.begum kraliçe. hal1 beher [Ferec xv] ~ Fa ba har her biri" be+.a. davar. behre a. harikulade. < öz Louis Antoine de Bougainville Fransız denizci ve seyyah (1729-1811) begonya [ xx/b] Michel Bégon Fransız idareci ve botanikçi (1638. derhal kavranan < Ar badaha aniden geldi. prenses. her halde & Fa ba ile + Fa hama tüm. hanım. Kudret ve iktidar ile değer biçme/değer verme arasındaki semantik ilişki ilgi çekicidir. her (< Fa ham bir.bedihi [NKemal1867] .] dolunay ~ Fa bad nâm kötü ünlü.] hayvanlık. [KGunya xiv] ~ Fa bahra pay. taqdır. hisse.1. her behimiyet [Men xvii] behimî.) * İng behemoth (efsanevi bir canavar) sözcüğü İbr bshımot (su aygırı) biçiminden alınmıştır. Ar qadır. beylik etmek. orijinal. a. kendiliğinden oldu. Bak. iqtidar. gözle görünen. güzel" bidat bedir bednam kötüye çıkmış " bet1.] emsali olmayan. beraber. 2. = İbr bshlmah a.1710) begüm ~ YLat begonia bir çiçek cinsi < öz [ xx/a] Hindistan'da soylu kadınlara hitap tarzı . [KT xix] behimiyyet ~ Ar bahlmiyyat [#bhm msd. a. öküz gibi hantal ve aptal olma < Ar bahîmat hayvan. beğeni YT [CepK 1935] rağbet < Tü beğen-" beğen- begonvil/bugenvilya [ xx/c] ~ YLat bougainvillea bir tür çiçekli sarmaşık ^ 1866 Fr. Yus xiv] bedr [Mercimek xv] ~ Ar badr [#bdr msd. nasip ~ OFa bahrag .

korumak.] genç [ xx/a] ~ Fr becarre bir müzik işareti ~ İt B quadro < Tü bek katı.] sınav. [İMüh xiii] nöbet durmak < Tü bek sağlam.] 1. gözcü ~ Ar bakârat [#bkr msd. berk "pek bel1 Tü [ xi] bél gövdenin orta bölümü.] kalma. arta kaldı [Alus1944] [ xx/b] ~Frbeige bir renk ~ İng fullback futbolda geri oyuncusu < İng back [Kut. zor. . sağlamlaştırmak. dağın eteğine yakın veya iki dağ arasındaki eğim. güzel söyleme yeteneği. harcanma) belagat [Kut xi] ~ Ar balâğat [#blġ msd. sakınca (= Aram #b'ş kötü olma. zarar. 2. (birini) etkiledi" büluğ belboy [199+] ~ İng bellboy otellerde yardımcı eleman.beis [Men xvii] be's ~ Ar ba's [#b's msd. iki dağ arasındaki eşik (= Moğ bel meyil. güvenceye almak. kız olma hali < Ar bikr ilk doğan evlat. saklı " pek bekle[mek Tü [Uy viii+] bekle. bekar dörtgen B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. retorik < Ar balaġa erdi. kemer ) bela [KGunya xiv] ~ Ar balâ' [#blw msd. komi & İng bell çan. saklamak. mihenk taşına vurdu.pekitmek. kuşak.] iletme yetisi. aylak) sözcüğüyle kontaminasyon görülür. genç kız " bikir * Türkçeye özgü bir sözcüktür. DK xi] ~ Ar baqâ' [#bqy msd. yokuş. çıngırak + İng boy oğlan çocuğu (~ EFr embuié uşak. büyük sıkıntı < Ar balâ sınadı. denedi (= Aram bslâ [#bl'] tükenme = Akad balü/belü sönme. Kullanımda Fa bıkar (işsiz. pek. zorluk. bekâret [EvÇ xvii] kızlık. vardı. mahfuz. güç. ayağını bağlamak) * İngilizce deyim eskiden otellerde elinde çıngırakla müşteriye mesaj ileten hizmetçilerden alınmıştır. rahatsızlık verme ) bej bek geri ~ Ger *bakam beka < Ar baqâ kaldı. kapalı. genç kız " bikir bekçi <Tü [Yus xiv] muhafız. kalıcı olma < Ar bakârat genç kızlık < bekâr [Men xvii] evli olmayan Ar bikr ilk doğan evlat. serf < EFr embuier prangalamak.

zuhur etmek " belirbeleş bila+. şey [LO xix] bedava ~ Ar bilâ şay' karşılıksız. sancak). [Kaş xi] béle.1. belle. belirti belit belki YT YT [TDK 1944] araz [DTC 1944] aksiyom [DK xv] ~ Fa bal ki hatta. yokuş.] kente ait olan. o kadar ki < Tü belirt-" belir- . Ar calam (belirti.kökü. nişan).fiilinin varyant biçimi görünümündedir. cilm (bilme). vesika~ Tü belgü işaret. belgü (alamet. bedava " belge YT [CepK 1935] vesika alamet. sarmak.(öğrenmek) vb.] kent. belli (bilinen). pörtlemek =? Tü bélgür-/bélür[viii+ Uy] meydana çıkmak. memleket" belde belen <Tü [T S xiv] belen dağlık ve dik yer. bulaştırmak * İkinci anlamı bula. belirle[mek YT [Fel 194+] tayin etmek < Tü belir-" belir< Tü belir-" belir-belirli YT [TDK 1944] muayyen * Belirsiz sözcüğüne kıyasla üretilmiş yeni bir sözcüktür. ülke.] güzel konuşan" [Uy viii+] belğür. dağ Tü béle-" bel1 * -er) ekinin işlevi açık değildir. 2. nişan < Tü *bel. * -ge eki Moğolcadır.bilmek " belir- ~Moğbelge resmi yazı.fiilinin varyant biçimi olmalıdır.gözleri aşırı açılmak. calâmat (belirti). belediye [ xix] (daire-i) beledîye 1854 idare reformuyla İstanbul'da kurulan idari birimlerin adı (Fr municipalité karşılığı) < Ar baladı [#bld nsb. şehir. şehir. bulamak. ülke. Modern Türkçe biçimi belgi olan sözcüğün Moğolca biçimi Dil Devrimi döneminde benimsenmiştir. beliğ belagat belir[mek Tü [KıpGul xiv] ~ Ar baliğ [#blġ sf.meydana çıkmak. belli olmak < Tü *bél. belek (hediye). kentsel < Ar balad kent. Anlam ilişkisi için karş. bebek kundaklamak.bilmek " bil- * Tü *bel. Karş. bil.belde memleket bele[mek Tü [Neş xv] ~ Ar baldat [#bld msd. beler[mek <Tü [T S xiv] beler.

gösterge < Tü *bél-" bil~Fr bémol müzik bemol [ARasim 1897-99] pesleştirme işareti ~ İt B molle yumuşak B " beta * Simgenin şeklinden ötürü. Karş. boncuk. benze-.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır.a. ban-. aşikâr. [KGunya xiv] < Tü belgü alamet. band. bin.belladonna [Bah 1924] belladon ~ İt belladonna eczacılıkta kullanılan bir bitki. öğrenmek " belle- * Güneş Dil Teorisi çerçevesinde Fr bulletin (a. bencil YT [CepK 1935] egoist < Tü ben" ben1 ~ Fa banda bağlı olan. açık. belli bellü <Tü [Kıp xiv] belgülü/bilgülü/bellü bilinen.a. işaret. rezonans amacıyla bu davulun iç kısmına gerilen ip ~ Fr timbre/tymbre [onom?] (ortaçağ müziğinde) a. * Türkçeye 1980 dolayında Mağrip müziğinden alınmıştır. keçi derisinden imal edilen geniş yüzeyli davul. beniz. öğrenmek. tutsak ~ OFa < Fa banda köle.a. sivilce < Fa Türkçe ben2 ile benzerlik tesadüf olmalıdır. buna-. boynuz. benefşe menekşe benek ban çitlenbik tanesi [Mercimek xv] [İdr xiv] ~ Fa banafşa menekşe" ~ Fa banak [küç. ben1 Tü [ viii] ben birinci tekil şahıs zamiri ben2 Tü [Uy viii+] men ciltte koyu renk nokta * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle oluşan inisyal b > m dönüşümü ikincildir. bir enstrümanın sesini diğerinden ayıran özellik) modern dönemde Fransızcadan alınmıştır. köle. [T S xiv] belgülü . bin-. güzelavrat otu & İt bella güzel + İt donna hanımefendi" dam2 belle[mek belleten <Tü YT [LO xix] bilmek. < EFa bastan. hizmetçi" bende bende [KGunya xiv] bandag a.bağlamak " bent bendeniz bendir [ xx/c] ~ bendir 1. 2. İng timbre (ses rengi.] çitlenbik. ezberlemek [Geom 193+] bildirge < Tü belli" belli Tü belle-bilmek. . Mağrip müziğine özgü. bengi. beyin.

sürreel.a. ben2. Bak. ^ 1830 Eilhardt Mitscherlich.4. sürşarj İng over : overlok.a. * Aynı kökten Erm i ver. 3. -e. sahiplenmek [Uy viii+] meniz görünüş. bertaraf EYun (h)yper : hiperaktif.bağlamak ~ OFa bastan. benzin [Düs I. (= Ave bast-. berhudar. berhava. Cava " labne * Karş. 2. benimse[mek beniz/benz* Bak. İng over (üst. kokulu reçine + Ar câwâ' Hint Okyanusunda bir ada. ben2. band. band.a. bağ.a.a. bermutat.a. Alm. a. " bant benze[mek Tü [Uy viii+] menze. Alm über.a. EŞKÖKENLİLER: Fa bar : beraber. suya batırılan kap içinde pişirmek ~ Lat balneum Mariae "Meryem banyosu". super+. = Sans upari a. pulover . üzeri. a.a. süper. & Ar lubân zamk. EYun hyper.a. suret. kimyacı < Alm benzoe(säure) benzoik asit < OLat labenzoe " benzen ber+ ~ Fa bar üst.a. (simya terimi) & Lat balneum banyo + öz Maria Meryem (muhtemelen: Musa'nın kızkardeşi olup simya ilminin kurucusu sayılan Miriam) " banyo bent [Kut xi] bağ ~ Fa band 1. üzeri). suma.) ~ HAvr *bhendh. yy'dan itibaren kullanılmıştır.a. band. (= Ave upairi. hiperbol.a. sürfile. Lat super > Fr sur. su bendi < Fa bastan.a. berduş. benmari [ xx/b] ~ Fr bain-marie ateşle doğrudan temas ettirmeden.485 187+] ~Fr benzine benzol içeren hidrokarbür karışımı ~ Alm benzin a. berceste. sürpriz. bağlanan şey. berbat. üzere.bengi Tü [Uy viii+] mengü ölümsüz.a. kuşak. up (yukarı).a. sürmenaj. yüz < Tü benim " ben1 benzen [ xx/b] ~ Fr benzène çeşitli maddelerden elde edilen organik solvent < OLat/Ven labenzoe/benzoe styrax ağacından elde edilen kokulu reçine ~ Ar lubân câwl Cava zamkı. hipertansiyon. yukarı (önek) ~ OFa abar. Ficus benjamin (styrax ailesinden Doğu Hint adalarında yetişen bir ağaç) < benjoin/benzoin. < Tü meniz görünüş " beniz <Tü Tü [LO xix] kendine mal etmek.a. -e doğru (edat).a. hipertrofi Lat super : soprano. hipermetrop. auf. Benzoe biçimi Batı dillerinde 15. ebedi * Orijinal biçim *ben olup çeşitli diyalektlerde n/m etkisiyle inisyal b > m dönüşümü ikincildir.) ~ HAvr *uper a.

[LO ] hane berduş salyangoz ~ Fa %âna bar döş "evi omuzunda". Tüm Sami dillerinde "diz" anlamına gelen #brk kökünden İbranicede "diz çökerek saygı gösterme. yüceltme. Ar baraka (diz çöktü).] aklanma. kabarmak. 2. a. talih ~ Aram bsrâkâ/bsrâkstâ a. zayıf ve tekrarlanan eylem bildiren berele. ferman. seğirmek. fışkırmak " ber+ berdevam [Yus xiv] devamlı & Fa bar + Ar dawâm " ber+. < İbr/Aram #brk (birinin önünde) diz çökme < İbr berek diz = Akad birku diz * Karş. [LO ] mısra-i berceste şiirde öne çıkan veya seçkin mısra . a. devam berduş gibi hercai. Kuran'a göre Hz. muaf oldu.] 1. a.Fa barcasta fırlamış. * İsim formunun. yücelme. seğirmek & EFa apar. özellikle tanrının İsrailoğullarına ve onların peygamberlerine verdiği ahit * İbranice sözcüğün etimolojisi muğlaktır. bad [Fuzuli xvi] berbâd ~ Fa bar bâd (dadan) berber [Kan xvi] traşı yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya berber [Kan xvi] yapan kimse < Ven barba sakal" barbunya ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal ~ Ven barbièr [İt barbiere] sakal traşı berceste [Men xvii] bercesten 1. sıçramak. kutsama. diploma. bolluk.[xiv Kıp] yaralamak < Tü *ber. [Men xvii] ber düş omuzda. bir suç veya borçtan kurtulma < Ar bari'a aklandı. ahit. berbat havaya savurmak. 2. helecan. kurtuldu beraber eşit" ber+ [Yus xiv] ~ Fa bar â bar üst üste. .] kutsama.sıçramak. ~ İbr bsrakah a.yukarı + EFa yasat. yok etmek " ber+. nerede akşam orada sabah Fa düş/döş omuz " ber+ bere1 <Tü [Men xvii] yara ~ Fa bar dawâm sürekli olarak. belge. a. burnus bereket [CodC xiii] ~ Ar barakat [#brk msd. yan yana.beraat [Kıp xiv] bera'et ~ Ar bara'at [#br' msd. < OLat birrus bir tür külahlı cübbe.a. öne çıkmış < Fa barcastan fırlamak. (ur veya apse) çıkmak. Muhammed'e peygamberlik tebliğ olunduğu gece ~ İbr bsrît sözleşme.fiilinden nisbeten geç dönemde türetildiği anlaşılmaktadır. kutsanma" fiili türemiştir. evsiz barksız kimse & Fa bar + Tü berele. bere2 [Cumh 1929] ~ Fr béret bir tür kenarsız şapka ~ Bask berret a. berat [Kutxi] ~ Ar bar'at[#br'msd. Arapça ad fiilin Aramice biçiminden alıntıdır.

yemek " ber+. eşya ile dolu ev & Fa/OFa bâr yük (< Fa/OFa burdan. [Uy viii+] berü bu yana < Tü bu " bu1.. %w^ur. 2.bergamot [Bah1924]bergamut turunçgillerden bir meyve ~ İt bergamotta ~ Tü beğ armudu ~Frbergamote berhane [LO xix] barhane ~ Fa bâr %âna yüklük. kimyacı < Lat beryllus akuamarin veya zümrüt. +hor beri Tü [Or viii] bérgerü . [CepK 1935] < Tü berk pek. getirmek) + Fa %âna ev " +ber. berkelyum [ML xx/c] ~ YLat berkelium yapay bir element ^ 1949 Glenn Seaborg v.taşımak.d. çoban köpeği berk YT [CepK 1935] [ xx/b] ~ Fr bergère [f. bir tür koltuk ~ Tü berk [viii+ Uy] güçlü. kemal berkit[mek YT berk [Ferec xv] ~ Fa bar kamâl "kemal üzere". güçlü " Türkçe yazı dilinden düşmüş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. [Neş xv] sağlamlaştırmak. kadın çoban. fizikçiler < öz Berkeley Kaliforniya'da bir kent ve üniversite berkemal kusursuz halde " ber+. . hava berhudar [Men xvii] berhurdar ~ Fa bar^wurdâr nasipli < Fa bar%wurdan faydalanmak. +ri beriberi [ xx/b] ~ Fr béribéri tropik bölgelerde rastlanan bir hastalık / İng beriberi a. hane berhava [LO xix] havaya gitmiş. nimete kavuşmak & Fa bar + Fa xwurdan. " pek * Eski Uygurcaya özgü bir varyant iken Dil Devrimi çerçevesinde Türkçe kullanıma dahil edilmiştir.] 1.a. sağlam = Tü bek/pek a. genel olarak kristal ~ EYun beryllos (~ EFa *vilürya ) ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. kristal. kedigözü * Aynı nihai kökten Ar billur (kristal) biçimi Yunanca veya Süryaniceden alınmıştır. < Sinhali beri yorgun. bâr. depo. hava-yukarı " ber+. berjer < Fr berger çoban. metin. [ xx/a] berhava etmek (barut veya dinamitle) havaya uçurmak ~ Fa bar hawâ havaya. tahkim etmek. halsiz berilyum [ xx/b] ~ YLat beryllium parlak kristalleri olan bir element ^ 1797 Nicolas Louis Vauquelin. Fr. a. ziyan olmuş. Amer.

bağ. 2. bir dörtlüğün her mısraı arasında söylenen müzikli nakarat.bağlamak " bent .a. semirtmek.] insan.] çok parlak.hayvan yetiştirmek. kıvılcımlandı bert[mek Tü ~ Fa bar muctâd alışıldığı üzere " ber+. b e ş [Orhviii]béşa. Louis'nin sarayında görevli Fransız banker ve yönetici (1630-1703) beşer [Yusxiv] ~ Ar başar [#bşrmsd. bağlı şey.a. besmele bismillah [Envxv] ~ Ar b-ismi-llâhi Allah'ın adıyla" beste [Yus xiv] bağlı ~ Fa basta 1. yy sonlarında Panama Kanalı münasebetiyle gündeme gelmiştir. [Uy viii+] bert.1678) < öz Louis de Béchameil 14. aşçı (1615 .bermuda [ xx/b] ~ İng bermuda shorts bir tür uzun paçalı şort < öz Bermuda Atlantik'te bir ada < öz Juan de Bermudez İspanyol denizci ve kâşif bermutat mutat berrak [Men xvii] ışıltılı < Ar baraqa parladı. kâfi * Anlam ilişkisi için karş. Kuran'a göre ölümle * Türkçe ikincil anlamı 19. etten kemikten yapılmış olanlar (= Aram bassrâ et = İbr bâsâr et. Dil Devrimi döneminde Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. darlık. 3. * Muhtemelen pış/bış yansıma sesinden. bağlı. ~ Ar barrâq [#brq im. taraf berzah kara parçası (Fr isthme karşılığı) kıyamet arasındaki süre ~ ? [Men xvii] aralık. genel olarak insan türü. ayıraç. Fa/OFa bas yeter. sıkıntı. aralık.yaralamak [MMemxvi] < Tü *ber-yaralamak " bere1 ~FabarTarafkardanbiryana bertaraf atmak & Fa bar + Ar Taraf" ber+. yeter > yetiştirmek. eklem. 2. Fr. band. dört mısradan oluşan şiir < Fa bastan. besin YT [CepK 1935] gıda < Tü beslemek" besle- * Türetiliş biçimi açık değildir. beşamel [ xx/b] ~ Fr béchamel bir tür sos ^ François Tü Pierre de la Varenne. ışıldadı. insan bedeni ) beşik Tü [Orhviii]béşik/béşüka. besle[mek terbiye etmek [CodC xiii] bésle. yeterli. [KT ] iki denizi birbirinden ayıran dar ~ Ar barza% 1. zincir halkası.

] işeme. reçine ~ Kelt *betu. Çağ xiv] a. evlenmemiş genç kız ~ Aram bstülâ bakir genç erkek / Aram bstültâ bakire.a. bet1 bet2 Tü [Aş xiv] bed ~ Fa bad kötü ~ OFa wad a. [LO xix] betik biti. betim betim YT [Fel 194+] tasvir < Tü biti. 19. beşuş [LO xix] başşa [msd. [TS xiv-xviii xiv] biti. [Uy viii+] bét yüz. yy'dan önce dolaşımdan kalkmış bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinden canlandırılması denenmiştir. arma betoniyer [ xx/b] ~ Fr bétonière beton yapan aygıt" beton [Bah 1924] ~ Fr béton armé demirli beton < Fr betül ~ Ar batül bakire. beta ~ EYun beta Yunan alfabesinin ikinci harfi ~ Fen bet ev.] güleryüzlü < Ar * Az duyulmuş bir Arapça sözcük olup eski Osmanlıca sözlüklerde rastlanmaz.akçaağaç reçinesi * Lat betula (akçaağaç) Gallia dilinden alıntıdır. yy'da yaygın kullanıma kavuşmuştur. başş/başâşat] yüzü güldü ~ Ar başüş [#bşş im.: betik.yazmak" betik < Tü beton [Bah 1924] ~ Fr béton çimento veya kireç harcı ~ Lat bitumen zift. çehre. * Sadece bet beniz ikilemesinde. şarıl şarıl akıttı [ xiv] ~ Ar bawl [#bwl msd. genç kız * Karş.* "Her çeşit müzikal kompozisyon" anlamı Türkçeye özgüdür. kitap. bakire). EŞKÖKENLİLER: Tü biti. Fenike alfabesinin ikinci harfi = Aram bet Arami/İbrani alfabesinin ikinci harfi" beyit beter en kötü < Fa bad kötü " bet1 [Kut xi] bedter .] çok kötü. betik Tü [Uy viii+] bitig yazı.[viii] yazmak ~? Çin pi-ti yazı kalemi * 19. belge. Ugar btlt (tanrıça Anat'ın sıfatı. bevl [etm bala işedi. [Kıp. betonarme armé zırhlı. [Gül xv] ~ Fa badtar [kıy. idrar < Ar . donanımlı " beton.a.

2. a. idrar" ~ Ar bawwâb [#bwb im. KGunya xiv] ~ Ar baytu-al-mâl "hazine beyzbol [ xx/b] temel. beygir yük + Fa gır taşıyan " +ber. ayırdı.] milletler (< Ar millat millet)" beyn+. namaz ~ Ar bayt ~ Ar bayna [#byn] iki şeyin arası (edat) < Ar bana [Ali xvi] bînamaz ~ Fa bî namaz namaz beynelmilel + [Tz 1930] uluslar arası (Frinternational karşılığı) & Ar bayna arası + Ar al-milal [çoğ. ev. ayrıştırdı" beyan beynamaz kılmayan.bevliye bevl bevvap kapı" bap bey Tü [ xix] üroloji [ xiv] < Ar bawl [msd. ayrıştı. açıkladı beyanname + [ xx/b] bildirge & Ar bayan + Fa nâma yazı " beyan. yaratmak " bi+2. beyaz renk < Ar abyaD beyaz (sıfat) * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fayda ~ OFa hudahag a.] beyaz olma. name ~ Ar bayâD [#byD msd. açıkça söyleme < Ar bana açtı. aydınlandı. Aşxi] ~ Ar bayan [#byn msd.a.] işeme. ev.vermek. beyaz [Ali xvi] beyazlık. 2. el3. millet beytülmal evi". saygısız " bi+2. ayırdı. balya beyzi oval ~ İng baseball bir top oyunu & İng base [Men xviii] beyz yumurta. soylu kişi beyan [Kut. ilik. aydınlattı.) beyn+ açtı. [LO ] beyzî yumurta şeklinde olan.] 1. ben2. hakikat. +gir [Tz xvii] ~ Fa bâr gir yük hayvanı & Fa bâr beyhude [Gül xv] ~ Fa bî huda faydasız. boş & Fa bîyoksunluk edatı + Fa huda hak. & OFa hu iyi + OFa dadan. devlet hazinesi" beyit.] kapıcı < Ar bâb [Or viii] bég reis. hümayun beyin Tü [Uy viii+] méñi beyin. hane. şiirde kıta [#byt msd. [İMüh xiii] béyni a. dah. beyit/beyt[Kut xi] beyt 1. el3. a. şiirde kıta (= İbr/Aram bet ev = Fen bt a. * İnisyal b/m dönüşümü için bak. getirmek. üs + İng ball top (~ Fr balle top )" baz. ulu kişi. < Ar bayD/bayDat [#byD] yumurta " beyaz . = Akad bîtu a. mal [İrşad.a. Aynı kökten Ar bayDat (yumurta).] açıklama.

bi+3 ~ Fa bî-/bay.a. TTü bez biçimi Arapçadan ikincil bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. 2. " pazar bezzaz tüccarı < Ar bazz kumaş " bez1 bi+1 [ARasim 1897-99] [ xiv] bezr ~ Fr bésique bir iskambil oyunu ~ Ar bazr [#bzr msd. albumen (yumurta akı). kabarcık ~ Fr baiser 1. saçtı bezirgân wâzâragân a.titremek. İng peas (a. bezik bezir [yağı bazara tohum attı. Lat albus (beyaz).a. bi-llahi (Allah adına yemin ederim ki).) biçiminde Eski Yazı Türkçesinde mevcuttur.a.-siz (yoksunluk edatı) ~ OFa abe~ Fr/İng bi. iki ~ Lat bi. pisum sativum ~ Lat *pisellum [küç.a.a. * Karş.çift. ör.] tohum < Ar ~ Fa bâzârgân tüccar ~ OFa [CodC xiii] bazargân [KıpGul xiv] ~ Ar bazzâz [#bzz im. [Kıp xiv] usanmak bez1 [DKxiv] ~ Ar bazz pamuk veya keten kumaş Aram büSâ a.a. EYun byssos (ince keten veya pamuklu kumaş) bir Sami dilinden alınmıştır.iki .* Anlam ilişkisi için karş. bez[mek Tü [ xi] bez.a.] kumaş ~ Ar bi ile.a. bi+2 a.] < Lat pisum a.süslemek [ xi] bezek nakış. öpücük.) biçimi muhtemelen Türkçeden alıntıdır. • Fa basıla (a. yoksunluk edatı). bez2/beze Tü [Uy viii+] bez gudde. şeker ve kremadan < Tü be5iz süs beze [ xx/b] yapılan bir tür tatlı ~ Lat basiare öpmek beze[mek bezek Tü Tü [Uy viii+] bedze. salgı bezi. ~ Akad büSu ince dokunmuş keten kumaş * Aynı sözcük ETü böz (a. bi lâ ("ile değil". ziynet < Tü *be5izek < Tü beSize-süslemek " beze- bezelye [BK1799] ~ İt pisello baklagillerden malum sebze. . sıtmaya tutulmak. ~ EYun píson a.olarak (edat) * Bazı kalıp deyimlerde yemin ifade eder. Ayrıca karş.) < Eİng pise < Lat pisum.

meyvecik.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür.] büyük şişe < Lat bibere içmek ~ HAvr *pl-ps-o. biç-. bucak.içmek * Aynı kökten Lat potare (içmek). biç[mek Tü [ viii] bıç. < [Bah 1924] ~ Fr bibliographie bir ~ Fr bibelot küçük dekoratif nesne ~ EFr * İng bauble (ucuz ve değersiz süs nesnesi) Eski Fransızcadan alınmıştır. bıçkı. Yus xiv] [TDK 1983] stil <Tübıç-"biç~ Fa bî çara çaresiz " bi+2.: bıçak. buçuk bıçak biçare biçem YT Tü [Uy viii+] bıçak a. Lat piper. kölelik veya itaat sözleşmesi yapma. karabiber bitkisi ve meyvesi * Batı dillerine Latince yoluyla Yunancadan geçmiştir. ~ Sans pippalî 1. bucak.kesmek * Özgün biçim bıç. Türevlerde inisyal b-etkisiyle yuvarlaklaşmaya da rastlanır. tepe) anlamına gelir. İng pepper. karabiber ~ EYun péperi a. [Aş. cebel. Beberiye ("kaplan otu") düşünülebilir. anlaşma. kitap < EYun byblos/biblos papirüs < öz Byblos papirüs ticaretiyle ünlü bir Fenike kenti. 2. EYun pósis (içki).< HAvr *pö(i). çare < Tü biç-" biç- .kitap ~ EYun byblíon/biblíon papirüs rulosu. bibliyografi/bibliyografya [ xx/a] konudaki kitapları derleyen makale veya liste " bibli(yo)+.olup. Karş. EŞKÖKENLİLER: Tü bıç-/buç. Yeşil/ kırmızı biber Amerika kökenli bir bitki olup Türkçede 19. • Byblos kentinin özgün adı olan Gubla (modern Cubayl) Fenike dilinde "küçük dağ.a. biçim. -ç. modern Cübeyl * Fr/İng Bible (Kutsal Kitap) esasen sadece "kitap" anlamındadır. +grafi biblo beubelet a.a. Tü biber * Anlam ilişkisi açık değildir. biçem. barsama. Karş. küçük meyve. egemen olarak tanıma " bayi biber [MŞxiv]büber ~ Yun pipéri Güney Asya'dan ithal edilen bir baharat. yy'dan itibaren Arnavut biberi adıyla kaydedilmiştir. biberon [ xx/b] ~ Fr bibéron emzikli şişe ~ İt biberone [büy. Fr poivre. Alm pfeffer. bibli(yo)+ ~ Fr/İng bibli(o). biberiye rosmarinus [Men xvii] beberiye baharlı bir bitki. Karş.biat [Envxv] ~ Ar baycat^[#bycmsd] el sıkışma. buçuk.a.

yenilik. [CodC xiii] bıçku testere bidat [DK xiv] ~ Ar bidcat^ [#bdc msd. bide ata binmek. Arambsdâ (a. ayaklı küvet < EFr bider ~? Erm bdig/bzdig [LO xix] ayakları kısa. 2. tırıs gitmek bıdık küçük.sivri)" etiket * HAvr *gwou. icat etme). Ar #bdc (yenilik yapma. sığır). bov.iki + Fr focal odak < YLat focus odak " bi+3. Lett gúovs. bodur bienal [ xx/c] ~ Fr biénnale iki yılda bir tekrarlanan < Lat biennus iki yıllık süre & Lat bi.kökünden karş. ateşte pişirilmiş et (~ Nor steikja şişte et kızartmak ~ Ger *staiko şiş ~ HAvr * steig. fokus ~ Fr/İng bifocal çift odaklı (gözlük) & Lat biftek [AMithat 1877] ~ Fr bifteck bir et kesimi ~ İng beef steak sığır kızartması & İng beef sığır eti (~ Fr boeuf sığır ~ Lat bos. Lat bos. İbr #bdâ/ #bdh (yenilikyapma.) + İng steak kızartma. Ger *köus > İng cow. bıçak.a.] 1. icat etti" bidayet bidayet başlangıç < Ar bada'a [msd.a. bigudi [ xx/b] ~ Fr bigoudie saç sargısı ~ ? ~ Fa bı%abar habersiz & Fa bî[Ali xvi] ~ Fa bi gâna yabancı ~ OFa bihaber [Aş.* Tü tutam sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. Karş. Sans gaü. ufak " bızdık * Ayrıca karş. bad'] başladı [Ferec xv] ~ Ar bidâyat [#bd' msd.). Fa gav. Kökün ikili biçimi diğer Sami dillerinde de mevcuttur. Yus xiv] yoksunluk öneki + Ar %abar haber " bi+2. bov.] başlama.a. dinde yeni usul çıkarma < Ar badaca [msd. bidon [ xx/b] ~ Fr bidon varil ~ Nor *bida kap. endam. * Karş. haber . Türkçede sadece tutam sözcüğünde rastlanan -em ekinin işlevi açık değildir." biç[Uy viii+] bıçğu kesme aleti. bodur. biçim bıçkı <Tü Tü [TS xiv] biçin suret.iki + Lat annus yıl " bi+3 bifokal [ xx/c] bi. icat. Erm gow. badc] yenilik yaptı. bigâne begânag a. [Men xvii] biçim < Tü biç.a. icat etme).a.> Fr boeuf. Gael bó (inek. ~ HAvr *gwou. kova [ xx/b] ~ Fr bidet "beygircik". boy pos. EYun boús.a.

ilk ürün = İbr bskür ilk doğan evlat = Akad bukru a.] ilk doğan evlat. gına getirmek. ilaç bijon [Yus xiv] ~ Ar bi-Haqqin hakkile. turfanda. [Men xvii] genç kız. karbonat [ xx/b] ~ Fr bicarbonate iki karbon atomu içeren bikini [ 196+] ~ Fr/İng bikini iki parçalı kadın mayosu 1946 Louis Reard ve Jacques Heim. hymen (galat) ~ Ar bikr [#bkr msd. şart1 ~ Ar bi-al-â%irat sonradan < Ar â%irat ~ Ar bilâ qayd wa şarT kayıtsız şartsız " . yeni. Karş. eski tip elektrik sigortalarında vidalı porselen gövde < Fr boucher tıkamak. hak1 biilaç edatı + Ar cilâc " bi+2. kusacak olmak. haklı ~ Fa bî cilâc dermansız & Fa bî. el3. [ xi] bük-2 usanmak.a. a. [KT xix] bakire olma hali. DK xiv] bekâr veya bakire. bikir/bikr[Yus. bikarbonat molekül" bi+3. ahir bilakaydüşart bila+. monokini. 2.) bil[mek bila+ bi+1. tıkmak biju bijuteri mücevher dükkânı " biju bık[mak bököTü [ xx/b] ~ Fr bijou mücevher ~ bizou yüzük < biz parmak [ xx/b] ~ Fr bijouterie mücevher kutusu. ancak 1960 dolayında genel kullanıma girmiştir. moda tasarımcıları < öz Bikini Pasifik'te bir ada grubu * 1946'da Bikini atolünde patlatılan nükleer bombaya atfen adlandırılmış. la+ bilader » Tü [Orhviii]bil-a. [Kırg ] * Muhtemelen kusma ifade eden bığ/böğ/büğ yansıma sesinden. bilahare sonraki" bi+1.tıpa. [Arg xvi] bık-. Bi.öneki "iki parça" anlamını çağrıştırır. -siz (yoksunluk edatı)" " birader * r > l dönüşümü dissimilasyon örneğidir. genç kız veya erkek (= Aram bakara türfanda meyve. ~ Ar bi lâ "ile değil". Fr.-siz.bihakkın olarak " bi+1. taze. yoksunluk [xx/c] somun başlıklı vida ~Frbouchon1. bi-3. bakire. kayıt.

muhasebede borç ve alacak dengesi ile bu dengeyi gösteren hesap ~ Lat bilanx.] karşıt. a.iki + Lat lanx. beraber (sıfat). kütük ~ Kelt bilbord [ xx/c] ~ İng billboard ilan tahtası & İng bill ilan.Ar bi-al-cumlat tümüyle. not ~ OLat billa a. afiş. [passim xiii-xviii] bile/birle " bir * Zarf olarak bile/birle korunurken. bıçağın keskin ağzı < Tü bile-" bile< Tü *bile-birleşmek.terazi & Lat bi. [ 184+] bilyeto . Fr/İng balance (denge. Türkiye Türkçesinde bağlaç olarak 14.a. el3. kapçık " bi+3. bile[mek bileği/biley bilek " bile Tü Tü Tü [Uy viii+] bile. . hokey veya bilardo sopası < Fr bille2 sopa.a. terazi. zıt" bi+1. eklemlenmek < Tü *bile. denge.a. özellikle el eklemi bileş[mek eklemlemek " bilek bilet YT [Fel 194+] terekküp etmek. yazılı kâğıt (~ Fr bille1 a. fiş. lanc.bilakis sf. [Uy viii+] bile/birle . < Fr bille1 kısa yazı. bilet . bildirge [CepK 1935] takrir < Tü bildir-" bil- YT bile Tü [Orh viii] birle birlikte. bilardo [İM582 187+] ~İtbiliardo/bigliardo~Fr billard 1.a. [Düs I. terazi) < Lat bilanx. billet] ] kısa not. EŞKÖKENLİLER: Fr bille : bilbord. 2. leğen * Karş. borda .el3. 2. akis ~ Ar bi-al-cakıs aksine < Ar al-cakıs [#cks bilanço [ xx/a] ~ İt bilancio 1.) + Fr board tahta. < Tü bi [viii+ Uy] bıçak.İt biglietto tiyatro giriş pusulası / Fr billette [[mod.a.2.birleştirmek.a. yy'dan itibaren ile biçimi kullanılmıştır. ile (bağlaç). tabela " bilet.kefe. [Uy viii+] bileğü a. hep bilcümle beraber " bi+1 bıldır bıldırcın buSursm a. Tü Tü? cümle [MMem xvi] xi] bıldır geçen yıl [Kıp xiv] bu] Tü * Biçim itibariyle yabancı bir alıntı olduğu muhakkak olmakla birlikte kökeni meçhuldür.a. bilanc. ucu kıvrık değnek. dahi (zarf). pusula.344 186+] bilet tren bileti . eklemlenmek [Uy viii+] bilek eklem.

(geçişsiz) ve bıçkın. bılkım <onom [ xx/c] < Tü bılk/bıllık [onom. dolgun. eylemli olarak " bi+1. durgun.a.] yumuşak dokunun titreme sesi EŞKÖKENLİLER: Tü bılk/bıngıl : bılkım. +inç bilişim YT [ 197+] enformatik < Tü *biliş-" bil- * 1971 dolayında Hacettepe Üniversitesinde Aydın Köksal tarafından önerilmiştir. bilhassa hassa bilim YT [CepK 1935] irfan. [ xi] bilezük < Tü . bilgi < Tü bil-" bilbilgin YT [CepK 1935] alim < Tü bil-" bil[Or viii] bilig . [Kaş xi] bilig . fiil bilge Tü [Uy viii+] bilerzük a. üzgün (geçişli/edilgen). solgun vb. DK xiv] ~ Ar bi-allâhi Allah ile " bi+1. seçkin. tutkun. bilinç YT [Fel 194+] şuur < Tü bil-" bil-. bilgisayar " bil-.. olgun. k bilfiil el3. azgın. Karş. gergin. ilim ~ Ar bi-al-%âSSat özellikle " bi+1.Ar bi-al- ficl eylem ile. bitkin. . [CodC xiii] bilik . baygın. Türkçe tek kerelik eylem adı (ism-i merre) yapan -im ekinin buradaki kullanımı keyfidir. [Or viii] bilgili kişi. Hacettepe Üniv. el3. Bilişmek fiili mevcut değildir. < Tü bil-" bil- * Ar cilm > ilim sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. * Erken bilgisayarların daha çok aritmetik uygulamalarında kullanılmasından ötürü. [İdr xiv] bilgü * Geçişli fiilden etken sıfat yapımı için -gin eki kullanılması keyfidir.bilezik Tü bilek yüzük ' yüzü " bilek. bıngıldak billahi allah [Kıp. yy'dan sonra unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde yeniden dolaşıma sokulmuştur. say+ [TDK 1969] kompüter # 1 9 6 9 A y d ı n Köksal. bilgin < Tü bilmek " bil- * Türkiye Türkçesinde 15.

kız evlat" bin2 bira [Bia xix] ~ İt bira mayalanmış arpa içkisi ~ OLat *blbra < Lat biber her çeşit içki < Lat bibere içmek " biberon * Karş.] et gibi sallanma ve titreme sesi" bılkım bint bir Tü [ xiv] [Or viii] bir a. yy'dan eski hiç örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır.a.a. aleyh -Arbinâ'ancalayhiona bıngıldak <onom [EvÇ xvii] bıngıldayık küçük çocukların kafasındaki yumuşak yer < Tü bıngılda. ~ EFa *vilürya ~ Sans vâiDürya bir tür mücevher. göndermek. vermek. birader [T S. Aş xi] ~ Ar bina' [#bny msd. ~ Ar bint [#bn] kız.a. Yakut bıra%-. erkek evlat [Kut. umum bilye ~ Ar bi-al-cumüm genellikle. inşa etti binaen üzerine bina ederek ' binaenaleyh [Menxvii] dayanarak. yaptı.). ~ HAvr *bhrâter.a. küçük top ~ Ger bin[mek bin1 bin2 bina Tü Tü [ xiv] [ viii] bin.billur [Kıp xiv] billevr ~ Ar billawr/billur kristal (= Fa bllür a. Çuv pıra%-(a. ondan dolayı" binaen. vazgeçmek * 14. beverage (her çeşit içki) < Lat biber. ~ Fa birâdar erkek kardeş * Aynı kökten Lat frater.] -e dayanarak. İng beer (bira). kristal" berilyum bilumum " bi+1.] yapı < Ar bana [MMem xvi] ~ Ar bina'an [zrf. [Uy viii+] min 1000 sayısı ~ Ar bin [#bn] oğul.a. = Sans bhrâtar a. Alm brüder (a.a. [Uy viii+] min-[ viii] bin .. ) ~ Aram bslürâ a.a. Ancak karş.). salmak. genel olarak [ xx/a] cam veya metalden küçük küre ~ İt biglia topçuk ~ Fr bille1 bilye. Fr frère. İng brother.a. bırak[mak Tü? [passim xiv] koymak. el3.a. İt fratre. .a.< Tü bıngıl [onom. Neş xv] EFa/Ave brâtar a. a.

2.a. seks ~ Fr bisexuel iki cinsiyetli / İng bisexual bisiklet [ARasim 1897-99] ~ Fr bicyclette [küç. [CodC xiii] bit[Uy viii+] büt.1. konserde genel istek üzerine çalınan program harici parça ~ Lat bis iki kez " bi+3 biseksüel [ xx/c] a. küçük bar ~ Rus bistro çabuk * Rus ordusunun 1815'te Paris'i işgali sırasında askerlere "çabuk" hizmet veren kafelerden ötürü. < Fr bicycle "iki tekerli". sona ermek. olgunlaşmak.a. [TDK 1955] bir çokluğu oluşturan ögelerin her biri.] a. bisküvi [ xx/a] ~ Fr biscuit iki kez pişmiş kurabiye & Fr bis iki kez + Fr cuit pişmiş (< Fr cuire pişirmek ) ~ Lat coquere " bi+3. iki kez. sanayici" bi+3. toplanmak <T ü bir"bir [TDK 1944] vahdet.tekrar.kızartmak. fert" bir [Uy viii+] birik. tamamlanmak.olup dudak ünsüzü nedeniyle i > ü dönüşümü gerçekleştiği düşünülebilir.birey birik[mek YT Tü [CepK 1935] fert ~ Tü bireğü [xiv Kıp] kişi. isim. allah bistro [ xx/b] [Kut xi] ~ Ar bi-ismi-allâhi Allahın adıyla" ~ Fr bistro kafe. kavurmak ~ OFa briştan. bir velosiped modelinin adı ^ 1865 Pierre Lallement. bit1 [ xi] bit hayvan ve bitkilerde yaşayan asalak haşere Tü .a. & Lat bi.bir araya gelmek.iki + Lat sexus cinsiyet" bi+3. sikl * Fransızca sözcük ilk kez 1880'de. brîz. biryan/büryan [KıpGul xiv] ~ Fa biryân tavada susuz olarak kızartılan et. ünite < birim YT Tü bir " bir * İsme eklenen -im fiil ekinin işlevi belirsizdir. 1880 Fr. bit[mek Tü ermek. Türkçesi 1898'de kaydedilmiştir.< HAvr *bher-4 a.a. * Orijinal kökün bit. kebap < Fa biriştan.a. biriy. bisturi [Bah 1924] ~ Fr bistouri ameliyat bıçağı ~ ? * Ustura < Fa ustura ile benzerliği dikkat çekicidir. Fr. kuzine bismillah bi+1. " fritöz bis [xx/a] ~Frbis1. HAvr *bhr-îg. (bitki) yetişmek. ikinci kez 2.

hayat (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun bíos.a. eğilim).Fr biographie yaşam öyküsü " biy(o)+. keskin. a.bitişik olmak. acı < Ger *bîtan ısırmak .a. bıyık [ xi] bı5ık a. bitiş[mek bitki bittabii YT Tü [ xi] bütüş.yoksunluk öneki + Ar Taraf" bi+2. +loji ~Frbiologie canlılar bilimi .a. kudretsiz & Fa ~ Fa bî Tarafdar taraf tutmayan. kayıp. kudret" bi+2.HAvr *bheidısırmak. ümitsiz kişi (argo) bitter [ARasim 1897-99] acı tadı olan bir içki. tabii < Tü büt-" bit<Tü [T S xiv] bitevi yekpare ~ Fa bîtâb güçsüz.yoksunluk edatı + Fa tâb güç. doğabilimci " biy(o)+. ikişer " bi+3 * İng bit (lokma. tav2 bitaraf Fa bî. yontmak bitüm *gwetümen a. İng bias (çapraz çizgi. ~ HAvr *gwi-wot. biot. parçacık) sözcüğünden esinlenmiştir. [DTC 1942] biografya . değmek [CepK 1935] nebat < Tü bit-" bit~ Ar bi-T-Tabîcî doğal olarak " bi+1. " beton [Bah 1924] ~ Fr bitume zift ~ Lat bitumen a. biyografi [REkrem <1887] bioğrafi. < HAvr *gweis-l yaşamak " can biye [ xx/b] ~ Fr biais çapraz çizgi Tü * Karş.a. taraf biteviye bitirim Tü bitir-" bit* Anlam evrimi açık değildir. +grafi biyoloji [Bah 1924] 1802 Reinhold Treviranus.yaşam.bit2 [ 198+] ~ İng bit < İng binary digit ikili aritmetikte 1 ve 0 rakamları < OLat binarius ikişerli < Lat bini çift.a. sütsüz ve az şekerli çikolata ~ İng bitter acı (tad) ~ Eİng biter ısıran. ~ Kelt biy(o)+ ~ Fr/İng bi(o). bitap [Men xvii] güçsüz bî. tarafsız & < Tü *biteği < Tü bit-" bit- [AL 192+] serseri.a. Alm.

kısa bızır ~ Ar bi-5âtihi kendisi.biyonik [ML xx/c] ~ İng bionic canlı organizmalara ait özellikleri mekanik ve elektronik sistemlere uygulama disiplini ^1958 Jack Steele. bizzat blender karıştırmak ~ Nor [ xx/c] ~ Ar bi-5-5ât şahsen. ufak. zat bızdık bdig/bzdig küçük. . zat ~ İng blender karıştırıcı < İng to blend blöf [Bah 1924] (~ Fr bluff) ~ İng bluff (özellikle pokerde) elini olduğundan güçlü göstererek rakibi kandırma hamlesi ~ Hol bluff böbürlenme. serbest. İng bezel (a. ^ Ernest Besnier. diyagonal kesim * Karş.pis kokan? < Ger *wis. < İng bioelectronic " biy(o)+ biyopsi [ML xx/c] ~ Fr biopsie canlı doku örneğinin mikroskopla tetkiki / İng biopsy a. mühendis. Meninski'ye göre Türkçe anlam Fa zarıdan (ağlamak) fiili ile kontaminasyon eseridir. iğ = Tü bi bıçağın keskin ağzı" bile- bizar [Kıp.a. usanmış. yüksekten atma Türkçe telaffuz Fransızcadan alınmıştır. 2. Fr. EAlm wls beyaz bizon [ xx/b] *wisand. münbit * Farsça sözcüğün yapısı açık değildir. tabip (1831-1909) & EYun bíos yaşam + EYun ópsis görme.] klitoris (= Akad biSSüru kadın cinsel organı) [Bah1924] ~Frbismuthyarı-metalikbir bizmut element ~ Alm wismut a. ~ Erm [TDK 1955] ufak çocuk (halk dili) [Men xvii] bazr dılak dedikleri nesne ki avretlerin fercinde olur .a.).pis kokmak ~ Fr bison bir tür yaban sığırı ~ Lat bison ~ Ger bizote [ xx/b] < Fr biseau/bizeau cam veya tahta veya mücevher kesiminde eğimli kenar < Fr biais eğim. optik biz1 biz2 Tü <Tü [ viii] biz birinci çoğul şahıs zamiri [İMüh xiii] biz sivri bir alet. bizzat & Ar 5ât zat. bizatihi kendi + Ar -hi üçüncü tekil şahıs iyelik eki " bi+1. vulg. hoşnutsuz & Fa bî yoksunluk edatı + Fa zar bir şeyin yetiştiği veya bol olduğu yer. boş. kendi başına " bi+1.a. görüş " biy(o)+.Ar buZr/baZr [#bZr msd. faydasız. Sözcüğün fiil biçimine Fransızcada rastlanmamıştır. Amer. bezmiş. dolu. Yus xiv] bıkkın ~ Fa bîzâr 1. yorgun.

tomruk.İt poggiare 1. seyir defteri. ağ. not [ 185+] bloküs [ xx/b] ~ Fr bloc kütle. tıkaç ~ Fr bloquer tıkamak. 2.blog [Hürr 2002] ~ İng blog internette yayımlanan günce # 1999 Peter Merholz.] şişkinlik ve büyüklük ifade eden yansıma kök böbrek böbürlen[mek veya leopar boca [etm Tü [Uy viii+] böğre a. işçi gömleği tarzında hafif gömlek [xix] ~ ? boa [Aİhsan 1891] bir tür zehirsiz yılan ~ Lat boa bir tür deniz yılanı ~ Fr blouse bol işçi ~ Fr/İng boa tropik iklimlere özgü bobin [Bah 1924] ~ Fr bobine üzerine tel veya iplik sarılan silindir şeklinde araç < Fr bob.] * 16. bluz [AMithat 1877] amele gömleği gömleği [esk.] < Tü bög bir tür . [Men xvii] böbrek [Men xvii] beberlen< Fa babr kaplan [LF xvii] poca alabanda dümeni aniden yukarı kaldırma . 2. tomruk ) ~ Frk bloke [etm bloque " blok bloknot yarayan kâğıt bloku " blok. yığın. destek. kapatmak < Fr ~Frbloc-notes not almaya [Radyo Haf 1950] blucin [ xx/b] ~ İng bluejeans & İng blue mavi + İng jeans bir tür pamuklu kumaş [esk.. dayanak.[onom.a. [TS xvi xvi] böcek büyük ve zehirli örümcek Farsçadan alınan -ce/-cek küçültme ekiyle.a.< HAvr *webh. ayak ~ Lat podium a. yaslanmak. kütük. doku.] < öz Genes Cenova kenti [esk. bilgisayar ağı (~ Ger *wabjam dokuma.]. blog yazarı. " podyum bocala[mak poggia (gemi) yelaltı" boca [MMem xvi] pocalamak yalpalamak < İt böcek <Tü [TS xv] böce . (gemi) yelaltına gelmek. [ xi] böğür . abanmak. kumaş ~ HAvr *wobh-yo. geminin hızını ölçmeye yarayan bir araç. yy'da Cenova kentinde ticareti yapılan pamuklu dokumaya verilen ad. kumaş. gemi güncesi. kütük. taban. < Tü *bögce(k) [küç. < İng weblog & İng web 1.dokumak ) + İng log 1. yönünü rüzgâra çevirerek şahlanmak < İt podio 1. günce " pafta blok (~ Hol blok kütük. 3. 2.

Kelt bukko. duruş " podyum. revak < EYun tre%ö. büzmek < Tü *bo-/*bu-/*bü- * Dudak harfini izleyen yuvarlak seslilerin istikrarsızlığı tipiktir. kısa) biçimlerinin varlığı düşündürücüdür.sıkmak. 2. [Uy viii+] boğuz/bokuz [ xi] boğum eklem. Türkçeden alıntı olmayan Erm bzdik ve bdik (küçük. drom. sokak (~ EYun drómos 1.< HAvr *der-1 adım atmak. Tümü "kısa boylu" anlamına gelen bu sözcüklerin kökeni muğlaktır.ayak + EYun stema. bıdık. büldirgen. busan. koşmak.. burmak. bodur [Men xvii] kısa boylu bodrum * Karş. pod.a. böğürslen. hızlı yürümek. bok (sıkılmış şey). bükmek). Aynı kökten bur-. Bazı türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 evrimi görülür. boğum < Tü boğ-" boğ-böğür [ xi] bögür böbrek böğür[mek <onom böğürme sesi" +kirböğürtlen Tü? [CodC xiii] bögöwür. sıkarak daraltmak sıkmak. ayak basmak). bük-.(teke).koşmak. [DK xiv] bögür[MŞ xiv] meyvesi yenen bir çalı. özellikle erkek deve). koşu.> usan.(sıkılmak).(çift toynaklı hayvanların erkeği). daraltmak " boğTü [ viii] boğuz a.bodoslama [LF xvii] bodostama/bodoslama ~ OYun podóstima geminin baş ve kıç tarafındaki ağaç & EYun poús. büz. [LL 1732] bodrum . burjğ (sıkıntı). . bızdık. bükmek. boğaça boğaz boğum Tü Tü » " poğaça < Tü boğ-sıkmak. tırıs gitmek ~ HAvr *drem-. koşu yolu. boğ[mak Tü [ xi] boğ. boğa Tü [ viii] buka çift toynaklı hayvanların erkeği * Karş. erkek geyik) < HAvr *bhugo. tırıs gitmek ) " hip(o)+1 * Aynı kökten Ger *tredan/tre(m)pan (adım atmak.(davar) bağırmak. Evcil hayvan isimleri alanında Türkçe ile Hintavrupa dilleri arasındaki benzerlikler ilgi çekicidir. Ave buza. Buna karşılık ESlav byku (boğa).(sıkmak. -t-durma. rubus caesus < Tü bö Türki dillerde böyürtkem. bücür. dromo. Tü boğra/buğra (her hayvanın erkeği. sistem [Men xvii] podrom şarap mahzeni. bürlügen biçimlerine rastlanır. koridor. İng buck (teke.Yun *ypodrómeos sokak altı & Yun (h)ypo alt + Yun drómos yol.

sıkmak.< HAvr *bhel-2 şişmek. boks 1897-99] boksör [AMithat 1877] boks İngilizlerin yumruk müdarebesi. 2. en büyük. geniş. DK. güçlü kuvvetli ~ HAvr *bhol-to. Yazılı örneklerde ikincil anlamlar edep kaygısıyla ön plana çıkarılmış olmalıdır. bakır pası. < öz Beaux Güney Fransa'da bir köy bol Tü? [Kıp. [Oğ xi] dışkı < Tü *bo.ayırmak. Kaş viii+] bok ekmek küfü. kısım < Tü böl-" böl< Tü böl-" böl- . tipografide kalın yazı ~ Ger *baltha cesur. Fr. ayırdetmek * Türevlerde yuvarlak sesli etkisiyle inisyal b > w > 0 dönüşümü görülür. kabarmak " balya bolero danslı eğlence < Lat ballare " balad bölge <Tü [ xx/b] ~ İsp bolero bir tür dans < İsp bola balo. berduş. cesur. Karş. azami < Rus bol’şoy büyük ~ ESlav bolişi * Bolşoy Tiyatrosu "büyük tiyatro" anlamındadır. ~ ? boksit [1937] ~Frbauxite alüminyum hidrat içeren bir mineral ^ 1821 Pierre Berthier. bereketli * 14. yy'dan eski örnekleri mevcut değildir. paket < Tü *bo. bucak bolşevik [191+] ~Rusbol'şevik"azamici". cüretli. [ARasim ~ Fr boxe yumruk sporu ~ İng box2 a. bohem kültürlü kimse bir ülke bok [ xx/a] geleneksel toplum değerlerinin dışında yaşayan ~ Fr bohéme çingene [xvii]. had ve ölçü tayin etmek). Tü üle-/öl(e)-(bölmek.a. sanatçı [xix] < öz Bohême Bohemya.sıkmak. < Tü böl-" böl- [T S xvii] mıntıka. Orta Avrupa'da Tü [Uy.bohça " boğ- <Tü [Men xvii] boğça < Tü boğ [xi] bohça. Çağ xiv] çok. Rus Sosyal Demokrat Partisinin maksimum devrimci programı savunan hizbi (1903) < Rus bol'şiy daha büyük. bağlamak * Farsçadan alınan -ça küçültme ekiyle. bölük bölüm Tü YT [Uy viii+] bölük hayvan veya insan grubu. bold [Hürr 2002] ~ İng bold 1. böl[mek Tü [ viii] böl. kısım [ 1928] şube. mineralojist. büzmek " boğ- * Asli anlamın "dışkı" olduğu varsayılabilir.

uğultu [LF xviii] ~ İt bomba patlayıcı düzenek ~ Lat bombardman [ARasim 1897-99] ~Frbombardement bombalama < Fr bombarder bombalamak < OLat bombarda bir tür top " bomba bombe [ARasim 1897-99] ~Fr bombé kabarık. ikramiye < Lat bonus iyi bonservis [ xx/b] belgesi < Fr bon iyi ~ Lat bonus " bono. ben2. ) + Lat jour gün " bono. senet ~ Lat bonum [n. kupon. kör2 [ xx/a] cömert ~ Fr bonjour "iyi gün".) + Lat filet fileto " bono. kupon. hizmet ~ İng bonus ikramiye. bir et kesimi & Fr bon iyi (~ Lat bonus a. a. bonzai cüce ağaç & Jap bon kesme + Jap sai ağaç [ xx/c] ~ Jap bonsai özel yöntemle yetiştirilen . konveks < Fr bomber şişirmek. saf adam [Bah1924] ~Fr bonbon şekerleme [Uy viii+] monçuk/munçuk/munçak kolye veya kolye taşı.] şişkinlik ifade eden yansıma kök " bobin bön bonbon boncuk Tü bonşuk/munçak/munçuk * İnisyal b/m için karş. buono] ödeme emri. jurnal bonkör & Fr bon iyi + Fr coeur yürek " bono.* Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk "Öz Türkçe" kelimelerdendir.[onom.a. fileto bonjur [ 187+] Fr bon iyi (~ Lat bonus a. günaydın & ~ Fr bon coeur iyi yürekli bono [ 186+] ~ İt bono2 [mod. servis bonus [ xx/c] emri. [Kıp xiv] " boyun bonfile [ 189+] ~ Fr bon filet "iyi fileto". senet ~ Lat bonum " bono ~ Fr bonne service "iyi hizmet". bone dokuma [ xx/a] ~ Fr bonnet bir tür başlık ~ EFr bonet bir tür Tü? [Kıp xiv] aptal. bomba bombus boğuk ses. konveks hale getirmek < Fr bom.] iyi şey. değerli kâğıt. ödül ~ Fr bon2 ödeme * Çağdaş Amerikan kullanımında ortaya çıkan -us eki yanlış Latincedir. ödül.

~ Ar büraq [#brq] gümüş parlatmakta ve lehimcilikte kullanılan bir madde. baranı (çömlek. koyu renk * Yun boreás (Kuzey rüzgârı) ile birleştirilmesi mümkün değildir. " borda bordür border bitişmek. borazan boru veya boru çalan kişi Fa zan çalan " boru. salma. borazan + [Men xvii] boruzen vulg. kısa süren şiddetli yağış ~ Moğ boruğan yağmur Moğ boru gri. İng. kıvılcımlandı" berrak * Osmanlıcada Arapçadan burak şekli kullanılırken 20. boraks [Bah1924] ~Fr/İngborax bir mineral. kıyı (= Ger *bordham biçilmiş tahta. [Bah 1924] ~ Fr bordure kenarlık. sınır. yy başlarında Fransızca biçimi tercih edilmiştir. sınır. Buna karşılık Ar barniyyat. +zen borç [İMüh. kıyı ~ Ger *bordhaz a. bu kente özgü koyu kırmızı şarap bordro [Bah 1924] ~ Fr borderau çizelge. borani [Yus xiv] Acem yahnisi. çerçeve). İng border (kenarlık. çizgilerle bölünmüş tablo < Fr bord kenar. çerçeve < Fr & Tü boru + .a. kereste ) ~ HAvr *bherdh. sodyum borat ~ OLat borach/borac a. DK xiii] ~ Sogd pürç ödünç alınan veya verilen para < Sogd *partu-ç "borç veriş" = EFa partu. CodC. kenar çizmek " borda Karş.borç vermek veya almak (= Ave pairya. " börek * Rivayete göre Türk hakanı Buğra Han veya Husrev Perviz'in kızı olan Buran veya Halife Memun'un eşi olan bir başka Bürân onuruna adlandırılmıştır.a. kimyacı < OLat borax " boraks bora [Çağ xv] borağan kısa yağmur veya kar fırtınası. boz.a.bor [KT xix] ~ Fr bore borakstan elde edilen ametalik element ~ YLat boracium a.kesmek.a. ) * Erm bard (borç) biçimi Eski Farsçadan alınmıştır.a. biçmek bordo [ xx/b] ~ Fr bordeaux kırmızı şarap rengi < öz Bordeaux Fransa'da bir kent.a. Acem yahnisi < Fa bürâ a. #1812 Sir Humphrey Davy. [LO xix] her türlü sebze yemeği ~ Fa bürâhl kesilmiş hamur parçaları ve sebze ve etle yapılan bir yemek. güveç). [EvÇ xvii] boran kar fırtınası. çoğ. borda [Men xvii] ~ İt bordo geminin yanı ~ Ger *bordhaz kenar. güherçile < Ar baraqa parladı.

).[xv+ Çağ] kabarmak. börtü böcek şişmek boru borazan börülce Tü ikil < Tü bürt-/bört. Yak börüök (a. kendinden yetişen bitki . * Latince sözcüğün kökeni belirsizdir. salınmış. bitki bilimi ~ EYun botanikós < EYun botâne ot. boş Tü <T ü <T [Uy viii+] burğu/borğuy boynuz şeklinde üfleme çalgısı. Buna karşılık Türk hakanı Buğra Han tarafından veya onun adı ile adlandırıldığına ilişkin rivayet ihtiyatla karşılanmalıdır. yy'da Felemenkli tüccar ailesi / Fr bourse menkul değer çarşısı < öz van der Burse a. Karş. böğür "böğür ü böbrek * Şeklinden ötürü.bükmek. +istan bot1 [ xx/a] ~ Fr botte kalın ve kaba ayakkabı. postal ~ ? bot2 [ xx/b] ~ İng boat tekne.börek [İdr. 2. ısırmak botanik [ xx/a] ~ Fr botanique bitkilere ilişkin.< HAvr *bheid. [Kıp xiv] dolu karşıtı boşa[mak boş bostan Tü [ viii] boşu. azat etmek.a. gevşek. Tü bur.a. tekne ~ HAvr *bhoid. Men xv] böğrülce her çeşit fasulye < Tü [ viii] boş hür. serbest. üçgen böreği. külah [Yus xiv] bürnus ~ Ar burnüs/burnus külahlı bornoz cübbe ~ Lat birrus a. Acem yahnisi veya salma veya buğra aşı. özellikle çiçek bahçesi ~ OFa böyistân a. borsa [ 187+] ~ İt borsa 15.a. hamur ve etle yapılan bir yiyecek.a.serbest bırakmak. < OFa büy/böy güzel koku " bu2.] 1. kıvırmak " bur[Amr. gemi ~ Ger *boitaz kano. börk Tü [Kaş xi] börk başlık. Türkiye'de ilk borsa 1871'de açılmıştır. sembuse < Fa büra/buğra Acem yahnisi ~? Tü * Farsça sözcüğün bir Türk dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. [Uy viii+] boşa[CodC xiii] büstan < Tü boş " ~ Fa büstân/büyistân bahçe.yontmak. sandal. * Aslı Bruges kentinde van der Burse konağında işleyen kumaş borsası anlamında iken kullanımda Fr bourse (para kesesi) kelimesinden etkilenmiştir. Yus xiv] börek/börük ~ Fa burak [küç.

* İnisyal b/m için bak. iki şeyi eklemek " boya- Tü [Uy viii+] boyunturuk çift hayvanlarına takılan bağlaç < Tü bo5un.botoks [Hürr2001] ~ marka Botox botulinum toxin-A maddesinin ticari adı ^ 1989 Allergan. kabarcık. dikey uzunluk [Uy viii+] boduğ yakı. böyle <Tü [TS.Tü bay zengin " bayındır [EvÇxvii] ~Rus boyar Rusya'da büyük toprak sahibi * Rusça sözcük 15. kavim * Boy2 (duruş. endam) sözcüğüyle ilişkisi muğlaktır. Karş. aşiret.[viii+ Uy] bağlamak. ben2. sıvamak. Alm. eklemek. boykot [passim 1908] boykotaj ~ İng boycott bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi < öz J. kına. çivit. boy2 boya Tü Tü [Uy viii+] bo5 duruş. Alm. ilaç firması ~ İng botulinum toxin & YLat botulinum botulizme yol açan bakteri ^ 1895 Emile Van Ermengem. Cunningham Boycott İrlanda Toprak Birliğinin direniş eylemine hedef olan İrlandalı toprak sahibi (1832-1897) * Türkçede ilk kez Ekim 1908'de Avusturya-Macaristan ürünlerine karşı ilan edilen boykotaj münasebetiyle yaygınlık kazanmıştır. rulo ~ HAvr *beuşiş. boya. Amer. Tü boya[mak Tü [ xi] bo5u. katmak. yuvarlak boynuz Tü [Uyviii+jmünüz/müynuza. biyolog (< YLat botulismus şarküteri ürünlerinin bozulmasına yol açan bir bakteri enfeksiyonu ^ 1870 Justinus Kerner. 2. top. yy'dan önce Tatarcadan alınmıştır.boyamak boyar . ulus.[viii+ Uy] bağlamak. yapıştırmak. öyle boyler [ xx/c] ~ İng boiler kaynama kazanı < İng to boil kaynamak ~ OLat bullire "kabarcıklanmak". boyun/boynTü [Uy viii+] boyın/boyun baş ile gövde arasındaki eklem < Tü bo5ı. [Kıp xiv] boyağ < Tü bo5u-" boya[Uy viii+] bodı-/bodu. tabip < Lat botulus sosis ) + İng toxin zehir * Yüz estetiği alanında kullanımı 2002 yılından itibaren yaygınlaşmıştır. Ar qawm (1.bağlamak. boy1 [ viii] bo5 aşiret. Kıpxiv] <Tü öyle "bu1. katmak " boya- boyunduruk .[viii+ Uy] bağlanmak < Tü bo5u. iki şeyi eklemek. duruş.a. ulus). kaynamak < Lat bulla yuvarlak nesne. endam.

* Orijinal biçim *bo5unturuk olmalıdır. +sefal branç [198+] ~ İng brunch öğle yemeği ile birleştirilen büyük kahvaltı & İng breakfast kahvaltı + İng lunch öğle yemeği branda brandire kılıç çekmek.). TS xv xiv] boza * Fa boza/bursum (a.a.yanmak " term(o)+ briç biritch a. karışık renkli (= Moğ börte/börtü alaca. darıdan yapılan ekşi içki. [LO xix] ~ İt branda asker yatağı. aferin [DK xiv] bre/mere/more hitap ünlemi * Çeşitli Balkan dillerinde kullanılan benzer ünlemlerle etimolojik ilişki olasılığı zayıftır. Karş.yıkmak.[esk. boyut YT [Geom 193+] buut < T ü boy2" boy2 * Ar bucd > Tü buut sözcüğünden esinlendiği açıktır. Uy viii] boz-/buz. gözüpek.a.) + EYun kéfalos kafa " brifing. belirsiz renkli.) Türkçeden alınmış olabilir. tahrip etmek boza Tü? [Kaş xi] bu^sı/bu^sum pişmiş buğdaydan yapılan bir bulamaç. meslek dalı ~ OLat branca dal ~ İt bravo cesur. Karş. Boyun (= baş ile gövde arasındaki eklem) sözcüğüyle kökdeş olduğu halde ondan türetilemez.a. brendi [ xx/b] ~ İng brandy şarabın damıtılmasıyla elde edilen içki ~ Hol brandewijn yakılmış şarap < Hol branden yakmak < Ger *brandaz ateş < Ger *brennan yanmak ~ HAvr *gwher-/*gw^hr. [Kıp. boz benekli) boz[mak Tü Tü [ viii] boz alaca.a. açmak branş bravo korkusuz bre ünl [ xx/b] ~ Fr branche dal. [Or. hamak İt [LO xix] alkış sözü. mutlak varlık brakisefal [ xx/b] ~ Fr brachycéphale kısa kafalı & EYun bra%ys kısa (~ HAvr *mregh-u.] ~ ? [Bah 1924] biriç ~ İng bridge2 bir kâğıt oyunu < İng . brahman [Bah1924] ~Hind brahmán Hindistan'da alimler sınıfına mensup kimse ~ Sans brahmán rahip < Sans bráhma Hindu inancında evrenin ruhu. iugulum (boğaz).a. Arn more (a. Yun bré/moré. Lat iugum (boyunduruk).

a.] tuğlacık < Fr brique tuğla ~ Hol bricke kırık.a. Fr.İt broccato kabartmalı < İt broccare kabarmak [esk.* İng bridge1 (köprü) sözcüğüyle ilişkisi ses benzerliğinden ibarettir. brifing [ xx/b] ~ İng briefing kısa bilgilendirme konuşması < İng brief resmi mektup. şişik " brokar brom [LO xix] ~ Fr brome kimyada bir element ^ A. bröve [ xx/a] < Fr bref kısa yazı.]. " berilyum broderi [ xx/b] broder tığla işlemek. 2. kısa not. mektup ~ Lat brevis kısa ~ HAvr *mreghu.çok parlak bir tür ipek [esk. İng bridle (dizgin). belge " brifing ~ Fr brevet imtiyaz veya ödül içeren resmi belge [ xx/b] ~ Fr bretelle at dizgini.a.a. süs iğnesi < Fr brocher broşür [ xx/a] ~ Fr brochure ciltlenmeden dikilmiş birkaç sayfadan oluşan kitapçık < Fr brocher saplamak. süslemek ~ Frk *brozdon brokar [ xx/b] . 2. parlatıcı saç veya sakal yağı < Fr brillant parlak. pantolon askısı ~ EAlm . J. kısa. Balard. * Aynı HAvr kökten Yunanca bra%ys (kısa). gürültü bronş [Bah 1924] bronşit ~ Fr bronche nefes borusunun ana dalları ~ EYun brön%os yutak veya nefes borusu ~ HAvr *gwrs. briket [Bah 1924] kömür tozundan yapılan tuğla şeklinde kömür kütlesi ~ Fr briquette [küç. şiş veya çuvaldızla dikmek. kırma.a. 19.< HAvr *gwers-4 yutmak bronz pirinç [xiii] ~ Fa birinc " pirinç2 broş saplamak [Bah 1924] [LO xix] ~ Fr bronze tunç ~ İt bronzo tunç veya ~ Fr broche şiş.] ~ Fr broderie tığla işleme. tuğla < Ger *brekan kırmak ~ HAvr *bhreg. yy'da İstanbul'da yaşayan İngilizler arasında ortaya çıkan oyunun adının Türkçe bir-üç'ten geldiği ciddi olarak savunulmuştur. " fragman briyantin [ARasim 1897-99] ~Frbrillantine1. görev yazısı ~ Fr bref 1. kimyacı (1802-1876) < EYun brómos pis koku. kitabın ciltlemek amacıyla dikmek " broş brötel brettil dizgin ~ Ger *breghd* Karş. parıldayan < Fr briller parlamak ~ İt brillare a. nakış < Fr ~ Fr brocart kabartma işlemeli ipek kumaş brokoli [ xx/c] ~ İng broccoli karnabahara benzer bir sebze < İt broccolo tomurcuk < İt brocco kabarık. mektup.

(gemi) yelaltı. buhar. kaba. sufi hiyerarşisinde bir rütbe < Ar badîl abdal" [Bah 1924] ~ Fr Bouddhisme Buda dini < Sans Tü [Uy viii+] butık dal budala [Men xvii] aptal. bubi [tuzağı [ML xx/c] ~ Fr boîte kutu ~ OLat buxida a. budak < Tü butı-" buda[TS xiv] abdallar. [ARasim 1897-99] yiyecek ve meşrubat ~ Fr buffet 1. -d. hantal. kavim [çoğ. buat pyksís. pişmemiş. amele.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ bu1 Tü [ viii] bu işaret sıfatı [Ömer b. 2. dervişler arasında seçkin bir zümre. bücür [LO xix] kısa boylu ~ ? " bodur bucurgat [ xvi] bocurgat yelken ipi manivelası. işçi.a.a. Mezid xv] ~ Fa/OFa büy/böy güzel koku. 2. yelken çekme halatı + Yun ergâtes 1. manivela " bocala-. kaba.] abdallar. [EvÇ xvii] boci ergat & İt poggia 1. kesim. bu2 parfüm (= Ave bao5a. [ML xx/c] başka bir nesne süsü verilmiş patlayıcı düzenek < İng booby aptal. aptal ~ HAvr *gwru-to.a.brülör [ xx/b] ~ Fr bruleur ateşleme aygıtı < Fr brûler yakmak brüt [Bah 1924] ~ Fr brut 1. 2.a. büfe satılan tezgâh [ 188+] bir tür dolap. makina. 2. salak. ırgat buda[mak Tü [Uyviii+]butı-/buta-a.a. yarım * İnisyal b. ördek bucak Tü [ xi] buçğak köşe.etkisiyle ı > u dönüşümü tipiktir.] < Tü bo51 boy " boy1 ~ Tü bu5un [viii] aşiretler konfederasyonu * ETü bu5un biçiminin Türkiye Türkçesinde eşdeğerinin *buyun veya *boyun olması gerekir. ~ Ar budala' [#bdl çoğ. çiğ. meczup abdal Budizm Buddha " put budun YT [TarD 193+] millet. koku) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. ~ EYun ~ İng booby trap "aptal tuzağı". a. üzerinde yiyecek ve içeceklerin sergilendiği masa. bir . kesit < Tü bıç." biç< Tü bıç-/buç-" biç-buçuk Tü [ xi] bıçuk kesilmiş olan şey.) * Tü bu (buğu. işlenmemiş ~ Lat brutus ağır.

nöbet ~? EYun * Klasik Arap kaynaklarına göre Yunanca bir tıp terimi olmasına karşılık. mum. tren istasyonlarında yiyecek satılan yer [xix]. kriz. ~ EYun boúbalos a. nefret < Ar ~ Ar bu%âr [#b^r] buhar. 2. 3.sıkmak " boğ- .a. burulmuş *büg(ü)r. < Tü *bü-sıkmak " boğ< Tü bukağı Tü [Uy viii+] bokağı köstek. Yunanca kökeni tesbit edilememiştir.tür yemek odası dolabı. boğmak < Tü *bo-/*bu. [TS xiv. +dan1 buji [ xx/b] ~ Fr bougie 1. daratlmak. parfüm) ile benzerliği tesadüf olmalıdır. Mezid xv] hastalığın dönüm noktası. kıvırmak < Tü *bo-/*bü. bir çeşit balmumu [esk. yemek kokusu gibi buharlı koku.sıkmak. çerez ve meşrubat dükkânı [xx] ~ ? buffalo [ML xx/c] ~ İng buffalo bir tür yaban sığırı ~ İt bufalo a. ( = M o ğ b u d a g a n h e r türlü tahıl. < EYun boús inek. buğu < Ar ba%ara ~ Ar buHrân [#bHr msd.a. tutan " buhur. iftira attı buhur buhar [Yus xiv] [İrşad. ~ Lat bübalus a. Becaya bük Tü [ xi] bük sık çalılık. [Kıp xiv] bök sıkıştırmak " boğbük[mek Tü [Uy viii+] bük.] kin. şoke etti.sıkmak. benzinli motorlarda buji < öz Bougie Cezayir'de eskiden balmumu ihraç eden bir liman. KGunya xiv] ~ Ar bühtan [#bht msd. buğu çıkardı [Aş xiv] [Ferec xv] ~ Ar buġD [#bġD msd.< Tü bük-" bükbuğu Tü < Tü *bügrüg < Tü [ xi] bü buhar. koruluk. Karş.a.] buhran [Ömer b. buğz baġuDa nefret etti buhar tüttü. Kıp xiv] buğ * Fa buy (güzel koku.]. bühtan bahata şaşırttı.] tütsü " ~ Fa basurdan tütsü kâsesi & Ar buhurdan [Ali xvi] baxür tütsü + Fa -dânl kap.] iftira < Ar ~ Ar baxür [#b%r msd. bu2. sığır " bütan buğday hububat) Tü [Uyviii+]buğdaya. hayvanların ayağına vurulan ket *boka-/*buka.burmak. büğrü Tü [Uy viii+] büğrü bükülmüş.a.

bukalemun) çevirisidir. [ viii] bulğa. Tü bulğak (karışıklık. kargaşa . Fr caméléon biçimleri Yunancadan alınmıştır. ağır dayak atma.bukalemun [ xiv] ~ Ar bu qalamun "kalemun babası". orman buket [ARasim 1897-99] demeti < Fr bouquet çiçek demeti" buke bukle ~ Fr bouquette [küç. burbal. şarap aroması ~ EFr bosquet [küç. (A)bü bileşeni Arapça hayvan isimlerinde tipiktir. toprak + EYun leön aslan)" ebu.çalılık. buldog İng bull boğa + İng dog köpek [KT xix] ~ İng bulldog bir köpek cinsi & buldozer/dozer [ xx/b] ~ İng bulldozer bir tür ağır iş makinası # 1930 ABD < İng bull dose "boğa dozu".viii+ Uy). leopar * Yunanca sözcük muhtemelen Akad neşa qaqqari ("yer aslanı".] küçük çiçek ~ Fr bouclé tokalı. çiçek demeti. lüle Fr boucle toka ~ Lat buccula [küç. buke [ xx/b] ~ Fr bouquet 1. karışık aş & Tü bula-/bulğa. çiçek aroması. 3.a. çalı yumağı. İng chamaeleon.a.karmak.] ötücü * Arapça sözcük aynı zamanda "ibriğin (bl bl sesi çıkaran) ağzı" anlamına gelir. 2.+ Tü aş " bula-.] miğferin çene kayışı < Lat bucca ağız " bijon bul[mak bula[mak Tü Tü [ viii] bul. doz bulgu YT [CepK 1935] vicdan. bukalemun (& EYun %amai yere ya da toprağa yakınlık bildiren. tatminsiz açlık & EYun boûs sığır + EYun limós açlık " biftek . bir tür sürüngen & Ar bü baba + EYun %amaileön "bodur aslan". luscinia < Ar balbala "blbl" sesi çıkardı ~ Ar bulbul [#blbl onom.(karışmak).] çalılık < EFr bosc orman ~ Ger ~ HAvr *busk. özellikle ABD Güney eyaletlerinde 1876 başkanlık seçimi sırasında zenci seçmenlere uygulanan şiddet yöntemlerine verilen ad " buldog. halkalı < [Bah 1924] saç kıvrımı. bulamaç <Tü [Kıp xiv] bulamaç/bulğamaç çorba. aş bülbül [CodC xiii] bir kuş. karıştırmak * Karş. [Fel 194+] keşif [Kıp xiv] burġul/burġun < Tü bul-" bul~ Fa barġul/burġul bulgur kaba öğütülmüş buğday bulimi [ xx/c] ~ İng boulimia aşırı yeme hastalığı < EYun boulimía "sığır açlığı".

kıvırmak.sıkmak " boğ- [Uy viii+] muna. şehir suru. bungalov [MLxx/c] ~ İng bungalow hafif yazlık ev~ bangalo 1. olgunlaştı. bumbar [LO xix] mumbar/bumbar sucuk doldurdukları bağırsak .] [Kaş xi] bur-/bür. erg * İng bulwark (istihkâm) Almancadan alınmıştır.çalışmak. Bengalli. strüktür. sıkıntı.bükmek. yuvarlak şey.Fa mübâr kalın bağırsak. Bombay'de Bengal'li göçmen işçilerin kulübelerine verilen ad < öz Bengal Hindistan'da bir ülke bünyan [Menxvii] yapım. 18. iş yapmak ) " balya. tomurmak ) + Alm werk iş. 2. bulvar [NKemal 1872] geniş cadde ~ Fr boulevard 1.çok ihtiyarlamak Tü *bu.bülten [ xx/b] ~ Fr bulletin kısa rapor. İnisyal b/m dönüşümü için karş.sıkılmak < * Bunal. mühürlü belge. ~ Ar bunyat [#bny msd. büzmek < Tü *bu-/*bü- . boy pos. bohle] (< HAvr *bhel-2 şişmek. ulaştı. varma < Ar balaġa erdi. cinsel olgunluk yaşına erdi. yy'dan itibaren yıktırılan kent surları yerine açılan geniş cadde ~ Alm bollwerk dikme kütüklerden yapılan koruma duvarı. vardı.] ulaşma.canı sıkılmak < Tü bun [Or viii] keder.] < OLat bulla 1. mühür mumuyla yapılan damga. ben2.sıkıntı duymak. sıkıntı. kalın bağırsaktan yapılan sucuk ~ İng boomerang Avustralya bumerang [ML xx/c] yerlilerine özgü helezoni kesimli çubuk ~ Avustral buna[mak Tü buna. bildiri ~ İt bulletino [küç. sur & EAlm bol kütük. (birini) etkiledi bulut Tü [Uyviii+]bulıta.fiili Türkiye Türkçesinde özel anlam kazanmıştır. (bilgi veya söz) yerine vardı. istihkâm. şaşırmak. kederlenmek.a. yapı (~ HAvr *werg. tomruk [mod. bünye < Ar bana yaptı. özellikle bedenin yapısı < Ar bana inşa etti" bina bur[mak Tü sıkmak " boğ-Arbunyân[#bnymsd.]yapı. ferman " boyler * Fransızca sözcük ilk kez Napoleon'un 1799 İtalya seferinden halkı bilgilendirmek amacıyla gönderilen bildiriler için kullanılmıştır. ıztırap < Tü *bun. 2.edilgen biçimi eski anlamını korurken buna. 2. bunal[mak ıztırap " buna<Tü [Aş xiv] bunal. [Men xvii] < Tü bun/mun [Or viii] keder. kabarmak. dert. büluğ [Ferecxv] ~ Ar bulûğ [#blġmsd. bina etti" bina bünye [Men xvii] biny e/bünye yapı.

yazıhane.a. fırça veya kadife gibi tüylü yün kumaş * İkincil anlamı 1690 dolayında Fransa'da ortaya çıkmıştır.örtünmek. buram <Tü güzel koku ifade eden bir söz tütmek. < Tü *bur(ı)şak < Tü bur-" bur- <Tü [T S xvi xvi] burca burca güzel koku ifade eden bir söz < Tü bur.+re < Tü bur-[viii+ Uy] kokmak. tümü "sıkmak" anlamına gelen *bo-/*bu.(örtmek). boğbura <Tü [xiv] işaret zarfı <Tü bu işaret sıfatı" bu1. bürokrasi [Bah 1924] ~ Fr bureaucratie devlet memurları iktidarı ^ Vincent de Gournay. büro [Bah 1924] ~ Fr bureau 1." bur* Pekiştirici -k. keçe ~ Lat burra keçe. sarınmak. bir çırak veya öğrenciye hibe edilen para < OLat bursa para kesesi ~ EYun byrsa deri. ~ EYun pyrgos kule.yüksek yer. surla çevrili kent ~ Ger *burgs ~ HAvr *bhrgh. fiğ burcu [Uy viii+] burçak bezelyegillerden yay şeklinde tendrilleri olan bitki.köküyle alakalıdır. hisar < HAvr *bhergh. burç " burç burhan ~ Ar burhan [#brhn/#brh] kanıt.korumak burçak Tü vicia sativa. hisar. kule. buharı tütmek < Tü bu buhar " buğu [EvÇ. kese bürü[mek Tü [ xi] bürün. zodyak üzerindeki 12 yıldız kümesinin her biri ~ Aram burgâ a. ofis. üstü çuha kaplı yazı masası. Fr. [TS xiii xiii] büri-örtmek. delil burjuva [ 188+] ~ Fr bourgeois şehirli. koku burç [Kut. buğusu yükselmek < Tü bu buğu. +krasi burs [ xx/b] ~ Fr bourse 1. bükmek Moğ bürü. iktisatçı (1712-59) & Fr bureau devlet dairesi + Fr -cratie iktidar " büro. Men xvii] purgaz/burguz [ xiv] ~ Yun/EYun burgaz pyrgos savunma kulesi.ekiyle.şiddetle burmak. hisar.biçimleri eş anlamlı olup. .kokmak. 2. para kesesi. hisar ~ HAvr *bhrgh. büz.* Tü bur-. Karş.yüksek yer. kale " burç burk[mak <Tü < Tü bur. özellikle devlet dairesi < EFr bure çuha. bük-. 2. orta sınıf mensubu < Fr bourg kale. 2. burk-. sarmak [ xvi] burka-/burğa. bürünçek (örtü) Türkçeden alıntı olmalıdır. Aş xi] ~ Ar burc 1.

çıkın < Lat bulga torba. 2.a. ) + EYun tyros kaymak.a. büzüşmek < Tü bur-/bür. ölen kişinin küllerinin konulduğu insan başı şeklinde vazo büstiyer üst kısmı " büst but Tü [ xx/c] ~ Fr bustier göğüslük < Fr buste gövdenin [Uy viii+] büt bacak.a. bozulmuş tereyağında bulunan bir asit < EYun boutyron tereyağı & EYun boús sığır. the.buruşmak. öpücük < Fa büsîdan ~ Fa büsa öpücük < Fa büsidan öpmek büşra ~ Ar buşrâ' [#bşr sf. 2.a. örtü [Uyviii+]burın/buruna. İncil < Aram #bsr ilan etme. » " biryan ~ Fa büs öpüş. kakmak ~ Ger *buttan bütün Tü [ xi] bütün tam. tütmek < Tü bü buhar.]. saklama yeri < EYun tithemi. dağarcık. bitmiş ~ Fr bouton her çeşit < Tü büt. ~ Lat bustum 1. gelir-gider çizelgesi ~ EFr bouget [küç. butik [ xx/b] küçük dükkân ~ Fr boutique her çeşit dükkân.bitmek " bit- . < Tü bürün-"bürü<Tübür-kokmak. müjdeleme büst [Sabah 1907] ~Fr buste insan gövdesinin üst kısmını temsil eden heykel ~ İt busto a.a. depo & EYun apó + EYun theke ambar. lor veya peynir " biftek bütçe [KT xix] büdce ~ Fr budget gelir ve giderleri gösteren çizelge ~ İng budget 1. özellikle İngiltere Hazine Bakanının yıllık hazine hesabını Parlamentoya sunarken kullandığı çanta [esk. iptal edildi. Tü [ xi] *burış-/bürüş.] iyi haber. ölü yakılan yer. yok hükmünde idi buton [ xx/b] kumanda düğmesi düğme < EFr boter/bouter sokmak.burmak.] kese.bürümcük burun/burnkoku " buğu buruş[mak bükmek " burbüryan bus etm. inek (~ HAvr *gwou.a. tez2 butlan [Menxvii] ~ Ar buTlân[#bTlmsd] geçersiz olma. müjde ~ Aram bîssrâ 1. mağaza ~ OLat *apotica ~ EYun apotheke mağaza. [DK xv] bud bütan [ xx/b] ~ Fr butane kimyasal bir bileşik < Fr acide butyrique bütirik asit. hükümet bütçesi. öpmek buse Tü Tü [ xi] bürünçük kadın giysisi. a. bohça ~ HAvr *bhelgh. 2.koymak " apo+. mezar.a. evrak veya para kesesi. yok hükmünde olma < Ar baTala geçersiz kaldı.. f.

.buut [Menxvii]bucd mesafe. uzaklaştı." buyur- [Or viii] bögü sihirbaz.a. < Tü be5ü-" büyü- [Oğ xi] buyur. büyü büyü[mek büyük buyur[mak büyüteç buz büz büz[mek Tü [ xx/b] <Tü Tü Tü YT Tü [Uy viii+] buyruk emir ~ Ar bucd[#bcdmsd. a.[xi] donmak ~ Fr buse künk ~ Hol buyse [İMüh xiii] büz< Tü *bü.burmak. uzadı buyruk büyü Tü sihir. bükmek " boğ(=Moğ bıragu iki yaşında buzağı Tü sığır yavrusu ) " boğa [Uyviii+]bozağu/buzağua. [Arg. [ viii] bedük a. < Tü büyüt-" büyü- < Tü bu5. buze (teke) < OFa büz (keçi) < HAvr *bhugo-s (çeşitli hayvanların erkeği). sıkmak. [CodC xiii] büğü a. Fa buzak (küçük erkek keçi). a.a.emretmek [CepK 1935] pertavsız [Uy viii+] buz a.a. büyücü. Men xvi] büğü Tü [Uyviii+]bedü-a. * İran dilleriyle paralellikler ilgi çekicidir. boy < Ar bacuda uzak idi.] uzaklık. bilge . Karş.. büzük <Tü [Kıp xiv] makat < Tü büzmek" büz- buzuki [ 196+] ~ Yun bouzoúki Yunan meyhane müziğinde bir çalgı ~ Tü bozuk Türk müziğinde bağlamadan büyük dokuz telli saz < Tü boz-" bozbuzul YT [TDK 1944] dağlarda oluşan buz yığını (Fr glacier karşılığı) < Tü buz " buz -ul ekinin işlevi açık değildir. bilgin. < Tü buyur.

[Men xvii] karşılıksız verilen şey.] kudret sahibi. [Çağ xv] çapalamak çırpınmak. çok konuşmak . Allahın sıfatlarından biri < Ar cabara güç kullandı" cebir çabuk [Ferec xv] çâbük ~ Fa çâbuk/çabuk hızlı. [EvÇ xvii] çabalaklanmak < Tü çapmak çarpmak. angarya. eller ve kollarla girişmek. cabbar [DK xiv] ~ Ar cabbâr [#cbr im. çevik (~? Tü *çapuk a. yy'dan itibaren kaydedilen EErm ç'apuk (hızlı. < Tü çapmak çarpmak.] gürültü yapmak. Ancak bu halde 5. dört nala gitmek)" çarp* Türkçe sözcüğün Farsçadan alındığı muhakkaktır. Buna karşılık Farsça biçimin nihai olarak Türkçeye dayandığı da ileri sürülmüştür.caba [Kan xv] toprak sahibi olmayanlardan alınan bir tür vergi. para alma.ekiyle. cibâyat] vergi aldı ~ Aram #gby tahsil etme. çevik) biçimini açıklamak zordur. bedava ~ Ar caba' [#cby] bir tür vergi < Ar caba [msd. çırpmak " çarp* Sürekli ve zayıf eylem belirten -ele. toplama çaba YT [CepK 1935] gayret < Tü çabalamak " çabala- * Dil Devrimi döneminde çabalamak fiilinden yanlış bölünme yoluyla elde edilmiş isimdir. çaçaron [LO xix] ~ Ven ciaciarón [İt ciacchierone] çok konuşan kocakarı < Ven ciaciaràr [onom. a. çabala[mak <Tü [T S xv] çabalamak .

Her iki biçimin zayıf derecesi çığ-/çığır. ünlemek " +kir- * Karş. yy'da Doğu Anadolu ve Azerbaycan'a özgü bir sözcüktür. çağanoz yengeç ~? ç ağ d aş YT [Men xvii] çağanos [ Ce pK 1 93 5] m ua s ır [T S xiii] çağır~ Yun tsaganós bir tür < T ü ça ğ" ç ağ < Tü *çağ-/*çaw. akarsu yatağı. 2. büyücü = Sans yâtü büyücü.xi) ve çağla-(şakırdamak.] [T S xv] çağala badem kabuğuyla yenen ham badem . şakırtı" olmak üzere iki ayrı anlam alanına sahiptir. kendinden yetişen her tür nebat [LO xix] cadıya benzer kadın < Tü cadı" * Özellikle kadınlara ilişkin olumsuz sıfatlar yapan -(al)oz ekinin kaynağı açık değildir. Karş. gölgelik < Sans çhadati örtmek) ~ HAvr *sked. İkinci anlam grubunun türevleri çakmaddesi altında gösterilmiştir. devir. ~ OFa câdüg a. bağırmak. bağırmak . a.[xi] seslenmek.örtmek cağ [kebabı Gürc cali a. nida. insan sesi. bir hükümdarın yönetim süresi * Evliya Çelebi'ye göre 17. Tü çağıla.xi-xviii). şaşkaloz. zırtapoz. paçoz. yar. cin ) çadır [Kaş. Tü çaw/çoğ (insan sesi. çarpma sesi. mil (= [CodC xiii] zaman. şakırtı" çak[T S xvi] (akarsu) köpürerek akmak < Tü çak/çağ [onom. nida" ve "2. CodC. çadır (= Sans çhâttra şemsiye. şıkırdamak . tente.) çağ Azerbaycan lehçesi) ~ Erm caġ demirden yapılmış şiş. bir tür kötü ruh. gölgelik.Fa çaġala ham meyve çağla[mak <onom çarpma sesi. nal sesi. su sesi. (= Ave yâtu.cacık peynire verilen bir ad cadaloz cadı [EvÇ xvii] cacı% yemeğe katılan bir ot. çağır[mak Tü haykırmak. ana yol < Ar cadda kesti " ciddi cadı [Aş xiv] cadu ~ Fa câdü a.şeklindedir.(seslenmek. yelloz. yolun orta veya ana bölümü. a. hayvanların açtığı patika. İdr xi] çatır. [DK xiv] çadır ~ Fa/OFa çâdar/çâdur her tür örtü. a. İMüh. Onomatope özellikleri gösteren bu kök "1. [ xix] Van'da otlu ~ Fa jâj çeşitli yemeklik yabani otlara verilen ad. f. gürültü . tente. Karş.cadı. cadde [Men xvii] ana yol ~ Ar câddat [#cdd2 fa. kartaloz. ün. çağla .] 1.xiv). taş sesi. [EvÇ xvii] zaman (Doğu Anadolu ve ~ Moğ çağ zaman.

hizmetkâr Tü çak-" çak- [LO xix] çakı açılıp kapatılabilen bıçak * Karş. alaca" olmalıdır. çıl-. [Kaş xi] çağrı doğana benzer yırtıcı kuş. çakırkeyf karışık renkli + Tü keyif" çakır. çat-köklerinin her biri "çat sesi çıkarmak.sesiyle oluşturulmuş zayıf derecesi (çığ-/çık-. (a. Sözcüğün nihai anlamı "çalık. bende. çaker çakı <Tü [Mercimek xv] ~ Fa çakar kul. geçki < Ar caza geçti" cevaz çak[mak Tü [Uy viii+] çak.çağlayan <Tü [TS xvi] çağlan . Çağ çakan (balta). -rj < -nğ ekinin metatezi midir? çağrışım cahil bilmedi" cehalet YT [Fel 194+] tedai. Karş. çep-. kazık çakmak. [KGunya xiv] çakal Fa/OFa şağâl köpekgillerden yırtıcı bir hayvan (= Sans srigâla/srikâla a.] geçerli. çap-/çarp-. Fa çaqu. [Kıp.a. akarsu sesi. • Çak-. [BK xviii] çağlağan < Tü çağla-" çağla- * -ğan müstakil bir ek midir. işlem).] şakırtı ve şıkırtı sesi " çak- çakır Tü [Kaş xi] çakır alaca veya gri-mavi göz rengi. Ar zurraq (çakır doğan) = azraq (mavi). çakmaktaşı çakmak. Hind çaku (a.ekiyle türetilmiştir.) * Avrupa dillerine Türkçe veya Farsçadan geçmiştir. . benekli) Türkçeden alıntı olmalıdır. çel-.a. caiz [Aş xiv] usul. İng jackal. Moğ çak?u (a. geçen (para. vurmak" anlamına gelir ve paralel anlam genişlemelerine sahiptir. • Moğ çoğur (alaca.a.'çat' sesi çıkaracak surette vurmak. çivi çakmak < Tü *çağ-/*çaw-[onom. çarpmak. şakırtı) çıkarmak * Çak.] çarpma ve vurma sesi (taş sesi.] bilmeyen < Ar cahila ~ Ar câ'iz [#cwz fa. Fr chacal. çıp-.a.). çal-.) Türkçe veya Moğolcadan alınmıştır. çet-) ve -ı. çıt-/çit-) mevcuttur.kökü pekiştirme ve sertlik bildiren -k. Hepsinin ç. çekiçle vurmak. TS xiv] çakır her iki anlamda " çak* Karş. association [CodC xiii] < Tü çağr-ış-mak" çağır- ~ Ar câhil [#chl fa.). nal sesi. [Men xvii] çakıl taşı < Tü çağıl/çakıl [onom. keyif [LO 187+] biraz sarhoş & Tü çakır alaca.sesi etkisiyle sesli incelmesine uğramış varyant biçimleri (çek-. caka [LG188+] kurum. Alıntı yönü açık değildir. çakıl <onom [ xvi] çağıl küçük taş parçası. gösteriş (argo) ~ ? ~ çakal [Kıp xiv] şağal/çağal/şakal.

kakmak. vurmak. bıçak vurmak.çarpmak. saz çalmak) çevirisi olmalıdır. a. Farsça biçimin Türkçe kökenli olduğu açıktır.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak.saz vurmak " çal- * Karş. Ayrıca karş. çamur veya boya vurmak. boy pos < Tü çal. Kırg çalğı (tırpan). 3. vurmak.çakmak " çak- Tü [ xi] çakmak çakılınca kıvılcım çıkaran taş < Tü *çak-ınak < Tü çak-ın- çakra [Hürr1999] ~Sansçakrá1. çarpışmak. alacalı hale getirmek " çalçalım calip celp <Tü < Tü çal- [DK. çabalamak < Tü çal. 2. çalğıçı (ot biçen kimse) < çal. 2. TS xv] 1. alacalı * Karş. devre. [Ali xvi] çakşır .) Ayrıca çalı çırpı. vuruş. endam. döngü. kesmek).Tü çalık [Kıp xiv] a. yağmalamak. çelik2 (kesik dal parçası).] celbeden. güreşmek. vuruşmak. Çağ çalağan (a.1. çarpmak " çal- . tokuşmak. Ar mid?rab (çalgı. bıçak vurmak. çevik . kesik. yaralı. insan bedenindeki 6 mistik halkadan her biri ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek " çark çakşır [TS xv] çâğşîr/çâğşir baldırdan bağlanan erkek şalvarı. gösteriş. [DK xiv] talan etmek. çalı <Tü hale getirmek " çal[TS xiv] çalu bodur yaban bitkisi < Tü çal. çalık <Tü [Zatî xvi] çarpık.tekerlek.(vurmak. şakırdamak " çak* "Saz çalmak" anlamı Fa zadan (1.vurmak " çal[Men xvii] ~ Ar câlib [#clb fa. [T S xiv. dört nala gitmek " çal* Türkçede her zaman Farsçadan alıntı olarak algılandığı ve o şekilde kullanıldığı halde. çalak [Kıp xiv] ~ Fa çâlâk eline ayağına çabuk.kesmek.vurmak. bıçak vurmak. şaklamak. [LO xix] çaqşır/çaqşur ~? * Fa çaqşur muhtemelen Türkçeden alıntıdır. çalgı <Tü [Kan xvi] çalğu her çeşit müzik aleti < Tü çal.a. atik. alacalı hale getirmek. Kıp xiv] saz çalmak. ayakla vurmak. [T S xv] gayret etmek. darbe. [Men xvii] yüzünde çıban izi olan çarpmak. dörtnala gitmek < Tü *çağ-/*çaw-[onom. 2. bir şeyin çatlakları veya ek yerleri açılmak. kakmak. çark. mızrap) < d?arb (vurma). çal[mak Tü [Uy viii+] çal. 2. < Tü çal. çömlekçi çarkı.vurmak. çağıran" çalış[mak Tü [Kaş xi] çalış.

sarsmak. soyunmak * Güncel anlamı cam kelimesinin etkisiyle sonradan türemiştir. Ancak Ar şamc (mum. soymak. kavga etmek" anlamından türemiştir.yıkamak ) " camekân cambaz hilebaz. yy'a dek ayrı ad olarak değerlendirilmemiş ve sözlüklerde yer verilmemiştir. Karş. çamaşır [Arg xvi] 1. pare çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. çamaşırcı & Fa cama giysi + Fa şüy/şür yıkayan (< Fa şustan. akrobat [Kan xv] canlı hayvan tüccarı. camız/camus [Env xv] camuş. deli gibi oynak < Tü çalvurmak. Neş.. deli gibi öteye beriye hareket etmek < Tü çalık [T S xv-xviii] çok sıçrayan. +baz camekân [Mercimek xv] hamamda giysi çıkarılan yer.a. [Men xvii] cam Fa/OFa cam bardak. şüy. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir.a.a. ŞİŞE. [Men xvii] cameken/camekân a. çam Tü? [Kıp xiv] şam ağacı. balmumu) sözcüğüyle birleştirilmesi mümkün değildir. [T S xv] çalkan-sıçrayıp oynayarak yürümek.* Modern kullanımı "çarpışmak. [Tuh. cam [Yus xiv] kadeh. 2. Ancak Ar şamc (mum. SIRÇA. cem eden.] * Osmanlı Türkçesinde camie sözcüğünün dişil biçimi olarak kullanılmış. " biftek . f.] 1. bir araya getiren. dört parçalı köçek zili. cami [İrşad.) ~ * Özgün anlamı "kadeh. fakat 20. su sığırı = Aram gamüş a. Arg xv] ~ Fa cânbâz canlı hayvan ticareti yapan " can. [Mü xvi] camuz ~ Ar câmüs/câmüş manda. kastanyet" çehar. topluluk insanları bir araya getiren şey veya olay " cem ~ Ar câmic [#cmc fa. dört parça. [Çağ xv+] çam ağaç ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. yy'dan sonra Türkçe sırça sözcüğünün yerini almıştır. çarpmak " çalçalpara [LO ] çar pâre/çalpara kastanyet 1.a. [KT 1876] camla çevrili veya örtülü yer ~ Fa câmakan soyunma yeri. itip kakmak. < OFa gâv inek. sürahi (= Ave yama. ~ Ar câmicat^ [#cmc fa. haşarı.a. [Çağ xv+] çam ağaç ~ Fa çar para ~? Tü *çâm * Türkçenin sadece Oğuz ve Kıpçak kollarına özgü bir kelime olması düşündürücüdür. çalka[mak <Tü [T S xv] çalka. cuma mescidi" cem camia [ xx/a] toplum. KGunya xiv] toplayan. bardak. 2. ~ OFa gâw meş a. bardak" iken 17. giysilik & Fa cama giysi + Fa kandan çıkarmak. a. yıkanmak üzere ayrılmış giysiler ~ Fa cama şüy giysi yıkayan.a. kâse. sığır ~ HAvr *gwou. kadeh. giysi yıkayıcı. 2.

+aver [KT xix] ince. HAvr *gwi-g. canhıraş [Neş xv] ~ Fa can %irâş acı veren. [passim xiv] ~ Fa/OFa can hayat (= Sogd cwân/jwân a. yüksek rezonanslı darbe sesi. yy sonuna dek rastlanmaz. çoğaltmak ) * Ar cunfâs (çuval bezi. ~ Fa cânwar canlı yaratık. kenar. fızâ. Lat vîta (hayat).Fa can fızâ cana can katan. parlak ve yanar döner renkli ipekli kumaş .] canlar. 2. çamur <Tü çökmek. iç tırmalayan & Fa can + Fa %imş tırmalayan.a. yaka = & Fa [KT xix] canını siper ederek.biçiminden EYun zöio (yaşamak).biçiminden Sans cıva-. Lat vîvus (canlı). vigor (canlı ve güçlü olmak).biçiminden İng quick (canlı). M A N D A . canip Ar canb yan cansiperane can can + Fa sipar siper " can. ekime elverişli olmayan arazi ~ İng jungle tropik orman ~ Sans cangala çöl. cangıl [ xx/b] çorak yer. çan. tortu < Tü *çö/*çoğ- [Uy viii+] çan 1. fedakârca .biçiminden EYun bíos. canavar hayvan. * HAvr *gwi-o.] suç işleyen < Ar canâl suç * Arapçada ender kullanılan bir biçim olup Osmanlıca sözlüklerde 19. Bak. ferahlık veren & Fa can + Fa fizâ/fizây artıran. Tü *çoğmur dibe çöken şey.] yan. zoe (yaşam). çok (< Fa fuzüdan. her çeşit hayvan " can. a. fazla. büyüten. HAvr gwi-wot. çıngırak can [Kut xi] . çul) ile ilişkisi kurulamaz. = EFa civa-/cwa. şiirde "sevgili" [CodC xiii] . Lat vigere. [Men xvii] canver vulg. oturmak " çökçan Tü [Kıp xiv] çamur a. yaralayan (< Fa %imşldan tırmalamak)" can cani işledi" cinayet ~ Ar canin [#cny fa.a.a. HAvr gwl-wotbiçiminden Sans cîvita-. hayat).a.) ~ HAvr *gweis. domuz canfes [Yus xiv] ~ Fa cânân [çoğ.* Anadolu ağızlarındaki komeş/komış biçimi Erm komeş < OFa gawmeş'ten alınmıştır. Gael beatha (can.artırmak. HAvr gwî-wo. siper [Kıp xiv] ~ Ar cânib [#cnb1 fa. canan canavar özellikle yabani hayvan.yaşamak = Ave cyâiti/cvâiti a.

heybe.a. [EvÇ ~ Fa camadan giysi çantası. çapulcu çap. pislik.çarpmak. özellikle göz pisliği. 2.İt zappa bahçıvan aleti. çapraş[mak [TS xvi] karmaşık hale gelmek solsağ. talan etmek " çarp* -ağul/-awul eki Çağatay Türkçesinde ve Moğolcada görülür. alacalı hale getirmek " çarpçapari [LO 1876] çok iğneli olta Ven ciapàr [İt chiappare] tutmak.a. akın. Tü *çalp-/çap. paçavra. çap çapa [Bia xix] boru ölçüsü. (Tatarca) *çapağul < Tü çap. çarpmak. +dan1 [İdH xiv] camedan giysi veya eşya konulan çanta. bel [LO xix] pasaklı. balık tutmak ~? Ven *ciaparìn olta < < * Venedikçe etimoloji Kahane&Tietze tarafından önerilmiştir. talan. yalpa. [TS xvii] çapul a. 19. genel anlamda kese veya heybe < Fa cama giysi" camekân. rast EŞKÖKENLİLER: Fa çap : çapraş-.alacalı hale getirmek? dokumak? " çarpAynı anlamda çapan/çapğan (Çağ xv+). [TS xv] talan eden. çapkın <Tü [CodC xiii] çapkun akın. çaput Tü [Kaş xi] çapğut birbirine dikili parçalardan oluşan dış giysi. [Kıp xiv] çapak a. [Redh 1890] iki dişli gemi demiri . [Men xvii] çepüt eski pamuk < Tü çap. çapraz çapul <Tü [Çağ xv] çapawul yağma. yalpa. hacim ölçüsü . [TS xvii] çapıt eski bez. tutarsızlık " çapraz < Fa çaprâst < Tü çapraz [İdrH xiv] çatışma. yalpalama.Erm ç'ap' [v] ölçü [PiriR xvi] bir bahçıvan aleti. yy sonlarından önce kaydedilmemiş olan sözcüğün Venedikçeye dayandırılması problemlidir. çapul. tüfek ve mermi ölçüsü.çalmak. [Men xvii] bir tür düğme ~ Fa çap rast "sol-sağ". sapmak) + Fa rast düz. yalı çapkını (hırsızlık eden bir tür kuş). yalpalama. pejmürde + Tü çul" çul çapak Tü [ xi] çalpak/çalpan kir. savulmak. sağ " çeper. talan etmek. kılıksız &? Fa çapan eski çapaçul püskü.çarpmak.çanta xvii] çanta a. saldırı. * md > t değişimi doğaldır. 1. diyagonal & Fa çap aykırı. a. < Tü . ancak final -n sesinin kaybı açıklanmaya muhtaçtır. zıt yönlerde olma. sol (< Fa çapîdan dönmek. dört nala at sürmek " çarp* Karş.

yuvarlanmak). akan. İvan'ın 1547'de benimsediği ünvan ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri" kayser caraskal + [KatipÇ xvii] (cilm-i) cerrü'l-esqâl. kontrolsüz ve oburca yemek için kullanılan bir deyim [DK xiv] çarTak . bar bar bağırmak.] yük. devir (= Ave ça%ra. dört kemer veya dört ayak üstünde duran çatı. genç kız. sıklet çarçur etm.seslenmek. car car çağırmak. carıl onom [TS xiv] car etmek/car urmak ses. ~ OFa çârag (= Ave ~ Ar cârin [#cry fa. çardak . İnisyal ç.a.bağrışmak. [TS xiv] carılda. [Men ] çarTak vulg. kylindo (dönmek. 2. döngü. yükler (< Ar 6iql yük ) " cer.a. divanhane " çehar.yöntem. . çarık [Uy viii+] çaruk Türklere özgü kaba ayakkabı cariye [DK. 1923'te James P. [ xx] caraskal mekanik yük asansörü & Ar carr [#crr msd. çark. gürültü etmek " çağır* Karş. = Sans çakrá a. çardak ikil [Kaş xi] abur cubur. Rus hükümdarı 4. [LO ] car car yaygara ve gevezelik sesi < Tü çağır/çarjır gürültülü konuşma veya ötme sesi < Tü *çâ-/ çağ. mekanik .] çekme + Ar a6qâl [çoğ. & Rus tsar + Sırp-itsa dişil eki" çare çârâ.İng charleston 1.veya -n-etkisini düşündürür. çarliston [Cumh 1928] bir dans. Johnson'ın bir bestesiyle üne kavuşan dans türü. gürültü. 2. usul. Karş. tekerlek.) ~ HAvr *kwekw^lo-s tekerlek < HAvr *kwel-1 ekseni etrafında dönmek. f. yuvarlanmak * Aynı kökten E Yun kyklos (tekerlek). Yus xiv] çar% ~ Fa/OFa çar% 1. KT xix] cerr-i esqâl makaralar yardımıyla yük kaldırma ilmi.sesinin ötümlüleşmesi -n. çar1 [Aş xiv] dört ~ Fa çâr/çahâr dört" çehar çar2 [EvÇ xvii] Rus hükümdarı ~ Rus tsar imparator. dişi köle < Ar cara aktı. Aş xi] [Kıp xiv] [AResmi1757] ~ Fa çâra/çâr a. [ML 1969] bir tür biber . [LO.car. nara . koştu " cereyan Tü ~ Ar câriyat [#cry fa.a.Fa çar Tâq "dört kemer". Gül xiv] hizmetçi. çark [Aş. kayzer. tak1 [Kut. imparatoriçe. a.] 1. çare ) cari süregiden " cereyan çariçe çar2 * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir türevdir.] cereyan eden.

yön. 2. cass/macassat] yokladı.] "kâğıtçık". Anlamların tümü "vurmak. çapak. yan. kılıç vurmak. ruhsat. Cumartesi < İbr #şbt dinme. Cumartesi. çarşı [Gül xiv] çarsû ~ Fa çâr sü dörtgen.a. iki yüzlü. ferman. na+ çarp[mak Tü [Kaş xi] çap-. ferman. yağmalamak < Tü *çalp. casus casus [KıpGul. 2. araştırma.çarpmak. koşmak. dinlenme ) " çehar * Yedi günlük hafta düzeni MÖ 6. Zarb < Ar #Drb (aritmetikte çarpma işlemi) sözcüğünden esinlendiği anlaşılmaktadır. el yordamıyla aradı (= Aram #gşş elleme. şak/şakır sesi çıkarmak" kavramına dayanır. çârşef/çârşaf . [TDK 1955] cart curt etmek korkutmak amacıyla yüksek perdeden konuşmak. yol (~ OFa sög a.kökünden türediği anlaşılıyor. " çak* İşlevi tam olarak anlaşılamayan bir -p. çarşaf [CodC xiii] çarçav .Fa çâdarşab gece örtüsü & Fa çâdar örtü + Fa şab gece " çadır. haç " ~ Fa çar nâçâr işe yarasın çarnaçar [Tz xv] yaramasın & Fa çâr2 çare + Fa nâçâr çare değil" çare. gemi veya uçak kiralama sözleşmesi ~ OLat chartula [küç. dörtyol. yellenme sesi. ABD Tarım Bakanlığı Tarımsal Araştırma Servisince geliştirilmiş bir sivri biber cinsi < öz Charleston ABD Güney Carolina eyaletinde bir kent çarmıh çehar. kılıç vurmak < Tü çal.seğirtmek. talan etmek. DK xiv] ~ Ar câsüs [#css] izci. istihbarat elemanı < Ar cassa [msd. ortak Arami kültürü aracılığıyla Ortadoğu ve İran'a yayılmıştır. vurmak. berat. Karş. çarpı YT [Geom 193+] < Tü çarp-" çarp- * Atatürk tarafından bulunan kelimelerdendir. pazar yeri & Fa çâr dört + Fa sü taraf. göze batan (renk) < car " car çarter [ 198+] ~ İng charter 1. akın etmek. a. atı hızlı sürmek. [Arg xvi] çârşeb. ) " çehar cart onom [TDK 1955] yırtma sesi.ekiyle çal. yy'dan itibaren İbrani toplumundan. ordunun önünden giderek bilgi toplayan kimse. hafta ~ İbr şabbât dinlenme günü. DK xiii] çap.a. elle yoklama.kamçı vurmak. inceleme ) . [ xx/c] frapan. [CodC. çalmak. ara verme. vulg. talan etmek. ani eylem sesi. ruhsat < Lat charta kâğıt" kart2 çaşıt Tü [ xi] çaşut yalancı.2. mıh [T S. Ferec xv] ~ Fa çar mîx dört çivi. [DK xv] çarp. şebboy çarşamba [CodC xiii] çehar şembe ~ Fa çâr şanba haftanın dördüncü günü & Fa çâr dört + Fa şanba/şanbih hafta (~ Aram şabbstâ/şabbeh 1.

dazlak. yy'dan önce kaydedilmemiş ise de karş. Tü? . Karş. cavlak " çıplak çavlan çağlayan <onom [LO xix] çıplak. şelale. [Oğ xi] katmak. [LG 188+] cavlak çekmek ölmek (argo) <Tü [TS xvi] çağlan çağlayan. çatlama sesi. çatana çatı <Tü [LO xix] Tuna nehrine özgü küçük buharlı nehir teknesi < öz Çatana Tuna nehri üzerinde bir kasaba. ETü çantur.] çarpma ve vurma sesi çıkarmak " çak[Tuhf xiv] iki veya daha çok dişli tarım aleti < Tü çat-" çat- * Dil Devriminden önce Türkçe köklerden -el ekiyle yapıldığı izlenimini veren iki kelimeden biridir. haykırmak " çağır* Özgün anlamının bağırmakla ilgili bir görev olduğu açıktır. bugün Romanya'da Cetate [Men xvii] evin çatısı < Tü çat-" çat- * "Birbiriyle açı oluşturacak şekilde çatılmış düğerler" anlamında olup düz dam için kullanılmaz. [BK 1799] çağlağan . münadi < Tü *çağ-/*çaw. topal. [Kıp xiv] padişah önünde yüksek sesle bağıran görevli.Kaş xi) < *çaw(u)n-tur-.a. bağırmak. çavuş Tü [Or viii] çawuş bir tür görevli. çapraz olarak < Tü *çağ-/*çaw.seslenmek.a. vaz geçmek * Fiilin basit biçimi 15. [Kaş xi] savaşta safları gözetip kargaşayı önleyen görevli. ahşap çatırtısı < " çakçat pat/çatra patra anlatan deyim ~ Bul çetır pet dört beş çat[mak birleştirmek çatal <Tü [LO xix] çatra patra bir dili çok az bilmeyi Tü [Kaş xi] çat.a. çavdar Fa caw arpa. dayak sesi. dikmek. [LO ] darbe sesi.) ~ HAvr *yewos a.a.[onom.çat.(caydırmak .şaklamak. cay[mak [DK xv] çay. akarsu. çatır onom [TS xiv-xvii] çatıldı/çatıltı silah çarpıştırma sesi. [Ferec xv] yüzeyi yarılmak < çat çarpma veya çatlama sesi " çat çavdar [Men xvii] çavdar ~ Fa cawdar arpa ve buğday tarlasında parazit olarak yetişen bir tahıl. el çarpma sesi çıkarmak. vurmak.çarpmak. [Men ] çat çat dişlerin birbirine çarpma sesi. Ayrıca Kıp çawrunmak (çevirilmek . genelde tahıl.dönmek. [LO xix] < Tü çağla-" çağla- * Halk ağızlarına özgü bir biçim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir.xv). = Sans yavah a. hububat (= Ave yava. çatla[mak Tü [Kaş xi] çatla.

Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Portekizce vasıtasıyla alınan tê biçimi benimsenmiştir. milvus milvus. caz1 [passim 1921] ağızlarında "gürültülü eğlence". +dan1 cayır çayır onom Tü? [Tz 1899] çaydan çay pişirme kabı [ARasim 1897-99] cayır cayır yanma sesi "caz2 [Kıp xiv] şayır şimen otlak. şamata. Türkçe sözcüğün Farsçadan mı. cazibe çeken " cazip [Men xvii] çekim gücü. • Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendinin 1731 tarihli Çay Risalesinde yaygın kullanım buldu. takım " caz1. ç a y2 Tü ? [D Kx v] d er e. çekicilik < Ar câ5ib . 1920-21'de İstanbul'da duyulmuştur.a . 2. ateşe değen su sesi ~ İng cazbant [Bah 1924] bir nevi Amerikan orkestrası jazzband & İng jazz + İng band grup. yy ortalarında genel kullanıma geçmiştir. gürültü etmek < Tü caz/cazır [onom. Üçüncü anlam.) ~ Çin ça' a. [ xix] bağırarak haber götüren bir tür haberci. * Çin kökenli olan bitki 17. bir tür müzik ~ İng jazz 1. tellal. acemi çaylak ("tecrübesiz tellal") deyiminden krasis yoluyla türemiştir. [TDK 1974] toy. cazır onom yanma veya ateşte kızarma sesi. bando cazgır <onom [Tz 1944] güreşecek pehlivanları yüksek sesle tanıtan kişi Tü *cazğır-/cazğırda. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken. bu bitkiden yapılan içecek (= Rus çay a.a.a. yy ortalarına doğru Batı Avrupa ve Rusya'da tanındı. Güney ABD zenci * İngilizce sözcüğün kökeni belirsizdir. [Çağ xv+] çayır Tü çaylak <Tü [Tuhf xiv] çarlak . tecrübesiz < Tü *çawlak bağırgan < Tü çawlabağırmak. bağırış. Rusçadan mı alındığı açık değildir. camellia sinensis. [Ç ağ xv +] a . [Men xvii] çaylak bir tür yırtıcı kuş. 2. 1910 dolayında kullanıma girmiştir.çay1 [Damadzade 1731] ~? Fa çay 1. [DK xv] çayır . Tü & Tü çay + çaydanlık Fa -dan " çay1.] bağırma sesi" caz2. ses etmek < Tü çaw ses. +kir* Edirne halk ağzından 20. yapraklarından içecek yapılan bir bitki. çığlık " çağır* Sözcüğün iki orijinal anlamı "bağıran" fikrine dayanır. caz2. Caz müziği Fransa'da 1918'den başlayarak popüler olmuş.bağırıp çağırmak.

2. şiddet ~ Ar cabr [#cbr msd. büktü.] cezbeden.] kabalık. güç kullandı (= Aram #gbr üstesinden gelme. kırık kemiği kaynaştırma. kahramanlık ve cesaret gösterme ) * Matematikteki anlamı "kırık kemiği bütünleme" anlamından türetilmiş olup 9. zorluk. celal. uzak ülke ) cebelleş[mek [Men xvii] cedel tartışma. niza. güç gösterme " cebir * Sıfat olarak kullanımı 20. [Kadı xiv] cebe silah. kabarma. 2. yy'da türemiştir. taze kesilmiş (kumaş veya meyve). şişme. [TDK 1955] becelleşmek . olağanüstü büyük güç ~ Aram gebsrütâ güç. iktidar. [TDK 1955] ceberut merhametsiz. cedit [KıpGul xiv] cedid yeni ~ Ar cadîd [#cdd2 sf. Arapça kökün iki anlam grubu arasındaki ilişki açık değildir. 3. ceberrut [Men xvii] ceberut Tanrının her şeyden üstün olan gücü. mantıkta diyalektik < Ar cadala burdu.] 1. çalma (argo) Tü [LO ] eziyet çeken . çekişti" cidal cebellezi cep " cep * -ellezi ekinin yapısı açık değildir. taşra. İng algebra (matematikte cebir) biçimleri Arapçadan alınmıştır.] dağ (= İbr gsböl cebel [Kıp xiv] sınır = Fen gbl sınır. şiddet < Ar cabara 1.* İsm-i failden -e ekiyle masdar türetilmesi Türkçeye özgüdür. cebelleşmek < Ar cadal [#cdl msd. çekişme. kaynaştırdı. [Kan xvi] cebeci < Moğ cebe silah. cazip [Ferec xv] çekici < Ar caSaba kendine doğru çekti" cezb cebeci cephaneci er ~ Ar câ5ib [#c5b fa. çeken. birleştirdi. özellikle tanrının gücü < Aram #gbr kabarma. kesik. yeni < Ar cadda kesti.] tartışma. & Ar cafâ' eziyet + Fa kaş [TDK 1955] cebine atma. [KT ] ceberut kibir. azamet taslama (Allaha mahsus olup insana yakışmadığı içün ibad hakkında ancak zem maksadiyle kullanılır). zor. güç.Ar cabarüt azamet. matematikte cebir. Aş xi] ~ Ar cafâ' [#cfw msd. Jeminasyon da yakın dönemin ürünü olmalıdır. yy Arap matematikçisi İbn Musa el-Hwarizrm'nin Kitâbu'1-cabr wa'l-muqâbala adlı eserinden alınmıştır. cephane. • Fr algèbre. keskin idi. keş1 [Kut. 2. [HE Adıvar 192+] cedelleşmek . sentez. özellikle ok veya mızrak ~ Ar cabal [#cbl msd.] 1. cebir/cebr[Kut xi] cebr zor. canlı ve gayretli idi" ciddi cefa zahmet < Ar cafâ kırıcı davrandı cefakeş çeken " cefa. [ML 1969] cedelleşmek hlk. zorba (sıfat) . çekişme.

cehalet [Ali xvi] habersiz olma < Ar cahila [msd.tartmak " çek- . quadraginta (kırk). cehennem ~ İbr ge hinnöm Gözyaşı Vadisi.-7. suret = Sans çitrá resim. yy'da Abbasi maliyesinde aynı anlamda kullanılmış ve en geç 12. hip(o)+1 ceket [AMithat1877]jaket ~Frjaquette[küç. cehalet < çehre [KıpGul xiv] çihre ~ Fa çihra insan yüzü ~ OFa çihrag bir şeyin doğası veya özü. kontrol etmek [xvi] (~ EFr (é)chec satrançta şah.] bilmeme.a. = Sans çatúr a. "jokey çeki <Tü [Arg xvi] bir tartı ölçüsü < Tü çek. Kudüs yakınında bir yer < İbr hinnöm gözyaşı.a. yy'da Batı dillerinde kullanıma girmiştir. çekin-. çekingen. xiv] tartmak. katlanmak. ~ Fa/OFa çahâr/çâr dört (= Ave * Aynı kökten Lat quatr-.a. E Yun tetr-.a. yy) devlet hazinesi adına yazılı ödeme emirlerine verilen ad iken 8. [passim. denetlemek.) ~ HAvr *kwetwer a.ip çekmek. cahl/cahâlat] bilmez idi çehar/çar1 [Ferec xv] çar çathvar. tahammül etmek * "Çekmek" ve "tartmak" kavramları arasındaki ilişki için karş. yy'da kral Hosea tarafından yıkıldıktan sonra burası lanetli sayılmış ve Kudüs kentinin çöplüğü olarak kullanılmıştır.: çek-. idea (= Ave cithra. suret ) çek [LO xix] ~ İng cheque/check üçüncü şahıslara devredilebilen ödeme emri ~ EFr (é)chec a. satranç oynu ~ Fa şah hükümdar ) + İng up aşağıdan yukarıya hareket bildiren edat" şah1. ~ OLat scaccus a. baştan aşağı gözden geçirme & İng to check 1.a.a.] Avrupai cepken < Fr jaque 1. * İran'da Part ve Sasani hanedanları döneminde (1. 2. tartmak).] bilmeme. dize kadar inen köylü giysisi < öz Jacques bir erkek adı < Jacobus a. EŞKÖKENLİLER: Tü çek. kan çekmek.a. bir şeyin gözle görünen yüzü. ~ Ar cahalat [#chl msd. cehl Ar cahala bilmez idi" cehalet [Aş xiv] ~ Ar cahl [#chl msd.a. Slav çatr. asmak. ~ Ar Sakk a. çizgi çekmek. köylü. çekince. çekimser. ~ OFa çakk a. Ayrıca Lat quartus (dörtte bir). çek[mek Tü [Kaş xi] çek. görüntü. çeki. pondus (tartı).görünme. satrançta şah hamlesi [xiv]. belirme.a. ağıt * Hinnom vadisinde kurulan Moloh tapınağı MÖ 8. cehennem [Kut xi] ~ Ar cahannam Kuran'a göre kıyamette günahkârların gideceği yer. 2. Lat pendere (çekmek.(dört). çektiri çekap [ xx/c] ~ İng check-up kontrol.

çalım/çelme. [Çağ xv+] çegürtge şakırdamak.] sabır. [Men xvii] vurmak. [KT xix] içtinap ve ihtiraz < Tü çek-" çekYT YT [CepK 1935] mahzur. azamet.] şakırdama sesi" çak< Tü *çekür(t)- * Esasen yeşil çekirge veya cırcır böceğinin adı olmalıdır.sesinin etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir: karş. [TDK 1955] celallenmek öfkelenmek. sağlam idi < Ar cild " cilt ~ Ar calâdat [#cld msd. özellikle ayakla vurmak = Tü çal. Karş. [LL xviii] arzulamak.Ar calâl [#cll msd. ululuk.a. [Kıp xiv] şekirdek/çekürdek < Tü çakırda-/şakırda-/*şekirde-çıtırdamak. içi çekmek. sert tabiatlı.vurmak " * Çalmak fiilinin varyant biçimidir. azamet. celal [KıpGul xiv] büyüklük. yücelik. [PiriR xvi] çekdürür gemi kürekle yürütülen gemi < Tü (kürek) çekmek " çekçekül çel[mek » <Tü çal" şakul [TS* xv] . İnisyal ç. [TDK 1983] celal öfke. çekin[mek etmek çekince çekingen <Tü [T S xv] .fiilini andırır. çal-/çel-.[YT 195+] çeker gibi < Tü çekinmek" çekin- çekirdek Tü [Kaş xi] şekirtük her türlü kabuklu yemiş ve meyve çekirdeği.] vurma ve kırma sesi " çakçekirge Tü [Oğ xi] çekürge a.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. şakırdamak < Tü çak/çakır [onom. ihtiraz kaydı [CepK 1935] muhteriz < Tü çekinmek " çekin[TDK 1955] müstenkif < Tü çekimse. çektiri <Tü [T S xv] çekdirü . İng cricket (yeşil çekirge) < crick (cırcır sesi). çekimser YT yapmak < Tü çek-" çek* Anlamca çekin. celadet [Ali xvi] direnç < Ar caluda direndi. carıldamak < Tü çak/çakır [onom. kızgınlık . • ç. [KT xix] celalli çabuk kızan. yücelik < Ar calla çok büyük ve yüce idi .çekiç Tü [Oğ xi] çekük a.a. [Kıp xiv] çeküç < Tü *çakıç < Tü çak-" çak- * Araç isimleri yapan -iç ekiyle...] ihtişam.

etkisiyle sesli incelmesi görülür. boy pos = Tü çalım " çalım * İnisyal ç.] çağırma. mola verme.] kırbaçlayıcı [esk. DK. vurmak " çal< Tü [TS xiv] sahip.* Halen yaygın olan "öfke. kırbaçladı. ya da Türkçe kökenli olup Farsça üzerinden gerialıntılanmış olması mümkündür. getirdi celse oturum çeltik [Ali xvi] celb ~ Ar calb [#clb msd. cellat [Kıp. tokatladı" cilt çello [ xx/b] ~ İng cello ~ İt violoncello [küç.kesmek.) Türkçeden alıntı olmalıdır. [ xx/a] (meclis veya toplantıda) ~ Ar calsat [#cls msd... getirme < [Ali xvi] oturma. [TS xvii] kibar. Gül xiv] cellad ~ Ar callâd [#cld im. kızgınlık" anlamı muhtemelen İstiklal Marşı'ndaki ". (mecazen) rab.] violone'nin küçüğü olan bir çalgı < İt violone viola'nın büyüğü olan bir çalgı" viyola celp Ar calaba çağırdı.bu ne hiddet bu celal" deyiminin yanlış yorumundan kaynaklanmaktadır. tanrı ~? Aram Slab/Slâb 1. [LO ] çeleng metalden yapılan çatma sorguç (demir iskelet üzerine mücevher veya yapraklardan oluşan taç) =? Fa çelân demirden yapılan her türlü alet ve edevat Fa çiling/çiring [onom. ithal eden. kesilmiş dal.] mal getiren. efendi. endam.]. 2. çubuklarla oynanan bir çocuk oyunu çal-/çel. gösteriş. çelim[siz <Tü [LO xix] çelim çalım. terbiyeli kimse < Tü çeleb/çalap [passim. yy'dan önce Nasturi din adamları yoluyla Orta Asya'ya yayılmış olması muhtemeldir. ferforje < Tü çal-/çel-dövmek. usta. tedarikçi < Ar calaba çağırdı. İsa " çelik2 <Tü [Kıp xiv] 1. (bıçak) vurmak " çal* Fa çalık/çalik (a.] oturma < Ar calasa oturdu " cülus [Kan xv] çeltük ~ Fa şaltük/çaltük pirinç bitkisi . 2.a. xiii] yüce kişi. Sözcüğün 11. işkence ve idam görevlisi < Ar calada suya veya deriye vuruş sesi çıkardı. çelebi salip * Süryanice telaffuz 'tslab' şeklinde olup fonetik açıdan Türkçe çeleb ile uyumludur. çubuk. celep [Kıp xiv] ~ Ar callâb [#clb im.] demirin demire çarpma sesi * Tü çalmak/çelmek (demir dövmek) fiilinden türemiş. çelenk [Men xvii] çelenk/çelek demir kova. mal getirdi" celp çelik 1 <Tü [Arg xvi] dövülmüş demir. haç.

cemiyet [#cmc msd. çemkir[mek [MMakal 1954] kesik kesik havlamak. [DK xv] sarık şeklinde kadın başörtüsü. a. çembalo [LO xix] ~ İt (clavi)cembalo klavyeli bir çalgı. bir araya getirme" anlamını taşır. bir araya getirdi * Ar #cmm. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. = Akad gumâru a.] ~ Ar camâl[#cml msd. yy ikinci yarısında yazı diline geçmiştir.] güzellik < Ar cemal [Kut. " çeper çemen [LO xix] pastırma yapımında kullanılan ot Erm ç'aman/ç'amun kimyona benzer bir bahar. [KT ] cemaziyülevvel evveliyat. toplantı" cem [Aş. toplantı" cem [Kut xi] ~ Ar camâcat^ [#cmc msd.cem [Kutxi] ~ Ar camc[#cmcmsd. fıçıları bir arada tutan metal halka ~ Fa/OFa çanbar kuşak.) * Karş. toplama. toplanma. [Men xvii] kasnak. 2. cemse [ xx/b] askeri personel taşıma aracı ~ marka GMC askeri personel taşıma aracı markası < marka General Motors Corporation motorlu taşıt üreticisi Amerikalı firma . cemre [Kıp xiv] ~ Ar camrat [#cmr msd. evvel * -z. carum carvi [v] (~ OFa *çaman ) = Akad kamunu kimyon " kimyon * Ermenice kelime 5.]1. KıpGul xiv] toplum ~ Ar camciyyat^ * 20. caml ] tam ve eksiksiz olma cemaziyülevvel [ xiv] ay adı. kömür. [FBaykurt 1971] hırlamak. k > ç dönüşümü Orta Farsçada tipiktir.] 1. a. tekne. Farsça "çayır" anlamına gelen çaman ile birleştirilmesi yanlıştır. köz. kor. halka. öfkeli cevap vermek < " +kir* Yerel bir ağızdan 20. 2. dırlamak. a. klavsen ~ Lat cymbalum metal tepsi şeklinde vurmalı bir çalgı ~ EYun kymbalon a. Karaman kimyonu. #cmc. • Erkek adı olan Cem Farsça olup bununla ilgili değildir.a. DKxi] camala [msd. kazan çember [Yus xiv] . aritmetikte toplam.ile telaffuzu Farsça etkisi gösterir. < EYun kymbe kâse.] toplama. cemaat topluluk. yy başlarından itibaren Fr société karşılığı olarak kullanılmıştır. geçmiş ~ Ar cumâdâ'u-al-awwal İslami ayların beşincisi" el3. topluluk < Ar camaca topladı. kasnak = Fa çapar a. Şubat ayında artan sıcaklık (= Aram gamrâ a. #cmhr kökleri "toplama.

Fa çana zadan (= çene çalmak). kat.> İng chin (a. bu durumda olan kişi ~ Aram ganâbâ hırsız. cenah [Mercimek xv] mecazen kol. etrafını çevirmek ) " cin1 .a. [İdr xiv] çene . çene [TS xiv] çene/çene . mekanizma. a. hadise. hengâme ) [Men xvii] ~ Ar canın [#cnn sf. çengi [Kıp xiv] ~ Fa çangî çalgıcı. özellikle vahşi hayvan tırnağı * Erm cang (vahşi hayvan tırnağı) Farsçadan alınmıştır. araç ) ~ Fa candara baskı mengenesi (= ~ Fa çana/çâna a.] kanat.] gizli veya örtülü olan ~ Fa/OFa cang savaş (= Ave yang- [Aş.). gasl etmeyi gerektiren durumda olma. etrafını çevirme (= Akad ganânu korumak. özellikle çeng adı verilen çalgıyı çalan < Fa çang tırnak. 2.a.EFa çanu. Aynı kökten Ger *kinn. özellikle gece vakti ve gizlice çalan hırsız < Aram #gnb çalma. < Fa çang tırnak. a. ~ Ar canâb [#cnb1] yan. şer'an kirli olma.] 1. ~ HAvr *genu-2 a. embriyon " cin1 cenk büyük olay. -k ekinin işlevi belirsizdir. cenaze [KGunya xiv] cinaze ~ Ar/Fa cinâza ölünün içine konulduğu tabut ~ Aram ganszâ gömü. çenek YT [TDK 1944] botanikte çiçeğin bir kısmı < Tü çene çene * Çene sözcüğünün Öz Türkçe olduğu varsayımıyla türevleri yapılmıştır. hazine ~ OFa ganz/ganzmag a.Fa çangâl/çangal pençe.a.a.] kutsal kitaplarda adı geçen bahçe ~ Aram gannâ/gannstâ bahçe < Aram #gnn koruma.cenabet [İrşad. nezd. "Namaza yanaşması caiz olmayan kişi" açıklaması halk etimolojisidir. +aver [İdrH xiv] çengâl kıvrık sivri uçlu metal nesne . sağ ve sol cenap [MMem xvi] cenab bir saygı deyimi < Ar canb yan " canip ~ Ar canâH [#cnH msd. tırnakla çalınan bir çalgı" çengel cenin şey. hırsızlık etme * Arapça sözcük Aramiceden alıntı olup Ar canb (yan) sözcüğüyle etimolojik ilintisi yoktur. tırnak. * Karş. KGunya xiv] ~ Ar canabat [#cnb2 msd. Yus xiv] ceng cennet [Har xii] ~ Ar cannat [#cnn msd.a. cendere [Men xvii] Sans yantra her tür makine. bir şeyin iki yanı. cengâver çengel [LO ] ~ Fa cangâwar savaşçı" cenk.a. kapatma.

artık.ince ince kesmek. cidar ~ Fa/OFa çapar/çanbar 1. manken cenup yan" canip [Aş xiv] ~ Ar canüb [#cnb1 im.] 1. çeper [DD xx/b] dış kenar. yük [T S xv] çör çöp [Yus xiv] < Tü çör/çörüntü tortu. şimal. [KatipÇ xvii] cebehane cebe%âna silahhane. Akad gannu (bahçe) Aramiceden alıntıdır. iki meme arası. alın. çent[mek Tü? [TS xiv] çendele. sürükledi çer çöp cerahat cerh ikil [Mercimek xv] cerr ~ Ar carr [#crr msd. çeper cephane [DK xv] cebehane .] güney < Ar canb * Gün doğumuna oranla yan tarafta olduğu için. koyun. Yun parádeisos (kutsal kitapta anılan cennet) < EFa pairidaeza (etrafı çevrili yer.] 1. bahçe). hane ~ Fa cephe [Men xvii] cebhe ~ Ar cabhat [#cbh msd. gömleğin göğüs veya boyun yarığı. çit. bir şeyin ön tarafı. kibar kimse & İng gentle zarif. çentik açmak centilmen [ARasim 1897-99] ~ İng gentleman beyefendi. çevirme < Fa çapîdan dönmek EŞKÖKENLİLER: Fa çapar/çanbar : çember. 2.[viii+ Uy] dokumak " çaput * İnisyal c/ç nedeniyle sesli incelmesi tipiktir.] çekme. pislik " çöp1 ~ Ar carâHat [#crH msd. cep [İrşad xiv] ceyb . kucak. 2. kuşak. askeri donanım deposu & Moğ cebe silah + Fa %âna ev " cebeci. çevre duvarı. 3. 2. • Cep telefonu deyimi ilk kez 1995'te kaydedilmiştir. yüz (= İbr gobha yüksek < İbr/Aram #gbh yüksek veya çıkık olma ) cepken <Tü [Çağ xv] çapğan birbirine dikili parçalardan oluşan üst giysi. daire şeklinde çadır veya saz kulübe. halka. 2. [Men xvii] ceyb vulg. kasnak. Karş. gömleğin göğüs veya baş geçirilen yarık yeri.] yara" . matematikte sinüs * Arapça sözcük Lat sinus ile eş anlamlıdır.* Karş. [LO xix] cepgen omuza atılan kısa kaput < Tü çap. [TS xvi] çent-kertmek. gömlek veya şalvar içinde bulunan torba ~ Ar cayb [#cyb msd. cer çekme < Ar carra çekti. kibar (~ Lat gentilis soylu ) + Lat man adam " janti. ceb/cîb 1. 3.

Anlam ayrışması Türkçeye özgüdür. kâğıt tabakası" cirit ceriha [KT xix] yara < Ar caraHa [#crH] yaraladı" cerh * Arapça sözlüklerde mevcut değildir. [Men xvii] çeres içki ile yenen kuru ve ~ Fa çaras dilenciye verilen sadaka ~ Ar carH [#crH msd. cereyan akıntı. dörtgen.a.] suç. mecra çerez yaş yemiş [Mercimek xv] çeres .] ameliyat eden. a. f. [KT xix] beceriklilik. maceraperest. garmiyan (germiyan.a. kitap.a. dolan < Ar curbuz hilekâr. [T S xiii] çeri er.a. & Fa çar dört + Fa çüba çubuk (~ OFa çobag a. koştu [Ferec xv] ~ Ar carayân [#cry msd. cariye.] yaralama. asker ceride [Men xvii] defter. suça karşılık ödenen ~ Ar carimat/carîmat^ [#crm sf. dil ve ~ Ar carbazat [#crbz msd. icra. f. suç. [ y 1860] gazete ~ Ar carîdat [#crd fa. çerçeve [Arg xvi] çerçive ~ Fa çar çüba dört çubuk. tabaka.] soyulmuş şey. 2. cerbeze ifade gücü " gürbüz [LO xix] cüret. özellikle gelir ve giderlerin kaydedildiği muhasebe defteri. cerrah cerrah (= Aram garâ% cerrah ) " cerh [ xiv] ~ Ar carrâH [#crH im.* "İrin" anlamı Türkçeye özgüdür. yonga. EŞKÖKENLİLER: Ar #cry : cari. çaçaronluk.)" çehar. " term(o)+ * Aynı kökten Fa garm (sıcak). soymuk. akış < Ar cara (hızla) aktı. cop çerçi [CodC xiii] seyyar satıcı hizmetçi. yaprak. ılıcalar). günah " cürüm * Arapça sözcük cürm ile eş anlamlıdır. .] akım. cereyan.] hilekârlık. ayak işleri yapan " yarıcı cereme/cerime para cezası ~? Moğ carçı/caruçı [Men xvii] cerime 1. çermik [Kan xvi] ~ Erm çermig ılıca (Doğu Anadolu'da) < Erm çerm ısı. vücudu cerh [Men xvii] kesici bir aletle kesme < Ar caraHa yaraladı çeri Tü [Or viii] çeriğ ordu . sıcaklık ~ HAvr *gwher-mno. dolandırıcı ~ Fa gurbuz * Türkçedeki anlam kayması açıklanmaya muhtaçtır. macera.

cüsse.görme. müsvedde ~ EYun s%edârion [n. rastgele .] [DK xiv] cedd çet [Hürr 2000] ~ İng chat 1. tad almak). EYun geüo (tatmak. çeşni [Aş xiv] .] kâğıt parçası. risk aldı ceset [Aş xiv] ~ Ar casad [#csd msd. lezzet tadım.] lakırdı.tatmak.] cesur olma.] büyüklük.a.cesamet [Men xvii] ~ Ar casamat [#csm msd. " çeşit cesur atak " cesaret cet/cedddede.] girişken. cesim [Men xvii] şişman < Ar casuma büyük idi. müsvedde < EYun s%edios geçici. akıncı topluluğu (Rumeli'de) çetele [Men xvii] ~ İt cedola kağıt parçası ~ Lat schedula [küç. cüsse < Ar casuma büyük idi.] çiziktirme. lezzet (< Fa çaşîdan.) ~ HAvr *geus. internette real-time mesaj alışverişine verilen bir ad < İng chatter [onom.] insanın fiziksel varlığı.] cüsseli. kadavra. çeşmibülbül ~ Fa çaşm-i bulbul bülbül gözü. göze ~ OFa çaşmag a. aydınlanma. HAvr *kweks-mn. a. seçmek * Aynı kökten Lat gustare. çeşit [Men xvii] çeşide tadılmış. önemsiz. ataklık < Ar casara bir dere veya vadiyi geçti. yemek) ~ OFa çaşnlg a. ceset * Süryanice guşda ve Nabatice gtta biçimleri eşdeğerdir. " çeşm [Aş xiv] ~ Fa çaşma göz gibi olan şey. tadılan. sürahi" çeşme. yer kapladı < Ar cism " cisim cesaret [Men xvii] ~ Ar casârat [#csr msd. mostra. çâş. ışık < HAvr *kwek. 2. tadılan. çeşm [Ferec xv] ~ Fa/OFa çaşm göz ~ EFa çaşman. ata [Men xvii] ~ Fa çâşnî ~ Ar casür [#csr im. yer kapladı" cisim ~ Ar casîm [#csm sf. satılan bir malın örneği ~ Fa çaşîda tadılmış. bir tür cam işi & Fa çaşm göz + Ar bulbul2 ibrik veya ibrik ağzı. Karş.a.a. Ar cu66at (cüsse) ve casad (cesed) biçimlerinin farklı Sami diyalektlerini yansıttığı varsayılabilir. tadan < Fa çaşîdan. büyük. sohbet.a. eskiz.tatmak. bülbül * Kuş adı olan bülbül ile ilişkisi çok dolaylıdır. tadan. [LO xix] çeşid/çeşin nümune. hacimlilik. küç. gözüpek. ölü gövde = Aram güşdâ kadavra. tad. girişti. çâş. a. atıldı. çeteci [Kan xvi] akın.tatmak (= Ave çâş. ~ Ar cadd [#cdd1 msd.görmek çeşme pınar. [Men xvii] çâşnî tad. laklak çete Sırp çeta haydut.

su kanalı. a. [Kazak ] Tü çat-/çet.* İng schedule (program kâğıdı) Latinceden alınmıştır. Yus xiv] ~ Ar cawâhir [#cwhr çoğ. sert. a. geçiş cevelan [ xiv] dolaşma. dolanma < Ar câla döndü. eğir-/ewür-.] dönme. çizgili liste veya tablo < Ar cadala burdu.a. teğir-/tewür.] yanıt ~ Ar cawâz [#cwz III msd. öz.). +men2 ~ Ar cawz a. çarpmak " çat[LO xix] bozuk şive ile konuşulan Türkçe için kullanılan ~ ? cevherler. a. [Men ] düz çizgi çizmeye mahsus alet ~ Ar cadwal [#cdl] 1. ~? Fa çabuk hızlı. a. OFa gawz. dolandı ~ Ar cawalân/cawlân [#cwl msd. kıymetli taşlar < Ar cawhar " cevher cevap cevaz belgesi. bükük cevher kıymetli taş ~ OFa gawhar/göhar a. küçük akarsu. sert (özellikle ceviz). * Karş. gerdi" cidal * Türkçe ikincil anlamı cedvel tahtası deyiminden türemiştir. çetrefil bir deyim * Karş. çetin Tü çitin a. EVİRçevirmen ceviz YT [CepK 1935] mütercim < Tü çevir. eğir-. [Kırg ] çetin zor.vurmak.çevirmek. bu sopayla oynanan oyun. Yus xiv] [CodC xiii] çevük neşeli [ xi] çewür. DEVİR-. çat pat. çabuk " Tü *çeğir- çevgan [Yus." çevir-. ~ Fa çawgân bir ucu kıvrık ~ Ar cawhar [#cwhr] cevher. İbr egoz. döndürmek * Eş anlamlı olan Tü çewür-. zor.] [İdrH xiv] kırılması güç. Karş. Doğu Anadolu kökenli olan bitkinin adının Ermenice veya başka bir Anadolu dilinden yayılmış olması muhtemeldir. Aş xi] cevab [Ali xvi] ~ Ar cawâb [#cwb msd. kesiksiz çizgi.] geçit. cevahir [Aş. DK xiv] sopa. ip ördü. cetvel [Kıp xiv] cedvel su kanalı. izin < Ar caza geçti [Kut. Erm nguz (a. kriket < Fa çawl kıvrık. çevik çabuk çevir[mek Tü [Aş. . 2. ~ Aram gawzâ a.fiilleri arasındaki ilişki açık değildir.

a. 2. ateş parçası. [LO xix] ce5ve kahve pişirecek ibrik . köklü (Fr radical karşılığı) ca5r/ci5r 1. asl. ordu (= Aram gaysâ akıncı birliği. yerçekimi < Ar caSaba kendine doğru çekti cezbe bilinçten arınma hali " cezb [Ferec xv] ~ Ar caza' [#czy msd. cevşen [DK xv] örme zırh göğüs. " cihaz [EvÇ.çevre <Tü [T S xiii] çevre etraf. f. 2. çeyrek dörtte bir " çehar.Ar ca5wat [#c5w] 1. donanım. ordu < Aram #gys akın ve gaza etme.] askeri birlik.] < Ar ca5r kök. yağmalama) ceza [Yus. ~ Fa çar yak ceylan antilop ~ Moğ cegere(n) a.] cevelan eden. kök. civar. muhit. yek [Men xvii] çâryek vulg. 2. sığlaştı cezire su çekildi " cezir [Ferec xv] ~ Ar cazr [#czr msd.] tasavvufta ~ Ar cezerye [TDK 1998] havuçla yapılan bir tür tatlı *ca5ariyyat [#c5r nsb. [CodC xiii] çövre/çüvre < Tü *çewreg < Tü çewür. Men xvii] ceren/ceran/ceyran ~ Fa carân ahu.] çekme. ateşten köz almaya yarayan çubuk Tü [Uy viii+] çıbıkan/çubakan hünnap meyvesi. çeyrek ceyş [Men xvii] ~ Ar cayş [#cyş msd. cezir/cezr[MMem xvi] çekilmesi. DK xiv] caza bedelini ödedi. köken. < Ar ~ Ar ca5b [#c5b msd. kor.a. kor. tazmin etti (= Aram #gzy ödeme ) cezb [etm [Men xvii] baştan çıkarma. a. havuç cezve [Men xvii] ce5ve köz. ~ Ar caSbat [#c5b msd.] ada < Ar cazara < Ar cezri [Tıngır 1891] kökten. cezir < Ar cazara su çekildi. 2. dolaştı" cevelan çeyiz [LO ] ~ Ar cawwâl [#cwl im.] a. halka cevval dolanan < Ar câla döndü. [İMüh xiii] çiban vücutta çıkan kabartı çıban .Ar cihaz [#chz msd. f. havuç " cezri * Yakın dönemde Hatay ağızlarından Türkçe genel kullanıma geçmiş bir sözcüktür. göğsü örten zırh Fa cawş zincir baklası.] 1." çevir~ Ar cawşan [#cwşn] 1.a.] suyun ~ Ar cazîrat [#czr sf. çok [KıpGul xiv] cihaz evlilikte kız tarafının getirdiği mal ve eşya .

keskin idi. emzik. şişkin şey. biçim verme cibinlik tatarcık çiçek Tü tomurmak " şiş<Tü [Men xvii] cıbınlık/cibindarlık < Tü çıbın sinek. [Aş xiv] çüft ~ Fa cuft eş.(1. İng blow (1. güçlenme. çıplak cilt sesi " şap1 cibilliyet [Ferec xv] cibillet ~ Ar cibilliyyat [#cbl] yaradılış. meme ucu. tartışma < Ar cadala burdu.] çatışma. [DS 1952] bazı çocuk oyunlarının adı. 2. Ayrıca Fa gul (çiçek) = gül (top. posa < Erm dzudz. mafiş anlamında deyim. balon) = flâre (üflemek. maya. follis (şişkin şey. * Nihai anlamı "tomurcuk" olmalıdır. kuvvetle gerdi (= İbr/Aram #gdl 1. ş > ç dönüşümü tipiktir.a. " yahudi * İnisyal y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. [Kıp xiv] çiçek/şişek < Tü * şişek < Tü şiş.a. [Men ] çufud/çifud cuhüd/cihüd Yahudi ~ İbr yshüd a. duvar = İbr gader a. iki şeyi birleştirmek ~ Fa .. cici çoc [DK xv] cici bici süs. çiçek açmak). cicim yaygısı ~ ? [BK 1799] cecim ~ Fa câcim renkli iple dokunan yer cicoz [LO xix] 'yok'.emmek * Cıcığını çıkarmak deyimi Erm //ign hanyl (a.] ciddiyet. 2.çift koşmak.) ~ HAvr *yug-ta. 2. ip ördü. çift [CodC xiii] cüft/ceft. mücadele.) çevirisidir. esmek. ip bükme. süslü < ~ Erm dzdzig 1. sivrisinek. koza). çift koşulan öküz ~ OFa cu%t a. huy < Ar cabala kalıp döktü. kese. a. cıcık [D S ] cıcığı çıkmak emilen şey. Anlam ilişkisi için karş. üflemek.cıbı. bilye ~? cidal [ xiv] ~ Ar cidal [#cdl msd.< HAvr *yeug. şişmek. örme. şişirmek) < HAvr *bhel. 2. ciddi ve gayretli idi çıfıt [CodC xiii] cuhüd yahudi. keskinlik < Ar cadda kesti. gayret.a. Lat floş (çiçek).a.) [Men xvii] ~ Ar cidar [#cdr] duvar (= Aram gsdîrâ ciddi [LO xix] ciddi. gayretli < Ar cidd [#cdd2 msd. şekil verdi = Aram #gbl hamur yoğurma. güç gösterme ) cidar çit. [ML* xx/c] bir bilye oyunu.a. çiçek açmak). [Uy viii+] çiçek a.kabarmak. (= Ave yu%ta. cıbıl onom suda yıkanma sesi. iki şeyin biri.a. dzdz.

(= Ave yâkars a.a.). yaşlık. = Sans yákrt a.(a.sıfat ve isim). çağırmak. 2. • Karş. çile-. çiseçiğ2 Tü [Kaş xi] yig pişmemiş (özellikle et). ciğer [CodC xiii] ~ Fa cigar/cîgar karaciğer ~ OFa yakar/cagar a.a. Fa tar (yaş. iocor. çiğdem. ses etmek < Tü çağır. kw > p dönüşümü Yunancada tipiktir. çığış (gürültü .Mac cigány çingene ~ Yun tsingána " çingene cıgara sigar çiğdem Tü [KT 189+] çıgara. dağdan yuvarlanan kar kümesi ses. patika.a. nem (isim) Karş. karda yürüyerek açılan yol çığır[mak <Tü [DK xv] bağırmak.) ~ HAvr *yekwr. Ar zawc (çift) sözcüğü Aramca yoluyla EYun zeûgos'tan alınmıştır. * Aynı kökten EYun (h)epar. [CodC xiv] çiyik . çift koşma). yaşlık " çiğ1 çigan [ xx/b] Macar çingene müziği .a. EŞKÖKENLİLER: Tü çi: çiğ1. [İMüh xiii] çig . y > c dönüşümü Farsçada tipiktir. nemli " çiğ1 * Belki sonbahar yağmurlarından sonra ıslak toprakta yetiştiği için. yüksek ses. Lat iocur.a. crocus Tü çig yaş. iugum. Ancak -(i)dem eki açıklanamamıştır. yaşlık . çiğ2?. zeûgos (çift). zeûgma.xi). çiğ1/çiy Tü [Kaş xi] çî/*çiğ yaş (sıfat). gürültü. pare çığır Tü [KT xix] ciğer parçası (sevgi sözü) & Fa cîgar [Kaş xi] çağır/çığır dar yol." çağır- . Tü çığırla-(karda yürüyerek patika açmak . Sans yóga (boyunduruk.* Aynı HAv kökten EYun zygón. çiftlik çift [Env xv] bir çift öküzle sürülebilen arazi < Tü çift" çığ <Tü [LO xix] 1. gürültü " çağır- < Tü çaw/çoğ * Belki çaw/çoğ sözcüğünün varyant biçimi olarak değerlendirilebilir. [ 191+] cigara ~ Fr tsigane çingene ~? İsp cigarro" [Uy viii+] çigidem soğangillerden bir bitki. ciğerpare ciğer + Fa para parça " ciğer.xiv). [İdr xiv] çi =? Tü çî/çig yaş. Lat iungere.a. İng yoke.

a. atlas.] yüz. Mezid xv] & Fa cihan dünya + Fa gır tutan. nida çiğne[mek Tü? [CodC xiii] çayna. KıpGul xiv] ~ Ar cihaz [#chz msd.." çık- * İstek ve yöneliş bildiren -sa. yön. .] donanım ~ Ar cihat [#wch msd. cahd] çabaladı. nümayiş cihat [Env xiv] cihâd ~ Ar cihâd [#chd msd.] 1. cihannüma.a. çıkarım çıkarsa[mak YT YT [TDK 1974] mantıkta endüksiyon. coğrafya veya tarih kitabı. cihanşümul cihangir [Ömer b. ıslak) sıfatından "ağzında ıslatmak" anlamında. din uğruna savaşma < Ar cahada [msd. [LO 1876] gizlice gözetilen < Tü çık. gayret.a. Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. +gir ~ Fa cihan gır cihan fatihi cihannüma [Neş xv] dünyayı gösteren. istidlal [Fel 1942] mantıki sonuç çıkarma < Tü çıkarmak " çık- < Tü çıkar. alan " cihan. veche = Ar wachat yüz cik onom k uş s e s i çık[mak Tü [Kaş xi] çık. cihangir. EŞKÖKENLİLER: Fa cihan : cihan. [KıpGul xiv] çiyne. 2. [TS xv] çigne- * Belki çı/çiğ (yaş. cihan (= Ave gaethâ. hareket etmek çıkar menfaat [Men xvii] çıkar yol mahreç. mücadele. çaba.içeriden dışarıya [Kıp xiv] [Aş.göstermek ) " cihan. [KT xix] çatının üstüne inşa edilen manzara taraçası & Fa cihan dünya + Fa numâ gösteren (< Fa numüdan. Aş xi] ~ Fa cihan dünya.." çık- * "Menfaat" anlamı öteden beri halk ağzında ve çeşitli deyimlerde mevcut iken. a.ekiyle. a. evren ~ OFa gehân a.bağırmak <Tü [LO xix] feryat. numâ.) [Kut.* Ses yansımalı kelimelerde zayıf ses bildiren a > ı dönüşümüyle. gayret etti cihaz cihet bakım. çığlık < Tü *çığrık < Tü çığır.

makara. * Nihai kaynağı Meksika yerlileri dilinden.] parlaklık. [LO xix] çıldır. ~ Nahuatl xocolatl kakaodan elde edilen baharatlı içecek & Nahuatl xocolli acı + Nahuatl atl su * 1519'da Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilen ürünün adı Aztek dilinden alınmıştır.a. sulu yemek [T S xiv-xviii] ~ Moğ çılbugur yular.dürmek.gözleri çıldır çıldır dönmek. tekerlek ~ OFa çardak çark [Kaş xi] çil deride renkli lekeler = Tü çal alaca. belirginleşti çilav çılbır1 çılbır2 yular ~ Fa çulâw sade pirinç pilavı [Arg xvi] çırbır/çılbır/çilpik yoğurtlu yumurta yemeği .çıtırtı veya şakırtı sesi çıkarmak. Her iki biçimin etimolojisi belirsizdir. delirmek. deride [Arg xvi] şıkırtı ve çığıltı sesi ('çil altın' deyiminde) çil3 bit [Men xvii] bit ('çil yavrusu' deyiminde) ~ Erm oçil cila [Ömer b." çık- <Tü <Tü [ xiv] bohça < Tü çığ. ~ İsp chicle Meksika'da yetişen sapodilla bitkisinin sakızı ~ Nahuatl tzictli a. [LO xix] azarlamak ciklet/çiklet [TDK 1955] çiklet kokulu ve şekerli sakız ~ marka Chiclets bir yapay sakız markası ^ 1906 Cadbury Adams. aydınlattı.çıkın çıkış[mak çık. çıldır[mak <Tü [TS xiv] çıldıra. çıkrık (= Sans çakrá a. ABD. şakırtı ve şaplama sesi.a. berraklaştırdı. örtüsünü açıp gün ışığına çıkardı. Mezid xv] ~ Ar cila' [#clw msd. ortaya çıkardı.)" çark çil1 Tü renkli lekeler " çalçil2 onom [ xi] çı%n çıkrık. parlatma < Ar calâ parlattı.a. gazaba gelmek < çıl/çıldır çatlama sesi. karışık renkli. çiklet çikolata » " ciklet [186+]çekolata/çokolata ~İtcioccolata kakao yağı ve şekerle imal edilen yiyecek maddesi ~ İsp chocolate a. paketlemek < Tü [TS xiv] bir sorun veya kişiyle başa çıkmak.Erm tswabur yumurta aşı & Erm tsu yumurta + Erm abur aş. dizgin " * Tü yular sözcüğünün Moğolca eşdeğeridir. fıldır fıldır dönme sesi " çak- .

) ~ Ar cild [#cld msd. veremli < Erm clel aşırı zayıflamak. a. kaymak gibi.yemek =? Tü yilek [Çağ xv+] yaban * Karş. ortaya çıkardı" cila . kaygan cilt [Kıp xiv] cild a. veremli olmak cılk <onom ~ Erm cladz aşırı [Men xvii] cıvık çamuru ifade eden bir sözcük EŞKÖKENLİLER: onom cılk : cılk. Hıristiyanlarda Paskalyadan önceki kırk günlük oruç < Fa çil/çihil kırk çile2 iplik veya yün kangalı [Kan xvi] cihle kumaş topu.çile[mek " çiğ1 <Tü [Kıp xiv] çile. cıvıcillop <onom [ xx/c] pürüzsüz ve yumuşak (cilt).] 1. [Men xvii] cüle ~ Fa culla sepet.. 2. Moğollarda büyük törensel yemek + Fa kâr yapan " şölen. Ancak y > c dönüşümü Asya Türk dillerinde yaygın olduğu halde Türkiye Türkçesinde örneklerine rastlanmaz. bir tür su kabı. 2. narin zayıf. kapıların demir aksamı + OFa kâr yapan " çelenk. • Bugün çilek adı verilen meyve 19. a. fırıl fırıl çilingir1 [Men xvii] çilinger kilit yapan ~ Fa *çelângâr & Fa çelân demirden alet ve edevat. a. cıvık. [Ali xvi] çille a.] deri (= Aram gelsdâ cilve [Aş xiv] cila. deli dönmek < çıl şakırtı ve şaplama sesi" çıldır< Tü *çılğır-çıldırmak.ıslatmak. = Akad gildu a. kâr çilingir2 [LO xix] 'çilingir sofrası' deyiminde ~ Fa şelângâr şölen veren & Fa şelân şölen. kırk günlük süre. top) sözcüğünün varyant biçimi olduğu düşünülebilir. çelimsiz. hafifçe yağmur yağmak < Tü çi ıslaklık. ilek/yilek (Anadolu ağızlarında her türlü yaban meyvesi. çılgın <onom [LO xix] gözleri parlak.a. nem çile1[ çekmek [Men xvii] cille/çille ~ Fa çilla 1. gelinin duvağını açarak yüzünü damada göstermesi. iplik yumağı. yüzünü açma. aydınlattı. kâr cılız [LO xix] zayıf. tarikat erbabının kırk günlük halvet ve perhiz süresi. yüze sürülen parlatıcı < Ar calâ parlattı. kırklık. çilek <Tü [Arg xvi] çilek böğürtlen veya ahududu çileği < Tü yé. = İbr geled a. yy'da ehlileştirilmiştir. özellikle erkek incir). gebelik * Fa gule (gülle. yüze sürülen boya ~ Ar cilwat [#clw msd.

Fenike alfabesinin üçüncü harfi) * EYun gámma (Yunan alfabesinin üçüncü harfi) Fenikece veya başka bir Kuzeybatı Sami alfabesinden alınmıştır. tahta kâse. sefil.kesmek. 2. Men xvii] cinbistra/cımbıstra kerpeten veya kıl yolma aleti ~ Yun tsimpídi/tsimpístra küçük maşa. kafatası. halat cımbız [TS xvi] cinbiş kıl yolma aleti. ~ Aram glmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi. çimento [ 188+] ~ İt cimento duvarcı harcı ~ Lat caementum 1. Dd2.çim Tü [Uy viii+] çim yakıt olarak kullanılan kuru yosun. [Gül xv] çemen Tü çım çayır. [EvÇ. bıçak veya keski vurmak " +sid cimnastik » " jimnastik [ xiii] soysuz. taş duvarın iç bölümüne doldurulan kırık taş ve kireç karışımı < Lat caedere. yunfiiliyle muhtemel bir ilişkiyi düşündürür. mıcır. [Veled xiv] çümen . tahta kâse [Men xvii] < Tü çımdı-/çimdi-/çimdir. 2.] kafatası. [LO xix] ~ Ar cumcumat [#cmcm onom.suda yıkanmak (= Moğ cımu. = Aram gamslâ deve (= Fen gml deve.[xiv Kıp. cımbız < Yun tsimpó çimdiklemek. dilenci . Modern Türkçe biçimin Farsçadan geri-alıntı olması muhtemeldir. TS] çimdiklemek [Uy viii+] çimğen . kırmak.suya dalmak) * İnisyal ç.veya *yınğ-eşdeğeri olup. otla kaplı * Fa çaman (a. (sinek) sokmak cimcime bir nevi küçük karpuz çimdik çimen Tü alan " çim <Tü [Men xvii] cümcüme 1. Moğolca biçim Türkçe *yım. kırık taş. caes. [ xi] ayrık otu çim[mek <Tü [Kıp xiv] çım. cim2 salonu " jimnazyum [ xx/c] spor salonu ~ İng gym < İng gymnasium spor ~ Ar cimâc [#cmc msd. >c. KGunya xiv] birleşme < Ar camaca bir araya getirdi" cem çıma [LO xix] ~ İt cima kalın ip. sefil.) Türkçeden alıntıdır.] cinsel cima [İrşad. (pire) ısırmak. [Kan xvi] cömert olmayan ~ Fa cimri cimri soysuz. cim1 [Kıp xiv] ~ Ar cim Arap alfabesinin beşinci harfi.etkisiyle sesli incelmesi görülür.a.

Batı dillerine 16. gürültü ) ~? İt zingaro çingene ~ Yun tsingána " çingene (~ Yun çingene [PiriR xvi] çingen.] Anadolu'da Romanlara verilen ad ~? Tü çığan [passim xiv-xvii] avare. [Barkan xvi] çingâne ~ Yun tsingános/tsingána [f. görünmez varlık < Aram #gny gizleme.] bir cinsten olma. örttü (= Aram gensyâ cin. yy] a. kefaret gerektiren eylem ~? OFa winâh a. Çin ç'un a. çinçilya [LO 1876] şinşille ~ İsp chinchilla Güney Amerika'ya özgü.ardıç çinakop çınar a. ~ Çin ts'in Çin ülkesini ilk kez birleştiren imparatorluk hanedanının adı (MÖ iii) * Tü Tabğaç/Tavğaç terimi 11. kürkü makbul bir kemirgen < İsp chinche tahtakurusu * Pis kokusundan ötürü. çitle çevirme. çıngır cin1 onom [DK xiv] çınlamak yüksek rezonanslı hafif darbe sesi " çan [Yus xiv] insanlarda deliliğe neden olan görünmez varlık . " günah * Türkçede 20. cin2 [Bah 1924] ~ İng gin ardıç meyvesiyle tatlandırılmış alkollü içki ~ Hol genever ardıç.a. cin ~ Lat iuniperus ardıç ~ HAvr *yoi-ni.a. [LO xix] [Men xvii] ~ Yun tsinokópos lüferin küçüğü ~ Fa çanâr/çanâl çınar ağacı ~ OFa çinâr cinas ~ Ar cinas [#cns msd. pun < Ar cins " cins cinayet [İrşad. yy sonuna dek kullanılmıştır. telmih. Canâl (meyve veya ürün topladı) filiyle anlam bağı kurulamaz. sefil < Tü çığañ [Or viii] fakir. yy'da Hintçeden aktarılmıştır. günah. cunün] gizledi. • Ar canâ2 (kefaret gerektiren bir suç işledi) fiili muhtemelen isimden türemedir. Sans çına biçimi Sogdca veya Toharca üzerinden MÖ 2.] suç.a. kapatma ) * Cin çarpması insan gözünün fıldır fıldır dönmesine neden olacağı için. yy'da alınmıştır. yoksul . çın. berduş. KGunya xiv] ~ Ar cinâyat [#cny2 msd.Çin [ xiv] ~ Fa çm Asya'da bir ülke ~ Sogd çın [MS 1. özellikle İslam hukukunda kabahatten daha ağır olan suç.Ar cinn [#cnn] bir tür görünmez varlık < Ar canna [msd. çıngar [LG188+] gürültü. eş sesli kelimelere dayanan söz oyunu. saklama = Aram #gnn koruma. ölüm cezası gerektiren suç ~ Aram gunâyâ [#gny] suç.a. sakladı. özellikle ağır suç" anlamında kullanılırken 1927 tarihli Türk Ceza Kanununda sadece adam öldürme suçları için kullanılmıştır. kavga (argo) tsíngra kavga. hiperaktif veya çok zeki kişiler de cine benzetilir. yy başlarına dek "her türlü suç.

reklam [Arg xvi] çınğrak küçük çan. ırk. 2. Çin işi. Çin ~ İt zinco tutya madeni~E Alm çinko 1 zinko 1.a.) Almancadan alınmıştır.a. a. Rumca sözcük bugünkü anlamıyla ilk 1378'de kaydedilmiştir. mikroelektronik cip/jip [TDK 1955] cip ~ İng jeep II. Arapça kökenli cins sözcüğünden "Öz Türkçe" kelime türetilmesi ilgi çekicidir. zıpkın. * Almanca ad metalin dikenler şeklinde kristalleşme özelliğine işaret eder. < Tü . çinko2 doldurunca kazanılan avantaj [SaitFaik 1950] tombalada bir satırdaki beş sayıyı ~ İt cinque beş ~ Lat quinque.a. çarpmak. pis (sıfat). İng zinc (a.] bilinç örtünmesi. " kental ~ Ar cinnat [#cnn msd. alacalı veya kirli hale getirmek " çarp< Tü *çapal/* çıpıl < Tü çıplak <onom [TS xiv] cavlak/cıbılak/cıbıldak/cıblak giysisiz veya kılsız/saçsız cıbı/cıbıl [onom.* Türkçe sözcüğün biçim bakımından Rumcadan alındığı muhakkaktır. çip entegre devre " cips [ 199+] ~ İng chip yonga. örttü " cin1 cins [CodC xiii] ~ Ar cins [#cns] tür. çatal dişi.a.] çıplak cilt sesi" cıbı * Türkiye Türkçesine özgü bir türevdir. kıymık. Buna karşılık Rumca biçimin kökeni açık değildir ve Türkçe çığan < çığañ sözcüğünden aktarılma olasılığı dışlanamaz.çalmak. pislik (isim) çap-/çıp.a. zil [KıpGul xiv] Çin işi çanak [LOxix] < Tü çınra-Zçmgırda- çini porseleni < öz Çın " çin ~ Fa çim 1. 2. diken. cingıl müziği < çıngırak [onom. soy. ~ EYun génos a. " genetik cinsel YT [CepK1935] < Ar cins "cins * -el eki Fr sexuel sözcüğünün etkisini gösterir.a. cinnet [Men xvii] delilik < Ar canna gizledi.] " çın <onom [<1987] ~İngjingletekerleme. Dünya Savaşında kullanılan bir askeri araç türü. Telaffuzdaki istikrarsızlık onomatope yapısından ileri gelir. Aristoteles mantığında bir kavram ~ Aram genssâ a. quint. arazi aracı < İng gp "genel kullanım aracı" deyiminin ilk harflerinden oluşturulan kısaltma < İng general purpose vehicle çipil <Tü [TS xiv] çepel/çipil kirli. basit şarkı.

card] soydu.] cüsse. cırıl onom [CodC xiii] çırlak cırcır böceği.Fa çarâğ/çirâğ kandil. • Ses değişimi inisyal c. meşale " çıra ciranta [ xix] ~ İt girante 1. hacim. irin [CodC xiii] ~ Fa çirk âb pislik suyu. kirli. bu bitkinin kökünden elde edilen hamura benzer tutkal Fa sirîştan hamur yoğurmak ~ OFa sriştan a. coryphaena hippurus ~ EYun (h)íppouros "at kuyruklu".a. (= Ave sraeş.a. 2. meratibin ilk basamağında görevlendirmek. [Men ] çira ateş yakmaya yarayan reçineli tahta parçası ~ Fa çarâğ/çirâğ/çirâ% kandil. mum fitili ~ OFa çirâg çırak [TS xv] çerâğ etmek (tarikat ve loncada) inisiye etmek.a. a. [Kıp xiv] çırlak akan suyun sesi. asphodelus. güzel olmayan < cirm [Men xvii] ~ Ar cirm [#crm msd. çiriş [Kıp xiv] şiriç/çiriş ~ Fa sirîş zambakgillerden bir bitki. ab çirkin Fa çirk pislik. çeviren. çirkef [KGunya xiv] çirkâb Fa çirk pislik + Fa âb su " çirkin. çips < çipura ~ Yun tsipoúra çipura balığı.). pis. uşak . 2.cips/çips İng chip yonga [ xx/b] ~ İng potato chips patates yongası.a. döndüren. gövde (= İbr gerem kemik = Aram garsmâ a. lağım & ~ Fa çirkin 1.kâğıt üzerinde kalem sesi < Tü car gürültülü konuşma veya ötme sesi" car çıra [CodC xiii] çırak mum. yoksa Farsça yazılı biçim analojik bir düzeltme midir? cirit [passim xvi] cirîd sırık. [ARasim 1897-99] ~ ? <o no m [L O xi x] p am uk a tm a ma ki na sı < çı r çır gıcırdama sesi.etkisiyle açıklanabilir. Türkçe ve Ermenice biçimler regresif disimilasyon ürünü müdür.)" cürüm . kandil. çevirmek " ciro çırçır 1 çurçur çı r ç ır 2 çırpma sesi [EvÇ xvii] çuçurya bir balık türü.] kabuğu soyulmuş hurma dalı. kabuğunu sıyırdı * Anlam evrimi için karş.) * Karş. senedin arkasını imzalayan kişi < İt girare döndürmek. [Men xvii] çerâğ/çirâğ hizmetçi. [Aş. sırık < Ar carada [msd. meşale. lamba. & EYun (h)íppos at + EYun ourá kuyruk " hip(o)+2 cır. Tü sıyırmak > sırık. [TS xv] cırılda. DK xiv] çirağ/çerağ lamba.a. sırıklarla oynanan bir oyun ~ Ar carîd [#crd sf.a. Erm çreş (a.

< Sans çitrakâyah alacagövde. [EvÇ xvii] çitlemik < Tü çıt [onom. gövde çit çatTü [ viii] çıt kamış veya dikenden yapılmış ayıraç onom [LO ] hafif vurma veya kırılma sesi [ML xx/c] " çat Tü çat. terebinthus. çıtır çita ~ İng cheetah kedigillerden bir yırtıcı hayvan ~ Hind cîtâ a. . yaşlık cisim/cism[Aş. [DK xv] çırpındı < Tü çarp. büyüklük = Aram gişsmâ [#gşm] insan bedeni. ~ EYun gyros dönüş. [TDK 1955] cırt tiz ve çirkin ses [ xi] çiş çocukların idrar etmesi için söylenen bir söz " cıs onom = cız " cız <Tü küçük çocuklara ateşe yaklaşmamaları için söylenen söz çise[mek " çiğ1 [Kıp xiv] çise-/çisele. 2.a. [TS xvi xvi] çıtlamık/çıtlayık/çatlağuç yaban sakızı ağacının yemişi. [BK 1799] çırpı yapı ustalarının kullandığı çırpma ipi < Tü çırpmak " çırp* Çalmak çırpmak ikilemesiyle anlam ilişkisi muğlaktır.a. ticarette ciro .ciro [ 186+] ~ İt giro 1. kesmek.OLat gyrus a. kargı. hafifçe çarpmak. mızrak < Tü çit." çarp- * Yansımalı bir sesin zayıf derecesini belirten a > ı dönüşümüyle. fındık. dönüş. dikmek " çıt. KıpGul xiv] cism ~ Ar cism [#csm msd. tekerlek çiroz [LO xix] ~ Yun tsyros kurutulmuş uskumru balığı * EYun kserös (kuru) sözcüğünden türetilmesi ses bakımından mümkün gözükmemektedir.] beden.etkisiyle sesli incelemesi tipiktir. a.a. talaş. 2.] " çat İnisyal ç. çırp[mak <Tü [ xiv] 1. kabuklu yemiş.katmak. döngü. cırt cart çiş onom çoc [LO ] cırtlak tiz sesle kendini öven.hafifçe yağmur yağmak < Tü çi nem.[xix LO] elde çamaşır ovalamak çitlembik <Tü [Kıp xiv] çatlawuk/çetlewük/çetleyik fıstık. döngü. çırpı <Tü [CodC xiii] çalı çırpı kuru ağaç. fiziksel varlık. çıta çiti ^7 [DK xv] cıda [LO xix] ~ Moğ cıda süngü.

Ar ciwâr/cuwâr [#cwr III msd. [Men xvii] civciv/ çivçiv serçe kuşu. Lat argentum vivum (canlı gümüş = civa).] oğlancık < Fa cuwân oğlan. [AL 192+] cıvımak sulanmak.genç olma. civelek [Kan xvi] toprak sahibi olmayan kimse (Güneydoğu ağzı). İnisyal ç. [Kıp xiv] çuwu sivri uçlu alet. delikanlı" civan çivi Tü [Kaş xi] çij çivi.a.] havalar. civan . cawr] komşu idi ~ Ven ciavéta [küç. " cılk L > v dönüşümü ses bakımından ilgi çekicidir. [EvÇ xvii] eşcinselliğe yatkın delikanlı ~ Fa cuwânak [küç. (= Ave yavan. Belki sıvık/sıvamak etkisiyle. [TS xv] cücük tavuk yavrusu. piliç). çamur. özellikle kuş yavrusu.a. civanmert [Mercimek xv] .civa1 [Kıp. Fr jeun.etkisiyle w > j dönüşümünün Kaşgarlı'da birkaç örneği mevcuttur. Ayrıca bak.] mücavir olma. komşuluk < Ar cawara [msd. [Yus xiv] cüvan genç. " kilit civciv <onom [TS xiv] cüje kuş yavrusu. delikanlı ~ OFa yawân/yuwân a. İng quicksilver (a. a.) < quick (canlı).(sivri bir uçla kertmek). civa ~ EFa jîva. Fa cuje/cuce (yavru. dolay . mert civar ~ Fa [Men xvii] civâr/cüvâr yakınlık.a.a. kişi) .< *çıwz. cömert kimse " civan. cüce.] küçük anahtar. bulaşık " cıvık cıvık = Tü cılk [xvii] a.a. civa2 iklim koşulları < Ar caww hava civan hava civa deyiminde ~ Ar ciwâ' [#cww çoğ. 2. canlı. biz. < HAvr *yeu. bulaşmak (argo) [ARasim 1897-99] sulu ve bulaşık (yumurta.a. [Men xvii] cüvân merd cuwân mard delikanlı. komşuluk. yiğit.canlı olmak " zinde * Anlam ilişkisi için karş. T S xiv] jive ~ Fa jıwa/cıwa sıvı metal. civa OFa jîvag/cîvag 1. [LO ] etraf.Fa cawân/cuwân genç. Alm jung (genç). canlılık * Aynı kökten Lat iuvenis. İng young. < civata [LF xviii] Ven ciàve [İt chiave] anahtar ~ Lat clavis a.a. cıvı[mak < Tü cıvık sulu. tığ < Tü *çıw * Aynı kökten çıız. Karş.genç ) ~ HAvr *yuwen. [LO ] henüz çıkmış kuş yavrusu < civ/civil kuş sesi" cıvıl * Farsça ile etkileşimin yönü ve niteliği muğlaktır. [KT ] cüvan vulg.

hızlı ve kararsız bir şekilde yazmak veya çizmek * -iştir.). cızlam [LG 188+] cızlam çekmek ölmek (argo)." çiz* Semantik evrimi açık değildir. < öz Gesù/Jésus İsa .etkisiyle sesli incelmesi görülür. sivri uçlu alet" çivi * Karş.. cizvit [185+] ~ İt gesuita Katolik kilisesi bünyesinde 16.(a. [LO xix] civirdemek/civildemek/ cıvıldamak ufak kuşların topluca çıkardığı ses < çivit Tü? edilen mavi boya çiy ciyak onom » [Uy viii+] çüwit Hindistan kökenli indigofera tinctoria bitkisinden elde " çiği [Alus 1933] cıyak cıyak bağırma sesi çiyan Tü [ xi] ça5an akrep veya çiyan.cıvıl onom [TS xv] civildi kısık sesle söylenme.a. cızır çizme sesi onom < " caz2 [TS xvi] cızıldı kebap sesi. cam çiz[mek Tü [Uy viii+] çız-/çiz. [OC Kaygılı 1938] cızdam/cızlam kaçma. [LO ] cızlamak/cızırdamak tavada kızarma sesi. Tuva ülelge (bölme işlemi) < Moğ. Karş. Moğolca fiil adı yapan -lge ekinden esinlenmiş olmalıdır. [Oğ xi] çayan cız. resim ) " çiz< Tü çiziktir[mek çiz. [BK xviii] çizme tabir olunan ayakkabı.(= Moğ cırug çizgi. yy'da kurulan bir cemiyet. çizburger [198+] ~ İng cheeseburger peynirli hamburger & İng cheese peynir + İng hamburger " hamburger çizelge YT [CepK 1935] liste.. Moğ cıru. bu cemiyetin mensubu / Fr jesuite "İsa'cı". cetvel < Tü çiz-" çiz- < Tü * Türkçede mevcut olmayan -elge eki. [Men xvii] çivildemek/çiviltı fısıldamak. çizgi çizmek *çıw çivi.biçimi muhtemelen dissimilasyon ürünüdür. kısık sesle söylemek. çizgi Tü <Tü [Uy viii+] çızığ < Tü çız." çiz- [LO xix] cızıktır.ekiyle eş işlevli olan -iktir.a. sıvışma (argo) ~ ? çizme <Tü [Kan xv] uzun konçlu ayakkabı. a.sivri bir uçla çentmek veya kazımak. ki İran Türkisinde çekme derler Tü çiz. İnisyal ç.

çoğrama (fokurdama. kesmek. [Çağ xv+] çoçğa domuz yavrusu < "küçük * Çocuk dilinden alınmış ekspresif bir deyimdir.] haraç.cizye [ xiv] ~ Ar cizyat [#czy msd. a.vurmak. Tü çoğı (münakaşa . yy'dan sonra kop (miktarca çok) sözcüğünün yerini almıştır. Kıp xiii] çoğan/çuğan çöven bitkisi. +grafi çok Tü [Kaş xi] çök kalabalık. sayıca çok (sıfat) < Tü *çowık < Tü *çağ-/*çaw. köy yöneticisi (=? Ave *fşupân mal-güden)" +ban çocuk <çoc [Kaş xi] çocuk domuz yavrusu. [CodC xiii] çocuk/çoçka domuz yavrusu.xi). ETü çıçamuk (küçük parmak). çoğla. [DK. çağırmak. MŞ xiv] ço%/çoğ/çok kalabalık. küçücük.a. koparmak " çal- . çoban [Aş. İslam hukukunda gayrımüslim halktan alınan vergi ~ Aram gazîtâ bir tür vergi < Aram #gzy ödeme " ceza * Arapça sözcük Ar #czy (ceza.dibe inmek. reis.olup. çağırmak . çoban. Tü [Kaş xi] çok-/çök. belki çürü. [T S xv-xvi] çalık bir organı kesik veya kopuk. tazmin etme) kökünden türetilemez. inisyal ç. Aynı kökten *çönğ.bağırmak.> çöm(dibe çökmek). çıpçık/çıpçuk (serçe kuşu). öncü.xi).(üşüşmek . çöp (tortu). -k. çoğal[mak <Tü [MŞ xiv] çoğal< Tü çok " çok çöğen/çöven Tü? [İMüh. haritacılık. gürültü etmek " çağır* Karş. cıcık. [passim xiv-xv] çok< Tü *çö/ * Nihai kök çok. Ayrıca cücük. oturmak. saponaria coğrafya ~ Ar cuğrafiya "tarif-i arz ilmi" ~ E Yun geografıa yeryüzünün tasviri. coğrafya " je(o)+. kaynaşma -xi). Karş. tarım yapılmayan yer [Uy viii+] çoluk sakat. 2. gürültü. çökelek <Tü [Kenz xviii] süt pıhtısından yapılan peynir < Tü çök-" çök- çökertme <Tü kaldırılan ağ (halk) çöl çolak Tü izi olan [TDK 1955] deniz dibine indirilerek balık geldiğinde dört köşesinden çekerek < Tü çökert.pekiştirme ekidir.etkisiyle sesli incelmesi görülür.(tortulaşmak).(bağırmak. bedeninde yara < Tü çal.indirmek " çök[T S xvi] ~ Moğ çöl bozkır. kaynaşma (isim).xi). [Çağ xv+] çuçak cüce. • Sıfat olarak 14. çök[mek *çoğ. her şeyin küçüğü. DK xiv] ~ Fa çöbân/çubân/şubân/şiwân davar güden ~ OFa şubân 1. ço%.

sopa. çömelen" anlamında. çöl. Ancak -ez ekinin işlevi açık değildir.batmak. çökmek " çök- Karş. a.] a.sesi içeren Türkçe üç fiil kökünden biridir (diğerleri em. çomak Tü? [Kaş xi] çomak asa. [Kan xv] çölmek . [Kıp xiv] çomak/çomuk/çokmar ." çöm- * Muhtemelen "oturan. birleştirmek.TS xiv-xvi). 2. [Men xvii] çölmek vulg. Kürd çemık (kepçe). sopa. çökelti. eklem arasına konan yalıtıcı tabaka ~ Ven zonta [İt giunto ] eklem." * Karş. [ARasim 1897-99] cop zabıta ~ Fa/OFa çüb/çob dal. çör. kepçe <Tü [idr xiv] diz üstüne çökmek < Tü çöm. iri başlı hayvan " çomak [CodC xiii] çömiş .fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilmelidir. . bacak " pa çoluk Tü [LO xix] [Uy viii+] çoluk sakat ~ Fa çulpa sakar. mert çömez <Tü [LO xix] medresede talebenin hizmetçisi < Tü çöm. kâse.inmek " çök* Çök. darbe indirmek ) çomar çömçe kepçe Tü? [EvÇ xvii] çoban köpeği (Anadolu ağızlarında) Tü çokmar 1. iki şeyi birleştirmek " çift cop sopası çöp1 [Men xvii] çob/çop değnek. iri başlı topuz.ve göm-). çömlek conta [ xx/a] iki mekanik aksamın eklem yeri. beceriksiz & Fa çul eğri " çolak çöm[mek Tü [Uy. delikanlı" civan.çolpa + Fa pâ ayak. Final -m. lobut.çift koşmak. Kaş viii+] çom-/çöm. iunc-kenetlemek. cimri olmayan < Fa cawân mard genç adam. değnek Tü [xi]çöptortu. çörüntü (tortu . [Kıp xiv] çömçe/çömçü/çömiç tahta ~ Fa çamça [küç. çömlek Tü [ xi] çörjğek içinde yemek pişirilen taş veya kilden kap. < Fa çam tahta kadeh. özellikle savaşta düşmana vurup atından devirmek için kullanılan kalın ve uzun sopa . telve <Tü*çö(ğ)-dibe inmek. Tü çökek. vurmak. çöp. [T S xiv] çomak/çokmar/çomar (= Moğ çoqımaq çekiç. gürz. çömel[mek çöm- cömert [CodC xiii] cevmerd ~ Fa cawmard/cômard eli açık. birbirine bağlamak ~ HAvr *yeug. dibe inmek < Tü *çorj-/*çörj< Tü *çoğ. kenet ~ Lat iuncta < Lat iungere. tokmak < Moğ çoqı-çakmak.

aş (~ OFa bâg a. coşku YT gelmek " coşçöven » [TDK 1944] teheyyüç.) ~ HAvr *yeus-s.çöp2 cop [ xi] çöp çıta.a. zarf * Erm kulba < EErm gulba (çorap) Aramcadan alıntıdır. bulanık. tuzlu. Men xvii] çapar/çopur çiçek bozuğu. (hayvan) azmak.veya *çalp. halka. Moğ çoğur (alaca.a. galeyan etmek. ekşi.a. [Men ] cüşmek ~ Fa cöşîdan kaynamak. acı" çorba * Ar şurac (a. " jön . < HAvr *yeus.) [ xi] çörek yuvarlak ekmek < Tü *çewrek yuvarlak. = Sans yüşân. kebap şişi ~ Fa/OFa çob dal. tuz çölü < OFa çör/şör tuz ~ HAvr *sü-ro-tuzlu. karışık + Fa bâ yemek. mayalanmak * Aynı kökten E Yun zeo (kaynamaki kabarmak).a. 2. lekeli çap. tuz. kese. zyme (maya). yumuşak deriden iç ayak kılıfı ~ Aram gurbâ/gsrâbâ a.Fa şörbâ a.a. SN xiv] çorak tuzlu ve verimsiz yer. galeyan (= Ave yaoşti.) Orta Farsçadan alınmıştır. galeyana covino genç adam ~ Lat iuvenis a. • Karş.a.ara biçimine işaret eder. & Fa şör 1. kangal < Tü çorap çörek Tü çewür-" çevir- çöreklen[mek <Tü [LO xix] kıvrılıp kangal haline gelmek < Tü çörek/çevrek halka.a. ajite olmak. • Dil Devrimi sırasında yanlışlıkla Türkçe sanılarak türevleri yaratılmıştır. [Arg xvi] çorba . köpürmek < Fa cöş kaynama. çorba [Yus xiv] şorbâ .kaynamak. benekli) = Tü çakır/çağır.a. kangal" çörek çorman » " karman çorman coş[mak [DK xv] cüşa gelmek kaynamak. [Çağ xv] şorak tuzlu ~ OFa çörag/şörag tuzla. galeyan etmek. alacalı hale getirmek " çarp- * a > o dönüşümü muhtemelen bir *çawp.Ar cirâb/cürâb deri veya bez torba. = Akad gurâbu torba. şık genç (argo) ~ İt giovino < Fa cöşîdan coşmak. [Men xvii] cürâb ayak kılıfı .a.enthousiasme " çöğen [LG188+] süslü. kabarma.çarpmak. [T S xiv-xviii] şorva .a.a. çorak alan [Kıp. sopa " < Tü çopur [EvÇ. kılıf. [Kıp xiv] cirâb torba. tuz gölü. daire.

göz yuvası. jüpon çubuk [Uy viii+] çıbık. [Kıp xiv] çük erkeklik organı. özellikle kuş yavrusu.] yavru. kuş yavrusu ~ Fa cücak [küç.etkisiyle ünlü incelmesi tipiktir. cühela Ar câhil" cehalet çük penis [Men xvii] ~ Ar cuhalâ' [#chl çoğ. çıta. ~ Fa çübak [küç. değnek " cop ~ OFa çobag cüce [TS xiv] cüje yavru. çöküntü. sopacık < Fa çüb değnek. denk gelme (argo) < Tü cuk aşık kemiğinin çukur <Tü [Kıp xiv] çuğur/çukur/şukur derin veya alçak yer. özellikle tavuk yavrusu. [BK 1799] cüce tavuk pilici. cücük civciv * Karş. [KT ] pek kısa boylu insan vesaire ~ Fa cüja/cüca yavru. 2. sopa " cop * Yuvarlak ünlüden sonra -b. [CodC xiii] çıbuk değnek. civciv * Karş. çıkıntı ) " cephe EŞKÖKENLİLER: Ar cubba : cübbe. xv+ Çağ] dibe inmek.iplik gibi bir şeyi çekip sökmek. çizçözelti YT [TDK 1974] kimyada analiz sonuçu ortaya çıkan madde < Tü çöz-" çöz- cübbe/cüppe [DK.çöz[mek Tü [ xi] çöj. [CodC xiii] çöz- * Kaşgarlı'daki çöjmek biçimi ilgi çekicidir.[xi.erimesi ve ç. küçük. çuha [DK xiv] çuka/çu%a ~ Fa çü%a bir tür yünlü kumaş [TS xv] civciv. mezar çoku. kaşın altındaki kemik. cuk <onom cuk/cup düşme sesi cukka <onom düz oturması" cuk [ xix] cuk oturmak aşık kemiği oyununda kemiğin düz düşmesi < [ xx/b] talihli olay.] cahiller < [Kaş xi] çübek çocuk penisi. küçük.] küçük değnek. bir bağı açmak. * Nihai kökeni belki bir Hint veya Doğu Asya dilinden. ince dal < OFa çob dal. Karş. çökmek " çök- < Tü çok-/ . külahlı ve kolsuz entari (= İbr gaboh kaş ~ İbr #gbh yüksek. Gül xiv] ~ Ar cubbat 1.

Fransız Devrimi yıllarında cumhuriyet sözcüğü yaygınlık kazandı. KGunya xiv] toplanma günü. örtünmek. bir şeyin tümü. herkes " cem [ 179+] halk idaresi (Fr république karşılığı) * İsviçre. tamlık.çul [İdr xiv] çul. halk topluluğu. çul ~ Ar cull [#cll] atları soğuktan korumak için örtülen örtü çulha çullan[mak 188+] hücum etmek (argo) çulluk Tü [Tuhf. • Arapça masdar olan cumhur sözcüğüne masdar yapan -iyyet eki eklenmesi kural dışıdır. hareket etmek) ~ OFa cumbişn hareket cumhur idaresi (république karşılığı) cumhuriyet < Ar cumhur " cumhur [Ferec xv] sıradan halk.] 1. ABD gibi ülkelerin yönetim biçimine önceleri cumhur adı verilirken.çulla sarınmak. 2. cumburlop onom [LO ] şumburlop . 2. [TDK 1955] cumburlop düşme ve yuvarlanma sesi < cup/cumbur düşme sesi" cup cümbüş [Aş xiv] cünbiş hareket ~ Fa cunbîş oynama. oynaşma (< Fa cunbıdan kımıldamak. . cumbul/cumbur cümbür [cemaat onom » [LO 187+] ~ Ar cumcat^ [#cmc msd. tüm (isim ve sıfat) [#cml msd. umum. cümle [passim xiv] bütün. Cuma < Ar camaca topladı" cem cumba çıkıntısı * İtalyanca sözcüğün etimolojisi belirsizdir. [Men ] 1. halk ~ Ar cumhur [#cmhr] halk topluluğu. [Men ] cüll vulg. [LG < Tü çul" çul [ xi] çulık eti yenen bir kuş [Neş xv] ~ Ar culüs [#cls msd.] bütün olarak. binalarda üst kat [LO ] cumbur/cumbul/cumbadak suya düşme sesi < " cup " cumhur * Belki cümbüş sözcüğünün etkisiyle.] oturma. KGunya xiv] ~ Fa culahâ [CodC xiii] çulğan. bütünlük. bütün. gramerde önerme " cemal cümleten tümüyle " cümle [Men xvii] ~ Ar cumlat ~ Ar cumlatan [zrf.] ~ İt gibbo çıkıntı. özellikle cülus tahta oturma < Ar calasa oturdu cuma [İrşad.

ittifak.] " conta * İspanyolca sözcük İspanya Bağımsızlık Savaşı (1808-1814) sırasında kurulan Devrimci Komiteler (juntas revolucionarias) nedeniyle siyasi anlam kazanmış.İsp junta 1. risk aldı [TS xv] cürcüni kalçasını oynatarak yapılan raks. şamata cüret cesaret etti. alüvyon. ihtilal komitesi ~ Lat iuncta [f. ceset.] şahit olunan " cürüm. [Kıp xiv] çürü-/şürü-Tü *çöwrü. [Men xvii] cüsset ~ Ar cu66at [#c66 msd. öyle ki .Fa çun ki açıklama bağlacı & Fa çun böyle. ne zaman ki. 20. şehadet çürü[mek <Tü [CodC xiii] çüyri-/çüri. herkesin öfke veya heyecanla birbirine girdiği durum & Fa cöş galeyan + Fa xuröş haykırış. a.Tü çöb/çöp tortu. [EvÇ ~ ? ~ Ar cur'at [#cr' msd.] suç < Ar carama 1. şunun gibi + Fa ki ilgi edatı ~ İng junta ihtilal komitesi cunta [Hay 1959 195+] junta . suç işledi (= Aram garsmâ kemik ) çüş ünl eşeği durdurmak için kullanılan ünlem * Eski kaynaklarda tesbit edilemedi. dinen kirli olma " cenabet cup cüppe cura onom » [T S xvii] [TDK 1955] cuk/cup suya düşme sesi " cübbe ~ Fa cüra/curra tanbura benzer müzik aleti < " cuk curcuna xvii] cürcüne/curcuna yaygara. KGunya xiv] ~ Ar cunüb/cunub [#cnb2 msd. (sel) alıp götürdü cürüm/cürm[ xiv] cürm ~ Ar curm [#crm msd. kemik kırdı.] cesaret < Ar caru'a [Ferec xv] cürmümeşhut ~ Ar curmu-1-maşhüd görgü tanığı olan suç & Ar curm suç + Ar maşhüd [mef..çünkü [passim xiv] çün ki 1. cuş u huruş [Neş xv] ~ Fa cöş u %uröş kargaşa. eti kemiğinden ayırdı.] cenabet olma. 2. 3. * Karş. maden posası < Ar carafa (su) sürükledi. 2. yüzyılda ise Latin Amerika'nın çeşitli ülkelerinde kurulan askeri ve sivil devrim komiteleri için kullanılmıştır. 2. madem ki. birlik. yüksek sesle bağırış " coşcüsse gövde. telve " çöp1 cüruf [Aş xiv] curüf ~ Ar curf/curüf [#crf] akıntıyla sürüklenen şey. ceset = Aram gttâ a. .] beden. cünüp [İrşad.

delikanlı (Erzurum ağzı ve Azerice) < Tü dadı [DK xiv] ~ Fa dadu halayık. rulolar şeklinde bir kitabın her bir rulosunu taşımaya mahsus torba & Ar cuz' birim.] çok küçük (miktar). dadı dağ[lamak [Kut xi] ~ Fa/OFa daġ kızgın demirle hayvanlara vurulan damga (= Ave da%a. 2. a.dikmek)" çuval cüz ünite. Sogd daġ. [Men xvii] kitap veya evrak çantası.çuval [DK xiv] ~ Fa cuwal kaba kumaştan yapılmış torba çuvaldız [CodC xiii] çuvâldüz ~ Fa cuwâl düz çul iğnesi & Fa cuwâl çul + Fa düz dikiş iğnesi (< Fa duttan. anlaşılmaz şekilde konuştu vb. birim. İdr xii] tağarcuk dağdağa [Men xvii] ~ Ar daġdaġat [#dġdġ msd.tat almak.) [Uy viii+] tağar torba. Karş. kargaşa. anlaşılmaz şekilde konuşma. kesme ) dadaizm [ xx/a] ~ Fr dadaisme modern sanatta bir akım # 1919 Hans Arp ve Tristan Tzara.(yakmak). fasikül cüzdan [ xiv] ~ Ar cuz' [#cz'] bir bütünün küçük parçası. ca5m] vücudun bir parçasını kopardı (= Aram #gdm vücuttan bir uzuv veya kemik koparma. kitap forması.Fa cuz'dan cüz kesesi. tadını beğenmek. kitap fasikülü + Fa -dânl kap " cüz.] gıdıkladı. Paris’li sanatçılar < Fr dada anlamsız bir sözcük dadan[mak tat" tat dadaş <çoc Tü [ xi] tatğan. az " cüzzam/cüzam [TS* xv] cü5âm ~ Ar cu5âm [#c5m msd. portföy . ağabey. gıcıklama. a. lepra < Ar caSama [msd. [İMüh.] 1. +dan1 cüzi cüz [ xiv] ~ Ar cuz'I [#cz' nsb. dağıl[mak <Tü [ xiv] tağıl-/dağıl< Tü *tağ- . düz. gıdıklama.yakmak) ~ HAvr *dhegh. unsur. [Men xvii] dada-/dadan[D S ] erkek kardeş.a. dağ dağar Tü [Or viii] tağ (= Moğ tağ a. 3. * Farsçaya Türkçeden alındığına ilişkin Mahmud Kaşgari'nin görüşü yanlıştır. teşviş < Ar daġdaġa [onom.] cüzam hastalığı.

(tohum saçmak).bayılmak. de dahi1 dahi2 Tü [Or viii] takı ve (bağlaç). çember. suit dâ'irat [#dwr fa.] 1. zamanı kullanmada çok ~ Ar daqîq [#dqq sf. inceltti" dikkat ~ Ar * Güncel anlamı dakika sözcüğünden etkilenmiş olup 1960’lardan itibaren kaydedilmiştir. derecenin ve saatin altmışta biri" dikkat * Karş. deveran eden < Ar dara döndü.] devam eden. partikül. girme. rafine. araya girme. [Ali xvi] muhit. dakika [KıpGul xiv] incelik ~ Ar daqîqat [#dqq sf. nüans.] 1.] devamlı" daim dair [Ali xvi] ~ Ar dâir [#dwr fa. dönüş. daha Tü [Uy viii+] takı/dakı de. teker < Ar dara döndü " devir dakik dikkatli olan [Gül xv] . kazanç. saçmak).] ince. 2. dahi (bağlaç). [KT xix] bir konak veya büyük bina içinde birkaç odadan oluşan müstakil birim.] akıllı. 2. daha (zarf) [Men xvii] " daha ~ Tü takı/dakı de. bilinci kararmak.suya dalmak dal1 Tü [Uy. [Kıp [Uy viii+] tal ağaç dalı . [TDK 1974] 1. çevre. Yus xiv] ~ Ar dâ%ü [#d%l fa. verim msd. f. dahi ~ Ar dâhin [#dhy fa. Kaş viii+] tal. halka. [LO xix] yönetim mekânı. dahi1. ince (iş). devamlı < Ar dama devam etti" devam daima [Yus xiv] ~ Ar dâ'imâ [#dwm zrf. ince ayrıntı. f. büro. 2. getiri.] döngü. içeride ~ Ar dâim [#dwm fa. daktilo [Bah 1924] daktilograf ~ Fr dactylo < Fr dactylographe parmakla yazma aygıtı & EYun dáktylos parmak + EYun grafe yazı" +graf dal[mak Tü xiv] dal. yorulmak .* Aynı kökten Tü tar-/tara.] (bir şey etrafında) dönen. ofis. ince). daha (zarf) (bağlaç). gelir. Akad daqqiqu (çok küçük. iç " dahil1 daim [Kıp xiv] [Aş. mahsul < Ar da%ala girdi dahil2 olan. narin < Ar daqqa ufaladı.(dağıtmak. daha (zarf) EŞKÖKENLİLER: Tü takı: daha. kurnaz " deha ~ Ar da%l [#d%l dahil1 /dahl[Kıp xiv] da%l getiri. tarı.] giren. deveran etti" devir daire [Ferec xv] halka.

dal2

[EvÇ xvii] Tal yalın, çıplak

~?

dala[mak Tü [Uy viii+] tala- saldırmak, talan etmek, yağmalamak; [DK xiv] dala- ısırmak; [Çağ xv+] tala- saldırmak, ısırmak dalak Tü [Uy viii+] tal; [Kaş xi] talak a. a. ~ Ar Dalâlat [#Dll msd.] yoldan çıkma, ~ ?

dalalet [Men xvii] sapma, azma < Ar Dalla saptı, yanlış yola gitti dalavere * Alavere dalavere ikilemesinden ayrışmıştır.

[Cumh 1929]

dalga Tü? [Kıp xiv] dalğa ; [Çağ xv+] dalğa (= Moğ dolğıya a. a. < Moğ dolğıdalgalanmak, sıçramak, fışkırmak, rahat durmamak, koşuşturmak ) dalgıç dalkavuk <Tü + [Çağ xv+] dalğıci su altına dalan kimse; [Men xvii] dalğıç < Tü dal-" dal[Men xvii] sarıksız külah giyen, müdahin " dal2, kavuk

daltonizm [ xx/b] ~ Fr daltonisme renk körlüğü / İng daltonism a.a. < öz John Dalton İngiliz fizikçi (1766-1844) dalya 1 [KT xix] bazı oyunlarda sayı kesik, çentik < İt tagliare kesmek ~ OLat taliare çelik aşısı yapmak, kesmek * İng tally (oyunda sayı) biçimi İtalyancadan alınmıştır. dalya2 [LO xix] ~ YLat dahlia bir süs çiçeği # 1791 Antonio Jose Cavanilles, İsp. botanikçi < öz Anders Dahl İsveçli botanikçi ve Linnaeus'un öğrencisi (1751-1789) dalyan1 [Kan xv] balık ağlamak için kurulan sabit ağ düzeneği ~ İt taglio

* Yun alieüo (balık tutmak) fiilinden *aliáni biçimi tesbit edilememiştir. dalyan2 Italiàn İtalyan < Italia " italik [EvÇ xvii] bir tür uzun namlulu tüfek

* Dalyan boylu deyiminde muhafaza edilen bu sözcüğün dalyan1 (bir tür balık tutma düzeneği) ile ilişkisi kurulamaz. dam1 [Uy viii+] tam duvar; [T S xiii, CodC xiii] dam/tam ev, evin çatısı; [Çağ xv+] tam evi çatısı olan ev = Sogd daman ev = Ave daman a.a. = Sans dam/dama a.a. ~ HAvr *dem- a.a.

* Tam olarak belirlenemeyen bir İran dilinden alıntı olduğu muhakkaktır. dam2 [ 188+] ~ Fr dame hanımefendi, bayan ~ Lat domina [f.] ev sahibesi < Lat domus ev ~ HAvr *domos a.a. < HAvr *dem- a.a. " dam1 dama [İM582 187+] ~ İt dama 1. hanımefendi, soylu kadın, 2. "kraliçe oyunu", dama ~ Fr dame hanımefendi" dam2 damacana [Kieffer-Bia1835] enli su şişesi ~ Fr dame-jeanne a.a. / Prov damajana a.a. ~İtdamigianabüyükve

* İlk kez 16. yy sonlarında kaydedilen Fransızca sözcüğün etimolojisi belirsizdir; Dame Jeanne ("bayan Jeanne") biçiminin yakıştırma olduğu açıktır. İng demijohn (a.a.) Fransızcadan alınmıştır. damak Tü [LO xix] ağzın damı [Uy viii+] tamak/tamğak gırtlak, boğaz, geniz; [LL 1732] küçük dil ve etrafı; < Tü tam- damlamak " damla-

* Karş. Lat guttur (gırtlak, geniz) < gutta (damla). Sözcüğün orijinal anlamı damak tadı deyiminde korunmuştur. "Ağzın damı" anlamı dam sözcüğünden kontaminasyon yoluyla oluşmuş olmalıdır. damar Tü [Uy viii+] tamar/tamır sinir veya damar ; [Kaş xi] tamır/tamur Moğ tamır beden gücü, kas gücü, damar) damask/damasko [LO xix] damasko ~ İt damasco Suriye kökenli bir tür kumaş, dımışkî / Fr damasque a.a. < öz Damasco Dımışk, Şam kenti damat [Ferec xv] dâmâd ~ Fa/OFa dâmâd güvey, damat ~ EFa *dâmâtar- düğün sahibi (= Ave zâmâtar- a.a. = Sans câmâtr a.a.) < HAvr *gems- düğün, evlenmek " gamet damen [Ferec xv] ~ Fa daman etek (=

* Karş. tiz-i reftar olanın payına damen dolaşır (hızlı gidenin ayağına etek dolaşır). damga Tü [Or viii] tamğa (= Moğ tamağa(n) mühür, arma, amblem) ~ Tütamıt- [viii+ Uy] damlatmak < Tü

damıt[mak YT tam- damlamak " damla-

[CepK 1935] distile etmek

damızlık <Tü [ xv] yoğurt mayası; [EvÇ, Men xvii] döl alınacak hayvan < Tü tamuz-/damız- [viii+ Uy] damlatmak < Tü tam- damlamak " damla* Karş. damzur- (damlatmak ? xvii Men), damzurma (mühür mumu ? xvii Men), damla [Kıp xiv] tamla a.a. < Tü tam- [xi] damlamak <Tü

damper [ xx/b] kamyonu < İng to dump [onom.] kabaca dökmek damping bir malı piyasaya sürme " damper dan onom [ xx/b]

~ İng dumper dökücü, kaldıraçlı yük ~ İng dumping dökme, fiyat ucuzlatarak

rezonanslı darbe sesi

< Tü tak sert darbe sesi" tak2

* Rezonans belirten -n sesi etkisiyle inisyal t yumuşamıştır. Bazı türevlerde d'li ve t'li biçimler bir arada görülür; ör. dandun/tantun, dangır dungur/tangır tungur. dana dandik Tü? [Kıp xiv] tana bir yaşında sığır yavrusu [AL 192+] ince, nazik (argo); [ xx/b] uyduruk

dandini

<çoc

[EvÇ xvii] oynama, raks; [LL 1732] çocuğu dizinde oynatma

* Karş. Fr dandiner, İng dandle, İt dondolare (çocuğu dizinde oynatma). dangalak <onom [Men xvii] dangel/dıngıl ebleh, bi-endam kişi, deyyus; [LO xix] dangalak dangıl dungul konuşan kimse, kaba adam < dangıl [onom.] boş bir nesneye vurma sesi " dangıl dangıl/dangır onom boş kutu veya teneke sesi " dan

danış[mak Tü [Kaş xi] tanuş- karşılıklı konuşmak, söyleşmek; [ xiv] konuşmak, müşavere etmek < Tü tanu- konuşmak, söz söylemek danışık daniska şeyin en iyisi * Karş. lepiska. danışman YT [CepK 1935] müşavir Tü danış-" danış-, +men2 <Tü [Tz xiv] söz, konuşma (Azerbaycan'da) < Tü danış-" danış-

[EvÇ xvii] Almanya'dan gelen kaliteli kürk; [ xix] bir < öz Daniska Danzig/Gdansk, Baltık denizinde bir liman kenti

* Fa danişmand (bilen, bilgili) sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. dans sallanmak, koşuşmak [NKemal 1873] [ xx/b] ~ Fr danse a.a. < Ger *dintjan ~ Fr densité yoğunluk ~ Lat densitas a.a. <

dansite Lat densus yoğun ~ HAvr *dens-2 a.a.

dantel/dantela [ARasim 1897-99] dantela [küç.] iğne oyası < Fr dent diş ~ Lat dens, dent- a. a. " aldente

~Frdentelle

* Sözcük Fransızcadan alındığı halde erken örneklerde İtalyanca biçim tercih edilmiştir. dar1 [Uy viii+] tar geniş olmayan, sıkı, bunaltıcı EŞKÖKENLİLER: Tü dar : dar1, darıl-

dar2 [ xiv] ~ Ar dar [#dwr] ev, konut, konak, yurt (= Aram dwârâ/dürâ konut, konaklama yeri = Akad dâru göçebe ve çobanların konakladığı yer, oba) < Ar dara döndü, dolandı" devir * Aslı muhtemelen "etrafı çitle çevrili yer" anlamında. Karş. Tü ev =? evirdar3 [ağacı [Ferec xv] ~ Fa/OFa dar 1. ağaç, 2. çarmıh, haç, idam ağacı (= Ave dâru- ağaç = Sans dáru a.a.) ~ HAvr *deru-2/doru- ağaç, özellikle meşe ağacı * Aynı kökten EYun dóry/déndron, İng tree (ağaç). dara [LO xix] kap payı ~ Ar TarH çıkarma, atma " tarh darbe vurgu < Ar daraba vurdu " darp ~ İt tara tartıda brüt ağırlıktan çıkarılan ~ Ar Darbat [#Drb msd.] vuruş,

[Aş xiv] Darbet

darbımesel [Men xvii] ~ Fa Darb-i ma6al hikâyenin bitirme cümlesi, kıssadan hisse & Ar Darb vuruş, vurgu, şiirde beytin son ayağı + Ar ma6al masal, kıssa " darp, mesel darbuka küçük davul (Mıs.) [TDK 1955] ~ Ar darabukka [onom.] bir tür

darı Tü [Uy viii+] tarığ ekin, her tür hububat, özellikle arpa ve buğday; [Kıp xiv] tarığ/tarı/darı ekin, özellikle darı, panicum viliaceum < Tü tarı- ekin ekmek, tohum saçmak " dağıl* Aynı kökten Tü tar- (dağıtmak, yaymak, saçmak) = Moğ tara-/tark?a- (dağılmak, saçılmak). Anlam ilişkisi için karş. EYun spérma/sporá (tohum) < speirö (saçmak, dağıtmak), diasporá (dağılma); Ar Sarrat (tohum) < 5arra (saçmak). Ayrıca karş. ETü tarım (nehrin dallara ayrıldığı yer, delta). darıl[mak Tü [Uy viii+] tarık- içi sıkılmak, müteessir olmak, bunalmak; [ xi] tarılğana.a.; [Men xvii] darla-/darıl- kızmak, küsmek < Tü tar/dar " dar1

darma dağın ikil [Kıp xiv] dardağan ; [Mercimek xv] dardağan ; [Neş xv] dardağan tamamen dağılmış < Tü târ- [viii+ Uy, xi] dağıtmak, saçmak < Tü *tağ-dağılmak " dağıldarp [Kut, Aş xi] Darb çarpma, para basma < Ar Daraba vurdu ~ Ar Darb [#Drb msd.] vurma,

darphane + [Selaniki xvi] ; [Men xvii] zarbhane/darabhane para basma yeri çarpma, vurma, para basma + Fa %âna ev " darp, hane darülfülfül [Men xvii] dâr-i fülfül ~ Ar dâru-al-fulful biber ağacı ~ Fa dâr-i pilpil & Fa dar ağaç + Fa pilpil biber ~ Sans pippalî meyvecik, biber " dar3, el3, biber data [ xx/c] ~ İng data veri ~ Lat data [n. çoğ.] verilmiş şeyler < Lat datus verilmiş < Lat dare, dat- vermek ~ HAvr *ds- < HAvr *dö- a.a. * Aynı kökten Lat donum (hediye), E Yun didomi, do-, Fa dadan, Erm da-, Rus daty (vermek), dativ daüssıla & Ar dâ hastalık + Ar Silat sıla " sıla dava tez, mahkemeye çağırma " davet davar [Kut, Yun xi] [DTC 1943] ~ Ar dâu-S-Silat sıla hastalığı, sıla hasreti

& Ar Darb

~ Ar dacwâ' [#dcw msd.] iddia, hukuki

Tü [Uy viii+] tapar mal, mülk, servet, büyükbaş hayvan < Tü taP-/tap-2 bulmak, elde etmek

* Erm tavar (a.a.) sözcüğü 5. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. İki dil arasındaki ilişkinin mahiyeti açık değildir. • Moğ tavar ve Rus tovar/tovarış (mal, servet) biçimleri Türkçeden alıntıdır. davet < Ar dacawa çağırdı [Aş xiv] ~ Ar dacwat^ [#dcw msd.] çağırma, çağrı

davlumbaz [TS xiv] davulbâz/davlunbâz ata giydirilen göğüs zırhı; [DK xiv] davul; [ xix] yandan çarklı gemilerde pervaneyi örten yarım daire şeklinde kapak < Tü davul" davul * -baz ekinin anlamı açık değildir. davran 1[mak Tü [Uy viii+] taPran- acele etmek, hızlı hareket etmek; [Men xvii] canlanmak, (bir hastalıktan sonra) ayağa kalkmak; [KT xix] ayağa sıçramak, hamle etmek, teşebbüs etmek < Tü taPra- [viii+ Uy] hızlı ve aceleci olmak Tü *taP-hareket etmek? kımıldamak? Karş. Tü tawış/tawuş (kımıldanma - xi), tawışğan (tavşan).

davran2[mak < Ar Tawr tavır " tavır

[LO xix] bir tarzda hareket etmek, tavır almak

* Türkçe kökenli olan davran-1 fiili ile anlam bakımından ilgisi kurulamaz. Dil Devrimi döneminde bu husus göz önüne alınmadan türevlerin yapılması dikkatsizlik eseridir. davudi [Kıp xiv] ~ Ar dâwüdî [nsb.] Davut peygamberin sesi gibi gür ve kalın ses < öz Dâwüd Davut, Kur'anda peygamber olarak zikredilen Yahudi kralı (MÖ 11. yy) ~ İbr dâwld sevilen, Davut < İbr #dwd sevme * İbr Dawid adının Arapça karşılığı wadud (Vedut) veya wadad (Vedat)'dır. davul [Kaş xi] tavıl; [passim. xiii-xix xiii] Tabl davul, özellikle savaş davulu ~ OFa *tabil a. a. ~ Ar Tabl

* Fa tabal ???, Ar Tabl ???, Erm daviġ biçimleri Orta Farsça kökenlidir. Arapçadan Batı dillerine aktarılmıştır; karş. İsp atabal, İttaballo, EFr tabour (a.a.). daya[mak Tü [Kaş xi] taya- destek ağacı koymak, diremek

dayak Tü [Uy viii+] tayak direk, destek, değnek; [Men xvii] dayak değnek, sopa taya- dayamak " dayadayanak YT [CepK 1935] mesnet < Tü dayan-" daya< Tü dayan-" daya-dayanışma

< Tü

YT

[CepK 1935] tesanüt dayı dazlak de Tü Tü

[Uy viii+] tağay annenin erkek kardeşi, dayı; [Kıp xiv] tay/tayı; [DK xiv] dayı <Tü [Kıp xiv] Tazluk ; [Mercimek xv] Tazlak " dahi1 < Tü taz [viii+ Uy] kel

[Uy viii+] takı bağlaç; [Kıp xiv] de/da [ xx/b] [ xx/b]

de fakto (edat) + Lat factum fiil, edim " faktör de jure (edat) + Lat ius, iur- kanun, hukuk " jüri

~ Lat de facto fiilen & Lat de -den, ile ~ Lat de iure hukuken & Lat de -den, ile

de+ ~ Lat de bir şeyden ayrılma veya uzaklaşma, eksilme, yüksek bir yerden aşağı inme, gitme, kaybolma, sona erme bildiren edat ve fiil öneki * Fransızcada de-, dé- ve (seslilerden önce) dés- biçimleri görülür. Modern türevlerde daha çok "olumsuzluk" anlamı ağır basmıştır. Ör: bloke/debloke, şarj/deşarj, avantaj/dezavantaj. EŞKÖKENLİLER:

Lat de-: debi, debloke, debriyaj, dedüksiyon, defans, defi, defile, deflasyon, defo, deforme, defrost, degaj, degrade, degüstasyon, dejenere, dekadan, dekafeine, deklanşör, deklare, dekoder, dekolte, dekont, dekupe, dekuple, delege, demarke, demarş, demode, d de[mek debdebe Tü [Orviii]té-a.a.

[Men xvii] davul gürültüsü; [LO xix] haşmet, saltanat - Ar dabdabat [#dbdb msd.] 1. kısa adımlarla ve ayağını vurarak yürüme, 2. at nalı sesi, 3. davul sesi < Ar dabdaba [onom.] * Farsça ve Türkçede "maiyetiyle yürüyen hükümdarın gürültüsü" anlamında kullanılmıştır. debelen[mek <Tü [Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak < Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke debelen[mek <Tü [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

[Kıp xiv] sağa sola yuvarlanmak

< Tü tep-" tep-

* Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele- ekiyle. debi [ xx/b] ~ Fr débit 1. dilimleme, perakende satma, azar azar verme, 2. belli bir sürede akan sıvı hacmi < Fr débiter tomruğu kereste haline getirmek, perakende satmak & Fr de+ Frk *bitte tomruk " de+ debloke [etm Fr bloquer tıkamak " de+, bloke [ xx/b] ~ Fr débloquer tıkanmış bir şeyi açmak <

debriyaj [ xx/b] ~ Fr débrayage makine milini dişlilerden ayırma, dekuple etme, debriyaj & Fr de- ayırma edatı + Fr braie mil, değirmen mili" de+ deccal [ xiv] ~ Ar daccâl [#dcl im.] Kuran'a göre kıyametten önce yeryüzüne gelecek olan sahte peygamber ~ Aram daggalâ kandırıcı, sahteci < Aram #dgl kandırma, görünme (= Akad dagâlu bakma, görme ) dede çoc [Oğ xi] baba; [DK xiv] büyükbaba, yaşlı kişi

dedüksiyon [ xx/b] ~ Fr déduction çıkarsama, tümdengelim ~ Lat deductio a. a. < Lat deducere, deduct- sevketmek, -den götürmek, sonuç çıkartmak & Lat de- bir şeyden + Lat ducere, duct- sevketmek " de+, dük

def1 [Aş xiv] defc itme, tepme, dışarı çıkarma [#dfc msd.] tepme, geri çevirme, geri verme, ödeme < Ar dafaca itti, tepti, geri çevirdi

~ Ar dafc

def2/tef [ xiv] ~ Ar/Fa daf/daff tek yüzlü davul, def, çalpara ~ Aram dappâ tabla, tepsi ~ Akad dappu a.a. ~ Sumer defa bir kerede ödeme " def1 [Ferec xv] ~ Ar dafcat^ [#dfc msd.] 1. itiş, darbe, 2.

* Kelimenin Türkçedeki anlam evrimi için karş. Fr dans un coup (bir vuruşta, bir defada). defaat dafcat^ " defa [Ali xvi] ~ Ar dafcât [#dfc çoğ.] defalar < Ar

defans [ xx/b] ~ Fr défense savunma < Lat defendere, defenssaldırıyı püskürtmek, savunmak & Lat de- uzağa + Lat fendere, fens- tepmek, tepelemek ~ HAvr *gwhen-do < HAvr *gwhen- a.a. " de+ * Aynı kökten Ger *gund- (savaş). defaten [Ali xvi] ödemede < Ar dafcat^ itme, darbe, ödeme " defa ~ Ar dafcatan [zrf.] bir defada, bir

defi [ xx/c] ~ Fr défi meydan okuma < Fr défier meydan okumak, kendine güvenip ortaya çıkmak ~ Lat defidere a. a. < Lat fıdere güvenmek ~ HAvr *bheidh- a. a. " de+, federasyon defihacet giderme + Ar Hâcat ihtiyaç " def1, hacet ihtiyaç giderme & Ar dafc defetme,

defile [TDK 1955] moda geçit resmi ~ Fr défilé her çeşit geçit resmi < Fr défiler tek sıra halinde geçmek & Lat de- + Lat filare tek sıra halinde dizilmek < Lat fila iplik, dizi" de+, filament defin/defndafana gömdü EŞKÖKENLİLER: Ar #dfn : defin, define define şey, gömü " defin [Ferec xv] ~ Ar dafınat [#dfn sf. f.] gömülü [Env xiv] ~ Ar dafn [#dfn msd.] gömme < Ar

deflasyon [TDK 1955] ~Frdéflation şişmiş olan para arzının daraltılması ~ İng deflation (şişmiş bir şey) inme, havası kaçma, a.a. < İng deflate (şişmiş bir şey) sönmek, söndürmek & Lat de- eksilme ve inme edatı + Lat flare, flat-üflemek, şişirmek ~ HAvr *bhle- üflemek " de+ defne laurus nobilis [MŞ xiv] defni ~ Yun/EYun dafne defne bitkisi,

* Aram dapna (a.a.) biçimi muhtemelen Yunancadan alınmıştır. Nihai kökeni muhtemelen bir Anadolu veya Akdeniz dilidir. defo [xx/a] ~ Fr défaut hata, kusur~Lat defectus a.a. < Lat deficere, defect- bozmak, eksik ve kusurlu yapmak & Lat de- + Lat facere, fact- yapmak " de+, faktör * Karş. İng defect (defo, kusur). deforme [etm deforme etmek ~ Lat deformare " de+, form defrost buzlanma, don " de+, antifriz [ xx/c] [ xx/a] ~ Fr déformer biçimini bozmak,

~ İng defrost buz çözmek < İng frost

* Latince olmayan bir köke de- önekinin getirilmesi kuraldı şıdır. defter [Yusxiv] ~ Ar daftar yazı tableti~Aram dipterâ a.a. - EYun difthéra 1. tabaklanmış deri, 2. yazı tableti olarak kullanılan kesilip perdahlanmış deri tabakası * ETü tepter (a.a. - Uyg) Aramca veya Orta Farsçadan erken bir alıntı olarak değerlendirilmelidir. defterdar maliyeci < Ar daftar " defter, +dar [Ali xvi] ~ Fa daftardâr defter emini, baş

değ[mek Tü [Or viii] teg- ulaşmak, erişmek, bitişmek, bitişik olmak, aynı hizada olmak; [ xi] denk olmak, bedel olmak, eşit olmak * Aynı kökten Tü tek/teg (kadar, gibi, eş), terjğ (denk, eşitlik), terjğe- (kıyaslamak, ölçüştürmek). degaj [ xx/b] degajman ~ Fr dégagement rehin verilen şeyi geri alma, bağlı bir şeyi çözme, kurtarma, salma < Fr dégager rehin çözmek & Fr de- + Fr gage rehin " de+, angaje değer değil Tü Tü [Kaş xi] tegir paha, kıymet < Tü teğ- eşit olmak, bedel olmak " değ-

[Oğ xi] degül olumsuzluk bildiren sözcük; [Çağ xv] değül a.a.

değin

[Kaş xi] tegin kadar, gibi (edat) YT

< Tü tek eşit, denk " dek

değin[mek

[TDK 1955] değin- bir konuya temas etmek < Tü değ-" değ-

değirmen Tü [Uy viii+] tégirmen değirmen, değirmen taşı < Tü *teğirğen dönen şey < Tü teğir-/tewir- döndürmek, çevirmek " devir* -men eki büyük olasılıkla -ğen ekinin dissimile biçimidir. değirmi Tü [Uy viii+] tégirmi halka, çevre; [ xi] téğirme daire şeklinde olan şey, değirmen taşı, yuvarlak para < Tü teğir-/tewir-" değirmen değiş[mek Tü [Uy viii+] tegiş- rastlaşmak, denk gelmek; [Kıp xiv] değiş- mübadele etmek, takas etmek; [TS xiv xiv] tebeddül etmek, dönüşmek < Tü teğ-/değ- eşit olmak, bedel olmak " değ* Anadolu ağızlarında deniş- biçimi yaygındır, değme her bir, herhangi bir * Değ- fiiliyle ilişkisi belirsizdir. değnek <Tü [DK, Men xiv] degenek baston, asa < Tü değ-" değTü [Kaş xi] tégme her,

* Yun dekaníki (a.a.) < Lat decanus (onbaşı) etimolojisi için yeterli delil yoktur. degrade [etm [ xx/c] ~ Fr dégrader kademe kademe azaltmak & Fr de- + Fr grader kademelendirmek, derecelendirmek < Lat gradus adım, kademe, derece " de+, grado degüstasyon [ xx/b] ~ Fr dégustation tadını çıkarma, tadına bakma < Lat degustare tadına bakmak & Lat de- bir şeyden + Lat gustare tad almak, tadına bakmak " de+, gusto deha karşılığı) [Men xvii] kurnazlık; [LO, KT xix] olağanüstü zekâ (Fr génie ~ Ar daha' [#dhy msd.] kurnazlık, beceriklilik < Ar dahiya kurnaz idi

Türkçedeki modern anlamı 19. yy'da ortaya çıkmıştır. EŞKÖKENLİLER: Ar #dhy : deha, dahi2 dehen zathan- a.a.) [Ömer b. Mezid xv] ~ Fa/OFa dahân/dahan ağız (= Ave ~ Fa dihlîz koridor, geçit, sofa ~

dehliz [KıpGul xiv] dihliz OFa dahrîz revak, kapı girişindeki sütunlu eşik, propylon

dehşet [Ferec xv] ~ Ar dahşat [#dhş msd.] şaşkınlık, hayret, ani ve şiddetli korku < Ar dahişa şaşkınlık ve hayrete kapıldı, korktu dehşetengiz [LO xix] " dehşet, +engiz

deizm [Bah 1924] deizma bağımsız tanrı inancı, teizm < Lat deus tanrı * Karş. teizm.

~ Fr déisme müesses dinlerden

dejenere [etm [Bah 1924] ~ Fr dégénérer soysuzlaşmak, soysuzlaştırmak ~ Lat degenerare a.a. & Lat de- eksik, ayrı + Lat genus soy " de+, jenerasyon dek Tü [ viii] tek gibi (benzetme edatı); [Uy viii+] kadar (kıyas edatı) < Tü *te- varmak, denk olmak " değ~ Fr déca- / İng deca- on (sadece

deka+ bileşiklerde) ~ E Yun déka on ~ HAvr *dekm a. a.

* Aynı kökten Lat decem, Fr dix, İng ten, Alm zehn, Fa dah, Sans dása, Erm das (on). dekadan [ARasim 1897-99] ~ Fr décadent 1. yoz, sefih, 2. bohem ~ OLat decadens < OLat decadere bozulmak, geri düşmek, yozlaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat cadere düşmek " de+, kadans dekafeine décaféiner kafeinini almak " de+, kafein [ xx/c] ~ Fr décaféiné kafeini alınmış < Fr

dekan [ResmiG 1934] ~ Alm dekan üniversitede bölüm başkanı ~ OLat decanus kilise hiyerarşisinde bir rütbe ~ EYun dekanós onbaşı, on kişinin yöneticisi < EYun déka on " deka+ * Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır. dekatlon [ xx/b] & EYun déka on + EYun áthlon yarış " deka+, atlet ~ Fr décathlon on dalda spor müsabakası

* İlk kez 191 1’de İsveç'te tanımlanmış ve 1912 Stockholm Olimpiyatlarında uluslararası kullanıma girmiştir. KArş. pentatlon. deklanşör [ xx/b] ~ Fr déclencheur tetikleyici < Fr déclencher mandalını çekmek, tetiklemek & Fr de- + Fr clenche mandal ~ Frk *klinka mandal, çengel" de+ deklare [etm [ xx/a] ~ Fr déclarer ilan etmek, beyan etmek ~ Lat declarare yüksek sesle ilan etmek & Lat de- bir yerden veya bir şey hakkında + Lat clarare bağırmak < Lat clarus yüksek sesli, açık, parlak, temiz " de+, klarnet deklase [ xx/b] ~ Fr déclassé sınıf düşmüş, değer kaybetmiş (kimse) < Fr déclasser sınıf düşürmek & Fr dé+ ayrılma, uzaklaşma bildiren önek + Fr classe sınıf" de+, klas dekoder "de+,kod [ xx/c] ~ İng decoder kod çözücü < İng code kod

dekolte [ARasim 1897-99] ~Frdécolleté kadın giyiminde gerdan ve üst göğüs açıklığı & Fr de- + Fr collet [küç.] gerdan < Fr col boyun ~ Lat collum a. a. " de+, koli1 dekont [ xx/b] şeyden + Fr compter hesaplamak " de+, kompüter ~ Fr décompte hesap dökümü & Fr dé- bir

dekor [Bah 1924] ~ Fr décor ziynet, süs ~ Lat decus, decor1. zerafet, terbiye, uygun davranış, 2. ziynet, süs ~ HAvr *dek-es- < HAvr *dek- (öğreti, terbiye, adap) benimsemek " disiplin dekovil [ xx/b] ~ Fr decauville dar demiryolu hattı ^ 1889 Paris Sergisi'nde < öz Paul Decauville Fransız mühendis (1846-1922) dekupe [etm [ xx/b] ~ Fr découper keserek çıkarmak, testere ile ince ağaç işçiliği yapmak & Lat de- bir şeyden + Fr couper kesmek " de+, kup dekuple [etm [ML xx/c] dekuplaj ~ Fr découpler çift olan bir

şeyi ayırmak & Fr de- ayrı + Fr couple çift" de+, akuple del[mek Tü [Uyviii+]tel-a.a. ~ Ar dalâlat [#dll msd.] yol

delalet [Kıp xiv] gösterme, işaret etme, delil olma < Ar dalla gösterdi, işaret etti

delege [Bah 1924] ~ Fr délegué murahhas, birini veya bir şeyi temsil etmek üzere gönderilen kimse < Fr déleguer görev vermek, görevli olarak göndermek ~ Lat delegare a. a. & Lat de- bir şeyden + Lat legare, legat- bir sorumluluk veya yükümlülük vermek, görevlendirmek (< Lat lex, legkanun, yükümlülük)" de+, legal

delgi deli delik delil delişmen
+men1
Akad daltu kapı)

YT
Tü Tü

[CepK 1935] matkap delü [Kaş xi] telik a. a. sf.] a. a. " delalet <Tü

< Tü del-" del-[Uy viii+] teipe/telfe a.a.; [ xi] telü ; [DK xiv] < Tü tel-" del-[Aş xiv] yol gösteren [LO xix] deli gibi, biraz deli ~ Ar dalîl [#dll

< Tü deli" deli,

* -işmen ekinin işlevi açık değildir. delta [KT xix] ~ EYun délta 1. Yunan alfabesinin dördüncü harfi, D$, 2. Nil nehrinin delta harfine benzeyen ağzı ~ Fen dlt kapı, Fenike alfabesinin dördüncü harfi (= Aram dal et kapı, Arami/İbrani alfabesinin dördüncü harfi, Dd3; =

dem(o)+ ~ Fr dém(o)- / İng dem(o)- halk (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun demos 1. ilçe, memleket, ülke, 2. taşra halkı, memleketli, 3. halk,

ahali < EYun daio bölmek, pay etmek, kısımlara ayırmak ~ HAvr *da- bölmek, kısımlara ayırmak dem1 [Aş xiv] vakit Sans dhámi/dhamáni nefes, soluk, üfleme ) ~ Fa/OFa dam 1. nefes, 2. vakit, zaman (=

* Farsça ikinci anlamın "soluklanmak, es vermek" anlamında dam çordan ve dam zadan deyimlerinden türediği düşünülebilir. dem2 [Yus xiv] ; [ xx/b] çay kıvamı (= Aram dsmâ a. a. = İbr dam a. a. = Akad dâmu a. a.) ~ Ar dam [#dm] kan

demagog [Bah1924] ~Frdémagogue halkı galeyana getirme ~ EYun demagögös "halk güden", a.a. & EYun demos halk, ahali, özellikle aşağı tabakadan halk + EYun agögös önder, öncü (< EYun âgö gütmek, sürmek, sevketmek)" dem(o)+, aksiyon demarke [etm işaretleyerek ayırmak, sınır çizmek " de+, marke [ML xx/c] ~ Fr démarquer ~ Fr démarche

demarş [ xx/b] diplomatik girişim girişim, gidiş, süreç < EFr démarcher yürüyüp gitmek " de+, marş demeç YT [TDK 1944] beyanat

< Tü de-" de-

* Fiil köküne eklenen -meç ekinin işlevi belirsizdir. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. demet [Kan xvi] demed ~ Yun demáti deste < EYun déma,

demat- bağ, deste, bohça, çıkın < EYun deö bağlamak, sarmak demin Tü [Uy viii+] témin hemen (önce veya sonra) demir Tü

[Or viii] témür a.a.; [Uy viii+] témir * Moğ temür (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. demirhindi ~ Ar tamr-i hindi Hint hurması, tropik ülkelerde yetişen bir ağaç, tamarind < Ar tamr hurma (= İbr tamar hurma ağacı) * Lat tamarindus, İng tamarind biçimleri Arapçadan alınmıştır. Batı dillerinde kadın adı olarak kullanılan Tamar/Thamar biçimi İbraniceden alınmıştır. demode geçmiş < Fr mode moda " de+, moda [ARasim 1897-99] ~Fr démodé modası

demografi [ xx/b] ~ Fr démographie nüfus kayıtları, nüfus olgularını inceleyen uzmanlık dalı ~ EYun demografta a.a. & EYun demos halk + EYun grafe yazı, kayıt" dem(o)+, +grafi

demokrasi [187+] ~Frdémocratie halk iktidarı~ EYun demokrateîa a.a. & EYun demos halk, ahali + EYun krâtes güçlü, iktidar sahibi" dem(o)+, +krasi demon ruh, iblis ~ Lat daemon ~ EYun daimon demonte [etm ayırmak " de+, monte demoralize [etm " de+, moral [DTC1943] [ xx/b] [ xx/b] ~Frdémon mitolojide bir tür kötü ~ Fr démonter sökmek, parçalarına ~ Fr démoraliser moralini bozmak

demotik [ML xx/c] demotikos ~ Fr démotique avam tabakasına ait, avam dili ~ EYun demotikos a.a. < EYun demos halk, avam " dem(o)+ denden [ xx/a] dendan yazıda tekrar işareti,» ~ Fa dandân [çoğ.] 1. dişler, 2. Arap alfabesinde be, te, sin, ye gibi harflerin dişe benzeyen çıkıntıları < Fa dand diş ~ HAvr *dent- a.a. " aldente dene[mek <Tü [DK xiv] dene- eşleştirmek, kıyaslamak, sınamak, tartmak derjğ eş, eşdeğer " denk denek YT [Fel 1942] üzerinde deneme yapılan YT < Tü dene-" dene[TDK 1955] kontrol < Tü

* Fiil köküne eklenen -k ekinin işlevi belirsizdir, denet < Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -t ekinin işlevi belirsizdir. denetim YT

[TDK 1955] murakabe, kontrol YT

< Tü denet" dene<

* Ada eklenen -im ekinin işlevi belirsizdir, deney Tü dene-" dene* Fiil köküne eklenen -y ekinin işlevi belirsizdir. deneyim tümü

[Fel 1942] tecrübe

YT [Fel 1942] deney yapma; [TDK 1983] tecrübe, deneyle kazanılan bilgilerin < Tü dene-" dene~ dengbêj

dengbej [YaşarK 1976] Kürt saz şairi şarkıcı & deng ses + bêj söyleyen, ses veren (< bej m söylemek denge YT [CepK 1935] muvazene < Tü denk" denk

Ada eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir.

deniz denk Tü tartı, yük denklem denli

[Kaş xi] teniz

(= Moğ tenis göl, deniz )

[Or viii] ten denk, eşit, eşdeğer (sıfat); [Uy viii+] denge, eşitlik, eşdeğerlik (isim), < Tü *ten- denk olmak, eşit olmak < Tü teğ- a.a. " değYT [CepK 1935] eşitlik < Tü denkle-" denk < Tü derjg eşitlik, eşit" denk

<Tü

[DK xiv] derjlü kadar (kıyas edatı)

denomine [etm [ xx/c] ~ Fr dénominer belirlemek, ad vermek ~ Lat denominare bir şeyi başka bir şeyin adıyla adlandırmak & Lat de- bir şeyden + Lat nominare ad vermek (< Lat nomen, nomin- isim ) " de+, nominal densiz denk denyo (argo) <Tü [Men xvii] dengsiz ölçüsüz, saygısız < Tü derjg denge, tartı"

[ARasim 1897-99] ; [AL 192+] zıpır, kaçık, dejenere, serseri < öz Denyo orta oyununda bir karakter

deodoran [ xx/c] ~ Fr déodorant ~ İng deodorant koku giderici ^ 1869 İng. & Lat de- olumsuzluk öneki + Lat odor koku ~ HAvr *od-os- < HAvr *od- kokmak " de+, osmiyum deontoloji [ML xx/c] ~ Fr déontologie ahlaki görevler kuramı / İng deontology a. a. < E Yun deon, -t- görev, ödev (~ HAvr *deu- yapmak, ifa etmek, bir görevi yerine getirmek ) " +loji depar [ xx/b] ~ Fr départ ayrılma, uzaklaşma, harekete geçme < Fr départir vazgeçmek, ayrılmak, uzaklaşmak & Lat de- bir şeyden + Lat partiri ayrılmak " de+, parsel departman [ xx/a] ~ Fr département bölüm, kısım < Fr départir bölmek, bölümlere ayırmak & Lat de- bir şeyden + Lat partire bölmek " de+, parsel deplase [etm [ xx/b] ~ Fr déplacer yerinden çıkarmak, yer değiştirmek, başka yere gitmek veya götürmek " de+, plase * Karş. İng displace (a.a.). depo [LO xix] debboy ~ Fr depôt 1. bir yana koyma, saklama, biriktirme, 2. saklanan veya biriken şey, 3. biriktirme yeri, depo ~ Lat depositum a.a. < Lat deponere, depositbir yana koymak, saklamak, biriktirmek & Lat de- bir şeyden ayrı + Lat ponere, posit- koymak " de+, post2 depozit/depozito [Tarik 1884] depozito ~Frdéposite / İt deposito 1. bir yana koyma, saklama, 2. saklanan veya biriken şey ~ Lat depositum a.a. " depo

depre[mek tep-" tepdeprem

[Uy viii+] tepre- yerinden oynamak, kımıldamak, hareket etmek

< Tü

YT

[CepK 1935] zelzele

< Tü depre-" depre-

depresyon [ xx/b] ~ Fr dépression 1. çukur, çöküntü, 2. ruhsal veya ekonomik çöküntü ~ Lat depressio çukur < Lat deprimere, depress- bastırmak, çökertmek & Lat de- aşağı + Lat premere, press- basmak " de+, pres der+ ~ Fa dar/andar -de, içte, içinde, içeride olma bildiren edat ~ EFa/Ave antar- a. a. ~ HAvr *en-ter- a. a. " inter+ * Aynı kökten Sans antar/antara (iç, içeri), Lat inter, Ger *under (iki şey arası). der[mek [ viii] tér- derlemek, toplamak EŞKÖKENLİLER: Tü tér- : der-, dergi, deriş-, derle-, dernek, terki der1 [Ferec xv] dvara- a.a. = Sans dvâra a.a.) ~ HAvr *dhwer- a.a. ~ Fa dar kapı ~ EFa dvara- a.a. (= Ave Tü

* Aynı kökten EYun thyra, Alm tür, İng door (kapı), Lat fbras (kapı dışına), forum (dış avlu). derbeder [Ömer b. Mezid xv] (dolaşmak, dilenmek), evsiz barksız, dilenci < Fa dar kapı" der1, be+ derbent der+, bent [Aş xiv] ~ Fa dar ba dar kapı kapı

~ Fa dar band kapı bağı, geçit"

derbi [ xx/b] ~ İng derby önemli spor karşılaşması < öz Derby 1778'de 12. Derby Kontu Edward Smith-Stanley tarafından tesis edilen at yarışları derdest der+, dest dere yarık (= Ave darenâ- vadi) [Yus xiv] ~ Fa dar dast elde, yakalanmış, tutuklu " ~ Fa dara/darra vadi, iki dağ arasındaki

derece [ xiv] ~ Ar daracat [#drc msd.] basamak, adım < Ar daraca [msd. durüc] yürüdü, adım attı, adım adım ilerledi (= Aram darsgâ [#drg] yürüme, adım = Akad daraggu patika, yürüme yolu ) * Ar darakat (merdivenin en dip basamağı) biçimi muhtemelen Aramca kökün ikincil biçiminden alıntıdır. Karş. dereke. dereke [ xiv] ~ Ar darakat [#drk msd.] merdivenin en alt basamağı, bir şeyin en dip noktası ~? Aram dsrâkâ basamak, yol < Aram #drk ayağıyla basma = Aram #drg yürüme, gitme " derece

dereotu + [Men xvii] tere otı roka veya tere veya ısırgan otu; [LO xix] tere otu tarhun veya roka; [ xx/a] tere veya dereotu (anethum graveolens) < Tü tere taze yenen her türlü sebze " tere, ot dergâh der+, +gâh dergi YT [Aş, Yus xiv] ~ Fa dargâh kapı mahalli, eşik"

[Mercimek xv] açılıp dürülen sofra; [CepK 1935] mecmua < Tü der-" der[ xiv] ~ Fa dar Hâl şimdiki zamanda, hemen &

derhal Fa dar + Ar Hâl şimdiki zaman " der+, hal1 deri Tü

[Uyviii+]teria.a.

* Karş. Ave dereto- (yüzülmüş deri) < HAvr *der- (derisini yüzmek). Aynı kökten EYun dero (derisini yüzmek), dorós (yüzülmüş deri). derin deriş[mek Tü YT [Uyviii+]terirjğa.a. [TDK 1944] temerküz etmek, konsantre olmak < Tü der-" der-

derive [etm [ML xx/c] derivasyon ~ Fr dériver 1. (nehir) yönünü değiştirmek, başka yöne çevirmek, 2. türetmek < Lat derivare akarsu yatağını değiştirmek & Lat deayrı + Lat rivus akarsu, ırmak ~ HAvr *reiwo- vadi, dere yatağı < HAvr *rei- yarmak " de+ derkenar kenarı, marj " der+, kenar derle[mek Tü [Ali xvi] [Uy viii+] térle~ Fa dar kanar kenarda olan, sayfa < Tü tér-" der-

* Modern dönemde sadece derleyip toplamak deyiminde rastlanan bir biçim iken Dil Devriminden sonra bağımsız bir fiil olarak değerlendirilmiştir. derma(to)+ ~ Fr/İng dermat(o)- deri (sadece bileşik isimlerde) < EYun dérma, -t- deri, cilt < EYun derö soymak, deri yüzmek ~ HAvr *der-2 a.a. derman [Aş, Yus xiv] ~ Fa/OFa darmân ilaç, tedavi, sağaltım (= Ave drva- sağlık) ~ HAvr *dher-2 sağlam olmak, sağlamak, sağalmak * Aynı kökten Sans dharma (sağlam şey, yasa). dernek Tü [Kaş xi] térnek toplantı tér- [xi Ha] dermek, toplamak " der< Tü tér-in- [xi] derinmek, toplanmak < Tü

derogasyon [ xx/c] ~ Fr dérogation özel bir durumda yasa veya hukuk ilkesinin uygulamasından vazgeçme < Lat derogare bir yasayı tadil ya da

değiştirmeyi önermek ya da kapsamını daraltmak & Lat de- + Lat rogare önermek, yasa tasarısı sunmak ~ HAvr *rogâ-" de+, rast derpiş [etm dar + Fa peş/piş ön " der+, peşin [Men xvii] ~ Fa dar piş önceden, önden & Fa

ders [Ferec xv] ~ Ar dars [#drs msd.] bir metni (özellikle Kur'anı) cümle cümle yorumlayarak öğretme, ders verme, vaaz verme ~ Aram dsrâş yorum, Tevrat'ı cümle cümle yorumlayarak öğretme yöntemi < Aram #drş yorumlama, tefsir etme * Arapça sözcüğün özel anlamı Aramiceden alınmıştır. Karş. Ar #drs1 [msd. dars] (tepme, dövme, üstüne basma). dert deruhte [Aş, Yus xiv] derd ~ Fa/OFa dard elem, keder ~ Fa dar cuhdat^ giriftan

[Men xvii] der cuhde

sorumluluğu altına almak & Fa dar + Ar cuhdat^ sorumluluk " der+, uhde derun [ xiv] ~ Fa darün iç, iç taraf, içyüzü, gönül" der+

derviş [passim xiv] ~ Fa darwlş/darweş 1. fakir, yoksul, 2. tarikat uğruna dünya mülkünden vazgeçen kimse, zahit ~ OFa daryöş yoksul derya zraya- a. a.) [Aş, Yus xiv] ~ Fa daryâ deniz ~ EFa draya- a. a. (= Ave

derz [ xiv] ~ Fa/OFa darz dikiş (= Ave dareza- dikme, bağlama, sağlam kılma) ~ HAvr *dheregh- pekiştirmek, dikmek deş[mek Tü [ xi] teş< Tü *tel- delmek " del-

* Del- fiilinin varyant biçimidir. Karş. delik deşik. L/Ş eşdeğerliği Türk dillerinde tipiktir. deşarj [ xx/b] boşaltmak < Fr charge yük " de+, şarj ~ Fr décharge yük boşaltma < Fr décharger yük

desen [ResCGaz 1911] ~ Fr dessin çizim, tasarım < Fr dessiner taslağını çizmek, işaretlemek, betimlemek ~ Lat designare a.a. & Lat de- ayrı + Lat signare işaretlemek, damgalamak, belirtmek " de+, sinyal deser [ xx/a] ~ Fr dessert yemek sonunda yenen tatlı veya meyve < Fr desservir sofra servisini kaldırma & Fr de- olumsuzluk öneki + Fr servir hizmet etmek, sofra kurmak < Fr service hizmet, sofra servisi" de+, servis desi+ ~ Fr déci- / İng deci- onda bir (sadece bileşiklerde) < Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on ~ HAvr *dekm a.a. " deka+ desibel [ xx/b] ~ Fr décibel fizikte ses yoğunluğu birimi İng decibel a.a. ^ 1928 ABD. & Fr deci- onda bir + öz Alexander Graham Bell Amerikalı fizikçi (1847-1922) "desi+

deşifre [etm Fr chiffre rakam, şifre " de+, şifre

[DTC 1943]

~ Fr déchiffrer şifresini çözmek < ~ Fr décimal ondalık ~ Lat decimalis < ~ Fr dessinateur tasarımcı < Fr dessiner

desimal [ xx/b] Lat decimus onuncu, onda bir < Lat decem on " desi+ desinatör tasarlamak " desen [ xx/b]

desise [Men xvii] desîs ~ Ar dasîs/dasîsat [#dss sf.] gizli amaçlar gütme, entrika < Ar dassa [msd. dass] sakladı, gizledi, bir şeyin altına koydu desperado [ xx/c] ~ İsp desperado umudu tükenmiş, çaresiz, haydut < İsp desperar ümidi kesmek ~ Lat desperare a. a. & Lat de- olumsuzluk eki + Lat sperare ummak, ümidi olmak < Lat spes, sper- ümit ~ HAvr *spe-l bereket, talih " de+ * Karş. İng despair (ümitsiz olmak). despot [Env xv] yerel Rum hükümdarı, üst düzey Rum rahibi; [Bah 1924] diktatör, müstebit ~ Yun despötes efendi, egemen, hükümdar ~ EYun despötes ev sahibi ~ HAvr *dems-poti- & HAvr *dem- ev + HAvr *poti- güçlü, muktedir " dam2, potansiyel * Türkçe modern kullanımı Batı dillerinden alınmıştır. dest [Yus xiv] ~ Fa/OFa dast el ~ EFa dasta- a.a. (= Ave zasta- a.a. = Sans hásta a.a.) ~ HAvr *ghes-to- < HAvr *ghes- a.a. destan epos, hikaye (= Ave dasta- bilgi)" +dan2 deste Fa dast el" dest destek sağlamlaştırmak için eklenen nesne [ xiv] [Aş xiv] dasitan ~ Fa dastân/dâsitân anlatı,

~ Fa dasta tutam, avuç, bir elin tutacağı miktar <

[Men xvii] elcik; [LL 1732] duvar ve ağacı ~ Fa dastak [küç.] "elcik", tutamak, alkış < Fa dast el" dest

destinasyon [ xx/c] ~ Fr destination bir şeyin ulaşacağı hedef, gidilen yer < Lat destinâre belirlemek, tayin etmek, kaderini çizmek & Lat de- ayrı + Lat *stenâre durdurmak, dikmek, mukavim kılmak ~ HAvr *sts-nâ- < HAvr *stâ- durmak " de+, istasyon destmal mâl silen " dest, mala [ xiv] ~ Fa dast mâl mendil & Fa dast el + Fa

destroyer [xx/b] ~İngdestroyer1.yıkan, tahrip eden, 2. bir tür savaş gemisi ^ İkinci anlamda 1882 ABD. < İng destroy yıkmak, tahrip etmek ~ EFr

a. şeytan. dalya 1 detektif [Bah 1924] ~ İng detective kriminel araştırma görevlisi < İng to detect ortaya çıkarmak. & Lat de.+ Lat tendere.germek " de+. vezir. < İng to detect ortaya çıkarmak. bilge.+ Lat struere. 2. +ber detant [ 1972] ~ İng détente Soğuk Savaş döneminde bloklararası yumuşama politikasına verilen ad ~ Fr détente gevşeme.tanrı < HAvr *dyeu.a. Yus xiv] izin. 2. yy ilk yıllarından itibaren İngilizce sözcüğün çevirisi olan muhrip biçimi kullanılmıştır. "el almış".Zerdüşt inancında kötülük tanrısı. Amer. kimya şirketi. ruhsat. ^ 1938 Procter & Gamble Co. deters.gün.gök gürlemek " de+ detone de+. fünye < Fr détonner patlamak < Lat tonare gümbürdemek. müsaade ~ OFa dastwar a.örtmek " de+. keşfeden. tens. gürlemek ~ HAvr *(s)tens. & Lat de. terminal detonatör [ xx/c] ~ Fr détonateur patlatıcı. < Lat detergere. tuğla detektör [Bah 1924] elektromanyetik dalgaları tesbit etmeye yarayan alet ~ Fr détecteur ~ İng detector ortaya çıkaran.a. ~ Lat destruere. a. détruir] a.a. ters. ton1 [ xx/b] ~ Fr détoné sesi yanlış perdeden olan " dev [Aş xiv] dîv ~ Fa dîw/dew Fars mitolojisinde kötü ruhlu efsanevi yaratık. cin ~ HAvr *deiwo. ayrıntı < Fr détailler kesip ayırmak. & Lat de. müsaade ~ Fa dastür 1. açmak. destur [Aş. ~ Ave daeva.a. gevşetmek ~ Lat detendere a.+ Lat tegere. inşa etmek " de+.bir şeyden + Lat tergere. cin ~ EFa daiva. bilgin. destruct.örtüsünü kaldırmak.a. "el alma"..silmek. & OFa dast el + OFa (â)war sahip " dest.destruir [mod.temizlemek " de+ determinizm [Bah 1924] determinizma ~Fr déterminisme/prédéterminisme insan kaderinin önceden belirlenmiş olduğunu ve özgür iradenin varolmadığını savunan felsefi görüş < Fr déterminer belirlemek < Lat determinare a. keşfetmek ~ Lat detegere. tansiyon detantör [ xx/c] düşürücü < Fr détendre gerilim azaltmak " detant ~ Fr détenteur basınç veya gerilim detay [Bovary (Akyüz) 1942] ~ Fr détail 1.bir şeyden + Lat terminare sınırlamak " de+. detect. izin. gerilim düşmesi < Fr détendre gevşemek. açığa vurmak & Lat de. güneş.bir şeyden ayırarak + Fr taille kesim " de+.a. perakende satmak & Fr de. tect.a. perakende (satış). temizlemek & Lat de. strüktür * Türkçede 20.a. struct-dikmek. güneş tanrısı " jurnal . keşfetmek " detektif deterjan [195+] ~Frdétergent bir tür kimyasal temizleyici / İng detergent a.a.

geliştirmek. dönüş) biçimiyle ses benzerliği ilgi çekicidir. mülk ~ Aram dawlâ iktidar. • Ar dawr (devir. kabuktan veya torbadan çıkarmak.ayrılma ve eksilme edatı + İng value değer " de+.] dönüş. denetlemek.] sürme < & Fa [ xx/a] dev gibi (Fr gigantesque karşılığı) * 20.a.) develope [etm [ xx/b] ~ Fr développer 1.olup. egemenlik (= Akad dâlu/dualu 1. İdr xi] ~ Ar dawlat [#dwl msd.a.) zenginlik. kudret. devam etti devasa drw/dew + Fa âsâ benzer. deveran etmek. paranın değerini düşürmek ^1914 İng. siyasi egemenlik. & İng de. 2. Lat deus (tanrı).a. Tü *dev-" devir- * Devir.çevirmek. açmak [esk. 3. dönüş. [Uy viii+] tePey (= Moğ temege(n) a.kökünden türetilmiştir. kaldı. döndürmek * Nihai biçim muhtemelen *teğir. çevir-.* Aynı kökten Sans deva-. devir/devrdöngü. (mec. ortaya çıkarmak.fiilinin kökü olduğu keyfi olarak varsayılan *dev. dönmek. idari görevle dolaşmak) . Karş. & Lat de.] 1. Farsçada örneğine rastlanmamıştır. gibi" dev [Men xvii] ~ Ar dawâm [#dwm msd. Zerdüşt inancında eski devir tanrıları olan daeva'lar yenilip Ehrimen'in yönettiği kötülük tanrılarına dönüşmüştür. deviyasyon [ xx/c] ~ Fr déviation yoldan ayrılma / İng deviation a. deva [Aş. Veled xiv] ~ Ar dawâ' [#dwy msd.]. çağ < Ar dara döndü devir[mek Tü [Env xiv] ~ Ar dawr [#dwr msd. iktidar. torba " de+ * Karş. ~ OLat deviatio a. deve Tü [ viii] tebe/tewe . viyadük devlet [Kut. Fr/İng envelope (zarf).ayrılma edatı + Lat via yol" de+. 2. valör devam Ar dama sürdü. [Uy.] ilaç devalüe [etm [ xx/b] ~ Fr dévaluer ~ İng devaluate değer yitirmek. evir-. yy başlarında üretilmiş bir bileşik olmalıdır. EYun Zeus (güneş tanrısı). teftiş etmek. dönüp durma " devir devin[mek YT [Tz xvi] [ 194+] hareket etmek ~ Ar dawarân [#dwr msd. fotoğraf filmini banyo etmek < EFr voloppe tahıl kepeği. zaman. ğ > w dönüşümü ve w sesi etkisiyle ünlü yuvarlaklaşması görülür. 2. Kaş viii+] tegür-/tewür.] 1. kabuk. deveran döngü. 2.

(toplamak. sırayla birbirini izleme) kökünden türetilemez. " dü " diyapozitif [ xx/b] ~ Fr désintegrer çözmek. bir köşeden diğerine çapraz gitme. Mezid xv] devriye [nsb. .xiii TS) < der. enlemesine gitme bildiren edat ve fiil öneki * Anlamca İng through. entegre di+ dia » ~ E Yun dúo. di. çözülmek dia+ ~ EYun diá içinden geçme.* Anlam bakımından Ar #dwl (dönme. yanlış bilgilendirme < Fr information bilgi. mübadele etmek * Kullanımda Tü derşür. Alm durch ve Fr par < Lat per edatlarının eşdeğeridir. [Ömer b.] dönüş. Osmanlı devletine özgü devşirme kurumunun adındaki anlam ikiliği ilgi çekicidir. bir şeyi baştan başa katetme.a. devran durma.fiiliyle birleşmiştir. enfekte dezenformasyon [ xx/c] ~ Fr désinformation "bilgilendirmeme". deveran etme. içine işleme.değiştirmek. a. derlemek .] dönmeyle ilgili" devir devşir[mek <Tü < Tü değiş-" değiş- bir alanı dolaşarak yapılan nöbet [DK xiv] değşür-/devşür. [Bah 1924] ~ Fr désinfecter iltihap deyyus veya karısı tarafından aldatılan erkek dezavantaj avantaj dezenfekte [etm gidermek " de+.iki ~ HAvr *dwo.] dönüp ~ Ar dawrat [#dwr msd. dönem " devir devrim YT [CepK 1935] inkılap.] karısını satan [ xx/b] ~ Fr désavantage avantajın zıddı" de+. enforme dezentegre [etm " de+. özellikle zamanın geçişi " deveran devre döngü. bilgilendirme " de+. deyim YT [CepK 1935] tabir <Tüde-"de~ Ar dayyü6 [#dy6 im. ihtilal < Tü devir-" devir< Ar dawrî [Yus xiv] ~ Ar dawarân [#dwr msd. tebdil etmek.

tabip ~ EYun difthéra tabaklanmış deri" defter * Hastalığın seyri esnasında boğazda oluşan köselemsi dokudan ötürü.a. getirmek " dis+. 2. difteri [191+] ~ Fr diphtérie bulaşıcı bir hastalık. göz < Fa dldan.öğretmek ~ HAvr *didnsko. dilat.+ Lat ferre. didak.a.< EErm dit. farklı kılmak & Lat di(s).dökmek " dis+.taşımak ~ HAvr *bher-1 taşımak. eğitici ~ EYun didaktikós < EYun didâskö. wen. rulo şeklinde kitaba sarılan ve üzerinde kitabın konusu yazılan ipek şerit. dilate. 2. Fr. İlk hecedeki sesli değişimi açıklanmaya muhtaçtır. didaiti bakmak. ayakla * Karş. görmüş. küçük ipek parçası. 2. diferansiyel hesap. (= EFa didiy gördü = Ave dâi-. lat. didik didik didin[mek didiş[mek didon » <Tü Tü Tü [T S xv] didim didim parça parça [Kaş xi] *tıtın. bin. bedbin. görülmüş.görmek ~ OFa dltan.birbirini parçalamak bisiklet dümeni " gidon < Tü dit-parçalamak " dit< Tü tıt-paramparça etmek " dit< Tü tıt-parçalamak " dit- diferansiyel [ xx/b] ~ Fr différentiel 1.(seyretmek).< HAvr *dheis.kendini parçalamak [Kaş xi] tıtış. 3. Erm tid. didaktik [DTC 1943] ~ Fr didactique öğretici. görmek. düşünmek) ~ HAvr *dhiâ. diffus. Farsça fiilin kuraldışı geniş zaman kökü olan bin sözcüğünün etimolojisi ayrıdır. öbür ~ OFa .xiv Kıp). TS* xv] ~ Fa dlda 1.dövmek. görülen. Bak.] 1. farklılaşma < Lat differre.dibace [Ali xvi] ~ Fa dibaca [küç. fondan diğer datlgar [Ferec xiv] ~ Fa dlgar/dadlgar başka. dağıtmak.ayırmak. bir hareketi ayrı hızda dönen iki aksa taşıyan mekanizma < Fr différence fark. bakmak * Aynı kökten Sans dhyati (düşünmek). +ber * Latince fiilin perfekt kökü kuraldışıdır. bir noktadan etrafa saçılma < Lat diffundere. fus. difüzyon [ xx/b] ~ Fr diffusion (dökülmüş bir sıvı gibi) yayılma. Karş. Tü depek (tekme atan .+ Lat fundere. kuşpalazı # 1857 Pierre Bretonneau. önsözden önceki kısa sunuş yazısı ~ OFa dibâçag başlangıç duası dibek vurmak " tep[Men xvii] havan Tü dep-/tep.düşündürmek < HAvr *dens-1 düşünmek " +dan1 dide [Ferec.döküp saçmak & Lat dis.görmek. gören.

dik Tü [Uy viii+] tik 1. özellikle işaret parmağı ~ HAvr *dik. ince olma. gest. vertikal < Tü *ti. 2.Çing dikés bak! Çing dikáva bakmak dikkat [Ferec xv] ~ Ar diqqat [#dqq msd. sevgi. dirençli. direnmek Tü [ viii] tik. ince eleyip sık dokuma < Ar daqqa ufaladı.sert olmak.dik durmak. dik1[mek dik2[mek Tü direnmek " dik diken dikey dikit Tü YT YT [Uy viii+] tiken saplanan şey.] incelik. dictare (bildirmek). Farsça sözlüklerde yoktur. ağaç dikmek < Tü *ti. dik durmak.diğerkâm [TDK 1955] başkalarını seven. E Yun deíknymi. dîcere (söylemek). canlı. şeri3 * Muhtemelen 20. . İng teach (öğretmek). ayırmak. göstermek * Aynı kökten Lat index (işaret parmağı). özellikle belli etmeden bakma (argo) . arzu (= Ave kâma. detaylı olma. diken [Geom 193+] şakuli [TDK 1944] stalagmit < Tü tik.< HAvr *kâ. dike (yargı). dikiz [LG 188+] bakış.a.sevmek . yemekten sonra içilen likör < Lat digerere.saplamak.)" diğer. buyrultu < Lat dictare bildirmek " dikte Türkçe anlamı Fr dictature (diktatörlük) kelimesinden etkilenmiştir.dik duruma getirmek.(işaret etmek). inceltti diksiyon dictio < Lat dicere. rakam ~ Lat digitus parmak. sokmak " dik-1 < Tü dik " dik < T ü dik-" dik * -it eki için bak.kılmak " dis+. hazmetmek & Lat di(s). ifade ~ Lat dikta [ xx/b] diktatörlük idaresi ~ Fr diktat dikte edilen şey. zorla kabul ettirilen görüş ~ Alm diktat ~ Lat dictatum bildiri. jest dijital [ xx/c] ~ Fr/İng digital tamsayılara ilişkin. özgecil (Fr altruiste karşılığı) & Fa dîgar başka(sı) + Fa kâm seven.delmek. eğik olmayan.işaret etmek. sayısal < İng digit tamsayı. sert. kılı kırk yarma.a.HAvr *kâ-mo.< HAvr *deik. dijestif [xx/b] ~Frdigestifhazmettirici. belirtmek.ayrı + Lat gerere. digest. anıt. yy başlarında üretilmiş edebi bir deyimdir. dict-" dikte [ xx/b] ~ Fr diction söyleyiş biçimi.çözmek. saplamak. rafine olma. sokmak [ xi] tik. deig.

kelimeleri tane tane söyleyerek yazdırmak. istida * -çe ekinin Farsça küçültme eki olan -çe ile ilişkisi açık değildir.OFa dil/diler kalp [Yus xiv] yürek ~ Fa dil 1. yürek. a. cesaret dilate [etm [ xx/c] ~ Fr dilater yumuşatarak yaymak.a. buyurmak " dikte dikte [etm [Bah 1924] ~ Fr di cter 1.+ Lat latus geniş. 2. enli. söz * Aynı kökten Tü tın. ~ Fa dilbar gönül çelen. demokrasilerde geçici bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici. her türlü zorba yönetici ~ Lat dictator Roma cumhuriyetinde belli bir süre için olağanüstü yetkilerle donatılan yönetici < Lat dictare bildirmek.diktafon [ xx/b] dikte etme cihazı ~ marka Dictaphone ^ 1907 Columbia Phonograph Co. kayığın dildo [Hürr 1997] yapay penis küreklerinin bağlandığı çubuk. gönül. lisan.işaret etmek. zorla kabul ettirmek ~ Lat dictare bildirmek. 2. yayvan " dis+ dilaver +aver dilber +ber [ xiv] [Men xvii] ~ Fa dil âwar yürekli. dictsöylemek. ıskarmoz. belirtmek.istemek. zıbık ~ ? dile[mek Tü [Or viii] tile. yassıltmak ~ Lat dilatare a. yapay penis. tırjğ (ses). bildirmek ~ HAvr *deik.(ses vermek. belirlemek. dil2 . cesur" dil2. < İng dictation microphone dikte etme mikrofonu " dikte. ~ İng dildo 1. & Lat di(s). konuşmak). 2. gönül götüren " dil2.uzunlamasına kesmek. < Tü tile-" dile< Tü dilek" dile- [CepK 1935] arzuhal. fon(o)+ diktatör [Tarik 1885] zorba yönetici ~ Fr dictateur 1. hunhar . dilenci <Tü [ xiv] < Tü dile-" dile~ Fa dil %ün yüreği kanayan & Fa dil dilhun yürek + Fa %ün kan " dil2. işaret etmek < Lat dicere. buyurmak. adını koymak " dijital dil[mek dil1 Tü Tü [Kaş xi] til. talep etmek dilek dilekçe Tü YT [Uy viii+] tilek a. dilim yapmak < Tü *tı-2 ses vermek [Or viii] tıl dil (organ). 2. beklemek.

< Tü til-" dil-dilmaç Tü? [Kıp xiv] dilmaç/tılmaç/tilmaç/tolmaç tercüman * Dil sözcüğüyle ilişkisi açık değildir.a. din[mek Tü [Uy. gücü yetmek . onlu < Lat decem on " desi+ * Roma denarius'u ilk kez MÖ 21 1'de basılmış ve MS y. nefes).nefes almak. eşlik < Tü . [TS xiv xiv] tınç dinmiş. durmak. dinamik [ xx/b] ~ Fr dynamique 1. dinamit. hayırlı olmak EŞKÖKENLİLER: EYun dynamai : aerodinamik. dinç <Tü [Kıp xiv] tiniş . nefes almak " din* -n.. özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini * İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. [EvÇ. İsv. düyun. ^ 1867 Werner Siemens.HAvr *deu. dimağ damâğ burun. soluk. güçlü. güce ilişkin.).sesi etkisiyle ş > ç dönüşümü tipiktir. Men xvii] dinç *tın(ı)ş < Tü tın-/din. 2. dinlenmek * Aynı kökten ETü tın (ruh. ~ Ave daena a. etmek. Alm.a.yapmak.dilim Tü [ xi] tilim a. dinlenmek.a. dinmek. a. Kuran'da dinar bir altın tartı birimi olarak zikredilir. sanayici < EYun dynámis güç " dinamik dinamo [Bah 1924] ~Fr/İngdynamo elektrik akımını güce dönüştüren motor ~ Alm dynamoelektrische maschine a. Karş. yargı) > İbr/Aram dîn (a. dinamik. dinlenmiş. dinamo. aks < Tü derjg denge. Kaş viii+] tın. nefes [ xiv] ~ Ar dimağ [#dmġ] beyin.a. dingil <Tü " denk [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil.dinmek. termodinamik dinamit [Bah 1924] ~ marka Dynamite patlayıcı madde adı ^ 1867 Alfred Nobel. kafa ~? Fa din [Kut xi] ~ Ar dîn [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa den a. 275'e dek tedavülde kalmıştır. Akad dînu (yasa. Karş. mühendis (1816-92) < EYun dynámis güç " dinamik dinar [ xiv] ~ Ar dînâr altın para birimi ~ Aram dînârâ gümüş Roma parası ~ Lat denarius on as değerinde gümüş Roma parası < Lat deni onar. atak ~ E Yun dynamikós < E Yun dynámis güç < E Yun dynamai muktedir olmak.

daldırmak < Ger *deupa derin ~ HAvr *dheub-derin Aynı kökten İng deep (derin). belki Türk (bir kökten gelen) ve tüğ (biten şey). tüy dip2 [ xx/c] ~ İng dip ekmek banılarak yenen sos < İng to dip batırmak.(bir kökten bitmek). türedi.* Karş. tüke.dingo a. kökten * Aynı kökten türe. türe-.bitmek. Moğ terjgelig (dingil) < terjg (denge. istirahat etmek < Tü tın/tin dinozor [ xx/b] ~ İng dinosaur tarihöncesi sürüngen türü ^1841 Sir Richard Owen. . tükenTü tür : tür.soluklanmak. doğabilimci & EYun deinós korkunç. türkü Tü tüke-: tükel. dip. dıngıl/dıngır onom rezonanslı ve ekolu hafif darbe sesi " dangıl dingo[nun ahırı ~ öz Dingo Walt Disney'in çizgi karakteri Goofy'nin Fransızca ve Türkçe adı ~ İng dingo Avustralya'ya özgü vahşi köpek türü . Uy viii] tırjğla. Türk. dinlen[mek <Tü nefes. dinle[mek vermek " tınTü [Or. türev. temel < Tü *tüü. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. İng. eşitlik). ses < Tü tın. türkuaz. dingil <Tü [TS xv] denil/dingil araba tekerleklerini tutan mil. Moğ tengelig (dingil) < terjg (denge.(bitmek). kök. eşitlik). daldırmak.ses * Aynı fiilin hem "ses algılamak" hem "ses çıkarmak" anlamını taşıması açıklanmaya muhtaçtır. soluk " din[Kıp xiv] tınğlan-/tinlen-/dinlen. EŞKÖKENLİLER: Tütüp : dip1 Tü Türk : alaturka. son. -il eki Moğolcadan bir alıntıyı akla getirir. dive (dalmak). müthiş + EYun saûros kertenkele dip1 bitmek Tü [Uy viii+] tüp en aşağı uç. aks < Tü derjg denge.sesi algılamak < Tü tın sada. türlü Tü tüğ : tülü. eşlik " denk * Karş. a. banmak < Ger *deupjan.

berat. " di+ diplomat [LO xix] ~ Fr diplomate resmen atanmış görevli. +inç direktif [Bah1924] < Lat dirigere. ikiye katlanmış parşömen tabakası. yönlendirme ~ Lat directio < Lat dirigere.a. [EvÇ xvii] digren ~ Yun dikráni iki uçlu çatal ~ EYun dikrânon a. berat veya tasdikname sahibi < Lat diploma berat. diri Tü Tü *ti. eski Atina'da gümüş para birimi < EYun drássomai.a. yönlendirici ~Frdirecteur yönetmen~Lat < Tü diren-" dire-. & EYun di.dik durmak. kraniyum * Metatez belki dermek/dirmek fiilinin etkisini gösterir. direct-yöneltmek. Tü [Uy viii+] tire. tanıma. 3.a. direct.avuçlamak. ruhsat ~ EYun diploma.dik tutmak. bir el dolusu. dirençli. dayanak < Tü tire-" dire- direk direksiyon [ xx/b] ~ Fr (volant de) direction yönlendirme tekeri < Fr direction yön. dolaysız ~ Lat directus " ~Frdirectif yönerge.dipfriz [ xx/c] derin dondurucu ~ marka Deep Freeze bir buzdolabı markası #1941 ABD.1. dirhem [Yus xiv] ~ Fa dirham 1. küçük bir ağırlık birimi. yönlendirmek " direksiyon direktör director " direksiyon direnç YT [186+] [CepK 1935] inat dirgen [Barkan xvi] digren harmanda saman atmaya yarayan iki uçlu çatal. 2. avuç.yöneltmek.iki + EYun ploö katlamak < HAvr *pel. -t. berat < EYun diploö ikiye katlamak & EYun di. direnç göstermek < Tü *ti. " dik [ viii] tiriğ canlı. dosya. direnç göstermek < . bilincinde idi dire[mek [ xiv] ~ Ar dirâyat [#dry msd. defter şeklinde katlanmış evrak. dik < Tü tire. yönelme. yönlendirmek < Lat regere. tasdikname " diploma dirayet farkında olma < Ar dara bildi. direnmek " dik Tü [ xi] tirek/tiregü destek. elçi < YLat diplomaticus "resmi evraklı". bir ağırlık birimi. gümüş para birimi ~ OFa drahm/dram ~ EYun dra%me 1. 2.].a.a. & İng deep derin + İng freeze dondurma " dip2. 2. rect.] bilme. tutam. diretmek. antifriz diploma [LO xix] ~ Fr diplôme her türlü resmi evrak [esk. dra%. a.yönetmek.dik durmak. elle tutmak ~ HAvr *dergh. yol göstermek " ray direkt direksiyon [ xx/b] ~ Fr direct düz.iki + EYun kránon boynuz (= EYun kraníon kafatası ) " di+.a.

< HAvr *deköğreti veya terbiye veya adap benimsemek * Aynı kökten Lat decere (adaba uygun olmak). disiplin [Bah 1924] ~ Fr discipline talim. terbiye. diş geçirmek " dit~ Lat di(s).öneki burada Fr dés. eğitim. budak dişi Tü [Uyviii+]tışı/tişia.a. Lat docere (öğretmek). < Tü *tir diz " diz dış Tü [ viii] taş1 a. a. diriğ diril[mek Tü [ xiv] ~ Fa diriğ esirgeme. kalifiye * İng dis. taşra diş dis+ Lat de ex dışarı dişbudak Tü + Tü [Uyviii+]tışa.a.a.a.* Anlam bağı için karş. öğrenim dalı ~ Lat disciplina < Lat discipulus öğrenci < Lat discere öğrenmek ~ HAvr *didk-ske. taşı-. fırlatmak diskalifiye [etm almak. < Tü taş dış " dış. [DK xiv] dirlik < Tü *tir-/tiz. EŞKÖKENLİLER: Tütaş1 : dış. [ xiv] taşra/taşarı/daşğarı a.bölünme ve ayrılma bildiren fiil öneki [Uy viii+] taşğaru dışa doğru. diri) > İng vigor. *dirimek fiili mevcut değildir. taşıt. <Tü*tı-1 parçalamak. Lat vigere (dik ve güçlü olmak) > vegetus (canlı.canlanmak < Tü diri" diri [CepK 1935] hayat * Sıfata eklenen -(i)m ekinin işlevi belirsizdir.dizmek.karşılığıdır. EYun dokeo (bir öğretiyi benimsemek.: taş-. vegetable. elemek < İng disqualify " de+. dışarı. taşak. düzenlemek " Tü [ xi] tirsgek a. dışkı Tü taş-/taşı. fraxinus " diş. [ xx/b] ~ Fr disqualifier yetkisini elinden . ~ EYun dískos yarışma amacıyla fırlatılan genellikle yassı ve yuvarlak nesne < EYun dikeö atmak. mezhep sahibi olmak) disk [ xx/a] ~ Fr disque yassı daire şeklinde nesne ~ Lat discus a.< Lat de. dirlik dizdirsek <Tü [Kıp xiv] tirlik düzen. koruma " diri dirim YT [ xi] tiril.a. +ri [Mü xvi] bir ağaç.

birkaç kişi arasında bölüştürme < Lat distribuere dağıtmak. log.a.ayrı + Lat pergo. posit. ödemek. tartışmalı bir konuda verilen söylev < Lat discurrere. söylemek " dys+. payını vermek < Lat tribus " dis+. leksikon dispanser [Markop 1946] sağlık ocağı ~Frdispensaire (ilaç) dağıtma yeri < Fr dispenser tartarak dağıtmak.ayrı + Lat ponere. depo. [ xx/a] dişi eksik olan kimse < Tü dişle-" diş * Esasen "dişlenmiş" demek iken 20. söylev. discurs. pro+1. münakaşa. [ 197+] plak çalınan gece kulübü ~ Fr discothèque gramofon plakları kütüphanesi & Fr disque disk + EYun theke kap. iyon distribüsyon [ xx/b] ~ Fr distribution dağılım. & Lat dis. bölüştürmek & Lat dis.rast gitmek. dağıtım.ayrı + Lat pensare tartmak " dis+. nutuk. diskur [Nutuk 1927] ~ Fr discours 1.koymak " dis+. 2.koşmak " dis+.uzamak. koşuşma. 3. yy'da anlam değiştirmiştir. söylem ~ Lat discursus 1. koyma yeri " disk.ayrı + Lat tribuere. dişlenmiş yer.zıt yönlere koşmak. tez2 * Fransızca biçim Bibliothèque (kitaplık) sözcüğünden benzetme yoluyla 1920’lerde türetilmiştir. tri+ . kötü + EYun prosiemi.harcamak & Lat dis. pers.a.okumak. & Lat dis. curs.a. yayılmak " dis+ disponibl [ xx/c] bir bankacılık terimi ~ Fr/İng disponible harcanabilir. pandantif dispersiyon [ML xx/c] ~ Fr dispersion saçılma.tahsis etmek. kullanmaya hazır < Lat disponere. parça parça harcamak ~ Lat dispensare a. prost. post2 disprosyum [ xx/b] ~ YLat dysprosium kimyada bir element < EYun dysprostikós güç bulunan & EYun dys zor. münakaşa etmek & Lat dis. söyleme < EYun Iegö2.ayrı. disposit. dağılım < Fr disperser saçmak.] küçük disk " disk < Tü dış " dış * Anadolu ağızlarındaki fışkı < Yun foúski sözcüğünden esinlenmiş olduğu açıktır. 2.disket dışkı YT [ 198+] [TDK 1944] gaita ~ Fr disquette [küç. Sıfata eklenen -kı ekinin işlevi belirsizdir. kur dişlek <Tü [LO xix] gedik. disleksi [ xx/c] ~ Fr dyslexie harfleri bilip kelime okuyamamaya yol açan patolojik okuma güçlüğü ~ YLat dyslexia & EYun dys zor + EYun léksis okuma. zıt + Lat currere. diskotek [ xx/b] . dispers. tribut. dağıtmak ~ Lat dispergere. bulmak (& EYun prós denk + EYun eîmi gitmek ) " dys+.

log. akıtan. şiir koleksiyonu. önlemek. gnö. idrar-süren hastalığı < EYun diabainö sürmek. a. baz * Şeker hastalarının aşırı idrar etmesinden ötürü.a. kaba taslak çizmek & EYun diá + EYun grâfö " dia+. -t.paramparça etmek. musluk. 2. gönye diyagram [ xx/b] ~ Fr diagramme şematik çizim.kapatmak. gram diyakoz [LO xix] ~ Yun diákos/diákonos papaz yardımcısı. Aş xi] defter. [Men xvii] devât vulg. < EYun diagrâfö üstünü çizmek. makam sahibinin oturduğu minder. anlamak. diş geçirmek " diş divan [Kut. sekretarya. duvar veya çitle bloke etmek ~ HAvr *bhrkw-yo. cin çarpmış" dev ~ Ar divit [Aş xiv] devât. İng deacon (a.< HAvr *bhrekw. kron(o)+ diyalekt [ xx/a] ~ Fr dialecte lehçe ~ EYun diálektos lehçe.) ~ Mıs diyabet [ xx/a] ~ Fr diabète şeker hastalığı ~ EYun diabetes 1. [DK xiv] kurultay. fars diyagnoz [ xx/b] ~ Fr diagnose teşhis ~ EYun diâgnösis ayırdetme. 2.a.söylemek " diyalog . özellikle taşra ağzı & EYun diá çapraz + EYun Iegö2. anlama.dit[mek Tü [ xi] tıt. taslak ~ EYun diágramma. diyakronik [ML xx/c] ~ Fr diachronique zaman içinde gelişen.ara duvarı. defter.a. çıkarmak & EYun diá içinden geçerek + EYun bainö. divit dawât mürekkep şişesi (= Aram diwotâ mürekkep = İbr dlwo a. farketmek.gitmek " dia+. teşhis < EYun diagignöskö ayırdetmek. büro. mahkeme. bat.a. gnostik diyagonal [ xx/b] ~ Fr diagonal çapraz < EYun diagónios köşe çaprazı & EYun diá çapraz + EYun gony köşe " dia+. kilisede ayine yardımcı olan kişi ~ EYun diákonos yardımcı. kıkırdak & EYun diá enlemesine + EYun frâssö.). içinden geçirmek. teşhis etmek & EYun diá + EYun gignöskö. Fr douane. divane [Gül xiv] ~ Fa drwâna deli. arşiv * İt dogana. diyafram/diyafragma [186+]diafragma ~Fr diaphragme iki boşluğu ayıran zar ~ EYun diáfragma. 3. meclis ~ Ar/Fa dîwân 1. t. daraltmak " dia+. İsp aduana (gümrük) sözcükleri Arapçadan alınmıştır.tıkmak. yazmanlar heyeti.bilmek. sedir ~ OFa dewân defter. özellikle resmi karar ve hesapların yazıldığı defter. ağız. & EYun diá boyunca + EYun %ronos zaman dia+. statik olmayan ~ EYun dia%ronikös a. yün veya pamuk atmak < Tü *tı-1 parçalamak. frag. sıkmak. hizmetkâr < EYun diakoneö hizmet etmek * Karş. yargılamak " dia+.

bir aşiretin sahip olduğu ülke. Yun filozof (MÖ y. sperm diyatonik [ xx/c] ~ Fr diatonique müzikte bir ses dizisi < EYun dia tónon tüm ses perdeleri boyunca & EYun diá baştan başa + EYun tónos ses " dia+.çözmek " dia+. 2. +log * Yunanca fiilin her iki anlamında "farklı söylemek" fikri mevcuttur .EYun diálogos söyleşme. diyapazon [Bah 1924] ~ Fr diapason 1.a.diyalektik [P Safa 1949] ~ Fr dialectique tez ve antitezle akıl yürütme yöntemi.a. içinden akmak & EYun diá içinden + EYun rheö akmak " dia+. diyalog . dialyt. söyleşmek. ton1 diyet1 [ xx/b] ~ Fr di ète beslenme rejimi. diyanet dindarlık. Karş. analiz diyalog [ xx/a] ~ Fr dialogue karşılıklı konuşma. taşra ağzı konuşmak & EYun diá çapraz + EYun Iegö2.söylemek " dia+. sebep. bir çalgının seslendirebileceği tüm tınıların dizisi.ayrıştırma ~ EYun diálysis içinden geçerek ayrışma & EYun diá içinden geçerek + EYun lüö.tüm " dia+. tohum ekme " dia+. & İng diaphanous şeffaf (< EYun diafainö içinden öbür yanını göstermek) + İng positive " pozitif diyar [Env xiv] ~ Ar diyar [#dwr çoğ. log.saçma. lys. 2. 430) < EYun diâlegö sohbet etmek. pan(to)+ diyapozitif [ xx/b] ~ Fr diapositif şeffaf pozitif film ~ İng diapositive a. #Elea'lı Zeno."karşılıklı çeşitli şeyler söylemek" veya "farklı biçimde söylemek".] 1. pan(t). diyalektik. 490-y. log. söyleşmek & EYun diá karşılıklı + EYun Iegö2. spor. karşılıklı konuşmak.] din. tını kontrol aracı ~ EYun dia pason (%ordön) baştan başa tüm perdeler & EYun diá baştan başa + EYun pâs. din işleri < Ar dîn " din [Men xvii] ~ Ar diyânat [#dyn1 msd. obalar. oba " dar2 diyare [ xx/b] ~ Fr diarrhée ishal ~ EYun diárrhoia ishal. tamamen yayılma & EYun diá baştan başa + EYun speirö. münazara ~ EYun dialektike (te%ne) a. belli bir yaşam tarzı gütmek & EYun diá + EYun aitía amaç.] kan bedeli < Ar . etiyoloji diyet2 wadâ kan bedeli ödedi [ xx/b] ~ Ar diyat [#wdy msd. akıntı < EYun diarrheö akıp gitmek. perhiz ~ EYun díaita beslenme veya yaşam tarzı < EYun diaitâö belli bir tarzda beslemek. kasıt" dia+.söylemek " diyalog diyaliz [ xx/b] ~ Fr dialyse. ritm diyaspora [ xx/c] ~ Fr/İng diaspora bir ulusun ve özellikle Yahudilerin dünyaya dağılması < EYun diaspörâ saçılma. evler. 2. karşılıklı konuşma < EYun diâlegö 1. memleket < Ar dar ev. diyalekt.

görmek " dia+. optik diz diz[mek düzenlemek Tü Tü [Or viii] tiz bacak eklemi [Uy viii+] tiz< Tü *tir < Tü *tir-/tür. güzel konuşan ~ Bul dobro iyi Tü YT Tü [ xi] tizgin a. yollamak. * Tü *tir. onda bir < Fr dix on doçent [ResmiG1933] ~Almdozent üniversitede öğretim görevlisi ~ Lat docens. itmek." diz< Tü diz-" diz~ Fr dixième onuncu. a. Moğ/Tü törü (düzen.öğreten < Lat docere. HAvr *reg-1 (düz. saf. Bak.Lat decem on " desi+ dobra [ xx/b] açık sözlü. t. düzeltmek.(sıraya koymak) biçimleri eş anlamlıdır. enter(o)+ dizayn dizdar [ xvi] [ xx/c] ~ İng design tasarım ~ Fr dessin " desen ~ Fa dizdar kale muhafızı & Fa diz kale (= Ave daeza. sokmak HAvr *ye. op. Anlam yelpazesi için karş. jet diyoptri [Bah1924] ~Frdioptrie göz bozulması birimi .duvar. .ve *tür-/tör.atmak. sahip. kötü + EYun énteron bağırsak " dys+.xvii) sözcüğü ile ilgisi kurulamaz.EYun dioptrikós bir araçla görmeye ilişkin < EYun diorâö. yasa. düzen. sur) + Fa -dar tutan.öğretmek " disiplin Türkçeye 1933'te Alman akademik sisteminden aktarılmıştır.atmak. harekete geçirmek " dia+. [ xi] tizig sıra. rast. -li" +dar dize YT [TDK 1969] mısra < Tü diz-" diz- dizel [Bah 1924] ~ Fr/İng diesel bir tür içten yanmalı motor.sıraya sokmak. yasa) sözcüğünün aynı kökten türediği varsayılabilir. doct. bu motorlarda kullanılan yakıt < öz Rudolf Diesel Alman mühendis (1858-1913) dizge YT [CepK 1935] nazım < Tü diz-" diz- * TTü dizge (diz bağı . et. dizi [TDK 1955] indeks [ xx/b] < Tü tiz.diyez [ARasim 1897-99] ~ Fr diése müzikte inceltme işareti EYun diaísis araya sokma. enterval & EYun diá + EYun (h)iemi.bir şey içinden veya vasıtasıyla görmek & EYun diá içinden + EYun orâö. dizanteri [ARasim 1897-99] dizanterya ~Fr dysenterie kanlı ishal ~ EYun dysentería bağırsak bozukluğu & EYun dys zor. aralık. diop. dizgin dizi dizin dizyem . yönetim)." diz< Tü tiz.

fısıltı. kabarmak. <Tü tokuz on "dokuz Tü [Or viii] kün toğusı. belirmek. eğri olmayan.doğmak.< HAvr *dek. gürültü. meydana çıkmak [Uy viii+] toğ-/tuğ. inilti. ufalamak * Etimolojisi açık değildir.öğreti. Karş. -e yönelme edatı. vb. düz.a.doğ[mak doğ[mak döğ[mek doğa YT Tü Tü » [Uy viii+] toğ-/tuğ. felsefi ilke. doğaç [CepK 1935] ilham < Tü doğ-" doğ- * -aç ekinin işlevi ve Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle ilişkisi belirsizdir.saçmak [Uyviii+]toksona. doğal [Fel 194+] tabii < Tü doğa" doğa Tü YT * -(a)l eki Fr naturel sözcüğünden esinlenmiştir. mezhep < EYun dokeö doğru kabul etmek. vızıltı.doğmak. doğu dok docke dök[mek doksan Tü Tü [Uy viii+] tök. şarıltı. öğrenmek " disiplin doğra[mak Tü [ xi] toğra. bir öğretiyi benimsemek ~ HAvr *dok. dar görüşlü < EYun dógma. belirmek.dilimlere ayırmak. doğan [ xi] toğan bir tür yırtıcı kuş. 2. [Men xvii] doğu güneşin doğduğu yön < Tü doğ-" doğ[ResCGaz 1912] ~ İng dock gemi havuzu ~ Hol . dırıltı. doğru doğrultu Tü [Uy viii+] toğru/toğrı 1. kabarmak. uğultu. kabul etmek. yanlış olmayan (sıfat) YT [TDK 1944] yön < Tü doğru " doğru * -ultu ekinin Türkçede sadece ses yansımalı sözcüklerde kullanılan -ilti ekiyle ilişkisi açık değildir. t. dogmatik [DTC1943] ~Frdogmatique bir öğretiye katı katıya bağlı olan.benimsemek. meydana çıkmak " döv< Tü doğ-" doğYT [CepK 1935] mizaç * Fr nature (tabiat) < Lat nasci (doğmak) sözcüğüne kıyasla türetilmiştir.

el değdirmek. tok (dolu). el değdirmek " dokuTü [ viii] tokuz/tokkuz a. dolu). su çarkı. DK xiv] dolamaç dolanan.doktor [LO xix] tabip ~ Fr docteur 1. direkt olmayan < Tü dola-" dola- dolap [Aş xiv] 1. 2. vurmak. belki ton. 3.(su katılaşmak). içine eşya konulan mahfaza ~ Fa döl âb 1. dönme dolap. doku[mak dokumak Tü [Uy viii+] tokı-/toku. genelde tabip ~ Lat doctor öğretmen.(doldurmak). döl Tü [Uy viii+] töl birinin dokuz soyundan gelenler. hoca < Lat docere. kuyudan su çekmeye yarayan düzenek. = Akad dulu a. dövmek. döndürmek dolambaç <Tü [Kıp. 2. [Men xvii] 2. erzak deposu & Fa döl kova (~ Aram dülâ a.]. Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. doct. " doktor doku YT [DTC1944] [CepK 1935] nesc ~Frdoctrine öğreti~Lat doctrina < T ü doku-" doku- * Önceleri Fr tissu karşılığı iken yakın dönemde texture anlamını kazanmıştır. dokunmak.1. Kaş viii+] tolğa-/tola.öğretmek " doktor dokun[mak Tü [Uy viii+] tokın. her türlü mekanik çark. kanıt. • Anlam gelişmesi için karş. dolap çevirmek. temas etmek < Tü tokı. tax. Lat tangere.) + Fa âb su " ab Anlam çeşitliliği için karş.dolmak. dolandırıcılık. dolap beygiri. a. doküman [DTC1943] ~Frdocument belge~Lat documentum ders kitabı. su çarkı. a.sarmak.(kendi eliyle) değmek.a. torjğ (yuvarlak). kumaş * Tak/tok (vurma sesi) onomatopesiyle alakası düşünülebilir. dola[mak Tü [Uy. belge < Lat docere. diplomalı tabip [esk. 2. 3. dolu olmak < Tü to-[viii] doldurmak. top (yuvarlak).(dokunmak) > texere (dokumak). zürriyet dol[mak hale getirmek Tü [ xi] tol. düzen. kumpas. üniversitelerde öğretmenlik yapma ruhsatı < Lat doctor öğretmen " doktor doktrin a. vurmak. hile.öğretmek " disiplin doktora [Bah 1924] ~ Fr doctorat doktorluk rütbesi ~ OLat doctoratus "doktor edilmiş". doktora sahibi. üniversitede hocalık beratına sahip kimse. yuvarlak * Aynı kökten Tü to5/tot (tam. dolandırıcılık. doct. a. to5. . kiler.dövmek.

tüm. Fr. dolunay < Tü tol-" dol[TDK 1955] cenin < Tü döl" döl * Ada eklenen -üt ekinin işlevi belirsizdir. Moğolca tomura. havali < Tü dola-" dola< Tü dolay " dola- [Men xvii] nedensellik belirten edat [TDK 1944] vasıtasız < Tü dolayı" dola- * Anlamca dolay adı ile değil dolayı edatı ile bağlantılıdır. < öz Déodat de Dolomieu Fransız jeolog (1750-1801) dolu1 Tü [Uy viii+] tolu dolgun.uzun) + EYun kefale kafa " longa. yuvarlak. 2. [Men xvii] domal. Bohemya'da gümüş madenleri olan bir yer Joachimsthal'da rotatif makinayla basılan ilk gümüş paraların adından. top) arasındaki ilişki muğlaktır. +sefal dolmen [ xx/b] ~ Fr dolmen megalitik mezar anıtı ^ Théophile Corret de la Tour d'Auvergne. asker ve arkeolog (1743-1800) & taol masa + men taş dolomit [ML xx/c] ~ Fr dolomite bir tür çökelti kayası # 1791 Fr.(şişmek. sıkışmak " doldolun[ay dölüt YT Tü [Uyviii+]tolun1. kızın memesi dolgun hale gelmek. doymak. tomruk. . top < Tü to. tomurcuk < Moğ. EŞKÖKENLİLER: Alm thal : dolar.dolar [ xix] ~ İng dollar Amerikan para birimi ~ Alm thaler/taler < Alm joachimsthaler 1519'dan itibaren kullanılan bir gümüş para birimi < öz Joachimsthal Joachim Vadisi. talveg dolay dolayı dolaysız <Tü <Tü YT [Men xvii] etraf. kabarmak) biçimi ile Türkçe olduğu anlaşılan *tom (şişkin şey.dopdolu. Edata -lı/-sız ad ekleri eklenmesi ilgi çekicidir. yuvarlak hale gelmek " dol* Karş.dolmak. çok miktarda < Tü tol-" dol< Tü tol-donmak? < Tü to- dolu2 Tü [ xi] tolı buz parçalarından oluşan yağış dolmak. dolikosefal [ xx/b] ~ Fr dolichocéphale uzun kafalı & EYun doli%os uzun (~ HAvr *dlsgho.eğilip arkasını yuvarlak hale getirmek < Tü *tom/ton dolgun veya şişkin şey.tümsek veya yuvarlak hale gelmek. domal[mak <Tü [Kıp xiv] tomal. bol.

hükümet.suyun katılaşması < Tü to. . İngiltere'nin iç işlerinde bağımsız kolonilerine verilen ad ~ OLat dominion a. [C od Cx ii i] Tü teğür-/tewür. altını üstüne getirmek).devirmek. kukuletalı pelerin. domestik [ xx/c] evcil. sahiplik. siyah renkli rahip başlığı. dombili [199+] bir hakaret sözü ~? * Tombul sözcüğüyle bağdaştırılması muhtemelen yakıştırmadır. yy'a dek "1. < Lat domus ev " dam2 dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. hane halkından olan kimse . efendi" dam2 domino [ 188+] ~ Fr domino 1. tıkışmak " dol< Tü*t ew ü n -devrilmek. a.a. Kürtlerde bir aşiret/ulus adı olan Dımbili ile ilişkisi araştırılmalıdır. egemen olmak ~ Lat dominare < Lat dominus ev sahibi.. 2.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş.domalan <Tü [MŞ. Amr xiv] yeraltında yetişen bir tür mantar. yüzük). mülk. yarım & Lat di(s). ~ İsp tomata a. bir oyun ~ İt domino ~ Lat dominus efendi. midi+ dominan/dominant [DTC 1943] dominant ~Fr dominant/dominante hükmedici. [KT xix] şalvar. özellikle tören giysisi. kıyafet. Buna karşılık Kırg dörjğölök (tekerlek). trüf < Tü tomal-/domalyuvarlak olmak " domal~Yuntomátes domates [LO 187+] Frenk patlıcanı [çoğ. < Lat dominare hükümran olmak < Lat dominus " dam2 domuz don[mak Tü Tü [Uyviii+]tonuza. * Meksika kökenli bitki 1528'de Hernan Cortés tarafından Avrupa'ya getirilmiş. a. rahip " dam2 dominyon [ 190+] ~ İng dominion 1.ayrı + Lat medius orta " dis+. dönmek = d ön[ me k Tü [ O ğxi ]t ö n -a . törjğkölük (halka. ancak 18. 2.] Frenk patlıcanı ~ Fr tomate a. yarım & Lat di(s). don1 Tü [ viii] ton giysi. ~ Nahuatl tomatl a. 2. at rengi" anlamında. doymak. yy ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır. midi+ dömi+ [ xx/a] ~ Fr/İng demi. a. [ xi] ton. egemen < Fr dominer hükmetmek.dolmak. törjğkör-(devirmek.a.a.. evcimen. egemenlik.yarı < Lat dimidius ortadan ikiye bölünmüş. her türlü giysi. törjğkörüş (devrim). pantolon 19.a. devlet.Fr domestique a.ayrı + Lat medius orta " dis+.a . döndürmek " devir- * Kaşgarlı'ya göre Oğuzcaya özgü bir fiildir. yatılı hizmetçi ~ Lat domesticus a.

dat-" data dönem YT [TDK 1955] devre. " de+ ." dön[TDK 1955] daire. döngel meyve. -em ekinin işlevi açık değildir. hediye. piyes dore [ xx/b] ~ Fr doré altın kaplamalı. resmigeçit.dolmak. Türkçe araç isimleri yapan -eç ekiyle benzerlik yüzeyseldir. uyuşturucu < Hol doopen daldırmak. & Lat de. 2. bulamak. iki parçalı kadın giysisi & Fr deux iki (~ Lat duo ) + Lat pièce parça " düo. 2. dönence [TDK 1944] tropik < Tü dön-" dön<Tü [ 194+] * EYun trepo (dönmek) > tropikós karşılığı olarak türetilmiştir. a. döner döner kebap < Tü dön-" dön- * 1944'ten eski örneğine rastlanmadı.İng doping ilaçlama. altın rengi < Fr dorer altınlamak. periyod < Tü dön-" dön- * Ar dawr (dönmek) > dawrat (periyod) karşılığı olarak türetilmiştir. tören alayı. sunu < Lat dare. muşmula döngü dönüm dön-" döndönüş[mek doping YT <Tü [ xiv] yuvarlak şey. istihale < Tü dön-" dön- [ xx/b] spor müsabakasında uyarıcı ilaç alma .[viii+ Uy] giydirmek " don1 <Tü [Men xvii] 1.bir şeyden + Lat aurum altın ~ HAvr *aus-2 a. dönemeç YT [TDK 1955] viraj < Tü dönmek " dönYT * -emeç ekinin işlevi belirsizdir. iki parça. [Amr xv] elmaya benzer bir < Tü dön. sos katmak ~ Ger *deup-" dip2 döpiyes [Hay 1959 195+] ~ Fr deux pièces 1. armağan etmek < Lat donum verilen şey.giyinmek < Tü tona. [Uy viii+] tonan.don2 Tü doymak " doydonan[mak donanma filo Tü [ xi] tor)ğ donma veya donmuş şey < Tü to. kozalak. uyuştrurucu alma < İng dope ilaç. savaş gemilerinden oluşan < Tü donan-" don1 done [ xx/b] ~ Fr donnée veri < Fr donner vermek ~ Lat donare sunmak. a. devir < Tü dön-" dön< Tü [Kan xv] bir çift öküzle bir günde sürülebilen arazi büyüklüğü YT [Fel 194+] tebdil. altın kaplamak ~ OLat deaurare a.

sermek.havanda dövmek. döşe[mek döşek dost dauştar. yar ~ EFa dauştâ. [Kıp xiv] toruk .(omuz. divis.a. a. yatak yaymak [Uy viii+] töşek yatak. dosya [Tanin 1910] dosye ~ Fr dossier 1.~ HAvr *weidh. Ave daoşa.bölmek. hanedan arması. yaygı [Kut. Urey. vis. 2. kolun üst kısmı) sözcüğüyle benzerliği tesadüf olmalıdır. doru toruğ koyu kahve at rengi doruk Tü? [CodC xiii] torağı zirve. inceltmek döviz [ xx/b] yabancı devletlere ait kâğıt para ~ Fr devise 1.dört dörtgen Tü [ viii] tört a. ezmek.doldurmak. [TS xvi xvi] toru (= Moğ torug/turug yükseklik < Moğ toruy. döteryum [ML xx/c] ~ YLat deuterium atom ağırlığı 2 olan hidrojen izotopu ^ 1933 Harold C. YT [Geom 193+] " dört. banknot ~ OLat divisa hanedan arması < Lat dividere. kale. Aş xi] < Tü töşe-" döşe- ~ Fa dost arkadaş. 2. dağlamakla açılan yara < Tü tögne. kimyacı < EYun déuteros ikinci " di+ döv[mek Tü [ xi] töğ. a.[viii] doldurmak doy[mak . baş kaldırmak döş Tü [Uy viii+] töş göğüs. özellikle göğsün alt kısmı. [Kıp.(sırt) < HAvr *dous.ayrılma edatı + Lat *videre.yükselmek. +gen Tü [ viii] * Atatürk tarafından bulunan sözcüklerdendir. çıkmak. özellikle mideyi doldurmak < Tü to. sırtlık. üzerinde kraliyet arması bulunan menkul değer. Çağ xiv] döş * Fa doş. bir muameleye ait evrakın tümü < Fr dos sırt ~ Lat dorsum * Aynı konuya ait evrakları ayırmak için takılan sırt kartonundan. Tü Tü [Uy viii+] töşe.ikiye bölmek & Lat di(s).aletle veya kızgın şişle dağlamak Tü tög-" dövTü " dol[ viii] to5-/tot. ayırmak " dis+ * Hanedan armaları ailenin çeşitli kollarını belirten bölmelere ayrıldığı için. Amer. evrak üzerine geçirilen kılıf. dövme <Tü [TS xiv] döğün yakı.

damlayarak akma. dramatürji [ xx/b] ~ Fr dramaturgie tiyatro oyunu sahneleme < EYun dramatourgós & EYun dráma. a.tiyatro oyunu + EYun ergö yapmak. draje [ xx/b] ~ Fr dragée badem şekeri ~ Lat tragema ~ EYun tragema. ~ Fr drahoma ~ Yun trafoma 1. 2. t. işlemek " dram. erg drape [Hayat 1959] ~Frdrapé bol kumaşla sarılmış.eylemek * Osmanlı Dram Kumpanyası 1882'de kurulmuştur.kuru drenaj kurutma < İng to drain " dren [ xx/b] ~ Fr/İng drainage fazla suyunu akıtarak dretnot [ 190+] ~ İng dreadnought "hiç korkmaz". ~ O Yun dragómanos a. t. yemek. döner delgi < İng to drill .vermek " data dozer » [ xx/b] " buldozer dragoman ~ Fr/İng dragoman (resmi görüşmelerde taraflara eşlik eden) tercüman ~ İt dragomano a. t. özellikle ufak tefek şeyler yemek dram [ 188+] ~ Fr drame tiyatro oyunu ~ EYun dráma.vermek ~ HAvr *dö. 2. düğünde saçılan para veya pirinç.eylem. suyunu akıtmak ~ Ger *draug.kurutmak < HAvr *dreug. ~ Ar tarcumân a. a. ~ EYun drâkön a. oyun. ~ İng drill matkap.] damlamak dril [ xx/c] ~ İng dribbling 1. giydirilmiş < Fr draper bol kumaşla sarmak < Fr drap kumaş ~ OLat drappus a. trajedi < EYun drâö eylemek. bir tür yarış yelkenlisi dragon ejderha ~ Lat dracon a.a. do. şekerleme. a. " tercüman dragon [ xx/b] 1. hediye.a. icra etmek ~ HAvr *ders.doz [ xx/a] ~ Fr dose verilen ilaç miktarı ~ EYun dosis verilen şey. kuruyemiş < EYun trögö kemirmek.çerez. ejderha. 2. çeyiz < Yun *tra%öno para saçmak Yun tra%i gümüş para EYun dra%me gümüş para " dirhem * Yunanca sözcüğün etimolojisi tartışılmıştır.a. ~? Kelt dren [ xx/b] ~ İng drain tıpta biriken sıvıyı boşaltmak için kullanılan cihaz < İng to drain kurutmak. bir ölçek ilaç < EYun didömi. İngiltere'de 1906'dan itibaren imal edilen bir tür savaş gemisi & İng dread kork(mak) + İng nought hiç dribling [ xx/c] basketbol terimi < İng to dribble [onom.

yardıma duahan ~ Fa ducâ%w^ân dua okuyan.). karşılaşma & Fa du iki + Fa çâr dört" dü. hanende düalizm < Lat dualis ikili < Lat duo iki" düo [Bah 1924] dualizma ~ Fr dualisme ikilik. defa " dü dübel [ 199+] [LO xix] 1. yüzyüze gelme. a. İng two. duplic-" dupleks duble yapmak " düo dübür makat. iki dört. * Karş. dekan.] çağrı. dudu kuşu Tü? [T S xiv] girdap. CodC xiii] dotak/dudak/tudak/tutak dudak < Tü tut-" tut* T > d değişimi açıklanmaya muhtaçtır.a.] arka taraf. iki kat ~ Ar dubr [#dbr msd. Ave/Sans dvá (iki). Karş. yüzer köprü yapmakta ~? ~ Fa du bâra iki kez & Fa du iki + Fa bâr ~ Alm dübel takoz ~ Ger (= İng dowel a. düden [Kıp xiv] derin dudu1 [ xiv] tuti ~ Fa tütl papağan. çehar dudak <Tü [İMüh xiii] tutak gaga. Aş xi] ~ Ar ducâ' [#dcw msd. [TS xiii. 2. a.a. * Aynı kökten EYun dúo. kıç. suyu yer altına çeken delik. dua çağırma. yeniden giydirme. 2. bir filmi ikinci kez seslendirme < Fr doubler ikilemek. şarkı söylemek " dua. duçar [Men xvii] yolda rast gelme ~ Fa duçâr/düçâr 1. bi-3. Fr deux. tanrıya yakarma " davet [Kut. di-. %w^ân okumak.dü [Yus xiv] ~ Fa du/du iki ~ HAvr *dwo. Lat duo. iki kat yapmak ~ Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. bir topluluğun en yaşlı ve deneyimli üyesi ~ Lat decanus ~ EYun dekanós " dekan duba kullanılan içi boş nesne dubara kere. . makamla dua söyleyen & Ar ducâ + Fa xwandan. dublaj [ xx/b] ~ Fr doublage ikileme. altı düz ve geniş tekne. İng dowel (a. ikicilik duayen [ xx/b] ~ Fr doyen 1. 2. kuyruk [ xx/b] [ xiv] dübr ~ Fr doublé iki kat < Fr doubler ikilemek.

1140) atfedilse de kullanımda para birimi her zaman Venedik'le birlikte anılmıştır.Ar duldul [#dldl] 1. a. Ali'nin katırının adı .bağlamak " düğme < düğün Tü [Uy. oklu kirpi. özellikle Ermeni kadın . düet İt duetto " düo düğme düğüm Tü Tü [ARasim 1897-99] düetto ~ Fr duette müzikte ikili ~ [ xi] tüğme a. [ xx/b] külüstür otomobil .Erm dudu yaşlı kadın. özellikle çarşı içinde satış yeri ~ Aram dukana platform. emzik. seki.] üfleme sesi. Avrupa'da bir soyluluk unvanı ~ Lat dux. Kaş viii+] tügün bağ.bağlamak. Hz. yy'a dek yaygın olarak kullanılan altın para birimi < İt duca dük " dük * Bazı kaynaklarda ilk düka altını Apulia Dükü II Ruggiero'ya (y.bağlamak " düğme duhul " dahil1 [Env xiv] ~ Ar duxül [#d%l msd. dadı = Fa dâdü a. düğümlemek < Tü tüg. 2. düğüm. DK xiv] düdük kavalın küçüğü düt/tüt [onom. önderlik etmek ~ HAvr *deuk. dükkân [Aş xiv] satış tezgâhı ~ Ar dukkân/dukân [#dkn] platform. içine girme dük [EvÇ xvii] duka ~ Fr duc yönetici. [ xi] tügüm bağ < Tü tüğ.önder.dudu2 [ xvii] gayrımüslim yaşlı kadın. duc. kerevet ~ Akad dakkannu seki. düdük sesi" düt düello Lat duellum/bellum savaş [AMithat 1877] ~ İt duello ikili çatışma ~ * İtalyanca/Fransızca sözcük Lat dualis (ikili) sözcüğünden kontaminasyon yoluyla "ikili çarpışma" anlamını kazanmıştır. ductyöneltmek. " dadı < Tü düdük Tü [ xi] tütek ağızlık. Roma imparatorluğunda bir rütbe < Lat dücere. önder. özellikle evlenme akdi Tü tüg. akit. üzerine bir şey konulan yükselti ~ Sumer dagana bir tür tezgâh veya platform dul düldül Tü [Or viii] tul eşi ölmüş kadın [DK xiv] Hz. a.öncülük etmek düka [altını ~ İt ducato ilk kez 1274'te Venedik Dükası Lorenzo Tiepolo tarafından bastırılan ve 17. tezgâh. seki. lider. [Kıp. Ali'nin katırı. yönetmek.] girme.

yanaştı * "Öte taraf" ile bir karşıtlığı ima etmesi bakımından İslam dini kökenli bir kavramdır. bulut. dumdum [191+] ~İng dumdum bullet bir tür kurşun ^ 1897 İng. ~ Lat ~ Ar Dumr/Dumür [#Dmr msd. iğne ipliğe döndü dün Tü [ viii] tün gece (= Moğ tüne karanlık) dünür Tü [Uy [MMem xvi] ~ Ven timón [İt timone ] a.[küç.ikikatlıolanherşey. burç. 2. viii+] türjgür sıhriyet. yontulmuş.sesi sonradan türemiştir. İtal. katman " düo. dunüw/danâwat] yakın idi. duplic. biçilmiş.dülger [Mercimek xv] dürger ~ Fa durgar/durûdgar marangoz. dumur zayıflama < Ar Damura zayıfladı. pli .] beri taraf. dupleks [xx/c] ~İngduplex1.a. yeryüzü < Ar dana [msd. yy'dan itibaren anlam değiştiren tütün sözcüğünün yerini almıştır. tabya ~ Fa damdama a.a.iki" duodenum [ML xx/c] ~ OLat duodenum onikiparmak bağırsağı ^ Gerardo di Cremona. dümbelek <Tü [TS. çift & Lat du. 2. iki katlı konut ~ Lat duplex. daha yakın yer. 1187) < Lat duodecim oniki & Lat duo iki + Lat decem on " düo. desi+ * Yunanlı hekim Herophilos'un (MÖ 353-280) kullandığı dodekadáktylon (onikiparmak bağırsağı) teriminin Latince çevirisidir. evlilik yoluyla akrabalık. kereste (< Fa durudan biçmek. düo [ xx/b] ~ İt duo ikili ~ Lat duo iki ~ HAvr *dwo. yontmak ) + Fa gar/kar yapan " kâr duman Tü [ xi] tuman sis.] zayıflık.tabaka. biçilmiş ağaç. biçici & Fa durûd 1.iki + EYun pláks. çöktü.iki katlı. plak. [Men xvii] yanan nesnelerden çıkan gaz * 17. dümen temon a.] zayıf ve sürekli şekilde vurmak " tep* Rezonans bildiren onomatopelere özgü -n. a. Men xv-xvii] tebelek/deplek/debelek/dübelek/tenbelek küçük davul < Tü tebele-/debele. hekim (ö. karanlık. EvÇ. < öz Dumdum Hindistan'ın Bengal bölgesinde bir müstahkem yer ve cephane fabrikası ~ Bengali damdama toprak kale. f. hısım dünya [Kut xi] ~ Ar dünya' [#dnw sf. Hind.

a. batırmak. sokmak. a. durgun. düşün- . dürt[mek Tü? cildini ovalamak dürtü durum1 durum2 [buğdayı YT YT [DK xiv] 1. hal [ xx/c] buğday türü ~ HAvr *drü-ro. doğru. düşün.düplikasyon [ xx/b] ~ Fr duplication ikiye katlama.iki kat" dupleks duplikat ikinci kopyası " düo dur[mak Tü [Bah 1924] duplikata [ viii] tur.) + Fa bin gören " bedbin < Tü tur-" dur- [ xi] turkun a. uzak görüşlü kimse. bir [CepK 1935] vaziyet. ikileme.a. Men xvii] durbin 1. * Aynı kökten İng true (doğru). sert. düz.a. durum 1. a. bohça etmek dürbün dürbün (Fr téléscope çevirisi) durgun Tü [KâtipÇ. hayal EŞKÖKENLİLER: Tü tüş : düş.< HAvr *deru-1 pek ve sağlam olma " dürüst duruşma YT [CepK 1935] muhakeme < Tü dur-" dur- * Duruşmak fiili mevcut değildir. katı).dermek. sağlam). a. dürzü ~ Ar durzı [nsb. Kaş viii+] tül/tüş rüya. sağlıklı ~ EFa duruva. kopyalama ~ Lat duplicatio < Lat duplicare ikiye katlamak < Lat duplex. Lat durus (sert. ~ HAvr *deru-1 düz. ilaç ve merhem gibi şeyleri eliyle sürmek. 1019) < Fa darzî terzi düş Tü [Uy. sağlam ~ Fa/OFa drust doğru. duruşma dür[mek Tü [Uy viii+] tür. toplamak.: dur-. ~ İt duplicato bir evrakın EŞKÖKENLİLER: Tü dur. duplic. dürüst [CodC xiii] drust düzgün. duru. trust (güven) < Ger *treuwaz (düz.] Suriye ve Lübnan'da yaşayan bir dini topluluğun mensubu < öz MuHammad İsmail al-Darzî Dürzi dininin kurucusu (ö. katı." dur ~ Lat durum [n. 2. 2. sağ. [Fel 194+] muharrik < Tü dürt-" dürt< Tü dur.] 1. & Fa dür uzak (~ EFa/Ave dura a. 2.

a. hayal" [Men xvii] d üd ük se si [DK xiv] Tuwak gelinin yüz örtüsü. konmak. a.kötü. a. kırmızı tül.] " devlet düven [Mü xvi] dögen ayırmak için kullanılan cihaz.a.< HAvr *men-1 düşünmek ) " dys+. ~ Aram tütâ a. duct-" dük düş[mek Tü [ viii] tüş. ~ Fa drwâr/diwâr a.a. inmek. ölmek düşes [Bah 1924] ~ Fr duchesse dükün eşi. bir tür ipekli kumaş ~ OLat ducissa [f. düşman [Kut xi] ~ Fa/OFa duşmân/duşman a. Fa duj (çirkin. öğüt (~ HAvr *mn-yo.duyumsamak. duşt (çirkin).kötülük düşünen.duş [ xix] ~ Fr douche a. = Ave duşmainyu. duşnam (sövme). düşün [CepK 1935] mülahaza < Tü düşün-" düşünYT * Fiil kökünün ad olarak kullanılması ilgi çekicidir. sevketmek < Lat ducere. duy ampul takılan çukur duy[mak Tü [ xx/b] ~ Ar duwal [#dwl çoğ.kötü. düvel [#dwl çoğ. [ viii] tuy. uğursuz (~ HAvr *dus. mantalite * Karş. & Ave duş/duj. [TS xv xv] Tuğak [CodC xiii] divar < Tü tuğ " ~ Ar/Fa tüt a. düşün[mek düş dut d üt duvak tuğ duvar a. a.] < Lat dux. bozuk ) + Ave mainyudüşünce.] devletler ~ Ar dawlat ~ Yun doukáni ekini kabuğundan ~ Fr douille her türlü mekanik aracın çukur kısmı.düşmek. a. sevketmek < Lat ductare yol göstermek.a. nakletmek. duşvar (müşkül). ~ OFa dewâr * v/w sesi etkisiyle ilk hece kapanmıştır.rüya görmek. hissetmek . hayale dalmak < Tü tüş rüya. düven ~ E Yun tykâne a. duc.dük " dük düşey YT [Geom 193+] vertikal < Tü düş-" düş- * Fiil köküne eklenen -ey ekinin işlevi belirsizdir. a. ~ İt doccia su borusu < OLat *ductiare iletmek. akıl. o no m <Tü Tü [Uy viii+] tüşe. götürmek. murdar).

[Men xvii] düzgün tertipli. düz Tü [Or viii] tüz doğru.] borçlar < Ar dayn borç < Ar dana 1. borç verdi. intizam YT [TDK 1944] plan < Tü düz" düz[Kıp xiv] tüzgün dizgin. muntazam < Tü düz< Tü düz-düzYT < Tü düz-" düz-düzey [CepK 1935] seviye düzgün <Tü düzeltmek " düzduziko düz [ xx/a] ~ Yun doúziko katkısız rakı < Tü düz " düzine [LO xix] duzina ~ Fr douzaine onikilik birim < Fr douze oniki ~ Lat duodecim a." duyYT [CepK 1935] hassasiyet < Tü duy-" duy-duyu YT < Tü duy-" duy-duygu [CepK 1935] hassa YT < Tü düyun ~ Ar duyûn [#dyn2 çoğ.dizmek.a. [TDK 1983] istihbarat < Tü duy. borç aldı. duyarlık [CepK 1935] his duy-" duyduyum YT [CepK 1935] his. düzeltmek. & Lat duo iki + Lat decem on " düo. yasama = Akad dlnu yargı. hükmü altında aldı (= İbr/Aram #dyn yargılama. kent. dizmek. düzenli [Uy viii+] tüz< Tü *tür.) Fransızcadan alınmıştır. hüküm verme. * Dizmek fiilinin varyant biçimidir. desi+ * İt dozzina (a. yargıladı. dizili. 2. yasa ) * Aynı kökten Aram msdina = Ar madmat (yargı çevresi. düzlem <Tü YT [ xv] sahte [Geom 193+] < Tü düzle-" düz-düzmece < Tü düz-" düz- . fonetik açıdan mümkün görünmemektedir.a.duyarga YT [TDK 1944] böceklerde anten < Tü duy-duy- * -arga ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. İng dozen (a. a.) biçiminden alıntı.sıraya koymak. sıraya koymak " düz- düz[mek Tü düzenlemek " diz- = Tü *tür-/*tör. il). düzen düzenek <Tü [Ferec xv] düzen/düzenlik tertip.

balâhat] aptal idi [KıpGul xiv] ~ Ar ablah [#blh sf.] ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. uğursuz). malva sylvestris ebe + Tü gömeç/gümeç 1. harflere rakamsal değer verilmesine dayanan sayı sistemi < Ar alîf bâ cim dal" elif. dede. abla. çörek.: düşman. [Men xvii] doğuma yardımcı olan kadın * Lehçelerde "teyze" ve "sütanne" anlamlarına da rastlanır. arı peteği" ebe ebeveyn ana baba < Ar abü baba " ebu * İsmin Arapçaya özgü ikil (dual) halidir.: disleksi. EŞKÖKENLİLER: EYun dys.] boyutlar < Ar bucd " buut ebced ~ Ar abcad Arap alfabesinin ilk dört ana harfinden oluşan sözcük. dizanteri Fa duş. ubüd] kaldı. Kıp xiv] büyükanne. börek.kötü. uğursuz ) " düşman dys+ fiil öneki ~ HAvr *dus. arı peteği" ebe ebegümeci + [MŞ xiv] ebem gömeci yaprakları yenen bir bitki. KıpGul. saygıdeğer kimse. bozukluk. cim. DK xiv] kalıcılık. delta ebe çoc [Or viii] aba ata. beta.] iki babalar.kötülük. çörek. malva sylvestris Tü ebe + Tü gömeç/gümeç 1. 2. zorluk bildiren ebat ~ Ar abcad [#bcd çoğ. sonsuzluk < Ar abada [msd. 2. börek. ebed [Aş. & Tü & . dolandırıcı < Fa duzdîdan hırsızlık etmek < OFa dujd/dujdîhâ hırsız (= Ave duş/duj. saygı gören kadın.kötü Aynı kökten Ave/Fa duş/duj. nine.] aptal < Ar baliha ~ Ar abawayn [#'bw dual. [TS xiv. düztaban2 ~ EYun dys. ebleh [msd. kalıcı oldu ~ Ar abad [#'bd msd.düztaban2 hakaret deyimi ~ Fa duzda ban hırsız. [Oğ xi] ebe ana.(kötü. disprosyum.

hareli.] (bir şeyin merkezine oranla) kenar. yapma. [CepK 1935] ece saygıdeğer veya bilge kadın. söyleyiş tarzı. gereç.a. atalar < ece Tü [ viii] eçe baba.a. [ xi] eçe/eke büyük kızkardeş. 2. ebonit [ xx/b] ~ Fr ébonite doğal rengi siyah olan bir tür sentetik polimer ~ İng ebonite < İng ebony değerli siyah tahtasıyla tanınan ağaç. biçilmiş süre. şive edat EŞKÖKENLİLER: ~ Ar adâ' [#'dy msd. abanoz ~ EYun ébenos a. daha dış taraf < Ar canb yan " canip ecrimisil ücret. ağabey" anlamında kullanılmış iken 193 5'ten sonra Çağatayca örneklere istinaden anlam değişikliğine uğratılmıştır. ebu ecdat Ar cadd dede.* Kusur ve renk sıfatları yapan af cal vezninde.] yabancı < Ar acnab [kıy. dilbilgisinde edat . " abanoz ebru ~ Fa abrî bulut renginde. ecel [Kut. baobab. a. ağabey.] cedler. abla .] 1. 2. bekleme süresi.a. parasal karşılık + Ar mi81 benzer. ebeveyn.] 1.a. kimyasal maddeler < Ar cuz' birim.a. ödeme. kraliçe * Türkiye Türkçesinde 13. unsurlar. yy'dan 1930’lara dek "ulu kişi. a.] birimler. misil ~ Fa acri mi61 eşdeğer ücret & Ar acr ecza [ xiv] ~ Ar aczâ' [#cz' çoğ.) ebu [ xiv] ~ Ar abü/bü [#'bw] baba EŞKÖKENLİLER: Ar #'bw : abullabut. emeğe ecir/ecr[ xiv] ecr karşılık ödenen şey ~ Aram agrâ a. bukalemun. unsur " cüz eczane/eczahane ecza. = Sans abhrá. ~ Akad agru/igru a. eş " ecir. ölüm < Ar acila bekledi. kılma.a. duraksadı ecinni ~ Ar acinnî [#cnn] cin " cin1 ~ Ar acr [#'cr msd. dalgalı < Fa abr bulut ~ EFa abra. yaşlı adam.] ücret. (= Ave avra. ata " cet [MMem xvi] ~ Ar acdâd [#cdd1 çoğ. [Çağ xv] eçe yaşlı kadın. ecnebi [Neş xv] ~ Ar acnabî [#cnb1 nsb. hane + [KT xix] eczahane eczacı dükkânı & Ar aczâ' + Fa %âna " eda [ xiv] görevi yerine getirme. Aş xi] ~ Ar acal [#'cl msd.a. ~ Ar adat [#'dw] araç.

~ Ar adyân [#dyn1 çoğ. edevat edebiyat ~ Ar adabiyyât [#'db çoğ.] dinler < Ar dîn " din efe Ege bölgesine özgü erkek birliklerine mensup kişi.a.] terbiye. faktör efektif [Bah 1924] ~ Fr effectif.dışa + Lat facere. 2.] "dini veya bilimsel nitelikte olmayan yazın etkinliklerinin tümü. kundura < İt condurre (imal etmek). edip edebiyatçı" edep [ xiv] edepli ~ Ar adîb [#'db sf. kartpostal gibi kalıcı olmayan yayınlar (antikacılık terimi) ~ İng ephemera [çoğ. etkili. konuk ağırlama adabı.dışarı vermek. yayıncı~Lat editor a. yiğit (argo) ~? Yun/EYun efebos büluğ yaşını geçmiş genç erkek. effect. sahtiyan < Fa saftan (imal etmek). < Tü et. üzere + EYun (h)emeros gün " epi+." belles-lettres < Ar adab 1. terbiyeli ve kültürlü davrandı edevat gereç " edat edik Tü [Uy viii+] étük ayakkabı. elle tutulur ~ Lat effectivus < Lat efficere. işin sonucu < Lat efficere. efekt [ML xx/c] ~ İng sound effect ses efekti < İng effect bir eylemin sonucu. dergi.] edep sahibi.icra etmek " efekt efemera [ xx/c] broşür. bilet. fact. a. imal etmek " et- * Anlam ilişkisi için karş. terbiye. delikanlı & EYun epí üzeri + EYun (h)ebe büluğ yaşı" epi+ * Sözcüğün kökenine ilişkin zengin literatürün tamamına yakını bilimsel değerden yoksundur.yapmak " ex+. çıkarmak. yayın ~ Lat editio a.hazırlamak. düzgün davranış ve yazı < Ar adaba konuk ağırladı.icra etmek. bir şeyi yapıp ortaya çıkarmak & Lat ex. yaşam tarzına ilişkin hikaye ve gözlemlerden oluşan ve Arapçada 8. [LG 188+] kabadayı. incelik. görgü. edit. kalıcı olmayan yayınlar < EYun efemerön [n.üzeri. edit-" edisyon edyan [xx/b] ~Fréditeur yayınlayan.Ar #'dw : edat. edisyon [ xx/b] ~ Fr édition yayınlama. etki ~ Lat effectus icraat.] bir gün ömrü olan Mayıs böceği < EYun efemerös günlük & EYun epi. effect. -ive fiili.] kısa ömürlü şeyler. yy'dan itibaren yaygınlaşan yazın biçimi " edep edep [Kut xi] ~ Ar adab [#'db msd. dat. yayınlamak & Lat e(x). çizme ~ Ar adawât [#'dw çoğ.] < Ar adat araç.vermek " ex+. kalimera .dışa + Lat dare. data editör < Lat edere. yaymak. < Lat edere.

] düşünceler < Ar fikr [Kaş. • Adın Arapça biçimi inisyal çift sessize bir ön sesli eklenmesi ve Arapçada varolmayan p ve o seslerinin eşdeğer seslere çevrilmesiyle elde edilmiştir.büyülemek " efsun efsun/afsun sihir < Fa/OFa afsüdan. Türkçe anlamı Ar fikr çoğulu olan efkâr2 sözcüğünden etkilenmiş olabilir. koyu leylaki. a. Platonik. çaba göstermek < Fr force kuvvet" ex+. [LO ] eftâtühl hurma zamkı rengi. efor [ xx/b] ~ Fr effort çaba. eflatun/eflatuni [Men xvii] eftâtünî filozof Eflatun'a ilişkin. eğe <Tü [Kıp xiv] eğe/eğew a. a.büyülemek eğ[mek Tü [Uy viii+] eğ. sahip. incinme. efkâr2 düşünce " fikir * Efkâr-ı umumiye deyiminde. [KT ] eflâtun! leylaki ile erguvan arası.] bireyler < Ar fard birey " [Gül xv] ~ Fa afsâna büyü. bey.eğmek. acı * Efkâr dağıtmak deyiminde. fermante efkâr 1 ~ Fa fıgâr/afgâr yara. kaynayan < Lat effervescere kaynayıp taşmak. afsây. < Lat femina kadın " ex+. mevla ~ EYun authentes reşit ve mümeyyiz kişi. galeyana gelmek < Lat fervere kaynamak " ex+. ~ Ar afkâr [#fkr çoğ. asil < EYun authentö sorumluluk ve yetki sahibi olmak efervesan [ xx/b] su katıldığında kaynayan tablet ~ Fr effervescent kabaran. masal < Fa/OFa ~ Fa/OFa afsün/fısün büyü.efemine [ xx/a] ~ Fr efféminé kadınlaşmış. mora çalan renk < Aftâtün Yunan filozofu Platon'un (MÖ 429-347) Arapça adı ~ Platon " platonik * Renk adının filozof Eflatun ile ilişkisi açık değildir. gayret < Fr efforcer kuvvet harcamak. feminen efendi [Gül xv] egemen kimse. afsây. okuryazar kişiler için mevla/molla karşılığı olarak kullanılan saygı deyimi ~ OYun authentes bey. Kut xi] afsun egale [etm aequalis < Lat aequus a. rendelemek.a. vekil olmayan. kadınsı < Fr efféminer kadınlaştırmak ~ Lat effeminare a. bükmek [ xx/b] ~ Fr égaler eşitlemek < Fr égal eşit ~ Lat ~ Ar afrâd [#frd çoğ. fors efrat fert efsane afsüdan.[xi] metal bir nesneyi . diş gıcırdatmak < Tü *éğeğ < Tü éğe.

asıl olmayan < Ar câriyyat^ ödünç. Kaş xi] hayvan * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde yazı diline ithal edilmiştir. döndürmek " eğireğreti/iğreti [Gül xv] câriyetî ödünç. oyalamak < Tü * Türkiye Türkçesine özgü olan fiilin. bükmek. xi Ha] düden. santra [ xx/b] ~ Fr égocentrique benmerkezci & Fr ego eğrelti <Tü [Men xvii] eğir otu bataklık otu. yine Türkiye Türkçesine özgü olan aylan. sarmak. DK xiv] eğlen. hüküm * Fr hégémonie (egemenlik) sözcüğünden esinlendiği açıktır. eğlen[mek Tü? [Kıp. [Uy viii+] eğir-kuşatmak. yün eğirmek " evir* Evir.[xiv Kıp] meşgul etmek. a. eğreti" ariyet . boşa vakit geçirmek eğle. 193 5'ten eski örneği bulunmayan *ege (veli?) sözcüğünden türetilmesi fantezidir.E Y u n ( h ) e g e m o n ö n d e r .çevirmek.[Or viii. arka eğir[mek Tü [ viii] ewür.fiilinin anlam ayrışmasına uğramış varyantıdır. İng. ego zamiri) ~ HAvr *eg a. terbiye etmek ~ Tü egit-/egi5. [ xx/b] bencillik ~ ego ben (birinci tekil şahıs egoizm [ResCGaz1912] ~Frégoïsme bencillik~ İng egoism ^ Joseph Addison.egemen YT sahibi " hegemonya. +men2 [CepK 1935] hakim . lider. [TS xiii xiii] sırt. a. oyalanmak.fiilleriyle ilişkisi belirsizdir. şair (1672-1719). "hep kendinden sözeden" anlamında < ego ben " ego egosantrik ben + Fr centre merkez " ego. eğit[mek YT [CepK 1935] terbiye etmek veya köle beslemek.(dolanmak. < Tü eğir/eğrek bataklık = Tü eğrik/eğrim [viii+ Uy. boşa vakit geçirmek) ve oyalan. eğer hakaram.çevirmek. geçici. burmak. anafor < Tü eğir. döndürmek. [LO xix] eğrelti otu a. yetiştirmek.beklemek.bir kez eğilim YT [CepK 1935] temayül < Tü eğil-" eğ-eğin/eğnTü [Kut xi] ~ Fa/OFa agar/gar şart edatı ~ EFa [Uy viii+] egin omuz.

daha kolay. olmak & Lat ex. exhaust. ehil.dışa + Lat sistere. varoluşçu felsefe veya yaşam tarzı ~ Fr existence varoluş. eş(ler). bükmek " eğir- < Tü eğir-/ewir. 2. ehliyet ehli ehliyet belgesi [Men xvii] ~ Ar ahlî [nsb. exercit. bir yerde oturan kişilerin tümü. arct.] ehillik. stat. önemsedi. burulmuş döndürmek. uhül] evlendi. tuhaf~ EYun ehemmiyet < Ar ahamm [#hmm kıy. uzak tutmak ~ HAvr *ark.a. a. iş uygulamak < Lat arcere. en kolay < Ar hâna [msd. egzersiz [Bah 1924] ~ Fr exercice talim. hamm] merak etti. tüketmek < Lat haurire. ehlî. [TDK 1955] ehliyetname ehliyet ~ Ar ahliyyat [#'hl msd.durmak. çok ilginç < Ar hamma [msd. 2. yerli halk.çevirmek. bükük. boşaltma. önemsiz idi.] daha önemli. mevcudiyet ~ Lat exsistentia a.a.yasaklamak. haust. motorlu taşıtlarda gaz boşaltma işlemi ve bu işi yapan boru < Lat exhaurire. ehil/ehl[Kut. uygun. kalifiye < Ar ahala [msd.talim etmek. değersiz idi eis+ olma bildiren edat ve fiil öneki ~ EYun eis içeri girme.eğri Tü [Uy viii+] eğri dönük. içte .] Mısır Erzurum ve Bayburt yöresine özgü kadın giysisi " ihram ehven [Men xvii] ~ Ar ahwan [#hwn kıy. askeri eğitim yapmak.] evcil" ehil [Aş xiv] ehillik. hawn] kolay idi. dikilmek. iskân etti EŞKÖKENLİLER: Ar #'hl : ahali. ilgilendi * Arapça sıfattan -iyyet ekiyle yapılmış geç dönem türevidir. zuhur etmek.menetmek " ex+ egzistansiyalizm [P Safa 1949] ~Frexistentialisme varoluşçuluk. ehram2 » [Men xvii] ~ Ar ahrâm [#hrm çoğ. < Lat exsistere ortaya çıkmak. kavi olmak " ex+. Aş xi] ehl ~ Ar ahl [#'hl] 1. içe doğru yönelme. liyakat.] kolay.suyunu boşaltmak ~ HAvr *aus-3 boşaltmak "ex+ egzotik [ xx/b] eksötikös yabancı < EYun eksö dışarı. boşalma. dış " ek+ ~ Fr exotique yabancı. hane halkı. < Lat exercere. asistan egzos/egzost [ xx/b] ~ İng exhaust 1. liyakat.suyunu akıtıp boşaltmak. kifayet" ehil * Modern kullanımda ehliyetname sözcüğünden kısaltmadır. sıkı durmak. ehram1 piramidi < Ar haram a. alıştırma ~ Lat exercitium a. layık. bir yere yerleşti.

[TDK 1974] kültür < Tü ek-" ek- * İkinci anlamı Ziya Gökalp'in ortaya attığı hars < Ar Har8 (tarım) sözcüğünün yeni dile uyarlaması olup. dışarı). dragon ~ OFa aj dahâk efsanevi yılan. önde gelenler < Ar akbar [kıy. tahıl. her iki biçim Fr culture < Lat colere (ekin ekmek. noct.] büyükler. Alm aus (dış.ejder ajdahâ " ejderha [Ali xvi] ~ Fa ajdar dragon. Dahak < OFa aj yılan ~ HAvr *angwhi. a. a. efsanevi yılan < Fa * Orijinal biçim ajdaha olup.ara sesi Türkçede türemiştir. ek Tü [Uy viii+] ekü mafsal.] daha büyük. en büyük " ekber ekalliyet [ xx/a] dini veya etnik azınlık (Fr minorité karşılığı) < Ar aqall [#qll kıy. en ekim YT [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla Birinci Teşrin ayına verilen ad.a. çok az < Ar qalla [msd. tarım yapmak) çevirisidir. dışarıda olma ek+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. ~ OLat *excartare " ex+. eklem. [Men xvii] ek ilave edilen parça. [DK xv] ejderha ~ Fa ajdahâk/ajdahâ İran mitolojisinde efsanevi yılan. yama ~ E Yun e(k) dışarıya çıkma. noktürn . ejderha [Aş xiv] ejdeha. ek[mek viii+] ek. ekinoks [ xx/b] ~ Fr équinox gündönümü. birleşme yeri. ekin Tü [Uy ekâbir [Env xiv] ~ Ar akâbir [#kbr çoğ. Fa az. [TDK 1955] ekme eylemi < Tü ek-" ekekin Tü [Uy viii+] ekin ekilen şey. * -r.tohum ekmek EŞKÖKENLİLER: Tü ek-: ek-.] daha az.gece " egale.] çok büyük. devre dışı bırakmak ~ İt scartare a. -ha hecesi Farsça çoğul eki sayılarak düşürülmüştür. * Aynı kökten Lat ex. Final -r sonradan türemiştir. a. qillat] az idi. yılan kıral. gündüz ve gecenin eşit olduğu tarih ~ Lat aequinoctium & Lat aequus eşit + Lat nox. azaldı ekarte [etm [ 188+] ~ Fr écarter (iskambilde) kâğıt kaçmak. ekim. kart2 ekber büyük " kibir [Env xiv] ~ Ar akbar [#kbr kıy.

< Lat clarus açık. İng school. [ xi] etmek . 3. mezra). bırakıp gitme. sohbet.]. klarnet ekliptik [ xx/b] ~ Fr écliptique astronomide burçlar çemberi < EYun ékleipsis 1.bırakmak. yankı (ad) < EYun e%ö seslenmek. dinlenme.yemek ) Tü [Uy viii+] ötmek a. 2. sanat veya düşünce akımı ~ Lat schola okul ~ EYun s%ole 1. terketmek. dinme * Karş.a. log-seçmek. en eko [ xx/b] ~ Fr écho yankı ~ EYun e%ö ses. ekol [ xx/b] ~ Fr école okul. ses dengeleme aygıtı < İng to equal eşitlemek < Lat aequalis eşit < Lat aequus eşit" egale ekoloji [ML xx/c] ~ Fr écologie çevrebilim / İng ecology a. ekmek (= Moğ ekmel mükemmel" kemal ~ Ar akmal [#kml kıy. şimşek.ekip [xx/b] ~Fréquipe1. seçmeci < EYun eklegö seçip ayırmak & EYun ék dışa + EYun legöl. YT okul. 2.geri durma. kıvılcım. +log eklem YT [TDK 1944] mafsal < Tü ekle-" ek ekler [ xx/b] ~ Fr éclair 1. yakın çevre ~ HAvr *woik-o. . a. < EYun oíkos ev.< HAvr *segh. alet edevat < Fr eklektik [ xx/a] ~ Fr eclectique seçmeci. a. [Men xvii] etmek vulg. okul ~ HAvr *sgh. kabile.a. ekmek ide.a. Ayrıca İng skipper (bir tür gemi) < Hol < Ger *skipam. yankılanmak (fiil) ~ HAvr *(s)wâgh. lipsos * Ay ekliptik hattına yakınken güneş tutulduğu için. derlemek " ek+.a. bir tür pasta < Fr éclairer aydınlatmak ~ Lat exclarare a. ekipman équiper donatmak " ekip [ xx/b] ~ Fr équipement donanım. vicinus (yakın çevre). 2. ayrılmak. vicus (mahalle). çalışmak zorunda olmama. işten geri durma. güneş tutulması & EYun ék dışa + EYun leipö. İng ship (gemi) < Ger *skipam. * Karş. lip. eksik kalmak " ek+. karışık < EYun eklektós seçilmiş. oba " +loji Aynı kökten Lat villa (çiftlik. kaybolma. genel anlamda donatmak < Nor skip gemi ~ Ger *skipam a.< HAvr *weik-1 klan. aydınlık " ex+.gemimürettebatı. ekolayzer [ xx/c] ~ İng equaliser eşitleyici..] daha mükemmel. 2. herhangi bir iş için derlenen kadro ve donanım < Fr équiper gemi donatmak [esk.

ekser ka6îr çok " kesret [ xiv] ~ Ar ak8ar [#k8r kıy. 2. en çok < Ar . [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. öne çıkmak. züppe. daha yüce. 2. iks harfi. a.: ekran. dingil EYun âksön a. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. tuhaf~ OLat excentricus merkezkaç (kuvvet) & Lat exdışa doğru + Lat centrum merkez " ex+. (tıp ~ Fr/İng ex(o). düzen " ekoloji. perde). tepe " ex+ * Aynı HAvr kökten Lat columna (sütun). vekilharç & EYun oíkos ev + EYun nomós yönetim. Alm schirm (kalkan. santra eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. +nomi ekose öz Ecosse İskoçya ekran *skermaz koruyan şey. İskoç.] daha çok. Kütahya" ağızlarından derlenmiştir. sivrilmek & Lat exdışa + Lat cellere.kalabalıktan ayrı durmak. züppe. açık bej < Fr cru çiğ ~ Lat crudus çiğ ~ HAvr *krü-do.yükselmek. en cömert" kerem [Men xvii] ~ Ar akram [#krm kıy.< HAvr *kreus. çarpı işareti. İskoç tipi tartan kumaş < ~ Fr écran perde (~ Hol skerm kalkan) ~ Ger Aynı kökten İng screen. öne çıkmak ~ HAvr *kel-4 yüksek olmak.çiğ et" kreozot eks argosunda) ölü [ xx/c] ~ İng X 1. culmen (zirve). 2. siper [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr écossais 1. santra ekselans [ xix] ~ Fr excellence üstün ve yetkin olma. excels. Eğirdir.dış. [ xx/a] dönüş aksı merkezde olmayan (teker) ~ Fr excentrique kuraldışı. kâhya. " aks * Tarama Dergisi'ne göre "Seyitgazi.dış (sadece bileşik eks(o)+/egzo+ isimlerde) < EYun eksö.ekonomi [ 187+] ~ Fr économie 1. tutumluluk ~ EYun oikonomía ev idaresi < EYun oikonómos ev idare eden.] daha ekrü [ML xx/c] ~ Fr écru ketenin beyazlatılmadan önceki rengi. EŞKÖKENLİLER: Ger * skerm. dışarı" ek+ eksantrik [ARasim 1897-99] hoppa. bir saygı deyimi ~ Lat excellentia üstünlük. Çal. yükselti. cels. İng hill (tepe) eksen YT [TarD193+] ~ Yun âksön/âksonas mihver. seçkinlik < Lat excellere. iktisat bilimi. eskrim ekrem soylu.

kanıt" eksper ekspertiz [DTC 1943] ~ Fr expertise uzmanlık" eksper ekspoze [etm [ xx/b] ~ Fr exposer sergilemek. kokuşmak ) * Sıfat biçimi ékşiğ 9.a. dışa vurmak. post2 ekspres [Bah 1924] ~ Fr expresse hızlı. stâ. riske girmek " ex+. folyo ekşi eksi ekşi[mek Tü YT Tü [Uy viii+] ékşiğ a. bilincini yitirmek & EYun ék dışa + EYun (h)istemi. posit. yer veya durum değiştirme. 2. [İMüh xiii] egsül< Tü egsü.eksfoliant [ xx/c] ~ İng exfoliant cildin ölü katmanını soymak için kullanılan madde veya yöntem < Lat *exfoliare yaprak döktürmek < Lat folium yaprak " ex+.EYun ékstasis 1. ekstaz [ xx/c] ~ Fr ecstase kendinden geçme.basmak.a.durmak " ek+. çürümek. ifade etmek & Lat ex. uzman < Lat experiri. tecrübeli. direkt. Çağ xv] < <T *ékşi.1. eksik eksil[mek Tü <Tü [Uy viii+] egsük a. ~ Lat expressus açık. a. [Geom 193+] zait [TS xv. press.(sıkıp) özünü çıkarmak.dışa + Lat premere.dışa + Lat cavare oymak. expert." eksik ü ékşi(= Moğ nigsi- ekşimek. a.koymak " ex+. belli bir amaca yönelik < Lat exprimere. vecd. özellikle hızlı tren ~ İng express a. tecrübe ~ Lat experimentum deneyle elde edilen sonuç. < Lat excavare oyup boşaltmak & Lat ex. exposit. statik . yy'dan itibaren kullanıldığı halde.kav2 eksper [Bah 1924] ~ Fr expert uzman ~ Lat expertus denenmiş. < EYun eksistemi.a.eksik olmak. pres * "Hızlı tren" anlamı İngilizceden Fransızcaya geçmiştir. sıkmak " ex+. ekspresyon deyim " ekspres [ARasim 1897-99] ~Frexpression ifade. fiil biçimine 15. express. yer veya durum değiştirmek. açığa çıkarmak ~ Lat exponere. eksik kalmak "eksik ekskavatör [ xx/b] ~ Fr excavateur toprak kazma makinası / İng excavator a. kazmak "ex+. net.denemek. sınamak. trans .dışa + Lat ponere. yy'dan önce rastlanmaz.ekşimek"ekşiü < <T eksil.a. eksta. 2. deneyerek öğrenmek < Lat *periri denemek ~ HAvr *peryo.eksik olmak < Tü egsü.a.< HAvr *per-3 denemek. sınamak. a. ampirik eksperiman [ARasim 1897-99] ~Frexperiment deney. & Lat ex.

uygar alem < EYun oikeö iskân etmek. aequat. r. açık mavi. ş.] en dış. imparatorun özel muhafız birliğine mensup kişi < Lat scütum büyük dikdörtgen beden kalkanı ~ HAvr *skoit. [LO.dışa + Lat trahere. ele güne. a.(tahta) yarmak ekvator [ xix] ~ Fr équateur eşitleyici. [Men ] gök ala gözlü mavi gözlü.ciltte çıkan kabartı. a. traktör ekstrem [sup. kalkan taşıyan. z sesleriyle başlayan kelimelerden önce assimile edilir. olağandışı < Fr/İng extraordinaire /extraordinary a. mayalanmak " ek+ el1 el2 Tü Tü [Or viii] elig a. [ML xx/c] ticari hesap özeti ~ Fr extrait damıtılmiş bitki özü < Fr extraire özünü çıkarmak. döküntü < EYun ekzeö kabarıp taşmak. ikamet etmek < EYun oíkos ev. Bah.kabarmak.ekstra [Bah 1924] ~ Fr/İng extra sıradışı. a. elâ [Men xvii] ala gözlü sarı-yeşil gözlü.eşitlemek. sıkarak suyunu almak ~ Lat extrahere. tüm alemi kapsayan. s. elçi. çıkarmak & Lat ex.a. [TDK 1955] ela sarıya çalar kestane rengi renkli. tahta < HAvr *skei. memleket. Göv ] ela göz çakır göz. kaynamak ~ HAvr *yes. dışarıda. sürüklemek " ex+.tabla. dar-üs-selam. [TS xiv xiv] ulus. kalkancı.olarak telaffuz edilir. tesviye etmek < Lat aequus eşit" egale ekzema [Bah 1924] ~ Fr eczéma bir cilt hastalığı ~ EYun ékzema.düzen " ex+ ekstre [ xx/b] .Ar al harf-i tarif. alaca " ala = Tü ala . definite article * d. [ viii] él ülke. isilik dökmek & EYun ék dışa + EYun zeö kabarmak.dış < EYun ektós bir şeye ekümenik [ML xx/c] ~ Fr écumenique evrensel. dışında (~ HAvr *eghs-ter. ~ Lat aequator eşitleyici < Lat aequare. ennevm. konut" ekoloji eküri [ xx/b] ~ Fr écurie bir kişiye ait yarış atlarının tümü. en dışarıda < Lat extra " ekstra ekt(o)+ nispetle dışta olan < EYun ék dış " ek+ [ xx/a] ~ Fr extrême aşırı. kavim EŞKÖKENLİLER: Tü él: el2. sürmek. Ör: şeyh-ül-islam. uç ~ Lat extremus ~ Fr/İng ect(o). kaynamak. bir ekibin mensupları < Fr écuyer bir soylunun kalkanını taşıyan süvari yamağı ~ Lat scutarius 1. İsim tamlamalarında sesli genellikle -ü. extract. t. KT. & Lat extra dışarı.dış ) + Lat ordo. 2. ordin.çekmek. Hıristiyan aleminin tümünü kapsayan ~ EYun oikomenikós < EYun oikomene meskûn dünya.sökmek. n. il el3 . tract. t. isilik. Ör: esselam.

a.ttitiz.elektriğe elektr(o)+ ilişkin (bileşik isimlerde)" elektrik elektrik [Müh375 180+] ~Frélectrique/İngelectric a. lejyon eleğimsağma [T S. yönetici mesaj götüren görevli [xiii] < Tü él1 ülke " el2 ~ Moğ elçi(n) yabancı bir hükümdara * Türkçe bir sözcük olmakla birlikte özel anlamı ve fonetiği Moğolca kullanımdan alınmıştır.seçmek " ex+./ İng electr(o). gökkuşağı" alaimsema elek <Tü [Kıp xiv] elemeye mahsus alet < Tü ele-" ele~ Fr électr(o). Türkçeden Farsçaya alınmış ve belki şiirde Farsça-benzeri telaffuz etkisiyle ses değişimine uğramıştır.dışa + Lat legere1. an ~ Fr élastique esnek ~ EYun elastikós elbette [CodC xiii] elbet ~ Ar al-batt / al-battat [#btt] kesin karar < Ar batt [msd. budun < Tü él ülke. nihai < Ar batta kesti.a. kararlaştırdı" el3 elbise libas ~ Ar albisat [#lbs çoğ. ele güne [karşı el2 Tü [Uy viii+] él kün ülke halkı. millet. kalburdan geçirmek. seçici < Lat eligere seçip ayırmak & Lat e(x). Orijinal Türkçe biçimin Türkiye Türkçesinde *ilci veya *elci olması gerekir. koruyan " el1 * Fa dastuwan (eldiven) sözcüğünden uyarlanmıştır.] giysiler < Ar libâs giysi" elçi Tü [ viii] élçi devlet görevlisi. eldiven [Men xvii] eldüven eldiven & Fa dast el + Fa wân tutan. şimdi.* Tü ala sözcüğünün varyant telaffuzudur. bitirdi. şu anda " el3.a. elan elastik ittirici < EYun elaünö itmek.iki şeyin arasına sokmak. memleket" & Tü el + Fa (das)tuwân * -kün ekinin işlevi açık değildir. Kıp xiv] eleğimsağma(l)/eneğimsağma(l) < Ar *calâ'imu-s-samâ'i alaimsema.] kesin. Kıp xiv] -? elegan [xx/b] ~ Frélégant seçkin. lect. sürmek [Neş xv] [ xix] ~ Ar al-ân halen. # 1600 William Gilbert "De Magnete" adlı eserinde < EYun elektron kehribar . ele[mek éleelebaşı Tü [Uy viii+] élge. zarif~Lat elegans. [T S xiv. ~ YLat vis electrica "kehribar gücü".

personel. Latin alfabesi veya onun kaynağındaki bir Sami alfabesi öğrenilirken ezberlenen 'LMN' hecelerinden türediği rivayet edilir. ağrıdı Türkçe kullanımda "ruhsal acı" anlamı ağır basmıştır. kimyada element ~ Lat elementum temel ilke. 1930) < İng electron " elektron elem [Mercimek xv] (özellikle fiziksel anlamda) < Ar alima acı çekti. 2. İng.] acı.D. " elektrik.* Kehribarın yünle ovulduğunda elektriklenme özelliğinden ötürü. kardiy(o)+. [ 200+] (argo) kişi ~ Fr élément bir bütünün içinde yer alan basit öge. unsur. yapı taşı. + me n2 ~ Ar al-Haqq doğrusu " el3. elim eleman [Bah 1924] öge.çözmek " elektrik. kimyada element ~ Lat elementum eleman ~ Ar alam [#'lm msd. eleştir[mek eleştirmen elhak YT YT [Fel 194+] tenkit etmek [Fel 194+] münekkit < Tü ele-" ele- < Tü eleştir-" eleştir-. lys. ağrı * Türkçe biçim 1933'ten sonra İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesine egemen olan Alman etkisini yansıtır. od(o)+ ~ Fr électrode anod ve katod & Fr elektrokardiyograf [ML xx/c] ~ Fr électrocardiographe kalp elektriğini kaydeden cihaz / İng electrocardiograph a. gaz veya yarıiletken ortamda elektron akımı yoluyla aygıtların yönetimine ilişkin (y. fizikçi < İng electric " elektrik * Karş. analiz elektron [Bah 1924] ~ İng electron elektrik yükü taşıyan atomik zerre ^1891 J. [Yücel 1938] bir ekibin üyesi olan kişi. elektrona ilişkin (1902). element maddelerin her biri [ xx/b] kimyada bileşimlerin yapı taşını oluşturan basit ~ Alm element öge. elektrod [Bah 1924] électr(o). elektronik [Hürr 1948] ~ İng electronic 1. unsur.Stoney. unsur. hak1 . EYun elektron (kehribar). +graf elektroliz [ xx/b] ~ Fr électrolyse kimyasal bir maddeyi elektrikle ayrıştırma < EYun lysis çözme < EYun lüö. a. EŞKÖKENLİLER: Ar #'lm : elem.+ EYun (h)ódos yol" elektrik. ilk öğrenilen şey * Latince sözcüğün etimolojisi belirsizdir.

elips (dairenin eksik hali) < EYun elleipö. elmas * Fr diamant. eksiklik. allah ~ Ar al-Hamdu li- elif [ xiv] ~ Ar alîf Arap alfabesinin ilk harfi ~ Aram âleph Arami/İbrani alfabesinin ilk harfi = Fen alep öküz. teker teker ayırarak toplamak " elegan elli elma Tü Tü [ viii] ellig a. elect. a. hamd. ellip. ellipt.OLat eliminare kapı dışarı etmek & Lat e(x). [ xi] almıla a.oval ~ EYun élleipsis 1. 2. çok renkli.elhamdülillah [DK xiv] şükran ifadesi llâhi Allaha hamd (olsun)" el3. en gerekli < ~ Ar alwân [#lwn çoğ. elvan [ xiv] alacalı < Ar lawn [msd. dışarıda bırakmak .eksik bırakmak & EYun én + EYun leipö.] acı veren. a. elti Tü? [İMüh.1.kapı eşiği" ex+.] lifler < Ar lif" lif ~ Ar alzam [#lzm kıy.a. alfabe " ~ Ar alîm [#'lm sf. ~ EYun adámas.eksik kalmak " en+. ~ Ar al-wadâc [#wdc] allaha ısmarlama " . elimine [etm [ xx/b] ~ Fr eliminer dışlamak. 2. renkler.] renk..] daha gerekli. lipsos * Geometrideki anlamı ilk kez MÖ 2. lip.] 1. Fenike alfabesinin ilk harfi" alfa elifba elif. tam olmama 2. elit [ xx/b] ~ Fr élite seçkin < Fr élire seçmek ~ Lat eligere. bükülmez. [Oğ xi] alma elmas [ xiv] ~ Ar/Fa almâs değerli bir taş ~ OFa almâs a.dışarı + Lat limen. [ xix] elti/ilti iki kardeşle evli kadınlardan her biri * İkinci anlamı Türkiye Türkçesi ve Azericeye özgüdür. Gül xiv] ~ Ar alîf bâ Arap alfabesinin ilk iki harfi. parıltı elveda el3. Kıp xiii] élti hanım. yüksek mevki sahibi birinin eşi. yy'da Perge’li Apollonios tarafından kullanılmıştır. adamant. limin. veda elyaf elzem Ar lâzim " lüzum [ xiv] ~ Ar alyâf [#lyf çoğ. yenilmez. İng diamond (elmas) Latince yoluyla Eski Yunancadan alınmıştır. liman elips [ xx/b] ~ Fr ellipse.seçmek. beta elim ağrıtan " elem [Kıp. sert.

kabarmak. mal sahibi (& Lat manus el + Lat capere almak)" ex+.a. derman em[mek [ xi] em. serbest bırakmak ~ Lat emancipare bir malı satmak veya devretmek. [DK xv] emekdar < Tü emge. köleyi azat etmek < Lat manceps. metal eritmek * Aynı kökten İng smelt (metal dökmek). melt (eritmek). EŞKÖKENLİLER: Tü em. beklenti < Ar amala .: em-. Yeni Türkçe anlamı Tü emektar sözcüğünden esinlenmiştir. mold (kalıba dökmek).Fr émaillé [sıfat] sırlı. bazı kişiler arasında özel bir anlamı olan işaret. kesinti & EYun en.viii+ Uy. xvii Men. sırlanmış < Fr émail [ad] sır ~ EFr esmail < Ger *smelt. bekledi [ xiv] ~ Ar amal [#'ml msd. hamile olunan şey < EYun bryö şişmek.dört ayak üstünde sürünmek YT [CepK 1935] mütekâit < Tü emek" emek < Tü emekle[mek Tü emgek " emek emekli * Karş.] belirti. sağlam olma) emansipe [etm [ xx/b] ~ Fr émanciper azat etmek. bol. gebe olmak " en+ * 1970’lerden sonra Türkçe telaffuzu İngilizceye göre düzeltilmiştir. güvenilirlik.em Tü Tü [Uy viii+] em ilaç. belirlenmiş olan zaman.atmak " en+.] umut. zahmet. sağlam idi (= İbr #'mn güvenilir olma.zahmet ve sıkıntı çekmek [Uy viii+] emgekle-/ömgekle. manüel emare [Men xvii] emaret belirti. Tü emekli (zahmetli. emel umdu. a. randevu < Ar amara belirledi. xx/a). emek Tü [Or viii] emgek çaba. eziyet. emziremanet [Kut xi] ~ Ar amânat [#'mn msd. 2. alamet ~ Ar amârat [#'mr msd.] 1. mancip. güvenme.metal eritmek ~ HAvr *(s)meld. zor . embesil imbecillus sakat.satın alan. buyurdu " emir1 [TercHak 1907] emay metal üzerine uygulanan sır .EYun émbryon yavru. güvene dayalı olarak verilen şey < Ar amuna güvenilir idi. topal [ML xx/c] ~ Fr imbécile zekâ özürlü ~ Lat emaye emboli/amboli [P Safa 1949] amboli ~ Fr embolie pihtı veya başka bir maddenin damarı tıkayarak kan dolaşımını kesmesi < EYun embole araya girme.içe veya araya + EYun bâllö. balistik embriyon/embriyo [ xx/a] ambriyon ~ Fr embryon cenin .eritmek.

ped(i)+1 . güvenilir " emir1/emr[Kut. çıkmaz sokak " in+2. serbest bırakma < Lat emittere.] emreden. 2. empas geçmez. pas2 [ xx/b] iskambilde açmaz ~ Fr impasse empati [ML xx/c] ~ İng empathy içinde duyma & EYun én iç + EYun páthos his. farkına varmak ) * Arapça kökün nihai anlamı "gösterme" olmalıdır. mesaj emlak mülk [ xiv] ~ Ar amlâk [#mlk çoğ. olgu. path. duygu < EYun pâs%ö." Kamus-ı Türki. buyurdu (= Aram #'mr söyleme = Akad amâru görmek. tedavüle para çıkarma . direnme. engel olma. şey < Ar amara belirledi.göndermek " ex+.Fr émission / İng emission çıkarma.+ Lat pes. miss. empedans [ML xx/c] ~ Fr impédence 1. acı duyma " en+. ayak koymak & Lat in. Aş xi] emr ~ Ar amr [#'mr msd. salma. emniyet" emanet [Men xvii] güvenlik < Ar amn [#'mn msd. ped.emetik [ xx/b] < EYun emeö kusmak ~ HAvr *wems. 2. pat(o)+ * İngilizce sözcük Alm Einfühlung çevirisi olarak 1930’larda türetilmiştir. buyruk.] mülkler < Ar mulk " ~? Ar camını amcam < Ar emmi [Env xiv] ammi/ammü amca camm amca = İbr/Aram camm akraba " umum * Yakın akrabalık teriminin Arapçadan alınması kuraldışıdır.ayak " in+1. emir2 emir1 emisyon [Kut xi] ~ Ar amir [#'mr sf.] 1.] güvenli.] * "Zaten masdar olan emn'e edat-ı masdariyet ilhakıyla hasıl olmuş yanlış bir lugat olup Arabi değildir. gaz çıkarma. emiss-dışarı çıkarmak & Lat e(x). İng vomit (kusmak) < Ger.dışa + Lat mittere.kusmak * Karş. emniyet güvenlik. Karş. maslahat. komutan " [ xx/b] 1. tekerine çomak somak. emin emanet [Kut xi] ~ Fr émétique kusturucu ~ EYun emetikós ~ Ar amîn [#'mn sf. 2.hissetme. elektrik akımında direnç < Lat impedire engel olmak. iş. emare.

Allah " emir1. ~ Ar amticat^ [#mtc çoğ. hak1 emrivaki olmuş " emir1.+ Lat praegnans. müteşebbis < İt impresa marka. hazırlıklı < Lat providere. içine geçmek < Lat meare geçmek. baskı. damga vurmak " pres ~ Fr imprimé basılı. damga ve mühür basmak." in+2.+ Lat premere. Aş xi] nümuneler < Ar ma6al örnek " mesel emtia Ar matâc " meta [Barkan xvi] ~ Ar am8âl [#m81 çoğ. vaki olup bitmiş şey & Ar & Ar amr olgu + Ar wâqin emsal [Kut. nüfuz etmek). impress. basma emprovize [ML xx/c] emprovizasyon ~ Fr improvisé hazırlıksız. iktidar " in+2. per+2 * Karş. 2.koymak " in+1. t. girişim . & Lat in. nüfuz edilemeyen < Lat permeare nüfuz etmek. mühür < Lat impremere. post2 emprenye [etm [ML xx/c] ~ Fr imprégner 1.basmak. bu şekilde elde edilen karışım ~ YLat emulsion a. . işlemek ~ HAvr *mei-1 geçmek " in+2.hamile " in+1 empresaryo [ xx/a] ~ Fr imprésario tiyatro veya gösteri organizatörü ~ İt impresario her çeşit girişimci.değil + Fr provisé öngörülmüş. posit. potansiyel empoze [etm [Bah 1924] ~ Fr imposer yüklemek. içine işlemek < OLat impraegnare hamile bırakmak & Lat in. press. şirket. impress. doğaçlama & Fr in. video emrihak [Men xvii] Allahın emri.+ Lat ponere. üstüne atmak ~ Lat imponere. sıkmak " in+1.a.Lat impressum damga. a.] ticari mallar < emülsiyon [Cumh1928] ~Frémulsion bir sıvıyı (çalkalayarak) başka bir sıvıya karıştırma. & Lat in. [LO ] vefat amr buyruk + Ar Haqq hak.] örnekler.a. İng permeate (içine geçmek. imposit.a. izlenim ~ Lat impressio a. doldurmak.olumsuzluk öneki + Lat potentia güç. dolgu yapmak. hakketmek & Lat in.iz bırakmak. pres emprime [Hay 1959 195+] (kumaş) < Fr imprimer basmak." empresyon empresyon [ xix] ~ Fr impression vurup iz bırakma. provis. hamile bırakmak. < Lat imprimere. cinsel iktidarsızlık ~ Lat impotentia a. emperyal < Lat imperium imparatorluk " imparator [187+] ~Frimpérial imparatorluğa ilişkin empotans [ xx/c] ~ Fr impotence güçsüzlük.empermeabl [Bah 1924] su geçirmeyen yağmurluk ~Fr imperméable (sıvı veya gaz) geçirmeyen.a.

= Ave handâma a. Yus xiv] ~ Ar anbiyâ' [#nbw çoğ. EvÇ xvii] enâ'I kendini bir şey sanan. " ex+ * Karş. (= Sogd andame a. öz.) ~ İr *ham-dâman birbirine bağlama. beden. 2. içerisi ~ EYun entós endam [Kut xi] ~ Fa andâm 1. boy-pos.a. miktar ~ Fa andâza 1. en+ bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en a.(süt veya başka sıvıyı) kovadan aktarmak < Lat mulgere. beraber.a.] ~ Fa ancâm son. handâz. meclis. a. .ve emiz. hancâm. < OFa handâ%tan. birlikte (önek) + OFa *camân(ag) bir şeyin iç tarafı. a.a. nihayet ~ OFa enayi mağrur ve cahil kimse enbiya peygamberler < Ar nabîy " nebi encam hancâm a. emuls.iç. serencam encümen ~ Fa ancuman toplantı. içeri. artikülasyon < İr *dâman bağlama " hem endaze [Aş xiv] ölçü.[viii+ Uy] * Fiil kökü em. Yeni Farsça andaçtan. orta " hem end(o)+ içeri " en+ ~ Fr/İng end(o). eklemleme. < Ar ana ben (birinci tekil şahıs zamiri) [Aş. oran. kol ve bacak. tahmin ve takdir etmek Ar handasat biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. kestirmek. İng milk (süt). & OFa han bir. < OFa hancâftan. biçim ~ OFa handâm a. Karş.] mallar < Ar mâl [İMüh xiii] emzür. ölçü. 2. bitim. bir adımlık uzunluk ölçüsü ~ OFa handâzag a. muls. hep ben diyen.ölçmek. a.(atmak). uzuv. andaz.< Lat emulgere. içte olma veya içe yönelme [ xi] en genişlik [Men.< HAvr *melg.olmak üzere iki varyanta sahiptir. emval "mal emzir[mek emmek " em<Tü [Neş xv] ~ Ar amwâl [#mwl çoğ. a.süt sağmak ~ HAvr *mlg. " in+1 en1 Tü Tü [ viii] en mübalağa edatı en2 ~ EYun en iç.emdirmek < Tü emiz-/emzi. cemaat ~ OFa hancaman a.sona erdirmek EŞKÖKENLİLER: Fa ancam : encam.a.a.

en nadir " nadir enderun ~ Fa/OFa andarün bir şeyin içi.Fr énérgie iş yapma gücü ~ EYun enérgeia çalışkanlık. fant. kaygı endişe [Yun.yaymak. dem(o)+ ender ~ Ar andar [#ndr kıy. çocuksu ~ Lat infantilis a.parmak " in+1. ifşa etmek < Lat index. bebek & Lat in. çalışkanlık < Lat industrius çalışkan ~ ALat endo-struus ~ HAvr *sters.)" inter+ * Karş. ilçe. +skop [KT xix] ~ Fr endoscope iç organları endüksiyon/indüksiyon [Bah1924] ~Frinduction çıkarsama. bir yerin halkı " en+. [Bah 1924] iş yapma gücü. tıpta hormonların genel adı & EYun endós iç.a. dahili + EYun krinö salgılamak endoskop gözleme aygıtı" end(o)+. indic. dük endüstri [DTC1943] ~Frindustrie1.endeks [ xx/a] ~ Fr index gösterge. sanayi ~ Lat industria gayret.sevketmek " in+1. çalışkanlık. 2.konuşan < Lat fari.henüz konuşamayan çocuk.inmek. fabl .+ Lat *dex.a. fatsöylemek " in+2.iğdiş etmek < Tü ének [xiv Kıp] haya. Lat internus (iç yüz). < Lat infans.] daha nadir. dig. memleket. Yus xiv] . induct. indic. içyüzü. EYun énteron (iç organlar). t. iç taraf.+ Lat ducere. erg enfantil [ xx/c] ~ Fr infantil çocukça. taşak < Tü én. çalışma " en+. dizin ~ Lat index. işaret etmek. bağır < Fa/OFa andar iç. duct.işaret parmağı" dijital endirekt [Cumh 1932] ~ Fa andîşa düşünce. faal < EYun érgon iş. dijital endemik [ xx/c] ~ İng endemic bir ırka veya hayvan türüne veya bir bölgeye özgü olan (hastalık) ~ EYun endemikös yerli < EYun endemeö bir yerin yerlisi olma & EYun én + EYun demos 1.OFa handeşag düşünce < OFa handeşîdan düşünmek endogami " end(o)+. endike [etm [ xx/b] ~ Fr indiquer belirtmek < Lat indicare belirtmek. etkinlik < EYun energós çalışkan. tümevarım ~ Lat inductio < Lat inducere. -e götürmek.sevketmek. sermek.değil + Lat fans. +gami [ xx/b] ~ Fr endogamie aile veya aşiret içi evlilik endokrin [ML xx/c] ~ İng endocrine iç salgılara ilişkin. 2.işaret parmağı & Lat in. ortaya çıkarmak ene[mek sarkmak " inenerji Tü [ xi] éne. yol açmak & Lat in. içinde (= Sans antara a. çalışarak ortaya konan şeyler. [DTC 1944] sanayide muharrik güç .

a. deniz [Arg xvi] enginara < Tü én derin. < EYun köptö. faktör enfes naffs " nefis1 ~ Ar anfas [#nfs kıy. & Lat iniçine doğru + Lat flare.kesmek.üflemek " in+1.tıkmak " in+1.a. Yun engeli (yılan veya yılan balığı). piyasadaki para arzını şişirme. derin. flat.kökünden.a. tuzak. kop. fars enfeksiyon enfekte [ xx/b] [ xx/a] ~ YLat infarctus tıkanma.yapmak " in+1. Ancak karş. enforme [etm [ xx/b] ~ Fr informer fikir vermek.] küçük yılan ~ Fa angal düğme iliği. engin <Tü [MMem xvi] 1. Lat anguila. Men xvii] angirek bir tür yılan ~ * Yunanca sözcüğün yazılı örneğine rastlanmamıştır.şişme. kırmak. şişirmek ~ Lat inflare a. köfte engel engerek Yun *angiráki [küç. şişirme. ~ Fr infrarouge kırmızı-altı.a.içinde + Lat formare biçimlendirmek " in+1.] daha nefis.a. tutan şey [EvÇ. infect. yarmak ~ HAvr *kop-a. 2. fact. kalp krizi & Lat ~ Fr infection iltihap ~ Lat infectio " enfekte [etm [ xx/a] ~ Fr infecter bulaşmak. deflasyon * Ekonomik anlamı 1890’larda İngilizcede ortaya çıkmıştır. form enformel/informel form enfraruj/infraruj ötesi " infra+. bulaştırmak & Lat in. en nefis < Ar < Ar anf enfiye [Bia xix] burun otu. toz tütün [#'nf] burun (= İbr/Aram ap a. dip. kızıl- engebe [Kıp xiv] ingebe çukur ~ Yun engope engel.enfarktüs in.+ Lat farcire. arıza ~ EYun enkope a. iltihaplanmak < Lat infectus bulaşık. her ikisi HAvr *angwhi.a. iniş ~ Yun ankinára bir sebze.) enflasyon [Bah1924] ~Frinflation1. " en+. = Akad appu a. enginar cynara scolymus ~ EYun kinára/kynára a. farct. enflasyon ~ İng inflation < İng to inflate şişmek. ruj [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr informel gayrıresmi " in+2. iltihaplı < Lat inficere. bilgilendirmek ~ Lat informare zihninde canlandırmak & Lat in. . 2.+ Lat facere.batırmak.

] yıkıntılar. harabat < Ar ~ Ar unmüSac nümune.a. yıkıntı " nakz enmüzeç nmüdag a.koymak. kodaman enişte kadın akrabanın kocası * Anlam bakımından açıklanmaya muhtaçtır. DK xiv] erjğse boynun arka tarafı ensest [ xx/c] aile içi cinsel ilişki ~ Fr inceste gayrımeşru cinsel ilişki (özellikle aile içi) ~ Lat incestus yasak. jet enkaz nuqD yıkım. < OFa nmüdan göstermek " nümayiş ~ Ar anqâD [#nqD çoğ. şimdiki < Lat instâre durmak. kurmak < Lat status durum. istasyon enstitü [Bah 1924] ~ Fr institut araştırma kurumu ~ Lat institutus kurulmuş olan şey. haram.değil + Lat castus temiz. izleyiciler. sorgulamak & Lat in. örnek < OFa ensar [Ferec xv] ~ Ar anSâr [#nSr çoğ.+ Lat quaerere. paye vermek < Ger *stalljan koymak. sınırı aşan & Lat in. Katolik kilisesinde soruşturma kurumu ~ Lat inquisitio a. t.soruşturmak. dikmek enstantane [Bah 1924] ~ Fr instantané anlık.+ Lat iactare atmak " in+1. duruş " statü .a. Muhammed'e Medine'de yardımcı olanlar < Ar nâSir yardımcı < Ar naSara yardım etti ense Tü? [Kıp. kurmak < Lat statuere. EŞKÖKENLİLER: EYun kinára : enginar Fa kangar : kenger engizisyon [ xx/a] ~ Fr inquisition 1. anket enik/encik Tü [Uy viii+] enük hayvan yavrusu [Çağ xv+] yakın akrabanın kocası.durmak " in+1. hazır olmak & Lat in. inquaest. stat.elde olan.sormak " in+1. göz açıp kapayıncaya kadar olan < Fr instant an ~ Lat instans.] yardımcılar. mahrem " in+2.* Karş. dikmek. statut. Fa kangar (yaban enginarı). enjekte [etm [ xx/b] ~ Fr injecter zerketmek ~ Lat iniectere "içine atmak". Eski Yunanca ve Farsça biçimler bilinmeyen bir ortak kaynaktan alınmış olmalıdır.+ Lat stâre. & Lat in. hazır. institut. kast enstale [etm [ xx/b] ~ Fr installer yerleştirmek ~ OLat installare (bir göreve) atamak. [Men xvii] kızkardeşin veya ~? Fa angişta zengin çiftçi. dikmek ~ HAvr *stol-no-< HAvr *stel. özellikle Hz. a. < Lat inquirere. soruşturma. varolmak. kurum < Lat instituere. 2.dikmek.a.durdurmak. quaest.

onarmak < Lat integer. a. takt entelektüel [ xx/b] ~ Fr intellectuel aydın. " in+1. < Lat instruere.+ Lat tangere.dokunulmamış.seçmek " inter+. iç etek. entegral/integral [ML xx/c] integral bütünsel. teçhizat. zorlamak. darmadağın.+ Lat struere. a. struct. matematikte entegral ~ Lat integralis bütünsel" entegre entegre [etm [ xx/b] ~ Fr intégrer bütünlemek. sutyen ) ~ [LO. abartmak " tansiyon entari Fa andan içe ait < Fa andar iç " enderun entbent tarümar. bağ kurmak " inter+. -ive yoğun < Lat (~ Ar antarî [nsb./ İng enter(o). bir bütüne eklemek ~ Lat integrare bütünlemek. müzikte çalgı ~ Lat instrumentum a.iç " inter+ enteresan enterese [Bah 1924] ~ Fr intéressant ilgi çekici" enterese [etm [ xx/b] ~ Fr intéresser ilgilenmek. KT xix] endbend ~ Fa andwand ~ Fr intégral 1. esans enterkonekte [195+] ~ İng interconnected birbirine bağlı & İng inter arasını + İng connect bağlamak. dikmek. enternasyonal uluslararası" inter+.germek. strüktür ensülin/insülin [ xx/b] ~ Fr insuline pankreasta Langerhans adacıkları tarafından salgılanan hormon < Lat insula ada entansif/intensif [ xx/c] intendere. anlayış < Lat intellectus a. aneks * Türkçede Fransızca telaffuzla benimsendiği halde Fransızcada mevcut bir sözcük değildir. bir konunun "içinde olmak". zeki ~ Lat intelligens. donanım.kurmak. kültürlü kişi < Fr intellect akıl. intens. ilgilendirmek ~ Lat interesse farkında olmak.a.ince bağırsak < E Yun énteron bağırsak.a. idrak etmek. integr. teçhiz etmek & Lat in. 2. tam. donatmak. genelde iç organları ~ HAvr *en-ter. inşa etmek " in+1.] iç çamaşırı. tümel. tact. bütün & Lat in. ilgilenmek & Lat inter içinde + Lat esse olmak " inter+. idrak eden " entelektüel enter(o)+ ~ Fr entér(o). < Lat intelligere anlamak.yığmak. struct.enstrüman [ xx/b] ~ Fr instrument araç.dokunmak ~ HAvr *tag. lejyon entelijensiya/intelijensiya [CMeriç1963] ~Fr intelligentsia aydınlar zümresi ~ Rus inteligentsiya < Fr intelligent akıllı.anlayan. paramparça " bent ~ Fr intensif. ayırdetmek & Lat inter iki şey arasında + Lat legere1. gereç. t. oluşturmak. lect. nasyonal [187+] ~Frinternational .

Alm.a. Alm.içe doğru (edat) + EYun tröpe dönüş " en+. enli kılıç. vurgu " in+1. dahili" inter+ entipüf[ten ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. invent. pala " apolet epeyi <Tü [Men xvii] epeyi ~ Fr épée eskrimde bir tür kılıç ~ Lat spatha ~ < Tü eyi" iyi * E5ğü > eyü > iyi dönüşümüne karşılık pekiştirme hecesinde e. ton1 entrika [ 185+] ~ İt intrigo (tiyatroda) dolambaçlı hikaye / Fr intrigue a.a. & EYun en. " en+. aklını çelmek ~ Lat intricare a. .a. entomoloji [ML xx/c] ~ Fr entomologie böcekbilim < EYun éntomon kesilmiş olan şey. söyleyiş makamı < OLat intonare makamla söylemek & Lat in. coşepe [ xx/b] EYun spâthe kürek.) kalıplarından.] çeşitler < Ar nawc çeşit. dahili " antre entim [ xx/b] dahili.a. ~ Fr interner bir müesseseye kapatmak. tropik enva nevi " nevi [ xiv] ~ Ar anwâc [#nwc çoğ.a. avantür enzim [ML xx/c] ~ İng enzyme canlı organizmalarda katalizör rolü oynayan bazı kimyasal maddelerin genel adı ~ Alm enzym a. ente (ben. en içerideki < Lat inter iç. saçma. döküm ~ OLat inventarium < Lat invenire.gelmek " in+1.+ Lat venire.+ Lat tricae dolanıklık. fizyolojist < EYun enzeö içten kabarmak. ^ 1850 Rudolf Clausius. sen.sesinin korunması dikkat çekicidir.. < İt intrigare karıştırmak. # 1878 Wilhelm Kühne. ~ Fr intime mahrem ~ Lat intimus [sup.kesmek " en+. envanter [Bah 1924] ~ Fr inventaire ayrıntılı mal listesi. hile. eklembacaklı. aldatma " in+1 entropi [ML xx/c] ~ İng entropy kapalı bir sistemin enerji kaybı sonucu belirsizlik veya durağanlığa doğru evrilmesi ~ Alm entropie a. kaynamak. vent. tom(o)+ entonasyon [ xx/b] ~ Fr intonation makamla söyleme. mayalanmak ~ HAvr *yeus. fizikçi.enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.+ Lat tonare ses vermek < Lat tonus ses. tom. önemsiz * Belki Arapça gramer öğreniminde kullanılan ena. & Lat in.a. dahili " antre enterne [etm [ xx/b] zorunlu ikamet ettirmek < Lat internus iç.] en ~ ? [LO xix] entipüf boş. bulmak & Lat in. böcek < EYun temnö.rast gelmek.. mayalanmak & EYun én içten + EYun zeö kabarmak.

]. & EYun epí üst. " epi+. od(o)+ epistemoloji [ML xx/c] ~ Fr épistemologie bilginin anlam ve özelliklerini inceleyen felsefe dalı < EYun episteme zihinsel hakimiyet. 2. sonra + EYun lógos söz " epi+. eis+. statik. oyunda kısa bölüm. stâ. ~ EYun epifaneia zuhur.a.almak. üzeri). meme başı dokusu. öne çıkma.durmak " epi+. tutmak " epi+. üst.tutulmak. lemma epilog [ xx/b] ~ Fr épilogue son söz ~ EYun epílogos a. lep. aydınlanma. zar ~ EYun epithelion meme başı üstü & EYun epí üzeri + EYun thele meme başı (< EYun thâö süt emmek)" epi+ epoksi [ML xx/c] bir kimya terimi.Fr époxy bir oksijen ve iki karbon içeren bir molekül grubu ve bu grubu içeren . bilgi < EYun epistâmai bir şeye veya konuya hakim olmak. zuhur etme & EYun epí + EYun fainö ışımak. +loji epitel [ xx/b] ~ Fr epithélium 1. İng upon (üzeri). [ xx/c] bir tür boya . kriz basmak & EYun epí üstüne + EYun lambânö. İsa'nın tanrısal kimliğiyle üç krallara görünmesi hadisesi ve bu hadiseyi kutlayan yortu. iç organları ve ağız iç yüzeyini örten doku. dem(o)+ epiderm a. karşıya çıkma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *epi.a.a. mezar yazıtı" epi+.a. salgın & EYun epí + EYun demos halk " epi+. aydınlanma. < EYun epilambanö. +graf epik [DTC 1942] EYun epikós < EYun épos destan " epos ~ Fr épique destansı. derma(to)+ [ xx/b] ~ Fr épiderme üst deri ~ EYun epidermís epididim [ xx/b] ~ Fr épididyme husyelerin üst kısmında bulunan büklümlü kanal ~ EYun epidídymis "ikizlerin üstü". +log episod/epizot [ xx/b] ~ Fr épisode tiyatroda iki perde arasında oynananan kısa oyun [esk. a. epidemi [ xx/b] ~ Fr épidémie salgın hastalık ~ EYun epidemia halk arasında (yayılan) şey.karşı * Aynı kökten Lat ob (karşı. destan tarzında ~ epilepsi [ xx/b] ~ Fr epilepsie sara hastalığı ~ EYun epilepsía a.epi+ ~ EYun épi üzerinde olma. üstüne gelme. di+ epifani [ xx/c] ~ Fr épiphanie ani ve beklenmedik manevi aydınlanma / İng epiphany 1. 2. sahne ~ EYun epeisódion araya giren şey & EYun epí + EYun eísodos giriş " epi+. a. aydınlanmak " epi+ epigrafi [ xx/b] ~ Fr épigraphie yazıtlara ilişkin uzmanlık dalı ~ EYun epigrafe son-yazı. epilep. bilmek & EYun epí üzeri + EYun (h)istemi. a. özellikle bir tanrının insanlara görünmesi < EYun epifainö birden görünme. & EYun epí + EYun dídymos ikiz < EYun dyo iki " epi+.

dökülmek. fazilet. Karş. inşa etmek " epos. amaç < Tü er-" er- ereksiyon [ xx/c] ~ Fr érection dikme.olmak. [Mercimek xv] < Tü er " er * Türkiye Türkçesinde unutulmuş bir kelime iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır.dışa + Lat regere. kalabalık. < Tü [Uy viii+] erat insanlar. erbab ustalar < Ar rabb " rab [ xiv] ~ Ar arbâb [#rbb çoğ. gibi" anlamındadır. parlak). a.a. Arapça -at dişil çoğul ekiyle ilişki kurulması halk etimolojisidir. & EYun epí + Fr/İng oxygène/oxygen " epi+. rect. a. çoğ. yıpranmak. a. olgunlaşmak. [Kaş xi] . Moğ arad (adamlar. erect. Karş.(giysi) eskimek. dikleşme ~ Lat erectio a. oksijen epope [DTC1943] ~Frépopée destan~EYun epopoiía destan okuma & EYun épos destan + EYun poieö yapmak. topluluk [çoğ. kışın 22 Aralıkta başlayan en soğuk kırk günü. erek YT [CepK 1935] gaye.(varetmek.dikmek & Lat e(x). hüner [Or viii] erdem .doğrultmak " ex+. oldurmak) fiiliyle ilişkisi yapı bakımından açıklanmaya muhtaçtır. kısa n s a [ viii] er adam E er Tü h er[mek fiil) erat er " er Tü . anlatı [ xi] opra. imek (yardımcı * Türkçe -imek ek fiili érmek biçiminden türemiştir. et-. < Lat erigere. Karş.) < aran (adam).] * Karş. ETü kündem (güneş gibi. reji . varolmak. -dem eki belki "benzer. [EvÇ xvii] epri. zemherir < Ar arbacat^ dört" rubai erdem marifet. yıpran- <EYu psiló kıs epsilon harfi.organik moleküllerin ortak adı / İng epoxy a.EYun épsilon Yunan alfabesinin beşinci Tü [ viii] ér. [DK xv] .: epri-. dikilme. Lat virtus (erdem) < vir (erkek). ulu kişiler. EŞKÖKENLİLER: Tü epri-/oprı. • Tü ét. erbain [Ali xvi] ~ Ar arbacîn [#rbc] kırk.] büyükler. poem epos epri[mek Tü [ xx/c] ~ EYun épos destan.

eril müzekker < Tü er " er Tü * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir. ergonomi [ML xx/c] ~ Fr ergonomie işyerinde çalışma koşullarını inceleyen uzmanlık dalı / İng ergonomy "iş düzeni".a.Türkiye Türkçesinde eri.eren Tü erkek)" er [ viii] eren er. olgun" anlamı düşünülebilir. reş. bucurgat. ergonomi. kızılımsı mor renk ~ Aram argswânâ a.a. şirürji EYun órgia : orji Alm werk : bulvar Fr garçon : alagarson. Kaş viii+] érük bir meyve.a. organize. bükmek = Ave *reş. [TS xiii xiii] derviş Tü er (= Moğ aran er. sinerji. erg. organizma. metalürji. eri[mek a.a. * -en ekinin işlevi belirsizdir. adam. Frk *warkjo > Fr garçon (işçi. +nomi erguvan [Kut xi] ~ Fa/OFa argawân kızılımsı mor çiçekler açan bir ağaç. " erg. hizmetçi). arkaik bir çoğul eki olduğuna ilişkin Clauson'un tezi kanıta muhtaçtır. ~ Fa . organik. garson." er~ ergi[mek YT [TDK 1944] katı durumdan sıvı duruma geçmek. [Men ] ergen bekâr.çalışmak ~ Fr/İng erg fizikte iş birimi < EYun Aynı kökten İng work. letarji. adam.eğirmek. argon. kadırga.biçimini almışken. çalışma).a. enerji. iplik.a. erin[mek üşenmek. [LO ] ergenlik yüzde < Tü er. zeveban etmek Tü ergü. Alm werk (iş.) Aramcadan alınmıştır. Dil Devrimi esnasında Eski Türkçe biçim bir fizik terimi olarak canlandırılmıştır. ~ Akad argamannu erguvan rengi. org. EŞKÖKENLİLER: EYun érgon : alerji. [CodC xiii] irik YT [TDK 1944] * Ermek fiilinden "olmuş. garsoniyer ergen Tü çıkan sivilce [Uy viii+] errjgen büluğ çağına ermiş genç. a. erkek. erg [ML xx/c] érgon iş. kızıl mor * Ar urcuwan (a.[viii+ Uy] erimek " eri- * ETü ergü. organ. çalışma ~ HAvr *werg. Moğ aran biçimi tekildir. tembelleşmek [Uy viii+] erin- erişte [Yus xiv] rişte şerit şeklinde kesilmiş hamur rişta ip. ırgat. şerit < Fa/OFa riştan. siderürji. erik Tü Tü [Uyviii+]erğü- [Uy.

destekler. tüketmek < Lat rodere.eritr(o)+ ~ Fr/İng erythr(o).a. sit(o)+ erk YT [Or viii] güç.olmak. sabah. yarı-tanrı eros erotik a. cinsellik tanrısı Fr érotique cinselliğe ilişkin ~ EYun erotikós erozyon [ xx/b] ~ Fr érosion aşınma < Lat erodere.olmak " er[Aş xiv] ~ Ar arwâH [#rwH çoğ. tam olmak.Lat (müs) armenius Ermenistan faresi < öz Armenia Doğu Anadolu'da bir ülke eroin [ xx/a] ~ Fr heroine morfinden elde edilen uyuşturucu madde ~ Alm heroin a. [CepK 1935] < Tü ér. Moğ erke (a.[viii+ Uy] (süre. rust (demir pası). bir yerden başka yere geçmek < Tü ér.a.kırmızı (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun erythrós kırmızı ~ HAvr *rudh-ro. [AL 192+] erkete polis ~ Yun er%etai "geliyor!" < Yun/EYun er%omai gelmek. rükün] dayandı.a. [DK xiv] irken sabah < Tü érte " erkete geliyor anlamında deyim (argo) [LG 188+] herkete geliyor! (argo).a. erot.). iktidar.a. ESlav rudu. payanda < Ar rakana [msd.a. erosçürüyerek tükenmek.cinsel sevi.] direkler. önemli kişiler < Ar rukn direk. < EYun éros eros [xx/b] [xx/b] EYun éros. Lat ruber. tan vakti. < EYun (h)éros kahraman.] ruhlar < Ar rüH " . yaslandı erkek erken erte Tü Tü [Uy viii+] érkek a. hastalık) geçmek. kuvvet. [CodC xiii] a.< HAvr *reudh. [TS xv] erken < Tü ért. [Uy viii+] érteken/érte kün ertesi gün. Karş. İng ruddy (kızıl). varmak ermin [ xx/b] ~ Fr hermine kürkü kullanılan bir küçük memeli . erkân [ xiv] ~ Ar arkan [#rkn çoğ. İng red < Ger *raudaz (kırmızı). * Aynı kökten Sans rudhira.paslanmak.. Lith raudas. alyuvar & EYun erythrós kırmızı + EYun kytos hücre " eritr(o)+. ^ 1898 Bayer Gmbh. yarın. Kaş viii+] érte sabah. ros. Alm. ermek " er- * Türkiye Türkçesinde kullanılmayan bir kelime iken Dil Devrimi döneminde dolaşıma sokulmuştur. eritrosit [ML xx/c] ~ Fr erythrocyte kırmızı kan hücresi. rodaj erte ervah ruh Tü [UyB.a. çürümek " ex+.

mitoloji < Ar usTürat efsane. geçmiş " [Kut. [Men xvii] ayaklarıyla yeri kazmak * Karş.olmak eşantiyon *scandaculum esaret esir eşarp *skerpâ torba * Karş.] efsaneler. havaya savurmak [Çağ xv] kazmak. parfüm ~ OLat essentia öz. yy'dan itibaren örnekleri bulunan Erm éş. tırmanmak " iskele ~ Ar isârat [#'sr msd.] önceki.] sebepler < * 5.a. esas üs [ xiv] ~ Ar asâs [#'ss çoğ. ahbap ~ Fa as müzikte durak işareti [ xi] es-1 esmek. yy'dan eski örneğinin bulunmaması şaşırtıcıdır. Ermenice sözcük muhtemelen HAvr *ekwos (at) kökünün türevidir.] ölçü. ana madde < Lat esse olmak ~ HAvr *es. Yunan edebiyatında mitolojik öykülerin parodisi niteliğinde anlatı veya oyun " satir esbak sabık esbap Ar sabab " sebep eşek Tü ~ Ar asbaq [#sbq kıy.] isimler < Ar ism esans [Bah 1924] ~ Fr essence bir şeyin özü. 2.erzak rızk eş es [geçmek es[mek eş[mek Tü Tü? Tü [Kıp xiv] ~ Ar arzaq [#rzq çoğ.] tutsaklık < Ar asır tutsak " [Hay 1959 195+] ~ Fr écharpe başörtüsü.a. 15. yarmak).(deşmek. atkı ~ Ger esatir ~ Ar asâTir [#sTr çoğ. DK xi] esbab [Uyviii+]eşgeka.] rızklar < Ar rizq " [Uy viii+] éş arkadaş. masal < EYun sátyros 1. eski.). işak (a. esami " isim [MMem xvi] ~ Ar asâmin [#smy çoğ. İng scarf (a.) sözcüğü ile muhtemel etimolojik ilişkisi 200 yıldan beri geniş çaplı olarak tartışılmıştır. kaideler < Ar uss " [ xx/b] ~ Fr échantillon nümune ~ OLat [küç.a. dost. ölçek < Lat scandere basamak çıkmak. . mitler. ~ Ar asbâb [#sbb çoğ. Kırg eş.] temeller. bitkisel öz. keçi ayaklı ve insan gövdeli efsane yaratığı.

kapamak. salim. nihayet" +loji eskaza es ki Tü » [ Uy vi ii +] es ki a. < İt scala merdiven. ilham < Tü eşü. âsây. haraç almak esirge[mek Tü [Uy viii+] ésirge.a. eskalop pul. esinti" anlamında kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde yeni bir anlamla tedavüle sokulmuştur. merdiven (~ Lat scala a.a. eşkâl [Men xvii] biçimler. < EYun es%atos son. nişan. 2. esir [Kut. basamak " iskele * Fransızca *escaler biçimi mevcut değildir. merhamet etmek eşit < Tü eş" eş YT [CepK 1935] müsavi * Ada eklenen -it ekinin işlevi belirsizdir. istirahat etmek " asayiş eser [Aş xiv] ipucu.] 1. sanat eseri < Ar a6ara aktardı eşik esin Tü YT ~ Fa/OFa âsân ~ Ar a6ar [#'6r msd. örtmek < Tü es-" es- * Daha önce ender olarak "rüzgâr.dinlenmek. [Uy viii+] eşük örtü.] tutsak = Akadasıru savaşta alınan tutsak < Akad eseru ödeme talep etmek.) + Lat mobile hareketli" iskele. kabuk ~ Frk *skala deniz kabuğu [ xx/b] ~ Fr escalope ince et dilimi < EFr escale * Karş. iz. [ xi] eşik kapı [CepK 1935] vahiy. tırmandırmak < İng escalade bir duvar veya kaleye merdiven dayayarak tırmanma ~ İt scalata a. eskatoloji [ML xx/c] ~ Fr eschatologie kıyamete dair söylem / İng eschatology a. sağlıklı rahat.acımak. shell (deniz kabuğu). Aşxi] ~Ar asır [#'srsf.a. a. kolay < Fa/OFa âsüdan.eşel mobil [ xx/c] bir maaş hesaplama sistemi ~ Fr échelle mobile hareketli merdiven & Fr échelle basamak. dingin. mobil esen [Uy viii+] esen sağ.] biçimler < Ar şakl biçim " şekil eskale [etm [ xx/c] < İng to escalate tırmanmak. ayak izi. [ 191+] hüviyet ve polis belgelerinde kişinin görünüşüne ilişkin kayıtlar ~ Ar aşkâl [#şkl çoğ. İng scale (balık pulu). " ezkaza "e sk i- .

hafif tabanlı ayakkabı . ~ EYun s%edios geçici. müsvedde ~ İt schizzo a. zavallılar < Ar şâqin " şaki eskiz [ResCGaz 1911] ~ Fr esquisse taslak. ~ İt scorta a. a. ~ Ar aşqiyâ' [#şqw çoğ.a. usit. önemsiz. esmer [ xiv] (sıfat) < Ar sumrat koyu kahve rengi esna [MMem xvi] olduğunu ifade etmek için kullanılan edat" sani ~ Ar asmar [#smr] siyaha yakın koyu kahverengi ~ Ar a6nâ' [#6ny] iki şeyin aynı zamanda ~ Ar aSnâf [Ali xvi] ~ Ar asma' [#sm çoğ. batıni < EYun esöteron içeride olan < EYun esö iç.] loncalar.eski[mek Tü [Uyviii+]eski-/eskir-a.a. savunmak " ekran esma Ar ism " isim * Karş. rastgele " çetele eskort [ xx/c] ~ Fr escorte kılavuz.Fr espadrille Rousillon bölgesine özgü hasır tabanlı ayakkabı ~ Katalan .gerinmek < Tü es-2 [xi] germek. < İt scorgere yol göstermek ~ OLat *excorrigere (yanlış olan bir şeyi) düzeltmek < Lat corrigere. eşkin Tü [ xi] eşkin yürük at < Tü eş-1 hızlı ve geniş adımlarla yürümek eşkiya haydutlar. esami.] Allahın isimleri < esnaf [Ferec xvi] sınıflar. içeri" eis+ espadril [ML xx/c] espadriy üstü bez. eşlikçi / İng escort a. gizli ilimlere ait / İng esoteric a.. zavallılar. ısıtmak < Fr chauffer ısıtmak " ex+. [Men xvii] fakirler.a. özellikle halk sınıfları [#Snf çoğ. sınıflar. garipler.a. uzatmak eşofman [ xx/b] ısınma giysisi ~ Fr échauffement ısınma. correctdüzeltmek " ex+. sporda ısınma hareketleri < Fr échauffer ısınmak. korekt eskrim [ xix] ~ Fr escrime kılıçla vuruşma sanatı < EFr eskermir kılıç darbelerinden kendini korumak ~ Ger *skirmjan korumak. ~ EYun esöterikös içsel.] bedbahtlar. krimineller [Kıp xiv] bedbahtlar.[TS xvi xvi] eskil- * Nihai kökün sıfat mı fiil mi olduğu açık değildir. meslek grupları < Ar Sinf" sınıf esne[mek Tü [ xi] esne. ~ Lat schedius a. ısıtma. şofben esoterik/ezoterik [ xx/c] ~ Fr ésotérique batıni.a.[Kıpxiv]eski-/eskir-.

] duyu organlarıyla algılanabilen şeyler. açık espri [REkrem <1887] ~ Fr esprit 1. ıstampa. güzellik teorisi [ad] ~ YLat aesthetica a. [Men xvii] hint keneviri bitkisinden elde ~ Ar asrâr [#srr çoğ. Ave aviş (algılanan. +engiz ~ Ar aşraf [#şrf kıy. 2. görülenler < EYun aisthânö algılamak.a.] seçkinler < Ar şarîf [Yus xiv] sırlar. duymak. [Hay 1959 195+] güzelleştirici tıbbi müdahale ~ Fr ésthetique güzelliğe ilişkin [sıf.] gizlenen şeyler. estetik [ARasim 1897-99] güzellik duyusu veya teorisi. ^ A.espardillo a.esmek. gizler.]. ruh < Lat spirare solumak. hasır ~ EYun spárton bükülmüş ip. . sicim espas alan. en şerefli < Ar [Uy viii+] esğür-/esür. yy) " eter [ xx/b] ~ Fr ester kimyada bir bileşik ^ Gmelin.duyu-verme. Alm. sırlar < Ar sirr " sır1 * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.a. esrarengiz eşref şarîf" şeref esri[mek esTü " esrar. oyma tahta veya bakır baskıyla elde edilen resim ~ İt stampa " ıstampa ester kimyacı (19. < Katalan spart ip yapmakta kullanılan bir ot. kulak koyma < HAvr *au-4 duymak Aynı kökten Lat audire (duymak). nükte ~ Lat spiritus nefes. İng space (alan. uzay). Baumgarten Aesthetica (1750) < EYun aisthetâ [n. 2. belli). gözetçi" ispiyon [ xx/b] ~ Fr espionnage casusluk < Fr espion [ xx/b] ~ Fr espace alan. espiyonaj casus. savurmak " estağfirullah [ xiv] affetme deyimi ~ Ar astağfiru-llâhi Allahtan merhamet dilerim < Ar istaġfara [#ġfr X] merhamet diledi" mağfiret estamp [Aİhsan 1891] estampa ~Frestampe1. nefes almak/vermek eşraf seçkin.] daha şerefli. mühür. T. boşluk * Karş.sarhoş olmak < Tü es. ruh. uzay ~ Lat spatium yer. çoğ. duyumsamak ~ HAvr *awis-dhyo. soylu " şerif1 esrar edilen uyuşturucu madde [Barkan xvi] ~ Ar aşrâf [#şrf çoğ. zekâ.

töre < EYun eiötha alışkanlık edinmek. adap. hükümdarlık payesi. eter [KT xix] ~ Fr éther 1. etek [ xi] etek giysi eteği * "Dağ eteği" anlamı sonradan türemiştir. etil [ xx/b] ~ Fr éthyle kimyada bir bileşik " eter . lif etan etap [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr éthane kimyada bir bileşik " eter ~ Fr étape konak. nesneler < Ar şay' " et[mek Tü [ viii] et. dolap rafı ~ OLat *stâticum a. yanmak . delmek * Aynı kökten EYun stizo (batırmak. 2. uçucu bir madde ~ EYun aither gökyüzünün en üst tabakası < EYun aithö parlamak. ] çocuklar < Ar Tifl çocuk " Tü etik [ xx/b] ~ Fr éthique ahlak. bina katı. saplamak ~ HAvr * steig. atmosferin en üst tabakası. ahlak.esvap " sevap eşya şey et Tü [ xiv] [ xiv] [Uyviii+]eta.HAvr *ai-2 yanmak etfal tıfıl ~ Ar aTfâl [#Tfl çoğ.] yafta < EFr estiquier iliştirmek. saplamak). stât-durmak " istasyon etamin stamina [çoğ. itibar. durak. ~ Ar a6wab [#6wb çoğ.a. imal etmek. 2. devlet ~ Lat status " statü * İt stato 16. yüzyıldan itibaren "devlet" anlamında kullanılmıştır. 2. ahlaki ~ EYun ethikós ahlaka ilişkin < EYun éthos örf. [Oğ xi] yardımcı fiil < Tü *e5(i)t. hazırlamak. saplamak. < Lat stâre. varoluş etajer [KT xix] ~ Fr étagère raflı dolap < Fr étage 1. süslemek.< Tü e5 varlık.] giysiler < Ar 8awb giysi ~ Ar aşyâ' [#şy' çoğ. alışmak etiket [Bah 1924] ~ Fr étiquette [küç. statü. Ave taeġa.] şeyler. a. durma yeri.(mızrak).sivri bir şey batırmak. merhale ~ Hol stapel durak [Bah 1924] ~ Fr étamine seyrek dokuma ~ Lat etatizm [Bah 1924] etatizma ~ Fr étatisme devletçilik < Fr état devlet ~ EFr estat ~ İt stato 1. yapıştırmak ~ Ger *stikan delmek.] < Lat stamen iplik.düzenlemek. menzil.

2. kavim " etn(o)+ ~ Fr éthn(o). -men1. a. İng study (a.a. tesir [CepK 1935] müessir [Fel 194+] amil < < Tü et< Tü etTü et-" et< : Tü et-" et"et"et- * -men ekinin işlevi ve Yeni Türkçe meslek isimleri üreten -men ekiyle alakası açık değildir. < E Yun étymon bir şeyin aslı. kavim etnik [DTC 1943] ethnikós a. inceleme ~ Lat studium gayret.< HAvr *ai-1 tayin etmek)" +loji etken etki etkin etmen YT YT YT YT [CepK 1935] muharrik.] taraflar. asıl " +loji etiyoloji [ xx/b] ~ Fr étiologie tıpta bir hastalığın nedenlerinin incelenmesi < EYun aitiá sebep. etraf yön < Ar Taraf" taraf etriye [Yus xiv] [ xx/c] ~ Ar aTrâf [#Trf çoğ. çalışma < Lat studere gayret etmek. ileri atılmak * Karş.a.HAvr *stud-e. doğrusu < E Yun étymos gerçek. yöre.etimoloji [ xx/b] ~ Fr étymologie sözcüklerin kökeni ve evrimini inceleyen bilim ~ E Yun etymología a.a. sıcak oda ~ OLat *extufa baca. ~ HAvr *dheubh. çadır ~ Ar acü5u bi-llâhi . etüv [Bah 1924] ~ Fr étuve ısıtma kabini ~ EAlm stuba ev hamamı.a. etüd [ResCGaz 1911] ~ Fr étude (bilimsel veya eğitsel) çalışma. katolik kilisesinde ayin yöneten rahibin taşıdığı göğse sarkan atkı.) Eski Fransızcadan alınmıştır. sorumluluk (~ HAvr *ai-t-ya. kürkten yapılmış atkı ~ Lat stola uzun cübbe ~ EYun stole a. dört ~ Fr étriller kaşağı. kavim ~ Fr éthnique ulusal. euzubillah [ xiv] merhamet dileme sözü Allaha sığınırım < Ar câ5a [#cw5 msd. çaba göstermek . " ex+ * İng stove (a.a. faktör [CepK 1935] nüfuz. ocak < OLat *extufare duman çıkarmak < Lat tufare tütmek ~ EYun tyfö a.ulus.a. < EYun éthnos ulus.). kavimsel ~ EYun etol [Hay 1959 195+] ~ Fr étole 1. -men2.a. tel fırça ~ Lat strigilis a.< HAvr *(s)teu-1 bastırmak. etn(o)+ (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun éthnos ulus./ İng ethn(o). a. Karş. caw5/mac^â5] sığındı" Allah ev Tü [ viii] eP konut.

yanında idi" velayet evlat Ar walad çocuk " velet evlek açılan yol ~ EYun aúlaks a.a. 2.eve kavuşmak. çevir-.çevirmek. [Oğxi]emet/evet teyit sözü evham korkular < Ar wahm " vehim evir[mek Tü ~ Ar awhâm [#whm çoğ. yarık. yerleşmek. devir-. 2.a.evanjelik [xx/c] ~Frévangelique Hıristiyanlığı yayma ve benimsetme çabasında olan / İng evangelic(al) 1. vazo şeklide < Fr < Tü ev" ev <Tü [CepK 1935] ehli * Karş. [ viii] ewür. evcimen [TS xv] evine bağlı Tü ev " ev * -cimen ekinin işlevi açık değildir.] vakıflar < Ar evla [Env xiv] ~ Ar awlâ' [#wly kıy. iyi haber. evlen[mek ev evliya walîy " veli Tü [Yus xiv] evlad [Kan xvi] ~ Ar awlâd [#wld çoğ.] vehimler. [Kıp xiv] izdivaç etmek [Aş xiv] ~ Ar awliyâ' [#wly çoğ. İncil" incil evaze vase vazo " ex+.] daha uygun. a. döndürmek * Karş.] veliler < Ar < Tü eP " . yakışan. yeğ < Ar waliya yakın idi. tarlada sabanla [ xi] ewlen. Fr domestique < Lat domus (ev).] çocuklar < ~ Yun auláki ark.. < EYun euángelos 1. İncile ait. müjde. ~ EYun euangelikós a.a. vazo evcil YT [ xx/b] ~ Fr évasé ağzı genişletilmiş. evele[mek evelik ever[mek <Tü [DK xiv] evlendirmek < Tü ev" ev evet Tü <ikil evelemek gevelemek lafı ağzında dolaştırmak " gevele- [xi]yemet a.a. eğirevkaf waqf" vakıf1 [Neş xv] ~ Ar awqâf [#wqf çoğ. daha değerli. Ar ahlı < ahl (ev halkı).

file başlayan fiillerde asimile edilir. İtalyanca biçimlerde s. evsaf waSf" vasıf [Env xiv] ~ Ar awSâf [#wSf çoğ.] vasıflar < Ar ~ Ar awwal [#'wl kıy.fiilleri eş anlamlı olduğu halde. taraf. evrim YT [CepK 1935] tekâmül < Tü evir-" evir- * Evir. [ xi] kaburga . İlk kez bu sözcükte kullanılan YT -sel eki daha sonra çeşitli başka türevler yapımında kullanılmıştır. idare " vilayet * Ar #wly fiilinin if cal masdarı olduğu genellikle kabul edilirse de Arapçada bu sözcük mevcut değildir ve biçim olarak da yanlıştır. ejderha [DK] < Tü evür. gelişme ~ Lat evolutio < Lat evoluere (tomar veya katlı bir şey) açmak.evolüsyon [Bah 1924] ~ Fr evolution evrim. DK. keşfetmek ~ HAvr *we-wre.< HAvr *wers-2 bulmak evren YT [CepK 1935] kâinat. Eş anlamlı olan vilayet sözcüğünün (belki Tü il/el etkisiyle) bozulmuş şekli olduğu düşünülebilir.ve devir. salmak. eyalet birim.] kâğıtlar < evreka [P Safa 1949] Yunanlı fizikçi Arkhimedes'in (MÖ 290212) bir keşfi üzerine bağırarak söylediği söz ~ EYun (h)eureka buldum! < EYun (h)euriskö bulmak. çözmek.şeklini alır. a.+ Lat voluere dönmek. beylerbeyilik [ xvi] Osmanlı devletinde 1590'lardan itibaren en büyük idari ~? Ar *iyâlat [#wly IV msd. döndü " alet ex+ ~ Lat e(x) dışa ve uzağa doğru hareket.evirmek. YTü evrim ve devrim biçimleri arasında anlam ayrışması öngörülmüştür. yy'dan sonra örneği bulunmayan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmış ve yeni anlam yüklenmiştir. Ör: efficere < exfacere. evvel [Yus. diğer hallerde ex. Gül xiv] en önce gelen < Ar âla geri gitti. döndürmek. kubbe şeklinde fırın [Kaş].] yönetim. yuvarlanmak. Mezid xv] ~ Ar awrâq [#wrq çoğ.a. döndürmek " evir* Türkiye Türkçesinde 15. (kitap) okumak & Lat e. volta evrak Ar waraq " varak [Ömer b. feleğin çarkı [İMüh]. eye Tü [Uy viii+] eyegü yan. yuvarlamak " ex-.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. Ör: İt sbandito < Lat *exbanditus. çıkma. ayrılma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *eghs a. alem ~ Tü evren gök kubbe.] birinci. vilayet. Fransızca biçimlerde é-. ev re ns el YT [ 1 93 +] u mu mi T ü e vr en " ev re n * Fr universel (a. " ek+ * Latince bazı ünsüzlerden önce e-.şeklini alır. ilk.

etmek < Tü e5 varlık. a. sıyırmak eza [Ali xvi] ~ Ar a5â' [#'5y msd.] sonsuz eskilik [Mercimek xv] bir tür hızlı beste. DKxiv] ~ Ar ayyâm[#ywmçoğ] günler < [Kıpxiv] ~ Fa aywâh/âwâh teessüf ünlemi ~ Ar ay wallâhi yeminle evet. [Fel 194+] fiil < Tü eyle-" eyle- eylül ~ Ar 'aylül şemsi takvimin yedinci ayı ~ Aram 'elül Arami takviminin altıncı ayı ~ Akad elülu hasat.eyer Tü [ xi] eder hayvan sırtlığı eyle[mek Tü [Uy viii+] édle.sivri bir aletle çizmek. işe yarar hale getirmek. * EYun dialektike teriminin Türkçe tam çevirisidir. .[xi Oğ] konuşmak. akılda tutma " ez+ ezcümle Fa az + Ar cumlat bütün " ez+. [LO 1876] bir nevi köylü ~ ? Ezmek fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. cümle ezel ezgi bestesi. [ xi] ez.[YT] karşılıklı söylemek < Tü eyit-/ayıt. ~ Fa az bar/az barm ~ Fa az cumlat bütünüyle. toplu olarak & ezan [Ferec xv] duyurma. eyvah eyvallah ay evet + Ar wallâhi eyvan eyyam Ar yawm gün " yevm ez+ den ~ HAvr *eghs a. oldurmak.yapmak. evet & Ar ~ Fa az uzaklaşma ve dışarı çıkma bildiren edat. a. kazımak. madde " eteylem YT [CepK 1935] muamele. bağbozumu eytişim YT [Fel 194+] diyalektik < Tü *eytiş. çağrı. büyük sofa. eziyet ~ Ar a5ân [#'5n IV msd.] incitme. [Kıp. kemer [Kıp. " ek+ ez[mek Tü ~ Fa aywân köşk. namaza çağrı " izin ezber [Kıp xiv] ezber dutmak hafızadan & Fa az -den + Fa barm hafıza.[xi] a.var etmek. DK xiv] eyle. söylemek < Tü ay. [CepK 1935] nağme [Kut xi] ~ Ar azal [#'zl msd.] ilan etme.

surat.el becerisiyle yapmak. Çin hükümdarı. Çin hükümdarlarının sıfatı & Sans bhága baht. . imalathane ~ Lat fabrica a. özellikle demirci ~ HAvr *dhabhro.a. fat. anlatmak ~ HAvr *bhâ-2 a. eza ~ Fa az qaDâ' kazara & Fa az + Ar " esoterik faal ~ Ar facc^al [#fcl im. 2. f.] çok etkin. facc] acı ve üzüntü verdi. ~ OLat facus başak veya kamış destesi < EYun fákelos a. kaza ezoterik » [Kıp xiv] ~ Ar aSiyyat [#'5y msd. kahretti fağfur [Yus xiv] ~ Ar fağfur 1.] incitme. Çin porseleni ~ Sans bhágaputra Güneşin oğlu. uydurmak. cephe.< HAvr *dhabh.] küçük anlatı. mesel ~ Lat fabula [küç. tanrı + Sans putrá oğul" bahş fagot [ xx/b] ~ Fr fagotte nefesli bir çalgı ~ İt fagotto 1. başak veya kamış destesi. a.] / Ar facîcat^ [#fcc sf.a. a.a.] acı veren talihsizlik. trajedi < Ar facaca [msd. bereket. sima. demet. " fon(o)+ fabrika [ 183+] ~ İt fabbrica işlik. imal etmek fabrikasyon etmek " fabrika fabrikatör fabricator " fabrika [ xx/b] [187+] ~ Fr fabrication imalat < Fr fabriquer imal ~Frfabricateur imalatçı~Lat ~ İt faccia faça [AL 192+] yüz.eziyet verme " eza ezkaza/eskaza qaDâ' " ez+. masal < Lat fari. eylemli" fiil fabl [ xx/b] ~ Fr fable masal. yüz facia [Men xvii] fâcicat ~ Ar fâcicat^ [fa. güneş. f.söylemek. < Lat fabricari imal etmek < Lat faber sanatkâr. görünüm ~ Lat facies suret. 2. çehre (argo) yüz.

fact.] fakirlik. f. delirmek) EŞKÖKENLİLER: Ar #fqr : fakir.] yoksul (= faks [ 198+] ~ İng fax "belgegeçer" < İng facsimile & Lat fac yap (< Lat facere.] bilgin. eylemek.] ~ Ar fa'iq [#fwq fa. bir borca . simüle faktör [DTC 1943] ~ Fr facteur 1.fahiş [Kıp xiv] sınırları aşan. yapan. fakir olma < [CodC xiii] ~ Ar faqaT ancak. utanmaz (şey ~ Fr/İng fahrenheit bir hararet birimi < öz ~ Ar fa%rı [#f%r nsb. [LG 188+] faka basmak tuzağa düşmek (argo) ~ Ar fa%% [#f%X msd. bilge. icra etmek * Fr faire. faktoring idaresi < İng to factor " faktör [ 199+] ~ İng factoring ticarette alacakların .yapmak) + Lat similis benzer.] artan. matematikte çarpan ~ Lat factor yapan. fakr.] yapan. eden < Lat facere. eden " fiil ~ Ar fa'iD [#fyD fa. etmek. İt fare (yapmak) biçimleri Lat facere'den türemiştir.] tuzak ~ Aram pa%%â a.yapmak. imal eden. gurur < Ar fa%ara mağrur oldu. gurur duydu faik fail faiz karşılık ödenen artık para " feyiz fak [Aş xiv] ~ Ar faHiş [#fHş fa. azgın. islam [Kıp. a. 2. etken.] üstün olan " fevk ~ Ar facil [#fcl fa. eden. mutlak olarak ~ Ar faqîh [#fqh sf. fukara fakr Ar faqîr [Kıp xiv] ~ Ar faqr [#fqr msd. utanmaz " fuhuş fahişe veya kadın)" fahiş fahrenhayt Gabriel Fahrenheit Hollandalı fizikçi (1686-1736) fahri onur. fakat fakih hukuku bilgini " fıkıh fakir Aram #pqr deli. fact. fazla. Yus xiv] ~ Ar faqîr [#fqr sf. yalnız.] onursal < Ar fa%r [msd.] kabul edilmiş ~ Ar faHişat [#fHş fa. tıpkı" faktör.] azgın. imalatçı.

familya [ 186+] ~ İt famiglia aile ~ Lat familia 1. "tanrı çarpmış". kalın sopa. gösterişçi kimse Ar farfarat [msd.yanılmak. falanjist [xx/b] ~Frphalangiste İspanya'da 1933'te kurulan sağcı parti mensubu < İsp Falange İspanya'da bir parti ~ EYun fálanks. hatalı olmak * İng fail (yanılmak). beceriksizlik . cezbeye tutulmuş < Lat fanum tapınak fanfar [ xx/b] ~ Fr fanfare gürültülü bando müziği < Fr fanfaronnade şatafat. yanlış ~ Lat falsus a. tırpan falez Alm fels a. 2. 2. müzikte yanlış nota.a. kütük.yapmak " faktör fal [Kut xi] ~ Ar fa’l [#f ’l] iyiye tabir edilen alamet falaka ~ Ar falaqat [#flq] dayak atmaya yarayan değnek . hata. harman savurma aleti [esk.] (hayvan. a. yetenek. < Lat fallere.EYun fálanks.kütük.) [ xx/b] [ xix] bir tür bıçak ~ İt falcietto [küç. fanatik [Bah 1924] ~ Fr fanatique asabi. falan ~ Ar fulân a. hane halkı < Lat famulus hizmetçi fan [ xx/c] vantilatör ~ Lat vannus harman savurma aleti ~ İng fan 1. kalın ağaç gövdesi * Aynı kökten Ger *balkan (kütük). din ve parti gayretiyle gözü dönmüş ~ Lat fanaticus tapınağa ait olan. beceri. falc. el becerisi < Lat facilis yapılabilir olan. aynı çatı altında yaşayan hizmetliler zümresi [esk.fakülte [Aİhsan 1891] üniversite bölümü ~ Fr faculté 1. özellikle tavus kuşu) tüylerini kabartma < Ar farfara tüylerini kabarttı . falang.Eski Yunan'da sıkı düzenli piyade birliği" falaka falçata/falçeta orak < Lat falx. kolay < Lat facere.1.]. ~ İbr/Aram * OYun peloní elmoní. falang.İt falso hata. kabarmak " balya falso [KT xix] 1.a. fact.]. Erm eġmoni peġmoni (falan filan) biçimleri Aramiceden alınmıştır. üniversite bölümü ~ Lat facultas yapabilirlik. 2. 2. falan [CodC xiii] felân/fülân pslân 've saire' anlamında kullanılan bir sözcük. false (yanlış) biçimleri Latinceden alınmıştır. Eski Yunan'da bir ordu birliği < HAvr *bhelg. pahalı ve gürültülü gösteriş < İsp fanfarrón şatafat meraklısı. fals.] ~ Fr falaise dik kayalık sahil ~ Frk *falisa kaya (= fallus [ xx/c] ~ YLat phallus erkek cinsel organı ~ EYun fállos ereksiyon halinde erkek cinsel organı ~ HAvr *bhl-n-os < HAvr *bhel-2 şişmek.orak. 2.

gece kelebeği. faraza farD varsayım " farz [Men xvii] farDâ . fantazma. aydınlanmak Aynı kökten EYun fôs (ışık). faraş [Men xvii] 1. kanat açmak). açıp serdi" mefruşat * Modern anlamı biçiminden türetilmiş olmalıdır. debdebe ~ İt fantasia / Fr fantaisie görüntü. yy'dan önce Türkçede türemiş gibidir.EYun fantastikós " fantezi [ xx/b] ~ Fr fantastique görüntüsel.] ölen. Aynı kökten karş. fenol. 2. gösteriş. fan-1.aydınlanmak. hayal < EYun fainö. hayali. fanus. otomobil ışığı ~ EYun fáros deniz feneri < öz Pháros İskenderiye açığında deniz feneriyle ünlü ada far2 [ xx/b] ~ Fr fard gözkapağı boyası < Fr farder makiyaj yapmak. fantastik . .fani faniya öldü. yok oldu " fena [Kut. 2. < EYun fainö. fan. fantastik. t-" fantezi fantezi [LO xix] fantazya süs. görünür kılmak ~ HAvr *bhâ-n-yo. fotoğraf. fotokopi. Lat vellus. yüzünü boyamak ~ Frk *farwidhon boyamak * Karş. fantezi. fotosel fanus [MMem xvi] ~ Ar fanus lamba. fot(o) +2. ölümlü < Ar ~İtflanella fanila [Bia185+]flanela. [KT xix] süpürüntüleri toplamaya yarayan kürek ~ Ar faraş [#frş çoğ.] < Ar farâşat gece kelebeği. İng wool (yün). Aş xi] ~ Ar fanin [#fny fa. pervane < Ar faraşa yaydı.< HAvr *bhâ-1 parlamak. Akad paraşu (uçmak. fâo (ışımak). [LO. fenomen.a. düşsel ~ Fr fantazma [ML xx/c] fantasma/fantazma fantasme hayal ~ EYun fántasma. KT ] faraDâ varsayalım ki < Ar İkinci 'a' sesi 19. görünmek. fener. EŞKÖKENLİLER: EYun faíno : epifani. faz.[LO]fanela/flanela bir tür yünlü kumaş ~ İng flannel < Gal gwlân yün ~ HAvr *wels-na yün * Aynı kökten Lat lana < *wlana. hayal. aydınlatmak " fantezi far1 [ xx/b] ~ Fr phare 1. Alm farben (boyamak). foton. aydınlatmak. ışımak. aydınlanmak. fener ~ EYun fanós a. 3. pervane. her tür pervane kanadı. trifaze EYun fôs : fosfor. 2. fot(o)+1. düş ~ EYun fantasía görüntü. kafatasının yan kemikleri. deniz feneri.

doldurmak ~ HAvr *bhrkw-yo. dolma yapmak ~ Lat farcire. kaba güldürü < Fr farcir doldurmak. sıkmak. faryng.a. f. sıkmak.tıkmak.] yasayla zorunlu fark [Kut xi] ~ Ar farq [#frq msd. ödev. yayıldı. tayin etti. farika fariza kılınmış şey. kalabalık etmek * Aynı kökten Lat frequens (sık. zorunlu kıldı faş [Aş xiv] ~ Fa faş aşikâr.faraziye utopie karşılığı. sıkışık). farz [Aş xiv] ~ Ar farD [#frD msd. çentti. Aş xi] ~ Ar fâriqat [#frq fa. bezeme fare farenjit [ xx/b] EYun fárynks. din veya yasa kuralı. f. farbala [KT xix] faraziyat varsayım üzerine kurulmuş şeyler. frag. dağıldı fas a. Ortaçağda dini oyunların sahne aralarına eklenen halk tipi diyalog. 3. 2. " faça [ResCGaz 1912] ~ Fr face yüz.] (sır) açığa çıkma. boğmak. cephe ~ Lat facies . olduğu yerden kurtarma farmakoloji fármakon ilaç " +loji [ xx/b] ~ Fr pharmacologie ilaç bilimi < EYun ~Frfrancmaç on mason & farmason [187+]franmason Fr franc1 serbest. ayırdetti. ~ Fr pharyngite boğaz enfeksiyonu < ~ İt farfalla geveze ve akılsız * Oy Farfara şarkısında kullanılan sözcük muhtemelen Yun Várvara P??P??? özel adıdır.] varsayım " farz [ xx/a] falbala ~ Fr falbala süsleme amacıyla kullanılan geniş kurdele ~ Prov farbella bordür. böldü (= Aram #prq ayırma.< HAvr *bhrekw. EYun frâsso. ayrım < Ar faraqa ayırdı. farcttıkmak. varsayım < Ar faraDa 1.] ayırdedici şey " fark ~ Ar farîDat [#frD sf. çentik.(daraltmak. uzaklaştırma.] ayırdetme.] 1. işaret. çitle çevirmek). [Göv xvii] faraziye * Türkçeye özgü modern bir türevdir. belirledi. kural koydu. Fr < Ar farD [#frD nsb. bir akılyürütmede tartışılmaz veri olarak alınan şey.a. açığa çıkmış ~? Ar faşw [#fşw msd. 2.boğaz ~ HAvr *bher-2 delik farfara kimse [Men xvii] ~ Ar fa'rat [#f r] a. 2. dini ödev " farz [Kut. yayılma < Ar faşa açığa çıktı. özgür + Fr maçon duvarcı" mason fars [ xx/a] ~ Fr farce 1.

2. dönem. ziyan oldu " fesat faşizan [ xx/c] ~ Ar fâsid [#fsd fa. fiğ. yapım. özellikle tahta kurusu fasarya ~ Yun fasaría keşmekeş. ahlaksız fasikül [Hürr 1948] ~ Fr fascicule kitapçık. vicia sativa . 2. cephe " fasafiso [AL 192+] kıvırzıvır.] açık. böcek. geniş. fasikül ~ Lat fasciculus [küç.] fesat eden.yapmak " faktör fasit [Kıp xiv] fasid bozan. demet" fasikül fasih [Aş xiv] Ar fasaHa [msd. fact. kolaylık. kolay < Lat facere.a. eski Roma'da otorite simgesi olarak taşınan çubuk demetine sarılı balta " fasikül fason [Tarik 1885] işletme dışına ihale edilen imalat işi façon 1. phaseolus vulgaris < Yun fasoúli a. bir eserin veya müzik dinletisinin her bölümü < Ar faSala ayırdı. ~ Fr fascisant Faşizme eğilimli" faşizm faşizm [192+]faşizma ~Frfascisme İtalya'da Mussolini tarafından kurulan siyasi hareket / İt fascismo a. aralık. görevden aldı fasıla ~ Ar fâSilat [#fSl fa. yüreksiz adam.] küçük demet < Lat fascis demet.] haşere.fasad faça [ xx/b] ~ Fr façade bina cephesi ~ İt facciata yüz. ~ EYun fâselos baklagillerden ufak taneli bir bitki.yapmak " faktör ~ Fr fasulye [ xix] ~ Yun fasoúlia [çoğ. araya girdi. genişletti fasık " fısk [ xi] ~ Ar fasîH [#fsH sf. çete ~ Lat fascis 1.] ara. imalat. böldü. fact.] doğru yoldan sapan. usul ~ Lat factio < Lat facere. iple bağlı küme ~ HAvr *bhasko-demet fasıl/fasl[Kut xi] fasl ~ Ar faSl [#fSl msd. < İt fascio demet. f. sudan iş (argo) ~ Ar fasâfis [#fsfs çoğ. ferah < ~ Ar fâSiq [#fsq fa. fasH] yer açtı.] haşerat < Ar fisfisat [onom. sıkıca birbirine bağlı grup. yapış şekli. aralık " fasıl fasilite [ xx/c] ~ İng facility 1.] bölme. bozuk < Ar fasada bozuldu.] malum sebze. bölüm. kargaşa Ven fasàr [İt fasciare] bağlamak ~ Lat fasciare < Lat fascis bağ. müşteriye veya kamuya kolaylık sağlamak için yapılan düzenleme ~ Lat facilitas < Lat facilis yapılabilir olan. demet. 2. # 1919 İt.a. önemsiz.

fay [DTC 1943 ] ~ Fr faille kırık. fatura [LO xix] nümune. kazanması beklenen yarışmacı ~ İt favorito tercih edilen < OLat favorare tercih etmek.] açan. f. ölümcül < Lat fatum "konuşulmuş olan". istifade. 2. imalatçının yapılan işin ayrıntısını gösterdiği belge ~ Lat factura imalat < Lat facere. iğrenç. tercih edilen. ifade. ~ HAvr favori [AMithat 1877] yanak sakalı. [KT ] satılan mal için çıkarılan ayrıntılı döküm. kokuşmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı fault (hata) sözcüğünden etkilenmiştir. açan şey. onurlandırmak * Fransızca sözcüğün "yanak sakalı" anlamı 1830’larda dolaşıma giren bir moda deyimidir. kaçınılmaz. ~ Yun fába bakla ~ Lat faba a.yapmak " faktör * Tornacılık terimi olarak kullanımının kaynağı belirsizdir. çatlak < Fr faillir eksik kalmak. nasip olan. faul [Cumh 1929] ~ İng foul 1. ecel < Lat fari.tarafını tutmak. 3. alkışlamak < Lat favere. fayda Ar fada yararlandı. 2. kokmuş ~ HAvr *pülo. saygı göstermek.] yarar. fals. kazanç sağladı [Aş xiv] faide ~ Ar fâ'idat [#fyd fa. fauna [ xx/b] ~ YLat fauna hayvanlar alemi < öz Fauna Roma mitolojisinde hayvanlar tanrıçası. a. 2. [ xx/c] tornacılıkta silindirik parçaların iç yüzüne açılan yiv ~ İt fattura 1. yapım. müstefit . bozuk. futbolda kuraldışı hareket ~ Ger *ful. kader. yy'da Faenza'daki atölyeler tarafından benimsenmişti. kazanç < EŞKÖKENLİLER: Ar #fyd : fayda. örnek. Kuran'm ilk suresi " fetih ~ Ar fatiH [#ftH fa.< HAvr *pü-2 çürümek.saymak. fetheden " fetih ~ Ar fâtiHat [#ftH fa. f.pis. çirkin. yanak sakalı. yetmemek ~ Lat fallere. faut. [Hay 1959] kazanması beklenen yarışmacı ~ Fr favori 1. a. yazgı. 2. Faunus'un kızkardeşi fava *bhabhâ. desteklemek ~ HAvr *ghowe.a. fat-konuşmak " fabl fatih fatiha [Aş xiv] başlangıç.hatalı olmak " falso fayans [Bah 1924] ~ Fr faïence çömlek üzerine işlenen bir tür sır ve bu yöntemle imal edilen eşya < öz Faenza İtalya'da bir kent * Endülüs müslümanlarınca geliştirilen fayans tekniği 15.] 1. imalat. fact. hatalı olmak.fatal [ xx/b] ~ Fr fatal ölümcül ~ Lat fatalis mukadder.

] gün fecir/fecr[Kıp xiv] fecr doğumundan önceki aydınlık < Ar facara deldi. kurtulmalık. aydınlanmak " fantezi fazilet seçkinlik. kavrama < Ar fahama anladı. [Basirt 1873] payton .< HAvr *bheidh. Aş xi] fida ~ Ar fidâ' [#fdy msd. artık. musibet.] ölçünün üzerinde olma. bedel ödedi (= Akad padü a.] / Ar fecaat [Men xvii] fecîcat facîcât^ [çoğ.a. feda etme < Ar fada feda etti.Fr phaéton kiralık at arabası < öz Phaëton mitolojide Helios'un at arabasını ödünç alıp deviren oğlu faz [ML xx/c] ~ Fr phase evre. foederittifak. posa ~ İng faeces tıpta dışkı ~ Lat faeces [çoğ.] < Lat * Türkçe telaffuz Latince bilmemekten kaynaklanır. kavradı fek/fekkaçma < Ar fakka kırdı.) EŞKÖKENLİLER: Ar #fdy : feda. fidye federasyon [ 185+]. f.güvenmek fehim/fehm[Kıp xiv] fehm anlama.] trajik.) ~ Ar fahm [#fhm msd. erdem " fazla fazla [Kut xi] [Kıp xiv] ~ Ar faDîlat [#fDl sf. sözleşme. trajedi" facia feçes [ xx/c] faex tortu.a. aştı.] üstünlük. çok geldi.a. ~ Ar faDlat [#fDl msd. birleşme < Lat foedus. uğruna (edat) ~ Ar facîcat^ [#fcc sf. yardı feda [Kut. 2. f. keserek açtı (= Aram #pkk a. faDl] arttı.] ~ Ar fakk [#fkk msd.] 1.a.] acı veren olay.ışımak. hip(o)+1 fayton [ 186+] faeton/fayton . üzücü " facia ~ Ar facr [#fcr msd. buharlı gemilerde "tam hız" emri & İng fire ateş (~ Eİng fyr a. çok oldu. ~ Ger *fûri. üstün idi fe+ ~ Ar fa için. bedel.fayrap [AMithat1885] ~ İng fire-up ateşi artır!.) + İng up yukarı hareket bildiren edat" pir(o)+. ant ~ HAvr *bhoidhes. keserek . ekstra < Ar faDala [msd. fidye. feci ~ Ar facîc [#fcc sf.a. özellikle ayın evreleri ~ YLat phasis ayın evresi ~ EYun fásis ışıma < EYun fainö. fa. özellikle şarap tortusu. [Cumh 1929] futbol federasyonu ~ Fr fédération özerk bölgelerin birleşmesiyle oluşan devlet ~ Lat foederatio ittifak. ~ HAvr *paswr a. (bir şey uğruna) bedel ödeme.a.] kırma.

feleğin sillesi ~ Ar *falâkat feldmareşal [KT xix] ~ Alm feld-marschall Alman ordusunda bir rütbe & Alm feld düz arazi.] beceri. süt vermek * Aynı kökten Lat fellatio (emme. felaket [#flk msd. yıldızların döner küresi. toprağı sürdü. başarı. çıkrık. ustalık < Ar fanna becerdi. çevirme ) * Feleğin çarkı deyimi ilgi çekicidir. zor bir işin * Avrupai bilimleri "medrese öğretisi" anlamında cilm'den ayırdetmek için kullanılan yumuşatıcı deyimdir. talih. hüner. akşam < Aram #pny dönme.] yokolma. mareşal feldspat [DTC1943] Alm feld düz arazi. afet. kararma = Aram psnây gün dönümü. falH] yardı. felsefe & EYun fílos seven + EYun sofía bilgelik.] çiftçi.emzirmek. güvenlik. alan ~ HAvr *pelstu. * Arapça sözcüğün falaHa (yardı.] refah. fetus (hamilelik). ölümlü dünya. kurtuluş ~ Ar falaH [#flH msd. Gül xiv] hüner. zail olma. [Men xvii] vulg. çark. tarımla uğraştı) fiiliyle semantik ilişkisi belirsizdir. huzur. feminist taraftarı < Lat femina kadın " feminen fen/fennteknik bilimlere verilen ad üstesinden geldi [Bah1924] ~İng feminist kadın hakları [Aş. bilgi" fil(o)+. zail olma. emzirme). savaş meydanı (~ Ger *felthu.< HAvr *pels-2 yayılmak) + Alm marschall mareşal" plato. sofist feminen [ xx/c] ~ Fr féminin dişil.] ~ EYun filosofía "bilgelik-sevgisi".felah [Aş xiv] mutluluk.emziren < HAvr *dhe. fena [Kut xi] yokolma. kötü. toprak işçisi < Ar [KT xix] filenk filenk telaşla arama belirten bir deyim felsefe ~ Ar falsafat [#flsf msd. [ xix] Avrupa'dan alınan ~ Ar fann [#fnn msd. alan + Alm spath alçıtaşı" feldmareşal ~Alm feldspath bir tür kayaç& felek [Kut.düzlük.] 1. çıkrık (= Fen pelekum yün eğirme çıkrığı = Akad palâku dönme. kadınsı ~ Lat femininus a. Aş xi] ~ Ar falak [#flk msd. toprağı sürdü " felah fellik fellik ~ Ar fallâH [#flH im. 2. geri dönme . baht ~ Aram pelekâ çark.] < Ar falak " felek [Bia xix] bela. < Lat femina kadın ~ HAvr *dhemnâ. a. 3. fellah falaHa [msd. sanat. [Aş xiv] ölüm. yaramaz ~ Ar fana' [#fny msd.

vakum. yarık açtı [ xiv] ferc ~ Ar farc [#frc msd.Ar farüc/furüc [#frc] ulema sınıfından olanların giydiği bol cübbe Ar faraca [msd. gemi feneri fanári(on) [küç. hile. yardı. görüntü < EYun fainö aydınlanmak. Sans súvar (güneş.güneş * Karş. farc] açtı. öteye hareket belirten fiil öneki = Ave frâ. [ xviii] kadınların giydiği bir tür üst giysi.Ar fann beceri. olgu. = Sans prâthu a. Alm vor.a. gen.a.] bir mülkü ferace feragat [Yus xiv] veya makamı bedelsiz olarak terketme " ferağ ferah frâtha a.a. dişilik .fenafillah fena. rahatlattı" ferç ferağ boşaltma < Ar faraġa boşalttı.~ HAvr *per-1 ön " per+1 * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek. manto . görüngü ~ EYun fainómenon görünen şey.] yarık. ihtişam).a. svárn?ara. bitirdi ~ Ar farâğ [#frġ msd.] küçük lamba < EYun fanós fener.a. lamba " fanus fenol [ xx/b] fainö ışımak. Aynı kökten Lat prö.)" fer+ ~ Fa farâ% geniş. hüner " fen feodal [ xx/a] ~ Fr féodal vassalaj ilişkilerine dayalı siyasi düzen < OLat feudum/feodum Ortaçağ hukukunda belli kişisel yükümlülükler karşılığında tasarruf edilen mülk biçimi ~ Ger fer [Aş xiv] ~ Fa far nur. beceri.a. ileriye. parıltı.güneş ) ~ HAvr *saswel. ışık.a. fer+ ~ Fa far. görünmek " fantezi fent [Men xvii] fend vulgò pro fenn. tüketti. < Ave hvars. parıltı. [Kan xv] .öne. fi.a. İng fore. ağız. aydınlanmak " fantezi ~ Fr phénole yanıcı bir kimyasal madde < EYun fenomen [Bah 1924] ~ Fr phénomene görünen şey.~ fra. açık ~ OFa frâh a.] 1. ~ Ar farâğat [#frġ msd. kurnazlık . surah) > súrya (güneş). gün ışığı.] (göz veya kavrayışta) keskin olma ~ Aram psrâşâ ayırt etme < Aram #prş ayırma. allah ~ Ar fana ff-llah Tanrı içinde yokolma " ~ Yun/EYun fener [CodC xiii] fanar deniz feneri. ayırt etme ferç organı < Ar faraca açtı. boşluk. güzellik ~ OFa farn/xwarrah a.(nur. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür. ihtişam. (= Ave hvarsnah. ~ HAvr *pro-/prö. 2. (= Ave feraset [Kut xi] firaset ~ Ar firâsat [#frs msd.

(= Sans ferforje [ xx/b] ~ Fr fer forgé dövme demir & Fr fer demir (~ Lat ferrum demir) + Lat forger demiri döverek şekil vermek feri/fer’i dallandı. bread (ekmek). mayalanmak ~ HAvr *bhreus. a. (= Ave fraeşta. alt kollara ayrıldı" füru ~ Ar farcî [#frc nsb. ferman [Aş. & EFa fra.[sup. takım. tümen komutanı [Men xvii] bölük. bot2 ferik subay.] en önde < Ave frâ. güruh. İng brew (mayalanmış içki).a.a. " fer+ ~ Ar farsa% 4 mile eşit bir mesafe ölçüsü ~ OFa . fermene fermiyum Enrico Fermi İtalyan fizikçi (1901-1954) bir tür yelek [ML xx/c] ~ İt paramano ~ YLat fermium bir element < öz fermuar [ xx/b] ~ Fr fermoire "kapatıcı". broth (haşlama). fermante [etm [ xx/b] ~ Fr fermenter mayalanmak.a. mayalandırmak < Lat fermentum maya < Lat fervere kaynamak.a.geçirmek < HAvr *per-2 geçmek) + İng boat gemi" portal.ferda prâtâr erken. hüküm. emin ~ HAvr *dhermo-sağlam. müfreze.a. düşman * Lat praemonere (uyarmak. Yus xiv] ~ Fa farmân buyruk. hükümdar iradesi ~ OFa framân a.kaynamak. akıl" fer+.ön. CodC xi] ferişte ~ Fa firişta 1.] ikincil < Ar faraca feribot [192+] tren vapuru ~ İng ferryboat feribot & İng ferry taşıma (< Ger *farjan götürmek. meleklerin önde geleni ~ OFa frahişt a. ~ EFa framânâ a.a. pek.a. Erm hraman (buyruk) Eski Farsçadan alıntıdır. önce )" fer+ * Karş. 2. sabah ~ OFa fradag a. taşımak ~ HAvr *poreyo.a. [ xix] bir fırkaya kumanda eden ~ Ar farîq [#frq sf. ~ EFa parasang. İng first (birinci). yol göstermek) fiili eş yapıdadır. birinci.ön. sıkı < HAvr *dhersıkıca tutmak fersah [ xiv] frasang a. ileri + EFa mâna-düşünce. < Fr fermer kapatmak < Lat firmare pekiştirmek < Lat firmus sağlam.] askeri birlik. öncü. pişmek * Aynı Hint Avrupa kökünden karş. bölük " fark feriştah/ferişte [Kut. sabah)" fer+ ~ Fa farda yarın.

fersude farsüdan, farsâ- geçmek = OFa frasawand geçici" fer+

~ Fa farsuda geçmiş, eskimiş < Fa

fert [Yus xiv] ferd ~ Ar fard [#frd] tek, yalnız # 1 < Ar farada [msd. furüd] yalnız idi, tekil idi, yalındı, topluluktan ayrı durdu EŞKÖKENLİLER: Ar #frd : efrat, fert, infirat, müfredat, münferit fertilite [ xx/c] ~ Fr fertilité doğurganlık < Lat fertilis doğurgan (= Lat ferre getirmek, ürün vermek, doğurmak ) ~ HAvr *bhrs-ti- doğurgan ~ HAvr *bher-1 getirmek, ürün vermek, doğurmak " +ber feryat [Aş, Yus xiv] yardım (= Ave frâ-dhâta- a. a.)" fer+ fes külahı < öz Fes Fas ~ Fa faryâd çağrı, çığlık ~ OFa frayâd

[Men xvii] Fas ülkesi ve bu ülkeye özgü kırmızı keçeden gece

* Mağrip'e özgü bir başlık iken 1829 kıyafet kanunuyla Osmanlı devletinde resmi başlık olarak benimsenmiştir. fesat [Kut xi] fesad olma < Ar fasada bozuldu, ziyan oldu ~ Ar fasâd [#fsd msd.] bozulma, ziyan

fesih/fesh~ Ar fas% [#fs% msd.] 1. kol veya bacağını çıkarma, sakatlama 2. hukuken geçersiz kılma, bir borcu veya yükümlülüğü ortadan kaldırma < Ar fasa%a sakatladı, hukuken geçersiz kıldı (= İbr/Aram #ps% sakat, topal = Akad pissü a.a.) fesleğen [MŞ xiv] fesliğen ~ Yun basilikón [n.] "kral otu", güzel kokulu bir bitki, ocimum basilicum < Yun basilikós krala ait, kralî < EYun basileús kral" bazilika feşmekân -?

festival [Hürr 1948] ~ Fr festival bayram, belirli tarihte yapılan toplu eğlence ~ OLat (dies) festivalis bayram günü < Lat festus yortu, bayram < ALat fesia belli bir tanrıya adanmış olan gün, yortu ~ HAvr *dhes- tanrı fesuphanallah adına " fe+, süphan, allah fetih/feth[Aş, Yus xiv] bir ülkeyi İslam egemenliğine açma < Ar fataHa açtı ~ Ar fa subhânallah yüce Allah ~ Ar fatH [#ftH msd.] 1. açma, 2.

fetiş [ xx/a] ~ Fr fétiche doğaüstü güçler atfedilen nesne ^ 1760 C. de Brosses Le Culte des Dieux Fétiches'de ~ Port feitiço 1. el yapımı, mamul, 2. Afrika'nın Gine sahiline özgü tılsım heykelciği ~ Lat facticius el yapımı, mamul < Lat facere, fact- yapmak " faktör

fetret ~ Ar fatrat [#ftr msd.] gevşeme, çözülme, eylem haline ara verme < Ar fatara gevşedi, çözüldü, eridi, (su) ılındı * Ar #ftr kökü İbr/Aram #pşr (1. çözülme, erime, gevşeme, 2. rüya veya bilmece çözme) kökü ile eşdeğerdir. Ar fassara > tafsTr biçimleri Süryaniceden alınmıştır. fettan [ xiv] ~ Ar fattân [#ftn im.] fitne eden" fitne ~ YLat fetus cenin ~ Lat fetus yavrulama, yavru ~ ~ Ar fatwâ' [#ftw/fty msd.] hukuki görüş

fetüs [ xx/c] HAvr *dhe(i)- emmek, emzirmek " feminen fetva [Aş xiv]

* Arapça sözcüğün kökeni belirsizdir. İfta [IV msd.] fiili isimden türemiştir. Fata < #fty/ftw (genç olma) köküyle anlam ilişkisi kurulamaz. feveran patlama, fışkırma < Ar fara kaynadı fevk olma < Ar fâqa aştı, üstün geldi fevkalade fevk, adet2 [Aş xiv] ~ Ar fawarân [#fwr msd.] kaynama, ~ Ar fawq [#fwq msd.] üstünlük, üstün ~ Ar fawqa-l-âdat olağan üstü, sıra dışı"

fevri ~ Ar fawrî [#fwr nsb.] kaynayarak, ani, patlama şeklinde < Ar fawr [msd.] kaynama, patlama " feveran fevt [ xiv] ölüm (mecazen) ölüm < Ar fata geçip gitti, kayboldu, kaçtı feyiz/feyz~ Ar fawt [#fwt msd.] geçip gitme, kaçma, ~ Ar fayD [#fyD msd.] taşma,

[Aş xiv]

artma, bolluk, bereket < Ar fâDa (nehir) taştı, bolluk ve bereket geldi feylezof feza boş idi fezleke "şunun için" " fe+ fi fi tarihi * İsim tamlaması olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. fiber fibra a. a. [ML xx/c] ~ İng fiber lif, iplik, elyaf~ Fr fibre ~ Lat ~ Ar fî -de, içinde (edat) < Ar fî ta'rî^i-l filan tarihinde " fi » " filozof ~ Ar faDâ' [#fDw msd.] boşluk, uzay < Ar faDâ

~ Ar faSlakat gerekçe yazısı < Ar fa Sâlika

fiberglas [ML xx/c] cam elyafı ~ marka Fiberglas cam elyafının tescilli adı ı^ 1937 ABD & İng fiber lif, elyaf + İng glass cam " fiber, glase fıçı butta/buttis a. a. * Nihai kökeni belirsizdir. fidan [Amr xv] fidon/fiton bitki ~ Yun fytón bitki ~ EYun fytón a. a. < EYun fyö doğmak, bitmek, büyümek, maddi varlığa kavuşmak ~ HAvr *bheu3-olmak, oluşmak, yetişmek " fiziy(o)+ fide fytón bitki " fidan [LO xix] körpe fidan ~ Yun fytiá [çoğ.] < Yun/EYun [Kan xv] fuçî/fuçı ~ Yun boutsí a. a. = OLat

fidye [ xiv] ~ Ar fidyat [#fdy msd.] bir yükümlülükten kurtulmak için ödenen bedel, kurtulmalık " feda fiesta " festival [xx/c] ~İspfiesta İspanya tarzı bayram~Lat festus a.a.

fiğ [Kan xvi] ~ Yun bikí(on) baklagillerden hayvan yemi olarak yetiştirilen bir bitki, vicia sativa = EYun afâke a.a. * Karş. Lat vicia, Süry bıqa, Erm vikn, İng vetch, Rus vika (a.a.). Nihai kökeni belirsizdir. figân feryat [Yus xiv] ~ Fa figân/afgân acıyla bağırma, ağlama,

figür [DTC 1943] ~ Fr figure şekil, özellikle insan gövdesinin şekli ~ Lat figura a.a. < Lat fi(n)gere, fi ct- biçimlendirmek, elle şekil vermek ~ HAvr *dhi(n)gh- < HAvr *dheigh- hamur yoğurmak figüran [Bah1924] ~Frfigurant tiyatroda sözsüz rol oynayan aktör < Fr figurer şekil vermek, gözükmek, boy göstermek " figür figüre vermek " figür fihrist listesi [ xx/b] [ xi] ~ Fr figuré işlenip şekil verilmiş < Fr figurer şekil ~ Fa fihrist katalog, liste, kitabın içindekiler ~ Ar ficl [#fcl msd.] edim, eylem, ~ Ar fiqh [#fqh msd.] 1. anlayış,

fiil [Aş, Yus xiv] fi'l iş < Ar facala yaptı, etti, işledi = İbr/Aram #pcl a.a. fıkıh/fıkhkavrayış, ilim, 2. islami hukuk ilmi [ xiv] fıkh

fikir/fikr-

[Aş, Yus xiv] fikr

~ Ar fikr [#fkr msd.]

düşünce < Ar fakara [msd. fakr] düşündü, akıl yürüttü fıkır onom [LO xix] fıkır fıkır, fıkırdamak kaynama sesi <

fıkra yazıda madde, paragraf < Ar faqara [msd. faqr] deldi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #fqr2 : fıkra, zülfikar

~ Ar fiqrat [#fqr msd.] 1. omur, vertebra, 2. bir

fiks [ xx/b] ~ Fr fixe sabit ~ Lat fixus < Lat figere, fixyapıştırmak, tutturmak, sabitlemek ~ HAvr *dhîgw- iliştirmek, tutturmak [Bah 1924] muayyen bir müsabaka grubunun programı - İng fixture 1. sabitlenmiş şey, 2. (sporda) duvara asılan karşılaşmalar listesi < İng to fix saptamak, sabitlemek ~ Fr fixe sabit" fiks fiktif [ xx/c] fingere, fict- biçimlendirmek " figür fil pîlu- fildişi [CodC xiii] ~ Fr fictif hayal mahsulü / İng fictive a. a. < Lat ~ Ar fil a. a. ~ OF a/Aram pil a. a. ~ Sans fikstür

* Ayrıca Akad pilu. Güney Hindistan dillerinde "fildişi" anlamına gelen bir sözcükten Sanskritçeye ve Yakındoğu dillerine alınmıştır. Batı dillerinde kullanılan EYun eléfas (fil, fildişi) sözcüğü Mısır kökenlidir. fil(o)+ bileşiklerde) ~ EYun fílo s seven < EYun fileö sevmek ~ Fr/İng phil(o)- seven (sadece

filament [ML xx/c] filaman ~ İng filament ince çekilmiş tel, elyaf~ OLat filamentum a.a. < Lat filum iplik ~ HAvr *gwhîslo- < HAvr *gwhl-a.a. filan sözcük " falan [Aş xiv] fülân [ xx/b] ~ Ar fulân 've saire' anlamında kullanılan ~ Fr philharmonie müzikseverlik (derneği)

filarmoni - İng philharmony a.a. " fil(o)+, armoni

* İlk kez 1813'te Londra'da kurulan bir cemiyetin adından. filateli [ xx/b] ~ Fr philatélie pul koleksiyonculuğu # 1864 Georges Herpin, Fr. pul koleksiyoncusu & EYun fileö sevmek + EYun átelos vergisiz, harçtan muaf olan (< EYun télos harç, vergi ~ HAvr *tels- kaldırmak, tartmak)" fil(o)+, tolere Posta pulu, posta harcının önceden ödenmiş olduğunu gösterdiği için.

fıldır

onom

[KT xix] fıldır fıldır hızlı ve telaşla dönme sesi

< " fır

* Muhtemelen * fırdıl biçiminden metatez yoluyla. file [LO xix] torba < Fr fil iplik, lif~ Lat filum a.a. " filament fileto ~ Fr filée her çeşit ağ, ağ şeklinde örme ~ İt filetto [küç.] örgü, dokuma

[ARasim 1897-99]

şerit, bir et kesimi < İt filo tel, iplik, lif" filament filhakika filibit fleps, fleb- damar [ xx/b] flebit ~ Ar A-1-Haqîqat hakikatte " fi, hakikat ~ Fr phlébite damar enfeksiyonu < EYun

filigran [İM601 184+] şeffaf kâğıt markası ~Frfiligrane 1. kuyumculukta telkâri işi, 2. şeffaf kâğıt markası ~ İt filigrano telkâri & İt filo tel + İt grano tane, nokta büyüklüğünde nesne " filament, granit filika [EvÇ xvii] feluka ~ İt feluca bir tür küçük tekne ~ Ar fulk/falükat a. a. ~? EYun efólkion römork, halatla çekilen sandal < EYun efelkö sürüklemek, peşisıra götürmek & EYun epi- ön + EYun (h)elkö çekmek " epi+ filinkot coat ince kaplama tabakası" film [ xx/c] bir izolasyon maddesi ~ İng film

filinta [Bia xix] ince uzun tüfek 2. çakmaklı tüfek < Ger *Aî- kıymık, taş kırığı * Aynı kökten İng flint/flintstone (çakmaktaşı).

~ Alm flinte 1. çakmak taşı,

Filistin [ xix] ~ Ar Falistîn 1918'de İngiliz yönetimi altında kurulan bir ülkenin adı ~ İng Palestine a.a. ~ OLat Palestina Bugünkü İsrail'in kıyı kesimine verilen ad < İbr psliştîm Tevrat'a göre Kenan ülkesinin kıyı kesiminde yaşayan bir kavim

filiz [Men xvii] filis bitki piçi, bitkinin kökünden veya gövdesinden çıkan taze dal ~ Yun fylisa [küç.] yaprakçık, küçük taze dal < Yun fylo yaprak, taze dal ~ EYun fyllon a.a. < EYun Aeö bitmek, yeşermek ~ HAvr *bhl-e- < HAvr *bhel-3 bitmek, (bitki) açmak, çiçek açmak, tomurcuklanmak * Aynı kökten Lat folium (yaprak). film [Bah 1924] (~ Fr filme 1. fotoğrafçılıkta ve sinemada kullanılan ışığa duyarlı tabaka, 2. sinema gösterisi) ~ İng film 1. ince zar, 2. fotoğraf veya sinema filmi ~ Ger *fellam deri ~ HAvr *pelno- deri < HAvr *pel-4 deri yüzmek

filo katar" filament

[ 182+] gemi katarı

~ İt filo 1. iplik, tel, 2. dizi, sıra,

* Karş. İng file (dizi, sıra). Türkçe anlamı filotila < İt flottiglia (donanma grubu) sözcüğünden etkilenmiş olabilir. filoksera [ xix] ~ YLat phylloxera bir bitki hastalığı ^ 1868 Planchon, Fr. biyolog. & EYun fyllon yaprak + EYun kseros kuru " filiz, serander filoloji [Bah 189+] ~ Fr philologie dil ve edebiyat incelemeleri disiplini ~ Lat philologia dil ve edebiyat sevgisi ~ EYun filología lafseverlik, münazara ve konuşma sevgisi & EYun fileö sevmek + EYun lógos konuşma, söz " fil(o)+,

* Darülfünun-ı Şahane Filoloji Şubesi 1900 yılında açılmıştır. Sözcüğün modern anlamı 1810’larda Alman düşünür Wilhelm von Schlegel tarafından yaygınlaştırılmıştır. filotila ~ İt flottiglia donanma grubu

filozof/feylesof [Kut xi] feylesuf ~ Ar faylasüf/filasüf felsefe ile uğraşan ~ EYun filósofos bilgelik seven, a.a. #Pythagoras, Yun. filozof (MÖ 5. yy) & EYun fileö sevmek + EYun sofós bilge, bilgin, usta " fil(o)+, sofist * Sofós sıfatını tevazudan uzak bulduğu için Pythagoras'ın tercih ettiği deyim olduğu rivayet edilir. Ar filasüf terimi Ebu Yusuf el-Kindî (796-873) tarafından yaygınlaştırılmıştır. filtre [ xx/a] süzgü ~ Fr filtre süzgü olarak kullanılan keçe, her çeşit süzgü ~ OLat filtrum keçe ~ Ger *filtir keçe < Ger *feltjan dövmek ~ HAvr *pelde-< HAvr *pel-6 dövmek * Aynı kökten Lat pellere (itmek, kakmak), pellare (uyarmak, çağırmak). final uç [ xx/b] ~ Fr final son, nihai ~ Lat finalis < Lat finis son,

finans [ xx/b] ~ Fr finance maliye < EFr finer ceza kesmek, (ceza veya vergi) ödemek < OLat finis2 ödeme ~? Lat finis1 son, uç * Lat finis sözcüğünün iki anlamı arasındaki ilişki açık değildir. fincan ~ Ar fincan kâse, tas ~ Fa pingân a.a.

fındık [MŞ xiv] fınduk ~ Ar bunduq/funduq a.a. ~ O Yun pontikón (kárion) "Karadeniz cevizi", fındık < öz Póntos Euksenios "Konuksever Deniz", Karadeniz < EYun póntos deniz Karş. Lat mus ponticus (fındık sıçanı = Karadeniz sıçanı).

finiş [ xx/b] sporda yarış sonu ~ İng finish 1. bitirme, bitim, son, 2. cila < Fr finisser bitirmek, sona erdirmek < Lat finire a.a. < Lat finis son, uç " final fink, fingir onom oynaşma sesi, kaynama sesi " fıkır

fino [LO xix] fino köpeği bir tür küçük kucak köpeği ~ İt fino kaba olmayan, ince, kıymetli, bir köpek türü ~ OLat *finus bitirilmiş, cilalı, ayrıntısıyla işlenmiş, kaba olmayan < Lat finis son, uç " final fır, fırıl " pır onom [ xiv] fır fırlama ve uçma sesi; [LO xix] fırıl fırıl telaş sesi, deli ifadesi

* Daha eski biçim pır olmalıdır. firak fark firar kaçtı [Kut, Aş xi] [MMem xvi] ~ Ar firâq [#frq msd.] ayrılık, ayrı kalma" ~ Ar firar [#frr msd.] kaçış < Ar farra

firavun [ xiv] ~ Ar firâ'ün eski Mısır hükümdarı ~ İbr/Aram para'öh a.a. ~ Mıs par'ö "büyük hane", hanedan fırça [Men xvii] furça sert ve dikenli çalılık, fırça < Lat bruscus bir tür çalı ~ Kelt * Aynı kökten Fr brosse, İng brush, Alm bürste (fırça). firdevs [Aş xiv] ~ Ar firdaws cennet bahçesi < Ar farâdîs [çoğ.] cennet bahçeleri ~ EYun parádeisos 1. Pers krallarının bahçeleri, 2. (İncilde) cennet bahçesi ~ EFa *paridez avlu, etrafı çevrili bahçe (= Ave pairidaeza a.a. & Ave pairi-çepeçevre + Ave daeza- duvar) * Ar firdaws, çoğul kabul edilen faradıs biçiminden geri-türetilmiş yapay bir tekil addır. Fr paradis, İng paradise (cennet bahçesi) biçimleri Yunancadan alınmıştır. Erm bardéz, İbr pardes (bahçe) Orta veya Eski Farsçadan alınmıştır. fire [ xix] ticarette öngörülmeyen masraf ve değer kaybı - Fr frais 1. ticarette hasar payı, 2. masraf, gider ~ Lat fractum kırık < Lat frangere, frac- kırmak " fragman ~ Yun boúrtsa a.a. ~ OLat bruscia

firik [EvÇ xvii] ~ Ar farîk [#frk sf.] kurutulmuş yeşil buğday tanesi < Ar faraka ufaladı = Aram #prk ufalama, ovalama, tahılı ovarak kepeğini ayırma fırıldak entrika (argo) <onom [LO xix] bir çocuk oyuncağı, rüzgâr gülü; [LG 188+] menfaat, kâr, < Tü fırıl [onom.] dönme sesi " fır

fırın [Kıp, MŞ xiv] fürun ~ Ar furn ekmek veya yemek pişirilen firm (- O Yun foúrnos a. a. ) ~ Lat furnus a. a. ~ HAvr *gwhorno- < HAvr *gwher-(ateş veya közle) ısıtmak " term(o)+ * Fr four, fournaise, İng furnace (fırın) biçimleri Latinceden alınmıştır. fırka division karşılığı) firkat fark [Men xvii] hizip; [KT xix] yedi alaydan oluşan askeri birlik (Fr ~ Ar firqat [#frq msd.] hizip, bölük, insan grubu, fraksiyon, parti " fark [Yus xiv] fürkat ~ Ar furqat [#frq msd.] ayrılık "

fırkateyn [KT xix] ~ İng frigatine bir tür küçük ve hızlı savaş gemisi ~ İt fregatina [küç.] < İt fregata bir tür üç direkli ve hızlı savaş gemisi, firkete firkete [LO xix] çatal şeklinde saç iğnesi [küç] sofrada kullanılan çatal < İt forca tarlada kullanılan çatal, bel ~ Lat furca * Karş. İng fork, Fr fourchette (çatal). fırla[mak <onom [DK xiv] ; [Men ] fırlanmak/fırlatmak < Tü pır/fır [onom.] uçma veya fırlama sesi" fır firma [Bah 1924] bir ticarethanenin isim ve unvanı ~ İt firma imza, ticari unvan, bir unvan altında iş yapan işletme < Lat firmare pekiştirmek, takviye etmek, imza atmak " fermuar fırsat [Yus, DK xiv] fursat ~ Ar furSat [#frS msd.] kısa rahatlama anı, tatil ~ Aram pîrSâ delik, gedik (özellikle duvarda) < İbr #prS delme, gedik açma fırtına [LF xvi] fortuna/furtuna fırtına ~ İt fortuna 1. talih, kader, kısmet, baht, 2. denizde şiddetli hava, kasırga ~ Lat fortuna talih, kader ~ HAvr *bhr-tu- < HAvr *bher-1 taşımak, getirmek " +ber firuze [ xiv] feyruzec ~ Ar fîrüza/fayrüzac gök rengi bir süs taşı, türkuaz ~ Fa pîröza a.a. ~ OFa peröçag a.a. (= Ave *paiti-raoçah- gün gibi)" ruz fiş [Cumh 1932] ~ Fr fiche 1. etiket, not yazılan kâğıt veya karton parçası, 2. elektrik fişi < Fr ficher saplamak, sabitlemek ~ Lat figere, fix- tutturmak, sabitlemek " fiks fıs, fısıl, fısır onom [DK xiv] fısıl fısıl alçak sesle nefes alma veya konuşma sesi; [LO ] fısır fısır alçak konuşma sesi, çubuk sesi < EŞKÖKENLİLER: Tü fıs : fıs, fiskos 1, fosur ~ İt forchetta

fış, fışır <

onom

[ xiv] köpüren su sesi; [LO xix] fışıl/fışır su feveranı sesi, i p e k k u m a ş s e s i

fişek [ xvi] fişek/fişenk fışândan/afşândan saçmak, serpmek (= Ave (aivi)fşâna- a.a.) * -ek/-enk takısı açıklanmaya muhtaçtır.

Fa fişân saçma, saçan < Fa

fısk [Kut, Aş xi] fısk u fücur deyiminde msd.] doğru yoldan sapma, ahlaksızlık < Ar fasaqa doğru yoldan saptı fiske darbe fıskiye ~ ? <onom [LO xix]

~ Ar fisq [#fsq

[Men xvii] orta parmağı baş parmakla birleştirerek vurulan

< f ı s / f ı ş s u p ü s k ü r m e s e s i " fış

* Modern Arapça fisqiyyat (a.a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. fiskos 1 fiskos2 <onom [ARasim 1897-99] fısıldaşma yuvarlak masa ~ ?

fistan [TS*, Kan xv] fustan/fistan/fiston ~ Ar fustân geniş dökümlü kadın etekliği ~ Aram *peşstâ a.a. = İbr peşet keten kumaş = Akad piştu keten * Yun foustáni, İt fustagno biçimleri Arapçadan alınmıştır. Mısır'daki Fustat kent adıyla birleştirilmesi halk etimolojisidir. fıstık fıstığı ~ OFa *pistag a.a. [CodC xiii] pistak; [Gül xv] fıstuk ~ Ar fustuq şam

* OYun pistákion, Erm bisdag (a.a.) biçimleri (Orta) Farsçadan alınmıştır. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. Karş. Fr pistache, İng pistachio. fistül boru, tüp fit1 bedenen zinde [Bah 1924] ~ Fr fistule tıpta akıntılı kanal ~ Lat fistula

[LO xix] ('fit olmak' deyiminde) razı olma, anlaşma; [ xx/c] ~ İng fit 1. uyum, uyma, 2. bedenen zinde

fit2 [ xx/a] ~ İng feet [çoğ.] bir uzunluk birimi, kadem < İng foot 1. ayak, 2. 31 cm eşdeğeri bir uzunluk birimi ~ Ger *fot- ayak ~ HAvr *pöd- < HAvr *ped-1 a.a. " pa fıtık < Ar fataqa dikiş söküldü, yarıldı [TS* xiv] fıtq ~ Ar fitq [#ftq msd.] yırtık, sökük, yarılma

fitil [Aş xiv] fetil ~ Ar fatîl [#ftl sf.] burma suretiyle yapılan ip < Ar fatala [msd. fatl] burma, ip örme (= İbr pâtîl örme ip = Akad patâlu kıvırma, ip örme )

* Sami dillerinde ortak olan sözcüğün nihai kökü muhtemelen Mıs ptr (ip) biçimine dayanır. fiting fit uymak, uydurmak " fit1 fitne [ xx/c] [Kut xi] ~ İng fittings boru tesisatı ara birimleri < İng to ~ Ar fitan [#ftn] baştan çıkarma, entrika,

kargaşa < Ar fatana [msd. fatn/futün] baştan çıkardı, aklını başından aldı fitnes fitoloji EYun fytón bitki " fidan, +loJi [ xx/c] ~ İng fitness bedensel zindelik" fit1 [ML xx/c] ~ Fr phytologie bitki bilimi <

fıtrat [ xiv] ~ Ar fiTrat [#fTr msd.] yaratılış, doğa < Ar faTara [msd. faTr/fuTür] 1. açtı, yarıp çıkardı, 2. oruç açtı, 3. doğurdu, yarattı = İbr/Aram #pTr açma, çözme, serbest kılma fitre Ramazan bayramında verilen sadaka " fıtrat fıttır[mak <onom < Ar fiTr [#fTr msd.] 1. oruç açma, iftar, 2.

[ xx/c] fırttır- delirmek

< Tü fırt [onom.]

fiyaka [ARasim 1897-99] bir tür lüks at arabası; [ xx/a] caka, çalım ~ Fr fiacre bir tür at arabası < öz Hôtel de St Fiacre 17. yy'da Paris'te fiacre türü kira arabalarının durduğu terminalin adı < öz Fiacre/Fiachra 7. yy'da yaşamış bir İrlandalı aziz fiyasko [ 188+] ~ İt fare fiasco "şişe yapmak", bir tiyatro oyununun "gümlemesi" < İt fiasco şişe ~ EAlm flaska a.a. " palaska * İtalyanca deyimin kaynağı belirsizdir. fiyat ödeme " vefa fiyonk/fiyonga takılan süslü düğüm püskül ~ Ar fi'at [#wfy msd.] karşılık olarak ödenen,

[ARasim 1897-99] fiyonga giysi ve ayakkabıya ~ İt fiocco püskül, ponpon, büyük ve gösterişli düğüm ~ Lat floccus yün kırpıntısı,

fiyord [ xx/b] ~ Fr fjord Norveç kıyılarına özgü derin körfez ~ Norv fjord liman, körfez ~ Ger *furduz ~ HAvr *prtu- liman < HAvr *per-2 geçmek, geçirmek " portal * Karş. İng ford (geçit, körfez), Lat portus (liman). fizibl [ xx/c] Fr faire yapmak ~ Lat facere, fact- a.a. " faktör ~ İng feasible yapılabilir ~ Fr faisible [esk.] a.a. <

fizik [Müh374 180+]fizikatabiiyyat ~Frphysique1. doğa bilimlerine verilen genel ad [esk.], 2. maddenin özelliklerini inceleyen bilim dalı [xvii] Lat physica doğa bilimi ~ EYun fysike te%rte a.a. < EYun fysis doğa " fiziy(o)+ * Modern anlamı Aristoteles'in maddi varoluşun özelliklerini incelediği Ta Fysiká adlı eserinden türemiştir. fiziy(o)+/fizyo+ ~ Fr/İng physi(o)- bedensel, fiziksel (sadece bileşik isimlerde) < EYun fysis doğa < EYun fyö büyümek, kabarmak, yer kaplamak, (canlı varlıklar) yetişmek, neşvü nema bulmak ~ HAvr *bheu3- kabarmak, şişmek, büyümek fizyoloji [LO xix] ; [ARasim 1897-99] fizyolojik physiologie bedenin yapı ve işlevlerine ilişkin uzmanlık " fiziy(o)+, +loji ~ Fr

fizyonomi [Bah1924] ~Frphysionomie bedensel özelliklerden karakter tahlili yapma ~ EYun fysiognomía & EYun fysis maddi varlık, beden + EYun gignöskö, gnöbilmek " not fizyoterapi fiziy(o)+, terapi [ xx/b] ~ Fr physiothérapie fizik tedavi"

flama [LF xviii] ~ Ven fláma [İt fiamma] 1. alev, meşale, 2. dar uzun şerit şeklinde gemi bayrağı (= OLat flammula gemi bayrağı) ~ Lat flamma alev ~ ALat flagma ~ HAvr *bhlg-ma- < HAvr *bhel-1 yanmak, parlamak * Aynı kökten EYun fl ego, flog- (yanmak). flambe [ xx/c] ~ Fr flambé alevli < Fr flamber alevlenmek, tutuşmak ~ Lat flammare < Lat flamma alev " flama flamenko [ xx/b] ~ İsp flamenco 1. çingene, 2. Güney İspanya'da 1760’lardan itibaren duyulan bir tür çingene müziği =? öz Flamenco Felemenkli flamingo [ xx/c] flamengo ateş kuşu, flamingo < Port flama alev " flama flanel fanila flaş kuvvetli ışık, 2. fotoğraf ışığı [ xx/b] ~ İng flamingo bir tür su kuşu ~ Port

~ İng flannel bir tür yünlü veya pamuklu kumaş " ~ İng flash [onom.] 1. ani parlama,

[Hay 1959 195+]

* Senkronize flaşlı fotoğraf makineleri dünyada 1949'dan itibaren yaygınlık kazanmıştır. fleksibl flectere, flex- bükmek [ xx/c] ~ Fr/İng flexible esnek, bükülebilir < Lat

flit [Cumh 1929] sinek öldürücü sprey ~ marka Flit sinek öldürücü sprey markası ^ 1928 Standard Oil Company. < İng to flit kovmak, kışkışlamak

flor/flüor [ xx/b] ~ YLat fluor kimyada bir element # 1556 Georgius Agricola, Alm. kimyacı. ~ Lat fluor akım, akış < Lat fluere, flux- akmak ~ HAvr *bhleu- taşmak, akmak * Karş. İng fluid (sıvı), fluent (akıcı) < Lat fluere. flora [ xx/a] ~ YLat flora bitkiler alemi < öz Flora Roma mitolojisinde çiçekler tanrıçası < Lat ftös, flor- çiçek ~ HAvr *bhl-o- < HAvr *bhel-3 şişmek, kabarmak, çiçek açmak floresan [ xx/b] ~ Fr/İng fluorescent gaz ışıması ilkesine göre çalışan elektrik ampulü # 1934 General Electric Co. < İng fluorescence fluor gazı gibi elektrik akımı verildiğinde ışıma özelliği # 1852 George Gabriel Stokes, İng. fizikçi < YLat fluor bir element" flor flört [Bah 1924] ~ İng flirt işve, oynaş ~ Fr fleureter a.a. < Fr fleurette [küç.] 1. küçük çiçek, buket, 2. kompliman, hoş söz < Fr fleur çiçek ~ Lat flös, flor- a. a. " flora * İng flower (çiçek), flourish (çiçeklenmek) biçimleri Fransızcadan alınmıştır. florya/flurya [Redh 1890] ~ Yun flöria [çoğ.] < Yun flöri/%löri bir tür ötücü kuş, oriolus ~ O Yun flóros a. a. (= OLat oriolus a. a.) * Karş. Fr loriot (a.a.) < oriolus. floş1 floş2 renkte beş kart [xx/a] [ xx/a] ~Frfloche bir tür ipekli kumaş ~ İng flush 1. ağzına kadar dolu, 2. pokerde aynı

flotör [ xx/c] ~ Fr flotteur suda yüzen şey, şamandıra < Fr flotter/float yüzmek, su üstünde durmak ~ Lat fluctuare < Lat fluere, flux- akmak " flor flu [ xx/b] görüntü ~ Lat flavus sarı, sararmış flüt - Prov flaut a.a. ~ Fr flou soluk, berraklığını yitirmiş, net olmayan ~ İt flauta bir tür nefesli çalgı / Fr flute a.a.

[ xix] flavta

* 20. yy başlarında Fransızca telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir. fob hariç net fiyat ~ İt francobordo [Bah 1924] ~ İng f.o.b. < İng free on board nakliye

fobi [ xx/b] ~ Fr phobie patolojik korku < EYun fóbos korku < EYun fobeö korkmak, korkutmak ~ HAvr *bhegw- kaçmak

fodul

[Aş xiv] kendini beğenmiş, fazla konuşan

~? Ar fuDul

[#fDl msd.] fazlalık, kendini beğenmişlik " fazla fok fokstrot [ xx/a] ~ Yun/EYun foke bir deniz memelisi [Bah 191+] ~ İng foxtrot "tilki adımı",

1914'ten sonra popüler olan bir dans & İng fox tilki + İng trot adım (< İng to tread adım atmak, yürümek ~ Ger *tredan a. a. ) " trotuar fokur "fıkır onom [LO xix] fokur fokur şiddetli kaynama sesi; [LO ] fokurdamak ; [LO] fokurtu <

fokus [ xx/c] ~ YLat focus odak # 1604 Johannes Kepler, Alm. astronom ve matematikçi ~ Lat focus ocak, ateş fol [BK 1799] folluk kuş ve tavukların kuluçkaya yattığı yer - Yun foli kuluçka eylemi veya kuluçka yeri < EYun foleös in, hayvan yuvası, kümes ~ İng folk halk ~

folk [ xx/c] köylü (geleneği veya sanatı) Ger *folkam halk, güruh, ordu, kalabalık ~ HAvr *pels-l dolu, çok " poli+

folklor [Bah 1924] köylü töre ve gelenekleri ~ İng folklore halk töre ve gelenekleri ^ 1846 William John Thomas, İng. yazar & İng folk halk + İng lore öğreti, geleneksel bilgiler (~ Eİng lâr a.a. = Alm lehre öğreti)" folk * Sözcüğün Türkçe ve İngilizce anlamları arasındaki fark ilgi çekicidir. folyo [ xx/c] büyük boy kâğıt yaprağı ~ İng folio a.a., bir tabaka kâğıdın ikiye bölünmesiyle elde edilen kitap boyutu ~ İt foglio a.a. ~ Lat folium yaprak ~ HAvr *bhol-yo- < HAvr *bhel-3 (bitki) bitmek, filizlenmek " filiz fön [xx/c] ~ Alm föhn1. Alplerde sıcak güney rüzgârı, 2. saç kurutma makinesi ~ Lat favonis sıcak güney rüzgârı < Lat fovere ısıtmak fon(o)+ ~ Fr/İng phon(o)- ses (sadece bileşiklerde) - EYun fone ses ~ HAvr *bhö-nâ- < HAvr *bhâ-2 söylemek, konuşmak * Aynı kökten EYun femi, fa-, Lat fari (söylemek), EYun fone (ses), Lat fama (ün). fon1 [ResCGaz 1911] resimde arka plan ~ Fr fond zemin, dip, a.a. ~ Lat fundus 1. dip, yer, toprak, 2. çiftlik, gelir getiren mülk ~ HAvr *bhudh- dip * Aynı kökten İng bottom, Alm boden (yer, zemin). fon2 [LO xix] fondo ~ İt fondo akar, sermaye / Fr fonds [çoğ.] 1. çiftlik, gelir getiren mülk, 2. a.a. < Fr fond a.a. " fon1 fondan [Bah 1924] ~ Fr fondant "ağızda eriyen" şekerleme < Fr fondre 1. dökmek, 2. erimek, eritmek ~ Lat fundere, fus- 1. (bir sıvıyı)

dökmek, özellikle metal eritmek veya erimiş metal dökmek, 2. saçmak, yaymak, dağıtmak, girift hale getirmek ~ HAvr *ghu-nd- < HAvr *gheu- bir sıvıyı dökmek * Latince fiil kullanımda geniş anlam yelpazesi kazanmıştır. Karş. confundere/confusio (darmadağın etmek), diffundere/ diffusio (saçmak, yaymak), refundere/refusio (kaptaki sıvıyı geri dökmek, mec. reddetmek). • Aynı HAvr kökten EYun %eö (sıvı dökmek), %yrrıa (sıvı), %oane (dökme aygıtı), Ger *gausjan (a.a.) > İng gush (bolca dökmek). fondip [ xx/c] ~ ?

* Fr fond (dip) dözcüğünden türetilmiş gözükmesine karşılık -dip ekinin mahiyeti anlaşılamamıştır. fondöten fon1, tentürdiyot fondü eritmek " fondan fonem oluşturan seslerin her biri" fon(o)+ fonetik fönetikös a.a. " fon(o)+ [ xx/b] [ML xx/c] ~ Fr fond de teint boya zemini, astar " ~ Fr fondu eritilmiş (peynir) < Fr fondre ~Frphonème bir kelimeyi ~ Fr phonétique sese ilişkin ~ EYun

[DTC1943] [ xx/a]

fonksiyon [ xx/a] ~ Fr fonction 1. işlev, 2. matematikte fonksiyon ^ Bu anlamda 1692 Leibnitz, Alm. filozof~ Lat functio < Lat fungi, funct- (bir şeyle) meşgul olmak, icra etmek, yapmak ~ HAvr *bhu(n)g- < HAvr *bheug-2 isteyerek yapmak fonograf [ARasim 1897-99] ~ Fr phonographe ses kayıt cihazı, gramofon / İng phonograph a.a. ^ 1877 Thomas A. Edison, Amer. mucit" fon(o)+, +graf font [ xx/c] ~ İng font hurufat ~ Fr fonte 1. döküm, 2. metalden dökülen hurufat < Fr fondre dökmek " fondan fora [LF xvi] ~ Ven fora! [İt fuori!] dışarı!, yelken açma emri ~ Lat forâs [akk. çoğ.] kapı dışına doğru, kapı dışarı < Lat foris ev kapısı ~ HAvr *dhwer- kapı" der1 * Karş. İng foreign (yabancı) < Lat foras. forklift çatal + İng lift kaldıraç " firkete [ xx/c] ~ İng forklift çatal kaldıraç & İng fork ~ Fr

form [ xx/a] şekil, biçim; [ xx/b] sporda kondisyon forme biçim, şekil, görünüm ~ Lat forma a.a. (~? Etr *morfa ~? EYun morfe a.a. ) " morf(o)+

forma1

[186+]

~Fr format matbaacılıkta bir

tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi ~ İt formato a. a. ~ Lat formatus " form forma2 [ xx/b] üniforma < Tü üniforma" üniforma

formaldehid ^ 1872 Justus von Liebig, Alm. kimyacı" formik, aldehid

~ Alm formaldehyd kimyasal bir madde

formalite [Bah 1924] ~ Fr formalité 1. biçimsellik, 2. bir işin resmileşmesi için uyulması gereken biçim şartları < Fr formel biçimsel " form format [ xx/c] ~ İng format 1. matbaacılıkta bir tabaka kâğıdın katlanmasıyla elde edilen basım birimi, forma, 2. bilgisayarda verilerin düzenleniş biçimi ~ İt formato matbaacılıkta forma " form formen [Bah 1924] ~ İng foreman fabrikada ustabaşı & İng fore ön (~ Ger *fura a.a. ~ HAvr *per1 a.a.) + İng man adam " per+1, manken formik [ xx/b] ~ Fr (acide) formique karıncalarda ve arı zehirinde bulunan bir organik bileşik ^1671 John Ray, İng. kimyacı < Lat formica karınca ~ HAvr *morwi- a.a. formika [ xx/b] ~ marka Formica bir tür kompozit malzeme ^ 1913 Daniel J. O'Conor ve Herbert A. Faber, İng. mucitler < İng for mica "mika yerine" " mika formol formalin " formik ~ Fr formol % 40 formaldehid eriyiği,

formül [Bah 1924] ~Fr formule bir törende kullanılan kalıplaşmış sözler, hazır düşünce veya işlem kalıbı ~ Lat formula [küç.] kalıpçık " form fors [Bah 1924] 1. güç, kuvvet, nüfuz, 2. komutan flaması - Fr force güç, kuvvet, nüfuz ~ OLat fortia a.a. < Lat fortis güçlü, kuvvetli ~? HAvr *bhrgh-to-

* "Komutan flaması" anlamı sözcüğün İngilizce donanma tabiri olarak kullanımından alınmıştır. forsa [LF xvi] ~ Ven (vogatór per) forza [İt forzato] kadırga kölesi, kürek mahkûmu < Ven forzar zorlamak < OLat fortia zor, kaba kuvvet" fors forseps [ xx/b] cerrahide maşa ~ Lat forceps, forcip- maşa b$ Lat formus ateş, köz + Lat capere almak, tutmak " fırın, kapasite forsmajör [ 187+] ~ Fr force majeure daha büyük güç, bir sözleşmenin yürürlüğünü engelleyen beklenmedik durum " fors, majör forum [Bah 1924] kamuya açık toplantı ~ Lat forum 1. evin dış avlusu [esk.], 2. pazar yeri, çarşı, kamuya açık alan < Lat foris dış kapı " fora

forvet [ xx/b] forvert futbolda ileri oyuncu ~ İng forward ileri & İng fore ön (~ HAvr *per1 ileri, ön ) + İng ward yön belirten takı" per+1, gerdan fos [Redh 1890] 1. evlendiğinde bakire çıkmayan kadın, 2. kadınlara özgü bir hakaret deyimi; [AL 192+] çürük, bozuk (argo) ~? * Fr fausse (yanlış) < Lat falsus (a.a.) ile anlam benzerliği ilgi çekicidir. foş, foşur onom [LO xix] foşur şiddetli su fışkırması sesi < " fış

foseptik/fosseptik [ xx/b] ~ Fr fosse séptique lağım çukuru & Fr fosse çukur, hendek (~ Lat fossa a.a.) + Fr séptique lağım " fosil, septik1 fosfat [Cumh 1928] ~ Fr phosphate bir fosfor bileşiği #1787 Antoine de Lavoisier, Fr. kimyacı < Fr phosphore " fosfor fosfor [LO187+] ~Fr phosphore karanlıkta ışıma özelliğine sahip yanıcı bir element ~ YLat phosphorus a.a. # 1669 Brandt, Alm. simyacı ~ EYun fosfbros 1. ışık getiren, ışık veren, 2. sabah yıldızı & EYun fôs, fot- ışık + EYun ferö, for-taşımak, getirmek " fot(o)+1, +ber fosil [ xx/b] ~ Fr fossile 1. kazılarak çıkarılan şey [esk.], 2. jeolojik hayvan veya bitki kalıntısı ~ Lat fossilis kazılarak çıkarılan < Lat fodere, foss-kazmak ~ HAvr *bhodh- < HAvr *bhedh- kazmak fosur onom [ARasim 1897-99] fosur fosur nefes veya duman çıkarma sesi < "fıs

fot(o)+1 ~ Fr/İng phot(o)- ışık (sadece bileşiklerde) < EYun fôs, fot- ışık < EYun faö ışımak, parlamak ~ HAvr *bhâ-l a.a. " fantezi fot(o)+2 photographe/photograph " fotoğraf fotin » [ xix] botin/fotin yarım bot ~ Fr/İng photo fotoğraf < Fr/İng " potin

fotoğraf [NKemal1873] ~Frphotographe görüntü kaydetme cihazı ve işlemi ~ İng photograph a.a. # 1839 Sir John Herschel, İng. fizikçi & EYun fôs, fot- ışık + EYun grafe yazı, kayıt" fot(o)+1, +graf fotojenik fotoğraf veren [Hay 1959 195+] ~İngphotogeniciyi

fotokopi [ xx/b] ~ Fr photocopie kopya cihazı ve kopya işlemi ~ İng photocopy a.a. ~ marka Photocopy fotografik kopya cihazı markası # Commercial Camera Company, ABD " fot(o)+2, kopya

foton [ML xx/c] ~ YLat photon ışık enerjisi taşıyan kuantum birimi ^ 1926 Gilbert N. Lewis, Amer. fizikçi < EYun fôs, fot- ışık " fot(o)+1 fotosel [ML xx/c] ~ İng photocell ışıktan elektrik üreten hücre & EYun fôs, fot- ışık + Lat cella hücre " fot(o)+1, kiler fötr OLat filtrum " filtre [Hay 1959 195+] ~ Fr feutre keçe ~ EFr feltre ~

fovizm [ xx/a] ~ Fr fauvisme modern sanatta bir akım # 1905 Louis Vauxcelles, Fr. eleştirmen < Fr fauve vahşi hayvan ~ Frk *falw föy yaprak " folyo foya şeklinde altın kaplama " folyo [ xx/a] [LO xix] ~ Fr feuille yaprak, kâğıt yaprağı ~ Lat folium ~ Ven fòia [İt foglia] 1. yaprak, 2. yaprak

* Foyası dökülmek veya foyası çıkmak deyimi "altın yaldızı dökülmek, som altın olmadığı meydana çıkmak" anlamındadır. fragman [ xx/b] film parçası ~ Fr fragment kırık şey, parça ~ Lat fragmentum < Lat frangere, fract- kırmak ~ HAvr *bhr(n)g- < HAvr *bhreg-kırmak * Aynı kökten İng break < Ger *brekan (kırmak). frajil frangere, fract- kırmak " fragman [ xx/c] ~ Fr fragile kırılabilir ~ Lat fragilis < Lat

frak [ARasim 1897-99] ~ Fr frac kuyruklu tören giysisi ~ İng frock uzun etekli, kolsuz giysi ~ EFr froc ~ Ger *hrok etek fraksiyon [ xx/b] hizip ~ Fr fraction kesir, bir bütünün küçük parçası ~ Lat fractio kırıntı < Lat frangere, fract- kırmak " fragman frambuaz olgun (meyve) francala [ xx/a] ~ Fr framboise ahududu ~ Frk *brambasia

[EvÇ, Men xvii] frencille/françile bir tür beyaz ekmek - İt frangella Padova kentine özgü bir tür ekmek, Fransız ekmeği?

* İt frangia (kenar süsü, fırfır) veya franca (Fransız) sözcüğünden. frank [ xix] ~ Fr franc2 Fransız para birimi < Lat francorum rex "Fransızların kralı", eski Fransız paraları üzerindeki ibare < öz Francus Frank, Fransız frankofon franc Frank, Fransız " frank, fon(o)+ [ xx/b] ~ Fr francophone Fransızca konuşan < Fr

Fransız ~ Ven franzès [İt francese] Fransız ~ OLat franciscus a.a. < OLat Francia Paris yöresine ve bu bölgede kurulan krallığa 7. yy'dan itibaren verilen ad < Ger Frank bir Cermen kavminin adı" frank frapan - Frk *hrappan [ xx/b] ~ Fr frappant çarpıcı < Fr frapper çarpmak

frekans [ DT C1 94 3] ~F rf r é qu en ce 1. t ek ra rl an ma sıklığı, 2. elektromanyetik dalga sıklığı ~ Lat frequentia < Lat frequens, t- sık, sıkışık, kalabalık < HAvr *bhrekwtıkmak, sıkmak " fars fren mekanizması ~ Lat frenum gem [Bah 1924] ~ Fr frein 1. gem, 2. otomobilde durdurma

frengi [CodC xiii] Fransız, Batı Avrupalı; [ xvi] illet-i frengi 1490'lardan itibaren Batı Avrupa'dan dünyaya yayılan bulaşıcı bir hastalık, sifilis < Tü Frenk Fransız ~ İt Franco a.a. " frank frer [ xx/a] ~ Fr frère 1. erkek kardeş, 2. Katolik keşiş veya tarikat mensubu ~ Lat frater erkek kardeş ~ HAvr *bhrâter erkek kardeş " birader fresk [DTC 1943] fresko ~ Fr fresque taze sıvaya boya tatbikine dayalı resim tekniği ~ İt fresco 1. taze, canlı, 2. a.a. ~ Ger *frisk- taze, keskin, canlı * Karş. İng fresh (taze), fresco (fresk). freze [Müh385 181+] bir metal işleme tezgâhı ~Frfraiser freze makinası ile metal işlemek < Fr fraise 16. yy'da kullanılan fırfırlı dantel boyunluk * Freze makinasının çıkardığı metal kıymıkların şeklinden ötürü. frigorifik [Bah 1924] ~ Fr frigorifique soğutma cihazı, soğutucu & Lat frigus, frigor- buz gibi soğuk (~ HAvr *srîg- soğuk) + Lat facere, fact-yapmak, etmek " faktör frijit frigidus " frigorifik frikik İng kick tekme EŞKÖKENLİLER: İng free : fob, frikik, gasfri friksiyon [Bah 1924] vücudu el veya fırça ile ovma friction sürtünme ~ Lat frictio < Lat fricare ovmak fritöz [ xx/c] ~ Fr friteuse [f.] kızartma makinası < Fr friter kızartmak, ateşte pişirmek ~ Lat frigere, frict- a.a. ~ HAvr *bhrîg- a.a. < HAvr *bher-4 a.a. ~ Fr [ xx/c] ~ Fr frigide soğuk, cinsel açıdan isteksiz ~ Lat

[ xx/b] ; [ 199+] magazin argosunda uygunsuz fotoğraf verme - İng free kick serbest tekme, futbolda serbest vuruş & İng free serbest, özgür (~ Ger *fıîjaz ) +

* Aynı kökten Fa birışten, birıy-, İng fry (kızartmak). friz [ xx/b] ~ Fr frise mimaride dekoratif şerit ~ OLat frisium/frigium "Frigya işi", giyside kenar süslemesi < öz Phrygia Frigya, İçbatı Anadolu'da bir bölge fruktoz [ML xx/c] früktoz ~ Fr fructose meyve şekeri < Lat fructus meyve, verim, mahsul < Lat frui, fruct- hoşnut olmak, ürün elde etmek ~ HAvr *bhrüg- mahsul almak, hoşnut olmak fuar [ xx/b] ticari panayır festival, yortu, bayram ~ ALat fesia a.a. " festival * s > r dönüşümü (rhotacism) Latincede tipiktir. fuaye [ARasim 1897-99] ~ Fr foyer 1. ocak, aile ocağı, 2. tiyatroda sigara içme salonu ~ OLat focarium < Lat focus ocak, ateş " fokus fücceten faca'a aniden geldi, bastı, baskın yaptı fücur [Aş xiv] yırtıklık, fuhuş < Ar facara yırttı, yardı" fecir ~ Ar fucâ'atan [#fc' zrf.] aniden < Ar ~ Ar fucür [#fcr msd.] ahlâksızlık, ~ Fr foire panayır, fuar ~ Lat feria

fueloil [ xx/c] ~ İng fuel oil "yakıt yağı", kalorifer kazanlarında kullanılan bir yakıt (< İng fuel yakıt ~ EFr fouaille a.a. ~ OLat focalia "ocaklık", a.a. < Lat focus ocak, ateş ) + İng oil yağ (~ Lat oleum a.a.)" fokus, petrol füg kaçma, 2. a.a. ~ Lat fuga fuga1 [ xx/b] ~ Fr fugue müzikte bir form ~ İt fuga 1. kaçış,

[ xx/c] seramik karoların arasına doldurulan yapıştırıcı madde - Alm fuge eklem, derz < Alm fügen eklemek, uydurmak ~ Ger *fogjan ~ HAvr *pag-/pak- sıkıca bağlamak, katmak, sıkmak " pakt fuga2 müzikte bir form ~ İt fuga müzikte bir form " füg

fuhuş/fuhş [MMem xvi] ~ Ar fuHş [#fHş msd.] ahlaki sınırları aşma, taşkınlık, rezalet < Ar faHuşa aşırı ve utanç verici idi fukara " fakir ful 1 çok " poli+ ful2 fular [ xx/a] ~ Fa ful güzel kokulu bir çiçek ~ Fr foulard atkı, boyunbağı < Fr fouler bastırmak [ xx/c] [ xiv] ~ Ar fuqarat [#fqr çoğ.] fakirler < Ar faqlr

~ İng full dolu ~ Ger *full- ~ HAvr *pels-1 dolu,

a. yarık) sözcüğü ile anlam ve ses bakımından karışmıştır. çirkef * Muhtemelen falya (toplarda ateşleme deliği < İt folla delik. < HAvr *dhü-mo. " fon1 fundamentalizm/fondamantalizm [ xx/c] köktendincilik .Ven fonda! dibe! (emir) < Ven fondar diplemek.] fenler < Ar fann " fen [KT xix] fonya topu ateşlemekte kullanılan yanıcı kapsül furnisto [ xx/a] fırında pişmiş et fırınlanmış < Yun furnízo fırınlamak " fırın . dibe atmak. 2. kablo fünun fünye ~? İt fogna lağım. 2. füme [ xx/b] ~ Fr fumé 1. (kabarık şey). dal budak sarmak " fondan funda2 fundus a. (bitki) bolca üretmek. dökmek. dumanla terbiye edilmiş. dibi bulmak < İt/Ven fondo dip ~ Lat kablolu tren. saçmak. a. teleferik < Lat funi culus [küç. fus. tütsülemek ~ Lat fumare a. [MMem xvi] funda etmek denizcilikte demir atmak . tepelik.] ince ip. esas. ~ Fr funiculaire telle işleyen şey.1. furgon [Bah1924] taşımaya mahsus dar uzun araba veya vagon ~ OLat furico ~Frfourgon eşya ve hayvan ~ Yun furnistós ~ Ar funün [#fnn çoğ. erica ~ Yun foúnta püskül. duman rengi < Fr fumer duman tütmek. dağıtmak.duman < HAvr *dheu-1 tütmek funda1 [Men xvii] süpürge yapımında kullanılan bir tür çalı. tel < Lat funis ip. öz Puglia Güney İtalya'da [LO xix] soğanlı bir çiçek * Otranto (Pulia) fatihi Gedik Ahmet Paşa tarafından İstanbul'a getirildiği rivayet edilir. halat.İng fundamentalism köktencilik < İng fundamental temele ilişkin < Lat fundamentum temel. dayanak " fon1 fungal mantar fungisid +sid füniküler [ xx/b] [ xx/c] [ML xx/c] ~ İng fungal mantara ilişkin < Lat fungus ~ İng fungicide mantar öldüren" fungal. dal budak sarmak ~ Lat fundere.fultaym tayming fulya bir bölge [ xx/c] ~ İng full time tam süre (çalışma)"ful1. sorguç. çalı < Yun föüntönö sık ve girift şekilde büyümek.

kaynak yapma. şair < Fr future gelecek. fus. fuseau] mekik ~ Lat fusus a. istikbal ~ Lat futurus olacak olan ~ HAvr *bhu-tu-olacak < HAvr *bheusolmak. yy'dan itibaren yayılan gençlik ve dayanışma teşkilatı < Ar fatan genç.a. gazap ~ Lat furia < ~ YLat fuchsia bir süs bitkisi < öz Leonhard * Türkçe telaffuzu okuma hatasından kaynaklanır. uzaya fırlatılan roket < EFr fuzuli [ xiv] ~ Ar fuDülî [#fDl nsb.] tembellik. artık. gençlik. fazlalık. gevşeme < Ar fatara gevşedi. [ 199+] çeşitli ulusal mutfakları birleştiren yemek tarzı ~ Fr/İng fusion 1. futbol [Bah 1924] İng ball top (~ Fr balle top )" fit2. dindi. fazla şey veya söz " fazla füzyon [ 196+] .] [Neş xv] fetihler fütur ~ Ar futür [#ftr msd. balya fütuhat fetihler < Ar fatH " fetih ~ İng football ayaktopu & İng foot ayak + < Ar futüH [#ftH çoğ. 2. eylem haline ara verdi.] lüzümsuz. erimiş metal dökme. 1566) [ xx/c] ~ İt furia kudurma. oluşmak. İslam ülkelerinde 12. atom çekirdeğinin yüksek ısıda kaynaşması ~ Lat fusio döküm < Lat fundere.] haddini aşan.dökmek " fondan . ~ Fr fusée havai fişek.] bir atadan gelen çocuk ve torunlar < Ar farc [msd.] dallanma. çıldırmak fuşya Fuchs Alman botanikçi (ö. delikanlı füze [ xx/b] fus [mod. 2. metal erimesi. gereksiz şey < Ar fuDül [msd. alt kollara ayrılma < Ar faraca dallandı. budaklandı furya [ xx/a] Lat furere gazaba gelmek.] 1. çılgınlık.füru ~ Ar furuc [#frc çoğ. yetişmek fütüvvet [ xiv] ~ Ar futuwwat [#ftw/fty msd. (su) ılındı" fetret fütürizm [ xx/b] ~ Fr futurisme modern sanatta bir akım # 1909 Marinetti. İt.

donatmak [ML xx/c] ~ Fr gabarit ölçme kalıbı < Ger ~ Ar ğabâwat [#ġbw/ġby msd.] gadolinyum [ xx/b] ~ YLat gadolinium bir element ^ 1886 Paul Émile Lecoq de Boisbaudran. anlayışsız.] zalim. zulüm < Ar ġadara haksızlık etti.] bilgisizlik. dolanmak + EAlm vart gidiş. gabavet anlayışsızlık < Ar ğabîy bilgisiz. kimyacı < öz Johan Gadolin Finlandiyalı mineralojist (1760-1852) . acımasız davrandı ~ Ar ġadr [#ġdr msd.] bilgisiz. wallfahrt] hac yolculuğu & EAlm wallen gezmek. yolculuk gabari *garwian kalıplamak. gadir/gadr[Yus xiv] gadr haksızlık.gabardin [Bah1924] ~Fr gabardine bir tür yünlü kumaş . anlayışsız " gabi gabi ahmak (= Aram #cby kalın ) gacır gaco gaddar kıyıcı " gadir onom sürtünerek ötme sesi < [LO xix] Çingene argosunda kadın [Yus xiv] ~ Çing ~ Ar gaddar [#ġdr im. Fr.EFr gauvardine/gallevardine eskiden hac yolcularının giydiği bir tür bol pelerin < EAlm wallevart [mod. ~ Ar ğabîy [#ġbw/ġby sf.

kemerli koridor.] hata. üstün geldi galen galene kurşun [ xx/b] ~ Fr galène kurşun içeren bir mineral ~ EYun galeri [ResCGaz 1912] sanat eserlerinin sergilendiği yer. 2. f. aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı" gulyabani gaip kayıp " gıyap [Kut.a. bilinçsiz " gaflet gaflet [Kut.] habersiz. festival ~ İt gala a. ucu çengelli sopa. Aş xi] ~ Ar ġaflat [#ġfl msd. gaita [Men xvii] gâiT tuvalet. Yeni Türkçe Lugat.süt" lakt(o)+ galat mantık veya gramer hatası [ xiv] ~ Ar ġalaT [#ġlT msd. dikkatsizlik. gafil [ xi] .gaf kırma ~ Prov gaf ucu çengelli sopa gaffar [Bah 1924] ~ Fr gaffe 1. tuvalette yapılan şey. gülmekten tıkanma. samanyoluna benzer diğer yıldız kümesi ~ EYun galaksías "süt yolu".] sayı veya güç bakımından üstün olma. üşüştü[msd. boş bulunma < Ar ġafala önemsemedi. [ xix] mevadd-ı gâiTa tuvalet maddeleri. tiyatroda irticalen yapılan espri gaga <onom [Men xvii] bir tür kuş sesi. 1924). < EYun gála. boş verdi gag [ML xx/c] ~ İng gag [onom.] burada olmayan. f. özellikle galebe [Neş xv] ~ Ar ġalabat [#ġlb msd. hela çukuru.a.a.] çok bağışlayıcı" mağfiret ~ Ar gafil [#ġfl fa.] 1. g$awl] < Ar gül gulyabani. ağız tıkacı. umursamaz. ~ EFr gale dans.a. ~ İt galleria a.. DK xi] ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa.] aniden gelen bela < Ar ğâla aniden saldırdı. insan dışkısı. a. 2. pot ~ Ar gaffar [#ġfr im. göden.a. galact. / OLat galeria a. madenlerde yeraltı tüneli. dışkı (tıp terimi) ~ Ar ğâ'iT [#ġwT fa. 2. gaitiyye demeli" (M Bahaeddin. yenme < Ar ġalaba üstün idi.] önemsemezlik.. [LO xix] kuş gagası gaile ~ Ar ğa'ilat [#ġwl fa. yerde bulunan çukur. [Bah 1924] koridor. yanlış. . gala [Bah 1924] ~ Fr gala şenlik. sıfat olmadığı içün mevadd-ı gaita dememeli. tiyatroda seyircilere mahsus balkon ~ Fr gallerie revak. [DK.süt ~ HAvr *glak-t. dışkı < Ar ğâTa battı. raks ~ Ger *waljan yuvarlanmak. dansetmek ~ HAvr *wel-3 " vals galaksi [P Safa 1949] ~ Fr galaxie. galak. çukura girdi * "Gait. a.Samanyolu.] 1. Gül xv] unutkan.

~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi " gamma gama [ xx/b] ('gamalı haç' deyiminde) Yunan alfabesinin üçüncü harfi. üstün ~ Ar ğâlib [#ġlb fa. [ 199+] ayakkabı üzerine geçirilen plastik poşet ~ Fr galoche takunya. karamsarlık < Ar ġamma kararttı.] küçük yassı peksimet < Fr galet yuvarlak dere taşı ~ Kelt *galos taş galeyan ğalâ kaynadı galiba olasılıkla " galip galip galebe [ xiv] ~ Ar ğalayân [#ġly msd. keder. İtal.] yenen. 1050). müzik kuramcısı (ö. gam1 [Kut. ~ Yun gámma . tahta tabanlı ayakkabı ~ OLat gallicula (solea) Galyalılara özgü takunya. gizledi.a. koyu.* Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. ġilZat] kabalaştı. Fransa galvanize [etm [KT 189+] ile kaplamak < öz Luigi Galvani İtalyan fizikçi (1737-1798) ~ Fr galvaniser sacı çinko galyum [ xx/b] ~ YLat gallium bir element < Lat gallus horoz < öz Lecoq de Boisbaudran Fransız fizikçi (1838-1912) * Lecoq adı Fransızca "horoz" anlamına geldiği için. a. müzikte do sesi. karanlık olma) gam2 [ARasim 1897-99] ~Frgamme müzikte do'dando'ya nota dizisi ~ OLat gamma 1. D " gamma Dört tane gamma harfinden oluştuğu için. 2. ^ Guido d'Arezzo. koyulaştı galon galon/j alon ~? Kelt ~ Ar ğalîZ [#ġlZ sf. galeta [LO xix] Frenk peksimedi ~ İt galetta / Fr galette [küç.] sıkıntı.] kalın.] galip ihtimal ile. üstün " [Yus. kaba < Ar ~ İng gallon sıvı hacim ölçüsü ~ EFr [Tarik 1884] galop [ xx/b] ~ Fr galop atın dörtnala gidişi < Fr galoper dörtnala gitmek ~ Frk walah laupan hızlı koşmak (= Alm wohl laufen) galoş [AMithat 1882] potinleri çamurdan korumak için giyilen üst ayakkabı. kalbi karamsarlık ve kederle doldu (= Aram #cmm kararma. sabo < öz Gallia Galya. Aş xi] ~ Ar ġamm [#ġmm msd. Gül xiv] galiz [ xiv] ġaluZa [msd.] kaynama < Ar ~ Ar ğâlibâ [#ġlb zrf.

işve < Ar ġamaza [msd.] zengin.a.].a. HAvr g. ~ HAvr *gwhn-tyâ. biyolog ~ EYun gamete evlenen kız.. 1890 ABD < İng gang yolcu grubu. gangster [ xx/b] ~ İng gangster çeteci. koyun. (göz vb. bot2 gamet [ML xx/c] ~ Fr gamète dişi veya erkek üreme hücresi / Alm gamet a. f.] 1. mülk " ağnam ganyan [ xx/b] ~ Fr gagnant 1. Fenike alfabesinin üçüncü harfi = Aram gîmel Arami/İbrani alfabesinin üçüncü harfi" cim1 gammaz [KıpGul xiv] biri aleyhine kötü söz söyleyen . gamma [ xx/b] ~ İng gamma ray bir tür radyoaktif ışın ^ 1903 Ernest Rutherford.] savaşta ele geçirilen mal. yağma < Ar ġanam 1. İng to win (kazanmak) < Ger. . Yeni Zelanda kökenli Kanadalı fizikçi. kazanan. sıktı. gitmek gani [Aş. gar1 [Aİhsan1891] ~Frgare büyük demiryolu durağı < EFr garer korumak. [LO ] a. gözetmek..dönüşümü tipiktir. kafile [esk. elde etmek.< HAvr *gems. çimdikledi.yürümek. Yus xiv] ~ Ar ğanîy [#ġny sf. göz süzerek bakma. ġamz] 1. yolculuk etmek ~ HAvr *ghengh.a. yy'dan önce kaydedilmemiştir. evlenmek * Aynı kökten Ave zamatar/EFa damatar (düğün sahibi). İng to gain (kazanmak) < Fr. [KT ] a.düğün.) kırptı. 2. çelme takma < İt gamba bacak " jambon gambot [LO187+] ~ İng gunboat bir tür savaş teknesi & İng gun silah (~ Nor gunnr savaş ~ Ger *gund. mal. 2. biri aleyhine kötü söz söyleyen < Ar ġamaza 1. ~ EYun gámma Yunan alfabesinin üçüncü harfi ~ Fen gmel deve..a. ^ Gregor Mendel (1822-84) Avst. 2. haydut ^ y. [Men ] a.a. işve.> Ave z. 2. sıktı. [TDK 1955] çenede veya yanaklarda gülümserken beliren çukurluk ~ Ar ġamzat [#ġmz] göz kırpma. göz kırpan.a. at yarışlarında bir tür bahis < Fr gagner kazanmak ~ Ger *wainjan ~ HAvr *wois.gambit [ xx/c] ~ Fr/İng gambit satrançta feda hamlesi ~ İt gambetto çalım.vurmak. çete ~ Nor gangr yolculuk ~ Ger *gangan gitmek.Ar gammaz [#ġmz im. çimdikledi.kazanmak.< HAvr *weis. yağmalamak * Karş. gelin < EYun gámos düğün ~ HAvr *gms-o. öldürmek) + İng boat gemi " defans. biri aleyhine kötü söz söyledi" gamze gamze [KıpGul xiv] göz kırpma. 2. biri aleyhine kötü söz söyledi * Modern anlamı 20. korumak ~ HAvr *wer-4 a.a. göz kırptı.vuruşma < HAvr *gwhen. bol" gına ganimet [Aş xiv] ~ Ar ğanîmat [#ġnm sf. güvenceye almak ~ Ger *waran/*weran bakmak.> Fa d.

yolcu. parti 1 gardenya [ML xx/c] öz Alexander Garden İskoçyalı doğabilimci (ö. tuhaf idi = Ar ġaraba [msd. güvence veren < Fr g(u)arer korumak. ğarâbat] yabancı idi. önyargı ~ Ar ġaraD [#ġrD msd. Tüm dillerde onomatopedir.] a. yy'da Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. egzotik. a.a. roba gargara ġarġara [onom. korumak). < Ar * Karş. " gar1 garden parti [Bah 1924] ~ İng garden party bahçede verilen parti & İng garden bahçe (~ EFr gardin a. < İt/Fr guardare/g(u)arder korumak. Lat gargarizare. EYun gargarizo. İng aware. ğarb/ğurûb] uzaklaştı.] amaç. İng guard/ward (nöbetçi).a. gözkulak olma. korumak ~ Ger *ward. (güneş) battı" garp garaj güvenli bir yere almak " gar1 [Cumh 1932] ~ Fr garage a. Fr garde. gözetmek. Fr regarde (bakmak). Aş viii+] ~ Ar ğarîb [#ġrb sf. wehr (savunma). korunma.< HAvr *wer-4 a. 1791) ~ YLat gardenia bir çiçek cinsi < gardiyan [EvÇ xvii] vardiyan ~ İt guardiano gemide bekçi.a. garanti [İkd1907] ~Frgarantie güvence <Frgarantir güvence vermek < Fr garant koruyan. gardrop garde koru + Fr robe giysi" gard. ayrıldı. güvenceye almak " gar1 garaz [Aş xiv] özellikle şahsi ve gizli kasıt. beklemek) kökünden Alm warten (beklemek).* Aynı kökten Alm wahren (gözetmek.] gariplik. a. Fr gargariser (gargara etmek). nöbette). laurus nobilis garabet ~ Ar ğarâbat [#ġrb msd. gar2 [ xiv] ~ Ar ğâr [#ġwr] defne bitkisi. wary (uyanık.] [Bah 1924] [ xiv] ~ Fr garde-robe giysi dolabı & Fr ~ Ar ġarġarat [#ġrġr msd.a.] yabancı. a. ~ OLat hortus gardinus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ Ger *wardon korunaklı. nöbet beklemek " gard * Türkçe yazım 19. gard [ xx/b] korunma ~ Fr garde koruma. ~ HAvr *wor-to. çevrili) + İng party " gard. gözetmek. bekçi < Fr garder bakmak. ayrıksı < Ar ġaruba yabancı ve ayrıksı olma " garp . Aynı fiilin varyantı olan Ger *wardön (gözetmek. garip [Uy. < Fr g(u)arer korumak. kasıt. yabancılık < Ar ġaruba [msd. nöbetçi / Fr gardien a.

EŞKÖKENLİLER: Ar #grb : garabet.* "Fakir" anlamı 17. köken itibariyle warn thee! veya be warned! (kendini koru) uyarı cümlesinden kaynaklanır. tuhaf olma) türevseldir.] 1.) * Arapça fiilin ikinci anlamı (yabancı olma. gazsız & İng gas ~ Ar ġasl [#ġsl msd. süsleme < Fr garnir tahkim etmek. (gün) battı (= Aram csrebâ gün batımı = Akad erebu a.a. el koydu. yy'dan sonraki bir dönemde "yabancı. korumak " gar1 * İng warn (uyarmak) fiili. EYun Europe (Batı ülkesi) muhtemelen bir Sami dilinden alıntıdır. korumaya almak ~ Ger *warnjan kendini korumak.çalışmak. 2. vatanından uzak olan kimse" anlamından türemiştir. uşak " garson gasfri [ xx/c] + İng free serbest. hizmetçi.] bedeni yıkama < Ar garnitür gasp [ xiv] ~ Ar ġaSb [#ġSb msd. frikik gasil/gaslġasala yıkadı gasıp ~ Ar ğâSib [#ġSb fa. garip. donatmak ~ Ger *warnjan korunmak " garnizon garnizon [Bah1924] ~Frgarnison savunma amaçlı olarak bir kente veya kaleye yerleştirilen askeri birlik < Fr garnir tahkim etmek. çırak ~ Frk *warkjo işçi. zaptetti gastr(o)+ mide gastrik gastrikós " gastr(o)+ [ xx/c] ~ Fr/İng gastr(o). uzaklaştı. armatür [esk. boğulma. kurabiye. garp. zorla alan " gasp ~ İng gas-free gazı boşaltılmış.Fr garniture donatım. vale ~ HAvr *werg.] bir şeyi zorla ve yasadışı yollarla alma < Ar ġaSaba zorla aldı. işlemek " erg garsoniyer [ xx/b] ~ Fr garçonnière 1. gurbet. gark [Aş xiv] ~ Ar ġarq [#ġrq msd. Batı < Ar ġaraba ayrıldı. uşak. çırak. hizmetçi dairesi.]. savunmak < Ger *waran gözetmek. mağrip EYun Europe : avrupa garson [AMithat 1877] restoran hizmetçisi ~Frgarçon 1. 2. kendinden habersiz hale gelecek derecede dalma < Ar ġariqa daldı. 2. suya battı [ 1920] alafranga yemekte tabak donatma unsurları .] 1. boş " gaz1.] gaspeden. gurup. oğlan.mide ~ EYun gástron ~ Fr gastrique mideye ilişkin ~ EYun . 2. evlilik dışı ilişkiler için tutulan daire < Fr garçon oğlan çocuğu. güneş batımı. erkek çocuk. garp [Aş xiv] garb ~ Ar ġarb [#ġrb msd. hizmetkâr. suya dalma.

] baştan çıkma. Yus xiv] haysiyetine dokunma. Karş. kimyacı ~ EYun %âos dünya yaratılmadan önce varolan şekilsiz varlık " kaos . eşcinsel erkek ~ Fr [Kut. DK xiii] kavvad hakaret terimi ~ Ar qawwâd [#qwd im. fuhuşa aracılık eden < Ar qâda [msd.] » [ 199+] " kâfir ~ İng gay 1. kıskançlık yüzünden hırslanma ~ Ar ġayrat [#ġyr msd.ve a(n). son nokta gayet [LO xix] ~ Bul gayda Bulgarlara özgü tulumlu çalgı ~ Ar ğâyat [#ġy msd. neşeli. irrationel > gayrıaklî. 2. diğer ~ Fa ġayri -den başka. dökülen < Nor geisan akıtmak. kötü yola düşme. cehennemde bulunan bir kuyunun adı < Ar ğâwa baştan çıktı. ~ Hol gaz maddenin uçucu hali # J. gayser/gayzer [ xx/b] ~ İng geyser yer altından fışkıran su ~ İzl geisir fışkıran.a. +nomi [ML xx/c] ~ Fr gastronomie damak zevki gavat/kavat [CodC. lokantacı" gastr(o)+. iş bitirdi gâvur gay gai neşeli gayda gaye hedef.] muhabbet tellalı. fanatizm. -değil (sadece * Geç Osmanlıcada Batı dillerinden alınan in. immeuble > gayrımenkul. [İM665 187+] havagazı. amaç. qawd/qiyâdat] önayak oldu. son derece " gaye gayret [Aş. Aş. van Helmont (1577-1644) Holl. kötü yola düştü " gabi gaz1 [LO 187+] fizikte maddenin uçucu hali. Kıp xiv] gayet son ~ Ar bi-ğâyat son olarak. fışkırmak ~ Ger *gausjan ~ HAvr *gheus< HAvr *gheu. Bağımsız ad olarak kullanımı halk diline özgüdür. (sıvı) dökmek.sıvı bir şeyi dökmek " fondan gayya ~ Ar ġayyat [#ġwy msd. B. gayret gösterdi gayrı [DK xiv] tamlamalarda) < Ar ġayr [#ġyr] başka.] kıskançlık. havagazı lambası ~ Fr gaz a.önekli bileşiklere karşılık üretmek için kullanılmıştır.gastrit [ xx/b] ~ Fr gastrite mide iltihabı" gastr(o)+ [ xx/b] ~ Fr gastro-entérologie mide ve gastroenteroloji bağırsak hastalıkları uzmanlığı" gastr(o)+. enter(o)+ gastroentestinal [ xx/b] ~ Fr gastro-intestinal mide ve bağırsağa ilişkin & EYun gástron mide + Lat intestinum bağırsak " gastr(o)+ gastronomi uzmanı. bir şey uğruna büyük hırs gösterme < Ar ğâra kıskandı.

içi boşalmak * Karş. öfkelendi gazel şiiri Ar ġazala yün eğirdi [ xiv] ~ Ar ġaDab [#ġDb msd. gaz3 [LO xix] ince tülbent ~ Fr gaze cerrahide kullanılan bir tür gevşek dokunmuş bez ~ Ar ğazzî [nsb. 2. a. [Cumh 1929] gazoz ~ Fr eau gaseuse gazlı su. Gül8 xiii] kızgınlık. gayret etti. < öz ġazzat Filistin'de bir kent * İng gauze (a. limonata ve sodyum bikarbonattan yapılan içecek < Fr gazeux gazlı < Fr gaz"gaz1 ge(o)+ gebe » " je(o)+ <Tü [Kıp xiv] kebe şişik.a. Venedik devletinde bozuk para birimi.* Holandaca sözcüğün telaffuzu Yunanca %âos ile eşdeğerdir. baskıncı. kabarmak. Karş. istilacı" gaza ~ Ar gazin [#ġzw fa. akın yaptı. kulübe gazoz [ARasim 1897-99] gazöz. gaza [Kut. köwrüğ/küwrüğ (davul). gazi [Kut. müzikli lokanta < İt casa ev ~ Lat casa baraka. [Men xvii] gebe hamile < Tü *keP-2 şişmek. a. [xvi] * Venedik cumhuriyetine özgü bir kavram iken 1630’larda Almanya ve Hollanda.] Gazze'ye ait.] rafine edilmiş petrol. aşk gazete [179+]gazeta ~Frgazette parayla satılan haber bülteni ~ Ven gazéta [İt gazzetta ] 1. kulübe. lamba gazı + Lat oleum yağ " gaz1 * Türkçede önceleri hem lamba hem otomobil yakıtı için gaz(yağı) kullanılırken. benzin & İng gas1 uçucu madde. yağma. . küwij (içi koflaşan ağaç).a.] dini ~ İt casino gazino [KT xix] kazino müzikli lokanta [küç. [Cumh 1929] otomobilde benzin pedalı ~ İng gasoline [Amer. metelik. 2. DK. evcik. DK xi] din uğruna savaş ~ Ar ğazât/ğazwat^ [#ġzw msd. istila etti gazap [CodC.) Fransızcadan alınmıştır. çabaladı. petrol lambası. gaz2 [Bah 1924] gaz/gazyağı petrolden elde edilen lamba ve otomobil yakıtı. daha sonra Fransa ve İngiltere'de benimsenmiştir. Trkm gebe (balon). DK xi] gaza eden veya dünyevi amaçla akın eden. Tü küwen(şişinmek).] ~ Ar ġazal [#ġzl msd. köwtünğ. öfke < Ar ġadiba kızdı.] flört etme. 2. şişkin. küwre (şişmiş ceset). daha sonra otomobil yakıtı için benzin sözcüğü tercih edilmiştir. saldırı < Ar ğazâ 1. aşk sözleri. • Final p/w etkisiyle türevlerde ünlü yuvarlaklaşması görülür.] 1.] akın.a.

Fr capre biçimleri Yunancadan alınmıştır. maişet <Tü geç-" geç- * Karş.(gecikmek. delik.birlikteyaşama. [Fel 194+] anane < Tü gel-" gel- TTü görenek sözcüğüne nisbetle türetilmiştir. [ xvi] safta bir askerin yeri.[Kaş] gecikmek " geç < Tü keç. capparis spinosa ~ EYun kápparis a. cevşen . çarşı ve pazarda bir kişiye tahsis edilen yer < Tü ked-/ged.a. yarık açmak. [LG188+] avanak (argo) ~ Ar [Uy viii+] kéç sonraki. koç (= İbr kebes kuzu ) geç geri Tü [ xviii] koç.a. Türkçe gebere biçimi 20.(geçmek) fiilleri muhtemelen birleştirilemez.[xiv Kıp] delmek. gerideki. öte yana gitmek [Uy viii+] kéçe gece. arkada olan < Tü ke/ke5 arka. oyuk. geç) ve kısa açık e ile keç. 2. gebeş kabş teke. geç[mek gece Tü Tü [ viii] keç. xix LO).aşmak. [Çağ xv] geber-şişmek.[xi] " geç gecik[mek * Güçlendirici -ik. * İng caper.ekiyle.xvii Men. çentmek geğir[mek geko gel[mek gelenek Tü YT Tü [ xi] kekir[ xx/c] < Tü kek [onom.a. son " * Eski Türkçe uzun kapalı e ile k??ç. uzlaşma. yy başına dek yaygınken bu tarihten sonra kapari biçiminin yayılması Yunancadan ikincil bir alıntıyı akla getirir.şişmek. geçim <Tü [Bah1924]1. Sözcüğün bugünkü anlamlarına 20.] geğirme sesi " +kir~ İng gecko bir tür kertenkele ~ Malay keko [ viii] kel. [Arg xvi] (hayvan) ölmek < Tü *keP-2 şişmek. ~ Aram qapar a. geç vakit. pehlivan. geri. .geç olmak < Tü kéç. gedik <Tü [DK xiv] gedük çentilmiş. hamile olmak. dün <Tü [Kıp xiv] kecik. geçim (bir tür zırh.geber[mek <Tü [Kıp xiv] keber.a. içi boşalmak " gebe gebere/kapari [Men xvii] gebere/kebere ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. yy'dan önce rastlanmaz.

. papaver * Kırmızı çiçeği gelin başlığına benzetildiği için. Avst. gelincik 1 <Tü < Tü gelin " gelin [MŞ xiv] kırmızı çiçek açan bir otsu bitki. Telaffuzu Almancaya uygun olarak düzeltilmiştir. ırk " genetik * Türk ordusunda 26/11/1934 tarihli kanunla kullanıma girmiştir. bol" geniş * Fr général (a. boy atmak [Mü xvi] < Tü gel-" gel- ~ Yun/EYun kemos atların ağzına vurulan [Uy viii+] kémi tekne.gelin Tü [Uy viii+] kelin a.a.) < cirs (gelin) çevirisidir.] ordu kumandanı < Fr capitaine général genel kumandan < Fr général genel ~ Lat generalis soya ait. general [LF xvi] . genelge YT [CepK 1935] tamim <T ü genel "genel * Sıfata eklenen -ge ekinin işlevi belirsizdir. [KatipÇ. * Gelmek fiiliyle ilişkisi muğlaktır.a. mustela < Tü gelin " gelin * Muhtemelen Ar cirsat veya ibnu-l-cirs (a. sandal. ırk " genetik * Karş. yavru. İng gene (/cm/). genel < Lat genus. biyolog < Lat genus / EYun génos soy.a. genç hayvanın küçüğü Tü [Uy viii+] kenç çocuk. [ xix] jeneral/ceneral Avrupa ordularında bir rütbe.) sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetildiği açıktır. gelincik2 <Tü bir tür küçük yırtıcı hayvan. KT xix] büyümek. Fr gène (/jen/). gener-soy. EvÇ xvii] ceneral Venedik donanma komutanının ünvanı. [ResmiG 1934] general Türk ordusunda bir rütbe ~ Fr générale [f. suda taşıt aracı gen [DTC1943] ~Alm gen canlılarda kalıtımı düzenleyen hücre birimi ^ 1866 Gregor Mendel. şakayık-ı numan. geliş[mek gem demir parçası gemi Tü <Tü [LO. her gene genel YT » [CepK 1935] umumi " yine Tü gerjğ geniş.

a. ırsi ~ EYun genetikös a. İng -ward (bir şeye veya yöne dönme bildiren takı).Fa girdak kral çadırı. üremek). babası olmak). gens (soy. uzatmak veya yayılmak. yy'da türeyen -iş ekinin kaynağı belirsizdir. OLat virare (döndürmek) biçiminin dolaysız kaynağı belli değildir.a. (= Ave vart. [Kıp xiv] kérşek/kérçek kértü [viii+ Uy] doğru. ki zifafhanedir. ırk < EYun gígnomai.a. gen-doğurmak ~ HAvr *gensa. vasi. ) ~ HAvr *wer-t. gen. DK xiv] zifaf çadırı.(doğurmak..dönmek ~ OFa waştan. daire. döndürmek * Aynı kökten Lat vertere/versare (dönmek.çekerek uzatmak. dönen.a. ger[mek Tü [Uy viii+] ker. gerdek evi tabir olunur. kavim). a. * Geçişsiz fiil eki -n.dönmek. çadır " gerdan . genus (soy. [BK 1799] girdek oba tabir edilen büyük çadırdır . [Redh ] girdik küçük bir değirmi çadır. ırk). nasci < gnasci (doğmak). güvenilir. inanılır. otağ. yaymak yaymak/yayılmak.a. uzamak < Tü ken/gen [viii-xix] geniş. güvenilir. * Aynı kökten Lat gignere. +metre ~Frgéometrie hendese~ * Türkçede önceleri Fransızca jeometri biçimi kullanılırken. • Gen biçimi Türkiye Türkçesinin ilk dönemlerinden 19. genius (doğurgan ruh). her ne kadar " < Tü < Tü *ke- gerdan [Aş xiv] dönen ~ Fa gardan/gardan 1. Yus. generare (doğurmak.a. düğün sırasında gelin için hazırlanmış bir çadır veya gelin odası .ve isim eki -ğ ile. geniş <Tü [LL 1732] geniş yaygın. küme. < EYun génos soy. 1930’lardan sonra muhtemelen Almanca etkisiyle geometri tercih edilmiştir. bol uzak < Tü *ke. sadık gerçi eğer [Yus xiv] ~ Fa agar çî/gar çî eğer ki.yaymak. yy'a dek yaygın olarak kullanılmıştır. otağ. döndürmek). ward. = Sans vrt. 18. boyun < Fa gaştan.a.ile. gard. gerçek <Tü [T S xiii] gérçek inanılır. gelin odası < Fa gird yuvarlak nesne. Ar cins Yunancadan alıntıdır.. genitiv/genitif geniz/genzgenleş[mek YT Tü ? [DTC 1943] [MŞ xiv] gerjiz ağzın arka kısmı [TDK 1944] gerjğ geniş " geniş < Tü geometri [Göv192+]jeometri EYun geömetria yer ölçümü. Alm werden (dönüşmek). kalıtımsal. a. eksen. yaygın. uzatmak/uzamak " geniş * Geçişli fiil eki -r. 2.genetik/j enetik [DTC 1942] jenetik ~ Fr génétique soya ilişkin.a. " je(o)+. gerdek [İdr.

a. Nascher. gerekçe YT [ 193+] gerektiren sebep. Avusturya kökenli Amer.] "küçük savaş". gereç YT [CepK 1935] levazım ~ Yun kaldári [mod. gerek gerek[mek Tü <Tü [Or viii] kergek eksik. karmaşa. kargaşa).a. geri. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < . tezgâh.) + EYun iatrós tabip " +iyatri geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. dökmek ) " kavak. +gâh geri gerilim Tü [ viii] kérü arkaya ve sona doğru YT [Fel 194+] tansiyon ~ Fa kârgâh çalışma < Tü ké/kéd [viii+ Uy] arka.gerek olmak " gerek [Kıp xiv] kerek-. L. gerilla savaşçısı ~ İsp guerrilla [küç. döküntü. savaş ~ HAvr *wers-1 kargaşa * Aynı Germence kökten İng war (savaş). İng cauldron. 2. kılıç.eksik olmak < Tü kerek bol. rez. ^ 1909 I.gerdel [Mü xvi] kerdel/kerder su kovası kardári] kazan. pislik (< Fa re%tan. [DK xiv] gerek- * Sıfat kökünden fiil üretilmesi dikkat çekicidir. tabip (1863-1944). gergedan " korna gergef [LO xix] küçük el tezgâhı yeri. özellikle dokuma tezgâhı " kâr. Fr chaudron (büyük su kabı) < Lat caldaria. Alm wirre (kavga. lazıme < Tü gerek " gerek gergedan [MMem xvi] kergeden ~ Fa kargadan gergedan ~ Sans kaDgadhenu dişi gergedan < Sans kaDgá 1. < Lat calere ısıtmak " kalori * Karş. & EYun géron ihtiyar (~ HAvr *gers-l a.akıtmak. < Tü *gere-" gerek * Geremek fiili kaydedilmemiştir. geriyatri/jeriyatri [ML xx/c] jeriatri ~ Fr gériatrie yaşlı hastalıkları uzmanlığı ~ İng geriatry a. noksan < Tü kerge. su ısıtma kabı ~ Lat caldaria a. son " +ri <T üger-"ger- gerilla [ML xx/c] ~ İng guerrilla 1. İspanya'da 1806-1812 Napoleon harbi sırasında kullanılan düzensiz savaş yöntemlerine verilen ad < İsp guerra savaş ~ Ger *werra-kavga. düzensiz savaş.a. 2.

gevre[mek Tü [ xi] kewre. dedikoducu. içini boşaltmak. 2. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele. dökmek ) " kavak..yumuşamak. geven Tü? [Kıp. KT. LO. rez.= két(t)ür-. zekâ .* Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. oymak.akıtmak. kabartmak). zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip geriz [ xiv] ~ Fa kârez lağım & Fa kâw çukur + Fa rez akıntı. lafazan. Bur.a. geviş getirmek * Karş. Karş. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. şişirmek.ekiyle. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz.kel(t)ür. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git.(1. zekâ ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü [Uy viii+] keltür-/kétür.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . MBah] diş etleriyle çiğnemek. gevşemek yumuşatmak. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. çene çalan & Fa gap lakırdı. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek. gevşetmek. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. gerzek + [ 197+] < Tü geri zekâlı" geri.a. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan.a. Tü *keP-2 (şişmek). geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme. döküntü. MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki. pislik (< Fa re%tan.a. rıht germanyum Germania Almanya [ML xx/c] ~ YLat germanium bir element < * Lat Germanus (Alman) sıfatı Galyalıların Alman aşiretlerine verdiği isimden alınmış olup muhtemelen Keltçe "komşu" anlamına gelen bir sözcükten türemiştir. kap. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek.

geviş Tü [Kaş xi] keviş ağzında yumuşatarak çiğneme.= két(t)ür-.a. oymak.a. getto [ML xx/c] ~ İt ghetto bir kentte azınlıkların yaşadığı semt < öz Ghetto Venedik kentinin Yahudi mahallesi gevele[mek <Tü [LO xix] ağzında yumuşatarak çiğnemek < Tü gevmek [Men. -eze eki Türkçe ile açıklanamaz. çene çalan & Fa gap lakırdı. yumuşayış " geviş [ viii] kéyik 1. Men xvii] gevrek bir tür kuru ekmek < Tü kePre. İki ayrı fiil olup olmadığı tartışılabilir. geviş getirmek * Karş. [TS xiv xiv] gelür-/getür-a. Tü *keP-2 (şişmek). MŞ xiv] keven bir tür dikenli bitki.. Karş. gevşemek yumuşatmak. şişirmek.yürümek. geviş getirmek. içini boşaltmak.fiilinin geçişli türeviyle birleşmiştir . MBah] diş etleriyle çiğnemek. 2. gevremek < Tü kepiş geviş.1. Bur. gevşek. geviş getirmek = Tü kevmek [Kaş] a. geyik [ML xx/c] Japon hayat kadını ~ Jap geişa sanatçı [ viii] kez. boş laf + Fa zan çalan " +zen * Tü gevmek (ağzında çiğnemek. LO. 2.kel(t)ür. yumuşamak. [EvÇ. < Tü kel-" * Biçim bakımından két-/git. kabartmak). kap.yumuşamak. gevre[mek Tü [ xi] kewre. geveleme < Tü kevmek [Kaş] diş etleriyle çiğnemek.a. zayıflatmak " geviş < Tü keP-1 [xi] çiğneyip gevrek Tü [ xi] kewrek yumuşak. geven Tü? [Kıp. dedikoducu. gevelemek) fiilinden türetilmesi zorlamadır. dolaşmak . lafazan. 2. gevşemek " gevregevşe[mek geyik geyşa & Jap gei sanat + Jap sha kişi gez Tü Tü [ xi] kez ok için kiriş üzerinde açılan çentik gez[mek Tü Tü [ xi] kewşe. gevşetmek.yumuşamak.a. her çeşit av hayvanı.ekiyle.(1. tragacanthus geveze [Kıp xiv] gevzen/gebzen ~ Fa gapzan çok konuşan. KT. " geviş * Sürekli ve zayıf eylem bildiren -ele.gestapo [ xx/b] örgütü < Alm geheime staatspolizei gizli devlet polisi getir[mek gelTü ~ Alm gestapo Nazi döneminde gizli polis [Uy viii+] keltür-/kétür.

adım " kadem gidişat * Ar -at çoğul ekiyle < Tü [İdr.? ~ Fa gıdı deyyus. Yus xiv] Tü ~ Ar ği5â' [#ğ5w msd.] besin < Ar ğa5â < Tü két. [LO ] a. [LO ] gıcır libas yeni.gitmek " git. < Tü kıp [xi] kalıp. dümen < Fr guider yönetmek. < " gacır [Aş. göstermek. <onom parmak ucuyla dokunma sesi Tü kadem kadem adım adım ~ Ar qadam < Tü gidiş " git- gidon [Bah 1924] ~ Fr guidon bisikletin yön çubuğu. [ xi] kétergerdan [Mercimek xv] deyyus. DK xiv] kıcırdı araba tekerleği sesi. gezegen gezegen YT [TDK 1944] seyyare < Tü gez-" gez- * Karş. gıcık Tü [Uy viii+] kıçık kaşıntı. yol göstermek ~ HAvr *weid. yönlendirmek ~ Ger *wîtan bildirmek.] tahriş etmek. tahriş.aşırı büyük ~ EYun gigás. a. tırmalamak gıcır onom pek cilalı (argo) gıda [msd. gigant- * "Bir birimin milyar katı" anlamında kullanımı yenidir. [TS xiv] gicik kıcı-/gici.EŞKÖKENLİLER: Tü gez-: gez-. model. seyyare < Ar sayr (gezmek) ve Fr planète < EYun planân (gezmek). gibi benzerlik Tü [Oğ xi] kibi a.a. gıdık " gıcık gıdım gıdım ayak.görmek " ide giga+ dev ~ Fr/İng giga.[onom. gık gıllıgış onom [ xiv] gırtlak açıp kapama sesi ~ Ar ġill u ġişş kin ve dalavere . pezevenk * Gitmek fiiliyle ilişkisi yoktur. ğa5w] besledi gider[mek gıdı gidi ahlaksız.

a. bağırsak sesi [ viii] kir. melce. bolluk içinde idi gıpta ġabaTa [msd. KT. gurez. sığınmak ~ OFa wire%tan. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ. [ARasim 1897-99] giriRa/giriRâr tutulmuş < Fa giriftan. kıkırdak < Tü gırt/kırt [onom.a. Bah xvii] kaçacak yer.] haset. fazlalık < Ar ġaniya [msd.gılman erkekler gılman erkekler [Aş. gır. sığınak.tutmak " +gir gırıl onom " gır ~ Fa girizgâh [Men.] " gır * Argo kullanımı muhtemelen makaraya almak deyiminden benzetme yoluyla. " gü+.] ~ İt clarinetta" [EvÇ xvii] kraneta/krenete <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam gına [ xiv] ~ Ar ġinan [#ġny msd. ab gırgır <onom [ xix] makara sesi. ğanâ] ihtiyacı yoktu.kaçmak. +gâh * Modern anlamı giriş kelimesinden kontaminasyon yoluyla türemiş olmalıdır. Yus xiv] Kuran'a göre cennette bulunan genç ~ Ar ğilmân [#ġlm çoğ.] zenginlik. [ 197+] gırgır geçmek alay etmek. LO. a. 2. kasidelerde birinci bölümü izleyen beyit < Fa gurez kaçış < Fa gure%tan.] oğlanlar < Ar ğulâm " gulam [Aş. şamata yapmak (argo) < Tü gır [onom. [ARasim 1897-99] [Gül xv] " gır ~ Fa gird âb su döngüsü & Fa < [ xix] ~ Ar ġibTat [#ġbT msd. bolluk. ġabT] kıskandı gipür işlemek ~ Ger *wîpan gır gir[mek gırç onom Tü onom [ xix] gırlamak makara sesi. wirez. gırla gırnata klarnet gırtlak [LG188+] çok (argo) ~ ? [onom. kıskançlık < Ar ~ Fr guipure bir tür dantel < Fr guiper ipekle girdap gard/gird dönen + Fa âb su " gerdan. [DTC 1944] makinalı balık ağı. kaçma kapısı. gırtlak. 2. [ 195+] söze giriş ~ Fa gurezgâh 1. girift [ xiv] giriftar tutulmuş. kaçacak yer.] kıkırdak veya öğürme sesi .a.

gişe [ARasim 1897-99] parmaklık. ~Frguichet[küç. a.a. yokluk < Ar ğâba kayboldu ~ Ar ğiyâb [#ġyb msd. ~ Lat cithara a. [DK. Uzun sesliden ötürü türevlerde t > d değişimi görülür.]1. 2. ~ E Yun kithára a. giysi giymek ) * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir.: gider-. bilet veya banka veznesi Nor wik kapı git[mek Tü [Uyviii+]két-a. sır < Tü gizle-/gizli" gizle-gizem YT [CepK 1935] esrar. küçük kapı. [LL 1732] giysi < Tü giy. gitgitar [AMithat 1875] gitara ~ Fr guitare bir tür telli çalgı ~ İsp guitara a. EŞKÖKENLİLER: Tü git.saklamak < Tü kiz bir tür kutu veya kap. gıyap [ xiv] olmama." giy[CepK 1935] esrar. sır < Tü giz" gizle- * Ada eklenen -em ekinin işlevi belirsizdir. a. dutar (iki telli çalgı) < târ (tel). ~? EFa * Yunanca sözcük bilinmeyen bir şark dilinden alıntıdır.] kayıp olma. Gül xv] geyesi. gizil YT [Fel 194+] virtüel. a. Fa sihtar (üç telli çalgı). gidişat.örtünmek. potansiyel < Tü giz" giz * Ada eklenen -il ekinin işlevi belirsizdir.< HAvr *kel-1 kesmek. Karş. bıçak vurmak " kup . hazır giyotin [AMithat 1877] ~Frguillotine mekanik kafa kesme cihazı < öz Joseph-Ignace Guillotin adı geçen cihazı icat eden Fransız tabip (1738-1814) giysi giz <Tü YT [İdr xiv] keyesi. * Türkiye Türkçesinde é > i dönüşümü tipiktir. giy[mek Tü [Uy viii+] ke5(= Moğ kedür. giysi sandığı gladyatör [Aİhsan1891] ~FrgladiateurEski Roma'da gösteri için savaşan kişi ~ Lat gladiator kılıççı < Lat gladius Galyalılara özgü enli kılıç ~ Kelt ~ HAvr *klad-yo. gizle[mek Tü [Uy viii+] kizle.

glüten gnays kıvılcım [DTC1943] ~Almgneis bir tür kaya EAlmgneisto . kimyacı. camlaştırmak < Lat glacies buz ~? HAvr *gl-k. kimyacı (1786-1889) < EYun glykerós tatlı.a. glaukoma/glokom [ xx/b] ~ YLat glaucoma göz bebeğinin matlaşmasına yol açan bir göz hastalığı < EYun glaukós yeşilimsi mavi * Hastalık sonucunda gözbebeğinin aldığı renkten ötürü. tutkal ~ HAvr *glei-/*gleubalçık EŞKÖKENLİLER: Lat gluten : aglütine. buzlu. bütünsel < Fr/İng globe top. [ 190+] kristalleşmiş şekerleme ~ Fr glacé 1. cam gibi < Fr glacer dondurmak. donmak " jel * İng glass (cam) Fransızcadan alınmıştır.] kürecik " glob glokom [ML xx/c] ~ Fr globuline kanda bulunan bir ~ Fr glaucome" glaukoma glüten [ xx/a] ~ Fr gluten tahılllarda bulunan yapışkan nitelikte azotlu madde ^ 1787 Guyton de Morveau. donuk. Fr. camlaştırmak " glase glikojen [ xx/b] işlevini gören bir kimyasal madde " glikoz.tatlı ~ Fr glaçure camla kaplama.] a. genel. [ 199+] küresel toptan.a. emaye. küre " glob globülin [ML xx/c] protein / İng globulin a. şekersi < EYun glykys tatlı " glikoz glob [ xx/b] < HAvr *gel-1 topak yapmak. ~ Lat gluten. Fr. yuvarlamak ~ Fr globe küre ~ Lat globus a. 2. glayöl [ xx/b] ~ Fr glaïeul kılıç çiçeği ~ Lat gladiolus [küç.zamk. < İng globule [küç. şeffaf ~ Fr glycogène karaciğerde glikoz deposu [Bah1924]glükoz/glikoz ~Frglucose gliserin [ xix] ~ Fr glycérine kokusu şekere benzeyen bir kimyasal madde ^ Michel-Eugene Chévreul.< HAvr *gel-2 soğuk. ~ HAvr *glebh~ Fr/İng global global [ xx/b] .a. Romalı doğabilimci (24-79) < Lat gladius kılıç " gladyatör glazür [ xx/c] ve sert cila < Fr glacer dondurmak.glase [ARasim 1897-99] bir tür parlak cila. glutin. #Plinius. +jen1 glikoz/glükoz bir tür şeker < EYun glykys tatlı ~ HAvr *dlku.

körük" gebe .) biçimine rastlanır. gnö.rahatsız olup kaçınmak. a.fiiliyle alakası belirsizdir.a. İdrH. göçebe + [T S xiv-xviii] göçer evli/göçer oba göçer aşiret halkı. post.< Tü *kö. yy Fransız tekstil üreticisi kardeşler göç Tü taşımak " göç[Uy viii+] köç taşınma < Tü *kö. " not göbek Tü? [İMüh xiii] köbek goblen [ xx/a] ~ Fr gobelin bir tür resimli duvar halısı < öz Gilles ve Jehan Gobelin 14. göçmen YT [CepK 1935] muhacir < Tü göç-" göç-. gocuk gocun[mak Tü? [ARasim 1897-99] ~ Bul koju% kürk. gofret peteği.a.kalkmak. sakınmak * Gücen. gofre [ xx/b] ~ Fr gaufré kabartma baskılı kâğıt veya kumaş < Fr gaufre arı peteği.a. oba * -ç. < Fr gaufre arı [Uy viii+] köğüz a.a. ~ EYun gnöstikös bilen. yük * Fiil adı yapan -(i)ş > -ç ekiyle. bilgili. [ viii] kök gökyüzü. yy metinlerinde göçmel (a.ekiyle. yük taşımak [Uy viii+] köç. kürk palto [Kıp.] a. < EYun gignöskö. +men2 * 14. ve 15.kalkmak. yörük. gök rengi < Tü *köpüz şişen şey. [LO. kâğıt helva " gofre göğüs/göğsgök Tü Tü [ 196+] ~ Fr gaufrette [küç. KT xix] göçebe göçer evli & Tü göç + Tü oba çadırlardan oluşan yerleşim " göç. Kıp. DK xiv] koçun.a.bilmek ~ HAvr *gnö. a. kâğıt helva ~ Frk *wafel petek * Aynı kökten İng waffle < Hol waffel. yükselmek.gnostik [ML xx/c] gnostizm ~ Fr gnostique antik çağda bir felsefe ekolü ve bu ekole mensup kimse / İng gnostic a. göç[mek Tü yükselmek. * Geçişsiz ve dönüşlü fiil yapan -ş.sesinin etkisiyle sesli incelmesi görülür.> -ç.taşınmak < Tü *kö-ş.a.

rhus vernicifera ağacının reçinesinden elde edilen mobilya cilası & Fr gomme sakız. < Tü kölü. gendoğurmak " genetik gonca top haline getirmek. amaç. çöküntü " körfez gölge göm[mek kök Tü Tü [Uy viii+] kölige a. 2.içte olmak. [ xviii] gemicilerin gemiden karaya dayadıkları uzun kalın sırık ~ Yun kontári [küç.göl gol kale. göndermek yola çıkmak. yavru. doğrulmak < Tü *kö. 2. lastik (~ Lat gummi acacia nilotica ağacından elde edilen yapışkan sakız ~ EYun kómmi a. yük taşımak " göçgondol [ xx/a] ~ Fr gondole ~ Ven gondola Venedik'e özgü bir tür kayık ~ OYun kontoúra Bizans'ta bir tür gemi < Tü kön- .a. futbolda * Nihai kökeni belirsizdir.a.a. yöneltmek.gölgelenmek. a. kargı. hedef. gönder [DK xiv] mızrak. [ 190+] ~ İng goal 1.] mızrak. < EYun kenteö saplamak " santra gönder[mek Tü [ xi] köndğer-/köndğür.) + Fr laque cila " lake gömlek gön Tü Tü [ xi] körjlek göğüslük [ xi] kön tabaklanmış deri < Tü körjül [viii+ Uy] göğüs " gönül gonad [ML xx/c] ~ Fr gonade üreme hücrelerini üreten organ.a.a. kargı. bu oyuna mahsus pantalon ~ İt golfo körfez. derin kaya çukuru. gölet <Tü [ML xx/c] gölek/gölet küçük suni göl veya havuz (halk) < Tü göl" göl * -et ekinin işlevi açık değildir.kalkmak. kararmak < Tü *kön. sırık < EYun kontós a. körfez. bohça etmek ~ Fa ġunca tomurcuk < Fa ğuncîdan toparlamak.yola çıkartmak. golf [Bah 1924] ~ İng golf 1. yükselmek. < EYun gönos/gone soy. ~ Mıs kmj-t a. doğurma < EYun gígnomai.a. gol Tü [viii]köla. husye veya yumurtalık / İng gonad a. derin olmak " gomalak [LO xix] ~ Fr gomme à laque sakız-cila. yola gelmek. çukur ~ Lat colpus/colphus koy. [Uy viii+] köm.< Tü *kö.a. sırık. bir oyun.

köşe. gör[mek [ viii] kör. Alm knie. gözet-. 2." görYT [Hay 1959 195+] izafi < Tü göre " göre Tü * Göre edatına -ce isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir. Alm kinn (çene). işlev < Tü gör. görece. goril [LO xix] ~ Fr gorille ~ YLat gorilla Afrika'ya özgü bir tür büyük maymun # 1847 Thomas Savage. yürek. * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. 3. göre. . İng knee. görsel.< HAvr *genu. EYun genys. Türevlerde r > z dönüşümü yaygındır. göster-. debdebe İdr] güzellik. a. köşe. gözük-. açı. diz. görev +ev YT [Fel 194+] fonksiyon. İng. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır.gönen[mek gönül <Tü [CodC xiii] könen. yy'da Kartaca'lı gemici Hanno'nun eserinde bir Afrika dilinden alıntı olarak gösterilmiştir. Abuş. [Kıp xiv] köre < Tü kör.memnun olmak < Tü kön [xiii] gönül. doğabilimci ~ EYun gorilla Eskiçağ yazarlarına göre Afrika'da yaşayan orman adamı ~ Fen ~ Afr * MÖ 5. görkem YT [CepK 1935] haşmet. insanın iç yüzü"kök gönye [Müh375 180+] ~ Yun göniâ 1. İMüh.a. görkem. görev. biçimlilik " gör< Tü görk [Kaş. gösterge.1. görümce. gösteri. bir marangoz aleti ~ EYun gönia a.a.("iş görmek" anlamında)" gör-. Fr genou (diz). EŞKÖKENLİLER: Tü kör-/köz : gör-. göz göre görece Tü [ xi] körü uygunluk ve izafet bildiren edat. 2. ruh " gong çalgı. açı * Aynı kökten EYun gony. gönül Tü [ xx/a] ~ Fr/İng gong Doğu Asya'ya özgü metal vurmalı [Or viii] körjül < Tü *kön göğüs. çene. ~ HAvr *gönu-ya. zil ~ Malay gong-gong a.a. göreli YT [Fel 194+] izafi < Tü göre" göre * Göre edatına -li isim/sıfat eki eklenmesi ilgi çekicidir.

içi boşaltılmak. 2. Uy. Karş kötki (tepe -xi). fenomen < Tü görün. İdr xi] kıç kalkmak. a.Fa guzîda seçilmiş " güzide Göz sözcüğüyle birleştirilmesi halk etimolojisidir. sol < Fr gauchir bozulmak.[xiii İM] bakmak. [Fel 194+] olay. [Uy viii+] taşımak. müneccim < Tü körüm " gör- * Türkiye Türkçesine has olan "kocanın kız kardeşi" anlamı açıklanmaya muhtaçtır. sırt.kalkmak." gör- goşizm [ 197+] ~ Fr gauchisme aşırı solculuk < Fr gauche 1. (doğru yoldan) sapmak ~ Frk *wankjan sapmak göster[mek Tü köz " görgösterge gösteri <Tü [DK xiv] gördürmek < Tü közde. yükseltmek. 2.görsel YT [TDK 1944] vizüel < Tü gör-" gör- * Fiil köküne eklenen -sel ekinin işlevi açık değildir." gör- [Or. [DK xv] < Tü *köptün.xi). [KT xix] 1. arka" olup güncel anlamı hüsnü tabirdir. eski bir Cermen kavmi götür[mek Tü [ viii] kötür. yükselmek. insan veya ağaç gövdesi. tercihe şayan. görüngü YT [CepK 1935] tezahür. haremde padişahın seçtiği cariye . kötermek (yükseltmek. bozuk. beylik vermek . gotik [ xx/a] geç Ortaçağ sanatına ait ~ Fr gothique barbarca. ilkel [xv]. yamulmak. . gözetlemek < YT YT [TDK 1944] işaret eden. görümce Tü [Uy viii+] körümçi görücü.özellikle yukarı taşımak. yükselmek. özellikle hayvan sırtı. Kaş viii] köz a.şişirmek < Tü *keP-2 şişmek " gebe onom kötü müzik sesi < Tü kör. şişirilmek < Tü *köpüt. yük taşımak " göt gövde gevde goygoy göz gözde Tü Tü [Uy viii+] köwtürj ceset. götürmek < Tü köt [viii+ Uy] yüksek. kölük (sırt. özellikle hayvan sırtı < Tü *kö. [Kıp xiv] kevde/kövde . geç Ortaçağ sanatına ait [xix] < öz Goth Got.xv+ Çağ). [Kaş. endikatör [CepK 1935] tezahürat < Tü göster-" göster<Tü göster-" göster< Tü *kö- göt Tü [Uy viii+] köt 1. yük yüklenen hayvan . sırt. yamuk. yüksek. yük taşımak " göç- * Sözcüğün orijinal anlamı "sırt. ayrıca falcı. 2.

EYun grafikós " +graf [Bah 1924] ~ Fr graphique çizime ilişkin. grado [ xx/a] kalite ~ İt grado basamak.< HAvr *ghredh.]. bakmak <Tügöz"göz < Tü kör-görmek " gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. çizim sanatı grafit [xix] (~Frgraphite)~Alm grafit kristalize saf karbon ^ 1789 Abraham Gottlob Werner. özellikle İtalya'da tarihi eserler üzerine turistlerin kazıdığı anı yazıları [esk. " +graf grafik . kazımak. adım atmak graffiti [ xx/c] ~ İng graffiti 1.gözlemek.yürümek. çizmek " +graf Kalem ucu yapımında kullanıldığı için." gör- * r > z dönüşümü Türk dillerinde tipiktir. -etle. oymak ~ HAvr *gerbh-a. basamak ~ HAvr *ghrd-yo. kademe. sivri bir uçla çizmek ~ Ger *graban kazmak. Alm. mineralojist < EYun grâfo yazmak. 2.ekinin işlevi açık değildir.göze <Tü [ xviii] pınar. [DK xiv] gözük-< Tü gör.ekinin niteliği belirsizdir. [TarD 193+] hücre (YT) < Tü göz "göz * Birinci anlamı çeşme < Fa çaşm (göz) sözcüğünden uyarlamadır. .görünmek. Kıp viii+] közün. gözenek gözet[mek Tü YT [CepK 1935] mesame [ viii] közed. -ük. gözetle[mek YT [192+] <Tü göz tarassut etmek "göz * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. gözük[mek Tü [Uy. Türkiye'ye giriş tarihi tesbit edilemedi. derece ~ Lat gradus adım. gözlem gözleme gözlük YT <Tü <Tü [Fel 194+] müşahede < Tü gözle-" göz < Tü köz " köz [Mü xvii] közleme közde pişirme [Men xvii] < T ü göz" göz * 1280 dolayında İtalya'da icat edildi. hakketmek. kaynak. Yeni anlamı bir göz oda deyiminden esinlenmiş olmalıdır. kamu yapıları üzerine kişilerin yazdığı kirletici yazı ve çizimler ~ İt graffito kazınmış (yazı veya çizim) < İt graffiare kazımak.a.

yazı. yazı yazma işlemi. grandük [183+]grandüka Rusya'ya özgü bir soyluluk unvanı " gran. harf. yazı " gram gramofon [Bah1924] ~ marka Gramophon ses kayıt cihazı ^ 1887 Emil Berliner. ~ HAvr *grs-nom tahıl tanesi * Aynı kökten İng corn (tahıl tanesi). ~Frgrandduc büyük düka. yüce.1. 1870'te Osmanlı Devletinde resmi ölçü birimi olarak kabul edilmiştir. fon(o)+ gran güçlü.a.] ~ İt grappa üzüm posasından elde edilen ~ Fr gravure oymabaskı < ~Frgruyère grappa [ xx/c] bir içki ~ Fr grappe üzüm salkımı ~ Frk *kröppa çengel gravür [REkrem <1887] Fr graver hakketmek. küçük ağırlık birimi < EYun grâfo yazmak " +graf * "Küçük ağırlık birimi" anlamı Lat scripulum (1. kayıt + EYun fbne ses " gram. dük granit [ 187+] ~ Fr granit a. Amerikalı mucit & EYun grámma. gregoryen1 ~ Fr (église) grégorienne1 Ermeni mezhebi < öz Grigor Lusavoriç Ermeni kilisesinin kurucusu olarak kabul edilen din adamı (4. t. granül < Lat granum tohum.a. t. 1793'te Fransa Meclisince standart ağırlık ölçü birimi olarak tanımlanmıştır. zerre ~ Lat granum a. tane " granit [ xx/b] ~ Fr granule tanecik ~ Lat granulum [küç. ~ EYun grammatike doğru yazı yazma bilgisi < EYun grámma. oyarak çizmek ~ Ger *graban " graffiti gravyer/grüyer [Aİhsan1891]grüyer bir tür peynir < öz Gruyère İsviçre'nin Fribourg kantonunda bir köy * Türkçe telaffuz ve yazım belki havyar sözcüğünün baskısıyla değişmiştir. grenli < İt grano tohum. harf. yy) . büyük [186+] ~Frgrand büyük~Lat grandis yetişkin.gram [187+] ~Frgramme ağırlık ölçü birimi~EYun grámma. t. ~ İt granito taneli. küçük ağırlık birimi) sözcüğünün Yunanca karşılığıdır.harf.a. 2. yazı. gramaj [ xx/c] ~ Fr grammage" gram gramer [ 183+] ~ Fr grammaire dilbilgisi ~ Lat grammatica a. tane. yy) gregoryen2 ~ Fr (rite) grégorien2 eski tip Katolik ilahisi < öz Gregorius I Katolik kilise ayinini düzenleyen papa (6. 2.

nar < Lat granum tane " granit gres [ xx/b] ~ Fr graisse katı yağ ~ Lat crassus kalın. a. mil * Fransız ihtilali yıllarında Paris'te işi bırakan eylemciler belediye binasının bulunduğu Grève meydanında toplanığı için. grenadin [ML xx/c] ~ Fr grenadine nar şurubu < Fr grenade nar ~ Lat granatus "taneli". yy'da Jamaika'da yetiştirilmiş ve salkım şeklinde yetişen meyvesine atfen adlandırılmıştır.a. ~ Lat crassus semiz. gren gros+ grossus a. yağlı. rendelemek ~ Fr gratter ~ Frk *krattön ~ İng grater kazıyıcı < İng to grate greypfurt/greypfrut [ xx/b] ~ İng grapefruit a. yy) gren [ML xx/c] fotoğrafta noktacık tohum. kalın " gres ~ Fr grosse büyük / İng gross büyük.tutmak.gregoryen3 ~Fr(calendrier)grégorien3 1538'denberi geçerli olan takvim sistemi < öz Gregorius XIII takvim reformuna önayak olan papa (16. koyu. kapmak ~ HAvr *ghrebh-/ghreib. bu kumaştan yapılan pelerin ~ Fr gros grain kaba dokuma " gros. (Belçika diyalekti) < Fr (feu) grégeois Rum ateşi. Yunanlı " gringo grog [ xx/b] ~ İng grog brendi ve limonatadan yapılan sıcak içki < Old Grog 1740'ta bu içkiyi İngiliz donanmasında tayın olarak verdiren Amiral Vernon'un lakabı < İng grogram bir tür kaba kumaş. & İng grape üzüm. kaba.yağlı.Fr grisou a. yağlı. gri [ xx/a] ~ Fr gris kır renk ~ Frk *gris ~ Ger *grisja- gringo [xx/c] ~İspgringo Meksika'da yabancılara ve özellikle Amerikalılara verilen aşağılayıcı ad < öz griego Yunanlı < Graecus Romalıların Yunanlılara verdiği ad grip [ xx/a] ~ Fr grippe < Fr gripper tutmak. kendiliğinden yanıcı bir kükürt karışımı < öz Grec Rum. partikül ~ Lat granum " granit ~ Fr grain tane. iri ~ OLat grizu . yakalamak " +gir [ xx/b] kömür madenlerinde çıkan yanıcı metan gazı . şişman grev [ 190+] ~ Fr grève2 iş bırakma eylemi < öz Grève Paris'te bir meydan < Fr grève1 çakıllı dere kumu. tırmalamak. fruktoz * 17. pençesine almak . salkım (~ Fr grappe salkım ) + Fr fruit meyva (~ Fr fruit ) ~ Lat fructus " grappa. şişman ~ HAvr *gwres.Frk *grippan tutmak. greyder/grayder [ xx/b] kazımak.a.

gömülü " kripton grup . withdraw. öte yanda olma. İng with. kuvvetlenmek) biçimi ile birleştirilemez. . çok çirkin ~ İt grottesca mağaramsı. withstand gibi kelimelerde . kalın ~ OLat grossus " gres ~ İt grossa 12 düzinelik ölçü birimi < İt grosso grotesk [ xx/b] ~ Fr grotesque fantastik. sertlik. ~ OLat *aquation sulandırma < Lat aqua su " akua+ guatr guttur gırtlak gübre HAvr *kekw.(withhold.Ger *kribjon toplanmak [DTC 1943] ~ Fr groupe takım. Orta ve Eski Farsçadan alınan kelimelerde görülür.a. gazap gösterdi" gazap * 20. mahzen ~ EYun krypte gizli. yy ikinci yarısından önce tesbit edilemeyen bu kelimenin Arapçadan alınış biçimi açıklanmaya muhtaçtır.a.ayrılma.a.a. [Fel 194+] saik < Tü güt-" güt- gudubet [ xx/b] yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin (kadın) ~ Ar *ğaDübat [#ġDb f. güç <Tü Tü [Or viii] küç (= Moğ küçü(n) kuvvet. ürpertici. ~ HAvr *wi. ~ [Men xvii] darılmak * ETü küçen. * Modern Farsçada işlek olmayan bu önek.a. tavşan derisi < EYun ködion koyun postu güdü YT [CepK 1935] garaz.~ OFa wi. Aynı kökten Alm wider. guano [ xx/a] ~ İsp guano kuş gübresi ~ Quech huanu dışkı guaş [ xx/b] ~ Fr gouache bir tür suluboya ~ İt guazzo/aquazzo a. a. karşı karşıya olma belirten önek = Ave vî. zıt olma). saklı. ] sürekli veya aşırı öfkelenen < Ar ġaDiba öfkelendi.a.ayrılma. kaba.(güçlenmek. zor ) gücen[mek < Tü gücüne git-" güç [ xx/a] [Men xvii] ~ Fr goitre gırtlakta tiroid bezi büyümesi ~ Lat ~ Yun kopriá dışkı ~ EYun kópros a. dehliz ~ Lat crypta dehliz. grup ~ İt gruppo gü+ ~ Fa gu. küme.] sürekli veya aşırı öfkelenen kadın < Ar ğaDüb [#ġDb im. coprophagy. eski Roma binalarının yeraltı dehlizleri gibi < İt grotta mağara.a. İng coprophilia. * Karş. niyet.] yumuşak meşin.] salgı bezi ~ Yun ködâri güderi [Bia xix] köselenin çok incesi [küç.grosa [ xx/a] büyük. gudde ~ Ar ġuddat [#ġdd msd.

2. Karş.a. Tü kul aşı (yeniçeri yemeği) veya kulak aşı (mantı). gü. ~ Fa gul çiçek. a. =? Lat cucumis su kabağı veya hıyar güherçile [Neş xv] kayatuzu < Fa gühar cevher.] merhamet. < T ü güt-" güt~ Ar gufran [#ġfr msd. [Kıp xiv] ~ Ar ğulâm [#ġlm] erkek çocuk. bağırış " gül gulden ~ Hol gulden 1. gülbank ~ Fa gul bâng 1. "Allah Allah" nidası. mineral" cevher gül çiçek gül[mek Tü [ viii] kül. genç hizmetkâr.güdük [BK 1799] boyu kısa.a. su akma . bülbülün güle yakarışı. topluca söylenen dua veya ilahi & Fa gul gül + Fa bâng nida.] kuş güğüm [Men xvii] gügüm ~ Yun koukoúmi su taşımaya ve kaynatmaya yarayan kap. uşak. Hollanda para birimi ~ Ger *gultham altın ~ HAvr *ghol-to. güldür sesi onom yanma sesi. küçük yavru. uşak ~ OFa kötag a. güdüm YT [TDK 1944] sevk [ xiv] ~? Fa kudak küçük.altın < HAvr *ghel-2 parlamak " klor * Karş. gufran bağışlama " mağfiret güfte [ xiv] güftar söz guftan. hizmetkâr gulaş tencere yemeği [ xx/a] Macaristana özgü bir yemek ~ Mac gulyás etli * Kökeninin Türkçe olduğu rivayet edilir. a.) guguk sesi" <onom ~ Fa gufta/guftâr söz < Fa/OFa [LO xix] kargaya benzer bir tür kuş < Tü guguk [onom. 2. altın.a.söylemek (= Ave gaub. kazan ~ Lat cucuma a. " küçük * Tü gütmek fiiliyle ilgisi kurulamaz. İng gold (altın). [passim xiv] ~ Fa güharçila potasyum nitrat.a. özellikle gül ~ OFa gul gulam oğlan.

tazminat gerektiren eylem . kurt adam & Ar gül [#ġwl] a.a. günce YT [TDK 1974] günlük <Tügün"gün .a. maskaralık. ticaretten alınan vergi ~ Lat commercium ticaret < Lat commercari ticaret yapmak & Lat con.güler görünmek. [KT xix] gülmeyi mucip olan (sıfat) " gül-. yuvarlak ve ağır şey ~ Fa gulşan gül veya çiçek bahçesi & Fa ~ Fa gulâc gül yemeği" gül [ xi] külümsin.a. gümbür onom [DK xv] gümbür gümbür davul sesi. Yus xiv] ~ Fa günâh suç. " gü+ * Erm vnas (zarar.gulet [ xx/b] golet ~ Ven goléta [İt goletta] bir tür yelkenli tekne ~ Fr goélette a. +inç * Esasen isim olduğu halde sıfat anlamı kazanması muhtemelen korkunç sözcüğünün etkisiyledir. a. gülle (= Sans göla/gölaka top. gümrah [Yus xiv] dağınık & Fa gum kayıp + Fa râh/rah yol" rahvan gümrük [Kan xv] ~ OYun kommérki(on) ticaret. [Env xv] güm at nalı sesi ~ Fa gumrâh yoldan sapmış. < OFa winâhldan/winâsıdan bozmak. güneş. sahra.karşılıklı + Lat mercari alışveriş etmek " kon+. Bizans'ta ticareti denetlemekle görevli memur. ziyan) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. ) gün Tü [ viii] kün gün. tebessüm etmek < Tü kül-" gül- gülünç Tü [ xi] külünç maskaralık (isim). [TS xvi xvi] gülünç/gülüncek 1. yaban " yaban güm. < Fr goéland balıkçıl kuşu ~ gwelan güllaç * Yemek adları yapan -ac ekiyle. 2. top mermisi. suç işlemek ~ EFa vinath. + Fa biyâbân ıssız yer. kendisine gülünen kişi. gündüz günah [Aş.OFa winâh/winâs a. maskara. küre) gülşen gul çiçek + Fa -şan yer ismi teşkil eden ek " gül gülümse[mek Tü ~ Fa güla top. a.a. zarar vermek. gulyabani gul-i yabani ~ Fa ğül-i biyâbân aniden insana saldırıp parçalayan efsane yaratığı. market gümüş Tü [ viii] kümüş (= Tü künük [viii+ Uy] a.

sık.güncel <Tügün"gün YT [TDK 1955] güncül günün konusu olan. ışıtmak < Tü kün " gün < Tü küne.aydınlatmak. gür gür2 onom [DK xiv] gürleme sesi. güreş[mek Tü [Kaş xi] küreş. aktüel.kabadayılanmak * Karş. bahadır. carpinus ~? < Tü *küre. Öte yandan TTü gürgen (toprağı açarak ölüleri yiyen masal yaratığı ? xvii). becerikli. gündüz güneş gü n ey günlük2 gür1 Tü <Tü Tü [ viii] küntüz a. [ xiv] gür sağlam (kişi)." güreş- * Fiil adı yapan -(i)ş ekiyle. cüretli * Farsça sözcüğün anlamı genellikle olumsuzdur.] vatandan ~ Fa gurbuz hilekâr. yabancı ülkede olma.savaşmak. [DK xv] güreş tutmak ~ Tü *küre. [ xi] küneş gün ışığı < Tü künit. kıvrak zekâlı. güreş <Tü [Kıp xiv] küreş. sürgün " garp ~ Ar ġurbat [#ġrb msd. [TDK 1969] güncel * -cel ekinin yapısı ve işlevi belirsizdir. Lat carpinus (a. a. Men xiv] günlük bir tür güzel kokulu reçine . gürbüz [Aş xiv] güçlü kuvvetli dolandırıcı. boswellia thurifera ağacı ve zamkı ~ Sans kunduruka/kundarikâ a. Yun gábros.). a. küreççi. -dem ekinin işlevi belirsizdir. güreşmek < Tü kür [xi] yiğit. kabadayı" gür1 gürgen [ xviii] bir ağaç. Tü [ xi] kür cesur. gündelik gündem <Tü YT [Men xvii] bir arazi ölçüsü. yiğit. su akma sesi < gurbet [Aş xiv] ayrı ve uzak olma. bahadır.a.Fa kundurak bir tür güzel kokulu reçine. . [LL 1732] yevmiye < Tü gün " gün [TDK 1944] ruzname <Tügün"gün * Lat agendum (gündem) sözcüğünden esinlendiği açıktır.ışımak < Tü kün gün " gün < Tüg ün" gün [ BK 17 99 ] dağı n güne ş ta ra fı [MŞ. EErm garbeni.

gurme kişi ~ EFr grom(m)et * Nihai kökeni belirsizdir. tokmak ~ gusto [ARasim 1897-99] ~ İt gusto zevk. Karş. her türlü yuvarlak nesne ) gurul gır onom [LO xix] gurlamak/gurgur/guruldamak bağırsak sesi. hoca. güven YT [CepK 1935] itimat < Tü güven-" güven- İnanmak > inan örneğine paralel olarak türetilmiştir. Türkçe anlamın bu çelişkiden türediği düşünülebilir. bekçilik etmek güve Tü [ xi] küye a.tadına bakmak. 3. öğretmen. mürşit ~ HAvr *gwrs-u. değerli. aldanma < Ar * Arapça fiil geçişli olduğu halde masdarı geçişsiz fiillere özgü fucul veznindedir. [ÖSeyf 1920] gurultu < " gurup güneş battı" garp gurur [ xiv] ġarra aldattı. DK xiv] OFa warz/wazr a. 2. (= Ave vazra. Mâ ġarraka birabbaka? (Kuran 82.< HAvr *gwers-2 ağır " bar(o)+ güruh [Aş xiv] ~ Fa/OFa guröh kalabalık. güveç Tü? [TS. 2. boy abdesti ~ Fr goutte 1. küme. tad alma duyusu ~ Lat gustus tad ~ HAvr *geus. muhterem. ġasl] yıkadı" gasil gut gutta damla güt[mek Tü [ xx/b] ~ Ar ġusl [#ġsl msd. beklemek. [ xx/c] ~ Fr gourmet yemeye ve içmeye meraklı guru [ML xx/c] ~ İng guru Hindu dervişi.] gün batımı < Ar ġaraba ~ Ar ğurür [#ġrr msd. küre. insan topluluğu (= Fa guröha top. Kıp xiv] güveç topraktan yapılan yemek kabı * ETü küveç (at koşumuna ait bir parça) sözcüğüyle birleştirilemez. manevi danışman ~ Sans gurú 1.] aldatma. seçmek " çeşit gusül [ xiv] gusl alma < Ar ġasala [msd.] yıkama.6) "sizi rabbinize karşı kim kandırdı?" gürz [Yus.gözetmek. a. a. .) ~ Fa gurz ağır topuz. ağır. boş görüntüyle kandırdı ~ Ar ğurüb [#ġrb msd.a. damla hastalığı ~ Lat [Uy viii+] kü5-/küt. a. damla.

böbürlenmek. Türkçe biçim Farsça sözcüğün literal çevirisidir. göğermek < Tü kök * Karş. Fr couvert (örtü). yol < Fa guSaştan. ETü körk/körük (güzellik. aperitif * Aynı kökten İng cover.şişinmek. [MŞ xiv] < Tü *köğer-ç. Moğ kübeğün (erkek evlat). gökçek (güzel). güverte [EvÇ xvii] ~ Ven covèrta [İt coperta] örtü.güven[mek Tü [Uy viii+] köwen. [Kıp xiv] köğercin .< Tü *keP-2 şişmek " gebe * 19. güz güzaf güzel görTü? Tü [ viii] küz sonbahar [xiv] ~Fa güzâf boş konuşma < Tü gör-" ~ Fa güya söz. kaplama. a. [Çağ xv] küzel. widâr. söyleyen < Fa guftan. & Lat co(n)bastırarak + Lat operire kapamak " kon+. = Ave vîtarsm öte. guvernör [ xx/b] ~ Fr gouverneur yönetici < Fr gouverner yönetmek ~ Lat gubernare dümen tutmak.geçmek ~ OFa widardan. a. örtmek ~ Lat cooperire a. * Karş. Fa kabutar (güvercin) < kabud (mavi).mavileşmek. söyleyiş.a. yy'a dek anlamı ağırlıkla olumsuzdur. Men xiv] < Tü *küde. laf. iç güveysi gelmek. damat. görünüş). bir aşirete katılmak? * Öte yandan karş. güvey güyegü Tü [Uy viii+] küdegü bir kimsenin kızıyla evlenen erkek. +gâh . [TS xiv-xv. güya gü. ileri ~ HAvr *wi-tero < HAvr *wi ayrı" gü+. yönetmek ~ EYun kybernâö a.a. [ xi] küwen-< Tü *küPen. [DK xiv] gözel.misafir gelmek. a. gu5ar. TTü görklü. güzergâh ~ Fa guSargâh geçiş yeri. -el ekinin işlevi açık değildir.. geçit. Kaş viii+] kögürçgen/kögürçgün a. [Arg xvi] güzel.söylemek. demek " güfte * Belki Fa gû ya ("söz işte"). gemilerde ambar üstü tabanı < Ven covèrzer [İt coprire] kaplamak. [Kırg ] közöl a.mavimtraklaşmak. güvence güvenlik güvercin göğercin mavi " gök YT YT [CepK 1935] garanti [CepK 1935] asayiş <Tü güven "güven <Tü güven "güven Tü [Uy. göğerişmek < Tü köker.a.

direk. törenle kutlama * Ar #Hcc (tartışmada üstün gelme. seçkin < Fa guzîdan.] kabarcık. [AL 192+] birini ölümcül olmayacak bir şekilde bıçakla vurmak (argo) ~ Ar Hicâmat [#Hcm msd. güzide [ xiv] guzîn. çarmıh [Aş.< HAvr *ghabh.) ~ Erm %aç' 1. Aş xi] ~ Ar xabar [#%br msd. haç 2.] kötü niyetli. oturmak < Lat habere sahip olmak ~ HAvr *ghabh-e. birinci elden bilinen şey < Ar %abara denedi.a. kötü habitat [ xx/c] ~ İng habitat yaşanılan yer. DK xiv] (~ Fa %aç a. ] sevgili. kazık.seçmek ~ OFa wizîdan. tohum haber [Kut. Alm weiter (öte.] bilgi. tanıdı.] İslam öncesinden kalan Arap töresi uyarınca yılın belli bir döneminde Mekke'ye seyahat etme = Aram #xgg/x§y bayram yapma. dost < Ar [LO xix] ha bre/de bre [Aş xiv] < Tü ha bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " ~ Ar %ab!6 [#%b6 sf. çevre < Lat habitare ikamet etmek.a. yaşamak.* Aynı Hintavrupa kökünden Sans vitarám. habislik ~ Ar Habbat [#Hbb1 msd. Hubb] sevdi habire hay.a. ileri).a. bre habis huylu ünl [Kut xi] ~ Ar Habîb [#Hbb2 sf.a. tane.] kan aldırma < Ar Hacama bardakla kan çekti < Ar Hacm kabartı. " gü+ ~ Fa guzîda seçilmiş. "hap1 [ xiv] ~ Ar %aba6at [#^b6 msd. a. tümsek. kanıtlama) fiiliyle ilgisi gösterilemez.] kötülük. hac/hacc[Kut xi] ~ Ar Hacc [#Hcc msd. bizzat yaşayarak öğrendi habip Habba [msd. hacamat [ xiv] hıcamat/hacamat. wizîn. sınadı. hacim " hacim . habaset < Ar %abu6a kötülük yaptı" habis habbe <ArHabba.

] kısıtlama. boyut. kapatma. bilenmiş. hadim hizmet [Yus xiv] ~ Ar %âdim [#%dm fa.] 1. biledi. keskinleştirdi. haczetti had/hadd[Kut. vuku buldu (= İbr #%dş yeni olma = Aram #%dt a. yasakladı. zat hademe Ar %âdim hizmetçi" hadım hadi hadım hizmetçisi » * Hadım (iğdiş) ve hadim (hizmetçi) biçimlerinin yazım yönünden ayrılması yakın dönemin eseridir. sınırladı. sivri (bıçak. a. vaka. limit < Ar Hadda 1. 2. iğdiş edilmiş harem ~ Ar %âdim [#%dm fa.] 1. sınır. ihdas . sınırlama. olay. 2. Peygamber hakkında anlatılan anekdot < Ar Hada6a [msd. sınır koydu. el koyma. Hudü6 ] oldu. el koydu. 2. köstek vurdu (= Aram #xgr tuttu. kapattı. kapatma.] engelleme.] " hac ~ Ar Hacm [#Hcm msd. ayağına köstek vurdu ) haciz/hacz~ Ar Hacz [#Hcz msd. haciz < Ar Hacaza engelledi. kalibre [ xiv] ~ Ar Hacar [#Hcr msd. Aş xi] hadd ~ Ar Hadd [#Hdd msd. [Kut. hadise. bağladı.] hizmetçi" hadis [ xiv] ~ Ar Hadie [#Hd6 sf. 3. kapsam. kılıç)) hadde levha [ xiv] erimiş madeni tel yapmak için kullanılan delikli maden < Ar Hâdd [#Hdd fa.] hizmetçiler < " haydi [Men xvii] %âdim ı ey hizmetçisi. havadis.hacer hacet ihtiyaç < Ar Haca gerekti hacı hacim/hacmkabartı. hiddet gösterdi (= Akad eddu keskin.) EŞKÖKENLİLER: Ar #h?d? : hadis.] hizmetçi" hadim haddizatında had. yasal kısıt < Ar Hacara kısıtladı. hacir/hacr~ Ar Hacr [#Hcr msd. Aş xi] [DK xiv] ~ Ar Haccî [#Hcc nsb.] çıkıntı. son derece öfkelendi. bıçağın keskin ağzı.] taş ~ Ar Hâcat [#Hwc msd. tümsek. 2.] keskin. kızgın " had ~ Ar fî Haddu-l-5ât kendi sınırları içinde " ~ Ar %adamat [#%dm çoğ.] gereksinme. tutuklama.

gizli polis örgütü. yedi günlük süre < Fa/OFa haft yedi (= Ave hapta. f. olay " hadis haf yarım ~ Ger *halbaz [ xx/b] [MMem xvi] ~ Ar Hadî6at [#Hd6 sf.] hıyanet eden " .] ağır olmayan < Ar %affa [msd. f. sır.Ar HâfiZat [#HfZ sf. hafiye [Men xvii] ^afiyet gizli şey. Dan. palpitasyon. bilge olma " hikmet hain hıyanet [Yus xiv] ~ İng half- ~ İbr %âkâm hakim. * Aynı kökten Sans saptá(n). [ 190+] teşkilat-ı hafiye gizli teşkilat. hafıza saklama yeteneği.] gizli < Ar %afiya gizlendi.] kazı < Ar Hafara kazdı hafta [Aş. bellek . süre " haf. sır. haftaym [Cumh 1932] futbolda devre arası time bir sürenin yarısı & İng half yarım + İng time zaman. EYun heptá. saklayan.] kalbin hafakan/afakan hızlı atması.] koruyan. bilge < İbr/Aram #%km bilme. kalbi hızlı attı hafi saklandı (= Aram #%py örtünme ) hafid hafif %iffat] hafif idi. hikmet ~ Ar %â'in [#%wn fa. titreme < Ar %afaqa titredi. Lat septem.a.a.a. İng seven. Ger *sebun. akılda [Men xvii] kuvvet-i hafıza usit. hafriyat ilgili) [KT xix] kazı işleri (özellikle maden ve arkeoloji ile < Ar Hafr [#Hfr msd. ezberleyen " hıfz hafıza ~ Ar HâfiZ [#HfZ fa. muhafaza eden (şey veya kadın)" hıfz hafniyum [ xx/b] ~ YLat hafnium bir element ^ 1923 Dirk Coster ve Georg von Hevesy.] torun ~ Ar %afıf [#^ff sf. f. tayming haham [ xvi] Musevi hocası sahibi. [ 191+] hafiye gizli polis ajanı < Ar %afiyat [#%fy sf.hadise şey.) ~ HAvr *septm a. Yus xiv] hefte ~ Fa hafta yedili şey. ~ Ar Hafıd [#Hfd sf. kimyacılar < öz Hafnia Kopenhag kentinin Latince adı * Kopenhag'da keşfedildiği için.] olmuş ~ İng halfback futbolda orta oyuncusu < İng half ~ Ar %afaqân [#^fq msd. hafifledi [ xiv] [ xiv] [ xiv] ~ Ar %affy [#^fy sf. insan yiyen bir tür cin " hafi hafız tutan.] saklayan.] gizli kapaklı şey. Alm sieben (yedi).

doğruluk " hak1 hakim yargılayan. uygun ve yerinde idi.] yargıç" * İng khaki (a.) Hintçe yoluyla Farsçadan alınmıştır. hor ve hakir olma. hakikat < Ar Haqqa 1. kaşımak) * Aynı kökün Aramice biçimi qop ile #%qq 'dir. haklı idi. hakaretamiz & Ar Haqârat + Fa âmez karışan. f.a. karıştıran (< Fa/OFa âme^tan. aşağılık " hakk [etm ~ Ar Hakk [#Hkk msd. kazıdı (= Akad ekeku kazımak. hakikat gerçeklik.] aşağı.yönelme. karıştırmak " miks hakem hüküm hakeza haki %âk toprak " hak2 [Men xvii] toprağa ait ~ Ar Hâ ka5â tıpkı bunun gibi" keza ~ Fa %âkı toprak rengi < Fa [Aş xiv] ~ Ar Hakam [#Hkm sf.Ar Haqârat [#Hqr msd. tahkir etme. bir kimsenin ~ Ar Haqîr [#Hqr sf. 2. pa hakir hakaret [Yus xiv] [Kut. Aş xi] [Kut. DK xi] ~ Ar Haqq [#Hqq msd. 3. Haqr] aşağıladı * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür. doğruladı hak2 hakan %ağan"kağan [MMemxvi] [Kut xi] -Fa%âktoprak-OFa%âka.] sahip olan.] ~ Fa %âk-i pây ayak toprağı.] oyma.] hakir olma.karışmak. ~ Ar/Fa x^qan Türk hükümdarı ~ Tü * Tü xağan sözcüğünün Farsça ve Arapçadan ödünç alınmış biçimidir.haiz havza ~ Ar Haiz [#Hwz fa. adi ve itibarsız olma < Ar Haqara [msd. âmez. gerçek idi.a.karışmak. yargıç " hüküm hakipay ayağını bastığı toprak " hak2. 2.] ~ Ar Hâkim [#Hkm fa. Ar Huqqa (hokka) sözcüğü Aramiceden alıntı olmalıdır. Aş xi] ~ Ar Haqîqat [#Hqq sf. kazıma. doğru idi. aşağılama . kalemkâri < Ar Hakka (metal veya ağacı) oydu.] doğruluk. karıştırmak) & Fa/OFa â. eklenme bildiren önek + HAvr *meik-/meig. elde tutan " hak1/hakk[Kut. katılma. . hakaret [ xiv] 1.

] şimdiki zamanda. berrak idi. serbest kaldı halaskâr [ 190+] kurtarıcı. dönüştü. hasbıhal. soyma. halâ [MMem xvi] haliya ~ Ar Hâlâ [#Hwl zrf. çözüm < Ar Halla [msd. oylum < HAvr *kol. evrildi.] 1. gizlemek " kiler hala annenin kızkardeşi < Ar %âl dayı * "Hala" anlamı Türkçeye özgüdür. istihale.] adil. salon. bağlı olan bir şeyi açtı. halet. halat [LF xvi] ~ OYun kalódio kalın ip < EYun kâlös. örtmek. yöneldi.< HAvr *kel-2 kapatmak. lahavle. Aş xi] Hâl ~ Ar Hâl [#Hwl msd. durdu hal3/hal'~ Ar %alc [#%lc msd. Hall] 1.] hakkedici. varoluş evresi. havali. gevşetti. 2. çözdü. temiz. hile. kalemkâr " hakk hakkaniyet uygun < Ar Haqq " hak1 hakla[mak hakkından gel-" hak1 ~ Ar Hakkak [#Hkk im.] çözme. görünüm. saldı. hal1. tahvil Ar #h?wl2 : muhal hal2/hall[Aş xiv] hall ~ Ar Hall [#Hll msd. 2. EŞKÖKENLİLER: Ar #h?wl: ahval. derhal. . yolculuğu sona erdirdi. havale. havil.] kurtuluş. bir hale büründü. varolan durum " hal1 halas [Yus. kâr halat kalod. azat edilme < Ar %alaSa arı. doğru. şimdiki zaman < Ar Hâla döndü. giysisini çıkarma. hükümdarı tahttan indirme < Ar galaca soydu. < Fa Haqqânî [nsb. kondu. hukuka [DK xiv] yenmek. bir hale geldi. 3. &Ar [TS xiii] babanın kızkardeşi ~ Ar %alat [#%wl] teyze. kurtuldu. ilmihal. perişan etmek < Tü hal1/hâl [Kut. Frlibérateur karşılığı %alâS kurtuluş. bir görüntü edindi * Ar Hala2 (engel oldu. 2. durum. halihazır.kablo. kurtarma + Fa kâr eden " halas. ihale. şimdi < Ar Hâl şimdiki zaman. araya girdi) fiiliyle anlam ve köken ilişkisi açık değildir. arındı.] 1. halâ. binek hayvanından indi. mütehavvil. arzuhal. tahavvül. giysi çıkardı hal4 [Aİhsan 1891] ~ Fr halle meyve ve sebze pazarı < öz Les Halles Paris'te meyve ve sebze pazarının bulunduğu binalar < EFr halle salon ~ Ger *hallö büyük kapalı mekân.hakkâk oymacı. bir hal aldı. DK xiv] ~ Ar %alâS [#%is msd.

] ayla ~ EYun (h)álos daire.] canlı varlıklar. Allahın . aziz tasvirlerinde görülen hale halef [ xiv] ~ Ar %alaf [#%lf] birinin ardından gelen veya yerine geçen. [Men xvii] (vulg.] hal. Aş xi] canlı varlıklar. ardıl < Ar %alafa ı ardından geldi. geri kaldı.Ar xâlin [#xlw fa. Aş xi] [DK xv] kal . çember. ahali. Yâküt (ö.) cariye. deldi halet halhal [onom. dişi köle ~ Ar %alâ'iq [#%lq çoğ. koy ~ Ar xalîfat [#xlf sf. yaratı" halk2 halbuki haldır onom çalışma sesi hal bu ki " har2 < Ar Hâl durum hale ~ Ar halat [#hwl msd.] boş. ~ Ar xâliq [#XİQ fa. mahlukat. hasar.1229) zamanında etimolojisi tartışma konusu idi. (yemek) arttı. ay ve güneşin yüzü. [Neş xv] halk. haliç halife geçen. bayatladı. durum " hal1 Ar xalxal [#xlxl] ayak bileziği < Ar xalxala [Kut. hizmetçiler. hane halkı. Qâlîqalca (= Erzurum) şehir adıyla birleştirilmesi fantezidir. yırttı. serbest < Ar xalâ DK xv] xalice/xalıça ~ Fa qâlî a.] şangır şungur etti hali boş idi" hela halı [xiv] [xiv] [xiv] Ar %alal [#%H msd] bozukluk. f. bozuldu halel Xalla bozdu.] yaratan. 1940 lardan sonra edebi dile aktarılmıştır. halayık [Kut.] körfez. halef" halef halihazır hazır halik sıfatlarından biri" halk2 [Kut xi] [Kut xi] ~ Ar xalîc [#xlc sf. 2. yırtık < Ar Ar Halat [#Hwl msd. merasim " alay1 * Muhtemelen alay sözcüğünün bir Anadolu ağzındaki biçiminden. * Nihai kökeni belirsizdir. mahlukat < Ar %alıqat yaratılmış alem. a.] birinin yerine ~ Ar Hâla-1-HâDir varolan durum " hal1.halay [ xx/b] Anadolu'da düğün ve törenlerde oynanan toplu dans Tü alay geçit resmi.

bir yana ayrılan kısım. ~ Taino hamaka a. sabır halis [ xiv] ~ Ar Halım [#Hlm sf. halka.) + EYun genes. saf.] pamuk atıcı < Ar Halaca halojen [ xx/b] ~ Fr halogène 1. halo.] yaratma. işlenmemiş. pay.a. halter < halüsinasyon [ xx/b] ~ Fr hallucination hezeyan ~ OLat (h)allucination bunalım. bu gruptan gazları kullanan lamba # Jakob Berzelius. kimyacı (1779-1848).] çember. silah kabzası [esk. tatlılık. ^ 1526 Gonzalo Fernández de Oviedo. halk) deyiminin tam karşılığıdır.] arı. genet.a. Orta Amerika yerli dillerinden. hamak [Bah 1924] ~ Fr hamac iki ağaç arasına gerilen salıncaklı yatak ~ İsp hamaca/hamaque a.tuz (~ HAvr *sal-d.doğuran " salam. biçim verme ) halka baklası. İsp.a. Yus xiv] yeme veya yutma sesi ~ Ar xalwat [#xlw msd.]. Aramice sözcük EYun demos (1. yaratış < Ar %alaqa yarattı (= Aram #%lq 1. pay etme. karıştırma < Ar ~ İng halter tutamak. zincir ~ Ar Hallaç [#Hlc im. & EYun (h)áls.halim yumuşaklık. DK xiv] [Aş. 2. . kimyada klor ve benzeri elementler grubu.] yumuşak huylu < Ar Hilm [Yus xiv] ~ Ar %âliS [#%1S fa. kısım < Aram #%lq pay etme.a. halt %alaTa karıştırdı halter Ger *haldan tutmak [ xiv] [ xx/b] ~ Ar %alT [#%1T msd. 2. 2. ring hallaç [msd. boş ve ıssız olma " hela ham1 tecrübesiz kimse ham2 onom [Yus. tarihçi. Halc] pamuk attı [ xiv] ~ Ar Halqat [#Hlq msd. ölçme. bölme )" halk2 * #Xİq kökünün "pay etme" anlamı Arapçada mevcut değildir.] karışım. sayıklama < EYun (h)alyssö bunalmak halvet kalma. +jen1 * Kimyasal tuzların bileşiminde yer aldıkları için. bölük.] yalnız ~ Fa %âm pişmemiş. temiz " halas halk1 [Kut xi] ~ Ar xalq [#%lq] herhangi bir insan topluluğu. halk2 [etm [ xiv] ~ Ar %alq [#%lq msd. İsv. ahali (= Aram %elqâ pay.

ısıran. yüklü " haml [DK xiv] gebe < Ar Hâmil [#Hml fa. yüceltti [Kut xi] ~ Ar Hamd [#Hmd msd. hamdüsena. uçak gemisi" anlamlarıyla kullanılır.] ahmaklık.] taşıyan. fanatizm < Ar Hamisa coşkulu idi hamburger [ML xx/c] arası köfte < öz Hamburg Almanya'da bir kent [CodC xiii] hammal [Yus xiv] ~ Ar Hamaqat [#Hmq msd. ılıca. yüceltme EŞKÖKENLİLER: Ar #h?md : elhamdülillah. yüklendi . Aş xi] ateşli gayret.] yük ~ Ar Hammâm [#Hmm im. [KT xix] vatan uğruna ~ Ar Hamiyyat [#Hmw msd. yüklü " hamil ~ Ar Hamin [#Hmy fa. Muhammed hamdüsena hamd. nine ~ Ar hamiş [#hmş fa.] himaye eden " himaye ~ Ar Hâmil [#Hml fa.] 1. 2.] coşku. elinden iş gelir ~ Ar Hamâsat [#Hms msd. evrak çantası.] ateşli gayret < Ar Hama çok sıcak idi. kaplıca " humma hamarat hamarod sıkı. yükleme haml [etm < Ar Hamala taşıdı.] "çok ~ Erm [KT xix] becerikli. akkor oldu.] ~ Ar Hamd wa sana' övme ve yüceltme " * Arapçada aynı sözcük "taşıma aracı. ~ Ar Hammâl [#Hml im. aşırı ~ İng hamburger bir tür ekmek * Modern anlamı 1885 ile 1900 yılları arasında ABD'de doğmuştur. hamd. sena hami hamil hamile taşıyan. haminne » " hanım. derli toplu.] taşıma. titiz hamaset cesaret. çok [ xiv] ~ Ar Haml [#Hml msd. sayfa kenarına hamiş eklenen not < Ar hamaşa ısırdı hamiyet mücadele hırsı öfkelendi" humma [Kut.hamakat aptallık < Ar Hamuqa aptal idi hamal taşıyıcı " haml h am am ısıtan". hamd < Ar Hamada övdü.] övme.

f. kervansaray han2 Tü [Yus.] boğazın üst kısmı. hamsin ~ Ar %amsm [#%ms] 1. DK xiv] [Yus. mayalı hamurdan yapılan ekmek < Ar şamara kabardı. İng hame (boyunduruk). hücum " haml [Yusxiv] ~Ar Hamlat [#Hmlmsd. kışın erbain adı verilen en soğuk kırk gününden sonra gelen elli günlük süre < Ar %amsat beş EŞKÖKENLİLER: Ar #?ms : hamsin.] yüklenme. konak [Uy viii+] %an/kan = Tü %ağan/kağan hükümdar " kağan [DK. maya. konak ~ Fa/OFa %ân hane.a.] taşınan yük hamur [CodC xiii] %amır ~ Ar ^amîr [#%mr sf.) handikap [ xx/b] ~ İng handicap oyunda karşı tarafa peşinen verilen puan. a. [EvÇ xvii] xapsi a. hamule haml ~ Ar Hamülat [#Hml sf. han1 yeri. hamut koşumu.a. gırtlak. elli. DK xiv] ~ Fa/OFa %ân hane. Env xiv] ~ Ar Hancar kısa savunma hançer bıçağı ~ Aram ^angsrâ a. şarap).a.a. tahmis hamster [ML xx/c] ~ İng hamster bir tür küçük kemirgen ~ Alm hamster a. konak. eski bir oyun & İng hand el + İng cap şapka " kep . Alm hamen. veya boğazı kapatan kas (= İbr gargeret a. ~ EAlm hamustro ~ Slav %omestorb a. kervansaray han1 yeri. hançere [Gülxv] ~ArHancarat[#Hncrmsd. mayalandı * Aynı kökten Ar %amr (mayalı içki. = Akad gangaritu a. konak.a. 2. Nihai kökeni tesbit edilemedi. ~ Yun hamsi [Amr xv] %amsi .] kabarmış hamur. dezavantaj < İng hand i' cap "el şapkada".hamle atılma. boyunduruk [LO xix] ~? Bul hamút / Sırp homut at * Karş. Xâmpsi Karadeniz'e özgü bir balık * Nihai kökeni belki eski bir Karadeniz dilinden.

şeşhane. kitabi dinlerden önceki dinlere mensup ~ Aram %anspâ [#%np] a. kütüphane. colocynthus hanut [ xx/b] çarşıda müşterileri belirli bir dükkâna yönlendirme işi ve bu işten alınan komisyon ~ Erm %anut' dükkân ~ Aram %anüTâ kemerli taş oda. hanzo [ 197+] kaba ve aptal adam (argo) Sunal'm aynı adlı filminde bir karakter öz Hans Alman erkek adı < öz Hanzo Kemal . sülale " hane.]. İbr %anut (dükkân) biçimleri Aramiceden alınmıştır. kavisli hale getirme. Men xv] ebucehil karpuzu. hanif ~ Ar Hanîf [#Hnf sf.] pagan. çardak [esk. [Oğ xi] %arjı. kemerli taş oda) ile paralellik gösterir. " han1 ~ Fa %ana ev. [DK xv] kangı ~ Yun %anni bir balık türü. xan/%anum ve beg/begüm biçimlerinin bilinmeyen bir Asya dilinden devralındığı düşünülebilir.hane/+hane [Yus xiv] Arap rakamlarında basamak ~ OFa xânag a. kemer. Sözcüğün nihai anlamı Yun kámara (1. memişhane. eczane. [ xvi] soylu kadın (Moğol ve < Tü %an hükümdar " han2 * -um/-ım dişil ekinin kaynağı belirsizdir. umumhane hane hanedan +dan1 ~ Fa %ânadân "hane tutan". ebucehil karpuzu. şarkı söylemek (= Ave hvan.a. şarkı söyleyen < Fa/OFa x\vândan/xanldan okumak. depo. EŞKÖKENLİLER: Fa ?ana : berhane. hücre. a. 2. darphane. dükkân < Aram #%nt bükme. [LO xix] iri. konut. İbrahim'in dini inancını tanımlamak için kullanılan bir sıfat.. hantal [Amr. dinsiz * Kur'anda kullanılan deyimin anlamı muğlak olup. hanedan. cephane. kerhane. tek tanrıcı = Ar Hanaff [nsb. Kuran'da Hz.şarkı söylemek " kanto hangar uçak deposu ~ Ger *haimgardhangi Tü [Kaş xi] kanu/kayu a. kaba.) ~ Ar HanTal/%anTal acı meyvesi müshil ve çocuk düşürücü olarak kullanılan bir bitki. mahpushane. hapishane.] 1.) ~ HAvr *kan. serranus hepatus ~ [Bah 1924] ~ Fr hangar korunak. kemer yapma * Ar Hanut. kraliçe.a. hanım Tatarlarda) <Tü [Çağ xv] %anum hükümdar eşi. yer. 2. meyhane. salhane. hani2 E Yun %anne a. putperest. hanende ~ Fa %\vânanda okuyan. biçimsiz (vulg.a. konak. prenses. adem inciri. tefsirde çeşitli şekillerde yorumlanmıştır. = İbr %anep kâfir. tımarhane.a.a.

Men xv] harab yıkılmış. ateş < Ar Harra [BK 1799] harıl harıl nefes nefese yürüme sesi [ 1924] ~ Fr haras at neslini ıslah için kurulan ~ Ar %arâbat [#%rb msd. kısıtladı. tutsak etme. ) [187+] [Kut xi] [Aş xiv] ~Jap harakiri karın deşme yoluyla ~ Ar Haram [#Hrm msd. [DK.] hapşırık sesi ~ Ar Harr [#Hrr1 msd. ]1 . kapatma. ~ Ar Haramı [#Hrm nsb.özellikle sarık veya baş örtüsü. hapır hapaz[lamak onom [Mercimek xv] tıpta tane haline getirilmiş ilaç ~ Ar yeme sesi [ xvi] hapaz tokat ~ ? hapis/haps[ DK .] vergi. tutsaklık yeri < Ar Habasa kıstı. virane " harap haraç [Aş. hane < Tü hapş [onom. . ~ Ar %arâb [#%rb msd.] viran etme. kapattı. tane. Aş xi] yıkım (isim). hapishane h apşı r[ ma k har1 ısındı. 2. [Kut. sıcak idi har2. İslam hukukunda gayrımüslimlerin ödediği toprak vergisi " harç harakiri intihar & Jap hara karın + Jap kiri deşme haram tabu. yıktı (= İbr/Aram #%rb Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür. tıpta hap hap2.] harap şey. yıkım. at koşumu = Akad abâşu bağlama) * Karş. hara çiftlik < Nor harra bir at rengi harabe yıkıntı. Yus xiv] ~ Ar %arâc [#%rc msd.] haram cı. kemer).hap1 Habb [#Hbb1] tohum. yıkıntı < Ar şaraba viran etti. Env. dokunulması yasak olan " harem harami haram yiyem " haram harap yıkık (sıfat) a. a. hapsetti (= Aram #%bş bağlama . En vx iv ] ~A rH ab s[ #H bs ms d.] sıcaklık. harıl onom + < on om [KT xix] mahbes & Ar Habs + Fa %âna " hapis.] yasak. kuşak. Akad abşu (kuşak.

~ Ar Harbî [#Hrb nsb. savaşçı.harar çuvalı ~ ? hararet ısı"har1 harbi askeri sınıfa mensup kişi " harp1 [ xiv] [Aş xiv] ~ Ar ğirar/ğirarat [#ġrr] çuval. duvar örmede kullanılan kum ve kireç karışımı ~ Ar %arc [#%rc msd. yoldan çıktı harca[mak [Aş. Lat scribere (1. alem2 harcırah ~ Fa %arc-i râh yol için gereken şeyler.] ısınma. Karş. çıkış yaptı. 2. dışladı. yolluk & Ar %arc gerekli şeyler.] hareketler < Ar ~ Ar Harakat [#Hrk msd. rahvan hardal %ardalâ a. gereken şeyler. masraf. harcama.] yasak.] devinim ~ Ar %ardal hardal bitkisi ve tanesi ~ Aram harem [ xiv] Mekke civarındaki belli bölge ki Hac esnasında ihramla girilir ~ Ar Haram [#Hrm msd. bir şeyin üretiminde kullanılan hammadde. gereç + Fa râh/rah yol" harç. sarf. dışarı çıktı. devindi [ xiv] [Aş xiv] ~ Fa xâra/%ârâ dalgalı kumaş ~ Ar Harakat [#Hrk çoğ. özellikle saman ~ Ar Harârat [#Hrr1 msd. dolaylı vergi.] harple ilgili. dokunulmaz kıldı (= İbr/Aram #%rm yasaklama. Aş xi] ~ Ar Harf [#Hrf msd. . haremlik) ile birleşmiştir. dinen yasak sayma) * Türkçe kullanımda Ar Harım (dokunulmazlığı olan yer. [KT xix] 3. Yun grâfö. harf [Kut. 2. resmi işlemler için ödenen para. banal & Ar %arc uygun olan şey. keskin veya sivri olma ) * "Yazı" anlamı muhtemelen eski çivi yazısının şeklinden veya "sıvri bir uçla kazıma" eyleminden ötürüdür. * Nihai kökeni eski bir Akdeniz dili olmalıdır. çıkma. hare harekât Harakat" hareket hareket < Ar Haraka hareket etti. çıkıntı yaptı. sıra malı. sivri bir uçla çizmek. a. gereç. Hurûc] çıktı. Hirm/Hirmân] yasakladı. evde kadınlara ayrılmış olan kısım. yazı birimi. DK xiv] < Ar %arc masraf" harç harcıalem ~ Fa %arc-i câlam herkesin harcı.] 1. kutsal. harç [CodC xiii] 1. herkes " harç. [Men xvii] 2. malzeme < Ar paraca [msd. dokunulmaz < Ar Harama [msd. 2.] 1. 4. Tü çizmek. harf (= Aram #%rp bileme. masraf. gereç + Ar câlam dünya. mızrak veya kılıcın keskin ağzı. tabu.

a. kâğıt. 2. yardı. harman a. delip dışarı çıktı ) + Ar câdat^ alışkanlık. hariç hariciye verilen ad harika " harikulade [ xiv] ~ Ar %âYic [#%rc fa. kesici alet) sözcüğüyle ilişkili olduğu varsayılabilir.a. harita " kart2 harman [ xiv] %ırmen ekin savurma. Karş. harmoni harnup harp1 » » [Aş xiv] harb " armoni " harup ~ Ar Harb [#Hrb msd.] dış. pelerin %arbâ kılıç veya mızrak = İbr %3i*eb a. olağan dışı.] savaş (= Aram [TDK 1955] bütün vücudu saran kolsuz üst giysi. doğaüstü & Ar %âriq [#%rq] yırtan (< Ar xaraqa yırttı. rutin " adet2 harikzede + [KT xix] yangın vurmuş. katırcı ~ Fa farbanda a. harp1. a. [LO ] balıksırtı ~ Fa %ar puşta eşek sırtı & Fa %ar eşek + Fa puşta sırt" puşt Fa %arpuşt ("diken sırt" = kirpi) ayrı kelimedir. özellikle deniz haritası ~ Aram %artâ a. uşak " harpuşta.. tütün karma ~ Fa firman ekini kepeğinden ayırmak için savurma harmandalı Ege bölgesinde eşekçilere özgü oyun havası < Tü harbende/harmanda [xvii-xix] eşekçi. .a. [KT ] ciltlenecek kitabın formalarını dizme.] hırslı " hırs harita [MMem xvi] xarti ~ Ar ^arîTat harita. = Akad %arbu bir tür kesici alet) harp2 harpuşta makaslı dam [ xx/b] ~ Fr harpe bir müzik aleti" arp [Men xvii] %arpüşte omurgalı çatı. +zede haris [Kut xi] ~ Ar HâriS [#HrS fa. yangın afetine uğramış & Ar Harîq [#Hrq] yangın + Fa zada vurmuş " mahrukat.yazı yazmak). ~ EYun %ârtes 1. [Men ] %ırmen vulg. Sam #%rb (kılıç. dışarı çıkan " harç (umur-u) hariciyye 1836'da kurulan dış işleri bakanlığına < Ar %âYic [#xrc] dış " hariç [KT xix] harikulade şey < Ar %âriqu-l-câdat^ harikulade ~ Ar %âriqu-l-câdat^ "adet yırtan". & Fa %ar eşek + Fa banda hizmetçi. bende harmani Tü harman " harman * Anlam ilişkisi açık değildir. dışarı.

özel. zarar < Ar %asira [ xiv] haşeri haşere gibi veya haşerata ait. EKİN.hars [Men xvii] ekip biçme.] 1. [ 191+] eğitim yoluyla aktarılan hasletler (Fr culture karşılığı) ~ Ar Har8 [#Hr8 msd.] hicap. 2.) has [Kut. harup/harnup %arrüb = Akad %arüpu a. zarara uğradı haşarı adam haşat [ xiv] ~ Ar %asâr [#%sr msd. Aş xi] seçkin. tarla sürme. hal1 haseb[iyle hesaplama " hesap haseki hükümdarın yakını < Ar %âSS " has [Aşxiv] ~ Ar Hasba-l-qadar kaderin gereği < Ar ~ Ar Hasba-1-Hâl durum değerlendirmesi ~ Ar Hasab [#Hsb msd.a. tarım. doldurdu hasar hasar gördü. KÜLTÜR. değerlendirme " haseb.] kayıp. tarım < Ar Hara6a toprağı sürdü. Haşw] araya bir şey soktu. toplumsal anlamda seçkin. dini kurallar uyarınca erkeğin dizden bele kadar olan kısmını örten giysi < Ar Haşama utandı" haşmet haşere türlü zararlı veya rahatsız edici küçük yaratık " haşır1 haset Hasada kıskandı [Aş. yaramaz ~ Ar Haşan [#Hşr nsb.] ölçme. ekip biçti (= Aram #%rt/%rS yarma. Yus xiv] ~ Ar Haşarat [#Hşr çoğ. Karş. ayrılan.] börtüböcek. haşa [Yus xiv] ~ Ar Hâşâ-llâhi Allah göstermesin < Ar Hâşâ [#Hşw] uzak etsin! < Ar Hâşâ [msd.] ekin biçme < Ar hasbelkader Hasb hesap.] kültivasyon. ~ Fa %âSagı "seçilmiş olan". her ~ Ar Hasad [#Hsd msd. kader hasbıhal " haseb. a. ayrı.] haşerata ait < Ar Haşarat" haşere [ML xx/c] yorgun. perişan ~ ? hasat HaSada ekin biçti (= Akad eSâdu a. kazma. akıl yürütme. özellikle hendek kazma ) * Ziya Gökalp tarafından Fr culture karşılığı olarak kullanılmıştır. haşema [Hürr 1998] bir tür mayo ~ Ar Haşamat [#Hşm msd.) ~ Ar HaSad [#HSd msd.] kıskançlık < Ar . elit" husus ~ Ar xarrüb/%arnüb keçiboynuzu (= Aram ~ Ar %âSS [#%SS fa. terbiyesiz.

adi.] aşağılık.] 1. hukuki bir işlemde karşı taraf haşin ^uşünat] kaba ve saygısız idi [ xiv] [Kut xi] hasm [Aş. gelir. gelir " hasıl ~ Ar HâSilât [#HSl çoğ. 2. hizmetçiler.Ar %asıs [#%ss sf. 2. dip notu " haşa hasiyet haşla[mak <Tü [Aş xiv] [MŞ xiv] sulu yemek pişirmek " has < Tü *aşla. toplanma. cimri. hasıl veya konuşmanın özü " husul hasıla hasılat HâSilat" hasıla hasım/hasmmuhalif. kıymetsiz . ürün. mahşer.] her türlü hasır [CodC xiii] hasir örgü. yy'da ağır basmıştır. kaba < Ar %aşuna [msd.] huy. f. haşiye ~ Ar Haşiyyat [#Hşw msd. ucuz.haşhaş somniferum ~ Sans khaskhasa a. ~ Ar %aşm [#%şn sf. paravan. yücelikten yoksun < Ar %assa [msd.] dolgu. kumaşın kenar süsü.] gelirler < Ar ~ Ar %aSm [#%Sm] düşman. işin ~ Ar HâSilat [#HSl fa. haşarı. kaynaştı EŞKÖKENLİLER: Ar #h?şr : haşır1. tabiat.] üreyen şey. özellikle ot veya kamıştan örülü yaygı" hasr haşır1 [Yus xiv] haşr ~ Ar Haşr [#Hşr msd. %issat] aşağılık ve hakir idi * "Cimri" anlamı 20. [KT xix] ecnebi hükümdarlar için kullanılan saygı deyimi < Ar Haşam [#Hşm] maiyet. debdebe." aş * Erm %aş. nekes. hakir. kalabalık etme. alçak.a.] 1. taallukat . haşere. 2. değersiz. ~ Ar HaSîr [#HSr sf. mizaç haşmet [Kut xi] maiyet ve hizmetçi sahibi olma. haşlamak) fiiliyle benzerliği tesadüfi olmalıdır. sayfanın kenarına eklenen yorum. kıyamet < Ar Haşara (kalabalık) toplandı. [KT xix] 1.] sert. papaver ~ Ar HâSil [#HSl fa. mahşer haşır2 hasis onom yaprak veya kâğıt sesi [ xiv] hakir.(suda kaynatarak pişirmek. Yus xiv] ~ Ar %aş%aş afyon bitkisi. haslet " husul [Aş xiv] ~ Ar %aSlat [#%si msd.

Gül xiv] sayrı. sağlığı bozuk hat/hatt[Kut xi] ~ Ar xaTT [#xTT msd. a. Ar Hişmat (utanma. .* Arapça #Hşm (utanma. kapatma. %uTür] aklına geldi. çizim sanatı < Ar %aTTa çizdi. ayrıcalık. Karş.] çizgi. özellikle Kuran'ı ezbere okuma ~ Aram ^stîm/^âtsmâ mühür. elit" has hassas hisseden. hatim/hatm[Yus xiv] %atm ~ Ar %atm [#^tm msd. 2.] yanılgı. ciddi ve tehlikeli idi).] özel olan şey. melce (< Ar a'âba geri döndü )" haşmet haspa [Bah 1924] sevimli yaramaz. haşmetmeap [ xix] ecnebi hükümdarlara mahsus bir unvan & Ar Haşmat + Ar ma'âb [#'wb iz/m.) hata Ar %aTâ yanıldı.] etrafını çitle çevirme. sınırladı. hicap duyma) fiili Aram #xşm (susma. anımsadı * Ayrıca Ar %aTura (önemli idi. sınırlama < Ar HaSara etrafını çevirdi. yaralanmak ~ Ar %âSSat [#%SS fa. taş üzerine yazma = Akad %aTâTu a. damga ~ Mıs xtm a. yazdı (= Aram #%TT kazıma. Türkçe türevler bambaşka bir anlam kazanmıştır. hicap). çentme. Yusxiv] ~ Ar Hasrat[#Hsr msd. duyarlı" his hasta Fa %astan yaralamak. tereddüt etme) ile eşkökenlidir. ~ Ar Hassas [#Hss im. hatip hitap [ xiv] hutbe okuyan ~ Ar %âTib [#%Tb fa.] hitap eden " ~ Ar %âTir [#^Tr fa. mühürleme.] geri dönülecek yer. içerdi hasret [Aş. yanlış yaptı hatıl ağaç ~ ? [Kut xi] ~ Ar %aTâ' [#%Ty msd.] bir şeyin yokluğundan ötürü acı çekme (= Aram #%sr eksik veya yoksun olma ) " hasar hassa [Yus xiv] özellik. bloke etti. • Hatırlı/hatırsız sıfatları hatrı sayılır (düşüncesi önemsenir) deyiminden türemiştir.] düşünce. ezberleme. yanlış < [LL 1732] HaTl taş duvarı berkitmek için araya konan yatay * Ar *HaTll veya *HaTl biçimine rastlanmamıştır. sığınılan yer. hatır/hatr[Kut xi] bellek < Ar %aTara [msd.a. seçkin kimse. f. akıl. külhani ~ ? hasr[etm [MMem xvi] ~ Ar HaSr [#HSr msd.] 1.] çok ~ Fa %asta yaralı < [Mercimek xv] [Yus.

] İsa'nın 12 müridinden her biri ~ Eth %awâr yolcu.] içeren < Ar Hawâ .] akılda kalan şey. havale [Aş xiv] yöneltme. ~ Ar Hawâdi6 [#Hd6 çoğ. -ni Sogdca dişil ekidir. hav1 havlu havı. a. havas seçkinler. Aş xiii] [MMem xvi] ~ Fa hawâ a.] aktarma.] korku < Ar %âfa ~ Ar Hâwin [#Hwy fa. haberci < Eth [#xwr] gitmek * Nöldeke. elçi. kadife veya ~ ? [Env xv] hav hav ötme sesi. çevre < Ar Hawl çevre < Ar hâla döndü. athaea officinalis ~ Ar Hattâ ta ki (edat) ~ Ar %aTTâT [#%TT im. Uy viii] xatun/katun kraliçe. f. bir borcu başkasına devretme " hal1 havali [Gül xiv] ~ Ar ~ Ar Hawâlin [#Hwl çoğ. hükümdar & Sogd %\va kendi + Sogd tâw güç. elit < Ar %âSSat" hassa havf korktu havi kapsadı. yönlendirme Hawâlat [#Hwl msd.hatıra anı " hatır hatmi hatta hattat hatun [MMem xvi] ~ Ar %aTirat [#^Tr fa.] çizimci" hat [Or. ince ve yumuşak kıl hav2 hava havadis hadiseler < Ar Hadî6at" hadise onom [Men xvii] Hav kumaşın yüzünde oluşan pürüz.] etraf. havari ~ Ar Hawârî [#Hwr nsb. MÖ 3. topladı. zevce . xiii] yasal eş. transfer.] özel olanlar.a. Ar #Hwr2 veya İbr/Aram #%wr (beyaz olma) kökleriyle alakalı olmadığı açıktır. içerdi [Yus xiv] [Yus xiv] ~ Ar %awâSS [#^SS çoğ. [passim. Beiträge 1910. [DK xv] vafvaf köpek sesi [CodC. [ xiv] xıtmi [ xiv] ~ Ar %iTmı hatmi bitkisi.] olaylar. dönüştü " hal1 havan [ xiv] ~ Fa/OFa hâwan a. ~ Ar %awf [#^wf msd. güçlü " hodbehod * Sogd %\vataw.Sogd %\vaten [f ] kraliçe (= Sogd *%watâw-ni) < Sogd xwatâw kral. Türkçe sözcük 13. yy'dan önce sadece "kraliçe" anlamında kullanılmıştır. yy'da Baktria krallarının ünvanı olan EYun autokrâtor sözcüğünün tam çevirisidir.

2. dipsiz kuyu. Yus xiv] [ xiv] ~ Ar Haya' [#Hyy/Hyw msd. ~ Ar HawSalat [#HSl] kuş kursağı. kaygı. tatmak) + Fa yâr seven. mecal" hal1 ~ Fa %âwlincân havlıcan bitkisi. havza ~ Ar Hawzat [#Hwz/Hyz msd.a. havsala husul havuç hawic a. [Men xvii] hevc vulg. İt caviale. sahip oldu hay ünl [Kut. sarnıç " havza ~ Ar HawD [#HwD msd. dost * Kökeni çok tartışılmıştır. cemiyet). İng caviar (a. hauc ~ Fa havuz [ xiv] havz amacıyla açılan çukur. alpinia [Men xvii] havlı/havlu makreme tüylü peşkir < Tü ~ İbr %ebrah [msd. bir şeyin sınırları içinde olan < Ar Haza elde etti. birlikte olma. tuttu. husye ~ OFa hayal [Yus xiv] ~ Ar %ayâl [#%yl msd. Batı dillerine İtalyanca yoluyla Türkçeden geçmiştir. [KT xix] kalaycıların erimiş metali tutmak için kullandıkları çekice benzer alet ~ Ar hâwiyyat [#hwy] uçurum. havlu hav1 " hav1 havra araya gelme. uçtu havyar [Kan xv] Hazar Denizine özgü bir tür mersin balığı yumurtası ~? Fa *%âwiyâr lezzetsever. a.] utanma.a. zihinsel görüntü. havuz. birleşme ~ Ar Hawl [#Hwl] güç. Karş. dilek. Akad %uburu (cemaat.] cemaat. DK xi] ilgi.] imgelem. gövdeden ayrılmış ruh < Ar %âla hayal etti . mide " [MŞ xiv] hevic .] su biriktirmek havya [Men xvii] hâviye cehennem. cehennem < Ar hawâ düştü.havil/havlhavlıcan galanga ~ Sans kulangcana a. içtima < İbr #%br bir * Karş. 2. üzüntü belirten ünlem haya1 utangaçlık haya2 %âyag yumurta [Aş. mülk. gurme? & Fa %âwı lezzet (< Fa %â'idan tadına bakmak. ~ Fa %âya i yumurta. testis. varlık. Aram %ibru (aşiret).).] 1.

dervişlerin giydiği kolsuz yelek. parasız (argo). hayat2 ~ Ar HayâT [#HwT çoğ. [LO xix] ayld/hayit . Sırp/Arn hajduk.] 1. ~ Ar Haya'at [#Hyy/Hyw msd. 1488) < Ar %aydâr arslan haydi haydut başıbozuk ünl [ xvi] hayde/hay de/haydi/de hayde " hay [Men. seçkin.] duvarlar. sakındı haybe [AL 192+] habe yemek (argo). fantom " hayal hayat1 [Aş. hayır2/hayr[Kut xi] ~ Ar %ayr [#%yr msd.Ar %ayr iyilik " hayır2 * Olumsuz cevabı dolaylı olarak ifade eden bir hüsnü tabir olarak kullanılmıştır. Yus xiv] canlı olma. HayT/HlTat] etrafını çevirdi. DK xiv] " hay ~ Fa hay hüy şamata. yaşama < Ar Hayya canlı idi. %w^âh. [ xviii] eşkiya. [İAr 193+] habeden bedavadan.hayalet hayalet. vitex agnus-castus. en iyi. iyi davranış < Ar %âra (iyi olanı) seçti.] < Mac hajdú başıbozuk piyade. yaşar idi ~ Ar %ayalat [#%yl] doğaüstü görüntü. başıbozuk). alevilerin giydiği kızıl başlık. ~ Mac hajdúk [çoğ. Macarca sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. Rom haiduc. [AL 192+] habeden bedava ele geçirilen mal veya eşya (argo) Çing habe yemek haydari [ xi] Haydar'a ilişkin.istemek. hayhay hayhuy kalabalık sesi hayıf[lanmak (ünlem) hayır 1 . ömür" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür.] * "Yaşam süresi. [ xv] Kalenderi ve Bektaşiliğe yakın bir tarikat. 2. iyilik. [ 198+] kalender sofrasına mahsus bir yoğurtlu meze < öz Haydar Erdebil şeyhi. korudu. Peç xvii] Macar piyade askeri. dilemek)" hayır2 hayıt & Ar %ayr iyilik + Fa %\vâh isteyen (< Fa ünl [KT xix] onaylama deyimi [Neş xv] hay u hüy [Yus. Cüneyd'in oğlu ve Şah İsmail'in babası (ö. ~ Ar Hayf eyvah! yazık! [Men xvii] %ayr olumsuz cevabı nazik dille ifade eden söz [BK 1799] ayıd bir bitki. Bul haidut (eşkiya. akıncı * Karş. avlu < Ar Halt çevre duvarı. tercih etti hayırhah %wâstan. savundu. çit < Ar HâTa [msd.

ordu (= Aram %eylâ ordu = Akad ellatu a. DK xiv] ~ Ar Hayawân [#Hyy/Hyw] 1. şaşkınlık ~ Ar Hay6iyyat [#Hy6 msd.] hayır işleri. Yus xiv] ~ Ar Hayarân [#Hyr msd. ~ Ar Hayrat [#Hyr msd. canlı idi" hayat1 haz/hazz[Aş xiv] kısmet.] şaşırma. kantor ~ Akad %azânu kent yöneticisi" hazine hazer ekilip biçilen yer " huzur [Kut xi] ~ Ar HaDar [#HDr msd.[xvi-xix] < Ar %ayl at sürüsü. [DK xv] haykır-< Tü ay/hay [onom.] şaşma. ~ Fa %azân sonbahar hazan2 ~ İbr %azzân i tapmak görevlisi. hayvan [Aş.) hazım/hazm< Ar haDama sindirdi [Aş xiv] . zenginlik. vatan + Alm -los -siz. 2. eşkiya. sinagogda ilahi okumakla görevli kişi. at hırsızı ~? [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar %ayrât [#%yr çoğ. yaşama. 2.] bağırma sesi " +kirhaylaz Tü? [ xix] haylamaz aldırmaz. umursamaz aldırmak. Yus. yurtsuz & Alm heimat yurt.haykır[mak Tü [Uy viii+] aykır. hayrat iyilikler < Ar %ayr iyilik " hayır2 hayret < Ar Hara şaştı haysiyet sosyal konum.) < Tü hayla. umursamak < Tü hay ilgi ve kaygı ünlemi" hay hayli [MŞ xiv] %ayll çok güruh.] pay. yoksunluk eki " hangar hayran şaşkınlık " hayret * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.a. her çeşit canlı varlık. a.] meskûn ve ~ Ar %ayzurân tropik ülkelerde yetişen bir ~ Ar haDm [#hDm msd. haymatloz [ xx/b] ~ Alm heimatlos hiçbir ülke vatandaşı olmayan kişi. canavar < Ar Hayya yaşadı.] konum. * Türkçe sıfat hayl-i filan (filan sürüsü) tamlamasından türemiştir. keyif < Ar HaZZa talihli idi hazan 1 [ xi] ~ Ar HaZZ [#HZZ msd.bağırmak. ruscus aculatus (= Aram %3zlrâ a. statü < Ar Hay6 nerede hayta [ xix] haydut. süvari takımı. [Aş. canlı olma.] sindirim hazeran cins kamış.

] 1. < Ar heder ~ Ar hadar [#hdr msd. boşa gitti . Anlam gelişmesi için karş. HaZr] çitle kapattı hazne konulan yer. mezarlık < Ar HaZara [msd. prezans. tempoyla manzume okuma. he ünl [DK xiv] olumlama bildiren ünlem [Yus xiv] ~ Ar habâ' [#hbw msd. Yus xiv] mevcudiyet.] a.] hazır olan. depo. f ] kıymetli eşya veya para konulan yer.] 1. huzur. hazret [Aş. huzurda ~ Ar Haziran Rum takviminin dördüncü ~ Ar HaZîrat [#HZr sf. yan. heceleyerek okuma hecin [ xiv] tek hörgüçlü deve nesli bozuk. a. gözkulak olmak" olduğunu düşündürür. 2. hazır bulunan " huzur haziran ayı~? hazire [ xiv] mezarlık çevrili yer. bir cinayetin intikamsız ve kısassız kalması.] 1. Yus xiv] ~ Ar HâDir [#HDr fa. özellikle heba havada uçuşan toz zerresi hece [DK xiv] tempoyla okuma ~ Ar haca' [#hcw msd.] 1. depoladı * Akad %azanu (kent yöneticisi) > İbr/Aram %azzan (tapınak bakıcısı) biçimleri Sami kökünün nihai anlamının "bakma. hadf] hedefledi. gerek Lane. 2. Arapça sözcüğün anlamı OFa ganz/ganzmag (hazine. Aş xi] ~ Ar ^azînat [#%zn sf. nezd.] kıymetli eşya veya para * Kamus-ı Türki'ye göre hazine sözcüğünün Türkçe zebanzedidir. f. melez. tek hörgüçlü sürek devesi hedef [Mercimek xv] hadafa [msd. alfabedeki harflerin sırası ~ Aram hegâ [#hgy] düşünme. bir saygı deyimi " huzur ~ Ar HaDrat [#HDr msd. 2. ~ Ar hadaf [#hdf msd.hazin [Yusxiv] ~ Ar Hazm[#Hznsf.] çitle ~ Ar %aznat [#%zn msd. depo. nişan aldı ~ Ar hacın [#hcn sf. boşa harcanan şey < Ar hadara yok yere ya da cezasız kan döküldü. saklama yeri < Ar gazana sakladı. Arapça biçimi %azlnat varyantı olarak zikrederler. Oysa gerek Tacül Arus. "kanın yerde kalması". hazine " hazine [ xiv] [Aş. 2. kasa.] hüzünlü "hüzün hazine [Kut. * Huzura çıkma deyiminde sözü edilen eylemin soyut kişilik kazanmış halidir.] toz. soysuz. kasa) 'dan etkilenmiştir.

hektar Lat centum : kantar. sarsıldı [Yus.a. hegemonya [ xx/a] ~ Lat hegemonia hüküm sahibi olma. Yus xiv] ~ Ar halâk [#hlk msd. Gal chwech. a. santi+. santim1. lider. DK xiv] ~ Ar Halâl [#Hll msd. İng six. ~ HAvr *dekm-tom.altı ~ EYun (h)eks * Aynı kökten Lat sex. a.yüz (100) ~ EYun hela [Men xvii] 1. a.aramak. filozof. boşluk. izin verdi" hal2 hele helecan < Ar galaca titredi. bilge. vakum. Fa şaş (altı). Lat suavis (tatlı. tenha bir yere çekildi. her çeşit armağan " hidayet hedonizm [ xx/b] ~ Fr hédonisme zevk ve sefa düşkünlüğü < EYun (h)edone zevk. helezon şeklinde olmak . mahv < Ar halaka tükendi (= Aram #hlk gitme. Fr six. Aş xi] yasak olmayan < Ar Halla çözdü. tabip ~ Aram %aklm a. İt sei. hekt(o)+ (h)ekatón a. sarsılma helezon ~ Ar halazün spiral. yürüme = Akad alâku a. tahakküm < EYun (h)egemön önder. yol armağanı. Aynı kökten Lat centum (yüz). a. hoş * Aynı kökten İng sweet.< HAvr *swâd.a. uğurluk.) helal [Kut. < Aram #%km bilme " hikmet heksa+ a. abdesthane ~ Ar %alâ' [#%lw] boşluk. tenha idi. santim2 hektar oluşan yüzey ölçü birimi " hekt(o)+. a./ İng hexa. bitme. salyangoz ~ EYun (h)elissón helezon < EYun (h)elissö (asma filizi gibi) sarılmak.] tükenme. dinen ~ Fa hala uyarı ifade eden bir söz ~ Ar %alacân [#^ic msd. 2. hoş). komutan < EYun (h)egeomai öncü olmak. ~ Fr héxa. insanlardan uzaklaştı helak [Aş. iz sürmek hekim [DK xiv] ~ Ar Hakim [#Hkm sf. keyif~ HAvr *swâd-onâ. a. boş yer. tenha < Ar %alâ boş idi.tatlı. ar2 [Aİhsan 1891] ~ Fr hectare 100 ardan ~ Fr/İng hect(o). önderlik etmek ~ HAvr *sâgeyo< HAvr *sâg.] titreme. Alm sechs.] izinli olan.] hikmet sahibi.] yola çıkmadan kesilen kurban. ~ HAvr *s(w)eks.hediye [ xiv] armağan ~ Ar hadiyyat [#hdy msd. EŞKÖKENLİLER: EYun (h)ekatón : hekt(o)+.

dahi (edat). Sans sam(a).a. Lat simul. Lockyer ve E. aynı).kan ~ HAvr *sai-mn. * İlk kez 1868'de bir güneş tutulması esnasında güneş tayfında tesbit edildiği için. İng same. Ave hvars-. aynı anda. hem(o)+/hemat(o)+ ~ Fr hém(o). & EYun (h)éliks helezon + EYun pterón kanat" helezon helis [ xx/b] ~ Fr hélice helezon ~ EYun (h)éliks a.a. Sans súvar > súrya. aynı (önek) ~ EFa/Ave ham(a).< HAvr *sai-3 yoğun sıvı. hemcins olan & Fa ham + Ar cins " hem. beraber.bir. tatlılık = İbr #%lh a. şekerleme < Ar Hulw tatlı (= Aram #%ly tatlı olma. mucit. fikir ~ Fa ham fikr aynı düşüncede olan & Fa hemofili [ xx/b] ~ Fr hémophilie kolay kanama hastalığı & EYun (h)aíma.kan + EYun fileö sevmek " hem(o)+.(bir. aynı * Aynı kökten EYun (h)omós.) helyum [Bah 1924] ~ YLat helium bir element # 1868 J./ İng haem(o). İng south (güneş yanı.] bir tür hellim yumuşak peynir < Ar Haluma yumuşak idi " halim helva [Kut xi] ~ Ar Halwâ' [#Hlw] tatlı yiyecek. Aş xi] ~ Fa/OFa ham de. Frankland. Fr. • Aynı kökten Lat söl. aynı ~ HAvr *sem-1 bir. " helezon ~ Ar Halüm/Hallâm [#Hlm im. beraber. İng sun (güneş). fil(o)+ . an " hem h em fi ki r + ham aynı + Ar fikr düşünce " hem. N. Kimyacı < EYun (h)élios güneş ~ HAvr *saswel. Ger *sama-. vakit geçmeden & Fa ham bir.kan (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)aíma. beraber. güney). beraber. bir. hem [Kut. t.helikopter [Hayat 1961] yatay pervaneli uçak ~ Fr hélicoptère #1861 Gustave de Ponton d'Amécourt. Yus xiv] hemândem aynı anda ~ Fa ham ân (dam) onunla bir (zamanda).a. beraber + Fa ân o + Fa dam zaman. kan hematit kan gibi " hem(o)+ hematoloji hem(o)+. simültane. cins [ xx/b] [ML xx/c] [Mercimek xv] ~ Fr hématite kan taşı ~ EYun (h)aimatítes ~ Fr hématologie kan bilimi" ~ Fa hamcins aynı cinsten hemen [Aş. beraber. İng. t. a.

fışkırma (< EYun rhegnymi yırtıp çıkmak. hendbol ball top " balya [ xx/b] ~ İng handball el topu & İng hand + İng ~ Ar %andaq ark. ha$la$ ~ OFa ahanüz [ viii] kop/köp çok. Alm. glob hemoraji [Bah 1924] emoraji ~ Fr hémorragie damar yırtılması sonunda oluşan ani ve şiddetli kanama ~ EYun (h)aimorrhagía a.kan + EYun rheö akmak " hem(o)+. & EYun (h)aíma. süttaş. [ xix] hastabakıcı kadın ham şıra 1. t. I. ayak ~ Fa ham şahrî aynı memleketli " hem. kanal ~ Fa/OFa ~ Ar handasat [#hnds msd.a. F.a. zemin * Muhtemelen Fa hamzaman (eşzamanlı) deyimine benzetilerek türetilmiş Türkçe bir terkiptir.hemoglobin [ xx/b] ~ Fr hémoglobine alyuvarlara kızıl rengi veren madde ~ Alm haemoglobin a. şıra hemzemin olan demiryolu kavşağı [TDK 1998] hemzemin geçit karayoluyla aynı düzlemde & Fa ham eş. kardeş.kanayan. -d. püskürmek ) " hem(o)+ hemoroid [ xx/b] ~ Fr hémorrhoïde basur ~ EYun (h)aimorrhoís. ritm hempa [ xiv] uyduran & Fa ham aynı + Fa pâ ayak " hem. t. kalabalık. hepatit [ xx/b] EYun (h)epar. özellikle kız kardeş & Fa ham aynı + Fa şîr süt" hem.kan + EYun rhâge püskürme. t.bir araya gelmek henüz hep Tü [CodC xiii] [Kut xi] [Neş xv] ~ Fa hanöz şimdi. < Fa/OFa kandan kazmak hendese geometri ~ Fa andâza ölçü. [DK xiv] hep bütün.a. " ciğer ~ Fr hépatite karaciğer enfeksiyonu < . oran " endaze hengâme gaile < EFa *ham-gâma. hendek [Env xv] kandag kazılmış şey. hep. t.kan + Lat globus küre. 2. beraber + Fa zamîn taban.a. pa hemşehri şehir ~ Fa ham pâ yoldaş. kimyacı (1825-95) & EYun (h)aíma. Hoppe-Seyler. a.karaciğer ~ HAvr *yekwr. kan akıtan & EYun (h)aíma. ayakdaş. pek. daima * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. ~ Fa hemşire [ xv] kız kardeş. yer.] ~ Fa hangâma toplantı. düzlem " hem. < Alm haematoglobulin # H.a. yuvar " hem(o)+.

Nihai anlamının "demirci" veya "kılıç ve bıçak imal eden" olduğu düşünülebilir.)" her [Kut xi] ~ Fa har kas a. a.a.) [Yus. a.ciltte çıkan uçuk ~ EYun (h)erpes "sürünen". ciltte çıkan ağrılı leke < EYun (h)erpö sürünmek ~ HAvr *serp-2 sürünmek herpetoloji [ xx/c] ~ Fr herpétologie sürüngenler bilimi / İng herpetology a.a.] aritmetik < Ar Hasaba hesapladı. Gül xi] hisab ~ Ar Hisâb [#Hsb msd. odunsu olmayan bitki + Lat -cidus öldüren " +sid hercai [Gül xv] ~ Fa har câyî her yerde (yetişen). Hertz Alman fizikçi (1857-1894) herze [Kıp.] sanatkâr. sürüngen < EYun (h)erpö sürünmek " herpes. < öz Hermes Trismegistos Yeni-Platoncu felsefede Mısır tanrısı Toth'un adı herpes [ xx/c] ~ YLat herpes. & Fa har her + Fa hermafrodit [ xx/b] ~ Fr hérmaphrodite çift cinsiyetli < öz Hermaphrodite mitolojide Hermes ile Afrodit'in çift cinsiyetli çocuğu & Hermes + Afrodite hermetik [ML xx/c] hermetizm ~ Fr hérmetique gizli ilimlere ilişkin. beyhude.)" harpuşta herif (olumsuz bağlamda) adam meslekdaş. < EYun (h)érpeton yerde sürünen şey. . bir yerde durmayan. bütün. t. yoldaş.. herkes kas birisi. zona hastalığı. faydasız ~ Fa harza münasebetsiz söz < Fa hesap [Kut. batıl / İng hermetic a. bir meslek örgütü veya loncaya mensup olan kimse. Yus. olarak görme ) . +loJi herru ya merru gitme & Kürt herrö git + Kürt merrö hertz [ML xx/c] ~ hertz fizikte frekans birimi ^1930 International Electrical Congress. < Fa/OFa %ar eşek (= Ave %ara. Aş. Yun.a. her (= Ave herbisid [ xx/c] ~ Fr/İng herbicide ot öldüren kimyasal madde & Lat herba ot. MantT xiv] harz münasebetsiz.a. kimse (= Ave kas.her haurva. a. DK xiv] arkadaş. becayiş hercümerç ~ Fa harc u marc karışıklık ~ Fa %ari hergele [BK1799] %ar gele yaban eşeği gala a. a.a. < öz Heinrich R. [Aş. sebatsız & Fa har her + Fa cay yer " her. a. yoldaş " harf [Kut xi] harif meslekdaş. [Gül xv] ~ Ar Harif [#Hrf sf. saydı (= Aram #%şb sayma. * Ar #Hrf/Sam #Hrp köküyle anlam ilişkisi açık değildir. DK xiv] ~ Fa har tüm.

parçalardan oluşmuş bütün. çırpınma ~ Ar hayalân [#hyl msd.] 1. âwîz.] telaş. Aristoteles felsefesinde şekillenmemiş madde. kompozisyon. boş şeylerle gönül eğleme hey ünl [DK xiv] hitap ünlemi [Arg. diğer (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)éteros başka. ~ Ar hawas [#hws msd. yol torbası. kurul. anıt ~ İbr/Aram hekâl saray./ İng heter(o). dağar heybet [CodC xiii] ~ Ar haybat [#hyb msd. 2. fantezi. materia .asılı olma.] 1.heter(o)+ ~ Fr hétér(o). cinnet. ayrı. yazık! (ünlem) heykel [ xiv] ~ Ar haykal [#hykl] muazzam yapı. ayrı + Lat sexus cinsiyet" heter(o)+.] kum yığını veya heyet ~ Ar hay'at [#hy' msd. tahta. çırpındı heyelan yığılması < Ar hâla kum döküldü. biçim. ayrı + EYun dóksa görüş. huşu ve saygı duydu heyecan < Ar haca telaş etti. organizma. salkım < Fa âwl%tan. organizasyon < Ar hâ'a derli toplu ve biçimli idi heyhat [ xiv] ~ Ar hayhât eyvah!. +jen2 [DTC 1943] ~ Fr hétérogène farklı cinsten" heteroseksüel [ xx/c] ~ Fr hétérosexuel diğer cinse eğilimli olan & EYun (h)éteros başka. abide. dogma heterojen heter(o)+.başka. suret. Men xiv] hegbe ~ Ar Haqîbat [#Hqb sf. hammadde. seks hevenk [Men xvii] aveng sarkık. mezhep " heter(o)+. SinanP xv] ~ Ar hayülâ' şekilsiz madde. görünüş. ayrı heterodoks [ML xx/c] ~ Fr hétérodoxe resmi öğretiden farklı olan görüş & EYun (h)éteros başka.] korku ve huşu duyma veya duyurma < Ar hâba korktu. felsefede materia ~ EYun (h)yle 1. sarkma " avize heves [Aş xv] ~ Fa âwang asılı şey. delilik.] heybe çanta. yığıldı ~ Ar hayacân [#hyc msd. f. farklı. 2. heyula [Mercimek. doktrin. ağaç. 2. tapınak ~ Akad ekallu saray ~ Sumer e-gal büyük ev heykeltraş traş & Ar haykal + Fa taraş yontan " heykel.

Vehbi (wahbı) ve Mevhibe (mawhlbat).] ağır hibe [ xiv] ~ Ar hibat [#whb msd. f.] perde. ~ EYun (h)ybris ölçüyü aşma. biri hakkında gülünç bir manzume veya yergi okudu. cabdu-l-wahhab). alay. utangaçlık . sc. cömertçe ve karşılıksız verdi * Aynı kökten kişi adları Vahap (wahhab. [Men xvii] utanma. satir. kılavuz olma. tanrı yoluna yönelme veya yöneltme < Ar hadâ yol gösterdi.] göçme. hicri. hüner. hediye < Ar wahaba bahşetti.] yergi. kılavuz oldu . küstahlık.] hıçkırık sesi " +kir~ Ar hicran [#hcr msd. muhacir. göçtü EŞKÖKENLİLER: Ar #hcr : hicret. hiç bir [Aş xiv] perde. marifetli & Fa hazar hezeyan [Gül xv] sayıklama.a. satirize etti" hece hıçkır[mak <onom [EvÇ xiv] ınçkır< Tü ıç/hıç [onom. ~ Lat hybrida a. bağış. hiciv/hicv~ Ar hacw [#hcw msd. gizledi.] hicrete ait" hicret hidayet [ xiv] ~ Ar hidâyat [#hdy msd. aşağılayıcı şarkı < Ar haca alay etti. tehcir hicri [ xiv] ~ Ar hicrî [#hcr nsb. [Yus xiv] ~ Ar hicrat [#hcr msd. hicran. Vehip (wahıb). ölçüyü aşmak hiç hicap [Kut. ayrılma. örttü * Sözcüğün Türkçe ikinci anlamı mahcub (yüzünü örten.] ~ Ar hazîmat [#hzm sf. boş ve anlamsız konuşma < Ar ha5â sayıkladı hezimet yenilgi < Ar hazama ağır yenilgiye uğrattı [Neş xv] ~ Ar haSayân [#h5y msd. hibrid [ML xx/c] ~ Fr hybride melez / İng hybrid a.a. terketti. ayrılık " hicret hicret bir yerden ayrıldı. sanat" fen [ xvii] bin hüneri olan.] göç < Ar hacara hicran uzaklaşma. metil hezarfen bin + Ar fann beceri.] ihsan. azgınlık < EYun (h)ybrizö azmak. muhaceret.EŞKÖKENLİLER: EYun (h)yle : heyula.] yol gösterme. kadın örtüsü < Ar Hacaba sakladı. perde ardına gizlenen) biçiminden geri türetme olmalıdır. kadın örtüsü. DK xi] ~ Fa/OFa hlç/heç herhangi bir.Ar Hicâb [#Hcb msd.

a. 420 Cælius Aurelianus & EYun (h)ydör su + EYun fóbos korku " hidr(o)+1.su ~ HAvr *ud-ör. fil(o)+ ~ Fr hydrophile su emen & hidrofobi [ML xx/c] kuduz hastalığı ~ Fr hydrophobie "su korkusu". +ber hidrografi [ARasim 1897-99] hidrografya hydrographie deniz haritacılığı & EYun (h)ydör su + EYun grafe yazı " hidr(o)+1. Eliyahu " hızır * Ar %iDr adı Farsça üzerinden Türkçeye Hızır olarak aktarılırken. hidrofil [Bah 1924] idrofil EYun (h)ydör su + EYun fílos seven " hidr(o)+1. Hit watar. hıdiv [Env xv] hükümdar vezir ~ Hwar %wadew hükümdar " hüda * Eski devirde Doğu İran'da Harezm hükümdarlarının unvanı iken 1866'da (muhtemelen Keçecizade Fuad Paşa tarafından) Mısır yöneticilerinin sıfatı olarak yeniden ihya edilmiştir. Lat unda (deniz. bir tür pompa & EYun (h)ydör su + EYun fóros taşıyan " hidr(o)+1. hidr(o)+1 ~ Fr/İng hydr(o)-1 su (sadece bileşiklerde) .E Yun (h)ydör. öfke " had [Aş xiv] öfke ~ Ar Hiddat [#Hdd msd. kuduz hastalığının bilimsel adı ~ OLat hydrophobia # y. fobi hidrofor [ xx/c] ~ Fr hydrophore 1. < HAvr *wed-1 sulu. ıslak * Aynı kökten İng wet (ıslak). 2. hidr(o)+2 hidrojen ~ Fr/İng hydr(o)-2 hidrojene ilişkin " hidra [ML xx/c] ~ YLat hydra polip < (H)ydra mitolojide Herakles'in öldürdüğü çok başlı su yılanı < EYun (h)ydör su " hidr(o)+1 hıdrellez 6 Mayıs (Eski takvimde 19 Mayıs) gecesi kutlanan bir halk bayramı < öz Hıdır İlyas Ortadoğu halk inançlarında bereket getirici olarak bilinen iki kutsal kişilik & %iDr Kuranda adı geçen kutsal kişilik. Rus voda (su). a. klor [ xx/b] ~ Fr hydrochlorique kimyada bir asit & Fr .] ~ Fa xidew hükümdar. water (su). su kaynağı. (h)ydr.a. ^ 1787 Lavoisier.hiddet keskinlik. kimyacı & EYun (h)ydör su + EYun genes doğuran " hidr(o)+1. Arapçadan direkt alımlarda Hıdır biçimi tercih edilmiştir. Fr. dalga). +grafi ~Fr hidrojen [Bah 1924] idrojen ~ Fr hydrogène a. padişah. +jen1 hidroklorik hydrogène + Fr chlore " hidr(o)+2. Hızır + ilyâs İbrani peygamberlerinden biri.

Aş xi] ayrıcalık gösteren giysi. değiştirme). parlama = Akad ellu a. yaratılış. Aş xi] ~ Ar Hikmat [#Hkm msd. sağlıklı * Yakın dönemde İngilizce telaffuz etkisiyle başa h sesi eklenmiştir. hikâye [Aş.nem (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ygrós nemli ~ HAvr *ugw-ro. 2. Gül xiv] hikâyet [#Hky msd. aldatma ~ Ar %ilqat [#%lq msd. Yus.] zıtlık.hidrolik [Müh381181+] ~Frhydraulique su basıncı ile çalışan mekanizma.] yeni ay. hilal (= İbr ~ Ar %ücat^ [#^lc msd. bir hale büründü " hal1 hilkat tabiat" halk2 [ xiv] ~ Ar hilâl [#hll msd. DK. yaradılış.] anlatı < Ar Hakâ anlattı. a. bilgelik ~ Aram ^eksmâ a. Aş xi] < Ar Hâla dönüştü.] halifelik < hilal [Aş. < İbr/Aram #%km bilme.] bilgi. = İbr %ikmah a. Arapça kökün nihai anlamı bu olmalıdır. hilaf [Gül xiv] ~ Ar RÜâf [#xlf III msd. hilafet Ar %alıfat halife " halife [MMem xvi] ~ Ar %üâfat [#%lf msd. taklit etti ~ Ar Hikâyat ~ Fr hygiène sağlığa uygunluk hikmet [Kut. hıfz [ xiv] ~ Ar HifZ [#HfZ msd. akılda tutma < Ar HafaZa korudu. fizikte sıvılar mekaniği ~ EYun (h)ydraulikós órganon su basıncı ile çalışan bir tür müzik makinası & EYun (h)ydör su + EYun aulós boru " hidr(o)+1 hidroloji [ xx/b] ~ Fr hydrologie deniz bilimi " hidr(o)+1. a.] 1. bilge olma " hüküm * Ar #Hkm kökünün "bilme" anlamı Arapçaya Aramca veya İbranice yoluyla Kuzeybatı Sami dillerinden alınmıştır. . hırka " hal3 hile [Kut. sıhhat [Mercimek xv] ~ Ar HifZa-l-SiHHat higr(o)+ ~ Fr/İng hygr(o).< HAvr *wegw. Yus xiv] #hll ışıma.a. sakınma.] görüntü.nem. İbr/Aram #%lp (değişme. karşıtlık < Ar %âlafa [III] aksi veya tersi idi.] makam ve ~ Ar Hılat [#Hwl msd. ıslak olmak hijyen [ xx/b] ijiyen EYun (h)ygieinós sağlığa yararlı < EYun (h)ygies sağ. sakladı hıfzısıhha sağlığı koruma " hıfz.) hılat [Kut. saklama. hikâye etti. karşı geldi (< Ar %alafa ardından geldi)" halef * Karş.] koruma.

öfke ~ Fa %anc â ^anc tıklım tıklım [ xi] Hintli. Hint [Yus. zaman ~ Fa %anc şiddetle soluma. geniz temizleme. Alm endivien (a. Pencap ~ Sans sindhu nehir. Bu sözcüğün Yeni Farsça karşılığı olması gereken *hm biçimine yazılı kaynaklarda rastlanmamıştır.dikiş dikmek " suzeni himmet kaygı.hım onom [ xix] hımhım burundan konuşma sesi [ xiv] himayet < ~ Ar Himâyat [#Hmw himaye msd. chicorium endivia ~? Mıs [ xiv] ~ Ar hindiba' yaprakları salata olarak * Lat intubus. [ xviii] Amerika kökenli bir kümes hayvanı. hinterland [ xx/b] ülke & Alm hinter geri.a. hin2 hınç hıncahınç hindi meleagrus [Yus xiv] ('hin-i hacet' deyiminde) ~ Ar Hin an. talancı. Hindistan'a ait ~ EFa hind. manen yönelme " ehemmiyet hin1 [Kut.) biçimleri Latinceden alınmıştır. ~ HAvr *syu-men. Aş xi] [ xx/b] kurnaz ~ Ar himmat [#hmm msd. EYun éntybon (a.dikiş < HAvr *syü. 2.Hindistan'ın kuzeyinde bir ülke. yy'da "Batı Hint Adaları" olarak adlandırılan Amerika’daki Antil Adalarından ithal edilmiştir. DK xiv] hindu ~ Ar/Fa hind Hint ülkesi.] ilgi. andavallı (argo) <Tü hım/hımhım [onom. ~ Ar/Fa hindi Hintli < öz Hind " Hint * 16. hindiba yenen bir bitki. şeytan).] koruma < Ar Hama korudu hımbıl <onom anlamsız ses " hım [LG 188+] izansız. OFa hen (1.] himen [ML xx/c] ~ Fr hymen kızlık zarı ~ EYun (h)ymen a. haydut. arka + Alm land ülke. Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. özellikle İndus nehri * Eski Farsça sözcük en erken MÖ 518 tarihli bir yazıtta kaydedilmiştir.a. arazi ~ Alm hinterland sahilin gerisinde kalan hınzır [ xiv] ~ Ar %mzlr domuz ~ Aram %3nzlrâ (sadece etinin yenmesi dinen yasak olması bağlamında) domuz = Akad %uzlru domuz . EYun Indos biçimi Farsçadan alıntıdır. ~ ? * Karş.) biçimleri muhtemelen bir Akdeniz veya Sami dilinden alıntıdır.a. İng/Fr endive. düşman.

a. alttan). büyütmek " hiper+. beslemek. az. tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon dışıdır. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. hipopotam. aşağı. Yun. +metre. Alm auf (aşağıdan yukarıya doğru hareket bildiren edat).yetişmek.(alt. yüksek + EYun bâllö. ~ HAvr *uper üst" ber+ hiperaktif aktif [ xx/c] ~ Fr/İng hyper. alt (sadece bileşik sözcüklerde) ~ EYun (h)ypo alçak. yetiştirmek. optik hipertansiyon " hiper+. çipura.at (sadece bileşiklerde) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íppos : baytar?.üst. balistik hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı. matematikçi < EYun (h)yperbâllö yukarı atmak.a. Fr sous. yüksek + EYun métron ölçü + EYun ops. yüksek. İng up. bol-atmak " hiper+. & EYun (h)yper. hipodrom. ~ Fr/İng hipp(o). +metre.+ EYun trefö. optik hipertansiyon " hiper+. atrofi hipnotize hipodermik 1. hipermetrop [ xx/b] bir göz bozukluğu ~ Fr hypermétrope "yüksek göz numarası" & EYun (h)yper yukarı.a. hip(o)+2 EYun (h)íppos at ~ HAvr *ekwo. konkurhipik hiper+ EYun (h)yper a. yy Perge’li Apollonios. ^MÖ 2.alçak. tansiyon [ xx/b] ~ Fr hypertension yüksek tansiyon * Latince sözcüğe Yunanca önek getirilmesi kural dışıdır. hiperbol [ xx/b] ~ Fr hyperbole geometride bir tür konik kesit ~ EYun (h)yperbole a. eksik (edat ve fiil öneki) ~ HAvr *upo alt * Aynı kökten Lat sub. derma(to)+ » [ xx/b] " ipnotize ~ Fr hypodérmique deri altı (şırınga) " . opt-göz " hiper+. aşırı (önek) ~ ~ Fr hyperactif.hip(o)+1 ~ Fr/İng hypo.a.a. hipertrofi [ xx/b] ~ Fr hypertrophie aşırı büyüme ~ EYun (h)ypertrofeía a. trof. -ive aşırı aktif" hiper+. havaya atmak & EYun (h)yper yukarı. opt-göz " hiper+. alt. Sans upa.

ton. < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. şişme " hip(o)+1. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". a.koymak " hip(o)+1. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse. hypothet. alt + EYun teinö. özellikle Nil nehri" hip(o)+2 hipotenüs [ xx/b] ~ Fr hypoténuse dik üçgende dik açının karşısındaki kenar ~ EYun (h)ypoteínousa "altta gerili olan". < EYun (h)ypoteinö "altına gerili olmak" & EYun (h)ypo aşağı. tez2 hippi [196+] ~İnghippie/hippy modaya uyan kimse. ton1 hipotez [DTC1943]ipotez/hipotez ~Frhypothèse.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. fiziy(o)+ * Eskiden "maddi bedenin altındaki gizli gücün merkezi" olduğuna inanıldığı için. zemin & EYun (h)ypo aşağı. [LG 188+] %ır kavga (argo) [LG 188+] irikıyım (argo) [LO xix] kavgacı ~ ? < Tü hır [onom. alt + EYun teinö. hipokondri [ML xx/c] ~ Fr hypochondrie hastalık hastalığı. alt + EYun fysis kabartı.a. tehdit ve kavga sesi. dalak ağrısı & EYun (h)ypo alt + EYun %6ndros kıkırdak.germek " hip(o)+1. 1960’larda yaygınlaşan bir yaşam tarzına uyan kimse ^ 1965 ABD < İng hip son moda.a. the.hipodrom [Aİhsan 1891] ~ Fr hippodrome at yarışı yapılan yer & EYun (h)íppos at + EYun drómos koşu " hip(o)+2. ton. bodrum hipofiz [ xx/b] ~ Fr hypophyse bir hormon bezi & EYun (h)ypo aşağı.] hırlama ve tehdit sesi" hır < Fa hırdavat [Kan xv] hurdevât hurdalar. yemek artığı. alt + EYun tithemi. a. semptomu olmayan hastalık duygusu ~ EYun (h)ypo%ondrion [n. gözde hır < hırbo hırçın <onom onom [DK xiv] %ıı*lamak gırtlak sesi. göğüs kemiğinin alt ucu " hip(o)+1 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir. ıvır zıvır %wurda yenmiş şey. kırıntı-döküntü " hurda1 . hypothet.germek " hip(o)+1.koymak " hip(o)+1. tez2 hipopotam [Bah 1924] ipopotam ~ Fr hippopotame su aygırı & EYun (h)íppos at + EYun potamós nehir.varsayım ~ EYun (h)ypothésis temel. zemin & EYun (h)ypo aşağı.] göğüs kemiğinin altı ile mide arasındaki bölge. alt + EYun tithemi. the. bu bölgede yoğunlaşan kaynağı belirsiz sancı.

uğurlu . Mesih < EYun %ıîö yağla ovmak. hırıl gürültü onom " hır [DK. ince veya baklava dikişli kumaştan üstlük. DK. meshetmek ~ HAvr *ghrîs. Yus. DK xi] ~ Ar HiSâr [#HSr msd. hışım/hışma. hırka [Gül xiv] ~ Ar xirqat [#^rq msd. %ınldı gırtlak sesi.) hisse HaSSa payına düştü " husus [Yus. Bak. -? [Aş xiv] hiss ~ Ar Hiss [#Hss msd.] 1. Gül xiv] [Aş xiv] HıSSa ~ Fa %işm öfke ~ OFa %e*şm ~ Ar HiSSat [#HSS msd. yıkıma ~ Ar HirS [#HrS msd. (= Ave aeşma.] şiddetli istek < Ar Tü %ayırsız hayırsız. 2. hissetti hış onom hışırtı sesi [Kut.ovmak * İbr masia% (meshedilmiş. Gül xiv] xıSm yakın kimse. mesih. yırtık derviş giysisi < Ar %araqa yırttı. TTü xırh (hayırlı.] etrafı çevrili yer. rakip.* Farsça sözcükten Arapça -at çoğul ekiyle. hırt his/hissHassa duydu. deldi " harikulade hırpa[lamak hırpani uğramış " harap hırs HaraSa şiddetli istek duydu hırsız hayır2 [Aş xiv] [ xx/b] [ xx/a] Tü hırpani perişan kılıklı " hırpani Ar ^arbân/^irbân [#xrb] perişan. uğursuz" [Yus. KıpGul. akraba ~? Ar %aSm hasım. köpek sesi.] pay < Ar .xv).a. akraba" anlamına sadece Türkçede rastlanmıştır.] duygu < Ar hisar müstahkem yer " hasr hısım [Aş. Men xv] pırıldamak. [Men ] girildi kütürdı kavga Hıristiyan ~ Yun %ristianös İsa dinine mensup ~ Yun/EYun %ıîstös (kutsal yağla) meshedilmiş olan. bir hukuki işlemde karşı taraf" hasım * "Yakın kişi. DK xiv] %n*suz * Karş.a. yağla kutsanmış) karşılığıdır.a.< HAvr *ghrei.

aziz ~ [Kut xi] ~ Ar %iyânat [#%wn msd. övme./ İng hier(o). hücum. 2. popüler müzikte başarılı parça < İng to hit vurmak hitam ~ Ar %itâm [#%tm msd.a. vurma. ruhban sınıfı. histerektomi [ xx/c] ~ Fr hystérectomie rahmin cerrahi müdahale ile kesilmesi & EYun (h)ystera rahim + EYun ektemnö.a. tom(o)+ histeri histoloji » [ xx/b] " isteri ~ Fr histologie dokubilim " hist(o)+.karın * Aynı kökten Lat uterus (rahim). sürat .a. +loji hit [ xx/c] ~ İng hit 1. ^. ektom.durmak . evlilik yoluyla akraba) hitap [Aş. a. hiddet. venter (karın). emir-komuta zinciri./ İng hyster(o). +arşi hiyeroglif [ARasim 1897-99] ~Frhiéroglyphe Eski Mısır yazısı ~ EYun (h)ieroglyfe kutsal yazı.hist(o)+ ~ Fr/İng hist(o). medhetme ) hıyanet etme. kapanış " hatim hitan [ xiv] ~ Ar %itân [#%tn msd. aziz + EYun ar%ö baş olmak. hainlik < Ar %âna ihanet etti hıyar hiyer(o)+ EYun (h)ierós a.] hainlik hiyerarşi [ xx/a] ~ Fr hiérarchie 1. vuruş. 2. amin2 hister(o)+ ~ Fr hystér(o).kalkmak. dini mertebeler.] sonuç.< HAvr *stâ. yönetmek " hiyer(o)+. kıvamlı. parlak başarı.a. alacalı yapma. hamle < Fa %âstan.rahim (sadece bileşiklerde) ~ EYun (h)ystéra rahim ~ HAvr *udero. hücum. renklendirme.HAvr *si-stâ.] nutuk. & EYun (h)ierós kutsal + EYun glyfe yazı" hiyer(o)+ hız [LO. 2. rütbe düzeni < EYun (h)ierâr%es baş rahip & EYun (h)ierós kutsal. aileye damat olma = Akad %atânu damat.kesip çıkarmak " hister(o)+. stâ. sıçramak . sükse. KT xix] xız hamle. [ xiv] ~ Fa %iyâY salatalık. mukavim < EYun (h)istemi. ek+.kutsal. birine yönelik olarak yapılan formel konuşma < Ar %aTaba nutuk söyledi (= Aram #%Tb 1. Yus xiv] ~ Ar %iTâb [#^Tb msd. şiddet. " istasyon histamin [ML xx/c] ~ Fr histamine" hist(o)+. cucumis sativus ~ Fr hiér(o).Fa xîz sıçrama.] sünnet töreni < Ar %atana sünnet etti (= Aram #%tn düğün yapma.doku (sadece bileşik isimlerde) ~ EYun (h)istós (ayakta) duran.

özellikle devenin burnunu delerek halka geçirdi. a. [DK xv] xi8metkâr . bin. (biri için) çalıştı * d > 5 > z değişimi Farsçada tipik olup. " solo.] parti.a. ^z. [Men ] ~ Ar %idmat [#^dm msd.] kulluk < Ar %adama hizmet etti. hızmet [Aş. hobi at. çocuk oyuncağı [ML xx/c] ~ İng hobby < İng hobby-horse oyuncak ~ Fa %\vâca hoca [Yus.görmek)" hodbehod. yüz yüze ~ Erm %zar/%zarar testere < Erm ~ Ar Hizb [#Hzb msd. DK xiv] hoca/hace bir saygı hitabı efendi. bencil & Fa %öd kendi + Fa bin gören (< Fa dldan. ahmak [Bah 1924] ~ İng hockey ucu kıvrık çomaklarla oynanan bir top oyunu ~ Efr hoquet ucu kıvrık çomak. bre ~? [LO xix] köylü. be+ * Karş. hodbehod ~ Fa %öd ba %öd kendi kendine < Fa %wad/%öd kendi (= Ave hva-to kendinin < Ave hva. taşralı. ulu ve saygıdeğer kimse. yy'da egemen olmuştur. hodbin [Gül xv] ~ Fa %öd bin kendini-gören. Env xiv] %idmet. EFa huva. mal sahibi * Karş. ağa.] develere takılan burun halkası < Ar %azama deldi. bölük. Sans svá.* "Sürat" anlamı 20.kendi) < HAvr *s(w)e. hiza (edat) = Ar Hi5â' bir çift ayakkabı hızar %iz. koca.(kendi). hızır [Yusxiv] -^iDrKur'anda ölümsüz olduğu belirtilen bir şahsiyet < Ar %iDr [#^Dr] yeşillik.kesmek hizip/hizbbölüm [LO xix] %ızar ~ Ar HiSâ'a [#H5w] karşı karşıya. yaş meyve ve sebze = Ar a%Dar yeşil hızma ~ Ar %izâmat [#%zm msd. a.) hizmet Xidmet vulg. bedbin hodri hödük hokey ünl hayde bre teşvik ünlemi (Rumeli ağzı) " haydi. ipe incik boncuk dizdi (= İbr/Aram #%zm delme = Akad %azâmu a. Sogd %\vet. kaba. bu tür çomaklarla oynanan top oyunu < EFr hoc çengel ~ Ger . kelimenin telaffuzu Türkçeye Farsça vasıtasıyla alındığını düşündürür. evin büyüğü.

< HAvr *sem-1 bir. +baz [Men xvii] hokka ile oynayan.* Aynı kökten İng hook. beraber.tüm. bütün). +jen2 [199+] serserilik yapan futbol taraftarı ~İng .bir. sağlam. kazıma " hakkhokkabaz Huqqat + Fa bâz oynayan " hokka. jonglör & Ar hokus pokus [ xx/b] ~ İng hocus pocus sihirbazlık sözü # 1624 İng. Macar-İng. fizikçi" hol(o)+.varyant biçiminden Lat salvus (sağ). mütecanis ~ EYun (h)omogenes aynı ırk veya soydan olan. aynı " hem hominid [ xx/c] ~ İng hominid insan benzeri yaratık ~ YLat hominidae zoolojide insanın mensup olduğu familya < Lat homo. HAvr *sols. bütün ~ EYun (h)ólos a. akraba " hom(o)+. hol(o)+ ~ Fr/İng hol(o). hologram [ML xx/c] ~ İng hologram üç boyutlu görüntü kayıt sistemi ^ 1947 Dennis Gabor. ~ HAvr *sol. tepe ~ Nor holmr a. İsv. oylum " hal4 ~ İng hall büyük kapalı mekân. İng/Alm all (tüm. a.tam. ~ Lat hoc est corpus kilise ayininde ekmeğin kutsanması için söylenen söz hol [DTC 1944] sofa salon < Ger *hallö büyük kapalı mekân. salon. Alm haken (çengel). salüs (sağlık). bütün. kusursuz * Aynı kökten Lat solidus. aynı (sadece bileşik isimlerde) < EYun (h)omós ~ HAvr *som. gram hom(o)+ ~ Fr/İng hom(o). homin. holding [196+] ~İng holding company başka şirketlerin hisselerini tutan şirket < İng to hold tutmak ~ Nor haldan " halter holigan hooligan her çeşit serseri * Nihai kökeni belirsizdir. beraber. holistik [Hürr 1999] ~ İng holistic holizme ilişkin < İng holism doğanın bütünsel dengelerini gözeten bir sağlık teorisi # 1926 Jan Smuts. Afr. eksiksiz. G. devlet adamı ve düşünür < EYun (h)ólos bütün. tüm " hol(o)+ holmiyum [ xx/b] ~ YLat holmium bir element ^ 1878 Per Teodor Cleve. hokka [Yus xiv] ~ Ar Huqqat ağaç veya fildişi veya mermerden oyma küçük kap veya şişe < Aram #%qq oyma. kimyacı < öz Stockholm İsveç'te bir kent < İsv holm ada.a.insan " hümanist homojen [DTC 1943] homogen ~ Fr homogène aynı cinsten olan.

"Psychopathia Sexualis"in İng.] [Aş. etrafını çevirmek * Aynı kökten Lat hortus (etrafı duvarla çevrili bahçe) ve buradan OLat curt > Fr/İng court (avlu). [Men ] ~ Fa %wur hakir. tabipler < EYun (h)ormâö azdırmak. . çıkmak. avlu. hoppa <onom hoplama sesi " hop höpür hor1 %or görmek hor2. eş + Lat sexus cinsiyet" hom(o)+.homolog [ML xx/c] . İng. avlu < HAvr *gher-1 kapatmak. tiyatroda koro ~ HAvr *ghor-oduvarla çevrili alan. " hom(o)+.a. xorös] dans. horul onom [AMithat 1875] şımarık. hörgüç Tü [ xi] örküç deve hörgücü. +log ~ Fr homologue eş anlamlı sözcük homoseksüel [Bah1924]omoseksüel ~Frhomosexuel eşcinsel ~ İng homosexual a. galeyana getirmek horon Yun %orös her tür dans " hora [TS xv] horos el ele tutuşarak yapılan toplu dans ~ -on eki (Yunanca nötr -o? veya genitif çoğul eki -??) açıklanmaya muhtaçtır. 2.a.EYun (h)omólogos aynı şeyi söyleyen. oyun. sefil ~ OFa xwâr a. Yus xiv] %or hakir. aşağı. parola * İng loudspeaker sözcüğünün Fransızca çevirisidir. züppe gürültüyle içme sesi " hap2 <Tü hop/hoppa [onom. # 1892 Krafft-Ebing. seks homur hop onom onom [KT xix] homurdan. hormon [Cumh 1932] ~ Fr/İng hormone canlılarda cinsel ve diğer işlevleri düzenleyen kimyasal salgı ^ 1902 William Bayliss ve Ernest Starling. dağ doruğu.öfke ile söylenmek sıçrama sesi < " hım hoparlör [Cumh 1932] ~ Fr haut-parleur ses yükseltici & Fr haut yüksek (~ Lat altus ) + Lat parleur konuşan " alto. dalga < Tü ör-1 yükselmek. 3. oyun yeri.viii+ Uy). belirmek * Karş. a. koro ~ EYun %orös i etrafı çevrili yer. örüş (yükselme). çevirisinde & EYun (h)omós aynı. gırtlak sesi < " hır hora [LO xix] bir tür halk oyunu ~ Yun %orö [mod.a. dans alanı. [DK xv] şorlamak aşağılamak. Tü öri/örki (yüksek . onom [LO ] %or bol akan su sesi.

ab hoşbeş [Mercimek xv] meyve kompostosu < Tü hoş geldin beş geldin " hoş hoşmerim [EvÇ xvii] sütle yapılan bir tatlı ~ Fa %wuş maram kaymakla yapılan bir tür tatlı & Fa %wuş tatlı + Fa maram süt kaymağı. merhem hoşnut [Aş.)" hoş. gaga.) + EYun skopeö gözetlemek. Yus xiv] %şnüta a. kuş gagası (= İbr %arTüm [#%Tm] burun ) * "Su borusu" anlamı Türkçeye özgüdür. çağırmak.konuk kabul eden ~ HAvr *ghospot. hortla[mak hır <onom [LO xix] mezardan geri gelmek < hort aniden çıkma sesi" hortum [Men xvii] fil burnu.yabancı. özellikle hayvan burnu. seyretmek " +skop horoz %raos. hospit. < Ave %şnâvaya. Aş xi] (= Ave xşmı.hoşnut olmak. içki sofrası kuran & Fa %\vâr yiyecek ve içecek + Fa dâd veren < Fa dadan vermek " +hor.a. konuk ağırlayan ~ Lat hospes. çağ (~ HAvr *yer. at başına takılan püskül hovarda ~ Fa %\vâr dM yedirip içiren.memnun etmek) ~ Fa/OFa %wuşnüd memnun (= Ave hostes [ xx/b] uçakta hizmet görevlisi ~ İng hostess [f. şerbet" hoş. fil hortumu ~ Aram %ürTamâ burun. hoşuna gitmek ) hoşaf su. ~ OFa xrös a. devre. horul onom [LO ] horla.horoskop [ xx/b] ~ Fr/İng horoscope bir kimsenin doğum gününe göre bakılan fal & EYun (h)öra zaman.uyurken boğazdan kalın ses etmek. yaban domuzu dişi.a. ağıt ) horozbina [CodC xiii] ~ Fa xurös a.] misafir ağırlayan kadın < İng host evsahibi.bağırmak.a. konuk hötöröf hotoz [ xx/c] eşcinsel (argo) ~? ~? [DK xiv] hotaz sorguç. güzel. data . krema (~ Ar malham a. [LO ] horul horul ~ Fa/OFa %wuş tatlı. 2. [Bia xix] tulumbalara takılan meşin veya bez su borusu ~ Ar %urtüm i burun."konuk-sahibi" < HAvr *ghos. a. (= Ave ~? [LO xix] horuspina bir tür balık * Tü horoz sözcüğüyle ilgili olamayacağı açıktır. memnun edici ~ Fa %wuş âb tatlı < " hor2 hoş [Kut.

hükümdar sahip olan. kurtuldu. kısıtladı" hacir [Env xv] [Aş.] oda < Ar Hacara kapattı. serbest kaldı" halas ~ Ar %ulâSat [#%is msd. [DK xv] %oryâd köylü. . "2. Aş xi] ~ Ar Hukm [#Hkm msd. devlet sahibi" hüküm. Ave hvadata (tanrı). egemenlik < Ar Hakama yargıladı. a. hükmetti. Ancak Avestaca biçim ile Sogdca ve Harezmce biçimin etimolojileri hakkında kaynaklar çelişkilidir. hudut Hadd sınır " had hukuk Haqq " hak1 [ xiv] hudud ~ Ar Hudüd [#Hdd çoğ. reva hülasa [Aş xiv] posa < Ar %alaSa arındı. sürmek < Fa raftan. Sogd %\vataw. hekim. kanun < Ar Hakama yargıladı. karar.götürmek. raw. Yus xiv] ~ Ar hucüm [#hcm msd. egemenlik kullandı * Ar #Hkm kökünün ifade ettiği anlam gruplarından " 1. Nihai anlam muhtemelen "kendi-güçlü" (Yun autokratör) olmalıdır. hıdiv. Hwar xwadew (hükümdar). bilme. [KT xix] biyolojide hücre (Fr cellule karşılığı) . tahkim etme" aynı anlamın özel bir uzantısı olarak kabul edilebilir. rân. hükümdar.gitmek ) " hüküm. kodaman. emir.Ar Hucrat [#Hcr msd. sahip ~ OFa hücum Ar hacama üstüne vardı.hoverkraft durmak + İng craft araç hoyrat Rum veya gayrımüslim köylü höyük Tü [ xx/c] ~ İng hovercraft & İng hover havada asılı [Aş xiv] . egemenlik erki kullandı" hüküm hükümran ~ Fa Hukm rân hüküm süren & Ar Hukm egemenlik + Fa rân süren (< Fa randan. özet. bilge olma" türevleri Aramiceden alıntıdır.] saldırı < ~ Fa %udâ tanrı. +dar ~ Fa Hukmdâr egemenlik ve yargı gücüne hükümet [MMem xvi] hükümet itmek ~ Ar Hukümat [#Hkm msd. saldırdı hüda %wadây/%w^atây a.] yargı. Güçlendirme. " hodbehod * Karş.] sınırlar < Ar ~ Ar Huqüq[#Hqq çoğ. hatun. [İdr xiv] .] öz.] taneler hububat < Ar Habbat tane " habbe hücre [Aş xiv] oda. yargılama" muhtemelen Arapçada özgündür.] yönetim. Bak. özellikle ~ Yun %öriâtis köylü < Yun %öriö köy ~ EYun %öros kır. "3. kent dışı [Oğ xi] öyük yığma tepe habbeler < Ar Hubüb [#Hbb1 çoğ.] haklar < Ar hüküm/hükm[Kut. taşra. Karş.

konma. erkek " hümayun hüngür hunhar %wâr içen " +hor onom [DK xv] ögür ögür ağlama sesi ~ Fa %ûn %wâr kan içici & Fa %ûn kan + Fa . = Akad ememu a. mübarek. durdu. [DTC 1942] humor ~ Fr humour 1. eski tıbba göre insanı oluşturan dört maddeden biri ~ EYun melan%olia a.a. -n. adil. 2.) humma [Yus xiv] ~ Ar Humma' [#Hmm] 1. İt. ^ Lodovicio Ariosto (1474-1533). sıvı.] 1. 2. durma. [LO xix] hulya ~ Ar mâli%üliyâ kara safra. 2.erdem & EFa hu iyi (= Ave hao a.) humor [ xx/a] hümur. & EYun mélas. 2. mizah ~ Lat (h)umor 1.a. eski tıbba göre insanı oluşturan dört sıvının her biri humus1 [MLxx/c] organik toprak .a.a. özellikle cennette giyilecek bir giysi. ruh hali. sıcak oldu (= Aram #xmm a. 2.a.a. 2. bereket) humbara doldurulan mermi [ xvi] demirden yapılarak içine patlayıcı maddeler ~ Fa %umbara küçük küp < Fa %um/xuınb küp. hülya [Men xvii] malihulya .] 1."toprağa ait".) + EFa hnar. yetişti" hal2 hulus dürüstlük gösterisi" halas ~ Ar %uluS [#%1S msd.< HAvr *dhghem. çömlek (= Ave %umba. espri. 2. dürüstlük. İslam hukukunda üç talakla boşanmış eşle tekrar nikâh kıyabilmek için kadının geçici bir süre için başka bir kişi ile nikâh kıyması < Ar Halla çözdü " hal2 hulul ~ Ar Hulul [#Hll msd. temizlik.a. ruhun bedene girmesi < Ar Halla (binek hayvanından) indi.hülle ~ Ar Hullat [#Hll msd. hastalık ateşi < Ar Hamma ısındı. genel anlamda ateş. özellikle neşeli ruh hali. marifet. baht. insan " humus1 hümayun [ xv] ~ Fa hümâyûn kutsal.HAvr *(dh)ghom-o. erdem ~ EFa hünara. insancıl ~ İt umanista a. kondu. homin. giysi.kara + EYun %ole safra " melan(o)+. yetişme.] 1. humus2 Aram hüner [ xiv] hummus [Kut. a. kutsal & Ave hao iyi + Ave mâya kut. nem. padişaha ait < Fa/OFa humây devlet kuşu (= Ave haomaya.kutlu. Aş xi] ~Lat humus toprak ~ Ar HummuS nohut ~ ~ Fa/OFa hunar sanat.er.a. antik Yunan ve Latin kültürüne vakıf kimse. kara sevda. varma. klor hümanist [ xx/a] ümanist ~ Fr humaniste 1. şair < Lat humanus insani < Lat homo.

yy'dan itibaren deforme edilmesinin nedeni açık değildir. kırıntı ~ OFa xwurdag a.OFa %örmag a. Hawwarat (kireç taşı. kurtulma) * "Azat edilme" ve "redakte etme.huni [Mü xvii] ~ Yun %oni külah şeklinde sıvı akıtma aracı ~ EYun %oane/%öne akıtma yeri. Yus xiv] ~ Ar Hüriyat [#Hwr] eski Arap mitolojisinde ak peri. İslam inancında cennet perisi = Aram #%wr ışıltılı ve beyaz olma * Aynı kökten karş.] hermafrodit. zizyphus vulgaris = Ar cinâb üzüm (= Akad inbu meyve ) hünsa cinsiyetli [ xiv] ~ Ar %un6â' [#%n6 sf. har1. f. tebeşir). a. Aş xi] kutsallık.a. Sasani padişahlarının sıfatı & OFa %\vadây hükümdar + OFa awant taht. " fondan hünkâr [AşZ xv] < Tü hüdavendgâr Osmanlı hükümdarlarına verilen bir sıfat ~ Fa %udâwand g^r "hükümdar yapan". masal ~ Fa %wurda yenmiş şey. özellikle hurma ~ Ar Hurmat [#Hrm msd. serbest.a. kandırdı hurdahaş [DK xiv] %urd ^ ^ş dökük & Fa %wurda artık. Aş. hurafe < Ar %arafa bunadı. yüksek makam " hüda * Karş. kırpıntı" hurda1 ~ Fa %wurd u xâş kırık huri [Yun.] hürmet [Kut. huni < EYun %eö dökmek. hile hurda %udcat^ [#xdc] aldatma. salınmış. kırıntı + Fa %âş yonga. salınma. [ xiv] a. hurma . maHar (sedef). Fa xunkar ^^ dökücü). sıcaklık" anlamına gelen #Hrr1 kökü arasında anlam ilişkisi kurulamaz. ~ Fa xurmâ yemiş. dokunulmazlık. hünnap [ xiv] unnab ~ Ar cunnâb [#cnb] hünnap ağacı ve meyvesi. abuk sabuk konuştu hurda1 artık. saygı < Ar Harama yasakladı" harem hurra [Tarik 1884] ~ Fr hourra tezahürat bağırışı . ~ Ar hurda2 [MMem xvi] hile ve %ud'a . akıtmak ~ HAvr *gheu. Ar Hawar (akçaağaç). " +hor [Aş xiv] %urde ~ Ar %urâfat [#%rf msd. Türkçe sözcüğün 15.a. a. hile < Ar %adaca sakladı. köle olmayan (= Aram #%rr serbest olma. yazı yazma" anlamlarını içeren Ar #Hrr2 kökü ile "ısı. Karş.] boş inanç. ibriğin ağız kısmı. çift hür [ xiv] ~ Ar Hurr [#Hrr2] azat.

] harfler < Ar Harf" harf [Men xvii] ğuş . niyet hüsran " hasar huşu [ xiv] Ar %aşaca tevazu ve saygı gösterdi ~ Ar %uşuc [#%şc msd.] testis ~ Ar %uTbat[#%Tb msd.] olma. köle olarak doğmamış * İkinci anlamı Sadık Rıfat Paşa tarafından 1830’larda popülerleştirilmiştir. [Bia xix] köle ~ Ar Hurriyyat [#Hrr2 msd. üredi. [KT xix] huş ~ Fa ğüş akça ağaç huş veya kayın. betula * Karş. üreme.). husul ~ Ar HuSül [#HSl msd. özel şey.a. yy ikinci yarısında türemiştir. oluştu. hutbe [DKxiv] söylev.] ayrı olma. hukuki bir işlemde karşı karşıya gelme < Ar %aSama düşmanlık etti. huruç hurufat ~ Ar %urüc [#%rc msd. özel saydı husye [ xiv] ~ Ar %uSyat [#%Sy msd. ayırdetti.] tevazu.] köle olmama < Ar Hurr köle olmayan. zarar hüsnükabul Husn güzellik + Ar qabül misafir kabul etme " hüsn. ayrıcalık. hüsn Hasuna güzel idi [Yusxiv] ~ Ar Husn[#Hsn msd. Alıntı yönü açık değildir. oluşma. elde etti husumet [ xiv] ~ Ar %uSümat [#%Sm msd. kabul hüsnüniyet hüsn. Moğ kusu (a.] düşmanlık. karşı geldi husus [DK xiv] ~ Ar %uSüS [#%SS msd. hasar.] güzellik < Ar ~ Ar Husnu-l-qabül konukseverlik & Ar ~ Ar Husnu-n-niyyat niyet güzelliği" [ xiv] ~ Ar %usrân [#%sr msd. çıkma " harç [KT xix] metal dökme matbaa harfleri (Fr type karşılığı) < Ar Hurüf [#Hrf çoğ. özel durum < Ar %aSSa ayırdı.] formel konuşma.] kayıp.hürriyet olmama " hür [ 183+] serbesti (Fr liberté karşılığı). Cuma günü camide yapılan söylev " hitap hüthüt . ayırıcı özellik.] çıkış. alçak gönüllülük < * "Yüce bir varlık karşısında duyulan korku ile karışık saygı" anlamı (İng awe karşılığı) Türkçeye özgü olup 20. (sonuç veya başarı) elde etme < Ar HaSala oldu.

nitelik ~ Fa xüy/xöy adet. hazır bulundu. huy. bir yerde bulundu.] kimlik. asayiş < Ar HaDara 1. huzme Hazama [msd. hazır olma. mevcudiyet. rahat. Hazm] deste yapma hüzün/hüznüzüntü < Ar Hazana üzdü [Aş xiv] [ xiv] ~ Ar huwa al-baqin O (Allah) kalıcıdır & ~ Ar huwiyyat [msd. tıngırtı . üslup ~ OFa xög ~ Ar Huzmat [#Hzm msd.] demet < Ar ~ Ar Huzn [#Hzn msd. şimdi ve burada olma. nelik.] 1. gümbürtü. 2.] [Yus xiv] hüzn huzur [Yus xiv] ~ Ar HuDür [#HDr msd. 2.a. yerleşik olarak yaşadı (göçebelik zıddı) hüzzam [ xviii] hüzâm/hüzzâm musıkide bir makam < Ar hazam (#hzm) gıcırtı.hüvelbaki Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs) + Ar bâqin kalıcı" baki hüviyet < Ar huwa o (üçüncü tekil şahıs)" hüvelbaki huy a.

] yardım. gramerde yan cümle " ibret ~ Ar cibâdu-llâh Allahın kulları < Ar ~ Ar cibârat^ [#cbr msd.] 1. ibibik.a. . açıklayıcı cümle " ibare ibibik Tü [ xi] üpgük hüthüt kuşu. mabet. ibadullah. mabut ibadullah cibâd [#cbd çoğ.] yaşatma. yiyecek ve içecek maddeleri" maişet ~ Ar icadat^ [#cwd IV msd. 2. [TS xv. tapma < Ar cabada hizmet etti. bağış " ~ Ar icâşat^ [#cyş IV msd. ibik Tü [ xi] üpgük ibibik kuşu. ifade.] kulluk. ibaret [Yus xiv] ~ Ar cibârat^ c^an "söylenen şudur" anlamında deyim < Ar cibârat^ açıklama.] geri verme " avdet ~ Ar icânat^ [#cwn IV msd. geçimini ibadet [Aş xiv] ~ Ar cibâdat^ [#cbd msd. c^abdu-llah (Allahın kulu). ibadet etti. [ xx/b] sevimli budala.a. EŞKÖKENLİLER: Ar #cbd : ibadet.] kullar < Ar cabd kul. birinin yanında çalışma) Aynı kökten Ar cabd (köle). Çağ xv] ibik/übük ibibik kuşunun tacı. yüceltti (= İbr/Aram #cbd hizmet etme.iade iane avane iaşe temin etme. söyleyiş. < öz İbrahim [ML xx/c] ~ Fr ibis bir kuş türü ~ Lat ibis a. [Arg xvi] iblik horozun tacı " ibibik ibiş alık ibis [ xx/a] orta oyununda bir karakter adı. köle " ibadet ibare [ xiv] ibaret ifade. [Bahş xv] ibik a.

ibra ödenmiş sayma " beraat ibraz ibre ~ Ar ibraz [#brz IV msd. Tü [Uyviii+]iç-a. a. (nehir) aştı * Ar #cbr fiilinin çeşitli anlamları arasındaki ilişki açık değildir. yanıltmak & EYun epikarşı + EYun bouleüö fikir vermek. rıht ibrişim [Aş xiv] ebrîşüm ~ Fa abrîşum ipek. özellikle olumlu cevap verme < Ar acaba [IV] cevap verdi" cevap icap vacip kılınan şey " vecibe icar karşılığında tutma " ecir icat arayıp bulma " vücut [ xiv] ~ Arîcâb [#wcb IV msd. ücret ~ Ar Icâd [#wcd IV msd. ders. c^ibarat (ifade.] aklama. erdirme. .] kiralama. ~ Ave *upa-reşma a.] yaratma. Karş. eğirmek " erişte iç iç[mek Tü [ viii] iç a. danışmak " epi+ ibne pasif eşcinsel < Ar ibn oğul. özellikle bükme ipekten yapılan ip ~ OFa abreşöm a. ders alınması gereken şey Ar cabara [msd. Karş. icabet [ xiv] ~ Ar icâbat [#cwb IV msd.] ortaya çıkarma " bariz ~ Ar ibrat [#'br msd.] gerek. oğlan" bin2 * Muhtemelen Arapça -e dişil ekiyle oluşturulmuş Türkçe bir türevdir.bükmek. borcunu ibret [Kut.akıtmak.] yerinde bırakma " ~ Ar iblâğ [#blġ IV msd. zenne.] iğne.a. tac^abîr (rüya yorumlama).a. cubur] karşıya veya öbür yana geçti. Ar ubnat (oğlancılık) masdarıyla birleştirilemez. İncil'de şeytanın sıfatlarından biri < EYun epibouleüö kötü yola düşürmek. Yus xiv] ~ Ar iblis şeytan ~ EYun epíboulos "yoldan çıkaran". var etme. dökmek " ab. rez. örnek. iğne şeklinde gösterge ~ Ar ibra' [#br' IV msd.a. açıklama). ibrik [Mercimek xv] ~ Ar ibnq sürahi~OFa *âbreg "su döken" & OFa âb su + OFa re%tan.] öğüt. Aş xi] ~ Ar cibrat^ [#cbr msd.] ulaştırma. ~ Ar Icâr [#'cr IV msd. iblis [Aş.ibka beka iblağ toplam bir rakama ulaşma " büluğ ~ Ar ibqa' [#bqy IV msd. zorunluluk. < Ave *reş.] cevap verme.

< Tü iç " iç [Uy viii+] içgerü içe doğru ~ Tü içge içe < Tü iç " iç.] geçit verme.içinde olmak. İng. icma [ xiv] oybirliğiyle anlaşmaya varma " cem icmal tamamlama " cemal icra uygulama " cereyan içtihat çabalama. izin verme < Ar caza geçti " cevaz icbar içer[mek kapsamak içeri Tü ~ Ar icbar [#cbr IV msd.] bütünleme.icazet [DK xiv] izin ~ Ar icazat [#cwz IV msd. içerle[mek için içki içkin Tü Tü YT <Tü [LG188+] kızmak (argo) "içeri [Or.] bir araya toplama. gayret gösterme " cihat içtima topluluk halinde olma " cem içtimaiyat içtima [MMem xvi] [ xiv] [Yus xiv] [ 191+] sosyoloji ~ Ar icmâc [#cmc IV msd. kaçınma < Ar canb yan " canip ~ Ar ictinâb [#cnb1 VIII msd. ~ Lat id o şey (nötr üçüncü tekil şahıs zamiri) * Sigmund Freud'un önerdiği Alm es (a.] < Ar ictimâc [#cmc nsb. çevirmen.] yanından id [ xx/c] ~ YLat id psikanalizde bilinçaltı ^ 1927 Joan Riviere. ~ Ar icra' [#cry IV msd." iç< Tü iç" iç * Sıfata eklenen -kin ekinin işlevi belirsizdir. dışından dolaşma. ~ Ar icmal [#cml IV msd. geçmesi için yol verme.a.] " içtinap geçme. [ 194+] içer-içine almak.) sözcüğüne karşılık olarak İngilizce çeviride kullanılan Latince terimdir.] zorlama " cebir Tü [Uy viii+] içger. Kaş viii] üçün nedensellik edatı [Uy viii+] içkü [Fel 194+] immanent < Tü iç. ~ Ar ictihâd [#chd VIII msd.] cereyan ettirme. İng it yerine tercih edilmesi "bilimsel görünme" kaygısına bağlanabilir.] çalışıp ~ Ar ictimâc [#cmc VIII msd. tabi olmak. .

] döndürme. fikir akımlarının bilimsel tahlili # 1796 Destutt de Tracy. 2. mükemmel ~ OLat idealis düşünsel" ide idealizm idefiks [AMithat1877] [ xx/b] ~Fridéalisme"ide ~ Fr idée fixe sabit fikir " ide. düşünce ~ Lat idea a.yazı " ide.a. Osmanlı devletinde 1873'ten itibaren kurulan darülfünun hazırlık okullarının adı < Ar icdâd [#cdd IV msd.kendi" solo Türkçe telaffuzu yakın dönemde İngilizceye göre düzeltilmiştir. biçim < EYun eidö. avam. gram ideoloji [Bah 1924] ~Fridéologie1. . bir şeyin zihinsel modeline uygun. sembol & EYun eîdos şekil. siyasi inançlar sistemi (xix)" ide.a. fiks ideogram [ML xx/c] ~ Fr idéogramme simge-yazı. Lat vîdere (görmek).idadi [ xix] mekteb-i i'dadî hazırlık okulu. düşünür 2. ideal [Bah 1924] ~ Fr idéal 1. * Platon felsefesinin etkisiyle "soyut kavram. belirli bir süre. t. görüntü + EYun grámma. iddet [Gül xv] ~ Ar ciddat^ [#cdd] 1. düşünsel. idil [Bah 1924] ~ Fr idylle huzurlu kır sahnesi ~ Lat idyllium kır sahneleri anlatan kısa şiir ~ EYun eidyllion [küç. dünyadan habersiz ~ EYun idiötes sivil.] tablocuk. kavram. görüntü " ide idiyo/idiyot [ xx/b] budala ~ Fr/İng idiot budala ~ Lat idiota cahil.< HAvr *s(w)e.] hazırlama " add idam idame ettirme " devam idare yönetme " devir ~ Ar icdâm [#cdm IV msd. çevirme. Aynı kökten EYun eîdos (görüntü). yönetici zümreye mensup olmayan < EYun ídios kendi < EYun hwidios ~ HAvr *s(w)ed. bir ide [ARasim 1897-99] ~ Fr idée fikir.] yok etme " adem ~ Ar idâmat [#dwm IV msd. minyatür resim < EYun eîdos şekil. düşünce" anlamını kazanmıştır.] dava etme. id. Fr guider < Ger wîtan (yol göstermek). sayılı günler. Fr. a.] (bir şeyi) devam ~ Ar idârat [#dwr IV msd.(*weidö) görmek ~ HAvr *weid. düşüncede varolan 2. İslam hukununda boşanmadan sonra kadının tekrar evlenmesi için gereken süre < Ar cadda saydı" add iddia dava ileri sürme " davet ~ Ar iddicâ' [#dcw VIII msd. kavram. ~ EYun eidéa/idéa göz önüne getirme.

< Ar darak ulaşım.] işeme < Ar darra ~ Ar i'fa' [#wfy IV msd. rahata erme. pul.idman [TS* xv] gayret. (özellikle mahkemede) tanıklık. ifraz [Neş xv] ~ Ar ifraz [#frz IV msd. bir işi sebat ve düzenle yapma ~ Ar idman [#dmn IV msd. 2. kurtulma < Ar falâH refah. mahluk < OFa âfıîtan yaratmak " aferin ifşa ~ Ar ifrazat [#frz çoğ. erdem < Ar iflah [Gül xiv] ~ Ar iflâH [#flH IV msd. ayırma. en dibine inme. [Men xvii] egzersiz. 2.] salgılar < Ar ifraz ~ Ar cifrit bir tür zararlı cin ~ OFa âfıîta ~ Ar ifşa' [#fşw IV msd. görüntü " ide idrak [ xiv] ~ Ar idrâk [#drk IV msd. salgılama " ifraz ifrit [Aş xiv] yaratık. çaba. İng follicle (saçların dibindeki yağ keseciği) < Lat folliculus (kesecik). erme. utandı [ xiv] ~ Ar ciffat^ [#cff msd. ayrıştırma. torba. kabarmak * Karş. fayda. ifrazat [IVmsd. < Ar fils/fals en küçük bakır para birimi. ileri gitti ~ Ar ifrağ [#frġ IV msd. yararlılık.] feragat ettirme " ferağ ~ Ar ifrâT [#frT IV msd. anlama.] açığa vurma " faş .] iyi duruma gelme. özellikle hukukta bir malı hisselere ayırma. beyan. huzur. görüntü ~ EYun eídolon < EYun eîdos şekil.a. kurtuluş " felah iflas [Kut xi] ~ Ar iflâs [#fls IV msd. metelik ~ Lat follis 1. kese. düzelme.] ulaşma. dereke " dereke idrar şarıltıyla aktı ifa ödeme " vefa [Aş xiv] ~ Ar idrar [#drr IV msd.] borcunu tam olarak ifade ~ Ar ifâdat [#fyd IV msd. kalbinde (öfke) besledi idol [ xx/a] ~ Fr idole yalancı tanrı. pul < HAvr *bhel-2 şişmek. bir şeyin en dip noktası.] bir işi sürekli ve düzenli biçimde yapma < Ar damana toprağı işleyip hazırladı. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı Türkçede sadece çoğul formda kullanılır. salgılama < Ar faraza a.] 1.a. Geç Roma imparatorluğu döneminde en küçük para birimi.] a. abartma < Ar faraTa öncü idi. 2.] salgı. varma. bir şey veya bir kimse lehine görüş bildirme " fayda iffet caffa kaçındı. kavrama. tapınılan şey ~ Lat idolum biçim.] makul olan sınırı aşma.] utangaçlık. ifrağ ifrat [ xiv] azma.] 1.

gurur ~ Ar iftira' [#fry VIII msd. tutmak " +gir iguana [ML xx/c] büyük kertenkele ~ Karib iwana a. iglu iğne ignore [etm Tü [ xx/b] ~ İng igloo buzdan eskimo evi ~ İnuit iglu ev " iğ ~ İng to ignore bilmezden veya [Uy viii+] yinne/yigne [Mill 2002] tanımazdan gelmek ~ Fr ignorer bilmemek ~ Lat ignorare a. terbiye etmek " ~ Ar iğfal [#ġfl IV msd.a.(a. a.a.] birine yalan isnatta [Uy viii+] yigde iğde. ~ Ar ifsad [#fsd IV msd. çeşitli küçük boy yemişlerin adı iğdiş Tü edilmiş köle veya hayvan eğitiğfal [ xi] égdiş besleme.). yalan söyledi iğ iğde Tü Tü ig a.] fesat sokma " fesat ~ Ar ifTâr [#fTr IV msd. baştan çıktı" gayya ~ İsp iguana Güney Amerika'ya özgü . iğreti » " eğreti ığrıp [LF xvi] bir tür büyük balık ağı ~ Yun grípos balık ağı ~ EYun grîpos/grîfos balık ağı veya çubuklardan örülmüş balık avlama sepeti ~ HAvr *ghrebh. ~ HAvr *ne-gnö-rö.yakalamak.] övünme. ehli hayvan veya hizmetçi.bilmek " not iğren[mek Tü [Kaş xi] yigren- * Karş.< HAvr *gnö. iğva ~ Ar iğwâ' [#ġwy IV msd.] aldatma " gaflet * "Evlenme vaadiyle cinsel ilişkide bulunma" anlamı Türkçeye özgüdür. * Orta Amerika yerli dillerinden. kötü yola girdi.] kandırma. yoldan çıkarma < Ar ğâwa [msd. Moğ cigir-/cigsi.hayvan veya köle beslemek.a. firyat] uydurdu. kahvaltı ~ Ar iftihar [#f%r VIII msd. ġayy] kandı.ifsat iftar etme " fıtrat iftihar duyma " fahri iftira bulunma < Ar fara [msd. [Oğ xi] hadım < Tü éğit.] oruç açma.

samimiyet. vuku buldu " hadis ihkak yerine getirme " hak1 ihlal [MMem xvi] ~ Ar iHalat [#Hwl IV msd.] çiçekleri tıpta kullanılan bir ağaç. yasaklama. ciro etme " hal1 ihanet hıyanet ihata duvarla çevirme " hayat2 ihbar etme " haber ihdas oluşturma < Ar Hada6a oldu. Lat flammula sözcüğünün bitki adı olarak kullanımına 18. haberdar ~ Ar iHdâ6 [#Hd6 IV msd.] kendi haline bırakma.] güzellik yapma. hediye < Ar Hasuna güzel idi" hüsn ihsas ihtar ihtida İslamı kabul etme " hidayet ~ Ar iHsâs [#Hss IV msd.] hatırlatma " hatır ~ Ar ihtida' [#hdy VIII msd.] meydana getirme. ~ Ar ihmâl [#hml IV msd.] bozma " halel ıhlamur [Kan xv] ıflamur. boş verme < Ar hamal kendi başına bırakılmış (deve veya davar) ihraç [ xiv] ~ Ar i%râc [#%rc IV msd.] dışarı çıkarma " hariç ihram [ xiv] ~ Ar iHrâm [#Hrm IV msd.] haber verme. tilia ~? Lat flammula flamacık < Lat flamma 1.] 1. hacda giyilen giysi " harem ihsan [Aş. hacca ilişkin yasaklara uyma. doğruluk " halas ihmal [ xiv] ~ Ar i%lâS [#%1S IV msd.ihale birine devretme. dar uzun bayrak. karşılıksız hediye verme. .] hissettirme " his ~ Ar i%Târ [#%Tr IV msd. Yus xiv] ~ Ar iHsân [#Hsn IV msd. kurtarma. alev.] 1.] hainlik etme " ~ Ar iHâTat [#HwT IV msd. Eski Yunanca adla "flamacık" kavramının bileşimi gibidir. bir işi ~ Ar i%ânat [#%wn IV msd. 2.] etrafını ~ Ar i%bâr [#xbr IV msd.] doğru yola gelme.] havale etme. [LO ] fılamur/ıhlamur ~ Yun flamoúri [küç. EYun filúra (ıhlamur). 2.] hak kılma. flama " flama * Karş. Yeni Yunanca kelime. hak olanı ~ Ar İRİâl [#xll IV msd. yy'dan önce rastlanmamıştır. ihlas 2. kurtuluş. ~ Ar iHqâq [#Hqq IV msd.

hizmetçiler " haşmet * Karş.] hürmet ~ Ar iHtirâS [#HrS VIII msd. alternasyon < Ar %alafa ardından geldi.] kapsama. haksız kazanç sağlama < Ar Hikr hava parası. ihtimal [ xiv] olabilirlik ~ Ar iHtimâl [#Hml VIII msd.] 1. Ar iHtişam (utangaç olma. debdebe ~ Ar i%tirâc [#%rc VIII msd.] 1.] karışıklık.] < Ar Haşam maiyet.] kıvranma" ihtilaf [Env xiv] ~ Ar ihtilâf [#Rİf VIII msd. Gül xiv] seçme.] ayrılmış ~ Ar iHtiwâ' [#Hwy VIII msd. tercih etme.ihtikâr [ xiv] ~ Ar iHtikâr [#Hkr VIII msd. reşit ve yetişkin < Ar ihtiyar [VIII msd. ilgi ve kaygı gösterme " ehemmiyet ihtira ihtiram gösterme. özgür irade " hayır2 * İhtiyar heyeti deyimi "seçim kurulu" anlamındadır. maiyet ve hizmetçileri ~ Ar *iHtişâm [#Hşm VIII msd.] seçme " ihtiyar1 .] tahammül etme. yasağa uyma " harem ihtiras " hırs ihtişam olma.] önemseme.] icat etme. 2. zıtlık. seçme. olasılık olarak tanıma.] hırslı olma [Men xvii] haşmet sahibi olma. 2.] ~ Ar ihtiyar1 [Aş.] istifçilik yapma. bir mülkü terketmek için talep edilen ücret ~ İbr/Aram #%kr kiralama ihtilaç helecan [ xiv] ~ Ar ihtilâç [#%lc VIII msd. seçme yeteneği. DK. uyumsuzluk. içerme [Yus xiv] ~ Ar iHtiyâc [#Hwc VIII msd. mümkün görme " haml ihtimam [Env xv] ~ Ar ihtimam [#hmm VIII msd. tolere etme. piyasada tekelleşme. özellik kazanma. bozgun " halel [MMem xvi] ~ Ar ihtilâl [#%H VIII msd. uzmanlaşma " husus ihtiva " havi ihtiyaç gereksinme < Ar Haca gerekti" hacet ~ Ar İRtiSâS [#xSS VIII msd. ihtisas olma. (gün ve gece gibi) zıt şeylerin ardarda gelmesi. yerine geçti" halef ihtilal fesat. hicap duyma). ihtiyar2 [Men xvii] yaşlı < Ar SâHibu-1 ihtiyar seçme hakkı olan. taşıma. tercih etme ihtiyar [#%yr VIII msd. keşfetme ~ Ar iHtirâm [#Hrm VIII msd.

iklim [Kut.] tedbirli olma " ~ Ar ixwân [#'xw çoğ. yaqaZ] uyanık idi. konaklama " kamet [ xix] konma. a. dikme.] can verme " hayat1 ~ Ar iHDâr [#HDr IV msd. [KT xix] koyma.Ar iqâmat [#qwm/qym IV msd. ortaya koyma . a. < Tü iki (= Moğ ikere ikiz ) " iki * -z ekinin işlevi belirsizdir.] ıkınma sesi < Tü iki" iki < Tü iki " iki ikircik/ikircim ikiz Tü [Uy viii+] ikirçgü kuşku.] 1.ihtiyat hayat2 ihvan ahi ihya ihzar çağrı. eğim. 2. yy'da ayrışmıştır.] huzura getirme.] " ikame * Arapça ikame ile aynı sözcük olduğu halde Türkçede anlamı en geç 19.] kabul görme " ~ Jap ikebana Japonlara özgü çiçek düzenleme sanatı & Jap ike tanzim. [ xi] günün ikinci yarısı Tü < Tü ık/ıh [onom. ~ Ar iqbâl [#qbl IV msd. düzenlem + Jap bana çiçek iki ikilem Tü [ viii] éki/ékki a. ayağa kaldırma. uyumadı ikbal kabul ikebana [Kut. YT [TDK 1944] < Tü iki" iki * İşlevi belirsiz olan -lem ekinin Fr dilemme (ikilem) sözcüğünden esinlendiği düşünülebilir. iskân etme. Aş xi] ~ Ar iqlîm Batlamyus coğrafyasına göre yeryüzünün bölündüğü yedi kuşağın her biri. konaklama ~ Ar iqâmat ikamet [#qwm/qym IV msd. uyarma.1. t. kondurma. ikaz uyarı < Ar yaqiza [msd.] uyandırma. kararsızlık [Uy viii+] ikiz a. Aş xi] [ML xx/c] ~ Ar IqâZ [#yqZ IV msd. konma. "hazır bulun!" emri " huzur ikame [ xiv] [ xiv] ~ Ar iHtiyâT [#HwT VIII msd. kurma. ıkın[mak ikindi Tü <onom [ viii] ikindi ikinci.] kardeşler < Ar ax kardeş " [ xiv] ~ Ar ihya' [#hyy IV msd. güneş . oturma. 2. coğrafi bölge ~ EYun klíma.

ağırlama " kerem ~ Ar ikram [#krm IV msd.] cömertlik ikrar [CodC xiii] ~ Ar iqrâr [#qrr IV msd. benimseme. . karar kıldı" karar iksir [Aş xiv] ~ Ar iksir öz suyu.Ar ikrah [#krh IV msd. kanaat ikon [ xx/b] ~ Fr icone simge. yerleşti. damıtılarak elde edilmiş sıvı ~ EYun eksaíresis (özünü) çıkarma.] ödünç alma.] kesip ayırma. süzmek ikta verme. zorla yaptırma. gücü yeter olma " kadir1 iktifa iktisap kesp iktisat harcamadan kaçınma.] edinme " [MMem xvi] ~ Ar iqtidâr [#qdr VIII msd.ışınlarının eğimi. tiksinme . tasvir " ikon ikrah [ xx/a] ~ Yun eikóna kiliselerde bulunan kutsal resim ~ [Men xvii] 1. tımar olarak arazi verme " kat2 ~ Ar iqTâc [#qTc IV msd. qabs] ödünç aldı iktidar kudretli olma. ikmal tamamlama " kemal ikna getirtme " kanaat ~ Ar ikmâl [#kml IV msd. konfirme etme < Ar qarra durdu.] bütünleme.] tasarruf etme. pay iktibas ~ Ar iqtibâs [#qbs VIII msd.] kani kılma. damıtma < EYun eksaireö (içinden) çıkarmak. tasvir ~ HAvr *weik-on. görüntü. 2.] ~ Ar iqtiSâd [#qSd VIII msd. kendine maletme < Ar qabasa [msd. ikram [Yus xiv] gösterme. taşkınlık yapmama " kasıt ~ Ar iktifa' [#kfw VIII msd.] yetinme " kifayet ~ Ar iktisâb [#ksb VIII msd. ~ Ar iqnâc [#qnc IV msd.] kararlaştırma. nefret etme. benzer olmak ikona EYun eikön resim. onurlandırma. yatık olmak ~ HAvr *kli-nyo. gösterge ~ EYun eikön resim. iğrenme. iklim kuşağı ^ Ptolemaios (MS 90-168) < EYun klino eğimli olmak.< HAvr *weik-3 benzemek.] zorla ve rızası hilafına bir iş yaptırma " kerh * İkinci anlamı Türkçeye özgüdür.< HAvr *klei* Aynı kökten EYun kline (yatak).

[Uy viii+] bile/birle ile. beraber (bağlaç).xiv Kıp). ayıplamak.Ar ilâhî tanrım " ilah [Env xiv] ~ Ar iclâm [#clm IV msd. ileri " +ri . 2. vilayet ~Tüil[viii+Uy. * Türkiye Türkçesinde el şeklinde kullanılagelen sözcük. Dil Devrimi bünyesinde arkaik biçimiyle yeniden canladırılmıştır. çıkışmak. derman ~ Ar ilâh [#'lh] tanrı = İbr elöah a. ila1 ilâ2 ilaç ilah [Aş xiv] [Kut. yaklaşmak. Karş.. artırma. ileriye < Tü il ön. ileri Tü [Or viii] ilgerü ileriye doğru < Tü ilge öne. el3. ilahi ilam calama bildi" ilim ilan " alenî ilanihaye nihayet ilave katma " ali ile ilelebet ebed Tü [MMem xvi] Allahım!. [CepK 1935] bir idari birim. memleket. * Tüm Sami dillerinde rastlanan ?? biçimine karşılık ??? ??? biçimi 7.] zorunlu olma.iktiza gerekli kılma " kaza il el" el2 YT ~ Ar iqtiDa' [#qDy VIII msd. bile (zarf). [DK xv] ile " bile ~ Ar ilâ-al-abad sonsuza kadar " ila1. kavga etmek .] yüceltme " ali ~ Ar cilâc [#clc msd.a.] duyurma. değmek. e kadar (bağlaç) ~ Ar iclâ' [#clw IV msd. xiv TS] ülke.kınamak. açığa çıkarma ~ Ar ilâ nihâyat sonuna kadar " ila1. ilişmek.(1. Tü iletiş. ilen[mek Tü [Kaş xi] ilen.] ilaç.] yükseltme. takılmak " iliş- < Tü il- * Orijinal anlamın "üstüne varmak. Aş xi] ~ Ar ilâ . [Men xvii] makamla okunan dini şiir . beddua etmek ilişmek. yy'a dek sadece İbranicede kaydedilmiştir. ~ Ar cilâwat^ [#clw msd.] bildirme < Ar ~ Ar iclân [#cln IV msd. taciz etmek" olduğu anlaşılıyor.

bitişmek.xiv Kıp). ulama. [Karş 1972] mesaj < Tü ilet-" ilet< Tü *iletiş-karşılıklı iletmek " [Karş 1972] komünikasyon * Karş. DK xiii] ılgar akın. tutunmak " ilim/ilm[Kut. müfreze Moğ ılgara. özellikle teorik bilgi. ılgın yılğun ılgın ağacı. insan ruhunu ele geçiren tanrısal güç. bilim < Ar calama bildi. DK xi] ~ Ar cilm [#clm msd. ilga lağvetme < Ar lağâ boş ve geçersiz idi" lağv ılgar [CodC. tutamak < Tü il-ilişmek.bitişmek. ilişmek. vardırmak < Tü il. sıcak " ılık < Tü yılı-" ılı- [LO xix] [Uy viii+] yılığ a.] katma. tamarisk ilginç ilgi. ayrılmak ilgi YT [CepK 1935] alaka < Tü il. (yangın) yakıp bitirdi ılı[mak ılıca ılık ilik1 <Tü Tü Tü Tü [ xi] yılı.(1. esin < Ar lahima [msd. sevketmek. yutma. anladı. iletken YT [TDK 1944] iletici < Tü ilet-" ilet~ Ar ilğâ' [#lġw IV msd. ısınmak < Tü ılığ ılık. yaklaşmak. 2. +inç * Ada eklenen -nç ekinin işlevi meçhuldür. Tü iletiş.seçilmek. ilhak " lahika [ xiv] YT [TDK 1966] ilgi çekici ~ Ar ilHâq [#lHq IV msd.varmak. ekleme ilham [Yus.] boş ve geçersiz kılma. [Uy.ılımak. bağlı olma. tüketti. kavga etmek . a. [ xi] bağ.ilet[mek Tü bitişmek " ilişileti iletişim iletYT YT [ viii] ilt-/ilét. iz ve işaretleri yorumlayarak bilgiye ulaştı .] 1. yiyip bitirme. DK xiv] esin ~ Ar ilham [#lhm IV msd. [Çağ xiii] akın için ayrılan birlik. 2.] bilgi. [Oğ xi] ilik ilik2 iliş- Tü [Uy viii+] ilig ilişik. ilişkili olma) sözcüğünden esinlendiği açıktır. çapul.göndermek. Kaş viii+] yilik kemik içindeki yumuşak doku. lahm] yuttu. ilişmek " ilişTü [ xi] < Tü ilgi" * Ar calaqa (asılma. doludizgin atlılarca yapılan saldırı.

ılıman <Tü [CepK 1935] mutedil < Tü ılı-" ılı- * Halk dilinde kullanılan bir deyim iken Dil Devrimi döneminde yazı diline aktarılmıştır. hastalık < [DK xiv] ~ Ar illâ-llâh Allah'tan başka [LO xix] ilmik bağ. temas iliş[mek Tü [ xi] ilişetmek. takılmak. ilişki ilişkin ilk ileri ilke Tü YT YT [Fel 194+] alaka..ilişmek. takılmak " iliş< Tü il. [Uy viii+] ilk/ilki < Tü iliş-" iliş< Tü iliş-" iliş<Tü il ön. güncel durum " ilim. allah illegal illet Ar calla kusurlu idi ilmek/ilmik gelmek " ilişilmihal kitap <Tü [Aş xiv] [ xx/b] ~ Fr illégal yasa dışı" in+2. ki + Ar lâ değil" la+ illallah (kimse müdahale edemez)" illa. tecavüz etmek * Dönüşlü ve geçişsiz fiil yapan -iş. dokunmak. ılımlı ilin[mek YT Tü [Fel 194+] mutedil [Uy viii+] ilin< Tü ılım [1935 YT] itidal < Tü ılı-" ılı< Tü il. hal1 ~ Ar cilm wa %abar "bilgi ve bildirme". legal ~ Ar cillat^ [#cll msd. [Fel 194+] prensip <Tüilk"ilk * Sıfata eklenen -e ekinin işlevi belirsizdir. bir ilmühaber durum veya işlemi belgeleyen resmi evrak " ilim. xi] 1.a.ilişmek.ekiyle. takılmak. 2.] kusur. ilkel YT [CepK 1935] iptidai < Tü ilk " ilk illa [Aş. temas [CepK 1935] müteallik. temas eden [Orviii] ilki a. -man ekinin işlevi açık değildir. —-den başka (bağlaç) & Ar in ilgi edatı. münasebet. denk ilm-i hal temel dini bilgileri çocuklara öğretmeye mahsus & Ar cilm bilim + Ar Hâl şimdiki zaman. düğüm < Tü il. haber .[viii+ Uy. ileri" YT [CepK 1935] unsur. Yus xiv] < Ar mâ — illâ —-den başka olmaz < Ar illâ hariç. asılmak. saldırmak. bitişmek.

yapışma. gerektirme. hayal etmek " imaj [ xx/b] ~ Fr imaginer hayal etmek ~ Lat imaginari imal ~ Ar icmal [#cml IV msd. yy'dan sonra Türkçe örneği olmayan bir sözcük iken Dil Devrimi bünyesinde Arapça kökenli mim yerine kollanıma sokulmuştur. işler hale getirme < Ar acmala [IV] iş yaptırdı" amel . ima m im ik ~ Ar imâ' [#wm' IV msd. lumin. işe koşma. ~ HAvr *sim.alay etmek. imaj [REkrem <1887] ~ Fr image resim. ticari tekel" lüzum ~ Ar iltizâm [#lzm VIII msd. damga * 16. suret imaj ine [etm zihninde canlandırmak. kayırma. tıpta enfeksiyon < Ar lahab alev. 2.< HAvr *aim.iltica [ xiv] ~ Ar iltica' [#lc' VIII msd. illus.] dikkat ve ilgi gösterme. başvuru.+ Lat luminare aydınlatmak < Lat lumen.+ Lat lustrare aydınlatmak.< HAvr *leid.] işaretle anlatma.a.ışık " in+1. ilümine [etm [ xx/b] ~ Fr illuminer aydınlatmak ~ Lat illuminare & Lat in. aydınlatmak. mülkiyet işareti. lusoynamak ~ HAvr *loid-o.] birinin elini veya eteğini tutarak rica etme. dilekçe < Ar lamasa [msd. lams] dokundu. işaret.] gerektirme " lüzum ~ Tü im [xivTS] parola. oyun oynamak. suret. ışıtmak.oynamak " in+1 ilzam im YT [CepK 1935] işaret ~ Ar ilzam [#lzm IV msd. lostra ilüzyon/illüzyon [P Safa 1949] ~Frillusion aldatıcı görüntü. 2. elledi iltizam benimseme. bir kitabı resim veya renklerle süslemek ~ Lat illustrare aydınlatmak & Lat in. ~ Ar iltihâb [#lhb VIII msd. a. hayal ~ Lat illusio < Lat illudere. ateş ~ Ar iltiHâq [#lHq VIII msd. eğildi. yüzünü veya dikkatini bir şeye yöneltti iltihak eklenme " lahika iltihap tutuşma.+ Lat ludere.] işletme. görüntü ~ Lat imago.] 1.] katılma. yüz çevirip bakma < Ar lafata döndü. parlatmak < Lat lustrum parıltı" in+1. aldatmak & Lat in. ilgilenme. iltimas [Neş xv] rica ~ Ar iltimas [#lms VIII msd. imagin.kopya. zorunlu olma. lümen ilüstre [etm [ xx/b] ~ Fr illustrer 1.] sığınma" melce iltifat [DK xiv] ~ Ar iltifat [#lft VIII msd.] yanma.

imha ~ Ar imHâ' [#mHw IV msd. önderlik. vardı. öncelik. damıtma şişesi imdat medet imdi imece Tü [ viii] amtı şimdi. [ xx/b] imik/ümük gırtlak. muhtemelen yanlış anlamaya dayalıdır. çırpınmak & Lat in.] bayındırlık eseri. ana) ile etimolojik ilişkisi muğlaktır.kopya. 2. İsme eklenen -ge ekinin işlevi meçhuldür. [Men xvii] tesbihin koni şeklindeki birinci parçası. önder. Yus xiv] ~ Ar imam [#'mm] önde duran. büyük yapı.] yok etme " mahv imik Tü? [TS xvi-xix. mamur ve bayındır kılma. şenlendirme. EŞKÖKENLİLER: Ar #'mm2 : imam. kamu " amme YT [CepK 1935] emare. yardım " [TS xv] ammece/emece köylüye topluca yaptırılan iş < Ar câmmat^ amme.+ İt battere " in+1.] el uzatma. LO xvi] imik çocukların kafatasındaki yumuşak yer. boğaz * Modern anlamı halk dilinden edebi bir derleme olup. batarya imbik ağızlı kadeh.] inanç " emanet imar ~ Ar icmâr [#cmr IV msd.< HAvr *aim. imame imame [ xiv] sarık. namazda öncülük eden < Ar amma [msd.imam [Aş. remiz. önden gitti Ar #'mm1 (ümm.] canlandırma. Aş xi] ~ Ar îmân [#'mn IV msd. tesbihin birinci parçası < Ar imâm " imam iman [Kut.] 1. suret" imaj . bina " umran ~ Ar imbat [LF xvi] ~ İt imbatto yazları kuzeyden esen deniz rüzgârı < İt imbattere çarpmak. [Fel 194+] hayal < Tü im " im imge * Fr image < Lat imago (imge) sözcüğünden esinlendiği açıktır. amm] gitti. imitasyon [ xx/b] ~ Fr imitation taklit ~ Lat imitatio < Lat imitare taklit etmek ~ HAvr *sim-eto. [Uy viii+] émti ~ Ar inblk/anbîk damıtma şişesi ~ EYun ámbiks ~ Ar imdâd [#mdd IV msd. nargile ağızlığı ~ Ar imâmat [#'mm IV msd. imamlık. inşa etme " umran imaret [DK xiv] her türlü kamuya yararlı bina cimârat^ [#cmr msd. bıngıldak.

yy'dan itibaren Türkçede kullanılmıştır. ahır imren[mek istemek Tü [Uy viii+] amran-/emren. Türkçeye Latinceden dolaysız olarak giren ender sözcüklerdendir. moral i m mü n [ xx/b] ~ Fr immune muaf.Lat imperator ordu kumandanı.sevmek. İt imperatore. mask] tuttu imtihan sınav " mihnet [Kut xi] imtina [ xiv] tutma. kraliyet ahırları yöneticisi & Ar amir bey + Fa â%wur ahır " emir2.+ Lat parare tedarik etmek. imrahor [DK xiv] emirahur ~ Fa amîr-i â%wur at bakıcısı. dolu. tanrıça. oruç tutma < Ar masaka [msd. potansiyel. olanak < Ar amkana [IV] imkân verdi.değil + Lat münus kamu hizmeti. komün impala imparator [ xx/c] ~ İng impala bir tür antilop [Men xvii] imperator Avusturya hükümdarının unvanı . Fr empereur. Karş.[1935 YT] [ xx/b] ~ Fr immoral gayrı ahlaki " in+2. tutum. donatmak " in+1 * Avusturya hükümdarlarının sıfatı olarak 17.] kendini ~ Ar imtiyaz [#myz VIII msd.] imsak tutma. nefsini men etme " men imtiyaz ayrıcalık tanıma " temyiz [MMem xvi] .] doğru yazım ~ Aram msle 1. kendini ~ Ar imtiHân [#mHn VIII msd. Karş. güzel bir şeyi reddetme.] güç. [DK xiv] imren-özenmek. İng emperor.sevmek ~ Ar imsak [#msk IV msd. çok < Tü amra-/emre.] ~ Ar imtinâc [#mnc VIII msd. serdar. herekeli yani sesli harfleri bildiren noktaları doldurulmuş yazı < Aram #mly doldurma imleç YT işaretlemek " im immoral [TDK 1944] işaretleyen aygıt. komuta etmek & Lat in.] tutma. bağışık ~ Lat immünis vergiden veya kamu hizmetinden muaf olan & Lat in. imece " in+2. çariçe. [ 199+] cursor < Tü imle. imparatoriçe [AResmi 1757] imparator eşi veya kadın imparator & Tü imparator + Sırp -itsa dişil eki" imparator * Sırp kralitsa modeline göre üretilmiş Türkçe bir sözcüktür. Roma'nın askeri hakimi olan Augustus'un MÖ 30 yılında benimsediği unvan < Lat imperare buyurmak. 2. mümkün idi " temkin imla ~ Ar imlâ' [#ml' IV msd.imkân [Aş xiv] ~ Ar imkan [#mkn IV msd.

sığınmak. çukur. xix LO] güvenilen * Türkçede 19. içeri girme. oyuk.olumsuzluk öneki < HAvr *ne olumsuzluk edatı. Bunlar Türkçede an-/am. in1 Tü Tü [ viii] in. hakikat.şeklinde alınmıştır. yydan önce geçmiş örneklerde en-/em. in-rationalis > irrationalis. impérial > emperyal. iki şeyin arası). Fr entre. +inç . düşmek. in2 2. yy'a dek "güvenilen kimse" anlamıyla kullanılan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde anlamı değiştirilmiştir. Latince biçimler Türkçeye Fr telaffuzla en-/em.aşağı doğru hareket etmek.HAvr *n. [Uy viii+] [ xi] én/yin 1. içe yönelme * Fransızcaya 16. • Aynı kökten EYun en-. İng in.güvenmek " inan- ~ Tü ınak/inak [viii+ Uy. inam ihsan etme " nimet inan <Tü [Yus xiv] [Men xvii] inanç.güvenmek (= Moğ ünen-çi güvenilen kimse ) " inan-. in[mek én-/*yin. Alm unter (bir şeyin içi.fiilinden türev düşünülebilir ise de daha erken örneklerin yokluğu düşündürücüdür. Fa andar/dar (iç. mutemet.a. doğruluk. içeri). imza etme " ~ Lat in içte olma. Kaş viii+] ınanç inanış veya inanılan kimse. [Kıp xiv] güvenme.] bitirme. güven) inanç Tü [Uy. Lat inter/intra.isim). énteron (iç . iç." inan- * Tü *ına.olarak yazılırken. in+2 ~ Lat in-2 olumsuzluk ve yoksunluk bildiren önek . Belki Ar icmân etkisiyle. EYun entós. Ör: empire > ampir.imza mazi in+1 bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en iç ~ Ar imDa' [#mDy IV msd. 2.a. Lat intrare (içeri girmek). yırtıcı hayvan barınağı " in[ xx/c] moda olan şey ~ İng in 1.biçimi görülür. moda olan şey " in+1 inak YT [Fel 194+] inak dogma kimse.] nimet sunma. inan[mak Tü [Uy viii+] ınan< Tü *ına. Karş.güvenmek. itimat ~ Ar incâm [#ncm IV msd. Tü inan. Alm in/ein (iç. mutemet < Tü *ına. içeride. azalmak. itimat < Tü ınan. sarkmak. değil" na+ * Bazı ünsüzlerle başlayan fiillerde asimile edilir. iniş. umut bağlamak (= Moğ üne-n gerçeklik. içeri. içeri).

kalbini ve aklını bir kimseye yöneltme. [msd. 2. Kıp xiv] incük/yinçük/yinçik bacak < Tü *yinç iniş " ince * Karş. incele[mek [CepK 1935] tedkik etmek <Tü ince "ince YT * 17. açtı" basit ~ Ar inbisâT [#bsT VII msd. delik. ince eleyip sık dokumak) sözcüğünün ikinci anlamı doğrultusunda 1930 larda tekrar dolaşıma sokulmuştur. 2. azalmak " in< Tü *yinç iniş. azalış. düşündü (= Aram #cany muhatap olma. müjdeci.inat [Neş. incelme < Tü * Yapı olarak *inişke ("inişik") eşdeğeridir. incin[mek <Tü kırılmak. 2. fitin onikide biri ~ Eİng ynce ~ Lat uncia birim. yy'da "inceltmek" anlamıyla kaydedilen fiil. Aş xi] ~ Ar cinâyat^ [#cny msd. a. sübjektif görüş " ind inayet [Kut. keyfi veya sübjektif olma < Ar canada kapris yaptı. incil [ xiv] ~ Ar incil Kuran'a göre Hıristiyan dininin kutsal kitabı ~ Aram engîlâ Yeni Ahit ’in ilk dört kitabına verilen ad ~ EYun euangelion 1.] inat etme. c^any] kasdetti.a.OFa ancîr incir ind[inde sübjektif olarak (edat) [Kıp xiv] yinçil. yufka in. Ar tedkik (1. -e göre. ETü yini (uzuv. [msd. & EYun eû iyi + EYun ângelos haberci" ö+ * Fr evangile. a. inceltmek. [DK xiv] incin< Tü yinçe. genleşme < Ar basaTa yaydı.incelmek " ince [CodC xiii] ~ Fa ancîr 1. Burunsuldan sonra ş > ç dönüşümü tipiktir. küçülmek.] iyiliğini düşünme. zayıf. SinanP xv] cinad ~ Ar cinad [#cnd msd. ~ Çin chên-chu inci incik <Tü [İMüh xiii] yincik bacağın alt kısmı. özellikle hayvan bacağı). malum meyve ~ Ar cinda [#cnd] yan. küçük düşürülmek .(Yeni Ahit ’in dört kitabı) biçimleri Latince yoluyla Yunancadan alınmıştır. hastaya bakma < Ar cana 1. oyuk. cevap verme. 2. gücenmek incir . paça.azalmak.inmek. Yini > yincik bağlantısı. konuşma ) inbisat [Ferec xv] yayılma. Fa pa > bacak ilişkisine paraleldir. onikide bir < Lat unus bir " üni+ ince Tü [Uy viii+] yinçge ince.] inç [ xx/a] ~ İng inch bir uzunluk birimi. nezd. inci [Or viii] yinçü a. taraf. . daralma. anlam ifade etti. c^ina$yat^] ilgi ve ihtimam gösterdi. İng evangel. [Aş. söz dinlemedi < Ar cinda taraf. dikkat ve ihtimam etme. iyi haberci.

bireysel). indigo [ xx/b] endigo ~ Fr/İng indigo çivit bitkisi ve boyası ve rengi ~ İsp indigo Hint'e ait olan şey.] saplama.) ~ Ar infaS [#nf5 IV msd.] patlama. döviz * Karş.] kendini ~ Ar infiSâl [#fSl VII msd. kırıp çıkma ~ Ar infirâd [#frd VII msd. (yanardağ) patlama " def1 ~ Ar cindi [#cnd nsb. < Indos Hint ~ EFa hinda.] püskürme. indi sübjektif. 2. çatlattı infirat [Neş xv] izolasyon. .] 1.ekinin işlevi açık değildir. atom. divis.a. İng individual (1. " Hint * 1980 dolayında İngilizce telaffuza uygun olarak düzeltilmiştir.a. aşırıya gitme < Ar farada yalnız idi" fert infisah feshetme. indüksiyon inek Tü » [viii]inek " endüksiyon (=Moğünige(n)a.] yalnızlaşma. Türkçe yazım 1980’lerden sonra İngilizce telaffuza göre düzeltilmiştir. ~ Lat individuus bölünmez olan.indeks endeks [DTC 1942] dizin ~ index gösterge. görevden ayrılma " fasıl ~ Ar infilâq [#flq VII msd. çivit ~ Lat indicus a. individüel/endividüel [DTC 1944] individual ~Fr individuel bireysel < Fr individu a. 2.] ayrılma. birey & Lat in-değil + Lat dividuus bölünür < Lat dividere. a. fırlama. indirge[mek YT [Fel 194+] irca etmek < Tü indir-" in- * Fiile eklenen -ge.bölmek " in+2. gücenme " fiil infilak < Ar falaqa yardı. ~ EYun indikós a. sokma. dizin" * Aynı sözcük Türkçede Fransızca ve Almanca/İngilizce telaffuzla iki ayrı anlamda kullanılmaktadır. felsefede ruhun her türlü dış etkenden etkilenme hali.] birinin görüşüne göre.a. keyfi" ind indifa şiddetle taşma. (EYun páthos karşılığı).a. birey. ~ Ar indifa' [#dfc VII msd. fesh olunma " fesih infisal bölünme. bıçak infaz veya kılıçla öldürme " nüfuz infial ~ Ar infîcâl [#fcl VII msd. ~ Ar infisâ% [#fs% VII msd.

inkıraz [Neş xv] ~ Ar inqirâD [#qrD VII msd.] sonuca vardırma. " in+1. aşağı ~ Lat infra ~ İngiltere [xvi] ~ İt Inglaterra Avrupa'da bir ülke & İt Ingla Angl halkı.a. ülke " taraça inha kesinleştirme " nihayet inhidam Ar hadama [msd. icat < Lat innovare yenilemek & Lat in. inşa etme " neşet ~ Ar inşâ' [#nş' IV msd. it. paslandı. ortaya . öncülük < inisiye [Bah 1924] ~ Fr initié 1.alt. Yus xiv] ~ Ar inkâr [#nkr IV msd. kenarından kırptı.] inleme sesi [TS xiv] inle-/inile-/inilde- innovasyon [ xx/c] ~ Fr/İng innovation yenilik. bir sürece veya yola veya tarikate girmesi sağlanmış kimse < Fr initier (özellikle bir yola veya yolculuğa) başlatmak. ~ Ar inqiTâc [#qTc VII msd. önayak olmak " inisiye [Bah 1924] ~ Ar inha' [#nhw/nhy IV msd. yad ) inkılap tersine dönme.+ Lat novare a. neo+ inşa çıkarma. kemirdi. tekelinde olma " hasr inisiyatif Fr initier başlamak. tükenme < Ar qaraDa [msd. < Lat initium başlangıç & Lat in-girme bildiren önek + Lat itus/iter yol < Lat ire. tepetaklak olma " kalp2 [ xiv] ~ Ar inqilâb [#qlb VII msd. yol almak " in+1.] altüst olma. yy'da Britanya'yı istila eden bir Cermen kavmi + İt terra toprak. 5. iyon inkâr [Aş.] kesinti" kat2 < Tü irj [onom.] çıkarma. yaratma. qarD] 1. faizle borç aldı inkişaf ortaya çıkma " keşif inkıta inle[mek <Tü [ xiv] ~ Ar inkişâf [#kşf VII msd.] yalanlama. 2. 2.] yıkılma < ~ Ar inHiSâr [#HSr VII msd.aşağı ~ Fr/İng infra. ~ Ar inhidam [#hdm VII msd. yadsıma < Ar nakira [msd. a.] açılma.a.a.] aşınma. tanımadı (= Akad nakru yabancı.] ~ Fr initiative girişim. hadm] yıktı inhisar sınırlandırılmış olma.infra+/enfraHAvr *ndher. < Lat novus yeni < HAvr *newo. nakr/nukür] bilmedi. başlatılmış. önayak olmak ~ Lat initiare a.gitmek.

segman.] damgalanma " tab * Osmanlıca ikinci anlamı Fr impression (izlenim) < presse (basım) sözcüğünün literal çevirisidir. Aynı kökten Fa andar/dar (iç).] akışkanlık. " in+1 * Fr entre (a. halsiz olma) fiil kökü ile anlam ilişkisi açık değildir. Yus xiv] dilek deyimi ~ Ar in şâ'a-llâhu Allah istesin & Ar in ki.] uyanık olma . EYun entos (iç). inşallah [Aş.) biçimini alır. bölmek) + Lat -cidus öldüren " in+1. a. dilek kipi edatı + Ar şâ'a [#şy'] istedi.a. evcilleşme) = İbr #'nş. uyum içinde birbirini izleme < Ar sacama [msd.a. = Akad nişu halk.a.iç < HAvr *en. [ xix] izlenim (Fr ~ Ar inTibâc [#Tbc VII msd. istesin + Ar allâh " şey. net2 [199+] ~İng internet bilgisayarlar arası ağ * İngilizce sözcük 1970’lerden itibaren kullanıldığı halde bugünkü anlamı 1984'te yerleşmiştir.] sonuç doğurma " netice [ xix] mikrobiyoloji < Ar intan [#ntn IV msd. insektisid [ xx/c] ~ Fr/İng insecticide böcek öldüren & Lat insectum eklembacaklı (& Lat in. = İbr 'enüş a.] sürüklenme. allah insan [DK xiv] ~ Ar insan [#'ns] kişi < Ar ins insanlık. bağırsak). çürüme " netameli ~ Ar intâc [#ntc IV msd. internet < İng intercomputer network " inter+.a.+ Lat secari kesmek. énteron (iç organlar. Akad eneşu (güçsüz olma. iradesi dışında hareket etme " sevk intaç intaniye kokuşma. Aram #nş.insaf merhamet < Ar niSf yarım " nısıf [Aş. Lat intrare. Yus xiv] ~ Ar inSaf [#nSf IV msd. akıttı insiyak [ xx/a] içgüdü (Fr instincte karşılığı) ~ Ar insiyâq [#swq VII msd.] ılımlılık. Fr entrer (içeri girmek). iz edinme. sacm/sucüm] (musluk veya gözyaşı) aktı. intiba impression çevirisi) [Men xvii] damgalanma. +sid insicam ~ Ar insicam [#scm VII msd.] inter+ ~ Lat inter bir şeyin içinde veya iki şeyin arasında olma bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *en-ter. kavim ) * Arapça ismin Ar #'ns (iyi huylu ve yumuşak başlı olma. tüm insanlar (= Aram 'inâş/'anâşâ a. intibah "tenbih ~ Ar intibah [#nbh VIII msd.

] örtüşme.] bağımlı hale intikam [Aş xiv] alma. disiplin altına alma " zabıt inziva yalnızlaşma " zaviye ip ipek iplik Tü <Tü <Tü [Uy viii+] yip ip. 2. indirme. düzen " nazım 1 intizar [Aş xiv] bekleme. seçim < Ar na%aba [msd.] faydalanma" nafia intihal ~ Ar intiHâl [#nHl VIII msd. CodC xiii] yipek a. ~ Ar intifâc [#nfc VII msd.intibak uyma. zaptedilme. ejakülasyon " nüzul inzibat durdurulma. na%b] seçti ~ Ar inti%âb [#n%b VII msd.] düzenli ~ Ar intiZâr [#nZr VIII msd.] 1.] öç ~ Ar intisâb [#nsb VII msd. ~ Ar inzal [#nzl IV msd. boğazladı < Ar naHr boğazın alt kısmındaki çukur intikal taşınma.] kendini öldürme < Ar naHara [msd.a. intihar ~ Ar intiHâr [#nHr VII msd.Ar intişâr [#nşr VIII msd. [Kıp xiv] iblik/iplik/yiblik/yiplik . bir şiiri yanlış şaire atfetme intihap tercih. naqam] öç aldı. iplik [İMüh. sperm ~ Ar inDibâT [#DbT VII msd. üreme.] intizam olma. başka bir yere gitme " nakil [Env xiv] ~ Ar intiqâl [#nql VIII msd. inzal akıtma.] ~ Ar inziwâ' [#zwy VII msd. yolunu gözleme < Ar naZara baktı" nazar * "Kem göze maruz kılma" anlamı Türkçeye özgüdür.] ~ Ar intiqâm [#nqm VII msd. hınç duydu intisap gelme " nesep intişar [ xiv] [ xiv] ayrılma. öç < Ar naqama [msd.] başkasının fikir veya eserini kendine maletme < Ar naHala hediye etme. naHr] (hayvanı) boğazını keserek öldürdü.] seçme. üstüste binme < Ar Tabaq kapak " tabak 1 intifa [ xiv] ~ Ar inTibaq [#Tbq VII msd. Tü yip ip " ip < Tü yip " ip [MŞ xiv] iplik .] yayılma " neşir ~ Ar intiZâm [#nZm VIII msd. yayılma. [ xix] yayımlanma .] köşeye çekilme.

gelir getirme.uyku ~ HAvr *sup-no. ortaya atılan şey. ipnotize/hipnotize [etm [Bah1924] ~Frhypnotiser psikolojik telkin yoluyla derin uyku haline sokma ~ İng to hypnotise a. başlangıç " iptila [Aş xiv] ~ Ar ibtilâ' [#blw VIII msd.gökkuşağı" iris . tabip < EYun (h)ypnos. # 1847 Dr. usul ve örf bilgisi < Ar carafa bildi. olgun ~ Yun/EYun ergâtes işçi. -t.] belaya tutulma < Ar balâ sınadı. tez2 iptal iptida bidayet [ xiv] ~ Ar ibTâl [#bTl IV msd. özellikle < Tü ér.] isteme.] 1. bir borca karşılık rehin verilen şey & EYun (h)ypo aşağı.koymak " hip(o)+1. olgunlaşmak " er- iridyum [ xx/b] ~ YLat iridium bir element ^ Smithson Tennant. İng. sarsmak * Sürekli ve kararsız eylem belirten -ele. ırgat [Aş xiv] ırġad toprak işçisi < EYun ergázomai çalışmak " erg iri Tü [Uy viii+] iriğ büyük. geldi" vürut irca irdele[mek YT ~ Ar ircâc [#rcc IV msd.] geçersiz kılma " butlan ~ Ar ibtidâ' [#bd' VIII msd.[xi] sallamak. kimyacı (1761-1815) < EYun íris. araştırmak irfan ~ Ar cirfân [#crf msd. sıkıntı ve mihnet verdi" bela irade [Aş xiv] iradet istenç < Ar râda [msd.[xi] uzaklaşmak irat ~ Ar Irâd [#wrd IV msd. rawd] av peşinde dolaştı.* -lik ekinin işlevi açık değildir. < Tü ıra-/yıra. getirme. ayırt etti ırgala[mak <Tü [EvÇ xvii] ırgala< Tü ırğa.< HAvr *swep. amele.] bilgi.uyumak ipotek [Cumh1932] ~Frhypothèque~EYun (h)ypotheke önerilen şey.] temel. [Uy viii+] yırak ~ Ar irâdat [#rwd IV msd.ekiyle. aradı ırak Tü [Or viii] ırak uzak. the. tanıdı.olmak. İng.a. gelir < Ar warada vardı. James Braid. özellikle pratik bilgi. bir konuyu gündeme getirme. öğrendi.] geri döndürme " rücu [CepK 1935] tedkik etmek <Tüirte-aramak. irid. alt + EYun tithemi. 2.

köken.* Değişken renkli alaşımlarından ötürü. ikiyüzlülük etme.geri + Lat emere. asıl irkil[mek çekilmek ~ Ar cirq [#crq msd. ~ İng iroko tropik Afrika'ya özgü bir ağaç. yy başlarında ortaya çıkan ikinci anlamın ürk. DK xiv] yırmak/ırmak akarsu < Tü yır-/yar-kesmek.fiilinden kontaminasyon yoluyla türediği düşünülebilir. EYun (h)ríza (kök).+ Lat ritare kaşımak " in+1 ırk soy.toplamak. gökkuşağı. a. biriktirmek * 20. gözün renkli kısmı. < İt terra irredenta kurtarılmamış topraklar ~ Lat irredemptus geri alınmamış & Lat in. prim . gökkuşağı renklerinde olan her şey. kokuşmak iris [ xx/b] ~ Fr iris 1. irite [etm [ xx/b] ~ Fr irriter taciz etmek. asıl maksadını gizleme EYun eirö söyletmek ~ HAvr *weryo. Tü [Kaş.1. ~ EYun eiröneia bilmezden gelme.] 1.almak ~ HAvr *em. Karş. gözün renkli kısmı. 2.kavis. ironi [ xx/c] ~ Fr ironie kinaye.çürümek. re+.a. süsen bitkisi ~ EYun íris. Karş.değil + Lat redemptus geri alınmış & Lat red. [ xx/a] ürkerek geri < Tü irk.almak " in+2. 2. alaylı anlatım / İng irony a. irredantizm [191+] ~Frirrédentisme yabancı ülke yönetimindeki soydaşları gerekçe ederek yayılma siyaseti ~ İt irredentismo a. birikmek. 2. xiv-xix passim xi] irkil. irmik öğütülmüş buğday unu < Tü *irimik " iri [ML xx/c] iroko chlorophora excelsa ~ uloko a. süsen çiçeği ~ HAvr *wlri. Ar wadin (yağmur suyunun açtığı yarık. rahatsız etmek ~ Lat irritare taciz etmek & Lat in.< HAvr *wers-3 söylemek irrasyonel rasyonel [DTC 1944] ~ Fr irrationel aklî olmayan" in+2. kuşak < HAvr *wei-1 kıvırmak * Rizomlu bir bitki olan süsene "çiçeklerinin renk zenginliğinden ötürü" iris adı verildiği tezi doğrulanmaya muhtaçtır. birik-. ırmak <Tü [Kıp. empt. irin Tü [Uy viii+] irirj/yirirj cerahat < Tü iri-/yirü.toplanmak. irid. yarmak " yar<Tü [Kıp xiv] iri * Anlam ilişkisi için karş. bitkilerde kök.a. ırmak). * Güney Nijerya yerli dillerinden.

ölme < Ar raHala göçtü.] miras < Ar wari6a varis idi. hazırlıksız şiir söyleme < Ar ricl 1.] gönderme " resul irşat rüşt irtibat rapt ~ Ar irşâd [#rşd IV msd.] < Ar racaca geri döndü.] (ağır bir ırz [DK xv] şeref. ) irs » " irs ~ Ar irsâliyyat [#rsl nsb. 2. a. irsaliye irsal [IVmsd. is Tü [ xi] ış is. 2. yolculuğa ~ Ar irtikâb [#rkb VIII msd. irs/ırs miras kaldı (= Aram #yrt a. eski rejime dönmeyi savunanlar" anlamında kullanılmış görünüyor. irtifak ~ Ar irtifâq [#rfq VIII msd. "ona sahip olan kişileri diğer insanlardan ayıran bölme" < Ar caraDa öne çıktı.* İtalya'nın uluslaşma sürecinde "henüz kurtarılmamış" İtalyan topraklarını talep etme siyasetinden. belirdi" arz1 * Türkçe ırza tasallut yerine ırza geçme deyimi 20. geri gitti" rücu * İlk kez Ekim 1908'de "Meşrutiyet devrimine karşı olanlar. irtical ~ Ar irticai [#rcl VIII msd. f. 2. ayak.] doğru yolu gösterme " ~ Ar irtibâT [#rbT VIII msd. yy'm ikinci yarısında yaygınlık kazanmıştır.] yüksekte olma.] şeref. ayak " rical irtidat reddetme " red irtifa yükseklik " ref [MMem xvi] [ xiv] ~ Ar itidâd [#rdd VIII msd.] rüşvet alma " rüşvet ~ Ar irtiHâl [#rHl VIII msd.] islamiyeti ~ Ar irtifâc [#rfc VIII msd. mülkiyeti kendine ait olmayan bir malı kullanma hakkı" refakat irtihal [Env xv] çıkma. Karş. itibar ~ Ar cirD [#crD msd. şiirde vezin birimi.] 1. Arapçada ender olarak "bayatlama" anlamına rastlanır. yola çıktı" rahle irtikâp şeyi) üstüne alma. unredeemed.] bağlantı kurma " ~ Ar irtica [İkdam 1908 190+] gericilik (Fr réaction karşılığı) *irticâc [#rcc VIII msd.] 1.] doğaçlama şiir okuma. İng redeem.] gönderi < Ar ~ Ar ir6 [#wr6 msd. (suç veya günah) işleme " merkep irtişa ~ Ar irtişa' [#rşw VIII msd. duman lekesi . kullanışlılık. itibar.

a. ipucu " şura2 isbat/ispat kesinleştirme.] 1.sesi edep kaygısıyla düşürülmüş olabilir.a. 2. parlamak (= Moğ cula ışık ) " yan- * Kısmen onomatope özellikleri gösteren bir fiildir. Yışı. ishal akışkan kılma. oyalama " meşgale * Türkçe ikinci anlamı Fr occupation sözcüğünün çevirisinden türemiştir. [Kıp xiv] yışı-< Tü *ya-/yal.] akıtma " sel işaret [Kut. işgüzar güzergâh + & Tü iş + Fa gu5âr geçiren.kökünden zayıf biçim olduğu düşünülebilir.yanmak. Tü çişe. gevşetme. oyalama.yanmak. saptama. [ xiv] ~ Ar iSâbat [#Swb IV msd. rahatlatma. hararet < Tü isi. = Akad şumu a. eda eden " iş.] yerini bulma. [LO xix] ciltte terden dolayı < Tü isig sıcak " ısı [Yus xiv] ~ Ar ism [#sm/#smy msd. diyare " suhulet ısı ışı[mak Tü ~ Ar ishal [#shl IV msd.] sinyal verme. [KT xix] işgal-i askeriye yabancı bir toprağı askeri denetim altına alma (Fr occupation militaire çevirisi) [#şġl IV msd.idrar etmek " çiş * ç. göz kırparak onay verme. böyle verilen sinyal.) .ısıtmak " ısın- Tü [ xi] yaşu-/yaşı. sıtma. rast gelme " tasvip isale ~ Ar isâlat [#syl IV msd. Aş xi] nişan. parlamak. alamet. kanıtlama " sebat işe[mek <Tü [MŞ xiv] [ xiv] ~ Ar İ6bât [#6bt IV msd.iş isabet Tü [Orviii] ış a. yaşı.biçiminin. [Uy viii+] isiğ sıcaklık. işten alıkoyma.] sabitleştirme.a. [MŞ xiv] issilik sıcaklık. parıltı < Tü ışılda-" ışı[Uy viii+] isiglig sıcaklık. işgal [Men xvii] bir işle uğraştırma. ışık projektör isilik Tü oluşan kızartı <Tü [DK xiv] aydınlık.] bir işle uğraştırma. ~ Ar işgal * Fa kârguzar veya maslahatgüzar sözcüğünden tercümedir. alamet ~ Ar işârat [#şwr IV msd.] ad (= < Tü yışı." ışı-ışıldak YT isim/ismİbr şem a.

urtica < Tü ısır. < Tü ışı-" ışı- < Tü isi. tesmiye ışın ısın[mak ısır[mak ısırgan ısırişit[mek işitimle ilgili Tü YT Tü Tü [CepK 1935] kıvılcım. a. [ xi] ısırğan çok ısıran. İt scalmo. devre dışı bırakmak ~ OLat *excartare " ex+. isim. ıska iskambil brusquembille bir kâğıt oyunu iskân sükûn [AL 192+] futbolda topa vuramama (argo) [LO 187+] kâğıt oyunlarının genel adı ~ ? ~ Fr ~ Ar iskân [#skn IV msd. sabo ıskarta [KT xix] ~ İt scarto atılmış. [LO xix] ~ Yun skalmós sandalda küreğin * Karş. kart2 . esma. müsemma.a. ekarte edilmiş < İt scartare (iskambilde) kâğıt kaçmak. kalemtraş ~ Lat scalpellum/scalprum a.a. bismillah. Fr escaume/escarme (ıskarmoz).a. yerleştirme " iskandil [LF xv] ~ İt scandaglio deniz derinliğini ölçmeye mahsus düğümlü ip. esami.] oturtma.duymak işitsel < Tü işit-" işit- YT [TDK 1955] * Fiil köküne -sel eklenmesi kural dışıdır. [MŞ xiv] yaprakları yakıcı bitki. ölçek ~ OLat *scandaculum ölçek " eşantiyon ıskarmoz bağlandığı çubuk ~ E Yun skalmós a. özellikle tahtadan yontulmuş pabuç.EŞKÖKENLİLER: Ar ism : besmele.a. iskarpela ~ Ven scarpèlo [İt scalpello] ağaç yontma bıçağı." Tü [ viii] éşid-/éşit. < Lat scalpere/sculpere yontmak * Karş. iskarpin [ARasim 1897-99] Avrupa tarzı ayakkabı ~ Ven scarpìn / İt scarpino hafif ayakkabı < İt scarpa ayakkabı. [TDK 1944] şua [Uy viii+] isin.ısınmak. elenmiş. Dissimilasyon Venedikçeden alınmıştır. sıcak olmak [Uyviii+]ısır-/ısur-a. İng scalpel (cerrah bıçağı).

mide ~ OFa aşkamb a.a. Kan xv] rıhtım ~ İt scala basamak. Z. iskelet < EYun skellö kurumak. tırmanmak iskelet [ 188+] ~ Fr squelette a.) sözcüğünden adapte edilmiştir.iskat düştü "sukut [ xiv] ~ Ar isqaT [#sqT IV msd. kuruyup büzüşmüş şey. ~ EYun skeletón 1.a. & EYun aleksö defetmek.erkek.a. [LO.kan " hem(o)+ iskemle [Arg xvi] skemli banko.] karışık ve muğlak şeyler.a. merdiven. • İ. bükmek. & EYun is%ö durdurmak.a. t. kuruyup büzüşmek ~ HAvr *skelskurumak işkembe [ xiv] şikembe hayvan midesi < Fa şikam/şikanb karın.basmak. belirsizlik. andr.] düşürme < Ar saqaTa iskele [Neş. kompüter Karş. iskonto [ xix] iskonta/iskonto ~ İt sconto indirim. a. hesaptan düşme < İt scontare indirim yapmak ~ OLat excomputare a. ezmek. eziyet etmek ~ OFa şkastan.a. tutmak + EYun (h)aíma. er iskete [Arg xvi] skete carduelis spinus ~ EYun skánthos a. sken. + Lat computare hesaplamak & Lat exdışa " ex+. iskender [ xx/c] yoğurtlu döner yemeği < öz İskender Bursa'da bir kebapçı dükkânı adı ~ al-iskandar bir erkek adı. adam. işkil [Men xvii] eşkâl şüpheli ve muğlak şey. kovmak.kırmak. a. müşkilat < Ar şakl2 [msd. gemilerin yanaştığı rıhtım ~ Lat scâlae (*scand-sla) merdiven < Lat scandere basamak çıkmak.] engel. özellikle Büyük İskender ~ aléksandros "er savan". anlaşılmazlık. mumya. 2.a.a. savmak + EYun aner. şikan. işkence. sırtsız sandalye ~ Lat scabellum/scabillum a. oturak skamní tabure. alkol [ 200+] iptila derecesinde işe düşkün kimse & Tü * İng workaholic (work + alcoholic. ciltçi presi < Fa şikastan. ~ Fa işkanba/şikanba iskemi [ML xx/c] ~ Fr ischémie kan dolaşımında duraklama ~ EYun is%aimia a. İng discount (iskonto) < İt discontare. tırmanmak ~ HAvr *skand. Eyüboğlu'nun sözcüğü Karadeniz Rumcası'ndan türetme çabası orijinaldir. KT 187+] işkil şüphe. ~ Yun skathí bir tür ötücü kuş.a. . < Lat scabere yontmak ~ Yun işkence [Gül xiv] ~ Fa işkanca/şikanca eziyet. zorluk < Ar şakala ket vurdu * Arapça sözcük biçim bakımından #şkl kökünün ifcal masdarı ise de çoğul ad olarak kullanılır. işkolik iş + Tü (al)kolik " iş. vesvese ~ Ar işkâl/aşkâl [#şkl çoğ.a.

[MŞ xiv] isfanâ% ~ Fa ispanâ%/ispânac bir & Tü . simge. [TS xv xv] sıklık islim = Tü istim" istim [LG 188+] göz ucuyla beyan-ı hal. sağaltma. şumurdan (saymak).tevdi etmek.saymak. sakınma.iskorpit [EvÇ xvii] ~ Yun skorpídi zehirli dikenleri olan bir balık < Yun/EYun skorpíos akrep < Sam [#cqrb] a. emanet etmek " sipariş * Erm absbar.a. Env xiv] ısmarla. [Fel 1942] fonksiyon * Türkçede örneği bulunmayan -(e)v eki. su katmak * Karş.] leke ve günahtan korunmuşluk. ısmarla[mak [Har xii] osparla-. âbespâr. sanmak. oşmâr.(sulamak. ismet [ xiv] ~ Ar ciSmat^ [#cSm msd. alamet ~? OFa *nişmâr a.a.a. anlamak.a. 2. ıslık Tü? [Kıp xiv] sığlık a. ısmarlamak) biçimi Orta Farsçadan alınmıştır. [Men xvii] zencefil. farketmek * Aynı kökten Fa şimar (sayı). esirgeme isnat senet [MMem xvi] ~ Ar isnâd [#snd IV msd. bir din " selam işlem YT [Fel 194+] ameliye < Tü işle-" iş.(güvenceye almak. günahsızlık < Ar caSama koruma. a.a. " akrep ısla[mak " su <Tü [Kıp xiv] ısıl-/ısla< Tü *sıw-la-nemlendirmek. < OFa oşmürdan. özellikle hayvana su vermek) < usu (su). spinacia oleracea ~ OFa spanâk a. teslim olma. saflık.. +ev < Tü işle-" iş işlev YT [Kutxi] ~ Ar islâm [#slm IV msd. [DK. işaret (argo) » [ 186+] buhar işmar Erm nşmar işaret. ıslah [Mercimek xv] < Ar SalaHa iyi veya uygun idi ~ Ar iSlâH [#SlH IV msd. Moğ usula. ot ıspanak sebze.OFa âbespurdan. bazı Kıpçakça örneklere nisbetle Öz Türkçe kelimeler üretmekte kullanılmıştır.] düzeltme. . uyum sağlama " sulh islam boyun eğme. [LO xix] acı biber ıssı sıcak + Tü ot" ısı.] dayandırma" isot + [Kan xv] ıssı ot her türlü baharat.] 1.

< İng spirit ruh ~ Lat spiritus a.a.).gözetlemek * Aynı kökten Lat specere. ~ Ger *spehön gözetleyen. ~ HAvr *(s)ping. tür.a.a. • Yunanca sözcük muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. spazm ~ " ıspazmoz ıspatula [ xx/a] spathula < Lat spatha kürek.* Orta Farsçadan Yunanca yoluyla Batı dillerine geçmiştir. spyrida. -d. gözlemek). 3. görünüm. .a. gözcü < Ger *spehjan gözetlemek. ispiritizma [KT 189+] ~ Fr spiritisme medyum aracılığıyla ruh çağırma ~ İng spiritism a. ispanyolet [Bah 1924] pencere kilit mekanizması < öz espagnol İspanyol ispari benzer bir balık [ xvii] ~ Fr espagnolette [küç. işporta [LO 1876] ışporta iki kulplu yayvan sepet ~ İt sporta ince tahta yongasından örülen yayvan ve iki kulplu sepet ~ Lat sporta a. biçim.a. özellikle kimyasal madde veya ot türü " spesiyal * İng spice < Fr épice (baharat) biçimleri Latinceden alınmıştır.a.a. Karş.a. # 1854. * İşportacı "sepetçi. şifalı ot ~ Lat species 1. eczacı ~ İt speziale attar.] bir tür ~ Yun spároi [çoğ. sepetle dolaşan satıcı" anlamında. çeşit. ticari eşya çeşidi. baharatçı < İt spezie baharat. * Aynı kökten İng finch (a. ~ EYun spyris. " spazm ispazmoz » ispençiyar [EvÇ xvii] attar. seyretmek ~ HAvr *spek. ispermeçet [LO xix] ~ YLat spermaceti ispermeçet balinasından elde edilen güzel kokulu beyaz muma benzer madde & Lat sperma sperm + Lat cetus balina " sperm ispinoz [Arg xvi] fringilla ~ EYun spínos/spíza a. incelemek). EYun skopeo (bakmak.a.a. a. sképtomai (gözden geçirmek. ~ Yun spínos bir tür ötücü kuş. enli bıçak " apolet ıspazmoz/ispazmoz E Yun spasmós.a. 2. " espri ispiyon [Bah 1924] hafiye ~ Fr espion casus ~ İt spione a.] < Yun spáros karagöze ~ İt spatula küçük ve enli bıçak ~ Lat [ xix] ~ Yun spasmós kasılma. OYun spanáki(on) > OLat spinaceum > İng spinach.

HAvr stöu. İng stick. sta-. istatistik [ NK em al 18 71 ] ~ Fr st at is ti qu e~ Al m statistik devlet idaresi sanatı. taşırma.(durak.a. vilayet merkezi olan yerleşimi anlatır. uygulamalı matematik [xviii] < Alm staat devlet ~ İt stato " statü istavrit [ xvii] bir balık türü. dikmek).a. < Ar Sarra işret [Aş. 2.a. malik =? Tü İ5i/ istaka/ıstaka Ger *stakön sopa " atak2 * Karş. istasyon [ xix] ~ Fr station 1. = EYun ostéon kemik " oste(o)+ [Menxvii] ~ Yun astakós a. +oid ~? Yun . < Lat stâre. Ave stüna. Karş. baskı aleti < Ger *stap-/*step. kaldırmak). Osmanlıca nefs-i filan tamlamasıyla ifade edilen.israf [Kıp xiv] . ölçüyü kaçırma. HAvr sts-n(â). durum). idari amaçla toplanan sayısal bilgiler [xvii].a. nefs-i İznik). EFa/Ave stâya. HAvr si-stâ.] birliktelik.a. stat. İstanbul [ xiv] stambol/istambol ~ Yun sten póli < Yun eis ten póli şehir içi.(durdurmak. birlikte yeyip içme < Ar caşara birlik oldu " aşiret ıssız <Tü [DK xiv] issüz sahipsiz.şimdiki zaman kökünden > Lat stenare (durdurmak). iç şehir. eis Ámison > Samsun vb. Alm stehen (durmak). * HAvr *sta. Yus xiv] ~ Ar cişrat^ [#cşr msd. Lat stâns (duran). istakoz/ıstakoz astakós a.fiil adından > Ave stâna. İng stand (durmak.(direk).] azıtma.kökünden > EYun (h)istemi. saraf] gözardı etti. cırcır böceği gibi öttü ~ Ar iSrâr [#Srr IV msd. durma. politik * Türkçeye Yunancadan alınmış kent adlarında rastlanan eis öneki.pekiştirme biçiminden > EYun staurós. Lat *staurare (dikmek.a. metruk iğe/iye [viii+ Uy] a. gözden kaçırdı ısrar gıcırdadı. İstanbul" eis+. durma yeri. konak). duruş.a.reduplikatif kökünden > Lat sistere (durdurmak). adım ~ HAvr *stebh. Galata'ya kıyasla İstanbul'un sur içi bölümüne verilen ad & Yun eís iç + Yun e pólis şehir.~EYun ıstampa [ xix] ~ İt stampa damga ~ Ger *stampaz havan. HAvr stâ-na. trachurus staurídi haç gibi olan < Yun staurós haç " istavroz. stat-. yoldaşlık. durak ~ Lat stâtio a.a. özellikle Konstantin kenti. [Gül xv] boşa harcama ~ Ar israf [#srf IV msd. stake (sopa). ihmal etti.] a. değnek ~ < Tü iss [xiv DK] sahip. ayak basmak. EYun stöis. boşa harcama < Ar sarifa [msd.a. Lat stare.durmak ~ HAvr *stâ.basmak. " iye iştah » [Aş xiv] işteh " iştiha [ xx/b] bilardo sopası ~ İt stecca sopa. eis Nikaían > İznik (iç İznik.

Yun stavridís yan-biçiminin de mevcut olması gerektiğini düşündürür. Romence. 2. sayb] (su) aktı ~ Ar isti'âb [#syb VIII msd. Fr saurelle (istavrit balığı) Yunancadan alınmıştır. eğilim. irade < Tü iste-" iste-.] başına buyrukluk. istiflemek. durdurmak < HAvr *stâ.dikmek. Türkçe istavrit cinslerini ifade eden sarı balığı/sarıkuyruk/sarıkanat biçimleri muhtemelen Yun savrí/savrídi'den alıntıdır. kural tanımazlık. başvuru " davet istidat olma. hacim < Ar saba [msd.] su tutma. tıkmak . badd] saçtı. yetenek " add [Aş xiv] ~ Ar isticcâl [#ccl X msd. sorgulama " cevap istida çağrı. kertenkele.) ~ Lat stipare sıkıştırmak.izlemek. (bir sıvıyı) istibdat ~ Ar istibdâd [#bdd X msd. bir tür dev deniz yaratığı. Lat lacerta) ile alakalıdır. Ancak Bulgarca. +inç [ xix] ~ Fr hystérie psikiyatride bir ruh hastalığı < Tü iste-" iste-istenç YT [ 196+] irade isteri/histeri < Fr hystérique kadınlara özgü olduğu varsayılan aşırı duyarlık hali ~ EYun (h)ysterikós rahime ait < EYun (h)ystéra rahim " hister(o)+ * Eskiden isteriye rahim salgılarının düzensizliğinin yol açtığına inanıldığı için. aceleci ~ Ar isticwâb [#cwb X msd. istavroz [Men xvii] ~ Yun staurós haç ~ EYun staurós direk. Rusça stavrid/stravrida biçimleri. dağıttı istical olma " acele isticvap isteme. davet etme. aramak < Tü iz " iz [Fel 194+] isteme yetisi.a. gemi ambarı < İt stivare istiflemek (= Yun stoiba/stoibâzö a. • İt saurella. istiap içine alma. keyfi ve mutlak yönetim < Ar badda [msd. ~ Ar isticdâd [#cdd X msd.* Aynı balığın Yunanca adı savrídi muhtemelen EYun saûros/saúra (1. takip etmek. [Men ] istif ~ İt stiva 1. 2. istif.durmak " sütun işte iste[mek istem YT <Tü Tü [TS xiv] uşda/üşte & Tü uş işte (işaret zarfı) + Tü da/ta ? " şu [Uy viii+] izde-/iste. kazık ~ HAvr *stau-ro.] acele etme.] bir şeye hazır istif [MMem xvi] istifa ambara yığmak.] cevap ~ Ar istidcâ' [#dcw X msd.] çağırma.

] uğraşma" meşgale ~ Ar istiğfar [#ġfr X msd.] hafifseme" ~ Ar istiHqâq [#Hqq X msd.] haber sorma. hakediş < Ar Haqqa hak idi" hak1 istihkâm tahkim etme " hüküm istihlak helak istihsal etme.] yararlanma " [ xiv] ~ Ar istifham [#fhm X msd.] hak ~ Ar istiHkâm [#Hkm X msd. arzu " ~ Ar istiHâlat [#Hwl X msd.] tüketme " ~ Ar istiHSâl [#HSl X msd. ~ Ar istihlâk [#hlk X msd.] sorma. üretme " husul [ xiv] [Neş xv] ~ Ar istihbar [#%br X msd.] istiğfar [Gül xiv] merhamet dileme < Ar ġafara merhamet etti" mağfiret istiğna zenginliği reddetmek " gına iştiha şehvet ~ Ar istiğna' [#ġny X msd.] gına getirmek.] arzulama.] pekiştirme. evrilme.] (bir süreç istihale içinde) dönüşme.] içini boşaltma. ~ Ar iştihâ' [#şhw VIII msd. ~ Ar istihdam [#xdm X msd. hizmetçi olarak çalıştırma " hizmet istihfaf hafif istihkak etme. ~ Ar istifrağ [#frġ X msd.] ~ Ar istifâdat [#fyd X msd.] çaba ile elde .] hayır dileme. kusma [ xiv] ~ Ar iştigâl [#şġl VIII msd. (böcek) hal değiştirme " hal1 istihare [ xiv] ~ Ar isti%ârat [#%yr X msd.istifa af dileme " af istifade fayda istifham sorgulama " fehim istifra " ferağ iştigal [Mercimek xv] af dileme ~ Ar isticfâ' [#cfw X msd.] hizmete ~ Ar istihfaf [#%ffX msd. bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için dua ile uykuya dalma < Ar %ayr hayır " hayır2 istihbar haber toplama " haber istihdam koşma.

istibdat" anlamında kullanımına 19. özellikle zorla egemenliği üstlenme < Ar walâ başında durdu. misafir kabul etme " kabul ~ Ar istiqbâl [#qbl X msd. isyan etme. doğruluk < Ar qâma durdu " kamet * "Doğrultu. 2. teknik terim " sulh istilzam gerektirme " lüzum istim Ger *staum. 2.] 1. istikbal [Neş xv] ağırlama 1. haz&rsquo] alay etti. ~ Ar istilzam [#lzm X msd. düzenleme. bağını koparma. [ xix] (buhar makinasında) buhar [ xiv] ~ İng steam buhar ~ ~ Ar isticmâl [#cml X msd. dümdüz gitme. küçümseme. 2.] alay.] istiklal [Neş xv] ~ Ar istiqlâl [#qll X msd. hiçe sayma. bir şeyi ikiye bölme. yönseme. 2. bir kelimeyi diğerinden türetme. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme.] 1. etimoloji < Ar şaqqa yardı. ~ İng steamboat buharlı gemi" [Tarik 1885] . yarma. istikrah iğrenme " kerh istikrar kararlı olma " karar istikraz borçlanma " inkıraz ~ Ar istikrah [#krh X msd.] gerek sayma. "İsyan. aşağılama < Ar iştikak ~ Ar iştiqâq [#şqq VIII msd.istihza haza'a [msd. aşağıladı ~ Ar istihza' [#hz' X msd. yönetti" velayet ıstılah konvansiyon. böldü " şık1 istikamet ~ Ar istiqâmat [#qwm/qym X msd. yönelme. bot2 ~ Ar iStilâH [#SlH VIII msd. saymama. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme.] 1. yy'dan itibaren kısmen olumlu anlam kazanmıştır. hükümranlık " ekalliyet * Klasik kullanımda olumsuz bir kavram iken en geç 15.] dimdik durma. yy sonlarına dek rastlanır. 3.] faiz ile istila ~ Ar istilâ' [#wly X msd.] egemen olma.] işe koşma.] aşırı derecede ~ Ar istiqrâr [#qrr X msd.] son derece ~ Ar istiqrâD [#qrD X msd.buhar istimal işletme " amel istimbot istim. yön" anlamı Türkçeye özgüdür.

] ~ Ar iştirâq [#şrq VIII msd. tahammül edememe " sıklet "Aşağılama" anlamı Türkçeye özgüdür.] (sanığı) ~ Ar iştira' [#şry VIII msd. istiskal ~ Ar isti6qâl [#6ql X msd.a. istişare görüş sorma < Ar şürâ danışma " şura2 ~ Ar istişârat [#şwr X msd. ortak oldu " şirk ıstırap istirdat geri alma " red istirham dileme.] danışma.] 1. dinlenme " rahat iştirak ~ Ar istinTâq [#nTq X msd.) < EYun.] merhamet istiridye [Men xvii] istiridya ~ Yun streídia [çoğ. rica etme " rahmet1 » " ıztırap ~ Ar istirdâd [#rdd X msd.] küçümseyerek reddetme.] bir deniz kabuklusu < Yun streídi(on) a. gurur göstererek bir şeyden kaçınma < Ar nakafa küçümsedi.istimlak edinme. .] satın alma < Ar şarâ [ xiv] istirahe [Env xiv] ~ Ar istirâHat [#rwH X msd.] mülk ~ Ar istimna' [#mnw/mny X msd. kopya etme < Ar nus%at kitabın temize çekilmiş hali. kopya " nüsha istintak konuşturma. birinden rahatsız olma.kemik veya kemiğe benzer kabuk " oste(o)+ * Karş.] meni ~ Ar istinâd [#snd VIII msd. ortak alma < Ar şariqa paylaştı. dayanak istinkâf ~ Ar istinkaf [#nkf X msd.] ortak olma. soruşturma " nutuk iştira [msd. mastürbasyon " meni istinat olarak alma " senet ~ Ar istimlak [#mlk X msd.a. İng oyster. ~ EYun óstreion a. mülke el koyma " mülk istimna çekme. reddetti istinsah ~ Ar istinsâ% [#ns% X msd. HAvr *ost.a. Fr huître < Lat ostreum (a. 2.] yazıya dökme. ağırsama.] geri isteme. şirâ'] satın aldı istirahat soluk alma.] dayanma. ~ Ar istirHâm [#rHm X msd. ağır bulma.

işve isyan isyan etti.a. İtalyan tarzı. spicara flexuosa < Yun/EYun strongylos yuvarlak * İzmarite oranla daha yuvarlak şekilli olduğu için.a. İtalya'ya ait. it[mek Tü [Kaş xi] it. ödeme " atiye itaat [Env xv] tav olma < Ar Taca boyun eğdi" tav1 italik [ xx/b] eğimli matbaa yazısı < öz İtalie İtalya * Venedikli yayıncı Aldus Manutius (1449-1515) tarafından geliştirildiği için. baş kaldırdı it Tü [ xiv] ~ Fa işwa/şrwa naz.] asi olma < Ar caSâ [Or viii] ıt köpek * Adı geçen hayvanın özgün Türkçe adıdır. yy'da "iri bir tür köpek cinsi" anlamında kullanıma girmiştir.a. Köpek sözcüğü 14. ita bağışlama. itfa eşit taksitlerle ödenmesi itfaiye verilen ad [Men xvii] söndürme. ~ Fr italique 1. hariç tutma = Ar 8unyâ' ikircik. < Ar İ8nân iki " sani iştiyak duyma " şevk istizah isteme.] açıklama ~ Yun strongylo istrongilos [LO.] ürününden istisna ~ Ar isti6nâ' [#6ny X msd. ~ Ar iTâcat^ [#Twc IV msd.] şevk ~ Ar istîDâH [#wDH X msd.istismar yararlanma. sömürme " semere ~ Ar isti6mar [#6mr X msd.] hediye etme < Ar ithaf tuHfat hediye " tuhaf .] ödül verme.] söndürme < Ar Tafa'a [msd. soruşturma " vuzuh [Yus xiv] ~ Ar iştiyâq [#şwq VIII msd. KT xix] istrongilo izmarite benzer bir balık. Tufu'] söndü 1872'de İstanbul'da kurulan yangın söndürme teşkilatına < Ar iTfa' [IV msd.] 1. ~ Ar icTâ [#cTw IV msd.] boyun eğme. eda. a. 2. [ xix] itfa-i düyun borcun faiziyle beraber ~ Ar iTfa' [#Tf’ IV msd.] söndürme " itfa ~ Ar itHâf [#tHf IV msd. 2. tarz " şive ~ Ar ciSyân [#cSy msd. bir yemin veya sözleşmeyi hukuken geçersiz kılacak şekilde (kötü niyetle) bir şart ileri sürme. dışlama.

] uyum sağlama. kısmet. genelleme.] adet edinme. parfüm ~ Ar ictirâf [#crf VIII msd. bağlı olunan din veya mezheb " akit1 itilaf anlaşma " ülfet itimat [Gül xiv] dayanak kabul etme < Ar camada dikti. uyuşma. ders " ibret itidal yolu izleme " adl [ xiv] ~ Ar ictidâl [#cdl VIII msd. 2. salıverme. 2. 2.] güvenme. kapsamını genişletme. 2. ad verme " talak itriyum İsveç'te bir kasaba ittifak [ xx/b] ~ YLat yttrium bir element < öz Ytterby [Kut.] telef etme. itibar [ xiv] ~ Ar ictibâr [#cbr VIII msd.ithal ~ Ar id%al [#d%l IV msd. orta itikat [Aş xiv] ~ Ar ictiqâd [#cqd VIII msd. ~ Ar ictinâ' [#cny VIII msd. hayvan ıtlak [ xiv] salıverme ~ Ar iTlâq [#Tlq IV msd. saygı.] 1. Aş xi] 1. önüne çıkma.] bildiğini kabul etme ~ Ar i'tilâf [#'lf VIII msd. diredi" amut itina gösterme " inayet ıtır/ıtritiraf " irfan [ xiv] ~ Ar ciTr [#cTr msd.] uyma.] güzel koku.] 1. sayma.] ilgi ve özen itiraz [Env xiv] ~ Ar ictirâD [#crD VIII msd. sayı sayma.] 1.] sözleşmeyle bağlanma. bir dine veya mezhebe bağlanma.] içeri sokma " dahil1 itham [TS* xv] ~ Ar ittihâm [#whm VIII msd. suç kuşkusu isnat etme < Ar wahama yanlış kuşkuya kapıldı" vehim * Arapçada varolmayan #thm kökünün IV masdarı olduğu zannıyla Osmanlıcada da bazen itham yazılmıştır. ~ Ar ictimâd [#cmd VIII msd. ~ Ar itlaf [#tlf IV msd.Ar ittifâq [#wfq VIII msd. söz veya görüşle karşı çıkma " arz1 itiyat alışma " adet2 itlaf öldürme " telef ~ Ar ictiyâd [#cwd VIII msd.] dengeli olma.] töhmet altında bırakma. saygı gösterme. bırakma. uzlaşma. saygınlık < Ar cibrat^ öğüt. denk geldi" muvaffak . denk gelme. yolunu kesme. azat etme. boşama. denk gelme. şans . uzlaşma < Ar wafiqa uydu.

a. malik. iod. [LO xix] abur cubur karma karışık. çoluk çocuk < Ar ciyyal bağımlı aile fertlerinin her biri" aile iye Tü [ viii] idi sahip. [TDK 1944] a. Aş xi] ~ Ar ciyâl [#cwl çoğ.gitmek.ittihat vahdet ittila olma " talih ittisal bitişik olma " vasıl ivaz [Neş xv] tazminat < Ar câDa yerine koydu. [İMüh xiii] éygü .] bakmakla yükümlü olunanlar. inisiye. i. eyi i yi ms er iyi [Uy viii+] édgü iyilik (isim). iter (yol) EŞKÖKENLİLER: EYun (h)íemi : disprosyum.acele etmek " ivedi [TDK 1944] fizikte akselerasyon iyal/ayal [Kut. [DK xiv] éyü . efendi. transit iyot [1891] ~ Fr iode bir element #1812 Gay-Lussac. tanışık ~ Ar ittiSâl [#wSl VIII msd. bedel verdi ivedi YT ~ Ar ittiHâd [#wHd VIII msd. birleşme " ~ Ar iTTilâc [#Tlc VIII msd. iyon Lat ire : ambiyans. • Aynı kökten Lat ire/itare (gitmek).[1 94 2 YT ] iyiye yormak < Tü iyi " iyon [ xx/b] ~ YLat ion artı veya eksi elektrik yüklü atom ~ E Yun iön giden < E Yun eîmi. koitus.a. yy'dan sonra ender rastlanan bir sözcük iken Dil Devrimi döneminde canlandırılmıştır. [TS xiv.] karşılık. kimyacı ~ EYun iode menekşe rengi < EYun íon. Fr. < Tü év-acele etmek ıvır zıvır ikil ıvır zıvır değersiz şeyler ivme YT [T S xv] apur sapur darmadağınık. [Men ] eyü < Tü éd varlık. [Uy viii+] iğe/iye .] bağlantılı olma.a. Kıp xiv] iye * Türkiye Türkçesinde16. primitif. iyi (sıfat). elde edilen şey. iyi Tü vulg. bedel.] birlik. ambülans. ~ Ar ciwaD [#cwD msd. * İyonlaşmış parçacıklar anot ve katoda doğru gittikleri için. inisiyatif.menekşe . komite. kont. [TS xv] ivedi acele. [ xx/b] " abuk sabuk < Tü év. iyilik " etYT [ Fe l 19 4+ ] ni kb in < Tü iy im se . yol almak ~ HAvr *ei. başarı. servet.] tanıma.

sıkıştırdı.] sıkma.] aydınlatma. sürgün etmek ~ OLat *exbandire a. felsefede görecelik " ziyafet izah netleştirme. çiftlik. villa < Ar izbe cazaba [msd. < Ger *bandan yüksek sesle ilan etmek " ex+.] (metal veya buz) iz(o)+ bileşiklerde) ~ EYun Isos eşit. ~ Ar izâlat [#zwl IV msd. 5awabân] eridi izafe [ xiv] izafet ilgi ~ Ar iDâfat [#Dyf IV msd.] ağırlama " izzet izbandut/ızbandut [EvÇ xvii] izbandîd korsan. 3.eş. aynı izabe eritme < Ar 5âba [msd. kalabalık etme. ızbandut » "izbandut ~ Ar cizbat^ [#czb msd. aslen bir şeye ait olmayıp sonradan katılma. zahmet < Ar zaHama sıktı.] evlenme < Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. banal * Karş. a. haydut ~ İt sbandito sürgüne veya ağır cezaya mahkûm edilmiş kimse.* Menekşe rengi buharından ötürü. Lat viola ve EYun íon < wíon biçimleri muhtemelen eski bir Akdeniz dilinden alınmıştır. İng bandit < İt bandito (haydut. berrak ve anlaşılır kılma " vuzuh izale zeval [ xiv] ~ Ar îDâH [#wDH IV msd. sıkışma. . eklenme. eşkiya). toprakta saban izi ~ Fr/İng is(o). aynı (sadece ~ Ar iSâbat [#5wb IV msd. yoketme " izan ~ Ar iScân [#5cn IV msd. mahkûm etmek. kalabalık etti" zahmet * Arapça iftical vezninde z'den sonra t > d ötümlüleşmesi görülür. akıl yoluna gelme < Ar Saçana boyun eğdi. izdivaç Ar zawc eş " zevç ~ Ar izdiwâc [#zwc VIII msd. iz Tü [Uy viii+] iz ayak izi. uzaklaştı izdiham [Env xiv] ~ Ar izdiHâm [#zHm VIII msd. 2. cuzbat] uzak idi. birinin üstünlüğünü kabul etti izaz [Yus xiv] ~ Ar iczâz [#czz IV msd. forsa. ilinme. hükümlü < İt sbandire (bir hüküm veya ferman) ilan etmek.] giderme.] boyun eğme. gramerde bağıl cümle veya isim tamlaması.] kır evi. -ut ile telaffuzu Güney İtalya lehçelerine özgü sbanduto biçimine işaret eder.] 1.

EYun smarís. 2. bar(o)+ ~ Fr isobar eş basınç çizgisi & izole [etm [DTC 1943] izole etmek/izolasyon ~ Fr isoler yalıtmak. = Akad uznu a. 2.] kudret. Osmanlıca sözcük ise Fr impression < presse çevirisidir. ateş yakılan yer. şaşkın ve sarsılmış olma " darp [MMem xvi] ~ Ar iDtirâb [#Drb VIII msd. saygınlık < Ar cazza güçlendi. güç. a.şaşmak. tanrılara adak olarak et kızartmak izin/izn[Yus. a.< HAvr *mers. ada yapmak ~ OLat insulare a. .a. a. morf(o)+ izoterm term(o)+ [ xx/b] kimyada eş biçimli (molekül) [ xx/b] ~ Fr ~ Fr isothèrme eş sıcaklık çizgisi " iz(o)+. kuruma.] kaybolup gitme. şaşkın < İt smarrire 1.ızgara [Arg xvi] skara/skere ~ Yun skará et kızartmak için kullanılan demir hasır ~ EYun es%ârâ ocak. onur. izotop [ML xx/c] ~ Fr/İng isotope periyodik tablodaki yeri aynı olan elementler #1913 İng Frederick Soddy & EYun ísos eşit + EYun tópos yer " iz(o)+.] kulak verme. smarid. kayıp. iz bırakma) sözcüğüne kıyasla üretilmiştir. dağılma < Ar iDmaHalla kaybolup gitti. Aş xi] itibar. izobar [ML xx/c] EYun ísos eşit + EYun báros ağırlık " iz(o)+. kuşkuya düşmek ~ HAvr *mors-eyo. DK xiv] ~ Ar İ5n [#'5n msd. < Lat insula ada " ensülin izomorf isomorphe eş biçimli " iz(o)+. bir dileği kabul etme < Ar a5ina dinledi.) izlenim YT [Fel 194+] intiba < Tü izlen-" iz * İntiba < Ar Tabc (damga basma. kuşkuya düşmek izmarit2 . ziyan. spicara smaris izmihlal [Men xvii] ~ Ar iDmiHlâl [#DHl msd.] izzet [Kut. şaşırmak ~ Ger *marrjan şaşırmak. değer buldu ~ Ar cizzat^ [#czz msd. yalnızlaştırmak < İt isolare kanal açarak bir yeri karadan koparmak. kurudu < Ar DaHala (su) kurudu * Arapça sözcüğün gramatik formu benzersiz olup klasik dönem gramercileri arasında tartışma konusu olmuştur. kaybetmek. kulak verdi < Ar u5n kulak (= Aram 'ednâ a. top(o)+ ıztırap/ıstırap sarsılma. izmarit1 [LG 188+] yarısından çoğu yanıp söndürülmüş sigara (argo) ~ İt smarrito 1. [ xix] ~ Yun smarída bir tür balık.a.

M. hırs. tay2 jakoben [Birikim 1978] siyasette devrimci yöntemleri savunan kimse ~ Fr jacobin Fransız ihtilali esnasında (1791) Paris'te St Honoré sokağındaki eski St Jacques manastırında toplanan radikal cumhuriyetçi hizip mensuplarına verilen ad < Jacobus St Jacques de Compostelle. arzu etmek jambon [xx/a] ~Frjambon tütsülenmiş domuz budu<Fr jambe but ~ OLat gamba a. 2. bir tür perde < Fr jaloux kıskanç ~ OLat zelosus < EYun zelos öfke. Fr. boy " ceket. Amer. doğabilimci (1707-88) ~ Port ~ Tupi yaguara her tür büyük yırtıcı hayvan jakar [ xx/b] Jacquard Fransız tekstilci (1752-1834) ~ Fr jacquard bir dokuma türü ~ öz François J.jaguar [ xx/b] ~ Fr jaguar kedigillerden bir vahşi hayvan.istemek. ~ Ger *hamma.a. pompa imalatçısı. arma * Osmanlı Devletinde jandarma teşkilatı (bu isimle) 20 Kasım 1879'da kurulmuştur.~ HAvr *kons-mo.a.soy.< HAvr *yâ. 2. jaketatay [ xx/a] ~ Fr jacquette à taille bir tür uzun kesimli ceket & Fr jacquette ceket + Fr taille kesim. kıskançlık.a.. bir hıristiyan azizi < yacqöb Yakup. ~ marka Jacuzzi jaluzi [ xx/b] ~ Fr jalousie 1. aşırı gayret ~ HAvr *yes. Buffon. silahlı birlik. janjan » " şanjan . kavim ) + Lat arme silah " janti. jandarma [ 1879] ~Frgendarme [xvii] 1. Tevrat'a göre İshak'ın oğlu ve İsrailoğullarının atası jakuzi [ xx/c] püskürtmeli banyo küveti püskürtmeli küvet markası # 1948 Jacuzzi Bros. gent. felis onca # Georges-Louis L. kırsal polis teşkilatı < Fr gens d'arme silahlı adamlar & Fr gens (bir miktar) adam (~ Lat gens.

cins ~ Lat genus. üreten " jenerasyon ~Fr . aynı dönemde doğanlar ~ Lat generatio < Lat generare doğurmak. cool (soğuk). EŞKÖKENLİLER: E Yun ge : coğrafya.yer. jant [xx/b] ~Frjante teker çerçevesi~OLatcambito tekerlek. 2. üretmek < Lat genus./ İng ge(o).a. asil < Lat gens. kibar. halka ~ Kelt ~ HAvr *kambto. a. ~ Lat gelata < Lat gelare dondurmak. zemin.halka şeklinde bükmek. Coğrafya biçimi Arapça aracılığıyla Yunancadan alınmıştır. aile ~ HAvr *gnsti. kıvırmak janti [ xx/c] ~ Fr gentil zarif. ~ İt gelatina < İt ~Frgénéalogie soyağacı jenerasyon [ 192+] nesil ~ Fr génération 1. yeryüzü ~ E Yun ge/gaia a. katılaştırmak ~ HAvr *gel-2 soğuk. jelatin gelato donmuş. genersoy. efendi ~ Lat gentilis "ailesi belli olan". üremek. ırk " genetik [ xx/a] tarz.soy. doğurma. jeodezi. geometri. jeoloji jel [ML xx/c] ~ İng jel jöle veya jelatin kıvamında olan madde < İng jelly jöle ~ Fr gelée a.janr gener. üretici.a.doğurmak " genetik jargon ait özel dil. a. * Almancadan alınan geometri haricindeki türevlerde Türkçe jeo. donmak * Aynı kökten Lat glacies (buz).soy. Fr glace/İng glass (cam) sözcüğü Lat glacies'ten türemiştir. yavrulamak. gent. 2.tekerlek < HAvr *kemb. jarse » " jerse ~Frjarretière çorabı ~ Fr gé(o). ırk " genetik jeneratör [Bah 1924] elektrik üreten motor générateur 1. İng cold. uslup ~ Fr genre tür. [DTC1944] ~Frjargon bir meslek zümresine jartiyer [192+]jaretyer kemere bağlayan düzenek < Fr jarret bacağın iç tarafı ~ Kelt je(o)+/ge(o)+ toprak. argo * Nihai kökeni belirsizdir. ~ Lat generator doğuran. jöle " jel jenealoji [Bah 1924] [ML1969] ~ Fr gelatine a. aşiret. doğuş.yazımı tercih edilmektedir.< HAvr *gens. kavim. soylu.a.

fıskiye.jenerik süpermarketlerde satılan markasız ürün bölümü < Lat genus. ~ HAvr *ysk.atmak * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1941'de kullanıma girmiştir. 2.a.]. para veya hizmet karşılığı bir kadına eşlik eden erkek < Fr gigue 1. doğurtmak ~ HAvr *gi-gns.kılmak. "Markasız ürün" anlamı çağdaş İngilizce kullanımdan alınmıştır. filmin başlangıç * Fransızca sözcüğün ikinci anlamı eskiden sinema filminin bilet almadan da seyredilebilen tanıtıcı bölümü için kullanılmıştır. dais. 2. zıplama. Aynı kökten EYun (h)iemi (atmak).bölmek.a.< HAvr *gens-doğurmak " genetik jenosid [ xx/c] ~ Fr génocide soykırım / İng genocide a. pay etmek " je(o)+ jeoloji jeriyatri » [Hay 1959 195+] [Bah 1924] ~ Fr géologie yerbilim" je(o)+. [ 199+] ~ Fr générique 1. fışkırtılan şey. iact. hava püskürtme esasına dayalı uçak motoru < İng to jet püskürtme.a. fungisit.a.üretmek. bir tür dans " jikle . hukukçu & EYun génos soy. genit. " geriyatri ~Frjersey bir tür yünlü ~ Fr geste davranış. 2. < HAvr *ye. eylemek jet [ xx/b] ~ İng jet 1. insektisit. jeton [ xx/b] ~ Fr jeton (kutuya) atılan şey. gener-" general [ xx/b] filmin başlangıç bölümü. < Lat gignere. ^ 1944 Raphael Lemkin. gest. ırk + Lat -cidus öldüren " genetik. jenetik » " genetik jenital/genital [ xx/b] ~ Fr génital üreme organına ait ~ Lat genitalis a. < Lat iacere. jeodezi [Bah 1924] ~ Fr géodésie arazi ölçümü & EYun ge toprak + EYun daiö. genele ait. +sid * Aktif partisip olan Lat -cidus ekinin eylem adı olarak kullanımı kuraldışıdır. mekanik ödeme cihazlarında kullanılan metal bilet < Fr jeter atmak " jet jigolo [ xx/b] ~ Fr gigolo dansçı [esk. Amer. alelumum. su fışkırtma ~ Fr jeter atmak ~ Lat iactare a.a. Karş. jerse/jarse kumaş < öz Jersey İngiltere'de bir ada jest [ÖSeyf 1919] anlamlı davranış eylem ~ Lat gestum yapılan şey < Lat gerere.a.a. hoplama.

+skop jogging İng to jog ittirmek. 2.]. at uşağı [esk. yarış atı binicisi < öz Jock Jack adının Kuzey İngiltere şivesinde söylenişi ~ OLat Jacobus bir erkek adı ~ İbr yacqöb "(Allah) esirgedi".]. 2.jikle [ML xx/c] jiklör ~ Fr gicleur otomobil motorunun soğukken kolay çalışmasını sağlayan aygıt < Fr gicler sıçramak. jimnastik. beden eğitimi < EYun gymnós çıplak Eski Yunan dünyasında spor karşılaşmaları çoğunlukla çıplak olarak yapıldığı için. yamak.gözlemek.a.Fr gymnastique ~ EYun gymnastikós atletizm. jelatinli .a. İng queen (kraliçe) < Eİng cwen (kadın).a.söz jokey [Bah 190+] cokey yarış atı binicisi ~ İng jockey 1. söz oyunu ~ HAvr *yok. 2. skop.a. iskambilde bir kâğıt < İng to joke şaka yapmak ~ Lat iocus şaka. jöle madde < Fr geler donmak " jel [ xx/b] jele ~ Fr gelée 1. jip » " cip jiroskop [ xx/b] ~ Fr gyroscope ekseni etrafında dönerek dengeyi sağlayan bir alet & EYun gyros dönme + EYun skepö. donmuş şey. gözetmek " ciro. köylü uşak [esk. EŞKÖKENLİLER: EYun gymnós : cim2.< HAvr *yek. Sogd kanig (kadın). esirgeme * Osmanlı Jokey Klübü 1909'da kurulmuştur. [ARasim 1897-99] cimnastik . bir erkek adı. "jimnastik jinekoloji [ xx/b] ~ Fr gynécologie kadın hastalıkları uzmanlığı < EYun gyn/gynaike kadın (~ HAvr *gwnâ. EErm knig. jimnazyum jimnazyum [ xx/b] ~ İng gymnasium beden eğitimi salonu Lat gymnasium büluğ çağına gelmiş erkek çocukların devam ettiği eğitim ve spor kurumu ~ EYun gymnásion a. Yakup < İbr #cqb koruma. koşmak [198+] ~ İng jogging idman amaçlı koşu < joker [ML xx/c] ~ İng joker 1. ) " +loji * Aynı kökten Fa zan. şakacı.< HAvr *gwen. jile [ARasim 1897-99] usulü kolsuz yelek [xvi] ~ Tü yelek " yelek ~ Fr gilet yelek ~ İsp jileco Türk ~ marka Gillette traş bıçağı jilet [Cumh 1929] traş bıçağı markası < öz King Camp Gillette Amerikalı sanayici (1855-1932) jimnastik/cimnastik [ 187+] jimnastik . aniden harekete geçmek ~ *cisculare a.

töre. iktidar ) " jüri. daha sonra Barnum sirkine satılan büyük Afrika fili ~ Swa jumbe şef. Türkçede 2007'den itibaren kaydedilmiştir. jüt elyaf~ Bengali jhuTo burma ip [ xx/b] ~ İng jute Kalküta kenevirinden elde edilen kaba . güneş * Sans deva. +krasi * İngilizce sözcük 2004 dolayında Kanadalı hukukçu Ran Hirschl tarafından popülerleştirilmiş. jurnal [ 183+] curnal ~ Fr journal günlük. ~ İbr şenât ha-yöbel Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve borularla ilan edilen bir kutlama < İbr yöbel kutlama borusu. ~ EYun iöbelaios a.HAvr *yewes. Lat deus (tanrı) ve Ave daiva. özellikle ellinci yıl kutlaması ~ OLat iubilaeus a. Joule jumbo [ 197+] ~ İng jumbo battal boy < öz Jumbo 1865'te Londra Hayvanat Bahçesinde gösterilen.] bol kadın elbisesi < İt giuppa etekli cübbe ~ Ar cubbat a.genç " civan jönprömiye [ xx/a] Fr jeun genç + Fr premier birinci" jön.hukuk ) + İng -cracy (< EYun krátos güç.jön [ 186+] sinemada genç ve yakışıklı erkek oyuncu jeun genç ~ Lat iuvenis ~ HAvr *yuwen. jüpon [ARasim 1897-99] ~ Fr jupon iç etek ~ İt giuppone [büy.-P.gün. esas oğlan & jübile [DTC1943] ~Fr jubilé yaşamda bir kere yapılan kutlama. prömiyer ~ Fr ~ Fr jeun premier birinci jön.(tanrıların yenilmiş olan eski kuşağı) sözcükleri aynı Hint Avrupa kökünden türemiştir. günce. " cübbe jüri [ 186+] ~ İng jury ~ EFr jurée yemin.yasa .a. iur. zarif + Jap dö yöntem jul İngiliz fizikçi (1818-1889) [ xx/b] ~ Fr joule fizikte enerji birimi < öz J.yasa. reis * 1970'te kullanıma giren Boeing 747 "jumbo jet" uçakları sayesinde Türkçede yaygınlaşmıştır. yemin etmek < Lat ius. yasak jüristokrasi [EkşiS 2007] ~ İng juristocracy yargıçlar iktidarı & İng jurist yargıç (< Lat ius. diu gün ~ HAvr *dyeu. günlük gazete ~ Lat diurnalis günlük < Lat dies. iur. törensel boynuz judo ~ Jap judo 1880’lerde Jigoro Kano tarafından geliştirilen beden eğitimi yöntemi & Jap jü yumuşak.a. a. yeminli ifade < Fr jurer yemin etmek ~ Lat iurare kanunu ilan etmek.

a. [Men xvii] su yüzeyinde oluşan köpük küresi [ xx/b] ~ Fr cabaret küçük tiyatro. iri " kal < Tü *kaP. yanlış veya çirkin davrandı kabak Tü [Uy viii+] kabak malum sebze. [Arg xvi] kel < Tü *kaw(ı)pak şişkin nesne < Tü *kaP.] yanlış veya çirkin davranış < Ar qabuHa çirkin idi. müzikli lokanta . / İsp gaban a. ~ Ar qabân kalın yünden külahlı cübbe.Hol cabret odacık [Kıp xiv] kabarçuk sivilce. gelenek < İbr qıbbel alma. iri" kaba Tü kabar-" kabar- [LO 187+] ayakkabı altına çakılan iri başlı mıh * Kabar. cucurbita pepo. kabul etme " kabul kaban [ML xx/c] ~ Fr caban gemici paltosu ~ cabbano a.şişirmek " kof [LG 188+] yiğit (argo) kabahat [ xiv] ~ Ar qabâHat [#qbH msd. palto " aba kabar[mak kabara <Tü Tü [ xi] kabar.a.kaale almak kaba kabadayı Tü » [Kaş xi] kapa şişkin. kabarcık <Tü < Tü kabar-" kabarkabare .şişmek < Tü kâpa/kaba şişkin.şişirmek " kof kabala [ML xx/c] ~ İng cabbala Tevrat'ın mistik yorumlarına ilişkin Musevi gelenekleri ~ İbr qabbâlâh alınmış olan şeyler.fiiliyle anlam ve yapı ilişkisi açık değildir.

kovuk. kabil1 mümkün [ xiv] kabul eden. uyan. oda. yetenek " kabil1 kabin [ xx/a] ~ Fr cabine küçük oda. boy. halat). tek odalı ilkel konut kabine [186+] kabineto bakanlar kurulu ~İtcabinetto / Fr cabinet [küç.] cins. [Men xvii] usit. uyan " kabul * Kabil-i filan şeklinde terkipler dışında bağımsız bir sıfat olarak "mümkün" anlamında kullanımı Türkçeye özgüdür. 2.] kabul eden. büro 2. +istan ~ Fa qabristân mezarlık & Ar qabr + Fa - kabuk Tü [ xi] kapik 1. 2. [CodC xiii] kabık/kabuk ağaç kabuğu < Tü *kaP. ~ OLat capulum kalın ip. aşiret. yuvarlak ve dolgun olmak) köküyle ilişkisi kurulamaz. kabotaj [Bah 1924] ~ Fr cabotage 1. geminin burunları kerterizleyerek kıyıdan gitmesi. tür. özellikle mahrem oda. DK xiv] olanlar. kapasite.] bir soydan ~ Ar qâbiliyyat [#qbl msd. zümre. yy'dan itibaren kaydedilmiştir. darı kepeği. özel daire. coğrafyada burun ~ OLat *capo a. gemi odası ~ İng caban (xiv). sicim (vii) ~ Sam (= Aram %ablâ a.içini boşaltmak " kof .] kabile [Yus. ~ Ar qabD kabız [Aş xiv] kabz olunmak peklik. EYun kúbos (oyun zarı. a.] çukur. ~ Lat caput baş. kıyı denizciliği < İsp cabo baş. geometride küp) sözcüğü bir Sami dilinden alınmıştır.a. kafa " kapital kabristan istân " kabir. oymak " kabil2 kabiliyet [MMem xvi] yapılabilirlik veya yapabilirlik.) * Aynı Sami kökünden Ar Habl (ip. kralın özel dairesinde toplanan danışmanları [esk.].] 1.] kavrama. tutma " kabz kablo [ xix] ~ Fr câble/câbleau a.a. soy " ~ Ar qabîlat [#qbl sf.] Mekke'de hacer-i esved * Tapınak adı olarak MS 3. alan. f. sıkıntı [#qbD msd.kâbe [ xiv] adlı taşı barındıran kutsal makamın adı ~ ? ~ Ar kacbat^ [#kcb msd. a. Ar #kcb (memeleri şişmek. kabil2 kabul [ xiv] ~ Ar qabîl [#qbl sf. olabilir. cabin (xvi) ~ OLat capanna/cavanna kulübe. ~ Ar qâbil [#qbl fa. bakanlar kurulu < Fr cabine " kabin kabir/kabr[Env xiv] mezar < Ar qabara gömdü (= Akad qabru/qubüru kabir) ~ Ar qabr [#qbr msd. = İbr %ebel a. içi boş şey.

değmek. bir araya getirme). kavrama < Ar qabaDa 1. benimseme < Ar qabila 1. kaçış. tutuş.] elde eden. İbr #qbS (toplama. kavrulmuş buğday veya et yemeği *kağurğa < Tü kağur. yüz yüze geldi. sıkma. göğüs kafesi < Moğ qabırğa. kabil2. misafir etti. [TS xvii] kaçacak yer. 2.sürtmek. eliyle sıkıca tuttu. Aynı Sami kökünden İbr qibel (kabul etme). qibla (namazda dönülen yön). bastırma. kavradı." kavurkâbus ~ Ar kâbus gece gelen sıkıntı ~ Aram ksbâşâ basınç. mukabele. qabıl (tür. sıkışmak < Moğ qabı yan " kavrakaburga2 <Tü [Kıp xiv] kawurğa kızartma.] 1. ~ Fa qâbiD-i mâl malı teslim alan & Ar < Tü . yanaşmak < Moğ qabır. istikbal. direnmedi. baskı < Aram #kbş basma. bunaltma kabz[etm [ xiv] ~ Ar qabD [#qbD msd. makbul. bir araya gelme). mal kaç kaç[mak kaçak şey kacak kaçakçı kaçık kaçkın Tü Tü <Tü <Tü kaç-" » <Tü " kap kacak [Mesail3. yamaç. mukabil. kabile. tutan + Ar mâl" kabz. avuç.] eliyle tutma. DK xiv] kabırğa/kapurğa göğüs kafesini oluşturan kemikler ~ Moğ qabırğa(n) yan. bir şeyin sapı " kabz kabzımal qâbiD [#qbD fa. kabza [DK xiv] kılıcın sapı kavrayış. 2. peklik çekti * Aynı kökten karş. makabl.20 186+] [Uy viii+] kaçığ kaçan şey [ xi] kaçğın kaçan. müstakbel. Aş xi] ~ Ar qabul [#qbl msd. sıktı. konukseverlik gösterdi * Aynı kökten Ar qabl (ön. cins). aldı. 2. tekabül İbr qibel: kabala kaburga1 [Kıp.sıkıştırmak. EŞKÖKENLİLER: Ar #qbl : ikbal. benimsedi. tutukladı. yüzünü döndü. kabil1. qibbutz (birlik. [KT kaçxix] kaçmış kişi veya kaça ~ Ar qabDat [#qbD msd. a. firari "kaçak < Tü kaç-" kaç< Tü kaç-" kaçTü Tü [ viii] kaç soru sıfatı [ viii] kaç. yüzleşti. kabul. kıble.a. kabiliyet. mütekabil. önce).kabul [Kut.] alma.

. cas. cetvel. ilahi kudret.kadans [ xx/b] ~ Fr cadence müzikte gerilim düşmesi ~ İt cadenza düşüş < İt cadere düşmek < Lat cadere. sütün kaymağını aldı kadim kıdem kadın mensup kadın [Aş. qaTf] bir şeyin yüzeyini sıyırdı. düşmek.a. Yus xiv] ayak ~ Ar qadamat [#qdm] adım. ~ Ar qadam [#qdm msd. alın yazısı " kadir1 kadı [Kut xi] ~ Ar qâDin [#qDy fa. kadayıf [Aş.] ince şerit kadid[i çıkmak şeklinde kesilip kurutulmuş et < Ar qadda şerit şeklinde kesti. basamak < Ar ~ Ar qadar [#qdr msd. değer biçme. çizelge & EYun katá + EYun sti%os satır. ayak " kıdem kademe qadam adım " kadem kader [Yus.1. kadife < Ar qaTafa [msd. dizilmek. ~ EYun katâsti%on sıralama. sütün yüzeyinden alınan kaymak " kadife kadeh bardak kadem ön.] 1. dizilmek)" kata+ kadavra [Bah 1924] ~ İt cadavere tıbbi amaçla kullanılan ceset / Fr cadavre ceset ~ Lat cadaver a. adım. havlı kumaş. ölmek ~ HAvr *kad-düşmek kadar kıymet. dildi kadife [MMem xvi] ~ Ar qaTlfat [#qTf sf. sıra halinde gitmek ~ HAvr *steigh-dizmek. DK xiii] ~ Ar qadaH [#qdH msd. cas. kırpıntı. öncelik.] içki tası. baklava < Ar qaTlfat [sf.Ar qaTâ'if [#qTf çoğ. 2. ölmek " kadans [Men xvii] kaTaif ince hamur tellerinden yapılan tatlı .] hav.] yargıç " kaza ~ Ar qadîd [#qdd sf. sıra. kadastro [Bah 1924] ~ Fr cadastre gayrımenkul ölçüm çizelgesi ~ İt catastico a. Yus xiv] ~ Ar qadîm [#qdm sf. a. 2. ölçme. ölçü " kadir1 [Yus.] değer. 2.] 1. f.] eski" [ viii] %atun/katun kraliçe.] hav. [DK xiv] kadun/kadın soylu sınıfa ~ Sogd %\vaten kraliçe " hatun Hatun sözcüğünün varyant biçimidir.] çok ince hamurdan yapılmış tatlı. DK xiv] alın yazısı [CodC. nicelik. traşladı.düşmek. DK xiv] ~ Ar qadr [#qdr msd. mısra (< EYun stei%ö dizmek. < Lat cadere.

(Allah) emretme. varisi olmayan mülk < Lat cadere.dört" kare kadran [ xx/b] ~ Fr cadran pusula yüzü. çerçeve. personel çizelgesi. ölçü. gücü olma. Karş. dikey ve yatay çizgilerle dörtgenlere bölünmüş çizelge ~ Lat quadrum kare. kefal.] kudret sahibi . 2. önce. t. dörtlemek < Lat quatuor. dörtgen. kahvehane ~ Tü Batı dillerine 16. a. cas. kimyacı ~ EYun kadmeîa Thebai kenti yakınında çıkan bir kurşun minerali.OYun kátergon Bizans donanmasında kullanılan kürekli gemi. 3. boy ölçüşme. tanımak ) " kadir1.Ar qadır [#qdr sf. a.Ar qâdir [#qdr fa. emek " kata+. +şinas kadmiyum [xx/b] ~YLatcadmium bir element ^1817 Friedrich Strohmeyer. düşük. kıymet. erg kadirşinas ~ Fa qadr şinâs değerbilir & Ar qadr değer + Fa şinâs bilen. dörtgen " kare kadük [ xx/b] ~ Fr caduc hukuki geçerliliğini yitirmiş olan (belge. kabotaj. armatür. kahve. buyurma kadir2 (sadece tanrı için)" kadir1 kadir3 güçlü " kadir1 kadırga [DK xiv] [Yus xiv] . değer. 2. Ramazan ayının 26cı gecesine verilen ad < Ar qadara/qadira 1.düşmek " kadans kafa ve arka tarafı [Aş xiv] ~ Ar qafan [#qfw] baş. idari personel ~ İt quadro 1. özellikle başın üst * EYun kefale ve Lat caput (baş) sözcükleriyle ilişkisi açık değildir. nicelik. kadim < Fen qdm ön. quadr. tanıyan (< Fa şinâ%tan. Alm. düşmüş. dört ana yönü gösteren yön yıldızı < Lat quadrare dörtlemek " kare kadril [KT189+] ~Frquadrille dört kişilik gruplarla yapılan bir dans türü ~ İsp cuadrilla a. yy sonlarında Türkçeden alınmıştır. kapasite. şinâs. çerçeve. kadırga < EYun katergázomai emek sarfetmek.kadir 1/kadr[ xi] değer ~ Ar qadr [#qdr msd. -ebilme.] 1. gücü yetme.) ~ Lat caducus 1. kafe kahve"kahve [ 187+] ~ Fr café 1.dörde bölen. tüzel kişilik vb. 2. 2. önde olma " kıdem kadraj [ xx/c] ~ Fr cadrage çerçeveleme < Fr cadrer çerçevelemek ~ Lat quadrare kare yapmak. 2. < İsp cuadro dörtlü. kare ~ Lat quadrum a. [CodC xiii] .] gücü olan. 2. . uğraşmak & EYun katá + EYun ergázomai çalışmak < EYun érgon iş.Fen *qadmön eski.bilmek. " kare kadro [Tanin 1910] personel çizelgesi ~ Fr cadre 1. üzerinde ibrenin döndüğü bölümlere ayrılmış yüzey ~ Lat quadrans. kalamin < öz Kadmos Thebai kentinin kurucusu olan efsanevi Fenikeli önder .

yy ortalarında Meksika İspanyolcasından Amerikan İngilizcesine alınmıştır.] kervan. büyük han. dinsiz) ile anlam benzerliği çarpıcıdır. f. kasa " kasa kafeterya [195+] ~İngcafeteria kahvehane. f. İng camphor < Lat camphora biçimleri Arapçadan alınmıştır.a. avuç " kefe ~ Ar kâffat [#kff fa. * Fr camphre.a. yuvarlak şey. kağan iv] kağan/%ağan hükümdar. ayaküstü yemek yenen yer ~ İsp cafeteria kahve dükkânı < İsp café kahve ~ Tü kahve " kahve * 19. 2. hep). kâbus (= Fa %aftân önü açık cübbe.kafein [Bah1924] ~Frcaféine kahvede bulunan uyarıcı madde ~ Alm kaffein a. kâffe bükerek yuvarlak hale getirme. 2.] tanrı tanımayan veya Müslüman olmayan ~ İbr kapsrân tanrı tanımayan. dinsiz Aram kapsrâ / İbr kspâr köy " küfür * İbranice sözcüğe ilk kez Mişna'da (MS 2.a. tanrısız. Türkçe telaffuzdaki istikrarsızlık kısmen Farsça etkisine dayanır. bilinmeyen bir eski Asya dilinden alıntı olasılığı güçlüdür. Aş xi] kâfir .] tümü.] beyit.] yeten. Tü top (1. şiirde ~İngkafkaesqueKafkavari. Aş xi] ~ Ar/Fa kâfur laurus camphora bitkisinden elde edilen Güney Asya kökenli reçine (= OFa kâpür a. [ xiv] ġavr/gâvr . kimyacı (1795-1867)" kahve kafes [Aş xiv] kafaS ~ Ar qafaS [#qfS] hasır örgü sepet veya hayvan kafesi ~ Aram qapsâ sepet ~ Lat capsa sandık. izledi kafkaesk [199+] gibi < öz Franz Kafka Bohemyalı Alman yazar (1883-1924) kaftan * Alıntı yönü açık değildir. Alm.F. Gül xiv] ~ Ar kâfin [#kfw fa. [Kut. kafiye kafiye < Ar qafa [msd. Gül xiv] ~ Ar qâfiyyat [#qfw fa. • Ayrıca karş. Zerdüştçü). Lat paganus (1. ^F. köylü.a. Fa/OFa gabr/gavr (ateşe tapan. [İdr xiv] gevür . kâfi kafile konvoy kâfir [Yus.) ~ Prakrit kappüra a. Runge. tüm. f. ağır üst giysi . hepsi < Sam [#kpp] * Anlam bağı için karş. yy) rastlanır. yy'da Hsien-pi devletinin hükümdarlarının sıfatı olarak kaydedilmiştir. imparator * İlk kez 4. qafw] peşinden gitti. kâfuru [Kut.Ar kâfir [#kfr fa. Tü? [ [DK. yeterli " kifayet ~ Ar qâfilat [#qfl fa. Sans karpüra a.

kağnı Tü [Uy.) Semerkand'da kullanılan Sogdca biçimden alınmıştır.] gaipten haber veren ~ Aram kâhsnâ kâhin. 2. Fa kâğad/kâğaS (a.a. tadımlık. rahip < İbr #kwn durma. zorla yaptırma < Ar qahara yendi. ~? Çin * İlk kez 751 Talas Harbinden sonra Semerkand'a getirilen Çinli esirler tarafından imali kaydedilmiştir. yer.. eziklik" anlamı Türkçeye özgüdür. özellikle tekerleksiz kızak [Uy viii+] koğşa. " kahve.] gücü yeten.] yüksek sesle güldü kahpe kahraman ~ Ar qaHbat [#qHb f. özsuyu [esk. kahir kahkaha [ xiv] ~ Ar qâhir [#qhr fa.koflaşmak. coffea arabica bitkisinin tohumlarından elde edilen içecek .] gücü yetme.içini boşaltmak.. koflaştırmak " kof [Aş. Kaş viii+] kanlı bir tür yük arabası. zorla egemen oldu * "Sıkıntı. kahır/kahr[Aş.]. 2.kâgir » " kârgir [Uy viii+] kağda/keğd/keğed ~ Sogd kâğıt kâğsdâ/gâğsdâ a. gâh ~ Fa kâh/gâh 1. çerez. Yus xiv] qahr ~ Ar qahr [#qhr msd. defa " +gâh kah onom gülme sesi [DK xv] ~ Ar qahhâr [#qhr im. kez. ezdi. a.< Tü *kaP. [T S xiv-xvi xiv] kağşa-çürümek. kağşa[mak Tü dağılmaya yüz tutmak kâh makam.] yüksek sesle gülme < Ar qahqaha [onom.a. koyu şey.] çok kahhar kahreden " kahır kâhin ~ Ar kâhin [#khn fa. DK xiv] gâh . alt kahve [ xvi] ~ Ar qahwat [#qhw msd.] fahişe [MMem xvi] ~ Fa Qahramân İran mitolojisinde Şah Tahmasp'ın Qahtarasp tarafından tahtından mahrum edilen oğlu ~? OFa kârframân iş buyuran kahvaltı + [LL 1732] kahve altı aç karına kahve içmemek için yenen şey. boşalmak. ayağa kalkma " kâinat * Ar kahana (kehanet etti) fiili isimden türetilmiştir.] 1. peygamber = İbr köhen kâhin. durak. yenme. kahreden " kahır [Yus xiv] ~ Ar qahqahat [#qhqh msd. [LO 1876] kahve altı a. < Tü *kowşa.

qucüd] oturdu kaim [Aş. birinin yerinde duran " kamet ~ Ar qâcidat^ [#qcd fa. . kart.vurmak kaka dışkı. temel. Lat caca. kakavan kakım hayvan ~ OFa kâköm a.* İlk kez 15.a. kâhya yöneticisi. kâinat [Yus xiv] ~ Ar kâ'inât [#kwn çoğ.] taban. kethüda " kethüda [T S xv] kehâya/kehiyâ ~? Fa kad %udâ ev ve çiftlik * Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. kakır onom [İstArgo 193+] yaşlı.ekiyle. 16. çirkin (argo) [Aş xiv] ~? ~ Fa kâkum sansar cinsinden bir şiddetli titreme veya katılma sesi. Yus xiv] varolan. Arapça sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. mevcut idi. Yun kaká. ~ Nahuatl cacauatl uatl ağacı * Meksika Azteklerinin dilinden. a. yy başında Yemen'den İstanbul'a ve daha sonra Avrupa'ya götürülmüştür. evren < Ar kâ'in [fa. yy ortalarında Yemen'de kaydedilmiş. kawn] var idi. kaka. pis * Karş. tüm varlıkar. ayağa kalkma ) kak Tü Tü [ xi] kak kurutulmuş meyve kak[mak çoc [ xix] [Kaş xi] kak. f. gülmekten katılma sesi ~ Erm kaknem [AL 192+] çirkin kadın (argo) kaknem sıçayım (şimdiki zaman birinci tekil şahıs dilek kipi) < Erm kakn. kaide [DK xiv] esas. ilke < Ar qacada [msd. Erm kak. oldu (= İbr/Aram #kwn durma.] varolanlar.] duran. Fa kak. varlık < Ar kâna [msd. pislik.] varolan.sıçmak * Karş. ~ Ar qâ'im [#qwm/qym fa. kakala[mak <Tü < Tü kak-" kak- * Sürekli ve kararsız eylem bildiren -ala. Fr caca (dışkı). kakao [LO 187+] ~ Fr cacao Orta Amerika'a özgü bir bitki ve çikolata yapımında kullanılan tohumu ~ İsp cacao a.

üstün gelme " galebe ~ Ar kalabalık ğalebelik vulg. [DK xiv] ğalabalık/kalabalık çokluk. şık (~ Fr galant a. a. sözünü etmek [ viii] kal. ^ Linnaeus.)" hümanist kalas 5 cm enli biçilmiş kereste [ 187+] kalas/ğalas Romanya'nın Kalas limanından ihraç edilen ~ öz Kalas Romanya'da bir liman kenti. balık pulu )" kılıf * Arapça sözcük yapı itibariyle bir Batı Sami dilinden. 1919) < Rus kalaşnik kurabiyeci .EYun kakofonía & EYun kakós kötü + EYun fbne ses " fon(o)+ kaktüs [ xx/b] ~ Fr cactus a. < OLat calamarium kalemlik < Lat calamus ~ EYun kálamos kamış. hoşnut ) + İt uomo adam (~ Lat homo a. dedi" kavil kal[mak Tü kale almak sözden saymak. gürültü . kalabalık kalafat [MMem xvi] ~ OYun kalafatizö gemi tahtaları arasına paçavra sıkıştırarak ziftlemek (vi) ~ Ar qalfaTa/calfaTa [#qlfT/clfT] a.a.a. tahılın kepeği = Aram qslâpâ soymuk.a. a.a. kibar beyefendi & İt galante zarif. a. kalamar [LO 187+] ~ Yun kalamár a. kalem " kalem kalamata Yunanistan'da bir kent [ xx/a] bir tür zeytin ~ öz Kalamáta kalantor [AL 192+] kalanton/kalantom/kalantor zengin adam (argo) ~ İt galantuomo centilmen. kal[e almak qâl [#qwl] söyledi. kuş ibiği. İsv. ~ YLat cactus a. botanist (1707-1778) ~ EYun káktos devedikeni * Yunanca aslından farklı bir bitki sınıfını adlandırmak için kullanılmıştır. Galati kalaşnikov [ xx/c] ~ marka Kalaşnikov AK-47 taarruz silahına verilen ad < öz Mikhail Kalaşnikov Rus silah mühendisi (d. uzun saç tutamı kakule [ xiv] ~ Ar qâqullat sıcak ülkelerde yetişen bir baharat.a. (= Aram qslâptâ/q3İaptâ kabuk. zarf. < Fr galer hoşça vakit geçirmek.a. belki Fenike dilinden alıntıdır. iyi halde olmak ~ Ger *wala iyi. izdiham. elettaria cardamomum ~ Aram qâqülâ ~ Akad qâqullu a. kâkül [ xiv] kekel ~ Fa kâkül Moğolların ve bazı Türklerin başın büyük kısmını traş ederek bıraktıkları uzun saç tutamı.kakofoni [ xx/b] ~ Fr cacophonie ses uyumsuzluğu. meyve kabuğu. perçem ~ Moğ kökül/kökel at yelesi. [Men xvii] < Ar ġalabat sayıca çok veya üstün olma.

a. kalça [ xix] bacağın üst kısmı külot) ~ İt calza çizme [esk. mucit & EYun kalós güzel + EYun eîdos şekil. Kuala Lumpur kalbur [ xiv] ğırbal. müstahkem yer (= OFa *kalak a. kamış kalem ~ Ar qalam [#qlm] kamıştan yapılmış yazı * Aynı kökten Lat culmus (bitki sapı). ^ 1817 Brewster. İng.a. kalem) Yunancadan alıntıdır. [İMüh xiii] kaltır.) ~ Akad kalakku a. ide. calc.a. kalem ~ EYun kálamos kamış.a. Sans kalama (a.) MÖ 1. tayt < İt calza ayakkabı veya çorap ~ OLat *calcea < Lat calceus ayakkabı. Aş xi] aracı.topuk " kalker * Karş. ila MS 6.a.a.kalkmak. uzun çorap. kaldırım [Arg xvi] taş döşeli yol ~ Yun *kalodrómos düzgün yol.a. . döşeli yol & Yun/EYun kalós iyi. eskiden erkeklerin giydiği bacağı sıkıca saran pantalon veya çizme.] hisar. Fr chausses (eskiden erkeklerin giydiği uzun çorap veya yumuşak çizme). ayna ve renkli kırpıntılar yardımıyla güzel şekiller oluşturan bir düzenek ~ İng kaleidoscope a. (~ Yun káltsa uzun çorap. Buna karşılık Lat calamus (kamış. kilit" kale.a.] uzun çorap veya iç don. kale. chaussure (her türlü ayak giysisi).. < Ar raSaSu-1qalâcî Güneydoğu Asya'dan gelen iyi bir cins kalay < öz Kuala Malaya'da Asya'nın başlıca kalay yataklarına sahip olan kent. ispiyon kalem [Kut. güzel (~ HAvr *kal-wo. yy arasına tarihlenir ve bir Batı dilinden alıntı olduğu kabul edilebilir. kaldera [ML xx/c] ~ İng caldera volkanik çöküntü ~ Port caldeira kazan. sıvı metal kazanı ~ Lat caldaria < Lat calidus sıcak " kalori kaldır[mak Tü [Uy. bent ~ Fa qalca band kale hapsinde olan & Ar kaleidoskop [ xx/b] ~ Fr kaléidoscope mercek. çoğ. ) + EYun drómos yol " bodrum kale [Uy viii+] kala ~ Ar qalcat^ [#qlc msd.a. kalebent qalcat^ + Fa band bağ. çizme < Lat calx.a.a.a. görüntü + EYun skópos gösteren " kaldırım. yükselmek " kalkkaldıraç YT [TDK 1944] < Tü kaldır-" kaldır- * Araç isimleri yapan -aç ekiyle. Kaş viii+] kalıt.Ar ğirbâl/ğirbîl [#ġrbl] elek ~ Lat cribrum a. < Tü kalı. bukağı.]. [Men xvii] ğırbil/ğılbar/qalbır . külot < Lat calceus pabuç kalçın [LO xix] yumuşak meşinden uzun çizme ~ İt calzoni [büy.kalay [CodC xiii] ~ Ar qalacı/qalc^ı a.

kesif.a. kalemtraş qalam + Fa taraş " kalem. f. çok kalıp [CodC xiii] ~ Ar qâlib/qâlab kalıp. yazar. mal sahibinin yerine iş gören %allfat [#%lf sf.a. gizlemek.a. iyi günler & Yun kalós. kale iyi. metal üzerine kalemşor + [191+] kalemini silah gibi kullanan partizan yazar & Tü kalem + Fa şör iyi kullanan " kalem. kâr ~ Fa qalam kar 1. yetkili < Fr qualifier nitelendirmek.güzel.] birinin yerine geçen. fact.] çektiri cinsinden bir tür kürekli savaş gemisi < İt galea bir tür tekne " kalyon . ~ HAvr *âmer. çap / Fr ~ Ar kalifiye [ xx/b] ~ Fr qualifié nitelikli. güzel + Yun méra gün (~ EYun (h)emera a. a. özellikle metal döküm kalıbı" kalıp ~ İt calibro kalıp. odun + EYun pous.) kalın Tü [ viii] kalın kalabalık. [TDK 1944] miras < Tü kal-" kal- kalita [LF xvii] ~ İt galiotta [küç. silahşor * Fa silaHşor deyiminden benzetme yoluyla türetilmiştir. önek (< EYun kalós güzel (sıfat) ) + EYun grafeía yazım " kaldırım. kalfa [Men xvii] vekil. nitelikli hale getirmek ~ OLat qualificare & Lat qualis nitelik + Lat facere. ~ Ar qâlib kalıp. faktör kaligrafi [Cumh 1929] ~ Fr calligraphie güzel yazı & EYun kalli. ~ EYun kalopódion tahtadan yapılan ayakkabı kalıbı & EYun kâlon tahta. 2. kalibre [ xix] mermi çapı calibre a. +grafi kalimera [ xix] Rumca selam sözü ~ Yun kale méra günaydın.yapmak " kalite. dünyadan vazgeçen derviş < öz Kalenderiye 11. traş ~ Fa qalam taraş kalem yontan & Ar kalender [ xiv] Kalenderiye tarikati mensubu. yüzyılda Doğu İran'da ortaya çıkan tarikat * Tarikat adının nihai kökeni bilinmemektedir. vekil. yoğun. pod. halife " halife * Halife sözcüğünün özel anlamından ötürü telaffuz farklılaşmasına gidilmiş olmalıdır. özellikle metal döküm kalıbı ve ayakkabı kalıbı ~ Aram qalbîd/qalbüt a. örtmek " kiler kalıt YT [CepK 1935] ebedi. a. hakkak & Ar qalam + Fa kâr " kalem.ayak kalipso [ 195+] ~ İng calypso bir tür dans < Kalypsö Homeros'un Odysseia destanında adı geçen kadın büyücü < EYun kalyptö saklamak.kalemkâr kalem işi hapan.

kalite [ 192+] ~ Fr qualité nitelik.< HAvr *kels-l sıcak. sıçramak. kalkan Tü [Uy viii+] kalkan (= Moğ qalqa siper. kalkın[mak <Tü [LO xix] güçlenmek.a. korunma aracı) kalker [ xx/b] ~ Fr calcaire kireçli. külah). [KT xix] batakçı. Ar qallanis (eskiden giyilen yüksek başlık. topuk kemiği ~ EYun %âliks a.bakıra ilişkin (sadece kalk(o)+ bileşiklerde) ~ EYun %alkös bakır kalk[mak Tü [Uy. Fa külah (soylulara özgü yüksek başlık). Kaş viii+] kalı.] çakıltaşı..) [ xix] ~ Fr calorifère ısıtıcı & Lat calor ısı + Lat ~ Ar qalb1 [#qlb] yürek (= Akad qablu [Aş xiv] kalb . [AL xx/a] ~ ? * Karş. 2. özellikle iyi nitelik OLat qualitas "nasıllık".] dolandırıcı. okkalı (argo) [ xvi] kallâvî/kullâvi bir tür yüksek sarık. lat.şaha kalkmak. sema). calc-taş " kalker kallavi büyük. taş. berduş. +ber kalp1 a. yükselmek. derbeder . sahtekâr. getirmek " kalori. < Lat calx. [İMüh xiii] kalğı. hesap için kullanılan taş < Lat calx. ılık kalorifer ferre.a. ahlaksız kimse kalori [Bah 1924] ~ Fr calorie ısı ölçüm birimi < Lat calor ısı < Lat calere ısınmak. kalıtım YT [Fel 194+] soyaçekim. yy'da türetilmiştir.Ar qallâş [#qlş im. ısıtmak ~ HAvr *kls-e. topuk.taşımak. calc. [TS xiv.a.a.1. kireçtaşı ~ OLat calcarium a. irs < Tü kalıt" kalıt ~ Fr/İng chalco. yükselmek. kalleş [Men xvii] içkici.ne? * Latince sözcük Aristoteles felsefesindeki EYun poiötes < poîos terimine karşılık olarak 12. Kıp xiv] kalk* Aynı kökten ETü kalığ/kalık (gök. refaha kavuşmak < Tü kalk-" kalk- kalkülatör [ xx/c] ~ İng calculator hesap makinası < İng to calculate hesaplamak < Lat calculus [küç. sarhoş.a. nitelik < Lat qualis nasıl (soru sözcüğü) ~ HAvr *kwi.

eğer yatağı. tersine çevirdi. [Men xvii] kalabak/kalpak kalpazan [Kan xv] kalbzen ~ Fa qalbzan bozuk (tağşiş edilmiş) para basan & Ar qalb bozuk + Fa zan vuran. körelmek kambiyo [LO 187+] gemilerde oda hizmetçisi ~ İt Tü kama-[xi. kimyacı < Lat calx.] a. ~ EYun kamára 1.a.İt cambio her tür değişim. < İsp galea bir tür tekne . kalpak Tü? [Kıp xiv] kabalak/kalabak keçe külah.diş. dönme. kemer. calc.. deyyus [TS xiv-xix] eğerin ahşap olan kısmı. 2.a. İng. döndürdü. xi] [ 1842] bir para türünü başkasına değiştirme işlemi . [LO xix] ahlâksız kadın * İkinci anlamı belki "üstüne oturulan kadın" iması içermektedir.a. xv] köreltmek.mimaride kemer. tırnak kama <Tü [Men xvii] kama büyük çivi. darp eden " kalp2. < Lat cambiare değiştirmek ~ Kelt *kamb-i- . tersine çevirme < Ar qalaba değiştirdi. evirdi * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.[viii+ Uy. tonozlu veya kubbeli taş oda ~ EFa kamara. ~ HAvr *gembh. [ xi] kamaş.taş " kalker kaltaban kaltak Tü? [Env xv] ~ Fa kaltaban pezevenk. [ xix] parlamentonun toplantı odası ~ Ven cámara [İt camera] oda ~ Lat camera a. döndürme (isim). tağşiş edilmiş (para) ~ Ar qalb2 [#qlb msd. kalyon [LF xv] galyon ~ Ven galión 1570 dolayında geliştirilen büyük yelkenli gemi tipi / İsp galeón [büy.] değişme. [Çağ xv] a. kamara [Mmem xvi] gemi odası. a.a.taş " kalker [ xx/c] ~ Fr calcifier kireçlenmek. dönme.a. +zen kalsifiye [etm taşlaşmak < Lat calx.a. calc. < EYun galéos köpek balığı kam [şaft [ xx/c] ~ İng cam shaft dişli motor aksı ~ Hol kam rad dişli teker < Hol kam tarak ~ Ger *kamb a. tonoz. 2. kalsiyum [KT189+] ~YLatcalcium bir element^ 1808 Sir Humphrey Davy.kalp2 [Aş xiv] kalb 1.göz veya diş kamaşmak < Tü kama. değiştirme.O Yun galéa a. tonoz " kemer kamarot camerotto odacı < İt camera oda kamaş[mak Tü kamaşmak. ağaç takoz kamaştırmak " kamaş* Belki "ucu sivri olmayan çivi" anlamında.

] olgun. kamış Tü [Aş xiv] [ xix] ~ Ar kâmil [#kml fa. botanikçi < öz Josef Kamel Filipinlerin bitki örtüsünü inceleyen Alman asıllı Cizvit rahibi (1661-1706) kamelya2 kamer kamera » pergola [ xiv] [ xx/b] " kameriye ~ Ar qamar [#qmr] ay ~ İng camera fotoğraf makinası < Lat camera obscura "karanlık oda". mukavim. İsv. . < Tü kam. makam. DK xiv] ~ Ar qâmat [#qwm/qym msd. yönetti. başında durdu. mukavemet. boy. karşı koydu. kamet. duruş.a. kırbaçlamak kamelya1 [ARasim 1897-99] bir çiçek ~ YLat camellia bir çiçek cinsi ^ 1753 Linnaeus. kambur (< EYun kâmptö eğmek. takvim Ar/Aram #qym : kayyım. kaim. bükmek ) ~ HAvr *kamp. kemale ermiş ~ İt caminetto [küç. boy gösterme. ant) varyantının etkisi görülür.a. 3. " kamara kameriye [ xix] üstü kapalı etrafı açık köşk. kıyamet kamikaze [ 194+] Japon intihar uçağı ~ Jap kamikaze 1. mukim.[xi] öldüresiye dövmek. kayme. kıymet. Ortaçağda istilacı Moğol ordularını dağıtan mucizevi fırtına. bükük. bir delik ve mercek yardımıyla nesnelerin görüntüsünü yansıtan cihaz < Lat camera oda ~ EYun kámara a. Kaş viii+] kamış a. dikildi. kayyum1. değerli idi * Arapça fiilin bazı türevlerinde İbr/Aram #qym (yeminli sözleşme. kavim. istikamet. kıymet arzetti. kıyam. müstakim.) ile ilişkisi üzerinde durulmaya değer.kambur [Men xvii] ~ Yun kampylos sırtı eğri ~ E Yun kámpylos eğik.] odacık < Lat camera oda " kamara * Arapça kamer'den türetilmesi yakıştırmadır. Yun kálamos > Tü kalamış (a. 4. a. kutsal rüzgâr. a. kamçı Tü [Uy viii+] kamçı a.] küçük ocak < İt ~ İt [Uy. kaymakam. ayağa kalktı. durdu.a. 2. İkinci Dünya Savaşında Japon intihar uçağı kâmil " kemal kamineto camino ocak ~ Lat caminus a. direndi. 2. EŞKÖKENLİLER: Ar #qwm/qym : ikame.a. namaz için ayakta durma < Ar qâma 1.] 1. kıvam.a. paviyon camerilla [küç. 2. kamet [Yus. ikamet.

savaş alanı < Lat campus meydan " kamp * Ordunun "seferî" olması anlamında askeri bir deyim iken ilk kez ABD'de 1808 seçim kampanyası esnasında mecazi anlamda kullanılmıştır. hep (sıfat). açık alanda kurulan askeri kışla (ABD). sözlük = EYun ökeanös a. kamutay YT [CepK 1935] meclis < Tü k a m u " k a m u * -tay eki Moğ k?urulday kelimesinden esinlenmiştir. bütün. 2.a. " okyanus * Yunanca sözcüğün kökeni belirsizdir.a. ordugâh ~ Lat campus a. kampana [LF xix] gemi çanı ~ İt campana çan kampanya [ xx/b] ~ Fr campagne 1.] küçük kamyon" ~ Fr camion . düzlük. bütün. biriktirmek. tüm < Moğ qamu.toplamak. sefer (xvi) ~ Lat campania ova. dünyayı çevreleyen engin deniz. kamus [Men xvii] okyanus. okyanus. 2. 2. motorlu yük aracı [xx] * Nihai kökeni belirsizdir. askeri garnizon tarzında üniversite alanı ~ Lat campus ordugâh " kamp * İkinci anlamda sadece ABD'de Princeton üniversitesi için kullanılan bir deyim iken 1945'ten sonra yaygınlık kazanmıştır. Nihai kökeni belirsizdir. kamufle [etm [ xx/b] ~ Fr camoufler gizlemek ~ İt camuffare * Fransızcaya hırsız argosu yoluyla girmiştir. sözlük ~ Ar qâmüs 1. açık havada kurulan ordugâh. savaş alanı. kamyon [Bah 1924] motorlu yük aracı bir tür at arabası [xiv]. askeri operasyon.kamp [ xx/a] ~ İng camp çadır alanı. garnizon. kamyonet kamyon [ xx/b] ~ Fr camionette [küç. [Uy viii+] kamuğ (= Moğ qamuğ hep. Fi$ru$zabadi'nin ünlü Arapça sözlüğünün adı [xv]. kamu Tü [Or viii] kamağ tüm. geçici konaklama alanı ~ İt campo alan. yığmak ) * Türkçede umum karşılığı sıfat iken Dil Devriminden sonra amme karşılığı ad olarak kullanılmıştır. açık arazi. kamping İng camp çadır alanı" kamp [ xx/b] ~ İng camping çadır kurarak tatil yapma < kampüs [ xx/c] ~ İng campus 1.

kanat Tü [Uy viii+] kanat a. kanalize [etm herhangi bir şeyi yönlendirmek < Fr canal " kanal kanape [LO 1876] alafranga sedir. kargı ~ Aram qanyâ a. kanma.a. cetvel) ve Lat cancellus (parmaklık) muhtemelen aynı Sami kökünden alınmıştır. görüş < Ar qanica 1.hasırsepet.a. İng canvas. = İbr qâne a. ~ EYun kánnabis a. su ulaşımı için yapay nehir / Ven canál su yolu. çengel " hangi [Uy viii+] kança nereye? Anca beraber kanca beraber deyiminde. tuval). Fr canevasse (kenevir bezi. < Lat canis köpek ~ HAvr *kwon. inanmak ) kanaat [Kut.a. çuval bezi < İt canava [mod. 2. bir iskambil oyunu ~ EYun kánastron hasır sepet < EYun kánna kamış. Uy. su borusu.a. [ xx/a] sedir şeklinde sandviç . 2.doymak. ark. kanaviçe [Arg xvi] keneviç/kaneviçe ~ İt canavaccio/canevaccio kenevir dokuma. [Uy viii+] kan(= Moğ qanu. canapa] kenevir ~ Lat cannabis a.a. a.a. inandı. İng canopy (cibinlik). yetinme. yetindi.a. kanal ~ Lat canalis su borusu kanalizasyon [Bah 1924] [ xx/b] ~ Fr canalisation lağım" kanalize ~ Fr canaliser boruyla su akıtmak. " kenevir * Karş. (= Akad qanü a. Kaş viii] kan a. kanca 1 Katalan gancho kanca [xiv] ~? Kelt kanca2 Tü [LF xvi] ~ İt gancio kıvrık uç. razı olma. .Fr canapé sırtlıklı yatak ~ Lat conopeum/canopeum cibinlik. tatmin olmak.a. salhane kanarya [ xix] ~ canario Kanarya adalarına özgü bir kuş < öz Canaria Atlantik'te bir takımada < Lat insula Canaria "Köpek Adası".a. Aşxi] -Arqanâcat^[#qncmsd. kanara [T S xiv] mezbaha.a. 2. kani oldu kanal [LF xvii] ~ Fr canal su arkı.kan kan[mak Tü Tü [Or.) * EYun kanon (çıta. kandı. kanı. cibinlikli veya perdeli yatak ~ EYun könöpeîon cibinlik < EYun könöps tatarcık * Karş. " sinik kanasta [xx/b] ~İspcañasta1.]l.

a.a.a. kâşif~? Avustral [xx/a] ~ İng kangaroo^ 1770 kaptan James * Bir Avustralya yerli dilinde muhtemelen "anlamadım" anlamına gelen bir sözcükten. yoldaş .. a.a. kanıksa[mak kanırt[mak kaniş * Suda iyi yüzdüğü için.192 186+] ~İtcancelleriamabeyn. kuvvetli ışıkla ışımak * İng candle.a. halka şeklinde kapı tokmağı kangal2 Sivas'ın bir ilçesi öz Kanlı bir Türk aşireti ~ Yun kan%âli ip halkası.[ xi] kançık dişi köpek. kamış " kanasta kandil [Aş xiv] ~ Ar qandîl mum ~ Aram qandîlâ a. kadınlara sövme sözü . EErm knig (kadın). sökmek. kani olmak < Ar #qnc. kanaat. bükmek. [ xx/b] ~ Fr caniche bir köpek cinsi < Fr cane ördek ~ Çing konka yakın arkadaş. kangal1 [LFxvi] küme ~ EYun kân%alos halka. çit Lat canna ince çubuk. kanıt kanka YT [CepK 1935] delil. ~ OFa kanîzag a. 2. bürhan [ xx/c] <Tükan-"kan<Tü Tü [LO xix] alışmak < Tü kanık kanmış " kan- [ xi] konur.] kanan. mahkemede hakimleri halktan ayıran parmaklığın önünde duran görevli. < HAvr *gwen.2Z.a. ~ Lat candela a.a.(köpek) biçimleriyle ilişki kurulması fantezidir. kapıcı < Lat cancellî kafes şeklinde örülü parmaklık. Fr chandelle (a.) < Sogd kanîg kadın HAvr *gwne. < Tü kan-" kan- * Karş. [TS xv xv] karjğrı. kıvrılmış < öz Kangal ~ Fr gangrène doku kancık [ xx/c] bir köpek cinsi kangren [ xix] gangren çürümesi ~ EYun gángraina a. sekretarya < Lat cancellarius 1.a. kani kanaat getiren " kanaat kanı YT [Aş xiv] [TDK 1955] kanaat ~ Ar qânic [#qnc fa. EYun kyon < HAvr *kwon. İng.Sogd kancık genç kız (= Fa kanîza a. < Lat candere yanmak. kargı. buruşma.a.a. " jinekoloji * Lat canis. kançılarya [DüsI. yetinen. posaya dönme kanguru Cook. kapı bekçisi.ağaç veya dalı eğmek.) biçimleri Latinceden alıntıdır.a. Karş.

Karş. tümör. depo kantite Lat quantus ne kadar? ~ HAvr *kwi. kabuk? " karsinoma * Latince sözcüğün tıbbi kullanımı EYun karkínos (1. bir iş için ayrılmış yer. kanton canton köşe. a.a. ilahilere özgü bir koro tekniği ~ OLat canon yasa.). ~ Karib [Bah 1924] ~ Fr canot ağaç kabuğundan oyulmuş * Batı dillerine Kristof Kolomb tarafından taşınmıştır. özellikle kilise yasası ~ EYun kanon 1. Fr chanter biçimi Latinceden türemiştir. cetvel. Aynı kökten Fa yândan/camdan (şarkı söylemek). * Latince fiilin canere ve cantare olmak üzere iki biçimi mevcuttur.a.kano kayık ~ İsp canoa a. büyük terazi ~ O Yun kentenârion a. ur. 2. tümör ~ ALat *carcr-os yengeç ~ HAvr *kar-kr-o.şarkı söylemek ~ HAvr *kan. İng centaury (a. kilise yasası. çıta. < HAvr *kar. kargı. kargı (= Aram qanyâ a. ilçe ~ OLat . kanser) çevirisidir. yengeç. 2. +jen1 [ xx/c] ~ Fr cancerogène kansere yol açan kantar [ xiv] ~ Ar qantâr bir tartı birimi. yasa = EYun kánna kamış. 2.a. ~ Lat centenarium yüz librelik tartı birimi (yaklaşık 31 kg) < Lat centum yüz " santi+ kantarma ~ Moğ qantarğa atın dilini bastırmak suretiyle zaptetmeye yarayan demir araç < Moğ qantar. kanon [ xx/b] ~ Fr canon 1.a. yengeç. cant. kantat [ xx/b] ~ Fr cantate şarkılı kilise dramı ~ İt cantata şarkılı < İt cantare şarkı söylemek ~ Lat canere. 2. uç " kantin [ xx/b] ~ Fr canton küçük idari birim.a. centaurium < öz Kentaúros at gövdeli mitolojik varlık ~ Yun/EYun kentaúreion * Mitolojide şifalı otların piri sayılan kentaur Khiron'a atfen.a. atın dizginlerini sıkıca çekmek kantaron [MŞ xiv] kantariyun şifalı bir bitki. hastane ve okul gibi yerlerde öteberi satan dükkân ~ İt cantina kiler < OLat canto köşe. ur.a. kural.gemlemek. < Lat canere. cant.sert.şarkı söylemek " kanto kantin [Bah 1924] ~ Fr cantine kışla. ) " kanasta kanser [ xx/a] ~ Lat cancer 1.a.ne? [ xx/b] ~ Fr quantité nicelik ~ OLat quantitas < ~ İt canto kanto [ARasim 1897-99] alafranga bir tür şarkı şarkı ~ Lat cantus a. kanserojen (madde)" kanser. bucak. bucak.

chaot. [ xi] kapğak kapatan şey. kapamak " kapakapalı <Tü [T S xiii] kapaklı/kapağlı örtülü < Tü kapak örtü " kapa< Tü kap-2 . Batı dillerine 1712'de d'Entrecolles tarafından yazılan porselen üretimine ilişkin bir eser aracılığıyla girmiştir. kavuşmak " kavra[Or. Türkçe ve Hintavrupaca kökler arasındaki benzerlik ilgi çekicidir. yeryüzü yaratılmadan önce varolan boşluk ~ HAvr *ghau. • Tü kap-2 (kapatmak) fiiliyle anlam ilişkisi muğlaktır.büyük boşluk. şişirmek. a. su kanalı < İsp caña kamış ~ Lat canna " kanasta kaolen kil ~ Çin gao ling yüksek dağ [ xx/b] ~ Fr kaolin porselen yapımında kullanılan * Çin'de Jiangsi eyaletindeki bir dağdan elde edildiği için bu ad verilmiştir. Lat capsa (kap.1. İbr qab. içini boşaltmak. kese. tutmak) < HAvr kap. kapa[mak <Tü [DK xiv] < Tü kap-2 [viii+ Uy] örtmek * Tü kap-2 kökünün Türkiye Türkçesine özgü varyantı veya -a ekiyle türevidir. bir hacim ölçeği. Tü -k isim ekinin varyantı veya dissimile biçimidir. Akad qabütu (kadeh). • Hintavrupa ve Sami dilleri ile paralellikler ilgi çekicidir. [TS xvi xvi] kab kac Tü *kawp kawşak < *kaPoymak. %aot.kanun1 kanon ~ Ar qanunl yasa ~ E Yun kanon a.mutlak düzensizlik hali ~ EYun %âos. * Pekiştirici -p. 4 litreye eşdeğer kuru erzak ölçüsü). kapa-Karş. içini boşaltmak " kap kap[mak Tü ulaşmak. kawuk ve kowuk sözcükleri eş anlamlıdır. Ar qabb > OYun kábos (torba. cuppa (kadeh). yakalamak < Tü *kaP. kapmak). cupa (fıçı). Kap. < Tü *kaP. her çeşit müzik aleti" org kanyon [ xx/b] ~ İng canyon ~ İsp cañon büyük su borusu. Lat capere/captare (yakalamak. Ar qabcat (meyve kabuğu). kutu). 2. kabartmak " kof * -p eki. Karş.bitişmek. boğaz. erganun ~ EYun órganon alet.< HAvr *gheuboşluk kap Tü tas. kâse [Uy viii+] kâp deriden yapılan torba. [Kıp xiv] oyuk nesne. Uy viii] kap-1 tutmak. oymak. kaos [ xx/a] ~ Fr chaos. Bak. kapak Tü [Uy viii+] kapak/kabak göz kapağı. örtü örtmek. uçurum. tulum. araç.ekiyle. kap kacak ikil [ xi] ka kaça çanak çömlek. İng have < Ger *%aban (almak. " kanun2 [MMem xvi] ~ Ar qânün2/arqânün tabla şeklinde telli müzik aleti.(tutmak).

kapı " kapaTü [ viii] kapığ/kapuğ a. kafa. başa ilişkin.baş ~ HAvr *kaput. * Aynı kökten İng head. 2.] sözleşme maddesi. başlık. < Lat capax.. capit-baş " kapital kapla[mak <Tü [Kıp xiv] kapla. * Aynı kökten Lat capsa (kap. bölüm başlığı < Lat caput.içine almak < Tü kap " kap < Tü kap-1 tutmak.a. sermaye ~ Lat capitalis a.a. Ayrıca karş. kapalı . baş para. meydan " kamp kapari spinosa " gebere » [ xx/a] ~ Yun kápari çiçeklerinden turşu yapılan bir bitki. şartname ~ OLat capitulation < Lat capitulum [küç. kapasite [Hürr 1948] ~ Fr capacité sığa ~ OLat capacitas a.a. hacimli. < Lat caput. capac. ~ Lat campâna a. kapsayıcı < Lat capere. kutu). +lan kaplıca <Tü < Tü kap-2 örtmek " kapa- [Uy viii+] kaplan bir tür yırtıcı hayvan [Men xvii] üstü çatıyla örtülü termal banyo < Tü kaplı örtülü. Lat campus alan. kapitone [Bah 1924] ~Frcapitonné kabarık topak şeklinde bir dikiş tarzı < Fr capiton yün veya ipek topağı ~ İt capitone [büy. kefal. tutmak. kapsamak ~ HAvr *kap. kaplan Tü yakalamak " kap-.a. başkent. capit.a. Alm haupt < Ger *haubud < HAvr *kaput-. pey. capt. kaparo )" kapital * Ar carbana (kaparo vermek).a. kapamak kapital [ xx/a] ~ Fr capital 1. CodC xiii] kapu < Tü kap-2 örtmek. c^arabun (kaparo) Aramiceden alıntıdır. a. a. yakalamak " kap- kapan2 ~ Fa kapan kamuya açık büyük terazi ~ O Yun kampanón a.almak.baş " kapital kapitülasyon [ 184+] Osmanlı devlerinin Avrupalı devletlerle yaptığı ticaret antlaşması ~ Fr capitulation maddeler halinde yazılı anlaşma.içine alabilen. capit.kapan 1 <Tü [Kıp xiv] tuzak <Tü kap-1 tutmak.a. a. [TS xiii. ön (~ Lat caput baş ) + İt arrabo kaparo (~ EYun arrhabön a. kapitalist capital" kapital [Bah 1924] ~ Fr capitaliste sermayedar < Fr * Fransızca sözcük ilk kez 1791'de siyasi bir aşağılama terimi olarak kaydedilmiştir. ~ İbr/Aram csrâbön güvence. capparis kaparo [ xix] kaparro ~ İt caparra alışverişe mahsuben yapılan ön ödeme & İt capo baş.] büyük baş < Lat caput.

külahlı cübbe). baş.a.a. palto. kapris [ xx/b] capriccio a. iş. kahverengi külahlı cübbe giyen bir Katolik tarikatı. 2.baş " kapital kapuçino [ 199+] ~ İt capuccino 1.) + Lat porta kapı" bijon.kaplumbağa kapa-. yy Sevilla'lı İsidore.< HAvr *kwera.a.a.yapmak. cübbe.] a.baş " kapital kapüşon [ xx/a] ~ Fr capuchon külahlı cübbe veya giysiye bağlı külah ~ İt cappuccio külahlı cübbe < İt cappa a. [ xix] kapuska etli lahana ~ Sırp kapusta lahana ~ EAlm kapuz 1. xiv Kıp] kaplamak. < Lat capsa kap. İlk kez 7. önder. eder. capra keçi ~ HAvr *kap-ro. etmek (= Ave kërëta. özellikle gemi kumandanı ~ OLat capitanus/capitaneus şef. kaptan < Lat caput. 2. sandık " kasa ~ Fr kaptan [Env xv] kapudan ~ Ven capitán [İt capitano] kumandan. kazanç < Fa/OFa kardan. üzerine çırpılmış krema eklenmiş kahve < İt cappuccio külahlı keşiş cübbesi" kapüşon kapuska yemeği [Arg xvi] kapusta lahana. lahana ~ Lat caput. at arabası örtüsü [esk.a. boccaporto] gemilerde ambar ağzı & İt bocca ağız (~ Lat bucca a.a. portal kaporta2 kaplaması" kaput [ xx/b] kapota ~ Fr capote otomobil gövde * -r.) ~ HAvr *ksrt. eylem.Tü kapsa. sorumsuz davranış ~ İt kapsa[mak YT [CepK 1935] tazammun etmek. kâr/+kâr [DK xiv] ~ Fa kâr 1. kurbağa + [MŞ xiv] kaplu bağa & Tü kaplı kapalı. capit. asker kaputu.sesi kaporta1 sözcüğünün etkisiyle türemiş olmalıdır. capit. eden. [Cumh 1932] otomobil motor kapağı ~ Fr capote 1. yy'da Sevilla'lı Isidore tarafından kaydedilmiş olan Latince sözcük belki Batı Akdeniz'in geç Fenike dillerinden alınmıştır. koza ~ Lat capsula [küç. otomobilin dış örtüsü < Fr cape cübbe ~ OLat cappa Kuzey Afrikalılara özgü külahlı cübbe. içine almak < Tü kap-2 örtmek " kapakapsül [KO 187+] kapsüllü ilaç.]. Etymologia 'da ~ Sam " aba * Karş. örtülü + Tü bağa kurbağa " kaporta1 [ xix] ambar ağzı ~ İt boccaporta [mod. kucaklamak . 2. 1. kafa. . kutu. Ar qabaVAram qsbay (aba.a. eder. kâr. 2. 2. " kaput kaput [Men xvii] kapot külahlı palto.a. kapsüllü tüfek capsule kapçık. edilen şey. külah ^ 7.[xi.a. ~ Fr caprice fantezi.

tabiat. oymak. çizmek karakuşi keyfi hüküm veya yönetim biçimi < öz Bahaeddin Karakuş Mısır'da Eyyubi hanedanı döneminde vezir olan köle kökenli Türk (ö. kimlik < EYun %arâssö oymak. kalıcı" karar karabet karabina [ xiv] [EvÇ xvii] ~ Ar qarâbat [#qrb msd. Fa -kar. nöbetçi. Kıp xiv] karağul/karawul gözcü. katmak.< HAvr *gher-4 kazmak. hakketmek ~ HAvr *ghersk. karafaki karafaki karáfi şarap veya su maşrapası" karaf karakancaloz kötü ruh. [T S xiv xiv] karucu Tü kara " kara1 [ xx/a] ~ Fr carafe şarap veya su maşrabası ~ İt caraffa karaf a.geçişlilik ekiyle kat. a.* Bileşiklerde meslek ve itiyat adları yapar. Ancak ETü karawaş (hizmetçi kız) ve karak (göz bebeği) biçimleri. 1202). göçebe olmayan. kara1 [ viii] kara siyah kara2 [ xiv] ~ Ar qârrat [#qrr f. a. ~ Ar ğirâf [#ġrf] kepçe EŞKÖKENLİLER: İt caraffa : karaf. anakara < Ar qârr [fa.] yakınlık" kurbet ~ İt carabina bir tür mekanik tüfek. -kar. benzer bir kökün Türkçede de mevcut olabileceğini gösterir.] kıta. mühür. nöbetçi < Moğ qara. Tü kar[mak Tü [Uy viii+] kar. cin [ xx/a] ~ Yun karafáki [küç.a.] karafçık < Yun ~ Yun kalikántsaros bir tür [EvÇ. romanda şahsiyet ~ EYun %arakter metale kazılmış damga. [ xix] karakolhane nöbetçi kulübesi.fiili kaydedilmemiştir. < Fr carabin [xvi] Fransız ordusunda bir hafif süvari birliği < Fr Calabrin Kalabriya'lı < öz Calabria Güney İtalya'da bir bölge karaca <Tü [DK xiv] karaca bir tür geyik. 2. eklemek *ka.a. kişilik. arkebüz / Fr carabine a.bakmak. gözlemek * Türkçe *kara. huy.(a. Men xvii] karakol [TS. k ar [ vi ii ]k ar a.). zaptiye şube evi ~ Moğ qarağul gözcü.] Tü < Tü yerleşik .karşı karşıya veya üstüste getirmek. -gar ve -gar biçimlerine rastlanır.karşı karşıya veya üstüste olmak? getirmek? * Aynı kökten -t. sabit. . karakter [Bah 1924] ~ Fr caractère 1.

Doğu Hint adalarına özgü bir baharat bitkisi. sabit olma. kaldı. Çiçek karanfil Avrupa'ya 1270'ten sonra Arap ülkelerinden aktarılmış ve birçok dilde baharat karanfil adıyla adlandırılmıştır.] durma. karanlık <Tü [T S xiii] kararjğuluk (isim) karanlık (sıfat) (= Moğ qararjğ-uy a. karar verdi karargâh [Men xvii] istirahat yeri. Erm me%ag (1. karambol [ARasim 1897-99] bilardo oyunu. karanfil [ xi] ~ Ar/Fa qaranful 1. [T S xvi xvi] karaltı/karantı < Tü karar-" kara1 * -l. 2. siyah)" kara1 < Tü kararjğı/kararjğu [xi Ha] karantina [LF xvii] ~ Ven cuarantína [İt quarantena] Venedik'e gemiyle gelen yolculara uygulanan kırk günlük karaya çıkma yasağı < Ven cuaranta kırk ~ Lat quadraginta a. a. syzygium aromaticum. " kare karaoke [199+] ~ Jap karaöke şarkıcılara orkestra eşliği sağlayan bir cihaz & Jap karano boş.karaltı <Tü [Kıp xiv] karaldu . şeker kamışı şurubu. karar kıldı.] şeker kamışı < İsp caramo kamış ~ Lat calamus kamış " kalem karamsar YT [TDK 1955] bedbin. yerleşti. +gâh karat keçiboynuzu çekirdeği " kırat [ xx/b] ~ Fr carat kuyumculukta tartı birimi ~ Ar qirât . kokusu ve dişil organı bu baharatı andıran çiçek. yakılmış şeker ~ İsp caramillo [küç. istikrar. pesimist <T ü kara" kara1 * *Karamsamak fiili mevcut değildir. 1. dianthus caryophyllus ~ Hind * EYun karyófyllon (baharat karanfil) biçimi Doğu dillerinden alınmıştır.sesi dissimilasyon ürünüdür. baharat. 2. 2. kaynatılmış şekerli su. a. sanal + Jap ökesutora orkestra (~ İng orchestra)" orkestra karar [Yus xiv] ~ Ar qarâr [#qrr msd. çiçek karanfil). kesin görüş veya tercih < Ar qarra durdu. bilardoda kırmızı top. kırmızı topu sektirerek birkaç topa değdirme. < Moğ qara kara. makam " karar. üstüste darbelere uğrama ~ Fr carambole bilardoda bir oyun ~ İsp carambola Hindistan kökenli kırmızı top biçimli bir meyve karamela [ xx/a] ~ İt caramello 1. 2. Alm nelken. Karş. konak. [KT xix] orduda sevk ve idare merkezi (Fr quartier général çevirisi) ~ Fa qarârgâh konak & Ar qarâr durma + Fa gah yer.

yakma Aynı kökten EYun kéramos (pişmiş toprak). ~ Port caravela a. kabuklu böcek. karbonat. EŞKÖKENLİLER: Lat carbo : bikarbonat. ^ y. 2. İng hearth (ocak). Kaş. hidr(o)+2 * Karş. karbon.odun kömürü ~ HAvr *kr. [ xi] kâdaş/karmdaş . Fr.< HAvr *ker-4 ateş. < OLat carabus bir tür küçük tekne ~ EYun kárabos 1. 1800 Joseph-Louis Preust. oksit karbonhidrat [ xx/b] ~ İng carbohydrate kimyada CHn genel biçimine sahip bileşiklerin genel adı ~ Fr hydrocarbure a. karbüratör. yakıcı. kömürleştirici cihaz. seramik karbonat karbonat" karbon [Bah 1924] ~ Fr carbonate de soude sodyum ~ Fr dioxide kimyada CO2 bileşiği karbondiyoksit [ xx/a] & Fr carbon + Fr dioxide iki oksijen atomu " karbon. carbon.494 187+] ~Frcarbone bir element. silahsız yapılan bir [ML xx/c] motorlu araçla çekilen portatif barınak . Yun karabána/karibána biçimi Türkçeden alınmıştır. benzin motorlu makinalarda karbüratör < Fr carburer karbonize etmek. bir tür küçük tekne " kerevit karbon [Düs I. karbondiyoksit. a.4. saf kömür ~ Lat carbo.karate dövüş sanatı karavan [ML xx/c] ~ Jap kara te "boş el". römork. şarbon Lat cremare : krematoryum EYun kéramos : kiremit. İdr viii+] karaPaş ~ Sogd psrağâş karavel [LF xvi] karavela ~ İt caravella bir tür yelkenli gemi / Fr caravelle a. [T S xiv. kimyacı" karbon.a. Fr hydrocarbure (karbonhidrat). karavaş cariye. 3. [ ~? karavana xx] hedefi vurmayan atış * İkinci anlamı muhtemelen "karavanaya atmak" deyiminden gelir. Kıp xiv] Tü karın " karın . katar. kömürleştirmek " karbon kardeş Tü kardaş/karındaş [Uy viii+] kâdaş/kağadaş/karmdaş . a. kervan. karpit.İng caravan 1. karbüratör [Bah 1924] ~ Fr carburateur 1. Lat cremare (yakmak). 2. motorlu araçla çekilen portatif barınak ~ Tü kervan " kervan [EvÇ xvii] asker yemeğinin konulduğu büyük kazan. köle kız [Uy. 2. di+. karbonhidrat.

[viii+ Uy] lanetlemek. beddua etmek Tü karu -e karşı. Erm sird. çatışmak. Moğ k?arğuça.a. [ xx/c] posta ile gönderilen ticari eşya . çatışma Tü karu -e karşı. yy'dan önce İstanbul ağzında ortaya çıkmıştır. " çehar * Karş. quadrum (kare). kağnı ~ Kelt karros a. DK xiv] karğı/karğu kamış. [LO xix] kârgir kerpiç yahut ~ Fa kâhgil saman ve çamurla yapılan harç & Fa kâh/kah saman + Fa gil çamur " kehribar.a. mızrak [Men xvii] kâhgil samanlı balçık.dört ~ HAvr *kwetwer a. Alm herz.kalbe ilişkin ~ EYun * Aynı kökten Lat cor. kargış Tü [Kaş xi] karğış lanet. " kardiy(o)+ [Bah 1924] ~ Fr cardiaque kalbe ilişkin ~ kare [Bah 1924] ~ Fr carré kare ~ Lat quadratus dörtgen < Lat quadrare dörtköşe yapmak. -e doğru (edat)" karşı kargo < Tü karğa.) karşılığıdır. quartus (dörtte bir). kardiyak EYun kardiakós a. to carry (yük taşımak) biçimleri Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. quadr.a. ~ Fr/İng cardi(o). charge (yük). yüzleşmek). eşek şakası yapmak " karikatür kargaşa (edat)" karşı <Tü [DK xiv] karğaşa kavga. Hit karts (kalp).(çatışmak. • İkinci hecedeki ses incelmesi. İstanbul kullanımında "ahşap olmayan her tür yapı" anlamını kazanmıştır. "halk ağzı" sayılan kardaş biçiminden ayrışarak 20. karga 1 Tü [Uy viii+] karğa kara kuş karga2 tulumba ~ Ven carga la tromba! yelken indirip toplama emri < Ven cargar [İt carricare] kumaş veya yatağı sarıp toplamak.(karşılaşmak.a. Moğolcadan alıntı ihtimali üzerinde durulabilir.a. kardiy(o)+ kardía kalp ~ HAvr *kerd.a. cord-.a. çarpışmak) < k?arğu. kil * Şemseddin Sami'deki *kârgil ("çamurla inşa edilmiş") veya *kâhgir ("samanla tutulmuş") açıklamaları doğru değildir. bohça etmek. Lat quadraginta (kırk).* Belki "aynı karından doğma" anlamında. arbede. Fr quatre (dört) sözcüğü Lat quatuor (a. < Lat carrus Galyalılara mahsus iki tekerlekli ağır yük arabası. . İng heart. * İng car (araba).İng cargo ticari yük. dörtlemek < Lat quatuor. -e doğru * Karş. aleyhine dua [Bah 1924] gemi yükü. kargı kârgir taş bina Tü? [Kıp. özellikle gemi yükü ~ İsp cargo yük ~ OLat *carricum a. Ancak karındaş biçimi halk etimolojisi etkisiyle oluşmuş bir varyant olabilir.

kârid.a. ihtiyar. 2. Karş. 2. baş parmakla serçe parmağı arasındaki açıklık * Dirsek içinden bileğe kadar olan uzunluk genellikle bir karışa eşittir.a. = Akad qarnu a. a. eşek şakası yapmak ~ OLat carricare a. 2. meslek ~ İt carriera araba yolu < İt carro araba ~ Lat carrus yük arabası" kargo . istakoz " kerevit karikatür [Diyojen 1870] karikatura hiciv amaçlı resim .Fr caricature abartılı tasvir. iki şey arasındaki bağlantı. < EYun kârabos büyük deniz kabuklusu. Sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. karın/karnTü [Uyviii+]karına. a. eş. eş. delil < Ar qarana [msd. kargo. karın karınca1 Tü [Oğ xi] karınçak/karınça a. ön kol.] ~ Yun karída/garída küçük deniz kabuklusu. İsp carregar (karga tulumba etmek). qarn] çift koştu. gemi gövdesi ~ HAvr *kar. yatak vb.a.] okur " kıraat [Or viii] karı yaşlı kişi. f. akuplman. [TS xiv] yaşlı kadın. uzunluk ölçüsü.a. < EYun kâris. a. zevce. zevce < Tü *kar-ığ < Tü karıyaşlanmak [ML xx/c] ~ Fr/İng caribou Kanada'ya özgü karibu bir geyik türü ~ calipu a. a. kabuk.sert" kanser karış Tü [Uy viii+] karıç ölçek. ) karine2 [EvÇ xvii] karina ~ İt carina gemi gövdesi ~ Lat carina 1. dirsekten bileğe kadar olan uzunluk. ceviz kabuğu.] 1. mantıki birliktelik.kari karı Tü ~ Ar qarin [#qr' fa. * Kanada yerli dillerinden. kariyer1 [Bah 1924] ~ Fr carriére güzergâh.) sarıp toplamak. [ARasim 1897-99] atlı karaca ~ İt carrozza at arabası" karoseri karine 1 ~ Ar qarînat [#qrn sf. * Aynı kökten Fr carguer. hiciv ~ İt caricatura a. tutulan yol. eşleştirdi < Ar qarn boynuz (= İbr qeren boynuz = Aram qarsnâ a. a. karides ~ Yun karídes/garídes [çoğ. karınca2 [Ali xvi] atlı karaça bir eksen etrafında dönen mekanik atlardan oluşan düzenek. 3.a. < İt caricare (yelken. EŞKÖKENLİLER: Tü karın : kardeş?. arşın.a. [ xi] karı/karış 1. bohçalamak.

a. dörder. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. qarnabıT.[YT] " karmaşa karnabahar [ xix] çiçek lahanası. yapışmak.fiilindem varyant bir yazım olması muhtemeldir.kariyer2 [ xx/c] ~ İng personnel carrier personel taşıyıcı (bir tür askeri araç) < İng to carry taşımak ~ Fr charrier ~ OLat carricare araba ile taşımak " kargo karizma [ xx/c] ~ İng charisma sevgi ve hayranlık kazanma yeteneği ~ Alm charisma ^ 1922 Max Weber. Modern Türkçe biçimin bunların ikincisinden türemiş olması ihtimali üzerinde durulabilir. o gün yapılan taşkınlıklar ~ Lat carnevale "ete veda" & Lat caro. ~ Lat quaterni 1. karışmak " kar- (= Moğ qarman çırman acele ile. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç. xv TS] kurcalamak. güzel davranış < EYun %aiı*ö sevinmek. bir tabaka kâğıdın ikiye katlanmasıyla oluşturulan dört yüzlü defter < Lat quatuor dört" kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. sevinç duymak ~ HAvr *gher.et + Lat vale elveda * Büyük perhizde et yemek yasak olduğu için. karnaval [186+] ~FrcarnavalKatoliklerde40 günlük perhizden önceki Salı günü. t-zarafet. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen. karne [ xx/a] okullarda değerlendirme defteri ~ Fr carnet defter < EFr caern a. kare " kare karo [ xx/b] ~ Fr carreau 1. karmaşık YT [Fel 194+] kompleks (sıfat) < Tü karmaş. karmaşa YT [Fel 194+] kompleks (isim) < Tü karmaş.biçiminin.[1935 YT] ihtilat etmek Tü karma. Yeni Türkçe biçimin daha ziyade Tü kargaşa sözcüğünden çağrışım yoluyla türetildiği düşünülebilir.] karecik. 2. karnabahar veya kohlrabi) ve karamb baHrî (deniz lahanası?) ayrıştırılır. 2. Alm. bulaşım çarçabuk ) < Tü karma.a.] karecik. karnabit ~ Fa *karamb-i bahar ilkbahar lahanası & Ar/Fa karamb lahana (= EYun krâmbe a.[xiii Kıp] elle tutmak. leş. ellemek. dörtlü. iskelet ~ OLat carcasium ~ ? [Bah 1924] iskelet ~ Fr carcasse ölü hayvanın karman çorman ikil karışık. lütuf.sevmek karkas kalıntısı. kare şeklinde kesilmiş döşeme taşı. kare " kare . carn. 2. sosyolog ~ EYun %ârisma. kavra. elle tutmak Tü kar-" kar* Eski Anadolu Türkçesinde rastlanan karma. küçük dörtgen nesne < Lat quadrum dörtgen.[xiii Kıp. iskambilde bir renk ~ OLat *quadrellum [küç.) + Fa bahar ilkbahar " bahar 1 * Klasik Arap kaynaklarında karamb nabaTl (mod.

Moğ k?arığu (karşılık. karşıt YT [CepK 1935] zıt < Tü karşı" karşı * -t ekinin işlevi belirsizdir. k?arğu. karst Karst Slovenya'da bir bölge kart1 [ML xx/c] ~ karst bir tür kireçli yer oluşumu < öz Tü [Uy viii+] kart ihtiyar. karşın YT [CepK 1935] rağmen < Tü karşı" karşı * -n ekinin işlevi belirsizdir.a. at arabası imalathanesi. kavga. Yun. cevap. reaksiyon).(karşılaşmak. Lat carina (ceviz kabuğu). pafta. 2.karoseri [Hürr 1948] ~ Fr carroserie 1. t. yüzleşmek). yengeç. binyılda Mısır'dan Ortadoğu ve Asya'ya yayılmıştır. harita ~ İt carta kâğıt ~ Lat charta ~ EYun %ârtes papirüs tabakası ~? Mıs kartal Tü? [İMüh xiii] bir tür yırtıcı kuş ~ ? . düşman (sıfat). Muhtemelen aynı kökten Tü k?arğa. MÖ iv < EYun karkínos 1..sert. eski < Tü *kar(ı)t < Tü karı[viii+ Uy] yaşlanmak " karı ~ Fr carte kart2 [ xix] dikdörtgen kesilmiş karton parçası a.marka Union Carbide kimyasal madde üreticisi firma ^1917 ABD < İng carbon kömür " karbon [ xiv] karbus ~ Fa xarbüza/%arbuza karpuz ~ karpuz OFa %arbüzag a. * MÖ 2.(lanet etmek). -e doğru anlamında edat < Tü ka [xi] yüzyüze olma ve yönelme bildiren edat < Tü karu * Karş. Tü k?arğaşa yapıca muğlaktır. # Theophrastos. [CodC xiii] kart/kartay yaşlı. hasım. karşı Tü [Uy viii+] karşı/karşu zıt.yengeç < HAvr *kar. a. a. • Sans kharbüja ve tarambuja (karpuz) biçimleri Farsçadan alıntıdır. filozof ve tabip. ur. otomobil veya at arabasının dış kasası < Fr carrosse bir tür at arabası ~ İt carrozza a. kabuk? * Aynı kökten EYun karúon (ceviz). 2. a.a. tümör (yengeç şeklindeki uzantılarından dolayı) ~ HAvr *kar-kr-o. karsinoma [ML xx/c] karsinom ~ YLat carcinoma çeşitli kanser türlerini içeren genel ad ~ EYun karkinöma. Buna karşılık EYun karpós (her çeşit meyve) ile birleştirmek de güçtür. çatışmak. < İt carro araba " kargo karpit [ xx/b] kömür madenlerinde kullanılan bir tür lamba . Farsça sözcüğün %ar + buza ("eşek hıyarı") şeklinde analizi muhtemelen halk etimolojisidir. çatışma (isim) [xi] -e karşı.

xi) fiiliyle ilişkisi gösterilemez. harita " kart2. mukavva ~ İt cartone [büy. a. [TDK 1944] kas adale [Kıp. gözlerin üstündeki çıkıntı [CepK 193 5] kası. 2. kent = Fen qrt a. peron kartpostal kartı" kart2.kartel [ xx/b] ~ İng cartel ticari işbirliği anlaşması ~ İt cartello [küç. vizite karye köy. el arabası. belge. Kıs. posta [ARasim 1897-99] ~Fr carte postale posta kartuş [ xix] ~ Fr cartouche 1. 2. germek.] kaba kâğıt. karyola [NKemal1872] 1. kartezyen [xx/b] ~FrcartésienDescartes'in geliştirdiği koordinat sistemine ilişkin < öz René Descartes Fransız filozof ve matematikçi (1596-1650) kartograf 1. sıkmak ) * Tü kas-1 (ürpertmek. +graf [Bah 1924] ~ Fr cartographe haritacı < Fr carte ~ Fr carter bir aygıtı çarpmadan koruyan metal karton [Bah 1924] ~ Fr carton kalın kâğıt. dolmakalemde mürekkep kapsülü ~ İt cartoccio kâğıt veya kartondan mahfaza " kart2 kartvizit ziyaret kartı" kart2. büyük kâğıt < İt carta kâğıt" kart2 kartonpiyer [Bah 1924] ~Frcarton-pierre karton kalıpların alçıyla kaplanmasıyla yapılan tavan süslemesi & Fr carton + Fr pierre taş " karton. içine barut doldurulan mermi kapsülü. 2. 2. tepe. titretmek . H. portatif yatak < Ven caro/carro araba " kargo kaş kas kas[mak Tü YT <Tü ~Vencariòla[İtcarriolo] [ viii] kaş 1. kısmak. DK xiv] <Tükas-sıkmak. arabacık. germek " kas- (= Moğ qasu.kısaltmak.] kâğıt pusula. [AMithat 1877] kartdövizit ~ Fr carte de visite ~ Ar qaryat [#qry] köy = Aram q3ryâh/q3nytâ * Kartaca kentinin adı Fen qart Hadast (yeni kent) biçiminden türemiştir. . kâğıt. Carter Amerikalı mucit * Sözcüğün İngilizce biçimine rastlanmamıştır.fiilinin varyant biçimi olması düşünülebilir. protokol < İt carta kâğıt" kart2 karter [ xx/b] kılıf < öz J.

kın. sırça saray ~ Ar qaSSâb [#qSb im. kasaba < Ar qaSaba [msd. kesimci. mahfaza " in+1. kaptan köşkü ~ Lat castrum "giriş çıkışı kesilmiş yer". ~ Akad kâsu bardak. mühür. kutu. qaSb] kesti "Giriş çıkışı kesilmiş yer" anlamında Lat castrum karşılığıdır. kasap kaşağı kaşalot cachalote kocabaş kâşane kasap kesip satan kimse " kasaba kaşar tecrübeli kimse (argo) [Gül xv] ~ Fa kâşâna camlı oda.a. müstahkem yer. kasa kâse [ xiv] kâsâ a. a. < Lat capere içine almak.< HAvr *keskesmek. yuva < İt incassare yuvasına veya kınına sokma. caiz olma [ xix] ~ İbr kaşar Musevi dininde yenmesi caiz olan şey kaset [197+] ~ marka CompactCassette Philips firması tarafından geliştirilen teyp formatı # 1963 Phillips. & Lat co(n). tutmak. 2. a. a. hisar. saf. et <Tü [Kıp xiv] kaşak/kaşağu at kaşıma aleti [ xx/a] < Tü kaşı-" kaşı~ Ar qaSabat [#qSb msd. temiz). mahfaza ~ Lat capsa a.] ~ Lat coactare a. resmi mühür ~ Fr cachet metal baskı. actyapmak " kon+. kasara [182+] ~Vencássaro geminin en üst güvertesi. [ML xx/c] bir işte eski ve ~ Ar qişr [#qşr] kabuk * İkinci anlamı eski kaşar deyiminden türemiştir. süngü .+ İt cassa kasa.] kesici. kupa ~ Fa kasa çanak. oturtma & Lat in.] kutucuk ~ İt cassetta a.İt incassatura tüfeğin kundağı. [Bah 1924] tüfeğe takılan bir tür kısa bıçak. aksiyon kaşer < İbr #kşr uygun olma.yerle bir + Lat agere. kap. < İt cassa kutu " kasa . kale ~ HAvr *kas-tro. castrare (iğdiş etmek). kutu. EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?b : kasaba. damga < Fr cacher bastırmak [esk. büyük ve yassı bardak ~ Aram kasatura kaşe [ 192+] 1. ~ Fr cassette [küç. ayırmak * Aynı kökten Lat castus (ayrık.kasa [ 187+] ~ İt cassa sandık. saklamak " kapasite kasaba [MMem xvi] çevrili yerleşim. ilaç kapsülü.] surla ~ Fr cachalot sperm balinası ~ İsp [ xix] Edirne'ye özgü kabuklu peynir.

dolap (argo) Yun kaskaríka eşek şakası.yontmak. bulan. kasım [Men xvii] 1. saklı bir şeyi [Uy. f. kırmak kasıt/kast[Aş. amaçladı kask [ xx/b] kafatası. çarpmak. saray (~ Aram qaSrâ a. [Kıp xiv] baldırın iç tarafı. hışır. a.] bölen.] İslam öncesinden kalan bir Arap şiir formu < Ar qaSîd [sf. ETü kasna. haşır.darbe vurmak. direkt. " kasara kasırga Tü [ xi] kasırku fırtına kasis [ xx/b] ~ Fr cassis yol kırığı.< HAvr *kwet. testis yanakların iç tarafı * Karş. kale. bir ~ Fr casquette [küç. hedefe kilitlendi. çarpmak. kaşkariko [ARasim 1897-99] hile. miğfer < İsp cascar kırmak ~ Fr casque miğfer ~ İsp casco 1. en kısa yoldan hedefe yöneldi. Kaş viii+] kasık . maksat < Ar qaSada kestirme yoldan gitti.a. quass. yolda hız kesmek amacıyla yapılan enine keski < Fr casser kırmak ~ OLat quassare ~ Lat quatere.] amaç.] hedefe ulaşan. taksim eden " kısım kasır/kasr[Aş xiv] kasr ~ Ar qaSr köşk. kaside [ xiv] bir şiir formu ~ Ar qaSîdat [#qSd sf. kaşımak * Belki ses yansımalı *kaş kökünden. 2. kaşık < Tü kaşı. kırmak ~ HAvr *kwst. kışın ilk günü sayılan 11 Kasım günü.(titreşmek).kaşı[mak Tü [ xi] kaşı. siperlikli şapka < Fr casque miğfer " kask . kusursuz " kasıt kâşif ortaya çıkaran " keşif kasık Tü ~ Ar kâşif [#kşf fa. kaşık Tü kazımak " kaşı[Uy viii+] kaşuk tahtadan yontulmuş şey. Karş.) ~ O Yun kástron müstahkem yer.] keşfeden. kasuk (deriden yapılan tulum).[xi] yontmak. askeri kamp ~ Lat castrum a. [ 194+] 10 Ocak 1945 tarihli yasayla İkinci Teşrin ayına verilen ad < Ar qâsim [#qsm fa. kaba komedi < İt cascare düşmek " kasko kaşkaval [EvÇ xvii] tür peynir & İt cacio peynir + İt cavallo at" kavalye ~ İt caciocavallo "at peyniri". Yus xiv] qaSd ~ Ar qaSd [#qSd msd.sarsmak. 2. saksı. kazımak.] kasket [ARasim 1897-99] kasketa "küçük miğfer". kasım gününden hıdrelleze kadar olan 6 aylık süre.

düşme. tasarlamak. katılaşma) * "Keder" anlamı Arapçada enderdir. bir şey hakkında olma bildiren edat ve fiil öneki . gaddarlık.] kesme. katı olma. üstüne eklemek. koli1 [ xx/a] ~ Fr cache-col boyunluk & Fr cache sakla kaşmir [KT189+] ~Frcachemire Keşmir şalı taklidi bir tür ince yünlü kumaş ~ İng cashmere a. rast gelme. 2. içerme.1. yol alma < Ar qaTaca kesti [ xiv] kesme kata+ ~ EYun katá altta ve aşağıda olma.] İspanyol müziğinde avuç içinde tutularak şakırtı sesi üreten ritm aleti ~ İsp castañeta kestanecik < İsp castaña kestane " kestane kasting [ xx/c] ~ İng casting (tiyatroda) rol dağılımı yapma < İng to cast atmak.] 1. hüzün ~ Ar qaswat/qasâwat^ [#qsw msd. zahmet ve sıkıntı çekmek < Tü *ka. kat2 [etm (nehir) geçme. kalıba dökmek. sertleşmek. kastanyet [Bah 1924] ~ Fr castagnette [küç.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kat~ Ar qaTc [#qTc msd. bir şeye göre veya bir şeyle ilgili olma.] kesin < Ar qaTc kesme " kat Tü [Uy. yukarıdan aşağı doğru hareket. ayrıştırmak. cas-a. koparmak " kasara * Hint toplumunda kastların birbiriyle temas yasağından ötürü. rol dağıtmak ~ Nor kasta atış kasvet [Men xvii] kasavet 1. karmak. 2. 2. < öz Keşmir Kuzey Hindistan'da bir ülke kasnak <Tü [LOxix] gergef gergisi <Tükas-"kas- kast [ xx/a] ~ Fr caste Hint toplumunu oluşturan dört sınıfın her biri. Kaş viii+] kat-/kad. katılık. kapsama. kaza < İt cascare düşmek < OLat *casicare < Lat cadere.kasko [ML xx/c] kaza sigortası ~ İt casco 1. 2. 3. hüzün < Ar qasâ sert idi.] saf. keder. katılık. sınıf. düşüş. zümre ~ Port casta [f. kaderine çıkma. kat’i kat2 [ xiv] ~ Ar qaTcı [#qTc nsb.a. " kadans kaşkol + Fr col boyun " kaşe.karşı karşıya veya üstüste gelmek " kar* Fiilin asli anlamı "sertçe karşı karşıya gelmek veya getirmek" olmalıdır.ayırmak. dökmek. acımasızlık. kat1 Tü [Uy viii+] kat tabaka < Tü *ka. tabakalaştırmak. keder. acımasız davrandı (= Aram #qşy sert olma. ayrı ~ Lat castus ~ HAvr *kes. İkincil anlamlarda hem geçişli hem geçişsiz biçimlerin bulunması düşündürücüdür. acımasızlık.a.

qaTr/qaTarân] damladı < Ar qaTrat damla " katre katarakt [ xx/b] ~ Fr cataracte 1. katalizle kataliz [ xx/b] ~ Fr catalyse. katalitik çalışan " kataliz [ xx/c] ~ Fr catalytique katalize ilişkin. birbiri ardısıra dizili şeyler.] 1. çözünme ~ EYun katálysis a. lys-çözmek " kata+. dikey kapanan kale kapısı & EYun katá aşağı + EYun arâssö. platform ~ OLat catafalicum & EYun katá + Lat falicus bir tür muhasara makinası" kata+ katakomb [Aİhsan1891] ~Frcatacombes yeraltı mahzeni. +log katalpa * Güney Amerika yerli dillerinden. 2. hokkabazlık ~? * 19. liste < EYun katalegö kaydetmek. < EYun kathairö indirmek. şelale.ayrışma. çubuk katana süvari atı & Mac katona asker + Mac ló at [Peç xvii] iri Macar atı ~ Mac katonaló [ xx/a] ~ YLat catalpa bir ağaç türü ~ Amer katar [Yus. alaşağı etmek & EYun katá aşağı + EYun aireö almak " kata+ . bir dizinin ögelerini madde madde sıralayan yazı ~ EYun katálogos sicil. kervan < Ar qaTara [msd.a. analiz katalog [AMithat 1885] ~ Fr catalogue liste. her türlü yeraltı mezarı & EYun katá + Lat tumba mezar " kata+ katakulli [ xix] hile.a. fesat. log-zaptetmek. defter. 2. catalyt. katamaran [ML xx/c] ~ İng catamaran ~ Tamil kattumaram iki yanında denge çubukları bulunan kayık & Tamil kattu bağlamak + Tamil maram tahta. arag-çarparak düşmek " kata+ katarsis [ML xx/c] ~ İng catharsis günah veya suçtan arınma ~ EYun kátharsis a. damlalar dizisi. göz perdesi ~ EYun katarrâktes şelale. listeye yazmak. < EYun katalyö birimlerine ayrıştırmak & EYun katá + EYun lüö. yy'da diplomatik bir yazışmada Fr fait accompli sözcüğünün Osmanlıca yanlış (tek noktalı fe yerine iki noktalı kafile) okunuşundan türediği rivayeti muhtemelen yanlıştır. yy'dan itibaren Roma yakınında Aziz Sebastian'a atfedilen yeraltı mezarının adı. zabıt tutmak & EYun katá aşağı + EYun legöl. DK xiv] dizi ~ Ar qaTâr [#qTr msd. kaydetmek " kata+. mağara kilisesi ~ OLat catacumba 5.katafalk [ xx/b] ~ Fr catafalque üzerinde tabutun sergilendiği platform ~ İt catafalco iskele.

ameliyatlarda dikiş için kullanılan bağırsaktan yapılmış iplik & İng cat kedi (~ Ger *kattuz a.] yazan. et. haşin.a. koltuk ~ HAvr *sed-râ.fiiliyle ilişkisi biçim ve anlam bakımından problemlidir. katkı katla[mak YT <Tü [TDK 1944] < Tü kat-" kat< Tü kat" kat1 [TS xiv] kat kat yapmak . < EYun katatónos aşırı gergin < EYun katateinö aşırı gerilmek < EYun teinö germek. 2. Aristoteles mantığında bir özneye atfedilen özelliklerin her biri < EYun kategoreüö biri veya bir şey hakkında konuşmak. itham etmek & EYun katá hakkında + EYun agoreüö konuşmak " kata+ kateşizm [ML xx/c] ~ Fr catéchisme resmi bir öğretiyi soru-cevap şeklinde öğreten el kitabı ~ OLat catechismus a.] öldüren "katil1 ~ Ar kâtib [#ktb fa. diyez katgut [ xx/c] ~ İng catgut kedi bağırsağı. ~ EYun kate%ismos hocanın söylediğini sesli olarak tekrarlamak yoluyla öğretim.] öldürme < Ar katık katil1/katl- Tü qatala öldürdü katil2 kâtip katır Tü [xiv] ~ Ar qâtil[#qtl fa. ~ EYun katheter daldırılan şey < EYun kathiemi batırmak. daldırmak. şırınga / İng catheter a. eko kateter [ xx/c] ~ Fr cathéter vücuttan bir sıvı boşaltmak için sokulan boru. ton1 katbekat + & Tü kat + Fa ba ile. ) + İng gut bağırsak " kedi katı Tü [Uy viii+] katığ/ka5ığ 1. be+ katedral [ xix] büyük kilise ~ Fr cathedrale piskoposluk makamı olan kilise ~ OLat cathedralis (ecclesia) a. sandalye. beraber "kat1.atmak " kata+. < EYun kathédra 1. sağlam. katmak " kat~ Ar qatl [#qtl msd.a. sertleşmek. [ xi] katır at ile eşeğin birleşmesinden doğan hayvan * Kat. heca & EYun kata. gerilmek " kata+.a.< HAvr *sed-1 oturmak " kata+. iddia etmek.eklemek.katatoni [ML xx/c] ~ Fr catatonie bazı psikozlarda görülen aşırı gergin veya aşırı durgun hal ~ Alm katatonie a. koltuk. piskoposluk makamı & EYun katá aşağı + EYun (h)édra oturma yeri. katışık < Tü kat.a.a.eklemek.+ EYun e%ö seslenmek " kata+. 2. her çeşit makam. yazıcı " kitap [ xiv] kâtib [Uy viii+] kağatır . itham. katılaşmak " kat[Uy viii+] katık ekmeğe katılan şey [Aş xiv] katl < Tü kat. sokmak & EYun katá + EYun (h)iemi. 2. karışık. sert. sedye kategori [ xx/a] ~ Fr catégorie ~ OLat categoria ~ EYun kategoria 1.

od(o)+ * Elektriğin geliş yolu anlamında. kapsayıcı. buhur yakma " katran 1 katrilyon [ xx/b] ~ Fr quatrillion bin çarpı bin üssü dört sayısı. & EYun katá kapsama edatı + EYun (h)ólos tüm. ~ İbr/Aram qiTer buhur.fiilinden anlamca bağımsız olduğuna dikkat edilmelidir.000. a. ficus elastica. milyon kauçuk [ 186+] ~ Fr caoutchouc kauçuk bitkisi. umumi" katil1. zahmet çekmek " kat* Katla. Fr. bu bitkinin zamkından elde edilen elastik madde ^ 1745 La Condamine.000. katod [Bah 1924] ~ Fr cathode negatif elektrot ~ EYun káthodos aşağıya giden yol & EYun katá aşağı + EYun (h)odós yol" kata+. evrensel.000 & Fr quatre dört + Fr million " kare. her şey " kata+. Kıp xiv] sabır ve tahammül etmek. seyyah ~ Tupi caucho a. a. tütsü amacıyla yakılan ağaç özü < İbr/Aram #qTr duman tütmek. katliam Ar câmm genel. katmer <Tü [T S. tütsüleme. tütsü amacıyla yakılan bitkisel öz < İbr/Aram #qTr duman tütme.mihnet ve sıkıntı çekmek < Tü kat. katre [Aş xiv] ~ Ar qaTrat [#qTr msd. ekümenik (kilise) ~ EYun katholike (ekklesia) a.000. hol(o)+ katran 1 ~ Ar qaTrân/qiTrân [#qTr] zift ~ Aram qiTrân a. . a.katlan[mak <Tü [T S. dayanmak Tü katın. 1.a.sertleşmek. günnük. İng cedar (sedir ağacı) Yunancadan alınmıştır. sedir ~ EYun kédros a. Kıp xiv] tabakalar şeklinde dizilen yufka yemeği Tü kat" kat1 * -mer ekinin işlevi ve ses uyumsuzluğunun nedeni açık değildir. katolik [ xviii] ~ Fr catholique 1. & Ar qatl öldürme + < Tü k at " ka t1 * -man ekinin işlevi açık değildir. evrensel.a. Güney Amerika yerli dillerinden. tütsüleme.000. amme k at ma n YT [C ep K 19 35 ] ta ba ka ~ Fa qatl-i câmm a. 2. genel. buhur yakma katran2 ~ Yun kédron katran ağacı. tütsülemek " katran 1 * Lat cedrus > Fr cèdre. Roma mezhebine bağlı olan ~ Lat catholica (ecclesia) tümel. < Aram #qTr duman çıkarma.] damla ~ Aram qiTer buhur.

(kurumak). dans partneri ~ İt cavaliere süvari. şarap mahzeni ~ Lat cavus çukur.] güçlü" kuvvet ~ Ar qawl [#qwl msd. tutuşturucu olarak kullanılan kuru dal veya ağaç kabuğu *kâ-/*kağ. kazmak). çömlek ~ Lat cavatus oyuk. kurut kav2 [ xx/c] ~ Fr cave mağara.] gezgin şarkıcı. ok ve yay taşıyan muhafız < Ar qaws yay " kavis kavata [LO xix] ~ Yun gabátha/kabatha oyma ağaçtan kap. yasakçı .> kurı.] söz [Aş. makale. süvari. kavaf ~ Ar %affâf [#%ff im. kavrulmak Aynu kökten *kağurı. kofluk).Ar qawwâs [#qws im.] ayakkabıcı < Ar %uff ince deriden yapılan hafif topuksuz terlik < Ar %affa hafif idi" hafif kavak gövdesi içinde oluşan boşluk *keus. dedi [Kut. içi boş < Fa kâw çukur. boşluk). EŞKÖKENLİLER: Tü kağ-/kaw-: kaburga2. oyuk.kav1 Tü [ xi] kaw ateş. Aş xi] kavl EŞKÖKENLİLER: Ar #qwl: kal.içi boşalmak veya boşaltmak * Aynı kökten Fa kav (çukur. şövalye < İt cavallo at ~ Lat caballus kavanoz [Bahş. oyulmuş < Lat cavare oymak.a. yay çeken. a. kavurTü kuru. [Çağ xv] yaşlanan ağaçların ~ Fa kâwak kof. 2. bağırış [Kut. oyuk ~ HAvr *kaw.< HAvr *keus. makule. nara kavi kavil/kavl< Ar qâla söyledi. içini boşaltmak " kav2 kavas [ xvi] yabancı elçilerin muhafazasıyla görevli kimse. 2. kavil. kuru. kuru-.yanmak. oyuk.a. oyuk. mukavele . Kenz xv] kavanos ~ Yun kabános/gabáno bir tür testi. Sans khá (çukur. küçük çömlek ~ O Yun kabaína a.içi boşalmak " kav2 = Tü [CodC xiii] kavak veya söğüt ağacı. boşluk.: kurak.] 1. mağara ~ HAvr *kaw. kilükal. dini merasimlerde davul ve flüt eşliğinde ilahi okuyan kimse " kavil kavalye [ 187+] kavalyer ~ Fr cavalier 1. kawıdan (oymak. kav1. < HAvr kaval ~ Ar qawwâl [#qwl im. Lat cavare oymak. Aş xi] ~ Ar qawîy [#qwy sf. içini boşaltmak " kav2 kavga çağırış < Fa ġaw feryat. DK xiv] ğawğâ ~ Fa ğawğâ gürültü patırtı. okçu. kurum 1.

yanında veya yakınında olmak " kavra- kay[mak Tü [ xi] ka5-2/kay.(sıkmak. < Tü *ka5ağ < Tü *ka5-l/kat-katılaşmak. içi boş şey.basmak. tazyik etmek.a. yakın. kaytarkaya " katTü [Uy viii+] kaya a. kalın ~ Ar qawm kavim [CodC.içini boşaltmak. Aş xiii] kavm ulus [#qwm/qym msd. [TS xiv-xix xiv] 1.a.a. üzerine sarık sarılan içi boş külah < Tü *kaP-boşaltmak. kof. ulus.bitişmek. yanında veya yakınında olmak * Karş. kaypak. yay haline getirdi [Aş xiv] ~ Ar qaws [#qws msd. şişirmek " kof kavur[mak Tü kavurma kızartılmış et kavuş[mak [Uy. varmak. bükülmek. kayp-/kayk. sıkışık durmak).kavilya [LF xix] çivi ~ Lat claviculus [küç.a. kavim " kamet kavis qâsa büktü. karıştıran. a.] < Lat clavus çivi" kilit ~ İt caviglia bilek kemiği.ulaşmak. sürtünmek.a.(bir şeye veya bir yana) dönmek. [ xi] kawış< Tü *kaP. sert olmak * Karş. [DK xv] < Tü *kağ.kızartmak. ayağı kaymak. sıkıştırmak). varmak. kayır-?.pekiştirici biçiminden türemiş olmalıdır. kaykıl-. sapmak.bitişmek. [Arg. iki nehrin kavuştuğu yer < Tü kavış-" kavuş- kavuk Tü [Uy viii+] kaPuk sidik torbası. kovuk. kaygı?. 3.. Moğ k?abı (yan. bitişik). Kaş viii+] kağur. mesane. EŞKÖKENLİLER: Tü ka?-2 : kay-. k?absı. [ xi] kaPra-sıkmak *kaP.] yay. kayaç YT " kaya . * Türkiye Türkçesinde fiilin kazandığı anlam. kavis < Ar kavra[mak Tü [Uy viii+] kaPır. sarp kayalık). < Tü *kaP. şişirmek " kof kavun Tü [Uy viii+] kawun a. Men xvi] kayp. [CodC xiii] kay. kayak1. k?abıra.aniden ve sert bir hareketle dönmek.(sürtmek. Moğ kada(n) (uçurum. eğilmek. 2.] bir yerde yerleşik olan halk. kavrulmak " kav1 Tü [Uy viii+] kaPşa. ateşte pişirmek veya kurutmak. kavram kavşak YT [CepK 1935] mefhum < Tü kavra-" kavra- < Tü <Tü [ xix] kavuşturan. düşecek gibi olmak. yaklaşmak.yanmak.

(pişman olmak. koşul + Ar Hayâat hayat" kayıt.ix Uy). hayat1 kaygana [MŞ xiv] kayğana yumurta veya omlet & Fa yjlya yumurta + Fa gîn dolu. Tü ka5m. " [Uy viii+] kadğur.kayak 1 YT [192+] kayma arac ı <Tükay-"kay- * Piyade Talimname Komisyonu tarafından 1928'de önerilen ilk Öz Türkçe kelimelerdendir. yaşam boyu & Ar qayd bağ. pişmanlık Tü Tü ka5-2 dönmek " kay- * Karş. Tü ka5ık (ağaçtan oyulmuş nesne . kayak2 [ xx/c] "erkek aracı". kaygı" kaygı [ xi] kadış kösele. betula * Karş. kaydıhayat ~ Ar bi qaydu-l-Hayât hayatta kalma koşuluyla. tasa.(kesmek.kaygılanmak. esirgemek kayış kayısı Tü <Tü kayınbirader < Tü *kayın eçe & Tü kayın evlilik yoluyla akraba + Tü [ML xx/c] yiyecek (argo) [Aş. tasalanmak. ece kayıntı kaynakayıp/kaybgaip kayır[mak Tü etmek. haşlanmak " ~ Ar ğâ'ib [#ġyb fa. nedamet getirmek . -li" haya2 kaygı/kaygu Tü ~ Fa yjlygma sahanda [Uy viii+] kadğu üzüntü. Moğ k?adu. Tü kayık veya kayak ile etimolojik ilişkisi sözkonusu değildir. tasa.birini himaye < Tü ka5ğu endişe. kayık [ xi] kayğuk küçük sandal * Belki "ağaç gövdesinden oyulmuş kano" anlamında. kayın 1 kayın2 Tü Tü [ xi] ka5m (= Moğ qadum evlilik yoluyla hısım ) [ xi] kaSırjğ kayın ağacı. Ancak z > y eşitliği problemlidir. sertleştirilmiş deri [Arg xvi] ~ ? < Tü ka5-l sertleşmek " kat- .(oymak). erkeklere özgü kayık < İnuit ka erkek ~ İng kayak Eskimo kayığı ~ İnuit kayak * Karş. Karş. İnuit umiak (kadın kayığı).xi "Arguca") = kaz-/kazı. a. Yus xiv] ġayb < Tü kayın-kaynamak. kayınço <Tü eçe ağabey " kayın 1. [ xix] kayğır. biçmek).] a.

[xi] bir yana dönmek. 2. [ xx/a] koşulsuz < Tü kayık. ayağı kaymak. kayıtsız < Ar qayd " kayıt kaykıl[mak <Tü sapmak. galeyan etmek. kaynatıp yoğunlaştırarak elde edilen esans). suyun kaynadığı yer.metal veya buz erimek. başka birinin yerinde duran kimse " kaim. kalça < Tü kayna-" kaynakaypak <Tü [TS xvi xvi] kaygan < Tü kayıp. koşul. disk [viii+ Uy] < Tü ka5-l [viii+ Uy] sertleşmek * Karş. sezaryen. bükülmek " kay- kaymak Tü [ xi] kayak/kayñak (= Moğ qaylmağ kaynayan sütün yüzeyinde biriken yağlı madde < Moğ qayl. Karş. TS] aniden ve şiddetle bir yana dönmek. usare. ayak bağı. düşecek olmak < Tü ka5-2/kay. metal dökmek ) " kaynakaymakam [Kıp.erimek. bağlama . DK] eğilmek. kaynak <Tü [Men xvii] 1. makam kayme [ xix] sehim kaimesi hazine tahvili. 2. pranga. kaim olan şey " kamet * "Para yerine geçen" anlamında. bağlantı. 1830'da tedavüle çıkan ilk Osmanlı kâğıt paralarına verilen ad ~ Ar qâ'imat [#qwm/qym fa. kaytan [Men xvii] burma ipek veya pamuk kordon ~ ? < Tü kayır sert.[xiii TS. (kemik veya metal) yapışmak (= Moğ qayl. Moğ k?ayr/k?ayrmag/k?ayrk?ag (taş parçası). biçmek " +sid * Sezaryen yöntemiyle doğduğu için Caesar (kesilmiş) lakabını almıştır. Moğ k?añda (özsuyu. köstek.[xiv Kıp. katı = Tü ka5ır . Aş xiv] bir işi vekâleten yürüten kimse. zabıt [KT xix] lakayıt. Sezar (MÖ 100-44) < Lat caedere. 3.* Fa qaysı (kayısı kurusu) Türkçeden alıntıdır.Ar qayd [#qyd msd. kayser [ xi] ~ O Yun kaîsar Bizans hükümdarı ~ Lat caesar imparatorluk sıfatlarından biri < öz C. metal dökmek) * Ayrıca karş. kaba et.] bir şeyin yerine geçen.1. sapmak " kaykayrak <Tü [Men xvii] yassı ve düzgün taş. bağ. [ xix] 1862 idare reformuyla kazalara tayin edilen vali vekili ~ Ar qâ'im maqâm vekil. umursamaz. yazıya bağlama. kayna[mak Tü [ xi] kayın-/kayna. 3.kesmek. f. bağ. caes.] 1. kayıt/kayd[Aş xiv] kayd ayağa vurulan zincir. metali eritme yoluyla yapıştırma işlemi. Julius Caesar Romalı devlet adamı. 2. dönmek < Tü ka5-2 dönmek.

[ xx/b] 1. akıncı. Ar qiyamat/Aram qiyama (kıyamet) veya Aram #qym (ant. İtalya'daki Gaeta kent adıyla birleştirilmesi dayanaktan yoksundur.] 1. özellikle beklenmedik ölüm < Ar qaDâ yargıladı. Öte yandan Yak %aas (a. 3. tanrısal yargı. [ 195+] karısına sözünü geçiren erkek = Tü kazak saçı kazınmış kimse. iade etmek. ESlav gosy. reddetmek. "İşten kaçmak" anlamının kaynağı tesbit edilemedi.[xiii Kıp] dönmek. İng goose (a. kazak2 [ xx/a] düğmesiz yün giysi ~ Fr casaque [xv] Ruslara özgü düğmesiz kısa yün giysi ~ İt casacca a.a. kayzer imparator ~ Lat caesar " kayser kaz Tü? [Uy viii+] kaz [ xix] Alman hükümdarı ~ Alm kaiser ~? HAvr *ghans. * Muhtemelen bir Hintavrupa dilinden. yargı çevresi. [CodC. iade etmek.a. [ xvii] asker.a. kısmet. Eİzl gas.* Yun gaïtáni. Fa gaz. reddetmek. kadılık makamı. yeminli sözleşme) sözcükleriyle ilgisi düşünülebilir.a.oymak * Karş.a. kalıcı. kayyım/kayyum2 yönetici. asker. kaza [ xiv] ~ Ar qaDâ' [#qDy msd. yargı.(kazımak.oymak. Moğ qaru. çukur. başıboş. bir şeyi vekâleten idare eden " kamet kayyum Allahın bir sıfatı" kamet [ xiv] ~ Ar qayyim [#qwm/qym] ~ Ar qayyüm [#qwm/qym] ebedi. çukurlaştırmak " kaz- . reddetmek" karşılığı olarak yazı diline ithal edilmiştir. hüküm verdi kazak1 <Tü [Kıp xiv] bekâr.). Alm gans.) muhtemelen Türkçeden alıntıdır. kader. T S xiv-xvi xiii] geri vermek. * Kur'anda kullanılan Arapça sözcüğün anlamı açık değildir. Güney Rusya akıncıları < Tü kazak saçı kazınmış kimse. bekçi. 2. kaytar[mak Tü [Oğ xi] döndürmek. işten kaçmak < Tü kayt. ölüm. sıyırmak. 2. Ar qayTan (a. çapulcu. yy'dan sonra Anadolu ağızlarında yaşayan bir fiil iken Dil Devrimi döneminde "iade etmek. Karş. yülük < Tü kaz-" kaz* Saçını kazıtmak veya saçını kazıtıp bir at kuyruğu bırakmak en eski zamanlardan beri Orta Asya uluslarında belirli yasalardan muaf tutulan bir askeri zümrenin işareti olmuştur. < öz Casacco Kazak. [TS xiii xiii] büyük bakır kap < Tü kaz.a. rendelemek). geri dönmek < Tü ka5-2 dönmek.). akıncı " kazak1 kazan Tü [ xi] kazğan kazılmış yer. yüz çevirmek. kaz[mak Tü [Uy viii+] kaz. bükülmek " kay* 16.

Kazak dansı < ~ Ar qâDi-l-caskar ordu " kaz[ xi] kazğuk/kazrjuk direk. kâzip [msd. [Neş xv] kaDi asker [ xi] kazı. Ermenice sözcüğün ilk kayıt tarihi Türkçe en eski örneklerden 300 yıl kadar daha eskidir.fiilinin varyant biçimi olarak kabul edilebilir. ki5b] yalan söyledi. (= Akad kabâbu kızartmak. +inç kazaska [ xx/a] öz Kazak Güney Rusya akıncılarına verilen ad " kazak 1 kazasker yargıcı" kadı. qa5ar] pis idi. aldattı kaziye mantıkta önerme " kaza kazulet » " kazurat [ xiv] ~ Ar kâ5ib [#k5b fa.] pislik. Her iki dile bilinmeyen bir üçüncü kaynaktan alınmış olabilir.a. hazine < Tü kazğan- kazanç Tü " kazan-. [Çağ xv]üçkü Güneybatı Oğuz grubu dışındaki tüm Türk dillerinde eçkü biçiminin türevleri kullanılır.] yalancı. Gül xiv] ~ Ar kabâb [#kbb msd. Moğ gaçuğu (kazık. Karş. kir. abdesti bozan şey < Ar qa5ura [msd. keçi Tü [Uy. kazmak Tü * Kaz. yakmak) kebir keçe Tü? [ xiv] ~ Ar kabir [#kbr sf. Kaş viii+] eçkü a. . sahte < Ar kaSaba ~ Ar qaDiyyat [#qDy msd. direnmek).] yargı. kazurat ~ Ar qa5ürât [#q5r çoğ. kazık kazık Tü kaz. [Çağ xv] kiçâ * Karş.viii)." kaz- * Kazmak fiiliyle semantik ilişkisi açıklanmaya muhtaçtır.[Oğxi] keçi. yy öncesi etkileşimin yönü ve biçimi spekülasyona açıktır. kızartılmış et ~ Aram ksbabâ a. yapınca .] < Ar qa5ürat [sf.eşmek..ücret veya kâr elde etmek [Uy viii+] kazğanç kazanış veya kazanılan şey. f.(katılaşmak. EErm kaç/kayç (ıslatılarak dövülmüş yün doku.kazan[mak Tü [ viii] kazğan. asker kazı[mak Tü ~ Rus kazáska Kazak kızı.] büyük" kibir [Oğ xi] keçe . Ancak Ön Asya dilleri ile Orta Asya Türkçesi arasında 11. direk) < gaçu. kirlendi kebap [Yus.] kızartma.a. servet. tez.

a. kepçe.] kefil olma.a.a.a. garanti. a. baş [Arg xvi] ~ Yun/EYun kéfalos bir tür balık.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar kafıl [#kfl sf. suç veya günaha karşılık ödenen bedel < Ar kafara örttü. MS 1.a. 2. Lit kate. kefere " kâfir kefil [Neş xv] [ xiv] ~ Ar kafarat [#kfr çoğ. içbükey hale getirme ) * Yun káppa < İbr/Fen kappa (k harfinin adı) bu harfin Fenike/İbrani alfabesindeki şeklini ? ifade eder.). mugil * Yun kéfalos ve kefale biçimleri arasındaki ilişki anlaşılamadı. Aram kspün/kspptâ (küfe) belki Yunancadan alınmıştır.] bir borcu üstlenen " kefalet . Aram/İbr %atül (a. avuç. Lat cophinus (küfe) > İng coffin (sepet. yedekleme. kevgir.a. bir Sami dilinden alıntı olma ihtimali düşünülebilir. gizledi ~ İbr/Aram #kpr silme. güvence verdi (= İbr/Aram #kpl ikiye katlama. terazi gözü (= Aram kappâ a. Lat cattus/catta. kef kafa a. ikileme. kâse. günahtan veya bir yükümlülükten kurtarma (= Akad kapâru a. DK. Karş. EErm katu. köpük? kefal cephalus EYun kefale kafa. küfe * Arapça sözcüğün nihai anlamının "hasır sepet.] sıkıntı. < İbr/Aram #kpp bükme. çift olma = Akad kapâlu ikiye bükmek) kefaret [Kut xi] ~ Ar kafârat [#kfr msd. temizleme. Ar qiTT/qiTTat (a. güvence < Ar kafala kefil oldu. bunalma < Ar [DK xv] . * Karş. el ayası. = Sans kapha a. xi Oğ). [Çağ xv] ~? Yun kátta/gátta a. küfe. garanti etti. Yunanca kelimenin nihai kökeni belirsiz olup.]. İng cat. ) kefe [Yus xiv] terazi gözü ~ Ar kaffat [#kff] 1. kefen [CodC. Rus kot/koşka. Latince C harfi Yunan alfabesinin erken bir biçiminden alınmıştır. EŞKÖKENLİLER: Fa kaf: kef.] suçunu silme. eski Mısır'da alt tabakadan insanların cenazeleri için kullanılan hasır sandık" olduğu anlaşılıyor.keder kadara sıkıldı. bunaldı kedi ~ Ar kadar [#kdr msd. sandık [esk. Gül xiv] ~ Ar kafan [#kfn] cenazeyi örten dikişsiz bez ~ EYun kófinos hasır veya çubuktan örülen büyük sepet. ölü defnetmek için kullanılan sanduka) Yunancadan alınmıştır.) biçimleri aynı kökle alakalı olmalıdır. Tü çetük/çetik (a.) kahvenin üstündeki köpük ~Fa/OFakaf köpük (=Ave Keyif sözcüğüyle karıştırılması yanlıştır. kefalet ~ Ar kafâlat [#kfl msd. yy'dan itibaren Kuzey Afrika'dan Akdeniz dillerine yayılan bu kelimenin nihai kökeni muammadır. Alm kater/katze.a.

çalmak. İng rover (hırsız.] gaipten haber ~ Fa kahkaşân samanyolu & Fa kehribar [Men xvii] kehrübâ vulg. soygun yapmak). . kehribar kek pişirmek " kuzine kekâ kekeme <Tü [Kıp xiv] kekeğü kekeleyen. Rus golyı (kel. ruba kapmak. • Aynı Hintavrupa kökünden Alm rauben. kehrübar ~ Fa kahrubâ "samankapan". Fa kakij (roka). elektrik. [Men xvii] kekeği. EŞKÖKENLİLER: Fa kah/kah : kârgir. kafa " kafa kehanet verme < Ar kâhin " kâhin kehkeşan [Men xvii] kah saman + Fa kaşan yuvarlak çadır. zorla almak = OFa röp zoralım. Karş. dayı [Uy. pepe. keklik keko kekre Tü Tü [Kaş xi] keklik/kekelik a. çalmak) * Kehribarın yüne sürtününce elektriklenme özelliğinden ötürü. f. kafatası). kubbe " kehribar ~ Ar qafiyyat [nsb.kapmak. soygun < Havr *reup. fiil adı yapan -me eki olmadığı açıktır. İng rob (çalmak. [ xx/a] aptal. bön ~ Kürt keko ağabey. fosilleşmiş reçineden oluşan ve yüne sürtününce elektriklenme özelliğine sahip olan sarı madde & Fa kâh/kah saman + Fa ruba kapan (< Fa rubüdan. a. [Men xvii] ekşi. keskin (tad) [ xiv] saçsız baş. kafatası Aynı kökten Lat calvus. tyhmus ~? Fa kâkul/kâküti yabani zahter (=? Sans kukuTa yenebilen bir ot (marsilea quadrifolia?)) < [ xx/b] ~ İng cake hamur pastası < Ger *kak-/*kok- * Karş.kefiye örtüsü < Ar qafan baş.] kısa ve tutuk ses. kekik vulgaris [Men xvii] yaban nanesi. [ xviii] yabani zahter. [LO xix] kekeme Tü kekek [onom. talancı).] Araplara özgü baş ~ Ar kahânat [#khn msd. Kaş viii+] kekre acı bir tür ot. kekeleme sesi * -me eki muhtemelen dissimilasyon ürünü olup. çorak arazi ~ Fa kal saçsız baş ~ HAvr kel *gal-1 kel. yarpuz.

yakışıklı [DK xiv] ~ Ar kalîmat [#klm sf. mükemmellik < Ar kamala bütünleşti. mükemmel. f.] söylenen [Men xvii] ~ Fa kalla kafanın üst kısmı. [Yus xiv] yay. İslami teoloji ilmi < Ar kalama konuştu.]tamveolgun olma. yy'ın ilk yıllarında Basra'da al-Aşcarı çevresi tarafından benimsenmiştir. kavis. ıztırap.Fa/OFa kaman yay. tekmil keman . 2. * Arapça sözcüğün ikinci anlamı M. eksik. kelebek kelek 1 kelek2 kalakku a. kemal. kâmil. kelepçe < Fa kalab ip kangalı kelepir [ xiv] Tü [ xi] kepeli.] bir tür büyük sepet < kelter EYun kálathos alt kısmı dar olan hasır sepet kem kem küm Tü [Uy viii+] kem 1.] bukağı ~ ? [EvÇ xvii] kelepür ganimet malı * Yun kalo emporió (iyi ticaret?) deyiminden türetilmesi zorlamadır. kusurlu onom anlamsız konuşma sesi kemal [Kut. 2. [KT xix] yayla çalınan bir çalgı . mütekâmil. noksan. Yus xiv] söz konuşma. olgunlaştı. bahadır. tekemmül. söz. özellikle kavun ~ Ar kalak Dicle nehrine özgü sal ~ Akad [Yus xiv] kelepçük ~ Fa kalabça [küç. ağrı. a. tekâmül. 10. [CodC xiii] köbelek/kelebek ~ Fa kalak ham meyve. ikmal.kelam [Aş. kuru kafa " ~ Yun kalathários [küç. erdi E Ş K Ö K E N Lİ L E R : Ar #kml : ekmel. keler keleş kelime şey. sözcük " kelam kelle kel Tü? bir balık türü ~? Tü keler kertenkele ~? [TS xvii] yiğit. DKxi] -Arkam âl[#kmlmsd. hastalık.] 1. kavis keme trüf~ Akad kam'atum keme ~ Ar kam'at toprak altında yetişen bir tür mantar. söyledi ~ Ar kalam [#klm msd.

).a. (= Ave karana. kemoterapi [ xx/c] ~ İng chemotherapy kimyasal tedavi ^ 1907 Paul Ehrlich. kuşak.kavis. bugün Afganistan'da Kandahar bölgesi.kemirmek kemiyet nicelik < Ar kamm ne kadar ~ Ar kammiyyat [#kmm msd. diken. a.sert bir şeye diş geçirmek. [Çağ xv] kemizdek kıkırdak ('kırt' sesi çıkarmak?) " kemirkemir[mek Tü [ xi] kemür.a.] miktar. 2. cannabis sativa ~ EYun kánnabis a. Yus xiv] kuşak ~ Fa/OFa kamar 1.) kenet [EvÇ.] 1. Men xvii] kined/kinet büyük taşları birbirine bağlamakta kullanılan demir raptiye.a. [Kıp xiv] kene/köne ~ Fa kana kan emici bir parazit . biyokimyacı & EYun %emia kimya + EYun therapeía tedavi" kimya. Alm.a. çevre ~ OFa kanâr/karân kendir [Uy viii+] kendir/kentir kenevir bitkisi ~? Sans gândhâra 1.a. mimaride kemer veya kubbe.a.kemençe çalınan bir çalgı " keman kement [ xiv] ilmik < Fa kamîdan küçülmek < Fa kam küçük ~ Fa kamança [küç. = Ave kamara. sığınak. kuşak kemik <Tü [MŞ xiv] kemük a.] korunak. 3. bel. helâ < Ar kanafa [msd. kenar a.sivri. bele sarılan şey.a. yayla ~ Fa kamand çekince daralan düğüm. kenef [Men xvii] kenif helâ ~ Ar kanîf [#knf sf. terapi * Karş. 2.) kendi Tü [Aş xiv] [Orviii]kentüa. 2. kenevir bitkisinin uçları < Sans gandh. ~ Fa kanar kıyı. kısa yay. kanf] kanadı altına aldı. batmak kene * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. kucakladı. kemer [Aş. Fr chimiothérapie (a. perçin ~? kenevir [MŞ xiv] kenevür kenevir bitkisi ~ Yun kannaboúri kenevir tohumu < Yun kannábi kenevir bitkisi. kıtırdatmak? < Tü kemür.a.a. saklayarak korudu < Ar kanaf kanat (= İbr kanap a. tonoz ~ EFa kamara. Hindistan'da bir ülke. ~ HAvr *kannabis a. = Aram kanspâ a..a.a.

] 1. [ xi] kepek tahıl kepeği [İMüh. rezil [ xx/b] [ xx/b] ~ Fr quintette beşli çalgı grubu " kental ~ İng cap kasket ~ Lat cappa külah. < OFa kaf köpük " kef kepek Tü ~ Fa kafça kazan üstünden köpük almaya yarayan [Uy viii+] kebek saç kepeği. Karş. Alm hanf. Bak. mecazen içki içme " kerh keramet [Aş. cömertlik. mekruh olanı yapma.a.a. evliya tarafından icra edilen mucize " kerem kerata 1 [ xix] yaramaz.a. [LO xix] ~ Fa kabada gevşek talim yayı * d > 5 > z dönüşümü Farsça alıntılarda tipiktir. kepenk gölgelik [Men xvii] pencere ya da kapının dışına takılan ahşap ~ ? * Muhtemelen Tü kapa. kepçe büyük kaşık ~ OFa kafiç a.] 1.fiilinden.Ar karâhat [#krh msd. soyluluk belirtisi. 2. " penç kentet kep "kaput kepaze hamiyetsiz.beş ~ HAvr *penkwe a. istemeyerek veya iğrenerek yapma. haşarı çocuk boynuzlu. şeytanın lakabı < Yun kérato boynuz " kerata2 ~ Yun keratás kerahat .) kental [EvÇ xvii] [ xi] kend [ xx/b] ~ Fa/OFa kangar yabani enginar" ~ Sogd kand/kant kasaba. Erm gġbank (kilit) sözcüğüyle birleştirilmesi gerek ses gerek anlam bakımından mümkün gözükmemektedir. külahlı cübbe [Men xvii] kepaze gevşek talim yayı. Fa kanab. Yus xiv] ~ Ar karâmat [#krm msd.). DK xiii] = Moğ kebenek çoban kepenek keçesi. Ar qinnab (a. kale (= Saka ~ Fr quintal beşyüz kiloluk ağırlık birimi < Lat quinque. a. yüce davranış. quint. aba üstlük * Ar qaban ve OLat cappan biçimleriyle benzerliği ilgi çekicidir. kenger enginar kent kanthâ a.* Aynı kökten Lat cannabis. [ xiv] kerahiyet mekruh olan bir şeyi yapma . kaban. hizmet.) Farsçadan alıntıdır. Rus konoplya (a. a. 2. İng hemp.

kerevit [Men xvii] ~ Yun karabída küçük istakoz veya büyük karides ~ EYun kârabis. [Kut. < EYun kârabos 1. bir tür boynuzlu böcek * Yunanca sözcük bilinmeyen bir dilden alıntıdır.[küç. İng shoe horn (ayakkabı çekeceği). cömertlik < Ar karuma soylu idi. soylu hanım < Ar karım cömert. deniz böceği.a.kerata2 [ 188+] ayakkabı çekeceği boynuz ~ EYun kéras. [ARasim 1897-99] . yüce gönüllülük gösterdi EŞKÖKENLİLER: Ar #krm : ekrem. f. kerem. İng crab < Nor krebit (yengeç) ile etimolojik ilişkisi meçhuldür. = Aram ksrepsâ a. ikram. ~ HAvr *kers-s. tekrar etti ~ Yun kérato ~ Fr kératine boynuz ve tırnak ~ Ar karrat[#krr msd.] iğrenme. Yus xiv] ~ Ar karam [#krm msd.] cömert hanımefendi.a. yüce gönüllülük.a. karr/takrâr] geri geldi. karabid.a.< HAvr *ker-1 a. çeki kerevet krebáti yatak ~ EYun krabbátos a.] a.Ar karîmat [#krm sf. [ xviii] kereviz karafs kökü yenen bir sebze. nefret < Ar kariha ~ Ar karım [#krm sf. nefret etti kerim değerli" kerem kerime [ xiv] ~ Ar/Fa ~ Ar karh [#krh msd.a. [ xx/a] pasif ~? Fa kârez su yolu. keratin [ xx/b] hammaddesi < EYun kéras.a. 2.boynuz " kerata2 kere [DKxiv]kerre < Ar karra [msd. " korna * Karş.] cömert.a. defa kerem [Aş. [ xiv] kirevet kürsü şeklinde yatak ~ Yun ~? Fa * Lat grabatus (yatak) Eski Yunancadan alıntıdır. soylu " kerim * "Kız evlat" anlamı Osmanlı Türkçesine özgüdür.] tekrar. kerh iğrendi. kerim. kereviz [MŞ xiv] kerefes. mükrim kereste [Men xvii] kerâste/kireste biçilmiş ağaç karastün büyük yükler için ağırlık ölçüsü. keramet. kerat. kerime. istakoz. lağım " geriz . kerat. apium graveolens = OFa karafs a. Aş xi] [MMem xvi] yüksek rütbeli birinin kız evladı . keriz eşcinsel [ xix] köçek havası (argo).] soyluluk. soylu.

] defalar. çentik yapmak kerte [LFxvi] ~Yun kárta pusula kadranının 1/16’lık dilimi ~ İt quarta (parte) 1.kerkenez [Men xvii] kerkenz doğangillerden küçük yırtıcı kuş ~? Fa karkas/karkas akbaba (= Ave kahrka. kerrat çarpımlar < Ar karrat" kere kert[mek Tü [ xiv] ~ Ar karrât [#krr çoğ.Fa kalbatîn / Ar kalbatân kerpeten. Yus. Yun krokódilos veya lakérta (a. miss. a. 211-217) lakabı. kilise < EYun kyrios rab. özellikle ticari yolculuk.kuş. quatr. karkama (kuyruksallayan kuşu). kelpetin . karkarak (saksağan).gedik açmak. [Men ] kelbetln vulg. kerteriz [LF xvi] ~ Yun kartárizo pusulanın 32'de bir bölümlerine göre yön tayin etmek ~ Ven *quartarisàr a. tanrı ) + EYun misse Pazar ayini (~ Lat missa < Lat mittere. oynaş ? xvii). Belki kürrekî (eşcinsel sevgili. 2. kıskaç. katar ~? Akad %arrânu yol. kerli ferli kuvvet. pense Tü? [Uy viii+] kerpiç pişmemiş topraktan yapılan tuğla kerrake mensuplarının giydiği bir tür cübbe #krk sarma. Gül xiv] kârbân/kârvân kârbân/kânvân kafile. Amr xiv] Nil nehrinde yaşayan bir tür büyük ~? * Tü keler (kertenkele) ile benzerliği muhtemelen yakıştırmadır.dört" kare kertenkele sürüngen. yolculuk.) ile ilişkisi üzerinde durulabilir. • Suriye kökenli olan Roma imparatoru Caracalla'nın (hd. pusula kadranının dörtte bir veya 4x4'te bir dilimi ~ Lat quartus çeyrek < Lat quatuor. kervan kes [ 196+] basketbol ayakkabısı ~ ? ~ Fa . çeyrek. sarınma [Men xvii] kereke . matematikte [ xi] kert.a. < Ven quarta kerte " kerte kervan [Aş. ihtişam " fer < Fa kar u far güç ve kuvvet & Fa kar kermes [ xx/b] hayır için yapılan satış ~ Fr kermesse Kilisede Pazar ayininden sonra hayır için yapılan satış ~ Hol kerkmisse kilise ayini & Hol kerk kilise (~ Ger ~ EYun kyrikón "tanrı evi". Roma'da ilgi çeken şark tipi cübbesinden ötürü takılmıştır. Fa karkar (bir tür güvercin). varan. DK. celadet + Fa far parıltı. lacerta nilotica [MŞ. [KT xix] kerrake eskiden ilmiye ~ Ar karakat Araplara özgü bir tür cübbe ~ Aram ksrâkâ a.göndermek)" mesaj kerpeten kerpiç [ xiv] kelbeteyn . < Aram * Vehbi'nin kerrakesi deyimi anlaşılamamıştır. Ancak *karkanz biçimine Farsçada rastlanmadı. tavuk) * Karş.a.

örtüsünü kaldırma. ~ Fa kaş çeken < Fa/OFa keş1 uyuşturucu kullanan kimse kaşîdan çekmek (= Ave karş. . anıt. torba.] (satışta) durgunluk * Sıfat olarak kullanımı Türkçeye özgüdür.) muhtemelen Farsçadan alınmıştır. özellikle para torbası ~ OFa *klsag a. kesin YT [CepK 1935] < Tü kesinkes [xix LO] katiyen < Tü kes-" kes- kesir/kesr[Yus xiv] ~ Ar kasr [#ksr msd. nakit para ~ ~ Ar ka6âfat [#k8f msd.a. Uludağ " keşiş kesit YT [Geom193+] <Tükes-"kes< öz Keşiş Dağı * -it eki için karş.] yoğunluk < Ar ~ Ar kasâd [#ksd msd. keşide çekmek " keş1 kesif ~ Ar ka6lf [#k6f sf ] yoğun " kesafet ~ Fa kaşlda çekilmiş.a. 2. kırıntı. 2. keşfetme < Ar kaşafa ortaya çıkardı kesim YT [CepK 1935] mukataa. kese [Gül xiv] ~ Fa kısa büzük. (= Aram klsâ a. şeyh.] 1.) keş2 İt cassa " kasa kesafet ka6ufa yoğun idi kesat < Ar kasada (satışlar) durgun idi [Aş.a.].a.) * Ar kıs (a.) Orta Farsçadan alınmıştır.a. yaşlı olma keşişleme [LF xvi] güney rüzgârı İstanbul'un güneyinde bir dağ. bölge.a. kırık. çekilen < Fa kaşîdan keşif/keşf[Aş xiv] keşf ~ Ar kaşf [#kşf msd.a. [TDK 1955] bölük.a. yaşlı kimse. = Akad kîsu a.] ortaya çıkarma. Yus xiv] [ xx/c] nakit ~ İng cash para kasası [esk. Erm ksag (a. aritmetikte tam sayıdan küçük birim < Ar kasara kırdı keşiş [DK xiv] ~ Ar kaşiş Hıristiyan rahibi ~ Aram qsşlşâ 1. kilise hiyerarşisinde bir sınıf rahip < Aram #qşş yaşlanma.kes[mek Tü [Uyviii+]kes-a. kısım < Tü kes-" kes- * Kısım < Ar qism kelimesinden esinlenme yoluyla türetildiği açıktır.

] elde etme. yönetici" hüda .a.a. * Karş. Karş. oyuk. kesp [etm kazanma < Ar kasaba elde etti.keşke/keşki keşkek buğday veya arpayla yapılan bir yemek [CodC xiii] ~ Fa kaş ki temenni bağlacı [Men xvii] keşk/keşkek 1. ~ Ar ka6rat [#k6r msd. Ar kaşk (arpa suyu) Farsçadan alıntıdır. ev işlerini idare eden kişi.] a. kesret. bir tür karışık süt < Tü keşkûl [xiv-xix] dilencilerin ve kalenderi dervişlerin taşıdığı kâse ~ Fa kaçkül/kaşkül dilenci [Men xvii] [ xx/c] ~ Fa kaş mikaş "çek-çekme". < Fa kaşk a. a.] çokluk < Ar ka6ura [MŞ xiv] kasdana ~ Yun kástano [n. = Ave kata. kaşkma (arpa ekmeği). Yus xiv] ~ Fa kad %udâ i evsahibi. ~ Sumer ketenpere ucu & EYun katá aşağı + EYun péras taraf.] a. 2. a. Fa kaşkab (arpa suyu). kurutulmuş yoğurt. teksir kestane E Yun kástana [f. a. bir şeyin alt kethüda [Aş. keşkül tatlısı [LO xix] keşkûl-i fukara fakir kâsesi. çekmeceli komodin < Fr [Aş xiv] kesb ~ Ar kasb [#ksb msd. Sasani devletinde köy yöneticisi & Fa kad/kada ev (~ OFa kadag a. a.] kasa ~ İt cassa " kasa ~ Fr caisson büyük kasa. uç " kata+ ~? Yun katapéras aşağı taraf.oda. a. kurut. ~ Aram [ xx/a] ked çentik. ket [vurmak ketçap sosu kete külde pişmiş çörek (halk) ~ Ar kattan a. keşmekeş çekişme < Fa kaşîdan çekmek " keş1 keson caisse [büy. rahne [ML xx/c] ~? ~ İng ketchup ~ Malay keçup balık keten [Aş xiv] ketan/kettan kettânâ/ktünâ a. kazandı kesret sayıca çok idi EŞKÖKENLİLER: Ar #k?r : ekser. İng chestnut. 2. Alm kastanie < Lat castanea < EYun. ~ Akad kitüm a. her iki anlamda * -ek eki açıklanmaya muhtaçtır. hücre ) + Fa %udâ efendi.

katm] sakladı.] büyükler. ~ Ar kibar [#kbr çoğ. namazda dönülen yön < Ar qabila kabul etti.] nasıllık. azamet < kıble [ xiv] ~ Ar qiblat [#qbl msd. kabr/kubr/kabârat] büyük idi ~ Ar kibr [#kbr msd.Fa tez âb keskin su.a. böyle < . Karş. kevgir + Fa gır tutan " kef. az [Men xvii] kavvâde fuhşa aracılık eden kadın.] büyüklük. " gavat * -ş. a. özellikle [T S xiii] ' anlamında keza kez/gez kere. geri" .ketum konuşan < Ar katama [msd. hoşnutluk <Tü kez geri * "Geri gelme" keza kezalik Ar Sâlika bu " kezzap . a. asit" tiz. defa < Tü ke/ke5 arka. [LO. ab * Ses değişimi Ar ka55âb (yalancı. [ xx/c] ~? Ar qawwâdat a. yy'da türetilmiştir. kibir [Aş xiv] kibr Ar kabura [msd. ki kibar zarif [passim xiii] ~ Fa/OFa ki ilgi edatı [Yus xiv] büyükler.Ar kayf [#kyf] durum. ruh hali. [ xiv] ~ Ar kibrit [#kbrt] kükürt ~ Aram kebrltâ/kubritâ .] namazda Mekke'ye dönme. öyle & Ar ka gibi + Ar 5a o [MMem xvi] ~ Ar ka Sâlika bunun gibi. Ses değişimi açıklanmaya muhtaçtır. +gir keyfiyet < Ar kayfa nasıl < Ar kayf durum " keyif [ xiv] ~ Fa kafglr büyük süzgeç & Fa kaf köpük ~ Ar kayfiyyat [#kyf msd.Ar ka5a onun gibi. dolandırıcı) sözcüğünden kaynaklanmış olabilir.] sır tutan. boyun eğdi" kabul kibrit a. keyif/keyfiyi ruh hali. yy'm ikinci yarısından önce rastlanmamaktadır.ile yazımına 20. sesini kıstı kevaşe kevâşe fahişe (argo) ~ Ar katum [#ktm im. ekâbir < Ar kabir büyük " kebir * Türkçede tekil sıfat olarak kullanımı 'kibardan biri kimse' deyiminden türemiştir. KT xix] seçkin sınıfa mensup kimse. ~ Akad kibrltu a. 9. kalite. nitelik * Arapça sözcük Aristoteles'in kullandığı EYun poiötes < poîos karşılığı bir felsefe terimi olarak M.

özellikle çömlek yapımında kullanılan balçık * Karş. balık kılçığı < Tü kıl" kıl kiler [Arg xvi] kilar ~ Yun kellári erzak odası. a. gizlemek .] daha eski olma. gırtlak. (= Moğ qılğasu(n) atın kuyruk kılı kil [Aş xiv] gil çömlek yapımında kullanılan balçık Fa/OFa gil çamur.kıç Tü? [Kıp xiv] baldır.] kıkırdak sesi " gırtlak [Uy viii+] kıl a. hücre ~ Lat cellarium mahzen. yardıma yetişme < Ar kafa yetti kıh kik kıkır/kikir kıkırdak kıl Tü onom onom kısık gülme sesi [ xx/b] " kah ~ İng gig dar ve uzun kayık " kakır [Aş xiv] ~ Ar kifâyat [#kfw msd. kılçık Tü [ xi] kıltık tahıl kılçığı. örtmek. eski olma) kifayet yetişme. katran).] yetme. ayak. kıkırdak < Tü kırt/kıkırt [onom. 2. 2. kıdem [MMem xvi] ~ Ar qidam [#qdm msd.< HAvr *kel-2 kapatmak.bin (sadece bileşiklerde) < [ viii] kıl.] çıkrık. oda ~ HAvr *kel-nâ. kiler < Lat cella hücre. etmek. çok eski olma < Ar qadama [msd. rehber kılcal YT kılavuz [TDK 1944] < Tü *kılca küçük kıl" kıl * Fr capillaire (kılcal < Lat capillum kılcık) çevirisidir. döndürdü " kalp2 Tü? [Kaş xi] kulaPuz yol gösteren. Akad qıru (zift. önce gelme. mahzen. iplik eğirme çarkı < Ar qalaba çevirdi. eylemek [Men xvii] kılabudan çok ince altın veya gümüş iplik Ar qallâb [#qlb im.yapmak. qadm/qudüm] bir adım önden gitti. kil(o)+ EYun %ilios bin kıl[mak kılaptan Tü ~ Fr/İng kilo. önceledi < Ar qadam ayak (= Fen/ İbr/Aram #qdm 1. bacağın arka tarafı * Batı Oğuz ve Kıpçak dillerine özgü bir sözcük olup Azerbaycan Türkçesinde "arka ayak" anlamındadır. [ xiv] hafifi gülme sesi <onom [T S xv] kekirdek/kekirdak 1.

Bak. Alm keller (kiler). < EYun kleiö kapatmak. Aramice biçim en erken MÖ 6. = Akad qilpu a. ilan etmek & EYun ék dışa + EYun kaleö bağırmak ~ HAvr *kels-2 bağırmak. kle Lat clavus : civata. [İdr.a. kilim [Gül xv] .(kapatmak). keçi yününden yaygı = Aram gaîlmâ örtü. İng cell. EYun kálymma (a. EYun kalyptö. DK xiv] kilid ~ Fa kilîd anahtar ~ O Yun kleidí a. klavye.4. yazı dilinde tercih edilen kenıse'nin yerine geçmiştir. örtmek ~ HAvr *klâu. hal ve hareket. Ar kanısat (kilise) < Aram. [Bah 1924] karısının emrinden çıkmayan erkek kılıf ~ Ar qilf [#qlf msd. kleid. civata). EŞKÖKENLİLER: EYun kleío : kilit.a.a.) kılık Tü < Tü kıl-" kıl[Uy viii+] kılık karakter. [ARasim 1897-99] .a.) bir Yakındoğu dilinden alıntı olmalıdır. [Arg ] keçi yününden yapılmış örtü gilîm battaniye.4. yy'da tesbit edilmiştir.* Aynı kökten İng cellar. * Aynı kökten Lat claudere. Ayrıca aynı kökten Ger *hallö (kapalı yer).a. kılıbık ^7 kılıç Tü [Uy viii+] kılıç a. töre. Türkçe kilise biçimi. Lat clavus ve clavis biçimleri arasındaki biçimsel ilişki açık değildir. oklüzyon Lat clavis : klavsen. Fr cellule (hücre).491 187+] kilogram kilo/kilogramme bin gramlık tartı birimi " kil(o)+.a. huy.a. occulere (saklamak). yüksek sesle çağırmak " ek+. derinin dış tabakası. yaygı ~ Fa * Farsça sözcüğün nihai kökeni belirsizdir. metre . kurultay. meclis < EYun ekkaleö yüksek sesle çağırmak. a. [Men xvii] kıyafet * Türkçe sözcüğün anlam gelişmesi Ar qiyafat sözcüğünün Türkçe anlamındaki evrime paraleldir. klostrofobi. kilit [Kaş xi] iklid . klarnet * Karş. Lat celare. kıyafet. gram ~Fr kilometre [Düs I.499 187+] kilometro . klozet. adap. kavilya kilo/kilogram [Düs I.] bir şeyi örten zar. kapalı olmak. clavis (kilit). davranış. = EYun kleïs. klitoris Lat claudere : eksklüsif.Fr kilomètre bin metrelik ölçü birimi" kil(o)+. kloz. a. belki clavus (çivi. claus. kilise [DK xiv] ~ Yun ekklesia Hıristiyan tapınağı ~ EYun ekklesia toplantı. örtü (= Aram qslâpâ a. yatak örtüsü.

kın xi] kın kılıç veya bıçak kılıfı Tü [ . kimya. düşmanlık ~ OFa ken kan davası (= Ave kaenâ. kâr & Ar kTmiyâ' + Fa -gar yapan.) biçimi Aramca veya başka bir Sami dilinden alınmıştır. a.) [ xi] kımız mayalanmış at sütü [TDK 1944] h ü viyet <T ü kim"kim * Karş.< HAvr *kwei. kimyager kimyager edinen. meslek kimyon [MŞ xiv] kimnun ~ Yun/EYun kyminon baharat olarak yenen bir tohum. dedikodu " kavil kim Tü [Aş xiv] ~ Ar qıl u qal [#qwl] "denildi ve [ viii] kim soru zamiri. Mısır . * Ar kammun/kamnun (a. kin [Aş. cuminus ~ Aram kamuna a. cereme). kimono biçimi entari ~ Jap kimono giysi. KIPIR. a. [passim xiii xiii] ilgi edatı * İlgi edatı olarak kullanımı muhtemelen Farsça ilgi edatı ki etkisi gösterir. -cı" kimya. kımıl 1 onom [Arg xvi] kısa erimli ve sürekli hareket ifade eden ses * Karş. metalleri dönüştürme ilmi < EYun %emia "Kara ülke". kara büyü. a. entari kimse <Tü [Hay 1959 195+] ~Fr/İng kimono Japon [TS. hüviyet < Ar huwa (kim).kan bedeli) ~ HAvr *kwoi-nâ. KIVIR.kan bedeli ödemek. ~ Akad kamunu a.a. kısas. Yus xiv] ~ Fa km garez. kan davası gütmek * Aynı kökten EYun poina (kan bedeli. Kıp xiv] kimerse/kimesne/kimesne/kimse kişi < Tü kim ise " kim kimya [Kut xi] ~ Ar kTmiyâ' kara büyü ilmi ~ OYun khemeia simya. kımıl2 kımız kimlik Tü YT zararlı bir böcek ~ Ar qaml bit (= Akad qamlu a.Mıs khem kara EŞKÖKENLİLER: Yun khemeía : kemoterapi.kilükal dedi".

Karş. " kenevir kip YT [CepK1935] -Tüklb/klp[xi] kalıp. kinin ~ Quech kina kabuk " kinin kinaye [ xiv] kinayet ~ Ar kinâyat [#knw/kny msd. iskambilde papaz ~ Eİng cyning soylu kişi.harekete geçirmek king [xx/c] bir iskambil oyunu ~İngking1. < EYun kinesis hareket < EYun kineö hareket etmek ~ HAvr *kis-neu. kesmek. kısmak.). pislik kır[mak Tü [ xi] kır. ıssız yer . [T S xiii xiii] kökünü kazımak. belki kıy-(kesmek) ve kına(işkence etmek).kökünü kazımak.a.kına [CodC xiii] hınna. 2. soyunu sürdürmek ~ HAvr *gens.oğlu " genetik kinik » " sinik kinin [Bah1924] ~Frquinine Peru'da yetişen cinchona ağacının kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç < İsp quina cinchona ağacı kabuğu ~ Quech kina kabuk kınnap kenevirden yapılan ip ~ OFa kanab a.kesmek.cezalandırmak. kığır. takbih etmek < Tü kın/kıyn [viii] ceza. boğ-.(burmak). [DK xv] kına lawsonia inermis bitkisinden elde edilen boyar madde ~ Ar Hinna' kına." kıykınakına [ 186+] ~ İsp quinaquina cinchona ağacı kabuğundan elde edilen ateş düşürücü ilaç. kır1 Tü [ xi] kır deşt.] Mısır'ın islamiyet öncesi yerli halkı ~ EYun aigyptios Mısırlı < öz Aigyptos Mısır ~ Mıs kir Tü [Uy viii+] kir kir. [LO xix] alay etmek.< HAvr *keis. erimli ve sürekli hareket ifade eden ses kıpti ~ Ar qibtî [nsb. [ xx/c] ayıplamak. kısaltmak. kına[mak Tü [Uy viii+] kına. hicvetmek. kış (kısılma dönemi). beyzade ~ Ger *kunjingaz & Ger *kunjam soy. *Kı-/*kığ. öldürmek. aşağılamak. bozkır.a. yoketmek.kral. eziyet Tü kıy.] dolaylı anlatım.(a. büzmek * Aynı kökten kıs.doğurmak ) + HAvr *ing. hanedan (~ Ger *kinjan doğurmak. katliam etmek < Tü *kı. kırmak. model "gibi kıpır onom kısa ~ Ar qinnab/qunnab [#qnb] kenevir. kıt (kısık). bir şeyi adını vermeden anma < Ar kana dolaylı anlattı < Ar kunyat lakap " künye kinetik [DTC1944] ~Frkinétique harekete ilişkin~ EYun kinetikos a.kökü ve türevlerinin semantik alanı boğ-köküyle büyük ölçüde örtüşür.a.

-t. keçiboynuzu.] su tulumu [Men xvii] a. okuma EŞKÖKENLİLER: Ar #qr' : kari. 2. [DK xiv] salgın hastalık < Tü kır " kır1 " kır2 < Tü kır. ~ ? * Alm karbatsch.kökünü kazımak. Fr cerise. bir tartı birimi ~ EYun kerátion [küç. Fr cravache biçimleri Rusça yoluyla Türk dillerinden alınmıştır. yakma " karbon .Aram #qr' çağırma. ~ HAvr *kers-mo.a. ceratonia siliqua.). kırba kırbaç [ xiv] ~ Ar qirbat [#qrb msd. a.a. a. < EYun kéras. Sözcüğün kökenini Lucullus ve Giresun kenti ile birleştiren rivayet doğru değildir. kur'an kıraç kırağı kıran <Tü Tü <Tü [Kan xvi] kurak yer. İng cherries < Lat cerasus (a.a.a. ~ EYun kerasós * Batı dillerine Yunancadan geçmiştir. çil1 [ xviii] kırla karışık (sakal rengi) [CodC xiii] gireç & Tü kır gri + Tü çal/çil karışık renkli. katliam etmek " kır- kıranta [LO 1876] kır?. alaca.< HAvr *ker-4 ateş. ~ Sumer gir a. kıraat.] "küçük boynuz". bozkır [ xi] kırağu a. özellikle at rengi [Neş xv] ~ Ar kira' [#kry msd. ~ Fa girac a. = kireç Akad gîru a. kır sözcüğüyle bağdaştırılması halk etimolojisidir. [AMithat 1885] saçına kır düşmüş? .a. yüce. yüksek sesle söyleme. kiremit [MŞ xiv] kiremüd ~ Yun kerameídi pişmiş topraktan yapılan çömlek.a. keçiboynuzu çekirdeği. kıraat [ xiv] ~ Ar qirâ'at [#qr' msd. tuğla < EYun kéramos a.] a.İt grande büyük.boynuz " kerata2 kiraz [TS xiv-xviii] kirâs kuş kirazı ~ HAvr *ker-5 kiraz veya benzeri kırmızı meyve ~ Yun kerási a. kırçıl + çil" kır2.a. a.] okuma < Ar qara'a okudu . = Aram gır a. kırat [ xiv] bir tartı birimi ~ Ar qirât 1.a.a. Karş. Yunanca biçimin Trakça veya başka bir Anadolu dilinden alıntı olduğu kabul edilir. gösterişli ~ Lat grandis büyük " gran * Asıl anlamı muhtemelen "yaşlıca iyi giyimli erkek" olup.kır2 kira Tü [ xi] kır2 gri renk.

kirizma kırk [ xix] toprağı saban veya kürekle altüst etme . cilve yapmak < Tü kır." kır- kırp2[mak <Tü [CodC xiii] kıp.a.sesi belki kırp-1 etkisiyle sonradan türemiştir. a. kısmak " kır-r. kırlent guirlande çelenk ~ Frk *wiara.Yun/EYun gyrisma. özellikle cildin buruşması.makasla kesmek.ve kırp. < Fa kirmiz kırmızı boya veren bir böcek. buruşmak. çevirme < Yun/EYun gyrö döndürmek " ciro Tü [ viii] kırk a.kiriş Tü [Uy. kırlangıç Tü [Uy viii+] karlığaç/karğılaç kırlangıç kuşu.makasla kesmek.göz kapağını kapamak. argoda < Tü kır. kırıt[mak <Tü [LO xix] gerdan kırmak.döndürme.a. kıro çocuk. Kıp.tel [ xx/a] kırlanta (~ İt ghirlanda) ~ Fr kırmızı [CodC xiii] ~ Ar kirmizî [#krmz nsb.] a. < Tü *kı. [Amr xv] ğarlağuc * Kırlangıç balığı (chelidonichthys lucernus). t. 2. [TS xiv-xvii.biçimleri. İng crimson (koşnil kırmızısı). a. [LO xix] kırp." kır- * Her iki anlamda 1940’lardan önce kaydedilmemiştir. Yun %elidonâs (kırlanıç kuşu > kırlangıç balığı) adının çevirisidir. larva. özellikle koyun veya keçi yünü kesmek < Tü kır. koşnil ~ Sans krmi kurtçuk. delikanlı kırp1[mak keçi yünü) [ xx/b] köylü ve kaba saba kimse ~ Kürt kuro erkek <Tü [Kıp xiv] kırk-/kırp. Kaş viii+] kiriş yay gergisi Tü ker.kısaltmak. böcek ~ HAvr *kwrmis kurtçuk * Batı dillerine Arapçadan geçmiştir. Çağ xiv] kıp. pekiştirici -k/-p sesiyle yapılmış eşdeğer türevlerdir." kır- * -ıt.kesmek.ekinin işlevi açık değildir. Karş.germek " ger- kırış[mak bir şeyi bölüşmek <Tü [ xx/b] 1. . kırk[mak Tü [Uy viii+] kırk. makasla kesmek (özellikle koyun veya < Tü kır.kesmek " kır* Kırk.

kıt. büzmek " kırkovma sesi kısa kış1 * Karş. azaltmak.a. 2.] kısım/kısm[ xiv] kısm pay. a.kirpi kirpik Tü Tü [Uy viii+] kirpi gövdesi dikenli küçük hayvan kirpik [Uy viii+] kirpik göz kapağındaki kıllar " kirpi * Kırp. kısaltmak " kırTü [ viii] kış kapanma mevsimi. qasm] böldü.] ödeşme. yaz < yay. kırt onom = Tü kırç kesme sesi.].kısaltmak. kaşıma veya kazıma sesi kırtasiye [KT xix] resmi dairelerde kâğıt ve yazı malzemesi için tahsis edilen ödenek. onom < Tü *kı. 2. hikâye anlattı kısas2 hikâyeler < Ar qiSSat" kıssa kişi Tü [Or viii] kişi insan. evlenmemiş [ 197+] bir bulgur yemeği ~ ? . Çağ kırbık (külahın kenarına işlenen kürk şerit .] bölüm. " kart2 kırtipil (argo) kirve çıkan kişi kıs[mak [AL 192+] zavallı.fiilinin her iki anlamıyla (yün kırpmak. göze göz dişe diş ilkesine göre verilen ceza < Ar qaSSa 1. daraltmak < Tü *kı. kırptı. < Tü kıs-" kıs[ xiv] ~ Ar qiSâS [#qSS msd. Karş.kısmak. [Göv 192+] kırtasiyeci kâğıt ve yazı levazımı satan kişi.kesmek. fakir ~ ? (Doğu Anadolu'da) çocuğu sünnet ettiren ve yaşam boyu sahip Fa kirfa sevap. kesti. kâğıt ~ Aram qarTısâ papirüs ~ E Yun %ârtes a. hisse < Ar qasama [msd. hesaplaşma.xv+). yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur < Ar qirTâs papirüs [esk.(açılma mevsimi). kırmak. [Yus xiv] (kısa a ile) ~ Ar qiSaS [#qSS çoğ. kış2. ehemmiyetsiz. kışt Tü kısas1 [ viii] kısğa a. biçare. paylaştırdı kısır1 dişi " kız kısır2 Tü [ xi] kısır doğurmayan insan veya hayvan = Tü kız 1. hayırlı iş Tü [ viii] kıs-/kız. kimse ~ Ar qism [#qsm msd.a. kısmak. a. kırbıktiken (kirpi). hasis. göz kırpmak) ilişkisi düşünülebilir. değersiz.

sakınmak < Tü kız/kıs [viii+ Uy] hasis. giysi. guşnı (çiftleşmek. [TS xiv. haykırarak saldırmak. bölüştürülen bir şeyden birinin payına düşen " kısım kişne[mek Tü? [ xi] kişne. mesane kıstak YT [ xx/a] ~ Fr kyste irinli torbacık ~ EYun kystis sidik <Tükıs-"kıs- [CepK 1935] berzah * -tak ekinin işlevi açık değildir.a. [Men xvii] kisbet (vulg.kısıt kıskaç kıskan[mak YT Tü [TDK 1944] hacir < Tü kıs-" kıs< Tü kıs-" kıs- [Uy viii+] kısğaç kısma aracı. kişniş2 kispet ~ Fa kişmiş/kaşmaş kuş üzümü [ xiv] kisvet kıyafet. Aş xi] pay pay. esirgemek. hasis. kişniş1 [Amr xv] kişnîc ~ Fa kişhlc/kişnlz baharat olarak kullanılan otsu bitki. 2. eli sıkı" kıt kışkırt[mak Tü [Uy viii+] kişkir.cimrilik etmek. giysi" kisve Tü [ xi] kısrak henüz doğurmamış dişi at. evlenmemiş dişi" kız kısrak kıssa [Kut xi] ~ Ar qiSSat [#qSS msd. çığlık atmak < Tü gıj/kış [onom. Kıp xiv xiv] kışğır-/ğıjğır. maşa Tü [Uy viii+] kısğan.] gıcırtı ve hırıltı sesi " +kirkışla Tü [Uy viii+] kışlağ kışlama yeri < Tü kışla.) . qaSaS] (kısaca ve özetle) anlatma " kısas 1 kist torbası. coriandrum sativum ~ OFa gişhîz a.] * Karş. terazi ~ Aram qssTâ . Farsçadan erken bir alıntı düşünülebilir. kıt.< Tü kış " kış1 * Osmanlı kullanımında "yazın sefere çıkan askerin kışın yerleşik olduğu yer" anlamında.Ar kiswat [#ksw msd. dişiye varmak). kıstas bir tartı ölçüsü ~ EYun ksestes a.öfkelenmek. [Oğ xi] dişi at =? Tü kız 1.at sesi çıkarmak ~ Ar qismat [#qsm msd.hırlamak.] hikâye < Ar qaSSa [msd.a. Fa guşn (hayvanların erkeği). ~ Ar qisTâs [#qsTs] ölçek.] kıyafet. kısmet [Kut.

kıtlık <Tü [T S xiii. şiirde kıta. düşük + Yun pión nitelik. paragraf" kat2 kitakse koitázo bakmak kıtal öldürüşme " katil1 [Env xv] [ 192+] bak! (argo) ~ Yun koítakse bak! < Yun ~ Ar qitâl [#qtl III msd. kitle YT [TDK 1944] ~ Ar kutlat a. Aram qaTaw (keten). kumpas) sözcüğünden.kesmek. kitap < Ar kataba [msd. Arapça sözcük muhtemelen Aramcadan alıntıdır. bağladı. kıtıpiyos [LG188+] önemsiz. örtme EŞKÖKENLİLER: Ar #ksw : kispet. [ xi] kız az bulunan. raptetmek" olup. dikiş dikti. kaba keten. [LO xix] minder dolgusu. < Tü *kıı. katb/kitâbat] yazı yazdı (= Aram #ktb [msd. kısım. bağlamak. Aş xi] ~ Ar kitâb [#ktb msd. kıt. [Kıp xiv] kıt/kız a.a. kitap [Kut. kıyafet < kıt Tü [Uy viii+] kıs/kız hasis. bucak. kıtık Tü? quTn pamuk [Uy viii+] kıtık pamuk. pahalılık. kendir =? Ar * Bir İran dili aracılığıyla erken bir alıntı düşünülebilir. . eli kıt. kitaba] 1.] mukatele. kesim. belge. 2. a.] parça. Gül xiii] kızlık kıtlık. kisve [ xiv] ~ Ar kiswat [#ksw msd. raptetti. azaltmak " kırkıta [MMem xvi] ~ Ar qiTcat^ [#qTc msd. coğrafyada kıta. az " kıt kıvam direnç. "yazı yazma" anlamı en erken Aramcada kaydedilmiştir. Ayrıca karş.] giyim. kimlik (< Yun piós kim ) kıtır1 onom dolandırmak [LO xix] kıtırdamak gevrek nesne sesi. pahalı. " kütle * Arapça kutlat sözcüğünün Türkçe kökenli olduğuna ilişkin Güneş Dil Teorisi çerçevesinde geliştirilen bir görüşe dayanarak Türkçeleştirilmiştir.kisve Ar kasa giydirme. konsistans " kamet ~ Ar qiwâm [#qwm/qym msd. kısmak. değersiz & Yun katö aşağı. değersiz (argo) ~ Yun katö pión düşük nitelikli. < * İkinci anlamı belki Ar hitr (yalan.] yazılı şey. kuraklık < Tü kız kıt. giysi.] duruş. yazı yazdı ) * Sam #ktb kökünün nihai anlamı "dikiş dikmek. alçak. [LO ] kıtır atmak yalan söylemek.

< Tü kıvır. < Tü *kı. kıvılcım <Tü [Kıp xiv] kığılçım < Tü kığ/koğ [xiv TS] kıvılcım. kısmak. [TS xv xv] eziyet etmek. ayaklanma < Ar qâma karşı koydu. burmak " kıvır- Tü [ xi] kı5-/kıt.] ayağa kalkma. takip etme.] 1. 3. kısmak. zarif <Tü [T S xvi xvi] ince kadın başörtüsü. şerare kıvır[mak Tü burmak. bir kişinin görüntüsünden hangi aile veya aşirete mensup olduğunu anlama ilmi. 2. direndi" kamet kıyamet [Kut. yakışıklı (argo) < Tü kıy.hasislik etmek.a. sevinmek < Tü kıw [viii+ Uy] kut. [ xviii] buruşuk. . bükmek." kıvır[Men xvii] ('kıs kıvrak' deyiminde) sımsıkı < Tü kawrak sıkı < Tü kıvrak2 <Tü kawra. Yeni Zelanda meyve şirketi < İng kiwi Yeni Zelanda'nın simgesi olan bir kuş ~ Maori * İngilizce eski adı chinaberry (Çin meyvesi) iken. büzmek " kır[Men xvii] kıvrıcık/kıvırcık < Tü kıvrış-kırışmak. saadet" kivi [199+] ~İngkiwifruitactinidiadeliciosa bitkisinin meyvesi ^ 1959 Turners and Growers. ayağa kalkma. 2. [LG 188+] güzel. [DK xiv] kıvur-kırmak. dikilme. Yun anástasis çevirisi) biçiminden alıntıdır. kırmak. son yargı gününde ölülerin ayaklanması" kamet * Arapça sözcüğün ikinci anlamı muhtemelen Aram qiyama (a. öldürmek Tü *kıı. buruşmak " * Küçültme eki olan -cik sözkonusu değildir.kesmek." kıy- kıyam [Kut. Aş xi] ~ Ar qiyâmat [#qwm/qym msd. gaddar. Aş xi] ~ Ar qiyâm [#qwm/qym msd. [LO xix] bükülüp kıvrılan. iz sürme.] 1. burulmak < Tü kıvır-bükmek.sıkmak " kavrakıvran[mak kıy[mak <Tü [Kıp xiv] bükülmek..kıvan[mak kut <Tü [DK xiv] iftihar etmek.kesmek. kırmak " kır- kıyafet ~ Ar qiyâfat [#qyf msd. bir kavim veya aşirete özgü giyim tarzı kıyak <Tü [TS xv] kıyıcı. kıvrak 1 nazik. Soğuk Savaş döneminde ticari kaygılarla adı değiştirilmiştir.kısmak. buruşturmak kıvırcık kıvır<Tü [Uy viii+] kığır.

kızarmak. İng shore (deniz kıyısı) < shear (kırpma. xiv Kıp). kıt . bakire * Karş.(kesmek). [DK xiv] kızağu * Etimolojisi açık değildir." kıy~ Ar qîmat [#qwm/qym msd. Karş. verimsiz" anlamı düşünülebilir. soy [Tarih 1932] ~ Fr/İng clan aşiret ~ Gael clann aile. Sözcüğün iki anlamı arasındaki ilişki muğlaktır. Aş xi] ~ Ar qiyas [#qys msd.] kıymet [Kut. kızamık kızan <Tü Tü [Uy viii+] kızamuk bir hastalık. kıyaslama yoluyla akıl yürütme < Ar qâsa ölçtü. [ xi] kızlamuk a. Amer. nicelik < Ar qâma durdu. Bak.viii+ Uy. kızıl kızılcık <Tü [DK xv] kızılçuk meyvesi yenen bir ağaç. oranlama. değersiz (argo) Tü [Uy viii+] kız kız Tü kıy. < EYun klazö bağırmak klan aşiret.] ölçü. < Tü kız." kıy- * -tır.eki açıklanmaya muhtaçtır. Tü kıs/kız (hasis. Fr bord (kıyı) < HAvr *bherdh. "Henüz doğurmayan. ölçme.kıyas [Kut. kız çocuğu. .ateşte ısınmak.a. xi. [CodC xiii] öfkelenmek [Kıp xiv] kızak buz üstünde kayma aracı. eli sıkı. kıyma <Tü [DK xiv] kıyılmış et < Tü kıy. cornus mas < Tü kızıl" kızıl klakson [ xx/a] otomobil kornası ~ marka Klaxon otomobil kornası markası ^ 1908 Lovell-McConnell Manufacturing Co. kıt. [ xvii] delikanlı Tü [Uy viii+] kızıl/kızğıl kırmızı < Tü kız." kız- * Etimolojisi açık değildir. kesme). kıvamlı idi. firması. kız[mak kızak Tü? Tü [ xi] kız. Aş xi] değer.xiv Kıp) < kır-. karşılaştırdı kıyı Tü [Uy viii+] kı5ığ herhangi bir şeyin kenarı < Tü kı5-kesmek " kıy- * Karş. değerli idi" kamet kıytırık <Tü [ xx/c] çok küçük şey. .a." kız[DK xiv] erkek çocuk. Tü kırı/kırağ (a. az.. kırmızı olmak.

< HAvr *kels-2 bağırmak. Nürnberg’li çalgı yapımcısı < İt clarino borazan. EYun kaleo. sınıf. claim (iddia etmek. daktilo tuş takımı ~ OLat clavarium " kle kle kilit. dava etmek). 2. anahtar + Lat cymbalum bir tür vurmalı çalgı. askeri sınıf < ALat clad.] "klap" sesi çıkarmak klarnet/klarnet [ARasim 1897-99] ~Frclarinettebir nefesli çalgı ~ İt clarinetto [küç. Denner. çembalo klavye [Cumh 1928] klaviyer ~ Fr clavier anahtar takımı. zil" kle. 2.]. 1700 J.a. bir göreve adanmış kişi. 2.(askere) çağırmak ~ HAvr *kls-d. # y.klapa [ xx/b] ~ Fr clapet sıvı veya buharı tek yönlü olarak geçiren kapak < Fr clapoter [onom. Lat calare. gürültücü kalabalık [esk. klavsen & Lat clavis tuş. anahtar " kilit [ xx/b] ~ Fr clé 1.çalmak) + EYun manía delilik " mani3 klerikal [ xx/b] ~ Fr clérical papazlara ilişkin. İng call (çağırmak). klas [ xx/b] ~ Fr classe 1. büyük klavsen [ xx/a] ~ Fr clavecin klavyeli bir çalgı ~ İt clavicembalo "tuşlu çembalo". ses çıkarmak .]. av borusu < Lat clarus 1. seçkin. üst sınıfa ait [esk.< HAvr *kels-2 bağırmak " klarnet klasik [Bah1924] ~ Frclassique1. birinci sınıf. ALat cladere (çağırmak). antik çağ yazarlarına özgü ~ Lat classicus 1. açık. yüksek sesle çağırmak * Aynı kökten Lat clamare (bağırmak).Lat classis Roma yurttaşlarının bölündüğü altı askeri sınıftan her biri.C. güreşte bir oyun ~ Lat clavis klemantin [ xx/c] ~ Fr clementine şeftali-erik melezi olan bir meyva ^ 1902 < öz Clément Rodier Cezayir’li Fransız din adamı ve botanikçi kleptoman [192+] ~Frkleptomane hırsızlık hastası & EYun kleptes hırsız (~ HAvr *klep. 2. 2. tasnif edici. yüksek (ses). okuryazar kimse ~ EYun klerikös 1. memurlara ilişkin < OLat clericus din adamı. seçilmiş. memur. bir göreve atamak klik [Bah 1924] ~ Fr clique 1. derece. sınıf sistemine ait. 2. küçük kapalı grup. özellikle üstün sınıf . berrak. 2. hizip < EFr cliquer gürültü yapmak. seçkin " klas klasman classer sınıflandırmak. kilit. rahip < EYun kleröö kurayla seçmek. piyano ve org gibi çalgıların tuş takımı.] a. 2. tasnif etmek " klas [ 192+] ~ Fr classement sınıflandırma < Fr klasör [Bah 1924] dosya < Fr classer sınıflandırmak " klas ~ Fr classeur 1. tertip. aydınlık ~ HAvr *kls-ro.

İng. kimyacı & Fr chlore + Fr formyl metil grubunun eski adı " klor. klorofil [192+] ~Frchlorophyle bitkilere yeşil rengini veren madde #1818 Pelletier ve Caventou. filiz rengi ~ HAvr *ghlö-ro. 2. kampana. gleam. glisten. bir canlının genetik kopyası ~ EYun klôn bitki piçi. a. kimyacı < EYun %lörös 1. Fr. filiz kloroform [ xix] ~ Fr chloroforme kimyada bir bileşim # 1834 Jean-Baptiste Dumas. İng gold. çan. Ball. t. eğilmek " iklim klip [ xx/c] ~ İng video clip bir video filmden alınmış kısa parça.sarı.]. İng. " iklim ~ Fr climatiseur klinik [Bah 1924] ~ Fr clinique yataklı tedavi yeri. a. İng glitter. altın sarısı [esk.] kalıba dökmek klitoris [ML xx/c] ~ YLat clitoris bızır # Mateo Renaldo Colombo. müzik parçası için yapılan kısa tanıtım filmi < İng to clip1 [onom. çan klostrofobi [ xx/c] ~ Fr claustrophobie kapalı yer korkusu ~ YLat claustrophobia # 1879 B. 2. altın < HAvr *ghel-2 parlamak * Aynı kökten EYun %ole.a.kapatmak) + EYun fóbos korku " kloz. berrak.] kırpmak klips clip2 çengelle tutmak. Rus zlaty (altın). sürgün (dal) klor [1891] ~ Fr chlore açık yeşil renkli bir gaz ~ İng chlorine #1810 Humphrey Davy. hesap kapatma. örtmek " kilit klon [ 199+] ~ İng clone 1. 2. hastane ~ Alm klinik a. İng gall (safra).klima [ML xx/c] klima cihazı havalandırma cihazı < Fr climat iklim ~ E Yun klíma. İtal. anatomist (1516-1559) ~ EYun kleítoris [küç.a. claus. ~ EYun klinikós yatağa veya yatakta tedaviye ilişkin < EYun kline yatak < EYun klinö yatık olmak. İng yellow < Ger *gelwa (sarı). fobi . formik kloş şeklinde etek ~ OLat clocca ~ Kelt [ 192+] ~ Fr cloche 1. kalıplaşmış söz veya düşünce < Fr clicher [onom.a < İng to clear temizlemek < İng clear temiz. hekim & Lat claustrum kapalı yer (< Lat claudere. kapalı olmak. fragman. daldırma yöntemiyle çoğaltılan bitki. Fr.] küçük kapalı yer < EYun kleiö kapatmak.] mandal. yaylı raptiye < İng to kliring [ xx/b] dış ticarette bir sistem ~ İng clearing temizleme. iliklemek [ xx/b] ~ İng clips [çoğ. glow (parlamak). kimyacı & Fr chlore yeşil + Fr phyllon yaprak " klor. açık yeşil. saf~ Lat clarus " klarnet klişe [ResCGaz 1911] ~ Fr cliché matbaacılıkta resim kalıbı. parlak.

• Aynı kökten kon. [Oğ xi] koç erkek koyun * Karş.indirmek. Oğuzcada her iki biçim yanyana korunmuştur. claus. a.birlikte büyümek. koş. bırakmak * Asya Türkçesinde ko. bir tür büyük araba. yy'dan daha eskidir. boy atmak < Lat alere büyütmek ~ HAvr *al-3 yetişmek.= ku5-/kut. karanlık).(indirmek. hoca. a. sporda antrenör ~ Alm kotsche bir tür büyük araba ~ Mac kocsi (széker) a. yy'dan itibaren yerini ko5.kloz [ xx/c] sigorta sözleşmelerinde madde ~ İng clause alt tümce. alto * Siyasi anlamda ilk kez 1715'te çeşitli Avrupa devletlerinin Fransa'ya karşı kurduğu ittifak. (ağaç dalı) birbiri içine geçerek kaynaşmak & Lat co(n)beraber + Lat alescere yetişmek. koalisyon [ xx/b] ~ Fr coalition siyasi ittifak. . ulu kişi) biçimlerine karşılık olarak Oğuz lehçelerinde koca/koda ve kocaman/kodaman sözcüklerine rastlanır. büyümek " kon+. koca Tü? [TS xiii] yaşlı ve ulu kişi.kökü 9.] retorikte cümlenin kapanış bölümü. dökmek). Eş anlamlı olan Fa %\vaca ve %oda (efendi. Karş.kapatmak ~ HAvr *klâu. < Lat coalescere.biçimine bırakırken.kapatmak " kilit klozet kapalı ~ Lat clausus " kloz ko[mak Tü [ xx/c] ~ Fr closette [küç.] küçük kapalı yer < Fr clos [ viii] ko. İç siyasette ilk kez 1783'te İngiltere'de Portland Dükü başbakanlığında kurulan Whig-Tory ittifakı. bırakmak. coalit. * İngilizce sözcüğün ikinci anlamı 1830'larda Oxford Üniversitesi öğrenci argosunda "öğrenciyi sınava 'taşıyan' okutman" anlamından türemiştir. Her iki biçimin bilinmeyen bir eski dilden alıntı olması güçlü olasılıktır. koymak. sözleşme maddesi ~ Lat clausula [küç. inmek). [TS xiv xiv] yaşlı erkek * Eski bir Doğu İran dilinden alıntı olasılığı yüksektir. sözleşmenin son maddesi < Lat claudere. Ermenice sözcük 5. güç birliği ~ Lat coalitio a. kobalt [ xix] ~ Fr cobalte metalik bir element ~ EAlm kobolt [mod.(karşılıklı komak). koç2 [ xx/c] ~ İng coach 1.(kendini komak. hüda. Erm oç'%ar (koyun).> koy. belki kuz (gölge. kobold] maden ocaklarında yaşadığına inanılan cin kobay [Bah 1924] bir tür kemirgen memeli ~ Karib kobaya kobra Lat colubra yılan koç1 Tü [ xx/b] ~ Fr cobaye bilimsel deneylerde kullanılan ~ Fr cobra ~ Port cobra de capello külahlı yılan < [Uy viii+] koç/koçkar/koçrjar . ko5-/kot. 2.

2. yasa külliyatı" kütük kodaman dilinde aşiret uluları efendi" hatun. civelek. Karş. tavuk barınağı < Yun kóta tavuk ~ Yun kotétsi kodifiye [etm [ xx/b] ~ Fr codifier kuralları sistemli olarak belirlemek ~ OLat codificare ~ Lat codicem facere " kod.koç. cödic.olup. • Türkçe ve Hintavrupa köklerinin benzerliği şaşırtıcıdır. yiğit. * Nihai kök *kaP. kabadayı. kofana lüfer [LO xix] ~ Yun goúfaina lüferin büyüğü" . • Final -wığ hecesi dissimilasyon yoluyla -wık veya w > f biçimini almıştır: kowuk = kof. kocaman koçan mısırın iç sapı <Tü [Men xvii] ihtiyar adam [LO xix] < Tü koca ihtiyar " koca. yasa külliyatı" kütük kodes [LO 187+] kümes. kav2. büyük defter.büyük defter. kodein [Bah 1924] yatıştırıcı madde < EYun ködeia gelincik. cömert Tü koç"koç1 * -ak ekinin işlevi belirsizdir. koca. Fa kâw (oyuk. afyon bitkisi ~ Fr codéine afyondan elde edilen [Çağ xv] dünür. gidi ~ Erm godoş boynuz kof Tü [ xi] kowı içi boş. ufaklık " küçük kod [ xx/b] ~ Fr code kurallar sistemi ~ Lat cödex. kabartmak < Tü *koPığ < Tü *kaP. içini boşaltmak. ağaç kütüğü. yürekli. şişirmek. koca ~? Sogd %watâw / Hwar %wadew kral. kocaman. dans eden genç erkek küçak küçük.1. 2. +men1 * Karş. 2. kodeks [ 192+] ~ YLat codex.koçak <Tü [TS xiv] 1. oymak. boşluk). EYun koûfos (içi boş. uşak. [LO xix] halk < Tü koda [xi Oğ] saygıdeğer ve yaşlı kimse. kâwak (kof) < HAvr *keus-.1. codic. Karş. faktör kodoş [LL 1732] deyyus. evlilik yoluyla akraba. kof). +men1 ~ Bul/Sırp koçan meyvenin ve özellikle ~ Fa köçek 1. çürük 2. çocuk. codic. Lat cavus. b > w etkisiyle bazı türevlerde sesli yuvarlaklaşması görülür. yavru. hapishane kümes. genç.tıp fakültesince onaylanan ilaçlar katalogu ~ Lat codex.

kokart [185+] kokarda kâğıttan yapılan rozet ~ EFr coquart horoz. ezmek ~ HAvr *kop. küçük kasa veya sandık.a. yarmak köftehor deyimi köfter yiyecek [Neş. Kan xv] zina eden karısını affeden adam.a. it. yarmak " engebe koful YT [TDK 1955] hücre içi boşluğu * Sıfata eklenen -ul ekinin işlevi belirsizdir. horoz ibiği" koket köken YT [CepK 1935] menşe. kok[mak Tü [ xi] kok. koku vermek EŞKÖKENLİLER: Tü kok-: kok-. kös. kasa ~ Lat cophinus a. kök. karşılıklı + Lat ire. koklakokain [Bah1924] ~Frcocaïne koka bitkisinden elde edilen uyarıcı madde ~ Alm Kokain a. elektrik bağlantı kutucuğu < Fr coffre sandık.koku vermek. asl ~Frcocarde bükülmüş < Tü kök" kök . boşluk ) [DK xiv] ~ Fa kuhna eski. kesmek. köfte ~ Fa kofta (havanda) dövülmüş. Alm.] 1.vurmak. tokmakla vurmak. asıl [ARasim 1897-99] kok kömürü < Tü *kö-derin olmak. ^ 1856 Albert Niemann.birlikte. iyon kök Tü [Uy viii+] kök2 çok derin şey. hakaret ~ Fa kofta %\vur çiğnenmiş olanı yiyen " köfte. yaşlı koitus [ xx/c] ~ Lat coitus cinsel birleşme < Lat coire. coitbirlikte gitmek & Lat co(n). kimyacı < İsp coca Güney Amerika'ya özgü bir bitki ~ Quech coca a.kofre [ xx/b] ~ Fr coffret [küç. içte olmak ~ İng coke gazı kok alınmış taş kömürü * Yorkshire lehçesinden alınmış kökeni bilinmeyen bir sözcüktür.dövmek. 2.gitmek " kon+. koğuş köhne Tü [ xi] koğuş su oluğu . kovuk (= Moğ qoğusun vakum.a. +hor ~ Fa köftar üzüm veya erik suyundan yapılan bir ~? Yun kófte kes! < Yun < Tü kof" kof kofti [LG 188+] yalan (argo) köbö ~ EYun koptö kesmek. çiğnenmiş < Fa koftan. [İMüh xiii] içi boş şey veya yer. [T S xiv] koku almak.

2. koza kokla[mak köknar xvii] koknar kokona yaşlı kadın <Tü [T S xv. kırmızı. sağ ve sol taraf. horoz döğüşü ringi. ordunun sağ ve sol kanadı . Atina’lı bir Rum'un lokantasında ilk kez kokoroç ile tanışmasını anlatır. ruscus aculatus < EYun kókkinos kabuğundan kırmızı boya elde edilen böcek. orta * Nihai kökeni belirsizdir. kokoroz kokina kokoz kokpit [LG188+] parasız [ xx/c] ~ ? ~ İng cockpit 1. dikenli mersin. Romenceden alındığına ilişkin yaygın kanının esası tesbit edilememiştir. koşnil kırmızısı < EYun kókkos tane. ön uzuv. kırmızı tane şeklinde meyveleri olan bir bitki. [EvÇ ~ Yun koukounariá her çeşit kozalaklı ağaç. Men. koket işveli kadın < Fr coq horoz [Bah 1924] ~ Fr coquette [küç. tahıl " uçağın kumanda kabini & İng cock horoz + İng pit çukur " koket köktenci kokteyl YT [Fel 194+] radikal [Hay 1959 195+] <Tü kökten "kök ~ İng cocktail "kuyruk kaldıran". LO xv] kokula-. tohum. argo) ~? Arn kokërroz mısır. [KT xix] kokla-< Tü kok-" kok- [Amr xv] kukinar bir tür iğne yapraklı ağaç. 2. 2. kokina [ xx/a] ~ Yun kókkino 1. TTü köken (bazı bitkilerin ikincil kök salan dalları ? xvii) ile birleştirilemez.] "küçük dişi horoz". • Ömer Seyfettin "Lokanta Esrarı" adlı hikâyesinde. çam < Yun koukounára kozalak [EvÇ xvii] = Yun kokóna hanımefendi. alkollü içki karışımı & İng to cock horozlanmak. kuyruk kaldırmak + İng tail kuyruk " koket kol Tü [Uy viii+] kol 1. el. kokoreç Yunan yemeği koçanı [ÖSeyf 1920] kokoroç ince bağırsaktan yapılan bir ~ Yun kokorótsi mısır koçanı (Arnavut ağzı. abies. mısır * Belki şeklinden ötürü. [LO xix] mısır < Arn kokërr tane.* Ada eklenen -en ekinin işlevi belirsizdir.

collect.[viii+ Uy] istemek. [T S xv xv] kola geçirilen kılıf < Tü kol" kol * -çak ekinin işlevi açık değildir. ~ İng cola kafein bakımından zengin Afrika kökenli fındık türü ~ Afr * Batı Afrika yerli dillerinden.xi.toplamak " koleksiyon [Bah 1924] [Bah 1924] ~ Fr collectif.a. kola2 [ xix] ~ Yun/EYun kólla nişasta. fiil adı ve edilgen sıfat yapan -ağ/-aw ekinin -l. hizmetçi. icar) biçimi belki "paralı asker" kavramını çağrıştırır. şans. -ive toplu. istek. lonca. etrafını gezmek < kolay <Tü [TS. ortak < ~ Fr collecteur toplayıcı < Lat [Men xvii] köle esir. dilek. delege koleksiyon [AMithat1885] ~Frcollection toplama. Diğer yandan Moğ kölüsün (ücret. < Lat colligere.toplamak & Lat con. . maaş. kolej [ 186+] ~ Fr collège 1. yüksek okul ~ Lat collegium tüzel kişilik. lect.birlikte + Lat legâre yükümlülük yüklemek " kon+. [TS xvii] kölemen a. 2. Kıp xiv] kolay 1. xiv Kıp). kolaj [ xx/b] Fr colle tutkal ~ Lat colla ~ EYun kólla " kola2 kolan <Tü Tü kol etraf. bir üniversiteyi oluşturan loncaların her biri [esk. collect. ortaklık < Lat collegâre ortak yükümlülük yüklenmek & Lat con. Tü kölük (yük hayvanı . a. collect-" koleksiyon kolektör colligere. yapıştırıcı * Fr colle.]. 2. taraf ~ Fr collage yapıştırma < Fr coller yapıştırmak < [CodC xiii] kolan/kolan eyer kuşağı < Tü kola-dolanmak. dilemek * -ay eki. köle -7 * Karş. İng glue (kola) biçimleri Yunancadan alınmıştır. isteğe uygun olan şey.kola1 [ xx/b] bir tür meşrubat ~ marka Coca-Cola bir karbonatlı içecek markası ^ 1887 ABD.sesi etkisiyle dissimile edilmiş biçimidir.seçmek. ayırmak " kon+. lejyon kolektif Lat colligere. tutkal. kolaçan her iki yön " kol <Tü [LO xix] gezip dolaşma < Tü kola-dolanmak < Tü kol etraf. kolçak Tü < Tü [Uy viii+] kolıçak kolcuk.bir yere + Lat legere1. fırsat kol. biriktirme ~ Lat collectio a.

ekip biçmek. Köln kentinde 1709'dan itibaren Johann Maria Farina ve varisleri tarafından üretilen alkollü esans < öz Cologne Almanya'da bir kent.a.devriye gezmek < [ xx/b] ~ Fr colloïde tutkal kıvamında < Fr colle kolokyum [ML xx/c] bir konuyu tartışmak için yapılan yarı-resmi toplantı ~ Lat colloquium görüşme. hamal boyunduruğu ile taşınan yük < Lat collum boyun ~ HAvr *kwol. koli2 [basili [ xx/b] ~ YLat escherichia coli kalın bağırsakta yaşayan bir tür bakteri < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 kolibri * Orta Amerika yerli dillerinden. < Lat colonia koloni" koloni . boyun. 2. ~ Lat colonia tarım işletmesi.kolera [İM90 187+] ~Frcholéra bulaşıcı bir hastalık. kolit kalın bağırsak " kolon2 kolla[mak <Tü Tü kol etraf. yoklamak < Tü kol dolaş. vücutta bulunan bir yağ # 1784 & EYun %ole safra + EYun steár katı yağ " hülya.konuşmak ~ HAvr *tlokw-/*tolkw^-a. < HAvr *kwel-1 dönmek * Aynı kökten EYun pólos (eksen. locut. işlenmek üzere açılan arazi. sarı ishal < EYun %ole safra " hülya kolesterol [ xx/b] ~ Fr cholésterol "öd yağı". +oid [ xx/b] ~ Fr colite kalın bağırsak enfeksiyonu < Fr colon [ xx/b] ~ Fr colibri arıkuşu ~ Karib [LO xix] araştırmak. cult. Köln ~ Lat Colonia Agrippinensis a. ekip biçmek . kıvrım kıvrım olmak koloni [Bah 1924] ~ Fr colonie a.a. iskân etmek kolonya [ARasim 1897-99] ~ Fr eau de cologne "Köln suyu". sütun ~ HAvr *kol-umnâ.< HAvr *kel-4 yüksek olmak " ekselans kolon2 [ xx/b] ~ Fr colon kalın bağırsak ~ EYun kölon/kölon a.] < İt collo 1. koloni < Lat colere.a. taraf" kol koloid tutkal" kola2.a. tekerlek mili).HAvr *kwel. ~? HAvr *köl-o.toprağı işlemek. safralı ishal ~ EYun %olera safra çıkarma.kıvrık şey < HAvr *(s)kel-3 kıvrılmak. müzakere etmek & Lat conkarşılıklı + Lat loqui. yüksek nesne. stearin koli1 [xx/b] ~Frcolis paketlenmiş mal veya eşya~İt colli [çoğ. " kon+ kolon1 [Bah 1924] ~ Fr colonne sütun ~ Lat columna direk. müzakere < Lat colloqui görüşmek.a.a.toprağı işlemek.

ikişer " kon+. hayvan barınağı koma t.]. .derin uyku [KT xix] ~ Erm kom ahır. tasma < Lat collum boyun " koli1 * Karş. 2. askeri birlik " manda2 * 1898-1900 Boer Savaşında Boer "özel kuvvetler komutanlığının" adından İngilizceye geçmiş ve 1. ikili bileşim. İkinci anlamı muhtemelen "koltuklu sandalye" deyiminden. kolye [MLxx/c] ~ Frcollier tasma [esk. kumanda. boyunluk~Lat collare boyun halkası. bi+3 kombinezon 2. kombine [etm [ xx/b] ~ Fr combiner ikişer ikişer birleştirmek < OLat con bini ikişerli & Lat con + Lat bini çift.ahır. bu tarza uygun soprano sesi < İt colore renk ~ Lat color kolostrum ilk gelen süt koltuk sandalye Tü Tü kol" kol [ML xx/c] ~ Lat colostrum doğumdan sonra [Uy viii+] koltuk kolun üst kısmı. renklendirme. Dünya Harbinde (1914-1918) genel kullanıma girmiştir. kombi kombinasyon combine " kombine [ xx/c] [ xx/c] < Fr combiné ikili takım " kombine ~ İng combination ikili bileşim < İng to * İngilizce sözcük Fransızca uydurma telaffuzla Türkçeleştirilmiştir. yayla barınağı. tohumundan yağ elde edilen bir bitki ~ Hol koolzaad lahana tohumu & Hol kool lahana + Hol zaad tohum kom [ xx/b] mezra (halk) mezra ~ HAvr *gho-mo. [LO xix] kollu * -tuk ekinin işlevi belirsizdir. bir tür kadın iç çamaşırı " kombine [Bah 1924] ~ Fr combinaison 1. ~ YLat coma bitkisel hayat ~ EYun koma.koloratura [ xx/b] ~ İt coloratura 1. operada bir söyleyiş tarzı. komandit [Bah1924] ~Frcommandite sermayedarlarla görevlilerin ortak olduğu bir tür şirket ~ İt accomandita < İt accommmandare emanet etmek " kumanda komando [ xx/b] ~ İng commando özel eğitim görmüş savaş birliği ~ Boer kommando emir. İng collar (tasma) kolyoz koloiós saksağan kuşu [ xix] ~ Yun koliós bir tür uskumru ~ EYun kolza [ xix] ~ Fr/İng colza lahanagillerden.

bir işi yerine getirmek için alınan ücret < Fr commettre. commis. emanet etmek ~ Lat committere. yy başında Batı Rumeli ve Makedonya'nın bağımsızlığı için mücadele eden Bulgar terör örgütleri için kullanılmıştır. a. 2. kullanışlı. < Lat compangere. eşlik etmek & Lat con beraber + Lat itare yürümek.karşılıklı + Lat modus ölçü " kon+. [Tarik 1885] aracılık ücreti . < Lat commodare aynı ölçüde olmak.sıkmak. compact. gülünç. büfe < Ven còmodo ölçülü.sıkıştırmak & Lat con. bir işle görevlendirilmiş heyet. her çeşit kaba ve gürültülü eğlence (< EYun köme köy) + EYun oidía şarkı söyleme " odeon EŞKÖKENLİLER: EYun komos : komedi. kakmak.görevlendirmek. komite [186+] ~Frcomité az sayıda üyeden oluşan heyet. kafile < Lat comitare yoldaş olmak. pact. encümen ~ Lat comitatus maiyet. festival. otel hizmetçisi < Fr commettre. ~ Fr comique gülünç ~ EYun kömikös a.Fr commissaire demiryolu güvenlik görevlisi ~ OLat commissarius görevli < Lat committere görevlendirmek " komi komisyon [İM31 186+] heyet. pakt . < EYun kömos kaba eğlence " komedi ~ Fr comme il faut komilfo [ xx/a] usul ve adaba uygun olması gerektiği gibi ~ Lat quomodo factus (est) komiser [Düs I. moda komodor [Bah1924] ~İngcommodore denizcilikte filo kumandanı ~ Hol kommandeur kumandan ~ Fr commandeur " kumanda kompakt [ML xx/c] ~ Fr compacte bir araya getirilip sıkıştırılmış ~ Lat compactus a. birbirine uymak & Lat con. yol almak " kon+.a.a.341 186+] demiryolu güvenlik görevlisi .a. commis. & Lat con. iyon komodin [ 192+] ~ Ven comodìn [İt commodino] dirsek yüksekliğinde olan dolap.göndermek " kon+. ~ EYun kömoidia a. miss. " komite [İM72 187+] silahlı gizli topluluk ~Bul komita * 19.Fr commission 1. & EYun kömos köy eğlencesi.a. [ 190+] 2.bir işi veya görevi yerine getirmek " komi komita heyet.a. a. mesaj komik komedi artisti [ARasim 1897-99] 1. eğlenceli.ile + Lat mittere. pratik ~ Lat commodus a. commiss. komik komi [ xx/b] ~ Fr commis 1.bir araya + Lat pangere. 2. dernek ~ Fr committé a.a.komedi/komedya [28M1720] komedya ~ İt commedia gülünçlü oyun / Fr comèdie a. yy sonu ve 20.2. tepmek " kon+. bir işle görevlendirilen kimse.

^ İkinci anlamda 1907 Carl Gustav Jung.katlamak. sarmaşık.bir araya + Lat ponere. post2 kompozitör composer " kompoze komprador yerli kapitalist [Bah 1924] ~Frcompositeur besteci <Fr [ 196+] Marksist teoride emperyalistlerle işbirliği yapan ~ Port comprador satın alıcı. karışık reçel. burmak. bükmek. bileşim. t. 2. derleme ~ Lat compilatio yağma.].birbirine katmak. ganimet almak & Lat con. talan < Lat compilare yağmalamak. birleştirmek. < OLat compartire paylaşmak & Lat con. bestelemek ~ Lat componere.a. sarmak. bitirmek & Lat con. rulo haline getirmek & Lat con.yarışa katılan < Lat competere yarışmak & Lat con.a.beraber + Lat partire bölmek " kon+.doldurmak. sarmak " kon+. poli+ kompleks [ xx/b] ~ Fr complexe 1. plex. meyve veya sebze karışımı.a. pli komplike [ xx/b] ~ Fr compliqué karmaşık < Fr compliquer karmaşık hale getirmek ~ Lat complicare ip bükmek.bir yere + Lat plere doldurmak ~ HAvr *ple. a. hoşaf~ Lat compositus [f.koymak " kon+.kompartıman [ xx/a] ~ Fr compartiment bölüm ~ İt compartimento a. 2. & Lat con. tamam ~ Lat completus a. bir araya getirmek. complet-" komple komplo [Bah 1924] ~ Fr complot küçük entrika ~ ? komponent [ xx/c] ~ Alm komponent bileşen < Lat componere. psikolojide bastırılmış düşünce ve duygular sistemi (isim) / İng complex a. parsel kompetan [ xx/a] ~ Fr compétent muktedir. " kon+. kucaklama & Lat con. görevi yerine getirmek. tamamlamak. içeriği başka eserlerden çalıntı olan kitap [esk.bir araya + Lat plicare katlamak " kon+.a. nezaket göstermek < Lat complere. composit. bir şeyin başına üşüşmek ~ HAvr *pet. psikolog ~ Lat complexus içiçe geçmiş. a. katlamak.üşüşmek " kon+ kompilasyon [ xx/c] ~ Fr compilation 1. < Lat complere.bir yere + Lat pilare yığmak " kon+ komple [Bah 1924] ~ Fr complet tam.beraber + Lat petere koşmak. [Bah 1924] kompot . complet.İt composto 1. Alm.a.] " kompoze kompoze [etm [ResCGaz 1912] kompozisyon ~Fr composer bir araya koymak. örmek.bir araya + Lat plegere. inşa etmek. yapabilen ~ Lat competens. tertip etmek " kompoze komposto [ARasim 1897-99] komposto . pli kompliman [28M 1720] komplimento ~ İt complimento kadınlara yönelik zarif övgü / Fr compliment a. composit. posit. karmaşa. 2. Çin'deki Portekiz ticari . ~ İsp cumplimiento nezaket veya görgü gereği yapılan şey < İsp cumplir gereğini yapmak. karmaşık (sıfat). karışım.< HAvr *pels-l a.

tedarik etmek.6. bir bilgi veya yazıyı birine iletme.kolonilerinde üreticilerden mal satın alan yerli aracı < Port comprar satın almak ~ Lat comparâre düzenlemek. paylaşmak < OLat communicare birlikte iş yapmak. bilgisayar < İng compute hesaplamak ~ Lat computare a. parite * Marksist teoride bir terim olarak 1920’lerde Mao tarafından popülerleştirilmiştir.a. sıkıştırma ~ Lat compressum a.) " kon+ * Aynı kökten Lat municipium (kent yönetimi). gemeinde (komün). 2. pres kompresör Fr compresser sıkıştırmak " kompres [ xx/b] ~ Fr compresseur hava sıkıştırma aygıtı < komprime [Düs II. Aram gumsrâ (odun kömürü) > Ar camrat.basmak. sıkıştırmak & Lat con. & Lat con. ikamet etmek " kon< Tü konış. 2. imece (~ HAvr *moin-es. mülkü ortaklaşa kullanan topluluk ~ Lat commünis [n. komutan vermek YT [CepK 1935] kumandan Tükomıt-[xi] heyecan ve şevk * Kumandan < Fr commandant sözcüğünden serbest çağrışım yoluyla türetilip eski bir Türkçe köke atfedilmiştir.] kamuya ait olan şey. bastırmak ~ Lat comprimere " kompres kompüter [198+] ~İngcomputer hesap makinası.1289 1873] sıkıştırılmış ürün. umumi. hazırlamak. iletişim < Fr communiquer bilgi veya yazıyı birine iletmek. sıkmak " kon+. orta malı & Lat conberaber + Lat münus kamu hizmeti. ampüte komşu Tü [Uy viii+] konşı aynı yerde oturan kimse konaklamak < Tü kon. Akad gumaru. yardımlaşmak. < Lat comprimere bastırmak.halk meclisi. .a.a. belediye. paylaşılan " komün komünist [Bah191+] kullanımını savunan < Fr commune " komün kömür Tü [ xi] kömür odun kömürü ~Frcommuniste mülkün ortaklaşa * Ortadoğu kültürleriyle çok eski bir etkileşim düşünülebilir. komünikasyon [ xx/c] ~ Fr communication 1.a.+ Lat premere. [Cumh 1928] eczacılıkta sıkıştırılarak imal edilmiş hap ~ Fr comprimé sıkıştırılmış < Fr comprimer sıkıştırmak.+ Lat putare saymak " kon+.konaklamak. edinmek & Lat co(n).+ Lat parâre hazırlamak " kon+.karşılıklı komün [NKemal1871] ~Frcommune1. press. alışveriş etmek < Lat commünis ortak. kompres [Bah1924] ~Frcompresse bastırma. Alm gemein (müşterek). Karş.

konç Tü? elbise yeni) [DK xiv] kunç/konç ayak topuğu (= Moğ qançuy ayakkabı konçu. kanal ~ Fr conduit a. kon[mak Tü [ viii] kon. & Lat con. ezme bildiren edat ve fiil öneki ~ HAvr *kom a. kanto * İtalyanca sözcüğün etimolojisi tartışmalıdır. kondansatör [192+] ~Frcondensateuryoğunlaştırıcı. menzil < Tü kon.)" ko* Dönüşlü (refleksif) yapıdaki asıl fiil ile daha yakın dönemde kullanıma giren ko-/koy-fiilinin edilgen (pasif) biçimi ayırt edilmelidir. kuş kondu. ikamet etmek. konaklamak. & Lat con. koşul.söylemek " kon+. a.) Türkçeden alıntı olmalıdır. < Fr conduire taşımak. bir ve eşit olma. • Latince edatın anlam alanı Türkçe -işekiyle tamamen örtüşür. sıkışma ve yığışma. tartışmak) fiiliyle anlam ilişkisi kurulamaz. < Lat commutare başkasıyla değiştirmek & Lat conkarşılıklı + Lat mutare değiştirmek " kon+.sevketmek " kon+. sözleşmenin hükümleri < Lat condicere sözleşmek & Lat con. bir yere götürmek. sıkma.beraber + Lat dicere. a.+ Lat densus yoğun " kon+. dük kondüktör [Düs I. bir yerde durmak. 18. mesken. 2. iki yönlü elektrik anahtarı ~ Lat commutator a.487 187+] şimendifer memuru. hal ~ Lat condicio üzerinde anlaşmaya varılan şey. konçerto [ 188+] ~ İt concerto 1.kendini komak. dict.4. 2.biçimini alır. sporcunun durumu ~ Fr condition 1. özellikle tren veya orkestra yöneticisi ~ Lat conductor yöneten.komütatör [Bah1924] ~Frcommutateur1. conduct-a. yönetmek ~ Lat conducere. * Dudak sessizlerinden önce com. Lat concertare (çarpışmak. birlikte müzik yapma. yy'da popülerlik kazanan bir enstrümantal müzik formu Lat *concentare birlikte şarkı söylemek & Lat con. yönlendiren " dük . yerleşmek. [ xx/a] orkestra yöneticisi ~ Fr conducteur yönetici. duct.a. Karş. gecelemek " kon- * Moğ qonug (a. durum.a. 2. mevcut şartların tümü. kural kondu (= koyuldu). a. bırakmak (= Moğ qonu.koymak.birlikte + Lat cantare şarkı söylemek " kon+. bazı sessizlerden önce düşer.değiştokuş eden. konak Tü [Uy viii+] konuk 2.a. şart. dansite kondisyon [ML xx/c] takat. konaklama yeri.bir araya + Lat ducere. mütasyon kon+/kom~ Lat co(n) beraber veya karşılıklı yapma. a.a. dikte kondüit [ xx/c] ~ İng conduit sıvı taşıyan boru. [ xx/b] koyulmak < Tü ko.ikamet etmek. bir elektrik aksamı < Fr condenser yoğunlaştırmak ~ Lat condensare a. yerle bir olma.

2. İtalyan düğünlerinde ziyaretçilere saçılan badem şekeri. lat-getirmek " kon+. fact. doğrulamak ~ Lat confirmare pekiştirmek. koni -i ekinin kaynağı açık değildir. rahatlık < Fr conforter teselli etmek. kamuya açık bilgilendirme konuşması ~ OLat conferentia (fikirleri) bir araya getirme. [DTC 1943] ~ Fr conglomerat kongre [ 185+] ~ Fr congrès meclis. Huni sözcüğünün etkisi düşünülebilir. ~ EYun könos 1.değişik şeyleri bir araya getirerek hazırlamak. şekerleme ~ Lat confectio hazır şey < Lat conficere. müşavere < Lat conferre. 2. hazırlama. aneks konfederasyon [185+] ~Frconfédération unsurları daha özerk olan federasyon ~ OLat confoederatio ittifak. özellikle İsviçre kantonları arasında kurulan ittifak & Lat conbirlikte + Lat foederari ittifak etmek " kon+. özellikle badem şekeri ~ Lat confectum pişirerek hazırlanmış şey. .yapmak " kon+.gelmek " kon+.konektör [ML xx/c] ~ Fr connecteur bağlayıcı < Fr connecter iki şeyi birbirine bağlamak ~ Lat connectere a. şekerleme " konfeksiyon konfigüre [etm [ xx/c] ~ Fr configurer birkaç şeyi birbirine bağlı olarak şekillendirmek ~ Lat configurare a. kotarmak.bir araya gelmek & Lat con. hazır şey.] < İt confetto her tür şekerleme.+ Lat firmus pek " kon+. fermuar konfor [Bah 1924] ~ Fr confort 1. congress.beraber + Lat figurare şekillendirmek " kon+. & Lat con.bir araya + Lat gradi. a. hazır giyim.+ Lat fortis güçlü " kon+. cinsel birleşme < Lat congredi. toplantı ~ Lat congressum toplantı. onaylamak & Lat con.bir araya + Lat ferre. collat.bir araya getirmek & Lat con. rahatlatma. & Lat con.bir arada + Lat facere. rahatlatmak ~ OLat confortare güç vermek & Lat con. confect. & Lat con. pişirmek & Lat con. grado koni [ xx/b] ~ Fr cône geometride bir şekil ~ Lat conus a. nex. takviye etmek. bir ucu sivri nesne.bağlamak " kon+. diferansiyel konfeti [Bah 1924] ~ İng confetti 1. figür konfirme [etm [ xx/c] ~ Fr confirmer onaylamak. form konglomera [DTC 1943]. teselli. federasyon konfeksiyon [ xx/b] hazır giyim ~ Fr confection 1. 2. kutlama amacıyla saçılan renkli kâğıt ~ İt confetti [çoğ.beraber + Lat formare biçimlemek " kon+.birbirine + Lat nectere. fors konformizm [CMeriç1963]konformist ~Frconformisme genel kurala uyma eğilimi < Fr se conformer aynı biçimi almak < Lat conformare a. 2. kotarma. faktör konferans [ xix] ~ Fr conférence danışma toplantısı. a. buluşma. çam kozalağı. a. gress. a.

rastlaşma ~ Lat coniunctura < Lat coniungere. jest konjonktivit [ xx/b] ~ Fr conjonctivite bağ doku enfeksiyonu < Lat membrana conjunctiva bağ doku < Lat coniungere. konkordato [ 185+] iflas hukukunda bir işlem ~ İt concordato uyuşma. santra konsensus [ xx/c] ~ Lat consensus ittifak. sens. içe doğru bükmek. cord. razı olmak & Lat con.beraber + Fr centre merkez " kon+. sıkışma < Lat congerere. jenital konjestiyon [xx/b] ~ Frcongestion tıkanma.+ Lat cavare oymak.beraber + Lat genitus doğmuş. kör2 konkre [ xx/a] ~ Fr concret somut ~ Lat concretus yoğun.koşmak " kon+. consens.a.a. sansasyon .bir araya + Lat iungere. parçalamak & Lat con. kav2 konken [ xx/b] kumkam. balta girmez olmak & Lat con. birikmek & Lat con.bir arada + Lat crescere. < Lat concurrere birlikte koşmak. doğan " kon+. gest-kılmak " kon+. hissetmek " kon+. < Lat concavare oymak.birbirine bağlamak. congest.+ Lat quatere. çarpmak. kruasan konkur [192+] ~Frconcoursyarış~Lat concursus a. çukurlaştırmak & Lat con. coniunct. çukur ~ Lat concavus a. kırmak " kon+.büyümek " kon+. coniunct. İsp con quién kimle? * Meksika kökenli oyun 1850 dolayında Teksas'tan başlayarak ABD'ne yayılmıştır. cret.konjenital [ xx/b] ~ Fr congénital doğuştan gelen < OLat congenitus birlikte doğmuş & Lat con.aynı yere toplamak.vurmak. kur konkurhipik hip(o)+2 [ xx/b] ~ Fr concours hippique at yarışı" konkur. denk getirme & Lat con. yarışmak & Lat con. curs. konsantre [etm [ xx/b] ~ Fr concentrer yoğunlaştırmak. bir yere toplamak & Fr con. gönül" kon+.mutabık olmak. İt conchino biçimi İngilizce veya İspanyolcadan alıntıdır. akıl. İspanyolca sözcüğün aslının "hangi kartı hangisiyle eşleştirmeli" gibi bir anlam taşıdığı düşünülebilir.beraber + Lat sentire. içini boşaltmak " kon+. yığışmış < Lat concrescere yığışmak. quass.beraber + Lat cor. içiçe geçmek. [ 196+] konken ~ İng conquian/cooncan (ABD) bir iskambil oyunu. görüş birliği. mutabakat < Lat consentire. remi ~ İsp conquian a.a.bağlamak " kon+. iunct.beraber + Lat currere.duymak.birlikte + Lat gerere. anlaşma ~ Lat concordatum a.yürek. < Lat concordare anlaşmak. a. (ağaç) birbiri içine geçmek. kasis konkav [ xx/b] ~ Fr concave içbükey. conta konjonktür [ xx/b] ~ Fr conjoncture denk gelme. duygu ve düşünce birliğine varmak & Lat con." konjonktivit konkasör [ xx/b] ~ Fr concasseur taş kırıcı < Fr concasser (taş) kırmak ~ Lat conquassare kırmak.

2. teselli etmek. tasdik etmek. sağlamlaştırmak < Lat solidus " kon+.a. teyit etmek.konsept [ xx/b] ~ Fr concept kavram ~ Lat conceptus a. • İstanbul Konservatuarı 1914'te kurulmuş.sıkarak + Lat solidare pekiştirmek. fikir sorma [ xx/b] ~ Fr conseil danışma. meclis & Lat con. & Lat con. destek olmak " kon+ konsolide [186+] ~Frconsolider sağlamlaştırmak & Lat con. ancak adı Ali Ekrem (Bolayır) Bey’in teklifiyle Darülbedayi olarak düzeltilmiştir. birlikte müzik çalma veya şarkı söyleme [esk. muhafaza edilmiş yiyecek < İt conservare korumak. " kon+. 2.]. capt.bir araya + Lat capere. gözkulak olmak. not konsinye [ xx/c] ~ Fr consigné emanet < Fr consigner emanet etmek.+ Lat servare korumak. concept. teyit. a.bilmek " kon+. 2.bir araya + Lat calare çağırmak ~ HAvr *kalyo.a. Süleyman'ın Fransa'ya tanıdığı ticaret hükümnamesinde kullanılmıştır.almak. konserve [ xix] konserva ~ İt conserva 1. kavramak.+ Lat signum mühür " kon+. korunmuş. . ~ Lat consul danışman.a. & Lat conbirbirini + Lat (g)noscere. kapasite konser [AMithat 1882] konserto ~ Fr concert 1. muhafaza edilmiş. mühür ve imzayla bir hakkı veya yetkiyi devretmek & Lat con. toplama. 2. < Lat concipere. kent başkanı. not.a. 2. bilmek ~ Lat cognoscere. hizmet etmek " kon+.a. koruma yeri. müzik okulu < Fr conserver korumak. solidarite konsolos [ xvi] Batılı ülkelerin Osmanlı ülkesindeki ticari temsilcilerine verilen unvan ~ OYun kónsolos Bizans ülkesindeki Ceneviz kolonilerinin yöneticilerine verilen unvan [xiii] ~ İt cònsole a. deniz ticaretinde teyit belgesi < İt conoscere tanımak. genel toplantı. klarnet konşimento [Bah 1924] ~ İt conoscimento tanıma. desteklemek. danışma meclisi ~ konsil [ xx/a] ~ Fr concile din işleri konuşulan meclis ~ Lat concilium 1.a. Roma Cumhuriyetinin yöneticilerine verilen unvan " konsül * Bugünkü anlamıyla ilk kez 1528'de I. sinyal konsol [AMithat 1877] duvara dayalı yarım masa ~ Fr console mimaride balkon desteği < Fr consolateur destek olan < Lat consolari 1.< HAvr *kels. bir belgeyi mühürlemek.içine almak. 2. müzik dinletisi ~ İt concerto a. tutmak " kon+. muhafaza etmek " konservatuar konsey Lat consilium danışma. " konçerto konservatuar [Bah 1924] ~ Fr conservatoire 1. serf * Paris'te 1792'de kurulan Conservatoire National de Musique (Ulusal Müzik Arşivi ve Okulu) adından. muhafaza etmek ~ Lat conservare a. hamile kalmak & Lat con. cognit. devretmek ~ Lat consignare 1. bir araya çağırma.a.

& OLat con.beraber + Lat texere. contact. görüş alma < Lat consulere.dokunmak " kon+. kafe veya restoranda tüketilen içki < Fr consommer tüketmek ~ Lat consumere. tüketim. < Lat construere. müzakere etmek " konsey kont [ xix] ~ Fr comte bir soyluluk unvanı ~ Lat comes. t.a. irtibat.yutmak. 2.temas etmek. consumpt. emptalmak ) " kon+. prim konsomatris [xx/b] ~Frconsommatrice[f. sort. comit.beraber + OLat stellare yıldızlanmak < Lat stella yıldız " kon+.a. 2. ~ Lat contextus bağlantı. strüktür konsül [ xx/a] Cumhuriyetinde en üst siyasi yönetici " konsey ~ Lat consul "danışman".tetkik etmek. Dünya Savaşını izleyen düzenlemeler döneminde yaygınlık kazanmıştır. tekst . birlikte ses veren. uyumlu. takt kontekst [ xx/c] ~ Fr contexte bir olayı çevreleyen koşulların bütünü / İng context a. dikmek " kon+.bir araya + Lat struere. konstelasyon [ xx/b] ~ Fr constellation takımyıldız.dokumak " kon+.yiyip bitirmek. tüketici (kadın).a. yutmak. dilbilgisinde ünsüz harf~ Lat consonans. talih " kon+. text. içmek (& Lat sub. 2. < Lat contingere.+ Lat emere.inşa etmek & Lat con.beraber + Lat sonare ses vermek < Lat sonus ses " kon+ konsorsiyum [Bah1924] ~Frconsortium bağımsız tüzel kişiliğini koruyan şirketlerin sınırlı bir amaç için kurduğu ortaklık ~ Lat consortium şirket. tüketmek & Lat con. < Lat consonare birlikte ses vermek.a. context. structyığmak. tüketme. tüzel kişilik < Lat consors.a. yıldız grubu ~ OLat constellatio a. inşaat ~ Lat constructio a.]1. sumpt. aynı kısmeti paylaşan & Lat con-beraber + Lat sors. uyumlu olmak & Lat con. teselsül < Lat contexere.konsomasyon [Bah1924] ~Frconsommation1. atölye konstrüksiyon [ xx/b] yapım ~ Fr construction yapım. yapı.kura.a.sıkarak + Lat sumere. -t. danışmak. tact. consult. asorti * Fransızca sözcüğün özel anlamı I. konsonant [DTC 1944] ~ İng consonant 1. dokunuşmak & Lat conbirbirine + Lat tangere.ortaklaşa bir mala sahip olan. construct. Roma konsültasyon [ xix] konsolto tıbbi görüş alma ~ İt consolto / Fr consultation danışma. sub+. bitişmek.bir araya örmek & Lat con. bar müşterilerine içki içiren kadın < Fr consommer tüketmek " konsomasyon * "Müşterilerle birlikte içki tüketen" anlamında.hükümdarın maiyetinden olan kimse < Lat comitare birlikte yürümek " komite kontak [Bah 1924] iki elektrik telinin teması ~ Fr contacte temas ~ Lat contactus a.

çekmek. şans talih."rast gelen".bir arada + Lat tenere. kapsamak ~ Lat continere.bir arada tutmak & Lat con. 2. herhangi bir enstrüman ailesinin en pes üyesi" kontra. nota dizisinin en pes perdesi. ters / Fr contre a. ambar < İng to contain tutmak. bir et kesimi " kontra. kota ~ Fr contingent kısmet. takt konteyner [ML xx/c] ~ İng container kazan. özellikle futbolda " kontra. puan ~ Fr contrepoint çok sesli kontrast [ xx/b] ~ Fr contraste karşıtlık ~ İt contrasto a. pay. a. t.karşılıklı + Lat tangere. < OLat contra-stâre karşı durmak. sürdürmek < Lat trahere. hesaplamak ~ Lat computare " kompüter kontra/kontr Lat contra karşı. defter " kontra. içine almak. stat. zıt olmak & Lat contra karşı + Lat stâre. sürekli. resmi belge.birbirini tutmak " konteyner kontör [ xx/a] saymak. tenor kontinü [ xx/c] sürekli devreden fabrika üretim hattı . a.durmak " kontra. rulo . < OLat contractare birlikte yapmak. ped-" kontra. atak2 ~ Fr contre-attaque / İng counter kontrol [İM581187+] ~Frcontrôle denetleme < Fr contrôler denetlemek ~ OLat contra rotulare iki defteri kıyaslayarak tahkik etmek < Lat rotulus kâğıt rulosu.beraber + Lat tractare gütmek. zincirleme < Lat continere. content. tent.Fr continu sürekli ~ Lat continuus tutarlı. denk gelmek " kon+. ped(i)+1 kontraplak [ 192+] kontrplak ~ Fr contre-plaque zıt yönde tabakaların birbirine yapıştırılmasıyla elde edilen ahşap malzeme " kontra.tutmak " kon+. ~ kontrabas [ xx/b] kontrbas ~ Fr contrebasse bir müzik aleti ~ İt contrabasso 1. a.kontenjan [Cumh 1932] katılım payı. content. ortaklık kurmak & Lat con. vergide ya da asker alımında bir şehir veya zümreye düşen pay ~ Lat contingens. bas1 kontrafile karşısı". tact-dokunmak. zıt (edat ve önek) [ xix] ~ Fr compteur sayaç < Fr compter ~ İt contra karşı. zıt. kısmet & Lat con. plak kontrapuan [ xx/b] kontrpuvan müzikte bir yöntem ~ OLat contrapunctus " kontra. sürmek " kon+. traktör kontratak [ML xx/c] attack karşı-hücum. depo. tract. istasyon kontrat/kontrato [LO 187+] kontrato mukavelename ~İt contratto sözleşme ~ OLat contractus a. fileto [ xx/b] kontrfile ~ Fr contre-filet "fileto ~ Fr contre-pied ters ayak kontrapiye [ xx/b] kontrpiye & Fr contre karşı + Fr pied ayak ~ Lat pes.

a.+ Lat vertere. [TDK 1944] mevzi * Ar mawd?ic (mevzi) < wad?aca (koymak) çevirisidir.sürmek.bir araya + Lat vectare taşımak < Lat vehere.kontuar [ xx/b] para sayma yeri < Lat computare hesaplamak " kompüter ~ Fr comptoir gişe ~ Lat computatorium kontur [Bah 1924] ~ Fr contours çevre. convectyanısıra sürmek. toplantı. kenar hattı ~ İt contorno a.yığmak. konuşmak < Tü kon. komşu olmak.a." kon[CepK 1935] mevduat. dönüştürmek ~ Lat convertere.ikamet etmek. kemerli. yerleşme [CepK 1935] mesken konvansiyon [Bah 1924] ~ Fr convention 1. avantür konveks [ xx/b] dışbükey ~ Fr convexe. dost ve yakın olmak.fiilinin yerini almıştır. a. convent.a. vent. convectkubbeli. < İt contornare çevresini dönmek < Lat/İt tornare dönmek.bir arada oturmak." konkonut YT YT [198+] (askeri birlik) yerleştirilme < Tü kon-" kon<Tü konuş konma. buluşma. konaklayan kimse.bir araya + Lat venire. üzerinde anlaşılan şey ~ Lat conventio a. tevdiat. < Lat convenire. Fr thèse < EYun tithemi (koymak). yy'dan sonra danış. versiyon . torna konu YT [CepK 1935] mevzu < Tü kon. konuşlan[mak < Tü kon. [T S xvi xvi] mükaleme etmek." kon- * Ar mawd?uc(mevzu) < wad?aca (koymak) çevirisidir. konuş[mak <Tü [Kıp xiv] konış. Karş. uygun bulmak & Lat con. taşımak " kon+.işteşlik ekiyle "karşılıklı veya birlikte ikamet etmek" anlamındayken sadece Türkiye Türkçesinin Batı lehçesinde 16. convers. tümsek yapmak & Lat con. birlikte götürmek " vektör konvertibl [ML 1969] üstü açılabilen kapalı araba. convex.dönmek " kon+. 2. vect. misafir < Tü kon. gecelemek " konYT < Tü kon. vektör konvektör [ML xx/c] ~ Fr convecteur konveksiyon sistemiyle çalışan ısıtıcı < Fr convection ısının hava veya bir sıvıyla birlikte yayılması < Lat convehere.fiilinden -iş. a. [ 198+] başka para birimine serbestçe çevirilebilen para birimi ~ Fr/İng convertible dönüşebilen < Fr converter çevirmek. döndürmek " kon+. buluşmak. konuk konum Tü [Uyviii+] konuk 1." kon* Kon.gelmek " kon+.bir araya gelmek. dışbükey ~ Lat convexus a. & Lat con. < Lat convectere. vers.

[ xiv] köbük/köfük/köpük iri ve tüylü köpek cinsi < Tü köp.) [ xix] kaba ve yaramaz oğlan çocuğu ~ Yun kopéli .].. çırak Karş. [EvÇ xvii] kopçak düğme. yy'dan önce ender rastlanır. ordinat-düzenlemek.beraber + Lat ordinare. a.beraber + Lat operari işlemek " kon+. sıraya koymak " kon+. Fr coordonner. kulp (= Moğ tobçı düğme. özellikle iri köpek. a.kopmak. aktarmak ~ OLat conviare a. başlamak. & OLat con. çıkmak kopça Tü? [MMem xvi] kopça . Arn kopil (a. İdr xi] köpek a. taşımak.şişmek. meme ucu. gelmek. viyadük konvoy [LF xvii] konboy gemi kervanı ~ İt convoio [mod. ordinaryüs * Latince sözcük ilk kez Descartes'm Discours sur le Méthode'unun Latince baskısında Fr coordonné karşılığı olarak kullanılmıştır.) Türkçeden alınmış olmalıdır. işbirliği yapmak & Lat co(n).a. a. koordinat [ xx/b] ~ Alm koordinat matematikte bir noktayı tanımlayan iki veya daha çok sayıdan her biri / İng coordinate a.a. opus koordinasyon [DTC1943] ~Frcoordination (birkaç şeyi) birbirine bağlı olarak düzenleme ~ İng coordination a. ~ YLat coordinatus a.a. kulp =? Tü topçak [xv+ Çağ] topçuk. a. Tü ıt sözcüğünün yerini almıştır. Sırp kopil. tanzim etmek. kop[mak Tü [Uy viii+] kop. mermi )"top1 * T > k dönüşümü açıklanmaya muhtaçtır. Fr. convoglio] aynı yola gidenler. Bul/Sırp kopça (a. kervan < OLat conviare eşlik etmek. düğme.beraber + OLat viare yol almak < Lat via yol" kon+. köpek Tü [Kaş. # 1656 René Descartes. yanısıra gitmek [esk. kopil oğlan. sürekli dönen bir bant üzerinde yük taşıyan düzenek < İng to convey eşlik etmek.Fr cognac Cognac bölgesine özgü alkollü içki < öz Cognac Fransa'da bir kent kooperatif [Bah1924] ~Frcoopératif birlikte çalışan işçilerin kurduğu dayanışma şirketi < Fr coopérer birlikte çalışmak. aynı yola gitmek " konveyör konyak [AMithat 1882] damıtılmış şaraptan elde edilen bir içki . " koordinat * Koordine etmek biçimi Türkçeye özgüdür. kabarmak " köpük * 14. matematikçi ve filozof & Lat co(n). Karş.konveyör [ML xx/c] ~ İng conveyor aktarıcı.

kalp. düzgün < Lat corrigere. seçkin adam.< HAvr *kerd. < Lat chorda sicim. bünye ) " korpus. Lat pöns (köprü) < HAvr *pent. cord.bağırsak kordonblö [ xx/a] bazı yemek adlarında kullanılan bir deyim . corpor. rektör korelasyon [DTC1943] ~Frcorrélation birbirini etkileyen iki şey arasındaki ilişki ~ OLat correlatio a. 2. köpük Tü *köP-/keP-2 a. tecrit hattı ~ İt cordone a. 2. correct.a. çalgı teli ~ EYun %orde ı bağırsak. akıl.ile. usta aşçı" kordon * Esasen Saint-Esprit şövalyelerinin rütbe simgesi iken 17. kalın örme ip. Karş. çalgı teli ~ HAvr *ghors-d< HAvr *ghers.şişmek.şişmek. beden (~ Lat corpus. nüsha ~ Lat copia bolluk < Lat *co-opia ~ HAvr *op-1 emek vermek. Karş." köpür- * Köpür. 2.kalp " kardiy(o)+ kordiplomatik [ xx/b] ~ Fr corps diplomatique diplomatik zümre < Fr corps vücut.a.köprü Tü [Uy viii+] köprüğ a. relatif kordon . köz [Gül xiv] ~ Fa/OFa kür/kör gözü görmeyen (= Sogd kör2 [xx/b] ~Frcoeur1. korekt [ xx/b] ~ Fr correcte doğru. şişik. 2. a. relat. köpür[mek köpük kopuz kopya Tü Tü [ xi] köpür< Tü köp iri. 2. şişik. ETü köp (iri.birbirine + Lat referre. Tü köpür. kabarık . doğru " kon+.) Tü? [Kıp xiv] yanıp kızarmış kömür. < Tü *köp.a. ilişkilendirmek " kon+. bağırsaktan hapılan sicim.viii+ Uy). " gebe [Uy viii+] köpüg a. mahsul elde etmek " opus kor kör1 kör a. [LO 187+] gayet enli kalın kordela . kabarmak < Tü * Pekiştirme eki olan -p. gönül ~ HAvr *kord.düzeltmek < Lat rectus düz. & Lat con.]. 1.kalp. kabarık < Tü *kö.a.fiiliyle anlam ilişkisini kurmak zordur.geri götürmek.Fr cordon bleu "mavi kurdele". iskambilde kalp işareti~Lat cor. kabarmak " [Uy viii+] kopuz [AMithat 1877] (= Moğ quğur saz şairlerinin kullandığı çalgı) ~ İt copia çoğaltma.Fr cordon 1. soylu [esk. ip. diplomat [İM69 187+] . Sözcüğün orijinal anlamının "dereden yürüyerek karşıya geçilebilen yer" olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. yy'dan sonra aristokrat sınıfına hizmet eden aşçıları tarif etmek için kullanılmıştır.a.(yürümek).1.vücut.

bir orkestra çalgısı " . koy ~ HAvr *kwelp.] "küçük boynuz".korunmak istemek? " koru- * Karş. kayıt" hora. curs. köri . borazan ~ HAvr *kr-no. +inç * -in. dans tasarımcısı & EYun %oreia dans (< EYun %oros koro. Tü *kor(ı)-k. korkunç (sıfat) Tü [Uy viii+] korkınçığ/korkınçlığ/korkınç korkulacak nitelikte. korna [ xx/a] ~ İt corno boynuz. ~ Fr cornichon bir tür salatalık < Fr corne ~ İt corno 1.a.(sığınmak.Tamil kari baharatlı pilav [ xx/c] ~ İng curry Hint mutfağına özgü baharat karışımı ~ Yun kórfos koy ~ koridor [AMithat 1875] ~ Fr corridor dar uzun alan. kapamak.< HAvr *ker-1 kafatası. boru. korku (isim) < Tü kork. boynuz. 2.kucak * Lat colpus > İt golfo. köşe < Fr corne boynuz " korna kornet [xx/b] huni.a. geçit ~ İsp corridor yarış güzergâhı ~ OLat curritorium < Lat currere. körfez) biçimleri Yunancadan alınmıştır.(kuşatmak.a. Moğ qorğuda. gösteriye dans ve şarkı ile eşlik eden topluluk) + EYun grafe yazı. boynuz şeklinde üflemeli çalgı . 2. açı. Fr. 1. bir nefesli çalgı < Fr corne boynuz " korna korniş [ xix] alınlık ~ İt cornice a.ekli refleksif fiillerden fiil adı üreten -inç ekinin sıfat yapması açıklanmaya muhtaçtır." kork-. ~ EYun korönis taç " kuron kornişon boynuz " korna korno korna [ xix] [ xx/b] ~Frcornette [küç.koşmak " kur kork[mak Tü [ viii] kork.koreograf/koregraf [Cumh 1929] koreografi ~Fr chorégraphe/choréographe dans tasarımcısı #1701 Raoul Auger Feuillet. boynuz şeklinde olan şey. saklanmak) < qorı. boynuz " ser kornea [ML xx/c] ~ YLat cornea gözün ön bölümündeki sert saydam tabaka < Lat materia cornea boynuzsu madde < Lat corneus boynuzsu < Lat cornu boynuz " korna korner [Cumh 1929] ~ İng corner shot futbolda köşe atışı < İng corner köşe ~ EFr cornier sivri uç. ~ Fr corniche mimaride çatı çıkıntısı.Lat cornu boynuz. İng gulf (koy. +graf körfez [AşZ xv] körfuz/körfüz EYun kólpos kucak. korkulan şey < Tü korkınç [viii+ Uy] korkunuş. hapsetmek).

dans topluluğu. görünüm korsan [MMem xvi] korsar/korsan İt corso akın. cortic. scar (yara. taca ilişkin.iç avlu. cohort. saray. antik trajediye dans ve şarkıyla eşlik eden topluluk " hora koroner [ xx/b] ~ Fr coronaire 1. beden " korpus ~ İt corsaro deniz akıncısı < ~ Fr corset [küç. beyin zarı ~ Lat cortex. corpor. 2. dans. kuşatmak.avlu.gövde. hükümdara ait av sahası < Tü korı. engellemek) . a. özellikle meslek örgütü veya sendika " korporasyon korpus [ xx/c] ~ İng corpus bir konudaki literatürün bütünü ~ Lat corpus. 2. 2. çitle kapatmak " hora kortej [ xx/b] saray erkânı < İt corte avlu.ağaç veya meyve kabuğu ~ HAvr *kort. score (kesik).çitle çevirmek. İng shear (kesmek). korteks [ML xx/c] ~ YLat cortex. saray " kort ~ Fr cortége ~ İt corteggio hükümdarın maiyeti.koro [ xix] ~ İt coro şarkı topluluğu ~ Lat chorus a.avlu < HAvr *gher-1 etrafını çevirmek. kapalı alan. corpor. tenis alanı ~ OLat curt ~ Lat cohors. yaz ürünü. Amer. kısa).bir organın dış zarı.gövde.< HAvr *(s)ker-1 kesmek * Aynı kökten Lat curtus (kısa). saldırı ~ Lat cursus a. shirt (gömlek). kalbi besleyen ana atardamara ilişkin < Lat corona taç " kuron körpe Tü [ xi] ikinci mahsul. çentmek).çitle çevirerek güvenceye almak (= Moğ qorı. hayat & Lat co(n). " kur korse [ARasim 1897-99] kadın iç çamaşırı < Fr corps vücut. ete kemiğe büründürme < Lat corpus. cortic.] gövde şeklinde kort [xx/b] ~İngcourt1. kesik). short ("kesilmiş". biyokimyacılar < İng cortical steroid hormone " korteks koru Tü [ xi] korığ çitle çevrili arazi. ~ E Yun %oros 1. hapsetmek. a. beden. Ger *skeran (kesmek. kortizon [195+] ~ İng cortisone böbreküstü korteksi tarafından salgılanan hormon ^1936 Edward Kendall & Philip Hench.vücut" korpus korporatizm ~ Fr corporatisme toplumun meslek teşkilatları bazında örgütlenmesini savunan siyasi öğreti < Fr corporation tüzel kişilik.sıkma ve bastırma edatı + Lat hortus etrafı duvarla çevrili bahçe ~ HAvr *ghor-to." koru- koru[mak Tü [ viii] korı. [Kıp xiv] her şeyin tazesi korporasyon [192+] ~Fr/İng corporation tüzel kişilik~ Lat corporatio vücut verme. beden ~ HAvr *kwrep.

körük Tü [ xi] körük demirci körüğü < Tü *köwrük < Tü *keP-2 şişmek " gebe * Karş. yy'dan itibaren kaydedilmiştir.[xiv-xix TS] (dişi hayvan) azmak.] a. a. (= Ave gaoşa.a. köpürmek). dana kösele & Fa gâw inek + Fa sala yıllık " camız. şişmek. köşe ~ Fa göşa a. [Men xvii] at koşumlamak. salname köşk [İdr. Aş. katmak. [LL 1732] seğirtmek. kırmak köse köşebent köşegen YT [Geom 193+] diagonal [ xiv] ~ Fa kösa seyrek sakallı veya sakalsız ~ Fa göşa band köşe bağı" köşe. tokmakla vurmak. kibar.a. kasr * Tü kölige (gölge) sözcüğünden türetilmesi fantezidir. çiftlemek. . " kokina kösnü YT [CepK 1935] şehvet Tü köse. Moğ kögerge (körük. eşlemek. mısra düzmek.) < HAvr *geu.(korunmak istemek?).a. +gen ~ Fa gâw sala bir yaşını geçmiş sığır.a. bent " köşe. ayakkabı yapan koşnil [ xx/b] ~ Fr cochenil kabuğundan kırmızı boya elde edilen bir böcek. hızlı gitmek" anlamı sadece Türkiye Türkçesinde 18. öğütmek " köfte koş[mak Tü [ xi] koş. yemeni + Fa kâr yapan " kâr ~ Fa küşk/köşk çardak ~ Fa kawş gar kunduracı.birleştirmek. a. DK xiv] şeklinde yüksek bina. ezmek. bağlamak)" ko* "Seğirtmek. cihannüma.] bir tür gemi < kös [DK xv] ~ Fa küs/kös tokmakla vurma. çabuk gitmek. [Men ] kûşe vulg. akciğer) < köge. koruk korvet Hol korf bir tür gemi [ xiv] ~ Fa ğüra olgunlaşmamış üzüm [ 183+] ~ Fr corvette [küç. köşe [Yus xiv] gûşe . Yus. büyük davul < Fa koftan.bükmek.EYun kókkinos a.a.[viii+ Uy] istemek. köşker & Fa kawş ayakkabı. ~ OLat coccinella [küç. gösterişli. mağrur . < Lat coccinus a.dövmek.karşılıklı komak.* Muhtemelen aynı kökten Tü kor(ı)k. at sürmek (= Moğ qolbu. iştahlı olmak kostak < Tü kösnü. ~ OFa göşag a. a.(kabarmak. kös. kirmis ~ İsp cochinilla a. kızışmak =? <? [ xx/b] zarif. çalımlı.

resmi giysi ~ İt costume adet.[xi] hayvanın ön ayaklarını bağlamak. [TDK [TDK Fxx/bl 1955] şart 1944] paralel haritacılıkta e < Tü şart koş. ağır sopa [Arg xvi] sopa. almak.ne? kotar[mak <Tü [Kıp xiv] kotar. 2." koş< Tü koş-" koş3S yükselti eğrisi ~ Fr côte 1.> alış[CepK 1935] şiir ilişkisine paraleldir. künde. [DK xiv] köstek a.tencereden tabağa yemek boşaltmak < Tü ko5-/kot. solo * Lat suescere > consuescere koşuk kafiye koş. kendine mal etmek (< Lat se/sue kendi < HAvr *s(w)e.a.kendi." koş< Tü koşul koşut kot1 YT YT ilişkisi Tü al. töre.a. [CodC xiii] kösüz temek köstek Tü [ xi] kösrük at ayağına vurulan bağ. 1958) kota [ xx/b] ~ Fr quota sınırlı bir miktar ~ OLat quota ne kadar? < Lat quot kaç? ne kadar? ~ HAvr *kwi. dayak * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir. < Lat consuescere alışmak & Lat co(n). dağlayan < EYun kaiö yakmak .a.Tü koşuğ [xi] kafiyeli beyit.a. < Tü kösür. ben)" kon+. sodyum hidroksit < Fr caustique yanma ile ilgili.< HAvr *kâu. < Lat quot kaç? ne kadar? " kota kötek tokmağı.a.a. kaus.a. eye ~ HAvr *kost. köstek vurmak kostik [ xix] ~ Fr soude caustique sodanın yakılmasıyla elde edilen bir kimyasal madde. koter [Bah 1924] ~ Fr cautère yarayı ateş veya kimyasal bir madde ile dağlama ~ Lat cauterium a. < EYun kaiö.HAvr *ksw-yo. kütük.a.köstebek Tü [ xi] kösürge/kösürgen a.a.benimsemek.. yanık ~ EYun kaustikós a.yakmak " koter kostüm [ARasim 1897-99] ~Frcostume bir topluluğa özgü giyim tarzı. haritacılıkta eş yükselti eğrisi ~ Lat costa kaburga kemiği. .beraber + Lat suescere. koymak " koy~ Fr quoter sayı veya miktar tayin etmek ~ ~ Fa kötang çırpıcı kote [etm [ xx/b] OLat quotare a.a. suet. alışkanlık ~ Lat consuetudo a. . ~ EYun kauter yakan.indirmek. kot2 ~ marka Kot Türkiye'nin ilk blucin üreticilerinden olan firma < öz Muhteşem Kot tekstil üreticisi (ö. adap. Karş. kaburga.

oymak. dip < Tü * koy fi [Aş.). pamuk MÖ 3. dere koyağı. Erm küġ/köġ (a. takip etmek < Tü kov-" kov- * Atıştır-. Farsça ve Ermenice biçimlerin nihai kaynağı belirsizdir.oymak.fiillerinde rastlanan frequentatif-iştir.] pirzola < Fr ~ Fr coton pamuk ~ Ar koton [Bah 1924] quTn/quTun/quTTan a. 2. [TS xv xv] köğ ~ Fa küy a.(boşaltmak.kotlet côte kaburga " kot1 [ARasim 1897-99] ~ Fr côtelette [küç. koşuştur-.içini YT [TDK 1955] kovalamak. Anadolu lehçelerinde rastlanan köğ telaffuzu Ermeniceden bir alıntıyı da düşündürür. çukur. takip etmek * Karş Tü koğ-1/kow.ekiyle. binyılda Hindistan'dan ithal edilmiştir. belboy kovuk Tü boşaltmak " kof kovuştur[mak [ xi] kowuk içi boşaltılmış yer. kural tanımayan & İng cow inek. oyuk < Tü *kaP-/*koP. . tıkıştır. kova kovan Tü <Tü [ xi] kowğa su taşıma aracı [Kıp xiv] kowan arı kovanı < Tü *kaP-/*koP. izini sürmek.yükseltmek " götürkov[mak Tü [Uy viii+] koğ-2 kovalamak. kucak. sığır) + İng boy oğlan " biftek. koy köy Tü [Uy viii+] koy1 1. 2. * Karş. içini boşaltmak " kof < Tü *kaP-/*koP. [MŞ xiv] yatalak kötür. sığır (~ Ger *kö(u). ~? Akad kitum keten " keten * Keten ipliği Ortadoğu ve Mısır'da en eski devirden beri üretilirken. Yus xiv] köy/küy . < İng to cut kesmek kötü kötümser Tü YT [ 183+] kotr ~ Fr cotre küçük yelkenli tekne ~ İng [ xi] köti fena [Fel 1942] bedbin <Tükötümse-[1935YT] kötüye yormak " kötü < Tü kötürüm Tü [ xi] kötrüm üzerinde oturulan kerevet.~ HAvr *gwou-inek. a. İki anlam arasında ilişki kurmak güçtür. a. içini boşaltmak " kof kovboy [Cumh 1928] ~ İng cowboy 1. koyun.a. oymak).a. kotra cutter a. seki. Amerikan sığır çobanı. başıbozuk.

MS y. (= Aram gawzâ a. alem. çizim " kozmos.yanmak. güzelleştirmek " kozmos kozmografi/kozmografya [AMithat 1885] kozmografya . indirmek. 15. Türkiye Türkçesinde ko. bırakmak. çeki düzen vermek. kor koza [ xiv] kozak pamuk veya ceviz kozası ~ Fa ğöza/ğözak pamuk kozası. ipek böceği kozası ~ Sans kösa meyve veya ceviz kabuğu. pamuk kozası < Sans kuskucaklamak. a. düzen. politik kozmos [DTC 1943] alem ~EYun kósmos 1. a.Fr cosmographie yerküre ve yıldızların yapısını inceleyen bilim dalı & EYun kósmos evren + EYun grafé yazım. [KT 187+] kâğıd vesaire oyunlarında alıcı kâğıd ~ Fa gawz/göz ceviz ~ OFa göz a. güzelleştirmek . çam kozalağı ~ Fa kozmetik [188+] ~Frcosmetique görüntü güzelleştirmeye ilişkin [sıf. * Geçişli (transitif) fiil yapan 5/t > y ekiyle. Ar wad?aca (koymak) = d?acat (aşağı olma). Lat ponere (koymak) < po (aşağı). çeki düzen vermek. derin < Tü ko5. koymak. koyu koyTü [Uy viii+] kodı/kodığ aşağı.indirmek. 2. dünya < EYun kosmeö düzenlemek. hemşehri" kozmos. koyun 1 Tü [ viii] koy/koyñ1 a. Türkçede açık heceli fiil köklerinin büyük çoğunluğu 8.koy[mak terketmek " ko- Tü [Uy viii+] ko5-/kot- < Tü ko. göyünmek [ xi] köz2 yanan kömür.]. donanım. donatmak.koymak. navigasyon kozmopolit [Aİhsan1891] ~Frcosmopolite çokuluslu veya uluslarüstü ~ EYun kosmopolites dünya vatandaşı # Philon. denizci" kozmos. kucak koz (ceviz oyunundan ma'huzdur) köz Tü [Kut xi] ceviz.)" ceviz < Tü köy. İskenderiyeli Yahudi filozof (MÖ y. içine almak kozalak ğözak pamuk kozası" koza [ xvi] kozak pamuk kozası. bırakmak " * Anlam ilişkisi için karş. +graf kozmonot [ 196+] (~ İng cosmonaut) ~ Rus kosmonávt Sovyet uzay gemileri mürettebatına verilen ad & EYun kósmos evren + EYun naütes gemici. güzellik müstahzarı [ad] ~ EYun kosmetikós < EYun kosmeö düzenlemek. yy'dan itibaren kaybolurken.biçimi de korunmuştur. a. (küçükbaş hayvan) koyun2 " koy Tü [Uy viii+] koyñ2 koltuk altı. 45) & EYun kósmos evren + EYun polites vatandaş.

inanmak * 19. kaymak. erkek kramp [ xx/b] ~ Fr crampe ani sancı.yaratmak " kreasyon kredi [ xx/c] ~ Fr créatif yaratıcı ~ Lat creativus a. yuvarlak kraniyum [ xx/c] ~ Lat cranium kafa. < [ xix] kredito/kredi borç verme. creat. inanç.a.< HAvr *ker-1 kafatası. kıvırma ~ Ger *kri(m)pjan bükme / Ger *kra(m)paz çengel. güvenilirlik" [ARasim 1897-99] . [ARasim 1897-99] . creat.doğurmak. açık bej rengi ~ OLat crama ~ Kelt .emanet etmek. bir yüzme stili ~ Fr création kreasyon [Hay 1959 195+] modada tasarım yaratma. credit.* Yunanca sözcüğün ikinci anlamı Pythagoras'ın felsefe ekolü (MÖ 6. 768-814) < Ger karlaz adam. a. [ xx/a] cildi yumuşatmak için kullanılan ~ Fr crème 1.İt credito / Fr crédit 1. kırmak " kramp krater çukuru ~ EYun krater kâse kravat öz Croate Hırvat [ 192+] ~ İng crank shaft mekanikte dik ~ Fr cratère ~ Lat crater kâse. yaratış < Lat creare. meydana getirmek kreatif Lat creare. boynuz " ser krank şaft [ML xx/c] açılı aks < Eİng crincan bükmek. kafatası ~ EYun kránion a. yy sonlarında Fransızca telaffuza göre düzeltilmiştir. yy) etkisiyle yaygınlaşmıştır. 2. pomat [ xx/b] ~ Fr credibilité inanılırlık. 2. güvenmek. kravl [ xx/b] ~ İng crawl sürünme. kıvrık şey krampon [Bah 1924] kafalı çivi ~ Frk *krampo bükük. kırık " kramp ~ Fr crampon kabara. kredibilite kredi krem merhem. güven. (güvene dayanarak) borç verme ~ Lat creditum emanet < Lat credere. sancı ile katılma ~ Frk *kramp bükme. çatlamak [ xx/c] ~ İng cracker çıtır < İng to crack [onom. kraker çıtırdamak. Şarlman (hd. ~ HAvr *krss-no. itibar. yanardağ [ARasim 1897-99] ~ Fr cravate boyunbağı < * 30 Yıl Savaşları (1618-1648) döneminde Fransız ordusundaki Hırvat paralı askerlerin giydiği boyunbağından.] kral [Env xv] Balkan hükümdarlarının ünvanı ~ Sırp kral hükümdar < öz Carolus Frank kralı Karl.

suça ilişkin.Lat crematorium yakma yeri < Lat cremare yakmak ~ HAvr *krem.iyiyi kötüden ayırmak. İng crisp (kıtır). cürüm işleyen. cürüm ~ HAvr *krei. [ xx/a] saçta kızartılmış ince hamur .* Türkçe kullanımda Fransızcadan alınan krem (merhem. < HAvr *ker-4 ateş " karbon kreozot [ xix] ~ Fr créosote çürümeye karşı kullanılan bir kimyasal madde ~ Alm kreosot ^ 1832 Carl Ludwig v. sot.çiğ et ) + EYun sözö. mücrim < Lat crimen.] çubuk şeklinde ~ İt cricco mekanik kaldıraç ~ EYun kríkos zincir kriminel [DTC 1943] ~ Fr criminel 1.et (~ HAvr *kreus. kraker " kraker kriko baklası [ xx/b] [ xx/a] [ xx/b] gratuvar yazı silme çakısı ~ Fr grattoir ~ İng cricket sopalarla oynanan bir oyun ~ Hol [ xx/b] ~ Fr cric-crac [onom. esirgemek * Aynı Hintavrupa kökünden Lat crudus. " kruasan kretuar kazıyıcı < Fr gratter kazımak " greyder kriket kricke ucu çengelli sopa. 2. hayvan yemliği. krep [ARasim 1897-99] . itham.a. buruşuk * Karş. bir kreş [ xx/b] ~ Fr crèche 1. artmak.Fr crêpe bir tür buruşuk kumaş veya kâğıt ~ Lat crispus kıvırcık. t. beşik. Reichenbach. a. 2. krema krem [ xix] ~ İt crema süt kaymağı ~ Fr crème a. cret. yükselmek ~ Lat crescere. crimin. yargılamak " kritik . değnek krikkrak galeta.a.suçlama. Alm. İng crude (çiğ). a.korumak. Fr cru. " krematoryum [Bah 1924] ~ İng crematorium ölü yakma fırını . çocuk bakımevi ~ Frk *kripja beşik ~ Ger *kri(m)pja " kramp kreşendo [ xx/a] ~ İt crescendo müzikte yükselen volüm < İt crescere büyümek. doğa bilimci & EYun kréas. krepdöşin tür kumaş " krep krepon [ xx/b] ~ Fr crépon bir tür gofre kâğıt" krep [Bah 1924] ~ Fr crêpe de Chine Çin krepi. pomat) ve İtalyancadan alınan krema (süt kaymağı) biçimleri ayrışmıştır.a.

hastalığın dönüm noktası" kriter krizalit [ML xx/c] ~ Fr chrysalide kelebeklerin orta yaşam evresi ~ EYun %rysâllis. < EYun krinö hüküm vermek.a. krizantem [Bah 1924] ~Frchrysanthèmekasımpatı~Lat chrysanthemum & EYun %ıysos altın + EYun ánthos çiçek " krizalit.kabuk bağlamak Karş.a. %rysallid. İng.< HAvr *krâu. Lat crimen > İng crime (suçlama. antoloji krokan çıtırdamak.a. kırağı ) ~ HAvr *krus-to. yargılamak ~ HAvr *kri-n-yo. muaheze. çatlamak. ~Frcrocodile timsah~ [ xx/c] ~ Fr croquant çıtır < Fr croquer [onom.a. E Ş K Ö K E N Lİ L E R : EYun kryos : kristal Lat crusta : krut kriter [Ulus 1936] kriteryom ~ Fr critère değerlendirme ölçütü ~ Lat criterium a. çıtırdayan şey < HAvr *kreus. elemek. Lat crusta (çıtır kabuk).Fr croquette kroki kaba çizim.iyiyi kötüden ayırmak. saklamak ~ HAvr *krup-yo.] [ML 1969] galeta ununa batırılarak kızartılan hamur topu krokodil [192+] timsah derisi EYun krokódilos büyük kertenkele. yargılamak). a. sınamak * Aynı kökten Lat cernere (ayırdetmek.renk " krom(o)+ . < EYun %ıysos altın ~ Akad %urasu(m) a. hüküm verme " kriter ~ Fr crise buhran ~ EYun krísis.< HAvr *krei. taslak " kraker [ResCGaz 1911] ~ Fr croquis derme çatma şey. itiraz . ~ EYun kriterion a. varan veya timsah krom [DK 189+] ~ Fr chrome bir element # 1797 NicolasLouis Vauquelin. krit- kriz [Bah 1924] karar. kimyacılar < EYun kryptós gizli. gram kripton [ xx/b] ~ YLat crypton/krypton kimyada bir element ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. hüküm. kritik eleştirmen [ARasim 1897-99] tenkit. saklı < EYun kryptö gizlemek.saklamak kristal [AMithat 1882] Beyoğlu'nda bir kafe adı ~ Fr cristal billur ~ EYun krystallos buz (< EYun kryos don. itham). buz.a.kripto [ML xx/c] ~ Fr crypto şifreli yazı < Fr cryptogramme a. & EYun kryptós gizli + EYun grámma yazı" kripton.kabuk. t."altın kabuk". [ARasim 1897-99] ~ Fr critique eleştiri ~ EYun kritike yargılama. çiğnemek " kraker kroket . Fr. kimyacı (1763-1829) ~ EYun xı*öma.

cruc- . 3. t.renk " krom(o)+ ~ Fr/İng chrom(o). büyüyen.a.zaman ~ EYun %ronos ~Fr chronique 1. kruvaze [ 187+] çapraz kesimli ceket ~ Fr croisé çapraz < Fr croiser 1 çapraz gitmek.a. süreli " kron(o)+ kronoloji kronometre aleti" kron(o)+. krut [ xx/b] ekmek kabuğu ~ Fr croûte kabuk ~ Lat crusta çıtırdayan şey ~ HAvr *kru-sto. +metre [ResCGaz1912] [İM62 187+] ~Frchronologie ~Frchronomètre zaman ölçme kros [ xx/b] ~ İng cross-country açık arazi koşusu < İng to cross çapraz gitmek. tarihçe ~ EYun %ronikös zamana ilişkin.renk kromatik [ xx/b] %römatikos a.a. renge ait ~ EYun kromozom [ xx/b] ~ Fr chromosome genetik kodu taşıyan DNA makromolekülü ~ Alm chromosom "renkli madde". boksta kolu kıvırarak vuruş < Fr croc çengel ~ Frk *krök. ^ 1888 von Waldeyer-Hartz. çarmıh ~ Lat crux. 3. 2. artçı".a. süreli. kıç ~ Frk *kruppa. " kramp kruasan [ xx/b] ~ Fr croissant 1. boksta bir vuruş ~ Fr crochet [küç.renge ilişkin ~ Fr chromatique renkli. kron(o)+ zaman. aşmak ~ Fr croiser " kruvaze kroşe [ xx/a] 1. süre kronik [REkrem<1887] ~ Fr/İng chron(o). İng crust (kabuk). Alm.< HAvr *ker-3 a. 2.a. sağrı. ~ HAvr *kre-sko. karşıya geçmek < Fr croix çapraz. kumarhane görevlisi < Fr croupe arka. krom(o)+ (bileşiklerde) ~ EYun %röma. anatomist (18361921) & EYun %röma renk + EYun sóma madde " krom(o)+ * Renk özümseme özelliğinden ötürü.sağrı * Aslı "oyuncuların arkasında duran yardımcı" anlamında. ay çöreği < Fr croître büyümek. çengel.] 1. < EYun %röma.* Çok renkli bileşimlerinden ötürü. gelişmek ~ Lat crescere.çıtır < HAvr *kreus. ucu çengelli nakış iğnesi. tığ. cret. artmak.a. hilal (büyüyen ay).a.kabuk bağlamak " kristal * Karş. krupiye [ xx/a] ~ Fr croupier "arkacı. t. 2. a. 2.

a. ^ 1919 ABD & EYun ksenós yabancı + EYun fóbos korku " fobi ksenon [ xx/b] ~ YLat xenon kimyada bir gaz ^ 1898 Sir William Ramsay ve Morris Travers. çarmıh ~ Lat crux. kübizm ~ Ar kubrâ' [#kbr sf. küp şeklinde olan. Alm.a. a. [TS xviii] kuçak < Tü kuç. kimyacılar < EYun ksenós yabancı " ksenofobi ksilofon [ xx/b] ~ Fr/İng xylophone tahta çubuklardan oluşan bir müzik aleti ^ 1866 & EYun ksylon tahta + EYun fone ses " fon(o)+ kuaför [Hay 1959 195+] kadın berberi kadın ve erkek berberi < Fr coiffe saç kesimi ~ OLat cofea kask.a.a. < Hol kruis çapraz. İng. [Kıp xiv] küçük köpek yavrusu . < Lat quartus dörtlü.] mimaride kubbe . fizikçi < Lat quantus ne kadar? nice? " kantite kuartet [Hay 1959 195+] ~ Fr quartette dört çalgıdan oluşan müzik grubu ~ İt quartetto a.a. = İbr qubbah a. " kruvaze ksenofobi [ML xx/c] ~ Fr xénophobie yabancı korkusu.. sevişmek kuçu kuçu <Tü ~ Ar qubür [#qbr çoğ. dörtte bir < Lat quatuor. başlık ~ Ger ~ Fr coiffeur kuantum [DTC1943] ~ YLat quantum modern fizikte bir kavram ^ 1900 Max Planck.[viii+ Uy] köpek çağırma nidası < Tü kuç.a.a.kucaklaşmak. [Kaş xi] kiçik/kiçük a. bükülme kübik [ xx/a] akımına ait < Fr cube geometride küp " küp2 kübra [MMem xvi] kadın) < Ar kabir [sf.a. < İbr/Aram #qbb kavis veya kemer şeklinde olma. yabancı düşmanlığı / İng xenophobia a.] büyük (şey veya [ xi] kuçak a.] çukurlar. mezarlar < Ar ~ Fr cubique 1.a. f. [CodC xiii] kiççi/kiçig a. genç.. cruc. quatr-dört" kare kubbe [Aş. ] büyük " kebir * Kebir sıfatının dişil halidir.kruvazör [ARasim 1897-99] ~Frcroiseur bir tür savaş gemisi < Fr croiser2 denizcilikte sahil boyu gitmek ~ Hol kruisen a. Yus xiv] ~ Ar qubbat [#qbb msd. 2. sevişmek küçük Tü [Or viii] kiçig ufak..Aram qubbstâ a. kubur qabr " kabir k uc ak Tü kucaklamak. küçük.

küfeki [T S xvi xvi] küfek/küfeke/küfeki ~ Yun koufáki [küç.] önden gitme. için) hasır veya tahtadan yapılmış sandık * Yun kófa ve Ven còfa (a. tanrıya adanmış veya törensiz girilmeyen mekân. kuduz kutur. Aş xi] ~ Ar qudrat [#qdr msd. kutsal yer.] güç. aziz < Ar quds 1. et vb. kutsallık. aziz olma. Kudüs kenti < Ar qadusa arınmış idi (= İbr/Aram #qdş kutsal olma. a. gevşeme " gebe küfe ~ Ar quffat hasırdan veya ince tahtadan yapılmış büyük sepet ~ Aram qüppâ/qüpp3tâ a.* Tü çocuk. [MŞ xiv] küv çürüme < Tü *küP. meyve.] ponza taşı veya talk ~ EYun koûfolithos bir tür hafif ve süngersi taş. Kûfe [Neş xv] ~ Ar kuffâr [#kfr çoğ.a. [TDK 1944] küçümse[Kut. arınma = Akad qadâşu ritüel arınma ) kudüm resmi kişilerin önüsıra çalınan davul qudüm [#qdm msd. içi boşalma. küçümse[mek kiçi/kiçü küçük kudret iktidar " kadir1 YT [Fel 194+] küçükse. tanrılar dokunmak" anlamında.delirmek ~ Ar < Tü küt rahmet. bereket" kut Tü [ xi] kutuz < Tü * Belki "kutsallığa kavuşmak. küçük. 2. Çocuk diline ait ekspresif deyimler oldukları düşünülebilir. +men1 * -men ekinin işlevi açık değildir.] bir hat uslubu < öz Küfat Irak'ta . kudak (küçük. küçümen <Tü [Bah 1924] küçümencik küçücük ve sevimli şey " küçük. güdük ve Fa cucak. çürüyen nesne.) biçimleri muhtemelen Türkçe veya Arapçadan alınmıştır. < Tü kudsi/kutsi ~ Ar qudsî [#qds nsb.] kutsal. ~ Akad quppu/quppatu (sebze.] kâfirler < Ar kâfir ~ Ar küfı [nsb. talk? < EYun koûfos kof.delilik veya deli " kudurküf Tü [ xi] küwij içi kof ağaç. E Yun kófinos (sepet) biçiminin bir Sami dilinden alınmış olma ihtimali yüksektir. takaddüm etme " kıdem kudur[mak Tü [Uy viii+] kutur. kucak.şişme. cüce) sözcükleri arasındaki köken ilişkisi belirsizdir. öncü olma. kuşak. yavru.hakir görmek. hafif küffar " kâfir kûfi bir kent.

Lat paganus (1. [ 187+] papaz başlığı [LO xix] [Gül xiv] ~ İt cuculetta [küç. (tanrıya) sövdü. < Lat coccus tane. koza ~ EYun kókkos a. +baz Tü * Muhtemelen kumarbaz sözcüğünden benzetme yoluyla. böğürmek kukuleta cuculla kukuleta. kuğu [ viii] kuğu a. bilye. kufrân] dinsiz idi.küfür/küfr[Aş. Yus xiv] küfr ~ Ar kufr [#kfr msd. kul kül1 Tü Tü [ viii] kul köle. kefaret.] dinsizlik. bütünlük. Yus xiv] ~ Ar kull [#kll msd. hizmetçi [Uy viii+] kül ateş artığı kül2/küll[Aş. bütünsellik (= İbr/Aram #kll tam olma. küheylan ~ Ar kuHaylân [#kHl] soylu Arap atı < Ar kuHayl [küç. tamlık. a. gizleme.] a.] siyaha boyanmış. a. küçük top şeklinde nesne ~ Lat *cocculus [küç. sivri başlık ~ Kelt kukumav gece kuşu kükürt OFa gögird a. sürmeli < Ar kuHl antimon. esir.a. a. Bak. 2. bütün olma. kukla oyuncak bebek kükre[mek Tü [Men xvii] pupla ~ Yun koúkla ~? Lat pupula [Uy viii+] kökre. nankörlük < Ar kafara [msd. kibrit. Hıristiyan olmayan kimse. Karş. siyah boya. sulphur ~ * Farsça sözcüğün kökeni belirsizdir.] < Lat ~ Yun koukoubágia [onom. suçunu silme) köküyle ilişkisi belirsizdir. mükemmel olma = Akad kalâlu a. nankörlük etti * Arapça sözcüğün kafarat < #kfrl^ (örtme. sürme " alkol kuka1 [LO xix] kukulya ipek kozası.] tam. kâfir). dine sövme. Karş.a. Ar kafr < Aram kaprâ (köy) sözcüğüyle muhtemel ilişki üzerinde durulmuştur. İng coconut (hindistan cevizi) biçimleri Portekizceden alıntıdır. köylü. küfürbaz + & Ar kufr + Fa bâz oynayan" küfür. bütün.] bir tür ~ Fa gügird yanıcı bir madde.arslan sesi çıkarmak. iplik yumağı. [ xx/b] kuka bir çocuk oynu ~ Yun koukoúli koza. " kokina kuka2 siyah tahtası [ 187+] hindistan cevizinin tesbih yapımında kullanılan sert ve ~ Port coco hindistan cevizi * Fr cocos.) .

(usit. a. Diğer yandan karş. elekten geçmek < Lat colum elek kullan[mak kullukçu külot .[viii+ Uy] devriye dolaşmak " kolla[Bah 1924] ~ Fr culotte kısa pantalon. tiyatroda perde arkası < Fr coulis akışkan. qall] yükseltti. mekân " han1 [ xiv] ~ Ar kulfat [#klf msd. hizmetine koşmak < Tü kul" kul <Tü [ xvi] kollukçu/kullukçu yeniçerilerde zaptiye görevlisi < Tü kolla. don < Fr cul kıç ~ Ar qulb [#qlb] halka.* Karş. doruk < Ar qalla [msd. her çeşit başlık ~ OFa kulâw (= Aram kulwâ yüksek başlık. yükümlülük [Aş xiv] ~ Fa gul%ân hamam ocağı & Fa * Karş. kula Tü [ xi] kula (= Moğ qula sarıya çalan at rengi ) kulaç Tü [Uy viii+] kulaç kol açımı mesafesi * Mahmud Kaşgari'nin kol aç etimolojisi ihtiyatla karşılanmalıdır. taç.Lat culus <Tü [Kıp xiv] kul edinmek. şekil.(açmak. TTü kula. yuvarlak ve yassı çörek ~ OFa kulâçag a. ayak takımından kimse > kaba davranışlı ve tehditkâr kimse). akıntı < Fr couler akmak ~ Lat colare (bir delikten) akmak. sefil.xiv).] yük. kule [Men xvii] kulle 1. 2. taç ) kulak Tü [ viii] kulkak/kulğak a. kaldırdı külfet külhan gul2 ateş + Fa %ân yer. yaymak . çevirdi. külhani (ocak işçisi > proleter. bilezik < Ar kulp [DK xiv] qalaba döndürdü. tiyatroda dekorun hızla indirilmesini sağlayan şaft. külah [Yus xiv] taç ~ Fa kulâh 1. eğirdi" kalp2 . zirve.] zirve. soylulara mahsus yüksek başlık. bir tür hamur işi. kulis [Bah1924] ~Frcoulisse asansör boşluğu. [LL 1732] kulampara aktif eşcinsel -Fağulâm kulampara parast oğlansever " gulam.a. 2. Ancak bu fiile daha eski kaynaklarda rastlanmamıştır. +perest külçe [Yus xiv] ~ Fa kulîça/kulça yassı ve yuvarlak nesne.) kule ~ Ar qullat [#qll msd.

dini töre ve törenler ~ Lat cultus işleme. < EYun kólon kalın bağırsak " kolon2 külünk [ xiv] ~ Fa kulunk taş kırmaya yarayan kazma kulüp [KT 189+] klüp eğlenerek vakıt geçirmek ve mübahese ve mütalaa etmek üzere abonelere mahsus hususi kıraathane ~ İng club 1. bir askeri birliğin yönetimi < Lat commandare kumanda etmek. a. tarikat" anlamı güncel İngilizce kullanımdan alınmıştır. kültür [Bah 1924] 2. külüstür ~ Yun kylistra cambazhane. eğitim ~ Lat cultura a. " kült kulübe [Men xvii] hücre.a. ekip biçme < Lat colere. [Çağ xv] kuma/guma a. toprağı ekip biçme. kulunç [ xiv] ~ Ar qülanc/qülinc bağırsak ağrısı. cult. topuz. terbiye. a. kültive [etm OLat cultivare toprağı işlemek " kült [ xx/b] ~ Fr cultiver terbiye etmek. mecra < Fr couler akmak " kulis kum Tü [Uy viii+] kum (= Moğ qumaq a. kolik ~ EYun kölikos a. manda2 kumandan [ xviii] birliği yöneten < Fr commander emretmek " kumanda ~ Fr commandant amir. tarım. topuz ~ Ger *klumbon * Türkçe sözcüğün telaffuzu Fransızcaya uyarlanmıştır.a. ) ~ Moğ quma [Bah 1924] ~ Fr couloir akıntı yatağı. kalın sopa. hücre * Yunanca ve Farsçaya bilinmeyen bir başka dilden alınmış olmalıdır. bir askeri . ~ Fa kulba/kurba dar ve küçük oda. kabin. yetiştirmek ~ ~ Fr culture 1. a. kumanda [183+] ~ İt commando emir. 2. ekip biçmek " koloni * "Mezhep.kült [Bah 1924] ~ Fr culte mezhep ve ibadet usulü. görevlendirmek " kon+. koşu kuma erkeğin ikinci karısı [TS xiv] . ahırın bir bölümü ~ EYun kylisterion/kylistra "yuvarlanma yeri". belli bir yerde toplanan sıkı ve kapalı grup. kuluçka [Men xvii] koloçka/kolaçka ~ Sırp kloçka a.+ Lat mandare emanet etmek. oyun yeri. cemiyet ~ Nor klubba topak. tevdi etmek.toprağı işlemek. hayvanların toz ve çamurda debelendiği yer < EYun kylindö yuvarlanmak " silindir kulvar yolu. emretmek & Lat con. dükkân = EYun kalybe kulübe.

gemi erzakı ~? Lat compania "birlikte ekmek yeme" " kumpanya kumar kumarbaz qimâr + Fa bâz " kumar.pergel.] [MMem xvi] kumbâr humbara.kumanya [LF xvi] komanya ~ İt compagna 1. İng cemetery (mezarlık) < EYun koimeterion (uyuma yeri).a. +baz [ xiv] ~ Ar qimâr/qumâr [#qmr msd. kümbet [DK. tertip. kümüle. tavuk barınağı < Yun koimoúmai uyumak ~ EYun koimâö a. a. bez ~ Aram qümîsâ [#qms] gömlek kumbara parçalarıyla doldurulmuş demir top ~ Ar qumâş [#qmş msd. gemi erzakının saklandığı depo. top gibi olmak ~ HAvr *keus.beraber + Lat panis ekmek " kon+. pane kumpas [xix]kompas1. içi barut ve metal ~ Fa %umbara küçük küp " humbara ~ Fa/OFa gunbad kubbe.beraber + Lat passo adım " kon+. & Alm grund yer + Alm birne . kumkuma1 ve şikayet eden kimse < Ar qamqama [onom. ~ Lat cucuma su kabı" güğüm kumpanya ~ Ar qumqumat [#qmqm msd. akümüle.] talih oyunu ~ Fa qimâr bâz kumar oynayan & Ar kumaş [Yus. [LO 187+] kompanya şirket manasına. Anlam ilişkisi için karş. Gül xiv] dokuma. istimali abestir . a.] sızladı kumkuma2 testi ~ Aram qumqumâ a. pas2 kumpir yenen patates armut ~İt [ 198+] fırında pişirilerek çeşitli katkı maddeleriyle ~ Bul/Sırp krumpír patates ~ Alm grundbirne "yer armudu". 2. kümülüs kümes [DK xv] tavuk kümesi uyuma yeri. yoldaş & Lat con. höyük ~ Aram qubbstâ [#qbb] kubbe " kubbe küme [BK 1799] buğday veya diğer nesne yığını ~ Ar kümat yığın ~ EYun kyma.içi boşalmak EŞKÖKENLİLER: EYun kyma : küme Lat cumulus : akü. Tü tünek (geceleme yeri).İt compagnia şirket ~ OLat compania yoldaşlık. ~ Yun *koimási * Karş.] sızlayan ~ Ar qumqum/qumqumat bir tür su kabı. Env xiv] tümsek.a. kümülatif. kabarmak. lonca < Lat companio "ekmeğini paylaşan". < EYun *kyö şişmek. tezgâh compasso pergel & Lat con. 2. DK.a. t. a.

Karş. UYSAL. kunduz ~ Sans kanTakasrehî kirpi & Sans kanTaka diken + Sans sreni dizi. kargı kundak3 cihaz. tomruk ~ OFa kundag tomruk < OFa kund/gund yuvarlak nesne. kumral <Tü [ xiv] açık kahverengi saç rengi qonğur deve tüyü rengi. kumul YT [TDK 1944] kum yığını <Tükum"kum * Ada eklenen -ul ekinin işlevi muammadır. biriktirmek ~ Lat kümülüs [ 196+] bir bulut cinsi ~ Lat cumulus küme. top " kundak1 kündekâri ~ Fa kanda kârı ağaç üstüne oyma işi & Fa kanda kazılmış. oyulmuş (< Fa kandan kazmak. kümülatif cumuler yığmak. yy başlarında Avusturyalılar tarafından getirildi. sap. biriktirmek " kümüle kümüle [etm cumulare " kümülüs [ML xx/c] [ xx/c] ~ Fr cumulatif biriken < Fr ~ Fr cumuler yığmak. doru ) kumru [Men xvii] beyaz güvercin.a. sopa. yığın ~ HAvr *ku-m-o küme. rulo şeklinde evrak ~ OYun kóntaks a. Balkan ülkelerine patates 19. kabarmış şey < HAvr *keus. sürü. top [Kıp. çokluk . ~ EYun kontós sırık. 2. dipçik. kumru < Ar qamar ay " kamer kumsal <Tü [Men xvii] kumluk yer Tü konur kestane rengi (= Moğ ~ Ar qumny [#qmr nsb. Çağ xiv] bebek sargısı ~ Fa gundak [küç.] bir tür < Tü kum " kum * Dil Devrimi öncesinde -sel/-sal ekiyle yapılmış olduğu sanılan Türkçe iki kelimeden biridir. fabrikasyon [esk. Fr pomme de terre ("yer elması". Karş. oymak ) + Fa kârı işçilik " hendek. kükürt < Sans gandhá koku künde ~ Fa kunda iri ve kalın ağaç.şişmek.] kundak2 [Men xvii] kondak dipçik ~ Yun kontáki 1.] < Lat condere.* Sokak yiyeceği olarak katkılı patates Türkiye'ye 1980’lerde Bulgaristan göçmenleri tarafından tanıtıldı.kurmak. patates). kabarmak " küme kundak1 küçük top ~ Fa/OFa gund/kund küre. kâr kundura [Arg xvi] kondura ev ayakkabısı imalat. barut ~ Sans gandhaka "kokan". bomba [ xviii] kav ve kükürtlü maddelerden oluşan patlayıcı ~ Fa gandak kükürt. condit. inşa etmek ~ İt condura kunduz [Uy viii+] kunduz = Fa qunduz akarsularda yaşayan bir memeli.

a. künk [Env xv] toprak boru. kupa [Men xvii] kopa büyük bardak. kesmek * Aynı kökten Lat gladius (kılıç).Fa küp sarnıç. tavşan. 2. çömlek . [ARasim 1897-99] iskambilde bir renk.a. saplı büyük bardak. Sans kumbhá (a. sağlam künye soyadı [DK xiv] [ xiv] künyet ~ Fa kund keskin olmayan. künefe [ML 1969] künafe tel kadayıfı < Ar kanafa kanadı altına aldı. EYun klâo (kırmak.] ~ İng kung kungfu [ 197+] bir Uzakdoğu dövüş sanatı fu Çin döğüş sanatlarının genel adı ~ Çin göngfu beceri kazanma. İng cup (büyük bardak) Fransızca yoluyla Latinceden alınmıştır. san. fıçı) ile ilişkisi belirsizdir. iskambilde bir renk ~ OLat cuppa saplı büyük bardak * Lat cupa (varil. lağım ~ Lat cuniculus 1. kucakladı" kenef ~ Ar kunâfat [#knf msd. kör (bıçak). ~ Ar kunyat [#knw/kny msd.< HAvr *kel-1 kırmak.). ~ Akad gubbu a. [Cumh 1932] sporda ödül olarak verilen bardak ~ İt coppa 1.a. lağım ~ İt cunicolo istihkâm amaçlı dar tünel.] lakap.a. kup [ xx/b] ~ Fr coupe kesim < Fr couper kesmek < OLat colpus darbe.Yun koupastí kürek dayama yeri < Yun koupí kürek ~ EYun köpe a. kare prizması ~ Sam " kâbe ~ Fr cube kare prizması ~ Lat cubus a.) Aramcadan alıntıdır. a. eğitme * Sözcük David Carradine'ın başrolü oynadığı Amerikan TV dizisi Kung Fu (1972-75) sayesinde popülerlik kazandı. .* Ar qunfu5 (kirpi) Hint dillerinden alınmış olmalıdır. küpe küpeşte Tü [ xi] küpe kulağa tekılan ziynet [LF xvi] güvertenin kenarındaki tahta siperlik . * Diğer yandan karş. tavşan deliği. kılıç vuruşu (= EYun kólafos darbe ) ~ HAvr *kols-bho. küp2/küb [ xx/b] EYun kybos oyun zarı. 2.a. toprağa gömülen su veya şarap küpü = Aram gubb a. koparmak). yeraltı geçidi kunt kaba saba. Ar cubb (a. kalın. küp1 [Uy viii+] küb sıvı şeyleri saklamak için toprak kap.

kür ilgilenme.koşmak ) + Lat air hava " kur.] bir kabın içinden işaretli nesneleri çekmek suretiyle oynanan talih oynu < Ar qarc su kabağı kurabiye [ xvi] ğurabiye 1. rota. 2.koşmak ~ HAvr *krs. kesme < Fr couper kesmek " kup kur [AMithat 1877] kur etmek 1. kuru yer < Tü kurığ kuru " kuru[ 193+] meclis. * İng course biçimi Fransızcadan alınmıştır. seyir. kurultay.] 1. düzenlemek kura [ xiv] ~ Ar qurcat^ [#qrc msd. [CepK 1935] kaide < Tü kur. curs. curs. gidiş. [ xx/b] kesilmiş kumaş parçası kupür [ARasim 1897-99] tahvilin temettü almak için kesilen ~ Fr coupon kesilen sey < Fr couper kesmek " kup [ 192+] 1. kuram YT [CepK 1935] bünye. şeker ve yağla yapılan ve fırında pişirilen tatlı < Ar ġurayb [küç. [Fel 194+] nazariye < Tü kur.a. [ xx/b] 2." kur- kurander [ xx/a] ~ Fr courant d'air hava akımı & Fr courant koşan şey." kur- * Dil Devriminin ilk yıllarında benimsenen birinci anlam için bak. islamın kutsal kitabı < Ar qara'a okudu " kıraat kur[mak Tü [Uy viii+] kur. 2. döviz fiyatı ~ Fr cours 1. ~ Lat cursus koşu < Lat currere. kurul. 3. akım. süreç. kaygı. ufak şey. kadına ilgisini belirtecek şekilde davranmak. gözkulak olma [ xx/a] ~ Fr cure tedavi ~ Lat cura dikkat.kupon bölümü. eğitim programı.] un. (yüksek sele) okuma.Fr coupure kesim. [ xi] kurğak kuru şey. 2. kur'an [Kut xi] ~ Ar qur'ân [#qr' msd. kurabiye ~ Ar ġuraybat [#ġrb f.a.a. 2. akım (< Fr courir koşmak ~ Lat currere. ~ Karib Orta Amerika yerli dillerinden. ~ Fr curare Güney Amerika yerlilerinin ok .a. egzotik " garip kurak kural Tü YT [Uy viii+] kurğak toprak.] yabancı. -al ekinin işlevi açık değildir.< HAvr *kers. gazeteden kesilen parça. arya kürar [ML xx/c] uçlarında kullandığı zehir ~ İsp curaré a. çadır kurmak. a. tuhaf. kâğıt para birimi .] küçük garip şey < Ar ğarîb [sf.germek.

a. özellikle demir madeni kürat [#kwr msd. ~ Lat curator bir işe gözkulak olan kimse < Lat curare bakmak. kurcalamak < Tü [ xi] küri.a.] kaşıma sesi " kırt < Tü kurç/ kürdan [ARasim 1897-99] ~ Fr cure-dent "diş temizler". hisar = Moğ qorğa(n) kale.a.a. 2. özen göstermek.= Tü küri.] top ~ Ar küre2 [CodC xiii] maden ocağı.[xiv-xvi TS] kaşımak. 2. engellemek)" korukurgu YT [CepK 1935] taammüd." kur- .kaşımak. [Fel 194+] spekülasyon < Tü kur.] kaşıma sesi " kırt küre[mek küre1 Tü < Tü kurda. demir eritme düzeneği. yanaştı (= Aram qsreb a.önekinin anlamı belirsizdir. hapsetmek. "adak. < İbr/Aram #qrb 1. kapamak. ) + Lat dent diş " kür kurdele kumaş şeridi < İt corda ip. yakın olmak. yakın olma. ittifak etmek ) kurcala[mak <onom [TS xvi xvi] kurca. hisar.toprağı kazmak [ xiv] kürre ~ Ar kurrat [#krw msd.kuşatmak.küratör [ xx/c] ~ Fr curateur sergi yöneticisi / İng curator a. a.] yakınlık. temizlemek (~ Lat curare a. < Tü baka [xi] kurbağa * Kur. karıştırmak. kurban [CodC xiii] ~ Ar qurbân [#qrb msd. akrabalık < Ar qariba yakın idi. kayık küreği < Tü *kürge. demir fırını kürek Tü Ha] " küre[ xi] kürgek 1. yasaklamak. hediye" anlamı İbraniceye mahsustur. adak sunma " kurbet * #qrb kökü Sami dillerinde ortak olmakla birlikte. yaklaşma.] körük. yaklaştı. tahriş etmek kırç [onom. *Kurubağa (kara kurbağası) ihtimali üzerinde durulmuştur. diş temizleme çıtası & Fr curer ihtimam göstermek.] tanrıya sunulan adak ~ İbr/Aram qurbân a. sığınak (< Moğ qorı. = Akad qerebu yaklaşmak. gözkulak olmak " kür kurbağa Tü [Oğ xi] kurbaka a. kurbet [ xiv] ~ Ar qurbat [#qrb msd. toprak küreği. hediye verme. şerit" kordon [ARasim 1897-99] kordela ~ İt cordola dar kurdeşen <onom *kurdaşan kurt/kırt [onom.[xi kurgan Tü? [Uy viii+] kurğan kale.

~ HAvr *kor-öno.a. [EvÇ xvii] kurğuşum/kurşum * Karş. kurnaz <Tü [Men xvii] < Tü kurun. 2. süreç. Bilinmeyen bir Asya dilinden alıntı olması güçlü ihtimaldir. kurna [Men xvii] kurna hamam yalağı . [Oğ xi] korşun/koşun . halka yapmak " ring kurs1 [ 192+] ~ İng course 1.EYun krouneíon a. larva. mide. rota.a.halka.kendi kendine kurmak " kur- * -az ekinin mahiyeti açık değildir.a.a.a.). disk [Uy viii+] koğursak kuş kursağı. Seaborg. ~ EYun korönis a.. [ xi] kuruğsak kürsü [Kut. çember < HAvr *(s)ker-3 kıvırmak. kurt Tü [Uy.Aram kursîyâ taht ~ Akad kussü a.) Aramca kökenlidir. makam sandalyesi [Kaş xi] koruğjın a. kurmay YT [CepK 1935] erkânı harbiye < Tükur [1935 YT] divan. Albert Ghiorso. cour (divan. Tü kurmak fiiliyle ilişkilendirilmesi keyfidir. Ralph A. kurşun Tü? ~ Ar kursı taht. .] daire.a. akım. Kaş. mimaride kemerin sivri ucu) ile birleştirilemez. Erm ku?n (hamam kurnası) biçimleri muhtemelen Yunancadan alınmıştır. tepsi. kuron [ xx/a] taç şeklinde diş protezi ~ Fr couronne taç ~ Lat corona a. eğitim ve öğrenim programı ~ Lat cursus koşu " kur kurs2 kursak Tü [ xiv] ~ Ar qurS [#qrS msd. fizikçiler < öz Marie Curie Polonya asıllı Fransız kimyacı (1867-1934) kürk Tü [ xi] kürk hayvan postu * Fa gurk (kurt) sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. Oğ viii+] kurt tırtıl. musluk ~ Yun krouniá yalak * Aram gurna. [Oğ xi] köpekgillerden yırtıcı hayvan * Oğuzcaya özgü olan ikinci anlamın.a.küriyum [ xx/b] ~ YLat curium radyoaktif bir element # 1944 Glenn T. ~ EYun krounós çeşme. Ar qurnat (dışbükey köşe. Amer. seyir. Moğ qorğuljın (a. Fr corps (heyet). avlu). Aş xi] kürsi . böri (kurt) sözcüğüne ilişkin bir tabudan kaynaklanmış olması muhtemeldir. heyet" kurul * Karş. James. Ar curnat (a.

a. kişniş) > İng coriander. meclis ~ Moğ qural toplantı.sesinin türeyişi açıklanmaya muhtaçtır.yanmak.[viii+ Uy] a. EYun koríannon ("tahtakurusu otu"." kuruTü *kağurı.< Tü *kâ-/*kağ. a.a. a.(kurumak) < k?ağuray (kuru) < k?ağur.Moğ quralta toplantı. meclis < Moğ qura. * k?ura. kongre. müessese < Tü kurı." kuru< Tü kur-" kur- kuruş [Men xvii] ğroş/ğoroş gümüş Avusturya thaler'i veya altın florine Osmanlı ülkesinde verilen ad. kıvanç " kut * -r." kuru- . [ xi] kurığ a.toplanmak " kurul * Türk Derneği bünyesinde 1908-1910'da ortaya atılan ilk Yeni Türkçe kelimelerdendir.. 'tahta kurusu' deyiminde ~ Yun koriós tahta kurusu ~ * Türkçe kuru ile ilgisi yoktur. kurut Tü [Uy viii+] kur(ı)t süzülerek kurutulmuş yoğurt veya çökelek < Tü kurı. [Kıp xiv] kutğar-/kurtar-< Tü küt baht. [CepK 1935] kurultay . kurtul[mak kuru kuru[mak kav1 Tü Tü Tü [Uyviii+]kurtul-/kutrul-a. bir araya gelmek (= Tü kura.a.a.kürtaj [ xx/b] çocuk aldırma ~ Fr curetage bıçakla kazıyarak temizleme şeklinde cerrahi müdahale < Fr curetter cerrahide yara temizleme bıçağı < Fr curer tedavi etmek. Karş. [Uy viii+] kürı. Moğ k?ağurayda. is [CepK 1935] tesis. kurultay YT [1910] kurıltay büyük meclis. kurum1 kurum2 Tü YT [Kaş xi] kurum/kurun baca tortusu. kurul YT [CepK 1935] kongre.fiili Uygurca ve Moğolcada mevcut ise de k?ural biçimi Moğolcadır. uğur" kut * Karş. < Tü kurı. kavrulmak " <Tükut baht. [LO ] ğuruş 120 akçelik gümüş sikke ~ Alm grosch bir altın solidus'a (ve 12 gümüş denarius'a) eşdeğer olan kalın gümüş sikke ~ OLat (denarius) grossus "kalın denarius" " gres kurus E Yun kóris a.a.a. uğur. temizlemek " kür kurtar[mak Tü [Uy viii+] kutğar-/kurtğar.(kavurmak). meclis < Moğ quratoplanmak. birikmek.

[İdr.kurye [LO xix] kuriyer ~ İt corriere koşucu. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir. küskü Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze.a. < Fr courir koşmak " kur kuş k us [m ak küs[mek Tü Tü Tü [viii]kuşa. kuşan-. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. [U yv ii i+ ]k us -a .a. kemer EŞKÖKENLİLER: Tü kur : kuşak. uçkur küşayiş açmak ~ OFa wişâdan. lokal kuşet < Fr couche yatak. kırpık hamurdan yapılan bir yemek < Ar qaSqaSa [onom. yünden dokunan çadır kuşağı. [ 194+] şüphe Tü kuş " kuş * İsme eklenen -ku ekinin işlevi belirsizdir.a.köz karıştırmak < Tü köz"köz kuskus [LO xix] ~ Ar quSqüS [#qSqS] Mağrip ülkelerine özgü. cila tabakasıyla kaplı kâğıt < Fr couche yatak. ulak. " gü+ ~ Fa guşâyiş açıklık < Fa guşadan. kuşanmak " kuşankuşan[mak Tü [Uy viii+] kurşan< Tü kur [viii+ Uy] kuşak. küskü kuşku Tü <Tü [ xi] közegü maşa < Tü köze.] küçük yatak [TS xiv-xix] tedirginlik. wişâ.a.[viii+ Uy] kuşak bağlamak. DK xiv] kurşak/kuşak kurşa. vesvese.darılmak < Tü kuşak Tü [ xi] kurşağ kemer. yatmak ~ Lat collocare yere yatırmak & Lat con. ürküntü.] kırptı .a . ürküntü.+ Lat locare yatırmak " kon+. Türkçe sözcük "kuş gibi ürkek olma" anlamında iken 1940’lardan sonra "şüphe" anlamında kullanımı teşvik edilmiştir. sarınmak kuşe [ xx/a] ~ Fr (papier) couché "tabakalı kâğıt".kemer bağlamak. [Oğ xi] küs. guşâ- < Tü kurşa.köz karıştırmak < Tü köz"köz [TS xiv-xix] tedirginlik. vesvese. tabaka " kuşe kuşku <Tü [ xx/b] tren yatağı ~ Fr couchette [küç. tabaka < Fr coucher yatırmak. posta tatarı / Fr courrier a.

2. kuşluk [Oğ xi] kuşluk öğleden önceki zaman * Kuş sözcüğüyle ilişkisi açık değildir. arı peteğinin her hücresi" sit(o)+ ~ Yun koutí a. taksir küsur kesir " kesir ~ Ar kusur [#ksr çoğ. kütür kıtır kutsal YT onom [DK xv] küt küt kalp çarpması sesi. küspe ~ Fa kusba susamın yağı çıkarıldıktan sonra kalan posası ~ Aram kuspâ a. baht.] 1. cesur) Orta Farsçadan alınmıştır.). kalın ağaç gövdesi. kesirler < Ar kasr ~ Ar quSür [#qSr msd. qaTb] 1. üzüm. ~ E Yun kytos 1. eksik idi EŞKÖKENLİLER: Ar #qs?r : kusur. [Uy viii+] küt/kawut/kıwut < Tü kıw kut. kısalttı. tasavvufta en yüksek mertebeye erişmiş kişi < Ar qaTaba [msd.a. kutup/kutb~ Ar quTb [#qTb msd. posası küstah [Aş xiv] güstâ%hık ~ Fa gustâ% kendinden emin. aks. konsantre etti . cesur.] kırıklar. kutu [MŞ xiv] kutı kap.a. eksen. bir noktaya topladı.a. kovuk. yatalak. cesur (= Ave *vî-stâxa. bereket. cödica. 2. tas. yasa külliyatı ~ Lat caudex/cödex. 2. kutup. küt1 [Men xvii] kötürüm. tomruk. saadet * Karş. Moğ k?utuğ (a. talih " kut * Ar quds > qudsı sözcüğünden çağrısşım yoluyla türetildiği açıktır. büyük defter.] eksiklik < Ar Tü kut Tü [Or viii] küt rahmet. talih. ~ Akad kuspu susam.* Türkçeye 19. zeytin vb. 2. yy'da Fransızca üzerinden veya doğrudan Tunus-Cezayir'den alınmış olabilir. kusur [Aş xiv] qaSara kıstı. direnen ) " gü+ * Erm vstah (kendinden emin. edepsiz ~ OFa wistâ% kendinden emin. kaşlarını çattı. yetersiz kaldı. [LO ] kütür gevrek katı şey sesi <" [Fel 194+] aziz < Tü küt bereket.a. [LO xix] sivri olmayan küt2. [LO xix] büyük defter ~ Yun ködikos 1. kütük [Men xvii] kötük tomruk.ayrı duran.

güneş almayan yer. Moğ k?oytu (art. kuyu = Moğ qotuğur çukur ) " <Tü [Kıp xiv] kuyumçı/kuyunçı ziynet eşyası yapan ve satan < Tü kuyum döküm < Tü ku5. gölge < Tü ku5. 2. Ayrıca karş. 2. [ xi] kuyma bir çeşit yağlı ekmek kuyruk Tü [Uy viii+] kudruk 1. kuzey). kuyu kuyruk kuyum Tü [Uy viii+] ku5uğ (= Moğ qudug su çukuru. [Aİhsan 1891] 2. * Ar qaTr (damlama. 2. ~? Slav kvardy sert [ xx/b] ~ Ar quwan [#qwy çoğ. aşağı koymak " koy* Karş.] leğen.] güç (= Moğ qoymag katmer. kuvvet kuymak gözleme ) Tü [Aş. kuytu <Tü [Kıp xiv] çukur yer. bölge.a. kıç. hane kutur/kutryeryüzünün kısımlarından her biri.] 1. kuluçka yeri. lokantada "örtü parası" < Fr couvrir örtmek ~ Lat cooperire a. kamuya açık bir hizmet için oluşturulan sıra < Tü kodğur-dibe inmek.] kitaplar (< Ar kitâb ) + Fa %âna ev " kitap.dökmek " kuyruk ~ Ar quyüd [#qyd çoğ. folluk. yıkama kuvöz [ xx/b] ~ Fr couveuse 1. geri. kuva kuvvet kuvars Alm quarz a. konmak. • "Bir hizmet için oluşturulan sıra" anlamı Fr queue çevirisidir. Moğ k?udurğa (atın sağrısı).] kuvvetler < Ar quwwat" (~ Fr/İng quartz bir silisyum kristali) ~ kuver [ 192+] ~ Fr couvert 1. dökülmek < Tü kod-/kot. fıçı ~ Fr cuvette [küç. örtü.kütüphane çoğ. arka. daire veya kürenin çapı ~ Fa kutub %ana kitabevi & Ar kutub [#ktb ~ Ar quTr [#qTr msd. kuz (güneş almayan yer). yeni doğmuş bebeklerin konulduğu korunak < Fr couver kuluçkaya yatmak ~ Lat cubare a.indirmek.] koşullar. dizi halinde gitme) masdarıyla ilişkisi belirsizdir. Yus xiv] ~ Ar quwwat [#qwy msd. masa örtüsü. dip. a. " aperitif küvet [ xx/a] banyo teknesi veya yıkanma teknesi < Fr cuve varil.a. [ xiii] kuyruk hayvan kuyruğu. fıçı ~ Lat cupa varil. oturmak. bağlar < Ar kuyut qayd " kayıt .indirmek " ko- * Karş.

dayı veya teyze kızı kuzine [LF xix] kuzina/kuçina mutfak ocağı ~ Ven cusìna [İt cucina] mutfak ~ Lat *cocina/coquina a.kuzen [Bah 1924] ~ Fr cousin amca. hala. hala.pişirmek * Fr cuisine.< HAvr *swesor.Lat consobrina " kuzen < Tü kuz güneş almayan yer. [ xi] kuzı (= Moğ qurağa(n) koyun yavrusu) . Aynı kökten İng cook < Ger *kokjan.karşılıklılık edatı + Lat sobrinus kızkardeşin ailesi. kızkardeş çocuğu ~ HAvr *swesr-Ino. çukur yapmak " kuytu kuzgun Tü gölge. kara kuş < Tü kuz [xi] güneş almayan yer.a.kızkardeş " kon+. kuzu Tü [Uy viii+] kozı. gölge. EYun peptö (pişirmek). İng kitchen (mutfak) biçimleri Latinceden alınmıştır. sör1 kuzey <Tü [BK 1799] indirmek. [ xx/b] ~ Fr cousine [f. karanlık " kuzey kuzin . dağın kuzey cephesi < Tü ku5- [Uy viii+] kuzğun kuzgun.] amca. < Lat cocere/coquere yemek pişirmek ~ HAvr *kwekw^-/*pekw^. dayı veya teyze oğlu ~ Lat consobrinus hala veya teyze oğlu & Lat con.

EŞKÖKENLİLER: Ar #lbn : benzen. < Lat languere.. bir tür taze Karş. laçka [LF xvi] laşka gemi halatını gevşetip boşa bırakma. gevşetmek ~ Lat laxare a. < Lat laborare çalışmak labrador [ML xx/c] ~ Fr/İng labrador bir köpek cinsi < öz Labrador Kanada'da bir yarımada < öz Joao Fernandes Lavrador 1498'de bu bölgeyi keşfeden Portekizli kâşif laçin Tü? [Uy viii+] laçın (= Moğ naçı(n) şahin) lacivert [ xvi] laciverdî koyu mavi renk ~ Fa lâciward Afganistan'da çıkan koyu mavi renkli süs taşı. rumex patientia ~ EYun lápathon a. labne peynir < Ar laban süt [ 198+] ~ Ar labnat [#lbn] süt pıhtısı.la+ ~ Ar la değil ~ Yun lápato yaprakları labada [MŞ xiv] lebede salata olarak kullanılan bir sebze.a. günnük). lapis lazuli ~ Sans râcâvarta a. & Sans râcâ kral + Sans varta tayın. İng lazurite. Lat lapis lazuli. emek veren " laboratuar [ xx/b] ~ Alm laborant laboratuarda çalışan kişi ~ ~ Fr laboratuar [ToplumsalT 1896] kimya veya tıp işliği laboratoire işlik. t. özellikle Girit kralı Minos'un yaptırdığı dehliz * Antik Çağ yazarı Ploutarkhos'a göre Lidya dilinde "balta" anlamına gelen labrys sözcüğünden alınmıştır. atölye ~ OLat laboratorium a. pay * Batı dillerine Arapça aracılığıyla Farsçadan geçmiştir. lax. [ xx/b] laçka gevşeyerek niteliğini kaybetmiş ~ Ven lasca bırak! gevşet! < Ven lascar [İt lasciare] bırakmak.a.gevşemek . Aram #lbn (çeşitli bitkilerden elde edilen aromatik zamk. labirent [ xx/a] ~ Fr labyrinth mağara ve dehlizlerden oluşan karmaşık yapı ~ EYun labyrínthos a. rızk.a.a. labne laborant Lat laborans. Fen lbnt.işçi. Ar luban.a. Karş. benzin.

ilave. tavşan. kuvvet. picea ~ Ar ladan cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk ~ Aram ladsnâ a. lagos marinus ~ EYun lagos a. dilbilgisi açısından geçersiz söz < Ar lağâ 1. laf döven " laf. ladunu a. +zen ~ Ar lafZ [#lfZ msd. biliyorum (geniş zaman eril 1ci tekil şahıs) " la+. ~ Yun lagós 1. geçersiz. lepus lagün [ xx/b] ~ Fr lagune deniz kıyısında kum birikmesiyle oluşan göl ~ Ven laguna Venedik lagünü < Lat lacus göl ~ HAvr *laku. hendek. 2. söz < Ar lafaZa artiküle etti. Aş xi] [DK xiv] ~ Fa lâf anlamsız söz ~ Fa lâfzan laf çalan. EYun ládanon biçimleri bir Sami dilinden alınmıştır. hal" la+. a. söz söyledi.a. havil lahika ~ Ar lâHiqat [#lHq fa. telaffuz etti laga luga lagar ~ Fa lâğar cılız. * Lat ladanum.Ar lâ Hawla wa lâ quwwata illâ-llâhi" Allahtan başka güç ve kuvvet yoktur" & Ar lâ değil. zayıf lağım [Kan xvi] ~ Ar laġam yeraltı tüneli. laHq/laHâq] yetişti. istihkâm tüneli ~ EYun la%öma. laedri ~ Ar lâ adrî "bilmemci". dirayet laf lafazan lafız/lafz[Kut. kuşkucu. katıldı. vardı. boş ve geçersiz idi < Ar luġat söz.a.] eklenen şey. lakırdı lahana [MŞ xiv] EYun lâdanon yeşillik. lağv [ xiv] ~ Ar laġw [#lġw msd.a. 2.] boş.] ağızdan çıkan anlamlı ses. çam cinsinden bir ağaç. yok + Ar Hawl güç.kazı. yok hükmünde olan şey. lakırdı etti. cistus creticus bitkisinden elde edilen aromatik zamk. tavşan balığı. emin lades [ xx/c] genç adam.laço iyi. skeptik & Ar lâ değil + Ar adrâ [#dry]