YARATICILIK Yaratıcı insan içsel bir kavrayışa sahiptir.

Başkalarının daha önce görmediğini görür, başkalarının daha önce duymadığını duyar. İşte bu, yaratıcılıktır.

içindekiler
YARATICILIK ........................................................................................................................................................................... 1 içindekiler .................................................................................................................................................................................. 1 ÖNSÖZ ...................................................................................................................................................................................... 2 ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU ....................................................................................................................................... 2 TUVALi HAZIRLAMAK ............................................................................................................................................................ 3 ÜÇ KELİME ........................................................................................................................................................................... 4 EYLEMDE RAHATLA ........................................................................................................................................................... 5 DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL ........................................................................................................................................... 18 BES ENGEL ............................................................................................................................................................................. 21 1. BENLİK BİLİNCİ ............................................................................................................................................................. 22 2. MÜKEMMELİYETÇİLİK ................................................................................................................................................. 38 3. AKIL................................................................................................................................................................................. 41 4. İNANÇ ............................................................................................................................................................................. 46 5. ŞÖHRET OYUNU ............................................................................................................................................................ 53 DÖRT ANAHTAR ................................................................................................................................................................... 55 1. TEKRAR ÇOCUK OL ...................................................................................................................................................... 56

2. ÖĞRENMEYE HAZIR OL ............................................................................................................................................... 60 3. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL ............................................................................................................................... 62 4. HAYALCİ OL ................................................................................................................................................................... 66 DÖRT SORU ........................................................................................................................................................................... 69 1. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ ............................................................................................................................................ 69 2. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU ................................................................................................................................ 81 3. YARATICILIK VE MELEZLEŞME .................................................................................................................................. 84 4. PARANIN SANATI .......................................................................................................................................................... 88 YARATIM ................................................................................................................................................................................ 93 EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI ................................................................................................... 93

ÖNSÖZ ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir şey değildir. Sadece bir kopya olur. Ancak bir bireysen yaratıcı olabilirsin. Sürü psikolojisinin bir parçası olarak yaratıcı olamazsın. Sürü psikolojisi yaratıcı değildir. Hayat seni sürükler. Dansı, şarkıyı ve keyfi bilmez; mekaniktir. Yaratıcı kişi, daha önce ayak basılmış yolları izleyemez. Kendi yolunu aramalı, hayat ormanını araştırmalıdır. Yalnız gitmek zorundadır. Sürü zihniyetinden, kolektif psikolojiden ayrılmak zorundadır. Kolektif zihin, dünyadaki en alt seviyedeki zihindir. Kolektif aptallık ile kıyaslandığında, tek bir aptal bile daha üstündür. Ancak kolektifliğin kendi rüşvetleri vardır: Kolektif zihinin tek doğru yol olduğunda ısrar eden insanlara saygı gösterir, onurlandırır. Geçmişte bütün yaratıcı insanların, ressamların, dansçıların, müzisyenlerin, şairlerin, heykeltıraşların saygınlığa sırt çevirmesi bu zorunluluktan kaynaklanıyordu. Bir çeşit aylak ve bohem hayat tarzı yaşamak zorundaydılar çünkü yaratıcı olmalarının tek yolu buydu. Gelecekte böyle olmak zorunda değil. Eğer beni anlarsan, söylediklerimin doğru olduğunu hissedersen, o zaman gelecekte herkes birey olarak yaşayacağı için, bohem yaşam tarzına ihtiyaç olmayacaktır. Bohem yaşam tarzı, sabit, Ortodoks, sıradan ve saygın bir hayatın yan ürünüdür. Benim amacım, kolektif zihni yok ederek, her

bireyin özgür olmasını sağlamak. O zaman bir sorun çıkmaz. O zaman istediğin hayatı yaşayabilirsin. Aslında insanlık, ancak bireyler başkaldırılarında saygı gördüğü zaman doğmuş olacaktır. İnsanlık henüz doğmadı. Hâlâ rahmin içinde. Senin insanlık olarak gördüğün, sadece bir göz aldanması olayıdır. Ta ki bizler her kişiye bireysel özgürlük, kendi tarzında varolmak için tam özgürlük verene kadar... Ve elbette o da kimsenin işine karışmamak zorunda — özgürlüğün bir parçasıdır bu. Kimse bir başkasına müdahale etmemeli. Ama geçmişte, herkes burnunu başkalarının işlerine sokmuştur. Hatta toplumla hiçbir ilgisi olmayan en özel konularda bile. Örneğin, bir kadına aşık olursun, bunun toplumla ne ilgisi olabilir? Bu, tamamen kişisel bir olaydır, piyasaları ilgilendirmez. Eğer iki insan sevgiyle birlikte olmayı kabul ediyorsa, toplum bu işe karışmamalı. Ama toplum, bütün baskıcı yöntemleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak devreye giriyor. Polis sevgililer arasına giriyor, yargıç sevgililer arasına giriyor. Bu da yetmezse, bu sefer de toplum Tanrı adında senin icabına bakacak bir süper-polis yaratıyor. Tanrı fikri, seni tuvalette bile yalnız bırakmayan bir röntgenci kavramıdır, anahtar deliğinden bakarak ne yaptığını izler. Bu çok çirkin! Dünyanın bütün dinleri, Tanrının seni sürekli izlediğini söyler. Bu çok çirkindir! Bu ne biçim bir Tanrı? Herkesi izleyip takip etmekten başka bir işi yok mu? Dedektiflerin en ilahisi olmalı! İnsanlığın yeni bir toprağa ihtiyacı var; Özgürlük toprağına! Bohemlik bir tepkiydi. Gerekli bir tepki, ancak hayalim gerçek olursa, o zaman bohemliğe gerek kalmayacak. Çünkü insanlara hükmetmeye çalışan bir kolektif zihin olmayacak. O zaman herkes kendisi ile barışık olacak. Tabii başkasına da müdahale etmeyecek. Ancak kendi hayatın söz konusu olduğu sürece, kendi kurallarınla yaşayacaksın. İşte o zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Yaratıcılık, bireysel özgürlüğün güzel kokusudur.

TUVALi HAZIRLAMAK Patoloji kaybolduktan sonra herkes bir yaratıcı olur. Bunu mümkün oldurunca derinden kavramak gerekir: Sadece hasta insanlar yıkıcıdır. Sağlıklı insanlar yaratıcı olur. Yaratıcılık, gerçek sağlığın güzel kokusudur. İnsan gerçekten sağlıklı ve bütün olduğu zaman, yaratıcılık doğal olarak kendine gelir.

Eğer tek boyutluysan. sevgi ve duygu sana bir derinlik ve sıcaklık verir. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. İnsanoğlunun toplu bilincini yükseltemedi. Bu artık bir işe yaramayacak. Şiir. Güzel bir dünya yaratmayı başaramadı. Buda kadar aydınlık. şiirsellik ise canlı. Krishna kadar sevgi dolu ve Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci kadar yaratıcı olmalısın. Artık daha zengin insanlar olmamız gerekiyor. Soğukluğunu kaybeder ve erirsin. Ancak yeni insanlıkla. yaratıcılık ise eylem. Hayatın şiirsel olmalı. İlk kelime. Dünya üzerinde cenneti kuramadı. Ancak insanlığa gelince pek faydalı değildir. Şair dediğim zaman şiir yazma anlamında söylemiyorum. gerçekleştirilmesi en zor görevi veriyorum. Şiir kalbin dansıdır. Bilinç. hem de çok. Şiirsellik ise dans eder. şefkat. bu konuda hiçbir kuşku yok. çok yüksek bir zirveye ulaşabilirsin. Ben buna üç kelime diyorum. Mantık dans edemez. Sevgi mantıksız olarak görülür. O zaman ortada insanlar değil. Birkaç güzel insan yarattı ama insanlığı değiştiremedi. Sadece matematik söz konusu olduğu zaman işe yarar. ÜÇ KELİME İnsanlık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. seni dengesiz ve doyumsuz kılacak. Ancak o zaman senin bütünleşmen gerçekleşmiş olur. Benim yeni insan tanımım budur. sevgiden söz edebilir ama sevemez. ard arda zirvelerden oluşan Himalayalar gibi sıradağlar olmanı istiyorum. Sadece şiir sevgi ikileminin içine atlayabilir. Buda bir süper insandı. İkinci kelime. bundan sonra Buda olacak insanlar aynı zamanda şair olacak. rakamlar olur. hem de çok soğuk. daha bir insan olursun. bilinç. Ben senin tek bir zirve değil. başarısız oldu. varoluştur. bu üçünü bir arada görmektir. Mantığın dans etmesini izlemek Mahatma Gandi'nin dans etmesini izlemek gibi olur. dünya . Mantık soğuktur. Hepsini aynı anda olmak zorundasın. Üçüncü kelime ise. hissetmek. değiştirilebilir rakamlar. hem de üç boyutlu aydınlanmış insanlara. çok komik görünür. Eğer insanlar fazla mantıklı olursa insanlık kaybolur. Ama o. Şiirsel olmak gerektiğini söylüyorum.Yaratma şevki içinden yükselir. şefkat. Ancak sadece bir nokta olursun. Mantık kurudur. Buda bir şair değildi. Sana gelmiş geçmiş en büyük meydan okumayı. Ve içindeki o eksik parça. insan boyutunu kaybetti. Tek boyutlu insan başarısız oldu. yaratıcılıktır. yaklaşımın şiirsel olmalı. Benim derin insan vizyonum. Sadece şiir sevebilir. Daha çok aydınlanmış insana ihtiyacımız var. Mantığın dans etmesi imkansızdır. Mantık sevemez. aksi taktirde bazı şeyler eksik kalmış olacak. Sadece birkaç birey çeşitli yerlerde aydınlandı. Üç boyutlu olmalıyız.

onu zorlayamazsın. sessiz bir zihinden çıkar. Birçok insan gevşemek ister ama bunu yapamaz. Ama aç değilsen. güzelliği. Yaşanan ana karşılık değil. Bu çeşit yemek bir tür şiddettir. Eylem anlık yaşanır. Aktivite ise huzursuz zihinden çıkar ve en çirkinidir. Aksi halde rahatlamak mümkün değildir. Seni yok eder. bilim. Varoluş ise meditasyonu. yaratıcılığı barındırır. Ben ikisini birden yani "Buda Zorba" olmanı istiyorum. fark etmediysen bu imkansız olacaktır. Eylem yaratıcıdır. O durum içinde rahatsız olman. duyguyla dolu bir meditasyoncu olmalı. Neden bu kadar aktifsin? Neden aktiviteye bu kadar vakit harcıyorsun? Neden bu konuda saplantılısın? İki kelimeyi unutma: Biri eylem. mimari. Dünyanın en güzel şeyidir. geçmişten beri içinde taşıdığın huzursuzluğun o anda ortaya dökülmesidir. Eylem. estetik olan her şeyi kapsar. Eylem. İnsan meditasyon yapmalı ama duyguya karşı olmamalı. Ve insanın yaratıcı olması gerekir. açlık hissetmiyor olmana rağmen yemek yemeye devam ediyorsan. Onu maddeye dökmeli ve gerçekleştirmelisin. şiir. Örneğin. Eylemin bir konusu vardır. kendiliğinden oluşur. eylem. farkındalığı ve bilinci barındırır. Zorba. Eylem. Aradaki ince farkı görmeye çalış. sadece içindeki şiddet duygusunu tatmin etmek için yemek yiyorsun. Duygu. EYLEMDE RAHATLA Öncelikle eylemin doğası ve altında neler yattığının anlaşılması gerekir. Sevgiyi. Yemek yerken ikisi bir araya gelir. aktif olmanın bir bahanesi olur. Bir yanıt değildir. İçindeki huzursuzluğu bir parça olsun dışarı vuruyorsun. Hayvanlar dünyasında şiddet barındıran iki şey budur. Bütün olguyu anlaman gerekir. başkalarını yok eder. çok dünyevi. Yemeği yok ediyorsun. Eğer sevgin sadece bir duyguysa ve eyleme dönüşmüyorsa insanlığı etkilemeyecektir. Senin üç boyutun bunlardır: Varoluş. Aktivite ise. Aktivite ise geçmişle doludur. diğeri de. Sevgiyle taşan. Eylem. resim. Acıktığın için değil. aktivite değildir. aktivite ise yıkıcı. Gevşemek filizlenme gibidir. Dişlerinle eziyor ve yemeği yok ediyorsun. Aktivitenin konusu önemsizdir. Gevşemek istesen bile eğer eyleminin doğasını izlemediysen. karşılık vermektir. . bu aktivitedir. teknoloji. Bu eylemdir. her türlü yaratıcılığı: Müzik. bir durumun talebi üzerine hareket etmektir. Hayvanlar dünyasında şiddet ağız ve ellerle ilişkilidir. duygu. Doğaları birbirine zıttır. Aktivitede ise durum önemli değildir. Yemeği eline alır ve ağzınla yersin. heykel. eylem değildir.dışı oldu. pençeler ve dişlerle. aktivite. Buda dünya dışı olmanın güzelliğini barındırmasına rağmen. gözlemlemediysen... acıktığın zaman yemek yersin. onda Yunanlı Zorba'nın güzelliği yok. Çünkü eylem basit bir olgu değildir.

yolcuların çok sert bir şokla karşılaşmasının önüne geçilir. ama şimdiki anda gelip patlar. eylemsiz kalamıyorsun. Bir Mandala. Elbette bu şekilde yemeye devam edemezsin. Bunu hiç aklından çıkartma. Aktiviteler aracılığı ile deliliğini. artık doldum. Herhangi bir besin değerleri yoktur. Bir nevi hastalıklı Pranayama. Bu mantıksal açıklamalar. durumun farkına varmanın önüne geçiyorsun. Hayvanlar dünyasında senin üzerine atlamış olurdu. Çünkü ne yaptığının kesinlikle bilincinde değilsin. ancak bir tek sen bunu göremezsin. Bir Mandala yaratıyor. kendiliğinden oluşur ve bütündür. trenlerde iki vagon arasında kullanılır. Tamponlar seni kör eder ve bu tür aktiviteler devam eder. Hemen onun yanından ayrılmalısın. çok sıkıldım diyor. geçmişten gelir. deliliğin konusunda bilinçsiz kalmaya devam etmene yardımcı olur. zihin her zaman aktiviteler için mantıklı açıklamalar getirecektir. bu bir eylem değildir. Tamponlar. Böylece ani bir duruş sırasında. Rahatlıyor. ritmik bir şarkı. Ancak zihin kurnazdır. uykun geldiyse gidip yatarsın. Eğer farkına varırsa. Bunu yapamaz çünkü çok kaba olur. Ama eğer bir açlık yoksa. sigara içiyorlar. neredeyse yüzde yüz doğrudur: Eğer birisi ile konuşurken o kişi sigarasına uzanıyorsa bu onun canının sıkıldığını gösterir. Herkes. . sessiz kalamıyorsun. iç huzursuzluğu biraz olsun azalıyor. nefes alıp veriyor. şart olduğunu ispat etmeye çalışacaktır. Sigara içerek bir çeşit şarkı söylüyor. O bir insan. çekiyor. bunun gerekli olduğunu savunursun. Aktivitelerinin o anki durumla bir ilgisi yoktur. üflüyor. Eylem çok güzeldir. medeni bir yaratık. Her an bir eylemde bulunman gerekir. Bunlar sahte yemeklerdir. Aktivite asla kendiliğinden oluşmaz. Eylem tamamen durumdan kaynaklanır. Etrafında mantıklı açıklamalardan oluşan bir tampon yaratarak. Bu aktivite bir saplantıdır. Sigarasına uzanıyor. Sigara içen biri ne yapıyor? Çok masum görünen bir yolla içine duman alıp veriyor. Onu yıllardır içinde biriktiriyor olabilirsin. Bir çeşit laik transandantal meditasyon. neden bu kadar öfkelisin duygusuna kapılır. onu içmeye başlıyor. Oturmuş sakız çiğneyen bir adam. Herkes bunun şart olmadığını. hastalıktır. Durumla ilgisi yoktur. bir döngü yaratıyor. buna hiç gerek yoktu. Ancak aktivite geçmişten günümüze taşınır. Ne yapıyor? Birini öldürüyor. susarsan kuyuya gidersin. o zaman çatlarsın. O yüzden insanlar çeşitli numaralar icat etti: Tütün ya da sakız çiğniyor. ama sen mantıklı açıklamalar getirirsin. Acıkırsan yemek ararsın. Ama şiddet konusunda aynı derecede etkilidir. Kendi sigara içme döngüsünün ritmine kapanmış durumda rahatlıyor. seni dışarı atmak istiyordur. eylem olduğunu. Hayatın karşılık verilmeye ihtiyacı vardır.Şiddet ortaya çıkar. Kimseye bir zarar vermiyorsun ama senin için çok tehlikeli. O yüzden sigarasına atlıyor. İçine duman çekiyor. çılgınlığını dışarı vuruyorsun. Ama yapamaz. kendiliğinden oluşan bir karşılık vermedir. çünkü. Kendin olarak kalamıyorsun. Kendi içinde çok masum bir aktivite. ancak mantık tamponları durumu görmene izin vermez. Birden öfkeyle parlarsın. George Gurdjieff bunlara "tampon" adı veriyordu. Artık senin için endişelenmiyor. üflüyor. zihninde bir öldürme fantezisi bulunuyor olabilir ve o sakız çiğniyor. her zaman onun bir aktivite değil. O şoku tamponlar emer. ne yapıyorsun. durumun böyle bir karşılığa ihtiyaç duymadığını fark eder. Ancak bu aktivite senin saplantılı olduğunu gösteriyor.

Bu onlar için imkansızdır. bir Gita ya da İncil değildir: Gita'yı birçok kere okuyabilirsin. Bu atasözünün tamamen yanlış olduğunu söylemek istiyorum. aktiviteyi kullanabilir. o zaman seni yönlendirir. Ben de onu izliyorum. Şeytan boş bir zihni değil. Yapacak başka bir şey bulamayınca aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. Ne yapıyor? Ve neden? Bu bir içsel güdü. içini düzenler. içinde titreyen birşey var. benim söyleyeceklerim hiçbir şey ifade etmez. Aktif olmak zorundalar. Ancak bir gazete Gita değildir. Dünyanın dört bir yanında aptallar. gidip pencereyi açıp dışarı bakardı. saplantılılar. Ancak için derin bir aktif olma güdüsüyle doluysa. asla "Gevşe" demez. çünkü bazen kompartımanda benimle birlikte tek bir kişi olurdu. Sorun nedir? Bu bir ihtiyaç mı? Hayır. Bir kere okuduktan sonra bitmiştir. Derken pencereyi açar. onlar farkına varmadan gözlemleme olanağı sundu. Bu imkansız. Ve bu su katılmamış aptallar. ne olursa olsun. kutsal olanın içinize akmanızı sağlayacak bir alan oluşturduğunu anlamıştır. dünyanın dört bir yanında kullanılan şu atasözünü yaratmıştır: "Boş bir zihin şeytanın atölyesidir. Şeytan boş bir zihni nasıl kullanabilir? Boşluğa yaklaşmaya cesaret bile edemez çünkü bu onu öldürür. Bir şeyler yapmak . Benimle konuşmak için her türlü çabayı sarfeder ve ben sadece evet ya da hayır deyince. Aslında bir kere okumaya bile değmez ama insanlar tekrar tekrar okuyor." deyip duruyor. "Hiçbir şey yapmamaktansa bir şeyler yap." Hayır. hareket et. hiçbir masrafı da yok. Sonra içine bakar ve kapatırdı. Bu çok güzel bir deney. Bir gazete.Eğer bir aktivite varsa gevşeyemezsin. havale geçirmekte olan bir ruh hali. Bunu kendi hayatında izlemek zorundasın. Boş bir zihin. bir şeyler yap. hayat geçip gidiyor!" der. Bavulunu açardı ve ben onun hiçbir şey yapmadığını görebiliyordum. sonra gazetesini tekrar okur. Boş bir zihin Tanrı'nın atölyesidir. Bu aktif olma saplantısını izlemek gerekir. Nasıl gevşeyeceksin? Çünkü bu saplantı haline gelmiş bir ihtiyaç. kapatır. Sonra şeytan denetimi ele alır ve daha da aktif olmanın yollarını ve yöntemlerini gösterir. aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. pes ederdi. tekrar bavulunu açar. hayatın gerçeklerinin farkına varmış olan öğretmenler boş bir zihnin. Bütün büyük öğretmenler. Bitince baştan başlıyorlar. ölüm gibi bir şeydir. Bunu şeytanın kendisi önermiş olmalı. en saf şeyidir. Bir şeyler yapmak istiyorsun. Şeytan ancak aktiviteyle dolmuş olan bir zihne girebilir. "Bu adam ne yapıyor" diyorum. "Neden vaktini boşa harcıyorsun. Yıllarca yolculuk etmek bana insanları. Yirmi dört saat boyunca trende bir yolcuyla birlikteyim. sigara içer. o zaman tek rehber o olur. Boş bir zihin nasıl şeytanın atölyesi olabilir? Şeytan boş bir zihne adım atamaz ki. dünyanın en güzel. Onu neden yapıyorsun? Yolculukta insanların sürekli aynı şeyleri yaptığını gördüm. Çünkü her okuyuşta yeni bir anlam ortaya çıkar. Bir tren vagonunda kapalı kalınca aktif olma olanakları azaldığı için. değildir. sessiz ve eylemsiz kalamazlar. Şeytan. Çünkü yaptığın aktivitenin gereksiz olduğunu kendinde görmeden. Sonra onu izlerdim. o zaman şeytan seni ele geçirir. Sürekli.

Otuz ya da üç yüz. İhtiyacı olan her şey orada vardı. Aktivite yarım yamalak yapılır. O yüzden oğlu Orangzeb'e bir mektup yazdı. Gevşemiş bir insan saplantılardan uzaktır ve enerji içinde birikmeye başlar. otuz küçük çocuğun imparatoru. Sadece tek bir şey eksikti ve o da aktiviteydi. Söylendiğine ve Orangzeb'in otobiyografisinde yazdığına göre. Psikologlar şüpheleniyor. Bir ilkokula git. Bırakın küçük bir okul oluşturup. Şah Cihan'a otuz çocuk yollandı ve her şey yoluna girdi. Şimdi bir gevşeme anı bulunca gevşeyemiyor. aksi halde kaybolacak. Oğlu onu tahtan indirip hapse attı. çünkü kendini tam olarak nasıl kandırabilirsin ki? Sen bile onun gereksiz olduğunu biliyorsun. Enerjisini saklar. kendi mutlulukları için yaparsın. Orangzeb otobiyografisinde şöyle yazıyor: "Babam sırf eski alışkanlıkları yüzünden hâlâ bir imparator gibi davranmak istiyor. Sınıftaki o otuz öğrenciyle." Orangzeb buna inanamadı. imparator haline gelebilecekleri okullara giderler. Ve bunlar için bir ilkokuldan daha iyi bir yer bulamazsın. onlar işkenceci! Ayrıca onlardan daha savunmasız ve masum kurbanlar bulamazsın. . başbakan. Bir Moğol İmparatoru olan Orangzeb. Daha önce hiç öğretmenliğe ilgi duymamıştı. O yüzden eylem bir bütündür. Ben de kendini kandırmasına izin veriyorum. ben ise eminim. eski alışkanlıklar ortaya çıkıyor. insanlara emir verme alışkanlığını ve bağımlılığını sürdürüyordu Şah Cihan. O tekrar imparator olmuştu. Onlar o kadar zayıf ve çaresizdirler ki! Ve öğretmen ise imparator gibi durmaktadır. ayağa kalk diye emredebilirsin. Bir hapis hayatına benzemiyordu. onlar da içinde başkan. içindeki bazı havaleli ruh halleri nedeniyle onu yaptığının sen dahi farkındasın. Orangzeb'in babası. Yalnız eğer bir şey daha yaparsan sana sonsuza dek minnettar kalırım. Psikologlar ayrıca öğretmenlerin sadist olma eğilimleri olduğundan ve acı vermekten zevk alabileceklerinden şüphelenmektedir. enerjinin yüzde doksanını aktivitelere harcıyorsun. Ve öğretmenler onlara emirler verir ve güç uygular. Bir saraydaydı ve tıpkı eskisi gibi yaşıyordu. Masum çocuklara eziyet edebilirsin ve bunu onların kendi iyiliği için. Git ve gör! İlkokullarda bulundum ve öğretmenleri izledim.. hiçbir şey yapamıyordu. oturmak zorunda kalacaklar. direnç bile gösteremezler. O yüzden eylem anı gelince enerjin kalmıyor. taht odasını tekrar yaşatabiliyor. Yaşantısında aktif bir insan olmalı. Küçücük çocuklar. Ona ne olmuştu? Yine de babasının bu arzusunu yerine getirdi. "Benim her türlü ihtiyacımı karşılamışsın ve her şey çok güzel. Otomatik olarak saklanan bu enerji sayesinde. Senin için net olmasa da. Kendini izle. Psikologlar aslında öğretmenlerin politikacı olduklarından şüphelenmektedir. "Babam neden otuz çocuğa öğretmenlik yapmak istiyor?" diye düşündü. öğretmen neredeyse bir imparatordur. eğitim onun ilgisini çekmiyordu. Elbette politikaya girecek kadar kendilerine güvenemezler. eylem anı geldiği zaman tüm varlığı bu enerjiyle akar. artık Şah Cihan bu hapis yüzünden üzüntülü değildi.zorunda. Otur diye emredebilirsin. ve kalkmak zorunda olacaklar." Aktivite eylem için bir neden yokken yaşanır. belirsiz de olsa. Onlara öğretmenlik yapmak istiyorum. Taj Mahal'ı yaptıran Şah Cihan'dır. birkaç gün geçtikten sonra. çünkü her tür lüks sağlanmıştı.. ihtiyar babasını hapsetmiş. mutlu olsun. Bana otuz çocuk yolla. herhangi bir sorun yok. kaç tane olursa olsun çocuk gönderin.

bütün dünyası kendisi ile sınırlıdır. kendi kendine konuşmaya başlayacağını söylüyor. Eğer yirmi dört saat konuşursan. İlk ve en temel aktivite. Aktivite bir uyuşturucudur. O zaman ikiye ayrılmış olursun. Eğer sakız çiğnemeyi ya da sigara içmeyi bırakırsan. kendine çiğniyorsun. Ama konuşmalar devam ediyor. "Sorun nedir" diye sordum. O zaman konuşacaksın. O zaman tırnaklarını kemirir ya da sakız çiğnersin. Sigara içmek tıpkı meme emmek gibidir. Artık bir bütünsün. O zaman sürekli konuşacaksın. Geçen gün Nasrettin Hoca'nın karısı geldi. "Neden? Ne kadar güzel bir transandantal meditasyon. Ilık sütün içeri akması yerine. Ve bu çok daha tehlikeli. hem de kendine cevap vereceksin." İnsanlar sürekli konuşuyor. Hem konuşmacı. o zaman ne yapacaksın? Ağzının aktiviteye ihtiyacı var. Çünkü delirebileceklerini bilirler ve eğer sessizlikten korkuyorsan. Bir aptal olabilirsin. Bu söylediklerim masum şeyler. Çünkü hayatında başlayan ilk aktivite budur. Otuz dakika boyunca binlerce kelime kullanarak şunu anlattı. tasan ya da kaygın . hem de izleyicidir. Uyanıkken konuşuyorsun. kendini unutursun ve kendini unuttuğun zaman hiçbir endişen. Eğer üç ay sessiz kalmaya çalışırsan." "Hiçbir şey yapmana gerek yok" dedim. hem de dinleyici olursun. "İkiniz de uyanıkken ona konuşma fırsatı tanı yeter. Genelde bana uğramaz. Konuşmak tıpkı sigara içmek gibidir. Çünkü olgu aslında aynı. "Nasrettin Hoca uykusunda konuşuyor. saplantılı ve hastalıklı bir zihin olduğunu gösterir. Onlara." diyorum. Bağırıyor ve kötü sözler söylüyor. o yüzden çok ciddi bir sorun olduğunu anladım. Eylemde kendin olursun. Çünkü o zaman başkalarının varlığından rahatsız olmadan bunu yaparsın. Ağzın harekete ihtiyacı vardır ve en temel aktivite ağızdır. Çünkü eğer sakız çiğniyorsan. İşte deli budur! Deli. başkalarına fırsat tanımıyor. Başkalarına zarar vermiyorsun. devam et. kendinden kaçıştır. o zaman konuşmaya başlarsın ve bu daha tehlikelidir. Eğer sigara içmen ya da sakız çiğnemen engellenirse. Aktivite. her gün hiç durmadan konuşuyorsun. Hatta bunlardan daha tehlikeli şeyler var. Çünkü kendi içindeki çöpleri başka insanların zihinlerine atmaya başlarsın. ki konuşuyorsun. hem dinleyicidir. sigarada ılık duman içeri akar ve dudakların tıpkı annenin memesine dokunurmuş gibi hisseder. vücudun yoruluyor ve uyuyorsun. aktivitede ise kendinden kaçtın. Kendini o kadar çok parçaya bölmüştür ki. bütün dünyayı kendisi ile sınırlamış bir insandır. Hem sahnedeki aktör. Çünkü belirtileri değiştirerek hastalığı değiştiremezsin. Bu konuda ne yapabilirim? O kadar çok konuşuyor ki aynı odada uyumak çok zor. o hepsidir. her şey parçalanmıştır. İnsanlar bana gelip. sigarayı bırakmak istiyorum diyor. Yirmi dört saat boyunca. akıl hastahanesine kabul edilecek duruma gelirsin. O hem konuşmacı. ama şiddete yönelmiyorsun. ancak aktiviteler eyleme dönüşmediği sürece hiçbir işe yaramaz. Bir başkasına ihtiyaç kalmamıştır. bu içinde sürekli aktif olmayı zorlayan. Uzun süre sessiz kalabilir misin? Psikologlar eğer üç hafta sessiz kalırsan. Hem konuşacak. Bu tıpkı sigara içmek gibidir. o vahşidir.Aktiviteleri değiştirebilirsin. O yüzden insanlar sessizlikten korkar. Eğer onu bırakırsan başka bir şeye başlarsın.

Onu atamazsın. O zaman otuz yıl boyunca sigara içtikten sonra bıraktığın hakkında böbürlenip duracaksın. Yapmak zorunda olsan bile tam bir farkındalıkla yap. Tek yapabileceğin şey izlemek. içinde biriktirdiğin enerji eyleme dönüşür. Aktivite hastalıktır. beden ölebilir ama gençliği devam eder. Bunu fark ettiğin zaman kendiliğinden düşer. Düşmek! Kendiliğinden düşmek! Eğer onu atarsan. Bir şey kendiliğinden düştüğü zaman. başka bir formda onu tekrar alırsın. . bir şey yapmama çiçeğinin içinde açmasına izin vermiyorsun. Dudakların yine aktivite içindedir. o zaman "ben bıraktım" diye konuşamazsın. ancak hiçbir zaman. Eylem ile aktivite arasındaki farkı hisset. Kendiliğinden düşmüştür. Sonuçta böbürlenmek de aynı şeydir. Tapınaklardaki rahiplerin başına gelen budur. Aktivite sana sahip olduğu zaman. Tıpkı ölü bir yaprağın ağaçtan düşmesi gibi. Aktivite söz konusu olduğu zaman daha dikkatli olmalısın. Eylem iyidir. hakkında konuşarak aynı şeyi yapmış olursun. Bu yüzden daha dikkatli ol. sen bırakmadın. şu. Tanrı her zaman yeni ve tazeden yanadır. Farkında ol. Aptalca bir şeydir. arka kapıdan tekrar içeri girer. İzle. Eğer sigara içmeyi izleyebilirsen. aktivite kaybolur. Eğer şeylerin düştüğünü gerçekten anlarsan. bilincinde ol. Eylem anlıktır. Çünkü onu kaybolmaya zorlama çabası da başka bir tür aktivitedir. ancak tazeliği devam eder. ama o kalır çünkü Tanrı tazeliği sever. enerjinin eyleme akmasını sağlamak. Zorladığın zaman ise. ölüdür.. daha fazla eylem mümkün olabilir. O zaman mucizevi bir olguyla karşılaşacaksın. eğer farkındaysan.. Bırak düşsünler. sende hiçbir iz bırakmaz. Aktivite nedir? Eylem nedir? İlk adım budur. kaybolmaya zorlama. enerji korunur. bir şey ya da başkasını yapıyorsun. tetikte ol. Aradaki farkı kendi içinde bul. Bırak aktiviteler kaybolsun. Aktivite bir hayalettir. Tamamen aptalca bir şey. hazırlanan bir şey değildir. Sigara iç. O yüzden kendiliğinden düşer dedim. Ama nasıl bırakacaksın? Bu bırakma işini de saplantıya çevirebilirsin. bir gün sigara parmaklarından düşecektir. Vücut yaşlanabilir. ne yaptığını gör. Giderek daha fazla aktiviteyi bırakmaya çalış. bir gün başka bir şekilde. önceden tasarlanmaz. Dua. geçmişten gelir. Bırakmak için sürekli bir şeyler yapıyorlar. ancak bu da bir aktivitedir. İkinci adım ise. ama çok yavaş iç. eyleme yoğunlaşarak. meditasyon. Ancak ondan sonra. bu. Bu şekilde bırakamazsın.kalmaz. Aktiviteyi yok etme onların saplantısı olmuştur. Bütün farkındalığınla iç ki. O yüzden sürekli aktif olma ihtiyacındasın. Senin bir hazırlık yapmana. ağzın işliyor. Beden kaybolabilir. hastalanıyorsun. Çünkü bütün saçmalığını içinde hissetmiş olacaksın. mutlaka bir yara kalır. yoga. sen bırakma. Egon bu sayede güçlenmemiştir. Eylem her zaman sabah görülen çiğ kadar yeni ve tazedir. bir prova döneminden geçmene izin vermez. Eylem insanı da her zaman genç ve tazedir. Sigara içmezsin ama sürekli sigarayı bıraktığından söz etmiş olursun. çünkü atmak da bir aktivitedir.

Eğer kendi iç varlığını okumuyorsan. Tilopa'nın şu sözlerine kulak ver: "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. Gevşemek bir yokluktur. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. O zaman elbette gevşeme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Neden bu zorunluluk? Gevşeme sadece hayatında bir gereklilik olmadığı zaman ortaya çıkar. Gevşeme hakkında bir kitap okuyup da. Aksi halde şart. bir saplantıdır. Ancak hareket etmek için bahane bulmazsın. ölü olursun. Hayatta eylemler vardır. içinde bir aktivite hissi duymadığın zaman yaşanır. "Gevşemelisin". ancak şartlar yoktur. ölü bilgeler bulursun. Şart koşmak aktivitedir. sadece rol yapabilirsin. Belirli bir şekilde oturup ya da uzandıktan sonra. Ayak parmaklarına gevşe diye emret. Himalayalarda gevşemiş değil. Kendinle barışık haldesin. gevşemene yardımcı olacak hiçbir kitap yok. Çünkü bütün aktivite hayatı devam etmekle birlikte. Düşünme. Her tarafta barikatlar var ve ne yaparsan yap. eylemden kaçmışlardır. bir de gevşemiş ruh halindeymiş gibi davranıyor. Bu zaman alıyor." Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. O yüzden her ay gevşeme hakkında bu kadar çok kitap çıkıyor. Gevşeme. Hiçbir yere hareket etmiyordur. Şimdi gevşemenin ne olduğunu anlıyorsun. Nasıl ölü gibi yatacaksın? Sen canlısın. Artık gevşemek saplantın olmuştur. Hayat enerjin hareket etmiyor. tükenmiş ve donuksun. Birkaç yıl önce bir kitap okuyordum. Kitabın adı. Bir şart koşulduğu zaman. Himalayalara taşınmanın bir gereği yok. Bu tamamen saçma bir şey. çünkü zorunluluk durumu. "Nasıl Gevşenilir" isimli kitabın talimatlarıyla gevşemeye çalışıyor. bir delilik hali içinde yapıyorsun. Hatta daha da geriliyorlar. ancak bir acelen yok. Onlar hayattan. bezgin. bunu sakın kaçırma. gevşemeyi başarmış tek bir insan bile görmedim. ayak parmağından kafana kadar telkinde bulunmalısın. Daha fazla eylem yap ve bırak aktiviteler kendi kendine düşsün. sessiz kal. O senin bütün varlığınla ilgilidir. O yüzden. sonra yukarı doğru çık. Eğer bazı durumlar ortaya çıkarsa eyleme geçersin. Çok fazla aktivite içindesin. Bu tip kitaplar sadece Amerika'da iyi satıyor. Gevşemek. Himalayalara taşınmanın gereği nedir? Eylemi bırakamazsın. o zaman da gevşemek şart olmaktan çıkar. oturması gerekiyor. Enerji yuvasındadır. deliliğe yol açar. aktivite içinde olma saplantısı ya da hastalığı hâlâ orada olmasına rağmen. Tabii. Zaten ölü bir adam gibi yatamazsın. Uzanıyor. . evinde olmaktır. Hepsi bu.Ne zaman her şeyinle eyleme geçme fırsatı karşına çıkarsa. gevşemenin karşıtıdır. O zaman gevşemiş değil. Eylem değil. Ancak rol yapabilirsin. aktivite yokluğu. "Gevşemelisiniz"di. Ağzını sıkıca kapayıp. ölü bir adam gibi yatmak anlamına gelmez. hayatı bırakmış olursun. içinde aktivite ihtiyacı hissetmemektir. O yüzden yorgun. arkasında mutlaka bir saplantı gizlenmiştir. Sadece zihinle ilgili bir şey de değildir. Gevşemek için Himalayalara gitmişlerdir. eyleme geç. Zamanla bir dönüşüm yaşayacaksın. Gevşeme bedenle ilgili bir şey değildir. Bazı insanlar bunu yapmıştır. içindeki patlamaya hazır yanardağlarla ve fırtınalarla. Çünkü eğer eylemi bırakırsan. Gevşemek. Bu.

Seninle birlikte. Eğer zaman varsa. sabah meltemini. uyumak imkansız olur. Aslında uyumak için gerekli olan tek şey. Ölüleri gömün diye devam ediyorlar. "Tanrı'ya inanıyor musun?" diye soruyor. Bahçenin o dokusunu. Başka neye ihtiyacın var? Bu yeter de artar bile. uyuman imkansız olur. Sadece küçük şeyler. Mutlu olmak için başka neye ihtiyaç var? Mutlu olmak için başka bir şey mümkün mü? Gece yatağında serin bir çarşaf üzerine uzanmak. İşte bu an. Eğer uyumak için bir şey yaparsan. çünkü her şey o kadar olağanüstü ki. İşte o zaman enerji hiçbir yere gitmez ve durgun bir havuza dönüşür. her şeydir. Çiğ damlalarının henüz buharlaşmadığı bir bahçede dolaşıp. Eğer neden yaptığının farkına varırsan. İşte o zaman gevşemiş olursun. çiğ damlalarının serinliğini. Gevşemek bir durumdur. Çarşafın giderek ısındığını hissetmek. Zaman durur. ne de zihne aittir. Ve bu durma hali. İçinde derin bir minnet duygusu yükseliyor. Çünkü o anda her şey olağanüstü olur. bu kolay. Etraf gecenin sessizliği ile kaplı. Diğer şey de kolay: Aktivitelere devam edip. uyumak imkansız olur. İsteyecek hiçbir şey yok. güneşin doğuşunu hissetmek. O yüzden Buda'lar. Çünkü eğer arzu olursa gevşenemeyeceğini biliyorlar. Akşam yatmaya gidince ne yapıyorsun? Bir şey yapıyor musun? Eğer yapıyorsan. böyle bir şey içinde derin bir bilinç olmadan nasıl mümkün olabilir?" diyorum. Aktivitelerinin farkına var ve aniden aktivitenin ortasında. Eğer bir şey yaparsan. İnsan zihninin karmaşıklığını. O dokuyu hissetmek. Aktivite gitmelidir. eğer farkına varırsan. Gevşemek nedir? Enerjinin hiçbir yere hareket etmeme durumudur. Gevşemek. Sıradan şeyler. Tek öğreti. Kendiliğinden kabarır. İşte gevşemek budur. ne geçmişe. O an. "Evet. o andadır. Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. Tilopa'nın "Bedeninle gevşeme dışında hiçbir şey yapma" derken kastettiği şeydir. Ben de. Ne yapıyorsun? Uzanıp uykuya dalıyorsun. gündüz aktivitelerinin kesintiye uğramasıdır. Saat tamamen durur. dokunuşunu. Arzu ettiğinden daha fazlasının olması. Sen de kendi enerjinin içinde erirsin. Ne geleceğe. Gevşemek ne bedene. Gevşemek bütüne aittir. Hepsi bu! Zihinde bir aktivite olmadığı zaman. engelleri bıraktığında. ama eylem değil. Her şey o andır. arzusuz ol diyor. Bedenin garip şekillerde çarpıtılmasına hiçbir ihtiyaç yok. zihin gevşiyor ve uykuya dalıyor. Sadece o anın keyfini çıkartırsın. kendini hissediyorsun. Aslında hiçbir şey sıradan değildir. Daha fazla bir şey istemediğin ve beklemediğin an. gözlerini kapatıp. duracaktır. o ortaya çıkar. Burada yapılacak bir şey yok. Peki bu nasıl gelecek? Anlayışla gelecek. Tilopa ne diyordu? "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma!" Herhangi bir şey yapma. güzel oldukları için keyif vermeye başlar. o zaman kaybolursun. anlayıştır. İnsanlar bana gelip. gevşemektir.Bu ince noktayı anlamak gerekir. Başka bir şey aramazsın. Çünkü . Başka hiçbir an yoktur. o duracaktır. Kendi enerjinin oluşturduğu bu dingin havuzun sıcaklığı seni sarar. Himalayalara gidebilirsin. Herhangi bir yoga duruşuna ihtiyaç yoktur. Sen negatiflikleri. ortada gevşeme olmaz. kendini birkaç dakika gevşemeye zorlayabilirsin. Bir zaman olmaz. "Hiçbir şey yapma!" Sadece aktivitesizlik gerekir. çalışma mekanizmasını anlamıyorsun. her sabah ya da her akşam. İkisini birden bırakıp. onu zorlayamazsın. tüm varlığınla orada olmak. bu an yeter de artar bile demektir. uykusuzluk hastası olursun.

bir hedefe doğru değil. Çaba harcamana gerek yok. Nefes alıyorsun. İsa diyor ki: "Eğer Tanrı havadaki kuşlara. Onlar da bu derinliğe geçer ve tamamen kaybolurlar. hedefsiz kutlamadır. İşte dua budur. Bunun için herhangi bir şey yapmak zorunda değilsin. Ancak o zaman gevşeyebilirsin.eğer geçmişle çok ilgileniyorsan. "Hiçbir yere" diyecektir. sadece kutlar. vahşi hayvanlara. O zaman birden gevşersin. Gevşemek. Sadece enerji hareketini anla. hedef gelecekte olmadığı zaman. Zambaklar gibi ol. başarılacak herhangi bir şey olmadığı zaman. endişe kalmaz. O zaman her şey bir araçtır. O boyut da. Bu. İşte gevşeme budur: Hedefsiz enerji! O yüzden benim için iki tür insan vardır. arayış içinde değildir. kendi içinde enerjisi taştığı için hareket ediyor. Sonra delilik. O andasındır. Çiçekler açtı. amaç başka bir yerde değildir. Aslında amaç sensin. yaşıyorsun ve bilincin var. Hedef peşinde koşanlar ve kutlayanlar. buradadır. Bakın ve zambakları düşünün. zıplıyor ve koşuşturuyor. O zaman gerginlik. şu anda. Amaç. Bir şekilde bir şeyler yaparak hedefe ulaşman gerekir. Çünkü zaten hedefine ulaşmışsındır. Kutla. Gevşemek bir duruş değildir. Çocuklar her zaman yetişkinlerin aptal olduğunu düşünür. ağaçlara ve bitkilere bakıyorsa. İsa diyor ki: "Zambaklara bakın. Bütün kalbin derin bir minnet duygusuyla çarpmaya başlar. Zambakları izle. Ona aptal gibi görüneceksin. Ama bir hedefe doğru değil. enerjinin hedefsiz hareketini anla. Yaşadığın anın keyfini çıkar diyorlar. Onlar giderek delirmektedir ve bu deliliği kendileri yaratmaktadır. Tarladaki zambakları düşünün. başka bir anda elde edilecek şeydir. Ve sonra gevşe. Hedef sürekli ufuktadır. Hedefsiz olduğun zaman. Diğer tür insan. Kral Süleyman'ın asla yayamayacağı güzel bir koku yayıyorlar. Bunları kutla. gevşeyemezsin. Aslında her şey sana sunulmuş durumda. Bir de enerjinin başka bir boyutu vardır. Ne . Zambakları düşün. bir hedefe ulaşmak için sarf edilen enerjidir. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. bir kutlama olarak. Ancak bu tip enerji için hedefe asla ulaşılmaz. Koşmaya devam edersin. sürekli gelecekteki bir şey için bir araca dönüştürmektedir. Amaç ise. Endişeye dönüşmüş olan bütün enerji." Ne diyor? Gevşemeni söylüyor. sadece bir araçtır. ama mesafe hep aynı kalır. Neden geleceğin hakkında bu kadar endişe ediyorsun? Zambakları düşün. güneş gökyüzünde. Bunu kutla. delidir. "Nereye gidiyorsun?" diye sor. kendi ivmesiyle tırmanır. neden endişe ediyorsun? Sana da bakmayacak mı?" Gevşeme budur. hedef peşinde. sürekli içinde bulunduğun anı. kuşlar ötüyor. Hareket ediyor. Aslında bu andan başka bir tatmin yoktur. Hiç çaba göstermiyorlar ama yine de Kral Süleyman'dan daha güzel ve daha haşmetliler. Akıyor. enerjinin tam bir dönüşüm geçirmesidir. hedef yönelimli olan aktivite boyutudur. Bir çocuk dans ediyor. O. minnete dönüşür. Çünkü bu tür enerji. Kutlayıcı ol. Enerjinin iki boyutu olabilir. Duanın özeti budur: Derin bir minnet ile çarpan bir kalp. Kutlanacak çok şey var. Biri planlı. Hedef yönelimli olanlar. Bu an. o anı kutlaman gerekir.

Eylem. Çünkü o zaman hayatın zindana dönüşür." Ne zaman meditasyon yapmak için oturursan. Bu bir aktivite değil. Bir Buda asla yorulmaz. Bütün varoluş bu anda toplanmıştır. dilin damağına değecektir. O anın güzelliğini. ancak net hedefe yönlendiğimiz zaman anlam kazanır. O zaman. geri almak için değil. aktivite hedef yönelimlidir. Bu anda akıyor. Sana söylüyorum. Paylaş ama değiş tokuş yapma. Ağzın sürekli delice bir aktivite içinde. Derin bir gevşemeye dönüşecek. Sadece omzunu silkecek ve "Hiçbir yere" diyecektir. Çok enerjisi var. Sadece çok fazla enerjisi olduğu için koşmak zorunda. soruna yanıt veremez. "Peki öyleyse neden koşuyorsun?" diye sorar. yapacağın ilk şey ağzını kapatmaktır. Ağzını sıkıca kapayıp sessiz dur. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. karşılaşır ve bir tepki oluşur. İlk aktiviteyi dudakların başlattı. Meister Eckhart'a sorar: "Melekler cennette ne yapar?" Eckhart yanıtlar: "Ne kadar aptalca bir soru. sadece kutlar. Dudaklar tamamen kapanacaktır ve dilin damağına değecektir. "Melekler cennette ne yapar?" Bu sadece hedef yönelimli insanlara anlamlı gelecek bir sorudur. Bütün varoluş seninle buluşur. Sende olduğu için ver. bütün aktivitenin başladığı alandır. O. İçinde ne varsa verir. enerjinin akmasıdır. Nereye gidiyorsun? Bir yere gitme ihtiyacı var mı? Çocuk. Nefes aldın. Eğer en büyük değiş tokuşçularla. değiş tokuşçular için değil. kutlayanlar içindir. muhteşemliğini. Ancak bunu sadece sana anlattıklarımı . hepsini orada bulacaksın. Ağzın çevresindeki bölge. hazırlıksız. "Melekler cennette ne yapar?" Yapacak bir şey yok gibi. bu an içindedir. ne zaman sessiz olmak istersen. Kendiliğinden oluyor. Hıristiyan teolojisinde yüzyıllardır tekrar tekrar yanıt aranan bir soru var. sadece enerjisinin keyfini çıkartıyor. aktivitelerden arınırsan hayatın değişecek. bir kutlama yeridir. Kendini birden kuşların ötüşüne eşlik ederken buluyorsun. Cennet. Hepsi bu. Enerjini giderek daha fazla eyleme yöneltip. Bu anın içine sığar.saçma bir soru. Ağız gerçekten çok önemlidir. Orada yapılacak hiçbir şey yok. eylem ise değildir. Bütün varoluş yaşadığın anda akmaktadır. eylemi anla. O yüzden Tilopa bunu öneriyor: "Aktiviteyi anla. hiçbir yere gitmiyor. ama gevşemen bozulmaz. Eğer ağzını tamamen kapatırsan. O zaman "yaparsın". hedef yönelimli zihin. pazarlıkçıları bulmak istiyorsan cehenneme git. Bütün değiş tokuşçular cehenneme gider. Biri. bir hedefe yöneldiği zaman anlamlıdır. Onlar hiçbir şey yapmaz. Çünkü bizim için aktivite. Şarkı söyler. bırak enerjin taşsın ve aksın. ağladın ve annenin memesini aradın. filizlenmesini kutlarlar. Unutma. Cennet. Bir yere ulaşmakta olduğu için koşmuyor. Tamamen kapat. gidecek hiçbir yer yok! Her şey bu anda. Çocuk. Şu anda burada. Kuşlar şarkı söylüyor ve sen de onların şarkısına katılıyorsun. içini taşırır. İşte bu eylemdir. çünkü anlamsız bir sorudur. çünkü ilk aktivitenin başladığı yer burasıdır. Çünkü bizim için bir aktivite." Ancak soran adamın bu yanıttan tatmin olduğunu sanmıyorum. dans eder ve kutlarlar. Neden? Çünkü o bir şey yapmaz. Hedef gütme. pazarlık yapma. şiirselliğini. Eylem. provasız bir tepkidir. ancak bir yol olduğu zaman. gevşe ve ağzını kapat.

bu pek zarif bir şey değildir. Ancak. saldırgan ve vahşice bir harekettir. Sen sadece ortamı yarat. Çünkü bunların ikisi de işbirliğidir. hatta bırak acısın. yüzünü çarpıt. izle. Ne yapacaksın? Düşünceler gelip gidiyor. O zaman sinir sisteminde daha derin bir gevşeme elde edeceksin. bunun pasif bir izleme olması gerekiyor. Düşünceler yavaş yavaş. dudaklarında çok hafif titreşimler hissedersin. Ağzını kapat ve sonra sadece izleyici ol. Ağzını kapatmak çok büyük bir çaba değil. Zihni boşaltmak için ne mi yapacaksın? Düşünceler geliyor. Sonra tıpkı gece olup karanlığın basması gibi üzerine yağan bir sezsizlik vardır. aktif değil. onlar seni ilgilendirmez. Konuşmuyorsun ve içinde herhangi bir aktivite yapmıyorsun. Ağzını mümkün olduğunca gererek tamamen esne. Sana gelir ve sarıp sarmalar. Tam zıt taraftan hareket etmek daha kolaydır. ağzını daha uzun bir süre kapatmana yardımcı olacak. diğeri aleyhte. Ağzını kapat. ağzını kapatmak çok yardımcı olur. Çünkü varolabilmeleri için senin işbirliğine ihtiyaçları var. içinde düşünceler devam edecektir ve eğer düşünceler devam ediyorsa. İki tür sessizlik vardır: İlki. dudakların titrer. İçin kaynamaya devam edecektir. Sen sadece bunun olma olasılığını yaratıyorsun. Diğerleri bunu görmeyebilir. İlk olarak. Sonra. Ama bu hiçbir değer taşımaz. mimikler yap. çünkü çok hafif titrerler.takip ettiysen yapabilirsin. Gerçekten gevşediğin zaman o titreme durur. önce onu mümkün olduğunca germen daha iyidir. yine orada olurlar. El hareketleri. sana önce esnemeni öneriyorum. Bırak gelip gitsinler. Hatta zihin tecavüzü sayılacak. Ancak bu. Ancak izlemede dikkatli olunması gereken bir şey var. Sen ilgilenme. İkisi de aktivite sayılır. Ağzını sıkıca kapat ve sessiz kal. ağzını tamamen kapatabilirsin. Bu. Sonra düşünme. O yüzden sessiz olmaya çalışma. Gelip gitmelerini izle. Eğer işbirliği yaparsan orada olurlar. senin dudak ve ağzını gevşetme olasılığını artıracaktır. Bir heykel gibi oturup. Bunu iki üç kere yap. toprağı açıp. aktiviteyi durdurmaz. İki üç dakika saçmala ve sonra ağzını kapat. tohumu ek ve bekle. Ondan bağımsız bir şekilde kal. Sonra tam tersini yapıp gevşe. kabul etmeye hazırlanıyorsun ve o geliyor. Aklına gelen her şeyi yüksek sesle söyleyip keyfini çıkart. Bunlar çok ince . Çok hafif bir şekilde titrer. iki ya da üç dakika boyunca yüksek sesle saçma sapan konuş. Sessiz olmaya çalışma. birçok insanı gözlemlediğim için. Az önceki gerginlik. Yumruğunu sık ve mümkün olduğunca kas. Ağzını mümkün olduğunca aç. esne. Ağzını kapat ve sessiz kal. kendine zorla sunduğun bir sessizlik ki. Eğer çaba gösterirsen. Ama eğer düşünüyorsan. Bir süre sonra içine bir dinginlik çökecek. Eğer mücadele edersen. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. Sonra ağzını kapat. o zaman birkaç saniye sessizliği zorlayabilirsin. Eğer elini gevşetmek istiyorsan. otomatikman kaybolacaktır. sen izle. Biri lehte. Sen sadece izle. Bu hiç sorun değil.

Tıpkı bir rahim gibisin ve yeni bir hayat içine giriyor. Sen sadece bu ol ve kendini akışa bırak. Çünkü kelimenin kendisi bile aktif olma duygusu veriyor. hepsi bambunun bir parçasıdır ve içinde bir boşluk vardır. Aktive dalgaları. Ve birden içine sonsuz enerji akmaya başlar. Pasif bir izleyici ol. Başka bir şey yapmana gerek yok. pasif bir şekilde. devam ediyor. Herhangi bir heves. Bir tohum ekiliyor. ilahi olanın içine girmesi için ortada bir engel olmaz. Cildin. dalgasız ve titreşimsiz olacak. aktif değil. "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. Her ustanın kendi ulaştığı. Ve bu yolla başkalarına yardım etmek ister. Ve bir an geliyor. Kimse seni zorlamıyor. sanki bir nehir kıyısında oturuyor ve nehrin akışını izliyormuşsun gibi. bir flüte dönüşür ve ilahi olan onu çalmaya başlar. sabırsızlık ya da acil durum yok. gizemle ve ilahi olanla dolar. Dingin bir aynaya dönüşecek. Tilopa'nın özel yöntemi. Aslında durum budur. aktif bir beklemeye geçebilirsin. İzle. Dışardan bak. İzlemek sözcüğü bile güzel değil. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. Bu pasiflik çok önemlidir. içi boş bir bambu gibi olduğunu hisset. . Birden içindeki boşluğa bir şeylerin yağdığını hissedeceksin. Pasif ol. İçin bilinmeyenle. o zaman aktif izlersin. Bir bambunun içi tamamen boştur. zıplayıp onun gelip gelmediğine bakarsın. Hayır. Dinlendiğin zaman. İçin tamamen boş olsun. pasif olarak izle. Kaçırsan bile. İçin boş olduğu zaman. Çünkü aktivite tutkun bir sabırsızlığa dönüşebilir. Bu da. en güzel meditasyonlardan biridir. Sonra rüzgarda yapraklar titreşir ve sen belki onun geldiğini hissedersin. Bunun anlaşılması gerekir. kanın. Eğer fazla hevesli ve fazla aktifsen. Bedenin tıpkı bir bambu gibidir ve içi boştur. zihin enerjisi dalgaları. Tam bir sessiz ağızla oturduğun zaman. kendine özgü bir metodu vardır. Arada ne fark var? Eğer kız arkadaşını ya da sevgilini bekliyorsan.mekanizmalardır ve hepsini anlaman gerekir. kendini bir bambu gibi hissedersin. Aksi halde herhangi bir noktayı kaçırabilirsin ve eğer küçük bir noktayı kaçırırsan.. O zaman işin en can alıcı noktasını kaçırırsın. ortada kaçıracak bir şey yok." Bu Tilopa'nın özel metotlarından biri. İçi boş bambu. bulutların süzülüşüne bak. pasif olarak izlerken. Bunu dene. Bu. tümünün niteliği değişir. dilin damağına değmiş ve dudakların düşünceyle titremezken. Sadece bak. Tilopa. Hiçbir şey yapmadan bak. Sen sadece nehir kıyısında oturup bakıyorsun ve nehir akıp gidiyor. yavaş yavaş durulacak ve bilincinin bütün yüzeyi. bu yardımcı olmaz. pasif olarak. Bu pasiflik zihnini kendiliğinden boşaltacaktır. Aktivite arka kapıdan tekrar geri döner. bambu tamamen kayboluyor. O sırada kapıdan biri geçerse. Hemen ayağa kalkarsın. benim sözünü ettiğim sessizliği sana getirmeyecektir. kemiklerin. Bedenin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. İçi boş bambu olma meditasyonu.. zihnin herhangi bir şey beklemeden. Sadece izle. Zihin çok aktif ve heveslidir. Ya da gökyüzüne.

Kendini geliştir. Peki neyi çalışacaksın? Sürekli daha gevşek olmayı. Karakterlerini değiştirmek için çaba göstermeyecek. ruhani şeyler arzulama. ancak yine de tanışıyor olmalılar. Bodhidharma'nın takipçileri. Güldü. Batı'nın sloganı. Tanrı'yı bile arzulama. çünkü arzu bir zincirdir. her zaman kaygı ve tasa içinde olacaksın. idealleri anlamlı kılar. o boşluk olduğu zaman. O hâlâ gülüyor. "olma" çabası bir duvar oluşturuyor. Ne al. Buda birden içinde patlar. geliştirmek. tekrar sessiz olduğun zaman. Daha fazla . kötü yönlerini iyiliğe dönüştüremeyecektir. Herhangi bir şey olmak zorunda değilsin. zihnini dinlendir. o zaman insanlar gelişmeye. Rahatla ve dinlen. Sadece kim olduğunu anla yeter. Bunun üstünde çalışarak. Tohum zaten içinde. Buda'lık arzu edilemez. içi boş ve pasif olmayı.Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. daha yükseğe çıkmaya çalışmayacak. Sadece içindeki gizli kimliğin farkına varmak. Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar. Arzuyla ıskalarsın. hedefleri. Sen olduğun gibi mükemmelsin. ne de ver. sessiz bir arzusuzluk havuzu ol ve birden şaşkınlığa uğrarsın. çünkü. hepsi bu. hiçliğe yapışmış bir zihin gibidir. alacak bir şey yok. Geleceği.' Eğer hiçbir şeye yapışmazsan başarırısın. Zaten olduğun bir şeye nasıl dönüşebilirsin?" O yüzden Bodhidharma güldü. Aynı niteliklere sahipler. kendi başına seni yanlış bir yola sokmuş olur. Daha fazla bambu gibi. Çünkü onlar. O zaman zihnin arzulamaya başlar. ne de ver. Ortada bir bariyer olmayınca. arzusuz olduğun zaman o sana gelir." der. Doğu'nun bu öğretisi. Tilopa'nın çağdaş bir örneğiydi. Birbirlerini fiziksel olarak görmemiş olabilirler. Çünkü sen zaten varlığını içinde taşıyorsun. onun gibi olma çabasında nasıl başarılı olacaksın? Başarısız olman kesin. Elinde hiçbir şey yoksa başarmış olursun. tohum patlar. Sen boş olduğun zaman. cenneti arzulama. arzu önünde engel olur. Sürekli yaşadığın anda olmayı. Vermek ya da almak ihtiyacı yoktur. Tilopa diyor ki: "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla." Ortada verecek bir şey yok. Tanrı arzulanamaz. zamanla Buda'lığa ulaşabilirsin." Ya bu dünyanın ya da diğer dünyanın şartlarında. Zihnini tamamen dinlendir. Bırak arzular dinsin. Tilopa diyor ki: 'Ne al. Ama nasıl geliştireceksin? Nasıl daha büyük ve daha yüce olacaksın? Doğu'da biz bunu daha derinden anlıyoruz. Özgürlük arzu edilemez. Mahamudra. "Bu ne biçim bir öğreti. O zamandan beri gülmeyi bırakmadı. Arzusuz olduğun zaman özgür olursun. Zaten o isen. "Kendini geliştir. Neyi geliştirmeye çalışırsan çalış. O zaman da şeytanın kurbanı olabilirler. Çünkü geliştirme çabası. Ve tıpkı Bodhidharma gibi kahkahalarla gülersin. Bu. onun kükreyen kahkahalarını duyabileceğini söyler. Bodhidharma. Batı'da çok yanlış anlaşılmıştır. çünkü "Bu ne biçim bir şaka? Sen zaten olmaya çalıştığın kişisin. Daha fazla eylem içinde ve daha az aktivite içinde olmayı. Her şey olduğu gibidir.

o tekrar akmaya başlayıp şiiri bitirdiği zaman bitecektir. Herhangi bir şey beklemeden. Kutlama halinde olmayı. Ne kadar çok düşünürsen egon o kadar daha ortaya çıkar. olanak sağlamaktır. Sen onun yaratıcısı değilsin. Ancak o şiirler muhteşem bir güzelliğe. Mevsim gelip herşey olgunlaştıktan sonraki herhangi bir an. Bu her zaman böyle oldu. Sen yarattığın zaman." Sadece birkaç şiir tamamladı. İşte o anda. Ona küçük bir yol aç. geçmişte birikmiş düşüncelerden başka bir şey değildir. O. En uzaktaki filozoftur. Yaratıcılık tam bir gevşeme halinde olmak demektir. Ego. O zaman şairin özü ele geçirilmiş olur. . Her zaman öteden gelir. bir şairin Tanrı'ya bir din bilgininden daha yakın olduğunu söylüyorum. İşte yaratıcılık budur. O yüzden. Benim aracılığımla akan şey. Bu eylemsizlik üzerinden eylemdir. Yanlış oluyor. Tanrı tarafından ele geçirilmek. üzerinden gelsin. Sen sadece bir araçsın. Bir şeyin senin üzerinden olmasına izin vermektir. Bütünlüğün senin üzerinden akabilmesi için bir geçit olmaktır. Lao Tzu'nun. Çünkü bu gevşemeden birçok eylem doğacaktır. Küçük bir aralık bırak ki. gevşeme hali demektir. İşte yaratıcılık budur. Tanrı'nın gerçekleşmesine engel olmamaktır. Senin aracılığınla geldiğinde. Hayatında birçok kere ona sorulmuştur: "Neden bu şiirleri tamamlamıyorsun?" Çünkü bazı şiirlerinin bir ya da iki dizesi eksikti. Çünkü ne kadar çok düşünürsen.izleyici olmayı. wei-wu-wei dediği şeydir. İçinden bir şarkı akmaya başlayacak. O akışı önlüyor. Denedim ama onları ben tamamladığım zaman bir şey eksik kalıyor. Ancak bu. İçi boş bambuya dönüşmektir. Yaratıcılık dinsel bir durumdur. DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL Yaratıcılık çok çelişkili bir bilinç ve varlık durumudur. bir Buda olarak çiçek açarsın. O da yanıt verir: "Yapamam. öteden gelmektedir. senin yaptığın bir şey olmaz. Yanında bilinmeyenden bir parça getirir. Şair kaybolduğu zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Benim dizelerim asla içimden akmış olan dizelerle uyum içinde olmuyor. Daha önce değil. arzulamadan. Sen olmadığın zaman Tanrı vardır. bu yüzden beklemeliyim. sadece içi boş bir bambuya. kayıtsız olmayı. görkemli bir gizeme ulaştı. bütün ile aranda yarattığın duvar o kadar yüksek olur. yaratıcılığın kendisidir. çünkü insanoğlunun arkasında Tanrı gizlidir. bir dansçı daha da yakındır. Büyük şair Coleridge öldüğü zaman geride binlerce tamamlanmamış şiir bıraktı. muhteşem bir güzelliğe sahiptir. her ne ise. o sıradan ve yavan bir şey olur. bir şey olmaya başlar. Eylemsizlik değil. O zaman kaya gibi sert bir engele dönüşüyor. Kendinle olduğun gibi mutlu olmayı. O bir yapma değil.

Ve mucize aşma anında gerçekleşir. Doğa ile uyum içinde ol. Çünkü insanın bir bilinci var. Ancak yatay pozisyonda uyuyabilirsin. insan ise dikey. o yüzden üzerinde büyük bir sorumluluk vardır. hayvan doğadan sapamaz. Evet doğru. çünkü onda bilinç yoktur. —Lao Tzu. Hiçbir sorumluluğu olmaz. Birden o sorumluluğun kayboluyor. İnsan uyumsuz davranmayı seçebilir. İnsanoğlu bilinçli olarak doğa ile uyum sağlamalıdır. Onlar her zaman uyum içindedir. psikanalist arkasında kalır. özellikle de bir yabancıya asla söylemeyeceği şeyler ağzından dökülmeye başlar. Bahauddin. kendini aşmadığın sürece yeterli değildir. aşkınlık anıdır. Milyonlarca yıl geri dönerek. aksi halde çoğumuz sadece kendimizi idame ettirmeye devam ederiz. seninle temas kurmasıyla mümkündür. Birkaç dakika derin uyuduğun zaman. Aksi halde sorumluluktan arınmadan. Hayatı bir hayat değil. Senin derin uyku halindeki gibi yaşarlar. Başka hiçbir hayvan sorumlu değildir. Bundan sapmalarının imkanı yoktur. tekrar taze ve genç olursun. Hayatının hiçbir derinliği yoktur. O zaman hayat kanatlanır ve yükselir. artık sen yoksun aynı zamanda ilk kez olarak sen varsın. Yaratıcı olduğun zaman. altına imza atıp "bu benim" diyemezsin. Hiç kimseye. Kaynakla temas kurmuşsundur. Sigmund Freud hastalarını kanepeye yatırıyordu. Hayvanlar bilinçsizce doğa ile uyum içinde olurlar. Kendine sansür uygulayacaktır. Uyumak istediğin zaman. Ayakta durarak uyuyamazsın. Hayat kitabı henüz başlamamıştır. Bilgeliğin özü doğa ile uyum içinde olmaktır. Aşmak. bu yaratıcılık değildir. tıpkı bir hayvan gibi olmalısın.Simone De Beauvoir şöyle demiştir: "Hayat hem kendini geliştirmek. Sen öleceksin ve çocuk yaşamı devam ettirecek. İnsanın sorumluluğu vardır. dünyaya paralelsin. Hayvanlar yataydır. onu göremezsin. bilinçli olarak bir şeyi söyleyip söylememeyi yargılayacaktır. o zaman yaşamak sadece ölmemektir. Hasta kanepe üzerinde uzandığı zaman. Ancak bu. Bilinçaltının derinliklerindeki şeyleri söylemeye . yaratıcılığın senin aracılığınla gerçekleşmesine izin verdiğin zaman. sorumsuz olmaya başlıyor. Bu. O yüzden derin uyku bu kadar gevşetici ve gençleştiricidir. Böyle bir kapasitesi yoktur. Hasta yatay olduğu zaman. bu çok zor olur. Yataysın. Ve aşmak. Sadece ve sadece insanın sorumluluğu vardır ve büyüklüğü buradan gelir. Yaratıcılık aşmaktır. ancak öteden bir şeyin gelip. Topladığın bütün tozlar. Hepsi bu. Bütün büyük mistiklerin. birden bilincini kaybediyorsun. bu bir strateji. Buda. Sanai— verdiği mesaj budur. Ancak hayatı devam ettirmek. doğmuştur. içinden yükselen ve sana ait olmayan şarkıyı söylediğin zaman. ama yaşamamaktadır." Yaratıcı olmayan bir insan. bütün yorgunluk ve sıkıntı kaybolur. Bir çocuk yaratıyorsun. hastasını rahatlatmak için değil. Sosan. kaynakla temas kurmanın hayvani yoludur. bilinçdışı şeyler söylemeyecektir. yatay pozisyona düşmen gerekir. hem de aşmaktır. sadece bir önsözdür. Derin uykuda sen de doğa ile uyum haline girersin. Eğer sorumlu kalırsa ve dikey pozisyonda olursa. Birden tekrar hayvan gibi olur. Zaten bu nedenden ötürü. Eğer bir şey sürekli aynı durumda kalıyorsa. sadece ölmüyordur.

güller daha pembedir. Lao Tzu. bastırdıkların yüzeye çıkar ve yüzeye çıktıktan sonra buharlaşır. bir süreçtir. Sigmund Freud'un yoluyla değil. sen artık durağan değilsin. şey değil. Onu bir nesneye biz . Doğayla bilinçli bir şekilde. Eylemsizlik üzerinden eylem. egon senin hastalığındır. sınırların kaybolmasına izin ver. Sadece sessizlik vardır. İçinde ve dışında müziğin sesini duyabilirsin. senden öte bir güce teslim olmak yaratıcılıktır. Bunu dene. bilinçli bir uyuma geç. O yüzden yaratıcılığın bir ikilem durumu olduğunu söylüyorum. ve her şey sanki ışık saçmaktadır. akmaya başlarsın. başa dönmektir. Doğayla uyum içinde olmak. Delicesine aktiftir. Kendini sorumlu hissetmediğin zaman doğal olursun ve psikoterapi buna çok yardımcı olur. Birden. doğayla uyum içinde olmak. Doğayla bütünleş. Ne kadar yukarı çıkarsan. Yaratıcılık ikilemi budur. Wei-wu-wei.başlar. Bu bir stratejidir. olay olursun. O zaman sen bir süreçsin. ya da sadece hiçlik yaşanır. Buda'nın yoluyla. o kesinlikle aktiftir. Ego kaybolduğu zaman içindeki yara kaybolur. Gözlerin daha duyarlı olmaya başlar. o zaman bir şair. çimen ol. bir ressam. tamamen çaresiz bırakmak Freudçu'ların stratejisidir." İşte o zaman bir ego değil. doğayla ve kendinle daha uyum içinde olursun. Damarlarında dansın mırıltısını hissedersin. rüzgar ol. buna çok güzel bir isim vermiştir. Seni gevşetir. Ağaçlar hiç olmadıkları kadar yeşildir. tavan arasına çıkmaktır. Norbert Weiner şöyle demiştir: "Bizler boyun eğen şeyler değil. iyileşirsin. Sürekli akan bir nehirde oluşan girdaplarız. o da tamamen eylemdir. evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olmak. ancak derinde hiçbir şey yaşanmaz. Ya da eğer bir dansçının dansını görürsen. Bütün güzel durumlar paradokstan ortaya çıkar. Bilgeliğin özü budur. Ne zaman evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olursan. Her şeyiyle eylemdir. gerçeklik ikileminin o kadar derinine inersin. İşte bu. Ancak yine de derinde bir ressam ya da dansçı yoktur. Ama bu geriye gitmektir. Hayatla ve evrenle aynı frekansta olmak. Bilinç bir şey değildir. Bilinçaltı yüzeye çıkmış olur. direnmeye alışkın şeyleriz. ağaç ol. Daha doğal. bodruma inmektir. Meditasyon yaratıcılıktır. Sana ait olmayan bir güce. Sağlıklı olmanın anlamı budur. ya da olayların bir süreci. Bir ağacın yanında oturduğun zaman. Psikanalizden geçtikten sonra hafiflemiş olursun. Yüzeyde büyük bir eylem gerçekleşir. En üst eylemle en üst gevşeme. bütün olursun. Aşmanın bir yolu daha vardır. Yoğun varoluş akıntısıyla birlikte akarsın. yaratıcılık durumudur. Ve egon kaybolunca. Bu da. Buna yaratıcılığın temel niteliği diyebiliriz. Bir ressamı resim yaparken görürsen. daha önce sana olmamış bir şeyin olduğunu göreceksin. bir müzisyen. Hastasını bir bebek ya da hayvan gibi. bir dansçı olursun. uyum içinde olarak kendini aşabilirsin. Ayakların dans etmeye hazırdır. O anda nereden geldiğini bilmediğin bir şarkı söylemek istersin.

egonun yok olmasına yardımcı olmaktır. Ya da sadece bir temizlikçi olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. O zaman. O zaman bir sıkıntı olmayacak. işte o zaman ölmeye başlarsın. Ona "ben" dediğin zaman. Hepinizin birer Picasso ya da Shakespeare olacağını söylemiyorum. çok azınız şarkıcı olacak. birkaçınız dansçı olacak ama zaten konu bu değil. BES ENGEL Doğa herkese yaratıcı olan bir enerji verir. Gerçek bir yaratıcı insan. kendi içine eğilip. o zaman Tanrı onun üzerinden akmaya başlar. Her biriniz kendi yolunda yaratıcı olacak. Çok sayıda şaire ihtiyacımız yok. Ünlü olmak zorunda değilsin. dua olacaktır. Tanımlı. her şey gerçektir. sınırlı. Egon ölümündür. durağan bir nesne. . kendi özüyle ve bulunduğu konumla o kadar uyum içindedir ki. çok azınız müzisyen. Çok azınız ressam olacak. yaratıcılıktır. Eğer hepimiz ressam olursak. Bahçıvana da ihtiyacımız var. Tanrı kendi şeklini almaya başlar. Yaratıcı olduğun zaman. Yaratıcı olduğun zaman arzular kaybolur. Onun kapasitesine. ne olursa olsun güzeldir. onun olanaklarına göre. Ortada ego olmadığı zaman. sadece önüne set çekildiği zaman. Gerçek hayat. Temizlik yaparken bile orada bir çeşit ibadet. Bu enerji. besleme. O yüzden ne yaparsan yap yaratıcılığın tadını alacaksın. bir nesneye dönüşürsün. Yaratıcılığı öğrenmek için herhangi bir okula gitmek zorunda değilsin. Buna gerek yoktur. Bir aşçı olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. doğal akışına izin verilmediği zaman yıkıcı olur. herhangi bir arzu söz konusu değildir. egonun ölümü de gerçek hayatının başlangıcı. Küçük şeylerde yaratıcı olacaksın. Yaptığı işte o kadar büyük bir doyum yaşıyordur ki. Eğer meditasyon yapıp egosuz olabiliyorsa. çiftçiye de. Çok sayıda ressama ihtiyacımız yok. Her insan yaratıcı olabilir. Her türlü insana ihtiyacımız var.dönüştürdük. her şey güzeldir. sen zaten olmak istediğin yerdesin. Onu destekleme. hayat çok zor olur. Yaratıcı olduğun zaman hırslar kaybolur. İşte o zaman her şey güzeldir. Tek öğrenmen gereken. ünlü olmaya en ufak bir değer bile vermez. onu güçlendirip.

teslim olmama tavrıdır. Zengin hayat. Sen de kendini bütüne sunarsın. Herhangi bir sınırı. bir kompleks oluşmuştur. Birey ile bütün arasında hiçbir çekişme yoktur. sana kendini sunar. Benlik bilincinde olmak. varlığının etrafında bir kafes yok ve sonsuz güç. Çatışma. Denge asla kaybolmaz. Ancak benlik bilinci söz konusu olduğu zaman insan hata yapar. sen bütüne girersin. Çünkü yaşam paylaşmaktadır. Ve bütün de bireyin içine akar. Nehrin bir parçası olamayan bir şey. Benlik bilinci bir durağanlıktır. Bilinç sağlıktır. nefes verirsin. Benlik bilincinde olmak. daha derin bir yenilgiye yol açacak. Bu ikilemin çok iyi anlaşılması gerekir: Benlik bilincinde olmak. Bilinç nehri doğal olarak akmamaktadır. Yabancı olduğu için nehir tarafından emilemeyen bir şey. Tek'in varoluştan ayrılma fikri bulunmamaktadır. Elbette pis kokar. Hiçbir sınır tanımaz ama normalde herkes benmerkezcidir. birden bağlarından kurtuluyorsun. asıl büyük benliğe ulaşıyorsun. ama asla dışarı vermez. kendine ait hiçbir şey olmayan. En baştan itibaren . sadece buharlaşıp kuruyan. Attığın her adım. Eğer varoluşla savaşıyorsan. Bu sürekli bir akıştır. varoluşun kendi merkezine ulaşıyorsun? Birden sonsuz oluyorsun. şeffaf bir araç. ölü bir varlık olur. tekrar tekrar yenileceksin. Aynı derin birlik içinde bulunur. Bilinç sonsuz hayattır. Benliksizlik aslında benliğin yalnızca sana ait olmadığı anlamına gelir çünkü o tüm şeylerin benliğidir. Etrafına kimsenin geçemeyeceği sınırlar koymaya başlar. Biriktirmeye devam eder ve paylaşma yeteneğini kaybeder. Nefes alıp. mücadele ve savaşım tavrıdır. minik benlik kaybolunca. İşte ben buna teslimiyet diyorum. Bir yerde bir şey yanlış gitmiştir. dondurulmuş bir durumdur. Ortada bir ben olmayınca. sürekli bir paylaşımdır. BENLİK BİLİNCİ Benlik bilinci bir hastalıktır. Buna ister yüce benlik de. bilinçli olmaktır. benlik bilinci ise hastalık. bloke edilmiş. Varoluşla birdir. Kesinlikle çaresizlik öfkesine kapılacaksın. Sen bir geçit oluyorsun. Kendi varlığının etrafına levhalar diker. "Geçmek yasaktır!" Zamanla bir mezara dönüşür. "ben" ya da ego fikri yoktur. Sen bir flüt oluyorsun ve Krishna senin aracılığınla şarkı söylüyor. ister tüm şeylerin benliği. Kendi minik merkezini kaybedip. herhangi bir engele sahip olmayan. Tıpkı kirli bir havuz gibi. Nehrin bir parçası olmaya direnen bir şey. O içine alır. Tıpkı nefes almak gibi. herhangi bir engeli yoktur. boş. ya da ben bilincinin olmaması. Nefes aldığın zaman. benlik bilincin yerinde olacak ve tabii ki. yani ölen bir havuz. Hiçbir yere gitmeden. bilinçsiz olmaktır ve benliksiz olmak. Bütün.1. Bilinçte. Ben. bütün içine girer. bilinçsiz olmaktır. senin üzerinden akmaya başlıyor. O yüzden benlik bilinci ile bilinç arasındaki farkı iyi anlaman gerekiyor. sadece ismen vardır. İnsan sadece bütünü takip eder. Bilinç nehrine yabancı bir şey girmiştir. bu küçük. Sen bir araç oluyorsun. Nefes verdiğin zaman. Bir düğüm. ölü bir şeydir.

" Bu soruyu soran kişi. onun karşısındayken asla! O yüzden eğer öfkeliysen. o mutsuzluğu kendin yaratıyorsun. Aynı kökenden gelen birçok kelimenin farkında olmalısın. manastır. İngilizce Monk'tır. Everest'in fethedilmemiş varlığı bile bir meydan okuma olarak duruyor. Bu durumda dünyanın en zengin adamı olmadan nasıl huzur bulursun? Dünyanın en zengin adamı olunca ne yapacaksın? Giderek daha fazla mutsuz olacaksın. Bunun ne anlamı vardı? Elde edilecek ne vardı ki? Edmund Hillary'nin şu cevabı verdiği söyleniyor: "Everest fethedilmeden durduğu sürece huzur bulamayız. Hiçbir rahip asla başarılı olamaz. Eğer . Rahip kelimesi. monolog. Onu fethetmek zorundaydık. Çok rahat bir hayatın olabilir ama sen para biriktirmeye devam ediyorsun. karşısındayken asla! Sadece bütünle birlikte olursan başarabilirsin. unutma. Nehre atladı ve akıntıya karşı yüzmeye başladı. Everest'e tırmanan ilk insan olan. Yalnızca Tanrı'nın yanında olursan başarabilirsin. Sizden önce birçok insan tırmanmaya çalışırken öldü. egon keskinleşir. Kendi sınırlarını tanımlayıp. O yüzden sorumluluğunu başka bir şeye atma. bir çatışma içinde olduğunun belirtisidir. Bütün çabası bencilcedir ve kaybetmeye mahkumdur. Büyük bir ev yapmak istiyorsun. kendisi olmaya çalışan kişidir. İnsanlar Nasrettin Hocaya koşup. egon için. çünkü kendi benliğini evrene karşı savunamazsın. İnsanlar kolay şeyleri yapmaktan hoşlanmaz. onu kurtar!" Nasrettin Hoca koştu. O büyük saray. Onları yapmadan önce iyice zorlaştırmak isterler. Kendi evinde rahat olabilirsin." Ego her zaman akıntının tersine gitme çabasıdır. o para ego için.kaybetmeye mahkumsun. mutsuzsan. Yaptığın birçok şeyi egon için yapıyorsun. O büyük saray senin için değil. İnsanlar olayları mantıklı hale sokmakta çok iyidirler. çünkü çatışmadan ancak mutsuzluk çıkar. Etrafta toplanmış olan insanlar bağırdı. Bu imkansız. ayrı olarak varolamazsın. Monopol. O para senin için değil. Mutsuzluk. "Ne yapıyorsun Hoca. Hemen koş. bağırdı: "Eşin taşmış nehre düştü. ama büyük bir saray yapmak istiyorsun. insanların neden Everest'e çıkmaya çalıştığını ve hayatlarını bu iş için tehlikeye attığını anlayamıyordu. o sadece akıntıya karşı gider. karşında bir mücadele vardır." Hoca cevap verdi: "Siz neden söz ediyorsunuz? Ben eşimi tanırım. Bir rahip olamazsın. Şöyle bir olay oldu: Bunun gibi bir yağmur mevsimi döneminde olmalı. Bütüne karşı savaşıyorsun. tüm varoluştan ayrı olarak varolmaya çalışan biridir. Neden? Çünkü bir zorlukla karşılaştığın zaman. Köyün içinden geçen nehir taşmıştı. Edmund Hillary'e biri sordu: "Neden böyle bir risk aldınız? Çok tehlikeliydi. eşin nehirden yukarı doğru gidemez ki! Nehir onu aşağıya doğru götürüyor. Kime meydan okuyor? "Egoya!" Kendi hayatını izle. Bunu ince bir numarayla yaratıyorsun. Bir rahip. İnsanlar zor şeyleri yapmayı sever." Ortada herhangi bir kazanç yok.

İnsanın benliksiz yaşaması çok zordur. Artık onu değiştirme olasılığı yoktur. biraz fazla metafizik kaçıyor. ne sosyal yapı. bunu fethetmekten söz ediyor. anneçocuk ilişkisine atıyor. Geçmiş değiştirilemez. Ego mu? Ego nerede? Ego nedir? Sözcük biliniyormuş gibi geliyor. tasa. Neden şimdiye kadar beklesinler? Beklemenin bir anlamı yok. senin üzerindeki yükü kaldırıyor ve "Madem öyle. o yüzden. İnsanlar onu. "Ne yapabiliriz? Geçmiş yaşamlarımızdaki karmalar bizi mutsuz ediyor" diyebilirler. Bunu daha fazla hatırlamanı isterim. O yüzden. Asla şu andaki sen değilsin. ya da bütünle çatışma içinde olup uyumsuzluk yaratabilirsin. Ama her zaman başka bir şey. Freudçular. Öncelikle varoluşla olan bu çatışmayı bıraktığın zaman. komünistler. Uyum." Eğer mutsuzsan. Onlar insanları mutsuz edenin sosyal yapı ve ekonomik sistem olduğunu söylüyor. çok tanıdık geliyor sana. Geçmişini silmeye yardımcı olacak hiçbir sihir yok. Sen ya bütün ile uyum içinde olabilirsin. İnsanlar doğayı fethetmekten söz ediyor. Suçu eski hayatlara atmak kolaydır. ne de ekonomik sistem sana yardımcı olabilir. Çatışma ise endişe. Sonra. Onlar "Çatışmayı bırak" demek istiyor. çatışmayı bırak demek istiyorum. bunun tek sorumlusu sadece ve sadece sensin. Gerçek benlik. kavranması pek mümkün değil. Sen değil. temel değişim başlar. kendi etrafında yaratmış olduğun gerginliklerden başka bir şey değildir. o yüzden sahte bir benlik. Bütün büyük dinlerin "Egonu bırak" derken vurgulamak istediği şey budur. Seni asıl mutsuz eden şu andaki karmaların. bilinmezdir. sosyalistler var. Uyumsuzluk mutsuzlukla sonuçlanır. doğal olarak derin bir sessizlik. Hıristiyanlar da şeytana atıyor. hangi dünyada olursan ol mutsuz kalacaksın. Çünkü ego zaten senin çatışmacı tavrının bir yan ürünüdür. Sen ne yapabilirsin? Eğer kendini değiştirmeyi düşünmüyorsan hiçbir şey yapılamaz. Doğayı nasıl fethedebilirsin? Sen onun bir parçasısın. Ne geçmiş. Neden herkes kendine bir benlik yaratmaya çalışıyor? İnsan kendini tanımıyor. yedek bir benlik yaratıyoruz. Kendin olarak kalmaya devam ettiğin sürece hangi ekonomik sistemde olursan ol mutsuz olacaksın. Elini sallayarak silemezsin. kaygı ve gerilim yaratır. O senin için tuzaklar kuruyor olmalı. Onlar da suçu. Sen kimin umurundasın ki? Neden bu şeytan denen şey gelip seninle uğraşsın? Sonra bir de Marksistler. daha pratik olması için. Çünkü "egoyu bırak". Hindular sorumluluğu geçmiş karmalara atarken. Peki neden insanlar onu yaratıyor? Bunun bir nedeni olmalı. "Suçlu sensin. şeytan tuzaklar kurarak seni mutsuzluğa sürüklüyor ve cehennemin derinliklerine doğru çekiyor.mutsuzlarsa. . geçmiş karmalar yüzünden mutsuz olmak zorundayım" diye düşünüyorsun. O. olmuştur ve sonsuza dek olmuş kalacaktır. keyif ve coşkuya neden olur. Bu. asla suçlu sen değilsin. Sana bunu açıklamak zorundayım. Bir parça bütünü nasıl fethedebilir? Bunun aptallığını görmelisin. Geçmiş hayatın karmaları seni mutsuz etmiştir. ama yine de çok belirsiz. psikoanalistler var. ama geçmiş yaşamlarda. Ego. uyum ise mutlulukla. Sorumluluğu Hıristiyanların yaptığı gibi şeytana atabilirsin. Hepsi saçmalık.

İskender kızmış. onu tanımlayamazsın. güzel. O zaman insan. bilmiyor musun? Biliyorsan." Bilge adam çok iyi yapmış. A. Bilge adam gelip. Eğer adın Susan ise iyi. İnsan aklının onu eline alıp kavraması mümkün değildir. Gidip plastik gül satın alabilirsin. bir yıla ihtiyacım var demiş. benliksiz yaşamak çok zordur. Gerçek benliği tanımak çok zordur. ama komşularını kandırır. Yirmi dört saat geçmiş ve İskender büyük bir heyecanla bekliyormuş. . onun özüne ulaşamazsın. C. Neden vakti boşa harcıyorsun?" Bilge adam gülmüş ve: "Üzerinde ne kadar düşünürsem o kadar bilinmez oluyor. O senin mülkün değil. Herhangi bir ismin olabilirdi. hiçbir zorunluluğu yoktur. bana söyle. Tıpkı cıva gibi ele avuca sığmayan bir şey. Ama en azından komşuları kandırabilirsin. şayet sana Harry diyorlarsa iyi. Gizemli ve tanımsız olarak kalmaya devam eder. Lütfen bana anlat. O seni kandıramaz. İskender ona sormuş: "Tanrının ne olduğunu öğrendiğini duydum. B. merkezi olmayan bir çember gibi hisseder. Ben arayış içindeyim ve insanlar senin bulduğunu söylüyor. Şimdi en az bir yıl gerekiyor ve ondan sonra da bir tarif yapabileceğimden emin değilim. Gerçekten bilge olmalı çünkü gerçek benliği tanımlamanın hiçbir yolu yoktur. Hiçbir önemi. İnsanın evine ulaşması için çok uzun bir yol katetmesi gerekir. asla tam olarak öğrenilemez. yedi güne ihtiyacım var demiş. O isim senin değil çünkü dünyaya bir isim sahibi olmadan geldin. isimsiz geldin. Gerçek benlik o kadar gizemlidir ki. Sonra yedi gün geçmiş ve İskender sabırsızlıkla bekliyormuş. Hiçbir şekilde zorunluluk taşımaz. Yirmi dört saat boyunca toparlamaya çalıştım ama parmaklarımın arasından kayıp gitti. Ama insan benliksiz yaşayamaz. Doğru kapıya gelinceye kadar birçok kapıyı çalmak gerekir. Eğer adın Harry ise. aynı işlevi görür. Gerçek benlik o kadar geniştir ki.Aslında gerçek benlik. Dış dünyada kim olduğuna dair belirli bir etiket olur. Ne kadar çok şey bilirsem bildiğimi söylemek o kadar zorlaşıyor. Bunu hiç düşündün mü? Biri sana. güzel. biliyorsundur. bilge adam bunu düşünmek için en az bir yirmi dört saat vermeniz gerekiyor demiş. Sonra yedi gün istedim. Büyük İskender'in bilge bir adamı huzuruna çağırdığı ünlü bir hikâye var. İşin kolayı. Bilge adam gelip. Gerçek gül yetiştirmek zordur. "Bir yıla ihtiyacım var da ne demek? Biliyor musun. Değil mi? Egonun anlamı da budur. D. kimsin diye sorduğu zaman ne yanıt veriyorsun? Adını söylüyorsun. İnsan kendini boşlukta hisseder. Eğer adın Ram ise. sana verilmiş bir şey ve herhangi bir isim. sahte bir benlik yaratmaktır. Evet. jantsız bir tekerlek gibi. Bu da işe yaramadı. Tanrı nedir?" Anlatılanlara göre. Sen kendini kaldıramadığını çok iyi biliyorsun. Hiçbir fark yoktur. Onlar seni kandırmaz. Gerçek benlik bütünün benliğidir. O yüzden beni Tanrı hakkında aydınlat.

belirli saatlerde sıcak kumlar üstünde namaz kılıp. el yapımı bir benlik. O yüzden sürekli aynı korkuyu yaşarlar." Benlik senin tarafından yaratılamaz. ufuk çizgisinde kaybolmakta olan son güneş ışınlarını işaret edip devam etti. Senin hakkında hiçbir şey söylemez. Belirli bir ailede doğmuş olman tamamen tesadüfidir. O. Asıl gerçek benliğin. O benliği sen yanında getirdin. Bu tamamen konu dışıdır. Ya da babanın adını. her zaman hasar görme tehdidi altındadır. soyağacını söylersin. bu gerçekten kaçmaya çalışıyor olabilirsin. çünkü o hala Tanrı'nın içinde. sensin. Sonunda bir akşam. mesleğin hakkında bir şey söylüyorsun. bilinmeyenin içinde bir yerde gizli. çünkü onu sen yarattın. "Kaybolabilirim! Benliğim yok olabilir. insan bir yaratıktır derken bunu söylemek istiyor. Araba sordu: "Bir Tanrı olduğunu nereden biliyorsun?" Rehber bir an için adamı süzdükten sonra yanıtladı: "Tanrı'nın olduğunu nereden mi biliyorum? Dün akşam buradan bir insanın değil de. Onu nasıl yaratabilirsin? Yaratmak için ondan önce orada olman gerekir. Ya da kimsin sorusuna. Şöyle bir hikaye okudum. Arap rehberi ile birlikte çölü geçiyordu. Yaşam boyu bir bayrak gibi taşıdığın bu sahte benlik. köklerin hala Tanrı'nın içinde. ateist olan Fransız. üretilmiştir. Hindular. İnsan ölümsüz bir şeyi nasıl yapabilir? Kendisi de ölümlü olduğu için. . ve insan. Gerçek benliğin de sana ait değil. Herhangi bir ad sana bir başkası kadar uygulanabilirdi. Ben doktorum dediğin zaman. Benliğin sana ait değil. Mekanik bir şeydir. Çünkü isim sadece bir etikettir." korkusu. Arap rehber ise her gün. Hayatını bir mühendis. ben bir iş adamıyım. çünkü insan yapımı. Çünkü bu sahte benlik hakkında asla emin olamazsın. o insan yapımı olamaz. gizem ve sis perdesinin derinliklerinde gizlidir. Öyle olmak zorunda. Nasıl para kazandığını ifade ediyorsun. Çünkü seni tanımlamaz. organik değil. hepsi bu. Müslümanlar. ben bir doktorum. üretilmiş. Yaratıcı. Bunlar da ilgisizdir. Hepimiz gizemli bir hayat kaynağından ortaya çıktık. sahte benliktir: Yaratılmış. Ama bu da senin hakkında herhangi bir şey söylemez.pek bir fark yok. annenin adını. Ama varlığınla hiçbir ilgisi yok. "Bu ayak izi insana ait değil. Hıristiyanlar. ben bir mühendisim. kendin hakkında değil. ama sahte olduğunu biliyorsun. nasıl para kazandığını söylüyorsun. Bu süregelen korku varlığının içinde titremeye devam eder. Sahte olduğunu biliyorsun. devenin geçtiğini nasıl bildim? Kumdaki ayak izinden değil mi?" Sonra. doktor ya da iş adamı olarak kazanıyor olabilirsin. İnsanın kendini yaratmadığını söylüyor. ürettiği her şey ölümlü olmak zorunda. bir benlik oluşturur. Aynı şekilde başka bir ailede doğmuş olabilirdin ve en ufak bir fark hissetmemiş olurdun. Hayatın hakkında hiçbir şey söylemeden. Tanrısına dua ediyordu. Bir Fransız. Sana hitap edecekleri bir isim. Çok zayıf ve kırılgandır. Bunlar sadece yaptığın kullanışlı numaralardır. Bu sahte benlik sen değilsin. Bu benlik. O bir araya toplanmıştır. ben ressamım gibi şeyler söyleyebilirsin.

Mekanik bütünlükte. Çünkü bunların hepsi görecelidir. Eğer gerçek benliğini biliyorsan. Önce merkez gelir. Aptal bir adam gelip sana ne kadar zeki olduğunu söylüyor. Ama bir noktaya dikkat et: Her zaman başkalarına muhtaçsın. Önce merkez vardı ve bu merkezden yola çıkarak çeper oluştu. Ve bu da sana. Monte edilmiş bir şey. Ama şimdi o merkezi tamamen unutmuş durumdasın. Eğer senden daha zeki olsaydı. Mekanik bütünlüğün bir başlangıcı ve bir sonu vardır. o zaman sürekli korkacaksın. Ya da bir marketten radyo parçalarını satın alıp monte ettiğin zaman. o sonsuz bir süreçtir. İnsan organik bir bütündür. Dış dünyada egomuz için destek arayışına giriyoruz. tabii ki ona zeki görünmeyecektin. önce çeper oluşturulur ve sonra da merkez ortaya çıkar. gerçekte ancak aptal bir adama zeki görünebilirsin. Organik bütünlüğün başlangıcı ya da sonu yoktur. gökyüzünden. sonra çeperi oluşur. havadan. aptal insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. Seni takdir edecek. Bu ne tür bir güzellik ki. güzel ve güçlü olduğuna inanabilirsin. Hiçbir parça tek başına radyo işlevi göremez.Bir organik bütünlük ile mekanik bütünlük arasındaki farkı hiç gözlemledin mi? Bir araba motoru yapabilirsin. Parçalarını dükkandan satın alıp. Tohumun içindeki bütünlükten gelir. Eğer o senden daha güzelse. Tohum büyümeye devam eder. aptalcadır. Dışardan zorlanmıştır. Organik bütünlük ölümsüzdür. bir sahte benlik yaratıyor. Ancak bu her zaman kırılgandır. seni alkışlayacak. bir gün mutlaka parçalanır. Tüm parçalar bir arada olduğu zaman radyo olur. Sen ancak çirkin bir insana güzel görünebilirsin. Annenin rahmindeki toprakta kendi çeperini toplamaya başladın. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Kendi merkezini tanıyor musun? Eğer tanımıyorsan. ne kadar güzel ya da ne kadar zeki olduğunu söyleyecek birileri. Ancak bu bütünlük mekaniktir. bu parçaları evde monte edebilirsin. bu tohumlar toprakla bütünleşiyor ve bir bitki doğuyor. Bu ne tür bir zeka ki. güneşten. kendine bir benlik. çünkü herhangi bir organik bütünlüğü yoktur. zeki olduğunu teyit edince çok mutlu oluyorsun. Ve motor bir bütün olarak işlemeye başlar. Hepsi tamamen sahtedir. çünkü organik bütünlük asla ölmez. Dışardan zorlanmamıştır. Çeperde yaşıyor ve bütün hayatının ondan ibaret olduğunu sanıyorsun. radyo bir bütün gibi işlemeye başlar. Bir şekilde bir benliğe kavuşmuştur. Ölüm korkusu da budur. Ama toprağa tohum attığın zaman. binlerce şey toplar. Bu sürekli üzerinde yaşamış olduğun çeper. O yüzden aptal bir adam gelip. sürekli titrer. Böylece zeki. Ama aramaya devam ediyoruz. Ama bütünlüğü kendi içinden gelir. bir kimse olduğun duygusu veriyor. sen çirkin olursun. Sürekli bu tip şeyleri sana hipnotik telkin gibi söyleyen insanlara ihtiyacın var. Sadece mekanik bütünlükler bir araya getirilir ve sonunda ölür. Bir zamanlar herhangi bir ağaç gibi bir tohumdun. Bu bütünlük organiktir. asla ölümden korkmazsın. Topraktan. Eğer çirkin insanlar senin güzelliğini teyit ederse çok mutlu olursun. çirkin insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. Biri gelip küçük bir destek verdiği . Her zaman başkalarından destek alma ihtiyacı hissedersin. O yüzden sahte benlik sürekli korkar.

onu yok ediyorsun. Kaçırdın. Mürekkep bitmek üzereydi. onları mükemmel yapmaya çalışmam olduğunu anladım. Yüzyıllar boyunca hat sanatçısının ne zaman kararsızlığa düştüğü her zaman anlaşılmıştır. bir anda tamamen değişirsin. "Usta. Ama eğer küçük bir çocuğun anahtar deliğinden baktığını fark edersen. başını olumsuzca sallıyor. Mürit dışarıda mürekkebi hazırlarken. hayır bu mükemmel olmadı diyordu. O yüzden ne zaman bir şeyi aşırı yapıyorsan. seni görecek kimse yok. Doğal olarak yap. benim iç dinginliğimi rahatsız etti. kararsız kaldığın an. usta sanat eserini yarattı. Çünkü mürekkep pirinç kağıdına yayılır ve yazıyı bozar. Yalnızken çok daha masumsun. Çoktan kaçırdın. Çünkü Zen resminin anlık ve akıcı olması gerekir.zaman. Ancak o gün her şey ters gitmeye başladı. Yanındaki müridi oturmuş. Daha çocuk gibisin. çok narin. Japonya'da ya da Çin'de hat sanatı. Doğa mükemmeldir. Aynanın önünde durur." Bir şeyi mükemmel yapmaya çalışırsan mükemmel olmadan kalır. Aksi halde egomuzun her zaman çökme tehlikesi vardır. Çaba ise mükemmel değildir. Mürit geri döndüğü zaman. Eğer bir an kararsız kalırsan hemen anlaşılır. komik suratlar yaparak keyfini çıkartırsın. Keskin göze sahip olan biri hemen. Asla kararsız kalamazsın. Çünkü mürit ustasının mükemmel olmayan bir şey yaptığını hiç görmemişti. O yüzden yalnızken çok daha asilsin. resim mükemmel olduğunda kendisine söylemesini istedi. Çok hassas. Artık egon söz konusudur. Usta çabaladı ve çabalamaya devam ettikçe terledi. Mürit endişeliydi ve usta da endişeliydi. yapacak bir şey yoktur. evet ya da hayır deme durumu. Tuvaletinde çok daha masumsun. iyi hissediyoruz. bir çeşit kağıdın üzerinde. "Bir şeyin farkına vardım. çeşitli yönlerden desteklemek zorundayız ve bu da sürekli bir kaygı yaratır. pirinç kağıdı üzerinde yapılır. O yüzden onu sürekli. Daha öncekilerin mükemmel olmamasının tek nedeninin. Bunun sonucunda usta giderek daha fazla hata yapıyordu. Çünkü herhangi bir endişen yok. Usta güldü. O yüzden insanlar başkalarından bu kadar korkar. Akıcı olman gerekir. "Bu bir Zen resmi değil" der. Artık bir daha asla rahatsız olmayacağım. Bir Zen ustası resim yapıyordu. Usta çabaladı ve çabaladıkça daha da kötü oldu. Yalnızken hiçbir endişen yoktur. Ünlü bir Zen hikayesi vardır. Bir an için bile durduğun an. Senin varlığın. O yüzden usta müridini yeni mürekkep hazırlamaya yolladı. Pirinç kağıt üzerinde aldatmak çok zordur. birinin takdiri ya da olumsuz eleştiri getirmesi fikri. . ama bu mükemmel! Ne oldu?" diye sordu. Ve baş müridini yanına oturtup. her zaman mükemmel olur.

Akıcı değildir. Bir sabah adamın biri beni görmeye geldi. çok güzel konuştuğunu biliyorsun. eşiyle. O zaman başkalarının görüşlerini aramazdın. İnsanlar senin hakkında bir şey söylediği zaman. kendi kaynağını unutmuşsundur. o zaman herhangi bir sorun olmazdı. normalde herkes çok güzel konuşur. Ne zaman korkuyorsan. Ancak bu gücünün kendisiyle bir ilgisi yoktur. Sahnede bir performans göstermeye çalışıyorsun. Bu adama da haklısın diyorsun. İlk adam biraz endişelendi ve araya girdi. bir kalabalığa hitap etmelerini söyleyin. titriyorsan. aslında kendilerini anlatıyor. Etrafındaki insanlara bakarken. Bunu iyi dinle: Ne zaman bir şey sergilemeye çalışırsan. Ve "sen ermişsin" dedi. Doğal olduğun zaman. Çünkü ilgisi yok." .Bu nedenle. Haklısın dedim. Konuşmaya çalışsalar bile asil olmaz. Herkes konuşmacıdır. Korkunda onu unutmuşsundur. Başkalarının hakkında söyledikleri seni endişelendirmezdi. Birden her şeyi unuturlar. Benlik bilinci olmayan bir insan güçlüdür. "En çok o zaman farkına varıyorum. Ama onları bir sahneye çıkartıp. olayları akışına bıraksan. Şu fıkrayı dinle: Güzel bir kız geçerken. Tanrı arkandadır. Eğer bilseydin. Ağızlarından tek bir kelime bile çıkmaz. egon için gıda arıyorsun. O. Benlik bilinci bir zayıflığa dönüşür. Eşi. bir şeyleri ispat etmeye çalışıyorsan." "İşte bu konuda yanılıyorsun" demiş hoca. "Ne zaman güzel bir kız görsen evli olduğunu unutuyorsun. O orada otururken. çocuklarıyla. Artık egon söz konusu. Ne zaman doğal olup. Kim olduğunu bilmiyorsun. Çünkü doğal değildir. "sen şeytan gibisin" dedi. hepsi mükemmel oluyor ve bir sorun çıkmıyor. olayları akışına bıraktığında. İkimiz birden haklı olamayız. Tanrı'yı kaybedersin. Bunlar da insan. öteden gelir. Haklısın dedim. bana karşı olan bir adam geldi ve o da. aslında kim olduğunu bilmediğinin emarelerini gösteriyorsun. aynı insanlar. İnsanlar sürekli konuşur. Nasrettin Hoca dönüp bakmış. "Nasıl yani? Bana haklısın dedin. birden aptallaşırlar. Benlik bilincine sahip olduğun zaman. somurtarak tepki vermiş. aslında sadece benliğinin bilincinde olmadığını gösteriyorsun. Ne oldu? Bu adamın dostlarıyla. Bir gün şöyle bir olay oldu: Jaipur'daydım." Ne zaman benlik bilincini sergilersen. Kendi benlik bilincin daha henüz yuvana ulaşmadığına işaret ediyor. Sonuçta kimse senin hakkında bir şey söylemez. Neden korkuyorsun? Çünkü benlik bilincin devreye girdi. Benlik bilincine dikkat ettiğin zaman başın derttedir.

zayıflamaya başlarsın. Ama daha ucuz olduğu kesin. Bu intihar etmek gibi bir şeydir." Bunun üzerine adam sordu: "O zaman sen kimsin? Eğer benim yorumum. sağlıklı olmanı sağlamayacak. onlar röntgendeki rötuşlara benziyor. Bedenin güçsüzleşecek. "O zaman yirmi beş dolara röntgen üzerinde rötuş yapabilirim!" Bu ucuzculuktur! Röntgene rötuş yapmak. çünkü egon her geçen gün güçsüzleşmektedir. Beni nasıl bilebilirler? Bu imkansız. Korkun giderek artacak. Nasrettin Hoca'nın sırt ağrıları dayanılmaz boyutlara gelince sorunun nedenini öğrenmek için bir uzman doktora gider. bu ne anlama gelirse gelsin çok mutluyum. Egonu süslediğin zaman röntgene rötuş yapmış oluyorsun. Çünkü benim hakkımda söyledikleri her şeyle. her an patlayabilecek bir yanardağ üzerinde oturmuş . Ama insanlar hep ucuz şeylerin peşindedir. çünkü hala o sahte merkezine yapışıyorsun. Buna bir ihtiyaç duymuyorum. Bu sana hiçbir şekilde yardımcı olmayacak. Söyledikleri her şey kendi yorumları. sürekli onları tatmin etmeye çalışırsın." Kimse senin hakkında bir şey söyleyemez. İnsanın gerçek benliği tanıması o kadar ucuz değildir. hastanede iki hafta kaldıktan sonra altı ay evde yataktan kalkmamanız gerekir. aslında kendilerini anlatıyorlar. Ego üzerindeki tüm süslemeler ego içindir ve kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. Sürekli röntgen üzerinde rötuş yapıyoruz ve bir mucize olmasını bekliyoruz. Başkalarının sözlerinden rahatsız olmak yerine kendi içine bakman gerekir. Sürekli saygın bir insan olmaya çalışırsın ve sürekli egonu süslemeye çalışırsın. Bizim yaptığımız da bu. O altın madalyalar mutsuzluğunu gidermeyecek. O sahte merkez başkalarına muhtaçtır ve o yüzden de sen sürekli başkalarının hakkında neler söylediğine bakarsın. zihnin güçsüzleşecek ve zamanla beden-zihin karışımdan yaratmış olduğun egon güçsüzleşecek. ancak bu senin sağlığını kazanmanı sağlamayacak. "Evet. benim bunları yapacak kadar birikmiş param ok!" diye bağırdı Nasrettin Hoca. Sadece kendim olduğum için.Konuşmaya başladım." der doktor. Altın madalyalarla donanıyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. Sürekli başka insanların izinden gidersin. sen kimsin?" "Ben sadece kendimim. Kendim hakkımda bir yorumum yok. Ameliyata gerek yok. Saygın oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. Bu durumda giderek güçsüzleşmeye. milyonlarca insan benim hakkımda haklı olabilir. herhangi bir masrafı yok. Toplum tarafından övülen biri oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. onun yorumu senin şeytan olduğun ise. Kendim olmak beni mutlu ediyor. "Sorununuzu çözmek için ameliyat olacaksınız. Onlar daha kendilerini tanımamış. Istırabın devam edecek ve sen kendini kandıracaksın. "Sadece ikiniz değil. Ancak sen hemen korkarsın. İnsanlar ne derse desin kendileri hakkında konuşur. senin ermiş olduğun ise." "Doktor.

Ego içinde yaşayan bir insan. aptal bir insandır." Hikaye bu ya. "Ben bu sorunun çözümünü biliyorum!" diye bağırmış diğer adam. Başka bir yaşam bilmezler. Duymak istediğini duyar. gevşemene izin vermeyecek. Diğer anlamı en başta çok ilgisiz görünür ve erkeklik organı anlamına gelir. "Evet. güldüğünü ve birbiri ile ilgilendiğini görmüş. İki anlamı vardır ve bu anlamlar aslında birbiriyle ilgilidir. Tabii ki birden herkes onu fark etmiş ve ilgi göstermeye başlamış. Hiçbir arkadaşı yokmuş. bir başka pazarlamacıyla konuşmaya başlamış ve ona sorununu anlatmış. canı çok sıkılmış bir şekilde otururken. Bir akşam. İlk anlamı 'aptal' demektir. Eğer bir insan yaşamak olarak sadece seksi görüyorsa. tek bir dakikalık huzuru bile çok görecek. o aptaldır. Adam yanıtlamış: "Çünkü ne zaman devenin üstüne binip caddede dolaşsam. Başkalarının sana söyledikleri seni endişelendirmemeli. O yüzden 'schmuck' çok güzel bir kelimedir. o sırada iflas etmiş bir sirk varmış ve bir deveyi satmak istiyorlarmış. "Nereden biliyorsunuz?" diye sormuş telefondaki adam. yorumlamak istediği gibi yorumlar ve asla gerçeği görmez. perdelerin . Adam deveyi satın almış ve ona binip sokaklarda dolaşmaya başlamış. Aptallar sadece seksüel varlıklar olarak yaşar. insanlar 'Şu devedeki "Schmuck"a bakın!' diye bağırıyordu. İnsanlar "Devedeki şu aptala bakın!" diyordu ama adam onların devenin erkeklik organından söz ettiğini sanıyordu. "Deve erkek miydi yoksa dişi mi?" diye sormuş telefondaki adam. Ama kimse onunla ilgilenmiyormuş.olacaksın. iki anlam arasında çok derin bir ilişki vardır. Bir arkadaşım bana çok güzel bir fıkra gönderdi: Bir adam varmış ve onu kimse fark etmezmiş. Bunu anladığın zaman. Kısa sürede herkes seni fark edecek ve istediğin kadar arkadaşa sahip olacaksın. bütün enerjin bambaşka bir tarafa yönelmiş olur. Ego çok aldatıcıdır. Dinlenmene izin vermeyecek." 'Schmuck' İbranice bir kelimedir. elbette. Gerçeğin kendisini size göstermesine izin vermez. Kendini dünyanın zirvesinde hissediyormuş. "Bir deve bul ve onun üzerine binip caddelerde dolaş. tabii ki erkekti!" demiş. Ancak bir anlamda. kendisinden değil. İnsan kendini tanımalı. Adam çok üzülmüş ve hemen yerel gazeteyi arayarak kayıp devesi için aranıyor ilanı vermek istemiş. erkek mi? Ben nereden bileyim?" diye bağırmış adam. Ancak bir hafta sonra deve kaybolmuş. Miami'deki bir pazarlamacılar toplantısına katılmış ve herkesin mutlu olduğunu. "Dişi mi. Çok güzel bir kelimedir. Sonra düşünmüş ve.

Hayatın olgularını görme kapasitesine ulaştığın zaman ise gerçeği bilme kapasitesine ulaşırsın. Egonu bıraktığın zaman. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü ve güreş sanatında çok yetenekliydi. İlk kez olarak her şeyi olduğu gibi görmeye başlarsın. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. O dalgalar olduğunu hayal et. Bunu adım adım incelemeye çalışalım. onu nasıl bırakacağın. onu kimse görememiştir. Egolarının etrafında bir dünya yaratırlar. Bu bir benlik bilinci öyküsüdür. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı ama aklında birçok düşünce vardı. Herkes çok güçlüdür. Ne kadar küçük görünürsen görün. O sadece bir . O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. Herkes çok güçlüdür.arkasında yaşar ve bu perdeler pasif değildir. küçük değilsin. Ve atom o kadar küçüktür ki.. Buna bir göz aldanması. Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. perdeler onu değiştirir. Eşyanın tabiatına aykırıdır bu. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. O yüzden bu perdelerden ne geçerse geçsin. Sabah olduğunda tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Şimdi bir Zen hikayesi: O-Nami. O-Nami. Olmak zorunda." O-Nami tapınakta kaldı. görmek istediğin gibi değil. çünkü herkesin kökü Tanrı'ya dayanır. yani "Büyük. Bu bunalım içinde. O dünyada sadece kendileri yaşar. ondan nasıl vazgeçebileceğin ve nasıl kurtulabileceğin hakkındadır. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. İnsanlar kendi yarattıkları bir zihinsel dünya içinde yaşıyor. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi. Fizikçiler minik bir atomun içinde çok büyük bir enerji olduğunu söylüyor: Hiroşima ve Nagasaki atom enerjisiyle yerle bir oldu. Aktif perdelerdir. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. vazoları sürükledi. Sen kendi gücünü bilmiyorsun.. Herkesin kökü bu evrene dayanır. Bu dünyada bir başkası yaşayamaz. Bu sahte dünyalarının merkezinde ise egoları bulunur. egonun etrafında yaratmış olduğun bütün dünyayı da bırakırsın. o başka. bir 'maya' diyebiliriz. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı.

Herkes güçlüdür çünkü herkesin kökü Tanrı'ya. o dalga hala okyanusun içindedir. Kimse atomu görememiştir. coşkusuyla dünyayı insanlandırır. Sürekli unuturuz. okyanus olmadan varolamaz. unutma mekanizmamız kocamandır. Hafızamız minicikken. Onu o kadar unutmuş olabiliriz ki. Tanrı. oyun oynuyor. Ama yine de okyanusun içindeyiz. O kadar küçük olmasına rağmen çok büyük bir enerji barındırıyor.. Eğer bir atomda bile bu kadar enerji varsa. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi. artık okyanusun ne olduğu hakkında bir fikrimiz bile kalmamış olabilir. atomu görebilen olmamıştır. Nefes aldığını hatırlıyor musun? Ancak bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. Biz bunu unutmuş olabiliriz ama okyanus bizi unutmamıştır. Çok bariz olan şeyleri çok kolay unuturuz. Milyonlarca insanın yaptığı bu. kuvvet peşindesin. sana kendinden bile daha yakındır. Aslında güç.. İnsan zihni bunu unutmaya meyillidir. o zaman çok zayıf olur. Nezle olduğun zaman. . Bunu unutma. Ancak bu güç sadece dalga kendisinin büyük ve sonsuz bir okyanusun parçası olduğunu bilirse ortaya çıkabilir. Aslında neyin peşindesin? Kudret peşindesin. Hepimiz okyanusun büyük dalgalarıyız. nefes alamadığında ya da başka bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. Bilimin günümüzde emrinde olan bütün o karmaşık cihazlara rağmen. Zayıf olduğun zaman ise güçlü olmak için bazı suni yollar peşinde koşmaya çalışıyorsun. varoluşun kaynağına dayanır. varlık değil. Sonsuz enerjisi var. Bize çok yakın olan şeyleri çok kolay unuturuz. Eğer dalga bunu unutursa. Buda'nın ya da İsa'nın yaşadığı da buydu. O sadece okyanusun kendi varlığında yaşadığı coşkunun sonucudur. Herkes sonsuz kudrete sahiptir çünkü herkes sonsuz derecede kutsaldır. O bir süreçtir. İnsan bunu unutuyor. O-Nami. Tanrı. Para peşinde koşuyorsun. Sen yanlış yerde arıyorsun. coşkuyla varoluşu insanlandırır.. Unuttuğun zaman da gücünden düşüyorsun. İnsan içindeki bu küçük bilinç alevine ne demeli? Eğer bir gün bu küçük alev parlarsa. O. kim hatırlar ki? Tanrı sana nefesinden bile yakındır. Dalga. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. Aslında neyi arıyorsun? Güç ve iktidar arıyorsun. bir çıkarımdır. Aksi halde. Her zaman elimizin altında olanları çok kolay unuturuz. her zaman köşe başında seni bekliyor. Eğer bir dalga okyanusu unutsa ve ondan bihaber bile olsa. Ve bizim unutma fabrikamız çok iyi çalışır. okyanusun dalgalanmasından başka bir şey değildir. ama bunun dışında nefes aldığını anımsayan olur mu? O yüzden insanlar sadece başları derde girdiği zaman Tanrı'yı hatırlar. okyanus arayan bir okyanus.varsayımdır. bir de insanı düşün.. Çünkü dalga. Prestij ya da siyasi otorite peşine düşüyorsun. onunla ne yapacak? O-Nami. Okyanus dalga olmadan varolabilir. kesinlikle sonsuz bir enerji ve ışık kaynağı olur.

Okyanustaki bir balık okyanusu unutuyor. Bir ustanın tek bir belirli aracı olamaz. Benlik bilinci bir zayıflıktır. ikisini bir arada hatırlayamazsın. o isim etrafında bir araç yaratıyor. Dalga. Bu özlü sözü unutma: Kendi benliğini hatırladığın zaman. egosunu tamamen unutuyor olmalı. Çünkü hiç uzak kalmadığımız birini hatırlamak çok zordur. Balığı karaya çıkartıp. Bu bunalım içinde. Sen tıpkı Tanrı gibisin. İnsan ancak o zaman dinleyebilir. kendini tamamen unutmak demektir. Özel ortamda kendi benliğini. okyanus olduğunu unutuyor. Bu bir Gestalt'tır. İşte o zaman çok güçlü. Eğer benlik . Eğer kendini unutamazsan. Ama seni Tanrı'nın dışına atmak mümkün değildir." diyor. Tanrı kaybedilemediği için onu anımsamak çok zordur. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. senin doğan ile Tanrı'nın doğası aynı. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi.Hiç dikkat ettin mi? Eğer bir şeyin yoksa. sürekli aklındadır. Adama bakıyor ve isminin O-Nami. kendi benliğini unuttuğun zaman ise Tanrı'yı hatırlarsın. Birini dikkatle dinlediğin zaman kendini unutursun. Ve sen de bir balık gibi değil bir dalga gibisin. Tanrı. O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle.. onun bir kıyısı yoktur. Bu hikayedeki güreşçinin ismindeki simgesel anlam buradan gelir. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası. bu imkansız. işte o zaman balık bilir. Sahip olduğun zaman da unutur ve kanıksamaya başlarsın. okyanus olduğunu bildiği zaman ise. herkes için araç yaratabilecek bir insandır. sıcak kumların üzerine at. çünkü özel antrenmanda kendi benliğini unutmayı başarabiliyor olmalı. Dinlemek edilgenliktir. ikisini birden hatırlayamazsın. Dalga kendini ya dalga olarak düşünebilir ya da bir okyanus olarak. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. Dalga. "Senin adın Büyük Dalgalar. Kendini unutmak ise kudrettir. Tanrının mabedine girmenin en temel sırlarından biri dinlemektir. "Büyük Dalgalar" olduğunu öğrenince. o zaman dinlemiyorsun demektir. Ancak. O güreş sanatında çok yetenekliydi. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti. Sadece adının O-Nami olduğunu öğrenince. kendini dalga olarak görmeye başladığı zaman. Ancak çok az sayıda insan Tanrı'yı anımsama yeterliliğine sahiptir. Halk önünde ise benlik bilinci çok artıyor ve zayıflıyor.. Dinlemek. kıyısız bir okyanustur." Bir usta. o zaman balık hatırlar. Ama sadece özel bir ortamda. artık dalga olduğunu nasıl hatırlayabilir? Sadece birini anımsamak mümkündür. Tanrı'yı unutursun.

Kulakların gözlerinden daha dişidir. yılda üç yüz altmış beş gün açıktır. bazen evet ya da hayır diyebilirsin ama dinlemiyor olursun. hepsi bu. Sadece dinle. o dalgalar olduğunu hayal et. Mahavira dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. saldırgan tavır sergilersin. Çünkü müzik kulaklarını daha canlı." Usta ona kendi egosunu unutması için bir araç vermektedir. Yapacak başka bir şey yok. Krishnamurti sürekli doğru dinlemeyi vurgular. İlk adım duyarlılıktır. Saldırganlık yorar. o yüzden gözlerini dinlendirmek için sürekli kırpman gerekir. sadece dinliyormuş gibi yaparsın. O dalgalar olduğunu hayal et. Kulaklar Yin'in parçasıdır. dinlediğin zaman ise duyarlısın. Onlar günde yirmi dört saat. Tanrı'ya saldırgan işgalciler ya da fatihler gibi ulaşamazsın. gözlerin ise daha erkeksidir. Duyarlı olduğun zaman hayal gücün birden inanılmaz güçlü olur.bilincin devredeyse. dinlemezsin. Dinlemek edilgen olma sanatıdır. Gözlerin dinlenmeye ihtiyacı vardır. O yüzden birine çok uzun süre bakmak kaba ve görgüsüz bir davranıştır. Nedeni hakkında hiçbir fikir sahibi olmadan dinle. Bundan fazla olduğu zaman. İlki. Dişi olursun ve iç evine ulaşmak için dişi olmak zorundasın. Tanrı'nın sana ulaşmasının tek yolu ona içinde yer açmandır. Onlar sadece olduğu yerde kalır.. daha hassas kılar. "Denizin dalgalarını dinle" dedi Zen ustası. onun alanına giriyorsun. O yüzden birçok dinde dua öncesinde müzik dinlenir. Farkında mısın? Geceleri gözler dinlenmeye ihtiyaç duyar. dalgalarla aynı frekansa geç. Tanrı'ya ulaşmanın tek yolu. Buda dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. daha doğru nitelemek gerekirse. Herhangi bir yorum yapmadan. Sadece birer delik. bir alıcı. Hiç dikkat ettin mi? Kulakların bir geçitten başka bir şey değil. Ve sonra. İnsanın daha fazla kulak ve daha az göz olması gerekir. Çünkü edilgenlikte ego varolamaz ancak bir çatışma durumunda varolabilir. Belirli bir sınır vardır. Kulaklar her zaman dingindir. Birine baktığın zaman. bir rahim. kulakların dinlenmeye ihtiyacı yoktur. sürekli yorulursun. onu rahatsız etmeye başlıyorsun. Gözler aslında birkaç dakika bile açık kalamaz. saldırgan olma. gözler ise Yang'ın. Dişil bir alıcılığa sahip olmaktır. "O dalgalar olduğunu hayal et!" "Önce dinle. İkinci adım bu. Ancak bir insanı dinlemenin sınırı yoktur çünkü kulaklar başkasının alanına giremez. duyarlı ol. Dinlediğin zaman sadece bir geçit olursun.. yani edilgen olduğun zaman kapı açılır ve sonra beklersin. Artık tamamen sessiz ve duyarlı olduğunu hissettiğin zaman. Eğer birine üç saniye boyunca bakarsan sorun olmaz. Duyarlı olduğun zaman ise o dalgaların içinde eri. Başını sallayabilir. Sürekli göz kırparsın. Kulaklar semboliktir. . bakmıyorsun: Karşındakini süzüyor. buna dayanılır. Yin. Psikologlar buna üç saniye diyor. çünkü saldırganlık enerjini alır. herhangi bir aktiviteye girişmeden dinle.

Sonra bir an geldi." Bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. Sadece bir çocukta bu yetenek vardır. duyarlı insanlar hayal gücü yüksek insanlardır. Onun hayal gücünü bir düşün! Bu kadar çok yıldız. Zen ustası O-Nami'ye "O dalgalar olduğunu hayal et" dediği zaman şunu söylüyordu: "O zaman yaratıcı olursun. dansçılardır. bu kadar çok dünya. kendi açılarından hiçbir saldırganlık sergilemeden. öyle değil mi? Şu dünyaya bir baksana! Bir düşün! Ne kadar hayal gücü yüksek bir yaratıcı. "Oyuncağım nerede?" diye ağlar. Şimdi sıra dalgalarda: . Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı. bu kadar çok çiçek. Aradaki fark kayboldu. bu kadar çok nehir ve bu kadar çok insan. senin gerçekliğin olur. Doğu'da Hindular. Bunlar şairlerdir. Hayal gücü. bu kadar çok kelebek. Eğer ısrarcı olursan. hiç bitmeyen. Ama o devam etti. Ve egonu tamamen bıraktığın zaman o kadar esnek olursun ki.. hayal gücü olduğunu söyler. Çok duyarlı olduğun zaman. Önce duyarlı olursun ve sonra yaratıcı olursun. Çok sabırlı bir adam olmalı. Sabahleyin bir çocuğun. birçok yaşam boyu arzuladığın o an gelecektir. Elbette. Ancak sabırlı olmak gerekir. o güzelliği bir sünger gibi emebilen insanlar çok yaratıcı olur. hayal güçleri çok yüksek olur. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. Gerçeği tek olarak bilir. Onlar derin bir duyarlılık içinde evreni emiyor ve sonra bu emdiklerini hayal güçlerine döküyorlar. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı.Edilgen insanlar. Aklında birçok düşünce vardı. Dünya aslında onun hayal gücüdür. Şimdi. en ufak bir saldırganlık sergilemeden ağaçların yeşilliğini içebilen insanlar. Muhteşem bir hayal gücü. O bir ayrım bilmez. Tanrı'ya en çok yaklaştığın an olmalı. bu giderek büyüyenler gerçek okyanus dalgaları değil. Rüya ile uyanıklık arasında bir fark görmez." O-Nami tapınakta kaldı. neyin gerçek olduğunu bilmiyor. sürekli peşinden gidersen. Sen onun sadece bir rüya olduğunu söylersin ama o yine de "Peki şimdi nerede?" diye sorar. Bu doğal bir şey. Tanrı'nın müthiş bir hayal gücü olmalı. O rüya görüyor ve sen o rüyanın bir parçasısın. Artık hayalindeki dalgalarla gerçek dalgalar arasında bir fark kalmamıştı. O zaman hayal gücün. ressamlardır. hayal ettiğin her şey gerçekleşir. Artık neyin ne olduğunu bilmiyor. Neyin rüya. bu kadar çok ağaç. dünyanın Tanrı'nın rüyası. Dünyaların ötesinde dünyalar. çocuk gibi olursun. müzisyenlerdir. en başta çok zorlandı. rüyasında gördüğü bir oyuncağı ağlayarak tekrar istediğini görebilirsin. Ağaçların yeşilliğini görebilen insanlar.. Tekrar küçük bir çocuğa dönüşmüş durumda.

O.. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı. O artık dalgalar değil. Şiir. Çünkü artık enerji onun değil. Bir okyanusu nasıl yenebilirsin? Ancak dalgaları yenebilirsin. dalgaların tapınağa dolmasını falan görmezdin. Eğer tek başına yaşamaya çalışıyorsan. Ben ne yapıyorum? Hayır. Birinin gelmiş olduğunun tebessümü. Böyle bir şey gerçekte olmadı. eve dönmüş olmanın tebessümü. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. bütün başarısızlıkları. Ama unutma: Bir gün. bu sadece O-Nami'ye oldu. o kapı da bir engele dönüşür. bütün hüsranları bırakmış olursun. aynı zamanda ağaçla kavga ediyor. Unutma: O sırada sen tapınakta olsaydın. Artık o yoktu. Hatta bronz Buda heykelini bile sürükledi. o noktada hayal gücünden anında sıyrılırdı. Egonu bırak ve sonsuz kudret üzerinden akmaya başlasın. Sadece bu kadar da değil. hayal gücü. O artık O-Nami değil. Egonu bıraktığın zaman bir nehre dönüşürsün. Dalgaları dinleyerek.. Dalgalar giderek büyüdü. . okyanusun kendisi. Sabah olduğunda. Bizler sadece yüce bir ağaç üzerindeki yapraklarız. hepsinin kendine düşman olduğunu düşünüyor. artık dalga olmayacağım. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. çocuksu ve masum boyutuyla. Hayal gücü bin bir taç yapraklı nilüfer gibi çiçek açmıştı. Bu çok güzel! Bir Budist'in Buda heykelini sürüklenirken hayal edebilmesi çok zordur. Canlanırsın. duyarlı. İşte o tebessüm buydu. Sabah olduğunda. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. sadece aptallık ediyorsun. Buda'nın ayaklarının ucunda dururdu. Egonu taşıdığın sürece zayıf kalacaksın. O-Nami'ye oldu. Bu tamamen onun varlığının farklı bir boyutunda yaşanıyordu." diyebilirdi. yaratıcı olmuştu. Tıpkı bir ağacın üzerindeki yaprağın tek başına yaşamaya çalışması gibi. erimeye başlarsın. sezgisel. Egonu bıraktıktan sonra. yaratıcılığının kapısını açmıştı. rüya boyutunda.. Bu da yetmedi. Egonu taşıdığın sürece başarısız olmaya mahkumsun. Akmaya başlarsın. Eğer dinine çok bağlı olsaydı. köklerle kavga ediyor. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Buda'nın ayak ucuna değer ama daha ileri gidemezdi. O zaman "Bu kadar yeter! Buda sürükleniyor. duyarlı olarak. bütün yenilgileri. Bir Buda olmuştu! Bir gün Bodhi ağacı altında Buda'nın yüzünde beliren hafif tebessümün aynısı ONami'nin yüzünde oluşmuştu. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi.. Ona ister Tanrı de. Tüm yaşam bütüne aittir. yolunda sana çok yardımcı olmuş o ayakların bile gitmesi gerekiyor. insanın ölüp de yeniden doğduğu anki tebessüm. diğer yapraklarla kavga ediyor. vazoları sürükledi. Buda'ların da sürüklenmesi gerekiyor çünkü eğer sen kapıya yapışırsan.Gece ilerledikçe içindeki o dalgalar giderek büyüdü. vazoları sürükledi. okyanusa doğru akarsın.

MÜKEMMELİYETÇİLİK Çok güzel bir hikâye duydum: Bir zamanlar muhteşem bir heykeltıraş. gözlerine inanamamış. işe yarayacağından emin olamadan gitti. ressam. Git ve bunu dene!" diye yanıtladı Tanrı. gerçek olmayanla ayırt etmenin yolunu fısıldadı. Çok başarılı bir iş çıkarmışsınız ama bir noktayı kaçırmışsınız. Bir tane hata var. Azrail sordu: "Peki nasıl işe yarayacak?" "Endişe etme. O sadece özgün çalışır.bütünlük de. . Tanrı hiçbir zaman üretim hattı gibi çalışmazdı. ne istersen de. Sanatı o kadar mükemmelmiş ki. Bu konuda uzun süre düşünmüş ve bir çözüm bulmuş. yani müthiş bir sanatçı varmış. 2. tek bir şey dışında hepsi mükemmel. Böyle bir şey ilk kez başına geliyormuş. ama bizler sonsuz hayat ağacının üzerindeki küçük yapraklarız. Azrail'i yanına çağırdı ve kulağına gizli formülü. Azrail bir karar veremedi. Sonuçta Tanrı yap diyorsa yapacaktı. Tabii. Tanrı. araya kopya kağıdı koymazdı. Azrail çok şaşırmış. Ne olmuştu? On iki kişi birbirinin tamamen aynısı olabilir miydi? Şimdi kimi götürecekti? Sadece bir tanesini alabilirdi. on bir heykeli arasında durmuş ve nefesini tutmuş. her zaman bir eşsizlik bulunurdu. endişeli ve gergin bir şekilde döndü ve Tanrı'ya sordu: "Tanrım. Odaya girdi. ortaya çıkmış ve "Ne hatası?" demiş." Adam saklandığını tamamen unutmuş. ona gizli şifreyi verdi ve "Sanatçının kendini heykelleri arasında sakladığı odaya git ve orada bunu söyle!" dedi. Kavga etmeye gerek yok. Kendi heykelinden tam on bir adet yapmış ve ölüm kapısını çalıp Azrail içeri girdiği zaman. Eve dönmenin tek yolu teslim olmak. Bir astrolog ona ölümünün yaklaştığını. Şaşkın. Azrail. Nasıl seçim yapacağım?" Tanrı güldü. Tanrı hiçbir zaman iki insanı aynı yaratmazdı. bu durum onu çok korkutmuş ve o da her insan gibi ölümden kurtulmak istemiş. o kadar hayat dolu heykeller yapıyormuş. gerçeği. etrafa baktı ve ortaya seslendi: "Bayım. bir insanın heykelini yaptığı zaman onu gerçek insandan ayırmak çok zor oluyormuş: O kadar canlı. kısa bir süre sonra öleceğini söylemiş. ne yaptın? Tam on iki tane birbirinin tıpkısı insan var ve benim sadece birini getirmem gerekiyor.

Azrail gülmüş. "Yakalandın! Tek hatan buydu: Sen kendini unutamazsın. Haydi, beni izle!" Normalde, sanatçılar dünyanın en egoist insanlarıdır. Ama o zaman gerçek bir sanatçı değildir. Sanatı kendi egosunu tatmin için bir araç olarak kullanmıştır. Sanatçılar çok egoisttir. Sürekli kendilerini över ve birbirleriyle kavga ederler. Hepsi kendisinin gelmiş geçmiş en büyük sanatçı olduğunu düşünür. Ama bu gerçek sanat değildir. Gerçek sanatçı sanatı içinde tamamen yokolur. Bu diğer insanlar sadece birer teknisyendir; ben onlara sanatçı değil teknisyen diyeceğim. Ben onlara yaratıcı değil, sadece oluşturucu diyebilirim. Evet, bir şiir oluşturmak bir şeydir, bir şiir yaratmak ise oldukça başka bir şey. Şiir oluşturmak için insanın dil, gramer ve şiir kurallarını bilmesi gerekir. Kelimelerle oynanan bir oyundur. Eğer oyunu iyi biliyorsan şiir yazabilirsin. Pek şiirsel olmaz ama şiir gibi görünür. Teknik olarak mükemmel olabilir ama sadece bir gövdesi olur, ruhu eksik kalır. Ruh ancak sanatçı sanatı içinde kaybolduğu zaman ortaya çıkar, artık ondan ayrı değildir. Ressam öyle bir hiçlik içinde resim yapar ki, resmi kendi yapmadığı için altına imza atarken bile suçluluk duyar. Yarattığı şeyi bilinmeyen bir güç onun üzerinden yapmıştır. Ruhunun teslim alındığını bilir. Çağlar boyunca gerçek sanatçıların yaşamış olduğu deneyim budur: Ruhunun ele geçirildiği duygusu. Sanatçı ne kadar büyükse, bu duyguyu o kadar yoğun yaşar. Ve en büyük sanatçılar, Mozart, Beethoven, Kalidas, Rabindranath Tagore gibi en büyük sanatçılar, kendilerinin içi boş birer bambu olduğundan ve varoluşun onların üzerinden bir şeyler yarattığından en ufak bir kuşku duymaz. Onlar sadece bir flüt oldu ama şarkı onlara ait değil. Onların üzerinden akmıştır ama bilinmeyen bir kaynaktan gelir. Onlar sadece engel çıkarmamıştır. Tek yaptıkları budur. Ama onlar yaratmamıştır. İkilem budur. Gerçek yaratıcı, kendisinin hiçbir şey yaratmadığını, varoluşun onun üzerinden çalışmış olduğunu bilir. Varoluş onu, ellerini, varlığını ele geçirmiş ve onun üzerinden bir şey yaratmıştır. O sadece bir araç olmuştur. Gerçek sanat budur. Sanatçının yok olduğu eserdir. O zaman ortada ego sorunu kalmaz. O zaman sanat bir din olur. O zaman sanatçı bir mistik olur. Sadece teknik olarak yetkin değil, varoluşsal olarak da özgün. Sanatçı işinin içinde ne kadar az olursa, sanatı o kadar mükemmel olur. Sanatçı tamamen yok olduğu zaman ise, yaratıcılık tam mükemmelliğe ulaşır. Bu ters orantıyı sakın unutma. Sanatçı ne kadar çok çalışmasının içindeyse, çalışması o kadar az mükemmel olacaktır. Eğer sanatçı çalışmasının çok fazla içindeyse, o zaman çalışması rahatsız edici olur, sinir bozar. Sadece ego olur. Başka ne olabilir ki? Ego bir hastalıktır. Bir şeyi daha hatırlaman gerekir: Ego her zaman mükemmel olmak ister. Ego her zaman başkalarından daha yüksek ve iyi olmak ister; yani mükemmeliyetçidir. Ancak, ego üzerinden mükemmelliğe ulaşmak asla mümkün olmadığı için çaba harcamak bile saçmadır. Mükemmellik ancak ortada ego yokken mümkündür. Ego olmayınca insan zaten mükemmelliği düşünmez. O yüzden gerçek sanatçı asla mükemmelliği düşünmez. Mükemmelliğin ne olduğu hakkında fikri yoktur. O

sadece kendini teslim eder, iyice bırakır ve ne olacaksa olmasına izin verir. Gerçek sanatçı, bütünleşmeyi düşünür, ama mükemmelliği aklına getirmez. O, sanatının tamamen içinde olmak ister; hepsi bu. Dans ettiği zaman, dansının içinde kaybolmak ister. Orada olmak istemez. Çünkü dansçının varlığı, dansta pürüz yaratacaktır. O asalet, o akışkanlık bozulacaktır. Dansçı orada olmadığı zaman, bütün kayalar kaybolur, sessiz bir akış yaşanır. Şurası kesindir ki gerçek sanatçı bütünleşmeyi düşünür: Nasıl bütün olacak? Ama asla mükemmelliği düşünmez. Ve sonuçta, bütün olanların güzelliği mükemmeldir. Mükemmelliği düşünenler asla mükemmel, asla bütün olamaz. Tam aksine, mükemmelliği ne kadar çok düşünürlerse, o kadar nevrotik olurlar. Onların idealleri vardır. Sürekli kıyaslarlar ve sürekli kısa kalırlar. Eğer bir idealin varsa, o ideal gerçekleştirilmeden kendini mükemmel olarak göremezsin ve o zaman sanatınla bütünleşemezsin. Örneğin, eğer Nijinsky gibi bir dansçı olmayı düşünüyorsan, o zaman dansınla nasıl bütün olacaksın? Sürekli bakıyor, kendini izliyor, geliştirmeye çalışıyor, hata yapmaktan korkuyorsun. Bölünmüş durumdasın. Bir parçan dans ediyor, bir diğer parçan yargılıyor, seni dışardan izleyip; yargılıyor, eleştiriyor. Bölünmüş durumdasın. İkiye ayrılmışsın. Nijinsky mükemmeldi, çünkü o bir bütündü. Dansı sırasında insanlar onun sıçrayışlarına inanamazdı. Bilim adamları bile inanamazdı. Öyle bir sıçrardı ki, sanki yerçekimi yasasına karşı gelirdi. Tekrar yere inerken bir tüy gibi hafifçe inerdi. Bu da yerçekimi yasalarına aykırıydı. Sürekli bu konuda soru soruldu. İnsanlar konuştukça, bu olay zihnine kazınmaya başladı. Ama bu sefer de giderek kayboldu. Hayatında bir an geldi ve tamamen yok oldu. Bunun tek nedeni artık bilinçli olarak yapmaya çalışmasıydı. Bütünlüğünü kaybetmişti. Sonra anladı. Neden kaybolduğunu anladı. Gerçek Nijinsky'nin dansı içinde, tamamen kaybolduğu anlar olurdu. O tam gevşeme içinde, insan farklı bir dünyada, farklı yasalara göre işlemeye başlar. Sana bilim adamlarının er ya da geç keşfedeceği bir yasadan söz edeyim. Ben buna, asalet yasası diyorum. Üç yüz yıl önce bilinmeyen yerçekimi yasası gibi bir şey. Bilinmeden önce bile işlemekte olan bir şey. Bir yasanın işlemesi için bilinmesi gerekmez. Yasa her zaman işlemiştir; Newton ve ağaçtan düşen elma ile hiçbir ilgisi yok. Elma Newton'dan önce de düşerdi. Newton keşfettikten sonra elmalar düşmeye başlamadı. Yasa oradaydı. Newton sadece onu fark etti. Tıpkı bunun gibi bir başka yasa daha var: Asalet yasası. Bu yasa yükseltir. Yerçekimi yasası her şeyi aşağı çekerken, asalet yasası yukarı doğru kaldırır. Yogada buna devitasyon denir. Belirli bir yok olma halinde; belirli bir sarhoş olma halinde; kutsal ile sarhoş olunca; belirli bir tam teslimiyet halinde; egosuzluk içinde bu yasa işlemeye başlar. İnsan hafifler. Ağırlıksız olur. Nijinsky'nin olayında olan da buydu. Ama "sen" bunu yaptıramazsın. Çünkü eğer "sen" oradaysan, bu gerçekleşmez.

Ego, boynuna bağlanmış bir kaya gibidir. Ego yokken, ağırlıksız olursun. Bunu bazen kendi hayatında hissetmedin mi? Bazı anlarda içinin hafiflediğini hissedersin. Yürürken sanki ayakların yere basmaz. Sanki havada yürürsün. Keyif anlarında, dua anlarında, meditasyon anlarında, kutlama anlarında, sevgi anlarında. Ağırlıksız olursun, hafiflersin. Ben sana er ya da geç bilimin bunu keşfedeceğini söylüyorum. Çünkü bilim, belirli bir prensibe inanır: Karşı kutuplar prensibi. Hiçbir yasa yalnız olamaz. Mutlaka karşıtı olmalıdır. Elektrik tek bir kutupta işleyemez. Pozitif ve negatif iki kutup gerekir. Onlar birbirini tamamlar. Bilim, her yasanın onu tamamlayacak bir karşıtı olduğunu bilir. Yerçekimi kuvvetinin de onu tamamlayacak bir karşıt yasaya sahip olması gerekir. O yasaya ben "asalet" diyorum. Gelecekte başka bir isimle anılır. Çünkü eğer bilim adamları onu keşfederse, ona asalet adını vermezler. Ama bu, bana en mükemmel isimmiş gibi geliyor.

3. AKIL Çağdaş zihin, kendi içinde çelişkili bir terimdir. Zihin asla çağdaş olamaz, o her zaman eskidir. Zihin geçmişten başka hiçbir şey değildir. Zihin hafıza demektir. O yüzden çağdaş zihin olamaz. Çağdaş olmak için zihinsiz olmak gerekir. Eğer anını yaşıyorsan, o zaman çağdaşsın. Peki o zaman zihninin yok olduğunu görmüyor musun? Hiçbir düşünce hareket etmez, hiçbir arzu yükselmez. Sen geçmişten kopmuşsundur. Ve gelecekle de bağın kalmamıştır. Zihin asla özgün olamaz. Hiçbir zihin özgün, taze ve genç değildir. Zihin her zaman eski, çürümüş ve bayattır. Ama bu kelimeler kullanılıyor, tamamen farklı anlamlarda kullanılıyor. Hatta anlamlı olmaları sağlanıyor. 19. Yüzyıldaki zihin farklı bir zihindi. Onların sordukları soruları sen sormuyorsun. 18. Yüzyılda çok önemli olan sorular şimdi çok aptalca geliyor. "Bir iğnenin ucunda kaç tane melek dans edebilir?" Ortaçağ'ın en önemli teolojik sorularından biri buydu. Şimdi bunun önemli bir soru olduğunu düşünecek kadar aptal birini bulabilir misin? Bu soru büyük din bilginleri arasında tartışılıyordu, sıradan insanlar tarafından değil. Büyük profesörler bu konuda tezler yazıyor, konferanslar düzenliyorlardı. Kaç tane melek? Kimin umurunda? Bu tamamen ilgisiz bir şey. Buda'nın döneminin büyük sorusu, "Dünya'yı kim yarattı?" olmuştu. Yüzyıllar boyunca devam etti. Artık çok daha az kişi dünyayı kimin yarattığı ile ilgileniyor. Evet, böyle eski kafalı insanlar var ama bu tip sorular bana nadiren soruluyor. Buda ise, bu soruyla her gün karşılaşıyordu. Birinin bu soruyu

Bu anlamda zihin. Zihin bir mekanizmadır. gelecek için yaşamaz. Aksi halde. masumiyettir. Londra'da alış veriş yaparken tesadüfen karşılaşmış. olağanüstü bir cesaret. hem de mahrem bölge anlamına gelir. haşır neşir olduklarının ötesine gitmek istemezler. Bilinmeyen yüzünden kendini güvensiz hisseder. Modalar gelip geçer. O kendiliğindendir. Geçmişte hiçbir koca böyle bir şey söylemezdi. Dünyayı kim yarattı? Buda. Zihinsizlik netliktir. sahte. Gurka Bölüğünde subay. aynı bilgiyi tekrar eder. Her zaman son söz kendine ait olurdu. Bu anlamda. zamanla birlikte değişiyor. Akıl. . final olurdu. Gerçekten yaşayan insan ise. Sürekli bir döngü içinde yaşar. daha önce gidilmemiş denizlere yelken açmaya ihtiyaç duyar. keskinleşir. Bilmenin ve olmanın gerçek halidir.) "Hayatım ne kadar çağdaşsın!" Bu anlamda bir çağdaş zihinden söz edilebilir. bu kendiliğindenlik zihinsizliğin güzel kokusudur. Zihin tekrar edicidir. gerçektir. Aynı bilgiyi tekrar tekrar çiğnemeye devam eder. Ama temelde zihin geçmişe aittir. Zihin yaşlıdır. Zeka tamamen farklı bir olgudur. Zihinsizlik. Kocadan eşine: "Bu akşam dışarı çıkmıyoruz dedim ve bu yarı final!" Şimdi bu. Sadece içinde bulunduğu anı yaşa. "Sadece privates. Bu insanlar tatmin olmuyordu. maceraperest bir yaşam gerektirir." ' Hamile olan yanıtlamış: "Evet. Zekanın yerine geçer. O. Çok nadiren bana dünyayı kim yarattı sorusu sorulur." (Ç. Eğer modayı düşünürsen.: privates. gerçek yaşamın yoludur. Onu bilgiyle beslersin. O zaman zeka büyür. Şimdi kimsenin umurunda değil. çağdaş bir zihin. çağdaş zihin denen bir şey yoktur. Her an bilinmeyenle karşılaştıkça büyüyebilir. tekrar tekrar. Harika bir adam. plastik bir kavram üretmişlerdir. O yüzden zekanın yerine geçecek. İnsanlar bilinmeyenden korkar. Aman şekerim. bu ne sürpriz! Anlaşılan son görüştüğümüzden beri evlenmişsin.sormadığı tek bir gün bile geçmemiş olmalı. dünyanın her zaman olduğunu. Buna akıl derler. anını yaşayan insandır. İki yüksek sınıf İngiliz bayan. Zeka. Modern zihin diye bir şey olamaz. kimsenin onu yaratmadığını söylemişti. Biri diğerinin hamile olduğunu görüp sormuş. sahte ve üretilmiş olan bir şeydir. Her şey o andır. En modern zihin bile hala geçmişe aittir. o zaman değişimler vardır. saflıktır." Soruyu soran dehşete düşmüş: "Bir Gurka mı? Onların hepsi siyah değil mi?" "Hayır" diye yanıtlamış. İngilizce'de hem rütbesiz asker.N. Her zaman bilinmeyene. çağdaş zihin denilen bir olgu var. Geçmişte yaşamaz.

Yaratıcılık. Tamamen içe dayanır. çok şey ortaya koyar. Mahavira. ince bir dünyada. Yaratıcı olamaz. gökyüzünün yere inmesini sağlamaktır. Kalbin uyanıkken. Ancak senin üniversitelerin. o kadar üstün ki. sadece sessizce oturduğunu . bir şarkı. Eğer onu izleseydin. Milton'lar. Şairler dış dünyayı yaratır. Senin üniversitelerin. yaratıcılığın en yüksek çiçeğidir. Daha önce yapılmış bir şeyi tekrar tekrar yaparsın. Shakespeare'ler. bir Beethoven yaratır. Üreticidir. Ama o kadar mükemmel. onu elinde tutabilmen mümkün değil. Üretim. Üniversitelerde yaşanan entelektüel aktivite budur. Ama sen. Entelektüel yaratıcılık diye bir şey söz konusu olamaz. Zerdüşt ya da Muhammed hakkında özellikle bir şey söylemiyorum. bilinmeyenin bilinene sızmasını sağlamak. Kimse bu doktora tezlerine ne olduğunu bilememiştir. müzik ya da dans. Şairler. Anlamak için tamamen farklı bir algı türü gerekir. Van Gogh'un yarattığı şeyler gözle görülür. Evet. kimse onlardan ilham almaz. Zekayı bir Picasso yaratır. büyük bir zeka gerektirdiği için değil. mistiğin yaratıcılığı ise özneldir. gökyüzü açılır ve bilinmeyenden çiçekler yağmaya başlar. Üretmekle yaratmak arasındaki fark nedir? Üretim. tek bir şiir bile yazmadı. Krishna. mistiğin yaptığı herhangi bir şeyi görmeyebilirsin. Önce şairi anlaman gerekir. Zaten yapıyorlar. Ne şarkı söyledi. bir Van Gogh. birkaç kişi okur. Michelangelo'nun yarattığı şey kabadır. Buda'nın yarattığı şey. ne de onu dans ederken gören oldu. bilgisayarlar yapabilir.Akıl sadece zihinsel bir oyundur. yeni bir şey var etmek. Buda. kalbin uyanık olma durumudur. Akıl baştadır. felsefe tezleri. Onun kafayla hiçbir ilgisi yoktur. üretmez. Akıl anlamak konusunda dahi hiçbir işe yaramaz. bu uyumdan yaratıcılık ortaya çıkar. oralarda ne tür yaratıcı işler yapıldığını görebilirsin. işe yaramaz şeyler. sadece çöplük yaratıyor. Mistik ise iç dünyada yaratır. Binlerce tez yazılıyor: Doktoralar. Zeka. tamamen farklı bir boyuttur. Tolstoy'lar. kaba bir dünyada yaratır. kalbin varoluşla uyum içindeyken. bir Mozart. tekrar edilen bir egzersizdir. Hem de herhangi bir insandan çok daha verimli bir şekilde yapar. Buda'nın yarattığı şey ise tamamen görünmezdir. Mistik. bir şiir. Kütüphanelerde birer çöp yığınına dönüşürler. Zeka ise. Eline hiç fırça almadı. Bir resim. edebiyat tezleri. İnsanlara birçok unvanlar verilir. Şairin yaratıcılığı nesneldir. bir gün mistiği anlamayı başarır ya da en azından anlamayı umarsın. Bir Beethoven. Ancak ondan sonra. Çünkü onların yarattığı şey o kadar ince ki. İsa. Üniversitelere gidip. Sadece çöp üretir. Zeka yaratır. Halil Gibran'lar yaratmıyor. onu anlamak için bile zeki olman gerekir. Mistikler ise. mekanik bir aktivitedir. Michelangelo ya da Kalidas'da. Onları kimse okumaz. Buda'yı anlamak için zeki olman gerekir. Kalple ilgilidir. Onlar da başka bir tez yazacak olan aynı tür insanlardır. ama yaratamaz. hayatında tek bir resim bile yapmadı. Sana Buda. Doktora tezi yazacak olanlar tabii ki okur. Sadece iki tür insan yaratır: Şairler ve mistikler. kalbin derin bir minnet içinde dans ederken. Rabindranath'lar. Dostoyevski'ler.

görürdün. Tüm varlığı sessizlikti. O. Arthur doğal olarak. bir ikilemdir. Bilinç ise. O yüzden asla hayata uymaz ve yaşam da ona uymaz. çok duyarlı olman gerekir. kendine ait bir kavrayışı yoktur. geleneğe ve kanıksamalara bağlıdır. Bhagwan dedik. Uzman olanın. eşsiz güzellik asaleti. karanlıkta el yordamıyla dolaşmaktır. hiçbir şey bilmez. mantıklı bir olgu değildir ve entelektüeller mantık üzerinden yaşar. Etkin ve faydalı olursun. içinde kutsal olan bir şeyler vardır. Çünkü. Ve şimdi yüz bin dolarlık büyük ödül için yarışacaktı. Ancak o zaman ne yarattığını görürsün. Hiçbir anı. homurdandı. O. "dudakları ve boynu" diye yanıtladı. Buda ile izleyici olamazsın. anlık yaşamamaktadır. Çünkü hayat. Fransız. Bir dans. kendine ait bir kavrayışı yoktur. Sorunun üçüncü yanıtı için aklına bir şey gelmeyince. O zaten yargıya ulaşmıştır. Bu tek soru için. Kendini her zaman bir yabancı gibi hisseder. bir uzman çağırma hakkına sahipti. Evet. Arthur televizyondaki bir yarışma programında. bilgili olanın. çözüm bulamaz. Ama Buda'da. o hayatın dışında kalmayı seçtiği için. Kafasında kütüphaneler taşır. Çünkü. Tanrı'nın tamamı bulunur. Çok şey bilirmiş gibi görünmesine rağmen. varoluş denilen bu yaşam sürecinin bir parçası olmayı başaramazsın. bilinç yaratıyor. güzeldir. ben şimdiden iki kez yanılmış durumdayım. katılınması gereken bir gizemdir. haftalarca bütün soruları doğru bilmişti. gerdek gecenizde eşinizin vücudunun hangi üç bölümünü öpmeniz beklenirdi?" İlk iki yanıt hemen geldi. mantıktan daha fazlasıdır. Bhagwan dedik. Ancak onu hissedebilmek için. Ancak entelektüel kendini kaybetmiş olur. onu çevreleyen bir zarafet vardı. Tabii hayat bir şey kaybetmiş olmaz. dünyaca ünlü Fransız seksoloji profesörünü seçti. entelektüel olanın. bir gizemdir. Onlarda Tanrı'nın tamamı bulunur. O yüzden Mahavira'ya. Akıl ödünç alınmıştır. Uzman her zaman geride kalır. çok açık olman gerekir. çünkü meditasyona açık değildir. bir diğer anına uymaz. Hayat onu dışladığı için değil. ödünç bilgiye. O yüzden Buda'ya. Asla! Sürekli değişir. katılmak zorundasın. . Büyük ödül sorusu şuydu: "Asur İmparatorluğu'nun ilk elli yılında kral olsaydınız. Derlenmiş yanıtlarını kafasında taşır ama hayatta ortaya çıkan sorular her zaman yenidir. mümkün olan en yüksek formudur. Bu çok ağır bir yüktür ama kendine ait bir görüşü yoktur. Entelektüel aktivite seni belirli konularda uzman yapabilir. ifadenin en saf. Ancak akıl. Yaşam. Konu sevişmekti. Arthur. Eğer mantığa çok fazla bağlanırsan. Çünkü bu. Bir şarkı. Yanıtı her zaman yetersizdir. sadece tepki verir. güzeldir. Arthur çaresizlik içinde uzmana döndü. O. Ayrıca yaşam. "Alors. Sonsuz güzellik. Tartışmacı değil. kollarını iki yana açıp. hiçbir zaman aynı değildir. Gözleri yoktur. mon ami" bana sorma.

daha fazla meditasyona ihtiyacın vardır. Ve insanlar akıllarında.Gannaway ve O'Casey tabancalarla düello yapacaktı.. Zeka ise uyanıklıktır. Her şey ayrı bir mucizedir. yeşil ağaçlarda. bilinçsiz halinde varmış olduğun aptalca yargılara ya da senin kadar bilinçsiz insanların vermiş olduğu yargılara yapışıyorsun. Tanrı olan sihirin. O'Casey'e döndü ve bağırdı: "Artık ateş edebilirsiniz. yaşam adındaki sihirin. bu hemşireleri çok hızlı yürütüyorlar. insanların gözlerinde bulunan sihirin. Ve sıska rakibini karşısında görünce itiraz etti. Cudahy körkütük sarhoştu ve Aziz Patrick Günü kutlamalarını izliyordu." Akıl bazı yargılara varır. Etrafını sarmalayan sihirin farkında olmalısın. mantığına dayalı bir parazitlenmedir. Cudahy havayı birkaç kez kokladı ve yanındaki polise döndü.. Zekayı ortaya çıkarabilmek için daha fazla bilgiye değil. çizgilerin dışı sayılmıyor. Ama sen aklın yüzünden. "Olmaz!" diye bağırdı. Sanki uykudaymış gibi davranırsın. daha fazla kalp olmalısın. "Memur bey. Ama hayat bu kadar mantıklı. "Ben bu işi hemen çözerim. Mantık onlara. . içten içe tüten döşekten iğrenç bir koku çıkmaya başladı. Ama unutmayın. çünkü bilinçsiz bir zihnin ulaştığı sonuçtan yola çıkar." Cebinden bir tebeşir çıkardı ve şişman adamın paltosunun üstüne boydan boya iki çizgi çizdi. mantığa uygun. bu kaçınılmazdır. Daha sessiz kalmalı. Gerçeğin deneyimi değil. vereceğin her karar. biliyormuş gibi yapma duygusu veriyor. Akıl aracılığıyla yaptığın her şey sadece bir parazittir. Hemşireler Birliğinin ak saçlı üyeleri yürüyüşte geçerken. kırmızı çiçeklerde olan sihirin. Ama bu sadece büyük bir "miş gibi" yapmaktır ve insan bunu tamamen unutmaya meyillidir. Sihir her yerde yaşanıyor. Sonuçta mantığı kendin icat ettin. kendi içinde kapalı kalıyor. Daha az zihin." Matematiğe uygun. "Ben ondan iki kat daha cüsseliyim. Onun bana ateş edeceği uzaklık. bir noktada mutlaka aksi sonuç verecektir. benim ateş edeceğim mesafenin iki katı olmalı. Farkında olmadan yanık sigarasını kaldırıma atılmış eski bir döşeğin üstüne düşürdü. Sonra. Yanlış gitmeye mahkumdur. mantığa yaslanarak yaşıyor. Eğer tam uyanık değilsen. Ancak sonuçta akıl bilinçsiz bir olgudur. Ama nasıl yapacaksın ki? "Sakin ol" diye yanıtladı yardımcısı. Gannaway oldukça şişmandı. bu kadar matematiksel değil. düşüncelerden daha fazla uzaklaşmalısın." Kesinlikle mantıklı.

Çünkü zeka. hayatının her lifi dans etmeye başlar ve bütünlük ile ince bir uyuma düşer. hiçbir şey eksik kalmamıştı. Bitmemişliğin ayrı bir güzelliği vardır. Bir kral bahçıvanlığı öğrenmek için bir Zen ustasına gider. Yaratıcılık işte budur. senin tüm varlığını harekete geçirir. Çünkü ustası çok katıydı. Bir Zen hikayesi duydum. Kralın çok güzel ve büyük bir bahçesi vardı. binlerce bahçıvan çalışırdı. Hatta hiç taşımayacak." . deneyimin güzelliği tamamlanmamış olmasıdır. Etrafına bakındı ve bahçede dolaşırken giderek ciddileşti. Ve unutma. birçok inanç taşımayacak. Ellerin nesneleri dönüştürmeye başlayacak. O sadece kendi deneyimlerini taşıyacak.Ancak zeka kesinlikle yaratıcıdır. En güzel müziklerden bazıları. bilinemeyene doğru hareket ediyor. "Acaba takdir edecek mi?" Bu. Kalbinden keyif şarkıları akmaya başlayacak. Çünkü. Kral dayanamayıp sordu: "Sorun nedir. En güzel kitapların bazıları bitmemiş kitaplardır. kral gidip bahçesinde uygulardı. Sorun nedir? Ben bir terslik görmüyorum. beni anlamışsın" diyecek miydi? Her türlü titizlik gösterildi. kalbin büyük uyanışıyla gerçekleşebilir. bir çeşit sınav olacaktı. Ustası her ne derse. bir noktaya ulaşır. Varlığının her hücresi. küçük bir kısım olan kafayı değil. Sürekli bilinenden. En güzel şarkıların bazıları bitmemiş şarkılardır. Zeka. Acaba "Evet. Sadece bir kısmını. İnanç her zaman tamamlanmıştır. Birçok şey kendiliğinden olmaya başlayacak. Kral çok gergindi. başınızı olumsuz şekilde sallıyorsunuz. İNANÇ Bir yaratıcı. bitmemiş müziklerdir. kral ustayı bahçesine getirdi. bir sorun mu vardı acaba?" Usta tekrar tekrar başını sallıyor ve içinden olmamış diyordu. değişiyor. 4. keşfetme duygusu sona ermemiş olur. O zaman bir simyacı olabileceksin. Ancak bu sadece zekanın büyük uyanışıyla. Bahçe o kadar güzel tamamlanmıştı ki. İnanç ise her zaman kapalıdır. Ama usta en baştan itibaren çok üzgün görünüyordu. Ancak ondan sonra. Çamura dokunacaksın ve o bir nilüfere dönüşecek. "Neden bu kadar üzgün görünüyordu. her zaman bitmemiş kalır. Bütünle tam uyum içinde nefes almak. hareket ediyor. efendim? Bir hata mı var? Çok ciddi ve üzgün görünüyor. Kral çok korkmuştu. ustayı bahçesini görmeye davet etti. Deneyimin güzelliği ise her zaman açık olmasıdır. bilinmeyene ve bilinmeyenden. Yaşadığın sürece deneyim nasıl bitecek? Deneyimlerin büyüyor. Onu hiç bu kadar ciddi görmemişti. Usta üç yıl boyunca ona öğretir. Bana söylediğiniz her şeyi bu bahçede uyguladım. tüm varlığını titretir. Deneyim asla bitmez. Üç yıl sonra bahçe tamamen hazırdı ve kral.

Bütün kurumuş yapraklar. artık bir zihnin olmaz. O anda Avalokita. "Avalokita". tamamen bitmiş olması. Ama o zaman da. "Bak." Usta yanıtladı: "O yüzden bu kadar yavan. kurumuş yapraklarla oynayan rüzgarın sesi. Artık bahçenin bir fısıltısı vardı. O zaman bakıyor olmazsın. O." Usta hızla bahçenin dışına çıktı. O sessizlik canlı değildi. ne de ağaçlarda tek bir kuru yaprak bile yoktu. Zihin bütün inançların bir araya toplanmasıdır. "Bu çerçeveden bak. Bitmemiş kalması gerekir. ama gelişmeye devam eder. . yani bir arayan olsun. Deneyim her zaman açıktır. İlk nitelik. Bu hikayeyi çok severim." der. Ona şöyle dedim: "Onu bitir. Ne yollarda. "O yapraklar nerede?" Kral yanıtladı: "Bahçıvanlarıma hepsini toplamalarını söyledim. Sen bu ışıktan. bırak bir sannyasin. Henüz tamamlanmış değildi. Gerçek. O zaman ne yapabilirsin? Kitabı bitirirsin." Bütün kuru yapraklar toplanmıştı. Usta. Bakışın saftır. öbek öbek toplanmıştı. Sadece gerçek özgürleştirir.Usta yanıtladı: "O kadar tamamlanmış ki." dedi. Bu. Tanrı'nın hiçbir şeyi bitmiş değildir. Çünkü ancak o zaman orada olanı görürsün. Bu bitmemişlik anlamına gelir. Usta çok mutlu oldu. "Yanlış tarafı. O yüzden başımı sallıyor ve olmamış diyorum. Birkaç kova kurumuş yaprak getirdi ve onları rüzgara savurdu. Bunun sonrası senin ötende gelişir. yani saf gözlerle bakan olursun. Başka her şey zincir yaratır. sadece bakıyorsun. Eski fikirleri sunar. O zaman o bitmemişliğin içinde bir gizem kalır. Sararmış yapraklar bile toplanmıştı. ölü gibi olmuş. bir ışık gibi içine sızmaya başlar. tamamen bittiği zaman güzel olamaz. Aksi halde bir mezarlık gibi yavan ve ölüydü. Bir roman yazdığını ve ne yapacağına karar vermediğini anlatıyordu. şimdi ne kadar canlı görünüyor. ancak uzatmak olanağı da vardı. Henüz bitmemişken bitir. zihnini bir kenara koyup. Onun üstüne bir fikir yansıtmış olursun. Gerçek özgürleştirir. Kurumuş yaprakların müziği. Zihinsiz bak. O zaman ölmüş olur. Açıklık. hayata yeni bir açıdan. Herhangi bir şey için bakmıyorsun. Mümkün olduğunca mükemmel olsun diye. fikirsiz bakar. Sadece bakar. yeni bir gözle bakmaya hazır olman demektir." Sonra şöyle devam ettim: "Eğer ana karakterin hala bir şey yapmak istiyorsa. Açıklık. Buda'nın isimlerinden biridir. O zihinsizlik anlarında gerçek. baktığın şey çarpılır. Hiçbir eksiği yok." Kurumuş yapraklarla birlikte bahçeye ses de gelmişti. zihnini bırakmak için daha bir cesaret sahibi olursun. Öyle bir noktaya gelmişti ki." Hiçbir hikaye. baktığın zaman. bu gerçekten keyif aldıkça. Zihin sana eski gözleri verir. zihinsizlik demektir. Hiçlik. Er ya da geç bir gün. Ölü yapraklar nerede? Kuru yapraklar nerede? Bir tane bile kuru yaprak yok. Yolların üstünde hareket eden kurumuş yapraklar. romanı bitirebilirdi. yani Sunyata çerçevesinden bak. bu kadar insan yapımı görünüyor. deneyime açık olmaktır. üzerine projeksiyon yaptığın bir perdeye dönüşür. İnanç her zaman tamdır ve bitmiştir. Geçen gün burada bir kadın vardı. Rüzgar onları aldı ve kuru yapraklarla oynamaya başladı. Zihinsiz baktığın zaman algılaman verimli olur.

Eğer şöhret gelirse. Ama herkes yaratıcı olabilir. Öyle bir sevgiyle ki. O zaman temizliğin bile yaratıcı olduğunu göreceksin. Ama zaten bunun konuyla ilgisi yok. ne yaparsan severek yap demektir. onu yaparken keyif alman. Yaptığın işi severek yap. aslında hiç yaratıcı olmazsın. o zaman yaratıcı olduğunu sanırsın. ne güzel. Her şeyi o mu yarattı bilmiyorum. bütün hayatın yaratıcı olduğu zaman. Yaratıcı olan insandır. Yaratıcıdır. Ne olursa olsun. Sen ne kadar yaratıcı olursan. yaratıcılığı herhangi bir şeyle kısıtlamamandır. ama bildiğim bir şey var. Resimle. Eğer Picasso gibi ünlü olduğun zaman yaratıcı olabileceğini düşünüyorsan. Yerleri yaratıcı bir şekilde süpürebilirsin. Yaratıcı bir şekilde yemek pişirebilirsin. yaratıcı bir eylem olur. o zaman ruhanidir. Gerçek değer budur. Tanrı'nın içinde yaşarsın. eğer keyifle yapıyorsan. Daha yaratıcı oldukça. onu yaparken tam yoğunlaş. Bodhi ağacının altında hiçbir şey yapmadan oturan Buda'dır. yani kendin olduğunu anladığın zaman. şiirle. Kutsaldır. o bir şey yapmamak. şarkıyla ya da başka bir şeyle ilgisi yoktur. Eğer şöhret peşindeysen. Yaptığın şeyin hiçbir önemi yok. seni geliştiriyorsa. O niteliği aktiviteye getiren sen olursun. sanki içinde şarkılar ve danslar varmış gibi. O yüzden. Yaratıcılık. Yaratıcı bir eylemden sonra aynı kişi olamazsın. Yaşanması zor bir yer olur. O senin aşk . Yaratıcılık. Herkes dansçı olamaz. o zaman ıskalarsın. Bunu anladığın zaman. yaptığın aktiviteye senin getirdiğin bir niteliktir. Bir köşede hiçbir şey yapmadan sessizce otursa bile. Çünkü yaratıcı olan insanlar ona daha bir yakın oluyor. O yüzden hatırlaman gereken ilk şey. sevgiyle yapıyorsan. dansla. dünya çok çirkin olur. O anı o kadar büyük bir coşkuyla yaşarsın ki. Yaratıcı olmadan şarkı söyleyebilirsin. ne güzel. yapmanın tek nedeni maddiyat değilse yaratıcı olur. Herkes ressam olamaz. Bir iç yaklaşımdır. değeri sana ait. Tanrı'nın yaratıcı olduğunu söyler. Önemli olan yaptığın her neyse. Her şey yaratıcı olabilir. daha kutsallaşıyorsun. Eğer bir adam yaratıcıysa. ve buna gerek de yok. Aktivitenin kendisi yaratıcı ya da yaratmasız değildir. Keyifle. yaratıcı olan ya da olmayanın sen. yaratıcı olmadığın duygusu ortadan kaybolur. görünmez bir resim yapmış olursun. Eğer herkes ressam olursa. o kadar Tanrısal olursun. ne yaparsa yapsın yaratır. Eğer o sayede içinde bir şeyler gelişiyorsa. Dünyadaki bütün dinler. Hatta yolda yürürken bile yürüyüşünde bir yaratıcılık olur. Ne yaparsan yap. Yerleri süpürdüğün için seni kim övecek? Tarihe not düşülmeyecek. O bir tavırdır. şenlik havasıyla. Gazeteler adını ve resmini basmayacak. O zaman. içini zenginleştirir. Dünyanın tanıdığı en büyük yaratıcı. 'O' yaratan olmalı. Eğer yerleri böyle bir sevgiyle silersen. Yaratıcılığın doruk noktasına ulaştığı zaman.Yaratıcılığın herhangi bir aktivite ile ilgisi yoktur. Bir politikacı. Bu düşüncelerinde yer etmemeli. Sen yaratıcı olmadan resim yapabilirsin. Buna gerek de yok. hırslı bir insan olursun. Senin bakışındır. Eğer gelmezse. Belki kimsenin haberi olmaz. Sen keyfini çıkardın.

Resim yaparken ileriye bakar. yıkıcıdır. eş anlamlıdır. . Zamanla yanlış inançları onlara dikte ederiz. Para ise. Güç. Başka insanlardan alındıktan sonra paran olabilir. Ama eğer yaratıcı olmadığına inanıyorsan. Her insan doğuştan yaratıcıdır. Orada bir şarkı. Giderek onları daha maddiyatçı. Bu inanç herkese aşılanmıştır. toplumun para getireceğine inandığı bir aktiviteye yönlendirilmiştir. ama biz insanların yüzde doksan dokuzunun yaratıcılığını öldürürüz. Hırsın girdiği yerde yaratıcılık yok olur. onları imha etmek demektir. dünyanın güzelliğini arttırır.ilişkindir. Zamanla onları yoldan çıkartırız. Bütün yaklaşımımız güce odaklıdır. Ama o imkansız şey olmuştur. Bu çirkin olgu yaşanmaktadır. Varolup da yaratıcı olmamak imkansızdır. Hırslı bir insan. dünyanın güzelliğini arttırır. Onun hayatının kendi özünde bir değeri vardır. daha keyifli. Yaratıcılığı yok ediyoruz. Onu kimse tanımayabilir veya birkaç kişi tanıyabilir. sömürülmesi gerekir. Yaratıcı bir insan dünyaya gelince. Hayattaki bütün tavrımız. Herkes yaratıcı doğar. Çünkü paranın çalınması. milyonda bir kişi. Yaratıcı eylem. bu çok daha güzel ve doyuma ulaşmış bir dünyadır. arkasında daha güzel bir dünya bırakır. çünkü bütün yaratıcı kaynakların tıpalanmış. o zaman yaratıcı olur. Aşk ve coşkunun dokunuşu ile küçük şeyler bile yücelir. Bu saçmalıktır. Çocukları izlersen görürsün. Dünyayı daha iyi dans ettirir. Roman yazarken ileriye bakar. insanın ilgilenebileceği en yaratıcı olmayan şeylerden biridir. birkaç şair. Bütün akış olasılıklarını sürekli engeller. siyasetçi ve hırslı yaparız. Ancak o zaman güçlü olursun. yok edilmiştir. Bu dünyadan ayrıldığı zaman. Yanlış koşullanmalardan arınmalısın. Para peşindeki bir adam yıkıcı olur. Önemli olan onun geride bıraktığı dünyadır ki. Yanlışı ve çocuklukta sana zikredilmiş olan hipnotik telkinleri bırakmalısın. daha sevgi dolu. Unutma. yaratıcı olamazsın. Biz zamanla onların yaratıcılığını yok ederiz. Çok az insan yaratıcı olarak kabul edilir: Birkaç ressam. Kapıları açar. Birden yaratıcı olduğunu göreceksin. kapıları kapatır. Eğer eylemin aşk ilişkinse. o inanç kapalı bir kapı olarak etrafında dolaşır ve engel olur. bunlar yıkıcı eylemlerdir. Her zaman gelecektedir. Yaratıcı bir insan her zaman o andadır. Çünkü inanç sadece bir inanç değildir. Dünyaya bir şeyler verir. Çünkü orada bir. Enerjinin akmasına izin vermez. Hepsini bırak ve kendini bütün şartlandırmalardan uzaklaştır. sadece birçok insanı ezmek zorunda olmak. Çünkü hırslı bir insan yaratıcı olamaz. paraya dayanır. Ve güç yaratıcı değil. Hiçbir şey almaz. Bütün enerjin. Önemli olan bu değil. "ben yaratıcı değilim" kapısı vardır. Varolmak ve yaratıcı olmak. Ne zaman Nobel ödülü alacağım diye düşünür. burada bir resim. engellenmiş. Bütün çocuklar yaratıcıdır. Ancak o zaman güçlü olabilirsin. herhangi bir aktiviteyi tek başına sevemez. Sorumluğu topluma atmak hiçbir işe yaramaz. daha meditasyonlu yapar. Hayatını kendi ellerine almak zorundasın. Eğer yanlış bir inancın varsa.

en son anlarında. Hayır. Paylaşabileceğin her şeyi paylaş. Dışardan bakılınca ünlü olmayabilirsin. para getireceğini söylemiyorum.. O zaman işin ibadet olur. kendi kaderini bulmalısın. Arayıp. Eğer kalpten gülümseyebilirsen. insan değil. hayatlarının muhasebesini yaptıkları o son anda dilenci olduklarını görürüz. başkalarını taklit ettiğin için olabilir. Ne yapıp. Eğer bu dünyaya girerken eline hayatının çizelgesi tutuşturulsaydı. sunulmuş bir adak olur. Ama bunun gibi şeyler yüzünden yaratıcı olmadığın kanısına sakın kapılma. yaratıcı olursun. bu yaratıcı bir eylemdir. flüt çalmak. "Hayatın bu olacak. Sadece bir makine tahmin edilebilir. çok başarılı olmayabilirsin. Hatta başına dert açabilir. iç dünyanda başarısız olmaktır. o zaman hayatın mekanik olurdu. aslında başarısızlıktır. Dilencilere Swami denmiştir." İmparator olarak bildiklerimizin. Çünkü o sürekli dilenir. Yaptığının ne olduğu konusunda endişe etme. prestij. bütün dünya ayaklarının altında olsa bile ne yapacaksın? Bütün dünyaya sahipken. Üniversitede altın madalya alamamış olabilirsin. O. İnsan şaşırtıcıdır. Ama zaten bu dünya düzeninde başarılı olmak. Swami. Kalbini vererek yap. sınıf birincisi olmamış olabilirsin. ben küçük şeylerle büyük şeyler arasında bir ayrım yapmıyorum. Karanlıkta el yordamıyla dolaşmak zorunda olduğunu biliyorum. Eğer onların farkında olursan çok kolay bir şekilde yaratıcı olabilirsin. Yaratıcılığının sana güç. sana gül bahçesi vaat edemem. İnsan çok şey yapmak zorundadır. Birine kalbinle sarılırsan.Para. Sadece tek bir şeyin sözünü verebilirim. Sadece sevgi dolu bir bakış. Ruhunun derinliklerinde keyif ve neşe dolu olursun. şiir adına saçma sapan şeyler yazıp durur. net olarak bildirilmiyor. güç. bir insanın hayatını değiştirebilir. O yüzden insanlar. Birine sevgi dolu gözlerle bakmak. Bu arayıştan bir şeyler doğar. ne yapamayacağını bulmalısın. ya da şiir yazmak. Hem de çok büyük bir yaratıcı eylem. O zaman ne yaparsan yap dua olur. İnsanların kafasında yaratıcılığın ne olduğuna dair çok kısıtlı fikirler var. İnsan her zaman bir açık kapıdır. Gitar çalmak. O yüzden Doğu'da biz arayışçılara. Ama bu da hayatın cilvesi ve bu arayışa geçmek güzel bir şeydir. birinin elini tutup gülümseyebilirsen. Swami diyoruz. Onlara dikkat et. Eğer kendi özünü kaybetmişsen. Bütün hayatın kutsanmış olur. kendine sahip değilsen ne yapacaksın? Yaratıcı insan kendi varlığının sahibidir. Herkes her şeyi yapamaz. Yaratıcı olmadığına dair bütün inançlarını bırak. Ruhunun derinliklerinde doyuma ulaşırsın. Yaptığın her şey. Gitarist olacaksın" denseydi. Para. Sadece bununla kalmaz. Kaderinin ne olduğu. bu toplum düzeninde başarılı görünmeyebilirsin. fakir bir hayat yaşamak zorunda kalabilirsin. Ve unutma. ustadır. Bunun nedeni. Bin bir farklı şeye . aynı zamanda yıkıcıdırlar. Verici ol. O inançların nasıl yaratıldığını biliyorum. prestij yaratıcı değildir. Sürekli daha fazla şükran duası alırsın. güç ve prestij peşindeki bir adam dilencidir. Dünyaya verecek hiçbir şeyi yoktur. Ama her şeyi yaratıcı şekilde yap. Ruhunun derinliklerinde dünyanın en zengin insanı olursun. resmini takdir etmemiş olabilirler ya da flüt çaldığın zaman komşular polis çağırmış olabilir.. usta demektir. "Usta. Yaratıcı ol.

Eğer rekabetçiysen. o zaman yaratıcı olma fikrini bırak. Bir insan ne kadar büyükse. Eğer şöhret istiyorsan. Ama bunların hepsi maskedir. kendi değerlerini yaratmak zorundadır. Ağaçları bilen. İsa'dan daha büyük bir başarısızlık örneği verebilir misin? Ama zamanla. başarılı değildi. Yaşayıp yaşamadığını kimse söylememiştir. Yaratıcılık her zaman öldükten sonra. Napolyon'u. Henry Ford'a daha kolay gelir. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. Birçok yaratıcı insan hiç tanınmamıştır. Yaratıcı olmayan. o zaman bir sorun vardır. O. yaratıcı insan meşhur olduğunda. O. her ağacın kendi şeklini yarattığını bilir. Timurlenk'i. yaratıcılıktan söz etme. Ama bu nadiren olur. Eğer biri takdir ederse. Orası artık başkasının yeri olamaz. Eğer maske düşerse. Ancak. şöhret çok kolay gelir. En azından asıl yapmak istediğini bilinçli olarak yap. Yıkıcı olursan şöhreti daha kolay elde edersin. Yaratıcı bir insanın başarılı olması tesadüfe kalmıştır. Eğer kimse takdir etmezse. seven insanlar. O gülen maskenin arkasında çok vahşi insanlar. insanların onu anlaması o kadar çok zaman alır. O gülümsemeler siyasidir. O zaman aktiviteden keyif alırsın. Yaratıcı bir insan şöhret olamaz demiyorum. Dans etmeyi sevdiğin için dans edersin. prestij. empati . ne güzel. Eğer İncil olmasaydı. yaratıcı olamazsın. yıkıcı bir insan için başarı daha kesindir. başarı. endişe etmen için herhangi bir neden yok. Eğer şöhret olmak istiyorsan. hissetmek zorundasın. O zaman her eylemin gerçek bir değeri olur. Şöhret. Eğer duyarlı olursan. Tarihin tamamı katiller tarihidir. Sen seçmek zorundasın.açılan bir potansiyeldir. keyif aldın. yaratıcı olmadığın inancı tehlikelidir. Bu da çok vakit aldı. Ve değerlerini yarattığı zaman artık ölmüştür. daha fazla önem kazandı. Hemen bırak bu inancı. kayalar bile yaratıcıdır. Ve zaman alır. Ama eğer hayatını seversen. Yaratıcı olmayan kimse yoktur. Birçok kapı açılır ve her adımda birçok seçenek bulunur. ölmüştür. Eğer bir katil olursan. aşırı derecede rekabetçiysen. O. Nadir Şah'ı. ortada onu yargılayacak kriterler yoktur. Eğer hayatını değil. Başbakan olabilirsin. Her kaya kendi hacmini yaratır. o zaman para. Çünkü. başka bir şeyi seviyorsan. Çok nadir. Yani. arkasında saklanmış olan Cengiz Han'ı. Neredeyse bir tesadüf gibi. Teşekkür edersin. onun hakkında hiçbir kayıt olmayacaktı. ünlü değildi. başkan olabilirsin. Eğer parayı seviyorsan ve yaratıcı olmak istiyorsan. Adolf Hitler'e. büyük bir insan doğduğu zaman. Sadece para hırsı bile senin yaratıcılığını yok edecektir. o zaman bulmayı başarabilirsin. Hitler'i görürsün. Hatta bu bile kesin değildir. diplomatiktir. Yanında bir haritası yoktur. zaten kendini doyuma ulaştırdın. eğer insanları öldürüp yok edersen çok kolay şöhret olursun. o zaman yaratıcılığı unut. Yaratıcı bir insanın tanınması yüzlerce yıl sürer. Dans ettin. Asla maskelerin arkasına saklanma. Ağaçlar. Ondan söz eden başka kimse olmamıştır. Dans etmek sana coşku verdiği için dans edersin. bilerek yap. korkunç derecede vahşi insanlar bulursun. yani çok geç gelir. İskender'i. Kayıtlar onun dört havarisine aittir. İsa yaşadığı dönemde ünlü değildi. eğer yaratıcılık adına başka bir şey peşindeysen. Zamanla insanlar onu tanıdı. saygınlık gibi şeyler söz konusu değildir. Hatta öyle bir olur ki.

O dili bilmiyoruz. onlar insan. Bazen hiçbir ağaç sandalyeye dönüşmeye hazır olmuyor ve ben elim boş dönüyorum" diye anlatıyor Zen ustası. Sizler kayaya rağmen kaldırıyorsunuz. benimle işbirliği yapmaya hazırlar mı diye de soruyorum. Taşlar sadece taş değil. o yüzden bana yardım ediyor. Bu tip şeyler saçma görünebilir. Usta ormana gitmiş ve üç gün sonra dönmüş. sevgiyle hisset. Hem de çok zayıf bir adam olmasına rağmen. İnsanı kendine çekiyor ve neyin çektiğini anlamıyorsun.yoluyla anlamaya başlarsan. günümüze kadar ulaşmış durumda ve onlar hala büyüleyici bir çekime sahipler. bu kadar insan beni izlemeye gelmiş. Bir Zen ustası çok büyük kaya parçalarını çekebiliyor. Önce bir ağacın. Ağaçlar sadece ağaç değil." . İkna etmeye çalışıyorum. Ağaçlara gönüllü olmak istiyorlar mı diye soruyorum. Sadece gönüllü olmak değil. İnsanları mıknatıs gibi çekerdi. Ben kayayla birlikteyim. Üç ay sonra imparator tekrar sormuş. Marangoz yanıtlamış: "Sürekli ormana gidip geliyorum. Kaya bana işaret verdiği zaman ki. Çünkü biz bilmiyoruz. diyorum. Onu sevgiyle seyret. Ona bu işin sırrı sorulduğu zaman şöyle dedi: "Bunun bir sırrı yok. Üç gün boyunca ormanda kalırmış. Bu yaşanmış bir olay: Çin İmparatoru ondan kendine bir kütüphane yapmasını istemiş.. bu bir titreşim. "Ben yapmıyorum. Bekleyeceğiz. Kaya bana hazır olduğu işaretini verince harekete geçiyorum. kaldırabiliyormuş. Ona sevgiyle dokun. "Bekleyeceğiz. Git ve bir taşın yanına otur. Ancak o zaman. O yüzden bu kadar enerji gerekiyor. Sandalyelerinden bazıları Çin'de. Ben sadece ormana gidiyorum. Her ağaç eşsizdir. onlar insan. Sonra kayayı sevgiyle kavrıyorum ve ondan işaret bekliyorum. Kayayı seviyorum. Her ağacın bir özgünlüğü vardır. bunun imkansız olduğunu söylüyorlardı. Aradan bin yıl geçmesine rağmen! Bu inanılmaz güzellikte bir şey. onunla birlikte akıyorum. işbirliği yap. Her ağacın ayrı bir yaratıcılığı olduğunu görürsün. sonra başka bir ağacın altına oturur ve onlarla konuşurmuş. o bunu kolaylıkla başarıyordu. bir ustanın da yarattıklarıyla değerlendirilmesi gerekir. Adam delinin tekiymiş! Ama nasıl bir ağaç meyvesiyle değerlendiriliyorsa. Kaya kendini hareket ettiriyor. bunlarda tarif edilemez bir kalite bulunurdu. Hiçbir ağaç bir başkasına benzemez. Önce ona prestijim senin ellerinde. hiçbir ağaç saraya gelmeye hazır değil" demiş. ormanı ve ağaçları sorgulamak. Hatta onu benim oynattığımı söylemek yanlış. bana yardım et. En temel şey. Ben sadece oradayım. bütün omurlarım titremeye başlıyor. Ondan çok daha güçlü olan insanlar. Fizyolojisine bakarak. sana çok faydası dokunacaktır. Hangi ağaç sandalye olmaya hazır diye sormak" dedi. Her taşın özgünlüğü vardır. "Bunları nasıl yapıyorsun?" diye sordular.. o kayaları yerinden oynatamazken. "Gidiyorum ve sandalye olmak isteyen bir ağaç arıyorum diye sesleniyorum." Marangoz olan büyük bir Zen ustası vardı ve ne zaman masa ya da sandalye yapsa. tamam mı. Bir ağaç ikna olmaya başladı bile.

Varolmanın arkasında bir amaç var. iletişim kur. Orijinaldeki güzelliğe. Kendi içinde keyif olmalı. "İşin tüm inceliği burada. ŞÖHRET OYUNU Bütün toplum düzenimizin öğretisi. Bu yüzyılın en büyük şairlerinden biri olan Rabindranath Tagore. Onu buluncaya kadar aramaya devam et. Sen en tepedesin. Şu andaki durumda. Eğer sevgi doluysan. Sen bilinçlisin. işi ne olursa olsun. çevirinin sahip olmayacağının ve olamayacağının bilincindeydi. Yaptığın işi sevdiğin için değil. ama tanınmak önemli. Kayalar bile yaratıcı. Tanınmayı talep etme. Çünkü milyonlarca insana Nobel ödülü veremezsin. Hiçbir şeyi itip kakma. yardım etmelerini sağla. Yaratıcılığın kendi içindeki değerini ortadan kaldırarak. Tanınmak için değil. Burada olmanın bir anlamı var. tatmin edeceği bir nokta vardır. Ağaç kendi isteği ile geldiği zaman marangozun yardımını istemektedir. Asıl bakış açısı bu olmalı. Çünkü Bengalce ve İngilizce'nin farklı . vereceği bir mesaj. İşi her şeyden bağımsız olarak sevmelisin. 5. değersiz olduğumuz üzerine kuruludur. milyonlarca insanı yok ettiler. Eğer. Aslen iş önemli olmalı. belki yanlış yönlerde arıyordun. Nobel ödülleri versin diye yapıyorsun. Ağaçlar bile yaratıcı. romanlarını. artık kimse huzur içinde. Sonra küçük bir kitabını. eğer tanınmıyorsak." demiş. Her şeyi mahveden de bu düşünce. belki arkadaşların yaratıcı değilsin dedi. varoluşun en tepesindeki varlıksın. Eğer olursa. mükemmel yaptığın için değil. Yaratıcı olmadığına dair yanlış inanışlara bağlanma. nazlanmadan kabul et. Bütün senin aracılığınla bir şeyler yapmayı arzuluyor. Belki baban sana yaratıcı değilsin dedi. gelmezse. yani Şarkıların Sunumu isimli kitabını İngilizce'ye çevirdi. fark edilmeyi düşünmeden. Hayat küçük şeylerden ibarettir ve bu küçük şeyler için ödül. Her insan bu dünyaya belirli bir kaderle gelir. yaratıcı olmadığın noktalarda dolaşıyordun. ödüllendirsin ve altın madalyalar. şeref nişanı ya da fahri doktora verilmez. bir hiç olduğumuz. Ama yaratıcı olduğun bir yön mutlaka vardır. Asla yanlış inanışlarla düşünme. Bengalce yayınladı ama kimse onu fark etmedi. Eğer seviyorsan çalışırsın. dünya seni mutsuz bir döngünün içinde kapana kıstırmıştır. keyifle çalışabilirse. keyif alarak çalışamıyor. Herkesin içinde bir tanınma arzusu yarattığın için. Senin tatminin işin kendisi olmalı. Seyret. Tamamlayacağı bir iş. sadece dünya tanısın. sessizce. Tesadüf eseri burada değilsin. bunu düşünme bile. çok daha güzel ve şenlikli bir dünyaya sahip oluruz. Sen bir insansın.Sonra bir ağacı ikna etmiş. bütün varlıkların bir kişiliği olduğunu göreceksin. Kendini açık tut ve aramaya devam et. O zaman enerjini korursun. Hindistan'ın Bengal bölgesinde yaşıyordu. Eğer herkes işini sevmeyi öğrenirse. yaratıcı olmak için çalışmalısın. Şiirlerini. Gitanjali. İş önemli değil.

öğretmenler seni sürekli tanınmaya. "Siz o doktorayı bana vermiyorsunuz. kabullenileceksin. Tagore reddetti. asıl dilinde çok daha güzel olarak yıllarca burada durdu ve hiç kimse zahmet edip hakkında bir yazı bile yazmadı. Ama bir şekilde çevirmeyi başardı ve çeviri orijinale kıyasla çok yavan olmasına rağmen. Ama bu yıllar boyunca kimse onu fark etmemişti. Dünya. Bu. Sorun her zaman senin içindeki duygulardır. Siz o doktorayı benim eserime vermiyorsunuz. Bengalce çok tatlıdır. tuzağa düşmüş olarak yaşayan yanlış insanlarla dolu. En büyük ödül zaten buydu. En büyük romancılardan ve insan psikolojisini çok iyi kavrayan yazarlardan biri olan Jean Paul Sartre. Dünyanın bütün ülkelerinden. Neden birisi tanınmayı istesin? Neden kabul edilmek için çabalasın ki? Kendi içinin derinliklerine bak. Tanınmanın. Ama doğru insanlar bu dünyada azınlıkta. Siz o unvanı. Şu temel şeyi öğren. sohbet ettiğin zannedilir. Aileler. O zaman anlamlı olur. ama yine de yapıyorsun. ne yapmak istiyorsan onu yap. farklı ifade tarzları vardı. Nobel ödülünü reddetti. Yaptığım her şeyi severek yaptım. Kitap yıllardır Bengalce ve diğer Hint dillerinde basılı durumdaydı. Neden tanınma gibi bir arzun olsun? Tanınma arzusu. Nobel ödülüne veriyorsunuz. Nobel ödülünü kabul etmek bağımlı olduğum . Bir Nobel ödülü buna bir şey katmaz. sevmiyorsun. kabul edilmeye yönlendiriyor. Takdir edilecek.yapıları. insanları kontrol altında tutmanın çok kurnazca bir yoludur. Müzik gibidir. Çünkü almış olduğum ödülden daha güzel bir şey olamaz. Bu dilenciliktir. Belki yaptığın işi sevmiyorsun. Sevdiğin şeyleri yap ve asla tanınmayı isteme. onun farklı nitelikleri vardır. Eğer sevmiyorsan. Her üniversite ona fahri doktora vermek istiyordu. Ben yaşlıyım ve yeterince keyif yaşadım. İngilizce'de böyle bir nitelik yok ve bunu ona getiremezsin. Yaşadığı şehir olan Kalküta'daki üniversite ona fahri doktora unvanı öneren ilk üniversite oldu. Nobel ödülünü kazandı. Başka da bir ödül istemiyorum. Çünkü o sana tanınma getirecek. Dış dünyayla hiçbir ilgisi yoktur. Neden başkalarına bağımlı kalasın? Tanınmak ve kabullenilmek başkalarına bağlıdır. Kabullenilmek doğru olduğunu hissetmene yardım edecek. her kelimenin melodisi vardır. Ben herhangi bir Nobel ödülünü kabul etmeyeceğim. ancak işini sevmiyorsan bir anlam kazanır. Şöyle dedi: "Ben eserimi yaratırken yeterince ödül aldım. Tanınmayı düşünmek yerine. Belki yanlış yolda olmaktan korkuyorsun. Sen kendini bağımlı kılıyorsun. Kavga etsen bile. doğru hedefe yöneldiğin konusunda sana destek olduğunu sanacaksın. tanınma peşinde olan amatörler için güzeldir. tekrar işini düşün. tam aksine beni aşağıya çeker. İşinden nefret ediyorsun. diğerinin yerine geçer. bütün dinlerinden aldığım lanetlemeler benim için çok daha değerli. Nobel ödülü." Doğru söylüyordu. Bunun kendini aşağılamak olduğunu söyledi. Çünkü kitap. işini seviyor musun? Herşey orada biter. o zaman değiştir. Sonra birden Hindistan onun farkına vardı." Hiçbir doktorayı kabul etmedi.

Ve toplum. kendi işiyle yaşar. iki ya da üç yüzyıl sürer. Bu hasta insanlık tarafından saygı görmek için onlardan daha hasta olmalısın. Yaşadığın sürece lanetleneceksin. onurlu insanları. Başkalarının ne düşündüğünü umursamaz. Arada büyük bir fark vardır. onların görüşlerine ve beklentilerine göre davranmalısın. kitapların saygı görecek. yerleri silmek bile. Kendi bireyselliğinin farkında olan her insan. hayatın tadını alacaksın. bugünün dahisinin ulaştığı zekaya ulaşması. Bu şekilde bir birey olursun. karşılığında saygı görme ihtimalin o kadar azalır. kendi kaynaklarından beslenen bir birey olmak insanın kökleşmesini sağlar. Bu da. tazminat olarak onlara ödül verir. O zaman her şey bir kapıya dönüşür. heykellerini yapacaklar. İki ya da üç yüzyıl geçtikten sonra. çöp yığınından başka bir şey değildir. ilahi bir gizemdir. Özgürlük içinde yaşayan. DÖRT ANAHTAR Bir şeyler yarattığın zaman hayatın tadını alacaksın. gerçek çiçek açmanın başlangıcıdır. o zaman bu hayatta hiç saygı görmeyeceksin. her şeyinle yaparsan. İşin ne kadar değerliyse. Bu düzenin tanınmış insanları. kendi ayakları üzerinde duran. Eğer yaratıcı olursan. Hayat felsefi bir sorun değil. Aksine ruhunu kaybedeceksin. kendi sevgisiyle. Aptallar tarafından saygı görmek için. Çünkü insanlığın. Bu senin yoğunluğuna ve bütünlüğüne bağlı olacak. Ama ne kazanacaksın? Hiçbir şey kazanamayacaksın.anlamına gelir. Şu anda ancak kendimle gurur duyabilirim. Nobel ödülü ile gururlanacağım. Ortada gurur duyacağım başka bir şey yok. . Artık kendimle gurur duymayacak. İçleri toplumun doldurmak istediği çöplerle doludur. Eğer işin bir dahi işiyse. sevgiyle. O zaman sana saygı gösterecekler.

Bir yaratıcının aptal görünebilmesi gerekli. resmini açıklamasını ister. yaratıcı bir insan. Yaratıcılığın özgürlüğe ihtiyacı vardır. Sadece tekrar eder. Unutma. Kutsal aile ahırda. kutsal aile katıra biniyor. Eğer her zaman bir şeyi yapmanın doğru yolunu takip edersen. Bir şeyi yapmanın doğru yolunu bilmediği için. pilot Pontius. bir robot değildir. Şu küçük hikayeyi dinle: Bir kilise okulu öğretmeni. müzisyenlerin saygın insanlar olmadığını görürsün. Yaratıcı insan. ama her defasında öğrenir. onlara Nobel ödülü verildiği zaman. başkası tarafından keşfedilmiş yol demektir. Meryem ve İsa" diye konuşur öğretmen. farklı yollarda tekrar tekrar arar durur. Ama asla yaratıcı olamayacaksın. Saygın oldukları zaman. Bütün çocukların yaratıcı olması seni şaşırtacaktır. sürekli zenginleşir. Yaratıcılık işte bu. vs. O yüzden tekrar çocuk ol. Yaratıcı bir insan. Bütün çocuklar yaratıcıdır. Yaratıcı. Sen yapmaya korkarsın çünkü aptal görünmekten korkarsın. bilgiden özgür. arar durur. bir teknisyen olacaksın. O yüzden şairlerin. Bütün çocuklar.1. dansçıların." Şimdi. "Ama dördüncü kafa kim?" "Oh!" diye yanıtladı çocuk. nerede doğarlarsa doğsun. Çocuk bir şey yarattı. Zihinden özgür. ressamların. "Bu kafaların üçünü neden çizdiğini anlıyorum. Eğer doğru yolu izlemiş olsaydı bunu yapamazdı. Çünkü doğru yol. O. onlara her şeyi doğru şekilde yapmayı öğretiriz. Eğer yanlış . "O. Bunu ancak çocuklar yapabilir. Üzerlerine zıplarız. yeniyi deneyebilen insandır. TEKRAR ÇOCUK OL Tekrar çocuk olursan yaratıcı olursun. yaratıcı bir şey yaptığını gördün mü? Korkmaya başlar. en ekonomik yolunu. Resimler kendine getirildikten sonra. Bir üreticiyle yaratıcı arasındaki fark nedir? Üretici. Başkasının daha önce yapmadığı bir şeyi yapmış olur. bir üretici. yaratıcıdır. üreticidir. daha sonra değeri olan bir eser çıkardığını gördün mü? Sen hiç herhangi bir saygın insanın. önyargıdan özgür. artık yaratıcı değillerdir. Ama biz yaratıcılıklarına izin vermeyiz. öğrencilerinden İsa'nın ailesinin resmini çizmesini ister. en az çaba gerektiren yolunu bilir. Sonra küçük bir çocuğu çağırıp. bu çok güzel. asla yaratıcı olamazsın. Ne oluyor? Sen hiç Nobel ödüllü bir yazarın. Birçok kere yanlış yola sapar. yaratıcılıklarını ezip öldürürüz. Bir yapımcı olacaksın. Robotlar asla yaratıcı olmaz. her zaman yanlış yolları deneyecektir. Resimde uçağın pencerelerinden çıkmış olan dört tane kafa vardır. Bir yaratıcının saygınlık denen şeyi riske etmesi gerekir. çocukların çoğunun bildik resimler yaptığını görür. O andan itibaren yaratıcılık yok olur. bir şeyi yapmanın doğru yolunu. Onlar Yusuf. Doğru yoldan giderek tabii ki bir şeyler yapabileceksin.

yaratıcı olmaya çalışır. Risk onun aşkıdır. birer robota dönüşürler. Ne kadar çok tekrarlarlarsa o kadar verimli olurlar. Ama biz onlara izin vermeyiz. dili. Nasıl daha çok para kazanacağını. asla ev sahibi olamaz. Sürekli yaptıklarında bir yanlış olduğunu düşünür. Nasıl büyük ev sahibi olacağını. gururlarını. Güzelliğe karşı çok duyarlıdır. . şiirin lobudur. sıradışı insanlardır. Doğru yolu öğrendikleri zaman. disiplin ve düzenin lobudur. Çocuk doğduğu zaman. enerjiyi sağ lobdan.. Verimli olamaz. prestijine ne olacaktır? Bunu riske edemez. Sağ lob ise. Dünya onları tanır. Hesap.. Çadırını sırtında taşır. Ve onlar da her zaman deli olarak görülmüştür. O yüzden bir sanatçı saygın olduğu zaman ölmüş olur. Bu lob. sağ lob işlemektedir. bir gezgindir. bilimsel olmadan çocuğa öğretmeye başlarız. Mekaniktir. Psikologlar bu olguyu araştırıyor. Yedi ile on dört yaşları arasında çocukta büyük bir değişim yaşanır. O her zaman risk almaya hazırdır. matematiğin lobudur. çok verimli. Ne kadar verimli olurlarsa. sol lob işlemez. ama sabah olunca tekrar gider. Mantığın değil. Düz yazının değil. Düzenin değil. Ana okulundan üniversiteye kadar bütün eğitimimiz bundan ibarettir. saygınlıklarını. paraya daha fazla ilgi duymaya başlar ve daha güçlü olabilmek için. Evet. O yüzden ona gezgin diyorum. Sağ lobu yok edip. sol lobu destekleme çabasıdır. Teknik anlamında çok kapasitelidir. Ama bu sağ lobdur. her çocuk yaratıcı olma kapasitesiyle birlikte doğar. Sonra doğru olanı. İstisnasız her çocuk. Yerleşmek onun için ölüm demektir. mükemmel şekilde yapar. mantığı. sevginin lobudur. Toplumda geçerli olan bütün nevrotik şeyleri öğrenir. ama çok geç tanır. bir geceliğine kalabilir. egoist olur. Okulda rekabet etmeye başlar. kargaşanın lobudur. sol loba kaydırmanın nasıl yapılacağını öğrendik. sol lobu çalıştırmayı öğrendik. çünkü deney yapmaya devam etmesi gerekir. mantığın. Güce. Sakın unutma. O bir vatandaş olur ve artık disiplini. akıl. Yedi ile on dört yaşları arasında bunu başarırız ve çocuk ölür. Eşsizliğe karşı büyük bir kavrayışı vardır ama verimli değildir. Hemen onlara bir işi yapmanın doğru yolunu öğretiriz. bunun tam karşıtıdır. tekrar tekrar riske atmaya ve kimsenin yapmaya değer vermeyeceği şeylere girmeye hazır insanlar yaratır. tekrar tekrar yaparlar. muhakemenin. Ne oluyor ve neden oluyor? İki zihnin var: Zihnin sol lobu yaratıcı değildir. Artık çocuk çılgın değildir. o kadar çok saygı görürler. Yaratıcılar. düz yazıyı öğrenir. Çağlar boyunca. bir yere yerleşemez. Ancak prestijlerini. Ancak yaratıcılık söz konusu olunca hiçbir işe yaramaz.bir şey yaparsa ya da bir şey ters giderse. Yaratıcı. O. Sağ loba dur deyip. nasıl daha iyi eğitim alacağını düşünmeye başlar. Bir şeyi ancak öğrendikten sonra yapabilir ve onu. herhangi bir yere yerleşemez. Çocukluk imha edilmiştir. Eğitim sistemimiz tamamen bundan ibarettir. Sonra bilmeden.

uyuşturucu aldığın zaman işler. Yani sol loba kayar. Bir şeyi sakın unutma. uyuşturucu sorunu ortadan kalkmaz. hayatı kutlamak için . kolejlerde ve okullarda sağ lobun tekrar hayata dönmesi için yöntemler uygulamaya sokulmadıkça. eğitim sisteminin saçmalığını göstererek. şiirsiz. Uyuşturucunun tek yaptığı budur. güzellik silinmiştir. sağ loba geçer. Sol lobun. güç. O kadar aşırıya itmişlerdir ki. Dünyadaki uyuşturucu salgını ancak tek bir şekilde önlenebilir: Bu da meditasyondur. içindeki şiirselliği ortaya çıkarmanın daha iyi bir yolu bulunursa bırakılır. keyifsiz ve şenliksiz yaşamaya nasıl devam edebilir? Uzun süre edemez. Para. Zihnini sol lobdan. sevgi silinmiştir. Ama şimdi çok daha gelişmiş uyuşturucular var. etkileme gücü. politikacı ve eğitimcidir. Dünyanın her yerindeki yeni nesil. anında vitesi değiştirmesinden kaynaklanır. aşırıya kaçmıştır. sağ loba aktarır. Sağ lob. kolejlerden ayrılırlar. fazla eğitilmiştir. LSD. O zaman sağ lob daha az işlemeye başlar. isyan ihtiyacı doğmuştur ve bu ihtiyaç çok büyüktür. sen uyurken işler. Gelecekte çok daha geliştirilmiş uyuşturucular çıkacak. Uyuşturucu ancak. insanlığa çok büyük bir hizmet vermektedir. İnsan bir kere uyuşturucunun keyfini alırsa. Burada suçlu uyuşturucu kullanan değildir. günlük ticaret hayatında. her zaman nihaidir.Bunun gibi şeyleri öğrenir. İnsanlık sevgisiz. Marihuana. sağ loba hizmet etmesi gerekir. Üniversitelerden. Uyuşturucu kullananların okulları bırakması bir tesadüf değildir. sahiptir. Uyuşturucunun çekiciliği. içindeki yaratıcılık kapasitesini serbest bırakır. sol lob ise. İç denge tekrar tesis edilmedikçe yasa ile bir yere varamazsın. Enerjin sol lobdan. Uyuşturucuyu yasalarla yasaklamak mümkün değildir. Hatta hiçbir zararı yoktur. sağ lobun işlemesine bu kadar karşı olmayı bırakmalıdır. Bazen. Başka bir yolu yoktur. Alkol yüzyıllardır bunu yapıyor. faydası vardır. Batı. ikisini birden kullanıp. Bu tesadüf değildir. pazar yerinde. Asıl suçlu onlardır. Ancak bazı zamanlar da sağ lobun kullanılması gerekir. Çünkü parayı sadece hayatın keyfini çıkarmak. Batı'daki zorunlu eğitimin sağ lobu tamamen yok etmeyi başarmış olmasıdır. Psilosibin. Şiir insanların hayatından tamamen silinmiştir. Meditasyon aynı şeyi yapar. hangisinin ne zaman kullanılması gerektiği öğretilirse sorun çözülür. Bazı durumlarda beynin sadece sol lobu gereklidir. Sağ lob. Uyuşturucunun Batı'da bu kadar ilgi görmesinin tek nedeni. Ya da ancak rüyanda. bir tarafa çok fazla gitmiş. birer Tanrı'ya dönüşmüştür. Üniversitelerde. uyuşturucular ortadan kaybolur. Artık eğitim sistemi. Eğer çocuklara zihinlerinin iki lobunu da kullanması öğretilirse. Asıl suçlu. insan zihnini aşırı uca itenler onlardır. onu bırakması çok zor olur. bir araç. Yani. Sağ lob için yaşam alanı kalmamıştır. ki meditasyon çok daha iyi bir yoldur. Hesap yapmak gerektiği zaman. Aynı isyanın bir parçasıdır. Eğer meditasyon giderek yaygınlaşır ve insanların hayatına girerse. Her türlü kimyevi maddeden daha az zararlı ve daha az yıkıcıdır.

Bu sayede zekan artmaz. Amaç. çok zekisin.kazanırsın. Sadece oyun oynamak için çalışırsın. Çünkü sağ lobunun işleyişini kaybetmişsindir. Eğer verimli bir şekilde kusarsan. O yüzden her şeyi midende sindirmeden tutmak zorundasın. hayatını kaybetmişsindir. Şimdi bunun iyi anlaşılması gerekir. Bırakılması gerekir. Ama yediğin ekmek aynı şekilde çıkmaz. Tekrar edebilir. sonra. İş etiği geçmişten kalma bir sıkıntıdır. Bu insanlara ne oluyor? Onları yok ettin. Sadece aptalca cevap ve zekice cevap vardır. O zaman sana çok çok zeki derler. Üniversite neredeyse her zaman başarılı olur. Bu tür eğitimin tamamen değiştirilmesi gerekiyor. Bu çok nadirdir. Bir insan yeni bir şekilde yanıt verirse. daha fazla dans. Zaten yok. En aptallar. Doğru ve yanlış kategorisi özünde yanlıştır. Eğer sindirmişsen aynı şeyi kusamazsın. Rahatlamak için çalışırsın. Amaç. şiir. Bir şeyi ancak sindiremezsen aynı şekilde kusarsın. . Hayat onlara hiçbir şey borçlu değildir. takdir edilmeli. tekrardır ya da yaratıcıdır. Tekrar edilen yanıt. iftihar listelerine girenler ortadan kaybolur. Zekanı kaybetmişsindir. şarkı. üniversitelerde. Eğitim sistemin nedir? Bunu hiç düşündün mü? Üzerinde hiç kafa yordun mu? O sadece hafıza eğitimidir. Doğru cevap ve yanlış cevap yoktur. ama üniversiteden zeki bir kişinin çıkması çok nadir rastlanan bir şeydir. Sevmek için bankada belirli bir miktarda paran olsun istersin. Okullarda. amaç değildir. Çalışmak. hatta giderek aptallaşırsın. yeniden üretebilirsin. Albert Einstein'ın üniversiteye giriş sınavını geçemediğini biliyor musun? O kadar yaratıcı bir zekaya sahipti ki. doğru görünse bile ona fazla değer verilmemeli. zekidir. üniversitelere daha fazla kargaşa. diploma alırsın. Bir aptal olursun. herkes gibi aptalca davranmakta zorlanıyordu. sınav kağıdı verilir ve kusması istenir. Cevap ya aptalcadır. Onların görkemleri iftihar listelerinde son bulur ve bir daha ortalıkta görünmezler. Peki ne öğrendin? Bilgi! Zihnin hafızayla doldu. Hafıza üzerindeki bu bağımlılık azaltılmalı. Ortada doğru cevap olmamalı. Çünkü yenidir. O artık gelemez. keyfini kaybetmişsindir. Onlar hiçbir işe yaramaz. kan çıkabilir. Evet. Çünkü tekrar edilmiştir. Sınavlar tamamen budur: Eğer birisi içine tıkılmış olan herşeyi kusabilirse çok zeki olarak görülür. tam doğru olmasa bile. Zekiler buna uyamaz. oyun oynamaktır. Şimdi sadece diplomalarını ve unvanlarını taşıyorlar. başka bir şey çıkar. eski fikirlerle uyuşmasa bile. yaratıcılık ve zeka sokulmalı. Her çocuk okula zeki olarak girer. Bu gerçekten çok üzücü bir durumdur. en zeki olarak görülürler. ona değer verilmeli. Sana verilen şeyi tam olarak kusarsan. Eğitim dünyasının gerçek bir devrimden geçmesi gerekir. Yeni cevap. çünkü kaybolmuştur. Ama o diplomanın bedeli çok ağır olmuştur. Sınıfa daha fazla keyif sokulmalı. zekisin. İnsanlar izlenmeli ve daha zeki olmaları için yardım edilmeli. Çocuklara zorla aynı şeyler tekrar ettirilmemelidir. kolejlerde. İnsanlar zorlanmamalı. Onlar diplomalarını satın aldı ve her şeylerini kaybetti. zekayı gösterir. Önce bütün bilgiler zorla yutturulur. rahatlamaktır.

Tabii çok büyük bir cesarete ihtiyacın olacak. Bilgi dediği şeye çok önem verir. ışıldayan bir bilmeme durumunda olmaktır. ancak diğer bütün güzel kelimeler gibi geçmişte yanlış kullanılmıştır. Socrates şöyle diyor: "Tek bir şey biliyorum. bütün bu dünyadan ve bütün padişahlıklardan çok daha değerlidir. İnsanlar sana bir tuhaf bakacak. Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez. gerçek disiplin içinde olamaz. Disiplin kelimesi. Sana deli gözüyle bakacaklar. mürit anlamına gelen "disciple" kelimesiyle aynı kökten gelir. Garip görüneceksin. Öğrenmeye hazır olma süreci ise disiplindir. 2. o da hiçbir şey bilmediğim. Bu cahillik ışık saçar. Bilgisi egosunu besleyen bir şeyden başka bir şey değildir. . her an öğrendiği şeyin öldüğünü hisseder ve tekrar cahil olur. Çünkü o zaten bildiğini düşünür. O hâlâ bastırılmış bir şekilde orada bekliyor. Yapabilirsin. Bilgili insan asla öğrenmeye hazır değildir. Ailenin. Aksi halde bir bilgiye. Ama buna değer. O bilmeme durumunda olduğun zaman açıksındır. Saygıdeğer bir insan olarak görülmeyeceksin. Herkes yaratıcı doğar. öğretmenlerinin sana yaptıklarını terk et. Bu kapandan kurtulmak tam sana göre. En başta yaşadığın o heyecanı tekrar yaşayacaksın. İnsanların seni garip olarak gördüğü bir hayata başlamak. Doğal olarak risk alacaksın. saygınlığını kaybedeceksin. Küçük bir yaratıcılık. Ama çok az insan yaratıcı kalabilir.Eğer yaratıcı olmak istiyorsan ne yapmalısın? Toplumun bütün yaptıklarını bırak. Bütün politikacıların ve din adamlarının sana yaptıklarını geride bırak. arkasından kaçınılmaz olarak başka bir unsur girer: Öğrendiğin her şeyi sürekli geride bırakmalısın. Dionysius'un cahilliğe. Keşfetmeye hazırsındır." Disiplinin başlangıcı budur. Hiçbir engel yoktur. Eğer yaratıcı olmak istiyorsan. O bir mürit olamaz. Kelimenin kök anlamı öğrenme sürecidir. ÖĞRENMEYE HAZIR OL Disiplin çok güzel bir kelime. ışıma demesine katılıyorum. Benim için dindar insan. yaratıcı insandır. En büyük cesaret budur. Öğrenmeye hazır olan kişi bir mürittir. Varoluşun en güzel deneyimlerinden biri. O zaman tekrar yaratıcı olacaksın. Öğrenmeye başladığın an. içinde büyük bir araştırma. soruşturma ve keşfetme duygusu yükselir. Çünkü toplumun sana yaptıklarını bırakmaya başladığın zaman. Hiçbir şey bilmediğin zaman. Tekrar yüzeye çıkabilir ve o yaratıcı enerji içinde serbest kaldığı zaman dindar olursun. bir dogmaya dönüşür ve daha fazla öğrenmeye engel olur. "Galiba bu zavallı adam delirmiş" diye düşünecekler. her şeyi riske edebilmelisin.

Disiplin. O yüzden unutma. O bütünlüğün güzelliği vardır ve o bütünlüğün yaratıcılığı vardır. Onun özgürlüğe ve alana ihtiyacı var. o anın içeriğinde yaşa. nasıl bir hayatın olabilir? Ben sana anlık yaşamı öğretiyorum. Bütün tutarsızlıklarla. anın sorumluluğunu öğretiyorum. İnsanlar başkalarına hayatlarını disipline etmelerini söyler. milyonlarca Budist'e bir disiplin vermiştir. Hayat bir akıştır. O zaman katılımın bütünsel olur. geleceği referans almadan yaşa. Hayat asla ölü değildir. Sen içinde cesetler taşıyorsun ve o cesetler kokuyor! Her yanın cesetlerle çevrili olduğu zaman. İnsanlığın aptallığını görüyor musun? Beş bin yıl önce Manu. Yaşamaya çalış. Eğer disiplini sana bir başkası veriyorsa. sonsuz alana. O anı. Her yerde karşısına duvar çıkar. ama bir başkası için iyi olamaz. belirlenmiş prensiplere göre yaşamaya başlarsın. Hindulara bir disiplin sundu ve onlar hala onu izliyor. O zaman ne yaparsan yap. bütün gökyüzüne. nehir o kadar hızla akıyor ki! İnsanın her duruma. bunu yapma. Herakles haklıydı. Muhammed. Hayat her an sürekli değişmektedir. Onun için iyi olabilir. Anın özgürlüğünü. başkaları tarafından verilmiş. Arada büyük bir fark var. Başkasının kıyafetlerini giyiyor gibi olursun. Müslümanlara bir disiplin vermiştir. Onun için iyi olabilir. insana empoze edilmiştir. Buda. sana ait olmalı. ve tepkileri o andaki duruma göre olmalıdır. bir sonraki anda yanlış olabilir. Onu ödünç aldığın zaman. bireysel bir olgudur. Tutarlı olmaya çalışma. . Yaratıcı bir insanın bütün yap ve yapmaları eritmesi gerekir. yaratıcı olamaz. İçinde kendini aptal gibi hissedersin. Ya çok bol gelir ya da çok dar. Ancak o zaman özündeki kendiliğindenlik büyümeye başlar. sana asla uymaz. uzun yıllar önce gömülmeleri gerekirdi. Disiplinin kalpten gelmeli. Bütün bu disiplinler. Hepsinin son kullanma tarihi geçmiş.Disiplin yanlış yorumlanmıştır. bilgi biriktirmeyeceğini kavratmaya çalışıyorum. Ben sana disiplin vermiyorum. O bir tutsaktır. aksi halde ölmüş olursun. Ölü prensiplere göre. bütün yıldızlara ihtiyacı var. Hatta ben aynı nehire bir kez bile giremezsin diyorum. Bunu yap. Yahudilere bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. Sadece ölüler tutarlıdır. tetikte olması gerekir. Şu anda doğru olan bir şey. Eğer insan binlerce yap ya da yapmalarla yaşıyorsa. Beş bin yıl önce Adinatha. Binlerce yaplar ve yapmalar. dünyayı tımarhaneye çeviriyor. her anını geçmişi referans almadan. kendine özgü bir güzelliği olacaktır. nüanslarına dikkat etmesi. bana göre disiplin. Üç bin yıl önce Musa. Jaina'lara bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. Ben sadece sana nasıl öğrenmeye devam edip. On Emir'e benzemez. Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın. hazır cevaplara göre değil. ama başkası için olamaz.

" Senatoda derin bir sessizlik vardı. Her yaratıcı ruh. O bir ayakkabıcının oğluydu ve Amerika'nın başkanı oldu. bu adamı aşağılamanın mümkün olmadığını anladı. siz aristokratlara bir şey hatırlatacağım. çok yaratıcı bir sanatçıydı. Gerçek ve dürüst bir toplumda yaratıcılık. babanızın yaptığı ayakkabıları giyiyor. Eğer babamın yaptığı ayakkabılar ayağınızı vuruyorsa. Ama sakın babanızla birlikte evime gelip. Büyük insanları ise aşağılamak mümkün değildir. Böylece yaratıcılığa değer verilir. . ailem için ayakkabı ölçüsü aldığınız günleri unutmayın. aşağılık kompleksi olan insanlar aşağılanabilir. Birçok senatör. hepimizi besleyen çiftçinin ödüllendirildiğini duydun mu? Hayır. O yüzden asla kökeninizi unutmayın. Abraham Lincoln'un öldürülmüş olması bir tesadüf değil. sanki dünyada hiç varolmamış gibi yaşayıp ölür. Aklıma Abraham Lincoln geldi. herkes tarafından hatırlanması gereken bir şey söyledi. harika bir ayakkabıcı değilim ama en azından ayakkabılarınızı tamir edebilirim. Ben onu asla aşamam. Senatörler. tam konuşmak için kürsüye çıktığı zaman. Bana haber verin. Ne yaparsam yapayım." Bu şekilde onu aşağılayacağını sanıyordu. ne yarattığının önemi olmadan saygı görmeli ve onurlandırılmalı. Ama Abraham Lincoln gibi bir adamı aşağılayamazsın. Dünyada yaşanmış olan bütün katliamlar. onun sanatçılığının büyüklüğü kadar büyük bir başkan olamayacağımı çok iyi biliyorum. politikacılar yüzünden yaşanmıştır ve onlar hala küresel intihar için daha fazla nükleer silah üretiyor. bu sanatı onun yanında öğrendim. "Senatoda ilk konuşmamı yapmadan önce. Sadece küçük insanlar. bütün aristokratlar çok rahatsız oldu. Bu çok çirkin bir ayrımcılıktır. saygı ve değer görür çünkü yaratıcı ruh. bana babamı hatırlattığınız için size minnettarım. çirkin bir aristokrat ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Bay Lincoln. Abraham Lincoln. bir tesadüf eseri ülkenin başkanı oldunuz. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL Hayat yaratan. Aynı zamanda yaratıcılığa ne kadar büyük bir saygı duyduğunu göstermişti. Doğal olarak. kızdı. Estetik anlayışımız hiç zengin değil.3. Tanrı'yla işbirliği içindedir. Onlar akıllı birer hayduttan başka bir şey değildir. Onun kadar güzel ayakkabı yapabilen kimse yoktur. yemin ettikten sonra senatoda yaptığı ilk konuşmada. Başkanlığının ilk gününde. Babam çok güzel. öfkelendi. evinize gelirim. hayatı güzelleştiren bir bahçıvanın Nobel ödülü aldığını duydun mu? Tarlaları sürüp. Ülkenin bir ayakkabıcının oğlu tarafından yönetilmesi fikrini kabullenemediler. Ama politikacılar bile Nobel ödülü alıyor. Bu arada.

yapılması zorunlu olan bir şeye dönüşür. o tabii ki karın değil. Ama eğer beni sevmiyorsan. Yaratıcılık. vaktinin boşa harcandığını düşünürsün. Bir gün o kadar sıkılırsın ki. Sana bir fıkra anlatayım. o zaman yaratıcı olacaksın. o zaman bir yük olur. İlk gelişlerinde. Sevişirsin. temizlik bile mi?" diye sorarlar. Herhangi bir işi derin bir sevgiyle yapmaktır. Osho. meditasyon gibi keyif almaktır. kendini yaratıcı mı hissedeceksin? Resim yapmak. Eğer bu salonu sevgiyle temizlersen yaratıcı olur. ama ben asla sıkılmayacağım. Sen bir gün sıkılabilirsin. çiftçi. Eğer bir şeyi gerçekten seviyorsan. Seks hayatlarının heyecanını kaybetmesine üzülen genç kadın. Bunu merak eden kadın. Bir gün belki yazıya dökülebilir. heykel ya da ayakkabı yapman hiç önemli değildir. bir arkadaşınla konuşurken. Bunu keyifle yapıyorum. balıkçı. Yaratıcılık. tuvalete giriyor ve bir süre sonra tekrar dönüyordu." Bir kadına aşık olduğun zaman. Burada yerleri yıkayıp. Sonsuza dek bu şekilde konuşmaya devam edebilirim. o bedeni bilirsin. Bana birçok insan geliyor. senin bilincinin niteliği ile ilgilidir. Ne fark var? Biriyle. Ama sevişirken arada sırada hızla yatak odasından çıkıyor. Önemli olan tek şey var: Yarattığın şeye ruhunu koyabiliyor musun? O zaman yarattığın ürünlerde sanki Tanrı'dan birer parça bulunur. Orada. Bahçıvan. Sonra o yüzü bilirsin. o zaman bu iş bir göreve. Ama bir arkadaşın gelmiş! Biraz dedikodu yapmak da çok güzeldir. ortadan kaybolursun. kocasının aynadaki görüntüsüne odaklanıp. Yaratıcılığın ne anlama geldiğini biliyorsan yaptığın her şey yaratıcı olabilir.Resim. Sen büyük bir kitap yazmak istiyorsun. Yaptığın her şey yaratıcı olabilir. Ben burada ne yapıyorum? Dedikodu. yerleri silmek kadar sıradandır. O benim karım değil. sonunda kocasını hipnoz tedavisine gitmeye ikna eder. "temizlik bile mi? Ama senin işin olduğuna göre seve seve yaparız" diye devam ederler. birkaç gün sonra. kendine bakarken mırıldandığını duymuş. O başka zamanda ne yapacaksın? Yapacak daha iyi bir şey bulabilir misin? Eğer resim yaparsan. ama her şey durulduktan sonra. tekrar gelirler ve "temizlikten daha yaratıcı bir şey yapmak istiyoruz" derler. Birkaç seanstan sonra cinsel ilgisi tekrar alevlenmiştir. keyif alırsın. Burada kimse kalmaz ve ben hala konuşuyor olurum. O zaman her şey eskir. "O benim karım değil. Ama bu herkesin başına geliyor. O zaman yaratıcı olmak için başka bir zamanı tercih edersin. Yaratıcı ol! Bütün o büyük kitaplar. yaratıcı insanların dedikodularından başka bir şey değildir. yaratıcılığın yapılan işle ilgisi yoktur. Benim için tam bir keyif. işten. tuvale renkler atacaksın. yaratıcısındır. Kapının önünde sessizce durup. marangoz olman önemli değil. Ama aslında dedikodudan başka bir şey değil. o . bir gün onun peşinden tuvalete gitti. "Her türlü iş mi. temizleyeceksin. içeriye tek gözle baktığı zaman. o zaman karın olur. Sonra. Unutma.

Bunu dene. Ölümü bile yaratıcı bir eylem. Kalidas ya da Milton olmak istiyorsun. Kutsal insan. sana aziz gibi görünecektir. Her şey kutsal ve ilahidir. Neden Shakespeare olmaya gerek var ki? Üç yıl bir mahallede servis yapmak! Bu. sıradan hayatı seven. temizlik. ne yaparsan yap. Tam üç yıldır bu mahalleye servis yapıyorum. o sadece ego tatmini için bir şeyler yapıyor olabilir ama sana bir aziz gibi görünecektir. Anlayışlı bir insan.topografyayı bilirsin ve sıkılmaya başlarsın. Birden kral ya da . Ve öyle de olur! Bu sadece zihninin oynadığı bir oyun. onun karın olmadığını düşün telkininde bulunmuş. Kutsal insan senin aziz dediğin kişiler değildir. Oğlan "Shakespeare" diye yanıtlamış. o zaman egon devreye girer. Temizlik yapmak çok güzeldir. Ama yaptığı her şeyi yüceltiyor. Yaratıcı olmaya çalıştığından değil. Ne zaman ego gelip. seni daha yüce şeylere doğru yönelmeye ikna etse. yaptığın her işe bir yaratıcılık getirebilirsin. Büyük bir şeyler yap. Yüce şeyler yapmıyordur. Hareketlerinde belirli bir dans. Oturuşu yaratıcı bir eylemdir. Gülümse. Ölüyken bile bir asalatle. çünkü onun büyük işler yaptığını düşünürsün. Aşılması mümkün değil. hemen bunun farkına var ve egoyu bırak. Sakın egona kapılma. O zaman." Bayıldım. Ayrıca. bir temsil yazmak kadar güzel bir şey. Mükemmel yapmış. Yücelik yapılan işte değil. "Bu sana layık değil. O zaman her şey yücelir. Sadece eşinle sevişirken. Joan D'Arc ol. Temizlik mi? Bu sana layık değil. Hayatındaki her şey sana kutsal gelmiyorsa. Hayat küçük şeylerden oluşur. bir gururla duruyor. O yüzden temizlik yaparken. Daha geçen gün. O zaman büyük bir elmasa dönüşür. Egon bunların küçük şeyler olduğunu söyler. Hayat küçük şeylerden oluşur. o işi yaparken senin bilincinin kattığı şeydedir. Hipnozcu iyi yapmış. Eğer sen seversen büyük olurlar. Sen büyük şeyler yapmak istiyorsun. zamanla önemsiz şeylerin kutsal olduğunu görürsün. belirli bir gurur görürsün. Dokunduğu her şey kutsal olur. sürekli yaratıcıdır. büyük bir yaratıcılık". yemek. resim yaptığını hayal et. "Ne kadar ünlü bir isim. "Bu temizlik değil. Bunu anladığın zaman. büyük bir asaletle mezarında yatan bir Zen ustası hikayesi okudum. Sorunu yaratan senin egon.. yemek pişirmek." "Öyle olmalı. Bütün Joan D'Arc'lar saçmalıktır. Egoyu bırak ve her şey yaratıcı olsun. Eğer anlarsan.. bir roman. Adam ölmüş. sıradan insandır. Odun kesmek. Oturmasını izle. Eğer sevmiyorsan. Şöyle bir hikâye duydum: Bir ev kadını bakkal çırağının sürekli siparişlerini hemen getirmesinden memnun olduğu için ona adını sormuş. Hiçbir şey sıradan değildir. Büyük bir şiir yazmak. Shakespeare. Yücelik. neredeyse bir kitap." Hepsi saçmalık. dini bir hayat yaşayamazsın. Bir çakıl taşına büyük bir sevgiyle dokun. kuyudan su çekmek.

Ama bu sıradanlığı. Suçlulara git ve neden suç işlediklerini sor. Hiçbir gazete onun şiirlerini. Şimdi sana son şeyi söyleyeyim. Bayan Moskowitz çok gururluydu. özgürlüktür. Haftada iki kere bir psikiyatriste gidiyor. ünlü." "Bu iyi bir şey mi?" "Tabii ki iyi bir şey. dokunduğun her şey. küçük şeylerdeyse. Asla! Gerçek boyut mükemmeldir. herkesin gidip büyük bir ressam ya da şair olmasını söylemiyorum. Zavallı Richard Nixon. Yapacak büyük bir şey bulamadıkları içindir. Tabii ki herkes bir devlet başkanı olamaz. Ben sadece bırak hayatın bir resim. Birden başkan kadar ünlü olurlar. O yüzden yedi kişiyi öldürdü. Ona nedenini sordular. sadece Richard Nixon değil. her küçük aktiviteyi. bir duaya dönüştürme aracıysa. Komşusuna sordu: "Oğlum Louie'nin ne yaptığını biliyor musun?" "Hayır. Nirvana bilinci tamamen budur. Bütün suçlular politiktir ve bütün politikacılar suçludur. onları yaşama şeklindeyse. Bunu her zaman anımsa aksi taktirde egon hayatına bazı sorunlar getirecektir. O zaman Nirvana. Birkaç ay önce bir adam yedi kişiyi öldürdü. bir şiir olsun diyorum. Sadece ve sadece ünlü olmak istemişti. Ama eğer Nirvana. Birden bütün gazetelerin baş sayfalarında resimleri çıkar. O zaman Nirvana. Politikacılar ve suçlular farklı türde insanlar değildir. Bu çok daha kolay. Hiç kimse onun resmini basmıyordu ve hayat akıp gidiyordu. Yaratıcı ol dediğim zaman. . Gerçek boyutta olmak. olması gerektiği gibi olmaktır. sadece sıradan olmak. Ülkenin başkanı olamamışlardır.kraliçe olursun. Gül. suçüstü yakalandı. Hayatının her anı." Asla bu yüce. Çünkü o ölen yedi kişiyle hiçbir bağlantısı yoktu. O zaman baktığın her yer. keyif al. Diğerleri biraz daha zeki ve biraz daha kurnaz. Saatine kırk dolar ödüyor ve sadece benden söz ediyor. büyük bir hedefe dönüşürse. Onunla bir bağlantıları yoktu. gerçek boyutundan daha büyük biri gibi olma eğilimlerine kendini kaptırma. o zaman bir kabus yaşarsın. Onlara bir öfke beslemiyordu. Büyük bir insan olmak istediğini söyledi. onun makalelerini basmıyordu. en son ve en büyük kabusun olur. Bedenin Tanrı'nın ikametgâhına dönüşür. o zaman evin bir tapınağa dönüşür. Oğlun Louie ne yapıyor?" "O bir psikiyatriste gidiyor. olağanüstü bir şekilde yaşa. Eğer Nirvana senin için ulaşılması gereken bir hedef. kutsal bir eyleme. meditasyonla yoğurulmuş sevginle dönüşüme uğramalı. O yüzden başkanı öldürürler. hepsi bu. muhteşem bir güzelliğe ve kutsallığa sahiptir. Her yerden geri çevriliyordu.

İsa'nın hem gücünü. bir mistiğin hayaliyle. tam bir farkındalıkla. bugün gerçektir. Michelangelo o kaya parçasını aldı ve neredeyse bir yıl boyunca üzerinde çalışıp. Bütün şairler hayalcidir. Ama onun hayalleri dünyayı zenginleştirir. HAYALCİ OL Friderich Nietzsche bir açıklamasında şöyle diyor: "Bütün hayalcilerin yok olduğu gün insanlık en büyük felaketini yaşayacaktır. bir mimarın hayaliyle. Ve bütün hayat deneyimi. Yaratıcı insan da hayal kurar. Bu mümkün. Sadece egonun peşine düşme yeter. Dükkan sahibi. Ve bugünün hayalleri. seni kutlayacaktır. kendimden alıntı yapıyorum. yarının gerçekleri olacaktır. O sadece psikolojik olarak hasta insanlarla çalıştı. Birkaç yıl önce bir deli onu kırmaya çalıştı. Meryem Ana'nın gözlerindeki yaşlar bile belli oluyor. Dün hayal olan bir şey. Bu benim için mümkün oldu. Mermeri o kadar sanatsal bir şekilde kullanmış ki. bir dansçının hayaliyle. çünkü böyle yaşadım ve böyle yaşıyorum. Aklıma Michelangelo geldi. Her türlü mermerin satıldığı bir pazar yerinden geçerken. O zaman her şey ışımaya başlar. Tam on iki yıldır kimse onu sormadı bile. Bütün müzisyenler hayalcidir. Ama onun hayalleri yıkıcı olur. Bütün mistikler hayalcidir. Bunu söylediğim zaman. tam bir yetkinlikle söylüyorum. Aslında yaratıcılık. insan evriminin temelini oluşturan büyük hayalcilerle ilgilenmemesi büyük bir talihsizlik olmuştur. Sigmund Freud'un. rüya ya da hayal görme sözcüğü lanetlendi. hayata güven. Bunu söylediğim zaman. Hayatı sev. annesi Meryem Ana'nın kucağında ölü yatarken görüldüğü bir heykeldi. çünkü orada yer işgal etmekten başka bir şey yapmıyor. Bunu söylüyorum. hem de narinliğini hissedebiliyorsun. sanki İsa her an uyanacakmış gibi." İnsanoğlunun bütün evrimi. çok güzel bir taş gördü ve onun fiyatını sordu. belki de gelmiş geçmiş en güzel heykeli yaptı. . Ama o kadar canlı ki. bir şairin hayaliyle. insan hayal ettiği için gerçekleşmiştir. Ama bu hayaller. hasta bir zihnin hayallerini ayırmak gerekir. Buda'dan ya da İsa'dan alıntı yapmıyorum. İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra. hayalin yan ürünüdür. psikopatların hayallerini ve rüyalarını analiz etmek olduğu için. "Eğer o kayayı istiyorsan. O yüzden. Heykel Vatikan'daydı. senin için de olabilir. Ben sadece fotoğrafını gördüm. Sigmund Freud'un analiz ettiği rüyalar değildir. bir heykeltıraşın hayaliyle. sıradan hayatı her şeyiyle. ışıldayarak yaşamaktır. onu bedava alabilirsin. O zaman hayat sana ihtiyacın olan her şeyi verecek." dedi.Nirvana. Ben de o taşta herhangi bir potansiyel görmüyorum. rüya görür. Bunu söylediğim zaman. Deliler hayal kurar. 4.

Uyum zaten senin gerçeğin. Heykeli kayanın içinde gördüm. bütün rüyaların bastırılmış duygular olmadığını gösterecekti. Bu heykeli yapmayı hayal ediyordum. hasta insanların rüyaları ve hayalleri yerine. bazı rüyaların. Belki de bunu unutmak anlaşılır bir şeydir. Okyanusu kendinden farklı bir nesne olarak görmedi. Kayanın yanından geçerken. ağaçlarla el tutuşuyorsun. Sadece onu unutmuş durumdasın. felsefi bir ruh hali içinde olan genç bir balık. hasta değil. Dükkan sahibini bir şey göstermek için evine çağırdı. Neden yaptığı sorulunca. Bu kayadan çıkmama yardım et" dedi. Evren derin bir uyum içindedir. genç filozofu tuttu ve "Okyanus. Michelangelo tam bir yıl çalıştı ve sonra ünlü oldu. yaratıcı insanların rüyalarını ve hayallerini analiz etseydi. "Bu güzel mermeri nereden buldun?" diye sordu. bu rüyalara ve hayallere bağlıdır. Yaşlı balık. O yüzden ben sadece küçük bir iş yaptım." . sağlıklı insanların. Kayanın üstündeki gereksiz parçaları attım ve İsa ile Meryem'i kapatıldıkları yerden kurtardım. Onların rüyalarının analizi. O nerede?" O okyanusun içinde. Bir yıl geçtikten sonra. yaşlı bir balığa sorar: "Okyanus hakkında çok şey duydum." İki adam da aynı mermer üzerinde çalıştı. su ve sen ona okyanus diyorsun. Dükkan sahibi gözlerine inanamadı. Ben sadece beş dakika çalıştım ve bütün heykeli parçaladım. diğeri ise bir deli. sağlıklı. normal insanların sahip olduğundan daha yaratıcı bir bilinçten doğduğunu gösterir. sadece sağlıklı insanlar değil. daha bilge balıklara sormalıyım. insanlığa çok büyük bir katkı sağlamış olurdu. Bana: "Bu kaya içinde kapalı kaldım. ondan hiç ayrı kalmadı. Artık benim adım. Michelangelo'nun yaptığı o heykeli çekiçle parçaladı. Biri yaratıcıydı. Burada benim görevim bunu sana hatırlatmak. uyum dilini unutmuştur. içinde yaşadığımız şeydir" dedi. Sen sadece başkalarıyla el tutuşmuyor. Siz sadece birlikte nefes almıyorsunuz. Michelangelo yanıtladı: "Onu tanımadın mı? Dükkanının önünde on iki yıl boyunca bekleyen o çirkin taş. şöyle dedi: "Ben de ünlü olmak istedim. Biz uyum yaratmıyoruz. Okyanusun içinde doğdu. Ancak insan. Beni kurtar. Bu. Onların rüyalarının analizi. Arayışıma devam etmeli. Bütün evren birlikte nefes alıyor. Michelangelo heykelini bitirmişti. Onların rüyaları. dünyadaki bütün gazetelerin manşetlerine çıkacak. İnsanoğlunun ve bilincinin tüm evrimi." Bu olay aklıma geldi çünkü. Eğer onunla doğuyorsan. birden İsa'yı gördüm. okyanusun içinde yaşadı. Bütün varoluş tek bir organik bütündür." Sigmund Freud ayarında bir adam. dükkan sahibi şöyle sormuştu: "O çirkin kayanın bu kadar güzel bir heykele dönüşebileceğini nasıl düşündün?" "Bunu düşünmedim. Genç filozof karşılık verdi: "Şaka yapıyor olmalısın.Birkaç yıl önce delinin teki. onu nasıl düşünebilirsin? Eski bir hikayede.

Tek dansçının. Bana göre ilk kez olarak gerçek bir dindar olacaksın. Çok şiirseldir. farklı danslarıyız. başkalarından ayrılırsın. kendimizi ayrı olarak görmektir. O zaman şefkat ve sevgin kendiliğinden oluşur. Sen varoluşun dışına çıkarılamazsın. bir parçamız güllerde. sadece mutlu olmak. Ama ressam bir tane. Onu anlamak büyük bir deneyimdir. Hayal edebileceğinden daha çok dans barındırır. herhangi bir rüyanın olamayacağı kadar güzeldir. Nerede olursan ol. o zaman aranızdaki bütün duvarlar kaybolur. Eğer merhamet besleniyorsa sahtedir. kendiliğinden ortaya çıkıyorsa. Buna rüya deme. Ama gerçek. Sadece sessiz olmak. seni büyük bir tekliğin farkına vardırır: Senden başka kimse yoktur. Eğer barışseverlik üretilmişse sahtedir. dinginlik. Bu sessizliğe başkalarının katıldığını hissedeceksin. Ama biz bilinçsizce yaşıyoruz. İki sessizlik.. Hepimiz dev bir kıtanın parçalarıyız. Senin tasarladığın bir öğretiden ortaya çıkan bir şey olmaz. Çeşitlilik var ama bu bizi ayrı kılmaz. daha renklidir.. . Bir Hıristiyan değil. hayata olan yaklaşımını dönüştürecektir. o zaman gerçekliği çok derinden. Hepimiz birlikte nefes alıyoruz. çıkıp. İlk kez o zaman. Okyanus onun hayatıdır ve o olmadan yaşayamaz. iki olarak kalamaz. Ben hiçbir insanın bir ada olmadığını vurguluyorum. Ama eğer ikiniz de sessizseniz. Her tarafa dağılmışızdır. Varoluş sonsuzdur. Ama insanda bir zorluk vardır. çok özel bir yerden gelir. varoluşun bir parçasısın. Aynı orkestranın bir parçasıyız. onları uyandırarak. Tek şarkıcının. Onları bir araya getirmek. Hayatı büyük bir minnetle yaşayacaksın. ayrı olmadıklarını göstermektir. Çünkü sen bir şeyler düşünüyorsun ve diğer kişi bir şeyler düşünüyor. Dolayısıyla her eylemini ve varlığını dönüştürecektir. saf bir dindar. Düşündüğün zaman. Ama eğer senin hiçbir çaban olmadan. Çünkü Sigmund Freud yüzünden rüyaya çok yanlış damgalar vurulmuştur. cahillik yüzünden ayrı düşenlerin bir araya getirilmesi anlamına gelen bir kelimedir. Hayatın bütün yüce değerleri.Bir balık ancak bir balıkçı tarafından yakalanıp kumların üzerine atıldığı zaman okyanusun farkına varır. bire dönüşür. bir Müslüman değil. her zaman okyanusun içinde yaşamış olduğunu anlar.. daha coşkulu. bir parçamız yıldızlarda. bir parçamız kuşun kanadında. Halbuki gerçek. Yoksa en güzel kelimelerden biridir. Bir parçamız Himalayalar'da. varoluşa dışarıdan bakacağın bir kıyı yoktur. Sevgi. bir Hindu değil. O zaman bir ağaca zarar veremezsin. Farklı resimleriz. bir parçamız ağacın yeşilindedir. Bunu gerçeklik olarak yaşamak. İlk bilinçsizliğimiz. Din kelimesi çok güzeldir. Buna rüya demeyin. Sevgi dolu olacaksın. Kökeni.. Hepimiz tek gerçeğin farklı ifadeleriyiz. Eğer sevgi öğrenilmişse sahtedir. Gerçek. çünkü rüya dediğin zaman onun gerçek olduğunu anlamıyorsun. sadece. neşe. tanrısallık. daha keyiflidir. farklı şarkılarıyız. Çeşitlilik hayatı zenginleştirir. heyecan.

O senin varlığının içindeki özde gizlidir.G. din adına. Gerçeklerin rüyalara dönüştürülmesi değil. DÖRT SORU Kalbinde söylenmesi gereken bir şarkı. herhangi bir güzel deneyimi rüya ile karıştırma. hayvani şeyler. İfade edilmelidir. her türlü barbarlığı yaptık: İlkel. dindar insanlar tarafından öldürülmüştür. bütün meditasyoncuların yaşadığı bir şey. edilmesi gereken bir dans var. Gerçek dinin doğması gerekiyor. Ve şarkı. Ona rüya demek gerçekliğini ortadan kaldırır. Bütün bu dinlerin yalan ve sahte olduğu ortadadır. Rüyaların gerçek yapılması gerekiyor. Medeniyet adına. Kendini gerçekleştirmek demek. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ Soru: . kültürlü ya da dindar olmadık." Günümüze kadar bizler. G.Geçmişte din adına çok suç işlenmiştir. 1. Ama artık birinin bir şeyler yapıp onu hayata geçirmesi gerekiyor. kültür adına. İnsanın hepimizin bir olduğu gerçeğine uyandırılması gerekiyor. O yüzden. Bütün varoluşun tek bir organik bütün olduğu. İnsan gerçeklikten uzağa düşmüştür. Sen onu henüz duymadın bile. insana yakışmayan. Ama dans görünmezdir.. Bu bir varsayım değil. En fazla insan. P. medeni. Wells şöyle yanıtlamış: "Çok güzel bir fikir. Çağlar boyunca hiçbir istisnası olmadan. Wells'e. işte budur. Dünya Tarihi Kitabı'nı —çok önemli bir çalışmadır— yayınladığı zaman sormuşlar. "Medeniyet hakkında ne düşünüyorsunuz?" P.. Onun yüzeye çıkarılması gerekir.

Bu kadarı çok fazla. O kadar kızmıştı ki. Ama dün geçmişte kaldı. Tekrar odanı bulman gerekiyor. çocuğunun adını. "Bu adama haddini bildirmeme izin ver. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. Ama. Savaş ve Barış'ı yazabilir mi? Beni anlamamışsın.ancak o zaman buluşma olur. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım. Bu aptalca olur. O adamla.. Ona baksana. ama bu çok doğal. Onu hoş görmelisin. rahiplerin çok öfkelendiği şeyler söylüyordu. o ben değişti. Dün sana gösterdiği yüzden etkilenmeye devam ediyorsun. Hatasını anlamış olabilir. Ve yazdığım her şeyin. Dün biri sana hakaret etti. Buda'dan izin istedi. eşinin. Senden kendisini affetmeni istemeye gelmiş olabilir. Asıl hafızan kastedilmiyor. sorun çıkmaya başlar. Kastedilen." Buda yanıtladı: "Ama o senin suratına tükürmedi. psikolojik olarak yoksun. Yirmi dört saat birçok değişiklik getirmiştir. O saf bir anımsamadır. Eğer şimdi ve burada değilsen. hatırladığım şeyler içinde bir kökeni var. Bu. Bugün onunla yine karşılaşıyorsun. Hafıza sürekli araya girer. Hatta sen de artık aynı insan değilsin. Aradaki farkı anlamaya çalış. Acaba dünyada. Asıl hafıza bir sorun değildir. beni anlayamazsın . nerede yaşadığını bilmelisin. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. sizlerle hiçbir ilgisi olmayan iki kişi arasında yaşanmış gibidir. Bana bir şeyler söylemek istiyor. Sen sadece benim kelimelerimi dinliyor ve sonra bu kelimeleri kendi hafızana. Ama kelimeler . benim yüzüm. Onun şu andaki yüzünü görmüyorsun. annenin. ama psikolojik etkilenme yoktur. O adamı görünce öfkelenirsin. Babanın. Buda. Buna katlanamam. ama sen öfkeleniyorsun. "Hala öfkeliyim" demezsin. bilinçsiz davranışının farkına varmış olabilir. Asıl hafızan gereklidir. Ben sana asıl hafızanı bırak demiyorum. Ancak bundan psikolojik olarak etkilendiğin zaman. Beni anlamak zordur çünkü anlamak için hafızanı bırakman gerekiyor. Asıl hafıza. Adını bilmelisin. sanki o yaşanmış olan olay. Adam belki de özür dilemeye gelmiştir. Bir adam gelip. Asıl hafıza. O bir Brahmin idi ve Buda. Buda'nın suratına tükürdü. kendi geçmişine göre yorumluyorsun. Devam eden bir kızgınlık olmaz. Çünkü ben bir yazarım. İşte o zaman psikolojik olarak özgürsün. Tekrar oteline döneceksin. Çok büyük bir sıkıntı içinde. Hafıza oradadır. Çok öfkeliydi. psikolojik hafızadır. onun şu anda olduğu gibi ve senin şu anda olduğun gibi buluşmalısın. Psikolojik hafıza ise. Seninle tekrar dost olmak istediği için gelmiş olabilir. Yani.Bize sürekli hafızadan vazgeçmemizi ve bulunduğumuz anı yaşamamızı öneriyorsun.. Bu adam da değişti. sanat ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl olurdu? Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz. Ama hafızamı bırakırken. Kızgınsın ve bağırmaya başlıyorsun. Köprünün altından ne kadar su aktı? Bu adam aynı adam değil. Ama bir Buda. Ayrıca ona bir bak. yüzünü sildi ve adama sordu: "Söyleyecek başka bir şeyin var mı?" Havarisi Ananda çok öfkelendi. o adamı görünce sinirlenir. Aksi halde fiziksel olarak burada olsan da.

Seni kafese tıkıyor." Buda görüyor. Bu adam da aynı zorluğu yaşıyor. Adam gitmiş ve bütün gece uyuyamamış. ayaklarını öpmüş. Asıl hafızayı değil. hiçbir eylemin ifade edemediği gibi. Ananda da görüyor. O kadar kızgın ki. sadece asıl hafızayı biriktiriyor. Eğer psikolojik etki altındaysan. Ama sen taşıyorsun. O bölüm kapanmıştır. Senin tükürdüğün adam artık yok. Özgürlüğünü yok ediyor. Büyük bir şaşkınlık içindeydi. Sürekli bu olayı düşünmüş. şu anda doğan güneş yeni bir güneş. bu adamın ya da kendisinin dünkü kişiler olmadığını hatırlıyor. Ama Buda. Nasıl affedebilirim? Çünkü sen bana hiç tükürmedin. Bu psikolojik hafızalar sana yük oluyor. Karşındakine anlatamazsın. kelimelerle ifade edemiyor.yetersiz kalıyor. Bir şeyi daha anlamak gerekir. doğal bir tepki olurdu. bir çeşit deprem yaşıyorsun. Ama aynı zamanda." Adam ağlamaya başladı. efendim. Onu sembolize edecek bir davranış bulmak zorundasın. Buda. yine aynı sorun. Ananda'ya dönmüş: "Bak. Bak. o adamın dün kendine tükürdüğünü tabii ki hatırlıyor. Hayatımın en büyük sorunu ve bu adamı aynı durumda görüyorum. İnsanlar böyle tepki veriyor. Buda. "Özür dilerim." Buda. Tıpkı benim yaşadığım sevgiyi. yanıtladı: "Unut gitsin. Ananda ise psikolojik hafıza yaratıyor. Asıl hafıza güzel bir şeydir." Bilinç sürekli akan bir nehirdir. Bu adam da aynı durumda. Yaşadığı zorluğu görüyor. bu kadar şaşırmazdı. Buda'nın söylediklerine inanamadı. Ama yapamıyorum. Şimdi bana karşı o kadar yoğun duygular besliyor ki. Onu geride bırak. psikolojik hafıza demek istiyorum. nasıl doğru hatırlarsın? Bu imkansız. Her şeyimle özür dilerim. Sen yenisin ve ben yeniyim. Onu hayatın boyunca taşımanın bir anlamı yok. canlılığını yok ediyor. Sadece gör. Ayaklarıma dokunuyor. hiçbir kelimenin. Titriyorsun. Yaptığı şey yüzünden çok büyük bir vicdan azabı çekmeye başlamış. çünkü kelimeler yetmiyor. adamı hissediyor. Sizin gibi birine tükürmek yaptığım en aptalca şeydi. önünde kapanıp. beklenen. Çünkü psikolojik hafıza bir engeldir. ortada şaşıracak bir şey olmazdı. Bu. Tüküren adam da yok. Psikolojik hafıza olmadığı zaman. Bu durumda nasıl hatırlayacaksın? O zaman . Çaresiz durumda. Buda. Her şey yeni. Kalbinde bir yara açılmış. Biri sana on yıl önce bir şey söyledi ve sen onu hala taşıyorsun. Annen çocukken sana kızdı ve onu hala taşıyorsun. hiçbir kelime öfkesini ifade edemiyor. asıl hafıza hata yapmaz. Kelimelere dökemezsin. ama sen yetmiş yaşında olsan bile onu hala taşıyorsun. Hafızanı bırak dediğim zaman. Eğer Buda ona vursaydı ya da Ananda üzerine atlasaydı. Bu benim de sorunum. sallanıyorsun. Adam. Yaşadıklarımı sizlerin anlayacağı dilde ifade etmeye çalışıyorum. Sen artık olmayan birine tükürdün. Ertesi sabah hemen Buda'ya gitmiş. Baban sen küçükken sana tokat attı. Çok yoğun bir duygu yaşadığın zaman bunu ifade edemezsin. üzerinde meditasyon yapmış. Bak. Dün artık yok.

Ama düşünse de. O kıvılcım senin bir parçan oldu. Şu anda içinde dolaşıyor. Yediğin yemekler. sarının bir parçası oldu. Sen bir gerçekten söz ettiğin zaman. Eğer beni anlıyorsan. o artık bir olgu değil. Yaptığın her şey hala senin içinde. Geçmişte olduğun her şey. uyanmış olanın.abartırsın. Yoksa susar. Böylece gelecek de ortaya çıkıyor. Güvenilir tek insan. gözlerini açmıştır. O bir aynadır. çünkü gerçeğe dayanarak konuştuğunu söyler. o su oradadır. geçmişin zaten şu anda kapsandığını bilirsin. düşünmese de. köklerinde. Ortaya bambaşka bir şey çıkartırsın. Tathagata. bu sabah güneşinin keyfini çıkarırken. Dün yapraklarına düşen güneş ışıklarını düşünmez. Bu geçmiş. Buda. Yarının çiçekleri olacak olan tomurcuklar orada. Çünkü geçmiş yaşandığı anlarda seni değiştirirken. Çocukluğun sensin. O yükü taşımak zorunda değilsin. ağaçlar insanlar kadar aptal değildir. Şu anda nasıl yaşadığın. içinde yeni bir kıvılcım yarattı. o da geçmiş. Yeşilin. Yaşadığın an bütün geçmişini kapsar. Yarın büyük yaprak olacak olan filizler orada. Çünkü onların psikolojik hafızası yoktur. hemen üzerine kendi kurgularını katıyorsun. bütün geçmişi ve geleceğin bütün potansiyelini taşıyor. Bir Tathagata gerçeği konuşur. seni hazırlıyor. yaşadığın an aynı zamanda bütün geleceğini barındırır. onun yapraklarında. O orada. bu anı yaşamamızı söylüyorsun" diye sordun. Neden dünün ışınlarını düşünsün? Onlar emildi. Şu an. çiçeklerinde. yapmış olduğun her şey. senin iliğin olmuş. sindirildi. dallarında. Geçmişte yaşadığın sevgi. Sen bir gerçekle hiç karşılaşmıyorsun. Ağaç dün çekmiş olduğu suyu düşünmez. kırmızının. Sadece gerçekler: Asli gerçekler. Ama şu anda kanın olmuş. onu değiştirdin. Psikolojik hafızanı bırakırsan. Onu psikolojik olarak taşımak zorunda değilsin. Ağaç. Ne zaman bir gerçekle karşılaşsan. geçmişini hatırlamayacağın anlamına gelmez. Ona kendi renklerini verdiğin için. bir şeyler çıkartırsın. Yaşayacağın gelecek ise senin şu anı nasıl yaşadığına göre şekillenecek. bir ayna olursun. O zaten orada. şu anının bir parçasıdır: O burada. çıplak gerçekler. Bu. . çünkü zihninde birçok kurgu taşıyorsun. bir ermiş insan gerçeği bilir. bir Tathagata'nın. şu anda. Bunu söylemeye çalışıyorum. Ama bu yüzden endişe duymana gerek yok. Sadece bir Buda. İçine kurgu girmiştir. Tathagata sadece yansıtır. Hiçbir zaman olanı olduğu haliyle görmüyorsun hep gerçeği çarpıtıyorsun. üzerini boyadın. geride kalmış olabilir ama seni değiştirmiştir. "Bize sürekli hafızayı bırakıp. o gerçek olmaktan çıkar. Ne olursa olsun. Ve eğer beni anlayabilirsen. Bir şeyler ekler. Gençliğin sensin. O yüzden bilgisayarlar insanlardan daha güvenilirdir. geleceğine çok büyük etki edecek. Ama dün. bir Tathagata. dünün psikolojik hafızasını taşımıyor. Senin kemiğin olmuş. Dün benimle birlikteydin. şu anın bir parçasıdır. psikolojik hafızası olmayan insandır. Sen onu kalıpladın. Sana yeni bir hayat görüşü vermiştir. sapında bulunuyor. Geçmiş. O zaman da hafızana güvenemezsin. her zaman doğru söylediğini. Ama her şeyiyle tamamen geçmiş mi? Nasıl tamamen geçmiş olabilir? O seni değiştirdi. tamamen bu anlama gelir.

çünkü sana şu anda soruyorlar. kimin gül. Ben sana geçmişi unut demiyorum. . Dil. Yaratsan bile saçmalıktan başka birşey olmaz. Bırak gül sana ulaşsın ve sen de güle ulaş. Eğer bir ressamsan. Bırak gül seni çarpsın. Bırak o sana ulaşsın. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmalıyım" diyorsun. senin yaşadığın andır. Seni etkilemesine. sindir. Unutma. Sonra dil devreye girsin. Gözleyen gözlenen olunca. Geçmişe ihtiyaç duyulacak. Sana engel olmamalı. iletişim değil. Bir an gelir. Saçmalamış olursun. Geçmişi hatırlama yeteneğinden kurtul demiyorum. Şu an sonsuzluktur. Hiçbir şey söyleme. Anlaşılır bir şey söylemem için dile ihtiyaç vardır. kalbine ulaşmasına izin ver. hemen hafızana koş ve bu deneyimi ifade edecek doğru kelimeleri çıkarıp al. açık ol. Bırak yenilik içine işlesin. Sabırlı ol. gereksiz sıkıntılar yaşarsın. Bu orantı her zaman aynıdır. geçmişten gelir. O fiziksel bir gerçek. O zaman sen "Sana telefon numaramı nasıl söyleyeyim. Gülün varlığını hissedersin. Bırak öyle kalsın. ondan rahatsız olma. Bebek konuşması olur. Yeni bir şeyin olmasına izin vermek ise. seni ele geçirsin. sen de gülün o kadar içine girebilirsin. birbirinize ulaşın. gül senin ne kadar derinine inerse. büyük bir keyif ve kutlama olmak yerine. bekle. Hayatın özgürleşmek yerine. geçmiş karışmasın diye hafızayı bir kenara koymak demektir. "Hafızamı bırakırken. her adımda yeni sıkıntılar doğurur. Onu bir araç olarak kullan. O anda gerçeği bilirsin. İhtiyaç olduğu an. O bir psikolojik yatırım olmamalı. tek söylediğim. Buna hiç gerek yok. Hiçbir şey ifade etmez. Senin tarafından gereksiz olarak yaratılan bin bir sorun bulursun. yeni bir şeyin ortaya çıkmasına izin vermek demektir. senin ihtiyaçlarını karşılaman gerekiyor. Sabah güneşinde bir gülün açtığını gördüğün zaman. geçmişimi bıraktım" dersen. Unutma. Dil geçmişten gelir. resmini yap. deneyim yaşandıktan sonra kullanılmalıdır. Ama şimdi değil. çünkü dile ihtiyaç duyacaksın. sadece dilini oynatmak olur. Bırak yenilik gelsin ve kalbini titretsin. Beni anlamaya çalış. Şu anda bir dil yaratamazsın. Gül ve sen. bir bütünleşme olsun. kimin izleyici olduğu belli olmaz. Hafızanın yaratıcı hayal gücüyle ne ilgisi var? Hatta ne kadar çok anın varsa. Biri sana telefon numaranı sorduğu zaman. Geçmiş. Ona ihtiyacın olabilir. Bundan bir yaratıcılık çıkmaz. Bir an gelir. ihtiyaç o andadır. Ama dil. sen gül olursun ve gül sen olur. o kadar az yaratıcı olursun. fırçanı. Eğer bir şairsen. sanatını ortaya çıkar.Şu an her şeyi kapsıyor. boyalarını ve tuvalini al. Yaratıcılık. onu gör. bu yeni deneyimi ifade etmeye başladığın zaman gerekecek. bütün ikilikler kaybolur. O. Bırak iki varlık arasında bir buluşma. Çünkü hafızandakileri tekrar etmeye başlarsın.

yiyip içtikten sonra. kımıldayamıyor bile. Yazarların. şairlerin. Şu anda sadece bulanıklık yaratır. orijinal demektir. Eğer beni anlarsan ve psikolojik hafızanı bırakırsan yaratıcı olursun. Yarıştan önce dinlenmek zorundasın. Zihnin ancak o zaman yaratıcı olur. Küçük bir tatil yapabilir. Bu koltuğu oraya. bilinen dünyaya getiren kişidir. Hafızanı bir kenara koy. O yüzden zihnin vasatı aşamıyor. Sen eski. mümkün olduğunca derin dinlenmelisin. Hafızanı bir kenara koy. farklı bir şekilde bir araya getirirsin. Beni dinlerken. Örneğin şu anda beni dinliyorsun. Tanrı'nın üzerinden akmasına izin veren kişidir. kendi kendine konuşma. Onu sonra kullanacaksın. aslında yaratmak olmaz. Zihnine şöyle diyebilirsin: "Bir saat dinlen ve dinlememe izin ver. Ona açık olmak zorundasın. Zihninin dinlenmesine izin vermiyorsun. Adam yarışa hazırlanmak için günde yirmi dört saat koşuyor. Yaratıcı. o kadar yorgun ki. Ben dinledikten sonra. bilinmeyenden bir şeyi. perdeler aynı. Ona ihtiyaç olacak. Ona gerek yok. Zihnini yok etmiyorsun. O zaman bir resim yapacağım. ama sadece ihtiyaç olduğu zaman kullan. Ve eğer yüzeyini biliyorsan. Aynı şey zihin için de geçerli. Aksi halde. Sen hiçbir şey yaratmadın. ama yeni değildir. Mobilyalar aynı.Ama deneyim yaşanırken. Yaratıcı. Yarış zamanı geldiğinde. ama şu anda dinlenebilirsin. O bir kompozisyon. Tanrı'nın bir şey söylemesine yardımcı olan kişidir. Bu tıpkı oturma odasını düzenlemek gibidir. bildik şeyleri. yaratıcı değildir. Dilin ve bilgilerin. Yaratıcı hayal gücünün hafızayla bir ilgisi yok. O zaman yardımın gerekecek. ressamların. yüzde doksan dokuzunun yaptığı şey budur. Sadece kompozisyon olur. sindirdikten sonra. O zaman sadece yüzeyini bilirsin. İnsan nasıl içi boş bir bambu olabilir? Eğer zihin içini . o masayı buraya koyar. Sen sadece yapısını değiştirmişsindir. Yaratmakla kompozisyon arasında çok büyük bir fark vardır. Dille de aynı şeyi yap. bir şiir ya da kitap yazacağım. Bu yeni görünebilir. Aynı şeyi hafızanla yap. Ona hazır olmak zorundasın. Yaratıcılığın anlamını kavramamışsın. O zaman gülü derinliği ve yoğunluğu ile bilemezsin. Ama onları tekrar düzenlersin. Aynı şeyi dil ile de yap. senin yaratım dediğin şey. taze. Yeni hiçbir şey yoktur. Bu dünyaya Tanrı'dan bir şey getiren kişidir. Onlar vasattır. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmak zorundayım" diyorsun. bu duvardaki tabloyu diğer duvara asarsın. Sanatın pek değerli olmaz. seni çağıracağım. sadece dinlendiriyorsun. matematik ve coğrafyaya yaptığın gibi. yeni. daha önce bilinmeyen demektir. Yaratıcı insan. Ama onlar eskidir. Boş bir bambuya dönüşüp. İç konuşma bulanıklık yaratır. o zaman gerekecek. bildiğin bütün matematik formüllerini tekrar ediyor musun? İçinden sayı sayıyor musun? Bildiğin coğrafyayı tekrar ediyor musun? Bildiğin tarihi tekrar ediyor musun? Onları bir kenara koydun. ancak yüzeyini ifade edebilirsin. eşsiz. Onu kenara koy. Olimpiyatlarda yarışa katılmak isteyen bir adam düşün. Tıpkı tarih. Zihin dinlendikten sonra daha taze olacak. "Hafızamı bırakarak. Bedenin yenilensin diye. duvardaki resimler aynı.

O. Sen geçmiş hakkında yazıyorsun. Belki bir şeyin nasıl mükemmel yapılacağını da bilir. O. anılardan değil. İmkansız olan buydu. Anı defteri dolduruyorsun. ağın o kadar büyük olur ve tabii daha fazla balık yakalarsın. hatırladıklarınla değil. Bunu gerçekleştirdiler. Bilinmeyenle ve bilinemeyenle karşılaştı. yaratıcılıktır. Gerçek yaratıcılık. Ne kadar farkında olursan. Hitabet konusunda herhangi bir bilgisi yok.tamamen dolduruyorsa. geçmişten bir şeylerin ağına takılmasını sağlamak zorundasın. Ben ona sanatçı diyeceğim. Yaratıcı. yaratıcı olmadıklarını çok iyi bilirler. Hayır. Onun sırrı neydi? Onun kavrayışı vardı. Onlar imkansızı yaptı. O. Çok enderdir. Bir teknisyen. Bir teknisyenle yaratıcı insan arasındaki farkı unutma. Senin varolanla temas etmen gerekir. yaratıcı bir hayal gücün olabilir. Yetenekli insanlardır. bilinenle bilinmeyenin buluşmasıdır. yaratandan gelir. yaratıcıydı. Çöpten ibarettir. Ama onun bir kavrayışı yoktur. Sanat eseri nadiren ortaya çıkar. Tanrı'ya baktı. Onlar sadece araçtır. boş bir bambu olamazsın. Ya da bir Buda. . Hatta ancak hafızanı bir kenara koyabilirsen. Teknisyendir. o. yaratıcı hayal gücüne sahip olamazsın. Daha önce kimsenin göremediği şeyleri görendir. Yaşadığın anın derinliklerine dalıp. Diğerleri sadece taklitçidir. yeryüzündeki insan bilincinin bütün niteliğini değiştirebiliyorsun. bu yüzde doksan dokuzun silinmesi şükran duyulacak bir olaydır. Geleceği kapsamıyor. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım" diyorsun. eğitimli bir insan değil. Doğru. Yaratıcılık. Bunlar gerçek sanatçılar. sen ya da senden çıkan bir şey değildir. O zaman sen yazar sayılmazsın. Dünyanın yüzeyinden. Hatırladıkların zaten ölmüş. sadece kusmuk gibidir. "Çünkü ben bir yazarım ve yazdıklarımın hatırladığım şeylerde kökeni var" diyorsun. Onların üzerinden bir şey olmuştur. Sen bir arşivcisin. "Dünya sanatsız ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmadan nasıl olabilir diye düşünüyorum" diyorsun. İşte bu. Yaratıcılık. Yaratıcı insan. Başka gözlerin daha önce göremediğini gören. sırtında çok büyük bir yük oluyorsa. bir Krişna veya Lao Tzu. akıllı insanlardır ama sanatçı değillerdir. Sadece küçük parçalar getirilebilir. bu konuda çok az insanın olabileceği kadar başarılı olmuş. Seni çevreleyen bollukla temas kurmalısın. İmkansız olan. Şunu görmelisin: İsa'nın sözleri yaratıcıdır. Gerçek yaratıcılar. Kimse daha önce öyle konuşmamış. Hafıza. Ortam olurlar. bir şeyi nasıl yapacağını bilir. daha önce kimsenin duyamadığını duyandır. bilinmeyene baktı. O noktada bulundu ve o noktadan birkaç parça getirdi. farkındalıktan ortaya çıkar. Konuşma teknikleri hakkında bir bilgisi yok. Yazar olabilirsin ama bunun için bilinmeyenle temas kurman gerekir. bunun yaratıcı hayal gücüyle hiçbir ilgisi yok. Zihin ile zihinsizliğin buluşmasıdır. Ancak yine de. seni ele geçirdiği zaman sen kaybolursun. Çünkü onlar yaratıcı olmak bir yana. kavrayışı olan insandır. Daha farkında olman gerekir. "Ama hafızamı bırakırken. ama yapan kendileri değildir. hatırladıklarınla değil. arşiv tutuyorsun. Sanatın yüzde doksan dokuzu sanat değildir. yaratıcılık çıkar. Ama bilinemeyenden küçük parçalar getirdiğin zaman.

Son derece değerli bir şey onun aracılığıyla geliyor. öfkeli bir zihindir. Friedreich Nietzsche. O. Hayır. çıldırırsın. Picasso kusuyor. İnsanlar hastaysa. çünkü neyin önemli olduğunu bilmiyorsun. istediği resmi yapmasını söyleyebilirsin. Tanrı senin beyanınla ölemez. sanat yardımcı olabilir. Bir düşün. Uzak dur! Asla bir Picasso resmini yatak odanda bulundurma yoksa karabasanlar görürsün. Senin beyanın hiçbir şeyi . Seni başka bir dünyaya götürür. bu çok sağlıklı olur. Modern zihin hastadır. saatlerce meditasyon yapabilirsin. Tanrı ölmüştür dediği gün delirmeye başladı. Bir çocuk doğurman birşeydir. çünkü varlığınla temas kuramıyorsun. boya ve fırça verip. Zihinsel hastaya. O hasta değil. en mahrem bölgelerine girmesine izin verdi ve orada hayata hamile kaldı. çünkü bütün anlamı kaybetmiş durumdasın. kusmak ise bambaşka bir şey. Michelangelo doğuruyor. O. ve huzursuz hissetmeye. zihinsel olarak hastaysa. yaratıcı bir şekilde yaşadı. hasta değildi ve hastalığından kurtulmak istemiyordu. Hiçbir zararı olmaz. O sana öte yakadan birkaç anlık görüntüler sunar. bir heykelle. Onun müziğini dinlemek seni başka bir şeye dönüştürür. o kadar dingin ve huzurlu olursun. Ama diğerlerine iyi gelmeyebilir. Picasso'nun yaptığı resimler onu delirmekten kurtarmış olabilir ama hepsi bu kadar. Modern zihnin durumu budur. Jean Paul Sartre'nin en ünlü kitaplarından biri. Buda doğum yapıyor. Büyük bir işkence içindedir. bir meyveydi. Öfkeli. Ama birkaç deli resminden sonra onun akıl sağlığına kavuştuğunu görüp şaşırırsın. iyi geldi. Öfkeli. Nietzsche kusuyor.Şimdi çok anlamlı olan bir şey var: Sanat terapisi. miden bulanmaya.. sıkılmaya başlamaz mısın? Ne oluyor? Bu başka birisinin kusmuğu! Ona yardımcı oldu. Kusmasını sağladı ve sistemi onu dışarı attı. Bu ikisi arasında mümkün olabilecek en büyük farklılık vardır. Onunki bir resimle.. Modern sanatın yüzde doksan dokuzu patolojik vakadır. Beethoven doğum yapıyor. hamileydi. O. bir tatmindi. Bir Michelangelo eserine bakıp. Eğer dünyadan kaybolursa. Dünya için iyi olur. Modern zihin. Varlığında bir şey kök salmıştı ve onu paylaşmak istiyordu. Hayatı yaratıcı şekilde sevdi. Tanrı'nın öldüğünü ilan etti. Ya da Tanrı'ya hamile kaldı. Tanrı'nın öldüğünü beyan ederek. Hayatın en derin. bir şiirle ya da bir müzikle sisteminden atılmış olan bir delilik değildir. O resim aslında boğazına sokulan bir parmaktı. bilinmeyenden bir şey getirmiştir. Ne kadar meditasyon yaparsan. Tabii ki yaptığı resimler. Öfkeli. Şimdilerde modern sanat olarak adlandırılan şey tam da budur. Ve bu işkenceyi kendisi yaratmaktadır. tam tersiydi. delice olacaktır. Bulantı'dır. başın dönmeye. Tanrı'ya hamileydi. tuval. Bu çok anlamlıdır. deli işi. O hamileydi. Ve hamile olduğun zaman doğum yapmak zorundasın. Ve o resimler üzerine yoğunlaşmak senin için tehlikelidir çünkü şayet birisinin kustukları üzerinde yoğunlaşacak olursan. O bir kusmuk değil. bir Picasso resmini on beş dakika boyunca önüne koy ve sürekli resme bak.

kendi inancına samimiyetle inandı. Bir anlama sahipti. Neden yaşıyorsun? Ne için? Omuzlarını silkiyorsun. Sen hiçbir fark yaratmıyorsun. Ama Nietzsche buna inanmaya başladığı an. Çünkü bazı şeyler sana mutluluk veriyor ve bazı şeyler seni mutsuz ediyor. Nietzsche'nin başına gelen buydu. Ancak gerçekle bir araya geldiğin zaman. bu dönemi delilik çağı olarak niteleyecek. bazı şeyler sadece sıkıntı yaratıyor. Bu bir işe yaramıyor. gerçek dindarlıktan çıkar. "Acaba dünya sanatsız ve sanatı yapan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl bir yer olurdu" diye düşünüyorum diyorsun. Şu anda gözlerime bakarsan. her şey aynıdır. Tanrı'nın olmadığını. Tanrı'nın öldüğünü beyan ettiği gün. Resmin içinde ne kadar güzeldi! Bir amaca hizmet ediyordu. Gelecekteki tarihçiler. sadece daha büyük bir şeye işaret eder. Tanrısız bir dünya. cinayet aynıdır. Hayır. Akıl sağlığını yitirmeye başladı. Delirmiş! Deli. Çünkü her şey tesadüfi ise. O içerik içinde ne kadar güzeldi! Resimden bir parça kes. hiçbir anlamı kalmaz. ölmeye başladı. Cinayet işlemek doğrudur. O. Sadece şunu gözlemle: Bir şiir oku. Tanrı'nın öldüğüne ve insanın özgür kaldığına inandı. Anlam. insanın hiçbir değeri yoktur. herhangi bir öneme sahip hiçbir içerik barındırmayacaktır. O zaman bir anlamı kalmaz. Dünya tarihinde bu yüzyıl kadar delirmiş başka bir yüzyıl yoktur. Burada hiçbir şeye hizmet etmiyorsun. Friedrich Nietzsche'nin yolundan gitti ve bütün yüzyıl çıldırdı. Okyanusu unutmuş olan bir dalga. Sonuçta bu yüzyıl. dev bir dalgaydı. Çünkü insan. Eğer varsan da. ne yaptığının ne önemi var? Hiçbir eylem bir değer taşımaz.değiştirmez. Çünkü benim içeriğimde varlar. ne olabilir? O zaman bir hiçtir. Tanrı'nın yüce yazılarında küçük bir sözcüktür. Artık hiçbir anlamı yok. sadece delirdi. O. çünkü bütünden kopmuş. hiçbir fark yaşanmayacak gibi. Tanrı olmadan. Eğer bir sözcüğü o içerikten çıkartırsan. ancak şiirin içeriğinde bir anlama sahip olur. Ama her şey aynı değil. insanı delirtir. Kulakları tırmalar. Unutma. O zaman intihar aynıdır. Çünkü Tanrısız bir dünya. O şiirdeki sözcükler. her şey aynı değil. Varlığınla yokluğun arasında bir fark yoksa nasıl mutlu olabilirsin? Nasıl akıl sağlığını koruyabilirsin? Tesadüf mü? Sadece tesadüf mü? O zaman her şey doğrudur. Ama Tanrı öldü dediğin zaman. Tesadüf eseri olmuş görünüyorsun. Bazı şeyler cehennemi yaratıyor ve bazı şeyler seni cennete götürüyor. çok büyük bir anlam var. Tanrı'nın büyük orkestrasında küçük bir notadır. Ama o özgür kalmadı. Onlar şiirin bir parçası. . gerçek sanat. Çünkü din gerçeğe ulaşma yolunu bulmaktır. Eğer olmasaydın. Tanrı'nın varolmadığına inanmaya başladığı an. gerçek sanat ortaya çıkar. Okyanusun bir parçasıyken. Sana gerek yok. Nietzsche. hiçbir fark yok. O zaman ölü bir göz olur. Kendine inanan bir inançlı. Hiçbir anlamı bulunmaz. O küçük nota tek başına monotondur. bir inanandı. içeriğin dışına düştü. Büyük bir resmin bir parçası. Bazı şeyler heyecan yaratıyor. Oysa Tanrı bütünlükten başka bir şey değildir. Gözlerimden birini yuvasından çıkartabilirsin. Çünkü içerikle olan bağlantısı kaybolmuştur. bütünlükle temasını kaybediyorsun. kaçınılmaz olarak deli bir dünya olur.

Ama tek şartım var. Gurdjieff gerçek sanata. Sarayınızdan yirmi beş güzel kadını. Onlar resim yapmasın demiyorum. Gerçek sanat. Gözlerini kapattı. perdenin arkasına getirildi. Her kimi seçersem. adamlarınız tatmin olursa. "İsteğini kabul ediyorum" dedi. Şah Cihan ise imparatordu. Kızı ne yapmıştı! ? Ama endişeli değildi. Eğer doğru çıkarsa ve siz tatmin olursanız. onun heykelini yapacağım. Terapi olarak resim yapmalılar. Eğer bu deli taklitçiler giderse. . İmparator gözlerine inanamadı. Ama tek şartım var. Ama o resimler sergiye çıkmamalı. hedefli sanat derdi. şaka olsun diye perdenin arkasında duruyordu. bir kadının heykelini yapmak mümkün değildi. Tek bir hata bile bulamıyordu. Tamamen aynıydı. yüzünü hiç görmemene rağmen heykelini yapabiliyormuşsun. dünya çok daha zengin olur. bu güzel esere bakarken. Taj Mahal gerçek bir sanattır. Şiraz'ın en ünlü insanıydı. Büyük bir sanatçıydı. yirmi beşinciye kadar gitti ve hiçbirini kabul etmedi. Ama artık hiçbir yolu yoktu. meditasyon yapmana yardımcı olan bir şeydir. Çıksa bile. Bilinenin ötesinden bir şeyler hissetmeye başlarsın. Yirmi beş kız geri çevrilince o elini uzattı. Bir şeyler hissetti ve "Seçtiğim el bu" dedi. İmparator perdenin arkasına bakınca dehşete kapıldı. Şah Cihan ona sordu: "Bir adamın ya da kadının sadece eline dokunarak. Şirazi onun eline dokundu. Çünkü sadece eline dokunarak. sadece akıl hastanelerinde sergilenmeli. bir Sufi mistik. bir perdenin arkasına koyun. Şah Cihan'ın kızı. için bilinmeyenle dolar. O resim yapmalı. Birkaç deli insanın rahatlamasını sağlayabilirler. Şirazi aynı zamanda bir mistikti. Bu doğru mu?" Şirazi yanıtladı: "Bana bir şans verin. Sonra. İran'ın Şiraz bölgesinden bir adam vardı. Kızının bu fakir adamla evlenmesini istemediği için bir hata bulmak istiyordu. Henüz Hindistan'a gelmeden önce binlerce hikayesi ulaşmıştı. Çünkü o zaman gerçek sanat ortaya çıkar. Bu hikayeleri duydu ve heykeltıraşı sarayına davet etti. Picasso'nun terapiye ihtiyacı var. Sizin sarayınızdan bir kadın istiyorum. Şiraz'lı olduğu için ona Şirazi deniliyordu. o benim eşim olacak" dedi. Dolunay olan bir gecede orada oturup. sadece oyun olsun diye. Onunla evleneceğim. O bir tedavidir. Şirazi ilkinden başlayıp. Sadece elleri perdenin dışında olsun. Meditasyon yapmaya yardımcı olan bir şey. Yirmi beş köle kız. Üç ay sonra imparatordan ve bütün saray ahalisinden gelmelerini istedi. Onlar deli işi. "Eğer başarılı olursam.Eğer sizin sanat dediğiniz şeyin yüzde doksanı kaybolursa.. O ellere dokunacağım ve bir kişiyi seçeceğim." Şah Cihan hazırdı. Şirazi üç ay boyunca bir odaya kapandı. çok güzel köle kız. Hiç Taj Mahal'a gittin mi? Gitmeye değer.. Sana Taj Mahal'ın nasıl ortaya çıktığının hikayesini anlatacağım. Gece gündüz çalıştı. kızın parmağına yüzük taktı. o zaman o kadın benim eşim olacak. Mucizeler yaratıyordu. Söz vermişti.

Çok rahatsız olmuştu. Karısı da o kadar rahatsız olmuştu ki. Kızın öldüğü dedikodusu heykeltıraşa gelince son maketini yaptı. "Şimdi ne getirirse getirsin beğenmeyeceğim" diye düşündü. heykeli yaptı. ten rengin. her şeyi unutacağım" dedi. "Seçtiğin kız. "Bence hiçbir sakıncası yok" dedi. evlilik söz konusu değildi. Hamileydi ve çocuğunu doğururken öldü. Dedikodu yayarak. Çünkü her enerjinin kendi yarattığı bir desen vardır." Vezir bir tavsiyede bulundu. bir kadının heykelini nasıl yapabiliyordu? Çünkü farklı bir boyuttaydı. Asıl suçlu kızım. "Her şey kazara oldu. Çünkü her şeyi yaratan. Dünyanın en güzel anıt mezarı eşinizin olmalı. Ondan sonraki hafta çok çok hasta oldu ve üçüncü hafta öldü. büyük bir meditasyon anı yaşamıştı. Düşünmeme izin ver. Ben de sana söz vermeme rağmen kabullenemiyorum. Ben geri döneceğim ve kızınızı istemeyeceğim. O maket Taj Mahal oldu. sanatçı. "Şöyle bir şey yapın." Heykeltıraş. Adı. Sen bekle. yanıtladı: "Endişe etmenize gerek yok. Yüzün tesadüfi değildir. Ona şart koşun ve eğer maketini beğenirseniz. Kızını nasıl kurtaracaktı? Heykeltıraşı çağırdı ve ona her şeyi anlattı. Eşim öldü. Bir Sufi mistik tarafından yaratılmıştı. hastalandı. Kız ölmüştü ve sanatçının kalbi parçalanmıştı. Bana söylemeliydiniz. O anda. Eşinizin anısına bir anıt maketi yapmasını söyleyin. saçların. Ve hepsi çok güzeldi. zihinsiz olmuştu. enerjiye dokundu ve enerjiyi hissederek. Sırf bu acı yüzünden öldü. Şirazi birçok maket yaptı. Bir enerji desenini gördüğün zaman. o iş biter. Kral'ın kızı çok hasta." Konuyu sanatçıyla görüştüler ve Şirazi kabul etti. kızınızı ona vereceğinizi söyleyin. Sana söz vermiştim. Çünkü kızının fakir bir adamla evleneceği fikrini kabullenemedi.. Eğer beğenmezseniz. . çünkü belirli bir enerji desenine sahipsin. "Ama bu imkansız. bu nadir maketler karşısında ne yapacağını bilemedi. Sadece eline bir kere dokunarak." Bir hafta çok hastaydı. Onu Kral'a getirdi ve Kral onayladı. Her maket ayrı bir güzeldi ve onlara hayır demek haksızlıktı. Meditasyoncular çağlar boyunca bu enerjiler üzerinde çalışmaktadır. Kız öldü sandığı için. Mümtaz Mahal'di. içini ve dışını bilirsin. Unutamam. Yüzün o şekilde. O anda. Şiraz'a dönecek.. Ama yine de Kral. Eşiniz öldü ve bu büyük sanatçı kendini ispat etti. Kirlian fotoğraf çekme yöntemi sayesinde bunu daha mantıklı bir şekilde anlayabiliriz. bunun heykeltıraşın kulağına gitmesini sağladı. bütün kişiliği görürsün. O anda. Başbakan. İmparator çok çaresiz kaldı. hepsi belirli enerji desenlerinden kaynaklanır. o enerji desenidir. hiçbirini onaylamadı. Söylentilerde. Kral. Bu onun son maketi olacaktı. Gözlerin. Ama durumuma bir bak.

Peki Buda ne yapıyordu? Ben burada ne yapıyorum? Krishna'nın Gita'sını okudun mu? O bir Savaş ve Barış. o bir araca dönüştürülmüş. ego. . Taj Mahal hala o sevginin enerjisini taşıyor. Eğer arada Dostoyevski olmasaydı. Savaş ve Barış'ı. sevgisi yüzünden çok acı çekti. Şiirlerini yak. Sen sadece araç ol. Er ya da geç bir Buda olacaktır. Senin kusmuğunla ilgilenen insanlar da. Ben yansız sanat taraftarıyım. kalbin yeni bir sevgiyle atmaya başlar. Meditasyonlu sanat taraftarıyım. İsa'nın sözleri böyledir. "Bir Buda. Mümtaz Mahal. Karamazov Kardeşleri yazdı. Şu anı biliyorsun. Suç ve Ceza'yı ve en güzel kitaplardan biri olan. zaten hasta olmalı. Anna Karenina'yı ve birçok başka güzel şeyi yazabildi. çok dindar olan bir şey vardı. sutraları öyledir. nerede olduğunu gösterirsin. bir anahtarın olur. çünkü geleceği karanlıktı. Mısır'daki piramitler de öyle. O zaman içindeki varlık dışarı taşmaya başlıyor. Ama resimlerini yak. Sana olanların ve olacakların özü buradadır. bu maketi yarattı. çok derinden yaralandı. Hala o duyguyu taşıyor.Geçmişi biliyorsun. Dostoyevski olduğu için değil. O zaman Tanrı sana iniyor ve içinden sevgi akmaya başlıyor. ona rağmen. Aptal'ı. Bu kutsanacak bir şeydir. Çünkü çok acı çekti. Enerji deseni anlaşıldıktan sonra. O yüzden Karamazov Kardeşler bu kadar güzel bir kitap. o zaman Karamazov Kardeşler bir başka Yeni Ahit olurdu. Dostoyevski. Geleceği biliyorsun. Ben Tanrı'nın içinizden taşması taraftarıyım. Dostoyevski. O yüzden kendi zihninden birçok şey var. İçinde Buda'da olan bir şey. çok özel. İşte bunun adı hedefli sanattır. Ama Tolstoy olduğu için değil. kızını çok sevdiği için öldü. veya Upanişhad gibi olurdu. zihinsizlik halinde bulunmaktır. Mehtaplı bir gecede. Onların da terapiye ihtiyacı var. Tolstoy. Dostoyevski. patoloji olmasaydı. Büyük meditasyoncular tarafından yaratılmış. Sıradan bir insanın elinden değil. Tolstoy olmasına rağmen. Ya da bir Elmas Sutra. Taj Mahal'de meditasyon yaptığın zaman. Gerçek sanatçı Taj Mahal'ı yarattı. Ve Şirazi. yazı yazabilirsin. Bunu sana kim söyledi? Bir Tolstoy bir Buda olabilir. Tabii o mükemmel bir araç değil. Kendi kusmuğunu insanlara sergilemek zorunda değilsin. Aksi halde kusmuk olur. Tanrı tarafından ele geçirilmiş. ilahi bir varlığın elinden çıkmış. Bu büyük sevgiden ve yoğunluktan ortaya Taj Mahal çıktı. kim olduğunu. İsa'nın sözleriyle aynı nitelikte olurdu. Bütün olarak değil. dindar bir adamdı. Savaş ve Barış'ı yazabilir miydi" diye soruyorsun. Yine de Karamazov Kardeşler çok güzel. hafıza. Seçmiş olduğu kadın artık yoktu. benim için yaratıcılık meditasyon halinde. ne yaptıklarını bilenler tarafından yaratılmış. "Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz" diyorsun. Onda o kalite vardı. Terapi olarak resim yapabilir. Şah Cihan. Ama bir parçası yoğun inanca sahipti. Unutma. Buda'nın. Çünkü eğer bir şeyle ilgilenirsen. Upanişhadlar öyledir. O sıradan bir anıt değil. Dünyada. hedefli sanat olarak yaratılmış birçok şey var.

Ne yapmalıyım? Bu soru bir yazardan geldi. Yanlış taraftan bakıyorsun. Tabii çocuk doğduktan sonra kendini boş hisseder. Yetişkin olarak doğmuş.2. Ama yine de yorumu yanlış. Hareket edemiyorsun. Tamamlandıktan sonra içinde derin bir boşluk hissediyorsun. onu işlemeyi çok iyi beceriyor. sadece onun değil. Bir sanatçı için ise. Mobilyalar yüzünden bazı noktaları eksikti. bir noktadan sonra hareket edemezsin. Sanatçı kendini boş hisseder. kanepelere bakar ve odanın boşluğunu göremezsin. birkaç ay sonra yaşayacağımı beklediğim o boşluk korkusu içimi dolduruyor. Şimdi o kitapla ne yapabilirsin? O yüzden bir sanatçının durumu. O zaman sana boş gelir. ortaya yaratıcı bir eser çıkarmış olan hemen hemen herkesin yaşadığı bir şey. bunun yerine yoruldum de. Adamın kendisi bile korkuyordu. annenin durumundan bile daha zor. neredeyse yaşamaya dayanamıyorum. Çok ta güzeller. bu bile mümkün değil. Çalışırken çok büyük bir zevk almama rağmen. Bir kadın çocuğunu karnında taşırken doludur. Ama bitirdikten sonra o kadar boş ve ölü oluyorum ki. Ama çocuğu sevebilir. sevgiye ihtiyacı yoktur. O. Bir keresinde çok zengin bir adamın evinde kaldım. Bir hikayeyi güzel anlatmayı. Sonra bütün bu mobilyalar ve resimler çıkartılıyor ve sen odaya giriyorsun. Şimdi oda olması gerektiği gibi. ev bile sayılmazdı. Hizmetçiler sürekli endişe içindeydi. Bir resim bitince bitmiştir. Eğer çok fazla mobilya yönelimliysen. Ama eğer biliyorsan ve doğrudan boşluğu görüyorsan. mükemmel. meditasyon sırasında. Rahminde atan o kalbi ve tekmeleri arayacaktır. Çocuğunu severken ve onun büyümesine yardımcı olurken. Evi o kadar doluydu ki. koltuklara. Onun romanlarını okudum. Bir kitap bittikten sonra bitmiştir. Çocuk artık doğmuştur. Şu anda yeniden yazmaya başlamak üzereyim. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU Soru: Ben bir kitap yazarken. Bu deneyim. duvarlarda resimler falan var. Resim yapıyorsun. Bana evindeki en . Bir odaya giriyorsun. Tükendiğini söyleme. Boş yer demek. Eğer mobilya doldurmaya devam edersen. Çok zengindi ama hiç zevki yoktu. Çünkü ortada oda kalmamış olur. masalara. Boşluğu bütünlük içinde. Çünkü her boşluğun bir doluluğu vardır. Olaya iki uçtan bakabilirsin. inanılmaz bir özgürlük hissedeceksin. her taraftaki antikalar yüzünden hareket etmeye korkuyorsun. Mobilya içerdeyken oda. çünkü o odanın bazı boşlukları mobilyalarla doldurulmuştu. içim enerji ve coşkuyla doluyor. Birkaç gün boyunca kadın içinde boşluk hissedecektir. içinde hareket edemiyordun. o boşluğu unutabilir. Artık yardıma. Şimdi ne dersin? Oraya boş mu dersin. Boş olduğunu söyleme. Ama insanın bu boşluğa bakması gerekir. bir şiir ya da roman yazıyorsun. Mobilyalar çıkarılınca oda kendisiyle dolmuş olur. içerde mobilyalar. kendisiyle dolu değildi. yoksa oda mı dersin? Oda zaten boşluk demek. En başta bu yoktu. O büyümeyecek.

Yapacak hiçbir şey yok. kendini bir tutkudan. Düşünceler. Kendinle dolusun. Keyfini çıkar. O yüzden sonbaharda yapraklar düşüp. bir müze. Romanlar. Her sanatçının bu bedeli ödemesi gerekir. bestecilerden doğar. çiçeklerin açması gibi. Kendi içinde . neredeyse her zaman delirir. bir Nietzsche delirir. Roman yazarken zihin meşguldür. Kendine ait boş alanları yok. Çok doğal bir şey. Romanın karakterleri artık orada hareket etmiyor. bu tıpkı çocukta yaşanan olay gibidir. Kendini tekrar temiz hissedersin. Ne oluyor da deliriyorlar? Çünkü çok meşguller. O karakterler tarafından kullanılmış gibi hissediyor. yaratırken. Aynı şey roman yazdığın zaman da olur. Bir karakterle başlarsın.iyi. Burası bir oda değil. Boşluğu hissedersin. Ama onlarla işbirliği yaptığın zaman neredeyse gerçek olurlar ve eğer onlardan kurtulamazsan asla huzur bulamazsın. karakterler. en güzel odasını verdi. içinde çok fazla mobilya vardır. Yapılacak bir şey yok. zihnin birçok şeyle dolu. Aynen öyle. ama o günahkar oluyor. Şiirler. bir Nijinsky delirir. Unutma. Ama çocuk serseri olur. Zihin meşgul. Anne çocuğun büyüyünce doktor olacağını düşünmektedir. her zaman yazarın sözünü dinlemez. Birden mobilyalar gitmiştir. bir meşguliyetten arınmış hissedersin. Bir çocuk doğurabilirsin. Bir Van Gogh delirir. bir şairin içinde açar. onu yazıp kurtulman gerekir. Hiç dikkat ettin mi. Onların delirecek bir şeyleri yoktur. O yüzden yaratıcı insanlar. Zihinlerine birçok şey oluyor. Karakterin kendi tarzı vardır." Oda. bir kitap bittiği zaman ve çocuk doğduğunda mutlu ol. Tıpkı ağaçlarda yaprakların yeşermesi. Yanlış yorumlaman. Ne yapabilirsin? Sen çabalıyorsun ama o serseri oluyor. yazar da endişelenir. içinde bir üzüntü ve korku yaratıyor. bir ressamdan doğar. Çalışırken. O karakterler onun fantazileri. Yazar bir romana başlar ama asla bitirmez. Araya girecek kimse yok. Eğer zihninde bir kitap varsa. ağacın sadece gövdesi göğe doğru yükseliyorsa keyfini çıkar. Sonra kitap biter. Anne nasıl endişelenirse. Şiir yazarken zihin meşguldür. Sana söylüyorum. Yeni tür bir doluluk de. boşluğun sana verdiği özgürlüktür. Ona şöyle dedim: "Burası bir oda değil. Kendini çaresiz hissediyor. Artık hareket edecek alanın vardır. yoğun trafik içinde yaşıyor gibiler. Bir sürü insan gelip gidiyor. Roman yazmak delirticidir. Onu bir aziz yapacaksındır ama o günahkar olur. Hayatlarında kendilerini deli edecek bir şeyleri yoktur. Resimler. Lütfen bana içinde hareket edebileceğim bir yer ver. ama sonra çocuk kendi başına hareket etmeye başlar. Seni yalnız bırakır. Zihin mobilyaları. Buna boşluk deme. Çünkü er ya da geç yeni bir kitap yükselecektir. Konuklar gitti ve ev sahibi artık rahatladı. Vasatlar asla delirmez. O karakterler romanı kendileri bitirir. Bu tıpkı çocuk doğurmak gibidir. O boşluğun keyfini çıkar. Ama bu yüzden üzülmeye gerek yok. duygular. O bir yüktür. Tadını çıkar. Sanki caddenin ortasında. bu doğru bakıştı— eğer doğru bakarsan. Yazar onun aziz olmasını ister. Şarkılar. Çünkü birçok karakter konuk olur. Bazen kendi yoluna sapar ve yazarı belirli bir yöne doğru iter. bir yazarın içinde açar. üzerinde ağırlık yapar. Ortada oda kalmamış. bir konuk geldiği zaman mutlu olursun ama gittiği zaman daha da mutlu olursun. Eğer doğru bakarsan —Buda'nın "Samyak Drasthi" dediği şey.

o boşlukta doğar. Korkusu yüzünden. Dinlenmeye ihtiyacın var. Fırtına ne kadar şiddetliyse. Her anne bedeninin dinlenmeye ihtiyacı vardır. kendi varlığını kutlamak ve yalnız olmak için hiçbir boşluk olmadan sürekli çocuk doğuruyor. Kelimenin kendisinden. Bir çocuk doğurduktan sonra bir dinlenme sürecine ihtiyaç vardır. Bu doğal bir süreçtir. para kazanmak için sayfaları doldurduysan. Tekrar tekrar bana gelip. Söylediklerini hatırla. O boşluk güzeldir. Hindistan'da boşluk için daha iyi kelimeler var. Ancak o zaman bir bütün olabilirsin. Eğer sırf yayımcı ile olan anlaşman yüzünden. Biz ona. Buda. keyfini çıkar. gece demektir. yorulmuştur. İnsan geceyi de kabullenmeli. Bir kadın 30 yaşına geldiği zaman. Sonra dinlenme dönemi vardır. Kelime çok pozitif bir anlam yüklü. İnsan uyur. güzelliği gitmiştir. gece sözcüğünde yer alır: Nişa. Ona ismi bilerek verdim. Bunun için bir gerek yok. Her zaman net ol. Gündüz güzeldir. Bu dinlenme dönemi her sanatçı için gereklidir. sadece bir yavru doğurur. daha uzun süre dinlenmek gerekir. Ona Nişa adını verdim. aktivitelerle doludur. Birçok insan korkar. Eskiden öyleydi. Bir sannyas vardı. Neden diye sordum? "Geceden korkuyorum. tükenmiştir. Şunya diyoruz. Eğer çocuk bir aslan olacaksa. ancak arkasından gelen sessizlik de güzeldir. Karanlık korkusu. O boşluğun keyfini çıkar. neredeyse yaşlanıyor. arkasından gelen sessizlik o kadar derin olur. eylemsizlik. Gençliği. o zaman pek derin olmaz. Hiçbir negatifliği yok. teslim olma korkusu yüzünden. Varlığınla derin bir ilişki içinde. "Lütfen adımı değiştir" dedi. Endişe etme. pasiflik korkusu. Onu şükranla karşıla ve bir süre sonra içinin tekrar dolduğunu ve daha güzel bir kitabın doğacağını gör. Arada güç toplamak. tamamen bir hiç oluyorsun anlamına geliyor. arkasından gelen boşluk da o kadar büyük olacaktır. tazeliği. Çünkü söylediklerin sadece söz değil. Kabullen. Bir çocuk doğar ve bir başkası rahme düşer. gevşeme korkusu. Nişa. Çocuğa vermiş olduğun enerjiyi tekrar alma dönemi. Senden tekrar bir şey doğabilmesi için kendini toparlama dönemi. O sadece güzel bir olgunun yanlış yorumlanmasıdır. Geceden korkma. pasiflik ve boşlukla doludur. Ona boşluk dediğin zaman. keyfini çıkar. Bütün bunlar. Doğu'da ve Hindistan'da hala devam ediyor. korkmaya başlıyorsun. Tek anlamı. çalışmak ve eyleme geçmek için enerji dolu olarak uyanır. Şunya oldun dediği zaman. Sınırsız alan. Uzun bir dinlenme dönemi. "Şunya!" Ve biz nihai hedefe Şunya deriz. Fırtına güzeldir. Yaratımın ne kadar derinse. Bir şeye yanlış bir isim verdikten sonra ondan korkmaya başlıyorsun.dinleniyorsun. Bir aslan. Çok güzeldir. Ama onu değiştirmeyeceğim. Çünkü o yaratıcılık. Kendini dingin ve kutsanmış hisset. Gece de çok güzeldir. Yaratıcılık günlerinden bile daha güzel. İşte o zaman ulaşıyorsun. Aynı kalırsın. Bu kadar çok isim arasından bana neden bu ismi verdin? Onu değiştir" dedi. Çünkü bütün varlığı onunla yüklüdür. Onu yük olarak görme. alandır. Bir roman yazdığın zaman. eğer gerçekten büyük bir sanat eseri ise kendini boş hissedersin. Sabah. O çiçekler boşluktan ortaya çıkar. Ama insan kelimelerde yaşıyor. . Ertesinde kendini boş hissetmezsin. O.

Ve on iki yıl tekniği unutma eğitimi. Yaratıcılık budur. Artık teknik senin bir parçan olmuştur. O zaman onun kutsallığını hissedebilirsin. On iki yıl tekniği öğrenme eğitimi. zihindesin. Tekrar çalmaya başladığın zaman. İçimdeki sanatçıyı nasıl hissedebilirim? Sanatın ikilemi. ama klasik müziği unut. on iki yıl boyunca resim yapmayı öğrenmeli ve sonra on iki yıl boyunca resmi tamamen unutmalısın. YARATICILIK VE MELEZLEŞME Soru: Sanatsal ifade arzusu hissediyorum. Başka şeyler yap: Bahçıvanlık. resim yapacaksın. anlık yaratıcılığı zincirlediğini hissediyorum ve son zamanlarda düzenli olarak çalışmakta zorlanıyorum. Çalışmaya devam etme. Daha önce kimsenin yapmadığı yeni şeyler dene. Aktif olduğun zaman. Benim deneyimim de aynen bu. o konuda çok derine inemezsin. Disiplinli bir Klasik Batı Müziği eğitimi aldım. heykel. Ama eğer ABC'sini bilmiyorsan. asla bir sanatçı olamazsın. Birkaç yıl boyunca varlığının derinliklerinde kalsın ve böylece sindirilsin. gerçek de. aslında dine giden bir yoldur. Bütün sanatsal aktivite. resim yap. Ancak sadece tekniğini biliyorsan ve hayatın boyunca o tekniği çalışırsan. Klasik müziği tamamen unut." Sonra bir gün. Resim dışında her şeyi yap. Tanrı de. Artık kendiliğinden yaratabilirsin. Bütünlük de. Aksi halde asla anını yaşayamazsın. varlık de. bir ressam. Seni zincirlemez. içinde ani bir heves hissedecek ve tekrar çalmaya başlayacaksın. Bu eğitimin. şiir yazarken. Ondan sonra resim yapabilirsin. Artık teknik bilgi değildir. teknik üzerinde fazla durma. En büyük yaratıcılık. kemiğinin ve iliğinin parçası olmuştur. Yirmi dört yıllık eğitimden sonra. teknik olarak çok yetenekli bir hale gelebilirsin ama teknisyen olarak kalırsın. icra ettiğinden emin olamıyorum. O zaman teknik olmaktan çıkar. kuyudan su çek. bir sanatçı. önce bir öğretiyi öğrenmek ve sonra onu tamamen unutmak zorunda olmandır. kanının. Biraz yenilikçi ol. Sanki yokmuş gibi davran. Zen'de şöyle derler: "Eğer ressam olmak istiyorsan. Ona boşluk deme. Şiir doğduktan sonra yorulmuşsundur ve zihin dinlenir. yeni yöntemler dene. Artık hangi niteliklerin gerçek sanat olduğundan ve sanatçının özgün sanatı hangi süreçte üretip. Yeni yollar. 3. Bu anları kendi varlığına düşmek için kullan. odun kes. Onun seninle hiçbir ilgisi olmasın. Tamamen unutmalısın. . On iki yıl meditasyon yap. Sonra bir gün. başka bir konuda eğitim görmüş insanlardan ortaya çıkar.Bir şair. mistik olma yolundadır. Teknik sana engel olmaz.

çok daha sağlıklı ve güzeldir. karşılıklı konuşmamız gerekiyor. Anneciğim. Gerçekten geldi." "Ama Chauncey. Bir ırktan insanın. bir öğretiden başkasına geçmiş insanlar tarafından yapılmıştır." "Ama oğlum. bunu söylüyor olamazsın. Bu. Myron ile olan ilişkimi. Bu. mantıki uç noktasına götürülmemiştir. . Bunun bir nedeni var. En kısa sürede evlenmek istiyoruz. Bir Japon. müzik dünyasına yeni bir şeyler katar.Örneğin. Hıristiyan ile evlenir. bütün gezegenin bilincini yükseltir. Çok güzel. Amerikalı ile evlenmelidir. aynı dünyaya. Afrikalı ile. Bir evlilik eğer iki insan uzaktan akrabaysa ya da hiç akraba değilse çok daha iyidir. ilişkimiz bir şekilde filizlendi. bir Hintli. Yahudi. Hindu ile evlenir. her şeyi yapabiliyor. böyle bir töreye karşı gelemezsin. Ancak en uç noktasına. senin ya da bir başkasının ne tür bir itirazı olabilir?" "Neden karşı çıktığımı çok iyi biliyorsun. O yüzden yüzyıllardır her ülkede kardeşler arasında evlilik yasaklanmıştır. eğer bir matematikçi müzik yapmaya başlarsa. Müslüman ile evlenir. aynı gezegene ait olduğumuzu tamamen unutmuşlar. Myron da beni seviyor. Kardeşler arası ilişki yasağı ve tabusu çok önemlidir. Dürüst olmak gerekirse. başka bir ırktan olan insanla evlenmesi iyidir. O zaman yeni tür insanlar varolmaya başlar. Kabul etmediğini hissediyorum. Myron ile iki erkek olarak evlenmemize. "Böyle bir evliliğe onay verebileceğimi gerçekten bekliyor musun? İnsanlar ne der? Dostlarımız ve komşularımız ne düşünür?" "Anne. En iyisi bir Alman. Bu tip bölücülüklerle öyle şartlandırılmışlar ki. Melez olarak doğmuş çocuklar. Mantıki uç noktası. Bütün büyük yaratıcılıklar. Ve bize onay vermeni umut ediyoruz. her şeyi kabullenebiliyoruz. En güzeli böyle olur. Hem de bu kadar iyi bir dostluk ilişkimiz olmasına rağmen. hepimizin insan olduğunu. insanlar keşfedersek. hiçbir Hintli bir başka Hintli ile evlenmemeli. ne dediğinin farkında mısın" diye karşılık vermiş annesi. anne. Daha farkında. başka Alman ile evlenmemeli." İnsanlar birbirine çok karşı. ben Myron'ı seviyorum. dünyayla diğer gezegen arasında melezleşmeye gitmektir. Hindu. melezleşme gibi. Hıristiyan. annesiyle içten bir şekilde konuşuyordu. en iyi yol. Bilimsel olarak önemlidir. Ama biz o kadar aptalız ki. vakit geldi. bir Hintli ile. daha canlı. "Anne." "Pekâlâ. Herkesten beklerdim ama senin böyle bir tepki vermeni beklemezdim. Her yönden daha zengin çocuklar doğar. o da matematik dünyasına yeni bir şeyler katar. O Yahudi. Eğer bir gün. bir Afrikalı. Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Japon'la. O zaman ben niye konuşuyorum? Yakışıklı bir genç adam olan Chauncey. hiçbir Alman. işin aslı. bir başka gezegende. İki medeni insan gibi bunu oturup açık açık konuşalım. çok iyi ve hatta kutsal bir şeye dönüştü. Eğer bir müzisyen matematikçi olursa.

Çünkü onun değer yaratması gerekir. ancak o zaman yargılanabilir. Tek bir resmi bile satılmadı. evliliklerinin meyvesi o kadar iyi olur. bu dünyaya yeni bir şey getirmiş insanı affetmez. Sanatçı ölmüş olur. buna karşı çıkılacağı kesindir. Bir kaos değil. varoluşun bir orkestra olduğunu hissetmeye başlayabilirsin. Eğer gerçekten yaratıcıysan. kimsenin onu takdir etmemesi demektir. İnsanlık yavaş ve . resimde. Odalarına asmayı kabul edecek herhangi bir kişiye vermişti. Ama eğer müzik eğitimi de almışsan. yeni kriterler. öldükten sonra. sadece geçmişin mükemmelliği anlamına gelir ve herkes geçmişi anlar. Yetenekli olduğun konuda sürekli devam et ve tekniğini mükemmelleştir. kimyada da geçerlidir. harika bir fikir. ona yeni bir şey katar. Süreç onlarca yıl sürdü. Benim tavsiyem. Bu çok iyi bir fikir. düzen içinde olduğunu. Fiziğin derinliklerini araştırdığın zaman. Bir insan. Zaten kabullenilmiştir. Tekniği mükemmel olan insanları. matematikte. Fizik çok uzaktır. O zaman daha yaratıcı olduğunu göreceksin. Bir disipline aşina olduğun zaman. Eğer şöhret istiyorsan. bir şekilde. En az elli yıl beklemesi gerekir. o zaman yaratıcılığı unut. Çünkü teknik mükemmellik. Onları arkadaşlarına vermişti. Şimdi her bir resmi milyonlarca dolara satılıyor. ondan sıyrılıp başka bir disipline geç. Ancak o zaman insanlar onu takdir etmeye başlar. sürekli antrenman yap. Ancak o zaman insanlar takdir etmeye başlar. müzikte ne yapabilirsin? Onu tamamen unutmuş durumdasın. O yeni bir vizyon getirdi. Fiziğe geçtiğin zaman. O kadar yeni ki. Vincent Van Gogh. onun tekniği seni tutsak ettiği zaman. Dünyaya yeni bir şey getirmek demek. Yeni değerler. insanların bir öğretiden diğerine geçmesi. "Yoksa sen delirdin mi? Bu ne biçim bir resim!" Vincent Van Gogh'un kendine özgü bir dünyası vardı. ünlü olmayabilirsin. Bir çeşit melezleşme. Bu en az elli yıl daha fazla sürer. Müzik konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir insan için bu mümkün değildir. Eğer bir dansçı müziğe geçerse. Bir şeyi sakın unutma. Dünya asla. Bir öğretiden diğerine geçmek. Ne zaman dünyaya yeni bir şey getirirsen. içinde müziğin rengi ve tadı bulunan teoriler. yaşadığı dönemde hiç takdir edilmedi. Gerçek bir yaratıcı insanın ünlü olması zaman alır. O zaman ünlü olursun. Herkes onu anlamak üzere eğitilmiştir. Yaptığın her şeyi etkileyecek. onu değerlendirecek herhangi bir kriter yoktur. Yani. İnsanların onu anlamasına yardımcı olacak araçlar henüz varolmamıştır. Dünya. yaratıcı olmayan yetenekli insanları takdir eder. bir öğretiden diğerine geçtiği zaman. Senin bir parçan oldu. Yavaş yavaş insanlar o resimlerde bir şeyler olduğunu hissetmeye başladı. Müziğe yeni bir katkıda bulunur. Ama o içinde kalıyor. varsayımlar bulursun. Çünkü insanlar onu anlar. Dünyanın uyum içinde olduğunu hissetmeye başlarsın. O zaman. Yaratıcı insanın dünya tarafından cezalandırılacağı kesindir. Ama insanlar onları odalarına asmaya hazır değildi. Çünkü başka insanların tepkilerinden korkuyorlardı. er ya da geç. O zamanlar insanlar. kendi öğretisinin lezzetini uygulanmasa bile içinde getirir.Kadın ile erkek arasındaki mesafe ne kadar büyük olursa. fizikte. aynı resimleri Van Gogh hediye etse bile almaya hazır değildi. Aynı şey müzikte.

O seni yavaş yavaş. O günden itibaren eleştirmenler onun resimlerini eleştirmeyi bırakmış. sanat içindir" olgusunu öğrenmek zorundasın. Tanrı'ya götürecektir. Dönemin tüm eleştirmenleri ona karşıymış. Bu konudaki kriterim. Ama eğer keyif alacak başka kimse yoksa. o zaman gerçek sanattır. O senin meditasyonundur. Eğer tatmin olduğunu hissediyorsan. en güzel ibadet. dans. resim. neyin gerçek sanat olduğuna kafanı takma. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. Eleştirmenlerin sürekli yaptığı bu. Eğer ondan keyif alan birkaç arkadaş bulabilirsen ne güzel. ünlü olamayacağını. Bana. Sanat. başka bir amaç yoktur. Eleştirmenlerin söyledikleri seni rahatsız etmesin. Hatta sanatçı olamayanlar eleştirmen olur. o gerçek sanattır. Tek bir eleştirmen bile gelmemiş. bu yeterli. "sanat. düzeltmekse zor. Hiçbir şey yaratamaz. O yüzden onları düşünme.. Bunu kolaylıkla yapabilirsin. yaparken içindeki keyif ve huzur taşmaya başlıyorsa. Eğer sanat senin varlığını kavrıyorsa. gerçek sanattır. buradan gelir. Onlar katılımcı olamaz. Eğer bir meditasyona dönüşüyorsa. resimlerini düzeltmelerini istemiş. müzik. Yaratıcı insan ise zamanın önündedir. Yaratmayı bilmeyen insanlar eleştirmen olur. en azından kaldırımda durur ve koşanlara taş atarsın. "Artık gerçek sanatın niteliklerinden emin değilim" diyorsun. yaparken kendini kaybediyorsan. fırçaları ile gelip. Aradaki boşluk. Doğru olanı yapmış. Eğer sen keyif alıyorsan. Eğer müzik yapmak sana bir sıcaklık duygusu veriyorsa. senin iç duyguların.. Herkes ona gelip. O yüzden. Eğer içine gömülüyorsan. Eğer herhangi bir sanatın içinde bulunabiliyorsan. "Burası yanlış. Eğer sana bir kutlama veriyorsa. Eğer koşu yarışına katılamıyorsan. egon kaybolur. O yüzden eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. egon kayboluncaya kadar içine emiliyorsan. Resmi çok seven bir Sufi mistik varmış. içinde coşku yükseliyorsa. Bu insanlardan o kadar bıkmış ki. içini kıpırdatıyorsa. iç ışığın. o gerçek sanattır. bir gün bütün resimlerini evinin önüne asmış. Eğer coşkuyla yapıyorsan. Eğer sessiz. Bütün eleştirmenleri davet etmiş ve onlardan boyaları. . mümkün olan en yoğun meditasyon olabilir. Önemli olan şey. bu en güzel ibadettir. adım adım. Yaptığın her şeyden keyif al. heykel. Başkasının sana katılıp katılmaması hiç önemli değil. Eleştirmenler sanat hakkında hiçbir şey bilmez. O zaman seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşür. Eğer seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşüyorsa. eğer bir olimpiyat koşucusu olamıyorsan. Zamanın gerisinden gelir. iç sıcaklığın. Özgün sanattır. o zaman tek başına keyfini çıkar. en güzel meditasyondur. çok tanınmayacağını kabullenmelisin. Şimdi düzeltme zamanıdır. Yeterince eleştirmişlerdir. Bu olmamış" dermiş. dingin ve keyifli olmana yardımcı oluyorsa. o zaman.ataletlidir. gerçek sanattır. Eleştirmek kolaydır. bu eğer seni Tanrı'ya yönlendiriyorsa. O zaman başka bir meditasyona ihtiyacın yok. o gerçek sanattır. bu yeterli.

O zamana kadar Müslüman imparatorlar. paraya karşı olmaları çok doğal. tahttaydı. Mirdad Kitabı'nın adını bile duymamış olan insanlarla karşılaştım. Klasik müziği anlamanın tek yolu öğrenmektir ki bu uzun bir öğrenme süreci. aynı zamanda zorbaydı. müziklere. aydınlanma ve özgürlük gibi ruhani değerler istisnadır.. Ama onun güzelliğini görmek için çok iyi öğreti almış olman gerekiyor. Ancak Aurangzeb bir beyefendi değildi. Peki ama metafiziksel olarak. Delhi müzisyenlerle doluydu. Bütün dinler yaşamaya karşı olduğu için. Bunlar istisnalardan birkaçı. Eğer büyük kitaplar listesi yapacak olsaydım ilk sırada o olurdu. Mirdad Kitabı gibi büyük bir edebi eserin güzelliğini görebilir misin? Eğer göremiyorsan körsün. Çünkü zenginlik sana hayatta satın alınabilecek her şeyi verir. sağırdır. tıbbi olara sağlıklı olabilir. coşku.4.. Hayatın paraya ihtiyacı vardır. Sadece sevgi. Yeni Delhi'de yaşandı. binlerce yıllık başkent olarak müziğin doğal merkeziydi. . Ama istisnalar her zaman kuralı ispatlar. Başka her şeyi parayla satın alabilirsin. kulakları. Klasik müziği anlayamayan bir insan fakirdir. En güçlü Müslüman imparatorlarından biri olan Aurangzeb. şiire ihtiyacı vardır. gözleri. güzel evlere ihtiyacı vardır. Ancak anlamak için. güzel yemeklere. sadece müziğin İslam'a karşı olduğunu söylüyorlardı ama hepsi bu. Bu. güzel kıyafetlere. Çünkü hayatın rahat etmeye. Hayatın güzel kitaplara. Müslümanlar müziği yasakladı. Binlerce dahi bu şehirde yaşıyordu. Delhi ki. Hayat çok engindir. Örneğin. PARANIN SANATI Soru: Paradan söz edebilir misin? Parayla ilgili olan duygular nedir? İnsanların hayatlarını kurban etmesine neden olabilen bu güç nereden gelir? Bu çok önemli bir soru. Bütün dinler servete karşı olmuştur. Eğer Delhi'de müzik sesi duyulursa. açlıktan uzak olmalı. burnu. yoksulluktan uzak olmalı. İnsanoğlunu muazzam bir deneyimden mahrum bıraktılar. her türlü önyargıdan uzak olmalısın. Bu doğal bir paralelliktir. sanata. Ve neredeyse her şey satın alınabilir. Duyabilir. müzisyenin o anda kafasının kesileceğini ilan etti. bütün duyuları. O sadece güçlü değil.

nezaketi.Bu ferman verildikten sonra. Aurangzeb balkona çıktı ve "kim öldü" diye sordu. başka bir şeyin olamaz. dalları budamak yerine. Ama sanki bir cenaze gibi görünüyordu." Protesto olarak. Ama bu adam tehlikeli. Ancak bunu bile mümkün olarak kabul ediyor. Doğu'da ve Batı'da farklıdır. Ama zengin bir adamın cennete girmesi mi? Bu çok daha imkansız. Güzelliği anlamalı. Onlar görgü kurallarını. Bu imkansız. hepsi bu. geçmişte fahişe bedenini satmazdı. bütün müzisyenler bir araya toplandı ve şöyle dedi: "Bir şeyler yapmalıyız. Aynı şey diğer dinler tarafından da yapılmıştır. Müslümanlar keyfe karşıdır. müzik ve dansla doluydu. kahkahalar." Binlerce müzisyenin ve gözyaşlarının Aurangzeb üzerinde bir etkisi yoktu. Müzik dinlerine karşıydı. Fahişe kelimesinin anlamı. görgüyü anlamalı: Eski Hint geleneği böyleydi. Parayı o kadar çok lanetlemiş ve yoksulluğu o kadar övmüşlerdir ki. En temel öğreti ise. paradan vazgeçilmesidir. sanatını satardı. müziğini. dansın inceliklerini öğrenmeleri için yollanırdı. mantığı anlamalı. Albert Einstein'a vakit bulmasını bekleyemezsin. Her Hint kralının. bir daha dışarı çıkmasın. cenaze törenlerinde naşın taşındığı gibi bir şey taşıyordu. Çünkü müzisyenler. mümkün olduğunca derin bir mezar kazıp onu gömün ki. Bu kadarı çok fazla. Mantığı görebilirsin. "kim öldü" diye sordu. Müzik. Eğer paran yoksa. şarkılar. Eskiden müziğe karşı olduklarını söylerlerdi. Neden? Çünkü müzik Doğu'da. genel olarak güzel kadınlar tarafından yapılırdı. İçinde beden yoktu. kökünü kesiyorlardı. Oysa fahişelerin evleri. fahişe bedenini satar. Müslümanlar bunu bozdu. bana sorarsan. Hepsi yanıtladı: "Müzik öldü ve katili de sensin!" Aurangzeb yanıtladı: "Ölmesine sevindim. Müzik dinlemek bir günahtı. Böyle bir şey mümkün değil. Bertrand Russell'a. Neden? Çünkü müziği öğrenmek için bir fahişenin evine girmek zorundaydın. ama zengin bir adam cennetin kapısından geçemez. Parasız bir adam açtır. Müslümanlar tarafından yasaklanmıştır. Servet . Bütün dinler insanı mümkün olduğunca fakir yapmaya çalışmıştır. kutsal bir şey yapıyordu. Bir kral. hepsi insanoğlunun zenginliklerini budamıştır. Bu imkansız bir şey. her konuda zengin olmalıydı. Öldürmeye başlayacak. Nijinsky'e. Batı'da. Böyle bir insanın Dostoyevsky'e. Şimdi lütfen gidin. elbisesi yoktur." Sence bu adamın aklı yerinde mi? Bir devenin iğnenin deliğinden geçebileceğini kabullenmeye hazır. O. Onlar. yerine geçecek oğlunu birkaç yıl fahişelerle yaşamaya gönderdiğini öğrendiğinde çok şaşırırsın. O yüzden yasaklandı. Aurangzeb. İsa'nın şu dediğine bak: "Bir deve iğnenin deliğinden geçebilir. müziği. sadece yastık vardı. Doğu'da. Hiçbir Müslüman müzik çalınan bir yere giremezdi. dehasını. dilencidir. Nedenleri farklı olsa da. onlar dünyanın gelmiş geçmiş en büyük suçlularıdır. binlerce müzisyen Aurangzeb'in sarayına yürüdü. dansını.

develerin girdiği. Ne rahip vaazından bir şey anlar. zengin ülkelerdekine göre daha mutlu olduğunu duyunca şaşırırsın. Hindistan'da en yoksul insanların bile mutsuz olduğunu görmedim. onları "Haleluya". ne de izleyiciler. Karamazov Kardeşler'i anlayamazlar. Zenginlik onlarda suçluluk duygusu yaratıyor. Bazı insanlar doğuştan müzisyendir. Fakir bir adam Mozart'ı anlayamaz. para seni çok yönlü zengin yapabilir. O adam doğuştan yaratıcıydı. zengin olmanın suçluluğu altında büyük bir vicdan azabıyla yaşayacak. çok güzel müzikler besteliyordu. Hayatının kısa olduğunu biliyor ve ondan sonra sadece karanlık bir cehennem ateşi var. Eğer keyiflenirse.lanetleniyor. Ama büyük bir tesellileri var: Zengin insanların giremeyeceği yere onlar kabul edilecek ve melekler lir çalarken. aptal bir rahibi dinleyebilir. Sadece ekmek ve yağla tükenirler. Ama onun bir tesellisi var. para lanetleniyor. Yoksul ülkelerdeki insanların. Bu suçluluk duygusu yüzünden. Zengin olan yüzde iki ise. ama kendisinin girmesinin mümkün olmadığı cenneti düşünüyor. ancak içinde yoğun enerji akışı varsa ortaya çıkar. diğer müzik ustaları onun yanına bile yaklaşamıyordu. Onlar ancak bir kilisedeki. zenginliklerinin keyfini çıkartamıyorlar. Cennet kapılarından geçmek istiyorlar. Bir yol. ama keyfini çıkartamaz. Çünkü dünyada çok şeye sahipler ve cehenneme atılacaklar. kimse rahibin kendilerini kandırdığını anlamaz. zenginlik lanetleniyor. Belki de paraya. çünkü develer tarafından geride bırakılmak istemiyorlar. Eski vaazını tekrar edip durur. bir çeşit yoga. Bütün dünya kendine düşman edilmiş. Belki cennete kabul edilmezler. Bir paranoya içinde yaşıyor. Açlık çeken insanlarda kendilerini zeki yapacak yeterli enerji yoktur. Mozart. O yüzden ikilem içindeler. Yoksul insan zaten cehennemde yaşıyor. Ama sadece bedeni sevişiyor. Pişman olmadıkları için suçları hafiflemeyecek. Rahip de herkesin uyuması sayesinde daha rahattır. cennete kabul edilmeyecekler. Güzel bir kadınla sevişiyor olabilir. Bu doğaldır. Zeka. Bir dilenci. sekiz yaşında. Artık yeni bir konuşma hazırlamak zorunda değildir. Çünkü özünde korkuyorlar. O yüzden zengin insan sürekli korkuyla yaşar. Dünya iki kampa bölünüyor. Aç bir adam Michelangelo'yu anlayamaz. suçluluk duygusu onu zehirler. Onların zekası yok. zenginliğe saygı duyan ilk kişi benim. bazı şeylerin keyfini çıkarmaya başlarsa. . Pek çoğu altı gün çalıştıktan sonra yorgun olduğu için uyur. bir egzersizle teselli bulmak istiyorlar. O ise. Çünkü. Hoşgeldiniz diye karşılayacak. Herkes uyuduğu için. güzel müzik. İnsanların yüzde doksan sekizi sefalet içinde yaşıyor. Amerikalılar dünyanın dört bir yanında ruhani rehberlik arayışı içinde. Vincent Van Gogh'un resimlerine dönüp bakmaz. büyük edebiyat ve sanat şaheserleri kadar önemlidir. O sekiz yaşında iken. Zenginlik. Şimdi bu adam nasıl sevişsin? En iyi yemekleri yiyor olabilir.

tıpkı büyük bir müzisyen. Belki başkalarında para varken. Çünkü yıldızları kimsenin görmediği bir şekilde yapmıştı. Şimdi kim böyle ağaç gördü? Bu sadece delilikti. Ağaçlar yerçekimine karşı hareket ediyor. Kesin olan bir şey var. Zavallı Van Gogh! Adamda müthiş bir göz olmalı. kendilerinin aslında dünyanın yıldızlara ulaşma arzusu olduklarını söylediler. herkes ona gülmüştü. Onlar hiç takdir edilmemiştir. Tıpkı Van Gogh'un resmettiği gibiydi." Belki birkaç yüzyıl sonra bilim adamları. Van Gogh'un haklı olduğunu keşfetti. bunlar yıldız değil" diyordu. . O resim yüzünden bırakın başka ressamları. bütün heykelleri satın alınabilir. Vincent Van Gogh. kendilerinde olmadığı için kıskanıyorlar. Yıldızlar göründükleri gibi değil. Van Gogh yanıtladı: "Bu ağaçların yanına oturdum ve amaçlarını dinledim. Dünya onların yerçekimine karşı hareket etmesine izin veriyor. Yıldızlar arkada kalmış. Nebula gibi her yıldızı sürekli dönen bir tekerlek gibi çizmişti. Yoksul insanlar bunu nasıl anlayacak? O zekaya sahip değiller. Hayal gücünün sınırı yoktur. yıldızların üstüne kadar çıkıyordu. Onlar sürekli kendi ekseninde dönen dervişler. Çünkü fizikçilerin. bu tür bir resim gördüm. Belki de dünya yıldızlarla iletişim kurmak istiyor. doğuştan servet yaratıcıları olduğunu da hatırlatmak isterim. Fizikçiler. kömür madeninde çalışan fakir bir babanın oğluydu. Ben paraya saygı duyuyorum. O sadece bir araç.Vincent Van Gogh. Ayrıca yıldızların altında çizdiği ağaçlar. Onları destekliyor. yardım ediyor. Birkaç gün önce resimlerinden birini gördüm. yazar. Senin gördüğün gibi durağan değiller. dünyanın bütün şiirleri. sadece çıplak gözleriyle. Herkes bir Henry Ford değil ve olamaz. Ama dünyanın en büyük ressamlarından biri oldu. ağaçların dünyanın arzusu olduğunu keşfeder. yıldızların asıl şeklini kavramıştı. büyük laboratuvarları ve teknolojileriyle yüzyılda görebildiğini o kendiliğinden görmüştü. Sanat okulunun önünden bile geçmedi. Ama birkaç gün önce. Hatta daha fazla takdir edilmeli. Henry Ford. bu bir resim. Sadece aptallar onu lanetliyor. Tıpkı doğuştan şair. bir dehası olmuş olmalı ki. Dünya canlıdır ve hayat her zaman daha yükseğe erişmek ister. Para insanoğlunun en büyük keşiflerinden biri. müzik ya da şiir yaratmaktan çok daha zor bir şey. Henry Ford. Çünkü onun parasıyla. Hiç eğitim görmedi. fakir bir aileye sahipti ve dünyanın en zengin adamı oldu. şair gibi takdir edilmeli. Sonra ağaçları sordular: "Yıldızları aşan bu ağaçları nereden buldun". Kim böyle bir yıldız görmüştü ki? Diğer ressamlar bile "Sen deliriyorsun. Servet yaratmak kolay bir iş değil. bütün müzikleri. Ağaçlar bana. doğuştan ressamlar varolduğu gibi. Kıskançlık yüzünden lanetliyorlar. ağaçlar çok yükseğe çıkmıştı. Para ve servet yaratmaya yönelik bir yeteneği.

Ben doların değerinin karşılığını alırım ve keyfini çıkartırım. İnsanın mutlu olmasını istemedi. yoksul. Çünkü cebinde durduğu sürece doların büyümesini. Para ne kadar hızlı hareket ederse. Ama bütün dinler ona karşı olmuştur. Biraz çatlağım ama deli değilim. Para ortaya çıkmadan önce durum buydu.. at satmak isteyen bir adam aramak zorunda kalmadı. onu nereye koyacağım diye endişeleniyorum. Bunu iyi anlamak gerekir. Hiçbir şey girmiyor ve ortada aslında bir dolar var. Bazen eğer bir dolarım olursa. aptal insanlar. o kadar çok paran olur. kiliselerin. Benim anlamım bu. Ama eğer kimse parayı tutmazsa. Eline geçtiği zaman harca. sinagogların. Bu çok zor bir iş. Bu sadece tek bir tur. tapınakların. bana gelmeli. Bir dolarım yok. Ama eğer o dolarla bir şey satın alırsam. Cebinde tutarak nasıl keyfini çıkartacaksın? Keyfini ancak harcayarak çıkartabilirsin. Deli değilim. Ben Kudüs'e gitmiyorum. Neden gideyim? Eğer dini bir yer. ama onların atları yoktur. kahkaha ve sevgi dolu bir yer yarattığımız zaman. Cebim bile yok. İnsan onu tutmamalı. Bu çok zor bir işti. doğal olarak zenginleşmeye başladılar. camilerin müşterisidir. at satan ama inek istemeyen herhangi birinden at alabilirdi. bu hayatının en zorlu görevi olurdu. İncil'i kim okuyacak? Dinler hiçbir zaman insanın zeki olmasını. Çünkü acı çeken. Para çok büyük bir icat. Burada keyif. Ben Mekke'ye gitmiyorum. o zaman bu salonda sadece bir dolar olur. Doları yiyemezsin. İnsanlar artık alıp verme kapasitesine sahip olunca. eğer bir dolarım varsa ve onu harcamazsam. Ama onu hareket ettirdikçe çoğalıyor. O yüzden paraya. Artık ineğini satabilir. o zaman sadece iki dolar olur. eğer üç bin insan varsa. "currency" yani akım denir. parayı alıp. Örneğin. Doğal olarak insanlar yoksuldu. zengin olmasını istemedi. Şimdi eğer onu elinde tutarsa. Benim keyfini çıkardığım dolar ve o cimrinin cebinde duran bir dolar. Dünyanın her yerinde mal takası sistemi vardı. üç bin dolarlık keyif alınmış olunur.. Eğer bir ineğin varsa ve at almak istiyorsan. Yanımda bir sent bile yok. herkes doları mümkün olduğunca hızlı harcarsa. Takas sistemi ortadan kalktı. Ama inek almak istemiyorlardır. Ben hiçbir dini yere gitmedim. İnsanlığın zeki olmasını istemiyorlar. İsrail'de ne var ki? Yeni İsrail'i biz yaratmış oluruz. O bir akım olmalı. Çünkü eğer insanlar zekiyse. Mekke bana gelsin.Para. Atını verip inek almak isteyen bir adam bulmak zorundaydın. At vermek isteyen insanlar bulabilirsin. değiş tokuş yapmanın bilimsel bir yolundan başka bir şey değil. İnsanlığın zengin olmasını istemiyorlar. . İnek almak isteyen insanlar bulabilirsin. Bu sadece bir örnek. Sahip olmadıkları şeyleri alma kapasitesi verir. Ben keyfini çıkartıyorum ve dolar başkasına geçiyor. İnsanları zenginleştirir. dinin tadını almak istiyorsa. Turlar devam ettikçe dolar çoğalmaya devam eder. Paradan önce insanlar çok büyük zorluk çekiyordu. eğer bende bir dolar olsaydı. hiçbir şey alamıyordu. Artık inek satmak isteyen adam. Para insanlığa çok büyük bir hizmette bulundu. Vakit kaybetme. Para bunu kolaylaştırdı. Para bir değişim ortamı oldu. Ben başka bir anlam bilmiyorum. çoğalmasını önlüyor oluyorsun. başkasına geçer. Örneğin. Hiçbir şey satamıyor.

böyle değil. Üniversiteye gidip öğrenebilirsin. Anlam müziktir. YARATIM EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Eğer hayatta bir anlam görmüyorsan. anlamı. Ben buldum. Halbuki görecelilik teorisini anlamak için bir Albert Einstein olmana gerek yok. ona saygı duy. edilecek bir danstır. biraz arayınca bulamazsın. anlam. Buda da bir şey keşfetti. Ama Zerdüşt'ün anlamını kavramak için. aptalın tekisin. Anlam zaten oradaydı. Eğer çok geri zekalı değilsen anlarsın. Anlam bir danstır. Her bireyin Tanrı'yı. Anlamın keşfedilmesi değil. O. bir yaratımdır. o doğum sancılarını yaşaması gerekir. Ama değil. Orada bir çalının arasında durmuyor. bir insan onu keşfederdi ve sonra başkalarının keşfetmesine gerek kalmazdı. Sadece ortalama zekaya sahip olman yeter. kendi kanıyla beslemesi gerekir. bir Zerdüşt olman gerekir. doğurması gerekir. servet yarat.Para hakkında sana empoze edilmiş olan bütün fikirleri bırak. Sana haritayı vermiş. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. bir perdeyi çekince karşında. Ama bu Einstein'ın keşfi gibi değil. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. Dini anlam ile bilimsel anlam arasındaki farkı görüyor musun? Albert Einstein görecelilik teorisini keşfetti. Sanki anlam zaten oradaymış gibi. taş değil. onun gelmesi için pasif bir şekilde bekliyor olmalısın. Senin bir Zerdüşt olman gerekir. Daha azı yetmez. Onu tekrar yaratman gerekir. Zerdüşt'ün izinden gidip. onun haritasını kullanarak bulacağın bir şey değil. Unutma. Zerdüşt de bir şey keşfetti. Ancak o zaman keşfedebilir. Her insanın onu rahminde taşıyıp. Çünkü ancak servet yarattıktan sonra diğer boyutlar sana açılabilir. Geçmiş dinlerin fikri buydu. Aksi halde. Ne gerek var? Bir adam keşfetmiş. Yani sağına soluna bakınca. Milyonlarca insan. yaratılacak bir şiir. Her insanın hamile kalıp. Onu ancak yaratanlar bulur. Ama senin anlaman birkaç saat sürer. çünkü yarattı. Tanrı. Bunu unutma. Onu ancak yaratırsan bulursun. Aradaki farkı gör. yaratılması gerekir. gerçeği. Hayır. Buda hayatın anlamını buldu. bir nesne değil. işte burada. O zaman asla gelmez. çünkü yarattım. O şekilde asla bulamazsın. Onun yıllarını almış olabilir. Anlamı. Şimdi onu tekrar tekrar keşfetmen gerekiyor mu? Eğer tekrar tekrar keşfediyorsan. anlamın keşfedileceği gibi aptalca bir fikir yüzünden anlamsız birer hayat sürüyor. Onu yaratacak özgürlük . Bence anlamın keşfedilecek bir şey olmaması çok güzel. ancak onu yaratırsan bulursun. söylenecek bir şarkı.

orada. Onu yaratacak enerji orada. Tohum ekip, ekini biçmek için gerekli tarla orada. Hepsi orada. Ama anlamın yaratılması gerekir. O yüzden yaratmak, bu kadar büyük bir keyif, bu kadar güzel bir macera ve bu kadar heyecanlı bir şeydir. O yüzden ilk olarak, dinin yaratıcı olması gerekir. Şu ana kadar din, çok pasif, hatta durağan kaldı. Dindar bir insanın yaratıcı olmasını beklemezsin. Onun oruç tutmasını, mağarada oturmasını, sabah erken kalkıp, mantra söylemek gibi aptalca şeyler yapmasını beklersin. Ancak o zaman tatmin olursun. O ne yapıyor? Uzun oruçlar tuttuğu için onu övüyorsun. Belki adam mazoşist. Belki kendine işkence yapmaktan hoşlanıyor. Buz gibi soğukta çıplak oturuyor ve sen onu takdir ediyorsun. Ama ne gerek var? Ne gibi bir değeri var? Dünyanın bütün hayvanları soğukta çıplak oturur. Onlar aziz değil. Ya da sıcakta, güneş altında oturur; ve sen onu takdir edersin. "Baksana, ne kadar dindar bir adam" dersin. Ama o ne yapıyor? Dünyaya katkısı ne? Bu dünyaya nasıl bir güzellik kattı? Herhangi bir değişiklik yarattı mı? Dünyayı biraz daha tatlı, biraz daha hoş yaptı mı? Hayır, bunu sormuyorsun. Şimdi sana söylüyorum, bu soruyu sormalısın. Bir insanı şarkı yarattığı için öv. Bir insanı güzel bir heykel yarattığı için öv. Bir insanı çok güzel flüt çaldığı için öv. Bundan sonra, dini kriterlerin bunlar olsun. Bir insanı çok güzel sevdiği için öv. Sevgi bir dindir. Bir insanı, onun sayesinde dünya daha zarif olduğu için öv. Oruç tutmak, mağarada oturmak, kendine işkence etmek ya da çivili yatakta yatmak gibi aptalca şeyleri unut. Bir insanı çok güzel güller yetiştirdiği için öv. Dünya onun sayesinde daha renkli olmuştur. O zaman anlamı bulursun. Anlam yaratıcılıktan ortaya çıkar. Din daha şiirsel, daha estetik olmalıdır. İkinci şey ise şudur: Bazen bir sonuca ulaştıktan sonra anlamı aramaya başlarsın. Bir sonuca ulaştıktan sonra ararsın. Anlamın ne olması gerektiğine karar vermişsindir. Ama sonra onu bulamazsın. Arayışın saf olması gerekir. Arayışın saf olması gerekir derken neyi kastediyorum? Herhangi bir yargıya sahip olmadan, kafanda herhangi bir beklenti bulunmadan. Nasıl bir anlam arıyorsun? Eğer belirli bir anlam aramaya çoktan karar verdiysen onu bulamazsın. Çünkü daha en baştan arayışın kirlenmiştir. Arayışın saf değildir. Sen kararını çoktan vermişsin. Örneğin, eğer bir adam benim bahçeme gelip, burada elmas bulacağını düşünüyorsa, ancak o zaman bu bahçe güzeldir. Ama elmas bulamadığı zaman, bahçede bir anlam olmadığını söyler. Etrafta birçok güzel çiçek, bir sürü öten kuş, bir sürü renk, ağaçlar arasından esen rüzgar, kayalar üstünde yosun vardır. Ama o bir anlam göremez. Çünkü aklında belirli bir fikir vardır. Elması bulmalıdır. Ancak o zaman bir anlam olacaktır. Kendi fikri yüzünden anlamı kaçırmaktadır. Bırak arayışın saf olsun. Sabit bir fikirle hareket etme. Çıplak ol. Açık ve boş ol. O zaman sadece bir anlam değil, binlerce anlam bulacaksın. O zaman her şey anlamlı gelecek.

Güneşin altında parlayan renkli bir taş ya da etrafında küçük bir gökkuşağı yaratan çiğ damlası. Ya da rüzgarda dans eden küçük bir çiçek. Sen hangi anlamı arıyorsun? Bir sonuçla başlama. Aksi halde başlangıçta yanlış yapmış olursun. Yargısız arayışa gir. İnsanlara sürekli "Eğer gerçeği bulmak istiyorsan, bilgini bir kenara koy. Bilgili insan asla bulamaz. Bilgisi bir barikat olur" derken, bunu kastediyorum. Goldstein, hayatında hiç tiyatroya gitmemişti. Çocukları yaş günü için ona bir bilet hediye etti. Temsilden sonra evine geldiler ve heyecanla nasıl bulduğunu sordular. "Tamamen saçmalıktı" diye yanıtladı. "Kız arzu ederken, adam istemiyordu. Adam arzu ederken, kız istemiyordu. İkisi de istediği zaman perde kapandı." Şimdi, eğer sabit bir fikrin varsa o zaman sadece onu ararsın. Sadece onu ararsın. Ve bu zihin darlığı yüzünden diğer her şeyi ıskalarsın. Anlam yaratılmalıdır ve önyargısız aranmalıdır. Eğer bilgini bir kenara koyabilirsen, hayat birden renklenir. Bütün renkler canlanır. Ama eğer sürekli yazıtları, kitapları, teorileri, doktrinleri, felsefeleri sırtında taşıyorsan, bunlar içinde kaybolursun. O zaman her şey karışır, çorbaya döner. Neyin ne olduğunu bile hatırlayamazsın. Zihnin çorba gibi. Onu temizle, boşalt. En iyi zihin, boş zihindir. Sana boş zihin şeytanın atölyesidir diyenler, aslında şeytanın ajanlarıdır. Boş bir zihin Tanrı'ya her şeyden daha yakındır. Boş zihin şeytanın atölyesi değildir. Şeytan düşünce olmadan hiçbir şey yapamaz. Şeytan, boşlukta hiçbir şey yapamaz. Boşluğa girmesi mümkün değildir. Zihninde ne kadar çok düşünce var. Hepsi karışmış. Hiçbir şey net görünmüyor. Birçok kaynaktan o kadar çok şey duymuşsun ki, zihnin bir canavara dönüşmüş. Sense hatırlamaya çalışıyorsun, çünkü sana hatırlaman söylendi. "Unutma" dendi. Sen de doğal olarak, bu ağır yük yüzünden hatırlayamıyorsun. Birçok şeyi unuttun, birçok şeyi hayal ettin ve kendinden kattın. Bir İngiliz, Amerika'yı ziyaret ederken bir ziyafete katılmış. Ev sahibinin şu konuşmayı yaptığını duymuş: "Başka bir adamın karısının -annemin kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine." "Ne güzel bir söz" diye düşündü İngiliz. "Bunu hatırlayıp, daha sonra kullanmalıyım." Birkaç hafta sonra İngiltere'ye döndü ve bir kilise yemeğinde, kadeh kaldırma konuşmasını onun yapmasını istediler. O da kalabalık salonda büyük bir coşkuyla başladı. "Başka bir adamın karısının kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine."

Uzun bir sessizlikten sonra, kalabalık huzursuz olmaya ve konuşmacıyı süzmeye başladı. Konuşmacının arkadaşı ona eğilip fısıldadı: "Ne demek istediğini hemen açıklasan iyi olur." Konuşmacı, "Tanrım!" diye bağırdı. "Kusura bakmayın. Kadının adını unuttum." Bu yaşanıyor. Etrafın bunu dedi, Lao Tzu şunu dedi diye hatırlıyorsun. İsa'nın ne dediğini, Muhammed'in ne dediğini hatırlıyorsun. Birçok şey hatırlıyorsun ve hepsi karışmış durumda. Kendi başına tek bir söz bile söylememişsin. Eğer kendine ait bir şey söylemezsen, anlamı kaçırırsın. Bilgiyi bırak ve daha yaratıcı ol. Unutma, bilgi toplanır. Bir yaratıcılığa gerek kalmaz. Sadece alıcı olman yeterli. İnsan buna dönüşmüştür. İnsan bir izleyiciye indirgenmiştir. Gazete okur, İncil okur, Kur'an okur, Gita okur, sinemaya gider, oturur, film izler, futbol maçına gider. Ya da televizyonunun karşısına oturur, radyo dinler, falan filan... Günde yirmi dört saat, herhangi bir katılıma girmeden sadece izleyici olur. Başkaları bir şeyler yaparken, o sadece oturup izler. İzleyerek anlamı bulamazsın. Binlerce sevgiliyi sevişirken görebilirsin. Ama sevginin ne olduğunu bilmezsin. O, orgazmik bırakmışlığı izleyerek bilemezsin. Katılımcı olmak zorundasın. Anlam, katılmakla ortaya çıkar. Hayata katıl. Mümkün olduğunca derinden ve bütünüyle katıl. Katılım için her şeyi riske et. Eğer dansın ne olduğunu bilmek istiyorsan, bir dansçıyı izlemeye gitme. Dans etmeyi öğren, dansçı ol. Eğer herhangi bir şeyi bilmek istiyorsan, katıl. Bir şeyi bilmenin gerçek, doğru ve özgün yolu budur. O zaman hayatında birçok anlam olacak. Sadece tek boyutlu değil; çok boyutlu anlamlar. Ve sen anlam yağmuruna tutulacaksın. Hayatın çok boyutlu olması gerekir. Ancak o zaman anlam vardır. Hayat asla tek boyutlu değildir. Bu da bir sorun. Eğer biri mühendis olursa, her şeyin bittiğini düşünür. Kendini mühendis kimliğiyle tanımlar. O zaman hayatı sadece mühendislik olur. Milyonlarca seçenek varken, o sadece tek bir yolda ilerler. Sıkılır, bunalır, yorulur ve heyecanını kaybeder. Sadece ölümü bekler. Bu durumda nasıl bir anlam olabilir? Hayatta daha fazla ilgi alanların olsun. Sadece bir iş adamı olma. Bazen oyun da oyna. Sadece doktor, mühendis, müdür ya da profesör olma. Mümkün olduğunca çok şey olmaya çalış. Kağıt oyna; keman çal. Şarkı söyle; fotoğraf çek. Şair ol; hayatta mümkün olduğunca çok şey bul. O zaman zenginliğe sahip olursun. Anlam, zenginliğin yan ürünüdür. Sokrates hakkında çok anlamlı bir hikâye duydum: Sokrates, hücresinde ölümünü beklerken sürekli, "Sokrates müzik yap" diye onu zorlayan rüyalar görmeye başlar. Yaşlı adam her zaman felsefe yaparak sanata hizmet ettiğini düşünürdü. Ancak o gizemli sesin teşviki ile hikayelerini dizelere dönüştürdü; Apollo'ya bir ilahi adadı ve flüt çaldı. Ölüm soluğunda felsefe ve müzik bir an için el ele tutuştu. Sokrates daha önce hiç olmadığı kadar mutlu oldu. O hayatında flüt çalmamıştı. İçinde bir şey ısrar ediyordu. "Sokrates, müzik yap." Ölüm bu

Denge getirir. Çünkü burada kendiliğinden yapılan tek şey bu oldu. Belki de hayatında ilk kez. Geçen gün. O yüzden sürekli onu kolluyordu. "Yoksa delirdi mi? Sokrates flüt mü çalıyor?" "Ama benim için bu çok önemli." Müzik çok güzel olmayabilir. Oğlunun yanlış bir şey yapmasından çekiniyordu. Cebindeki düdüğü çıkartıp üfledi. Belki de hayatında ilk kez anını yaşadı. Aksi halde o çok rasyonel bir adamdı. Artık tek yönlü değildi. çok saçma görünüyordu. Biraz da flüt çal. usta ile söyleşmek için toplanmıştı. dans etmeye başladı." Hayatının ölü bir ayine dönüşmesine izin verme. onu çalabilir miyim?" Baba. keyifli insanlardır. Bu kadar tartışma yeter. O daha önce hiç flüt çalmamış. Baba bir gözünü çocuktan ve o cepten ayırmadı. Ama yine de. Yahudiliğin kremalarıdır. ona teslim olmak zorunda kaldı. Bu düdük olmadan hepsi bir hiçti. Çünkü daha önce hiç çalmamıştı. O gün tatildi ve Hassidler dua edip. Sonra dans başladı. Bırak bazı şeyler gizemli kalsın. çocuk babasına sordu: "Bir düdüğüm var. Yahudiliğin özü onlarla birlikteydi. o deli insanlarla. Yanında bir parça çılgınlık olması her zaman büyük bir keyif getirir. Düdüğün nerede" diye sordu.kadar yakınken. "Kesinlikle olmaz. bir köprü oluşturdu. ölü bir adamdır. Dualar okunurken. Varlığının bir parçası boğulmuş durumdaydı. Çocuk babasına cebindeki düdüğü gösterdi. Ama Baal Şem geldi çocuğa sarıldı ve şöyle dedi: "Dualarımız duyuldu. mantıklı bir açıklama getiremeyeceği bir şey yaptı. Baba da unutup. Evet. büyük Hassid mistiği Baal Şem hakkında bir hikâye okudum. İnkar edilen boyut ısrarcıydı. Açıklanamayan anlar olmasına izin ver. Sokrates gibi bir adam bile tek boyutlu kalmıştı. artık çocuk kendini tutamadı. Havarileri çok şaşırmış olmalı. Arada bazı çılgınlıklar da yap. "Bu kadar mantık yeter. birlikte dans etmek için. Bir adam özürlü çocuğu ile gelmişti. İnsanların senin biraz çılgın olduğunu düşünmelerini sağlayacak bazı eylemlerin olsun. bir tatmin yarattı. Herkes şoke olmuştu. Tamamen amatörce ve çocuksu olmuş olabilir. O zaman anlam mümkün olabilir. Diğer her şey törenseldi. Herkes Tanrı'ya dua edip dans ederken. hiç müzik yapmamıştı." Ses o kadar ısrarcıydı ki. Bir parça müzik sana iyi gelir. -&- . Neden gösteremediğin şeyler olsun. Hassidler dans eder. Yüzde yüz akıl sağlığı yerinde bir adam. Çocuğunun onu dinlemeyeceğinden korkuyordu.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful