YARATICILIK Yaratıcı insan içsel bir kavrayışa sahiptir.

Başkalarının daha önce görmediğini görür, başkalarının daha önce duymadığını duyar. İşte bu, yaratıcılıktır.

içindekiler
YARATICILIK ........................................................................................................................................................................... 1 içindekiler .................................................................................................................................................................................. 1 ÖNSÖZ ...................................................................................................................................................................................... 2 ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU ....................................................................................................................................... 2 TUVALi HAZIRLAMAK ............................................................................................................................................................ 3 ÜÇ KELİME ........................................................................................................................................................................... 4 EYLEMDE RAHATLA ........................................................................................................................................................... 5 DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL ........................................................................................................................................... 18 BES ENGEL ............................................................................................................................................................................. 21 1. BENLİK BİLİNCİ ............................................................................................................................................................. 22 2. MÜKEMMELİYETÇİLİK ................................................................................................................................................. 38 3. AKIL................................................................................................................................................................................. 41 4. İNANÇ ............................................................................................................................................................................. 46 5. ŞÖHRET OYUNU ............................................................................................................................................................ 53 DÖRT ANAHTAR ................................................................................................................................................................... 55 1. TEKRAR ÇOCUK OL ...................................................................................................................................................... 56

2. ÖĞRENMEYE HAZIR OL ............................................................................................................................................... 60 3. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL ............................................................................................................................... 62 4. HAYALCİ OL ................................................................................................................................................................... 66 DÖRT SORU ........................................................................................................................................................................... 69 1. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ ............................................................................................................................................ 69 2. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU ................................................................................................................................ 81 3. YARATICILIK VE MELEZLEŞME .................................................................................................................................. 84 4. PARANIN SANATI .......................................................................................................................................................... 88 YARATIM ................................................................................................................................................................................ 93 EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI ................................................................................................... 93

ÖNSÖZ ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir şey değildir. Sadece bir kopya olur. Ancak bir bireysen yaratıcı olabilirsin. Sürü psikolojisinin bir parçası olarak yaratıcı olamazsın. Sürü psikolojisi yaratıcı değildir. Hayat seni sürükler. Dansı, şarkıyı ve keyfi bilmez; mekaniktir. Yaratıcı kişi, daha önce ayak basılmış yolları izleyemez. Kendi yolunu aramalı, hayat ormanını araştırmalıdır. Yalnız gitmek zorundadır. Sürü zihniyetinden, kolektif psikolojiden ayrılmak zorundadır. Kolektif zihin, dünyadaki en alt seviyedeki zihindir. Kolektif aptallık ile kıyaslandığında, tek bir aptal bile daha üstündür. Ancak kolektifliğin kendi rüşvetleri vardır: Kolektif zihinin tek doğru yol olduğunda ısrar eden insanlara saygı gösterir, onurlandırır. Geçmişte bütün yaratıcı insanların, ressamların, dansçıların, müzisyenlerin, şairlerin, heykeltıraşların saygınlığa sırt çevirmesi bu zorunluluktan kaynaklanıyordu. Bir çeşit aylak ve bohem hayat tarzı yaşamak zorundaydılar çünkü yaratıcı olmalarının tek yolu buydu. Gelecekte böyle olmak zorunda değil. Eğer beni anlarsan, söylediklerimin doğru olduğunu hissedersen, o zaman gelecekte herkes birey olarak yaşayacağı için, bohem yaşam tarzına ihtiyaç olmayacaktır. Bohem yaşam tarzı, sabit, Ortodoks, sıradan ve saygın bir hayatın yan ürünüdür. Benim amacım, kolektif zihni yok ederek, her

bireyin özgür olmasını sağlamak. O zaman bir sorun çıkmaz. O zaman istediğin hayatı yaşayabilirsin. Aslında insanlık, ancak bireyler başkaldırılarında saygı gördüğü zaman doğmuş olacaktır. İnsanlık henüz doğmadı. Hâlâ rahmin içinde. Senin insanlık olarak gördüğün, sadece bir göz aldanması olayıdır. Ta ki bizler her kişiye bireysel özgürlük, kendi tarzında varolmak için tam özgürlük verene kadar... Ve elbette o da kimsenin işine karışmamak zorunda — özgürlüğün bir parçasıdır bu. Kimse bir başkasına müdahale etmemeli. Ama geçmişte, herkes burnunu başkalarının işlerine sokmuştur. Hatta toplumla hiçbir ilgisi olmayan en özel konularda bile. Örneğin, bir kadına aşık olursun, bunun toplumla ne ilgisi olabilir? Bu, tamamen kişisel bir olaydır, piyasaları ilgilendirmez. Eğer iki insan sevgiyle birlikte olmayı kabul ediyorsa, toplum bu işe karışmamalı. Ama toplum, bütün baskıcı yöntemleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak devreye giriyor. Polis sevgililer arasına giriyor, yargıç sevgililer arasına giriyor. Bu da yetmezse, bu sefer de toplum Tanrı adında senin icabına bakacak bir süper-polis yaratıyor. Tanrı fikri, seni tuvalette bile yalnız bırakmayan bir röntgenci kavramıdır, anahtar deliğinden bakarak ne yaptığını izler. Bu çok çirkin! Dünyanın bütün dinleri, Tanrının seni sürekli izlediğini söyler. Bu çok çirkindir! Bu ne biçim bir Tanrı? Herkesi izleyip takip etmekten başka bir işi yok mu? Dedektiflerin en ilahisi olmalı! İnsanlığın yeni bir toprağa ihtiyacı var; Özgürlük toprağına! Bohemlik bir tepkiydi. Gerekli bir tepki, ancak hayalim gerçek olursa, o zaman bohemliğe gerek kalmayacak. Çünkü insanlara hükmetmeye çalışan bir kolektif zihin olmayacak. O zaman herkes kendisi ile barışık olacak. Tabii başkasına da müdahale etmeyecek. Ancak kendi hayatın söz konusu olduğu sürece, kendi kurallarınla yaşayacaksın. İşte o zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Yaratıcılık, bireysel özgürlüğün güzel kokusudur.

TUVALi HAZIRLAMAK Patoloji kaybolduktan sonra herkes bir yaratıcı olur. Bunu mümkün oldurunca derinden kavramak gerekir: Sadece hasta insanlar yıkıcıdır. Sağlıklı insanlar yaratıcı olur. Yaratıcılık, gerçek sağlığın güzel kokusudur. İnsan gerçekten sağlıklı ve bütün olduğu zaman, yaratıcılık doğal olarak kendine gelir.

Birkaç güzel insan yarattı ama insanlığı değiştiremedi. seni dengesiz ve doyumsuz kılacak. bilinç. bu konuda hiçbir kuşku yok. Hepsini aynı anda olmak zorundasın. Buda bir şair değildi. Mantığın dans etmesi imkansızdır. Ancak o zaman senin bütünleşmen gerçekleşmiş olur. sevgiden söz edebilir ama sevemez. Şair dediğim zaman şiir yazma anlamında söylemiyorum. Ve içindeki o eksik parça. Üç boyutlu olmalıyız. Mantık sevemez. rakamlar olur. Ancak yeni insanlıkla. şiirsellik ise canlı. Şiirsellik ise dans eder. Buda kadar aydınlık. ard arda zirvelerden oluşan Himalayalar gibi sıradağlar olmanı istiyorum. değiştirilebilir rakamlar. Mantık dans edemez. yaklaşımın şiirsel olmalı. Güzel bir dünya yaratmayı başaramadı. Şiirsel olmak gerektiğini söylüyorum. Soğukluğunu kaybeder ve erirsin. Benim derin insan vizyonum. gerçekleştirilmesi en zor görevi veriyorum. aksi taktirde bazı şeyler eksik kalmış olacak. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. Tek boyutlu insan başarısız oldu. Hayatın şiirsel olmalı. Şiir kalbin dansıdır. Ama o. çok komik görünür. daha bir insan olursun. Dünya üzerinde cenneti kuramadı. Mantığın dans etmesini izlemek Mahatma Gandi'nin dans etmesini izlemek gibi olur. Üçüncü kelime ise. Ancak insanlığa gelince pek faydalı değildir. Daha çok aydınlanmış insana ihtiyacımız var. başarısız oldu. yaratıcılık ise eylem. İkinci kelime. Artık daha zengin insanlar olmamız gerekiyor. şefkat. Mantık kurudur. Krishna kadar sevgi dolu ve Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci kadar yaratıcı olmalısın. sevgi ve duygu sana bir derinlik ve sıcaklık verir. Bu artık bir işe yaramayacak. Bilinç. varoluştur. ÜÇ KELİME İnsanlık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. Sadece birkaç birey çeşitli yerlerde aydınlandı. yaratıcılıktır. bundan sonra Buda olacak insanlar aynı zamanda şair olacak. O zaman ortada insanlar değil. Sana gelmiş geçmiş en büyük meydan okumayı. Şiir. Sadece şiir sevgi ikileminin içine atlayabilir. hissetmek. Ben buna üç kelime diyorum.Yaratma şevki içinden yükselir. hem de çok. çok yüksek bir zirveye ulaşabilirsin. İnsanoğlunun toplu bilincini yükseltemedi. Benim yeni insan tanımım budur. Eğer insanlar fazla mantıklı olursa insanlık kaybolur. Ancak sadece bir nokta olursun. Sevgi mantıksız olarak görülür. Sadece şiir sevebilir. hem de üç boyutlu aydınlanmış insanlara. bu üçünü bir arada görmektir. dünya . hem de çok soğuk. insan boyutunu kaybetti. İlk kelime. Sadece matematik söz konusu olduğu zaman işe yarar. Ben senin tek bir zirve değil. şefkat. Eğer tek boyutluysan. Mantık soğuktur. Buda bir süper insandı.

estetik olan her şeyi kapsar. Eylem yaratıcıdır. bir durumun talebi üzerine hareket etmektir. Eylem anlık yaşanır. Eylem. Birçok insan gevşemek ister ama bunu yapamaz. Yemek yerken ikisi bir araya gelir. Eylem. yaratıcılığı barındırır. Çünkü eylem basit bir olgu değildir. kendiliğinden oluşur. Bir yanıt değildir. karşılık vermektir. Eylemin bir konusu vardır. farkındalığı ve bilinci barındırır. Seni yok eder. Hayvanlar dünyasında şiddet barındıran iki şey budur. Sevgiyi. fark etmediysen bu imkansız olacaktır. Yaşanan ana karşılık değil. her türlü yaratıcılığı: Müzik. mimari. çok dünyevi. geçmişten beri içinde taşıdığın huzursuzluğun o anda ortaya dökülmesidir. açlık hissetmiyor olmana rağmen yemek yemeye devam ediyorsan. aktivite.. Ben ikisini birden yani "Buda Zorba" olmanı istiyorum. onu zorlayamazsın. Eylem. aktivite değildir. aktif olmanın bir bahanesi olur. teknoloji. heykel. Ve insanın yaratıcı olması gerekir. gözlemlemediysen. Eylem. Yemeği yok ediyorsun. Acıktığın için değil. Aradaki ince farkı görmeye çalış. Bütün olguyu anlaman gerekir. Hayvanlar dünyasında şiddet ağız ve ellerle ilişkilidir. onda Yunanlı Zorba'nın güzelliği yok. O durum içinde rahatsız olman. şiir. Ama aç değilsen. eylem değildir. güzelliği. EYLEMDE RAHATLA Öncelikle eylemin doğası ve altında neler yattığının anlaşılması gerekir. duygu. İçindeki huzursuzluğu bir parça olsun dışarı vuruyorsun. eylem. acıktığın zaman yemek yersin. Aktivite ise huzursuz zihinden çıkar ve en çirkinidir. diğeri de. Varoluş ise meditasyonu. Onu maddeye dökmeli ve gerçekleştirmelisin. İnsan meditasyon yapmalı ama duyguya karşı olmamalı. Eğer sevgin sadece bir duyguysa ve eyleme dönüşmüyorsa insanlığı etkilemeyecektir. sessiz bir zihinden çıkar. Gevşemek istesen bile eğer eyleminin doğasını izlemediysen. Yemeği eline alır ve ağzınla yersin. Dünyanın en güzel şeyidir.dışı oldu. Aksi halde rahatlamak mümkün değildir. aktivite ise yıkıcı. Doğaları birbirine zıttır. Duygu. Gevşemek filizlenme gibidir. Aktivitede ise durum önemli değildir. başkalarını yok eder. Aktivite ise. duyguyla dolu bir meditasyoncu olmalı. sadece içindeki şiddet duygusunu tatmin etmek için yemek yiyorsun. Neden bu kadar aktifsin? Neden aktiviteye bu kadar vakit harcıyorsun? Neden bu konuda saplantılısın? İki kelimeyi unutma: Biri eylem. . Buda dünya dışı olmanın güzelliğini barındırmasına rağmen. Örneğin. Dişlerinle eziyor ve yemeği yok ediyorsun. pençeler ve dişlerle. Senin üç boyutun bunlardır: Varoluş.. Zorba. resim. Aktivite ise geçmişle doludur. Aktivitenin konusu önemsizdir. Sevgiyle taşan. bilim. Bu çeşit yemek bir tür şiddettir. Bu eylemdir. bu aktivitedir.

çekiyor. Birden öfkeyle parlarsın. medeni bir yaratık. Rahatlıyor. çılgınlığını dışarı vuruyorsun. yolcuların çok sert bir şokla karşılaşmasının önüne geçilir. Ama şiddet konusunda aynı derecede etkilidir. Onu yıllardır içinde biriktiriyor olabilirsin. O şoku tamponlar emer. neredeyse yüzde yüz doğrudur: Eğer birisi ile konuşurken o kişi sigarasına uzanıyorsa bu onun canının sıkıldığını gösterir. kendiliğinden oluşur ve bütündür. Kendi içinde çok masum bir aktivite. Ama eğer bir açlık yoksa. ama şimdiki anda gelip patlar. Bu aktivite bir saplantıdır. Herhangi bir besin değerleri yoktur. ritmik bir şarkı. buna hiç gerek yoktu. eylem olduğunu. durumun farkına varmanın önüne geçiyorsun. Sigara içen biri ne yapıyor? Çok masum görünen bir yolla içine duman alıp veriyor. şart olduğunu ispat etmeye çalışacaktır. Tamponlar. Bunu hiç aklından çıkartma. Kendi sigara içme döngüsünün ritmine kapanmış durumda rahatlıyor. Aktivite asla kendiliğinden oluşmaz. üflüyor. Ama yapamaz. çok sıkıldım diyor. sessiz kalamıyorsun. Sigara içerek bir çeşit şarkı söylüyor. O bir insan. nefes alıp veriyor. eylemsiz kalamıyorsun. Artık senin için endişelenmiyor. Bir nevi hastalıklı Pranayama. Kimseye bir zarar vermiyorsun ama senin için çok tehlikeli. ancak mantık tamponları durumu görmene izin vermez. Bir çeşit laik transandantal meditasyon. Her an bir eylemde bulunman gerekir. bu bir eylem değildir. Hayvanlar dünyasında senin üzerine atlamış olurdu. Bunlar sahte yemeklerdir. onu içmeye başlıyor. Ne yapıyor? Birini öldürüyor. Eğer farkına varırsa. Etrafında mantıklı açıklamalardan oluşan bir tampon yaratarak. Ancak aktivite geçmişten günümüze taşınır. bunun gerekli olduğunu savunursun. uykun geldiyse gidip yatarsın. susarsan kuyuya gidersin. kendiliğinden oluşan bir karşılık vermedir. George Gurdjieff bunlara "tampon" adı veriyordu. Tamponlar seni kör eder ve bu tür aktiviteler devam eder. ama sen mantıklı açıklamalar getirirsin. Hayatın karşılık verilmeye ihtiyacı vardır. çünkü. Eylem tamamen durumdan kaynaklanır. .Şiddet ortaya çıkar. Herkes bunun şart olmadığını. trenlerde iki vagon arasında kullanılır. her zaman onun bir aktivite değil. Oturmuş sakız çiğneyen bir adam. Ancak zihin kurnazdır. durumun böyle bir karşılığa ihtiyaç duymadığını fark eder. iç huzursuzluğu biraz olsun azalıyor. o zaman çatlarsın. Eylem çok güzeldir. artık doldum. geçmişten gelir. İçine duman çekiyor. sigara içiyorlar. deliliğin konusunda bilinçsiz kalmaya devam etmene yardımcı olur. Hemen onun yanından ayrılmalısın. O yüzden sigarasına atlıyor. Bu mantıksal açıklamalar. zihin her zaman aktiviteler için mantıklı açıklamalar getirecektir. Bir Mandala. Acıkırsan yemek ararsın. Kendin olarak kalamıyorsun. hastalıktır. Aktivitelerinin o anki durumla bir ilgisi yoktur. Bunu yapamaz çünkü çok kaba olur. zihninde bir öldürme fantezisi bulunuyor olabilir ve o sakız çiğniyor. Herkes. O yüzden insanlar çeşitli numaralar icat etti: Tütün ya da sakız çiğniyor. ancak bir tek sen bunu göremezsin. Aktiviteler aracılığı ile deliliğini. Elbette bu şekilde yemeye devam edemezsin. Böylece ani bir duruş sırasında. neden bu kadar öfkelisin duygusuna kapılır. Bir Mandala yaratıyor. seni dışarı atmak istiyordur. Ancak bu aktivite senin saplantılı olduğunu gösteriyor. Çünkü ne yaptığının kesinlikle bilincinde değilsin. Durumla ilgisi yoktur. bir döngü yaratıyor. ne yapıyorsun. üflüyor. Sigarasına uzanıyor.

Şeytan boş bir zihni değil. Sonra içine bakar ve kapatırdı. Yirmi dört saat boyunca trende bir yolcuyla birlikteyim. sigara içer. havale geçirmekte olan bir ruh hali. Bu imkansız. sessiz ve eylemsiz kalamazlar. pes ederdi. Ben de onu izliyorum. Şeytan ancak aktiviteyle dolmuş olan bir zihne girebilir. ne olursa olsun. o zaman tek rehber o olur. Boş bir zihin nasıl şeytanın atölyesi olabilir? Şeytan boş bir zihne adım atamaz ki. tekrar bavulunu açar. Yıllarca yolculuk etmek bana insanları. Boş bir zihin Tanrı'nın atölyesidir. dünyanın en güzel. ölüm gibi bir şeydir. değildir. Sonra şeytan denetimi ele alır ve daha da aktif olmanın yollarını ve yöntemlerini gösterir. Bir şeyler yapmak . kutsal olanın içinize akmanızı sağlayacak bir alan oluşturduğunu anlamıştır. Dünyanın dört bir yanında aptallar. hayatın gerçeklerinin farkına varmış olan öğretmenler boş bir zihnin. Bütün büyük öğretmenler. Bu çok güzel bir deney. "Hiçbir şey yapmamaktansa bir şeyler yap. o zaman seni yönlendirir. Ne yapıyor? Ve neden? Bu bir içsel güdü. Sorun nedir? Bu bir ihtiyaç mı? Hayır. Sonra onu izlerdim. Ve bu su katılmamış aptallar. hayat geçip gidiyor!" der. Çünkü yaptığın aktivitenin gereksiz olduğunu kendinde görmeden. kapatır. Benimle konuşmak için her türlü çabayı sarfeder ve ben sadece evet ya da hayır deyince. Onu neden yapıyorsun? Yolculukta insanların sürekli aynı şeyleri yaptığını gördüm. benim söyleyeceklerim hiçbir şey ifade etmez. Bir şeyler yapmak istiyorsun. dünyanın dört bir yanında kullanılan şu atasözünü yaratmıştır: "Boş bir zihin şeytanın atölyesidir. Bunu şeytanın kendisi önermiş olmalı. Nasıl gevşeyeceksin? Çünkü bu saplantı haline gelmiş bir ihtiyaç. asla "Gevşe" demez. Ancak için derin bir aktif olma güdüsüyle doluysa. onlar farkına varmadan gözlemleme olanağı sundu. saplantılılar. Bu atasözünün tamamen yanlış olduğunu söylemek istiyorum. bir Gita ya da İncil değildir: Gita'yı birçok kere okuyabilirsin. hareket et. bir şeyler yap. o zaman şeytan seni ele geçirir. Ancak bir gazete Gita değildir. "Bu adam ne yapıyor" diyorum.Eğer bir aktivite varsa gevşeyemezsin. Boş bir zihin. aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. içini düzenler. Aktif olmak zorundalar. Bu onlar için imkansızdır. gidip pencereyi açıp dışarı bakardı. aktiviteyi kullanabilir. Yapacak başka bir şey bulamayınca aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. Şeytan. sonra gazetesini tekrar okur. Bu aktif olma saplantısını izlemek gerekir. Bir gazete. Sürekli. Bavulunu açardı ve ben onun hiçbir şey yapmadığını görebiliyordum. Bir tren vagonunda kapalı kalınca aktif olma olanakları azaldığı için. Çünkü her okuyuşta yeni bir anlam ortaya çıkar. "Neden vaktini boşa harcıyorsun. içinde titreyen birşey var. Aslında bir kere okumaya bile değmez ama insanlar tekrar tekrar okuyor." deyip duruyor. Bunu kendi hayatında izlemek zorundasın. Bir kere okuduktan sonra bitmiştir. hiçbir masrafı da yok. Derken pencereyi açar. en saf şeyidir. Bitince baştan başlıyorlar. Şeytan boş bir zihni nasıl kullanabilir? Boşluğa yaklaşmaya cesaret bile edemez çünkü bu onu öldürür. çünkü bazen kompartımanda benimle birlikte tek bir kişi olurdu." Hayır.

Söylendiğine ve Orangzeb'in otobiyografisinde yazdığına göre. Aktivite yarım yamalak yapılır. eylem anı geldiği zaman tüm varlığı bu enerjiyle akar. ihtiyar babasını hapsetmiş. Masum çocuklara eziyet edebilirsin ve bunu onların kendi iyiliği için. ve kalkmak zorunda olacaklar. Küçücük çocuklar. hiçbir şey yapamıyordu. Ve bunlar için bir ilkokuldan daha iyi bir yer bulamazsın. Şimdi bir gevşeme anı bulunca gevşeyemiyor. başbakan. O yüzden eylem anı gelince enerjin kalmıyor. içindeki bazı havaleli ruh halleri nedeniyle onu yaptığının sen dahi farkındasın. onlar işkenceci! Ayrıca onlardan daha savunmasız ve masum kurbanlar bulamazsın. ayağa kalk diye emredebilirsin. Daha önce hiç öğretmenliğe ilgi duymamıştı. Psikologlar ayrıca öğretmenlerin sadist olma eğilimleri olduğundan ve acı vermekten zevk alabileceklerinden şüphelenmektedir. Ve öğretmenler onlara emirler verir ve güç uygular. Oğlu onu tahtan indirip hapse attı. kendi mutlulukları için yaparsın. İhtiyacı olan her şey orada vardı. O tekrar imparator olmuştu. "Babam neden otuz çocuğa öğretmenlik yapmak istiyor?" diye düşündü. direnç bile gösteremezler. ben ise eminim. çünkü kendini tam olarak nasıl kandırabilirsin ki? Sen bile onun gereksiz olduğunu biliyorsun. Onlar o kadar zayıf ve çaresizdirler ki! Ve öğretmen ise imparator gibi durmaktadır. belirsiz de olsa. taht odasını tekrar yaşatabiliyor. Senin için net olmasa da. artık Şah Cihan bu hapis yüzünden üzüntülü değildi. herhangi bir sorun yok. Bir hapis hayatına benzemiyordu.. Gevşemiş bir insan saplantılardan uzaktır ve enerji içinde birikmeye başlar. kaç tane olursa olsun çocuk gönderin. eğitim onun ilgisini çekmiyordu. Kendini izle. Orangzeb'in babası. Otur diye emredebilirsin. Git ve gör! İlkokullarda bulundum ve öğretmenleri izledim. O yüzden oğlu Orangzeb'e bir mektup yazdı. oturmak zorunda kalacaklar. Yalnız eğer bir şey daha yaparsan sana sonsuza dek minnettar kalırım. Otuz ya da üç yüz. Bir ilkokula git.zorunda. Psikologlar şüpheleniyor. Orangzeb otobiyografisinde şöyle yazıyor: "Babam sırf eski alışkanlıkları yüzünden hâlâ bir imparator gibi davranmak istiyor. Ona ne olmuştu? Yine de babasının bu arzusunu yerine getirdi. Yaşantısında aktif bir insan olmalı. enerjinin yüzde doksanını aktivitelere harcıyorsun. onlar da içinde başkan. Ben de kendini kandırmasına izin veriyorum.. eski alışkanlıklar ortaya çıkıyor. Otomatik olarak saklanan bu enerji sayesinde. Enerjisini saklar. çünkü her tür lüks sağlanmıştı. Taj Mahal'ı yaptıran Şah Cihan'dır. ." Aktivite eylem için bir neden yokken yaşanır. Sınıftaki o otuz öğrenciyle. Bir saraydaydı ve tıpkı eskisi gibi yaşıyordu. Bir Moğol İmparatoru olan Orangzeb. Sadece tek bir şey eksikti ve o da aktiviteydi. mutlu olsun. Bana otuz çocuk yolla. birkaç gün geçtikten sonra. öğretmen neredeyse bir imparatordur. Bırakın küçük bir okul oluşturup. "Benim her türlü ihtiyacımı karşılamışsın ve her şey çok güzel." Orangzeb buna inanamadı. Psikologlar aslında öğretmenlerin politikacı olduklarından şüphelenmektedir. aksi halde kaybolacak. insanlara emir verme alışkanlığını ve bağımlılığını sürdürüyordu Şah Cihan. Elbette politikaya girecek kadar kendilerine güvenemezler. O yüzden eylem bir bütündür. otuz küçük çocuğun imparatoru. Şah Cihan'a otuz çocuk yollandı ve her şey yoluna girdi. imparator haline gelebilecekleri okullara giderler. Onlara öğretmenlik yapmak istiyorum.

o yüzden çok ciddi bir sorun olduğunu anladım. O yüzden insanlar sessizlikten korkar.Aktiviteleri değiştirebilirsin. Geçen gün Nasrettin Hoca'nın karısı geldi." diyorum. O zaman sürekli konuşacaksın. Ama konuşmalar devam ediyor. her gün hiç durmadan konuşuyorsun. aktivitede ise kendinden kaçtın. ki konuşuyorsun. Çünkü belirtileri değiştirerek hastalığı değiştiremezsin. sigarayı bırakmak istiyorum diyor. bu içinde sürekli aktif olmayı zorlayan. "Nasrettin Hoca uykusunda konuşuyor. İşte deli budur! Deli. Eylemde kendin olursun. "İkiniz de uyanıkken ona konuşma fırsatı tanı yeter. Bu söylediklerim masum şeyler. o zaman konuşmaya başlarsın ve bu daha tehlikelidir. Çünkü eğer sakız çiğniyorsan. o vahşidir. Çünkü o zaman başkalarının varlığından rahatsız olmadan bunu yaparsın. Çünkü hayatında başlayan ilk aktivite budur. Onlara. o zaman ne yapacaksın? Ağzının aktiviteye ihtiyacı var. Otuz dakika boyunca binlerce kelime kullanarak şunu anlattı. Eğer sigara içmen ya da sakız çiğnemen engellenirse. Eğer sakız çiğnemeyi ya da sigara içmeyi bırakırsan. her şey parçalanmıştır. hem de dinleyici olursun. hem de kendine cevap vereceksin. Bir aptal olabilirsin." "Hiçbir şey yapmana gerek yok" dedim. Bir başkasına ihtiyaç kalmamıştır. Sigara içmek tıpkı meme emmek gibidir. o hepsidir. Hem konuşmacı. Ilık sütün içeri akması yerine. kendinden kaçıştır. Ağzın harekete ihtiyacı vardır ve en temel aktivite ağızdır. hem dinleyicidir. Kendini o kadar çok parçaya bölmüştür ki. Eğer üç ay sessiz kalmaya çalışırsan. Bağırıyor ve kötü sözler söylüyor. O zaman konuşacaksın. Çünkü delirebileceklerini bilirler ve eğer sessizlikten korkuyorsan. akıl hastahanesine kabul edilecek duruma gelirsin. Aktivite. Bu tıpkı sigara içmek gibidir. bütün dünyayı kendisi ile sınırlamış bir insandır. Uyanıkken konuşuyorsun. vücudun yoruluyor ve uyuyorsun. İnsanlar bana gelip. kendi kendine konuşmaya başlayacağını söylüyor. Eğer yirmi dört saat konuşursan. kendine çiğniyorsun. Bu konuda ne yapabilirim? O kadar çok konuşuyor ki aynı odada uyumak çok zor. Çünkü kendi içindeki çöpleri başka insanların zihinlerine atmaya başlarsın. O zaman tırnaklarını kemirir ya da sakız çiğnersin. Başkalarına zarar vermiyorsun." İnsanlar sürekli konuşuyor. ama şiddete yönelmiyorsun. Ve bu çok daha tehlikeli. Çünkü olgu aslında aynı. saplantılı ve hastalıklı bir zihin olduğunu gösterir. Artık bir bütünsün. Aktivite bir uyuşturucudur. O hem konuşmacı. Yirmi dört saat boyunca. hem de izleyicidir. Eğer onu bırakırsan başka bir şeye başlarsın. Genelde bana uğramaz. Konuşmak tıpkı sigara içmek gibidir. devam et. "Neden? Ne kadar güzel bir transandantal meditasyon. "Sorun nedir" diye sordum. bütün dünyası kendisi ile sınırlıdır. ancak aktiviteler eyleme dönüşmediği sürece hiçbir işe yaramaz. Uzun süre sessiz kalabilir misin? Psikologlar eğer üç hafta sessiz kalırsan. Hem sahnedeki aktör. O zaman ikiye ayrılmış olursun. tasan ya da kaygın . kendini unutursun ve kendini unuttuğun zaman hiçbir endişen. sigarada ılık duman içeri akar ve dudakların tıpkı annenin memesine dokunurmuş gibi hisseder. başkalarına fırsat tanımıyor. İlk ve en temel aktivite. Hem konuşacak. Hatta bunlardan daha tehlikeli şeyler var.

Tıpkı ölü bir yaprağın ağaçtan düşmesi gibi. ağzın işliyor. Giderek daha fazla aktiviteyi bırakmaya çalış. Aktivite bir hayalettir. çünkü atmak da bir aktivitedir. ama o kalır çünkü Tanrı tazeliği sever. bir gün sigara parmaklarından düşecektir. Aptalca bir şeydir. bilincinde ol. Çünkü bütün saçmalığını içinde hissetmiş olacaksın. Yapmak zorunda olsan bile tam bir farkındalıkla yap. Ancak ondan sonra. ancak hiçbir zaman. yoga.. . sen bırakmadın. sen bırakma. bir şey ya da başkasını yapıyorsun. Vücut yaşlanabilir. bir prova döneminden geçmene izin vermez.. aktivite kaybolur. eyleme yoğunlaşarak. Eylem ile aktivite arasındaki farkı hisset. geçmişten gelir. Eylem iyidir. Bırakmak için sürekli bir şeyler yapıyorlar. Bunu fark ettiğin zaman kendiliğinden düşer. hazırlanan bir şey değildir. Sigara iç. enerjinin eyleme akmasını sağlamak. şu. sende hiçbir iz bırakmaz. mutlaka bir yara kalır. enerji korunur. Tapınaklardaki rahiplerin başına gelen budur. O yüzden sürekli aktif olma ihtiyacındasın. tetikte ol. bu. kaybolmaya zorlama. ölüdür. Eğer sigara içmeyi izleyebilirsen. Farkında ol. Bu yüzden daha dikkatli ol. Ama nasıl bırakacaksın? Bu bırakma işini de saplantıya çevirebilirsin. arka kapıdan tekrar içeri girer. Egon bu sayede güçlenmemiştir. Zorladığın zaman ise. ne yaptığını gör. Eğer şeylerin düştüğünü gerçekten anlarsan. Aktivite sana sahip olduğu zaman. Çünkü onu kaybolmaya zorlama çabası da başka bir tür aktivitedir. hastalanıyorsun. O yüzden kendiliğinden düşer dedim. eğer farkındaysan.kalmaz. meditasyon. Tek yapabileceğin şey izlemek. Aktivite söz konusu olduğu zaman daha dikkatli olmalısın. ancak tazeliği devam eder. Dua. Bu şekilde bırakamazsın. Eylem insanı da her zaman genç ve tazedir. Dudakların yine aktivite içindedir. Bütün farkındalığınla iç ki. bir gün başka bir şekilde. önceden tasarlanmaz. bir şey yapmama çiçeğinin içinde açmasına izin vermiyorsun. Aradaki farkı kendi içinde bul. Tamamen aptalca bir şey. Sigara içmezsin ama sürekli sigarayı bıraktığından söz etmiş olursun. Senin bir hazırlık yapmana. ama çok yavaş iç. İkinci adım ise. Tanrı her zaman yeni ve tazeden yanadır. Eylem her zaman sabah görülen çiğ kadar yeni ve tazedir. başka bir formda onu tekrar alırsın. daha fazla eylem mümkün olabilir. O zaman mucizevi bir olguyla karşılaşacaksın. o zaman "ben bıraktım" diye konuşamazsın. ancak bu da bir aktivitedir. Bir şey kendiliğinden düştüğü zaman. Düşmek! Kendiliğinden düşmek! Eğer onu atarsan. Kendiliğinden düşmüştür. Bırak düşsünler. beden ölebilir ama gençliği devam eder. İzle. Sonuçta böbürlenmek de aynı şeydir. hakkında konuşarak aynı şeyi yapmış olursun. Eylem anlıktır. Bırak aktiviteler kaybolsun. Aktiviteyi yok etme onların saplantısı olmuştur. içinde biriktirdiğin enerji eyleme dönüşür. Beden kaybolabilir. O zaman otuz yıl boyunca sigara içtikten sonra bıraktığın hakkında böbürlenip duracaksın. Aktivite hastalıktır. Onu atamazsın. Aktivite nedir? Eylem nedir? İlk adım budur.

Enerji yuvasındadır. Çok fazla aktivite içindesin. tükenmiş ve donuksun. Kitabın adı. Himalayalara taşınmanın gereği nedir? Eylemi bırakamazsın. O yüzden. Ayak parmaklarına gevşe diye emret.Ne zaman her şeyinle eyleme geçme fırsatı karşına çıkarsa. evinde olmaktır. Hepsi bu. sadece rol yapabilirsin. Bir şart koşulduğu zaman. Himalayalara taşınmanın bir gereği yok. Uzanıyor. Bu zaman alıyor. Aksi halde şart. eyleme geç. Gevşeme hakkında bir kitap okuyup da. Hiçbir yere hareket etmiyordur. Birkaç yıl önce bir kitap okuyordum. Kendinle barışık haldesin. Ancak rol yapabilirsin. Hatta daha da geriliyorlar. O senin bütün varlığınla ilgilidir. Bu tip kitaplar sadece Amerika'da iyi satıyor. aktivite içinde olma saplantısı ya da hastalığı hâlâ orada olmasına rağmen. Gevşeme bedenle ilgili bir şey değildir. Düşünme. bir saplantıdır. O zaman gevşemiş değil. bunu sakın kaçırma. Gevşemek için Himalayalara gitmişlerdir. Gevşeme. Ağzını sıkıca kapayıp. Gevşemek bir yokluktur. "Nasıl Gevşenilir" isimli kitabın talimatlarıyla gevşemeye çalışıyor. ölü bilgeler bulursun. ölü bir adam gibi yatmak anlamına gelmez. Belirli bir şekilde oturup ya da uzandıktan sonra. ayak parmağından kafana kadar telkinde bulunmalısın. Bu tamamen saçma bir şey. gevşemene yardımcı olacak hiçbir kitap yok. ölü olursun. Eylem değil. Neden bu zorunluluk? Gevşeme sadece hayatında bir gereklilik olmadığı zaman ortaya çıkar. ancak şartlar yoktur. Nasıl ölü gibi yatacaksın? Sen canlısın. eylemden kaçmışlardır. Tilopa'nın şu sözlerine kulak ver: "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. Şart koşmak aktivitedir. ancak bir acelen yok. "Gevşemelisin". Bazı insanlar bunu yapmıştır. içindeki patlamaya hazır yanardağlarla ve fırtınalarla. bir delilik hali içinde yapıyorsun. Her tarafta barikatlar var ve ne yaparsan yap." Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. bezgin. Zaten ölü bir adam gibi yatamazsın. arkasında mutlaka bir saplantı gizlenmiştir. gevşemenin karşıtıdır. oturması gerekiyor. Şimdi gevşemenin ne olduğunu anlıyorsun. aktivite yokluğu. Zamanla bir dönüşüm yaşayacaksın. Tabii. "Gevşemelisiniz"di. Artık gevşemek saplantın olmuştur. Çünkü bütün aktivite hayatı devam etmekle birlikte. . O yüzden her ay gevşeme hakkında bu kadar çok kitap çıkıyor. içinde bir aktivite hissi duymadığın zaman yaşanır. Daha fazla eylem yap ve bırak aktiviteler kendi kendine düşsün. Eğer bazı durumlar ortaya çıkarsa eyleme geçersin. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. çünkü zorunluluk durumu. Himalayalarda gevşemiş değil. Bu. Eğer kendi iç varlığını okumuyorsan. deliliğe yol açar. Sadece zihinle ilgili bir şey de değildir. sonra yukarı doğru çık. O yüzden yorgun. Onlar hayattan. Hayatta eylemler vardır. o zaman da gevşemek şart olmaktan çıkar. Gevşemek. içinde aktivite ihtiyacı hissetmemektir. Ancak hareket etmek için bahane bulmazsın. sessiz kal. Çünkü eğer eylemi bırakırsan. O zaman elbette gevşeme ihtiyacı ortaya çıkıyor. hayatı bırakmış olursun. bir de gevşemiş ruh halindeymiş gibi davranıyor. Hayat enerjin hareket etmiyor. Gevşemek. gevşemeyi başarmış tek bir insan bile görmedim.

sabah meltemini. Çünkü o anda her şey olağanüstü olur. uyumak imkansız olur. Peki bu nasıl gelecek? Anlayışla gelecek. İsteyecek hiçbir şey yok. Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. Gevşemek nedir? Enerjinin hiçbir yere hareket etmeme durumudur. Daha fazla bir şey istemediğin ve beklemediğin an. Her şey o andır. bu an yeter de artar bile demektir. Gevşemek bütüne aittir. uyuman imkansız olur. zihin gevşiyor ve uykuya dalıyor. arzusuz ol diyor. Çünkü . Mutlu olmak için başka neye ihtiyaç var? Mutlu olmak için başka bir şey mümkün mü? Gece yatağında serin bir çarşaf üzerine uzanmak. Gevşemek bir durumdur. çünkü her şey o kadar olağanüstü ki. İşte o zaman enerji hiçbir yere gitmez ve durgun bir havuza dönüşür. O dokuyu hissetmek. ne geçmişe. İçinde derin bir minnet duygusu yükseliyor. Kendi enerjinin oluşturduğu bu dingin havuzun sıcaklığı seni sarar. Bahçenin o dokusunu. Arzu ettiğinden daha fazlasının olması. Çiğ damlalarının henüz buharlaşmadığı bir bahçede dolaşıp. uykusuzluk hastası olursun. o duracaktır. Sıradan şeyler. çiğ damlalarının serinliğini. Ölüleri gömün diye devam ediyorlar. "Hiçbir şey yapma!" Sadece aktivitesizlik gerekir. ama eylem değil. Gevşemek. ne de zihne aittir.Bu ince noktayı anlamak gerekir. O yüzden Buda'lar. Tilopa'nın "Bedeninle gevşeme dışında hiçbir şey yapma" derken kastettiği şeydir. İnsan zihninin karmaşıklığını. Burada yapılacak bir şey yok. İşte bu an. Sen de kendi enerjinin içinde erirsin. Başka hiçbir an yoktur. İşte gevşemek budur. Sadece o anın keyfini çıkartırsın. eğer farkına varırsan. Başka neye ihtiyacın var? Bu yeter de artar bile. uyumak imkansız olur. o ortaya çıkar. bu kolay. çalışma mekanizmasını anlamıyorsun. Bedenin garip şekillerde çarpıtılmasına hiçbir ihtiyaç yok. Aslında uyumak için gerekli olan tek şey. Diğer şey de kolay: Aktivitelere devam edip. her şeydir. dokunuşunu. ortada gevşeme olmaz. Eğer uyumak için bir şey yaparsan. Seninle birlikte. o andadır. Çünkü eğer arzu olursa gevşenemeyeceğini biliyorlar. Başka bir şey aramazsın. İşte o zaman gevşemiş olursun. gevşemektir. gözlerini kapatıp. duracaktır. Ne geleceğe. Ne yapıyorsun? Uzanıp uykuya dalıyorsun. Etraf gecenin sessizliği ile kaplı. Sen negatiflikleri. Çarşafın giderek ısındığını hissetmek. tüm varlığınla orada olmak. "Tanrı'ya inanıyor musun?" diye soruyor. Ve bu durma hali. o zaman kaybolursun. Akşam yatmaya gidince ne yapıyorsun? Bir şey yapıyor musun? Eğer yapıyorsan. Herhangi bir yoga duruşuna ihtiyaç yoktur. Aktivitelerinin farkına var ve aniden aktivitenin ortasında. Eğer bir şey yaparsan. her sabah ya da her akşam. güneşin doğuşunu hissetmek. kendini hissediyorsun. Hepsi bu! Zihinde bir aktivite olmadığı zaman. O an. Zaman durur. "Evet. Ben de. İnsanlar bana gelip. İkisini birden bırakıp. Aslında hiçbir şey sıradan değildir. engelleri bıraktığında. Kendiliğinden kabarır. Tilopa ne diyordu? "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma!" Herhangi bir şey yapma. onu zorlayamazsın. Aktivite gitmelidir. güzel oldukları için keyif vermeye başlar. Eğer zaman varsa. böyle bir şey içinde derin bir bilinç olmadan nasıl mümkün olabilir?" diyorum. kendini birkaç dakika gevşemeye zorlayabilirsin. Bir zaman olmaz. anlayıştır. Sadece küçük şeyler. Himalayalara gidebilirsin. Saat tamamen durur. Gevşemek ne bedene. Tek öğreti. Eğer neden yaptığının farkına varırsan. gündüz aktivitelerinin kesintiye uğramasıdır.

sürekli içinde bulunduğun anı. O zaman gerginlik. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. O. endişe kalmaz. amaç başka bir yerde değildir. Sonra delilik. yaşıyorsun ve bilincin var. Ama bir hedefe doğru değil. Ve sonra gevşe. delidir. kuşlar ötüyor. Bunu kutla. Hedef sürekli ufuktadır. buradadır. Biri planlı. sadece kutlar. Aslında amaç sensin. bir kutlama olarak. vahşi hayvanlara. neden endişe ediyorsun? Sana da bakmayacak mı?" Gevşeme budur. "Nereye gidiyorsun?" diye sor. Onlar giderek delirmektedir ve bu deliliği kendileri yaratmaktadır. Çünkü bu tür enerji. Kutlayıcı ol. Gevşemek. Zambakları izle. İşte gevşeme budur: Hedefsiz enerji! O yüzden benim için iki tür insan vardır. Tarladaki zambakları düşünün. Bir de enerjinin başka bir boyutu vardır. kendi ivmesiyle tırmanır. Akıyor. Hedef peşinde koşanlar ve kutlayanlar. Kutlanacak çok şey var. Bütün kalbin derin bir minnet duygusuyla çarpmaya başlar." Ne diyor? Gevşemeni söylüyor. Gevşemek bir duruş değildir. hedef peşinde. Nefes alıyorsun. ama mesafe hep aynı kalır. Ona aptal gibi görüneceksin. Bu. "Hiçbir yere" diyecektir. enerjinin hedefsiz hareketini anla. İşte dua budur. o anı kutlaman gerekir. Hiç çaba göstermiyorlar ama yine de Kral Süleyman'dan daha güzel ve daha haşmetliler. Çiçekler açtı. Enerjinin iki boyutu olabilir. Hedef yönelimli olanlar. Çocuklar her zaman yetişkinlerin aptal olduğunu düşünür. O zaman her şey bir araçtır. Yaşadığın anın keyfini çıkar diyorlar. Çaba harcamana gerek yok. Bakın ve zambakları düşünün. Duanın özeti budur: Derin bir minnet ile çarpan bir kalp. O andasındır. Kutla. İsa diyor ki: "Eğer Tanrı havadaki kuşlara. Diğer tür insan. gevşeyemezsin. Amaç ise. şu anda. güneş gökyüzünde. Aslında bu andan başka bir tatmin yoktur. Zambaklar gibi ol. Ancak o zaman gevşeyebilirsin. Koşmaya devam edersin. Hedefsiz olduğun zaman. İsa diyor ki: "Zambaklara bakın. bir hedefe ulaşmak için sarf edilen enerjidir. Neden geleceğin hakkında bu kadar endişe ediyorsun? Zambakları düşün. enerjinin tam bir dönüşüm geçirmesidir. kendi içinde enerjisi taştığı için hareket ediyor. Ancak bu tip enerji için hedefe asla ulaşılmaz. Zambakları düşün. başka bir anda elde edilecek şeydir. Amaç. Aslında her şey sana sunulmuş durumda.eğer geçmişle çok ilgileniyorsan. Bir şekilde bir şeyler yaparak hedefe ulaşman gerekir. Çünkü zaten hedefine ulaşmışsındır. Sadece enerji hareketini anla. Kral Süleyman'ın asla yayamayacağı güzel bir koku yayıyorlar. zıplıyor ve koşuşturuyor. Bu an. Bunun için herhangi bir şey yapmak zorunda değilsin. hedefsiz kutlamadır. sadece bir araçtır. Bunları kutla. hedef yönelimli olan aktivite boyutudur. Onlar da bu derinliğe geçer ve tamamen kaybolurlar. Endişeye dönüşmüş olan bütün enerji. minnete dönüşür. O boyut da. arayış içinde değildir. O zaman birden gevşersin. ağaçlara ve bitkilere bakıyorsa. Hareket ediyor. hedef gelecekte olmadığı zaman. Bir çocuk dans ediyor. başarılacak herhangi bir şey olmadığı zaman. Ne . sürekli gelecekteki bir şey için bir araca dönüştürmektedir. bir hedefe doğru değil.

O zaman "yaparsın". Hedef gütme. Ağzın çevresindeki bölge. Ağzın sürekli delice bir aktivite içinde. Enerjini giderek daha fazla eyleme yöneltip. Bütün varoluş seninle buluşur. içini taşırır. Unutma. aktivitelerden arınırsan hayatın değişecek. Nereye gidiyorsun? Bir yere gitme ihtiyacı var mı? Çocuk. Eylem. eylem ise değildir. Nefes aldın. bırak enerjin taşsın ve aksın. filizlenmesini kutlarlar. eylemi anla." Ne zaman meditasyon yapmak için oturursan. "Melekler cennette ne yapar?" Bu sadece hedef yönelimli insanlara anlamlı gelecek bir sorudur. yapacağın ilk şey ağzını kapatmaktır. bu an içindedir. ne zaman sessiz olmak istersen. O. ama gevşemen bozulmaz. Bütün varoluş bu anda toplanmıştır. bir hedefe yöneldiği zaman anlamlıdır. Tamamen kapat. İlk aktiviteyi dudakların başlattı. O anın güzelliğini. gevşe ve ağzını kapat. muhteşemliğini. enerjinin akmasıdır. hazırlıksız. Kuşlar şarkı söylüyor ve sen de onların şarkısına katılıyorsun. Bu bir aktivite değil. Ancak bunu sadece sana anlattıklarımı . geri almak için değil. Cennet. provasız bir tepkidir. çünkü anlamsız bir sorudur. hepsini orada bulacaksın. karşılaşır ve bir tepki oluşur. Çünkü bizim için bir aktivite. Sende olduğu için ver. soruna yanıt veremez. Meister Eckhart'a sorar: "Melekler cennette ne yapar?" Eckhart yanıtlar: "Ne kadar aptalca bir soru. hiçbir yere gitmiyor. Hepsi bu. Bu anda akıyor. bir kutlama yeridir. "Peki öyleyse neden koşuyorsun?" diye sorar. Dudaklar tamamen kapanacaktır ve dilin damağına değecektir. şiirselliğini. hedef yönelimli zihin. Ağzını sıkıca kapayıp sessiz dur. Bu anın içine sığar. çünkü ilk aktivitenin başladığı yer burasıdır. kutlayanlar içindir. Bütün varoluş yaşadığın anda akmaktadır. Ağız gerçekten çok önemlidir. Bütün değiş tokuşçular cehenneme gider. dans eder ve kutlarlar. Sadece omzunu silkecek ve "Hiçbir yere" diyecektir. "Melekler cennette ne yapar?" Yapacak bir şey yok gibi. Sana söylüyorum. pazarlık yapma. gidecek hiçbir yer yok! Her şey bu anda. Çünkü o zaman hayatın zindana dönüşür. Eğer en büyük değiş tokuşçularla. Biri. Bir yere ulaşmakta olduğu için koşmuyor. Sadece çok fazla enerjisi olduğu için koşmak zorunda. Şarkı söyler. Neden? Çünkü o bir şey yapmaz. dilin damağına değecektir. pazarlıkçıları bulmak istiyorsan cehenneme git. ancak net hedefe yönlendiğimiz zaman anlam kazanır. sadece kutlar. Çocuk.saçma bir soru. O zaman. ağladın ve annenin memesini aradın. Hıristiyan teolojisinde yüzyıllardır tekrar tekrar yanıt aranan bir soru var. ancak bir yol olduğu zaman. Bir Buda asla yorulmaz. aktivite hedef yönelimlidir. bütün aktivitenin başladığı alandır. sadece enerjisinin keyfini çıkartıyor." Ancak soran adamın bu yanıttan tatmin olduğunu sanmıyorum. İçinde ne varsa verir. Cennet. Orada yapılacak hiçbir şey yok. O yüzden Tilopa bunu öneriyor: "Aktiviteyi anla. Kendiliğinden oluyor. Paylaş ama değiş tokuş yapma. Eylem. değiş tokuşçular için değil. Kendini birden kuşların ötüşüne eşlik ederken buluyorsun. Derin bir gevşemeye dönüşecek. Çok enerjisi var. Onlar hiçbir şey yapmaz. Şu anda burada. İşte bu eylemdir. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. Eğer ağzını tamamen kapatırsan. Çünkü bizim için aktivite.

Ağzını mümkün olduğunca aç. yüzünü çarpıt. İki tür sessizlik vardır: İlki. içinde düşünceler devam edecektir ve eğer düşünceler devam ediyorsa. Sonra düşünme. önce onu mümkün olduğunca germen daha iyidir. Sessiz olmaya çalışma. İki üç dakika saçmala ve sonra ağzını kapat. Yumruğunu sık ve mümkün olduğunca kas. O yüzden sessiz olmaya çalışma. ağzını kapatmak çok yardımcı olur. iki ya da üç dakika boyunca yüksek sesle saçma sapan konuş. kabul etmeye hazırlanıyorsun ve o geliyor. izle. saldırgan ve vahşice bir harekettir. Hatta zihin tecavüzü sayılacak. ağzını daha uzun bir süre kapatmana yardımcı olacak. bunun pasif bir izleme olması gerekiyor. ağzını tamamen kapatabilirsin. hatta bırak acısın. Çok hafif bir şekilde titrer. aktiviteyi durdurmaz. Bu. Biri lehte. aktif değil. mimikler yap. Düşünceler yavaş yavaş. Gelip gitmelerini izle. Ne yapacaksın? Düşünceler gelip gidiyor. Sen sadece ortamı yarat. El hareketleri. Bırak gelip gitsinler. Gerçekten gevşediğin zaman o titreme durur. Sen sadece izle. Sonra ağzını kapat. toprağı açıp. Eğer mücadele edersen. çünkü çok hafif titrerler. yine orada olurlar. Ondan bağımsız bir şekilde kal. diğeri aleyhte. Bunlar çok ince . İçin kaynamaya devam edecektir. Ağzını kapat.takip ettiysen yapabilirsin. Ağzını kapat ve sonra sadece izleyici ol. Eğer çaba gösterirsen. Sen ilgilenme. Bir heykel gibi oturup. İlk olarak. otomatikman kaybolacaktır. Bu hiç sorun değil. Çünkü varolabilmeleri için senin işbirliğine ihtiyaçları var. Az önceki gerginlik. tohumu ek ve bekle. Diğerleri bunu görmeyebilir. Bir süre sonra içine bir dinginlik çökecek. Aklına gelen her şeyi yüksek sesle söyleyip keyfini çıkart. Zihni boşaltmak için ne mi yapacaksın? Düşünceler geliyor. Sen sadece bunun olma olasılığını yaratıyorsun. sen izle. O zaman sinir sisteminde daha derin bir gevşeme elde edeceksin. Sonra tam tersini yapıp gevşe. Sonra tıpkı gece olup karanlığın basması gibi üzerine yağan bir sezsizlik vardır. Ağzını mümkün olduğunca gererek tamamen esne. Sonra. sana önce esnemeni öneriyorum. Ancak izlemede dikkatli olunması gereken bir şey var. onlar seni ilgilendirmez. birçok insanı gözlemlediğim için. Eğer elini gevşetmek istiyorsan. Tam zıt taraftan hareket etmek daha kolaydır. İkisi de aktivite sayılır. Konuşmuyorsun ve içinde herhangi bir aktivite yapmıyorsun. dudakların titrer. Bunu iki üç kere yap. Ağzını kapat ve sessiz kal. Eğer işbirliği yaparsan orada olurlar. Ağzını kapatmak çok büyük bir çaba değil. Çünkü bunların ikisi de işbirliğidir. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. Sana gelir ve sarıp sarmalar. senin dudak ve ağzını gevşetme olasılığını artıracaktır. Ancak. dudaklarında çok hafif titreşimler hissedersin. esne. kendine zorla sunduğun bir sessizlik ki. bu pek zarif bir şey değildir. Ama bu hiçbir değer taşımaz. Ama eğer düşünüyorsan. Ağzını sıkıca kapat ve sessiz kal. o zaman birkaç saniye sessizliği zorlayabilirsin. Ancak bu.

Aksi halde herhangi bir noktayı kaçırabilirsin ve eğer küçük bir noktayı kaçırırsan. Tıpkı bir rahim gibisin ve yeni bir hayat içine giriyor. Ya da gökyüzüne. Pasif bir izleyici ol. Bu pasiflik zihnini kendiliğinden boşaltacaktır. bulutların süzülüşüne bak. Çünkü aktivite tutkun bir sabırsızlığa dönüşebilir. İçi boş bambu olma meditasyonu. Eğer fazla hevesli ve fazla aktifsen. Aktive dalgaları. Hemen ayağa kalkarsın. Sen sadece bu ol ve kendini akışa bırak. Kimse seni zorlamıyor. kanın. İçin bilinmeyenle. bu yardımcı olmaz. ilahi olanın içine girmesi için ortada bir engel olmaz. Bir tohum ekiliyor. pasif olarak izle. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. Tilopa'nın özel yöntemi. zıplayıp onun gelip gelmediğine bakarsın. yavaş yavaş durulacak ve bilincinin bütün yüzeyi. Ve bu yolla başkalarına yardım etmek ister. gizemle ve ilahi olanla dolar. devam ediyor. Tilopa. Bu pasiflik çok önemlidir. Çünkü kelimenin kendisi bile aktif olma duygusu veriyor. Dingin bir aynaya dönüşecek. Bunun anlaşılması gerekir. ortada kaçıracak bir şey yok. benim sözünü ettiğim sessizliği sana getirmeyecektir. İçin tamamen boş olsun. Arada ne fark var? Eğer kız arkadaşını ya da sevgilini bekliyorsan. Sadece izle. en güzel meditasyonlardan biridir. pasif olarak izlerken. aktif değil. Pasif ol. Zihin çok aktif ve heveslidir. bambu tamamen kayboluyor. O sırada kapıdan biri geçerse.." Bu Tilopa'nın özel metotlarından biri. Bedenin tıpkı bir bambu gibidir ve içi boştur. sanki bir nehir kıyısında oturuyor ve nehrin akışını izliyormuşsun gibi. Ve birden içine sonsuz enerji akmaya başlar. Sonra rüzgarda yapraklar titreşir ve sen belki onun geldiğini hissedersin. tümünün niteliği değişir. Sen sadece nehir kıyısında oturup bakıyorsun ve nehir akıp gidiyor. pasif olarak. İzlemek sözcüğü bile güzel değil. İzle. pasif bir şekilde. Aktivite arka kapıdan tekrar geri döner. Dinlendiğin zaman. Dışardan bak. Aslında durum budur. Sadece bak. Her ustanın kendi ulaştığı. Başka bir şey yapmana gerek yok. Hayır. Bu da. zihnin herhangi bir şey beklemeden. içi boş bir bambu gibi olduğunu hisset. sabırsızlık ya da acil durum yok.. O zaman işin en can alıcı noktasını kaçırırsın. "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. dalgasız ve titreşimsiz olacak. İçi boş bambu. Birden içindeki boşluğa bir şeylerin yağdığını hissedeceksin.mekanizmalardır ve hepsini anlaman gerekir. Bunu dene. Herhangi bir heves. zihin enerjisi dalgaları. Cildin. Bedenin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. Tam bir sessiz ağızla oturduğun zaman. bir flüte dönüşür ve ilahi olan onu çalmaya başlar. Hiçbir şey yapmadan bak. dilin damağına değmiş ve dudakların düşünceyle titremezken. aktif bir beklemeye geçebilirsin. . hepsi bambunun bir parçasıdır ve içinde bir boşluk vardır. Ve bir an geliyor. kendine özgü bir metodu vardır. Kaçırsan bile. Bir bambunun içi tamamen boştur. o zaman aktif izlersin. İçin boş olduğu zaman. kemiklerin. kendini bir bambu gibi hissedersin. Bu.

' Eğer hiçbir şeye yapışmazsan başarırısın. onun kükreyen kahkahalarını duyabileceğini söyler." Ortada verecek bir şey yok. tohum patlar. hiçliğe yapışmış bir zihin gibidir. Arzuyla ıskalarsın. Sen olduğun gibi mükemmelsin. Geleceği. ancak yine de tanışıyor olmalılar. çünkü "Bu ne biçim bir şaka? Sen zaten olmaya çalıştığın kişisin. Çünkü onlar. O zamandan beri gülmeyi bırakmadı. Sadece kim olduğunu anla yeter. tekrar sessiz olduğun zaman. hedefleri. Zihnini tamamen dinlendir. "Bu ne biçim bir öğreti. Bodhidharma'nın takipçileri. Tilopa diyor ki: 'Ne al. O zaman da şeytanın kurbanı olabilirler. Mahamudra. idealleri anlamlı kılar. Daha fazla eylem içinde ve daha az aktivite içinde olmayı. Ve tıpkı Bodhidharma gibi kahkahalarla gülersin. kötü yönlerini iyiliğe dönüştüremeyecektir. Birbirlerini fiziksel olarak görmemiş olabilirler. Ortada bir bariyer olmayınca. Peki neyi çalışacaksın? Sürekli daha gevşek olmayı. Aynı niteliklere sahipler. Ama nasıl geliştireceksin? Nasıl daha büyük ve daha yüce olacaksın? Doğu'da biz bunu daha derinden anlıyoruz. Rahatla ve dinlen. Tanrı'yı bile arzulama. Güldü. Sürekli yaşadığın anda olmayı. ruhani şeyler arzulama. Zaten olduğun bir şeye nasıl dönüşebilirsin?" O yüzden Bodhidharma güldü. Arzusuz olduğun zaman özgür olursun." Ya bu dünyanın ya da diğer dünyanın şartlarında. Bu. Tanrı arzulanamaz. Elinde hiçbir şey yoksa başarmış olursun. her zaman kaygı ve tasa içinde olacaksın. Özgürlük arzu edilemez. Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar. Daha fazla bambu gibi. "Kendini geliştir. Doğu'nun bu öğretisi. ne de ver. Bırak arzular dinsin. hepsi bu. Zaten o isen." der. Karakterlerini değiştirmek için çaba göstermeyecek. çünkü. o boşluk olduğu zaman. Kendini geliştir. Çünkü geliştirme çabası. Tilopa'nın çağdaş bir örneğiydi. Vermek ya da almak ihtiyacı yoktur. arzusuz olduğun zaman o sana gelir. cenneti arzulama. zihnini dinlendir. O zaman zihnin arzulamaya başlar. Buda birden içinde patlar. çünkü arzu bir zincirdir. zamanla Buda'lığa ulaşabilirsin. Bodhidharma. Sen boş olduğun zaman.Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. sessiz bir arzusuzluk havuzu ol ve birden şaşkınlığa uğrarsın. Batı'nın sloganı. Daha fazla . Tilopa diyor ki: "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. kendi başına seni yanlış bir yola sokmuş olur. alacak bir şey yok. onun gibi olma çabasında nasıl başarılı olacaksın? Başarısız olman kesin. arzu önünde engel olur. Buda'lık arzu edilemez. o zaman insanlar gelişmeye. Sadece içindeki gizli kimliğin farkına varmak. Herhangi bir şey olmak zorunda değilsin. "olma" çabası bir duvar oluşturuyor. ne de ver. geliştirmek. Her şey olduğu gibidir. Neyi geliştirmeye çalışırsan çalış. O hâlâ gülüyor. Bunun üstünde çalışarak. Tohum zaten içinde. Batı'da çok yanlış anlaşılmıştır. Ne al. Çünkü sen zaten varlığını içinde taşıyorsun. daha yükseğe çıkmaya çalışmayacak. içi boş ve pasif olmayı.

o sıradan ve yavan bir şey olur. Benim dizelerim asla içimden akmış olan dizelerle uyum içinde olmuyor. Büyük şair Coleridge öldüğü zaman geride binlerce tamamlanmamış şiir bıraktı. Şair kaybolduğu zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Daha önce değil. O zaman kaya gibi sert bir engele dönüşüyor. Ancak o şiirler muhteşem bir güzelliğe. Benim aracılığımla akan şey. O zaman şairin özü ele geçirilmiş olur. Bu eylemsizlik üzerinden eylemdir. İşte o anda. Tanrı'nın gerçekleşmesine engel olmamaktır. O da yanıt verir: "Yapamam. Senin aracılığınla geldiğinde. muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Ne kadar çok düşünürsen egon o kadar daha ortaya çıkar. Sen yarattığın zaman. O akışı önlüyor. görkemli bir gizeme ulaştı. kayıtsız olmayı. Ancak bu. bir dansçı daha da yakındır. Sen onun yaratıcısı değilsin.izleyici olmayı. Denedim ama onları ben tamamladığım zaman bir şey eksik kalıyor. Küçük bir aralık bırak ki. Eylemsizlik değil. bütün ile aranda yarattığın duvar o kadar yüksek olur. olanak sağlamaktır. çünkü insanoğlunun arkasında Tanrı gizlidir. En uzaktaki filozoftur. Çünkü bu gevşemeden birçok eylem doğacaktır. O bir yapma değil. İçi boş bambuya dönüşmektir. Lao Tzu'nun. Bu her zaman böyle oldu. Mevsim gelip herşey olgunlaştıktan sonraki herhangi bir an. İşte yaratıcılık budur. Yaratıcılık tam bir gevşeme halinde olmak demektir. yaratıcılığın kendisidir. Herhangi bir şey beklemeden. Ona küçük bir yol aç. Yanında bilinmeyenden bir parça getirir. her ne ise. Tanrı tarafından ele geçirilmek. geçmişte birikmiş düşüncelerden başka bir şey değildir. İşte yaratıcılık budur. Bütünlüğün senin üzerinden akabilmesi için bir geçit olmaktır. Hayatında birçok kere ona sorulmuştur: "Neden bu şiirleri tamamlamıyorsun?" Çünkü bazı şiirlerinin bir ya da iki dizesi eksikti. DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL Yaratıcılık çok çelişkili bir bilinç ve varlık durumudur. Ego. gevşeme hali demektir. Kendinle olduğun gibi mutlu olmayı. Yanlış oluyor. Kutlama halinde olmayı. senin yaptığın bir şey olmaz. sadece içi boş bir bambuya. öteden gelmektedir. Yaratıcılık dinsel bir durumdur. . Bir şeyin senin üzerinden olmasına izin vermektir. üzerinden gelsin. bir şey olmaya başlar. bu yüzden beklemeliyim." Sadece birkaç şiir tamamladı. bir şairin Tanrı'ya bir din bilgininden daha yakın olduğunu söylüyorum. bir Buda olarak çiçek açarsın. Sen sadece bir araçsın. arzulamadan. O yüzden. Her zaman öteden gelir. O. İçinden bir şarkı akmaya başlayacak. Çünkü ne kadar çok düşünürsen. Sen olmadığın zaman Tanrı vardır. o tekrar akmaya başlayıp şiiri bitirdiği zaman bitecektir. wei-wu-wei dediği şeydir.

hayvan doğadan sapamaz. İnsanın sorumluluğu vardır. Sigmund Freud hastalarını kanepeye yatırıyordu. içinden yükselen ve sana ait olmayan şarkıyı söylediğin zaman. hem de aşmaktır. Böyle bir kapasitesi yoktur. Eğer sorumlu kalırsa ve dikey pozisyonda olursa. Derin uykuda sen de doğa ile uyum haline girersin. Bu. Milyonlarca yıl geri dönerek. Ayakta durarak uyuyamazsın. çünkü onda bilinç yoktur. Birden o sorumluluğun kayboluyor. yaratıcılığın senin aracılığınla gerçekleşmesine izin verdiğin zaman. Ancak hayatı devam ettirmek. Sen öleceksin ve çocuk yaşamı devam ettirecek. kaynakla temas kurmanın hayvani yoludur. Buda. İnsanoğlu bilinçli olarak doğa ile uyum sağlamalıdır. kendini aşmadığın sürece yeterli değildir. Hayatının hiçbir derinliği yoktur. Hayat kitabı henüz başlamamıştır." Yaratıcı olmayan bir insan. Birkaç dakika derin uyuduğun zaman. o yüzden üzerinde büyük bir sorumluluk vardır. tekrar taze ve genç olursun. Aksi halde sorumluluktan arınmadan. Hasta yatay olduğu zaman. Hiçbir sorumluluğu olmaz. sadece bir önsözdür. Zaten bu nedenden ötürü. Aşmak. aksi halde çoğumuz sadece kendimizi idame ettirmeye devam ederiz. Birden tekrar hayvan gibi olur. Ancak yatay pozisyonda uyuyabilirsin. Bundan sapmalarının imkanı yoktur. Bahauddin. Yaratıcı olduğun zaman. hastasını rahatlatmak için değil. Bilinçaltının derinliklerindeki şeyleri söylemeye . sorumsuz olmaya başlıyor. Eğer bir şey sürekli aynı durumda kalıyorsa. Topladığın bütün tozlar. tıpkı bir hayvan gibi olmalısın. ancak öteden bir şeyin gelip. O zaman hayat kanatlanır ve yükselir. ama yaşamamaktadır. Uyumak istediğin zaman. Hayatı bir hayat değil. psikanalist arkasında kalır. bu çok zor olur. Kendine sansür uygulayacaktır. doğmuştur. bilinçdışı şeyler söylemeyecektir. Ancak bu. onu göremezsin. birden bilincini kaybediyorsun.Simone De Beauvoir şöyle demiştir: "Hayat hem kendini geliştirmek. Sadece ve sadece insanın sorumluluğu vardır ve büyüklüğü buradan gelir. dünyaya paralelsin. Yataysın. Hiç kimseye. Onlar her zaman uyum içindedir. altına imza atıp "bu benim" diyemezsin. Senin derin uyku halindeki gibi yaşarlar. Hayvanlar bilinçsizce doğa ile uyum içinde olurlar. Bütün büyük mistiklerin. yatay pozisyona düşmen gerekir. Sosan. Başka hiçbir hayvan sorumlu değildir. Bir çocuk yaratıyorsun. Hepsi bu. İnsan uyumsuz davranmayı seçebilir. Evet doğru. Kaynakla temas kurmuşsundur. insan ise dikey. O yüzden derin uyku bu kadar gevşetici ve gençleştiricidir. seninle temas kurmasıyla mümkündür. Yaratıcılık aşmaktır. Bilgeliğin özü doğa ile uyum içinde olmaktır. Hasta kanepe üzerinde uzandığı zaman. o zaman yaşamak sadece ölmemektir. aşkınlık anıdır. sadece ölmüyordur. —Lao Tzu. bilinçli olarak bir şeyi söyleyip söylememeyi yargılayacaktır. Çünkü insanın bir bilinci var. Ve mucize aşma anında gerçekleşir. Hayvanlar yataydır. bütün yorgunluk ve sıkıntı kaybolur. Sanai— verdiği mesaj budur. artık sen yoksun aynı zamanda ilk kez olarak sen varsın. Doğa ile uyum içinde ol. bu yaratıcılık değildir. bu bir strateji. özellikle de bir yabancıya asla söylemeyeceği şeyler ağzından dökülmeye başlar. Ve aşmak.

Yüzeyde büyük bir eylem gerçekleşir. doğayla ve kendinle daha uyum içinde olursun. Aşmanın bir yolu daha vardır. bir süreçtir. bütün olursun. İşte bu. Ağaçlar hiç olmadıkları kadar yeşildir. Onu bir nesneye biz . tamamen çaresiz bırakmak Freudçu'ların stratejisidir. çimen ol." İşte o zaman bir ego değil. egon senin hastalığındır. Eylemsizlik üzerinden eylem. Sadece sessizlik vardır. Ama bu geriye gitmektir. olay olursun.başlar. akmaya başlarsın. evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olmak. Doğayla uyum içinde olmak. Bütün güzel durumlar paradokstan ortaya çıkar. o zaman bir şair. o da tamamen eylemdir. daha önce sana olmamış bir şeyin olduğunu göreceksin. Ego kaybolduğu zaman içindeki yara kaybolur. Bilinçaltı yüzeye çıkmış olur. Bu da. direnmeye alışkın şeyleriz. Wei-wu-wei. Ne zaman evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olursan. İçinde ve dışında müziğin sesini duyabilirsin. Buda'nın yoluyla. Bilgeliğin özü budur. Ancak yine de derinde bir ressam ya da dansçı yoktur. bastırdıkların yüzeye çıkar ve yüzeye çıktıktan sonra buharlaşır. Seni gevşetir. Bunu dene. Ayakların dans etmeye hazırdır. ya da olayların bir süreci. Hayatla ve evrenle aynı frekansta olmak. doğayla uyum içinde olmak. En üst eylemle en üst gevşeme. Kendini sorumlu hissetmediğin zaman doğal olursun ve psikoterapi buna çok yardımcı olur. O anda nereden geldiğini bilmediğin bir şarkı söylemek istersin. Bu bir stratejidir. ya da sadece hiçlik yaşanır. bodruma inmektir. Buna yaratıcılığın temel niteliği diyebiliriz. senden öte bir güce teslim olmak yaratıcılıktır. Doğayla bilinçli bir şekilde. Ve egon kaybolunca. bir ressam. tavan arasına çıkmaktır. ağaç ol. Ya da eğer bir dansçının dansını görürsen. Ne kadar yukarı çıkarsan. ancak derinde hiçbir şey yaşanmaz. o kesinlikle aktiftir. Bir ağacın yanında oturduğun zaman. Birden. Damarlarında dansın mırıltısını hissedersin. O zaman sen bir süreçsin. Yaratıcılık ikilemi budur. güller daha pembedir. buna çok güzel bir isim vermiştir. bir dansçı olursun. yaratıcılık durumudur. Sürekli akan bir nehirde oluşan girdaplarız. O yüzden yaratıcılığın bir ikilem durumu olduğunu söylüyorum. Yoğun varoluş akıntısıyla birlikte akarsın. sen artık durağan değilsin. bilinçli bir uyuma geç. Sana ait olmayan bir güce. Meditasyon yaratıcılıktır. başa dönmektir. uyum içinde olarak kendini aşabilirsin. ve her şey sanki ışık saçmaktadır. Gözlerin daha duyarlı olmaya başlar. şey değil. gerçeklik ikileminin o kadar derinine inersin. Daha doğal. Sağlıklı olmanın anlamı budur. Her şeyiyle eylemdir. Bir ressamı resim yaparken görürsen. Lao Tzu. sınırların kaybolmasına izin ver. Sigmund Freud'un yoluyla değil. Doğayla bütünleş. bir müzisyen. Bilinç bir şey değildir. Hastasını bir bebek ya da hayvan gibi. rüzgar ol. Delicesine aktiftir. Norbert Weiner şöyle demiştir: "Bizler boyun eğen şeyler değil. iyileşirsin. Psikanalizden geçtikten sonra hafiflemiş olursun.

onun olanaklarına göre. Yaptığı işte o kadar büyük bir doyum yaşıyordur ki. Yaratıcılığı öğrenmek için herhangi bir okula gitmek zorunda değilsin. Ortada ego olmadığı zaman. Temizlik yaparken bile orada bir çeşit ibadet. ünlü olmaya en ufak bir değer bile vermez. . herhangi bir arzu söz konusu değildir. Her insan yaratıcı olabilir. Gerçek hayat. egonun ölümü de gerçek hayatının başlangıcı. Eğer hepimiz ressam olursak. birkaçınız dansçı olacak ama zaten konu bu değil. Çok sayıda ressama ihtiyacımız yok. yaratıcılıktır. Küçük şeylerde yaratıcı olacaksın. Yaratıcı olduğun zaman. o zaman Tanrı onun üzerinden akmaya başlar. besleme. Bahçıvana da ihtiyacımız var. onu güçlendirip. doğal akışına izin verilmediği zaman yıkıcı olur. bir nesneye dönüşürsün. Tanımlı. O zaman. Yaratıcı olduğun zaman arzular kaybolur. hayat çok zor olur. Yaratıcı olduğun zaman hırslar kaybolur. Onun kapasitesine. çok azınız müzisyen. kendi özüyle ve bulunduğu konumla o kadar uyum içindedir ki. dua olacaktır. her şey güzeldir. O zaman bir sıkıntı olmayacak. işte o zaman ölmeye başlarsın. sen zaten olmak istediğin yerdesin. ne olursa olsun güzeldir. sınırlı. BES ENGEL Doğa herkese yaratıcı olan bir enerji verir. Bu enerji. durağan bir nesne. Tek öğrenmen gereken. Her biriniz kendi yolunda yaratıcı olacak. her şey gerçektir. kendi içine eğilip. Ünlü olmak zorunda değilsin. çok azınız şarkıcı olacak. Hepinizin birer Picasso ya da Shakespeare olacağını söylemiyorum. Bir aşçı olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. Ona "ben" dediğin zaman. Egon ölümündür. Onu destekleme. Tanrı kendi şeklini almaya başlar. İşte o zaman her şey güzeldir.dönüştürdük. Çok azınız ressam olacak. Eğer meditasyon yapıp egosuz olabiliyorsa. çiftçiye de. sadece önüne set çekildiği zaman. Her türlü insana ihtiyacımız var. egonun yok olmasına yardımcı olmaktır. Ya da sadece bir temizlikçi olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. Çok sayıda şaire ihtiyacımız yok. O yüzden ne yaparsan yap yaratıcılığın tadını alacaksın. Gerçek bir yaratıcı insan. Buna gerek yoktur.

Ben. Nehrin bir parçası olamayan bir şey. İşte ben buna teslimiyet diyorum. Nefes aldığın zaman. Etrafına kimsenin geçemeyeceği sınırlar koymaya başlar. Benliksizlik aslında benliğin yalnızca sana ait olmadığı anlamına gelir çünkü o tüm şeylerin benliğidir. "Geçmek yasaktır!" Zamanla bir mezara dönüşür. Benlik bilinci bir durağanlıktır. birden bağlarından kurtuluyorsun. bu küçük. benlik bilincin yerinde olacak ve tabii ki. mücadele ve savaşım tavrıdır. bloke edilmiş. ölü bir şeydir. sen bütüne girersin. minik benlik kaybolunca. O içine alır. Benlik bilincinde olmak. herhangi bir engeli yoktur. sana kendini sunar. O yüzden benlik bilinci ile bilinç arasındaki farkı iyi anlaman gerekiyor. Bilinç nehri doğal olarak akmamaktadır. Sen bir flüt oluyorsun ve Krishna senin aracılığınla şarkı söylüyor. Ancak benlik bilinci söz konusu olduğu zaman insan hata yapar. Hiçbir sınır tanımaz ama normalde herkes benmerkezcidir. Tek'in varoluştan ayrılma fikri bulunmamaktadır. sadece buharlaşıp kuruyan. Bir düğüm. bütün içine girer. Bu sürekli bir akıştır. varoluşun kendi merkezine ulaşıyorsun? Birden sonsuz oluyorsun. ya da ben bilincinin olmaması. Bilinçte. boş. Sen bir geçit oluyorsun.1. tekrar tekrar yenileceksin. Ortada bir ben olmayınca. varlığının etrafında bir kafes yok ve sonsuz güç. benlik bilinci ise hastalık. teslim olmama tavrıdır. Bilinç sağlıktır. Bir yerde bir şey yanlış gitmiştir. Zengin hayat. Nefes verdiğin zaman. Nehrin bir parçası olmaya direnen bir şey. asıl büyük benliğe ulaşıyorsun. bilinçsiz olmaktır ve benliksiz olmak. Elbette pis kokar. Buna ister yüce benlik de. Sen bir araç oluyorsun. Kendi varlığının etrafına levhalar diker. bilinçli olmaktır. Çünkü yaşam paylaşmaktadır. Çatışma. Bu ikilemin çok iyi anlaşılması gerekir: Benlik bilincinde olmak. Yabancı olduğu için nehir tarafından emilemeyen bir şey. İnsan sadece bütünü takip eder. Benlik bilincinde olmak. bilinçsiz olmaktır. Birey ile bütün arasında hiçbir çekişme yoktur. ölü bir varlık olur. senin üzerinden akmaya başlıyor. Tıpkı kirli bir havuz gibi. Bilinç nehrine yabancı bir şey girmiştir. Kendi minik merkezini kaybedip. daha derin bir yenilgiye yol açacak. Eğer varoluşla savaşıyorsan. BENLİK BİLİNCİ Benlik bilinci bir hastalıktır. Attığın her adım. herhangi bir engele sahip olmayan. Bilinç sonsuz hayattır. sadece ismen vardır. Herhangi bir sınırı. Denge asla kaybolmaz. ister tüm şeylerin benliği. ama asla dışarı vermez. Aynı derin birlik içinde bulunur. sürekli bir paylaşımdır. Varoluşla birdir. Kesinlikle çaresizlik öfkesine kapılacaksın. Biriktirmeye devam eder ve paylaşma yeteneğini kaybeder. En baştan itibaren . Sen de kendini bütüne sunarsın. Ve bütün de bireyin içine akar. bir kompleks oluşmuştur. Nefes alıp. Hiçbir yere gitmeden. yani ölen bir havuz. nefes verirsin. dondurulmuş bir durumdur. Tıpkı nefes almak gibi. kendine ait hiçbir şey olmayan. "ben" ya da ego fikri yoktur. şeffaf bir araç. Bütün.

onun karşısındayken asla! O yüzden eğer öfkeliysen. Büyük bir ev yapmak istiyorsun. unutma. manastır. onu kurtar!" Nasrettin Hoca koştu. O büyük saray. Etrafta toplanmış olan insanlar bağırdı. egon keskinleşir. İngilizce Monk'tır. Bütüne karşı savaşıyorsun. Onu fethetmek zorundaydık. Bunu ince bir numarayla yaratıyorsun. İnsanlar Nasrettin Hocaya koşup." Bu soruyu soran kişi. o mutsuzluğu kendin yaratıyorsun. Kendi sınırlarını tanımlayıp." Ego her zaman akıntının tersine gitme çabasıdır. Everest'e tırmanan ilk insan olan. eşin nehirden yukarı doğru gidemez ki! Nehir onu aşağıya doğru götürüyor. Bunun ne anlamı vardı? Elde edilecek ne vardı ki? Edmund Hillary'nin şu cevabı verdiği söyleniyor: "Everest fethedilmeden durduğu sürece huzur bulamayız. Everest'in fethedilmemiş varlığı bile bir meydan okuma olarak duruyor. karşısındayken asla! Sadece bütünle birlikte olursan başarabilirsin.kaybetmeye mahkumsun. o para ego için. karşında bir mücadele vardır. Aynı kökenden gelen birçok kelimenin farkında olmalısın. Mutsuzluk. Yaptığın birçok şeyi egon için yapıyorsun. çünkü çatışmadan ancak mutsuzluk çıkar. mutsuzsan. O büyük saray senin için değil. insanların neden Everest'e çıkmaya çalıştığını ve hayatlarını bu iş için tehlikeye attığını anlayamıyordu. Yalnızca Tanrı'nın yanında olursan başarabilirsin." Hoca cevap verdi: "Siz neden söz ediyorsunuz? Ben eşimi tanırım. İnsanlar zor şeyleri yapmayı sever. Edmund Hillary'e biri sordu: "Neden böyle bir risk aldınız? Çok tehlikeliydi." Ortada herhangi bir kazanç yok. çünkü kendi benliğini evrene karşı savunamazsın. İnsanlar olayları mantıklı hale sokmakta çok iyidirler. o sadece akıntıya karşı gider. bir çatışma içinde olduğunun belirtisidir. Bir rahip. monolog. egon için. İnsanlar kolay şeyleri yapmaktan hoşlanmaz. tüm varoluştan ayrı olarak varolmaya çalışan biridir. Neden? Çünkü bir zorlukla karşılaştığın zaman. bağırdı: "Eşin taşmış nehre düştü. Bu durumda dünyanın en zengin adamı olmadan nasıl huzur bulursun? Dünyanın en zengin adamı olunca ne yapacaksın? Giderek daha fazla mutsuz olacaksın. Eğer . Monopol. O yüzden sorumluluğunu başka bir şeye atma. Rahip kelimesi. Çok rahat bir hayatın olabilir ama sen para biriktirmeye devam ediyorsun. Bütün çabası bencilcedir ve kaybetmeye mahkumdur. Onları yapmadan önce iyice zorlaştırmak isterler. ayrı olarak varolamazsın. Hemen koş. Köyün içinden geçen nehir taşmıştı. Nehre atladı ve akıntıya karşı yüzmeye başladı. Kime meydan okuyor? "Egoya!" Kendi hayatını izle. Şöyle bir olay oldu: Bunun gibi bir yağmur mevsimi döneminde olmalı. "Ne yapıyorsun Hoca. Bu imkansız. O para senin için değil. kendisi olmaya çalışan kişidir. Sizden önce birçok insan tırmanmaya çalışırken öldü. Bir rahip olamazsın. Hiçbir rahip asla başarılı olamaz. Kendi evinde rahat olabilirsin. ama büyük bir saray yapmak istiyorsun.

geçmiş karmalar yüzünden mutsuz olmak zorundayım" diye düşünüyorsun. Sen ne yapabilirsin? Eğer kendini değiştirmeyi düşünmüyorsan hiçbir şey yapılamaz. sosyalistler var. senin üzerindeki yükü kaldırıyor ve "Madem öyle. Öncelikle varoluşla olan bu çatışmayı bıraktığın zaman.mutsuzlarsa. Ne geçmiş. Geçmiş hayatın karmaları seni mutsuz etmiştir. olmuştur ve sonsuza dek olmuş kalacaktır. yedek bir benlik yaratıyoruz. kavranması pek mümkün değil. Peki neden insanlar onu yaratıyor? Bunun bir nedeni olmalı. Onlar da suçu. Sana bunu açıklamak zorundayım. Sorumluluğu Hıristiyanların yaptığı gibi şeytana atabilirsin. Suçu eski hayatlara atmak kolaydır. bunun tek sorumlusu sadece ve sadece sensin. İnsanlar onu. O. Asla şu andaki sen değilsin. Freudçular. Gerçek benlik. Bütün büyük dinlerin "Egonu bırak" derken vurgulamak istediği şey budur. ne de ekonomik sistem sana yardımcı olabilir. Elini sallayarak silemezsin. daha pratik olması için. bunu fethetmekten söz ediyor. Ama her zaman başka bir şey. Hepsi saçmalık. çatışmayı bırak demek istiyorum. Sen kimin umurundasın ki? Neden bu şeytan denen şey gelip seninle uğraşsın? Sonra bir de Marksistler. Seni asıl mutsuz eden şu andaki karmaların. tasa. ya da bütünle çatışma içinde olup uyumsuzluk yaratabilirsin. anneçocuk ilişkisine atıyor. Doğayı nasıl fethedebilirsin? Sen onun bir parçasısın. kendi etrafında yaratmış olduğun gerginliklerden başka bir şey değildir. Sonra. Uyum. Ego mu? Ego nerede? Ego nedir? Sözcük biliniyormuş gibi geliyor. asla suçlu sen değilsin. komünistler. Artık onu değiştirme olasılığı yoktur. İnsanın benliksiz yaşaması çok zordur. "Ne yapabiliriz? Geçmiş yaşamlarımızdaki karmalar bizi mutsuz ediyor" diyebilirler. O yüzden. Bunu daha fazla hatırlamanı isterim. Hıristiyanlar da şeytana atıyor. temel değişim başlar. bilinmezdir. Çatışma ise endişe. o yüzden sahte bir benlik. şeytan tuzaklar kurarak seni mutsuzluğa sürüklüyor ve cehennemin derinliklerine doğru çekiyor. Geçmişini silmeye yardımcı olacak hiçbir sihir yok. Hindular sorumluluğu geçmiş karmalara atarken. o yüzden. keyif ve coşkuya neden olur. Neden şimdiye kadar beklesinler? Beklemenin bir anlamı yok. Onlar "Çatışmayı bırak" demek istiyor. "Suçlu sensin. Sen değil." Eğer mutsuzsan. psikoanalistler var. Ego. kaygı ve gerilim yaratır. çok tanıdık geliyor sana. O senin için tuzaklar kuruyor olmalı. doğal olarak derin bir sessizlik. Uyumsuzluk mutsuzlukla sonuçlanır. Bir parça bütünü nasıl fethedebilir? Bunun aptallığını görmelisin. . Bu. biraz fazla metafizik kaçıyor. hangi dünyada olursan ol mutsuz kalacaksın. Çünkü "egoyu bırak". Geçmiş değiştirilemez. ama yine de çok belirsiz. Sen ya bütün ile uyum içinde olabilirsin. Onlar insanları mutsuz edenin sosyal yapı ve ekonomik sistem olduğunu söylüyor. Kendin olarak kalmaya devam ettiğin sürece hangi ekonomik sistemde olursan ol mutsuz olacaksın. uyum ise mutlulukla. Neden herkes kendine bir benlik yaratmaya çalışıyor? İnsan kendini tanımıyor. ne sosyal yapı. Çünkü ego zaten senin çatışmacı tavrının bir yan ürünüdür. ama geçmiş yaşamlarda. İnsanlar doğayı fethetmekten söz ediyor.

bana söyle.Aslında gerçek benlik. İnsan aklının onu eline alıp kavraması mümkün değildir. bir yıla ihtiyacım var demiş. asla tam olarak öğrenilemez. Sonra yedi gün istedim. Hiçbir fark yoktur. . hiçbir zorunluluğu yoktur. kimsin diye sorduğu zaman ne yanıt veriyorsun? Adını söylüyorsun. Dış dünyada kim olduğuna dair belirli bir etiket olur." Bilge adam çok iyi yapmış. jantsız bir tekerlek gibi. Sen kendini kaldıramadığını çok iyi biliyorsun. Bilge adam gelip. O zaman insan. Gerçek benlik o kadar gizemlidir ki. C. Gidip plastik gül satın alabilirsin. bilge adam bunu düşünmek için en az bir yirmi dört saat vermeniz gerekiyor demiş. "Bir yıla ihtiyacım var da ne demek? Biliyor musun. Yirmi dört saat geçmiş ve İskender büyük bir heyecanla bekliyormuş. D. Onlar seni kandırmaz. sahte bir benlik yaratmaktır. Evet. Neden vakti boşa harcıyorsun?" Bilge adam gülmüş ve: "Üzerinde ne kadar düşünürsem o kadar bilinmez oluyor. Bilge adam gelip. Eğer adın Harry ise. Büyük İskender'in bilge bir adamı huzuruna çağırdığı ünlü bir hikâye var. bilmiyor musun? Biliyorsan. Gerçek benliği tanımak çok zordur. Tıpkı cıva gibi ele avuca sığmayan bir şey. güzel. yedi güne ihtiyacım var demiş. Yirmi dört saat boyunca toparlamaya çalıştım ama parmaklarımın arasından kayıp gitti. onun özüne ulaşamazsın. İskender ona sormuş: "Tanrının ne olduğunu öğrendiğini duydum. Tanrı nedir?" Anlatılanlara göre. Değil mi? Egonun anlamı da budur. O seni kandıramaz. Gerçek gül yetiştirmek zordur. Hiçbir önemi. aynı işlevi görür. Bunu hiç düşündün mü? Biri sana. İskender kızmış. O yüzden beni Tanrı hakkında aydınlat. benliksiz yaşamak çok zordur. O isim senin değil çünkü dünyaya bir isim sahibi olmadan geldin. Gerçek benlik bütünün benliğidir. Lütfen bana anlat. Ama en azından komşuları kandırabilirsin. İnsan kendini boşlukta hisseder. Sonra yedi gün geçmiş ve İskender sabırsızlıkla bekliyormuş. sana verilmiş bir şey ve herhangi bir isim. İşin kolayı. biliyorsundur. İnsanın evine ulaşması için çok uzun bir yol katetmesi gerekir. merkezi olmayan bir çember gibi hisseder. Ben arayış içindeyim ve insanlar senin bulduğunu söylüyor. Bu da işe yaramadı. B. Herhangi bir ismin olabilirdi. Eğer adın Susan ise iyi. Gerçekten bilge olmalı çünkü gerçek benliği tanımlamanın hiçbir yolu yoktur. Hiçbir şekilde zorunluluk taşımaz. Ne kadar çok şey bilirsem bildiğimi söylemek o kadar zorlaşıyor. Şimdi en az bir yıl gerekiyor ve ondan sonra da bir tarif yapabileceğimden emin değilim. Gerçek benlik o kadar geniştir ki. O senin mülkün değil. güzel. şayet sana Harry diyorlarsa iyi. Doğru kapıya gelinceye kadar birçok kapıyı çalmak gerekir. ama komşularını kandırır. Eğer adın Ram ise. Gizemli ve tanımsız olarak kalmaya devam eder. A. Ama insan benliksiz yaşayamaz. onu tanımlayamazsın. isimsiz geldin.

O bir araya toplanmıştır. Onu nasıl yaratabilirsin? Yaratmak için ondan önce orada olman gerekir. Bu süregelen korku varlığının içinde titremeye devam eder. insan bir yaratıktır derken bunu söylemek istiyor. Hepimiz gizemli bir hayat kaynağından ortaya çıktık. Şöyle bir hikaye okudum. çünkü o hala Tanrı'nın içinde. Yaşam boyu bir bayrak gibi taşıdığın bu sahte benlik. sahte benliktir: Yaratılmış. devenin geçtiğini nasıl bildim? Kumdaki ayak izinden değil mi?" Sonra. Öyle olmak zorunda. üretilmiştir. kendin hakkında değil. Bunlar sadece yaptığın kullanışlı numaralardır. O benliği sen yanında getirdin. Arap rehberi ile birlikte çölü geçiyordu. ufuk çizgisinde kaybolmakta olan son güneş ışınlarını işaret edip devam etti. sensin. ama sahte olduğunu biliyorsun. İnsanın kendini yaratmadığını söylüyor. ben bir doktorum. her zaman hasar görme tehdidi altındadır. Ya da kimsin sorusuna. Bunlar da ilgisizdir. organik değil. Bu tamamen konu dışıdır. bilinmeyenin içinde bir yerde gizli. Çünkü isim sadece bir etikettir. el yapımı bir benlik. üretilmiş. Hayatını bir mühendis. Aynı şekilde başka bir ailede doğmuş olabilirdin ve en ufak bir fark hissetmemiş olurdun. İnsan ölümsüz bir şeyi nasıl yapabilir? Kendisi de ölümlü olduğu için. Hayatın hakkında hiçbir şey söylemeden. bir benlik oluşturur. ateist olan Fransız. o insan yapımı olamaz. Bu sahte benlik sen değilsin. Gerçek benliğin de sana ait değil. Çok zayıf ve kırılgandır. ben ressamım gibi şeyler söyleyebilirsin. Araba sordu: "Bir Tanrı olduğunu nereden biliyorsun?" Rehber bir an için adamı süzdükten sonra yanıtladı: "Tanrı'nın olduğunu nereden mi biliyorum? Dün akşam buradan bir insanın değil de. nasıl para kazandığını söylüyorsun.pek bir fark yok. Nasıl para kazandığını ifade ediyorsun. Çünkü bu sahte benlik hakkında asla emin olamazsın. O yüzden sürekli aynı korkuyu yaşarlar. . Tanrısına dua ediyordu. soyağacını söylersin. Sonunda bir akşam. Mekanik bir şeydir. Ama varlığınla hiçbir ilgisi yok. Benliğin sana ait değil. "Kaybolabilirim! Benliğim yok olabilir. ben bir iş adamıyım. köklerin hala Tanrı'nın içinde. ben bir mühendisim. doktor ya da iş adamı olarak kazanıyor olabilirsin. Bir Fransız. "Bu ayak izi insana ait değil. belirli saatlerde sıcak kumlar üstünde namaz kılıp. Senin hakkında hiçbir şey söylemez. Herhangi bir ad sana bir başkası kadar uygulanabilirdi. annenin adını. ve insan. Hindular. Yaratıcı. Sana hitap edecekleri bir isim. hepsi bu. Çünkü seni tanımlamaz. ürettiği her şey ölümlü olmak zorunda. Sahte olduğunu biliyorsun. çünkü onu sen yarattın. Hıristiyanlar. Müslümanlar. bu gerçekten kaçmaya çalışıyor olabilirsin. Ya da babanın adını. Bu benlik. çünkü insan yapımı. gizem ve sis perdesinin derinliklerinde gizlidir. Ama bu da senin hakkında herhangi bir şey söylemez. Asıl gerçek benliğin." Benlik senin tarafından yaratılamaz. O. Ben doktorum dediğin zaman. Belirli bir ailede doğmuş olman tamamen tesadüfidir. mesleğin hakkında bir şey söylüyorsun." korkusu. Arap rehber ise her gün.

Hiçbir parça tek başına radyo işlevi göremez. Topraktan. Hepsi tamamen sahtedir. Ama bütünlüğü kendi içinden gelir. radyo bir bütün gibi işlemeye başlar. Organik bütünlüğün başlangıcı ya da sonu yoktur. Eğer gerçek benliğini biliyorsan. Sadece mekanik bütünlükler bir araya getirilir ve sonunda ölür. bu tohumlar toprakla bütünleşiyor ve bir bitki doğuyor. Annenin rahmindeki toprakta kendi çeperini toplamaya başladın. zeki olduğunu teyit edince çok mutlu oluyorsun. Eğer o senden daha güzelse. Her zaman başkalarından destek alma ihtiyacı hissedersin. sonra çeperi oluşur. Bir zamanlar herhangi bir ağaç gibi bir tohumdun. bir gün mutlaka parçalanır. Tüm parçalar bir arada olduğu zaman radyo olur. İnsan organik bir bütündür. o zaman sürekli korkacaksın. Parçalarını dükkandan satın alıp. Dışardan zorlanmıştır. güzel ve güçlü olduğuna inanabilirsin. Tohumun içindeki bütünlükten gelir. bu parçaları evde monte edebilirsin. kendine bir benlik. Biri gelip küçük bir destek verdiği . Bu sürekli üzerinde yaşamış olduğun çeper. Mekanik bütünlüğün bir başlangıcı ve bir sonu vardır. gökyüzünden. aptal insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. ne kadar güzel ya da ne kadar zeki olduğunu söyleyecek birileri. güneşten. Ve bu da sana. O yüzden aptal bir adam gelip. çirkin insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. çünkü organik bütünlük asla ölmez. gerçekte ancak aptal bir adama zeki görünebilirsin. havadan. Ancak bu bütünlük mekaniktir.Bir organik bütünlük ile mekanik bütünlük arasındaki farkı hiç gözlemledin mi? Bir araba motoru yapabilirsin. Bu ne tür bir zeka ki. Bir şekilde bir benliğe kavuşmuştur. Kendi merkezini tanıyor musun? Eğer tanımıyorsan. asla ölümden korkmazsın. Organik bütünlük ölümsüzdür. Ama şimdi o merkezi tamamen unutmuş durumdasın. bir sahte benlik yaratıyor. Eğer çirkin insanlar senin güzelliğini teyit ederse çok mutlu olursun. bir kimse olduğun duygusu veriyor. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Sen ancak çirkin bir insana güzel görünebilirsin. binlerce şey toplar. sen çirkin olursun. Dış dünyada egomuz için destek arayışına giriyoruz. aptalcadır. Mekanik bütünlükte. Seni takdir edecek. önce çeper oluşturulur ve sonra da merkez ortaya çıkar. Sürekli bu tip şeyleri sana hipnotik telkin gibi söyleyen insanlara ihtiyacın var. Ama toprağa tohum attığın zaman. Dışardan zorlanmamıştır. tabii ki ona zeki görünmeyecektin. Bu bütünlük organiktir. Ama aramaya devam ediyoruz. Önce merkez vardı ve bu merkezden yola çıkarak çeper oluştu. Ancak bu her zaman kırılgandır. seni alkışlayacak. Ve motor bir bütün olarak işlemeye başlar. çünkü herhangi bir organik bütünlüğü yoktur. Çeperde yaşıyor ve bütün hayatının ondan ibaret olduğunu sanıyorsun. Ama bir noktaya dikkat et: Her zaman başkalarına muhtaçsın. Bu ne tür bir güzellik ki. Böylece zeki. Çünkü bunların hepsi görecelidir. Monte edilmiş bir şey. Önce merkez gelir. O yüzden sahte benlik sürekli korkar. o sonsuz bir süreçtir. Aptal bir adam gelip sana ne kadar zeki olduğunu söylüyor. Ya da bir marketten radyo parçalarını satın alıp monte ettiğin zaman. Tohum büyümeye devam eder. sürekli titrer. Eğer senden daha zeki olsaydı. Ölüm korkusu da budur.

Usta güldü. Çünkü mürekkep pirinç kağıdına yayılır ve yazıyı bozar. başını olumsuzca sallıyor. Pirinç kağıt üzerinde aldatmak çok zordur. yapacak bir şey yoktur. Yalnızken hiçbir endişen yoktur. Daha öncekilerin mükemmel olmamasının tek nedeninin. Akıcı olman gerekir. Aksi halde egomuzun her zaman çökme tehlikesi vardır. Bir Zen ustası resim yapıyordu. Usta çabaladı ve çabaladıkça daha da kötü oldu. Bunun sonucunda usta giderek daha fazla hata yapıyordu. birinin takdiri ya da olumsuz eleştiri getirmesi fikri. Çoktan kaçırdın. Tuvaletinde çok daha masumsun. Daha çocuk gibisin. Çünkü herhangi bir endişen yok. hayır bu mükemmel olmadı diyordu. evet ya da hayır deme durumu. .zaman. O yüzden insanlar başkalarından bu kadar korkar. resim mükemmel olduğunda kendisine söylemesini istedi. iyi hissediyoruz. Senin varlığın. Yüzyıllar boyunca hat sanatçısının ne zaman kararsızlığa düştüğü her zaman anlaşılmıştır. bir anda tamamen değişirsin. pirinç kağıdı üzerinde yapılır. seni görecek kimse yok. Çünkü mürit ustasının mükemmel olmayan bir şey yaptığını hiç görmemişti. ama bu mükemmel! Ne oldu?" diye sordu. Ve baş müridini yanına oturtup. Eğer bir an kararsız kalırsan hemen anlaşılır. Yanındaki müridi oturmuş. Mürit geri döndüğü zaman. Artık bir daha asla rahatsız olmayacağım. O yüzden ne zaman bir şeyi aşırı yapıyorsan. Mürekkep bitmek üzereydi. "Bu bir Zen resmi değil" der. çeşitli yönlerden desteklemek zorundayız ve bu da sürekli bir kaygı yaratır. O yüzden onu sürekli. benim iç dinginliğimi rahatsız etti. kararsız kaldığın an. Japonya'da ya da Çin'de hat sanatı. Doğa mükemmeldir. Keskin göze sahip olan biri hemen. Bir an için bile durduğun an. Çünkü Zen resminin anlık ve akıcı olması gerekir. onları mükemmel yapmaya çalışmam olduğunu anladım. onu yok ediyorsun. "Usta. Asla kararsız kalamazsın." Bir şeyi mükemmel yapmaya çalışırsan mükemmel olmadan kalır. Çok hassas. Mürit dışarıda mürekkebi hazırlarken. Ancak o gün her şey ters gitmeye başladı. Doğal olarak yap. O yüzden usta müridini yeni mürekkep hazırlamaya yolladı. Ama eğer küçük bir çocuğun anahtar deliğinden baktığını fark edersen. Mürit endişeliydi ve usta da endişeliydi. Ünlü bir Zen hikayesi vardır. bir çeşit kağıdın üzerinde. O yüzden yalnızken çok daha asilsin. "Bir şeyin farkına vardım. usta sanat eserini yarattı. Artık egon söz konusudur. komik suratlar yaparak keyfini çıkartırsın. Kaçırdın. Yalnızken çok daha masumsun. her zaman mükemmel olur. Çaba ise mükemmel değildir. Aynanın önünde durur. Usta çabaladı ve çabalamaya devam ettikçe terledi. çok narin.

Nasrettin Hoca dönüp bakmış. titriyorsan. "En çok o zaman farkına varıyorum. İkimiz birden haklı olamayız. kendi kaynağını unutmuşsundur. çok güzel konuştuğunu biliyorsun. Benlik bilincine dikkat ettiğin zaman başın derttedir. Ve "sen ermişsin" dedi. Bir sabah adamın biri beni görmeye geldi." "İşte bu konuda yanılıyorsun" demiş hoca. Haklısın dedim. aslında kim olduğunu bilmediğinin emarelerini gösteriyorsun. Eşi. Kendi benlik bilincin daha henüz yuvana ulaşmadığına işaret ediyor. Akıcı değildir. somurtarak tepki vermiş. Tanrı arkandadır.Bu nedenle. "Ne zaman güzel bir kız görsen evli olduğunu unutuyorsun. hepsi mükemmel oluyor ve bir sorun çıkmıyor. İlk adam biraz endişelendi ve araya girdi. çocuklarıyla. İnsanlar sürekli konuşur. O zaman başkalarının görüşlerini aramazdın. Bu adama da haklısın diyorsun. Bunu iyi dinle: Ne zaman bir şey sergilemeye çalışırsan. Sonuçta kimse senin hakkında bir şey söylemez. Doğal olduğun zaman. Şu fıkrayı dinle: Güzel bir kız geçerken. Eğer bilseydin. egon için gıda arıyorsun. "sen şeytan gibisin" dedi. Herkes konuşmacıdır. olayları akışına bıraksan." . Kim olduğunu bilmiyorsun. İnsanlar senin hakkında bir şey söylediği zaman. Birden her şeyi unuturlar. aslında kendilerini anlatıyor. Başkalarının hakkında söyledikleri seni endişelendirmezdi. Ancak bu gücünün kendisiyle bir ilgisi yoktur. O orada otururken. Benlik bilinci olmayan bir insan güçlüdür. bana karşı olan bir adam geldi ve o da. o zaman herhangi bir sorun olmazdı. Neden korkuyorsun? Çünkü benlik bilincin devreye girdi. Bir gün şöyle bir olay oldu: Jaipur'daydım. Ne zaman korkuyorsan. Haklısın dedim. Korkunda onu unutmuşsundur. Ne zaman doğal olup. O. Benlik bilinci bir zayıflığa dönüşür. Tanrı'yı kaybedersin. Çünkü doğal değildir. Etrafındaki insanlara bakarken. Ama onları bir sahneye çıkartıp. eşiyle. birden aptallaşırlar. Sahnede bir performans göstermeye çalışıyorsun. normalde herkes çok güzel konuşur. Bunlar da insan. Benlik bilincine sahip olduğun zaman. Artık egon söz konusu." Ne zaman benlik bilincini sergilersen. aynı insanlar. öteden gelir. Çünkü ilgisi yok. aslında sadece benliğinin bilincinde olmadığını gösteriyorsun. olayları akışına bıraktığında. Konuşmaya çalışsalar bile asil olmaz. "Nasıl yani? Bana haklısın dedin. Ne oldu? Bu adamın dostlarıyla. bir şeyleri ispat etmeye çalışıyorsan. bir kalabalığa hitap etmelerini söyleyin. Ağızlarından tek bir kelime bile çıkmaz.

Ego üzerindeki tüm süslemeler ego içindir ve kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. bu ne anlama gelirse gelsin çok mutluyum. Bu durumda giderek güçsüzleşmeye. çünkü egon her geçen gün güçsüzleşmektedir. aslında kendilerini anlatıyorlar. zihnin güçsüzleşecek ve zamanla beden-zihin karışımdan yaratmış olduğun egon güçsüzleşecek. Kendim olmak beni mutlu ediyor. sağlıklı olmanı sağlamayacak. "Sadece ikiniz değil. Bu intihar etmek gibi bir şeydir. milyonlarca insan benim hakkımda haklı olabilir." Bunun üzerine adam sordu: "O zaman sen kimsin? Eğer benim yorumum. "Evet.Konuşmaya başladım. herhangi bir masrafı yok. Ama insanlar hep ucuz şeylerin peşindedir. ancak bu senin sağlığını kazanmanı sağlamayacak. "Sorununuzu çözmek için ameliyat olacaksınız. Egonu süslediğin zaman röntgene rötuş yapmış oluyorsun. çünkü hala o sahte merkezine yapışıyorsun. Ancak sen hemen korkarsın. Bizim yaptığımız da bu. Beni nasıl bilebilirler? Bu imkansız. Başkalarının sözlerinden rahatsız olmak yerine kendi içine bakman gerekir. Sürekli saygın bir insan olmaya çalışırsın ve sürekli egonu süslemeye çalışırsın. zayıflamaya başlarsın. Bedenin güçsüzleşecek. Onlar daha kendilerini tanımamış. Sürekli röntgen üzerinde rötuş yapıyoruz ve bir mucize olmasını bekliyoruz. Ameliyata gerek yok. "O zaman yirmi beş dolara röntgen üzerinde rötuş yapabilirim!" Bu ucuzculuktur! Röntgene rötuş yapmak. Istırabın devam edecek ve sen kendini kandıracaksın. her an patlayabilecek bir yanardağ üzerinde oturmuş ." Kimse senin hakkında bir şey söyleyemez." der doktor. Nasrettin Hoca'nın sırt ağrıları dayanılmaz boyutlara gelince sorunun nedenini öğrenmek için bir uzman doktora gider. Toplum tarafından övülen biri oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. İnsanın gerçek benliği tanıması o kadar ucuz değildir. onun yorumu senin şeytan olduğun ise. Altın madalyalarla donanıyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. sen kimsin?" "Ben sadece kendimim. hastanede iki hafta kaldıktan sonra altı ay evde yataktan kalkmamanız gerekir. Çünkü benim hakkımda söyledikleri her şeyle. Buna bir ihtiyaç duymuyorum. O altın madalyalar mutsuzluğunu gidermeyecek. Ama daha ucuz olduğu kesin. onlar röntgendeki rötuşlara benziyor. Kendim hakkımda bir yorumum yok. O sahte merkez başkalarına muhtaçtır ve o yüzden de sen sürekli başkalarının hakkında neler söylediğine bakarsın. Saygın oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. Söyledikleri her şey kendi yorumları. İnsanlar ne derse desin kendileri hakkında konuşur. Sürekli başka insanların izinden gidersin. Bu sana hiçbir şekilde yardımcı olmayacak. sürekli onları tatmin etmeye çalışırsın. senin ermiş olduğun ise. Sadece kendim olduğum için. Korkun giderek artacak." "Doktor. benim bunları yapacak kadar birikmiş param ok!" diye bağırdı Nasrettin Hoca.

Hiçbir arkadaşı yokmuş. Ego çok aldatıcıdır. Diğer anlamı en başta çok ilgisiz görünür ve erkeklik organı anlamına gelir. elbette. Başkalarının sana söyledikleri seni endişelendirmemeli. Ancak bir anlamda. perdelerin . Sonra düşünmüş ve. Adam deveyi satın almış ve ona binip sokaklarda dolaşmaya başlamış. İki anlamı vardır ve bu anlamlar aslında birbiriyle ilgilidir." Hikaye bu ya. Gerçeğin kendisini size göstermesine izin vermez. aptal bir insandır. "Nereden biliyorsunuz?" diye sormuş telefondaki adam. Duymak istediğini duyar. Tabii ki birden herkes onu fark etmiş ve ilgi göstermeye başlamış. Miami'deki bir pazarlamacılar toplantısına katılmış ve herkesin mutlu olduğunu. Ancak bir hafta sonra deve kaybolmuş. "Deve erkek miydi yoksa dişi mi?" diye sormuş telefondaki adam. "Evet. "Dişi mi. o aptaldır. İnsan kendini tanımalı. yorumlamak istediği gibi yorumlar ve asla gerçeği görmez. "Ben bu sorunun çözümünü biliyorum!" diye bağırmış diğer adam. tabii ki erkekti!" demiş. İlk anlamı 'aptal' demektir.olacaksın. güldüğünü ve birbiri ile ilgilendiğini görmüş. Bir akşam. Başka bir yaşam bilmezler. Bunu anladığın zaman. Ego içinde yaşayan bir insan. Aptallar sadece seksüel varlıklar olarak yaşar. "Bir deve bul ve onun üzerine binip caddelerde dolaş. Çok güzel bir kelimedir. canı çok sıkılmış bir şekilde otururken. Dinlenmene izin vermeyecek. bir başka pazarlamacıyla konuşmaya başlamış ve ona sorununu anlatmış. Kendini dünyanın zirvesinde hissediyormuş." 'Schmuck' İbranice bir kelimedir. iki anlam arasında çok derin bir ilişki vardır. İnsanlar "Devedeki şu aptala bakın!" diyordu ama adam onların devenin erkeklik organından söz ettiğini sanıyordu. tek bir dakikalık huzuru bile çok görecek. kendisinden değil. bütün enerjin bambaşka bir tarafa yönelmiş olur. Adam yanıtlamış: "Çünkü ne zaman devenin üstüne binip caddede dolaşsam. o sırada iflas etmiş bir sirk varmış ve bir deveyi satmak istiyorlarmış. insanlar 'Şu devedeki "Schmuck"a bakın!' diye bağırıyordu. Kısa sürede herkes seni fark edecek ve istediğin kadar arkadaşa sahip olacaksın. Adam çok üzülmüş ve hemen yerel gazeteyi arayarak kayıp devesi için aranıyor ilanı vermek istemiş. Eğer bir insan yaşamak olarak sadece seksi görüyorsa. Ama kimse onunla ilgilenmiyormuş. gevşemene izin vermeyecek. O yüzden 'schmuck' çok güzel bir kelimedir. erkek mi? Ben nereden bileyim?" diye bağırmış adam. Bir arkadaşım bana çok güzel bir fıkra gönderdi: Bir adam varmış ve onu kimse fark etmezmiş.

Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı ama aklında birçok düşünce vardı.. Sabah olduğunda tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. O yüzden bu perdelerden ne geçerse geçsin. Bunu adım adım incelemeye çalışalım. Hayatın olgularını görme kapasitesine ulaştığın zaman ise gerçeği bilme kapasitesine ulaşırsın. Herkes çok güçlüdür. İlk kez olarak her şeyi olduğu gibi görmeye başlarsın. Sen kendi gücünü bilmiyorsun. o başka. çünkü herkesin kökü Tanrı'ya dayanır. vazoları sürükledi. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi. Bu bir benlik bilinci öyküsüdür. yani "Büyük. Egonu bıraktığın zaman. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı. Bu dünyada bir başkası yaşayamaz. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. Bu sahte dünyalarının merkezinde ise egoları bulunur. Buna bir göz aldanması. Egolarının etrafında bir dünya yaratırlar. egonun etrafında yaratmış olduğun bütün dünyayı da bırakırsın. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. O sadece bir . Bu bunalım içinde. Olmak zorunda. bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. İnsanlar kendi yarattıkları bir zihinsel dünya içinde yaşıyor. bir 'maya' diyebiliriz. O dünyada sadece kendileri yaşar. Ne kadar küçük görünürsen görün. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. görmek istediğin gibi değil. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. Herkes çok güçlüdür. O-Nami. perdeler onu değiştirir. Aktif perdelerdir. Eşyanın tabiatına aykırıdır bu. O dalgalar olduğunu hayal et.arkasında yaşar ve bu perdeler pasif değildir. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü ve güreş sanatında çok yetenekliydi. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası." O-Nami tapınakta kaldı. Fizikçiler minik bir atomun içinde çok büyük bir enerji olduğunu söylüyor: Hiroşima ve Nagasaki atom enerjisiyle yerle bir oldu.. onu nasıl bırakacağın. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. Şimdi bir Zen hikayesi: O-Nami. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. onu kimse görememiştir. küçük değilsin. Herkesin kökü bu evrene dayanır. Ve atom o kadar küçüktür ki. ondan nasıl vazgeçebileceğin ve nasıl kurtulabileceğin hakkındadır.

Buda'nın ya da İsa'nın yaşadığı da buydu. Para peşinde koşuyorsun. Eğer bir atomda bile bu kadar enerji varsa. kesinlikle sonsuz bir enerji ve ışık kaynağı olur. Onu o kadar unutmuş olabiliriz ki. unutma mekanizmamız kocamandır. Hepimiz okyanusun büyük dalgalarıyız. her zaman köşe başında seni bekliyor. ama bunun dışında nefes aldığını anımsayan olur mu? O yüzden insanlar sadece başları derde girdiği zaman Tanrı'yı hatırlar. artık okyanusun ne olduğu hakkında bir fikrimiz bile kalmamış olabilir. Sonsuz enerjisi var.varsayımdır. bir çıkarımdır.. okyanus olmadan varolamaz. kuvvet peşindesin. coşkuyla varoluşu insanlandırır. . bir de insanı düşün. Bunu unutma. Prestij ya da siyasi otorite peşine düşüyorsun. Sen yanlış yerde arıyorsun. Biz bunu unutmuş olabiliriz ama okyanus bizi unutmamıştır. Unuttuğun zaman da gücünden düşüyorsun. Sürekli unuturuz. okyanus arayan bir okyanus. Tanrı. Okyanus dalga olmadan varolabilir. Ve bizim unutma fabrikamız çok iyi çalışır. Aksi halde. Aslında neyi arıyorsun? Güç ve iktidar arıyorsun. İnsan bunu unutuyor. varoluşun kaynağına dayanır. Çok bariz olan şeyleri çok kolay unuturuz. Dalga. Aslında neyin peşindesin? Kudret peşindesin. Nefes aldığını hatırlıyor musun? Ancak bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. okyanusun dalgalanmasından başka bir şey değildir. O-Nami. O kadar küçük olmasına rağmen çok büyük bir enerji barındırıyor. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi. o dalga hala okyanusun içindedir. O sadece okyanusun kendi varlığında yaşadığı coşkunun sonucudur. Kimse atomu görememiştir. coşkusuyla dünyayı insanlandırır. İnsan zihni bunu unutmaya meyillidir. nefes alamadığında ya da başka bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. sana kendinden bile daha yakındır. o zaman çok zayıf olur. oyun oynuyor. Milyonlarca insanın yaptığı bu. Her zaman elimizin altında olanları çok kolay unuturuz. Nezle olduğun zaman. kim hatırlar ki? Tanrı sana nefesinden bile yakındır. Bize çok yakın olan şeyleri çok kolay unuturuz. Hafızamız minicikken. Eğer bir dalga okyanusu unutsa ve ondan bihaber bile olsa. İnsan içindeki bu küçük bilinç alevine ne demeli? Eğer bir gün bu küçük alev parlarsa. Zayıf olduğun zaman ise güçlü olmak için bazı suni yollar peşinde koşmaya çalışıyorsun. Tanrı. varlık değil. O bir süreçtir. Eğer dalga bunu unutursa. Ama yine de okyanusun içindeyiz. Bilimin günümüzde emrinde olan bütün o karmaşık cihazlara rağmen. Ancak bu güç sadece dalga kendisinin büyük ve sonsuz bir okyanusun parçası olduğunu bilirse ortaya çıkabilir. Herkes sonsuz kudrete sahiptir çünkü herkes sonsuz derecede kutsaldır. onunla ne yapacak? O-Nami. O. Çünkü dalga. Aslında güç.... atomu görebilen olmamıştır. Herkes güçlüdür çünkü herkesin kökü Tanrı'ya.

okyanus olduğunu unutuyor. O güreş sanatında çok yetenekliydi. Bu özlü sözü unutma: Kendi benliğini hatırladığın zaman. senin doğan ile Tanrı'nın doğası aynı. Ve sen de bir balık gibi değil bir dalga gibisin. Birini dikkatle dinlediğin zaman kendini unutursun. Ancak. Ancak çok az sayıda insan Tanrı'yı anımsama yeterliliğine sahiptir. Dinlemek edilgenliktir. Eğer kendini unutamazsan. artık dalga olduğunu nasıl hatırlayabilir? Sadece birini anımsamak mümkündür. Ama seni Tanrı'nın dışına atmak mümkün değildir. Dalga. Tanrı. Dalga kendini ya dalga olarak düşünebilir ya da bir okyanus olarak. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası. Ama sadece özel bir ortamda. Sen tıpkı Tanrı gibisin. okyanus olduğunu bildiği zaman ise. kendini dalga olarak görmeye başladığı zaman. çünkü özel antrenmanda kendi benliğini unutmayı başarabiliyor olmalı. İşte o zaman çok güçlü. Çünkü hiç uzak kalmadığımız birini hatırlamak çok zordur. egosunu tamamen unutuyor olmalı. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. o isim etrafında bir araç yaratıyor. O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. "Büyük Dalgalar" olduğunu öğrenince. Balığı karaya çıkartıp. Eğer benlik . Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti." diyor. herkes için araç yaratabilecek bir insandır. işte o zaman balık bilir. kıyısız bir okyanustur. kendini tamamen unutmak demektir.. Adama bakıyor ve isminin O-Nami. Okyanustaki bir balık okyanusu unutuyor. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi.Hiç dikkat ettin mi? Eğer bir şeyin yoksa. İnsan ancak o zaman dinleyebilir. Tanrının mabedine girmenin en temel sırlarından biri dinlemektir. Benlik bilinci bir zayıflıktır. o zaman dinlemiyorsun demektir. o zaman balık hatırlar. sıcak kumların üzerine at. Bu bunalım içinde. Dinlemek." Bir usta. ikisini bir arada hatırlayamazsın. bu imkansız. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. Sadece adının O-Nami olduğunu öğrenince. Halk önünde ise benlik bilinci çok artıyor ve zayıflıyor. Tanrı'yı unutursun.. kendi benliğini unuttuğun zaman ise Tanrı'yı hatırlarsın. onun bir kıyısı yoktur. Dalga. Bir ustanın tek bir belirli aracı olamaz. Tanrı kaybedilemediği için onu anımsamak çok zordur. Bu hikayedeki güreşçinin ismindeki simgesel anlam buradan gelir. Özel ortamda kendi benliğini. ikisini birden hatırlayamazsın. Sahip olduğun zaman da unutur ve kanıksamaya başlarsın. Kendini unutmak ise kudrettir. "Senin adın Büyük Dalgalar. sürekli aklındadır. Bu bir Gestalt'tır.

Eğer birine üç saniye boyunca bakarsan sorun olmaz. Başını sallayabilir. çünkü saldırganlık enerjini alır. O dalgalar olduğunu hayal et. o yüzden gözlerini dinlendirmek için sürekli kırpman gerekir. Sadece dinle. dalgalarla aynı frekansa geç.. saldırgan olma. Dişi olursun ve iç evine ulaşmak için dişi olmak zorundasın. dinlemezsin. o dalgalar olduğunu hayal et. Krishnamurti sürekli doğru dinlemeyi vurgular. Saldırganlık yorar. Ve sonra. Birine baktığın zaman. Tanrı'ya ulaşmanın tek yolu. "Denizin dalgalarını dinle" dedi Zen ustası. Ancak bir insanı dinlemenin sınırı yoktur çünkü kulaklar başkasının alanına giremez. Belirli bir sınır vardır. sürekli yorulursun. Bundan fazla olduğu zaman. Çünkü müzik kulaklarını daha canlı. Sadece birer delik. Sürekli göz kırparsın. duyarlı ol. gözlerin ise daha erkeksidir. Gözler aslında birkaç dakika bile açık kalamaz. buna dayanılır. Dinlemek edilgen olma sanatıdır. daha hassas kılar. Tanrı'ya saldırgan işgalciler ya da fatihler gibi ulaşamazsın. Çünkü edilgenlikte ego varolamaz ancak bir çatışma durumunda varolabilir. Dişil bir alıcılığa sahip olmaktır. Dinlediğin zaman sadece bir geçit olursun. Onlar günde yirmi dört saat. gözler ise Yang'ın. Hiç dikkat ettin mi? Kulakların bir geçitten başka bir şey değil. dinlediğin zaman ise duyarlısın." Usta ona kendi egosunu unutması için bir araç vermektedir. yılda üç yüz altmış beş gün açıktır. Yin. bakmıyorsun: Karşındakini süzüyor. Kulaklar her zaman dingindir. Duyarlı olduğun zaman hayal gücün birden inanılmaz güçlü olur. herhangi bir aktiviteye girişmeden dinle. İkinci adım bu. Artık tamamen sessiz ve duyarlı olduğunu hissettiğin zaman. bir rahim. Tanrı'nın sana ulaşmasının tek yolu ona içinde yer açmandır. İlki. Psikologlar buna üç saniye diyor. onun alanına giriyorsun. Kulaklar Yin'in parçasıdır. saldırgan tavır sergilersin. kulakların dinlenmeye ihtiyacı yoktur. Onlar sadece olduğu yerde kalır. İlk adım duyarlılıktır. O yüzden birçok dinde dua öncesinde müzik dinlenir. Kulakların gözlerinden daha dişidir. onu rahatsız etmeye başlıyorsun. Herhangi bir yorum yapmadan. Duyarlı olduğun zaman ise o dalgaların içinde eri. sadece dinliyormuş gibi yaparsın. Mahavira dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. yani edilgen olduğun zaman kapı açılır ve sonra beklersin. . Kulaklar semboliktir. bir alıcı. İnsanın daha fazla kulak ve daha az göz olması gerekir. Yapacak başka bir şey yok. daha doğru nitelemek gerekirse. hepsi bu. Farkında mısın? Geceleri gözler dinlenmeye ihtiyaç duyar. Nedeni hakkında hiçbir fikir sahibi olmadan dinle. "O dalgalar olduğunu hayal et!" "Önce dinle. bazen evet ya da hayır diyebilirsin ama dinlemiyor olursun..bilincin devredeyse. Buda dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. Gözlerin dinlenmeye ihtiyacı vardır. O yüzden birine çok uzun süre bakmak kaba ve görgüsüz bir davranıştır.

Zen ustası O-Nami'ye "O dalgalar olduğunu hayal et" dediği zaman şunu söylüyordu: "O zaman yaratıcı olursun. Muhteşem bir hayal gücü. hayal güçleri çok yüksek olur. Elbette. senin gerçekliğin olur. Şimdi. Şimdi sıra dalgalarda: . Aradaki fark kayboldu. birçok yaşam boyu arzuladığın o an gelecektir. duyarlı insanlar hayal gücü yüksek insanlardır." Bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. dünyanın Tanrı'nın rüyası. en başta çok zorlandı. Hayal gücü. Artık hayalindeki dalgalarla gerçek dalgalar arasında bir fark kalmamıştı. Çok sabırlı bir adam olmalı. Ama o devam etti. Bunlar şairlerdir. Ağaçların yeşilliğini görebilen insanlar. bu kadar çok dünya. öyle değil mi? Şu dünyaya bir baksana! Bir düşün! Ne kadar hayal gücü yüksek bir yaratıcı. "Oyuncağım nerede?" diye ağlar. Dünyaların ötesinde dünyalar. dansçılardır. bu kadar çok kelebek. O bir ayrım bilmez. Rüya ile uyanıklık arasında bir fark görmez. Sonra bir an geldi. Ancak sabırlı olmak gerekir. Tanrı'nın müthiş bir hayal gücü olmalı. bu kadar çok nehir ve bu kadar çok insan. Onun hayal gücünü bir düşün! Bu kadar çok yıldız. bu kadar çok çiçek. Tanrı'ya en çok yaklaştığın an olmalı. Gerçeği tek olarak bilir. hayal gücü olduğunu söyler. rüyasında gördüğü bir oyuncağı ağlayarak tekrar istediğini görebilirsin. hiç bitmeyen. Sadece bir çocukta bu yetenek vardır. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı.. çocuk gibi olursun. bu giderek büyüyenler gerçek okyanus dalgaları değil." O-Nami tapınakta kaldı. Onlar derin bir duyarlılık içinde evreni emiyor ve sonra bu emdiklerini hayal güçlerine döküyorlar. Tekrar küçük bir çocuğa dönüşmüş durumda. Çok duyarlı olduğun zaman. en ufak bir saldırganlık sergilemeden ağaçların yeşilliğini içebilen insanlar. hayal ettiğin her şey gerçekleşir. Eğer ısrarcı olursan. Artık neyin ne olduğunu bilmiyor. Sabahleyin bir çocuğun. o güzelliği bir sünger gibi emebilen insanlar çok yaratıcı olur. Sen onun sadece bir rüya olduğunu söylersin ama o yine de "Peki şimdi nerede?" diye sorar. sürekli peşinden gidersen. Doğu'da Hindular. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. bu kadar çok ağaç. O rüya görüyor ve sen o rüyanın bir parçasısın. Ve egonu tamamen bıraktığın zaman o kadar esnek olursun ki. Neyin rüya. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı..Edilgen insanlar. müzisyenlerdir. Aklında birçok düşünce vardı. Dünya aslında onun hayal gücüdür. ressamlardır. O zaman hayal gücün. Bu doğal bir şey. Önce duyarlı olursun ve sonra yaratıcı olursun. neyin gerçek olduğunu bilmiyor. kendi açılarından hiçbir saldırganlık sergilemeden.

Bir Buda olmuştu! Bir gün Bodhi ağacı altında Buda'nın yüzünde beliren hafif tebessümün aynısı ONami'nin yüzünde oluşmuştu. Egonu taşıdığın sürece başarısız olmaya mahkumsun. İşte o tebessüm buydu. sezgisel.Gece ilerledikçe içindeki o dalgalar giderek büyüdü. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. Buda'nın ayaklarının ucunda dururdu. Akmaya başlarsın. Çünkü artık enerji onun değil. hayal gücü. O-Nami'ye oldu. Bu tamamen onun varlığının farklı bir boyutunda yaşanıyordu. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi." diyebilirdi. Tüm yaşam bütüne aittir. yaratıcılığının kapısını açmıştı. Ona ister Tanrı de. Buda'nın ayak ucuna değer ama daha ileri gidemezdi. vazoları sürükledi. Bizler sadece yüce bir ağaç üzerindeki yapraklarız. yolunda sana çok yardımcı olmuş o ayakların bile gitmesi gerekiyor. Böyle bir şey gerçekte olmadı. O artık dalgalar değil. Unutma: O sırada sen tapınakta olsaydın. Egonu taşıdığın sürece zayıf kalacaksın. Sabah olduğunda. Egonu bıraktıktan sonra. Dalgalar giderek büyüdü. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu. rüya boyutunda. Sabah olduğunda. Birinin gelmiş olduğunun tebessümü. diğer yapraklarla kavga ediyor. Bu da yetmedi. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. O zaman "Bu kadar yeter! Buda sürükleniyor. çocuksu ve masum boyutuyla. eve dönmüş olmanın tebessümü. yaratıcı olmuştu. insanın ölüp de yeniden doğduğu anki tebessüm. Hayal gücü bin bir taç yapraklı nilüfer gibi çiçek açmıştı. Bu çok güzel! Bir Budist'in Buda heykelini sürüklenirken hayal edebilmesi çok zordur. duyarlı olarak. okyanusa doğru akarsın. hepsinin kendine düşman olduğunu düşünüyor. o kapı da bir engele dönüşür.. O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu.. Eğer tek başına yaşamaya çalışıyorsan. Ben ne yapıyorum? Hayır. Bir okyanusu nasıl yenebilirsin? Ancak dalgaları yenebilirsin.. sadece aptallık ediyorsun. bütün başarısızlıkları. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. köklerle kavga ediyor. Egonu bırak ve sonsuz kudret üzerinden akmaya başlasın. Canlanırsın. O. artık dalga olmayacağım. Şiir. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Buda'ların da sürüklenmesi gerekiyor çünkü eğer sen kapıya yapışırsan. vazoları sürükledi. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı. erimeye başlarsın. Sadece bu kadar da değil.. Eğer dinine çok bağlı olsaydı. bütün yenilgileri. bu sadece O-Nami'ye oldu. duyarlı. o noktada hayal gücünden anında sıyrılırdı. Ama unutma: Bir gün. Artık o yoktu. bütün hüsranları bırakmış olursun. aynı zamanda ağaçla kavga ediyor. Tıpkı bir ağacın üzerindeki yaprağın tek başına yaşamaya çalışması gibi. O artık O-Nami değil. dalgaların tapınağa dolmasını falan görmezdin. Dalgaları dinleyerek. okyanusun kendisi. Hatta bronz Buda heykelini bile sürükledi. . Egonu bıraktığın zaman bir nehre dönüşürsün.

gerçeği. Şaşkın. ne yaptın? Tam on iki tane birbirinin tıpkısı insan var ve benim sadece birini getirmem gerekiyor. etrafa baktı ve ortaya seslendi: "Bayım. Nasıl seçim yapacağım?" Tanrı güldü. Kavga etmeye gerek yok. Sonuçta Tanrı yap diyorsa yapacaktı. ne istersen de." Adam saklandığını tamamen unutmuş. bir insanın heykelini yaptığı zaman onu gerçek insandan ayırmak çok zor oluyormuş: O kadar canlı. Böyle bir şey ilk kez başına geliyormuş. gözlerine inanamamış. ortaya çıkmış ve "Ne hatası?" demiş. on bir heykeli arasında durmuş ve nefesini tutmuş. Azrail. yani müthiş bir sanatçı varmış. Tanrı hiçbir zaman iki insanı aynı yaratmazdı. ama bizler sonsuz hayat ağacının üzerindeki küçük yapraklarız. O sadece özgün çalışır. araya kopya kağıdı koymazdı. her zaman bir eşsizlik bulunurdu. Ne olmuştu? On iki kişi birbirinin tamamen aynısı olabilir miydi? Şimdi kimi götürecekti? Sadece bir tanesini alabilirdi. Azrail'i yanına çağırdı ve kulağına gizli formülü. o kadar hayat dolu heykeller yapıyormuş. Kendi heykelinden tam on bir adet yapmış ve ölüm kapısını çalıp Azrail içeri girdiği zaman. gerçek olmayanla ayırt etmenin yolunu fısıldadı. MÜKEMMELİYETÇİLİK Çok güzel bir hikâye duydum: Bir zamanlar muhteşem bir heykeltıraş. Tanrı. Çok başarılı bir iş çıkarmışsınız ama bir noktayı kaçırmışsınız. tek bir şey dışında hepsi mükemmel. Azrail sordu: "Peki nasıl işe yarayacak?" "Endişe etme. Eve dönmenin tek yolu teslim olmak. endişeli ve gergin bir şekilde döndü ve Tanrı'ya sordu: "Tanrım. Tanrı hiçbir zaman üretim hattı gibi çalışmazdı.bütünlük de. Bu konuda uzun süre düşünmüş ve bir çözüm bulmuş. işe yarayacağından emin olamadan gitti. Azrail bir karar veremedi. 2. bu durum onu çok korkutmuş ve o da her insan gibi ölümden kurtulmak istemiş. Bir astrolog ona ölümünün yaklaştığını. Azrail çok şaşırmış. Sanatı o kadar mükemmelmiş ki. Odaya girdi. ona gizli şifreyi verdi ve "Sanatçının kendini heykelleri arasında sakladığı odaya git ve orada bunu söyle!" dedi. Bir tane hata var. Tabii. ressam. Git ve bunu dene!" diye yanıtladı Tanrı. kısa bir süre sonra öleceğini söylemiş. .

Azrail gülmüş. "Yakalandın! Tek hatan buydu: Sen kendini unutamazsın. Haydi, beni izle!" Normalde, sanatçılar dünyanın en egoist insanlarıdır. Ama o zaman gerçek bir sanatçı değildir. Sanatı kendi egosunu tatmin için bir araç olarak kullanmıştır. Sanatçılar çok egoisttir. Sürekli kendilerini över ve birbirleriyle kavga ederler. Hepsi kendisinin gelmiş geçmiş en büyük sanatçı olduğunu düşünür. Ama bu gerçek sanat değildir. Gerçek sanatçı sanatı içinde tamamen yokolur. Bu diğer insanlar sadece birer teknisyendir; ben onlara sanatçı değil teknisyen diyeceğim. Ben onlara yaratıcı değil, sadece oluşturucu diyebilirim. Evet, bir şiir oluşturmak bir şeydir, bir şiir yaratmak ise oldukça başka bir şey. Şiir oluşturmak için insanın dil, gramer ve şiir kurallarını bilmesi gerekir. Kelimelerle oynanan bir oyundur. Eğer oyunu iyi biliyorsan şiir yazabilirsin. Pek şiirsel olmaz ama şiir gibi görünür. Teknik olarak mükemmel olabilir ama sadece bir gövdesi olur, ruhu eksik kalır. Ruh ancak sanatçı sanatı içinde kaybolduğu zaman ortaya çıkar, artık ondan ayrı değildir. Ressam öyle bir hiçlik içinde resim yapar ki, resmi kendi yapmadığı için altına imza atarken bile suçluluk duyar. Yarattığı şeyi bilinmeyen bir güç onun üzerinden yapmıştır. Ruhunun teslim alındığını bilir. Çağlar boyunca gerçek sanatçıların yaşamış olduğu deneyim budur: Ruhunun ele geçirildiği duygusu. Sanatçı ne kadar büyükse, bu duyguyu o kadar yoğun yaşar. Ve en büyük sanatçılar, Mozart, Beethoven, Kalidas, Rabindranath Tagore gibi en büyük sanatçılar, kendilerinin içi boş birer bambu olduğundan ve varoluşun onların üzerinden bir şeyler yarattığından en ufak bir kuşku duymaz. Onlar sadece bir flüt oldu ama şarkı onlara ait değil. Onların üzerinden akmıştır ama bilinmeyen bir kaynaktan gelir. Onlar sadece engel çıkarmamıştır. Tek yaptıkları budur. Ama onlar yaratmamıştır. İkilem budur. Gerçek yaratıcı, kendisinin hiçbir şey yaratmadığını, varoluşun onun üzerinden çalışmış olduğunu bilir. Varoluş onu, ellerini, varlığını ele geçirmiş ve onun üzerinden bir şey yaratmıştır. O sadece bir araç olmuştur. Gerçek sanat budur. Sanatçının yok olduğu eserdir. O zaman ortada ego sorunu kalmaz. O zaman sanat bir din olur. O zaman sanatçı bir mistik olur. Sadece teknik olarak yetkin değil, varoluşsal olarak da özgün. Sanatçı işinin içinde ne kadar az olursa, sanatı o kadar mükemmel olur. Sanatçı tamamen yok olduğu zaman ise, yaratıcılık tam mükemmelliğe ulaşır. Bu ters orantıyı sakın unutma. Sanatçı ne kadar çok çalışmasının içindeyse, çalışması o kadar az mükemmel olacaktır. Eğer sanatçı çalışmasının çok fazla içindeyse, o zaman çalışması rahatsız edici olur, sinir bozar. Sadece ego olur. Başka ne olabilir ki? Ego bir hastalıktır. Bir şeyi daha hatırlaman gerekir: Ego her zaman mükemmel olmak ister. Ego her zaman başkalarından daha yüksek ve iyi olmak ister; yani mükemmeliyetçidir. Ancak, ego üzerinden mükemmelliğe ulaşmak asla mümkün olmadığı için çaba harcamak bile saçmadır. Mükemmellik ancak ortada ego yokken mümkündür. Ego olmayınca insan zaten mükemmelliği düşünmez. O yüzden gerçek sanatçı asla mükemmelliği düşünmez. Mükemmelliğin ne olduğu hakkında fikri yoktur. O

sadece kendini teslim eder, iyice bırakır ve ne olacaksa olmasına izin verir. Gerçek sanatçı, bütünleşmeyi düşünür, ama mükemmelliği aklına getirmez. O, sanatının tamamen içinde olmak ister; hepsi bu. Dans ettiği zaman, dansının içinde kaybolmak ister. Orada olmak istemez. Çünkü dansçının varlığı, dansta pürüz yaratacaktır. O asalet, o akışkanlık bozulacaktır. Dansçı orada olmadığı zaman, bütün kayalar kaybolur, sessiz bir akış yaşanır. Şurası kesindir ki gerçek sanatçı bütünleşmeyi düşünür: Nasıl bütün olacak? Ama asla mükemmelliği düşünmez. Ve sonuçta, bütün olanların güzelliği mükemmeldir. Mükemmelliği düşünenler asla mükemmel, asla bütün olamaz. Tam aksine, mükemmelliği ne kadar çok düşünürlerse, o kadar nevrotik olurlar. Onların idealleri vardır. Sürekli kıyaslarlar ve sürekli kısa kalırlar. Eğer bir idealin varsa, o ideal gerçekleştirilmeden kendini mükemmel olarak göremezsin ve o zaman sanatınla bütünleşemezsin. Örneğin, eğer Nijinsky gibi bir dansçı olmayı düşünüyorsan, o zaman dansınla nasıl bütün olacaksın? Sürekli bakıyor, kendini izliyor, geliştirmeye çalışıyor, hata yapmaktan korkuyorsun. Bölünmüş durumdasın. Bir parçan dans ediyor, bir diğer parçan yargılıyor, seni dışardan izleyip; yargılıyor, eleştiriyor. Bölünmüş durumdasın. İkiye ayrılmışsın. Nijinsky mükemmeldi, çünkü o bir bütündü. Dansı sırasında insanlar onun sıçrayışlarına inanamazdı. Bilim adamları bile inanamazdı. Öyle bir sıçrardı ki, sanki yerçekimi yasasına karşı gelirdi. Tekrar yere inerken bir tüy gibi hafifçe inerdi. Bu da yerçekimi yasalarına aykırıydı. Sürekli bu konuda soru soruldu. İnsanlar konuştukça, bu olay zihnine kazınmaya başladı. Ama bu sefer de giderek kayboldu. Hayatında bir an geldi ve tamamen yok oldu. Bunun tek nedeni artık bilinçli olarak yapmaya çalışmasıydı. Bütünlüğünü kaybetmişti. Sonra anladı. Neden kaybolduğunu anladı. Gerçek Nijinsky'nin dansı içinde, tamamen kaybolduğu anlar olurdu. O tam gevşeme içinde, insan farklı bir dünyada, farklı yasalara göre işlemeye başlar. Sana bilim adamlarının er ya da geç keşfedeceği bir yasadan söz edeyim. Ben buna, asalet yasası diyorum. Üç yüz yıl önce bilinmeyen yerçekimi yasası gibi bir şey. Bilinmeden önce bile işlemekte olan bir şey. Bir yasanın işlemesi için bilinmesi gerekmez. Yasa her zaman işlemiştir; Newton ve ağaçtan düşen elma ile hiçbir ilgisi yok. Elma Newton'dan önce de düşerdi. Newton keşfettikten sonra elmalar düşmeye başlamadı. Yasa oradaydı. Newton sadece onu fark etti. Tıpkı bunun gibi bir başka yasa daha var: Asalet yasası. Bu yasa yükseltir. Yerçekimi yasası her şeyi aşağı çekerken, asalet yasası yukarı doğru kaldırır. Yogada buna devitasyon denir. Belirli bir yok olma halinde; belirli bir sarhoş olma halinde; kutsal ile sarhoş olunca; belirli bir tam teslimiyet halinde; egosuzluk içinde bu yasa işlemeye başlar. İnsan hafifler. Ağırlıksız olur. Nijinsky'nin olayında olan da buydu. Ama "sen" bunu yaptıramazsın. Çünkü eğer "sen" oradaysan, bu gerçekleşmez.

Ego, boynuna bağlanmış bir kaya gibidir. Ego yokken, ağırlıksız olursun. Bunu bazen kendi hayatında hissetmedin mi? Bazı anlarda içinin hafiflediğini hissedersin. Yürürken sanki ayakların yere basmaz. Sanki havada yürürsün. Keyif anlarında, dua anlarında, meditasyon anlarında, kutlama anlarında, sevgi anlarında. Ağırlıksız olursun, hafiflersin. Ben sana er ya da geç bilimin bunu keşfedeceğini söylüyorum. Çünkü bilim, belirli bir prensibe inanır: Karşı kutuplar prensibi. Hiçbir yasa yalnız olamaz. Mutlaka karşıtı olmalıdır. Elektrik tek bir kutupta işleyemez. Pozitif ve negatif iki kutup gerekir. Onlar birbirini tamamlar. Bilim, her yasanın onu tamamlayacak bir karşıtı olduğunu bilir. Yerçekimi kuvvetinin de onu tamamlayacak bir karşıt yasaya sahip olması gerekir. O yasaya ben "asalet" diyorum. Gelecekte başka bir isimle anılır. Çünkü eğer bilim adamları onu keşfederse, ona asalet adını vermezler. Ama bu, bana en mükemmel isimmiş gibi geliyor.

3. AKIL Çağdaş zihin, kendi içinde çelişkili bir terimdir. Zihin asla çağdaş olamaz, o her zaman eskidir. Zihin geçmişten başka hiçbir şey değildir. Zihin hafıza demektir. O yüzden çağdaş zihin olamaz. Çağdaş olmak için zihinsiz olmak gerekir. Eğer anını yaşıyorsan, o zaman çağdaşsın. Peki o zaman zihninin yok olduğunu görmüyor musun? Hiçbir düşünce hareket etmez, hiçbir arzu yükselmez. Sen geçmişten kopmuşsundur. Ve gelecekle de bağın kalmamıştır. Zihin asla özgün olamaz. Hiçbir zihin özgün, taze ve genç değildir. Zihin her zaman eski, çürümüş ve bayattır. Ama bu kelimeler kullanılıyor, tamamen farklı anlamlarda kullanılıyor. Hatta anlamlı olmaları sağlanıyor. 19. Yüzyıldaki zihin farklı bir zihindi. Onların sordukları soruları sen sormuyorsun. 18. Yüzyılda çok önemli olan sorular şimdi çok aptalca geliyor. "Bir iğnenin ucunda kaç tane melek dans edebilir?" Ortaçağ'ın en önemli teolojik sorularından biri buydu. Şimdi bunun önemli bir soru olduğunu düşünecek kadar aptal birini bulabilir misin? Bu soru büyük din bilginleri arasında tartışılıyordu, sıradan insanlar tarafından değil. Büyük profesörler bu konuda tezler yazıyor, konferanslar düzenliyorlardı. Kaç tane melek? Kimin umurunda? Bu tamamen ilgisiz bir şey. Buda'nın döneminin büyük sorusu, "Dünya'yı kim yarattı?" olmuştu. Yüzyıllar boyunca devam etti. Artık çok daha az kişi dünyayı kimin yarattığı ile ilgileniyor. Evet, böyle eski kafalı insanlar var ama bu tip sorular bana nadiren soruluyor. Buda ise, bu soruyla her gün karşılaşıyordu. Birinin bu soruyu

Zihin tekrar edicidir. Harika bir adam. Zihinsizlik netliktir. gelecek için yaşamaz. plastik bir kavram üretmişlerdir. Biri diğerinin hamile olduğunu görüp sormuş. çağdaş zihin denen bir şey yoktur. O. maceraperest bir yaşam gerektirir. Bu anlamda zihin. çağdaş bir zihin. Modalar gelip geçer. O zaman zeka büyür. saflıktır. Sürekli bir döngü içinde yaşar. hem de mahrem bölge anlamına gelir.) "Hayatım ne kadar çağdaşsın!" Bu anlamda bir çağdaş zihinden söz edilebilir. Gerçekten yaşayan insan ise. Aman şekerim. Sadece içinde bulunduğu anı yaşa. Zekanın yerine geçer. Bilinmeyen yüzünden kendini güvensiz hisseder.sormadığı tek bir gün bile geçmemiş olmalı. Her zaman son söz kendine ait olurdu. Zihin bir mekanizmadır. İnsanlar bilinmeyenden korkar. masumiyettir. O kendiliğindendir. aynı bilgiyi tekrar eder. çağdaş zihin denilen bir olgu var. İki yüksek sınıf İngiliz bayan. gerçek yaşamın yoludur. Aynı bilgiyi tekrar tekrar çiğnemeye devam eder. Aksi halde. haşır neşir olduklarının ötesine gitmek istemezler. Akıl. Bu anlamda. o zaman değişimler vardır. daha önce gidilmemiş denizlere yelken açmaya ihtiyaç duyar. anını yaşayan insandır. Zihinsizlik. gerçektir. dünyanın her zaman olduğunu. final olurdu. Kocadan eşine: "Bu akşam dışarı çıkmıyoruz dedim ve bu yarı final!" Şimdi bu. sahte. Modern zihin diye bir şey olamaz. keskinleşir." ' Hamile olan yanıtlamış: "Evet. Dünyayı kim yarattı? Buda. Zeka. Londra'da alış veriş yaparken tesadüfen karşılaşmış. Her an bilinmeyenle karşılaştıkça büyüyebilir. En modern zihin bile hala geçmişe aittir. Geçmişte yaşamaz. Her zaman bilinmeyene. "Sadece privates. Her şey o andır. İngilizce'de hem rütbesiz asker. olağanüstü bir cesaret. bu ne sürpriz! Anlaşılan son görüştüğümüzden beri evlenmişsin. Onu bilgiyle beslersin." (Ç. Gurka Bölüğünde subay.N. Şimdi kimsenin umurunda değil. Çok nadiren bana dünyayı kim yarattı sorusu sorulur. Eğer modayı düşünürsen. Ama temelde zihin geçmişe aittir. Bu insanlar tatmin olmuyordu." Soruyu soran dehşete düşmüş: "Bir Gurka mı? Onların hepsi siyah değil mi?" "Hayır" diye yanıtlamış. bu kendiliğindenlik zihinsizliğin güzel kokusudur. Bilmenin ve olmanın gerçek halidir. kimsenin onu yaratmadığını söylemişti. Zihin yaşlıdır. zamanla birlikte değişiyor. Buna akıl derler. sahte ve üretilmiş olan bir şeydir. Zeka tamamen farklı bir olgudur. O yüzden zekanın yerine geçecek. Geçmişte hiçbir koca böyle bir şey söylemezdi. .: privates. tekrar tekrar.

Bir Beethoven. Bir resim. Üretmekle yaratmak arasındaki fark nedir? Üretim. Michelangelo ya da Kalidas'da. kalbin varoluşla uyum içindeyken. Milton'lar. Kimse bu doktora tezlerine ne olduğunu bilememiştir. Ancak ondan sonra. Ne şarkı söyledi. ne de onu dans ederken gören oldu. Önce şairi anlaman gerekir. bir şarkı. Kalple ilgilidir. Eğer onu izleseydin. Dostoyevski'ler. Yaratıcılık. Şairler dış dünyayı yaratır. oralarda ne tür yaratıcı işler yapıldığını görebilirsin. felsefe tezleri. bir Van Gogh. Sadece çöp üretir. bir gün mistiği anlamayı başarır ya da en azından anlamayı umarsın. Tolstoy'lar. Buda. Zeka. yaratıcılığın en yüksek çiçeğidir. Eline hiç fırça almadı. o kadar üstün ki. Üretim. Sadece iki tür insan yaratır: Şairler ve mistikler. bilgisayarlar yapabilir. ama yaratamaz. Tamamen içe dayanır. Hem de herhangi bir insandan çok daha verimli bir şekilde yapar. Michelangelo'nun yarattığı şey kabadır. edebiyat tezleri. Zeka ise. Doktora tezi yazacak olanlar tabii ki okur. mekanik bir aktivitedir. Evet. ince bir dünyada. Anlamak için tamamen farklı bir algı türü gerekir. gökyüzünün yere inmesini sağlamaktır. Mistikler ise. tekrar edilen bir egzersizdir. İnsanlara birçok unvanlar verilir. kalbin derin bir minnet içinde dans ederken. Yaratıcı olamaz. birkaç kişi okur. Halil Gibran'lar yaratmıyor. Zekayı bir Picasso yaratır. Şairler. Binlerce tez yazılıyor: Doktoralar. bir Beethoven yaratır. Zerdüşt ya da Muhammed hakkında özellikle bir şey söylemiyorum. Mistik ise iç dünyada yaratır. Buda'nın yarattığı şey ise tamamen görünmezdir. Senin üniversitelerin. işe yaramaz şeyler. Akıl anlamak konusunda dahi hiçbir işe yaramaz. kalbin uyanık olma durumudur. hayatında tek bir resim bile yapmadı. sadece çöplük yaratıyor. Onları kimse okumaz. Kalbin uyanıkken.Akıl sadece zihinsel bir oyundur. İsa. Entelektüel yaratıcılık diye bir şey söz konusu olamaz. Akıl baştadır. Krishna. Buda'yı anlamak için zeki olman gerekir. Buda'nın yarattığı şey. kaba bir dünyada yaratır. Mahavira. Üreticidir. onu elinde tutabilmen mümkün değil. onu anlamak için bile zeki olman gerekir. Van Gogh'un yarattığı şeyler gözle görülür. Ancak senin üniversitelerin. Zaten yapıyorlar. Ama o kadar mükemmel. mistiğin yaptığı herhangi bir şeyi görmeyebilirsin. Rabindranath'lar. Shakespeare'ler. bu uyumdan yaratıcılık ortaya çıkar. Onlar da başka bir tez yazacak olan aynı tür insanlardır. Onun kafayla hiçbir ilgisi yoktur. Mistik. yeni bir şey var etmek. Şairin yaratıcılığı nesneldir. Üniversitelerde yaşanan entelektüel aktivite budur. çok şey ortaya koyar. bilinmeyenin bilinene sızmasını sağlamak. kimse onlardan ilham almaz. Zeka yaratır. bir şiir. büyük bir zeka gerektirdiği için değil. müzik ya da dans. mistiğin yaratıcılığı ise özneldir. Üniversitelere gidip. üretmez. tamamen farklı bir boyuttur. Sana Buda. Kütüphanelerde birer çöp yığınına dönüşürler. Çünkü onların yarattığı şey o kadar ince ki. gökyüzü açılır ve bilinmeyenden çiçekler yağmaya başlar. bir Mozart. sadece sessizce oturduğunu . Ama sen. tek bir şiir bile yazmadı. Daha önce yapılmış bir şeyi tekrar tekrar yaparsın.

Uzman olanın. kendine ait bir kavrayışı yoktur. Arthur doğal olarak. bir diğer anına uymaz. Tabii hayat bir şey kaybetmiş olmaz. ödünç bilgiye. ifadenin en saf. haftalarca bütün soruları doğru bilmişti. O. Ve şimdi yüz bin dolarlık büyük ödül için yarışacaktı. Tanrı'nın tamamı bulunur. çözüm bulamaz. Fransız. dünyaca ünlü Fransız seksoloji profesörünü seçti. Bhagwan dedik. katılmak zorundasın. mon ami" bana sorma. Çok şey bilirmiş gibi görünmesine rağmen. Çünkü. "Alors. homurdandı. Ancak entelektüel kendini kaybetmiş olur. hiçbir zaman aynı değildir. Yanıtı her zaman yetersizdir. Onlarda Tanrı'nın tamamı bulunur. anlık yaşamamaktadır. Ayrıca yaşam. Hayat onu dışladığı için değil. gerdek gecenizde eşinizin vücudunun hangi üç bölümünü öpmeniz beklenirdi?" İlk iki yanıt hemen geldi. Uzman her zaman geride kalır. ben şimdiden iki kez yanılmış durumdayım. güzeldir. Akıl ödünç alınmıştır. Bir şarkı. içinde kutsal olan bir şeyler vardır. güzeldir. çünkü meditasyona açık değildir. varoluş denilen bu yaşam sürecinin bir parçası olmayı başaramazsın. O yüzden Buda'ya. çok duyarlı olman gerekir. Sorunun üçüncü yanıtı için aklına bir şey gelmeyince. eşsiz güzellik asaleti. geleneğe ve kanıksamalara bağlıdır. Entelektüel aktivite seni belirli konularda uzman yapabilir. o hayatın dışında kalmayı seçtiği için. hiçbir şey bilmez. entelektüel olanın. Büyük ödül sorusu şuydu: "Asur İmparatorluğu'nun ilk elli yılında kral olsaydınız. Tartışmacı değil. Yaşam. Derlenmiş yanıtlarını kafasında taşır ama hayatta ortaya çıkan sorular her zaman yenidir. Ama Buda'da. kendine ait bir kavrayışı yoktur. Asla! Sürekli değişir. Çünkü. O yüzden asla hayata uymaz ve yaşam da ona uymaz. Gözleri yoktur. Bhagwan dedik. Eğer mantığa çok fazla bağlanırsan. Bir dans. Evet. bilgili olanın. Hiçbir anı. O. Sonsuz güzellik.görürdün. Bilinç ise. Arthur. sadece tepki verir. Çünkü bu. çok açık olman gerekir. Konu sevişmekti. O. Ancak akıl. Kendini her zaman bir yabancı gibi hisseder. mantıktan daha fazlasıdır. Ancak o zaman ne yarattığını görürsün. bir gizemdir. bilinç yaratıyor. Arthur çaresizlik içinde uzmana döndü. kollarını iki yana açıp. bir ikilemdir. Kafasında kütüphaneler taşır. Çünkü hayat. bir uzman çağırma hakkına sahipti. "dudakları ve boynu" diye yanıtladı. Buda ile izleyici olamazsın. O zaten yargıya ulaşmıştır. Bu çok ağır bir yüktür ama kendine ait bir görüşü yoktur. Tüm varlığı sessizlikti. karanlıkta el yordamıyla dolaşmaktır. mantıklı bir olgu değildir ve entelektüeller mantık üzerinden yaşar. Ancak onu hissedebilmek için. mümkün olan en yüksek formudur. O yüzden Mahavira'ya. Etkin ve faydalı olursun. . onu çevreleyen bir zarafet vardı. katılınması gereken bir gizemdir. Arthur televizyondaki bir yarışma programında. Bu tek soru için.

bu kaçınılmazdır. Cudahy körkütük sarhoştu ve Aziz Patrick Günü kutlamalarını izliyordu. Ve sıska rakibini karşısında görünce itiraz etti.. Her şey ayrı bir mucizedir. içten içe tüten döşekten iğrenç bir koku çıkmaya başladı. çizgilerin dışı sayılmıyor. mantığa yaslanarak yaşıyor. mantığa uygun.. "Ben ondan iki kat daha cüsseliyim. daha fazla meditasyona ihtiyacın vardır. benim ateş edeceğim mesafenin iki katı olmalı. Ve insanlar akıllarında. biliyormuş gibi yapma duygusu veriyor. Ama unutmayın. Sanki uykudaymış gibi davranırsın. "Olmaz!" diye bağırdı. Sonuçta mantığı kendin icat ettin. "Memur bey. Zekayı ortaya çıkarabilmek için daha fazla bilgiye değil. Sihir her yerde yaşanıyor. Mantık onlara." Cebinden bir tebeşir çıkardı ve şişman adamın paltosunun üstüne boydan boya iki çizgi çizdi. O'Casey'e döndü ve bağırdı: "Artık ateş edebilirsiniz. Farkında olmadan yanık sigarasını kaldırıma atılmış eski bir döşeğin üstüne düşürdü. . mantığına dayalı bir parazitlenmedir. bu kadar matematiksel değil. bir noktada mutlaka aksi sonuç verecektir. daha fazla kalp olmalısın. düşüncelerden daha fazla uzaklaşmalısın. çünkü bilinçsiz bir zihnin ulaştığı sonuçtan yola çıkar. bilinçsiz halinde varmış olduğun aptalca yargılara ya da senin kadar bilinçsiz insanların vermiş olduğu yargılara yapışıyorsun. Daha sessiz kalmalı. kendi içinde kapalı kalıyor. yaşam adındaki sihirin.Gannaway ve O'Casey tabancalarla düello yapacaktı. Cudahy havayı birkaç kez kokladı ve yanındaki polise döndü. Sonra. Hemşireler Birliğinin ak saçlı üyeleri yürüyüşte geçerken. Onun bana ateş edeceği uzaklık. Ama bu sadece büyük bir "miş gibi" yapmaktır ve insan bunu tamamen unutmaya meyillidir. "Ben bu işi hemen çözerim. insanların gözlerinde bulunan sihirin. Zeka ise uyanıklıktır. Akıl aracılığıyla yaptığın her şey sadece bir parazittir. Daha az zihin. Etrafını sarmalayan sihirin farkında olmalısın. Gerçeğin deneyimi değil. vereceğin her karar. Tanrı olan sihirin. Eğer tam uyanık değilsen. kırmızı çiçeklerde olan sihirin." Matematiğe uygun. yeşil ağaçlarda. bu hemşireleri çok hızlı yürütüyorlar." Kesinlikle mantıklı. Ama hayat bu kadar mantıklı. Ama nasıl yapacaksın ki? "Sakin ol" diye yanıtladı yardımcısı. Yanlış gitmeye mahkumdur." Akıl bazı yargılara varır. Gannaway oldukça şişmandı. Ama sen aklın yüzünden. Ancak sonuçta akıl bilinçsiz bir olgudur.

Deneyim asla bitmez. kral gidip bahçesinde uygulardı. deneyimin güzelliği tamamlanmamış olmasıdır. Usta üç yıl boyunca ona öğretir. Kral çok korkmuştu. Bir kral bahçıvanlığı öğrenmek için bir Zen ustasına gider. hareket ediyor. İNANÇ Bir yaratıcı. bir çeşit sınav olacaktı. keşfetme duygusu sona ermemiş olur. bitmemiş müziklerdir. Çünkü. Ancak ondan sonra. Acaba "Evet. Ancak bu sadece zekanın büyük uyanışıyla. Bahçe o kadar güzel tamamlanmıştı ki. Bir Zen hikayesi duydum. İnanç ise her zaman kapalıdır. Çünkü ustası çok katıydı. Kralın çok güzel ve büyük bir bahçesi vardı. O sadece kendi deneyimlerini taşıyacak. tüm varlığını titretir. bilinmeyene ve bilinmeyenden. O zaman bir simyacı olabileceksin. Yaratıcılık işte budur. Sürekli bilinenden. En güzel kitapların bazıları bitmemiş kitaplardır. Üç yıl sonra bahçe tamamen hazırdı ve kral. beni anlamışsın" diyecek miydi? Her türlü titizlik gösterildi. Bütünle tam uyum içinde nefes almak. her zaman bitmemiş kalır. İnanç her zaman tamamlanmıştır. Sorun nedir? Ben bir terslik görmüyorum. birçok inanç taşımayacak. En güzel müziklerden bazıları. Deneyimin güzelliği ise her zaman açık olmasıdır.Ancak zeka kesinlikle yaratıcıdır. Kalbinden keyif şarkıları akmaya başlayacak. Sadece bir kısmını. Varlığının her hücresi. Çünkü zeka. bir sorun mu vardı acaba?" Usta tekrar tekrar başını sallıyor ve içinden olmamış diyordu. Kral dayanamayıp sordu: "Sorun nedir. kalbin büyük uyanışıyla gerçekleşebilir. kral ustayı bahçesine getirdi. Bitmemişliğin ayrı bir güzelliği vardır. "Acaba takdir edecek mi?" Bu. Zeka." . Kral çok gergindi. ustayı bahçesini görmeye davet etti. 4. bir noktaya ulaşır. başınızı olumsuz şekilde sallıyorsunuz. hiçbir şey eksik kalmamıştı. değişiyor. Ve unutma. Birçok şey kendiliğinden olmaya başlayacak. En güzel şarkıların bazıları bitmemiş şarkılardır. küçük bir kısım olan kafayı değil. binlerce bahçıvan çalışırdı. Onu hiç bu kadar ciddi görmemişti. Ustası her ne derse. Ama usta en baştan itibaren çok üzgün görünüyordu. Çamura dokunacaksın ve o bir nilüfere dönüşecek. "Neden bu kadar üzgün görünüyordu. bilinemeyene doğru hareket ediyor. Ellerin nesneleri dönüştürmeye başlayacak. Bana söylediğiniz her şeyi bu bahçede uyguladım. Etrafına bakındı ve bahçede dolaşırken giderek ciddileşti. senin tüm varlığını harekete geçirir. Hatta hiç taşımayacak. efendim? Bir hata mı var? Çok ciddi ve üzgün görünüyor. hayatının her lifi dans etmeye başlar ve bütünlük ile ince bir uyuma düşer. Yaşadığın sürece deneyim nasıl bitecek? Deneyimlerin büyüyor.

" der. Sen bu ışıktan. baktığın şey çarpılır. Öyle bir noktaya gelmişti ki. Rüzgar onları aldı ve kuru yapraklarla oynamaya başladı. tamamen bitmiş olması. bu kadar insan yapımı görünüyor. Çünkü ancak o zaman orada olanı görürsün. İlk nitelik. O yüzden başımı sallıyor ve olmamış diyorum. artık bir zihnin olmaz. Mümkün olduğunca mükemmel olsun diye. Hiçlik." Kurumuş yapraklarla birlikte bahçeye ses de gelmişti. Başka her şey zincir yaratır. baktığın zaman. Bakışın saftır. Henüz tamamlanmış değildi. yeni bir gözle bakmaya hazır olman demektir. Gerçek özgürleştirir. yani bir arayan olsun. romanı bitirebilirdi. üzerine projeksiyon yaptığın bir perdeye dönüşür. Eski fikirleri sunar. Henüz bitmemişken bitir. Zihin sana eski gözleri verir. Zihinsiz bak. hayata yeni bir açıdan. bir ışık gibi içine sızmaya başlar. tamamen bittiği zaman güzel olamaz. "Bu çerçeveden bak. fikirsiz bakar. Bu bitmemişlik anlamına gelir. şimdi ne kadar canlı görünüyor. Er ya da geç bir gün. O anda Avalokita." Sonra şöyle devam ettim: "Eğer ana karakterin hala bir şey yapmak istiyorsa. Zihin bütün inançların bir araya toplanmasıdır. "Bak. Zihinsiz baktığın zaman algılaman verimli olur. "Avalokita". O. Hiçbir eksiği yok. Sadece bakar. "O yapraklar nerede?" Kral yanıtladı: "Bahçıvanlarıma hepsini toplamalarını söyledim. Herhangi bir şey için bakmıyorsun. Bu hikayeyi çok severim. ölü gibi olmuş. Ama o zaman da. Aksi halde bir mezarlık gibi yavan ve ölüydü. Kurumuş yaprakların müziği. Geçen gün burada bir kadın vardı. Onun üstüne bir fikir yansıtmış olursun. O zaman o bitmemişliğin içinde bir gizem kalır. Ona şöyle dedim: "Onu bitir. İnanç her zaman tamdır ve bitmiştir." Usta yanıtladı: "O yüzden bu kadar yavan. Usta. Ölü yapraklar nerede? Kuru yapraklar nerede? Bir tane bile kuru yaprak yok. Açıklık. O zaman ölmüş olur. Tanrı'nın hiçbir şeyi bitmiş değildir. Usta çok mutlu oldu. Gerçek. Sararmış yapraklar bile toplanmıştı. Bir roman yazdığını ve ne yapacağına karar vermediğini anlatıyordu." Usta hızla bahçenin dışına çıktı. Yolların üstünde hareket eden kurumuş yapraklar. ancak uzatmak olanağı da vardı. Ne yollarda. Bunun sonrası senin ötende gelişir. . bu gerçekten keyif aldıkça. Bütün kurumuş yapraklar. yani Sunyata çerçevesinden bak. O zihinsizlik anlarında gerçek.Usta yanıtladı: "O kadar tamamlanmış ki. ne de ağaçlarda tek bir kuru yaprak bile yoktu. kurumuş yapraklarla oynayan rüzgarın sesi. zihinsizlik demektir. Sadece gerçek özgürleştirir. öbek öbek toplanmıştı. zihnini bırakmak için daha bir cesaret sahibi olursun. O zaman bakıyor olmazsın." Bütün kuru yapraklar toplanmıştı. Birkaç kova kurumuş yaprak getirdi ve onları rüzgara savurdu. sadece bakıyorsun. Buda'nın isimlerinden biridir. Bu. O sessizlik canlı değildi. "Yanlış tarafı. bırak bir sannyasin. zihnini bir kenara koyup. deneyime açık olmaktır." Hiçbir hikaye. yani saf gözlerle bakan olursun. Açıklık." dedi. ama gelişmeye devam eder. O zaman ne yapabilirsin? Kitabı bitirirsin. Deneyim her zaman açıktır. Artık bahçenin bir fısıltısı vardı. Bitmemiş kalması gerekir.

o zaman ruhanidir. Tanrı'nın yaratıcı olduğunu söyler. ne güzel. Sen ne kadar yaratıcı olursan. Bu düşüncelerinde yer etmemeli. Eğer yerleri böyle bir sevgiyle silersen. sevgiyle yapıyorsan. Gerçek değer budur. içini zenginleştirir. Yerleri süpürdüğün için seni kim övecek? Tarihe not düşülmeyecek. Yaratıcı bir şekilde yemek pişirebilirsin. Dünyanın tanıdığı en büyük yaratıcı. yapmanın tek nedeni maddiyat değilse yaratıcı olur. dansla. daha kutsallaşıyorsun. Yaşanması zor bir yer olur. dünya çok çirkin olur. seni geliştiriyorsa.Yaratıcılığın herhangi bir aktivite ile ilgisi yoktur. şarkıyla ya da başka bir şeyle ilgisi yoktur. O bir tavırdır. ama bildiğim bir şey var. Her şey yaratıcı olabilir. O niteliği aktiviteye getiren sen olursun. Yaratıcı olmadan şarkı söyleyebilirsin. Ama zaten bunun konuyla ilgisi yok. O anı o kadar büyük bir coşkuyla yaşarsın ki. eğer keyifle yapıyorsan. Daha yaratıcı oldukça. o kadar Tanrısal olursun. yani kendin olduğunu anladığın zaman. Yaratıcılık. Herkes ressam olamaz. 'O' yaratan olmalı. Öyle bir sevgiyle ki. şiirle. O zaman. Eğer bir adam yaratıcıysa. o bir şey yapmamak. Yaratıcıdır. şenlik havasıyla. O yüzden. Gazeteler adını ve resmini basmayacak. değeri sana ait. ve buna gerek de yok. yaratıcı bir eylem olur. Yaptığın işi severek yap. ne yaparsan severek yap demektir. Çünkü yaratıcı olan insanlar ona daha bir yakın oluyor. ne yaparsa yapsın yaratır. Eğer şöhret peşindeysen. aslında hiç yaratıcı olmazsın. O zaman temizliğin bile yaratıcı olduğunu göreceksin. o zaman ıskalarsın. O yüzden hatırlaman gereken ilk şey. bütün hayatın yaratıcı olduğu zaman. onu yaparken keyif alman. Bir iç yaklaşımdır. Keyifle. Bodhi ağacının altında hiçbir şey yapmadan oturan Buda'dır. Bir köşede hiçbir şey yapmadan sessizce otursa bile. Kutsaldır. Yerleri yaratıcı bir şekilde süpürebilirsin. yaratıcı olmadığın duygusu ortadan kaybolur. Eğer Picasso gibi ünlü olduğun zaman yaratıcı olabileceğini düşünüyorsan. Hatta yolda yürürken bile yürüyüşünde bir yaratıcılık olur. sanki içinde şarkılar ve danslar varmış gibi. Yaratıcı bir eylemden sonra aynı kişi olamazsın. Ama herkes yaratıcı olabilir. Belki kimsenin haberi olmaz. Sen yaratıcı olmadan resim yapabilirsin. Yaratıcı olan insandır. yaratıcılığı herhangi bir şeyle kısıtlamamandır. Dünyadaki bütün dinler. Aktivitenin kendisi yaratıcı ya da yaratmasız değildir. Ne yaparsan yap. onu yaparken tam yoğunlaş. Bir politikacı. yaratıcı olan ya da olmayanın sen. Senin bakışındır. Yaratıcılık. Eğer şöhret gelirse. Bunu anladığın zaman. Her şeyi o mu yarattı bilmiyorum. Yaratıcılığın doruk noktasına ulaştığı zaman. Ne olursa olsun. Yaptığın şeyin hiçbir önemi yok. Önemli olan yaptığın her neyse. hırslı bir insan olursun. Eğer gelmezse. Herkes dansçı olamaz. Resimle. görünmez bir resim yapmış olursun. o zaman yaratıcı olduğunu sanırsın. O senin aşk . Buna gerek de yok. Sen keyfini çıkardın. Eğer herkes ressam olursa. yaptığın aktiviteye senin getirdiğin bir niteliktir. Tanrı'nın içinde yaşarsın. ne güzel. Eğer o sayede içinde bir şeyler gelişiyorsa.

ilişkindir. yıkıcıdır. siyasetçi ve hırslı yaparız. Her insan doğuştan yaratıcıdır. Çocukları izlersen görürsün. Aşk ve coşkunun dokunuşu ile küçük şeyler bile yücelir. Orada bir şarkı. toplumun para getireceğine inandığı bir aktiviteye yönlendirilmiştir. çünkü bütün yaratıcı kaynakların tıpalanmış. Çünkü orada bir. Eğer yanlış bir inancın varsa. Çünkü paranın çalınması. burada bir resim. onları imha etmek demektir. Eğer eylemin aşk ilişkinse. Yaratıcılığı yok ediyoruz. Ama o imkansız şey olmuştur. yok edilmiştir. Para peşindeki bir adam yıkıcı olur. sömürülmesi gerekir. Kapıları açar. herhangi bir aktiviteyi tek başına sevemez. Yanlış koşullanmalardan arınmalısın. Bu inanç herkese aşılanmıştır. Onu kimse tanımayabilir veya birkaç kişi tanıyabilir. Roman yazarken ileriye bakar. Biz zamanla onların yaratıcılığını yok ederiz. Sorumluğu topluma atmak hiçbir işe yaramaz. dünyanın güzelliğini arttırır. Unutma. Ancak o zaman güçlü olursun. Zamanla onları yoldan çıkartırız. Bütün enerjin. Bütün akış olasılıklarını sürekli engeller. Yaratıcı bir insan dünyaya gelince. "ben yaratıcı değilim" kapısı vardır. bunlar yıkıcı eylemlerdir. Ne zaman Nobel ödülü alacağım diye düşünür. Hayattaki bütün tavrımız. ama biz insanların yüzde doksan dokuzunun yaratıcılığını öldürürüz. Hiçbir şey almaz. Çok az insan yaratıcı olarak kabul edilir: Birkaç ressam. Herkes yaratıcı doğar. Her zaman gelecektedir. Dünyaya bir şeyler verir. daha keyifli. eş anlamlıdır. Yaratıcı eylem. Ve güç yaratıcı değil. Bütün çocuklar yaratıcıdır. Enerjinin akmasına izin vermez. paraya dayanır. Çünkü hırslı bir insan yaratıcı olamaz. . o inanç kapalı bir kapı olarak etrafında dolaşır ve engel olur. daha meditasyonlu yapar. Bu dünyadan ayrıldığı zaman. milyonda bir kişi. Yaratıcı bir insan her zaman o andadır. Hepsini bırak ve kendini bütün şartlandırmalardan uzaklaştır. dünyanın güzelliğini arttırır. Yanlışı ve çocuklukta sana zikredilmiş olan hipnotik telkinleri bırakmalısın. Onun hayatının kendi özünde bir değeri vardır. Bütün yaklaşımımız güce odaklıdır. Resim yaparken ileriye bakar. sadece birçok insanı ezmek zorunda olmak. birkaç şair. Varolmak ve yaratıcı olmak. arkasında daha güzel bir dünya bırakır. o zaman yaratıcı olur. yaratıcı olamazsın. Para ise. Ama eğer yaratıcı olmadığına inanıyorsan. Önemli olan onun geride bıraktığı dünyadır ki. Birden yaratıcı olduğunu göreceksin. bu çok daha güzel ve doyuma ulaşmış bir dünyadır. Giderek onları daha maddiyatçı. daha sevgi dolu. insanın ilgilenebileceği en yaratıcı olmayan şeylerden biridir. Dünyayı daha iyi dans ettirir. Ancak o zaman güçlü olabilirsin. Bu saçmalıktır. Çünkü inanç sadece bir inanç değildir. Önemli olan bu değil. Başka insanlardan alındıktan sonra paran olabilir. kapıları kapatır. Güç. Bu çirkin olgu yaşanmaktadır. Hayatını kendi ellerine almak zorundasın. Hırsın girdiği yerde yaratıcılık yok olur. engellenmiş. Zamanla yanlış inançları onlara dikte ederiz. Varolup da yaratıcı olmamak imkansızdır. Hırslı bir insan.

Ama her şeyi yaratıcı şekilde yap." İmparator olarak bildiklerimizin. Karanlıkta el yordamıyla dolaşmak zorunda olduğunu biliyorum. Ama zaten bu dünya düzeninde başarılı olmak. O zaman ne yaparsan yap dua olur. Üniversitede altın madalya alamamış olabilirsin. kendi kaderini bulmalısın. Para. Ve unutma. o zaman hayatın mekanik olurdu. flüt çalmak. iç dünyanda başarısız olmaktır. bu toplum düzeninde başarılı görünmeyebilirsin. hayatlarının muhasebesini yaptıkları o son anda dilenci olduklarını görürüz. Sadece tek bir şeyin sözünü verebilirim. Yaratıcılığının sana güç. Yaptığının ne olduğu konusunda endişe etme. Ama bunun gibi şeyler yüzünden yaratıcı olmadığın kanısına sakın kapılma. prestij yaratıcı değildir. insan değil. "Usta. O yüzden Doğu'da biz arayışçılara. usta demektir. Yaratıcı ol. Çünkü o sürekli dilenir. Hayır. İnsan çok şey yapmak zorundadır. Paylaşabileceğin her şeyi paylaş. İnsanların kafasında yaratıcılığın ne olduğuna dair çok kısıtlı fikirler var. Hatta başına dert açabilir. yaratıcı olursun. güç ve prestij peşindeki bir adam dilencidir. Hem de çok büyük bir yaratıcı eylem. "Hayatın bu olacak. sunulmuş bir adak olur. Dünyaya verecek hiçbir şeyi yoktur. birinin elini tutup gülümseyebilirsen. aslında başarısızlıktır. aynı zamanda yıkıcıdırlar. Sadece bir makine tahmin edilebilir. Bütün hayatın kutsanmış olur. bu yaratıcı bir eylemdir. Kalbini vererek yap. başkalarını taklit ettiğin için olabilir. Birine kalbinle sarılırsan. Sadece bununla kalmaz. ben küçük şeylerle büyük şeyler arasında bir ayrım yapmıyorum. şiir adına saçma sapan şeyler yazıp durur. Kaderinin ne olduğu. ustadır. resmini takdir etmemiş olabilirler ya da flüt çaldığın zaman komşular polis çağırmış olabilir. Bunun nedeni. İnsan şaşırtıcıdır. sınıf birincisi olmamış olabilirsin. Bin bir farklı şeye . Onlara dikkat et. en son anlarında. net olarak bildirilmiyor. Yaratıcı olmadığına dair bütün inançlarını bırak. sana gül bahçesi vaat edemem. Swami. İnsan her zaman bir açık kapıdır. Yaptığın her şey. fakir bir hayat yaşamak zorunda kalabilirsin. Gitar çalmak. çok başarılı olmayabilirsin. Bu arayıştan bir şeyler doğar. O yüzden insanlar. Ruhunun derinliklerinde dünyanın en zengin insanı olursun. ya da şiir yazmak. güç. para getireceğini söylemiyorum. Arayıp. ne yapamayacağını bulmalısın. O. O inançların nasıl yaratıldığını biliyorum. Ama bu da hayatın cilvesi ve bu arayışa geçmek güzel bir şeydir.Para. Eğer bu dünyaya girerken eline hayatının çizelgesi tutuşturulsaydı. Dışardan bakılınca ünlü olmayabilirsin. bir insanın hayatını değiştirebilir. Swami diyoruz. Sadece sevgi dolu bir bakış. O zaman işin ibadet olur. Eğer onların farkında olursan çok kolay bir şekilde yaratıcı olabilirsin. kendine sahip değilsen ne yapacaksın? Yaratıcı insan kendi varlığının sahibidir. Verici ol. Ruhunun derinliklerinde keyif ve neşe dolu olursun. prestij. Birine sevgi dolu gözlerle bakmak. Ruhunun derinliklerinde doyuma ulaşırsın. Gitarist olacaksın" denseydi. Herkes her şeyi yapamaz. Sürekli daha fazla şükran duası alırsın. Ne yapıp. Eğer kendi özünü kaybetmişsen. Dilencilere Swami denmiştir.. Eğer kalpten gülümseyebilirsen. bütün dünya ayaklarının altında olsa bile ne yapacaksın? Bütün dünyaya sahipken..

O gülen maskenin arkasında çok vahşi insanlar. Ağaçları bilen. ortada onu yargılayacak kriterler yoktur. Ama bu nadiren olur. Eğer hayatını değil. saygınlık gibi şeyler söz konusu değildir. Henry Ford'a daha kolay gelir. daha fazla önem kazandı. Yani. o zaman bir sorun vardır. eğer yaratıcılık adına başka bir şey peşindeysen. yıkıcı bir insan için başarı daha kesindir. En azından asıl yapmak istediğini bilinçli olarak yap. prestij. O. Hitler'i görürsün. Her kaya kendi hacmini yaratır. her ağacın kendi şeklini yarattığını bilir. yaratıcı olmadığın inancı tehlikelidir. Birçok yaratıcı insan hiç tanınmamıştır. Eğer kimse takdir etmezse. şöhret çok kolay gelir. Napolyon'u. Zamanla insanlar onu tanıdı. Ve değerlerini yarattığı zaman artık ölmüştür. Sadece para hırsı bile senin yaratıcılığını yok edecektir. Yaratıcı bir insanın başarılı olması tesadüfe kalmıştır. Yaratıcı bir insan şöhret olamaz demiyorum. Hatta bu bile kesin değildir. Eğer duyarlı olursan. İskender'i. Eğer maske düşerse. Ama eğer hayatını seversen. Adolf Hitler'e. Yaratıcı olmayan. başkan olabilirsin. zaten kendini doyuma ulaştırdın. diplomatiktir. Yanında bir haritası yoktur. kayalar bile yaratıcıdır. başarı. Eğer İncil olmasaydı. aşırı derecede rekabetçiysen. Kayıtlar onun dört havarisine aittir. O zaman her eylemin gerçek bir değeri olur. Bir insan ne kadar büyükse. Başbakan olabilirsin. Ama bunların hepsi maskedir. Eğer şöhret istiyorsan. korkunç derecede vahşi insanlar bulursun. Eğer bir katil olursan. Çok nadir. O. yaratıcı insan meşhur olduğunda. endişe etmen için herhangi bir neden yok. bilerek yap. Yaşayıp yaşamadığını kimse söylememiştir. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. Ve zaman alır. ne güzel. O. Ağaçlar. empati . Asla maskelerin arkasına saklanma. keyif aldın. Ancak. Eğer parayı seviyorsan ve yaratıcı olmak istiyorsan. kendi değerlerini yaratmak zorundadır. seven insanlar. Yaratıcı olmayan kimse yoktur. İsa'dan daha büyük bir başarısızlık örneği verebilir misin? Ama zamanla. O gülümsemeler siyasidir. başka bir şeyi seviyorsan. ünlü değildi. Dans etmeyi sevdiğin için dans edersin. Dans ettin. Nadir Şah'ı. yaratıcı olamazsın. Hatta öyle bir olur ki. o zaman yaratıcılığı unut. yani çok geç gelir. o zaman para. eğer insanları öldürüp yok edersen çok kolay şöhret olursun. ölmüştür. arkasında saklanmış olan Cengiz Han'ı. Eğer şöhret olmak istiyorsan. Teşekkür edersin. yaratıcılıktan söz etme. O zaman aktiviteden keyif alırsın. Yaratıcı bir insanın tanınması yüzlerce yıl sürer. Eğer biri takdir ederse. Eğer rekabetçiysen. Hemen bırak bu inancı. Yıkıcı olursan şöhreti daha kolay elde edersin. Orası artık başkasının yeri olamaz. Birçok kapı açılır ve her adımda birçok seçenek bulunur. Dans etmek sana coşku verdiği için dans edersin.açılan bir potansiyeldir. Tarihin tamamı katiller tarihidir. insanların onu anlaması o kadar çok zaman alır. hissetmek zorundasın. Timurlenk'i. Ondan söz eden başka kimse olmamıştır. Şöhret. başarılı değildi. o zaman bulmayı başarabilirsin. Bu da çok vakit aldı. o zaman yaratıcı olma fikrini bırak. Çünkü. Neredeyse bir tesadüf gibi. Sen seçmek zorundasın. büyük bir insan doğduğu zaman. onun hakkında hiçbir kayıt olmayacaktı. Yaratıcılık her zaman öldükten sonra. İsa yaşadığı dönemde ünlü değildi.

onlar insan. "Ben yapmıyorum. bunlarda tarif edilemez bir kalite bulunurdu. "Gidiyorum ve sandalye olmak isteyen bir ağaç arıyorum diye sesleniyorum. Kaya bana hazır olduğu işaretini verince harekete geçiyorum. Önce ona prestijim senin ellerinde. Kaya kendini hareket ettiriyor. Hiçbir ağaç bir başkasına benzemez. Hem de çok zayıf bir adam olmasına rağmen. O yüzden bu kadar enerji gerekiyor. sana çok faydası dokunacaktır. Hangi ağaç sandalye olmaya hazır diye sormak" dedi. Ben sadece oradayım. Aradan bin yıl geçmesine rağmen! Bu inanılmaz güzellikte bir şey. bu bir titreşim. Fizyolojisine bakarak. Git ve bir taşın yanına otur. Ona bu işin sırrı sorulduğu zaman şöyle dedi: "Bunun bir sırrı yok.. O dili bilmiyoruz. Üç gün boyunca ormanda kalırmış. Usta ormana gitmiş ve üç gün sonra dönmüş. Marangoz yanıtlamış: "Sürekli ormana gidip geliyorum. Üç ay sonra imparator tekrar sormuş. Her ağacın ayrı bir yaratıcılığı olduğunu görürsün. sevgiyle hisset. Önce bir ağacın. bütün omurlarım titremeye başlıyor. "Bunları nasıl yapıyorsun?" diye sordular. İnsanı kendine çekiyor ve neyin çektiğini anlamıyorsun." . Ondan çok daha güçlü olan insanlar. Ağaçlara gönüllü olmak istiyorlar mı diye soruyorum. Bu yaşanmış bir olay: Çin İmparatoru ondan kendine bir kütüphane yapmasını istemiş. Ona sevgiyle dokun. o yüzden bana yardım ediyor.yoluyla anlamaya başlarsan. bir ustanın da yarattıklarıyla değerlendirilmesi gerekir. Kayayı seviyorum." Marangoz olan büyük bir Zen ustası vardı ve ne zaman masa ya da sandalye yapsa. sonra başka bir ağacın altına oturur ve onlarla konuşurmuş. işbirliği yap. Sonra kayayı sevgiyle kavrıyorum ve ondan işaret bekliyorum. Ben kayayla birlikteyim. Bazen hiçbir ağaç sandalyeye dönüşmeye hazır olmuyor ve ben elim boş dönüyorum" diye anlatıyor Zen ustası. kaldırabiliyormuş. Her ağacın bir özgünlüğü vardır. bu kadar insan beni izlemeye gelmiş. bunun imkansız olduğunu söylüyorlardı. Ben sadece ormana gidiyorum. İkna etmeye çalışıyorum. Ancak o zaman. günümüze kadar ulaşmış durumda ve onlar hala büyüleyici bir çekime sahipler. En temel şey. Sizler kayaya rağmen kaldırıyorsunuz. onunla birlikte akıyorum. Sadece gönüllü olmak değil. benimle işbirliği yapmaya hazırlar mı diye de soruyorum. İnsanları mıknatıs gibi çekerdi. o kayaları yerinden oynatamazken. Onu sevgiyle seyret. o bunu kolaylıkla başarıyordu. hiçbir ağaç saraya gelmeye hazır değil" demiş. ormanı ve ağaçları sorgulamak. Sandalyelerinden bazıları Çin'de. Bu tip şeyler saçma görünebilir. Kaya bana işaret verdiği zaman ki. Bekleyeceğiz. Bir Zen ustası çok büyük kaya parçalarını çekebiliyor. bana yardım et. Her ağaç eşsizdir. "Bekleyeceğiz. Her taşın özgünlüğü vardır. Çünkü biz bilmiyoruz. tamam mı. Ağaçlar sadece ağaç değil. onlar insan.. Adam delinin tekiymiş! Ama nasıl bir ağaç meyvesiyle değerlendiriliyorsa. Hatta onu benim oynattığımı söylemek yanlış. diyorum. Taşlar sadece taş değil. Bir ağaç ikna olmaya başladı bile.

Aslen iş önemli olmalı. Sen en tepedesin. Çünkü Bengalce ve İngilizce'nin farklı ." demiş. Hayat küçük şeylerden ibarettir ve bu küçük şeyler için ödül. ama tanınmak önemli. Seyret. değersiz olduğumuz üzerine kuruludur. Tesadüf eseri burada değilsin. yardım etmelerini sağla. bütün varlıkların bir kişiliği olduğunu göreceksin. Kayalar bile yaratıcı. "İşin tüm inceliği burada. O zaman enerjini korursun. bir hiç olduğumuz. Tanınmayı talep etme. dünya seni mutsuz bir döngünün içinde kapana kıstırmıştır. Burada olmanın bir anlamı var. Herkesin içinde bir tanınma arzusu yarattığın için. bunu düşünme bile.Sonra bir ağacı ikna etmiş. Yaratıcılığın kendi içindeki değerini ortadan kaldırarak. Sen bir insansın. Kendi içinde keyif olmalı. vereceği bir mesaj. şeref nişanı ya da fahri doktora verilmez. Eğer. Yaptığın işi sevdiğin için değil. Hindistan'ın Bengal bölgesinde yaşıyordu. 5. Her şeyi mahveden de bu düşünce. nazlanmadan kabul et. Varolmanın arkasında bir amaç var. yaratıcı olmak için çalışmalısın. İşi her şeyden bağımsız olarak sevmelisin. Nobel ödülleri versin diye yapıyorsun. Belki baban sana yaratıcı değilsin dedi. ödüllendirsin ve altın madalyalar. yani Şarkıların Sunumu isimli kitabını İngilizce'ye çevirdi. Her insan bu dünyaya belirli bir kaderle gelir. Yaratıcı olmadığına dair yanlış inanışlara bağlanma. Eğer seviyorsan çalışırsın. Sonra küçük bir kitabını. fark edilmeyi düşünmeden. keyif alarak çalışamıyor. sessizce. Gitanjali. Bu yüzyılın en büyük şairlerinden biri olan Rabindranath Tagore. Tanınmak için değil. Çünkü milyonlarca insana Nobel ödülü veremezsin. çok daha güzel ve şenlikli bir dünyaya sahip oluruz. Şiirlerini. Tamamlayacağı bir iş. Eğer olursa. belki yanlış yönlerde arıyordun. Kendini açık tut ve aramaya devam et. Bengalce yayınladı ama kimse onu fark etmedi. yaratıcı olmadığın noktalarda dolaşıyordun. Ağaçlar bile yaratıcı. Sen bilinçlisin. Onu buluncaya kadar aramaya devam et. Orijinaldeki güzelliğe. sadece dünya tanısın. çevirinin sahip olmayacağının ve olamayacağının bilincindeydi. milyonlarca insanı yok ettiler. Senin tatminin işin kendisi olmalı. tatmin edeceği bir nokta vardır. romanlarını. Asla yanlış inanışlarla düşünme. eğer tanınmıyorsak. varoluşun en tepesindeki varlıksın. Bütün senin aracılığınla bir şeyler yapmayı arzuluyor. ŞÖHRET OYUNU Bütün toplum düzenimizin öğretisi. Hiçbir şeyi itip kakma. Ama yaratıcı olduğun bir yön mutlaka vardır. gelmezse. Asıl bakış açısı bu olmalı. Ağaç kendi isteği ile geldiği zaman marangozun yardımını istemektedir. artık kimse huzur içinde. işi ne olursa olsun. Eğer herkes işini sevmeyi öğrenirse. İş önemli değil. belki arkadaşların yaratıcı değilsin dedi. keyifle çalışabilirse. mükemmel yaptığın için değil. iletişim kur. Şu andaki durumda. Eğer sevgi doluysan.

" Hiçbir doktorayı kabul etmedi. Ben yaşlıyım ve yeterince keyif yaşadım. Bu dilenciliktir. Bir Nobel ödülü buna bir şey katmaz. insanları kontrol altında tutmanın çok kurnazca bir yoludur. doğru hedefe yöneldiğin konusunda sana destek olduğunu sanacaksın. Nobel ödülüne veriyorsunuz. Tagore reddetti. O zaman anlamlı olur. Çünkü o sana tanınma getirecek. Bunun kendini aşağılamak olduğunu söyledi. Nobel ödülünü kazandı. Bu. Dış dünyayla hiçbir ilgisi yoktur. işini seviyor musun? Herşey orada biter. Siz o unvanı. Sen kendini bağımlı kılıyorsun.yapıları. Ama bu yıllar boyunca kimse onu fark etmemişti. onun farklı nitelikleri vardır. Şöyle dedi: "Ben eserimi yaratırken yeterince ödül aldım. Tanınmayı düşünmek yerine. Kavga etsen bile. Eğer sevmiyorsan. Başka da bir ödül istemiyorum. En büyük romancılardan ve insan psikolojisini çok iyi kavrayan yazarlardan biri olan Jean Paul Sartre. bütün dinlerinden aldığım lanetlemeler benim için çok daha değerli. tekrar işini düşün. Sorun her zaman senin içindeki duygulardır. tanınma peşinde olan amatörler için güzeldir. Yaptığım her şeyi severek yaptım. Yaşadığı şehir olan Kalküta'daki üniversite ona fahri doktora unvanı öneren ilk üniversite oldu. Ama doğru insanlar bu dünyada azınlıkta. Her üniversite ona fahri doktora vermek istiyordu. Takdir edilecek. ama yine de yapıyorsun. Çünkü kitap. diğerinin yerine geçer. Sonra birden Hindistan onun farkına vardı. Tanınmanın. Bengalce çok tatlıdır. Kitap yıllardır Bengalce ve diğer Hint dillerinde basılı durumdaydı. Nobel ödülünü reddetti. Şu temel şeyi öğren. asıl dilinde çok daha güzel olarak yıllarca burada durdu ve hiç kimse zahmet edip hakkında bir yazı bile yazmadı. Neden birisi tanınmayı istesin? Neden kabul edilmek için çabalasın ki? Kendi içinin derinliklerine bak. İngilizce'de böyle bir nitelik yok ve bunu ona getiremezsin. "Siz o doktorayı bana vermiyorsunuz. Dünya. Aileler. Çünkü almış olduğum ödülden daha güzel bir şey olamaz. Müzik gibidir. sevmiyorsun. farklı ifade tarzları vardı. kabullenileceksin. En büyük ödül zaten buydu. Ben herhangi bir Nobel ödülünü kabul etmeyeceğim. Siz o doktorayı benim eserime vermiyorsunuz. ancak işini sevmiyorsan bir anlam kazanır. ne yapmak istiyorsan onu yap. kabul edilmeye yönlendiriyor. Ama bir şekilde çevirmeyi başardı ve çeviri orijinale kıyasla çok yavan olmasına rağmen. Nobel ödülü. Belki yaptığın işi sevmiyorsun. Neden tanınma gibi bir arzun olsun? Tanınma arzusu. her kelimenin melodisi vardır. Neden başkalarına bağımlı kalasın? Tanınmak ve kabullenilmek başkalarına bağlıdır. Belki yanlış yolda olmaktan korkuyorsun. Sevdiğin şeyleri yap ve asla tanınmayı isteme. sohbet ettiğin zannedilir. Dünyanın bütün ülkelerinden. Nobel ödülünü kabul etmek bağımlı olduğum . öğretmenler seni sürekli tanınmaya. İşinden nefret ediyorsun. tam aksine beni aşağıya çeker. Kabullenilmek doğru olduğunu hissetmene yardım edecek. tuzağa düşmüş olarak yaşayan yanlış insanlarla dolu. o zaman değiştir." Doğru söylüyordu.

Yaşadığın sürece lanetleneceksin. Artık kendimle gurur duymayacak. Başkalarının ne düşündüğünü umursamaz. kendi sevgisiyle. tazminat olarak onlara ödül verir. karşılığında saygı görme ihtimalin o kadar azalır. İşin ne kadar değerliyse. . O zaman her şey bir kapıya dönüşür. Hayat felsefi bir sorun değil. Aksine ruhunu kaybedeceksin. çöp yığınından başka bir şey değildir. Bu şekilde bir birey olursun. kitapların saygı görecek. Çünkü insanlığın. Eğer işin bir dahi işiyse. DÖRT ANAHTAR Bir şeyler yarattığın zaman hayatın tadını alacaksın. Nobel ödülü ile gururlanacağım. Bu senin yoğunluğuna ve bütünlüğüne bağlı olacak. Bu da. Özgürlük içinde yaşayan. Ve toplum. onların görüşlerine ve beklentilerine göre davranmalısın. Ama ne kazanacaksın? Hiçbir şey kazanamayacaksın. gerçek çiçek açmanın başlangıcıdır. kendi kaynaklarından beslenen bir birey olmak insanın kökleşmesini sağlar. kendi ayakları üzerinde duran. Eğer yaratıcı olursan. Bu hasta insanlık tarafından saygı görmek için onlardan daha hasta olmalısın. her şeyinle yaparsan. heykellerini yapacaklar. İçleri toplumun doldurmak istediği çöplerle doludur. Şu anda ancak kendimle gurur duyabilirim. yerleri silmek bile. Bu düzenin tanınmış insanları. Arada büyük bir fark vardır. iki ya da üç yüzyıl sürer. Kendi bireyselliğinin farkında olan her insan. hayatın tadını alacaksın. bugünün dahisinin ulaştığı zekaya ulaşması.anlamına gelir. onurlu insanları. kendi işiyle yaşar. ilahi bir gizemdir. sevgiyle. Ortada gurur duyacağım başka bir şey yok. İki ya da üç yüzyıl geçtikten sonra. Aptallar tarafından saygı görmek için. O zaman sana saygı gösterecekler. o zaman bu hayatta hiç saygı görmeyeceksin.

Bir şeyi yapmanın doğru yolunu bilmediği için. farklı yollarda tekrar tekrar arar durur.1. yaratıcı bir insan. Yaratıcılık işte bu. yaratıcılıklarını ezip öldürürüz. Unutma. "Bu kafaların üçünü neden çizdiğini anlıyorum. Bir yaratıcının aptal görünebilmesi gerekli. Bir yapımcı olacaksın. üreticidir. Çocuk bir şey yarattı. Yaratıcı. Doğru yoldan giderek tabii ki bir şeyler yapabileceksin." Şimdi. Eğer yanlış . her zaman yanlış yolları deneyecektir. öğrencilerinden İsa'nın ailesinin resmini çizmesini ister. yeniyi deneyebilen insandır. Yaratıcı insan. Resimler kendine getirildikten sonra. Bir üreticiyle yaratıcı arasındaki fark nedir? Üretici. önyargıdan özgür. Üzerlerine zıplarız. Çünkü doğru yol. bir üretici. O yüzden şairlerin. ressamların. en ekonomik yolunu. çocukların çoğunun bildik resimler yaptığını görür. Bütün çocuklar. Kutsal aile ahırda. "O. vs. kutsal aile katıra biniyor. yaratıcıdır. O yüzden tekrar çocuk ol. en az çaba gerektiren yolunu bilir. onlara her şeyi doğru şekilde yapmayı öğretiriz. dansçıların. Robotlar asla yaratıcı olmaz. asla yaratıcı olamazsın. Ama biz yaratıcılıklarına izin vermeyiz. yaratıcı bir şey yaptığını gördün mü? Korkmaya başlar. pilot Pontius. bir şeyi yapmanın doğru yolunu. Onlar Yusuf. resmini açıklamasını ister. müzisyenlerin saygın insanlar olmadığını görürsün. Bütün çocuklar yaratıcıdır. Sonra küçük bir çocuğu çağırıp. Sadece tekrar eder. Başkasının daha önce yapmadığı bir şeyi yapmış olur. bu çok güzel. O andan itibaren yaratıcılık yok olur. Resimde uçağın pencerelerinden çıkmış olan dört tane kafa vardır. ama her defasında öğrenir. "Ama dördüncü kafa kim?" "Oh!" diye yanıtladı çocuk. Saygın oldukları zaman. Zihinden özgür. Bir yaratıcının saygınlık denen şeyi riske etmesi gerekir. Bütün çocukların yaratıcı olması seni şaşırtacaktır. daha sonra değeri olan bir eser çıkardığını gördün mü? Sen hiç herhangi bir saygın insanın. Sen yapmaya korkarsın çünkü aptal görünmekten korkarsın. Bunu ancak çocuklar yapabilir. bir teknisyen olacaksın. nerede doğarlarsa doğsun. Ne oluyor? Sen hiç Nobel ödüllü bir yazarın. başkası tarafından keşfedilmiş yol demektir. artık yaratıcı değillerdir. TEKRAR ÇOCUK OL Tekrar çocuk olursan yaratıcı olursun. Meryem ve İsa" diye konuşur öğretmen. onlara Nobel ödülü verildiği zaman. bilgiden özgür. bir robot değildir. Eğer doğru yolu izlemiş olsaydı bunu yapamazdı. Birçok kere yanlış yola sapar. sürekli zenginleşir. Şu küçük hikayeyi dinle: Bir kilise okulu öğretmeni. Eğer her zaman bir şeyi yapmanın doğru yolunu takip edersen. Yaratıcılığın özgürlüğe ihtiyacı vardır. O. Yaratıcı bir insan. arar durur. Ama asla yaratıcı olamayacaksın.

birer robota dönüşürler. herhangi bir yere yerleşemez. sol lobu çalıştırmayı öğrendik. gururlarını.. egoist olur. sol lobu destekleme çabasıdır. İstisnasız her çocuk. Verimli olamaz. Sonra bilmeden. kargaşanın lobudur. Yedi ile on dört yaşları arasında bunu başarırız ve çocuk ölür. nasıl daha iyi eğitim alacağını düşünmeye başlar. saygınlıklarını. Eşsizliğe karşı büyük bir kavrayışı vardır ama verimli değildir. Sağ lobu yok edip. Nasıl büyük ev sahibi olacağını. mükemmel şekilde yapar. sol loba kaydırmanın nasıl yapılacağını öğrendik. düz yazıyı öğrenir. mantığın. Güzelliğe karşı çok duyarlıdır. Mantığın değil. bir geceliğine kalabilir. Dünya onları tanır. Ne oluyor ve neden oluyor? İki zihnin var: Zihnin sol lobu yaratıcı değildir. Ne kadar verimli olurlarsa. enerjiyi sağ lobdan. Toplumda geçerli olan bütün nevrotik şeyleri öğrenir. O yüzden bir sanatçı saygın olduğu zaman ölmüş olur. bir gezgindir. sağ lob işlemektedir. şiirin lobudur. ama sabah olunca tekrar gider. Artık çocuk çılgın değildir. Ama bu sağ lobdur. Okulda rekabet etmeye başlar. Sonra doğru olanı. ama çok geç tanır. Yaratıcılar. sevginin lobudur. O yüzden ona gezgin diyorum. Risk onun aşkıdır. bir yere yerleşemez. tekrar tekrar yaparlar. Bir şeyi ancak öğrendikten sonra yapabilir ve onu. Teknik anlamında çok kapasitelidir. O. muhakemenin. mantığı. dili. tekrar tekrar riske atmaya ve kimsenin yapmaya değer vermeyeceği şeylere girmeye hazır insanlar yaratır. sıradışı insanlardır. çok verimli. Çadırını sırtında taşır. prestijine ne olacaktır? Bunu riske edemez. O bir vatandaş olur ve artık disiplini. Çağlar boyunca. Yerleşmek onun için ölüm demektir. paraya daha fazla ilgi duymaya başlar ve daha güçlü olabilmek için. Düz yazının değil. Ama biz onlara izin vermeyiz. bunun tam karşıtıdır. Ancak yaratıcılık söz konusu olunca hiçbir işe yaramaz. Güce.bir şey yaparsa ya da bir şey ters giderse. Nasıl daha çok para kazanacağını. asla ev sahibi olamaz. Ne kadar çok tekrarlarlarsa o kadar verimli olurlar. yaratıcı olmaya çalışır. Mekaniktir. Ancak prestijlerini. sol lob işlemez. bilimsel olmadan çocuğa öğretmeye başlarız. her çocuk yaratıcı olma kapasitesiyle birlikte doğar. Sakın unutma. Evet. Sağ lob ise. Yedi ile on dört yaşları arasında çocukta büyük bir değişim yaşanır. Bu lob. Hemen onlara bir işi yapmanın doğru yolunu öğretiriz. Sürekli yaptıklarında bir yanlış olduğunu düşünür. Çocuk doğduğu zaman. Doğru yolu öğrendikleri zaman. çünkü deney yapmaya devam etmesi gerekir. Eğitim sistemimiz tamamen bundan ibarettir. Sağ loba dur deyip. . Ve onlar da her zaman deli olarak görülmüştür. Psikologlar bu olguyu araştırıyor. matematiğin lobudur.. o kadar çok saygı görürler. O her zaman risk almaya hazırdır. Hesap. disiplin ve düzenin lobudur. akıl. Çocukluk imha edilmiştir. Yaratıcı. Ana okulundan üniversiteye kadar bütün eğitimimiz bundan ibarettir. Düzenin değil.

Çünkü parayı sadece hayatın keyfini çıkarmak. sağ loba geçer. kolejlerden ayrılırlar. politikacı ve eğitimcidir. Aynı isyanın bir parçasıdır. aşırıya kaçmıştır. sağ loba aktarır. Hesap yapmak gerektiği zaman. Dünyanın her yerindeki yeni nesil. O zaman sağ lob daha az işlemeye başlar. Sağ lob. Asıl suçlu. Hatta hiçbir zararı yoktur. sağ lobun işlemesine bu kadar karşı olmayı bırakmalıdır. ki meditasyon çok daha iyi bir yoldur. fazla eğitilmiştir. Uyuşturucunun çekiciliği. Her türlü kimyevi maddeden daha az zararlı ve daha az yıkıcıdır.Bunun gibi şeyleri öğrenir. bir araç. pazar yerinde. Dünyadaki uyuşturucu salgını ancak tek bir şekilde önlenebilir: Bu da meditasyondur. eğitim sisteminin saçmalığını göstererek. İç denge tekrar tesis edilmedikçe yasa ile bir yere varamazsın. onu bırakması çok zor olur. faydası vardır. uyuşturucu sorunu ortadan kalkmaz. Batı'daki zorunlu eğitimin sağ lobu tamamen yok etmeyi başarmış olmasıdır. Bazı durumlarda beynin sadece sol lobu gereklidir. Para. Şiir insanların hayatından tamamen silinmiştir. Burada suçlu uyuşturucu kullanan değildir. Bazen. Ancak bazı zamanlar da sağ lobun kullanılması gerekir. içindeki şiirselliği ortaya çıkarmanın daha iyi bir yolu bulunursa bırakılır. güç. anında vitesi değiştirmesinden kaynaklanır. uyuşturucu aldığın zaman işler. Uyuşturucuyu yasalarla yasaklamak mümkün değildir. sevgi silinmiştir. sağ loba hizmet etmesi gerekir. Batı. Uyuşturucu ancak. Yani. uyuşturucular ortadan kaybolur. sol lob ise. Ya da ancak rüyanda. ikisini birden kullanıp. Psilosibin. O kadar aşırıya itmişlerdir ki. Meditasyon aynı şeyi yapar. Asıl suçlu onlardır. keyifsiz ve şenliksiz yaşamaya nasıl devam edebilir? Uzun süre edemez. Üniversitelerden. bir tarafa çok fazla gitmiş. etkileme gücü. güzellik silinmiştir. her zaman nihaidir. Zihnini sol lobdan. Alkol yüzyıllardır bunu yapıyor. Sağ lob. hangisinin ne zaman kullanılması gerektiği öğretilirse sorun çözülür. insan zihnini aşırı uca itenler onlardır. Uyuşturucunun tek yaptığı budur. Eğer çocuklara zihinlerinin iki lobunu da kullanması öğretilirse. sen uyurken işler. Sağ lob için yaşam alanı kalmamıştır. insanlığa çok büyük bir hizmet vermektedir. Uyuşturucu kullananların okulları bırakması bir tesadüf değildir. Marihuana. hayatı kutlamak için . Başka bir yolu yoktur. Bir şeyi sakın unutma. Enerjin sol lobdan. birer Tanrı'ya dönüşmüştür. günlük ticaret hayatında. LSD. Uyuşturucunun Batı'da bu kadar ilgi görmesinin tek nedeni. sahiptir. şiirsiz. kolejlerde ve okullarda sağ lobun tekrar hayata dönmesi için yöntemler uygulamaya sokulmadıkça. İnsan bir kere uyuşturucunun keyfini alırsa. içindeki yaratıcılık kapasitesini serbest bırakır. Bu tesadüf değildir. Üniversitelerde. Ama şimdi çok daha gelişmiş uyuşturucular var. İnsanlık sevgisiz. Gelecekte çok daha geliştirilmiş uyuşturucular çıkacak. Yani sol loba kayar. Artık eğitim sistemi. Eğer meditasyon giderek yaygınlaşır ve insanların hayatına girerse. Sol lobun. isyan ihtiyacı doğmuştur ve bu ihtiyaç çok büyüktür.

Eğitim dünyasının gerçek bir devrimden geçmesi gerekir. kan çıkabilir. Sana verilen şeyi tam olarak kusarsan. Onların görkemleri iftihar listelerinde son bulur ve bir daha ortalıkta görünmezler. zekidir. Evet. sonra. Üniversite neredeyse her zaman başarılı olur. ona değer verilmeli. Peki ne öğrendin? Bilgi! Zihnin hafızayla doldu. Zekanı kaybetmişsindir. Ortada doğru cevap olmamalı. ama üniversiteden zeki bir kişinin çıkması çok nadir rastlanan bir şeydir. kolejlerde. tam doğru olmasa bile. şiir. çok zekisin. Okullarda. Çünkü yenidir. zekisin. Bir insan yeni bir şekilde yanıt verirse. takdir edilmeli. Eğer verimli bir şekilde kusarsan. iftihar listelerine girenler ortadan kaybolur. Bu insanlara ne oluyor? Onları yok ettin. hatta giderek aptallaşırsın. Ama yediğin ekmek aynı şekilde çıkmaz. Sadece oyun oynamak için çalışırsın. daha fazla dans. İnsanlar izlenmeli ve daha zeki olmaları için yardım edilmeli. Önce bütün bilgiler zorla yutturulur. Bu gerçekten çok üzücü bir durumdur. Rahatlamak için çalışırsın. Şimdi bunun iyi anlaşılması gerekir. Cevap ya aptalcadır. . üniversitelere daha fazla kargaşa. yaratıcılık ve zeka sokulmalı. Bir şeyi ancak sindiremezsen aynı şekilde kusarsın. amaç değildir. O artık gelemez.kazanırsın. Hayat onlara hiçbir şey borçlu değildir. oyun oynamaktır. Bu çok nadirdir. Hafıza üzerindeki bu bağımlılık azaltılmalı. başka bir şey çıkar. hayatını kaybetmişsindir. doğru görünse bile ona fazla değer verilmemeli. eski fikirlerle uyuşmasa bile. zekayı gösterir. Yeni cevap. Zekiler buna uyamaz. Sevmek için bankada belirli bir miktarda paran olsun istersin. Bu tür eğitimin tamamen değiştirilmesi gerekiyor. Çalışmak. çünkü kaybolmuştur. Albert Einstein'ın üniversiteye giriş sınavını geçemediğini biliyor musun? O kadar yaratıcı bir zekaya sahipti ki. Ama o diplomanın bedeli çok ağır olmuştur. Eğer sindirmişsen aynı şeyi kusamazsın. şarkı. Şimdi sadece diplomalarını ve unvanlarını taşıyorlar. Tekrar edebilir. rahatlamaktır. Onlar diplomalarını satın aldı ve her şeylerini kaybetti. Zaten yok. üniversitelerde. Sadece aptalca cevap ve zekice cevap vardır. diploma alırsın. Çünkü sağ lobunun işleyişini kaybetmişsindir. Tekrar edilen yanıt. Her çocuk okula zeki olarak girer. Sınavlar tamamen budur: Eğer birisi içine tıkılmış olan herşeyi kusabilirse çok zeki olarak görülür. herkes gibi aptalca davranmakta zorlanıyordu. En aptallar. yeniden üretebilirsin. Bu sayede zekan artmaz. Bırakılması gerekir. Doğru ve yanlış kategorisi özünde yanlıştır. Amaç. Çünkü tekrar edilmiştir. Doğru cevap ve yanlış cevap yoktur. keyfini kaybetmişsindir. Onlar hiçbir işe yaramaz. İş etiği geçmişten kalma bir sıkıntıdır. Eğitim sistemin nedir? Bunu hiç düşündün mü? Üzerinde hiç kafa yordun mu? O sadece hafıza eğitimidir. en zeki olarak görülürler. O zaman sana çok çok zeki derler. Bir aptal olursun. İnsanlar zorlanmamalı. sınav kağıdı verilir ve kusması istenir. Çocuklara zorla aynı şeyler tekrar ettirilmemelidir. Amaç. tekrardır ya da yaratıcıdır. Sınıfa daha fazla keyif sokulmalı. O yüzden her şeyi midende sindirmeden tutmak zorundasın.

Herkes yaratıcı doğar. Disiplin kelimesi. mürit anlamına gelen "disciple" kelimesiyle aynı kökten gelir. ışıma demesine katılıyorum. soruşturma ve keşfetme duygusu yükselir. yaratıcı insandır. Tekrar yüzeye çıkabilir ve o yaratıcı enerji içinde serbest kaldığı zaman dindar olursun. Bilgi dediği şeye çok önem verir. Ailenin. öğretmenlerinin sana yaptıklarını terk et. Varoluşun en güzel deneyimlerinden biri. Aksi halde bir bilgiye. ÖĞRENMEYE HAZIR OL Disiplin çok güzel bir kelime. Ama çok az insan yaratıcı kalabilir. Tabii çok büyük bir cesarete ihtiyacın olacak. Doğal olarak risk alacaksın. O bilmeme durumunda olduğun zaman açıksındır. ışıldayan bir bilmeme durumunda olmaktır. O bir mürit olamaz. Benim için dindar insan. arkasından kaçınılmaz olarak başka bir unsur girer: Öğrendiğin her şeyi sürekli geride bırakmalısın. Bütün politikacıların ve din adamlarının sana yaptıklarını geride bırak. Dionysius'un cahilliğe. İnsanların seni garip olarak gördüğü bir hayata başlamak. bütün bu dünyadan ve bütün padişahlıklardan çok daha değerlidir. Çünkü toplumun sana yaptıklarını bırakmaya başladığın zaman. "Galiba bu zavallı adam delirmiş" diye düşünecekler. Bilgili insan asla öğrenmeye hazır değildir. En başta yaşadığın o heyecanı tekrar yaşayacaksın. En büyük cesaret budur. Eğer yaratıcı olmak istiyorsan. Bilgisi egosunu besleyen bir şeyden başka bir şey değildir. Küçük bir yaratıcılık. saygınlığını kaybedeceksin. Sana deli gözüyle bakacaklar. Öğrenmeye hazır olan kişi bir mürittir. Saygıdeğer bir insan olarak görülmeyeceksin. Çünkü o zaten bildiğini düşünür. Bu cahillik ışık saçar. Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez. Garip görüneceksin." Disiplinin başlangıcı budur. 2. Keşfetmeye hazırsındır. İnsanlar sana bir tuhaf bakacak. bir dogmaya dönüşür ve daha fazla öğrenmeye engel olur. Bu kapandan kurtulmak tam sana göre. O zaman tekrar yaratıcı olacaksın. Hiçbir şey bilmediğin zaman. Hiçbir engel yoktur.Eğer yaratıcı olmak istiyorsan ne yapmalısın? Toplumun bütün yaptıklarını bırak. o da hiçbir şey bilmediğim. içinde büyük bir araştırma. Kelimenin kök anlamı öğrenme sürecidir. her an öğrendiği şeyin öldüğünü hisseder ve tekrar cahil olur. Öğrenmeye başladığın an. her şeyi riske edebilmelisin. gerçek disiplin içinde olamaz. O hâlâ bastırılmış bir şekilde orada bekliyor. Ama buna değer. Socrates şöyle diyor: "Tek bir şey biliyorum. ancak diğer bütün güzel kelimeler gibi geçmişte yanlış kullanılmıştır. Öğrenmeye hazır olma süreci ise disiplindir. . Yapabilirsin.

. nüanslarına dikkat etmesi. sana asla uymaz. Anın özgürlüğünü. Disiplinin kalpten gelmeli. uzun yıllar önce gömülmeleri gerekirdi. ama bir başkası için iyi olamaz. Arada büyük bir fark var. Hatta ben aynı nehire bir kez bile giremezsin diyorum. O bir tutsaktır. Başkasının kıyafetlerini giyiyor gibi olursun. İçinde kendini aptal gibi hissedersin. bütün yıldızlara ihtiyacı var. Ya çok bol gelir ya da çok dar. o anın içeriğinde yaşa. yaratıcı olamaz. tetikte olması gerekir. Onun için iyi olabilir. Eğer disiplini sana bir başkası veriyorsa. Ancak o zaman özündeki kendiliğindenlik büyümeye başlar. O anı. Hindulara bir disiplin sundu ve onlar hala onu izliyor. Beş bin yıl önce Adinatha. geleceği referans almadan yaşa. belirlenmiş prensiplere göre yaşamaya başlarsın. Hayat asla ölü değildir. Yaratıcı bir insanın bütün yap ve yapmaları eritmesi gerekir. her anını geçmişi referans almadan. bir sonraki anda yanlış olabilir. Onun için iyi olabilir. Onun özgürlüğe ve alana ihtiyacı var. Sen içinde cesetler taşıyorsun ve o cesetler kokuyor! Her yanın cesetlerle çevrili olduğu zaman. Ben sana disiplin vermiyorum. Şu anda doğru olan bir şey. O bütünlüğün güzelliği vardır ve o bütünlüğün yaratıcılığı vardır. Disiplin. O yüzden unutma. Binlerce yaplar ve yapmalar. kendine özgü bir güzelliği olacaktır. Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın. Yahudilere bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. Buda. Tutarlı olmaya çalışma. hazır cevaplara göre değil. bireysel bir olgudur. O zaman ne yaparsan yap. ama başkası için olamaz. Hayat her an sürekli değişmektedir. On Emir'e benzemez. Sadece ölüler tutarlıdır. Üç bin yıl önce Musa. Bunu yap. aksi halde ölmüş olursun. nehir o kadar hızla akıyor ki! İnsanın her duruma. bana göre disiplin. Ölü prensiplere göre. Herakles haklıydı. Bütün tutarsızlıklarla. Hayat bir akıştır. dünyayı tımarhaneye çeviriyor. Eğer insan binlerce yap ya da yapmalarla yaşıyorsa. İnsanlığın aptallığını görüyor musun? Beş bin yıl önce Manu. bunu yapma. sana ait olmalı. başkaları tarafından verilmiş. sonsuz alana. Yaşamaya çalış. insana empoze edilmiştir. Her yerde karşısına duvar çıkar. Hepsinin son kullanma tarihi geçmiş. anın sorumluluğunu öğretiyorum. Jaina'lara bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. İnsanlar başkalarına hayatlarını disipline etmelerini söyler.Disiplin yanlış yorumlanmıştır. nasıl bir hayatın olabilir? Ben sana anlık yaşamı öğretiyorum. Müslümanlara bir disiplin vermiştir. Muhammed. milyonlarca Budist'e bir disiplin vermiştir. Ben sadece sana nasıl öğrenmeye devam edip. Onu ödünç aldığın zaman. bütün gökyüzüne. ve tepkileri o andaki duruma göre olmalıdır. bilgi biriktirmeyeceğini kavratmaya çalışıyorum. O zaman katılımın bütünsel olur. Bütün bu disiplinler.

3." Bu şekilde onu aşağılayacağını sanıyordu. herkes tarafından hatırlanması gereken bir şey söyledi. öfkelendi. Abraham Lincoln. Tanrı'yla işbirliği içindedir. Birçok senatör. Başkanlığının ilk gününde. evinize gelirim. onun sanatçılığının büyüklüğü kadar büyük bir başkan olamayacağımı çok iyi biliyorum. bütün aristokratlar çok rahatsız oldu. Onun kadar güzel ayakkabı yapabilen kimse yoktur. Ama sakın babanızla birlikte evime gelip. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL Hayat yaratan. ne yarattığının önemi olmadan saygı görmeli ve onurlandırılmalı. Gerçek ve dürüst bir toplumda yaratıcılık. . sanki dünyada hiç varolmamış gibi yaşayıp ölür. Ama Abraham Lincoln gibi bir adamı aşağılayamazsın. Babam çok güzel. harika bir ayakkabıcı değilim ama en azından ayakkabılarınızı tamir edebilirim. hayatı güzelleştiren bir bahçıvanın Nobel ödülü aldığını duydun mu? Tarlaları sürüp. Ne yaparsam yapayım. Bu arada. Ama politikacılar bile Nobel ödülü alıyor." Senatoda derin bir sessizlik vardı. politikacılar yüzünden yaşanmıştır ve onlar hala küresel intihar için daha fazla nükleer silah üretiyor. kızdı. bu sanatı onun yanında öğrendim. hepimizi besleyen çiftçinin ödüllendirildiğini duydun mu? Hayır. Onlar akıllı birer hayduttan başka bir şey değildir. bu adamı aşağılamanın mümkün olmadığını anladı. Büyük insanları ise aşağılamak mümkün değildir. Abraham Lincoln'un öldürülmüş olması bir tesadüf değil. Doğal olarak. Senatörler. Aklıma Abraham Lincoln geldi. Aynı zamanda yaratıcılığa ne kadar büyük bir saygı duyduğunu göstermişti. bir tesadüf eseri ülkenin başkanı oldunuz. O bir ayakkabıcının oğluydu ve Amerika'nın başkanı oldu. ailem için ayakkabı ölçüsü aldığınız günleri unutmayın. Her yaratıcı ruh. Sadece küçük insanlar. siz aristokratlara bir şey hatırlatacağım. bana babamı hatırlattığınız için size minnettarım. tam konuşmak için kürsüye çıktığı zaman. Estetik anlayışımız hiç zengin değil. Bu çok çirkin bir ayrımcılıktır. Dünyada yaşanmış olan bütün katliamlar. saygı ve değer görür çünkü yaratıcı ruh. "Senatoda ilk konuşmamı yapmadan önce. Ben onu asla aşamam. O yüzden asla kökeninizi unutmayın. çok yaratıcı bir sanatçıydı. Ülkenin bir ayakkabıcının oğlu tarafından yönetilmesi fikrini kabullenemediler. Böylece yaratıcılığa değer verilir. babanızın yaptığı ayakkabıları giyiyor. çirkin bir aristokrat ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Bay Lincoln. Eğer babamın yaptığı ayakkabılar ayağınızı vuruyorsa. Bana haber verin. aşağılık kompleksi olan insanlar aşağılanabilir. yemin ettikten sonra senatoda yaptığı ilk konuşmada.

marangoz olman önemli değil. Benim için tam bir keyif. Bunu keyifle yapıyorum. Burada yerleri yıkayıp. "O benim karım değil. Sana bir fıkra anlatayım. ama ben asla sıkılmayacağım. Yaratıcılığın ne anlama geldiğini biliyorsan yaptığın her şey yaratıcı olabilir. tuvalete giriyor ve bir süre sonra tekrar dönüyordu. Seks hayatlarının heyecanını kaybetmesine üzülen genç kadın. vaktinin boşa harcandığını düşünürsün. o zaman yaratıcı olacaksın. O zaman her şey eskir. Sonra. Bir gün o kadar sıkılırsın ki. kendini yaratıcı mı hissedeceksin? Resim yapmak. ama her şey durulduktan sonra. Yaratıcılık. keyif alırsın. O benim karım değil. "Her türlü iş mi. birkaç gün sonra. Ama bu herkesin başına geliyor. Herhangi bir işi derin bir sevgiyle yapmaktır. heykel ya da ayakkabı yapman hiç önemli değildir. o zaman bir yük olur. kocasının aynadaki görüntüsüne odaklanıp. Ne fark var? Biriyle. Yaratıcı ol! Bütün o büyük kitaplar. "temizlik bile mi? Ama senin işin olduğuna göre seve seve yaparız" diye devam ederler. işten. içeriye tek gözle baktığı zaman. temizleyeceksin. temizlik bile mi?" diye sorarlar. Sevişirsin. Sonsuza dek bu şekilde konuşmaya devam edebilirim. o bedeni bilirsin. meditasyon gibi keyif almaktır. yaratıcılığın yapılan işle ilgisi yoktur. bir gün onun peşinden tuvalete gitti. o zaman karın olur. senin bilincinin niteliği ile ilgilidir. Ama sevişirken arada sırada hızla yatak odasından çıkıyor. yaratıcı insanların dedikodularından başka bir şey değildir. Osho. tuvale renkler atacaksın. o zaman bu iş bir göreve. Bana birçok insan geliyor. Unutma. Sonra o yüzü bilirsin. çiftçi. Bir gün belki yazıya dökülebilir. Bahçıvan. Yaptığın her şey yaratıcı olabilir. Sen büyük bir kitap yazmak istiyorsun. sonunda kocasını hipnoz tedavisine gitmeye ikna eder. Birkaç seanstan sonra cinsel ilgisi tekrar alevlenmiştir. yapılması zorunlu olan bir şeye dönüşür. O zaman yaratıcı olmak için başka bir zamanı tercih edersin. Yaratıcılık. Bunu merak eden kadın. Kapının önünde sessizce durup. balıkçı.Resim. yaratıcısındır. yerleri silmek kadar sıradandır. bir arkadaşınla konuşurken." Bir kadına aşık olduğun zaman. Eğer bir şeyi gerçekten seviyorsan. Ben burada ne yapıyorum? Dedikodu. Burada kimse kalmaz ve ben hala konuşuyor olurum. kendine bakarken mırıldandığını duymuş. İlk gelişlerinde. o . Ama eğer beni sevmiyorsan. Önemli olan tek şey var: Yarattığın şeye ruhunu koyabiliyor musun? O zaman yarattığın ürünlerde sanki Tanrı'dan birer parça bulunur. Ama bir arkadaşın gelmiş! Biraz dedikodu yapmak da çok güzeldir. Ama aslında dedikodudan başka bir şey değil. O başka zamanda ne yapacaksın? Yapacak daha iyi bir şey bulabilir misin? Eğer resim yaparsan. o tabii ki karın değil. tekrar gelirler ve "temizlikten daha yaratıcı bir şey yapmak istiyoruz" derler. Sen bir gün sıkılabilirsin. Eğer bu salonu sevgiyle temizlersen yaratıcı olur. Orada. ortadan kaybolursun.

Gülümse.. Eğer anlarsan.. Eğer sevmiyorsan. Bunu dene." "Öyle olmalı. Sorunu yaratan senin egon. bir roman. seni daha yüce şeylere doğru yönelmeye ikna etse. "Bu sana layık değil. Bütün Joan D'Arc'lar saçmalıktır. Yaratıcı olmaya çalıştığından değil. büyük bir yaratıcılık". sana aziz gibi görünecektir." Bayıldım. çünkü onun büyük işler yaptığını düşünürsün. Hayat küçük şeylerden oluşur. Büyük bir şeyler yap. kuyudan su çekmek. Ayrıca. Oturmasını izle. Kalidas ya da Milton olmak istiyorsun. o işi yaparken senin bilincinin kattığı şeydedir. Bir çakıl taşına büyük bir sevgiyle dokun. Temizlik mi? Bu sana layık değil. Birden kral ya da . resim yaptığını hayal et. sıradan insandır. Kutsal insan senin aziz dediğin kişiler değildir. Ölüyken bile bir asalatle. Hiçbir şey sıradan değildir. Her şey kutsal ve ilahidir. o sadece ego tatmini için bir şeyler yapıyor olabilir ama sana bir aziz gibi görünecektir. yaptığın her işe bir yaratıcılık getirebilirsin. Ne zaman ego gelip. Yüce şeyler yapmıyordur. Bunu anladığın zaman. zamanla önemsiz şeylerin kutsal olduğunu görürsün. Büyük bir şiir yazmak. sıradan hayatı seven. Aşılması mümkün değil. dini bir hayat yaşayamazsın. O zaman her şey yücelir. neredeyse bir kitap. temizlik. "Ne kadar ünlü bir isim. yemek pişirmek. O zaman. Mükemmel yapmış. Şöyle bir hikâye duydum: Bir ev kadını bakkal çırağının sürekli siparişlerini hemen getirmesinden memnun olduğu için ona adını sormuş. Egoyu bırak ve her şey yaratıcı olsun. bir temsil yazmak kadar güzel bir şey. Hareketlerinde belirli bir dans. sürekli yaratıcıdır. onun karın olmadığını düşün telkininde bulunmuş. büyük bir asaletle mezarında yatan bir Zen ustası hikayesi okudum. Kutsal insan. Dokunduğu her şey kutsal olur. Hipnozcu iyi yapmış. Daha geçen gün. Sakın egona kapılma. Joan D'Arc ol. Yücelik yapılan işte değil. belirli bir gurur görürsün. Ve öyle de olur! Bu sadece zihninin oynadığı bir oyun. Oturuşu yaratıcı bir eylemdir." Hepsi saçmalık. Shakespeare. Egon bunların küçük şeyler olduğunu söyler. o zaman egon devreye girer. Oğlan "Shakespeare" diye yanıtlamış. "Bu temizlik değil. Ölümü bile yaratıcı bir eylem. Hayatındaki her şey sana kutsal gelmiyorsa. Sen büyük şeyler yapmak istiyorsun. O yüzden temizlik yaparken. Ama yaptığı her şeyi yüceltiyor. bir gururla duruyor.topografyayı bilirsin ve sıkılmaya başlarsın. Neden Shakespeare olmaya gerek var ki? Üç yıl bir mahallede servis yapmak! Bu. hemen bunun farkına var ve egoyu bırak. Tam üç yıldır bu mahalleye servis yapıyorum. ne yaparsan yap. Odun kesmek. Hayat küçük şeylerden oluşur. Adam ölmüş. Yücelik. Anlayışlı bir insan. Temizlik yapmak çok güzeldir. O zaman büyük bir elmasa dönüşür. Eğer sen seversen büyük olurlar. Sadece eşinle sevişirken. yemek.

Asla! Gerçek boyut mükemmeldir." "Bu iyi bir şey mi?" "Tabii ki iyi bir şey. Her yerden geri çevriliyordu. Birden başkan kadar ünlü olurlar. Hiçbir gazete onun şiirlerini. olması gerektiği gibi olmaktır. Nirvana bilinci tamamen budur. Bütün suçlular politiktir ve bütün politikacılar suçludur. Hayatının her anı. Ona nedenini sordular. suçüstü yakalandı. Oğlun Louie ne yapıyor?" "O bir psikiyatriste gidiyor. onları yaşama şeklindeyse. keyif al. gerçek boyutundan daha büyük biri gibi olma eğilimlerine kendini kaptırma. O yüzden yedi kişiyi öldürdü. Sadece ve sadece ünlü olmak istemişti. Birkaç ay önce bir adam yedi kişiyi öldürdü. küçük şeylerdeyse. Ben sadece bırak hayatın bir resim. Zavallı Richard Nixon. Çünkü o ölen yedi kişiyle hiçbir bağlantısı yoktu. her küçük aktiviteyi. o zaman evin bir tapınağa dönüşür. olağanüstü bir şekilde yaşa. herkesin gidip büyük bir ressam ya da şair olmasını söylemiyorum. sadece Richard Nixon değil.kraliçe olursun. Ama eğer Nirvana. Şimdi sana son şeyi söyleyeyim. en son ve en büyük kabusun olur. Büyük bir insan olmak istediğini söyledi. Bedenin Tanrı'nın ikametgâhına dönüşür. Diğerleri biraz daha zeki ve biraz daha kurnaz. Yaratıcı ol dediğim zaman. O zaman baktığın her yer. Onunla bir bağlantıları yoktu. . büyük bir hedefe dönüşürse. Tabii ki herkes bir devlet başkanı olamaz. ünlü. özgürlüktür." Asla bu yüce. Ama bu sıradanlığı. Politikacılar ve suçlular farklı türde insanlar değildir. kutsal bir eyleme. meditasyonla yoğurulmuş sevginle dönüşüme uğramalı. O zaman Nirvana. hepsi bu. Bunu her zaman anımsa aksi taktirde egon hayatına bazı sorunlar getirecektir. Gül. Bayan Moskowitz çok gururluydu. Hiç kimse onun resmini basmıyordu ve hayat akıp gidiyordu. dokunduğun her şey. O yüzden başkanı öldürürler. muhteşem bir güzelliğe ve kutsallığa sahiptir. Eğer Nirvana senin için ulaşılması gereken bir hedef. sadece sıradan olmak. Komşusuna sordu: "Oğlum Louie'nin ne yaptığını biliyor musun?" "Hayır. Saatine kırk dolar ödüyor ve sadece benden söz ediyor. Suçlulara git ve neden suç işlediklerini sor. Bu çok daha kolay. Yapacak büyük bir şey bulamadıkları içindir. bir şiir olsun diyorum. Haftada iki kere bir psikiyatriste gidiyor. Gerçek boyutta olmak. o zaman bir kabus yaşarsın. onun makalelerini basmıyordu. Ülkenin başkanı olamamışlardır. bir duaya dönüştürme aracıysa. Birden bütün gazetelerin baş sayfalarında resimleri çıkar. Onlara bir öfke beslemiyordu. O zaman Nirvana.

Meryem Ana'nın gözlerindeki yaşlar bile belli oluyor. Ve bütün hayat deneyimi. sıradan hayatı her şeyiyle. onu bedava alabilirsin. İsa'nın hem gücünü. Bunu söylediğim zaman. bir şairin hayaliyle. O zaman her şey ışımaya başlar. rüya ya da hayal görme sözcüğü lanetlendi. Ama bu hayaller. Buda'dan ya da İsa'dan alıntı yapmıyorum. Tam on iki yıldır kimse onu sormadı bile. çok güzel bir taş gördü ve onun fiyatını sordu. bir dansçının hayaliyle. tam bir yetkinlikle söylüyorum. ışıldayarak yaşamaktır. Sigmund Freud'un. insan evriminin temelini oluşturan büyük hayalcilerle ilgilenmemesi büyük bir talihsizlik olmuştur. Michelangelo o kaya parçasını aldı ve neredeyse bir yıl boyunca üzerinde çalışıp. Dün hayal olan bir şey. bir mimarın hayaliyle. Ama o kadar canlı ki." dedi. O zaman hayat sana ihtiyacın olan her şeyi verecek. bir mistiğin hayaliyle." İnsanoğlunun bütün evrimi. seni kutlayacaktır. Ama onun hayalleri dünyayı zenginleştirir. hem de narinliğini hissedebiliyorsun. Sigmund Freud'un analiz ettiği rüyalar değildir. O sadece psikolojik olarak hasta insanlarla çalıştı. Aklıma Michelangelo geldi. kendimden alıntı yapıyorum. Ben sadece fotoğrafını gördüm. . senin için de olabilir. hayalin yan ürünüdür. Bütün şairler hayalcidir.Nirvana. O yüzden. Dükkan sahibi. Aslında yaratıcılık. psikopatların hayallerini ve rüyalarını analiz etmek olduğu için. Bunu söylüyorum. rüya görür. Ben de o taşta herhangi bir potansiyel görmüyorum. çünkü böyle yaşadım ve böyle yaşıyorum. Bütün müzisyenler hayalcidir. hayata güven. annesi Meryem Ana'nın kucağında ölü yatarken görüldüğü bir heykeldi. Mermeri o kadar sanatsal bir şekilde kullanmış ki. yarının gerçekleri olacaktır. İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra. bir heykeltıraşın hayaliyle. Bunu söylediğim zaman. Bu mümkün. Birkaç yıl önce bir deli onu kırmaya çalıştı. "Eğer o kayayı istiyorsan. tam bir farkındalıkla. Sadece egonun peşine düşme yeter. HAYALCİ OL Friderich Nietzsche bir açıklamasında şöyle diyor: "Bütün hayalcilerin yok olduğu gün insanlık en büyük felaketini yaşayacaktır. insan hayal ettiği için gerçekleşmiştir. belki de gelmiş geçmiş en güzel heykeli yaptı. Bu benim için mümkün oldu. Ama onun hayalleri yıkıcı olur. Bunu söylediğim zaman. Deliler hayal kurar. çünkü orada yer işgal etmekten başka bir şey yapmıyor. Ve bugünün hayalleri. sanki İsa her an uyanacakmış gibi. Bütün mistikler hayalcidir. bugün gerçektir. Hayatı sev. Heykel Vatikan'daydı. Her türlü mermerin satıldığı bir pazar yerinden geçerken. Yaratıcı insan da hayal kurar. 4. hasta bir zihnin hayallerini ayırmak gerekir.

Bana: "Bu kaya içinde kapalı kaldım. birden İsa'yı gördüm. ondan hiç ayrı kalmadı. Yaşlı balık. onu nasıl düşünebilirsin? Eski bir hikayede. Michelangelo tam bir yıl çalıştı ve sonra ünlü oldu.Birkaç yıl önce delinin teki. okyanusun içinde yaşadı. uyum dilini unutmuştur. İnsanoğlunun ve bilincinin tüm evrimi. Okyanusun içinde doğdu. Evren derin bir uyum içindedir. Artık benim adım. Onların rüyaları. Bir yıl geçtikten sonra. Bu. Sen sadece başkalarıyla el tutuşmuyor. Biri yaratıcıydı. sağlıklı insanların. hasta insanların rüyaları ve hayalleri yerine. yaratıcı insanların rüyalarını ve hayallerini analiz etseydi. Burada benim görevim bunu sana hatırlatmak. Belki de bunu unutmak anlaşılır bir şeydir. felsefi bir ruh hali içinde olan genç bir balık. bazı rüyaların. dükkan sahibi şöyle sormuştu: "O çirkin kayanın bu kadar güzel bir heykele dönüşebileceğini nasıl düşündün?" "Bunu düşünmedim. Ben sadece beş dakika çalıştım ve bütün heykeli parçaladım. Onların rüyalarının analizi. Arayışıma devam etmeli. Bu kayadan çıkmama yardım et" dedi. yaşlı bir balığa sorar: "Okyanus hakkında çok şey duydum. diğeri ise bir deli." . sağlıklı. sadece sağlıklı insanlar değil. "Bu güzel mermeri nereden buldun?" diye sordu. Neden yaptığı sorulunca. Kayanın üstündeki gereksiz parçaları attım ve İsa ile Meryem'i kapatıldıkları yerden kurtardım. Onların rüyalarının analizi. O nerede?" O okyanusun içinde. dünyadaki bütün gazetelerin manşetlerine çıkacak. bütün rüyaların bastırılmış duygular olmadığını gösterecekti. O yüzden ben sadece küçük bir iş yaptım. Kayanın yanından geçerken. Sadece onu unutmuş durumdasın. Eğer onunla doğuyorsan. su ve sen ona okyanus diyorsun. Okyanusu kendinden farklı bir nesne olarak görmedi. ağaçlarla el tutuşuyorsun. şöyle dedi: "Ben de ünlü olmak istedim. Ancak insan. Bütün varoluş tek bir organik bütündür. Heykeli kayanın içinde gördüm. genç filozofu tuttu ve "Okyanus." Sigmund Freud ayarında bir adam. hasta değil. bu rüyalara ve hayallere bağlıdır. içinde yaşadığımız şeydir" dedi. daha bilge balıklara sormalıyım." İki adam da aynı mermer üzerinde çalıştı." Bu olay aklıma geldi çünkü. Michelangelo yanıtladı: "Onu tanımadın mı? Dükkanının önünde on iki yıl boyunca bekleyen o çirkin taş. Bu heykeli yapmayı hayal ediyordum. Siz sadece birlikte nefes almıyorsunuz. Michelangelo'nun yaptığı o heykeli çekiçle parçaladı. Bütün evren birlikte nefes alıyor. Uyum zaten senin gerçeğin. Beni kurtar. Michelangelo heykelini bitirmişti. Genç filozof karşılık verdi: "Şaka yapıyor olmalısın. normal insanların sahip olduğundan daha yaratıcı bir bilinçten doğduğunu gösterir. Dükkan sahibini bir şey göstermek için evine çağırdı. insanlığa çok büyük bir katkı sağlamış olurdu. Biz uyum yaratmıyoruz. Dükkan sahibi gözlerine inanamadı.

Çünkü sen bir şeyler düşünüyorsun ve diğer kişi bir şeyler düşünüyor. İlk kez o zaman. farklı danslarıyız. Çok şiirseldir. Hayatı büyük bir minnetle yaşayacaksın. onları uyandırarak. her zaman okyanusun içinde yaşamış olduğunu anlar. İlk bilinçsizliğimiz. Varoluş sonsuzdur. Hepimiz dev bir kıtanın parçalarıyız. Eğer barışseverlik üretilmişse sahtedir. Çünkü Sigmund Freud yüzünden rüyaya çok yanlış damgalar vurulmuştur. Senin tasarladığın bir öğretiden ortaya çıkan bir şey olmaz. Her tarafa dağılmışızdır. Bana göre ilk kez olarak gerçek bir dindar olacaksın.. kendimizi ayrı olarak görmektir. O zaman şefkat ve sevgin kendiliğinden oluşur. Ama ressam bir tane. farklı şarkılarıyız. Bu sessizliğe başkalarının katıldığını hissedeceksin. iki olarak kalamaz.. Ama eğer senin hiçbir çaban olmadan. Yoksa en güzel kelimelerden biridir. Bir parçamız Himalayalar'da. Ben hiçbir insanın bir ada olmadığını vurguluyorum. Buna rüya deme.Bir balık ancak bir balıkçı tarafından yakalanıp kumların üzerine atıldığı zaman okyanusun farkına varır. Aynı orkestranın bir parçasıyız. Farklı resimleriz. İki sessizlik. Halbuki gerçek.. herhangi bir rüyanın olamayacağı kadar güzeldir. Sevgi dolu olacaksın. Düşündüğün zaman. sadece mutlu olmak. daha keyiflidir. Ama biz bilinçsizce yaşıyoruz. hayata olan yaklaşımını dönüştürecektir. Din kelimesi çok güzeldir. seni büyük bir tekliğin farkına vardırır: Senden başka kimse yoktur. Sevgi. Sadece sessiz olmak. Buna rüya demeyin. bire dönüşür. çıkıp. Eğer merhamet besleniyorsa sahtedir. bir parçamız yıldızlarda. Çeşitlilik hayatı zenginleştirir. Dolayısıyla her eylemini ve varlığını dönüştürecektir. başkalarından ayrılırsın. Bir Hıristiyan değil. daha renklidir. saf bir dindar. bir Hindu değil. varoluşun bir parçasısın.. ayrı olmadıklarını göstermektir. O zaman bir ağaca zarar veremezsin. Sen varoluşun dışına çıkarılamazsın. Ama eğer ikiniz de sessizseniz. varoluşa dışarıdan bakacağın bir kıyı yoktur. dinginlik. Kökeni. . Onu anlamak büyük bir deneyimdir. sadece. Hepimiz birlikte nefes alıyoruz. heyecan. Ama gerçek. o zaman aranızdaki bütün duvarlar kaybolur. neşe. Nerede olursan ol. bir parçamız güllerde. cahillik yüzünden ayrı düşenlerin bir araya getirilmesi anlamına gelen bir kelimedir. Onları bir araya getirmek. bir Müslüman değil. Okyanus onun hayatıdır ve o olmadan yaşayamaz. Gerçek. Eğer sevgi öğrenilmişse sahtedir. tanrısallık. Hepimiz tek gerçeğin farklı ifadeleriyiz. Tek şarkıcının. Ama insanda bir zorluk vardır. çünkü rüya dediğin zaman onun gerçek olduğunu anlamıyorsun. Çeşitlilik var ama bu bizi ayrı kılmaz. bir parçamız ağacın yeşilindedir. kendiliğinden ortaya çıkıyorsa. Bunu gerçeklik olarak yaşamak. o zaman gerçekliği çok derinden. daha coşkulu. Hayatın bütün yüce değerleri. Hayal edebileceğinden daha çok dans barındırır. bir parçamız kuşun kanadında. Tek dansçının. çok özel bir yerden gelir.

En fazla insan. kültürlü ya da dindar olmadık. din adına. Rüyaların gerçek yapılması gerekiyor. Bütün varoluşun tek bir organik bütün olduğu. Ve şarkı. Dünya Tarihi Kitabı'nı —çok önemli bir çalışmadır— yayınladığı zaman sormuşlar. Wells şöyle yanıtlamış: "Çok güzel bir fikir.Geçmişte din adına çok suç işlenmiştir. Bu bir varsayım değil. Wells'e. G. İnsanın hepimizin bir olduğu gerçeğine uyandırılması gerekiyor. her türlü barbarlığı yaptık: İlkel. DÖRT SORU Kalbinde söylenmesi gereken bir şarkı. Medeniyet adına. edilmesi gereken bir dans var. medeni. Ona rüya demek gerçekliğini ortadan kaldırır. Bütün bu dinlerin yalan ve sahte olduğu ortadadır. kültür adına. O senin varlığının içindeki özde gizlidir. Gerçek dinin doğması gerekiyor. Çağlar boyunca hiçbir istisnası olmadan. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ Soru: . Onun yüzeye çıkarılması gerekir. insana yakışmayan. 1. O yüzden. dindar insanlar tarafından öldürülmüştür.. Kendini gerçekleştirmek demek.G. "Medeniyet hakkında ne düşünüyorsunuz?" P. Gerçeklerin rüyalara dönüştürülmesi değil." Günümüze kadar bizler. Ama artık birinin bir şeyler yapıp onu hayata geçirmesi gerekiyor. İfade edilmelidir. Ama dans görünmezdir.. işte budur. P. bütün meditasyoncuların yaşadığı bir şey. İnsan gerçeklikten uzağa düşmüştür. hayvani şeyler. herhangi bir güzel deneyimi rüya ile karıştırma. Sen onu henüz duymadın bile.

Onun şu andaki yüzünü görmüyorsun. O adamı görünce öfkelenirsin. Ama bir Buda. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım. O kadar kızmıştı ki. Asıl hafıza bir sorun değildir. Asıl hafıza. Dün sana gösterdiği yüzden etkilenmeye devam ediyorsun. Asıl hafızan gereklidir. Seninle tekrar dost olmak istediği için gelmiş olabilir. Ve yazdığım her şeyin. Bir adam gelip. ama sen öfkeleniyorsun. Bu adam da değişti. Dün biri sana hakaret etti. Aradaki farkı anlamaya çalış. benim yüzüm. Tekrar oteline döneceksin. psikolojik olarak yoksun. O saf bir anımsamadır. Ancak bundan psikolojik olarak etkilendiğin zaman. Asıl hafıza. Asıl hafızan kastedilmiyor. O bir Brahmin idi ve Buda. Sen sadece benim kelimelerimi dinliyor ve sonra bu kelimeleri kendi hafızana. hatırladığım şeyler içinde bir kökeni var. ama psikolojik etkilenme yoktur. beni anlayamazsın . Savaş ve Barış'ı yazabilir mi? Beni anlamamışsın.. Bana bir şeyler söylemek istiyor. Hafıza oradadır. Acaba dünyada. Hafıza sürekli araya girer. Beni anlamak zordur çünkü anlamak için hafızanı bırakman gerekiyor. psikolojik hafızadır. Senden kendisini affetmeni istemeye gelmiş olabilir. Ama dün geçmişte kaldı. sizlerle hiçbir ilgisi olmayan iki kişi arasında yaşanmış gibidir. Psikolojik hafıza ise. Hatta sen de artık aynı insan değilsin. nerede yaşadığını bilmelisin. eşinin. Eğer şimdi ve burada değilsen. sanki o yaşanmış olan olay. Buda. Babanın. yüzünü sildi ve adama sordu: "Söyleyecek başka bir şeyin var mı?" Havarisi Ananda çok öfkelendi. Ama hafızamı bırakırken. Bugün onunla yine karşılaşıyorsun. Buda'nın suratına tükürdü. "Bu adama haddini bildirmeme izin ver.Bize sürekli hafızadan vazgeçmemizi ve bulunduğumuz anı yaşamamızı öneriyorsun. Çok büyük bir sıkıntı içinde. Kastedilen. O adamla. Yani. Ayrıca ona bir bak. Tekrar odanı bulman gerekiyor. o ben değişti. Ben sana asıl hafızanı bırak demiyorum.." Buda yanıtladı: "Ama o senin suratına tükürmedi. Aksi halde fiziksel olarak burada olsan da. Onu hoş görmelisin. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. o adamı görünce sinirlenir. Devam eden bir kızgınlık olmaz. Buna katlanamam. Ama. Ama kelimeler . Buda'dan izin istedi.ancak o zaman buluşma olur. Bu. Ona baksana. Çok öfkeliydi. "Hala öfkeliyim" demezsin. kendi geçmişine göre yorumluyorsun. bilinçsiz davranışının farkına varmış olabilir. Adam belki de özür dilemeye gelmiştir. Yirmi dört saat birçok değişiklik getirmiştir. Kızgınsın ve bağırmaya başlıyorsun. çocuğunun adını. İşte o zaman psikolojik olarak özgürsün. sanat ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl olurdu? Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz. Çünkü ben bir yazarım. Adını bilmelisin. annenin. sorun çıkmaya başlar. Hatasını anlamış olabilir. ama bu çok doğal. rahiplerin çok öfkelendiği şeyler söylüyordu. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. onun şu anda olduğu gibi ve senin şu anda olduğun gibi buluşmalısın. Bu aptalca olur. Köprünün altından ne kadar su aktı? Bu adam aynı adam değil. Bu kadarı çok fazla.

İnsanlar böyle tepki veriyor. Bu psikolojik hafızalar sana yük oluyor. Ama sen taşıyorsun. hiçbir eylemin ifade edemediği gibi. asıl hafıza hata yapmaz. Bir şeyi daha anlamak gerekir. Şimdi bana karşı o kadar yoğun duygular besliyor ki. Bu durumda nasıl hatırlayacaksın? O zaman . Tıpkı benim yaşadığım sevgiyi. Sen artık olmayan birine tükürdün. Her şey yeni. Karşındakine anlatamazsın. Asıl hafıza güzel bir şeydir. Eğer psikolojik etki altındaysan. O kadar kızgın ki. Özgürlüğünü yok ediyor. kelimelerle ifade edemiyor. Bu adam da aynı durumda. Sürekli bu olayı düşünmüş. Yaptığı şey yüzünden çok büyük bir vicdan azabı çekmeye başlamış. Kelimelere dökemezsin. Baban sen küçükken sana tokat attı. Ananda ise psikolojik hafıza yaratıyor. Seni kafese tıkıyor. Sizin gibi birine tükürmek yaptığım en aptalca şeydi. yine aynı sorun. Ayaklarıma dokunuyor. Büyük bir şaşkınlık içindeydi. beklenen. Çok yoğun bir duygu yaşadığın zaman bunu ifade edemezsin. Bak. ayaklarını öpmüş. Onu hayatın boyunca taşımanın bir anlamı yok." Bilinç sürekli akan bir nehirdir. Buda. Ananda da görüyor. Annen çocukken sana kızdı ve onu hala taşıyorsun. adamı hissediyor. Ananda'ya dönmüş: "Bak. Çünkü psikolojik hafıza bir engeldir. Tüküren adam da yok. O bölüm kapanmıştır. hiçbir kelimenin. üzerinde meditasyon yapmış. Ama aynı zamanda. Ama Buda." Buda görüyor. Ertesi sabah hemen Buda'ya gitmiş. Adam." Adam ağlamaya başladı. çünkü kelimeler yetmiyor. bu adamın ya da kendisinin dünkü kişiler olmadığını hatırlıyor. ortada şaşıracak bir şey olmazdı. sallanıyorsun. şu anda doğan güneş yeni bir güneş. Buda'nın söylediklerine inanamadı. sadece asıl hafızayı biriktiriyor. yanıtladı: "Unut gitsin. Sen yenisin ve ben yeniyim. bir çeşit deprem yaşıyorsun. Nasıl affedebilirim? Çünkü sen bana hiç tükürmedin. önünde kapanıp. Çaresiz durumda. Sadece gör. hiçbir kelime öfkesini ifade edemiyor. Titriyorsun. Kalbinde bir yara açılmış. Bak. Hayatımın en büyük sorunu ve bu adamı aynı durumda görüyorum. Her şeyimle özür dilerim. Psikolojik hafıza olmadığı zaman. Bu. psikolojik hafıza demek istiyorum. Asıl hafızayı değil. Ama yapamıyorum. Bu benim de sorunum. nasıl doğru hatırlarsın? Bu imkansız. Bu adam da aynı zorluğu yaşıyor. Yaşadığı zorluğu görüyor. Adam gitmiş ve bütün gece uyuyamamış. ama sen yetmiş yaşında olsan bile onu hala taşıyorsun. Buda. Hafızanı bırak dediğim zaman. o adamın dün kendine tükürdüğünü tabii ki hatırlıyor. Onu geride bırak." Buda. Biri sana on yıl önce bir şey söyledi ve sen onu hala taşıyorsun. efendim.yetersiz kalıyor. Buda. bu kadar şaşırmazdı. doğal bir tepki olurdu. "Özür dilerim. Dün artık yok. Onu sembolize edecek bir davranış bulmak zorundasın. Senin tükürdüğün adam artık yok. Eğer Buda ona vursaydı ya da Ananda üzerine atlasaydı. canlılığını yok ediyor. Yaşadıklarımı sizlerin anlayacağı dilde ifade etmeye çalışıyorum.

Şu anda nasıl yaşadığın. O yükü taşımak zorunda değilsin. Çünkü onların psikolojik hafızası yoktur. senin iliğin olmuş. Ortaya bambaşka bir şey çıkartırsın. Ama şu anda kanın olmuş. seni hazırlıyor. Böylece gelecek de ortaya çıkıyor. şu anda. Yediğin yemekler. Sen onu kalıpladın. hemen üzerine kendi kurgularını katıyorsun. Ama dün. Ağaç dün çekmiş olduğu suyu düşünmez. gözlerini açmıştır. Onu psikolojik olarak taşımak zorunda değilsin. Geçmişte olduğun her şey. Sadece gerçekler: Asli gerçekler. bir Tathagata. bir Tathagata'nın. O bir aynadır. Sadece bir Buda. düşünmese de. onun yapraklarında. bu sabah güneşinin keyfini çıkarırken. Ve eğer beni anlayabilirsen. Bir Tathagata gerçeği konuşur. Ama düşünse de. şu anının bir parçasıdır: O burada. bir ayna olursun. Yaşayacağın gelecek ise senin şu anı nasıl yaşadığına göre şekillenecek. Çocukluğun sensin. her zaman doğru söylediğini. Yaşadığın an bütün geçmişini kapsar. . Ağaç. Eğer beni anlıyorsan. Yarının çiçekleri olacak olan tomurcuklar orada. çünkü gerçeğe dayanarak konuştuğunu söyler. Bu geçmiş. Neden dünün ışınlarını düşünsün? Onlar emildi. Geçmişte yaşadığın sevgi. Ne zaman bir gerçekle karşılaşsan. üzerini boyadın. Gençliğin sensin. geçmişin zaten şu anda kapsandığını bilirsin. tamamen bu anlama gelir. Hiçbir zaman olanı olduğu haliyle görmüyorsun hep gerçeği çarpıtıyorsun. köklerinde. bir ermiş insan gerçeği bilir. Ama bu yüzden endişe duymana gerek yok. O kıvılcım senin bir parçan oldu. çiçeklerinde. geçmişini hatırlamayacağın anlamına gelmez. İçine kurgu girmiştir. o su oradadır. Bu. Yaptığın her şey hala senin içinde. Bunu söylemeye çalışıyorum. O zaman da hafızana güvenemezsin. çünkü zihninde birçok kurgu taşıyorsun. sindirildi. kırmızının. sarının bir parçası oldu. bu anı yaşamamızı söylüyorsun" diye sordun. Tathagata sadece yansıtır. onu değiştirdin. o gerçek olmaktan çıkar. O zaten orada. "Bize sürekli hafızayı bırakıp. içinde yeni bir kıvılcım yarattı. Ama her şeyiyle tamamen geçmiş mi? Nasıl tamamen geçmiş olabilir? O seni değiştirdi. Ona kendi renklerini verdiğin için. Buda. Bir şeyler ekler. Şu an. O yüzden bilgisayarlar insanlardan daha güvenilirdir. Yarın büyük yaprak olacak olan filizler orada. Sen bir gerçekten söz ettiğin zaman. yapmış olduğun her şey. sapında bulunuyor. Güvenilir tek insan. Dün yapraklarına düşen güneş ışıklarını düşünmez. dallarında. ağaçlar insanlar kadar aptal değildir. yaşadığın an aynı zamanda bütün geleceğini barındırır.abartırsın. Yoksa susar. Senin kemiğin olmuş. dünün psikolojik hafızasını taşımıyor. geride kalmış olabilir ama seni değiştirmiştir. çıplak gerçekler. Çünkü geçmiş yaşandığı anlarda seni değiştirirken. Şu anda içinde dolaşıyor. Geçmiş. o da geçmiş. Psikolojik hafızanı bırakırsan. Sana yeni bir hayat görüşü vermiştir. o artık bir olgu değil. bir şeyler çıkartırsın. uyanmış olanın. bütün geçmişi ve geleceğin bütün potansiyelini taşıyor. Dün benimle birlikteydin. Sen bir gerçekle hiç karşılaşmıyorsun. Tathagata. psikolojik hafızası olmayan insandır. O orada. geleceğine çok büyük etki edecek. şu anın bir parçasıdır. Yeşilin. Ne olursa olsun.

O fiziksel bir gerçek. Gözleyen gözlenen olunca. Dil geçmişten gelir. birbirinize ulaşın. iletişim değil. bekle. geçmişimi bıraktım" dersen. Bu orantı her zaman aynıdır. onu gör. Yaratıcılık. Gül ve sen. Sonra dil devreye girsin. o kadar az yaratıcı olursun. sadece dilini oynatmak olur. Geçmiş. Bırak gül seni çarpsın. resmini yap. Ona ihtiyacın olabilir. Geçmişe ihtiyaç duyulacak. Ben sana geçmişi unut demiyorum. Bırak öyle kalsın. Seni etkilemesine. Bırak yenilik gelsin ve kalbini titretsin. Hiçbir şey ifade etmez. her adımda yeni sıkıntılar doğurur. Sabah güneşinde bir gülün açtığını gördüğün zaman. açık ol. geçmiş karışmasın diye hafızayı bir kenara koymak demektir. Unutma. O anda gerçeği bilirsin. Şu anda bir dil yaratamazsın. Bırak gül sana ulaşsın ve sen de güle ulaş. senin ihtiyaçlarını karşılaman gerekiyor. sanatını ortaya çıkar. Gülün varlığını hissedersin. kimin izleyici olduğu belli olmaz. Beni anlamaya çalış. geçmişten gelir. "Hafızamı bırakırken. Hayatın özgürleşmek yerine. . Onu bir araç olarak kullan. Yaratsan bile saçmalıktan başka birşey olmaz. Sabırlı ol. seni ele geçirsin. Senin tarafından gereksiz olarak yaratılan bin bir sorun bulursun. Yeni bir şeyin olmasına izin vermek ise. yeni bir şeyin ortaya çıkmasına izin vermek demektir. Bir an gelir. sen de gülün o kadar içine girebilirsin. Eğer bir şairsen. fırçanı. senin yaşadığın andır. Bırak iki varlık arasında bir buluşma. Hafızanın yaratıcı hayal gücüyle ne ilgisi var? Hatta ne kadar çok anın varsa. ihtiyaç o andadır. ondan rahatsız olma. deneyim yaşandıktan sonra kullanılmalıdır. Saçmalamış olursun. Hiçbir şey söyleme. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmalıyım" diyorsun. kalbine ulaşmasına izin ver. O bir psikolojik yatırım olmamalı. sindir. Bırak yenilik içine işlesin. tek söylediğim. O. çünkü sana şu anda soruyorlar. bütün ikilikler kaybolur. Eğer bir ressamsan. Şu an sonsuzluktur. Buna hiç gerek yok. Çünkü hafızandakileri tekrar etmeye başlarsın. gül senin ne kadar derinine inerse. çünkü dile ihtiyaç duyacaksın. bir bütünleşme olsun. kimin gül. Anlaşılır bir şey söylemem için dile ihtiyaç vardır.Şu an her şeyi kapsıyor. Bebek konuşması olur. Sana engel olmamalı. Ama şimdi değil. gereksiz sıkıntılar yaşarsın. hemen hafızana koş ve bu deneyimi ifade edecek doğru kelimeleri çıkarıp al. Geçmişi hatırlama yeteneğinden kurtul demiyorum. bu yeni deneyimi ifade etmeye başladığın zaman gerekecek. O zaman sen "Sana telefon numaramı nasıl söyleyeyim. Bırak o sana ulaşsın. Bir an gelir. Dil. boyalarını ve tuvalini al. büyük bir keyif ve kutlama olmak yerine. İhtiyaç olduğu an. sen gül olursun ve gül sen olur. Biri sana telefon numaranı sorduğu zaman. Bundan bir yaratıcılık çıkmaz. Ama dil. Unutma.

Yaratıcı. Bu tıpkı oturma odasını düzenlemek gibidir. şairlerin. Dille de aynı şeyi yap. O zaman bir resim yapacağım. Onu sonra kullanacaksın. Zihnine şöyle diyebilirsin: "Bir saat dinlen ve dinlememe izin ver. yiyip içtikten sonra. Tanrı'nın bir şey söylemesine yardımcı olan kişidir. yeni. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmak zorundayım" diyorsun. bilinen dünyaya getiren kişidir. aslında yaratmak olmaz. Hafızanı bir kenara koy. duvardaki resimler aynı. Zihninin dinlenmesine izin vermiyorsun. O yüzden zihnin vasatı aşamıyor. o kadar yorgun ki. yüzde doksan dokuzunun yaptığı şey budur. o masayı buraya koyar. ancak yüzeyini ifade edebilirsin. Dilin ve bilgilerin. Ona ihtiyaç olacak. bilinmeyenden bir şeyi. Örneğin şu anda beni dinliyorsun. Yarış zamanı geldiğinde. Sen eski. Eğer beni anlarsan ve psikolojik hafızanı bırakırsan yaratıcı olursun. ama şu anda dinlenebilirsin. Küçük bir tatil yapabilir. O bir kompozisyon. O zaman sadece yüzeyini bilirsin. Sen sadece yapısını değiştirmişsindir. Yazarların. O zaman gülü derinliği ve yoğunluğu ile bilemezsin. Zihnin ancak o zaman yaratıcı olur. bu duvardaki tabloyu diğer duvara asarsın. Ben dinledikten sonra. Onlar vasattır. Şu anda sadece bulanıklık yaratır. ressamların. ama yeni değildir. Tanrı'nın üzerinden akmasına izin veren kişidir. Hafızanı bir kenara koy. Bu dünyaya Tanrı'dan bir şey getiren kişidir. bildiğin bütün matematik formüllerini tekrar ediyor musun? İçinden sayı sayıyor musun? Bildiğin coğrafyayı tekrar ediyor musun? Bildiğin tarihi tekrar ediyor musun? Onları bir kenara koydun. taze. seni çağıracağım. Ona açık olmak zorundasın. sindirdikten sonra. Olimpiyatlarda yarışa katılmak isteyen bir adam düşün. Yaratmakla kompozisyon arasında çok büyük bir fark vardır. perdeler aynı. ama sadece ihtiyaç olduğu zaman kullan. Zihin dinlendikten sonra daha taze olacak. Yaratıcı. farklı bir şekilde bir araya getirirsin. orijinal demektir. kendi kendine konuşma. kımıldayamıyor bile. daha önce bilinmeyen demektir. Aynı şey zihin için de geçerli. Sanatın pek değerli olmaz. matematik ve coğrafyaya yaptığın gibi. sadece dinlendiriyorsun. Yarıştan önce dinlenmek zorundasın. Onu kenara koy. Sen hiçbir şey yaratmadın. Sadece kompozisyon olur. Bu koltuğu oraya. Beni dinlerken. Bedenin yenilensin diye. Aynı şeyi dil ile de yap. senin yaratım dediğin şey. Boş bir bambuya dönüşüp. Aksi halde. mümkün olduğunca derin dinlenmelisin. Ona gerek yok. o zaman gerekecek. Tıpkı tarih. bildik şeyleri. Ve eğer yüzeyini biliyorsan.Ama deneyim yaşanırken. İnsan nasıl içi boş bir bambu olabilir? Eğer zihin içini . "Hafızamı bırakarak. Zihnini yok etmiyorsun. Ama onları tekrar düzenlersin. bir şiir ya da kitap yazacağım. Aynı şeyi hafızanla yap. Yaratıcı insan. Bu yeni görünebilir. Yaratıcı hayal gücünün hafızayla bir ilgisi yok. eşsiz. yaratıcı değildir. Yaratıcılığın anlamını kavramamışsın. O zaman yardımın gerekecek. Yeni hiçbir şey yoktur. Adam yarışa hazırlanmak için günde yirmi dört saat koşuyor. Ona hazır olmak zorundasın. İç konuşma bulanıklık yaratır. Ama onlar eskidir. Mobilyalar aynı.

Daha önce kimsenin göremediği şeyleri görendir. Bir teknisyen. Gerçek yaratıcılık. Onlar imkansızı yaptı. Zihin ile zihinsizliğin buluşmasıdır. bunun yaratıcı hayal gücüyle hiçbir ilgisi yok. daha önce kimsenin duyamadığını duyandır. Geleceği kapsamıyor. Teknisyendir. Bir teknisyenle yaratıcı insan arasındaki farkı unutma. ama yapan kendileri değildir. Bilinmeyenle ve bilinemeyenle karşılaştı. Sadece küçük parçalar getirilebilir. Gerçek yaratıcılar. Sanat eseri nadiren ortaya çıkar. Sen geçmiş hakkında yazıyorsun. O zaman sen yazar sayılmazsın. Hayır. Yaratıcılık. Bunu gerçekleştirdiler. sırtında çok büyük bir yük oluyorsa. Sanatın yüzde doksan dokuzu sanat değildir. boş bir bambu olamazsın. yaratıcılık çıkar. bu konuda çok az insanın olabileceği kadar başarılı olmuş. hatırladıklarınla değil. Diğerleri sadece taklitçidir. yaratandan gelir. sen ya da senden çıkan bir şey değildir. akıllı insanlardır ama sanatçı değillerdir. O. Yaratıcı. yaratıcı bir hayal gücün olabilir. Yaratıcı insan. Hatırladıkların zaten ölmüş. Çünkü onlar yaratıcı olmak bir yana.tamamen dolduruyorsa. Ancak yine de. anılardan değil. yeryüzündeki insan bilincinin bütün niteliğini değiştirebiliyorsun. Ne kadar farkında olursan. İmkansız olan. arşiv tutuyorsun. . Belki bir şeyin nasıl mükemmel yapılacağını da bilir. bilinenle bilinmeyenin buluşmasıdır. Onların üzerinden bir şey olmuştur. Ben ona sanatçı diyeceğim. kavrayışı olan insandır. Seni çevreleyen bollukla temas kurmalısın. İşte bu. Hafıza. Ama onun bir kavrayışı yoktur. sadece kusmuk gibidir. Ortam olurlar. seni ele geçirdiği zaman sen kaybolursun. Şunu görmelisin: İsa'nın sözleri yaratıcıdır. yaratıcıydı. bilinmeyene baktı. farkındalıktan ortaya çıkar. Ama bilinemeyenden küçük parçalar getirdiğin zaman. hatırladıklarınla değil. "Ama hafızamı bırakırken. Dünyanın yüzeyinden. Kimse daha önce öyle konuşmamış. Yetenekli insanlardır. Daha farkında olman gerekir. bir Krişna veya Lao Tzu. bir şeyi nasıl yapacağını bilir. "Dünya sanatsız ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmadan nasıl olabilir diye düşünüyorum" diyorsun. Çöpten ibarettir. eğitimli bir insan değil. Hitabet konusunda herhangi bir bilgisi yok. Başka gözlerin daha önce göremediğini gören. Sen bir arşivcisin. O. Anı defteri dolduruyorsun. yaratıcı olmadıklarını çok iyi bilirler. Senin varolanla temas etmen gerekir. yaratıcılıktır. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım" diyorsun. yaratıcı hayal gücüne sahip olamazsın. Yaratıcılık. O. Ya da bir Buda. Yaşadığın anın derinliklerine dalıp. "Çünkü ben bir yazarım ve yazdıklarımın hatırladığım şeylerde kökeni var" diyorsun. Onun sırrı neydi? Onun kavrayışı vardı. Tanrı'ya baktı. Hatta ancak hafızanı bir kenara koyabilirsen. Doğru. o. Yazar olabilirsin ama bunun için bilinmeyenle temas kurman gerekir. Çok enderdir. Bunlar gerçek sanatçılar. bu yüzde doksan dokuzun silinmesi şükran duyulacak bir olaydır. geçmişten bir şeylerin ağına takılmasını sağlamak zorundasın. O noktada bulundu ve o noktadan birkaç parça getirdi. Konuşma teknikleri hakkında bir bilgisi yok. Onlar sadece araçtır. İmkansız olan buydu. ağın o kadar büyük olur ve tabii daha fazla balık yakalarsın.

Ama diğerlerine iyi gelmeyebilir. bir meyveydi. istediği resmi yapmasını söyleyebilirsin. O hamileydi. yaratıcı bir şekilde yaşadı. Senin beyanın hiçbir şeyi . Ve bu işkenceyi kendisi yaratmaktadır. ve huzursuz hissetmeye. Bir düşün. Bir Michelangelo eserine bakıp. Öfkeli. Tanrı senin beyanınla ölemez. çünkü neyin önemli olduğunu bilmiyorsun. öfkeli bir zihindir. Bu ikisi arasında mümkün olabilecek en büyük farklılık vardır. Modern sanatın yüzde doksan dokuzu patolojik vakadır. sıkılmaya başlamaz mısın? Ne oluyor? Bu başka birisinin kusmuğu! Ona yardımcı oldu. Tanrı'nın öldüğünü beyan ederek. Hiçbir zararı olmaz. Hayır. Picasso'nun yaptığı resimler onu delirmekten kurtarmış olabilir ama hepsi bu kadar. bir tatmindi. tuval. tam tersiydi. Buda doğum yapıyor. O bir kusmuk değil. Ve hamile olduğun zaman doğum yapmak zorundasın. Dünya için iyi olur. Ne kadar meditasyon yaparsan. Tabii ki yaptığı resimler. çünkü bütün anlamı kaybetmiş durumdasın. boya ve fırça verip.. Onun müziğini dinlemek seni başka bir şeye dönüştürür. bu çok sağlıklı olur. Kusmasını sağladı ve sistemi onu dışarı attı. Ya da Tanrı'ya hamile kaldı. bir şiirle ya da bir müzikle sisteminden atılmış olan bir delilik değildir. İnsanlar hastaysa. Bu çok anlamlıdır. Friedreich Nietzsche. O. Beethoven doğum yapıyor. Bir çocuk doğurman birşeydir. o kadar dingin ve huzurlu olursun. bir Picasso resmini on beş dakika boyunca önüne koy ve sürekli resme bak. Picasso kusuyor. Nietzsche kusuyor. çünkü varlığınla temas kuramıyorsun. Zihinsel hastaya. Seni başka bir dünyaya götürür. Tanrı'ya hamileydi. Ve o resimler üzerine yoğunlaşmak senin için tehlikelidir çünkü şayet birisinin kustukları üzerinde yoğunlaşacak olursan. Jean Paul Sartre'nin en ünlü kitaplarından biri. Bulantı'dır. O resim aslında boğazına sokulan bir parmaktı. Tanrı'nın öldüğünü ilan etti. kusmak ise bambaşka bir şey. Modern zihin. bir heykelle. en mahrem bölgelerine girmesine izin verdi ve orada hayata hamile kaldı. iyi geldi. Onunki bir resimle. deli işi. bilinmeyenden bir şey getirmiştir. Tanrı ölmüştür dediği gün delirmeye başladı. sanat yardımcı olabilir. Eğer dünyadan kaybolursa. Öfkeli. Michelangelo doğuruyor. Öfkeli. Son derece değerli bir şey onun aracılığıyla geliyor.Şimdi çok anlamlı olan bir şey var: Sanat terapisi. Ama birkaç deli resminden sonra onun akıl sağlığına kavuştuğunu görüp şaşırırsın. Büyük bir işkence içindedir. zihinsel olarak hastaysa. Varlığında bir şey kök salmıştı ve onu paylaşmak istiyordu. hamileydi. Modern zihnin durumu budur. Şimdilerde modern sanat olarak adlandırılan şey tam da budur. Modern zihin hastadır. O sana öte yakadan birkaç anlık görüntüler sunar. Hayatı yaratıcı şekilde sevdi. saatlerce meditasyon yapabilirsin. O. O. delice olacaktır.. çıldırırsın. Hayatın en derin. miden bulanmaya. hasta değildi ve hastalığından kurtulmak istemiyordu. başın dönmeye. Uzak dur! Asla bir Picasso resmini yatak odanda bulundurma yoksa karabasanlar görürsün. O hasta değil.

cinayet aynıdır. Tanrı'nın yüce yazılarında küçük bir sözcüktür. bütünlükle temasını kaybediyorsun. Gözlerimden birini yuvasından çıkartabilirsin. O küçük nota tek başına monotondur. Eğer bir sözcüğü o içerikten çıkartırsan. her şey aynıdır. bir inanandı. her şey aynı değil. Şu anda gözlerime bakarsan. O zaman intihar aynıdır. Ama her şey aynı değil. bu dönemi delilik çağı olarak niteleyecek. Unutma. Çünkü içerikle olan bağlantısı kaybolmuştur. gerçek sanat. Çünkü her şey tesadüfi ise. Kulakları tırmalar. insanı delirtir. içeriğin dışına düştü. sadece delirdi. Ama Nietzsche buna inanmaya başladığı an. Dünya tarihinde bu yüzyıl kadar delirmiş başka bir yüzyıl yoktur. Sana gerek yok. Tanrı'nın olmadığını. Çünkü bazı şeyler sana mutluluk veriyor ve bazı şeyler seni mutsuz ediyor. sadece daha büyük bir şeye işaret eder. Akıl sağlığını yitirmeye başladı. O zaman bir anlamı kalmaz. Nietzsche'nin başına gelen buydu. hiçbir fark yaşanmayacak gibi. Onlar şiirin bir parçası. hiçbir anlamı kalmaz. Hiçbir anlamı bulunmaz. Friedrich Nietzsche'nin yolundan gitti ve bütün yüzyıl çıldırdı. Eğer olmasaydın. Resmin içinde ne kadar güzeldi! Bir amaca hizmet ediyordu. Hayır. O. Tanrı olmadan. Okyanusu unutmuş olan bir dalga. Gelecekteki tarihçiler. Kendine inanan bir inançlı. Bir anlama sahipti. Ama Tanrı öldü dediğin zaman. Bazı şeyler cehennemi yaratıyor ve bazı şeyler seni cennete götürüyor. Cinayet işlemek doğrudur. Bazı şeyler heyecan yaratıyor. Büyük bir resmin bir parçası. bazı şeyler sadece sıkıntı yaratıyor. ölmeye başladı. Anlam. Varlığınla yokluğun arasında bir fark yoksa nasıl mutlu olabilirsin? Nasıl akıl sağlığını koruyabilirsin? Tesadüf mü? Sadece tesadüf mü? O zaman her şey doğrudur. dev bir dalgaydı. hiçbir fark yok. Tanrı'nın öldüğünü beyan ettiği gün. Sonuçta bu yüzyıl. . "Acaba dünya sanatsız ve sanatı yapan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl bir yer olurdu" diye düşünüyorum diyorsun. Neden yaşıyorsun? Ne için? Omuzlarını silkiyorsun. ne olabilir? O zaman bir hiçtir. herhangi bir öneme sahip hiçbir içerik barındırmayacaktır. Bu bir işe yaramıyor. Çünkü din gerçeğe ulaşma yolunu bulmaktır. Ama o özgür kalmadı. O zaman ölü bir göz olur. Sen hiçbir fark yaratmıyorsun. Tanrı'nın büyük orkestrasında küçük bir notadır. Oysa Tanrı bütünlükten başka bir şey değildir. O içerik içinde ne kadar güzeldi! Resimden bir parça kes. kaçınılmaz olarak deli bir dünya olur. Çünkü Tanrısız bir dünya. Sadece şunu gözlemle: Bir şiir oku. Tanrısız bir dünya. Nietzsche. Okyanusun bir parçasıyken. ne yaptığının ne önemi var? Hiçbir eylem bir değer taşımaz. Burada hiçbir şeye hizmet etmiyorsun. Tanrı'nın varolmadığına inanmaya başladığı an. ancak şiirin içeriğinde bir anlama sahip olur. O şiirdeki sözcükler.değiştirmez. gerçek dindarlıktan çıkar. gerçek sanat ortaya çıkar. insanın hiçbir değeri yoktur. O. Çünkü benim içeriğimde varlar. çok büyük bir anlam var. Delirmiş! Deli. çünkü bütünden kopmuş. kendi inancına samimiyetle inandı. Eğer varsan da. Tesadüf eseri olmuş görünüyorsun. Artık hiçbir anlamı yok. Tanrı'nın öldüğüne ve insanın özgür kaldığına inandı. Ancak gerçekle bir araya geldiğin zaman. Çünkü insan.

Çünkü o zaman gerçek sanat ortaya çıkar. Bir şeyler hissetti ve "Seçtiğim el bu" dedi. yirmi beşinciye kadar gitti ve hiçbirini kabul etmedi. onun heykelini yapacağım. Eğer bu deli taklitçiler giderse. Gerçek sanat. hedefli sanat derdi. çok güzel köle kız. Şah Cihan ona sordu: "Bir adamın ya da kadının sadece eline dokunarak. bir perdenin arkasına koyun. Kızı ne yapmıştı! ? Ama endişeli değildi. İmparator gözlerine inanamadı. İran'ın Şiraz bölgesinden bir adam vardı. Onunla evleneceğim. Sarayınızdan yirmi beş güzel kadını. Çünkü sadece eline dokunarak. kızın parmağına yüzük taktı. Sadece elleri perdenin dışında olsun. Sana Taj Mahal'ın nasıl ortaya çıktığının hikayesini anlatacağım. Meditasyon yapmaya yardımcı olan bir şey. Yirmi beş köle kız. Gözlerini kapattı. "İsteğini kabul ediyorum" dedi. Dolunay olan bir gecede orada oturup. İmparator perdenin arkasına bakınca dehşete kapıldı. Çıksa bile. Şirazi ilkinden başlayıp. Yirmi beş kız geri çevrilince o elini uzattı. Tamamen aynıydı. Şah Cihan ise imparatordu. Gece gündüz çalıştı. Birkaç deli insanın rahatlamasını sağlayabilirler. Sizin sarayınızdan bir kadın istiyorum. şaka olsun diye perdenin arkasında duruyordu.. Ama o resimler sergiye çıkmamalı. o zaman o kadın benim eşim olacak. Ama artık hiçbir yolu yoktu. Bu doğru mu?" Şirazi yanıtladı: "Bana bir şans verin. yüzünü hiç görmemene rağmen heykelini yapabiliyormuşsun. o benim eşim olacak" dedi. bu güzel esere bakarken. Hiç Taj Mahal'a gittin mi? Gitmeye değer. Tek bir hata bile bulamıyordu. Picasso'nun terapiye ihtiyacı var. Şirazi aynı zamanda bir mistikti.. Büyük bir sanatçıydı. Şirazi üç ay boyunca bir odaya kapandı. bir Sufi mistik. bir kadının heykelini yapmak mümkün değildi. Söz vermişti. sadece akıl hastanelerinde sergilenmeli. O ellere dokunacağım ve bir kişiyi seçeceğim. Üç ay sonra imparatordan ve bütün saray ahalisinden gelmelerini istedi. Kızının bu fakir adamla evlenmesini istemediği için bir hata bulmak istiyordu. Ama tek şartım var. Onlar resim yapmasın demiyorum. Şah Cihan'ın kızı. Sonra. Terapi olarak resim yapmalılar. . Eğer doğru çıkarsa ve siz tatmin olursanız." Şah Cihan hazırdı. Taj Mahal gerçek bir sanattır. meditasyon yapmana yardımcı olan bir şeydir. O bir tedavidir.Eğer sizin sanat dediğiniz şeyin yüzde doksanı kaybolursa. dünya çok daha zengin olur. Bu hikayeleri duydu ve heykeltıraşı sarayına davet etti. Her kimi seçersem. adamlarınız tatmin olursa. Henüz Hindistan'a gelmeden önce binlerce hikayesi ulaşmıştı. Şiraz'ın en ünlü insanıydı. Gurdjieff gerçek sanata. perdenin arkasına getirildi. Bilinenin ötesinden bir şeyler hissetmeye başlarsın. Ama tek şartım var. "Eğer başarılı olursam. sadece oyun olsun diye. Onlar deli işi. için bilinmeyenle dolar. Şirazi onun eline dokundu. Şiraz'lı olduğu için ona Şirazi deniliyordu. O resim yapmalı. Mucizeler yaratıyordu.

enerjiye dokundu ve enerjiyi hissederek. Karısı da o kadar rahatsız olmuştu ki. Mümtaz Mahal'di. saçların. Başbakan. Eğer beğenmezseniz. sanatçı. Ondan sonraki hafta çok çok hasta oldu ve üçüncü hafta öldü. Sadece eline bir kere dokunarak.Çok rahatsız olmuştu. Çünkü her enerjinin kendi yarattığı bir desen vardır. Ama yine de Kral. Kızını nasıl kurtaracaktı? Heykeltıraşı çağırdı ve ona her şeyi anlattı. Adı. evlilik söz konusu değildi. Her maket ayrı bir güzeldi ve onlara hayır demek haksızlıktı. büyük bir meditasyon anı yaşamıştı. Sırf bu acı yüzünden öldü. ten rengin. çünkü belirli bir enerji desenine sahipsin.. Kızın öldüğü dedikodusu heykeltıraşa gelince son maketini yaptı. Bir enerji desenini gördüğün zaman. Bir Sufi mistik tarafından yaratılmıştı. Çünkü her şeyi yaratan." Vezir bir tavsiyede bulundu. O anda. o enerji desenidir. Unutamam." Konuyu sanatçıyla görüştüler ve Şirazi kabul etti." Heykeltıraş.. içini ve dışını bilirsin. Bu onun son maketi olacaktı. Kız öldü sandığı için. Şiraz'a dönecek. Ve hepsi çok güzeldi. "Şimdi ne getirirse getirsin beğenmeyeceğim" diye düşündü. Ben de sana söz vermeme rağmen kabullenemiyorum. Meditasyoncular çağlar boyunca bu enerjiler üzerinde çalışmaktadır. Dedikodu yayarak. Eşinizin anısına bir anıt maketi yapmasını söyleyin. zihinsiz olmuştu. "Şöyle bir şey yapın. Yüzün tesadüfi değildir. Şirazi birçok maket yaptı. Söylentilerde. "Bence hiçbir sakıncası yok" dedi. Asıl suçlu kızım." Bir hafta çok hastaydı. bir kadının heykelini nasıl yapabiliyordu? Çünkü farklı bir boyuttaydı. hiçbirini onaylamadı. Hamileydi ve çocuğunu doğururken öldü. Sen bekle. Ama durumuma bir bak. Bana söylemeliydiniz. Çünkü kızının fakir bir adamla evleneceği fikrini kabullenemedi. o iş biter. bunun heykeltıraşın kulağına gitmesini sağladı. Ona şart koşun ve eğer maketini beğenirseniz. Dünyanın en güzel anıt mezarı eşinizin olmalı. "Ama bu imkansız. Ben geri döneceğim ve kızınızı istemeyeceğim. . yanıtladı: "Endişe etmenize gerek yok. Düşünmeme izin ver. Gözlerin. bu nadir maketler karşısında ne yapacağını bilemedi. Sana söz vermiştim. O anda. Kız ölmüştü ve sanatçının kalbi parçalanmıştı. Eşiniz öldü ve bu büyük sanatçı kendini ispat etti. Kral. her şeyi unutacağım" dedi. Onu Kral'a getirdi ve Kral onayladı. Kral'ın kızı çok hasta. Kirlian fotoğraf çekme yöntemi sayesinde bunu daha mantıklı bir şekilde anlayabiliriz. O maket Taj Mahal oldu. "Her şey kazara oldu. O anda. "Seçtiğin kız. heykeli yaptı. İmparator çok çaresiz kaldı. kızınızı ona vereceğinizi söyleyin. Yüzün o şekilde. Eşim öldü. hastalandı. hepsi belirli enerji desenlerinden kaynaklanır. bütün kişiliği görürsün.

çok dindar olan bir şey vardı. Savaş ve Barış'ı. "Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz" diyorsun. Buda'nın. çok özel. ego. Savaş ve Barış'ı yazabilir miydi" diye soruyorsun. Geleceği biliyorsun. zihinsizlik halinde bulunmaktır. hedefli sanat olarak yaratılmış birçok şey var. o zaman Karamazov Kardeşler bir başka Yeni Ahit olurdu. O yüzden Karamazov Kardeşler bu kadar güzel bir kitap. sevgisi yüzünden çok acı çekti. Bunu sana kim söyledi? Bir Tolstoy bir Buda olabilir. Karamazov Kardeşleri yazdı. Tabii o mükemmel bir araç değil. İçinde Buda'da olan bir şey. zaten hasta olmalı. Bu kutsanacak bir şeydir. sutraları öyledir. ne yaptıklarını bilenler tarafından yaratılmış. Çünkü eğer bir şeyle ilgilenirsen. Mümtaz Mahal. Peki Buda ne yapıyordu? Ben burada ne yapıyorum? Krishna'nın Gita'sını okudun mu? O bir Savaş ve Barış. kızını çok sevdiği için öldü. Er ya da geç bir Buda olacaktır. Şiirlerini yak. Tanrı tarafından ele geçirilmiş. nerede olduğunu gösterirsin. Bu büyük sevgiden ve yoğunluktan ortaya Taj Mahal çıktı. bir anahtarın olur. Onda o kalite vardı. çok derinden yaralandı. Ya da bir Elmas Sutra. Hala o duyguyu taşıyor. Sen sadece araç ol. Suç ve Ceza'yı ve en güzel kitaplardan biri olan. yazı yazabilirsin. Ama Tolstoy olduğu için değil. Meditasyonlu sanat taraftarıyım. veya Upanişhad gibi olurdu. Ben yansız sanat taraftarıyım. Sana olanların ve olacakların özü buradadır. O sıradan bir anıt değil. çünkü geleceği karanlıktı. Tolstoy. Anna Karenina'yı ve birçok başka güzel şeyi yazabildi. Şah Cihan. Ve Şirazi. Yine de Karamazov Kardeşler çok güzel. Ama resimlerini yak. ilahi bir varlığın elinden çıkmış. Dostoyevski olduğu için değil. Eğer arada Dostoyevski olmasaydı. Mısır'daki piramitler de öyle. Taj Mahal hala o sevginin enerjisini taşıyor.Geçmişi biliyorsun. ona rağmen. Dostoyevski. Şu anı biliyorsun. Kendi kusmuğunu insanlara sergilemek zorunda değilsin. Sıradan bir insanın elinden değil. Dostoyevski. Mehtaplı bir gecede. patoloji olmasaydı. Büyük meditasyoncular tarafından yaratılmış. Aksi halde kusmuk olur. Gerçek sanatçı Taj Mahal'ı yarattı. Ama bir parçası yoğun inanca sahipti. . kim olduğunu. O zaman Tanrı sana iniyor ve içinden sevgi akmaya başlıyor. bu maketi yarattı. Dünyada. Upanişhadlar öyledir. Bütün olarak değil. benim için yaratıcılık meditasyon halinde. İsa'nın sözleriyle aynı nitelikte olurdu. kalbin yeni bir sevgiyle atmaya başlar. İşte bunun adı hedefli sanattır. Onların da terapiye ihtiyacı var. Dostoyevski. Tolstoy olmasına rağmen. O yüzden kendi zihninden birçok şey var. Terapi olarak resim yapabilir. O zaman içindeki varlık dışarı taşmaya başlıyor. Enerji deseni anlaşıldıktan sonra. dindar bir adamdı. hafıza. Çünkü çok acı çekti. Taj Mahal'de meditasyon yaptığın zaman. o bir araca dönüştürülmüş. Seçmiş olduğu kadın artık yoktu. Ben Tanrı'nın içinizden taşması taraftarıyım. İsa'nın sözleri böyledir. Aptal'ı. Senin kusmuğunla ilgilenen insanlar da. Unutma. "Bir Buda.

Ama eğer biliyorsan ve doğrudan boşluğu görüyorsan. Şimdi oda olması gerektiği gibi. Mobilyalar yüzünden bazı noktaları eksikti. Bir hikayeyi güzel anlatmayı. Şimdi ne dersin? Oraya boş mu dersin. O zaman sana boş gelir. Şimdi o kitapla ne yapabilirsin? O yüzden bir sanatçının durumu. Ama bitirdikten sonra o kadar boş ve ölü oluyorum ki. Ama yine de yorumu yanlış. Bir keresinde çok zengin bir adamın evinde kaldım. Yanlış taraftan bakıyorsun. ev bile sayılmazdı. Hareket edemiyorsun. inanılmaz bir özgürlük hissedeceksin. kanepelere bakar ve odanın boşluğunu göremezsin. kendisiyle dolu değildi. ortaya yaratıcı bir eser çıkarmış olan hemen hemen herkesin yaşadığı bir şey. Adamın kendisi bile korkuyordu. Bir sanatçı için ise. Bir resim bitince bitmiştir. Bana evindeki en . Eğer mobilya doldurmaya devam edersen. onu işlemeyi çok iyi beceriyor. içinde hareket edemiyordun. bunun yerine yoruldum de. sadece onun değil. Şu anda yeniden yazmaya başlamak üzereyim. Çünkü ortada oda kalmamış olur. O. Tabii çocuk doğduktan sonra kendini boş hisseder. Çok ta güzeller. Çocuk artık doğmuştur. birkaç ay sonra yaşayacağımı beklediğim o boşluk korkusu içimi dolduruyor. Bir odaya giriyorsun. her taraftaki antikalar yüzünden hareket etmeye korkuyorsun. içerde mobilyalar. Ne yapmalıyım? Bu soru bir yazardan geldi. koltuklara. o boşluğu unutabilir. sevgiye ihtiyacı yoktur. Sonra bütün bu mobilyalar ve resimler çıkartılıyor ve sen odaya giriyorsun.2. Rahminde atan o kalbi ve tekmeleri arayacaktır. Birkaç gün boyunca kadın içinde boşluk hissedecektir. Onun romanlarını okudum. duvarlarda resimler falan var. Evi o kadar doluydu ki. Çok zengindi ama hiç zevki yoktu. Boş yer demek. Boşluğu bütünlük içinde. Bir kadın çocuğunu karnında taşırken doludur. Çünkü her boşluğun bir doluluğu vardır. çünkü o odanın bazı boşlukları mobilyalarla doldurulmuştu. Artık yardıma. bir noktadan sonra hareket edemezsin. En başta bu yoktu. Sanatçı kendini boş hisseder. Çalışırken çok büyük bir zevk almama rağmen. Mobilyalar çıkarılınca oda kendisiyle dolmuş olur. yoksa oda mı dersin? Oda zaten boşluk demek. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU Soru: Ben bir kitap yazarken. içim enerji ve coşkuyla doluyor. Ama çocuğu sevebilir. bir şiir ya da roman yazıyorsun. mükemmel. Ama insanın bu boşluğa bakması gerekir. Resim yapıyorsun. Eğer çok fazla mobilya yönelimliysen. Çocuğunu severken ve onun büyümesine yardımcı olurken. Bu deneyim. masalara. Tükendiğini söyleme. neredeyse yaşamaya dayanamıyorum. Bir kitap bittikten sonra bitmiştir. Boş olduğunu söyleme. Olaya iki uçtan bakabilirsin. Mobilya içerdeyken oda. Yetişkin olarak doğmuş. meditasyon sırasında. O büyümeyecek. Tamamlandıktan sonra içinde derin bir boşluk hissediyorsun. Hizmetçiler sürekli endişe içindeydi. bu bile mümkün değil. annenin durumundan bile daha zor.

Resimler. Romanlar. Roman yazmak delirticidir. Zihinlerine birçok şey oluyor. içinde çok fazla mobilya vardır. Bir çocuk doğurabilirsin. bir müze. Ama bu yüzden üzülmeye gerek yok. bestecilerden doğar. bir meşguliyetten arınmış hissedersin. O bir yüktür. duygular. ama o günahkar oluyor. karakterler. Düşünceler. bu doğru bakıştı— eğer doğru bakarsan. Aynı şey roman yazdığın zaman da olur. O karakterler tarafından kullanılmış gibi hissediyor. Bir sürü insan gelip gidiyor. Ne oluyor da deliriyorlar? Çünkü çok meşguller. Ona şöyle dedim: "Burası bir oda değil. Çünkü birçok karakter konuk olur. Şiirler." Oda. Hayatlarında kendilerini deli edecek bir şeyleri yoktur. Çok doğal bir şey. Roman yazarken zihin meşguldür. Onların delirecek bir şeyleri yoktur. Tıpkı ağaçlarda yaprakların yeşermesi. Araya girecek kimse yok. O yüzden yaratıcı insanlar. Bu tıpkı çocuk doğurmak gibidir. Buna boşluk deme. Şiir yazarken zihin meşguldür. Çalışırken. Sana söylüyorum. Eğer doğru bakarsan —Buda'nın "Samyak Drasthi" dediği şey. Kendi içinde . bir şairin içinde açar. neredeyse her zaman delirir.iyi. Kendine ait boş alanları yok. Ama çocuk serseri olur. yazar da endişelenir. Ne yapabilirsin? Sen çabalıyorsun ama o serseri oluyor. Onu bir aziz yapacaksındır ama o günahkar olur. Keyfini çıkar. Aynen öyle. Kendini tekrar temiz hissedersin. kendini bir tutkudan. zihnin birçok şeyle dolu. Anne nasıl endişelenirse. Burası bir oda değil. Romanın karakterleri artık orada hareket etmiyor. Konuklar gitti ve ev sahibi artık rahatladı. bir Nietzsche delirir. en güzel odasını verdi. Ortada oda kalmamış. bir Nijinsky delirir. içinde bir üzüntü ve korku yaratıyor. Ama onlarla işbirliği yaptığın zaman neredeyse gerçek olurlar ve eğer onlardan kurtulamazsan asla huzur bulamazsın. O karakterler onun fantazileri. ağacın sadece gövdesi göğe doğru yükseliyorsa keyfini çıkar. Yeni tür bir doluluk de. Karakterin kendi tarzı vardır. Artık hareket edecek alanın vardır. Anne çocuğun büyüyünce doktor olacağını düşünmektedir. Sanki caddenin ortasında. boşluğun sana verdiği özgürlüktür. onu yazıp kurtulman gerekir. Yapılacak bir şey yok. ama sonra çocuk kendi başına hareket etmeye başlar. Bir karakterle başlarsın. bir yazarın içinde açar. Sonra kitap biter. Birden mobilyalar gitmiştir. her zaman yazarın sözünü dinlemez. Seni yalnız bırakır. Lütfen bana içinde hareket edebileceğim bir yer ver. üzerinde ağırlık yapar. Kendini çaresiz hissediyor. yoğun trafik içinde yaşıyor gibiler. O boşluğun keyfini çıkar. bu tıpkı çocukta yaşanan olay gibidir. Yapacak hiçbir şey yok. Bazen kendi yoluna sapar ve yazarı belirli bir yöne doğru iter. Vasatlar asla delirmez. Zihin mobilyaları. Tadını çıkar. bir kitap bittiği zaman ve çocuk doğduğunda mutlu ol. Zihin meşgul. O karakterler romanı kendileri bitirir. Boşluğu hissedersin. O yüzden sonbaharda yapraklar düşüp. Unutma. Şarkılar. Yanlış yorumlaman. Hiç dikkat ettin mi. bir konuk geldiği zaman mutlu olursun ama gittiği zaman daha da mutlu olursun. Bir Van Gogh delirir. Çünkü er ya da geç yeni bir kitap yükselecektir. Kendinle dolusun. Her sanatçının bu bedeli ödemesi gerekir. Yazar bir romana başlar ama asla bitirmez. Yazar onun aziz olmasını ister. bir ressamdan doğar. yaratırken. Eğer zihninde bir kitap varsa. çiçeklerin açması gibi.

para kazanmak için sayfaları doldurduysan. Uzun bir dinlenme dönemi. Yaratıcılık günlerinden bile daha güzel. "Lütfen adımı değiştir" dedi. ancak arkasından gelen sessizlik de güzeldir. Kendini dingin ve kutsanmış hisset.dinleniyorsun. kendi varlığını kutlamak ve yalnız olmak için hiçbir boşluk olmadan sürekli çocuk doğuruyor. Bir sannyas vardı. Ona ismi bilerek verdim. Çünkü o yaratıcılık. pasiflik korkusu. Dinlenmeye ihtiyacın var. Fırtına güzeldir. Ancak o zaman bir bütün olabilirsin. teslim olma korkusu yüzünden. Bir roman yazdığın zaman. arkasından gelen boşluk da o kadar büyük olacaktır. Korkusu yüzünden. Kelimenin kendisinden. gevşeme korkusu. Çok güzeldir. sadece bir yavru doğurur. Buda. daha uzun süre dinlenmek gerekir. Neden diye sordum? "Geceden korkuyorum. Bir kadın 30 yaşına geldiği zaman. eğer gerçekten büyük bir sanat eseri ise kendini boş hissedersin. gece demektir. Bunun için bir gerek yok. Eğer çocuk bir aslan olacaksa. Şunya diyoruz. Senden tekrar bir şey doğabilmesi için kendini toparlama dönemi. Fırtına ne kadar şiddetliyse. Bir şeye yanlış bir isim verdikten sonra ondan korkmaya başlıyorsun. Çocuğa vermiş olduğun enerjiyi tekrar alma dönemi. arkasından gelen sessizlik o kadar derin olur. Kelime çok pozitif bir anlam yüklü. Ertesinde kendini boş hissetmezsin. O. gece sözcüğünde yer alır: Nişa. Bu doğal bir süreçtir. Bu kadar çok isim arasından bana neden bu ismi verdin? Onu değiştir" dedi. Kabullen. Ama onu değiştirmeyeceğim. Bu dinlenme dönemi her sanatçı için gereklidir. Sabah. o zaman pek derin olmaz. Şunya oldun dediği zaman. Endişe etme. Varlığınla derin bir ilişki içinde. Çünkü bütün varlığı onunla yüklüdür. yorulmuştur. Nişa. Ona boşluk dediğin zaman. Gündüz güzeldir. Doğu'da ve Hindistan'da hala devam ediyor. Bütün bunlar. O sadece güzel bir olgunun yanlış yorumlanmasıdır. güzelliği gitmiştir. İnsan uyur. neredeyse yaşlanıyor. keyfini çıkar. Tekrar tekrar bana gelip. Eskiden öyleydi. o boşlukta doğar. Arada güç toplamak. keyfini çıkar. Onu yük olarak görme. Tek anlamı. Hiçbir negatifliği yok. Bir çocuk doğar ve bir başkası rahme düşer. aktivitelerle doludur. Her zaman net ol. Ama insan kelimelerde yaşıyor. alandır. Sonra dinlenme dönemi vardır. İnsan geceyi de kabullenmeli. Onu şükranla karşıla ve bir süre sonra içinin tekrar dolduğunu ve daha güzel bir kitabın doğacağını gör. Sınırsız alan. tamamen bir hiç oluyorsun anlamına geliyor. Hindistan'da boşluk için daha iyi kelimeler var. Gece de çok güzeldir. Gençliği. İşte o zaman ulaşıyorsun. "Şunya!" Ve biz nihai hedefe Şunya deriz. Geceden korkma. tükenmiştir. Biz ona. Yaratımın ne kadar derinse. Bir çocuk doğurduktan sonra bir dinlenme sürecine ihtiyaç vardır. korkmaya başlıyorsun. pasiflik ve boşlukla doludur. Eğer sırf yayımcı ile olan anlaşman yüzünden. Her anne bedeninin dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bir aslan. Ona Nişa adını verdim. O boşluk güzeldir. Karanlık korkusu. Aynı kalırsın. Çünkü söylediklerin sadece söz değil. O boşluğun keyfini çıkar. çalışmak ve eyleme geçmek için enerji dolu olarak uyanır. Birçok insan korkar. eylemsizlik. . Söylediklerini hatırla. tazeliği. O çiçekler boşluktan ortaya çıkar.

Klasik müziği tamamen unut. kuyudan su çek. teknik olarak çok yetenekli bir hale gelebilirsin ama teknisyen olarak kalırsın. Sonra bir gün. Ancak sadece tekniğini biliyorsan ve hayatın boyunca o tekniği çalışırsan. zihindesin. Disiplinli bir Klasik Batı Müziği eğitimi aldım. O zaman teknik olmaktan çıkar. Yirmi dört yıllık eğitimden sonra. Bu anları kendi varlığına düşmek için kullan. Birkaç yıl boyunca varlığının derinliklerinde kalsın ve böylece sindirilsin. Ama eğer ABC'sini bilmiyorsan. Daha önce kimsenin yapmadığı yeni şeyler dene. yeni yöntemler dene. şiir yazarken. Artık teknik senin bir parçan olmuştur. aslında dine giden bir yoldur. Tamamen unutmalısın. İçimdeki sanatçıyı nasıl hissedebilirim? Sanatın ikilemi. Seni zincirlemez. Sanki yokmuş gibi davran. Ondan sonra resim yapabilirsin. . Bütün sanatsal aktivite. içinde ani bir heves hissedecek ve tekrar çalmaya başlayacaksın. Yeni yollar. önce bir öğretiyi öğrenmek ve sonra onu tamamen unutmak zorunda olmandır. Bu eğitimin. Tekrar çalmaya başladığın zaman. ama klasik müziği unut. Artık kendiliğinden yaratabilirsin. asla bir sanatçı olamazsın. varlık de. on iki yıl boyunca resim yapmayı öğrenmeli ve sonra on iki yıl boyunca resmi tamamen unutmalısın." Sonra bir gün. Yaratıcılık budur. Resim dışında her şeyi yap. O zaman onun kutsallığını hissedebilirsin. kemiğinin ve iliğinin parçası olmuştur. YARATICILIK VE MELEZLEŞME Soru: Sanatsal ifade arzusu hissediyorum. bir ressam. Onun seninle hiçbir ilgisi olmasın. mistik olma yolundadır. 3. resim yap. On iki yıl meditasyon yap. Bütünlük de. On iki yıl tekniği öğrenme eğitimi. Ve on iki yıl tekniği unutma eğitimi. resim yapacaksın. Teknik sana engel olmaz. Ona boşluk deme. heykel. o konuda çok derine inemezsin. başka bir konuda eğitim görmüş insanlardan ortaya çıkar. En büyük yaratıcılık. odun kes. Zen'de şöyle derler: "Eğer ressam olmak istiyorsan. Çalışmaya devam etme. Şiir doğduktan sonra yorulmuşsundur ve zihin dinlenir. bir sanatçı. anlık yaratıcılığı zincirlediğini hissediyorum ve son zamanlarda düzenli olarak çalışmakta zorlanıyorum. teknik üzerinde fazla durma. Başka şeyler yap: Bahçıvanlık. kanının. Biraz yenilikçi ol. gerçek de. Tanrı de. icra ettiğinden emin olamıyorum.Bir şair. Aktif olduğun zaman. Artık teknik bilgi değildir. Artık hangi niteliklerin gerçek sanat olduğundan ve sanatçının özgün sanatı hangi süreçte üretip. Benim deneyimim de aynen bu. Aksi halde asla anını yaşayamazsın.

vakit geldi. bunu söylüyor olamazsın. Bütün büyük yaratıcılıklar. Afrikalı ile. bir öğretiden başkasına geçmiş insanlar tarafından yapılmıştır. böyle bir töreye karşı gelemezsin. melezleşme gibi. Hindu. bütün gezegenin bilincini yükseltir. Ve bize onay vermeni umut ediyoruz. Yahudi. her şeyi yapabiliyor. Ama biz o kadar aptalız ki. Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum. bir başka gezegende. Bu. O Yahudi. bir Hintli. Hıristiyan. "Anne. Eğer bir gün. Bir evlilik eğer iki insan uzaktan akrabaysa ya da hiç akraba değilse çok daha iyidir. Her yönden daha zengin çocuklar doğar. En kısa sürede evlenmek istiyoruz. Kabul etmediğini hissediyorum. Amerikalı ile evlenmelidir. Kardeşler arası ilişki yasağı ve tabusu çok önemlidir. Hem de bu kadar iyi bir dostluk ilişkimiz olmasına rağmen. dünyayla diğer gezegen arasında melezleşmeye gitmektir. Bir ırktan insanın. eğer bir matematikçi müzik yapmaya başlarsa.Örneğin. ne dediğinin farkında mısın" diye karşılık vermiş annesi. Hindu ile evlenir. Japon'la. Eğer bir müzisyen matematikçi olursa. hiçbir Hintli bir başka Hintli ile evlenmemeli. Daha farkında. anne. Dürüst olmak gerekirse. Mantıki uç noktası. "Böyle bir evliliğe onay verebileceğimi gerçekten bekliyor musun? İnsanlar ne der? Dostlarımız ve komşularımız ne düşünür?" "Anne. her şeyi kabullenebiliyoruz. Herkesten beklerdim ama senin böyle bir tepki vermeni beklemezdim. En güzeli böyle olur. O yüzden yüzyıllardır her ülkede kardeşler arasında evlilik yasaklanmıştır. çok daha sağlıklı ve güzeldir. başka Alman ile evlenmemeli. işin aslı. Müslüman ile evlenir. hiçbir Alman. mantıki uç noktasına götürülmemiştir. Bu tip bölücülüklerle öyle şartlandırılmışlar ki. O zaman ben niye konuşuyorum? Yakışıklı bir genç adam olan Chauncey. Myron ile iki erkek olarak evlenmemize. Myron da beni seviyor. Çok güzel. Ancak en uç noktasına. senin ya da bir başkasının ne tür bir itirazı olabilir?" "Neden karşı çıktığımı çok iyi biliyorsun. karşılıklı konuşmamız gerekiyor. bir Hintli ile. ilişkimiz bir şekilde filizlendi. En iyisi bir Alman. en iyi yol. insanlar keşfedersek." "Ama oğlum." "Ama Chauncey. Bunun bir nedeni var. İki medeni insan gibi bunu oturup açık açık konuşalım. Myron ile olan ilişkimi. aynı gezegene ait olduğumuzu tamamen unutmuşlar. hepimizin insan olduğunu. . annesiyle içten bir şekilde konuşuyordu. müzik dünyasına yeni bir şeyler katar. Melez olarak doğmuş çocuklar. çok iyi ve hatta kutsal bir şeye dönüştü. aynı dünyaya. Bir Japon. Bilimsel olarak önemlidir. başka bir ırktan olan insanla evlenmesi iyidir. bir Afrikalı. Bu." İnsanlar birbirine çok karşı. Hıristiyan ile evlenir. daha canlı. o da matematik dünyasına yeni bir şeyler katar. Anneciğim. Gerçekten geldi. ben Myron'ı seviyorum. O zaman yeni tür insanlar varolmaya başlar." "Pekâlâ.

O yeni bir vizyon getirdi. matematikte. Dünyaya yeni bir şey getirmek demek. Bir öğretiden diğerine geçmek. sürekli antrenman yap. Dünya. bu dünyaya yeni bir şey getirmiş insanı affetmez. Çünkü başka insanların tepkilerinden korkuyorlardı. "Yoksa sen delirdin mi? Bu ne biçim bir resim!" Vincent Van Gogh'un kendine özgü bir dünyası vardı. O zamanlar insanlar. er ya da geç. onu değerlendirecek herhangi bir kriter yoktur. Bir çeşit melezleşme. O zaman. evliliklerinin meyvesi o kadar iyi olur. Ama o içinde kalıyor. Onları arkadaşlarına vermişti. Dünya asla. Bir şeyi sakın unutma. Fiziğin derinliklerini araştırdığın zaman. Ne zaman dünyaya yeni bir şey getirirsen. Çünkü teknik mükemmellik. En az elli yıl beklemesi gerekir. Eğer şöhret istiyorsan. ondan sıyrılıp başka bir disipline geç. Bir disipline aşina olduğun zaman. öldükten sonra. içinde müziğin rengi ve tadı bulunan teoriler. Eğer gerçekten yaratıcıysan. Çünkü insanlar onu anlar. Tek bir resmi bile satılmadı. Gerçek bir yaratıcı insanın ünlü olması zaman alır. Herkes onu anlamak üzere eğitilmiştir. Yeni değerler. Ancak o zaman insanlar onu takdir etmeye başlar. Vincent Van Gogh. resimde. Fiziğe geçtiğin zaman. O zaman daha yaratıcı olduğunu göreceksin. Sanatçı ölmüş olur. yeni kriterler. Müziğe yeni bir katkıda bulunur. İnsanlık yavaş ve . İnsanların onu anlamasına yardımcı olacak araçlar henüz varolmamıştır. sadece geçmişin mükemmelliği anlamına gelir ve herkes geçmişi anlar. Yani.Kadın ile erkek arasındaki mesafe ne kadar büyük olursa. Yetenekli olduğun konuda sürekli devam et ve tekniğini mükemmelleştir. Ama eğer müzik eğitimi de almışsan. ünlü olmayabilirsin. Bir kaos değil. Fizik çok uzaktır. Odalarına asmayı kabul edecek herhangi bir kişiye vermişti. insanların bir öğretiden diğerine geçmesi. kendi öğretisinin lezzetini uygulanmasa bile içinde getirir. ancak o zaman yargılanabilir. Benim tavsiyem. Ama insanlar onları odalarına asmaya hazır değildi. O kadar yeni ki. aynı resimleri Van Gogh hediye etse bile almaya hazır değildi. düzen içinde olduğunu. Senin bir parçan oldu. yaşadığı dönemde hiç takdir edilmedi. Şimdi her bir resmi milyonlarca dolara satılıyor. buna karşı çıkılacağı kesindir. onun tekniği seni tutsak ettiği zaman. Ancak o zaman insanlar takdir etmeye başlar. Bu çok iyi bir fikir. Bir insan. Müzik konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir insan için bu mümkün değildir. Zaten kabullenilmiştir. kimyada da geçerlidir. müzikte ne yapabilirsin? Onu tamamen unutmuş durumdasın. harika bir fikir. ona yeni bir şey katar. varoluşun bir orkestra olduğunu hissetmeye başlayabilirsin. Süreç onlarca yıl sürdü. bir öğretiden diğerine geçtiği zaman. Yaptığın her şeyi etkileyecek. Yavaş yavaş insanlar o resimlerde bir şeyler olduğunu hissetmeye başladı. Tekniği mükemmel olan insanları. O zaman ünlü olursun. Bu en az elli yıl daha fazla sürer. varsayımlar bulursun. Eğer bir dansçı müziğe geçerse. Aynı şey müzikte. fizikte. kimsenin onu takdir etmemesi demektir. Çünkü onun değer yaratması gerekir. bir şekilde. Dünyanın uyum içinde olduğunu hissetmeye başlarsın. o zaman yaratıcılığı unut. Yaratıcı insanın dünya tarafından cezalandırılacağı kesindir. yaratıcı olmayan yetenekli insanları takdir eder.

resimlerini düzeltmelerini istemiş. o gerçek sanattır. egon kaybolur. Eğer seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşüyorsa. en azından kaldırımda durur ve koşanlara taş atarsın. Eğer tatmin olduğunu hissediyorsan. . Aradaki boşluk. "sanat. başka bir amaç yoktur. O günden itibaren eleştirmenler onun resimlerini eleştirmeyi bırakmış. çok tanınmayacağını kabullenmelisin. Bütün eleştirmenleri davet etmiş ve onlardan boyaları. O seni yavaş yavaş. düzeltmekse zor. Eleştirmenlerin sürekli yaptığı bu. bu yeterli. Bu insanlardan o kadar bıkmış ki. Onlar katılımcı olamaz. sanat içindir" olgusunu öğrenmek zorundasın. mümkün olan en yoğun meditasyon olabilir. resim. Eğer ondan keyif alan birkaç arkadaş bulabilirsen ne güzel. Eğer içine gömülüyorsan. o zaman. Bunu kolaylıkla yapabilirsin. bu en güzel ibadettir. Yaratmayı bilmeyen insanlar eleştirmen olur. bu yeterli. o zaman gerçek sanattır. Herkes ona gelip. O zaman seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşür. eğer bir olimpiyat koşucusu olamıyorsan. içinde coşku yükseliyorsa. "Artık gerçek sanatın niteliklerinden emin değilim" diyorsun. Özgün sanattır. Bana.. O zaman başka bir meditasyona ihtiyacın yok. Eğer bir meditasyona dönüşüyorsa. içini kıpırdatıyorsa. bu eğer seni Tanrı'ya yönlendiriyorsa. fırçaları ile gelip. Eğer herhangi bir sanatın içinde bulunabiliyorsan. Eğer sen keyif alıyorsan. bir gün bütün resimlerini evinin önüne asmış. Yaptığın her şeyden keyif al. O senin meditasyonundur. "Burası yanlış. Tek bir eleştirmen bile gelmemiş. adım adım. Bu olmamış" dermiş. yaparken içindeki keyif ve huzur taşmaya başlıyorsa. dans. Eleştirmek kolaydır. o gerçek sanattır. senin iç duyguların. yaparken kendini kaybediyorsan. iç sıcaklığın. Sanat. gerçek sanattır. Dönemin tüm eleştirmenleri ona karşıymış. Resmi çok seven bir Sufi mistik varmış. heykel. Eğer sanat senin varlığını kavrıyorsa. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. o zaman tek başına keyfini çıkar. Tanrı'ya götürecektir.ataletlidir. neyin gerçek sanat olduğuna kafanı takma. buradan gelir. Hiçbir şey yaratamaz. O yüzden. ünlü olamayacağını. Eleştirmenler sanat hakkında hiçbir şey bilmez. egon kayboluncaya kadar içine emiliyorsan. O yüzden onları düşünme. Eğer sessiz. Yaratıcı insan ise zamanın önündedir. O yüzden eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. Ama eğer keyif alacak başka kimse yoksa. Şimdi düzeltme zamanıdır. en güzel meditasyondur. Önemli olan şey. Eğer coşkuyla yapıyorsan. Eğer sana bir kutlama veriyorsa. Eğer müzik yapmak sana bir sıcaklık duygusu veriyorsa. o gerçek sanattır. iç ışığın. müzik. en güzel ibadet.. Başkasının sana katılıp katılmaması hiç önemli değil. Doğru olanı yapmış. Zamanın gerisinden gelir. dingin ve keyifli olmana yardımcı oluyorsa. Yeterince eleştirmişlerdir. Eleştirmenlerin söyledikleri seni rahatsız etmesin. Eğer koşu yarışına katılamıyorsan. Hatta sanatçı olamayanlar eleştirmen olur. gerçek sanattır. Bu konudaki kriterim.

İnsanoğlunu muazzam bir deneyimden mahrum bıraktılar. binlerce yıllık başkent olarak müziğin doğal merkeziydi. Mirdad Kitabı'nın adını bile duymamış olan insanlarla karşılaştım. Ama onun güzelliğini görmek için çok iyi öğreti almış olman gerekiyor. Ancak Aurangzeb bir beyefendi değildi. Hayatın paraya ihtiyacı vardır. Bu doğal bir paralelliktir. kulakları. her türlü önyargıdan uzak olmalısın. açlıktan uzak olmalı. Bunlar istisnalardan birkaçı. paraya karşı olmaları çok doğal. müziklere. tıbbi olara sağlıklı olabilir. O zamana kadar Müslüman imparatorlar. güzel evlere ihtiyacı vardır. Bütün dinler servete karşı olmuştur. aynı zamanda zorbaydı. şiire ihtiyacı vardır. Delhi ki. Yeni Delhi'de yaşandı. Bütün dinler yaşamaya karşı olduğu için. burnu. sadece müziğin İslam'a karşı olduğunu söylüyorlardı ama hepsi bu. Delhi müzisyenlerle doluydu. Hayat çok engindir. Duyabilir. Binlerce dahi bu şehirde yaşıyordu. Eğer büyük kitaplar listesi yapacak olsaydım ilk sırada o olurdu.. O sadece güçlü değil. sağırdır. En güçlü Müslüman imparatorlarından biri olan Aurangzeb. Klasik müziği anlayamayan bir insan fakirdir. Ve neredeyse her şey satın alınabilir. Ancak anlamak için. coşku. PARANIN SANATI Soru: Paradan söz edebilir misin? Parayla ilgili olan duygular nedir? İnsanların hayatlarını kurban etmesine neden olabilen bu güç nereden gelir? Bu çok önemli bir soru. Eğer Delhi'de müzik sesi duyulursa. Ama istisnalar her zaman kuralı ispatlar. Müslümanlar müziği yasakladı. Bu. sanata. Sadece sevgi. Klasik müziği anlamanın tek yolu öğrenmektir ki bu uzun bir öğrenme süreci. Örneğin. tahttaydı. aydınlanma ve özgürlük gibi ruhani değerler istisnadır. gözleri. . Çünkü hayatın rahat etmeye.. güzel kıyafetlere. yoksulluktan uzak olmalı. Hayatın güzel kitaplara. bütün duyuları.4. Peki ama metafiziksel olarak. Çünkü zenginlik sana hayatta satın alınabilecek her şeyi verir. Mirdad Kitabı gibi büyük bir edebi eserin güzelliğini görebilir misin? Eğer göremiyorsan körsün. Başka her şeyi parayla satın alabilirsin. müzisyenin o anda kafasının kesileceğini ilan etti. güzel yemeklere.

Aurangzeb balkona çıktı ve "kim öldü" diye sordu. Çünkü müzisyenler. Ama sanki bir cenaze gibi görünüyordu. Aurangzeb. kökünü kesiyorlardı. dansın inceliklerini öğrenmeleri için yollanırdı. Öldürmeye başlayacak. dilencidir. binlerce müzisyen Aurangzeb'in sarayına yürüdü. Parasız bir adam açtır. Böyle bir şey mümkün değil. dehasını. Hepsi yanıtladı: "Müzik öldü ve katili de sensin!" Aurangzeb yanıtladı: "Ölmesine sevindim. sanatını satardı. müziğini. O yüzden yasaklandı. bana sorarsan. her konuda zengin olmalıydı. Bir kral. fahişe bedenini satar. Oysa fahişelerin evleri. Nijinsky'e. Hiçbir Müslüman müzik çalınan bir yere giremezdi. Eğer paran yoksa. Müslümanlar bunu bozdu. hepsi bu. Bu kadarı çok fazla. dalları budamak yerine." Binlerce müzisyenin ve gözyaşlarının Aurangzeb üzerinde bir etkisi yoktu. İsa'nın şu dediğine bak: "Bir deve iğnenin deliğinden geçebilir. müziği. ama zengin bir adam cennetin kapısından geçemez. Neden? Çünkü müzik Doğu'da. geçmişte fahişe bedenini satmazdı. Aynı şey diğer dinler tarafından da yapılmıştır. Bu imkansız. müzik ve dansla doluydu. Bertrand Russell'a. görgüyü anlamalı: Eski Hint geleneği böyleydi. başka bir şeyin olamaz. nezaketi. bir daha dışarı çıkmasın. bütün müzisyenler bir araya toplandı ve şöyle dedi: "Bir şeyler yapmalıyız. Şimdi lütfen gidin. Onlar görgü kurallarını. Müslümanlar tarafından yasaklanmıştır. Doğu'da. Bu imkansız bir şey. Doğu'da ve Batı'da farklıdır. Mantığı görebilirsin. Bütün dinler insanı mümkün olduğunca fakir yapmaya çalışmıştır. Albert Einstein'a vakit bulmasını bekleyemezsin. Parayı o kadar çok lanetlemiş ve yoksulluğu o kadar övmüşlerdir ki. Müzik dinlemek bir günahtı. mantığı anlamalı. Müzik dinlerine karşıydı. elbisesi yoktur. En temel öğreti ise. genel olarak güzel kadınlar tarafından yapılırdı. Böyle bir insanın Dostoyevsky'e. Ama zengin bir adamın cennete girmesi mi? Bu çok daha imkansız. Ancak bunu bile mümkün olarak kabul ediyor. onlar dünyanın gelmiş geçmiş en büyük suçlularıdır. Her Hint kralının. Güzelliği anlamalı. Fahişe kelimesinin anlamı. cenaze törenlerinde naşın taşındığı gibi bir şey taşıyordu. yerine geçecek oğlunu birkaç yıl fahişelerle yaşamaya gönderdiğini öğrendiğinde çok şaşırırsın. sadece yastık vardı. Ama bu adam tehlikeli. paradan vazgeçilmesidir." Protesto olarak. Müslümanlar keyfe karşıdır. kutsal bir şey yapıyordu. kahkahalar. mümkün olduğunca derin bir mezar kazıp onu gömün ki. "kim öldü" diye sordu. Servet . Nedenleri farklı olsa da. Neden? Çünkü müziği öğrenmek için bir fahişenin evine girmek zorundaydın. İçinde beden yoktu. Onlar. Batı'da." Sence bu adamın aklı yerinde mi? Bir devenin iğnenin deliğinden geçebileceğini kabullenmeye hazır. hepsi insanoğlunun zenginliklerini budamıştır. şarkılar. Eskiden müziğe karşı olduklarını söylerlerdi. dansını. O.Bu ferman verildikten sonra. Müzik.

Ama büyük bir tesellileri var: Zengin insanların giremeyeceği yere onlar kabul edilecek ve melekler lir çalarken. Şimdi bu adam nasıl sevişsin? En iyi yemekleri yiyor olabilir. diğer müzik ustaları onun yanına bile yaklaşamıyordu. Zeka. O ise. güzel müzik. Bazı insanlar doğuştan müzisyendir. Ama onun bir tesellisi var. O yüzden zengin insan sürekli korkuyla yaşar. Çünkü. Aç bir adam Michelangelo'yu anlayamaz. bir egzersizle teselli bulmak istiyorlar. büyük edebiyat ve sanat şaheserleri kadar önemlidir. aptal bir rahibi dinleyebilir. ama kendisinin girmesinin mümkün olmadığı cenneti düşünüyor. Pişman olmadıkları için suçları hafiflemeyecek. develerin girdiği. Mozart. Dünya iki kampa bölünüyor. O adam doğuştan yaratıcıydı. onları "Haleluya". çok güzel müzikler besteliyordu. Eğer keyiflenirse. sekiz yaşında. Artık yeni bir konuşma hazırlamak zorunda değildir. Hoşgeldiniz diye karşılayacak. Belki cennete kabul edilmezler. Zenginlik. Açlık çeken insanlarda kendilerini zeki yapacak yeterli enerji yoktur. zengin olmanın suçluluğu altında büyük bir vicdan azabıyla yaşayacak. cennete kabul edilmeyecekler. . zenginliğe saygı duyan ilk kişi benim. zengin ülkelerdekine göre daha mutlu olduğunu duyunca şaşırırsın. Rahip de herkesin uyuması sayesinde daha rahattır. ama keyfini çıkartamaz. O sekiz yaşında iken. zenginlik lanetleniyor. Bir yol. Zengin olan yüzde iki ise. Bu doğaldır. zenginliklerinin keyfini çıkartamıyorlar. kimse rahibin kendilerini kandırdığını anlamaz. Çünkü dünyada çok şeye sahipler ve cehenneme atılacaklar. Güzel bir kadınla sevişiyor olabilir. Bir dilenci. bazı şeylerin keyfini çıkarmaya başlarsa. Herkes uyuduğu için. Vincent Van Gogh'un resimlerine dönüp bakmaz. Hindistan'da en yoksul insanların bile mutsuz olduğunu görmedim. ancak içinde yoğun enerji akışı varsa ortaya çıkar. ne de izleyiciler. suçluluk duygusu onu zehirler. Yoksul ülkelerdeki insanların. İnsanların yüzde doksan sekizi sefalet içinde yaşıyor. Hayatının kısa olduğunu biliyor ve ondan sonra sadece karanlık bir cehennem ateşi var. Onların zekası yok. Ne rahip vaazından bir şey anlar. Fakir bir adam Mozart'ı anlayamaz. Belki de paraya. Pek çoğu altı gün çalıştıktan sonra yorgun olduğu için uyur. para lanetleniyor. bir çeşit yoga. Karamazov Kardeşler'i anlayamazlar. çünkü develer tarafından geride bırakılmak istemiyorlar. Bu suçluluk duygusu yüzünden. Çünkü özünde korkuyorlar. Bir paranoya içinde yaşıyor. O yüzden ikilem içindeler. Cennet kapılarından geçmek istiyorlar. Eski vaazını tekrar edip durur.lanetleniyor. Onlar ancak bir kilisedeki. Sadece ekmek ve yağla tükenirler. Amerikalılar dünyanın dört bir yanında ruhani rehberlik arayışı içinde. Zenginlik onlarda suçluluk duygusu yaratıyor. para seni çok yönlü zengin yapabilir. Ama sadece bedeni sevişiyor. Yoksul insan zaten cehennemde yaşıyor. Bütün dünya kendine düşman edilmiş.

Herkes bir Henry Ford değil ve olamaz. Tıpkı Van Gogh'un resmettiği gibiydi. kendilerinin aslında dünyanın yıldızlara ulaşma arzusu olduklarını söylediler. Van Gogh yanıtladı: "Bu ağaçların yanına oturdum ve amaçlarını dinledim. şair gibi takdir edilmeli. müzik ya da şiir yaratmaktan çok daha zor bir şey. Ama birkaç gün önce. yıldızların asıl şeklini kavramıştı. bunlar yıldız değil" diyordu. Henry Ford. Ben paraya saygı duyuyorum. Van Gogh'un haklı olduğunu keşfetti. kendilerinde olmadığı için kıskanıyorlar. Belki de dünya yıldızlarla iletişim kurmak istiyor. Dünya canlıdır ve hayat her zaman daha yükseğe erişmek ister. Çünkü fizikçilerin. . Ağaçlar bana. Çünkü yıldızları kimsenin görmediği bir şekilde yapmıştı. Onlar sürekli kendi ekseninde dönen dervişler. Yıldızlar arkada kalmış. Yıldızlar göründükleri gibi değil. bu tür bir resim gördüm. Zavallı Van Gogh! Adamda müthiş bir göz olmalı. yıldızların üstüne kadar çıkıyordu. Belki başkalarında para varken. Vincent Van Gogh. Ağaçlar yerçekimine karşı hareket ediyor. sadece çıplak gözleriyle. Kim böyle bir yıldız görmüştü ki? Diğer ressamlar bile "Sen deliriyorsun. yazar. Servet yaratmak kolay bir iş değil." Belki birkaç yüzyıl sonra bilim adamları. O resim yüzünden bırakın başka ressamları. Kesin olan bir şey var. Senin gördüğün gibi durağan değiller. Sonra ağaçları sordular: "Yıldızları aşan bu ağaçları nereden buldun". büyük laboratuvarları ve teknolojileriyle yüzyılda görebildiğini o kendiliğinden görmüştü. Nebula gibi her yıldızı sürekli dönen bir tekerlek gibi çizmişti. Sadece aptallar onu lanetliyor. ağaçların dünyanın arzusu olduğunu keşfeder. Kıskançlık yüzünden lanetliyorlar. Henry Ford. O sadece bir araç. tıpkı büyük bir müzisyen. Ama dünyanın en büyük ressamlarından biri oldu. kömür madeninde çalışan fakir bir babanın oğluydu. ağaçlar çok yükseğe çıkmıştı. Onlar hiç takdir edilmemiştir. Onları destekliyor. Para ve servet yaratmaya yönelik bir yeteneği. Dünya onların yerçekimine karşı hareket etmesine izin veriyor. doğuştan ressamlar varolduğu gibi. bütün müzikleri. herkes ona gülmüştü. Sanat okulunun önünden bile geçmedi. Ayrıca yıldızların altında çizdiği ağaçlar. Para insanoğlunun en büyük keşiflerinden biri. yardım ediyor. Hatta daha fazla takdir edilmeli. Çünkü onun parasıyla. bütün heykelleri satın alınabilir. fakir bir aileye sahipti ve dünyanın en zengin adamı oldu. Hayal gücünün sınırı yoktur. dünyanın bütün şiirleri. doğuştan servet yaratıcıları olduğunu da hatırlatmak isterim.Vincent Van Gogh. bir dehası olmuş olmalı ki. Şimdi kim böyle ağaç gördü? Bu sadece delilikti. Tıpkı doğuştan şair. bu bir resim. Birkaç gün önce resimlerinden birini gördüm. Yoksul insanlar bunu nasıl anlayacak? O zekaya sahip değiller. Fizikçiler. Hiç eğitim görmedi.

. Para ne kadar hızlı hareket ederse. bu hayatının en zorlu görevi olurdu. İsrail'de ne var ki? Yeni İsrail'i biz yaratmış oluruz. başkasına geçer. tapınakların. Cebinde tutarak nasıl keyfini çıkartacaksın? Keyfini ancak harcayarak çıkartabilirsin. Para bunu kolaylaştırdı.Para. O yüzden paraya. o zaman bu salonda sadece bir dolar olur. Para ortaya çıkmadan önce durum buydu. Çünkü cebinde durduğu sürece doların büyümesini. Bu çok zor bir iş. Ama eğer o dolarla bir şey satın alırsam.. Artık inek satmak isteyen adam. İnsanlığın zeki olmasını istemiyorlar. Örneğin. Bazen eğer bir dolarım olursa. Benim keyfini çıkardığım dolar ve o cimrinin cebinde duran bir dolar. kahkaha ve sevgi dolu bir yer yarattığımız zaman. Bu sadece tek bir tur. o zaman sadece iki dolar olur. Benim anlamım bu. aptal insanlar. Deli değilim. Biraz çatlağım ama deli değilim. Sahip olmadıkları şeyleri alma kapasitesi verir. eğer bir dolarım varsa ve onu harcamazsam. eğer üç bin insan varsa. At vermek isteyen insanlar bulabilirsin. Eğer bir ineğin varsa ve at almak istiyorsan. Para insanlığa çok büyük bir hizmette bulundu. Bir dolarım yok. İnsanları zenginleştirir. İnsanın mutlu olmasını istemedi. Ben Mekke'ye gitmiyorum. İncil'i kim okuyacak? Dinler hiçbir zaman insanın zeki olmasını. Para bir değişim ortamı oldu. Örneğin. Ben doların değerinin karşılığını alırım ve keyfini çıkartırım. Bunu iyi anlamak gerekir. Atını verip inek almak isteyen bir adam bulmak zorundaydın. Ben başka bir anlam bilmiyorum. eğer bende bir dolar olsaydı. İnsanlığın zengin olmasını istemiyorlar. Neden gideyim? Eğer dini bir yer. Doğal olarak insanlar yoksuldu. ama onların atları yoktur. Takas sistemi ortadan kalktı. Para çok büyük bir icat. Turlar devam ettikçe dolar çoğalmaya devam eder. o kadar çok paran olur. . Paradan önce insanlar çok büyük zorluk çekiyordu. İnsanlar artık alıp verme kapasitesine sahip olunca. at satan ama inek istemeyen herhangi birinden at alabilirdi. İnsan onu tutmamalı. zengin olmasını istemedi. Ben keyfini çıkartıyorum ve dolar başkasına geçiyor. Ama bütün dinler ona karşı olmuştur. çoğalmasını önlüyor oluyorsun. Eline geçtiği zaman harca. bana gelmeli. Burada keyif. Cebim bile yok. Çünkü eğer insanlar zekiyse. Çünkü acı çeken. Hiçbir şey girmiyor ve ortada aslında bir dolar var. kiliselerin. yoksul. Hiçbir şey satamıyor. herkes doları mümkün olduğunca hızlı harcarsa. Artık ineğini satabilir. Mekke bana gelsin. değiş tokuş yapmanın bilimsel bir yolundan başka bir şey değil. Ama eğer kimse parayı tutmazsa. Ben hiçbir dini yere gitmedim. Ama inek almak istemiyorlardır. O bir akım olmalı. hiçbir şey alamıyordu. Bu çok zor bir işti. Yanımda bir sent bile yok. doğal olarak zenginleşmeye başladılar. at satmak isteyen bir adam aramak zorunda kalmadı. İnek almak isteyen insanlar bulabilirsin. sinagogların. üç bin dolarlık keyif alınmış olunur. Ama onu hareket ettirdikçe çoğalıyor. camilerin müşterisidir. Bu sadece bir örnek. Dünyanın her yerinde mal takası sistemi vardı. onu nereye koyacağım diye endişeleniyorum. Doları yiyemezsin. parayı alıp. Şimdi eğer onu elinde tutarsa. Ben Kudüs'e gitmiyorum. dinin tadını almak istiyorsa. "currency" yani akım denir. Vakit kaybetme.

Bence anlamın keşfedilecek bir şey olmaması çok güzel. yaratılması gerekir. Sanki anlam zaten oradaymış gibi. Onu tekrar yaratman gerekir. Ne gerek var? Bir adam keşfetmiş. aptalın tekisin. Ancak o zaman keşfedebilir. Yani sağına soluna bakınca. yaratılacak bir şiir. YARATIM EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Her insanın onu rahminde taşıyıp. Milyonlarca insan. Geçmiş dinlerin fikri buydu. Tanrı.Para hakkında sana empoze edilmiş olan bütün fikirleri bırak. O şekilde asla bulamazsın. Eğer hayatta bir anlam görmüyorsan. Onu ancak yaratanlar bulur. Sadece ortalama zekaya sahip olman yeter. Üniversiteye gidip öğrenebilirsin. onun haritasını kullanarak bulacağın bir şey değil. bir perdeyi çekince karşında. işte burada. Eğer çok geri zekalı değilsen anlarsın. söylenecek bir şarkı. o doğum sancılarını yaşaması gerekir. Aradaki farkı gör. Ama değil. bir nesne değil. bir yaratımdır. Onu yaratacak özgürlük . O. onun gelmesi için pasif bir şekilde bekliyor olmalısın. Anlamı. Buda hayatın anlamını buldu. Sana haritayı vermiş. Hayır. Senin bir Zerdüşt olman gerekir. Çünkü ancak servet yarattıktan sonra diğer boyutlar sana açılabilir. ona saygı duy. doğurması gerekir. çünkü yarattım. anlamın keşfedileceği gibi aptalca bir fikir yüzünden anlamsız birer hayat sürüyor. Anlam müziktir. Ama Zerdüşt'ün anlamını kavramak için. Orada bir çalının arasında durmuyor. anlam. bir insan onu keşfederdi ve sonra başkalarının keşfetmesine gerek kalmazdı. bir Zerdüşt olman gerekir. anlamı. O zaman asla gelmez. kendi kanıyla beslemesi gerekir. çünkü yarattı. taş değil. Onun yıllarını almış olabilir. Ben buldum. ancak onu yaratırsan bulursun. Dini anlam ile bilimsel anlam arasındaki farkı görüyor musun? Albert Einstein görecelilik teorisini keşfetti. Her insanın hamile kalıp. biraz arayınca bulamazsın. Onu ancak yaratırsan bulursun. Ama senin anlaman birkaç saat sürer. servet yarat. Daha azı yetmez. edilecek bir danstır. Bunu unutma. Ama bu Einstein'ın keşfi gibi değil. Zerdüşt'ün izinden gidip. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. Anlamın keşfedilmesi değil. Anlam zaten oradaydı. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. Şimdi onu tekrar tekrar keşfetmen gerekiyor mu? Eğer tekrar tekrar keşfediyorsan. böyle değil. Halbuki görecelilik teorisini anlamak için bir Albert Einstein olmana gerek yok. Zerdüşt de bir şey keşfetti. Aksi halde. Unutma. gerçeği. Her bireyin Tanrı'yı. Anlam bir danstır. Buda da bir şey keşfetti.

orada. Onu yaratacak enerji orada. Tohum ekip, ekini biçmek için gerekli tarla orada. Hepsi orada. Ama anlamın yaratılması gerekir. O yüzden yaratmak, bu kadar büyük bir keyif, bu kadar güzel bir macera ve bu kadar heyecanlı bir şeydir. O yüzden ilk olarak, dinin yaratıcı olması gerekir. Şu ana kadar din, çok pasif, hatta durağan kaldı. Dindar bir insanın yaratıcı olmasını beklemezsin. Onun oruç tutmasını, mağarada oturmasını, sabah erken kalkıp, mantra söylemek gibi aptalca şeyler yapmasını beklersin. Ancak o zaman tatmin olursun. O ne yapıyor? Uzun oruçlar tuttuğu için onu övüyorsun. Belki adam mazoşist. Belki kendine işkence yapmaktan hoşlanıyor. Buz gibi soğukta çıplak oturuyor ve sen onu takdir ediyorsun. Ama ne gerek var? Ne gibi bir değeri var? Dünyanın bütün hayvanları soğukta çıplak oturur. Onlar aziz değil. Ya da sıcakta, güneş altında oturur; ve sen onu takdir edersin. "Baksana, ne kadar dindar bir adam" dersin. Ama o ne yapıyor? Dünyaya katkısı ne? Bu dünyaya nasıl bir güzellik kattı? Herhangi bir değişiklik yarattı mı? Dünyayı biraz daha tatlı, biraz daha hoş yaptı mı? Hayır, bunu sormuyorsun. Şimdi sana söylüyorum, bu soruyu sormalısın. Bir insanı şarkı yarattığı için öv. Bir insanı güzel bir heykel yarattığı için öv. Bir insanı çok güzel flüt çaldığı için öv. Bundan sonra, dini kriterlerin bunlar olsun. Bir insanı çok güzel sevdiği için öv. Sevgi bir dindir. Bir insanı, onun sayesinde dünya daha zarif olduğu için öv. Oruç tutmak, mağarada oturmak, kendine işkence etmek ya da çivili yatakta yatmak gibi aptalca şeyleri unut. Bir insanı çok güzel güller yetiştirdiği için öv. Dünya onun sayesinde daha renkli olmuştur. O zaman anlamı bulursun. Anlam yaratıcılıktan ortaya çıkar. Din daha şiirsel, daha estetik olmalıdır. İkinci şey ise şudur: Bazen bir sonuca ulaştıktan sonra anlamı aramaya başlarsın. Bir sonuca ulaştıktan sonra ararsın. Anlamın ne olması gerektiğine karar vermişsindir. Ama sonra onu bulamazsın. Arayışın saf olması gerekir. Arayışın saf olması gerekir derken neyi kastediyorum? Herhangi bir yargıya sahip olmadan, kafanda herhangi bir beklenti bulunmadan. Nasıl bir anlam arıyorsun? Eğer belirli bir anlam aramaya çoktan karar verdiysen onu bulamazsın. Çünkü daha en baştan arayışın kirlenmiştir. Arayışın saf değildir. Sen kararını çoktan vermişsin. Örneğin, eğer bir adam benim bahçeme gelip, burada elmas bulacağını düşünüyorsa, ancak o zaman bu bahçe güzeldir. Ama elmas bulamadığı zaman, bahçede bir anlam olmadığını söyler. Etrafta birçok güzel çiçek, bir sürü öten kuş, bir sürü renk, ağaçlar arasından esen rüzgar, kayalar üstünde yosun vardır. Ama o bir anlam göremez. Çünkü aklında belirli bir fikir vardır. Elması bulmalıdır. Ancak o zaman bir anlam olacaktır. Kendi fikri yüzünden anlamı kaçırmaktadır. Bırak arayışın saf olsun. Sabit bir fikirle hareket etme. Çıplak ol. Açık ve boş ol. O zaman sadece bir anlam değil, binlerce anlam bulacaksın. O zaman her şey anlamlı gelecek.

Güneşin altında parlayan renkli bir taş ya da etrafında küçük bir gökkuşağı yaratan çiğ damlası. Ya da rüzgarda dans eden küçük bir çiçek. Sen hangi anlamı arıyorsun? Bir sonuçla başlama. Aksi halde başlangıçta yanlış yapmış olursun. Yargısız arayışa gir. İnsanlara sürekli "Eğer gerçeği bulmak istiyorsan, bilgini bir kenara koy. Bilgili insan asla bulamaz. Bilgisi bir barikat olur" derken, bunu kastediyorum. Goldstein, hayatında hiç tiyatroya gitmemişti. Çocukları yaş günü için ona bir bilet hediye etti. Temsilden sonra evine geldiler ve heyecanla nasıl bulduğunu sordular. "Tamamen saçmalıktı" diye yanıtladı. "Kız arzu ederken, adam istemiyordu. Adam arzu ederken, kız istemiyordu. İkisi de istediği zaman perde kapandı." Şimdi, eğer sabit bir fikrin varsa o zaman sadece onu ararsın. Sadece onu ararsın. Ve bu zihin darlığı yüzünden diğer her şeyi ıskalarsın. Anlam yaratılmalıdır ve önyargısız aranmalıdır. Eğer bilgini bir kenara koyabilirsen, hayat birden renklenir. Bütün renkler canlanır. Ama eğer sürekli yazıtları, kitapları, teorileri, doktrinleri, felsefeleri sırtında taşıyorsan, bunlar içinde kaybolursun. O zaman her şey karışır, çorbaya döner. Neyin ne olduğunu bile hatırlayamazsın. Zihnin çorba gibi. Onu temizle, boşalt. En iyi zihin, boş zihindir. Sana boş zihin şeytanın atölyesidir diyenler, aslında şeytanın ajanlarıdır. Boş bir zihin Tanrı'ya her şeyden daha yakındır. Boş zihin şeytanın atölyesi değildir. Şeytan düşünce olmadan hiçbir şey yapamaz. Şeytan, boşlukta hiçbir şey yapamaz. Boşluğa girmesi mümkün değildir. Zihninde ne kadar çok düşünce var. Hepsi karışmış. Hiçbir şey net görünmüyor. Birçok kaynaktan o kadar çok şey duymuşsun ki, zihnin bir canavara dönüşmüş. Sense hatırlamaya çalışıyorsun, çünkü sana hatırlaman söylendi. "Unutma" dendi. Sen de doğal olarak, bu ağır yük yüzünden hatırlayamıyorsun. Birçok şeyi unuttun, birçok şeyi hayal ettin ve kendinden kattın. Bir İngiliz, Amerika'yı ziyaret ederken bir ziyafete katılmış. Ev sahibinin şu konuşmayı yaptığını duymuş: "Başka bir adamın karısının -annemin kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine." "Ne güzel bir söz" diye düşündü İngiliz. "Bunu hatırlayıp, daha sonra kullanmalıyım." Birkaç hafta sonra İngiltere'ye döndü ve bir kilise yemeğinde, kadeh kaldırma konuşmasını onun yapmasını istediler. O da kalabalık salonda büyük bir coşkuyla başladı. "Başka bir adamın karısının kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine."

Uzun bir sessizlikten sonra, kalabalık huzursuz olmaya ve konuşmacıyı süzmeye başladı. Konuşmacının arkadaşı ona eğilip fısıldadı: "Ne demek istediğini hemen açıklasan iyi olur." Konuşmacı, "Tanrım!" diye bağırdı. "Kusura bakmayın. Kadının adını unuttum." Bu yaşanıyor. Etrafın bunu dedi, Lao Tzu şunu dedi diye hatırlıyorsun. İsa'nın ne dediğini, Muhammed'in ne dediğini hatırlıyorsun. Birçok şey hatırlıyorsun ve hepsi karışmış durumda. Kendi başına tek bir söz bile söylememişsin. Eğer kendine ait bir şey söylemezsen, anlamı kaçırırsın. Bilgiyi bırak ve daha yaratıcı ol. Unutma, bilgi toplanır. Bir yaratıcılığa gerek kalmaz. Sadece alıcı olman yeterli. İnsan buna dönüşmüştür. İnsan bir izleyiciye indirgenmiştir. Gazete okur, İncil okur, Kur'an okur, Gita okur, sinemaya gider, oturur, film izler, futbol maçına gider. Ya da televizyonunun karşısına oturur, radyo dinler, falan filan... Günde yirmi dört saat, herhangi bir katılıma girmeden sadece izleyici olur. Başkaları bir şeyler yaparken, o sadece oturup izler. İzleyerek anlamı bulamazsın. Binlerce sevgiliyi sevişirken görebilirsin. Ama sevginin ne olduğunu bilmezsin. O, orgazmik bırakmışlığı izleyerek bilemezsin. Katılımcı olmak zorundasın. Anlam, katılmakla ortaya çıkar. Hayata katıl. Mümkün olduğunca derinden ve bütünüyle katıl. Katılım için her şeyi riske et. Eğer dansın ne olduğunu bilmek istiyorsan, bir dansçıyı izlemeye gitme. Dans etmeyi öğren, dansçı ol. Eğer herhangi bir şeyi bilmek istiyorsan, katıl. Bir şeyi bilmenin gerçek, doğru ve özgün yolu budur. O zaman hayatında birçok anlam olacak. Sadece tek boyutlu değil; çok boyutlu anlamlar. Ve sen anlam yağmuruna tutulacaksın. Hayatın çok boyutlu olması gerekir. Ancak o zaman anlam vardır. Hayat asla tek boyutlu değildir. Bu da bir sorun. Eğer biri mühendis olursa, her şeyin bittiğini düşünür. Kendini mühendis kimliğiyle tanımlar. O zaman hayatı sadece mühendislik olur. Milyonlarca seçenek varken, o sadece tek bir yolda ilerler. Sıkılır, bunalır, yorulur ve heyecanını kaybeder. Sadece ölümü bekler. Bu durumda nasıl bir anlam olabilir? Hayatta daha fazla ilgi alanların olsun. Sadece bir iş adamı olma. Bazen oyun da oyna. Sadece doktor, mühendis, müdür ya da profesör olma. Mümkün olduğunca çok şey olmaya çalış. Kağıt oyna; keman çal. Şarkı söyle; fotoğraf çek. Şair ol; hayatta mümkün olduğunca çok şey bul. O zaman zenginliğe sahip olursun. Anlam, zenginliğin yan ürünüdür. Sokrates hakkında çok anlamlı bir hikâye duydum: Sokrates, hücresinde ölümünü beklerken sürekli, "Sokrates müzik yap" diye onu zorlayan rüyalar görmeye başlar. Yaşlı adam her zaman felsefe yaparak sanata hizmet ettiğini düşünürdü. Ancak o gizemli sesin teşviki ile hikayelerini dizelere dönüştürdü; Apollo'ya bir ilahi adadı ve flüt çaldı. Ölüm soluğunda felsefe ve müzik bir an için el ele tutuştu. Sokrates daha önce hiç olmadığı kadar mutlu oldu. O hayatında flüt çalmamıştı. İçinde bir şey ısrar ediyordu. "Sokrates, müzik yap." Ölüm bu

artık çocuk kendini tutamadı. Yüzde yüz akıl sağlığı yerinde bir adam. Düdüğün nerede" diye sordu. Dualar okunurken. çocuk babasına sordu: "Bir düdüğüm var. Baba da unutup. Geçen gün. Ama Baal Şem geldi çocuğa sarıldı ve şöyle dedi: "Dualarımız duyuldu. ona teslim olmak zorunda kaldı. hiç müzik yapmamıştı. Açıklanamayan anlar olmasına izin ver. dans etmeye başladı. Bu kadar tartışma yeter. O yüzden sürekli onu kolluyordu. İnsanların senin biraz çılgın olduğunu düşünmelerini sağlayacak bazı eylemlerin olsun. Denge getirir. keyifli insanlardır. bir köprü oluşturdu. Neden gösteremediğin şeyler olsun. bir tatmin yarattı. O zaman anlam mümkün olabilir. onu çalabilir miyim?" Baba. Sokrates gibi bir adam bile tek boyutlu kalmıştı. Herkes Tanrı'ya dua edip dans ederken. büyük Hassid mistiği Baal Şem hakkında bir hikâye okudum. Bir adam özürlü çocuğu ile gelmişti. usta ile söyleşmek için toplanmıştı. Çocuk babasına cebindeki düdüğü gösterdi. "Yoksa delirdi mi? Sokrates flüt mü çalıyor?" "Ama benim için bu çok önemli. Arada bazı çılgınlıklar da yap. Çocuğunun onu dinlemeyeceğinden korkuyordu. Bu düdük olmadan hepsi bir hiçti. O gün tatildi ve Hassidler dua edip. Belki de hayatında ilk kez anını yaşadı. -&- . Artık tek yönlü değildi. "Bu kadar mantık yeter. Tamamen amatörce ve çocuksu olmuş olabilir. o deli insanlarla." Ses o kadar ısrarcıydı ki. Evet. Ama yine de. Herkes şoke olmuştu. Biraz da flüt çal. birlikte dans etmek için. Belki de hayatında ilk kez. Oğlunun yanlış bir şey yapmasından çekiniyordu. "Kesinlikle olmaz. Çünkü burada kendiliğinden yapılan tek şey bu oldu. Aksi halde o çok rasyonel bir adamdı. Havarileri çok şaşırmış olmalı. Bırak bazı şeyler gizemli kalsın." Müzik çok güzel olmayabilir. Baba bir gözünü çocuktan ve o cepten ayırmadı. çok saçma görünüyordu. Varlığının bir parçası boğulmuş durumdaydı. Çünkü daha önce hiç çalmamıştı. O daha önce hiç flüt çalmamış. Yanında bir parça çılgınlık olması her zaman büyük bir keyif getirir.kadar yakınken. İnkar edilen boyut ısrarcıydı. Sonra dans başladı." Hayatının ölü bir ayine dönüşmesine izin verme. mantıklı bir açıklama getiremeyeceği bir şey yaptı. Hassidler dans eder. Diğer her şey törenseldi. Yahudiliğin kremalarıdır. Cebindeki düdüğü çıkartıp üfledi. ölü bir adamdır. Bir parça müzik sana iyi gelir. Yahudiliğin özü onlarla birlikteydi.