YARATICILIK Yaratıcı insan içsel bir kavrayışa sahiptir.

Başkalarının daha önce görmediğini görür, başkalarının daha önce duymadığını duyar. İşte bu, yaratıcılıktır.

içindekiler
YARATICILIK ........................................................................................................................................................................... 1 içindekiler .................................................................................................................................................................................. 1 ÖNSÖZ ...................................................................................................................................................................................... 2 ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU ....................................................................................................................................... 2 TUVALi HAZIRLAMAK ............................................................................................................................................................ 3 ÜÇ KELİME ........................................................................................................................................................................... 4 EYLEMDE RAHATLA ........................................................................................................................................................... 5 DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL ........................................................................................................................................... 18 BES ENGEL ............................................................................................................................................................................. 21 1. BENLİK BİLİNCİ ............................................................................................................................................................. 22 2. MÜKEMMELİYETÇİLİK ................................................................................................................................................. 38 3. AKIL................................................................................................................................................................................. 41 4. İNANÇ ............................................................................................................................................................................. 46 5. ŞÖHRET OYUNU ............................................................................................................................................................ 53 DÖRT ANAHTAR ................................................................................................................................................................... 55 1. TEKRAR ÇOCUK OL ...................................................................................................................................................... 56

2. ÖĞRENMEYE HAZIR OL ............................................................................................................................................... 60 3. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL ............................................................................................................................... 62 4. HAYALCİ OL ................................................................................................................................................................... 66 DÖRT SORU ........................................................................................................................................................................... 69 1. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ ............................................................................................................................................ 69 2. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU ................................................................................................................................ 81 3. YARATICILIK VE MELEZLEŞME .................................................................................................................................. 84 4. PARANIN SANATI .......................................................................................................................................................... 88 YARATIM ................................................................................................................................................................................ 93 EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI ................................................................................................... 93

ÖNSÖZ ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir şey değildir. Sadece bir kopya olur. Ancak bir bireysen yaratıcı olabilirsin. Sürü psikolojisinin bir parçası olarak yaratıcı olamazsın. Sürü psikolojisi yaratıcı değildir. Hayat seni sürükler. Dansı, şarkıyı ve keyfi bilmez; mekaniktir. Yaratıcı kişi, daha önce ayak basılmış yolları izleyemez. Kendi yolunu aramalı, hayat ormanını araştırmalıdır. Yalnız gitmek zorundadır. Sürü zihniyetinden, kolektif psikolojiden ayrılmak zorundadır. Kolektif zihin, dünyadaki en alt seviyedeki zihindir. Kolektif aptallık ile kıyaslandığında, tek bir aptal bile daha üstündür. Ancak kolektifliğin kendi rüşvetleri vardır: Kolektif zihinin tek doğru yol olduğunda ısrar eden insanlara saygı gösterir, onurlandırır. Geçmişte bütün yaratıcı insanların, ressamların, dansçıların, müzisyenlerin, şairlerin, heykeltıraşların saygınlığa sırt çevirmesi bu zorunluluktan kaynaklanıyordu. Bir çeşit aylak ve bohem hayat tarzı yaşamak zorundaydılar çünkü yaratıcı olmalarının tek yolu buydu. Gelecekte böyle olmak zorunda değil. Eğer beni anlarsan, söylediklerimin doğru olduğunu hissedersen, o zaman gelecekte herkes birey olarak yaşayacağı için, bohem yaşam tarzına ihtiyaç olmayacaktır. Bohem yaşam tarzı, sabit, Ortodoks, sıradan ve saygın bir hayatın yan ürünüdür. Benim amacım, kolektif zihni yok ederek, her

bireyin özgür olmasını sağlamak. O zaman bir sorun çıkmaz. O zaman istediğin hayatı yaşayabilirsin. Aslında insanlık, ancak bireyler başkaldırılarında saygı gördüğü zaman doğmuş olacaktır. İnsanlık henüz doğmadı. Hâlâ rahmin içinde. Senin insanlık olarak gördüğün, sadece bir göz aldanması olayıdır. Ta ki bizler her kişiye bireysel özgürlük, kendi tarzında varolmak için tam özgürlük verene kadar... Ve elbette o da kimsenin işine karışmamak zorunda — özgürlüğün bir parçasıdır bu. Kimse bir başkasına müdahale etmemeli. Ama geçmişte, herkes burnunu başkalarının işlerine sokmuştur. Hatta toplumla hiçbir ilgisi olmayan en özel konularda bile. Örneğin, bir kadına aşık olursun, bunun toplumla ne ilgisi olabilir? Bu, tamamen kişisel bir olaydır, piyasaları ilgilendirmez. Eğer iki insan sevgiyle birlikte olmayı kabul ediyorsa, toplum bu işe karışmamalı. Ama toplum, bütün baskıcı yöntemleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak devreye giriyor. Polis sevgililer arasına giriyor, yargıç sevgililer arasına giriyor. Bu da yetmezse, bu sefer de toplum Tanrı adında senin icabına bakacak bir süper-polis yaratıyor. Tanrı fikri, seni tuvalette bile yalnız bırakmayan bir röntgenci kavramıdır, anahtar deliğinden bakarak ne yaptığını izler. Bu çok çirkin! Dünyanın bütün dinleri, Tanrının seni sürekli izlediğini söyler. Bu çok çirkindir! Bu ne biçim bir Tanrı? Herkesi izleyip takip etmekten başka bir işi yok mu? Dedektiflerin en ilahisi olmalı! İnsanlığın yeni bir toprağa ihtiyacı var; Özgürlük toprağına! Bohemlik bir tepkiydi. Gerekli bir tepki, ancak hayalim gerçek olursa, o zaman bohemliğe gerek kalmayacak. Çünkü insanlara hükmetmeye çalışan bir kolektif zihin olmayacak. O zaman herkes kendisi ile barışık olacak. Tabii başkasına da müdahale etmeyecek. Ancak kendi hayatın söz konusu olduğu sürece, kendi kurallarınla yaşayacaksın. İşte o zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Yaratıcılık, bireysel özgürlüğün güzel kokusudur.

TUVALi HAZIRLAMAK Patoloji kaybolduktan sonra herkes bir yaratıcı olur. Bunu mümkün oldurunca derinden kavramak gerekir: Sadece hasta insanlar yıkıcıdır. Sağlıklı insanlar yaratıcı olur. Yaratıcılık, gerçek sağlığın güzel kokusudur. İnsan gerçekten sağlıklı ve bütün olduğu zaman, yaratıcılık doğal olarak kendine gelir.

Daha çok aydınlanmış insana ihtiyacımız var. Ama o. Birkaç güzel insan yarattı ama insanlığı değiştiremedi. Mantık dans edemez. Ancak yeni insanlıkla. Ben senin tek bir zirve değil. bu üçünü bir arada görmektir. Bu artık bir işe yaramayacak. Ancak o zaman senin bütünleşmen gerçekleşmiş olur. Sadece şiir sevgi ikileminin içine atlayabilir. rakamlar olur. insan boyutunu kaybetti. başarısız oldu. Eğer insanlar fazla mantıklı olursa insanlık kaybolur. Mantık kurudur. yaklaşımın şiirsel olmalı. Sadece birkaç birey çeşitli yerlerde aydınlandı. Dünya üzerinde cenneti kuramadı. Güzel bir dünya yaratmayı başaramadı. şefkat. İkinci kelime.Yaratma şevki içinden yükselir. Mantık sevemez. Krishna kadar sevgi dolu ve Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci kadar yaratıcı olmalısın. bundan sonra Buda olacak insanlar aynı zamanda şair olacak. hem de çok. Sadece matematik söz konusu olduğu zaman işe yarar. Şiir. Hepsini aynı anda olmak zorundasın. seni dengesiz ve doyumsuz kılacak. Tek boyutlu insan başarısız oldu. hem de çok soğuk. Hayatın şiirsel olmalı. Ancak sadece bir nokta olursun. Mantığın dans etmesini izlemek Mahatma Gandi'nin dans etmesini izlemek gibi olur. hissetmek. Sana gelmiş geçmiş en büyük meydan okumayı. şiirsellik ise canlı. ÜÇ KELİME İnsanlık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. Benim yeni insan tanımım budur. varoluştur. dünya . şefkat. daha bir insan olursun. çok yüksek bir zirveye ulaşabilirsin. Ancak insanlığa gelince pek faydalı değildir. Soğukluğunu kaybeder ve erirsin. ard arda zirvelerden oluşan Himalayalar gibi sıradağlar olmanı istiyorum. Buda kadar aydınlık. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. O zaman ortada insanlar değil. bilinç. Sadece şiir sevebilir. Ben buna üç kelime diyorum. çok komik görünür. İnsanoğlunun toplu bilincini yükseltemedi. yaratıcılıktır. gerçekleştirilmesi en zor görevi veriyorum. Bilinç. Benim derin insan vizyonum. Şiirsellik ise dans eder. Şiirsel olmak gerektiğini söylüyorum. sevgiden söz edebilir ama sevemez. Ve içindeki o eksik parça. İlk kelime. Buda bir şair değildi. aksi taktirde bazı şeyler eksik kalmış olacak. Üç boyutlu olmalıyız. Eğer tek boyutluysan. Mantık soğuktur. yaratıcılık ise eylem. hem de üç boyutlu aydınlanmış insanlara. bu konuda hiçbir kuşku yok. Şiir kalbin dansıdır. Şair dediğim zaman şiir yazma anlamında söylemiyorum. Sevgi mantıksız olarak görülür. sevgi ve duygu sana bir derinlik ve sıcaklık verir. Buda bir süper insandı. Üçüncü kelime ise. Mantığın dans etmesi imkansızdır. değiştirilebilir rakamlar. Artık daha zengin insanlar olmamız gerekiyor.

Duygu. Bu çeşit yemek bir tür şiddettir. eylem. Senin üç boyutun bunlardır: Varoluş. Dünyanın en güzel şeyidir. heykel. sessiz bir zihinden çıkar.. duyguyla dolu bir meditasyoncu olmalı. Yemek yerken ikisi bir araya gelir. acıktığın zaman yemek yersin. yaratıcılığı barındırır. sadece içindeki şiddet duygusunu tatmin etmek için yemek yiyorsun. Aktivite ise huzursuz zihinden çıkar ve en çirkinidir. Varoluş ise meditasyonu. geçmişten beri içinde taşıdığın huzursuzluğun o anda ortaya dökülmesidir. Aksi halde rahatlamak mümkün değildir. aktivite ise yıkıcı. onu zorlayamazsın. Neden bu kadar aktifsin? Neden aktiviteye bu kadar vakit harcıyorsun? Neden bu konuda saplantılısın? İki kelimeyi unutma: Biri eylem. aktivite değildir. eylem değildir. mimari. Sevgiyle taşan. Onu maddeye dökmeli ve gerçekleştirmelisin. karşılık vermektir. başkalarını yok eder. diğeri de. Birçok insan gevşemek ister ama bunu yapamaz. Örneğin. Bir yanıt değildir. Eylem. Aktivite ise geçmişle doludur. Sevgiyi. fark etmediysen bu imkansız olacaktır. Eylem. Seni yok eder. bu aktivitedir. bilim. Ama aç değilsen.dışı oldu. onda Yunanlı Zorba'nın güzelliği yok. Aktivite ise. Yaşanan ana karşılık değil. Buda dünya dışı olmanın güzelliğini barındırmasına rağmen. teknoloji. güzelliği. çok dünyevi. Doğaları birbirine zıttır. Eylem yaratıcıdır. Aktivitede ise durum önemli değildir. Gevşemek filizlenme gibidir. Hayvanlar dünyasında şiddet barındıran iki şey budur. Eylem. Eylem anlık yaşanır. Ben ikisini birden yani "Buda Zorba" olmanı istiyorum. aktif olmanın bir bahanesi olur.. Bütün olguyu anlaman gerekir. Yemeği yok ediyorsun. bir durumun talebi üzerine hareket etmektir. farkındalığı ve bilinci barındırır. Aradaki ince farkı görmeye çalış. pençeler ve dişlerle. kendiliğinden oluşur. duygu. EYLEMDE RAHATLA Öncelikle eylemin doğası ve altında neler yattığının anlaşılması gerekir. Eylem. Yemeği eline alır ve ağzınla yersin. Çünkü eylem basit bir olgu değildir. Hayvanlar dünyasında şiddet ağız ve ellerle ilişkilidir. resim. Ve insanın yaratıcı olması gerekir. İçindeki huzursuzluğu bir parça olsun dışarı vuruyorsun. Acıktığın için değil. . Eylemin bir konusu vardır. İnsan meditasyon yapmalı ama duyguya karşı olmamalı. Bu eylemdir. gözlemlemediysen. O durum içinde rahatsız olman. açlık hissetmiyor olmana rağmen yemek yemeye devam ediyorsan. Aktivitenin konusu önemsizdir. estetik olan her şeyi kapsar. aktivite. Dişlerinle eziyor ve yemeği yok ediyorsun. Zorba. her türlü yaratıcılığı: Müzik. Eğer sevgin sadece bir duyguysa ve eyleme dönüşmüyorsa insanlığı etkilemeyecektir. Gevşemek istesen bile eğer eyleminin doğasını izlemediysen. şiir.

Rahatlıyor. Oturmuş sakız çiğneyen bir adam. zihin her zaman aktiviteler için mantıklı açıklamalar getirecektir. trenlerde iki vagon arasında kullanılır. Etrafında mantıklı açıklamalardan oluşan bir tampon yaratarak. Herhangi bir besin değerleri yoktur. O şoku tamponlar emer. Bir çeşit laik transandantal meditasyon. Aktivite asla kendiliğinden oluşmaz. bu bir eylem değildir. deliliğin konusunda bilinçsiz kalmaya devam etmene yardımcı olur. nefes alıp veriyor. O yüzden insanlar çeşitli numaralar icat etti: Tütün ya da sakız çiğniyor. bir döngü yaratıyor. hastalıktır. George Gurdjieff bunlara "tampon" adı veriyordu. sigara içiyorlar. Elbette bu şekilde yemeye devam edemezsin. Sigarasına uzanıyor. Eylem tamamen durumdan kaynaklanır. Böylece ani bir duruş sırasında. Kimseye bir zarar vermiyorsun ama senin için çok tehlikeli. Durumla ilgisi yoktur. Çünkü ne yaptığının kesinlikle bilincinde değilsin. iç huzursuzluğu biraz olsun azalıyor. Herkes. Bunu hiç aklından çıkartma. Aktiviteler aracılığı ile deliliğini. Ne yapıyor? Birini öldürüyor. neredeyse yüzde yüz doğrudur: Eğer birisi ile konuşurken o kişi sigarasına uzanıyorsa bu onun canının sıkıldığını gösterir. Bu aktivite bir saplantıdır. Bir nevi hastalıklı Pranayama. Hayvanlar dünyasında senin üzerine atlamış olurdu.Şiddet ortaya çıkar. neden bu kadar öfkelisin duygusuna kapılır. Kendi içinde çok masum bir aktivite. Eğer farkına varırsa. çok sıkıldım diyor. İçine duman çekiyor. Ancak zihin kurnazdır. buna hiç gerek yoktu. Bunu yapamaz çünkü çok kaba olur. ama sen mantıklı açıklamalar getirirsin. Ancak bu aktivite senin saplantılı olduğunu gösteriyor. Acıkırsan yemek ararsın. Kendi sigara içme döngüsünün ritmine kapanmış durumda rahatlıyor. Tamponlar seni kör eder ve bu tür aktiviteler devam eder. Bir Mandala. ama şimdiki anda gelip patlar. Eylem çok güzeldir. ancak bir tek sen bunu göremezsin. Herkes bunun şart olmadığını. ne yapıyorsun. Bunlar sahte yemeklerdir. Kendin olarak kalamıyorsun. çekiyor. eylem olduğunu. kendiliğinden oluşan bir karşılık vermedir. Ama yapamaz. sessiz kalamıyorsun. geçmişten gelir. Hayatın karşılık verilmeye ihtiyacı vardır. çünkü. onu içmeye başlıyor. Onu yıllardır içinde biriktiriyor olabilirsin. üflüyor. kendiliğinden oluşur ve bütündür. O bir insan. O yüzden sigarasına atlıyor. durumun böyle bir karşılığa ihtiyaç duymadığını fark eder. susarsan kuyuya gidersin. Artık senin için endişelenmiyor. şart olduğunu ispat etmeye çalışacaktır. Aktivitelerinin o anki durumla bir ilgisi yoktur. Bu mantıksal açıklamalar. yolcuların çok sert bir şokla karşılaşmasının önüne geçilir. eylemsiz kalamıyorsun. seni dışarı atmak istiyordur. ritmik bir şarkı. Her an bir eylemde bulunman gerekir. ancak mantık tamponları durumu görmene izin vermez. her zaman onun bir aktivite değil. artık doldum. Sigara içen biri ne yapıyor? Çok masum görünen bir yolla içine duman alıp veriyor. çılgınlığını dışarı vuruyorsun. Hemen onun yanından ayrılmalısın. . bunun gerekli olduğunu savunursun. Sigara içerek bir çeşit şarkı söylüyor. Ama şiddet konusunda aynı derecede etkilidir. Bir Mandala yaratıyor. durumun farkına varmanın önüne geçiyorsun. Birden öfkeyle parlarsın. uykun geldiyse gidip yatarsın. o zaman çatlarsın. medeni bir yaratık. Ancak aktivite geçmişten günümüze taşınır. zihninde bir öldürme fantezisi bulunuyor olabilir ve o sakız çiğniyor. üflüyor. Tamponlar. Ama eğer bir açlık yoksa.

Bütün büyük öğretmenler. Bir şeyler yapmak . ne olursa olsun. Boş bir zihin nasıl şeytanın atölyesi olabilir? Şeytan boş bir zihne adım atamaz ki. saplantılılar." Hayır. Sonra şeytan denetimi ele alır ve daha da aktif olmanın yollarını ve yöntemlerini gösterir. o zaman seni yönlendirir. hayat geçip gidiyor!" der. değildir. Şeytan. "Bu adam ne yapıyor" diyorum. Bunu şeytanın kendisi önermiş olmalı. Bu atasözünün tamamen yanlış olduğunu söylemek istiyorum. sessiz ve eylemsiz kalamazlar.Eğer bir aktivite varsa gevşeyemezsin. benim söyleyeceklerim hiçbir şey ifade etmez. sigara içer. Ancak bir gazete Gita değildir. aktiviteyi kullanabilir. asla "Gevşe" demez. hayatın gerçeklerinin farkına varmış olan öğretmenler boş bir zihnin. Bu çok güzel bir deney. Bir tren vagonunda kapalı kalınca aktif olma olanakları azaldığı için. hareket et. Sonra içine bakar ve kapatırdı. gidip pencereyi açıp dışarı bakardı. Sonra onu izlerdim. dünyanın dört bir yanında kullanılan şu atasözünü yaratmıştır: "Boş bir zihin şeytanın atölyesidir. pes ederdi. havale geçirmekte olan bir ruh hali. Şeytan boş bir zihni nasıl kullanabilir? Boşluğa yaklaşmaya cesaret bile edemez çünkü bu onu öldürür. tekrar bavulunu açar. Şeytan boş bir zihni değil. Ve bu su katılmamış aptallar. bir Gita ya da İncil değildir: Gita'yı birçok kere okuyabilirsin. Bu aktif olma saplantısını izlemek gerekir. "Neden vaktini boşa harcıyorsun. içinde titreyen birşey var. içini düzenler. Bu imkansız. o zaman şeytan seni ele geçirir. Benimle konuşmak için her türlü çabayı sarfeder ve ben sadece evet ya da hayır deyince. Ben de onu izliyorum. kapatır. Bu onlar için imkansızdır. o zaman tek rehber o olur. Yapacak başka bir şey bulamayınca aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. Ancak için derin bir aktif olma güdüsüyle doluysa. Yıllarca yolculuk etmek bana insanları. Aktif olmak zorundalar. Bir kere okuduktan sonra bitmiştir. Boş bir zihin Tanrı'nın atölyesidir. çünkü bazen kompartımanda benimle birlikte tek bir kişi olurdu. Yirmi dört saat boyunca trende bir yolcuyla birlikteyim. Bavulunu açardı ve ben onun hiçbir şey yapmadığını görebiliyordum. bir şeyler yap. sonra gazetesini tekrar okur. Sürekli. "Hiçbir şey yapmamaktansa bir şeyler yap. Çünkü yaptığın aktivitenin gereksiz olduğunu kendinde görmeden. Bir gazete." deyip duruyor. Derken pencereyi açar. aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. Bunu kendi hayatında izlemek zorundasın. Şeytan ancak aktiviteyle dolmuş olan bir zihne girebilir. Dünyanın dört bir yanında aptallar. Bitince baştan başlıyorlar. hiçbir masrafı da yok. Boş bir zihin. onlar farkına varmadan gözlemleme olanağı sundu. dünyanın en güzel. Sorun nedir? Bu bir ihtiyaç mı? Hayır. Bir şeyler yapmak istiyorsun. Çünkü her okuyuşta yeni bir anlam ortaya çıkar. Nasıl gevşeyeceksin? Çünkü bu saplantı haline gelmiş bir ihtiyaç. Ne yapıyor? Ve neden? Bu bir içsel güdü. en saf şeyidir. ölüm gibi bir şeydir. kutsal olanın içinize akmanızı sağlayacak bir alan oluşturduğunu anlamıştır. Aslında bir kere okumaya bile değmez ama insanlar tekrar tekrar okuyor. Onu neden yapıyorsun? Yolculukta insanların sürekli aynı şeyleri yaptığını gördüm.

Senin için net olmasa da. direnç bile gösteremezler. ve kalkmak zorunda olacaklar." Orangzeb buna inanamadı. Ve öğretmenler onlara emirler verir ve güç uygular. Ve bunlar için bir ilkokuldan daha iyi bir yer bulamazsın. Şimdi bir gevşeme anı bulunca gevşeyemiyor. ihtiyar babasını hapsetmiş. taht odasını tekrar yaşatabiliyor. Şah Cihan'a otuz çocuk yollandı ve her şey yoluna girdi. Kendini izle. Bir Moğol İmparatoru olan Orangzeb. onlar da içinde başkan. içindeki bazı havaleli ruh halleri nedeniyle onu yaptığının sen dahi farkındasın. Bırakın küçük bir okul oluşturup. Bir hapis hayatına benzemiyordu. öğretmen neredeyse bir imparatordur. Daha önce hiç öğretmenliğe ilgi duymamıştı. enerjinin yüzde doksanını aktivitelere harcıyorsun. aksi halde kaybolacak. Yaşantısında aktif bir insan olmalı. Psikologlar şüpheleniyor. oturmak zorunda kalacaklar. Bir ilkokula git. Aktivite yarım yamalak yapılır. ben ise eminim. Orangzeb otobiyografisinde şöyle yazıyor: "Babam sırf eski alışkanlıkları yüzünden hâlâ bir imparator gibi davranmak istiyor. "Babam neden otuz çocuğa öğretmenlik yapmak istiyor?" diye düşündü. eski alışkanlıklar ortaya çıkıyor. Söylendiğine ve Orangzeb'in otobiyografisinde yazdığına göre. eğitim onun ilgisini çekmiyordu. imparator haline gelebilecekleri okullara giderler. Gevşemiş bir insan saplantılardan uzaktır ve enerji içinde birikmeye başlar. Elbette politikaya girecek kadar kendilerine güvenemezler. herhangi bir sorun yok. kaç tane olursa olsun çocuk gönderin. artık Şah Cihan bu hapis yüzünden üzüntülü değildi. Yalnız eğer bir şey daha yaparsan sana sonsuza dek minnettar kalırım. Psikologlar aslında öğretmenlerin politikacı olduklarından şüphelenmektedir.. "Benim her türlü ihtiyacımı karşılamışsın ve her şey çok güzel. otuz küçük çocuğun imparatoru. ayağa kalk diye emredebilirsin. İhtiyacı olan her şey orada vardı. Ben de kendini kandırmasına izin veriyorum. Psikologlar ayrıca öğretmenlerin sadist olma eğilimleri olduğundan ve acı vermekten zevk alabileceklerinden şüphelenmektedir. O tekrar imparator olmuştu. kendi mutlulukları için yaparsın. mutlu olsun. Küçücük çocuklar. Otomatik olarak saklanan bu enerji sayesinde. çünkü kendini tam olarak nasıl kandırabilirsin ki? Sen bile onun gereksiz olduğunu biliyorsun. Bana otuz çocuk yolla. Otuz ya da üç yüz. Git ve gör! İlkokullarda bulundum ve öğretmenleri izledim. Sadece tek bir şey eksikti ve o da aktiviteydi. O yüzden eylem anı gelince enerjin kalmıyor. Sınıftaki o otuz öğrenciyle. Orangzeb'in babası. Ona ne olmuştu? Yine de babasının bu arzusunu yerine getirdi. insanlara emir verme alışkanlığını ve bağımlılığını sürdürüyordu Şah Cihan. Taj Mahal'ı yaptıran Şah Cihan'dır. hiçbir şey yapamıyordu. Onlara öğretmenlik yapmak istiyorum. çünkü her tür lüks sağlanmıştı. Otur diye emredebilirsin.. . Masum çocuklara eziyet edebilirsin ve bunu onların kendi iyiliği için." Aktivite eylem için bir neden yokken yaşanır. belirsiz de olsa. Onlar o kadar zayıf ve çaresizdirler ki! Ve öğretmen ise imparator gibi durmaktadır. Enerjisini saklar. eylem anı geldiği zaman tüm varlığı bu enerjiyle akar. O yüzden oğlu Orangzeb'e bir mektup yazdı. başbakan. O yüzden eylem bir bütündür.zorunda. birkaç gün geçtikten sonra. onlar işkenceci! Ayrıca onlardan daha savunmasız ve masum kurbanlar bulamazsın. Oğlu onu tahtan indirip hapse attı. Bir saraydaydı ve tıpkı eskisi gibi yaşıyordu.

"Neden? Ne kadar güzel bir transandantal meditasyon. Aktivite. o vahşidir. Kendini o kadar çok parçaya bölmüştür ki. Bir başkasına ihtiyaç kalmamıştır. O zaman sürekli konuşacaksın. Sigara içmek tıpkı meme emmek gibidir. kendinden kaçıştır. "Nasrettin Hoca uykusunda konuşuyor. "İkiniz de uyanıkken ona konuşma fırsatı tanı yeter. Hem konuşacak. İnsanlar bana gelip. Eylemde kendin olursun. O yüzden insanlar sessizlikten korkar. Otuz dakika boyunca binlerce kelime kullanarak şunu anlattı. vücudun yoruluyor ve uyuyorsun. o zaman ne yapacaksın? Ağzının aktiviteye ihtiyacı var. Bu söylediklerim masum şeyler. Eğer yirmi dört saat konuşursan. Hem konuşmacı. her şey parçalanmıştır. Geçen gün Nasrettin Hoca'nın karısı geldi. Bir aptal olabilirsin. bütün dünyayı kendisi ile sınırlamış bir insandır. o yüzden çok ciddi bir sorun olduğunu anladım. Onlara. Çünkü o zaman başkalarının varlığından rahatsız olmadan bunu yaparsın. O zaman konuşacaksın. Başkalarına zarar vermiyorsun. O zaman tırnaklarını kemirir ya da sakız çiğnersin. Eğer üç ay sessiz kalmaya çalışırsan. akıl hastahanesine kabul edilecek duruma gelirsin. aktivitede ise kendinden kaçtın. Çünkü kendi içindeki çöpleri başka insanların zihinlerine atmaya başlarsın. İşte deli budur! Deli. kendini unutursun ve kendini unuttuğun zaman hiçbir endişen. hem dinleyicidir. Uzun süre sessiz kalabilir misin? Psikologlar eğer üç hafta sessiz kalırsan. "Sorun nedir" diye sordum. Çünkü belirtileri değiştirerek hastalığı değiştiremezsin. o hepsidir. saplantılı ve hastalıklı bir zihin olduğunu gösterir." "Hiçbir şey yapmana gerek yok" dedim. ancak aktiviteler eyleme dönüşmediği sürece hiçbir işe yaramaz. Uyanıkken konuşuyorsun. Eğer onu bırakırsan başka bir şeye başlarsın. hem de kendine cevap vereceksin. kendine çiğniyorsun. ama şiddete yönelmiyorsun. O zaman ikiye ayrılmış olursun. Ilık sütün içeri akması yerine. Bu konuda ne yapabilirim? O kadar çok konuşuyor ki aynı odada uyumak çok zor. ki konuşuyorsun. Hatta bunlardan daha tehlikeli şeyler var. Konuşmak tıpkı sigara içmek gibidir. Çünkü olgu aslında aynı. bütün dünyası kendisi ile sınırlıdır. Bağırıyor ve kötü sözler söylüyor. her gün hiç durmadan konuşuyorsun. tasan ya da kaygın .Aktiviteleri değiştirebilirsin. O hem konuşmacı. Hem sahnedeki aktör. sigarada ılık duman içeri akar ve dudakların tıpkı annenin memesine dokunurmuş gibi hisseder. başkalarına fırsat tanımıyor. Yirmi dört saat boyunca. Eğer sakız çiğnemeyi ya da sigara içmeyi bırakırsan." İnsanlar sürekli konuşuyor. kendi kendine konuşmaya başlayacağını söylüyor. Çünkü hayatında başlayan ilk aktivite budur. hem de dinleyici olursun. İlk ve en temel aktivite. Bu tıpkı sigara içmek gibidir. sigarayı bırakmak istiyorum diyor. o zaman konuşmaya başlarsın ve bu daha tehlikelidir." diyorum. Ama konuşmalar devam ediyor. Aktivite bir uyuşturucudur. Çünkü eğer sakız çiğniyorsan. bu içinde sürekli aktif olmayı zorlayan. hem de izleyicidir. Eğer sigara içmen ya da sakız çiğnemen engellenirse. Ağzın harekete ihtiyacı vardır ve en temel aktivite ağızdır. Artık bir bütünsün. Genelde bana uğramaz. Ve bu çok daha tehlikeli. Çünkü delirebileceklerini bilirler ve eğer sessizlikten korkuyorsan. devam et.

Bırak aktiviteler kaybolsun. şu. Eylem her zaman sabah görülen çiğ kadar yeni ve tazedir. bir şey ya da başkasını yapıyorsun. beden ölebilir ama gençliği devam eder. Bırak düşsünler. ama çok yavaş iç. Ancak ondan sonra. Senin bir hazırlık yapmana. ancak bu da bir aktivitedir. Çünkü bütün saçmalığını içinde hissetmiş olacaksın. Eylem ile aktivite arasındaki farkı hisset. O zaman mucizevi bir olguyla karşılaşacaksın. Yapmak zorunda olsan bile tam bir farkındalıkla yap. Sigara içmezsin ama sürekli sigarayı bıraktığından söz etmiş olursun. hakkında konuşarak aynı şeyi yapmış olursun. O zaman otuz yıl boyunca sigara içtikten sonra bıraktığın hakkında böbürlenip duracaksın. yoga. Aktivite hastalıktır. o zaman "ben bıraktım" diye konuşamazsın. enerjinin eyleme akmasını sağlamak. daha fazla eylem mümkün olabilir. Aptalca bir şeydir. . Düşmek! Kendiliğinden düşmek! Eğer onu atarsan. hazırlanan bir şey değildir. kaybolmaya zorlama. sen bırakmadın. Eylem iyidir. bir gün sigara parmaklarından düşecektir. eyleme yoğunlaşarak. Aktivite bir hayalettir. Tapınaklardaki rahiplerin başına gelen budur. eğer farkındaysan. sen bırakma. Bu şekilde bırakamazsın. Bırakmak için sürekli bir şeyler yapıyorlar. Bütün farkındalığınla iç ki. Beden kaybolabilir.. Dua. Egon bu sayede güçlenmemiştir. Tıpkı ölü bir yaprağın ağaçtan düşmesi gibi. ancak hiçbir zaman. sende hiçbir iz bırakmaz. Tanrı her zaman yeni ve tazeden yanadır. Vücut yaşlanabilir. Farkında ol. Aktivite sana sahip olduğu zaman. İkinci adım ise. mutlaka bir yara kalır. Eğer sigara içmeyi izleyebilirsen. O yüzden kendiliğinden düşer dedim. Aktivite söz konusu olduğu zaman daha dikkatli olmalısın. Dudakların yine aktivite içindedir. ağzın işliyor. ölüdür. Giderek daha fazla aktiviteyi bırakmaya çalış. Zorladığın zaman ise. Tek yapabileceğin şey izlemek. bir şey yapmama çiçeğinin içinde açmasına izin vermiyorsun. Çünkü onu kaybolmaya zorlama çabası da başka bir tür aktivitedir. bir prova döneminden geçmene izin vermez. meditasyon.kalmaz. arka kapıdan tekrar içeri girer. enerji korunur. Aradaki farkı kendi içinde bul. hastalanıyorsun. İzle.. Tamamen aptalca bir şey. Eğer şeylerin düştüğünü gerçekten anlarsan. bilincinde ol. Onu atamazsın. Bu yüzden daha dikkatli ol. çünkü atmak da bir aktivitedir. Sigara iç. Ama nasıl bırakacaksın? Bu bırakma işini de saplantıya çevirebilirsin. Bir şey kendiliğinden düştüğü zaman. önceden tasarlanmaz. aktivite kaybolur. O yüzden sürekli aktif olma ihtiyacındasın. Kendiliğinden düşmüştür. tetikte ol. Eylem anlıktır. bir gün başka bir şekilde. içinde biriktirdiğin enerji eyleme dönüşür. ne yaptığını gör. başka bir formda onu tekrar alırsın. Eylem insanı da her zaman genç ve tazedir. ancak tazeliği devam eder. Bunu fark ettiğin zaman kendiliğinden düşer. Aktivite nedir? Eylem nedir? İlk adım budur. geçmişten gelir. ama o kalır çünkü Tanrı tazeliği sever. bu. Aktiviteyi yok etme onların saplantısı olmuştur. Sonuçta böbürlenmek de aynı şeydir.

tükenmiş ve donuksun. O zaman gevşemiş değil. bir saplantıdır. Bu. Ayak parmaklarına gevşe diye emret. sessiz kal. ancak bir acelen yok. Hayat enerjin hareket etmiyor. Belirli bir şekilde oturup ya da uzandıktan sonra. gevşemene yardımcı olacak hiçbir kitap yok. Bir şart koşulduğu zaman. "Gevşemelisiniz"di. Çok fazla aktivite içindesin. Eğer kendi iç varlığını okumuyorsan. bir delilik hali içinde yapıyorsun. Gevşeme bedenle ilgili bir şey değildir. Tilopa'nın şu sözlerine kulak ver: "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. hayatı bırakmış olursun. Daha fazla eylem yap ve bırak aktiviteler kendi kendine düşsün. Kitabın adı.Ne zaman her şeyinle eyleme geçme fırsatı karşına çıkarsa. ölü bilgeler bulursun. "Nasıl Gevşenilir" isimli kitabın talimatlarıyla gevşemeye çalışıyor. aktivite yokluğu. Bu tip kitaplar sadece Amerika'da iyi satıyor. bunu sakın kaçırma. bir de gevşemiş ruh halindeymiş gibi davranıyor. . eylemden kaçmışlardır. ancak şartlar yoktur. Zaten ölü bir adam gibi yatamazsın. Himalayalarda gevşemiş değil. Çünkü eğer eylemi bırakırsan. Bazı insanlar bunu yapmıştır. evinde olmaktır. oturması gerekiyor. Gevşeme. Himalayalara taşınmanın bir gereği yok. gevşemenin karşıtıdır. Şart koşmak aktivitedir. ayak parmağından kafana kadar telkinde bulunmalısın. çünkü zorunluluk durumu. arkasında mutlaka bir saplantı gizlenmiştir. Gevşemek. Hepsi bu. Bu zaman alıyor. Eğer bazı durumlar ortaya çıkarsa eyleme geçersin. Ağzını sıkıca kapayıp. gevşemeyi başarmış tek bir insan bile görmedim." Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. Ancak hareket etmek için bahane bulmazsın. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. Şimdi gevşemenin ne olduğunu anlıyorsun. O zaman elbette gevşeme ihtiyacı ortaya çıkıyor. içinde bir aktivite hissi duymadığın zaman yaşanır. Birkaç yıl önce bir kitap okuyordum. Neden bu zorunluluk? Gevşeme sadece hayatında bir gereklilik olmadığı zaman ortaya çıkar. Gevşeme hakkında bir kitap okuyup da. Ancak rol yapabilirsin. ölü bir adam gibi yatmak anlamına gelmez. Nasıl ölü gibi yatacaksın? Sen canlısın. Gevşemek bir yokluktur. Zamanla bir dönüşüm yaşayacaksın. O senin bütün varlığınla ilgilidir. sadece rol yapabilirsin. Tabii. deliliğe yol açar. o zaman da gevşemek şart olmaktan çıkar. Artık gevşemek saplantın olmuştur. Hatta daha da geriliyorlar. Onlar hayattan. bezgin. Uzanıyor. içinde aktivite ihtiyacı hissetmemektir. O yüzden yorgun. Gevşemek için Himalayalara gitmişlerdir. Hayatta eylemler vardır. Hiçbir yere hareket etmiyordur. ölü olursun. Himalayalara taşınmanın gereği nedir? Eylemi bırakamazsın. Çünkü bütün aktivite hayatı devam etmekle birlikte. içindeki patlamaya hazır yanardağlarla ve fırtınalarla. O yüzden. Bu tamamen saçma bir şey. Aksi halde şart. aktivite içinde olma saplantısı ya da hastalığı hâlâ orada olmasına rağmen. Her tarafta barikatlar var ve ne yaparsan yap. O yüzden her ay gevşeme hakkında bu kadar çok kitap çıkıyor. Enerji yuvasındadır. Kendinle barışık haldesin. "Gevşemelisin". Gevşemek. Sadece zihinle ilgili bir şey de değildir. Eylem değil. eyleme geç. Düşünme. sonra yukarı doğru çık.

böyle bir şey içinde derin bir bilinç olmadan nasıl mümkün olabilir?" diyorum. İçinde derin bir minnet duygusu yükseliyor. Sıradan şeyler. ortada gevşeme olmaz. Ölüleri gömün diye devam ediyorlar. Tek öğreti. sabah meltemini. o ortaya çıkar. o duracaktır. "Hiçbir şey yapma!" Sadece aktivitesizlik gerekir. Sadece o anın keyfini çıkartırsın. Etraf gecenin sessizliği ile kaplı. güneşin doğuşunu hissetmek. uyuman imkansız olur. zihin gevşiyor ve uykuya dalıyor. Bahçenin o dokusunu. Tilopa ne diyordu? "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma!" Herhangi bir şey yapma. Zaman durur. Ve bu durma hali. Her şey o andır. Çarşafın giderek ısındığını hissetmek. uyumak imkansız olur. O an. gündüz aktivitelerinin kesintiye uğramasıdır. Aslında hiçbir şey sıradan değildir. Eğer neden yaptığının farkına varırsan. engelleri bıraktığında. Burada yapılacak bir şey yok. bu kolay. Arzu ettiğinden daha fazlasının olması. Sadece küçük şeyler. ne geçmişe. Çünkü o anda her şey olağanüstü olur. Daha fazla bir şey istemediğin ve beklemediğin an. ama eylem değil. dokunuşunu. Kendiliğinden kabarır. Çünkü . Akşam yatmaya gidince ne yapıyorsun? Bir şey yapıyor musun? Eğer yapıyorsan.Bu ince noktayı anlamak gerekir. Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. Eğer bir şey yaparsan. çiğ damlalarının serinliğini. İşte gevşemek budur. Çünkü eğer arzu olursa gevşenemeyeceğini biliyorlar. Hepsi bu! Zihinde bir aktivite olmadığı zaman. Sen de kendi enerjinin içinde erirsin. Ne yapıyorsun? Uzanıp uykuya dalıyorsun. eğer farkına varırsan. gözlerini kapatıp. o andadır. Bedenin garip şekillerde çarpıtılmasına hiçbir ihtiyaç yok. Başka neye ihtiyacın var? Bu yeter de artar bile. çalışma mekanizmasını anlamıyorsun. Gevşemek bütüne aittir. İnsanlar bana gelip. Aktivite gitmelidir. anlayıştır. Peki bu nasıl gelecek? Anlayışla gelecek. Mutlu olmak için başka neye ihtiyaç var? Mutlu olmak için başka bir şey mümkün mü? Gece yatağında serin bir çarşaf üzerine uzanmak. O yüzden Buda'lar. o zaman kaybolursun. kendini birkaç dakika gevşemeye zorlayabilirsin. Başka hiçbir an yoktur. ne de zihne aittir. Aslında uyumak için gerekli olan tek şey. Başka bir şey aramazsın. İşte o zaman enerji hiçbir yere gitmez ve durgun bir havuza dönüşür. Gevşemek nedir? Enerjinin hiçbir yere hareket etmeme durumudur. her sabah ya da her akşam. uyumak imkansız olur. İkisini birden bırakıp. arzusuz ol diyor. Tilopa'nın "Bedeninle gevşeme dışında hiçbir şey yapma" derken kastettiği şeydir. çünkü her şey o kadar olağanüstü ki. Himalayalara gidebilirsin. Herhangi bir yoga duruşuna ihtiyaç yoktur. duracaktır. Bir zaman olmaz. Gevşemek bir durumdur. "Tanrı'ya inanıyor musun?" diye soruyor. Eğer zaman varsa. İnsan zihninin karmaşıklığını. Ben de. her şeydir. Diğer şey de kolay: Aktivitelere devam edip. Çiğ damlalarının henüz buharlaşmadığı bir bahçede dolaşıp. Gevşemek ne bedene. güzel oldukları için keyif vermeye başlar. İşte o zaman gevşemiş olursun. İsteyecek hiçbir şey yok. Sen negatiflikleri. İşte bu an. tüm varlığınla orada olmak. Ne geleceğe. onu zorlayamazsın. kendini hissediyorsun. Eğer uyumak için bir şey yaparsan. "Evet. Gevşemek. uykusuzluk hastası olursun. Seninle birlikte. gevşemektir. Saat tamamen durur. O dokuyu hissetmek. Aktivitelerinin farkına var ve aniden aktivitenin ortasında. Kendi enerjinin oluşturduğu bu dingin havuzun sıcaklığı seni sarar. bu an yeter de artar bile demektir.

hedefsiz kutlamadır. yaşıyorsun ve bilincin var. sadece bir araçtır." Ne diyor? Gevşemeni söylüyor. Hareket ediyor. hedef peşinde. Bu. Nefes alıyorsun. bir kutlama olarak. Bunları kutla. Ve sonra gevşe. o anı kutlaman gerekir. şu anda. Çiçekler açtı. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. delidir. başka bir anda elde edilecek şeydir. gevşeyemezsin. İşte dua budur. Gevşemek. Aslında amaç sensin. Neden geleceğin hakkında bu kadar endişe ediyorsun? Zambakları düşün. hedef yönelimli olan aktivite boyutudur. kendi içinde enerjisi taştığı için hareket ediyor. İşte gevşeme budur: Hedefsiz enerji! O yüzden benim için iki tür insan vardır. sürekli gelecekteki bir şey için bir araca dönüştürmektedir. Biri planlı. Kutlayıcı ol. bir hedefe ulaşmak için sarf edilen enerjidir. güneş gökyüzünde. Sadece enerji hareketini anla. Ona aptal gibi görüneceksin. vahşi hayvanlara. Bakın ve zambakları düşünün. sürekli içinde bulunduğun anı. kendi ivmesiyle tırmanır. Bunun için herhangi bir şey yapmak zorunda değilsin. Diğer tür insan. Zambakları düşün. Gevşemek bir duruş değildir. Bunu kutla. Ne . O andasındır. Bir çocuk dans ediyor. Hedef peşinde koşanlar ve kutlayanlar. O zaman her şey bir araçtır. ağaçlara ve bitkilere bakıyorsa. Kutla. Amaç. Çaba harcamana gerek yok. Çünkü zaten hedefine ulaşmışsındır. Sonra delilik. Aslında bu andan başka bir tatmin yoktur. buradadır. Kutlanacak çok şey var. kuşlar ötüyor. Endişeye dönüşmüş olan bütün enerji. Tarladaki zambakları düşünün. endişe kalmaz.eğer geçmişle çok ilgileniyorsan. O boyut da. neden endişe ediyorsun? Sana da bakmayacak mı?" Gevşeme budur. Duanın özeti budur: Derin bir minnet ile çarpan bir kalp. Amaç ise. Hedef sürekli ufuktadır. Hedef yönelimli olanlar. Akıyor. ama mesafe hep aynı kalır. "Hiçbir yere" diyecektir. Bu an. Onlar giderek delirmektedir ve bu deliliği kendileri yaratmaktadır. O. bir hedefe doğru değil. hedef gelecekte olmadığı zaman. arayış içinde değildir. Hedefsiz olduğun zaman. Bir şekilde bir şeyler yaparak hedefe ulaşman gerekir. Zambakları izle. Çünkü bu tür enerji. sadece kutlar. Çocuklar her zaman yetişkinlerin aptal olduğunu düşünür. Bir de enerjinin başka bir boyutu vardır. Ancak bu tip enerji için hedefe asla ulaşılmaz. İsa diyor ki: "Eğer Tanrı havadaki kuşlara. Onlar da bu derinliğe geçer ve tamamen kaybolurlar. O zaman gerginlik. minnete dönüşür. başarılacak herhangi bir şey olmadığı zaman. enerjinin tam bir dönüşüm geçirmesidir. amaç başka bir yerde değildir. Aslında her şey sana sunulmuş durumda. Koşmaya devam edersin. Hiç çaba göstermiyorlar ama yine de Kral Süleyman'dan daha güzel ve daha haşmetliler. Kral Süleyman'ın asla yayamayacağı güzel bir koku yayıyorlar. enerjinin hedefsiz hareketini anla. Bütün kalbin derin bir minnet duygusuyla çarpmaya başlar. Enerjinin iki boyutu olabilir. Ama bir hedefe doğru değil. zıplıyor ve koşuşturuyor. Zambaklar gibi ol. O zaman birden gevşersin. "Nereye gidiyorsun?" diye sor. İsa diyor ki: "Zambaklara bakın. Yaşadığın anın keyfini çıkar diyorlar. Ancak o zaman gevşeyebilirsin.

Eğer en büyük değiş tokuşçularla. Kuşlar şarkı söylüyor ve sen de onların şarkısına katılıyorsun. Ağzın çevresindeki bölge. ne zaman sessiz olmak istersen. Eylem. gevşe ve ağzını kapat. çünkü ilk aktivitenin başladığı yer burasıdır. Şu anda burada.saçma bir soru. değiş tokuşçular için değil. Sadece çok fazla enerjisi olduğu için koşmak zorunda. sadece kutlar. aktivite hedef yönelimlidir. karşılaşır ve bir tepki oluşur. İlk aktiviteyi dudakların başlattı. muhteşemliğini. yapacağın ilk şey ağzını kapatmaktır. Bütün varoluş seninle buluşur. İşte bu eylemdir. Nereye gidiyorsun? Bir yere gitme ihtiyacı var mı? Çocuk. ama gevşemen bozulmaz. provasız bir tepkidir. Sadece omzunu silkecek ve "Hiçbir yere" diyecektir. aktivitelerden arınırsan hayatın değişecek. Kendini birden kuşların ötüşüne eşlik ederken buluyorsun. Çünkü o zaman hayatın zindana dönüşür. pazarlıkçıları bulmak istiyorsan cehenneme git. Bir yere ulaşmakta olduğu için koşmuyor. hedef yönelimli zihin. Paylaş ama değiş tokuş yapma. Ağzını sıkıca kapayıp sessiz dur. Tamamen kapat. hepsini orada bulacaksın. enerjinin akmasıdır. hazırlıksız. Biri. Cennet. Sana söylüyorum. Derin bir gevşemeye dönüşecek. eylemi anla. Hedef gütme. kutlayanlar içindir. Eğer ağzını tamamen kapatırsan. O yüzden Tilopa bunu öneriyor: "Aktiviteyi anla. Meister Eckhart'a sorar: "Melekler cennette ne yapar?" Eckhart yanıtlar: "Ne kadar aptalca bir soru. filizlenmesini kutlarlar. Ağzın sürekli delice bir aktivite içinde. O zaman "yaparsın". Bu anda akıyor. pazarlık yapma. şiirselliğini. çünkü anlamsız bir sorudur. Enerjini giderek daha fazla eyleme yöneltip. sadece enerjisinin keyfini çıkartıyor. O anın güzelliğini. ancak bir yol olduğu zaman. Çok enerjisi var. içini taşırır. O zaman. "Melekler cennette ne yapar?" Yapacak bir şey yok gibi. Bütün varoluş yaşadığın anda akmaktadır. Kendiliğinden oluyor. dilin damağına değecektir. dans eder ve kutlarlar. Onlar hiçbir şey yapmaz. Hıristiyan teolojisinde yüzyıllardır tekrar tekrar yanıt aranan bir soru var. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. O. Bütün varoluş bu anda toplanmıştır. Dudaklar tamamen kapanacaktır ve dilin damağına değecektir. "Melekler cennette ne yapar?" Bu sadece hedef yönelimli insanlara anlamlı gelecek bir sorudur. hiçbir yere gitmiyor. Çocuk. Neden? Çünkü o bir şey yapmaz. Hepsi bu. gidecek hiçbir yer yok! Her şey bu anda. eylem ise değildir. Şarkı söyler. Çünkü bizim için aktivite. bırak enerjin taşsın ve aksın." Ne zaman meditasyon yapmak için oturursan. Bütün değiş tokuşçular cehenneme gider. Sende olduğu için ver. Bir Buda asla yorulmaz. ağladın ve annenin memesini aradın. ancak net hedefe yönlendiğimiz zaman anlam kazanır. Eylem. Bu bir aktivite değil. Bu anın içine sığar. Ancak bunu sadece sana anlattıklarımı . bir kutlama yeridir. Unutma. Çünkü bizim için bir aktivite. bu an içindedir. Nefes aldın. İçinde ne varsa verir. Cennet. soruna yanıt veremez. geri almak için değil. "Peki öyleyse neden koşuyorsun?" diye sorar." Ancak soran adamın bu yanıttan tatmin olduğunu sanmıyorum. Ağız gerçekten çok önemlidir. bütün aktivitenin başladığı alandır. Orada yapılacak hiçbir şey yok. bir hedefe yöneldiği zaman anlamlıdır.

dudakların titrer. Çünkü varolabilmeleri için senin işbirliğine ihtiyaçları var. Çok hafif bir şekilde titrer. Eğer çaba gösterirsen. Sana gelir ve sarıp sarmalar. Gerçekten gevşediğin zaman o titreme durur. önce onu mümkün olduğunca germen daha iyidir. Eğer işbirliği yaparsan orada olurlar. içinde düşünceler devam edecektir ve eğer düşünceler devam ediyorsa. Sessiz olmaya çalışma. Sen sadece bunun olma olasılığını yaratıyorsun. kabul etmeye hazırlanıyorsun ve o geliyor. Sonra. Ağzını mümkün olduğunca aç. Sen sadece izle. Ağzını kapat ve sonra sadece izleyici ol. Ağzını kapatmak çok büyük bir çaba değil. İki tür sessizlik vardır: İlki. mimikler yap. Eğer elini gevşetmek istiyorsan. Diğerleri bunu görmeyebilir. o zaman birkaç saniye sessizliği zorlayabilirsin. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. Bunu iki üç kere yap. Bunlar çok ince . sana önce esnemeni öneriyorum. Bu hiç sorun değil. ağzını daha uzun bir süre kapatmana yardımcı olacak. Aklına gelen her şeyi yüksek sesle söyleyip keyfini çıkart. Ağzını kapat. Biri lehte. Bu. tohumu ek ve bekle. hatta bırak acısın. çünkü çok hafif titrerler. saldırgan ve vahşice bir harekettir. ağzını kapatmak çok yardımcı olur. Ancak bu. O yüzden sessiz olmaya çalışma. yine orada olurlar. Az önceki gerginlik. esne. Gelip gitmelerini izle. sen izle. Hatta zihin tecavüzü sayılacak. Ağzını mümkün olduğunca gererek tamamen esne. İçin kaynamaya devam edecektir. Sonra ağzını kapat. toprağı açıp. dudaklarında çok hafif titreşimler hissedersin.takip ettiysen yapabilirsin. izle. Bir heykel gibi oturup. yüzünü çarpıt. Sen sadece ortamı yarat. onlar seni ilgilendirmez. bu pek zarif bir şey değildir. aktiviteyi durdurmaz. İkisi de aktivite sayılır. Zihni boşaltmak için ne mi yapacaksın? Düşünceler geliyor. birçok insanı gözlemlediğim için. Ağzını kapat ve sessiz kal. diğeri aleyhte. Sonra düşünme. Ağzını sıkıca kapat ve sessiz kal. Yumruğunu sık ve mümkün olduğunca kas. Bir süre sonra içine bir dinginlik çökecek. Tam zıt taraftan hareket etmek daha kolaydır. Çünkü bunların ikisi de işbirliğidir. O zaman sinir sisteminde daha derin bir gevşeme elde edeceksin. Ondan bağımsız bir şekilde kal. aktif değil. Ancak izlemede dikkatli olunması gereken bir şey var. Ne yapacaksın? Düşünceler gelip gidiyor. Sen ilgilenme. Eğer mücadele edersen. Konuşmuyorsun ve içinde herhangi bir aktivite yapmıyorsun. Ama bu hiçbir değer taşımaz. Sonra tam tersini yapıp gevşe. Sonra tıpkı gece olup karanlığın basması gibi üzerine yağan bir sezsizlik vardır. Ama eğer düşünüyorsan. otomatikman kaybolacaktır. senin dudak ve ağzını gevşetme olasılığını artıracaktır. kendine zorla sunduğun bir sessizlik ki. El hareketleri. bunun pasif bir izleme olması gerekiyor. İki üç dakika saçmala ve sonra ağzını kapat. Bırak gelip gitsinler. iki ya da üç dakika boyunca yüksek sesle saçma sapan konuş. Düşünceler yavaş yavaş. ağzını tamamen kapatabilirsin. İlk olarak. Ancak.

Ve bu yolla başkalarına yardım etmek ister. Tilopa'nın özel yöntemi. Aslında durum budur. Dinlendiğin zaman. Aktive dalgaları. Sonra rüzgarda yapraklar titreşir ve sen belki onun geldiğini hissedersin. Aktivite arka kapıdan tekrar geri döner. kendini bir bambu gibi hissedersin. pasif olarak izlerken. Bedenin tıpkı bir bambu gibidir ve içi boştur. Bu. yavaş yavaş durulacak ve bilincinin bütün yüzeyi.mekanizmalardır ve hepsini anlaman gerekir. tümünün niteliği değişir. bambu tamamen kayboluyor. Bu pasiflik zihnini kendiliğinden boşaltacaktır. Ve birden içine sonsuz enerji akmaya başlar. Hayır. Çünkü aktivite tutkun bir sabırsızlığa dönüşebilir. Hiçbir şey yapmadan bak. ilahi olanın içine girmesi için ortada bir engel olmaz. aktif değil. zihnin herhangi bir şey beklemeden. dalgasız ve titreşimsiz olacak. pasif bir şekilde. Aksi halde herhangi bir noktayı kaçırabilirsin ve eğer küçük bir noktayı kaçırırsan. İzlemek sözcüğü bile güzel değil. zıplayıp onun gelip gelmediğine bakarsın. İçi boş bambu olma meditasyonu. Bu da. İçin boş olduğu zaman. Eğer fazla hevesli ve fazla aktifsen. Dışardan bak.. ortada kaçıracak bir şey yok. pasif olarak. bir flüte dönüşür ve ilahi olan onu çalmaya başlar. en güzel meditasyonlardan biridir. dilin damağına değmiş ve dudakların düşünceyle titremezken. Pasif bir izleyici ol. Sen sadece bu ol ve kendini akışa bırak. Sen sadece nehir kıyısında oturup bakıyorsun ve nehir akıp gidiyor. Pasif ol. Ya da gökyüzüne. İzle. Hemen ayağa kalkarsın. bu yardımcı olmaz. Cildin. Bu pasiflik çok önemlidir.. Herhangi bir heves. bulutların süzülüşüne bak. Tam bir sessiz ağızla oturduğun zaman. Ve bir an geliyor. Her ustanın kendi ulaştığı. kendine özgü bir metodu vardır. pasif olarak izle. Bunu dene. Bedenin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. zihin enerjisi dalgaları. Bunun anlaşılması gerekir. . Dingin bir aynaya dönüşecek. Sadece izle. içi boş bir bambu gibi olduğunu hisset. Zihin çok aktif ve heveslidir. İçi boş bambu. İçin tamamen boş olsun. gizemle ve ilahi olanla dolar. "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. benim sözünü ettiğim sessizliği sana getirmeyecektir. Bir tohum ekiliyor. sabırsızlık ya da acil durum yok. kanın. kemiklerin. o zaman aktif izlersin. Birden içindeki boşluğa bir şeylerin yağdığını hissedeceksin." Bu Tilopa'nın özel metotlarından biri. Tilopa. Sadece bak. Kimse seni zorlamıyor. Bir bambunun içi tamamen boştur. aktif bir beklemeye geçebilirsin. devam ediyor. Başka bir şey yapmana gerek yok. Kaçırsan bile. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. hepsi bambunun bir parçasıdır ve içinde bir boşluk vardır. O sırada kapıdan biri geçerse. Tıpkı bir rahim gibisin ve yeni bir hayat içine giriyor. O zaman işin en can alıcı noktasını kaçırırsın. Çünkü kelimenin kendisi bile aktif olma duygusu veriyor. Arada ne fark var? Eğer kız arkadaşını ya da sevgilini bekliyorsan. sanki bir nehir kıyısında oturuyor ve nehrin akışını izliyormuşsun gibi. İçin bilinmeyenle.

Sadece kim olduğunu anla yeter. geliştirmek. onun gibi olma çabasında nasıl başarılı olacaksın? Başarısız olman kesin. Birbirlerini fiziksel olarak görmemiş olabilirler. tohum patlar. hedefleri. Zihnini tamamen dinlendir. O hâlâ gülüyor. O zaman da şeytanın kurbanı olabilirler." Ya bu dünyanın ya da diğer dünyanın şartlarında. Çünkü geliştirme çabası. Arzuyla ıskalarsın. Daha fazla . Ne al. "Bu ne biçim bir öğreti. Özgürlük arzu edilemez. ne de ver. ancak yine de tanışıyor olmalılar. Vermek ya da almak ihtiyacı yoktur. Karakterlerini değiştirmek için çaba göstermeyecek. Ortada bir bariyer olmayınca. arzu önünde engel olur. Tilopa diyor ki: "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. Aynı niteliklere sahipler. Rahatla ve dinlen. Zaten olduğun bir şeye nasıl dönüşebilirsin?" O yüzden Bodhidharma güldü. tekrar sessiz olduğun zaman. Buda birden içinde patlar. daha yükseğe çıkmaya çalışmayacak. Bırak arzular dinsin. O zamandan beri gülmeyi bırakmadı. Tohum zaten içinde. Mahamudra. o zaman insanlar gelişmeye. sessiz bir arzusuzluk havuzu ol ve birden şaşkınlığa uğrarsın. Tanrı'yı bile arzulama. ruhani şeyler arzulama. zamanla Buda'lığa ulaşabilirsin. Daha fazla eylem içinde ve daha az aktivite içinde olmayı. Daha fazla bambu gibi." der. Tilopa diyor ki: 'Ne al. Ve tıpkı Bodhidharma gibi kahkahalarla gülersin. çünkü arzu bir zincirdir. hepsi bu. zihnini dinlendir. Her şey olduğu gibidir. Geleceği. çünkü. Bunun üstünde çalışarak. Tanrı arzulanamaz. Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar. Doğu'nun bu öğretisi. Zaten o isen. Buda'lık arzu edilemez. "Kendini geliştir. Kendini geliştir.Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. kendi başına seni yanlış bir yola sokmuş olur. Batı'da çok yanlış anlaşılmıştır. Neyi geliştirmeye çalışırsan çalış. Çünkü onlar. idealleri anlamlı kılar. arzusuz olduğun zaman o sana gelir. içi boş ve pasif olmayı. o boşluk olduğu zaman. Bodhidharma. Güldü. Ama nasıl geliştireceksin? Nasıl daha büyük ve daha yüce olacaksın? Doğu'da biz bunu daha derinden anlıyoruz. Bu. ne de ver. "olma" çabası bir duvar oluşturuyor. hiçliğe yapışmış bir zihin gibidir. Sen olduğun gibi mükemmelsin. kötü yönlerini iyiliğe dönüştüremeyecektir." Ortada verecek bir şey yok. çünkü "Bu ne biçim bir şaka? Sen zaten olmaya çalıştığın kişisin. her zaman kaygı ve tasa içinde olacaksın. Sadece içindeki gizli kimliğin farkına varmak. Batı'nın sloganı. O zaman zihnin arzulamaya başlar. Bodhidharma'nın takipçileri. cenneti arzulama. Çünkü sen zaten varlığını içinde taşıyorsun.' Eğer hiçbir şeye yapışmazsan başarırısın. Elinde hiçbir şey yoksa başarmış olursun. Sürekli yaşadığın anda olmayı. Peki neyi çalışacaksın? Sürekli daha gevşek olmayı. Herhangi bir şey olmak zorunda değilsin. onun kükreyen kahkahalarını duyabileceğini söyler. Sen boş olduğun zaman. alacak bir şey yok. Arzusuz olduğun zaman özgür olursun. Tilopa'nın çağdaş bir örneğiydi.

yaratıcılığın kendisidir. Sen yarattığın zaman. Yaratıcılık dinsel bir durumdur. Şair kaybolduğu zaman yaratıcılık ortaya çıkar." Sadece birkaç şiir tamamladı. Mevsim gelip herşey olgunlaştıktan sonraki herhangi bir an. Herhangi bir şey beklemeden. bütün ile aranda yarattığın duvar o kadar yüksek olur. Küçük bir aralık bırak ki.izleyici olmayı. Sen olmadığın zaman Tanrı vardır. üzerinden gelsin. Yanında bilinmeyenden bir parça getirir. Sen onun yaratıcısı değilsin. Tanrı tarafından ele geçirilmek. Kutlama halinde olmayı. bir dansçı daha da yakındır. Yanlış oluyor. Bütünlüğün senin üzerinden akabilmesi için bir geçit olmaktır. Ancak o şiirler muhteşem bir güzelliğe. Ancak bu. İşte yaratıcılık budur. Hayatında birçok kere ona sorulmuştur: "Neden bu şiirleri tamamlamıyorsun?" Çünkü bazı şiirlerinin bir ya da iki dizesi eksikti. bu yüzden beklemeliyim. gevşeme hali demektir. görkemli bir gizeme ulaştı. Her zaman öteden gelir. İşte yaratıcılık budur. bir şey olmaya başlar. İçi boş bambuya dönüşmektir. o tekrar akmaya başlayıp şiiri bitirdiği zaman bitecektir. o sıradan ve yavan bir şey olur. Eylemsizlik değil. geçmişte birikmiş düşüncelerden başka bir şey değildir. Çünkü ne kadar çok düşünürsen. bir Buda olarak çiçek açarsın. Bu her zaman böyle oldu. olanak sağlamaktır. Bu eylemsizlik üzerinden eylemdir. Sen sadece bir araçsın. O yüzden. O bir yapma değil. kayıtsız olmayı. bir şairin Tanrı'ya bir din bilgininden daha yakın olduğunu söylüyorum. Benim aracılığımla akan şey. çünkü insanoğlunun arkasında Tanrı gizlidir. Ego. Bir şeyin senin üzerinden olmasına izin vermektir. En uzaktaki filozoftur. Lao Tzu'nun. Senin aracılığınla geldiğinde. İçinden bir şarkı akmaya başlayacak. Yaratıcılık tam bir gevşeme halinde olmak demektir. öteden gelmektedir. İşte o anda. Daha önce değil. O akışı önlüyor. Tanrı'nın gerçekleşmesine engel olmamaktır. muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Kendinle olduğun gibi mutlu olmayı. Denedim ama onları ben tamamladığım zaman bir şey eksik kalıyor. . O da yanıt verir: "Yapamam. Benim dizelerim asla içimden akmış olan dizelerle uyum içinde olmuyor. her ne ise. wei-wu-wei dediği şeydir. Büyük şair Coleridge öldüğü zaman geride binlerce tamamlanmamış şiir bıraktı. DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL Yaratıcılık çok çelişkili bir bilinç ve varlık durumudur. Ona küçük bir yol aç. O zaman kaya gibi sert bir engele dönüşüyor. arzulamadan. O. O zaman şairin özü ele geçirilmiş olur. Çünkü bu gevşemeden birçok eylem doğacaktır. Ne kadar çok düşünürsen egon o kadar daha ortaya çıkar. senin yaptığın bir şey olmaz. sadece içi boş bir bambuya.

o zaman yaşamak sadece ölmemektir. Hasta yatay olduğu zaman.Simone De Beauvoir şöyle demiştir: "Hayat hem kendini geliştirmek. tekrar taze ve genç olursun. sorumsuz olmaya başlıyor. Yaratıcılık aşmaktır. Bundan sapmalarının imkanı yoktur. Hiçbir sorumluluğu olmaz. Aşmak. yaratıcılığın senin aracılığınla gerçekleşmesine izin verdiğin zaman. dünyaya paralelsin. Hayvanlar yataydır. Eğer bir şey sürekli aynı durumda kalıyorsa. bilinçli olarak bir şeyi söyleyip söylememeyi yargılayacaktır. Buda. Hasta kanepe üzerinde uzandığı zaman. İnsan uyumsuz davranmayı seçebilir. Hayatı bir hayat değil. Sadece ve sadece insanın sorumluluğu vardır ve büyüklüğü buradan gelir. Kaynakla temas kurmuşsundur. Ancak yatay pozisyonda uyuyabilirsin. Evet doğru. altına imza atıp "bu benim" diyemezsin. tıpkı bir hayvan gibi olmalısın. hastasını rahatlatmak için değil. Milyonlarca yıl geri dönerek. Yataysın. Birden tekrar hayvan gibi olur. hayvan doğadan sapamaz. çünkü onda bilinç yoktur. Bu. Onlar her zaman uyum içindedir. Sen öleceksin ve çocuk yaşamı devam ettirecek. Sanai— verdiği mesaj budur. kendini aşmadığın sürece yeterli değildir. Hayat kitabı henüz başlamamıştır. Sigmund Freud hastalarını kanepeye yatırıyordu. aşkınlık anıdır. Bilinçaltının derinliklerindeki şeyleri söylemeye . Hepsi bu. Zaten bu nedenden ötürü. onu göremezsin. bu çok zor olur. Uyumak istediğin zaman. insan ise dikey. bilinçdışı şeyler söylemeyecektir. sadece ölmüyordur. Senin derin uyku halindeki gibi yaşarlar. Çünkü insanın bir bilinci var. Ancak hayatı devam ettirmek. O zaman hayat kanatlanır ve yükselir. Ve mucize aşma anında gerçekleşir. Kendine sansür uygulayacaktır. bu yaratıcılık değildir. Hiç kimseye. Eğer sorumlu kalırsa ve dikey pozisyonda olursa. Bir çocuk yaratıyorsun. Sosan. Ayakta durarak uyuyamazsın. O yüzden derin uyku bu kadar gevşetici ve gençleştiricidir. Topladığın bütün tozlar. kaynakla temas kurmanın hayvani yoludur. Hayvanlar bilinçsizce doğa ile uyum içinde olurlar. Ve aşmak. psikanalist arkasında kalır. İnsanoğlu bilinçli olarak doğa ile uyum sağlamalıdır. bu bir strateji. ancak öteden bir şeyin gelip. sadece bir önsözdür. hem de aşmaktır. ama yaşamamaktadır. Birden o sorumluluğun kayboluyor. özellikle de bir yabancıya asla söylemeyeceği şeyler ağzından dökülmeye başlar. İnsanın sorumluluğu vardır. Birkaç dakika derin uyuduğun zaman. doğmuştur. Aksi halde sorumluluktan arınmadan. Ancak bu. Bahauddin. aksi halde çoğumuz sadece kendimizi idame ettirmeye devam ederiz. Derin uykuda sen de doğa ile uyum haline girersin. Bilgeliğin özü doğa ile uyum içinde olmaktır. Doğa ile uyum içinde ol. Yaratıcı olduğun zaman. Başka hiçbir hayvan sorumlu değildir." Yaratıcı olmayan bir insan. Bütün büyük mistiklerin. artık sen yoksun aynı zamanda ilk kez olarak sen varsın. seninle temas kurmasıyla mümkündür. bütün yorgunluk ve sıkıntı kaybolur. —Lao Tzu. o yüzden üzerinde büyük bir sorumluluk vardır. birden bilincini kaybediyorsun. yatay pozisyona düşmen gerekir. Hayatının hiçbir derinliği yoktur. içinden yükselen ve sana ait olmayan şarkıyı söylediğin zaman. Böyle bir kapasitesi yoktur.

Kendini sorumlu hissetmediğin zaman doğal olursun ve psikoterapi buna çok yardımcı olur. senden öte bir güce teslim olmak yaratıcılıktır. Eylemsizlik üzerinden eylem. Bütün güzel durumlar paradokstan ortaya çıkar. Lao Tzu.başlar. Ağaçlar hiç olmadıkları kadar yeşildir. Buna yaratıcılığın temel niteliği diyebiliriz. Meditasyon yaratıcılıktır. Bu da. doğayla uyum içinde olmak. rüzgar ol. ya da olayların bir süreci. bir dansçı olursun. Bunu dene. sınırların kaybolmasına izin ver. doğayla ve kendinle daha uyum içinde olursun. şey değil. Bu bir stratejidir. Ayakların dans etmeye hazırdır. Bilinçaltı yüzeye çıkmış olur. Delicesine aktiftir. egon senin hastalığındır. tamamen çaresiz bırakmak Freudçu'ların stratejisidir. Yaratıcılık ikilemi budur. Sigmund Freud'un yoluyla değil. O zaman sen bir süreçsin. güller daha pembedir. Her şeyiyle eylemdir. ya da sadece hiçlik yaşanır. Bir ağacın yanında oturduğun zaman. Seni gevşetir. O anda nereden geldiğini bilmediğin bir şarkı söylemek istersin. Doğayla uyum içinde olmak. bir müzisyen. Norbert Weiner şöyle demiştir: "Bizler boyun eğen şeyler değil. Onu bir nesneye biz . ve her şey sanki ışık saçmaktadır. Sana ait olmayan bir güce. Bilgeliğin özü budur. İşte bu. o zaman bir şair. Doğayla bilinçli bir şekilde. olay olursun. bir süreçtir. Hastasını bir bebek ya da hayvan gibi. bir ressam. çimen ol. Hayatla ve evrenle aynı frekansta olmak. Sadece sessizlik vardır. En üst eylemle en üst gevşeme. Damarlarında dansın mırıltısını hissedersin. Yoğun varoluş akıntısıyla birlikte akarsın. yaratıcılık durumudur. ancak derinde hiçbir şey yaşanmaz. Wei-wu-wei. Bir ressamı resim yaparken görürsen. tavan arasına çıkmaktır. Ne zaman evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olursan. İçinde ve dışında müziğin sesini duyabilirsin. Sağlıklı olmanın anlamı budur. bodruma inmektir. Yüzeyde büyük bir eylem gerçekleşir. buna çok güzel bir isim vermiştir. Daha doğal. Ama bu geriye gitmektir. Bilinç bir şey değildir. daha önce sana olmamış bir şeyin olduğunu göreceksin. Ve egon kaybolunca. Doğayla bütünleş. Aşmanın bir yolu daha vardır." İşte o zaman bir ego değil. Birden. iyileşirsin. bütün olursun. başa dönmektir. Ego kaybolduğu zaman içindeki yara kaybolur. akmaya başlarsın. o da tamamen eylemdir. o kesinlikle aktiftir. uyum içinde olarak kendini aşabilirsin. Ya da eğer bir dansçının dansını görürsen. O yüzden yaratıcılığın bir ikilem durumu olduğunu söylüyorum. sen artık durağan değilsin. ağaç ol. Gözlerin daha duyarlı olmaya başlar. direnmeye alışkın şeyleriz. evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olmak. Ne kadar yukarı çıkarsan. bastırdıkların yüzeye çıkar ve yüzeye çıktıktan sonra buharlaşır. bilinçli bir uyuma geç. Psikanalizden geçtikten sonra hafiflemiş olursun. Ancak yine de derinde bir ressam ya da dansçı yoktur. gerçeklik ikileminin o kadar derinine inersin. Buda'nın yoluyla. Sürekli akan bir nehirde oluşan girdaplarız.

Bahçıvana da ihtiyacımız var. bir nesneye dönüşürsün. O yüzden ne yaparsan yap yaratıcılığın tadını alacaksın. dua olacaktır. O zaman bir sıkıntı olmayacak. Bir aşçı olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. Çok sayıda şaire ihtiyacımız yok. Temizlik yaparken bile orada bir çeşit ibadet. çok azınız müzisyen. Ona "ben" dediğin zaman. her şey güzeldir. Her insan yaratıcı olabilir. her şey gerçektir. kendi içine eğilip. Onu destekleme. Gerçek hayat. Ünlü olmak zorunda değilsin. herhangi bir arzu söz konusu değildir. Eğer meditasyon yapıp egosuz olabiliyorsa. BES ENGEL Doğa herkese yaratıcı olan bir enerji verir. egonun ölümü de gerçek hayatının başlangıcı. durağan bir nesne. Yaptığı işte o kadar büyük bir doyum yaşıyordur ki. Tek öğrenmen gereken. işte o zaman ölmeye başlarsın. Gerçek bir yaratıcı insan. Bu enerji. doğal akışına izin verilmediği zaman yıkıcı olur. Tanımlı. Küçük şeylerde yaratıcı olacaksın. ne olursa olsun güzeldir. Egon ölümündür. Ortada ego olmadığı zaman. yaratıcılıktır. onun olanaklarına göre. ünlü olmaya en ufak bir değer bile vermez. Eğer hepimiz ressam olursak. Çok azınız ressam olacak. Her biriniz kendi yolunda yaratıcı olacak. Yaratıcı olduğun zaman arzular kaybolur. sen zaten olmak istediğin yerdesin. sınırlı. onu güçlendirip. İşte o zaman her şey güzeldir. egonun yok olmasına yardımcı olmaktır. Onun kapasitesine. Her türlü insana ihtiyacımız var. Yaratıcı olduğun zaman. Tanrı kendi şeklini almaya başlar. besleme. Yaratıcılığı öğrenmek için herhangi bir okula gitmek zorunda değilsin. O zaman.dönüştürdük. o zaman Tanrı onun üzerinden akmaya başlar. sadece önüne set çekildiği zaman. Ya da sadece bir temizlikçi olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. birkaçınız dansçı olacak ama zaten konu bu değil. Yaratıcı olduğun zaman hırslar kaybolur. Çok sayıda ressama ihtiyacımız yok. hayat çok zor olur. Buna gerek yoktur. Hepinizin birer Picasso ya da Shakespeare olacağını söylemiyorum. . çiftçiye de. çok azınız şarkıcı olacak. kendi özüyle ve bulunduğu konumla o kadar uyum içindedir ki.

Nefes alıp. Birey ile bütün arasında hiçbir çekişme yoktur. bilinçsiz olmaktır ve benliksiz olmak. BENLİK BİLİNCİ Benlik bilinci bir hastalıktır. Etrafına kimsenin geçemeyeceği sınırlar koymaya başlar. Bilinç nehrine yabancı bir şey girmiştir. "ben" ya da ego fikri yoktur. Zengin hayat. Aynı derin birlik içinde bulunur. Attığın her adım. Nefes aldığın zaman. Nefes verdiğin zaman. Herhangi bir sınırı. Ortada bir ben olmayınca. kendine ait hiçbir şey olmayan. Çünkü yaşam paylaşmaktadır. En baştan itibaren . herhangi bir engeli yoktur. şeffaf bir araç. asıl büyük benliğe ulaşıyorsun. senin üzerinden akmaya başlıyor. herhangi bir engele sahip olmayan. benlik bilinci ise hastalık. Benlik bilincinde olmak. Bir düğüm. Hiçbir sınır tanımaz ama normalde herkes benmerkezcidir. Nehrin bir parçası olmaya direnen bir şey. sadece buharlaşıp kuruyan. Bu ikilemin çok iyi anlaşılması gerekir: Benlik bilincinde olmak. teslim olmama tavrıdır. Bilinç sonsuz hayattır. sürekli bir paylaşımdır. Tek'in varoluştan ayrılma fikri bulunmamaktadır. İşte ben buna teslimiyet diyorum. ölü bir varlık olur. Kesinlikle çaresizlik öfkesine kapılacaksın. ama asla dışarı vermez. sen bütüne girersin. Bilinçte. Benlik bilincinde olmak. dondurulmuş bir durumdur. Tıpkı nefes almak gibi. bloke edilmiş. Elbette pis kokar. Ve bütün de bireyin içine akar. Kendi minik merkezini kaybedip. minik benlik kaybolunca. Benlik bilinci bir durağanlıktır. boş. Kendi varlığının etrafına levhalar diker. Hiçbir yere gitmeden. bilinçsiz olmaktır. Ancak benlik bilinci söz konusu olduğu zaman insan hata yapar. Sen de kendini bütüne sunarsın. Biriktirmeye devam eder ve paylaşma yeteneğini kaybeder. Sen bir geçit oluyorsun. O yüzden benlik bilinci ile bilinç arasındaki farkı iyi anlaman gerekiyor. Bu sürekli bir akıştır. ister tüm şeylerin benliği. bir kompleks oluşmuştur. Denge asla kaybolmaz. Bilinç sağlıktır. mücadele ve savaşım tavrıdır. sana kendini sunar. Ben. varoluşun kendi merkezine ulaşıyorsun? Birden sonsuz oluyorsun. İnsan sadece bütünü takip eder. Benliksizlik aslında benliğin yalnızca sana ait olmadığı anlamına gelir çünkü o tüm şeylerin benliğidir.1. varlığının etrafında bir kafes yok ve sonsuz güç. Yabancı olduğu için nehir tarafından emilemeyen bir şey. Buna ister yüce benlik de. nefes verirsin. yani ölen bir havuz. bütün içine girer. Sen bir flüt oluyorsun ve Krishna senin aracılığınla şarkı söylüyor. O içine alır. bu küçük. daha derin bir yenilgiye yol açacak. tekrar tekrar yenileceksin. Bir yerde bir şey yanlış gitmiştir. ölü bir şeydir. Varoluşla birdir. Tıpkı kirli bir havuz gibi. Sen bir araç oluyorsun. Çatışma. benlik bilincin yerinde olacak ve tabii ki. sadece ismen vardır. Nehrin bir parçası olamayan bir şey. Bütün. birden bağlarından kurtuluyorsun. Bilinç nehri doğal olarak akmamaktadır. "Geçmek yasaktır!" Zamanla bir mezara dönüşür. bilinçli olmaktır. Eğer varoluşla savaşıyorsan. ya da ben bilincinin olmaması.

Onu fethetmek zorundaydık. Bunun ne anlamı vardı? Elde edilecek ne vardı ki? Edmund Hillary'nin şu cevabı verdiği söyleniyor: "Everest fethedilmeden durduğu sürece huzur bulamayız. Bunu ince bir numarayla yaratıyorsun. karşısındayken asla! Sadece bütünle birlikte olursan başarabilirsin. Çok rahat bir hayatın olabilir ama sen para biriktirmeye devam ediyorsun. Bütüne karşı savaşıyorsun. Sizden önce birçok insan tırmanmaya çalışırken öldü. insanların neden Everest'e çıkmaya çalıştığını ve hayatlarını bu iş için tehlikeye attığını anlayamıyordu. İnsanlar Nasrettin Hocaya koşup. mutsuzsan. O büyük saray senin için değil. egon keskinleşir. karşında bir mücadele vardır. Mutsuzluk. Bir rahip. Etrafta toplanmış olan insanlar bağırdı. O büyük saray. Everest'e tırmanan ilk insan olan. onu kurtar!" Nasrettin Hoca koştu. Şöyle bir olay oldu: Bunun gibi bir yağmur mevsimi döneminde olmalı. çünkü çatışmadan ancak mutsuzluk çıkar. Rahip kelimesi. ama büyük bir saray yapmak istiyorsun. Büyük bir ev yapmak istiyorsun. monolog. Hemen koş. Everest'in fethedilmemiş varlığı bile bir meydan okuma olarak duruyor. Bu imkansız. Onları yapmadan önce iyice zorlaştırmak isterler. O yüzden sorumluluğunu başka bir şeye atma. İnsanlar olayları mantıklı hale sokmakta çok iyidirler. bağırdı: "Eşin taşmış nehre düştü. Bir rahip olamazsın. Bütün çabası bencilcedir ve kaybetmeye mahkumdur. o sadece akıntıya karşı gider. Yalnızca Tanrı'nın yanında olursan başarabilirsin. Kendi evinde rahat olabilirsin. Eğer . Kime meydan okuyor? "Egoya!" Kendi hayatını izle. Hiçbir rahip asla başarılı olamaz. O para senin için değil." Ortada herhangi bir kazanç yok. o mutsuzluğu kendin yaratıyorsun." Ego her zaman akıntının tersine gitme çabasıdır. unutma. bir çatışma içinde olduğunun belirtisidir. tüm varoluştan ayrı olarak varolmaya çalışan biridir. Kendi sınırlarını tanımlayıp. İnsanlar kolay şeyleri yapmaktan hoşlanmaz. eşin nehirden yukarı doğru gidemez ki! Nehir onu aşağıya doğru götürüyor. İngilizce Monk'tır. çünkü kendi benliğini evrene karşı savunamazsın. kendisi olmaya çalışan kişidir. "Ne yapıyorsun Hoca. Yaptığın birçok şeyi egon için yapıyorsun." Hoca cevap verdi: "Siz neden söz ediyorsunuz? Ben eşimi tanırım. İnsanlar zor şeyleri yapmayı sever. o para ego için. ayrı olarak varolamazsın. Nehre atladı ve akıntıya karşı yüzmeye başladı. Neden? Çünkü bir zorlukla karşılaştığın zaman. Aynı kökenden gelen birçok kelimenin farkında olmalısın. Edmund Hillary'e biri sordu: "Neden böyle bir risk aldınız? Çok tehlikeliydi." Bu soruyu soran kişi. Monopol. Köyün içinden geçen nehir taşmıştı. egon için. manastır. onun karşısındayken asla! O yüzden eğer öfkeliysen.kaybetmeye mahkumsun. Bu durumda dünyanın en zengin adamı olmadan nasıl huzur bulursun? Dünyanın en zengin adamı olunca ne yapacaksın? Giderek daha fazla mutsuz olacaksın.

Elini sallayarak silemezsin. Doğayı nasıl fethedebilirsin? Sen onun bir parçasısın. temel değişim başlar. ama yine de çok belirsiz. İnsanlar doğayı fethetmekten söz ediyor. Sen ne yapabilirsin? Eğer kendini değiştirmeyi düşünmüyorsan hiçbir şey yapılamaz. Hıristiyanlar da şeytana atıyor. Bu. kendi etrafında yaratmış olduğun gerginliklerden başka bir şey değildir. İnsanlar onu. Neden şimdiye kadar beklesinler? Beklemenin bir anlamı yok. bunun tek sorumlusu sadece ve sadece sensin. o yüzden. Suçu eski hayatlara atmak kolaydır. Sorumluluğu Hıristiyanların yaptığı gibi şeytana atabilirsin. Bütün büyük dinlerin "Egonu bırak" derken vurgulamak istediği şey budur. O senin için tuzaklar kuruyor olmalı. Neden herkes kendine bir benlik yaratmaya çalışıyor? İnsan kendini tanımıyor. "Suçlu sensin. Uyumsuzluk mutsuzlukla sonuçlanır. Geçmiş değiştirilemez. Bunu daha fazla hatırlamanı isterim. şeytan tuzaklar kurarak seni mutsuzluğa sürüklüyor ve cehennemin derinliklerine doğru çekiyor. "Ne yapabiliriz? Geçmiş yaşamlarımızdaki karmalar bizi mutsuz ediyor" diyebilirler. Sana bunu açıklamak zorundayım. biraz fazla metafizik kaçıyor. psikoanalistler var. Sen ya bütün ile uyum içinde olabilirsin. Artık onu değiştirme olasılığı yoktur. Onlar insanları mutsuz edenin sosyal yapı ve ekonomik sistem olduğunu söylüyor. anneçocuk ilişkisine atıyor. ama geçmiş yaşamlarda. hangi dünyada olursan ol mutsuz kalacaksın. Ego. Onlar da suçu. Çünkü ego zaten senin çatışmacı tavrının bir yan ürünüdür. O. tasa. Seni asıl mutsuz eden şu andaki karmaların. Uyum. komünistler. kaygı ve gerilim yaratır. Geçmişini silmeye yardımcı olacak hiçbir sihir yok. doğal olarak derin bir sessizlik. Hepsi saçmalık. kavranması pek mümkün değil. ne sosyal yapı. Çünkü "egoyu bırak". Çatışma ise endişe. Bir parça bütünü nasıl fethedebilir? Bunun aptallığını görmelisin. bilinmezdir. o yüzden sahte bir benlik. Sonra. Sen kimin umurundasın ki? Neden bu şeytan denen şey gelip seninle uğraşsın? Sonra bir de Marksistler. çok tanıdık geliyor sana. Gerçek benlik. senin üzerindeki yükü kaldırıyor ve "Madem öyle. Kendin olarak kalmaya devam ettiğin sürece hangi ekonomik sistemde olursan ol mutsuz olacaksın. . keyif ve coşkuya neden olur. O yüzden." Eğer mutsuzsan. Ama her zaman başka bir şey. daha pratik olması için.mutsuzlarsa. geçmiş karmalar yüzünden mutsuz olmak zorundayım" diye düşünüyorsun. ne de ekonomik sistem sana yardımcı olabilir. bunu fethetmekten söz ediyor. Ego mu? Ego nerede? Ego nedir? Sözcük biliniyormuş gibi geliyor. Onlar "Çatışmayı bırak" demek istiyor. asla suçlu sen değilsin. Geçmiş hayatın karmaları seni mutsuz etmiştir. Peki neden insanlar onu yaratıyor? Bunun bir nedeni olmalı. sosyalistler var. Asla şu andaki sen değilsin. Freudçular. Öncelikle varoluşla olan bu çatışmayı bıraktığın zaman. Sen değil. ya da bütünle çatışma içinde olup uyumsuzluk yaratabilirsin. uyum ise mutlulukla. yedek bir benlik yaratıyoruz. Hindular sorumluluğu geçmiş karmalara atarken. Ne geçmiş. olmuştur ve sonsuza dek olmuş kalacaktır. İnsanın benliksiz yaşaması çok zordur. çatışmayı bırak demek istiyorum.

Ben arayış içindeyim ve insanlar senin bulduğunu söylüyor. . Gidip plastik gül satın alabilirsin. güzel. Bunu hiç düşündün mü? Biri sana. Ama insan benliksiz yaşayamaz. güzel. İskender ona sormuş: "Tanrının ne olduğunu öğrendiğini duydum. Bilge adam gelip. Değil mi? Egonun anlamı da budur. O senin mülkün değil. merkezi olmayan bir çember gibi hisseder. Gerçekten bilge olmalı çünkü gerçek benliği tanımlamanın hiçbir yolu yoktur. sana verilmiş bir şey ve herhangi bir isim. Hiçbir fark yoktur. Hiçbir şekilde zorunluluk taşımaz. Gerçek gül yetiştirmek zordur.Aslında gerçek benlik. Gerçek benlik o kadar gizemlidir ki. A. Eğer adın Susan ise iyi. isimsiz geldin. asla tam olarak öğrenilemez. Tıpkı cıva gibi ele avuca sığmayan bir şey. bilmiyor musun? Biliyorsan. İnsan kendini boşlukta hisseder. C. Onlar seni kandırmaz. ama komşularını kandırır. Şimdi en az bir yıl gerekiyor ve ondan sonra da bir tarif yapabileceğimden emin değilim. aynı işlevi görür. şayet sana Harry diyorlarsa iyi. Ama en azından komşuları kandırabilirsin. Lütfen bana anlat. Hiçbir önemi. Sen kendini kaldıramadığını çok iyi biliyorsun. onun özüne ulaşamazsın. Dış dünyada kim olduğuna dair belirli bir etiket olur. O zaman insan. Sonra yedi gün istedim. Yirmi dört saat geçmiş ve İskender büyük bir heyecanla bekliyormuş. Tanrı nedir?" Anlatılanlara göre. D. Eğer adın Ram ise. benliksiz yaşamak çok zordur. jantsız bir tekerlek gibi. Ne kadar çok şey bilirsem bildiğimi söylemek o kadar zorlaşıyor. bilge adam bunu düşünmek için en az bir yirmi dört saat vermeniz gerekiyor demiş. Bilge adam gelip. Gerçek benlik o kadar geniştir ki. B. "Bir yıla ihtiyacım var da ne demek? Biliyor musun. İşin kolayı. Neden vakti boşa harcıyorsun?" Bilge adam gülmüş ve: "Üzerinde ne kadar düşünürsem o kadar bilinmez oluyor. Herhangi bir ismin olabilirdi." Bilge adam çok iyi yapmış. Büyük İskender'in bilge bir adamı huzuruna çağırdığı ünlü bir hikâye var. hiçbir zorunluluğu yoktur. bir yıla ihtiyacım var demiş. Gerçek benlik bütünün benliğidir. İnsanın evine ulaşması için çok uzun bir yol katetmesi gerekir. bana söyle. Gizemli ve tanımsız olarak kalmaya devam eder. Sonra yedi gün geçmiş ve İskender sabırsızlıkla bekliyormuş. Gerçek benliği tanımak çok zordur. onu tanımlayamazsın. Doğru kapıya gelinceye kadar birçok kapıyı çalmak gerekir. yedi güne ihtiyacım var demiş. sahte bir benlik yaratmaktır. İnsan aklının onu eline alıp kavraması mümkün değildir. Bu da işe yaramadı. O seni kandıramaz. kimsin diye sorduğu zaman ne yanıt veriyorsun? Adını söylüyorsun. O yüzden beni Tanrı hakkında aydınlat. O isim senin değil çünkü dünyaya bir isim sahibi olmadan geldin. Eğer adın Harry ise. biliyorsundur. Yirmi dört saat boyunca toparlamaya çalıştım ama parmaklarımın arasından kayıp gitti. İskender kızmış. Evet.

O. sensin. kendin hakkında değil. "Kaybolabilirim! Benliğim yok olabilir. Yaratıcı. Hindular. devenin geçtiğini nasıl bildim? Kumdaki ayak izinden değil mi?" Sonra. Bu süregelen korku varlığının içinde titremeye devam eder. O benliği sen yanında getirdin. Bu sahte benlik sen değilsin. Bunlar sadece yaptığın kullanışlı numaralardır. Herhangi bir ad sana bir başkası kadar uygulanabilirdi. Tanrısına dua ediyordu. çünkü o hala Tanrı'nın içinde. Şöyle bir hikaye okudum. Sahte olduğunu biliyorsun. Ama varlığınla hiçbir ilgisi yok. çünkü onu sen yarattın. O bir araya toplanmıştır. Nasıl para kazandığını ifade ediyorsun. Sonunda bir akşam. O yüzden sürekli aynı korkuyu yaşarlar. üretilmiştir. Onu nasıl yaratabilirsin? Yaratmak için ondan önce orada olman gerekir. Yaşam boyu bir bayrak gibi taşıdığın bu sahte benlik. o insan yapımı olamaz. hepsi bu. İnsanın kendini yaratmadığını söylüyor. Gerçek benliğin de sana ait değil. "Bu ayak izi insana ait değil. Çok zayıf ve kırılgandır. soyağacını söylersin. köklerin hala Tanrı'nın içinde. Hıristiyanlar. ben bir iş adamıyım. Bu tamamen konu dışıdır. Ya da babanın adını. Aynı şekilde başka bir ailede doğmuş olabilirdin ve en ufak bir fark hissetmemiş olurdun. İnsan ölümsüz bir şeyi nasıl yapabilir? Kendisi de ölümlü olduğu için. bilinmeyenin içinde bir yerde gizli. ve insan. Benliğin sana ait değil. ben bir doktorum. Arap rehber ise her gün. doktor ya da iş adamı olarak kazanıyor olabilirsin. Öyle olmak zorunda. nasıl para kazandığını söylüyorsun. Müslümanlar. ama sahte olduğunu biliyorsun." Benlik senin tarafından yaratılamaz. Çünkü seni tanımlamaz. Asıl gerçek benliğin. sahte benliktir: Yaratılmış. Mekanik bir şeydir. Senin hakkında hiçbir şey söylemez. Hayatın hakkında hiçbir şey söylemeden." korkusu. ufuk çizgisinde kaybolmakta olan son güneş ışınlarını işaret edip devam etti. el yapımı bir benlik. Bunlar da ilgisizdir. üretilmiş. bu gerçekten kaçmaya çalışıyor olabilirsin.pek bir fark yok. Bir Fransız. insan bir yaratıktır derken bunu söylemek istiyor. Sana hitap edecekleri bir isim. bir benlik oluşturur. ben ressamım gibi şeyler söyleyebilirsin. Ben doktorum dediğin zaman. Hepimiz gizemli bir hayat kaynağından ortaya çıktık. . Hayatını bir mühendis. ben bir mühendisim. Belirli bir ailede doğmuş olman tamamen tesadüfidir. Ama bu da senin hakkında herhangi bir şey söylemez. Çünkü bu sahte benlik hakkında asla emin olamazsın. mesleğin hakkında bir şey söylüyorsun. annenin adını. Bu benlik. ateist olan Fransız. her zaman hasar görme tehdidi altındadır. Ya da kimsin sorusuna. Araba sordu: "Bir Tanrı olduğunu nereden biliyorsun?" Rehber bir an için adamı süzdükten sonra yanıtladı: "Tanrı'nın olduğunu nereden mi biliyorum? Dün akşam buradan bir insanın değil de. ürettiği her şey ölümlü olmak zorunda. çünkü insan yapımı. Çünkü isim sadece bir etikettir. Arap rehberi ile birlikte çölü geçiyordu. gizem ve sis perdesinin derinliklerinde gizlidir. organik değil. belirli saatlerde sıcak kumlar üstünde namaz kılıp.

Bu ne tür bir güzellik ki. Organik bütünlük ölümsüzdür. Aptal bir adam gelip sana ne kadar zeki olduğunu söylüyor. Hepsi tamamen sahtedir. çirkin insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. Seni takdir edecek. Mekanik bütünlüğün bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Önce merkez vardı ve bu merkezden yola çıkarak çeper oluştu. Ama aramaya devam ediyoruz. Ancak bu bütünlük mekaniktir. bu tohumlar toprakla bütünleşiyor ve bir bitki doğuyor. Ve motor bir bütün olarak işlemeye başlar. gerçekte ancak aptal bir adama zeki görünebilirsin. tabii ki ona zeki görünmeyecektin. Sen ancak çirkin bir insana güzel görünebilirsin. o zaman sürekli korkacaksın. Ve bu da sana. Biri gelip küçük bir destek verdiği . güzel ve güçlü olduğuna inanabilirsin. Her zaman başkalarından destek alma ihtiyacı hissedersin. Bu sürekli üzerinde yaşamış olduğun çeper. Eğer gerçek benliğini biliyorsan. ne kadar güzel ya da ne kadar zeki olduğunu söyleyecek birileri. Dışardan zorlanmıştır. Monte edilmiş bir şey. Tohumun içindeki bütünlükten gelir. Bir zamanlar herhangi bir ağaç gibi bir tohumdun. seni alkışlayacak. çünkü organik bütünlük asla ölmez. Ama toprağa tohum attığın zaman. Eğer senden daha zeki olsaydı. Hiçbir parça tek başına radyo işlevi göremez. önce çeper oluşturulur ve sonra da merkez ortaya çıkar. aptal insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. Kendi merkezini tanıyor musun? Eğer tanımıyorsan.Bir organik bütünlük ile mekanik bütünlük arasındaki farkı hiç gözlemledin mi? Bir araba motoru yapabilirsin. Ama şimdi o merkezi tamamen unutmuş durumdasın. kendine bir benlik. gökyüzünden. havadan. zeki olduğunu teyit edince çok mutlu oluyorsun. radyo bir bütün gibi işlemeye başlar. Bir şekilde bir benliğe kavuşmuştur. Dışardan zorlanmamıştır. Böylece zeki. Çeperde yaşıyor ve bütün hayatının ondan ibaret olduğunu sanıyorsun. Mekanik bütünlükte. asla ölümden korkmazsın. Parçalarını dükkandan satın alıp. bir sahte benlik yaratıyor. Eğer çirkin insanlar senin güzelliğini teyit ederse çok mutlu olursun. bir kimse olduğun duygusu veriyor. Organik bütünlüğün başlangıcı ya da sonu yoktur. binlerce şey toplar. Dış dünyada egomuz için destek arayışına giriyoruz. Böyle bir şey söz konusu olamaz. sen çirkin olursun. Bu ne tür bir zeka ki. Ancak bu her zaman kırılgandır. Ya da bir marketten radyo parçalarını satın alıp monte ettiğin zaman. sonra çeperi oluşur. Tüm parçalar bir arada olduğu zaman radyo olur. güneşten. çünkü herhangi bir organik bütünlüğü yoktur. sürekli titrer. Çünkü bunların hepsi görecelidir. bu parçaları evde monte edebilirsin. Topraktan. Eğer o senden daha güzelse. Ölüm korkusu da budur. Ama bir noktaya dikkat et: Her zaman başkalarına muhtaçsın. Ama bütünlüğü kendi içinden gelir. bir gün mutlaka parçalanır. İnsan organik bir bütündür. Önce merkez gelir. Tohum büyümeye devam eder. aptalcadır. Annenin rahmindeki toprakta kendi çeperini toplamaya başladın. Sadece mekanik bütünlükler bir araya getirilir ve sonunda ölür. Sürekli bu tip şeyleri sana hipnotik telkin gibi söyleyen insanlara ihtiyacın var. Bu bütünlük organiktir. O yüzden aptal bir adam gelip. o sonsuz bir süreçtir. O yüzden sahte benlik sürekli korkar.

iyi hissediyoruz. Çünkü mürit ustasının mükemmel olmayan bir şey yaptığını hiç görmemişti. Ünlü bir Zen hikayesi vardır. hayır bu mükemmel olmadı diyordu. "Bu bir Zen resmi değil" der. bir anda tamamen değişirsin. yapacak bir şey yoktur. çeşitli yönlerden desteklemek zorundayız ve bu da sürekli bir kaygı yaratır. Mürit dışarıda mürekkebi hazırlarken.zaman. Yalnızken çok daha masumsun. Yüzyıllar boyunca hat sanatçısının ne zaman kararsızlığa düştüğü her zaman anlaşılmıştır. Usta çabaladı ve çabaladıkça daha da kötü oldu. Asla kararsız kalamazsın. Usta güldü. resim mükemmel olduğunda kendisine söylemesini istedi. çok narin. Tuvaletinde çok daha masumsun. Çünkü herhangi bir endişen yok. O yüzden insanlar başkalarından bu kadar korkar. O yüzden ne zaman bir şeyi aşırı yapıyorsan. Daha çocuk gibisin. usta sanat eserini yarattı. Artık egon söz konusudur. bir çeşit kağıdın üzerinde. Doğal olarak yap. Aynanın önünde durur. Artık bir daha asla rahatsız olmayacağım. Çaba ise mükemmel değildir. "Bir şeyin farkına vardım. Usta çabaladı ve çabalamaya devam ettikçe terledi. Kaçırdın. onu yok ediyorsun. Ve baş müridini yanına oturtup. Bunun sonucunda usta giderek daha fazla hata yapıyordu. "Usta. Mürit geri döndüğü zaman. Çok hassas. onları mükemmel yapmaya çalışmam olduğunu anladım. Çünkü Zen resminin anlık ve akıcı olması gerekir. Mürit endişeliydi ve usta da endişeliydi. Akıcı olman gerekir. Mürekkep bitmek üzereydi. O yüzden usta müridini yeni mürekkep hazırlamaya yolladı. Ancak o gün her şey ters gitmeye başladı. Aksi halde egomuzun her zaman çökme tehlikesi vardır. Bir Zen ustası resim yapıyordu. Yanındaki müridi oturmuş. her zaman mükemmel olur. Bir an için bile durduğun an. Çünkü mürekkep pirinç kağıdına yayılır ve yazıyı bozar. Pirinç kağıt üzerinde aldatmak çok zordur. . Japonya'da ya da Çin'de hat sanatı. birinin takdiri ya da olumsuz eleştiri getirmesi fikri. Çoktan kaçırdın. Senin varlığın. pirinç kağıdı üzerinde yapılır. evet ya da hayır deme durumu. Doğa mükemmeldir. başını olumsuzca sallıyor. Yalnızken hiçbir endişen yoktur. O yüzden onu sürekli. kararsız kaldığın an. benim iç dinginliğimi rahatsız etti. Daha öncekilerin mükemmel olmamasının tek nedeninin. komik suratlar yaparak keyfini çıkartırsın. Keskin göze sahip olan biri hemen. Ama eğer küçük bir çocuğun anahtar deliğinden baktığını fark edersen. ama bu mükemmel! Ne oldu?" diye sordu. Eğer bir an kararsız kalırsan hemen anlaşılır. O yüzden yalnızken çok daha asilsin. seni görecek kimse yok." Bir şeyi mükemmel yapmaya çalışırsan mükemmel olmadan kalır.

Ne oldu? Bu adamın dostlarıyla. egon için gıda arıyorsun. Çünkü ilgisi yok. Sonuçta kimse senin hakkında bir şey söylemez. Ancak bu gücünün kendisiyle bir ilgisi yoktur. Artık egon söz konusu. Haklısın dedim. Ama onları bir sahneye çıkartıp. aslında kim olduğunu bilmediğinin emarelerini gösteriyorsun. İnsanlar senin hakkında bir şey söylediği zaman. birden aptallaşırlar. bir şeyleri ispat etmeye çalışıyorsan. İlk adam biraz endişelendi ve araya girdi. hepsi mükemmel oluyor ve bir sorun çıkmıyor. İnsanlar sürekli konuşur. Kendi benlik bilincin daha henüz yuvana ulaşmadığına işaret ediyor. Bunu iyi dinle: Ne zaman bir şey sergilemeye çalışırsan. Birden her şeyi unuturlar. "Nasıl yani? Bana haklısın dedin. O. somurtarak tepki vermiş." Ne zaman benlik bilincini sergilersen. öteden gelir." "İşte bu konuda yanılıyorsun" demiş hoca. aynı insanlar. Benlik bilincine dikkat ettiğin zaman başın derttedir. Bu adama da haklısın diyorsun." . Benlik bilincine sahip olduğun zaman. Benlik bilinci bir zayıflığa dönüşür. Akıcı değildir. Herkes konuşmacıdır. çocuklarıyla. Neden korkuyorsun? Çünkü benlik bilincin devreye girdi. titriyorsan. aslında sadece benliğinin bilincinde olmadığını gösteriyorsun. Etrafındaki insanlara bakarken. "Ne zaman güzel bir kız görsen evli olduğunu unutuyorsun. olayları akışına bıraktığında. "En çok o zaman farkına varıyorum. O zaman başkalarının görüşlerini aramazdın. aslında kendilerini anlatıyor. çok güzel konuştuğunu biliyorsun. İkimiz birden haklı olamayız. Ne zaman doğal olup. olayları akışına bıraksan. Ağızlarından tek bir kelime bile çıkmaz. Benlik bilinci olmayan bir insan güçlüdür. Ve "sen ermişsin" dedi. Haklısın dedim. kendi kaynağını unutmuşsundur. Ne zaman korkuyorsan. eşiyle. Bir gün şöyle bir olay oldu: Jaipur'daydım. Başkalarının hakkında söyledikleri seni endişelendirmezdi. Tanrı'yı kaybedersin. Doğal olduğun zaman. Eğer bilseydin. Tanrı arkandadır. bir kalabalığa hitap etmelerini söyleyin. Şu fıkrayı dinle: Güzel bir kız geçerken. "sen şeytan gibisin" dedi. normalde herkes çok güzel konuşur. Bir sabah adamın biri beni görmeye geldi. Çünkü doğal değildir. bana karşı olan bir adam geldi ve o da. Bunlar da insan.Bu nedenle. Sahnede bir performans göstermeye çalışıyorsun. Konuşmaya çalışsalar bile asil olmaz. Eşi. Kim olduğunu bilmiyorsun. O orada otururken. Korkunda onu unutmuşsundur. Nasrettin Hoca dönüp bakmış. o zaman herhangi bir sorun olmazdı.

Saygın oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. Istırabın devam edecek ve sen kendini kandıracaksın. zayıflamaya başlarsın. sen kimsin?" "Ben sadece kendimim. Ama insanlar hep ucuz şeylerin peşindedir. zihnin güçsüzleşecek ve zamanla beden-zihin karışımdan yaratmış olduğun egon güçsüzleşecek. onlar röntgendeki rötuşlara benziyor. Sadece kendim olduğum için. Başkalarının sözlerinden rahatsız olmak yerine kendi içine bakman gerekir. O sahte merkez başkalarına muhtaçtır ve o yüzden de sen sürekli başkalarının hakkında neler söylediğine bakarsın. Korkun giderek artacak. çünkü hala o sahte merkezine yapışıyorsun. Ancak sen hemen korkarsın. herhangi bir masrafı yok. Bu sana hiçbir şekilde yardımcı olmayacak. Kendim hakkımda bir yorumum yok." der doktor. Altın madalyalarla donanıyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. Söyledikleri her şey kendi yorumları. Ameliyata gerek yok. Toplum tarafından övülen biri oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. sağlıklı olmanı sağlamayacak. "O zaman yirmi beş dolara röntgen üzerinde rötuş yapabilirim!" Bu ucuzculuktur! Röntgene rötuş yapmak." Kimse senin hakkında bir şey söyleyemez. Kendim olmak beni mutlu ediyor. sürekli onları tatmin etmeye çalışırsın. Egonu süslediğin zaman röntgene rötuş yapmış oluyorsun. Bu durumda giderek güçsüzleşmeye. İnsanlar ne derse desin kendileri hakkında konuşur. Bu intihar etmek gibi bir şeydir. milyonlarca insan benim hakkımda haklı olabilir. çünkü egon her geçen gün güçsüzleşmektedir. Bedenin güçsüzleşecek. O altın madalyalar mutsuzluğunu gidermeyecek. her an patlayabilecek bir yanardağ üzerinde oturmuş . hastanede iki hafta kaldıktan sonra altı ay evde yataktan kalkmamanız gerekir. aslında kendilerini anlatıyorlar. onun yorumu senin şeytan olduğun ise. Buna bir ihtiyaç duymuyorum. Ego üzerindeki tüm süslemeler ego içindir ve kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. benim bunları yapacak kadar birikmiş param ok!" diye bağırdı Nasrettin Hoca." "Doktor. Bizim yaptığımız da bu. Ama daha ucuz olduğu kesin. Nasrettin Hoca'nın sırt ağrıları dayanılmaz boyutlara gelince sorunun nedenini öğrenmek için bir uzman doktora gider. Beni nasıl bilebilirler? Bu imkansız. "Sorununuzu çözmek için ameliyat olacaksınız. Sürekli başka insanların izinden gidersin. Çünkü benim hakkımda söyledikleri her şeyle. Sürekli saygın bir insan olmaya çalışırsın ve sürekli egonu süslemeye çalışırsın. ancak bu senin sağlığını kazanmanı sağlamayacak. senin ermiş olduğun ise. "Sadece ikiniz değil. bu ne anlama gelirse gelsin çok mutluyum." Bunun üzerine adam sordu: "O zaman sen kimsin? Eğer benim yorumum. "Evet. Sürekli röntgen üzerinde rötuş yapıyoruz ve bir mucize olmasını bekliyoruz. Onlar daha kendilerini tanımamış. İnsanın gerçek benliği tanıması o kadar ucuz değildir.Konuşmaya başladım.

kendisinden değil." 'Schmuck' İbranice bir kelimedir. Hiçbir arkadaşı yokmuş.olacaksın. bir başka pazarlamacıyla konuşmaya başlamış ve ona sorununu anlatmış. Eğer bir insan yaşamak olarak sadece seksi görüyorsa. Bunu anladığın zaman. Bir arkadaşım bana çok güzel bir fıkra gönderdi: Bir adam varmış ve onu kimse fark etmezmiş. o aptaldır. Ancak bir anlamda. "Nereden biliyorsunuz?" diye sormuş telefondaki adam. canı çok sıkılmış bir şekilde otururken. Adam yanıtlamış: "Çünkü ne zaman devenin üstüne binip caddede dolaşsam. İnsanlar "Devedeki şu aptala bakın!" diyordu ama adam onların devenin erkeklik organından söz ettiğini sanıyordu. erkek mi? Ben nereden bileyim?" diye bağırmış adam. yorumlamak istediği gibi yorumlar ve asla gerçeği görmez. Kısa sürede herkes seni fark edecek ve istediğin kadar arkadaşa sahip olacaksın. "Ben bu sorunun çözümünü biliyorum!" diye bağırmış diğer adam." Hikaye bu ya. Miami'deki bir pazarlamacılar toplantısına katılmış ve herkesin mutlu olduğunu. Sonra düşünmüş ve. Başka bir yaşam bilmezler. İki anlamı vardır ve bu anlamlar aslında birbiriyle ilgilidir. Tabii ki birden herkes onu fark etmiş ve ilgi göstermeye başlamış. insanlar 'Şu devedeki "Schmuck"a bakın!' diye bağırıyordu. Adam deveyi satın almış ve ona binip sokaklarda dolaşmaya başlamış. Dinlenmene izin vermeyecek. Kendini dünyanın zirvesinde hissediyormuş. "Dişi mi. elbette. Adam çok üzülmüş ve hemen yerel gazeteyi arayarak kayıp devesi için aranıyor ilanı vermek istemiş. İlk anlamı 'aptal' demektir. "Evet. O yüzden 'schmuck' çok güzel bir kelimedir. tabii ki erkekti!" demiş. Ego içinde yaşayan bir insan. aptal bir insandır. tek bir dakikalık huzuru bile çok görecek. gevşemene izin vermeyecek. Başkalarının sana söyledikleri seni endişelendirmemeli. "Deve erkek miydi yoksa dişi mi?" diye sormuş telefondaki adam. Aptallar sadece seksüel varlıklar olarak yaşar. o sırada iflas etmiş bir sirk varmış ve bir deveyi satmak istiyorlarmış. Ama kimse onunla ilgilenmiyormuş. Ego çok aldatıcıdır. güldüğünü ve birbiri ile ilgilendiğini görmüş. iki anlam arasında çok derin bir ilişki vardır. İnsan kendini tanımalı. Duymak istediğini duyar. perdelerin . Diğer anlamı en başta çok ilgisiz görünür ve erkeklik organı anlamına gelir. bütün enerjin bambaşka bir tarafa yönelmiş olur. Gerçeğin kendisini size göstermesine izin vermez. "Bir deve bul ve onun üzerine binip caddelerde dolaş. Bir akşam. Çok güzel bir kelimedir. Ancak bir hafta sonra deve kaybolmuş.

İlk kez olarak her şeyi olduğu gibi görmeye başlarsın. O dünyada sadece kendileri yaşar. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü.. küçük değilsin. vazoları sürükledi. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. Buna bir göz aldanması. görmek istediğin gibi değil. perdeler onu değiştirir. O dalgalar olduğunu hayal et. çünkü herkesin kökü Tanrı'ya dayanır. egonun etrafında yaratmış olduğun bütün dünyayı da bırakırsın. Bu bunalım içinde. Herkes çok güçlüdür. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi. Eşyanın tabiatına aykırıdır bu. Bu bir benlik bilinci öyküsüdür. onu nasıl bırakacağın. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. Herkesin kökü bu evrene dayanır. Fizikçiler minik bir atomun içinde çok büyük bir enerji olduğunu söylüyor: Hiroşima ve Nagasaki atom enerjisiyle yerle bir oldu. Herkes çok güçlüdür. Hayatın olgularını görme kapasitesine ulaştığın zaman ise gerçeği bilme kapasitesine ulaşırsın. Bu sahte dünyalarının merkezinde ise egoları bulunur. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. Şimdi bir Zen hikayesi: O-Nami. ondan nasıl vazgeçebileceğin ve nasıl kurtulabileceğin hakkındadır. Egolarının etrafında bir dünya yaratırlar. o başka. Sabah olduğunda tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. Sen kendi gücünü bilmiyorsun." O-Nami tapınakta kaldı. İnsanlar kendi yarattıkları bir zihinsel dünya içinde yaşıyor. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü ve güreş sanatında çok yetenekliydi. Olmak zorunda. O sadece bir . Bunu adım adım incelemeye çalışalım. O-Nami.arkasında yaşar ve bu perdeler pasif değildir. Aktif perdelerdir. Ve atom o kadar küçüktür ki.. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı ama aklında birçok düşünce vardı. O yüzden bu perdelerden ne geçerse geçsin. yani "Büyük. Ne kadar küçük görünürsen görün. Egonu bıraktığın zaman. Bu dünyada bir başkası yaşayamaz. bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. onu kimse görememiştir. bir 'maya' diyebiliriz. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası.

kim hatırlar ki? Tanrı sana nefesinden bile yakındır. Nefes aldığını hatırlıyor musun? Ancak bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. Tanrı. o zaman çok zayıf olur. Aksi halde. onunla ne yapacak? O-Nami. atomu görebilen olmamıştır. Okyanus dalga olmadan varolabilir. Dalga. Kimse atomu görememiştir. varlık değil. o dalga hala okyanusun içindedir.. O bir süreçtir. varoluşun kaynağına dayanır. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi. Ama yine de okyanusun içindeyiz.. kuvvet peşindesin. İnsan zihni bunu unutmaya meyillidir. sana kendinden bile daha yakındır. Aslında neyi arıyorsun? Güç ve iktidar arıyorsun. ama bunun dışında nefes aldığını anımsayan olur mu? O yüzden insanlar sadece başları derde girdiği zaman Tanrı'yı hatırlar. . O kadar küçük olmasına rağmen çok büyük bir enerji barındırıyor. Ancak bu güç sadece dalga kendisinin büyük ve sonsuz bir okyanusun parçası olduğunu bilirse ortaya çıkabilir. Herkes sonsuz kudrete sahiptir çünkü herkes sonsuz derecede kutsaldır. Eğer bir atomda bile bu kadar enerji varsa. her zaman köşe başında seni bekliyor. Aslında güç. Çok bariz olan şeyleri çok kolay unuturuz. Para peşinde koşuyorsun. Çünkü dalga. Sürekli unuturuz. Unuttuğun zaman da gücünden düşüyorsun. nefes alamadığında ya da başka bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. okyanus arayan bir okyanus. Ve bizim unutma fabrikamız çok iyi çalışır. unutma mekanizmamız kocamandır. okyanusun dalgalanmasından başka bir şey değildir. O. Buda'nın ya da İsa'nın yaşadığı da buydu. Onu o kadar unutmuş olabiliriz ki. Biz bunu unutmuş olabiliriz ama okyanus bizi unutmamıştır. kesinlikle sonsuz bir enerji ve ışık kaynağı olur. Bize çok yakın olan şeyleri çok kolay unuturuz. Hepimiz okyanusun büyük dalgalarıyız. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. Eğer bir dalga okyanusu unutsa ve ondan bihaber bile olsa.. Bilimin günümüzde emrinde olan bütün o karmaşık cihazlara rağmen. artık okyanusun ne olduğu hakkında bir fikrimiz bile kalmamış olabilir. O sadece okyanusun kendi varlığında yaşadığı coşkunun sonucudur. İnsan bunu unutuyor. oyun oynuyor. Nezle olduğun zaman.. bir de insanı düşün. Aslında neyin peşindesin? Kudret peşindesin. Tanrı. O-Nami. coşkusuyla dünyayı insanlandırır. Bunu unutma. Prestij ya da siyasi otorite peşine düşüyorsun. Sonsuz enerjisi var. Herkes güçlüdür çünkü herkesin kökü Tanrı'ya. okyanus olmadan varolamaz.varsayımdır. bir çıkarımdır. coşkuyla varoluşu insanlandırır. Hafızamız minicikken. Sen yanlış yerde arıyorsun. Zayıf olduğun zaman ise güçlü olmak için bazı suni yollar peşinde koşmaya çalışıyorsun. İnsan içindeki bu küçük bilinç alevine ne demeli? Eğer bir gün bu küçük alev parlarsa. Her zaman elimizin altında olanları çok kolay unuturuz. Eğer dalga bunu unutursa. Milyonlarca insanın yaptığı bu.

Ancak. Tanrının mabedine girmenin en temel sırlarından biri dinlemektir. Bu bunalım içinde. ikisini birden hatırlayamazsın. kendini dalga olarak görmeye başladığı zaman. Bir ustanın tek bir belirli aracı olamaz. Kendini unutmak ise kudrettir.. senin doğan ile Tanrı'nın doğası aynı. Adama bakıyor ve isminin O-Nami. egosunu tamamen unutuyor olmalı. Tanrı kaybedilemediği için onu anımsamak çok zordur. Bu özlü sözü unutma: Kendi benliğini hatırladığın zaman." diyor. Ama sadece özel bir ortamda. Eğer kendini unutamazsan. Halk önünde ise benlik bilinci çok artıyor ve zayıflıyor. Sen tıpkı Tanrı gibisin. işte o zaman balık bilir. ikisini bir arada hatırlayamazsın. bu imkansız. kıyısız bir okyanustur. Sahip olduğun zaman da unutur ve kanıksamaya başlarsın.. okyanus olduğunu unutuyor. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. sıcak kumların üzerine at. Benlik bilinci bir zayıflıktır. Okyanustaki bir balık okyanusu unutuyor. okyanus olduğunu bildiği zaman ise. Dinlemek. O güreş sanatında çok yetenekliydi. kendi benliğini unuttuğun zaman ise Tanrı'yı hatırlarsın. çünkü özel antrenmanda kendi benliğini unutmayı başarabiliyor olmalı. Özel ortamda kendi benliğini. o zaman dinlemiyorsun demektir. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası. Eğer benlik . O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. Dalga. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti. Tanrı. Ve sen de bir balık gibi değil bir dalga gibisin. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. Tanrı'yı unutursun. Bu bir Gestalt'tır. sürekli aklındadır. onun bir kıyısı yoktur. Birini dikkatle dinlediğin zaman kendini unutursun. Ama seni Tanrı'nın dışına atmak mümkün değildir. kendini tamamen unutmak demektir. Çünkü hiç uzak kalmadığımız birini hatırlamak çok zordur. o isim etrafında bir araç yaratıyor. "Senin adın Büyük Dalgalar. herkes için araç yaratabilecek bir insandır. Balığı karaya çıkartıp." Bir usta. "Büyük Dalgalar" olduğunu öğrenince. İnsan ancak o zaman dinleyebilir. Bu hikayedeki güreşçinin ismindeki simgesel anlam buradan gelir. artık dalga olduğunu nasıl hatırlayabilir? Sadece birini anımsamak mümkündür. Dalga kendini ya dalga olarak düşünebilir ya da bir okyanus olarak. Dinlemek edilgenliktir. Ancak çok az sayıda insan Tanrı'yı anımsama yeterliliğine sahiptir. Dalga. Sadece adının O-Nami olduğunu öğrenince. o zaman balık hatırlar. İşte o zaman çok güçlü.Hiç dikkat ettin mi? Eğer bir şeyin yoksa.

Eğer birine üç saniye boyunca bakarsan sorun olmaz. İlk adım duyarlılıktır. gözler ise Yang'ın. yılda üç yüz altmış beş gün açıktır. Sürekli göz kırparsın. hepsi bu. saldırgan olma. Herhangi bir yorum yapmadan. Çünkü müzik kulaklarını daha canlı. Kulaklar her zaman dingindir. sadece dinliyormuş gibi yaparsın. Hiç dikkat ettin mi? Kulakların bir geçitten başka bir şey değil. Yapacak başka bir şey yok. O dalgalar olduğunu hayal et. bir alıcı. Gözlerin dinlenmeye ihtiyacı vardır. onun alanına giriyorsun. dinlediğin zaman ise duyarlısın. Psikologlar buna üç saniye diyor. Başını sallayabilir. bazen evet ya da hayır diyebilirsin ama dinlemiyor olursun. Dişil bir alıcılığa sahip olmaktır. Ve sonra. Dinlemek edilgen olma sanatıdır. Yin. Kulaklar Yin'in parçasıdır. . Nedeni hakkında hiçbir fikir sahibi olmadan dinle. duyarlı ol. İlki. Tanrı'nın sana ulaşmasının tek yolu ona içinde yer açmandır. Gözler aslında birkaç dakika bile açık kalamaz. İkinci adım bu. daha hassas kılar. Sadece birer delik. dinlemezsin. saldırgan tavır sergilersin. dalgalarla aynı frekansa geç.bilincin devredeyse. Mahavira dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. gözlerin ise daha erkeksidir. Duyarlı olduğun zaman hayal gücün birden inanılmaz güçlü olur. Belirli bir sınır vardır. Ancak bir insanı dinlemenin sınırı yoktur çünkü kulaklar başkasının alanına giremez. Kulaklar semboliktir. Krishnamurti sürekli doğru dinlemeyi vurgular. Dinlediğin zaman sadece bir geçit olursun. çünkü saldırganlık enerjini alır. Artık tamamen sessiz ve duyarlı olduğunu hissettiğin zaman. Duyarlı olduğun zaman ise o dalgaların içinde eri. Kulakların gözlerinden daha dişidir. Bundan fazla olduğu zaman. Çünkü edilgenlikte ego varolamaz ancak bir çatışma durumunda varolabilir. o yüzden gözlerini dinlendirmek için sürekli kırpman gerekir. Birine baktığın zaman. Sadece dinle. o dalgalar olduğunu hayal et.. "Denizin dalgalarını dinle" dedi Zen ustası. Dişi olursun ve iç evine ulaşmak için dişi olmak zorundasın. "O dalgalar olduğunu hayal et!" "Önce dinle. daha doğru nitelemek gerekirse. yani edilgen olduğun zaman kapı açılır ve sonra beklersin. herhangi bir aktiviteye girişmeden dinle. O yüzden birçok dinde dua öncesinde müzik dinlenir. onu rahatsız etmeye başlıyorsun. sürekli yorulursun. bir rahim. Tanrı'ya saldırgan işgalciler ya da fatihler gibi ulaşamazsın." Usta ona kendi egosunu unutması için bir araç vermektedir. Farkında mısın? Geceleri gözler dinlenmeye ihtiyaç duyar.. Onlar günde yirmi dört saat. Onlar sadece olduğu yerde kalır. kulakların dinlenmeye ihtiyacı yoktur. bakmıyorsun: Karşındakini süzüyor. Buda dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. Saldırganlık yorar. Tanrı'ya ulaşmanın tek yolu. O yüzden birine çok uzun süre bakmak kaba ve görgüsüz bir davranıştır. buna dayanılır. İnsanın daha fazla kulak ve daha az göz olması gerekir.

bu giderek büyüyenler gerçek okyanus dalgaları değil. Bunlar şairlerdir. Onun hayal gücünü bir düşün! Bu kadar çok yıldız. Aklında birçok düşünce vardı. senin gerçekliğin olur. duyarlı insanlar hayal gücü yüksek insanlardır. bu kadar çok kelebek. bu kadar çok çiçek. O bir ayrım bilmez. Doğu'da Hindular. birçok yaşam boyu arzuladığın o an gelecektir. çocuk gibi olursun. Elbette. Neyin rüya.. O zaman hayal gücün. Dünyaların ötesinde dünyalar.Edilgen insanlar. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. Tanrı'nın müthiş bir hayal gücü olmalı. Önce duyarlı olursun ve sonra yaratıcı olursun. Ama o devam etti. Artık neyin ne olduğunu bilmiyor. Zen ustası O-Nami'ye "O dalgalar olduğunu hayal et" dediği zaman şunu söylüyordu: "O zaman yaratıcı olursun. Şimdi sıra dalgalarda: . bu kadar çok ağaç. Sadece bir çocukta bu yetenek vardır." O-Nami tapınakta kaldı. ressamlardır. Onlar derin bir duyarlılık içinde evreni emiyor ve sonra bu emdiklerini hayal güçlerine döküyorlar. öyle değil mi? Şu dünyaya bir baksana! Bir düşün! Ne kadar hayal gücü yüksek bir yaratıcı. Sen onun sadece bir rüya olduğunu söylersin ama o yine de "Peki şimdi nerede?" diye sorar. rüyasında gördüğü bir oyuncağı ağlayarak tekrar istediğini görebilirsin. Şimdi." Bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. Ancak sabırlı olmak gerekir. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. o güzelliği bir sünger gibi emebilen insanlar çok yaratıcı olur. müzisyenlerdir. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. Eğer ısrarcı olursan. Aradaki fark kayboldu. bu kadar çok dünya. Dünya aslında onun hayal gücüdür. Tanrı'ya en çok yaklaştığın an olmalı. dansçılardır. "Oyuncağım nerede?" diye ağlar. hiç bitmeyen. en başta çok zorlandı. Çok sabırlı bir adam olmalı. dünyanın Tanrı'nın rüyası. en ufak bir saldırganlık sergilemeden ağaçların yeşilliğini içebilen insanlar. Tekrar küçük bir çocuğa dönüşmüş durumda. Ve egonu tamamen bıraktığın zaman o kadar esnek olursun ki. sürekli peşinden gidersen. bu kadar çok nehir ve bu kadar çok insan. kendi açılarından hiçbir saldırganlık sergilemeden. Bu doğal bir şey. hayal güçleri çok yüksek olur. Hayal gücü. hayal gücü olduğunu söyler. Ağaçların yeşilliğini görebilen insanlar. Sonra bir an geldi. Artık hayalindeki dalgalarla gerçek dalgalar arasında bir fark kalmamıştı. hayal ettiğin her şey gerçekleşir. Çok duyarlı olduğun zaman. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı. Gerçeği tek olarak bilir. Muhteşem bir hayal gücü. Sabahleyin bir çocuğun. Rüya ile uyanıklık arasında bir fark görmez. O rüya görüyor ve sen o rüyanın bir parçasısın. neyin gerçek olduğunu bilmiyor..

O artık O-Nami değil. Egonu bıraktıktan sonra. aynı zamanda ağaçla kavga ediyor. yaratıcılığının kapısını açmıştı. Birinin gelmiş olduğunun tebessümü. Hatta bronz Buda heykelini bile sürükledi. . Eğer dinine çok bağlı olsaydı. Bu da yetmedi. Sabah olduğunda. okyanusun kendisi. Bizler sadece yüce bir ağaç üzerindeki yapraklarız. Böyle bir şey gerçekte olmadı. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. Egonu taşıdığın sürece başarısız olmaya mahkumsun. eve dönmüş olmanın tebessümü. O-Nami'ye oldu. O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Egonu taşıdığın sürece zayıf kalacaksın. yolunda sana çok yardımcı olmuş o ayakların bile gitmesi gerekiyor. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu. İşte o tebessüm buydu. Egonu bırak ve sonsuz kudret üzerinden akmaya başlasın. diğer yapraklarla kavga ediyor. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı. erimeye başlarsın. Ona ister Tanrı de. Akmaya başlarsın. Buda'nın ayaklarının ucunda dururdu.. Çünkü artık enerji onun değil. Hayal gücü bin bir taç yapraklı nilüfer gibi çiçek açmıştı. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Tıpkı bir ağacın üzerindeki yaprağın tek başına yaşamaya çalışması gibi. duyarlı.. insanın ölüp de yeniden doğduğu anki tebessüm. sezgisel.. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. Dalgalar giderek büyüdü. sadece aptallık ediyorsun. yaratıcı olmuştu. duyarlı olarak. O artık dalgalar değil. rüya boyutunda. Ama unutma: Bir gün. Artık o yoktu. Dalgaları dinleyerek. Sabah olduğunda. o noktada hayal gücünden anında sıyrılırdı. okyanusa doğru akarsın. Bir okyanusu nasıl yenebilirsin? Ancak dalgaları yenebilirsin.Gece ilerledikçe içindeki o dalgalar giderek büyüdü. o kapı da bir engele dönüşür. Sadece bu kadar da değil. Buda'nın ayak ucuna değer ama daha ileri gidemezdi. Bu tamamen onun varlığının farklı bir boyutunda yaşanıyordu. vazoları sürükledi. artık dalga olmayacağım. Bu çok güzel! Bir Budist'in Buda heykelini sürüklenirken hayal edebilmesi çok zordur. Buda'ların da sürüklenmesi gerekiyor çünkü eğer sen kapıya yapışırsan. Egonu bıraktığın zaman bir nehre dönüşürsün. vazoları sürükledi. bütün hüsranları bırakmış olursun. köklerle kavga ediyor. Bir Buda olmuştu! Bir gün Bodhi ağacı altında Buda'nın yüzünde beliren hafif tebessümün aynısı ONami'nin yüzünde oluşmuştu. Unutma: O sırada sen tapınakta olsaydın. Eğer tek başına yaşamaya çalışıyorsan. dalgaların tapınağa dolmasını falan görmezdin. O zaman "Bu kadar yeter! Buda sürükleniyor. O. Ben ne yapıyorum? Hayır. bütün başarısızlıkları. hepsinin kendine düşman olduğunu düşünüyor. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. hayal gücü." diyebilirdi. bütün yenilgileri. Şiir.. Tüm yaşam bütüne aittir. çocuksu ve masum boyutuyla. bu sadece O-Nami'ye oldu. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. Canlanırsın.

on bir heykeli arasında durmuş ve nefesini tutmuş. Tabii. ortaya çıkmış ve "Ne hatası?" demiş. Bir astrolog ona ölümünün yaklaştığını. ona gizli şifreyi verdi ve "Sanatçının kendini heykelleri arasında sakladığı odaya git ve orada bunu söyle!" dedi. işe yarayacağından emin olamadan gitti. Bir tane hata var. Tanrı. bir insanın heykelini yaptığı zaman onu gerçek insandan ayırmak çok zor oluyormuş: O kadar canlı. Şaşkın.bütünlük de. O sadece özgün çalışır. Azrail'i yanına çağırdı ve kulağına gizli formülü. bu durum onu çok korkutmuş ve o da her insan gibi ölümden kurtulmak istemiş. o kadar hayat dolu heykeller yapıyormuş. . etrafa baktı ve ortaya seslendi: "Bayım. tek bir şey dışında hepsi mükemmel. Tanrı hiçbir zaman üretim hattı gibi çalışmazdı. her zaman bir eşsizlik bulunurdu. kısa bir süre sonra öleceğini söylemiş. Nasıl seçim yapacağım?" Tanrı güldü. Sonuçta Tanrı yap diyorsa yapacaktı. Azrail. Azrail sordu: "Peki nasıl işe yarayacak?" "Endişe etme. Git ve bunu dene!" diye yanıtladı Tanrı. Kavga etmeye gerek yok. Azrail çok şaşırmış. gözlerine inanamamış." Adam saklandığını tamamen unutmuş. endişeli ve gergin bir şekilde döndü ve Tanrı'ya sordu: "Tanrım. ressam. MÜKEMMELİYETÇİLİK Çok güzel bir hikâye duydum: Bir zamanlar muhteşem bir heykeltıraş. Kendi heykelinden tam on bir adet yapmış ve ölüm kapısını çalıp Azrail içeri girdiği zaman. 2. Çok başarılı bir iş çıkarmışsınız ama bir noktayı kaçırmışsınız. ne yaptın? Tam on iki tane birbirinin tıpkısı insan var ve benim sadece birini getirmem gerekiyor. Sanatı o kadar mükemmelmiş ki. Ne olmuştu? On iki kişi birbirinin tamamen aynısı olabilir miydi? Şimdi kimi götürecekti? Sadece bir tanesini alabilirdi. yani müthiş bir sanatçı varmış. Tanrı hiçbir zaman iki insanı aynı yaratmazdı. araya kopya kağıdı koymazdı. Bu konuda uzun süre düşünmüş ve bir çözüm bulmuş. Eve dönmenin tek yolu teslim olmak. Odaya girdi. Böyle bir şey ilk kez başına geliyormuş. gerçek olmayanla ayırt etmenin yolunu fısıldadı. ama bizler sonsuz hayat ağacının üzerindeki küçük yapraklarız. gerçeği. Azrail bir karar veremedi. ne istersen de.

Azrail gülmüş. "Yakalandın! Tek hatan buydu: Sen kendini unutamazsın. Haydi, beni izle!" Normalde, sanatçılar dünyanın en egoist insanlarıdır. Ama o zaman gerçek bir sanatçı değildir. Sanatı kendi egosunu tatmin için bir araç olarak kullanmıştır. Sanatçılar çok egoisttir. Sürekli kendilerini över ve birbirleriyle kavga ederler. Hepsi kendisinin gelmiş geçmiş en büyük sanatçı olduğunu düşünür. Ama bu gerçek sanat değildir. Gerçek sanatçı sanatı içinde tamamen yokolur. Bu diğer insanlar sadece birer teknisyendir; ben onlara sanatçı değil teknisyen diyeceğim. Ben onlara yaratıcı değil, sadece oluşturucu diyebilirim. Evet, bir şiir oluşturmak bir şeydir, bir şiir yaratmak ise oldukça başka bir şey. Şiir oluşturmak için insanın dil, gramer ve şiir kurallarını bilmesi gerekir. Kelimelerle oynanan bir oyundur. Eğer oyunu iyi biliyorsan şiir yazabilirsin. Pek şiirsel olmaz ama şiir gibi görünür. Teknik olarak mükemmel olabilir ama sadece bir gövdesi olur, ruhu eksik kalır. Ruh ancak sanatçı sanatı içinde kaybolduğu zaman ortaya çıkar, artık ondan ayrı değildir. Ressam öyle bir hiçlik içinde resim yapar ki, resmi kendi yapmadığı için altına imza atarken bile suçluluk duyar. Yarattığı şeyi bilinmeyen bir güç onun üzerinden yapmıştır. Ruhunun teslim alındığını bilir. Çağlar boyunca gerçek sanatçıların yaşamış olduğu deneyim budur: Ruhunun ele geçirildiği duygusu. Sanatçı ne kadar büyükse, bu duyguyu o kadar yoğun yaşar. Ve en büyük sanatçılar, Mozart, Beethoven, Kalidas, Rabindranath Tagore gibi en büyük sanatçılar, kendilerinin içi boş birer bambu olduğundan ve varoluşun onların üzerinden bir şeyler yarattığından en ufak bir kuşku duymaz. Onlar sadece bir flüt oldu ama şarkı onlara ait değil. Onların üzerinden akmıştır ama bilinmeyen bir kaynaktan gelir. Onlar sadece engel çıkarmamıştır. Tek yaptıkları budur. Ama onlar yaratmamıştır. İkilem budur. Gerçek yaratıcı, kendisinin hiçbir şey yaratmadığını, varoluşun onun üzerinden çalışmış olduğunu bilir. Varoluş onu, ellerini, varlığını ele geçirmiş ve onun üzerinden bir şey yaratmıştır. O sadece bir araç olmuştur. Gerçek sanat budur. Sanatçının yok olduğu eserdir. O zaman ortada ego sorunu kalmaz. O zaman sanat bir din olur. O zaman sanatçı bir mistik olur. Sadece teknik olarak yetkin değil, varoluşsal olarak da özgün. Sanatçı işinin içinde ne kadar az olursa, sanatı o kadar mükemmel olur. Sanatçı tamamen yok olduğu zaman ise, yaratıcılık tam mükemmelliğe ulaşır. Bu ters orantıyı sakın unutma. Sanatçı ne kadar çok çalışmasının içindeyse, çalışması o kadar az mükemmel olacaktır. Eğer sanatçı çalışmasının çok fazla içindeyse, o zaman çalışması rahatsız edici olur, sinir bozar. Sadece ego olur. Başka ne olabilir ki? Ego bir hastalıktır. Bir şeyi daha hatırlaman gerekir: Ego her zaman mükemmel olmak ister. Ego her zaman başkalarından daha yüksek ve iyi olmak ister; yani mükemmeliyetçidir. Ancak, ego üzerinden mükemmelliğe ulaşmak asla mümkün olmadığı için çaba harcamak bile saçmadır. Mükemmellik ancak ortada ego yokken mümkündür. Ego olmayınca insan zaten mükemmelliği düşünmez. O yüzden gerçek sanatçı asla mükemmelliği düşünmez. Mükemmelliğin ne olduğu hakkında fikri yoktur. O

sadece kendini teslim eder, iyice bırakır ve ne olacaksa olmasına izin verir. Gerçek sanatçı, bütünleşmeyi düşünür, ama mükemmelliği aklına getirmez. O, sanatının tamamen içinde olmak ister; hepsi bu. Dans ettiği zaman, dansının içinde kaybolmak ister. Orada olmak istemez. Çünkü dansçının varlığı, dansta pürüz yaratacaktır. O asalet, o akışkanlık bozulacaktır. Dansçı orada olmadığı zaman, bütün kayalar kaybolur, sessiz bir akış yaşanır. Şurası kesindir ki gerçek sanatçı bütünleşmeyi düşünür: Nasıl bütün olacak? Ama asla mükemmelliği düşünmez. Ve sonuçta, bütün olanların güzelliği mükemmeldir. Mükemmelliği düşünenler asla mükemmel, asla bütün olamaz. Tam aksine, mükemmelliği ne kadar çok düşünürlerse, o kadar nevrotik olurlar. Onların idealleri vardır. Sürekli kıyaslarlar ve sürekli kısa kalırlar. Eğer bir idealin varsa, o ideal gerçekleştirilmeden kendini mükemmel olarak göremezsin ve o zaman sanatınla bütünleşemezsin. Örneğin, eğer Nijinsky gibi bir dansçı olmayı düşünüyorsan, o zaman dansınla nasıl bütün olacaksın? Sürekli bakıyor, kendini izliyor, geliştirmeye çalışıyor, hata yapmaktan korkuyorsun. Bölünmüş durumdasın. Bir parçan dans ediyor, bir diğer parçan yargılıyor, seni dışardan izleyip; yargılıyor, eleştiriyor. Bölünmüş durumdasın. İkiye ayrılmışsın. Nijinsky mükemmeldi, çünkü o bir bütündü. Dansı sırasında insanlar onun sıçrayışlarına inanamazdı. Bilim adamları bile inanamazdı. Öyle bir sıçrardı ki, sanki yerçekimi yasasına karşı gelirdi. Tekrar yere inerken bir tüy gibi hafifçe inerdi. Bu da yerçekimi yasalarına aykırıydı. Sürekli bu konuda soru soruldu. İnsanlar konuştukça, bu olay zihnine kazınmaya başladı. Ama bu sefer de giderek kayboldu. Hayatında bir an geldi ve tamamen yok oldu. Bunun tek nedeni artık bilinçli olarak yapmaya çalışmasıydı. Bütünlüğünü kaybetmişti. Sonra anladı. Neden kaybolduğunu anladı. Gerçek Nijinsky'nin dansı içinde, tamamen kaybolduğu anlar olurdu. O tam gevşeme içinde, insan farklı bir dünyada, farklı yasalara göre işlemeye başlar. Sana bilim adamlarının er ya da geç keşfedeceği bir yasadan söz edeyim. Ben buna, asalet yasası diyorum. Üç yüz yıl önce bilinmeyen yerçekimi yasası gibi bir şey. Bilinmeden önce bile işlemekte olan bir şey. Bir yasanın işlemesi için bilinmesi gerekmez. Yasa her zaman işlemiştir; Newton ve ağaçtan düşen elma ile hiçbir ilgisi yok. Elma Newton'dan önce de düşerdi. Newton keşfettikten sonra elmalar düşmeye başlamadı. Yasa oradaydı. Newton sadece onu fark etti. Tıpkı bunun gibi bir başka yasa daha var: Asalet yasası. Bu yasa yükseltir. Yerçekimi yasası her şeyi aşağı çekerken, asalet yasası yukarı doğru kaldırır. Yogada buna devitasyon denir. Belirli bir yok olma halinde; belirli bir sarhoş olma halinde; kutsal ile sarhoş olunca; belirli bir tam teslimiyet halinde; egosuzluk içinde bu yasa işlemeye başlar. İnsan hafifler. Ağırlıksız olur. Nijinsky'nin olayında olan da buydu. Ama "sen" bunu yaptıramazsın. Çünkü eğer "sen" oradaysan, bu gerçekleşmez.

Ego, boynuna bağlanmış bir kaya gibidir. Ego yokken, ağırlıksız olursun. Bunu bazen kendi hayatında hissetmedin mi? Bazı anlarda içinin hafiflediğini hissedersin. Yürürken sanki ayakların yere basmaz. Sanki havada yürürsün. Keyif anlarında, dua anlarında, meditasyon anlarında, kutlama anlarında, sevgi anlarında. Ağırlıksız olursun, hafiflersin. Ben sana er ya da geç bilimin bunu keşfedeceğini söylüyorum. Çünkü bilim, belirli bir prensibe inanır: Karşı kutuplar prensibi. Hiçbir yasa yalnız olamaz. Mutlaka karşıtı olmalıdır. Elektrik tek bir kutupta işleyemez. Pozitif ve negatif iki kutup gerekir. Onlar birbirini tamamlar. Bilim, her yasanın onu tamamlayacak bir karşıtı olduğunu bilir. Yerçekimi kuvvetinin de onu tamamlayacak bir karşıt yasaya sahip olması gerekir. O yasaya ben "asalet" diyorum. Gelecekte başka bir isimle anılır. Çünkü eğer bilim adamları onu keşfederse, ona asalet adını vermezler. Ama bu, bana en mükemmel isimmiş gibi geliyor.

3. AKIL Çağdaş zihin, kendi içinde çelişkili bir terimdir. Zihin asla çağdaş olamaz, o her zaman eskidir. Zihin geçmişten başka hiçbir şey değildir. Zihin hafıza demektir. O yüzden çağdaş zihin olamaz. Çağdaş olmak için zihinsiz olmak gerekir. Eğer anını yaşıyorsan, o zaman çağdaşsın. Peki o zaman zihninin yok olduğunu görmüyor musun? Hiçbir düşünce hareket etmez, hiçbir arzu yükselmez. Sen geçmişten kopmuşsundur. Ve gelecekle de bağın kalmamıştır. Zihin asla özgün olamaz. Hiçbir zihin özgün, taze ve genç değildir. Zihin her zaman eski, çürümüş ve bayattır. Ama bu kelimeler kullanılıyor, tamamen farklı anlamlarda kullanılıyor. Hatta anlamlı olmaları sağlanıyor. 19. Yüzyıldaki zihin farklı bir zihindi. Onların sordukları soruları sen sormuyorsun. 18. Yüzyılda çok önemli olan sorular şimdi çok aptalca geliyor. "Bir iğnenin ucunda kaç tane melek dans edebilir?" Ortaçağ'ın en önemli teolojik sorularından biri buydu. Şimdi bunun önemli bir soru olduğunu düşünecek kadar aptal birini bulabilir misin? Bu soru büyük din bilginleri arasında tartışılıyordu, sıradan insanlar tarafından değil. Büyük profesörler bu konuda tezler yazıyor, konferanslar düzenliyorlardı. Kaç tane melek? Kimin umurunda? Bu tamamen ilgisiz bir şey. Buda'nın döneminin büyük sorusu, "Dünya'yı kim yarattı?" olmuştu. Yüzyıllar boyunca devam etti. Artık çok daha az kişi dünyayı kimin yarattığı ile ilgileniyor. Evet, böyle eski kafalı insanlar var ama bu tip sorular bana nadiren soruluyor. Buda ise, bu soruyla her gün karşılaşıyordu. Birinin bu soruyu

Çok nadiren bana dünyayı kim yarattı sorusu sorulur. O zaman zeka büyür. sahte. olağanüstü bir cesaret. Zihin tekrar edicidir. maceraperest bir yaşam gerektirir. Zihinsizlik. zamanla birlikte değişiyor. Onu bilgiyle beslersin. Biri diğerinin hamile olduğunu görüp sormuş. "Sadece privates. Zeka tamamen farklı bir olgudur. Eğer modayı düşünürsen. Sadece içinde bulunduğu anı yaşa. anını yaşayan insandır. Akıl. Harika bir adam. o zaman değişimler vardır. çağdaş zihin denen bir şey yoktur.: privates. Dünyayı kim yarattı? Buda. Her an bilinmeyenle karşılaştıkça büyüyebilir." Soruyu soran dehşete düşmüş: "Bir Gurka mı? Onların hepsi siyah değil mi?" "Hayır" diye yanıtlamış. Bu anlamda zihin.) "Hayatım ne kadar çağdaşsın!" Bu anlamda bir çağdaş zihinden söz edilebilir. masumiyettir. Zihin yaşlıdır. İnsanlar bilinmeyenden korkar. gerçektir. çağdaş zihin denilen bir olgu var. Şimdi kimsenin umurunda değil. Gurka Bölüğünde subay.sormadığı tek bir gün bile geçmemiş olmalı. İki yüksek sınıf İngiliz bayan. Zihinsizlik netliktir. Geçmişte yaşamaz. Bu anlamda. gerçek yaşamın yoludur. sahte ve üretilmiş olan bir şeydir. keskinleşir. Aynı bilgiyi tekrar tekrar çiğnemeye devam eder. İngilizce'de hem rütbesiz asker. Geçmişte hiçbir koca böyle bir şey söylemezdi. Gerçekten yaşayan insan ise. O kendiliğindendir. bu ne sürpriz! Anlaşılan son görüştüğümüzden beri evlenmişsin. Zekanın yerine geçer. final olurdu. Aksi halde. Bilmenin ve olmanın gerçek halidir. hem de mahrem bölge anlamına gelir. gelecek için yaşamaz. Her zaman bilinmeyene. Aman şekerim. kimsenin onu yaratmadığını söylemişti. Modalar gelip geçer. daha önce gidilmemiş denizlere yelken açmaya ihtiyaç duyar. saflıktır. bu kendiliğindenlik zihinsizliğin güzel kokusudur. Her zaman son söz kendine ait olurdu. çağdaş bir zihin.N. Buna akıl derler. tekrar tekrar. O yüzden zekanın yerine geçecek. O. dünyanın her zaman olduğunu. En modern zihin bile hala geçmişe aittir. Bu insanlar tatmin olmuyordu. Zihin bir mekanizmadır. aynı bilgiyi tekrar eder." ' Hamile olan yanıtlamış: "Evet. Her şey o andır. Kocadan eşine: "Bu akşam dışarı çıkmıyoruz dedim ve bu yarı final!" Şimdi bu. haşır neşir olduklarının ötesine gitmek istemezler. plastik bir kavram üretmişlerdir. ." (Ç. Bilinmeyen yüzünden kendini güvensiz hisseder. Ama temelde zihin geçmişe aittir. Zeka. Sürekli bir döngü içinde yaşar. Londra'da alış veriş yaparken tesadüfen karşılaşmış. Modern zihin diye bir şey olamaz.

bir Beethoven yaratır. Bir resim. Evet. Van Gogh'un yarattığı şeyler gözle görülür. oralarda ne tür yaratıcı işler yapıldığını görebilirsin. Ama sen. Rabindranath'lar. ne de onu dans ederken gören oldu. bir Van Gogh. Mistik ise iç dünyada yaratır. Zeka ise. Önce şairi anlaman gerekir. Buda'yı anlamak için zeki olman gerekir. Milton'lar. Kalple ilgilidir. onu anlamak için bile zeki olman gerekir. Ama o kadar mükemmel. Entelektüel yaratıcılık diye bir şey söz konusu olamaz. tekrar edilen bir egzersizdir. çok şey ortaya koyar. Mistik. Şairler dış dünyayı yaratır. büyük bir zeka gerektirdiği için değil. ama yaratamaz. yaratıcılığın en yüksek çiçeğidir. Kalbin uyanıkken. Buda. Dostoyevski'ler. Tolstoy'lar. sadece çöplük yaratıyor. Üniversitelere gidip. o kadar üstün ki. Yaratıcı olamaz. İnsanlara birçok unvanlar verilir. Michelangelo ya da Kalidas'da. kalbin varoluşla uyum içindeyken. Hem de herhangi bir insandan çok daha verimli bir şekilde yapar. tamamen farklı bir boyuttur. Tamamen içe dayanır. Binlerce tez yazılıyor: Doktoralar. bu uyumdan yaratıcılık ortaya çıkar. Doktora tezi yazacak olanlar tabii ki okur. Mistikler ise. Mahavira. kaba bir dünyada yaratır. bir şarkı. mistiğin yaratıcılığı ise özneldir. hayatında tek bir resim bile yapmadı. Michelangelo'nun yarattığı şey kabadır. edebiyat tezleri. Üretmekle yaratmak arasındaki fark nedir? Üretim. Zerdüşt ya da Muhammed hakkında özellikle bir şey söylemiyorum. Yaratıcılık. yeni bir şey var etmek. Sana Buda. Zaten yapıyorlar. felsefe tezleri. kalbin derin bir minnet içinde dans ederken. mistiğin yaptığı herhangi bir şeyi görmeyebilirsin. Bir Beethoven. Ancak ondan sonra. Onları kimse okumaz. Sadece çöp üretir. Akıl anlamak konusunda dahi hiçbir işe yaramaz. Şairin yaratıcılığı nesneldir. Zeka. ince bir dünyada. Üniversitelerde yaşanan entelektüel aktivite budur. Halil Gibran'lar yaratmıyor. Eline hiç fırça almadı. İsa. Akıl baştadır. Anlamak için tamamen farklı bir algı türü gerekir. Daha önce yapılmış bir şeyi tekrar tekrar yaparsın. Eğer onu izleseydin. Ne şarkı söyledi. bilgisayarlar yapabilir. onu elinde tutabilmen mümkün değil.Akıl sadece zihinsel bir oyundur. Onun kafayla hiçbir ilgisi yoktur. bir Mozart. Sadece iki tür insan yaratır: Şairler ve mistikler. müzik ya da dans. kimse onlardan ilham almaz. Zekayı bir Picasso yaratır. Şairler. birkaç kişi okur. bir gün mistiği anlamayı başarır ya da en azından anlamayı umarsın. Zeka yaratır. Kütüphanelerde birer çöp yığınına dönüşürler. kalbin uyanık olma durumudur. Kimse bu doktora tezlerine ne olduğunu bilememiştir. Ancak senin üniversitelerin. gökyüzünün yere inmesini sağlamaktır. Buda'nın yarattığı şey ise tamamen görünmezdir. Shakespeare'ler. tek bir şiir bile yazmadı. bir şiir. Çünkü onların yarattığı şey o kadar ince ki. mekanik bir aktivitedir. Üretim. üretmez. işe yaramaz şeyler. Krishna. Buda'nın yarattığı şey. sadece sessizce oturduğunu . Onlar da başka bir tez yazacak olan aynı tür insanlardır. bilinmeyenin bilinene sızmasını sağlamak. Senin üniversitelerin. Üreticidir. gökyüzü açılır ve bilinmeyenden çiçekler yağmaya başlar.

katılınması gereken bir gizemdir. Bhagwan dedik. Ancak onu hissedebilmek için. Ancak entelektüel kendini kaybetmiş olur. O zaten yargıya ulaşmıştır. Ayrıca yaşam. Bilinç ise. Bir dans. hiçbir zaman aynı değildir. Sorunun üçüncü yanıtı için aklına bir şey gelmeyince. içinde kutsal olan bir şeyler vardır. Çünkü hayat. mantıklı bir olgu değildir ve entelektüeller mantık üzerinden yaşar. Çünkü. Bu çok ağır bir yüktür ama kendine ait bir görüşü yoktur. Arthur televizyondaki bir yarışma programında. Ancak akıl. ben şimdiden iki kez yanılmış durumdayım. Arthur doğal olarak. kendine ait bir kavrayışı yoktur. Ve şimdi yüz bin dolarlık büyük ödül için yarışacaktı. onu çevreleyen bir zarafet vardı. çok duyarlı olman gerekir. varoluş denilen bu yaşam sürecinin bir parçası olmayı başaramazsın. entelektüel olanın. Entelektüel aktivite seni belirli konularda uzman yapabilir. Derlenmiş yanıtlarını kafasında taşır ama hayatta ortaya çıkan sorular her zaman yenidir. güzeldir. mantıktan daha fazlasıdır. Eğer mantığa çok fazla bağlanırsan. O yüzden Buda'ya. O yüzden asla hayata uymaz ve yaşam da ona uymaz. çok açık olman gerekir. çünkü meditasyona açık değildir. O. Sonsuz güzellik. bir uzman çağırma hakkına sahipti. kendine ait bir kavrayışı yoktur. "Alors. O. Tabii hayat bir şey kaybetmiş olmaz. Hiçbir anı. Yanıtı her zaman yetersizdir. Onlarda Tanrı'nın tamamı bulunur. Çünkü bu. Yaşam. Uzman her zaman geride kalır. Hayat onu dışladığı için değil. Tüm varlığı sessizlikti. mümkün olan en yüksek formudur. Buda ile izleyici olamazsın. hiçbir şey bilmez. . karanlıkta el yordamıyla dolaşmaktır. bilgili olanın. o hayatın dışında kalmayı seçtiği için. Arthur. O yüzden Mahavira'ya. Etkin ve faydalı olursun. Ama Buda'da.görürdün. eşsiz güzellik asaleti. Kendini her zaman bir yabancı gibi hisseder. güzeldir. çözüm bulamaz. Çok şey bilirmiş gibi görünmesine rağmen. Uzman olanın. anlık yaşamamaktadır. bilinç yaratıyor. Tanrı'nın tamamı bulunur. Asla! Sürekli değişir. ifadenin en saf. ödünç bilgiye. Çünkü. homurdandı. mon ami" bana sorma. Tartışmacı değil. dünyaca ünlü Fransız seksoloji profesörünü seçti. Arthur çaresizlik içinde uzmana döndü. Bhagwan dedik. Bir şarkı. Ancak o zaman ne yarattığını görürsün. bir gizemdir. gerdek gecenizde eşinizin vücudunun hangi üç bölümünü öpmeniz beklenirdi?" İlk iki yanıt hemen geldi. "dudakları ve boynu" diye yanıtladı. haftalarca bütün soruları doğru bilmişti. O. Evet. katılmak zorundasın. geleneğe ve kanıksamalara bağlıdır. Kafasında kütüphaneler taşır. Fransız. bir diğer anına uymaz. sadece tepki verir. Büyük ödül sorusu şuydu: "Asur İmparatorluğu'nun ilk elli yılında kral olsaydınız. Konu sevişmekti. Akıl ödünç alınmıştır. kollarını iki yana açıp. Bu tek soru için. Gözleri yoktur. bir ikilemdir.

bu hemşireleri çok hızlı yürütüyorlar. bu kadar matematiksel değil. Cudahy havayı birkaç kez kokladı ve yanındaki polise döndü. Gerçeğin deneyimi değil. Etrafını sarmalayan sihirin farkında olmalısın. biliyormuş gibi yapma duygusu veriyor. Sanki uykudaymış gibi davranırsın. kendi içinde kapalı kalıyor. yaşam adındaki sihirin. Sonuçta mantığı kendin icat ettin. Zekayı ortaya çıkarabilmek için daha fazla bilgiye değil. Ve sıska rakibini karşısında görünce itiraz etti. içten içe tüten döşekten iğrenç bir koku çıkmaya başladı. Daha sessiz kalmalı. Ve insanlar akıllarında. mantığa uygun. düşüncelerden daha fazla uzaklaşmalısın. Gannaway oldukça şişmandı. "Memur bey. Akıl aracılığıyla yaptığın her şey sadece bir parazittir. "Ben ondan iki kat daha cüsseliyim.. kırmızı çiçeklerde olan sihirin. "Ben bu işi hemen çözerim. mantığa yaslanarak yaşıyor. Daha az zihin. Tanrı olan sihirin. Ama nasıl yapacaksın ki? "Sakin ol" diye yanıtladı yardımcısı. Ama sen aklın yüzünden. daha fazla meditasyona ihtiyacın vardır. Hemşireler Birliğinin ak saçlı üyeleri yürüyüşte geçerken. Farkında olmadan yanık sigarasını kaldırıma atılmış eski bir döşeğin üstüne düşürdü. Eğer tam uyanık değilsen. Her şey ayrı bir mucizedir. yeşil ağaçlarda. bir noktada mutlaka aksi sonuç verecektir. insanların gözlerinde bulunan sihirin." Matematiğe uygun. daha fazla kalp olmalısın. Zeka ise uyanıklıktır." Kesinlikle mantıklı. Ama hayat bu kadar mantıklı. Sonra. Ancak sonuçta akıl bilinçsiz bir olgudur. Ama bu sadece büyük bir "miş gibi" yapmaktır ve insan bunu tamamen unutmaya meyillidir. "Olmaz!" diye bağırdı. bilinçsiz halinde varmış olduğun aptalca yargılara ya da senin kadar bilinçsiz insanların vermiş olduğu yargılara yapışıyorsun. . Mantık onlara. Onun bana ateş edeceği uzaklık. vereceğin her karar. bu kaçınılmazdır. çizgilerin dışı sayılmıyor. Ama unutmayın. mantığına dayalı bir parazitlenmedir. O'Casey'e döndü ve bağırdı: "Artık ateş edebilirsiniz. çünkü bilinçsiz bir zihnin ulaştığı sonuçtan yola çıkar. Yanlış gitmeye mahkumdur." Akıl bazı yargılara varır. benim ateş edeceğim mesafenin iki katı olmalı.Gannaway ve O'Casey tabancalarla düello yapacaktı.. Cudahy körkütük sarhoştu ve Aziz Patrick Günü kutlamalarını izliyordu. Sihir her yerde yaşanıyor." Cebinden bir tebeşir çıkardı ve şişman adamın paltosunun üstüne boydan boya iki çizgi çizdi.

Etrafına bakındı ve bahçede dolaşırken giderek ciddileşti. Ama usta en baştan itibaren çok üzgün görünüyordu. Bana söylediğiniz her şeyi bu bahçede uyguladım. Çünkü zeka. efendim? Bir hata mı var? Çok ciddi ve üzgün görünüyor. Yaratıcılık işte budur. Üç yıl sonra bahçe tamamen hazırdı ve kral. Bir Zen hikayesi duydum. bitmemiş müziklerdir. Birçok şey kendiliğinden olmaya başlayacak. Deneyim asla bitmez. İNANÇ Bir yaratıcı. Kral dayanamayıp sordu: "Sorun nedir. Kral çok korkmuştu. Çamura dokunacaksın ve o bir nilüfere dönüşecek. O sadece kendi deneyimlerini taşıyacak. Varlığının her hücresi. Bahçe o kadar güzel tamamlanmıştı ki. birçok inanç taşımayacak. Kral çok gergindi. Kralın çok güzel ve büyük bir bahçesi vardı. Bir kral bahçıvanlığı öğrenmek için bir Zen ustasına gider. Ancak ondan sonra. Zeka. değişiyor. deneyimin güzelliği tamamlanmamış olmasıdır. Ancak bu sadece zekanın büyük uyanışıyla." . Ellerin nesneleri dönüştürmeye başlayacak. kral ustayı bahçesine getirdi. İnanç her zaman tamamlanmıştır. kral gidip bahçesinde uygulardı. hiçbir şey eksik kalmamıştı. bir sorun mu vardı acaba?" Usta tekrar tekrar başını sallıyor ve içinden olmamış diyordu. Yaşadığın sürece deneyim nasıl bitecek? Deneyimlerin büyüyor. En güzel müziklerden bazıları. hayatının her lifi dans etmeye başlar ve bütünlük ile ince bir uyuma düşer. tüm varlığını titretir. senin tüm varlığını harekete geçirir. beni anlamışsın" diyecek miydi? Her türlü titizlik gösterildi. başınızı olumsuz şekilde sallıyorsunuz. Sürekli bilinenden. binlerce bahçıvan çalışırdı. Deneyimin güzelliği ise her zaman açık olmasıdır. her zaman bitmemiş kalır. 4. En güzel kitapların bazıları bitmemiş kitaplardır. O zaman bir simyacı olabileceksin. Çünkü ustası çok katıydı. Ustası her ne derse. Hatta hiç taşımayacak. Bütünle tam uyum içinde nefes almak. Sadece bir kısmını. ustayı bahçesini görmeye davet etti. Acaba "Evet. bilinemeyene doğru hareket ediyor. bir çeşit sınav olacaktı. "Neden bu kadar üzgün görünüyordu.Ancak zeka kesinlikle yaratıcıdır. Çünkü. En güzel şarkıların bazıları bitmemiş şarkılardır. küçük bir kısım olan kafayı değil. kalbin büyük uyanışıyla gerçekleşebilir. Ve unutma. Bitmemişliğin ayrı bir güzelliği vardır. Onu hiç bu kadar ciddi görmemişti. bilinmeyene ve bilinmeyenden. keşfetme duygusu sona ermemiş olur. Kalbinden keyif şarkıları akmaya başlayacak. bir noktaya ulaşır. hareket ediyor. "Acaba takdir edecek mi?" Bu. Sorun nedir? Ben bir terslik görmüyorum. Usta üç yıl boyunca ona öğretir. İnanç ise her zaman kapalıdır.

" Usta yanıtladı: "O yüzden bu kadar yavan. şimdi ne kadar canlı görünüyor. Henüz bitmemişken bitir. Geçen gün burada bir kadın vardı. Zihin sana eski gözleri verir. tamamen bitmiş olması." Sonra şöyle devam ettim: "Eğer ana karakterin hala bir şey yapmak istiyorsa. Hiçlik. Birkaç kova kurumuş yaprak getirdi ve onları rüzgara savurdu. ancak uzatmak olanağı da vardı. zihnini bırakmak için daha bir cesaret sahibi olursun. Gerçek özgürleştirir. O. Zihinsiz baktığın zaman algılaman verimli olur.Usta yanıtladı: "O kadar tamamlanmış ki. Çünkü ancak o zaman orada olanı görürsün. yeni bir gözle bakmaya hazır olman demektir. bu gerçekten keyif aldıkça. İlk nitelik. . Bu hikayeyi çok severim." Bütün kuru yapraklar toplanmıştı. bu kadar insan yapımı görünüyor. O zaman ne yapabilirsin? Kitabı bitirirsin. deneyime açık olmaktır. O zaman o bitmemişliğin içinde bir gizem kalır. O yüzden başımı sallıyor ve olmamış diyorum. Ölü yapraklar nerede? Kuru yapraklar nerede? Bir tane bile kuru yaprak yok." dedi. ne de ağaçlarda tek bir kuru yaprak bile yoktu. tamamen bittiği zaman güzel olamaz. Bu bitmemişlik anlamına gelir. O zihinsizlik anlarında gerçek. ölü gibi olmuş. öbek öbek toplanmıştı. Bunun sonrası senin ötende gelişir. Yolların üstünde hareket eden kurumuş yapraklar. Rüzgar onları aldı ve kuru yapraklarla oynamaya başladı. "Yanlış tarafı. Kurumuş yaprakların müziği. üzerine projeksiyon yaptığın bir perdeye dönüşür. "Avalokita". ama gelişmeye devam eder. İnanç her zaman tamdır ve bitmiştir. Öyle bir noktaya gelmişti ki. zihinsizlik demektir. Deneyim her zaman açıktır." der. Ama o zaman da. O anda Avalokita." Kurumuş yapraklarla birlikte bahçeye ses de gelmişti. Ne yollarda. Henüz tamamlanmış değildi. Bakışın saftır. O sessizlik canlı değildi. Aksi halde bir mezarlık gibi yavan ve ölüydü. "Bak. Bütün kurumuş yapraklar. Başka her şey zincir yaratır. Mümkün olduğunca mükemmel olsun diye. bırak bir sannyasin. "O yapraklar nerede?" Kral yanıtladı: "Bahçıvanlarıma hepsini toplamalarını söyledim. baktığın zaman. Eski fikirleri sunar. Tanrı'nın hiçbir şeyi bitmiş değildir. Er ya da geç bir gün. Bir roman yazdığını ve ne yapacağına karar vermediğini anlatıyordu. Bu. Açıklık. Gerçek. O zaman bakıyor olmazsın. Açıklık. Sen bu ışıktan. Zihin bütün inançların bir araya toplanmasıdır. zihnini bir kenara koyup. Usta çok mutlu oldu. Herhangi bir şey için bakmıyorsun. hayata yeni bir açıdan. yani saf gözlerle bakan olursun. Artık bahçenin bir fısıltısı vardı. bir ışık gibi içine sızmaya başlar. Zihinsiz bak. yani Sunyata çerçevesinden bak. Hiçbir eksiği yok. Sadece gerçek özgürleştirir." Hiçbir hikaye. Ona şöyle dedim: "Onu bitir. Bitmemiş kalması gerekir. sadece bakıyorsun. Usta. O zaman ölmüş olur. fikirsiz bakar. artık bir zihnin olmaz. Buda'nın isimlerinden biridir. Sararmış yapraklar bile toplanmıştı. yani bir arayan olsun." Usta hızla bahçenin dışına çıktı. "Bu çerçeveden bak. Sadece bakar. kurumuş yapraklarla oynayan rüzgarın sesi. romanı bitirebilirdi. Onun üstüne bir fikir yansıtmış olursun. baktığın şey çarpılır.

Buna gerek de yok. Senin bakışındır. görünmez bir resim yapmış olursun. Sen yaratıcı olmadan resim yapabilirsin. yaratıcı olmadığın duygusu ortadan kaybolur. Eğer şöhret peşindeysen. ama bildiğim bir şey var. Her şeyi o mu yarattı bilmiyorum. Her şey yaratıcı olabilir. Eğer herkes ressam olursa. O niteliği aktiviteye getiren sen olursun. ne yaparsan severek yap demektir. Aktivitenin kendisi yaratıcı ya da yaratmasız değildir. Herkes dansçı olamaz. ne yaparsa yapsın yaratır. Yaşanması zor bir yer olur. Bunu anladığın zaman. yapmanın tek nedeni maddiyat değilse yaratıcı olur. Yaratıcı bir eylemden sonra aynı kişi olamazsın. Yaratıcılık. yaratıcılığı herhangi bir şeyle kısıtlamamandır. Öyle bir sevgiyle ki. Yaratıcı olmadan şarkı söyleyebilirsin. O yüzden. hırslı bir insan olursun. Resimle. Sen ne kadar yaratıcı olursan. Bu düşüncelerinde yer etmemeli. o zaman ıskalarsın. Yaratıcı olan insandır. Önemli olan yaptığın her neyse. Herkes ressam olamaz. Yaptığın şeyin hiçbir önemi yok. Hatta yolda yürürken bile yürüyüşünde bir yaratıcılık olur. 'O' yaratan olmalı. Gerçek değer budur. Yaratıcılığın doruk noktasına ulaştığı zaman. Eğer Picasso gibi ünlü olduğun zaman yaratıcı olabileceğini düşünüyorsan. o zaman ruhanidir. daha kutsallaşıyorsun. Yaptığın işi severek yap. Eğer yerleri böyle bir sevgiyle silersen. Tanrı'nın içinde yaşarsın. şiirle. Yerleri yaratıcı bir şekilde süpürebilirsin. Kutsaldır. O senin aşk . sanki içinde şarkılar ve danslar varmış gibi. onu yaparken tam yoğunlaş. bütün hayatın yaratıcı olduğu zaman. Belki kimsenin haberi olmaz. Bir politikacı. Yaratıcı bir şekilde yemek pişirebilirsin. Çünkü yaratıcı olan insanlar ona daha bir yakın oluyor. sevgiyle yapıyorsan. Eğer gelmezse. ne güzel. o kadar Tanrısal olursun. o bir şey yapmamak. O yüzden hatırlaman gereken ilk şey. şarkıyla ya da başka bir şeyle ilgisi yoktur. Ama herkes yaratıcı olabilir. içini zenginleştirir. ne güzel. değeri sana ait. yaratıcı bir eylem olur. Yerleri süpürdüğün için seni kim övecek? Tarihe not düşülmeyecek.Yaratıcılığın herhangi bir aktivite ile ilgisi yoktur. o zaman yaratıcı olduğunu sanırsın. O zaman. Eğer şöhret gelirse. Ama zaten bunun konuyla ilgisi yok. Eğer o sayede içinde bir şeyler gelişiyorsa. aslında hiç yaratıcı olmazsın. Ne olursa olsun. Ne yaparsan yap. O zaman temizliğin bile yaratıcı olduğunu göreceksin. şenlik havasıyla. Sen keyfini çıkardın. yani kendin olduğunu anladığın zaman. dansla. Tanrı'nın yaratıcı olduğunu söyler. Bir iç yaklaşımdır. Bodhi ağacının altında hiçbir şey yapmadan oturan Buda'dır. seni geliştiriyorsa. ve buna gerek de yok. dünya çok çirkin olur. Eğer bir adam yaratıcıysa. Dünyanın tanıdığı en büyük yaratıcı. Dünyadaki bütün dinler. Yaratıcılık. O anı o kadar büyük bir coşkuyla yaşarsın ki. Bir köşede hiçbir şey yapmadan sessizce otursa bile. O bir tavırdır. Yaratıcıdır. onu yaparken keyif alman. eğer keyifle yapıyorsan. yaratıcı olan ya da olmayanın sen. Gazeteler adını ve resmini basmayacak. Daha yaratıcı oldukça. Keyifle. yaptığın aktiviteye senin getirdiğin bir niteliktir.

Çocukları izlersen görürsün. Ama eğer yaratıcı olmadığına inanıyorsan. Önemli olan bu değil. çünkü bütün yaratıcı kaynakların tıpalanmış. Aşk ve coşkunun dokunuşu ile küçük şeyler bile yücelir. arkasında daha güzel bir dünya bırakır. Çünkü orada bir. Yaratıcı bir insan her zaman o andadır. Yanlışı ve çocuklukta sana zikredilmiş olan hipnotik telkinleri bırakmalısın. Başka insanlardan alındıktan sonra paran olabilir. . paraya dayanır. Giderek onları daha maddiyatçı. daha keyifli. milyonda bir kişi. Bütün akış olasılıklarını sürekli engeller. burada bir resim. yok edilmiştir. Para peşindeki bir adam yıkıcı olur.ilişkindir. Varolmak ve yaratıcı olmak. Güç. Eğer yanlış bir inancın varsa. toplumun para getireceğine inandığı bir aktiviteye yönlendirilmiştir. Her insan doğuştan yaratıcıdır. dünyanın güzelliğini arttırır. Çok az insan yaratıcı olarak kabul edilir: Birkaç ressam. herhangi bir aktiviteyi tek başına sevemez. Yaratıcı bir insan dünyaya gelince. "ben yaratıcı değilim" kapısı vardır. Varolup da yaratıcı olmamak imkansızdır. Yanlış koşullanmalardan arınmalısın. Bu saçmalıktır. Her zaman gelecektedir. Bu çirkin olgu yaşanmaktadır. Ancak o zaman güçlü olabilirsin. Hiçbir şey almaz. Bu inanç herkese aşılanmıştır. o zaman yaratıcı olur. Yaratıcılığı yok ediyoruz. Yaratıcı eylem. yaratıcı olamazsın. Bu dünyadan ayrıldığı zaman. insanın ilgilenebileceği en yaratıcı olmayan şeylerden biridir. Çünkü inanç sadece bir inanç değildir. siyasetçi ve hırslı yaparız. Para ise. Sorumluğu topluma atmak hiçbir işe yaramaz. Zamanla onları yoldan çıkartırız. Resim yaparken ileriye bakar. Hepsini bırak ve kendini bütün şartlandırmalardan uzaklaştır. yıkıcıdır. Bütün yaklaşımımız güce odaklıdır. daha sevgi dolu. daha meditasyonlu yapar. engellenmiş. Kapıları açar. Roman yazarken ileriye bakar. Ama o imkansız şey olmuştur. Ve güç yaratıcı değil. sadece birçok insanı ezmek zorunda olmak. sömürülmesi gerekir. onları imha etmek demektir. eş anlamlıdır. Orada bir şarkı. Çünkü hırslı bir insan yaratıcı olamaz. Çünkü paranın çalınması. Hayatını kendi ellerine almak zorundasın. Onun hayatının kendi özünde bir değeri vardır. bu çok daha güzel ve doyuma ulaşmış bir dünyadır. Hırslı bir insan. Herkes yaratıcı doğar. Hayattaki bütün tavrımız. kapıları kapatır. Biz zamanla onların yaratıcılığını yok ederiz. birkaç şair. Dünyayı daha iyi dans ettirir. Dünyaya bir şeyler verir. Ne zaman Nobel ödülü alacağım diye düşünür. Unutma. Önemli olan onun geride bıraktığı dünyadır ki. Hırsın girdiği yerde yaratıcılık yok olur. Birden yaratıcı olduğunu göreceksin. Bütün çocuklar yaratıcıdır. bunlar yıkıcı eylemlerdir. o inanç kapalı bir kapı olarak etrafında dolaşır ve engel olur. Ancak o zaman güçlü olursun. Bütün enerjin. Enerjinin akmasına izin vermez. dünyanın güzelliğini arttırır. Eğer eylemin aşk ilişkinse. ama biz insanların yüzde doksan dokuzunun yaratıcılığını öldürürüz. Onu kimse tanımayabilir veya birkaç kişi tanıyabilir. Zamanla yanlış inançları onlara dikte ederiz.

Eğer kendi özünü kaybetmişsen. Yaratıcı ol. ya da şiir yazmak. Hatta başına dert açabilir. fakir bir hayat yaşamak zorunda kalabilirsin. yaratıcı olursun. bütün dünya ayaklarının altında olsa bile ne yapacaksın? Bütün dünyaya sahipken. Kaderinin ne olduğu. Ruhunun derinliklerinde dünyanın en zengin insanı olursun. birinin elini tutup gülümseyebilirsen. ustadır. Yaratıcı olmadığına dair bütün inançlarını bırak. Eğer kalpten gülümseyebilirsen. Üniversitede altın madalya alamamış olabilirsin. Hayır. Yaratıcılığının sana güç. Birine kalbinle sarılırsan. sana gül bahçesi vaat edemem. güç ve prestij peşindeki bir adam dilencidir. İnsanların kafasında yaratıcılığın ne olduğuna dair çok kısıtlı fikirler var.. Yaptığının ne olduğu konusunda endişe etme. en son anlarında. Ruhunun derinliklerinde keyif ve neşe dolu olursun. İnsan şaşırtıcıdır. insan değil. Verici ol. Hem de çok büyük bir yaratıcı eylem. Sürekli daha fazla şükran duası alırsın. usta demektir. Sadece tek bir şeyin sözünü verebilirim. Dışardan bakılınca ünlü olmayabilirsin. O zaman ne yaparsan yap dua olur. Karanlıkta el yordamıyla dolaşmak zorunda olduğunu biliyorum. Bin bir farklı şeye . Onlara dikkat et. O inançların nasıl yaratıldığını biliyorum. Eğer onların farkında olursan çok kolay bir şekilde yaratıcı olabilirsin. kendine sahip değilsen ne yapacaksın? Yaratıcı insan kendi varlığının sahibidir. Sadece sevgi dolu bir bakış. şiir adına saçma sapan şeyler yazıp durur. Kalbini vererek yap. flüt çalmak. aslında başarısızlıktır. Herkes her şeyi yapamaz. O yüzden Doğu'da biz arayışçılara. "Usta. iç dünyanda başarısız olmaktır. Swami. sınıf birincisi olmamış olabilirsin. o zaman hayatın mekanik olurdu. Eğer bu dünyaya girerken eline hayatının çizelgesi tutuşturulsaydı. bu yaratıcı bir eylemdir. Sadece bir makine tahmin edilebilir. bu toplum düzeninde başarılı görünmeyebilirsin. güç. İnsan her zaman bir açık kapıdır. Gitar çalmak. Dünyaya verecek hiçbir şeyi yoktur. resmini takdir etmemiş olabilirler ya da flüt çaldığın zaman komşular polis çağırmış olabilir. hayatlarının muhasebesini yaptıkları o son anda dilenci olduklarını görürüz. O. Dilencilere Swami denmiştir. Çünkü o sürekli dilenir. Paylaşabileceğin her şeyi paylaş. prestij yaratıcı değildir. Ama zaten bu dünya düzeninde başarılı olmak. İnsan çok şey yapmak zorundadır. Sadece bununla kalmaz. Ve unutma. aynı zamanda yıkıcıdırlar. ben küçük şeylerle büyük şeyler arasında bir ayrım yapmıyorum. başkalarını taklit ettiğin için olabilir. bir insanın hayatını değiştirebilir. Yaptığın her şey. Arayıp. sunulmuş bir adak olur.. Ruhunun derinliklerinde doyuma ulaşırsın. Bu arayıştan bir şeyler doğar. Bunun nedeni. Ama bunun gibi şeyler yüzünden yaratıcı olmadığın kanısına sakın kapılma." İmparator olarak bildiklerimizin. Birine sevgi dolu gözlerle bakmak. Bütün hayatın kutsanmış olur. "Hayatın bu olacak. Swami diyoruz. net olarak bildirilmiyor. Gitarist olacaksın" denseydi. O zaman işin ibadet olur. Para. kendi kaderini bulmalısın. para getireceğini söylemiyorum. O yüzden insanlar. Ne yapıp.Para. ne yapamayacağını bulmalısın. prestij. Ama her şeyi yaratıcı şekilde yap. Ama bu da hayatın cilvesi ve bu arayışa geçmek güzel bir şeydir. çok başarılı olmayabilirsin.

o zaman bir sorun vardır. Dans ettin. Ve zaman alır. O gülümsemeler siyasidir. seven insanlar. kendi değerlerini yaratmak zorundadır. o zaman para. kayalar bile yaratıcıdır. Şöhret. Nadir Şah'ı. Eğer biri takdir ederse. Kayıtlar onun dört havarisine aittir. Çünkü. Ama bu nadiren olur. Yaşayıp yaşamadığını kimse söylememiştir. Neredeyse bir tesadüf gibi. saygınlık gibi şeyler söz konusu değildir. İsa yaşadığı dönemde ünlü değildi. Ancak. arkasında saklanmış olan Cengiz Han'ı. İsa'dan daha büyük bir başarısızlık örneği verebilir misin? Ama zamanla. endişe etmen için herhangi bir neden yok. En azından asıl yapmak istediğini bilinçli olarak yap. Eğer şöhret olmak istiyorsan. Ve değerlerini yarattığı zaman artık ölmüştür. Eğer hayatını değil. Zamanla insanlar onu tanıdı. Eğer bir katil olursan. başka bir şeyi seviyorsan. korkunç derecede vahşi insanlar bulursun. başarılı değildi. ortada onu yargılayacak kriterler yoktur. diplomatiktir. Yıkıcı olursan şöhreti daha kolay elde edersin. büyük bir insan doğduğu zaman. Ağaçlar. Asla maskelerin arkasına saklanma. Henry Ford'a daha kolay gelir. daha fazla önem kazandı. onun hakkında hiçbir kayıt olmayacaktı. Hitler'i görürsün. yaratıcı olmadığın inancı tehlikelidir. Yaratıcı olmayan. Birçok yaratıcı insan hiç tanınmamıştır. Adolf Hitler'e. Yaratıcı bir insanın tanınması yüzlerce yıl sürer. Yanında bir haritası yoktur. başkan olabilirsin. O. prestij. Hatta bu bile kesin değildir. Ağaçları bilen. Sen seçmek zorundasın. Başbakan olabilirsin. Eğer duyarlı olursan. bilerek yap. Çok nadir. Ama eğer hayatını seversen. eğer yaratıcılık adına başka bir şey peşindeysen. Eğer şöhret istiyorsan. empati . eğer insanları öldürüp yok edersen çok kolay şöhret olursun. Sadece para hırsı bile senin yaratıcılığını yok edecektir. insanların onu anlaması o kadar çok zaman alır. Yani. O zaman aktiviteden keyif alırsın. Bu da çok vakit aldı. O. yaratıcılıktan söz etme. Bir insan ne kadar büyükse. ünlü değildi. Tarihin tamamı katiller tarihidir. yaratıcı olamazsın.açılan bir potansiyeldir. Eğer rekabetçiysen. o zaman bulmayı başarabilirsin. o zaman yaratıcılığı unut. Eğer kimse takdir etmezse. Ondan söz eden başka kimse olmamıştır. aşırı derecede rekabetçiysen. O. Dans etmeyi sevdiğin için dans edersin. Timurlenk'i. Her kaya kendi hacmini yaratır. Teşekkür edersin. ölmüştür. şöhret çok kolay gelir. İskender'i. Yaratıcı olmayan kimse yoktur. Hatta öyle bir olur ki. o zaman yaratıcı olma fikrini bırak. Orası artık başkasının yeri olamaz. Eğer parayı seviyorsan ve yaratıcı olmak istiyorsan. her ağacın kendi şeklini yarattığını bilir. Eğer maske düşerse. Napolyon'u. yani çok geç gelir. O zaman her eylemin gerçek bir değeri olur. O gülen maskenin arkasında çok vahşi insanlar. Yaratıcı bir insan şöhret olamaz demiyorum. Eğer İncil olmasaydı. hissetmek zorundasın. keyif aldın. Ama bunların hepsi maskedir. başarı. Yaratıcılık her zaman öldükten sonra. zaten kendini doyuma ulaştırdın. Dans etmek sana coşku verdiği için dans edersin. Birçok kapı açılır ve her adımda birçok seçenek bulunur. Hemen bırak bu inancı. ne güzel. yıkıcı bir insan için başarı daha kesindir. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. Yaratıcı bir insanın başarılı olması tesadüfe kalmıştır. yaratıcı insan meşhur olduğunda.

sonra başka bir ağacın altına oturur ve onlarla konuşurmuş. "Bekleyeceğiz. Ben kayayla birlikteyim. o kayaları yerinden oynatamazken.yoluyla anlamaya başlarsan. Ben sadece oradayım. O yüzden bu kadar enerji gerekiyor. Hangi ağaç sandalye olmaya hazır diye sormak" dedi. Ona bu işin sırrı sorulduğu zaman şöyle dedi: "Bunun bir sırrı yok. Sizler kayaya rağmen kaldırıyorsunuz. tamam mı. bunlarda tarif edilemez bir kalite bulunurdu. Önce ona prestijim senin ellerinde. Ancak o zaman. onlar insan. Sadece gönüllü olmak değil.. Sandalyelerinden bazıları Çin'de. işbirliği yap. Aradan bin yıl geçmesine rağmen! Bu inanılmaz güzellikte bir şey. Her ağacın bir özgünlüğü vardır. Ağaçlar sadece ağaç değil. o yüzden bana yardım ediyor. Önce bir ağacın. Ona sevgiyle dokun. Hatta onu benim oynattığımı söylemek yanlış. bir ustanın da yarattıklarıyla değerlendirilmesi gerekir. Adam delinin tekiymiş! Ama nasıl bir ağaç meyvesiyle değerlendiriliyorsa. diyorum. "Gidiyorum ve sandalye olmak isteyen bir ağaç arıyorum diye sesleniyorum. Kaya kendini hareket ettiriyor. Çünkü biz bilmiyoruz. Bir ağaç ikna olmaya başladı bile. En temel şey. kaldırabiliyormuş.." Marangoz olan büyük bir Zen ustası vardı ve ne zaman masa ya da sandalye yapsa. bana yardım et. Kaya bana işaret verdiği zaman ki. onunla birlikte akıyorum. Usta ormana gitmiş ve üç gün sonra dönmüş. Bekleyeceğiz. "Ben yapmıyorum. Hem de çok zayıf bir adam olmasına rağmen. hiçbir ağaç saraya gelmeye hazır değil" demiş. ormanı ve ağaçları sorgulamak. Ben sadece ormana gidiyorum. İkna etmeye çalışıyorum. Üç gün boyunca ormanda kalırmış. Kaya bana hazır olduğu işaretini verince harekete geçiyorum. Her ağacın ayrı bir yaratıcılığı olduğunu görürsün. Kayayı seviyorum." . Bazen hiçbir ağaç sandalyeye dönüşmeye hazır olmuyor ve ben elim boş dönüyorum" diye anlatıyor Zen ustası. onlar insan. Taşlar sadece taş değil. Onu sevgiyle seyret. sana çok faydası dokunacaktır. "Bunları nasıl yapıyorsun?" diye sordular. İnsanları mıknatıs gibi çekerdi. Marangoz yanıtlamış: "Sürekli ormana gidip geliyorum. Ondan çok daha güçlü olan insanlar. Bu yaşanmış bir olay: Çin İmparatoru ondan kendine bir kütüphane yapmasını istemiş. benimle işbirliği yapmaya hazırlar mı diye de soruyorum. Ağaçlara gönüllü olmak istiyorlar mı diye soruyorum. Üç ay sonra imparator tekrar sormuş. sevgiyle hisset. bu kadar insan beni izlemeye gelmiş. O dili bilmiyoruz. Git ve bir taşın yanına otur. Bu tip şeyler saçma görünebilir. Hiçbir ağaç bir başkasına benzemez. İnsanı kendine çekiyor ve neyin çektiğini anlamıyorsun. Her taşın özgünlüğü vardır. bunun imkansız olduğunu söylüyorlardı. Sonra kayayı sevgiyle kavrıyorum ve ondan işaret bekliyorum. Bir Zen ustası çok büyük kaya parçalarını çekebiliyor. günümüze kadar ulaşmış durumda ve onlar hala büyüleyici bir çekime sahipler. bütün omurlarım titremeye başlıyor. bu bir titreşim. Fizyolojisine bakarak. Her ağaç eşsizdir. o bunu kolaylıkla başarıyordu.

Kendini açık tut ve aramaya devam et. ödüllendirsin ve altın madalyalar. dünya seni mutsuz bir döngünün içinde kapana kıstırmıştır. Şu andaki durumda. Aslen iş önemli olmalı. sadece dünya tanısın. şeref nişanı ya da fahri doktora verilmez. Sen bilinçlisin. Hayat küçük şeylerden ibarettir ve bu küçük şeyler için ödül. çevirinin sahip olmayacağının ve olamayacağının bilincindeydi. Orijinaldeki güzelliğe. iletişim kur. Herkesin içinde bir tanınma arzusu yarattığın için. yaratıcı olmak için çalışmalısın. Hindistan'ın Bengal bölgesinde yaşıyordu. Tesadüf eseri burada değilsin. tatmin edeceği bir nokta vardır. Sen en tepedesin. eğer tanınmıyorsak. Kayalar bile yaratıcı. Belki baban sana yaratıcı değilsin dedi. Yaratıcı olmadığına dair yanlış inanışlara bağlanma. Seyret. Bu yüzyılın en büyük şairlerinden biri olan Rabindranath Tagore. değersiz olduğumuz üzerine kuruludur. yani Şarkıların Sunumu isimli kitabını İngilizce'ye çevirdi. çok daha güzel ve şenlikli bir dünyaya sahip oluruz. keyifle çalışabilirse. Her şeyi mahveden de bu düşünce. Her insan bu dünyaya belirli bir kaderle gelir. Tamamlayacağı bir iş. bir hiç olduğumuz. Asla yanlış inanışlarla düşünme. 5. Nobel ödülleri versin diye yapıyorsun. "İşin tüm inceliği burada. Yaratıcılığın kendi içindeki değerini ortadan kaldırarak. yardım etmelerini sağla. Eğer sevgi doluysan. Eğer seviyorsan çalışırsın. nazlanmadan kabul et. Bütün senin aracılığınla bir şeyler yapmayı arzuluyor. vereceği bir mesaj. varoluşun en tepesindeki varlıksın. sessizce. Ama yaratıcı olduğun bir yön mutlaka vardır. Burada olmanın bir anlamı var. Çünkü milyonlarca insana Nobel ödülü veremezsin. Senin tatminin işin kendisi olmalı. yaratıcı olmadığın noktalarda dolaşıyordun. Ağaçlar bile yaratıcı. Eğer olursa. Onu buluncaya kadar aramaya devam et. Tanınmak için değil. Sen bir insansın. milyonlarca insanı yok ettiler. işi ne olursa olsun. Şiirlerini. Çünkü Bengalce ve İngilizce'nin farklı ." demiş. belki yanlış yönlerde arıyordun. Yaptığın işi sevdiğin için değil. belki arkadaşların yaratıcı değilsin dedi. İşi her şeyden bağımsız olarak sevmelisin. O zaman enerjini korursun. Bengalce yayınladı ama kimse onu fark etmedi. Asıl bakış açısı bu olmalı. mükemmel yaptığın için değil. Ağaç kendi isteği ile geldiği zaman marangozun yardımını istemektedir. bütün varlıkların bir kişiliği olduğunu göreceksin. ama tanınmak önemli. ŞÖHRET OYUNU Bütün toplum düzenimizin öğretisi. Varolmanın arkasında bir amaç var. gelmezse. Kendi içinde keyif olmalı. Eğer. artık kimse huzur içinde. Tanınmayı talep etme. Hiçbir şeyi itip kakma. fark edilmeyi düşünmeden. İş önemli değil. romanlarını. Sonra küçük bir kitabını. keyif alarak çalışamıyor. Eğer herkes işini sevmeyi öğrenirse. bunu düşünme bile.Sonra bir ağacı ikna etmiş. Gitanjali.

"Siz o doktorayı bana vermiyorsunuz. Ama bir şekilde çevirmeyi başardı ve çeviri orijinale kıyasla çok yavan olmasına rağmen. Kavga etsen bile. Sevdiğin şeyleri yap ve asla tanınmayı isteme. Yaşadığı şehir olan Kalküta'daki üniversite ona fahri doktora unvanı öneren ilk üniversite oldu. Çünkü o sana tanınma getirecek. Nobel ödülü. Şöyle dedi: "Ben eserimi yaratırken yeterince ödül aldım. öğretmenler seni sürekli tanınmaya. Tagore reddetti." Doğru söylüyordu. ama yine de yapıyorsun. Neden tanınma gibi bir arzun olsun? Tanınma arzusu. Çünkü almış olduğum ödülden daha güzel bir şey olamaz. kabullenileceksin. diğerinin yerine geçer. Nobel ödülünü reddetti. Neden başkalarına bağımlı kalasın? Tanınmak ve kabullenilmek başkalarına bağlıdır. Belki yaptığın işi sevmiyorsun. İngilizce'de böyle bir nitelik yok ve bunu ona getiremezsin. Başka da bir ödül istemiyorum. Siz o doktorayı benim eserime vermiyorsunuz. Sorun her zaman senin içindeki duygulardır. onun farklı nitelikleri vardır. tam aksine beni aşağıya çeker. Kitap yıllardır Bengalce ve diğer Hint dillerinde basılı durumdaydı. Bir Nobel ödülü buna bir şey katmaz. doğru hedefe yöneldiğin konusunda sana destek olduğunu sanacaksın. Şu temel şeyi öğren. Dünyanın bütün ülkelerinden. işini seviyor musun? Herşey orada biter. Ben yaşlıyım ve yeterince keyif yaşadım. O zaman anlamlı olur. Ben herhangi bir Nobel ödülünü kabul etmeyeceğim. Bengalce çok tatlıdır. sohbet ettiğin zannedilir." Hiçbir doktorayı kabul etmedi. Sonra birden Hindistan onun farkına vardı. Çünkü kitap. tanınma peşinde olan amatörler için güzeldir. İşinden nefret ediyorsun. o zaman değiştir. farklı ifade tarzları vardı. Sen kendini bağımlı kılıyorsun. Nobel ödülüne veriyorsunuz. Yaptığım her şeyi severek yaptım. Tanınmanın. Bunun kendini aşağılamak olduğunu söyledi. En büyük ödül zaten buydu. Dünya. Ama bu yıllar boyunca kimse onu fark etmemişti. bütün dinlerinden aldığım lanetlemeler benim için çok daha değerli. insanları kontrol altında tutmanın çok kurnazca bir yoludur. sevmiyorsun. Müzik gibidir. Takdir edilecek. Eğer sevmiyorsan. Bu. Aileler. Her üniversite ona fahri doktora vermek istiyordu. Neden birisi tanınmayı istesin? Neden kabul edilmek için çabalasın ki? Kendi içinin derinliklerine bak. Ama doğru insanlar bu dünyada azınlıkta. tekrar işini düşün. Nobel ödülünü kabul etmek bağımlı olduğum . her kelimenin melodisi vardır. asıl dilinde çok daha güzel olarak yıllarca burada durdu ve hiç kimse zahmet edip hakkında bir yazı bile yazmadı. Belki yanlış yolda olmaktan korkuyorsun. Dış dünyayla hiçbir ilgisi yoktur. ne yapmak istiyorsan onu yap. ancak işini sevmiyorsan bir anlam kazanır. Bu dilenciliktir. Nobel ödülünü kazandı. Kabullenilmek doğru olduğunu hissetmene yardım edecek. Siz o unvanı. Tanınmayı düşünmek yerine.yapıları. kabul edilmeye yönlendiriyor. En büyük romancılardan ve insan psikolojisini çok iyi kavrayan yazarlardan biri olan Jean Paul Sartre. tuzağa düşmüş olarak yaşayan yanlış insanlarla dolu.

Ama ne kazanacaksın? Hiçbir şey kazanamayacaksın. Hayat felsefi bir sorun değil. O zaman sana saygı gösterecekler. karşılığında saygı görme ihtimalin o kadar azalır. Nobel ödülü ile gururlanacağım. Çünkü insanlığın.anlamına gelir. DÖRT ANAHTAR Bir şeyler yarattığın zaman hayatın tadını alacaksın. kitapların saygı görecek. her şeyinle yaparsan. bugünün dahisinin ulaştığı zekaya ulaşması. iki ya da üç yüzyıl sürer. Bu düzenin tanınmış insanları. Arada büyük bir fark vardır. İki ya da üç yüzyıl geçtikten sonra. Eğer yaratıcı olursan. yerleri silmek bile. O zaman her şey bir kapıya dönüşür. . Şu anda ancak kendimle gurur duyabilirim. tazminat olarak onlara ödül verir. kendi sevgisiyle. İçleri toplumun doldurmak istediği çöplerle doludur. ilahi bir gizemdir. kendi kaynaklarından beslenen bir birey olmak insanın kökleşmesini sağlar. sevgiyle. Başkalarının ne düşündüğünü umursamaz. hayatın tadını alacaksın. onurlu insanları. Aksine ruhunu kaybedeceksin. onların görüşlerine ve beklentilerine göre davranmalısın. Aptallar tarafından saygı görmek için. kendi işiyle yaşar. kendi ayakları üzerinde duran. Bu hasta insanlık tarafından saygı görmek için onlardan daha hasta olmalısın. Eğer işin bir dahi işiyse. Bu şekilde bir birey olursun. heykellerini yapacaklar. İşin ne kadar değerliyse. Bu senin yoğunluğuna ve bütünlüğüne bağlı olacak. o zaman bu hayatta hiç saygı görmeyeceksin. Kendi bireyselliğinin farkında olan her insan. Bu da. Yaşadığın sürece lanetleneceksin. Artık kendimle gurur duymayacak. Ve toplum. Ortada gurur duyacağım başka bir şey yok. gerçek çiçek açmanın başlangıcıdır. çöp yığınından başka bir şey değildir. Özgürlük içinde yaşayan.

Unutma. Meryem ve İsa" diye konuşur öğretmen. farklı yollarda tekrar tekrar arar durur. Bunu ancak çocuklar yapabilir. Resimler kendine getirildikten sonra. onlara Nobel ödülü verildiği zaman. TEKRAR ÇOCUK OL Tekrar çocuk olursan yaratıcı olursun. pilot Pontius. yeniyi deneyebilen insandır. Bir şeyi yapmanın doğru yolunu bilmediği için. Saygın oldukları zaman. onlara her şeyi doğru şekilde yapmayı öğretiriz. bir teknisyen olacaksın. Başkasının daha önce yapmadığı bir şeyi yapmış olur. Sadece tekrar eder. sürekli zenginleşir. bir şeyi yapmanın doğru yolunu. üreticidir. dansçıların." Şimdi. Yaratıcılık işte bu. O yüzden tekrar çocuk ol. Robotlar asla yaratıcı olmaz. Zihinden özgür. başkası tarafından keşfedilmiş yol demektir. Kutsal aile ahırda. Bütün çocuklar. nerede doğarlarsa doğsun. bilgiden özgür. daha sonra değeri olan bir eser çıkardığını gördün mü? Sen hiç herhangi bir saygın insanın. artık yaratıcı değillerdir. Bütün çocukların yaratıcı olması seni şaşırtacaktır. önyargıdan özgür. Eğer doğru yolu izlemiş olsaydı bunu yapamazdı. en az çaba gerektiren yolunu bilir. O. yaratıcıdır. kutsal aile katıra biniyor. Çocuk bir şey yarattı. "Ama dördüncü kafa kim?" "Oh!" diye yanıtladı çocuk. bir üretici. öğrencilerinden İsa'nın ailesinin resmini çizmesini ister. Şu küçük hikayeyi dinle: Bir kilise okulu öğretmeni. Yaratıcılığın özgürlüğe ihtiyacı vardır. Resimde uçağın pencerelerinden çıkmış olan dört tane kafa vardır. Ne oluyor? Sen hiç Nobel ödüllü bir yazarın. Birçok kere yanlış yola sapar. her zaman yanlış yolları deneyecektir. ama her defasında öğrenir.1. Ama asla yaratıcı olamayacaksın. müzisyenlerin saygın insanlar olmadığını görürsün. Bütün çocuklar yaratıcıdır. arar durur. Yaratıcı bir insan. yaratıcı bir insan. yaratıcı bir şey yaptığını gördün mü? Korkmaya başlar. Sonra küçük bir çocuğu çağırıp. "Bu kafaların üçünü neden çizdiğini anlıyorum. Onlar Yusuf. O andan itibaren yaratıcılık yok olur. Bir yapımcı olacaksın. bir robot değildir. Üzerlerine zıplarız. resmini açıklamasını ister. Ama biz yaratıcılıklarına izin vermeyiz. Bir yaratıcının saygınlık denen şeyi riske etmesi gerekir. Eğer her zaman bir şeyi yapmanın doğru yolunu takip edersen. ressamların. vs. O yüzden şairlerin. Çünkü doğru yol. bu çok güzel. yaratıcılıklarını ezip öldürürüz. Eğer yanlış . Yaratıcı insan. en ekonomik yolunu. Sen yapmaya korkarsın çünkü aptal görünmekten korkarsın. Bir üreticiyle yaratıcı arasındaki fark nedir? Üretici. Yaratıcı. Bir yaratıcının aptal görünebilmesi gerekli. çocukların çoğunun bildik resimler yaptığını görür. Doğru yoldan giderek tabii ki bir şeyler yapabileceksin. "O. asla yaratıcı olamazsın.

saygınlıklarını. Dünya onları tanır. O yüzden bir sanatçı saygın olduğu zaman ölmüş olur. muhakemenin. çok verimli. Risk onun aşkıdır. Doğru yolu öğrendikleri zaman. Toplumda geçerli olan bütün nevrotik şeyleri öğrenir. Evet. Verimli olamaz. Sağ lob ise. Nasıl büyük ev sahibi olacağını. O her zaman risk almaya hazırdır. disiplin ve düzenin lobudur. sıradışı insanlardır. tekrar tekrar yaparlar. akıl. Bir şeyi ancak öğrendikten sonra yapabilir ve onu. . şiirin lobudur. mantığın. Okulda rekabet etmeye başlar. birer robota dönüşürler. o kadar çok saygı görürler. Mekaniktir. O. Ancak yaratıcılık söz konusu olunca hiçbir işe yaramaz. Ana okulundan üniversiteye kadar bütün eğitimimiz bundan ibarettir. Ne oluyor ve neden oluyor? İki zihnin var: Zihnin sol lobu yaratıcı değildir. ama çok geç tanır. O yüzden ona gezgin diyorum. Yaratıcı. Teknik anlamında çok kapasitelidir. Hemen onlara bir işi yapmanın doğru yolunu öğretiriz. Çocukluk imha edilmiştir. Sağ loba dur deyip. çünkü deney yapmaya devam etmesi gerekir. Ama biz onlara izin vermeyiz. ama sabah olunca tekrar gider. Güzelliğe karşı çok duyarlıdır. sol lobu çalıştırmayı öğrendik. Ve onlar da her zaman deli olarak görülmüştür. dili. Yedi ile on dört yaşları arasında bunu başarırız ve çocuk ölür. yaratıcı olmaya çalışır. Ancak prestijlerini. Ne kadar verimli olurlarsa. asla ev sahibi olamaz. prestijine ne olacaktır? Bunu riske edemez. Mantığın değil. Eğitim sistemimiz tamamen bundan ibarettir. Yedi ile on dört yaşları arasında çocukta büyük bir değişim yaşanır. bir geceliğine kalabilir. sol lobu destekleme çabasıdır. mantığı. düz yazıyı öğrenir. sol loba kaydırmanın nasıl yapılacağını öğrendik. Güce. bunun tam karşıtıdır. Yerleşmek onun için ölüm demektir. nasıl daha iyi eğitim alacağını düşünmeye başlar.. Sonra bilmeden. egoist olur. Sürekli yaptıklarında bir yanlış olduğunu düşünür. tekrar tekrar riske atmaya ve kimsenin yapmaya değer vermeyeceği şeylere girmeye hazır insanlar yaratır. Çocuk doğduğu zaman. bir yere yerleşemez. kargaşanın lobudur. Ama bu sağ lobdur. Psikologlar bu olguyu araştırıyor. Düzenin değil.bir şey yaparsa ya da bir şey ters giderse. herhangi bir yere yerleşemez.. Ne kadar çok tekrarlarlarsa o kadar verimli olurlar. mükemmel şekilde yapar. enerjiyi sağ lobdan. her çocuk yaratıcı olma kapasitesiyle birlikte doğar. Çadırını sırtında taşır. İstisnasız her çocuk. O bir vatandaş olur ve artık disiplini. sevginin lobudur. Düz yazının değil. matematiğin lobudur. Hesap. sol lob işlemez. sağ lob işlemektedir. Eşsizliğe karşı büyük bir kavrayışı vardır ama verimli değildir. Nasıl daha çok para kazanacağını. Yaratıcılar. Artık çocuk çılgın değildir. paraya daha fazla ilgi duymaya başlar ve daha güçlü olabilmek için. Sonra doğru olanı. Sağ lobu yok edip. bir gezgindir. gururlarını. Bu lob. bilimsel olmadan çocuğa öğretmeye başlarız. Sakın unutma. Çağlar boyunca.

keyifsiz ve şenliksiz yaşamaya nasıl devam edebilir? Uzun süre edemez. günlük ticaret hayatında. Sağ lob. insanlığa çok büyük bir hizmet vermektedir.Bunun gibi şeyleri öğrenir. Bir şeyi sakın unutma. sağ loba hizmet etmesi gerekir. Uyuşturucu kullananların okulları bırakması bir tesadüf değildir. Asıl suçlu onlardır. Gelecekte çok daha geliştirilmiş uyuşturucular çıkacak. uyuşturucular ortadan kaybolur. Hesap yapmak gerektiği zaman. bir tarafa çok fazla gitmiş. politikacı ve eğitimcidir. sağ loba aktarır. uyuşturucu aldığın zaman işler. Üniversitelerden. isyan ihtiyacı doğmuştur ve bu ihtiyaç çok büyüktür. Eğer meditasyon giderek yaygınlaşır ve insanların hayatına girerse. sol lob ise. Her türlü kimyevi maddeden daha az zararlı ve daha az yıkıcıdır. Sol lobun. birer Tanrı'ya dönüşmüştür. Yani. hangisinin ne zaman kullanılması gerektiği öğretilirse sorun çözülür. İç denge tekrar tesis edilmedikçe yasa ile bir yere varamazsın. sağ lobun işlemesine bu kadar karşı olmayı bırakmalıdır. Sağ lob için yaşam alanı kalmamıştır. sevgi silinmiştir. Uyuşturucu ancak. Zihnini sol lobdan. Batı'daki zorunlu eğitimin sağ lobu tamamen yok etmeyi başarmış olmasıdır. Üniversitelerde. sahiptir. Meditasyon aynı şeyi yapar. aşırıya kaçmıştır. Uyuşturucunun çekiciliği. O kadar aşırıya itmişlerdir ki. Bu tesadüf değildir. Uyuşturucunun tek yaptığı budur. pazar yerinde. Çünkü parayı sadece hayatın keyfini çıkarmak. Uyuşturucunun Batı'da bu kadar ilgi görmesinin tek nedeni. her zaman nihaidir. kolejlerden ayrılırlar. Marihuana. Batı. Enerjin sol lobdan. Bazı durumlarda beynin sadece sol lobu gereklidir. güzellik silinmiştir. Sağ lob. İnsan bir kere uyuşturucunun keyfini alırsa. hayatı kutlamak için . içindeki yaratıcılık kapasitesini serbest bırakır. Eğer çocuklara zihinlerinin iki lobunu da kullanması öğretilirse. Uyuşturucuyu yasalarla yasaklamak mümkün değildir. Artık eğitim sistemi. Başka bir yolu yoktur. güç. Burada suçlu uyuşturucu kullanan değildir. etkileme gücü. uyuşturucu sorunu ortadan kalkmaz. LSD. Aynı isyanın bir parçasıdır. faydası vardır. şiirsiz. sağ loba geçer. ki meditasyon çok daha iyi bir yoldur. eğitim sisteminin saçmalığını göstererek. Dünyanın her yerindeki yeni nesil. Şiir insanların hayatından tamamen silinmiştir. Ya da ancak rüyanda. ikisini birden kullanıp. fazla eğitilmiştir. Alkol yüzyıllardır bunu yapıyor. kolejlerde ve okullarda sağ lobun tekrar hayata dönmesi için yöntemler uygulamaya sokulmadıkça. Dünyadaki uyuşturucu salgını ancak tek bir şekilde önlenebilir: Bu da meditasyondur. O zaman sağ lob daha az işlemeye başlar. Asıl suçlu. Para. Bazen. anında vitesi değiştirmesinden kaynaklanır. sen uyurken işler. içindeki şiirselliği ortaya çıkarmanın daha iyi bir yolu bulunursa bırakılır. Ama şimdi çok daha gelişmiş uyuşturucular var. Yani sol loba kayar. Hatta hiçbir zararı yoktur. Ancak bazı zamanlar da sağ lobun kullanılması gerekir. bir araç. onu bırakması çok zor olur. İnsanlık sevgisiz. Psilosibin. insan zihnini aşırı uca itenler onlardır.

O zaman sana çok çok zeki derler. hayatını kaybetmişsindir. Onların görkemleri iftihar listelerinde son bulur ve bir daha ortalıkta görünmezler. Rahatlamak için çalışırsın. Hayat onlara hiçbir şey borçlu değildir. tam doğru olmasa bile. zekayı gösterir. Yeni cevap. Bir aptal olursun. şarkı. Eğer verimli bir şekilde kusarsan. keyfini kaybetmişsindir. zekidir. yeniden üretebilirsin. yaratıcılık ve zeka sokulmalı. Sınavlar tamamen budur: Eğer birisi içine tıkılmış olan herşeyi kusabilirse çok zeki olarak görülür. şiir. Zekanı kaybetmişsindir. O artık gelemez. üniversitelerde. Amaç. sınav kağıdı verilir ve kusması istenir. Şimdi sadece diplomalarını ve unvanlarını taşıyorlar. rahatlamaktır. Bu çok nadirdir. Okullarda. tekrardır ya da yaratıcıdır. Her çocuk okula zeki olarak girer. Eğer sindirmişsen aynı şeyi kusamazsın. zekisin. Önce bütün bilgiler zorla yutturulur. Çocuklara zorla aynı şeyler tekrar ettirilmemelidir. Sadece aptalca cevap ve zekice cevap vardır. herkes gibi aptalca davranmakta zorlanıyordu. Eğitim dünyasının gerçek bir devrimden geçmesi gerekir. Çünkü yenidir. daha fazla dans. Sana verilen şeyi tam olarak kusarsan. Tekrar edilen yanıt. Üniversite neredeyse her zaman başarılı olur. Eğitim sistemin nedir? Bunu hiç düşündün mü? Üzerinde hiç kafa yordun mu? O sadece hafıza eğitimidir. çok zekisin. Bu sayede zekan artmaz. Çünkü sağ lobunun işleyişini kaybetmişsindir. kolejlerde. üniversitelere daha fazla kargaşa. Zekiler buna uyamaz. Sınıfa daha fazla keyif sokulmalı. Evet. eski fikirlerle uyuşmasa bile. Ortada doğru cevap olmamalı. sonra. Amaç. ama üniversiteden zeki bir kişinin çıkması çok nadir rastlanan bir şeydir. Bu gerçekten çok üzücü bir durumdur. . Bu tür eğitimin tamamen değiştirilmesi gerekiyor. Sadece oyun oynamak için çalışırsın. Doğru ve yanlış kategorisi özünde yanlıştır. İnsanlar izlenmeli ve daha zeki olmaları için yardım edilmeli. Ama yediğin ekmek aynı şekilde çıkmaz. en zeki olarak görülürler. kan çıkabilir. O yüzden her şeyi midende sindirmeden tutmak zorundasın. Onlar diplomalarını satın aldı ve her şeylerini kaybetti. Bir insan yeni bir şekilde yanıt verirse. Zaten yok. İnsanlar zorlanmamalı. Albert Einstein'ın üniversiteye giriş sınavını geçemediğini biliyor musun? O kadar yaratıcı bir zekaya sahipti ki. Çalışmak. Bu insanlara ne oluyor? Onları yok ettin. amaç değildir. Doğru cevap ve yanlış cevap yoktur. Bir şeyi ancak sindiremezsen aynı şekilde kusarsın. Peki ne öğrendin? Bilgi! Zihnin hafızayla doldu. Çünkü tekrar edilmiştir. oyun oynamaktır. hatta giderek aptallaşırsın. En aptallar. Cevap ya aptalcadır. ona değer verilmeli. Bırakılması gerekir. iftihar listelerine girenler ortadan kaybolur. Ama o diplomanın bedeli çok ağır olmuştur. Tekrar edebilir. Şimdi bunun iyi anlaşılması gerekir. başka bir şey çıkar.kazanırsın. çünkü kaybolmuştur. takdir edilmeli. doğru görünse bile ona fazla değer verilmemeli. Onlar hiçbir işe yaramaz. Sevmek için bankada belirli bir miktarda paran olsun istersin. diploma alırsın. İş etiği geçmişten kalma bir sıkıntıdır. Hafıza üzerindeki bu bağımlılık azaltılmalı.

öğretmenlerinin sana yaptıklarını terk et. Bilgi dediği şeye çok önem verir. Varoluşun en güzel deneyimlerinden biri. Küçük bir yaratıcılık. Disiplin kelimesi. O bir mürit olamaz. Sana deli gözüyle bakacaklar. ÖĞRENMEYE HAZIR OL Disiplin çok güzel bir kelime. Keşfetmeye hazırsındır. Öğrenmeye hazır olan kişi bir mürittir. Öğrenmeye başladığın an. "Galiba bu zavallı adam delirmiş" diye düşünecekler. En başta yaşadığın o heyecanı tekrar yaşayacaksın. O zaman tekrar yaratıcı olacaksın. İnsanların seni garip olarak gördüğü bir hayata başlamak. Socrates şöyle diyor: "Tek bir şey biliyorum. Bu cahillik ışık saçar. Ama buna değer. Eğer yaratıcı olmak istiyorsan. Saygıdeğer bir insan olarak görülmeyeceksin. bir dogmaya dönüşür ve daha fazla öğrenmeye engel olur. O hâlâ bastırılmış bir şekilde orada bekliyor. bütün bu dünyadan ve bütün padişahlıklardan çok daha değerlidir. Doğal olarak risk alacaksın. o da hiçbir şey bilmediğim. Dionysius'un cahilliğe. Benim için dindar insan. her şeyi riske edebilmelisin. Ailenin. mürit anlamına gelen "disciple" kelimesiyle aynı kökten gelir. O bilmeme durumunda olduğun zaman açıksındır." Disiplinin başlangıcı budur. yaratıcı insandır. gerçek disiplin içinde olamaz. ancak diğer bütün güzel kelimeler gibi geçmişte yanlış kullanılmıştır. Yapabilirsin. Ama çok az insan yaratıcı kalabilir. ışıma demesine katılıyorum. Bütün politikacıların ve din adamlarının sana yaptıklarını geride bırak. ışıldayan bir bilmeme durumunda olmaktır. Hiçbir engel yoktur.Eğer yaratıcı olmak istiyorsan ne yapmalısın? Toplumun bütün yaptıklarını bırak. 2. Öğrenmeye hazır olma süreci ise disiplindir. Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez. Tabii çok büyük bir cesarete ihtiyacın olacak. Çünkü o zaten bildiğini düşünür. Bu kapandan kurtulmak tam sana göre. Herkes yaratıcı doğar. Bilgili insan asla öğrenmeye hazır değildir. soruşturma ve keşfetme duygusu yükselir. Tekrar yüzeye çıkabilir ve o yaratıcı enerji içinde serbest kaldığı zaman dindar olursun. Garip görüneceksin. Aksi halde bir bilgiye. Çünkü toplumun sana yaptıklarını bırakmaya başladığın zaman. Kelimenin kök anlamı öğrenme sürecidir. Bilgisi egosunu besleyen bir şeyden başka bir şey değildir. saygınlığını kaybedeceksin. Hiçbir şey bilmediğin zaman. İnsanlar sana bir tuhaf bakacak. En büyük cesaret budur. her an öğrendiği şeyin öldüğünü hisseder ve tekrar cahil olur. içinde büyük bir araştırma. . arkasından kaçınılmaz olarak başka bir unsur girer: Öğrendiğin her şeyi sürekli geride bırakmalısın.

bilgi biriktirmeyeceğini kavratmaya çalışıyorum. sana asla uymaz. Bütün bu disiplinler. Sen içinde cesetler taşıyorsun ve o cesetler kokuyor! Her yanın cesetlerle çevrili olduğu zaman. insana empoze edilmiştir. Başkasının kıyafetlerini giyiyor gibi olursun. Ancak o zaman özündeki kendiliğindenlik büyümeye başlar. Muhammed. nüanslarına dikkat etmesi. Onu ödünç aldığın zaman. Hayat asla ölü değildir. O zaman katılımın bütünsel olur. Disiplinin kalpten gelmeli. O yüzden unutma. İçinde kendini aptal gibi hissedersin. Yaratıcı bir insanın bütün yap ve yapmaları eritmesi gerekir. anın sorumluluğunu öğretiyorum. On Emir'e benzemez. Arada büyük bir fark var. Hepsinin son kullanma tarihi geçmiş. Ben sana disiplin vermiyorum. kendine özgü bir güzelliği olacaktır. uzun yıllar önce gömülmeleri gerekirdi. sonsuz alana. Tutarlı olmaya çalışma. Yaşamaya çalış. İnsanlığın aptallığını görüyor musun? Beş bin yıl önce Manu. nasıl bir hayatın olabilir? Ben sana anlık yaşamı öğretiyorum. bunu yapma. ama başkası için olamaz. Onun için iyi olabilir. Bunu yap. Hatta ben aynı nehire bir kez bile giremezsin diyorum. İnsanlar başkalarına hayatlarını disipline etmelerini söyler. aksi halde ölmüş olursun. bütün yıldızlara ihtiyacı var. tetikte olması gerekir. Eğer disiplini sana bir başkası veriyorsa. Ya çok bol gelir ya da çok dar. yaratıcı olamaz. O anı. Herakles haklıydı. Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın. . bireysel bir olgudur. Bütün tutarsızlıklarla. sana ait olmalı. belirlenmiş prensiplere göre yaşamaya başlarsın. O zaman ne yaparsan yap. O bir tutsaktır. ama bir başkası için iyi olamaz. Onun özgürlüğe ve alana ihtiyacı var. Disiplin. bir sonraki anda yanlış olabilir. Sadece ölüler tutarlıdır. Jaina'lara bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. Anın özgürlüğünü. başkaları tarafından verilmiş. Müslümanlara bir disiplin vermiştir. Eğer insan binlerce yap ya da yapmalarla yaşıyorsa. bana göre disiplin. nehir o kadar hızla akıyor ki! İnsanın her duruma. Hindulara bir disiplin sundu ve onlar hala onu izliyor. bütün gökyüzüne. Hayat bir akıştır. Binlerce yaplar ve yapmalar. Yahudilere bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. Ben sadece sana nasıl öğrenmeye devam edip. Hayat her an sürekli değişmektedir. dünyayı tımarhaneye çeviriyor. her anını geçmişi referans almadan. Şu anda doğru olan bir şey. hazır cevaplara göre değil. ve tepkileri o andaki duruma göre olmalıdır. O bütünlüğün güzelliği vardır ve o bütünlüğün yaratıcılığı vardır. Buda. Ölü prensiplere göre. Beş bin yıl önce Adinatha. o anın içeriğinde yaşa. Onun için iyi olabilir. geleceği referans almadan yaşa. milyonlarca Budist'e bir disiplin vermiştir. Üç bin yıl önce Musa.Disiplin yanlış yorumlanmıştır. Her yerde karşısına duvar çıkar.

" Bu şekilde onu aşağılayacağını sanıyordu. Dünyada yaşanmış olan bütün katliamlar. Abraham Lincoln'un öldürülmüş olması bir tesadüf değil. Onun kadar güzel ayakkabı yapabilen kimse yoktur. Tanrı'yla işbirliği içindedir. Birçok senatör. Senatörler. Babam çok güzel. Bu arada. politikacılar yüzünden yaşanmıştır ve onlar hala küresel intihar için daha fazla nükleer silah üretiyor.3. Ama sakın babanızla birlikte evime gelip. sanki dünyada hiç varolmamış gibi yaşayıp ölür. Ama politikacılar bile Nobel ödülü alıyor. Eğer babamın yaptığı ayakkabılar ayağınızı vuruyorsa. Aklıma Abraham Lincoln geldi. O yüzden asla kökeninizi unutmayın. öfkelendi. Her yaratıcı ruh. Aynı zamanda yaratıcılığa ne kadar büyük bir saygı duyduğunu göstermişti. evinize gelirim. hepimizi besleyen çiftçinin ödüllendirildiğini duydun mu? Hayır. siz aristokratlara bir şey hatırlatacağım. bu sanatı onun yanında öğrendim. ne yarattığının önemi olmadan saygı görmeli ve onurlandırılmalı. "Senatoda ilk konuşmamı yapmadan önce. harika bir ayakkabıcı değilim ama en azından ayakkabılarınızı tamir edebilirim. saygı ve değer görür çünkü yaratıcı ruh. Doğal olarak. O bir ayakkabıcının oğluydu ve Amerika'nın başkanı oldu. Ama Abraham Lincoln gibi bir adamı aşağılayamazsın. Bu çok çirkin bir ayrımcılıktır. ailem için ayakkabı ölçüsü aldığınız günleri unutmayın." Senatoda derin bir sessizlik vardı. bu adamı aşağılamanın mümkün olmadığını anladı. çirkin bir aristokrat ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Bay Lincoln. Onlar akıllı birer hayduttan başka bir şey değildir. Ne yaparsam yapayım. yemin ettikten sonra senatoda yaptığı ilk konuşmada. Ülkenin bir ayakkabıcının oğlu tarafından yönetilmesi fikrini kabullenemediler. herkes tarafından hatırlanması gereken bir şey söyledi. Estetik anlayışımız hiç zengin değil. bana babamı hatırlattığınız için size minnettarım. bir tesadüf eseri ülkenin başkanı oldunuz. tam konuşmak için kürsüye çıktığı zaman. Gerçek ve dürüst bir toplumda yaratıcılık. aşağılık kompleksi olan insanlar aşağılanabilir. çok yaratıcı bir sanatçıydı. bütün aristokratlar çok rahatsız oldu. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL Hayat yaratan. . Bana haber verin. Ben onu asla aşamam. Büyük insanları ise aşağılamak mümkün değildir. Abraham Lincoln. hayatı güzelleştiren bir bahçıvanın Nobel ödülü aldığını duydun mu? Tarlaları sürüp. Başkanlığının ilk gününde. kızdı. Sadece küçük insanlar. babanızın yaptığı ayakkabıları giyiyor. Böylece yaratıcılığa değer verilir. onun sanatçılığının büyüklüğü kadar büyük bir başkan olamayacağımı çok iyi biliyorum.

Kapının önünde sessizce durup.Resim. heykel ya da ayakkabı yapman hiç önemli değildir. "temizlik bile mi? Ama senin işin olduğuna göre seve seve yaparız" diye devam ederler. Orada. Yaptığın her şey yaratıcı olabilir. Ama aslında dedikodudan başka bir şey değil." Bir kadına aşık olduğun zaman. ama ben asla sıkılmayacağım. yapılması zorunlu olan bir şeye dönüşür. Seks hayatlarının heyecanını kaybetmesine üzülen genç kadın. Herhangi bir işi derin bir sevgiyle yapmaktır. Bahçıvan. Yaratıcılığın ne anlama geldiğini biliyorsan yaptığın her şey yaratıcı olabilir. Bir gün o kadar sıkılırsın ki. Ama bu herkesin başına geliyor. Sen büyük bir kitap yazmak istiyorsun. Burada yerleri yıkayıp. bir gün onun peşinden tuvalete gitti. o . Bunu merak eden kadın. o zaman karın olur. kendine bakarken mırıldandığını duymuş. Sen bir gün sıkılabilirsin. içeriye tek gözle baktığı zaman. Sevişirsin. Eğer bu salonu sevgiyle temizlersen yaratıcı olur. Yaratıcılık. o zaman bir yük olur. balıkçı. O zaman yaratıcı olmak için başka bir zamanı tercih edersin. temizlik bile mi?" diye sorarlar. senin bilincinin niteliği ile ilgilidir. Sonra. sonunda kocasını hipnoz tedavisine gitmeye ikna eder. marangoz olman önemli değil. tuvalete giriyor ve bir süre sonra tekrar dönüyordu. çiftçi. o zaman bu iş bir göreve. kocasının aynadaki görüntüsüne odaklanıp. Sonsuza dek bu şekilde konuşmaya devam edebilirim. ama her şey durulduktan sonra. Önemli olan tek şey var: Yarattığın şeye ruhunu koyabiliyor musun? O zaman yarattığın ürünlerde sanki Tanrı'dan birer parça bulunur. Osho. yaratıcı insanların dedikodularından başka bir şey değildir. Benim için tam bir keyif. tekrar gelirler ve "temizlikten daha yaratıcı bir şey yapmak istiyoruz" derler. "Her türlü iş mi. O benim karım değil. "O benim karım değil. ortadan kaybolursun. Eğer bir şeyi gerçekten seviyorsan. Birkaç seanstan sonra cinsel ilgisi tekrar alevlenmiştir. Yaratıcılık. O zaman her şey eskir. Yaratıcı ol! Bütün o büyük kitaplar. vaktinin boşa harcandığını düşünürsün. Unutma. tuvale renkler atacaksın. Ama sevişirken arada sırada hızla yatak odasından çıkıyor. yerleri silmek kadar sıradandır. yaratıcılığın yapılan işle ilgisi yoktur. Bir gün belki yazıya dökülebilir. kendini yaratıcı mı hissedeceksin? Resim yapmak. Burada kimse kalmaz ve ben hala konuşuyor olurum. Ne fark var? Biriyle. birkaç gün sonra. o bedeni bilirsin. o tabii ki karın değil. Sonra o yüzü bilirsin. Sana bir fıkra anlatayım. keyif alırsın. Bana birçok insan geliyor. bir arkadaşınla konuşurken. Bunu keyifle yapıyorum. temizleyeceksin. yaratıcısındır. O başka zamanda ne yapacaksın? Yapacak daha iyi bir şey bulabilir misin? Eğer resim yaparsan. Ama bir arkadaşın gelmiş! Biraz dedikodu yapmak da çok güzeldir. o zaman yaratıcı olacaksın. Ben burada ne yapıyorum? Dedikodu. meditasyon gibi keyif almaktır. işten. Ama eğer beni sevmiyorsan. İlk gelişlerinde.

o zaman egon devreye girer. Bunu dene. Neden Shakespeare olmaya gerek var ki? Üç yıl bir mahallede servis yapmak! Bu. neredeyse bir kitap. "Bu sana layık değil. Odun kesmek. hemen bunun farkına var ve egoyu bırak. o sadece ego tatmini için bir şeyler yapıyor olabilir ama sana bir aziz gibi görünecektir. Şöyle bir hikâye duydum: Bir ev kadını bakkal çırağının sürekli siparişlerini hemen getirmesinden memnun olduğu için ona adını sormuş. bir temsil yazmak kadar güzel bir şey. Büyük bir şiir yazmak. kuyudan su çekmek." Bayıldım. zamanla önemsiz şeylerin kutsal olduğunu görürsün. "Bu temizlik değil. Adam ölmüş. Ölümü bile yaratıcı bir eylem. Sen büyük şeyler yapmak istiyorsun. Daha geçen gün. O zaman her şey yücelir. sürekli yaratıcıdır. onun karın olmadığını düşün telkininde bulunmuş. Hayat küçük şeylerden oluşur. Yüce şeyler yapmıyordur. Bir çakıl taşına büyük bir sevgiyle dokun. Temizlik yapmak çok güzeldir. büyük bir asaletle mezarında yatan bir Zen ustası hikayesi okudum. Kutsal insan. temizlik. O zaman. o işi yaparken senin bilincinin kattığı şeydedir. Oturmasını izle. Ölüyken bile bir asalatle. Egon bunların küçük şeyler olduğunu söyler. Kalidas ya da Milton olmak istiyorsun. yaptığın her işe bir yaratıcılık getirebilirsin. Yücelik yapılan işte değil. Dokunduğu her şey kutsal olur. Eğer anlarsan. Tam üç yıldır bu mahalleye servis yapıyorum. bir roman. Eğer sevmiyorsan. Yücelik. resim yaptığını hayal et. Ne zaman ego gelip. sıradan insandır.. Shakespeare. Sadece eşinle sevişirken. Kutsal insan senin aziz dediğin kişiler değildir. Sakın egona kapılma. Bütün Joan D'Arc'lar saçmalıktır. Joan D'Arc ol. Oğlan "Shakespeare" diye yanıtlamış." "Öyle olmalı. yemek pişirmek. yemek.. büyük bir yaratıcılık". Bunu anladığın zaman. Ve öyle de olur! Bu sadece zihninin oynadığı bir oyun.topografyayı bilirsin ve sıkılmaya başlarsın. O zaman büyük bir elmasa dönüşür. Aşılması mümkün değil. Hayatındaki her şey sana kutsal gelmiyorsa. Hareketlerinde belirli bir dans. Hipnozcu iyi yapmış. belirli bir gurur görürsün. bir gururla duruyor. Büyük bir şeyler yap. Birden kral ya da . Ayrıca. Eğer sen seversen büyük olurlar. çünkü onun büyük işler yaptığını düşünürsün. sıradan hayatı seven. Gülümse. ne yaparsan yap." Hepsi saçmalık. Her şey kutsal ve ilahidir. Yaratıcı olmaya çalıştığından değil. Hayat küçük şeylerden oluşur. Hiçbir şey sıradan değildir. O yüzden temizlik yaparken. Mükemmel yapmış. dini bir hayat yaşayamazsın. sana aziz gibi görünecektir. Oturuşu yaratıcı bir eylemdir. Sorunu yaratan senin egon. Anlayışlı bir insan. Temizlik mi? Bu sana layık değil. "Ne kadar ünlü bir isim. Egoyu bırak ve her şey yaratıcı olsun. Ama yaptığı her şeyi yüceltiyor. seni daha yüce şeylere doğru yönelmeye ikna etse.

olağanüstü bir şekilde yaşa. Zavallı Richard Nixon. Politikacılar ve suçlular farklı türde insanlar değildir. Gerçek boyutta olmak. O zaman Nirvana. Bedenin Tanrı'nın ikametgâhına dönüşür. Ama bu sıradanlığı. herkesin gidip büyük bir ressam ya da şair olmasını söylemiyorum. Komşusuna sordu: "Oğlum Louie'nin ne yaptığını biliyor musun?" "Hayır. gerçek boyutundan daha büyük biri gibi olma eğilimlerine kendini kaptırma. Onunla bir bağlantıları yoktu. Bayan Moskowitz çok gururluydu. O yüzden yedi kişiyi öldürdü. Onlara bir öfke beslemiyordu. Diğerleri biraz daha zeki ve biraz daha kurnaz. dokunduğun her şey. Oğlun Louie ne yapıyor?" "O bir psikiyatriste gidiyor. küçük şeylerdeyse. hepsi bu. Hiçbir gazete onun şiirlerini. Birkaç ay önce bir adam yedi kişiyi öldürdü. Gül. en son ve en büyük kabusun olur. Nirvana bilinci tamamen budur." Asla bu yüce. o zaman bir kabus yaşarsın. O yüzden başkanı öldürürler. muhteşem bir güzelliğe ve kutsallığa sahiptir. Hiç kimse onun resmini basmıyordu ve hayat akıp gidiyordu. ünlü. o zaman evin bir tapınağa dönüşür. Birden başkan kadar ünlü olurlar. özgürlüktür. bir duaya dönüştürme aracıysa. Tabii ki herkes bir devlet başkanı olamaz. Yaratıcı ol dediğim zaman. meditasyonla yoğurulmuş sevginle dönüşüme uğramalı. Eğer Nirvana senin için ulaşılması gereken bir hedef. O zaman baktığın her yer. Suçlulara git ve neden suç işlediklerini sor. Asla! Gerçek boyut mükemmeldir. onları yaşama şeklindeyse. olması gerektiği gibi olmaktır. Büyük bir insan olmak istediğini söyledi. Ona nedenini sordular. Ben sadece bırak hayatın bir resim. Şimdi sana son şeyi söyleyeyim. onun makalelerini basmıyordu. Saatine kırk dolar ödüyor ve sadece benden söz ediyor. Bütün suçlular politiktir ve bütün politikacılar suçludur. bir şiir olsun diyorum. Birden bütün gazetelerin baş sayfalarında resimleri çıkar. kutsal bir eyleme. keyif al. O zaman Nirvana. Yapacak büyük bir şey bulamadıkları içindir.kraliçe olursun. Sadece ve sadece ünlü olmak istemişti. her küçük aktiviteyi. büyük bir hedefe dönüşürse." "Bu iyi bir şey mi?" "Tabii ki iyi bir şey. Çünkü o ölen yedi kişiyle hiçbir bağlantısı yoktu. suçüstü yakalandı. Haftada iki kere bir psikiyatriste gidiyor. Ama eğer Nirvana. Bu çok daha kolay. Hayatının her anı. sadece sıradan olmak. Bunu her zaman anımsa aksi taktirde egon hayatına bazı sorunlar getirecektir. . Ülkenin başkanı olamamışlardır. sadece Richard Nixon değil. Her yerden geri çevriliyordu.

Deliler hayal kurar. Ve bütün hayat deneyimi. senin için de olabilir. tam bir yetkinlikle söylüyorum. Bunu söylediğim zaman. Bunu söylediğim zaman. hayalin yan ürünüdür. Bu benim için mümkün oldu. annesi Meryem Ana'nın kucağında ölü yatarken görüldüğü bir heykeldi. rüya ya da hayal görme sözcüğü lanetlendi. bir şairin hayaliyle. Ve bugünün hayalleri.Nirvana. Ama onun hayalleri dünyayı zenginleştirir. "Eğer o kayayı istiyorsan. bugün gerçektir. çünkü böyle yaşadım ve böyle yaşıyorum. 4. kendimden alıntı yapıyorum. onu bedava alabilirsin. hasta bir zihnin hayallerini ayırmak gerekir. Ama bu hayaller. Aklıma Michelangelo geldi." İnsanoğlunun bütün evrimi. Aslında yaratıcılık. Sadece egonun peşine düşme yeter. Yaratıcı insan da hayal kurar. sanki İsa her an uyanacakmış gibi. Michelangelo o kaya parçasını aldı ve neredeyse bir yıl boyunca üzerinde çalışıp. çok güzel bir taş gördü ve onun fiyatını sordu. çünkü orada yer işgal etmekten başka bir şey yapmıyor. Ama onun hayalleri yıkıcı olur. Ama o kadar canlı ki. Birkaç yıl önce bir deli onu kırmaya çalıştı. Tam on iki yıldır kimse onu sormadı bile. Dün hayal olan bir şey. Sigmund Freud'un analiz ettiği rüyalar değildir. Dükkan sahibi. bir mistiğin hayaliyle. bir mimarın hayaliyle. O zaman her şey ışımaya başlar. bir heykeltıraşın hayaliyle. HAYALCİ OL Friderich Nietzsche bir açıklamasında şöyle diyor: "Bütün hayalcilerin yok olduğu gün insanlık en büyük felaketini yaşayacaktır. O sadece psikolojik olarak hasta insanlarla çalıştı. Bütün müzisyenler hayalcidir. O zaman hayat sana ihtiyacın olan her şeyi verecek. rüya görür. Bu mümkün. Bütün şairler hayalcidir. . bir dansçının hayaliyle. Sigmund Freud'un. Heykel Vatikan'daydı." dedi. Bunu söylüyorum. Ben de o taşta herhangi bir potansiyel görmüyorum. belki de gelmiş geçmiş en güzel heykeli yaptı. Mermeri o kadar sanatsal bir şekilde kullanmış ki. psikopatların hayallerini ve rüyalarını analiz etmek olduğu için. İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra. Her türlü mermerin satıldığı bir pazar yerinden geçerken. insan evriminin temelini oluşturan büyük hayalcilerle ilgilenmemesi büyük bir talihsizlik olmuştur. O yüzden. Bunu söylediğim zaman. Bütün mistikler hayalcidir. İsa'nın hem gücünü. hem de narinliğini hissedebiliyorsun. ışıldayarak yaşamaktır. Buda'dan ya da İsa'dan alıntı yapmıyorum. tam bir farkındalıkla. yarının gerçekleri olacaktır. sıradan hayatı her şeyiyle. insan hayal ettiği için gerçekleşmiştir. Ben sadece fotoğrafını gördüm. seni kutlayacaktır. hayata güven. Hayatı sev. Meryem Ana'nın gözlerindeki yaşlar bile belli oluyor.

Uyum zaten senin gerçeğin. Yaşlı balık. ondan hiç ayrı kalmadı. bazı rüyaların. dünyadaki bütün gazetelerin manşetlerine çıkacak. onu nasıl düşünebilirsin? Eski bir hikayede. diğeri ise bir deli. su ve sen ona okyanus diyorsun. yaratıcı insanların rüyalarını ve hayallerini analiz etseydi. Sen sadece başkalarıyla el tutuşmuyor. Artık benim adım. Heykeli kayanın içinde gördüm. O yüzden ben sadece küçük bir iş yaptım. yaşlı bir balığa sorar: "Okyanus hakkında çok şey duydum. genç filozofu tuttu ve "Okyanus. Michelangelo heykelini bitirmişti. Siz sadece birlikte nefes almıyorsunuz. insanlığa çok büyük bir katkı sağlamış olurdu. Dükkan sahibi gözlerine inanamadı. Dükkan sahibini bir şey göstermek için evine çağırdı." Sigmund Freud ayarında bir adam. sadece sağlıklı insanlar değil. dükkan sahibi şöyle sormuştu: "O çirkin kayanın bu kadar güzel bir heykele dönüşebileceğini nasıl düşündün?" "Bunu düşünmedim. şöyle dedi: "Ben de ünlü olmak istedim. Genç filozof karşılık verdi: "Şaka yapıyor olmalısın. Bütün evren birlikte nefes alıyor. Ben sadece beş dakika çalıştım ve bütün heykeli parçaladım. Bütün varoluş tek bir organik bütündür. Biz uyum yaratmıyoruz. daha bilge balıklara sormalıyım. Okyanusu kendinden farklı bir nesne olarak görmedi. Sadece onu unutmuş durumdasın. Onların rüyalarının analizi. birden İsa'yı gördüm. ağaçlarla el tutuşuyorsun. İnsanoğlunun ve bilincinin tüm evrimi. Onların rüyaları. "Bu güzel mermeri nereden buldun?" diye sordu. felsefi bir ruh hali içinde olan genç bir balık." Bu olay aklıma geldi çünkü.Birkaç yıl önce delinin teki. hasta değil. Michelangelo yanıtladı: "Onu tanımadın mı? Dükkanının önünde on iki yıl boyunca bekleyen o çirkin taş. Belki de bunu unutmak anlaşılır bir şeydir. Michelangelo'nun yaptığı o heykeli çekiçle parçaladı. Michelangelo tam bir yıl çalıştı ve sonra ünlü oldu. bütün rüyaların bastırılmış duygular olmadığını gösterecekti. Evren derin bir uyum içindedir. bu rüyalara ve hayallere bağlıdır. Onların rüyalarının analizi." . Okyanusun içinde doğdu. Ancak insan. okyanusun içinde yaşadı. Neden yaptığı sorulunca." İki adam da aynı mermer üzerinde çalıştı. Kayanın yanından geçerken. sağlıklı. Bu heykeli yapmayı hayal ediyordum. Beni kurtar. Kayanın üstündeki gereksiz parçaları attım ve İsa ile Meryem'i kapatıldıkları yerden kurtardım. Bu kayadan çıkmama yardım et" dedi. Bana: "Bu kaya içinde kapalı kaldım. Bu. hasta insanların rüyaları ve hayalleri yerine. Arayışıma devam etmeli. uyum dilini unutmuştur. sağlıklı insanların. Biri yaratıcıydı. Burada benim görevim bunu sana hatırlatmak. içinde yaşadığımız şeydir" dedi. Eğer onunla doğuyorsan. Bir yıl geçtikten sonra. normal insanların sahip olduğundan daha yaratıcı bir bilinçten doğduğunu gösterir. O nerede?" O okyanusun içinde.

Sevgi. Eğer merhamet besleniyorsa sahtedir. Yoksa en güzel kelimelerden biridir. Bana göre ilk kez olarak gerçek bir dindar olacaksın. İki sessizlik. Dolayısıyla her eylemini ve varlığını dönüştürecektir. tanrısallık. Çeşitlilik var ama bu bizi ayrı kılmaz.. Din kelimesi çok güzeldir. Ama insanda bir zorluk vardır. varoluşun bir parçasısın. çünkü rüya dediğin zaman onun gerçek olduğunu anlamıyorsun. bir parçamız güllerde. bir parçamız kuşun kanadında. Onları bir araya getirmek. Bir Hıristiyan değil. onları uyandırarak. Ama eğer ikiniz de sessizseniz. . Buna rüya deme. varoluşa dışarıdan bakacağın bir kıyı yoktur. Çünkü Sigmund Freud yüzünden rüyaya çok yanlış damgalar vurulmuştur. o zaman gerçekliği çok derinden. Okyanus onun hayatıdır ve o olmadan yaşayamaz. Tek şarkıcının. çıkıp. sadece. Hepimiz dev bir kıtanın parçalarıyız. Ama ressam bir tane. o zaman aranızdaki bütün duvarlar kaybolur. neşe. O zaman bir ağaca zarar veremezsin. Senin tasarladığın bir öğretiden ortaya çıkan bir şey olmaz. Ben hiçbir insanın bir ada olmadığını vurguluyorum. Farklı resimleriz. iki olarak kalamaz. hayata olan yaklaşımını dönüştürecektir. O zaman şefkat ve sevgin kendiliğinden oluşur. Hepimiz birlikte nefes alıyoruz. kendimizi ayrı olarak görmektir. ayrı olmadıklarını göstermektir. kendiliğinden ortaya çıkıyorsa. bir parçamız yıldızlarda. Hayal edebileceğinden daha çok dans barındırır.. sadece mutlu olmak. Nerede olursan ol. Hayatın bütün yüce değerleri. başkalarından ayrılırsın. Hayatı büyük bir minnetle yaşayacaksın. Çünkü sen bir şeyler düşünüyorsun ve diğer kişi bir şeyler düşünüyor. Sadece sessiz olmak. daha renklidir. Bu sessizliğe başkalarının katıldığını hissedeceksin. çok özel bir yerden gelir. bir Hindu değil. Çeşitlilik hayatı zenginleştirir.Bir balık ancak bir balıkçı tarafından yakalanıp kumların üzerine atıldığı zaman okyanusun farkına varır. bir Müslüman değil. Ama biz bilinçsizce yaşıyoruz. Sen varoluşun dışına çıkarılamazsın. heyecan. Hepimiz tek gerçeğin farklı ifadeleriyiz. farklı şarkılarıyız. Buna rüya demeyin. farklı danslarıyız. Ama eğer senin hiçbir çaban olmadan. Ama gerçek. Çok şiirseldir. saf bir dindar. Gerçek. Kökeni. Düşündüğün zaman. İlk kez o zaman. Eğer sevgi öğrenilmişse sahtedir. Tek dansçının. cahillik yüzünden ayrı düşenlerin bir araya getirilmesi anlamına gelen bir kelimedir. her zaman okyanusun içinde yaşamış olduğunu anlar.. daha keyiflidir. Varoluş sonsuzdur. Bir parçamız Himalayalar'da. İlk bilinçsizliğimiz. Aynı orkestranın bir parçasıyız. seni büyük bir tekliğin farkına vardırır: Senden başka kimse yoktur. dinginlik. daha coşkulu. Halbuki gerçek. bir parçamız ağacın yeşilindedir. Eğer barışseverlik üretilmişse sahtedir.. Sevgi dolu olacaksın. herhangi bir rüyanın olamayacağı kadar güzeldir. Onu anlamak büyük bir deneyimdir. Bunu gerçeklik olarak yaşamak. bire dönüşür. Her tarafa dağılmışızdır.

din adına. P. medeni..G. Bütün bu dinlerin yalan ve sahte olduğu ortadadır. Onun yüzeye çıkarılması gerekir. Medeniyet adına." Günümüze kadar bizler. Bütün varoluşun tek bir organik bütün olduğu. herhangi bir güzel deneyimi rüya ile karıştırma. G. Gerçek dinin doğması gerekiyor. Rüyaların gerçek yapılması gerekiyor. En fazla insan. Ama artık birinin bir şeyler yapıp onu hayata geçirmesi gerekiyor. O senin varlığının içindeki özde gizlidir. Sen onu henüz duymadın bile. Wells'e.. dindar insanlar tarafından öldürülmüştür. İnsan gerçeklikten uzağa düşmüştür. Gerçeklerin rüyalara dönüştürülmesi değil. Ona rüya demek gerçekliğini ortadan kaldırır. Kendini gerçekleştirmek demek. işte budur. Bu bir varsayım değil. edilmesi gereken bir dans var. Wells şöyle yanıtlamış: "Çok güzel bir fikir. İnsanın hepimizin bir olduğu gerçeğine uyandırılması gerekiyor. kültür adına. "Medeniyet hakkında ne düşünüyorsunuz?" P. Ve şarkı. kültürlü ya da dindar olmadık. Ama dans görünmezdir. insana yakışmayan. O yüzden. İfade edilmelidir. hayvani şeyler. bütün meditasyoncuların yaşadığı bir şey. her türlü barbarlığı yaptık: İlkel. 1. Çağlar boyunca hiçbir istisnası olmadan. DÖRT SORU Kalbinde söylenmesi gereken bir şarkı. Dünya Tarihi Kitabı'nı —çok önemli bir çalışmadır— yayınladığı zaman sormuşlar.Geçmişte din adına çok suç işlenmiştir. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ Soru: .

Buda. Bana bir şeyler söylemek istiyor. rahiplerin çok öfkelendiği şeyler söylüyordu. Hatasını anlamış olabilir. Ayrıca ona bir bak. beni anlayamazsın . bilinçsiz davranışının farkına varmış olabilir. Dün sana gösterdiği yüzden etkilenmeye devam ediyorsun. ama bu çok doğal. O kadar kızmıştı ki. Asıl hafızan kastedilmiyor. Onun şu andaki yüzünü görmüyorsun. Hatta sen de artık aynı insan değilsin. Ve yazdığım her şeyin. Çok öfkeliydi. psikolojik olarak yoksun. psikolojik hafızadır. Onu hoş görmelisin. Hafıza oradadır. Ona baksana. Savaş ve Barış'ı yazabilir mi? Beni anlamamışsın.. Asıl hafıza. Tekrar odanı bulman gerekiyor. Bu kadarı çok fazla. Sen sadece benim kelimelerimi dinliyor ve sonra bu kelimeleri kendi hafızana. Buda'dan izin istedi. sizlerle hiçbir ilgisi olmayan iki kişi arasında yaşanmış gibidir. Acaba dünyada. Bugün onunla yine karşılaşıyorsun. Devam eden bir kızgınlık olmaz. annenin. sanat ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl olurdu? Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım. O adamla. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. Çünkü ben bir yazarım. Ama kelimeler . Ama dün geçmişte kaldı. eşinin. Dün biri sana hakaret etti. Tekrar oteline döneceksin. Adını bilmelisin. ama sen öfkeleniyorsun. o adamı görünce sinirlenir. benim yüzüm. Bu aptalca olur. Asıl hafıza. Kızgınsın ve bağırmaya başlıyorsun. Ama hafızamı bırakırken. "Hala öfkeliyim" demezsin. hatırladığım şeyler içinde bir kökeni var. Çok büyük bir sıkıntı içinde. O saf bir anımsamadır. Bu. Senden kendisini affetmeni istemeye gelmiş olabilir. yüzünü sildi ve adama sordu: "Söyleyecek başka bir şeyin var mı?" Havarisi Ananda çok öfkelendi. Asıl hafızan gereklidir. Köprünün altından ne kadar su aktı? Bu adam aynı adam değil. ama psikolojik etkilenme yoktur. Kastedilen. Yirmi dört saat birçok değişiklik getirmiştir. sanki o yaşanmış olan olay. Aksi halde fiziksel olarak burada olsan da. Babanın. Ben sana asıl hafızanı bırak demiyorum." Buda yanıtladı: "Ama o senin suratına tükürmedi. Beni anlamak zordur çünkü anlamak için hafızanı bırakman gerekiyor. Buda'nın suratına tükürdü. Ama bir Buda. çocuğunun adını. sorun çıkmaya başlar. Bir adam gelip. İşte o zaman psikolojik olarak özgürsün. Hafıza sürekli araya girer. Asıl hafıza bir sorun değildir. nerede yaşadığını bilmelisin. Ama. "Bu adama haddini bildirmeme izin ver.. o ben değişti. Ancak bundan psikolojik olarak etkilendiğin zaman. Bu adam da değişti. Psikolojik hafıza ise. Buna katlanamam. Eğer şimdi ve burada değilsen. O bir Brahmin idi ve Buda. Aradaki farkı anlamaya çalış. Seninle tekrar dost olmak istediği için gelmiş olabilir. kendi geçmişine göre yorumluyorsun. "Bu adam dün bana hakaret etti" der.ancak o zaman buluşma olur. onun şu anda olduğu gibi ve senin şu anda olduğun gibi buluşmalısın. O adamı görünce öfkelenirsin. Adam belki de özür dilemeye gelmiştir.Bize sürekli hafızadan vazgeçmemizi ve bulunduğumuz anı yaşamamızı öneriyorsun. Yani.

Sürekli bu olayı düşünmüş. Asıl hafızayı değil. yine aynı sorun. Büyük bir şaşkınlık içindeydi. "Özür dilerim." Buda görüyor. adamı hissediyor. Ama Buda. Eğer psikolojik etki altındaysan. Çok yoğun bir duygu yaşadığın zaman bunu ifade edemezsin. O kadar kızgın ki. Onu sembolize edecek bir davranış bulmak zorundasın. Tüküren adam da yok. Sizin gibi birine tükürmek yaptığım en aptalca şeydi. Bu benim de sorunum. bu adamın ya da kendisinin dünkü kişiler olmadığını hatırlıyor. Ananda ise psikolojik hafıza yaratıyor. Bu durumda nasıl hatırlayacaksın? O zaman . yanıtladı: "Unut gitsin. Nasıl affedebilirim? Çünkü sen bana hiç tükürmedin. asıl hafıza hata yapmaz. Kalbinde bir yara açılmış. Ananda'ya dönmüş: "Bak. şu anda doğan güneş yeni bir güneş. Dün artık yok. Tıpkı benim yaşadığım sevgiyi. Psikolojik hafıza olmadığı zaman. efendim. Sen artık olmayan birine tükürdün. Ama sen taşıyorsun. çünkü kelimeler yetmiyor. beklenen. Bak. hiçbir kelimenin. psikolojik hafıza demek istiyorum." Adam ağlamaya başladı. Her şeyimle özür dilerim. kelimelerle ifade edemiyor. canlılığını yok ediyor. önünde kapanıp. ortada şaşıracak bir şey olmazdı. hiçbir eylemin ifade edemediği gibi. Titriyorsun. Sadece gör. Çünkü psikolojik hafıza bir engeldir. Ama yapamıyorum." Buda. Çaresiz durumda. Asıl hafıza güzel bir şeydir. bir çeşit deprem yaşıyorsun. Adam gitmiş ve bütün gece uyuyamamış.yetersiz kalıyor. Onu geride bırak. Seni kafese tıkıyor. Hayatımın en büyük sorunu ve bu adamı aynı durumda görüyorum. ama sen yetmiş yaşında olsan bile onu hala taşıyorsun. Yaşadığı zorluğu görüyor. Buda. Biri sana on yıl önce bir şey söyledi ve sen onu hala taşıyorsun. hiçbir kelime öfkesini ifade edemiyor. Ertesi sabah hemen Buda'ya gitmiş. Ayaklarıma dokunuyor. Buda. Her şey yeni. Bu. İnsanlar böyle tepki veriyor. sallanıyorsun. Eğer Buda ona vursaydı ya da Ananda üzerine atlasaydı. o adamın dün kendine tükürdüğünü tabii ki hatırlıyor. Ama aynı zamanda." Bilinç sürekli akan bir nehirdir. Baban sen küçükken sana tokat attı. Buda'nın söylediklerine inanamadı. Annen çocukken sana kızdı ve onu hala taşıyorsun. Adam. Yaşadıklarımı sizlerin anlayacağı dilde ifade etmeye çalışıyorum. sadece asıl hafızayı biriktiriyor. Hafızanı bırak dediğim zaman. Bir şeyi daha anlamak gerekir. Karşındakine anlatamazsın. Bu adam da aynı zorluğu yaşıyor. Kelimelere dökemezsin. O bölüm kapanmıştır. doğal bir tepki olurdu. Onu hayatın boyunca taşımanın bir anlamı yok. Şimdi bana karşı o kadar yoğun duygular besliyor ki. Buda. Bak. Bu adam da aynı durumda. Ananda da görüyor. bu kadar şaşırmazdı. Sen yenisin ve ben yeniyim. ayaklarını öpmüş. Özgürlüğünü yok ediyor. Senin tükürdüğün adam artık yok. Yaptığı şey yüzünden çok büyük bir vicdan azabı çekmeye başlamış. üzerinde meditasyon yapmış. Bu psikolojik hafızalar sana yük oluyor. nasıl doğru hatırlarsın? Bu imkansız.

seni hazırlıyor. Yaptığın her şey hala senin içinde. Ama bu yüzden endişe duymana gerek yok. gözlerini açmıştır. Tathagata sadece yansıtır. şu anda. Gençliğin sensin. Çünkü geçmiş yaşandığı anlarda seni değiştirirken. Böylece gelecek de ortaya çıkıyor. bir şeyler çıkartırsın. Ağaç. Yaşadığın an bütün geçmişini kapsar. Şu an. Bunu söylemeye çalışıyorum. Geçmişte yaşadığın sevgi. Çocukluğun sensin. o artık bir olgu değil. sindirildi. Çünkü onların psikolojik hafızası yoktur. Yediğin yemekler. ağaçlar insanlar kadar aptal değildir. bir Tathagata. geçmişini hatırlamayacağın anlamına gelmez. düşünmese de. o gerçek olmaktan çıkar. Senin kemiğin olmuş. Ağaç dün çekmiş olduğu suyu düşünmez. hemen üzerine kendi kurgularını katıyorsun. O zaten orada. O bir aynadır. Yarın büyük yaprak olacak olan filizler orada. Psikolojik hafızanı bırakırsan. şu anın bir parçasıdır. dünün psikolojik hafızasını taşımıyor. O yükü taşımak zorunda değilsin. O yüzden bilgisayarlar insanlardan daha güvenilirdir. Ortaya bambaşka bir şey çıkartırsın. Bu. onun yapraklarında. Ne olursa olsun. Ama dün. Ne zaman bir gerçekle karşılaşsan. onu değiştirdin. Geçmişte olduğun her şey. Sadece bir Buda. geride kalmış olabilir ama seni değiştirmiştir. Yeşilin. Sen bir gerçekten söz ettiğin zaman. dallarında. Güvenilir tek insan. Hiçbir zaman olanı olduğu haliyle görmüyorsun hep gerçeği çarpıtıyorsun. Ama düşünse de. üzerini boyadın.abartırsın. çıplak gerçekler. Onu psikolojik olarak taşımak zorunda değilsin. bir ermiş insan gerçeği bilir. Ama şu anda kanın olmuş. o su oradadır. Sana yeni bir hayat görüşü vermiştir. çünkü zihninde birçok kurgu taşıyorsun. yapmış olduğun her şey. Sadece gerçekler: Asli gerçekler. Yarının çiçekleri olacak olan tomurcuklar orada. içinde yeni bir kıvılcım yarattı. İçine kurgu girmiştir. çiçeklerinde. Geçmiş. Sen onu kalıpladın. kırmızının. Buda. Bir Tathagata gerçeği konuşur. Eğer beni anlıyorsan. Ama her şeyiyle tamamen geçmiş mi? Nasıl tamamen geçmiş olabilir? O seni değiştirdi. bu sabah güneşinin keyfini çıkarırken. senin iliğin olmuş. o da geçmiş. Neden dünün ışınlarını düşünsün? Onlar emildi. O orada. Bir şeyler ekler. bir Tathagata'nın. "Bize sürekli hafızayı bırakıp. . tamamen bu anlama gelir. uyanmış olanın. her zaman doğru söylediğini. bir ayna olursun. Dün yapraklarına düşen güneş ışıklarını düşünmez. Ve eğer beni anlayabilirsen. Şu anda içinde dolaşıyor. Ona kendi renklerini verdiğin için. Bu geçmiş. Yoksa susar. bütün geçmişi ve geleceğin bütün potansiyelini taşıyor. Şu anda nasıl yaşadığın. köklerinde. Dün benimle birlikteydin. çünkü gerçeğe dayanarak konuştuğunu söyler. Tathagata. O zaman da hafızana güvenemezsin. sarının bir parçası oldu. bu anı yaşamamızı söylüyorsun" diye sordun. O kıvılcım senin bir parçan oldu. şu anının bir parçasıdır: O burada. Sen bir gerçekle hiç karşılaşmıyorsun. psikolojik hafızası olmayan insandır. yaşadığın an aynı zamanda bütün geleceğini barındırır. geleceğine çok büyük etki edecek. sapında bulunuyor. geçmişin zaten şu anda kapsandığını bilirsin. Yaşayacağın gelecek ise senin şu anı nasıl yaşadığına göre şekillenecek.

Bırak yenilik içine işlesin. sindir. Geçmiş. Dil. Ama şimdi değil. Bırak o sana ulaşsın. Sana engel olmamalı. Sabırlı ol. o kadar az yaratıcı olursun. ihtiyaç o andadır. Eğer bir ressamsan. kimin gül. sen gül olursun ve gül sen olur. sen de gülün o kadar içine girebilirsin. senin ihtiyaçlarını karşılaman gerekiyor. bütün ikilikler kaybolur. resmini yap. Hayatın özgürleşmek yerine. Yaratıcılık. O bir psikolojik yatırım olmamalı. O zaman sen "Sana telefon numaramı nasıl söyleyeyim. gereksiz sıkıntılar yaşarsın. senin yaşadığın andır. "Hafızamı bırakırken. bu yeni deneyimi ifade etmeye başladığın zaman gerekecek. her adımda yeni sıkıntılar doğurur. Yeni bir şeyin olmasına izin vermek ise. seni ele geçirsin. O. Hafızanın yaratıcı hayal gücüyle ne ilgisi var? Hatta ne kadar çok anın varsa. sanatını ortaya çıkar. açık ol. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmalıyım" diyorsun. Bırak öyle kalsın. çünkü sana şu anda soruyorlar. Gül ve sen. Ona ihtiyacın olabilir. Unutma. Dil geçmişten gelir. Bırak gül sana ulaşsın ve sen de güle ulaş. geçmişimi bıraktım" dersen. Bırak iki varlık arasında bir buluşma. Hiçbir şey ifade etmez. Saçmalamış olursun. Sonra dil devreye girsin. fırçanı. Sabah güneşinde bir gülün açtığını gördüğün zaman. bekle. Şu an sonsuzluktur. Bebek konuşması olur. boyalarını ve tuvalini al. Onu bir araç olarak kullan. Eğer bir şairsen. çünkü dile ihtiyaç duyacaksın. Senin tarafından gereksiz olarak yaratılan bin bir sorun bulursun. Ben sana geçmişi unut demiyorum. Bu orantı her zaman aynıdır. bir bütünleşme olsun. birbirinize ulaşın. Geçmişi hatırlama yeteneğinden kurtul demiyorum. Unutma. kalbine ulaşmasına izin ver. . Beni anlamaya çalış. Bırak gül seni çarpsın. tek söylediğim. geçmiş karışmasın diye hafızayı bir kenara koymak demektir. Şu anda bir dil yaratamazsın. Hiçbir şey söyleme. yeni bir şeyin ortaya çıkmasına izin vermek demektir. sadece dilini oynatmak olur. hemen hafızana koş ve bu deneyimi ifade edecek doğru kelimeleri çıkarıp al. Biri sana telefon numaranı sorduğu zaman.Şu an her şeyi kapsıyor. Çünkü hafızandakileri tekrar etmeye başlarsın. Bir an gelir. Geçmişe ihtiyaç duyulacak. Bırak yenilik gelsin ve kalbini titretsin. Bir an gelir. kimin izleyici olduğu belli olmaz. Seni etkilemesine. iletişim değil. Gülün varlığını hissedersin. geçmişten gelir. ondan rahatsız olma. Gözleyen gözlenen olunca. Ama dil. O fiziksel bir gerçek. büyük bir keyif ve kutlama olmak yerine. Yaratsan bile saçmalıktan başka birşey olmaz. deneyim yaşandıktan sonra kullanılmalıdır. Buna hiç gerek yok. O anda gerçeği bilirsin. onu gör. Bundan bir yaratıcılık çıkmaz. gül senin ne kadar derinine inerse. İhtiyaç olduğu an. Anlaşılır bir şey söylemem için dile ihtiyaç vardır.

"Hafızamı bırakarak. aslında yaratmak olmaz. bildiğin bütün matematik formüllerini tekrar ediyor musun? İçinden sayı sayıyor musun? Bildiğin coğrafyayı tekrar ediyor musun? Bildiğin tarihi tekrar ediyor musun? Onları bir kenara koydun. Hafızanı bir kenara koy. yeni. kımıldayamıyor bile. Ve eğer yüzeyini biliyorsan. Hafızanı bir kenara koy. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmak zorundayım" diyorsun. Aksi halde. Zihninin dinlenmesine izin vermiyorsun. Bu tıpkı oturma odasını düzenlemek gibidir. O zaman gülü derinliği ve yoğunluğu ile bilemezsin. Onu kenara koy. şairlerin. Sen eski. sadece dinlendiriyorsun. Zihin dinlendikten sonra daha taze olacak. Beni dinlerken. Ona ihtiyaç olacak. İç konuşma bulanıklık yaratır. farklı bir şekilde bir araya getirirsin. Zihnin ancak o zaman yaratıcı olur. O bir kompozisyon. Şu anda sadece bulanıklık yaratır. Ama onları tekrar düzenlersin. o zaman gerekecek. Dilin ve bilgilerin. Yaratıcı. Bu yeni görünebilir. ama sadece ihtiyaç olduğu zaman kullan. Sen sadece yapısını değiştirmişsindir. bu duvardaki tabloyu diğer duvara asarsın. Yarıştan önce dinlenmek zorundasın. Tanrı'nın bir şey söylemesine yardımcı olan kişidir. matematik ve coğrafyaya yaptığın gibi. Aynı şey zihin için de geçerli. Yaratıcı hayal gücünün hafızayla bir ilgisi yok. Tıpkı tarih. duvardaki resimler aynı. Adam yarışa hazırlanmak için günde yirmi dört saat koşuyor. Yaratıcı insan. taze. İnsan nasıl içi boş bir bambu olabilir? Eğer zihin içini . Onlar vasattır.Ama deneyim yaşanırken. ama şu anda dinlenebilirsin. yiyip içtikten sonra. Yaratıcı. bildik şeyleri. Olimpiyatlarda yarışa katılmak isteyen bir adam düşün. Ona gerek yok. Yaratıcılığın anlamını kavramamışsın. Zihnine şöyle diyebilirsin: "Bir saat dinlen ve dinlememe izin ver. Ama onlar eskidir. bilinmeyenden bir şeyi. bir şiir ya da kitap yazacağım. Dille de aynı şeyi yap. Küçük bir tatil yapabilir. sindirdikten sonra. senin yaratım dediğin şey. Yaratmakla kompozisyon arasında çok büyük bir fark vardır. Sen hiçbir şey yaratmadın. Sadece kompozisyon olur. Örneğin şu anda beni dinliyorsun. eşsiz. Bu koltuğu oraya. Mobilyalar aynı. Eğer beni anlarsan ve psikolojik hafızanı bırakırsan yaratıcı olursun. ama yeni değildir. Aynı şeyi dil ile de yap. kendi kendine konuşma. O zaman sadece yüzeyini bilirsin. o masayı buraya koyar. Yarış zamanı geldiğinde. mümkün olduğunca derin dinlenmelisin. O yüzden zihnin vasatı aşamıyor. perdeler aynı. Yazarların. O zaman yardımın gerekecek. yüzde doksan dokuzunun yaptığı şey budur. Ona açık olmak zorundasın. daha önce bilinmeyen demektir. Bedenin yenilensin diye. ressamların. Bu dünyaya Tanrı'dan bir şey getiren kişidir. Ben dinledikten sonra. Onu sonra kullanacaksın. Zihnini yok etmiyorsun. Tanrı'nın üzerinden akmasına izin veren kişidir. orijinal demektir. Ona hazır olmak zorundasın. seni çağıracağım. ancak yüzeyini ifade edebilirsin. o kadar yorgun ki. bilinen dünyaya getiren kişidir. yaratıcı değildir. Aynı şeyi hafızanla yap. O zaman bir resim yapacağım. Yeni hiçbir şey yoktur. Boş bir bambuya dönüşüp. Sanatın pek değerli olmaz.

O noktada bulundu ve o noktadan birkaç parça getirdi. Onlar sadece araçtır. Ortam olurlar. Yaratıcılık. o. Hayır. Sen geçmiş hakkında yazıyorsun. yaratıcı bir hayal gücün olabilir. yaratıcılık çıkar. İmkansız olan buydu. Çünkü onlar yaratıcı olmak bir yana. Teknisyendir. geçmişten bir şeylerin ağına takılmasını sağlamak zorundasın. Ancak yine de. anılardan değil. hatırladıklarınla değil. Ben ona sanatçı diyeceğim. seni ele geçirdiği zaman sen kaybolursun.tamamen dolduruyorsa. Çöpten ibarettir. O. Yetenekli insanlardır. Hitabet konusunda herhangi bir bilgisi yok. Tanrı'ya baktı. İmkansız olan. yaratıcı hayal gücüne sahip olamazsın. Konuşma teknikleri hakkında bir bilgisi yok. farkındalıktan ortaya çıkar. O zaman sen yazar sayılmazsın. Ne kadar farkında olursan. Daha farkında olman gerekir. bilinmeyene baktı. bilinenle bilinmeyenin buluşmasıdır. akıllı insanlardır ama sanatçı değillerdir. Diğerleri sadece taklitçidir. bu yüzde doksan dokuzun silinmesi şükran duyulacak bir olaydır. Bilinmeyenle ve bilinemeyenle karşılaştı. bu konuda çok az insanın olabileceği kadar başarılı olmuş. "Çünkü ben bir yazarım ve yazdıklarımın hatırladığım şeylerde kökeni var" diyorsun. Bunlar gerçek sanatçılar. Ya da bir Buda. yaratandan gelir. arşiv tutuyorsun. yaratıcıydı. "Ama hafızamı bırakırken. Dünyanın yüzeyinden. Ama onun bir kavrayışı yoktur. Onlar imkansızı yaptı. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım" diyorsun. yaratıcı olmadıklarını çok iyi bilirler. Daha önce kimsenin göremediği şeyleri görendir. "Dünya sanatsız ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmadan nasıl olabilir diye düşünüyorum" diyorsun. daha önce kimsenin duyamadığını duyandır. Sadece küçük parçalar getirilebilir. Doğru. ama yapan kendileri değildir. Hafıza. Hatırladıkların zaten ölmüş. . eğitimli bir insan değil. Anı defteri dolduruyorsun. bir şeyi nasıl yapacağını bilir. Yazar olabilirsin ama bunun için bilinmeyenle temas kurman gerekir. Yaşadığın anın derinliklerine dalıp. Onların üzerinden bir şey olmuştur. Onun sırrı neydi? Onun kavrayışı vardı. yaratıcılıktır. Yaratıcı. bunun yaratıcı hayal gücüyle hiçbir ilgisi yok. Çok enderdir. sırtında çok büyük bir yük oluyorsa. Gerçek yaratıcılık. sadece kusmuk gibidir. Şunu görmelisin: İsa'nın sözleri yaratıcıdır. Yaratıcı insan. Bunu gerçekleştirdiler. Ama bilinemeyenden küçük parçalar getirdiğin zaman. Zihin ile zihinsizliğin buluşmasıdır. Senin varolanla temas etmen gerekir. Sen bir arşivcisin. bir Krişna veya Lao Tzu. Sanat eseri nadiren ortaya çıkar. Seni çevreleyen bollukla temas kurmalısın. yeryüzündeki insan bilincinin bütün niteliğini değiştirebiliyorsun. Yaratıcılık. Geleceği kapsamıyor. Belki bir şeyin nasıl mükemmel yapılacağını da bilir. boş bir bambu olamazsın. Başka gözlerin daha önce göremediğini gören. O. Bir teknisyen. sen ya da senden çıkan bir şey değildir. Hatta ancak hafızanı bir kenara koyabilirsen. ağın o kadar büyük olur ve tabii daha fazla balık yakalarsın. Sanatın yüzde doksan dokuzu sanat değildir. O. Kimse daha önce öyle konuşmamış. Gerçek yaratıcılar. İşte bu. hatırladıklarınla değil. Bir teknisyenle yaratıcı insan arasındaki farkı unutma. kavrayışı olan insandır.

Bulantı'dır. bilinmeyenden bir şey getirmiştir. Onunki bir resimle. delice olacaktır. sanat yardımcı olabilir. Bir düşün. deli işi. Michelangelo doğuruyor. Ya da Tanrı'ya hamile kaldı. tuval. O resim aslında boğazına sokulan bir parmaktı. Nietzsche kusuyor. Dünya için iyi olur. İnsanlar hastaysa. Buda doğum yapıyor. Ama birkaç deli resminden sonra onun akıl sağlığına kavuştuğunu görüp şaşırırsın. sıkılmaya başlamaz mısın? Ne oluyor? Bu başka birisinin kusmuğu! Ona yardımcı oldu. Tabii ki yaptığı resimler. istediği resmi yapmasını söyleyebilirsin. o kadar dingin ve huzurlu olursun. Hayatın en derin. Onun müziğini dinlemek seni başka bir şeye dönüştürür. kusmak ise bambaşka bir şey. Tanrı'nın öldüğünü ilan etti. Tanrı'ya hamileydi. çünkü bütün anlamı kaybetmiş durumdasın. boya ve fırça verip. Friedreich Nietzsche. bir şiirle ya da bir müzikle sisteminden atılmış olan bir delilik değildir. bir heykelle. Tanrı ölmüştür dediği gün delirmeye başladı. çıldırırsın. hamileydi. Modern zihin hastadır. Ne kadar meditasyon yaparsan. Bir çocuk doğurman birşeydir. ve huzursuz hissetmeye. Hayır. O. Uzak dur! Asla bir Picasso resmini yatak odanda bulundurma yoksa karabasanlar görürsün. Son derece değerli bir şey onun aracılığıyla geliyor. Varlığında bir şey kök salmıştı ve onu paylaşmak istiyordu. Picasso kusuyor. bir Picasso resmini on beş dakika boyunca önüne koy ve sürekli resme bak. zihinsel olarak hastaysa. Senin beyanın hiçbir şeyi .. Modern zihnin durumu budur. Picasso'nun yaptığı resimler onu delirmekten kurtarmış olabilir ama hepsi bu kadar. Öfkeli. Seni başka bir dünyaya götürür.Şimdi çok anlamlı olan bir şey var: Sanat terapisi. hasta değildi ve hastalığından kurtulmak istemiyordu. öfkeli bir zihindir. O. O hasta değil. en mahrem bölgelerine girmesine izin verdi ve orada hayata hamile kaldı. O bir kusmuk değil. Kusmasını sağladı ve sistemi onu dışarı attı. Modern sanatın yüzde doksan dokuzu patolojik vakadır. Ve bu işkenceyi kendisi yaratmaktadır. tam tersiydi. saatlerce meditasyon yapabilirsin. Modern zihin. Bir Michelangelo eserine bakıp. Jean Paul Sartre'nin en ünlü kitaplarından biri. bir tatmindi. çünkü neyin önemli olduğunu bilmiyorsun. Ve o resimler üzerine yoğunlaşmak senin için tehlikelidir çünkü şayet birisinin kustukları üzerinde yoğunlaşacak olursan. yaratıcı bir şekilde yaşadı. Bu çok anlamlıdır. Zihinsel hastaya. Bu ikisi arasında mümkün olabilecek en büyük farklılık vardır. O hamileydi. başın dönmeye. O. miden bulanmaya. çünkü varlığınla temas kuramıyorsun. Ama diğerlerine iyi gelmeyebilir. bir meyveydi. Beethoven doğum yapıyor. Tanrı senin beyanınla ölemez. iyi geldi.. Ve hamile olduğun zaman doğum yapmak zorundasın. Öfkeli. Tanrı'nın öldüğünü beyan ederek. Öfkeli. Şimdilerde modern sanat olarak adlandırılan şey tam da budur. O sana öte yakadan birkaç anlık görüntüler sunar. Hiçbir zararı olmaz. Büyük bir işkence içindedir. Eğer dünyadan kaybolursa. Hayatı yaratıcı şekilde sevdi. bu çok sağlıklı olur.

Burada hiçbir şeye hizmet etmiyorsun. Neden yaşıyorsun? Ne için? Omuzlarını silkiyorsun. bu dönemi delilik çağı olarak niteleyecek. her şey aynıdır. Tanrı'nın büyük orkestrasında küçük bir notadır. Çünkü insan. O şiirdeki sözcükler. Gelecekteki tarihçiler. bütünlükle temasını kaybediyorsun. Akıl sağlığını yitirmeye başladı. her şey aynı değil. çok büyük bir anlam var. Çünkü din gerçeğe ulaşma yolunu bulmaktır. Çünkü içerikle olan bağlantısı kaybolmuştur. Bu bir işe yaramıyor. Bazı şeyler cehennemi yaratıyor ve bazı şeyler seni cennete götürüyor. Tanrı'nın öldüğüne ve insanın özgür kaldığına inandı. herhangi bir öneme sahip hiçbir içerik barındırmayacaktır. O. ne yaptığının ne önemi var? Hiçbir eylem bir değer taşımaz. Resmin içinde ne kadar güzeldi! Bir amaca hizmet ediyordu. O. Tesadüf eseri olmuş görünüyorsun. Sadece şunu gözlemle: Bir şiir oku. Çünkü Tanrısız bir dünya. Gözlerimden birini yuvasından çıkartabilirsin. Bir anlama sahipti. hiçbir anlamı kalmaz. dev bir dalgaydı. Onlar şiirin bir parçası. insanın hiçbir değeri yoktur. Kendine inanan bir inançlı. Dünya tarihinde bu yüzyıl kadar delirmiş başka bir yüzyıl yoktur. Bazı şeyler heyecan yaratıyor. Cinayet işlemek doğrudur. Hayır. Ama Tanrı öldü dediğin zaman. O içerik içinde ne kadar güzeldi! Resimden bir parça kes. Sonuçta bu yüzyıl. Sana gerek yok. Tanrı olmadan. ölmeye başladı. içeriğin dışına düştü.değiştirmez. Nietzsche'nin başına gelen buydu. Sen hiçbir fark yaratmıyorsun. bir inanandı. O zaman intihar aynıdır. Delirmiş! Deli. Artık hiçbir anlamı yok. Anlam. O zaman bir anlamı kalmaz. gerçek sanat ortaya çıkar. Şu anda gözlerime bakarsan. hiçbir fark yok. Varlığınla yokluğun arasında bir fark yoksa nasıl mutlu olabilirsin? Nasıl akıl sağlığını koruyabilirsin? Tesadüf mü? Sadece tesadüf mü? O zaman her şey doğrudur. Çünkü bazı şeyler sana mutluluk veriyor ve bazı şeyler seni mutsuz ediyor. Büyük bir resmin bir parçası. ne olabilir? O zaman bir hiçtir. sadece delirdi. kendi inancına samimiyetle inandı. bazı şeyler sadece sıkıntı yaratıyor. ancak şiirin içeriğinde bir anlama sahip olur. Ancak gerçekle bir araya geldiğin zaman. gerçek sanat. Tanrı'nın yüce yazılarında küçük bir sözcüktür. Eğer varsan da. Çünkü benim içeriğimde varlar. insanı delirtir. sadece daha büyük bir şeye işaret eder. Çünkü her şey tesadüfi ise. Friedrich Nietzsche'nin yolundan gitti ve bütün yüzyıl çıldırdı. O küçük nota tek başına monotondur. Ama o özgür kalmadı. Okyanusu unutmuş olan bir dalga. Ama Nietzsche buna inanmaya başladığı an. cinayet aynıdır. Tanrı'nın öldüğünü beyan ettiği gün. Nietzsche. . gerçek dindarlıktan çıkar. Hiçbir anlamı bulunmaz. Oysa Tanrı bütünlükten başka bir şey değildir. Ama her şey aynı değil. çünkü bütünden kopmuş. kaçınılmaz olarak deli bir dünya olur. hiçbir fark yaşanmayacak gibi. Tanrı'nın olmadığını. Eğer bir sözcüğü o içerikten çıkartırsan. O zaman ölü bir göz olur. "Acaba dünya sanatsız ve sanatı yapan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl bir yer olurdu" diye düşünüyorum diyorsun. Kulakları tırmalar. Tanrı'nın varolmadığına inanmaya başladığı an. Unutma. Tanrısız bir dünya. Okyanusun bir parçasıyken. Eğer olmasaydın.

. yüzünü hiç görmemene rağmen heykelini yapabiliyormuşsun. Picasso'nun terapiye ihtiyacı var. Hiç Taj Mahal'a gittin mi? Gitmeye değer. Sana Taj Mahal'ın nasıl ortaya çıktığının hikayesini anlatacağım. Sarayınızdan yirmi beş güzel kadını. Henüz Hindistan'a gelmeden önce binlerce hikayesi ulaşmıştı. "Eğer başarılı olursam. Yirmi beş kız geri çevrilince o elini uzattı. bir perdenin arkasına koyun. Üç ay sonra imparatordan ve bütün saray ahalisinden gelmelerini istedi. Ama artık hiçbir yolu yoktu. Terapi olarak resim yapmalılar. Meditasyon yapmaya yardımcı olan bir şey. O resim yapmalı. hedefli sanat derdi. Çünkü sadece eline dokunarak. bir kadının heykelini yapmak mümkün değildi. Dolunay olan bir gecede orada oturup. O ellere dokunacağım ve bir kişiyi seçeceğim. Onlar deli işi. O bir tedavidir. Çünkü o zaman gerçek sanat ortaya çıkar. Yirmi beş köle kız. meditasyon yapmana yardımcı olan bir şeydir. Gerçek sanat. sadece akıl hastanelerinde sergilenmeli. Eğer doğru çıkarsa ve siz tatmin olursanız. Gece gündüz çalıştı. o benim eşim olacak" dedi. Tamamen aynıydı. adamlarınız tatmin olursa.. Sonra. bir Sufi mistik. yirmi beşinciye kadar gitti ve hiçbirini kabul etmedi. Şiraz'ın en ünlü insanıydı. İran'ın Şiraz bölgesinden bir adam vardı.Eğer sizin sanat dediğiniz şeyin yüzde doksanı kaybolursa. Sizin sarayınızdan bir kadın istiyorum. Şah Cihan ise imparatordu. "İsteğini kabul ediyorum" dedi. için bilinmeyenle dolar. o zaman o kadın benim eşim olacak. Sadece elleri perdenin dışında olsun. Bu doğru mu?" Şirazi yanıtladı: "Bana bir şans verin. Şirazi ilkinden başlayıp. perdenin arkasına getirildi. Onlar resim yapmasın demiyorum. onun heykelini yapacağım. Kızı ne yapmıştı! ? Ama endişeli değildi. kızın parmağına yüzük taktı. Taj Mahal gerçek bir sanattır. Onunla evleneceğim.. Şirazi aynı zamanda bir mistikti. Birkaç deli insanın rahatlamasını sağlayabilirler. İmparator perdenin arkasına bakınca dehşete kapıldı. Şirazi onun eline dokundu." Şah Cihan hazırdı. Bu hikayeleri duydu ve heykeltıraşı sarayına davet etti. Şah Cihan ona sordu: "Bir adamın ya da kadının sadece eline dokunarak. İmparator gözlerine inanamadı. Gurdjieff gerçek sanata. sadece oyun olsun diye. Gözlerini kapattı. Söz vermişti. Bilinenin ötesinden bir şeyler hissetmeye başlarsın. bu güzel esere bakarken. Mucizeler yaratıyordu. Eğer bu deli taklitçiler giderse. Şiraz'lı olduğu için ona Şirazi deniliyordu. Tek bir hata bile bulamıyordu. dünya çok daha zengin olur. Her kimi seçersem. Büyük bir sanatçıydı. çok güzel köle kız. şaka olsun diye perdenin arkasında duruyordu. Şah Cihan'ın kızı. Ama tek şartım var. Ama o resimler sergiye çıkmamalı. Kızının bu fakir adamla evlenmesini istemediği için bir hata bulmak istiyordu. Bir şeyler hissetti ve "Seçtiğim el bu" dedi. Ama tek şartım var. Şirazi üç ay boyunca bir odaya kapandı. Çıksa bile.

." Bir hafta çok hastaydı. Eğer beğenmezseniz.Çok rahatsız olmuştu. Meditasyoncular çağlar boyunca bu enerjiler üzerinde çalışmaktadır. o iş biter. kızınızı ona vereceğinizi söyleyin. Kızın öldüğü dedikodusu heykeltıraşa gelince son maketini yaptı. Asıl suçlu kızım. Gözlerin. Eşiniz öldü ve bu büyük sanatçı kendini ispat etti. Eşim öldü. Çünkü her şeyi yaratan. Kızını nasıl kurtaracaktı? Heykeltıraşı çağırdı ve ona her şeyi anlattı. "Bence hiçbir sakıncası yok" dedi." Vezir bir tavsiyede bulundu. sanatçı. Bu onun son maketi olacaktı. Mümtaz Mahal'di. Ondan sonraki hafta çok çok hasta oldu ve üçüncü hafta öldü. hastalandı. çünkü belirli bir enerji desenine sahipsin. "Şöyle bir şey yapın. Dünyanın en güzel anıt mezarı eşinizin olmalı. Ve hepsi çok güzeldi. O anda. "Ama bu imkansız. Yüzün tesadüfi değildir. Çünkü her enerjinin kendi yarattığı bir desen vardır. ten rengin. hiçbirini onaylamadı. Bir Sufi mistik tarafından yaratılmıştı. hepsi belirli enerji desenlerinden kaynaklanır. Sırf bu acı yüzünden öldü. Karısı da o kadar rahatsız olmuştu ki. Kız ölmüştü ve sanatçının kalbi parçalanmıştı." Konuyu sanatçıyla görüştüler ve Şirazi kabul etti. O anda. Sen bekle. O maket Taj Mahal oldu. heykeli yaptı. Hamileydi ve çocuğunu doğururken öldü. her şeyi unutacağım" dedi. "Her şey kazara oldu. Unutamam. Ama durumuma bir bak.. Başbakan." Heykeltıraş. yanıtladı: "Endişe etmenize gerek yok. Kız öldü sandığı için. Bana söylemeliydiniz. Dedikodu yayarak. Ona şart koşun ve eğer maketini beğenirseniz. Ben geri döneceğim ve kızınızı istemeyeceğim. büyük bir meditasyon anı yaşamıştı. evlilik söz konusu değildi. Söylentilerde. bütün kişiliği görürsün. . enerjiye dokundu ve enerjiyi hissederek. Kral. Onu Kral'a getirdi ve Kral onayladı. Ben de sana söz vermeme rağmen kabullenemiyorum. zihinsiz olmuştu. bunun heykeltıraşın kulağına gitmesini sağladı. Düşünmeme izin ver. Çünkü kızının fakir bir adamla evleneceği fikrini kabullenemedi. Ama yine de Kral. Yüzün o şekilde. Sadece eline bir kere dokunarak. Eşinizin anısına bir anıt maketi yapmasını söyleyin. bir kadının heykelini nasıl yapabiliyordu? Çünkü farklı bir boyuttaydı. Kirlian fotoğraf çekme yöntemi sayesinde bunu daha mantıklı bir şekilde anlayabiliriz. saçların. bu nadir maketler karşısında ne yapacağını bilemedi. "Seçtiğin kız. Şiraz'a dönecek. "Şimdi ne getirirse getirsin beğenmeyeceğim" diye düşündü. o enerji desenidir. Adı. Şirazi birçok maket yaptı. Kral'ın kızı çok hasta. Her maket ayrı bir güzeldi ve onlara hayır demek haksızlıktı. Bir enerji desenini gördüğün zaman. Sana söz vermiştim. O anda. içini ve dışını bilirsin. İmparator çok çaresiz kaldı.

Şah Cihan. Suç ve Ceza'yı ve en güzel kitaplardan biri olan. sutraları öyledir. Seçmiş olduğu kadın artık yoktu. Kendi kusmuğunu insanlara sergilemek zorunda değilsin. Dostoyevski. Dünyada. Meditasyonlu sanat taraftarıyım. O yüzden kendi zihninden birçok şey var. Onda o kalite vardı. zaten hasta olmalı. Savaş ve Barış'ı yazabilir miydi" diye soruyorsun. İsa'nın sözleriyle aynı nitelikte olurdu. Çünkü çok acı çekti. Bu büyük sevgiden ve yoğunluktan ortaya Taj Mahal çıktı. Tolstoy olmasına rağmen. O zaman Tanrı sana iniyor ve içinden sevgi akmaya başlıyor. Upanişhadlar öyledir. Mümtaz Mahal. Enerji deseni anlaşıldıktan sonra. İşte bunun adı hedefli sanattır. Taj Mahal hala o sevginin enerjisini taşıyor. . Ama Tolstoy olduğu için değil. zihinsizlik halinde bulunmaktır. çok dindar olan bir şey vardı. veya Upanişhad gibi olurdu. bir anahtarın olur. o zaman Karamazov Kardeşler bir başka Yeni Ahit olurdu. "Bir Buda. Karamazov Kardeşleri yazdı. kızını çok sevdiği için öldü. benim için yaratıcılık meditasyon halinde. yazı yazabilirsin. hafıza. Onların da terapiye ihtiyacı var. çok derinden yaralandı. Gerçek sanatçı Taj Mahal'ı yarattı. "Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz" diyorsun. Geleceği biliyorsun. Tolstoy. Er ya da geç bir Buda olacaktır. Eğer arada Dostoyevski olmasaydı. ego. Ben Tanrı'nın içinizden taşması taraftarıyım. Ama bir parçası yoğun inanca sahipti. çok özel. Sen sadece araç ol. Anna Karenina'yı ve birçok başka güzel şeyi yazabildi. Aptal'ı. nerede olduğunu gösterirsin. Bu kutsanacak bir şeydir. Terapi olarak resim yapabilir. Şu anı biliyorsun. Dostoyevski.Geçmişi biliyorsun. Dostoyevski olduğu için değil. Buda'nın. Bunu sana kim söyledi? Bir Tolstoy bir Buda olabilir. Bütün olarak değil. Aksi halde kusmuk olur. sevgisi yüzünden çok acı çekti. Ya da bir Elmas Sutra. Ben yansız sanat taraftarıyım. dindar bir adamdı. hedefli sanat olarak yaratılmış birçok şey var. Mehtaplı bir gecede. Yine de Karamazov Kardeşler çok güzel. O yüzden Karamazov Kardeşler bu kadar güzel bir kitap. İsa'nın sözleri böyledir. Hala o duyguyu taşıyor. kalbin yeni bir sevgiyle atmaya başlar. o bir araca dönüştürülmüş. Tabii o mükemmel bir araç değil. Taj Mahal'de meditasyon yaptığın zaman. Mısır'daki piramitler de öyle. ona rağmen. Ama resimlerini yak. kim olduğunu. Senin kusmuğunla ilgilenen insanlar da. İçinde Buda'da olan bir şey. Ve Şirazi. Çünkü eğer bir şeyle ilgilenirsen. Sana olanların ve olacakların özü buradadır. patoloji olmasaydı. Şiirlerini yak. Dostoyevski. Savaş ve Barış'ı. Unutma. Peki Buda ne yapıyordu? Ben burada ne yapıyorum? Krishna'nın Gita'sını okudun mu? O bir Savaş ve Barış. Büyük meditasyoncular tarafından yaratılmış. ne yaptıklarını bilenler tarafından yaratılmış. ilahi bir varlığın elinden çıkmış. bu maketi yarattı. çünkü geleceği karanlıktı. O zaman içindeki varlık dışarı taşmaya başlıyor. Sıradan bir insanın elinden değil. O sıradan bir anıt değil. Tanrı tarafından ele geçirilmiş.

annenin durumundan bile daha zor. O büyümeyecek. bu bile mümkün değil. Yetişkin olarak doğmuş. Boş yer demek. Bir hikayeyi güzel anlatmayı. Sonra bütün bu mobilyalar ve resimler çıkartılıyor ve sen odaya giriyorsun. Çalışırken çok büyük bir zevk almama rağmen. Hizmetçiler sürekli endişe içindeydi. Mobilyalar yüzünden bazı noktaları eksikti. inanılmaz bir özgürlük hissedeceksin. koltuklara. çünkü o odanın bazı boşlukları mobilyalarla doldurulmuştu. Şimdi o kitapla ne yapabilirsin? O yüzden bir sanatçının durumu. bir noktadan sonra hareket edemezsin. kendisiyle dolu değildi. O. Artık yardıma. Şimdi oda olması gerektiği gibi. Çok ta güzeller. Boşluğu bütünlük içinde. Mobilya içerdeyken oda. bunun yerine yoruldum de. duvarlarda resimler falan var. Çok zengindi ama hiç zevki yoktu. içerde mobilyalar. Bir kadın çocuğunu karnında taşırken doludur. Eğer çok fazla mobilya yönelimliysen. Bana evindeki en . Onun romanlarını okudum. Rahminde atan o kalbi ve tekmeleri arayacaktır. masalara. Resim yapıyorsun. Ama eğer biliyorsan ve doğrudan boşluğu görüyorsan. Sanatçı kendini boş hisseder. Bir odaya giriyorsun. Bir keresinde çok zengin bir adamın evinde kaldım. Bir sanatçı için ise. Tükendiğini söyleme. Şu anda yeniden yazmaya başlamak üzereyim. ortaya yaratıcı bir eser çıkarmış olan hemen hemen herkesin yaşadığı bir şey. Ama insanın bu boşluğa bakması gerekir. o boşluğu unutabilir. Hareket edemiyorsun. Çünkü her boşluğun bir doluluğu vardır. Bir resim bitince bitmiştir. Şimdi ne dersin? Oraya boş mu dersin. sevgiye ihtiyacı yoktur. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU Soru: Ben bir kitap yazarken. Ama bitirdikten sonra o kadar boş ve ölü oluyorum ki. Bu deneyim. Çünkü ortada oda kalmamış olur. Ama yine de yorumu yanlış. bir şiir ya da roman yazıyorsun. Birkaç gün boyunca kadın içinde boşluk hissedecektir. neredeyse yaşamaya dayanamıyorum. Tabii çocuk doğduktan sonra kendini boş hisseder. Bir kitap bittikten sonra bitmiştir. kanepelere bakar ve odanın boşluğunu göremezsin. sadece onun değil. Yanlış taraftan bakıyorsun. Adamın kendisi bile korkuyordu. Boş olduğunu söyleme. yoksa oda mı dersin? Oda zaten boşluk demek. Ne yapmalıyım? Bu soru bir yazardan geldi. meditasyon sırasında. her taraftaki antikalar yüzünden hareket etmeye korkuyorsun. içim enerji ve coşkuyla doluyor. O zaman sana boş gelir. Evi o kadar doluydu ki. ev bile sayılmazdı. içinde hareket edemiyordun. Tamamlandıktan sonra içinde derin bir boşluk hissediyorsun.2. Çocuk artık doğmuştur. Çocuğunu severken ve onun büyümesine yardımcı olurken. Ama çocuğu sevebilir. mükemmel. onu işlemeyi çok iyi beceriyor. Olaya iki uçtan bakabilirsin. Eğer mobilya doldurmaya devam edersen. En başta bu yoktu. Mobilyalar çıkarılınca oda kendisiyle dolmuş olur. birkaç ay sonra yaşayacağımı beklediğim o boşluk korkusu içimi dolduruyor.

Zihin mobilyaları. duygular. Resimler. her zaman yazarın sözünü dinlemez. Artık hareket edecek alanın vardır. Ne yapabilirsin? Sen çabalıyorsun ama o serseri oluyor. bir müze. Unutma. Aynen öyle. Yapacak hiçbir şey yok. Lütfen bana içinde hareket edebileceğim bir yer ver. bir ressamdan doğar. Şiirler. çiçeklerin açması gibi. zihnin birçok şeyle dolu. bir şairin içinde açar. Roman yazmak delirticidir. Ortada oda kalmamış. Hiç dikkat ettin mi. Birden mobilyalar gitmiştir. bir Nijinsky delirir. Zihinlerine birçok şey oluyor. O yüzden sonbaharda yapraklar düşüp. Şarkılar. Kendine ait boş alanları yok. Eğer doğru bakarsan —Buda'nın "Samyak Drasthi" dediği şey. Ona şöyle dedim: "Burası bir oda değil. Yazar bir romana başlar ama asla bitirmez. O karakterler romanı kendileri bitirir.iyi. bir Nietzsche delirir. kendini bir tutkudan. Çünkü er ya da geç yeni bir kitap yükselecektir. bu doğru bakıştı— eğer doğru bakarsan. Şiir yazarken zihin meşguldür. yoğun trafik içinde yaşıyor gibiler. ağacın sadece gövdesi göğe doğru yükseliyorsa keyfini çıkar. Anne çocuğun büyüyünce doktor olacağını düşünmektedir. Zihin meşgul. karakterler. Hayatlarında kendilerini deli edecek bir şeyleri yoktur. Kendini çaresiz hissediyor. ama o günahkar oluyor. Onların delirecek bir şeyleri yoktur. Kendinle dolusun. yazar da endişelenir. Bir çocuk doğurabilirsin. Aynı şey roman yazdığın zaman da olur. Konuklar gitti ve ev sahibi artık rahatladı. Roman yazarken zihin meşguldür. Burası bir oda değil. O boşluğun keyfini çıkar. Her sanatçının bu bedeli ödemesi gerekir. Bir Van Gogh delirir. Seni yalnız bırakır. içinde bir üzüntü ve korku yaratıyor. Ne oluyor da deliriyorlar? Çünkü çok meşguller. Bir sürü insan gelip gidiyor. Eğer zihninde bir kitap varsa. Kendi içinde . Ama çocuk serseri olur. Bu tıpkı çocuk doğurmak gibidir. Buna boşluk deme. Çünkü birçok karakter konuk olur. Araya girecek kimse yok. bir konuk geldiği zaman mutlu olursun ama gittiği zaman daha da mutlu olursun. Çalışırken. Tadını çıkar. O yüzden yaratıcı insanlar. ama sonra çocuk kendi başına hareket etmeye başlar. O karakterler tarafından kullanılmış gibi hissediyor. yaratırken. Bazen kendi yoluna sapar ve yazarı belirli bir yöne doğru iter. Keyfini çıkar. Sana söylüyorum. Sonra kitap biter. Kendini tekrar temiz hissedersin. neredeyse her zaman delirir. Yeni tür bir doluluk de. bu tıpkı çocukta yaşanan olay gibidir. Bir karakterle başlarsın. Ama onlarla işbirliği yaptığın zaman neredeyse gerçek olurlar ve eğer onlardan kurtulamazsan asla huzur bulamazsın. Tıpkı ağaçlarda yaprakların yeşermesi. boşluğun sana verdiği özgürlüktür." Oda. O bir yüktür. Vasatlar asla delirmez. Romanın karakterleri artık orada hareket etmiyor. Boşluğu hissedersin. Onu bir aziz yapacaksındır ama o günahkar olur. Yazar onun aziz olmasını ister. onu yazıp kurtulman gerekir. Karakterin kendi tarzı vardır. Romanlar. Yanlış yorumlaman. Düşünceler. Anne nasıl endişelenirse. bestecilerden doğar. Yapılacak bir şey yok. en güzel odasını verdi. Sanki caddenin ortasında. üzerinde ağırlık yapar. bir kitap bittiği zaman ve çocuk doğduğunda mutlu ol. bir yazarın içinde açar. bir meşguliyetten arınmış hissedersin. Ama bu yüzden üzülmeye gerek yok. içinde çok fazla mobilya vardır. O karakterler onun fantazileri. Çok doğal bir şey.

Onu yük olarak görme. Neden diye sordum? "Geceden korkuyorum. Fırtına ne kadar şiddetliyse. Korkusu yüzünden. Dinlenmeye ihtiyacın var. teslim olma korkusu yüzünden. Arada güç toplamak. Bu dinlenme dönemi her sanatçı için gereklidir. para kazanmak için sayfaları doldurduysan. Kendini dingin ve kutsanmış hisset. Gençliği. Sınırsız alan. Eskiden öyleydi. Bu kadar çok isim arasından bana neden bu ismi verdin? Onu değiştir" dedi. Her anne bedeninin dinlenmeye ihtiyacı vardır. Bir şeye yanlış bir isim verdikten sonra ondan korkmaya başlıyorsun. Karanlık korkusu. Hindistan'da boşluk için daha iyi kelimeler var. Bir çocuk doğurduktan sonra bir dinlenme sürecine ihtiyaç vardır. çalışmak ve eyleme geçmek için enerji dolu olarak uyanır. Uzun bir dinlenme dönemi. O boşluk güzeldir. Birçok insan korkar. Fırtına güzeldir. İşte o zaman ulaşıyorsun. Bütün bunlar. Kelime çok pozitif bir anlam yüklü. o boşlukta doğar. Çünkü o yaratıcılık. Ona Nişa adını verdim. Her zaman net ol. o zaman pek derin olmaz. Ama onu değiştirmeyeceğim. Yaratımın ne kadar derinse. Senden tekrar bir şey doğabilmesi için kendini toparlama dönemi. eylemsizlik. tükenmiştir. İnsan geceyi de kabullenmeli. Gündüz güzeldir. Aynı kalırsın. Çünkü söylediklerin sadece söz değil. Ama insan kelimelerde yaşıyor. Kelimenin kendisinden. . Bir çocuk doğar ve bir başkası rahme düşer. Bu doğal bir süreçtir. Çok güzeldir. "Şunya!" Ve biz nihai hedefe Şunya deriz. Nişa. aktivitelerle doludur. Bir sannyas vardı. neredeyse yaşlanıyor. Geceden korkma. O çiçekler boşluktan ortaya çıkar. Eğer çocuk bir aslan olacaksa. pasiflik ve boşlukla doludur. korkmaya başlıyorsun. O boşluğun keyfini çıkar. sadece bir yavru doğurur. Doğu'da ve Hindistan'da hala devam ediyor. "Lütfen adımı değiştir" dedi. tamamen bir hiç oluyorsun anlamına geliyor. ancak arkasından gelen sessizlik de güzeldir. pasiflik korkusu. Çünkü bütün varlığı onunla yüklüdür. Bunun için bir gerek yok. Kabullen. arkasından gelen sessizlik o kadar derin olur. Ona boşluk dediğin zaman. Biz ona. eğer gerçekten büyük bir sanat eseri ise kendini boş hissedersin. Sonra dinlenme dönemi vardır. Varlığınla derin bir ilişki içinde. Şunya diyoruz. Ancak o zaman bir bütün olabilirsin. Bir roman yazdığın zaman. Bir aslan. Hiçbir negatifliği yok. keyfini çıkar. O sadece güzel bir olgunun yanlış yorumlanmasıdır. Yaratıcılık günlerinden bile daha güzel. Ona ismi bilerek verdim. arkasından gelen boşluk da o kadar büyük olacaktır. gece sözcüğünde yer alır: Nişa. Onu şükranla karşıla ve bir süre sonra içinin tekrar dolduğunu ve daha güzel bir kitabın doğacağını gör. Ertesinde kendini boş hissetmezsin. Eğer sırf yayımcı ile olan anlaşman yüzünden. gece demektir. Çocuğa vermiş olduğun enerjiyi tekrar alma dönemi. keyfini çıkar. alandır. İnsan uyur. yorulmuştur. Buda. gevşeme korkusu. Bir kadın 30 yaşına geldiği zaman. O. güzelliği gitmiştir. Söylediklerini hatırla. daha uzun süre dinlenmek gerekir. Endişe etme. tazeliği.dinleniyorsun. Sabah. Tekrar tekrar bana gelip. Tek anlamı. Şunya oldun dediği zaman. Gece de çok güzeldir. kendi varlığını kutlamak ve yalnız olmak için hiçbir boşluk olmadan sürekli çocuk doğuruyor.

" Sonra bir gün. Artık teknik senin bir parçan olmuştur. aslında dine giden bir yoldur. En büyük yaratıcılık. ama klasik müziği unut. Biraz yenilikçi ol. Bu eğitimin. Birkaç yıl boyunca varlığının derinliklerinde kalsın ve böylece sindirilsin. Ona boşluk deme. On iki yıl tekniği öğrenme eğitimi. bir sanatçı. Şiir doğduktan sonra yorulmuşsundur ve zihin dinlenir. Artık teknik bilgi değildir. heykel. Zen'de şöyle derler: "Eğer ressam olmak istiyorsan. 3. kemiğinin ve iliğinin parçası olmuştur. on iki yıl boyunca resim yapmayı öğrenmeli ve sonra on iki yıl boyunca resmi tamamen unutmalısın. İçimdeki sanatçıyı nasıl hissedebilirim? Sanatın ikilemi. Tanrı de. kuyudan su çek. Tekrar çalmaya başladığın zaman.Bir şair. yeni yöntemler dene. Ondan sonra resim yapabilirsin. On iki yıl meditasyon yap. resim yap. Benim deneyimim de aynen bu. içinde ani bir heves hissedecek ve tekrar çalmaya başlayacaksın. O zaman teknik olmaktan çıkar. Sanki yokmuş gibi davran. Ama eğer ABC'sini bilmiyorsan. Yeni yollar. teknik üzerinde fazla durma. Artık hangi niteliklerin gerçek sanat olduğundan ve sanatçının özgün sanatı hangi süreçte üretip. Onun seninle hiçbir ilgisi olmasın. YARATICILIK VE MELEZLEŞME Soru: Sanatsal ifade arzusu hissediyorum. Aksi halde asla anını yaşayamazsın. asla bir sanatçı olamazsın. Artık kendiliğinden yaratabilirsin. Klasik müziği tamamen unut. zihindesin. . odun kes. O zaman onun kutsallığını hissedebilirsin. Seni zincirlemez. varlık de. Yirmi dört yıllık eğitimden sonra. icra ettiğinden emin olamıyorum. resim yapacaksın. Tamamen unutmalısın. kanının. başka bir konuda eğitim görmüş insanlardan ortaya çıkar. Çalışmaya devam etme. Aktif olduğun zaman. Disiplinli bir Klasik Batı Müziği eğitimi aldım. Resim dışında her şeyi yap. teknik olarak çok yetenekli bir hale gelebilirsin ama teknisyen olarak kalırsın. önce bir öğretiyi öğrenmek ve sonra onu tamamen unutmak zorunda olmandır. Sonra bir gün. Ancak sadece tekniğini biliyorsan ve hayatın boyunca o tekniği çalışırsan. mistik olma yolundadır. anlık yaratıcılığı zincirlediğini hissediyorum ve son zamanlarda düzenli olarak çalışmakta zorlanıyorum. o konuda çok derine inemezsin. bir ressam. Bütünlük de. Yaratıcılık budur. Teknik sana engel olmaz. Bütün sanatsal aktivite. gerçek de. Ve on iki yıl tekniği unutma eğitimi. Bu anları kendi varlığına düşmek için kullan. şiir yazarken. Daha önce kimsenin yapmadığı yeni şeyler dene. Başka şeyler yap: Bahçıvanlık.

"Anne. melezleşme gibi. dünyayla diğer gezegen arasında melezleşmeye gitmektir. O yüzden yüzyıllardır her ülkede kardeşler arasında evlilik yasaklanmıştır. eğer bir matematikçi müzik yapmaya başlarsa. aynı dünyaya. Bilimsel olarak önemlidir. bunu söylüyor olamazsın. "Böyle bir evliliğe onay verebileceğimi gerçekten bekliyor musun? İnsanlar ne der? Dostlarımız ve komşularımız ne düşünür?" "Anne. Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum." "Pekâlâ. annesiyle içten bir şekilde konuşuyordu. hepimizin insan olduğunu. Bu. Bir Japon. Anneciğim. çok iyi ve hatta kutsal bir şeye dönüştü. anne. Myron da beni seviyor. Ve bize onay vermeni umut ediyoruz. çok daha sağlıklı ve güzeldir. Hindu. her şeyi yapabiliyor. Bir ırktan insanın. Eğer bir gün. Bu.Örneğin. o da matematik dünyasına yeni bir şeyler katar. bir Hintli. Kabul etmediğini hissediyorum. vakit geldi. Myron ile iki erkek olarak evlenmemize. hiçbir Alman. Dürüst olmak gerekirse. . O zaman yeni tür insanlar varolmaya başlar. işin aslı." İnsanlar birbirine çok karşı. her şeyi kabullenebiliyoruz." "Ama oğlum. Gerçekten geldi. Japon'la. insanlar keşfedersek. Mantıki uç noktası. Bütün büyük yaratıcılıklar. Melez olarak doğmuş çocuklar. daha canlı. karşılıklı konuşmamız gerekiyor. ilişkimiz bir şekilde filizlendi. O Yahudi. En kısa sürede evlenmek istiyoruz. ben Myron'ı seviyorum. En iyisi bir Alman. mantıki uç noktasına götürülmemiştir. başka bir ırktan olan insanla evlenmesi iyidir. Bu tip bölücülüklerle öyle şartlandırılmışlar ki. Hindu ile evlenir. Herkesten beklerdim ama senin böyle bir tepki vermeni beklemezdim. başka Alman ile evlenmemeli. Afrikalı ile." "Ama Chauncey. Hıristiyan. Yahudi. Müslüman ile evlenir. bir öğretiden başkasına geçmiş insanlar tarafından yapılmıştır. En güzeli böyle olur. Eğer bir müzisyen matematikçi olursa. en iyi yol. senin ya da bir başkasının ne tür bir itirazı olabilir?" "Neden karşı çıktığımı çok iyi biliyorsun. Hıristiyan ile evlenir. Bunun bir nedeni var. hiçbir Hintli bir başka Hintli ile evlenmemeli. bir Afrikalı. müzik dünyasına yeni bir şeyler katar. Bir evlilik eğer iki insan uzaktan akrabaysa ya da hiç akraba değilse çok daha iyidir. Amerikalı ile evlenmelidir. İki medeni insan gibi bunu oturup açık açık konuşalım. Myron ile olan ilişkimi. O zaman ben niye konuşuyorum? Yakışıklı bir genç adam olan Chauncey. ne dediğinin farkında mısın" diye karşılık vermiş annesi. Kardeşler arası ilişki yasağı ve tabusu çok önemlidir. Ancak en uç noktasına. Çok güzel. Her yönden daha zengin çocuklar doğar. bir başka gezegende. Hem de bu kadar iyi bir dostluk ilişkimiz olmasına rağmen. bir Hintli ile. Daha farkında. böyle bir töreye karşı gelemezsin. Ama biz o kadar aptalız ki. aynı gezegene ait olduğumuzu tamamen unutmuşlar. bütün gezegenin bilincini yükseltir.

Gerçek bir yaratıcı insanın ünlü olması zaman alır. O zamanlar insanlar. Tekniği mükemmel olan insanları. O zaman ünlü olursun. Müziğe yeni bir katkıda bulunur. Ama insanlar onları odalarına asmaya hazır değildi. En az elli yıl beklemesi gerekir. Bir kaos değil. fizikte. Çünkü başka insanların tepkilerinden korkuyorlardı. müzikte ne yapabilirsin? Onu tamamen unutmuş durumdasın. kimyada da geçerlidir. bir öğretiden diğerine geçtiği zaman. Ancak o zaman insanlar onu takdir etmeye başlar. Şimdi her bir resmi milyonlarca dolara satılıyor. ondan sıyrılıp başka bir disipline geç. İnsanların onu anlamasına yardımcı olacak araçlar henüz varolmamıştır. Bir insan. onun tekniği seni tutsak ettiği zaman. O yeni bir vizyon getirdi. Yani. Dünya. aynı resimleri Van Gogh hediye etse bile almaya hazır değildi. Yavaş yavaş insanlar o resimlerde bir şeyler olduğunu hissetmeye başladı. O zaman. ünlü olmayabilirsin. evliliklerinin meyvesi o kadar iyi olur. Bir şeyi sakın unutma. İnsanlık yavaş ve . Tek bir resmi bile satılmadı. Odalarına asmayı kabul edecek herhangi bir kişiye vermişti. kendi öğretisinin lezzetini uygulanmasa bile içinde getirir. düzen içinde olduğunu. Eğer gerçekten yaratıcıysan. buna karşı çıkılacağı kesindir. Ama eğer müzik eğitimi de almışsan. Çünkü teknik mükemmellik. varoluşun bir orkestra olduğunu hissetmeye başlayabilirsin.Kadın ile erkek arasındaki mesafe ne kadar büyük olursa. yaratıcı olmayan yetenekli insanları takdir eder. Benim tavsiyem. Süreç onlarca yıl sürdü. Çünkü insanlar onu anlar. Senin bir parçan oldu. "Yoksa sen delirdin mi? Bu ne biçim bir resim!" Vincent Van Gogh'un kendine özgü bir dünyası vardı. o zaman yaratıcılığı unut. harika bir fikir. matematikte. onu değerlendirecek herhangi bir kriter yoktur. Zaten kabullenilmiştir. O kadar yeni ki. Müzik konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir insan için bu mümkün değildir. öldükten sonra. Yaptığın her şeyi etkileyecek. Onları arkadaşlarına vermişti. ancak o zaman yargılanabilir. Ancak o zaman insanlar takdir etmeye başlar. Bir öğretiden diğerine geçmek. Sanatçı ölmüş olur. Yaratıcı insanın dünya tarafından cezalandırılacağı kesindir. resimde. kimsenin onu takdir etmemesi demektir. Ne zaman dünyaya yeni bir şey getirirsen. Aynı şey müzikte. bu dünyaya yeni bir şey getirmiş insanı affetmez. Bu çok iyi bir fikir. Eğer bir dansçı müziğe geçerse. Herkes onu anlamak üzere eğitilmiştir. Bir çeşit melezleşme. er ya da geç. Ama o içinde kalıyor. Eğer şöhret istiyorsan. Dünyaya yeni bir şey getirmek demek. Yetenekli olduğun konuda sürekli devam et ve tekniğini mükemmelleştir. O zaman daha yaratıcı olduğunu göreceksin. yeni kriterler. ona yeni bir şey katar. sürekli antrenman yap. Dünya asla. Fiziğe geçtiğin zaman. Fiziğin derinliklerini araştırdığın zaman. varsayımlar bulursun. Vincent Van Gogh. Çünkü onun değer yaratması gerekir. bir şekilde. Bu en az elli yıl daha fazla sürer. Bir disipline aşina olduğun zaman. insanların bir öğretiden diğerine geçmesi. yaşadığı dönemde hiç takdir edilmedi. Yeni değerler. Dünyanın uyum içinde olduğunu hissetmeye başlarsın. sadece geçmişin mükemmelliği anlamına gelir ve herkes geçmişi anlar. Fizik çok uzaktır. içinde müziğin rengi ve tadı bulunan teoriler.

Resmi çok seven bir Sufi mistik varmış. resimlerini düzeltmelerini istemiş. iç sıcaklığın. bir gün bütün resimlerini evinin önüne asmış. Dönemin tüm eleştirmenleri ona karşıymış. Yaptığın her şeyden keyif al. "sanat. Eleştirmenlerin söyledikleri seni rahatsız etmesin. eğer bir olimpiyat koşucusu olamıyorsan. o gerçek sanattır. Eğer coşkuyla yapıyorsan. Tek bir eleştirmen bile gelmemiş. iç ışığın. "Burası yanlış. gerçek sanattır. Eğer seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşüyorsa. O seni yavaş yavaş. O yüzden eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. ünlü olamayacağını. mümkün olan en yoğun meditasyon olabilir. Eğer sen keyif alıyorsan. yaparken kendini kaybediyorsan. Eleştirmenlerin sürekli yaptığı bu. Herkes ona gelip. Bu konudaki kriterim. egon kaybolur. Bu olmamış" dermiş. dingin ve keyifli olmana yardımcı oluyorsa. dans. O günden itibaren eleştirmenler onun resimlerini eleştirmeyi bırakmış. Eğer müzik yapmak sana bir sıcaklık duygusu veriyorsa. Bu insanlardan o kadar bıkmış ki. Hiçbir şey yaratamaz. neyin gerçek sanat olduğuna kafanı takma. yaparken içindeki keyif ve huzur taşmaya başlıyorsa. Şimdi düzeltme zamanıdır. O zaman başka bir meditasyona ihtiyacın yok. Eğer sana bir kutlama veriyorsa. Aradaki boşluk. Yaratmayı bilmeyen insanlar eleştirmen olur. egon kayboluncaya kadar içine emiliyorsan. Bütün eleştirmenleri davet etmiş ve onlardan boyaları. sanat içindir" olgusunu öğrenmek zorundasın. bu eğer seni Tanrı'ya yönlendiriyorsa. Tanrı'ya götürecektir.ataletlidir. o gerçek sanattır. o zaman gerçek sanattır. Eğer bir meditasyona dönüşüyorsa. O yüzden. adım adım. Eleştirmek kolaydır. Başkasının sana katılıp katılmaması hiç önemli değil. başka bir amaç yoktur. Bana. "Artık gerçek sanatın niteliklerinden emin değilim" diyorsun. Yeterince eleştirmişlerdir. o zaman tek başına keyfini çıkar. bu en güzel ibadettir. gerçek sanattır. içinde coşku yükseliyorsa. Eğer ondan keyif alan birkaç arkadaş bulabilirsen ne güzel. Zamanın gerisinden gelir. Eğer koşu yarışına katılamıyorsan. müzik. Önemli olan şey. O senin meditasyonundur. Sanat. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan.. Eğer herhangi bir sanatın içinde bulunabiliyorsan. resim. en azından kaldırımda durur ve koşanlara taş atarsın. buradan gelir. Yaratıcı insan ise zamanın önündedir. Hatta sanatçı olamayanlar eleştirmen olur. Bunu kolaylıkla yapabilirsin. Ama eğer keyif alacak başka kimse yoksa. bu yeterli. en güzel ibadet. Eleştirmenler sanat hakkında hiçbir şey bilmez. içini kıpırdatıyorsa. Eğer sanat senin varlığını kavrıyorsa. Eğer tatmin olduğunu hissediyorsan. O yüzden onları düşünme.. senin iç duyguların. O zaman seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşür. . o zaman. Doğru olanı yapmış. en güzel meditasyondur. Özgün sanattır. heykel. Eğer sessiz. fırçaları ile gelip. o gerçek sanattır. çok tanınmayacağını kabullenmelisin. Eğer içine gömülüyorsan. düzeltmekse zor. bu yeterli. Onlar katılımcı olamaz.

aynı zamanda zorbaydı. sanata. güzel kıyafetlere. güzel evlere ihtiyacı vardır. En güçlü Müslüman imparatorlarından biri olan Aurangzeb. Çünkü hayatın rahat etmeye. Örneğin. Bunlar istisnalardan birkaçı. burnu. Hayatın güzel kitaplara. sağırdır. Bu. müzisyenin o anda kafasının kesileceğini ilan etti. Yeni Delhi'de yaşandı. yoksulluktan uzak olmalı. Çünkü zenginlik sana hayatta satın alınabilecek her şeyi verir. Hayatın paraya ihtiyacı vardır. coşku. Bütün dinler yaşamaya karşı olduğu için. Eğer Delhi'de müzik sesi duyulursa. Delhi ki. Hayat çok engindir. Ancak Aurangzeb bir beyefendi değildi. Ama onun güzelliğini görmek için çok iyi öğreti almış olman gerekiyor. sadece müziğin İslam'a karşı olduğunu söylüyorlardı ama hepsi bu. Delhi müzisyenlerle doluydu. Başka her şeyi parayla satın alabilirsin. Müslümanlar müziği yasakladı. . açlıktan uzak olmalı. Bütün dinler servete karşı olmuştur. bütün duyuları. Klasik müziği anlayamayan bir insan fakirdir. güzel yemeklere. Ve neredeyse her şey satın alınabilir. Duyabilir. tahttaydı. Bu doğal bir paralelliktir. kulakları. O sadece güçlü değil.. tıbbi olara sağlıklı olabilir. Ama istisnalar her zaman kuralı ispatlar. Sadece sevgi. müziklere. PARANIN SANATI Soru: Paradan söz edebilir misin? Parayla ilgili olan duygular nedir? İnsanların hayatlarını kurban etmesine neden olabilen bu güç nereden gelir? Bu çok önemli bir soru. O zamana kadar Müslüman imparatorlar.4. Peki ama metafiziksel olarak.. Mirdad Kitabı gibi büyük bir edebi eserin güzelliğini görebilir misin? Eğer göremiyorsan körsün. Mirdad Kitabı'nın adını bile duymamış olan insanlarla karşılaştım. binlerce yıllık başkent olarak müziğin doğal merkeziydi. her türlü önyargıdan uzak olmalısın. Binlerce dahi bu şehirde yaşıyordu. gözleri. aydınlanma ve özgürlük gibi ruhani değerler istisnadır. İnsanoğlunu muazzam bir deneyimden mahrum bıraktılar. Eğer büyük kitaplar listesi yapacak olsaydım ilk sırada o olurdu. paraya karşı olmaları çok doğal. şiire ihtiyacı vardır. Klasik müziği anlamanın tek yolu öğrenmektir ki bu uzun bir öğrenme süreci. Ancak anlamak için.

" Sence bu adamın aklı yerinde mi? Bir devenin iğnenin deliğinden geçebileceğini kabullenmeye hazır. "kim öldü" diye sordu. genel olarak güzel kadınlar tarafından yapılırdı. şarkılar. cenaze törenlerinde naşın taşındığı gibi bir şey taşıyordu. müzik ve dansla doluydu. mümkün olduğunca derin bir mezar kazıp onu gömün ki. kahkahalar. Müslümanlar tarafından yasaklanmıştır. Nedenleri farklı olsa da. Hepsi yanıtladı: "Müzik öldü ve katili de sensin!" Aurangzeb yanıtladı: "Ölmesine sevindim. Oysa fahişelerin evleri. dansını." Protesto olarak. Şimdi lütfen gidin. bana sorarsan. Bir kral. onlar dünyanın gelmiş geçmiş en büyük suçlularıdır. Nijinsky'e. Müzik dinlemek bir günahtı. yerine geçecek oğlunu birkaç yıl fahişelerle yaşamaya gönderdiğini öğrendiğinde çok şaşırırsın. Doğu'da. Onlar görgü kurallarını. Ama zengin bir adamın cennete girmesi mi? Bu çok daha imkansız. Fahişe kelimesinin anlamı. Müzik. Bütün dinler insanı mümkün olduğunca fakir yapmaya çalışmıştır. nezaketi. Servet . Öldürmeye başlayacak. Albert Einstein'a vakit bulmasını bekleyemezsin. Batı'da. müziği. dehasını. Eskiden müziğe karşı olduklarını söylerlerdi. dansın inceliklerini öğrenmeleri için yollanırdı. Güzelliği anlamalı. İsa'nın şu dediğine bak: "Bir deve iğnenin deliğinden geçebilir." Binlerce müzisyenin ve gözyaşlarının Aurangzeb üzerinde bir etkisi yoktu. Aurangzeb balkona çıktı ve "kim öldü" diye sordu. hepsi bu. Bertrand Russell'a. Her Hint kralının. Ancak bunu bile mümkün olarak kabul ediyor. Neden? Çünkü müzik Doğu'da. Doğu'da ve Batı'da farklıdır.Bu ferman verildikten sonra. Bu imkansız bir şey. müziğini. bir daha dışarı çıkmasın. fahişe bedenini satar. kökünü kesiyorlardı. hepsi insanoğlunun zenginliklerini budamıştır. geçmişte fahişe bedenini satmazdı. elbisesi yoktur. İçinde beden yoktu. Çünkü müzisyenler. ama zengin bir adam cennetin kapısından geçemez. bütün müzisyenler bir araya toplandı ve şöyle dedi: "Bir şeyler yapmalıyız. sanatını satardı. Müzik dinlerine karşıydı. Hiçbir Müslüman müzik çalınan bir yere giremezdi. Onlar. Bu kadarı çok fazla. Parayı o kadar çok lanetlemiş ve yoksulluğu o kadar övmüşlerdir ki. O. Bu imkansız. başka bir şeyin olamaz. Müslümanlar keyfe karşıdır. Ama bu adam tehlikeli. Böyle bir şey mümkün değil. Aurangzeb. paradan vazgeçilmesidir. Parasız bir adam açtır. kutsal bir şey yapıyordu. mantığı anlamalı. Ama sanki bir cenaze gibi görünüyordu. dilencidir. Neden? Çünkü müziği öğrenmek için bir fahişenin evine girmek zorundaydın. Mantığı görebilirsin. binlerce müzisyen Aurangzeb'in sarayına yürüdü. her konuda zengin olmalıydı. Müslümanlar bunu bozdu. sadece yastık vardı. görgüyü anlamalı: Eski Hint geleneği böyleydi. Böyle bir insanın Dostoyevsky'e. En temel öğreti ise. dalları budamak yerine. O yüzden yasaklandı. Eğer paran yoksa. Aynı şey diğer dinler tarafından da yapılmıştır.

develerin girdiği. Eğer keyiflenirse. Yoksul insan zaten cehennemde yaşıyor. Artık yeni bir konuşma hazırlamak zorunda değildir. Pişman olmadıkları için suçları hafiflemeyecek. Hayatının kısa olduğunu biliyor ve ondan sonra sadece karanlık bir cehennem ateşi var. Bir dilenci. Bu doğaldır. O yüzden ikilem içindeler. O adam doğuştan yaratıcıydı. Vincent Van Gogh'un resimlerine dönüp bakmaz. Eski vaazını tekrar edip durur. Belki de paraya. Aç bir adam Michelangelo'yu anlayamaz. Hoşgeldiniz diye karşılayacak. Rahip de herkesin uyuması sayesinde daha rahattır. Çünkü dünyada çok şeye sahipler ve cehenneme atılacaklar. Belki cennete kabul edilmezler. Sadece ekmek ve yağla tükenirler. para lanetleniyor. ama kendisinin girmesinin mümkün olmadığı cenneti düşünüyor. Mozart. Ama onun bir tesellisi var.lanetleniyor. Güzel bir kadınla sevişiyor olabilir. zenginlik lanetleniyor. ancak içinde yoğun enerji akışı varsa ortaya çıkar. Fakir bir adam Mozart'ı anlayamaz. zenginliğe saygı duyan ilk kişi benim. Zenginlik. kimse rahibin kendilerini kandırdığını anlamaz. güzel müzik. Çünkü. ama keyfini çıkartamaz. Bütün dünya kendine düşman edilmiş. aptal bir rahibi dinleyebilir. Amerikalılar dünyanın dört bir yanında ruhani rehberlik arayışı içinde. Yoksul ülkelerdeki insanların. Zeka. Dünya iki kampa bölünüyor. suçluluk duygusu onu zehirler. Zengin olan yüzde iki ise. Bir paranoya içinde yaşıyor. bazı şeylerin keyfini çıkarmaya başlarsa. zengin olmanın suçluluğu altında büyük bir vicdan azabıyla yaşayacak. bir çeşit yoga. Ne rahip vaazından bir şey anlar. para seni çok yönlü zengin yapabilir. Şimdi bu adam nasıl sevişsin? En iyi yemekleri yiyor olabilir. Onların zekası yok. sekiz yaşında. Bu suçluluk duygusu yüzünden. çok güzel müzikler besteliyordu. diğer müzik ustaları onun yanına bile yaklaşamıyordu. Pek çoğu altı gün çalıştıktan sonra yorgun olduğu için uyur. Herkes uyuduğu için. zenginliklerinin keyfini çıkartamıyorlar. onları "Haleluya". Çünkü özünde korkuyorlar. cennete kabul edilmeyecekler. . O ise. O yüzden zengin insan sürekli korkuyla yaşar. Açlık çeken insanlarda kendilerini zeki yapacak yeterli enerji yoktur. Onlar ancak bir kilisedeki. Bazı insanlar doğuştan müzisyendir. Cennet kapılarından geçmek istiyorlar. Zenginlik onlarda suçluluk duygusu yaratıyor. Ama sadece bedeni sevişiyor. çünkü develer tarafından geride bırakılmak istemiyorlar. Bir yol. zengin ülkelerdekine göre daha mutlu olduğunu duyunca şaşırırsın. Ama büyük bir tesellileri var: Zengin insanların giremeyeceği yere onlar kabul edilecek ve melekler lir çalarken. Hindistan'da en yoksul insanların bile mutsuz olduğunu görmedim. ne de izleyiciler. O sekiz yaşında iken. İnsanların yüzde doksan sekizi sefalet içinde yaşıyor. Karamazov Kardeşler'i anlayamazlar. bir egzersizle teselli bulmak istiyorlar. büyük edebiyat ve sanat şaheserleri kadar önemlidir.

Vincent Van Gogh. Yoksul insanlar bunu nasıl anlayacak? O zekaya sahip değiller. Sanat okulunun önünden bile geçmedi. tıpkı büyük bir müzisyen. Ağaçlar bana. Çünkü fizikçilerin. Fizikçiler. Ben paraya saygı duyuyorum. Belki de dünya yıldızlarla iletişim kurmak istiyor. bir dehası olmuş olmalı ki. bu bir resim. Van Gogh yanıtladı: "Bu ağaçların yanına oturdum ve amaçlarını dinledim. Nebula gibi her yıldızı sürekli dönen bir tekerlek gibi çizmişti. O resim yüzünden bırakın başka ressamları. Birkaç gün önce resimlerinden birini gördüm. Servet yaratmak kolay bir iş değil. sadece çıplak gözleriyle. Hiç eğitim görmedi. Sadece aptallar onu lanetliyor. Şimdi kim böyle ağaç gördü? Bu sadece delilikti. Herkes bir Henry Ford değil ve olamaz. Çünkü yıldızları kimsenin görmediği bir şekilde yapmıştı. Hatta daha fazla takdir edilmeli. Belki başkalarında para varken. ağaçların dünyanın arzusu olduğunu keşfeder. Van Gogh'un haklı olduğunu keşfetti. Sonra ağaçları sordular: "Yıldızları aşan bu ağaçları nereden buldun". Kesin olan bir şey var. fakir bir aileye sahipti ve dünyanın en zengin adamı oldu. Henry Ford. büyük laboratuvarları ve teknolojileriyle yüzyılda görebildiğini o kendiliğinden görmüştü. Dünya onların yerçekimine karşı hareket etmesine izin veriyor. Ayrıca yıldızların altında çizdiği ağaçlar. Para insanoğlunun en büyük keşiflerinden biri.Vincent Van Gogh. herkes ona gülmüştü. kendilerinde olmadığı için kıskanıyorlar. kömür madeninde çalışan fakir bir babanın oğluydu. kendilerinin aslında dünyanın yıldızlara ulaşma arzusu olduklarını söylediler. Ağaçlar yerçekimine karşı hareket ediyor. Çünkü onun parasıyla. Ama dünyanın en büyük ressamlarından biri oldu. ağaçlar çok yükseğe çıkmıştı. . Senin gördüğün gibi durağan değiller. dünyanın bütün şiirleri. yazar. Onlar hiç takdir edilmemiştir. Onlar sürekli kendi ekseninde dönen dervişler. Yıldızlar göründükleri gibi değil. Tıpkı doğuştan şair. bunlar yıldız değil" diyordu. Hayal gücünün sınırı yoktur. Tıpkı Van Gogh'un resmettiği gibiydi. Dünya canlıdır ve hayat her zaman daha yükseğe erişmek ister. Yıldızlar arkada kalmış. bütün heykelleri satın alınabilir. yıldızların asıl şeklini kavramıştı. Para ve servet yaratmaya yönelik bir yeteneği. yıldızların üstüne kadar çıkıyordu. doğuştan servet yaratıcıları olduğunu da hatırlatmak isterim. Ama birkaç gün önce. şair gibi takdir edilmeli. yardım ediyor. Henry Ford. Zavallı Van Gogh! Adamda müthiş bir göz olmalı. Kıskançlık yüzünden lanetliyorlar. müzik ya da şiir yaratmaktan çok daha zor bir şey. Onları destekliyor. Kim böyle bir yıldız görmüştü ki? Diğer ressamlar bile "Sen deliriyorsun. doğuştan ressamlar varolduğu gibi." Belki birkaç yüzyıl sonra bilim adamları. bütün müzikleri. bu tür bir resim gördüm. O sadece bir araç.

Sahip olmadıkları şeyleri alma kapasitesi verir. Çünkü acı çeken. Eğer bir ineğin varsa ve at almak istiyorsan. Ben doların değerinin karşılığını alırım ve keyfini çıkartırım. tapınakların. İncil'i kim okuyacak? Dinler hiçbir zaman insanın zeki olmasını. Paradan önce insanlar çok büyük zorluk çekiyordu. at satmak isteyen bir adam aramak zorunda kalmadı. İnsanlığın zengin olmasını istemiyorlar. dinin tadını almak istiyorsa. O yüzden paraya. Bazen eğer bir dolarım olursa.Para. Bu sadece tek bir tur. Vakit kaybetme. Ben hiçbir dini yere gitmedim. Dünyanın her yerinde mal takası sistemi vardı. Ama eğer kimse parayı tutmazsa. Atını verip inek almak isteyen bir adam bulmak zorundaydın. Örneğin. Doları yiyemezsin. eğer bende bir dolar olsaydı. Örneğin. İnsanın mutlu olmasını istemedi. bu hayatının en zorlu görevi olurdu. eğer üç bin insan varsa. üç bin dolarlık keyif alınmış olunur. Para ne kadar hızlı hareket ederse. camilerin müşterisidir. Ama eğer o dolarla bir şey satın alırsam. Cebinde tutarak nasıl keyfini çıkartacaksın? Keyfini ancak harcayarak çıkartabilirsin. Benim keyfini çıkardığım dolar ve o cimrinin cebinde duran bir dolar. herkes doları mümkün olduğunca hızlı harcarsa. aptal insanlar. Artık inek satmak isteyen adam. Cebim bile yok. At vermek isteyen insanlar bulabilirsin. eğer bir dolarım varsa ve onu harcamazsam. değiş tokuş yapmanın bilimsel bir yolundan başka bir şey değil. kahkaha ve sevgi dolu bir yer yarattığımız zaman. Doğal olarak insanlar yoksuldu. doğal olarak zenginleşmeye başladılar. Ama inek almak istemiyorlardır. o zaman sadece iki dolar olur. Para çok büyük bir icat. ama onların atları yoktur. Mekke bana gelsin. Ama bütün dinler ona karşı olmuştur. Ben keyfini çıkartıyorum ve dolar başkasına geçiyor. Bu sadece bir örnek. Burada keyif. Takas sistemi ortadan kalktı. o zaman bu salonda sadece bir dolar olur. Para bir değişim ortamı oldu. Bunu iyi anlamak gerekir. İnsanlar artık alıp verme kapasitesine sahip olunca. İnek almak isteyen insanlar bulabilirsin. Yanımda bir sent bile yok. O bir akım olmalı. kiliselerin. Bu çok zor bir iş. İsrail'de ne var ki? Yeni İsrail'i biz yaratmış oluruz. İnsanları zenginleştirir. İnsanlığın zeki olmasını istemiyorlar. çoğalmasını önlüyor oluyorsun. o kadar çok paran olur. Bir dolarım yok. bana gelmeli. Bu çok zor bir işti.. Biraz çatlağım ama deli değilim. Benim anlamım bu. hiçbir şey alamıyordu. Ben başka bir anlam bilmiyorum. Şimdi eğer onu elinde tutarsa. Çünkü eğer insanlar zekiyse. onu nereye koyacağım diye endişeleniyorum. Çünkü cebinde durduğu sürece doların büyümesini. İnsan onu tutmamalı. at satan ama inek istemeyen herhangi birinden at alabilirdi. Neden gideyim? Eğer dini bir yer.. Ama onu hareket ettirdikçe çoğalıyor. Ben Mekke'ye gitmiyorum. Para bunu kolaylaştırdı. zengin olmasını istemedi. Para ortaya çıkmadan önce durum buydu. yoksul. Ben Kudüs'e gitmiyorum. Eline geçtiği zaman harca. sinagogların. "currency" yani akım denir. Artık ineğini satabilir. Turlar devam ettikçe dolar çoğalmaya devam eder. parayı alıp. . Hiçbir şey satamıyor. başkasına geçer. Hiçbir şey girmiyor ve ortada aslında bir dolar var. Deli değilim. Para insanlığa çok büyük bir hizmette bulundu.

Her insanın onu rahminde taşıyıp. onun gelmesi için pasif bir şekilde bekliyor olmalısın. Ancak o zaman keşfedebilir. anlamı. yaratılması gerekir. Anlam bir danstır. Tanrı. bir yaratımdır. anlam. Zerdüşt'ün izinden gidip. Halbuki görecelilik teorisini anlamak için bir Albert Einstein olmana gerek yok. ancak onu yaratırsan bulursun. Milyonlarca insan. Ama değil. Ne gerek var? Bir adam keşfetmiş. Anlamı. Onu yaratacak özgürlük . O şekilde asla bulamazsın. bir nesne değil. Dini anlam ile bilimsel anlam arasındaki farkı görüyor musun? Albert Einstein görecelilik teorisini keşfetti. bir insan onu keşfederdi ve sonra başkalarının keşfetmesine gerek kalmazdı. o doğum sancılarını yaşaması gerekir. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. Anlam zaten oradaydı. Buda da bir şey keşfetti. Onu ancak yaratırsan bulursun. çünkü yarattı. Aksi halde. Sanki anlam zaten oradaymış gibi. Aradaki farkı gör. bir perdeyi çekince karşında. Hayır. Ben buldum. YARATIM EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Senin bir Zerdüşt olman gerekir. Her insanın hamile kalıp. Unutma. biraz arayınca bulamazsın. işte burada. Yani sağına soluna bakınca. O zaman asla gelmez. Anlamın keşfedilmesi değil. onun haritasını kullanarak bulacağın bir şey değil. Zerdüşt de bir şey keşfetti. Onun yıllarını almış olabilir. Ama bu Einstein'ın keşfi gibi değil. Daha azı yetmez. Anlam müziktir. Eğer çok geri zekalı değilsen anlarsın. yaratılacak bir şiir. doğurması gerekir. Üniversiteye gidip öğrenebilirsin. Her bireyin Tanrı'yı. Onu ancak yaratanlar bulur. Bunu unutma. Şimdi onu tekrar tekrar keşfetmen gerekiyor mu? Eğer tekrar tekrar keşfediyorsan. taş değil.Para hakkında sana empoze edilmiş olan bütün fikirleri bırak. gerçeği. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. Onu tekrar yaratman gerekir. çünkü yarattım. Ama Zerdüşt'ün anlamını kavramak için. ona saygı duy. söylenecek bir şarkı. servet yarat. Eğer hayatta bir anlam görmüyorsan. böyle değil. bir Zerdüşt olman gerekir. aptalın tekisin. Sadece ortalama zekaya sahip olman yeter. kendi kanıyla beslemesi gerekir. Çünkü ancak servet yarattıktan sonra diğer boyutlar sana açılabilir. Orada bir çalının arasında durmuyor. Geçmiş dinlerin fikri buydu. O. edilecek bir danstır. Bence anlamın keşfedilecek bir şey olmaması çok güzel. Sana haritayı vermiş. Buda hayatın anlamını buldu. Ama senin anlaman birkaç saat sürer. anlamın keşfedileceği gibi aptalca bir fikir yüzünden anlamsız birer hayat sürüyor.

orada. Onu yaratacak enerji orada. Tohum ekip, ekini biçmek için gerekli tarla orada. Hepsi orada. Ama anlamın yaratılması gerekir. O yüzden yaratmak, bu kadar büyük bir keyif, bu kadar güzel bir macera ve bu kadar heyecanlı bir şeydir. O yüzden ilk olarak, dinin yaratıcı olması gerekir. Şu ana kadar din, çok pasif, hatta durağan kaldı. Dindar bir insanın yaratıcı olmasını beklemezsin. Onun oruç tutmasını, mağarada oturmasını, sabah erken kalkıp, mantra söylemek gibi aptalca şeyler yapmasını beklersin. Ancak o zaman tatmin olursun. O ne yapıyor? Uzun oruçlar tuttuğu için onu övüyorsun. Belki adam mazoşist. Belki kendine işkence yapmaktan hoşlanıyor. Buz gibi soğukta çıplak oturuyor ve sen onu takdir ediyorsun. Ama ne gerek var? Ne gibi bir değeri var? Dünyanın bütün hayvanları soğukta çıplak oturur. Onlar aziz değil. Ya da sıcakta, güneş altında oturur; ve sen onu takdir edersin. "Baksana, ne kadar dindar bir adam" dersin. Ama o ne yapıyor? Dünyaya katkısı ne? Bu dünyaya nasıl bir güzellik kattı? Herhangi bir değişiklik yarattı mı? Dünyayı biraz daha tatlı, biraz daha hoş yaptı mı? Hayır, bunu sormuyorsun. Şimdi sana söylüyorum, bu soruyu sormalısın. Bir insanı şarkı yarattığı için öv. Bir insanı güzel bir heykel yarattığı için öv. Bir insanı çok güzel flüt çaldığı için öv. Bundan sonra, dini kriterlerin bunlar olsun. Bir insanı çok güzel sevdiği için öv. Sevgi bir dindir. Bir insanı, onun sayesinde dünya daha zarif olduğu için öv. Oruç tutmak, mağarada oturmak, kendine işkence etmek ya da çivili yatakta yatmak gibi aptalca şeyleri unut. Bir insanı çok güzel güller yetiştirdiği için öv. Dünya onun sayesinde daha renkli olmuştur. O zaman anlamı bulursun. Anlam yaratıcılıktan ortaya çıkar. Din daha şiirsel, daha estetik olmalıdır. İkinci şey ise şudur: Bazen bir sonuca ulaştıktan sonra anlamı aramaya başlarsın. Bir sonuca ulaştıktan sonra ararsın. Anlamın ne olması gerektiğine karar vermişsindir. Ama sonra onu bulamazsın. Arayışın saf olması gerekir. Arayışın saf olması gerekir derken neyi kastediyorum? Herhangi bir yargıya sahip olmadan, kafanda herhangi bir beklenti bulunmadan. Nasıl bir anlam arıyorsun? Eğer belirli bir anlam aramaya çoktan karar verdiysen onu bulamazsın. Çünkü daha en baştan arayışın kirlenmiştir. Arayışın saf değildir. Sen kararını çoktan vermişsin. Örneğin, eğer bir adam benim bahçeme gelip, burada elmas bulacağını düşünüyorsa, ancak o zaman bu bahçe güzeldir. Ama elmas bulamadığı zaman, bahçede bir anlam olmadığını söyler. Etrafta birçok güzel çiçek, bir sürü öten kuş, bir sürü renk, ağaçlar arasından esen rüzgar, kayalar üstünde yosun vardır. Ama o bir anlam göremez. Çünkü aklında belirli bir fikir vardır. Elması bulmalıdır. Ancak o zaman bir anlam olacaktır. Kendi fikri yüzünden anlamı kaçırmaktadır. Bırak arayışın saf olsun. Sabit bir fikirle hareket etme. Çıplak ol. Açık ve boş ol. O zaman sadece bir anlam değil, binlerce anlam bulacaksın. O zaman her şey anlamlı gelecek.

Güneşin altında parlayan renkli bir taş ya da etrafında küçük bir gökkuşağı yaratan çiğ damlası. Ya da rüzgarda dans eden küçük bir çiçek. Sen hangi anlamı arıyorsun? Bir sonuçla başlama. Aksi halde başlangıçta yanlış yapmış olursun. Yargısız arayışa gir. İnsanlara sürekli "Eğer gerçeği bulmak istiyorsan, bilgini bir kenara koy. Bilgili insan asla bulamaz. Bilgisi bir barikat olur" derken, bunu kastediyorum. Goldstein, hayatında hiç tiyatroya gitmemişti. Çocukları yaş günü için ona bir bilet hediye etti. Temsilden sonra evine geldiler ve heyecanla nasıl bulduğunu sordular. "Tamamen saçmalıktı" diye yanıtladı. "Kız arzu ederken, adam istemiyordu. Adam arzu ederken, kız istemiyordu. İkisi de istediği zaman perde kapandı." Şimdi, eğer sabit bir fikrin varsa o zaman sadece onu ararsın. Sadece onu ararsın. Ve bu zihin darlığı yüzünden diğer her şeyi ıskalarsın. Anlam yaratılmalıdır ve önyargısız aranmalıdır. Eğer bilgini bir kenara koyabilirsen, hayat birden renklenir. Bütün renkler canlanır. Ama eğer sürekli yazıtları, kitapları, teorileri, doktrinleri, felsefeleri sırtında taşıyorsan, bunlar içinde kaybolursun. O zaman her şey karışır, çorbaya döner. Neyin ne olduğunu bile hatırlayamazsın. Zihnin çorba gibi. Onu temizle, boşalt. En iyi zihin, boş zihindir. Sana boş zihin şeytanın atölyesidir diyenler, aslında şeytanın ajanlarıdır. Boş bir zihin Tanrı'ya her şeyden daha yakındır. Boş zihin şeytanın atölyesi değildir. Şeytan düşünce olmadan hiçbir şey yapamaz. Şeytan, boşlukta hiçbir şey yapamaz. Boşluğa girmesi mümkün değildir. Zihninde ne kadar çok düşünce var. Hepsi karışmış. Hiçbir şey net görünmüyor. Birçok kaynaktan o kadar çok şey duymuşsun ki, zihnin bir canavara dönüşmüş. Sense hatırlamaya çalışıyorsun, çünkü sana hatırlaman söylendi. "Unutma" dendi. Sen de doğal olarak, bu ağır yük yüzünden hatırlayamıyorsun. Birçok şeyi unuttun, birçok şeyi hayal ettin ve kendinden kattın. Bir İngiliz, Amerika'yı ziyaret ederken bir ziyafete katılmış. Ev sahibinin şu konuşmayı yaptığını duymuş: "Başka bir adamın karısının -annemin kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine." "Ne güzel bir söz" diye düşündü İngiliz. "Bunu hatırlayıp, daha sonra kullanmalıyım." Birkaç hafta sonra İngiltere'ye döndü ve bir kilise yemeğinde, kadeh kaldırma konuşmasını onun yapmasını istediler. O da kalabalık salonda büyük bir coşkuyla başladı. "Başka bir adamın karısının kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine."

Uzun bir sessizlikten sonra, kalabalık huzursuz olmaya ve konuşmacıyı süzmeye başladı. Konuşmacının arkadaşı ona eğilip fısıldadı: "Ne demek istediğini hemen açıklasan iyi olur." Konuşmacı, "Tanrım!" diye bağırdı. "Kusura bakmayın. Kadının adını unuttum." Bu yaşanıyor. Etrafın bunu dedi, Lao Tzu şunu dedi diye hatırlıyorsun. İsa'nın ne dediğini, Muhammed'in ne dediğini hatırlıyorsun. Birçok şey hatırlıyorsun ve hepsi karışmış durumda. Kendi başına tek bir söz bile söylememişsin. Eğer kendine ait bir şey söylemezsen, anlamı kaçırırsın. Bilgiyi bırak ve daha yaratıcı ol. Unutma, bilgi toplanır. Bir yaratıcılığa gerek kalmaz. Sadece alıcı olman yeterli. İnsan buna dönüşmüştür. İnsan bir izleyiciye indirgenmiştir. Gazete okur, İncil okur, Kur'an okur, Gita okur, sinemaya gider, oturur, film izler, futbol maçına gider. Ya da televizyonunun karşısına oturur, radyo dinler, falan filan... Günde yirmi dört saat, herhangi bir katılıma girmeden sadece izleyici olur. Başkaları bir şeyler yaparken, o sadece oturup izler. İzleyerek anlamı bulamazsın. Binlerce sevgiliyi sevişirken görebilirsin. Ama sevginin ne olduğunu bilmezsin. O, orgazmik bırakmışlığı izleyerek bilemezsin. Katılımcı olmak zorundasın. Anlam, katılmakla ortaya çıkar. Hayata katıl. Mümkün olduğunca derinden ve bütünüyle katıl. Katılım için her şeyi riske et. Eğer dansın ne olduğunu bilmek istiyorsan, bir dansçıyı izlemeye gitme. Dans etmeyi öğren, dansçı ol. Eğer herhangi bir şeyi bilmek istiyorsan, katıl. Bir şeyi bilmenin gerçek, doğru ve özgün yolu budur. O zaman hayatında birçok anlam olacak. Sadece tek boyutlu değil; çok boyutlu anlamlar. Ve sen anlam yağmuruna tutulacaksın. Hayatın çok boyutlu olması gerekir. Ancak o zaman anlam vardır. Hayat asla tek boyutlu değildir. Bu da bir sorun. Eğer biri mühendis olursa, her şeyin bittiğini düşünür. Kendini mühendis kimliğiyle tanımlar. O zaman hayatı sadece mühendislik olur. Milyonlarca seçenek varken, o sadece tek bir yolda ilerler. Sıkılır, bunalır, yorulur ve heyecanını kaybeder. Sadece ölümü bekler. Bu durumda nasıl bir anlam olabilir? Hayatta daha fazla ilgi alanların olsun. Sadece bir iş adamı olma. Bazen oyun da oyna. Sadece doktor, mühendis, müdür ya da profesör olma. Mümkün olduğunca çok şey olmaya çalış. Kağıt oyna; keman çal. Şarkı söyle; fotoğraf çek. Şair ol; hayatta mümkün olduğunca çok şey bul. O zaman zenginliğe sahip olursun. Anlam, zenginliğin yan ürünüdür. Sokrates hakkında çok anlamlı bir hikâye duydum: Sokrates, hücresinde ölümünü beklerken sürekli, "Sokrates müzik yap" diye onu zorlayan rüyalar görmeye başlar. Yaşlı adam her zaman felsefe yaparak sanata hizmet ettiğini düşünürdü. Ancak o gizemli sesin teşviki ile hikayelerini dizelere dönüştürdü; Apollo'ya bir ilahi adadı ve flüt çaldı. Ölüm soluğunda felsefe ve müzik bir an için el ele tutuştu. Sokrates daha önce hiç olmadığı kadar mutlu oldu. O hayatında flüt çalmamıştı. İçinde bir şey ısrar ediyordu. "Sokrates, müzik yap." Ölüm bu

ona teslim olmak zorunda kaldı. Cebindeki düdüğü çıkartıp üfledi. onu çalabilir miyim?" Baba. ölü bir adamdır. dans etmeye başladı. Neden gösteremediğin şeyler olsun. Herkes Tanrı'ya dua edip dans ederken. Biraz da flüt çal. "Yoksa delirdi mi? Sokrates flüt mü çalıyor?" "Ama benim için bu çok önemli. Denge getirir. Bu kadar tartışma yeter. Çocuğunun onu dinlemeyeceğinden korkuyordu." Müzik çok güzel olmayabilir. bir köprü oluşturdu. Arada bazı çılgınlıklar da yap. o deli insanlarla. keyifli insanlardır. Oğlunun yanlış bir şey yapmasından çekiniyordu." Ses o kadar ısrarcıydı ki. Evet. usta ile söyleşmek için toplanmıştı. birlikte dans etmek için. büyük Hassid mistiği Baal Şem hakkında bir hikâye okudum. Bir parça müzik sana iyi gelir. Artık tek yönlü değildi. Varlığının bir parçası boğulmuş durumdaydı. Açıklanamayan anlar olmasına izin ver. Bu düdük olmadan hepsi bir hiçti. Sonra dans başladı. bir tatmin yarattı. "Kesinlikle olmaz. -&- . O yüzden sürekli onu kolluyordu. Çocuk babasına cebindeki düdüğü gösterdi. O gün tatildi ve Hassidler dua edip. Belki de hayatında ilk kez anını yaşadı. Yahudiliğin özü onlarla birlikteydi." Hayatının ölü bir ayine dönüşmesine izin verme. "Bu kadar mantık yeter. Dualar okunurken.kadar yakınken. O zaman anlam mümkün olabilir. Havarileri çok şaşırmış olmalı. Düdüğün nerede" diye sordu. Baba bir gözünü çocuktan ve o cepten ayırmadı. çok saçma görünüyordu. artık çocuk kendini tutamadı. Baba da unutup. Sokrates gibi bir adam bile tek boyutlu kalmıştı. O daha önce hiç flüt çalmamış. Hassidler dans eder. Diğer her şey törenseldi. Geçen gün. Yanında bir parça çılgınlık olması her zaman büyük bir keyif getirir. Çünkü daha önce hiç çalmamıştı. Yahudiliğin kremalarıdır. Bir adam özürlü çocuğu ile gelmişti. çocuk babasına sordu: "Bir düdüğüm var. Yüzde yüz akıl sağlığı yerinde bir adam. İnkar edilen boyut ısrarcıydı. İnsanların senin biraz çılgın olduğunu düşünmelerini sağlayacak bazı eylemlerin olsun. Bırak bazı şeyler gizemli kalsın. hiç müzik yapmamıştı. mantıklı bir açıklama getiremeyeceği bir şey yaptı. Belki de hayatında ilk kez. Ama Baal Şem geldi çocuğa sarıldı ve şöyle dedi: "Dualarımız duyuldu. Çünkü burada kendiliğinden yapılan tek şey bu oldu. Ama yine de. Tamamen amatörce ve çocuksu olmuş olabilir. Aksi halde o çok rasyonel bir adamdı. Herkes şoke olmuştu.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful