YARATICILIK Yaratıcı insan içsel bir kavrayışa sahiptir.

Başkalarının daha önce görmediğini görür, başkalarının daha önce duymadığını duyar. İşte bu, yaratıcılıktır.

içindekiler
YARATICILIK ........................................................................................................................................................................... 1 içindekiler .................................................................................................................................................................................. 1 ÖNSÖZ ...................................................................................................................................................................................... 2 ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU ....................................................................................................................................... 2 TUVALi HAZIRLAMAK ............................................................................................................................................................ 3 ÜÇ KELİME ........................................................................................................................................................................... 4 EYLEMDE RAHATLA ........................................................................................................................................................... 5 DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL ........................................................................................................................................... 18 BES ENGEL ............................................................................................................................................................................. 21 1. BENLİK BİLİNCİ ............................................................................................................................................................. 22 2. MÜKEMMELİYETÇİLİK ................................................................................................................................................. 38 3. AKIL................................................................................................................................................................................. 41 4. İNANÇ ............................................................................................................................................................................. 46 5. ŞÖHRET OYUNU ............................................................................................................................................................ 53 DÖRT ANAHTAR ................................................................................................................................................................... 55 1. TEKRAR ÇOCUK OL ...................................................................................................................................................... 56

2. ÖĞRENMEYE HAZIR OL ............................................................................................................................................... 60 3. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL ............................................................................................................................... 62 4. HAYALCİ OL ................................................................................................................................................................... 66 DÖRT SORU ........................................................................................................................................................................... 69 1. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ ............................................................................................................................................ 69 2. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU ................................................................................................................................ 81 3. YARATICILIK VE MELEZLEŞME .................................................................................................................................. 84 4. PARANIN SANATI .......................................................................................................................................................... 88 YARATIM ................................................................................................................................................................................ 93 EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI ................................................................................................... 93

ÖNSÖZ ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir şey değildir. Sadece bir kopya olur. Ancak bir bireysen yaratıcı olabilirsin. Sürü psikolojisinin bir parçası olarak yaratıcı olamazsın. Sürü psikolojisi yaratıcı değildir. Hayat seni sürükler. Dansı, şarkıyı ve keyfi bilmez; mekaniktir. Yaratıcı kişi, daha önce ayak basılmış yolları izleyemez. Kendi yolunu aramalı, hayat ormanını araştırmalıdır. Yalnız gitmek zorundadır. Sürü zihniyetinden, kolektif psikolojiden ayrılmak zorundadır. Kolektif zihin, dünyadaki en alt seviyedeki zihindir. Kolektif aptallık ile kıyaslandığında, tek bir aptal bile daha üstündür. Ancak kolektifliğin kendi rüşvetleri vardır: Kolektif zihinin tek doğru yol olduğunda ısrar eden insanlara saygı gösterir, onurlandırır. Geçmişte bütün yaratıcı insanların, ressamların, dansçıların, müzisyenlerin, şairlerin, heykeltıraşların saygınlığa sırt çevirmesi bu zorunluluktan kaynaklanıyordu. Bir çeşit aylak ve bohem hayat tarzı yaşamak zorundaydılar çünkü yaratıcı olmalarının tek yolu buydu. Gelecekte böyle olmak zorunda değil. Eğer beni anlarsan, söylediklerimin doğru olduğunu hissedersen, o zaman gelecekte herkes birey olarak yaşayacağı için, bohem yaşam tarzına ihtiyaç olmayacaktır. Bohem yaşam tarzı, sabit, Ortodoks, sıradan ve saygın bir hayatın yan ürünüdür. Benim amacım, kolektif zihni yok ederek, her

bireyin özgür olmasını sağlamak. O zaman bir sorun çıkmaz. O zaman istediğin hayatı yaşayabilirsin. Aslında insanlık, ancak bireyler başkaldırılarında saygı gördüğü zaman doğmuş olacaktır. İnsanlık henüz doğmadı. Hâlâ rahmin içinde. Senin insanlık olarak gördüğün, sadece bir göz aldanması olayıdır. Ta ki bizler her kişiye bireysel özgürlük, kendi tarzında varolmak için tam özgürlük verene kadar... Ve elbette o da kimsenin işine karışmamak zorunda — özgürlüğün bir parçasıdır bu. Kimse bir başkasına müdahale etmemeli. Ama geçmişte, herkes burnunu başkalarının işlerine sokmuştur. Hatta toplumla hiçbir ilgisi olmayan en özel konularda bile. Örneğin, bir kadına aşık olursun, bunun toplumla ne ilgisi olabilir? Bu, tamamen kişisel bir olaydır, piyasaları ilgilendirmez. Eğer iki insan sevgiyle birlikte olmayı kabul ediyorsa, toplum bu işe karışmamalı. Ama toplum, bütün baskıcı yöntemleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak devreye giriyor. Polis sevgililer arasına giriyor, yargıç sevgililer arasına giriyor. Bu da yetmezse, bu sefer de toplum Tanrı adında senin icabına bakacak bir süper-polis yaratıyor. Tanrı fikri, seni tuvalette bile yalnız bırakmayan bir röntgenci kavramıdır, anahtar deliğinden bakarak ne yaptığını izler. Bu çok çirkin! Dünyanın bütün dinleri, Tanrının seni sürekli izlediğini söyler. Bu çok çirkindir! Bu ne biçim bir Tanrı? Herkesi izleyip takip etmekten başka bir işi yok mu? Dedektiflerin en ilahisi olmalı! İnsanlığın yeni bir toprağa ihtiyacı var; Özgürlük toprağına! Bohemlik bir tepkiydi. Gerekli bir tepki, ancak hayalim gerçek olursa, o zaman bohemliğe gerek kalmayacak. Çünkü insanlara hükmetmeye çalışan bir kolektif zihin olmayacak. O zaman herkes kendisi ile barışık olacak. Tabii başkasına da müdahale etmeyecek. Ancak kendi hayatın söz konusu olduğu sürece, kendi kurallarınla yaşayacaksın. İşte o zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Yaratıcılık, bireysel özgürlüğün güzel kokusudur.

TUVALi HAZIRLAMAK Patoloji kaybolduktan sonra herkes bir yaratıcı olur. Bunu mümkün oldurunca derinden kavramak gerekir: Sadece hasta insanlar yıkıcıdır. Sağlıklı insanlar yaratıcı olur. Yaratıcılık, gerçek sağlığın güzel kokusudur. İnsan gerçekten sağlıklı ve bütün olduğu zaman, yaratıcılık doğal olarak kendine gelir.

insan boyutunu kaybetti. hem de çok soğuk. Ancak insanlığa gelince pek faydalı değildir. Buda bir süper insandı. Mantığın dans etmesi imkansızdır. aksi taktirde bazı şeyler eksik kalmış olacak. bundan sonra Buda olacak insanlar aynı zamanda şair olacak. İnsanoğlunun toplu bilincini yükseltemedi. daha bir insan olursun. yaratıcılık ise eylem. Sana gelmiş geçmiş en büyük meydan okumayı. İlk kelime. bu üçünü bir arada görmektir. Ancak sadece bir nokta olursun. varoluştur. Eğer insanlar fazla mantıklı olursa insanlık kaybolur. Dünya üzerinde cenneti kuramadı. bilinç. Mantığın dans etmesini izlemek Mahatma Gandi'nin dans etmesini izlemek gibi olur. Buda kadar aydınlık. Mantık kurudur. Ve içindeki o eksik parça. Benim derin insan vizyonum. Bilinç. Ben senin tek bir zirve değil. Şiirsel olmak gerektiğini söylüyorum. Sadece matematik söz konusu olduğu zaman işe yarar. Şiir kalbin dansıdır. Ama o. Sevgi mantıksız olarak görülür. Sadece şiir sevgi ikileminin içine atlayabilir. şefkat. seni dengesiz ve doyumsuz kılacak. Ancak yeni insanlıkla. çok yüksek bir zirveye ulaşabilirsin. Üç boyutlu olmalıyız. hem de çok. Üçüncü kelime ise. hem de üç boyutlu aydınlanmış insanlara. Mantık soğuktur. Soğukluğunu kaybeder ve erirsin. Mantık dans edemez. Tek boyutlu insan başarısız oldu. ard arda zirvelerden oluşan Himalayalar gibi sıradağlar olmanı istiyorum. rakamlar olur. Hepsini aynı anda olmak zorundasın. gerçekleştirilmesi en zor görevi veriyorum. Ben buna üç kelime diyorum. Güzel bir dünya yaratmayı başaramadı. ÜÇ KELİME İnsanlık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. Artık daha zengin insanlar olmamız gerekiyor. çok komik görünür. sevgi ve duygu sana bir derinlik ve sıcaklık verir. şefkat. O zaman ortada insanlar değil. Bu artık bir işe yaramayacak. Sadece şiir sevebilir. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. dünya . başarısız oldu. Eğer tek boyutluysan. Krishna kadar sevgi dolu ve Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci kadar yaratıcı olmalısın. Buda bir şair değildi. Benim yeni insan tanımım budur. Mantık sevemez. şiirsellik ise canlı. yaratıcılıktır. Hayatın şiirsel olmalı. Daha çok aydınlanmış insana ihtiyacımız var.Yaratma şevki içinden yükselir. Sadece birkaç birey çeşitli yerlerde aydınlandı. sevgiden söz edebilir ama sevemez. Şiirsellik ise dans eder. Birkaç güzel insan yarattı ama insanlığı değiştiremedi. hissetmek. yaklaşımın şiirsel olmalı. Ancak o zaman senin bütünleşmen gerçekleşmiş olur. bu konuda hiçbir kuşku yok. İkinci kelime. Şiir. değiştirilebilir rakamlar. Şair dediğim zaman şiir yazma anlamında söylemiyorum.

Yemeği yok ediyorsun. açlık hissetmiyor olmana rağmen yemek yemeye devam ediyorsan. İçindeki huzursuzluğu bir parça olsun dışarı vuruyorsun. Dişlerinle eziyor ve yemeği yok ediyorsun. . Zorba. teknoloji. bu aktivitedir. onu zorlayamazsın. Bu eylemdir. Eylem. Hayvanlar dünyasında şiddet ağız ve ellerle ilişkilidir. duyguyla dolu bir meditasyoncu olmalı. Sevgiyle taşan. Buda dünya dışı olmanın güzelliğini barındırmasına rağmen. O durum içinde rahatsız olman. Ben ikisini birden yani "Buda Zorba" olmanı istiyorum. Bir yanıt değildir. Çünkü eylem basit bir olgu değildir... Örneğin. Eylem. Aktivite ise huzursuz zihinden çıkar ve en çirkinidir. Eylem yaratıcıdır. mimari. Neden bu kadar aktifsin? Neden aktiviteye bu kadar vakit harcıyorsun? Neden bu konuda saplantılısın? İki kelimeyi unutma: Biri eylem. Seni yok eder. Duygu. resim. Yemeği eline alır ve ağzınla yersin. Aktivitede ise durum önemli değildir. Hayvanlar dünyasında şiddet barındıran iki şey budur. İnsan meditasyon yapmalı ama duyguya karşı olmamalı. Yaşanan ana karşılık değil. sessiz bir zihinden çıkar. Eylemin bir konusu vardır. şiir. güzelliği. gözlemlemediysen. estetik olan her şeyi kapsar. Eylem anlık yaşanır. EYLEMDE RAHATLA Öncelikle eylemin doğası ve altında neler yattığının anlaşılması gerekir. başkalarını yok eder. Eylem. Varoluş ise meditasyonu. Aksi halde rahatlamak mümkün değildir. Eylem. Senin üç boyutun bunlardır: Varoluş. bir durumun talebi üzerine hareket etmektir. kendiliğinden oluşur. acıktığın zaman yemek yersin. Aradaki ince farkı görmeye çalış. Birçok insan gevşemek ister ama bunu yapamaz. Aktivite ise. farkındalığı ve bilinci barındırır. Sevgiyi. sadece içindeki şiddet duygusunu tatmin etmek için yemek yiyorsun. her türlü yaratıcılığı: Müzik. aktivite ise yıkıcı.dışı oldu. onda Yunanlı Zorba'nın güzelliği yok. çok dünyevi. Aktivitenin konusu önemsizdir. bilim. yaratıcılığı barındırır. Ve insanın yaratıcı olması gerekir. aktif olmanın bir bahanesi olur. diğeri de. Eğer sevgin sadece bir duyguysa ve eyleme dönüşmüyorsa insanlığı etkilemeyecektir. Doğaları birbirine zıttır. Acıktığın için değil. karşılık vermektir. heykel. geçmişten beri içinde taşıdığın huzursuzluğun o anda ortaya dökülmesidir. Ama aç değilsen. Gevşemek filizlenme gibidir. aktivite değildir. Bütün olguyu anlaman gerekir. Gevşemek istesen bile eğer eyleminin doğasını izlemediysen. eylem değildir. Onu maddeye dökmeli ve gerçekleştirmelisin. Bu çeşit yemek bir tür şiddettir. eylem. Dünyanın en güzel şeyidir. fark etmediysen bu imkansız olacaktır. Yemek yerken ikisi bir araya gelir. Aktivite ise geçmişle doludur. pençeler ve dişlerle. aktivite. duygu.

Acıkırsan yemek ararsın. ama şimdiki anda gelip patlar. George Gurdjieff bunlara "tampon" adı veriyordu. Herkes. Aktivite asla kendiliğinden oluşmaz. her zaman onun bir aktivite değil. üflüyor. Artık senin için endişelenmiyor. ne yapıyorsun. kendiliğinden oluşur ve bütündür. Herhangi bir besin değerleri yoktur. susarsan kuyuya gidersin. Çünkü ne yaptığının kesinlikle bilincinde değilsin. Bunu hiç aklından çıkartma. şart olduğunu ispat etmeye çalışacaktır. trenlerde iki vagon arasında kullanılır. eylemsiz kalamıyorsun. ancak bir tek sen bunu göremezsin. Her an bir eylemde bulunman gerekir. nefes alıp veriyor. uykun geldiyse gidip yatarsın. Bu mantıksal açıklamalar. kendiliğinden oluşan bir karşılık vermedir. o zaman çatlarsın. iç huzursuzluğu biraz olsun azalıyor. Hayatın karşılık verilmeye ihtiyacı vardır. deliliğin konusunda bilinçsiz kalmaya devam etmene yardımcı olur. medeni bir yaratık. yolcuların çok sert bir şokla karşılaşmasının önüne geçilir. . Durumla ilgisi yoktur. Bir nevi hastalıklı Pranayama. neden bu kadar öfkelisin duygusuna kapılır. çok sıkıldım diyor. İçine duman çekiyor. geçmişten gelir. O yüzden sigarasına atlıyor. Ne yapıyor? Birini öldürüyor. Ama yapamaz. Sigarasına uzanıyor. Tamponlar. Kimseye bir zarar vermiyorsun ama senin için çok tehlikeli. Bunlar sahte yemeklerdir. buna hiç gerek yoktu. Eylem tamamen durumdan kaynaklanır. O şoku tamponlar emer. sessiz kalamıyorsun. Sigara içerek bir çeşit şarkı söylüyor. Hemen onun yanından ayrılmalısın. Ancak aktivite geçmişten günümüze taşınır. üflüyor. Hayvanlar dünyasında senin üzerine atlamış olurdu. neredeyse yüzde yüz doğrudur: Eğer birisi ile konuşurken o kişi sigarasına uzanıyorsa bu onun canının sıkıldığını gösterir. Bir çeşit laik transandantal meditasyon. çılgınlığını dışarı vuruyorsun. bir döngü yaratıyor. Elbette bu şekilde yemeye devam edemezsin. durumun farkına varmanın önüne geçiyorsun. bu bir eylem değildir. Kendi sigara içme döngüsünün ritmine kapanmış durumda rahatlıyor. Bir Mandala yaratıyor. Eğer farkına varırsa. Herkes bunun şart olmadığını. eylem olduğunu. Rahatlıyor. Ama şiddet konusunda aynı derecede etkilidir. bunun gerekli olduğunu savunursun. Kendin olarak kalamıyorsun. Oturmuş sakız çiğneyen bir adam. Tamponlar seni kör eder ve bu tür aktiviteler devam eder. Kendi içinde çok masum bir aktivite. zihin her zaman aktiviteler için mantıklı açıklamalar getirecektir. Bunu yapamaz çünkü çok kaba olur. Ancak bu aktivite senin saplantılı olduğunu gösteriyor. O bir insan. hastalıktır. seni dışarı atmak istiyordur. Bu aktivite bir saplantıdır. çünkü. sigara içiyorlar. O yüzden insanlar çeşitli numaralar icat etti: Tütün ya da sakız çiğniyor. Böylece ani bir duruş sırasında. durumun böyle bir karşılığa ihtiyaç duymadığını fark eder. çekiyor. Sigara içen biri ne yapıyor? Çok masum görünen bir yolla içine duman alıp veriyor.Şiddet ortaya çıkar. ama sen mantıklı açıklamalar getirirsin. Aktivitelerinin o anki durumla bir ilgisi yoktur. Onu yıllardır içinde biriktiriyor olabilirsin. Eylem çok güzeldir. artık doldum. Birden öfkeyle parlarsın. Ancak zihin kurnazdır. ritmik bir şarkı. onu içmeye başlıyor. zihninde bir öldürme fantezisi bulunuyor olabilir ve o sakız çiğniyor. Aktiviteler aracılığı ile deliliğini. ancak mantık tamponları durumu görmene izin vermez. Ama eğer bir açlık yoksa. Etrafında mantıklı açıklamalardan oluşan bir tampon yaratarak. Bir Mandala.

Çünkü yaptığın aktivitenin gereksiz olduğunu kendinde görmeden. Boş bir zihin. Boş bir zihin nasıl şeytanın atölyesi olabilir? Şeytan boş bir zihne adım atamaz ki. Sorun nedir? Bu bir ihtiyaç mı? Hayır. Bavulunu açardı ve ben onun hiçbir şey yapmadığını görebiliyordum. Bitince baştan başlıyorlar." deyip duruyor. hayat geçip gidiyor!" der. aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. gidip pencereyi açıp dışarı bakardı. bir Gita ya da İncil değildir: Gita'yı birçok kere okuyabilirsin. Şeytan boş bir zihni nasıl kullanabilir? Boşluğa yaklaşmaya cesaret bile edemez çünkü bu onu öldürür. tekrar bavulunu açar. Yapacak başka bir şey bulamayınca aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. pes ederdi. Aktif olmak zorundalar. Ancak için derin bir aktif olma güdüsüyle doluysa. Aslında bir kere okumaya bile değmez ama insanlar tekrar tekrar okuyor. Çünkü her okuyuşta yeni bir anlam ortaya çıkar. "Neden vaktini boşa harcıyorsun. dünyanın dört bir yanında kullanılan şu atasözünü yaratmıştır: "Boş bir zihin şeytanın atölyesidir. asla "Gevşe" demez. Onu neden yapıyorsun? Yolculukta insanların sürekli aynı şeyleri yaptığını gördüm. Bunu şeytanın kendisi önermiş olmalı. Yıllarca yolculuk etmek bana insanları. Bu aktif olma saplantısını izlemek gerekir. Bütün büyük öğretmenler. Derken pencereyi açar. Bu onlar için imkansızdır. Bir gazete. içinde titreyen birşey var. kutsal olanın içinize akmanızı sağlayacak bir alan oluşturduğunu anlamıştır. kapatır. Sürekli.Eğer bir aktivite varsa gevşeyemezsin. Ne yapıyor? Ve neden? Bu bir içsel güdü. ölüm gibi bir şeydir. aktiviteyi kullanabilir. "Hiçbir şey yapmamaktansa bir şeyler yap. hayatın gerçeklerinin farkına varmış olan öğretmenler boş bir zihnin. Şeytan ancak aktiviteyle dolmuş olan bir zihne girebilir. Benimle konuşmak için her türlü çabayı sarfeder ve ben sadece evet ya da hayır deyince. Bir tren vagonunda kapalı kalınca aktif olma olanakları azaldığı için. onlar farkına varmadan gözlemleme olanağı sundu." Hayır. Ve bu su katılmamış aptallar. bir şeyler yap. Sonra onu izlerdim. saplantılılar. çünkü bazen kompartımanda benimle birlikte tek bir kişi olurdu. en saf şeyidir. benim söyleyeceklerim hiçbir şey ifade etmez. o zaman seni yönlendirir. Şeytan. Yirmi dört saat boyunca trende bir yolcuyla birlikteyim. hiçbir masrafı da yok. Ben de onu izliyorum. Bunu kendi hayatında izlemek zorundasın. içini düzenler. Bir şeyler yapmak . Sonra içine bakar ve kapatırdı. Nasıl gevşeyeceksin? Çünkü bu saplantı haline gelmiş bir ihtiyaç. Bu imkansız. Ancak bir gazete Gita değildir. o zaman şeytan seni ele geçirir. dünyanın en güzel. o zaman tek rehber o olur. "Bu adam ne yapıyor" diyorum. hareket et. Bu çok güzel bir deney. sessiz ve eylemsiz kalamazlar. sonra gazetesini tekrar okur. Şeytan boş bir zihni değil. havale geçirmekte olan bir ruh hali. ne olursa olsun. Bir kere okuduktan sonra bitmiştir. Boş bir zihin Tanrı'nın atölyesidir. Sonra şeytan denetimi ele alır ve daha da aktif olmanın yollarını ve yöntemlerini gösterir. sigara içer. Bu atasözünün tamamen yanlış olduğunu söylemek istiyorum. Dünyanın dört bir yanında aptallar. Bir şeyler yapmak istiyorsun. değildir.

içindeki bazı havaleli ruh halleri nedeniyle onu yaptığının sen dahi farkındasın. birkaç gün geçtikten sonra. Bana otuz çocuk yolla. otuz küçük çocuğun imparatoru. onlar da içinde başkan. aksi halde kaybolacak. Kendini izle. Ve bunlar için bir ilkokuldan daha iyi bir yer bulamazsın. Yalnız eğer bir şey daha yaparsan sana sonsuza dek minnettar kalırım. taht odasını tekrar yaşatabiliyor.. başbakan. Ben de kendini kandırmasına izin veriyorum. Ona ne olmuştu? Yine de babasının bu arzusunu yerine getirdi. Oğlu onu tahtan indirip hapse attı. oturmak zorunda kalacaklar. Gevşemiş bir insan saplantılardan uzaktır ve enerji içinde birikmeye başlar. Söylendiğine ve Orangzeb'in otobiyografisinde yazdığına göre. Psikologlar aslında öğretmenlerin politikacı olduklarından şüphelenmektedir. Orangzeb'in babası. Bir hapis hayatına benzemiyordu. Ve öğretmenler onlara emirler verir ve güç uygular. Daha önce hiç öğretmenliğe ilgi duymamıştı. direnç bile gösteremezler. Bir ilkokula git. "Benim her türlü ihtiyacımı karşılamışsın ve her şey çok güzel. İhtiyacı olan her şey orada vardı. Otur diye emredebilirsin. artık Şah Cihan bu hapis yüzünden üzüntülü değildi. eski alışkanlıklar ortaya çıkıyor. Şah Cihan'a otuz çocuk yollandı ve her şey yoluna girdi. herhangi bir sorun yok. Taj Mahal'ı yaptıran Şah Cihan'dır. hiçbir şey yapamıyordu. eylem anı geldiği zaman tüm varlığı bu enerjiyle akar. O yüzden oğlu Orangzeb'e bir mektup yazdı." Aktivite eylem için bir neden yokken yaşanır. O yüzden eylem bir bütündür.. O yüzden eylem anı gelince enerjin kalmıyor. Yaşantısında aktif bir insan olmalı. enerjinin yüzde doksanını aktivitelere harcıyorsun. eğitim onun ilgisini çekmiyordu. Orangzeb otobiyografisinde şöyle yazıyor: "Babam sırf eski alışkanlıkları yüzünden hâlâ bir imparator gibi davranmak istiyor. kendi mutlulukları için yaparsın. Küçücük çocuklar. Bırakın küçük bir okul oluşturup. kaç tane olursa olsun çocuk gönderin. Otomatik olarak saklanan bu enerji sayesinde. Psikologlar ayrıca öğretmenlerin sadist olma eğilimleri olduğundan ve acı vermekten zevk alabileceklerinden şüphelenmektedir. öğretmen neredeyse bir imparatordur." Orangzeb buna inanamadı. Sadece tek bir şey eksikti ve o da aktiviteydi. ayağa kalk diye emredebilirsin. Onlara öğretmenlik yapmak istiyorum. Aktivite yarım yamalak yapılır. "Babam neden otuz çocuğa öğretmenlik yapmak istiyor?" diye düşündü. Otuz ya da üç yüz. insanlara emir verme alışkanlığını ve bağımlılığını sürdürüyordu Şah Cihan. ben ise eminim. Senin için net olmasa da. O tekrar imparator olmuştu. ihtiyar babasını hapsetmiş. Elbette politikaya girecek kadar kendilerine güvenemezler. Psikologlar şüpheleniyor. Bir saraydaydı ve tıpkı eskisi gibi yaşıyordu. onlar işkenceci! Ayrıca onlardan daha savunmasız ve masum kurbanlar bulamazsın. . Enerjisini saklar. Sınıftaki o otuz öğrenciyle. Şimdi bir gevşeme anı bulunca gevşeyemiyor. Masum çocuklara eziyet edebilirsin ve bunu onların kendi iyiliği için. Bir Moğol İmparatoru olan Orangzeb. ve kalkmak zorunda olacaklar. belirsiz de olsa. çünkü kendini tam olarak nasıl kandırabilirsin ki? Sen bile onun gereksiz olduğunu biliyorsun. çünkü her tür lüks sağlanmıştı. imparator haline gelebilecekleri okullara giderler. Git ve gör! İlkokullarda bulundum ve öğretmenleri izledim. Onlar o kadar zayıf ve çaresizdirler ki! Ve öğretmen ise imparator gibi durmaktadır. mutlu olsun.zorunda.

o vahşidir. Geçen gün Nasrettin Hoca'nın karısı geldi. Bu konuda ne yapabilirim? O kadar çok konuşuyor ki aynı odada uyumak çok zor." İnsanlar sürekli konuşuyor. Eğer onu bırakırsan başka bir şeye başlarsın. İşte deli budur! Deli. Sigara içmek tıpkı meme emmek gibidir. Eğer üç ay sessiz kalmaya çalışırsan. Uzun süre sessiz kalabilir misin? Psikologlar eğer üç hafta sessiz kalırsan. kendinden kaçıştır." "Hiçbir şey yapmana gerek yok" dedim. Eylemde kendin olursun. İnsanlar bana gelip. başkalarına fırsat tanımıyor. saplantılı ve hastalıklı bir zihin olduğunu gösterir. o zaman konuşmaya başlarsın ve bu daha tehlikelidir. tasan ya da kaygın . o yüzden çok ciddi bir sorun olduğunu anladım. her gün hiç durmadan konuşuyorsun. o hepsidir. Çünkü belirtileri değiştirerek hastalığı değiştiremezsin. akıl hastahanesine kabul edilecek duruma gelirsin. Onlara. hem dinleyicidir. O hem konuşmacı. "Neden? Ne kadar güzel bir transandantal meditasyon. Konuşmak tıpkı sigara içmek gibidir. sigarada ılık duman içeri akar ve dudakların tıpkı annenin memesine dokunurmuş gibi hisseder. Bağırıyor ve kötü sözler söylüyor. sigarayı bırakmak istiyorum diyor. Hem sahnedeki aktör. Hem konuşacak. Yirmi dört saat boyunca. Çünkü delirebileceklerini bilirler ve eğer sessizlikten korkuyorsan. Kendini o kadar çok parçaya bölmüştür ki. Bir başkasına ihtiyaç kalmamıştır. Çünkü hayatında başlayan ilk aktivite budur. Aktivite. aktivitede ise kendinden kaçtın. Uyanıkken konuşuyorsun. "Nasrettin Hoca uykusunda konuşuyor. Eğer yirmi dört saat konuşursan. Çünkü kendi içindeki çöpleri başka insanların zihinlerine atmaya başlarsın. O zaman sürekli konuşacaksın. Ağzın harekete ihtiyacı vardır ve en temel aktivite ağızdır. her şey parçalanmıştır. bu içinde sürekli aktif olmayı zorlayan." diyorum. bütün dünyası kendisi ile sınırlıdır. Eğer sigara içmen ya da sakız çiğnemen engellenirse. Bir aptal olabilirsin. Ama konuşmalar devam ediyor. hem de izleyicidir. ancak aktiviteler eyleme dönüşmediği sürece hiçbir işe yaramaz. Artık bir bütünsün. O zaman tırnaklarını kemirir ya da sakız çiğnersin. ama şiddete yönelmiyorsun. Hatta bunlardan daha tehlikeli şeyler var. kendi kendine konuşmaya başlayacağını söylüyor. O zaman ikiye ayrılmış olursun. devam et. O zaman konuşacaksın. bütün dünyayı kendisi ile sınırlamış bir insandır. Ilık sütün içeri akması yerine. Çünkü eğer sakız çiğniyorsan. Çünkü o zaman başkalarının varlığından rahatsız olmadan bunu yaparsın. vücudun yoruluyor ve uyuyorsun. Bu söylediklerim masum şeyler. "Sorun nedir" diye sordum. Başkalarına zarar vermiyorsun. Otuz dakika boyunca binlerce kelime kullanarak şunu anlattı. o zaman ne yapacaksın? Ağzının aktiviteye ihtiyacı var. Ve bu çok daha tehlikeli. Genelde bana uğramaz. kendini unutursun ve kendini unuttuğun zaman hiçbir endişen. kendine çiğniyorsun.Aktiviteleri değiştirebilirsin. Bu tıpkı sigara içmek gibidir. hem de dinleyici olursun. İlk ve en temel aktivite. hem de kendine cevap vereceksin. "İkiniz de uyanıkken ona konuşma fırsatı tanı yeter. Hem konuşmacı. O yüzden insanlar sessizlikten korkar. ki konuşuyorsun. Aktivite bir uyuşturucudur. Eğer sakız çiğnemeyi ya da sigara içmeyi bırakırsan. Çünkü olgu aslında aynı.

Tamamen aptalca bir şey. enerji korunur. Vücut yaşlanabilir. O yüzden sürekli aktif olma ihtiyacındasın. O yüzden kendiliğinden düşer dedim. Sigara içmezsin ama sürekli sigarayı bıraktığından söz etmiş olursun. Aptalca bir şeydir. Eylem her zaman sabah görülen çiğ kadar yeni ve tazedir.. Egon bu sayede güçlenmemiştir. Eylem iyidir. Sonuçta böbürlenmek de aynı şeydir. enerjinin eyleme akmasını sağlamak. İzle. Çünkü bütün saçmalığını içinde hissetmiş olacaksın. Ama nasıl bırakacaksın? Bu bırakma işini de saplantıya çevirebilirsin. Tıpkı ölü bir yaprağın ağaçtan düşmesi gibi. ama çok yavaş iç. içinde biriktirdiğin enerji eyleme dönüşür. çünkü atmak da bir aktivitedir. Eylem insanı da her zaman genç ve tazedir. Beden kaybolabilir. Ancak ondan sonra. Eylem ile aktivite arasındaki farkı hisset. Bu şekilde bırakamazsın. eğer farkındaysan. bir gün sigara parmaklarından düşecektir. hastalanıyorsun. Aktivite nedir? Eylem nedir? İlk adım budur. ancak hiçbir zaman. Bütün farkındalığınla iç ki. Eğer şeylerin düştüğünü gerçekten anlarsan. Aradaki farkı kendi içinde bul. başka bir formda onu tekrar alırsın. O zaman mucizevi bir olguyla karşılaşacaksın. eyleme yoğunlaşarak. tetikte ol. sende hiçbir iz bırakmaz. Bir şey kendiliğinden düştüğü zaman. ancak bu da bir aktivitedir. ağzın işliyor. Eğer sigara içmeyi izleyebilirsen. Bırak düşsünler. Bunu fark ettiğin zaman kendiliğinden düşer. Sigara iç. .kalmaz. O zaman otuz yıl boyunca sigara içtikten sonra bıraktığın hakkında böbürlenip duracaksın. Çünkü onu kaybolmaya zorlama çabası da başka bir tür aktivitedir. hakkında konuşarak aynı şeyi yapmış olursun. o zaman "ben bıraktım" diye konuşamazsın. Aktivite sana sahip olduğu zaman. Onu atamazsın. Tapınaklardaki rahiplerin başına gelen budur. beden ölebilir ama gençliği devam eder. bir şey ya da başkasını yapıyorsun. Zorladığın zaman ise. bir gün başka bir şekilde. Kendiliğinden düşmüştür. ölüdür. sen bırakma. Farkında ol. önceden tasarlanmaz. Bırakmak için sürekli bir şeyler yapıyorlar. geçmişten gelir. Yapmak zorunda olsan bile tam bir farkındalıkla yap. mutlaka bir yara kalır. Aktivite söz konusu olduğu zaman daha dikkatli olmalısın. yoga. ancak tazeliği devam eder. bir şey yapmama çiçeğinin içinde açmasına izin vermiyorsun. kaybolmaya zorlama. daha fazla eylem mümkün olabilir. Dudakların yine aktivite içindedir. Giderek daha fazla aktiviteyi bırakmaya çalış. bilincinde ol. aktivite kaybolur. Tek yapabileceğin şey izlemek. Dua. hazırlanan bir şey değildir. sen bırakmadın. Eylem anlıktır. bu. Bırak aktiviteler kaybolsun. ne yaptığını gör. şu. Aktiviteyi yok etme onların saplantısı olmuştur. arka kapıdan tekrar içeri girer. Bu yüzden daha dikkatli ol. meditasyon. Senin bir hazırlık yapmana. ama o kalır çünkü Tanrı tazeliği sever. bir prova döneminden geçmene izin vermez. İkinci adım ise. Aktivite hastalıktır.. Aktivite bir hayalettir. Düşmek! Kendiliğinden düşmek! Eğer onu atarsan. Tanrı her zaman yeni ve tazeden yanadır.

Her tarafta barikatlar var ve ne yaparsan yap. çünkü zorunluluk durumu. Gevşeme. sessiz kal. Eylem değil. Birkaç yıl önce bir kitap okuyordum. ölü bir adam gibi yatmak anlamına gelmez. Kitabın adı. O senin bütün varlığınla ilgilidir." Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. O yüzden yorgun. "Gevşemelisiniz"di. Bu. Neden bu zorunluluk? Gevşeme sadece hayatında bir gereklilik olmadığı zaman ortaya çıkar. Bu tamamen saçma bir şey. Şart koşmak aktivitedir. Ayak parmaklarına gevşe diye emret. eylemden kaçmışlardır. içinde aktivite ihtiyacı hissetmemektir. Çünkü eğer eylemi bırakırsan. Hiçbir yere hareket etmiyordur. hayatı bırakmış olursun. Aksi halde şart. Ancak hareket etmek için bahane bulmazsın. aktivite yokluğu. Artık gevşemek saplantın olmuştur. Belirli bir şekilde oturup ya da uzandıktan sonra. Bir şart koşulduğu zaman. arkasında mutlaka bir saplantı gizlenmiştir. bir saplantıdır. "Gevşemelisin". oturması gerekiyor. Himalayalara taşınmanın gereği nedir? Eylemi bırakamazsın. . gevşemene yardımcı olacak hiçbir kitap yok. o zaman da gevşemek şart olmaktan çıkar. Enerji yuvasındadır. Gevşemek bir yokluktur. Gevşeme hakkında bir kitap okuyup da. Bu zaman alıyor. deliliğe yol açar. Bazı insanlar bunu yapmıştır. "Nasıl Gevşenilir" isimli kitabın talimatlarıyla gevşemeye çalışıyor. Daha fazla eylem yap ve bırak aktiviteler kendi kendine düşsün. Sadece zihinle ilgili bir şey de değildir. Ancak rol yapabilirsin. sadece rol yapabilirsin. Hayat enerjin hareket etmiyor. Eğer kendi iç varlığını okumuyorsan. Tabii. bunu sakın kaçırma. Nasıl ölü gibi yatacaksın? Sen canlısın. Şimdi gevşemenin ne olduğunu anlıyorsun. O zaman elbette gevşeme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu tip kitaplar sadece Amerika'da iyi satıyor. bir de gevşemiş ruh halindeymiş gibi davranıyor.Ne zaman her şeyinle eyleme geçme fırsatı karşına çıkarsa. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. evinde olmaktır. Gevşemek. Çok fazla aktivite içindesin. O yüzden. Hatta daha da geriliyorlar. Zamanla bir dönüşüm yaşayacaksın. içinde bir aktivite hissi duymadığın zaman yaşanır. aktivite içinde olma saplantısı ya da hastalığı hâlâ orada olmasına rağmen. Çünkü bütün aktivite hayatı devam etmekle birlikte. Ağzını sıkıca kapayıp. O zaman gevşemiş değil. ayak parmağından kafana kadar telkinde bulunmalısın. bir delilik hali içinde yapıyorsun. ölü olursun. O yüzden her ay gevşeme hakkında bu kadar çok kitap çıkıyor. tükenmiş ve donuksun. Himalayalara taşınmanın bir gereği yok. içindeki patlamaya hazır yanardağlarla ve fırtınalarla. sonra yukarı doğru çık. Onlar hayattan. gevşemeyi başarmış tek bir insan bile görmedim. Himalayalarda gevşemiş değil. Uzanıyor. bezgin. gevşemenin karşıtıdır. Hayatta eylemler vardır. ancak şartlar yoktur. Zaten ölü bir adam gibi yatamazsın. Gevşemek için Himalayalara gitmişlerdir. Düşünme. Hepsi bu. Kendinle barışık haldesin. eyleme geç. Gevşemek. ölü bilgeler bulursun. Tilopa'nın şu sözlerine kulak ver: "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. ancak bir acelen yok. Eğer bazı durumlar ortaya çıkarsa eyleme geçersin. Gevşeme bedenle ilgili bir şey değildir.

Aslında hiçbir şey sıradan değildir. Sen negatiflikleri. Ne yapıyorsun? Uzanıp uykuya dalıyorsun. Kendiliğinden kabarır. ama eylem değil. İnsanlar bana gelip. Arzu ettiğinden daha fazlasının olması. uyuman imkansız olur. Ne geleceğe. dokunuşunu. arzusuz ol diyor. Seninle birlikte. Çünkü o anda her şey olağanüstü olur. bu kolay. Tek öğreti. Herhangi bir yoga duruşuna ihtiyaç yoktur. Tilopa ne diyordu? "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma!" Herhangi bir şey yapma. duracaktır. Gevşemek ne bedene. gözlerini kapatıp. Başka hiçbir an yoktur. O yüzden Buda'lar. o zaman kaybolursun. Bir zaman olmaz. Aslında uyumak için gerekli olan tek şey. İçinde derin bir minnet duygusu yükseliyor. Eğer bir şey yaparsan. Sadece o anın keyfini çıkartırsın. İkisini birden bırakıp. zihin gevşiyor ve uykuya dalıyor. Gevşemek. Gevşemek bütüne aittir. Kendi enerjinin oluşturduğu bu dingin havuzun sıcaklığı seni sarar. Sen de kendi enerjinin içinde erirsin. gündüz aktivitelerinin kesintiye uğramasıdır. Saat tamamen durur. böyle bir şey içinde derin bir bilinç olmadan nasıl mümkün olabilir?" diyorum. Bedenin garip şekillerde çarpıtılmasına hiçbir ihtiyaç yok. çalışma mekanizmasını anlamıyorsun. Başka bir şey aramazsın. İşte o zaman gevşemiş olursun. O an. İşte gevşemek budur. Hepsi bu! Zihinde bir aktivite olmadığı zaman. ne geçmişe. İşte bu an. Çünkü . Etraf gecenin sessizliği ile kaplı. sabah meltemini. "Hiçbir şey yapma!" Sadece aktivitesizlik gerekir. O dokuyu hissetmek. Aktivite gitmelidir. uyumak imkansız olur. Himalayalara gidebilirsin. Çarşafın giderek ısındığını hissetmek. bu an yeter de artar bile demektir. eğer farkına varırsan. Eğer uyumak için bir şey yaparsan. her şeydir. Gevşemek bir durumdur. Ben de. çünkü her şey o kadar olağanüstü ki. engelleri bıraktığında. İşte o zaman enerji hiçbir yere gitmez ve durgun bir havuza dönüşür. kendini hissediyorsun. uykusuzluk hastası olursun. Eğer zaman varsa. o ortaya çıkar. Mutlu olmak için başka neye ihtiyaç var? Mutlu olmak için başka bir şey mümkün mü? Gece yatağında serin bir çarşaf üzerine uzanmak. Gevşemek nedir? Enerjinin hiçbir yere hareket etmeme durumudur. Aktivitelerinin farkına var ve aniden aktivitenin ortasında. İnsan zihninin karmaşıklığını. "Evet. "Tanrı'ya inanıyor musun?" diye soruyor. Daha fazla bir şey istemediğin ve beklemediğin an. güneşin doğuşunu hissetmek. o duracaktır. İsteyecek hiçbir şey yok. o andadır. ne de zihne aittir. Peki bu nasıl gelecek? Anlayışla gelecek. Her şey o andır. Burada yapılacak bir şey yok. çiğ damlalarının serinliğini. Sadece küçük şeyler. tüm varlığınla orada olmak. Zaman durur. Çiğ damlalarının henüz buharlaşmadığı bir bahçede dolaşıp.Bu ince noktayı anlamak gerekir. Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. Bahçenin o dokusunu. gevşemektir. Başka neye ihtiyacın var? Bu yeter de artar bile. güzel oldukları için keyif vermeye başlar. uyumak imkansız olur. ortada gevşeme olmaz. Ölüleri gömün diye devam ediyorlar. Sıradan şeyler. onu zorlayamazsın. Çünkü eğer arzu olursa gevşenemeyeceğini biliyorlar. Ve bu durma hali. Eğer neden yaptığının farkına varırsan. Akşam yatmaya gidince ne yapıyorsun? Bir şey yapıyor musun? Eğer yapıyorsan. anlayıştır. her sabah ya da her akşam. Tilopa'nın "Bedeninle gevşeme dışında hiçbir şey yapma" derken kastettiği şeydir. Diğer şey de kolay: Aktivitelere devam edip. kendini birkaç dakika gevşemeye zorlayabilirsin.

Sonra delilik. bir kutlama olarak. hedef yönelimli olan aktivite boyutudur. Hedef sürekli ufuktadır. arayış içinde değildir." Ne diyor? Gevşemeni söylüyor. başarılacak herhangi bir şey olmadığı zaman. Çocuklar her zaman yetişkinlerin aptal olduğunu düşünür. enerjinin hedefsiz hareketini anla. Aslında amaç sensin. kuşlar ötüyor. Bu. Onlar da bu derinliğe geçer ve tamamen kaybolurlar. Kral Süleyman'ın asla yayamayacağı güzel bir koku yayıyorlar. minnete dönüşür. Hedef peşinde koşanlar ve kutlayanlar. şu anda. Zambakları düşün. güneş gökyüzünde. başka bir anda elde edilecek şeydir. İşte dua budur. ağaçlara ve bitkilere bakıyorsa. Bunu kutla. O zaman her şey bir araçtır. Endişeye dönüşmüş olan bütün enerji. kendi içinde enerjisi taştığı için hareket ediyor. Amaç ise. Kutlanacak çok şey var. hedef peşinde. Bir de enerjinin başka bir boyutu vardır. bir hedefe ulaşmak için sarf edilen enerjidir. sürekli içinde bulunduğun anı. O andasındır. hedefsiz kutlamadır. O zaman birden gevşersin. Yaşadığın anın keyfini çıkar diyorlar. sürekli gelecekteki bir şey için bir araca dönüştürmektedir. delidir. bir hedefe doğru değil. amaç başka bir yerde değildir. vahşi hayvanlara. Akıyor.eğer geçmişle çok ilgileniyorsan. Ama bir hedefe doğru değil. O. Gevşemek. Enerjinin iki boyutu olabilir. Bunun için herhangi bir şey yapmak zorunda değilsin. Kutla. hedef gelecekte olmadığı zaman. ama mesafe hep aynı kalır. Bakın ve zambakları düşünün. Hiç çaba göstermiyorlar ama yine de Kral Süleyman'dan daha güzel ve daha haşmetliler. "Nereye gidiyorsun?" diye sor. Ancak bu tip enerji için hedefe asla ulaşılmaz. Ancak o zaman gevşeyebilirsin. Kutlayıcı ol. Bir çocuk dans ediyor. Bütün kalbin derin bir minnet duygusuyla çarpmaya başlar. buradadır. yaşıyorsun ve bilincin var. Çaba harcamana gerek yok. Biri planlı. Tarladaki zambakları düşünün. Aslında her şey sana sunulmuş durumda. gevşeyemezsin. İsa diyor ki: "Zambaklara bakın. kendi ivmesiyle tırmanır. Hedef yönelimli olanlar. o anı kutlaman gerekir. Çiçekler açtı. "Hiçbir yere" diyecektir. endişe kalmaz. Koşmaya devam edersin. Çünkü bu tür enerji. sadece bir araçtır. neden endişe ediyorsun? Sana da bakmayacak mı?" Gevşeme budur. Bu an. O boyut da. Amaç. Duanın özeti budur: Derin bir minnet ile çarpan bir kalp. İşte gevşeme budur: Hedefsiz enerji! O yüzden benim için iki tür insan vardır. Zambaklar gibi ol. zıplıyor ve koşuşturuyor. Ne . Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. İsa diyor ki: "Eğer Tanrı havadaki kuşlara. Nefes alıyorsun. Ve sonra gevşe. Hareket ediyor. Bir şekilde bir şeyler yaparak hedefe ulaşman gerekir. Onlar giderek delirmektedir ve bu deliliği kendileri yaratmaktadır. Aslında bu andan başka bir tatmin yoktur. Hedefsiz olduğun zaman. Ona aptal gibi görüneceksin. Gevşemek bir duruş değildir. O zaman gerginlik. Zambakları izle. Bunları kutla. enerjinin tam bir dönüşüm geçirmesidir. Çünkü zaten hedefine ulaşmışsındır. Diğer tür insan. Sadece enerji hareketini anla. Neden geleceğin hakkında bu kadar endişe ediyorsun? Zambakları düşün. sadece kutlar.

ama gevşemen bozulmaz. Çocuk. çünkü ilk aktivitenin başladığı yer burasıdır. enerjinin akmasıdır.saçma bir soru. Ancak bunu sadece sana anlattıklarımı . Orada yapılacak hiçbir şey yok. pazarlıkçıları bulmak istiyorsan cehenneme git. hedef yönelimli zihin. Kendiliğinden oluyor. Paylaş ama değiş tokuş yapma. İşte bu eylemdir. Bu anın içine sığar. Çünkü bizim için aktivite. hepsini orada bulacaksın. Unutma. filizlenmesini kutlarlar. değiş tokuşçular için değil. hiçbir yere gitmiyor. pazarlık yapma. Meister Eckhart'a sorar: "Melekler cennette ne yapar?" Eckhart yanıtlar: "Ne kadar aptalca bir soru. Bütün varoluş yaşadığın anda akmaktadır. Eylem. yapacağın ilk şey ağzını kapatmaktır. Eğer en büyük değiş tokuşçularla. Nefes aldın. O yüzden Tilopa bunu öneriyor: "Aktiviteyi anla. Bir yere ulaşmakta olduğu için koşmuyor." Ancak soran adamın bu yanıttan tatmin olduğunu sanmıyorum. "Melekler cennette ne yapar?" Bu sadece hedef yönelimli insanlara anlamlı gelecek bir sorudur. "Peki öyleyse neden koşuyorsun?" diye sorar. Tamamen kapat. Onlar hiçbir şey yapmaz. gidecek hiçbir yer yok! Her şey bu anda. Neden? Çünkü o bir şey yapmaz. Ağız gerçekten çok önemlidir. eylemi anla. içini taşırır. Kuşlar şarkı söylüyor ve sen de onların şarkısına katılıyorsun. çünkü anlamsız bir sorudur. Nereye gidiyorsun? Bir yere gitme ihtiyacı var mı? Çocuk. geri almak için değil. O anın güzelliğini. Enerjini giderek daha fazla eyleme yöneltip. Eylem. O zaman. dilin damağına değecektir. Bütün değiş tokuşçular cehenneme gider. bu an içindedir. karşılaşır ve bir tepki oluşur. Hedef gütme. Bu anda akıyor. soruna yanıt veremez. Bütün varoluş bu anda toplanmıştır. Bu bir aktivite değil. Ağzını sıkıca kapayıp sessiz dur. eylem ise değildir. Biri. ağladın ve annenin memesini aradın. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. sadece enerjisinin keyfini çıkartıyor. "Melekler cennette ne yapar?" Yapacak bir şey yok gibi. muhteşemliğini. aktivite hedef yönelimlidir. bir kutlama yeridir. Sana söylüyorum. şiirselliğini. İlk aktiviteyi dudakların başlattı. sadece kutlar. Sadece çok fazla enerjisi olduğu için koşmak zorunda. İçinde ne varsa verir. gevşe ve ağzını kapat." Ne zaman meditasyon yapmak için oturursan. Dudaklar tamamen kapanacaktır ve dilin damağına değecektir. Çok enerjisi var. provasız bir tepkidir. Hıristiyan teolojisinde yüzyıllardır tekrar tekrar yanıt aranan bir soru var. Bütün varoluş seninle buluşur. aktivitelerden arınırsan hayatın değişecek. bütün aktivitenin başladığı alandır. Kendini birden kuşların ötüşüne eşlik ederken buluyorsun. ne zaman sessiz olmak istersen. Şarkı söyler. Çünkü bizim için bir aktivite. O zaman "yaparsın". kutlayanlar içindir. Cennet. Şu anda burada. Çünkü o zaman hayatın zindana dönüşür. Ağzın çevresindeki bölge. dans eder ve kutlarlar. Cennet. Eğer ağzını tamamen kapatırsan. Bir Buda asla yorulmaz. bir hedefe yöneldiği zaman anlamlıdır. hazırlıksız. Derin bir gevşemeye dönüşecek. bırak enerjin taşsın ve aksın. ancak net hedefe yönlendiğimiz zaman anlam kazanır. O. Hepsi bu. Sadece omzunu silkecek ve "Hiçbir yere" diyecektir. Sende olduğu için ver. ancak bir yol olduğu zaman. Ağzın sürekli delice bir aktivite içinde.

Ancak. diğeri aleyhte. yüzünü çarpıt. Ancak izlemede dikkatli olunması gereken bir şey var. Bu hiç sorun değil. O zaman sinir sisteminde daha derin bir gevşeme elde edeceksin. Aklına gelen her şeyi yüksek sesle söyleyip keyfini çıkart. Ağzını kapat. izle. Çok hafif bir şekilde titrer. Eğer elini gevşetmek istiyorsan. Eğer mücadele edersen. Sonra. Sonra tam tersini yapıp gevşe. Sen sadece ortamı yarat. otomatikman kaybolacaktır. Bunlar çok ince . bunun pasif bir izleme olması gerekiyor. toprağı açıp. kendine zorla sunduğun bir sessizlik ki. Eğer çaba gösterirsen. Bir süre sonra içine bir dinginlik çökecek. Eğer işbirliği yaparsan orada olurlar. bu pek zarif bir şey değildir. Tam zıt taraftan hareket etmek daha kolaydır. Zihni boşaltmak için ne mi yapacaksın? Düşünceler geliyor. aktiviteyi durdurmaz. Hatta zihin tecavüzü sayılacak. o zaman birkaç saniye sessizliği zorlayabilirsin. Az önceki gerginlik. onlar seni ilgilendirmez. İki üç dakika saçmala ve sonra ağzını kapat. iki ya da üç dakika boyunca yüksek sesle saçma sapan konuş. Sen ilgilenme. Sonra düşünme. Bir heykel gibi oturup. Ağzını kapat ve sonra sadece izleyici ol. esne. ağzını tamamen kapatabilirsin. kabul etmeye hazırlanıyorsun ve o geliyor. Bu. sana önce esnemeni öneriyorum. Ondan bağımsız bir şekilde kal. Ağzını sıkıca kapat ve sessiz kal. İçin kaynamaya devam edecektir. Bunu iki üç kere yap. Sen sadece bunun olma olasılığını yaratıyorsun. Çünkü varolabilmeleri için senin işbirliğine ihtiyaçları var. sen izle. hatta bırak acısın. Sonra tıpkı gece olup karanlığın basması gibi üzerine yağan bir sezsizlik vardır. İki tür sessizlik vardır: İlki. ağzını kapatmak çok yardımcı olur. aktif değil. Sen sadece izle. çünkü çok hafif titrerler. Diğerleri bunu görmeyebilir. İkisi de aktivite sayılır. Düşünceler yavaş yavaş. tohumu ek ve bekle. Bırak gelip gitsinler. Ağzını mümkün olduğunca aç. mimikler yap. Biri lehte. Ama eğer düşünüyorsan. Ama bu hiçbir değer taşımaz. Konuşmuyorsun ve içinde herhangi bir aktivite yapmıyorsun. Çünkü bunların ikisi de işbirliğidir. Ağzını kapat ve sessiz kal. Sonra ağzını kapat. İlk olarak. Ancak bu. senin dudak ve ağzını gevşetme olasılığını artıracaktır. yine orada olurlar. El hareketleri. önce onu mümkün olduğunca germen daha iyidir. içinde düşünceler devam edecektir ve eğer düşünceler devam ediyorsa. saldırgan ve vahşice bir harekettir. dudaklarında çok hafif titreşimler hissedersin. Ağzını mümkün olduğunca gererek tamamen esne. Sessiz olmaya çalışma. Yumruğunu sık ve mümkün olduğunca kas. Ne yapacaksın? Düşünceler gelip gidiyor. ağzını daha uzun bir süre kapatmana yardımcı olacak. dudakların titrer. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme.takip ettiysen yapabilirsin. Gerçekten gevşediğin zaman o titreme durur. O yüzden sessiz olmaya çalışma. Sana gelir ve sarıp sarmalar. Gelip gitmelerini izle. Ağzını kapatmak çok büyük bir çaba değil. birçok insanı gözlemlediğim için.

Kaçırsan bile. İçin boş olduğu zaman. İzle. İzlemek sözcüğü bile güzel değil. O sırada kapıdan biri geçerse. gizemle ve ilahi olanla dolar. Çünkü kelimenin kendisi bile aktif olma duygusu veriyor. Tam bir sessiz ağızla oturduğun zaman. Aktive dalgaları. kanın. Cildin. Hemen ayağa kalkarsın. dilin damağına değmiş ve dudakların düşünceyle titremezken. sabırsızlık ya da acil durum yok. pasif olarak izle.. ilahi olanın içine girmesi için ortada bir engel olmaz. Ve bir an geliyor. dalgasız ve titreşimsiz olacak. hepsi bambunun bir parçasıdır ve içinde bir boşluk vardır. Sadece izle. içi boş bir bambu gibi olduğunu hisset. Kimse seni zorlamıyor. Zihin çok aktif ve heveslidir. Çünkü aktivite tutkun bir sabırsızlığa dönüşebilir. Dingin bir aynaya dönüşecek. Bir tohum ekiliyor. benim sözünü ettiğim sessizliği sana getirmeyecektir. Bunu dene. İçin bilinmeyenle. Bir bambunun içi tamamen boştur. Dinlendiğin zaman. Sen sadece nehir kıyısında oturup bakıyorsun ve nehir akıp gidiyor. Arada ne fark var? Eğer kız arkadaşını ya da sevgilini bekliyorsan. Hayır. İçin tamamen boş olsun. pasif olarak izlerken. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. en güzel meditasyonlardan biridir. Bedenin tıpkı bir bambu gibidir ve içi boştur. Ve birden içine sonsuz enerji akmaya başlar. İçi boş bambu. zihin enerjisi dalgaları." Bu Tilopa'nın özel metotlarından biri. zihnin herhangi bir şey beklemeden. Herhangi bir heves. Ya da gökyüzüne. devam ediyor. Hiçbir şey yapmadan bak. kendini bir bambu gibi hissedersin. kendine özgü bir metodu vardır. Dışardan bak. Tilopa. Sadece bak. İçi boş bambu olma meditasyonu. . "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla.mekanizmalardır ve hepsini anlaman gerekir. Bu pasiflik zihnini kendiliğinden boşaltacaktır. Pasif bir izleyici ol. Ve bu yolla başkalarına yardım etmek ister. bir flüte dönüşür ve ilahi olan onu çalmaya başlar. tümünün niteliği değişir. Bunun anlaşılması gerekir. Tilopa'nın özel yöntemi.. aktif değil. o zaman aktif izlersin. kemiklerin. bambu tamamen kayboluyor. bu yardımcı olmaz. Bu da. Aslında durum budur. Eğer fazla hevesli ve fazla aktifsen. yavaş yavaş durulacak ve bilincinin bütün yüzeyi. Bedenin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. aktif bir beklemeye geçebilirsin. Aktivite arka kapıdan tekrar geri döner. bulutların süzülüşüne bak. Birden içindeki boşluğa bir şeylerin yağdığını hissedeceksin. Sen sadece bu ol ve kendini akışa bırak. Tıpkı bir rahim gibisin ve yeni bir hayat içine giriyor. pasif bir şekilde. Pasif ol. pasif olarak. zıplayıp onun gelip gelmediğine bakarsın. O zaman işin en can alıcı noktasını kaçırırsın. Sonra rüzgarda yapraklar titreşir ve sen belki onun geldiğini hissedersin. ortada kaçıracak bir şey yok. Her ustanın kendi ulaştığı. Aksi halde herhangi bir noktayı kaçırabilirsin ve eğer küçük bir noktayı kaçırırsan. Bu pasiflik çok önemlidir. sanki bir nehir kıyısında oturuyor ve nehrin akışını izliyormuşsun gibi. Bu. Başka bir şey yapmana gerek yok.

Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. onun gibi olma çabasında nasıl başarılı olacaksın? Başarısız olman kesin. O hâlâ gülüyor. Ortada bir bariyer olmayınca. Buda'lık arzu edilemez. Tilopa diyor ki: 'Ne al. Doğu'nun bu öğretisi. Batı'da çok yanlış anlaşılmıştır. idealleri anlamlı kılar. tohum patlar.' Eğer hiçbir şeye yapışmazsan başarırısın. ne de ver. Zaten olduğun bir şeye nasıl dönüşebilirsin?" O yüzden Bodhidharma güldü. Bu. geliştirmek. Buda birden içinde patlar. Sürekli yaşadığın anda olmayı. Arzuyla ıskalarsın. sessiz bir arzusuzluk havuzu ol ve birden şaşkınlığa uğrarsın. Tanrı'yı bile arzulama. O zamandan beri gülmeyi bırakmadı. hedefleri. Ama nasıl geliştireceksin? Nasıl daha büyük ve daha yüce olacaksın? Doğu'da biz bunu daha derinden anlıyoruz. Çünkü geliştirme çabası. Kendini geliştir. Güldü. Herhangi bir şey olmak zorunda değilsin. "Kendini geliştir. Bodhidharma. arzu önünde engel olur. daha yükseğe çıkmaya çalışmayacak. "Bu ne biçim bir öğreti. Daha fazla bambu gibi. Sadece içindeki gizli kimliğin farkına varmak. Tanrı arzulanamaz. Özgürlük arzu edilemez. Zihnini tamamen dinlendir. O zaman zihnin arzulamaya başlar. her zaman kaygı ve tasa içinde olacaksın. Her şey olduğu gibidir. o boşluk olduğu zaman. içi boş ve pasif olmayı. arzusuz olduğun zaman o sana gelir. Sadece kim olduğunu anla yeter. hiçliğe yapışmış bir zihin gibidir. zamanla Buda'lığa ulaşabilirsin. Karakterlerini değiştirmek için çaba göstermeyecek. kötü yönlerini iyiliğe dönüştüremeyecektir. Tilopa diyor ki: "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla." Ya bu dünyanın ya da diğer dünyanın şartlarında. çünkü arzu bir zincirdir. O zaman da şeytanın kurbanı olabilirler. Aynı niteliklere sahipler." der. çünkü. hepsi bu. zihnini dinlendir. Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar. cenneti arzulama. ancak yine de tanışıyor olmalılar. Çünkü onlar. Batı'nın sloganı. Zaten o isen. Vermek ya da almak ihtiyacı yoktur. Sen boş olduğun zaman. Neyi geliştirmeye çalışırsan çalış. Daha fazla . Bodhidharma'nın takipçileri. Ve tıpkı Bodhidharma gibi kahkahalarla gülersin. Çünkü sen zaten varlığını içinde taşıyorsun. alacak bir şey yok. Mahamudra. ruhani şeyler arzulama. Sen olduğun gibi mükemmelsin. çünkü "Bu ne biçim bir şaka? Sen zaten olmaya çalıştığın kişisin. "olma" çabası bir duvar oluşturuyor. Daha fazla eylem içinde ve daha az aktivite içinde olmayı. Geleceği. Birbirlerini fiziksel olarak görmemiş olabilirler. Bunun üstünde çalışarak. kendi başına seni yanlış bir yola sokmuş olur. onun kükreyen kahkahalarını duyabileceğini söyler. Bırak arzular dinsin. tekrar sessiz olduğun zaman. Ne al. Rahatla ve dinlen. ne de ver. Tohum zaten içinde." Ortada verecek bir şey yok. Arzusuz olduğun zaman özgür olursun. Tilopa'nın çağdaş bir örneğiydi. Elinde hiçbir şey yoksa başarmış olursun. o zaman insanlar gelişmeye. Peki neyi çalışacaksın? Sürekli daha gevşek olmayı.

Sen olmadığın zaman Tanrı vardır. O zaman şairin özü ele geçirilmiş olur. Bütünlüğün senin üzerinden akabilmesi için bir geçit olmaktır. bir şairin Tanrı'ya bir din bilgininden daha yakın olduğunu söylüyorum. Çünkü ne kadar çok düşünürsen." Sadece birkaç şiir tamamladı. bütün ile aranda yarattığın duvar o kadar yüksek olur. Sen sadece bir araçsın. O yüzden. Sen yarattığın zaman. o sıradan ve yavan bir şey olur. Bu her zaman böyle oldu. . İşte yaratıcılık budur. üzerinden gelsin. Ne kadar çok düşünürsen egon o kadar daha ortaya çıkar. Şair kaybolduğu zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Sen onun yaratıcısı değilsin. O zaman kaya gibi sert bir engele dönüşüyor. İşte o anda.izleyici olmayı. Ona küçük bir yol aç. gevşeme hali demektir. yaratıcılığın kendisidir. O bir yapma değil. Kutlama halinde olmayı. her ne ise. arzulamadan. wei-wu-wei dediği şeydir. Bir şeyin senin üzerinden olmasına izin vermektir. olanak sağlamaktır. o tekrar akmaya başlayıp şiiri bitirdiği zaman bitecektir. Tanrı'nın gerçekleşmesine engel olmamaktır. Çünkü bu gevşemeden birçok eylem doğacaktır. Eylemsizlik değil. Büyük şair Coleridge öldüğü zaman geride binlerce tamamlanmamış şiir bıraktı. O da yanıt verir: "Yapamam. DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL Yaratıcılık çok çelişkili bir bilinç ve varlık durumudur. Yaratıcılık dinsel bir durumdur. bir Buda olarak çiçek açarsın. Yaratıcılık tam bir gevşeme halinde olmak demektir. Bu eylemsizlik üzerinden eylemdir. çünkü insanoğlunun arkasında Tanrı gizlidir. Yanında bilinmeyenden bir parça getirir. bu yüzden beklemeliyim. görkemli bir gizeme ulaştı. Herhangi bir şey beklemeden. Daha önce değil. Yanlış oluyor. Tanrı tarafından ele geçirilmek. Kendinle olduğun gibi mutlu olmayı. En uzaktaki filozoftur. Benim dizelerim asla içimden akmış olan dizelerle uyum içinde olmuyor. senin yaptığın bir şey olmaz. İşte yaratıcılık budur. bir dansçı daha da yakındır. muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Ancak bu. sadece içi boş bir bambuya. Benim aracılığımla akan şey. İçinden bir şarkı akmaya başlayacak. Ego. kayıtsız olmayı. Lao Tzu'nun. geçmişte birikmiş düşüncelerden başka bir şey değildir. İçi boş bambuya dönüşmektir. bir şey olmaya başlar. Ancak o şiirler muhteşem bir güzelliğe. Denedim ama onları ben tamamladığım zaman bir şey eksik kalıyor. Her zaman öteden gelir. Hayatında birçok kere ona sorulmuştur: "Neden bu şiirleri tamamlamıyorsun?" Çünkü bazı şiirlerinin bir ya da iki dizesi eksikti. O akışı önlüyor. O. öteden gelmektedir. Küçük bir aralık bırak ki. Senin aracılığınla geldiğinde. Mevsim gelip herşey olgunlaştıktan sonraki herhangi bir an.

İnsanın sorumluluğu vardır.Simone De Beauvoir şöyle demiştir: "Hayat hem kendini geliştirmek. O yüzden derin uyku bu kadar gevşetici ve gençleştiricidir. Birden tekrar hayvan gibi olur. Başka hiçbir hayvan sorumlu değildir. Kaynakla temas kurmuşsundur. Bilinçaltının derinliklerindeki şeyleri söylemeye . aksi halde çoğumuz sadece kendimizi idame ettirmeye devam ederiz. Ancak bu. Sadece ve sadece insanın sorumluluğu vardır ve büyüklüğü buradan gelir. Buda. o zaman yaşamak sadece ölmemektir. Hayatı bir hayat değil. Hasta yatay olduğu zaman. psikanalist arkasında kalır. Hiç kimseye. Kendine sansür uygulayacaktır. Ancak hayatı devam ettirmek. Evet doğru. kendini aşmadığın sürece yeterli değildir. aşkınlık anıdır. Bundan sapmalarının imkanı yoktur. Çünkü insanın bir bilinci var. Ancak yatay pozisyonda uyuyabilirsin. Hiçbir sorumluluğu olmaz. ama yaşamamaktadır. altına imza atıp "bu benim" diyemezsin. sadece bir önsözdür. kaynakla temas kurmanın hayvani yoludur. O zaman hayat kanatlanır ve yükselir. İnsanoğlu bilinçli olarak doğa ile uyum sağlamalıdır. Milyonlarca yıl geri dönerek. artık sen yoksun aynı zamanda ilk kez olarak sen varsın. Hayat kitabı henüz başlamamıştır. özellikle de bir yabancıya asla söylemeyeceği şeyler ağzından dökülmeye başlar. Sosan. Bilgeliğin özü doğa ile uyum içinde olmaktır. bu bir strateji. bu çok zor olur. Bu. doğmuştur. sorumsuz olmaya başlıyor. seninle temas kurmasıyla mümkündür. bilinçdışı şeyler söylemeyecektir. Bahauddin. Hepsi bu. içinden yükselen ve sana ait olmayan şarkıyı söylediğin zaman. Senin derin uyku halindeki gibi yaşarlar. yatay pozisyona düşmen gerekir." Yaratıcı olmayan bir insan. sadece ölmüyordur. Hayatının hiçbir derinliği yoktur. Birden o sorumluluğun kayboluyor. Sigmund Freud hastalarını kanepeye yatırıyordu. Hayvanlar bilinçsizce doğa ile uyum içinde olurlar. o yüzden üzerinde büyük bir sorumluluk vardır. tıpkı bir hayvan gibi olmalısın. hayvan doğadan sapamaz. insan ise dikey. Eğer bir şey sürekli aynı durumda kalıyorsa. ancak öteden bir şeyin gelip. Yaratıcı olduğun zaman. Zaten bu nedenden ötürü. tekrar taze ve genç olursun. —Lao Tzu. Yataysın. Ve aşmak. Onlar her zaman uyum içindedir. Hayvanlar yataydır. Böyle bir kapasitesi yoktur. Bir çocuk yaratıyorsun. Sen öleceksin ve çocuk yaşamı devam ettirecek. Topladığın bütün tozlar. onu göremezsin. Eğer sorumlu kalırsa ve dikey pozisyonda olursa. Aksi halde sorumluluktan arınmadan. Hasta kanepe üzerinde uzandığı zaman. Sanai— verdiği mesaj budur. çünkü onda bilinç yoktur. Aşmak. Derin uykuda sen de doğa ile uyum haline girersin. Yaratıcılık aşmaktır. Ayakta durarak uyuyamazsın. yaratıcılığın senin aracılığınla gerçekleşmesine izin verdiğin zaman. bu yaratıcılık değildir. Birkaç dakika derin uyuduğun zaman. hem de aşmaktır. Bütün büyük mistiklerin. birden bilincini kaybediyorsun. bütün yorgunluk ve sıkıntı kaybolur. Doğa ile uyum içinde ol. bilinçli olarak bir şeyi söyleyip söylememeyi yargılayacaktır. İnsan uyumsuz davranmayı seçebilir. dünyaya paralelsin. Ve mucize aşma anında gerçekleşir. Uyumak istediğin zaman. hastasını rahatlatmak için değil.

Delicesine aktiftir. egon senin hastalığındır. bilinçli bir uyuma geç. Doğayla bilinçli bir şekilde. çimen ol. İşte bu. Daha doğal. yaratıcılık durumudur. bir müzisyen. Ne kadar yukarı çıkarsan. uyum içinde olarak kendini aşabilirsin. Aşmanın bir yolu daha vardır. Bilinçaltı yüzeye çıkmış olur. En üst eylemle en üst gevşeme. ve her şey sanki ışık saçmaktadır. Eylemsizlik üzerinden eylem. Bütün güzel durumlar paradokstan ortaya çıkar. Damarlarında dansın mırıltısını hissedersin. Sürekli akan bir nehirde oluşan girdaplarız. sen artık durağan değilsin. Sağlıklı olmanın anlamı budur. bastırdıkların yüzeye çıkar ve yüzeye çıktıktan sonra buharlaşır. bir ressam. bir dansçı olursun. Wei-wu-wei. Meditasyon yaratıcılıktır. şey değil. gerçeklik ikileminin o kadar derinine inersin. ancak derinde hiçbir şey yaşanmaz. O anda nereden geldiğini bilmediğin bir şarkı söylemek istersin. O yüzden yaratıcılığın bir ikilem durumu olduğunu söylüyorum. O zaman sen bir süreçsin. Hayatla ve evrenle aynı frekansta olmak. Sigmund Freud'un yoluyla değil. Lao Tzu. buna çok güzel bir isim vermiştir. Birden. Sana ait olmayan bir güce. iyileşirsin. Seni gevşetir. Ego kaybolduğu zaman içindeki yara kaybolur. tavan arasına çıkmaktır. Ya da eğer bir dansçının dansını görürsen. Gözlerin daha duyarlı olmaya başlar. Ağaçlar hiç olmadıkları kadar yeşildir. Doğayla bütünleş. Ayakların dans etmeye hazırdır. o zaman bir şair. Sadece sessizlik vardır. rüzgar ol. Buna yaratıcılığın temel niteliği diyebiliriz. doğayla uyum içinde olmak. direnmeye alışkın şeyleriz. Her şeyiyle eylemdir. Ancak yine de derinde bir ressam ya da dansçı yoktur. bodruma inmektir. o da tamamen eylemdir. Bilinç bir şey değildir. Yaratıcılık ikilemi budur. başa dönmektir. ya da olayların bir süreci.başlar. bütün olursun. İçinde ve dışında müziğin sesini duyabilirsin. Bir ressamı resim yaparken görürsen. Buda'nın yoluyla. daha önce sana olmamış bir şeyin olduğunu göreceksin. Bu bir stratejidir. tamamen çaresiz bırakmak Freudçu'ların stratejisidir. Hastasını bir bebek ya da hayvan gibi. Onu bir nesneye biz . Yoğun varoluş akıntısıyla birlikte akarsın. olay olursun. Bir ağacın yanında oturduğun zaman. Bunu dene. o kesinlikle aktiftir. ya da sadece hiçlik yaşanır. Bilgeliğin özü budur. Yüzeyde büyük bir eylem gerçekleşir. Kendini sorumlu hissetmediğin zaman doğal olursun ve psikoterapi buna çok yardımcı olur. akmaya başlarsın. ağaç ol. Bu da. Psikanalizden geçtikten sonra hafiflemiş olursun. Doğayla uyum içinde olmak. evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olmak. doğayla ve kendinle daha uyum içinde olursun. sınırların kaybolmasına izin ver. senden öte bir güce teslim olmak yaratıcılıktır. bir süreçtir. güller daha pembedir." İşte o zaman bir ego değil. Ve egon kaybolunca. Ama bu geriye gitmektir. Norbert Weiner şöyle demiştir: "Bizler boyun eğen şeyler değil. Ne zaman evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olursan.

Eğer meditasyon yapıp egosuz olabiliyorsa. Bir aşçı olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. Tanrı kendi şeklini almaya başlar. Her insan yaratıcı olabilir. kendi özüyle ve bulunduğu konumla o kadar uyum içindedir ki. O yüzden ne yaparsan yap yaratıcılığın tadını alacaksın. egonun yok olmasına yardımcı olmaktır. Tanımlı. sen zaten olmak istediğin yerdesin. Yaptığı işte o kadar büyük bir doyum yaşıyordur ki. Yaratıcı olduğun zaman. durağan bir nesne. Bu enerji. Temizlik yaparken bile orada bir çeşit ibadet. BES ENGEL Doğa herkese yaratıcı olan bir enerji verir. Küçük şeylerde yaratıcı olacaksın. çok azınız şarkıcı olacak. sadece önüne set çekildiği zaman. besleme. Buna gerek yoktur. sınırlı. O zaman bir sıkıntı olmayacak. Gerçek hayat. Yaratıcı olduğun zaman hırslar kaybolur. Gerçek bir yaratıcı insan. Tek öğrenmen gereken. çiftçiye de. bir nesneye dönüşürsün. Her türlü insana ihtiyacımız var. Yaratıcı olduğun zaman arzular kaybolur. her şey gerçektir. dua olacaktır. Ona "ben" dediğin zaman. Ya da sadece bir temizlikçi olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. ünlü olmaya en ufak bir değer bile vermez. çok azınız müzisyen. . ne olursa olsun güzeldir. Hepinizin birer Picasso ya da Shakespeare olacağını söylemiyorum. hayat çok zor olur. Eğer hepimiz ressam olursak. Ortada ego olmadığı zaman.dönüştürdük. yaratıcılıktır. onu güçlendirip. Çok sayıda ressama ihtiyacımız yok. Ünlü olmak zorunda değilsin. Her biriniz kendi yolunda yaratıcı olacak. doğal akışına izin verilmediği zaman yıkıcı olur. Yaratıcılığı öğrenmek için herhangi bir okula gitmek zorunda değilsin. O zaman. birkaçınız dansçı olacak ama zaten konu bu değil. İşte o zaman her şey güzeldir. Egon ölümündür. o zaman Tanrı onun üzerinden akmaya başlar. egonun ölümü de gerçek hayatının başlangıcı. onun olanaklarına göre. Onun kapasitesine. işte o zaman ölmeye başlarsın. kendi içine eğilip. Çok sayıda şaire ihtiyacımız yok. herhangi bir arzu söz konusu değildir. her şey güzeldir. Bahçıvana da ihtiyacımız var. Çok azınız ressam olacak. Onu destekleme.

Kesinlikle çaresizlik öfkesine kapılacaksın. Tek'in varoluştan ayrılma fikri bulunmamaktadır. Etrafına kimsenin geçemeyeceği sınırlar koymaya başlar. Bütün. Çatışma. sen bütüne girersin. Benlik bilinci bir durağanlıktır. bilinçsiz olmaktır ve benliksiz olmak. Attığın her adım. herhangi bir engeli yoktur. Sen de kendini bütüne sunarsın. En baştan itibaren . Bilinç nehri doğal olarak akmamaktadır. Birey ile bütün arasında hiçbir çekişme yoktur. bloke edilmiş. Bilinçte. ya da ben bilincinin olmaması. boş. Bilinç nehrine yabancı bir şey girmiştir. Aynı derin birlik içinde bulunur. Benliksizlik aslında benliğin yalnızca sana ait olmadığı anlamına gelir çünkü o tüm şeylerin benliğidir. şeffaf bir araç. Zengin hayat. Bilinç sonsuz hayattır. Sen bir araç oluyorsun. Elbette pis kokar. Hiçbir yere gitmeden. Varoluşla birdir. benlik bilincin yerinde olacak ve tabii ki. Biriktirmeye devam eder ve paylaşma yeteneğini kaybeder. teslim olmama tavrıdır. minik benlik kaybolunca. ama asla dışarı vermez. bilinçsiz olmaktır. Ancak benlik bilinci söz konusu olduğu zaman insan hata yapar. bütün içine girer. Bilinç sağlıktır. Çünkü yaşam paylaşmaktadır. ölü bir şeydir. sadece ismen vardır. Kendi minik merkezini kaybedip. yani ölen bir havuz. O içine alır. Sen bir flüt oluyorsun ve Krishna senin aracılığınla şarkı söylüyor. Bu sürekli bir akıştır. Benlik bilincinde olmak. BENLİK BİLİNCİ Benlik bilinci bir hastalıktır. dondurulmuş bir durumdur.1. varlığının etrafında bir kafes yok ve sonsuz güç. Sen bir geçit oluyorsun. herhangi bir engele sahip olmayan. Ben. Ve bütün de bireyin içine akar. sana kendini sunar. Bu ikilemin çok iyi anlaşılması gerekir: Benlik bilincinde olmak. benlik bilinci ise hastalık. Bir yerde bir şey yanlış gitmiştir. Nehrin bir parçası olamayan bir şey. Benlik bilincinde olmak. Yabancı olduğu için nehir tarafından emilemeyen bir şey. Nehrin bir parçası olmaya direnen bir şey. O yüzden benlik bilinci ile bilinç arasındaki farkı iyi anlaman gerekiyor. Kendi varlığının etrafına levhalar diker. kendine ait hiçbir şey olmayan. Nefes alıp. Denge asla kaybolmaz. varoluşun kendi merkezine ulaşıyorsun? Birden sonsuz oluyorsun. "Geçmek yasaktır!" Zamanla bir mezara dönüşür. bilinçli olmaktır. nefes verirsin. İşte ben buna teslimiyet diyorum. Eğer varoluşla savaşıyorsan. mücadele ve savaşım tavrıdır. tekrar tekrar yenileceksin. senin üzerinden akmaya başlıyor. "ben" ya da ego fikri yoktur. Herhangi bir sınırı. birden bağlarından kurtuluyorsun. İnsan sadece bütünü takip eder. ister tüm şeylerin benliği. Tıpkı nefes almak gibi. Hiçbir sınır tanımaz ama normalde herkes benmerkezcidir. sadece buharlaşıp kuruyan. Buna ister yüce benlik de. ölü bir varlık olur. bir kompleks oluşmuştur. Nefes aldığın zaman. sürekli bir paylaşımdır. Bir düğüm. asıl büyük benliğe ulaşıyorsun. Tıpkı kirli bir havuz gibi. daha derin bir yenilgiye yol açacak. Ortada bir ben olmayınca. Nefes verdiğin zaman. bu küçük.

o para ego için. monolog. Kendi sınırlarını tanımlayıp. Kime meydan okuyor? "Egoya!" Kendi hayatını izle. Eğer .kaybetmeye mahkumsun. Bir rahip. manastır. çünkü çatışmadan ancak mutsuzluk çıkar. karşısındayken asla! Sadece bütünle birlikte olursan başarabilirsin. Bunu ince bir numarayla yaratıyorsun. İngilizce Monk'tır. İnsanlar zor şeyleri yapmayı sever. Sizden önce birçok insan tırmanmaya çalışırken öldü. ayrı olarak varolamazsın. ama büyük bir saray yapmak istiyorsun. Onları yapmadan önce iyice zorlaştırmak isterler. Rahip kelimesi. Edmund Hillary'e biri sordu: "Neden böyle bir risk aldınız? Çok tehlikeliydi. Şöyle bir olay oldu: Bunun gibi bir yağmur mevsimi döneminde olmalı. Onu fethetmek zorundaydık. Kendi evinde rahat olabilirsin. O yüzden sorumluluğunu başka bir şeye atma. Nehre atladı ve akıntıya karşı yüzmeye başladı. kendisi olmaya çalışan kişidir. onun karşısındayken asla! O yüzden eğer öfkeliysen. Yaptığın birçok şeyi egon için yapıyorsun. Everest'e tırmanan ilk insan olan. Everest'in fethedilmemiş varlığı bile bir meydan okuma olarak duruyor. mutsuzsan." Ego her zaman akıntının tersine gitme çabasıdır. o sadece akıntıya karşı gider. Bir rahip olamazsın. onu kurtar!" Nasrettin Hoca koştu. karşında bir mücadele vardır. tüm varoluştan ayrı olarak varolmaya çalışan biridir. çünkü kendi benliğini evrene karşı savunamazsın. Bütüne karşı savaşıyorsun. Hemen koş. insanların neden Everest'e çıkmaya çalıştığını ve hayatlarını bu iş için tehlikeye attığını anlayamıyordu." Hoca cevap verdi: "Siz neden söz ediyorsunuz? Ben eşimi tanırım. Çok rahat bir hayatın olabilir ama sen para biriktirmeye devam ediyorsun. İnsanlar Nasrettin Hocaya koşup. o mutsuzluğu kendin yaratıyorsun. O para senin için değil. Bunun ne anlamı vardı? Elde edilecek ne vardı ki? Edmund Hillary'nin şu cevabı verdiği söyleniyor: "Everest fethedilmeden durduğu sürece huzur bulamayız. Monopol. Bütün çabası bencilcedir ve kaybetmeye mahkumdur. Bu imkansız." Ortada herhangi bir kazanç yok. Yalnızca Tanrı'nın yanında olursan başarabilirsin. Büyük bir ev yapmak istiyorsun. İnsanlar olayları mantıklı hale sokmakta çok iyidirler. Neden? Çünkü bir zorlukla karşılaştığın zaman. bağırdı: "Eşin taşmış nehre düştü. egon için. egon keskinleşir." Bu soruyu soran kişi. Köyün içinden geçen nehir taşmıştı. bir çatışma içinde olduğunun belirtisidir. İnsanlar kolay şeyleri yapmaktan hoşlanmaz. Mutsuzluk. O büyük saray senin için değil. "Ne yapıyorsun Hoca. unutma. O büyük saray. Aynı kökenden gelen birçok kelimenin farkında olmalısın. eşin nehirden yukarı doğru gidemez ki! Nehir onu aşağıya doğru götürüyor. Bu durumda dünyanın en zengin adamı olmadan nasıl huzur bulursun? Dünyanın en zengin adamı olunca ne yapacaksın? Giderek daha fazla mutsuz olacaksın. Etrafta toplanmış olan insanlar bağırdı. Hiçbir rahip asla başarılı olamaz.

o yüzden sahte bir benlik. Geçmiş hayatın karmaları seni mutsuz etmiştir. yedek bir benlik yaratıyoruz. Bu. O senin için tuzaklar kuruyor olmalı. Asla şu andaki sen değilsin. Onlar insanları mutsuz edenin sosyal yapı ve ekonomik sistem olduğunu söylüyor. ama yine de çok belirsiz. komünistler. "Suçlu sensin. Sorumluluğu Hıristiyanların yaptığı gibi şeytana atabilirsin. Uyum. Bir parça bütünü nasıl fethedebilir? Bunun aptallığını görmelisin. biraz fazla metafizik kaçıyor. Geçmiş değiştirilemez. Sonra. Çünkü ego zaten senin çatışmacı tavrının bir yan ürünüdür. hangi dünyada olursan ol mutsuz kalacaksın. Doğayı nasıl fethedebilirsin? Sen onun bir parçasısın. çatışmayı bırak demek istiyorum. Ne geçmiş. Hepsi saçmalık. Kendin olarak kalmaya devam ettiğin sürece hangi ekonomik sistemde olursan ol mutsuz olacaksın. ya da bütünle çatışma içinde olup uyumsuzluk yaratabilirsin. Gerçek benlik. Bütün büyük dinlerin "Egonu bırak" derken vurgulamak istediği şey budur. kaygı ve gerilim yaratır. Sen kimin umurundasın ki? Neden bu şeytan denen şey gelip seninle uğraşsın? Sonra bir de Marksistler. temel değişim başlar. çok tanıdık geliyor sana. geçmiş karmalar yüzünden mutsuz olmak zorundayım" diye düşünüyorsun. anneçocuk ilişkisine atıyor. bunun tek sorumlusu sadece ve sadece sensin. O yüzden. ne de ekonomik sistem sana yardımcı olabilir. Neden şimdiye kadar beklesinler? Beklemenin bir anlamı yok. İnsanlar onu. doğal olarak derin bir sessizlik. Onlar "Çatışmayı bırak" demek istiyor. . Sen ne yapabilirsin? Eğer kendini değiştirmeyi düşünmüyorsan hiçbir şey yapılamaz." Eğer mutsuzsan. psikoanalistler var. İnsanlar doğayı fethetmekten söz ediyor. Hıristiyanlar da şeytana atıyor. uyum ise mutlulukla. Çatışma ise endişe. Suçu eski hayatlara atmak kolaydır. Peki neden insanlar onu yaratıyor? Bunun bir nedeni olmalı. İnsanın benliksiz yaşaması çok zordur. Freudçular. asla suçlu sen değilsin. "Ne yapabiliriz? Geçmiş yaşamlarımızdaki karmalar bizi mutsuz ediyor" diyebilirler. Hindular sorumluluğu geçmiş karmalara atarken. Uyumsuzluk mutsuzlukla sonuçlanır. Seni asıl mutsuz eden şu andaki karmaların. olmuştur ve sonsuza dek olmuş kalacaktır. Geçmişini silmeye yardımcı olacak hiçbir sihir yok. şeytan tuzaklar kurarak seni mutsuzluğa sürüklüyor ve cehennemin derinliklerine doğru çekiyor. Ego mu? Ego nerede? Ego nedir? Sözcük biliniyormuş gibi geliyor. o yüzden. daha pratik olması için. Onlar da suçu. tasa. Ama her zaman başka bir şey. Ego. keyif ve coşkuya neden olur. Sen ya bütün ile uyum içinde olabilirsin. Sen değil. sosyalistler var. Bunu daha fazla hatırlamanı isterim. kendi etrafında yaratmış olduğun gerginliklerden başka bir şey değildir. kavranması pek mümkün değil. ama geçmiş yaşamlarda. bunu fethetmekten söz ediyor. Çünkü "egoyu bırak".mutsuzlarsa. O. ne sosyal yapı. Öncelikle varoluşla olan bu çatışmayı bıraktığın zaman. bilinmezdir. Artık onu değiştirme olasılığı yoktur. Elini sallayarak silemezsin. senin üzerindeki yükü kaldırıyor ve "Madem öyle. Sana bunu açıklamak zorundayım. Neden herkes kendine bir benlik yaratmaya çalışıyor? İnsan kendini tanımıyor.

benliksiz yaşamak çok zordur. Onlar seni kandırmaz. şayet sana Harry diyorlarsa iyi. Hiçbir fark yoktur. yedi güne ihtiyacım var demiş. hiçbir zorunluluğu yoktur. Gerçek benlik o kadar gizemlidir ki. Ama insan benliksiz yaşayamaz. Gerçek benlik o kadar geniştir ki. Ama en azından komşuları kandırabilirsin. asla tam olarak öğrenilemez. Tıpkı cıva gibi ele avuca sığmayan bir şey. O seni kandıramaz. aynı işlevi görür." Bilge adam çok iyi yapmış. Bunu hiç düşündün mü? Biri sana. İskender kızmış. kimsin diye sorduğu zaman ne yanıt veriyorsun? Adını söylüyorsun. bilmiyor musun? Biliyorsan. Ne kadar çok şey bilirsem bildiğimi söylemek o kadar zorlaşıyor. Sonra yedi gün geçmiş ve İskender sabırsızlıkla bekliyormuş. . Değil mi? Egonun anlamı da budur. İnsanın evine ulaşması için çok uzun bir yol katetmesi gerekir. İnsan aklının onu eline alıp kavraması mümkün değildir. Bu da işe yaramadı. Sen kendini kaldıramadığını çok iyi biliyorsun. Gerçek gül yetiştirmek zordur. güzel. O zaman insan. Şimdi en az bir yıl gerekiyor ve ondan sonra da bir tarif yapabileceğimden emin değilim. isimsiz geldin. merkezi olmayan bir çember gibi hisseder. Bilge adam gelip. Büyük İskender'in bilge bir adamı huzuruna çağırdığı ünlü bir hikâye var. Hiçbir şekilde zorunluluk taşımaz. Lütfen bana anlat. Hiçbir önemi. İnsan kendini boşlukta hisseder. onun özüne ulaşamazsın. O senin mülkün değil. D. İşin kolayı. C. Yirmi dört saat boyunca toparlamaya çalıştım ama parmaklarımın arasından kayıp gitti. Herhangi bir ismin olabilirdi. Gerçek benliği tanımak çok zordur. Eğer adın Susan ise iyi. Eğer adın Ram ise. bana söyle. "Bir yıla ihtiyacım var da ne demek? Biliyor musun. Bilge adam gelip. A. Gerçek benlik bütünün benliğidir. biliyorsundur. Gizemli ve tanımsız olarak kalmaya devam eder. O isim senin değil çünkü dünyaya bir isim sahibi olmadan geldin.Aslında gerçek benlik. onu tanımlayamazsın. Gidip plastik gül satın alabilirsin. Neden vakti boşa harcıyorsun?" Bilge adam gülmüş ve: "Üzerinde ne kadar düşünürsem o kadar bilinmez oluyor. bir yıla ihtiyacım var demiş. jantsız bir tekerlek gibi. Tanrı nedir?" Anlatılanlara göre. Eğer adın Harry ise. O yüzden beni Tanrı hakkında aydınlat. güzel. sahte bir benlik yaratmaktır. Sonra yedi gün istedim. Yirmi dört saat geçmiş ve İskender büyük bir heyecanla bekliyormuş. ama komşularını kandırır. Ben arayış içindeyim ve insanlar senin bulduğunu söylüyor. Dış dünyada kim olduğuna dair belirli bir etiket olur. Doğru kapıya gelinceye kadar birçok kapıyı çalmak gerekir. İskender ona sormuş: "Tanrının ne olduğunu öğrendiğini duydum. sana verilmiş bir şey ve herhangi bir isim. Gerçekten bilge olmalı çünkü gerçek benliği tanımlamanın hiçbir yolu yoktur. B. bilge adam bunu düşünmek için en az bir yirmi dört saat vermeniz gerekiyor demiş. Evet.

Tanrısına dua ediyordu. Çünkü isim sadece bir etikettir. Ya da kimsin sorusuna. "Kaybolabilirim! Benliğim yok olabilir. bu gerçekten kaçmaya çalışıyor olabilirsin. üretilmiş. Nasıl para kazandığını ifade ediyorsun.pek bir fark yok. Hepimiz gizemli bir hayat kaynağından ortaya çıktık. ve insan. Bu tamamen konu dışıdır. her zaman hasar görme tehdidi altındadır. çünkü onu sen yarattın. . ürettiği her şey ölümlü olmak zorunda. annenin adını. köklerin hala Tanrı'nın içinde. Bir Fransız. Sana hitap edecekleri bir isim. çünkü o hala Tanrı'nın içinde. el yapımı bir benlik. Benliğin sana ait değil. üretilmiştir. Asıl gerçek benliğin. Hayatın hakkında hiçbir şey söylemeden. Araba sordu: "Bir Tanrı olduğunu nereden biliyorsun?" Rehber bir an için adamı süzdükten sonra yanıtladı: "Tanrı'nın olduğunu nereden mi biliyorum? Dün akşam buradan bir insanın değil de. Bu benlik. Sonunda bir akşam. nasıl para kazandığını söylüyorsun. bir benlik oluşturur. İnsan ölümsüz bir şeyi nasıl yapabilir? Kendisi de ölümlü olduğu için. O bir araya toplanmıştır. Bu sahte benlik sen değilsin. insan bir yaratıktır derken bunu söylemek istiyor. mesleğin hakkında bir şey söylüyorsun. Bu süregelen korku varlığının içinde titremeye devam eder. Ama bu da senin hakkında herhangi bir şey söylemez. Öyle olmak zorunda. ben bir iş adamıyım. Aynı şekilde başka bir ailede doğmuş olabilirdin ve en ufak bir fark hissetmemiş olurdun. Ben doktorum dediğin zaman. Ama varlığınla hiçbir ilgisi yok. ateist olan Fransız." korkusu. ama sahte olduğunu biliyorsun." Benlik senin tarafından yaratılamaz. Bunlar da ilgisizdir. Gerçek benliğin de sana ait değil. Hayatını bir mühendis. kendin hakkında değil. Hindular. Onu nasıl yaratabilirsin? Yaratmak için ondan önce orada olman gerekir. Herhangi bir ad sana bir başkası kadar uygulanabilirdi. Müslümanlar. organik değil. ben ressamım gibi şeyler söyleyebilirsin. Yaratıcı. Ya da babanın adını. belirli saatlerde sıcak kumlar üstünde namaz kılıp. doktor ya da iş adamı olarak kazanıyor olabilirsin. Çok zayıf ve kırılgandır. Hıristiyanlar. ufuk çizgisinde kaybolmakta olan son güneş ışınlarını işaret edip devam etti. hepsi bu. O benliği sen yanında getirdin. ben bir mühendisim. o insan yapımı olamaz. Yaşam boyu bir bayrak gibi taşıdığın bu sahte benlik. Mekanik bir şeydir. Arap rehberi ile birlikte çölü geçiyordu. Belirli bir ailede doğmuş olman tamamen tesadüfidir. O. soyağacını söylersin. ben bir doktorum. Senin hakkında hiçbir şey söylemez. sensin. Şöyle bir hikaye okudum. Çünkü bu sahte benlik hakkında asla emin olamazsın. Çünkü seni tanımlamaz. İnsanın kendini yaratmadığını söylüyor. Sahte olduğunu biliyorsun. çünkü insan yapımı. sahte benliktir: Yaratılmış. Bunlar sadece yaptığın kullanışlı numaralardır. "Bu ayak izi insana ait değil. bilinmeyenin içinde bir yerde gizli. devenin geçtiğini nasıl bildim? Kumdaki ayak izinden değil mi?" Sonra. gizem ve sis perdesinin derinliklerinde gizlidir. Arap rehber ise her gün. O yüzden sürekli aynı korkuyu yaşarlar.

binlerce şey toplar. havadan. çirkin insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. seni alkışlayacak. asla ölümden korkmazsın. Çeperde yaşıyor ve bütün hayatının ondan ibaret olduğunu sanıyorsun. Parçalarını dükkandan satın alıp. Ve bu da sana. Sadece mekanik bütünlükler bir araya getirilir ve sonunda ölür. çünkü organik bütünlük asla ölmez. bir gün mutlaka parçalanır. Önce merkez vardı ve bu merkezden yola çıkarak çeper oluştu. Aptal bir adam gelip sana ne kadar zeki olduğunu söylüyor. güneşten. Dış dünyada egomuz için destek arayışına giriyoruz. zeki olduğunu teyit edince çok mutlu oluyorsun. Organik bütünlüğün başlangıcı ya da sonu yoktur. Böylece zeki. sürekli titrer. gerçekte ancak aptal bir adama zeki görünebilirsin. Ama bütünlüğü kendi içinden gelir. Hepsi tamamen sahtedir. Annenin rahmindeki toprakta kendi çeperini toplamaya başladın. Eğer çirkin insanlar senin güzelliğini teyit ederse çok mutlu olursun. Eğer o senden daha güzelse. Bu ne tür bir zeka ki. kendine bir benlik. Kendi merkezini tanıyor musun? Eğer tanımıyorsan. çünkü herhangi bir organik bütünlüğü yoktur. Eğer gerçek benliğini biliyorsan. Böyle bir şey söz konusu olamaz. radyo bir bütün gibi işlemeye başlar. Organik bütünlük ölümsüzdür. Dışardan zorlanmıştır. Sen ancak çirkin bir insana güzel görünebilirsin.Bir organik bütünlük ile mekanik bütünlük arasındaki farkı hiç gözlemledin mi? Bir araba motoru yapabilirsin. Ve motor bir bütün olarak işlemeye başlar. gökyüzünden. ne kadar güzel ya da ne kadar zeki olduğunu söyleyecek birileri. Mekanik bütünlükte. Bu ne tür bir güzellik ki. sonra çeperi oluşur. Çünkü bunların hepsi görecelidir. Mekanik bütünlüğün bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Bir zamanlar herhangi bir ağaç gibi bir tohumdun. aptal insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. o zaman sürekli korkacaksın. güzel ve güçlü olduğuna inanabilirsin. Tohum büyümeye devam eder. Ölüm korkusu da budur. sen çirkin olursun. bu tohumlar toprakla bütünleşiyor ve bir bitki doğuyor. Hiçbir parça tek başına radyo işlevi göremez. bu parçaları evde monte edebilirsin. o sonsuz bir süreçtir. Ama şimdi o merkezi tamamen unutmuş durumdasın. Ama aramaya devam ediyoruz. önce çeper oluşturulur ve sonra da merkez ortaya çıkar. Seni takdir edecek. O yüzden sahte benlik sürekli korkar. Sürekli bu tip şeyleri sana hipnotik telkin gibi söyleyen insanlara ihtiyacın var. bir sahte benlik yaratıyor. Ama toprağa tohum attığın zaman. İnsan organik bir bütündür. Tohumun içindeki bütünlükten gelir. Dışardan zorlanmamıştır. Monte edilmiş bir şey. Ancak bu bütünlük mekaniktir. Ama bir noktaya dikkat et: Her zaman başkalarına muhtaçsın. tabii ki ona zeki görünmeyecektin. Bu sürekli üzerinde yaşamış olduğun çeper. Eğer senden daha zeki olsaydı. Tüm parçalar bir arada olduğu zaman radyo olur. aptalcadır. Ya da bir marketten radyo parçalarını satın alıp monte ettiğin zaman. Biri gelip küçük bir destek verdiği . bir kimse olduğun duygusu veriyor. Ancak bu her zaman kırılgandır. O yüzden aptal bir adam gelip. Önce merkez gelir. Bu bütünlük organiktir. Bir şekilde bir benliğe kavuşmuştur. Her zaman başkalarından destek alma ihtiyacı hissedersin. Topraktan.

"Bir şeyin farkına vardım. çeşitli yönlerden desteklemek zorundayız ve bu da sürekli bir kaygı yaratır. O yüzden onu sürekli. Daha öncekilerin mükemmel olmamasının tek nedeninin. komik suratlar yaparak keyfini çıkartırsın. Ancak o gün her şey ters gitmeye başladı. bir anda tamamen değişirsin. Yalnızken çok daha masumsun. iyi hissediyoruz. Japonya'da ya da Çin'de hat sanatı. Akıcı olman gerekir. usta sanat eserini yarattı. çok narin. pirinç kağıdı üzerinde yapılır. "Bu bir Zen resmi değil" der. Bir an için bile durduğun an. Artık bir daha asla rahatsız olmayacağım. Aksi halde egomuzun her zaman çökme tehlikesi vardır. Keskin göze sahip olan biri hemen. Ünlü bir Zen hikayesi vardır. Usta çabaladı ve çabalamaya devam ettikçe terledi. Doğa mükemmeldir. onları mükemmel yapmaya çalışmam olduğunu anladım. Çok hassas. hayır bu mükemmel olmadı diyordu. Mürit geri döndüğü zaman. Eğer bir an kararsız kalırsan hemen anlaşılır. "Usta. O yüzden insanlar başkalarından bu kadar korkar. Çünkü Zen resminin anlık ve akıcı olması gerekir. Artık egon söz konusudur. Mürit dışarıda mürekkebi hazırlarken. Ama eğer küçük bir çocuğun anahtar deliğinden baktığını fark edersen. Senin varlığın. Mürit endişeliydi ve usta da endişeliydi. O yüzden usta müridini yeni mürekkep hazırlamaya yolladı. Yanındaki müridi oturmuş. Çoktan kaçırdın. bir çeşit kağıdın üzerinde. Usta güldü. Kaçırdın. yapacak bir şey yoktur. Çaba ise mükemmel değildir. Bunun sonucunda usta giderek daha fazla hata yapıyordu. başını olumsuzca sallıyor. Doğal olarak yap. Ve baş müridini yanına oturtup. evet ya da hayır deme durumu. Mürekkep bitmek üzereydi." Bir şeyi mükemmel yapmaya çalışırsan mükemmel olmadan kalır. Çünkü herhangi bir endişen yok. Usta çabaladı ve çabaladıkça daha da kötü oldu. Yüzyıllar boyunca hat sanatçısının ne zaman kararsızlığa düştüğü her zaman anlaşılmıştır. O yüzden yalnızken çok daha asilsin.zaman. Bir Zen ustası resim yapıyordu. Yalnızken hiçbir endişen yoktur. Çünkü mürit ustasının mükemmel olmayan bir şey yaptığını hiç görmemişti. birinin takdiri ya da olumsuz eleştiri getirmesi fikri. Pirinç kağıt üzerinde aldatmak çok zordur. seni görecek kimse yok. ama bu mükemmel! Ne oldu?" diye sordu. Asla kararsız kalamazsın. Aynanın önünde durur. benim iç dinginliğimi rahatsız etti. resim mükemmel olduğunda kendisine söylemesini istedi. onu yok ediyorsun. Tuvaletinde çok daha masumsun. her zaman mükemmel olur. O yüzden ne zaman bir şeyi aşırı yapıyorsan. Çünkü mürekkep pirinç kağıdına yayılır ve yazıyı bozar. . Daha çocuk gibisin. kararsız kaldığın an.

Ve "sen ermişsin" dedi. Kim olduğunu bilmiyorsun. aslında sadece benliğinin bilincinde olmadığını gösteriyorsun. olayları akışına bıraksan. Haklısın dedim. bir şeyleri ispat etmeye çalışıyorsan. Herkes konuşmacıdır. Başkalarının hakkında söyledikleri seni endişelendirmezdi. Artık egon söz konusu. Ağızlarından tek bir kelime bile çıkmaz. egon için gıda arıyorsun. Bunlar da insan. Doğal olduğun zaman. O orada otururken. çocuklarıyla. birden aptallaşırlar. "Ne zaman güzel bir kız görsen evli olduğunu unutuyorsun. bir kalabalığa hitap etmelerini söyleyin. çok güzel konuştuğunu biliyorsun. öteden gelir. Çünkü doğal değildir. kendi kaynağını unutmuşsundur. Benlik bilinci olmayan bir insan güçlüdür. bana karşı olan bir adam geldi ve o da. Bunu iyi dinle: Ne zaman bir şey sergilemeye çalışırsan. Benlik bilincine dikkat ettiğin zaman başın derttedir. aslında kendilerini anlatıyor. Etrafındaki insanlara bakarken. İlk adam biraz endişelendi ve araya girdi. Haklısın dedim. İnsanlar sürekli konuşur. somurtarak tepki vermiş. Sahnede bir performans göstermeye çalışıyorsun. aynı insanlar. Tanrı arkandadır. eşiyle. Eşi. İnsanlar senin hakkında bir şey söylediği zaman. Çünkü ilgisi yok. Bu adama da haklısın diyorsun. hepsi mükemmel oluyor ve bir sorun çıkmıyor. Benlik bilinci bir zayıflığa dönüşür. O. İkimiz birden haklı olamayız. "En çok o zaman farkına varıyorum. Kendi benlik bilincin daha henüz yuvana ulaşmadığına işaret ediyor. Ancak bu gücünün kendisiyle bir ilgisi yoktur. o zaman herhangi bir sorun olmazdı. Ne zaman korkuyorsan. "sen şeytan gibisin" dedi. Ne zaman doğal olup. Nasrettin Hoca dönüp bakmış. Konuşmaya çalışsalar bile asil olmaz.Bu nedenle. aslında kim olduğunu bilmediğinin emarelerini gösteriyorsun. Ama onları bir sahneye çıkartıp. Birden her şeyi unuturlar. Neden korkuyorsun? Çünkü benlik bilincin devreye girdi." "İşte bu konuda yanılıyorsun" demiş hoca. Şu fıkrayı dinle: Güzel bir kız geçerken." Ne zaman benlik bilincini sergilersen." . Ne oldu? Bu adamın dostlarıyla. Eğer bilseydin. titriyorsan. Tanrı'yı kaybedersin. Akıcı değildir. "Nasıl yani? Bana haklısın dedin. Bir gün şöyle bir olay oldu: Jaipur'daydım. Sonuçta kimse senin hakkında bir şey söylemez. Benlik bilincine sahip olduğun zaman. Bir sabah adamın biri beni görmeye geldi. olayları akışına bıraktığında. Korkunda onu unutmuşsundur. O zaman başkalarının görüşlerini aramazdın. normalde herkes çok güzel konuşur.

Ameliyata gerek yok. Bu durumda giderek güçsüzleşmeye. Bu intihar etmek gibi bir şeydir.Konuşmaya başladım. Onlar daha kendilerini tanımamış. Ama insanlar hep ucuz şeylerin peşindedir. O altın madalyalar mutsuzluğunu gidermeyecek. Istırabın devam edecek ve sen kendini kandıracaksın. sağlıklı olmanı sağlamayacak. Egonu süslediğin zaman röntgene rötuş yapmış oluyorsun. onun yorumu senin şeytan olduğun ise. milyonlarca insan benim hakkımda haklı olabilir. zayıflamaya başlarsın. Sürekli röntgen üzerinde rötuş yapıyoruz ve bir mucize olmasını bekliyoruz. zihnin güçsüzleşecek ve zamanla beden-zihin karışımdan yaratmış olduğun egon güçsüzleşecek. sürekli onları tatmin etmeye çalışırsın. "Evet. çünkü hala o sahte merkezine yapışıyorsun. Bu sana hiçbir şekilde yardımcı olmayacak. Kendim olmak beni mutlu ediyor." Bunun üzerine adam sordu: "O zaman sen kimsin? Eğer benim yorumum. herhangi bir masrafı yok." Kimse senin hakkında bir şey söyleyemez. Nasrettin Hoca'nın sırt ağrıları dayanılmaz boyutlara gelince sorunun nedenini öğrenmek için bir uzman doktora gider. Sürekli başka insanların izinden gidersin." der doktor. senin ermiş olduğun ise. ancak bu senin sağlığını kazanmanı sağlamayacak. "Sadece ikiniz değil. Ancak sen hemen korkarsın. Sadece kendim olduğum için. hastanede iki hafta kaldıktan sonra altı ay evde yataktan kalkmamanız gerekir. Bedenin güçsüzleşecek. Söyledikleri her şey kendi yorumları. Sürekli saygın bir insan olmaya çalışırsın ve sürekli egonu süslemeye çalışırsın. "O zaman yirmi beş dolara röntgen üzerinde rötuş yapabilirim!" Bu ucuzculuktur! Röntgene rötuş yapmak. "Sorununuzu çözmek için ameliyat olacaksınız. Toplum tarafından övülen biri oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. her an patlayabilecek bir yanardağ üzerinde oturmuş . O sahte merkez başkalarına muhtaçtır ve o yüzden de sen sürekli başkalarının hakkında neler söylediğine bakarsın. Bizim yaptığımız da bu. Kendim hakkımda bir yorumum yok. Beni nasıl bilebilirler? Bu imkansız. Ego üzerindeki tüm süslemeler ego içindir ve kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. İnsanlar ne derse desin kendileri hakkında konuşur. Buna bir ihtiyaç duymuyorum. benim bunları yapacak kadar birikmiş param ok!" diye bağırdı Nasrettin Hoca. Ama daha ucuz olduğu kesin." "Doktor. Çünkü benim hakkımda söyledikleri her şeyle. Korkun giderek artacak. aslında kendilerini anlatıyorlar. Başkalarının sözlerinden rahatsız olmak yerine kendi içine bakman gerekir. onlar röntgendeki rötuşlara benziyor. Saygın oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. Altın madalyalarla donanıyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. çünkü egon her geçen gün güçsüzleşmektedir. İnsanın gerçek benliği tanıması o kadar ucuz değildir. bu ne anlama gelirse gelsin çok mutluyum. sen kimsin?" "Ben sadece kendimim.

" Hikaye bu ya. Aptallar sadece seksüel varlıklar olarak yaşar. o sırada iflas etmiş bir sirk varmış ve bir deveyi satmak istiyorlarmış. Sonra düşünmüş ve. Adam yanıtlamış: "Çünkü ne zaman devenin üstüne binip caddede dolaşsam. Ancak bir hafta sonra deve kaybolmuş. o aptaldır. Diğer anlamı en başta çok ilgisiz görünür ve erkeklik organı anlamına gelir." 'Schmuck' İbranice bir kelimedir. Adam çok üzülmüş ve hemen yerel gazeteyi arayarak kayıp devesi için aranıyor ilanı vermek istemiş. Ama kimse onunla ilgilenmiyormuş. bir başka pazarlamacıyla konuşmaya başlamış ve ona sorununu anlatmış. Kısa sürede herkes seni fark edecek ve istediğin kadar arkadaşa sahip olacaksın. İnsan kendini tanımalı. O yüzden 'schmuck' çok güzel bir kelimedir. Ancak bir anlamda. Eğer bir insan yaşamak olarak sadece seksi görüyorsa. "Dişi mi. perdelerin . "Evet. iki anlam arasında çok derin bir ilişki vardır. Ego içinde yaşayan bir insan. İki anlamı vardır ve bu anlamlar aslında birbiriyle ilgilidir. gevşemene izin vermeyecek. Bir arkadaşım bana çok güzel bir fıkra gönderdi: Bir adam varmış ve onu kimse fark etmezmiş. İnsanlar "Devedeki şu aptala bakın!" diyordu ama adam onların devenin erkeklik organından söz ettiğini sanıyordu. Dinlenmene izin vermeyecek. Gerçeğin kendisini size göstermesine izin vermez.olacaksın. "Bir deve bul ve onun üzerine binip caddelerde dolaş. Bunu anladığın zaman. Duymak istediğini duyar. bütün enerjin bambaşka bir tarafa yönelmiş olur. yorumlamak istediği gibi yorumlar ve asla gerçeği görmez. insanlar 'Şu devedeki "Schmuck"a bakın!' diye bağırıyordu. Kendini dünyanın zirvesinde hissediyormuş. Hiçbir arkadaşı yokmuş. "Deve erkek miydi yoksa dişi mi?" diye sormuş telefondaki adam. Adam deveyi satın almış ve ona binip sokaklarda dolaşmaya başlamış. Bir akşam. Çok güzel bir kelimedir. Başka bir yaşam bilmezler. "Ben bu sorunun çözümünü biliyorum!" diye bağırmış diğer adam. Başkalarının sana söyledikleri seni endişelendirmemeli. aptal bir insandır. elbette. canı çok sıkılmış bir şekilde otururken. tabii ki erkekti!" demiş. İlk anlamı 'aptal' demektir. güldüğünü ve birbiri ile ilgilendiğini görmüş. Tabii ki birden herkes onu fark etmiş ve ilgi göstermeye başlamış. Miami'deki bir pazarlamacılar toplantısına katılmış ve herkesin mutlu olduğunu. "Nereden biliyorsunuz?" diye sormuş telefondaki adam. Ego çok aldatıcıdır. tek bir dakikalık huzuru bile çok görecek. kendisinden değil. erkek mi? Ben nereden bileyim?" diye bağırmış adam.

Herkes çok güçlüdür. O dünyada sadece kendileri yaşar. vazoları sürükledi.. O-Nami. onu nasıl bırakacağın. O yüzden bu perdelerden ne geçerse geçsin. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı ama aklında birçok düşünce vardı. o başka. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. Hayatın olgularını görme kapasitesine ulaştığın zaman ise gerçeği bilme kapasitesine ulaşırsın. Herkesin kökü bu evrene dayanır. Sen kendi gücünü bilmiyorsun. Aktif perdelerdir. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. egonun etrafında yaratmış olduğun bütün dünyayı da bırakırsın. Buna bir göz aldanması. Bu sahte dünyalarının merkezinde ise egoları bulunur. Bu bir benlik bilinci öyküsüdür. Bu dünyada bir başkası yaşayamaz. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı." O-Nami tapınakta kaldı. Ne kadar küçük görünürsen görün. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü ve güreş sanatında çok yetenekliydi. Egolarının etrafında bir dünya yaratırlar. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. onu kimse görememiştir. Fizikçiler minik bir atomun içinde çok büyük bir enerji olduğunu söylüyor: Hiroşima ve Nagasaki atom enerjisiyle yerle bir oldu. görmek istediğin gibi değil. Sabah olduğunda tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. çünkü herkesin kökü Tanrı'ya dayanır. Olmak zorunda.. yani "Büyük. Bunu adım adım incelemeye çalışalım.arkasında yaşar ve bu perdeler pasif değildir. Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. perdeler onu değiştirir. O dalgalar olduğunu hayal et. İlk kez olarak her şeyi olduğu gibi görmeye başlarsın. Eşyanın tabiatına aykırıdır bu. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası. ondan nasıl vazgeçebileceğin ve nasıl kurtulabileceğin hakkındadır. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. küçük değilsin. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. Egonu bıraktığın zaman. Ve atom o kadar küçüktür ki. Herkes çok güçlüdür. Şimdi bir Zen hikayesi: O-Nami. İnsanlar kendi yarattıkları bir zihinsel dünya içinde yaşıyor. Bu bunalım içinde. bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. bir 'maya' diyebiliriz. O sadece bir .

Eğer dalga bunu unutursa. her zaman köşe başında seni bekliyor. varoluşun kaynağına dayanır. O bir süreçtir. Bilimin günümüzde emrinde olan bütün o karmaşık cihazlara rağmen. Nefes aldığını hatırlıyor musun? Ancak bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. okyanus olmadan varolamaz. Para peşinde koşuyorsun. Sonsuz enerjisi var. Onu o kadar unutmuş olabiliriz ki. coşkusuyla dünyayı insanlandırır. nefes alamadığında ya da başka bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. o dalga hala okyanusun içindedir. bir çıkarımdır. onunla ne yapacak? O-Nami. unutma mekanizmamız kocamandır. Buda'nın ya da İsa'nın yaşadığı da buydu. bir de insanı düşün. Bunu unutma. sana kendinden bile daha yakındır.. o zaman çok zayıf olur. Tanrı. Hepimiz okyanusun büyük dalgalarıyız. kesinlikle sonsuz bir enerji ve ışık kaynağı olur. Prestij ya da siyasi otorite peşine düşüyorsun. oyun oynuyor. İnsan bunu unutuyor. O-Nami. artık okyanusun ne olduğu hakkında bir fikrimiz bile kalmamış olabilir. Dalga. Eğer bir dalga okyanusu unutsa ve ondan bihaber bile olsa. Ama yine de okyanusun içindeyiz. Aksi halde. Ancak bu güç sadece dalga kendisinin büyük ve sonsuz bir okyanusun parçası olduğunu bilirse ortaya çıkabilir. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. Kimse atomu görememiştir. Ve bizim unutma fabrikamız çok iyi çalışır. Bize çok yakın olan şeyleri çok kolay unuturuz. Unuttuğun zaman da gücünden düşüyorsun. Tanrı. coşkuyla varoluşu insanlandırır. . Her zaman elimizin altında olanları çok kolay unuturuz.. Sen yanlış yerde arıyorsun. İnsan zihni bunu unutmaya meyillidir. Aslında güç.. atomu görebilen olmamıştır. O. Herkes sonsuz kudrete sahiptir çünkü herkes sonsuz derecede kutsaldır. Biz bunu unutmuş olabiliriz ama okyanus bizi unutmamıştır. Çünkü dalga. Nezle olduğun zaman. Eğer bir atomda bile bu kadar enerji varsa. Çok bariz olan şeyleri çok kolay unuturuz. Milyonlarca insanın yaptığı bu. Okyanus dalga olmadan varolabilir. okyanusun dalgalanmasından başka bir şey değildir. ama bunun dışında nefes aldığını anımsayan olur mu? O yüzden insanlar sadece başları derde girdiği zaman Tanrı'yı hatırlar. O sadece okyanusun kendi varlığında yaşadığı coşkunun sonucudur. kim hatırlar ki? Tanrı sana nefesinden bile yakındır. varlık değil.varsayımdır. kuvvet peşindesin. Herkes güçlüdür çünkü herkesin kökü Tanrı'ya. Aslında neyin peşindesin? Kudret peşindesin. İnsan içindeki bu küçük bilinç alevine ne demeli? Eğer bir gün bu küçük alev parlarsa. okyanus arayan bir okyanus.. Sürekli unuturuz. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi. Aslında neyi arıyorsun? Güç ve iktidar arıyorsun. Zayıf olduğun zaman ise güçlü olmak için bazı suni yollar peşinde koşmaya çalışıyorsun. O kadar küçük olmasına rağmen çok büyük bir enerji barındırıyor. Hafızamız minicikken.

çünkü özel antrenmanda kendi benliğini unutmayı başarabiliyor olmalı." diyor. sürekli aklındadır. bu imkansız. ikisini bir arada hatırlayamazsın. okyanus olduğunu unutuyor. Tanrı. onun bir kıyısı yoktur. o zaman balık hatırlar. Tanrı kaybedilemediği için onu anımsamak çok zordur. Dalga. kıyısız bir okyanustur. sıcak kumların üzerine at. Okyanustaki bir balık okyanusu unutuyor. kendini tamamen unutmak demektir. İşte o zaman çok güçlü. senin doğan ile Tanrı'nın doğası aynı. İnsan ancak o zaman dinleyebilir. Bu bunalım içinde. Adama bakıyor ve isminin O-Nami. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi. Bu hikayedeki güreşçinin ismindeki simgesel anlam buradan gelir. işte o zaman balık bilir. okyanus olduğunu bildiği zaman ise. kendi benliğini unuttuğun zaman ise Tanrı'yı hatırlarsın. o isim etrafında bir araç yaratıyor. O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu.. artık dalga olduğunu nasıl hatırlayabilir? Sadece birini anımsamak mümkündür. Bu bir Gestalt'tır. Tanrının mabedine girmenin en temel sırlarından biri dinlemektir. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. herkes için araç yaratabilecek bir insandır. O güreş sanatında çok yetenekliydi. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti. Sadece adının O-Nami olduğunu öğrenince. kendini dalga olarak görmeye başladığı zaman. o zaman dinlemiyorsun demektir. Benlik bilinci bir zayıflıktır. Ancak. Sahip olduğun zaman da unutur ve kanıksamaya başlarsın. ikisini birden hatırlayamazsın.Hiç dikkat ettin mi? Eğer bir şeyin yoksa. Eğer kendini unutamazsan. Tanrı'yı unutursun. Halk önünde ise benlik bilinci çok artıyor ve zayıflıyor. Bu özlü sözü unutma: Kendi benliğini hatırladığın zaman.. Ama sadece özel bir ortamda. Dalga. Özel ortamda kendi benliğini. Dinlemek. Balığı karaya çıkartıp. Ama seni Tanrı'nın dışına atmak mümkün değildir. Dinlemek edilgenliktir. Çünkü hiç uzak kalmadığımız birini hatırlamak çok zordur. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası. Birini dikkatle dinlediğin zaman kendini unutursun. Eğer benlik . Ancak çok az sayıda insan Tanrı'yı anımsama yeterliliğine sahiptir. "Senin adın Büyük Dalgalar." Bir usta. Bir ustanın tek bir belirli aracı olamaz. "Büyük Dalgalar" olduğunu öğrenince. egosunu tamamen unutuyor olmalı. Kendini unutmak ise kudrettir. Dalga kendini ya dalga olarak düşünebilir ya da bir okyanus olarak. Sen tıpkı Tanrı gibisin. Ve sen de bir balık gibi değil bir dalga gibisin.

Çünkü müzik kulaklarını daha canlı. yılda üç yüz altmış beş gün açıktır. Sürekli göz kırparsın. Dişi olursun ve iç evine ulaşmak için dişi olmak zorundasın. bir rahim. buna dayanılır. Dinlemek edilgen olma sanatıdır. Tanrı'ya saldırgan işgalciler ya da fatihler gibi ulaşamazsın. O yüzden birine çok uzun süre bakmak kaba ve görgüsüz bir davranıştır. Sadece dinle. Herhangi bir yorum yapmadan. Eğer birine üç saniye boyunca bakarsan sorun olmaz. kulakların dinlenmeye ihtiyacı yoktur. "Denizin dalgalarını dinle" dedi Zen ustası. Tanrı'ya ulaşmanın tek yolu. Onlar sadece olduğu yerde kalır. dalgalarla aynı frekansa geç. Bundan fazla olduğu zaman. Nedeni hakkında hiçbir fikir sahibi olmadan dinle. o yüzden gözlerini dinlendirmek için sürekli kırpman gerekir. Hiç dikkat ettin mi? Kulakların bir geçitten başka bir şey değil. onun alanına giriyorsun. Gözlerin dinlenmeye ihtiyacı vardır. Başını sallayabilir. Sadece birer delik. . gözler ise Yang'ın. O dalgalar olduğunu hayal et. İlk adım duyarlılıktır. bazen evet ya da hayır diyebilirsin ama dinlemiyor olursun. İnsanın daha fazla kulak ve daha az göz olması gerekir. "O dalgalar olduğunu hayal et!" "Önce dinle. Ve sonra. Yin. saldırgan olma. yani edilgen olduğun zaman kapı açılır ve sonra beklersin. Krishnamurti sürekli doğru dinlemeyi vurgular. Saldırganlık yorar. hepsi bu. Dinlediğin zaman sadece bir geçit olursun. İlki. bakmıyorsun: Karşındakini süzüyor. onu rahatsız etmeye başlıyorsun. Buda dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. İkinci adım bu. Kulaklar semboliktir. gözlerin ise daha erkeksidir. Dişil bir alıcılığa sahip olmaktır. Artık tamamen sessiz ve duyarlı olduğunu hissettiğin zaman. çünkü saldırganlık enerjini alır. daha hassas kılar. sadece dinliyormuş gibi yaparsın. Farkında mısın? Geceleri gözler dinlenmeye ihtiyaç duyar.. Onlar günde yirmi dört saat. Psikologlar buna üç saniye diyor. Duyarlı olduğun zaman ise o dalgaların içinde eri. Yapacak başka bir şey yok.bilincin devredeyse. O yüzden birçok dinde dua öncesinde müzik dinlenir." Usta ona kendi egosunu unutması için bir araç vermektedir.. Belirli bir sınır vardır. Kulakların gözlerinden daha dişidir. Ancak bir insanı dinlemenin sınırı yoktur çünkü kulaklar başkasının alanına giremez. daha doğru nitelemek gerekirse. Çünkü edilgenlikte ego varolamaz ancak bir çatışma durumunda varolabilir. Birine baktığın zaman. Duyarlı olduğun zaman hayal gücün birden inanılmaz güçlü olur. Kulaklar her zaman dingindir. dinlediğin zaman ise duyarlısın. herhangi bir aktiviteye girişmeden dinle. Mahavira dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. saldırgan tavır sergilersin. o dalgalar olduğunu hayal et. Tanrı'nın sana ulaşmasının tek yolu ona içinde yer açmandır. bir alıcı. sürekli yorulursun. Gözler aslında birkaç dakika bile açık kalamaz. duyarlı ol. Kulaklar Yin'in parçasıdır. dinlemezsin.

" O-Nami tapınakta kaldı. Ancak sabırlı olmak gerekir. bu kadar çok nehir ve bu kadar çok insan. O rüya görüyor ve sen o rüyanın bir parçasısın. Sen onun sadece bir rüya olduğunu söylersin ama o yine de "Peki şimdi nerede?" diye sorar. Neyin rüya. Bu doğal bir şey. bu kadar çok kelebek. Tekrar küçük bir çocuğa dönüşmüş durumda. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. hiç bitmeyen. en ufak bir saldırganlık sergilemeden ağaçların yeşilliğini içebilen insanlar. neyin gerçek olduğunu bilmiyor. Zen ustası O-Nami'ye "O dalgalar olduğunu hayal et" dediği zaman şunu söylüyordu: "O zaman yaratıcı olursun. Hayal gücü. O bir ayrım bilmez. en başta çok zorlandı. Artık neyin ne olduğunu bilmiyor. duyarlı insanlar hayal gücü yüksek insanlardır. Gerçeği tek olarak bilir. Şimdi. Muhteşem bir hayal gücü. hayal gücü olduğunu söyler. bu kadar çok ağaç. Sonra bir an geldi.. O zaman hayal gücün. Aklında birçok düşünce vardı. Dünya aslında onun hayal gücüdür. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. Şimdi sıra dalgalarda: . ressamlardır. öyle değil mi? Şu dünyaya bir baksana! Bir düşün! Ne kadar hayal gücü yüksek bir yaratıcı.Edilgen insanlar. Çok duyarlı olduğun zaman. dansçılardır. rüyasında gördüğü bir oyuncağı ağlayarak tekrar istediğini görebilirsin. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. Ve egonu tamamen bıraktığın zaman o kadar esnek olursun ki. Çok sabırlı bir adam olmalı. hayal güçleri çok yüksek olur. Sadece bir çocukta bu yetenek vardır. çocuk gibi olursun. Rüya ile uyanıklık arasında bir fark görmez. Önce duyarlı olursun ve sonra yaratıcı olursun. Bunlar şairlerdir. Ağaçların yeşilliğini görebilen insanlar. birçok yaşam boyu arzuladığın o an gelecektir. Dünyaların ötesinde dünyalar. Doğu'da Hindular. Onun hayal gücünü bir düşün! Bu kadar çok yıldız. sürekli peşinden gidersen. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı. Tanrı'ya en çok yaklaştığın an olmalı.. o güzelliği bir sünger gibi emebilen insanlar çok yaratıcı olur. Onlar derin bir duyarlılık içinde evreni emiyor ve sonra bu emdiklerini hayal güçlerine döküyorlar. senin gerçekliğin olur. Eğer ısrarcı olursan. kendi açılarından hiçbir saldırganlık sergilemeden. Elbette." Bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. Aradaki fark kayboldu. Sabahleyin bir çocuğun. bu giderek büyüyenler gerçek okyanus dalgaları değil. hayal ettiğin her şey gerçekleşir. Ama o devam etti. dünyanın Tanrı'nın rüyası. Artık hayalindeki dalgalarla gerçek dalgalar arasında bir fark kalmamıştı. bu kadar çok çiçek. "Oyuncağım nerede?" diye ağlar. müzisyenlerdir. bu kadar çok dünya. Tanrı'nın müthiş bir hayal gücü olmalı.

Bu da yetmedi. Hatta bronz Buda heykelini bile sürükledi. hayal gücü. Ben ne yapıyorum? Hayır. Egonu bırak ve sonsuz kudret üzerinden akmaya başlasın. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu. yaratıcı olmuştu. dalgaların tapınağa dolmasını falan görmezdin. diğer yapraklarla kavga ediyor.Gece ilerledikçe içindeki o dalgalar giderek büyüdü. Egonu taşıdığın sürece başarısız olmaya mahkumsun. Eğer tek başına yaşamaya çalışıyorsan. Egonu taşıdığın sürece zayıf kalacaksın. vazoları sürükledi. O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Egonu bıraktığın zaman bir nehre dönüşürsün. Akmaya başlarsın. rüya boyutunda. Sabah olduğunda. insanın ölüp de yeniden doğduğu anki tebessüm. Birinin gelmiş olduğunun tebessümü. Bizler sadece yüce bir ağaç üzerindeki yapraklarız. Buda'nın ayak ucuna değer ama daha ileri gidemezdi. bütün başarısızlıkları. Unutma: O sırada sen tapınakta olsaydın. Canlanırsın. sadece aptallık ediyorsun. yaratıcılığının kapısını açmıştı. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. Buda'nın ayaklarının ucunda dururdu. yolunda sana çok yardımcı olmuş o ayakların bile gitmesi gerekiyor. Böyle bir şey gerçekte olmadı. okyanusa doğru akarsın. Hayal gücü bin bir taç yapraklı nilüfer gibi çiçek açmıştı. bu sadece O-Nami'ye oldu. Eğer dinine çok bağlı olsaydı. sezgisel.. Şiir. duyarlı. Ama unutma: Bir gün. artık dalga olmayacağım. Egonu bıraktıktan sonra. erimeye başlarsın. Tıpkı bir ağacın üzerindeki yaprağın tek başına yaşamaya çalışması gibi. Bu çok güzel! Bir Budist'in Buda heykelini sürüklenirken hayal edebilmesi çok zordur. Bir Buda olmuştu! Bir gün Bodhi ağacı altında Buda'nın yüzünde beliren hafif tebessümün aynısı ONami'nin yüzünde oluşmuştu. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. O artık O-Nami değil. o noktada hayal gücünden anında sıyrılırdı. bütün hüsranları bırakmış olursun. çocuksu ve masum boyutuyla.. O-Nami'ye oldu. hepsinin kendine düşman olduğunu düşünüyor.. aynı zamanda ağaçla kavga ediyor. İşte o tebessüm buydu. duyarlı olarak. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. O zaman "Bu kadar yeter! Buda sürükleniyor. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. O artık dalgalar değil. Sadece bu kadar da değil. Ona ister Tanrı de. Dalgalar giderek büyüdü. o kapı da bir engele dönüşür. Artık o yoktu. Tüm yaşam bütüne aittir. . O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı." diyebilirdi. Dalgaları dinleyerek. Bir okyanusu nasıl yenebilirsin? Ancak dalgaları yenebilirsin.. bütün yenilgileri. Çünkü artık enerji onun değil. eve dönmüş olmanın tebessümü. Bu tamamen onun varlığının farklı bir boyutunda yaşanıyordu. Sabah olduğunda. Buda'ların da sürüklenmesi gerekiyor çünkü eğer sen kapıya yapışırsan. okyanusun kendisi. vazoları sürükledi. köklerle kavga ediyor. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. O.

Kendi heykelinden tam on bir adet yapmış ve ölüm kapısını çalıp Azrail içeri girdiği zaman. ne istersen de. Azrail. gerçek olmayanla ayırt etmenin yolunu fısıldadı. Böyle bir şey ilk kez başına geliyormuş. ama bizler sonsuz hayat ağacının üzerindeki küçük yapraklarız. etrafa baktı ve ortaya seslendi: "Bayım. Çok başarılı bir iş çıkarmışsınız ama bir noktayı kaçırmışsınız. kısa bir süre sonra öleceğini söylemiş. Tanrı hiçbir zaman üretim hattı gibi çalışmazdı." Adam saklandığını tamamen unutmuş. endişeli ve gergin bir şekilde döndü ve Tanrı'ya sordu: "Tanrım. Azrail bir karar veremedi. O sadece özgün çalışır. Bir tane hata var. bir insanın heykelini yaptığı zaman onu gerçek insandan ayırmak çok zor oluyormuş: O kadar canlı. Eve dönmenin tek yolu teslim olmak. tek bir şey dışında hepsi mükemmel. bu durum onu çok korkutmuş ve o da her insan gibi ölümden kurtulmak istemiş. yani müthiş bir sanatçı varmış. Kavga etmeye gerek yok. araya kopya kağıdı koymazdı. ne yaptın? Tam on iki tane birbirinin tıpkısı insan var ve benim sadece birini getirmem gerekiyor. Şaşkın. ressam. Tabii. Sonuçta Tanrı yap diyorsa yapacaktı. o kadar hayat dolu heykeller yapıyormuş. Odaya girdi. gözlerine inanamamış. gerçeği. işe yarayacağından emin olamadan gitti. Azrail'i yanına çağırdı ve kulağına gizli formülü. ortaya çıkmış ve "Ne hatası?" demiş. Ne olmuştu? On iki kişi birbirinin tamamen aynısı olabilir miydi? Şimdi kimi götürecekti? Sadece bir tanesini alabilirdi. 2. Bir astrolog ona ölümünün yaklaştığını. Tanrı. . Nasıl seçim yapacağım?" Tanrı güldü. ona gizli şifreyi verdi ve "Sanatçının kendini heykelleri arasında sakladığı odaya git ve orada bunu söyle!" dedi. on bir heykeli arasında durmuş ve nefesini tutmuş. Sanatı o kadar mükemmelmiş ki. Tanrı hiçbir zaman iki insanı aynı yaratmazdı. Azrail sordu: "Peki nasıl işe yarayacak?" "Endişe etme. Bu konuda uzun süre düşünmüş ve bir çözüm bulmuş. Azrail çok şaşırmış. her zaman bir eşsizlik bulunurdu. Git ve bunu dene!" diye yanıtladı Tanrı. MÜKEMMELİYETÇİLİK Çok güzel bir hikâye duydum: Bir zamanlar muhteşem bir heykeltıraş.bütünlük de.

Azrail gülmüş. "Yakalandın! Tek hatan buydu: Sen kendini unutamazsın. Haydi, beni izle!" Normalde, sanatçılar dünyanın en egoist insanlarıdır. Ama o zaman gerçek bir sanatçı değildir. Sanatı kendi egosunu tatmin için bir araç olarak kullanmıştır. Sanatçılar çok egoisttir. Sürekli kendilerini över ve birbirleriyle kavga ederler. Hepsi kendisinin gelmiş geçmiş en büyük sanatçı olduğunu düşünür. Ama bu gerçek sanat değildir. Gerçek sanatçı sanatı içinde tamamen yokolur. Bu diğer insanlar sadece birer teknisyendir; ben onlara sanatçı değil teknisyen diyeceğim. Ben onlara yaratıcı değil, sadece oluşturucu diyebilirim. Evet, bir şiir oluşturmak bir şeydir, bir şiir yaratmak ise oldukça başka bir şey. Şiir oluşturmak için insanın dil, gramer ve şiir kurallarını bilmesi gerekir. Kelimelerle oynanan bir oyundur. Eğer oyunu iyi biliyorsan şiir yazabilirsin. Pek şiirsel olmaz ama şiir gibi görünür. Teknik olarak mükemmel olabilir ama sadece bir gövdesi olur, ruhu eksik kalır. Ruh ancak sanatçı sanatı içinde kaybolduğu zaman ortaya çıkar, artık ondan ayrı değildir. Ressam öyle bir hiçlik içinde resim yapar ki, resmi kendi yapmadığı için altına imza atarken bile suçluluk duyar. Yarattığı şeyi bilinmeyen bir güç onun üzerinden yapmıştır. Ruhunun teslim alındığını bilir. Çağlar boyunca gerçek sanatçıların yaşamış olduğu deneyim budur: Ruhunun ele geçirildiği duygusu. Sanatçı ne kadar büyükse, bu duyguyu o kadar yoğun yaşar. Ve en büyük sanatçılar, Mozart, Beethoven, Kalidas, Rabindranath Tagore gibi en büyük sanatçılar, kendilerinin içi boş birer bambu olduğundan ve varoluşun onların üzerinden bir şeyler yarattığından en ufak bir kuşku duymaz. Onlar sadece bir flüt oldu ama şarkı onlara ait değil. Onların üzerinden akmıştır ama bilinmeyen bir kaynaktan gelir. Onlar sadece engel çıkarmamıştır. Tek yaptıkları budur. Ama onlar yaratmamıştır. İkilem budur. Gerçek yaratıcı, kendisinin hiçbir şey yaratmadığını, varoluşun onun üzerinden çalışmış olduğunu bilir. Varoluş onu, ellerini, varlığını ele geçirmiş ve onun üzerinden bir şey yaratmıştır. O sadece bir araç olmuştur. Gerçek sanat budur. Sanatçının yok olduğu eserdir. O zaman ortada ego sorunu kalmaz. O zaman sanat bir din olur. O zaman sanatçı bir mistik olur. Sadece teknik olarak yetkin değil, varoluşsal olarak da özgün. Sanatçı işinin içinde ne kadar az olursa, sanatı o kadar mükemmel olur. Sanatçı tamamen yok olduğu zaman ise, yaratıcılık tam mükemmelliğe ulaşır. Bu ters orantıyı sakın unutma. Sanatçı ne kadar çok çalışmasının içindeyse, çalışması o kadar az mükemmel olacaktır. Eğer sanatçı çalışmasının çok fazla içindeyse, o zaman çalışması rahatsız edici olur, sinir bozar. Sadece ego olur. Başka ne olabilir ki? Ego bir hastalıktır. Bir şeyi daha hatırlaman gerekir: Ego her zaman mükemmel olmak ister. Ego her zaman başkalarından daha yüksek ve iyi olmak ister; yani mükemmeliyetçidir. Ancak, ego üzerinden mükemmelliğe ulaşmak asla mümkün olmadığı için çaba harcamak bile saçmadır. Mükemmellik ancak ortada ego yokken mümkündür. Ego olmayınca insan zaten mükemmelliği düşünmez. O yüzden gerçek sanatçı asla mükemmelliği düşünmez. Mükemmelliğin ne olduğu hakkında fikri yoktur. O

sadece kendini teslim eder, iyice bırakır ve ne olacaksa olmasına izin verir. Gerçek sanatçı, bütünleşmeyi düşünür, ama mükemmelliği aklına getirmez. O, sanatının tamamen içinde olmak ister; hepsi bu. Dans ettiği zaman, dansının içinde kaybolmak ister. Orada olmak istemez. Çünkü dansçının varlığı, dansta pürüz yaratacaktır. O asalet, o akışkanlık bozulacaktır. Dansçı orada olmadığı zaman, bütün kayalar kaybolur, sessiz bir akış yaşanır. Şurası kesindir ki gerçek sanatçı bütünleşmeyi düşünür: Nasıl bütün olacak? Ama asla mükemmelliği düşünmez. Ve sonuçta, bütün olanların güzelliği mükemmeldir. Mükemmelliği düşünenler asla mükemmel, asla bütün olamaz. Tam aksine, mükemmelliği ne kadar çok düşünürlerse, o kadar nevrotik olurlar. Onların idealleri vardır. Sürekli kıyaslarlar ve sürekli kısa kalırlar. Eğer bir idealin varsa, o ideal gerçekleştirilmeden kendini mükemmel olarak göremezsin ve o zaman sanatınla bütünleşemezsin. Örneğin, eğer Nijinsky gibi bir dansçı olmayı düşünüyorsan, o zaman dansınla nasıl bütün olacaksın? Sürekli bakıyor, kendini izliyor, geliştirmeye çalışıyor, hata yapmaktan korkuyorsun. Bölünmüş durumdasın. Bir parçan dans ediyor, bir diğer parçan yargılıyor, seni dışardan izleyip; yargılıyor, eleştiriyor. Bölünmüş durumdasın. İkiye ayrılmışsın. Nijinsky mükemmeldi, çünkü o bir bütündü. Dansı sırasında insanlar onun sıçrayışlarına inanamazdı. Bilim adamları bile inanamazdı. Öyle bir sıçrardı ki, sanki yerçekimi yasasına karşı gelirdi. Tekrar yere inerken bir tüy gibi hafifçe inerdi. Bu da yerçekimi yasalarına aykırıydı. Sürekli bu konuda soru soruldu. İnsanlar konuştukça, bu olay zihnine kazınmaya başladı. Ama bu sefer de giderek kayboldu. Hayatında bir an geldi ve tamamen yok oldu. Bunun tek nedeni artık bilinçli olarak yapmaya çalışmasıydı. Bütünlüğünü kaybetmişti. Sonra anladı. Neden kaybolduğunu anladı. Gerçek Nijinsky'nin dansı içinde, tamamen kaybolduğu anlar olurdu. O tam gevşeme içinde, insan farklı bir dünyada, farklı yasalara göre işlemeye başlar. Sana bilim adamlarının er ya da geç keşfedeceği bir yasadan söz edeyim. Ben buna, asalet yasası diyorum. Üç yüz yıl önce bilinmeyen yerçekimi yasası gibi bir şey. Bilinmeden önce bile işlemekte olan bir şey. Bir yasanın işlemesi için bilinmesi gerekmez. Yasa her zaman işlemiştir; Newton ve ağaçtan düşen elma ile hiçbir ilgisi yok. Elma Newton'dan önce de düşerdi. Newton keşfettikten sonra elmalar düşmeye başlamadı. Yasa oradaydı. Newton sadece onu fark etti. Tıpkı bunun gibi bir başka yasa daha var: Asalet yasası. Bu yasa yükseltir. Yerçekimi yasası her şeyi aşağı çekerken, asalet yasası yukarı doğru kaldırır. Yogada buna devitasyon denir. Belirli bir yok olma halinde; belirli bir sarhoş olma halinde; kutsal ile sarhoş olunca; belirli bir tam teslimiyet halinde; egosuzluk içinde bu yasa işlemeye başlar. İnsan hafifler. Ağırlıksız olur. Nijinsky'nin olayında olan da buydu. Ama "sen" bunu yaptıramazsın. Çünkü eğer "sen" oradaysan, bu gerçekleşmez.

Ego, boynuna bağlanmış bir kaya gibidir. Ego yokken, ağırlıksız olursun. Bunu bazen kendi hayatında hissetmedin mi? Bazı anlarda içinin hafiflediğini hissedersin. Yürürken sanki ayakların yere basmaz. Sanki havada yürürsün. Keyif anlarında, dua anlarında, meditasyon anlarında, kutlama anlarında, sevgi anlarında. Ağırlıksız olursun, hafiflersin. Ben sana er ya da geç bilimin bunu keşfedeceğini söylüyorum. Çünkü bilim, belirli bir prensibe inanır: Karşı kutuplar prensibi. Hiçbir yasa yalnız olamaz. Mutlaka karşıtı olmalıdır. Elektrik tek bir kutupta işleyemez. Pozitif ve negatif iki kutup gerekir. Onlar birbirini tamamlar. Bilim, her yasanın onu tamamlayacak bir karşıtı olduğunu bilir. Yerçekimi kuvvetinin de onu tamamlayacak bir karşıt yasaya sahip olması gerekir. O yasaya ben "asalet" diyorum. Gelecekte başka bir isimle anılır. Çünkü eğer bilim adamları onu keşfederse, ona asalet adını vermezler. Ama bu, bana en mükemmel isimmiş gibi geliyor.

3. AKIL Çağdaş zihin, kendi içinde çelişkili bir terimdir. Zihin asla çağdaş olamaz, o her zaman eskidir. Zihin geçmişten başka hiçbir şey değildir. Zihin hafıza demektir. O yüzden çağdaş zihin olamaz. Çağdaş olmak için zihinsiz olmak gerekir. Eğer anını yaşıyorsan, o zaman çağdaşsın. Peki o zaman zihninin yok olduğunu görmüyor musun? Hiçbir düşünce hareket etmez, hiçbir arzu yükselmez. Sen geçmişten kopmuşsundur. Ve gelecekle de bağın kalmamıştır. Zihin asla özgün olamaz. Hiçbir zihin özgün, taze ve genç değildir. Zihin her zaman eski, çürümüş ve bayattır. Ama bu kelimeler kullanılıyor, tamamen farklı anlamlarda kullanılıyor. Hatta anlamlı olmaları sağlanıyor. 19. Yüzyıldaki zihin farklı bir zihindi. Onların sordukları soruları sen sormuyorsun. 18. Yüzyılda çok önemli olan sorular şimdi çok aptalca geliyor. "Bir iğnenin ucunda kaç tane melek dans edebilir?" Ortaçağ'ın en önemli teolojik sorularından biri buydu. Şimdi bunun önemli bir soru olduğunu düşünecek kadar aptal birini bulabilir misin? Bu soru büyük din bilginleri arasında tartışılıyordu, sıradan insanlar tarafından değil. Büyük profesörler bu konuda tezler yazıyor, konferanslar düzenliyorlardı. Kaç tane melek? Kimin umurunda? Bu tamamen ilgisiz bir şey. Buda'nın döneminin büyük sorusu, "Dünya'yı kim yarattı?" olmuştu. Yüzyıllar boyunca devam etti. Artık çok daha az kişi dünyayı kimin yarattığı ile ilgileniyor. Evet, böyle eski kafalı insanlar var ama bu tip sorular bana nadiren soruluyor. Buda ise, bu soruyla her gün karşılaşıyordu. Birinin bu soruyu

Sürekli bir döngü içinde yaşar. Her zaman bilinmeyene. Biri diğerinin hamile olduğunu görüp sormuş. Dünyayı kim yarattı? Buda. "Sadece privates. keskinleşir. Her zaman son söz kendine ait olurdu. Aynı bilgiyi tekrar tekrar çiğnemeye devam eder.N. bu kendiliğindenlik zihinsizliğin güzel kokusudur. aynı bilgiyi tekrar eder. çağdaş zihin denen bir şey yoktur. Onu bilgiyle beslersin. Bu anlamda zihin. Eğer modayı düşünürsen. masumiyettir. Sadece içinde bulunduğu anı yaşa. Aman şekerim. Zihinsizlik netliktir. çağdaş bir zihin. gerçektir. dünyanın her zaman olduğunu. tekrar tekrar.) "Hayatım ne kadar çağdaşsın!" Bu anlamda bir çağdaş zihinden söz edilebilir. Her an bilinmeyenle karşılaştıkça büyüyebilir. İngilizce'de hem rütbesiz asker. İki yüksek sınıf İngiliz bayan. kimsenin onu yaratmadığını söylemişti. zamanla birlikte değişiyor. Akıl." (Ç. bu ne sürpriz! Anlaşılan son görüştüğümüzden beri evlenmişsin. O zaman zeka büyür. hem de mahrem bölge anlamına gelir. Londra'da alış veriş yaparken tesadüfen karşılaşmış. O. çağdaş zihin denilen bir olgu var. En modern zihin bile hala geçmişe aittir. Buna akıl derler. Kocadan eşine: "Bu akşam dışarı çıkmıyoruz dedim ve bu yarı final!" Şimdi bu." Soruyu soran dehşete düşmüş: "Bir Gurka mı? Onların hepsi siyah değil mi?" "Hayır" diye yanıtlamış. Geçmişte hiçbir koca böyle bir şey söylemezdi. O kendiliğindendir. gerçek yaşamın yoludur. Zihin bir mekanizmadır. final olurdu. Ama temelde zihin geçmişe aittir. Zihin yaşlıdır. Bilinmeyen yüzünden kendini güvensiz hisseder. Bilmenin ve olmanın gerçek halidir. sahte ve üretilmiş olan bir şeydir.: privates. Modern zihin diye bir şey olamaz. Bu insanlar tatmin olmuyordu. Gerçekten yaşayan insan ise. saflıktır. olağanüstü bir cesaret. haşır neşir olduklarının ötesine gitmek istemezler. O yüzden zekanın yerine geçecek. gelecek için yaşamaz. Çok nadiren bana dünyayı kim yarattı sorusu sorulur. Geçmişte yaşamaz. maceraperest bir yaşam gerektirir. Zeka tamamen farklı bir olgudur. Modalar gelip geçer. Zekanın yerine geçer." ' Hamile olan yanıtlamış: "Evet. sahte. Zihinsizlik. anını yaşayan insandır. . Gurka Bölüğünde subay. Her şey o andır. o zaman değişimler vardır. plastik bir kavram üretmişlerdir. Zeka. İnsanlar bilinmeyenden korkar. Zihin tekrar edicidir. Bu anlamda.sormadığı tek bir gün bile geçmemiş olmalı. Şimdi kimsenin umurunda değil. Aksi halde. daha önce gidilmemiş denizlere yelken açmaya ihtiyaç duyar. Harika bir adam.

Ama o kadar mükemmel. ince bir dünyada. Şairin yaratıcılığı nesneldir. felsefe tezleri. Onlar da başka bir tez yazacak olan aynı tür insanlardır. Halil Gibran'lar yaratmıyor. Buda'yı anlamak için zeki olman gerekir. Michelangelo ya da Kalidas'da. müzik ya da dans. bu uyumdan yaratıcılık ortaya çıkar. Ne şarkı söyledi. Üretmekle yaratmak arasındaki fark nedir? Üretim. Ancak senin üniversitelerin. bir şiir. Üniversitelerde yaşanan entelektüel aktivite budur. mistiğin yaptığı herhangi bir şeyi görmeyebilirsin. Zeka yaratır. Üniversitelere gidip. Zaten yapıyorlar. Buda'nın yarattığı şey. kimse onlardan ilham almaz. Ama sen. Çünkü onların yarattığı şey o kadar ince ki. Mistik. kaba bir dünyada yaratır. oralarda ne tür yaratıcı işler yapıldığını görebilirsin. Akıl baştadır. bilinmeyenin bilinene sızmasını sağlamak. işe yaramaz şeyler. mekanik bir aktivitedir. edebiyat tezleri. Yaratıcılık. Entelektüel yaratıcılık diye bir şey söz konusu olamaz. hayatında tek bir resim bile yapmadı. tek bir şiir bile yazmadı. Üretim. Milton'lar. İnsanlara birçok unvanlar verilir. Zerdüşt ya da Muhammed hakkında özellikle bir şey söylemiyorum. üretmez. büyük bir zeka gerektirdiği için değil. Onları kimse okumaz. Daha önce yapılmış bir şeyi tekrar tekrar yaparsın. Zeka ise. bir şarkı. Bir Beethoven. Krishna. Sana Buda. onu anlamak için bile zeki olman gerekir. Sadece iki tür insan yaratır: Şairler ve mistikler. Rabindranath'lar. Önce şairi anlaman gerekir. Buda'nın yarattığı şey ise tamamen görünmezdir. Eline hiç fırça almadı. Kimse bu doktora tezlerine ne olduğunu bilememiştir. Eğer onu izleseydin. Mistikler ise. Michelangelo'nun yarattığı şey kabadır. Mistik ise iç dünyada yaratır. Tamamen içe dayanır. Anlamak için tamamen farklı bir algı türü gerekir. Kütüphanelerde birer çöp yığınına dönüşürler. çok şey ortaya koyar. ama yaratamaz. Yaratıcı olamaz. Sadece çöp üretir. sadece sessizce oturduğunu . Kalbin uyanıkken. Bir resim. kalbin uyanık olma durumudur. Tolstoy'lar. Kalple ilgilidir.Akıl sadece zihinsel bir oyundur. birkaç kişi okur. Şairler dış dünyayı yaratır. Şairler. yaratıcılığın en yüksek çiçeğidir. bilgisayarlar yapabilir. o kadar üstün ki. Van Gogh'un yarattığı şeyler gözle görülür. Akıl anlamak konusunda dahi hiçbir işe yaramaz. tekrar edilen bir egzersizdir. bir Beethoven yaratır. kalbin derin bir minnet içinde dans ederken. Onun kafayla hiçbir ilgisi yoktur. Buda. Evet. yeni bir şey var etmek. Zeka. mistiğin yaratıcılığı ise özneldir. bir Van Gogh. Binlerce tez yazılıyor: Doktoralar. kalbin varoluşla uyum içindeyken. onu elinde tutabilmen mümkün değil. Üreticidir. bir gün mistiği anlamayı başarır ya da en azından anlamayı umarsın. Hem de herhangi bir insandan çok daha verimli bir şekilde yapar. Ancak ondan sonra. sadece çöplük yaratıyor. bir Mozart. Mahavira. Senin üniversitelerin. Doktora tezi yazacak olanlar tabii ki okur. gökyüzünün yere inmesini sağlamaktır. İsa. gökyüzü açılır ve bilinmeyenden çiçekler yağmaya başlar. tamamen farklı bir boyuttur. ne de onu dans ederken gören oldu. Shakespeare'ler. Zekayı bir Picasso yaratır. Dostoyevski'ler.

kendine ait bir kavrayışı yoktur. çok duyarlı olman gerekir. Konu sevişmekti. ödünç bilgiye. bir ikilemdir. mantıklı bir olgu değildir ve entelektüeller mantık üzerinden yaşar. Derlenmiş yanıtlarını kafasında taşır ama hayatta ortaya çıkan sorular her zaman yenidir. Eğer mantığa çok fazla bağlanırsan. Kafasında kütüphaneler taşır. haftalarca bütün soruları doğru bilmişti. O. anlık yaşamamaktadır. Çok şey bilirmiş gibi görünmesine rağmen. dünyaca ünlü Fransız seksoloji profesörünü seçti. Evet. Etkin ve faydalı olursun. Sonsuz güzellik. Bilinç ise. katılınması gereken bir gizemdir. Yaşam. Tanrı'nın tamamı bulunur. Bir şarkı. Hayat onu dışladığı için değil. bir gizemdir. gerdek gecenizde eşinizin vücudunun hangi üç bölümünü öpmeniz beklenirdi?" İlk iki yanıt hemen geldi. Fransız. O zaten yargıya ulaşmıştır. Ve şimdi yüz bin dolarlık büyük ödül için yarışacaktı. Arthur çaresizlik içinde uzmana döndü. O. homurdandı. çözüm bulamaz. Arthur doğal olarak. ifadenin en saf. içinde kutsal olan bir şeyler vardır. mantıktan daha fazlasıdır. Ancak o zaman ne yarattığını görürsün. Arthur televizyondaki bir yarışma programında. entelektüel olanın. Onlarda Tanrı'nın tamamı bulunur. Hiçbir anı. ben şimdiden iki kez yanılmış durumdayım. . Buda ile izleyici olamazsın. Arthur. Tartışmacı değil. çok açık olman gerekir. Çünkü bu. Ancak entelektüel kendini kaybetmiş olur. Asla! Sürekli değişir. sadece tepki verir. Ayrıca yaşam. Ancak akıl. "dudakları ve boynu" diye yanıtladı. Ancak onu hissedebilmek için. çünkü meditasyona açık değildir. O yüzden asla hayata uymaz ve yaşam da ona uymaz. Bu çok ağır bir yüktür ama kendine ait bir görüşü yoktur. karanlıkta el yordamıyla dolaşmaktır. Bhagwan dedik. O yüzden Buda'ya. "Alors. onu çevreleyen bir zarafet vardı. Uzman her zaman geride kalır. katılmak zorundasın. Bu tek soru için. Bir dans. Çünkü hayat. Akıl ödünç alınmıştır. güzeldir. geleneğe ve kanıksamalara bağlıdır. Uzman olanın. Bhagwan dedik. O yüzden Mahavira'ya. mon ami" bana sorma. Entelektüel aktivite seni belirli konularda uzman yapabilir. Yanıtı her zaman yetersizdir. eşsiz güzellik asaleti. Kendini her zaman bir yabancı gibi hisseder. Tabii hayat bir şey kaybetmiş olmaz. Tüm varlığı sessizlikti. hiçbir şey bilmez. bilinç yaratıyor. bir diğer anına uymaz. mümkün olan en yüksek formudur. Çünkü. bir uzman çağırma hakkına sahipti. Çünkü. o hayatın dışında kalmayı seçtiği için. kendine ait bir kavrayışı yoktur. güzeldir. kollarını iki yana açıp. Büyük ödül sorusu şuydu: "Asur İmparatorluğu'nun ilk elli yılında kral olsaydınız.görürdün. Gözleri yoktur. varoluş denilen bu yaşam sürecinin bir parçası olmayı başaramazsın. bilgili olanın. O. Sorunun üçüncü yanıtı için aklına bir şey gelmeyince. hiçbir zaman aynı değildir. Ama Buda'da.

Gannaway ve O'Casey tabancalarla düello yapacaktı. Onun bana ateş edeceği uzaklık. Ama nasıl yapacaksın ki? "Sakin ol" diye yanıtladı yardımcısı. Ancak sonuçta akıl bilinçsiz bir olgudur. bilinçsiz halinde varmış olduğun aptalca yargılara ya da senin kadar bilinçsiz insanların vermiş olduğu yargılara yapışıyorsun. Sanki uykudaymış gibi davranırsın. vereceğin her karar. Sonuçta mantığı kendin icat ettin. mantığa uygun. daha fazla meditasyona ihtiyacın vardır. Sonra. Farkında olmadan yanık sigarasını kaldırıma atılmış eski bir döşeğin üstüne düşürdü. içten içe tüten döşekten iğrenç bir koku çıkmaya başladı. Cudahy körkütük sarhoştu ve Aziz Patrick Günü kutlamalarını izliyordu. çünkü bilinçsiz bir zihnin ulaştığı sonuçtan yola çıkar. Ama unutmayın. Etrafını sarmalayan sihirin farkında olmalısın. O'Casey'e döndü ve bağırdı: "Artık ateş edebilirsiniz. Daha sessiz kalmalı. Eğer tam uyanık değilsen. insanların gözlerinde bulunan sihirin. Zekayı ortaya çıkarabilmek için daha fazla bilgiye değil." Kesinlikle mantıklı. "Ben ondan iki kat daha cüsseliyim. Akıl aracılığıyla yaptığın her şey sadece bir parazittir. düşüncelerden daha fazla uzaklaşmalısın. mantığa yaslanarak yaşıyor. bu kaçınılmazdır. Ama bu sadece büyük bir "miş gibi" yapmaktır ve insan bunu tamamen unutmaya meyillidir. Ve sıska rakibini karşısında görünce itiraz etti. bu kadar matematiksel değil. mantığına dayalı bir parazitlenmedir. "Memur bey. . Zeka ise uyanıklıktır. Hemşireler Birliğinin ak saçlı üyeleri yürüyüşte geçerken.. Daha az zihin. yaşam adındaki sihirin." Akıl bazı yargılara varır. Gannaway oldukça şişmandı. Ama hayat bu kadar mantıklı. Tanrı olan sihirin. Ama sen aklın yüzünden. biliyormuş gibi yapma duygusu veriyor. çizgilerin dışı sayılmıyor. bu hemşireleri çok hızlı yürütüyorlar. benim ateş edeceğim mesafenin iki katı olmalı. Yanlış gitmeye mahkumdur. Mantık onlara. "Ben bu işi hemen çözerim. kırmızı çiçeklerde olan sihirin." Cebinden bir tebeşir çıkardı ve şişman adamın paltosunun üstüne boydan boya iki çizgi çizdi." Matematiğe uygun. yeşil ağaçlarda. Gerçeğin deneyimi değil. Her şey ayrı bir mucizedir. bir noktada mutlaka aksi sonuç verecektir. "Olmaz!" diye bağırdı. Ve insanlar akıllarında. Cudahy havayı birkaç kez kokladı ve yanındaki polise döndü. kendi içinde kapalı kalıyor. daha fazla kalp olmalısın. Sihir her yerde yaşanıyor..

Bahçe o kadar güzel tamamlanmıştı ki. binlerce bahçıvan çalışırdı. Acaba "Evet. Usta üç yıl boyunca ona öğretir. deneyimin güzelliği tamamlanmamış olmasıdır. Bütünle tam uyum içinde nefes almak. Deneyim asla bitmez. tüm varlığını titretir. Ama usta en baştan itibaren çok üzgün görünüyordu. Hatta hiç taşımayacak. Ancak ondan sonra. Onu hiç bu kadar ciddi görmemişti. ustayı bahçesini görmeye davet etti. efendim? Bir hata mı var? Çok ciddi ve üzgün görünüyor. Bana söylediğiniz her şeyi bu bahçede uyguladım. Kral çok korkmuştu. "Acaba takdir edecek mi?" Bu. küçük bir kısım olan kafayı değil. Üç yıl sonra bahçe tamamen hazırdı ve kral. Çünkü. keşfetme duygusu sona ermemiş olur. bilinmeyene ve bilinmeyenden. O sadece kendi deneyimlerini taşıyacak. O zaman bir simyacı olabileceksin. Deneyimin güzelliği ise her zaman açık olmasıdır. beni anlamışsın" diyecek miydi? Her türlü titizlik gösterildi. Ustası her ne derse. Birçok şey kendiliğinden olmaya başlayacak. Sorun nedir? Ben bir terslik görmüyorum. İnanç ise her zaman kapalıdır. İNANÇ Bir yaratıcı. En güzel şarkıların bazıları bitmemiş şarkılardır. Bir kral bahçıvanlığı öğrenmek için bir Zen ustasına gider. bilinemeyene doğru hareket ediyor. Çünkü zeka. İnanç her zaman tamamlanmıştır. her zaman bitmemiş kalır. "Neden bu kadar üzgün görünüyordu. Çamura dokunacaksın ve o bir nilüfere dönüşecek. Kral çok gergindi. bir çeşit sınav olacaktı. bitmemiş müziklerdir. 4." . Ve unutma. Kral dayanamayıp sordu: "Sorun nedir. Kralın çok güzel ve büyük bir bahçesi vardı. değişiyor. kral gidip bahçesinde uygulardı. hareket ediyor. başınızı olumsuz şekilde sallıyorsunuz. senin tüm varlığını harekete geçirir. En güzel kitapların bazıları bitmemiş kitaplardır. Zeka. En güzel müziklerden bazıları. Sadece bir kısmını.Ancak zeka kesinlikle yaratıcıdır. Sürekli bilinenden. kral ustayı bahçesine getirdi. Ancak bu sadece zekanın büyük uyanışıyla. Yaratıcılık işte budur. Yaşadığın sürece deneyim nasıl bitecek? Deneyimlerin büyüyor. Kalbinden keyif şarkıları akmaya başlayacak. hiçbir şey eksik kalmamıştı. Etrafına bakındı ve bahçede dolaşırken giderek ciddileşti. Çünkü ustası çok katıydı. bir sorun mu vardı acaba?" Usta tekrar tekrar başını sallıyor ve içinden olmamış diyordu. Varlığının her hücresi. hayatının her lifi dans etmeye başlar ve bütünlük ile ince bir uyuma düşer. birçok inanç taşımayacak. Ellerin nesneleri dönüştürmeye başlayacak. bir noktaya ulaşır. Bitmemişliğin ayrı bir güzelliği vardır. kalbin büyük uyanışıyla gerçekleşebilir. Bir Zen hikayesi duydum.

öbek öbek toplanmıştı. Mümkün olduğunca mükemmel olsun diye. tamamen bitmiş olması." der. kurumuş yapraklarla oynayan rüzgarın sesi. Yolların üstünde hareket eden kurumuş yapraklar. . bırak bir sannyasin. zihnini bırakmak için daha bir cesaret sahibi olursun. Eski fikirleri sunar. ancak uzatmak olanağı da vardı. Açıklık. İlk nitelik. Usta çok mutlu oldu. zihnini bir kenara koyup. Usta. Hiçbir eksiği yok. "Bu çerçeveden bak. sadece bakıyorsun. Herhangi bir şey için bakmıyorsun. O zaman ölmüş olur. Geçen gün burada bir kadın vardı. Gerçek. Deneyim her zaman açıktır. yani Sunyata çerçevesinden bak. Artık bahçenin bir fısıltısı vardı." Sonra şöyle devam ettim: "Eğer ana karakterin hala bir şey yapmak istiyorsa. Kurumuş yaprakların müziği. O. Sadece bakar. deneyime açık olmaktır. Öyle bir noktaya gelmişti ki. "Bak. Henüz bitmemişken bitir. Sen bu ışıktan. yani saf gözlerle bakan olursun. O zaman ne yapabilirsin? Kitabı bitirirsin. Bakışın saftır. Sararmış yapraklar bile toplanmıştı. O zaman bakıyor olmazsın. Buda'nın isimlerinden biridir. Zihinsiz bak. Bu. Sadece gerçek özgürleştirir. yani bir arayan olsun. bu kadar insan yapımı görünüyor.Usta yanıtladı: "O kadar tamamlanmış ki. O anda Avalokita. Er ya da geç bir gün. Ne yollarda." Kurumuş yapraklarla birlikte bahçeye ses de gelmişti. Bunun sonrası senin ötende gelişir. Çünkü ancak o zaman orada olanı görürsün. şimdi ne kadar canlı görünüyor. Aksi halde bir mezarlık gibi yavan ve ölüydü. hayata yeni bir açıdan. üzerine projeksiyon yaptığın bir perdeye dönüşür. zihinsizlik demektir. Zihin bütün inançların bir araya toplanmasıdır. Ölü yapraklar nerede? Kuru yapraklar nerede? Bir tane bile kuru yaprak yok. O zihinsizlik anlarında gerçek. Henüz tamamlanmış değildi. Hiçlik. Açıklık." Hiçbir hikaye. Bir roman yazdığını ve ne yapacağına karar vermediğini anlatıyordu. ne de ağaçlarda tek bir kuru yaprak bile yoktu. ölü gibi olmuş. O yüzden başımı sallıyor ve olmamış diyorum. yeni bir gözle bakmaya hazır olman demektir. "Yanlış tarafı. artık bir zihnin olmaz." Usta yanıtladı: "O yüzden bu kadar yavan. Ona şöyle dedim: "Onu bitir. Ama o zaman da. O zaman o bitmemişliğin içinde bir gizem kalır. İnanç her zaman tamdır ve bitmiştir. Bu bitmemişlik anlamına gelir. Bu hikayeyi çok severim. Birkaç kova kurumuş yaprak getirdi ve onları rüzgara savurdu. Zihin sana eski gözleri verir." dedi. Başka her şey zincir yaratır. Tanrı'nın hiçbir şeyi bitmiş değildir. baktığın zaman. Rüzgar onları aldı ve kuru yapraklarla oynamaya başladı. romanı bitirebilirdi. Gerçek özgürleştirir. bir ışık gibi içine sızmaya başlar. Bitmemiş kalması gerekir. ama gelişmeye devam eder. fikirsiz bakar. tamamen bittiği zaman güzel olamaz. bu gerçekten keyif aldıkça. baktığın şey çarpılır. Zihinsiz baktığın zaman algılaman verimli olur. Bütün kurumuş yapraklar." Bütün kuru yapraklar toplanmıştı. O sessizlik canlı değildi. "O yapraklar nerede?" Kral yanıtladı: "Bahçıvanlarıma hepsini toplamalarını söyledim. "Avalokita"." Usta hızla bahçenin dışına çıktı. Onun üstüne bir fikir yansıtmış olursun.

Yaşanması zor bir yer olur. Eğer bir adam yaratıcıysa. ve buna gerek de yok. Ne olursa olsun. onu yaparken tam yoğunlaş. O yüzden. şarkıyla ya da başka bir şeyle ilgisi yoktur. ne yaparsa yapsın yaratır. Belki kimsenin haberi olmaz. Resimle.Yaratıcılığın herhangi bir aktivite ile ilgisi yoktur. sanki içinde şarkılar ve danslar varmış gibi. ama bildiğim bir şey var. Öyle bir sevgiyle ki. Buna gerek de yok. görünmez bir resim yapmış olursun. Yaratıcılık. Eğer gelmezse. Sen yaratıcı olmadan resim yapabilirsin. O niteliği aktiviteye getiren sen olursun. Senin bakışındır. bütün hayatın yaratıcı olduğu zaman. Bir köşede hiçbir şey yapmadan sessizce otursa bile. Eğer o sayede içinde bir şeyler gelişiyorsa. O yüzden hatırlaman gereken ilk şey. içini zenginleştirir. yaratıcı olan ya da olmayanın sen. Yaratıcı olmadan şarkı söyleyebilirsin. Aktivitenin kendisi yaratıcı ya da yaratmasız değildir. Yaratıcılık. eğer keyifle yapıyorsan. yani kendin olduğunu anladığın zaman. yapmanın tek nedeni maddiyat değilse yaratıcı olur. şiirle. Sen keyfini çıkardın. Bir iç yaklaşımdır. yaptığın aktiviteye senin getirdiğin bir niteliktir. o bir şey yapmamak. yaratıcı olmadığın duygusu ortadan kaybolur. daha kutsallaşıyorsun. Gazeteler adını ve resmini basmayacak. Herkes dansçı olamaz. Yaptığın işi severek yap. Her şey yaratıcı olabilir. Eğer herkes ressam olursa. Bu düşüncelerinde yer etmemeli. Her şeyi o mu yarattı bilmiyorum. O zaman temizliğin bile yaratıcı olduğunu göreceksin. Çünkü yaratıcı olan insanlar ona daha bir yakın oluyor. O senin aşk . 'O' yaratan olmalı. Yaratıcı bir eylemden sonra aynı kişi olamazsın. Yaptığın şeyin hiçbir önemi yok. onu yaparken keyif alman. Önemli olan yaptığın her neyse. Bunu anladığın zaman. hırslı bir insan olursun. O bir tavırdır. aslında hiç yaratıcı olmazsın. ne yaparsan severek yap demektir. Eğer şöhret gelirse. O anı o kadar büyük bir coşkuyla yaşarsın ki. Ama zaten bunun konuyla ilgisi yok. Yaratıcıdır. sevgiyle yapıyorsan. yaratıcı bir eylem olur. dansla. Ama herkes yaratıcı olabilir. Tanrı'nın içinde yaşarsın. yaratıcılığı herhangi bir şeyle kısıtlamamandır. Hatta yolda yürürken bile yürüyüşünde bir yaratıcılık olur. Herkes ressam olamaz. Yaratıcılığın doruk noktasına ulaştığı zaman. Keyifle. Sen ne kadar yaratıcı olursan. Eğer yerleri böyle bir sevgiyle silersen. Yaratıcı bir şekilde yemek pişirebilirsin. Bir politikacı. Gerçek değer budur. ne güzel. Yerleri süpürdüğün için seni kim övecek? Tarihe not düşülmeyecek. Yerleri yaratıcı bir şekilde süpürebilirsin. Tanrı'nın yaratıcı olduğunu söyler. Dünyadaki bütün dinler. ne güzel. seni geliştiriyorsa. O zaman. o zaman ıskalarsın. Yaratıcı olan insandır. Kutsaldır. değeri sana ait. Daha yaratıcı oldukça. dünya çok çirkin olur. Eğer şöhret peşindeysen. Bodhi ağacının altında hiçbir şey yapmadan oturan Buda'dır. o kadar Tanrısal olursun. şenlik havasıyla. o zaman ruhanidir. Ne yaparsan yap. o zaman yaratıcı olduğunu sanırsın. Eğer Picasso gibi ünlü olduğun zaman yaratıcı olabileceğini düşünüyorsan. Dünyanın tanıdığı en büyük yaratıcı.

çünkü bütün yaratıcı kaynakların tıpalanmış. Yaratıcı bir insan dünyaya gelince. sömürülmesi gerekir. Başka insanlardan alındıktan sonra paran olabilir. insanın ilgilenebileceği en yaratıcı olmayan şeylerden biridir. Hiçbir şey almaz. dünyanın güzelliğini arttırır. Ama o imkansız şey olmuştur. birkaç şair. Bu saçmalıktır. bunlar yıkıcı eylemlerdir. dünyanın güzelliğini arttırır. Çünkü inanç sadece bir inanç değildir. Onun hayatının kendi özünde bir değeri vardır. Roman yazarken ileriye bakar. Hırsın girdiği yerde yaratıcılık yok olur. Her insan doğuştan yaratıcıdır. Ama eğer yaratıcı olmadığına inanıyorsan. Biz zamanla onların yaratıcılığını yok ederiz. o zaman yaratıcı olur. Yanlışı ve çocuklukta sana zikredilmiş olan hipnotik telkinleri bırakmalısın. Para peşindeki bir adam yıkıcı olur. Herkes yaratıcı doğar. Ve güç yaratıcı değil. Dünyayı daha iyi dans ettirir. "ben yaratıcı değilim" kapısı vardır. Varolmak ve yaratıcı olmak. Resim yaparken ileriye bakar. o inanç kapalı bir kapı olarak etrafında dolaşır ve engel olur. engellenmiş. Birden yaratıcı olduğunu göreceksin. Ancak o zaman güçlü olabilirsin. yıkıcıdır. Bütün çocuklar yaratıcıdır. Bütün yaklaşımımız güce odaklıdır. Önemli olan bu değil. sadece birçok insanı ezmek zorunda olmak. . Önemli olan onun geride bıraktığı dünyadır ki. Bu inanç herkese aşılanmıştır. Hayattaki bütün tavrımız. Giderek onları daha maddiyatçı. Çocukları izlersen görürsün. Çünkü paranın çalınması. paraya dayanır. Onu kimse tanımayabilir veya birkaç kişi tanıyabilir. toplumun para getireceğine inandığı bir aktiviteye yönlendirilmiştir. Varolup da yaratıcı olmamak imkansızdır. ama biz insanların yüzde doksan dokuzunun yaratıcılığını öldürürüz. Çünkü orada bir. Kapıları açar. Ancak o zaman güçlü olursun. onları imha etmek demektir. Unutma. Para ise. daha keyifli. Bütün enerjin. Güç. Çok az insan yaratıcı olarak kabul edilir: Birkaç ressam. Her zaman gelecektedir. Zamanla onları yoldan çıkartırız. Yaratıcılığı yok ediyoruz. Dünyaya bir şeyler verir. Orada bir şarkı. eş anlamlıdır. yaratıcı olamazsın. Çünkü hırslı bir insan yaratıcı olamaz. Bütün akış olasılıklarını sürekli engeller. Hayatını kendi ellerine almak zorundasın. daha meditasyonlu yapar. Bu çirkin olgu yaşanmaktadır. bu çok daha güzel ve doyuma ulaşmış bir dünyadır. Hırslı bir insan. Eğer yanlış bir inancın varsa. burada bir resim. Sorumluğu topluma atmak hiçbir işe yaramaz. Zamanla yanlış inançları onlara dikte ederiz. daha sevgi dolu. yok edilmiştir. arkasında daha güzel bir dünya bırakır. Aşk ve coşkunun dokunuşu ile küçük şeyler bile yücelir. Ne zaman Nobel ödülü alacağım diye düşünür. Yaratıcı eylem. herhangi bir aktiviteyi tek başına sevemez. Yanlış koşullanmalardan arınmalısın. Enerjinin akmasına izin vermez. Eğer eylemin aşk ilişkinse. siyasetçi ve hırslı yaparız. Hepsini bırak ve kendini bütün şartlandırmalardan uzaklaştır. Yaratıcı bir insan her zaman o andadır.ilişkindir. milyonda bir kişi. Bu dünyadan ayrıldığı zaman. kapıları kapatır.

flüt çalmak. Bu arayıştan bir şeyler doğar. Eğer onların farkında olursan çok kolay bir şekilde yaratıcı olabilirsin. Ne yapıp. Eğer kalpten gülümseyebilirsen. O inançların nasıl yaratıldığını biliyorum. O zaman ne yaparsan yap dua olur. Hem de çok büyük bir yaratıcı eylem. o zaman hayatın mekanik olurdu. Dışardan bakılınca ünlü olmayabilirsin. "Usta. Karanlıkta el yordamıyla dolaşmak zorunda olduğunu biliyorum. bu toplum düzeninde başarılı görünmeyebilirsin. Paylaşabileceğin her şeyi paylaş. Hayır. O. prestij. Verici ol. kendine sahip değilsen ne yapacaksın? Yaratıcı insan kendi varlığının sahibidir. İnsanların kafasında yaratıcılığın ne olduğuna dair çok kısıtlı fikirler var. Gitarist olacaksın" denseydi. Eğer kendi özünü kaybetmişsen. resmini takdir etmemiş olabilirler ya da flüt çaldığın zaman komşular polis çağırmış olabilir. Ruhunun derinliklerinde doyuma ulaşırsın.Para. Arayıp. Kalbini vererek yap. Kaderinin ne olduğu. Bunun nedeni. Ve unutma. birinin elini tutup gülümseyebilirsen." İmparator olarak bildiklerimizin. Ruhunun derinliklerinde keyif ve neşe dolu olursun. Para. Dünyaya verecek hiçbir şeyi yoktur. Onlara dikkat et. İnsan her zaman bir açık kapıdır. O yüzden Doğu'da biz arayışçılara. başkalarını taklit ettiğin için olabilir. Bin bir farklı şeye . usta demektir. iç dünyanda başarısız olmaktır. bu yaratıcı bir eylemdir. Ama bu da hayatın cilvesi ve bu arayışa geçmek güzel bir şeydir. Swami. "Hayatın bu olacak. Yaptığının ne olduğu konusunda endişe etme. fakir bir hayat yaşamak zorunda kalabilirsin. Birine kalbinle sarılırsan. Çünkü o sürekli dilenir. Üniversitede altın madalya alamamış olabilirsin. yaratıcı olursun. bütün dünya ayaklarının altında olsa bile ne yapacaksın? Bütün dünyaya sahipken. ya da şiir yazmak. ustadır. prestij yaratıcı değildir. Yaptığın her şey. Sürekli daha fazla şükran duası alırsın. en son anlarında. bir insanın hayatını değiştirebilir. net olarak bildirilmiyor. hayatlarının muhasebesini yaptıkları o son anda dilenci olduklarını görürüz. Bütün hayatın kutsanmış olur. çok başarılı olmayabilirsin. aynı zamanda yıkıcıdırlar. Yaratıcı ol. Birine sevgi dolu gözlerle bakmak. Herkes her şeyi yapamaz. güç ve prestij peşindeki bir adam dilencidir. Hatta başına dert açabilir. para getireceğini söylemiyorum. İnsan çok şey yapmak zorundadır. Ama bunun gibi şeyler yüzünden yaratıcı olmadığın kanısına sakın kapılma. kendi kaderini bulmalısın. sınıf birincisi olmamış olabilirsin. şiir adına saçma sapan şeyler yazıp durur.. Ama her şeyi yaratıcı şekilde yap. Ruhunun derinliklerinde dünyanın en zengin insanı olursun. Swami diyoruz. O yüzden insanlar. Eğer bu dünyaya girerken eline hayatının çizelgesi tutuşturulsaydı. Gitar çalmak. O zaman işin ibadet olur. İnsan şaşırtıcıdır. ben küçük şeylerle büyük şeyler arasında bir ayrım yapmıyorum. ne yapamayacağını bulmalısın. güç. sunulmuş bir adak olur. Sadece sevgi dolu bir bakış. insan değil. sana gül bahçesi vaat edemem. Yaratıcı olmadığına dair bütün inançlarını bırak. Sadece bununla kalmaz. Sadece tek bir şeyin sözünü verebilirim. Sadece bir makine tahmin edilebilir. Ama zaten bu dünya düzeninde başarılı olmak. Yaratıcılığının sana güç. Dilencilere Swami denmiştir.. aslında başarısızlıktır.

ünlü değildi. Ancak. başka bir şeyi seviyorsan. yaratıcılıktan söz etme. o zaman yaratıcılığı unut. korkunç derecede vahşi insanlar bulursun. Yani. Yaratıcı bir insanın başarılı olması tesadüfe kalmıştır. Nadir Şah'ı. Yanında bir haritası yoktur.açılan bir potansiyeldir. Birçok yaratıcı insan hiç tanınmamıştır. o zaman bir sorun vardır. Eğer biri takdir ederse. Eğer şöhret olmak istiyorsan. O. onun hakkında hiçbir kayıt olmayacaktı. Orası artık başkasının yeri olamaz. Henry Ford'a daha kolay gelir. İsa'dan daha büyük bir başarısızlık örneği verebilir misin? Ama zamanla. Yaratıcılık her zaman öldükten sonra. arkasında saklanmış olan Cengiz Han'ı. Eğer parayı seviyorsan ve yaratıcı olmak istiyorsan. Yaşayıp yaşamadığını kimse söylememiştir. Sen seçmek zorundasın. Ama bunların hepsi maskedir. Kayıtlar onun dört havarisine aittir. Yaratıcı bir insan şöhret olamaz demiyorum. şöhret çok kolay gelir. Dans etmek sana coşku verdiği için dans edersin. büyük bir insan doğduğu zaman. o zaman bulmayı başarabilirsin. yıkıcı bir insan için başarı daha kesindir. O. yaratıcı olamazsın. Birçok kapı açılır ve her adımda birçok seçenek bulunur. En azından asıl yapmak istediğini bilinçli olarak yap. İsa yaşadığı dönemde ünlü değildi. Hatta bu bile kesin değildir. Dans ettin. keyif aldın. Eğer duyarlı olursan. Adolf Hitler'e. Asla maskelerin arkasına saklanma. yaratıcı insan meşhur olduğunda. Eğer rekabetçiysen. kayalar bile yaratıcıdır. Ve zaman alır. Çok nadir. Her kaya kendi hacmini yaratır. Ama bu nadiren olur. ne güzel. Yıkıcı olursan şöhreti daha kolay elde edersin. Çünkü. Zamanla insanlar onu tanıdı. Yaratıcı olmayan. yani çok geç gelir. Eğer maske düşerse. Bir insan ne kadar büyükse. saygınlık gibi şeyler söz konusu değildir. Bu da çok vakit aldı. Hemen bırak bu inancı. O zaman aktiviteden keyif alırsın. Yaratıcı olmayan kimse yoktur. Hatta öyle bir olur ki. Ama eğer hayatını seversen. O gülen maskenin arkasında çok vahşi insanlar. her ağacın kendi şeklini yarattığını bilir. O zaman her eylemin gerçek bir değeri olur. Hitler'i görürsün. insanların onu anlaması o kadar çok zaman alır. başarılı değildi. başarı. Dans etmeyi sevdiğin için dans edersin. ölmüştür. aşırı derecede rekabetçiysen. daha fazla önem kazandı. Ve değerlerini yarattığı zaman artık ölmüştür. kendi değerlerini yaratmak zorundadır. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. Eğer kimse takdir etmezse. Timurlenk'i. İskender'i. Ondan söz eden başka kimse olmamıştır. hissetmek zorundasın. o zaman para. empati . ortada onu yargılayacak kriterler yoktur. Eğer İncil olmasaydı. prestij. eğer insanları öldürüp yok edersen çok kolay şöhret olursun. Ağaçlar. diplomatiktir. Sadece para hırsı bile senin yaratıcılığını yok edecektir. Başbakan olabilirsin. Ağaçları bilen. başkan olabilirsin. Tarihin tamamı katiller tarihidir. Eğer hayatını değil. eğer yaratıcılık adına başka bir şey peşindeysen. Eğer bir katil olursan. Napolyon'u. O gülümsemeler siyasidir. endişe etmen için herhangi bir neden yok. Eğer şöhret istiyorsan. Şöhret. Neredeyse bir tesadüf gibi. seven insanlar. Yaratıcı bir insanın tanınması yüzlerce yıl sürer. O. bilerek yap. zaten kendini doyuma ulaştırdın. o zaman yaratıcı olma fikrini bırak. Teşekkür edersin. yaratıcı olmadığın inancı tehlikelidir.

tamam mı. Çünkü biz bilmiyoruz. Bu tip şeyler saçma görünebilir. Adam delinin tekiymiş! Ama nasıl bir ağaç meyvesiyle değerlendiriliyorsa. o bunu kolaylıkla başarıyordu. Ondan çok daha güçlü olan insanlar. Ben sadece ormana gidiyorum." Marangoz olan büyük bir Zen ustası vardı ve ne zaman masa ya da sandalye yapsa. Hatta onu benim oynattığımı söylemek yanlış. Bir ağaç ikna olmaya başladı bile. onunla birlikte akıyorum. sonra başka bir ağacın altına oturur ve onlarla konuşurmuş. Üç ay sonra imparator tekrar sormuş. bir ustanın da yarattıklarıyla değerlendirilmesi gerekir. Taşlar sadece taş değil. işbirliği yap. Hangi ağaç sandalye olmaya hazır diye sormak" dedi. Bazen hiçbir ağaç sandalyeye dönüşmeye hazır olmuyor ve ben elim boş dönüyorum" diye anlatıyor Zen ustası. Ben kayayla birlikteyim. Ona sevgiyle dokun. En temel şey. diyorum. Bekleyeceğiz. "Gidiyorum ve sandalye olmak isteyen bir ağaç arıyorum diye sesleniyorum. İnsanları mıknatıs gibi çekerdi. bunlarda tarif edilemez bir kalite bulunurdu. Kaya bana hazır olduğu işaretini verince harekete geçiyorum. Üç gün boyunca ormanda kalırmış.. "Bunları nasıl yapıyorsun?" diye sordular. Sadece gönüllü olmak değil. hiçbir ağaç saraya gelmeye hazır değil" demiş. "Bekleyeceğiz. ormanı ve ağaçları sorgulamak. Kayayı seviyorum. onlar insan. Sandalyelerinden bazıları Çin'de. Bu yaşanmış bir olay: Çin İmparatoru ondan kendine bir kütüphane yapmasını istemiş. Sonra kayayı sevgiyle kavrıyorum ve ondan işaret bekliyorum. Onu sevgiyle seyret. kaldırabiliyormuş. Marangoz yanıtlamış: "Sürekli ormana gidip geliyorum. O dili bilmiyoruz. Usta ormana gitmiş ve üç gün sonra dönmüş." . Ağaçlara gönüllü olmak istiyorlar mı diye soruyorum. Sizler kayaya rağmen kaldırıyorsunuz. onlar insan. Her ağaç eşsizdir. O yüzden bu kadar enerji gerekiyor. İkna etmeye çalışıyorum. Her ağacın ayrı bir yaratıcılığı olduğunu görürsün. Önce bir ağacın. Hem de çok zayıf bir adam olmasına rağmen. bana yardım et. Kaya kendini hareket ettiriyor. Git ve bir taşın yanına otur. Ağaçlar sadece ağaç değil. Ancak o zaman. Fizyolojisine bakarak.yoluyla anlamaya başlarsan. İnsanı kendine çekiyor ve neyin çektiğini anlamıyorsun. günümüze kadar ulaşmış durumda ve onlar hala büyüleyici bir çekime sahipler. sevgiyle hisset. "Ben yapmıyorum. Aradan bin yıl geçmesine rağmen! Bu inanılmaz güzellikte bir şey. sana çok faydası dokunacaktır. Her ağacın bir özgünlüğü vardır. o yüzden bana yardım ediyor. bu kadar insan beni izlemeye gelmiş. Ben sadece oradayım. Önce ona prestijim senin ellerinde. o kayaları yerinden oynatamazken. benimle işbirliği yapmaya hazırlar mı diye de soruyorum. bunun imkansız olduğunu söylüyorlardı. bütün omurlarım titremeye başlıyor. Ona bu işin sırrı sorulduğu zaman şöyle dedi: "Bunun bir sırrı yok.. Kaya bana işaret verdiği zaman ki. bu bir titreşim. Bir Zen ustası çok büyük kaya parçalarını çekebiliyor. Her taşın özgünlüğü vardır. Hiçbir ağaç bir başkasına benzemez.

Eğer. Tanınmak için değil. bunu düşünme bile. İşi her şeyden bağımsız olarak sevmelisin. işi ne olursa olsun. Nobel ödülleri versin diye yapıyorsun. Bengalce yayınladı ama kimse onu fark etmedi. yani Şarkıların Sunumu isimli kitabını İngilizce'ye çevirdi. Tamamlayacağı bir iş. mükemmel yaptığın için değil. Kayalar bile yaratıcı. Kendini açık tut ve aramaya devam et. Yaratıcılığın kendi içindeki değerini ortadan kaldırarak. eğer tanınmıyorsak. Eğer sevgi doluysan. romanlarını. çevirinin sahip olmayacağının ve olamayacağının bilincindeydi. Sen bilinçlisin. Eğer herkes işini sevmeyi öğrenirse. Hindistan'ın Bengal bölgesinde yaşıyordu. Bu yüzyılın en büyük şairlerinden biri olan Rabindranath Tagore. belki yanlış yönlerde arıyordun. fark edilmeyi düşünmeden. vereceği bir mesaj. gelmezse. Asla yanlış inanışlarla düşünme. yaratıcı olmadığın noktalarda dolaşıyordun. yardım etmelerini sağla. Bütün senin aracılığınla bir şeyler yapmayı arzuluyor. keyif alarak çalışamıyor. ŞÖHRET OYUNU Bütün toplum düzenimizin öğretisi. Seyret. sessizce. Gitanjali. iletişim kur. Senin tatminin işin kendisi olmalı. bütün varlıkların bir kişiliği olduğunu göreceksin. Varolmanın arkasında bir amaç var. Çünkü milyonlarca insana Nobel ödülü veremezsin. Ağaç kendi isteği ile geldiği zaman marangozun yardımını istemektedir. şeref nişanı ya da fahri doktora verilmez. "İşin tüm inceliği burada. İş önemli değil. Eğer olursa. artık kimse huzur içinde. belki arkadaşların yaratıcı değilsin dedi. Tanınmayı talep etme. Sen en tepedesin.Sonra bir ağacı ikna etmiş. 5. Asıl bakış açısı bu olmalı. Eğer seviyorsan çalışırsın. Burada olmanın bir anlamı var. Belki baban sana yaratıcı değilsin dedi. varoluşun en tepesindeki varlıksın. Sen bir insansın. Tesadüf eseri burada değilsin. Yaratıcı olmadığına dair yanlış inanışlara bağlanma. Herkesin içinde bir tanınma arzusu yarattığın için. ama tanınmak önemli." demiş. keyifle çalışabilirse. Onu buluncaya kadar aramaya devam et. Orijinaldeki güzelliğe. çok daha güzel ve şenlikli bir dünyaya sahip oluruz. Ağaçlar bile yaratıcı. milyonlarca insanı yok ettiler. Hayat küçük şeylerden ibarettir ve bu küçük şeyler için ödül. değersiz olduğumuz üzerine kuruludur. Her şeyi mahveden de bu düşünce. yaratıcı olmak için çalışmalısın. Aslen iş önemli olmalı. Her insan bu dünyaya belirli bir kaderle gelir. tatmin edeceği bir nokta vardır. Hiçbir şeyi itip kakma. Şiirlerini. Ama yaratıcı olduğun bir yön mutlaka vardır. dünya seni mutsuz bir döngünün içinde kapana kıstırmıştır. ödüllendirsin ve altın madalyalar. bir hiç olduğumuz. Kendi içinde keyif olmalı. nazlanmadan kabul et. Şu andaki durumda. O zaman enerjini korursun. sadece dünya tanısın. Sonra küçük bir kitabını. Çünkü Bengalce ve İngilizce'nin farklı . Yaptığın işi sevdiğin için değil.

tuzağa düşmüş olarak yaşayan yanlış insanlarla dolu. Belki yanlış yolda olmaktan korkuyorsun. Kavga etsen bile. Tanınmanın. Nobel ödülünü kabul etmek bağımlı olduğum . Eğer sevmiyorsan. Kitap yıllardır Bengalce ve diğer Hint dillerinde basılı durumdaydı. kabul edilmeye yönlendiriyor. Bir Nobel ödülü buna bir şey katmaz. farklı ifade tarzları vardı. her kelimenin melodisi vardır. onun farklı nitelikleri vardır. Belki yaptığın işi sevmiyorsun." Doğru söylüyordu. Her üniversite ona fahri doktora vermek istiyordu. İngilizce'de böyle bir nitelik yok ve bunu ona getiremezsin. Ama doğru insanlar bu dünyada azınlıkta. Kabullenilmek doğru olduğunu hissetmene yardım edecek. Nobel ödülü. bütün dinlerinden aldığım lanetlemeler benim için çok daha değerli. Tanınmayı düşünmek yerine. kabullenileceksin. Nobel ödülüne veriyorsunuz. tanınma peşinde olan amatörler için güzeldir. tam aksine beni aşağıya çeker. Dünya. tekrar işini düşün. Ama bir şekilde çevirmeyi başardı ve çeviri orijinale kıyasla çok yavan olmasına rağmen. Aileler. Neden başkalarına bağımlı kalasın? Tanınmak ve kabullenilmek başkalarına bağlıdır. Çünkü almış olduğum ödülden daha güzel bir şey olamaz. O zaman anlamlı olur. Sorun her zaman senin içindeki duygulardır.yapıları. En büyük romancılardan ve insan psikolojisini çok iyi kavrayan yazarlardan biri olan Jean Paul Sartre. Dış dünyayla hiçbir ilgisi yoktur. Tagore reddetti. Şu temel şeyi öğren." Hiçbir doktorayı kabul etmedi. Ama bu yıllar boyunca kimse onu fark etmemişti. o zaman değiştir. Başka da bir ödül istemiyorum. Çünkü o sana tanınma getirecek. Neden birisi tanınmayı istesin? Neden kabul edilmek için çabalasın ki? Kendi içinin derinliklerine bak. İşinden nefret ediyorsun. Yaşadığı şehir olan Kalküta'daki üniversite ona fahri doktora unvanı öneren ilk üniversite oldu. Ben yaşlıyım ve yeterince keyif yaşadım. sevmiyorsun. Siz o doktorayı benim eserime vermiyorsunuz. işini seviyor musun? Herşey orada biter. öğretmenler seni sürekli tanınmaya. asıl dilinde çok daha güzel olarak yıllarca burada durdu ve hiç kimse zahmet edip hakkında bir yazı bile yazmadı. Nobel ödülünü kazandı. Siz o unvanı. Nobel ödülünü reddetti. Dünyanın bütün ülkelerinden. Müzik gibidir. Takdir edilecek. Ben herhangi bir Nobel ödülünü kabul etmeyeceğim. insanları kontrol altında tutmanın çok kurnazca bir yoludur. Neden tanınma gibi bir arzun olsun? Tanınma arzusu. doğru hedefe yöneldiğin konusunda sana destek olduğunu sanacaksın. Bu. Bunun kendini aşağılamak olduğunu söyledi. Bu dilenciliktir. Sen kendini bağımlı kılıyorsun. Bengalce çok tatlıdır. Şöyle dedi: "Ben eserimi yaratırken yeterince ödül aldım. diğerinin yerine geçer. Sonra birden Hindistan onun farkına vardı. sohbet ettiğin zannedilir. Çünkü kitap. Sevdiğin şeyleri yap ve asla tanınmayı isteme. ancak işini sevmiyorsan bir anlam kazanır. Yaptığım her şeyi severek yaptım. ne yapmak istiyorsan onu yap. "Siz o doktorayı bana vermiyorsunuz. En büyük ödül zaten buydu. ama yine de yapıyorsun.

Ortada gurur duyacağım başka bir şey yok. iki ya da üç yüzyıl sürer. O zaman sana saygı gösterecekler. o zaman bu hayatta hiç saygı görmeyeceksin.anlamına gelir. onurlu insanları. kendi sevgisiyle. Başkalarının ne düşündüğünü umursamaz. Bu düzenin tanınmış insanları. onların görüşlerine ve beklentilerine göre davranmalısın. İki ya da üç yüzyıl geçtikten sonra. Nobel ödülü ile gururlanacağım. DÖRT ANAHTAR Bir şeyler yarattığın zaman hayatın tadını alacaksın. Kendi bireyselliğinin farkında olan her insan. kitapların saygı görecek. Ama ne kazanacaksın? Hiçbir şey kazanamayacaksın. İçleri toplumun doldurmak istediği çöplerle doludur. Eğer yaratıcı olursan. Ve toplum. sevgiyle. tazminat olarak onlara ödül verir. Artık kendimle gurur duymayacak. bugünün dahisinin ulaştığı zekaya ulaşması. Çünkü insanlığın. Bu da. Eğer işin bir dahi işiyse. Şu anda ancak kendimle gurur duyabilirim. her şeyinle yaparsan. Arada büyük bir fark vardır. Bu hasta insanlık tarafından saygı görmek için onlardan daha hasta olmalısın. ilahi bir gizemdir. yerleri silmek bile. heykellerini yapacaklar. kendi kaynaklarından beslenen bir birey olmak insanın kökleşmesini sağlar. karşılığında saygı görme ihtimalin o kadar azalır. Bu şekilde bir birey olursun. O zaman her şey bir kapıya dönüşür. gerçek çiçek açmanın başlangıcıdır. . hayatın tadını alacaksın. çöp yığınından başka bir şey değildir. kendi ayakları üzerinde duran. kendi işiyle yaşar. Yaşadığın sürece lanetleneceksin. Aksine ruhunu kaybedeceksin. İşin ne kadar değerliyse. Bu senin yoğunluğuna ve bütünlüğüne bağlı olacak. Özgürlük içinde yaşayan. Hayat felsefi bir sorun değil. Aptallar tarafından saygı görmek için.

önyargıdan özgür. bir teknisyen olacaksın. Bir yaratıcının aptal görünebilmesi gerekli." Şimdi. Resimler kendine getirildikten sonra. müzisyenlerin saygın insanlar olmadığını görürsün. Sonra küçük bir çocuğu çağırıp. yaratıcıdır. onlara her şeyi doğru şekilde yapmayı öğretiriz. yeniyi deneyebilen insandır. nerede doğarlarsa doğsun. Yaratıcı bir insan. her zaman yanlış yolları deneyecektir. yaratıcı bir insan. yaratıcı bir şey yaptığını gördün mü? Korkmaya başlar. Birçok kere yanlış yola sapar. "Ama dördüncü kafa kim?" "Oh!" diye yanıtladı çocuk. Yaratıcılık işte bu. Bütün çocuklar. bilgiden özgür. Bir yapımcı olacaksın. Bir şeyi yapmanın doğru yolunu bilmediği için. bir üretici. Çocuk bir şey yarattı. Onlar Yusuf. ressamların. Yaratıcılığın özgürlüğe ihtiyacı vardır. Eğer her zaman bir şeyi yapmanın doğru yolunu takip edersen. "Bu kafaların üçünü neden çizdiğini anlıyorum. arar durur. Zihinden özgür. Meryem ve İsa" diye konuşur öğretmen. O yüzden tekrar çocuk ol. Bütün çocukların yaratıcı olması seni şaşırtacaktır. Yaratıcı. Yaratıcı insan. asla yaratıcı olamazsın. vs. pilot Pontius. Şu küçük hikayeyi dinle: Bir kilise okulu öğretmeni. Ama asla yaratıcı olamayacaksın. öğrencilerinden İsa'nın ailesinin resmini çizmesini ister. O andan itibaren yaratıcılık yok olur. Başkasının daha önce yapmadığı bir şeyi yapmış olur. Bir üreticiyle yaratıcı arasındaki fark nedir? Üretici. Eğer doğru yolu izlemiş olsaydı bunu yapamazdı. Sadece tekrar eder. Robotlar asla yaratıcı olmaz. Eğer yanlış . daha sonra değeri olan bir eser çıkardığını gördün mü? Sen hiç herhangi bir saygın insanın. Ama biz yaratıcılıklarına izin vermeyiz. Bir yaratıcının saygınlık denen şeyi riske etmesi gerekir. yaratıcılıklarını ezip öldürürüz. farklı yollarda tekrar tekrar arar durur. bir şeyi yapmanın doğru yolunu. Kutsal aile ahırda. Ne oluyor? Sen hiç Nobel ödüllü bir yazarın. en ekonomik yolunu. Resimde uçağın pencerelerinden çıkmış olan dört tane kafa vardır. TEKRAR ÇOCUK OL Tekrar çocuk olursan yaratıcı olursun. O yüzden şairlerin. resmini açıklamasını ister. "O. bir robot değildir. üreticidir. başkası tarafından keşfedilmiş yol demektir. ama her defasında öğrenir. Doğru yoldan giderek tabii ki bir şeyler yapabileceksin. Üzerlerine zıplarız. Bunu ancak çocuklar yapabilir. bu çok güzel. artık yaratıcı değillerdir. Çünkü doğru yol. çocukların çoğunun bildik resimler yaptığını görür. O. en az çaba gerektiren yolunu bilir. Saygın oldukları zaman. Sen yapmaya korkarsın çünkü aptal görünmekten korkarsın. Unutma. Bütün çocuklar yaratıcıdır. kutsal aile katıra biniyor. onlara Nobel ödülü verildiği zaman. sürekli zenginleşir.1. dansçıların.

Ne kadar çok tekrarlarlarsa o kadar verimli olurlar. sol lobu çalıştırmayı öğrendik. Çocuk doğduğu zaman. O yüzden ona gezgin diyorum. Doğru yolu öğrendikleri zaman. sol lob işlemez. Dünya onları tanır. Sonra bilmeden. Eğitim sistemimiz tamamen bundan ibarettir. çok verimli. O. asla ev sahibi olamaz. enerjiyi sağ lobdan. Hemen onlara bir işi yapmanın doğru yolunu öğretiriz. bir yere yerleşemez. Verimli olamaz. ama sabah olunca tekrar gider. yaratıcı olmaya çalışır. Ana okulundan üniversiteye kadar bütün eğitimimiz bundan ibarettir. Sakın unutma. Çadırını sırtında taşır. Ama biz onlara izin vermeyiz. Ne oluyor ve neden oluyor? İki zihnin var: Zihnin sol lobu yaratıcı değildir. ama çok geç tanır. mükemmel şekilde yapar. Eşsizliğe karşı büyük bir kavrayışı vardır ama verimli değildir. . Güce. dili. nasıl daha iyi eğitim alacağını düşünmeye başlar. muhakemenin. Sağ lobu yok edip. Nasıl büyük ev sahibi olacağını. Sürekli yaptıklarında bir yanlış olduğunu düşünür. Çocukluk imha edilmiştir. şiirin lobudur. Sonra doğru olanı.. Ancak yaratıcılık söz konusu olunca hiçbir işe yaramaz. Bir şeyi ancak öğrendikten sonra yapabilir ve onu. Risk onun aşkıdır. Yerleşmek onun için ölüm demektir. mantığın. Ne kadar verimli olurlarsa. Artık çocuk çılgın değildir. çünkü deney yapmaya devam etmesi gerekir.bir şey yaparsa ya da bir şey ters giderse. Sağ lob ise. Nasıl daha çok para kazanacağını. bilimsel olmadan çocuğa öğretmeye başlarız. Yedi ile on dört yaşları arasında bunu başarırız ve çocuk ölür. Ve onlar da her zaman deli olarak görülmüştür. İstisnasız her çocuk. Ancak prestijlerini. birer robota dönüşürler. Psikologlar bu olguyu araştırıyor. Yaratıcı. sağ lob işlemektedir. Düzenin değil. her çocuk yaratıcı olma kapasitesiyle birlikte doğar. egoist olur. sol lobu destekleme çabasıdır. sevginin lobudur. gururlarını. Okulda rekabet etmeye başlar. Hesap. o kadar çok saygı görürler. akıl. Teknik anlamında çok kapasitelidir.. Evet. paraya daha fazla ilgi duymaya başlar ve daha güçlü olabilmek için. bunun tam karşıtıdır. tekrar tekrar riske atmaya ve kimsenin yapmaya değer vermeyeceği şeylere girmeye hazır insanlar yaratır. kargaşanın lobudur. Yedi ile on dört yaşları arasında çocukta büyük bir değişim yaşanır. O yüzden bir sanatçı saygın olduğu zaman ölmüş olur. Toplumda geçerli olan bütün nevrotik şeyleri öğrenir. Bu lob. O bir vatandaş olur ve artık disiplini. saygınlıklarını. Yaratıcılar. Mantığın değil. düz yazıyı öğrenir. bir geceliğine kalabilir. Çağlar boyunca. herhangi bir yere yerleşemez. bir gezgindir. Mekaniktir. mantığı. Ama bu sağ lobdur. Güzelliğe karşı çok duyarlıdır. sol loba kaydırmanın nasıl yapılacağını öğrendik. disiplin ve düzenin lobudur. Sağ loba dur deyip. matematiğin lobudur. Düz yazının değil. sıradışı insanlardır. tekrar tekrar yaparlar. prestijine ne olacaktır? Bunu riske edemez. O her zaman risk almaya hazırdır.

Artık eğitim sistemi. Uyuşturucunun çekiciliği. Eğer meditasyon giderek yaygınlaşır ve insanların hayatına girerse. eğitim sisteminin saçmalığını göstererek. Bir şeyi sakın unutma. keyifsiz ve şenliksiz yaşamaya nasıl devam edebilir? Uzun süre edemez. faydası vardır. Marihuana. Para. Uyuşturucunun tek yaptığı budur. sahiptir. Çünkü parayı sadece hayatın keyfini çıkarmak. birer Tanrı'ya dönüşmüştür. uyuşturucu aldığın zaman işler. Hatta hiçbir zararı yoktur. Batı'daki zorunlu eğitimin sağ lobu tamamen yok etmeyi başarmış olmasıdır. Bazı durumlarda beynin sadece sol lobu gereklidir. İnsan bir kere uyuşturucunun keyfini alırsa. Başka bir yolu yoktur. Üniversitelerden. Her türlü kimyevi maddeden daha az zararlı ve daha az yıkıcıdır. fazla eğitilmiştir. günlük ticaret hayatında. isyan ihtiyacı doğmuştur ve bu ihtiyaç çok büyüktür. Asıl suçlu onlardır. içindeki yaratıcılık kapasitesini serbest bırakır. Dünyadaki uyuşturucu salgını ancak tek bir şekilde önlenebilir: Bu da meditasyondur. ikisini birden kullanıp. Bu tesadüf değildir. Ancak bazı zamanlar da sağ lobun kullanılması gerekir. Eğer çocuklara zihinlerinin iki lobunu da kullanması öğretilirse. Uyuşturucuyu yasalarla yasaklamak mümkün değildir. Alkol yüzyıllardır bunu yapıyor. Gelecekte çok daha geliştirilmiş uyuşturucular çıkacak. O kadar aşırıya itmişlerdir ki. Sağ lob. güzellik silinmiştir. şiirsiz. içindeki şiirselliği ortaya çıkarmanın daha iyi bir yolu bulunursa bırakılır. İç denge tekrar tesis edilmedikçe yasa ile bir yere varamazsın. Ama şimdi çok daha gelişmiş uyuşturucular var. Burada suçlu uyuşturucu kullanan değildir. Dünyanın her yerindeki yeni nesil. bir araç. sol lob ise. anında vitesi değiştirmesinden kaynaklanır. hayatı kutlamak için . Uyuşturucunun Batı'da bu kadar ilgi görmesinin tek nedeni. politikacı ve eğitimcidir. O zaman sağ lob daha az işlemeye başlar.Bunun gibi şeyleri öğrenir. onu bırakması çok zor olur. insanlığa çok büyük bir hizmet vermektedir. Batı. uyuşturucular ortadan kaybolur. Sağ lob. her zaman nihaidir. Zihnini sol lobdan. Sağ lob için yaşam alanı kalmamıştır. İnsanlık sevgisiz. kolejlerde ve okullarda sağ lobun tekrar hayata dönmesi için yöntemler uygulamaya sokulmadıkça. sen uyurken işler. aşırıya kaçmıştır. Yani sol loba kayar. Meditasyon aynı şeyi yapar. sağ loba geçer. Psilosibin. sağ lobun işlemesine bu kadar karşı olmayı bırakmalıdır. insan zihnini aşırı uca itenler onlardır. Üniversitelerde. Hesap yapmak gerektiği zaman. Uyuşturucu ancak. hangisinin ne zaman kullanılması gerektiği öğretilirse sorun çözülür. güç. bir tarafa çok fazla gitmiş. pazar yerinde. uyuşturucu sorunu ortadan kalkmaz. sağ loba hizmet etmesi gerekir. Sol lobun. Ya da ancak rüyanda. sevgi silinmiştir. LSD. Şiir insanların hayatından tamamen silinmiştir. ki meditasyon çok daha iyi bir yoldur. kolejlerden ayrılırlar. sağ loba aktarır. Bazen. etkileme gücü. Uyuşturucu kullananların okulları bırakması bir tesadüf değildir. Aynı isyanın bir parçasıdır. Yani. Asıl suçlu. Enerjin sol lobdan.

İnsanlar zorlanmamalı. zekayı gösterir. Zekiler buna uyamaz. Hayat onlara hiçbir şey borçlu değildir. yeniden üretebilirsin. çünkü kaybolmuştur. yaratıcılık ve zeka sokulmalı. şiir. sınav kağıdı verilir ve kusması istenir. Bu gerçekten çok üzücü bir durumdur. Her çocuk okula zeki olarak girer. Bir şeyi ancak sindiremezsen aynı şekilde kusarsın. Bu insanlara ne oluyor? Onları yok ettin. Hafıza üzerindeki bu bağımlılık azaltılmalı. Bırakılması gerekir. Bu sayede zekan artmaz. Ortada doğru cevap olmamalı. Sınıfa daha fazla keyif sokulmalı. Albert Einstein'ın üniversiteye giriş sınavını geçemediğini biliyor musun? O kadar yaratıcı bir zekaya sahipti ki. Sadece aptalca cevap ve zekice cevap vardır. başka bir şey çıkar. oyun oynamaktır. Onlar diplomalarını satın aldı ve her şeylerini kaybetti. Sadece oyun oynamak için çalışırsın. Sana verilen şeyi tam olarak kusarsan. Zekanı kaybetmişsindir. Şimdi sadece diplomalarını ve unvanlarını taşıyorlar. Okullarda. ona değer verilmeli. üniversitelerde. amaç değildir. tekrardır ya da yaratıcıdır. Çünkü sağ lobunun işleyişini kaybetmişsindir. Doğru cevap ve yanlış cevap yoktur. . zekidir. keyfini kaybetmişsindir. O yüzden her şeyi midende sindirmeden tutmak zorundasın. Sevmek için bankada belirli bir miktarda paran olsun istersin. Tekrar edebilir. Çalışmak. iftihar listelerine girenler ortadan kaybolur. Yeni cevap. kan çıkabilir. eski fikirlerle uyuşmasa bile. şarkı. tam doğru olmasa bile. hatta giderek aptallaşırsın. rahatlamaktır. Peki ne öğrendin? Bilgi! Zihnin hafızayla doldu. Önce bütün bilgiler zorla yutturulur. Amaç. Ama o diplomanın bedeli çok ağır olmuştur. kolejlerde. daha fazla dans. Çünkü yenidir. Evet. Bir insan yeni bir şekilde yanıt verirse. Rahatlamak için çalışırsın. diploma alırsın. Eğer sindirmişsen aynı şeyi kusamazsın. Doğru ve yanlış kategorisi özünde yanlıştır. herkes gibi aptalca davranmakta zorlanıyordu. doğru görünse bile ona fazla değer verilmemeli. üniversitelere daha fazla kargaşa. çok zekisin. O artık gelemez. Üniversite neredeyse her zaman başarılı olur. Onların görkemleri iftihar listelerinde son bulur ve bir daha ortalıkta görünmezler. Ama yediğin ekmek aynı şekilde çıkmaz. Cevap ya aptalcadır. sonra. Eğitim dünyasının gerçek bir devrimden geçmesi gerekir. En aptallar. en zeki olarak görülürler. ama üniversiteden zeki bir kişinin çıkması çok nadir rastlanan bir şeydir. Eğer verimli bir şekilde kusarsan. Onlar hiçbir işe yaramaz. takdir edilmeli. İnsanlar izlenmeli ve daha zeki olmaları için yardım edilmeli. Bir aptal olursun. Tekrar edilen yanıt.kazanırsın. zekisin. Çocuklara zorla aynı şeyler tekrar ettirilmemelidir. hayatını kaybetmişsindir. Zaten yok. Sınavlar tamamen budur: Eğer birisi içine tıkılmış olan herşeyi kusabilirse çok zeki olarak görülür. Çünkü tekrar edilmiştir. Şimdi bunun iyi anlaşılması gerekir. Bu çok nadirdir. Amaç. Eğitim sistemin nedir? Bunu hiç düşündün mü? Üzerinde hiç kafa yordun mu? O sadece hafıza eğitimidir. İş etiği geçmişten kalma bir sıkıntıdır. O zaman sana çok çok zeki derler. Bu tür eğitimin tamamen değiştirilmesi gerekiyor.

Eğer yaratıcı olmak istiyorsan. . Küçük bir yaratıcılık. her şeyi riske edebilmelisin. Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez. ancak diğer bütün güzel kelimeler gibi geçmişte yanlış kullanılmıştır. Çünkü o zaten bildiğini düşünür. yaratıcı insandır. saygınlığını kaybedeceksin. içinde büyük bir araştırma. Sana deli gözüyle bakacaklar. O bilmeme durumunda olduğun zaman açıksındır. Bu kapandan kurtulmak tam sana göre. Ailenin. Ama buna değer. Tabii çok büyük bir cesarete ihtiyacın olacak. Hiçbir engel yoktur. İnsanlar sana bir tuhaf bakacak. Bilgili insan asla öğrenmeye hazır değildir. Bilgi dediği şeye çok önem verir. Yapabilirsin. Benim için dindar insan. Dionysius'un cahilliğe. Disiplin kelimesi. mürit anlamına gelen "disciple" kelimesiyle aynı kökten gelir. Aksi halde bir bilgiye. o da hiçbir şey bilmediğim.Eğer yaratıcı olmak istiyorsan ne yapmalısın? Toplumun bütün yaptıklarını bırak. Bütün politikacıların ve din adamlarının sana yaptıklarını geride bırak. ışıma demesine katılıyorum. Bu cahillik ışık saçar. O bir mürit olamaz. İnsanların seni garip olarak gördüğü bir hayata başlamak. En başta yaşadığın o heyecanı tekrar yaşayacaksın. bütün bu dünyadan ve bütün padişahlıklardan çok daha değerlidir. gerçek disiplin içinde olamaz. 2. Ama çok az insan yaratıcı kalabilir. her an öğrendiği şeyin öldüğünü hisseder ve tekrar cahil olur. Öğrenmeye başladığın an. Varoluşun en güzel deneyimlerinden biri. ÖĞRENMEYE HAZIR OL Disiplin çok güzel bir kelime. bir dogmaya dönüşür ve daha fazla öğrenmeye engel olur. Garip görüneceksin. Öğrenmeye hazır olan kişi bir mürittir. Saygıdeğer bir insan olarak görülmeyeceksin." Disiplinin başlangıcı budur. Doğal olarak risk alacaksın. ışıldayan bir bilmeme durumunda olmaktır. O zaman tekrar yaratıcı olacaksın. Çünkü toplumun sana yaptıklarını bırakmaya başladığın zaman. Bilgisi egosunu besleyen bir şeyden başka bir şey değildir. öğretmenlerinin sana yaptıklarını terk et. En büyük cesaret budur. Hiçbir şey bilmediğin zaman. Keşfetmeye hazırsındır. O hâlâ bastırılmış bir şekilde orada bekliyor. "Galiba bu zavallı adam delirmiş" diye düşünecekler. Tekrar yüzeye çıkabilir ve o yaratıcı enerji içinde serbest kaldığı zaman dindar olursun. Herkes yaratıcı doğar. Socrates şöyle diyor: "Tek bir şey biliyorum. Kelimenin kök anlamı öğrenme sürecidir. Öğrenmeye hazır olma süreci ise disiplindir. soruşturma ve keşfetme duygusu yükselir. arkasından kaçınılmaz olarak başka bir unsur girer: Öğrendiğin her şeyi sürekli geride bırakmalısın.

Her yerde karşısına duvar çıkar. Üç bin yıl önce Musa. hazır cevaplara göre değil. Jaina'lara bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. O yüzden unutma. Başkasının kıyafetlerini giyiyor gibi olursun. nehir o kadar hızla akıyor ki! İnsanın her duruma. İnsanlığın aptallığını görüyor musun? Beş bin yıl önce Manu. aksi halde ölmüş olursun. bunu yapma. ama bir başkası için iyi olamaz. Ölü prensiplere göre. O bütünlüğün güzelliği vardır ve o bütünlüğün yaratıcılığı vardır. . Herakles haklıydı. nüanslarına dikkat etmesi. Hatta ben aynı nehire bir kez bile giremezsin diyorum. O bir tutsaktır. uzun yıllar önce gömülmeleri gerekirdi. Buda. Arada büyük bir fark var. Onu ödünç aldığın zaman. Bütün tutarsızlıklarla. Beş bin yıl önce Adinatha. İnsanlar başkalarına hayatlarını disipline etmelerini söyler. Bunu yap. Disiplinin kalpten gelmeli. bütün yıldızlara ihtiyacı var. Yaratıcı bir insanın bütün yap ve yapmaları eritmesi gerekir. milyonlarca Budist'e bir disiplin vermiştir. yaratıcı olamaz. Onun özgürlüğe ve alana ihtiyacı var. Ben sana disiplin vermiyorum. tetikte olması gerekir. Hayat asla ölü değildir. dünyayı tımarhaneye çeviriyor. o anın içeriğinde yaşa. Anın özgürlüğünü. Disiplin. ama başkası için olamaz. Şu anda doğru olan bir şey. Onun için iyi olabilir. Eğer disiplini sana bir başkası veriyorsa. başkaları tarafından verilmiş. geleceği referans almadan yaşa. bireysel bir olgudur. Binlerce yaplar ve yapmalar. Onun için iyi olabilir. Müslümanlara bir disiplin vermiştir. Hindulara bir disiplin sundu ve onlar hala onu izliyor. sana asla uymaz. Ancak o zaman özündeki kendiliğindenlik büyümeye başlar. Bütün bu disiplinler. Hayat bir akıştır. Eğer insan binlerce yap ya da yapmalarla yaşıyorsa. bana göre disiplin. Tutarlı olmaya çalışma. İçinde kendini aptal gibi hissedersin. Muhammed. kendine özgü bir güzelliği olacaktır. On Emir'e benzemez. O zaman katılımın bütünsel olur. anın sorumluluğunu öğretiyorum. bir sonraki anda yanlış olabilir. Ya çok bol gelir ya da çok dar. O zaman ne yaparsan yap. belirlenmiş prensiplere göre yaşamaya başlarsın. Hayat her an sürekli değişmektedir. bilgi biriktirmeyeceğini kavratmaya çalışıyorum. insana empoze edilmiştir. ve tepkileri o andaki duruma göre olmalıdır. Hepsinin son kullanma tarihi geçmiş. her anını geçmişi referans almadan. Yahudilere bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. O anı. Sadece ölüler tutarlıdır. Yaşamaya çalış. sana ait olmalı. Sen içinde cesetler taşıyorsun ve o cesetler kokuyor! Her yanın cesetlerle çevrili olduğu zaman. sonsuz alana. Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın. nasıl bir hayatın olabilir? Ben sana anlık yaşamı öğretiyorum. bütün gökyüzüne.Disiplin yanlış yorumlanmıştır. Ben sadece sana nasıl öğrenmeye devam edip.

hepimizi besleyen çiftçinin ödüllendirildiğini duydun mu? Hayır. Her yaratıcı ruh. Bana haber verin. Böylece yaratıcılığa değer verilir. Birçok senatör. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL Hayat yaratan. herkes tarafından hatırlanması gereken bir şey söyledi. ne yarattığının önemi olmadan saygı görmeli ve onurlandırılmalı. Ülkenin bir ayakkabıcının oğlu tarafından yönetilmesi fikrini kabullenemediler. saygı ve değer görür çünkü yaratıcı ruh. Doğal olarak. O yüzden asla kökeninizi unutmayın. Onlar akıllı birer hayduttan başka bir şey değildir. harika bir ayakkabıcı değilim ama en azından ayakkabılarınızı tamir edebilirim. Ama Abraham Lincoln gibi bir adamı aşağılayamazsın. bana babamı hatırlattığınız için size minnettarım. çok yaratıcı bir sanatçıydı. siz aristokratlara bir şey hatırlatacağım. babanızın yaptığı ayakkabıları giyiyor. bu sanatı onun yanında öğrendim. hayatı güzelleştiren bir bahçıvanın Nobel ödülü aldığını duydun mu? Tarlaları sürüp. Büyük insanları ise aşağılamak mümkün değildir. aşağılık kompleksi olan insanlar aşağılanabilir. onun sanatçılığının büyüklüğü kadar büyük bir başkan olamayacağımı çok iyi biliyorum. tam konuşmak için kürsüye çıktığı zaman. yemin ettikten sonra senatoda yaptığı ilk konuşmada. Estetik anlayışımız hiç zengin değil. Ben onu asla aşamam. Senatörler. "Senatoda ilk konuşmamı yapmadan önce. ailem için ayakkabı ölçüsü aldığınız günleri unutmayın. Sadece küçük insanlar. Ama sakın babanızla birlikte evime gelip. öfkelendi. Tanrı'yla işbirliği içindedir. bütün aristokratlar çok rahatsız oldu. Ne yaparsam yapayım.3. evinize gelirim. Bu arada. bu adamı aşağılamanın mümkün olmadığını anladı. O bir ayakkabıcının oğluydu ve Amerika'nın başkanı oldu." Senatoda derin bir sessizlik vardı. Başkanlığının ilk gününde. Abraham Lincoln'un öldürülmüş olması bir tesadüf değil. Bu çok çirkin bir ayrımcılıktır. Eğer babamın yaptığı ayakkabılar ayağınızı vuruyorsa. Babam çok güzel. Aynı zamanda yaratıcılığa ne kadar büyük bir saygı duyduğunu göstermişti. Aklıma Abraham Lincoln geldi. Gerçek ve dürüst bir toplumda yaratıcılık. Abraham Lincoln. bir tesadüf eseri ülkenin başkanı oldunuz. sanki dünyada hiç varolmamış gibi yaşayıp ölür. . politikacılar yüzünden yaşanmıştır ve onlar hala küresel intihar için daha fazla nükleer silah üretiyor. Ama politikacılar bile Nobel ödülü alıyor. Dünyada yaşanmış olan bütün katliamlar. kızdı. Onun kadar güzel ayakkabı yapabilen kimse yoktur. çirkin bir aristokrat ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Bay Lincoln." Bu şekilde onu aşağılayacağını sanıyordu.

birkaç gün sonra. temizlik bile mi?" diye sorarlar. "Her türlü iş mi. O benim karım değil. Sonra. Orada. heykel ya da ayakkabı yapman hiç önemli değildir. Herhangi bir işi derin bir sevgiyle yapmaktır. işten. tuvale renkler atacaksın. Yaratıcılığın ne anlama geldiğini biliyorsan yaptığın her şey yaratıcı olabilir. bir gün onun peşinden tuvalete gitti. tekrar gelirler ve "temizlikten daha yaratıcı bir şey yapmak istiyoruz" derler. balıkçı. o zaman bu iş bir göreve. yaratıcı insanların dedikodularından başka bir şey değildir. Ama aslında dedikodudan başka bir şey değil. Birkaç seanstan sonra cinsel ilgisi tekrar alevlenmiştir. içeriye tek gözle baktığı zaman. Yaratıcılık. Bir gün belki yazıya dökülebilir. Yaratıcı ol! Bütün o büyük kitaplar. keyif alırsın. Ama bu herkesin başına geliyor. o zaman yaratıcı olacaksın. Bahçıvan. Burada kimse kalmaz ve ben hala konuşuyor olurum. kendine bakarken mırıldandığını duymuş. ama ben asla sıkılmayacağım. kendini yaratıcı mı hissedeceksin? Resim yapmak." Bir kadına aşık olduğun zaman. ortadan kaybolursun. yapılması zorunlu olan bir şeye dönüşür. Bunu merak eden kadın. İlk gelişlerinde. tuvalete giriyor ve bir süre sonra tekrar dönüyordu. "temizlik bile mi? Ama senin işin olduğuna göre seve seve yaparız" diye devam ederler. Osho. o zaman bir yük olur. sonunda kocasını hipnoz tedavisine gitmeye ikna eder. temizleyeceksin. yaratıcısındır. O zaman yaratıcı olmak için başka bir zamanı tercih edersin. Ama sevişirken arada sırada hızla yatak odasından çıkıyor. kocasının aynadaki görüntüsüne odaklanıp. çiftçi. Sonsuza dek bu şekilde konuşmaya devam edebilirim. meditasyon gibi keyif almaktır. Ama eğer beni sevmiyorsan. Burada yerleri yıkayıp. Sana bir fıkra anlatayım. o . yaratıcılığın yapılan işle ilgisi yoktur. Önemli olan tek şey var: Yarattığın şeye ruhunu koyabiliyor musun? O zaman yarattığın ürünlerde sanki Tanrı'dan birer parça bulunur. Sevişirsin. Ama bir arkadaşın gelmiş! Biraz dedikodu yapmak da çok güzeldir. Sonra o yüzü bilirsin. Unutma. Sen bir gün sıkılabilirsin. ama her şey durulduktan sonra. yerleri silmek kadar sıradandır. O zaman her şey eskir. Sen büyük bir kitap yazmak istiyorsun. Benim için tam bir keyif. bir arkadaşınla konuşurken. Yaptığın her şey yaratıcı olabilir. marangoz olman önemli değil. O başka zamanda ne yapacaksın? Yapacak daha iyi bir şey bulabilir misin? Eğer resim yaparsan. Seks hayatlarının heyecanını kaybetmesine üzülen genç kadın. o bedeni bilirsin. Ben burada ne yapıyorum? Dedikodu. Bunu keyifle yapıyorum. Ne fark var? Biriyle. Bir gün o kadar sıkılırsın ki. Yaratıcılık. Eğer bu salonu sevgiyle temizlersen yaratıcı olur. "O benim karım değil. o tabii ki karın değil. Kapının önünde sessizce durup.Resim. Bana birçok insan geliyor. o zaman karın olur. senin bilincinin niteliği ile ilgilidir. vaktinin boşa harcandığını düşünürsün. Eğer bir şeyi gerçekten seviyorsan.

Anlayışlı bir insan. Kutsal insan. Hayat küçük şeylerden oluşur. belirli bir gurur görürsün. Eğer anlarsan. Şöyle bir hikâye duydum: Bir ev kadını bakkal çırağının sürekli siparişlerini hemen getirmesinden memnun olduğu için ona adını sormuş. Temizlik yapmak çok güzeldir. Shakespeare. Hareketlerinde belirli bir dans. Oturmasını izle. neredeyse bir kitap. Mükemmel yapmış. büyük bir asaletle mezarında yatan bir Zen ustası hikayesi okudum. Neden Shakespeare olmaya gerek var ki? Üç yıl bir mahallede servis yapmak! Bu. ne yaparsan yap. Ayrıca. Tam üç yıldır bu mahalleye servis yapıyorum. Kalidas ya da Milton olmak istiyorsun. Kutsal insan senin aziz dediğin kişiler değildir. Bunu dene. Yücelik. Büyük bir şiir yazmak. Sakın egona kapılma. yemek pişirmek. "Ne kadar ünlü bir isim. Bunu anladığın zaman. O zaman. Eğer sen seversen büyük olurlar. Hiçbir şey sıradan değildir. Oturuşu yaratıcı bir eylemdir. temizlik. sıradan hayatı seven. bir gururla duruyor. Hipnozcu iyi yapmış. Joan D'Arc ol. Yaratıcı olmaya çalıştığından değil. O zaman büyük bir elmasa dönüşür. yaptığın her işe bir yaratıcılık getirebilirsin. hemen bunun farkına var ve egoyu bırak. zamanla önemsiz şeylerin kutsal olduğunu görürsün. onun karın olmadığını düşün telkininde bulunmuş. Yüce şeyler yapmıyordur. Her şey kutsal ve ilahidir. Sen büyük şeyler yapmak istiyorsun. Daha geçen gün. Bütün Joan D'Arc'lar saçmalıktır. Ne zaman ego gelip. Egon bunların küçük şeyler olduğunu söyler. dini bir hayat yaşayamazsın. seni daha yüce şeylere doğru yönelmeye ikna etse. Oğlan "Shakespeare" diye yanıtlamış. sana aziz gibi görünecektir. Aşılması mümkün değil. Yücelik yapılan işte değil. Dokunduğu her şey kutsal olur. O yüzden temizlik yaparken. Ama yaptığı her şeyi yüceltiyor. Sadece eşinle sevişirken. Ölüyken bile bir asalatle. kuyudan su çekmek.topografyayı bilirsin ve sıkılmaya başlarsın. Temizlik mi? Bu sana layık değil. yemek. resim yaptığını hayal et. büyük bir yaratıcılık". Birden kral ya da . Odun kesmek.." Bayıldım. Büyük bir şeyler yap. Bir çakıl taşına büyük bir sevgiyle dokun. "Bu sana layık değil. bir roman. o sadece ego tatmini için bir şeyler yapıyor olabilir ama sana bir aziz gibi görünecektir." Hepsi saçmalık. Ölümü bile yaratıcı bir eylem. Egoyu bırak ve her şey yaratıcı olsun.. Adam ölmüş. o işi yaparken senin bilincinin kattığı şeydedir. Hayatındaki her şey sana kutsal gelmiyorsa. o zaman egon devreye girer. Hayat küçük şeylerden oluşur. Eğer sevmiyorsan." "Öyle olmalı. O zaman her şey yücelir. Ve öyle de olur! Bu sadece zihninin oynadığı bir oyun. sürekli yaratıcıdır. Gülümse. çünkü onun büyük işler yaptığını düşünürsün. "Bu temizlik değil. Sorunu yaratan senin egon. bir temsil yazmak kadar güzel bir şey. sıradan insandır.

bir duaya dönüştürme aracıysa. Bunu her zaman anımsa aksi taktirde egon hayatına bazı sorunlar getirecektir. Suçlulara git ve neden suç işlediklerini sor. . bir şiir olsun diyorum. Saatine kırk dolar ödüyor ve sadece benden söz ediyor. Sadece ve sadece ünlü olmak istemişti. Birden başkan kadar ünlü olurlar. Bütün suçlular politiktir ve bütün politikacılar suçludur. Birden bütün gazetelerin baş sayfalarında resimleri çıkar. Bu çok daha kolay. Büyük bir insan olmak istediğini söyledi. Diğerleri biraz daha zeki ve biraz daha kurnaz. olağanüstü bir şekilde yaşa. Gerçek boyutta olmak. Ama eğer Nirvana. O zaman Nirvana. Tabii ki herkes bir devlet başkanı olamaz. Hiçbir gazete onun şiirlerini. O zaman Nirvana. o zaman evin bir tapınağa dönüşür. her küçük aktiviteyi. Hayatının her anı. Politikacılar ve suçlular farklı türde insanlar değildir. Bedenin Tanrı'nın ikametgâhına dönüşür. sadece Richard Nixon değil. dokunduğun her şey. onun makalelerini basmıyordu. herkesin gidip büyük bir ressam ya da şair olmasını söylemiyorum. Haftada iki kere bir psikiyatriste gidiyor. olması gerektiği gibi olmaktır. büyük bir hedefe dönüşürse. ünlü.kraliçe olursun. küçük şeylerdeyse. meditasyonla yoğurulmuş sevginle dönüşüme uğramalı. Eğer Nirvana senin için ulaşılması gereken bir hedef. Bayan Moskowitz çok gururluydu. O yüzden yedi kişiyi öldürdü. Ona nedenini sordular. Nirvana bilinci tamamen budur. gerçek boyutundan daha büyük biri gibi olma eğilimlerine kendini kaptırma." "Bu iyi bir şey mi?" "Tabii ki iyi bir şey. Oğlun Louie ne yapıyor?" "O bir psikiyatriste gidiyor. Yaratıcı ol dediğim zaman. Ben sadece bırak hayatın bir resim. Asla! Gerçek boyut mükemmeldir. Komşusuna sordu: "Oğlum Louie'nin ne yaptığını biliyor musun?" "Hayır. kutsal bir eyleme. Çünkü o ölen yedi kişiyle hiçbir bağlantısı yoktu. Yapacak büyük bir şey bulamadıkları içindir. hepsi bu. Şimdi sana son şeyi söyleyeyim. Her yerden geri çevriliyordu. O yüzden başkanı öldürürler. Onunla bir bağlantıları yoktu. Hiç kimse onun resmini basmıyordu ve hayat akıp gidiyordu. keyif al. Ama bu sıradanlığı. sadece sıradan olmak. Ülkenin başkanı olamamışlardır. en son ve en büyük kabusun olur. Zavallı Richard Nixon. o zaman bir kabus yaşarsın. özgürlüktür. onları yaşama şeklindeyse. suçüstü yakalandı. Gül." Asla bu yüce. Birkaç ay önce bir adam yedi kişiyi öldürdü. Onlara bir öfke beslemiyordu. muhteşem bir güzelliğe ve kutsallığa sahiptir. O zaman baktığın her yer.

Mermeri o kadar sanatsal bir şekilde kullanmış ki. hayalin yan ürünüdür. senin için de olabilir. Aklıma Michelangelo geldi. Sadece egonun peşine düşme yeter. rüya ya da hayal görme sözcüğü lanetlendi. hem de narinliğini hissedebiliyorsun. Bu benim için mümkün oldu. Ama o kadar canlı ki. Dükkan sahibi." İnsanoğlunun bütün evrimi. çünkü böyle yaşadım ve böyle yaşıyorum. Bütün mistikler hayalcidir. O zaman her şey ışımaya başlar. Ama bu hayaller. Ama onun hayalleri dünyayı zenginleştirir. Tam on iki yıldır kimse onu sormadı bile. Bunu söylüyorum. Ve bugünün hayalleri. Heykel Vatikan'daydı.Nirvana. çünkü orada yer işgal etmekten başka bir şey yapmıyor. bugün gerçektir. Dün hayal olan bir şey. O yüzden. Aslında yaratıcılık. . Sigmund Freud'un analiz ettiği rüyalar değildir. rüya görür. Ben sadece fotoğrafını gördüm. İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra. Deliler hayal kurar. tam bir farkındalıkla. İsa'nın hem gücünü. çok güzel bir taş gördü ve onun fiyatını sordu. ışıldayarak yaşamaktır. insan evriminin temelini oluşturan büyük hayalcilerle ilgilenmemesi büyük bir talihsizlik olmuştur. Michelangelo o kaya parçasını aldı ve neredeyse bir yıl boyunca üzerinde çalışıp. Bunu söylediğim zaman. Birkaç yıl önce bir deli onu kırmaya çalıştı. Bunu söylediğim zaman. Bunu söylediğim zaman. yarının gerçekleri olacaktır. hayata güven. hasta bir zihnin hayallerini ayırmak gerekir. bir dansçının hayaliyle. Sigmund Freud'un." dedi. sanki İsa her an uyanacakmış gibi. bir şairin hayaliyle. tam bir yetkinlikle söylüyorum. seni kutlayacaktır. kendimden alıntı yapıyorum. sıradan hayatı her şeyiyle. Bu mümkün. Ve bütün hayat deneyimi. "Eğer o kayayı istiyorsan. Ben de o taşta herhangi bir potansiyel görmüyorum. O sadece psikolojik olarak hasta insanlarla çalıştı. Meryem Ana'nın gözlerindeki yaşlar bile belli oluyor. Bütün müzisyenler hayalcidir. belki de gelmiş geçmiş en güzel heykeli yaptı. onu bedava alabilirsin. Bütün şairler hayalcidir. psikopatların hayallerini ve rüyalarını analiz etmek olduğu için. HAYALCİ OL Friderich Nietzsche bir açıklamasında şöyle diyor: "Bütün hayalcilerin yok olduğu gün insanlık en büyük felaketini yaşayacaktır. Hayatı sev. Ama onun hayalleri yıkıcı olur. annesi Meryem Ana'nın kucağında ölü yatarken görüldüğü bir heykeldi. Buda'dan ya da İsa'dan alıntı yapmıyorum. Yaratıcı insan da hayal kurar. insan hayal ettiği için gerçekleşmiştir. O zaman hayat sana ihtiyacın olan her şeyi verecek. bir mimarın hayaliyle. 4. bir heykeltıraşın hayaliyle. Her türlü mermerin satıldığı bir pazar yerinden geçerken. bir mistiğin hayaliyle.

Uyum zaten senin gerçeğin. Kayanın üstündeki gereksiz parçaları attım ve İsa ile Meryem'i kapatıldıkları yerden kurtardım. Bir yıl geçtikten sonra. Dükkan sahibini bir şey göstermek için evine çağırdı. felsefi bir ruh hali içinde olan genç bir balık. Arayışıma devam etmeli. Neden yaptığı sorulunca. Belki de bunu unutmak anlaşılır bir şeydir. sağlıklı insanların. Michelangelo'nun yaptığı o heykeli çekiçle parçaladı. Michelangelo yanıtladı: "Onu tanımadın mı? Dükkanının önünde on iki yıl boyunca bekleyen o çirkin taş. İnsanoğlunun ve bilincinin tüm evrimi. genç filozofu tuttu ve "Okyanus. Michelangelo heykelini bitirmişti. "Bu güzel mermeri nereden buldun?" diye sordu. Genç filozof karşılık verdi: "Şaka yapıyor olmalısın." Sigmund Freud ayarında bir adam. Biz uyum yaratmıyoruz. Onların rüyalarının analizi. Onların rüyaları." Bu olay aklıma geldi çünkü. su ve sen ona okyanus diyorsun. Bu kayadan çıkmama yardım et" dedi. onu nasıl düşünebilirsin? Eski bir hikayede. O yüzden ben sadece küçük bir iş yaptım. Eğer onunla doğuyorsan. Evren derin bir uyum içindedir. Bu heykeli yapmayı hayal ediyordum. okyanusun içinde yaşadı. Siz sadece birlikte nefes almıyorsunuz. Sadece onu unutmuş durumdasın. Bu." . bütün rüyaların bastırılmış duygular olmadığını gösterecekti. Kayanın yanından geçerken. dükkan sahibi şöyle sormuştu: "O çirkin kayanın bu kadar güzel bir heykele dönüşebileceğini nasıl düşündün?" "Bunu düşünmedim. sağlıklı. sadece sağlıklı insanlar değil. Bana: "Bu kaya içinde kapalı kaldım. Ben sadece beş dakika çalıştım ve bütün heykeli parçaladım. Ancak insan. yaratıcı insanların rüyalarını ve hayallerini analiz etseydi. insanlığa çok büyük bir katkı sağlamış olurdu. birden İsa'yı gördüm. dünyadaki bütün gazetelerin manşetlerine çıkacak. ağaçlarla el tutuşuyorsun. Burada benim görevim bunu sana hatırlatmak. Biri yaratıcıydı. şöyle dedi: "Ben de ünlü olmak istedim. Bütün varoluş tek bir organik bütündür. içinde yaşadığımız şeydir" dedi. diğeri ise bir deli. Dükkan sahibi gözlerine inanamadı. normal insanların sahip olduğundan daha yaratıcı bir bilinçten doğduğunu gösterir. Yaşlı balık. hasta insanların rüyaları ve hayalleri yerine. daha bilge balıklara sormalıyım. yaşlı bir balığa sorar: "Okyanus hakkında çok şey duydum. hasta değil.Birkaç yıl önce delinin teki. Michelangelo tam bir yıl çalıştı ve sonra ünlü oldu. Okyanusu kendinden farklı bir nesne olarak görmedi. Sen sadece başkalarıyla el tutuşmuyor. Beni kurtar. Okyanusun içinde doğdu. O nerede?" O okyanusun içinde. Onların rüyalarının analizi." İki adam da aynı mermer üzerinde çalıştı. uyum dilini unutmuştur. bu rüyalara ve hayallere bağlıdır. bazı rüyaların. Heykeli kayanın içinde gördüm. Bütün evren birlikte nefes alıyor. Artık benim adım. ondan hiç ayrı kalmadı.

Buna rüya deme. çok özel bir yerden gelir. Düşündüğün zaman. Buna rüya demeyin. sadece. varoluşa dışarıdan bakacağın bir kıyı yoktur. cahillik yüzünden ayrı düşenlerin bir araya getirilmesi anlamına gelen bir kelimedir. O zaman şefkat ve sevgin kendiliğinden oluşur. Ama insanda bir zorluk vardır. Eğer merhamet besleniyorsa sahtedir. bire dönüşür. Bu sessizliğe başkalarının katıldığını hissedeceksin. tanrısallık. dinginlik. Dolayısıyla her eylemini ve varlığını dönüştürecektir. O zaman bir ağaca zarar veremezsin. çünkü rüya dediğin zaman onun gerçek olduğunu anlamıyorsun. Onları bir araya getirmek. onları uyandırarak. Gerçek. Bunu gerçeklik olarak yaşamak.. varoluşun bir parçasısın. Çok şiirseldir. Onu anlamak büyük bir deneyimdir. daha keyiflidir.Bir balık ancak bir balıkçı tarafından yakalanıp kumların üzerine atıldığı zaman okyanusun farkına varır. saf bir dindar. İlk bilinçsizliğimiz. Aynı orkestranın bir parçasıyız. bir parçamız kuşun kanadında. Din kelimesi çok güzeldir. Halbuki gerçek. bir parçamız yıldızlarda. sadece mutlu olmak. farklı danslarıyız. Kökeni. Ama eğer senin hiçbir çaban olmadan. Çeşitlilik var ama bu bizi ayrı kılmaz. Hepimiz tek gerçeğin farklı ifadeleriyiz. Sevgi dolu olacaksın. Hayatın bütün yüce değerleri. bir parçamız güllerde. Eğer sevgi öğrenilmişse sahtedir. iki olarak kalamaz. Sadece sessiz olmak. Eğer barışseverlik üretilmişse sahtedir. kendimizi ayrı olarak görmektir. o zaman aranızdaki bütün duvarlar kaybolur. bir Müslüman değil. herhangi bir rüyanın olamayacağı kadar güzeldir. . Yoksa en güzel kelimelerden biridir. İki sessizlik. Sevgi. Bana göre ilk kez olarak gerçek bir dindar olacaksın. Çünkü Sigmund Freud yüzünden rüyaya çok yanlış damgalar vurulmuştur. Okyanus onun hayatıdır ve o olmadan yaşayamaz.. Çünkü sen bir şeyler düşünüyorsun ve diğer kişi bir şeyler düşünüyor. Ama ressam bir tane. Nerede olursan ol. Ama biz bilinçsizce yaşıyoruz. Hepimiz birlikte nefes alıyoruz. Ama eğer ikiniz de sessizseniz. heyecan. daha renklidir. İlk kez o zaman. hayata olan yaklaşımını dönüştürecektir. Hayal edebileceğinden daha çok dans barındırır. Tek şarkıcının. Varoluş sonsuzdur. çıkıp. Tek dansçının. seni büyük bir tekliğin farkına vardırır: Senden başka kimse yoktur. Hayatı büyük bir minnetle yaşayacaksın. bir parçamız ağacın yeşilindedir. Ama gerçek. o zaman gerçekliği çok derinden. Senin tasarladığın bir öğretiden ortaya çıkan bir şey olmaz. ayrı olmadıklarını göstermektir. neşe. daha coşkulu.. kendiliğinden ortaya çıkıyorsa. Farklı resimleriz. başkalarından ayrılırsın. farklı şarkılarıyız.. Her tarafa dağılmışızdır. Bir Hıristiyan değil. Sen varoluşun dışına çıkarılamazsın. Bir parçamız Himalayalar'da. bir Hindu değil. her zaman okyanusun içinde yaşamış olduğunu anlar. Çeşitlilik hayatı zenginleştirir. Ben hiçbir insanın bir ada olmadığını vurguluyorum. Hepimiz dev bir kıtanın parçalarıyız.

"Medeniyet hakkında ne düşünüyorsunuz?" P. işte budur. O senin varlığının içindeki özde gizlidir. kültür adına." Günümüze kadar bizler. dindar insanlar tarafından öldürülmüştür. O yüzden. hayvani şeyler. Wells şöyle yanıtlamış: "Çok güzel bir fikir. Kendini gerçekleştirmek demek. Medeniyet adına. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ Soru: .Geçmişte din adına çok suç işlenmiştir. Ona rüya demek gerçekliğini ortadan kaldırır. Bütün varoluşun tek bir organik bütün olduğu..G. İfade edilmelidir. Dünya Tarihi Kitabı'nı —çok önemli bir çalışmadır— yayınladığı zaman sormuşlar. Wells'e. En fazla insan. P. İnsanın hepimizin bir olduğu gerçeğine uyandırılması gerekiyor. DÖRT SORU Kalbinde söylenmesi gereken bir şarkı. Bütün bu dinlerin yalan ve sahte olduğu ortadadır. her türlü barbarlığı yaptık: İlkel. herhangi bir güzel deneyimi rüya ile karıştırma. Rüyaların gerçek yapılması gerekiyor. Çağlar boyunca hiçbir istisnası olmadan. G. edilmesi gereken bir dans var. medeni. 1. Gerçek dinin doğması gerekiyor. din adına. Ama artık birinin bir şeyler yapıp onu hayata geçirmesi gerekiyor. Onun yüzeye çıkarılması gerekir. bütün meditasyoncuların yaşadığı bir şey. kültürlü ya da dindar olmadık. Bu bir varsayım değil. Gerçeklerin rüyalara dönüştürülmesi değil. insana yakışmayan. Ama dans görünmezdir.. Ve şarkı. İnsan gerçeklikten uzağa düşmüştür. Sen onu henüz duymadın bile.

onun şu anda olduğu gibi ve senin şu anda olduğun gibi buluşmalısın.. eşinin. ama sen öfkeleniyorsun. Buna katlanamam. kendi geçmişine göre yorumluyorsun. Savaş ve Barış'ı yazabilir mi? Beni anlamamışsın.. Ama kelimeler . Bu. Ayrıca ona bir bak. O adamı görünce öfkelenirsin. Buda'nın suratına tükürdü. Asıl hafıza bir sorun değildir. sanki o yaşanmış olan olay. O saf bir anımsamadır. Senden kendisini affetmeni istemeye gelmiş olabilir.ancak o zaman buluşma olur. Eğer şimdi ve burada değilsen. Bir adam gelip. Babanın. Çok büyük bir sıkıntı içinde. Asıl hafıza. Ama. Köprünün altından ne kadar su aktı? Bu adam aynı adam değil. O adamla. benim yüzüm. Dün sana gösterdiği yüzden etkilenmeye devam ediyorsun. Kastedilen. Bu aptalca olur. Ona baksana. Ve yazdığım her şeyin. O kadar kızmıştı ki. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. Asıl hafıza. nerede yaşadığını bilmelisin. Aksi halde fiziksel olarak burada olsan da." Buda yanıtladı: "Ama o senin suratına tükürmedi.Bize sürekli hafızadan vazgeçmemizi ve bulunduğumuz anı yaşamamızı öneriyorsun. annenin. O bir Brahmin idi ve Buda. Psikolojik hafıza ise. Hafıza oradadır. Beni anlamak zordur çünkü anlamak için hafızanı bırakman gerekiyor. Asıl hafızan kastedilmiyor. hatırladığım şeyler içinde bir kökeni var. Buda'dan izin istedi. Devam eden bir kızgınlık olmaz. Dün biri sana hakaret etti. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım. Hatasını anlamış olabilir. Tekrar odanı bulman gerekiyor. Sen sadece benim kelimelerimi dinliyor ve sonra bu kelimeleri kendi hafızana. Hatta sen de artık aynı insan değilsin. psikolojik hafızadır. Asıl hafızan gereklidir. beni anlayamazsın . ama psikolojik etkilenme yoktur. Acaba dünyada. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. Tekrar oteline döneceksin. sanat ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl olurdu? Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz. Ancak bundan psikolojik olarak etkilendiğin zaman. Onu hoş görmelisin. bilinçsiz davranışının farkına varmış olabilir. Seninle tekrar dost olmak istediği için gelmiş olabilir. Adını bilmelisin. Kızgınsın ve bağırmaya başlıyorsun. Bu adam da değişti. Yirmi dört saat birçok değişiklik getirmiştir. Hafıza sürekli araya girer. rahiplerin çok öfkelendiği şeyler söylüyordu. Buda. ama bu çok doğal. Bugün onunla yine karşılaşıyorsun. Onun şu andaki yüzünü görmüyorsun. yüzünü sildi ve adama sordu: "Söyleyecek başka bir şeyin var mı?" Havarisi Ananda çok öfkelendi. Yani. sizlerle hiçbir ilgisi olmayan iki kişi arasında yaşanmış gibidir. o ben değişti. çocuğunun adını. sorun çıkmaya başlar. Bana bir şeyler söylemek istiyor. Ama bir Buda. Ama hafızamı bırakırken. psikolojik olarak yoksun. Ama dün geçmişte kaldı. "Bu adama haddini bildirmeme izin ver. İşte o zaman psikolojik olarak özgürsün. Aradaki farkı anlamaya çalış. Çok öfkeliydi. Ben sana asıl hafızanı bırak demiyorum. o adamı görünce sinirlenir. Bu kadarı çok fazla. Çünkü ben bir yazarım. "Hala öfkeliyim" demezsin. Adam belki de özür dilemeye gelmiştir.

O kadar kızgın ki. bu adamın ya da kendisinin dünkü kişiler olmadığını hatırlıyor. o adamın dün kendine tükürdüğünü tabii ki hatırlıyor. Dün artık yok. Nasıl affedebilirim? Çünkü sen bana hiç tükürmedin. Onu sembolize edecek bir davranış bulmak zorundasın. Çok yoğun bir duygu yaşadığın zaman bunu ifade edemezsin. Asıl hafızayı değil. Yaşadığı zorluğu görüyor. Biri sana on yıl önce bir şey söyledi ve sen onu hala taşıyorsun. Ayaklarıma dokunuyor. hiçbir eylemin ifade edemediği gibi. Bu adam da aynı durumda. Adam. Hayatımın en büyük sorunu ve bu adamı aynı durumda görüyorum. Sen yenisin ve ben yeniyim. sadece asıl hafızayı biriktiriyor.yetersiz kalıyor. ayaklarını öpmüş. Baban sen küçükken sana tokat attı. Çünkü psikolojik hafıza bir engeldir. beklenen. Ama aynı zamanda. Senin tükürdüğün adam artık yok. Annen çocukken sana kızdı ve onu hala taşıyorsun. nasıl doğru hatırlarsın? Bu imkansız. doğal bir tepki olurdu. Adam gitmiş ve bütün gece uyuyamamış. ama sen yetmiş yaşında olsan bile onu hala taşıyorsun. önünde kapanıp. Yaptığı şey yüzünden çok büyük bir vicdan azabı çekmeye başlamış." Adam ağlamaya başladı. ortada şaşıracak bir şey olmazdı. Her şeyimle özür dilerim. bu kadar şaşırmazdı. Ama sen taşıyorsun. Yaşadıklarımı sizlerin anlayacağı dilde ifade etmeye çalışıyorum. üzerinde meditasyon yapmış. Her şey yeni. yanıtladı: "Unut gitsin. sallanıyorsun. Bir şeyi daha anlamak gerekir. psikolojik hafıza demek istiyorum. Bu psikolojik hafızalar sana yük oluyor. Çaresiz durumda. Bu durumda nasıl hatırlayacaksın? O zaman . Hafızanı bırak dediğim zaman. yine aynı sorun. hiçbir kelimenin. Kalbinde bir yara açılmış. Buda'nın söylediklerine inanamadı. Bu. Karşındakine anlatamazsın. Tüküren adam da yok. Ananda da görüyor. kelimelerle ifade edemiyor. Ananda'ya dönmüş: "Bak. Şimdi bana karşı o kadar yoğun duygular besliyor ki. Bu adam da aynı zorluğu yaşıyor. Ama yapamıyorum. Asıl hafıza güzel bir şeydir. Eğer Buda ona vursaydı ya da Ananda üzerine atlasaydı. asıl hafıza hata yapmaz. Onu hayatın boyunca taşımanın bir anlamı yok." Buda. hiçbir kelime öfkesini ifade edemiyor. Ananda ise psikolojik hafıza yaratıyor. adamı hissediyor. Buda. çünkü kelimeler yetmiyor. "Özür dilerim. Onu geride bırak. Bak. Sürekli bu olayı düşünmüş. şu anda doğan güneş yeni bir güneş." Bilinç sürekli akan bir nehirdir. canlılığını yok ediyor. Bak. O bölüm kapanmıştır. Büyük bir şaşkınlık içindeydi. Özgürlüğünü yok ediyor. Seni kafese tıkıyor. İnsanlar böyle tepki veriyor. Sizin gibi birine tükürmek yaptığım en aptalca şeydi. Tıpkı benim yaşadığım sevgiyi. Buda." Buda görüyor. Sen artık olmayan birine tükürdün. Psikolojik hafıza olmadığı zaman. Bu benim de sorunum. efendim. bir çeşit deprem yaşıyorsun. Ama Buda. Ertesi sabah hemen Buda'ya gitmiş. Sadece gör. Titriyorsun. Kelimelere dökemezsin. Buda. Eğer psikolojik etki altındaysan.

O yükü taşımak zorunda değilsin. Ortaya bambaşka bir şey çıkartırsın. Bu. kırmızının. dünün psikolojik hafızasını taşımıyor. çiçeklerinde. O bir aynadır. çünkü gerçeğe dayanarak konuştuğunu söyler. Sadece bir Buda. uyanmış olanın. O orada. Ama bu yüzden endişe duymana gerek yok. Psikolojik hafızanı bırakırsan. Ağaç. Çünkü onların psikolojik hafızası yoktur. Yarın büyük yaprak olacak olan filizler orada. Ama her şeyiyle tamamen geçmiş mi? Nasıl tamamen geçmiş olabilir? O seni değiştirdi. geçmişin zaten şu anda kapsandığını bilirsin. bir ermiş insan gerçeği bilir. ağaçlar insanlar kadar aptal değildir. her zaman doğru söylediğini. Sen bir gerçekten söz ettiğin zaman. içinde yeni bir kıvılcım yarattı. psikolojik hafızası olmayan insandır. O zaten orada. Bir şeyler ekler. Sana yeni bir hayat görüşü vermiştir. Dün benimle birlikteydin. senin iliğin olmuş. bütün geçmişi ve geleceğin bütün potansiyelini taşıyor. sarının bir parçası oldu. Geçmiş. şu anının bir parçasıdır: O burada. Ağaç dün çekmiş olduğu suyu düşünmez. İçine kurgu girmiştir. Yaşadığın an bütün geçmişini kapsar. Tathagata sadece yansıtır. O kıvılcım senin bir parçan oldu. "Bize sürekli hafızayı bırakıp. geçmişini hatırlamayacağın anlamına gelmez. Bir Tathagata gerçeği konuşur. bir ayna olursun. Sen onu kalıpladın. Gençliğin sensin. sapında bulunuyor. Bunu söylemeye çalışıyorum. hemen üzerine kendi kurgularını katıyorsun. o da geçmiş. onun yapraklarında. bu anı yaşamamızı söylüyorsun" diye sordun. O yüzden bilgisayarlar insanlardan daha güvenilirdir. Ama düşünse de. o gerçek olmaktan çıkar. bir Tathagata'nın. düşünmese de. Güvenilir tek insan. Bu geçmiş. köklerinde. Şu anda içinde dolaşıyor. Ne zaman bir gerçekle karşılaşsan. şu anda. Ama şu anda kanın olmuş. Eğer beni anlıyorsan. Tathagata. Onu psikolojik olarak taşımak zorunda değilsin. şu anın bir parçasıdır. Yaşayacağın gelecek ise senin şu anı nasıl yaşadığına göre şekillenecek. o su oradadır. Sadece gerçekler: Asli gerçekler. Çünkü geçmiş yaşandığı anlarda seni değiştirirken. Yediğin yemekler. Çocukluğun sensin. Sen bir gerçekle hiç karşılaşmıyorsun.abartırsın. Böylece gelecek de ortaya çıkıyor. Hiçbir zaman olanı olduğu haliyle görmüyorsun hep gerçeği çarpıtıyorsun. geleceğine çok büyük etki edecek. o artık bir olgu değil. bir Tathagata. geride kalmış olabilir ama seni değiştirmiştir. Yeşilin. çıplak gerçekler. Ne olursa olsun. gözlerini açmıştır. O zaman da hafızana güvenemezsin. Yaptığın her şey hala senin içinde. çünkü zihninde birçok kurgu taşıyorsun. onu değiştirdin. Şu anda nasıl yaşadığın. Geçmişte olduğun her şey. Dün yapraklarına düşen güneş ışıklarını düşünmez. bir şeyler çıkartırsın. bu sabah güneşinin keyfini çıkarırken. . Senin kemiğin olmuş. dallarında. üzerini boyadın. Ama dün. Buda. Ona kendi renklerini verdiğin için. tamamen bu anlama gelir. yapmış olduğun her şey. Şu an. Yoksa susar. yaşadığın an aynı zamanda bütün geleceğini barındırır. Ve eğer beni anlayabilirsen. Geçmişte yaşadığın sevgi. sindirildi. Yarının çiçekleri olacak olan tomurcuklar orada. seni hazırlıyor. Neden dünün ışınlarını düşünsün? Onlar emildi.

Bırak o sana ulaşsın. Yeni bir şeyin olmasına izin vermek ise. Bir an gelir. Onu bir araç olarak kullan. Unutma. Bırak yenilik gelsin ve kalbini titretsin. geçmişten gelir. O. geçmiş karışmasın diye hafızayı bir kenara koymak demektir. sindir. kimin gül. Geçmişi hatırlama yeteneğinden kurtul demiyorum. boyalarını ve tuvalini al. Geçmiş. yeni bir şeyin ortaya çıkmasına izin vermek demektir. Ama şimdi değil. Bırak iki varlık arasında bir buluşma. ondan rahatsız olma. Hayatın özgürleşmek yerine. seni ele geçirsin. Sabırlı ol. Buna hiç gerek yok. İhtiyaç olduğu an. Hiçbir şey söyleme. Gül ve sen. Sabah güneşinde bir gülün açtığını gördüğün zaman. Senin tarafından gereksiz olarak yaratılan bin bir sorun bulursun. Bundan bir yaratıcılık çıkmaz. Beni anlamaya çalış. Şu anda bir dil yaratamazsın. O anda gerçeği bilirsin. çünkü sana şu anda soruyorlar. sen de gülün o kadar içine girebilirsin. o kadar az yaratıcı olursun. çünkü dile ihtiyaç duyacaksın. geçmişimi bıraktım" dersen. iletişim değil. onu gör. açık ol.Şu an her şeyi kapsıyor. ihtiyaç o andadır. senin ihtiyaçlarını karşılaman gerekiyor. Saçmalamış olursun. sen gül olursun ve gül sen olur. Biri sana telefon numaranı sorduğu zaman. Ben sana geçmişi unut demiyorum. gereksiz sıkıntılar yaşarsın. bekle. Eğer bir ressamsan. birbirinize ulaşın. deneyim yaşandıktan sonra kullanılmalıdır. fırçanı. hemen hafızana koş ve bu deneyimi ifade edecek doğru kelimeleri çıkarıp al. resmini yap. O bir psikolojik yatırım olmamalı. sanatını ortaya çıkar. senin yaşadığın andır. Yaratsan bile saçmalıktan başka birşey olmaz. sadece dilini oynatmak olur. O zaman sen "Sana telefon numaramı nasıl söyleyeyim. her adımda yeni sıkıntılar doğurur. Sonra dil devreye girsin. Gülün varlığını hissedersin. Ona ihtiyacın olabilir. Geçmişe ihtiyaç duyulacak. Unutma. kalbine ulaşmasına izin ver. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmalıyım" diyorsun. Seni etkilemesine. Yaratıcılık. Hiçbir şey ifade etmez. Bebek konuşması olur. tek söylediğim. Bırak gül sana ulaşsın ve sen de güle ulaş. Sana engel olmamalı. Dil. Bırak öyle kalsın. Bir an gelir. Gözleyen gözlenen olunca. Çünkü hafızandakileri tekrar etmeye başlarsın. Ama dil. Bu orantı her zaman aynıdır. Eğer bir şairsen. Dil geçmişten gelir. bir bütünleşme olsun. O fiziksel bir gerçek. Anlaşılır bir şey söylemem için dile ihtiyaç vardır. "Hafızamı bırakırken. Bırak gül seni çarpsın. . Bırak yenilik içine işlesin. gül senin ne kadar derinine inerse. büyük bir keyif ve kutlama olmak yerine. bu yeni deneyimi ifade etmeye başladığın zaman gerekecek. kimin izleyici olduğu belli olmaz. Hafızanın yaratıcı hayal gücüyle ne ilgisi var? Hatta ne kadar çok anın varsa. bütün ikilikler kaybolur. Şu an sonsuzluktur.

senin yaratım dediğin şey. Hafızanı bir kenara koy. perdeler aynı. daha önce bilinmeyen demektir. Bu yeni görünebilir. Adam yarışa hazırlanmak için günde yirmi dört saat koşuyor. Ona ihtiyaç olacak. yiyip içtikten sonra. o zaman gerekecek. Bu tıpkı oturma odasını düzenlemek gibidir. yaratıcı değildir. Zihnin ancak o zaman yaratıcı olur. O zaman gülü derinliği ve yoğunluğu ile bilemezsin. Örneğin şu anda beni dinliyorsun. Ben dinledikten sonra. Onu sonra kullanacaksın. taze. Onu kenara koy. Yarıştan önce dinlenmek zorundasın. O zaman yardımın gerekecek. seni çağıracağım. Ona açık olmak zorundasın. Tanrı'nın üzerinden akmasına izin veren kişidir. o masayı buraya koyar. matematik ve coğrafyaya yaptığın gibi. Aynı şeyi hafızanla yap. Yaratmakla kompozisyon arasında çok büyük bir fark vardır. Yaratıcı. bildik şeyleri. sindirdikten sonra. kendi kendine konuşma. Dilin ve bilgilerin. Sanatın pek değerli olmaz. Şu anda sadece bulanıklık yaratır. bildiğin bütün matematik formüllerini tekrar ediyor musun? İçinden sayı sayıyor musun? Bildiğin coğrafyayı tekrar ediyor musun? Bildiğin tarihi tekrar ediyor musun? Onları bir kenara koydun. yüzde doksan dokuzunun yaptığı şey budur. Yaratıcı hayal gücünün hafızayla bir ilgisi yok. Boş bir bambuya dönüşüp. Yeni hiçbir şey yoktur. Aynı şey zihin için de geçerli. Yaratıcı insan. kımıldayamıyor bile. ama yeni değildir. eşsiz. aslında yaratmak olmaz. Zihninin dinlenmesine izin vermiyorsun. Beni dinlerken. Hafızanı bir kenara koy. Aksi halde. Yarış zamanı geldiğinde. o kadar yorgun ki. Küçük bir tatil yapabilir. Ama onları tekrar düzenlersin. İç konuşma bulanıklık yaratır. İnsan nasıl içi boş bir bambu olabilir? Eğer zihin içini . Bedenin yenilensin diye. Yazarların. ama sadece ihtiyaç olduğu zaman kullan. Sen hiçbir şey yaratmadın. ancak yüzeyini ifade edebilirsin. Dille de aynı şeyi yap. Eğer beni anlarsan ve psikolojik hafızanı bırakırsan yaratıcı olursun. Bu dünyaya Tanrı'dan bir şey getiren kişidir. mümkün olduğunca derin dinlenmelisin. "Hafızamı bırakarak. Onlar vasattır. bu duvardaki tabloyu diğer duvara asarsın. Yaratıcılığın anlamını kavramamışsın. Olimpiyatlarda yarışa katılmak isteyen bir adam düşün. Bu koltuğu oraya. Tanrı'nın bir şey söylemesine yardımcı olan kişidir. Sadece kompozisyon olur. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmak zorundayım" diyorsun. bir şiir ya da kitap yazacağım. bilinmeyenden bir şeyi. Ona hazır olmak zorundasın. Zihin dinlendikten sonra daha taze olacak. bilinen dünyaya getiren kişidir. Zihnini yok etmiyorsun. ama şu anda dinlenebilirsin. O zaman sadece yüzeyini bilirsin. Yaratıcı. Ama onlar eskidir. Aynı şeyi dil ile de yap. ressamların. orijinal demektir.Ama deneyim yaşanırken. farklı bir şekilde bir araya getirirsin. Zihnine şöyle diyebilirsin: "Bir saat dinlen ve dinlememe izin ver. Ona gerek yok. sadece dinlendiriyorsun. O zaman bir resim yapacağım. O yüzden zihnin vasatı aşamıyor. Ve eğer yüzeyini biliyorsan. Tıpkı tarih. Mobilyalar aynı. Sen sadece yapısını değiştirmişsindir. şairlerin. O bir kompozisyon. Sen eski. duvardaki resimler aynı. yeni.

Ne kadar farkında olursan. bunun yaratıcı hayal gücüyle hiçbir ilgisi yok. Belki bir şeyin nasıl mükemmel yapılacağını da bilir. Bir teknisyen. Ama onun bir kavrayışı yoktur. Zihin ile zihinsizliğin buluşmasıdır. Sadece küçük parçalar getirilebilir. Başka gözlerin daha önce göremediğini gören. ağın o kadar büyük olur ve tabii daha fazla balık yakalarsın. sırtında çok büyük bir yük oluyorsa. Daha farkında olman gerekir. sen ya da senden çıkan bir şey değildir. Seni çevreleyen bollukla temas kurmalısın. bir şeyi nasıl yapacağını bilir. Tanrı'ya baktı. Gerçek yaratıcılar. Onun sırrı neydi? Onun kavrayışı vardı. "Dünya sanatsız ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmadan nasıl olabilir diye düşünüyorum" diyorsun. Doğru. Hayır. "Çünkü ben bir yazarım ve yazdıklarımın hatırladığım şeylerde kökeni var" diyorsun. Bunu gerçekleştirdiler. Bir teknisyenle yaratıcı insan arasındaki farkı unutma. O noktada bulundu ve o noktadan birkaç parça getirdi. Onların üzerinden bir şey olmuştur. o. sadece kusmuk gibidir. İmkansız olan. arşiv tutuyorsun. Sen bir arşivcisin. Yazar olabilirsin ama bunun için bilinmeyenle temas kurman gerekir. Hatırladıkların zaten ölmüş. Onlar sadece araçtır. kavrayışı olan insandır. Yaratıcılık. O. hatırladıklarınla değil. Hafıza. Yaratıcılık. Konuşma teknikleri hakkında bir bilgisi yok. O. Ya da bir Buda. bir Krişna veya Lao Tzu. Daha önce kimsenin göremediği şeyleri görendir. seni ele geçirdiği zaman sen kaybolursun. Çok enderdir. yaratıcılık çıkar. Senin varolanla temas etmen gerekir. bu konuda çok az insanın olabileceği kadar başarılı olmuş. Diğerleri sadece taklitçidir. Onlar imkansızı yaptı. Hatta ancak hafızanı bir kenara koyabilirsen. yaratıcıydı. yaratıcı olmadıklarını çok iyi bilirler. Ancak yine de. Sanatın yüzde doksan dokuzu sanat değildir. geçmişten bir şeylerin ağına takılmasını sağlamak zorundasın. Çünkü onlar yaratıcı olmak bir yana. Sen geçmiş hakkında yazıyorsun. bilinmeyene baktı. Geleceği kapsamıyor. anılardan değil. akıllı insanlardır ama sanatçı değillerdir. bilinenle bilinmeyenin buluşmasıdır. Sanat eseri nadiren ortaya çıkar. bu yüzde doksan dokuzun silinmesi şükran duyulacak bir olaydır. İmkansız olan buydu. Ben ona sanatçı diyeceğim. Gerçek yaratıcılık. Yaratıcı insan. Anı defteri dolduruyorsun. Dünyanın yüzeyinden. . yaratıcı hayal gücüne sahip olamazsın. Hitabet konusunda herhangi bir bilgisi yok. farkındalıktan ortaya çıkar. yeryüzündeki insan bilincinin bütün niteliğini değiştirebiliyorsun. hatırladıklarınla değil. Ortam olurlar. O. Şunu görmelisin: İsa'nın sözleri yaratıcıdır. İşte bu. Yaşadığın anın derinliklerine dalıp. yaratıcılıktır. eğitimli bir insan değil. Kimse daha önce öyle konuşmamış.tamamen dolduruyorsa. Bilinmeyenle ve bilinemeyenle karşılaştı. O zaman sen yazar sayılmazsın. boş bir bambu olamazsın. Teknisyendir. yaratıcı bir hayal gücün olabilir. Yetenekli insanlardır. Ama bilinemeyenden küçük parçalar getirdiğin zaman. ama yapan kendileri değildir. "Ama hafızamı bırakırken. Yaratıcı. Bunlar gerçek sanatçılar. daha önce kimsenin duyamadığını duyandır. yaratandan gelir. Çöpten ibarettir. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım" diyorsun.

çünkü varlığınla temas kuramıyorsun. yaratıcı bir şekilde yaşadı. çıldırırsın. Tanrı'nın öldüğünü ilan etti. Büyük bir işkence içindedir. çünkü neyin önemli olduğunu bilmiyorsun. Öfkeli. ve huzursuz hissetmeye. kusmak ise bambaşka bir şey. delice olacaktır.. bir meyveydi. Hayatı yaratıcı şekilde sevdi. O resim aslında boğazına sokulan bir parmaktı. iyi geldi. bir Picasso resmini on beş dakika boyunca önüne koy ve sürekli resme bak. Picasso'nun yaptığı resimler onu delirmekten kurtarmış olabilir ama hepsi bu kadar. bir şiirle ya da bir müzikle sisteminden atılmış olan bir delilik değildir. istediği resmi yapmasını söyleyebilirsin. Jean Paul Sartre'nin en ünlü kitaplarından biri. Öfkeli. O. Hayır. Modern sanatın yüzde doksan dokuzu patolojik vakadır. O sana öte yakadan birkaç anlık görüntüler sunar. Beethoven doğum yapıyor. Uzak dur! Asla bir Picasso resmini yatak odanda bulundurma yoksa karabasanlar görürsün. Michelangelo doğuruyor. Tanrı'nın öldüğünü beyan ederek. hasta değildi ve hastalığından kurtulmak istemiyordu. Dünya için iyi olur. Öfkeli. Ve hamile olduğun zaman doğum yapmak zorundasın. Senin beyanın hiçbir şeyi . Onun müziğini dinlemek seni başka bir şeye dönüştürür. O bir kusmuk değil. Bulantı'dır. öfkeli bir zihindir. Tanrı'ya hamileydi. tuval. Bir çocuk doğurman birşeydir. Tabii ki yaptığı resimler. O hasta değil. tam tersiydi. Seni başka bir dünyaya götürür. çünkü bütün anlamı kaybetmiş durumdasın. Hiçbir zararı olmaz.. o kadar dingin ve huzurlu olursun. Ya da Tanrı'ya hamile kaldı. başın dönmeye. bir heykelle. Modern zihin. Buda doğum yapıyor. Son derece değerli bir şey onun aracılığıyla geliyor. bilinmeyenden bir şey getirmiştir. Bir Michelangelo eserine bakıp.Şimdi çok anlamlı olan bir şey var: Sanat terapisi. hamileydi. O hamileydi. Onunki bir resimle. Kusmasını sağladı ve sistemi onu dışarı attı. Friedreich Nietzsche. bir tatmindi. Ne kadar meditasyon yaparsan. Modern zihnin durumu budur. Bu çok anlamlıdır. Tanrı senin beyanınla ölemez. Picasso kusuyor. Bir düşün. Eğer dünyadan kaybolursa. sıkılmaya başlamaz mısın? Ne oluyor? Bu başka birisinin kusmuğu! Ona yardımcı oldu. Ve bu işkenceyi kendisi yaratmaktadır. Zihinsel hastaya. zihinsel olarak hastaysa. Tanrı ölmüştür dediği gün delirmeye başladı. deli işi. bu çok sağlıklı olur. Modern zihin hastadır. Ama birkaç deli resminden sonra onun akıl sağlığına kavuştuğunu görüp şaşırırsın. boya ve fırça verip. Ve o resimler üzerine yoğunlaşmak senin için tehlikelidir çünkü şayet birisinin kustukları üzerinde yoğunlaşacak olursan. O. Hayatın en derin. saatlerce meditasyon yapabilirsin. İnsanlar hastaysa. Bu ikisi arasında mümkün olabilecek en büyük farklılık vardır. Nietzsche kusuyor. Varlığında bir şey kök salmıştı ve onu paylaşmak istiyordu. O. en mahrem bölgelerine girmesine izin verdi ve orada hayata hamile kaldı. sanat yardımcı olabilir. miden bulanmaya. Ama diğerlerine iyi gelmeyebilir. Şimdilerde modern sanat olarak adlandırılan şey tam da budur.

Eğer bir sözcüğü o içerikten çıkartırsan. ölmeye başladı. Sen hiçbir fark yaratmıyorsun. insanın hiçbir değeri yoktur. O. Burada hiçbir şeye hizmet etmiyorsun. bu dönemi delilik çağı olarak niteleyecek. Tanrı'nın öldüğüne ve insanın özgür kaldığına inandı. Çünkü din gerçeğe ulaşma yolunu bulmaktır. Anlam. cinayet aynıdır. Bazı şeyler heyecan yaratıyor. Çünkü benim içeriğimde varlar. O zaman intihar aynıdır. O küçük nota tek başına monotondur. Eğer olmasaydın. Büyük bir resmin bir parçası. Çünkü bazı şeyler sana mutluluk veriyor ve bazı şeyler seni mutsuz ediyor. Neden yaşıyorsun? Ne için? Omuzlarını silkiyorsun. her şey aynı değil. Nietzsche. her şey aynıdır. Tanrı'nın olmadığını. Akıl sağlığını yitirmeye başladı. sadece daha büyük bir şeye işaret eder. sadece delirdi. Ama her şey aynı değil. hiçbir fark yok. Okyanusu unutmuş olan bir dalga. Tanrı'nın yüce yazılarında küçük bir sözcüktür. Sana gerek yok. Ancak gerçekle bir araya geldiğin zaman. Ama Tanrı öldü dediğin zaman. Çünkü her şey tesadüfi ise. gerçek sanat. Ama Nietzsche buna inanmaya başladığı an. Resmin içinde ne kadar güzeldi! Bir amaca hizmet ediyordu. Kendine inanan bir inançlı. Sadece şunu gözlemle: Bir şiir oku. hiçbir fark yaşanmayacak gibi. Çünkü insan. Tanrısız bir dünya. Çünkü Tanrısız bir dünya. Unutma. Şu anda gözlerime bakarsan. Okyanusun bir parçasıyken. çünkü bütünden kopmuş. . kendi inancına samimiyetle inandı. Cinayet işlemek doğrudur. Tesadüf eseri olmuş görünüyorsun. bir inanandı. Gözlerimden birini yuvasından çıkartabilirsin. Gelecekteki tarihçiler. O zaman bir anlamı kalmaz. insanı delirtir. Dünya tarihinde bu yüzyıl kadar delirmiş başka bir yüzyıl yoktur. Bu bir işe yaramıyor. içeriğin dışına düştü. Sonuçta bu yüzyıl. Hiçbir anlamı bulunmaz. Delirmiş! Deli. Nietzsche'nin başına gelen buydu. Çünkü içerikle olan bağlantısı kaybolmuştur. O şiirdeki sözcükler. Varlığınla yokluğun arasında bir fark yoksa nasıl mutlu olabilirsin? Nasıl akıl sağlığını koruyabilirsin? Tesadüf mü? Sadece tesadüf mü? O zaman her şey doğrudur. "Acaba dünya sanatsız ve sanatı yapan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl bir yer olurdu" diye düşünüyorum diyorsun. dev bir dalgaydı. herhangi bir öneme sahip hiçbir içerik barındırmayacaktır. Artık hiçbir anlamı yok. gerçek sanat ortaya çıkar. çok büyük bir anlam var. Tanrı'nın büyük orkestrasında küçük bir notadır. Bir anlama sahipti. hiçbir anlamı kalmaz. O içerik içinde ne kadar güzeldi! Resimden bir parça kes. Friedrich Nietzsche'nin yolundan gitti ve bütün yüzyıl çıldırdı. gerçek dindarlıktan çıkar. bazı şeyler sadece sıkıntı yaratıyor. Tanrı'nın varolmadığına inanmaya başladığı an. O zaman ölü bir göz olur. Onlar şiirin bir parçası. Kulakları tırmalar. kaçınılmaz olarak deli bir dünya olur. ne olabilir? O zaman bir hiçtir. Oysa Tanrı bütünlükten başka bir şey değildir. Bazı şeyler cehennemi yaratıyor ve bazı şeyler seni cennete götürüyor. Ama o özgür kalmadı. Tanrı olmadan. Hayır. Tanrı'nın öldüğünü beyan ettiği gün. ne yaptığının ne önemi var? Hiçbir eylem bir değer taşımaz. O. Eğer varsan da. ancak şiirin içeriğinde bir anlama sahip olur. bütünlükle temasını kaybediyorsun.değiştirmez.

Şah Cihan ona sordu: "Bir adamın ya da kadının sadece eline dokunarak. Onlar resim yapmasın demiyorum. O ellere dokunacağım ve bir kişiyi seçeceğim. Mucizeler yaratıyordu. o benim eşim olacak" dedi. Ama artık hiçbir yolu yoktu. Çünkü sadece eline dokunarak. İran'ın Şiraz bölgesinden bir adam vardı. Kızının bu fakir adamla evlenmesini istemediği için bir hata bulmak istiyordu. Terapi olarak resim yapmalılar. "Eğer başarılı olursam. Onlar deli işi. Henüz Hindistan'a gelmeden önce binlerce hikayesi ulaşmıştı. İmparator gözlerine inanamadı." Şah Cihan hazırdı. bir Sufi mistik. Şirazi üç ay boyunca bir odaya kapandı. Çünkü o zaman gerçek sanat ortaya çıkar. Bilinenin ötesinden bir şeyler hissetmeye başlarsın. Yirmi beş kız geri çevrilince o elini uzattı. Taj Mahal gerçek bir sanattır. Tek bir hata bile bulamıyordu. Ama tek şartım var. dünya çok daha zengin olur. hedefli sanat derdi. bir perdenin arkasına koyun. Sadece elleri perdenin dışında olsun. Bu doğru mu?" Şirazi yanıtladı: "Bana bir şans verin. perdenin arkasına getirildi. Çıksa bile. bir kadının heykelini yapmak mümkün değildi. "İsteğini kabul ediyorum" dedi. Gözlerini kapattı. Şirazi ilkinden başlayıp. Sana Taj Mahal'ın nasıl ortaya çıktığının hikayesini anlatacağım. için bilinmeyenle dolar. Meditasyon yapmaya yardımcı olan bir şey. Her kimi seçersem.Eğer sizin sanat dediğiniz şeyin yüzde doksanı kaybolursa. sadece akıl hastanelerinde sergilenmeli. Birkaç deli insanın rahatlamasını sağlayabilirler. Sarayınızdan yirmi beş güzel kadını. Sonra. sadece oyun olsun diye. Gece gündüz çalıştı. çok güzel köle kız. Gerçek sanat. kızın parmağına yüzük taktı.. Eğer bu deli taklitçiler giderse. Sizin sarayınızdan bir kadın istiyorum. Büyük bir sanatçıydı. onun heykelini yapacağım. o zaman o kadın benim eşim olacak. Şiraz'ın en ünlü insanıydı. Şah Cihan'ın kızı. bu güzel esere bakarken. Ama o resimler sergiye çıkmamalı. Picasso'nun terapiye ihtiyacı var. Ama tek şartım var. Üç ay sonra imparatordan ve bütün saray ahalisinden gelmelerini istedi. Onunla evleneceğim. O resim yapmalı. Yirmi beş köle kız. Hiç Taj Mahal'a gittin mi? Gitmeye değer. Eğer doğru çıkarsa ve siz tatmin olursanız. Söz vermişti. Gurdjieff gerçek sanata. Bu hikayeleri duydu ve heykeltıraşı sarayına davet etti. Kızı ne yapmıştı! ? Ama endişeli değildi. yirmi beşinciye kadar gitti ve hiçbirini kabul etmedi.. yüzünü hiç görmemene rağmen heykelini yapabiliyormuşsun. . O bir tedavidir. Şirazi aynı zamanda bir mistikti. adamlarınız tatmin olursa. şaka olsun diye perdenin arkasında duruyordu. Tamamen aynıydı. meditasyon yapmana yardımcı olan bir şeydir. Şirazi onun eline dokundu. Dolunay olan bir gecede orada oturup. İmparator perdenin arkasına bakınca dehşete kapıldı. Şah Cihan ise imparatordu. Bir şeyler hissetti ve "Seçtiğim el bu" dedi. Şiraz'lı olduğu için ona Şirazi deniliyordu.

Bu onun son maketi olacaktı. Kirlian fotoğraf çekme yöntemi sayesinde bunu daha mantıklı bir şekilde anlayabiliriz. Hamileydi ve çocuğunu doğururken öldü. Başbakan.. Eşinizin anısına bir anıt maketi yapmasını söyleyin. Unutamam. Söylentilerde. . o iş biter. ten rengin. O anda. "Şöyle bir şey yapın." Heykeltıraş. bir kadının heykelini nasıl yapabiliyordu? Çünkü farklı bir boyuttaydı.. Yüzün o şekilde. Ben de sana söz vermeme rağmen kabullenemiyorum.Çok rahatsız olmuştu. enerjiye dokundu ve enerjiyi hissederek. o enerji desenidir." Konuyu sanatçıyla görüştüler ve Şirazi kabul etti. Sen bekle. "Bence hiçbir sakıncası yok" dedi. hiçbirini onaylamadı. Ve hepsi çok güzeldi. Karısı da o kadar rahatsız olmuştu ki. Çünkü kızının fakir bir adamla evleneceği fikrini kabullenemedi. Asıl suçlu kızım. saçların. Düşünmeme izin ver. Şirazi birçok maket yaptı. Bana söylemeliydiniz. "Ama bu imkansız. Ona şart koşun ve eğer maketini beğenirseniz. Adı. Kızın öldüğü dedikodusu heykeltıraşa gelince son maketini yaptı. Her maket ayrı bir güzeldi ve onlara hayır demek haksızlıktı. Çünkü her şeyi yaratan. Sadece eline bir kere dokunarak. Bir enerji desenini gördüğün zaman. İmparator çok çaresiz kaldı. Ama durumuma bir bak. "Her şey kazara oldu. Meditasyoncular çağlar boyunca bu enerjiler üzerinde çalışmaktadır. "Seçtiğin kız." Vezir bir tavsiyede bulundu. evlilik söz konusu değildi. "Şimdi ne getirirse getirsin beğenmeyeceğim" diye düşündü." Bir hafta çok hastaydı. Yüzün tesadüfi değildir. kızınızı ona vereceğinizi söyleyin. içini ve dışını bilirsin. Şiraz'a dönecek. zihinsiz olmuştu. Ama yine de Kral. Kız öldü sandığı için. yanıtladı: "Endişe etmenize gerek yok. Eşiniz öldü ve bu büyük sanatçı kendini ispat etti. bunun heykeltıraşın kulağına gitmesini sağladı. O anda. O anda. Gözlerin. Ondan sonraki hafta çok çok hasta oldu ve üçüncü hafta öldü. bütün kişiliği görürsün. Kızını nasıl kurtaracaktı? Heykeltıraşı çağırdı ve ona her şeyi anlattı. büyük bir meditasyon anı yaşamıştı. hepsi belirli enerji desenlerinden kaynaklanır. Sırf bu acı yüzünden öldü. Kız ölmüştü ve sanatçının kalbi parçalanmıştı. Dedikodu yayarak. çünkü belirli bir enerji desenine sahipsin. Kral'ın kızı çok hasta. her şeyi unutacağım" dedi. Onu Kral'a getirdi ve Kral onayladı. Kral. Eğer beğenmezseniz. Dünyanın en güzel anıt mezarı eşinizin olmalı. Eşim öldü. Mümtaz Mahal'di. bu nadir maketler karşısında ne yapacağını bilemedi. Ben geri döneceğim ve kızınızı istemeyeceğim. hastalandı. Çünkü her enerjinin kendi yarattığı bir desen vardır. Bir Sufi mistik tarafından yaratılmıştı. O maket Taj Mahal oldu. sanatçı. heykeli yaptı. Sana söz vermiştim.

Karamazov Kardeşleri yazdı. çok dindar olan bir şey vardı. Tolstoy. Ama Tolstoy olduğu için değil. Terapi olarak resim yapabilir. Aksi halde kusmuk olur. Buda'nın. Çünkü çok acı çekti. Bunu sana kim söyledi? Bir Tolstoy bir Buda olabilir. Savaş ve Barış'ı yazabilir miydi" diye soruyorsun. Unutma. . "Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz" diyorsun. dindar bir adamdı. Sıradan bir insanın elinden değil. Dostoyevski. Peki Buda ne yapıyordu? Ben burada ne yapıyorum? Krishna'nın Gita'sını okudun mu? O bir Savaş ve Barış. veya Upanişhad gibi olurdu. Tanrı tarafından ele geçirilmiş. Meditasyonlu sanat taraftarıyım. Dostoyevski. Eğer arada Dostoyevski olmasaydı. Mümtaz Mahal. Ya da bir Elmas Sutra. ona rağmen. hedefli sanat olarak yaratılmış birçok şey var. Taj Mahal'de meditasyon yaptığın zaman. Gerçek sanatçı Taj Mahal'ı yarattı. O sıradan bir anıt değil. Kendi kusmuğunu insanlara sergilemek zorunda değilsin. Onların da terapiye ihtiyacı var. zaten hasta olmalı. Geleceği biliyorsun. hafıza. O zaman Tanrı sana iniyor ve içinden sevgi akmaya başlıyor. O yüzden Karamazov Kardeşler bu kadar güzel bir kitap. bu maketi yarattı. Ama bir parçası yoğun inanca sahipti. Ama resimlerini yak. Dünyada. Suç ve Ceza'yı ve en güzel kitaplardan biri olan. kalbin yeni bir sevgiyle atmaya başlar. Bu büyük sevgiden ve yoğunluktan ortaya Taj Mahal çıktı. ego. O yüzden kendi zihninden birçok şey var. Şu anı biliyorsun. sevgisi yüzünden çok acı çekti. zihinsizlik halinde bulunmaktır. sutraları öyledir. Şiirlerini yak. Şah Cihan. Dostoyevski. İçinde Buda'da olan bir şey. Büyük meditasyoncular tarafından yaratılmış. İsa'nın sözleri böyledir. Mısır'daki piramitler de öyle. "Bir Buda. bir anahtarın olur. ilahi bir varlığın elinden çıkmış. Aptal'ı. Dostoyevski olduğu için değil.Geçmişi biliyorsun. patoloji olmasaydı. Savaş ve Barış'ı. benim için yaratıcılık meditasyon halinde. Enerji deseni anlaşıldıktan sonra. O zaman içindeki varlık dışarı taşmaya başlıyor. çok özel. Sana olanların ve olacakların özü buradadır. Yine de Karamazov Kardeşler çok güzel. Çünkü eğer bir şeyle ilgilenirsen. Bütün olarak değil. Seçmiş olduğu kadın artık yoktu. Anna Karenina'yı ve birçok başka güzel şeyi yazabildi. Sen sadece araç ol. kızını çok sevdiği için öldü. o zaman Karamazov Kardeşler bir başka Yeni Ahit olurdu. Ve Şirazi. Bu kutsanacak bir şeydir. İsa'nın sözleriyle aynı nitelikte olurdu. Hala o duyguyu taşıyor. Tabii o mükemmel bir araç değil. Taj Mahal hala o sevginin enerjisini taşıyor. çünkü geleceği karanlıktı. Upanişhadlar öyledir. Tolstoy olmasına rağmen. o bir araca dönüştürülmüş. çok derinden yaralandı. Ben yansız sanat taraftarıyım. yazı yazabilirsin. İşte bunun adı hedefli sanattır. Senin kusmuğunla ilgilenen insanlar da. kim olduğunu. nerede olduğunu gösterirsin. Mehtaplı bir gecede. ne yaptıklarını bilenler tarafından yaratılmış. Ben Tanrı'nın içinizden taşması taraftarıyım. Onda o kalite vardı. Er ya da geç bir Buda olacaktır.

Sanatçı kendini boş hisseder. inanılmaz bir özgürlük hissedeceksin. O. Bir keresinde çok zengin bir adamın evinde kaldım. Mobilya içerdeyken oda. neredeyse yaşamaya dayanamıyorum. Şimdi oda olması gerektiği gibi. birkaç ay sonra yaşayacağımı beklediğim o boşluk korkusu içimi dolduruyor. Ama bitirdikten sonra o kadar boş ve ölü oluyorum ki. Hareket edemiyorsun. Bir hikayeyi güzel anlatmayı. onu işlemeyi çok iyi beceriyor. yoksa oda mı dersin? Oda zaten boşluk demek. çünkü o odanın bazı boşlukları mobilyalarla doldurulmuştu. Bir sanatçı için ise. Ama çocuğu sevebilir. duvarlarda resimler falan var. Çocuğunu severken ve onun büyümesine yardımcı olurken. Tabii çocuk doğduktan sonra kendini boş hisseder. kanepelere bakar ve odanın boşluğunu göremezsin. Olaya iki uçtan bakabilirsin. En başta bu yoktu. Tükendiğini söyleme. her taraftaki antikalar yüzünden hareket etmeye korkuyorsun. Boş yer demek. bunun yerine yoruldum de. Sonra bütün bu mobilyalar ve resimler çıkartılıyor ve sen odaya giriyorsun.2. bir şiir ya da roman yazıyorsun. masalara. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU Soru: Ben bir kitap yazarken. Artık yardıma. Çok ta güzeller. kendisiyle dolu değildi. Şu anda yeniden yazmaya başlamak üzereyim. Ama insanın bu boşluğa bakması gerekir. Yetişkin olarak doğmuş. Çocuk artık doğmuştur. Bir kitap bittikten sonra bitmiştir. Tamamlandıktan sonra içinde derin bir boşluk hissediyorsun. Çalışırken çok büyük bir zevk almama rağmen. Bir resim bitince bitmiştir. ev bile sayılmazdı. bir noktadan sonra hareket edemezsin. Hizmetçiler sürekli endişe içindeydi. Yanlış taraftan bakıyorsun. Adamın kendisi bile korkuyordu. Bana evindeki en . Ama eğer biliyorsan ve doğrudan boşluğu görüyorsan. sadece onun değil. Boşluğu bütünlük içinde. Ama yine de yorumu yanlış. Şimdi o kitapla ne yapabilirsin? O yüzden bir sanatçının durumu. koltuklara. içinde hareket edemiyordun. meditasyon sırasında. O zaman sana boş gelir. mükemmel. Şimdi ne dersin? Oraya boş mu dersin. Çünkü her boşluğun bir doluluğu vardır. Eğer mobilya doldurmaya devam edersen. Çünkü ortada oda kalmamış olur. Bu deneyim. o boşluğu unutabilir. Evi o kadar doluydu ki. Bir odaya giriyorsun. Ne yapmalıyım? Bu soru bir yazardan geldi. Bir kadın çocuğunu karnında taşırken doludur. sevgiye ihtiyacı yoktur. ortaya yaratıcı bir eser çıkarmış olan hemen hemen herkesin yaşadığı bir şey. Rahminde atan o kalbi ve tekmeleri arayacaktır. O büyümeyecek. Boş olduğunu söyleme. Onun romanlarını okudum. Resim yapıyorsun. Mobilyalar çıkarılınca oda kendisiyle dolmuş olur. içim enerji ve coşkuyla doluyor. annenin durumundan bile daha zor. Mobilyalar yüzünden bazı noktaları eksikti. Birkaç gün boyunca kadın içinde boşluk hissedecektir. Eğer çok fazla mobilya yönelimliysen. bu bile mümkün değil. Çok zengindi ama hiç zevki yoktu. içerde mobilyalar.

Zihin mobilyaları. Seni yalnız bırakır. bir meşguliyetten arınmış hissedersin. Onların delirecek bir şeyleri yoktur. Ama onlarla işbirliği yaptığın zaman neredeyse gerçek olurlar ve eğer onlardan kurtulamazsan asla huzur bulamazsın. bestecilerden doğar. Karakterin kendi tarzı vardır. Hiç dikkat ettin mi. Romanın karakterleri artık orada hareket etmiyor. Kendini tekrar temiz hissedersin. Şiirler. bu doğru bakıştı— eğer doğru bakarsan. Roman yazarken zihin meşguldür. Anne nasıl endişelenirse.iyi. Boşluğu hissedersin. Çünkü er ya da geç yeni bir kitap yükselecektir. Burası bir oda değil. Bir sürü insan gelip gidiyor. Düşünceler. Eğer doğru bakarsan —Buda'nın "Samyak Drasthi" dediği şey. Şiir yazarken zihin meşguldür. kendini bir tutkudan. O yüzden yaratıcı insanlar. bir konuk geldiği zaman mutlu olursun ama gittiği zaman daha da mutlu olursun. içinde çok fazla mobilya vardır. Anne çocuğun büyüyünce doktor olacağını düşünmektedir. içinde bir üzüntü ve korku yaratıyor. Sonra kitap biter. O bir yüktür. Roman yazmak delirticidir. her zaman yazarın sözünü dinlemez. bir kitap bittiği zaman ve çocuk doğduğunda mutlu ol. Kendinle dolusun. onu yazıp kurtulman gerekir. O karakterler tarafından kullanılmış gibi hissediyor. çiçeklerin açması gibi. Onu bir aziz yapacaksındır ama o günahkar olur. boşluğun sana verdiği özgürlüktür. Bir Van Gogh delirir. Aynı şey roman yazdığın zaman da olur. Vasatlar asla delirmez. zihnin birçok şeyle dolu. Şarkılar. Ne oluyor da deliriyorlar? Çünkü çok meşguller. Kendini çaresiz hissediyor. Ona şöyle dedim: "Burası bir oda değil. Yazar bir romana başlar ama asla bitirmez. O karakterler romanı kendileri bitirir. en güzel odasını verdi. ama sonra çocuk kendi başına hareket etmeye başlar. Romanlar. neredeyse her zaman delirir. Hayatlarında kendilerini deli edecek bir şeyleri yoktur. Kendi içinde . bu tıpkı çocukta yaşanan olay gibidir. Lütfen bana içinde hareket edebileceğim bir yer ver. Çalışırken. bir yazarın içinde açar. Yeni tür bir doluluk de. Eğer zihninde bir kitap varsa. Sanki caddenin ortasında. Ne yapabilirsin? Sen çabalıyorsun ama o serseri oluyor. Unutma. Bu tıpkı çocuk doğurmak gibidir. Ama çocuk serseri olur. Araya girecek kimse yok. Her sanatçının bu bedeli ödemesi gerekir. duygular. yazar da endişelenir. Artık hareket edecek alanın vardır. O karakterler onun fantazileri. Zihin meşgul. yaratırken. üzerinde ağırlık yapar. Aynen öyle. Kendine ait boş alanları yok. Konuklar gitti ve ev sahibi artık rahatladı. Ama bu yüzden üzülmeye gerek yok. Buna boşluk deme. Bazen kendi yoluna sapar ve yazarı belirli bir yöne doğru iter. Keyfini çıkar." Oda. Ortada oda kalmamış. ama o günahkar oluyor. Resimler. bir ressamdan doğar. Birden mobilyalar gitmiştir. bir Nijinsky delirir. ağacın sadece gövdesi göğe doğru yükseliyorsa keyfini çıkar. Yapacak hiçbir şey yok. Tadını çıkar. Bir karakterle başlarsın. Tıpkı ağaçlarda yaprakların yeşermesi. O yüzden sonbaharda yapraklar düşüp. Çünkü birçok karakter konuk olur. Zihinlerine birçok şey oluyor. Yazar onun aziz olmasını ister. yoğun trafik içinde yaşıyor gibiler. O boşluğun keyfini çıkar. Yanlış yorumlaman. bir şairin içinde açar. Bir çocuk doğurabilirsin. karakterler. Çok doğal bir şey. Yapılacak bir şey yok. Sana söylüyorum. bir müze. bir Nietzsche delirir.

Bütün bunlar. Bir şeye yanlış bir isim verdikten sonra ondan korkmaya başlıyorsun. "Şunya!" Ve biz nihai hedefe Şunya deriz. Tekrar tekrar bana gelip. Bu dinlenme dönemi her sanatçı için gereklidir. Eğer çocuk bir aslan olacaksa. Gündüz güzeldir. Bu doğal bir süreçtir. tükenmiştir. keyfini çıkar. teslim olma korkusu yüzünden. Çünkü bütün varlığı onunla yüklüdür. Söylediklerini hatırla. Fırtına ne kadar şiddetliyse. Fırtına güzeldir. para kazanmak için sayfaları doldurduysan. alandır. tamamen bir hiç oluyorsun anlamına geliyor. Arada güç toplamak. Çok güzeldir. Bir roman yazdığın zaman. neredeyse yaşlanıyor. O sadece güzel bir olgunun yanlış yorumlanmasıdır. İnsan uyur. pasiflik ve boşlukla doludur. yorulmuştur. Çocuğa vermiş olduğun enerjiyi tekrar alma dönemi. Ama insan kelimelerde yaşıyor. Birçok insan korkar. Eğer sırf yayımcı ile olan anlaşman yüzünden. Çünkü söylediklerin sadece söz değil. gece demektir. Varlığınla derin bir ilişki içinde. Gece de çok güzeldir. Sınırsız alan. korkmaya başlıyorsun. Korkusu yüzünden. Ancak o zaman bir bütün olabilirsin. ancak arkasından gelen sessizlik de güzeldir. Uzun bir dinlenme dönemi. daha uzun süre dinlenmek gerekir. kendi varlığını kutlamak ve yalnız olmak için hiçbir boşluk olmadan sürekli çocuk doğuruyor. Şunya oldun dediği zaman. Bir çocuk doğar ve bir başkası rahme düşer. O çiçekler boşluktan ortaya çıkar. O boşluk güzeldir. O. güzelliği gitmiştir. Aynı kalırsın. Hiçbir negatifliği yok. pasiflik korkusu. Ertesinde kendini boş hissetmezsin. Ona Nişa adını verdim. Biz ona. tazeliği. keyfini çıkar. Bir kadın 30 yaşına geldiği zaman. Geceden korkma. "Lütfen adımı değiştir" dedi. Her anne bedeninin dinlenmeye ihtiyacı vardır. İnsan geceyi de kabullenmeli. eylemsizlik. Buda. gevşeme korkusu. Kelimenin kendisinden. Bir çocuk doğurduktan sonra bir dinlenme sürecine ihtiyaç vardır. o zaman pek derin olmaz. Ona boşluk dediğin zaman. o boşlukta doğar. İşte o zaman ulaşıyorsun. gece sözcüğünde yer alır: Nişa. Çünkü o yaratıcılık. Kabullen. Bir aslan. çalışmak ve eyleme geçmek için enerji dolu olarak uyanır. Her zaman net ol.dinleniyorsun. Senden tekrar bir şey doğabilmesi için kendini toparlama dönemi. O boşluğun keyfini çıkar. sadece bir yavru doğurur. Kendini dingin ve kutsanmış hisset. Şunya diyoruz. Tek anlamı. Nişa. Kelime çok pozitif bir anlam yüklü. Doğu'da ve Hindistan'da hala devam ediyor. Bir sannyas vardı. Yaratımın ne kadar derinse. eğer gerçekten büyük bir sanat eseri ise kendini boş hissedersin. Ona ismi bilerek verdim. Neden diye sordum? "Geceden korkuyorum. Karanlık korkusu. Sonra dinlenme dönemi vardır. arkasından gelen boşluk da o kadar büyük olacaktır. Hindistan'da boşluk için daha iyi kelimeler var. Gençliği. Endişe etme. Onu yük olarak görme. Bu kadar çok isim arasından bana neden bu ismi verdin? Onu değiştir" dedi. arkasından gelen sessizlik o kadar derin olur. Dinlenmeye ihtiyacın var. Bunun için bir gerek yok. Onu şükranla karşıla ve bir süre sonra içinin tekrar dolduğunu ve daha güzel bir kitabın doğacağını gör. Yaratıcılık günlerinden bile daha güzel. Eskiden öyleydi. Sabah. Ama onu değiştirmeyeceğim. . aktivitelerle doludur.

asla bir sanatçı olamazsın. Tanrı de. Klasik müziği tamamen unut. aslında dine giden bir yoldur. kanının. önce bir öğretiyi öğrenmek ve sonra onu tamamen unutmak zorunda olmandır. heykel. kuyudan su çek. Disiplinli bir Klasik Batı Müziği eğitimi aldım. On iki yıl tekniği öğrenme eğitimi. anlık yaratıcılığı zincirlediğini hissediyorum ve son zamanlarda düzenli olarak çalışmakta zorlanıyorum. Ona boşluk deme. mistik olma yolundadır. icra ettiğinden emin olamıyorum. şiir yazarken. Resim dışında her şeyi yap. . resim yap." Sonra bir gün. Ondan sonra resim yapabilirsin. Bu eğitimin. Artık kendiliğinden yaratabilirsin. içinde ani bir heves hissedecek ve tekrar çalmaya başlayacaksın. Çalışmaya devam etme. Zen'de şöyle derler: "Eğer ressam olmak istiyorsan. bir sanatçı. Artık teknik bilgi değildir. zihindesin. başka bir konuda eğitim görmüş insanlardan ortaya çıkar. teknik olarak çok yetenekli bir hale gelebilirsin ama teknisyen olarak kalırsın. Aktif olduğun zaman. varlık de. Bütün sanatsal aktivite. Yaratıcılık budur. kemiğinin ve iliğinin parçası olmuştur. O zaman onun kutsallığını hissedebilirsin. Tekrar çalmaya başladığın zaman. resim yapacaksın. Ve on iki yıl tekniği unutma eğitimi. Daha önce kimsenin yapmadığı yeni şeyler dene. Teknik sana engel olmaz. bir ressam. gerçek de. 3. yeni yöntemler dene. ama klasik müziği unut. Onun seninle hiçbir ilgisi olmasın. Bu anları kendi varlığına düşmek için kullan. Şiir doğduktan sonra yorulmuşsundur ve zihin dinlenir. Aksi halde asla anını yaşayamazsın. teknik üzerinde fazla durma. YARATICILIK VE MELEZLEŞME Soru: Sanatsal ifade arzusu hissediyorum. Benim deneyimim de aynen bu. Artık hangi niteliklerin gerçek sanat olduğundan ve sanatçının özgün sanatı hangi süreçte üretip. Ancak sadece tekniğini biliyorsan ve hayatın boyunca o tekniği çalışırsan. odun kes. En büyük yaratıcılık. Sanki yokmuş gibi davran. Seni zincirlemez. Başka şeyler yap: Bahçıvanlık. Birkaç yıl boyunca varlığının derinliklerinde kalsın ve böylece sindirilsin. Bütünlük de. Ama eğer ABC'sini bilmiyorsan. on iki yıl boyunca resim yapmayı öğrenmeli ve sonra on iki yıl boyunca resmi tamamen unutmalısın. On iki yıl meditasyon yap. Artık teknik senin bir parçan olmuştur. o konuda çok derine inemezsin. Yeni yollar. Sonra bir gün. Biraz yenilikçi ol. O zaman teknik olmaktan çıkar. İçimdeki sanatçıyı nasıl hissedebilirim? Sanatın ikilemi. Tamamen unutmalısın.Bir şair. Yirmi dört yıllık eğitimden sonra.

senin ya da bir başkasının ne tür bir itirazı olabilir?" "Neden karşı çıktığımı çok iyi biliyorsun. "Anne. bir Hintli ile. Hıristiyan. dünyayla diğer gezegen arasında melezleşmeye gitmektir. başka Alman ile evlenmemeli. o da matematik dünyasına yeni bir şeyler katar." "Pekâlâ. aynı gezegene ait olduğumuzu tamamen unutmuşlar. Hindu. hiçbir Alman. en iyi yol. Melez olarak doğmuş çocuklar. Ve bize onay vermeni umut ediyoruz. Ancak en uç noktasına. Bunun bir nedeni var. aynı dünyaya. En kısa sürede evlenmek istiyoruz. Çok güzel. Müslüman ile evlenir. müzik dünyasına yeni bir şeyler katar. çok iyi ve hatta kutsal bir şeye dönüştü. Kardeşler arası ilişki yasağı ve tabusu çok önemlidir. vakit geldi. O zaman ben niye konuşuyorum? Yakışıklı bir genç adam olan Chauncey. Gerçekten geldi. her şeyi yapabiliyor. Daha farkında." "Ama oğlum. Bir evlilik eğer iki insan uzaktan akrabaysa ya da hiç akraba değilse çok daha iyidir. Myron ile olan ilişkimi. bir başka gezegende. Bu. Japon'la. eğer bir matematikçi müzik yapmaya başlarsa. . Myron ile iki erkek olarak evlenmemize. Herkesten beklerdim ama senin böyle bir tepki vermeni beklemezdim. Myron da beni seviyor. anne. Bilimsel olarak önemlidir. Hem de bu kadar iyi bir dostluk ilişkimiz olmasına rağmen. O zaman yeni tür insanlar varolmaya başlar. işin aslı. O Yahudi." "Ama Chauncey. daha canlı. Amerikalı ile evlenmelidir. çok daha sağlıklı ve güzeldir. her şeyi kabullenebiliyoruz. İki medeni insan gibi bunu oturup açık açık konuşalım. bunu söylüyor olamazsın. Anneciğim. böyle bir töreye karşı gelemezsin. Hıristiyan ile evlenir. Bir Japon. Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum. En güzeli böyle olur. Hindu ile evlenir. hepimizin insan olduğunu. Ama biz o kadar aptalız ki. Bu tip bölücülüklerle öyle şartlandırılmışlar ki. Kabul etmediğini hissediyorum. Bütün büyük yaratıcılıklar. Mantıki uç noktası. insanlar keşfedersek. Yahudi. mantıki uç noktasına götürülmemiştir. Her yönden daha zengin çocuklar doğar. Bir ırktan insanın. Dürüst olmak gerekirse. Eğer bir müzisyen matematikçi olursa. ilişkimiz bir şekilde filizlendi. annesiyle içten bir şekilde konuşuyordu. En iyisi bir Alman. bir Afrikalı. Afrikalı ile. "Böyle bir evliliğe onay verebileceğimi gerçekten bekliyor musun? İnsanlar ne der? Dostlarımız ve komşularımız ne düşünür?" "Anne. Bu. başka bir ırktan olan insanla evlenmesi iyidir. karşılıklı konuşmamız gerekiyor. O yüzden yüzyıllardır her ülkede kardeşler arasında evlilik yasaklanmıştır. bütün gezegenin bilincini yükseltir." İnsanlar birbirine çok karşı. hiçbir Hintli bir başka Hintli ile evlenmemeli. ne dediğinin farkında mısın" diye karşılık vermiş annesi. melezleşme gibi. ben Myron'ı seviyorum. bir Hintli. bir öğretiden başkasına geçmiş insanlar tarafından yapılmıştır.Örneğin. Eğer bir gün.

varsayımlar bulursun. kendi öğretisinin lezzetini uygulanmasa bile içinde getirir. "Yoksa sen delirdin mi? Bu ne biçim bir resim!" Vincent Van Gogh'un kendine özgü bir dünyası vardı. evliliklerinin meyvesi o kadar iyi olur. Aynı şey müzikte. Çünkü başka insanların tepkilerinden korkuyorlardı. bir öğretiden diğerine geçtiği zaman. onun tekniği seni tutsak ettiği zaman. Herkes onu anlamak üzere eğitilmiştir. sürekli antrenman yap. Gerçek bir yaratıcı insanın ünlü olması zaman alır. Ancak o zaman insanlar onu takdir etmeye başlar. Ancak o zaman insanlar takdir etmeye başlar. En az elli yıl beklemesi gerekir. Bir disipline aşina olduğun zaman. Ama insanlar onları odalarına asmaya hazır değildi. ona yeni bir şey katar. Dünya. yeni kriterler. Ne zaman dünyaya yeni bir şey getirirsen. İnsanların onu anlamasına yardımcı olacak araçlar henüz varolmamıştır. O zaman. Tek bir resmi bile satılmadı. Dünya asla. matematikte. Yaratıcı insanın dünya tarafından cezalandırılacağı kesindir. Bir şeyi sakın unutma. Onları arkadaşlarına vermişti. Müziğe yeni bir katkıda bulunur. Yani. o zaman yaratıcılığı unut. Bu en az elli yıl daha fazla sürer. yaratıcı olmayan yetenekli insanları takdir eder. buna karşı çıkılacağı kesindir. resimde. harika bir fikir. Müzik konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir insan için bu mümkün değildir. varoluşun bir orkestra olduğunu hissetmeye başlayabilirsin. Fiziğin derinliklerini araştırdığın zaman. kimsenin onu takdir etmemesi demektir. Tekniği mükemmel olan insanları. Çünkü insanlar onu anlar. Eğer bir dansçı müziğe geçerse. düzen içinde olduğunu.Kadın ile erkek arasındaki mesafe ne kadar büyük olursa. aynı resimleri Van Gogh hediye etse bile almaya hazır değildi. Süreç onlarca yıl sürdü. Senin bir parçan oldu. Yaptığın her şeyi etkileyecek. Vincent Van Gogh. Bir kaos değil. Çünkü teknik mükemmellik. Çünkü onun değer yaratması gerekir. sadece geçmişin mükemmelliği anlamına gelir ve herkes geçmişi anlar. Bir insan. Eğer gerçekten yaratıcıysan. O zaman daha yaratıcı olduğunu göreceksin. onu değerlendirecek herhangi bir kriter yoktur. Odalarına asmayı kabul edecek herhangi bir kişiye vermişti. Dünyanın uyum içinde olduğunu hissetmeye başlarsın. Fiziğe geçtiğin zaman. O zaman ünlü olursun. müzikte ne yapabilirsin? Onu tamamen unutmuş durumdasın. bu dünyaya yeni bir şey getirmiş insanı affetmez. öldükten sonra. insanların bir öğretiden diğerine geçmesi. Bir öğretiden diğerine geçmek. Eğer şöhret istiyorsan. Fizik çok uzaktır. O kadar yeni ki. içinde müziğin rengi ve tadı bulunan teoriler. Ama o içinde kalıyor. bir şekilde. er ya da geç. Ama eğer müzik eğitimi de almışsan. yaşadığı dönemde hiç takdir edilmedi. O yeni bir vizyon getirdi. Yavaş yavaş insanlar o resimlerde bir şeyler olduğunu hissetmeye başladı. Bir çeşit melezleşme. Sanatçı ölmüş olur. Şimdi her bir resmi milyonlarca dolara satılıyor. ünlü olmayabilirsin. Benim tavsiyem. Bu çok iyi bir fikir. Yeni değerler. fizikte. ondan sıyrılıp başka bir disipline geç. Dünyaya yeni bir şey getirmek demek. Zaten kabullenilmiştir. İnsanlık yavaş ve . kimyada da geçerlidir. ancak o zaman yargılanabilir. O zamanlar insanlar. Yetenekli olduğun konuda sürekli devam et ve tekniğini mükemmelleştir.

o gerçek sanattır. O senin meditasyonundur. bu yeterli. başka bir amaç yoktur. resim. o zaman tek başına keyfini çıkar. Hiçbir şey yaratamaz. Eğer sanat senin varlığını kavrıyorsa.. Eleştirmenler sanat hakkında hiçbir şey bilmez. o gerçek sanattır. en güzel ibadet. Eğer içine gömülüyorsan.ataletlidir. yaparken içindeki keyif ve huzur taşmaya başlıyorsa. Eğer herhangi bir sanatın içinde bulunabiliyorsan. Eğer coşkuyla yapıyorsan. dans. Bunu kolaylıkla yapabilirsin. Eğer sana bir kutlama veriyorsa. Yeterince eleştirmişlerdir. Doğru olanı yapmış. O günden itibaren eleştirmenler onun resimlerini eleştirmeyi bırakmış. Zamanın gerisinden gelir. bu eğer seni Tanrı'ya yönlendiriyorsa. neyin gerçek sanat olduğuna kafanı takma. içini kıpırdatıyorsa. bu en güzel ibadettir. Eğer seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşüyorsa. adım adım. Resmi çok seven bir Sufi mistik varmış. Önemli olan şey. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. O yüzden onları düşünme. egon kayboluncaya kadar içine emiliyorsan. Eğer müzik yapmak sana bir sıcaklık duygusu veriyorsa. Onlar katılımcı olamaz. resimlerini düzeltmelerini istemiş. Bütün eleştirmenleri davet etmiş ve onlardan boyaları. en azından kaldırımda durur ve koşanlara taş atarsın. Özgün sanattır. senin iç duyguların. Eğer koşu yarışına katılamıyorsan. bu yeterli. mümkün olan en yoğun meditasyon olabilir. fırçaları ile gelip. iç sıcaklığın. Bu olmamış" dermiş. Yaratıcı insan ise zamanın önündedir. Bana. "sanat. ünlü olamayacağını. çok tanınmayacağını kabullenmelisin. dingin ve keyifli olmana yardımcı oluyorsa. o zaman. Herkes ona gelip. Sanat. yaparken kendini kaybediyorsan. "Burası yanlış. O zaman başka bir meditasyona ihtiyacın yok. "Artık gerçek sanatın niteliklerinden emin değilim" diyorsun. O yüzden eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. sanat içindir" olgusunu öğrenmek zorundasın. müzik. . Eğer sen keyif alıyorsan. düzeltmekse zor. Eleştirmenlerin sürekli yaptığı bu. heykel. Yaratmayı bilmeyen insanlar eleştirmen olur.. gerçek sanattır. Eğer sessiz. bir gün bütün resimlerini evinin önüne asmış. O seni yavaş yavaş. Eğer bir meditasyona dönüşüyorsa. egon kaybolur. Tanrı'ya götürecektir. içinde coşku yükseliyorsa. Aradaki boşluk. Eğer tatmin olduğunu hissediyorsan. gerçek sanattır. o gerçek sanattır. Yaptığın her şeyden keyif al. Dönemin tüm eleştirmenleri ona karşıymış. iç ışığın. O yüzden. Bu insanlardan o kadar bıkmış ki. o zaman gerçek sanattır. Eleştirmenlerin söyledikleri seni rahatsız etmesin. Hatta sanatçı olamayanlar eleştirmen olur. Eleştirmek kolaydır. Şimdi düzeltme zamanıdır. buradan gelir. eğer bir olimpiyat koşucusu olamıyorsan. en güzel meditasyondur. O zaman seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşür. Bu konudaki kriterim. Eğer ondan keyif alan birkaç arkadaş bulabilirsen ne güzel. Ama eğer keyif alacak başka kimse yoksa. Tek bir eleştirmen bile gelmemiş. Başkasının sana katılıp katılmaması hiç önemli değil.

. Duyabilir. sanata. açlıktan uzak olmalı. Ancak Aurangzeb bir beyefendi değildi. şiire ihtiyacı vardır. tıbbi olara sağlıklı olabilir. sadece müziğin İslam'a karşı olduğunu söylüyorlardı ama hepsi bu. Binlerce dahi bu şehirde yaşıyordu. gözleri. Müslümanlar müziği yasakladı. Klasik müziği anlayamayan bir insan fakirdir. güzel evlere ihtiyacı vardır. Hayatın paraya ihtiyacı vardır.4. Klasik müziği anlamanın tek yolu öğrenmektir ki bu uzun bir öğrenme süreci. coşku. Ancak anlamak için. Başka her şeyi parayla satın alabilirsin. Hayat çok engindir. her türlü önyargıdan uzak olmalısın. Bütün dinler servete karşı olmuştur. Çünkü hayatın rahat etmeye. Sadece sevgi. Ama onun güzelliğini görmek için çok iyi öğreti almış olman gerekiyor. müzisyenin o anda kafasının kesileceğini ilan etti. aydınlanma ve özgürlük gibi ruhani değerler istisnadır. . Bu. tahttaydı. Bu doğal bir paralelliktir. Ve neredeyse her şey satın alınabilir.. paraya karşı olmaları çok doğal. Delhi ki. Yeni Delhi'de yaşandı. Ama istisnalar her zaman kuralı ispatlar. kulakları. güzel yemeklere. burnu. Bunlar istisnalardan birkaçı. güzel kıyafetlere. bütün duyuları. Peki ama metafiziksel olarak. binlerce yıllık başkent olarak müziğin doğal merkeziydi. Eğer büyük kitaplar listesi yapacak olsaydım ilk sırada o olurdu. Mirdad Kitabı'nın adını bile duymamış olan insanlarla karşılaştım. Delhi müzisyenlerle doluydu. Çünkü zenginlik sana hayatta satın alınabilecek her şeyi verir. sağırdır. Örneğin. PARANIN SANATI Soru: Paradan söz edebilir misin? Parayla ilgili olan duygular nedir? İnsanların hayatlarını kurban etmesine neden olabilen bu güç nereden gelir? Bu çok önemli bir soru. O zamana kadar Müslüman imparatorlar. aynı zamanda zorbaydı. Mirdad Kitabı gibi büyük bir edebi eserin güzelliğini görebilir misin? Eğer göremiyorsan körsün. Eğer Delhi'de müzik sesi duyulursa. Bütün dinler yaşamaya karşı olduğu için. İnsanoğlunu muazzam bir deneyimden mahrum bıraktılar. müziklere. En güçlü Müslüman imparatorlarından biri olan Aurangzeb. yoksulluktan uzak olmalı. Hayatın güzel kitaplara. O sadece güçlü değil.

Aurangzeb balkona çıktı ve "kim öldü" diye sordu. her konuda zengin olmalıydı. Müslümanlar keyfe karşıdır. Neden? Çünkü müzik Doğu'da. Nedenleri farklı olsa da. Her Hint kralının. Oysa fahişelerin evleri. müzik ve dansla doluydu. fahişe bedenini satar. Servet . Hepsi yanıtladı: "Müzik öldü ve katili de sensin!" Aurangzeb yanıtladı: "Ölmesine sevindim. Güzelliği anlamalı. Aynı şey diğer dinler tarafından da yapılmıştır." Protesto olarak. dehasını. Hiçbir Müslüman müzik çalınan bir yere giremezdi.Bu ferman verildikten sonra. Onlar." Binlerce müzisyenin ve gözyaşlarının Aurangzeb üzerinde bir etkisi yoktu. Müzik dinlerine karşıydı. Batı'da. bir daha dışarı çıkmasın. Ama bu adam tehlikeli. dilencidir. Bu kadarı çok fazla. Müslümanlar tarafından yasaklanmıştır. hepsi bu. kahkahalar. bana sorarsan. mümkün olduğunca derin bir mezar kazıp onu gömün ki. Müzik dinlemek bir günahtı. görgüyü anlamalı: Eski Hint geleneği böyleydi. Onlar görgü kurallarını. Mantığı görebilirsin. O. hepsi insanoğlunun zenginliklerini budamıştır. başka bir şeyin olamaz. sadece yastık vardı. Eğer paran yoksa. paradan vazgeçilmesidir. Şimdi lütfen gidin." Sence bu adamın aklı yerinde mi? Bir devenin iğnenin deliğinden geçebileceğini kabullenmeye hazır. Ama sanki bir cenaze gibi görünüyordu. kökünü kesiyorlardı. cenaze törenlerinde naşın taşındığı gibi bir şey taşıyordu. Neden? Çünkü müziği öğrenmek için bir fahişenin evine girmek zorundaydın. Ama zengin bir adamın cennete girmesi mi? Bu çok daha imkansız. Bertrand Russell'a. dalları budamak yerine. En temel öğreti ise. nezaketi. genel olarak güzel kadınlar tarafından yapılırdı. dansın inceliklerini öğrenmeleri için yollanırdı. Bütün dinler insanı mümkün olduğunca fakir yapmaya çalışmıştır. Parasız bir adam açtır. Müzik. Nijinsky'e. Ancak bunu bile mümkün olarak kabul ediyor. Öldürmeye başlayacak. Bu imkansız. İçinde beden yoktu. Bu imkansız bir şey. Çünkü müzisyenler. Doğu'da ve Batı'da farklıdır. Aurangzeb. Doğu'da. Bir kral. kutsal bir şey yapıyordu. Parayı o kadar çok lanetlemiş ve yoksulluğu o kadar övmüşlerdir ki. geçmişte fahişe bedenini satmazdı. İsa'nın şu dediğine bak: "Bir deve iğnenin deliğinden geçebilir. Böyle bir şey mümkün değil. binlerce müzisyen Aurangzeb'in sarayına yürüdü. müziği. bütün müzisyenler bir araya toplandı ve şöyle dedi: "Bir şeyler yapmalıyız. Eskiden müziğe karşı olduklarını söylerlerdi. onlar dünyanın gelmiş geçmiş en büyük suçlularıdır. O yüzden yasaklandı. Böyle bir insanın Dostoyevsky'e. Albert Einstein'a vakit bulmasını bekleyemezsin. Müslümanlar bunu bozdu. mantığı anlamalı. yerine geçecek oğlunu birkaç yıl fahişelerle yaşamaya gönderdiğini öğrendiğinde çok şaşırırsın. ama zengin bir adam cennetin kapısından geçemez. müziğini. "kim öldü" diye sordu. Fahişe kelimesinin anlamı. elbisesi yoktur. sanatını satardı. dansını. şarkılar.

para seni çok yönlü zengin yapabilir. diğer müzik ustaları onun yanına bile yaklaşamıyordu. Pek çoğu altı gün çalıştıktan sonra yorgun olduğu için uyur. develerin girdiği. zenginliğe saygı duyan ilk kişi benim. Artık yeni bir konuşma hazırlamak zorunda değildir. Yoksul ülkelerdeki insanların. Ama sadece bedeni sevişiyor. Çünkü dünyada çok şeye sahipler ve cehenneme atılacaklar. . ama kendisinin girmesinin mümkün olmadığı cenneti düşünüyor. Rahip de herkesin uyuması sayesinde daha rahattır. Eğer keyiflenirse. suçluluk duygusu onu zehirler. Zengin olan yüzde iki ise. Bir yol. Ne rahip vaazından bir şey anlar. Onlar ancak bir kilisedeki. Belki cennete kabul edilmezler. Açlık çeken insanlarda kendilerini zeki yapacak yeterli enerji yoktur. büyük edebiyat ve sanat şaheserleri kadar önemlidir. para lanetleniyor. Ama büyük bir tesellileri var: Zengin insanların giremeyeceği yere onlar kabul edilecek ve melekler lir çalarken. Ama onun bir tesellisi var. Zenginlik onlarda suçluluk duygusu yaratıyor. Vincent Van Gogh'un resimlerine dönüp bakmaz. ancak içinde yoğun enerji akışı varsa ortaya çıkar. çok güzel müzikler besteliyordu. cennete kabul edilmeyecekler. Onların zekası yok. Çünkü özünde korkuyorlar. zengin ülkelerdekine göre daha mutlu olduğunu duyunca şaşırırsın.lanetleniyor. güzel müzik. Fakir bir adam Mozart'ı anlayamaz. Bir dilenci. Mozart. zengin olmanın suçluluğu altında büyük bir vicdan azabıyla yaşayacak. O yüzden zengin insan sürekli korkuyla yaşar. Belki de paraya. Karamazov Kardeşler'i anlayamazlar. Amerikalılar dünyanın dört bir yanında ruhani rehberlik arayışı içinde. Pişman olmadıkları için suçları hafiflemeyecek. İnsanların yüzde doksan sekizi sefalet içinde yaşıyor. Güzel bir kadınla sevişiyor olabilir. Zenginlik. Cennet kapılarından geçmek istiyorlar. sekiz yaşında. Çünkü. ne de izleyiciler. bazı şeylerin keyfini çıkarmaya başlarsa. Hindistan'da en yoksul insanların bile mutsuz olduğunu görmedim. Eski vaazını tekrar edip durur. bir çeşit yoga. ama keyfini çıkartamaz. Şimdi bu adam nasıl sevişsin? En iyi yemekleri yiyor olabilir. onları "Haleluya". Bir paranoya içinde yaşıyor. Herkes uyuduğu için. Aç bir adam Michelangelo'yu anlayamaz. Bütün dünya kendine düşman edilmiş. zenginliklerinin keyfini çıkartamıyorlar. Sadece ekmek ve yağla tükenirler. Bu doğaldır. çünkü develer tarafından geride bırakılmak istemiyorlar. zenginlik lanetleniyor. bir egzersizle teselli bulmak istiyorlar. Dünya iki kampa bölünüyor. Zeka. kimse rahibin kendilerini kandırdığını anlamaz. O sekiz yaşında iken. Yoksul insan zaten cehennemde yaşıyor. aptal bir rahibi dinleyebilir. O ise. Hayatının kısa olduğunu biliyor ve ondan sonra sadece karanlık bir cehennem ateşi var. Bu suçluluk duygusu yüzünden. Bazı insanlar doğuştan müzisyendir. O yüzden ikilem içindeler. Hoşgeldiniz diye karşılayacak. O adam doğuştan yaratıcıydı.

Henry Ford. doğuştan ressamlar varolduğu gibi. bunlar yıldız değil" diyordu. Kıskançlık yüzünden lanetliyorlar. kömür madeninde çalışan fakir bir babanın oğluydu. Onlar hiç takdir edilmemiştir. bu tür bir resim gördüm. büyük laboratuvarları ve teknolojileriyle yüzyılda görebildiğini o kendiliğinden görmüştü. Para insanoğlunun en büyük keşiflerinden biri. Fizikçiler. bir dehası olmuş olmalı ki. Van Gogh yanıtladı: "Bu ağaçların yanına oturdum ve amaçlarını dinledim. bütün heykelleri satın alınabilir. kendilerinin aslında dünyanın yıldızlara ulaşma arzusu olduklarını söylediler. Hiç eğitim görmedi." Belki birkaç yüzyıl sonra bilim adamları. Para ve servet yaratmaya yönelik bir yeteneği. doğuştan servet yaratıcıları olduğunu da hatırlatmak isterim. Tıpkı Van Gogh'un resmettiği gibiydi. yıldızların asıl şeklini kavramıştı. Dünya onların yerçekimine karşı hareket etmesine izin veriyor. Birkaç gün önce resimlerinden birini gördüm. Zavallı Van Gogh! Adamda müthiş bir göz olmalı. Sanat okulunun önünden bile geçmedi. Kesin olan bir şey var. Van Gogh'un haklı olduğunu keşfetti. sadece çıplak gözleriyle. Yıldızlar göründükleri gibi değil. Yıldızlar arkada kalmış. müzik ya da şiir yaratmaktan çok daha zor bir şey. Hatta daha fazla takdir edilmeli. O sadece bir araç. fakir bir aileye sahipti ve dünyanın en zengin adamı oldu. Kim böyle bir yıldız görmüştü ki? Diğer ressamlar bile "Sen deliriyorsun. Onları destekliyor. yardım ediyor. Henry Ford. Çünkü yıldızları kimsenin görmediği bir şekilde yapmıştı. Yoksul insanlar bunu nasıl anlayacak? O zekaya sahip değiller. Senin gördüğün gibi durağan değiller. Ağaçlar yerçekimine karşı hareket ediyor. şair gibi takdir edilmeli. herkes ona gülmüştü. Vincent Van Gogh. yıldızların üstüne kadar çıkıyordu. dünyanın bütün şiirleri. Tıpkı doğuştan şair. ağaçların dünyanın arzusu olduğunu keşfeder. . Onlar sürekli kendi ekseninde dönen dervişler. Ben paraya saygı duyuyorum. Belki de dünya yıldızlarla iletişim kurmak istiyor. Çünkü onun parasıyla. Dünya canlıdır ve hayat her zaman daha yükseğe erişmek ister. ağaçlar çok yükseğe çıkmıştı. Çünkü fizikçilerin. O resim yüzünden bırakın başka ressamları. Sadece aptallar onu lanetliyor. Ayrıca yıldızların altında çizdiği ağaçlar. Şimdi kim böyle ağaç gördü? Bu sadece delilikti. yazar. Sonra ağaçları sordular: "Yıldızları aşan bu ağaçları nereden buldun". bu bir resim. Servet yaratmak kolay bir iş değil. Ama birkaç gün önce. Hayal gücünün sınırı yoktur. Nebula gibi her yıldızı sürekli dönen bir tekerlek gibi çizmişti. tıpkı büyük bir müzisyen. Belki başkalarında para varken. Herkes bir Henry Ford değil ve olamaz. Ağaçlar bana.Vincent Van Gogh. kendilerinde olmadığı için kıskanıyorlar. Ama dünyanın en büyük ressamlarından biri oldu. bütün müzikleri.

Atını verip inek almak isteyen bir adam bulmak zorundaydın. Çünkü eğer insanlar zekiyse. eğer bende bir dolar olsaydı. İnsan onu tutmamalı. Bu çok zor bir işti. üç bin dolarlık keyif alınmış olunur. Dünyanın her yerinde mal takası sistemi vardı. hiçbir şey alamıyordu. Cebinde tutarak nasıl keyfini çıkartacaksın? Keyfini ancak harcayarak çıkartabilirsin. Örneğin. tapınakların. o zaman bu salonda sadece bir dolar olur. Vakit kaybetme. Bu sadece tek bir tur. Para ne kadar hızlı hareket ederse. Mekke bana gelsin. Biraz çatlağım ama deli değilim. İncil'i kim okuyacak? Dinler hiçbir zaman insanın zeki olmasını. İnsanları zenginleştirir. Bir dolarım yok. kahkaha ve sevgi dolu bir yer yarattığımız zaman. O bir akım olmalı. Cebim bile yok. Neden gideyim? Eğer dini bir yer. ama onların atları yoktur. İnsanlar artık alıp verme kapasitesine sahip olunca. Para bunu kolaylaştırdı. Ben Mekke'ye gitmiyorum.. Turlar devam ettikçe dolar çoğalmaya devam eder. Para çok büyük bir icat. Ben doların değerinin karşılığını alırım ve keyfini çıkartırım. Deli değilim. sinagogların. camilerin müşterisidir. Benim keyfini çıkardığım dolar ve o cimrinin cebinde duran bir dolar. Hiçbir şey satamıyor. Para ortaya çıkmadan önce durum buydu. at satmak isteyen bir adam aramak zorunda kalmadı. Para insanlığa çok büyük bir hizmette bulundu. İnsanlığın zengin olmasını istemiyorlar. Ben Kudüs'e gitmiyorum. onu nereye koyacağım diye endişeleniyorum. İnsanın mutlu olmasını istemedi. Şimdi eğer onu elinde tutarsa. Doğal olarak insanlar yoksuldu. herkes doları mümkün olduğunca hızlı harcarsa. eğer bir dolarım varsa ve onu harcamazsam. Takas sistemi ortadan kalktı. doğal olarak zenginleşmeye başladılar. Sahip olmadıkları şeyleri alma kapasitesi verir.Para. bu hayatının en zorlu görevi olurdu. o kadar çok paran olur. Bu sadece bir örnek. O yüzden paraya. zengin olmasını istemedi. Paradan önce insanlar çok büyük zorluk çekiyordu. Artık ineğini satabilir. eğer üç bin insan varsa. Artık inek satmak isteyen adam. Bu çok zor bir iş. Örneğin. Ben keyfini çıkartıyorum ve dolar başkasına geçiyor. Ama onu hareket ettirdikçe çoğalıyor. Ama eğer o dolarla bir şey satın alırsam. Ama bütün dinler ona karşı olmuştur. Eline geçtiği zaman harca. Ama inek almak istemiyorlardır. başkasına geçer. Çünkü acı çeken. dinin tadını almak istiyorsa. "currency" yani akım denir. at satan ama inek istemeyen herhangi birinden at alabilirdi. Yanımda bir sent bile yok. Eğer bir ineğin varsa ve at almak istiyorsan. aptal insanlar. İnek almak isteyen insanlar bulabilirsin. İsrail'de ne var ki? Yeni İsrail'i biz yaratmış oluruz. Ben hiçbir dini yere gitmedim. Bunu iyi anlamak gerekir. At vermek isteyen insanlar bulabilirsin.. parayı alıp. Hiçbir şey girmiyor ve ortada aslında bir dolar var. Bazen eğer bir dolarım olursa. değiş tokuş yapmanın bilimsel bir yolundan başka bir şey değil. bana gelmeli. Burada keyif. Çünkü cebinde durduğu sürece doların büyümesini. çoğalmasını önlüyor oluyorsun. kiliselerin. Para bir değişim ortamı oldu. Doları yiyemezsin. Ama eğer kimse parayı tutmazsa. Ben başka bir anlam bilmiyorum. . o zaman sadece iki dolar olur. yoksul. Benim anlamım bu. İnsanlığın zeki olmasını istemiyorlar.

Eğer hayatta bir anlam görmüyorsan. onun gelmesi için pasif bir şekilde bekliyor olmalısın. bir Zerdüşt olman gerekir. yaratılacak bir şiir. aptalın tekisin. Aksi halde. kendi kanıyla beslemesi gerekir. anlamın keşfedileceği gibi aptalca bir fikir yüzünden anlamsız birer hayat sürüyor. çünkü yarattı. YARATIM EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Hayır. Onun yıllarını almış olabilir. O.Para hakkında sana empoze edilmiş olan bütün fikirleri bırak. Yani sağına soluna bakınca. Daha azı yetmez. Anlam zaten oradaydı. Buda da bir şey keşfetti. biraz arayınca bulamazsın. edilecek bir danstır. Onu ancak yaratırsan bulursun. bir nesne değil. Senin bir Zerdüşt olman gerekir. taş değil. Tanrı. Onu ancak yaratanlar bulur. Milyonlarca insan. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. Zerdüşt'ün izinden gidip. Bunu unutma. O şekilde asla bulamazsın. anlam. Anlam müziktir. Ama bu Einstein'ın keşfi gibi değil. Çünkü ancak servet yarattıktan sonra diğer boyutlar sana açılabilir. o doğum sancılarını yaşaması gerekir. Ama Zerdüşt'ün anlamını kavramak için. ona saygı duy. Aradaki farkı gör. bir perdeyi çekince karşında. Her bireyin Tanrı'yı. Anlam bir danstır. Eğer çok geri zekalı değilsen anlarsın. Bence anlamın keşfedilecek bir şey olmaması çok güzel. Sadece ortalama zekaya sahip olman yeter. Halbuki görecelilik teorisini anlamak için bir Albert Einstein olmana gerek yok. onun haritasını kullanarak bulacağın bir şey değil. Onu yaratacak özgürlük . gerçeği. Ancak o zaman keşfedebilir. Anlamı. Sana haritayı vermiş. Buda hayatın anlamını buldu. Her insanın onu rahminde taşıyıp. söylenecek bir şarkı. anlamı. yaratılması gerekir. böyle değil. çünkü yarattım. O zaman asla gelmez. Her insanın hamile kalıp. Geçmiş dinlerin fikri buydu. Ama değil. Onu tekrar yaratman gerekir. Şimdi onu tekrar tekrar keşfetmen gerekiyor mu? Eğer tekrar tekrar keşfediyorsan. Sanki anlam zaten oradaymış gibi. Ne gerek var? Bir adam keşfetmiş. işte burada. Ama senin anlaman birkaç saat sürer. bir insan onu keşfederdi ve sonra başkalarının keşfetmesine gerek kalmazdı. doğurması gerekir. Zerdüşt de bir şey keşfetti. Orada bir çalının arasında durmuyor. Anlamın keşfedilmesi değil. servet yarat. ancak onu yaratırsan bulursun. Üniversiteye gidip öğrenebilirsin. Ben buldum. bir yaratımdır. Unutma. Dini anlam ile bilimsel anlam arasındaki farkı görüyor musun? Albert Einstein görecelilik teorisini keşfetti.

orada. Onu yaratacak enerji orada. Tohum ekip, ekini biçmek için gerekli tarla orada. Hepsi orada. Ama anlamın yaratılması gerekir. O yüzden yaratmak, bu kadar büyük bir keyif, bu kadar güzel bir macera ve bu kadar heyecanlı bir şeydir. O yüzden ilk olarak, dinin yaratıcı olması gerekir. Şu ana kadar din, çok pasif, hatta durağan kaldı. Dindar bir insanın yaratıcı olmasını beklemezsin. Onun oruç tutmasını, mağarada oturmasını, sabah erken kalkıp, mantra söylemek gibi aptalca şeyler yapmasını beklersin. Ancak o zaman tatmin olursun. O ne yapıyor? Uzun oruçlar tuttuğu için onu övüyorsun. Belki adam mazoşist. Belki kendine işkence yapmaktan hoşlanıyor. Buz gibi soğukta çıplak oturuyor ve sen onu takdir ediyorsun. Ama ne gerek var? Ne gibi bir değeri var? Dünyanın bütün hayvanları soğukta çıplak oturur. Onlar aziz değil. Ya da sıcakta, güneş altında oturur; ve sen onu takdir edersin. "Baksana, ne kadar dindar bir adam" dersin. Ama o ne yapıyor? Dünyaya katkısı ne? Bu dünyaya nasıl bir güzellik kattı? Herhangi bir değişiklik yarattı mı? Dünyayı biraz daha tatlı, biraz daha hoş yaptı mı? Hayır, bunu sormuyorsun. Şimdi sana söylüyorum, bu soruyu sormalısın. Bir insanı şarkı yarattığı için öv. Bir insanı güzel bir heykel yarattığı için öv. Bir insanı çok güzel flüt çaldığı için öv. Bundan sonra, dini kriterlerin bunlar olsun. Bir insanı çok güzel sevdiği için öv. Sevgi bir dindir. Bir insanı, onun sayesinde dünya daha zarif olduğu için öv. Oruç tutmak, mağarada oturmak, kendine işkence etmek ya da çivili yatakta yatmak gibi aptalca şeyleri unut. Bir insanı çok güzel güller yetiştirdiği için öv. Dünya onun sayesinde daha renkli olmuştur. O zaman anlamı bulursun. Anlam yaratıcılıktan ortaya çıkar. Din daha şiirsel, daha estetik olmalıdır. İkinci şey ise şudur: Bazen bir sonuca ulaştıktan sonra anlamı aramaya başlarsın. Bir sonuca ulaştıktan sonra ararsın. Anlamın ne olması gerektiğine karar vermişsindir. Ama sonra onu bulamazsın. Arayışın saf olması gerekir. Arayışın saf olması gerekir derken neyi kastediyorum? Herhangi bir yargıya sahip olmadan, kafanda herhangi bir beklenti bulunmadan. Nasıl bir anlam arıyorsun? Eğer belirli bir anlam aramaya çoktan karar verdiysen onu bulamazsın. Çünkü daha en baştan arayışın kirlenmiştir. Arayışın saf değildir. Sen kararını çoktan vermişsin. Örneğin, eğer bir adam benim bahçeme gelip, burada elmas bulacağını düşünüyorsa, ancak o zaman bu bahçe güzeldir. Ama elmas bulamadığı zaman, bahçede bir anlam olmadığını söyler. Etrafta birçok güzel çiçek, bir sürü öten kuş, bir sürü renk, ağaçlar arasından esen rüzgar, kayalar üstünde yosun vardır. Ama o bir anlam göremez. Çünkü aklında belirli bir fikir vardır. Elması bulmalıdır. Ancak o zaman bir anlam olacaktır. Kendi fikri yüzünden anlamı kaçırmaktadır. Bırak arayışın saf olsun. Sabit bir fikirle hareket etme. Çıplak ol. Açık ve boş ol. O zaman sadece bir anlam değil, binlerce anlam bulacaksın. O zaman her şey anlamlı gelecek.

Güneşin altında parlayan renkli bir taş ya da etrafında küçük bir gökkuşağı yaratan çiğ damlası. Ya da rüzgarda dans eden küçük bir çiçek. Sen hangi anlamı arıyorsun? Bir sonuçla başlama. Aksi halde başlangıçta yanlış yapmış olursun. Yargısız arayışa gir. İnsanlara sürekli "Eğer gerçeği bulmak istiyorsan, bilgini bir kenara koy. Bilgili insan asla bulamaz. Bilgisi bir barikat olur" derken, bunu kastediyorum. Goldstein, hayatında hiç tiyatroya gitmemişti. Çocukları yaş günü için ona bir bilet hediye etti. Temsilden sonra evine geldiler ve heyecanla nasıl bulduğunu sordular. "Tamamen saçmalıktı" diye yanıtladı. "Kız arzu ederken, adam istemiyordu. Adam arzu ederken, kız istemiyordu. İkisi de istediği zaman perde kapandı." Şimdi, eğer sabit bir fikrin varsa o zaman sadece onu ararsın. Sadece onu ararsın. Ve bu zihin darlığı yüzünden diğer her şeyi ıskalarsın. Anlam yaratılmalıdır ve önyargısız aranmalıdır. Eğer bilgini bir kenara koyabilirsen, hayat birden renklenir. Bütün renkler canlanır. Ama eğer sürekli yazıtları, kitapları, teorileri, doktrinleri, felsefeleri sırtında taşıyorsan, bunlar içinde kaybolursun. O zaman her şey karışır, çorbaya döner. Neyin ne olduğunu bile hatırlayamazsın. Zihnin çorba gibi. Onu temizle, boşalt. En iyi zihin, boş zihindir. Sana boş zihin şeytanın atölyesidir diyenler, aslında şeytanın ajanlarıdır. Boş bir zihin Tanrı'ya her şeyden daha yakındır. Boş zihin şeytanın atölyesi değildir. Şeytan düşünce olmadan hiçbir şey yapamaz. Şeytan, boşlukta hiçbir şey yapamaz. Boşluğa girmesi mümkün değildir. Zihninde ne kadar çok düşünce var. Hepsi karışmış. Hiçbir şey net görünmüyor. Birçok kaynaktan o kadar çok şey duymuşsun ki, zihnin bir canavara dönüşmüş. Sense hatırlamaya çalışıyorsun, çünkü sana hatırlaman söylendi. "Unutma" dendi. Sen de doğal olarak, bu ağır yük yüzünden hatırlayamıyorsun. Birçok şeyi unuttun, birçok şeyi hayal ettin ve kendinden kattın. Bir İngiliz, Amerika'yı ziyaret ederken bir ziyafete katılmış. Ev sahibinin şu konuşmayı yaptığını duymuş: "Başka bir adamın karısının -annemin kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine." "Ne güzel bir söz" diye düşündü İngiliz. "Bunu hatırlayıp, daha sonra kullanmalıyım." Birkaç hafta sonra İngiltere'ye döndü ve bir kilise yemeğinde, kadeh kaldırma konuşmasını onun yapmasını istediler. O da kalabalık salonda büyük bir coşkuyla başladı. "Başka bir adamın karısının kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine."

Uzun bir sessizlikten sonra, kalabalık huzursuz olmaya ve konuşmacıyı süzmeye başladı. Konuşmacının arkadaşı ona eğilip fısıldadı: "Ne demek istediğini hemen açıklasan iyi olur." Konuşmacı, "Tanrım!" diye bağırdı. "Kusura bakmayın. Kadının adını unuttum." Bu yaşanıyor. Etrafın bunu dedi, Lao Tzu şunu dedi diye hatırlıyorsun. İsa'nın ne dediğini, Muhammed'in ne dediğini hatırlıyorsun. Birçok şey hatırlıyorsun ve hepsi karışmış durumda. Kendi başına tek bir söz bile söylememişsin. Eğer kendine ait bir şey söylemezsen, anlamı kaçırırsın. Bilgiyi bırak ve daha yaratıcı ol. Unutma, bilgi toplanır. Bir yaratıcılığa gerek kalmaz. Sadece alıcı olman yeterli. İnsan buna dönüşmüştür. İnsan bir izleyiciye indirgenmiştir. Gazete okur, İncil okur, Kur'an okur, Gita okur, sinemaya gider, oturur, film izler, futbol maçına gider. Ya da televizyonunun karşısına oturur, radyo dinler, falan filan... Günde yirmi dört saat, herhangi bir katılıma girmeden sadece izleyici olur. Başkaları bir şeyler yaparken, o sadece oturup izler. İzleyerek anlamı bulamazsın. Binlerce sevgiliyi sevişirken görebilirsin. Ama sevginin ne olduğunu bilmezsin. O, orgazmik bırakmışlığı izleyerek bilemezsin. Katılımcı olmak zorundasın. Anlam, katılmakla ortaya çıkar. Hayata katıl. Mümkün olduğunca derinden ve bütünüyle katıl. Katılım için her şeyi riske et. Eğer dansın ne olduğunu bilmek istiyorsan, bir dansçıyı izlemeye gitme. Dans etmeyi öğren, dansçı ol. Eğer herhangi bir şeyi bilmek istiyorsan, katıl. Bir şeyi bilmenin gerçek, doğru ve özgün yolu budur. O zaman hayatında birçok anlam olacak. Sadece tek boyutlu değil; çok boyutlu anlamlar. Ve sen anlam yağmuruna tutulacaksın. Hayatın çok boyutlu olması gerekir. Ancak o zaman anlam vardır. Hayat asla tek boyutlu değildir. Bu da bir sorun. Eğer biri mühendis olursa, her şeyin bittiğini düşünür. Kendini mühendis kimliğiyle tanımlar. O zaman hayatı sadece mühendislik olur. Milyonlarca seçenek varken, o sadece tek bir yolda ilerler. Sıkılır, bunalır, yorulur ve heyecanını kaybeder. Sadece ölümü bekler. Bu durumda nasıl bir anlam olabilir? Hayatta daha fazla ilgi alanların olsun. Sadece bir iş adamı olma. Bazen oyun da oyna. Sadece doktor, mühendis, müdür ya da profesör olma. Mümkün olduğunca çok şey olmaya çalış. Kağıt oyna; keman çal. Şarkı söyle; fotoğraf çek. Şair ol; hayatta mümkün olduğunca çok şey bul. O zaman zenginliğe sahip olursun. Anlam, zenginliğin yan ürünüdür. Sokrates hakkında çok anlamlı bir hikâye duydum: Sokrates, hücresinde ölümünü beklerken sürekli, "Sokrates müzik yap" diye onu zorlayan rüyalar görmeye başlar. Yaşlı adam her zaman felsefe yaparak sanata hizmet ettiğini düşünürdü. Ancak o gizemli sesin teşviki ile hikayelerini dizelere dönüştürdü; Apollo'ya bir ilahi adadı ve flüt çaldı. Ölüm soluğunda felsefe ve müzik bir an için el ele tutuştu. Sokrates daha önce hiç olmadığı kadar mutlu oldu. O hayatında flüt çalmamıştı. İçinde bir şey ısrar ediyordu. "Sokrates, müzik yap." Ölüm bu

Yüzde yüz akıl sağlığı yerinde bir adam." Müzik çok güzel olmayabilir. dans etmeye başladı. artık çocuk kendini tutamadı. O yüzden sürekli onu kolluyordu. O gün tatildi ve Hassidler dua edip. Denge getirir. mantıklı bir açıklama getiremeyeceği bir şey yaptı. Geçen gün. Çocuğunun onu dinlemeyeceğinden korkuyordu. Düdüğün nerede" diye sordu.kadar yakınken. Yanında bir parça çılgınlık olması her zaman büyük bir keyif getirir. çocuk babasına sordu: "Bir düdüğüm var. Çünkü burada kendiliğinden yapılan tek şey bu oldu. "Bu kadar mantık yeter. Belki de hayatında ilk kez. O daha önce hiç flüt çalmamış. "Kesinlikle olmaz. Bir adam özürlü çocuğu ile gelmişti. Belki de hayatında ilk kez anını yaşadı. o deli insanlarla. Ama Baal Şem geldi çocuğa sarıldı ve şöyle dedi: "Dualarımız duyuldu. Bu düdük olmadan hepsi bir hiçti. Bırak bazı şeyler gizemli kalsın. onu çalabilir miyim?" Baba. Aksi halde o çok rasyonel bir adamdı. Tamamen amatörce ve çocuksu olmuş olabilir. Arada bazı çılgınlıklar da yap." Hayatının ölü bir ayine dönüşmesine izin verme. Varlığının bir parçası boğulmuş durumdaydı. Havarileri çok şaşırmış olmalı. Açıklanamayan anlar olmasına izin ver. Çocuk babasına cebindeki düdüğü gösterdi. Baba bir gözünü çocuktan ve o cepten ayırmadı. Cebindeki düdüğü çıkartıp üfledi. hiç müzik yapmamıştı. birlikte dans etmek için. Artık tek yönlü değildi. Çünkü daha önce hiç çalmamıştı. Baba da unutup. ölü bir adamdır. Neden gösteremediğin şeyler olsun. İnkar edilen boyut ısrarcıydı. Ama yine de. Herkes Tanrı'ya dua edip dans ederken. -&- . Oğlunun yanlış bir şey yapmasından çekiniyordu. Yahudiliğin özü onlarla birlikteydi. Yahudiliğin kremalarıdır. bir köprü oluşturdu. Bu kadar tartışma yeter. Evet. bir tatmin yarattı. Biraz da flüt çal. "Yoksa delirdi mi? Sokrates flüt mü çalıyor?" "Ama benim için bu çok önemli. ona teslim olmak zorunda kaldı. Diğer her şey törenseldi. Herkes şoke olmuştu. büyük Hassid mistiği Baal Şem hakkında bir hikâye okudum. keyifli insanlardır. Bir parça müzik sana iyi gelir. O zaman anlam mümkün olabilir. Sonra dans başladı. usta ile söyleşmek için toplanmıştı." Ses o kadar ısrarcıydı ki. Dualar okunurken. Sokrates gibi bir adam bile tek boyutlu kalmıştı. Hassidler dans eder. İnsanların senin biraz çılgın olduğunu düşünmelerini sağlayacak bazı eylemlerin olsun. çok saçma görünüyordu.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful