P. 1
YARATICILIK

YARATICILIK

|Views: 14|Likes:
Yayınlayan: includemeouts
osho yaratıcılık
osho yaratıcılık

More info:

Published by: includemeouts on May 18, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

02/05/2014

pdf

text

original

YARATICILIK Yaratıcı insan içsel bir kavrayışa sahiptir.

Başkalarının daha önce görmediğini görür, başkalarının daha önce duymadığını duyar. İşte bu, yaratıcılıktır.

içindekiler
YARATICILIK ........................................................................................................................................................................... 1 içindekiler .................................................................................................................................................................................. 1 ÖNSÖZ ...................................................................................................................................................................................... 2 ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU ....................................................................................................................................... 2 TUVALi HAZIRLAMAK ............................................................................................................................................................ 3 ÜÇ KELİME ........................................................................................................................................................................... 4 EYLEMDE RAHATLA ........................................................................................................................................................... 5 DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL ........................................................................................................................................... 18 BES ENGEL ............................................................................................................................................................................. 21 1. BENLİK BİLİNCİ ............................................................................................................................................................. 22 2. MÜKEMMELİYETÇİLİK ................................................................................................................................................. 38 3. AKIL................................................................................................................................................................................. 41 4. İNANÇ ............................................................................................................................................................................. 46 5. ŞÖHRET OYUNU ............................................................................................................................................................ 53 DÖRT ANAHTAR ................................................................................................................................................................... 55 1. TEKRAR ÇOCUK OL ...................................................................................................................................................... 56

2. ÖĞRENMEYE HAZIR OL ............................................................................................................................................... 60 3. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL ............................................................................................................................... 62 4. HAYALCİ OL ................................................................................................................................................................... 66 DÖRT SORU ........................................................................................................................................................................... 69 1. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ ............................................................................................................................................ 69 2. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU ................................................................................................................................ 81 3. YARATICILIK VE MELEZLEŞME .................................................................................................................................. 84 4. PARANIN SANATI .......................................................................................................................................................... 88 YARATIM ................................................................................................................................................................................ 93 EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI ................................................................................................... 93

ÖNSÖZ ÖZGÜRLÜĞÜN GÜZEL KOKUSU Yaratıcılık varoluştaki en büyük isyandır. Eğer yaratmak istiyorsan, bütün şartlanmalardan kurtulmak zorundasın. Aksi halde yaratıcılığın kopya çekmekten başka bir şey değildir. Sadece bir kopya olur. Ancak bir bireysen yaratıcı olabilirsin. Sürü psikolojisinin bir parçası olarak yaratıcı olamazsın. Sürü psikolojisi yaratıcı değildir. Hayat seni sürükler. Dansı, şarkıyı ve keyfi bilmez; mekaniktir. Yaratıcı kişi, daha önce ayak basılmış yolları izleyemez. Kendi yolunu aramalı, hayat ormanını araştırmalıdır. Yalnız gitmek zorundadır. Sürü zihniyetinden, kolektif psikolojiden ayrılmak zorundadır. Kolektif zihin, dünyadaki en alt seviyedeki zihindir. Kolektif aptallık ile kıyaslandığında, tek bir aptal bile daha üstündür. Ancak kolektifliğin kendi rüşvetleri vardır: Kolektif zihinin tek doğru yol olduğunda ısrar eden insanlara saygı gösterir, onurlandırır. Geçmişte bütün yaratıcı insanların, ressamların, dansçıların, müzisyenlerin, şairlerin, heykeltıraşların saygınlığa sırt çevirmesi bu zorunluluktan kaynaklanıyordu. Bir çeşit aylak ve bohem hayat tarzı yaşamak zorundaydılar çünkü yaratıcı olmalarının tek yolu buydu. Gelecekte böyle olmak zorunda değil. Eğer beni anlarsan, söylediklerimin doğru olduğunu hissedersen, o zaman gelecekte herkes birey olarak yaşayacağı için, bohem yaşam tarzına ihtiyaç olmayacaktır. Bohem yaşam tarzı, sabit, Ortodoks, sıradan ve saygın bir hayatın yan ürünüdür. Benim amacım, kolektif zihni yok ederek, her

bireyin özgür olmasını sağlamak. O zaman bir sorun çıkmaz. O zaman istediğin hayatı yaşayabilirsin. Aslında insanlık, ancak bireyler başkaldırılarında saygı gördüğü zaman doğmuş olacaktır. İnsanlık henüz doğmadı. Hâlâ rahmin içinde. Senin insanlık olarak gördüğün, sadece bir göz aldanması olayıdır. Ta ki bizler her kişiye bireysel özgürlük, kendi tarzında varolmak için tam özgürlük verene kadar... Ve elbette o da kimsenin işine karışmamak zorunda — özgürlüğün bir parçasıdır bu. Kimse bir başkasına müdahale etmemeli. Ama geçmişte, herkes burnunu başkalarının işlerine sokmuştur. Hatta toplumla hiçbir ilgisi olmayan en özel konularda bile. Örneğin, bir kadına aşık olursun, bunun toplumla ne ilgisi olabilir? Bu, tamamen kişisel bir olaydır, piyasaları ilgilendirmez. Eğer iki insan sevgiyle birlikte olmayı kabul ediyorsa, toplum bu işe karışmamalı. Ama toplum, bütün baskıcı yöntemleriyle doğrudan ya da dolaylı olarak devreye giriyor. Polis sevgililer arasına giriyor, yargıç sevgililer arasına giriyor. Bu da yetmezse, bu sefer de toplum Tanrı adında senin icabına bakacak bir süper-polis yaratıyor. Tanrı fikri, seni tuvalette bile yalnız bırakmayan bir röntgenci kavramıdır, anahtar deliğinden bakarak ne yaptığını izler. Bu çok çirkin! Dünyanın bütün dinleri, Tanrının seni sürekli izlediğini söyler. Bu çok çirkindir! Bu ne biçim bir Tanrı? Herkesi izleyip takip etmekten başka bir işi yok mu? Dedektiflerin en ilahisi olmalı! İnsanlığın yeni bir toprağa ihtiyacı var; Özgürlük toprağına! Bohemlik bir tepkiydi. Gerekli bir tepki, ancak hayalim gerçek olursa, o zaman bohemliğe gerek kalmayacak. Çünkü insanlara hükmetmeye çalışan bir kolektif zihin olmayacak. O zaman herkes kendisi ile barışık olacak. Tabii başkasına da müdahale etmeyecek. Ancak kendi hayatın söz konusu olduğu sürece, kendi kurallarınla yaşayacaksın. İşte o zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Yaratıcılık, bireysel özgürlüğün güzel kokusudur.

TUVALi HAZIRLAMAK Patoloji kaybolduktan sonra herkes bir yaratıcı olur. Bunu mümkün oldurunca derinden kavramak gerekir: Sadece hasta insanlar yıkıcıdır. Sağlıklı insanlar yaratıcı olur. Yaratıcılık, gerçek sağlığın güzel kokusudur. İnsan gerçekten sağlıklı ve bütün olduğu zaman, yaratıcılık doğal olarak kendine gelir.

sevgiden söz edebilir ama sevemez. başarısız oldu. Güzel bir dünya yaratmayı başaramadı. hem de çok. Bilinç. bundan sonra Buda olacak insanlar aynı zamanda şair olacak. Daha çok aydınlanmış insana ihtiyacımız var. Mantık soğuktur. Ama o. Benim yeni insan tanımım budur. Ancak sadece bir nokta olursun. yaklaşımın şiirsel olmalı. ÜÇ KELİME İnsanlık bir yol ayrımına gelmiş durumdadır. gerçekleştirilmesi en zor görevi veriyorum. Ancak yeni insanlıkla. çok komik görünür. hem de çok soğuk. Birkaç güzel insan yarattı ama insanlığı değiştiremedi. İnsanoğlunun toplu bilincini yükseltemedi. Ve içindeki o eksik parça. Üçüncü kelime ise. yaratıcılık ise eylem. Sadece birkaç birey çeşitli yerlerde aydınlandı. Şiir. rakamlar olur. Şiirsel olmak gerektiğini söylüyorum. insan boyutunu kaybetti. sevgi ve duygu sana bir derinlik ve sıcaklık verir. Tek boyutlu insanı yaşadık ve tükettik. Soğukluğunu kaybeder ve erirsin. Mantığın dans etmesini izlemek Mahatma Gandi'nin dans etmesini izlemek gibi olur. Şiirsellik ise dans eder. bu konuda hiçbir kuşku yok. Sevgi mantıksız olarak görülür. ard arda zirvelerden oluşan Himalayalar gibi sıradağlar olmanı istiyorum. İkinci kelime. Üç boyutlu olmalıyız. Mantığın dans etmesi imkansızdır. daha bir insan olursun. Buda bir süper insandı. Eğer tek boyutluysan. Benim derin insan vizyonum.Yaratma şevki içinden yükselir. O zaman ortada insanlar değil. Mantık sevemez. değiştirilebilir rakamlar. Buda kadar aydınlık. Buda bir şair değildi. şefkat. hem de üç boyutlu aydınlanmış insanlara. çok yüksek bir zirveye ulaşabilirsin. Sadece şiir sevgi ikileminin içine atlayabilir. bilinç. Dünya üzerinde cenneti kuramadı. varoluştur. Eğer insanlar fazla mantıklı olursa insanlık kaybolur. Mantık dans edemez. dünya . aksi taktirde bazı şeyler eksik kalmış olacak. şefkat. şiirsellik ise canlı. Sana gelmiş geçmiş en büyük meydan okumayı. Tek boyutlu insan başarısız oldu. Ancak o zaman senin bütünleşmen gerçekleşmiş olur. Sadece şiir sevebilir. Bu artık bir işe yaramayacak. Krishna kadar sevgi dolu ve Michelangelo ya da Leonardo Da Vinci kadar yaratıcı olmalısın. İlk kelime. Hepsini aynı anda olmak zorundasın. seni dengesiz ve doyumsuz kılacak. yaratıcılıktır. bu üçünü bir arada görmektir. Sadece matematik söz konusu olduğu zaman işe yarar. Ancak insanlığa gelince pek faydalı değildir. Ben buna üç kelime diyorum. Şiir kalbin dansıdır. Hayatın şiirsel olmalı. Ben senin tek bir zirve değil. Artık daha zengin insanlar olmamız gerekiyor. Mantık kurudur. hissetmek. Şair dediğim zaman şiir yazma anlamında söylemiyorum.

Buda dünya dışı olmanın güzelliğini barındırmasına rağmen. Yemek yerken ikisi bir araya gelir. sadece içindeki şiddet duygusunu tatmin etmek için yemek yiyorsun. Ben ikisini birden yani "Buda Zorba" olmanı istiyorum. aktivite değildir. kendiliğinden oluşur. Aktivite ise geçmişle doludur. Gevşemek filizlenme gibidir. Örneğin. Aksi halde rahatlamak mümkün değildir. Birçok insan gevşemek ister ama bunu yapamaz. Dünyanın en güzel şeyidir. aktivite ise yıkıcı. O durum içinde rahatsız olman. . onu zorlayamazsın. Duygu. EYLEMDE RAHATLA Öncelikle eylemin doğası ve altında neler yattığının anlaşılması gerekir. Aradaki ince farkı görmeye çalış. gözlemlemediysen. Yemeği eline alır ve ağzınla yersin. Bu çeşit yemek bir tür şiddettir. Dişlerinle eziyor ve yemeği yok ediyorsun. karşılık vermektir. Zorba. Eylem anlık yaşanır. Eylem. duygu. Yemeği yok ediyorsun. Eğer sevgin sadece bir duyguysa ve eyleme dönüşmüyorsa insanlığı etkilemeyecektir. Aktivitenin konusu önemsizdir. resim. Yaşanan ana karşılık değil. eylem değildir. Bir yanıt değildir. Bütün olguyu anlaman gerekir. aktif olmanın bir bahanesi olur. onda Yunanlı Zorba'nın güzelliği yok. duyguyla dolu bir meditasyoncu olmalı. Varoluş ise meditasyonu. bu aktivitedir. eylem.dışı oldu. estetik olan her şeyi kapsar. Seni yok eder. Eylem.. Sevgiyi. Eylem yaratıcıdır. Aktivitede ise durum önemli değildir. güzelliği. Hayvanlar dünyasında şiddet barındıran iki şey budur. her türlü yaratıcılığı: Müzik. acıktığın zaman yemek yersin. sessiz bir zihinden çıkar. Aktivite ise huzursuz zihinden çıkar ve en çirkinidir. geçmişten beri içinde taşıdığın huzursuzluğun o anda ortaya dökülmesidir. Senin üç boyutun bunlardır: Varoluş. Acıktığın için değil. Neden bu kadar aktifsin? Neden aktiviteye bu kadar vakit harcıyorsun? Neden bu konuda saplantılısın? İki kelimeyi unutma: Biri eylem. Hayvanlar dünyasında şiddet ağız ve ellerle ilişkilidir. açlık hissetmiyor olmana rağmen yemek yemeye devam ediyorsan. Onu maddeye dökmeli ve gerçekleştirmelisin. bilim. aktivite. Doğaları birbirine zıttır. diğeri de. Bu eylemdir. Çünkü eylem basit bir olgu değildir. heykel. Eylem. Ama aç değilsen. fark etmediysen bu imkansız olacaktır. Ve insanın yaratıcı olması gerekir. pençeler ve dişlerle. mimari. başkalarını yok eder. yaratıcılığı barındırır. şiir. Aktivite ise. bir durumun talebi üzerine hareket etmektir. Gevşemek istesen bile eğer eyleminin doğasını izlemediysen. Sevgiyle taşan. çok dünyevi. Eylem. farkındalığı ve bilinci barındırır. teknoloji. İnsan meditasyon yapmalı ama duyguya karşı olmamalı. İçindeki huzursuzluğu bir parça olsun dışarı vuruyorsun. Eylemin bir konusu vardır..

seni dışarı atmak istiyordur. o zaman çatlarsın. Sigarasına uzanıyor. İçine duman çekiyor. çılgınlığını dışarı vuruyorsun. Sigara içerek bir çeşit şarkı söylüyor. Elbette bu şekilde yemeye devam edemezsin. O bir insan. bir döngü yaratıyor. O yüzden insanlar çeşitli numaralar icat etti: Tütün ya da sakız çiğniyor. Onu yıllardır içinde biriktiriyor olabilirsin. Artık senin için endişelenmiyor. çok sıkıldım diyor. artık doldum. ama şimdiki anda gelip patlar. her zaman onun bir aktivite değil. sessiz kalamıyorsun. Bunu yapamaz çünkü çok kaba olur. yolcuların çok sert bir şokla karşılaşmasının önüne geçilir. trenlerde iki vagon arasında kullanılır. Her an bir eylemde bulunman gerekir. eylem olduğunu. Birden öfkeyle parlarsın. Tamponlar. durumun farkına varmanın önüne geçiyorsun. deliliğin konusunda bilinçsiz kalmaya devam etmene yardımcı olur. durumun böyle bir karşılığa ihtiyaç duymadığını fark eder. O yüzden sigarasına atlıyor. Aktivite asla kendiliğinden oluşmaz. sigara içiyorlar. Herkes bunun şart olmadığını. Bir çeşit laik transandantal meditasyon. uykun geldiyse gidip yatarsın. neden bu kadar öfkelisin duygusuna kapılır. . Ama yapamaz. nefes alıp veriyor. Aktiviteler aracılığı ile deliliğini. Rahatlıyor. Durumla ilgisi yoktur. George Gurdjieff bunlara "tampon" adı veriyordu. Eylem çok güzeldir. çekiyor. Bu aktivite bir saplantıdır. Bir nevi hastalıklı Pranayama. ancak mantık tamponları durumu görmene izin vermez. Acıkırsan yemek ararsın. O şoku tamponlar emer. Eğer farkına varırsa. hastalıktır. Hayatın karşılık verilmeye ihtiyacı vardır. Ancak aktivite geçmişten günümüze taşınır. bunun gerekli olduğunu savunursun. kendiliğinden oluşan bir karşılık vermedir. Ancak zihin kurnazdır. geçmişten gelir. onu içmeye başlıyor. ancak bir tek sen bunu göremezsin. Bunlar sahte yemeklerdir. şart olduğunu ispat etmeye çalışacaktır. Herkes. eylemsiz kalamıyorsun.Şiddet ortaya çıkar. bu bir eylem değildir. Kendin olarak kalamıyorsun. çünkü. iç huzursuzluğu biraz olsun azalıyor. Bir Mandala yaratıyor. Bunu hiç aklından çıkartma. kendiliğinden oluşur ve bütündür. Hemen onun yanından ayrılmalısın. neredeyse yüzde yüz doğrudur: Eğer birisi ile konuşurken o kişi sigarasına uzanıyorsa bu onun canının sıkıldığını gösterir. Oturmuş sakız çiğneyen bir adam. Kimseye bir zarar vermiyorsun ama senin için çok tehlikeli. Aktivitelerinin o anki durumla bir ilgisi yoktur. Sigara içen biri ne yapıyor? Çok masum görünen bir yolla içine duman alıp veriyor. zihninde bir öldürme fantezisi bulunuyor olabilir ve o sakız çiğniyor. Etrafında mantıklı açıklamalardan oluşan bir tampon yaratarak. ritmik bir şarkı. üflüyor. Ama eğer bir açlık yoksa. medeni bir yaratık. Çünkü ne yaptığının kesinlikle bilincinde değilsin. Herhangi bir besin değerleri yoktur. Ama şiddet konusunda aynı derecede etkilidir. zihin her zaman aktiviteler için mantıklı açıklamalar getirecektir. ama sen mantıklı açıklamalar getirirsin. Kendi içinde çok masum bir aktivite. ne yapıyorsun. Eylem tamamen durumdan kaynaklanır. Böylece ani bir duruş sırasında. Ne yapıyor? Birini öldürüyor. Bir Mandala. Ancak bu aktivite senin saplantılı olduğunu gösteriyor. buna hiç gerek yoktu. susarsan kuyuya gidersin. Kendi sigara içme döngüsünün ritmine kapanmış durumda rahatlıyor. Tamponlar seni kör eder ve bu tür aktiviteler devam eder. üflüyor. Hayvanlar dünyasında senin üzerine atlamış olurdu. Bu mantıksal açıklamalar.

Bunu şeytanın kendisi önermiş olmalı. dünyanın en güzel. Onu neden yapıyorsun? Yolculukta insanların sürekli aynı şeyleri yaptığını gördüm. pes ederdi. çünkü bazen kompartımanda benimle birlikte tek bir kişi olurdu. Bavulunu açardı ve ben onun hiçbir şey yapmadığını görebiliyordum." deyip duruyor. hareket et. Benimle konuşmak için her türlü çabayı sarfeder ve ben sadece evet ya da hayır deyince. Bu atasözünün tamamen yanlış olduğunu söylemek istiyorum. Bitince baştan başlıyorlar. Bunu kendi hayatında izlemek zorundasın. onlar farkına varmadan gözlemleme olanağı sundu. hayat geçip gidiyor!" der. Yıllarca yolculuk etmek bana insanları. Ancak için derin bir aktif olma güdüsüyle doluysa. kapatır. Sürekli. ne olursa olsun. Çünkü her okuyuşta yeni bir anlam ortaya çıkar. kutsal olanın içinize akmanızı sağlayacak bir alan oluşturduğunu anlamıştır. Sonra içine bakar ve kapatırdı. Boş bir zihin Tanrı'nın atölyesidir. Boş bir zihin nasıl şeytanın atölyesi olabilir? Şeytan boş bir zihne adım atamaz ki. o zaman tek rehber o olur. Boş bir zihin. Sonra şeytan denetimi ele alır ve daha da aktif olmanın yollarını ve yöntemlerini gösterir. "Bu adam ne yapıyor" diyorum. Bütün büyük öğretmenler. Aktif olmak zorundalar. havale geçirmekte olan bir ruh hali. tekrar bavulunu açar. sessiz ve eylemsiz kalamazlar. Bir gazete. Sonra onu izlerdim. Şeytan boş bir zihni değil. asla "Gevşe" demez. Bu aktif olma saplantısını izlemek gerekir. hiçbir masrafı da yok. Derken pencereyi açar. hayatın gerçeklerinin farkına varmış olan öğretmenler boş bir zihnin. "Hiçbir şey yapmamaktansa bir şeyler yap. Çünkü yaptığın aktivitenin gereksiz olduğunu kendinde görmeden. Bir kere okuduktan sonra bitmiştir. o zaman şeytan seni ele geçirir. Dünyanın dört bir yanında aptallar. Bir şeyler yapmak istiyorsun. en saf şeyidir. Sorun nedir? Bu bir ihtiyaç mı? Hayır. Şeytan ancak aktiviteyle dolmuş olan bir zihne girebilir. ölüm gibi bir şeydir. Ancak bir gazete Gita değildir. Bir şeyler yapmak . Bir tren vagonunda kapalı kalınca aktif olma olanakları azaldığı için. sigara içer. o zaman seni yönlendirir. içini düzenler. saplantılılar. içinde titreyen birşey var. Bu imkansız. bir şeyler yap. gidip pencereyi açıp dışarı bakardı. "Neden vaktini boşa harcıyorsun. Yirmi dört saat boyunca trende bir yolcuyla birlikteyim. Ben de onu izliyorum. Ne yapıyor? Ve neden? Bu bir içsel güdü. bir Gita ya da İncil değildir: Gita'yı birçok kere okuyabilirsin. Bu çok güzel bir deney. Bu onlar için imkansızdır. dünyanın dört bir yanında kullanılan şu atasözünü yaratmıştır: "Boş bir zihin şeytanın atölyesidir.Eğer bir aktivite varsa gevşeyemezsin. Şeytan. Şeytan boş bir zihni nasıl kullanabilir? Boşluğa yaklaşmaya cesaret bile edemez çünkü bu onu öldürür. Aslında bir kere okumaya bile değmez ama insanlar tekrar tekrar okuyor." Hayır. değildir. Yapacak başka bir şey bulamayınca aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. sonra gazetesini tekrar okur. benim söyleyeceklerim hiçbir şey ifade etmez. Nasıl gevşeyeceksin? Çünkü bu saplantı haline gelmiş bir ihtiyaç. aktiviteyi kullanabilir. aynı gazeteyi tekrar tekrar okur. Ve bu su katılmamış aptallar.

Oğlu onu tahtan indirip hapse attı. . Orangzeb'in babası. O yüzden eylem anı gelince enerjin kalmıyor. Şimdi bir gevşeme anı bulunca gevşeyemiyor. Psikologlar şüpheleniyor. Şah Cihan'a otuz çocuk yollandı ve her şey yoluna girdi. Masum çocuklara eziyet edebilirsin ve bunu onların kendi iyiliği için. Otur diye emredebilirsin." Orangzeb buna inanamadı. Ve öğretmenler onlara emirler verir ve güç uygular.. onlar da içinde başkan. Bırakın küçük bir okul oluşturup. mutlu olsun. Söylendiğine ve Orangzeb'in otobiyografisinde yazdığına göre. Otomatik olarak saklanan bu enerji sayesinde. eğitim onun ilgisini çekmiyordu. O yüzden eylem bir bütündür. aksi halde kaybolacak. Psikologlar ayrıca öğretmenlerin sadist olma eğilimleri olduğundan ve acı vermekten zevk alabileceklerinden şüphelenmektedir. içindeki bazı havaleli ruh halleri nedeniyle onu yaptığının sen dahi farkındasın. ayağa kalk diye emredebilirsin. "Babam neden otuz çocuğa öğretmenlik yapmak istiyor?" diye düşündü. otuz küçük çocuğun imparatoru. artık Şah Cihan bu hapis yüzünden üzüntülü değildi. Bana otuz çocuk yolla. enerjinin yüzde doksanını aktivitelere harcıyorsun. Aktivite yarım yamalak yapılır. Sınıftaki o otuz öğrenciyle. Ona ne olmuştu? Yine de babasının bu arzusunu yerine getirdi. Yalnız eğer bir şey daha yaparsan sana sonsuza dek minnettar kalırım. eski alışkanlıklar ortaya çıkıyor. başbakan. Taj Mahal'ı yaptıran Şah Cihan'dır. Psikologlar aslında öğretmenlerin politikacı olduklarından şüphelenmektedir. Bir ilkokula git. birkaç gün geçtikten sonra. ben ise eminim. eylem anı geldiği zaman tüm varlığı bu enerjiyle akar. herhangi bir sorun yok. belirsiz de olsa. kaç tane olursa olsun çocuk gönderin. direnç bile gösteremezler. ve kalkmak zorunda olacaklar. Sadece tek bir şey eksikti ve o da aktiviteydi. hiçbir şey yapamıyordu. Bir Moğol İmparatoru olan Orangzeb. "Benim her türlü ihtiyacımı karşılamışsın ve her şey çok güzel. öğretmen neredeyse bir imparatordur. Küçücük çocuklar.. Ben de kendini kandırmasına izin veriyorum. Orangzeb otobiyografisinde şöyle yazıyor: "Babam sırf eski alışkanlıkları yüzünden hâlâ bir imparator gibi davranmak istiyor. kendi mutlulukları için yaparsın. Bir hapis hayatına benzemiyordu. Bir saraydaydı ve tıpkı eskisi gibi yaşıyordu. Enerjisini saklar. O yüzden oğlu Orangzeb'e bir mektup yazdı. Onlar o kadar zayıf ve çaresizdirler ki! Ve öğretmen ise imparator gibi durmaktadır. ihtiyar babasını hapsetmiş." Aktivite eylem için bir neden yokken yaşanır. Elbette politikaya girecek kadar kendilerine güvenemezler. imparator haline gelebilecekleri okullara giderler. Daha önce hiç öğretmenliğe ilgi duymamıştı. O tekrar imparator olmuştu. çünkü her tür lüks sağlanmıştı. Gevşemiş bir insan saplantılardan uzaktır ve enerji içinde birikmeye başlar. Senin için net olmasa da. İhtiyacı olan her şey orada vardı. taht odasını tekrar yaşatabiliyor. onlar işkenceci! Ayrıca onlardan daha savunmasız ve masum kurbanlar bulamazsın. Kendini izle.zorunda. Yaşantısında aktif bir insan olmalı. çünkü kendini tam olarak nasıl kandırabilirsin ki? Sen bile onun gereksiz olduğunu biliyorsun. Otuz ya da üç yüz. Ve bunlar için bir ilkokuldan daha iyi bir yer bulamazsın. oturmak zorunda kalacaklar. Git ve gör! İlkokullarda bulundum ve öğretmenleri izledim. Onlara öğretmenlik yapmak istiyorum. insanlara emir verme alışkanlığını ve bağımlılığını sürdürüyordu Şah Cihan.

aktivitede ise kendinden kaçtın. Artık bir bütünsün. Bağırıyor ve kötü sözler söylüyor. o hepsidir. Uyanıkken konuşuyorsun. bütün dünyayı kendisi ile sınırlamış bir insandır. Eğer onu bırakırsan başka bir şeye başlarsın. Bu tıpkı sigara içmek gibidir. Çünkü kendi içindeki çöpleri başka insanların zihinlerine atmaya başlarsın. kendi kendine konuşmaya başlayacağını söylüyor. Aktivite. Uzun süre sessiz kalabilir misin? Psikologlar eğer üç hafta sessiz kalırsan. Eğer üç ay sessiz kalmaya çalışırsan. Hem konuşacak. vücudun yoruluyor ve uyuyorsun. devam et. Onlara. sigarada ılık duman içeri akar ve dudakların tıpkı annenin memesine dokunurmuş gibi hisseder. ki konuşuyorsun. Sigara içmek tıpkı meme emmek gibidir. "İkiniz de uyanıkken ona konuşma fırsatı tanı yeter. Ağzın harekete ihtiyacı vardır ve en temel aktivite ağızdır. Bu konuda ne yapabilirim? O kadar çok konuşuyor ki aynı odada uyumak çok zor. Eğer sigara içmen ya da sakız çiğnemen engellenirse. O yüzden insanlar sessizlikten korkar. tasan ya da kaygın . ancak aktiviteler eyleme dönüşmediği sürece hiçbir işe yaramaz. Kendini o kadar çok parçaya bölmüştür ki. "Sorun nedir" diye sordum. İşte deli budur! Deli. Eylemde kendin olursun. o vahşidir. Çünkü olgu aslında aynı. Başkalarına zarar vermiyorsun. O zaman sürekli konuşacaksın. hem de izleyicidir. o zaman ne yapacaksın? Ağzının aktiviteye ihtiyacı var. Konuşmak tıpkı sigara içmek gibidir. hem dinleyicidir. Ilık sütün içeri akması yerine. hem de dinleyici olursun. her gün hiç durmadan konuşuyorsun. Hem sahnedeki aktör. "Neden? Ne kadar güzel bir transandantal meditasyon. kendini unutursun ve kendini unuttuğun zaman hiçbir endişen. Ama konuşmalar devam ediyor. Ve bu çok daha tehlikeli. Çünkü eğer sakız çiğniyorsan. Eğer yirmi dört saat konuşursan. O hem konuşmacı. o yüzden çok ciddi bir sorun olduğunu anladım. Çünkü hayatında başlayan ilk aktivite budur. Hem konuşmacı.Aktiviteleri değiştirebilirsin. O zaman konuşacaksın. "Nasrettin Hoca uykusunda konuşuyor. Eğer sakız çiğnemeyi ya da sigara içmeyi bırakırsan." diyorum. bütün dünyası kendisi ile sınırlıdır. o zaman konuşmaya başlarsın ve bu daha tehlikelidir. Geçen gün Nasrettin Hoca'nın karısı geldi. Çünkü delirebileceklerini bilirler ve eğer sessizlikten korkuyorsan. sigarayı bırakmak istiyorum diyor. Yirmi dört saat boyunca. Çünkü belirtileri değiştirerek hastalığı değiştiremezsin. ama şiddete yönelmiyorsun." "Hiçbir şey yapmana gerek yok" dedim. her şey parçalanmıştır. hem de kendine cevap vereceksin. kendinden kaçıştır. İlk ve en temel aktivite. akıl hastahanesine kabul edilecek duruma gelirsin. Aktivite bir uyuşturucudur. bu içinde sürekli aktif olmayı zorlayan. O zaman ikiye ayrılmış olursun. Çünkü o zaman başkalarının varlığından rahatsız olmadan bunu yaparsın. Bir aptal olabilirsin. Otuz dakika boyunca binlerce kelime kullanarak şunu anlattı. Bir başkasına ihtiyaç kalmamıştır. O zaman tırnaklarını kemirir ya da sakız çiğnersin." İnsanlar sürekli konuşuyor. Hatta bunlardan daha tehlikeli şeyler var. Genelde bana uğramaz. İnsanlar bana gelip. kendine çiğniyorsun. saplantılı ve hastalıklı bir zihin olduğunu gösterir. başkalarına fırsat tanımıyor. Bu söylediklerim masum şeyler.

. sen bırakmadın. Vücut yaşlanabilir. içinde biriktirdiğin enerji eyleme dönüşür. Bütün farkındalığınla iç ki. Beden kaybolabilir. Aptalca bir şeydir. şu. enerji korunur. Aktivite sana sahip olduğu zaman. Tamamen aptalca bir şey. eyleme yoğunlaşarak. bir şey yapmama çiçeğinin içinde açmasına izin vermiyorsun. O yüzden sürekli aktif olma ihtiyacındasın. Tanrı her zaman yeni ve tazeden yanadır. Aradaki farkı kendi içinde bul. tetikte ol. Düşmek! Kendiliğinden düşmek! Eğer onu atarsan. daha fazla eylem mümkün olabilir. bir şey ya da başkasını yapıyorsun. enerjinin eyleme akmasını sağlamak. Aktivite hastalıktır. geçmişten gelir. bu. meditasyon. Eğer şeylerin düştüğünü gerçekten anlarsan. bilincinde ol. Aktivite söz konusu olduğu zaman daha dikkatli olmalısın. Farkında ol. Yapmak zorunda olsan bile tam bir farkındalıkla yap. Eylem iyidir. Bir şey kendiliğinden düştüğü zaman. Bırak düşsünler. hazırlanan bir şey değildir. Giderek daha fazla aktiviteyi bırakmaya çalış. sen bırakma. Tapınaklardaki rahiplerin başına gelen budur. İkinci adım ise. Sigara iç. İzle. . Aktivite bir hayalettir. O yüzden kendiliğinden düşer dedim. Bırak aktiviteler kaybolsun. Eğer sigara içmeyi izleyebilirsen. ölüdür. Senin bir hazırlık yapmana. Eylem insanı da her zaman genç ve tazedir. hastalanıyorsun.kalmaz. Eylem her zaman sabah görülen çiğ kadar yeni ve tazedir. Eylem anlıktır. Çünkü bütün saçmalığını içinde hissetmiş olacaksın. o zaman "ben bıraktım" diye konuşamazsın. ama o kalır çünkü Tanrı tazeliği sever. ancak tazeliği devam eder. Tıpkı ölü bir yaprağın ağaçtan düşmesi gibi. arka kapıdan tekrar içeri girer. aktivite kaybolur. mutlaka bir yara kalır. Egon bu sayede güçlenmemiştir. Eylem ile aktivite arasındaki farkı hisset. bir prova döneminden geçmene izin vermez. ama çok yavaş iç. ancak bu da bir aktivitedir. ağzın işliyor. Aktiviteyi yok etme onların saplantısı olmuştur. çünkü atmak da bir aktivitedir. Aktivite nedir? Eylem nedir? İlk adım budur. Çünkü onu kaybolmaya zorlama çabası da başka bir tür aktivitedir. ne yaptığını gör. eğer farkındaysan. Kendiliğinden düşmüştür.. Sonuçta böbürlenmek de aynı şeydir. hakkında konuşarak aynı şeyi yapmış olursun. beden ölebilir ama gençliği devam eder. Bırakmak için sürekli bir şeyler yapıyorlar. Bunu fark ettiğin zaman kendiliğinden düşer. Dua. ancak hiçbir zaman. yoga. Ancak ondan sonra. Dudakların yine aktivite içindedir. Ama nasıl bırakacaksın? Bu bırakma işini de saplantıya çevirebilirsin. Onu atamazsın. sende hiçbir iz bırakmaz. önceden tasarlanmaz. Zorladığın zaman ise. Tek yapabileceğin şey izlemek. kaybolmaya zorlama. bir gün sigara parmaklarından düşecektir. bir gün başka bir şekilde. Bu şekilde bırakamazsın. başka bir formda onu tekrar alırsın. Sigara içmezsin ama sürekli sigarayı bıraktığından söz etmiş olursun. Bu yüzden daha dikkatli ol. O zaman mucizevi bir olguyla karşılaşacaksın. O zaman otuz yıl boyunca sigara içtikten sonra bıraktığın hakkında böbürlenip duracaksın.

arkasında mutlaka bir saplantı gizlenmiştir. çünkü zorunluluk durumu. ancak bir acelen yok. Gevşeme bedenle ilgili bir şey değildir. Ayak parmaklarına gevşe diye emret. Kitabın adı. Gevşemek. Zamanla bir dönüşüm yaşayacaksın. ölü bir adam gibi yatmak anlamına gelmez.Ne zaman her şeyinle eyleme geçme fırsatı karşına çıkarsa. Onlar hayattan. Gevşemek için Himalayalara gitmişlerdir. gevşemeyi başarmış tek bir insan bile görmedim. Hayat enerjin hareket etmiyor. Bir şart koşulduğu zaman. Sadece zihinle ilgili bir şey de değildir. tükenmiş ve donuksun. O zaman gevşemiş değil. bezgin. Gevşemek. Ancak hareket etmek için bahane bulmazsın. Ancak rol yapabilirsin. Gevşeme. ancak şartlar yoktur. bir saplantıdır. Hayatta eylemler vardır. sessiz kal. "Gevşemelisin". Belirli bir şekilde oturup ya da uzandıktan sonra. Hatta daha da geriliyorlar. Gevşemek bir yokluktur. Aksi halde şart. Daha fazla eylem yap ve bırak aktiviteler kendi kendine düşsün. bir delilik hali içinde yapıyorsun. Bu tip kitaplar sadece Amerika'da iyi satıyor. Hiçbir yere hareket etmiyordur. Bazı insanlar bunu yapmıştır. "Nasıl Gevşenilir" isimli kitabın talimatlarıyla gevşemeye çalışıyor. "Gevşemelisiniz"di. Tilopa'nın şu sözlerine kulak ver: "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. bunu sakın kaçırma. Düşünme. Artık gevşemek saplantın olmuştur. ayak parmağından kafana kadar telkinde bulunmalısın. Şimdi gevşemenin ne olduğunu anlıyorsun. Zaten ölü bir adam gibi yatamazsın. ölü bilgeler bulursun. O yüzden yorgun. o zaman da gevşemek şart olmaktan çıkar. Gevşeme hakkında bir kitap okuyup da. Himalayalarda gevşemiş değil. Tabii. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. . eyleme geç. sonra yukarı doğru çık. Bu tamamen saçma bir şey. oturması gerekiyor. O zaman elbette gevşeme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu. gevşemenin karşıtıdır. Kendinle barışık haldesin. O yüzden. Eylem değil. gevşemene yardımcı olacak hiçbir kitap yok. Hepsi bu. Nasıl ölü gibi yatacaksın? Sen canlısın. deliliğe yol açar. Her tarafta barikatlar var ve ne yaparsan yap. Çünkü eğer eylemi bırakırsan. Ağzını sıkıca kapayıp. O senin bütün varlığınla ilgilidir. Eğer bazı durumlar ortaya çıkarsa eyleme geçersin. içinde aktivite ihtiyacı hissetmemektir. içindeki patlamaya hazır yanardağlarla ve fırtınalarla." Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. eylemden kaçmışlardır. Bu zaman alıyor. Eğer kendi iç varlığını okumuyorsan. aktivite içinde olma saplantısı ya da hastalığı hâlâ orada olmasına rağmen. Birkaç yıl önce bir kitap okuyordum. hayatı bırakmış olursun. Himalayalara taşınmanın bir gereği yok. sadece rol yapabilirsin. bir de gevşemiş ruh halindeymiş gibi davranıyor. Şart koşmak aktivitedir. Himalayalara taşınmanın gereği nedir? Eylemi bırakamazsın. Çok fazla aktivite içindesin. aktivite yokluğu. ölü olursun. Uzanıyor. içinde bir aktivite hissi duymadığın zaman yaşanır. evinde olmaktır. Neden bu zorunluluk? Gevşeme sadece hayatında bir gereklilik olmadığı zaman ortaya çıkar. Enerji yuvasındadır. Çünkü bütün aktivite hayatı devam etmekle birlikte. O yüzden her ay gevşeme hakkında bu kadar çok kitap çıkıyor.

güzel oldukları için keyif vermeye başlar. Peki bu nasıl gelecek? Anlayışla gelecek. İkisini birden bırakıp. onu zorlayamazsın. Kendiliğinden kabarır. gündüz aktivitelerinin kesintiye uğramasıdır. Burada yapılacak bir şey yok. her sabah ya da her akşam. o ortaya çıkar. Eğer uyumak için bir şey yaparsan. Gevşemek bütüne aittir. Seninle birlikte. Mutlu olmak için başka neye ihtiyaç var? Mutlu olmak için başka bir şey mümkün mü? Gece yatağında serin bir çarşaf üzerine uzanmak. kendini birkaç dakika gevşemeye zorlayabilirsin. Sadece küçük şeyler. uykusuzluk hastası olursun. Gevşemek nedir? Enerjinin hiçbir yere hareket etmeme durumudur.Bu ince noktayı anlamak gerekir. Çünkü o anda her şey olağanüstü olur. Çünkü . Bedenin garip şekillerde çarpıtılmasına hiçbir ihtiyaç yok. ama eylem değil. anlayıştır. Çiğ damlalarının henüz buharlaşmadığı bir bahçede dolaşıp. ne de zihne aittir. tüm varlığınla orada olmak. Tek öğreti. Eğer zaman varsa. bu kolay. İşte gevşemek budur. güneşin doğuşunu hissetmek. o zaman kaybolursun. Çarşafın giderek ısındığını hissetmek. Hepsi bu! Zihinde bir aktivite olmadığı zaman. Herhangi bir yoga duruşuna ihtiyaç yoktur. Her şey o andır. o andadır. Ne yapıyorsun? Uzanıp uykuya dalıyorsun. Gevşemek. Ve bu durma hali. Sen de kendi enerjinin içinde erirsin. Diğer şey de kolay: Aktivitelere devam edip. bu an yeter de artar bile demektir. kendini hissediyorsun. zihin gevşiyor ve uykuya dalıyor. Himalayalara gidebilirsin. böyle bir şey içinde derin bir bilinç olmadan nasıl mümkün olabilir?" diyorum. ortada gevşeme olmaz. Aktivitelerinin farkına var ve aniden aktivitenin ortasında. Arzu ettiğinden daha fazlasının olması. gevşemektir. Eğer neden yaptığının farkına varırsan. "Hiçbir şey yapma!" Sadece aktivitesizlik gerekir. Kendi enerjinin oluşturduğu bu dingin havuzun sıcaklığı seni sarar. her şeydir. duracaktır. Etraf gecenin sessizliği ile kaplı. İşte bu an. dokunuşunu. Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin. ne geçmişe. Daha fazla bir şey istemediğin ve beklemediğin an. gözlerini kapatıp. Gevşemek bir durumdur. İnsanlar bana gelip. Ne geleceğe. Tilopa'nın "Bedeninle gevşeme dışında hiçbir şey yapma" derken kastettiği şeydir. "Evet. Saat tamamen durur. İçinde derin bir minnet duygusu yükseliyor. Akşam yatmaya gidince ne yapıyorsun? Bir şey yapıyor musun? Eğer yapıyorsan. O an. çünkü her şey o kadar olağanüstü ki. Sıradan şeyler. İsteyecek hiçbir şey yok. İşte o zaman gevşemiş olursun. Aktivite gitmelidir. Sen negatiflikleri. engelleri bıraktığında. Aslında hiçbir şey sıradan değildir. çiğ damlalarının serinliğini. O yüzden Buda'lar. Başka neye ihtiyacın var? Bu yeter de artar bile. Çünkü eğer arzu olursa gevşenemeyeceğini biliyorlar. uyumak imkansız olur. Ben de. Bahçenin o dokusunu. Zaman durur. Gevşemek ne bedene. O dokuyu hissetmek. Tilopa ne diyordu? "Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma!" Herhangi bir şey yapma. Sadece o anın keyfini çıkartırsın. İnsan zihninin karmaşıklığını. Ölüleri gömün diye devam ediyorlar. Başka hiçbir an yoktur. çalışma mekanizmasını anlamıyorsun. uyuman imkansız olur. arzusuz ol diyor. "Tanrı'ya inanıyor musun?" diye soruyor. İşte o zaman enerji hiçbir yere gitmez ve durgun bir havuza dönüşür. Başka bir şey aramazsın. Bir zaman olmaz. sabah meltemini. uyumak imkansız olur. eğer farkına varırsan. Aslında uyumak için gerekli olan tek şey. Eğer bir şey yaparsan. o duracaktır.

Ne . vahşi hayvanlara. Hedef yönelimli olanlar. Enerjinin iki boyutu olabilir. kendi ivmesiyle tırmanır. bir kutlama olarak. Kutla. Kutlayıcı ol. İsa diyor ki: "Zambaklara bakın. Nefes alıyorsun. Hiç çaba göstermiyorlar ama yine de Kral Süleyman'dan daha güzel ve daha haşmetliler. delidir. Çünkü bu tür enerji. başarılacak herhangi bir şey olmadığı zaman. Hedefsiz olduğun zaman. Ama bir hedefe doğru değil. Bu. Kutlanacak çok şey var. Zambakları izle. Çiçekler açtı. Endişeye dönüşmüş olan bütün enerji. minnete dönüşür. neden endişe ediyorsun? Sana da bakmayacak mı?" Gevşeme budur. Bunları kutla. Ancak bu tip enerji için hedefe asla ulaşılmaz. O zaman birden gevşersin. Bir şekilde bir şeyler yaparak hedefe ulaşman gerekir. Çaba harcamana gerek yok. O zaman gerginlik. hedef yönelimli olan aktivite boyutudur. Aslında amaç sensin. Hareket ediyor. Çünkü zaten hedefine ulaşmışsındır. Bakın ve zambakları düşünün. Gevşemek. Kral Süleyman'ın asla yayamayacağı güzel bir koku yayıyorlar. sadece bir araçtır. Neden geleceğin hakkında bu kadar endişe ediyorsun? Zambakları düşün. ama mesafe hep aynı kalır. Sonra delilik. enerjinin tam bir dönüşüm geçirmesidir. Sadece enerji hareketini anla." Ne diyor? Gevşemeni söylüyor. enerjinin hedefsiz hareketini anla. amaç başka bir yerde değildir. Akıyor. sadece kutlar. İşte dua budur. arayış içinde değildir. Ancak o zaman gevşeyebilirsin. Aslında her şey sana sunulmuş durumda. Yaşadığın anın keyfini çıkar diyorlar. İsa diyor ki: "Eğer Tanrı havadaki kuşlara. hedef gelecekte olmadığı zaman. Bir çocuk dans ediyor. Onlar giderek delirmektedir ve bu deliliği kendileri yaratmaktadır. "Nereye gidiyorsun?" diye sor. Zambaklar gibi ol. O andasındır. O boyut da. Hedef sürekli ufuktadır. Duanın özeti budur: Derin bir minnet ile çarpan bir kalp. Tarladaki zambakları düşünün. Aslında bu andan başka bir tatmin yoktur. sürekli içinde bulunduğun anı. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. Bunu kutla. İşte gevşeme budur: Hedefsiz enerji! O yüzden benim için iki tür insan vardır. Bütün kalbin derin bir minnet duygusuyla çarpmaya başlar. güneş gökyüzünde. Zambakları düşün. Ona aptal gibi görüneceksin. bir hedefe ulaşmak için sarf edilen enerjidir. hedef peşinde. zıplıyor ve koşuşturuyor. Bu an. endişe kalmaz. Diğer tür insan. Bunun için herhangi bir şey yapmak zorunda değilsin. O. sürekli gelecekteki bir şey için bir araca dönüştürmektedir. ağaçlara ve bitkilere bakıyorsa. Koşmaya devam edersin. yaşıyorsun ve bilincin var. buradadır. Amaç ise. kuşlar ötüyor. bir hedefe doğru değil. o anı kutlaman gerekir. şu anda. Onlar da bu derinliğe geçer ve tamamen kaybolurlar. Çocuklar her zaman yetişkinlerin aptal olduğunu düşünür. başka bir anda elde edilecek şeydir. "Hiçbir yere" diyecektir. Biri planlı. O zaman her şey bir araçtır. gevşeyemezsin. Ve sonra gevşe. kendi içinde enerjisi taştığı için hareket ediyor. Bir de enerjinin başka bir boyutu vardır. Gevşemek bir duruş değildir.eğer geçmişle çok ilgileniyorsan. Hedef peşinde koşanlar ve kutlayanlar. Amaç. hedefsiz kutlamadır.

Çünkü o zaman hayatın zindana dönüşür. Bir Buda asla yorulmaz. bırak enerjin taşsın ve aksın. Bu anın içine sığar. Çocuk. Hepsi bu. Bütün değiş tokuşçular cehenneme gider. dilin damağına değecektir. filizlenmesini kutlarlar. Bütün varoluş bu anda toplanmıştır. Onlar hiçbir şey yapmaz. Ağzın çevresindeki bölge. Enerjini giderek daha fazla eyleme yöneltip. Bir yere ulaşmakta olduğu için koşmuyor. enerjinin akmasıdır. Paylaş ama değiş tokuş yapma. karşılaşır ve bir tepki oluşur. sadece kutlar. bir hedefe yöneldiği zaman anlamlıdır. bütün aktivitenin başladığı alandır. Ağzın sürekli delice bir aktivite içinde. Çünkü bizim için bir aktivite. "Melekler cennette ne yapar?" Bu sadece hedef yönelimli insanlara anlamlı gelecek bir sorudur. ancak net hedefe yönlendiğimiz zaman anlam kazanır. Ancak bunu sadece sana anlattıklarımı . ancak bir yol olduğu zaman. şiirselliğini. Sana söylüyorum. Eğer en büyük değiş tokuşçularla. "Melekler cennette ne yapar?" Yapacak bir şey yok gibi. O. Bütün varoluş seninle buluşur. Tamamen kapat. İlk aktiviteyi dudakların başlattı. Kuşlar şarkı söylüyor ve sen de onların şarkısına katılıyorsun. Nereye gidiyorsun? Bir yere gitme ihtiyacı var mı? Çocuk. dans eder ve kutlarlar. hedef yönelimli zihin. Sende olduğu için ver. ne zaman sessiz olmak istersen. geri almak için değil. Bütün varoluş yaşadığın anda akmaktadır. Eylem. Unutma." Ne zaman meditasyon yapmak için oturursan. aktivite hedef yönelimlidir. İçinde ne varsa verir. O zaman. eylemi anla. Çok enerjisi var. Neden? Çünkü o bir şey yapmaz. aktivitelerden arınırsan hayatın değişecek. Sadece omzunu silkecek ve "Hiçbir yere" diyecektir. O yüzden Tilopa bunu öneriyor: "Aktiviteyi anla. yapacağın ilk şey ağzını kapatmaktır. provasız bir tepkidir. Ağız gerçekten çok önemlidir. Cennet. bu an içindedir. Kendini birden kuşların ötüşüne eşlik ederken buluyorsun. ama gevşemen bozulmaz. ağladın ve annenin memesini aradın. Çünkü bizim için aktivite. Hedef gütme. O zaman "yaparsın". çünkü anlamsız bir sorudur. pazarlıkçıları bulmak istiyorsan cehenneme git. hiçbir yere gitmiyor. pazarlık yapma." Ancak soran adamın bu yanıttan tatmin olduğunu sanmıyorum. Kendiliğinden oluyor. Bu bir aktivite değil. sadece enerjisinin keyfini çıkartıyor. "Peki öyleyse neden koşuyorsun?" diye sorar. soruna yanıt veremez. gidecek hiçbir yer yok! Her şey bu anda. Şarkı söyler. Meister Eckhart'a sorar: "Melekler cennette ne yapar?" Eckhart yanıtlar: "Ne kadar aptalca bir soru. Nefes aldın. Dudaklar tamamen kapanacaktır ve dilin damağına değecektir. değiş tokuşçular için değil.saçma bir soru. Ağzını sıkıca kapayıp sessiz dur. Bedeninle gevşemek dışında hiçbir şey yapma. çünkü ilk aktivitenin başladığı yer burasıdır. Orada yapılacak hiçbir şey yok. Hıristiyan teolojisinde yüzyıllardır tekrar tekrar yanıt aranan bir soru var. Derin bir gevşemeye dönüşecek. Sadece çok fazla enerjisi olduğu için koşmak zorunda. içini taşırır. eylem ise değildir. kutlayanlar içindir. O anın güzelliğini. Biri. Bu anda akıyor. Eylem. Cennet. bir kutlama yeridir. Eğer ağzını tamamen kapatırsan. hepsini orada bulacaksın. muhteşemliğini. İşte bu eylemdir. Şu anda burada. gevşe ve ağzını kapat. hazırlıksız.

diğeri aleyhte. önce onu mümkün olduğunca germen daha iyidir. Eğer elini gevşetmek istiyorsan. İki tür sessizlik vardır: İlki. Bırak gelip gitsinler. Ancak. Konuşmuyorsun ve içinde herhangi bir aktivite yapmıyorsun. otomatikman kaybolacaktır. Ağzını sıkıca kapat ve sessiz kal. Sen sadece bunun olma olasılığını yaratıyorsun. aktiviteyi durdurmaz. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. saldırgan ve vahşice bir harekettir. Ağzını mümkün olduğunca gererek tamamen esne. onlar seni ilgilendirmez. sen izle. sana önce esnemeni öneriyorum. kabul etmeye hazırlanıyorsun ve o geliyor. dudakların titrer. Biri lehte. içinde düşünceler devam edecektir ve eğer düşünceler devam ediyorsa. senin dudak ve ağzını gevşetme olasılığını artıracaktır. O zaman sinir sisteminde daha derin bir gevşeme elde edeceksin. Ağzını kapat ve sonra sadece izleyici ol. bu pek zarif bir şey değildir. Hatta zihin tecavüzü sayılacak. kendine zorla sunduğun bir sessizlik ki. Ağzını kapat. Bu hiç sorun değil. iki ya da üç dakika boyunca yüksek sesle saçma sapan konuş. Bir heykel gibi oturup. Sen sadece izle. Sen ilgilenme. ağzını daha uzun bir süre kapatmana yardımcı olacak. Ne yapacaksın? Düşünceler gelip gidiyor. İkisi de aktivite sayılır. Sen sadece ortamı yarat. Çünkü bunların ikisi de işbirliğidir. Çok hafif bir şekilde titrer. yüzünü çarpıt. o zaman birkaç saniye sessizliği zorlayabilirsin. Bu.takip ettiysen yapabilirsin. İçin kaynamaya devam edecektir. Bir süre sonra içine bir dinginlik çökecek. İlk olarak. Ama eğer düşünüyorsan. Aklına gelen her şeyi yüksek sesle söyleyip keyfini çıkart. birçok insanı gözlemlediğim için. Eğer çaba gösterirsen. Ancak izlemede dikkatli olunması gereken bir şey var. Ondan bağımsız bir şekilde kal. Sonra tam tersini yapıp gevşe. Sana gelir ve sarıp sarmalar. Ancak bu. İki üç dakika saçmala ve sonra ağzını kapat. Sonra. Eğer işbirliği yaparsan orada olurlar. tohumu ek ve bekle. ağzını tamamen kapatabilirsin. Diğerleri bunu görmeyebilir. Çünkü varolabilmeleri için senin işbirliğine ihtiyaçları var. bunun pasif bir izleme olması gerekiyor. Düşünceler yavaş yavaş. Tam zıt taraftan hareket etmek daha kolaydır. Bunu iki üç kere yap. dudaklarında çok hafif titreşimler hissedersin. Ağzını kapat ve sessiz kal. hatta bırak acısın. Eğer mücadele edersen. O yüzden sessiz olmaya çalışma. Bunlar çok ince . Gelip gitmelerini izle. Ağzını mümkün olduğunca aç. yine orada olurlar. toprağı açıp. ağzını kapatmak çok yardımcı olur. aktif değil. Sonra düşünme. izle. Sessiz olmaya çalışma. esne. mimikler yap. Zihni boşaltmak için ne mi yapacaksın? Düşünceler geliyor. Ama bu hiçbir değer taşımaz. Sonra tıpkı gece olup karanlığın basması gibi üzerine yağan bir sezsizlik vardır. Yumruğunu sık ve mümkün olduğunca kas. Gerçekten gevşediğin zaman o titreme durur. Ağzını kapatmak çok büyük bir çaba değil. çünkü çok hafif titrerler. El hareketleri. Sonra ağzını kapat. Az önceki gerginlik.

Bedenin tıpkı bir bambu gibidir ve içi boştur. aktif bir beklemeye geçebilirsin. pasif olarak izle. hepsi bambunun bir parçasıdır ve içinde bir boşluk vardır. Cildin. Bunu dene. Aksi halde herhangi bir noktayı kaçırabilirsin ve eğer küçük bir noktayı kaçırırsan. tümünün niteliği değişir. zıplayıp onun gelip gelmediğine bakarsın. zihnin herhangi bir şey beklemeden. zihin enerjisi dalgaları. Sen sadece nehir kıyısında oturup bakıyorsun ve nehir akıp gidiyor. yavaş yavaş durulacak ve bilincinin bütün yüzeyi. Aslında durum budur. İçi boş bambu. Tilopa. Herhangi bir heves." Bu Tilopa'nın özel metotlarından biri. pasif olarak izlerken. Dışardan bak. Zihnini boşalt ve hiçbir şey düşünme. ortada kaçıracak bir şey yok. Kaçırsan bile. Eğer fazla hevesli ve fazla aktifsen. Pasif bir izleyici ol. gizemle ve ilahi olanla dolar. o zaman aktif izlersin. İçin tamamen boş olsun. Pasif ol. bu yardımcı olmaz. Sadece izle. Aktivite arka kapıdan tekrar geri döner. bambu tamamen kayboluyor. Bu da. . benim sözünü ettiğim sessizliği sana getirmeyecektir. Dingin bir aynaya dönüşecek. ilahi olanın içine girmesi için ortada bir engel olmaz. İçin boş olduğu zaman. aktif değil. Başka bir şey yapmana gerek yok. kendini bir bambu gibi hissedersin. Zihin çok aktif ve heveslidir. İçin bilinmeyenle. Çünkü kelimenin kendisi bile aktif olma duygusu veriyor. Sonra rüzgarda yapraklar titreşir ve sen belki onun geldiğini hissedersin. Sen sadece bu ol ve kendini akışa bırak.mekanizmalardır ve hepsini anlaman gerekir. dilin damağına değmiş ve dudakların düşünceyle titremezken. bir flüte dönüşür ve ilahi olan onu çalmaya başlar. Her ustanın kendi ulaştığı. dalgasız ve titreşimsiz olacak. Ya da gökyüzüne. sanki bir nehir kıyısında oturuyor ve nehrin akışını izliyormuşsun gibi. Hayır. Aktive dalgaları. pasif olarak. Kimse seni zorlamıyor. Sadece bak. Bedenin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla.. kemiklerin. Arada ne fark var? Eğer kız arkadaşını ya da sevgilini bekliyorsan. içi boş bir bambu gibi olduğunu hisset. kanın. bulutların süzülüşüne bak. Bu pasiflik çok önemlidir. Bunun anlaşılması gerekir. O zaman işin en can alıcı noktasını kaçırırsın.. Bu. Tilopa'nın özel yöntemi. İzlemek sözcüğü bile güzel değil. pasif bir şekilde. Ve bu yolla başkalarına yardım etmek ister. sabırsızlık ya da acil durum yok. Ve bir an geliyor. Tıpkı bir rahim gibisin ve yeni bir hayat içine giriyor. O sırada kapıdan biri geçerse. Bu pasiflik zihnini kendiliğinden boşaltacaktır. Bir bambunun içi tamamen boştur. Hemen ayağa kalkarsın. en güzel meditasyonlardan biridir. Birden içindeki boşluğa bir şeylerin yağdığını hissedeceksin. "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. kendine özgü bir metodu vardır. Dinlendiğin zaman. Bir tohum ekiliyor. Tam bir sessiz ağızla oturduğun zaman. Ve birden içine sonsuz enerji akmaya başlar. devam ediyor. İzle. Hiçbir şey yapmadan bak. İçi boş bambu olma meditasyonu. Çünkü aktivite tutkun bir sabırsızlığa dönüşebilir.

Bırak arzular dinsin. Tilopa'nın çağdaş bir örneğiydi. zamanla Buda'lığa ulaşabilirsin. arzusuz olduğun zaman o sana gelir. Bu. Çünkü onlar. çünkü arzu bir zincirdir. "olma" çabası bir duvar oluşturuyor. onun kükreyen kahkahalarını duyabileceğini söyler. Geleceği. Zihnini tamamen dinlendir. tekrar sessiz olduğun zaman. Vermek ya da almak ihtiyacı yoktur. Aynı niteliklere sahipler. Tanrı arzulanamaz. onun gibi olma çabasında nasıl başarılı olacaksın? Başarısız olman kesin. sessiz bir arzusuzluk havuzu ol ve birden şaşkınlığa uğrarsın. Sen boş olduğun zaman. Herhangi bir şey olmak zorunda değilsin. Bunun üstünde çalışarak. Tanrı'yı bile arzulama. zihnini dinlendir. O hâlâ gülüyor. Çünkü sen zaten varlığını içinde taşıyorsun. Tilopa diyor ki: "Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla. Daha fazla eylem içinde ve daha az aktivite içinde olmayı. Karakterlerini değiştirmek için çaba göstermeyecek. Daha fazla bambu gibi. Rahatla ve dinlen." Ortada verecek bir şey yok. Çünkü geliştirme çabası. Doğu'nun bu öğretisi. Mahamudra. geliştirmek. Elinde hiçbir şey yoksa başarmış olursun. ruhani şeyler arzulama. Buda'lık arzu edilemez. hedefleri. Kendini geliştir. O zaman zihnin arzulamaya başlar. Özgürlük arzu edilemez. Bodhidharma. Batı'da çok yanlış anlaşılmıştır. Zaten o isen. "Bu ne biçim bir öğreti. Sadece kim olduğunu anla yeter. Zaten olduğun bir şeye nasıl dönüşebilirsin?" O yüzden Bodhidharma güldü. Batı'nın sloganı. Arzusuz olduğun zaman özgür olursun. Sadece içindeki gizli kimliğin farkına varmak. Arzuyla ıskalarsın. Ama nasıl geliştireceksin? Nasıl daha büyük ve daha yüce olacaksın? Doğu'da biz bunu daha derinden anlıyoruz. ne de ver. Peki neyi çalışacaksın? Sürekli daha gevşek olmayı. çünkü "Bu ne biçim bir şaka? Sen zaten olmaya çalıştığın kişisin. ancak yine de tanışıyor olmalılar. hepsi bu. Her şey olduğu gibidir.Bedeninin içinde içi boş bir bambu gibi rahatla.' Eğer hiçbir şeye yapışmazsan başarırısın. Ve tıpkı Bodhidharma gibi kahkahalarla gülersin. O zaman da şeytanın kurbanı olabilirler. Beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar. O zamandan beri gülmeyi bırakmadı. çünkü. "Kendini geliştir. ne de ver. Buda birden içinde patlar. daha yükseğe çıkmaya çalışmayacak. tohum patlar. Daha fazla ." der. Tilopa diyor ki: 'Ne al. kötü yönlerini iyiliğe dönüştüremeyecektir. Sürekli yaşadığın anda olmayı. her zaman kaygı ve tasa içinde olacaksın. Neyi geliştirmeye çalışırsan çalış. o boşluk olduğu zaman. kendi başına seni yanlış bir yola sokmuş olur. Güldü." Ya bu dünyanın ya da diğer dünyanın şartlarında. Bodhidharma'nın takipçileri. cenneti arzulama. hiçliğe yapışmış bir zihin gibidir. içi boş ve pasif olmayı. arzu önünde engel olur. alacak bir şey yok. Birbirlerini fiziksel olarak görmemiş olabilirler. Ne al. idealleri anlamlı kılar. Tohum zaten içinde. Sen olduğun gibi mükemmelsin. o zaman insanlar gelişmeye. Ortada bir bariyer olmayınca.

izleyici olmayı. O zaman şairin özü ele geçirilmiş olur. İçi boş bambuya dönüşmektir. Senin aracılığınla geldiğinde. öteden gelmektedir. İşte o anda. sadece içi boş bir bambuya. Yanında bilinmeyenden bir parça getirir. O bir yapma değil. O akışı önlüyor. En uzaktaki filozoftur. Eylemsizlik değil. Herhangi bir şey beklemeden. Yanlış oluyor. Şair kaybolduğu zaman yaratıcılık ortaya çıkar. Tanrı tarafından ele geçirilmek." Sadece birkaç şiir tamamladı. wei-wu-wei dediği şeydir. Büyük şair Coleridge öldüğü zaman geride binlerce tamamlanmamış şiir bıraktı. Çünkü bu gevşemeden birçok eylem doğacaktır. Sen sadece bir araçsın. olanak sağlamaktır. her ne ise. Tanrı'nın gerçekleşmesine engel olmamaktır. . muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Bütünlüğün senin üzerinden akabilmesi için bir geçit olmaktır. Kendinle olduğun gibi mutlu olmayı. Ona küçük bir yol aç. Benim dizelerim asla içimden akmış olan dizelerle uyum içinde olmuyor. Küçük bir aralık bırak ki. Sen olmadığın zaman Tanrı vardır. çünkü insanoğlunun arkasında Tanrı gizlidir. görkemli bir gizeme ulaştı. bütün ile aranda yarattığın duvar o kadar yüksek olur. Ne kadar çok düşünürsen egon o kadar daha ortaya çıkar. Lao Tzu'nun. O. Sen yarattığın zaman. Yaratıcılık tam bir gevşeme halinde olmak demektir. kayıtsız olmayı. Ancak bu. Bu eylemsizlik üzerinden eylemdir. bu yüzden beklemeliyim. bir dansçı daha da yakındır. Mevsim gelip herşey olgunlaştıktan sonraki herhangi bir an. Denedim ama onları ben tamamladığım zaman bir şey eksik kalıyor. Bu her zaman böyle oldu. Daha önce değil. Hayatında birçok kere ona sorulmuştur: "Neden bu şiirleri tamamlamıyorsun?" Çünkü bazı şiirlerinin bir ya da iki dizesi eksikti. O da yanıt verir: "Yapamam. Sen onun yaratıcısı değilsin. gevşeme hali demektir. Bir şeyin senin üzerinden olmasına izin vermektir. yaratıcılığın kendisidir. senin yaptığın bir şey olmaz. geçmişte birikmiş düşüncelerden başka bir şey değildir. Yaratıcılık dinsel bir durumdur. İşte yaratıcılık budur. üzerinden gelsin. bir şey olmaya başlar. Çünkü ne kadar çok düşünürsen. Her zaman öteden gelir. Ego. DOĞAYLA UYUM İÇİNDE OL Yaratıcılık çok çelişkili bir bilinç ve varlık durumudur. bir Buda olarak çiçek açarsın. İşte yaratıcılık budur. Kutlama halinde olmayı. O yüzden. O zaman kaya gibi sert bir engele dönüşüyor. bir şairin Tanrı'ya bir din bilgininden daha yakın olduğunu söylüyorum. Benim aracılığımla akan şey. o tekrar akmaya başlayıp şiiri bitirdiği zaman bitecektir. o sıradan ve yavan bir şey olur. arzulamadan. Ancak o şiirler muhteşem bir güzelliğe. İçinden bir şarkı akmaya başlayacak.

İnsanoğlu bilinçli olarak doğa ile uyum sağlamalıdır. Sanai— verdiği mesaj budur. ancak öteden bir şeyin gelip. Milyonlarca yıl geri dönerek. Böyle bir kapasitesi yoktur. bu bir strateji. Hayatı bir hayat değil. insan ise dikey. Bilgeliğin özü doğa ile uyum içinde olmaktır. çünkü onda bilinç yoktur. Uyumak istediğin zaman. Hiçbir sorumluluğu olmaz. Ancak hayatı devam ettirmek. Hayvanlar bilinçsizce doğa ile uyum içinde olurlar. o zaman yaşamak sadece ölmemektir. Onlar her zaman uyum içindedir. Bilinçaltının derinliklerindeki şeyleri söylemeye . Sosan. kaynakla temas kurmanın hayvani yoludur. bilinçli olarak bir şeyi söyleyip söylememeyi yargılayacaktır. o yüzden üzerinde büyük bir sorumluluk vardır.Simone De Beauvoir şöyle demiştir: "Hayat hem kendini geliştirmek. Sen öleceksin ve çocuk yaşamı devam ettirecek. ama yaşamamaktadır. sadece ölmüyordur. psikanalist arkasında kalır. Aksi halde sorumluluktan arınmadan. Eğer bir şey sürekli aynı durumda kalıyorsa. kendini aşmadığın sürece yeterli değildir. Birden tekrar hayvan gibi olur. Topladığın bütün tozlar. Başka hiçbir hayvan sorumlu değildir. Hasta yatay olduğu zaman. Birkaç dakika derin uyuduğun zaman. Hepsi bu. Bütün büyük mistiklerin. hayvan doğadan sapamaz. hem de aşmaktır. birden bilincini kaybediyorsun. Zaten bu nedenden ötürü. Bundan sapmalarının imkanı yoktur. Derin uykuda sen de doğa ile uyum haline girersin. Hayatının hiçbir derinliği yoktur. aksi halde çoğumuz sadece kendimizi idame ettirmeye devam ederiz. İnsan uyumsuz davranmayı seçebilir. Yaratıcı olduğun zaman. Hasta kanepe üzerinde uzandığı zaman. bilinçdışı şeyler söylemeyecektir. O zaman hayat kanatlanır ve yükselir. Ve aşmak. Sigmund Freud hastalarını kanepeye yatırıyordu. tıpkı bir hayvan gibi olmalısın. tekrar taze ve genç olursun. artık sen yoksun aynı zamanda ilk kez olarak sen varsın. Hayat kitabı henüz başlamamıştır. sadece bir önsözdür. Doğa ile uyum içinde ol. Ayakta durarak uyuyamazsın. bu çok zor olur. Bu. içinden yükselen ve sana ait olmayan şarkıyı söylediğin zaman. bütün yorgunluk ve sıkıntı kaybolur. Bir çocuk yaratıyorsun. Birden o sorumluluğun kayboluyor. İnsanın sorumluluğu vardır. Yaratıcılık aşmaktır. onu göremezsin. altına imza atıp "bu benim" diyemezsin. hastasını rahatlatmak için değil. Sadece ve sadece insanın sorumluluğu vardır ve büyüklüğü buradan gelir. Çünkü insanın bir bilinci var. özellikle de bir yabancıya asla söylemeyeceği şeyler ağzından dökülmeye başlar. Aşmak. Kaynakla temas kurmuşsundur. Hiç kimseye. dünyaya paralelsin. —Lao Tzu. Ancak bu. Evet doğru. bu yaratıcılık değildir. doğmuştur. yaratıcılığın senin aracılığınla gerçekleşmesine izin verdiğin zaman. Hayvanlar yataydır. Senin derin uyku halindeki gibi yaşarlar. Buda. O yüzden derin uyku bu kadar gevşetici ve gençleştiricidir. Kendine sansür uygulayacaktır. Ve mucize aşma anında gerçekleşir. Eğer sorumlu kalırsa ve dikey pozisyonda olursa. Yataysın. seninle temas kurmasıyla mümkündür." Yaratıcı olmayan bir insan. yatay pozisyona düşmen gerekir. aşkınlık anıdır. sorumsuz olmaya başlıyor. Ancak yatay pozisyonda uyuyabilirsin. Bahauddin.

Doğayla bütünleş. Bunu dene. ağaç ol. uyum içinde olarak kendini aşabilirsin. olay olursun. Yüzeyde büyük bir eylem gerçekleşir. doğayla uyum içinde olmak. ya da sadece hiçlik yaşanır. tavan arasına çıkmaktır. daha önce sana olmamış bir şeyin olduğunu göreceksin. Hayatla ve evrenle aynı frekansta olmak. Ayakların dans etmeye hazırdır. Doğayla uyum içinde olmak. Ego kaybolduğu zaman içindeki yara kaybolur. Ya da eğer bir dansçının dansını görürsen. Ve egon kaybolunca. En üst eylemle en üst gevşeme." İşte o zaman bir ego değil. evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olmak. İçinde ve dışında müziğin sesini duyabilirsin. bodruma inmektir. Ancak yine de derinde bir ressam ya da dansçı yoktur. Bir ressamı resim yaparken görürsen. o kesinlikle aktiftir. rüzgar ol. doğayla ve kendinle daha uyum içinde olursun. Ağaçlar hiç olmadıkları kadar yeşildir. Sadece sessizlik vardır. ancak derinde hiçbir şey yaşanmaz. Meditasyon yaratıcılıktır. Sürekli akan bir nehirde oluşan girdaplarız. Yaratıcılık ikilemi budur.başlar. çimen ol. Ne zaman evrenin doğal ritmiyle uyum içinde olursan. Wei-wu-wei. Daha doğal. Ama bu geriye gitmektir. bilinçli bir uyuma geç. Bilinç bir şey değildir. Bu da. ve her şey sanki ışık saçmaktadır. egon senin hastalığındır. Gözlerin daha duyarlı olmaya başlar. Ne kadar yukarı çıkarsan. bir dansçı olursun. Yoğun varoluş akıntısıyla birlikte akarsın. o da tamamen eylemdir. güller daha pembedir. buna çok güzel bir isim vermiştir. Aşmanın bir yolu daha vardır. bir ressam. bir müzisyen. Bu bir stratejidir. Seni gevşetir. Eylemsizlik üzerinden eylem. O yüzden yaratıcılığın bir ikilem durumu olduğunu söylüyorum. tamamen çaresiz bırakmak Freudçu'ların stratejisidir. Bilgeliğin özü budur. bastırdıkların yüzeye çıkar ve yüzeye çıktıktan sonra buharlaşır. şey değil. Onu bir nesneye biz . gerçeklik ikileminin o kadar derinine inersin. bütün olursun. Buda'nın yoluyla. direnmeye alışkın şeyleriz. Her şeyiyle eylemdir. Doğayla bilinçli bir şekilde. Birden. Hastasını bir bebek ya da hayvan gibi. Psikanalizden geçtikten sonra hafiflemiş olursun. Bütün güzel durumlar paradokstan ortaya çıkar. Delicesine aktiftir. Damarlarında dansın mırıltısını hissedersin. Sağlıklı olmanın anlamı budur. Buna yaratıcılığın temel niteliği diyebiliriz. Norbert Weiner şöyle demiştir: "Bizler boyun eğen şeyler değil. İşte bu. bir süreçtir. akmaya başlarsın. senden öte bir güce teslim olmak yaratıcılıktır. O anda nereden geldiğini bilmediğin bir şarkı söylemek istersin. Kendini sorumlu hissetmediğin zaman doğal olursun ve psikoterapi buna çok yardımcı olur. Sigmund Freud'un yoluyla değil. sen artık durağan değilsin. Sana ait olmayan bir güce. başa dönmektir. Lao Tzu. yaratıcılık durumudur. sınırların kaybolmasına izin ver. Bilinçaltı yüzeye çıkmış olur. Bir ağacın yanında oturduğun zaman. o zaman bir şair. O zaman sen bir süreçsin. iyileşirsin. ya da olayların bir süreci.

Gerçek hayat. her şey güzeldir. ünlü olmaya en ufak bir değer bile vermez. Tek öğrenmen gereken. Tanrı kendi şeklini almaya başlar. birkaçınız dansçı olacak ama zaten konu bu değil. Yaptığı işte o kadar büyük bir doyum yaşıyordur ki. Çok azınız ressam olacak. Çok sayıda şaire ihtiyacımız yok. onun olanaklarına göre. Bir aşçı olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. Küçük şeylerde yaratıcı olacaksın. Gerçek bir yaratıcı insan. Bu enerji. çok azınız şarkıcı olacak. yaratıcılıktır. çiftçiye de. o zaman Tanrı onun üzerinden akmaya başlar. Hepinizin birer Picasso ya da Shakespeare olacağını söylemiyorum. Eğer hepimiz ressam olursak. her şey gerçektir. Bahçıvana da ihtiyacımız var. Yaratıcı olduğun zaman hırslar kaybolur. kendi özüyle ve bulunduğu konumla o kadar uyum içindedir ki. Her türlü insana ihtiyacımız var. Onu destekleme. O zaman bir sıkıntı olmayacak. herhangi bir arzu söz konusu değildir. Yaratıcı olduğun zaman. . çok azınız müzisyen. Temizlik yaparken bile orada bir çeşit ibadet. Yaratıcı olduğun zaman arzular kaybolur. Yaratıcılığı öğrenmek için herhangi bir okula gitmek zorunda değilsin. O zaman. O yüzden ne yaparsan yap yaratıcılığın tadını alacaksın. BES ENGEL Doğa herkese yaratıcı olan bir enerji verir. Egon ölümündür. sınırlı. Çok sayıda ressama ihtiyacımız yok. kendi içine eğilip. egonun ölümü de gerçek hayatının başlangıcı. Tanımlı. hayat çok zor olur.dönüştürdük. durağan bir nesne. Ya da sadece bir temizlikçi olabilirsin ama orada yaratıcılık olacaktır. İşte o zaman her şey güzeldir. besleme. egonun yok olmasına yardımcı olmaktır. Onun kapasitesine. Ortada ego olmadığı zaman. sadece önüne set çekildiği zaman. onu güçlendirip. Ünlü olmak zorunda değilsin. Her insan yaratıcı olabilir. işte o zaman ölmeye başlarsın. dua olacaktır. Eğer meditasyon yapıp egosuz olabiliyorsa. Her biriniz kendi yolunda yaratıcı olacak. Ona "ben" dediğin zaman. doğal akışına izin verilmediği zaman yıkıcı olur. sen zaten olmak istediğin yerdesin. bir nesneye dönüşürsün. ne olursa olsun güzeldir. Buna gerek yoktur.

varoluşun kendi merkezine ulaşıyorsun? Birden sonsuz oluyorsun. Bu sürekli bir akıştır. asıl büyük benliğe ulaşıyorsun. Zengin hayat. Hiçbir yere gitmeden. Ben. "Geçmek yasaktır!" Zamanla bir mezara dönüşür. Bilinçte. Ancak benlik bilinci söz konusu olduğu zaman insan hata yapar. Eğer varoluşla savaşıyorsan. Bütün. Tek'in varoluştan ayrılma fikri bulunmamaktadır. Benlik bilincinde olmak. Nehrin bir parçası olamayan bir şey. Nefes verdiğin zaman. bilinçli olmaktır. ister tüm şeylerin benliği. Birey ile bütün arasında hiçbir çekişme yoktur. herhangi bir engeli yoktur. Bilinç nehri doğal olarak akmamaktadır. Benlik bilinci bir durağanlıktır. Etrafına kimsenin geçemeyeceği sınırlar koymaya başlar. birden bağlarından kurtuluyorsun. nefes verirsin. ölü bir şeydir. Tıpkı kirli bir havuz gibi. Sen bir geçit oluyorsun. O içine alır. bilinçsiz olmaktır. Ortada bir ben olmayınca. Çatışma. Elbette pis kokar. Aynı derin birlik içinde bulunur. bloke edilmiş. benlik bilincin yerinde olacak ve tabii ki. kendine ait hiçbir şey olmayan. Denge asla kaybolmaz. ama asla dışarı vermez. teslim olmama tavrıdır. Çünkü yaşam paylaşmaktadır. herhangi bir engele sahip olmayan. Tıpkı nefes almak gibi. Bu ikilemin çok iyi anlaşılması gerekir: Benlik bilincinde olmak. bu küçük. sadece buharlaşıp kuruyan. İşte ben buna teslimiyet diyorum. Biriktirmeye devam eder ve paylaşma yeteneğini kaybeder. Varoluşla birdir. Ve bütün de bireyin içine akar. Nefes aldığın zaman. bilinçsiz olmaktır ve benliksiz olmak. şeffaf bir araç. O yüzden benlik bilinci ile bilinç arasındaki farkı iyi anlaman gerekiyor. senin üzerinden akmaya başlıyor. sana kendini sunar. Buna ister yüce benlik de. bir kompleks oluşmuştur. Attığın her adım. Bilinç nehrine yabancı bir şey girmiştir. Bilinç sağlıktır. tekrar tekrar yenileceksin. Yabancı olduğu için nehir tarafından emilemeyen bir şey. Bilinç sonsuz hayattır. Sen bir araç oluyorsun. Hiçbir sınır tanımaz ama normalde herkes benmerkezcidir. minik benlik kaybolunca. benlik bilinci ise hastalık. daha derin bir yenilgiye yol açacak. ölü bir varlık olur. Bir düğüm. ya da ben bilincinin olmaması.1. yani ölen bir havuz. Sen de kendini bütüne sunarsın. Bir yerde bir şey yanlış gitmiştir. Nefes alıp. En baştan itibaren . Kendi minik merkezini kaybedip. mücadele ve savaşım tavrıdır. "ben" ya da ego fikri yoktur. sürekli bir paylaşımdır. bütün içine girer. Sen bir flüt oluyorsun ve Krishna senin aracılığınla şarkı söylüyor. dondurulmuş bir durumdur. İnsan sadece bütünü takip eder. Kesinlikle çaresizlik öfkesine kapılacaksın. Herhangi bir sınırı. sadece ismen vardır. varlığının etrafında bir kafes yok ve sonsuz güç. boş. Nehrin bir parçası olmaya direnen bir şey. Kendi varlığının etrafına levhalar diker. BENLİK BİLİNCİ Benlik bilinci bir hastalıktır. Benlik bilincinde olmak. sen bütüne girersin. Benliksizlik aslında benliğin yalnızca sana ait olmadığı anlamına gelir çünkü o tüm şeylerin benliğidir.

Bütün çabası bencilcedir ve kaybetmeye mahkumdur. Onları yapmadan önce iyice zorlaştırmak isterler. "Ne yapıyorsun Hoca. Hemen koş. onun karşısındayken asla! O yüzden eğer öfkeliysen. Yalnızca Tanrı'nın yanında olursan başarabilirsin. Bu durumda dünyanın en zengin adamı olmadan nasıl huzur bulursun? Dünyanın en zengin adamı olunca ne yapacaksın? Giderek daha fazla mutsuz olacaksın. Kendi sınırlarını tanımlayıp. Aynı kökenden gelen birçok kelimenin farkında olmalısın. Bir rahip. unutma. tüm varoluştan ayrı olarak varolmaya çalışan biridir. Kime meydan okuyor? "Egoya!" Kendi hayatını izle. onu kurtar!" Nasrettin Hoca koştu. İnsanlar Nasrettin Hocaya koşup." Ego her zaman akıntının tersine gitme çabasıdır. Bunun ne anlamı vardı? Elde edilecek ne vardı ki? Edmund Hillary'nin şu cevabı verdiği söyleniyor: "Everest fethedilmeden durduğu sürece huzur bulamayız. O yüzden sorumluluğunu başka bir şeye atma. O para senin için değil. eşin nehirden yukarı doğru gidemez ki! Nehir onu aşağıya doğru götürüyor. Şöyle bir olay oldu: Bunun gibi bir yağmur mevsimi döneminde olmalı. İnsanlar kolay şeyleri yapmaktan hoşlanmaz. Yaptığın birçok şeyi egon için yapıyorsun. egon keskinleşir. Çok rahat bir hayatın olabilir ama sen para biriktirmeye devam ediyorsun. kendisi olmaya çalışan kişidir. egon için. karşısındayken asla! Sadece bütünle birlikte olursan başarabilirsin. o mutsuzluğu kendin yaratıyorsun. monolog. bir çatışma içinde olduğunun belirtisidir. Everest'in fethedilmemiş varlığı bile bir meydan okuma olarak duruyor. İnsanlar olayları mantıklı hale sokmakta çok iyidirler. O büyük saray senin için değil. Etrafta toplanmış olan insanlar bağırdı. Bu imkansız. karşında bir mücadele vardır. İnsanlar zor şeyleri yapmayı sever." Bu soruyu soran kişi. Köyün içinden geçen nehir taşmıştı. Nehre atladı ve akıntıya karşı yüzmeye başladı. Neden? Çünkü bir zorlukla karşılaştığın zaman. Bir rahip olamazsın." Ortada herhangi bir kazanç yok. o sadece akıntıya karşı gider. O büyük saray. Everest'e tırmanan ilk insan olan. Mutsuzluk. Onu fethetmek zorundaydık. Hiçbir rahip asla başarılı olamaz. o para ego için. Sizden önce birçok insan tırmanmaya çalışırken öldü. Kendi evinde rahat olabilirsin. ama büyük bir saray yapmak istiyorsun. Bunu ince bir numarayla yaratıyorsun. Eğer . Rahip kelimesi. Bütüne karşı savaşıyorsun. manastır. İngilizce Monk'tır. insanların neden Everest'e çıkmaya çalıştığını ve hayatlarını bu iş için tehlikeye attığını anlayamıyordu." Hoca cevap verdi: "Siz neden söz ediyorsunuz? Ben eşimi tanırım. çünkü kendi benliğini evrene karşı savunamazsın. çünkü çatışmadan ancak mutsuzluk çıkar. Büyük bir ev yapmak istiyorsun. ayrı olarak varolamazsın. Monopol. mutsuzsan.kaybetmeye mahkumsun. Edmund Hillary'e biri sordu: "Neden böyle bir risk aldınız? Çok tehlikeliydi. bağırdı: "Eşin taşmış nehre düştü.

temel değişim başlar. . Geçmişini silmeye yardımcı olacak hiçbir sihir yok. komünistler. Onlar "Çatışmayı bırak" demek istiyor. Çünkü ego zaten senin çatışmacı tavrının bir yan ürünüdür. biraz fazla metafizik kaçıyor. bunu fethetmekten söz ediyor. Gerçek benlik.mutsuzlarsa. Sorumluluğu Hıristiyanların yaptığı gibi şeytana atabilirsin. daha pratik olması için. Onlar insanları mutsuz edenin sosyal yapı ve ekonomik sistem olduğunu söylüyor. şeytan tuzaklar kurarak seni mutsuzluğa sürüklüyor ve cehennemin derinliklerine doğru çekiyor. çatışmayı bırak demek istiyorum. bilinmezdir. doğal olarak derin bir sessizlik. bunun tek sorumlusu sadece ve sadece sensin. ya da bütünle çatışma içinde olup uyumsuzluk yaratabilirsin. Ama her zaman başka bir şey. Hindular sorumluluğu geçmiş karmalara atarken. Seni asıl mutsuz eden şu andaki karmaların. keyif ve coşkuya neden olur. "Suçlu sensin. senin üzerindeki yükü kaldırıyor ve "Madem öyle. o yüzden. İnsanın benliksiz yaşaması çok zordur. Sen kimin umurundasın ki? Neden bu şeytan denen şey gelip seninle uğraşsın? Sonra bir de Marksistler. Doğayı nasıl fethedebilirsin? Sen onun bir parçasısın. asla suçlu sen değilsin. Kendin olarak kalmaya devam ettiğin sürece hangi ekonomik sistemde olursan ol mutsuz olacaksın. Neden şimdiye kadar beklesinler? Beklemenin bir anlamı yok. Asla şu andaki sen değilsin. tasa. Uyum. Onlar da suçu. Bu. kaygı ve gerilim yaratır. ama yine de çok belirsiz. hangi dünyada olursan ol mutsuz kalacaksın. Hepsi saçmalık. İnsanlar doğayı fethetmekten söz ediyor. uyum ise mutlulukla. Suçu eski hayatlara atmak kolaydır. anneçocuk ilişkisine atıyor. olmuştur ve sonsuza dek olmuş kalacaktır. Ego mu? Ego nerede? Ego nedir? Sözcük biliniyormuş gibi geliyor. ne sosyal yapı. o yüzden sahte bir benlik. Hıristiyanlar da şeytana atıyor. Neden herkes kendine bir benlik yaratmaya çalışıyor? İnsan kendini tanımıyor. Bunu daha fazla hatırlamanı isterim. Uyumsuzluk mutsuzlukla sonuçlanır. Peki neden insanlar onu yaratıyor? Bunun bir nedeni olmalı. geçmiş karmalar yüzünden mutsuz olmak zorundayım" diye düşünüyorsun. kendi etrafında yaratmış olduğun gerginliklerden başka bir şey değildir. sosyalistler var. Çatışma ise endişe. Bütün büyük dinlerin "Egonu bırak" derken vurgulamak istediği şey budur. İnsanlar onu. O senin için tuzaklar kuruyor olmalı. kavranması pek mümkün değil. Geçmiş hayatın karmaları seni mutsuz etmiştir. Çünkü "egoyu bırak". Sana bunu açıklamak zorundayım. O yüzden. çok tanıdık geliyor sana. Bir parça bütünü nasıl fethedebilir? Bunun aptallığını görmelisin." Eğer mutsuzsan. Sen değil. O. Elini sallayarak silemezsin. Artık onu değiştirme olasılığı yoktur. Ne geçmiş. psikoanalistler var. yedek bir benlik yaratıyoruz. ama geçmiş yaşamlarda. Sen ya bütün ile uyum içinde olabilirsin. Sonra. Freudçular. ne de ekonomik sistem sana yardımcı olabilir. Ego. "Ne yapabiliriz? Geçmiş yaşamlarımızdaki karmalar bizi mutsuz ediyor" diyebilirler. Geçmiş değiştirilemez. Öncelikle varoluşla olan bu çatışmayı bıraktığın zaman. Sen ne yapabilirsin? Eğer kendini değiştirmeyi düşünmüyorsan hiçbir şey yapılamaz.

Aslında gerçek benlik. Bilge adam gelip. Neden vakti boşa harcıyorsun?" Bilge adam gülmüş ve: "Üzerinde ne kadar düşünürsem o kadar bilinmez oluyor. Gerçek benlik o kadar gizemlidir ki. C. bir yıla ihtiyacım var demiş. sana verilmiş bir şey ve herhangi bir isim. İnsan aklının onu eline alıp kavraması mümkün değildir. O senin mülkün değil. onu tanımlayamazsın. Eğer adın Harry ise. kimsin diye sorduğu zaman ne yanıt veriyorsun? Adını söylüyorsun. Eğer adın Susan ise iyi. aynı işlevi görür. O isim senin değil çünkü dünyaya bir isim sahibi olmadan geldin." Bilge adam çok iyi yapmış. O zaman insan. güzel. yedi güne ihtiyacım var demiş. bana söyle. Onlar seni kandırmaz. benliksiz yaşamak çok zordur. Ama en azından komşuları kandırabilirsin. Tıpkı cıva gibi ele avuca sığmayan bir şey. Hiçbir fark yoktur. Sonra yedi gün istedim. onun özüne ulaşamazsın. merkezi olmayan bir çember gibi hisseder. isimsiz geldin. Ne kadar çok şey bilirsem bildiğimi söylemek o kadar zorlaşıyor. Eğer adın Ram ise. Doğru kapıya gelinceye kadar birçok kapıyı çalmak gerekir. İskender ona sormuş: "Tanrının ne olduğunu öğrendiğini duydum. . güzel. Bilge adam gelip. O seni kandıramaz. Şimdi en az bir yıl gerekiyor ve ondan sonra da bir tarif yapabileceğimden emin değilim. Hiçbir önemi. Sen kendini kaldıramadığını çok iyi biliyorsun. O yüzden beni Tanrı hakkında aydınlat. İnsanın evine ulaşması için çok uzun bir yol katetmesi gerekir. Gerçek gül yetiştirmek zordur. ama komşularını kandırır. Sonra yedi gün geçmiş ve İskender sabırsızlıkla bekliyormuş. Değil mi? Egonun anlamı da budur. Ama insan benliksiz yaşayamaz. bilmiyor musun? Biliyorsan. D. Ben arayış içindeyim ve insanlar senin bulduğunu söylüyor. şayet sana Harry diyorlarsa iyi. Yirmi dört saat boyunca toparlamaya çalıştım ama parmaklarımın arasından kayıp gitti. Gizemli ve tanımsız olarak kalmaya devam eder. jantsız bir tekerlek gibi. Gerçekten bilge olmalı çünkü gerçek benliği tanımlamanın hiçbir yolu yoktur. hiçbir zorunluluğu yoktur. Gerçek benlik bütünün benliğidir. Büyük İskender'in bilge bir adamı huzuruna çağırdığı ünlü bir hikâye var. Lütfen bana anlat. B. bilge adam bunu düşünmek için en az bir yirmi dört saat vermeniz gerekiyor demiş. Yirmi dört saat geçmiş ve İskender büyük bir heyecanla bekliyormuş. Hiçbir şekilde zorunluluk taşımaz. Evet. İşin kolayı. Gidip plastik gül satın alabilirsin. asla tam olarak öğrenilemez. biliyorsundur. Gerçek benliği tanımak çok zordur. Bunu hiç düşündün mü? Biri sana. sahte bir benlik yaratmaktır. Dış dünyada kim olduğuna dair belirli bir etiket olur. Tanrı nedir?" Anlatılanlara göre. İnsan kendini boşlukta hisseder. İskender kızmış. Bu da işe yaramadı. Gerçek benlik o kadar geniştir ki. A. "Bir yıla ihtiyacım var da ne demek? Biliyor musun. Herhangi bir ismin olabilirdi.

Ya da babanın adını. Araba sordu: "Bir Tanrı olduğunu nereden biliyorsun?" Rehber bir an için adamı süzdükten sonra yanıtladı: "Tanrı'nın olduğunu nereden mi biliyorum? Dün akşam buradan bir insanın değil de. Öyle olmak zorunda. O yüzden sürekli aynı korkuyu yaşarlar. bir benlik oluşturur. Hepimiz gizemli bir hayat kaynağından ortaya çıktık. Bu benlik. "Bu ayak izi insana ait değil. belirli saatlerde sıcak kumlar üstünde namaz kılıp. Arap rehber ise her gün. Ya da kimsin sorusuna. üretilmiştir. Yaşam boyu bir bayrak gibi taşıdığın bu sahte benlik. köklerin hala Tanrı'nın içinde. soyağacını söylersin. Hayatını bir mühendis. Ama bu da senin hakkında herhangi bir şey söylemez. Hindular. Aynı şekilde başka bir ailede doğmuş olabilirdin ve en ufak bir fark hissetmemiş olurdun. ben bir iş adamıyım. Bir Fransız. gizem ve sis perdesinin derinliklerinde gizlidir. Asıl gerçek benliğin. kendin hakkında değil. ve insan. Sonunda bir akşam. devenin geçtiğini nasıl bildim? Kumdaki ayak izinden değil mi?" Sonra. ürettiği her şey ölümlü olmak zorunda. Çünkü bu sahte benlik hakkında asla emin olamazsın. ben ressamım gibi şeyler söyleyebilirsin. o insan yapımı olamaz. mesleğin hakkında bir şey söylüyorsun. çünkü onu sen yarattın. Hıristiyanlar. Belirli bir ailede doğmuş olman tamamen tesadüfidir. Bu süregelen korku varlığının içinde titremeye devam eder. ateist olan Fransız. Tanrısına dua ediyordu. Hayatın hakkında hiçbir şey söylemeden. İnsanın kendini yaratmadığını söylüyor. ama sahte olduğunu biliyorsun. Bunlar sadece yaptığın kullanışlı numaralardır. Çok zayıf ve kırılgandır. O bir araya toplanmıştır. Onu nasıl yaratabilirsin? Yaratmak için ondan önce orada olman gerekir. insan bir yaratıktır derken bunu söylemek istiyor. her zaman hasar görme tehdidi altındadır. hepsi bu. doktor ya da iş adamı olarak kazanıyor olabilirsin. çünkü insan yapımı. Mekanik bir şeydir. çünkü o hala Tanrı'nın içinde. üretilmiş. Yaratıcı.pek bir fark yok. Bu tamamen konu dışıdır. Sana hitap edecekleri bir isim. bu gerçekten kaçmaya çalışıyor olabilirsin. Senin hakkında hiçbir şey söylemez. Ben doktorum dediğin zaman. el yapımı bir benlik. nasıl para kazandığını söylüyorsun. Şöyle bir hikaye okudum. Bu sahte benlik sen değilsin. Benliğin sana ait değil. Ama varlığınla hiçbir ilgisi yok. Çünkü seni tanımlamaz. Arap rehberi ile birlikte çölü geçiyordu. İnsan ölümsüz bir şeyi nasıl yapabilir? Kendisi de ölümlü olduğu için. annenin adını. "Kaybolabilirim! Benliğim yok olabilir. O. Çünkü isim sadece bir etikettir. bilinmeyenin içinde bir yerde gizli." Benlik senin tarafından yaratılamaz. sensin. Bunlar da ilgisizdir. Gerçek benliğin de sana ait değil. O benliği sen yanında getirdin. sahte benliktir: Yaratılmış. . Nasıl para kazandığını ifade ediyorsun. ben bir mühendisim. organik değil." korkusu. Sahte olduğunu biliyorsun. ben bir doktorum. Müslümanlar. ufuk çizgisinde kaybolmakta olan son güneş ışınlarını işaret edip devam etti. Herhangi bir ad sana bir başkası kadar uygulanabilirdi.

gerçekte ancak aptal bir adama zeki görünebilirsin. asla ölümden korkmazsın. İnsan organik bir bütündür. Ve motor bir bütün olarak işlemeye başlar. Ya da bir marketten radyo parçalarını satın alıp monte ettiğin zaman. O yüzden sahte benlik sürekli korkar.Bir organik bütünlük ile mekanik bütünlük arasındaki farkı hiç gözlemledin mi? Bir araba motoru yapabilirsin. aptal insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. Bir şekilde bir benliğe kavuşmuştur. Tüm parçalar bir arada olduğu zaman radyo olur. kendine bir benlik. Mekanik bütünlüğün bir başlangıcı ve bir sonu vardır. Eğer gerçek benliğini biliyorsan. Ama bütünlüğü kendi içinden gelir. çünkü organik bütünlük asla ölmez. Hiçbir parça tek başına radyo işlevi göremez. Eğer çirkin insanlar senin güzelliğini teyit ederse çok mutlu olursun. Ama şimdi o merkezi tamamen unutmuş durumdasın. Çeperde yaşıyor ve bütün hayatının ondan ibaret olduğunu sanıyorsun. seni alkışlayacak. bir kimse olduğun duygusu veriyor. Böyle bir şey söz konusu olamaz. sen çirkin olursun. sonra çeperi oluşur. Mekanik bütünlükte. Sadece mekanik bütünlükler bir araya getirilir ve sonunda ölür. Eğer o senden daha güzelse. gökyüzünden. Bu ne tür bir zeka ki. Ve bu da sana. Ancak bu bütünlük mekaniktir. Eğer senden daha zeki olsaydı. Çünkü bunların hepsi görecelidir. bu tohumlar toprakla bütünleşiyor ve bir bitki doğuyor. Sürekli bu tip şeyleri sana hipnotik telkin gibi söyleyen insanlara ihtiyacın var. Topraktan. çünkü herhangi bir organik bütünlüğü yoktur. Monte edilmiş bir şey. Biri gelip küçük bir destek verdiği . çirkin insanlar tarafından teyit edilmek zorunda. radyo bir bütün gibi işlemeye başlar. Önce merkez vardı ve bu merkezden yola çıkarak çeper oluştu. Bu sürekli üzerinde yaşamış olduğun çeper. Ancak bu her zaman kırılgandır. Böylece zeki. Parçalarını dükkandan satın alıp. havadan. Önce merkez gelir. o sonsuz bir süreçtir. ne kadar güzel ya da ne kadar zeki olduğunu söyleyecek birileri. o zaman sürekli korkacaksın. Dış dünyada egomuz için destek arayışına giriyoruz. Organik bütünlük ölümsüzdür. aptalcadır. Tohumun içindeki bütünlükten gelir. Sen ancak çirkin bir insana güzel görünebilirsin. Tohum büyümeye devam eder. Annenin rahmindeki toprakta kendi çeperini toplamaya başladın. güzel ve güçlü olduğuna inanabilirsin. bir sahte benlik yaratıyor. Her zaman başkalarından destek alma ihtiyacı hissedersin. Hepsi tamamen sahtedir. Seni takdir edecek. bu parçaları evde monte edebilirsin. Dışardan zorlanmamıştır. tabii ki ona zeki görünmeyecektin. O yüzden aptal bir adam gelip. Ama toprağa tohum attığın zaman. Dışardan zorlanmıştır. Bir zamanlar herhangi bir ağaç gibi bir tohumdun. binlerce şey toplar. Bu ne tür bir güzellik ki. sürekli titrer. Bu bütünlük organiktir. Ölüm korkusu da budur. Organik bütünlüğün başlangıcı ya da sonu yoktur. bir gün mutlaka parçalanır. güneşten. Ama aramaya devam ediyoruz. Kendi merkezini tanıyor musun? Eğer tanımıyorsan. Ama bir noktaya dikkat et: Her zaman başkalarına muhtaçsın. zeki olduğunu teyit edince çok mutlu oluyorsun. Aptal bir adam gelip sana ne kadar zeki olduğunu söylüyor. önce çeper oluşturulur ve sonra da merkez ortaya çıkar.

çeşitli yönlerden desteklemek zorundayız ve bu da sürekli bir kaygı yaratır. "Bir şeyin farkına vardım. evet ya da hayır deme durumu. Usta çabaladı ve çabalamaya devam ettikçe terledi. Akıcı olman gerekir. seni görecek kimse yok. kararsız kaldığın an. onu yok ediyorsun. Ünlü bir Zen hikayesi vardır. Artık egon söz konusudur. Aynanın önünde durur. Yalnızken hiçbir endişen yoktur. Çaba ise mükemmel değildir. bir çeşit kağıdın üzerinde. Ama eğer küçük bir çocuğun anahtar deliğinden baktığını fark edersen. Yanındaki müridi oturmuş. Daha çocuk gibisin. başını olumsuzca sallıyor. Mürit geri döndüğü zaman. Çünkü mürekkep pirinç kağıdına yayılır ve yazıyı bozar. Kaçırdın. yapacak bir şey yoktur. O yüzden usta müridini yeni mürekkep hazırlamaya yolladı. Bir an için bile durduğun an. Artık bir daha asla rahatsız olmayacağım. ama bu mükemmel! Ne oldu?" diye sordu. Keskin göze sahip olan biri hemen. çok narin. O yüzden ne zaman bir şeyi aşırı yapıyorsan. O yüzden yalnızken çok daha asilsin. O yüzden insanlar başkalarından bu kadar korkar. Çünkü herhangi bir endişen yok.zaman. Aksi halde egomuzun her zaman çökme tehlikesi vardır. Çok hassas. "Usta. Asla kararsız kalamazsın. Usta çabaladı ve çabaladıkça daha da kötü oldu. Mürekkep bitmek üzereydi. Bir Zen ustası resim yapıyordu. onları mükemmel yapmaya çalışmam olduğunu anladım. Yalnızken çok daha masumsun. bir anda tamamen değişirsin. Doğa mükemmeldir. "Bu bir Zen resmi değil" der." Bir şeyi mükemmel yapmaya çalışırsan mükemmel olmadan kalır. Mürit dışarıda mürekkebi hazırlarken. Yüzyıllar boyunca hat sanatçısının ne zaman kararsızlığa düştüğü her zaman anlaşılmıştır. usta sanat eserini yarattı. Bunun sonucunda usta giderek daha fazla hata yapıyordu. Çünkü mürit ustasının mükemmel olmayan bir şey yaptığını hiç görmemişti. birinin takdiri ya da olumsuz eleştiri getirmesi fikri. Çoktan kaçırdın. Senin varlığın. Japonya'da ya da Çin'de hat sanatı. hayır bu mükemmel olmadı diyordu. Ve baş müridini yanına oturtup. Mürit endişeliydi ve usta da endişeliydi. resim mükemmel olduğunda kendisine söylemesini istedi. Ancak o gün her şey ters gitmeye başladı. her zaman mükemmel olur. iyi hissediyoruz. benim iç dinginliğimi rahatsız etti. O yüzden onu sürekli. Doğal olarak yap. Daha öncekilerin mükemmel olmamasının tek nedeninin. Usta güldü. Eğer bir an kararsız kalırsan hemen anlaşılır. komik suratlar yaparak keyfini çıkartırsın. pirinç kağıdı üzerinde yapılır. . Tuvaletinde çok daha masumsun. Çünkü Zen resminin anlık ve akıcı olması gerekir. Pirinç kağıt üzerinde aldatmak çok zordur.

Sonuçta kimse senin hakkında bir şey söylemez. hepsi mükemmel oluyor ve bir sorun çıkmıyor. İkimiz birden haklı olamayız. titriyorsan. İnsanlar senin hakkında bir şey söylediği zaman. egon için gıda arıyorsun. Bunlar da insan." . Şu fıkrayı dinle: Güzel bir kız geçerken. Artık egon söz konusu. Neden korkuyorsun? Çünkü benlik bilincin devreye girdi. eşiyle. Benlik bilinci olmayan bir insan güçlüdür. Haklısın dedim. Benlik bilincine dikkat ettiğin zaman başın derttedir. bana karşı olan bir adam geldi ve o da. Tanrı'yı kaybedersin. Ve "sen ermişsin" dedi. aslında sadece benliğinin bilincinde olmadığını gösteriyorsun. normalde herkes çok güzel konuşur. "Nasıl yani? Bana haklısın dedin. İnsanlar sürekli konuşur. İlk adam biraz endişelendi ve araya girdi. Benlik bilincine sahip olduğun zaman. Bir sabah adamın biri beni görmeye geldi. Benlik bilinci bir zayıflığa dönüşür. Başkalarının hakkında söyledikleri seni endişelendirmezdi. Ne zaman doğal olup. Ancak bu gücünün kendisiyle bir ilgisi yoktur. aynı insanlar. Nasrettin Hoca dönüp bakmış. o zaman herhangi bir sorun olmazdı. kendi kaynağını unutmuşsundur. "sen şeytan gibisin" dedi. öteden gelir. Etrafındaki insanlara bakarken. Haklısın dedim. çocuklarıyla. çok güzel konuştuğunu biliyorsun. "Ne zaman güzel bir kız görsen evli olduğunu unutuyorsun. Akıcı değildir. Ağızlarından tek bir kelime bile çıkmaz. Konuşmaya çalışsalar bile asil olmaz. olayları akışına bıraktığında. Kendi benlik bilincin daha henüz yuvana ulaşmadığına işaret ediyor. "En çok o zaman farkına varıyorum. Çünkü doğal değildir. Bu adama da haklısın diyorsun. Çünkü ilgisi yok. Eğer bilseydin. somurtarak tepki vermiş. aslında kim olduğunu bilmediğinin emarelerini gösteriyorsun.Bu nedenle. Bir gün şöyle bir olay oldu: Jaipur'daydım." Ne zaman benlik bilincini sergilersen. Ne oldu? Bu adamın dostlarıyla. Kim olduğunu bilmiyorsun. Ne zaman korkuyorsan. Sahnede bir performans göstermeye çalışıyorsun. Herkes konuşmacıdır. Tanrı arkandadır. Doğal olduğun zaman. Ama onları bir sahneye çıkartıp. birden aptallaşırlar. O zaman başkalarının görüşlerini aramazdın. bir şeyleri ispat etmeye çalışıyorsan. bir kalabalığa hitap etmelerini söyleyin. Eşi. Korkunda onu unutmuşsundur. aslında kendilerini anlatıyor." "İşte bu konuda yanılıyorsun" demiş hoca. olayları akışına bıraksan. Bunu iyi dinle: Ne zaman bir şey sergilemeye çalışırsan. O orada otururken. O. Birden her şeyi unuturlar.

" der doktor. ancak bu senin sağlığını kazanmanı sağlamayacak. sen kimsin?" "Ben sadece kendimim. benim bunları yapacak kadar birikmiş param ok!" diye bağırdı Nasrettin Hoca. Bu durumda giderek güçsüzleşmeye. Söyledikleri her şey kendi yorumları. Egonu süslediğin zaman röntgene rötuş yapmış oluyorsun. Nasrettin Hoca'nın sırt ağrıları dayanılmaz boyutlara gelince sorunun nedenini öğrenmek için bir uzman doktora gider. çünkü hala o sahte merkezine yapışıyorsun. "O zaman yirmi beş dolara röntgen üzerinde rötuş yapabilirim!" Bu ucuzculuktur! Röntgene rötuş yapmak. Beni nasıl bilebilirler? Bu imkansız. Çünkü benim hakkımda söyledikleri her şeyle. bu ne anlama gelirse gelsin çok mutluyum. Istırabın devam edecek ve sen kendini kandıracaksın. Ama insanlar hep ucuz şeylerin peşindedir. "Evet. Kendim hakkımda bir yorumum yok. çünkü egon her geçen gün güçsüzleşmektedir. Buna bir ihtiyaç duymuyorum. sağlıklı olmanı sağlamayacak. milyonlarca insan benim hakkımda haklı olabilir. senin ermiş olduğun ise. zayıflamaya başlarsın. Ego üzerindeki tüm süslemeler ego içindir ve kendini kandırmaktan başka bir şey değildir. Altın madalyalarla donanıyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. Saygın oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor. Bedenin güçsüzleşecek." Kimse senin hakkında bir şey söyleyemez. Sürekli röntgen üzerinde rötuş yapıyoruz ve bir mucize olmasını bekliyoruz. Sürekli saygın bir insan olmaya çalışırsın ve sürekli egonu süslemeye çalışırsın. Ameliyata gerek yok. Sürekli başka insanların izinden gidersin. "Sorununuzu çözmek için ameliyat olacaksınız. Ama daha ucuz olduğu kesin. Toplum tarafından övülen biri oluyorsun ama mutsuzluğun devam ediyor." "Doktor. herhangi bir masrafı yok. Bu sana hiçbir şekilde yardımcı olmayacak. Sadece kendim olduğum için. her an patlayabilecek bir yanardağ üzerinde oturmuş . "Sadece ikiniz değil. aslında kendilerini anlatıyorlar. Kendim olmak beni mutlu ediyor. Bu intihar etmek gibi bir şeydir. İnsanlar ne derse desin kendileri hakkında konuşur. onun yorumu senin şeytan olduğun ise. Bizim yaptığımız da bu.Konuşmaya başladım. O altın madalyalar mutsuzluğunu gidermeyecek. O sahte merkez başkalarına muhtaçtır ve o yüzden de sen sürekli başkalarının hakkında neler söylediğine bakarsın. Onlar daha kendilerini tanımamış. İnsanın gerçek benliği tanıması o kadar ucuz değildir. hastanede iki hafta kaldıktan sonra altı ay evde yataktan kalkmamanız gerekir. Ancak sen hemen korkarsın. zihnin güçsüzleşecek ve zamanla beden-zihin karışımdan yaratmış olduğun egon güçsüzleşecek. Korkun giderek artacak. sürekli onları tatmin etmeye çalışırsın. Başkalarının sözlerinden rahatsız olmak yerine kendi içine bakman gerekir. onlar röntgendeki rötuşlara benziyor." Bunun üzerine adam sordu: "O zaman sen kimsin? Eğer benim yorumum.

Miami'deki bir pazarlamacılar toplantısına katılmış ve herkesin mutlu olduğunu. Ego içinde yaşayan bir insan. Tabii ki birden herkes onu fark etmiş ve ilgi göstermeye başlamış. Başkalarının sana söyledikleri seni endişelendirmemeli. Diğer anlamı en başta çok ilgisiz görünür ve erkeklik organı anlamına gelir. Hiçbir arkadaşı yokmuş. yorumlamak istediği gibi yorumlar ve asla gerçeği görmez. canı çok sıkılmış bir şekilde otururken. "Nereden biliyorsunuz?" diye sormuş telefondaki adam." Hikaye bu ya. erkek mi? Ben nereden bileyim?" diye bağırmış adam. Bunu anladığın zaman. Duymak istediğini duyar. tek bir dakikalık huzuru bile çok görecek. İnsanlar "Devedeki şu aptala bakın!" diyordu ama adam onların devenin erkeklik organından söz ettiğini sanıyordu. insanlar 'Şu devedeki "Schmuck"a bakın!' diye bağırıyordu. Dinlenmene izin vermeyecek. güldüğünü ve birbiri ile ilgilendiğini görmüş. İnsan kendini tanımalı. Sonra düşünmüş ve. bütün enerjin bambaşka bir tarafa yönelmiş olur. "Dişi mi. "Bir deve bul ve onun üzerine binip caddelerde dolaş. aptal bir insandır. "Deve erkek miydi yoksa dişi mi?" diye sormuş telefondaki adam. İki anlamı vardır ve bu anlamlar aslında birbiriyle ilgilidir. O yüzden 'schmuck' çok güzel bir kelimedir. Adam çok üzülmüş ve hemen yerel gazeteyi arayarak kayıp devesi için aranıyor ilanı vermek istemiş. Eğer bir insan yaşamak olarak sadece seksi görüyorsa. "Evet. Ama kimse onunla ilgilenmiyormuş.olacaksın. perdelerin . Kendini dünyanın zirvesinde hissediyormuş. elbette. Kısa sürede herkes seni fark edecek ve istediğin kadar arkadaşa sahip olacaksın. o sırada iflas etmiş bir sirk varmış ve bir deveyi satmak istiyorlarmış. Ego çok aldatıcıdır. Gerçeğin kendisini size göstermesine izin vermez. iki anlam arasında çok derin bir ilişki vardır. Aptallar sadece seksüel varlıklar olarak yaşar. Bir arkadaşım bana çok güzel bir fıkra gönderdi: Bir adam varmış ve onu kimse fark etmezmiş. Çok güzel bir kelimedir. tabii ki erkekti!" demiş. Bir akşam. Ancak bir hafta sonra deve kaybolmuş. İlk anlamı 'aptal' demektir. bir başka pazarlamacıyla konuşmaya başlamış ve ona sorununu anlatmış. "Ben bu sorunun çözümünü biliyorum!" diye bağırmış diğer adam. gevşemene izin vermeyecek. Adam deveyi satın almış ve ona binip sokaklarda dolaşmaya başlamış. o aptaldır. kendisinden değil. Adam yanıtlamış: "Çünkü ne zaman devenin üstüne binip caddede dolaşsam. Başka bir yaşam bilmezler." 'Schmuck' İbranice bir kelimedir. Ancak bir anlamda.

İnsanlar kendi yarattıkları bir zihinsel dünya içinde yaşıyor. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. Ne kadar küçük görünürsen görün. egonun etrafında yaratmış olduğun bütün dünyayı da bırakırsın. o başka. Aktif perdelerdir. görmek istediğin gibi değil. O-Nami. Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. vazoları sürükledi.. çünkü herkesin kökü Tanrı'ya dayanır. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. Herkes çok güçlüdür. ondan nasıl vazgeçebileceğin ve nasıl kurtulabileceğin hakkındadır. Bu bir benlik bilinci öyküsüdür. yani "Büyük." O-Nami tapınakta kaldı. onu nasıl bırakacağın. Buna bir göz aldanması.arkasında yaşar ve bu perdeler pasif değildir. perdeler onu değiştirir. Ve atom o kadar küçüktür ki. Sabah olduğunda tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Olmak zorunda. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı ama aklında birçok düşünce vardı. O dünyada sadece kendileri yaşar. küçük değilsin. O yüzden bu perdelerden ne geçerse geçsin. O sadece bir . Bu dünyada bir başkası yaşayamaz. Fizikçiler minik bir atomun içinde çok büyük bir enerji olduğunu söylüyor: Hiroşima ve Nagasaki atom enerjisiyle yerle bir oldu. İlk kez olarak her şeyi olduğu gibi görmeye başlarsın. Bu sahte dünyalarının merkezinde ise egoları bulunur. Eşyanın tabiatına aykırıdır bu. sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi. onu kimse görememiştir. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. Bu bunalım içinde. Herkes çok güçlüdür. Egolarının etrafında bir dünya yaratırlar. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası. bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. Hayatın olgularını görme kapasitesine ulaştığın zaman ise gerçeği bilme kapasitesine ulaşırsın. Egonu bıraktığın zaman. Sen kendi gücünü bilmiyorsun. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı. Şimdi bir Zen hikayesi: O-Nami. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü ve güreş sanatında çok yetenekliydi. Herkesin kökü bu evrene dayanır.. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. bir 'maya' diyebiliriz. O dalgalar olduğunu hayal et. Bunu adım adım incelemeye çalışalım.

onunla ne yapacak? O-Nami. atomu görebilen olmamıştır. Ancak bu güç sadece dalga kendisinin büyük ve sonsuz bir okyanusun parçası olduğunu bilirse ortaya çıkabilir. kuvvet peşindesin. O sadece okyanusun kendi varlığında yaşadığı coşkunun sonucudur. Sen yanlış yerde arıyorsun. Nezle olduğun zaman. İnsan bunu unutuyor.. coşkuyla varoluşu insanlandırır. Dalga. okyanusun dalgalanmasından başka bir şey değildir. Bunu unutma. Tanrı. o zaman çok zayıf olur. Aslında güç. Milyonlarca insanın yaptığı bu. . Zayıf olduğun zaman ise güçlü olmak için bazı suni yollar peşinde koşmaya çalışıyorsun. Eğer bir dalga okyanusu unutsa ve ondan bihaber bile olsa. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi çok güçlüydü. Bilimin günümüzde emrinde olan bütün o karmaşık cihazlara rağmen. oyun oynuyor. Tanrı. Eğer bir atomda bile bu kadar enerji varsa. o dalga hala okyanusun içindedir. Nefes aldığını hatırlıyor musun? Ancak bir sorun olduğu zaman hatırlarsın. Hepimiz okyanusun büyük dalgalarıyız. Para peşinde koşuyorsun.. sana kendinden bile daha yakındır. İnsan zihni bunu unutmaya meyillidir. okyanus olmadan varolamaz.. her zaman köşe başında seni bekliyor. Hafızamız minicikken. Sonsuz enerjisi var. Sürekli unuturuz. Okyanus dalga olmadan varolabilir. O kadar küçük olmasına rağmen çok büyük bir enerji barındırıyor. kim hatırlar ki? Tanrı sana nefesinden bile yakındır. yani "Büyük Dalgalar" adındaki bir güreşçi. Herkes sonsuz kudrete sahiptir çünkü herkes sonsuz derecede kutsaldır. coşkusuyla dünyayı insanlandırır. okyanus arayan bir okyanus. Ama yine de okyanusun içindeyiz. Kimse atomu görememiştir. Çünkü dalga. İnsan içindeki bu küçük bilinç alevine ne demeli? Eğer bir gün bu küçük alev parlarsa. varoluşun kaynağına dayanır. artık okyanusun ne olduğu hakkında bir fikrimiz bile kalmamış olabilir. Prestij ya da siyasi otorite peşine düşüyorsun. nefes alamadığında ya da başka bir sorun olduğu zaman hatırlarsın.varsayımdır. unutma mekanizmamız kocamandır. Onu o kadar unutmuş olabiliriz ki. kesinlikle sonsuz bir enerji ve ışık kaynağı olur. O. Eğer dalga bunu unutursa. O bir süreçtir.. bir çıkarımdır. varlık değil. Aksi halde. ama bunun dışında nefes aldığını anımsayan olur mu? O yüzden insanlar sadece başları derde girdiği zaman Tanrı'yı hatırlar. Bize çok yakın olan şeyleri çok kolay unuturuz. Aslında neyin peşindesin? Kudret peşindesin. bir de insanı düşün. Biz bunu unutmuş olabiliriz ama okyanus bizi unutmamıştır. Unuttuğun zaman da gücünden düşüyorsun. O-Nami. Buda'nın ya da İsa'nın yaşadığı da buydu. Ve bizim unutma fabrikamız çok iyi çalışır. Her zaman elimizin altında olanları çok kolay unuturuz. Çok bariz olan şeyleri çok kolay unuturuz. Aslında neyi arıyorsun? Güç ve iktidar arıyorsun. Herkes güçlüdür çünkü herkesin kökü Tanrı'ya.

ikisini birden hatırlayamazsın. "Büyük Dalgalar" olduğunu öğrenince. kendi benliğini unuttuğun zaman ise Tanrı'yı hatırlarsın. okyanus olduğunu unutuyor. Ama sadece özel bir ortamda. Bir ustanın tek bir belirli aracı olamaz. sürekli aklındadır. Tanrı kaybedilemediği için onu anımsamak çok zordur." diyor. Sahip olduğun zaman da unutur ve kanıksamaya başlarsın. Dalga kendini ya dalga olarak düşünebilir ya da bir okyanus olarak.Hiç dikkat ettin mi? Eğer bir şeyin yoksa. o zaman balık hatırlar. Bu bunalım içinde. O güreş sanatında çok yetenekliydi. Eğer benlik . sahildeki bir tapınağı ziyaret eden bir Zen ustasına gitti ve ondan nasihat istedi. kıyısız bir okyanustur. Adama bakıyor ve isminin O-Nami. İnsan ancak o zaman dinleyebilir. onun bir kıyısı yoktur. "Senin adın Büyük Dalgalar. Dalga. kendini dalga olarak görmeye başladığı zaman. "O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. O yüzden bu gece tapınakta kal ve denizin dalgalarını dinle. Kendini unutmak ise kudrettir. okyanus olduğunu bildiği zaman ise. Benlik bilinci bir zayıflıktır. o isim etrafında bir araç yaratıyor. Balığı karaya çıkartıp. Bu bir Gestalt'tır. Okyanustaki bir balık okyanusu unutuyor. Eğer kendini unutamazsan. herkes için araç yaratabilecek bir insandır. Dinlemek edilgenliktir. ikisini bir arada hatırlayamazsın. egosunu tamamen unutuyor olmalı. Ancak çok az sayıda insan Tanrı'yı anımsama yeterliliğine sahiptir. bu imkansız. Sen tıpkı Tanrı gibisin. sıcak kumların üzerine at. kendini tamamen unutmak demektir. Tanrı. Ve sen de bir balık gibi değil bir dalga gibisin.." Bir usta. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti. Halk önünde ise benlik bilinci çok artıyor ve zayıflıyor. Birini dikkatle dinlediğin zaman kendini unutursun. İşte o zaman çok güçlü. Dalga. Özel antrenmanda kendi hocasını bile yenmişti ancak halk önündeki maçlarda genç öğrencileri bile onu yeniyordu. Dinlemek. Bu hikayedeki güreşçinin ismindeki simgesel anlam buradan gelir. artık dalga olduğunu nasıl hatırlayabilir? Sadece birini anımsamak mümkündür. Ama seni Tanrı'nın dışına atmak mümkün değildir.. işte o zaman balık bilir. "Senin adın Büyük Dalgalar" dedi Zen ustası. Tanrı'yı unutursun. çünkü özel antrenmanda kendi benliğini unutmayı başarabiliyor olmalı. senin doğan ile Tanrı'nın doğası aynı. Tanrının mabedine girmenin en temel sırlarından biri dinlemektir. o zaman dinlemiyorsun demektir. Ancak. Çünkü hiç uzak kalmadığımız birini hatırlamak çok zordur. Sadece adının O-Nami olduğunu öğrenince. Özel ortamda kendi benliğini. Bu özlü sözü unutma: Kendi benliğini hatırladığın zaman.

"O dalgalar olduğunu hayal et!" "Önce dinle.. Ancak bir insanı dinlemenin sınırı yoktur çünkü kulaklar başkasının alanına giremez. onun alanına giriyorsun. bakmıyorsun: Karşındakini süzüyor. Gözlerin dinlenmeye ihtiyacı vardır. herhangi bir aktiviteye girişmeden dinle. O yüzden birçok dinde dua öncesinde müzik dinlenir. hepsi bu. gözlerin ise daha erkeksidir. Ve sonra. Tanrı'nın sana ulaşmasının tek yolu ona içinde yer açmandır. Eğer birine üç saniye boyunca bakarsan sorun olmaz. yılda üç yüz altmış beş gün açıktır. "Denizin dalgalarını dinle" dedi Zen ustası. yani edilgen olduğun zaman kapı açılır ve sonra beklersin. Artık tamamen sessiz ve duyarlı olduğunu hissettiğin zaman. Duyarlı olduğun zaman ise o dalgaların içinde eri. o yüzden gözlerini dinlendirmek için sürekli kırpman gerekir. bazen evet ya da hayır diyebilirsin ama dinlemiyor olursun. İnsanın daha fazla kulak ve daha az göz olması gerekir. Belirli bir sınır vardır. Sadece birer delik. bir rahim. Nedeni hakkında hiçbir fikir sahibi olmadan dinle. Mahavira dinlemeyi sürekli vurgulamıştır. İkinci adım bu.bilincin devredeyse. Duyarlı olduğun zaman hayal gücün birden inanılmaz güçlü olur. Tanrı'ya ulaşmanın tek yolu. gözler ise Yang'ın. Kulaklar semboliktir. Sürekli göz kırparsın. Başını sallayabilir. sadece dinliyormuş gibi yaparsın. Yapacak başka bir şey yok. Buda dinlemeyi sürekli vurgulamıştır.. . Çünkü edilgenlikte ego varolamaz ancak bir çatışma durumunda varolabilir. kulakların dinlenmeye ihtiyacı yoktur. Çünkü müzik kulaklarını daha canlı. Kulaklar her zaman dingindir. Sadece dinle. dinlediğin zaman ise duyarlısın. dinlemezsin. daha doğru nitelemek gerekirse. Kulaklar Yin'in parçasıdır. onu rahatsız etmeye başlıyorsun. bir alıcı. Psikologlar buna üç saniye diyor. Krishnamurti sürekli doğru dinlemeyi vurgular. duyarlı ol. Herhangi bir yorum yapmadan. Onlar sadece olduğu yerde kalır. çünkü saldırganlık enerjini alır. saldırgan olma. dalgalarla aynı frekansa geç. Kulakların gözlerinden daha dişidir. Gözler aslında birkaç dakika bile açık kalamaz. Onlar günde yirmi dört saat. O dalgalar olduğunu hayal et. saldırgan tavır sergilersin. Dişi olursun ve iç evine ulaşmak için dişi olmak zorundasın." Usta ona kendi egosunu unutması için bir araç vermektedir. Yin. Birine baktığın zaman. Dinlediğin zaman sadece bir geçit olursun. daha hassas kılar. buna dayanılır. İlk adım duyarlılıktır. o dalgalar olduğunu hayal et. sürekli yorulursun. O yüzden birine çok uzun süre bakmak kaba ve görgüsüz bir davranıştır. Tanrı'ya saldırgan işgalciler ya da fatihler gibi ulaşamazsın. Bundan fazla olduğu zaman. Dişil bir alıcılığa sahip olmaktır. Farkında mısın? Geceleri gözler dinlenmeye ihtiyaç duyar. Dinlemek edilgen olma sanatıdır. Hiç dikkat ettin mi? Kulakların bir geçitten başka bir şey değil. İlki. Saldırganlık yorar.

Hayal gücü. Sabahleyin bir çocuğun. Doğu'da Hindular.. ressamlardır. Çok sabırlı bir adam olmalı. Eğer ısrarcı olursan. Ancak sabırlı olmak gerekir. duyarlı insanlar hayal gücü yüksek insanlardır. Sen onun sadece bir rüya olduğunu söylersin ama o yine de "Peki şimdi nerede?" diye sorar. Ama o devam etti. en ufak bir saldırganlık sergilemeden ağaçların yeşilliğini içebilen insanlar. hayal gücü olduğunu söyler. bu kadar çok ağaç. O bir ayrım bilmez. en başta çok zorlandı. Sadece dalgaları düşünmeye çalıştı. öyle değil mi? Şu dünyaya bir baksana! Bir düşün! Ne kadar hayal gücü yüksek bir yaratıcı. Zen ustası O-Nami'ye "O dalgalar olduğunu hayal et" dediği zaman şunu söylüyordu: "O zaman yaratıcı olursun. hayal güçleri çok yüksek olur. sürekli peşinden gidersen. Tanrı'ya en çok yaklaştığın an olmalı. rüyasında gördüğü bir oyuncağı ağlayarak tekrar istediğini görebilirsin. müzisyenlerdir. O zaman hayal gücün. kendi açılarından hiçbir saldırganlık sergilemeden. Elbette. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. Sadece bir çocukta bu yetenek vardır. Artık neyin ne olduğunu bilmiyor. dünyanın Tanrı'nın rüyası. Artık hayalindeki dalgalarla gerçek dalgalar arasında bir fark kalmamıştı. Aradaki fark kayboldu. Şimdi sıra dalgalarda: . Ağaçların yeşilliğini görebilen insanlar.Edilgen insanlar. Bunlar şairlerdir. Bu doğal bir şey. Sonra bir an geldi. "Oyuncağım nerede?" diye ağlar. hayal ettiğin her şey gerçekleşir. Gece ilerledikçe dalgalar giderek büyüdü. Şimdi. Onun hayal gücünü bir düşün! Bu kadar çok yıldız. bu kadar çok kelebek. Rüya ile uyanıklık arasında bir fark görmez. Tekrar küçük bir çocuğa dönüşmüş durumda. hiç bitmeyen. çocuk gibi olursun. bu kadar çok dünya. Çok duyarlı olduğun zaman. Sonra zamanla sadece dalgaları düşünmeye başladı. Muhteşem bir hayal gücü. Ve egonu tamamen bıraktığın zaman o kadar esnek olursun ki. Dünya aslında onun hayal gücüdür. Onlar derin bir duyarlılık içinde evreni emiyor ve sonra bu emdiklerini hayal güçlerine döküyorlar.. o güzelliği bir sünger gibi emebilen insanlar çok yaratıcı olur. Önce duyarlı olursun ve sonra yaratıcı olursun. birçok yaşam boyu arzuladığın o an gelecektir. Gerçeği tek olarak bilir. senin gerçekliğin olur. dansçılardır. Neyin rüya. bu kadar çok nehir ve bu kadar çok insan. neyin gerçek olduğunu bilmiyor. Aklında birçok düşünce vardı. bu kadar çok çiçek. O rüya görüyor ve sen o rüyanın bir parçasısın. bu giderek büyüyenler gerçek okyanus dalgaları değil." Bir güreşçi olduğunu unut ve önüne çıkan her şeyi yıkan o dev dalgalar ol. Dünyaların ötesinde dünyalar. Tanrı'nın müthiş bir hayal gücü olmalı." O-Nami tapınakta kaldı.

vazoları sürükledi. Artık o yoktu. Sabah olduğunda. Egonu bırak ve sonsuz kudret üzerinden akmaya başlasın. sezgisel. erimeye başlarsın. Egonu bıraktıktan sonra. Bu da yetmedi. Buda'ların da sürüklenmesi gerekiyor çünkü eğer sen kapıya yapışırsan. köklerle kavga ediyor. sadece aptallık ediyorsun.. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu ve O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. o kapı da bir engele dönüşür. Dalgaları dinleyerek. rüya boyutunda. çocuksu ve masum boyutuyla. Eğer dinine çok bağlı olsaydı. Bir Buda olmuştu! Bir gün Bodhi ağacı altında Buda'nın yüzünde beliren hafif tebessümün aynısı ONami'nin yüzünde oluşmuştu. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. Sadece bu kadar da değil.. Şiir. Egonu taşıdığın sürece başarısız olmaya mahkumsun. o noktada hayal gücünden anında sıyrılırdı. Unutma: O sırada sen tapınakta olsaydın. Egonu taşıdığın sürece zayıf kalacaksın. artık dalga olmayacağım. O-Nami yüzünde hafif bir tebessümle oturuyordu. Ona ister Tanrı de. hayal gücü. yaratıcı olmuştu. O artık O-Nami değil. insanın ölüp de yeniden doğduğu anki tebessüm. Hatta bronz Buda heykeli bile sürüklendi. yolunda sana çok yardımcı olmuş o ayakların bile gitmesi gerekiyor. Birinin gelmiş olduğunun tebessümü. aynı zamanda ağaçla kavga ediyor. O. Hayal gücü bin bir taç yapraklı nilüfer gibi çiçek açmıştı. tapınak dalgalar üzerinde yüzüyordu. diğer yapraklarla kavga ediyor. Eğer tek başına yaşamaya çalışıyorsan. O günden sonra Japonya'daki hiçbir güreşçi onu yenemedi. O artık dalgalar değil. Tıpkı bir ağacın üzerindeki yaprağın tek başına yaşamaya çalışması gibi. okyanusun kendisi. Bir okyanusu nasıl yenebilirsin? Ancak dalgaları yenebilirsin. Buda heykeli önünde duran vazolardaki çiçekleri sürükledi. Sabah olduğunda. Ben ne yapıyorum? Hayır. dalgaların tapınağa dolmasını falan görmezdin. duyarlı." diyebilirdi. Böyle bir şey gerçekte olmadı. Çünkü artık enerji onun değil. Egonu bıraktığın zaman bir nehre dönüşürsün. Hatta bronz Buda heykelini bile sürükledi. O-Nami'ye oldu. bu sadece O-Nami'ye oldu. eve dönmüş olmanın tebessümü.Gece ilerledikçe içindeki o dalgalar giderek büyüdü. Bu tamamen onun varlığının farklı bir boyutunda yaşanıyordu. Buda'nın ayaklarının ucunda dururdu. Akmaya başlarsın. . İşte o tebessüm buydu... hepsinin kendine düşman olduğunu düşünüyor. duyarlı olarak. bütün hüsranları bırakmış olursun. yaratıcılığının kapısını açmıştı. O gün halk önündeki bir güreş müsabakasına katıldı ve tüm maçlarını kazandı. Bu çok güzel! Bir Budist'in Buda heykelini sürüklenirken hayal edebilmesi çok zordur. okyanusa doğru akarsın. bütün başarısızlıkları. Buda'nın ayak ucuna değer ama daha ileri gidemezdi. Ama unutma: Bir gün. bütün yenilgileri. Dalgalar giderek büyüdü. Canlanırsın. O zaman "Bu kadar yeter! Buda sürükleniyor. Tüm yaşam bütüne aittir. vazoları sürükledi. Bizler sadece yüce bir ağaç üzerindeki yapraklarız.

yani müthiş bir sanatçı varmış.bütünlük de. ama bizler sonsuz hayat ağacının üzerindeki küçük yapraklarız. Azrail sordu: "Peki nasıl işe yarayacak?" "Endişe etme. ressam. o kadar hayat dolu heykeller yapıyormuş. Azrail. endişeli ve gergin bir şekilde döndü ve Tanrı'ya sordu: "Tanrım. Tabii. Odaya girdi. etrafa baktı ve ortaya seslendi: "Bayım. O sadece özgün çalışır. MÜKEMMELİYETÇİLİK Çok güzel bir hikâye duydum: Bir zamanlar muhteşem bir heykeltıraş. Tanrı hiçbir zaman üretim hattı gibi çalışmazdı. gerçeği. işe yarayacağından emin olamadan gitti. ne yaptın? Tam on iki tane birbirinin tıpkısı insan var ve benim sadece birini getirmem gerekiyor. on bir heykeli arasında durmuş ve nefesini tutmuş. Kendi heykelinden tam on bir adet yapmış ve ölüm kapısını çalıp Azrail içeri girdiği zaman. Bir tane hata var. Bir astrolog ona ölümünün yaklaştığını. her zaman bir eşsizlik bulunurdu. Sanatı o kadar mükemmelmiş ki. Kavga etmeye gerek yok. . Ne olmuştu? On iki kişi birbirinin tamamen aynısı olabilir miydi? Şimdi kimi götürecekti? Sadece bir tanesini alabilirdi. Çok başarılı bir iş çıkarmışsınız ama bir noktayı kaçırmışsınız. Bu konuda uzun süre düşünmüş ve bir çözüm bulmuş. Şaşkın. Git ve bunu dene!" diye yanıtladı Tanrı. Sonuçta Tanrı yap diyorsa yapacaktı. Azrail bir karar veremedi. kısa bir süre sonra öleceğini söylemiş. ona gizli şifreyi verdi ve "Sanatçının kendini heykelleri arasında sakladığı odaya git ve orada bunu söyle!" dedi. Tanrı." Adam saklandığını tamamen unutmuş. tek bir şey dışında hepsi mükemmel. ortaya çıkmış ve "Ne hatası?" demiş. ne istersen de. 2. gözlerine inanamamış. Azrail çok şaşırmış. araya kopya kağıdı koymazdı. bu durum onu çok korkutmuş ve o da her insan gibi ölümden kurtulmak istemiş. Azrail'i yanına çağırdı ve kulağına gizli formülü. Eve dönmenin tek yolu teslim olmak. Nasıl seçim yapacağım?" Tanrı güldü. Böyle bir şey ilk kez başına geliyormuş. Tanrı hiçbir zaman iki insanı aynı yaratmazdı. bir insanın heykelini yaptığı zaman onu gerçek insandan ayırmak çok zor oluyormuş: O kadar canlı. gerçek olmayanla ayırt etmenin yolunu fısıldadı.

Azrail gülmüş. "Yakalandın! Tek hatan buydu: Sen kendini unutamazsın. Haydi, beni izle!" Normalde, sanatçılar dünyanın en egoist insanlarıdır. Ama o zaman gerçek bir sanatçı değildir. Sanatı kendi egosunu tatmin için bir araç olarak kullanmıştır. Sanatçılar çok egoisttir. Sürekli kendilerini över ve birbirleriyle kavga ederler. Hepsi kendisinin gelmiş geçmiş en büyük sanatçı olduğunu düşünür. Ama bu gerçek sanat değildir. Gerçek sanatçı sanatı içinde tamamen yokolur. Bu diğer insanlar sadece birer teknisyendir; ben onlara sanatçı değil teknisyen diyeceğim. Ben onlara yaratıcı değil, sadece oluşturucu diyebilirim. Evet, bir şiir oluşturmak bir şeydir, bir şiir yaratmak ise oldukça başka bir şey. Şiir oluşturmak için insanın dil, gramer ve şiir kurallarını bilmesi gerekir. Kelimelerle oynanan bir oyundur. Eğer oyunu iyi biliyorsan şiir yazabilirsin. Pek şiirsel olmaz ama şiir gibi görünür. Teknik olarak mükemmel olabilir ama sadece bir gövdesi olur, ruhu eksik kalır. Ruh ancak sanatçı sanatı içinde kaybolduğu zaman ortaya çıkar, artık ondan ayrı değildir. Ressam öyle bir hiçlik içinde resim yapar ki, resmi kendi yapmadığı için altına imza atarken bile suçluluk duyar. Yarattığı şeyi bilinmeyen bir güç onun üzerinden yapmıştır. Ruhunun teslim alındığını bilir. Çağlar boyunca gerçek sanatçıların yaşamış olduğu deneyim budur: Ruhunun ele geçirildiği duygusu. Sanatçı ne kadar büyükse, bu duyguyu o kadar yoğun yaşar. Ve en büyük sanatçılar, Mozart, Beethoven, Kalidas, Rabindranath Tagore gibi en büyük sanatçılar, kendilerinin içi boş birer bambu olduğundan ve varoluşun onların üzerinden bir şeyler yarattığından en ufak bir kuşku duymaz. Onlar sadece bir flüt oldu ama şarkı onlara ait değil. Onların üzerinden akmıştır ama bilinmeyen bir kaynaktan gelir. Onlar sadece engel çıkarmamıştır. Tek yaptıkları budur. Ama onlar yaratmamıştır. İkilem budur. Gerçek yaratıcı, kendisinin hiçbir şey yaratmadığını, varoluşun onun üzerinden çalışmış olduğunu bilir. Varoluş onu, ellerini, varlığını ele geçirmiş ve onun üzerinden bir şey yaratmıştır. O sadece bir araç olmuştur. Gerçek sanat budur. Sanatçının yok olduğu eserdir. O zaman ortada ego sorunu kalmaz. O zaman sanat bir din olur. O zaman sanatçı bir mistik olur. Sadece teknik olarak yetkin değil, varoluşsal olarak da özgün. Sanatçı işinin içinde ne kadar az olursa, sanatı o kadar mükemmel olur. Sanatçı tamamen yok olduğu zaman ise, yaratıcılık tam mükemmelliğe ulaşır. Bu ters orantıyı sakın unutma. Sanatçı ne kadar çok çalışmasının içindeyse, çalışması o kadar az mükemmel olacaktır. Eğer sanatçı çalışmasının çok fazla içindeyse, o zaman çalışması rahatsız edici olur, sinir bozar. Sadece ego olur. Başka ne olabilir ki? Ego bir hastalıktır. Bir şeyi daha hatırlaman gerekir: Ego her zaman mükemmel olmak ister. Ego her zaman başkalarından daha yüksek ve iyi olmak ister; yani mükemmeliyetçidir. Ancak, ego üzerinden mükemmelliğe ulaşmak asla mümkün olmadığı için çaba harcamak bile saçmadır. Mükemmellik ancak ortada ego yokken mümkündür. Ego olmayınca insan zaten mükemmelliği düşünmez. O yüzden gerçek sanatçı asla mükemmelliği düşünmez. Mükemmelliğin ne olduğu hakkında fikri yoktur. O

sadece kendini teslim eder, iyice bırakır ve ne olacaksa olmasına izin verir. Gerçek sanatçı, bütünleşmeyi düşünür, ama mükemmelliği aklına getirmez. O, sanatının tamamen içinde olmak ister; hepsi bu. Dans ettiği zaman, dansının içinde kaybolmak ister. Orada olmak istemez. Çünkü dansçının varlığı, dansta pürüz yaratacaktır. O asalet, o akışkanlık bozulacaktır. Dansçı orada olmadığı zaman, bütün kayalar kaybolur, sessiz bir akış yaşanır. Şurası kesindir ki gerçek sanatçı bütünleşmeyi düşünür: Nasıl bütün olacak? Ama asla mükemmelliği düşünmez. Ve sonuçta, bütün olanların güzelliği mükemmeldir. Mükemmelliği düşünenler asla mükemmel, asla bütün olamaz. Tam aksine, mükemmelliği ne kadar çok düşünürlerse, o kadar nevrotik olurlar. Onların idealleri vardır. Sürekli kıyaslarlar ve sürekli kısa kalırlar. Eğer bir idealin varsa, o ideal gerçekleştirilmeden kendini mükemmel olarak göremezsin ve o zaman sanatınla bütünleşemezsin. Örneğin, eğer Nijinsky gibi bir dansçı olmayı düşünüyorsan, o zaman dansınla nasıl bütün olacaksın? Sürekli bakıyor, kendini izliyor, geliştirmeye çalışıyor, hata yapmaktan korkuyorsun. Bölünmüş durumdasın. Bir parçan dans ediyor, bir diğer parçan yargılıyor, seni dışardan izleyip; yargılıyor, eleştiriyor. Bölünmüş durumdasın. İkiye ayrılmışsın. Nijinsky mükemmeldi, çünkü o bir bütündü. Dansı sırasında insanlar onun sıçrayışlarına inanamazdı. Bilim adamları bile inanamazdı. Öyle bir sıçrardı ki, sanki yerçekimi yasasına karşı gelirdi. Tekrar yere inerken bir tüy gibi hafifçe inerdi. Bu da yerçekimi yasalarına aykırıydı. Sürekli bu konuda soru soruldu. İnsanlar konuştukça, bu olay zihnine kazınmaya başladı. Ama bu sefer de giderek kayboldu. Hayatında bir an geldi ve tamamen yok oldu. Bunun tek nedeni artık bilinçli olarak yapmaya çalışmasıydı. Bütünlüğünü kaybetmişti. Sonra anladı. Neden kaybolduğunu anladı. Gerçek Nijinsky'nin dansı içinde, tamamen kaybolduğu anlar olurdu. O tam gevşeme içinde, insan farklı bir dünyada, farklı yasalara göre işlemeye başlar. Sana bilim adamlarının er ya da geç keşfedeceği bir yasadan söz edeyim. Ben buna, asalet yasası diyorum. Üç yüz yıl önce bilinmeyen yerçekimi yasası gibi bir şey. Bilinmeden önce bile işlemekte olan bir şey. Bir yasanın işlemesi için bilinmesi gerekmez. Yasa her zaman işlemiştir; Newton ve ağaçtan düşen elma ile hiçbir ilgisi yok. Elma Newton'dan önce de düşerdi. Newton keşfettikten sonra elmalar düşmeye başlamadı. Yasa oradaydı. Newton sadece onu fark etti. Tıpkı bunun gibi bir başka yasa daha var: Asalet yasası. Bu yasa yükseltir. Yerçekimi yasası her şeyi aşağı çekerken, asalet yasası yukarı doğru kaldırır. Yogada buna devitasyon denir. Belirli bir yok olma halinde; belirli bir sarhoş olma halinde; kutsal ile sarhoş olunca; belirli bir tam teslimiyet halinde; egosuzluk içinde bu yasa işlemeye başlar. İnsan hafifler. Ağırlıksız olur. Nijinsky'nin olayında olan da buydu. Ama "sen" bunu yaptıramazsın. Çünkü eğer "sen" oradaysan, bu gerçekleşmez.

Ego, boynuna bağlanmış bir kaya gibidir. Ego yokken, ağırlıksız olursun. Bunu bazen kendi hayatında hissetmedin mi? Bazı anlarda içinin hafiflediğini hissedersin. Yürürken sanki ayakların yere basmaz. Sanki havada yürürsün. Keyif anlarında, dua anlarında, meditasyon anlarında, kutlama anlarında, sevgi anlarında. Ağırlıksız olursun, hafiflersin. Ben sana er ya da geç bilimin bunu keşfedeceğini söylüyorum. Çünkü bilim, belirli bir prensibe inanır: Karşı kutuplar prensibi. Hiçbir yasa yalnız olamaz. Mutlaka karşıtı olmalıdır. Elektrik tek bir kutupta işleyemez. Pozitif ve negatif iki kutup gerekir. Onlar birbirini tamamlar. Bilim, her yasanın onu tamamlayacak bir karşıtı olduğunu bilir. Yerçekimi kuvvetinin de onu tamamlayacak bir karşıt yasaya sahip olması gerekir. O yasaya ben "asalet" diyorum. Gelecekte başka bir isimle anılır. Çünkü eğer bilim adamları onu keşfederse, ona asalet adını vermezler. Ama bu, bana en mükemmel isimmiş gibi geliyor.

3. AKIL Çağdaş zihin, kendi içinde çelişkili bir terimdir. Zihin asla çağdaş olamaz, o her zaman eskidir. Zihin geçmişten başka hiçbir şey değildir. Zihin hafıza demektir. O yüzden çağdaş zihin olamaz. Çağdaş olmak için zihinsiz olmak gerekir. Eğer anını yaşıyorsan, o zaman çağdaşsın. Peki o zaman zihninin yok olduğunu görmüyor musun? Hiçbir düşünce hareket etmez, hiçbir arzu yükselmez. Sen geçmişten kopmuşsundur. Ve gelecekle de bağın kalmamıştır. Zihin asla özgün olamaz. Hiçbir zihin özgün, taze ve genç değildir. Zihin her zaman eski, çürümüş ve bayattır. Ama bu kelimeler kullanılıyor, tamamen farklı anlamlarda kullanılıyor. Hatta anlamlı olmaları sağlanıyor. 19. Yüzyıldaki zihin farklı bir zihindi. Onların sordukları soruları sen sormuyorsun. 18. Yüzyılda çok önemli olan sorular şimdi çok aptalca geliyor. "Bir iğnenin ucunda kaç tane melek dans edebilir?" Ortaçağ'ın en önemli teolojik sorularından biri buydu. Şimdi bunun önemli bir soru olduğunu düşünecek kadar aptal birini bulabilir misin? Bu soru büyük din bilginleri arasında tartışılıyordu, sıradan insanlar tarafından değil. Büyük profesörler bu konuda tezler yazıyor, konferanslar düzenliyorlardı. Kaç tane melek? Kimin umurunda? Bu tamamen ilgisiz bir şey. Buda'nın döneminin büyük sorusu, "Dünya'yı kim yarattı?" olmuştu. Yüzyıllar boyunca devam etti. Artık çok daha az kişi dünyayı kimin yarattığı ile ilgileniyor. Evet, böyle eski kafalı insanlar var ama bu tip sorular bana nadiren soruluyor. Buda ise, bu soruyla her gün karşılaşıyordu. Birinin bu soruyu

Dünyayı kim yarattı? Buda. o zaman değişimler vardır. "Sadece privates. Zihin bir mekanizmadır. Geçmişte yaşamaz." Soruyu soran dehşete düşmüş: "Bir Gurka mı? Onların hepsi siyah değil mi?" "Hayır" diye yanıtlamış.sormadığı tek bir gün bile geçmemiş olmalı. Biri diğerinin hamile olduğunu görüp sormuş. Zihin tekrar edicidir. çağdaş bir zihin. Zihinsizlik. aynı bilgiyi tekrar eder. Bilinmeyen yüzünden kendini güvensiz hisseder. O zaman zeka büyür. En modern zihin bile hala geçmişe aittir. bu ne sürpriz! Anlaşılan son görüştüğümüzden beri evlenmişsin. sahte. Aynı bilgiyi tekrar tekrar çiğnemeye devam eder. Geçmişte hiçbir koca böyle bir şey söylemezdi. Modalar gelip geçer. anını yaşayan insandır. Sürekli bir döngü içinde yaşar.: privates. olağanüstü bir cesaret. çağdaş zihin denen bir şey yoktur. saflıktır. Zeka. tekrar tekrar." ' Hamile olan yanıtlamış: "Evet. Bu anlamda zihin. plastik bir kavram üretmişlerdir. Her zaman bilinmeyene. zamanla birlikte değişiyor.N. bu kendiliğindenlik zihinsizliğin güzel kokusudur. Gurka Bölüğünde subay. sahte ve üretilmiş olan bir şeydir. Modern zihin diye bir şey olamaz. Şimdi kimsenin umurunda değil.) "Hayatım ne kadar çağdaşsın!" Bu anlamda bir çağdaş zihinden söz edilebilir. O. gerçektir. çağdaş zihin denilen bir olgu var. Her zaman son söz kendine ait olurdu. Buna akıl derler. daha önce gidilmemiş denizlere yelken açmaya ihtiyaç duyar. Londra'da alış veriş yaparken tesadüfen karşılaşmış. gelecek için yaşamaz. Aman şekerim. dünyanın her zaman olduğunu." (Ç. . Gerçekten yaşayan insan ise. O kendiliğindendir. Zihin yaşlıdır. keskinleşir. Onu bilgiyle beslersin. Aksi halde. Çok nadiren bana dünyayı kim yarattı sorusu sorulur. masumiyettir. İnsanlar bilinmeyenden korkar. İngilizce'de hem rütbesiz asker. Zihinsizlik netliktir. Sadece içinde bulunduğu anı yaşa. O yüzden zekanın yerine geçecek. final olurdu. Eğer modayı düşünürsen. Bilmenin ve olmanın gerçek halidir. Zekanın yerine geçer. gerçek yaşamın yoludur. hem de mahrem bölge anlamına gelir. Harika bir adam. Bu anlamda. Kocadan eşine: "Bu akşam dışarı çıkmıyoruz dedim ve bu yarı final!" Şimdi bu. kimsenin onu yaratmadığını söylemişti. haşır neşir olduklarının ötesine gitmek istemezler. Her şey o andır. Ama temelde zihin geçmişe aittir. Akıl. Her an bilinmeyenle karşılaştıkça büyüyebilir. Bu insanlar tatmin olmuyordu. maceraperest bir yaşam gerektirir. Zeka tamamen farklı bir olgudur. İki yüksek sınıf İngiliz bayan.

Entelektüel yaratıcılık diye bir şey söz konusu olamaz. Kalbin uyanıkken. Zekayı bir Picasso yaratır. İsa. Senin üniversitelerin. Michelangelo'nun yarattığı şey kabadır. Michelangelo ya da Kalidas'da. oralarda ne tür yaratıcı işler yapıldığını görebilirsin. Mahavira. Kalple ilgilidir. Üreticidir. Şairler dış dünyayı yaratır. mistiğin yaptığı herhangi bir şeyi görmeyebilirsin. Zerdüşt ya da Muhammed hakkında özellikle bir şey söylemiyorum. bilgisayarlar yapabilir. Krishna. Rabindranath'lar. Zeka yaratır. Onlar da başka bir tez yazacak olan aynı tür insanlardır. edebiyat tezleri. Eğer onu izleseydin. Anlamak için tamamen farklı bir algı türü gerekir.Akıl sadece zihinsel bir oyundur. Mistikler ise. çok şey ortaya koyar. yaratıcılığın en yüksek çiçeğidir. Üretim. kaba bir dünyada yaratır. Buda. kimse onlardan ilham almaz. Sana Buda. Hem de herhangi bir insandan çok daha verimli bir şekilde yapar. müzik ya da dans. bir gün mistiği anlamayı başarır ya da en azından anlamayı umarsın. tek bir şiir bile yazmadı. Zeka ise. Ancak senin üniversitelerin. hayatında tek bir resim bile yapmadı. tekrar edilen bir egzersizdir. Ama o kadar mükemmel. tamamen farklı bir boyuttur. üretmez. Tamamen içe dayanır. bu uyumdan yaratıcılık ortaya çıkar. Ancak ondan sonra. Kütüphanelerde birer çöp yığınına dönüşürler. Üniversitelere gidip. Doktora tezi yazacak olanlar tabii ki okur. mekanik bir aktivitedir. Daha önce yapılmış bir şeyi tekrar tekrar yaparsın. Şairin yaratıcılığı nesneldir. o kadar üstün ki. Ne şarkı söyledi. Buda'nın yarattığı şey ise tamamen görünmezdir. Onun kafayla hiçbir ilgisi yoktur. sadece sessizce oturduğunu . ince bir dünyada. ne de onu dans ederken gören oldu. mistiğin yaratıcılığı ise özneldir. Çünkü onların yarattığı şey o kadar ince ki. Onları kimse okumaz. Van Gogh'un yarattığı şeyler gözle görülür. Akıl baştadır. bir Mozart. felsefe tezleri. Eline hiç fırça almadı. bir şiir. Yaratıcı olamaz. bir Van Gogh. birkaç kişi okur. Tolstoy'lar. Mistik ise iç dünyada yaratır. Zaten yapıyorlar. Binlerce tez yazılıyor: Doktoralar. İnsanlara birçok unvanlar verilir. Mistik. kalbin uyanık olma durumudur. Akıl anlamak konusunda dahi hiçbir işe yaramaz. Halil Gibran'lar yaratmıyor. Bir resim. kalbin varoluşla uyum içindeyken. Kimse bu doktora tezlerine ne olduğunu bilememiştir. onu anlamak için bile zeki olman gerekir. büyük bir zeka gerektirdiği için değil. Shakespeare'ler. Evet. kalbin derin bir minnet içinde dans ederken. yeni bir şey var etmek. gökyüzünün yere inmesini sağlamaktır. Sadece iki tür insan yaratır: Şairler ve mistikler. Ama sen. Buda'nın yarattığı şey. Sadece çöp üretir. Milton'lar. Yaratıcılık. Üretmekle yaratmak arasındaki fark nedir? Üretim. bir şarkı. Dostoyevski'ler. bir Beethoven yaratır. Üniversitelerde yaşanan entelektüel aktivite budur. onu elinde tutabilmen mümkün değil. Önce şairi anlaman gerekir. Zeka. Buda'yı anlamak için zeki olman gerekir. Şairler. sadece çöplük yaratıyor. işe yaramaz şeyler. Bir Beethoven. ama yaratamaz. bilinmeyenin bilinene sızmasını sağlamak. gökyüzü açılır ve bilinmeyenden çiçekler yağmaya başlar.

bir ikilemdir. eşsiz güzellik asaleti. Bhagwan dedik. ifadenin en saf. kollarını iki yana açıp. onu çevreleyen bir zarafet vardı. Ve şimdi yüz bin dolarlık büyük ödül için yarışacaktı. Çünkü bu. Konu sevişmekti. varoluş denilen bu yaşam sürecinin bir parçası olmayı başaramazsın. O. Uzman her zaman geride kalır. "dudakları ve boynu" diye yanıtladı. entelektüel olanın. Bu tek soru için. Hiçbir anı. Tüm varlığı sessizlikti. ödünç bilgiye. bilinç yaratıyor. sadece tepki verir. "Alors. Tartışmacı değil. Onlarda Tanrı'nın tamamı bulunur. O zaten yargıya ulaşmıştır. Arthur televizyondaki bir yarışma programında. mantıktan daha fazlasıdır. Ancak entelektüel kendini kaybetmiş olur. Uzman olanın. Eğer mantığa çok fazla bağlanırsan. bir gizemdir. Derlenmiş yanıtlarını kafasında taşır ama hayatta ortaya çıkan sorular her zaman yenidir. . karanlıkta el yordamıyla dolaşmaktır. Kafasında kütüphaneler taşır. Arthur doğal olarak. Hayat onu dışladığı için değil. Büyük ödül sorusu şuydu: "Asur İmparatorluğu'nun ilk elli yılında kral olsaydınız. gerdek gecenizde eşinizin vücudunun hangi üç bölümünü öpmeniz beklenirdi?" İlk iki yanıt hemen geldi. Bilinç ise. bir diğer anına uymaz. mümkün olan en yüksek formudur. Bir şarkı. Ancak akıl. Evet. Yanıtı her zaman yetersizdir. geleneğe ve kanıksamalara bağlıdır. Gözleri yoktur. Kendini her zaman bir yabancı gibi hisseder. mantıklı bir olgu değildir ve entelektüeller mantık üzerinden yaşar. Ancak o zaman ne yarattığını görürsün. Sorunun üçüncü yanıtı için aklına bir şey gelmeyince. bilgili olanın. Çünkü hayat. Etkin ve faydalı olursun. Bir dans. O. hiçbir şey bilmez. mon ami" bana sorma. O yüzden Mahavira'ya. dünyaca ünlü Fransız seksoloji profesörünü seçti. Tanrı'nın tamamı bulunur. Çünkü. katılmak zorundasın. çözüm bulamaz. Çok şey bilirmiş gibi görünmesine rağmen. kendine ait bir kavrayışı yoktur. Çünkü. O yüzden Buda'ya.görürdün. O yüzden asla hayata uymaz ve yaşam da ona uymaz. anlık yaşamamaktadır. Bu çok ağır bir yüktür ama kendine ait bir görüşü yoktur. Ama Buda'da. o hayatın dışında kalmayı seçtiği için. Akıl ödünç alınmıştır. Yaşam. Entelektüel aktivite seni belirli konularda uzman yapabilir. Buda ile izleyici olamazsın. Ayrıca yaşam. Tabii hayat bir şey kaybetmiş olmaz. çünkü meditasyona açık değildir. ben şimdiden iki kez yanılmış durumdayım. Sonsuz güzellik. katılınması gereken bir gizemdir. içinde kutsal olan bir şeyler vardır. güzeldir. çok açık olman gerekir. bir uzman çağırma hakkına sahipti. güzeldir. hiçbir zaman aynı değildir. Bhagwan dedik. Fransız. haftalarca bütün soruları doğru bilmişti. Arthur. Arthur çaresizlik içinde uzmana döndü. Ancak onu hissedebilmek için. homurdandı. O. çok duyarlı olman gerekir. Asla! Sürekli değişir. kendine ait bir kavrayışı yoktur.

kendi içinde kapalı kalıyor. mantığa yaslanarak yaşıyor. bir noktada mutlaka aksi sonuç verecektir. Gannaway oldukça şişmandı. biliyormuş gibi yapma duygusu veriyor. Cudahy körkütük sarhoştu ve Aziz Patrick Günü kutlamalarını izliyordu. Sanki uykudaymış gibi davranırsın. Ama nasıl yapacaksın ki? "Sakin ol" diye yanıtladı yardımcısı. bu kaçınılmazdır. içten içe tüten döşekten iğrenç bir koku çıkmaya başladı. mantığına dayalı bir parazitlenmedir. Farkında olmadan yanık sigarasını kaldırıma atılmış eski bir döşeğin üstüne düşürdü. . çünkü bilinçsiz bir zihnin ulaştığı sonuçtan yola çıkar. benim ateş edeceğim mesafenin iki katı olmalı. vereceğin her karar. yeşil ağaçlarda. Zekayı ortaya çıkarabilmek için daha fazla bilgiye değil. "Olmaz!" diye bağırdı. Hemşireler Birliğinin ak saçlı üyeleri yürüyüşte geçerken.Gannaway ve O'Casey tabancalarla düello yapacaktı. bu hemşireleri çok hızlı yürütüyorlar. yaşam adındaki sihirin. Onun bana ateş edeceği uzaklık. daha fazla meditasyona ihtiyacın vardır. Akıl aracılığıyla yaptığın her şey sadece bir parazittir. Her şey ayrı bir mucizedir. Ama bu sadece büyük bir "miş gibi" yapmaktır ve insan bunu tamamen unutmaya meyillidir. Sihir her yerde yaşanıyor." Akıl bazı yargılara varır. insanların gözlerinde bulunan sihirin. Daha sessiz kalmalı. daha fazla kalp olmalısın. Daha az zihin.. "Ben ondan iki kat daha cüsseliyim. mantığa uygun. bilinçsiz halinde varmış olduğun aptalca yargılara ya da senin kadar bilinçsiz insanların vermiş olduğu yargılara yapışıyorsun." Cebinden bir tebeşir çıkardı ve şişman adamın paltosunun üstüne boydan boya iki çizgi çizdi.. çizgilerin dışı sayılmıyor. Mantık onlara. Sonra. bu kadar matematiksel değil. Eğer tam uyanık değilsen. O'Casey'e döndü ve bağırdı: "Artık ateş edebilirsiniz. Etrafını sarmalayan sihirin farkında olmalısın." Kesinlikle mantıklı. Ama unutmayın. Ve insanlar akıllarında. Ama sen aklın yüzünden. "Ben bu işi hemen çözerim. Cudahy havayı birkaç kez kokladı ve yanındaki polise döndü." Matematiğe uygun. düşüncelerden daha fazla uzaklaşmalısın. Ama hayat bu kadar mantıklı. Gerçeğin deneyimi değil. Ve sıska rakibini karşısında görünce itiraz etti. Yanlış gitmeye mahkumdur. Zeka ise uyanıklıktır. "Memur bey. Tanrı olan sihirin. Ancak sonuçta akıl bilinçsiz bir olgudur. kırmızı çiçeklerde olan sihirin. Sonuçta mantığı kendin icat ettin.

O sadece kendi deneyimlerini taşıyacak.Ancak zeka kesinlikle yaratıcıdır. Kral dayanamayıp sordu: "Sorun nedir. Bana söylediğiniz her şeyi bu bahçede uyguladım. Usta üç yıl boyunca ona öğretir. Ancak bu sadece zekanın büyük uyanışıyla. beni anlamışsın" diyecek miydi? Her türlü titizlik gösterildi. Kral çok gergindi. Etrafına bakındı ve bahçede dolaşırken giderek ciddileşti. her zaman bitmemiş kalır. bilinmeyene ve bilinmeyenden. Kalbinden keyif şarkıları akmaya başlayacak. Hatta hiç taşımayacak. Onu hiç bu kadar ciddi görmemişti. bir çeşit sınav olacaktı. Varlığının her hücresi. En güzel şarkıların bazıları bitmemiş şarkılardır. kral gidip bahçesinde uygulardı. hareket ediyor. hiçbir şey eksik kalmamıştı. Çünkü zeka. kral ustayı bahçesine getirdi. Birçok şey kendiliğinden olmaya başlayacak. kalbin büyük uyanışıyla gerçekleşebilir. Kral çok korkmuştu. deneyimin güzelliği tamamlanmamış olmasıdır. Ellerin nesneleri dönüştürmeye başlayacak. "Acaba takdir edecek mi?" Bu." . efendim? Bir hata mı var? Çok ciddi ve üzgün görünüyor. Sorun nedir? Ben bir terslik görmüyorum. bitmemiş müziklerdir. değişiyor. Bahçe o kadar güzel tamamlanmıştı ki. senin tüm varlığını harekete geçirir. ustayı bahçesini görmeye davet etti. bilinemeyene doğru hareket ediyor. başınızı olumsuz şekilde sallıyorsunuz. bir noktaya ulaşır. Bir kral bahçıvanlığı öğrenmek için bir Zen ustasına gider. küçük bir kısım olan kafayı değil. Zeka. İNANÇ Bir yaratıcı. İnanç ise her zaman kapalıdır. Çünkü. Ama usta en baştan itibaren çok üzgün görünüyordu. keşfetme duygusu sona ermemiş olur. Çamura dokunacaksın ve o bir nilüfere dönüşecek. birçok inanç taşımayacak. Üç yıl sonra bahçe tamamen hazırdı ve kral. Bitmemişliğin ayrı bir güzelliği vardır. "Neden bu kadar üzgün görünüyordu. binlerce bahçıvan çalışırdı. Ustası her ne derse. Ve unutma. O zaman bir simyacı olabileceksin. Çünkü ustası çok katıydı. Bir Zen hikayesi duydum. Deneyimin güzelliği ise her zaman açık olmasıdır. Kralın çok güzel ve büyük bir bahçesi vardı. İnanç her zaman tamamlanmıştır. En güzel kitapların bazıları bitmemiş kitaplardır. hayatının her lifi dans etmeye başlar ve bütünlük ile ince bir uyuma düşer. 4. Acaba "Evet. En güzel müziklerden bazıları. tüm varlığını titretir. Yaratıcılık işte budur. bir sorun mu vardı acaba?" Usta tekrar tekrar başını sallıyor ve içinden olmamış diyordu. Deneyim asla bitmez. Sürekli bilinenden. Bütünle tam uyum içinde nefes almak. Ancak ondan sonra. Sadece bir kısmını. Yaşadığın sürece deneyim nasıl bitecek? Deneyimlerin büyüyor.

Bu hikayeyi çok severim. "O yapraklar nerede?" Kral yanıtladı: "Bahçıvanlarıma hepsini toplamalarını söyledim. öbek öbek toplanmıştı. kurumuş yapraklarla oynayan rüzgarın sesi. Yolların üstünde hareket eden kurumuş yapraklar. yani bir arayan olsun. ne de ağaçlarda tek bir kuru yaprak bile yoktu. Zihinsiz baktığın zaman algılaman verimli olur. Aksi halde bir mezarlık gibi yavan ve ölüydü. O sessizlik canlı değildi. Hiçlik. Zihin sana eski gözleri verir. bırak bir sannyasin. deneyime açık olmaktır. Bu. Deneyim her zaman açıktır." Sonra şöyle devam ettim: "Eğer ana karakterin hala bir şey yapmak istiyorsa." Hiçbir hikaye. Bir roman yazdığını ve ne yapacağına karar vermediğini anlatıyordu. Zihin bütün inançların bir araya toplanmasıdır. Onun üstüne bir fikir yansıtmış olursun. ancak uzatmak olanağı da vardı. Sadece bakar. O zaman bakıyor olmazsın. bu kadar insan yapımı görünüyor. O zaman ölmüş olur. Bitmemiş kalması gerekir. Hiçbir eksiği yok. Usta çok mutlu oldu. Buda'nın isimlerinden biridir. baktığın zaman. O zihinsizlik anlarında gerçek. Ama o zaman da. "Yanlış tarafı. zihnini bir kenara koyup. Sadece gerçek özgürleştirir. Usta. Ne yollarda. baktığın şey çarpılır. şimdi ne kadar canlı görünüyor." der. Bu bitmemişlik anlamına gelir. Ona şöyle dedim: "Onu bitir. Ölü yapraklar nerede? Kuru yapraklar nerede? Bir tane bile kuru yaprak yok. İnanç her zaman tamdır ve bitmiştir. Sen bu ışıktan. üzerine projeksiyon yaptığın bir perdeye dönüşür. Gerçek. O. Tanrı'nın hiçbir şeyi bitmiş değildir. Bunun sonrası senin ötende gelişir. Öyle bir noktaya gelmişti ki.Usta yanıtladı: "O kadar tamamlanmış ki. Rüzgar onları aldı ve kuru yapraklarla oynamaya başladı. Bütün kurumuş yapraklar. romanı bitirebilirdi. İlk nitelik." Usta yanıtladı: "O yüzden bu kadar yavan. Çünkü ancak o zaman orada olanı görürsün. tamamen bittiği zaman güzel olamaz. Başka her şey zincir yaratır. Artık bahçenin bir fısıltısı vardı." Usta hızla bahçenin dışına çıktı. Sararmış yapraklar bile toplanmıştı. Geçen gün burada bir kadın vardı." Bütün kuru yapraklar toplanmıştı. Açıklık. tamamen bitmiş olması. "Avalokita". sadece bakıyorsun." dedi. bir ışık gibi içine sızmaya başlar. zihnini bırakmak için daha bir cesaret sahibi olursun. artık bir zihnin olmaz. Mümkün olduğunca mükemmel olsun diye. Henüz tamamlanmış değildi. Herhangi bir şey için bakmıyorsun. O zaman ne yapabilirsin? Kitabı bitirirsin." Kurumuş yapraklarla birlikte bahçeye ses de gelmişti. ama gelişmeye devam eder. Açıklık. yani saf gözlerle bakan olursun. Zihinsiz bak. yani Sunyata çerçevesinden bak. . O anda Avalokita. Henüz bitmemişken bitir. hayata yeni bir açıdan. ölü gibi olmuş. Gerçek özgürleştirir. Eski fikirleri sunar. Birkaç kova kurumuş yaprak getirdi ve onları rüzgara savurdu. O yüzden başımı sallıyor ve olmamış diyorum. zihinsizlik demektir. "Bak. Kurumuş yaprakların müziği. Er ya da geç bir gün. Bakışın saftır. O zaman o bitmemişliğin içinde bir gizem kalır. bu gerçekten keyif aldıkça. "Bu çerçeveden bak. fikirsiz bakar. yeni bir gözle bakmaya hazır olman demektir.

aslında hiç yaratıcı olmazsın. Tanrı'nın yaratıcı olduğunu söyler. Daha yaratıcı oldukça.Yaratıcılığın herhangi bir aktivite ile ilgisi yoktur. Belki kimsenin haberi olmaz. dünya çok çirkin olur. Tanrı'nın içinde yaşarsın. Yaratıcı olan insandır. Sen yaratıcı olmadan resim yapabilirsin. Yaratıcıdır. O zaman temizliğin bile yaratıcı olduğunu göreceksin. O yüzden. Her şey yaratıcı olabilir. Yaratıcı bir şekilde yemek pişirebilirsin. Eğer şöhret peşindeysen. Sen ne kadar yaratıcı olursan. ne yaparsan severek yap demektir. Aktivitenin kendisi yaratıcı ya da yaratmasız değildir. değeri sana ait. Her şeyi o mu yarattı bilmiyorum. o zaman ruhanidir. Herkes dansçı olamaz. Ama zaten bunun konuyla ilgisi yok. Yaratıcılığın doruk noktasına ulaştığı zaman. sanki içinde şarkılar ve danslar varmış gibi. görünmez bir resim yapmış olursun. ama bildiğim bir şey var. ne yaparsa yapsın yaratır. eğer keyifle yapıyorsan. Eğer yerleri böyle bir sevgiyle silersen. o kadar Tanrısal olursun. Herkes ressam olamaz. hırslı bir insan olursun. O bir tavırdır. Resimle. Hatta yolda yürürken bile yürüyüşünde bir yaratıcılık olur. Yerleri süpürdüğün için seni kim övecek? Tarihe not düşülmeyecek. şiirle. Eğer o sayede içinde bir şeyler gelişiyorsa. Kutsaldır. Bu düşüncelerinde yer etmemeli. O niteliği aktiviteye getiren sen olursun. Bir politikacı. Yaratıcı olmadan şarkı söyleyebilirsin. Ama herkes yaratıcı olabilir. yaratıcı bir eylem olur. daha kutsallaşıyorsun. içini zenginleştirir. bütün hayatın yaratıcı olduğu zaman. o bir şey yapmamak. onu yaparken keyif alman. Eğer herkes ressam olursa. Buna gerek de yok. Gazeteler adını ve resmini basmayacak. o zaman ıskalarsın. Yaratıcılık. Gerçek değer budur. Yerleri yaratıcı bir şekilde süpürebilirsin. Yaptığın işi severek yap. O yüzden hatırlaman gereken ilk şey. Yaratıcı bir eylemden sonra aynı kişi olamazsın. Bunu anladığın zaman. Keyifle. yaratıcılığı herhangi bir şeyle kısıtlamamandır. Eğer Picasso gibi ünlü olduğun zaman yaratıcı olabileceğini düşünüyorsan. seni geliştiriyorsa. yaratıcı olmadığın duygusu ortadan kaybolur. Ne yaparsan yap. şenlik havasıyla. Eğer şöhret gelirse. Dünyanın tanıdığı en büyük yaratıcı. Bodhi ağacının altında hiçbir şey yapmadan oturan Buda'dır. yaptığın aktiviteye senin getirdiğin bir niteliktir. Ne olursa olsun. Yaratıcılık. onu yaparken tam yoğunlaş. Dünyadaki bütün dinler. şarkıyla ya da başka bir şeyle ilgisi yoktur. yani kendin olduğunu anladığın zaman. sevgiyle yapıyorsan. ve buna gerek de yok. o zaman yaratıcı olduğunu sanırsın. Senin bakışındır. 'O' yaratan olmalı. yapmanın tek nedeni maddiyat değilse yaratıcı olur. Öyle bir sevgiyle ki. O senin aşk . Sen keyfini çıkardın. yaratıcı olan ya da olmayanın sen. Eğer bir adam yaratıcıysa. Yaşanması zor bir yer olur. ne güzel. Bir iç yaklaşımdır. Yaptığın şeyin hiçbir önemi yok. Önemli olan yaptığın her neyse. Çünkü yaratıcı olan insanlar ona daha bir yakın oluyor. ne güzel. Eğer gelmezse. dansla. O anı o kadar büyük bir coşkuyla yaşarsın ki. Bir köşede hiçbir şey yapmadan sessizce otursa bile. O zaman.

Çok az insan yaratıcı olarak kabul edilir: Birkaç ressam. dünyanın güzelliğini arttırır. Çocukları izlersen görürsün. Eğer yanlış bir inancın varsa. Bütün yaklaşımımız güce odaklıdır. Onu kimse tanımayabilir veya birkaç kişi tanıyabilir. sömürülmesi gerekir. Çünkü orada bir. Önemli olan onun geride bıraktığı dünyadır ki. Başka insanlardan alındıktan sonra paran olabilir. Orada bir şarkı.ilişkindir. birkaç şair. Roman yazarken ileriye bakar. Hırslı bir insan. Bu saçmalıktır. Yaratıcı bir insan dünyaya gelince. dünyanın güzelliğini arttırır. toplumun para getireceğine inandığı bir aktiviteye yönlendirilmiştir. engellenmiş. Yaratıcı bir insan her zaman o andadır. yıkıcıdır. Zamanla onları yoldan çıkartırız. Güç. Dünyaya bir şeyler verir. Varolmak ve yaratıcı olmak. insanın ilgilenebileceği en yaratıcı olmayan şeylerden biridir. Sorumluğu topluma atmak hiçbir işe yaramaz. daha meditasyonlu yapar. o inanç kapalı bir kapı olarak etrafında dolaşır ve engel olur. Aşk ve coşkunun dokunuşu ile küçük şeyler bile yücelir. Bu dünyadan ayrıldığı zaman. çünkü bütün yaratıcı kaynakların tıpalanmış. arkasında daha güzel bir dünya bırakır. Bütün çocuklar yaratıcıdır. bu çok daha güzel ve doyuma ulaşmış bir dünyadır. Unutma. o zaman yaratıcı olur. Her insan doğuştan yaratıcıdır. Ve güç yaratıcı değil. Dünyayı daha iyi dans ettirir. herhangi bir aktiviteyi tek başına sevemez. eş anlamlıdır. yaratıcı olamazsın. siyasetçi ve hırslı yaparız. yok edilmiştir. daha sevgi dolu. ama biz insanların yüzde doksan dokuzunun yaratıcılığını öldürürüz. Birden yaratıcı olduğunu göreceksin. Varolup da yaratıcı olmamak imkansızdır. Para ise. Çünkü paranın çalınması. Hırsın girdiği yerde yaratıcılık yok olur. Enerjinin akmasına izin vermez. Hepsini bırak ve kendini bütün şartlandırmalardan uzaklaştır. Bu inanç herkese aşılanmıştır. Hayatını kendi ellerine almak zorundasın. Ne zaman Nobel ödülü alacağım diye düşünür. "ben yaratıcı değilim" kapısı vardır. Her zaman gelecektedir. burada bir resim. Ancak o zaman güçlü olabilirsin. onları imha etmek demektir. Zamanla yanlış inançları onlara dikte ederiz. Hayattaki bütün tavrımız. Ancak o zaman güçlü olursun. Yanlışı ve çocuklukta sana zikredilmiş olan hipnotik telkinleri bırakmalısın. bunlar yıkıcı eylemlerdir. Biz zamanla onların yaratıcılığını yok ederiz. Onun hayatının kendi özünde bir değeri vardır. sadece birçok insanı ezmek zorunda olmak. . kapıları kapatır. Herkes yaratıcı doğar. Çünkü hırslı bir insan yaratıcı olamaz. paraya dayanır. Yaratıcılığı yok ediyoruz. Kapıları açar. Eğer eylemin aşk ilişkinse. Bu çirkin olgu yaşanmaktadır. Para peşindeki bir adam yıkıcı olur. Önemli olan bu değil. Yaratıcı eylem. milyonda bir kişi. Giderek onları daha maddiyatçı. Hiçbir şey almaz. Bütün enerjin. Ama eğer yaratıcı olmadığına inanıyorsan. Bütün akış olasılıklarını sürekli engeller. Resim yaparken ileriye bakar. Ama o imkansız şey olmuştur. Çünkü inanç sadece bir inanç değildir. Yanlış koşullanmalardan arınmalısın. daha keyifli.

Verici ol. Ruhunun derinliklerinde keyif ve neşe dolu olursun. O yüzden Doğu'da biz arayışçılara. çok başarılı olmayabilirsin. Herkes her şeyi yapamaz. "Usta. Dilencilere Swami denmiştir. kendi kaderini bulmalısın. Yaratıcılığının sana güç. Sadece tek bir şeyin sözünü verebilirim. sınıf birincisi olmamış olabilirsin. flüt çalmak. birinin elini tutup gülümseyebilirsen. o zaman hayatın mekanik olurdu.. para getireceğini söylemiyorum. usta demektir. şiir adına saçma sapan şeyler yazıp durur. O inançların nasıl yaratıldığını biliyorum. Hatta başına dert açabilir. Paylaşabileceğin her şeyi paylaş. Swami. Ruhunun derinliklerinde dünyanın en zengin insanı olursun. Ve unutma. Sadece bir makine tahmin edilebilir. İnsan çok şey yapmak zorundadır. net olarak bildirilmiyor. Kaderinin ne olduğu. Dışardan bakılınca ünlü olmayabilirsin. Çünkü o sürekli dilenir. resmini takdir etmemiş olabilirler ya da flüt çaldığın zaman komşular polis çağırmış olabilir. Eğer bu dünyaya girerken eline hayatının çizelgesi tutuşturulsaydı. Karanlıkta el yordamıyla dolaşmak zorunda olduğunu biliyorum. aynı zamanda yıkıcıdırlar. O. Onlara dikkat et. İnsanların kafasında yaratıcılığın ne olduğuna dair çok kısıtlı fikirler var. bir insanın hayatını değiştirebilir." İmparator olarak bildiklerimizin. Kalbini vererek yap. Ama her şeyi yaratıcı şekilde yap. Yaptığının ne olduğu konusunda endişe etme. Ruhunun derinliklerinde doyuma ulaşırsın. Eğer kalpten gülümseyebilirsen. Eğer kendi özünü kaybetmişsen. Yaratıcı olmadığına dair bütün inançlarını bırak. prestij yaratıcı değildir. Bunun nedeni. Hem de çok büyük bir yaratıcı eylem. Swami diyoruz. hayatlarının muhasebesini yaptıkları o son anda dilenci olduklarını görürüz. aslında başarısızlıktır. güç. en son anlarında. Eğer onların farkında olursan çok kolay bir şekilde yaratıcı olabilirsin. prestij.. ne yapamayacağını bulmalısın. başkalarını taklit ettiğin için olabilir. "Hayatın bu olacak. Bu arayıştan bir şeyler doğar. Yaptığın her şey. ustadır. sana gül bahçesi vaat edemem. Hayır. İnsan şaşırtıcıdır. ben küçük şeylerle büyük şeyler arasında bir ayrım yapmıyorum. Ama zaten bu dünya düzeninde başarılı olmak. Ama bu da hayatın cilvesi ve bu arayışa geçmek güzel bir şeydir. İnsan her zaman bir açık kapıdır. Sadece bununla kalmaz. Sürekli daha fazla şükran duası alırsın. Arayıp. O zaman ne yaparsan yap dua olur. Para. O zaman işin ibadet olur. Birine kalbinle sarılırsan. iç dünyanda başarısız olmaktır. bu toplum düzeninde başarılı görünmeyebilirsin. Gitarist olacaksın" denseydi. Yaratıcı ol. Sadece sevgi dolu bir bakış. Bütün hayatın kutsanmış olur. Ama bunun gibi şeyler yüzünden yaratıcı olmadığın kanısına sakın kapılma. bu yaratıcı bir eylemdir. Birine sevgi dolu gözlerle bakmak. Gitar çalmak. sunulmuş bir adak olur. yaratıcı olursun. Üniversitede altın madalya alamamış olabilirsin. insan değil. fakir bir hayat yaşamak zorunda kalabilirsin. Ne yapıp. Dünyaya verecek hiçbir şeyi yoktur. O yüzden insanlar. güç ve prestij peşindeki bir adam dilencidir.Para. kendine sahip değilsen ne yapacaksın? Yaratıcı insan kendi varlığının sahibidir. ya da şiir yazmak. bütün dünya ayaklarının altında olsa bile ne yapacaksın? Bütün dünyaya sahipken. Bin bir farklı şeye .

Yaratıcı bir insan şöhret olamaz demiyorum. her ağacın kendi şeklini yarattığını bilir. insanların onu anlaması o kadar çok zaman alır. kayalar bile yaratıcıdır. yaratıcı olmadığın inancı tehlikelidir. Ama bu nadiren olur. Yaratıcılık her zaman öldükten sonra. korkunç derecede vahşi insanlar bulursun. Eğer şöhret istiyorsan. Sadece para hırsı bile senin yaratıcılığını yok edecektir. eğer yaratıcılık adına başka bir şey peşindeysen. Hemen bırak bu inancı. Yıkıcı olursan şöhreti daha kolay elde edersin. Eğer duyarlı olursan. Tarihin tamamı katiller tarihidir. ortada onu yargılayacak kriterler yoktur. yaratıcı insan meşhur olduğunda. Dans etmeyi sevdiğin için dans edersin. Birçok kapı açılır ve her adımda birçok seçenek bulunur. Yaratıcı bir insanın başarılı olması tesadüfe kalmıştır. Orası artık başkasının yeri olamaz. o zaman yaratıcı olma fikrini bırak. Bir insan ne kadar büyükse.açılan bir potansiyeldir. diplomatiktir. Sen seçmek zorundasın. saygınlık gibi şeyler söz konusu değildir. Her kaya kendi hacmini yaratır. O gülümsemeler siyasidir. endişe etmen için herhangi bir neden yok. İsa yaşadığı dönemde ünlü değildi. Kayıtlar onun dört havarisine aittir. Şöhret. Teşekkür edersin. Dans ettin. Eğer rekabetçiysen. zaten kendini doyuma ulaştırdın. Yanında bir haritası yoktur. Çünkü. O. Eğer bir katil olursan. o zaman bir sorun vardır. Eğer parayı seviyorsan ve yaratıcı olmak istiyorsan. ne güzel. Dans etmek sana coşku verdiği için dans edersin. Eğer maske düşerse. eğer insanları öldürüp yok edersen çok kolay şöhret olursun. ölmüştür. En azından asıl yapmak istediğini bilinçli olarak yap. Ağaçları bilen. Eğer kimse takdir etmezse. Ama eğer hayatını seversen. ünlü değildi. Nadir Şah'ı. yani çok geç gelir. O zaman her eylemin gerçek bir değeri olur. keyif aldın. prestij. empati . Başbakan olabilirsin. Zamanla insanlar onu tanıdı. O. kendi değerlerini yaratmak zorundadır. İsa'dan daha büyük bir başarısızlık örneği verebilir misin? Ama zamanla. Asla maskelerin arkasına saklanma. o zaman para. Ağaçlar. başka bir şeyi seviyorsan. Ancak. Hitler'i görürsün. Henry Ford'a daha kolay gelir. Eğer İncil olmasaydı. şöhret çok kolay gelir. büyük bir insan doğduğu zaman. İskender'i. Yaratıcı olmayan. Eğer şöhret olmak istiyorsan. Çok nadir. Yaratıcı bir insanın tanınması yüzlerce yıl sürer. Yaratıcı olmayan kimse yoktur. Birçok yaratıcı insan hiç tanınmamıştır. O gülen maskenin arkasında çok vahşi insanlar. Yaşayıp yaşamadığını kimse söylememiştir. Ondan söz eden başka kimse olmamıştır. o zaman bulmayı başarabilirsin. hissetmek zorundasın. seven insanlar. Hatta öyle bir olur ki. başkan olabilirsin. daha fazla önem kazandı. yıkıcı bir insan için başarı daha kesindir. Ama bunların hepsi maskedir. yaratıcılıktan söz etme. Yani. Eğer hayatını değil. O zaman aktiviteden keyif alırsın. arkasında saklanmış olan Cengiz Han'ı. başarı. onun hakkında hiçbir kayıt olmayacaktı. başarılı değildi. Timurlenk'i. Eğer biri takdir ederse. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. Hatta bu bile kesin değildir. Ve değerlerini yarattığı zaman artık ölmüştür. O. Napolyon'u. o zaman yaratıcılığı unut. Neredeyse bir tesadüf gibi. yaratıcı olamazsın. Adolf Hitler'e. aşırı derecede rekabetçiysen. Bu da çok vakit aldı. Ve zaman alır. bilerek yap.

onunla birlikte akıyorum. Ancak o zaman. Önce ona prestijim senin ellerinde. Her ağacın bir özgünlüğü vardır. Bir Zen ustası çok büyük kaya parçalarını çekebiliyor. Her ağacın ayrı bir yaratıcılığı olduğunu görürsün. bunlarda tarif edilemez bir kalite bulunurdu. sevgiyle hisset. O dili bilmiyoruz. Bu tip şeyler saçma görünebilir. tamam mı. Hatta onu benim oynattığımı söylemek yanlış. Kaya kendini hareket ettiriyor. Onu sevgiyle seyret. bu kadar insan beni izlemeye gelmiş.. hiçbir ağaç saraya gelmeye hazır değil" demiş. sana çok faydası dokunacaktır. sonra başka bir ağacın altına oturur ve onlarla konuşurmuş. Sizler kayaya rağmen kaldırıyorsunuz. Kaya bana hazır olduğu işaretini verince harekete geçiyorum." Marangoz olan büyük bir Zen ustası vardı ve ne zaman masa ya da sandalye yapsa. Hangi ağaç sandalye olmaya hazır diye sormak" dedi. Üç ay sonra imparator tekrar sormuş. Taşlar sadece taş değil. Ben sadece ormana gidiyorum. "Gidiyorum ve sandalye olmak isteyen bir ağaç arıyorum diye sesleniyorum. kaldırabiliyormuş. Bir ağaç ikna olmaya başladı bile. En temel şey. Hem de çok zayıf bir adam olmasına rağmen. onlar insan. Git ve bir taşın yanına otur.. Adam delinin tekiymiş! Ama nasıl bir ağaç meyvesiyle değerlendiriliyorsa. işbirliği yap. "Bunları nasıl yapıyorsun?" diye sordular. bu bir titreşim. Fizyolojisine bakarak. ormanı ve ağaçları sorgulamak. Her taşın özgünlüğü vardır. diyorum. "Bekleyeceğiz. Ondan çok daha güçlü olan insanlar. Hiçbir ağaç bir başkasına benzemez. İkna etmeye çalışıyorum. Sadece gönüllü olmak değil. o yüzden bana yardım ediyor. O yüzden bu kadar enerji gerekiyor. Bu yaşanmış bir olay: Çin İmparatoru ondan kendine bir kütüphane yapmasını istemiş. Çünkü biz bilmiyoruz. bunun imkansız olduğunu söylüyorlardı. o kayaları yerinden oynatamazken. bütün omurlarım titremeye başlıyor. benimle işbirliği yapmaya hazırlar mı diye de soruyorum. Ağaçlar sadece ağaç değil. Kaya bana işaret verdiği zaman ki. Ben kayayla birlikteyim. Ona sevgiyle dokun. Ben sadece oradayım." . Bekleyeceğiz. Marangoz yanıtlamış: "Sürekli ormana gidip geliyorum. Ağaçlara gönüllü olmak istiyorlar mı diye soruyorum. Usta ormana gitmiş ve üç gün sonra dönmüş. Aradan bin yıl geçmesine rağmen! Bu inanılmaz güzellikte bir şey. bana yardım et. günümüze kadar ulaşmış durumda ve onlar hala büyüleyici bir çekime sahipler. onlar insan. İnsanları mıknatıs gibi çekerdi. Önce bir ağacın. bir ustanın da yarattıklarıyla değerlendirilmesi gerekir. Sandalyelerinden bazıları Çin'de. Üç gün boyunca ormanda kalırmış. İnsanı kendine çekiyor ve neyin çektiğini anlamıyorsun. Sonra kayayı sevgiyle kavrıyorum ve ondan işaret bekliyorum. "Ben yapmıyorum. o bunu kolaylıkla başarıyordu. Kayayı seviyorum. Ona bu işin sırrı sorulduğu zaman şöyle dedi: "Bunun bir sırrı yok. Bazen hiçbir ağaç sandalyeye dönüşmeye hazır olmuyor ve ben elim boş dönüyorum" diye anlatıyor Zen ustası. Her ağaç eşsizdir.yoluyla anlamaya başlarsan.

milyonlarca insanı yok ettiler. Senin tatminin işin kendisi olmalı. Hiçbir şeyi itip kakma. vereceği bir mesaj. Eğer. bunu düşünme bile. Kendi içinde keyif olmalı. Eğer herkes işini sevmeyi öğrenirse. Yaratıcılığın kendi içindeki değerini ortadan kaldırarak. Sen en tepedesin. Varolmanın arkasında bir amaç var. Nobel ödülleri versin diye yapıyorsun.Sonra bir ağacı ikna etmiş. Kayalar bile yaratıcı. bir hiç olduğumuz. dünya seni mutsuz bir döngünün içinde kapana kıstırmıştır. Asla yanlış inanışlarla düşünme. keyifle çalışabilirse. artık kimse huzur içinde. Belki baban sana yaratıcı değilsin dedi. sessizce. yaratıcı olmak için çalışmalısın. varoluşun en tepesindeki varlıksın. Şu andaki durumda. Gitanjali. işi ne olursa olsun. Sen bilinçlisin. ŞÖHRET OYUNU Bütün toplum düzenimizin öğretisi. 5. Ama yaratıcı olduğun bir yön mutlaka vardır. Orijinaldeki güzelliğe. ödüllendirsin ve altın madalyalar. Ağaçlar bile yaratıcı. İşi her şeyden bağımsız olarak sevmelisin. Aslen iş önemli olmalı. gelmezse. Tesadüf eseri burada değilsin. Bütün senin aracılığınla bir şeyler yapmayı arzuluyor. Bu yüzyılın en büyük şairlerinden biri olan Rabindranath Tagore. çok daha güzel ve şenlikli bir dünyaya sahip oluruz. belki yanlış yönlerde arıyordun. Eğer seviyorsan çalışırsın. Onu buluncaya kadar aramaya devam et. tatmin edeceği bir nokta vardır. Şiirlerini. eğer tanınmıyorsak. Seyret. Hayat küçük şeylerden ibarettir ve bu küçük şeyler için ödül. romanlarını. ama tanınmak önemli. Kendini açık tut ve aramaya devam et. Çünkü Bengalce ve İngilizce'nin farklı . keyif alarak çalışamıyor. Hindistan'ın Bengal bölgesinde yaşıyordu. Tanınmayı talep etme. Eğer sevgi doluysan. Yaptığın işi sevdiğin için değil. Tanınmak için değil. nazlanmadan kabul et. Sonra küçük bir kitabını." demiş. yani Şarkıların Sunumu isimli kitabını İngilizce'ye çevirdi. yaratıcı olmadığın noktalarda dolaşıyordun. Ağaç kendi isteği ile geldiği zaman marangozun yardımını istemektedir. "İşin tüm inceliği burada. iletişim kur. fark edilmeyi düşünmeden. Herkesin içinde bir tanınma arzusu yarattığın için. yardım etmelerini sağla. Tamamlayacağı bir iş. Eğer olursa. Her şeyi mahveden de bu düşünce. şeref nişanı ya da fahri doktora verilmez. İş önemli değil. bütün varlıkların bir kişiliği olduğunu göreceksin. sadece dünya tanısın. Bengalce yayınladı ama kimse onu fark etmedi. Burada olmanın bir anlamı var. Her insan bu dünyaya belirli bir kaderle gelir. mükemmel yaptığın için değil. Çünkü milyonlarca insana Nobel ödülü veremezsin. O zaman enerjini korursun. Asıl bakış açısı bu olmalı. belki arkadaşların yaratıcı değilsin dedi. çevirinin sahip olmayacağının ve olamayacağının bilincindeydi. değersiz olduğumuz üzerine kuruludur. Sen bir insansın. Yaratıcı olmadığına dair yanlış inanışlara bağlanma.

Bu. Neden tanınma gibi bir arzun olsun? Tanınma arzusu. işini seviyor musun? Herşey orada biter. Neden birisi tanınmayı istesin? Neden kabul edilmek için çabalasın ki? Kendi içinin derinliklerine bak." Doğru söylüyordu. Ama bu yıllar boyunca kimse onu fark etmemişti. Kitap yıllardır Bengalce ve diğer Hint dillerinde basılı durumdaydı. ne yapmak istiyorsan onu yap. tanınma peşinde olan amatörler için güzeldir. Nobel ödülünü reddetti. Sen kendini bağımlı kılıyorsun. O zaman anlamlı olur. Ama bir şekilde çevirmeyi başardı ve çeviri orijinale kıyasla çok yavan olmasına rağmen. Dış dünyayla hiçbir ilgisi yoktur. insanları kontrol altında tutmanın çok kurnazca bir yoludur. ama yine de yapıyorsun. Tanınmanın. En büyük ödül zaten buydu. Aileler. tam aksine beni aşağıya çeker. Çünkü kitap. Dünya. "Siz o doktorayı bana vermiyorsunuz. bütün dinlerinden aldığım lanetlemeler benim için çok daha değerli. Tanınmayı düşünmek yerine. Bu dilenciliktir. Sorun her zaman senin içindeki duygulardır. tekrar işini düşün. Sevdiğin şeyleri yap ve asla tanınmayı isteme. Her üniversite ona fahri doktora vermek istiyordu. Nobel ödülünü kabul etmek bağımlı olduğum . kabul edilmeye yönlendiriyor. her kelimenin melodisi vardır." Hiçbir doktorayı kabul etmedi. diğerinin yerine geçer. İngilizce'de böyle bir nitelik yok ve bunu ona getiremezsin.yapıları. Dünyanın bütün ülkelerinden. Kabullenilmek doğru olduğunu hissetmene yardım edecek. Eğer sevmiyorsan. asıl dilinde çok daha güzel olarak yıllarca burada durdu ve hiç kimse zahmet edip hakkında bir yazı bile yazmadı. Sonra birden Hindistan onun farkına vardı. Belki yaptığın işi sevmiyorsun. sohbet ettiğin zannedilir. Nobel ödülü. Ama doğru insanlar bu dünyada azınlıkta. Başka da bir ödül istemiyorum. Ben herhangi bir Nobel ödülünü kabul etmeyeceğim. Bunun kendini aşağılamak olduğunu söyledi. onun farklı nitelikleri vardır. Tagore reddetti. Şöyle dedi: "Ben eserimi yaratırken yeterince ödül aldım. doğru hedefe yöneldiğin konusunda sana destek olduğunu sanacaksın. Siz o unvanı. Müzik gibidir. Çünkü almış olduğum ödülden daha güzel bir şey olamaz. o zaman değiştir. kabullenileceksin. Nobel ödülünü kazandı. tuzağa düşmüş olarak yaşayan yanlış insanlarla dolu. İşinden nefret ediyorsun. Bir Nobel ödülü buna bir şey katmaz. Siz o doktorayı benim eserime vermiyorsunuz. Takdir edilecek. Bengalce çok tatlıdır. Yaşadığı şehir olan Kalküta'daki üniversite ona fahri doktora unvanı öneren ilk üniversite oldu. öğretmenler seni sürekli tanınmaya. Nobel ödülüne veriyorsunuz. Şu temel şeyi öğren. Belki yanlış yolda olmaktan korkuyorsun. En büyük romancılardan ve insan psikolojisini çok iyi kavrayan yazarlardan biri olan Jean Paul Sartre. Çünkü o sana tanınma getirecek. Neden başkalarına bağımlı kalasın? Tanınmak ve kabullenilmek başkalarına bağlıdır. sevmiyorsun. farklı ifade tarzları vardı. Kavga etsen bile. ancak işini sevmiyorsan bir anlam kazanır. Yaptığım her şeyi severek yaptım. Ben yaşlıyım ve yeterince keyif yaşadım.

kendi sevgisiyle. çöp yığınından başka bir şey değildir. bugünün dahisinin ulaştığı zekaya ulaşması. Başkalarının ne düşündüğünü umursamaz. o zaman bu hayatta hiç saygı görmeyeceksin. Eğer işin bir dahi işiyse. Ortada gurur duyacağım başka bir şey yok. onların görüşlerine ve beklentilerine göre davranmalısın. İşin ne kadar değerliyse. Şu anda ancak kendimle gurur duyabilirim. heykellerini yapacaklar. onurlu insanları. O zaman sana saygı gösterecekler. Arada büyük bir fark vardır. Bu senin yoğunluğuna ve bütünlüğüne bağlı olacak. kendi ayakları üzerinde duran. Hayat felsefi bir sorun değil. Kendi bireyselliğinin farkında olan her insan. gerçek çiçek açmanın başlangıcıdır. Yaşadığın sürece lanetleneceksin. Ve toplum. Çünkü insanlığın. karşılığında saygı görme ihtimalin o kadar azalır. her şeyinle yaparsan. Aptallar tarafından saygı görmek için. Bu düzenin tanınmış insanları. yerleri silmek bile. kendi kaynaklarından beslenen bir birey olmak insanın kökleşmesini sağlar. İçleri toplumun doldurmak istediği çöplerle doludur. kitapların saygı görecek. Özgürlük içinde yaşayan. iki ya da üç yüzyıl sürer. Bu da. ilahi bir gizemdir. Aksine ruhunu kaybedeceksin. Artık kendimle gurur duymayacak. Bu hasta insanlık tarafından saygı görmek için onlardan daha hasta olmalısın. DÖRT ANAHTAR Bir şeyler yarattığın zaman hayatın tadını alacaksın. tazminat olarak onlara ödül verir.anlamına gelir. . İki ya da üç yüzyıl geçtikten sonra. Ama ne kazanacaksın? Hiçbir şey kazanamayacaksın. Nobel ödülü ile gururlanacağım. Eğer yaratıcı olursan. sevgiyle. Bu şekilde bir birey olursun. O zaman her şey bir kapıya dönüşür. kendi işiyle yaşar. hayatın tadını alacaksın.

vs. Şu küçük hikayeyi dinle: Bir kilise okulu öğretmeni. çocukların çoğunun bildik resimler yaptığını görür. Yaratıcı insan. Bütün çocukların yaratıcı olması seni şaşırtacaktır. O." Şimdi. Birçok kere yanlış yola sapar. Yaratıcı. O yüzden tekrar çocuk ol. Bütün çocuklar yaratıcıdır. Robotlar asla yaratıcı olmaz. Doğru yoldan giderek tabii ki bir şeyler yapabileceksin. resmini açıklamasını ister. Bir üreticiyle yaratıcı arasındaki fark nedir? Üretici. Ne oluyor? Sen hiç Nobel ödüllü bir yazarın. bilgiden özgür. Çocuk bir şey yarattı. Saygın oldukları zaman. Kutsal aile ahırda. bir robot değildir. bir teknisyen olacaksın. öğrencilerinden İsa'nın ailesinin resmini çizmesini ister. Zihinden özgür. Sen yapmaya korkarsın çünkü aptal görünmekten korkarsın. Ama asla yaratıcı olamayacaksın. kutsal aile katıra biniyor. Başkasının daha önce yapmadığı bir şeyi yapmış olur. Yaratıcılık işte bu. müzisyenlerin saygın insanlar olmadığını görürsün. Bütün çocuklar. "Ama dördüncü kafa kim?" "Oh!" diye yanıtladı çocuk. Bir şeyi yapmanın doğru yolunu bilmediği için. "O. Çünkü doğru yol. Eğer doğru yolu izlemiş olsaydı bunu yapamazdı. "Bu kafaların üçünü neden çizdiğini anlıyorum. nerede doğarlarsa doğsun. bu çok güzel. Bir yapımcı olacaksın. en ekonomik yolunu. Eğer her zaman bir şeyi yapmanın doğru yolunu takip edersen. önyargıdan özgür. en az çaba gerektiren yolunu bilir. ama her defasında öğrenir. ressamların. üreticidir. Ama biz yaratıcılıklarına izin vermeyiz. Bir yaratıcının aptal görünebilmesi gerekli. farklı yollarda tekrar tekrar arar durur. yaratıcı bir insan. daha sonra değeri olan bir eser çıkardığını gördün mü? Sen hiç herhangi bir saygın insanın. her zaman yanlış yolları deneyecektir. Onlar Yusuf. Unutma. onlara Nobel ödülü verildiği zaman. yeniyi deneyebilen insandır. dansçıların. onlara her şeyi doğru şekilde yapmayı öğretiriz. Yaratıcı bir insan. Bunu ancak çocuklar yapabilir. başkası tarafından keşfedilmiş yol demektir. O yüzden şairlerin. Eğer yanlış . TEKRAR ÇOCUK OL Tekrar çocuk olursan yaratıcı olursun. artık yaratıcı değillerdir. Sadece tekrar eder. Sonra küçük bir çocuğu çağırıp. arar durur. Resimde uçağın pencerelerinden çıkmış olan dört tane kafa vardır. Meryem ve İsa" diye konuşur öğretmen. yaratıcılıklarını ezip öldürürüz. O andan itibaren yaratıcılık yok olur. Üzerlerine zıplarız. yaratıcı bir şey yaptığını gördün mü? Korkmaya başlar. Bir yaratıcının saygınlık denen şeyi riske etmesi gerekir. asla yaratıcı olamazsın. yaratıcıdır.1. pilot Pontius. Yaratıcılığın özgürlüğe ihtiyacı vardır. Resimler kendine getirildikten sonra. sürekli zenginleşir. bir üretici. bir şeyi yapmanın doğru yolunu.

Eğitim sistemimiz tamamen bundan ibarettir. Sakın unutma.. Yedi ile on dört yaşları arasında çocukta büyük bir değişim yaşanır. Yedi ile on dört yaşları arasında bunu başarırız ve çocuk ölür. mükemmel şekilde yapar. Eşsizliğe karşı büyük bir kavrayışı vardır ama verimli değildir. ama çok geç tanır. Yaratıcı. Ana okulundan üniversiteye kadar bütün eğitimimiz bundan ibarettir. sol lob işlemez. tekrar tekrar riske atmaya ve kimsenin yapmaya değer vermeyeceği şeylere girmeye hazır insanlar yaratır. egoist olur. ama sabah olunca tekrar gider. sıradışı insanlardır. Ve onlar da her zaman deli olarak görülmüştür. Güzelliğe karşı çok duyarlıdır. O her zaman risk almaya hazırdır. Toplumda geçerli olan bütün nevrotik şeyleri öğrenir. mantığın. Artık çocuk çılgın değildir. prestijine ne olacaktır? Bunu riske edemez. Çocuk doğduğu zaman. birer robota dönüşürler. bir geceliğine kalabilir. Hemen onlara bir işi yapmanın doğru yolunu öğretiriz. Ancak yaratıcılık söz konusu olunca hiçbir işe yaramaz. O bir vatandaş olur ve artık disiplini. bir yere yerleşemez. sol lobu destekleme çabasıdır. o kadar çok saygı görürler. Ama biz onlara izin vermeyiz. O yüzden ona gezgin diyorum. bilimsel olmadan çocuğa öğretmeye başlarız. Doğru yolu öğrendikleri zaman. çünkü deney yapmaya devam etmesi gerekir. Psikologlar bu olguyu araştırıyor. akıl. sol lobu çalıştırmayı öğrendik. Çağlar boyunca. dili.. saygınlıklarını. yaratıcı olmaya çalışır. tekrar tekrar yaparlar. şiirin lobudur. sol loba kaydırmanın nasıl yapılacağını öğrendik. gururlarını. Ne kadar verimli olurlarsa. her çocuk yaratıcı olma kapasitesiyle birlikte doğar. kargaşanın lobudur. bir gezgindir. Ne kadar çok tekrarlarlarsa o kadar verimli olurlar. Nasıl daha çok para kazanacağını. matematiğin lobudur. Dünya onları tanır. Ama bu sağ lobdur. Okulda rekabet etmeye başlar. O yüzden bir sanatçı saygın olduğu zaman ölmüş olur. düz yazıyı öğrenir. sevginin lobudur. Sonra bilmeden. asla ev sahibi olamaz. muhakemenin. Sürekli yaptıklarında bir yanlış olduğunu düşünür. . enerjiyi sağ lobdan. Teknik anlamında çok kapasitelidir. Bir şeyi ancak öğrendikten sonra yapabilir ve onu. Verimli olamaz. Risk onun aşkıdır. Düzenin değil. Sağ loba dur deyip. Mekaniktir. Güce. Sağ lob ise. disiplin ve düzenin lobudur. Ne oluyor ve neden oluyor? İki zihnin var: Zihnin sol lobu yaratıcı değildir. Yerleşmek onun için ölüm demektir. paraya daha fazla ilgi duymaya başlar ve daha güçlü olabilmek için. Nasıl büyük ev sahibi olacağını. Sonra doğru olanı. herhangi bir yere yerleşemez. İstisnasız her çocuk. Ancak prestijlerini. mantığı. sağ lob işlemektedir. Düz yazının değil. Sağ lobu yok edip. nasıl daha iyi eğitim alacağını düşünmeye başlar. bunun tam karşıtıdır. Evet. Hesap. Yaratıcılar. çok verimli. Bu lob. Mantığın değil. Çadırını sırtında taşır. Çocukluk imha edilmiştir.bir şey yaparsa ya da bir şey ters giderse. O.

Ancak bazı zamanlar da sağ lobun kullanılması gerekir. bir tarafa çok fazla gitmiş. Asıl suçlu. Çünkü parayı sadece hayatın keyfini çıkarmak. güç. uyuşturucu aldığın zaman işler. sağ loba hizmet etmesi gerekir. Uyuşturucu ancak. sevgi silinmiştir. içindeki yaratıcılık kapasitesini serbest bırakır. Artık eğitim sistemi. Sol lobun. Uyuşturucunun tek yaptığı budur. Üniversitelerden. eğitim sisteminin saçmalığını göstererek. Üniversitelerde. uyuşturucular ortadan kaybolur. fazla eğitilmiştir. pazar yerinde. içindeki şiirselliği ortaya çıkarmanın daha iyi bir yolu bulunursa bırakılır. Ama şimdi çok daha gelişmiş uyuşturucular var. isyan ihtiyacı doğmuştur ve bu ihtiyaç çok büyüktür. Eğer meditasyon giderek yaygınlaşır ve insanların hayatına girerse. Uyuşturucunun çekiciliği. Uyuşturucuyu yasalarla yasaklamak mümkün değildir. Bazen. kolejlerden ayrılırlar. uyuşturucu sorunu ortadan kalkmaz. Batı. kolejlerde ve okullarda sağ lobun tekrar hayata dönmesi için yöntemler uygulamaya sokulmadıkça. sağ loba aktarır. Bazı durumlarda beynin sadece sol lobu gereklidir. Psilosibin. politikacı ve eğitimcidir. Hatta hiçbir zararı yoktur. insanlığa çok büyük bir hizmet vermektedir. güzellik silinmiştir. Eğer çocuklara zihinlerinin iki lobunu da kullanması öğretilirse. sol lob ise. Enerjin sol lobdan. şiirsiz. Sağ lob. Alkol yüzyıllardır bunu yapıyor. Asıl suçlu onlardır. Uyuşturucu kullananların okulları bırakması bir tesadüf değildir. sahiptir. her zaman nihaidir. Sağ lob için yaşam alanı kalmamıştır. O kadar aşırıya itmişlerdir ki. İnsanlık sevgisiz. sen uyurken işler. faydası vardır. birer Tanrı'ya dönüşmüştür. etkileme gücü. LSD. Şiir insanların hayatından tamamen silinmiştir. Hesap yapmak gerektiği zaman. Uyuşturucunun Batı'da bu kadar ilgi görmesinin tek nedeni. Batı'daki zorunlu eğitimin sağ lobu tamamen yok etmeyi başarmış olmasıdır. anında vitesi değiştirmesinden kaynaklanır. Aynı isyanın bir parçasıdır. Para. Yani sol loba kayar. sağ lobun işlemesine bu kadar karşı olmayı bırakmalıdır. hayatı kutlamak için . Dünyadaki uyuşturucu salgını ancak tek bir şekilde önlenebilir: Bu da meditasyondur. Başka bir yolu yoktur. onu bırakması çok zor olur. Dünyanın her yerindeki yeni nesil. O zaman sağ lob daha az işlemeye başlar. bir araç. Meditasyon aynı şeyi yapar. hangisinin ne zaman kullanılması gerektiği öğretilirse sorun çözülür. insan zihnini aşırı uca itenler onlardır. Zihnini sol lobdan. Burada suçlu uyuşturucu kullanan değildir. İnsan bir kere uyuşturucunun keyfini alırsa. Sağ lob. Gelecekte çok daha geliştirilmiş uyuşturucular çıkacak. Marihuana. sağ loba geçer. Ya da ancak rüyanda. Bu tesadüf değildir. aşırıya kaçmıştır.Bunun gibi şeyleri öğrenir. ki meditasyon çok daha iyi bir yoldur. ikisini birden kullanıp. günlük ticaret hayatında. İç denge tekrar tesis edilmedikçe yasa ile bir yere varamazsın. Bir şeyi sakın unutma. Yani. Her türlü kimyevi maddeden daha az zararlı ve daha az yıkıcıdır. keyifsiz ve şenliksiz yaşamaya nasıl devam edebilir? Uzun süre edemez.

takdir edilmeli. Bu tür eğitimin tamamen değiştirilmesi gerekiyor. üniversitelerde. Bu sayede zekan artmaz. Onlar diplomalarını satın aldı ve her şeylerini kaybetti. O zaman sana çok çok zeki derler. Okullarda. yaratıcılık ve zeka sokulmalı. keyfini kaybetmişsindir. Onlar hiçbir işe yaramaz. çünkü kaybolmuştur. daha fazla dans. kan çıkabilir. Bir şeyi ancak sindiremezsen aynı şekilde kusarsın. Cevap ya aptalcadır. Bırakılması gerekir. yeniden üretebilirsin. ama üniversiteden zeki bir kişinin çıkması çok nadir rastlanan bir şeydir. Yeni cevap. Çalışmak. Ortada doğru cevap olmamalı. Önce bütün bilgiler zorla yutturulur. eski fikirlerle uyuşmasa bile. Amaç. zekayı gösterir. Tekrar edebilir. Çünkü tekrar edilmiştir. Hafıza üzerindeki bu bağımlılık azaltılmalı. hayatını kaybetmişsindir. herkes gibi aptalca davranmakta zorlanıyordu. Zekiler buna uyamaz. Tekrar edilen yanıt. kolejlerde. hatta giderek aptallaşırsın. Sınavlar tamamen budur: Eğer birisi içine tıkılmış olan herşeyi kusabilirse çok zeki olarak görülür. Bu insanlara ne oluyor? Onları yok ettin. Sadece oyun oynamak için çalışırsın. üniversitelere daha fazla kargaşa. Çünkü sağ lobunun işleyişini kaybetmişsindir. O yüzden her şeyi midende sindirmeden tutmak zorundasın. Sadece aptalca cevap ve zekice cevap vardır. Çocuklara zorla aynı şeyler tekrar ettirilmemelidir. Bir aptal olursun. sonra. Onların görkemleri iftihar listelerinde son bulur ve bir daha ortalıkta görünmezler. iftihar listelerine girenler ortadan kaybolur. Eğitim dünyasının gerçek bir devrimden geçmesi gerekir. Doğru ve yanlış kategorisi özünde yanlıştır. başka bir şey çıkar. Sana verilen şeyi tam olarak kusarsan. ona değer verilmeli. doğru görünse bile ona fazla değer verilmemeli. tam doğru olmasa bile. Zekanı kaybetmişsindir. Hayat onlara hiçbir şey borçlu değildir. Evet. İnsanlar zorlanmamalı. İnsanlar izlenmeli ve daha zeki olmaları için yardım edilmeli. sınav kağıdı verilir ve kusması istenir. şarkı. zekidir. tekrardır ya da yaratıcıdır. çok zekisin. zekisin. şiir. rahatlamaktır. amaç değildir. Rahatlamak için çalışırsın. İş etiği geçmişten kalma bir sıkıntıdır. Doğru cevap ve yanlış cevap yoktur. Çünkü yenidir. Bu çok nadirdir.kazanırsın. En aptallar. Şimdi bunun iyi anlaşılması gerekir. Bir insan yeni bir şekilde yanıt verirse. Ama o diplomanın bedeli çok ağır olmuştur. oyun oynamaktır. Sevmek için bankada belirli bir miktarda paran olsun istersin. Eğer sindirmişsen aynı şeyi kusamazsın. en zeki olarak görülürler. Eğer verimli bir şekilde kusarsan. Eğitim sistemin nedir? Bunu hiç düşündün mü? Üzerinde hiç kafa yordun mu? O sadece hafıza eğitimidir. Üniversite neredeyse her zaman başarılı olur. . Ama yediğin ekmek aynı şekilde çıkmaz. Şimdi sadece diplomalarını ve unvanlarını taşıyorlar. O artık gelemez. Albert Einstein'ın üniversiteye giriş sınavını geçemediğini biliyor musun? O kadar yaratıcı bir zekaya sahipti ki. Bu gerçekten çok üzücü bir durumdur. Peki ne öğrendin? Bilgi! Zihnin hafızayla doldu. Zaten yok. Her çocuk okula zeki olarak girer. Sınıfa daha fazla keyif sokulmalı. Amaç. diploma alırsın.

Bütün politikacıların ve din adamlarının sana yaptıklarını geride bırak. içinde büyük bir araştırma. Öğrenmeye hazır olma süreci ise disiplindir. bütün bu dünyadan ve bütün padişahlıklardan çok daha değerlidir. Eğer yaratıcı olmak istiyorsan. Hiçbir engel yoktur. Hiçbir şey bilmediğin zaman. Ailenin. En büyük cesaret budur. En başta yaşadığın o heyecanı tekrar yaşayacaksın. bir dogmaya dönüşür ve daha fazla öğrenmeye engel olur. Garip görüneceksin. . Bilgili insan asla öğrenmeye hazır değildir. Herkes yaratıcı doğar. Disiplin kelimesi. O bilmeme durumunda olduğun zaman açıksındır. her şeyi riske edebilmelisin. Bu cahillik ışık saçar. Aksi halde bir bilgiye. ışıldayan bir bilmeme durumunda olmaktır. öğretmenlerinin sana yaptıklarını terk et. her an öğrendiği şeyin öldüğünü hisseder ve tekrar cahil olur. Dionysius'un cahilliğe. Keşfetmeye hazırsındır. İnsanlar sana bir tuhaf bakacak. 2. Benim için dindar insan. Bilgi dediği şeye çok önem verir. Doğal olarak risk alacaksın. yaratıcı insandır. Varoluşun en güzel deneyimlerinden biri. Öğrenmeye hazır olan kişi bir mürittir. Tekrar yüzeye çıkabilir ve o yaratıcı enerji içinde serbest kaldığı zaman dindar olursun. Ama buna değer. o da hiçbir şey bilmediğim. gerçek disiplin içinde olamaz. Socrates şöyle diyor: "Tek bir şey biliyorum. İnsanların seni garip olarak gördüğü bir hayata başlamak. Sana deli gözüyle bakacaklar. O bir mürit olamaz. Kelimenin kök anlamı öğrenme sürecidir. Gerçek disipline sahip bir adam asla biriktirmez. O zaman tekrar yaratıcı olacaksın. Bu kapandan kurtulmak tam sana göre. O hâlâ bastırılmış bir şekilde orada bekliyor. "Galiba bu zavallı adam delirmiş" diye düşünecekler. ancak diğer bütün güzel kelimeler gibi geçmişte yanlış kullanılmıştır." Disiplinin başlangıcı budur. ÖĞRENMEYE HAZIR OL Disiplin çok güzel bir kelime. Çünkü o zaten bildiğini düşünür. Ama çok az insan yaratıcı kalabilir. Yapabilirsin. ışıma demesine katılıyorum. Küçük bir yaratıcılık. Tabii çok büyük bir cesarete ihtiyacın olacak.Eğer yaratıcı olmak istiyorsan ne yapmalısın? Toplumun bütün yaptıklarını bırak. soruşturma ve keşfetme duygusu yükselir. Saygıdeğer bir insan olarak görülmeyeceksin. Bilgisi egosunu besleyen bir şeyden başka bir şey değildir. arkasından kaçınılmaz olarak başka bir unsur girer: Öğrendiğin her şeyi sürekli geride bırakmalısın. Öğrenmeye başladığın an. mürit anlamına gelen "disciple" kelimesiyle aynı kökten gelir. saygınlığını kaybedeceksin. Çünkü toplumun sana yaptıklarını bırakmaya başladığın zaman.

. Binlerce yaplar ve yapmalar. Ölü prensiplere göre. milyonlarca Budist'e bir disiplin vermiştir. anın sorumluluğunu öğretiyorum. Bütün bu disiplinler. Hayat her an sürekli değişmektedir. Hindulara bir disiplin sundu ve onlar hala onu izliyor. sana asla uymaz. Onun özgürlüğe ve alana ihtiyacı var. ve tepkileri o andaki duruma göre olmalıdır. Muhammed. Ya çok bol gelir ya da çok dar. ama başkası için olamaz. hazır cevaplara göre değil. o anın içeriğinde yaşa. bilgi biriktirmeyeceğini kavratmaya çalışıyorum. Arada büyük bir fark var. Yahudilere bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. başkaları tarafından verilmiş. Hayat bir akıştır. bir sonraki anda yanlış olabilir. İçinde kendini aptal gibi hissedersin. Hatta ben aynı nehire bir kez bile giremezsin diyorum. Yaşamaya çalış. Müslümanlara bir disiplin vermiştir. Buda. dünyayı tımarhaneye çeviriyor. bütün yıldızlara ihtiyacı var. O yüzden unutma. Eğer insan binlerce yap ya da yapmalarla yaşıyorsa. Sadece ölüler tutarlıdır. Şu anda doğru olan bir şey. nasıl bir hayatın olabilir? Ben sana anlık yaşamı öğretiyorum. kendine özgü bir güzelliği olacaktır. O bütünlüğün güzelliği vardır ve o bütünlüğün yaratıcılığı vardır. bunu yapma. O zaman katılımın bütünsel olur. uzun yıllar önce gömülmeleri gerekirdi. Anın özgürlüğünü. tetikte olması gerekir. İnsanlığın aptallığını görüyor musun? Beş bin yıl önce Manu. Bunu yap. Tutarlı olmaya çalışma. nehir o kadar hızla akıyor ki! İnsanın her duruma. insana empoze edilmiştir. Jaina'lara bir disiplin verdi ve onlar hala onu izliyor. her anını geçmişi referans almadan. Ancak o zaman özündeki kendiliğindenlik büyümeye başlar. Yaratıcı bir insanın bütün yap ve yapmaları eritmesi gerekir. bireysel bir olgudur. Onun için iyi olabilir. Ben sana disiplin vermiyorum. yaratıcı olamaz. Eğer disiplini sana bir başkası veriyorsa. O zaman ne yaparsan yap. belirlenmiş prensiplere göre yaşamaya başlarsın. sana ait olmalı. Hayat asla ölü değildir. Beş bin yıl önce Adinatha. Hepsinin son kullanma tarihi geçmiş. Sen içinde cesetler taşıyorsun ve o cesetler kokuyor! Her yanın cesetlerle çevrili olduğu zaman. ama bir başkası için iyi olamaz. İnsanlar başkalarına hayatlarını disipline etmelerini söyler. O anı.Disiplin yanlış yorumlanmıştır. Başkasının kıyafetlerini giyiyor gibi olursun. O bir tutsaktır. nüanslarına dikkat etmesi. Onun için iyi olabilir. Ben sadece sana nasıl öğrenmeye devam edip. Disiplin. Disiplinin kalpten gelmeli. On Emir'e benzemez. aksi halde ölmüş olursun. bana göre disiplin. geleceği referans almadan yaşa. Bütün tutarsızlıklarla. bütün gökyüzüne. Üç bin yıl önce Musa. Onu ödünç aldığın zaman. sonsuz alana. Herakles haklıydı. Her yerde karşısına duvar çıkar. Aynı nehirde iki kere yıkanamazsın.

Birçok senatör. Aynı zamanda yaratıcılığa ne kadar büyük bir saygı duyduğunu göstermişti. O yüzden asla kökeninizi unutmayın. bu adamı aşağılamanın mümkün olmadığını anladı. Gerçek ve dürüst bir toplumda yaratıcılık. Büyük insanları ise aşağılamak mümkün değildir. Ne yaparsam yapayım. O bir ayakkabıcının oğluydu ve Amerika'nın başkanı oldu. Babam çok güzel.3. öfkelendi. Bana haber verin. Her yaratıcı ruh. Abraham Lincoln. sanki dünyada hiç varolmamış gibi yaşayıp ölür. tam konuşmak için kürsüye çıktığı zaman. çirkin bir aristokrat ayağa kalktı ve şöyle dedi: "Bay Lincoln. evinize gelirim. hayatı güzelleştiren bir bahçıvanın Nobel ödülü aldığını duydun mu? Tarlaları sürüp. Aklıma Abraham Lincoln geldi. siz aristokratlara bir şey hatırlatacağım. Senatörler. Eğer babamın yaptığı ayakkabılar ayağınızı vuruyorsa. saygı ve değer görür çünkü yaratıcı ruh. Onun kadar güzel ayakkabı yapabilen kimse yoktur. ailem için ayakkabı ölçüsü aldığınız günleri unutmayın. bu sanatı onun yanında öğrendim. Doğal olarak. Başkanlığının ilk gününde. "Senatoda ilk konuşmamı yapmadan önce. bana babamı hatırlattığınız için size minnettarım. hepimizi besleyen çiftçinin ödüllendirildiğini duydun mu? Hayır. onun sanatçılığının büyüklüğü kadar büyük bir başkan olamayacağımı çok iyi biliyorum. Ama politikacılar bile Nobel ödülü alıyor. bütün aristokratlar çok rahatsız oldu. . Ülkenin bir ayakkabıcının oğlu tarafından yönetilmesi fikrini kabullenemediler. Böylece yaratıcılığa değer verilir." Senatoda derin bir sessizlik vardı. Dünyada yaşanmış olan bütün katliamlar. kızdı. babanızın yaptığı ayakkabıları giyiyor. harika bir ayakkabıcı değilim ama en azından ayakkabılarınızı tamir edebilirim. Ben onu asla aşamam. yemin ettikten sonra senatoda yaptığı ilk konuşmada. SIRADANLIKTA NİRVANA'YI BUL Hayat yaratan. Tanrı'yla işbirliği içindedir. Ama sakın babanızla birlikte evime gelip. Estetik anlayışımız hiç zengin değil. ne yarattığının önemi olmadan saygı görmeli ve onurlandırılmalı. Bu çok çirkin bir ayrımcılıktır. Sadece küçük insanlar." Bu şekilde onu aşağılayacağını sanıyordu. Bu arada. politikacılar yüzünden yaşanmıştır ve onlar hala küresel intihar için daha fazla nükleer silah üretiyor. Ama Abraham Lincoln gibi bir adamı aşağılayamazsın. aşağılık kompleksi olan insanlar aşağılanabilir. Abraham Lincoln'un öldürülmüş olması bir tesadüf değil. çok yaratıcı bir sanatçıydı. bir tesadüf eseri ülkenin başkanı oldunuz. Onlar akıllı birer hayduttan başka bir şey değildir. herkes tarafından hatırlanması gereken bir şey söyledi.

temizleyeceksin. Osho. O benim karım değil. senin bilincinin niteliği ile ilgilidir. Bunu keyifle yapıyorum. Bunu merak eden kadın. Unutma. İlk gelişlerinde. Ne fark var? Biriyle. Ama bir arkadaşın gelmiş! Biraz dedikodu yapmak da çok güzeldir." Bir kadına aşık olduğun zaman. Yaptığın her şey yaratıcı olabilir. Benim için tam bir keyif. Sevişirsin. Ben burada ne yapıyorum? Dedikodu. o . ama ben asla sıkılmayacağım.Resim. Ama aslında dedikodudan başka bir şey değil. yaratıcılığın yapılan işle ilgisi yoktur. Kapının önünde sessizce durup. sonunda kocasını hipnoz tedavisine gitmeye ikna eder. bir gün onun peşinden tuvalete gitti. Yaratıcı ol! Bütün o büyük kitaplar. O zaman her şey eskir. Herhangi bir işi derin bir sevgiyle yapmaktır. Bir gün o kadar sıkılırsın ki. o bedeni bilirsin. ama her şey durulduktan sonra. vaktinin boşa harcandığını düşünürsün. Bahçıvan. Sonsuza dek bu şekilde konuşmaya devam edebilirim. kendini yaratıcı mı hissedeceksin? Resim yapmak. içeriye tek gözle baktığı zaman. "Her türlü iş mi. ortadan kaybolursun. "O benim karım değil. O zaman yaratıcı olmak için başka bir zamanı tercih edersin. heykel ya da ayakkabı yapman hiç önemli değildir. tuvalete giriyor ve bir süre sonra tekrar dönüyordu. O başka zamanda ne yapacaksın? Yapacak daha iyi bir şey bulabilir misin? Eğer resim yaparsan. birkaç gün sonra. işten. Sen büyük bir kitap yazmak istiyorsun. keyif alırsın. Yaratıcılık. o tabii ki karın değil. Bir gün belki yazıya dökülebilir. marangoz olman önemli değil. Burada kimse kalmaz ve ben hala konuşuyor olurum. Ama eğer beni sevmiyorsan. kocasının aynadaki görüntüsüne odaklanıp. Önemli olan tek şey var: Yarattığın şeye ruhunu koyabiliyor musun? O zaman yarattığın ürünlerde sanki Tanrı'dan birer parça bulunur. yaratıcı insanların dedikodularından başka bir şey değildir. Birkaç seanstan sonra cinsel ilgisi tekrar alevlenmiştir. kendine bakarken mırıldandığını duymuş. yaratıcısındır. yapılması zorunlu olan bir şeye dönüşür. Sen bir gün sıkılabilirsin. Ama bu herkesin başına geliyor. Ama sevişirken arada sırada hızla yatak odasından çıkıyor. temizlik bile mi?" diye sorarlar. "temizlik bile mi? Ama senin işin olduğuna göre seve seve yaparız" diye devam ederler. tuvale renkler atacaksın. bir arkadaşınla konuşurken. Sana bir fıkra anlatayım. Eğer bu salonu sevgiyle temizlersen yaratıcı olur. o zaman bir yük olur. Seks hayatlarının heyecanını kaybetmesine üzülen genç kadın. Sonra. yerleri silmek kadar sıradandır. Sonra o yüzü bilirsin. Yaratıcılık. o zaman karın olur. Burada yerleri yıkayıp. balıkçı. tekrar gelirler ve "temizlikten daha yaratıcı bir şey yapmak istiyoruz" derler. o zaman yaratıcı olacaksın. Eğer bir şeyi gerçekten seviyorsan. çiftçi. Yaratıcılığın ne anlama geldiğini biliyorsan yaptığın her şey yaratıcı olabilir. Orada. meditasyon gibi keyif almaktır. o zaman bu iş bir göreve. Bana birçok insan geliyor.

Anlayışlı bir insan. Kutsal insan. hemen bunun farkına var ve egoyu bırak. Oğlan "Shakespeare" diye yanıtlamış. Temizlik mi? Bu sana layık değil.. Odun kesmek. bir temsil yazmak kadar güzel bir şey. Sadece eşinle sevişirken. Gülümse. Şöyle bir hikâye duydum: Bir ev kadını bakkal çırağının sürekli siparişlerini hemen getirmesinden memnun olduğu için ona adını sormuş. Hareketlerinde belirli bir dans. Egoyu bırak ve her şey yaratıcı olsun.. Egon bunların küçük şeyler olduğunu söyler. seni daha yüce şeylere doğru yönelmeye ikna etse. sıradan hayatı seven. Temizlik yapmak çok güzeldir. Her şey kutsal ve ilahidir. bir gururla duruyor. Sen büyük şeyler yapmak istiyorsun. resim yaptığını hayal et. yaptığın her işe bir yaratıcılık getirebilirsin. Adam ölmüş. Kalidas ya da Milton olmak istiyorsun." Hepsi saçmalık. Bütün Joan D'Arc'lar saçmalıktır. Mükemmel yapmış. Ama yaptığı her şeyi yüceltiyor. sana aziz gibi görünecektir. Ölüyken bile bir asalatle. sürekli yaratıcıdır. Hipnozcu iyi yapmış. Yücelik yapılan işte değil. belirli bir gurur görürsün. Kutsal insan senin aziz dediğin kişiler değildir. Shakespeare. "Bu temizlik değil. Büyük bir şeyler yap. Hayat küçük şeylerden oluşur. o sadece ego tatmini için bir şeyler yapıyor olabilir ama sana bir aziz gibi görünecektir. Ayrıca. Oturuşu yaratıcı bir eylemdir. o zaman egon devreye girer. Büyük bir şiir yazmak. O zaman her şey yücelir. Tam üç yıldır bu mahalleye servis yapıyorum. Aşılması mümkün değil. Eğer sevmiyorsan. çünkü onun büyük işler yaptığını düşünürsün. büyük bir asaletle mezarında yatan bir Zen ustası hikayesi okudum. Eğer anlarsan. sıradan insandır. kuyudan su çekmek. Ölümü bile yaratıcı bir eylem." Bayıldım. ne yaparsan yap." "Öyle olmalı. Bunu dene. Sorunu yaratan senin egon. Ve öyle de olur! Bu sadece zihninin oynadığı bir oyun. "Ne kadar ünlü bir isim. Joan D'Arc ol. Hayat küçük şeylerden oluşur. Hiçbir şey sıradan değildir. Sakın egona kapılma. o işi yaparken senin bilincinin kattığı şeydedir. Neden Shakespeare olmaya gerek var ki? Üç yıl bir mahallede servis yapmak! Bu. O yüzden temizlik yaparken. Ne zaman ego gelip. O zaman. Daha geçen gün. Birden kral ya da . Bir çakıl taşına büyük bir sevgiyle dokun. Yüce şeyler yapmıyordur. O zaman büyük bir elmasa dönüşür. Yaratıcı olmaya çalıştığından değil. Bunu anladığın zaman. Eğer sen seversen büyük olurlar. "Bu sana layık değil. neredeyse bir kitap. büyük bir yaratıcılık". yemek pişirmek.topografyayı bilirsin ve sıkılmaya başlarsın. yemek. zamanla önemsiz şeylerin kutsal olduğunu görürsün. onun karın olmadığını düşün telkininde bulunmuş. Dokunduğu her şey kutsal olur. Oturmasını izle. Yücelik. dini bir hayat yaşayamazsın. Hayatındaki her şey sana kutsal gelmiyorsa. bir roman. temizlik.

Bedenin Tanrı'nın ikametgâhına dönüşür. onları yaşama şeklindeyse. meditasyonla yoğurulmuş sevginle dönüşüme uğramalı. O zaman baktığın her yer. Birden başkan kadar ünlü olurlar. suçüstü yakalandı. O yüzden yedi kişiyi öldürdü. Büyük bir insan olmak istediğini söyledi. ünlü." "Bu iyi bir şey mi?" "Tabii ki iyi bir şey. Onunla bir bağlantıları yoktu. Yapacak büyük bir şey bulamadıkları içindir. herkesin gidip büyük bir ressam ya da şair olmasını söylemiyorum. O zaman Nirvana. Zavallı Richard Nixon. Ben sadece bırak hayatın bir resim. gerçek boyutundan daha büyük biri gibi olma eğilimlerine kendini kaptırma. Onlara bir öfke beslemiyordu. onun makalelerini basmıyordu. keyif al. kutsal bir eyleme. Eğer Nirvana senin için ulaşılması gereken bir hedef. Nirvana bilinci tamamen budur. Gül. olağanüstü bir şekilde yaşa. o zaman bir kabus yaşarsın. Saatine kırk dolar ödüyor ve sadece benden söz ediyor. Çünkü o ölen yedi kişiyle hiçbir bağlantısı yoktu. en son ve en büyük kabusun olur. Hiçbir gazete onun şiirlerini. hepsi bu. Ona nedenini sordular." Asla bu yüce. büyük bir hedefe dönüşürse. Gerçek boyutta olmak. Birden bütün gazetelerin baş sayfalarında resimleri çıkar. O zaman Nirvana. bir şiir olsun diyorum. Ama eğer Nirvana. Oğlun Louie ne yapıyor?" "O bir psikiyatriste gidiyor. Şimdi sana son şeyi söyleyeyim. sadece sıradan olmak. Hayatının her anı. Birkaç ay önce bir adam yedi kişiyi öldürdü. her küçük aktiviteyi. bir duaya dönüştürme aracıysa. Her yerden geri çevriliyordu. O yüzden başkanı öldürürler. Bütün suçlular politiktir ve bütün politikacılar suçludur. sadece Richard Nixon değil. Hiç kimse onun resmini basmıyordu ve hayat akıp gidiyordu. Bunu her zaman anımsa aksi taktirde egon hayatına bazı sorunlar getirecektir. Politikacılar ve suçlular farklı türde insanlar değildir. Haftada iki kere bir psikiyatriste gidiyor. özgürlüktür. Ama bu sıradanlığı. Diğerleri biraz daha zeki ve biraz daha kurnaz. Ülkenin başkanı olamamışlardır. Asla! Gerçek boyut mükemmeldir. Sadece ve sadece ünlü olmak istemişti. dokunduğun her şey. muhteşem bir güzelliğe ve kutsallığa sahiptir. küçük şeylerdeyse. Bayan Moskowitz çok gururluydu.kraliçe olursun. Bu çok daha kolay. . Tabii ki herkes bir devlet başkanı olamaz. Yaratıcı ol dediğim zaman. olması gerektiği gibi olmaktır. o zaman evin bir tapınağa dönüşür. Suçlulara git ve neden suç işlediklerini sor. Komşusuna sordu: "Oğlum Louie'nin ne yaptığını biliyor musun?" "Hayır.

4. Sigmund Freud'un analiz ettiği rüyalar değildir. Tam on iki yıldır kimse onu sormadı bile. Ben de o taşta herhangi bir potansiyel görmüyorum.Nirvana. Bunu söylediğim zaman. Bunu söylediğim zaman. Michelangelo o kaya parçasını aldı ve neredeyse bir yıl boyunca üzerinde çalışıp. Sadece egonun peşine düşme yeter. bir dansçının hayaliyle. tam bir farkındalıkla. Aklıma Michelangelo geldi. Bütün şairler hayalcidir. Ama bu hayaller. Bütün müzisyenler hayalcidir. hayalin yan ürünüdür. Heykel Vatikan'daydı. Ama onun hayalleri dünyayı zenginleştirir. belki de gelmiş geçmiş en güzel heykeli yaptı. İsa'nın hem gücünü. yarının gerçekleri olacaktır. O yüzden. bir heykeltıraşın hayaliyle. Dükkan sahibi. hayata güven. Ama onun hayalleri yıkıcı olur. Buda'dan ya da İsa'dan alıntı yapmıyorum. bugün gerçektir. rüya ya da hayal görme sözcüğü lanetlendi. sıradan hayatı her şeyiyle. İsa'nın çarmıhtan indirildikten sonra. kendimden alıntı yapıyorum. Dün hayal olan bir şey. senin için de olabilir. bir mistiğin hayaliyle. çünkü böyle yaşadım ve böyle yaşıyorum. Hayatı sev. Ve bütün hayat deneyimi. bir mimarın hayaliyle. Ama o kadar canlı ki." dedi. O zaman hayat sana ihtiyacın olan her şeyi verecek. çok güzel bir taş gördü ve onun fiyatını sordu. hem de narinliğini hissedebiliyorsun. Birkaç yıl önce bir deli onu kırmaya çalıştı. rüya görür." İnsanoğlunun bütün evrimi. Ve bugünün hayalleri. psikopatların hayallerini ve rüyalarını analiz etmek olduğu için. O zaman her şey ışımaya başlar. Her türlü mermerin satıldığı bir pazar yerinden geçerken. Deliler hayal kurar. Mermeri o kadar sanatsal bir şekilde kullanmış ki. annesi Meryem Ana'nın kucağında ölü yatarken görüldüğü bir heykeldi. ışıldayarak yaşamaktır. O sadece psikolojik olarak hasta insanlarla çalıştı. insan evriminin temelini oluşturan büyük hayalcilerle ilgilenmemesi büyük bir talihsizlik olmuştur. sanki İsa her an uyanacakmış gibi. Bu mümkün. bir şairin hayaliyle. Bütün mistikler hayalcidir. Ben sadece fotoğrafını gördüm. insan hayal ettiği için gerçekleşmiştir. Aslında yaratıcılık. Bunu söylüyorum. çünkü orada yer işgal etmekten başka bir şey yapmıyor. Sigmund Freud'un. Bunu söylediğim zaman. Yaratıcı insan da hayal kurar. tam bir yetkinlikle söylüyorum. HAYALCİ OL Friderich Nietzsche bir açıklamasında şöyle diyor: "Bütün hayalcilerin yok olduğu gün insanlık en büyük felaketini yaşayacaktır. Meryem Ana'nın gözlerindeki yaşlar bile belli oluyor. . hasta bir zihnin hayallerini ayırmak gerekir. "Eğer o kayayı istiyorsan. Bu benim için mümkün oldu. onu bedava alabilirsin. seni kutlayacaktır.

O yüzden ben sadece küçük bir iş yaptım. normal insanların sahip olduğundan daha yaratıcı bir bilinçten doğduğunu gösterir." Bu olay aklıma geldi çünkü. Biri yaratıcıydı. Bütün evren birlikte nefes alıyor. Bütün varoluş tek bir organik bütündür. Michelangelo tam bir yıl çalıştı ve sonra ünlü oldu. şöyle dedi: "Ben de ünlü olmak istedim.Birkaç yıl önce delinin teki. Arayışıma devam etmeli." Sigmund Freud ayarında bir adam. Okyanusu kendinden farklı bir nesne olarak görmedi. Kayanın üstündeki gereksiz parçaları attım ve İsa ile Meryem'i kapatıldıkları yerden kurtardım. uyum dilini unutmuştur. Michelangelo yanıtladı: "Onu tanımadın mı? Dükkanının önünde on iki yıl boyunca bekleyen o çirkin taş. hasta değil. Kayanın yanından geçerken. Uyum zaten senin gerçeğin. Onların rüyaları. onu nasıl düşünebilirsin? Eski bir hikayede. yaşlı bir balığa sorar: "Okyanus hakkında çok şey duydum. Belki de bunu unutmak anlaşılır bir şeydir. Artık benim adım. Ancak insan. Bir yıl geçtikten sonra. ağaçlarla el tutuşuyorsun. Dükkan sahibi gözlerine inanamadı. Heykeli kayanın içinde gördüm. O nerede?" O okyanusun içinde. "Bu güzel mermeri nereden buldun?" diye sordu. Onların rüyalarının analizi. sağlıklı insanların. Bu heykeli yapmayı hayal ediyordum. bu rüyalara ve hayallere bağlıdır. Onların rüyalarının analizi. Sen sadece başkalarıyla el tutuşmuyor. içinde yaşadığımız şeydir" dedi. Burada benim görevim bunu sana hatırlatmak. Sadece onu unutmuş durumdasın. hasta insanların rüyaları ve hayalleri yerine. sadece sağlıklı insanlar değil. Bu. daha bilge balıklara sormalıyım. Michelangelo heykelini bitirmişti. Beni kurtar. Michelangelo'nun yaptığı o heykeli çekiçle parçaladı. Bana: "Bu kaya içinde kapalı kaldım. birden İsa'yı gördüm." İki adam da aynı mermer üzerinde çalıştı. Okyanusun içinde doğdu. diğeri ise bir deli. okyanusun içinde yaşadı. Siz sadece birlikte nefes almıyorsunuz. Evren derin bir uyum içindedir. Yaşlı balık. dünyadaki bütün gazetelerin manşetlerine çıkacak. Eğer onunla doğuyorsan. su ve sen ona okyanus diyorsun. İnsanoğlunun ve bilincinin tüm evrimi. Biz uyum yaratmıyoruz. Bu kayadan çıkmama yardım et" dedi. Genç filozof karşılık verdi: "Şaka yapıyor olmalısın. genç filozofu tuttu ve "Okyanus. ondan hiç ayrı kalmadı. bazı rüyaların. sağlıklı. bütün rüyaların bastırılmış duygular olmadığını gösterecekti. felsefi bir ruh hali içinde olan genç bir balık. insanlığa çok büyük bir katkı sağlamış olurdu. Dükkan sahibini bir şey göstermek için evine çağırdı. Ben sadece beş dakika çalıştım ve bütün heykeli parçaladım. Neden yaptığı sorulunca. yaratıcı insanların rüyalarını ve hayallerini analiz etseydi." . dükkan sahibi şöyle sormuştu: "O çirkin kayanın bu kadar güzel bir heykele dönüşebileceğini nasıl düşündün?" "Bunu düşünmedim.

Bir Hıristiyan değil. bire dönüşür. Okyanus onun hayatıdır ve o olmadan yaşayamaz. bir parçamız güllerde. Ama gerçek. sadece. farklı şarkılarıyız. bir Müslüman değil. cahillik yüzünden ayrı düşenlerin bir araya getirilmesi anlamına gelen bir kelimedir. Çeşitlilik var ama bu bizi ayrı kılmaz. Gerçek. İki sessizlik. varoluşun bir parçasısın. Aynı orkestranın bir parçasıyız. İlk kez o zaman. Hayal edebileceğinden daha çok dans barındırır. her zaman okyanusun içinde yaşamış olduğunu anlar. kendimizi ayrı olarak görmektir. herhangi bir rüyanın olamayacağı kadar güzeldir. tanrısallık. Çeşitlilik hayatı zenginleştirir. Sadece sessiz olmak. Sevgi. Hepimiz birlikte nefes alıyoruz. Ben hiçbir insanın bir ada olmadığını vurguluyorum.. Bunu gerçeklik olarak yaşamak. Hepimiz tek gerçeğin farklı ifadeleriyiz.. Ama biz bilinçsizce yaşıyoruz. Onları bir araya getirmek. Bu sessizliğe başkalarının katıldığını hissedeceksin. daha renklidir. Ama ressam bir tane. çünkü rüya dediğin zaman onun gerçek olduğunu anlamıyorsun. başkalarından ayrılırsın. Sen varoluşun dışına çıkarılamazsın. bir parçamız kuşun kanadında. Hepimiz dev bir kıtanın parçalarıyız. kendiliğinden ortaya çıkıyorsa. Buna rüya deme. saf bir dindar. O zaman şefkat ve sevgin kendiliğinden oluşur. Çünkü Sigmund Freud yüzünden rüyaya çok yanlış damgalar vurulmuştur. Eğer barışseverlik üretilmişse sahtedir. Düşündüğün zaman. ayrı olmadıklarını göstermektir. Yoksa en güzel kelimelerden biridir. Ama eğer ikiniz de sessizseniz. Ama insanda bir zorluk vardır. Onu anlamak büyük bir deneyimdir. Halbuki gerçek.Bir balık ancak bir balıkçı tarafından yakalanıp kumların üzerine atıldığı zaman okyanusun farkına varır. o zaman gerçekliği çok derinden. hayata olan yaklaşımını dönüştürecektir. o zaman aranızdaki bütün duvarlar kaybolur. Tek şarkıcının. sadece mutlu olmak. Hayatın bütün yüce değerleri. bir parçamız yıldızlarda. İlk bilinçsizliğimiz.. Çünkü sen bir şeyler düşünüyorsun ve diğer kişi bir şeyler düşünüyor. Tek dansçının. Buna rüya demeyin. Bir parçamız Himalayalar'da. Nerede olursan ol. seni büyük bir tekliğin farkına vardırır: Senden başka kimse yoktur. Eğer sevgi öğrenilmişse sahtedir. farklı danslarıyız. daha keyiflidir. O zaman bir ağaca zarar veremezsin. iki olarak kalamaz. Varoluş sonsuzdur. daha coşkulu. dinginlik. bir Hindu değil. Din kelimesi çok güzeldir. Sevgi dolu olacaksın.. Bana göre ilk kez olarak gerçek bir dindar olacaksın. Hayatı büyük bir minnetle yaşayacaksın. Farklı resimleriz. çıkıp. Eğer merhamet besleniyorsa sahtedir. Ama eğer senin hiçbir çaban olmadan. varoluşa dışarıdan bakacağın bir kıyı yoktur. Her tarafa dağılmışızdır. Senin tasarladığın bir öğretiden ortaya çıkan bir şey olmaz. Dolayısıyla her eylemini ve varlığını dönüştürecektir. Çok şiirseldir. neşe. onları uyandırarak. bir parçamız ağacın yeşilindedir. . heyecan. Kökeni. çok özel bir yerden gelir.

Medeniyet adına. herhangi bir güzel deneyimi rüya ile karıştırma. Ama dans görünmezdir. HAFIZA VE HAYAL GÜCÜ Soru: . Bütün bu dinlerin yalan ve sahte olduğu ortadadır.. Bu bir varsayım değil. dindar insanlar tarafından öldürülmüştür. Sen onu henüz duymadın bile. Dünya Tarihi Kitabı'nı —çok önemli bir çalışmadır— yayınladığı zaman sormuşlar. Gerçeklerin rüyalara dönüştürülmesi değil. İnsan gerçeklikten uzağa düşmüştür. İnsanın hepimizin bir olduğu gerçeğine uyandırılması gerekiyor. En fazla insan. Ona rüya demek gerçekliğini ortadan kaldırır. Bütün varoluşun tek bir organik bütün olduğu.Geçmişte din adına çok suç işlenmiştir. din adına. kültürlü ya da dindar olmadık. Rüyaların gerçek yapılması gerekiyor. Wells'e. Wells şöyle yanıtlamış: "Çok güzel bir fikir. her türlü barbarlığı yaptık: İlkel. DÖRT SORU Kalbinde söylenmesi gereken bir şarkı. "Medeniyet hakkında ne düşünüyorsunuz?" P. edilmesi gereken bir dans var. bütün meditasyoncuların yaşadığı bir şey. insana yakışmayan. Ama artık birinin bir şeyler yapıp onu hayata geçirmesi gerekiyor. İfade edilmelidir. O senin varlığının içindeki özde gizlidir. Ve şarkı. G. kültür adına. hayvani şeyler. P.G. Çağlar boyunca hiçbir istisnası olmadan. Onun yüzeye çıkarılması gerekir. O yüzden." Günümüze kadar bizler. medeni.. işte budur. Kendini gerçekleştirmek demek. Gerçek dinin doğması gerekiyor. 1.

Adını bilmelisin. Asıl hafızan gereklidir. O adamı görünce öfkelenirsin. Onu hoş görmelisin. annenin. O saf bir anımsamadır. o adamı görünce sinirlenir. bilinçsiz davranışının farkına varmış olabilir. Ve yazdığım her şeyin. Buda." Buda yanıtladı: "Ama o senin suratına tükürmedi. Buna katlanamam. ama psikolojik etkilenme yoktur. benim yüzüm. Bu adam da değişti. Aradaki farkı anlamaya çalış. Eğer şimdi ve burada değilsen. O adamla. Seninle tekrar dost olmak istediği için gelmiş olabilir. Beni anlamak zordur çünkü anlamak için hafızanı bırakman gerekiyor. psikolojik hafızadır. Devam eden bir kızgınlık olmaz. Senden kendisini affetmeni istemeye gelmiş olabilir. Bir adam gelip. Buda'nın suratına tükürdü. ama sen öfkeleniyorsun. Asıl hafızan kastedilmiyor. nerede yaşadığını bilmelisin. Ona baksana. Asıl hafıza bir sorun değildir. Ama dün geçmişte kaldı. yüzünü sildi ve adama sordu: "Söyleyecek başka bir şeyin var mı?" Havarisi Ananda çok öfkelendi. Bana bir şeyler söylemek istiyor. Adam belki de özür dilemeye gelmiştir. Tekrar oteline döneceksin. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. Ayrıca ona bir bak. Ama kelimeler . Hafıza sürekli araya girer. Çünkü ben bir yazarım. sanat ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl olurdu? Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz. Hafıza oradadır. beni anlayamazsın . İşte o zaman psikolojik olarak özgürsün. "Hala öfkeliyim" demezsin. Aksi halde fiziksel olarak burada olsan da. Acaba dünyada. Bu aptalca olur. hatırladığım şeyler içinde bir kökeni var. O bir Brahmin idi ve Buda. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım. Onun şu andaki yüzünü görmüyorsun. eşinin. Hatasını anlamış olabilir. çocuğunun adını. Köprünün altından ne kadar su aktı? Bu adam aynı adam değil. Ama bir Buda. ama bu çok doğal. Ancak bundan psikolojik olarak etkilendiğin zaman. Psikolojik hafıza ise. Dün sana gösterdiği yüzden etkilenmeye devam ediyorsun. Ben sana asıl hafızanı bırak demiyorum. Yirmi dört saat birçok değişiklik getirmiştir. kendi geçmişine göre yorumluyorsun. Hatta sen de artık aynı insan değilsin. "Bu adam dün bana hakaret etti" der. Bu kadarı çok fazla. Savaş ve Barış'ı yazabilir mi? Beni anlamamışsın. sorun çıkmaya başlar. Bu. Buda'dan izin istedi. Dün biri sana hakaret etti. Tekrar odanı bulman gerekiyor. Yani.. Çok büyük bir sıkıntı içinde. Babanın. o ben değişti. Çok öfkeliydi. Sen sadece benim kelimelerimi dinliyor ve sonra bu kelimeleri kendi hafızana.. Bugün onunla yine karşılaşıyorsun. sizlerle hiçbir ilgisi olmayan iki kişi arasında yaşanmış gibidir. Kızgınsın ve bağırmaya başlıyorsun. Kastedilen. Asıl hafıza. Asıl hafıza. psikolojik olarak yoksun. Ama hafızamı bırakırken. "Bu adama haddini bildirmeme izin ver. onun şu anda olduğu gibi ve senin şu anda olduğun gibi buluşmalısın.ancak o zaman buluşma olur. sanki o yaşanmış olan olay. O kadar kızmıştı ki. rahiplerin çok öfkelendiği şeyler söylüyordu. Ama.Bize sürekli hafızadan vazgeçmemizi ve bulunduğumuz anı yaşamamızı öneriyorsun.

Ama sen taşıyorsun. önünde kapanıp. hiçbir kelime öfkesini ifade edemiyor. hiçbir kelimenin. bir çeşit deprem yaşıyorsun. Asıl hafıza güzel bir şeydir. Kelimelere dökemezsin. İnsanlar böyle tepki veriyor." Bilinç sürekli akan bir nehirdir. Buda. nasıl doğru hatırlarsın? Bu imkansız. O bölüm kapanmıştır. çünkü kelimeler yetmiyor. Tıpkı benim yaşadığım sevgiyi. Ama yapamıyorum. Bak. Buda. ayaklarını öpmüş. Asıl hafızayı değil. Çok yoğun bir duygu yaşadığın zaman bunu ifade edemezsin. o adamın dün kendine tükürdüğünü tabii ki hatırlıyor. Ayaklarıma dokunuyor. Buda'nın söylediklerine inanamadı. Onu sembolize edecek bir davranış bulmak zorundasın. ortada şaşıracak bir şey olmazdı. Bu. Seni kafese tıkıyor. Titriyorsun. sallanıyorsun. bu adamın ya da kendisinin dünkü kişiler olmadığını hatırlıyor. yanıtladı: "Unut gitsin. yine aynı sorun. Tüküren adam da yok. asıl hafıza hata yapmaz. bu kadar şaşırmazdı. Buda. Ananda'ya dönmüş: "Bak. Bir şeyi daha anlamak gerekir. Büyük bir şaşkınlık içindeydi. Yaptığı şey yüzünden çok büyük bir vicdan azabı çekmeye başlamış. Ananda da görüyor. doğal bir tepki olurdu. Dün artık yok. canlılığını yok ediyor. Ertesi sabah hemen Buda'ya gitmiş. O kadar kızgın ki. Özgürlüğünü yok ediyor. Şimdi bana karşı o kadar yoğun duygular besliyor ki. Sizin gibi birine tükürmek yaptığım en aptalca şeydi. Onu geride bırak. şu anda doğan güneş yeni bir güneş. Ama Buda. kelimelerle ifade edemiyor. hiçbir eylemin ifade edemediği gibi. Çünkü psikolojik hafıza bir engeldir. Hayatımın en büyük sorunu ve bu adamı aynı durumda görüyorum. Her şeyimle özür dilerim. psikolojik hafıza demek istiyorum. "Özür dilerim. Her şey yeni. sadece asıl hafızayı biriktiriyor. Kalbinde bir yara açılmış. Sadece gör. Hafızanı bırak dediğim zaman. Bu adam da aynı durumda. Adam gitmiş ve bütün gece uyuyamamış. Bu durumda nasıl hatırlayacaksın? O zaman . adamı hissediyor." Buda. beklenen. Biri sana on yıl önce bir şey söyledi ve sen onu hala taşıyorsun. Sen yenisin ve ben yeniyim. Bak. Bu benim de sorunum. Ananda ise psikolojik hafıza yaratıyor. Annen çocukken sana kızdı ve onu hala taşıyorsun. ama sen yetmiş yaşında olsan bile onu hala taşıyorsun." Adam ağlamaya başladı. Karşındakine anlatamazsın. üzerinde meditasyon yapmış." Buda görüyor. Bu psikolojik hafızalar sana yük oluyor. Yaşadığı zorluğu görüyor.yetersiz kalıyor. Onu hayatın boyunca taşımanın bir anlamı yok. Psikolojik hafıza olmadığı zaman. Adam. Bu adam da aynı zorluğu yaşıyor. Ama aynı zamanda. Yaşadıklarımı sizlerin anlayacağı dilde ifade etmeye çalışıyorum. Sen artık olmayan birine tükürdün. Eğer psikolojik etki altındaysan. Nasıl affedebilirim? Çünkü sen bana hiç tükürmedin. Eğer Buda ona vursaydı ya da Ananda üzerine atlasaydı. Çaresiz durumda. efendim. Sürekli bu olayı düşünmüş. Baban sen küçükken sana tokat attı. Senin tükürdüğün adam artık yok.

uyanmış olanın. Yarının çiçekleri olacak olan tomurcuklar orada. O zaman da hafızana güvenemezsin. Sadece bir Buda. Yoksa susar. şu anının bir parçasıdır: O burada. üzerini boyadın. Böylece gelecek de ortaya çıkıyor. çünkü zihninde birçok kurgu taşıyorsun. Ne olursa olsun. ağaçlar insanlar kadar aptal değildir. Çocukluğun sensin. hemen üzerine kendi kurgularını katıyorsun. Dün yapraklarına düşen güneş ışıklarını düşünmez. Onu psikolojik olarak taşımak zorunda değilsin. bir ermiş insan gerçeği bilir. seni hazırlıyor. Ama düşünse de. Ve eğer beni anlayabilirsen. "Bize sürekli hafızayı bırakıp. Sana yeni bir hayat görüşü vermiştir. Bunu söylemeye çalışıyorum. Ortaya bambaşka bir şey çıkartırsın. dallarında. şu anda. bir Tathagata'nın. düşünmese de. Şu anda içinde dolaşıyor. İçine kurgu girmiştir. bir şeyler çıkartırsın.abartırsın. O bir aynadır. Geçmişte yaşadığın sevgi. Tathagata. Ama şu anda kanın olmuş. köklerinde. o artık bir olgu değil. geleceğine çok büyük etki edecek. O orada. Hiçbir zaman olanı olduğu haliyle görmüyorsun hep gerçeği çarpıtıyorsun. Sen onu kalıpladın. Bu. Bir şeyler ekler. Buda. Sadece gerçekler: Asli gerçekler. Bu geçmiş. Çünkü geçmiş yaşandığı anlarda seni değiştirirken. dünün psikolojik hafızasını taşımıyor. O yüzden bilgisayarlar insanlardan daha güvenilirdir. O kıvılcım senin bir parçan oldu. Senin kemiğin olmuş. senin iliğin olmuş. yaşadığın an aynı zamanda bütün geleceğini barındırır. yapmış olduğun her şey. Sen bir gerçekten söz ettiğin zaman. bir Tathagata. şu anın bir parçasıdır. Eğer beni anlıyorsan. Ama bu yüzden endişe duymana gerek yok. o da geçmiş. gözlerini açmıştır. Şu an. çiçeklerinde. içinde yeni bir kıvılcım yarattı. o gerçek olmaktan çıkar. Ona kendi renklerini verdiğin için. Yaşayacağın gelecek ise senin şu anı nasıl yaşadığına göre şekillenecek. geçmişini hatırlamayacağın anlamına gelmez. Geçmişte olduğun her şey. Ama her şeyiyle tamamen geçmiş mi? Nasıl tamamen geçmiş olabilir? O seni değiştirdi. Psikolojik hafızanı bırakırsan. onun yapraklarında. çünkü gerçeğe dayanarak konuştuğunu söyler. bu anı yaşamamızı söylüyorsun" diye sordun. Gençliğin sensin. Güvenilir tek insan. sarının bir parçası oldu. Şu anda nasıl yaşadığın. bütün geçmişi ve geleceğin bütün potansiyelini taşıyor. bu sabah güneşinin keyfini çıkarırken. Çünkü onların psikolojik hafızası yoktur. Ağaç. Ama dün. Tathagata sadece yansıtır. Ağaç dün çekmiş olduğu suyu düşünmez. Ne zaman bir gerçekle karşılaşsan. bir ayna olursun. psikolojik hafızası olmayan insandır. sindirildi. O yükü taşımak zorunda değilsin. Yeşilin. Dün benimle birlikteydin. o su oradadır. Geçmiş. çıplak gerçekler. sapında bulunuyor. . tamamen bu anlama gelir. geçmişin zaten şu anda kapsandığını bilirsin. her zaman doğru söylediğini. Yediğin yemekler. Yaptığın her şey hala senin içinde. Neden dünün ışınlarını düşünsün? Onlar emildi. Sen bir gerçekle hiç karşılaşmıyorsun. onu değiştirdin. Yaşadığın an bütün geçmişini kapsar. O zaten orada. kırmızının. geride kalmış olabilir ama seni değiştirmiştir. Bir Tathagata gerçeği konuşur. Yarın büyük yaprak olacak olan filizler orada.

O zaman sen "Sana telefon numaramı nasıl söyleyeyim. Dil geçmişten gelir. Seni etkilemesine. bir bütünleşme olsun. Bırak gül sana ulaşsın ve sen de güle ulaş. Bırak gül seni çarpsın. İhtiyaç olduğu an. yeni bir şeyin ortaya çıkmasına izin vermek demektir. Beni anlamaya çalış. Ama şimdi değil. O. senin yaşadığın andır. bu yeni deneyimi ifade etmeye başladığın zaman gerekecek. çünkü sana şu anda soruyorlar. Bir an gelir. Yaratıcılık. Hiçbir şey ifade etmez. sadece dilini oynatmak olur. çünkü dile ihtiyaç duyacaksın. her adımda yeni sıkıntılar doğurur. Buna hiç gerek yok. Bundan bir yaratıcılık çıkmaz. "Hafızamı bırakırken. sen de gülün o kadar içine girebilirsin. Unutma. büyük bir keyif ve kutlama olmak yerine. Şu an sonsuzluktur. Bırak o sana ulaşsın. Bırak yenilik gelsin ve kalbini titretsin. Bırak yenilik içine işlesin. onu gör. geçmiş karışmasın diye hafızayı bir kenara koymak demektir. iletişim değil. açık ol. kimin izleyici olduğu belli olmaz. Biri sana telefon numaranı sorduğu zaman.Şu an her şeyi kapsıyor. O fiziksel bir gerçek. Bir an gelir. Ama dil. Bırak öyle kalsın. Gülün varlığını hissedersin. Anlaşılır bir şey söylemem için dile ihtiyaç vardır. Sana engel olmamalı. deneyim yaşandıktan sonra kullanılmalıdır. Onu bir araç olarak kullan. . geçmişten gelir. sanatını ortaya çıkar. Hiçbir şey söyleme. Sabırlı ol. Senin tarafından gereksiz olarak yaratılan bin bir sorun bulursun. Eğer bir şairsen. Ben sana geçmişi unut demiyorum. Hafızanın yaratıcı hayal gücüyle ne ilgisi var? Hatta ne kadar çok anın varsa. Sonra dil devreye girsin. Dil. o kadar az yaratıcı olursun. Geçmişi hatırlama yeteneğinden kurtul demiyorum. geçmişimi bıraktım" dersen. bekle. gereksiz sıkıntılar yaşarsın. hemen hafızana koş ve bu deneyimi ifade edecek doğru kelimeleri çıkarıp al. sindir. sen gül olursun ve gül sen olur. Bebek konuşması olur. Hayatın özgürleşmek yerine. fırçanı. Geçmişe ihtiyaç duyulacak. boyalarını ve tuvalini al. bütün ikilikler kaybolur. Gözleyen gözlenen olunca. resmini yap. kalbine ulaşmasına izin ver. Saçmalamış olursun. Ona ihtiyacın olabilir. O anda gerçeği bilirsin. Yaratsan bile saçmalıktan başka birşey olmaz. O bir psikolojik yatırım olmamalı. Bırak iki varlık arasında bir buluşma. birbirinize ulaşın. Şu anda bir dil yaratamazsın. Sabah güneşinde bir gülün açtığını gördüğün zaman. Gül ve sen. ondan rahatsız olma. Bu orantı her zaman aynıdır. seni ele geçirsin. ihtiyaç o andadır. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmalıyım" diyorsun. Geçmiş. tek söylediğim. gül senin ne kadar derinine inerse. Eğer bir ressamsan. kimin gül. senin ihtiyaçlarını karşılaman gerekiyor. Çünkü hafızandakileri tekrar etmeye başlarsın. Yeni bir şeyin olmasına izin vermek ise. Unutma.

Ve eğer yüzeyini biliyorsan. yaratıcı değildir. bilinen dünyaya getiren kişidir. O bir kompozisyon. O yüzden zihnin vasatı aşamıyor. Sadece kompozisyon olur. Onu kenara koy. Tanrı'nın üzerinden akmasına izin veren kişidir. Ona açık olmak zorundasın. Sanatın pek değerli olmaz. "Hafızamı bırakarak. senin yaratım dediğin şey. Onlar vasattır. Sen sadece yapısını değiştirmişsindir. Onu sonra kullanacaksın. ama sadece ihtiyaç olduğu zaman kullan. Tıpkı tarih. Mobilyalar aynı. kendi kendine konuşma. Beni dinlerken. farklı bir şekilde bir araya getirirsin. ancak yüzeyini ifade edebilirsin. Yaratıcı insan. Bu dünyaya Tanrı'dan bir şey getiren kişidir. Yaratıcı. duvardaki resimler aynı. Ama onları tekrar düzenlersin. o kadar yorgun ki. matematik ve coğrafyaya yaptığın gibi. Ona ihtiyaç olacak. taze. şairlerin. Sen eski. eşsiz. seni çağıracağım. bu duvardaki tabloyu diğer duvara asarsın. perdeler aynı. Aynı şey zihin için de geçerli. sindirdikten sonra. Boş bir bambuya dönüşüp. Bu koltuğu oraya. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü de bırakmak zorundayım" diyorsun. Örneğin şu anda beni dinliyorsun. Tanrı'nın bir şey söylemesine yardımcı olan kişidir. Bedenin yenilensin diye. yeni. Küçük bir tatil yapabilir. İnsan nasıl içi boş bir bambu olabilir? Eğer zihin içini . Eğer beni anlarsan ve psikolojik hafızanı bırakırsan yaratıcı olursun. Zihin dinlendikten sonra daha taze olacak. Bu yeni görünebilir. orijinal demektir. Yaratıcılığın anlamını kavramamışsın. o zaman gerekecek. O zaman yardımın gerekecek. Dille de aynı şeyi yap. Yarış zamanı geldiğinde. mümkün olduğunca derin dinlenmelisin. İç konuşma bulanıklık yaratır. Yaratıcı. Aynı şeyi hafızanla yap. ama şu anda dinlenebilirsin. Bu tıpkı oturma odasını düzenlemek gibidir. daha önce bilinmeyen demektir. Zihninin dinlenmesine izin vermiyorsun. sadece dinlendiriyorsun. Yeni hiçbir şey yoktur. Zihnine şöyle diyebilirsin: "Bir saat dinlen ve dinlememe izin ver. Yaratmakla kompozisyon arasında çok büyük bir fark vardır. Dilin ve bilgilerin. yüzde doksan dokuzunun yaptığı şey budur. bir şiir ya da kitap yazacağım. O zaman sadece yüzeyini bilirsin. O zaman gülü derinliği ve yoğunluğu ile bilemezsin. Aksi halde. ama yeni değildir. aslında yaratmak olmaz. bildik şeyleri. kımıldayamıyor bile. o masayı buraya koyar. Aynı şeyi dil ile de yap. Ona gerek yok. Yazarların. Adam yarışa hazırlanmak için günde yirmi dört saat koşuyor. yiyip içtikten sonra. ressamların. Ben dinledikten sonra. Yaratıcı hayal gücünün hafızayla bir ilgisi yok. Zihnin ancak o zaman yaratıcı olur. Hafızanı bir kenara koy. O zaman bir resim yapacağım. Ama onlar eskidir. Hafızanı bir kenara koy. bilinmeyenden bir şeyi. Yarıştan önce dinlenmek zorundasın. Sen hiçbir şey yaratmadın. bildiğin bütün matematik formüllerini tekrar ediyor musun? İçinden sayı sayıyor musun? Bildiğin coğrafyayı tekrar ediyor musun? Bildiğin tarihi tekrar ediyor musun? Onları bir kenara koydun. Ona hazır olmak zorundasın. Zihnini yok etmiyorsun. Olimpiyatlarda yarışa katılmak isteyen bir adam düşün.Ama deneyim yaşanırken. Şu anda sadece bulanıklık yaratır.

Çöpten ibarettir. anılardan değil. Doğru. yaratandan gelir. akıllı insanlardır ama sanatçı değillerdir. geçmişten bir şeylerin ağına takılmasını sağlamak zorundasın. Sanat eseri nadiren ortaya çıkar. Hitabet konusunda herhangi bir bilgisi yok. ama yapan kendileri değildir. yaratıcılık çıkar. "Ama hafızamı bırakırken. arşiv tutuyorsun. Seni çevreleyen bollukla temas kurmalısın. Bunu gerçekleştirdiler. Onun sırrı neydi? Onun kavrayışı vardı. sırtında çok büyük bir yük oluyorsa. Yaratıcılık. bu konuda çok az insanın olabileceği kadar başarılı olmuş. aynı zamanda yaratıcı hayal gücümü bırakmak zorundayım" diyorsun. Ama bilinemeyenden küçük parçalar getirdiğin zaman. ağın o kadar büyük olur ve tabii daha fazla balık yakalarsın. Daha farkında olman gerekir. yaratıcılıktır. Yazar olabilirsin ama bunun için bilinmeyenle temas kurman gerekir. Çünkü onlar yaratıcı olmak bir yana. Onların üzerinden bir şey olmuştur. Ne kadar farkında olursan. Senin varolanla temas etmen gerekir. bilinmeyene baktı. kavrayışı olan insandır. Hatta ancak hafızanı bir kenara koyabilirsen. bilinenle bilinmeyenin buluşmasıdır. Ben ona sanatçı diyeceğim. O zaman sen yazar sayılmazsın. Başka gözlerin daha önce göremediğini gören. bir Krişna veya Lao Tzu. Yaratıcı. daha önce kimsenin duyamadığını duyandır. hatırladıklarınla değil. Onlar imkansızı yaptı. Bir teknisyen. yaratıcı bir hayal gücün olabilir. "Dünya sanatsız ve sanatı mümkün kılan yaratıcı hayal gücü olmadan nasıl olabilir diye düşünüyorum" diyorsun. Teknisyendir. Bir teknisyenle yaratıcı insan arasındaki farkı unutma. farkındalıktan ortaya çıkar. Kimse daha önce öyle konuşmamış. Sanatın yüzde doksan dokuzu sanat değildir. O. Sen geçmiş hakkında yazıyorsun. İmkansız olan. Yaşadığın anın derinliklerine dalıp. Yaratıcı insan. Gerçek yaratıcılık. Şunu görmelisin: İsa'nın sözleri yaratıcıdır. . Konuşma teknikleri hakkında bir bilgisi yok. bu yüzde doksan dokuzun silinmesi şükran duyulacak bir olaydır. Tanrı'ya baktı. Hafıza. bir şeyi nasıl yapacağını bilir. Bilinmeyenle ve bilinemeyenle karşılaştı. boş bir bambu olamazsın.tamamen dolduruyorsa. Gerçek yaratıcılar. sadece kusmuk gibidir. Bunlar gerçek sanatçılar. Ama onun bir kavrayışı yoktur. yaratıcı olmadıklarını çok iyi bilirler. bunun yaratıcı hayal gücüyle hiçbir ilgisi yok. Daha önce kimsenin göremediği şeyleri görendir. eğitimli bir insan değil. İmkansız olan buydu. Çok enderdir. seni ele geçirdiği zaman sen kaybolursun. O. Onlar sadece araçtır. O noktada bulundu ve o noktadan birkaç parça getirdi. Hayır. İşte bu. Yaratıcılık. yaratıcıydı. hatırladıklarınla değil. Belki bir şeyin nasıl mükemmel yapılacağını da bilir. Zihin ile zihinsizliğin buluşmasıdır. sen ya da senden çıkan bir şey değildir. yaratıcı hayal gücüne sahip olamazsın. Ancak yine de. Dünyanın yüzeyinden. Sadece küçük parçalar getirilebilir. Hatırladıkların zaten ölmüş. "Çünkü ben bir yazarım ve yazdıklarımın hatırladığım şeylerde kökeni var" diyorsun. Geleceği kapsamıyor. Yetenekli insanlardır. Anı defteri dolduruyorsun. yeryüzündeki insan bilincinin bütün niteliğini değiştirebiliyorsun. Ortam olurlar. Ya da bir Buda. Diğerleri sadece taklitçidir. O. Sen bir arşivcisin. o.

. ve huzursuz hissetmeye. Öfkeli. miden bulanmaya. Hayır. Michelangelo doğuruyor. O. Tabii ki yaptığı resimler. Öfkeli. çünkü bütün anlamı kaybetmiş durumdasın. sanat yardımcı olabilir. çıldırırsın. Seni başka bir dünyaya götürür. tam tersiydi. O. Onunki bir resimle. Jean Paul Sartre'nin en ünlü kitaplarından biri. Zihinsel hastaya. en mahrem bölgelerine girmesine izin verdi ve orada hayata hamile kaldı. Bir çocuk doğurman birşeydir. bir meyveydi. Beethoven doğum yapıyor. bilinmeyenden bir şey getirmiştir. delice olacaktır. bir Picasso resmini on beş dakika boyunca önüne koy ve sürekli resme bak. Ama diğerlerine iyi gelmeyebilir. hamileydi. Ve o resimler üzerine yoğunlaşmak senin için tehlikelidir çünkü şayet birisinin kustukları üzerinde yoğunlaşacak olursan. Şimdilerde modern sanat olarak adlandırılan şey tam da budur. Modern zihnin durumu budur.Şimdi çok anlamlı olan bir şey var: Sanat terapisi. öfkeli bir zihindir. Kusmasını sağladı ve sistemi onu dışarı attı. O hasta değil.. O resim aslında boğazına sokulan bir parmaktı. Varlığında bir şey kök salmıştı ve onu paylaşmak istiyordu. saatlerce meditasyon yapabilirsin. O hamileydi. iyi geldi. bir tatmindi. Modern zihin hastadır. istediği resmi yapmasını söyleyebilirsin. başın dönmeye. çünkü varlığınla temas kuramıyorsun. Bu ikisi arasında mümkün olabilecek en büyük farklılık vardır. kusmak ise bambaşka bir şey. Picasso'nun yaptığı resimler onu delirmekten kurtarmış olabilir ama hepsi bu kadar. yaratıcı bir şekilde yaşadı. Senin beyanın hiçbir şeyi . deli işi. hasta değildi ve hastalığından kurtulmak istemiyordu. Ne kadar meditasyon yaparsan. bir şiirle ya da bir müzikle sisteminden atılmış olan bir delilik değildir. Hiçbir zararı olmaz. Friedreich Nietzsche. sıkılmaya başlamaz mısın? Ne oluyor? Bu başka birisinin kusmuğu! Ona yardımcı oldu. zihinsel olarak hastaysa. Ve hamile olduğun zaman doğum yapmak zorundasın. Eğer dünyadan kaybolursa. Ya da Tanrı'ya hamile kaldı. Nietzsche kusuyor. İnsanlar hastaysa. Tanrı'nın öldüğünü beyan ederek. Büyük bir işkence içindedir. Bulantı'dır. Tanrı senin beyanınla ölemez. bu çok sağlıklı olur. bir heykelle. Bir düşün. O bir kusmuk değil. Ve bu işkenceyi kendisi yaratmaktadır. Onun müziğini dinlemek seni başka bir şeye dönüştürür. Bir Michelangelo eserine bakıp. Ama birkaç deli resminden sonra onun akıl sağlığına kavuştuğunu görüp şaşırırsın. Tanrı'ya hamileydi. Picasso kusuyor. tuval. Modern sanatın yüzde doksan dokuzu patolojik vakadır. Tanrı ölmüştür dediği gün delirmeye başladı. Hayatı yaratıcı şekilde sevdi. Dünya için iyi olur. Modern zihin. çünkü neyin önemli olduğunu bilmiyorsun. Buda doğum yapıyor. Öfkeli. boya ve fırça verip. Son derece değerli bir şey onun aracılığıyla geliyor. o kadar dingin ve huzurlu olursun. Hayatın en derin. O. Tanrı'nın öldüğünü ilan etti. Bu çok anlamlıdır. Uzak dur! Asla bir Picasso resmini yatak odanda bulundurma yoksa karabasanlar görürsün. O sana öte yakadan birkaç anlık görüntüler sunar.

Çünkü din gerçeğe ulaşma yolunu bulmaktır. O. O içerik içinde ne kadar güzeldi! Resimden bir parça kes. Artık hiçbir anlamı yok. . Çünkü benim içeriğimde varlar. Tanrı'nın varolmadığına inanmaya başladığı an. Gelecekteki tarihçiler. dev bir dalgaydı. Gözlerimden birini yuvasından çıkartabilirsin. "Acaba dünya sanatsız ve sanatı yapan yaratıcı hayal gücü olmasa nasıl bir yer olurdu" diye düşünüyorum diyorsun. Friedrich Nietzsche'nin yolundan gitti ve bütün yüzyıl çıldırdı. Sen hiçbir fark yaratmıyorsun. bu dönemi delilik çağı olarak niteleyecek. Tanrı'nın öldüğüne ve insanın özgür kaldığına inandı. gerçek sanat. Büyük bir resmin bir parçası. bazı şeyler sadece sıkıntı yaratıyor. kendi inancına samimiyetle inandı. Çünkü her şey tesadüfi ise. her şey aynıdır. sadece delirdi. çünkü bütünden kopmuş. Sonuçta bu yüzyıl. Cinayet işlemek doğrudur. O küçük nota tek başına monotondur. ancak şiirin içeriğinde bir anlama sahip olur. Çünkü bazı şeyler sana mutluluk veriyor ve bazı şeyler seni mutsuz ediyor. Resmin içinde ne kadar güzeldi! Bir amaca hizmet ediyordu. Neden yaşıyorsun? Ne için? Omuzlarını silkiyorsun. Bazı şeyler heyecan yaratıyor. cinayet aynıdır. Varlığınla yokluğun arasında bir fark yoksa nasıl mutlu olabilirsin? Nasıl akıl sağlığını koruyabilirsin? Tesadüf mü? Sadece tesadüf mü? O zaman her şey doğrudur. Burada hiçbir şeye hizmet etmiyorsun. gerçek dindarlıktan çıkar. Bu bir işe yaramıyor. Kendine inanan bir inançlı. O. Nietzsche. Eğer bir sözcüğü o içerikten çıkartırsan. Kulakları tırmalar. hiçbir anlamı kalmaz. Hiçbir anlamı bulunmaz. O zaman intihar aynıdır. Tanrı'nın öldüğünü beyan ettiği gün. çok büyük bir anlam var. Hayır. insanı delirtir. Ama Nietzsche buna inanmaya başladığı an. Unutma. Tanrı olmadan. Çünkü Tanrısız bir dünya. Sana gerek yok. Tanrısız bir dünya. her şey aynı değil. insanın hiçbir değeri yoktur. Tesadüf eseri olmuş görünüyorsun. O zaman ölü bir göz olur. Dünya tarihinde bu yüzyıl kadar delirmiş başka bir yüzyıl yoktur. sadece daha büyük bir şeye işaret eder. Delirmiş! Deli. Ama o özgür kalmadı. Şu anda gözlerime bakarsan. Eğer olmasaydın. gerçek sanat ortaya çıkar. Ama her şey aynı değil. Çünkü içerikle olan bağlantısı kaybolmuştur. bir inanandı. O zaman bir anlamı kalmaz. ne olabilir? O zaman bir hiçtir. Ama Tanrı öldü dediğin zaman. Oysa Tanrı bütünlükten başka bir şey değildir. Onlar şiirin bir parçası. hiçbir fark yaşanmayacak gibi. Anlam. Sadece şunu gözlemle: Bir şiir oku. içeriğin dışına düştü. Eğer varsan da. Tanrı'nın olmadığını. hiçbir fark yok. ölmeye başladı. O şiirdeki sözcükler. Bazı şeyler cehennemi yaratıyor ve bazı şeyler seni cennete götürüyor. kaçınılmaz olarak deli bir dünya olur. Akıl sağlığını yitirmeye başladı. bütünlükle temasını kaybediyorsun. Çünkü insan. Tanrı'nın yüce yazılarında küçük bir sözcüktür. ne yaptığının ne önemi var? Hiçbir eylem bir değer taşımaz. Okyanusun bir parçasıyken.değiştirmez. Tanrı'nın büyük orkestrasında küçük bir notadır. Ancak gerçekle bir araya geldiğin zaman. herhangi bir öneme sahip hiçbir içerik barındırmayacaktır. Bir anlama sahipti. Nietzsche'nin başına gelen buydu. Okyanusu unutmuş olan bir dalga.

Bu hikayeleri duydu ve heykeltıraşı sarayına davet etti. Dolunay olan bir gecede orada oturup. Şirazi ilkinden başlayıp. Şiraz'ın en ünlü insanıydı. Çünkü o zaman gerçek sanat ortaya çıkar. perdenin arkasına getirildi. şaka olsun diye perdenin arkasında duruyordu. İmparator gözlerine inanamadı. hedefli sanat derdi. o zaman o kadın benim eşim olacak.Eğer sizin sanat dediğiniz şeyin yüzde doksanı kaybolursa. Her kimi seçersem. Tek bir hata bile bulamıyordu. Hiç Taj Mahal'a gittin mi? Gitmeye değer. Şah Cihan ise imparatordu. bir Sufi mistik. Eğer doğru çıkarsa ve siz tatmin olursanız. için bilinmeyenle dolar. sadece akıl hastanelerinde sergilenmeli. Büyük bir sanatçıydı. sadece oyun olsun diye. Şirazi onun eline dokundu. bir perdenin arkasına koyun. Onunla evleneceğim. O resim yapmalı. Mucizeler yaratıyordu. Söz vermişti. Sadece elleri perdenin dışında olsun. İran'ın Şiraz bölgesinden bir adam vardı. meditasyon yapmana yardımcı olan bir şeydir. Picasso'nun terapiye ihtiyacı var. adamlarınız tatmin olursa. Bu doğru mu?" Şirazi yanıtladı: "Bana bir şans verin. Sonra. . yirmi beşinciye kadar gitti ve hiçbirini kabul etmedi. Kızı ne yapmıştı! ? Ama endişeli değildi. Onlar resim yapmasın demiyorum. "İsteğini kabul ediyorum" dedi. O ellere dokunacağım ve bir kişiyi seçeceğim. Bilinenin ötesinden bir şeyler hissetmeye başlarsın. Gözlerini kapattı. Çıksa bile. İmparator perdenin arkasına bakınca dehşete kapıldı. Kızının bu fakir adamla evlenmesini istemediği için bir hata bulmak istiyordu.. Yirmi beş köle kız. O bir tedavidir. bir kadının heykelini yapmak mümkün değildi. Şah Cihan'ın kızı. Gurdjieff gerçek sanata. Eğer bu deli taklitçiler giderse." Şah Cihan hazırdı. Terapi olarak resim yapmalılar. Ama tek şartım var. Sana Taj Mahal'ın nasıl ortaya çıktığının hikayesini anlatacağım. Birkaç deli insanın rahatlamasını sağlayabilirler. Şah Cihan ona sordu: "Bir adamın ya da kadının sadece eline dokunarak. Ama artık hiçbir yolu yoktu. yüzünü hiç görmemene rağmen heykelini yapabiliyormuşsun. dünya çok daha zengin olur. o benim eşim olacak" dedi. Üç ay sonra imparatordan ve bütün saray ahalisinden gelmelerini istedi. Yirmi beş kız geri çevrilince o elini uzattı. Çünkü sadece eline dokunarak. Tamamen aynıydı. Onlar deli işi. Sarayınızdan yirmi beş güzel kadını. "Eğer başarılı olursam. Şirazi aynı zamanda bir mistikti. Bir şeyler hissetti ve "Seçtiğim el bu" dedi. kızın parmağına yüzük taktı. çok güzel köle kız. Taj Mahal gerçek bir sanattır. Şirazi üç ay boyunca bir odaya kapandı. Ama o resimler sergiye çıkmamalı. onun heykelini yapacağım. Meditasyon yapmaya yardımcı olan bir şey. Ama tek şartım var. Gece gündüz çalıştı.. Gerçek sanat. Henüz Hindistan'a gelmeden önce binlerce hikayesi ulaşmıştı. Şiraz'lı olduğu için ona Şirazi deniliyordu. bu güzel esere bakarken. Sizin sarayınızdan bir kadın istiyorum.

yanıtladı: "Endişe etmenize gerek yok. "Şöyle bir şey yapın. Eşim öldü. enerjiye dokundu ve enerjiyi hissederek. ten rengin. Bir Sufi mistik tarafından yaratılmıştı. İmparator çok çaresiz kaldı. Çünkü her enerjinin kendi yarattığı bir desen vardır. Bir enerji desenini gördüğün zaman. O anda. O anda. saçların. çünkü belirli bir enerji desenine sahipsin. Başbakan. Asıl suçlu kızım. . bütün kişiliği görürsün. bu nadir maketler karşısında ne yapacağını bilemedi. "Seçtiğin kız. o enerji desenidir. Karısı da o kadar rahatsız olmuştu ki. Bu onun son maketi olacaktı. Kız ölmüştü ve sanatçının kalbi parçalanmıştı. Çünkü her şeyi yaratan. hiçbirini onaylamadı. O maket Taj Mahal oldu. bunun heykeltıraşın kulağına gitmesini sağladı.." Konuyu sanatçıyla görüştüler ve Şirazi kabul etti. Sen bekle. Kirlian fotoğraf çekme yöntemi sayesinde bunu daha mantıklı bir şekilde anlayabiliriz. Ben geri döneceğim ve kızınızı istemeyeceğim. Ama yine de Kral. Eşinizin anısına bir anıt maketi yapmasını söyleyin. bir kadının heykelini nasıl yapabiliyordu? Çünkü farklı bir boyuttaydı. Onu Kral'a getirdi ve Kral onayladı. Hamileydi ve çocuğunu doğururken öldü. sanatçı. zihinsiz olmuştu. Ve hepsi çok güzeldi. Kral'ın kızı çok hasta. Kızını nasıl kurtaracaktı? Heykeltıraşı çağırdı ve ona her şeyi anlattı. Dedikodu yayarak. her şeyi unutacağım" dedi. Sırf bu acı yüzünden öldü.Çok rahatsız olmuştu. Ama durumuma bir bak. o iş biter. Dünyanın en güzel anıt mezarı eşinizin olmalı. Gözlerin. Kral. Yüzün o şekilde. Sadece eline bir kere dokunarak. Çünkü kızının fakir bir adamla evleneceği fikrini kabullenemedi. Yüzün tesadüfi değildir. Unutamam. Sana söz vermiştim. "Şimdi ne getirirse getirsin beğenmeyeceğim" diye düşündü. Düşünmeme izin ver.. büyük bir meditasyon anı yaşamıştı. heykeli yaptı. hastalandı. Kız öldü sandığı için. "Ama bu imkansız. Şiraz'a dönecek. hepsi belirli enerji desenlerinden kaynaklanır. Her maket ayrı bir güzeldi ve onlara hayır demek haksızlıktı. "Bence hiçbir sakıncası yok" dedi." Vezir bir tavsiyede bulundu. Söylentilerde. Ondan sonraki hafta çok çok hasta oldu ve üçüncü hafta öldü. Eşiniz öldü ve bu büyük sanatçı kendini ispat etti." Bir hafta çok hastaydı. Mümtaz Mahal'di. "Her şey kazara oldu. Adı. Ben de sana söz vermeme rağmen kabullenemiyorum. Şirazi birçok maket yaptı. içini ve dışını bilirsin. O anda. kızınızı ona vereceğinizi söyleyin. Ona şart koşun ve eğer maketini beğenirseniz. evlilik söz konusu değildi." Heykeltıraş. Meditasyoncular çağlar boyunca bu enerjiler üzerinde çalışmaktadır. Bana söylemeliydiniz. Eğer beğenmezseniz. Kızın öldüğü dedikodusu heykeltıraşa gelince son maketini yaptı.

Sana olanların ve olacakların özü buradadır. kim olduğunu. bir anahtarın olur. kalbin yeni bir sevgiyle atmaya başlar. Dünyada. ego. Çünkü eğer bir şeyle ilgilenirsen. Upanişhadlar öyledir. Dostoyevski. Ama resimlerini yak. İsa'nın sözleri böyledir. Mehtaplı bir gecede. Aptal'ı. Tolstoy. sevgisi yüzünden çok acı çekti. veya Upanişhad gibi olurdu. Buda'nın. Taj Mahal hala o sevginin enerjisini taşıyor. Taj Mahal'de meditasyon yaptığın zaman. O yüzden kendi zihninden birçok şey var. İsa'nın sözleriyle aynı nitelikte olurdu. o bir araca dönüştürülmüş. Şu anı biliyorsun. Dostoyevski. Ben yansız sanat taraftarıyım. patoloji olmasaydı. zaten hasta olmalı. ilahi bir varlığın elinden çıkmış. o zaman Karamazov Kardeşler bir başka Yeni Ahit olurdu. Suç ve Ceza'yı ve en güzel kitaplardan biri olan. sutraları öyledir. Dostoyevski olduğu için değil. O sıradan bir anıt değil. Çünkü çok acı çekti. Bu büyük sevgiden ve yoğunluktan ortaya Taj Mahal çıktı. Bütün olarak değil.Geçmişi biliyorsun. O zaman Tanrı sana iniyor ve içinden sevgi akmaya başlıyor. Tanrı tarafından ele geçirilmiş. Onların da terapiye ihtiyacı var. Tabii o mükemmel bir araç değil. Senin kusmuğunla ilgilenen insanlar da. Savaş ve Barış'ı. çok özel. benim için yaratıcılık meditasyon halinde. dindar bir adamdı. Karamazov Kardeşleri yazdı. Gerçek sanatçı Taj Mahal'ı yarattı. Eğer arada Dostoyevski olmasaydı. Şah Cihan. Dostoyevski. hedefli sanat olarak yaratılmış birçok şey var. yazı yazabilirsin. Terapi olarak resim yapabilir. Geleceği biliyorsun. Ama Tolstoy olduğu için değil. Hala o duyguyu taşıyor. Kendi kusmuğunu insanlara sergilemek zorunda değilsin. Meditasyonlu sanat taraftarıyım. Tolstoy olmasına rağmen. Bu kutsanacak bir şeydir. kızını çok sevdiği için öldü. Unutma. Ama bir parçası yoğun inanca sahipti. bu maketi yarattı. O yüzden Karamazov Kardeşler bu kadar güzel bir kitap. Aksi halde kusmuk olur. çünkü geleceği karanlıktı. Şiirlerini yak. Yine de Karamazov Kardeşler çok güzel. Onda o kalite vardı. Mümtaz Mahal. çok dindar olan bir şey vardı. "Bir Buda. Sen sadece araç ol. Ben Tanrı'nın içinizden taşması taraftarıyım. Büyük meditasyoncular tarafından yaratılmış. ona rağmen. Anna Karenina'yı ve birçok başka güzel şeyi yazabildi. Mısır'daki piramitler de öyle. Bunu sana kim söyledi? Bir Tolstoy bir Buda olabilir. Peki Buda ne yapıyordu? Ben burada ne yapıyorum? Krishna'nın Gita'sını okudun mu? O bir Savaş ve Barış. zihinsizlik halinde bulunmaktır. . İçinde Buda'da olan bir şey. nerede olduğunu gösterirsin. ne yaptıklarını bilenler tarafından yaratılmış. Sıradan bir insanın elinden değil. Er ya da geç bir Buda olacaktır. Ve Şirazi. hafıza. O zaman içindeki varlık dışarı taşmaya başlıyor. "Bir Tolstoy asla bir Buda olamaz" diyorsun. Enerji deseni anlaşıldıktan sonra. İşte bunun adı hedefli sanattır. Seçmiş olduğu kadın artık yoktu. Ya da bir Elmas Sutra. çok derinden yaralandı. Savaş ve Barış'ı yazabilir miydi" diye soruyorsun.

Resim yapıyorsun. kendisiyle dolu değildi. Tükendiğini söyleme. bunun yerine yoruldum de. birkaç ay sonra yaşayacağımı beklediğim o boşluk korkusu içimi dolduruyor. kanepelere bakar ve odanın boşluğunu göremezsin. En başta bu yoktu. Adamın kendisi bile korkuyordu. O büyümeyecek. Çocuk artık doğmuştur. Ne yapmalıyım? Bu soru bir yazardan geldi. annenin durumundan bile daha zor. sadece onun değil. Boş yer demek. AYRILIK SONRASI DEPRESYONU Soru: Ben bir kitap yazarken. Mobilyalar çıkarılınca oda kendisiyle dolmuş olur. Boş olduğunu söyleme. Çok zengindi ama hiç zevki yoktu. içerde mobilyalar. Çünkü her boşluğun bir doluluğu vardır. Sonra bütün bu mobilyalar ve resimler çıkartılıyor ve sen odaya giriyorsun. Bir sanatçı için ise. Eğer mobilya doldurmaya devam edersen. bu bile mümkün değil. inanılmaz bir özgürlük hissedeceksin. Bana evindeki en . Olaya iki uçtan bakabilirsin. Yanlış taraftan bakıyorsun. yoksa oda mı dersin? Oda zaten boşluk demek. ortaya yaratıcı bir eser çıkarmış olan hemen hemen herkesin yaşadığı bir şey. meditasyon sırasında. Bu deneyim. koltuklara. Tabii çocuk doğduktan sonra kendini boş hisseder. O. bir noktadan sonra hareket edemezsin.2. Tamamlandıktan sonra içinde derin bir boşluk hissediyorsun. içim enerji ve coşkuyla doluyor. çünkü o odanın bazı boşlukları mobilyalarla doldurulmuştu. Sanatçı kendini boş hisseder. her taraftaki antikalar yüzünden hareket etmeye korkuyorsun. Şu anda yeniden yazmaya başlamak üzereyim. Hareket edemiyorsun. sevgiye ihtiyacı yoktur. Şimdi oda olması gerektiği gibi. Eğer çok fazla mobilya yönelimliysen. ev bile sayılmazdı. Şimdi o kitapla ne yapabilirsin? O yüzden bir sanatçının durumu. Hizmetçiler sürekli endişe içindeydi. Bir kadın çocuğunu karnında taşırken doludur. bir şiir ya da roman yazıyorsun. Ama yine de yorumu yanlış. Evi o kadar doluydu ki. Bir kitap bittikten sonra bitmiştir. Bir hikayeyi güzel anlatmayı. Onun romanlarını okudum. Artık yardıma. Mobilyalar yüzünden bazı noktaları eksikti. Çocuğunu severken ve onun büyümesine yardımcı olurken. Ama eğer biliyorsan ve doğrudan boşluğu görüyorsan. mükemmel. Şimdi ne dersin? Oraya boş mu dersin. Mobilya içerdeyken oda. Ama insanın bu boşluğa bakması gerekir. o boşluğu unutabilir. onu işlemeyi çok iyi beceriyor. Çünkü ortada oda kalmamış olur. duvarlarda resimler falan var. Birkaç gün boyunca kadın içinde boşluk hissedecektir. Çalışırken çok büyük bir zevk almama rağmen. Rahminde atan o kalbi ve tekmeleri arayacaktır. Çok ta güzeller. Ama bitirdikten sonra o kadar boş ve ölü oluyorum ki. neredeyse yaşamaya dayanamıyorum. Yetişkin olarak doğmuş. Bir keresinde çok zengin bir adamın evinde kaldım. masalara. Boşluğu bütünlük içinde. Ama çocuğu sevebilir. O zaman sana boş gelir. içinde hareket edemiyordun. Bir resim bitince bitmiştir. Bir odaya giriyorsun.

Ama bu yüzden üzülmeye gerek yok. Resimler. zihnin birçok şeyle dolu. Onu bir aziz yapacaksındır ama o günahkar olur. Tıpkı ağaçlarda yaprakların yeşermesi. Eğer doğru bakarsan —Buda'nın "Samyak Drasthi" dediği şey. O karakterler onun fantazileri. Boşluğu hissedersin. Kendine ait boş alanları yok. Ne yapabilirsin? Sen çabalıyorsun ama o serseri oluyor. duygular. Şiir yazarken zihin meşguldür. Çalışırken. yaratırken. Bir çocuk doğurabilirsin. Keyfini çıkar. Roman yazmak delirticidir. yazar da endişelenir. Bu tıpkı çocuk doğurmak gibidir. onu yazıp kurtulman gerekir. Kendi içinde . Ne oluyor da deliriyorlar? Çünkü çok meşguller. bir kitap bittiği zaman ve çocuk doğduğunda mutlu ol. Aynen öyle. bir meşguliyetten arınmış hissedersin. Sonra kitap biter. Zihin mobilyaları. Burası bir oda değil. bu doğru bakıştı— eğer doğru bakarsan. Hayatlarında kendilerini deli edecek bir şeyleri yoktur. ağacın sadece gövdesi göğe doğru yükseliyorsa keyfini çıkar. Hiç dikkat ettin mi. Kendini tekrar temiz hissedersin. Zihinlerine birçok şey oluyor. Yapılacak bir şey yok. bir Nijinsky delirir. O karakterler romanı kendileri bitirir. Araya girecek kimse yok. Seni yalnız bırakır. Yazar bir romana başlar ama asla bitirmez. O boşluğun keyfini çıkar. Konuklar gitti ve ev sahibi artık rahatladı. Aynı şey roman yazdığın zaman da olur. içinde bir üzüntü ve korku yaratıyor. Artık hareket edecek alanın vardır. en güzel odasını verdi. O karakterler tarafından kullanılmış gibi hissediyor. O yüzden sonbaharda yapraklar düşüp. Her sanatçının bu bedeli ödemesi gerekir. Anne çocuğun büyüyünce doktor olacağını düşünmektedir. yoğun trafik içinde yaşıyor gibiler. bestecilerden doğar. bir ressamdan doğar. Romanlar. Ama çocuk serseri olur. her zaman yazarın sözünü dinlemez. Bir sürü insan gelip gidiyor. boşluğun sana verdiği özgürlüktür. ama sonra çocuk kendi başına hareket etmeye başlar. Romanın karakterleri artık orada hareket etmiyor. Yeni tür bir doluluk de. Çünkü er ya da geç yeni bir kitap yükselecektir. Karakterin kendi tarzı vardır. bir şairin içinde açar. Düşünceler. Vasatlar asla delirmez. Yazar onun aziz olmasını ister. Onların delirecek bir şeyleri yoktur. karakterler. Şarkılar. Zihin meşgul. üzerinde ağırlık yapar. Unutma. Roman yazarken zihin meşguldür. bir müze. neredeyse her zaman delirir. Kendini çaresiz hissediyor. Buna boşluk deme. bir konuk geldiği zaman mutlu olursun ama gittiği zaman daha da mutlu olursun. Bir karakterle başlarsın. Anne nasıl endişelenirse. Bazen kendi yoluna sapar ve yazarı belirli bir yöne doğru iter." Oda. O bir yüktür. Yanlış yorumlaman. kendini bir tutkudan. Kendinle dolusun. bu tıpkı çocukta yaşanan olay gibidir. Yapacak hiçbir şey yok. Ortada oda kalmamış. Birden mobilyalar gitmiştir. Lütfen bana içinde hareket edebileceğim bir yer ver.iyi. çiçeklerin açması gibi. Ama onlarla işbirliği yaptığın zaman neredeyse gerçek olurlar ve eğer onlardan kurtulamazsan asla huzur bulamazsın. Bir Van Gogh delirir. ama o günahkar oluyor. Şiirler. Ona şöyle dedim: "Burası bir oda değil. Sana söylüyorum. O yüzden yaratıcı insanlar. Çünkü birçok karakter konuk olur. içinde çok fazla mobilya vardır. Eğer zihninde bir kitap varsa. Çok doğal bir şey. Tadını çıkar. bir yazarın içinde açar. bir Nietzsche delirir. Sanki caddenin ortasında.

Karanlık korkusu. İşte o zaman ulaşıyorsun. Biz ona.dinleniyorsun. keyfini çıkar. Sonra dinlenme dönemi vardır. Yaratıcılık günlerinden bile daha güzel. "Şunya!" Ve biz nihai hedefe Şunya deriz. Ona boşluk dediğin zaman. Tek anlamı. Onu şükranla karşıla ve bir süre sonra içinin tekrar dolduğunu ve daha güzel bir kitabın doğacağını gör. Ama insan kelimelerde yaşıyor. Geceden korkma. Arada güç toplamak. Gündüz güzeldir. daha uzun süre dinlenmek gerekir. O. keyfini çıkar. Endişe etme. çalışmak ve eyleme geçmek için enerji dolu olarak uyanır. Hindistan'da boşluk için daha iyi kelimeler var. Şunya oldun dediği zaman. arkasından gelen boşluk da o kadar büyük olacaktır. Uzun bir dinlenme dönemi. gevşeme korkusu. alandır. Bir sannyas vardı. Fırtına ne kadar şiddetliyse. Onu yük olarak görme. Bir çocuk doğar ve bir başkası rahme düşer. aktivitelerle doludur. Birçok insan korkar. Dinlenmeye ihtiyacın var. Çünkü söylediklerin sadece söz değil. İnsan uyur. Bu doğal bir süreçtir. Gençliği. O boşluk güzeldir. Her anne bedeninin dinlenmeye ihtiyacı vardır. Neden diye sordum? "Geceden korkuyorum. pasiflik korkusu. Eğer sırf yayımcı ile olan anlaşman yüzünden. Çocuğa vermiş olduğun enerjiyi tekrar alma dönemi. Kabullen. Kelime çok pozitif bir anlam yüklü. korkmaya başlıyorsun. ancak arkasından gelen sessizlik de güzeldir. Çünkü bütün varlığı onunla yüklüdür. O çiçekler boşluktan ortaya çıkar. tamamen bir hiç oluyorsun anlamına geliyor. Tekrar tekrar bana gelip. Şunya diyoruz. . arkasından gelen sessizlik o kadar derin olur. Ama onu değiştirmeyeceğim. eğer gerçekten büyük bir sanat eseri ise kendini boş hissedersin. Her zaman net ol. para kazanmak için sayfaları doldurduysan. Aynı kalırsın. Fırtına güzeldir. O sadece güzel bir olgunun yanlış yorumlanmasıdır. güzelliği gitmiştir. Buda. Sabah. Eğer çocuk bir aslan olacaksa. Bunun için bir gerek yok. Ancak o zaman bir bütün olabilirsin. Söylediklerini hatırla. Varlığınla derin bir ilişki içinde. eylemsizlik. tazeliği. Bir çocuk doğurduktan sonra bir dinlenme sürecine ihtiyaç vardır. Yaratımın ne kadar derinse. Çünkü o yaratıcılık. Gece de çok güzeldir. Senden tekrar bir şey doğabilmesi için kendini toparlama dönemi. Kelimenin kendisinden. Kendini dingin ve kutsanmış hisset. İnsan geceyi de kabullenmeli. Korkusu yüzünden. kendi varlığını kutlamak ve yalnız olmak için hiçbir boşluk olmadan sürekli çocuk doğuruyor. Bu dinlenme dönemi her sanatçı için gereklidir. Bu kadar çok isim arasından bana neden bu ismi verdin? Onu değiştir" dedi. O boşluğun keyfini çıkar. Sınırsız alan. sadece bir yavru doğurur. Eskiden öyleydi. Ona Nişa adını verdim. Nişa. Hiçbir negatifliği yok. "Lütfen adımı değiştir" dedi. Ona ismi bilerek verdim. Doğu'da ve Hindistan'da hala devam ediyor. Bir şeye yanlış bir isim verdikten sonra ondan korkmaya başlıyorsun. Çok güzeldir. pasiflik ve boşlukla doludur. gece demektir. o zaman pek derin olmaz. Ertesinde kendini boş hissetmezsin. neredeyse yaşlanıyor. Bir kadın 30 yaşına geldiği zaman. gece sözcüğünde yer alır: Nişa. Bir roman yazdığın zaman. o boşlukta doğar. tükenmiştir. Bir aslan. teslim olma korkusu yüzünden. yorulmuştur. Bütün bunlar.

Artık kendiliğinden yaratabilirsin. Sonra bir gün. Biraz yenilikçi ol. Bu eğitimin. Ve on iki yıl tekniği unutma eğitimi. Birkaç yıl boyunca varlığının derinliklerinde kalsın ve böylece sindirilsin. Ancak sadece tekniğini biliyorsan ve hayatın boyunca o tekniği çalışırsan. resim yap. Bütün sanatsal aktivite. mistik olma yolundadır. varlık de. Artık teknik bilgi değildir. Çalışmaya devam etme. Bu anları kendi varlığına düşmek için kullan. 3. önce bir öğretiyi öğrenmek ve sonra onu tamamen unutmak zorunda olmandır. ama klasik müziği unut. şiir yazarken. En büyük yaratıcılık. Yirmi dört yıllık eğitimden sonra. Artık teknik senin bir parçan olmuştur." Sonra bir gün. kemiğinin ve iliğinin parçası olmuştur. bir sanatçı. Bütünlük de.Bir şair. Benim deneyimim de aynen bu. teknik olarak çok yetenekli bir hale gelebilirsin ama teknisyen olarak kalırsın. Zen'de şöyle derler: "Eğer ressam olmak istiyorsan. Ona boşluk deme. İçimdeki sanatçıyı nasıl hissedebilirim? Sanatın ikilemi. O zaman onun kutsallığını hissedebilirsin. Sanki yokmuş gibi davran. Tekrar çalmaya başladığın zaman. aslında dine giden bir yoldur. Resim dışında her şeyi yap. kuyudan su çek. yeni yöntemler dene. Disiplinli bir Klasik Batı Müziği eğitimi aldım. Klasik müziği tamamen unut. Seni zincirlemez. Artık hangi niteliklerin gerçek sanat olduğundan ve sanatçının özgün sanatı hangi süreçte üretip. teknik üzerinde fazla durma. bir ressam. icra ettiğinden emin olamıyorum. YARATICILIK VE MELEZLEŞME Soru: Sanatsal ifade arzusu hissediyorum. gerçek de. Ama eğer ABC'sini bilmiyorsan. Onun seninle hiçbir ilgisi olmasın. Başka şeyler yap: Bahçıvanlık. Tamamen unutmalısın. kanının. anlık yaratıcılığı zincirlediğini hissediyorum ve son zamanlarda düzenli olarak çalışmakta zorlanıyorum. O zaman teknik olmaktan çıkar. Teknik sana engel olmaz. odun kes. resim yapacaksın. Aktif olduğun zaman. on iki yıl boyunca resim yapmayı öğrenmeli ve sonra on iki yıl boyunca resmi tamamen unutmalısın. Yeni yollar. On iki yıl meditasyon yap. o konuda çok derine inemezsin. heykel. Yaratıcılık budur. başka bir konuda eğitim görmüş insanlardan ortaya çıkar. Şiir doğduktan sonra yorulmuşsundur ve zihin dinlenir. Ondan sonra resim yapabilirsin. zihindesin. On iki yıl tekniği öğrenme eğitimi. asla bir sanatçı olamazsın. . Aksi halde asla anını yaşayamazsın. içinde ani bir heves hissedecek ve tekrar çalmaya başlayacaksın. Daha önce kimsenin yapmadığı yeni şeyler dene. Tanrı de.

bir öğretiden başkasına geçmiş insanlar tarafından yapılmıştır. Müslüman ile evlenir. ben Myron'ı seviyorum. senin ya da bir başkasının ne tür bir itirazı olabilir?" "Neden karşı çıktığımı çok iyi biliyorsun. Melez olarak doğmuş çocuklar. Her yönden daha zengin çocuklar doğar. Anneciğim. "Böyle bir evliliğe onay verebileceğimi gerçekten bekliyor musun? İnsanlar ne der? Dostlarımız ve komşularımız ne düşünür?" "Anne. Myron da beni seviyor. bir başka gezegende. bir Hintli ile. ilişkimiz bir şekilde filizlendi. bütün gezegenin bilincini yükseltir. Bilimsel olarak önemlidir. Ve bize onay vermeni umut ediyoruz. bir Afrikalı. Bir evlilik eğer iki insan uzaktan akrabaysa ya da hiç akraba değilse çok daha iyidir. Hindu ile evlenir. Myron ile olan ilişkimi. Dürüst olmak gerekirse. Hıristiyan. karşılıklı konuşmamız gerekiyor. Ancak en uç noktasına. her şeyi kabullenebiliyoruz. Bunu sana nasıl anlatacağımı bilmiyorum. "Anne. annesiyle içten bir şekilde konuşuyordu. bir Hintli. bunu söylüyor olamazsın. O Yahudi.Örneğin. Bu. Bir ırktan insanın. hepimizin insan olduğunu. . Yahudi. Eğer bir gün. Ama biz o kadar aptalız ki. her şeyi yapabiliyor. daha canlı. ne dediğinin farkında mısın" diye karşılık vermiş annesi. hiçbir Hintli bir başka Hintli ile evlenmemeli. Afrikalı ile. O yüzden yüzyıllardır her ülkede kardeşler arasında evlilik yasaklanmıştır. mantıki uç noktasına götürülmemiştir." İnsanlar birbirine çok karşı. İki medeni insan gibi bunu oturup açık açık konuşalım. En güzeli böyle olur. insanlar keşfedersek. melezleşme gibi. başka bir ırktan olan insanla evlenmesi iyidir. Gerçekten geldi. O zaman yeni tür insanlar varolmaya başlar. Herkesten beklerdim ama senin böyle bir tepki vermeni beklemezdim. Daha farkında. başka Alman ile evlenmemeli. Japon'la. işin aslı. böyle bir töreye karşı gelemezsin. müzik dünyasına yeni bir şeyler katar. dünyayla diğer gezegen arasında melezleşmeye gitmektir. çok iyi ve hatta kutsal bir şeye dönüştü." "Pekâlâ. vakit geldi. En kısa sürede evlenmek istiyoruz. Bir Japon. Hem de bu kadar iyi bir dostluk ilişkimiz olmasına rağmen. Myron ile iki erkek olarak evlenmemize. Çok güzel. Bütün büyük yaratıcılıklar. Hindu. çok daha sağlıklı ve güzeldir. En iyisi bir Alman. Hıristiyan ile evlenir. aynı dünyaya. Bu." "Ama oğlum. anne." "Ama Chauncey. Eğer bir müzisyen matematikçi olursa. Bu tip bölücülüklerle öyle şartlandırılmışlar ki. o da matematik dünyasına yeni bir şeyler katar. Kardeşler arası ilişki yasağı ve tabusu çok önemlidir. aynı gezegene ait olduğumuzu tamamen unutmuşlar. Bunun bir nedeni var. Mantıki uç noktası. O zaman ben niye konuşuyorum? Yakışıklı bir genç adam olan Chauncey. Amerikalı ile evlenmelidir. eğer bir matematikçi müzik yapmaya başlarsa. en iyi yol. hiçbir Alman. Kabul etmediğini hissediyorum.

Yeni değerler. Bu en az elli yıl daha fazla sürer. Fiziğin derinliklerini araştırdığın zaman. Ancak o zaman insanlar onu takdir etmeye başlar. Tek bir resmi bile satılmadı. Dünya. Zaten kabullenilmiştir. Çünkü başka insanların tepkilerinden korkuyorlardı. Yani. bir öğretiden diğerine geçtiği zaman. Müziğe yeni bir katkıda bulunur. Ama o içinde kalıyor. O zaman daha yaratıcı olduğunu göreceksin. Müzik konusunda hiçbir bilgisi olmayan bir insan için bu mümkün değildir. onun tekniği seni tutsak ettiği zaman. Yaptığın her şeyi etkileyecek. En az elli yıl beklemesi gerekir. müzikte ne yapabilirsin? Onu tamamen unutmuş durumdasın. Vincent Van Gogh. er ya da geç. İnsanların onu anlamasına yardımcı olacak araçlar henüz varolmamıştır. Herkes onu anlamak üzere eğitilmiştir. Şimdi her bir resmi milyonlarca dolara satılıyor.Kadın ile erkek arasındaki mesafe ne kadar büyük olursa. harika bir fikir. Çünkü onun değer yaratması gerekir. Gerçek bir yaratıcı insanın ünlü olması zaman alır. öldükten sonra. Süreç onlarca yıl sürdü. Ama insanlar onları odalarına asmaya hazır değildi. sürekli antrenman yap. ancak o zaman yargılanabilir. Yetenekli olduğun konuda sürekli devam et ve tekniğini mükemmelleştir. yeni kriterler. O zaman ünlü olursun. düzen içinde olduğunu. resimde. onu değerlendirecek herhangi bir kriter yoktur. fizikte. Aynı şey müzikte. Eğer gerçekten yaratıcıysan. varsayımlar bulursun. Çünkü teknik mükemmellik. Onları arkadaşlarına vermişti. Odalarına asmayı kabul edecek herhangi bir kişiye vermişti. Eğer şöhret istiyorsan. kimsenin onu takdir etmemesi demektir. Bir şeyi sakın unutma. O zaman. kendi öğretisinin lezzetini uygulanmasa bile içinde getirir. ünlü olmayabilirsin. Dünyaya yeni bir şey getirmek demek. Yavaş yavaş insanlar o resimlerde bir şeyler olduğunu hissetmeye başladı. ondan sıyrılıp başka bir disipline geç. Bir disipline aşina olduğun zaman. bir şekilde. Senin bir parçan oldu. İnsanlık yavaş ve . "Yoksa sen delirdin mi? Bu ne biçim bir resim!" Vincent Van Gogh'un kendine özgü bir dünyası vardı. insanların bir öğretiden diğerine geçmesi. Fizik çok uzaktır. içinde müziğin rengi ve tadı bulunan teoriler. Tekniği mükemmel olan insanları. Ancak o zaman insanlar takdir etmeye başlar. Fiziğe geçtiğin zaman. O zamanlar insanlar. bu dünyaya yeni bir şey getirmiş insanı affetmez. yaratıcı olmayan yetenekli insanları takdir eder. O yeni bir vizyon getirdi. Dünya asla. matematikte. Eğer bir dansçı müziğe geçerse. Bir insan. Bu çok iyi bir fikir. O kadar yeni ki. Bir kaos değil. Sanatçı ölmüş olur. Bir çeşit melezleşme. o zaman yaratıcılığı unut. evliliklerinin meyvesi o kadar iyi olur. Ne zaman dünyaya yeni bir şey getirirsen. Dünyanın uyum içinde olduğunu hissetmeye başlarsın. kimyada da geçerlidir. Yaratıcı insanın dünya tarafından cezalandırılacağı kesindir. Ama eğer müzik eğitimi de almışsan. Bir öğretiden diğerine geçmek. aynı resimleri Van Gogh hediye etse bile almaya hazır değildi. ona yeni bir şey katar. Benim tavsiyem. varoluşun bir orkestra olduğunu hissetmeye başlayabilirsin. yaşadığı dönemde hiç takdir edilmedi. Çünkü insanlar onu anlar. buna karşı çıkılacağı kesindir. sadece geçmişin mükemmelliği anlamına gelir ve herkes geçmişi anlar.

Onlar katılımcı olamaz. Yaratmayı bilmeyen insanlar eleştirmen olur. "Burası yanlış. O yüzden. buradan gelir. Eleştirmenlerin sürekli yaptığı bu. fırçaları ile gelip. dans. egon kayboluncaya kadar içine emiliyorsan.ataletlidir. içini kıpırdatıyorsa. Yaptığın her şeyden keyif al. Ama eğer keyif alacak başka kimse yoksa. dingin ve keyifli olmana yardımcı oluyorsa. düzeltmekse zor. gerçek sanattır. o gerçek sanattır. O günden itibaren eleştirmenler onun resimlerini eleştirmeyi bırakmış. o gerçek sanattır. Bu konudaki kriterim. Önemli olan şey. Eğer sen keyif alıyorsan. Eğer ondan keyif alan birkaç arkadaş bulabilirsen ne güzel. içinde coşku yükseliyorsa. senin iç duyguların. egon kaybolur. çok tanınmayacağını kabullenmelisin. resim. Eğer sessiz. Eleştirmek kolaydır. sanat içindir" olgusunu öğrenmek zorundasın. yaparken içindeki keyif ve huzur taşmaya başlıyorsa. Bu insanlardan o kadar bıkmış ki. Yaratıcı insan ise zamanın önündedir. Bana. Eleştirmenler sanat hakkında hiçbir şey bilmez. . en güzel meditasyondur. Doğru olanı yapmış. Eğer sanat senin varlığını kavrıyorsa. heykel. Eğer coşkuyla yapıyorsan. Başkasının sana katılıp katılmaması hiç önemli değil. iç sıcaklığın. bu yeterli. o zaman tek başına keyfini çıkar. Eğer müzik yapmak sana bir sıcaklık duygusu veriyorsa. Eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. "Artık gerçek sanatın niteliklerinden emin değilim" diyorsun. Aradaki boşluk. Bu olmamış" dermiş. Eğer koşu yarışına katılamıyorsan.. Eleştirmenlerin söyledikleri seni rahatsız etmesin. o zaman. Bunu kolaylıkla yapabilirsin. Özgün sanattır. Sanat. Bütün eleştirmenleri davet etmiş ve onlardan boyaları. Tek bir eleştirmen bile gelmemiş. O senin meditasyonundur. bu eğer seni Tanrı'ya yönlendiriyorsa. Eğer içine gömülüyorsan. Eğer tatmin olduğunu hissediyorsan. en güzel ibadet. müzik. resimlerini düzeltmelerini istemiş. bu en güzel ibadettir. bir gün bütün resimlerini evinin önüne asmış.. O yüzden onları düşünme. Resmi çok seven bir Sufi mistik varmış. en azından kaldırımda durur ve koşanlara taş atarsın. O zaman başka bir meditasyona ihtiyacın yok. O yüzden eğer gerçekten yaratıcı olmak istiyorsan. Yeterince eleştirmişlerdir. Zamanın gerisinden gelir. iç ışığın. o zaman gerçek sanattır. bu yeterli. Hiçbir şey yaratamaz. neyin gerçek sanat olduğuna kafanı takma. adım adım. yaparken kendini kaybediyorsan. Eğer herhangi bir sanatın içinde bulunabiliyorsan. Dönemin tüm eleştirmenleri ona karşıymış. o gerçek sanattır. O seni yavaş yavaş. eğer bir olimpiyat koşucusu olamıyorsan. ünlü olamayacağını. Herkes ona gelip. Hatta sanatçı olamayanlar eleştirmen olur. Eğer bir meditasyona dönüşüyorsa. "sanat. Şimdi düzeltme zamanıdır. Tanrı'ya götürecektir. başka bir amaç yoktur. Eğer sana bir kutlama veriyorsa. mümkün olan en yoğun meditasyon olabilir. O zaman seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşür. Eğer seninle Tanrı arasında bir köprüye dönüşüyorsa. gerçek sanattır.

kulakları. Çünkü zenginlik sana hayatta satın alınabilecek her şeyi verir. . müzisyenin o anda kafasının kesileceğini ilan etti. Eğer büyük kitaplar listesi yapacak olsaydım ilk sırada o olurdu. gözleri. yoksulluktan uzak olmalı.. O sadece güçlü değil. Sadece sevgi. Mirdad Kitabı'nın adını bile duymamış olan insanlarla karşılaştım. her türlü önyargıdan uzak olmalısın. Ve neredeyse her şey satın alınabilir. tahttaydı. tıbbi olara sağlıklı olabilir. Ancak anlamak için. paraya karşı olmaları çok doğal. Örneğin. sanata. güzel yemeklere. Binlerce dahi bu şehirde yaşıyordu. binlerce yıllık başkent olarak müziğin doğal merkeziydi. Bu. Bu doğal bir paralelliktir. Hayatın paraya ihtiyacı vardır. Ama istisnalar her zaman kuralı ispatlar. coşku. açlıktan uzak olmalı.. güzel kıyafetlere. Eğer Delhi'de müzik sesi duyulursa. Çünkü hayatın rahat etmeye. Bütün dinler servete karşı olmuştur. O zamana kadar Müslüman imparatorlar. müziklere. PARANIN SANATI Soru: Paradan söz edebilir misin? Parayla ilgili olan duygular nedir? İnsanların hayatlarını kurban etmesine neden olabilen bu güç nereden gelir? Bu çok önemli bir soru. sadece müziğin İslam'a karşı olduğunu söylüyorlardı ama hepsi bu. Delhi ki. Mirdad Kitabı gibi büyük bir edebi eserin güzelliğini görebilir misin? Eğer göremiyorsan körsün.4. Başka her şeyi parayla satın alabilirsin. Ancak Aurangzeb bir beyefendi değildi. Bütün dinler yaşamaya karşı olduğu için. sağırdır. Yeni Delhi'de yaşandı. Klasik müziği anlayamayan bir insan fakirdir. Ama onun güzelliğini görmek için çok iyi öğreti almış olman gerekiyor. aynı zamanda zorbaydı. Hayat çok engindir. Klasik müziği anlamanın tek yolu öğrenmektir ki bu uzun bir öğrenme süreci. aydınlanma ve özgürlük gibi ruhani değerler istisnadır. Delhi müzisyenlerle doluydu. Müslümanlar müziği yasakladı. bütün duyuları. şiire ihtiyacı vardır. Peki ama metafiziksel olarak. Hayatın güzel kitaplara. Duyabilir. Bunlar istisnalardan birkaçı. İnsanoğlunu muazzam bir deneyimden mahrum bıraktılar. burnu. güzel evlere ihtiyacı vardır. En güçlü Müslüman imparatorlarından biri olan Aurangzeb.

dilencidir. Çünkü müzisyenler. mümkün olduğunca derin bir mezar kazıp onu gömün ki. her konuda zengin olmalıydı. Müslümanlar keyfe karşıdır. dehasını. Aurangzeb balkona çıktı ve "kim öldü" diye sordu. elbisesi yoktur. kökünü kesiyorlardı. ama zengin bir adam cennetin kapısından geçemez. bütün müzisyenler bir araya toplandı ve şöyle dedi: "Bir şeyler yapmalıyız. dansını. Her Hint kralının. dansın inceliklerini öğrenmeleri için yollanırdı. cenaze törenlerinde naşın taşındığı gibi bir şey taşıyordu." Binlerce müzisyenin ve gözyaşlarının Aurangzeb üzerinde bir etkisi yoktu. Batı'da. Ama bu adam tehlikeli. O yüzden yasaklandı. mantığı anlamalı. bana sorarsan. müzik ve dansla doluydu. şarkılar. başka bir şeyin olamaz. görgüyü anlamalı: Eski Hint geleneği böyleydi. hepsi insanoğlunun zenginliklerini budamıştır. Onlar. Onlar görgü kurallarını. Albert Einstein'a vakit bulmasını bekleyemezsin. Mantığı görebilirsin. Böyle bir şey mümkün değil. En temel öğreti ise. Aynı şey diğer dinler tarafından da yapılmıştır. Hiçbir Müslüman müzik çalınan bir yere giremezdi. Neden? Çünkü müziği öğrenmek için bir fahişenin evine girmek zorundaydın. binlerce müzisyen Aurangzeb'in sarayına yürüdü. Eğer paran yoksa. Bertrand Russell'a. dalları budamak yerine. Bu imkansız. Servet . Oysa fahişelerin evleri. İsa'nın şu dediğine bak: "Bir deve iğnenin deliğinden geçebilir. hepsi bu. fahişe bedenini satar. Neden? Çünkü müzik Doğu'da. Parasız bir adam açtır. Nijinsky'e. Müslümanlar tarafından yasaklanmıştır." Protesto olarak. bir daha dışarı çıkmasın. Nedenleri farklı olsa da. Bu imkansız bir şey. yerine geçecek oğlunu birkaç yıl fahişelerle yaşamaya gönderdiğini öğrendiğinde çok şaşırırsın. Müslümanlar bunu bozdu. genel olarak güzel kadınlar tarafından yapılırdı. müziğini. Güzelliği anlamalı. Böyle bir insanın Dostoyevsky'e. Bütün dinler insanı mümkün olduğunca fakir yapmaya çalışmıştır. Müzik dinlerine karşıydı. Doğu'da ve Batı'da farklıdır. Müzik. geçmişte fahişe bedenini satmazdı. kahkahalar. Aurangzeb. Bu kadarı çok fazla. Bir kral. Ama sanki bir cenaze gibi görünüyordu. Ancak bunu bile mümkün olarak kabul ediyor. Doğu'da. Ama zengin bir adamın cennete girmesi mi? Bu çok daha imkansız. "kim öldü" diye sordu. İçinde beden yoktu. Fahişe kelimesinin anlamı. Hepsi yanıtladı: "Müzik öldü ve katili de sensin!" Aurangzeb yanıtladı: "Ölmesine sevindim. Öldürmeye başlayacak.Bu ferman verildikten sonra. onlar dünyanın gelmiş geçmiş en büyük suçlularıdır. Eskiden müziğe karşı olduklarını söylerlerdi." Sence bu adamın aklı yerinde mi? Bir devenin iğnenin deliğinden geçebileceğini kabullenmeye hazır. Parayı o kadar çok lanetlemiş ve yoksulluğu o kadar övmüşlerdir ki. Müzik dinlemek bir günahtı. paradan vazgeçilmesidir. nezaketi. sanatını satardı. müziği. kutsal bir şey yapıyordu. sadece yastık vardı. Şimdi lütfen gidin. O.

Bir yol. Onlar ancak bir kilisedeki.lanetleniyor. para lanetleniyor. zengin ülkelerdekine göre daha mutlu olduğunu duyunca şaşırırsın. ama keyfini çıkartamaz. Eğer keyiflenirse. O yüzden zengin insan sürekli korkuyla yaşar. Zengin olan yüzde iki ise. Cennet kapılarından geçmek istiyorlar. Fakir bir adam Mozart'ı anlayamaz. aptal bir rahibi dinleyebilir. zenginliklerinin keyfini çıkartamıyorlar. büyük edebiyat ve sanat şaheserleri kadar önemlidir. çok güzel müzikler besteliyordu. Açlık çeken insanlarda kendilerini zeki yapacak yeterli enerji yoktur. Çünkü özünde korkuyorlar. Zenginlik onlarda suçluluk duygusu yaratıyor. Şimdi bu adam nasıl sevişsin? En iyi yemekleri yiyor olabilir. Artık yeni bir konuşma hazırlamak zorunda değildir. bir egzersizle teselli bulmak istiyorlar. O adam doğuştan yaratıcıydı. Karamazov Kardeşler'i anlayamazlar. sekiz yaşında. Zenginlik. Hayatının kısa olduğunu biliyor ve ondan sonra sadece karanlık bir cehennem ateşi var. bir çeşit yoga. Bir paranoya içinde yaşıyor. ama kendisinin girmesinin mümkün olmadığı cenneti düşünüyor. O yüzden ikilem içindeler. Vincent Van Gogh'un resimlerine dönüp bakmaz. Pek çoğu altı gün çalıştıktan sonra yorgun olduğu için uyur. para seni çok yönlü zengin yapabilir. Çünkü. O ise. Yoksul ülkelerdeki insanların. Ne rahip vaazından bir şey anlar. Yoksul insan zaten cehennemde yaşıyor. Ama büyük bir tesellileri var: Zengin insanların giremeyeceği yere onlar kabul edilecek ve melekler lir çalarken. Eski vaazını tekrar edip durur. Çünkü dünyada çok şeye sahipler ve cehenneme atılacaklar. kimse rahibin kendilerini kandırdığını anlamaz. Mozart. İnsanların yüzde doksan sekizi sefalet içinde yaşıyor. Aç bir adam Michelangelo'yu anlayamaz. onları "Haleluya". Ama sadece bedeni sevişiyor. Bir dilenci. Herkes uyuduğu için. O sekiz yaşında iken. Belki cennete kabul edilmezler. Bazı insanlar doğuştan müzisyendir. Pişman olmadıkları için suçları hafiflemeyecek. develerin girdiği. Zeka. Bütün dünya kendine düşman edilmiş. Bu suçluluk duygusu yüzünden. Dünya iki kampa bölünüyor. zenginliğe saygı duyan ilk kişi benim. cennete kabul edilmeyecekler. Hindistan'da en yoksul insanların bile mutsuz olduğunu görmedim. zenginlik lanetleniyor. çünkü develer tarafından geride bırakılmak istemiyorlar. Amerikalılar dünyanın dört bir yanında ruhani rehberlik arayışı içinde. ne de izleyiciler. Hoşgeldiniz diye karşılayacak. bazı şeylerin keyfini çıkarmaya başlarsa. zengin olmanın suçluluğu altında büyük bir vicdan azabıyla yaşayacak. Ama onun bir tesellisi var. ancak içinde yoğun enerji akışı varsa ortaya çıkar. Onların zekası yok. Güzel bir kadınla sevişiyor olabilir. Sadece ekmek ve yağla tükenirler. güzel müzik. suçluluk duygusu onu zehirler. diğer müzik ustaları onun yanına bile yaklaşamıyordu. Rahip de herkesin uyuması sayesinde daha rahattır. . Bu doğaldır. Belki de paraya.

Onları destekliyor. ağaçlar çok yükseğe çıkmıştı. Yoksul insanlar bunu nasıl anlayacak? O zekaya sahip değiller. Kesin olan bir şey var. Ağaçlar yerçekimine karşı hareket ediyor. Belki başkalarında para varken. Zavallı Van Gogh! Adamda müthiş bir göz olmalı. Dünya canlıdır ve hayat her zaman daha yükseğe erişmek ister. yıldızların asıl şeklini kavramıştı. bu bir resim. Fizikçiler. Van Gogh'un haklı olduğunu keşfetti. doğuştan ressamlar varolduğu gibi. sadece çıplak gözleriyle. Para insanoğlunun en büyük keşiflerinden biri. bu tür bir resim gördüm. . kendilerinin aslında dünyanın yıldızlara ulaşma arzusu olduklarını söylediler. Sanat okulunun önünden bile geçmedi. yıldızların üstüne kadar çıkıyordu.Vincent Van Gogh. büyük laboratuvarları ve teknolojileriyle yüzyılda görebildiğini o kendiliğinden görmüştü. Henry Ford. Yıldızlar arkada kalmış. Herkes bir Henry Ford değil ve olamaz. Henry Ford. Tıpkı doğuştan şair. bir dehası olmuş olmalı ki. şair gibi takdir edilmeli. Ama dünyanın en büyük ressamlarından biri oldu. Ben paraya saygı duyuyorum. Hatta daha fazla takdir edilmeli. Birkaç gün önce resimlerinden birini gördüm. yazar. Hiç eğitim görmedi. bütün heykelleri satın alınabilir. kendilerinde olmadığı için kıskanıyorlar. Hayal gücünün sınırı yoktur. Sonra ağaçları sordular: "Yıldızları aşan bu ağaçları nereden buldun". yardım ediyor. bütün müzikleri. fakir bir aileye sahipti ve dünyanın en zengin adamı oldu. herkes ona gülmüştü. müzik ya da şiir yaratmaktan çok daha zor bir şey." Belki birkaç yüzyıl sonra bilim adamları. Van Gogh yanıtladı: "Bu ağaçların yanına oturdum ve amaçlarını dinledim. Tıpkı Van Gogh'un resmettiği gibiydi. Sadece aptallar onu lanetliyor. doğuştan servet yaratıcıları olduğunu da hatırlatmak isterim. Senin gördüğün gibi durağan değiller. Servet yaratmak kolay bir iş değil. Çünkü onun parasıyla. ağaçların dünyanın arzusu olduğunu keşfeder. Kim böyle bir yıldız görmüştü ki? Diğer ressamlar bile "Sen deliriyorsun. dünyanın bütün şiirleri. Çünkü yıldızları kimsenin görmediği bir şekilde yapmıştı. Onlar hiç takdir edilmemiştir. bunlar yıldız değil" diyordu. Ayrıca yıldızların altında çizdiği ağaçlar. Vincent Van Gogh. Dünya onların yerçekimine karşı hareket etmesine izin veriyor. Nebula gibi her yıldızı sürekli dönen bir tekerlek gibi çizmişti. Belki de dünya yıldızlarla iletişim kurmak istiyor. Kıskançlık yüzünden lanetliyorlar. kömür madeninde çalışan fakir bir babanın oğluydu. Yıldızlar göründükleri gibi değil. tıpkı büyük bir müzisyen. Çünkü fizikçilerin. Ağaçlar bana. Şimdi kim böyle ağaç gördü? Bu sadece delilikti. O resim yüzünden bırakın başka ressamları. O sadece bir araç. Ama birkaç gün önce. Para ve servet yaratmaya yönelik bir yeteneği. Onlar sürekli kendi ekseninde dönen dervişler.

. Ama onu hareket ettirdikçe çoğalıyor. eğer bir dolarım varsa ve onu harcamazsam. İnek almak isteyen insanlar bulabilirsin. kiliselerin. Bu sadece bir örnek. hiçbir şey alamıyordu. Para ne kadar hızlı hareket ederse. İnsanları zenginleştirir. at satmak isteyen bir adam aramak zorunda kalmadı. Mekke bana gelsin. aptal insanlar. İnsan onu tutmamalı. Eline geçtiği zaman harca.. tapınakların. Artık inek satmak isteyen adam. eğer bende bir dolar olsaydı. Bu çok zor bir iş. Hiçbir şey satamıyor. Para çok büyük bir icat. Ben Kudüs'e gitmiyorum. Doğal olarak insanlar yoksuldu. . Çünkü eğer insanlar zekiyse. Neden gideyim? Eğer dini bir yer. bu hayatının en zorlu görevi olurdu. Turlar devam ettikçe dolar çoğalmaya devam eder. Örneğin. O bir akım olmalı. Burada keyif. İnsanlığın zengin olmasını istemiyorlar. Deli değilim. doğal olarak zenginleşmeye başladılar.Para. Ben başka bir anlam bilmiyorum. camilerin müşterisidir. at satan ama inek istemeyen herhangi birinden at alabilirdi. Para ortaya çıkmadan önce durum buydu. başkasına geçer. Hiçbir şey girmiyor ve ortada aslında bir dolar var. Benim keyfini çıkardığım dolar ve o cimrinin cebinde duran bir dolar. eğer üç bin insan varsa. Çünkü cebinde durduğu sürece doların büyümesini. Artık ineğini satabilir. Bunu iyi anlamak gerekir. O yüzden paraya. Vakit kaybetme. yoksul. o zaman sadece iki dolar olur. Örneğin. Doları yiyemezsin. o kadar çok paran olur. Ama eğer kimse parayı tutmazsa. Benim anlamım bu. At vermek isteyen insanlar bulabilirsin. o zaman bu salonda sadece bir dolar olur. Çünkü acı çeken. Ama inek almak istemiyorlardır. İnsanlar artık alıp verme kapasitesine sahip olunca. sinagogların. Cebinde tutarak nasıl keyfini çıkartacaksın? Keyfini ancak harcayarak çıkartabilirsin. Sahip olmadıkları şeyleri alma kapasitesi verir. bana gelmeli. Dünyanın her yerinde mal takası sistemi vardı. üç bin dolarlık keyif alınmış olunur. değiş tokuş yapmanın bilimsel bir yolundan başka bir şey değil. Ben keyfini çıkartıyorum ve dolar başkasına geçiyor. onu nereye koyacağım diye endişeleniyorum. Yanımda bir sent bile yok. ama onların atları yoktur. İncil'i kim okuyacak? Dinler hiçbir zaman insanın zeki olmasını. "currency" yani akım denir. Bazen eğer bir dolarım olursa. Para bunu kolaylaştırdı. Ben hiçbir dini yere gitmedim. Takas sistemi ortadan kalktı. Paradan önce insanlar çok büyük zorluk çekiyordu. Atını verip inek almak isteyen bir adam bulmak zorundaydın. Para bir değişim ortamı oldu. Ben doların değerinin karşılığını alırım ve keyfini çıkartırım. Cebim bile yok. dinin tadını almak istiyorsa. Eğer bir ineğin varsa ve at almak istiyorsan. Bir dolarım yok. Biraz çatlağım ama deli değilim. Ama eğer o dolarla bir şey satın alırsam. Şimdi eğer onu elinde tutarsa. Para insanlığa çok büyük bir hizmette bulundu. İnsanın mutlu olmasını istemedi. parayı alıp. Ama bütün dinler ona karşı olmuştur. Bu çok zor bir işti. İsrail'de ne var ki? Yeni İsrail'i biz yaratmış oluruz. Ben Mekke'ye gitmiyorum. İnsanlığın zeki olmasını istemiyorlar. Bu sadece tek bir tur. herkes doları mümkün olduğunca hızlı harcarsa. kahkaha ve sevgi dolu bir yer yarattığımız zaman. çoğalmasını önlüyor oluyorsun. zengin olmasını istemedi.

anlam. onun gelmesi için pasif bir şekilde bekliyor olmalısın. Ne gerek var? Bir adam keşfetmiş. bir insan onu keşfederdi ve sonra başkalarının keşfetmesine gerek kalmazdı. Milyonlarca insan. Aksi halde. Daha azı yetmez. Şimdi onu tekrar tekrar keşfetmen gerekiyor mu? Eğer tekrar tekrar keşfediyorsan. Unutma. Hayat bir anlam yaratma fırsatıdır. Her bireyin Tanrı'yı. Onu tekrar yaratman gerekir. Üniversiteye gidip öğrenebilirsin. biraz arayınca bulamazsın. anlamı. Buda da bir şey keşfetti. Ama Zerdüşt'ün anlamını kavramak için. Buda hayatın anlamını buldu. Aradaki farkı gör. bir yaratımdır. bir Zerdüşt olman gerekir. Eğer hayatta bir anlam görmüyorsan. aptalın tekisin. Yani sağına soluna bakınca. kendi kanıyla beslemesi gerekir. servet yarat. Ama bu Einstein'ın keşfi gibi değil. işte burada. Tanrı. Dini anlam ile bilimsel anlam arasındaki farkı görüyor musun? Albert Einstein görecelilik teorisini keşfetti. Onu ancak yaratanlar bulur. Anlam bir danstır. anlamın keşfedileceği gibi aptalca bir fikir yüzünden anlamsız birer hayat sürüyor. edilecek bir danstır. Ben buldum. O. gerçeği. Hayır. Anlam müziktir. Onu yaratacak özgürlük . çünkü yarattı. Bence anlamın keşfedilecek bir şey olmaması çok güzel. Sanki anlam zaten oradaymış gibi. yaratılacak bir şiir. çünkü yarattım. Çünkü ancak servet yarattıktan sonra diğer boyutlar sana açılabilir. Onu ancak yaratırsan bulursun. Zerdüşt de bir şey keşfetti. O zaman asla gelmez. YARATIM EN ÜST DÜZEY YARATICILIK: HAYATININ ANLAMI Hayatın kendi başına bir anlamı yok. Halbuki görecelilik teorisini anlamak için bir Albert Einstein olmana gerek yok. Eğer çok geri zekalı değilsen anlarsın. Anlamı. Ancak o zaman keşfedebilir. o doğum sancılarını yaşaması gerekir. O şekilde asla bulamazsın. bir perdeyi çekince karşında. Sana haritayı vermiş. Senin bir Zerdüşt olman gerekir. Ama değil. Bunu unutma. ona saygı duy. doğurması gerekir. Her insanın hamile kalıp. Ama senin anlaman birkaç saat sürer. söylenecek bir şarkı. Anlamın keşfedilmesi değil. Sadece ortalama zekaya sahip olman yeter. taş değil. Orada bir çalının arasında durmuyor.Para hakkında sana empoze edilmiş olan bütün fikirleri bırak. böyle değil. bir nesne değil. Onun yıllarını almış olabilir. Anlam zaten oradaydı. ancak onu yaratırsan bulursun. Zerdüşt'ün izinden gidip. Geçmiş dinlerin fikri buydu. onun haritasını kullanarak bulacağın bir şey değil. O bulunacak bir kaya gibi durmuyor. yaratılması gerekir. Her insanın onu rahminde taşıyıp.

orada. Onu yaratacak enerji orada. Tohum ekip, ekini biçmek için gerekli tarla orada. Hepsi orada. Ama anlamın yaratılması gerekir. O yüzden yaratmak, bu kadar büyük bir keyif, bu kadar güzel bir macera ve bu kadar heyecanlı bir şeydir. O yüzden ilk olarak, dinin yaratıcı olması gerekir. Şu ana kadar din, çok pasif, hatta durağan kaldı. Dindar bir insanın yaratıcı olmasını beklemezsin. Onun oruç tutmasını, mağarada oturmasını, sabah erken kalkıp, mantra söylemek gibi aptalca şeyler yapmasını beklersin. Ancak o zaman tatmin olursun. O ne yapıyor? Uzun oruçlar tuttuğu için onu övüyorsun. Belki adam mazoşist. Belki kendine işkence yapmaktan hoşlanıyor. Buz gibi soğukta çıplak oturuyor ve sen onu takdir ediyorsun. Ama ne gerek var? Ne gibi bir değeri var? Dünyanın bütün hayvanları soğukta çıplak oturur. Onlar aziz değil. Ya da sıcakta, güneş altında oturur; ve sen onu takdir edersin. "Baksana, ne kadar dindar bir adam" dersin. Ama o ne yapıyor? Dünyaya katkısı ne? Bu dünyaya nasıl bir güzellik kattı? Herhangi bir değişiklik yarattı mı? Dünyayı biraz daha tatlı, biraz daha hoş yaptı mı? Hayır, bunu sormuyorsun. Şimdi sana söylüyorum, bu soruyu sormalısın. Bir insanı şarkı yarattığı için öv. Bir insanı güzel bir heykel yarattığı için öv. Bir insanı çok güzel flüt çaldığı için öv. Bundan sonra, dini kriterlerin bunlar olsun. Bir insanı çok güzel sevdiği için öv. Sevgi bir dindir. Bir insanı, onun sayesinde dünya daha zarif olduğu için öv. Oruç tutmak, mağarada oturmak, kendine işkence etmek ya da çivili yatakta yatmak gibi aptalca şeyleri unut. Bir insanı çok güzel güller yetiştirdiği için öv. Dünya onun sayesinde daha renkli olmuştur. O zaman anlamı bulursun. Anlam yaratıcılıktan ortaya çıkar. Din daha şiirsel, daha estetik olmalıdır. İkinci şey ise şudur: Bazen bir sonuca ulaştıktan sonra anlamı aramaya başlarsın. Bir sonuca ulaştıktan sonra ararsın. Anlamın ne olması gerektiğine karar vermişsindir. Ama sonra onu bulamazsın. Arayışın saf olması gerekir. Arayışın saf olması gerekir derken neyi kastediyorum? Herhangi bir yargıya sahip olmadan, kafanda herhangi bir beklenti bulunmadan. Nasıl bir anlam arıyorsun? Eğer belirli bir anlam aramaya çoktan karar verdiysen onu bulamazsın. Çünkü daha en baştan arayışın kirlenmiştir. Arayışın saf değildir. Sen kararını çoktan vermişsin. Örneğin, eğer bir adam benim bahçeme gelip, burada elmas bulacağını düşünüyorsa, ancak o zaman bu bahçe güzeldir. Ama elmas bulamadığı zaman, bahçede bir anlam olmadığını söyler. Etrafta birçok güzel çiçek, bir sürü öten kuş, bir sürü renk, ağaçlar arasından esen rüzgar, kayalar üstünde yosun vardır. Ama o bir anlam göremez. Çünkü aklında belirli bir fikir vardır. Elması bulmalıdır. Ancak o zaman bir anlam olacaktır. Kendi fikri yüzünden anlamı kaçırmaktadır. Bırak arayışın saf olsun. Sabit bir fikirle hareket etme. Çıplak ol. Açık ve boş ol. O zaman sadece bir anlam değil, binlerce anlam bulacaksın. O zaman her şey anlamlı gelecek.

Güneşin altında parlayan renkli bir taş ya da etrafında küçük bir gökkuşağı yaratan çiğ damlası. Ya da rüzgarda dans eden küçük bir çiçek. Sen hangi anlamı arıyorsun? Bir sonuçla başlama. Aksi halde başlangıçta yanlış yapmış olursun. Yargısız arayışa gir. İnsanlara sürekli "Eğer gerçeği bulmak istiyorsan, bilgini bir kenara koy. Bilgili insan asla bulamaz. Bilgisi bir barikat olur" derken, bunu kastediyorum. Goldstein, hayatında hiç tiyatroya gitmemişti. Çocukları yaş günü için ona bir bilet hediye etti. Temsilden sonra evine geldiler ve heyecanla nasıl bulduğunu sordular. "Tamamen saçmalıktı" diye yanıtladı. "Kız arzu ederken, adam istemiyordu. Adam arzu ederken, kız istemiyordu. İkisi de istediği zaman perde kapandı." Şimdi, eğer sabit bir fikrin varsa o zaman sadece onu ararsın. Sadece onu ararsın. Ve bu zihin darlığı yüzünden diğer her şeyi ıskalarsın. Anlam yaratılmalıdır ve önyargısız aranmalıdır. Eğer bilgini bir kenara koyabilirsen, hayat birden renklenir. Bütün renkler canlanır. Ama eğer sürekli yazıtları, kitapları, teorileri, doktrinleri, felsefeleri sırtında taşıyorsan, bunlar içinde kaybolursun. O zaman her şey karışır, çorbaya döner. Neyin ne olduğunu bile hatırlayamazsın. Zihnin çorba gibi. Onu temizle, boşalt. En iyi zihin, boş zihindir. Sana boş zihin şeytanın atölyesidir diyenler, aslında şeytanın ajanlarıdır. Boş bir zihin Tanrı'ya her şeyden daha yakındır. Boş zihin şeytanın atölyesi değildir. Şeytan düşünce olmadan hiçbir şey yapamaz. Şeytan, boşlukta hiçbir şey yapamaz. Boşluğa girmesi mümkün değildir. Zihninde ne kadar çok düşünce var. Hepsi karışmış. Hiçbir şey net görünmüyor. Birçok kaynaktan o kadar çok şey duymuşsun ki, zihnin bir canavara dönüşmüş. Sense hatırlamaya çalışıyorsun, çünkü sana hatırlaman söylendi. "Unutma" dendi. Sen de doğal olarak, bu ağır yük yüzünden hatırlayamıyorsun. Birçok şeyi unuttun, birçok şeyi hayal ettin ve kendinden kattın. Bir İngiliz, Amerika'yı ziyaret ederken bir ziyafete katılmış. Ev sahibinin şu konuşmayı yaptığını duymuş: "Başka bir adamın karısının -annemin kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine." "Ne güzel bir söz" diye düşündü İngiliz. "Bunu hatırlayıp, daha sonra kullanmalıyım." Birkaç hafta sonra İngiltere'ye döndü ve bir kilise yemeğinde, kadeh kaldırma konuşmasını onun yapmasını istediler. O da kalabalık salonda büyük bir coşkuyla başladı. "Başka bir adamın karısının kollarında geçirdiğim hayatımın en mutlu anı şerefine."

Uzun bir sessizlikten sonra, kalabalık huzursuz olmaya ve konuşmacıyı süzmeye başladı. Konuşmacının arkadaşı ona eğilip fısıldadı: "Ne demek istediğini hemen açıklasan iyi olur." Konuşmacı, "Tanrım!" diye bağırdı. "Kusura bakmayın. Kadının adını unuttum." Bu yaşanıyor. Etrafın bunu dedi, Lao Tzu şunu dedi diye hatırlıyorsun. İsa'nın ne dediğini, Muhammed'in ne dediğini hatırlıyorsun. Birçok şey hatırlıyorsun ve hepsi karışmış durumda. Kendi başına tek bir söz bile söylememişsin. Eğer kendine ait bir şey söylemezsen, anlamı kaçırırsın. Bilgiyi bırak ve daha yaratıcı ol. Unutma, bilgi toplanır. Bir yaratıcılığa gerek kalmaz. Sadece alıcı olman yeterli. İnsan buna dönüşmüştür. İnsan bir izleyiciye indirgenmiştir. Gazete okur, İncil okur, Kur'an okur, Gita okur, sinemaya gider, oturur, film izler, futbol maçına gider. Ya da televizyonunun karşısına oturur, radyo dinler, falan filan... Günde yirmi dört saat, herhangi bir katılıma girmeden sadece izleyici olur. Başkaları bir şeyler yaparken, o sadece oturup izler. İzleyerek anlamı bulamazsın. Binlerce sevgiliyi sevişirken görebilirsin. Ama sevginin ne olduğunu bilmezsin. O, orgazmik bırakmışlığı izleyerek bilemezsin. Katılımcı olmak zorundasın. Anlam, katılmakla ortaya çıkar. Hayata katıl. Mümkün olduğunca derinden ve bütünüyle katıl. Katılım için her şeyi riske et. Eğer dansın ne olduğunu bilmek istiyorsan, bir dansçıyı izlemeye gitme. Dans etmeyi öğren, dansçı ol. Eğer herhangi bir şeyi bilmek istiyorsan, katıl. Bir şeyi bilmenin gerçek, doğru ve özgün yolu budur. O zaman hayatında birçok anlam olacak. Sadece tek boyutlu değil; çok boyutlu anlamlar. Ve sen anlam yağmuruna tutulacaksın. Hayatın çok boyutlu olması gerekir. Ancak o zaman anlam vardır. Hayat asla tek boyutlu değildir. Bu da bir sorun. Eğer biri mühendis olursa, her şeyin bittiğini düşünür. Kendini mühendis kimliğiyle tanımlar. O zaman hayatı sadece mühendislik olur. Milyonlarca seçenek varken, o sadece tek bir yolda ilerler. Sıkılır, bunalır, yorulur ve heyecanını kaybeder. Sadece ölümü bekler. Bu durumda nasıl bir anlam olabilir? Hayatta daha fazla ilgi alanların olsun. Sadece bir iş adamı olma. Bazen oyun da oyna. Sadece doktor, mühendis, müdür ya da profesör olma. Mümkün olduğunca çok şey olmaya çalış. Kağıt oyna; keman çal. Şarkı söyle; fotoğraf çek. Şair ol; hayatta mümkün olduğunca çok şey bul. O zaman zenginliğe sahip olursun. Anlam, zenginliğin yan ürünüdür. Sokrates hakkında çok anlamlı bir hikâye duydum: Sokrates, hücresinde ölümünü beklerken sürekli, "Sokrates müzik yap" diye onu zorlayan rüyalar görmeye başlar. Yaşlı adam her zaman felsefe yaparak sanata hizmet ettiğini düşünürdü. Ancak o gizemli sesin teşviki ile hikayelerini dizelere dönüştürdü; Apollo'ya bir ilahi adadı ve flüt çaldı. Ölüm soluğunda felsefe ve müzik bir an için el ele tutuştu. Sokrates daha önce hiç olmadığı kadar mutlu oldu. O hayatında flüt çalmamıştı. İçinde bir şey ısrar ediyordu. "Sokrates, müzik yap." Ölüm bu

artık çocuk kendini tutamadı. birlikte dans etmek için. Açıklanamayan anlar olmasına izin ver. "Kesinlikle olmaz. büyük Hassid mistiği Baal Şem hakkında bir hikâye okudum. Geçen gün. hiç müzik yapmamıştı. Diğer her şey törenseldi. Herkes şoke olmuştu. Neden gösteremediğin şeyler olsun. ölü bir adamdır. O zaman anlam mümkün olabilir. Bırak bazı şeyler gizemli kalsın. İnsanların senin biraz çılgın olduğunu düşünmelerini sağlayacak bazı eylemlerin olsun. Bu düdük olmadan hepsi bir hiçti. Denge getirir. onu çalabilir miyim?" Baba. Yahudiliğin özü onlarla birlikteydi. Ama Baal Şem geldi çocuğa sarıldı ve şöyle dedi: "Dualarımız duyuldu. mantıklı bir açıklama getiremeyeceği bir şey yaptı. bir tatmin yarattı." Müzik çok güzel olmayabilir. O daha önce hiç flüt çalmamış. Belki de hayatında ilk kez anını yaşadı. o deli insanlarla. Sonra dans başladı. Düdüğün nerede" diye sordu. Biraz da flüt çal. Belki de hayatında ilk kez. Bir parça müzik sana iyi gelir. Hassidler dans eder. Havarileri çok şaşırmış olmalı. O gün tatildi ve Hassidler dua edip. Yüzde yüz akıl sağlığı yerinde bir adam. Yahudiliğin kremalarıdır. Ama yine de. Tamamen amatörce ve çocuksu olmuş olabilir. Arada bazı çılgınlıklar da yap. Aksi halde o çok rasyonel bir adamdı. Çocuk babasına cebindeki düdüğü gösterdi. çok saçma görünüyordu. Sokrates gibi bir adam bile tek boyutlu kalmıştı.kadar yakınken. Dualar okunurken. keyifli insanlardır. "Bu kadar mantık yeter. Evet. İnkar edilen boyut ısrarcıydı. Varlığının bir parçası boğulmuş durumdaydı. Baba da unutup. Cebindeki düdüğü çıkartıp üfledi. Herkes Tanrı'ya dua edip dans ederken. ona teslim olmak zorunda kaldı." Hayatının ölü bir ayine dönüşmesine izin verme. Çünkü burada kendiliğinden yapılan tek şey bu oldu. Çocuğunun onu dinlemeyeceğinden korkuyordu. Bu kadar tartışma yeter. "Yoksa delirdi mi? Sokrates flüt mü çalıyor?" "Ama benim için bu çok önemli. Oğlunun yanlış bir şey yapmasından çekiniyordu. usta ile söyleşmek için toplanmıştı. Bir adam özürlü çocuğu ile gelmişti. -&- . çocuk babasına sordu: "Bir düdüğüm var. Yanında bir parça çılgınlık olması her zaman büyük bir keyif getirir. O yüzden sürekli onu kolluyordu. Çünkü daha önce hiç çalmamıştı. Artık tek yönlü değildi. Baba bir gözünü çocuktan ve o cepten ayırmadı. dans etmeye başladı. bir köprü oluşturdu." Ses o kadar ısrarcıydı ki.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->