You are on page 1of 51

Aristoteles / Augustinus / Heidegger Zaman Kaommi

© imge Kitabevi Yaymlan, 1996 Bu cevirinin tum haklan sakhdir.

ISBN 975-533-148-4 1. Bash Mayis 1996

Kapak Tasanrru Faima Korkut

Dizgi imge Ajans

Kapak Baskisi Pelin Of set ,418 70 93

i<; Bask! ve Cilt Zirve Ofset 229 66 84

imge Kitabevi

Yaymcihk Paz. San. ve Tic. Ltd. Sti, Konur Sok. No: 3 Kizilay 06650 Ankara Tel: (90312)4194610 - 419 4611 Faks: (90 312) 425 65 32

/

~

IMGE

kitabevi

i<::iNDEKiLER

Augustinus

Aristoteles cI>nIKH AKPOALIL Fizik

Martin Heidegger

Confessiones Itiraflar

Der Begriff der Zeit Zaman Kaorami

8 9 42 43 56 57

SUNU~

Bu kitapta okura sunulan ii<; metin 'zaman' kavrarru konusunda belirli bir dii~iinii~ yonunu belirginlestirntek amaciyla biraraya getirildi. Aristoteles'in, Augustinus'un Heidegger'in 'zaman' kavramma iliskin tek tek soylediklerinden ote, bunlarm biribirine eklemlenmesinin bizi goturebilecegi yer vurgulanmak istendi. Dolayisiyla buradaki temel metin Martin Heidegger'in 25 Temmuz 1924'te Marburg Tannbilim Dernegi'nde yaptigr "Zaman Kavramr" bashkh konusmadrr: Aristoteles'in Fizik'te, Augustinus'un Itiraflar'da soyledikleriyse Heidegger'm dusunusunun kaynaklan. "Zaman Kavrarm''run, Hans-Georg Gadamer'in deyisiyle, Varltk ile Zaman'm "kok bicimi" oldugu dusunulurse, elinizdeki toplam bir "hazirhk" olarak okunabilir.

ARiSTOTELES <I> YI:IKH AKPOALII:

ARISTOTELES rtztx

<l>ynKH A KPOAnL

10

rtztx

10 Dediklerimizi sonuclandrrdigirruza gore 'zaman' konu-

suna gecmemiz gerekiyor. Kamuya acik konusmalanrmz- 30 da onunla ilgili dediklerimizden de yararlamp ilkin 0 varolanlardan mi, varolmayanlardan rru: ikincileyin dogasi

ne, buna bakmak yerinde olur. Ya hepten varolmadigi ya

da kaygan, ele avuca gelmez bir ~ey oldugu sunlardan <;1- kartilabilir: Zamarun bir par<;asl varolmustur, I artik/ yoktur; oteki par<;asl ise olacaktir, henuz yoktur. Hem Sl- 218a rursiz zaman hem de ele ahnan her zaman bu parcalardan bilesiktir. Ne ki varolmayanlardan bilesik olan bir seyin

varhktan pay almasmm olanaksiz oldugu gorulse gerek. 3

Ote yandan, parcalanabilen her nesne, varsa, varoldu- 3 gu surece onun ya butun parcalan ya da kimi parcalan vardir. Oysa zaman parcalanabilir olmasma karsm par<;alanrun biri olup bitmis, biri olacak, hicbiri yok; 'simdiki- 5 an' ise zamarun bir par<;asl degil, cunku par<;anm bi . ol<;il-

su vardir, butunun parcalardan kurulmasi gerekir, oysa zaman '!?imdikian'lardan biraraya gelmis gibi gorunmuyor. Kaldi ki gecmis ile gelecegi aymr gibi gorunen 'simdikian' acaba hep bir ve aym rru kaliyor, yoksa hep bas-

ka, hep degisik bir !?ey mi, bunu gormek kolay degil, Hep 10 degisik bir !?ey ise ve zamarun icindekiler icinde hep degi!?ik olan hicbir par<;a bir baska parcayla zamandas ola-

rak varolamazsa (kisa zamanm uzun zamanca sanlmasi gibi, biri kusatiyor oteki kusatihyor olmadikca), 'an' da-

ha once varolmayan ve bir zaman zorunlu olarak ortadan kalkacak bir !?ey ise, 'an'lar biribiriyle zamandas olmayacaknr, daha onceki 'an'larm hep ortadan kalkrrus olma- 15 slysa zorunludur. Imdi onun, 0 zamanki varligmdan otu-

ru, kendi icinde ortadan kalkmis olmasi olanakh degil: onceki 'an'm baska bir 'an' icinde ortadan kalkrnasi da olasi degil, Nitekim nasil bir nokta oteki noktayla surekli olamazsa 'an'larm birbirine eklenmesi de olanaksiz olsa gerek. Oyleyse 'an' bir sonraki icinde degil, baska birinin icinde ortadan kalkrrussa sonsuz olan aradaki 'an'lann 20 icinde zamandas olarak bulunacaktir. Oysa bu olanaksiz.

Ne ki 'an'm hep aym kalmasi da olanaklidegil, cimki; sonlu olup da parcalara aynlabilen hicbir nesne tek sirur

11

<IlyrlKH AKPOALI~

12

rtztx

tasimaz: ister tek bir nesneye gore siirekli olsun ister da-

ha cok nesneye gore, bu boyle. 'An' ise bir sirurdir, sirurh

bir zaman almak olanakhdir.l ate yandan 'zaman icinde zamandas olmak' ile 'ne once ne de sonra', 'ayru ve tek 25 "an" icinde olmak' anlarruna gelse, yine once ve sonra olup bitenler su belli '~imdikian' icinde olsa, onbin yil once olanlar ile bugun olanlar zamandas olacak, hicbir nesne otekinden daha once, daha sonra olmayacaktir.

Imdi zamanla ilgili bunca sorun sozkonusu, Zaman ne, 30 onun dogasi ne, bu az once uzerinde durduklanrruzdan \lkhgl gibi, bize aktanlanlara gore de belirsiz. Nitekim ki-

mi "zaman levrenl butununun devinimidir"2 diyor, kimi 218b ise3 "zaman gokcemberin kendisi". Cerci cembersel yer degistirmenin bir par\asl da bir zaman I gosterir lama

yer degistirmenin kendisi zaman degil, cunku par\a \embersel yer degistirmeden almrrus bir parcadir, cembersel

yer degistirmenin kendisi degil. Aynca cok sayida gokcember olsaydi onlann herbirinin devinirni zaman olur, dolayisiyla zamandas bircok zaman olurdu. "Zaman bu- 5 tiinevrenin I dl~1 cemberidir" diyenler hersey hem za-

man icinde hem de evren butununun cemberi icinde diye boyle dusunuyorlardi. Oysa btl gorii~ oyle zayif ki, bu gorii~le ilgili ortaya cikan olanaksiz seylere bakmak yeti-

yor. Ama mademki zaman bir devinim, bir degi~me diye dustinuluyorybunun uzerinde durmak gerekli. Imdi her-

bir nesnenin degi~mesi ve devinimi salt 0 degisen nesne- 10 nin icindedir ya da 0 devinen, degisen nesnenin bulundu-

gu yerdedir. Oysa zaman hem heryerde hem de her nesne-

de aym bicimde. Aynca degisme daha hizh, daha yava~ olur, zaman ise oyle degil, cunku hizh ile yava~ ashnda zaman ile belirleniyor, kisa zaman icinde cok devinen 15 nesne hizh, uzun zaman icinde az devinen nesne yava~-

hr. Zaman ise ne niceligi ne de niteligi acismdan bir za-

13

<l>YLIKH AKPOALIL

ftZJaJ. OVTE r411TOlO)". OTt J.LEV TOLl-IVl! OV/( ffTTU1 KLl.'l}lTL)\ cpal!EpOl.'" p:Y}OEV O~ OtaCPEPETW A EYHZI ljP.W fV Tei> 7Tapovn K{/l7JlTLV ~ 10 /J.Era{3oAfJv.

, AAAa p.~V OVO' UVfV yE p.ETa{3oAli~· oral! yap p.T}DEl' II aUToL /-uTa{3aAAw/J.fV T~V ouivotav ;/ A«BWfJ.EV fJ.ETa{3&'A_)IOVTH, OV DOKEL ~P.IV YEyovEvaL Xpovo~, Ka8&'7up ovoE TOt~

EV ::iapool /J.V80AOYOVP.EVOL~ Ka8EuoELV 70apa TOr:~ iipwlTLV;

OTav fYEP8(olTi' ITVVa7TTOVlTi yap T<:> 7TPOTfPOV viiv TO VlTTEPOV 15 viiv KaL ~V 700l0VITLV, ffalpOVVTH (na T~V uvaLlT87JlT{av TO /-LErafv. ,;)1T7TEP ovv el fJ.~ 1jV ;T~POV TO VVV aAAa TaVTO Kat

I», OUK flv ~v Xpovos, OVTWS KaL hod Aav8a.z'H Enpov OZ/, ov O.oKE' EivaL TO p.ETafv Xpovos. El O~ TO /-L~ OLflr8aL ELvat XPOVOV .TOTE lTvp.{3a[VfI. ~P.L~·, OTall fJ.~ Jp{lTwp.w fJ.!lofp.[av 30 p.ETa{3oAl/v, aAA' fV Evl KaL aOtatPETtp cpa{vy}Tal 1j "",vX~ fJ.E-

VEW, oTav 15' allT8w/-LE8a Kat Vp{lTWP.EV,TOTf cpa/-LfV YfYOVEvaL Xpovov, 1>avEpov on OVK [(TTIV UVEV KtV~ITEWS "al fJ.Eraf3oh~s Xpovos.OTt /-LEV OVV ()~Tf K{V1lITtS oilT' UVEV Ktvl/lTEWS () Xpovo~' 219& iud, 1>aVEpov' A7J7TrEOV o{. i7TEL (ryTOV/J.EV rC ilTTW 15 xpovos, EVTEV8w apX0/-L'VOLS, T{ T~S KtV1/O'EWS fITTtV. Clp.a yap KWfJ-

ITEW~ al0'8a~,op.E8a Kat Xp6vov· Kat yap fav ri lTKOTM Kat p.7J0f:V Dta TOU ITW/-LaTOS 7TttITXW/-LEV, KtVY}ITL~ OE TIS ill Tn 5 "",vxfi h'?l' Ev8v~ li/-La DOKEL Tt~ Yf}'o~'Evat ImL XPOllOS.

aAAa. /-LIlli Kat OTav Y" XP"VO~ 001<:?l YEYOVEVat TIS, lip.a

Kat K{V7JlT{S TIS OOKEL YEYOI'E.'U!. C:;lTTf liTO! Klllf/CTLS ~ T~S Ktvl/lTfWS rl ElTTtV 0 Xf)OVO~. f7Tt'L OVV ov K{V7JdtS, aVaYK!] T~S

10

E7TEL Of TO KWOVP.fVOV KlvE4rat [K TI- (0 vos ErS Tt Ka, 7Tav P.EYE8o~· ITVVEX"s. aKOAov8EL T<ji P.EyE8u

lj K{V7JITLS' ()La yap TO TO P,EYE80s filial ITVllEXES Kat ~ K{-

14

FiziK

manla belirlenir. Demek ki zaman bir devinim degil, bu acik. Bizim icin su anda 'devinim' ya da' degisme' de-

mek arasmda hicbir aymm yok.s 20

11 Ne ki degismeden bagimsiz da degil ; zaman/: Nite- 20 kim dusuncemizde hicbir ~ey degismediginde ya da degi~meyi farketmedigimizde biz zamarun da gecmedigini diisunuyoruz. Sardenya'da uyamkken uyuduklan anlati-

Ian kahramanlar icin de bu boyle olsa gerek, ~iinkii onlar duyumsadiklanndan otiirii aradakini anp onceki an ile 25 sonraki am birlestirip tek yaparlar. Nasil ki 'an' degisik

bir ~ey degil de aym ve tek ~ey olsaydi zaman olmazdi,

aym sekilde degi~ik bir ~ey oldugundan oturu duyumsanmadigi icin aradaki 'ara-an'm zaman olmadigi dusunuluyor. Imdi hicbir degi~me beklemedigimizde zaman gecmedigine inaruyor, ruhun tek ve bolunmez bir 'an- 30 durumunda' kaldigiru dusunuyorsak, bir degisme duyumsamadigirmz ve belirlemedigimizde ise zaman geemedigini soyluyorsak, bir devinme ve degi~meden bagimsiz zaman yok, bu acik, Oyleyse yine acik ki, zaman 219a hem bir devinim degil, hem de devinimden bagimsiz de-

gil. Mademki zamarun ne oldugunu inceliyoruz, buradan baslayip, zaman devinimin nesi, bunu ele almahyiz. Imdi

biz devinim ile zamaru aym anda algihyoruz. Karanhksa

ve bedensel bir etkilenime ugramiyorsak bile ruhta bir devinim oldugunda hemen belli bir zaman da gecti diye du- 5 sunuyoruz. Ama belli bir zaman ge~tigi dusunuldugun-

de zamandas olarak bir devinim oldugu dadusunulur. Dolayisiyla zaman ya bir devinim ya da devinime ait bir

~ey. Demek mademki bir devinim degil, devinime ait bir

~ey olmasi zorunlu. 10

Devinen nesne bir ~eyden bir ~eye dogru devindigi 10 icin ve her biiyukluk surekli oldugundan, devinim buyukliigii izliyor. Cunku buyukliik surekli oldugundan devi-

15

<PYLIKH A KPOALIl:

P'Y/<TLS l<TTLlI <TVVExr/s, /)10. Of T~V ,dL'11<TLlI 0 Xpovos' OfJ"'Y/ yap 11 .K{V;<TIS, TOCTOVTOS Kat 0 XPOVM aiEL OOKE;: YEyovivaL., TO o~ IS 71'pOUpOV Kat V<TUpOV i» T()"'fl 7rPWTO/J fCTT!V. ivravOa J.LEV o~

rfj OE(1'fL~ ~ '1/' ,... '0' , ,

, f71'fI EV T'fl j.l.fyf H f<TT£ TO 71'pon'pOIl Ka2 VCTTEPOIl,

, , ,~ J ...

allaYK'Y/ Ka! eu K!VlICTH flvaL TO 71'POUPOIl Kal VCTTEPOV, (h'a-

AOYOV TOL'S ~KEL. clAAaJ.L~V Ka1 EV Xpovw ~CTTLV TO 7rpOTfPOV

, ., ,

Ka! V<TTEpOV liLa TO a'(oAovOfLvcld ()aTipw Oaupov aVTwv. {CTn

~'" I '

20 e TO T.POTfpOV Kat V<TTfPOV f.v Tn K!Vl/CTE£ B p.iv ttore

6V K tIl (1' L' [' J. ., ... ~ ~.... .., '"

1) S flrTLV TO P.EVTOL ELI'a! alJT'fl EHpOV KaL 0'11 K!Vl1CTLS.

'AA. ,,, '" ,

a, a, p.'I/V Ka~ TOV XPOVOV "IE yvwpt(o/UV OTav Up{CTWP.W

T1lV KWYICTIV, T'fl r.pOTEPOV Kat VCTTEpOV op{(OVTfS' Kat T()TE cpaP.EV Yfyollil'aL XPO"OV, oTav TOV 7rpoTipov Kat vuripov EV Tn

25 KIV~UfL ar<T()'Y/CTLl! AUj3WP.fV. Op{(Oj.l.EV li~ TW ~AAO Kat aAA~

tJ1ToAaf:::J.E ..... v 'f \ . t' , ,

r' L aVTa, Ka! p.ETa<,v T! aUTWV EUPOV' oTav yap

l:fpa__ Ta ~Kpa TOV lJ.iCTOV VO~l1'wp.w, Ka2 ovo fZ71'1I ~ "'vX~

Ta VVl-' TO' Il_~V ' . \ s:' rl ,

, ,-< 7rpOTfpOV TO 0 V<TTEPO/J, TOTE Kat Tovro ¢a-

P.EV Eiva! XPOVOV' . TO yap Opt(Oj.l.EVOV TW VVV XPOVOS Eiva!

30 OOKE..... "t . , () H ...,.'

L Ka! V7rOKf!1T w. OTav P.EV ow idS fv TO vvv alCTOavrJ-

J.u:8a Kat J.I.~" ( , , H

< : " ,'ITOL W, 7rpOTfpOV KaL VITTEpOV EV Til KW~CT£I ~

WI' TO alJTO P.EV 71'poripov Of Kal VCTT~pOV TWOS, OV OOKE£ xPOvos yEyovival ovods, OT! ovlif K{VT/ITtS. oTav oe TO 7rPOUPOV

219b Ka2 VCTUPOV, TOU Aiyop.w Xp6vov' roVro yap EI1'T!V 0 )(povos

, () \ , J

2 ap: p.os KLV11CTEWS KaTU TO 71'pOUpOV Kal V<TTEPOV.

16

rtztx

nim de surekli, devinim surekli oldugundan oturu de zaman /siirekli/; nitekim devinim ne denliyse hep 0 denli zaman ge<;:tigi dusunuluyor. Demek ki 'once' ile 'soma' aslmda bir yer icinde var, dizilis acismdan orada. Buyuk- 15 lukte 'once' ile 'soma' varoldugundan 6tiirii devinimde

de buyukluklerle orantih bir 'once' ile 'soma' olmasi zorunlu, Ne ki birini hep oteki izlediginden zamanda da 'once' ile 'sonra' var. Ama devinimdeki 'once' ile 'sonra' kimi kez devinimin kendisi, devinimle aym 1:jey, oysa onun 20 varhgi degisik ve devinim degil. Devinimi 'once' ile 'son-

ra' acismdan belirleyerek saptadigmuzda zamam da anhyoruz, diyesim devinimdeki 'once' ile 'sonra'yi algiladigrrruzda zamarun ge<;:tigini soyluyoruz. Belirlememizi saglayan 1:jey, onlan baska baska seyler olarak kabul etmemiz ve arada onlardan farkh bir ~ey olduguna inanma- 25 rruz. Cunku uclan ortadan degisik seyler diye dusundugiimiizde ruhumuzda iki 'an' var: "Biri once, oteki soma" dedigimizde iste bunun zaman oldugunu ileri suruyoruz. Nitekim zamanm 'an' ile belirlenen ~ey oldugu dusunuluyor, dayanagrrmz bu olsun. imdi biz 'an'r devi- 30 nimdeki once ile soma olarak ya da oncenin sonu, sonramn basi olan ::jey olarak degil de tek ~ey olarak algiladrgirruzda hicbir zaman gecmemis gorunuyor, cunku devinim de yok.Ama once ile somaYl algiladigmuzda "za-

man gecti" diyoruz. Aslmda zaman su: Once ile sonraya 219b

gore devinim saYISI, 2

Demek ki devinim zaman demek degil, devinimin bir 2 saYlSl icin bu boyle. Suradan da belli: 'Cok' ile 'azr say! aracihgryla seciyoruz, devinimin coklugunu ya da azhgimise zaman aracihgryla, Demek zaman birtur sayi: Ama 5 saymm iki anlarm var (nitekim hem sayilan ile sayilabilir olana "sayi" deriz hem de onunla saydigrrruz ::jeye), Imdi zaman onunla saydrgirruz ~ey degil, sayilan ::jey, Onunla

17

<fJYLIKH AKPOALII

TO ap,Of.t0vp.noov Kat oi;X c:i ap,Op.oVJ.LfV. tlTn Il' fUPOV W

'OI"lI"'O,l \H C, ,\,,~

ap: P.OVf.tH KaL TO apt J.LOUJ.LEVOU. KaL ClJIT1TfP YJ KLVYJITL~ (UH aAAYJ

Ka' "A \ ,~ J « ~,~, ,.. , c " ,

, a A7J, Kat 0 XPOVO~ 0 u auo: 1Tas- XpOVO~ 0 aVTO~' TO J 0

Ya "; '. \ \" , ';," ,~,... , .... ff ,

P l'tV TO aVTO 0 7TOT ']V-TO 0 ELVaL aVT'" fUPOV-TO Of

vvv TUV XP01'OV ()p{(fL, ri 1Tponpov Kat VITTfpOV). TO Of VVV tlTTI

,,}v ( \ , ,,, t:' e , , " ? ... .. ., "

r-» "'~ TO aUTO, f(TTI 0 W~ OU TO evro- 1I J.LfV yap eo aAACfI

Kat <1AA'{l, fnpov (TOVTO Il' flV aVr<f TO VVV (frVaL»), ~ ot 1TOTf

." \... , " .,

01' earc TO VVV, TO aUTO. aKo'\ovOE' yap. W~ fAfXOTf. Tid J.LfV '5

'() , r •

J.LEYf fL 7/ KLVYJITL~, TaVTT/ 0' <I XPOVO~, ws ¢aJ.L·EV· Kat 0J.Lo{WS

01, Tfi <TnYf.tii TO ¢EPOP.EVO~·, 'r T~V KI'!7IerLV yl'",pi(op.w Kat TO

7TpOTfP ., ,,.. , \,., ,.. <i:: .... II, '" \

01' fV aUT[I KaL TO V<TTfPOI'. 1'OVTO of 0 J.LEI' 1TOTE 01' TO

, , (... '" ~ '0 • •

aUTO YJ <TTtYP.7/ yap 'I At O~ fJ TI ahAo TOIOVTOV E<Tn), 1'41

AoyCfI Of ltAAo, W<Tr.EP oi <TO¢L<TmL Aap.;3a'IOV<TLV (UPOV TO 30 KOp{ITK01! tV AV/1::dCfl tiML Kat TO KOPL<T/WV EV ayopij.. Kat TOVTO 01, Tcfi &AA08t Kall1.AAoOL Eil'aL [repou: 1'41 Of ¢EPO-

"ll'w ' A ,,~ \ .~ ~ , , ~ , (~

r- • aKO OVUH TO VVI', W<T1TEP 0 xpOVO~ Tn KLI'Tf<TfL TW

yap cpEpoJ.LlvCfI YV(J)p{(op.w TO 1TponpOl' Kat V<T~EPOV fV KW7i~

fTEL 'i' 0' ., () " '\ I \ '" ,....)1)

,n apL flYJTOV TO 1TpOnpOl! Kat VITUpOV, TO VUV f<TTLV' Z5

"'• <TT~ Ka';v I '" "'...., ,.., (' , < I, TOUTOt,' 0 J.LfV r.OTE 01' VVV f<TTI, TO aVTO TO 1TpO-

TEpOV yap Kat n 1., , ., , \ ,~,... "

• V<TTEpOV fITTI TO EV KWYJITEL» TO 0 ELVat fTEpOV

Cri apLOJ.LYJTO~· yap TO 7TpOUpOlJ Kat VITTEPOI', TO VVV terTlv). Kat YVWptp.ov Of p.aAL<TTa TOVT' lrrTlv' Ka, yap ;, KLt'l]<TLS OU! TO 30 KLVOVP.fVOV Kat ~ ¢apa BLa TO ¢€P0J.LWOV· T(JIlE yap TL TO ¢EPOP.€L·OV, 71 Of KLVl]ITLI' oil. [trr: J.L~V auv WS TU aViD TO I!VV alel, t<TTI 0' W~ av TO ai;TO' Kat yap TO ¢fPOP.E- 33 L·OV.

:n cpavfpov Of Kat un frU Xpu~'o~ J.L~ ft1/. TO VVV OUK av

220' Et,/, Ein TO VVV p.~ f(1), XPOVOI' OUK l1.l! E'71' 8.J.La yap W<T1TEP TO CPEPOP.fVOV Kat h cpopa. OVTW~ Kat 0 apdJJ.Lo~ 11 TOV cpEpa-

18

rtztx

saydigmuz seyle sayilan ~eyse birbirinden degi~ik. Na-

sil devinim de degisik ise, zaman da oyle (ama zarnandas ahnan her zaman noktasi aym, cunku 'an', varligi de- 10 gi~ik olsa bile bir zaman ne idiyse aym; zarnaru oncelik sonrahgi acismdan belirleyen de 'an'). 'An' bir anlamda aym bir anlamda aym degil, hep baska birsey icinde 01- dugundan degisik (onun 'an' olmasi bu idi), hep 'an' 01- dugundan oturii de aym. Nitekim dedigimiz gibi devinim buyuklugu izliyor, yine dedigimiz gibi devinimi de za- 15 man. Ayru bicimde devinimi ve devinimdeki 'once' ile 'sonra'yi onunla anladigirruz yer degistiren nesne de noktayi izler. Ne ki yer degistiren nesne "bir zaman varolan sey" olarak aym ama kavramca farkh - Sofistlerin 'Okuldaki Koriskos' ile 'Carsidaki Koriskos'u farkh kabul et- 20 meleri gibi. Oyleyse yer degistiren nesne baskabaska yerierde olmakla farkh, Zamarun devinimi izlemesi gibi 'an' da yer degi~tiren nesneyi izliyor. (Cunku yer degistiren nesne ile devinimdeki 'once'yi, 'sonra'yi anhyoruz, 'once' ile 'sonra' sayilabilir oldugundan oturu de 'an'm 25 varhgiru). Dolayisryla buna gore de 'an' bir zaman varo-

Ian sey olarak aym (devinimdeki 'once' ile 'sonra'), ama varhgi farkh (cunku 'once' ile 'sonra' sayilabilir oldugundan oturu 'an' var). En cok bilinebilir olan da 'an', cimku devinim devinen nesne aracrhgryla, yer degistirrne yer degistiren nesne aracihgryla Zbilinebilir /, nitekim devi- 30 nim degil, yer degistiren nesne belli bir nesnedir. Demek

ki 'an' bir anlarruyla aym, bir anlamiyla da aym degil,

cunku yer degistiren nesne de oyle, 33

Su da acik: zaman olmasa 'an' da olamaz; 'an' olmasa 33 zaman da olamaz, cunku nasil yer degi~tiren' nesne ile yer 220a degi~tirme zamandas ise, yer degistiren nesnenin /01- c;:i.im/ saYlsl ile yer degistirmenin /olcumsayisr/ da za-

19

!IlYLIKH AKPOALiL

p./VOV KaL 0 T~" cpopa~. XP(;VOS p.ev yap 0 T~~ cpopa~ ap!Op.6,', TO vih' Of WS TO (PfP(;,UVUI/, OrOI) p.ovas aPIO}lOV. KaL

5 O-VlJEX'IS Tf o~ 0 XPOVOI' T<iI VVV, Kat OIVP11Ta! KaTa TO viiV' aKoAnvOfL yap KaL TUVTO Til 1>op~ KaL T<lJ CPfPOP./V'e' KaL yap '1 KL~'7JO-I" Kat {, cpopa }lla Tcil CPfpO}lfV~), on lv (Kat OUX ;; 7Ton OV-Kat yap all olaA[7rOI-aAAa Trf '\oylf'} KaL op[(;(1 Of T~V 7rpOnpOl) Kd vo-npoll KLV7JI1U1 TOilTu. aKOAav{Ni

10 IlE Kat ToilTO ToW,' Tfi o-nYJ.Lij· Kat yap ~ O-TlY}ll} Ka, ITVV£XH TO }l~KOI' Kat 0p[(;H' trTTI yap Toil }lEV apXl} Toil Of TE'\fVT~. aA'\' ;;Ta~' }lEV OVTW AaJ.L(3av'[t TIS WS OVITt xpW}lfVn~ Tfi }l'~' aV&.YK7J to-TaITOal, fl IITTa! apXi, KaL T(AWT~ 1j av~ unyp.~· TO OE vilv Illii TO KWf'ITOal TO CPfPOP.fVOV alEL fnpov. &ITO' 11

15 Xpovos a(>IOp.os OUX ws Tils aVT~S UTlyp..'i~,. on apX~ Kal TEAwni, aAA' ws Ta IrTxara T~I' ypap..p..'is p.aAAov-Kal OVX ws Ta J.J.fPl1 , ola re TO dP"TfP.fVOV hI yap p..£Ul1 UTlY}lfj ws OVITL Xf)~lTfTal, WITTE 11PfP.f'iv ITvP.i3~lTfTal), Kal tTl cpavEpov on OVOEV P.OpIOV TO vilv TOV Xpovov, ovo' rj olatpflTIS T'i,· KIV~aetos, WU7rEP ovo' ~ UT!Wh T'IS ypa}lp.'Is· a! oE ypa}l}lal 20 at OVO T'IS p..!aS }l0pla. t Ii }lEV ovv 7T£pal' TO VUV, OV xpavos, aAM ITVp..(3i{3fjKfV· ilO' apI8p.EL, aPIO}la,· t· Ta p..fv yap 7r£paro: hdvov J.Lovav fffTiv oii flTnV 7ripara, Q 0' aptOp.Os o TWVOf

r"'''' (~, '''\\ ° " .. I r I

WV 17r7TWV, fj oexas, Kat UI\I\O t. OT! }lEV TOWVV 0 XPOVOS

aPIOp.6;· fUTlV Klm/lTfWS KaTa TO 7TPOTfPOV Kal f5ITTEPOV, KaL l5 ITVVql}I' (UV~'fXOVS yap), cpat'fpOv.

12 ' EAaXlrTTOS Of aptO}lOS 0 }lEV a .. Aws iUTLV ri ovas' TLs

oe aplOp.os llTn }lEV WI' tUTlV, tUTI 0' ws OVK ElTnV, orov ypa}l}l~S fAaXIITToS" 7rA,jOH p..tv flTnV a! ovo ~ ~ p.[a, J.LEy£OEI

0' '" '\. ' ., \ "

OUK (!TTW El\aXIIT1'OS' au yap OlatpE'Tat ?faUa ypa/L}l~ •• ,0

WITT( OP.OIWS KaL XPOl'OS' fAUXLlTTOS yap Kara /LEV ap'o-

20

rtztx

mandas, Zaman yer degistirmenin I oleum I saYIsI, 'an' ise yer degistiren nesne gibi, bir bicimde bir saYI birligi. Oyleyse zaman hem 'an' aracihgryla surekli hem de 'an'a gore biliniyor, anlasihyor: zaman bu acidan da yer degi~- 5 tirrneyi ve yer degistiren nesneyi izliyor. Nitekim hem devinim hem de yer degi~tirme yer degistiren nesne aracihglyla birlik tasiyor, cunku yer degistiren nesne tek (tek olmadigmda bile - cunku I devinme I kesilebilecektir - bu kavramca oyle), Kaldi ki devinimdeki 'once' ile 'sonra'yi belirleyen bu, bu da bir bicimde noktayi izliyor, <;iinkii nokta da cizgiyi hem surekli kihyor hem de sirurhyor, cun- 10 ku bir par<;amn basi, otekinin sonudur. Ne ki tek nokta

bu bicimde iki olarak kullaruldikta aym nokta baslangic

ve son olacaksa, nesnenin durmasi zorunlu. Oysa 'an' yer degistiren nesnenin devinmesinden i.Jtiirii hep degi~ik

bir ~ey. Dolayisryla zaman bir olcme saYIsi ama basi ile sonu oldugu icin aym noktanm saYlsl gibi degil, daha cok 15 sanki bir cizginin uc noktalan gibi; dedigimiz seyden otiirii parcalan gibi de degil (cunku ortadaki nokta ikiymis gibi kullarulacak, sonucta devinimde kesinti sozkonusu olacak), Aynca su da acik: 'An' zamanm hicbir par<;asl degil, devinimin kesintisi de degil: nasil ki nokta, cizginin parr;asl degil; <;iinkii cizginin parcalan I cizginin bolunmesiyle elde edilenl iki cizgidir. Oyleyse 'an' bir sirur 20 oldugundan otiirii zaman degil, zamamn bir ilinegi, ama saYI olusturdugundan ottiru de bir saYL .. 5 Sirurlar salt neyin smmysa onun sirurlan, oysa su atlarm saYIsi 'on', baska yerde de I'on' sayisi kullaruhr/. imdi su acik: Zaman daha once ile daha sonraya gore bir devinim 101<;mel saYIsi ve surekli (cunku surekli olan bir ~eye I de- 25 vinime / ait).

12 Genel anlamda almdikta en kucuk saYI 'iki'6 ama bir

nesne saYI olarak almdikta I en kuciik,' bir anlamda var

bir anlamda yok: Sozgelisi bir cizginin coklukca en kucu-

gii iki ya da bir, oysa buyuklukce en kii<;iigii yok, cunku her cizgi hep bolunur (yeniden bolunur), Dolayisryla za- 30 man da boyle: SaYI acismdan en kucuk zaman par<;asl bir

21

<J:>YLIKH A KPOALlI:

32 fj>alJfpOV 32

OE Kat on TaXV, /-tEL' Kat j3paovs ot, AEYfTUt, 1TOAVS Of 220b Ka( o'\[yo, Kat /-taKpos Kal j3paxvs. fI fJ.EL' yap lTVL'fX~I" p.aKpOs Kat j3paxvs, il OE dpd)p.os, 7TOAVS Kal 6A(YM. ru-

Xv, Of Kat j3paoh OUK EO-TLV' OVOf yap dPL8/-tos ~ dpt8/-tov/-tw Taxh Kat j3paovs ouods.

5

Kat 0 aVTOS De 1TaZ'TaXOV 5 (i/-ta' 1TPOTEPOV Of Kat VlTUPOV OUX 0 aUros, ;;n Kal ~ P.ETaj3oA~ 1j /-tEV 1TapOV<Ta ula, 7/ DE Yfyw7)plvf/ Kal 1/ fJ.tAAOV<Ta ~Tlpa, 0 Of XpOIJOS dpdJ",os (<TnVOVX Ii) o.pL8p.ovp.w aAA' <I apt8p.ov/-tEVOS, OUTOS oe <Tvp.j3a[Vf! 1TPDHP'OV Kat fiCTTf-

ro pOV ,h. £upos' TO. yap vvv £upa. ElTTL DE 0 dPLOP.OS ErS p.€v

\ f ,., I': "" f ,

Kat ° aVTOS 0 TooV fKaToV t7r7fWV Kat 0 TWV fKaTOV dvOpw-

'" 0' , 0' »1 e tf

7":v: wv apt uos, (TEpa, 01 ·m1TDI TWV dv8pwr.Wll. En ws

WOEXETaL KLVt)<TLV Eival TrW aiJT~V Kat fJ.[av r.aAw Ka( ?Ta-

l i\ LV ovrw \ . , 1', \....", ...

4, KaL Xpovov, OIOV WLaVTOV 7/ eap 7/ p.ETfJ-rrwpov.

r~ 01,

r 5 P.OVOV De T~V K[Vt)'TtV Ttil XPOV'f P.fTPOVfl-EV, o.AAa Kal TV KL.

V~<Tft TOV xpoz'm' OLa TO op[(w'8m i",' dA/n/Awv' 0 p.Ev yap

I s.:». ' ,

xPOVOS 0P'~H ruv KWf/<TtV dpLOP.OS tw a-iITiil', 7/ Of KiIJ7J<TtS

TOV Xpoz'OV. Kat Alyop.w 7fDAvv Kal 6Hyov Xpovov Tii KLV~<TfL fJ.fTPOVVUI·, Ka8'l7rfp Kal T0 dPLOfJ.I)T'f TOL' dp dJ(J. (JV, ' ot'ov TW

10 (2' ,., '''' ('1 , , ~

~" L7T1T'f TDV TooV L7T1TWV apLOp.OL·, TIf fJ.fv yap dptO(J.W TO

rwv L1;trwv iiA7jtJ())~ yvwpC(op.€l', 7T(lA,v O€ TW Evl Zrr7;wl TOV

..... tI , \ 't

TooV L1T7TWL' apL0fJ.0V aVTOV. UJ1-0[WI' Ilf Kal E7ft Toil XP()VOV Kat

T~S KW1/eTEWI" Tl~ J-'f.V ydpxpOI!<f T~ll K{Vf/<TW, Tii Of KLII~lTEL TOV XPOVDV PfTpoi3p.w. Kal TOcr' E{;i\OYwS lTv!,-j3i(JTJKH" 0./(0-

25 AOVOE! yap Tl~ J1-'fI' J-'fyilhL ~ ({{tll/eTLS, Tii O€ KLIJ~eTEL ,) Xpo-

22

rtztx

ya da iki ama buyukluk acismdan 'en kucuk zarnan' yok. 32

Suradan da bu acik: /zamana/ "hlZII" "yavas" den- 32 mez, "cok", "az", "uzun", "kisa" denir, cunku surekli 01- 220b dugundan oturu "uzun", "kisa": bir sayi oldugundan otu-

ru de "cok", "az=dir. Ama yava~, hlZII degil. Onunla say-

dlglmlz hicbir sayi da aslmda "hizh", "yavas" degil. 5

Zaman zamandas olarak ahndikta her yerde aym, ama 5 'daha once' ya da 'daha soma' olarak aym degil, cunku degisme de varken bir, tek; gecmiste kalrmssa ya da gelecekte olacaksa degisik. Zaman onunla saydigmuz sayi degil, sayilan sayl, bu ise 'once', 'soma' hep degi~ik oluyor, cunku 'an'lar degisik. Oysa sayl bir ve aym, ister yuz 10 atm saYlsl olsun, ister yuz insarun, Sayi neyin saYlsl ise 0 nesneler degisik, diyesim atlar ins an lard an degi~ik. Ote yandan, nasil bir devinim donusumlu olarak tek ve aym olabilirse zaman da oyle: sozgelisi yil, ilkbahar, sonbahar. 14

Yalruzca devinimi zamanla olcmuyoruz, zamaru da de- 15 vinimle olcuyoruz, cunku birbirlerince belirleniyorlar; nitekim zaman onunsayisi oldugu icin devinimi belirliyor, deviminse zamaru. Zaman! devinimle olcerken ona ona "cok", "az" diyoruz, trpki saylyl sayilabilir olanla, sozge-

lisi bir atla atlann saYIsml ol<;tiigilmiiz gibi. Nitekim sayl 20 aracihgiyla atlann coklugunu biliyoruz, yine bir atla da atlann saYlsmm kendisini. Zaman ile devinimde de bu boyle; zamanla devinimi, devinimle zamaru olcuyoruz,

Bu da akla uygun, cunku belli nicelikte, surekli ve aynlabilir olmalan acismdan buyuklugu devinim, devinimi za- 25

23

<PYLIKH AKPOAl:Il:

24

FiziK

manizliyor. Nitekim buyukluk bu ozellikleri tasidigindan devinim bu ozellikleri yukleniyor, devinimden oturi; zaman. Yine hem buyuklugu devinimle hem de devinimi buyuklukle olcuyoruz, yuruyu~ uzun oldugunda yolun 30 uzun oldugunu soyleriz, yine yol uzunsa yuruyusun. Yi-

ne devinim oyleyse zamana, zaman oyleyse devinime de. 32

Mademki zaman devinimin ve devinmenin olcusii, ma- 32 demki 0 butun devinimi olcecek olan belli bir devinimi 221 a belirleyerek bir devinimi olcuyor (bir dirsek butunu olce-

cek olan bir buyuklugu belirleyerek bir uzunlugu olcer, trpki bunun gibi) ve mademki devinim icin 'zaman icinde olmak' hem onun hem de onun varhgirun zamanla 61<;:i.i1- mesi demek (cunku devinimi ve devinimin varhgiru za- 5 mandas olarak olcecektir ve onun icin zaman icinde 01-

mak ile onunvarhgirun olculmesi aym seydir) su acik:

Oteki nesneler icin de 'zaman icinde olmak' ile onlann varhgirun olculmesi aym ~ey. Nitekim 'zaman icinde olmak' ~u iki seyden biri: Ya zaman oldugu surece varolmak ya

da kimi nesneler icin "sayi icinde var" dedigimiz gibi, bu 10 anlamda varolmak. Beriki ise ~u anlama gelir: Ya nesne saymm bir par<;:asl, bir ozelligi, kisaca saymm 'bir seyi'

ya da saYI ona ait bir ~ey. Ama mademki zaman bir sayi, 'an', 'once' ve butun bu gibi seylerin zaman icinde olmasi

da npki 'bir'in, 'tek'in, 'cift'ln saYI icinde olmasi gibi demek (cunku berikiler sayirun bir seyi, otekiler zamamn). 15 Olup bitenlerin zaman icinde olmasi dasayi icinde olmasi gibi. Bu boyleyse, sap icindeki nesneler saYlca, yer icinde-

ki nesneler yerce sanhrsa, zaman icindeki nesneler de zamanca sanhr, kusatihr. ~u da acik: 'Zaman icinde 01- mak' zaman oldugu surece: olmak demek degil: devinim 20 icinde olmak ya da yer icinde olmak devinim oldugu surece ya da yer oldugu surece varolmak anlarruna gelmez, tipki bunun gibi. Cunku bir sey icinde olmak bu anlama

25

<PYLlKH A KPOALlL

7Ta~'Ta \ - ,I ., ( ,...,

ra "puyp .. aTCt t:1l OiWOVI.' {errat Kat 0 ovpau \ ., ... I

Xpw - OTf ya J " K'", ., ~ , .'1 J, ~, oS" Of T11 Kfy-

. ' r I ~yxpa, ear ui, ~<TTt Ka! () Ovpal!os. ';-'A.' ~

flEl! <TV" 31'3 '~, a, a Tovra

,-1 I '}KW, fKHl!a I) avaYK" 7rapaKaAa () ~, ' ~ v

., , ...., " V ftl" Kat TW OLITt

eu XPOlJ(p EUJUt. Ttl!a Xpuvov orE KaKELVD to-Ttl! Kat. T .... ' "

()I!TL fiva! Tau KLI!l]<TW. ' 'II W KLl!1]<TH ~s

zG

, \ D I, ("

e-nec e f<TTLV WS' fV ap!8/J.w TO fV xpOVW G

Al]¢()~<Tfrat TLS' 7rAdwv '. -n' ~,', " 2

" , , 1, xpavo, .. ~VTOS' TOV W XPOI!W DvroS"

ow avayKI} 1Tavra TO. f. 'v , '

" v XpUV<p OVTa r.fptfXEIT{)at vr.O xpovav

Wrr__1TfP, Ka, TUAAa aera tV TW{ fUTLV, otOI! Td EI! T07rW Vr.:

30 ~otJ 't"01TOV. Kat 'JT& (3 It, " • 0

A' , '0 ITXH l] Tt V7TO TOV Xpovov, Ka(JU7Tfp Kat

fY€tV €tW af.lW on KaTan/KfL 11 Xpo~'OS' Kat "'" '

71'avO' 117,0 rov I , , r '/"paffKEt

b ' XPOVOV, Kat fToLAav(JavETat lna TOV xpovov aU'

22 I ()V f.lfua(Jn '.",' ,

r: 'IKfll, UVUf VtOV ytyovw OV&~ KaAov' "'() ~ , •

()" , 'I' opa,; yap aL-

nUl' Ka <aVTOV pAiXAoV 0 ' , 0 '

• 0" , , xpavas' apl fJ.0S' yap KIVlJlTfWS

1~ e K':7/~L,S' ftLITT'1ITtV TO V1Tapxov' c;)<TTf ¢aVfprJl! on TO. alfi OV1"a, 71 rue: aVTa, OUK I(TTLV tv Xpovw· ov ya ' ,,\

• '. '.' ,p 7rfpLfXETaL V7TO

~ xpOl'UV, aVuE fJ.ETpEGTaL TO tillat aVTWV ., ~ , •

~ 0' , V7Ta Tav XPOVOV IT I] -

fJ.fLOL' ~ 'TOVTav on OVO€ 7TaITXeL OVO~V inro TOV ' ,

VVK OVTa tV OLIW '" 't 't I XpOl!OV WS'

• , ,XP " f7TH 0 E<TTLV 0 XPOI'OS' fJ.frpOV KtV7J' (TEWS'

E<TTaL Kat '1Pf' , [' '

, " ,fJ.tas fJ.ETpov KaTa UVfJ.(:JE(:JIIKOS']- 71'alTa yap

1JpEp.ta n' Xpm'w ov y' ~ " ,

, ~ 8 ff' , • , ap WrT7TEp TO eu KLV1}ITH ~~, avaYK'1 KI-

lO l·€LCF" a" OVTW Kat TO fl' XPOVW. ' 'I ~

'A.A' , 0' , ' ,OV yap KtlJl]<TLS' 0 XPOVOI',

a a~L ~o~ KW~<TfWS', (v aptOp.f' Of KLV~ITEW\' ivOiXfTat Ei-

llat KaL TO l]PffJ.OV1· Ov' ~ '" .

, , , '; yap ata» ro aKWl]TOV 1;f1EfJ.E'i, a'\'\a

TO f~Tfp~flH'a~ KW1}ITfW)' 7TE¢VKO)' Ot KLVEtIT8aL, KaOd7rEp dp'1-

TaL fl· TOL~ 7rpOTEpav TO 0'· , , ()

ll\' 0' ~ &' ELVal Eli apt fJ.<P tITTLll TO rLva{ TLva

• apL fJ.OV TOV 71'P y"aTos ' ~

, ~ ,... Kat fJ.ETpfLITOaL TO filiaL aVTov TW,

apLOp.'f! Iv of_; ftTTLV, WuT' ft EV ' '" I

I)" , '" XpOl!<p, V7TO XPOVOV. fJ.ETp7IUEL

o XPOL'OS' TO KWOVfJ.fVOV Kat TO r)pE/AOVV, i1 TO flfV KL1!OV/J.fVOV TO

26

FiziK

gelecek olsa, butun nesneler bir yerde olurdu ve gokyilzil de bir dan tanesi icinde olurdu. Dan tanesi oldugu surece gokyuzu de olurdu. Oysa beriki bir rastlann, otekinin 01- masi ise zorunlu, diyesim zaman icinde olan bir .nesne icin 0 nesne varoldugu surece bir zaman var, devinim icinde olan bir nesne icin de 0 nesne devinim icinde oldu-

gu surece bir devinim var, 25

Ama mademki zaman icinde olmak sayl icinde olmak 26 gibi, zaman icinde olarun butunimden daha buyuk bir zaman da kabul edilecektir. Bunun icin zaman icinde olan

her seyin zaman tarafmdan sanlmasi zorunlu, trpki bir

~ey icinde olan butun oteki nesneler gibi, sozgelisi yer icinde olan her seyin yerce sanlmasi gibi. Aynca nesneler 30 zamandan oturu bir etkilenime de ugrayacaklardlr. Bu-

nun icin de "zaman yitiyor", "hersey zamanla yaslaruyor", "zaman yuzunden unutuluyor" demeye ahsrrusiz, Oysa "zamandan oturu 6grendi" "zaman sayesinde genc;lesti", "zaman sayesinde guzellesti" demeyiz, c;ilnkil za- 221b man kendi basma almdikta daha cok bozulma, yokolma nedeni, cunku 0 devinimin sayisi, devinim de olan duru-

mu ortadan kaldmr, Dolayrsiyla !?u acik: Hep varolanlar,

hep varolduklanndan oturu zaman icinde degiller, cunku zamanca sanlmiyorlar, onlarm varligi da zamanla olculmuyor, Zaman icinde olmadiklan icin zamandan bir etki- 5 lenime ugramamalan da bunu gosteriyor, Mademki za-

man devinimin olcusu, duraganligm da /Ilineksel anl am-

da/ olc;iisii olacaktir, cunku her duraganhk bir zaman icinde, Nitekim nasil devinim icinde olan nesnenin devinmesi zorunluysa, zamarun icinde olanm da oyle, cunku zaman bir devinim degil ama bir devinimin sayisi, devi- 10 nimin sayisi /olc;ilm sayisi ,' icinde duraganhgin da olma-

si olasi, Cunku devinmeyen hersey degil, ancak dogal ola-

rak devinebildigi halde devinimden yoksun olan nesne duragan kalabilir, duradurabilir, bunu daha once de soyledik. Bir sayl icinde olmak demek nesnenin belli bir saYIsirun olmasi ve onun varhgmm, icinde oldugu sayryla 01- culur olmasi demektir. Dolayisryla bir zaman icindeyse 15 zamanca olculecektir. Demek ki zaman biri devinen, oteki duraduran nesneler varoldugu icin hem devineni hem de

27

CilYDKH AKPOADL

1" ... '\

If, II!JfP.OV~· TlJV, yap K{"lICTW aVT6m P.fTP·I/<Tfl Kal T~V ljPfP.{al' 71"01111 Ttl'. Wffn TO KWO,J/1H/0II OVX a1TA c., • , " '

". ? " , Ws f((Tat P.fTPl'JTOI/V7TO xpO.

... 0 l-OV, '1110(J'()L' TL flTTLl' aA.,\' l' t, ,

" ~ ,..' n II K'V1]fT'~ aVToV 7rOU1/. &)un vua

/1llTf KWHTat IIt/T,'1 ~ " ,

, .. r: peue«, OVK ffTnl' EV XP0l/rJ)' TO JJ.ffl) , '.

XpOV<P W'a! To Jl.ETpEtu(Ja{ ilTT! XPOVW 0 0;: ' , y~p fl

" , I , , XpOI.·OS Ktvl'JUfWI'

«a: l'JpEJJ.£as JJ.fTPOV,

dia» ' .. ~ '>" 23

'? 't' EpOV ow on OVuE To JJ.~ d/J tUTal1faV iv 2l

XPOv'f' Otov oua Jl.~ b'O'XfTaL &AAw" \, .

.. . S, WIJ"1rfP TO T1JV 11t&-

JJ.fTpOV euiac TV ToAwpu. crUJl.JJ.ETPOV "\ 1 • ,

" , • • 0, 61S yap, f£ Jl.fTPOV 25

JJ.fV etrr: KLVl'JCTfWS 0 XPOI'OS' MO' aVTO, TWII 0' (fAA "

(TVP.8 e'l ' 0 ~ A 'I ? wv KaTa

I f'l'JKOS, '1 ov on wv TO firaL JJ.ET ~ , !I

;errat TO fLllat iv TW' ,..". ..... P:L, TOllTOtS" fl7iau,v

, " N • lIP~P.HV 1/ KLVU<T(Jat, aCTa JJ.fz.~ OUI! ¢OapTa

KaL ynJ1jTa Ka, oAws OT~ p.f.V ollTa oTf 0' , " ,

, .. ("' e Jl.IJ, avaYK'I) fV

XPOII'l' EwaL fITTLl' yap XP(lt'OS ns r.Adwl' ,. tc ~

.. ,~ , ' ., os VTofPfr;;;f'L TOV n 30

HZ'al aVTWV Ka, TOV P.fTPOVVTOST1JVOVIT{az.aVTWV)'T':;V"'.·

• , " ~ oE Jl.'/0VTw/J

(~(J'a JJ.fV TofPLfXfL () Xpovos, TO. "tV {Jt' o·,OV wOIIl'Jp ,

. '0'". r, r: 01' 7TOTE

1}V, ru e etrrai, OWV TWI' P.EAAoVTWV T '",'"

{fl' Kat ' , • ., I, f't' 01rOTEpa ToEp" 222a

}, , ft ett UJl.¢W, ap.cpOTfpa [Kal liv Kal [fTTud' ()Ua

Of P.II 7TfPIEXft P.110aJJ.V, ovn riv oiJrf lfTnv OVTf I!~Ta, " ",

..... .. '''' . ..1.0 • EO"Tt OE" Ta

T,oLa, UTa TWV JJ.II OVTWL', ;)ffW/l Ta.VTtKE{IIEl.'a ' \ • "

r: a'fL earui, OLOV TO

auvp.p.~TpOV fivaL T~V Ot&I1.ETpOV a' <', •

~ , r: ~ (er't., Kat OVK [ara« Tovr' :-

w XPOV'l" OV TolI'VI! OVO{ TO fTliP.lI~TPOV' Ot \ , \ " H

\ , ..."., r: 0 UtEt OlJK f(J"TtV, OTt.

euaurio» TW aLEL OVT! [)crwv 0' " r ,

0' ., ',..' Ii TO fVavnOll JJ.11 alEC, TavTa

€ fJ}Jl.'arat KUt. ELllat Ka\ , .. " ,

, ~ , /11], KaL earcu YWI:UL!1 KUI "'(Jopa

aVTWL', 't'

13 T' 0' ~ ,

U f VVV fUTW ffVVtXHu XPOL'OV" '11.' 0 '

,'.'t' " ' WfT7TfP e EX 'I)' fTVZ1I:XEL]0

yap . OV XP()V()/I TOV 1rapf1l.nAv(JOTa Ka'L ' , ,

~ I ~ , "" " frT'O}L£l.!OlJ, Kat

:,fpas XPOVOV {((TW' fffT! yap Toil fJ.f.Vapx~ TOi) 0' \ '

aAAu TOiJr' OV' N " ~ • ~ T~llfVT1I'

X Wff1rfP {1f' rns fTnyJJ.~s P.EV01;Ull~ ¢avEpov.

28

rtztx

13

duraduraru olcecektir, cunku onlann devinimini ve duraganhglm bir nicelik olarak olcecektir. Dolayisryla devinen nesnenin kendisi bir nicelik oldugundan oturu degil, onun devinimi bir nicelik oldugun-dan oturu mutlak ola- 20 rak zamanca olculebilir olacaknr, Sonuc: 'Ne devinen ne

de duraduran nesneler' bir zaman icinde degiller, cunku zaman icinde olmak zamanla olculmek demek, zaman ise

devinimin ve duraganligm t>l<;iisii. 23

Imdi acik ki 'varolmayan' her nesne de, dedigim /va- 23 rolmayan/ dan baska bicimde olamayan nesneler de zaman icinde degildir, Sozgelisi 'kosegenin kenarla esit 01- cude olmasr? Kisaca zaman kendi basma devinimin 01- 25 <;iisii, ilineksel olarak da baska seylerin t>l<;iisii ise su acik: Ol<;tiigii tum nesnelerin varhgi ya duradurma ya da devinme icindedir. Demek ki ortadan kalkan ve olusan nesnelerin, kisaca kimi kez varolan kimi kez varolmayan nesnelerin zaman icinde olmasi zorunlu (cunku zaman 30 onlarm varhgiru ve onlarm tozunu asan, daha buyuk bir sey). Ne ki zamanm sardigi 'varolmayan' nesnelerin kirni vardi, sozgelisi Homeros bir zamanlar vardi, kimi de varolacak, zamanm oyle ya da boyle bir bicimde saracagi gelecekteki bir nesne. Her iki bicimde de sanyorsa her ikisi 222a de gecerli /hem vardi hem de olacak/. Ama zamanm hie-

bir yerde sarmadigi nesneler ne vardi ne var ne de varola-

cak. Karsitlan hep varolan 'varolmayan nesneler' icine girenler bu tur, sozgelisi kosegenin kenarla esit olcude 01- mamasi hep gecerli ve /olculmesi/ zaman icinde olmayacaktir, esit olcude olmasi ile olculmesi de oyle. Bunun 5 icin hep yok, cunkii 'hep varolana' karsit. Karsitlan her zaman olmayan nesnelerin ise olmasi da olanakh olmamasi da, onlar icin olus ve yokolus sozkonusu,

Dedigimiz gibi 'simdikian', zamanm surekliligi, bag- 10 lantisi, cunku gecmis He gelecek zamaru baghyor: ve zamarun sirun, bir zamanm basi, otekinin sonu, Ne ki bu duraduran noktadaki gibi acik degil: 0 olanak halinde

29

<l>YDKH AKPOADL

30

FiziK

aymyor; aYlran bir [:jey oldugundan ()tiirii 'an' hep degi-

sik birsey, yine baglayan birsey oldugundan oturuide

hep aym, bu tipki geometrik cizgilerde oldugu gibi (nite- 15 kim dusunce acismdan 'nokta' hep aym degil, cizgiyi bolen kimseler icin 0 hep degisik bir ~ey, ama tek oldugundan oturu de her durumda ayru), 'Simdikian' da boy-

le hem olanak halinde zarnaru boluyor hem de her iki ya-

run sirun ve birligi. 0 aym ve bolunme ile birlik bu aym-

hga bagh ama varhklan aym degil, lmdi 'an, simdikian' 20 boyle kullaruhyor. Bir baska bicimde ise 'ari'm zamarun yakm olmasi durumunda: Bugiin gelecegi icin "handiyse gelecek", bugiin geldigi icin "simdi geldi" deriz. Ama Troya'da olanlar 'simdikian'da olmadi, kiyamet de 'simdikian'da kopmayacak. Cerci zaman bu olaylar icin de baglanti ama bunlar yakmda olmadigmdan oturu /'~imdikian'l denmez. "Bir zamanlar" terimi daha onceki ana iliskin sirurh bir zamaru gosterir. Sozgelisi "Troya bir za- 25 manlar ele gecti" ve "bir zaman I gelecekl kiyamet kopacak". Nitekim 'snndikian'a gore belirlenmis olmasi gerekiyor. Demek ki su andaki zamandan 0 andakine belli bir nicelikte zaman olacak ve gecmisteki ana gore de belli bir zaman vardi. Ne ki "bir zarnanlar" denemeyen hicbir za-

man olmasa her zaman sirurh olur. Oyleyse 0 bitecek mi? 30 Yoksa devinim hep varsa bitmeyecek mi? Imdi zaman

hep baska rru yoksa <;ogu kez aym rru? Surasi acik: Devi-

nim nasilsa zaman da oyle: aym ve tek devinim olustugunda zaman da bir ve aym olacak, devinim oyle degilse zaman da oyle olmayacak. lmdi mademki 'an', bir zama- 222b run sonu ve bir zarnarun baslangici, aym zamarun degil

de ge<;mi~ zamarun sonu, gelecek zamanm baslangicr, su ciksa gerek: Nasil cernber kendi icinde icbukey ve disbukeyse aym sekilde zaman da hep basta ve sonda: bu yuz-

den de hep degisik goriiniiyor, <;iinkii 'an' aym seyin 5 sonu ve baslangici degil, yoksa aym nesnede karsit ~ey-

ler zamandas olarak bulunurdu. Demek ki zaman bitme-

yecektir, cimku hep baslangic icindedir. 7

"Henuz: sozciigii bolunmez simdikiana yakin bir ge- 7 lecek zaman par<;aSInI g()sterir ("Ne zaman gezeceksin? -

31

<I>YLlKH A KPOALII

32

rtznc

Henuz simdi gezecegim": cimku eylemin gerceklesecegi zaman yakm), yine simdiki ana uzak olmayan ge<;mi~ zaman par<;asml da gosterir ("Ne zaman geziyorsun? - Henuz gezdim."). Ama Trova'run henuz ele ge<;tigini soy- 10 lemeyiz, cunku 'simdiki-an'dan cok uzak. "Az once" sozciigii ise 'simdikian'a yakin gecmis zaman par<;asml gosterir. "Ne zaman geldin?" Zaman simdiki ana yakmsa ya-

mt: "Az once geldim." "Eskiden" sozcugu de uzak / geemist/ gosterir. "Birdenbire" sozcugu kisahgi yuzunden algilanamayan bir zaman icinde /kendinden/ ortaya cik- 15 maYl gosterir. Her degifjme dogal olarak kendinden orta-

ya cikan ~ey. Her nesne zaman icinde olusur ve yokolur, bunun icin kimi ona "en bilge sey" diyor": Pythagorasci Paron ise onu "en bilgisiz sey" diye adlandinyor, cunku 'unutma' onun icinde: tarurru da yerinde. Imdi su acik:

Zaman kendi basma olustan cok yokolus nedeni, bunu 20 daha once de dedik (nitekim degisme kendi icinde kendi icinden cikan birsey): ilineksel olarak da olusun ya da varolmarun nedeni. Su kamt da yeterli: Bir bicimde devinmeden ya da eylemden bagimsiz hicbir ~ey olusmuyor, nesne hie devinmiyorsa yokoluyor. Buna biz zamanla ortadan kalkma diyegeliyoruz. Ashnda bunu zaman yapl- 25 yor degil: degismenin olusmasi da ilineksel anlamda zaman icinde. Demekki zamarun varhguu, ne oldugunu,

kac anlamda 'an' dan sozedildigini: yine "bir zamanlar",

"az once", "henuz", "eskiden", "birdenbire" ne, bunlan soylemis old uk.

14 Bu belirlemelerimizden su cikiyor: Her degi~me ve 30

her devinen nesne zaman icinde: nitekim her degismede 'daha hizh', 'daha yavas' sozkonusu (bu butun degismelerde goruluyor), Daha luzh devindigini soyledigim nes-

ne su: A ym uzakhkta ve esbicimli devinimledevinip de 223a tasiyici /sona/ dogru daha once degisen ~ey. (Sozgelisi

yer degistirmede her iki devinim de cember biciminde ya

da her iki devinim de diiz cizgi durumunda ise. Oteki devinim bicimlerinde de bu boyle). Ama 'daha once' terimi 'zaman icinde'dir, cunku '~imdikiana' uzakhgma gore

33

<l>YLlKH AKPOA1:U;

·-P()'T~PO" ,,, lo.' '" , ... "

~.. < II yap Kal VITTfJOV l\(yo/UI' KaTa TlW 'lTpOS TO I'VV a'lTO-

tTTf1.UW, T6 Of vuv opus TOU 7rt:IP1IKOVTOS: Kat TOU p.EAAoVTOS' WITT' fwd Ta wv fll Xpov~, Kat TO r.pOUPOII Kat VITTfP()1I EV Xpov~ [ara» ev cp yap TO VVI/, KaL ~ TOV VVI' o.r.OurUUII'. (tvavTlws:

Of AlYETai TO 'lTPOUPOV KaTa re T6V r.apEA1/AVOOra XPOVOII

10 Kat TOil P./AhOVTa· EV p.fv yap T':; r.OPEA'I]AvOon r.pOTfPOt.

,\ '.. ' , ... ... ~ ~"', ,

E,OP.EV To 7rOppWTEfJOV TOV VVV, VUTfPOt· of TO EYyvTfpOV, EV

Of T':; p./AJi.ovn 7rpOTepov P.EV TO EyyVuPOI/, vo-npov Of TO woppcJupo~ •• ) won £1I'EI TO j.lfv r.pOTfPOV EV Xpov'fl, r.&lTfl /)' aKoAovOEi.' KIV~ITEI TIl r.pOTEPOV, cpavEpov on r.aua p.ETaf3oh~

1 Ii Kat 1TaO'a K(~'1/O'IS: fV XpOI'~ fO-TLv.

tit ~" ' .. I. ,.. "r., ,

ablOV 0 (mO'KE 'YEWS Kat r.WS 1TOTE eXEI 0 XPOI'OS: 7fpOS

.,.n ,I.' ,~" 1 • ~ ~. •• ,

",1' 'YVX'/V, KaL ula n 01' "aVTI oOKEI flVai 0 XpOVOS, «a:

lz' yV Kat EV OaA&TTl1 Kal iv ovpav(~. '~on KLI!~ITEt.lS ri r.d.

o ... "t '0' tI ...~, '" (' ,

os 1/ EbIS, ap« j.lOS yE WII, Tawa of KtV1/Ta 1TaVTa EV TOr.'Il

20 yap 1I"&VTa), 0 Of XPOI/OS: Kat 1i KU/Tfcm iip.a KaTa TE Mva.

P.W KaL KaT' fVfPYflal'; r.oupov Of j.I~ oi/ITT/s o/vX~s EfTf Av (i XPOI'OS ~ oii, o.'lTOP1IUEIEII ib, Tls:.o.llvvaTov yap OVTOI' fival TOU o.pI8p.~0'0VTOS: <lllVllaTolI Kat o.ptOj.lTfTOv n ti,'at, wun /)~_ AOV iJn oW <lptOj.lOS:. <lptOj.lOs )·ap ~ TO ~PtOP.l1P.{VOV ~ TO

2S a.ptOj.l1lTOV. El.llf j.lfJoh· iiAAo 1rECPVKEV a.ptOj.l(iv ~ "'vX~ KaL

o/VX1'js: I'oill', aMI'aTOV Ei,'at XPQI'OV o/vX~S: j.I~ oi/U1/S, aU'

... "'II ,., .... t/ t , r ), t:' , •

1/ TOWO 0 7fOT£ OV I:urw 0 XPOVOS, ° OV EI £VoEXETaL KIV1/O'III fI-

vaL aVEV o/VX~s:. TO Of 7fPOTfPOV Kat VO'TfPOV EV KIV~O'H fUT(V'

XPOVos: IlE Taiir' -EO-TLV n <lp,Op.1/Ta fUTlV. 29

a1Top~UEIE 0' .tv TIS; 29 Kat nolas KIV~IT£WS: 0 XPOVOS o.PIOj.lOS. ~ 01l"0IalToi)v; Ka2 yap .~o y(yv£TaL Ell Xpov~ KaL cpfh(pt:TaL Kat av(avt:Tai Kat <lAAOI' UVTal. Kat ¢lpfTat· if ovv K{JJTf(f{~ EaT', raVT]l fUTtl'

34

rtztx

"daha once", "daha soma" deriz; 'simdiki an' ise ge~mi~ zaman ile gelecek zamarun sirun. Mademki 'an'lar zaman icinde, 'daha once' iletdaha soma' da zaman icinde olacaktir, cunku '~imdiki an' neye aitse, 'simdiki an'in uzak-

hgi da ~ ~eye aittir (' daha once' teriminin gecmis zaman-

la ve gelecek zamanla ilgili kullarurru karsit, ge~mi~ zam:nda 'simdiki an'a daha uzak olana 'daha once', daha 10 yakm olana 'daha soma! deriz: gelecek zamanda ise daha yakm olana 'daha once', daha uzak olana 'daha soma' deriz). Dolayisryla mademki 'daha once' zaman icinde ve her devinimi izliyor, su acik: Her degisme ve her devinim zaman icindedir.

Ote yandan, zamarun ruhla nasil bir ilgisi var, nicin her seyde, yerde, denizde, gokte zaman var diye dusunuluyor, bunlar incelenmeye deger, Zaman bir sayI, bir ol~ii olmakla devinimin bir ozelligi ya da devinime ait bir ~ey

ve biitim bunlar devinen nesneler oldugundan (cunku hepsi bir yerde) acaba zaman ile devinim e~ zamanh ola- 20 rak olanakve etkinlik halinde mi? Acaba ruh olmasa zaman olabilir mi, olamaz rru? Bu sorulabilir. Sayi sayanm varhgi olanaksiz oldukta sayilabilir bir seyin olmasi da olanaksiz, dolayisiyla saymm da olmayacagi acik, cunku sayl sayilan ya da sayilabilir DIan ~ey.8 Ruh ve ruhtaki 25 akildan baska hicbir seyin saymasl dogal degilse, ruh 01- madikta bir zaman olmasi olanaksiz: meger ki zaman, devinimin ruhtan bagimsiz varolmasirun olasi olmasi gibi,

bir tur varolan ola. Ama 'daha once' ile 'daha soma' bir devinim icinde var, bunlann sayilabilir olmasi da zamam olusturuyor.

"Zaman hangi devinimin sayisi?" diye sorulabilir. Aca- 29 ba her tur devinimin mi? Cunku hem olusma hem yokol- 30 ma hem artma-buyume hem nitelik degistirme hem de yer degistirme zaman icinde, Imdi devinim ne denliyse

5

15

29

35

<IlYriKH AKP()"n~

36

ri7iK

her bir devinimin saYlsl da 0 denli. Bunun icin mutlak anlamda saYI belli bir devinime degil, surekli devinime ait. Ama zamandas olarak baska bir nesne de devinebilir, 223b bunlann her birinin deviniminin de sayisi olsa gerek. Oyleyse degisik bir zaman var! iki esit zaman zamandas olarak varolabiliyor! Yoksa boyle degil mi? Nitekim esit

ve zamandas zaman tek ve ayrudir, tur acismdan zaman-

lar ise zamandas olmaz. Nitekim diyelim ki kopekler ve 5 atlar var, her iki obegin saYlsl da 'yedi'. Oysa saYI aym.

Bu bicimde zamandas olarak gerceklesen devinimlerde

de zaman aym. Ne ki biri hizh, oteki yava~i biri yer degi~tirme, oteki nitelik degistirme olabilir. Ashnda sap

esit ve zamandas ise hem nitelik degistirmenin hem de

yer degistirmenin zamaru aym. Bu yuzden de devinimler 10 degi~ik ve ayn, zaman ise heryerde aym, <;iinkii.e~it ve

zamandas nesnelerin saytsi heryerde tek ve aym. 12

Mademki /temel devinim/ yer degistirme ve temel 12 yer degistirme de cembersel? ve mademki her bir nesne kendisiyle escinsli bir seyle olcultiyor (tek tek sayilar 'bir'

ile, atlar 'at' ile) ayru sekilde zaman da belli bir zamanla ol<;iiliir ve dedigimiz gibi zaman devinimle, devinim de 15 zamanla ol<;iiliir (bu sundan: Zamanla belirlenmis.bir devinirnle hem devinimin hemde zamarun niceligi ol<;iiliir). lmdi en onemli sey butun escinslilerin ol<;iisii ise, esolcumlu cembersel yer degistirme en basta gelen ol<;ii olacaktir, <;iinkii onun saYlsl en cok bilinir olan ~ey. Ne nite- ·20 lik degistirme ne buyume ne de olusma e~ol<;iilii, yalruzca yer degistirme oyle, Bunun icin zaman gokcembe-

rin devinimi diye de dusunuliiyor, <;iinkii oteki devinim-

ler onunla ol<;iiliiyor, zaman da bu devinimle ol<;iiliiyor. Bundan otiirii de alisilagelmis bazi deyisler var: lnsanla-

nn yapip etmelerinin cembersel oldugunu soylerler, bu 25 dogal devinimleri olan, olusup yokolan nesneler icin de gecerli sayihr, Boyle denir, cunku butun bunlar zamanla degerlendirilir ve sanki cembersel bir yoldalarrrus gibi bir

37

<l>YLlKH AKPOALIL

Tl}V KaL dpX~v cfJ<T7Tf(l till El KaTU TWa 7Tfp{OOO/J. Kal yap (, XflOVO~ u!)TO~ .-ivaL OOKfL KVKAOS rrs- TOVTO O~ 7TaALv DOKEL,

30 o,orL ' ,\ r1\'" I, , \

. TOLaVT"y/~ eirr; 't'0pa~' P.ETfloV KaL. uerpeirai aUTU~ (J7T()

T()lavT1)~. W<TTf TO AiYfLV elua: TO. yLy~·cfJ.l.fva TWV 7TpaYJ.l.UTW/)

KU' \ ,}, , '" .... f ~, I

K"OV TO ;>,fyfW f<TTLV TOV XPOIIOV Hl'aL Twa KUKAOV' TOVTO Of,

on p.€TPfITaL TV I<vKAo¢opCf}' 7Tapa yap Ttl J.l.iTPOI! OVDf!!

224a a\ \ ,I, ' ~ , ". ,

",,0 7fapfJ.l.'t'aWf.TaL T<tJ P.fTPOVP.WCJJ, aAA 1/ 7TAfLW p.iTpa

1 TO VAOI!. '

2

AiYfTat Of clpBw~ !CaL on apLBp.o~· P.f.I! c; avro~ (, TWV 7TpOj3a.TW!! Ko.l TWII KtJlJW~', d r<TO~ f.K&.TfPO~, ofKa~ Of

., I: " ,~, ~ I "- , I,., ,

DUX 7/ o.UTl/ OVCJE uEKa TO. alira, W<T7Tfp OUOf Tp£YWl'a TO. aVTa

5 ~o l<T?7TAwpov KaL TO ITKaA"Y/Vf~, KaCTOL CTX~J.l.(t yf 1'avT6, OT! rptyw!'a 11p.¢w· TaVTO yap AiYfTat ou p.~ Oza¢fPEL cJLa¢opCj, aAA' oVX' ov oLa¢ipH, orov TPCywvov TPLYWVOV (TPLYWVOV) OLa. ¢op~ oLa¢IpH' 1'o!yapovv ETfpa Tp{ywva' ox~p.aTO~ ill oiJ, aU' fv 1'v aVTfi OLaLPt,!fL KaL P.Lq.. I7Xiip.o.yap TO p.fv TOLOVOf KVKAOS, TO oi 1'ouJVO€ Tp{YWVOI!, TOVTOV at TO P.fV TOL. 10

,~ , ,

OV(JE !(f07TAEVpOV, TCl Of TDUlr!OE ITKaA7JVf~. uxiip.a p.fv oiiv TO

aIm), KaL TOVTO Tp{ywvov. T(l{Ywvov 0' ov TCI auro. KaL apLOP.O)· o~ 11 aVTos (ov yap oLacptp€L apLBp.ov Ota¢opii

(, a'pt"lIo' c- ' "" ) ~ \ l::.' , f " , '... , I '

~r ., aVTw~·. UfKas U OVX 1/ aUT7J' <¢ WV yap AeYETaL,

o LacpEpH'_ Ta p.h yap KVIIH, TU 0' t7T7TO!. KaL 7UPL /l-f.V '5

Xpovou \ , ... ,,... "-"'''' ,.. ,

KaL aUTov leaL Tldl! 7TfPL aUTOV OLKELWV Tl/ ITKE1f!EL fr.

38

FiziK

sonlan ve baslangiclan var. Zamamn kendisi de bir cern-

ber diye dusunuluyor. Yine bunun nedeni de ~u: Zaman 30 bu tur bir yer degistirmenin olcusudur ve 0 boyle bir yer degistirme ile olculur. Dolayisiyla nesnelerin oluslan bir cember olusturuyor demek, zamarun cembersel bir akisi

var demektir. 0 cembersel yer degistirmeyle ol<;iildiigii

icin bu boyle. Nitekim olcunun yarunda, olculenle birlikte gorunen baska hicbir ~ey yok; meger ki I evrenl butunii 224a

bir ol<;ii coklugu 01a!10 2

~oyle denmesi de yerinde: iki obek saYlsl da esitse ko- 2 yunlarla kopeklerin saYlsl aym ama 'on' aym degil, 'on' nesne de aym degil: tipkr her ikisi de ucgen oldugundan otiirii sektlleri aym olsa bile eskenar ucgen ile cesitkenar ucgenin aym ucgenler olmamasi gibi. <;iinkii aymci 0- 5 zelligi acismdan farkh olan degil, farkh olmayan nesnele-

re "aym" denir. Sozgelisi bir ucgen baska bir ii<;genden ii<;genin aymci ozellikleri acismdan farkhdir, lste bu nedenle ii<;genler degi~iktir, Aymm sektlde degil, aym ve

tek bolumleme icinde var. Cunkii sekillerden biri cember, oteki ii<;gen olsa bu sozkonusu, oysa burada biri eskenar 10 ii~gen, oteki cesitkenar ii~gen. Demek sekil aym ve bir ucgen, ama ucgen ayru degil. Bunun icin saYI da ayr;l.lll (cunku 'on'lann saYlsl "sayr''mn aymci ozelligi acismdan farkh degil) ama 'on' aym degil. <;iinkii yuklendigi nesneler farkh; biri kopekler, oteki atlar. Imdi zaman iizerine 15 hem kendi basma hem de onunla ilgili olarak arastirma-

ya uygun olan seyler uzerinde konusmus old uk.

39

<::IKMALAR

1. 0 zaman da iki 'an' olur, biri baslangic oteki son.

2. Platon.

3. Pythagoras<;llar, ozellikle Arkhytas.

4. Devinim (kinesis) ile de gill me (metabole) arasinda Aristoteles 225

a34-b9'da aymm yaplyor.

5. Ele ge<;en metinde bosluk var.

6. Krs. Metajizik 1088a6.

7. Simonides, Thales. 8.219b5-8.

9. Fizik 7-9 da bu gosterilecek. 10. Platon'un Timaios'taki savi. 11.

Sekil

~

<;ember li<;gen

ellkefr i~ <;ellitkenar

Sap 'on~nbir'

/~

kopekler atlar

41

AUGUSTINUS CONFESSIONES

AUGUSTINUS iTiRAFLAR

CONFESSIONES

XII

Ecce respondeo die ti id f .

caelum et terram?' re:;o~d~~1 no~Cl.~~a~ deus ant~quam faceret disse perhibetur' . 1 u quod quidarn respon'alta,' inquit, 'sc:ut~~t~~:;te:heludens quaes~io~is violentiam: aliud ridere: haec non r g enna~ par~bat. aliud est videre, 'nescio uod nescio' esp?ndeo. IIbentius enim responderim,

gavit et~audatur q~i ~~~;: ~~~~~~1te imide.tur qui alta interro-

omnis creaturae creatorem et p . . . sed dico te, deus noster, creatura intellegitur audente 'd~l ca,elI et terrae nomine omnis lum et terram, non faciebat a~i ~~ ,a~teq~am f~ceret de~s caecreaturam faciebat? et uti q.l .. SI erum faciebat, quid nisi

. inam SIC sciarn quid id '1'

cupio, quemadmodum scio . Ul qUI uti Iter scire

am fieret ulla creatura. quod nulla fIebat creatura antequ-

XIII

At si cui us quam volatiIis sen . .

temporum et te, deum omni ote sus vagatur fer Imagmes retro

tenentem, caeli et terrae arti~iee;t:~ et ommcreantem et om~ifaceres, per innumerabilia '1 opere tant~, antequam id atque attendat quia fal . saecu a cessasse mlratur, evigilet

, sa rniratuj- nam und t .

rabiIia saecula praeterire ."" e po erant mnume-

urn saeculorum auctor et ~~~~:f;r~ non feceras, cum sis omniquae abs te condita non e t?' aut quae temp ora fuissent

ssen . aut quomodo praeten .

numquam fuissent? cum' rae enrent, si

si fuit ali uod tern' ergo SIS operator omnium temporum,

dicitur qU~d ab op~: c:~!:~~:~i~:c::es ca~Ium et terram, Cur

ras, ~ec praeterire potuerunt tempo~a a:eeq~:nt~mpus tu fecera. sr autem ante caelum et t aceres tempoeritur quid tunc faciebas? erram n.ullum erat tempus, Cur quatempus. . non erum erat tunc, ubi non erat

Nec tu tempore praecedis alio ui .

cederes. sed'praecedis om .' q 1~ non omrua tempera praeesentis aeternitatis et s rua praeter.lta ceIsitudine semper pra-

sunt, et cum venerint raererit omrua futura, quia iIla futura anni tui non deficien'/anenl.etn ~ erunt, tu autem idem ipse es, et

. . UI nec eunt nec v . t" .

nostn eunt et veniunt t . eruun , isti erum

,u omnes vemant; anni tui omnes sirnu]

44

iTiRAFLAR

XII

"Yeri gogi.i yaratmadan once ne yapiyordu Tarin?" diye sorana yarutrm, sorunun gii~li.igiinii savusturmak icin dalga ge~en birinin verdigi su yamt olmayacak: "Yukarida olup bitenleri arastiranlar icin cehennemi hazrrhyordu." Anlamak ayn !1ey, giilmek ayn. Ben "bilip bilmedigimi bilmiyorum" biciminde yarutlamayi yeglerim: bu yamt ucu bucagi olmayan sorular soran kisiyi gultmc duruma dusurur, yanhs yarutlayaru da over. Ama senin, ey Tannm, her yaratilarun yaraticisi oldugunu soyluyorum ve eger 'yer' He 'gok' admdan yaratilan hersey anlasihyorsa, cesaretle sunu ekliyorum:

Tann gogii ve yeri yaratmadan once birsey yaprruyordu: cunkii birsey yaplyor olsaydi, bu yaptigi yaratmadan baska ne olabilirdi? Keske bilmenin yararh olacagi baska seyleri de !1unu bildigim kadar bilsem: Bir yaratilan olmadan once hicbir yaratilan !1ey yoktu.

XIII

Yine gelgit akilh biri imgeler aracihgiyla zamanlann gerisinde dolamr da, herseyin yaplcIsI, herseyi yaratan, herseyi yoneten, yeri gogii isleyen senin, sunu yapmadan once saYlslz yuzyillar bo- . yunca boylesine biiyiik bir eserden uzak oldugunu sarursa, acsm gozunu ve dii!1iindiigii seyin yanhs olduguna inansm. <;iinkii butiin yuzyillann yapicisl ve siirdiiriiciisii olduguna gore, senin heniiz yaratmadigm saYIslz yuzyillar nereden baslayabilirdi? Ya da sen yokken siiriip giden hangi zamanlar vardi? Ya da, eger hicbir zaman olmamislarsa ne sekilde gecmis olabilirlerdi? 0 halde butim zamanlarm yapicisl sen olduguna gore, eger bir zaman olduysa, sen gogii ve yeri yapmadan once isten uzak oldugun nasil soylenebilir? Cunku 0 zamam da sen yaratrrusnn demektir; sen zamanIan yapmadan once zamanlar gecmemistir. ate yandan gok ile yerdell: once hicbir zaman yok idiyse, 0 zaman ne yaptigm nasil sorulabilir? Cunku zamanm olmadigi yerde "0 zaman" diye birsey de yoktu.

Senin zamanlardan once gelmende de zaman soz konusu degildir; yoksa bu durumda da sen butun zamanlardan once gelmemis olurdun. Oysa sen hep varolan bengiliginin askinhgiyla, butim gec;mi~ zamanlardan oncesin, butun gelecek zamanlann otesindesin; onlar gelecek olduklanndan otiirii, geldiklerinde gececekler, oysa sen kendin aymsm ve senin yillann azalmaz. Senin yillann ne gider ne gelir, oysa bizim yillanrruz hepsi gelsin diye gidip gelirler.

45

CONFESSIONES

tTiRAFLAR

stant, quoniarn stant, nec euntes a venientibus excluduntur, quia non transeunt. isti autem nostri omnes erunt, cum omnes non erunt. anni tui dies unus, et dies tuus non cotidie sed hodie, quia hodiernus tuus non cedit crastino; neque enim succedit hesterno. hodiernus tuus aeternitas; ideo coaeternum genuisti cui dixisti, 'ego hodie genui te.' omnia tempora tu fecisti et ante omnia temp ora tu es, nee aliquo tempore non erat tempus.

XIV

Nullo ergo tempore non feceras aliquid, quia ipsum tempus tu feceras. et nulla temp ora tibi coaeterna sunt, quia tu permanes. at illa si permanerent, non essent tempora. quid est enim tempus? quis hoc facile breviterque explicaverit? quis hoc ad verbum de illo proferendum vel cogitatione comprehenderit? quid autem familiarius et notius in loquendo commemoramus quam tempus? et intellegimus uti que cum id loquimur, intellegimus etiam cum alio loquente id audimus. quid est ergo tempus? si nemo ex me quaerat, scio; si quaerenti explicars velim, nescio. fidenter tamen dieo scire me quod, si nihil praeteriret, non esset praeteritum tempus, et si nihil advenii'et, non esset futurum tempus, et si nihil esset, non esset praesens tempus. duo ergo illa tempora, praeteritum et futurum, quomodo sunt, quando et praeteritum iam non est et futurum nondum est? praesens autem si semper esset praesens nee in praeteritum transiret, non iam esset tempus, sed aeternitas. si ergo praesens, ut tempus sit, ideo fit, quia in praeteritum transit, qua modo et hoc esse dieimus, cui causa, ut sit, illa est, quia non erit, ut scilicet non vere dicamus tempus esse, nisi quia tendit non esse?

XV

Et tamen dicimus longum tempus et breve tempus, neque hoc nisi de praeterito aut futuro dicimus. praeteritum tempus longum verbi gratia vocamus ante centum annos, futurum itidem longum post centum annos, breve autem praeteritum sic, ut puta dicamus ante decem dies, et breve futurum post decem dies. sed quo pacto longum est aut breve, quod non est? praeteritum enim iam non est et futurum nondum est. non itaque di-

46

Senin illarm duradurduklarmdan hepsi birarada durur; ge<;me~

d'kl .~. de giden yrllar gelenlerce ortadan kaldinlrrus olmazla:, 1 en rem . 'hepsi' oysa bizim yillanrruz, hepsi orta~an kalkl~ca, .I~t~ 0 ~ama:n degil-

olacaktir. Senin yillarm bir giindur ve semn gunun er g nidi b " dur: cunku senin bugunun yarmla ortadan kalkm~~, .

rr, ugun , " . ""ld' S . b gunun bengiliktir.

tekim dunden sonra gelmis degi rr. em~. u , . "

Demek ki ~oyle dedigin kisiyi aym bengilikte dogurd~~... Ben

. ... d' d m." Butun zamanlan sen yaptm ve butun za-

sem bugun ogur u . I d .. de bir zaman-

manlardan once sen varsm; zaman varo rna an once

dan sozedilemez.

XIV

Demek ki, zamanm kendisini sen yaptigma gore, s:_nin .b~r~~y

madi 'm bir zamandan sozedilemez. Sen duradurdugun icm e

h:~ir 'za~an' seninle aym bengili~te ?egildir ve onl~r? du.rad~~~~ lardi, artik 'zaman' olmazlardi, Nltek.lm zama~. ne.?~~~ ~~kecek kola ca ve hemen tammlayabilir? Kim onu sozcu r

denlI en a~~~a~a~~~~:~~~l:~a~~~a~~t~~~~r k;:;~S~;I:;:~~~;

d~, .z~mOanndan soz edince kesinlikle onu anhyoruz, bir ba~k~sl ?nrmylz. "? Eg' er hickim-

dan soz edince de gene anhyoruz. Oyleyse zama~ ~e. kl k i

b nden bunu sormasa biliyorum; ama soran kisiye ~~I. ama. l~::se~ bilmiyorum. Gene de kesinlikle sunu so~le~eblhn~: H~<;b~~

olsa di ecmis zaman olmazdi: hicbir ~ey 0 aca 0

~~s~~~~;:~cek ~a~:n olmazdi: hi<;bi~ ~ey olmasa simdiki .zam:~ olmazdi, 0 halde su iki zaman, - ge<;ml~ ve ?elece~ - gec;~~~ .ar ~ olmadizma gore gelecek de henuz olmadigma gore, ne. icim e

d ?gy e ~imdiki zaman eger hep simdi olsaydi, gec;ml~te,k~y~a~ ir: % artik 'zaman' olmazdi, bengilik olurdu. 0 hald~ sim-

~ ~as~ ~aman' olmasi icin gecmiste kaybolmas; gerekiyorsa, ~~~17 anlamda ona "vardir" diyebiliriz? Mademki varolmasmm n.e~ den? varolmayi birakmasi oluyor, .bu d,urumda varolmamaya glt tikce 'zaman' oldugunu soylememiz dogru oluyor.

xv

A . d "uzun zaman", "kisa zarnan" diyoruz; bunu ise

aln::a ge~~i: zaman ile gelecek zama~a ili~ki~ olarak kul.~amy oruz. S;zgeli~i yuzyil oncesine uzun bir g~c;ml~ za~a~~ yu~yIl ~onraya uzun bir gelecek zaman diyoruz; yme ~m g~n ~ncesme kisa bir ge<;mi~ zaman, on gun sonraya da kisa bir ge ece zaman

47

.I

I

CONFESSIONES

camus, 'lo~gum est,' ~e~ dicamus de praeterito, 'longum fuit,' et ~e futuro, lo.ngu~ ent. domine meus, lux mea, nonne et hic ventas tua deridebir ~ominem? quod enim longum fuit praeteritum tempus, cum lam esset praeteritum longum fuit, an cum adhuc praesens esset? tunc enim poterat esse longum quando erat, quod esset longum; praeteritum vero iam non erat, unde nec lo~gum esse poterat, quod omnino non erat. non ergo dicamus, l~ngum fuit praeteritum tempus'; neque enim inveniemus qUI~ tuerit longum, quando, ex quo praeteritum est non est, sed dicamus, 'longum fuit illud praesens tempus,' qui; cum praesens. esset, longum erat. nondum enim praeterierat ut non esset, e~. Id~o erat quod longum esse posset; postea vero quam prae~erut, simul et longum esse destitit quod esse destitit.

. Videamus ergo, anima humana, utrum praesens tempus posSIt .esse longum,. dat_u~ enim tibi est sentire moras atque metiri. quid re~p~ndebI~ mihi? an centum anni praesentes longum tern~~s :st. v~de prrus utrum possint praesentes esse centum anni. SI erum pnmus eorum annus agitur, ipse praesens est, nonaginta vero et novem futuri sunt et ideo nondum sunt. si autem secund.us an~us agit~r, iam. unus est praeteritus, alter praesens, cete~I futun. atque Ita mediorum quemlibet centenarii huius numen annu~ praesentem posuerimus. ante illum praeteriti erunt, post Illu~ futuri. quocirca centum anni praesentes esse non pote~unt. ~Ide ~alt~m utrum qui agitur unus ipse sit praesens. et ell.~s erum s~ pnmus agitur mensis, futuri sunt ceteri, si secundus, la~ et pnmus praeteriit et reliqui nondum sunt. ergo nec annus qUI agitur totus est praesens, et si non totus est praese~s, non a~~us est praesens. doudecim enim menses annus est, quorum qu~l~bet unus mensis qui agitur ipse' praesens est, ceteri aut praetenh aut futuri. quamquam neque mensis qui agitur praesens est, .s~d unu~ dies. si primus, futuris ceteris, si novissimus, praetenhs cetens, si mediorum quilibet, inter praeteritos et futuros.

a Ecce praesen_s temp~s, q~~d solum inveniebamus longum p~ellandu~, VIX ad uruus diei spatium contractum est. sed dis-

cutiamus etiam ipsum q . di

'. .'. UIa ~ec unus, res totus est, praesens.

nocturnis emm.et diurnis hons omnibus viginti quattuor exple-

tu_r, quarum. pru~a ceteras futuras habet, novissima praeteritas, ahqua vero mtenectarum ante se praeteritas, post se futuras. et

48

iTiRAFLAR

diyecegiz, Ama varolmayan bir ~ey nasil "uzun" ya da "kisa" olur? Cunku gecmis zaman artik yoktur, gelecek zaman henuz yoktur. Bu nedenle "uzundur" demeyiz; gecmis icin "uzun oIdu", gelecek icin de "uzun olacak" deriz. Ey Tannm, yoksa burada da rru

, senin hakikatin insanoglunu oyuna getiriyor? Nitekim uzun dedigimiz ge<;:mi~ zaman artik gecmis olunca rru gecmis zaman 01- mustur, yoksa onceden, henuz simdikt zamanken mil Cunku uzun olacak birsey olursa, iste 0 zaman uzun olabilirdi: Oysa ge<;:mis zaman artik yoktu, bu yuzden de hie mi hie olmadigma gore, uzun da olamazdi. Oyleyse "0 gecmis zaman uzun oldu" demeyelim; - cunku ge<;:tigi zaman artik olmadigma gore, onda uzun olacak bir ~ey bulamayiz - ama soyle diyelim: "0 simdiki zaman uzun oldu"; cunku simdiki zaman iken uzundu. Nitekim henuz varolmamaya gecmemisti ve yalmzca onun uzun olma olanagi vardi: oysa gectikten soma, uzun olmayi birakrmstir, cunku varolmap birakrrustir.

Oyleyse, ey insan akh, simdiki zarnarun uzun olup olamayacagina bakahm; cunku sureyi algilama ve olcme olanagi sana verilmistiro Ne yamt vereceksin banal Yoksa simdiki yuzyil uzun bir simdiki zaman rru? Once bak bakahm, yuzyil simdiki zaman olabilir mil <;iinkii yillardan ilki gecmekteyse, 0 simdiki zamandir, oteki doksandokuz yrl gelecek zamandir: dolayisiyla yoktur. Eger ikinci yil gecmekteyse, birinci yII artik gecmistir, ikincisi simdiki zamandir, otekilerse gelecek zaman. Bu sekilde ara yillardan hangisini simdiki zaman olarak ahrsak alahm, ondan oncekiler gecmis, sonrakiler de gelecek zaman olur. Bu yuzden de yiiZYII simdiki zaman olamaz. Yine bak bakahm, ge<;:mekte olan yil da ~imdiki zaman olabilir mil Cunku onun da eger ilk ayl gecmekteyse, otekiler hemiz yoktur. Demek ki ge<;:mekte olan yil da butunuyle simdiki zaman degilse YIl, simdiki zaman olmaz; nitekim bir yil oniki aydir, aylann her biri ge<;:mekteyken simdiki zaman, otekilerse ya gecmis ya da gelecek zaman olurlar. Ote yandan gecmekte olan bir ay da simdikl zaman olmaz, simdiki zaman olan bir gundur. Ama eger birinci gun soz konusuysa otekiler gelecektir, sonuncu giin soz konusuysa otekiler gecmistir, aralanndan herhangi biri soz konusuysa, 0 da gecmis ve gelecek giinler arasmdadir. lste yalmzca onu uzun diye adlandiracagmuz simdlki zaman, neredeyse tek bir gunluk arahga sigdmldi. Ama onu da inceleyelim, cunku bir gun de butunuyle simdiki zaman olmaz; nitekim bir gun, gece ile gunduz, hepsi yirmidort saatten olusur: bu saatlerden ilki acismdan otekiler gelecektir, en sonuncusu acismdan otekiler gecmis; aradakilerden biri acismdan da ondan oncekiler ge<;:mi~, sonrakiler geJe-

49

CONFESSIONES

ipsa una hora fugitivis particulis agitur. quid quid eius avolavit, praeteritum est, quid quid ei restat, futurum. si quid intellegitur temporis, quod in nullas iam vel minutissimas momentorum partes dividi possit, id solum est quod praesens dicatur; quod tamen ita raptim a futuro in preateritum transvolat, 'lit nulla morula extendatur. nam si extenditur, dividitur in praeteritum et futurum; praesens autem nullum habet spatium. ubi est ergo tempus quod lonqum dicamus? an futurum? non quid em dicimus, 'longum est,' quia nondum est quod longum sit, sed dicimus, 'longum erit.' quando igitur erit? si enim et tunc adhuc futurumerit, non erit longum, quia quid sit longum nondum erit. si autem tunc erit longum, cum ex futuro quod nondum est esse iam coeperit et praesens factum erit, ut possit esse quod longum sit, iam superioribus .vocibus clamat praesens tempus longum se esse non posse.

XVI

Et tamen, domine, sentimus intervalla temporum et comparamus sibimet et dicimus alia longiora et alia breviora. metimur etiam quanta sit longius aut brevius illud tempus quam iIlud, et respond emus duplum esse hoc vel triplum, illud autem simplum aut tantum hoc esse quantum illud. sed praetereuntia metimur tempora cum sentiendo metimur. praeterita vero, quae iarn non sunt, aut futura, quae nondum sunt, quis metiri potest, nisi forte audebit quis dicere metiri posse quod non est? cum L'rb,) praeterit tempus, sentiri et metiri potest, cum autem praeterierit, quoniam non est, non potest.

XVII

Quaero, pater, non adfirmo. deus meus, praeside mihi et rege me. quisnam est qui dicat mihi non esse tria tempore. sicut pueri didicimus puerosque docuimus, praeteritum, praesens, et futurum, sed tantum praesens, quoniam ilIa duo non sunt? an et ipsa sunt, sed ex aliquo proeedit oceuIto cum ex futuro fit praesen.s, et in aliquod recedit occultum cum ex praesenti fit praeteritum? nam ubi ea viderunt qui futura eecinerunt, si nondum sunt? neque enim potest videri id quod non est. et qui nar-

50

iTiRAFLAR

cektir. Ostelik bir tek sa at bile tutulamayan par~~la:la ge~er; nitekim bir saatin icinde hangi par~a ge~erse, 0 ge~mulhr ~alan da gelecek. Eger zamaru anlamak istersek, simdiki zaman diye, yalmzea _ en kucuklerine degin - hicbir par~aya aynlamayaeak 0 no~tay.a diyebiliriz. Ama 0 da gelecekten ge~mi~e ('lyle cabuk ucar ki, ~Ir surec icinde vavilmasi olanaksizdrr. Cunku eg~r ~ayllsa ge~ml~e ve gelecege boluniir: oysa .~im~~ki. zamarun hicbir ~aYlhml ola~ maz. 0 hal de "uzun" diyeblleceglmlz zaman nerededir? :oksa ~e lecek zaman rru? Ama biz 0 uzun .oldugu icin ona uzun ~!yemeY.I~, ~nkii. uzun olacak olan sey henuz yoktur; "uzun olaeak diyebiliriz. Ne zaman uzun olaeak? Geleeek olarak olacagi zama~ ,~I? B~ durumda uzun olmayacaktir: ~unku henuz olmayacaktir ki uzun olsun. Yoksa henuz olmayan geleeek zama~?~n ~lma'y~ baslayacagl zaman ve uzun olabilecek ~ey olabilmesi icin simdiki zaman haline geleeegi zaman rru? Yukanda s6ylediklerimizden cikan su:

Simdiki zaman uzun bir zaman olamaz.

XVI

Yine de, zaman aralanm algihyor. aralannda karsilastmp kiine daha uzun kimine daha kisa divoruz. Hatta 0 zamanin ~~ denli daha uzun ya da daha kisa oldugunu 61~uyoruz ve sunun iki misli, u~ misli oldugunc, bunun onun kadar oldugunu s6yli.iYo.ru~. Ama biz onu algllamakla 61~ti.igi.imi.iz zaman, ge~en z~mam olcuyoruz, oysa artik olmayan ge~mi~ zamaru ~~ ?a .. henuz olmayan gelecek zamam, varolmayan seyi 61~ebi~ecegml soyl~~eye kalkacak biri dismda, kim olcebilir? Demek ki, zaman ge~hgl .za~an algllanabilir ve 61~Ulebilir, oysa ge~ince bu olanaksizdrr. ~unku yok-

tur artik.

XVII

Soru~turuyorum, kesin bir ~ey s6ylemiy'~rum,.~'y ~annm, Y"mmda 01 ve beni y6nlendir. Bana cocukken ogrendlglmlz v;. ~oeuk~ lara 6grettigimiz i.i~ zamarun. ge~mi~, ~i~?iki, geleeek degIl, ~)tekl ikisi varolmadiklart icin, yalmzca srmdiki zamarun varoldugunu soyleyecek biri var rru? Yoksa .onl~r~a rru [ge~n:i~ He g~~~cekl v.ar ve zaman, gelecek zamandan ~lmdlkl zaman.halme geldl~mde gl~Ii bir yerden cikip, simdiki zamandan .. ge~::m~ za.man haline geldlginde de gizli bir .yere mi ~e~iliyor? Cunku henuz yoksa, ge!eee~t~ olacaklar konusunda 6ndeYIde bulunanlar, or:1an nere?e gormu~ lcr dir? '-.:itekim olmayan sey g()rUlemez de. Yine ge~ml~te olanlan

51

CONFESSIONES

rant praeterita, non utique vera narrarent si animo ilIa non cernerent. quae si nulla essent, cerni omnino non possent. sunt ergo et futura et praeterita.

XVIII

Sine me, domine, amplius quaerere, spes mea; non conturbe~r intentio mea. si enim sunt futura et praeterita, yolo seire ubi ~I~t. quod si nondum valeo, scio tamen, ubicumque sunt, non ibi ea futura esse aut praeterita, sed praesentia. nam si et ibi futura sunt, nondum ibi sunt, si et ibi praeterita sunt iam non ibi sunt. ub~cumque ergo sunt, quaecumque sunt, non sunt nisi ~raesentIa. quamquam praeterita cum vera narrantur, ex memona proferuntur non res ipsae quae praeterierunt, sed verba concepta ex imaginibus e~rum quae in animo velut vestigia per sensus praetereundo fixerunt. pueritia quippe mea, quae iam non e~t, m tempore praeterito est, quod iam non est; imaginem vero e~us, cum earn recolo et narro, in praesenti tempore intueor, quia est adhuc in memoria mea. utrum similis sit causa etiam . praedi~endorum futurorum, ut rerum, quae nondum sunt, lam ~xI~tentes praesentiantur imagines, confiteor, deus meus, ~esclO. illud sane seio, nos plerumque praemeditari futuras actI~nes nostras eamque praemeditationem esse praesentern, actionem autem quam praemeditamur nondum esse, quia futura est. quam ~um aggressi fuerimus et quod praemeditabamur agere coepenmus, tunc erit illa actio, quia tunc non futura, sed praesens erit.

. Q~oq.U? modo se itaque habeat arcana praesensio futurorum, videri mSI quod est non potest. quod autem iam est, non futurum sed praesens est. cum ergo videri dicuntur futura, non ipsa quae. nondum sunt, id est quae futura sunt, sed eorum causae vel SIgna forsitan videntur, quae iam sunt. ideo non futura sed praesentia sunt iam videntibus, ex quibus futura praedicantur ammo concepta: quae rursus concepti ones iam sunt, et eas praesentes apud se mtuentur qui illa praedicunt. loquatur mihi aliquod exemplum tanta rerum numerositas. intueor auroram, oriturum s~lem praenuntio. quod intueor, praesens est, quod p.raenun~lO, futurum. non sol futurus, qui iam est, sed ortus eius, qUI nondum est; tamen etiam orturn ipsum nisi .11111110

<>2

iTiRAFLAR

anlatanlar, eger onlan belleklerinde gormemislerse, gere;ek seyler anlatmazlardi ve eger onlar hie; varolmasalardi, kesinlikle gorulemezlerdi. Demek ki, gelecek ile gecmis de var.

XVIII

Birak da Tannm, daha derinlestireyim arastirmarru, sapmayapm yonumden, Eger gelecek ve gecmis varsa, nerede onlar? Bunu bilmek isterim. Cerci henuz basararruyorum ama yine de biliyorum ki her nerede iseler orada, onlar gelecek ya da gecmis olarak degil, simdiki zaman olarak varlar. Nitekim eger orada da gelecek olarak varolsalar, orada da olamazlar; orada da gecmis olarak varolsalar, orada da artik yokturlar. Demek ki her nerede olurlarsa 01- sunlar, her ne olurlarsa olsunlar, ancak ~imdiki zaman olarak var'Iar. Gercek seyler anlatildigmda gecmiste olan biten seylerin kendileri degil, bellekten cekilip cikanlan, ama zihinde duyular aracrhgiyla islenmis olan onlann imgelerinden olusan sozcukler, Artik varolmayan benim cocuklugum bu sekilde artik varolmayan gecmis zaman icindedir. Oysa arumsadigim ya da anlatngimda onun imgesini ~imdiki zaman icinde goruyorum, e;iinkii hala benim bellegimin icindedir. Nesnelerde oldugu gibi, heniiz varolmayip da ondeyide bulunulan gelecekteki seylerdeki durum da aym rm? Yani onlann imgeleri de simdiden simdiki zamandaki gibi varolanlar olarak rru onceden algilanmaktadir? Bunu bilmedigimi itiraf edeyim. Ama kesinlikle sunu biliyorum ki, biz e;ogunlukla onceden gelecekteki eylemleri dusuntiyoruz ve bu onceden dusun-: me simdiki zamandadir, oysa onceden dii~iindiiklerimiz heniiz yoktur, gelecektir. Ama 0 eylemin icine girdigimiz ve onceden du~iindiigiimiiz ~eyi yapmaya basladigimiz zaman, 0 eylem varolacaktir; e;iinkii artik gelecek degil, simdik! zamanda olacaktir.

Gelecekteki seylerin anlasilmasmm nasil olanakh oldugu gizemi ise ancak varolmayan 0 ~ey varoldugunda gorulebilir. Ama varolan ~ey artik gelecek degil, simdiki zamandadir. Oyleyse gelecekteki seylerin gorundugu soylendiginde, heniiz varolmayan gelecekteki seylerin kendileri degil, onlarm varolan nedenleri ya da imleri gorunurler, Bu yuzden gelecek degil, simdi olanlar gozumuze gorunurler: onlar sayesinde gelecekteki seyler zihinle anlasilarak onceden soylenebilirler, Yine bunlar algilar olarak vardrrlar ve gelecekteki seyler konusunda ondeyide bulunanlar kendilerinde onlan simdiki zamanda gormektedirler. Butun bunlar icin bana, pek cok ornek arasmdan sectigirn su ornek yard im edecek: ~afagm soktugunu goriiriim ve gunesin dogacagl konusunda ondeyi- .

53

i

I

!: j

CONFESSIONES

imaginarer, sicut modo cum id loquor, non eum possem praedicere '. sed nec illa aurora guam in caelo video solis ortus est, quamvis eum, ~raecedat, nec illa imaginatio in animo meo. guae duo praesenna cernuntur, ut futurus ille ante dicatur. futura ergo nondum sunt, et si nondum sunt, non sunt, et si non sunt, videri omnino non possunt; sed praedici possunt ex praesentibus, quae iam sunt et videntur.

xx

.Quod autem nunc liquet et claret, nec futura sunt nee praetenta, nee proprie dicitur, 'tempera sunt tria, praeteritum, praes~ns, et futurum,' sed fortasse proprie diceretur, 'tempera sunt tria, praesens de praeteritis, praesens de praesentibus, praesens de fut.uris.' sunt enim haec in anima tria quaedam et alibi ea non .vldeo, pra.esens de praeteritis memoria, praesens de praese~t~bus c~ntultus: praesens de futuris expectatio. si haec permittimur dicere, tna tempera video fateorque, tria sunt. dicatur etiam, 'temp ora sunt tria, praeteritum, praesens, et futurum' sicut abutitur consuetudo; dicatur. ecce non curo nee resisto nee reprehendo, dum tamen intellegatur quod dicitur, neque id quod futurum est esse iam, neque id quod praeteritum est. pauca sunt enim quae proprie loquimur, plura non proprie, sed

agnoscitur quid velimus. .

54

iTiRAFLAR

de bulunurum. Gordiigiim ijey simdiki, ondeyide bulundugum ijey gelecek zamandadir. Giineij gelecek zamanda degildir, cunkii o zaten vardir: ama heauz varolmayan onun dogusu gelecek zamandadir. Ama eger ben onun imgesine zihnimde sahip olmasaydim, dogusu icin de ondeyide bulunamazdim, Oysa gokyuzunde gordugum 0 safak sokumu ne gunesin dogusudur - gerci ondan once gelir - ne de zihnimdeki 0 imgedir. Gelecek icin ondeyide bulunulabilmesi icin her ikisi de ijimdiki zamanda gorunurler. Demek ki, gelecek seyler henuz yoktur; henuz yoksalar, yokturlar demektir; yoksalar, kesinlikle gortmemezler: ama varolan ve gorunen simdfki zamandakilerden yola cikilarak onlar uzerine ondeyide bulunulabilir.

xx

o halde ijU acik: Ne gelecek var ne gecmis, ne de "gecmis, simdiki, gelecek zaman diye iie; zaman var" demek yerinde. Belki soyle demek yerinde olur: "De; zaman vardir: Cecmistekilere iliskin simdiki zaman, simdikilere iliskin simdiki zaman ve gelecektekilere iliskin simdiki zaman." Cunku bu iie; zaman zihinde vardir ve onlan baska yerde gormem: Cecmistekilere iliskin simdiki

• zaman am, simdfkilere iliskin simdiki zaman bir anhk goru, gelecektekilere iliskin simdiki zaman da beklenti olarak vardir, Kastedilen bunlar ise, iie; zaman goruyorum ve iie; zaman oldugunu soyleyebilirim. Ama gene de varsm densin, geleneksel bicimiyle kullaruldigi gibi "iie; zaman vardir, gecmis, simdiki, gelecek zaman" densin; bu bence onemli degil: karsi cikrmyorum, kinanuyorum: yeter ki denmek istenen ijey, yani ne gelecekte olan seyin ne de gecmiste olan seyin varolmadigr anlasilsm. Zaten tam anlarruyla dile getirdigimiz seyler pek azdir: yerinde kullarulmayanlar ise daha cok: ama demek istedigimiz ijey anlasilabilir,

55

MARTIN HEIDEGGER DER BEGRIFF DER ZEIT

I

I I

f

·1 i I

I

MARTIN HEIDEGGER ZAMAN KA VRAMI

Die folgenden Uberlegungen handeln von der Zeit. Was ist die Zeit?

Wenn die Zeit ihren Sinn findet in der Ewigkeit. dann muB sie von daher verstanden werden. Damit sind Ausgang und Weg dieser Nachforschung vorgezeichnet: von der Ewigkeit zur Zeit. Diese Fragestellung ist in Ordnung unter der Voraussetzung, daB wir iiber den vorgenannten Ausgang verfugen, also die Ewigkeit kennen und hinreichend verstehen. Sollte die Ewigkcit etwas anderes sein als das leere Imrnersein, das aEL, sollte Gott die Ewigkcit sein, dann mtiGte die zuerst nahegelegte Art der Zeitbetrachtung so lange in einer Verlegenheit bleiben, als sienicht von Gott weiG, nicht versteht die Nachfrage naeh ihm. Wenn der Zugang zu Gott der Glaube ist und das Sich-einlassen mit der Ewigkeit nichts anderes als dieser Glaube, dann wird die Philosophie die Ewigkeit nie haben und diese sonach nie als mogliche Hinsieht fiir die Diskussion der Zeit in methodisehen Gebrauch genommen werden konnen. Diese Verlegenheit ist fur die Philosophic nie zu beheben. So ist denn der Theologe der rechte Sachkenner der Zeit; und wenn die Erinnerung nieht trugt, hat es die Theologie mehrfach mit der Zeit ZlI tun.

Erstens handelt die Theologie vom menschlichen Dasein als Sein vor Gatt, von seinem zeitlichen Sein in seinem Verhaltnis zur Ewigkeit. Cott selbst braucht keine Theologie, seine Existenz ist nicht dureh den Glauben begrundet.

Zuieitens solI der christliche Glaube an ihm selbst Bezug haben auf etwas, das in der Zeit geschah, - wie man hort zu einer Zeit, von der gesagt wird: Sie war die Zeit, »da die Zeit erfiillet war ... «.1

Der Philosoph glaubt nicht. Fragt der Philosoph nach der Zeit, dann ist er entschlosscn, die Zeit aus der Zeit

58

A~agldaki dusunceler zamam ele ahyor. Zaman neeir?

Zaman, anlarruru bengilikte buluyorsa, onu oradan anlamak zorunlu. Demek bu ara~brmanm hareket noktasi ve izleyecegi yol once den belli: Bengilikten zamana. ~.ndlglmlz hareket noktasmi kullanmamiz, dolayisryla, bengilik ne, bunu bilmemiz ve yeterince anlamamiz kosuluyla, sorunun boyle belirlenmesi yerinde. Bengilik, i<;eriksiz hep~ikt~n, UE~' den baska birsey olsaydl, Tann bengilik olsaydl, 11k onerdlgimiz zamana bakis yolu, Tarin hakkmda bilgi sahibi olmadikca, ona iliskin sorusturmayi anlamadlk<;a, <;lkma~d~ kalirdi. Tannya gidis yolu inane ise ve bengilige kendini katmak bu inanctan baska bir ~ey degilse, felsefe bengiligi asIa elde edemez, dolayisryla zaman tartismasi icin bengilik asIa vonternsel kullamm a<;lsmdan olanakh bir bakis acisi diye almamaz. Felsefe bu cikmazdan hi<;birzaman kurtulamaz. Bu durumda tannbilimci zaman konusundaki gercek uzmandir ve bellegim beni varultrruyorsa, tannbilim zamanla birkac bakundan ilgilenmistir,

Ilkin, tannbilim insarun Varolmasml Tann onunde varhk

olarak, zamansal varligrru ben:gilikle ilgisi iciride ele ahr. Tanrmm kendisi tannbilime gereksinme duymaz, onun va-

roltrsu inancla temellenmez. . .

Ikincileyin, Hiristiyan inancmm kendisi, zamarun iciride

olmus bir ~eyle ilgili olsa gerek - bize dendigi gibi, "zamarun tamamiyeti gelince"l derken sozedilen bir zamanda.

Filozof inanmaz. Filozof zaman uzerine soru sordugunda

DER BEGRIFF DER ZEIT

zu uersiehen bzw. aus dem C(EL, was so aussieht wie Ewigkeit, was sich aber herausstellt aIs ein blokes Derivat des Zeitlichseins.

Die folgende Behandlung ist nicht theologisch. Theologisch - und es bleibt Ihnen unbenommen, sie so zu verstehen - kann die Behandlung der Zeit nur den • Sinn haben, .di~ Frage nach der Ewigkeit schwieriger zu machen, sre In der rechten Weise vorzubereiten und ei.gentlic~ zu stellen. Die Abhandlung ist aber auch nicht p~Ilos~p~isch, sofern sie nicht beansprucht, eine allgemein gultige systematische Bestimmung der Zeit herzugeben, welche Bestimmung zuruckfragen mufite hinter die Zeit in den Zusarnmenhang der anderen Kategorien hinein.

. Di~ nachfol~enden Uberlegungen gehoren vielleicht l~ erne Vo.rwlssenschaft, deren Ceschaft folgendes in sich begreift: Nachforschungen daruber anzustellen was mit dern, was Philosophie und Wissenschaft, was auslegende Rede des Daseins von ihm selbst und der Welt sagt, am Ende gemeint sein kOnnte. Wenn wir uns daruber ins Klare setzen, was eine Uhr ist wird damir die .in d~r Phy~ik Je.bende Erfassungsart lebendig und damit die Weise, in der die Zeit Gelegenheit bekornmt, sich zu zeigen. Diese Vorwissenschaft innerhalb .deren sich diese Betrachtung bewegt, leb; au~ der v~elleicht eigenwilligen Voraussetzung, daB Philosophie und Wissenschaft sich im Begriffe bewegen. !hre Moglichkeit besteht darin, daB jeder Forscher sich daruber aufklart, was er versteht und was er nicht versteht. Sic gibt Auskunft, wann cine Forschung bei ihrer Sache ist - oder sich nahrt aus ein:.m uberlieferten und abgegriffenen Wortwissen dar~b~r .. SoIche !'lachforschungcn sind gleichsarn der Polizeidienst beirn Aufzugc der WissenschaHen, ein

60

ZAMAN KAVRAMI

zamani, zamandan yola cikarak anlamaya karar vermistir: diyecegim bengilik gibi gorunen, ama yahnkat zamansalhgm hirevi oldugu anla~llan O:tL'den yola cikarak.

Asagidaki inceleme tannbilimsel degil. Tannbilimce - boyle anlamak elbette size kalrmstrr - bir zaman incelemesi bsngilige iliskin soruyu ancak daha zor kilmak, dogru bicimde hazirlamak ve aslmt ortaya koymak anlamiru tasir. Ne ki, inceleme felsefi de de gil, cimkii zamanm gerisini, oteki kategorilerle bagmhsml soru!Jturmasl gerekecek genelgecer, dizgeli bir zaman belirlenimi sunmaya kalkmiyor.

A!Jagldaki dusunceler ugra!Jl !Junu kapsayan bir imbilime ait olsa gerek: Felsefe ile bilimin, Varolmanm kendisi ile dimyaya [liskin acimlayicr konu!Jmasmm soylediginin sonunda ne anlama gelebilecegi konusunda arastirma yUriitmek. Bir saatin ne oldugu konusunda acikhga kavusursak, fizikte ya!Jayan kavrayis tarzi, dolaYlslyla zamarun kendini gosterebilme bicimi canlanacakhr. Bu incelemenin i<;inde yer aldigi bu onbilim felsefe ile bilimin kavramm icinde devindigi yolundaki, belki de aykm, sayiltiya dayarur. Bu onbilimin olanagl da her ara!Jhrmacmm neyi anladrgi, neyi anlamadigr konusunda acikhga kavu!Jmasma baghdu. Bu onbilim. bir ara!Jhrmanm ne zaman konusuna iliskin oldugunu. ne zaman edinilmi!J, eskimi!J bir sozel bilgiden ge<;indigini bildirir. Bu tur arastirmalar bilimler ge<;idindeki guvenlik gorevine benziyor; gerci ikincil ama kimileyin de ivedi bir is, kimine gore. Bunlarm felsefeyle ilgisi II acaba onlar bunu nasil yapnlar" diye zaman zaman eskileri kan!Jhrma isinde ona

61

DER BEGRIFF DER ZEIT

zwar untergeord netes aber zuweilen dringliches Ceschaft, wie einige rneincn. Ihr Verhaltnis zur Philosophie ist nur das des Mitlaufens, um zuweilen Haussuchung bci den Altcn zu halten, wie sie cs eigentlich gemachthaben, Mit der Philosophic hat die folgende Uberlegung nur so viel gernein, daIS sic nicht Theologie ist.

Zunachst einen vorlaufigen Hinweis. auf die begegnende Zeit in der Alltaglichkeit, auf die Natur- und WeItzeit. Das Interesse dafi.ir, was die Zeit sei, ist in der Gegcnwart neu geweckt durch die Entwicklung der physikalischen Forschung in ihrer Besinnung auf die Grundprinzipien der hier zu vollziehenden Erfassung und Bestimmung: der Messung der Natur in einem raum-zeitlichcn Bczugssystem. Der jetzige Stand dieser Forschung ist fixiert in der Einsteinschen Relativitatstheorie. Einige Satze daraus: Ocr Raum ist an sich nichts; es gibt keinen absoluten Raum. Er existiert nur durch die in ihm enthaltenen Korper und Energien. (Ein alter Aristotelischer Satz:) Auch die Zeit ist nichts. Sic besteht nur infolge der sich in ihr abspielenden Ercignisse. Es gibt keine absolute Zeit, auch keine absolute Cleichzeitigkeit." - Man ubersieht Icicht uber dem Dcstruktiven dieser Theorie das Positive, daB sie gerade die Invarianz der Gleichungen, die die Naturvorgange beschreiben, gegenuber beliebigen Transformationen nachweist.

• Die Zeit ist das, worin sich Ereignisse abspielen." So wird dieses schon von Aristoteles gcsehen imZusammenhang mit der Grundart des Seins des Naturseins: der Verandcrung, des Platzwcchsels, der Fortbewcgung: E'lTEl o\}v ou KLV'l1fTL<;, dV&')'K'rJ 1'l]<; Kwf}aEw<; 'TL EivCXL CXllTOV.4 Da sie nicht selbst Bewegung ist, muB sie irgendwic mit der Bewegung zu tun haben. Die

62

ZAMAN.KA VRAMI

eslik etmek yalruzca. Asagidaki <;:ah~manll1 felsefeyle ortakhgl olsa olsa tannbilim olmamasi.

Oncelikle, gundelik yasayista karsilasilan zamanla, doga ve dunya zamaruyla ilgili ge<;:ici bir uyan: Zamanm" ne 01- dugu konusuna ilgi gunumuzde doga ara~tlrmasmm. gelismesi, burada ger<;:ekle~tirilecek kavrama ve belirlemenin temel ilkelerine yanelmesi ile yeniden uyandi: Bir uzay-zaman bagmtrsi dizgesi icinde dogayi olcme. Bu arasnrmanm simdiki durumu Einstein'm gorelilik kurarruyla belirlenmistir. Iste ondan kimi onermeler: Uzay kendi basma hicbirsey degildir; mutlak uzay yoktur. 0 yalruzca icinde yer alan cisimler ve enerjilerle varolur. (Aristoteles'in eski bir onermesi.) Zaman da hicbirsey degildir. Yalmzca icinde ge<;:en olaylar sonucu vardir. Mutlakzaman yoktur, mutlak e~zamanhhk da yoktur.2 - Bu kuramm yikici yanl arkasmdaki olumlu yan. kuramm dirpeduz dogal olaylan betimleyen denklemlerin gelisiguzel donusumler karsismda degi~mezligini kamtlamasi kolayca gozden kaciyor.

Zaman, icinde olaylarm ge<;:tigi ~eydir.3 Aristoteles de dogal varhgm temel varhk bicimi - degi~me, yer degi~tirme, ilerleme - baglammda bunu gormu~tu: mEl ow oi) XLVllO~s, uv6.yxYI 'ti1£ X~viJOf())£ 't~ elvo; a-trt6v. Madem kendisi devinim de gil, devinimle bir bicimde ilgisi olsa gerek.4 Zamanla herseyden once degi~ebilen varolanlarda karsilasrhr. Degi~me zaman icindedir. Zaman bu karsilasma biciminde, diyecegim degi~ebilen nesneyi iceren olarak, ne olarak bulunabilir? Burada ne ise onun icinde kendisi olarak rru var?

63

DER BEGRIFF DER ZEIT

Zei t begegriet zunachs t im veranderlich Seienden; Veranderung ist in der Zeit. Als was ist Zeit in diesel' Begegnisart, narnlich als das Worin des Veranderlichen, vorfindlich? Gibt sie sich hier als sie selbst in dem, was sie ist? Kann cine Explikation der Zeit, die hier ansetzt, die Gewahr haben, daJS damit die Zeit gleichsam die fundarnentalen Phanornene hergibt, die sic in dem cigenen Sein bestimmen? Oder wird man bcim Aufsuchcn der Crunde der Phanomene auf etwas anderes verwiesen?

Als was begegnet die Zeit fi.ir denPhysiker? Das bestirnmende Erfassen der Zeit hat den Charakter der Messung. Messung gibt an das Wielange und das Wann, das Von-wann-bis-wann. Eine Uhr zeigt die Zeit. Eine Uhr ist ein physikalisches System, auf dem

, sich die gleiche zeitliche Zustandsfolge standig wiederholt unter der Voraussetzung, daJS dieses physikalische System nicht der Veranderung durch auBere Einwirkung unterliegt. Die Wiederholung ist zyklisch. Jede Periode hat die gleiche Zeitdauer. Die Uhr gibt eine sich standig wiederholende gleiche Dauer, auf die man immer zuriickgreifen kann. Die Aufteilung dieser Dauerstrecke ist beliebig. Die Uhr milst die Zeit, sofern-die Erstreckung der Dauer eines Geschehens auf gleiche Zustandsfolgen der Uhr verglichen und von da in ihrem Soviel zahlenmafiig bestimmt wird.

Was erfahren wir von der Uhr iiber die Zeit? Die Zeit ist etwas, in dem beliebig ein Jetztpunkt fixiert worden karin, so daB immer von zwei verschiedenen Zeitpunkten der eine friiher, der andere spater ist. Dabei ist kein Jetztpunkt der Zeit vor dem anderen ausgezeichnet. Er jst als jetzt das mogliche Fniher eines Spater, aJs Spater das Spater eines Friiher. Diese Zeit ist durchgangig gleichartig, homogen. NUT sofem die Zeit als homogene konstituiert ist, ist sie meBbar. Die

64

ZAMAN KAVRAMI

Burada ortaya konan zaman aciklamasi, boylece zamaru kendi varligmdabelirleyen temel gorunguleri de saglayacagma iliskin bir giivence tasiyor mu? Yoksa gorungulerin temellerine yonelik arastirmadabaska bir ~eye mi basvurulacak?

Zaman fizikcinin karsisma ne olarak cikar? Belirleyici zaman kavrayrsi olcme niteligi tasiyor. Olcme, 'ne kadar zaman'i, 'ne zaman' I, 'ne-zamandan-ne-zamana-dek'I bildirir. Bir saat zamaru gosterir. Bir saat, bu fiziksel dizgenin dl~ etki ile degi~iklige ugramamasi kosuluyla, uzerinde esit zaman birimi siirekii yinelenen fiziksel bir dizgedir. Yinelenme cevrimseldir, Her donem esit zaman suresi tasir, Saat, hep el altmdaki surekli yinelenen esit siireleri verir. Bu sure uzunluklanrun aynlmasi keyfidir. Bir olaym siire yayilmu saatin esit birim sirasiyla karsrlastmlabildigi surece ve orada niceliksel saYI olcusu icinde belirlendigi siirece, saat zamaru olcer,

Saatten zaman uzerine ogrendigimiz ne? Zaman, hep iki degisik andan biri once, oteki sonra olacak sekilde, icinde herhangi bir an saptanabilen bir ~ey. Demek, hicbir zaman aru otekinden ustim degil. 0 'simdi' olarak, bir sonranm olanakh oncesi, 'sonra' olarak da bir oncenin sonrasi. Bu zaman bastanbasa tekbicimli ve bagdasik. Zaman ancak bagdasik olarak kuruldugu olcude olculebilir, Demek zaman oyle bir gidis ki asamalari biribiriyle oncelik sonrahk iliskisi icinde bulunuyor. Her 'once' ile 'sonra' bir 'simdi' tarafindan belirlenebiliyor, oysa '~imdi'nin kendisi keyfi. Bir olaya saatle yaklasildikta, saat bir olayi suresinin niceliginden

65

DER BEGRIFF DER ZEIT .

Zeit ist so ein Abrollen, dessenStadien in der Bezie~L1.~1g des Fruher und Spater zueinander stehen. Iedes Fniher und Spater ist bestimmbar aus einem [etzt, weJc~es aber selbst beliebig ist. Gcht man mit der Uhr auf em Geschehen 7.U, so macht die Uhr ein Gesehehen ausdrucklich. mehr hinsichtlich seines Ablaufens im ]et.zt .. als hinsichtlich des Wieviel seiner Dauer. Die p:lmar~ Bestimmung, die die Uhr jeweils leistet, -ist nJ~h~ dl~ Angabe des Wielange, des Wieviel der gegenwartig fliefienden .Zeit, ~ondern die jeweilige Fixierung des [etzt. ~cnn ich die Uhr herausziehe, so ist das er~tc, was ich sage: »[etzt ist es neun Uhr; 30 Minuten seitdem das geschah. In drei Stunden ist es zwolf.«

. Die Zeit jetzt, da ich auf die Uhr sehe: Was ist d~eses Jetzt? Ietzt, da ich es tue; jetzt da etwa hier das LIcht ausgeht. Was ist das Jetzt? Verfiige ieh tiber das [etzt? Bi.~ ich. das Jetzt? 1st jeder Andere das [etzt? D~nn ~are ~Ie Zeit ja ieh selbst, lind jeder Andere w~re .dle ~elt. Und in unserem Mitcinander waren wir die Zeit - keiner und jeder. Bin ieh das Jetzt, oder nur der, der es sagt? Mit oder ohne ausdruckliche Uhr? Jctz~, abends, morgens, diese Naeht, heute: Hier stoBe.n wrr ~lIf cine Uhr, die sich das menschliche Dascin von jeher zugelegt hat, die natiirliche Uhr des Wechscls von Tag und Nacht.

W~lch~ Bc",:andtnis hat es damit, daB menschliches Dasein sich erne Uhrangesehafft hat schon VOT allen Tasehc~- und Sonnenuhren? Verfuge ich tiber das Sein der Zeit und meine ich im Jetzt mieh mit? 'Bin ich selbst das [etzt und me in Dasein die Zeit? Oder ist es am Ende die Zeit sclbst, die sich in uns die Uhr anscha~ft? Allgus~in\.l.s hat im XI. Bueh seiner »Confessiones~1~ Fra~e bis hierher getrieben, ob der Geist selbst die Zeit ser. Und Augustinus hat die Frage hier stehen gelassen. »In te, anime meus, tempora metior; noli

66

ZAMAN KA VRAMI

cok, '~imdi'de yolahsiyla ilgili olarak ifade eder. Saatin her defasmda ger<;ekle~tirdigi temel belirleme, 'ne kadar sure'nin, ~imdiki zamanda akan zamarun niceliginin degil. '~imdi'nin su ana ozgu saptanmasldlr. Saatimi <;;lkarhrsam ilk soyledigim su olur: "Saat simdi dokuz; flu oldugundan bu yana otuz dakika ge<;ti; u<; saat soma oniki olacak."

Burada saatte simdiki zamaru goruyorum. Ama bu 'flimdi' ne? Simdi burada, bunu yaplyorum; simdi burada isik disan cikiyor. '~imdi' ne? '~imdi' benim elimde mi? Be; 'simdi' miyim? Her baska kisi 'simdi' mi? Oyleyse ben zaman olurum, baska her kisi de zaman olur. Biraradahglrruz i<;inde biz zaman oluruz - hickimse ve herkes. Ben mi 'flimdi'yim, yoksa yalmzca bunu soyleyen mi? ille bir saatle mi yoksa onsuz mu? ~imdi, aksam, sabah, bu gece, bugun:

Burada insanm varolmasiru oteden beri saran bir saatle karflllafllyoruz, gunduz ile gecenin dogal degiflme saati.

[nsarun Varolmasmm biitim cep ve gunefl saatlerinden once kendisi icin bir saat saglamasmm i<;yuzu ne? Zamanm varligi elimde mi, 'simdi' He ben kendimi mi kastediyorum? Ben kendim 'flimdi' miyim ve benim Varolmam zaman rru? Yoksa sonunda bizim icimizde kendisi icin saat yapan zamarun kendisi mi? Augustinus Conjessiones'inin XI. kitabmda soruyu, tinin kendisinin zaman olup olmadigma dek gotiirmustiir. Augustinus'soruyu, burada birakrmstir. "In te, anime meus, tempora metior. noli mihi obstrepere, quod est; noli tibi obstrepere turbis affectionum tuarum. in te, inquam, tempora metior. affectionem quam res praetereuntes in te faciunt et, cum illae praeterierint, manet, ipsam metior

67

DER BEGRIFF DER ZEIT

mihi obstrepere: quod est; noli tibi obstrepere turbis affectionurn tuarum, In te, inquarn, tempera metier: affectionern quam res praetereuntes in te faciunt, et cum illae praeterierint manet, ipsam metier praesentern, non eas quae praeterierunt ut fierct: ipsam metier,

. cum tempera metior.e'' In Paraphrase: »In dir, rnein Geist, messe ich die Zeiten; dich messe ich, so ich die Zeit messe. Kemme mir nieht mit der Frage in die Quere: Wie denn das? Verleite mich nieht dazu, von dir wegzuschen durch cine falsche Frage. Kemme dir selbst nieht in den Weg durch die Verwirrung dessert, was dichselbst angehen mag. In dir, sage ieh immer wieder, rnesse ieh die Zeit; die vori.ibergehend begegnenden Dinge bringen dich in cine Befindlichkeit, die bleibt, wahrend jene verschwinden. Die Befindliehkcit messe ich in dem gegenwartigen Dasein, nicht die Dinge, welche vorubergehen, dafj sie erst entstiinde. Mein Mich-befinden selbst, ich wiederhole es, messe ich, wenn ieh die Zeit messe.«

t

Die Frage nach dem, was die Zeit sei, hat unsere Betrachtung auf das Dasein verwiesen, wenn mit Dasein gemeint ist das Seiende in seinem Sein, das wir als menschliches . Leben kennen; dieses Seiende in der /eweiligkeit seines Seins, das Seiende, das wir jeder selbst sind, das jeder von uns in derGrundaussage trifft: Ich bin. Die Aussage »Ich bin- ist die eigentliehe Aussage vom Sein. vom Charakter des Daseins des Mensehen. Dieses Seiende ist in der Jeweiligkeit als meiniges.

Aber bedurfte es dieser umstandlichen Oberlegung, urn auf das Dasein zu stolSen? Gentigtc nieht der Hinweis, daf die Akte desBewufitseins, die seelischen Vorgange, in der Zeit sind, - auch dann, wenn diese Akte sich auf etwas richten,was selbst nieht durch die Zeit bestimmtist? Es ist ein Umweg. Aber der Frage

68

ZAMAN KA VRAMI

praesentem, non ea quae praeterierunt ut fieret; ipsam metior, cum tempora metior.T' Yorumuyla: "Sende, tinim, zamanlan ol<;iiyorum; seni olC;iiyorum, boylece zamaru olcuyorum. Su soruyla karsima cikma: Nasil oluyor bu? Yanhs bir soruyla g6zlerimi senden baska yere c;evirmem icin yoldan C;lkarma beni. Sana iliskin olanlarm kansikhgi ile kendi yolunu tikama, Sende, hep yeniden s6yliiyorum, sende olcuyorum ben zamaru. Karsirruzdaki gelip gecici nesne1er kendileri yitip giderken seni kahcihk ta~lyan bir duruma getiriyodar. Ben simdiki Varolmada bu durumun ortaya cikabilmesi icin gelip gec;en nesne1eri de gil, durumun kendisini 01- c;iiyorum. Yineliyorum, zamaru 61c;tiigiimde kendi bulundugum durumu 61C;iiyorum."6

Eger Varolma ile, bizim insan ya~aml olarak bildigimiz,

. kendi varhgl icindeki varo1an kastediliyorsa, zamarun ne 01- duguna deggin soru ara~tlrmamlzl Varolmaya yoneltiyor . demektir; varhgmm ~u andahgmdaki bu varo1an, herbirimizin oldugu varo1an, herbirimizin ~u teme16nermede karsisma C;lkan varolan: Ben vanm. 'Ben varun' onermesi, insanm Varolmasirun asil varhk ifadesidir. Bu varolan su andahgly1a benimki olarak var.

Peki Varo1maya ulasmak icin bu karmasik us1am1amaya gerek var rruydi? Bilinc edimlerinin, ruhsal olaylann seyrinin - bu edimler .kendisi zamanla belirlenmis olmayan bir nesneye yonelmis olsalar bile - zaman icinde olduklarmi belirtmek yetmez miydi? Bu dolambacli bir yol. Ama zamana iliskin soru suraya baglarur: Oyle bir yamt bulunsun ki

69

DER BEG RIFF DER ZEIT

nach dcr Zeit liegt daran, eine solche Antwort zu gewinncn, daf aus ihr die verschiedenen Weisen des Zcitlichscins vcrstandlich worden: und daran, einen moglichen Zusnrnrncnhang dessen, Wi1S in der Zeit ist, mit dern, was die eigentliehe Zeitlichkcit ist, von allem Anfang an sichtbar werden zu lassen.

Die Naturzeit als langst bekannte und besprochene hat bislang den Boden fLir die Explikation der Zeit abgegebcn. Sollte das menschliche Sein in einern ausgezeichneten Sinne in der Zeit sein, so daf an ihm, was die Zeit ist, ablesbar werden karin, so mug dieses Dasein charaktcrisiert werden in den Crundbestimmungen seines Seins. Es mtigte dann gerade sein, daIS Zeitlichsein - recht verstanden - die fundamentale Aussage des Daseins hinsichtlich seines Seins sei. Aber aueh so bedarf es einer vorgfingigen Anzeige einiger Grundstrukturen des Daseins selbst.

1. Das Dasein ist das Seiendc, das charakterisiert wird "Is ln-der-vvelt-eein. Das menschliche Leben ist nicht irgendein Subjekt, das irgendein Kunststiick rnachen mug, urn in die Welt zu kommen. Dasein als In-der-Welt-sein meint: in der Weise in der Welt sein, dag dieses 5ein besagt: mit der Welt umgehen; bei ihr verweilen in ciner Weise des Verrichtens, des Bewerkstelligens, das ErIedigens, aber auch der Betrachtung, des Befragens, des betrachtenden, vergleichenden Bestimmens. Das In-der-Welt-sein ist charakterisiert als Besorgen.

2. Das Dasein als dieses In-der-Welt sein ist in cins damit Mil-eill(1Jrder-seill, mit Andercn sein: mit Anderen dieselbe Welt dahaben, einander begegnen, mitcinander sein in der Weise des Fur-einander-seins. Aber dieses Dasein ist zugleich Vorhandensein fur

70

ZAMAN KAVRAMI

baska baska zamansalliklar anlasilir olsun; zaman icinde olan nesnenin asil zamansalhk olan seyle olanakh bir baglantisi en basmdan gosterilebilsin.

Doga zamaru, nicedir bilinen ve tartisilan zaman olarak, bugune degin zaman aciklamasi icin temel olarak gorulmufitur. Eger insan varligi, ozel bir anlamda zaman icindeyse, diyecegim zamarun ne oldugu onda okunabiliyorsa, bu Varolma onun varhgirun temel belirlenimlerinde ayirt edici ozellik olarak gosterilebilir. 0 zaman dupediiz, zamansal 01- manm - dogru anlamiyla - Varolmarun, onun varhgiyla ilgili temel ifadesi olmasi zorunlu olurdu. Ama bu durumda da Varolmarun kendisinin kimi temel yapilanmn onemli ozelliklerine gerek var.

1. Varolma, dunyanm-icinde-olmak olarak nitelendirilen varolandir. lnsan yafiaml dunyaya gelmek icin ozel bir ifi yapmak zorunda olan herhangi bir ozne degildir. Dunyarun-icinde-olmak olarak Varolma su anlama gelir: bu varhgm kastettigi bicimde dunyada olmak: dunyayr becermek: gorevini yerine getirir, ifi gorur, isini tamamlar durumda, aym zamanda inceleme durumunda, gozleyenin, karsilastirmalan belirleyenin durumunda dunyada kalmak. Dunyamn-icinde-olmak islemet; iizen gostermek diye nitelendirilmistir.

2. Dunyarun-icinde-olmak olarak Varolma, bunun yanlslra birbtri-ile-olmak, baskalanyla olmaktir. Ayru dunyaya baskalanyla birlikte sahip olmak, biribiriyle karsilasmak, biribiri-icin-olmak tarzmda birlikte olmaktir, Ama bu Varolma,

71

DER BEGRIFF DER ZEIT

Andere, narnlich auch so, wie ein Stein da ist, der kcine Welt da hat und besorgt.

3. Miteinandcr in dcr Welt sein, als Miteinander sic haben, hat eine ausgezeichnete Seinsbestimmung. Die Grundweise des Daseins der Welt, das sie miteinander Dahaben, ist das Sprechen. Sprechen ist vall gesehen: sich allssprechendes mit einemAnderen iiber etwas Sprechen. Irn Sprechen spielt sich vorwiegcnd das In-der-Welt-scin des Menschen abo Das wufite schon Aristoteles. In dem, wie das Dasein in seiner Welt tiber die Weise des Umgangs mit seiner Welt spricht, ist mitgegeben eine Selbstauslegung des Dttseins. Es sagt aus, als was das Dasein jeweilig sich selbst versteht, als was es sich nimmt. Im Miteinanderspr~ch~n, in dem, was man so herumspricht, Iiegt je- . wells die Selbstauslegung der Gegenwart, die in diesem Cespriich sich aufhalt.

4. Das Dasein ist ein Seiendes, das sich bestimmt als »Ich bin «, Fur das Dasein ist die /eweiligkeit des »Ich bin« konstitutiv. Oasein istalso ebenso primar, wie es In-der-Welt-sein ist, auch mein Dasein. Es-ist je eigenes lind als eigenes [etoeiliges. Soli dieses Seiende in seinem Seinscharakter bestimmt werden, so ist von der Jeweiligkeit als der je meinigen nicht zu abstrahieren. Mea res agitur. Aile Crundcharaktere mi.issen sich so in der [eweiligkeit als der je meinigen zusarnrnenfinden.

5. Sofern das Dasein ein Seiendes ist, das ich bin, und zugleich bestimmt ist als Mit-einander-sein, bin ieh mein Oasein zumeist und durehsehnittlich nieht selbst, sondern die Anderen: ieh bin mit den Anderen lind die Anderen mit den Anderen ebenso. Keiner ist in der Alltaglichkeit er selbst. Was er ist und wie er ist, das ist niemand: keiner und doch alle miteinander. Alle sind nicht sie selbst. Dieser Niemand, von dem wir selbst in der AIItiiglichkeit geJebt werden, ist das

72

ZAMAN KA VRAMI

aym zamanda. .ba§kalan icin bulunmaktir. 'diyecegim, hiebir dunyarun sahip <;:lkmadlgl ve islemedigi bir tas gibi ~u-

rada olmakhr.

3. Birlikte ona sahip olarak dimyada bulunmak olaganus-

tu bir varhk belirlenimi tasir. Dunyanm varolmasmm temel yolu, diyecegim ona birlikte sahip olma, konusmadir. Konusmak. tam anlamiyla ~udur: Bir sey iizerine, baska biri ile, kendini icien ifade eden konusma. Konu~mada oncelikle insanm dunyanm-i<;:inde-olmasl sozkonusu olur. Bunu Aristoteles de biliyordu. Varolmanm kendi dunyasmda kendi dunyasiyla iliskisi uzerine konu~masl yoluyla, Varolmanm kendisinin bir a{:lklamasl verilmistir. Varolmanm kendini ozel artlamda ne olarak anladrgiru, kendini ne olarak kabul ettigini ifade eder. Icinde boyle bir goru~menin gectigi karst- , hkh konu~manm icinde, bu goru~mede hazir bulunan simdiki zamarun kendi ozel aciklamasi bulunur.

4. Varolma, kendini 'ben vanm' diye tarumlayan bir varolandir. 'Ben vanm'in su andahgi. Varolma icin temel olusturueudur. Imdi Varolma, dunyanm-i<;:inde-olmak icin temelse, benim Varolmam icin de temeldir. 0 hep kendisi ve ~u andaki kendisi olarak vardir. Bu Varolmanm, onun varhk niteligi icinde belirlenmesi gerekiyorsa, hep bertimki olarak su andahktan soyutlanmamasl zorunlu. Mea res agitur7 Butun temel ozellikler hep benimki olarak bu bicimde su andahk icinde bulu~mak zorundadir.

5. Varolma, benim varoldugum bir varolan oluyorsa ve

aym zamanda baskasi-ile-olmak olarak tammlamyorsa, benim Varolmam <;:ogu kez ve genelde ben kendim degilimdir, ba:=jkalandu. Ben baskalarrvla varolurum ve baskalari da

73

DER BEGRIFF DER ZEIT

»Msm«. Man sagt, man hort, man ist dafiir, man besorgt. In der Hartnackigkeit der Herrschaft dicses Man liegen die Moglichkeitcn rneines Dascins, und aus dieser Einebnung heraus ist das »Ich bin« moglich. Ein Seiendcs, das die Moglichkeit des »Ich bin« ist, ist als solches zumeist ein Seiendes. das man ist.

6. Das so charakterisierte Seiende ist ein soIches, dem es in seinem alltaglichen und jeweiligen In-derWelt-sein au] scin Sein ankommt, Wie in allern Sprechen uber die Welt ein Sichaussprechen des Daseins iiber sich selbst liegt, so ist niles besorgende Umgehen ein Besorgen des Seins des Dnseins. Das, womit ich umgehe, womit ieh mieh beschaftige, woran mich mein Beruf kettet, bin ieh gewisscrmalScn selbst und darin spieJt sieh mein Dasein abo Die Sorge um das Dasein hat jeweils das Sein ill die Sorge gestelu, wie es in der herrschenden Auslegung des Daseins bekannt und verstanden ist.

7. In der Durchschnittlichkeit des alltaglichen Daseins Iiegt keine Reflexion auf das Ich und das Selbst, und doeh hat sich das Dasein selbst. Es befindet sich bei sieh selbst. Es trifft sich da selbst an, womites gemcinhin umgeht.

8. Das Dasein ist als Seiendes nieht zu beweisen, nicht einrnal aufzuweisen. Der primare Bezug zum Dasein ist nieht die Betraehtung, sondern das »es sein«. Das Sich-erfahren wie das Ubcr-sich-sprechen, die Selbstauslegung, ist nur eine bestimmte ausgezeichnete Weise, in dcr das Dasein sich selbst jeweils hat. Durchschnittlich ist die Auslegung des Daseins von der Alltaglichkeit beherrscht, von dern, was man so iiber das Dasein und das menschliche Leben i.iber-lieferter Weise meint, vom Man, von der Tradition.

In der Anzeige dieser Seinscharaktere ist allcs unter die Voraussetzung gestellt, dieses Seiende sei an ihm

74

ZAMAN KAVRAMI

ba~kalanyla. Hi<;:kimse bizzat kendisi degildir ~irisi olan.ve old ugu bicimde olan, hickimse degildir. ~~<;:kll~~se. ve ~~e de herkes birbiriyle. Hi<;:kimse bizzat kendisi deg1ldu. Bizim kendimizin onunla gi.indelik ya~am si.irdi.irdi.igi.imi.iz bu 'hi:kimse' 'Biri'dir. Biri soyler, biri dinler, biri birsey i<;:indir, biri oze~ gostedr. Bu Biri'nin egemenliginininat<;:lhg,l i<;:in~e benim Varolmam1m olanaklan yatar, ve 'ben vanm. bu o~. ti.i~menin dismda olanaklidrr. 'Ben vanm'l~. 01ana~hhg1

olan bir varolan. nasilsa 0 bicirniyle, <;:ogun, Biri olan bir va-

roland!r.

6. Bu bicimde nitelendirilen Varolan, kendi gi.indelikli~in-

de ve su andahginde di.inyamn-i<;:inde-olu~u an un oaritgma baglz alan bir varoland1r. Nasil di.inya uzerine her konusmada Varolmanm kendisi i.izerine konu~mas1 bulunursa, aym ~e~ilde her ozenli gori.inme, Varolmamn varh~m~ islemesi, ozen gostermesidir. Ne ile iliskide is em, ne ile ugra~lyorsam, kendimi neye adadrysam. 0 nesne bir bicimde ben kendimim ve benim Varolmam onun icinde sozkonusu olur. V~rolmanm egemen a<;:lklamas1 icinde bil~digi ~e. anla~tl~lgl

ibi Varolmaya gosterilen ozen, ~u anki varhg11~lem1~t1r.

g 7~ Gi.inli.ik Varolmamn slradanhg1 icinde hicbir di.i~i.inc.e 'Ben'e ve 'Kendi'ne uzanmaz ve yine de Varolmanm kendisini tasrr. 0 kendini kendinde bulur. Genelde ne ile iliski-

deyse orada kendisine rastlar. . .. .

8. Varolma, varolan olarak gosterilmemeh, gostenlmeye

bile <;:ah~llmamah. Varolma ile onde gelen i1i:ki gozle~ de gil, '0 almak'tlr. Kendi-i.izerine-konu~ma ~ekh~~e kendi uzerine bilgi edinme, kendini aciklama. yalm~ca.l<;:~n~e Varolmamn bizzat kendi ~u-andahglm ta~ldlgl behrh bir ola-

75

DER BEGRIFF DER ZEIT

selb.~t [i..ir cine es auf sein Sein nlislegcnde Forsehung z.ugangheh. Ist diesc Voraussetzung richtig oder kann slc.wankend gernacht werden? In der Tat. Aber nieht aus der Bcrufung darauf, daB psyehologisehe Betraehtung des Daseins ins Dunkle fuhrt komrnt di

S I . . kei . ,lese

., ~ lwleng CIt. ElI1C weit ernsthaftere Sehwierigkeit als

die, daB menschliches Erkenncn begrenzt ist, soil sichrb~r gernachr werden, so zwar, daIS wir gerade in dem ~~eh~-alls~eie~en vor der Verlegenhcit tins in die

. gheh~elt bringen, das Dnsein in der Ei~entlicllkeit

setnes 5£'1115 7.U crgrcifcn. c

Die Eigentlichkeit des Daseins ist das W"'S sei .. .a

f 5' ... c • , u clnc aUjJ£,r-

S e emsI11og11chkeit ausmacht Durch diese .. o

M" li hk . . aUDerste

og. ic el t . d~~ Daseins ist das Dasein primar

beshm.mt. Ole Elg~ntl~chkeit als iiuBerste M6gJichkeit des Seins des Daseins ist die Seinsbestimmung in der aI!e vorgennan~en Charaktere das sind, was Si~ sind. Ole Verlegenhc.lt der ~aseinscrfassung griindet nieht in der Begrenzth:] t, Unslcherheit und Unvollkommenheit des ErkenntT1lsverm6gens, sondern in dern Seienden s.clbst,. da~ erkannj werden soil: in einer Crundmo _

lichkeit sernes Seins. g

Un.te~ an.derem wurde die Bestimmung genannt: Das ~asem. 1St In ?er Jeweili.g~eit; sofern cS ist, was es sein ?nn, ist ~s J: das meimge. Die Bestimmung ist an ~lesem S~lO emc durchgangige, konstitutive. Wer sie l1reh~trelcht, hat an seinem Thoma das verloren wovo

er spricht. ' n

Wie aber soil dieses Seiende in seinem Sein erkannt :verden, bevor es zu scinem Ende gckomme . 't? B' .

ich d h' . n IS. in

. o~ mit metnem Dasein immer noch L1nterwegs

Es ist Ullmer noch 'etwas, was noch nicht zuende ist~ Am E~de, wenn ~s sowe.it ist, ist es gerade nicht mehr. Vor ~lesem Ende ist es me eigentlich, was es sein kann: und ist es das, dann ist es nieht mehr. '

76

ZAMAN KAVRAMI

gani.isti.i tarzdir. Genelde Varolmanm aciklamasi, gi.indelikligin egemenligi altindadir: Varolma ve insan ya~aml uzerine aktanlan bicimde kastedilen seyin, 'Biri'nin, ~ elenegin egemenligi altmdadir.

Bu Varhk ozelliklerinin bilgisi icindeki hersey, bu varolarun kendinde, onu varhgryla ilgili olarak aftklayan bir arastirma icin elverisli olmasr kosuluna baghdir. Bu kabul dogru mu yoksa sallantih rru? Gercekten de oyle. Ama Varolmarun ruhbilimsel gozleminin karanliga goturmesi yiiziinden bU sorun ortaya cikryor degil, Cok daha ciddi bir sorun, insan bilgisinin sirurh oldugunun gorulebilir kilmmasr gerekliligi. Yani bizim diipediiz, Varolmayt on un tarligmm asli icinde kavtama olanagi icine girme sikmtismdan kacmamamiz.

Varolmanm ash, onun en son varltk olanagtn: ortaya cikaran seydir, Varolma oncelikle, Varolmanm bu en son olanagi araohgryla belirlenmistir. Varolmanm varhgmm en son olanagl olarak gerceklik, icinde 0 arulan niteliklerin hepsinin ne ise 0 oldugu varhk belirlenimidir. Varolmayi yakalama ile ilgili kansikhgm nedeni; bilgi olanaklarmm simrhhgmda, kesin olmayismda, mukemmel olmayismda degil, bilinmeS1 gereken varolanm kendindedir: onun varhgmm temel olanagindadir.

Baska seyler arasmda su belirlemeden sozettik: Varolma su andahktadir: 0 olabildigi ~ey oldugu siireee hep benimkidir. Bu varhk icin bu belirleme tumeldir, .kurucudur. Onu silip atan kimse, konusu icinde iizerine konustugu seyi yitirmistir.

Ne ki, bu varolan, sonuna ulasmadan once, varhgi icine

77

DER BEGRIFF DER ZEIT

ZAMAN KAVRAMI

Vermag das Dasein der Anderen Dasein im eigcntlichcn Sinne nicht zu ersetzen? Die Auskunft auf das Dasein Ariderer. die mit mir waren und die zu Ende gekommen sind, ist cine schlcchte Auskunft. Einmal ist es nicht mehr. Sein Ende ware ja das Nichts. Darum vermag das Dasein der Anderen nicht Dasein im eigentlichen Sinne zu ersetzen, wenn anders die Jeweiligkeit als meinige festgehalten worden soil. Das Dasein des Anderen habe ich nie in der urspriinglichen Weise, der einzig angemesscnen Art des Habens von Dasein: den Anderen bin ich nie.

[e weniger man Eile hat, sich von dieser Verlegenheit unverrnerkt fortzuschleichen, je langer man dabei aushalt, urn so deutlicher wird sichtbar: in dem, was am Dasein diese Schwierigkeit bereitet, zeigt es sich in seiner aulSersten Moglichkeit. Das Ende meines Daseins, mein Tod, ist nicht etwas, wobei ein Ablaufszusammenhang cinmal abschnappt, sondern eine Moglichkeit, urn die das Dasein so oder so weifi: die auBerste Moglichkeit seiner selbst, die es ergreifen, als bevorstehend aneignen kann. Das Dasein hat in sich selbst die Moglichkeit, sich mit seinem Tad zusammenzufinden als der auiSersten Moglichkeit seiner selbst. Diese auBerste Seinsmoglichkeit ist vom Charakter des Bevorstehens in Cewiflheit, und diese Gewiflheit ist ihrerseits charakterisiert durch eine vollige Unbestimmtheit. Die Selbstauslegung des Daseins, die jede andere Aussage an GewiGheit und Eigentlichkeit iiberragt, ist die Auslegung auf seinen Tad, die unbesiimmte Gewif1heit dcr eigensien Moglichkeit des ZuEnde-seins.

Was 5011 das fur unsere Frage, was die Zeit sei, und besonders fur die nachste Frage, was das Dasein in der Zeit sei? Das Dasein, immer in der Jeweiligkeit des

nasil bilinecek? Ben Varolmamla birlikte hala yoldayim. 0 hala, heruiz sona ermemis bir ~ey. Vanrsa oraya, sonda, artik yok. Bu sondan once, hicbir zaman, olabildigi asil ~ey degil; 0 asil ~ey olursa, 0 zaman yok artik.

Baskalaruun Varolmasi gercek anlamiyla Varolmarun yerini tutamaz rru? Benle birlikte olmus ve sonuna ulasmis olan baskalanyla ilgili bilgi kotu bir bilgidir. Bir kere o.artik yok. Sonu olsa olsa hie. Bunun icin baska tarzda ~u andahga benimki diye sanlmak gerekiyorsa, baskalarirun Varolmasi Varolmanm yerini asil anlamda tutamaz. Baskalanrun Varolmasma temel tarzda, Varolmanm iyeligine upuygun biricik tarzda asla iye degilim: Ben asla baskasi degilim.

Bu sikmtidan belli belirsiz uzaklasmak icin ne denli az ~cele edilirse, orada ne denli uzun kaluursa.:o denli acikca su gorulebilir: Varolma konusundaki bu gii<;liigii yaratan ~eyde 0, en son olanagiyla kendini gosterir. Benim Varolmamin sonu, benim olumum, bu baglantnun kesiliverdigi bir yer degildir, tersine Varolmanm onun hakkmda oyle ya da boyle fikir sahibi oldugu bit olanaktir: Varolmayi yakalayabilen, kendinden once gelen olarak onunla biraraya gelebilen, kendi kendinin en son olanagi. Varolma, olumuyle, kendi kendinin en son olanagi olarak kendini bulmak olanagmi kendi icinde tasrr. Bu en son varhk olanagi, kesinlik icinde oncelik tasir niteliktedir ve bu kesinlik kendi payma toptan bir belirsizlik tasir niteliktedir. Varolmanm kesinlik ve asilhk uzerine herbaska ifadenin ustunde olan kendi ifadesi, olumuyle ilgili, sonda olmanm en kendine ozgi1 olanagtnm belirsiz kesinligi ifadesidir.

Bunun, zamanm ne oldugu sorusu ve ozellikle hemen onun ardmdan gelen Varolmarun zaman icinde olmasmm ne 01-

78

79

, DER BEGRIFF DER ZEIT

jemeinigen, weif urn seinen Tod, und das auch dann, wenn es niehts von ihm wissen will. Was ist dieses: je den eigenen Tod haben? Es ist ein Vor/all/ell des Daseins zu scinem Vorbei ats einer in GewifJheit und volliger Unbesiimmtheit bcuorsiehenden iiufJersten Mogliclzkeit seiner selbst. Dasein als mensehliehes Leben is! primiir Moglichsein, das Sein der Moglichkeit des gewissen und dabei unbestimmten Vorbei.

• Das Sein der Moglichkeit ist dabei imrner die Moglichkeit so, clat5 sic urn den Tod weifi, zumeist in dern Sinn: ieh weiB schon, aber ich denke nicht daran, Urn den Tod weif ieh zumeist in der Art des zuriickweichenden Wissens. Als Daseinsauslegung hat es dieses Wissen gleich bei der Hand, diese Moglichkeit seines Seins zu verstellen. Das Dasein hat selbst die Moglichkeit, seinem Tod auszuweichen,

Dieses Vorbei, als zu welchem ieh vorlaufe, macht in diesern meinem Vorlaufen zu ihm eine Entdeckung: es ist das Vorbei von mir. Als dieses Vorbei deckt es mein Dasein auf als einmal nicht mehr da; einrnal bin ich nieht mehr da bei den und den Sachen, bei den und den Menschen, bei diesen Eitelkeiten. diesen Winkelzi.igen und dieser Ceschwatzigkeit. Das Vorbei jagt aile Heimlichkeiten und Betriebsamkeiten auseinander, das Vorbei nirnmt alles mit sieh in das Nichts. Das Vorbei ist keine Begebenheit, kein Vorfall in me inem Dasein. Es ist ja sein Yorbei, nicht ein Was an ihrn, das sich ereignet, das ihm zustofit und das es andert. Dieses Vorbei ist kein Was, sondern ein Wie, und zwar das eigentliche Wie meines Daseins. Dieses Vorbei, zu dem ich als dem meinigen vorlaufen kann, ist kein Was, sondern das Wie meines Daseins schlechthin.

Sofern das Vorlaufen zu dem Vorbei dieses im Wie der Jeweiligkeit festhalt, wird das Dasein selbstsichtbar in seinern Wie. Das Vorlaufen zu dem Vorbei ist

80

ZAMAN KA VRAMI

dugu sorusu icin anlami ne? Varolma, durumunun ~u andahkhgi icinde her zaman olumu hakkmda bilgi sahibidir; onun hakkmda hicbir ~ey bilmek istemese bile bu bayledir:

Aeaba su, kendi aliimii.ne sahip olmak ne? Bu, Varalanm kesinlik ve taptan belirsizlik icinde tmcelik tasiyan en son olanag: olarak kendi ge(:mi?ine bir ka?usudur. Varolma, insan yasami olarak, kesin ve yine de belirsiz ge<;mi~in olanagtrun varhgmm ilk dolaysiz varhgidrr.

Burada olanagm varhgr, alum hakkmda ozelikle su anlamda bilgisi olaeak sekilde olanaktir: Zaten biliyorum ama uzerine dusunmuyorum. blum hakkmda ben ozellikle kacamak bilme tarzmda bir bilgi sahibiyim. Varolmarun ifadesi olarak bu bilme onu, varligmm bu olanagiru ayarlamak icin dupeduz elinde tasir. Varolmarun kendisinin, kendi olumunu savusturma olanagi vardir.

Bu gecmis, kendisine ko~tugum sey olarak, benim ona dogru kosumda bir ~ey kesfettirir: ° benim ge<;mi~imdir. Bu ge<;mi~ olarak 0, benim Varolmarru artik olmayan olarak buldurur; artik ~u ~u nesnelerle. su su insanlarla, su bosunaligm, su oyunlarm, su bo~bogazhgm icinde degilim. Ge<;mis, tum gizleri ve cahsmalari darrnadagm izler; ge<;mi~ her seyi kendisiyle birlikte hicin icine ceker. Ge<;mi~, benim Varolmamdaki bir olup bitme, bir olay degildir. 0, onun ge(:misidir; Varolmada ortaya cikan, onun basma gelen, onu degi~tiren bir ~ey degildir. Bu ge<;mi~ bir 'ne' degil, bir 'nas11'dIT; yani benim varolmanum asil 'nasil'i. Benimki olarak kendisine kosabildigim bu ge<;mi~, bir 'ne' degil. salt benim Varolmamin 'nasll'ldlf,

Cecmise bu kosu, bu ge<;mi~i su andaligm 'nasil'i icinde yakalarsa, varolmarun kendisi 'riasil'r icinde gori.ilebilir ola-

81

DER BEGRIFF DER ZEIT

das Anlaufen des Daseins gegen seineaulserste M6glichkeit: lind sofern dieses »Anlaufen gegen« ernst ist, wird es in diesern Laufen zuriickgeworfen in das Noch-dascin seiner selbst. Es ist das Zuriickkommen des Daseins auf seine AIWiglichkeit, die es noch ist, so zwar, daB das Vorbei als eigentJiches Wie auch die Allraglichkeit in ihrern Wie aufdcckt, in ihrer Ceschaftigkcit lind ihrern Betrieb in das Wie zurucknimmt. Alles Was und Sorgen und Plfinernachen bringt cs in das Wie zuruck.

Diescs Vorbei-von als das Wie bringt das Dasein unnachsichtig in seine cinzige Moglichkeit seiner selbst. lagt es sich ganz allein auf sich selbst stellen. Dieses Vorbei vermag, das Dascin inmitten der Herrlichkeit seiner Alltaglichkeit in die Unheimlichkeit ZlI stellen, Ocr Vorlauf ist, sofern er die aul3erste MogIichkeit des Daseins ihm vorhalt, der Grundvollzug der Daseinsauslegung. Der Vorlauf reilSt die Grundhinsicht an sieh, untcr diedas Dasein sich stellt. Er zeigt zugleich: die Grundkategorie dieses Seienden ist das Wie.

VicIlcicht ist es kein Zufall, daB Kant das Grundprinzip seiner Ethik so bestimmte, daIS wir sagen, es sei formal. Er wuGte vielleicht aus einer Vcrtrautheit mit dern Dasein selbst, daB es das Wie ist. Erst denheutigen Prophcten blieb es vorbehalten, das Dasein so zu organisieren, daB das Wie vcrdcckt wird.

Das Dasein ist eigentlich bel ihm selbst, es ist wahrhaft existent, wenn es sich in diesem Vorlaufen halt. Dieses Vorlnllfen lst nichts anderes als die eigentliche II lid einzige ZIIk!mft des eigenen Daseins. Im Vorlaufen ist das Dasein seine Zukunft, so zwar, daB es in diesem Zukiinftigscin auf seine Vergangenheit und Gegenwart zuri.iekkommt. Das Dasein, begriffen in seiner

82

I

ZAMAN KAVRAMI

caktrr, Cecmise kosu, varolamn kendi en son olanagma dogru kosusudur, Bu '-e dogru kosu' ciddi ise, bu kosu icinde bizzat kendisi yeniden 'hala-varolmaya' gonderilmis olacaktir. Bu, varolmarun, yeniden hala varolan kendi gundelikligine donmesidir: oyle ki asil 'nasil' olarak ge~mi~, ';t']:as11'l icinde gundelikligi ortaya cikanr, hareketliligi ve iqleyisi icinde onu 'nasil'a goturur. Her 'ne', her caba, her tasan onu yeniden 'nasil'a tasir.

'Nasil' olarak bu 'gecmis'Iik, varolmayi, acimasizca bizzat kendinin tek olanagma tasir, onu kendisiyle ilgili olarak tek basma kendisine biraktmr. Bu gecmis, varolmayi gundelikIiginin goz kamastmcihgnun ortasmda 'gariplik' icine 50- kabilir. Kosu, varolmanm en son olanagiru ona gosterirse, varolmarun ifadesinin temel icrasi olur. Kosu, varolmarun kendini onun altma yerlestirdigi temel yonu zorIa ele gecirir. Ayru zamanda sunu da gosterir: Bu varolarun temel kategorisi 'nasil'dir.

Kant'm, etiginin temel ilkesini formel diyecegimiz sekilde belirlemis olmasi belki de bir rastlanti degil. Belki de bizzat varolmarun kendisiyle olan yakmhgmdan otiiru onun 'nasilhk' oldugunu biliyordu. 'Nasil'm ustu ortulecek bicimde varolmayi duzenlemek ancak gunumuz kahinlerine nasip olmustur.

Eger, 0 bu kosuda tutunursa, Varolma, kendisinde asil bicimdedir, 0 gercekten varolur. Bu ko?u kendi oarolmasmin asil ve tek geleceginden baska bir ~ey degildir. Kosusu icinde Varolma, kendi gelecegidir, yani oyleki, bu gelecek olmak icinde 0, kendi ge<;mi~ zamaruna ve simdiki zamaruna geri doner. En son varhk olanagi icinde kavranan Varolma, zaman

83

DER BEG RIFF DER ZEIT

auGersten Seinsrnoglichkeit. ist die Zeit se//lsf, nicht ill dcr Zeit. Das so charakterisierte Zukiinftigsein ist als das eigentliche Wie des Zeitlichscins die Seinsart des Dascins, ill der Lind aus der cs sich seine Zeit gibt. 1m Vorlaufcn mich haltcnd bci meincrn Vorbei habe ich Zeit. Alles Gerede, das, worin cs sich halt, aile Unrast, aile Ccschaftigkeit. aller Larm und alles Gerenne bricht zusamrnen. Keine Zeit haben heifst, die Zeit in die schlechte Gegenwart des Alltags werfen. Zukiinftigsein gibt Zeit, bildet die Gegenwart aus und 13Bt die Vergilngenheit im Wie ihres Gelebtseins wiederholen.

Auf die Zeit gesehen besagt das: das Grzmdphiil10men der Zeit ist die Zukunjt, Um das zu sehen und nicht als interessantes Paradox zu verkaufen, muf das jeweilige Dasein sich in seinem Vorlaufcn halten. Oabei offenbart sich: der urspriingliche Umgang mit der Zeit ist kein Messcn. Das Zuri.ickkommen im VorIaufen ist [a selbst das Wie des Besorgens, in dem ich gerade ver-weile. Dieses Zuriickkommen karin nic das werden, was man Iangwcilig nennt, was sich verbraucht, was abgenutzt wird. Die Jeweilrgkeit ist dadurch ausge7.<.'ichnet, daB sic aus dern Vorlaufen in die eigentliche Zeit alle'Zeit jeweilig fur sich hat. Die Zeit wird nie lang, weil sie ursprunglich-kcine Lange hat. Das Vorlaufen-zu fallt in sich zusammen. wenn es verstanden wird als Frage nach dern Wann und Wie-Iange-noch des Vorbei, weil Anfragcn an das Vorbei im Sinne des Wie-Iangenoch und Wann gar nicht beim Vorbei sind in der charaktcrisierten Moglichkei t; sic klarnmern sich gerade an das Noch-nicht-vorbei, sie beschaftigen sich mit dcm, was rn ir moglicherwcisc noch blcibt. Diescs Fragen ergreift nicht die Unbestimmtheit der Cewiflheit des Vorbei, sondern will gerade die unbestimmte Zeit bestimmen. Das Fragen ist ein Loskornmenwollen

84

ZAMAN KA VRAMI

icinde degildir. bizzat zamantn kendisidir. Boyle nitelendirdigimiz gelecege iliskin varhk zamansal olusun asil 'nasil'i olarak kendisinde ve kendisinden, onun zamarurun verildigi varolmamn varhk tarzrdir. Kosu icinde kendimi gecmisimde tutarak zamana iye olurum. Icinde onun bulundugu her

"gevezelik, her huzursuzluk, her ugras, her samata, her yan~ yokolup gider. Zamana iye olmamak, zamaru her gunun berbat gecmisine atmak demektir. Gelecekte olmakhk zamaru verir, simdiki zamana bicim kazandmr ve gecmis zamaru, ya~anml~ olarun 'nasil'mda yinelettirir,

Zaman acismdan bakildikta bu su demektir: zamantn temel gorii.ngii.sii gelecek zamandtr. Bunu gormek icin ve ilginc bir par ad oks diye sunmamak icin, su andaki varolma, kendi kosusuna tutunmak zorundadir. Bununla sunu gosterir:

Zaman ile ozgun bag bir olcme degildir. Yeniden kosuya donmek, dogrudan icinde bulundugum isleyisin 'nasil'mm kendisidir. Bu donus asla 'sikici' diye adlandmlan, tuketilen, kullarulan ~ey olamaz. Su andahk, ~u acidan olaganiistiidiir: 0 asil zamana kosu He her zamaru kendisi icin su ana ozgu olarak tasir. Aslen uzunluktasrmadigi icin zaman asla 'uzun' olamaz. Cecmisin 'ne zaman'ma ve 'daha ne kadar'ma iliskin soru olarak anlasildigmda '-e kosu: bosa gider, cunku gecmisle ilgili 'daha ne kadar' ve 'ne zaman' anlammdaki sorular, hie de bizim niteligini belirttigimiz olanak icinde, gecmisle ilgili degildir: onlar diipediiz 'heniiz gecmemis'e yapisirlar, benim icin olasilikla henuz kalan seyle ilgilidirler. Bu soru gecmisin kesinliginin belirsizligine el atmaz, dupeduz belirsiz zamaru belirlemek ister. Soru, onun 0 oldugu seyin icinde, gecmisin birakrhverilmesini is-

85

DER BEGRIFF DER ZEIT

vom Vorbei in dern, was es ist: unbestimmt und als unbcstimrnt gewiG. Solches Fragen ist so wenig ein Vorlaufen zurn Vorbei, daG es gerade die charakteristische Flucht vor dern Vorbei organisicrt.

Das Vorlaufcn ergreiftdas Vorbei als eigentliehe Moglichkeit jedes Augenblicks, als das jctzt Gewissc. Das Zukiinftigsein als Moglichkeit des Daseins als jeweiligen gibt Zeit, wei I es die Zeit selbst ist. So wird zuglcich sichtbar, da15 die Frage naeh dem WievieI dcr Zeit, Wielange und Wann, sofern die Zuki.inftigkeit eigcntlieh die Zeit ist, daIS diese Frage der Zeit unangemessen bleiben rnufi. Nur wenn ich sage: die Zeit zu berechnen hat die Zeit eigentlich keine Zeit, so ist dies eine angemessene Aussage.

Doeh haben wir das Dasein, das selbst die Zeit sein soli, kenncngclernt als mit der Zeit rechnend, ja sogar sic messend mit der Uhr. Das Dasein ist da mit der Uhr, wenn auch nur der nachst alltagllchen von Tag und Nacht. Das Dasein rechnet und fragt nach dern Wieviel der Zeit, ist daher nie bei der Zeit in der Eigentliehkeit. So fragend naeh dern Wann und Wieviel vcrlicrt das Dascin seine Zeit. Was ist mit diescm Fragcn als dern die Zcit verlierenden? Wohin kornmt die Zeit? Cerade das Dasein, das mit del' Zeit rechnet, mit dcr Uhr in der Hand lebt, dieses mit der Zeit rechnende Dasein sagt stfindig: ich habe keine Zeit. Verrat es damit nicht sich selbst in dem, was es mit der Zeit macht, sofern es ja selbst die Zeit ist? Die Zeit verlicren und sieh dazu die Uhr anschaffcn! Brieht hi er nicht die Unheirnlichkcit des Dascins auf?

Die Frage nach dern Wanrl des unbestimmten Vorbei und iiberhaupt nach dcm Wievicl der Zeit ist die Frage nach dem, was rnir noeh bleibt, noch blcibt als Gegenwart. Die Zeit in das Wieviel bringen besagt: sie als [etzt der Gegenwart nehmen. Nach dem Wieviel der

86

ZAMAN KAVRAMI

temedir: Belirsiz ve belirsiz olarak kesin. Bu tur soru hie de gecmise dogru bir kosu degildir, dupeduz tipik bir gecmisten kacis duzenleyicisidir.

Kosu, gecmisi her anm asil olanagi olarak, kesin simdi olarak yakalar. Su andaki olarak varolmarun olanagr olarak gelecekte olmak zamaru verir, cunku o zamanm kendisidir. Boylece aym anda su da gorulebilir: Geleeeklik asil zaman ise, zamanla ilgili 'ne kadar', 'ne kadar sure', 'ne zaman' sorusu, zamana uygun olmayan bir soru olarak kalmak zorundadir. Ancak ben "Zamaru olcmek icin asil zamanm zamaru yok" dersem, bu uygun bir ifade olur.

Yine de biz, bizzat kendisi zaman olmak zorunda olan Va-

~ .

rolmayi, zamaru hesaba katar, hatta onu saatle olcer diye og-

rendik. Varolma, yalruzca en yakm gunduz He gecenin guncelligi olsa bile, saat He var. Varolma, zamanm 'ne kadar'i He ilgili hesaplama yapar ve soru sorar, dolayisiyla asilhgr icinde asla zaman icinde degildir, Boylece, 'ne zaman'i ve 'ne kadar'i sorarken, Varolma, zamaruru elden kacmr. Zamaru elden kaciran bu soru ne ola? Zaman nereye vanyor? Tam da zamaru hesaba katan, elinde saatiyle ya~ayan bu Varolrna, bu zamaru hesaplarken durmadan ~oyle der: "Zamarum yok." 0 kendisi zaman ise, zamanla gerceklestirdigi seyin icinde kendi kendine ihanet etmiyor mu? Zamaru elden kacirmak ve bu amacla saat yapmak! Varolmanm 'garipligi' burada onumuze cikrvermiyor mu?

Belirsiz gecmisin 'ne zaman'ma ve ~enelde zamanm 'ne kadar'ma iliskin soru, benim icin hala kalan, 'simdiki zaman' olarak hala kalan seyleilgili sorudur. Zamaru 'ne kadar'a getirmek, onu simdiki zamanm 'simdisi' olarak almak

87

DER BEG RIFF DER ZEIT

Zeit fragen heifit, in dern Besorgen cines gcgenwfirtigen W(lS aufgchcn. Das Dasein flieht vor dcmWie und hilngt sich an das jeweilige gcgenwartige Was. Das Dascin ist das, was es bcsorgt: das Dasein ist seine Ccgenwart. Alles, was in de!' Welt bcgegnct, begcgnct ihm als im [etzt sich aufhaltcnd: so bcgegnet ihm die Zeit selbst, die jc das Dasein ist, aber ist als Gegenwart.

Das Besorgen als Aufgehcn in der Gegenwart ist gieichwohl als Sorge bei einem Noch-nicht, das erst in der Sorge darurn erledigt werden 5011. Das Dasein ist auch in der Gegenwart seines Besorgens die volle Zeit, so zwar, daB es die Zukunft nicht los wird. Die Zukunft ist jetzt das, worin die Sorge hangt, nicht das eigcntliche Zuki.inftigscin des Vorbei, sondcrn die Zukunft, die sich die Gegenwart selbst als die ihrige ausbildet, weil das Vorbei als die eigentliche Zukunft nic gcgcnwartig werdcn kann. Ware sie das, so ware sic das Nichts. Die Zukunftigkeit, in der die Sorge hangt, ist solche von Gnaden der Gegenwart. Und das Dasein, als im Jetzt der gegenwfirtigen Welt aufgehend, will es so wenig wahrhaben, daIS cs sieh von der eigentJichen Zukiinftigkeit fortgeschlichen hat, daB es sagt, cs hatte die Zukunft ergriffen in der Sorge urn die Menschhei tsen twicklung lind Kultur etc.

Das Dasein als besorgende Gegenwart halt sich bei dern auf, was es besorgt. Es wird uberdriissig im Was, uberdrussig, den Tag auszufullen. Dern Dasein als Cegenwart-sein, das nie Zeit hat, diesem Dasein wird die Zeit plotzlich lange. Die Zeit wird leer, weil das Dasein die Zeit in dcr Frage nach dern Wieviel im vorhinein lang gcmacht h a t, wahrend das standige Zurilckkommen im Vorlaufen auf das Vorbci nie langweilig wird. Das Dasein mochte, daB standig Nelles in die eigene Gegenwart begegnet. In der Alltaglichkeit begegnet das Weltgeschehen in die Zeit, in die Gegenwart. Del'

88

ZAMAN KAVRAMI

demektir. Zamarun 'ne kadar'ina iliskin soru sormak, simdiki zamandaki bir 'ne'nin isleyisinde kaybolmak demektir. Varolma 'nasil'a akar ve simdiki zamanda ~u andaki 'ne'ye sanhr, Varolma, isledigi seydir. Varolma simdiki zamarudir, Dunyada karsilastigi her sey, simdide duran ~ey olarak onun karsisma cikar. Boylece Varolma olan, ama 'simdiki zaman olarak' Varolma olan zamarun kendisi onun karsisma cikar.

Simdiki zamana kansmak olarak islemek, yine de aneak ozen icinde gerceklestirilmesi gereken bir 'henuz degil' e ili~~ kin ozendir. Varolma, isledigi siradaki simdiki zamaru icinde de oylesine tam zamandir ki, geleeek zamaru da birakmaz. Gelecek zaman, ozenin bagh oldugu simdidir: gecmisin asil geleeekte olmasi de gil, gecmis zamanm kendisinin onunki olarak bicimlendirdigi geleeek zamandir bu, ciinku asil geleeek zaman olarak gecmis asla simdiki zaman olamaz. Oyle olsa, 'hie' olurdu. Ozenin bagh oldugu gelecek zamanhk, ~imdiki zamarun kayrasi ile oyledir. Simdiki zamandaki dunya icine kansmak olarak Varolma, insarun ilerlemesi, kultur vb. konulara ozen icinde geleeek zamaru yakaladigtru soyleyen asil gelecekliginden uzaklasrrus olmayi hie de istemez.

Varolma, simdiki zamaru islerken, isledigiseyin icinde kahr. 0, gunu doldurmaktan usananseyden usanacaktir. Asla zamaru olmayan, simdiki zamanda olmak olarak varolrna icin zaman birdenbire uzun olacaktir. Varolma, 'ne kadar'ma iliskin som icinde, zamaru onceden uzun kildig, icin, surekli olarak ge<;mi~e dogm kosuya donmek asla sikici 01- mazken, zaman bos olacaktir. Varolma, kendi simdiki zamaruna surekli olarak yenilik rastlasm ister. Cundeliklik icinde

R9

_J

DER BEG RIFF DER ZEIT

Alltag lebt mi t dcr Uhr, das besagt: das Besorgen kommt ohne Ende auf das Ietzt zuruck: es sagt: jetzt, von jetzt bis dann, zurn nachsten Jetzt.

Dascin, bestimrnt als Mitcinandersein, besagt zugleich: gefuhrt sein von der herrschenden Auslegung, die das Dasein von sich selbst gibt; von dem, was man meint, von der Mode, von den Strornungen, von dem, was los ist: die Stromung, die kciner ist, das, was Mode ist: niernand. Das Dasein ist in der Alltaglichkeit nicht das Sein, das ich bin, vielmehr ist die Alltaglichkeit des Daseins dasjcnige Sein, das man ist. Und demnach ist das Dasein die Zeit, in der mall miteinander ist: die »Man--Zcit. Die Uhr, die man hat, jede Uhr zeigt die Zeit des Miteinander-in-der-Welt-seins.

Wir treffen in der Geschichtsforschung relevante, aber noch ganzungekl5rte Phanornene wie das der Cenerationcn, des Generationszusammenhangs, die mit diesen Phanomenen zusammenhangen. Die Uhr zeigt uns das Jetzt, aber keine Uhr zeigt je die Zukunft und hat je Vergangenheit gezeigt. Alles Zeitrnessen besagt: die Zeit in das Wieviel bringen. Wenn ich mit der Uhr das zukiinftige Eintreffen cines Ereignisses bestimme, dann meine ich nicht die Zukunft, sondern bestimme das Wielange meines jetzt Wartens bis zu dem besagten jetzt, Die Zeit, die eine Uhr zuganglich macht, ist als gegenwartige gesehen. Wenn versucht wird, an der Naturzeit abzunehmen, was die Zeit sei, dann ist das vlJV das f.LETPOV fi.ir Vergangenheit und Zukunft. Dann ist die Zeit schon als Gegenwart ausgelegt, Vergangenheit ist interprctiert als . Nicht-rnehr-Cegenwart, Zukunft. als unbestimmte Noch-nichtGegenwart: Vergangcnheit ist unwiederbringlich,' Zukunft unbestimrnt.

Daher spricht die Alltaglichkeit von sich als das, in das hinein die Natur standig begegnet. Die Cescheh-

90

ZAMAN KAVRAMI

dunyada olup bitenler zaman ile, simdiki zaman ile vuzyuze geliverir. Siradan gun saatleyasar: bu su anlamagelir: i~lemek, kesintisiz yeniden simdiye doner: 0 ~oyle der: Simdi, simdiden daha sonraya degin, izleyen simdiye degin.

Varolma, baskalariyla olmak olarak belirlendikte, ayru anda su anlama da gelir: Varolmarun. kendisi hakkmda yaptigl a<;lklamanm egemenligi altmda giidulmek: 'biri'nin kastettigi ~ey tarafmdan, moda tarafmdan, akimlar tarafmdan, rastgele olan tarafmdan gi.idulmek: kimse olmayan akim, moda olan sey: hickimse. Varolma, giindeliklik icinde, 'ben' olan varhk degildir, daha cok, varolmanm gundelikligi biri olan herbir varhktir. Bundan oturu de varolma, icinde biri'nin birlikte oldugu zamandir: 'biri'-zaman. Biri'nin ta~ldlgl saat, her saat dunyanm-i<;inde-birlikte-olma zamaruru gosterir,

Tarih arastirmasmda, kusaklar, kusaklar arasi baglanhlar gibi, bu goriingi.ilerle baglanhsl olan, onemli ama heniiz tiimiiyle aciklanmarrus goriingiiler karsirruza cikiyor. Saat bize simdiyi gosterir ama hicbir saat gelecek zamaru gostermez, gecmis zamaru da g9stermemi~tir. Her zaman ol<;iimii, zamaru 'ne kadar'a tasimak demektir. Saatle gelecekteki bir olaym ger<;,ekle~mesini bclirledigimde gelecek zamaru kastetmiyorumdur, sozkonusu simdiye de gin benim 'ne kadar' simdi bekleyecegimi belirliyorumdur. Bir saatin acik kildigr zaman ~imdiki zamanla ilgili olarak kabul edilmistir. Doga zamarunda zamanm ne oldugunu almaya cahstiglmlzda, vuv, ?imdiki an, gecmis zaman icin !1EWOV, olcudur. Demek ki, zaman zaten ~imdikizaman olarak aciklanrrus oluyor. Ge<;mi~ zaman 'arhk-olmayan-~imdiki zaman' olarak, gelecek zaman belirsiz 'henuz-olmayan-~imdiki zaman' olarak vorumlanrrus oluyor. Gecmis zaman geri getirile-

91

DER BEGRIFF DER ZEIT

nisse sind in der Zeit, das hci{5t nicht: sie haben Zeit, sondcrn vorkommend und dasciend begegnen sie als durch cine Ccgenwart hindurchlaufend. Diese Gegenwartszeit wird expliziert als Ablaufsfolge, die standig durch das [etzt rollt; ein Nacheinander, von dem gesagt wird: der Richtungssinn ist ein einziger und nicht umkehrbar. Alles Geschehende rollt aus end loser Zukunft in die unwiederbringliche Vergangenheit.

An dieser Auslegung Ist ein Doppeltes charakteristisch: 1. die Nicht-Umkehrbarkeit, 2. die Hornogenisicrung auf Ietztpunkte.

Die Nicht-Umkehrbarkeit begreift in sich, was diese Explikation noch von der eigentlichen Zeit erhaschen karm, Das bleibt ubrig von der Zukiinftigkeit als Grundphanornen der Zeit als Dasein. Diese Betrachtung sieht von der Zukunft wcg in die Gegenwart, und aus dieser Iauft die Betrachtung der fliehenden Zeit in die Vergangenhcit nacho Die Bestimmung der Zeit in ihrer Nicht-Umkehrbarkeit grundet darin, daB die Zeit vorher umgekehrt wurde,

Die Homogenisierung ist cine Anglcichung der Zeit an den Raurn, an schlechthinnige Prasenz: die Tendenz, aile Zeit in cine Cegenwart aus sich fortzudrangen, Sic wird vollig mathematisiert, zu der Koordinate t neben den Raurnkoordinaten x, y, Z. Sie ist nicht umkehrbar, Das ist das einzige, worin sich die Zeit noch zu Worte meldet, worin sic einer cndgultigen Mathematisierung widersteht. Vorher und Nachher sind nicht notwendig Fruher und Sparer, nicht Weisen der Zeitlichkeit. Tn der Zahlenreihe zurn Beispiel ist die 3 vor der 4, die 8 nach der 7. Die 3 ist deshalb aber nicht Fniher als die 4. Die Zahlen sind nicht fruher oder spater, wei! sie uberhaupt nicht in der Zeit sind. Friiher und Sparer sind ein ganz bestimmtes Vorher und Nachher. Ist einma! die Zeit aIs Uhrzeit definiert,

92

ZAMAN KA VRAMI

mez, gelecek zaman belirsizdir.

Bundan oturu giindeliklik kendisinden, 'icinde doganm surekli vuzyuze geldigi sey' diye sozeder. Olan bitenlerin zamanic:;:inde olmalan, onlann zamana iye olmalan, onu ta~lmalan anlamma gelmez; olurken, burada varolurken bir ~imdiki zamamn icinden gec:;:erken onunla kar~lla~malan anlamma gelir. Bu simdiki zaman zamaru, surekli simdide yolalan akis sirasi olarak aciklanmis olmaktadir. Kendisi hakkmda soyle soylenen bir ardisikhk: Yonu tektir ve cevrilemez. Her olup biten ~ey sonsuz gelecek zamandan geri getirilemez gec:;:mi~ zamana akar.

Bu yorumda iki belirgin ozellik var: 1. Geri dondurule-

mezlik, 2. Simdi noktalarmdaki, anlardaki bagda~lkhk.

Geri dondurulemezlik, bu aciklamarun asil zaman konusunda daha ne yakalayabildigini de ic:;:ermektedir. Varolma olarak zamanm temel gorungusu olarak zamansalhkta,n geriye kalan bu. Bu bakis gelecekten simdiki zaman dogru bakntaktadir ve gozlem ~imdiki zamandan gecmis zamana kayan zamarun arkasmdan kosmaktadir. Geri donduriilemezligi icindeki zaman tarumi, zamarun onceden geri c:;:evrilmi~ olmasi temeline dayarur.

Bagda?lkllk, zamarun uzama, kendinde/ salt simdilige bir

ayarlanmasldu; her zamaru kendiliginden bir simdiki zamana slkl~hrma egilimidir. Bu. tumuyle matematiksellestirildiginde, x, y, z uzam koordinatlan yanmdaki t koordinati olur. Zaman geri donduriilemez. Geri dondiiriilemezlik,ic:;:inde zamarun kendini soze doktugu, kesin bir matematiksellostirmeye karsi koydugu tek qeydir. 'Daha once' He 'daha sonra'run 'daha erken' ve "daha gec:;:' olmasi zorunlu de gil, bunlar zamansallik tarzlan degil. Sozgelisi savilarm SIraS1l1-

93

DER BEGRIFF DER ZEIT

s~ ist es hoffnungslos, je zu ihrem urspninglichen SInn zu gelangcn.

.DatS a.ber d.ie Zeit zunachst und zurneist so definiert wmi,. he,gt trn Dasein selbst. Die [eweiligkeit ist

koristitutiv. Das Dasein ist das rnein , .

r.' " ., d ige in seiner

..... igentlichkeit nur als mogliches Das Dasei ist

, d . ' .. , ,eIn IS zume-

Ist ,a m der ~1I~aglic~keit, welche selbst aber als die b:stt".'m~c Zeitlichkeit, die vor der Zukiinfti keit fluchtlg 1St, nur vcrstandcn werden kann wenn ,

it d . , " SIe

rm ,er eigentlichen Zeit des Zuki.inftigseins des

VO,rbe! konfrontiert wird. Was das Dasein von der

Zeit ,sagt, spricht es von der Alltaglichkeit h 0

Da I. . er. as

< scm a 5 In seiner Gegenwart h" d '

V . . c angen sagt: die

. crgangen~elt 1St das Vorbei, sie ist unwiederbringItch. Das lS~ die Vergangenheit der Gegenwart des ~Iltags, d.~r In der Gegenwart seiner Betriebsamkeiten sich aufhalt. Darum sieht das Dasein als so bestimmte Ceg~nwart das Vergangene nicht,

Ole Betrachtung der Geschichte die in d G

wart fwa h ' I er egen-

c • au wac ~t, sieht in ihr nur unwiederbringliche

Bctriebsamkeit: das, was los war. Die Betrachtung d.css~n, was los war, ist unerschopflich. Sie ver1iert sich rrn Stoff. Weil diese Ceschichte und Zeitlichk it der Gegenwa~t gar nicht an die Vergangenheit he~a~kom~t, h~t sre nur eine andere Gegenwart. Vergan - e~hclt bleibt so lange einer Gegenwart verschlossen a1s' dlCse., d.as Dasein, nicht selbst geschichtJich ist, Das D~selll l,~t ~ber ~e~chichtlich an ihrnselbst, so fern es se:ne Moglichkeit 1St. Im Zuki.inftigsein ist das Dasein se.me V~Tgangenhe.~t; es kommt darauf zuri.ick im Wie. DIe ~else des Zuruckkommens ist unter anderem das Cewlss.cn, N~lr das Wie ist.wiederholbar. Vergangenheit - als eigentliche Ceschichtlichkeit erfahren - ist alles a~dere d>cn~ das Vorbei. Sie ist etwas, worauf ich immer wieder zuruckkommen kann.

94

ZAMAN KA VRAMI

da '3', '4'ten daha oneedir; '8', '7'den daha sonradlr. Ama bu yi.izden '3', '4'ten daha erken <;l.egildir. Sayllarhi<; de zaman icinde olmadlklarmdan, 'daha erken' ya da 'daha ge<;' olmazlar. Daha erken ve daha ge<;, son derece belirli bir 'daha once' ile 'daha sonra'du. Olur da zaman saat zamaru olarak tarumIarursa. onun ozgi.in anlamma ulasmak umudunu yitiririz.

Ama zamanm en yakm anlamda ve <;ogun boyle tarumlanmasi Varolmanm kendisine baghdlr. Su andahk kurueu olan ~eydir. Varolma, asilligr icinde yalmzca olanakh olarak benimkidir- Varolma <;ogun, ge<;mi~in gelecekte olmasmm asil zamam ile kan~hnhrsa, kendisi ancak, gelecek zamanhktan kacan belirli zamansalhk olarak anlasilabilen giindeliklik i<;inde vardrr. Varolmanm zaman i.izerine soyledigi sey. onun gi.indeliklikten yola <;lkarak konu~masldu. Varolrna, simdiki zamanm ash olarak ~oyle der: Ge<;mi~ zaman ge<;mi~tir, geri <;evrilemez. Bu, kendi <;ah~masmm ~imdiki zamanmda kalan gi.indelik ~imdiki zamarun ge<;mi~idir .. Bunun icin, boyle belirlenmis simdiki zaman olarak Varol-

rna, ge<;mi~teki seyi gormez.

~imdiki zaman icmde geli~en tarihe bakis, onda yalmzca

geri getirilemez cahsmaya bakar: Ortadan kalkmis olan ~eyeo Ortadan kalkrrus olan ~eye bakism sonu gelmez, 0 kendisi icinde kendini yitirir. Bu, ~imdiki zaman tarihi ve zamansalhgl ge<;mi~ zaman a hie yaklasamadigi icin, yalmzca baska bir simdiki zamana iyedir. Ge<;mi~ zaman, ?oyle bir ~imdiki zamana uzak kaldigi surece, Varolmanm kendisi tarihsel degildir. Oysa Varolma, kendi olanagr oldugu siirece, kendi basma tarihseldir. Varolma, geleeek zaman icindeki ge<;mi~ zamandir: 0 yeniden 'nasil'a doner. Geri donme tarzi, baska ~eylerle birlikte viedandu. Yalmzca 'nasil' vinele-

95

DER BEG RIFF DER ZEIT

Die heutige Generation meint sie . b . d

G hi ,. ,SCI ei er

',esc, ichte, 51: set sogar uberlastet mit Geschichte.

SIC, jarnmert ~lber den Historismus - Incus a non It~cendo. Es. wlrd. etwas Gcschichte gcnannt. was gar t1l~ht Ceschichte 1St. Weil alles in Geschichte aufgehe f!lusse m~n, ~o sagt die Cegenwart, wieder Zll~ Ube~geschlcl:thc~en, kommen. Nicht genug, daB das ~1eUtlge Dasein sich in die gegenwiirtige PseudogeschICh.tc. verl~ren ~at, es muf auch den letzten Rest ihrer Zeitlichkeit (d.l.. des Daseins) dazu benutzen, um sich g~nz aus der Zeit, dem Dasein, fortzustehlen. Und auf dICse~ phantastischen Wege zur Ubergeschichtlichkeit soil d~e ~elta~sch~llu~g gefunden werden. (Das ist die Un~elmhch~elt, die die Zeit der Gegenwart ausmacht)

Ole gen:e~ne Daseinsauslegung droht mit der Gefahr ~es Re!attvdl.smus. Aber die Angst vor dem Relativ-

ismus 1St re Angst vor dem 0 . V .

I' . asem. ergangenheit

a ~ eigentliche Geschiehte ist wiederholbar im W' DI~ ~uga~gsmoglic11keit Zllr Geschichte griindei in ;:~ Mo~.llch.kelt, nach der es eine Cegenuiari jetoeils uersiehi ZUkUllftlv Zll sci D . t d ' • o n... as IS er erste Satz aller Hermeneutik,

Er sagt etw_as iiber das Sein des Daseins das die Ges~hichtlichkeit selbst ist. Philosophie ~ird nie dahm~er-kommen, was Geschichte ist, solange sie Gescl.'\1chte als Betrachtungsgegenstand der Method zergheder~. Das Ra,tsel .der Geschichte liegt in dem~ was es heifit, geschichtlich zu sein.

Zusammcnfasscnd ist zu sagen: Zeit ist D . D

. ist . asem. ,,-

set.n:s mell~e J~weiligkeit, unci sic kann die JeweiJig-

kelt rm Zllk~nftlgen sein im Vorlaufen zum gewisse'n

aber unbestimrnten Vorbei Das Dasein ist ' ,

, W.. - Immer In

einer else semes m6g1iehen Zeitlichseins 0 D .

. t d i Z. . . as asem

IS, Ie. eit, die Zeit ist zeitlich. Das Dasein ist nieht

die Zeit, sondern die Zeitlichkeit. Die Grundaussage:

96

ZAMAN KAVRAMI

nebilir. Gecmis zaman - aS11 tarihselligi ogrenmek olarak - her baska ~eydir, ama ge<;mi~tir, 0 benim her zaman yeniden kendisine donebildigim bir ~eydir,

Gunumuz kusagi tarihte oldugunu. hatta tarihle vuklen-

digini dusunuyor. tarihsicilikten yak1myor - lucus a nan lucenda.s Hie de tarih olmayan bir seye tarih adi veriliyor. Her sey tarihte kayboldugu icin, yeniden tarih-ustune varmak gerektigini soyluyor ~imdiki zaman. Bugunku Varolmanm ~imdiki zamandaki duzmece tarihte yitip gitmesi yeterli degil, zamansalhgm (Varolmanm) kalan son parcasmi da, zamandan, varolmadan rumuyle s1v1~mak icin kullanmak da zorunlu Bu tarih-ustune giden dussel yolda dunya goru~u bulunmah. (Bu, ~imdiki zamarun zamamru kuran korkunc-

luk.)

Yaygm Varolma yorumu, gorelilik tehlikesiyle korku sal-

maktadrr. Oysa gorelilikten korku, varolmadan korkudur. Ge<;mi~ zaman asil tarih olarak 'nasil'i i<;inde yinelenebilir. Tarihe giri~, ana gore bir rimdiki zamamn her dejasmda anladl-. gl, gelecekte alma alanagl it;inde temelini bulur. Her yarumbilgisinin ilk bnermesi budur. Bu onerme, tarihselligin kendisi olan Varolmamn varhgi uzerine bir ~ey soylemektedir. Felsefe, tarihi, yonteme bakis nesnesi olarak <;ozumledigi surece, tarihin ne oldugunu asla ortaya <;1karamaz. Tarih bilmecesi. tarihse1 olmanm anlami ne ise onda yatar.

Ozetlersek sunu soylemek gerekiyor: Zaman Varolmadir.

Varolma benim ~u andahg1mdu; 0 kesin ama belirsiz ge<;mise ko~uda gelecekte olmaktaki su andahk olabilir. Varolma her zaman bir o1anakh zamansal olma tarzi icindedir. Varolma zamandir. zaman zamansa1du, Varo1ma zamande-

97

DER BEG RIFF DER ZEIT

die Zeit ist zeitlich, ist daher die eigentlichste Bestimmung - und sie ist keine Tautologic, weil das Sein der Zeitlichkeit unglciche Wirklichkeit bedeutet, Das Dasein ist scin Vorbei, ist seine Moglichkeit im Vorlaufen ZlI diesern Vorbei. In diescm Vorlaufen bin ich die Zeit eigentlieh, habe ich Zeit. Sofern die Zeit je meinige ist, gibt es viele Zeiten. Oil' Zeit ist sinnlos; Zeit ist zeitlieh.

Wird die Zeit so als Dasein verstanden, dann klart sich erst recht auf, was die iibcrlieferte Aussage von der Zeit rneint, wenn sie sagt: die Zeit ist das rechte principium individuationis. Das versteht man zumeist als nicht umkehrbare Sukzession, als Gegenwartszeit und Naturzeit. Inwiefcrn aber ist die Zeit als eigentliche das Individuationsprinzip, d.h. das, von wo aus das Dasein in der [eweiligkeit ist? Im Zukunftigsein des Vorlaufens wird das Dasein, das im Durchschnittlichen ist, es selbst; im Vorlaufen wird es sichtbar als die einzige Diesmaligkeit seines einzigen Schicksals in der Moglichkeit seines einzigcn Vorbei, Diese Individuation hat das Eigentumliche, daB sic es nicht zu einer Individuation kommen liHst im Sinne der phantastischen Herausbildung von Ausnahmeexistenzen: sie schlagt alles Sich-heraus-nehmen nieder. Sie individuiert so, daB sie alle gleich macht. 1m Zusammensein mit dern Tode wird jeder in das Wie gebracht, das jeder gleichrnafsig sein kann: in eine Moglichkeit, bezuglich der keiner ausgezeichnet ist; in das Wie, in dem alles Was zerstaubt.

Zurn Schluf eine Probe auf die Geschichtlichkeit und die Moglichkeit, ZlI wiederholen. Aristoteles ' pflegte oft in seinen Schriften einzuscharfen, das Wichtigste sei die rechte 1Hul)ELO:, die urspriingliche Sicherheit in einer Sache, erwachsen aus einer Vertrautheit mit der

98

ZAMAN KA VRAMI

gil, zamansa1hktIr. Temel ifade su: Zaman zamansaldir. Bundan oturu de en asil be1irlenimdir - bu bir essoz de degildir, cunku zamansalhgm varhgr ozdes olmayan ger<;ekligi ifade eder. Varolma, kendi gecmisidir, bu ge<;mi~e kosu icindeki olanagidir. Bu kosuda ben asil zamamm, ben zamana iyeyim. Zaman her seferinde benimki oldugu siirece, pek cok zaman var. Zaman anlamsizdir: zaman zamansaldir.

Zaman bu bicimde varolma olarak anlasihrsa, "zaman gercek bireylesme ilkesidir (principium individuation is)" dendiginde, geleneksel ifadenin zaman ile neyi kastettigi aneak o zaman ger<;ekten a<;lkhga kavusur, ~ogunlukla bu, geri dondiiriilemez ardisikhk olarak, simdiki zaman zamaru ve doga zamaru olarak anla~l1maktadu.Ama zaman asil olarak ne dereee bireylesme ilkesi, yani Varolmarun suandahkta olmasmm ne dereeeye kadar hareket noktasi? Kosunun gelecekte olmasmda, ortalama olan Varolma, bizzat kendisi olacaktir: kosuda 0, tek gecmisinin olanagi icinde, tek yazglsmm, tek bu defaligr olarak gorulebilecektir. Bu bireylesme ~u ozelligi tasir: Onun bir bireylesmeye dussel kural disi oluslan kurma anlammda gelmesine izin vermez. 0 her kendinden-dl~an-<;lkmayl yere <;arpar. 0 her seyi esit kilacak bicimde bireylestirir, Olumle biIlikte olma icinde herkes, herkesin es olciide olabildigi 'nasil'a tasmir. Ona gore kimsenin olaganustu olmadrgi olanak icine: her 'ne'nin icinde dagtldigr 'nasil' a tasirur.

Sonne olarak, tarihsellik ve olanak uzerine bir smamayi yineleyelim. Aristote1es yapitlannda sik sik, dogru egitimin (nmDctu) en onemli ~ey oldugunun alnru cizmeye ozen gostermistir: Bir nesnedeki temel kesinlik, nesnenin kendisiyle

99

_'"---------------

DER BEG RIFF DER ZEIT

ZAMAN KAVRAMI

Sache selbst, die Sicherheit des angemessenen Umg ehcns mit der Sache. Urn dem Seinscharakter dessen, was hier Therna ist, ZlI entsprechen, mi.issen wir von der Zeit zeitlich reden. Wir wollen die Frage, was die Zeit sci, zeitlich wiederholen. Die Zeit ist das Wie. Wenn nachgefragt wird, was die Zeit sci, dann darf man sich nicht voreilig an eine Antwort hangen (das und das ist die Zeit), die irnmcr ein Was besagt.

Sehen wir nicht auf die Antwort, sondern WiederhoJen wir die Frage. Was geschah mit der Frage? Sic hat sich gewandelt. Was ist die Zeit? wurde zur Frage:

Wer ist die Zeit? Naher: sind wir selbst die Zeit? Oder noch naher: bin ich meine Zeit? Darnit komme ich ihr am nachsten, und wenn ich die Frage recht verstehe, dann ist mit ihr alles ernst geworden. Also ist solches Fragen die angemessenste 'Zugangs- und Umgangsart mit der Zeit als mit der je meinigen. Dann ware Dasein FragJichsein.

olan yakmhgindan ortaya cikan, nesneye uygun yaklasirrun kesinligi.? Burada konu olan nesnenin varhginm niteligine karsihk olmasi icin, biz zamandan zamansal olarak sozetmek zorundayiz. Zamarun ne oldugu sorusunu zamansal olarak yinelemek istiyoruz. Zaman 'nasilhk'tir, Zamarun ne oldugu sorulursa, aceleyle hep bir 'ne' anlamma gelen (su, su zamandrr) bir yamta takilmamah.

Yaruta bakmayahm, soruyu yineleyelim. Soru ne oldu?

Soru degisti, 'Zaman ne?' 'Zaman kim?' sorusuna donustu. Daha yakm: 'Biz kendimiz mi zamamz?' Hatta daha da yakm: 'Benim zamarum ben miyim?' Boylece ona son derece yaklasiyorum ve soruyu dogru anhyorsam, onunla her ~ey ciddiyet kazanrrustir. Demek ki bu tur sorular, her durumda benimki olarak, zamanla ilgili en uygun yolalma ve iliski tarzi. 0 halde, Varolma, sorgu konusu varhk olacaktir.

100

101

DER BEG RIFF DER ZEIT

Anmerkungen

1 2

Gal. 4, 4; vgl. Mk. I, 15; vgl. Ferner ~ph. I, 9f. Zuspitzende Zusammenfassung Heldeggers. Vgl. dazu Albert Einstein, Die Cruridlage der al1g~meinen Relativitatstheorie. Annalen ~er PhrSlk

49 L· . 1916 Vgl auch: Uber die spezlelle

,elpzlg .' .. r

und allgemeine Relativihitstheone. 7. Aufl.,

Braunschweig: Vieweg 1920. S. 90ft ~~d .. 95ff. Vgl. ferner: Vier Vorlesllngen tiber Relahvltatstheone. Braunschweig: Vieweg 1922. S. 2.

Vgl. Aristoteles, Physik IV, Kap. 11, 219aff.

a.a.O., 219a 9f.

Augustinlls, Confessiones .. Li.bcr XI, cap. ~7, resp.

36. Sancti Aurelii Augusttm opera omnia, p.o~t Lovaniensium theologorum reeensionem. E~lhO novissima, emendata et auetior, aceurante Migne. Parisiis 1841. Tomus I, p. 823 sq.

3 4 5

102

ZAMAN KA VRAMI

(:IKMALAR

1. Galatyahlara Mektup, 4.4. Krs, Markos'a Gore Incil, U5; aynca krs. Efesoslulara Mektup, 1.9 ile sonrasi.

2. Heidegger'in keskin dilegetirisi. Bu konuda krs. Albert Einstein, "Die Grundlage der allgemeinen Relativitatstheorie,' Annalen der Physik, 49 (Leipzig, 1916). Aynca krs, Uber die spezielle und allgemeine Relativitiitstheorie, 7. basim (Braunschweig: Vieweg, 1920), 90. ss. ile 95. ss. Bir de krs. Vier Vorlesungen iiber Relativitiitstheorie (Braunschweig: Vieweg, 1922),2. s.

3. Krs. Aristoteles, Fizik, 4.11, 219a ile sonrasi,

4. Ay. 219a9ile sonrasi,

5. Augustinus, Itirafiar, X1.27. Sancti Aurelii Augustini opera omnia, post Lovaniensium theologorum recensionem. Editio nooissima, emendata et auciior, accurante Migne. (Paris, 1841),1. Cilt, 823. ss.

6. Ozgun metne uygun ceviri: "Sende, tinim zamanlan olcuyorum. ~a~lrtma beni, nedir diye. Kimi etkilenimlerinin karmasrkhgi yuzunden kendini rahatsiz etme. Dedigim su: Zamam sende 01- cuyorum. Gelip ge~ici nesneler sende bir etkilenim/imge yaratiyor ve 0 nesneler ortadan kalkmca bu etkilenim/imge kahyor. Ben 0 imgeyi/ etkilenimi yaratan yitip gitmis nesneleri degil, simdi olan bir etkilenimi/imgeyi olcuyorum. Zarnanlan olctu-

. giimde bir imgeyi/ etkilenimi olcuyorum." Heidegger metnin son cumlesindeki 'rpsam'i, 'Mein Mich-befinden selbst' (benim kendi bulundugurn durum) diye ceviriyor, boyle bir cevirinin olanakh olmasi icin metindeki disil sozcuk 'affectionem' yerine kullamlan 'ipsam'm en azmdan (eril) 'ipsum' olmasi gere~ir. (<;:.)

7. "Benim durumum suruyor" (c.),

8. Sacma ya da olanaksiz bir tiiretimi ya da aciklamayi belirtir; 'lucus' (koru) sozcuguyle 'lucere' (isimak) sozcugu arasmda bir iliski kurmak gibi (c.).

9. "Her konunun dogal yaplsmm izin verdigi olcude kesinlik aramak egitilmi~ insanm isidir" (Nikomakhos'a Etik, 1094b25) (c.).

103