P. 1
50121318-Kutub-i-Sitte-nin-Ele�tirisi-ve-Kuran-a-Arz�-Ferec-Hudur.pdf

50121318-Kutub-i-Sitte-nin-Ele�tirisi-ve-Kuran-a-Arz�-Ferec-Hudur.pdf

|Views: 10|Likes:
Yayınlayan: paracletos571

More info:

Published by: paracletos571 on May 05, 2013
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

05/14/2014

pdf

text

original

KÜTÜB-İ SİTTE’NİN ELEŞTİRİSİ VE KUR’ÂN’A ARZI

Fereç Hüdür
Fereç Hüdür’ün KUR’ÂN ARAŞTIRMALARI

1

ÖNSÖZ Zamanımızda, dünyada kendisine Müslüman diyen ve kendilerine ait elli kadar devletleri bulunan bir milyardan fazla insan bulunmaktadır. İsmen kendilerini Müslüman olarak tarif etmelerine ve dini kitaplarının Kur’an olduğunu söylemelerine rağmen, aralarında inanç yönünden büyük farklılıklar ve derin ayrılıklar mevcuttur. Bu ayrılıkları nedeniyle çeşitli mezheplere ve fırkalara bölünmüşlerdir. Bölünmüş olan bu gruplardan her birisi kendi mezhebine dayalı olarak bağlısı olmadığı diğer fırka veya mezhep bağlılarını dini açıdan yalanlayıp, hatta tekfir etmektedir. Bu durum günümüzde de öyle olduğu gibi, asırlardan beri süregelen bir olaydır. Olay bununla da bitmemektedir, aynı fırka veya mezhebi benimsediğini söyleyen herhangi iki şahıs bir araya geldiğinde, inanç yönünden bir birlerinden farklılıklar gösterip, tartışma içerisine girerek birbirlerini tekfir edebilmektedirler. Ve dini tartışma içerisine girip ayrılığa düşen şahısların halktan kimseler olması veya fırka ve mezheplerin dini temsilcileri olması durumu değiştirmemektedir. Ve hatta bunlardan herhangi tek bir şahıs dahi kendi nefsinde çelişkili olup, dinle ilgili olarak sabah söylediğine akşam, akşam söylediğine sabahleyin aykırı sözler söyleyip kendi kendisiyle çelişkiye düşebilmektedir. Bu gibi hususlar normal olmayan ilginç durumlar olduğu gibi, muhakkak bir nedeni olmalıydı. İşte bu nedenin dayalı olduğu öğretiyi merak ederek araştırıp ortaya koymayı amaçladım. Bu amaçla ilgili olarak 1991 yılında başladığım çalışmamı 2000 yılının sonunda tamamladım. 10 yıllık çalışma ve araştırmam neticesinde iki kitaplık bir çalışma meydana getirmiş oldum. Bu kitabın hareket noktası, gruplar, mezhepler ve meşhur fertler tarafından İslam dini adına söylenmiş birçok söz ve öğretinin kaynaklara dayalı örneklerini göstermek suretiyle kendi içlerindeki ve aralarındaki çelişkileri göstermek ve bu örnekleri Kur’an açısından ele alıp, Kuran’a aykırı olarak ihtiva ettikleri hususları göstermektir.

FereçHÜDÜR SİİRT

2

Kuran’ın İslam öğretisine rıza göstermeyen çeşitli fert ve topluluklar, Allah’ın koruması nedeniyle Kur’an’ı değiştiremeyince İslam’a saldırmak için başka yollara başvurdular. Bu yolları başlıca şöyle sıralıya biliriz: 1. Peygamber adına yalan hadisler uydurmak, 2. Uydurulan hadislere dayalı mezhepler meydana getirmek, 3. Tasavvuf adı altında faaliyette bulunmak suretiyle sofistlik yapmak, 4. Felsefe yoluyla saldırmak, 5. Kur’an ayetlerine yanlış ve batini manalar vermek. 6. Ayrıca İslam’a, İslam’da olmayan Irkçılık, Babadan oğula saltanat, diktatörlük gibi kavramlar ve oluşumlar isnat etmek ve bunları İslam’a karşı kullanmak. Bunları anlatırken geniş kitlelere yayılmış olanlarına ağırlık verecek, diğerlerine ise kısaca yer vermeye çalışacağım. HADİS FAALİYETİ: Bu faaliyet hicri üçüncü asırdan itibaren başlıca iki dalda gelişme gösterdi. Bunlar Kütüb-i Sitte adı altında ehli sünnetin kabul ettiği rivayetler ile Kütüb-i Erbaa adı altında İmâmiyye Şiasının kabul ettiği rivayetlerdir. Bunların durumu şu şekildedir: A- EHLİ SÜNNET VE KÜTÜB-İ SİTTESİ: Kütüb-i sitte’nin kelime manasından kastedilen, altı kişinin hadis kitapları şeklinde olup, bu şahısların kitaplarında 35647 hadis bulunmaktadır. Bu hadisler ayrı ayrı olmayıp, her biri bazen on beş yirmi kerelik tekrarlar halindedirler. Ayrıca bir şahsın kitabında yer alan bir hadis diğer bir şahsın kitabında ya aynen ya da biraz değişiklikle, büyük çoğunlukla yer

3

almaktadır. Öyle ki tekrarlar dikkate alınmasa 35647 hadis 4000 hadisi bile bulmamaktadır. Bu 4000 hadis bir kitaba sığdırılabilecekken, gerek tekrarlar suretiyle, gerekse şerhlerle büyük bir külliyata dönüştürülmüş. Öyle ki inceleme yaptığımda her biri yüzlerce sayfalık 57 cilde bakmak zorunda kaldım. Ayrıca dikkatimi çeken şeylerden bir tanesi de bu hadis uydurma faaliyetinin iddia ettikleri gibi fertler tarafından din gayretiyle yürütülmüş bir hareket olmayıp, birbirlerine çağdaş kimseler tarafından ve bağlantılı olarak yürütülmüş sistemli bir hareket olduğudur. Şöyle ki: 1- Buhâri (Hicri 194-256) tekrarlarıyla birlikte 9082 hadis. 2- Müslim(Hicri 204-261) 3- Nesai (Hicri 215-303) " " " " " . " " .. . 7275 “ 5724 “ 5274 “ 3951 “ 4341 “

4- Ebû Dâvud (Hicri 212-275) " 5- Tirmizi (Hicri 209-279) "

6- İbnû Mace (Hicri 209-273) "

TOPLAM 35647 Ayrıca diğer bir hususta bu şahısların Arab asıllı olmayıp, Buhara, Merv, Horasan tarafında yaşayan kimseler oldukları ve İslam’ın yayılmasını engellemek için Kur’an öğretisine karşı bir ekol oluşturmuş olmaları hususudur. Arab asıllı değildirler derken ırkı söz konusu ettiğim zan edilmesin. Ancak şunu demek istiyorum ki, ne sahabeler nede tabiin tarafından ortaya atılmış bir hareket olmadığı gibi, Araplar arasında o döneme kadar hadis öğretisi söz konusu değildi. İslam derken sadece Kur’an öğretisi anlaşılıyordu. Zira hadis rivayeti konusunda yasaklarda mevcuttu, ondandır ki bu hareket Mekke ve Medine’nin çok uzağında hicri üçüncü asırda geliştirildi. Hadis diye peygamber adına uydurdukları iftiralara delil olarak yine kendilerince uydurulmuş ravi senetlerini gösterdiler. Kur’an’ı ölçü olarak kabul etmediler.

4

Bunlara sormak gerekir! Hadis metnini uyduran insanların senedi de uydurmamaya verilmiş bir sözlerimi var? Yada senedin uydurulmamsına mani olan şey nedir ki, ravi zinciri şeklinde uydurulmuş sened hadisin sağlamlığına delil olabilsin? İş bununla da bitmiyor. Kur’an’ı ölçü olarak kabul etmedikleri gibi, uydurdukları rivayet iftiralarının Kur’an’ı nesh edebileceğini, yani ayetleri iptal edebileceğini iddia ettiler. Ve bu iddia çerçevesinde mezhepler geliştirdiler. Çok ilginçtir, geliştirmiş oldukları dört mezhebin imamları da Arab asıllı değildirler. İddia ettiklerine göre bu imamlar adına oluşturulan mezheplerden birine bağlı olmak İslâmi bir mecburiyetmiş. Ayrıca yukarıda belirttiğim, gibi iddia ettiklerine göre hadisin doğruluk güvencesi ancak ve ancak isnat ettiği ravi senedidir. Bu senet uydurmalarını da ağırlıklı olarak 5374 hadis ile hayali bir şahıs olan Ebû Hüreyre’ye isnat ettiler. Ebû Hüreyre’nin kelime manası “kedinin babası" demektir, ve güya bu bir şahsın takma adı imiş. Böyle bir şahıs bilinmediği gibi ne kendi adı, nede babasının adı bilinmemektedir. Adı hakkında 30 değişik rivayet olup adının ne olduğu tespit edilememiştir. Babasının adıyla ilgili de çeşitli rivayetler yapılmaktadır El-Kutb El-Halebi bunları kırk dört değişik rivayete çıkarmaktadır. Ve bu iddiaların hepsi bir yakıştırmadan öteye gidemez, zira böyle bir şahıs kanaatimce hiçbir zaman yaşamamıştır. Hadis ekolünü kuran bu ekip, bu şekilde hayali bir şahsa hadislerini dayandırmakla bu yönden yalanlanmalarının yolunu kapatmak istemişlerdir. Zira gerçek bir şahsa isnat etmeleri halinde birilerinin çıkıp da bizim dedemizin dedesinden duymadığımızı sen kimden duydun deyip onları yalanlayabilirlerdi. Benim kanaatimce hiçbir zaman böyle bir şahıs yaşamamıştır. İşte hadislerinin gerçek olduğuna dair verdikleri en büyük güvencelerden biri bu hayali şahsiyettir. Kaldı ki senedin hadisin sahihliğiyle (gerçek olmasıyla) ilgili hiçbir manası olamaz. Hadis metnini uyduranlar kolayca senedi de uydura bilirler. Falan, falana söyledi şeklindeki bir

5

uydurmanın zorluğu veya imkansızlığı nedir ki hadisin sahihliğine güvence olabilsin. Buhâri’nin altıyüzbin hadisi senedleriyle birlikte ezbere bildiğini ve kitabına aldığı hadisleri bunlar arasından seçtiğini iddia etmişlerdir, bundan da anlaşılmaktadır ki senedleriyle birlikte yüz binlerce hadis uydurması mevcuttur ve hadisleri uyduranlar senedlerini de uydurmuşlardır. Bu onların kendi ifadeleridir. Öyleyse senedli olmalarına rağmen güya sahih görmemiştir ve dolayısıyla hadis metniyle beraber senedlerinde uydurulduğunu itiraf etmiş olurlar. Bu mantık kitabına aldığı hadisler içinde geçerlidir. Bir hadisin ne şekilde olursa olsun sened ihtiva etmesi onun sahih olduğuna delil teşkil edemez. Bu konuda daha birçok eleştiriler getirmek mümkündür. Kitabın çok hacimli olmasını amaçlamadığımdan bu kadarla yetiniyor ve işin esasına değinmek istiyorum. Bu kadar yoğun bir şekilde asırlardan beri insanlara din diye takdim ettikleri ve Kur’an’dan üstün tuttukları hadislerin içeriği nedir ve bunları öneren imamları kimlerdir, bunları belirtecek olursam: BUHARİ: Künyesi "Şeyhu’l İslam ve İmâmul-Huffaz Ebû Abdullah Muhammed İbnu İsmail, İbnu İbrahim, İbni’l Muğire, İbni’l-Berdizbe el-Buhâri el-Cu’fi" (H.194-256). Doğum yeri Buhara olup ölüm yeri de Semerkant’ın Hertenk köyüdür. Görüldüğü gibi yaşayıp öldüğü yer Arabistan’ın çok dışındadır. Kendisinden Müslim ve Tirmizi hadis almışlardır. Tirmizi ile Ebû Dâvud (ö.316) talebeleridir. Müslim kendisine “Müsaade et, ayaklarını da öpeyim, ey üstadlar üstadı, ey muhaddislerin seyyidi, İlel’de hadi doktoru" demişti. Sahihinin en meşhur nüshaları Nesefi Nüshası ve Firebri Nüshasıdır. Nüshalar arasında farklılıklar vardır. Bazen “Babun" şeklinde kalıp hiçbir fıkhı hüküm ifade etmeyen başlıkların yer alması, bazen başlık olduğu halde arkadan hadis kaydetmeden bir

6

başka bab başlığına geçmesi. Sonrakiler tarafından bu boşluk doldurulmuştur. Meşhur Çağdaşları, Ahmed İbnu Hanbel, Yahya İbnu Main, Ali İbnu’l Medeni, Salih Cezere, Nesefi, Firebri. Buhari hadisleri kitabına yazarken sahih olmaları konusunda Allah’a danışmış olduğu garantisini de vermektedir. Bu hususla ilgili olarak şöyle demiştir. “Herhangi bir hadisi Sahih’e dahil etmezden önce yıkanıp iki rekat namaz kılarak, Allah’a istihârede Bulunup manevi bir işaret aramış, ondan sonra hadisin sıhhatine hükmetmiştir”. “Bu şekilde sıhhati nazarımda sübût bulmayan hiçbir hadisi Sahih’e almadım” der. Ayrıca Sahihini 16 yılda altıyüzbin hadisten seçerek tekrarlarıyla birlikte 9082 hadis yazmıştır, iddiası da vardır. Şöyle bir hesap yaparsak bu sözlerin herhangi bir gerçeği ifade etmediği ortaya çıkar. Altıyüzbin hadis için, altıyüzbin defa yıkandığını ve her bir hadis içinde iki rekat namaz kıldığını söylemekle, böylece (600.000.-: 16.-): 365 = 103 kere her gün yıkanmıştır. Ayrıca (600.000.- X 2.-): (16.- X 365.-) = 205 rekat namaz kılmıştır. Her rekatı üç dakika da kılsa 3 X 205 = 605 dakika, bu da yaklaşık on saat demektir. Günde 103 kere yıkanıp on saat Namaz kıldığını ve bunu 16 sene devam ettirdiğini iddia etmek ciddiyetten uzak bir iddiadır. Zira değil günde 103 kere yıkanmak hiç uyumasa bile en az saatte dört defa giyinip soyunması demektir. MÜSLİM: Künyesi, “El-İmam el-Hâfız Hüccetül- İslam Ebu’l Hüseyn, Müslim İbnul-Haccâc el el-Kuşeyri, en Nişâburi" (H.204-261) Horasanın Nişabur kentinde doğup ölmüştür. Müslim, Sahihini bizzat işiterek aldığı üçyüzbin hadisten seçtiğini ifade eder. Tekrarları nazara alınmadığı takdirde kitabında 3033 hadis mevcuttur. Rivayete göre, bir hadis ararken dalgınlıkla bir sepet hurmayı yemiş ve hastalanarak ölmüştür. Kitabında yazmış olduğu hadislerin, bazı senedlerinin ricâlinde şahıslar sayıca farklıdır. Bazı metinlerde elfaz değişmektedir.

7

NESAİ: Künyesi. “El-Hafız el-İmam Şeyhûl-İslâm Ebû Abdurrahmân İbnu Şuayb İbnu Ali İbnu Sinân Bahr el Horâsani el, Kâdi" (H.215-303). Aslen Horasanın Nesâ şehrindendir, orada doğmuştur. Tahsiline Belh şehrinde başlamıştır. Kitabının adı Kitab’ı elMüctebâ Mine’s-Sünen (es-Sünenu’s-Suğra)dır. Tekrarlarıyla beraber 5724 hadis ihtiva eder. Şafii fukuhasındandır. EBÛ DÂVUD: Künyesi, “El-İmam es-Sebt, Seyyüdü’l Huffâz Süleyman İbnul-Eş’es İbni İshâk es-Sicistani" (H 212-275). Doğum yeri Horasan Bölgesinin Sicistân şehridir. Kitabı hakkında "Ben Resûlullah’a nispet edilen Beşyüzbin hadisten şu Sünen’i seçtim. Kitabımın içerisinde 4800 hadis mevcuttur." der. Ebû Dâvud Sünen’ini kendisinden yüklenip rivâyet izni alan yedi kişi mevcuttur. Bunlardan dört tanesi yaygınlık kazanmıştır. Nüshalar arasında farklar mevcuttur. TİRMİZİ: Künyesi “Muhammed b. İsâ b. Sevre b. Musa b. Ed-Dahhâk es Sülemi el-Bûği ed-Tirmizi" Tirmizi Orta Asya şehirlerinden Termiz, Türmiz şeklinde de telaffuz edilen, Tirmiz şehrine nispettir. Tahsilini memleketinde ve Horasan’da yapmıştır. Buhari’nin en meşhur talebesidir. Bir müddet Buhara’da hadis okutmuş. İlelu’l-hadisi Semerkant’ta tasnif etmiştir. Anadan doğma âmâ olduğu rivayet edilmekte. Tekrarlarıyla birlikte 3951 hadis yazmıştır. İBNÛ MACE: Künyesi, “Muhammed b. Yezid b. Abdullah er-Raba’i el-Kazvini" (209-273). Tahran yakınlarındaki Kazvin şehrinde doğmuştur ve ölüm yeri de Kazvin’dir. Tekrarlarıyla birlikte 4341 hadis yazmıştır. İbnu Mace’nin Süneni hicri yedinci asırdan itibaren Kütüb’i Sittenin altıncı kitabı olarak benimsenir. Bazıları altıncı Kitab olarak Muvatta’yı görmüştür. Görüldüğü gibi Kütüb’i Sittenin hiçbir yazarı aslen Arab olmadıkları gibi, seyahat amaçlı olsa dahi Mekke ve Medine taraflarına gittikleri pek bilinmemektedir. Bir iki tanesinin

8

Mekke ve Medine taraflarını gidip gezdikleriyle ilgili kayıt varsa da bence uydurmadır. Zira böyle bir şey vuku bulmuş olsaydı Hac ve Umre yaptıklarıyla ilgili kayıtlarda mevcut olacaktı böyle bir şeye rastlamadım. Bunların öğretileri üzerine bir fıkıh oluşturularak mezhepler meydana getirilmiştir. Ehli Sünnet adı altında oluşturulan dört mezhebin İmamları da aynı şekilde Arab asıllı değillerdir. Bu şahısların ismi etrafında oluşturulan bütün fıkıh bu İmamlara mal edilmiştir yada adı kullanılmıştır. Öyle ki İmam Ebû Hanife’den hiçbir Kitab intikal etmemiştir, buna rağmen mezhebinin fıkhı ona dayandırılmıştır. Bundan dolayı konular işlendiğinde falan şahıs şu sözü söyledi veya şunu yaptı derken o sözün veya fiilin o şahsa ait olabileceği gibi, onun adına uydurulmuş olabileceğinin de dikkate alınması gerekir. Zira Allah’a ve Peygambere iftira edip yalan söz uyduran kimselerin, başkaları adına da yalan söz ve iftiralar uydurmaları gayet mümkündür. İnsanlar nasıl ki öbür semavi kitapları değiştirdiyseler, Allah, Kur’an’ı korumamış olsaydı onu dahi değiştirmeye çaba sarf edeceklerdi. Bundan dolayı amacım bizzat şahıslar olmayıp, asırlardan beri süre gelen uydurma rivayetler ve onları gerçek manada uydurmuş olanlardır. Konumuza dönüp, dört mezhep imamı konusunda, geçerli kaynaklara dayalı olarak bilgi verecek olursam: EBÛ HANİFE: Numan b. Sabit (H.80-150), Arab olmadığı kesin olmamakla beraber, Türk veya İran asıllı olduğu hakkında farklı rivayetler mevcuttur. Onun Tirmizli bir Türk kabilesine mensup olduğu söylenmekle beraber M. Ebu Zehra’ya göre ise Farslıdır. Abdulbaki Gölpınarlı’ya göre de Ebû-Hanife Nu’man b. Sabit’in babası, Zerdüşt dinindeyken İslamı Kabul eden Kâbül’lü Zevtâ’dır, bu şahsın adının Tâvus yahut Merzubân olduğunun rivayet edildiği şeklindedir. Fıkıh öğretisini öğrencileri oldukları iddia edilen Ebu Yusuf (H.113-182) ve Muhammed b. Hasan eş-Şeybani’ye (H.135-

9

189) isnat ettirilmiştir. Ebû Hanife’nin bizzat kendisi tarafından kaleme alınmış eseri yoktur. Sünnet konusunda onun hakkında dendiğine göre ravisi güvenilir olduğu zaman Muhaddislerin çoğunluğunun eğilimine aykırı biçimde Mürsel hadisi delil olarak değerlendirmekteydi. Muhaddislerce zayıf karşılanan ve kendisiyle amel edilemez diye değerlendirilen bir çok hadisi delil olarak ileri sürme yoluna gitmiştir. Hanefiler şöyle söylemektedirler: “Kur’an, mütevatir veya meşhur sünnetle nesh edilebilir. Sadece ahad hadisle nesh edilemez”. böylece hadislerin Kur’an’ı nesh edebileceğini yani iptal edebileceğini fıkıhlarına esas Kabul etmişlerdir. (Bak. Dr. İsmail Hakkı Ünal. İmam Ebu Hanife’nin Hadis Anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları No.327 Baskı1994 Sayfa 213) İMAM MALİK: (H.93-179) Bazıları aslen Yemenli olduğunu söylerken, bazı siyer yazarları İmam Malik ve ailesinin Arab olmadığını söylemişlerdir. Büyük atası Ebû Amir’in, Beni Teym kölelerinden olduğu söylenmiştir. İmam Malik, üstadının özellikle İbni Hürmüz olduğunu belirtir. “Yedi, sekiz yıl yalnız ondan okudum, başkalarını bu işe hiç karıştırmadım" der. Hürmüz adı Acem asıllı olanların kullandığı bir isimdir. Bir rivayette de "On üç yıl oturup İbni Hürmüz’den ders okudum” der. (16 yıl rivayeti de vardır) Ondan öğrendiklerini, başka bir kimseden almadığını söyler. İmam Malik üstadı İbni Hürmüz’den aldıklarının tamamıyla tesiri altında kalmış denebilir. Medarik’de şöyle denir: "Malik derki, İbni Hürmüz’ü şöyle derken işittim" ifadeleri bunu açıkça ortaya koyar. Meşhur Kitabı Muvatta da 1826 hadis mevcuttur. Sünnet Kur’an ile Tearruz ederse, Bazı hallerde Kur’an’ı sünnete takdim eder, bazı hallerde sünneti Kur’an’a hakim kılar. Böylece sünnetin Kur’an’ı iptal edebileceğini Kabul etmiştir. (Bak, İmam Malik, HayatıGörüşleri- Fıkıhta yeri, Prof. Muhammed Ebu Zehra, Hilal Yayınları 1984 sayfa 283)

10

İMAM ŞAFİİ: Ebû Abdullah Muhammed bin İdris bin Abbas Şafii (H.150-204). Suriye’de (Filistin) doğduğunu söyleyenler olduğu gibi ayrıca Askalan’da (gazze yakınında) Hatta Yemen’de doğduğunu söyleyenlerde vardır. Kureyş kabilesinden olmadığı halde, “kölelik yönünden kureyşli sayılmıştır. Zira atası Ebu Lehebin kölesi imiş" rivayet edilmiştir. Ömer, atası Şafii’yi Kureyş kölelerine katmamış, Osman onu bunlara katmış. İmam Şafii, Huzey kabilesinin yanında yaklaşık on yıl kalarak, kendilerinden Arap dili ve şiirini öğrendi. Ana dili Arapça olmayıp Arapça’yı sonradan öğrendiği anlaşılmaktadır. Hocası İmam Malik’tir. El-Risale ve El-Üm isimli kitapları vardır. Şafii derki: “Fıkıh öğrenmek isteyen Ebu Hanife’nin iyalidir. Siyer isteyen Muhammed b. İshak’ın iyalidir. Hadis isteyen Malik’in iyalidir. Tefsir isteyen Mukatil b. Süleyman’ın iyalidir" diyerek tavsiyede bulunur. Ebu Hanife ve İmam Malik’ten bahsettik, diğer ikisi ise: Muhammed b. İshak: (H.85-151). Bilhassa Siyer Meğazi çalışmaları vardır. Siyerin dışında müstakil olarak Kitâbu’ssünen telif etmiştir. İbrahim b. Sa’d ez Zuhri ondan sadece ahkama dair 17 bin hadis rivâyet etmiştir. Yahya’lKattan onun hakkında “kezzab" yani yalancı demiştir. Ayrıca, hakkında Şiiliğe meyyal olduğu ve kaderi olduğu rivayetleri de vardır. Yalnız ahkama dair 17 bin hadis söylemesi “ne kadar" yalancı olduğuna dair kuvvetli bir delildir. (Bak. İlk üç Asırda İslam Coğrafyasında Hadis. Dr. S. Kemal Sandıkçı. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları 299. Baskı 1991 s. 45-46) Diğer tavsiye ettiği: Mukatil b. Süleyman Şiânın Zeydiye Mezhebindendir. Şafii onun kitaplarını okudu, inceledi ve neticede onları da

11

okumağa teşvik etti. Onu bu hususta imam addetti. Bu maddede kendisine başvurulan bir âlim saydı. (Bu konuda bak. İmam Şafii. Osman KESKİOĞLU. Diyanet Başkanlığı yayınları 1987 s. 46). Şafii’nin kendiside Harun Reşid zamanında Şiilikle itham edilmiş ve takibata uğrayarak, Harun Reşid’in huzuruna bu konuda çıkarılmıştır. Kur’an ve Sünnet Konusundaki görüşü: Şafii’nin bu konudaki görüşü, Sünnetin Kur’an’la nesh edilemeyeceği şeklindedir. Resûlullah’ın sünnetini ancak Resûlullah’ın sünneti nesh edebilir. Kur’an bir sünneti nesh edemez, nesih olayı olması için bunu başka bir sünnetin ilân etmesi gerekir der. Kur’an’ın sünnetle nesh edilip nesh edilemeyeceği konusuna gelince, her ne kadar Kur’an’ı ancak Kur’an nesh eder diyorsa da, uygulama konusunda durum hiç de öyle değildir. Örneğin, Kur’an’a rağmen, zina olayında Recim cezasını kabul etmekle, sünnetin Kur’an’ı nesh edebileceğini açıkça beyan etmiş olur. Yani kısaca iddiası; Kur’an sünneti iptal edemez fakat sünnet Kur’an’ı iptal eder şeklindedir. (Konu hakkında bak: İmam Şafii. Osman KESKİOĞLU s.238-239. Büyük Şafii İlmihali, Yazan Halil Gönenç. Hilâl Yayınları 1979, 2. Baskı s. 375.) AHMED İBN-HANBEL: (H. 164-241): Anası O’na gebe olarak Merv’den Bağdat’a geldi. Merv’de doğduğunu söyleyenler var. Kendisinden yapılan rivayette Bağdat’ta doğduğu söylenmiş. Merv asılı olup Arab değildir. (Yazılarımda Arab değildir derken, bununla o devirlerde ilk etapta Kur’an’ın yayıldığı coğrafyaya yakınlığa veya uzaklığa dikkat çekmek suretiyle Kur’an dışı bazı kültürlerin etkinliğine dikkat çekmek içindir. Yoksa İslam dini evrensel olup, herhangi bir ırktan olmak veya olmamak avantaj veya dezavantaj değildir.)

12

Zira Kur’an esas alınmış olsa ve Peygamber adına ileri sürmüş oldukları sözler Kur’an ölçüsüne vurulsa. Hilal Yayınları S.247) Bu ifadeler bile.) Bütün korkuları Kur’an’ın İslam dini öğretisine esas alınmasıdır. Peygamber Aleyhisselamın sünnetleri red olunacak olursa o zaman sünnetlerin çoğu red olunur ve sünnet batıl olur. İbni Kayyım." (Konu hakkında bak. Muhammed Ebu Zehra. Ahmed’in ve Şafii’nin görüşlerini destekleyerek şöyle der: Eğer bir kimsenin kitabın zahirinden anlayışına göre Hz. Sünnetle Kur’an’ın ne kadar bir birleriyle bağdaşmayan bilgiler ihtiva ettiğini belirtmeye kafidir.Ahmed İbn-i Hanbel."(Ahmed ibn-i Hanbel. Ahmed. o İmam Şafii’nin usulüne uygun hareket eder. fakat Kur’an’ın sünnete hakim olmadığı ve sünnetin Kur’an’ı nesh yani iptal edebileceği iddiasındadır. “gerek iman itikade.000. “İmam Ahmed’e gelince.. onun ahkamını takrir eder. Zira Kur’an açık manalı bir kitaptır. Şatıbi sünnetin Kur’an’a hakim olmasını şöyle açıklar. çünkü kitabın iki ve daha ziyade şeye ihtimali vardır. Osman KESKİOĞLU . Bu hususu onlarda kabul eder mahiyette şu şekilde itiraf etmektedirler."demekte. Ulemaya göre sünnet. Ona göre Kur’an’ın batını vardır. 13 . Terc. gerek amel ve akla dair olsun.Kitabı “Müsned”de yaklaşık 40. Hilâl Yayınları 1984 s. Hadisler arasında bir fark yapmazdı.242-255 Prof. kitaba hakimdir.hadis vardır. Sünnetin Kur’an’a hakim olduğunu. Şöyle ki: “Ahmed’e göre sünnet beyan bakımından Kur’an’a hakim sayılır. Kur’an’ı esas alıp sünneti terk edenlere red için Kitab bile yazmıştır. Halbuki Kur’an’a batın bilgi isnat etmek küfürdür. Kitab hakim değildir. bütün iftira ve yalanları hemen ortaya çıkar ve sünnet diye ileri sürmüş oldukları sözlerden geriye pek bir şey kalmaz.

Bu da başka bir ifadeyle. Müslüman 14 . Kur’an bilgisi sünnet yoluyla olur. vahid olan Hadisler bile. Kur’an’ın umumini tahsis eder. Mahiyeti ne olursa olsun. aynı zamanda Kur’an’a hakim olan! sünnetle mümkündür. Şöyle ki: “Resûlullah’ın hadislerinden olup olmadığı konusunda anlaşmazlığa düştüğünüz rivayetlerle ilgili olarak Müsned’e başvurun. Kur’an’ın İslam öğretisini engellemek gayretleridir. Kur’an sünnete hakim olamaz. Hilâl Yayınları s. bulmadıysanız delil olmaz . peygambere yaptıkları iftiraları ve bu iftiralara dayalı olarak kabul edilen İslam Dini anlayışlarını örneklerle belirtmeye çalışacağım ve görülecektir ki öğretmek istedikleri İslam olmayıp. Sünnetin beyanından yararlanmaksızın sadece Kur’an’dan öğrenmeğe çalışanlar."(Ahmed İbn-i Hanbel."demiştir. Hadislerin sahihliğine ölçü olarak Kur’an’ı değil de kendi Müsned ini kabul ve tavsiye eder. İmam Ahmed birçok sözlerinde belirtmiştir ki. Zira görüleceği gibi birçok konuda Kur’an’a aykırı ve bol bol çelişkili rivayetlerde bulunmak suretiyle. İslam dinini öğrenilmesi. Bu ise İslam dinine saldırı ve peygambere büyük bir iftiradır. şöyle ki: “hatta ona göre haberi. İslami değerlere. hak yolu şaşırırlar iddiasındadır. doğru yolu şaşırırlar. İslam fıkhının en kestirme ve en işlek yolu sünnetten geçer. Şimdi hadis adı altında. Allah’ın Kur’an’la bildirdiği İslam’a. İttifakla hadislerin Kur’an ayetlerini iptal edebileceğini fakat Kur’an’ın hadisleri iptal edemeyeceği iddiasındadırlar. Bu din sünnet yoluyla öğrenilir. Kur’an’ı hadise tabi kılar.245) Görüldüğü gibi dört mezhep imamı da fıkıhlarına hadisleri esas almaktadırlar. Müsned teki hadislerin 10 bini tekrarlanmış hadislerdir.Sonuç olarak. Orada bulduysanız delil. öncelikle hadislerle peygamberin karşı çıktığı ve peygamberin sözünün Allah sözünden daha üstün olduğu manasındadır. 750 bin hadis arasından seçtiği rivayet edilen.

Akçağ Yayınları 1992 . Tirmizi. Prof.Ankara. Alıntıları: Buhari. işte o zaman Cehennem: “Yeter. buyurdular ki: "Cehennem içerisine âsiler atıldıkça: "Daha var mı?"demekten geri durmaz. İslamı ve Tevhidi anlamakta mümkün değildir. Cilt 14 s. 15 . Bunların öğretileri esas alındığında hiçbir İslam farzının uygulanması mümkün olmadığı gibi. Bu öyle bir saldırıdır ki planlı ve kasıtlı olarak yapılmıştır. Dr. PEYGAMBERLERE VE MÜSLÜMANLARA SALDIRI VE İFTİRA İÇEREN KÜTÜB-İ SİTTE’DEKİ HADİSLERDEN ÖRNEKLER VE ELEŞTİRİLMELERİ ALLAH’A KARŞI İFTİRA VE SAYGISIZLIK ETMELERİ VE BU KONUDA UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ: 1. İbrahim Canan. (2848). Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah a.445 Hadis sırası 5226. Eymân 12. Bu hal. iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder.v. kaynak ismi K. Kaf. Cennet 37. Sırası gelince bunları da örneklerle izah etmeye çalışacağım. Müslim. İzzet ve keremine yemin olsun yeter" der. Tefsir. Çünkü önerdikleri sistem ve öğreti bundan başka bir ifadeyle izah edilmeyeceği gibi. Rabbu’l-İzze’nin cehennemin içine ayağını koyup.Hz. Şia ve Vahhabilik’tede durum bundan farklı olmayıp. KUR’AN’A. yeter.şahsiyetlere ve Allah’a karşıda saygısızlık etmekten geri durmamışlardır. (3268)) (Not: Bundan sonra İbrahim Cananın Kütüb-i Sitte isimli 18 ciltlik hadis kitapları kaynak gösterildiğinde. Tefsir. ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleştirir.s. Tevhit 7. kendileri zaman içerisinde açıkça bu amaçlı bir ekip çalışması ortaya koymuşlardır. Allah. ALLAH’A. Cennette fazlalık devam eder. (Kütüb-i Sitte. Kâf 1. sistem olarak ehli sünnettirler.

Allah’ı tecsim ederek ona ayak isnat ettiler ve bu ayağı da cehenneme koydular. 11/118 .Ancak Rabbının merhamet ettikleri. (herkesi doğru yola getirirdik). Ve böylece. Cehennemin boşluğunu Allah’ın ayağıyla. Zaten Allah. Cennetin boşluğunu ise hiç dünyaya gelmemiş halkla doldurmak öylemi! Allah. Zira cehennem cisimdir ve cisimlerin doldurulması ancak cisim ile olur. (belli ki. Halbuki asıl metinde “aleyhe" değil. Cennet için ise doldurulmak üzere imtihansız halk yaratılacağını iddia ettiler. işte ihtilaf edip durmaktadırlar. taptıkları putlarına böyle bir şeyi yakıştırmazlar.S . herkese hidayetini verirdik. ifade ona da ağır gelmiş) cehennemin üzerine ifadesini kullanmış. cehennemi neyle dolduracağına dair Kur’an’dan mealen: . Putperestler dahi. Olarak kısaltılacak ve önüne sıra numarası yazılacak. (Bu ihtilaftan) istisna teşkil ederler. cinlerden ve insanlardan bir kısmıyla tamamen dolduracağım. onları bunun için yaratmıştır. 5126 gibi) HADİSİN TENKİDİ: Yıllarca inanç sistemlerini inceledim bunlardan başka İlahı’nı cehenneme layık görenine hiç rastlamadım.S. ifade “fiyhe" yani “içerisinde" şeklindedir.Dileseydik. tercümeyi yapan İbrahim CANAN. Fakat (hikmetim uyarınca) benden (çıkan) şu söz gerçekleşecektir: “mutlaka cehennemi. Allah’a ayak isnat etmeleri teşbih değil tecsimdir. Rabbının “muhakkak cehennemi hep cin ve insanlarla dolduracağım" sözü yerine gelmiş olacaktır. Bunlar. Oysa. bunların bu küfründen münezzeh ve yücedir. Örneğin K. asıl metinde geçen cehennemin içine ifadesini tam tercüme etmeyerek.Eğer Rabb’in dileseydi insanları tek bir ümmet yapardı. Allah’ın."32/13 16 . 11/119 .

Anlatıyor: Resûlullah a. buyurdular ki: Sizden biri kardeşiyle dövüşünce yüze vurmaktan sakınsın. “Mele’i A’la (da bulunanların) nelerde yarıştıklarını biliyor musun dedi.v.Yine Ebu Hüreyre r. Buyurdular ki: “Hakk’ın musafaha ettiği ilk kimse Ömer’dir.s.Görüldüğü gibi. 17 . (K. elçi olarak) geldi."dedi. Buyurdular ki: Allah’u teala hazretleri..S. Anlatıyor: “Resûlullah a. Hz. 1993) Alıntı İbn!i Mace 104. Cennet 28 (2841)). emrindeyim. 3382 C..3232)). İstizan 1. 4668 C."(K.v. Buyurdular ki: Bu gece Rabb’imden bir (melek.1990. 112.v.S."dedim."(Buhari.177 B. konusunda 2.. Tefsir Sâd.İbnu Abbâs r.. Bunun üzerine elini omuzlarımın arasına koydu..a. Müslim. Birr.Hz. Anlatıyor: “Resûlullah a. 3483 Cilt 10 Baskı 1990) 3."(K.. Ebû Hüreyre r. cehennemin doldurulması uydurdukları hadis Kur’an’a ters düşmektedir. Müslim.S. (2612)) Müslim’in ifadesinde şu ziyade var.13 B 1992 alıntı: Tirmizi.S.a. Adem a.16 B.6012 C. Übey İbnu Ka’b r. “. Itk 20..Hz.a. Zirâ Allah Âdem’i kendi sûretinde yaratmıştır. Anlatıyor: Resûlullah a. 5..s. (3231."(K.. -Bir rivayette ise şöyle demiştir: “Rabbim bana en güzel bir surette geldi"-ve: Ey Muhammed. İlk selam verdiği kimsede o olacaktır. “Buyur Rabbim.. 4..a.s.mı kendi sureti üzere ve boyunu da atmış zira olarak yaratınca:.10 S.v. alıntısı Buhari.s.s. Hatta onun serinliğini göğüslerimde hissettim. “Hayır" dedim.

Yoktan var edilmekte ve vardan yok edilmektedir. zira bu hususlar noksanlık ve acizliktir. Kelam 3. 6. karışıklık çıkarma amaçlı bir yalan uydurmasıdır. Ayrıca Ömer’i Peygamberimiz dahil tüm Peygamberlerden ve Müslümanlar dan üstün olarak rivayet etmeleri.v.984)) HADİSİN TENKİDİ: Allah hiçbir şekilde zaman olarak tavsif edilemez. yoksa Ömer’i sevdiklerinden falan değildir. yokken var olan hiçbir şekilde İlah olmaz. Allah ise hiçbir şekilde zamanın bu özelikleriyle noksan ve aciz değildir.(2. Zira Allah noksan sıfatlardan münezzehtir. Allah’ın eline serinlik atfetmeleri de tecsim vurgulamasıdır.HADİSLERİN TENKİDİ: Allah’a insan şeklin de suret iddia ettiler. aynı şekilde Allah’ın Ömer ile tokalaştığını ve onun elinden tutup cennete koyduğu iddiası da apaçık tecsimdir. Dün yok olmuştur. henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi. öyle bir benzerlikten dolayı yüze vurulmamasını tavsiye ettiler. Ebu Davud. Allah’ın yüzü ile insanın yüzünün aynı olduğunu vurgulamak için yüze vurulmamasını tavsiye etmişlerdir.16 B. zira zamanın kendisi yaratıktır. Anlatıyor: Resûlullah a. Buhari Edep 101. Allah’ı tecsim etmek yani cisim saymak apaçık küfürdür. Var iken yok olan. buyurdular ki: “Üzümü Kerm diye isimlendirmeyin. (2246. 2247).S. Zaman konusunda Kur’an’dan mealen: -İnsanın üzerinden. 5938 C.Ebu Hüreyre r. edeb 81 (4974). Müslim Elfaz 516.Hz. “Vay şu dehrin mahrumiyet ve hüsranına" diye kahırlı söz söylemeyin. yarın yaratılmakla yoktan varlığa gelecektir. Geçer ve noksanlaşır.1993 Alıntıları. Muvatta. bağlı olduğu olaya ilişkin tükenir. Zira Allah’ın kendisi dehr (zaman) dır. 76/11 18 .”(K.a. Aslında istedikleri saygı gayreti değildir.s.

Müslim. 7.Görüldüğü gibi zaman gelip geçici bir şeydir. (2675). Allah hakkında iyi veya kötü zanda bulanabilirler. Tevhit 35. tamamen O’nun avucu içindedir. Zan ise gerçekten hiçbir şey kazandırmaz. Muhakkak ki Allah onların ne yaptıklarını bilir."(K. Bir kimsenin Allah hakkında iftira en kötü zanda bulunması mümkündür. şahitler de: “İşte Rab’lerine karşı yalan söyleyenler bunlardır. onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir. (2389)) HADİSİN TENKİDİ: Kullar. İyi bilin ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir. Allah’ı öyle bir şeyden tenzih ederiz. Zikr 1."diyecekler. Zan kendi başına hakikatten hiçbir şey ifade etmez. Apaçık bir günah olarak bu yeter. Halbuki Kıyamet günü yer. Mealen: -Onların çoğu zandan başka bir şeye uymuyorlar. Bununla ilgili olarak Kur’an’da şöyle bildirilmiştir.Sahiheyn (Buhari ve Müslim) ve Tirmizi de Ebu Hüreyre’den gelen diğer bir hadiste Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Allah Teala Hz. Tirmizi. göklerde sağ elinde dürülmüştür. O. 4/50 19 .16 B. Züht 51.10/36 -Allah’ı gereği gibi bilemediler.S. o taktirde iddia ettikleri hadise göre Allah kötüdür manası çıkar ki. kulumun benim hakkımdaki zannına göreyimdir. hadis diye iddia ettikleri Kur’an’a aykırıdır.5849 C. Allah kullarının zannına göre değil. 11/18 -Bak nasıl Allah’a yalan uyduruyorlar. kendi zatına göredir. şöyle buyurdu: “Ben.39/67 -Allah’a yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar Rab’lerine sunulacaklar.1993 alıntıları Buhari. Allah zaman olarak tavsif edilemez.

Leysi.a. den naklen anlatıyor: Resûlullah’a atfen mahşerde içlerinde münafıkların da olduğu halde (yalnız) bu ümmet kalacak. (182). 8. Ata İbnu Zeyd el. Rikak 52.İbnu’l -Museyyib.. Onlarda: “Evet. (haşa O’ndan) çirkin bir surette tecelli ettiğini iddia etmişlerdir. Bunun üzerine Allah Teala hazretleri (karşılarında) onların tanıdıkları suretiyle tecelli edecek ve: “Ben sizin Rabb’inizim" buyuracak.2 299/665) HADİSİN TENKİDİ: Birinci seferki. Zira Allah’ın.S. (2560)) (Sahih-i Müslim. Müslim.1992 alıntılar Buhari. Ebu Hureyre r. Tevhit 24. inancı ve ameli ne olursa olsun Allah’ı kimse beğenmemiş demektedirler.5072 C. Ayrıca. Tirmizi. O 20 . Ayrıca bu hususu vurgulamak için rivayet yalanlarına münafıkları da dahil etmişlerdir.. Ezan 129. derken Allah Tebareke ve Teala onlara evvelce tanıdıklarından başka bir surette tecelli edecek ve: -Ben sizin Rabb’inizim. Öyle ki. İman 299.Görüldüğü gibi uydurdukları hadis... Cennet 20. hem de münafıklar tarafından reddedilecek. Allah’ın tecelli ettiği iddialarında. Kur’an’a aykırıdır ve Allah’a karşı bir iftira ve isyandır. diyecek. Allah’ın suretten surete şekil değiştirme ile tecelli edip göründüğünü iddia etmeleri tecsimdir. Allah’a bir saygısızlığı ifade eder. (K.. hem müminler.Ş. Sönmez neşriyat A. C. Allah’ın kendisine uygun gelmeyen ve münafıklar içlerinde olduğu halde tüm Muhammed ümmetinin onu tanımayacakları bir surette tecelli ettiğini iddia etmeleri.14 B. Onlar (Allah’ı tanımadıkları için) “Biz senden Allah’a sığınırız! Rabbımız geldiği zaman biz onu tanırız" diyecekler. bizim Rabbımız sensin" diyerek ona tabii olacaklar.Ahmed Davudoğlu.

9..Ebu Zerr r. hem de zihinleri iyice karıştırmak için bunu yaparlar.(178): Tirmizi.v.. “Nurdur."diye cevap verdiler. görüleceği hususunda tahdis ettikleri evvelki diğer iki hadisle çelişkilidir. Tefsir. insanlar Resûlullah a.”(K.İbnu-l Museyyib. Cennet 20. (2560)) 10.’e "Ey Allah’ın Resulü: Kıyamet günü Rabb’imizi görecek miyiz?"diye sordular. Onlar: “Hayır! Ey Allah’ın Resulü. Necm.s.S. Ebu Hureyre r.KUR’AN TAHRİF EDİLMİŞTİR İDDİALARI: 21 .(3278)) HADİSLERİN TENKİDİ: Son hadiste Allah’ın görülmeyeceğini tahdis etmeleri. İman 291.v.. Tevhit 24 Müslim. Müslim.14 Alıntılar Buhari. 5072 C. Tirmizi. Bunun üzerine: “Şunu bilin ki siz Rabb’inizi böyle göreceksiniz. Ezan 129. Bir konuda bir hadis rivayet ederken o hadise aykırı bir veya birden fazla hadis.s. Den naklen anlatıyor: Resûlullah’a atfen.a. a’ “sen Rab teala yı hiç gördün mü?" diye sordum.14 alıntılar. Zaten metotlarının ana temellerinden biride budur.tecsim edilmekten yani yaratıklara benzetilmekten onlarla bir sayılmaktan münezzehtir. tahdis etmeye özenle gayret gösterirler. ben O’nu nasıl görürüm" buyurdular. O da: “Siz bulutsuz dolunay gecesinde Ay’ı görmekte şüpheye düşer misiniz?"diye cevap verdi. 5159 C. (182).S.a. böylece çelişkili hadisleri işlerine geldiği yerde kullanmak. Ata İbnu Zeyd el-Leysi. KUR’AN HAKKINDA ÖRNEKLERİ UYDURDUKLARI HADİS I. İman 299.(K. anlatıyor: “Resûlullah a. Rikak 52.

Aişe (r. Doç.) kendisine: “Allah.anha)nın azatlısı Ebu Yunus şöyle demiştir: -Aişe (r. Ben de o ayete varınca kendisine haber verdim. Örneğin: 12-Ubey İbnu Ka’b (r. Şöyle ki. Ademoğlunun iç boşluğunu ancak toprak doldurur. (Sünen-i Ebû Dâvud terceme ve şerhi. Bab 5 H. 2/238 Olarak ifade edilmiştir. sana Kur’an okumamı emretti" demiş ve Lem yekunullezine kefere’yu ve bu sureden olmak üzere şunu okumuştu: “Allah indindeki din muvahhid İslam dinidir.a.S. Ubey İbnu Ka’b: "Bana şunu da okudu" dedi: “Adem oğlunun bir vadi dolu malı olsa ikincisini de arar. şamil yayın evi 1998. İ. "Namazlara ve orta namazına devam edin" ayetine gelince bana haber ver dedi. Menakıp (3894)) 22 .)’ın anlattığına göre. ne Yahudilik nede Mecusilik değildir. Tirmizi.943 C.s. Bu hususta başka hadis uydurmalardı vardır. anha) kendisi için bir Mushaf yazmamı emretti ve.v. Lütfi Çakan K. Resûlullah (a. Kur’an’da noksanlık olduğunu iddia etmişlerdir. Allah tevbe edenleri affeder. Kur’an’dan mealen -Namazları ve orta namazı koruyun.4 B. Allah için tevazu halinde namaz kılın" şeklinde yazdırdı.11. Dr. den duydum" dedi. 1988. 410 sayfa 148 C.2) HADİSİN TENKİDİ: Bu hadis uydurmasıyla. gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun."(K. Kim bir hayır yaparsa asla zayi olmayacaktır”.v.a. İkinciyi de elde etse üçüncüsünü de arar. Amaçları Kur’an’a olan itimadı sarsmak için zihinleri bulandırmaktır. Sonra da: “Ben bunu Resûlullah s. Salat (2). ne Hıristiyanlık. Zira bahsi geçen ayette ikindi ifadesi mevcut değildir. Bana o ayeti namazlara. Alıntısı. orta namazına ve ikindi namazına devam edin.

cilt 8 B. Kur’an’da bu şekilde ayetler mevcut değildir. Yine rivayet ettiler ki: 14. (Sahih-i Buhari.... Kur’an’a ekleme yapılmış olduğunu iddia etmişlerdir.. Mehmet SOFUOĞLU.. Ötüken yayınları. Ben Resûlullah tan ağız ağıza böyle öğrendim dedi..leyli iza yağşa. 13-.“Ve’l leyli izâ yağşa ve’n -nehari izâ tecelli ve’ zekeri ve’l ünsâ" şeklinde okudum. arkalarında her sağlam gemiyi zorla almakta olan bir hükümdar vardı" (el-Kehf 79).. "Gemiye gelince... Ebu’d.. Onun için ben onu kusurlu yapmak istedim ki..3521) HADİSİN TENKİDİ: Böylece Leyl süresi (92/3) Ayette geçen yaratma kelimesinin fazlalık olduğunu. Kur’an’dan olmadığını iddia etmişlerdir.. Ben kendisine (Alkame) -. Dolayısıyla Kur’an dışında ayet iddia etmişlerdir..Ebu’d.HADİSİN TENKİDİ: Tırnak içindeki ifadeler kendilerince uydurulmuş sözlerdir.”yı nasıl okuyor diye sordu.. o denizde iş yapan yoksulların dı.Darda: --Vallahi Resûlullah beni böyle okutmuştur.. Mütercim. Yani.. Said ibn Cubeyr şöyle demiştir: Bizler muhakkak İbn Abbas’ın Yanında bulunduk: O şöyle dedi: Bana Ubeyy İbn Ka’b tahdis edip şöyle dedi: Resûlullah (s):..Derda: -Abdullah ibn Mesûd “Ve’l ..1987 Kitabu Fedailü Ashâbi’n-Nebi Rivayet 82 s.. “Verâehum (= Arkalarında) "sözünü "Emenehum melikun"(= 23 ..

(Buhari. O iki âyeti ondan başka kimsenin yanında bulmadım.. Ebû Huzeyme el-Ensâri’nin yanında buldum. 2551 Ötüken 1987). 4423-4424 Ötüken 1987) 16-. 24 . şöyle diyordu: "Mü’minlerden oturanlarla... Kitabu’l-Tefsir 199 Cilt 9 s. Kitabu’ş-şurut 15 Cilt 6 s....... Kur’an’ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu deri parçalarından.. “Ben kalktım.. Ve et-Tevbe Sûresinden iki ayeti.. Zeyd İbn Sabit el-Ensâri ye atfen yaptıkları rivayette: Ebu Bekir ve Ömer’in görevlendirmesiyle Zeyd diyor ki.. Neticede içlerinde Kur’an toplanılan bu sahibeler. zira dünyada iki ayrı kelime ihtiva eden iki Kur’an mevcut değildir. kürek kemiklerinden... Gerçeklere de aykırıdır. II. Böyle bir iddia Kur’an’ın Allah tarafından korunmuş olduğunu inkar manasında olduğu ve bu itibarla da Kur’an’ı inkar etmek olduğu meydandadır. Ebû İshak şöyle dedi: Ben el-Berâ (R)’ dan işittim... HADİSİN TENKİDİ: Bu hadis rivayetleriyle Kur’an’da geçen (18/79) “Verâehum" (=Arkalarında) kelimesini.. Bu kabil örnekler uydurmuş oldukları hadislerde epey vardır...... hurma dallarından ve hâfızların ezberlerinden bir yerde topladım. Allah kendisini vefât ettirinceye kadar Ebû Bekr’in yanında kaldı (Buhari.KUR’AN’IN PEYGAMBERDEN SONRA TOPLANMIŞ OLDUĞUNU İDDİA ETMELERİ: 15.. canlarıyla savaşanlar müsâvi olmaz.. “Emenehum"(=Önlerinde) şeklinde olduğunu iddia etmekle yine Kur’an’da tahrifat olduğunu iddia etmişlerdir.Önlerinde bir melik vardır) şeklinde okumuştur. Allah yolunda mallarıyla. böylece elde mevcut Kur’an’ın orijinal olmadığını iddia etmek suretiyle insanlarda şüphe meydana getirmek istedikleri açıktır.

Hayır.s.Andolsun Tûr’a (52/1) ."Ayeti indiği zaman. yazılmıyordu. sonradan rast gele bir araştırmayla. (Buhari.. Kur’an Kitab halinde Peygamber zamanında mevcut değil idiyse insanlar Kitab mevcut olmadığı halde. İnce ceylan derileri üzerine yazılan bir Kitab halindeydi. Kur’an’da Kitab indirmiş olduğunu ayetlerle bildirmiştir. kürek kemiklerinden. hurma dallarından.. (80/11) . Resûlullah (S) Zeyd’i çağırdı. bir ambarı doldurması gerekirdi. Ötüken 1987) HADİSİN TENKİDİ: Kur’an’ın. Peygamber zamanında Kur’an Kitab olarak mevcut idi. hurma dallarına v. eğer Kur’an ince deri üzerine yazılıp tespit edilmemiş olsaydı bu ayetleri duyanlar. hafızların ezberlerinden toplanmış bir kitap olduğu hususunda müteaddit rivayetler uydurmuşlardır.. (80/12) 25 .. taş levhalardan. taş parçalarına. bu iddiaları Kur’an’a bir iftira ve saygısızlığın ifadesidir. Kur’an bu dedikleri şeylere yazılı bir Kitab olmuş olsaydı. Öyle ki. ayetlerde niçin Kur’an’dan Kitab olarak bahsediliyor diye sorarlardı. Kur’an’dan mealen: .İsteyen onları idrak eder. Zeyd bir kürek kemiği ile geldi ve o ayeti yazdı. Allah. ve iddia ettikleri gibi. o ayetler bir mesajdırlar. s.Yayılmış ince deri üzerine (52/3) İfadeleri Kur’an’ın nasıl yazılmış bir Kitab olduğunu belirtir. Ayetler peygambere inmişti. Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olmadığı. deri parçalarından. Kitabu’lCihâd ve’s-siyer 47 cilt 6.2674. siz hangi ince deri üzerine yazılmış kitaptan bahsediyorsunuz diye sormaz mıydılar! Kur’an’ın peygamber zamanında özenle yazılmış olduğuna dair diğer bir örnek.Satır satır yazılmış Kitab’a (52/2) . Bu hususta Kur’an’dan mealen: .

Abbas’a: -Peygamber (s) bir şey bıraktı mı? diye sordu. Şaddat İbn Ma’kıl. Öyle ki bir konu hakkında bir rivayet uydurduklarında. (80/14) Bu örneklerden anlaşıldığı üzere. kürek kemiklerinden toplanmış bir kitab olduğu yolundaki rivayetler Kur’an’a uymamaktadır. şöyle ki. Örneğin. daha öncede belirttiğim gibi bazen kasıtlı. Muhammed İbnu’l Hanefiyye de: 26 . muhakkak ona muhalif bir veya birden fazla rivayet uydurmaya özen göstermişlerdir.Yüksek ve temiz sayfalarda. peygamberin onu Mushaf halinde bıraktığını rivayet etmek onlar için gayet normal bir durumdur. Kur’an’ın sonradan rast gele toplanmış bir kitap olduğunu söylerken başka bir yerde. değerli sayfalardadır. Fert ve kişilere kabul ettirmek ve sıkıştıklarında kendilerini kurtarmak için bazen doğrulara da yer vermişlerdir.. İbn Abbas: . (80/13) . Sık sık bu tür çelişkili ifadeleri yan yana yazarak okuyucunun bu hususa dikkatini çekmeye çalışacağım. dedi..ağaç kabuklarından. Biz yine beraberce Muhammed İbnu’l -Hanefiyye’ nin yanına girdik ve ona’da aynı suali sorduk. taş parçalarından. Rivayetler uydurulurken..Onlar.Abdülaziz İbn Rufey’ şöyle dedi: Ben Şaddat İbn Ma’kıl ile beraber İbn Abbas’ın yanına girdim.Mushaf ‘ın iki yanını kuşatan ciltler arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı.. Kur’an’ın sonradan rast gele. bazen de tutarsızlık şeklinde bir çok çelişkilere düşülmüştür.. ve aslı yoktur. Zira hadis uydurma sistemlerinin kökü budur. uydurdukları diğer bir rivayette şöyle diyorlar: 17...

KUR’AN’IN OKUNUŞUNU TAHRİF UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ İÇİN 19. 17 ve 18 no.. Kendisi ayakta duruyor ve yüzü de Mushaf yaprağı gibi parlıyordu.İki kapak arasında bulunandan başka bir şey bırakmadı.... Ayrıca. Resûlullah (S): “Her ikinizde güzel okudunuz" buyurdu. Diğer bir rivayette de şöyle demektedirler: 18-. Kur’an’ın Peygamber zamanında kitap halinde mevcut olduğunu ve Peygamberin hiçbir rivayet bırakmadığını itiraf etmişlerdir.. Şu’be dedi ki: Ben Resûlullah’ın şunu da söylediğini zannediyorum: “(Kur’an hakkında) sakın ihtilaf etmeyiniz.... “Peygamber hücrenin perdesini açtı da.. benim peygamberden işittiğim okuyuşun hilâfına okuduğunu işittim. parlak sahifelere yazılı olarak mevcut olduğunu itiraf etmişlerdir. III . kitabu’l -Ezân 72 cilt 2 sayfa 707 .... görüldüğü gibi 15 ve 16 no lu örneklerde verdiğim rivayetler. Çünkü sizden evvelki ümmetler kitaplarında ihtilaf ettiler de bu yüzden helak oldular"(Buhari...708 Ötüken 1987) Bu rivayette de peygamberin zamanında Mushaf’ın yani kitap halinde Kur’an’ın. Kitab’ul-husûmat cilt 5 sayfa 2228 Ötüken 1987) 27 .. Hemen elinden tuttum ve onu Resûlullah’a getirdim.." (Buhari.Kitâbu Fedail’l -Kur’an 39 Cilt 11 sayfa 5112 Ötüken 1988) Bu hadis evvelki hadislerle çelişkili olduğu gibi. bizlere bakmaya başladı.lu örneklerde belirttiğim rivayetlerle çelişki halindedirler.. Zira var idi ki peygamberin yüzünü onun sahifelerine benzetmişlerdir...Ben Abdullah İbni Mes’ûd’dan işittim. şöyle diyordu: Ben bir kimsenin bir ayeti. dedi. (Buhari....Enes İbn Mâlik el -Ensâri den rivayet ettiler ki:.....

.Ey Muhammed.."Übeyy b Ka’b’den (rivayet edilmiştir.. Buna rağmen şöyle de tahdis etmekten çekinmediler: 21.20-. dedi. ihtiyar erkekler. bir okunuştan başka okunmasına imkan yoktur. bir okunuş üzerine Cebrail tarafından indirildiği ve peygamberin ısrarıyla yedi okunuşa çıkarıldığı belirtilmiştir.) Dedi ki: Resûlullah (s. O da İbn Abbâs (R)’tan tahdis etti ki. bu ise bir çelişkidir.) Cebrâil’e rastladı ve: Ey Cibril. Bunların arasında koca karılar. Marmara ünv. ben ümmi bir kavme gönderildim. Ben de durmadan bunun artmasını istedim. İsmail Karaçam. Mısır 1934) Tirmizi’nin bu rivayetinde ise Meğer ki Kur’an zaten yedi okunuş üzerine inmiş ve Peygamberin bundan haberi yokmuş. muhakkak’ki. et.v. İşin ilginç yanı Kur’an harekeli olup. yukarda bahsi geçen eserin de bu konuda şöyle demektedir: 28 . demiştir. kızlar. Sahihu’t -Tirmizi bi şerhı’l -İmam İbni’l Arabi. Cibril o zaman: .. İlahiyat Fakl.a. Rivayetlere tabii olan kimseler dahi yedi harf iddialarının ne manaya geldiğini bundan dolayı bilememektedirler.. Kur’an yedi harf üzerine nâzil olmuştur. oğlanlar. hiç kitap okumayan adamlar var. Dr. Dr İsmail Karaçam.) Yukarıdaki rivayette Kur’an’ın.."(Kur’an’ı Kerimin faziletleri ve Okuma Kâideleri.63.. Yayınları No 7 sayfa 21 alıntısı. (Buhari. Sonradan harekelendi iddiaları uydurmadır.Tirmizi. Kitâbu Bed’i’l-Halk 29 Cilt 7 Sayfa 3035 Ötüken 1987. Tâ yedi türlü okunuşa erişinceye kadar bu dileğimde ısrar ettim”. VI. Resûlullah (S) şöyle buyurmuştur: “Cibril bana Kur’an’ı bir okunuş üzerine okuttu.

Çünkü “Harf" kelimesi bir çok manalara delalet eden müşterek lafızdır. “el. 2. o zaman yapılacak bütün hata ve bozuk uygulamalar bu belirsiz mazerete mal edilebilir.Alimlerin çoğunluğuna göre.“Yedi harf" tabiri. hatta bunların tamamının 40 kadar olduğu söylenmiştir. Dr. “yedi harf”in manası üzerinde bir fikir birliğine varılmamıştır. hangi mananın kastedildiği --kat’i olarak-. “Kur’an ilimleri" ile ilgili bir çok eserde verildiğine göre.anlaşılmaz. Fakat yinede bu kabilelerin hangileri olduğu hakkında ihtilaf vardır.birkaç tanesini örnek olarak sunacağız: 1.. Aynı kaynakların haberlerine nazaran Ebû Hatim b. (sayfa 22) Şimdi dense ki. mahiyeti belli olmayan bu tür rivayetleri neden uydurdular? Nedeni. üzerinde en çok ihtilaf edilen konu budur. Böylece Kur’an’a bu yönden yapılacak bütün saldırıları meşru göstermeyi amaçlamaktadırlar. İsmail Karaçam böylece devam ederek birkaç örnek daha veriyor. medlûlü müşkül.“Yedi harf ile ilgili haberlerin çok yoğun olmasına her sınıftaki İslam bilginlerinin bu konuda fikir yürütmüş olmasına rağmen. Hıbbân (354/965) bu konuda 35 ihtilafın varlığına haber vermiş.manası itibariyle müteşabih bir deyimdir. Biz bunlardan --. arab kabilelerinden meşhur yedisinin lehçeleridir. “Yedi harf” den maksat. Bir şeyin hatalı söylenmesine mazeret kabul edilmişse ve bu mazeret belli değilse. Yapılan yanlış okuyuşlara yapılacak itirazları engellemek içinde şu şekil de rivayet uydurmuşlardır: 29 .ancak--... Müşterek lafız olması hasebiyle de.Ahruf" kelimesinden gelmektedir. Bu tabirin müşkül olmasının sebebi de.

. Sünnet 5. Kur’an’ı Kureyş lisanı ile yazınız..Ebu Hureyre (r. O’ndan başka sığınılacak bir kimsede bulamazsın. Çünkü Kur’an Kureyş lisanı ile nazil olmuştur. mealen: .a) Hz. Kitabu’l Menâkıb 15 cilt 7 sayfa 3309.. yedi lisan üzerine indiğin ve değişik okunabileceği konusundaki rivayetlerle çelişkiye düşmüşlerdir..s. 271 alıntısı. Kur’an’dan. Ayetleri kesinleştirilmiş sonrada hakim ve habir olan Allah tarafından uzun uzadıya açıklanmıştır..Elif.dedi. (11/1) Daha önce metotlarının zıt rivayetler uydurmak olduğunu belirtmiştim. Ebû Dâvûd.. bu ise Allah’tan başkası için mümkün değildir. Bu kitap. Değişik okumak kelimeyi değiştirmek demektir. 18/27 . Onlar da işte böyle yaptılar.22. Kur’an’ın ihtilaflı okunabileceğini ve bu okunuşlar elde mevcut Kur’an’a uymasa dahi müdahale etmemek gerektiğini. “-Sizler Zeyd ibn Sabit ile Kur’an’dan herhangi bir şeyde ihtilaf ettiğiniz zaman.v. 30 ... ra. Ötüken 1987) Bu hadis ile Kur’an’ın bir lisan üzerine indiğini ve yanlışlıklara ihtilaf edilebileceğini rivayet etmekle..(Buhari.)şöyle buyurdular: "Kur’an hakkında münakaşa küfürdür"(K. harekeli olarak nasıl inmişlerse yalnız ve yalnız o şekilde okunurlar.5 S.Rabının kitabından sana vahye dileni oku. Bu konuda da şöyle rivayetleri vardır: 23...S 1158 C... lam. O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. Kur’an kelimeleri çeşitli şekilde okunamaz.. Hatta münakaşa etmenin küfür olduğunu söylemektedirler. Ve bir okunuşla inmişlerdir. anlatıyor: “Resûlullah (a. (4603)) Bu gibi hadis uydurmalarıyla.Enesten naklen.

... 5564 C. Öyleyse bunlar hakkında. K.Yahya İbnu Ebi Kesir anlatıyor: “Ebu Seleme İbnu Abdurrahmân a Kur’an’dan ilk inenin ne olduğunu sordum. 2 S... alıntıları Buhari. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla sapıtmayacaksınız: Allah’ın Kitab ı ve Resûlün Sünneti.S... (160). Hz. 389 .. cennette kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınız da bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaktır. 328 . Buhari. "Ya eyyühe’l .”(Peygambere ilk gelen Vahiy âlak suresi 1-5 tir)"(K. 899). Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür.Müddessir (Ey örtüsüne bürünmüş): (Suresi) dir !"dedi. 53 C.. Semadan arza uzatılmış bir ip durumundadır.. Kader 3. tefsir. (K. İman 257.. 31 .RESÛLULLAH’IN NEYİ VASİYET ETTİĞİ HUSUSUNDA UYDURDUKLARI ÇELİSKİLİ HADİSLER 26. Alak. (3636)) 25.imam Malik’e ulaştığına göre. Bu iki şey. 15 S.s.Hz Âişe’den naklen . (2.. Tefsir.a) anlatıyor: Hz... Bed’ü’l ... Enbiya 21.. Allah’ın Kitabıdır.1988) 27. 391 alıntıları. İman 252. Tirmizi.S.. (Muvatta.IV . Ehli Beytimdir.v) şunu söylemiştir: "Size iki şey bırakıyorum. 5563 C 15 S.Yezid İbnu Erkam (r... Alâk Ta’bir 1. Müslim..VAHYİN İNİŞ SIRASIYLA İLGİLİ OLARAK UYDURDUKLARI ÇELİŞKİLİ HADİSLER 24. Bed’ü’l.Vahiy. V . Müslim. (161)) Yukarıdaki iki rivayet birbiriyle çelişkilidir..s.S. ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün"(K. Edeb 118. Peygamber (a.S. Müdessir. (Diğeri de) kendi neslim.v) buyurdular ki “Size uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapmayacağınız iki şey bırakıyorum. Peygamber (a. Bu. Menakıb 13. Tefsir.b 1992.Halk 6.

.Peygamber (S) vasiyet etti mi diye sordum. dedi..Bize Talha İbnu Musarruf tahdis edip şöyle dedi: ben Abdullah İbn Ebi Evfâ (R)’ya: .. rivayetler gerçeğe uygundur. 328-329 B..Hayır (vasiyet etmedi)... rivayetler kendi aralarında çelişkili oldukları gibi. O emanet Allah’ın kitabı Kur’an’dır.Hac cilt 4 sayfa 1648.. Allah’ın kitabı na tutunmak ve onunla amel etmeyi vasiyet etti. yahut insanlar nasıl vasiyet etmekle emr olundular? Dedim.. Menakıb 77.. (Buhari."(Buhari. 2 S..Bunun üzerine ben: -Öyleyse insanlar üzerine vasiyet etmek nasıl farz yazıldı. 28 ve 29. Sünnet diye uydurdukları rivayetler bir birleriyle çelişkili olduğundan. örneklerdeki 26 ve 27. Ayrıca Kur’an yeterli olup öyle bir şeye ihtiyaç da yoktur. Biz ancak Kur’an’dan sorumluyuz.. dedi. onlarda bizim gibi ancak Kur’an’a uymakla doğru yolu bulabilirler... Ötüken 1987) 29-. onun için 28 ve 29. -Abdullah İbn ebi Evfâ: -Resûlullah. Kitabu’l -Vesâyâ 3 cilt 6 sayfa 2583. Ehlibeyt ise. O: .. doğru yolu onlarla bulmak mümkün değildir. Ötüken 1987) Görüldüğü gibi... .. kaldı ki bin seneden fazla bir 32 . Resûlullah’a atfen Veda Hüdbesinde: “Mü’minler! Size bir emanet bırakıyorum ki ona sıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmayacaksınız.54 C. Rivayetlerle de çelişkilidirler. 1998 alıntısı Tirmizi. (3790)) 28. Kitabu’l ..

16 s. ‘ İnnâ lillahi ve innâ ileyhi râci’un. Kur’an ve Yazı öğretmekten ücret alınmasının kesin olarak haram olduğunu rivayet ettiler.)’in şöyle söylediğini işittim: “Kim Kur’an okursa (isteyeceğini) Allah’tan istesin.)’ın anlattığına göre. a. bana: “Eğer ateşten bir takı takınmayı seversen kabul et! diye cevap verdi.s. böyle bir şeye ihtiyaçta yoktur.S. (K.v. gidip Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a soracağım" dedim. Büyû’ 37. Bu benim için bir mal da değil. 434 C. okudukları mukabilinde halktan (dünyalık) isteyecekler. Kur’an okuyan.v.a.Ubade İbnu’s-Sâmit r. Onun için Kur’an’la birlikte ehlibeyt rehberliği diye bir şey olmadığı gibi. Buna rağmen şu şekilde bir başka rivayette bulundular: 33 . onunla Allah yolunda atış yaparım. Gidip sordum: “Ey Allah’ın Resûlü! dedim. Anlatıyor: “Ben ehl-i Suffa’dan bir kısım insanlara yazı ve Kur’an öğretmiştim.1988. Peygamber (a. alıntısı Tirmizi. Sevâbu’l-Kur’an 20. Zira bir takım insanlar zuhur edecek.İmrân İbnu Husyen (r.S.a. onlar Kur’an okuyup. İmrân.249 B.s. onları gören kimseyi de gören olmamıştır. Ebu Dâvud.zamandır. (3417)) 30 ve 31. ehlibeytten bir kimseyi müşahhas olarak dünyada kimse görmediği gibi. arkasından da buna mukabil halktan dünyalık talebeden birisine rastlamıştı. VIKUR’AN’IN ÜCRETLE OKUNUPOKUNAMIYACAĞI KONUSUNDA VE RÜKYE İLE İLGİLİ UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 30. deyip arkasından şu açıklamayı yaptı: “Hz.243 B. Ben onunla Allah yolunda atış yaparım! dedim. Kendilerine yazı ve Kur’an öğrettiğim kimselerden biri bana bir yay hediye etti."(K. Rivayetlerde. Onlardan bir adam bana bir yay hediye etti.1993 alıntısı. Ben de: “(Bu yay) benim için (büyük) bir mal değil. Aksine iddialar gerçeklere uymayan hususlardır.2918) 31.3 S. Kur’an okumaktan. 5787 C.

S. alıntısı Buhâri.." (K. Sûreyi her bitirişinde tükürüğünü biriktiriyor sonrada tükürüyordu. Peygamber)’ın yanından bir şey getirmişsindir. bir hastanın iyileşmesi için. 5171 C.14 S. Cilt 9 62/624) <33. Buyurdular ki: “Üzerine ücret almada en haklı olduğunuz şey Kitabullah’tır. 506-507 B.) Bu rivayette.a. Ahmet Davudoğlu.1992. Hâricenin amcası sabahlı akşamlı üç gün adama Fâtiha sûresini okudu.. üzerine ücret almada en meşru olan şeyin Kur’an olduğunu tahdis etmeleri açık bir çelişkidir. muska ve efsûn yapmaya veya hastanın üzerine tükürmeye denir. mademki rukye yapmanın bir mahzuru yok idiyse bunu peygamber neden yasakladı? Rukye. 33. dediler ve kendisine iplerle bağlı bir adam getirdiler. Şüphesiz sen ozat (Hz.Ya Resûlullah! Gerçekten sen rukyeyi yasak ettin mi? Ben akrebe karşı rukye yapıyorum dedi. Hârice b.s. Terc. onun üzerine okuyup üflemeye. başka sözlerde söylerler.> Rivayet kendi içeriğinde çelişkilidir.. Anlatıyor: “Resûlullah a. Adam sanki kösteğinden kurtulmuş gibi oldu.v. Resûlullah’a atfen: Câbir şöyle demiş “Benim bir dayım vardı. Akrebe karşı rukye yapardı. Örneğin: 34. Kavimdekiler onun yanına gelip. (iyileşti) (Delinin arkadaşları) rukye yapan zata (ücret 34 . bizim için şu adama rukye yap. Tıbb 34. amcasından rivayet ettiğine göre: O (Hâricenin amcası) bir kavme uğradı. (Sahih’i Müslim. sönmez Neşriyat A.Ş. Bunun üzerine: “Sizden her kim din kardeşine fayda verebilirse bunu yapsın!"buyurdular.32. Rukye yapanlar Kur’an ayetleri okudukları gibi. İcâre 16. Es-Salt. Müteakiben ona gelerek: .İbnu Abbâs r. Derken Resûlullah rukyeyi yasak etti..

CİN’LERİN KUR’AN DİNLEMELERİYLE İLGİLİ OLARAK UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ: 35 . ne de okunup üflendiğinde hastaları iyileştiren bir kitab değildir. cilt 12 s. Kur’an’ın iniş nedenini esas amacından saptırmaya yönelik kasıtlı bir harekettir. ne yer parçalanır. içindeki bilgilerden istifade etmek suretiyle. Hele Kur’an’ın okunup. O ne ölülerin üzerine okunmak için. mealen: .496 rivayet 3420 Şamil Yayınevi 1991. ya ansızın büyük bir belâ gelecek. ondan sonra şifa verir diye hastaya tükürülmesi rivayeti Kur’an’a saygısızlık kastıyla uydurulmuştur. 13/31 Görüldüğü gibi Kur’an okunduğunda ne dağlar yürür. yâhut ölülerin konuşturulduğu bir Kur’an olsaydı (bu Kitab olurdu) Fakat bütün işler Allah’a aittir. ne de ölüler konuşur. Resûlullah (s.olarak) bir şey verdiler.a. yâhut arzın parçalandığı. Adam. yaptıklarından dolayı. Onun için Kur’an’dan bir rukye kitabı olarak bahsetmek. 221) Kur’an. vadinden aslâ dönmez. sen ise hak bir rukye ile yersin. İslam dini için gerekli bütün bilgileri ihtiva eden bir kitaptır.)’a gelip durumu haber verdi."buyurdu. (Ebu Davud. uyaran. ya da o belâ evlerinin yakınına inecek. Allah. ömrüne yemin ederim ki. Kur’an’dan örnek verecek olursam. doğru yolu gösteren. kimileri bâtıl bir rukye ile yerler. Efendimiz (s.Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü.) “Ye. VII. Kur’an’ın bir rukye kitabı olmadığı hususunda.a. İman edenler hâla bilmediler mi ki. nasihat eden. Allah dileseydi bütün insanları hidâyete erdirirdi? Allah’ın va’di gelinceye kadar devamlı olarak inkar edenlere. Hanbel V. Ahmet b.

Peygamber (a. Alıntıları.. bir de baktık ki Hira tarafından geliyor.“Bana cinlerin davetçisi geldi..4 S. Onlara Kur’an’ı Kerimi okudum" buyurdular.a.s.)’e refâkat etti mi?" “-Hayır. 786 C. Alıntıları Buhâri.S.(450)) Cinlerin Kur’an dinlemeleriyle ilgili olarak uydurmuş oldukları yukarıdaki sözlerin yanında. Sabah olunca. Bu sebeple geçirilmesi mümkün en fena gece geçirdik" dedik. Ancak bir gece Onunla (a. Tefsir.Ma’n İbnu Abdurrahmân anlatıyor: “Babam merhumu dinledim..15 S.) (K..) beraberdik. Kendisini vadilerde ve dağ yollarında aradık.1988...35. Tahâret 42. . Alıntıları..(3254). cinler(n geldiğini) Resûlullah a.v. Müslim.. geçirilmesi mümkün en kötü bir gece geçirdik.. cin gecesinde Hz. (K.243 B. Sâlat 153.s.343 B. Buhari. Sonra bizi götürerek cinlerin izlerini. dedi. Müslim.S. salat 150(450).Alkame anlatıyor: “İbni Mes’ud (r..) şöyle demiştir: “Hz. çok aradık ve bulamadık. biz seni kaybettik. Ahkâf. yani İbnu Mes’ud bana bildirdi ki: “Onların yani cinlerin geldiğini bir ağaç haber verdi.s. Böylece.1988.’a kim haber verdi?"Bana şu cevabı verdi: “Babam. 1992.. Tefsir.v.” “-Ey Allah’ın Resulü. bu sözleri sanki hiç söylememişçesine şöyle demeleri gerçekten ibret vericidir: 37..v.İbnu Abbas (r. Cinn 36 . 5589 C..) Cinlere Kur’an okumadığı gibi."(K.)’a dedim ki -Sizden kimse. Peygamber (a.v..s... Diyordu ki: “Mesruk’a sordum: “Kur’an’ı dinledikleri gece. onları görmedi de.441 B..a. Menâkıbu’lEnsâr 32.S.. 846 C. Tirmizi. ateşlerinin kalıntılarını gösterdi. bizden kimse ona refakat etmedi.(85)) 36. Bulamayınca: “Yoksa uçurulmuş veya kaçırılmış olmasın?"dedik.4 S. Beraber gittik. Bir ara onu kaybettik. Ebu Dâvud.

Cinn.. Bundan dolayı rivayetçilerin uydurmuş oldukları.. aslında: İstima’ etmemiştir" fakat bundan mûrad bol mükâfattır). Ezan 105. Râvi Ebû Seleme’nin bir arkadaşı ona “Yeteğenne bihi" sözüyle “Yecheru bihi (= Demek istiyor)"dedi (...> Rivayetin devamın da uzunca anlatım ve ifadelerin içinde. peygamberin ancak vahiyle haberi olmuştur... Ebû Hureyre şöyle diyordu: Resûlullah (S): “Allah. Rivayetteki ifadelerin ayrılık ve çelişkisi dikkat çekici olup. Cinlerin Kur’an dinlemesiyle ilgili olarak.. Tirmizi. Cinlerin Peygamberin haberi olmadan peygamberden Kur’an dinlemiş olduklarını söylemeleri Kur’an’a uygun olmasına rağmen. Salat 149. Peygambere Kur’an’ı teganni etmesi karşılığı kadar hiçbir şey için mükâfat vermemiştir" buyurdu. Cin sûresinde geçmekte olup. 37 ..KUR’AN’I ANLAMA ANLAYIŞLARI VE KUR’AN’IN NASIL OKUNMASI GEREKTİĞİ KONUSUNDAKİ RİVAYET ÖRNEKLERİ 38-.De ki! Bana vah yolundu ki. onların zihniyetini yansıtmaktadır.. VIII. peygamber kayboldu ve ona ağaç bildirdi gibi sözler. (3320)) <37. buna göre Cinlerin Kur’an dinlediğiyle ilgili olarak.. 72/1 Yukarıda meali yazılı ifadeler.(449). Müslim. Tefsir. Rivayetlerdeki ifadelerle 37. saygısızca uydurulmuş alayvari boş sözlerdir.. insanların kafalarını karıştırma metotlarının gereği olarak uydurmuş oldukları 35 ve 36.1. Cinlerden bir topluluk Kur’an dinlediler de şöyle dediler: “Biz hârikulâde güzel bir Kur’an dinledik. Kur’an’dan mealen: .

İsa Peygamberin ‘Havarilerine hakaret kastıyla uydurulmuştur. Tefsir. 73/1 . o yiyeceklerden ayırmamaları emredildi. Havarinin kelime manası: Seçilmiş halis kimse olup.11 Ötüken 1988).S. Bunun üzerine ceza olarak maymun ve hınzır sûretine çevrildiler”.3 S. Maide. Rivayet uydurma olup. (3063)). 39. Peygamberlere taraftar çıkıp yardım edenler hakkında kullanışı ile şüyu’ bulmuştur.s. (K. 73/2 . hem ihânet ettiler hem de yemeklerden ayırıp ertesi gün için sakladılar. Kur’an’ın ağır ağır yani güzel. 73/3 .) anlatıyor: Resûlullah (a. Kitabu Fadaili-Kur’an.1988. yalnız gecenin birazında (uyu).Gecenin yarısın da (kalk) yâhut bundan biraz eksilt. 5116 C. Teganni etmek şarkı makamıyla söylemek demektir. 73/4 Görüldüğü gibi. Bu rivayet Kur’an’a uymadığı gibi.Ammâr İbnu Yâsir (r. Tirmizi. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Bu ise Kur’an’ın okunuşuyla ilgili olarak. Hadis 43 S. Kur’an’a uymamaktadır. 597 C. Alıntısı.Geceleyin kalk.a. Ancak onlar bunu dinlemediler. Kur’an teganni edilemez! O şarkı sözü değildir. yani Kur’an’ın şarkı sözü gibi söylenmesi gerektiğini rivayet etmişlerdir.Veyâ bunu artır ve ağır ağır Kur’an oku. Bu mucizeye mahzar olanlara. Zira “Tartil" kelimesi bu manaya gelmektedir. Bu itibarla.Ey örtüsüne bürünen. Kur’an’da bildirilen şekle uymamaktadır.v.(Buhari.) buyurdular ki: (Kur’an’ı Kerimde zikri geçen) sofra gökten ekmek ve et olarak indirildi.465 B. 38 . tane tane ve açık okunması istenmiştir. ihânet etmemeleri ve ertesi gün için.

. maymuna ve hınzıra çevrilmiş olduklarının rivayet edilmesi bir iftiradır."dedi.s) ona: “-Yani benim ömrümden kırk yıl geride kalmadı mı?"dedi.“İstiyoruz ki.. önce ve sonra gelenlerimiz için (o gün) bir bayram olsun ve (o olay). Havarilere: “Bana ve elçime iman edin" diye vah yetmiştim..Allah buyurdu ki: “Ben onu sizin üzerinize indireceğim. 5/111 .Ve Ben. 40. Bizi rızıklandır."dediler.. bizim üzerimize gökten bir sofra indir ki bizim için.. Adem (a. Onların sofradan yemek çalmış olmaları söz konusu olmadığı gibi. Kur’an’dan mealen: . 5/114 . Melek: 39 . Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?"(İsa): “Eğer mü’min iseniz Allah’tan korkun" demişti.. İsa peygamberin Havarileri Allah’ın vah yetmesiyle iman etmiş kimseler olup." 5/115 Görüldüğü gibi.Resûlullah (a.. biz Müslümanlardanız!" dediler..Ebu Hureyre (r. senden bir delil olsun. Rabb imiz. ondan yiyelim....Havariler demişlerdi ki: “Ey Meryem oğlu İsa. 5/112 . Adem’in yaşı kırk yıl eksik olarak kesinleşince hemen ölüm meleği geldi.s. Sen şahit ol ki.Meryem oğlu İsa da: “Allah’ım.a) anlatıyor:. senin bize doğru söylediğini bilelim ve bizzat görenlerden olalım. 5/113 . kalbimiz iyice yatışsın. ben ona alemlerden hiç kimseye yapmayacağım azabı yaparım. İsa peygamberin yardımcılarıydılar..v) buyurdular ki: Hz. sen rızık verenlerin en hayırlısısın.İsa Peygamberin havarileri ve onlara inen sofrayla ilgili olarak.. ama ondan sonra sizden kim küfür ederse. Onlar: “Biz iman ettik..

Kıyamet vakti hakkındaki bilgi. (3078) 9. 614 C. 488 B.S. sen onu oğlun Davud’a vermedin mi?"Adem inkar etti zürriyeti de inkar etti. Hiç kimsede nerede öleceğini bilmez. A’raf.. Süreleri geldiği zaman da bir saat dahi ne geri kalırlar. Bu iddia Kur’an’a uymamaktadır.. 31/34 Görüldüğü gibi rivayet edilen hadisin aslı yoktur.) Tahdis edilen rivayette. 1998 alıntısı. Bilin ki elbiselerine büründüklerinde bile Allah onların gizlediklerini ve açığa vurduklarını bilir. Adem peygamberin ömür süresinden hibe yaptığı ve dolayısıyla ömür süresini bildiği iddia edilmiştir. 41. yeryüzünde tek canlı bırakmazdı. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir..3 S.“-İyi ama. Tirmizi. kendisine Cenâbı Hâkkın şu mealdeki kelamından sorulmuştur: "Bilin ki onlar. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilmez. keza hanımlarıyla cinsi mukarenet sırasında soyununca çıplak hallerinin semaya ulaşmasından korkup 40 . Tefsir.a) şu açıklamayı yapmıştır: "Bunlar helada soyununca avret mahallerinin açılıp. insanları yaptıkları (her) haksızlıkta cezalandırsaydı.. Zira ecel takdir edilmiş kesin bir süredir.. 16/61 .(K.a)’nın anlattığına göre. Bu hususta Kur’an’dan mealen: -Eğer Allah. Yağmuru yağdırır ve rahimlerde olanı bilir.Yine İbn’u Âbbâs (r.. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilmez. o manzaralarının semaya ulaşmasından.. herkesin eceli kendisine aittir. Fakat onları takdir edilen bir süreye kadar erteler. dedi. Sürüleri geldiği zamanda bir saat dahi ne geri kalırlar ne de ileri geçerler." (Hud 5) İbnu Abbas (r. ne de ileri geçerler. her şeyden haberdardır. ancak Allah’ın katındadır.. Kur’an okunurken gizlenmek için iki büklüm olurlar. Çünkü O kalplerdeki olanı bilendir.

Tefsir. Allah’tan haya duyan şahıslar olarak tarif edilmiş ve kendilerince övmüşlerdir. 29-30 B.s. Allah’a karşı İslam da bu şekilde bir tesettür anlayışı olmayıp. Haya anlayışları buysa o zaman bilsinler ki. 4 S. Rivayette ise bu şahıslar. ayetle hiç ilgisi olmayan uydurma bir nüzul sebebi rivayet edilmiş olduğu açıktır. rükuya vardığı zaman koltuğunun altından ona bakıyordu. (K.haya duyan (Bu yüzden kendilerine sıkıntı veren) kimseler hakkında nazil olmuştur.Tirmizi. Ayetinde. Allah kendisinden hiç bir şeyin gizlenemeyeceğini belirterek bu şahısları tenkit etmiştir. 42.a) anlatıyor: “Resûlullah (a. İyi bilin ki onlar. Kur’an’ı dinlememek için sırtlarını çevirir)ler.39 B. örtülerine büründükleri zaman dahi (Allah onların) içlerinde gizlediklerini ve açığa vurduklarını hep bilir.v)’ın arkasında çok güzel bir kadın namaz kılıyordu. 11/5 Ayet İslam’dan kaçanlar hakkında inmişken.S. Hud suresinin bu iddialarıyla hiçbir ilgisi yoktur. Allah’tan hiçbir şey gizlenemez.) Hud Suresi 5. onlar O’ndan gizlenmek için göğüslerini büker (Allah’ın Resulünü görmemek. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .S.İyi bilin ki. bazıları da en arka safa geliyor.4 S. Nesâi. sizden öne geçenleri de biz biliriz. Allah tan hiç bir şeyin gizlenemeyeceği de açıktır. Cemaatten bazıları onu görmemek için ön safa kaçıyor.24). Bu anlayışlarının Kur’an’la ilgisi olmadığı gibi. geri kalanları da biz biliriz" (Hicr. İmamet (2. 1988 alıntısı Buhari.118). (K. Tefsir Hud 1. (3122)) 41 . 1988 alıntısı.İbnu Abbas (r. Kur’an’dan kaçmak için peygamberden gizlenip saklanan kimseler tenkit edilmiştir. Hicr. Bu durum üzerinde Cenabı Hakk şu ayeti indirdi: “And olsun. Çünkü O göğüslerin özünü bilendir. 671 C. 660 C.

gerçek olarak mülkün kendisine ait olduğunu. 675 C.)) Bu ayetler. bir kısmını red eden kimseler hakkında inmişlerdir. yaşatıp öldürdüğünü. bilendir. Şöyle ki -De ki: Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım. Buhari hadisi bab başlığı olarak kaydetmişti. O. 15/90 -Onlar ki Kur’an’ı parça parça ettiler. ölüp gidenleri bildiği gibi gelecek olanları. Ölüp gidenlerle gelecek olanları bir araya toplayacağını bildirmiştir. “Rabbine and olsun ki hepsini yaptıklarından sorumlu tutacağız" (Hicr 92-93) ayetiyle ilgili olarak: “Onlar ‘ La ilahe İllâllah’ demekten sorumlu olacaklar" demiştir. 15/23 -And olsun. Kur’an’ın bir kısmını kabul edip.Sahabedeler hakkında saygısızca uydurulmuş bu nüzûl sebebi rivayeti uydurmasının. 15/24 -Gerçekten onları toplayacak olan. şöyle ki Hicr 89-90-9192-93-94 ayetlerinin meallerini yazarsak durum açıkça anlaşılır. sizden önce geçenleri de bildik. 43.4 S. 1998 alıntıları. Bu itibarla bu ayetlerin onların sapık nüzûl sebebi uydurmalarıyla bir ilgisi yoktur. Enes (r. 43 B. 15/89 -Tıpkı o bölücülere indirdiğimiz (azâb) gibi. Şöyle ki: -Biziz. Hicr 23-24-25 ayetlerini mealen yazarsak iftira ettikleri ortaya çıkar. (3126).S. Tefsir. 15/91 42 . elbette biz ki." (K.a). hikmet sahibidir. sonraya tehir edilmiş olanları bildiğini. Tirmizi.Hz. 15/25 Allah bu ayetlerle. yaşatır ve öldürürüz: Gerçek vâris olanda biziz. sonra gelenleri de bildik. Hicr Suresiyle hiçbir ilgisi yoktur. Hicr. Rabbindir.

. nikah 2(6..S.S. İkisi arasındaki uzaklık ise beş yüz yıllık yürüme mesafesidir. kişi günde yüz km yürüse 3500 yılda güneşe dahi varamaz.-Rabb’ın hakkı için biz onların hepsine mutlaka soracağız: 15/92 -Yaptıkları şeylerden.198 C."(K. İsterse 43 ."(K..v) ölmezden önce bütün kadınlarla nikah kendisine helal kılındı.. 1988 alıntısı. Ahzab. 45 . Ahzab sûresinin 52. Ayetine uymamaktadır.. Cennet döşeklerinin beş yüz yıllık yol yüksekliğinde olduğu iddiası da keyfi bir iddiadır..56) 9. Tefsir... ve kadri yükseltilmiş döşeklerdedirler"(Vâkıa. 44-Ebu Sa’id el Hudri’den. Resûlullah’a atfen: “(sağcılar) . Nesai. rivayet asılsız bir iftiradır. 809 C.24) mealindeki ayet hakkında.Hz.4 S. Âişe (r. 2543) Sema ile arz mesafesinin beş yüz yıllık yürüme mesafesi olduğunu ve cennet döşeklerinin yüksekliğine denk olduğunu rivayet etmelerinin hiçbir tutarlı tarafı yoktur. Tirmizi.s. 751 S. (3214). bunları başka eşlerle değiştirmek helal değildir. değil beş yüz senelik yürüyüşle semayı kat etmek.287 B.4 B 1998 alıntısı Tirmizi. 15/94 Görüldüğü gibi ayetler müşrikler hakkında indirilmişken. Resûlullah’ın şunu söylediğini nakleder: ”bunların yüksekliği sema ile arz arasındaki mesâfe kadardır. Cennet döşekleriyle alay etmek için bu rivayeti uyduran bilse ki sema ne kadar yüksektir.. şöyle ki mealen: -Bundan sonra artık sana (başka) kadınlar(la evlenmek). Müslümanlar hakkında indiği rivayet edilmiş olup.) Bu rivayet. 15/93 -O halde sen emr olunduğun şeyi açıkça söyle ve ortak koşanlara aldırma..a) diyor ki: “Resûlullah (a.

Esma bin tu Yezid (r. Allah tan bir şey isterse muhakkak o dua kabul olur. Ve bu ismin hangisi olduğu hususunda bir çok rivayetler uydurulmuş ve iddialarda bulunulmuştur. dua eden şahıs.a) anlatıyor: "Resulullah (a. (3472)) Yaygın bir şekilde.6 S. mealen: -O dur ki kullarından tövbeyi kabul eder. O Rahman ve Rahimdir"(bakara 163) 2-Al-i İmran sûresinin baş kısmı: Elif lam mim. tek olan İlahtır.v) buyurdular ki: “Allah’ın İsmi Azam ı şu iki ayettedir: 1. Allah’ın isimleri arasında bir tanesi vardır ki. yalnız elinin altında bulunan (câriye)ler hariç. Kim Allah’ın bu ismini söyleyerek. Salât 358 (1496) Tirmizi Da’avât 65. Yoksa iyi işler yapmayan veya kafir olan bir şahıs. veya ölüleri kaldırmak istesin derhal yerine gelir.S. bir çok kimse tarafından şu iddiada bulunulmuştur. 1989 alıntısı. (K. O’ndan başka ilah yoktur. Allah her şeyi gözetleyicidir. (artık başka kadınlar alamazsın). 1793 C. O Hayy ve kay yumdûr"(Âl i İmrân 1-3).s. velev ki taşın altın olmasını istesin. Allah’ın bütün isimlerini duasında tekrarlasa dahi. O Allah ki.güzellikleri çok hoşuna gitsin. kötülüklerinden geçer ve yaptıklarınızı bilir. duasının kabul edilmesine layıksa Allah duasını kabul eder. Allah onun duasını kabul etmez. 46. Ebû Dâvud. bu O’nun en büyük ismidir. 556 b. 42/25 44 . O’ndan başka ilah yoktur. Allah duaları kabul ederken şahsın durumuna bakar. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursam. Zira Allah’ın bütün isimleri yüce ve güzeldir. Bu iddiaların hepsi Allah’a bir iftiradır. 33/52 Bu itibarla rivayetin aslı yoktur.“İlahınız.

Onunla beraber olanlarda. O halde O’na onlarla (o güzel isimlerle) dua edin ve Onun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın..... bir ihtiyar müstesna (mü’min ve müşrik) hep secdeye vardılar. ismi âzam konusunda tahdis edilen rivayet uydurma olup. Hangisiyle çağırırsanız. Kur’an’a uymamaktadır... (Buhari. pekte (sesini) gizleme.sayfa 1044 Ötüken 1987) 45 . ister Rahman diye çağırın. Bu iddialarda bulunan kimseler..Ata. Onlar yaptıklarının cezasını çekeceklerdir. nihâyet en güzel isimler O’nun dur. Sadece bu tür rivayetlerle insanları asırlarca boş hayaller peşinde sürüklemiş ve gerçeklerden kopmalarına sebep olmuşlardır. İşte o kimse ki..(Buhari...En güzel isimler Allah’ındır.. 7/180 Görüldüğü gibi. lütuf ve kereminden onlara (istediklerinden) fazlasını verir. O ihtiyar kimsede bir avuç çakıl veya toprak alıp alnına götürdü ve: bu kadarı bana yeter..cilt 3. Ebvâbu sucûdil -Kur’an 6.. Ebvâbu Sucûdil. Allah’ın İsimleri hakkında eğriliğe sapan kimselerdirler. dedi. Zeyd te Peygamberin huzûrunda Ven -Necmi sûresini okuduğunu ve Peygamberin bu sûrede secde etmediğini söylemiştir. 47.. Ve’n Necmi sûresinin sonunda ki Sucûddan sormuş..-İman eden ve iyi işler yapanların duâsını kabul eder. 17/110 .... bu ikisinin arasında bir yol tut.Abdullah ibn Mesûd (r) şöyle demiştir: Peygamber (S) Mekke de iken Ve’n -Necmi Sûresini okudu da bunun sonunda secde yaptı. Salatında pek bağırma. 42/26 -De ki: “İster Allah diye çağırın.Kur’an 1. Cilt 3 sayfa 1044 Ötüken 1987) 48.. ben onu bundan sonra (Bedirde) kafir olarak öldürülmüş olarak gördüm. Kafirlere gelince: onlara da çetin bir azab vardır. İbnû Kuseyt’a şöyle haber vermiştir: Kendisi Zeyd ibn Sâbit e.

Rabının kitabından sana vahye dileni oku. -Az daha onlar. Allah tarafından sağlamlaştırılmıştı. şöyle ki: Kur’an tutarsız manalara gelmeyen. ondan başkasını bize iftira etmen için fitneye düşüreceklerdi. hiçbir Batıni veya çelişik ifade ihtiva etmeyen. Onlara uymaması için Peygamber bu konuda sebatkar bir kimse olarak sağlamlaştırılmış ve gelen vahye her ne suretle olursa olsun kendi sözünü vahiy diye bildirmesi Allah tarafından engellenmişti. İşte o zaman seni dost edinirlerdi. seni. 18/27 Görüldüğü gibi. Bizzat. Bu iddiaları ortaya koyup cevaplandıracak olursak. Zira ona şöyle vahye dilmişti. sana vah yettiğimizden ayırarak. Müşriklerin Ve’n Necmi sûresi.Yukarıdaki iki rivayet birbirine aykırı olup. 17/73 46 . secde ettikleri konusunda uydurulmuş olan 47 no lu örnekteki rivayetle. peygamberin kendiside vahyi aynen bildirme hususunda. apaçık Arapça bir dille. O’ndan başka sığınılacak bir kimsede bulamazsın. Zira müşrikler gelen vahyin dışında çeşitli tuzaklar kuruyorlardı. birbirini iptal etmektedirler. peygamber tarafından okunurken. Günümüzde de bu husus “Şeytan ayetleri" adı altında konu edilmiştir. O na Rabbının kitabından sana vahye dileni oku diye emredilmişti ve okunması istenende asla değiştirilemezdi. peygamberde ancak bu Vahyi tebliğ ediyordu. O’nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. Kur’an’dan mealen: . şöyle ki: Kur’an’dan mealen. kelimelerinin değiştirilmesi Allah’tan başkası için mümkün olmayan bir korunmayla korunmuş olup. benzeri rivayetler etrafında Ğaranik hadisesi adı altında daha bir çok sözler söylenmiş ve uydurulan rivayetlerle ilgili olarak bir çok meşhur kimseler bu konuda fikir beyan etmişlerdir.

17/75 Eğer peygamberin ağzından vahiy olmadığı halde. Hayatında ve ölümünde kat kat azab tattıracak ve Allah’ın azabından kurtulma hususunda hiçbir yardımcıda bulamazdı. bunlardan bir tanesi de Ğaranik olayı diye adlandırılan iftiradır. vahiy diye tek bir söz çıkmış olsaydı.-Sana sebat vermemiş olsaydık.Sana sebat vermemiş olsaydık. az da olsa onlara meyl edecektin. 17/74 -O takdirde de sana hayatında. 17/74 İfadesiyle belirtilen ayetin meali üzerinde düşündüğümüzde. kendilerine büyük İslam alimi denilen bir takım meşhur kimselerin bu rivayetleri uydurmuş veya onaylamış olmalarıdır. Böyle yapmalarına delil olarak ta. Gerçekte bu rivayetleri uyduran veya onaylayan kimselerin. Taraflardan biri kendisine Müslüman deyip. Kur’an ile hiçbir alakası olmayan ve bizzat Kur’an’a muhalif olan uydurma rivayetleri Kur’an gibi. Tarih boyunca Kur’an’a ve peygambere bir çok saldırılar yapılmıştır. Bu şeytani ittifakın bir örneği de 47 . bu rivayetleri ele alıp İslam’a saldıran kafirlerden hiçbir farkları yoktur. Sonra bize karşı bize bir yardımcıda bulamazdın. hatta ondan üstün kabul ederek. azda olsa onlara meyl edecektin. Allah tarafından sebatkar kılınmayla peygamberin birazcık dahi de olsa vahyin dışına kaymadığı manası açıkça anlaşılır. Allah onu düşman kabul edecekti. İslam’a iftira yoluyla saldırmakta. İslam’a saldırıda bulunmuşlardır. and olsun ki. Kur’an karşısında acze düşen kafirler. Allah böyle bir olayın vuku bulmadığını bu konuda peygamberin yüksek bir şahsiyetle donatılarak sağlamlaştırıldığını bildirmek suretiyle vahye şüpheyle bakılmasını bertaraf etmiştir. ölümünde kat kat (azab)ını tattırırdık. Diğer taraf ise bu iftirayı ele alıp kendisine Müslüman demeden İslam’a saldırmaktadır. and olsun ki. .

belirttiğim gibi Ğaranik olayı iftirasıdır. Şöyle iddia etmektedirler; Önce konuyla ilgili olarak, Necm Sûresinin bazı ayetleri şu şekildedir, mealen: -Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ yı? 53/19 -Ve üçüncüleri olan öteki Menât ı. 53/20 -Demek erkek size, dişi Allah’a mı? 53/21 -O halde bu insafsıca bir taksim! 53/22 -Bunlar (putlar)sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar zanna ve nefislerinin alçak hevesine uyuyorlar, halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. 53/23 Necm suresinden mealen yazdığım yukarıdaki ifadelerde görüldüğü gibi, putperestlerin taptığı Lat, Menat ve Uzza putları reddedilmekte ve bunları ilah olarak kabul edenlere ağır tenkitler yöneltilmektedir. Putperestler Meleklere, Allah’ın kızları diyorlardı. Haliyle haşa Allah’ın kızları olmuş olsaydı onlarda ilah olacaklardı. Putperestler bu mantıkla hareket ederek Lat, Menat ve Uzza putlarını Allah’ın kızları dişi melekler telakki ederek onlara tapmışlardır. Halbuki kendilerine bir kız çocuğu olsaydı büyük üzüntüye kapılıp, halk içine çıkmaya utanır veya o kız çocuğunu diri diri toprağa gömerlerdi. Erkek çocukları olduğu zamanda büyük sevinç duyarlardı. Allah bu zihniyette olan putperestlere, “Demek erkek size, dişi Allah’a mı? O halde bu insafsızca bir taksim" demek suretiyle, kendileri için istemediklerini Allah’a isnat eden zalim iftiracılar olduklarını vurgulamıştır. Allah çocuk edinmekten münezzehtir. Durum böyle iken, Rivayetler dininin mensubu bir kısım meşhur kimseler iddia etmektedirler ki, Necm Sûresinin ayetleri

48

inerken peygamber (haşa), Allah tarafından vahye dilmemesine rağmen, şeytanın İlkaysıyla Lat, Menat ve Uzza putları için “Tilke’l garânikat-el ulâ ve inne şafaatehünne le tercâ"yani “Bunlar, dolgun beyaz vücutlu güzel dilberler ve rütbeleri yüksek ilahelerdir. Onların şefaati muhakkak beklenmelidir."dediğini iddia etmişlerdir. Ğarânik kelimesi Arapça da mana itibariyle, Kuğu kuşu, örülmüş saç topu manalarına gelmekle beraber, bir manası da, bedeni beyaz, dolgun vücutlû güzel dilberler manasına da gelir. Bura da kastedilen mana budur. Zira putperestler ilahelerini dişi melekler olarak telakki ediyorlardı. Şimdi bu iftirayı asıl Necm sûresinin ayet mealleri arasına, parantez içinde ayırarak koyarsak nasıl, mantıken uyum sağlaması imkansız bir durumla karşılaştığımızı görürüz, Şöyle ki: - Gördünüz mü o lât ve Uzzâ’yı. 53/19 - Ve üçüncüleri olan öteki Menât’ı 53/20 (Bunlar dolgun vücutlu güzel dilberler ve rütbeleri yüksek ilahelerdir. Onların şefaati muhakkak beklenmelidir.) - Demek erkek size, dişi Allah’a mı? 53/21 - O halde bu insafsızca bir taksim. 53/22 -Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiç bir delil indirmemiştir. Onlar zanna ve nefislerinin alçak hevesine uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir. 53/23 Övgü ve yerginin tamamen zıt manada ve bir arada ifadelendirilmesinin ortaya koyduğu bu çok çelişik durum, fazlaca izah gerektirmeyecek şekilde açıktır. Değil bir peygamber sıradan bir kimse dahi bu tür ifadeleri bir arada kullanırsa onun delililiğine hükmedilir. Peygamber deli olmadığı gibi, haşa ki böyle bir söz söylemiş olsun.

49

Denilse ki, hal böyle olunca, bu iddia nereden ortaya çıktı. Rivayetler dinine mensup çok sayıda meşhur kimseler bu rivayetlerine mesnet olarak neyi iddia etmektedirler. Konu şudur: - (Ey Muhammed) Senden önce hiçbir resul, hiçbir nebi göndermedik ki, o bir temennide bulunduğu zaman, şeytan onun temennisine bir şey sokmuş olmasın, Fakat Allah, şeytanın soktuğu şeyi iptal eder; sonra da ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sâhibidir. 22/52 Yukarıda mealini yazmış olduğum, Hac sûresinin 22. Ayetini ele alarak demektedirler ki: “Resûlullah, kafirlerin hidayete ermelerini o kadar çok istiyordu ki, onların hoşuna gidecek ve İslam’a yaklaşmalarını sağlayacak vahiylerin gelmesini arzu ediyordu. Bu arzusu içerisinde ve Kureyşlilerin bir toplantısında iken Necm sûresi nazil oldu ve kendisi onu okumaya başladı. “Gördünüz mü o Lat ve Uzzâ’yı, Ve üçüncüleri olan öteki Menât’ı" sözlerine gelince ağzından şu kelimeler dökülü verdi. “Bunlar, dolgun beyaz vücutlu güzel dilberler ve rütbeleri yüksek ilahelerdir. Onların şefaati muhakkak beklenmelidir."Bundan sonra, Resûlullah sûrenin diğer ayetlerini normal olarak okumaya devam etti ve sûrenin sonunda secde etti. Onunla birlikte Müslümanlar ile müşrikler beraber secde ettiler. Mekkeli kâfirler dediler ki, artık bizimle Muhammed arasında her hangi bir fark kalmamıştır. Bizde zaten aynı şeyi diyoruz. Kainatı yaratan Allah’tır, fakat ilahelerimiz Allah katında bizim için şefaatte bulunacaklardır. Bilahare akşam Cebrâil gelerek peygambere putları övücü sözleri getirmediğini bildiriyor. Bu olay peygamberi çok üzüyor ve tedirgin ediyor. Taki Hac sûresinin 52. Ayeti indi. Bu ayette Resûlullah teselli edildi. Kendisinden önceki Peygamber ve Resûllerin aynı hataya düştüklerini. Arzlarına şeytanın müdahale ederek karıştığını, fakat şeytanın bu karıştırdığını Allah’ın iptal ettiğini ve

50

sonrada ayetlerini sağlamlaştırdığını vahiyle bildirdi. Bunun üzerine peygamber rahatlıyor."İşte iddiaları budur. Bu uydurma rivayet, İbn Cerir’in tarihinde ve diğer birçok müfessirlerin tefsirlerinde, İbn Sa’d’ın “Tabakât’ında, Vahidi’nin “Esbâb-ün Nuzül"ünde, İbn İshâk’ın “Siyeri”inde, Musa bin Ukbe’nin “Meğazi’sinde, İbn Ebi Hâtim, İbn Munzir, Bezzâr, İbn Merdûye ve Taberâni’nin hadis kitaplarında yer almıştır. Başka bir çok kitaplarda konu olarak yer almış ve üzerinde konuşulmuştur. Hâfız İbn Hacer (Meşhur mühaddis); Ebu Bekr Dessâs (tanınmış Fakih unvanlı); Zemahşeri (Müfessir); ve İbn Cerir gibi tarihçi müfessir ve Fıkıhçı iddialı meşhur kimseler bu rivayetin doğru olduğunda ısrar etmişlerdir. Muhalif olanlar da bunu tam manasıyla eleştirmemişlerdir. Muhaliflerin bir grubu bunu reddediyor zira, bunun kaynakları veya senetleri zayıftır demektedirler. Demek ki bu kimseler de, senetlerin kuvvetli olması halinde bu rivayeti aynen kabul edeceklerdi. Örneğin, İbn Kesir bu hususta şunları yazmıştır. “Bu hikâye hangi senetlerle rivâyet olunmuşsa hepsi, mürsel ve münkat’ı dırlar."Beyhâki de diyor ki: “Nakil itibariyle bu hikâye ispatlanmış değildir”. İbn Huzeyme; Kadı İyâz gibi kimseler de aynı fikirdedirler. Mesela: Kadı Iyâz’ın reddetmesine sebep, Kütüb-i Sitte de yer almaması ve senedinin zayıf olmasıdır. Halbuki, 47 örnekte görüldüğü gibi, Buhari Ğaranik kelimesini rivayet etmemekle birlikte Ve’n-Necm süresi okunurken müşriklerin secde ettiğinden bahisle dolaylı olarak değinmiştir. Bunların esas problemi, Tevhidi ve Kur’an’ı anlamamış olmalarından kaynaklanmaktadır. Peygamber hakkındaki kanaatleri de içinde bulundukları durum gibidir. Değil mi ki diyorlar, Cebrail bilahare haber verince peygamber yaptığı yanlışın farkına vardı. Bu anlayışları onların durumunu göstermesi bakımından çok manidardır. Zira değil bir peygamber, herhangi bir Müslüman dahi, Allah’a şirk

51

koşmanın manasını bilir ve anında farkına varır. Bunların güya karşı olanları emin oldukları ravilerin söylenmesi halinde, Allah’a şirk koşmakta bir an bile tereddüt etmeyecek kimselerdir. Değil mi ki, bu kimseler kendilerine Allah’ın (haşa) ayağını Cehenneme soktuğu rivayet edilince kabul edip, buna iman ettiler. Bunlara sormak lazım ilahları Allah’mı yoksa raviler mi. Red veya kabul gerekçelerine bakılırsa ravileri ilah edinmişlerdir. Hem bunlara sormak gerekir. Yalan yere rivayet metinleri uyduran kimselerin, ravilerini de uydurmamaya verilmiş bir sözleri veya bir garantileri mi var. Yalan yere her çeşit rivayet uyduran kimselerin, ravileri de uydurduklarını bir çocuk dahi anlıya bilirken. Bunlar o kadar dahi akıllarını kullanamayan ve Kalpleri, Allah tarafından mühürlenmiş, kör ve sağır kimselerdirler. Kendilerine Müslüman deyip, Ğaranik rivayeti iftirası gibi bir çok rivayetler uydurup veya bunlara taraf olup, İslam’a saldırmakta hiçbir mahzur görmezler. Fakat, bazen aynı şeyi kendisine Müslüman demeyen bir kimse ele alıp İslâm’a saldırırsa görünüşte güya çok kızarlar, sanki kendilerinin yaptıkları farklıymış gibi. Şimdi iddialarını bir başka açıdan ele alıp çürütmek istediğimizde deriz ki: İsra sûresi 74. Ayette gördüğümüz gibi, peygamber Allah’ın kendisini sebatkar kılması sayesinde, azda olsa dahi vahyin dışına çıkmadığı, ağzından vahiy diye vahiy olmayan tek bir kelime dahi çıkmadığı, daha önce belirttiğim gibi açıktır. Şimdi şöyle bir mantık yürütelim, peygamber Ğaranik rivayeti iftirasındaki bozuk ifadeleri sarfetmiş olsaydı, İsra sûresi 74. Ayeti geçersiz olacaktı, bu İslamiyet te öyle mühimdir ki, bir tek ayetin geçersiz boş olması, Kur’an’ın tamamının, Allah sözü olmayıp, kul sözü olduğu manasına gelirdi. İsra sûresi 74. Ayetinin bu iddia edilen iftira olayından önce veya sonra inmesi bir şey değiştirmez. Peygamber zamanın da iman eden ve vefatından sonra yaşayan binlerce sahabe aklı başında sağlam mantıklı kimselerdirler. Bu kadar büyük bir çelişkiyi hemen görürlerdi. Ne bu gün ne de o gün tek bir Müslüman

52

bulmak mümkün olmazdı. Tam tersine bu gün olduğu gibi o gün de Müslümanlar bulunduğuna göre böyle bir olay vuku bulmamıştır. Böyle bir olayın vuku bulmadığına dair, Kur’an’dan başka örnekler verecek olursak, şöyle ki; mealen: - Batmakta olan yıldıza an dolsun ki. 53/1 - Arkadaşınız sapmadı, azmadı. 53/2 - O havadan konuşmaz. 53/3 - İlla ki O, kendisine (Allah tarafından) vahye dilen bir vahiyden başka bir şey değildir. 53/4 - Ona, müthiş kuvvetleri olan biri (Cibril) öğretti. 53/5 - Ayetlerimiz hakkında doğruluktan ayrılıp eğriliğe sapanlar bize gizli kalmaz. O halde, ateşin içine atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güvenle gelen mi? Dilediğinizi yapın! Kuşkusuz O, yaptıklarınızı görmektedir. 41/40 -Kendilerine Kitap geldiğinde onu inkâr edenler (şüphesiz bunun sonucuna katlanacaklardır). Halbuki o, eşsiz bir kitaptır. 41/41 - Ona önünden de ardından da bâtıl gelemez. O, hikmet sahibi, çok övülen Allah’tan indirilmiştir. 41/42 Ğaranik hadisesi rivayetinin gerçek olmadığına dair bir başka açıdan bakacak olursak: Evvelce belirttiğim gibi, bu uydurma rivayeti, Hac sûresi 52. Ayetiyle ilişkilendirmektedirler. Bu konuda büyük bir mana sapması içerisindedirler, Şöyle ki: - (Ey Muhammed) Senden önce hiçbir resûl, hiçbir nebi göndermedik ki O bir temennide bulunduğu zaman şeytan onun temennisine bir şey sokmuş olmasın. Fakat Allah, şeytanın soktuğu şeyi iptal eder; sonra da ayetlerini sağlamlaştırır. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hikmet sahibidir. 22/52

53

Yukarıda mealini yazmış olduğum, Hac sûresi 52. Ayetinde, dikkat edilirse temenniden bahsedilmektedir. Temenni de istek, dilek veya arzu demektir. Fiiller ise istek veya arzu olmayıp hayata geçirilmiş olaylardır. Başka bir deyişle olması istenen olaylar arzu halinde kaldıkça temenni olarak adlandırılırlar. Eğer o temenni yerine gelirse, artık o temenni olmayıp yapılmış bir iştir. Eğer peygamber onların iddia ettiği gibi öyle bir şey söylemiş olsaydı ki bu mümkün değildir, bu arzu olmayıp yapılmış bir iş olacaktı. Onun için Hac sûresi 52. Ayette bahsedilen temenniyle böyle bir iftira rivayeti ilişkilendirmek mümkün değildir. Zira rivayette bir temenniden değil yapılmış bir işten bahsedilmektedir. Denilse ki o zaman Hac sûresi 52. Ayette vurgulanan ve Resûlullahtan önceki resûl ve nebilerin de yaşamış olduğu, şeytanın temennilerine bozukluk karıştırma olayının manası nedir? Ben derim ki Kur’an bütün misalleri açık bir şekilde ihtiva eden bir kitab olduğundan, bu soruya cevap teşkil eden örnekleri onda bulabiliriz. Şöyle ki, Kur’an’dan mealen: - Surat astı ve döndü. 80/1 - Yanına kör bir kimse geldi diye. 80/2 - Ne bilirsin belki o arınacak. 80/3 - Yâhut öğüt dinleyecek de öğüt, kendisine yarayacak. 80/4 - Kendisini öğütten müstağni gören kimse gelince. 80/5 - Sen ona yöneliyorsun. 80/6 - Onun arınmasından sana ne? 80/7 - Fakat koşarak sana gelen. 80/8 - (Allah’tan) korkarak gelmişken. 80/9 - Sen onunla ilgilenmiyorsun. 80/10

54

- Bir daha bundan sakın; zira Kur’an bir öğüttür. 80/11 - Dileyen onu düşünüp öğüt alır. 80/12 - (Ey Muhammed) Sen, keyfince istediğini doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, istediğini doğru yola iletir. O, hidayete gelecek olanları daha iyi bilir. 28/56 Peygamberin, hidayete layık olmayan kimsenin hidayet etmesinde; kişi hidayete ilgisiz olmasına rağmen ısrar etmesi ve o kişinin hidayete ermesi halinde, bundan hoşlanmış olacağı ile hidayete layık olanla; o kişinin hidayetle ilgilenmesine rağmen, ilgilenmemesi. Şeytanın, Peygamberin insanların hidayete erme temennisine attığı bir yanlış arzudur. Allah bu arzuyu iptal ederek, doğruyu göstermiştir. Dikkat edilirse peygamberin temennisi gerçekleşmemiş yani fiile dönüşmemiştir. Allah’ın istediği gerçekleşmiştir. Diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen: - İbrahim’de ve onunla beraber bulunanlarda sizin için güzel bir misâl var; onlar, kavimlerine demişlerdi ki: “Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizin(n taptıklarınızı) tanımıyoruz. Siz, bir tek Allah’a inanıncaya kadar sizinle bizim aramızda düşmanlık ve nefret belirmiştir."Yalnız İbrâhim’in babasına: “Senin için mağfiret dileyeceğim, fakat senin için Allah’tan (gelecek) hiçbir şey(i önlemeğ)e gücüm yetmez" demesi hariç. (Bu söz size misâl değildir. Zira kâfire mağfiret dilenmez. Yine onlar demişlerdi ki): “Rabb’imiz, sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş(ümüz) sanadır." 60/4 Örnekte görüldüğü gibi, İbrahim peygamberin güzel arzuları arasına, şeytan putperest olan babasının affedilmesini talep arzusu katmıştır. Allah, bu hususu örnek almamamızı belirtmiştir. İbrahim peygamberin bu temennisi gerçekleşmemiştir, iptal olmuştur.

55

Diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen: - Nûh seslendi: Rabb’im dedi, oğlum benim âilemdendir. Senin sözün elbette haktır ve sen hâkimlerin hâkimisin." 11/45 - (Allah): “Ey Nûh, dedi, o senin âilenden değildir. Çünkü (onun ameli) iyi olmayan bir ameldir. Bilmediğin bir şeyi benden isteme. Sana câhillerden olmamanı öğütlerim." 11/46 - (Nûh) dedi ki: “Rabb’im, bilmediğim bir şeyi senden istemekten sana sığınırım, Eğer beni bağışlamaz, bana acımazsan ziyâna uğrayanlardan olurum! 11/47 Burada da, Nûh peygamberin, Allah’ın gazabına uğramış oğlunun Affını ve Tufandan kurtulmasını Allah’tan dilemesi. Kendisinin ve yanındaki Müminlerin kurtulması sevinç ve arzusu arasına, şeytanın attığı bir yanlış temennidir. Allah bu temenniyi kabul etmemekle ve Nûh peygambere ihtar etmekle, şeytanın attığını iptal ediyor. Ve Allah doğruyu göstererek ayetlerini sağlamlaştırmıştır. Diğer bir örnek, Kur’an’dan mealen: - (Lût kavminin oturduğu Sedom) şehr(inin) halkı, (Lût’un genç konuklarını duyup) keyif içinde (koşarak) geldiler. 15/67 - (Lût onlara): “Bunlar benim konuğumdur, dedi, beni mahcup etmeyin!" 15/68 - “(ne olur), Allah’tan korkun, beni rezil etmeyin!" 15/69 - “Seni âlemlerden (başkalarının keyfine engel olmaktan) men etmemiş miydik?"dediler. 15/70 - Dedi ki:”Eğer yapacaksanız, işte kızlarım." 15/71

56

- (Ey Resûlüm), senin ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde bocalıyorlardı. 15/72 - Güneşin doğma zamânına girerlerken korkunç ses onları yakaladı. 15/73 - (Şehrin) üstünü altına getirdik ve üzerlerine de çamurdan pişmiş taşlar yağdırdık. 15/75 Lût peygamberin konuklarını, cinsi sapık insanların elinden kurtarma arzusu güzel bir temennidir. Fakat buna karşılık kızlarını teklif etmesi, şeytanın onun güzel arzusuna kattığı bir yanlış temennidir. Zira kızları da o cinsi sapık kimselere layık değildiler. Allah o zalim kavmi helak etti ve Lût peygamberin kızlarına da el süremediler. Zaten konuklara da el sürmeleri mümkün değildi. Onlar, onları mahvetmeye gelmiş olan, Allah’ın elçileriydiler. Böylece Lût peygamberin yanlış temennisi iptal edildi ve Allah’ın kavme gazap emri yerine getirilmekle de. Allah ayetlerini sağlamlaştırdı. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere, Hac Sûresi 52. Ayeti, onların Ğaranik olayı diye iddia ettikleri uydurma rivayetle hiçbir ilgisi yoktur. 49- ........ Ma’kıl b. Yesar’dan (rivâyet olunduğuna göre) Peygamber (s.a.) “ölülerinizin üzerine yâsin okuyun."buyurmuştur. Bu (lafız ravi) ibnü’l- Ala’nın lafzıdır. (Ebu Davud, cilt 11 R.3121 S.497 Şamil 1991; İbn Mâce, Cengiz, 4.) Bu uydurma rivayete dayanarak, asırlarca insanlar ölülerinin mezarları başında Kur’an okumuşlardır. Ve Kur’an yaşayanlara hitap eden bir kitap değil de, ölülere okunan bir kitap olarak telakki edilmiştir. Öyle ki yıllarca namaz kılan bir kimse bile yaygın şekilde toplumsal olarak, her rekatta okuduğu Fatiha Sûresinin dahi manasını merak etmez hale düşmüştür. Fakat buna rağmen, ölüsünün başında Kur’an

57

okumak veya okutmak suretiyle, ölüsüne, içki içme, kumar oynama, oruç tut, ahret hayatı gerçektir gibi ifadelerle, ayetleri tebliğ etmiştir. Sanki ölüsü kumar oynayabilecektir veya ölmemiştir de ahretten şüphesi olmasın gibi şuursuz bir davranış içine girer. Kendisinin öğrenmesi gereken Kur’an bilgilerini ölüsüne öğretmeye çalışır. hal bu ki, ölü kendisine yaşayanlar tarafından yapılan hiçbir hitabı duymadığı gibi. Okunan Kur’an nedeniyle de hiçbir sevap alamaz. Zira, İslam da ameller şahsidirler. Hiç kimse başkası için amel işleyemez. Örneğin: Kim Kur’an okuyorsa ve Kur’an’a göre yaşayıp dinliyorsa, Allah tarafından kabul edilmesi halinde sevabı o şahsa aittir. Şöyle ki, Kur’an’dan mealen: - İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. 27/53 Evet, görüldüğü gibi insana ancak bir fiil kendi çalıştığı vardır. Ölülerin yaşayanları duyduğu iddiasına gelince. Böyle bir şey İslam inancına göre mümkün değildir. Bu konuda, Kur’an’dan mealen: - Allah, eceli gelenlerin ruhlarını ölümleri anında, eceli henüz gelmeyenlerin de uykularında alır. Haklarında ölüme hükmettiklerini tutar, diğerlerini belli bir süreye kadar salıverir. Bunda, düşünebilen kimseler için, muhakkak ibretler vardır. 39/42 Ayet mealinde görüldüğü gibi, ölüm ve uyku aynı şeydir. Şimdi şöyle düşünelim, her ne kadar ölmemiş olan bir kimse, ölüm halini bilmiyorsa da. Uyku uyumuş bir kimse uyku halini bilir. Uyuyan bir kimse için şu kesindir ki, uyanmadığı müddetçe, baş ucunda bulunan kimselerin kendisine yapacakları seslenmeleri duymaz. Duyması halinde uyanmış demektir. İşte ölüler içinde aynı durum söz konusudur. Dirilmedikleri müddetçe dünyada yaşayanlar tarafından kendilerine yapılacak hiçbir seslenmeyi duymazlar. Dünya hayatıyla yaşayanlarla, kendileri arasındaki irtibat veya başka

58

bir ifadeyle iletişim kesin olarak kesilmiştir. İslam Dinine mal ederek, ölülerin dünyada yaşayanları duydukları konusunda uydurulmuş her rivayet Kur’an’a uymayan boş bir iddiadır. 50-........... Bana ibnu Vehb tahdis edip şöyle dedi: Bana Yûnus ibn Yezid, ibn Şihâb’dan; o da Ubeydullah ibn Abdillah’tan; o da ibn Abbâs’tan haber verdi. İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (son hastalığında) ağrısı şiddetlenince: “Yazı yazacak şey getiriniz, size öyle bir kitap yazayım ki, ondan sonra hiç dalâlette kalmayasınız" buyurdu. Umer (R): Peygamberin hastalığı ağırlaştı. Bizim elimizde de Allah’ın Katâbı vardır. O bize yeter, dedi. Bunun üzerine oradaki sahâbiler ihtilafa düştüler. Sözleri birbirine karıştı. Resûlullah (S): “Yanımdan savulun; benim yanımda nizâlaşmak olmaz" buyurdu. İbn Abbâs, bu sözleri râvi Ubeydullah ibn Abdillah’a nakl ettikten sonra odadan çıkmaya davranıp: Âh ne büyük musibettir ki, Resûlullah ile yazmak istediği kitap arasına perde oldu" diyerek dışarı çıktı. (Buhari, Kitâbu’l-İlm 55 Cilt 1 S.267 Ötüken 1987) Bu rivayet, Peygambere karşı uydurulmuş büyük bir iftira. Ve insanların Kur’an’a olan güvenini sarsmak için uydurulmuş, Kur’an’a yönelik düşmanca bir saldırıdır. Kur’an ayetlerinin indiği dönemden bu tarafa, kafirler her zaman Kur’an’dan başka bir kitap hasretiyle yaşamışlardır. İşte peygamber son hastalığında, Kur’an’dan başka bir kitap yazmak istedi rivayeti uydurması, bu arzularının tipik bir örneğidir. Bu arzularına Kur’an’dan örnek verecek olursak; mealen: - Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar: “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir."dediler. De ki: “Onu kendi tarafımdan değiştirmek imkânsızdır. Ben sâdece bana vahy olunana uyarım. Şâyet ben Rabb’ime karşı gelirsem, büyük günün azâbından korkarım." 10/15

59

Bu itibarla, peygamberin Kur’an yerine yeni bir kitap yazmak istediği yolundaki rivayetin aslı yoktur. Zaten bu kadar hadis adı altında rivayetler uydurmaları da bu arzuları nedeniyledir. Zira bunlar hiçbir zaman Kur’an’a razı olmamışlardır. Kur’an’a rakip bir kitap meydana getirmek, kalplerinde ki köklü bir hasrettir. Uydurdukları rivayetler, Müslümanlar faydalansın diye değildir. Eğer düşünülürse, rivayetler Kur’an’ı nesh eder yani iptal eder demeleri çok manidardır. Neyle, neyi yok ve iptal etmek istedikleri gayet açıktır. Yine bu rivayette, Ömer’in diliyle, “Bizim yanımızda Allah’ın Kitab’ı vardır. O bize yeter."ifadesi geçiyor ki, Kur’an yönünden gerçeği de öyledir. Peygamberin son hastalığında, Kur’an elde mevcut idiyse ve bunu kendi ağızlarıyla rivayet ediyorlarsa, Peygamberin vefatından sonra, Kur’an’ın ordan, burdan derlendiğini nasıl oluyor da rivayet ediyorlar? (Bak, örnek 15) Bu da işlerine geldiği zaman her çeşit ifadeyi aradaki çelişkilere bakmadan kullanabildiklerinin açık bir göstergesidir. 51- Bize Abdullah ibn Mesleme, Mâlik’ten; o da Nâfi den; o da Abdullah ibn Umer (R)’den Resûlullah (S)’ın, Kur’an (metni) ile düşman arâzisine sefer edilmesini nefyettiğini tahdis etmiştir. (Buhari, Kitâbul’l-Cihâd ve’s-Siyer Cilt 6 Sayfa 2792 H.195 Ötüken (1987) ) Bu rivayetle, güya Kur’an’a saygısızlık edilmesini önleme gayesi güdüldüğü belirtilmek istenmişse de, işin aslı Kur’an vahyinin tebliğ edilmesini önlemektir. Zira Kur’an vahyinin yazılı olarak, kafirlere tebliğinde bir mahzur yoktur. Süleyman peygamberin Sebâ melikesine gönderdiği mektup, o sıra Sebâ halkı Müslüman olmamasına rağmen, Allah’ın adıyla başlıyordu ve bu ifadeler Kur’an’da ayet olarak mevcuttur. Şöyle ki, mealen: - (Hüdhüd mektubu götürüp attıktan sonra Sebâ melikesi Belkis) müşâvirlerine dedi ki. “Ey ileri gelenler, bana çok önemli bir mektup bırakıldı." 27/29

60

- O, Süleyman’dan (geliyor) ve ‘Rahmân ve Rahim Allah’ın adıyla (başlamakta)dır. 27/30 - “Bana karşı büyüklük taslamayın ve bana teslim olarak gelin ‘ (diye yazıyor)”. 27/31 Bir tebliğ mektubu, Allah adıyla başlanarak gayri mislim lere gönderile biliyorsa. Ayetleri yazıp tebliğ etmenin de bir mahzuru yoktur. Zira, Allah en üstündür, adı da en üstün zikirdir. Allah adı Kur’an’ın bir sözü olarak Kur’an’da yer almaktadır ve Kur’an’da Allah’ın adından daha üstün bir kelime yoktur. Allah adı yazılıp kafirlere gönderilebildiğine göre Kur’an ayetleri de gönderilebilir. Bu itibarla uydurulan rivayetin aslı yoktur. 52- ...........Ebû Hureyre, Nebi (s.a.)den naklen O’nun şöyle buyurduğunu haber verdi: “Orada temiz olmayı arzu eden ve seven kişiler vardır"(Tevbe (9), 108) âyeti, Kubâ’daki Müslümanlar hakkında nâzil olmuştur”. Ebû Hureyre "su ile taharetlenmelerinden dolayı bu âyet onlar hakkında nazil oldu" dedi. (Ebû Dâvut, K.Tahâre 1, Bâb 23, Cilt 1 Sayfa 86 H.44, Şamil 1987; Tirmizi, Tefsirü’l-Kurân et-Tevbe 10; İbni Mâce, tahare,28) Bu rivayette de İslama ve İslam öğretisine bir saldırı ve öğretide amaç saptırması gayesi güdülmüştür. Öyle ki ayette islami temizlik kastedilmişken, bunu tuvalette temizlenmeyle özdeşleştirmeye çalışmak, İslami değerlere karşı açık bir saygısızlıktır. Tevbe sûresi 108. Ayette şöyle denmiştir, mealen: (Peygamberin, Dırar mescidin de namaz kalmasını önlemek için, Allah, Tevbe 108. Ayeti indirerek) - Orada aslâ namaza durma, Tâ ilk günden takvâ üzerine, kurulan mescit, elbette içinde namaza durmana daha uygundur. Onda temizlenmeyi seven erkekler vardır. Allah da temizlenenleri sever. 9/108

61

Ayet mealinde görüldüğü gibi; ayette, “takvâ" konu edilmekle her çeşit kötülükten temizlenmeyi seven kimselerden bahsedilmiş olunmaktadır. Uydurma rivayette bu sevgi, kasıtlı şekilde, tuvalette suyla temizlenme olarak anlatılmıştır. İSLAM’İ DEĞERLERE, PEYGAMBERLERE, ŞAHISLARA, KAVİMLERE, V.S. ye HAKARET İÇERİKLİ SALDIRI ve İFTİRALARINA AİT RİVAYET ÖRNEKLERİ 53- Ebû Seleme’nin yaptığı diğer bir rivayette şöyle gelmiştir: “Hz. Aişe (radıyallahu anhâ)’nin yanına girmiştim. Yanımda Hz. Aişe’nin süt kardeşi vardı. Kendisine, Resulullah (aleyhissalatu vesselam)’ın cenâbetten nasıl yıkandığını sorduk. Bir sa’ miktarında bir kap getirtti ve onunla yıkandı. Aişe ile aramızda bir perde vardı. (Yıkanırken) üzerine üç kere su döktü ve dedi ki: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın zevceleri, saçları kulak memesi civarında olması için saçlarının başlarını alırlardı." (K.S. 3760 C.10 S.542 Akçağ-1990, alıntıları; Buhari, Gusl 2, Müslim Hayz 41,42, (319-320); Muvatta, Tahâret 68, (1,44,45); Ebu Dâvud, Tahâret 97, (238); Nesâi, Tahâret 144, (1,127)) İddia ettiklerine göre, bir tanesi ki kim olduğu belli değil, iki kişi Aişe’ye giderek Peygamberin cünüplükten nasıl yıkandığı konusunda soru sormuşlar. Güya, Aişe yıkanarak onlara öğretide bulunmuş. Arada perde vardı demeleri ise lafı dallandırmalarından başka bir şey değildir. Zira yıkanan görünmeyecekse, yıkanmak suretiyle tarifte bulunmanın bir manası yoktur. Görünmesi halinde yıkanarak tarifte bulunması mümkün olur. Nitekim, başına üç kere su döktü demeleri ve saçın kısalığından bahsetmeleri bunu ima etmek içindir. Olay iddiaları sırf başa su dökülmesi olayı da değildir, zira cenâbetten yıkanmada bütün vücudun yıkanması söz konusu olduğundan asıl anlatmak istedikleri,

62

Aişe’nin bu yıkanmayı tatbiki olarak gösterdiğidir. Aişe’ki, müminlerin annesidir. Ona yapılmış bir iftira bütün müminleri derinden yaralar. Yıkanma merak ediliyorsa, neden gidip kendisinden bayan sahabeler sormadı da, erkek sahabeler gidip sorsun. Kaldı ki yıkanmayı bir çocuk bile anlaya bilirken, Aişe yıkanmayı niçin tatbiki olarak erkeklerin önünde göstersin ki? Kaldı ki, belli bir yaştan sonra, İslam dinine göre çocuklar dahi öz anne babalarını çıplak olarak göremezler. Bu konuda daha birçok şey yazılabilir. Fakat konu üzücü olup uzatmak istemiyorum. Zira hakaret kastıyla bu rivayeti uydurdukları çok açıktır. İslam ahlakıyla ilgili olarak, Kur’an’dan örnek verecek olursam, mealen: - Ey müminler, ellerinizin altında bulunan (köleler, cariye)ler, ve sizden henüz erginliğe ermemiş (çocuk)lar. Üç vakitte (odalarınıza girebilmek için) izin istesinler: Sabah namazından önce, öğleden sonra elbiselerinizi çıkar(ıp yat)acağınız vakit ve yatsı namazından sonra. Bunlar sizin üstünüzü açabileceğiniz üç vakittir. Bunların dışında (köle, cariye ve çocukların, izin almadan içeri girmelerinden dolayı) ne size, ne de onlara bir günah yoktur. (Onlar sizin) yanınızda dolaşırlar, birbirinizin yanına girip çıkarsınız. Allah ayetlerini size böyle açıklar, Allah bilendir, hikmet sahibidir. 24/58 Görüldüğü gibi, bir müminin, üstünün açık olabileceği üç vakitte, müminlerin odalarına, köleleri, cariyeleri ve buluğ çağına ermemişlerse dahi, yeğenleri ve diğer mümin çocukları izin almadan yanlarına giremezler. Kendi öz çocukları da Ergenlik çağına (buluğa) ermeleri halinde, onların da izin almaları gerekir. Şöyle ki, Kur’an’dan mealen: - Çocuklarınız ergenlik çağına erdikleri zaman, kendilerinden öncekilerin izin istedikleri gibi (kendileri de) izin istesinler. İşte Allah size ayetlerini böyle açıklıyor, Allah bilendir, hikmet sâhibidir. 24/59

63

Bu duruma göre ergenlik çağına ermiş bir çocuk kendi öz anne ve babasını çıplak olarak göremez, dolayısıyla kendi öz anne ve babasından tatbiki olarak yıkanmayı öğretmelerini isteyemez. Bu itibarla, Aişe anamız hakkın da uydurulan rivayetin, İslam dininde yeri yoktur. Ancak ona yapılmış bir iftiradır. Bu tür iftiralar epey yapılmıştır, Şöyle ki: 54- Ebu’s-Semh (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a hizmet ediyordum. Yıkanmak isteyince: “Bana enseni dön! derdi. Ben de ensemi dönerdim. Böylece ona perde olurdum."(K.S. 3764 C.10 S.545 B.1990, alıntısı; Nesâi, Tahâret 143, (1,126)) Bir kimse, şahısla bir cepheden perdelenirse, öbür üç cephesi açıkta kalır. Üç cephesi kapalıysa biz buna oda diyoruz, ya kapı takarız, yada en azından bir bez perde ile örteriz. Kaldı ki, şahıs, şahsa bir cepheden dahi tam olarak perde olamaz, cüsse farkından dolayı ve biraz kıpırdama ile dahi sütre açılır. Hem peygamber yıkanırken hizmetçide olsa başkasının onun yanında ne işi var? Onun için bu rivayet peygambere bir iftiradır. 55-......... Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hâni’nin himâyesinde bulunan Ebû Murre haber vermiştir. O da Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hani’den işitmiştir ki, o şöyle diyordu: Ben fetih yılı Resûlullah’ın yanına gittim ve O’nu yıkanır hâlde buldum. Fatıma da O’nu perdeliyordu. “Bu kadın kimdir?"diye sordu. Ben Ümmü Hâni’im dedim. (Buhari, Kitâbu’l-Gusl 31 s.387 cilt 1, Ötüken 1987) Bu rivayette aynı şekilde bir iftiradır. 56- ........... Huzeyfe (R) şöyle demiştir: Ben kendimi bildim ki, ben peygamber ile berâberce yürüyorduk. Derken Peygamber bir kavmin bir duvar arkasındaki süprüntülüğüne geldi ve herhangi birimizin dikilmesi gibi dikilip işedi. Ben

64

de ondan uzaklaştım. Kendisi bana işâret etti. Ben de yanına vardım ve işemesini bitirinceye kadar topuğunun yanında dikildim. (Buhari, Kitâbu’l-Vudu 88 s.352, c.1 Ötüken 1987) İşerken arkadaşlar istemese de çağırıp seyrettirmek lazım demek istiyorlar. Peygamber bu kabil bir ahlaktan uzaktır ve bu rivayetin İslam dininde yeri yoktur. 57- Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim, şöyle demişti: “İki kişi (asıl metinde iki adam) beraberce helaya gidip, avretleri açık kazayı hacet ederken konuşmasınlar. Zirâ Allah Teâla Hazretleri, bu hale gadap eder. (K.S. 3556 C.10 S.375 B.1990, alıntısı; Ebu Dâvud, Tahâret 7, (15)) Uydurdukları bu rivayette, iki kişinin ki, bunlar herhangi iki kişi olabilirler. Beraberce tuvalete gidip avretlerini açabileceklerini, bunun bir mahzuru olmadığı, fakat konuşmalarının büyük günah olduğunu rivayet etmeleri, İslam ahlakına aykırıdır, ve bu rivayet asılsız bir iftiradır. Daha önceki örneklerde belirttiğim gibi, Kur’an’a göre İslam dininde, müminlerin öz çocukları bile, anne veya babalarının odalarına onlar soyunukken giremezler. Anlaşılacağı üzere izin istemek tesettür olayının sağlanması içindir. Anne veya baba soyunuksa, odada tek başlarına iseler dahi, çocuklar odaya girmeden önce örtünmeleri gerekir. Ondan sonra izin verebilirler. Buna rağmen Kütüb-i Sitte’de İslami tesettüre karşı rivayetler uydurulmuştur. Yukarıdaki örnekten başka örnek verecek olursak, Şöyle ki: 58- Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki: .............. Kim helâya giderse (imkân nispetinde) tesettürde bulunsun, (kuytu bir yer) bulamazsa, hiç olmazsa kum (taş vs., den) bir tümsek yapıp ona arkasını dönsün, zira şeytan, insan oğlunun makatlarıyla (oturak kısmıyla oynar. Kim bunu yaparsa en güzelini yapmış olur, yapmayana bir beis (zararı)

65

yok. (K.S. 3558 C.10 S.376 B.1990, alıntısı Ebu Dâvud, Tâharet 19, (35)) Görüldüğü gibi, gizlenmeden açıkta tuvalet ihtiyacını görmenin bir mahzuru olmadığı tahdis ettiler. 59- ............. Sehl (R) şöyle demiştir: (Bâzı kereler) bir takım erkekler, bellerindeki fûtaları çocuklar gibi boyunlarına bağlamış olarak Peygamber’le birlikte namâz kılarlardı da. (cemâate gelen) kadınlara: Erkekler doğrulup oturmadıkça başlarınızı secdeden kaldırmayınız, denirdi. (Buhari, Kitab’ul-Salât 14 S.458 C.1 Ötüken 1987) Burada da erkek sahabelerin secdeye gittiklerinde avretlerinin açıldığını, bayanların görmemesi ihtar edilmekle beraber, erkeklerin, bir birinin gösterilmesi ayıp olan yerlerini görmelerinin bir mahzuru olmadığını rivayet etmeleri. İslami tesettüre aykırı asılsız bir iddiadır. 60- ... Amr b. Selime dedi ki, Biz halkın Peygamber (s.a.)’i (ziyârete) gidip geldikleri (yol üzerinde bulunan) bir yerleşim bölgesinde idik. (İnsanlar ziyâretten) dönerlerken bize uğrarlar ve “Resulullah (s.a.) şöyle buyurdu."diye konuşurlardı. Ben zeki bir çocuktum. Bu sebeple Kur’an’ı Kerimden pek çok (âyetler) ezberledim. Babam (bir defa) kabilesinden bir heyet içerisinde Peygamber (s.a.)’e elçi olarak gitmişti. (Resûlullah-s.a.-) onlara namazı öğretip: “Kur’an’ı Kerimi)"“en çok bileniniz size imam olsun" buyurdu. (içlerinde) ezberinde en çok Kur’an-ı Kerim bulunan kimse olduğum için, Kur’an-ı Kerimi en çok bilenleri ben idim. Beni öne geçirdiler, onlara üzerimde sarı küçük bir hırkam olduğu halde imamlık yapıyordum. Secdeye vardığım zaman hırka vücudumdan sıyrılıp kısalıyordu. Kadınlardan biri “İmamınızın avret mahallini bizden gizleyiniz" dedi ve bana Umman kumaşından bir gömlek satın alıverdiler. Müslümanlıktan sonra onun kadar hiçbir şeye sevinmiş değilim. Onlara yedi, yahut sekiz yaşında iken imamlık yapıyordum. “Ebû Dâvud, K. Salât (2),

66

Bâb 60 Cilt 2 S.424 H.585 Şâmil-1988. Buhari, Ezan 54; Tirmizi, salâ 60; Nesâi, imâme 3,5,11,43; Kıble 16; İbn Mace, ezan 5; ikâme 46;) Daha önce ki örnekte, namaz kılan cemaat erkeklerinin secde ederken avret mahallerinin açıldığını rivayet etmişlerdi, bu örnekte ise secdede avret yeri açılan çocuk imam icat ediverdiler. Her halde bu rivayeti bu şekilde uydurmalarının nedeni, yetişkin imamın avret yerinin açıldığı rivayetini kolay yutturamayacaklarını düşünmeleri nedeniyledir. 61-........Bana Ukeyl, İbn Şihâb’dan; o da Urve’den; o da Âişe (R) ‘den tahdis etti (ki o şöyle demiştir): Peygamberin zevceleri geceleyin hâceti def’e çıktıklarında (Medine’nin kenârında olan) Menâsı’a kadar giderlerdi. O (Menâsı denilen yer) açık bir yerdir. Umer, Peygambere: Kadınlarını perde arkasına koy (yâni evden çıkmalarını menet),der idi de, Resûlullah (S) onun dediğini yapmıyordu. Nihâyet Peygamberin zevcesi Sevde bin tu Zem’a gecelerden bir gece yatsı namâzı vaktinde dışarıya çıktı. Sevde uzun boylu bir kadı idi. Umer, hicap emrinin indirilmesine çok arzu duyduğu için, ona: Yâ Sevde, bilmiş ol ki, biz seni muhakkak tanıdık, diye bağırdı. Bundan sonra Allah “Hicap Âyeti’ni indirdi. (Buhari, Kitâbu’l-Vudû 12, C.1 S.298 Ötüken 1987) Bu rivayette de, yine Peygamberin zevcelerine ağır iftiralar vardır. Ayrıca iddialarına göre Ömer ayıbı bilmekte ve önemsemekte Peygamberden daha ileri bir seviyede idi. Ve Peygamberin zevceleri gece Medine’nin kuytu bir yerine değil, açık bir yer olan Menâsı’a defi hacet için giderlermiş. Kadın olsun, erkek olsun hiç kimse, eğer defi hacet ihtiyacı varsa, gündüzden geceye, geceden gündüzü bekleyemez. Hatta sıkışan bir insan için birkaç dakika beklemek dahi bir sorun olabilir. Hal böyle olunca, gündüz defi hacet ihtiyacını giderecek gizli yeri olan kimse, gece oldu diye neden şehrin ta açık yerlerine kadar gidip defi hacetini görsün. İnsan

67

gecenin herhangi bir saatinde sıkışa bilir. Yatağından kalkıp defi hacet için şehirde seyahat etmenin ne manası vardır. Hele her çeşit zarar verebilecek, fırsat kollayan kafir ve münafıkların olduğu bir ortamda. Onun için ne böyle bir davranışın pratiği vardır, nede böyle bir olay vuku bulmuştur. Ancak hakaret kastıyla uydurulmuş bir rivayettir. Peygamber zevcelerinin gizlenme derecelerine bir örnek verecek olursam, Kur’an’dan mealen: - Ey peygamberin kadınları! Siz başka kadınlardan herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Eğer (Allah’ın azabından) sakınıyorsanız, ince, yumuşak konuşmayın ki kalbinde hastalık olan biri, kötü ümide kapılmasın, sözü ciddi ve güzel söyleyin. 33/32 Görüldüğü gibi, değil Peygamber zevceleri kendilerini teşhir etsin, nasıl konuşmaları gerektiği dahi Kur’an vahyiyle bildirilmiştir. Bu konuyla ilgili olarak Kur’an’dan bir örnek daha verecek olursam, mealen: - Ey iman edenler! Hazırlanmasını beklemeyeceğiniz bir yemeğe çağrılmanız hariç, izin verilmeden Peygamberin evlerine girmeyin, Fakat çağrıldığınız zaman girin, Yemek yediğiniz zaman, hemen dağılın, sohbete dalmayın, Çünkü bu durum, Peygamberi üzüyor. O (sizi evden çıkarmaktan) utanıyor. Halbuki Allah, hak olan bir şeyden utanmaz, Peygamberin hanımlarından bir eşya istediğiniz zaman bir perdenin arkasından isteyin. Bu durum, sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temizdir. Resûlullah’a eziyet etmeniz, ondan sonra onun hanımlarıyla evlenmeniz asla caiz değildir. Şüphesiz bu durum, Allah katında büyük bir günahtır. 33/53 Bu duruma göre, Sahabelerin bir eşyayı dahi, Peygamberin hanımlarından yüz yüze isteyemeyeceği düşünülürse,

68

yapılmış olan rivayetin ve benzeri rivayetlerin asılsız bir iftira olduğu anlaşılır. 62- Bize Müsedded Yahyâ ibn Said’den: o da Humeyd’den; o da Enes’ten tahdis etti: Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: Umer (R): - üç şey hakkındaki dileğim Allah’ın vahyine uygun geldi, yâhut Rabb’im bana muvafakat etti. Ben: Yâ Resûlullah! Makaamu İbrahim’den bir namâz yeri edinseniz! dedim. (Bu lafızla âyet indi.) yine ben: Yâ Resûlullah! Yanınıza iyi ve kütü kimseler giriyor. Müminlerin anaları olan kadınlarınızın örtünmelerini emretseniz! dedim. Bunun üzerine Allah Hicap (el-Ahzâb: 59) âyetini indirdi. (Buhari, Kitâbu’t-Tefsir C.9 H.10 S.4182, Ötüken 1987) Bu rivayette de, yine bir iftira mevcuttur. İnsanın aklına şöyle bir soru geliyor. Allah’ın öğretmesiyle, Peygamber mi insanlara iyi ahlakı öğretip örnek oluyordu, yoksa insanlar mı peygambere iyi ahlakı öğretiyorlardı. Rivayetler dininin mensuplarına göre insanlar peygambere öğretiyorlardı. Halbuki ahlak konusunda Kur’an’da onun için şöyle denmiştir: - Nûn. Kaleme ve yazdıklarına andolsun! 68/1 - Sen, Rabb’inin nimetiyle cinlenmiş değilsin. 68/2 - Senin için kesintisiz bir mükâfat vardır. 68/3 - Ve sen, büyük bir ahlâk üzerindesin. 68/4 - Andolsun Allah’ın Elçisinde sizin için, sizden Allah’ı ve ahreti arzu eden ve Allah’ı çok anan kimseler için (uyulacak) en güzel bir örnek vardır. 33/21 Yaptıkları iftiralarda diğer bir hususta, özellikle erkeklerin, Peygamber eşlerinden, cenabetten yıkanma, hayız v.s. gibi konularda gidip soru sorduklarını iddia etmeleridir. Bu gibi

69

. Bize Şu’be.15 S. Ötüken 1997) Böylece yıkanan bir kimsenin ellerini de yıkadığını öğrenmiş olduk... demiştir. Sonra namâz için ab dest alır gibi ab dest alırdı.. Bacak aralarını ve oralarına isâbet eden yıkanacak şeyleri de yıkadı. (Buhari.1 S.... Hişâm’dan... Kitâbu’lGusl C. o da Âişe’den tahdis etti.. Kitâbu’l-Gusl C... Ötüken 1987) 64-. o da babası Urve ibn Zubeyr’den.. (Buhari.... Ötüken 1987) 65-. Ötüken 1997) 66-... Elleri olup 70 .. o da Peygamber’in zevcesi Meymûne’den tahdis etti. Sonra parmaklarını suya daldırır ve onlarla saçlarının diplerini hilâl lardı. o kabın içinde gidip gelirdi.. Âise (R): Resûlullah (S) cünüplükten dolayı yıkandığı zamân ellerini yıkar idi. Âise (R): Peygamber (S) ile ben bir kaptan yıkanırdık..1 H. Hammâd’dan.. demiştir..... bu bilgi kaybolsaydı halimiz nasıl olacaktı.377.370.1 H. Sonra iki eliyle başı üzerine üç avuç su dökerdi.14 S...2 S.. el-Kaasım’dan. ellerimiz. İbn Abbâs’tan. Onun cünüplükten dolayı yıkanması işte budur.. Bana Eflâh. o da Peygamber’in zevcesi Âişe’den haber verdi (şöyle demiştir): Peygamber (S) cünüplükten yıkandığı zamân ellerini yıkamaktan başlardı...1 H..konuları gidip soracak bayan sahabe yok muydu? Erkek sahabeler gidip Peygamberden veya bu konuda bilgisi olan diğer erkek sahabelerden soramaz mıydılar? Eğer bu gibi hususlar düşünülse asıl maksatlarının bir şeyi sormak değil. Meymûne (R) şöyle demiştir: Resûlullah (S) yalnız ayaklarını yıkamayarak namâz için ab dest alışı gibi ab dest aldı.370. Şimdi bu tür rivayetlerinden başka örnekler verecek olursam: 63..1 H... (Buhari.. Peygamber eşlerine iftira etmek olduğu kolayca anlaşılır. Ondan sonra suyu bütün bedeni üzerinden akıtırdı. o da babası Urve’den. Bize Mâlik... o da Âişe’den haber verdi.... Kitâbu’l-Gusl C... Sonra kendi üzerine su döktü. (Buhari.377. Kitâbu’l-Gusl C. Sonra ayaklarını yerinden ayırıp yıkadı...

.. (Buhari..ta. Sonra elini duvara sürttü.. aynı iftirayı (aynı kaynak s.376. Şöyle ki: Eliyle hayalarını yıkadı.. Ötüken 1997) Burada da yıkanırken elleri duvara sürtüp duvarı kirletmeyi rivayet ediyorlar. Sonra bedeni üzerine su döktü. Sâlim ibn Ebi’l-Ca’d’den.. 69-. Kendisi elleri üzerine su boşalttı ve onları ikişer defa veyâ üçer defa yıkadı. Ben hayızlı iken Peygamber tenini tenime dokundururdu...1 H.1 H.. elini yıkamadan vücudunu yıkayan tek bir insan varmıdır veya üç avuç suyla yıkanmak nasıl mümkün olur? Maksatları iftira etmek değilmi.... (Hayız olduğumda) O bana emrederdi. o da Âişe’den (R) tahdis etti ki (o şöyle demiştir): Ben... Sonra elini yıkadı.. (Buhari.....400 Ötüken 1997) Bu rivayette de. Kitâb’l-Gusl C. Peygamber ile birlikte her ikimizde cünüp iken bir kâbdan yıkanırdık. başını da üç defa yıkadı.401 deki rivayetle) Meymûne hakkında uyduruyorlar..Bize İbrahim... o da İbn Abbâs’tan.1 H. Sonra sağ eliyle sol eli içine su boşalttı da bu su ile hayâlarını yıkadı. o da Esved’den.. Kitâbu’l-Hayz C. Sora namaz abesti gibi abdest aldı. Sonra elini toprakla sürttü. ben de yıkar idim..Bize A’meş..13 S.... ben de hayızlı olduğum hâlde başını (itikâf yerinden dışarıya) çıkarırdı da. Kazâ O (mescide) itikafta iken.378. o da Meymûne’den tahdis etti ki (o şöyle demiştir): Peygamber (S) cünüplükten dolayı yıkandı.18 S..14 S.. Ötüken 1997) 68-.. dillerine ne gelirse düşünmeden söylerler. Kitâbu’lGusl C. Âişe’nin erkeklere sevişmeyi anlattığı iftirasında bulunuyorlar.. Sonra ağzını çalkaladı ve burnuna su çekti. (Buhâri. bende fûtamı bağlardım.İbn Abbâs şöyle demiştir: Meymûne (R) şöyle dedi: Ben Resûlullah için yıkanacağı suyu koydum... Sonra yerden ayrıldı da ayaklarını yıkadı... 67-. Aslında bu tür 71 . Sonra yüzünü ve ellerini yıkadı. Nihayet yıkanmasını bitirince ayaklarını yıkadı..

3 S. Urve’den haber verdi ki.. verdiğim tipik rivayetlerin az bir kısmı biraz benzer olmakla beraber tıpatıp aynı olmayıp içeriğinde konuyu ilgilendiren farklılıklar vardır.. Ötüken 1997) Kendi kendilerini yalanlamak üzere birde şöyle bir rivayet uydurdular... Resûlullah da mescide itikâf ettiği zamân. yüzlerce senedir yazılıp insanlara anlatılan bu yalanları eleştirmek için.398.. Urve de: Bana göre bunun hepsi câiz. Bana Âişe haber verdi ki.Bana Hişâm. konunun özünü bozmadan fazla detaylara girmekten kaçındım..... Şerif mevkiine geldiğimiz zamân ben hayz oldum..... uydurmuş oldukları dört bin civarındaki rivayetlerini tekrarlar yapmak suretiyle 35647 rivayete çevirerek ciltler dolusu külliyat haline getirmişler.. Ötüken) 71-.1 H.. Kitabın başında belirttiğim gibi. (Buhari.. şöyle demiştir: 72 ..1 S. El-Kaasım şöyle diyor:Ben Âişe’den işittim........ öyle olan da.Zerrate şöyle demiş: Âise (r. Kitâbu’l-Hayz C..rivayetleri yazmak ağırıma gidiyor.. (Buhari. ben ise ciltlerle ortaya koyduklarını bir kitap halinde tam olarak ortaya koyup eleştirmeyi hedefledim. Resûlullah başını uzatır. 72-...anhâ)’dan...1 H. o da Resûlullah ın başını tarardı.... istemezsem de yazmak zorunda kaldım.. 70. Kitabu’l-Hayz C. başardığıma da inanıyorum.. Bundan dolayı konuları anlatırken fazla detaylara girdiğim de zannedilmesin... kendisi hayızlı ve hücresinde ikamet ederken..397.. Onlar ciltler doldurdular.. böyle olanda bana hizmet eder... Urvetu’bnu’z-Zubeyr’e: Hayızlı kadının bana hizmet etmesi yâhut kadının cünüp iken yanıma gelmesi câiz midir? diye sorulmuş. Bundan dolayı hiçbir taraf için beis yoktur... yoksa merak edipte ortaya koydukları külliyata bakan bir kimse eleştiri konusu olabilecek daha başka birçok rivayet bulabilir... şöyle diyordu: Biz ancak Hac etmeği düşünerek yola çıktık.

ş Burada da savaş heyecanıyla kamufle ederek... Şimdi iftira rivayetlerini sıralamaya devam edecek olursam: 73. Yemin olsun ki.. O. Âişe binti Ebi Bekir. Ben.271 s.. 74. Âişe’nin ve Ümmü Süleym’in baldırlarını gösterdiği iftirası rivayet edilmiştir. Ahmed Davudoğlu.Enes Bin mâlikten rivayet: Uhud harbinde.. Şamil 1987) Böylece bu konuda da kendi kendilerini tekzip etmiş oldular. Su tulumlarını sırlarında taşıyor gâzilerin ağızlarına boşaltıyorlardı. (K.290)) Güya Âişe’ye bir adam misafir olmuş da. 10 S.“Ben hayızlı olduğum zaman (Resûlullah’ın) yatağından bir hasır üzerine iner ve temizleninceye kadar Resûlullah (s."(Ebû Dâvûd. 109 (288. Âise adama menisini nasıl yıkayacağını izah etmiş. bunu da bir konuda sıkıştıklarında veya işlerine geldiğinde kullanmak üzere veya ortalığı karıştırmak için planlı tasarlamışlardır.. Sönmez neşriyat a... Hz.. Sık sık bu tür zıt rivayetlerine örnekler vermeğe çalışacağım.. Resulûllah aleyhissalâtu vesselâm ın elbisesinden (meni bulaşığını) ovalamak suretiyle çıkardığımı biliyorum.a)’a yaklaşmazdım... 345 Akçağ 1990 alıntısı Müslim.. cilt 8 139/655 ter. Baldırlarının bileziklerini görüyordum. K. Biz Âişe’yi böyle bir 73 .Müslim’in bir diğer rivayetinde: "Hz... Tahâret 105.S 3517 C. ile Ümmü Süleym’i paçalarını sıvamış halde gördüm. Âise radıyallahu anhaya bir zat misafir oldu. Âise ona: "Sana (meni) bulaşan yeri (gördüysen) orasını yıkaman kâfi idi. Adam sabahleyin elbisesini yıkamaya başladı. Göremediğin takdirde etrafını yıkardın..... Bâb 106 Cilt 1 H.479.. Zaten rivayet uydurmalarında en sık başvurdukları metotları zıt ve ihtilaflı rivayetler uydurmaktır. (Birde yıkamaksızın) onun içinde namaz kılardı”.Tahâre (1). (Müslim.

Şu’be ibnü’l Haccâc yukarıdaki senedle dedi ki: Peygamber üçüncü yahut dördüncü defasında: ... Kur’an’dan örnek vereceğim. Süleyman İbn Yesâr’dan tahdis etti. Âise hakkında rivayetler uydurmuşlardır. Özellikle cinsel konularda.. mealen: 74 .Ben Urve ibnu’z-Zubeyr’den işittin. Ötüken-1987) Burada da.Şüphesiz sizler. dedi (Buhari. 1 Kitabu’l-Vudu 93 s... yıkama izi yer yer ıslaklıklar elbisesinde göründüğü halde çıkardı. 354 Ötüken 1997) Bu da önce ki benzerleri gibi iftira içeren bir rivayettir. 76-. Bu da.. Ne zamân Senin makamına dikilirse kalbi incelir. Kitabu’l Enbiyâ 59 C.31483185. Âişe’ye ne tür bir iftirada bulunduklarını belirtmek için.. O şöyle demiştir: Ben Âişe’ye elbiseye isâbet eden meniden sordum. demiş. Âişe’nin şahsında Peygambere ve Ebu Bekr’e olan kinlerini göstermektedir. Âişe: Ben onu Resûlullah’ın elbisesinden yıkardım da. c. Yusuf Peygamberin karşılaştığı kadına.Biz Amr İbn Meymûn.. Ebû Bekr’e emredin de namâzı kıldırsın.iftiradan tenzih ederiz. kaldı ki ahmaklar bile meninin nasıl yıkanacağını bilirler.. Peygamber evvelki emrini tekrar buyurmuş... 75-.."buyurdu. Erkekler menilerini nasıl yıkayacaklarını Âişe’den başka soracak kimse bulamadılar mı.. .. (Buhari.Ebû Bekr pek yufka yürekli bir adamdır. Âise de “Ebu Bekr hüzünlü bir adamdır" sözünü tekrarlamış.. Peygamber (S) Âişe’ye (R)’ye: -”Ebû Bekr’e emret de insanlara namâzı kıldırsın" buyurmuş.7 S. Yusuf Peygamber’in karşılaştığı kadınlarsınız..

eğer Rabb’inin doğruyu gösteren delilini görmeseydi Yusuf da onu arzû etmişti. Yusuf Peygamberin karşılaştığı kadın evli olmasına rağmen. 77. "Ey Allah’ın Resûlü dedim. Müslim. bu ağır bir ithamdır. ıhlâsa erdirilmiştir (seçkin) kullarımızdandır. çünkü o.28 alıntısı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmdan izin istemedikçe ben ona girme izni vermeyeceğim! Çünkü o’nun kardeşi Ebu’l-Ku’ays beni emziren kimse değildir. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “amcana izin vermekten seni alıkoyan sebep ne?"buyurdular. Beni onun hanımı emzirdi" dedim. (Yusuf): “Allah’a sığınırım dedi. Radâ’2.Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ebu’l-Ku’ays’ın kardeşi Eflah. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik. zalimler iflah olmazlar!: 12/23 . Resûlullah yine: “Sen onun girmesine izin ver. Ben sizden sormadıkça izin vermekten imtina ettim! dedim. Humus 4. Nikah 20. efendim bana güzel baktı (ben nasıl onun İyiliği’ne karşı hıyanet ederim). 12/24 Görüldüğü gibi. Ebu’l-Ku’ays’ın kardeşi Eflah yanıma girmek için izin istedi. Zira o senin amcandır. Derken yanıma Aleyhissalâtu vesselâm girdiler.And olsun. örtünmeyi emreden ayet indikten sonra yanıma girmek için izin istedi. Ben: "Ey Allah’ın Resûlü! dedim. (K:S 5670 C. kadın onu arzû etmişti. Beni Ebu’l-Ku’ays’ın hanımı emzirdi! dedim. Buhari.-Yusuf’un evinde kaldığı kadın. Allah iyiliğini versin" buyurdular.16 s. Şehadet 7. onun nefsinden murâd almak istedi ve kapıları kilitleyip: “Haydi gelsene!"dedi. Peygamber nasıl olur da Âişe’yi böyle kadınlara benzetir. 75 . Ben: “Allah’a yemin olsun. Beni emziren erkek değil. Yusuf peygambere zina teklifinde bulunmuştur.

(1444). 40 S. yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Peygamber de: -”Süt kardeşlerinizin kim olduğuna iyi dikkat ediniz. o da Mesrûk’tan. Ebu Dâvud. Çünkü süt. yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Bunun üzerine Âise: . Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar.Bize Şu’be. süt kardeş veya süt amca bildiril memeştir. kız kardeşlerinin oğulları. Tirmizi. o da Âise’(R)’den tahdis etti ki. Görünen kısımları müstesnâ olmak üzere.519 C. (2055). erkek kardeşleri. mealen: . (Buhari.. oda babası Ebû’s-Sa’sâ Selim İbnu’l-Esved’den. Bunun böyle olmadığını Kur’an’dan örnekler vererek gösterecek olursam. kocalarının oğulları.99)) 78-.601.(6.. kendi kadınları (mümin kadınlar). süt kardeş gibi kimselerin. kadına ihtiyacı kalmamış (cinsi güçten düşmüş) hizmetçiler. Radâ’1.Bu benim (süt) kardeşimdir! dedi. erkeklerden... Nikah 7. 24 Nur 76 .11 Ötüken 1988) İddia ettiklerine göre süt amca. (1147). Peygamber bunu hoş görmediğini belli eder gibi yüzünün rengi değişti.. ellerinin altında bulunan cariyeleri.. 24/31 Görüldüğü gibi ziynet eşyalarının gösterilebileceği kimseler arasında. Kocaları. Âişe’nin yanında bir adam varken Peygamber (S) içeri girdi.. Muvatta. serbestçe bayanların yanına girebileceğini rivayet ettiler. (2. el-Eş’as’tan. ziynetlerini teşhir etmesinler. erkek kardeşlerinin oğulları. Nikâh 49. babaları. Kitâbu’n-Nikâh. Nesâi. kendi oğulları.. Baş örtülerini.. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz. ancak açlıktandır buyurdu.602). Radâ 2. namus ve iffetlerini esirgesinler.Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar.

birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız. kız kardeş kızları. sizi emziren analarınız. 4/23 Dikkat edilirse süt kardeşler. onlara öz kardeş hususiyeti vermemektedir. karılarınızın anaları. 4 Nisa 23 te ise nikahlanmaları yasaklanmıştır.31 de belirtilen kardeş lafzı öz kardeşler hakkındadır.Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız. 24 Nur 31 de süt kardeşlere ruhsat verilmemiş. kızlarınız. . hele kavramı dahi İslamiyet te olmayan. süt amca diye uydurdukları akrabalık. yani aralarında bir perde varsa isteye bilirler. teyzeleriniz. -eğer onlarla henüz birleşmemişseniz (kızlarını almaktan ötürü) üzerinize bir günah yoktur. Buna benzer olarak dikkat edilirse. Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir. Bunlar nikah yönünden yasaklanmışlardır. kardeşleriniz. Öz kardeşler sadece kardeşleriniz olarak isimlendirilmiştir.Müminlerin.kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir arada almanız. Demek ki bazı akrabalıklar vardır ki gizlenmeyi ortadan kaldırmaz. kardeş kızları. Zira. Ancak geçmişte olanlar hâriç. gizlenmeyi ortadan kaldırsın. Şüphesiz Allah. Şimdi bu hususlara ait Kur’an’dan örnek verecek olursam. nasıl olurda süt kardeş olmak. ancak bir perde arkasından olursa. çok bağışlayan çok merhamet edendir. Müminlere anne olmak gizlenmeyi ortadan kaldırmıyorsa. Buna rağmen müminler onlardan yüz yüze eşya dahi isteyemezler. Kur’an’da süt kardeşlerden bahsedilirken “süt kardeş" olarak ayrı bir şekilde belirtilmişlerdir. ismen süt kardeş olarak belirtilmiştir. Kur’an’da müminlerin anneleri olarak belirtilmişlerdir. onun eşleri onların anneleridir. fakat nikahlarının haram oluşu. mealen: . miras 77 . halalarınız. süt kardeşleriniz. akraba olanlar. Peygamberden sonra müminlerin onları nikahlamaları ebediyen haramdır. Peygamberin zevceleri. Yani mümin bayanlar için gizlenme konusunda diğer süt kardeş olmayanlardan bir farkları yoktur.

Ne anne çocuğu yüzünden. O. müminlere anne olma vasıfları gizlenmelerini ortadan kaldırmaz. süt amca ve süt kardeş konusunda rivayet edilen hadisler. Peygamberi üzüyor. 33/6 Görüldüğü gibi. Halbuki Allah. hemen dağılın. Bu Kitab’ta yazılı bulunmaktadır. Süt çocukluğu konusunda iddiaları da. 33/53 Bu itibarla.Ey iman edenler! Hazırlanmasını beklemeyeceğiniz bir yemeğe çağrılmanız hariç. Resûlullah’a eziyet etmeniz. Onların uygun biçimde yiyeceğini ve giyeceğini sağlamak. çocuğu 78 . Kur’an’dan mealen: . yani iki yaşından sonra öz annesi dahi onu emziremez. Herkes ancak gücü ölçüsünde bir şeyle mükellef tutulur. Fakat onlar adamlarında emzirilebileceğini rivayet ettiler. Peygamberin eşleri müminlerin anneleridir. Kur’an’da belirtilenden çok değişiktir. size izin verilmeden Peygamberin evlerine girmeyin. uydurma olup aslı yoktur.hususunda. (sizi evden çıkarmaktan) utanıyor. sizin kalpleriniz ve onların kalpleri için daha temizdir. Fakat çağrıldığınız zaman girin. Kûr’an’da çocuk en fazla iki yıl emzirilir. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. çünkü bu durum.Anneler. Emzirme ile ilgili olarak. Allah’ın Kitabında birbirlerine müminler ve muhâcirlerden daha yakındırlar. Bu durum. Kur’an’dan mealen: . ne de çocuğun ait bulunduğu baba. Yemek yediğiniz zaman. çocuklarını -emzirmeyi tamamlamak isteyen kimse için. Şüphesiz bu durum. hak olan bir şeyden utanmaz. ondan sonra onun hanımlarıyla evlenmeniz ebediyen caiz değildir. çocuğun babasına aittir.tam iki yıl emzirirler. Fakat. Allah katında büyük bir günahtır. sohbete dalmayın. Peygamberin hanımlarından bir eşya istediğiniz zaman bir perdenin arkasından isteyin.

. (Sehle bunu yapmış ve) dönerek: . Zannediyorum ki. Peygambere gelerek: . 27/371 Cilt 7 Ahmet DAVUTOĞLU. (Müslim.. evlerinde Ebû Huzeyfe ile ailesinin yanında bulunuyormuş derken. kendilerine günah yoktur. buna rağmen şu rivayette bulundular: 79-. bundan Ebû Huzeyfe’nin hatırına bir şey geliyor.. Sönmez Neşriyat A. Allah yaptığınız her şeyi görmektedir. Çocuklarınızı (süt annesi tutup) emzirmek isterseniz.Sâlim artık erkeklik çağına geldi. Aişe’den naklen rivayet: Ebû Huzeyfe’nin âzâdlısı Sâlim.Ş. “Resûlullah gülümseyerek onun koskoca adam olduğunu 79 ..yüzünden zarara sokulmasın...Ben onu emzirdim.. 2/233 Çocukların en fazla iki yaşına kadar emzirtilebileceği açıktır. . baba) anlaşıp danışarak (çocuğu memeden) kesmek isterlerse.) Salim’in yaşı konusunda yine Müslim’de şu ifadeler geçmektedir. Eğer (ana.. Sehle binti Süheyl.. demiş... vereceğinizi güzelce verdikten sonra yine üzerinize bir günah yoktur (emzirirseniz) Allah’tan korkun ve bilin ki. Bunun üzerine peygamber ona: “Salim’i emzir.. ona haram ol da Ebû Huzeyfe’nin hatırına gelen şey gitsin!"buyurmuş. demiş..Koskoca adam olduğu halde onu nasıl emzireyim dedi. ve erkeklerin akıl ettikleri şeylere akıl erdirmeye başladı ama yanımıza giriyor. Mirasçının da aynı şeyi yapması gerekir. Ebu Huzeyfe’nin hatırına gelen şey de gitti.

Bunun üzerine Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) (Sehle’ye:) . 80 .. Sâlim (onun sütünü emmeden önce) Bedir savaşına katılmış idi. dedi..“Ben onun yetişkin bir adam olduğunu şüphesiz biliyorum. S.1943.. Sünen-i İbn-i Mace. (Müslim.7 Sönmez . verdi. Kur’an öğretisine karşı o kadar kin ve nefret doludurlar ki.5 Baskı 1992 Kahraman Yayınları. dedi. Bunun üzerine Resûlullah (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) gülümsedi ve: . 80 .) Görüldüğü gibi süt emzirmeyle ilgili iddiaları ve rivayetleri İslam la ilgisi olmayan sapık iddialardır.. dillerine ne gelirse söylemekten çekinmemişlerdir.412 C."cevabını Neşriyat).. Hangi kadın göğsünü açıp bir adama kendini emzirirde. ama o saçlı sakallı (adam)dır.. H. (Müslim. dedi.. yetişkin bir adam olduğu halde ben nasıl onu emzireyim? dedi. Sehle: . Âise (Radıyallâhü anhâ)’dan.7 Sönmez Neşriyat) . Sehle (Radıyallâhü anhâ) (gidip bu işi) yaptıktan sonra Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem’e)’e gelerek: Ben (Sâlim’e süt emzirdikten) sonra (kocam) Ebû Huzeyfe (Radıyallâhü anh)’ ın yüzünde bir hoşnutsuzluk görmedim."buyurdu.Sehle..“Sen Sâlim’e süt emzir" buyurdu.. 26 C." (İbn’i Mace. 30/373 C.. Şöyle demiştir: (Ebû Huzeyfe’nin karısı) Sehle binti Süheyl (Radıyallâhü anhüm) Peygamber (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem)’e gelerek: .. bunun adına süt çocukluğu denir.biliyorum.Yâ Resûlullah! (Evlatlığımız) Sâlim’in yanıma girmesinden dolayı (kocam) Ebû Huzeyfe (bin Utbe)’nin yüzünde cidden bir hoşnutsuzluk görüyorum..O.

Peygamber gibi bir insan aile sırlarını neden gidip Enes’e söylesin.53. örneğin: 81. peki Enes on birle. Nesâi. Bu rivayetlerini sıralarken kendilerince alay etmek amacındadırlar. (6.16 S. ayrı ayrı zamanlar için tahdis etmiş olsunlar. Katâde’den. İslamiyet’teki.Diğer bir rivayet çeşitleri de.54)) 82. onlara da Enes. tek bir gece içinde kadınların hepsi üzerine dolaşırdı." (K. Kitâbu’l-Nikâh H. Güya Peygamber Enes’e söylemiştir.Bize Müseddet tahdis etti.Hz.69 alıntısı. diğerinde dokuz eş denmiştir. Peygamber (S)’in dokuz kadını olduğu hâlde.11 S.5163 Ötüken 1988). Katâde den tahdis etti ki. O: “Biz ona otuz kişinin gücü verildiğini konuşurduk" diye cevap verdi. yani Peygamber iki eş için evlenmiş veya boşanmış olsun. birinde on bir eş derken. Şimdi bu tür iftiralarını yazmaya devam edecek olursam: 83.S. Enes Radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselâm.6 C. Görüldüğü gibi iki rivayet birbirleriyle çelişkilidir. o da Enes (R)’den tahdis etti ki. dokuzu ayıramıyorsa bunu nasıl tahdis etti. Farz edelim ki. Buhari. Buna rağmen rivayetlerin herhangi bir temele dayalı ciddiyetleri yoktur. Nikâh 1. Aile yaşantısı içerisindeki bazı şeyleri insan kendi öz anne babasına söylemezken. Onlar on bir tane idiler. Gusl 12. hanımlarına gece ve gündüz aynı saatlerde ziyarette bulunurdu. (Buhari. 5713 C. Ebu Hureyre Radıyallâhü anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 81 . Bize Said ibn Ebû Arûbe. Bu rivayetlerine konu olarak ta Peygamberleri ele almışlardır. erkeklerin birden fazla kadını nikahlama ruhsatıyla ilgilidir. Zira sarf ettikleri ifadelerden bu anlaşılmaktadır. Bize Yezid ibn Zurey’ tahdis etti.Hz. Ve yine bana Halife ibn Hayyât şöyle dedi: Bize Yezid ibnu Zurey’ tahdis etti: Bize Said. Peygamberden olmak üzere bunu tahdis etmiştir. Enes’e: “Buna tâkat getirebiliyor muydu? denmişti.

o gün... dedi.. El-A’rac’dan. O da yarım insan doğurdu.. O diliyle İnşaallah demedi.. K.. o da Ebû Hureyre (R)’den şöyle tahdis etti: Allah’ın Peygamberi Süleymân Aleyhisselâmın atmış tâne 82 ...” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sözüne devamla: “Nefsimi elinde tutan Zât’a yemin olsun! Eğer Süleyman aleyhisselâm “inşallah!"demiş olsaydı hepsi de Allah yolunda atlı olarak cihad eden çocuklara sahip olacaktı" buyurdu.. Süleyman İnşaallah demedi... Arkadaşı olan melek ona: İnşaallah de. bütün hanımlarına uğradı..16 S. O hakikaten o kadınları dolaştı."(Buhari. Ama Hz. Ebû Hureyre (R)’den tahdis etti ki.. Bize Vuheyb... Eymân 23.... 5825 C...(1654). kesinlikle doksan kadınıma uğrayacağım...... 39. elbette o çocukların hepsi Allah yolunda cihâd ederlerdi" buyurdu... Kitâbu’l-Enbiyâ 97 C. diye kesin konuştu. Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “Dâvud’un oğlu Süleymân: Ben bu gece yetmiş kadını dolaşacağım da onlardan her biri Allah yolunda mücahide edecek birer süvâri oğlana gebe kalır.7 S. fakat içlerinden yalnız biri iki şıkkından biri düşük bir oğlana hâmile kalmıştır”.. o da Muhammed ibn Sirin’den. (Buhari..25). Hepsi de Allah yolunda cihad edecek bir yiğit doğuracak! dedi (veya melek) ona: “İnşaallah de bari!"uyarısında bulundu. Söylediği gibi.299 Akçağ 1993) 84-..40.(7.. Enbiya 40.3237 Ötüken 1987) 85.. Eyûb’dan... Nesâi.S.. Kadınlarından sadece biri hâmile kaldı.“Süleyman aleyhisselâm (bir gün) “Bugün. Peygamber: “Eğer Süleymân İnşaallah deseydi.

. Süleyman peygamber ise bir müşrik değildi. Görüldüğü gibi. .3393 Ötüken 1987) Bir bayanın erkekler gibi yürümesi övünülecek bir şey değildir. 86-. zira erkeklerin bayanlar gibi yürümesi de İslam Dininde kabul edilemez. yalnız bir kadın eksik doğumlu bir oğlan çocuğu doğurdu.. “Ben bir gecede kadınların üzerine dolaşırım da onlardan her bir kadın muhakkak Allah yolunda savaşacak birer süvari oğlan çocuğu doğurur" diye (İnşaallah demeden) yemin sözü söyledi. İnşaallah’ın kelime manası.. Hakikaten kadınları üzerine dolaştı.. Kitâbu’t-Tevhit 95 C... Peygamberlere iftira ve saygısızlık kastıyla tahdis edilmiş olan bu rivayetler aynı zamanda çelişkilidir. Kitâbu’l-Menâkıb 126 C. rivayeti Peygamber açısından rivayet etmeleri ise peygambere açıkça saldırıdır.. Allah adına konuşup.. Hele.. iddia etmiş oldukları kadın sayıları ihtilaflıdır. Böyle bir şeyi red etmek.. Âise (R) şöyle demiştir: Fâtıma yürüyerek yönelip geldi. bu ise Allah’a şirk koşmak demektir..... Allah istemezse de demek olur ki. kadınlardan her bir kadın muhakkak gebe kalır ve Allah yolunda savaşacak birer süvâri doğururdu" buyurdu. Allah isterse demektir. Bu ise bir peygamber hakkında sarf edilen çok ağır iftiradır.7 S. Zira.. öyle ki bir peygamber olmasına rağmen. Allah’ın Peygamberi Muhammed (S): -”Eğer Süleymân Peygamber İnşaallah diyerek yemininden bir istisna yapsaydı.7340 Ötüken 1989). Fâtıma’nın yürüyüşü tıpkı Resûlullah’ın yürüyüşü gibidir..kadını vardı.. (Buhari... bu itibarla bu rivayetlerde bir uydurmadır. 83 .. Fakat kadınlardan hiçbiri doğurmadı. Din yönünden Süleyman peygambere ağır sözler içermektedirler.(Buhari. Rivayet aslı olmayan bir iftiradır.16 S. İnşaallah dememekte direnen bir kimse seviyesine indirmektedirler..

Bunu diyarımdan çıkar!"dedi. “Sâra yürüyerek geldi. İbrahim onu görünce: “Nasılsın... Eli önceki iki seferden daha şiddetli şekilde tutuldu.. sizden başkasının olması münasip değildir" dedi. kız kardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen. elimi salsın sana zarar vermeyeceğim!"diye rica etti. Sâre adamın yanına girince.. Sâre’yi yanına getirtti....... adamlardan biri bunları gördü.. Sâre’ye... Hz. adamın elleri açıldı. Kral derhal adamlar gönderip. (K. Eğer sana soracak olursa."... Sâre’ye yine: “Allah’a dua et... Sâre güzel bir kadındı. Kral kadını getiren adamı çağırdı ve ona: “Sen bana insan değil bir şeytan getirmişsin. Eli..... O da kabul etti.. Eli şiddetli şekilde tutuldu. Sâre de dediğini yaptı. Hâcer’i bağış olarak verdi. Sâre’ye aynı şekilde ricada bulundu. zaten İslâm yönünden kardeşimsin. Hz. Sâre’ye: “Elimi salması için Allah’a dua et! Sana zarar vermeyeceğim!"dedi. (Adam normal hale dönünce tekrar) sataşmak istedi. İbrahim namaza durdu. öncekinden daha şiddetli tutulup kaldı.. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır’a) beraberinde Sâre de olduğu halde gelmişti..6-7 Akçağ 1992 84 . 5212 C. Hemen gidip: “Senin memleketine öyle güzel bir kadın girdi ki. Sâre’ye: “Bu cebbâr herif.. kral (onu ayakta karşıladı. fakat) elini ona uzatamadı. Ama kral tekrar Sâre’ye sataşmak istedi. Bunlar zâlim kralın memleketine gelince. din kardeşiyiz. senin için bana galebe çalar. bilirse ki sen karımsın. Sâre: “Hayır var! Allah cebbârın elini tuttu (bana) bir hâdim verdi!"dedi... Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir Müslüman bilmiyorum" dedi..15 S... ne haber?"dedi..S.87-. Sâre dua etti..

zalim kralın memleketine uğramaz. 4/125 Diğer bir hususta. kral ve adamları tesettüre rağmen Sâre’nin güzelliğini nasıl gördüler? Bu demek oluyor ki. Enbiyâ 9. Büyû’ 100. (2371). Hibe 36. başka bir yere giderdi. Nikâh 6. ne mahzuru var ki? İslama göre durum hiçte öyle değil zira İslam da mümin kadınlara sataşma şiddetle yasaktır ve tesettür olayı vardır ve söyledikleri tesettüre aykırıdır. Güya da. Ben İbrahim peygamberi böyle bir şeyden tenzih ederim. İbrahim peygamber neyle karşılaşacağını bile bile. Allah rızası için bir kavmin karşısına tek başına dikildi. karısı “Sâra" kral tarafından kendisinden istenmiş ve karısını krala teslim etmiştir. İbrahim peygamber kendisinden ve karısından başka yer yüzünde bir Müslüman bilmiyormuş.Hangi insan. Kendisinin de önceden tahmin ettiği gibi. Müslim. Fezâil 154. Buhari. Deseler ki zaten hiçbir şey olmadı. iddialarına göre İbrahim peygamber ya karısını tesettürsüz gezdiriyordu yada tesettürünün açılmasına ve kendisine sataşılmasına aldırmıyordu. Allah’ın arzı geniştir. Enbiya. Tirmizi. Ebû Dâvud. güya İbrahim peygamberin karısına: “Ben yeryüzünde senden ve 85 . Tefsir. O’nu ateşe attıklarında dahi çekinmeyecek kadar cesur bir kimse idi. Bu İbrahim peygamber gibi bir kimseye karşı hayasızca yapılmış bir iftira ve saygısızlıktır. İbrahim’i dost edinmişti.alıntısı. Canının kurtulmasına sebep de karısını kız kardeşi olarak tanıtması imiş. iyilik edici olarak yüzünü Allah’a teslim edip dosdoğru İbrahim’in dinine tabi olandan daha güzel olabilir? Allah. kralı zalim olan bir memlekete gitmiş. O İbrahim peygamber ki Allah O’nu dost edinmişti. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . din yönünden. O İbrahim peygamber ki. madem ki durumu önceden biliyordu o zaman. (3165)) İddia ettiklerine göre. Öyle ya. (2212). Nasıl gidip namusunu zalim bir krala teslim eder. olayı uydurmak için sarf ettikleri. Talâk 16.

daima gâliptir.. Kabe tavafı ile Sefa ve Merve sa’yi’ni.. (İbn ebi Leyle’den naklen. Zira kendisine hicretten önce Lût peygamber iman etmişti.. hikmet sâhibidir”.. zira O. Biz hemen yatağımızdan kalkmağa davrandık. 88. peygamberin.. Müteakiben biz yataklarımıza girmiş hâlde iken Peygamber bize geldi." (K.“Yerinizde durunuz!"buyurdu ve (ikimiz arasına oturdu) hattâ ben göğsümün üzerine dokunan iki ayağının serinliğini hissettim... Hele..23 Akçağ 1989 alıntısı.Bunun üzerine Lût ona iman etti ve (kavmine) dedi ki: “Ben Rabb’ime hicret ediyorum.. Kitâbu’l-Humus 21 C.6 S... 89.. Safa ile Merve arasında say tektir. Bu itibarla.Hz.... (Buhâri.. Kur’an’a uymayan ve yalancı olduklarını belgeleyen bir sözdür. Bize Ali şöyle tahdis etti: .S.. yatağa girip aralarına oturması olacak şey değildir. Şöyle ki.6 S... Şeytana atılan taş tektir. Öyle ise sizden biri (tahâret için) taş kullanacaksa bunu da tek kılsın.. Nesâi.. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) efendimiz buyurdular ki: (Tahâret maksadıyla) taş kullanmak tektir. Tuvalette temizlik için kullandıkları taş ile ve şeytana atılan taşla ilişkilendirmek ve birbirlerine emsal 86 .. İslam’da yatak odalarına izinsiz girilemez.... kızının ve damadının yatak odalarına izinsiz ve aniden girdiği yolundaki bu rivayet asılsız bir iftiradır.."ifadesi de...254)) Müslümanlarca tavaf edilen... Hacc 202...... Peygamber (S): . 29/26 Bu itibarla. 1493 C. İslam Dininde ki gerçeklere uymayan bu rivayetlerin aslı yoktur.. Kur’an’dan mealen: .2899 Ötüken 1987) Bu konuda daha önce belirttiğim gibi.. dedi ki:)..... (5...benden başka bir Müslüman bilmiyorum..

diğer tahdis edenler. (380).10 S. insanların ve köpeklerin tuvalet olarak kullandığını rivayet etmeleri.97 Şamil 1988. Ebû Dâvud. Ömer (r. 90..Ey elbisesine bürünen. Tahâre (1).340 Akçağ 1990 alıntısı. fedaili ashabın-Nebi 19.. 74/1 87 .a. Buhari. Bu itibarla bu rivayette hakaret kastıyla uydurulmuş asılsız bir rivayettir. Allah’ı anma ile temizlik birlikte emredilmiştir. mescide otururken. zorlaştırıcılar olarak gönderilmediniz. Köpekler mescide girerler çıkarlar..S. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onları yasaklayıp: “Kolaylaştırıcılar olarak gönderildiniz.."(K." (Ebû Dâvud K.2 S. Tahâret 112. Vudû 58. Tahâret 138. Bu konuda Kur’an’dan mealen: Rahmân ve Rahim Allah’ın adıyla .49. Sonra da şöyle dua etmeye başladı: “Allah’ım bana da. Bâb 137 H. Muhammed’e de rahmet et. İslam dininde. Nesâi. şöyle demiştir: “Ben Resûlullah (s.382 C. bevl ederler. bir bedevi girip iki rekat namaz kıldı. Üzerine bir kova su dökün!"ferman buyurdular. Müslim. Tirmizi.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Halk ta hemencecik üzerine yürüdü. Bizden başka kimseye rahmet etme!” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm atılıp: “Geniş alanı daralttın!"dedi. 3509 C.göstermek açık bir saygısızlıktır. Buhari.) ) 91. İslam dinine ve Müslümanlara duydukları kinin açık ifadesidir. tabir 36. Derken adam hemen kalkıp mescidin içine akıtmaya başladı. Tahâret 45. fedaili’s-sahâbe 140 ) Peygamber mescidini.a. (1.)’den.48. (147). sahabiler de bundan dolayı hiçbir şey (su) dökmezlerdi.) zamanında bekâr bir genç idim ve Mescid de gecelerdim. Abdullah b.

Rabb’ini tekbir et(O’nun büyüklüğünü an). Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Tahâret 131." (K. 2150 C.7 S..Elbiseni temizle.Useym İbnu Kesir İbni Küleyb an ebihi an ceddihi’nin anlattığına göre (ceddi Küleyb) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Müslüman oldum! der. 3817 C.Pislikten kaçın.Kalk. Fedâil 151.531 Akçağ 1988 alıntıları.Hz.S. bu tür aykırı rivayetler uydurmaları. Metnin aslında. Müslümanların sünnet olması gerektiğini rivayet ettiler.11 S. uyar. 74/5 İslam dininde iç ve dış temizliğe büyük önem verilmişken. 93. “bil kaddum“. Enbiya 8. İsti’zân 51. Kadûm nam mevkide İbrahim peygamber sünnet oldu falan diyorsa da. 74/3 . Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İbrahim (aleyhisselâm) Kaddûm nâm-bazısıda şeddesiz olarak Kadûm demiştir. Useym’in babası dedi ki: “Bana bir başka (sahabe)nin bildirdiğine göre Aleyhissalâtu vesselâm. Rivayetlerine delil olarak ta 88 . Ebû Dâvud. İbrahim peygamber seksen yaşında keserle sünnet oldu şeklindedir. beraberinde olan bir diğerine de. 74/2 . Müslim. metinde de her ne kadar.mevkide seksen yaşında olduğu halde sünnet oldu."(K.(356) ) Bu uydurma rivayetleriyle de. “Üstünden küfür saçını at!"der ve tıraş olmasını söyler. Kaddum keser demektir.(2370)) Yukarıda ki.S. 74/4 . “Üzerindeki küfür tüyünü at ve sünnet ol!"buyurmuştu. 92.33 Akçağ 1991 alıntısı. keser ile manasınadır. Buhari. Kur’an’a uymadığı gibi yaptıkları aynı zamanda hayasızlıktır.

(2. Edeb 179. Taharet 10.7 S. Ebû Dâvud. bununla da yetinmediler. Müslüman ile kâfiri birbirinden ayıran âlamet olarak kabul edilen sünnet 89 .(257). Müslim. derin kesme. Libas 63.S. (4198). bu şekilde kesilmesi yüze daha çok parlaklık. kızlarında sünnet olması gerektiği yolunda iddia ve rivayetlerde bulundular. tırnakları kesmek. Tereccül 16.(1. İsti’zan 51.534 Akçağ 1988) Ehli sünnetçe. Tirmizi. Sünnet olayının yaygın bir şekilde uygulandığı toplumlarda dahi. Ayrıca sünnetin kendilerince ne kadar iyi bir şey olduğu konusunda şu tür izahlarda bulundular: 94.peygambere isnat ettikleri hadiste.14.Hz. etek tıraşı olmak. bir kimseye baban seksen yaşında balta veya keserle sünnet oldu deseler bunu hoş karşılamaz alay olarak kabul eder.921).(2757). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırarak) kendisine: "Derin kesme. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir. koltuk altını yolmak. Taharet 39.S. İbrahim peygamberin seksen yaşında keserle sünnet olduğu rivayeti ile Müslüman olan bir kimsenin derhal sünnet olması gerektiği rivayetidir." (K. 64.15. koca için daha makbuldür" diye talimat verdi.11. Muvatta Sıfatu’n Nebiyy 3." (Ebû Dâvud.)) Böylece sünnet olmayı fıtrattan saydılar.523 Akçağ 1988 alıntısı.2153 C. Edeb 14.7 S. Kızların sünneti için ise: 95. Kelime-i Şehadet te olduğu gibi. (5271)) Rezin rivayetinde Resûlullah şöyle buyurur: “Kızları sünnet ederken üstten kes. Nesai. İbrahim peygamber için söyledikleri alay etmekten başka bir şey değildir. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak. Böyle bir iddiayı İbrahim peygambere yakıştırdılar. 2147 C." (K. bıyığı kesmek.Ümmü Atiyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın Medine de kızları sünnet ederdi. kocaya daha çok haz verir. Buhâri.

hatta hayatına 90 . Kabe’yi tavaf edemeyeceğine hükmetmiştir.ameliyesi. “Buluğ yaşına ermezden önce çocuğu sünnet etmek velisine vâciptir."ifadesinde bulunuyorlar. erkekler için sünnet. KIZLARIN SÜNNETİ: Kızlarında sünnetinden bahseden bir hadiste: “Hıtân. onu Kelime’i Şehadet’le özleştirerek. müslümanla kafiri birbirinden ayırma ölçüsü âlameti olduğunu. Muhtar olan zamanda doğumun yedinci günüdür derler. Kızların sünnet edilmesi hakkında. mühtedinin Müslümanlığının noksan olacağına. cimayı lezzetli ve câzip kılar. sünnet olmadıkça. Peygamber ona. Ebu Hanife. bu meyânda. bazı Sünni önderlerce vacip ve hatta farz denecek kadar mühim bir emir kabûl edilmiştir. böyle yapman hem kadın için ahzâ (en ziyâde haz ve lezzet vesilesi) hem de kocası için daha hoştur” der. Maşrık kadınlarındaki yaratılıştan gelen fazlalık sebebiyle sünnetle yükümlü olduklarına hükmetmişlerdir. “Fazla derin kesme."yaşlı kişinin bile sünnet olması gerektiği hükmünü verecek kadar bu meseleye ehemmiyet verilmiştir. sünnet erkekler için mendûb. Aliyyu’l Kâri şöyle der: “Kadının yüzünü taze kılar ve güzelliğini arttırır. Hadiste bu hususta “İslama girince küfür tüyünü at. hadisin zahirine bakarak. Şafii ise her ikisi için de vacip hükmünü çıkarmıştır." denmektedir. Bir kısım önderleri de. Şehveti teskin eder. kadınlar için mekrüme (şeref verici)‘dir."derler. kocanın karısına karşı sevgisini arttırır. Her hâl’u kârda sünnet mevzûunda kadınlarla ilgili olarak da farklı görüşler ileri sürülmüştür. Şafiiler. Bir kısım kimseler. Maşrık kadınları ile Mağrib kadınlarının fizyolojik bakımından farklı olduklarını kâbul ederek. sünnetsizin namazının câiz olmayacağına. sonra sünnet ol" diye emreder iddiasındadırlar. Sünnet olayına o kadar ehemmiyet veriyorlar ki. Hülâsa bazı alim kabul ettikleri kimselere göre: “Hayatına mâl olacak dahi olsa."Ebû Dâvud’un da bu konuda söylediği rivayette: “Medine’de bir kadın(ki ismi ümmü Atiye’dir) kızları sünnet ediyordu. kestiğinin yenilemeyeceğine.

Allah’ın yarattığını değiştirme manasındadır. inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar.İşte onların varacağı yer cehennemdir. Allah’ın yarattığını değiştirenler ise Kur’an’da şeytanın payı olarak nitelendirilmişlerdir. Allah’ın yarattıklarından pay alma tanımlaması. Zira bu tür ameliye. İslam Dininde bu tür ameliyelerin şiddetle yasaklanmış olmasından dolayıdır. Kim şeytanın bu emrini yerine getirirse şeytana pay olmuş olur." 4/118 ."dedi. İsterse yaptığı değişiklik hayvanların kulaklarını yarma şeklinde olsun fark etmez. Allah’ın yarattığını değiştirme yolunda vereceği emirlerdir. yaratılışı değiştirme olayı 91 .(Şeytan) onlara söz verir. fakat şeytanın onlara va’di. kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. ümit verir.O (Allah’a ortak koşa)nlar.(O şeytan)ki Allah ona lânet etti ve o da. mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar. Allah’a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür. metodu. O’nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar. Aslâ cehennemden kaçmak (imkânı) bulamazlar. muhakkak ki açık bir ziyâna uğramıştır. “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım. 4/116 . 4/119 . aldatmadan başka bir şey değildir.Onları mutlaka saptıracağım. bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar.Allah. Allah. 4/117 . onlara emredeceğim: Allah’ın yaratışını değiştirecekler!"Kim Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa. 4/121 Görüldüğü gibi. bu konuda şeytanın kendisine. 4/120 .mal alacaksa dahi bir kimsenin sünnet olması gerektiği şeklinde ısrar etmeleri ve sünnetin çok iyi bir şey olduğu yolunda övgüler ileri sürmelerine asıl temel neden ise. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .

küpe için kulak delerek kulağın yapısını değiştirmek v. bütün bu tür şeyler yaratılışa müdahale etmek suretiyle. erkek. Zira. Bütün bunlar. hastalık gibi zaruretler olmadan. vücudunun her hangi bir yerinden sağlıklı bir organı daha güzel olur diye keser veya vücudunun her hangi bir yerinden bu bağlamda bir parça et veya deri keserse. Gibi ameliyelerde bulunursa. Saç sakal veya tırnağı kesmekte öyledir. Zira küçük. Bu itibarla sünnet konusunda uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur. diğeri sakatlayıcı ve kalıcıdır. Ayrıca. hiçbir ihtiyaç. kısırlaştırma veya hadım yaparsa. Zira tırnağı kesmekle. Veya bir kimsenin çürümüş dişi çekile bilir. sağlıklı bir kimseden bu şekilde parça et koparmanın başka bir izahı yoktur. Bunları yapan şeytana pay olduğu gibi. ŞEHİT VE ŞEHİTLİK KONUSUNDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 92 .s. biri ihtiyaç içerikli ve geçici. Allah’ın yarattığını değiştirmedir. bir koyun kesilip yenile bilir bu yaratılışı değiştirme manasında değildir. Allah’a ortak koşmayla eş anlamlıdır. bütün bunlar zaruret veya tedavi amaçlı ameliyelerdir. büyük. Bu zamanda sağlıklı genler üzerinde meydana getirilen veya getirilmesine çalışılan değişiklikler yaratılışı değiştirme olayı kapsamına giren işlemlerdir. yaratılış üzerine yapılacak değişiklikleri kapsar. asla cehennemden ebediyen kurtuluş imkanı bulamaz. Nasıl olurda sünnet veya başka bir şekilde insanlar üzerinde değişiklik yapılmasına müsaade etmiş olsun. kadın. deriyi tahrip ederek döğme yaparsa. nasıl ki bir kimse tipi değişsin diye hayvanların kulaklarını yararsa veya sağlıklı dişini çeker veya törpülerse. yaratılışı değiştirme manasında değillerdir. Yaratılışı değiştirme olayı. çürümüş böbreği alına bilir. parmağı kesmek arasında belli bir fark vardır.çerçevesinde hayvanların kulaklarının yarılmasına müsaade etmiyor. Sünnet olmak yaratılışa müdahale etmenin onu değiştirmenin tipik bir örneğidir.

15 S.(4.. Hadis 2493 C. Ümmü Haram (r. ishalden ölmeyi özdeşleştirmelerini kamufle etmek için rast gele uydurdukları şeylerdir.254255 alıntısı.466 Şamil 1989) 93 .. Örneğin: Onlara göre ishalden ölen şehittir veya kusan bir şehit sevabı almaktadır. Tahdis ettikleri rivayetlerde şu şekilde demektedirler: 96.. Nesâi. Peygamber (s. Bâb. Zâtülcenb’ten ölen şehittir.. Ebû Dâvud. 5431 C. şehitlikle ishalden ölmenin aynı olduğunu vurgulamaktır. Zira saydıkları şeyler şehitlikle. yıkık altında ölen şehittir.9 S. boğulan kimse için de iki şehit sevabı vardır."(K.. boğularak ölen şehittir.. Cenâiz 36. El_Cihâd (15). K.. Örneğin: Minareden düşen bir müezzini veya canavar saldırısıyla ölen bir kimseyi.. iddialarında bulunmuşlardır.. Muvatta. kanserden veya yüzlerce diğer bir hastalıktan ölen bir kimseyi şehit olarak tanımıyorlar.. çocuk karnında ölen şehittir. Bu konuyla ilgili olarak.(1.. Bunların haricinde hiç kimseye bu isim verilemez....a. İshalden ölen şehittir.14)) Saydıkları bu hastalık veya kazalardan ölenler şehit oluyor da.233. “Bilesiniz: Tâundan ölen şehittir...(3111). yeter ki seferi taatte olsun.... ancak Allah yolunda mücadele ederken katl olunan kimseler bu mertebeye erişebilmektedirler..Şehit ve Şehitlik olayını tahkir ile şehitlik kavramını saptırmak için de bazı hadisler uydurmuşlardır..a)’dan rivayet olunduğuna göre. (Ebû Dâvud.. Örneğin: 97..234). böylece kendilerince şehit olmayı küçümsemek amacındadırlar. Cenâiz 15.Cabir İbnu Atik’ten.. niçin diğer kaza ve hastalıklardan ölenler şehit olmuyor. Halbuki Şehitlik İslam dininde büyük bir mertebe olup. Rasûlullah’a atfen:.13.. Cenâiz 14.. yanarak ölen şehittir.) şöyle buyurmuştur: “Denizde başı dönerek kendisine kusma arız olan kimse için bir şehit..S. Maksatları. yukarıdaki rivayetleri gibi başka tipik rivayetleri de vardır.

kusmuğu şehitlik olayına konu etmeleridir... demiştir ki: Resûlullah (s.) 99-..a. şöyle ki: 100.347... cihâd 51. meğazi 38. Allah yolunda savaşmaya veya mücadele etmeye ve bu yolda şehit olmaya ne gerek var. hele o kimse boğulmuşsa onların iddiasına göre iki şehit sevabı alıyormuş. her bir at için de iki hisse ayırdı. Peygamber (S) şöyle 94 .Demek istiyorlar ki.10 S... (Ebû Umre’nin) babasından rivayet etmiştir ki: Biz dört kişi. cihâd 21. Bureyd’den. İşin ilginç yanı.) Mücahid ve atı için birisi kendisine ikisi de atına (olmak üzere ganimet mallarından) üç pay vermiştir.Tirmizi... (Ebû Dâvud. bir atın iki mücahit değerinde olduğu iftirasında bulundular. Müslim.. kolunda görmüş olduğu iki altın bilezik ise yalancı peygamberleri remz (temsil) ediyormuş.345 Şamil 1990. K.10 S..... Muvatta. Mücahide ait atın. Şamil 1990. Peygamberin rüyasında görmüş olduğu sığırlar Uhud şehitlerini.... diğer rivayet edenler. o da Ebû Mûsâ el-Eş’ari’den zannediyorum ki.a.. Bâb 143 Hadis 2733 C. o da dedesi Ebû Burde’den. Bir de rivayet ettiler ki. İbn Ömer’den. cihâd 57. evvelki yazmış olduğum rivayetlerine benzer şekilde burada da tiksindirici olması hesabıyla. Bize Ebû Usâme... Buhari. o da peygamberden tahdis etti.. İslam da atlarda ganimetten pay alır diye bir şey yoktur.. (Ebû Dâvud.. Bâb 143 Hadis 2734 C. yanımızda bir(er) atla Resûlullah (s. Bizden herkese bir hisse.el-Cihâd (15)... siyer 6.el-Cihâd (15). mücahitten iki misli daha değerli olduğu rivayetlerini uydurdular. Bu iftiralarıyla da yetinmediler.8.. bir gemiye binildiğinde deniz tutmasından kusmak bile şehit sevabı almaya yeterlidir.K.)’nin yanına gelmiştik.. Şöyle ki: 98-.) Böylece ganimet dağıtımıyla kamufle ederek.

..Enes b. Onlara ya sabah yahut akşamleyin gelirdi. Ben de bu iki bileziği benden sonra çıkacak iki yalancı peygamber ile tevil ettim.“Ben uyurken ru’yâmda iki kolumda iki altın bilezik gördüm. o hurmalık arâzinin el-Yemâme yâhud da Hecer olduğuna gitti. Uhud günü şehit edilen mü’minlerdir.. (Müslim 180/144 C.. Zaten bir çok iftira ve hezeyanları peygambere mal etmeleri ve bunlar olmazsa İslam dini anlaşılamaz demeleri.9 Sönmez Neşriyat A. Bir de gördüm ki.. Ebu Hüreyre şöyle haber verdi: Resûlullah şöyle buyurdu: . yalancı peygamberleri altın bileziklere benzetmişlerdir. Resûlullah ailesi nezdine geceleyin gelmezdi..buyurmuştur: “Ben ru’yâda kendimi Mekke’den hurmalıkları olan bir arâziye hicret ediyorum gördüm... Allah en hayırlıdır (Allah’ın onlar için yapacağı en hayırlıdır)." (Buhâri. Câhiliyet’te Yesrib denilen Medine’dir. gazilerin veya gurbetten dönen Müslümanların geceleyin evlerine gitmemeleri gerektiği konusundadır.Ş. Yalancı peygamberleri altın bileziklere benzetmekle de kimleri çok sevdiklerini ifadelendirmişlerdir. öbürü de Müseylime’dir.. rüya tefsiri adı altında yapmış oldukları rivayetlerde... Uhud şehitlerini sığırlara. Sonra ru’yamda bana bu bileziklere üflemekliğim vahye dildi. bunların hâli beni kederlendirdi. Kitâbu’l-Mağazi 370 C..) 95 . o sığırlar. o....6903 Ötüken 1989) 101.. (Buhâri.4069 Ötüken 1987) Görüldüğü gibi. kendilerince peygamberlik iddia etmelerinden başka bir şey değildir. Şu şekilde demektedirler: 102..15 S.... Düşüncem.... Ben de bunlara üfledim... Malik’ten rivayet. Bunlardan birisi Esved el-Ansi’dir. Sonra gördüm ki... Bu durum Uhud şehitlerine karşı bir saygısızlık olduğu gibi.. Ben orada birtakım sığırlar gördüm. Kitâbu’t-Ta’bir 49 C. Yaptıkları bir kısım rivayetlerle de... ikisi de uçtu.9 S.

Cabir şöyle demiş: Resûlullah erkeğin seferden geceleyin gelerek ailesinin yanına dalmasını onların hıyânetini anlamak istemesini yahut kusurlarını araştırmasını yasak etti.. (Müslim 57/410 C. ana baba.) Bu yalan rivayetleriyle Müslüman aileleri şüphe altında bırakmayı amaçlamaktadırlar.9 Sönmez Neşriyat A... Resûlullah erkeğin gurbeti uzadığı zaman ailesinin yanına geceleyin gelmesini yasak etti. Hangi erkek vardır ki. gurbetten memleketine gelmiş olsun da.. Cabir şöyle demiş. cimâ etmeye”. dede... İslam toplum yapısında fırsat bulması pek mümkün değildir... Kitle olarak. O nasıl evdir ki bu derece bir erkeğin evinden korkusu olsun. Yapmış oldukları başka bir rivayet bu rivayetleriyle çelişkili olduğu gibi.Ş. Ayrıca İslam aile yapısı ideal bir yapıdır.....Ş.9 Sönmez Neşriyat A....) 104.. (Müslim 184/146 C.. kocası evde olmayanın kasıklarını tıraş edebilmesi için şehre geceleyin yâni yatsı zamanı girelim" buyurdular ve şunu ilâve ettiler: “Medine’ye vardığın zaman cimâ etmeye bak.. saygısızlık içermektedir.. Komşularında bir birine gözcülüğünü katarsak bir kadın kötülük yapmak taraftarı olsa dahi.... Resûlullah’a atfen: (Gaza dönüşü) “Ağır olun! Taki dağınık saçlı kadının taranması. nine ve çocuklardan teşekkül eder..Ş.7 Sönmez Neşriyat A.... o devirde sabaha kadar evine gitmeyip çölde beklesin veya bu devirde dahi gidip bir otel de gecelesin ve evine gitmesin...... Bu tür rivayetler iftiradan başka bir şey değildir. Müslüman kadınlarda kötü değildirler. Kaldı ki bir karı kocadan müteşekkil aileler yok denecek kadar azdır. İslam aileleri.) 96 . deve kuşu gibi başını kuma gömsün de evine gitmesin. 183/146 C.. Çoğunlukla. Müslüman erkek ailesinden tedirgin olmadığı gibi. (Müslim... istisnalar hariç.103.. Şöyle ki: 105-.

Ayrıca peygambere ve sahabelere saygısızlık içermektedir. Peygambere saygısızlık için uydurdukları başka bir rivayette şöyle demişlerdir: 106-. ordusundakilere böyle sözler söylesin. bundan da kolayca anlaşılır ki o devirde Arab evlerinde tuvalet mevcut idi. İşlerine geldiği zaman peygamber sedirinin altına oturağı koyu verdiler." (Ebû Dâvud. Peygamber eşlerinin abdest bozmak için. peygamberi ve sahabeleri hafife almak için uydurulmuş hayasızca sözlerdir. Hukeyme bint Umeyme annesi Umeyme bint Rukayka’nın şöyle dediği rivâyet etmiştir: “Nebi (s. tahâre 6) Daha önce yazmış olduğum rivayetlerde görüldüğü gibi. dul kalan kadınlar ve yetimleri ağlaşacakken. Biraz sonra Medine’de bir çok evde savaşta katledilmiş olanlar için.)’in sedirinin altında hurma ağacından yapılmış bir kap vardı. Nesai. diğer rivayet eden. Bunların yazdıklarına bakan kimse. bu olacak şey midir? Bu tür sözler. kardeşi. Bir peygamber. halbuki. komşusu ve arkadaşı katledilip şehit edilmişken. K.. 4 Nisâ 43.. Bu kadar bol ve çeşitli yalan uydurmak için epey emek vermiş olmalılar..24 C.. amcası. Orduda kiminin babası. geceleyin Medine dışına gittiklerini tahdis etmişlerdi. Geceleyin ona küçük abdest bozardı. utanma denen olayla da bir ilgileri olmadığı kesin.52 Şamil 1987.Önceki üç rivayetle bu rivayet çelişkilidir. Nasıl olur ki savaş dönüşü büyük ihtimalle. gidin bol bol cinsi münasebette bulunun sözlerini sarf etsin. (Bak. Bâb 13-14 H. Kur’an’da belirtilen abdest bozulmasının şartlarından bir tanesi tuvaletten gelmiş olma olayıdır. Zira bu rivayette gece vakti evlere girilmesi gerektiğini tahdis etmişlerdir. dayısı.1 S. Peygamber yanında iki kayın pederi Ebu Bekir ve Ömer ile damadı Ali varken. 5 Maide 6 97 . o devirde Arab evlerinde tuvalet olmadığı zannına kapılabilir.Tahâre (1).a.

Ma’merden.Bir başka rivayette şöyle dediler: 107.” 98 ." (K.. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm namaz için evinden çıkıp (namaz mahalline gelerek) tekbir getirdi.. namazı iptal edip cemaate dönerek hele bekleyin cenabetimden yıkanıp geleyim demesi halkın alay konusu olması demektir.69 Akçağ 1993 alıntısı. (Tam kılacağım anda hatırladım)"buyurdular.) Değil bir peygamber. Öyle ki cemaati namaz için saf tutmuş kendiside namaz için tekbir almışken. ey taş elbisemi! diyerek taşın arkasından koştu. ancak O’nun kasığının çıkık olmasıdır. Bize Abdurrezzâk. Namazdan çıkınca: “Yanınıza cünüp olarak gelmiştim. birbirlerine baka baka yıkanırlardı. Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “İsrail oğulları çıplak olarak.S.. 6349 C. derlerdi... Nihâyet İsrâil oğulları onu (çırılçıplak) gördüler de: Vallâhi Mûsâ’da hiçbir kusur yokmuş. Mûsâ: Ey taş elbisemi. dolayısıyla hem kendisi hem de cemaat tekbir almakla namaza başlamışken. elbisesini de bir taşın üstüne koydu. Mûsâ’yı bizimle birlikte yıkanmaktan menşeden. bir cami imamı dahi böyle bir olay yapsa ne kadar zor durumda kalacağı açıktır. dediler. Hemen gidip gusletti geldi. Akabinde taş elbisesini alıp kaçtı. Saçlarından su damlıyordu. Musa peygamber hakkında yapmış oldukları saygısızca bir rivayette şöyle demişlerdir: 108.. Ve Mûsâ elbisesini aldı da taşı dövmeğe başladı.17 S. o da hemmâm ibn Münebbihten. o da Ebû Hureyre’den tahdis etti.. Onlara namaz kıldırdı.. Bu rivayeti uydurmalarından amaçta budur. Mûsâ bir defa yıkanmağa gitti. İsrâil oğulları: Allah’a yemin olsun. sonra ashaba (bekleyin diye) işaret buyurdu. İbnu Mace 1220.. Namaza duruncaya kadar da durumu hatırlayamadım. Mûsâ ise yalnızca yıkanırdı..Hz.

güya Ebu Hüreyre Allah’ın adını anarak yeminle demiş ki. 99 . Havva’nın kadın ihanetinin sebebi olduğu yolundaki iftiradır. Asıl söylemek istedikleri."(K.1 S. dedi. o taşta muhakkak altı yedi tane dövme izi varmış. Böylece Havva anamızı şeytan yerine koymuş oluyorlar. dolayısıyla kadınları da böyle görüyorlar. güya Adem’in yasak ağacın meyvesinden yemesini Havva anamız teşvik etmiş. Maksatları. kasığı çıkık dedi diye taş neden Musa Peygamberin elbisesini kaçırsın ki? Böyle bir olay ancak Allah’ın emriyle olabilecek bir mucizedir. 5003 C.260 Akçağ 1992 alıntıları. bir rivayet uydurup Musa peygamberin kavmi önünde çırılçıplak gezindiğini iddia etmektir. Eğer Havva olmasaydı kadınlar kocalarına hiçbir zaman ihânet etmezdi.25..S. (Buhâri.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Eğer Beni İsrail olmasaydı. bu islamdaki tesettür olayına aykırıdır. Kitâbu’l-Gusl 30 C. Radâ’63. Buhari.14 S.Ebû Hureyre: Vallâhi o taşta muhakkak altı yâhut yedi dövme izi kalmıştır. et kokuşmazdı. böylece Allah peygamberini çırılçıplak kavminin önünde teşhir etsin? İslam dinine göre olacak bir olay değildir. Başka bir rivayette şöyle demişlerdir: 109. Müslim. Birde kendilerince komiklik yapıyorlar. Havva anamız olmayıp şeytanın kendisidir.(1470) ) Beni İsrail ve Etin kokması öylesine söylenmiş asılsız bir sözdür.. Kaldı ki çırılçıplak beraber yıkanıyorlar dedikleri kimselerde öyle anlaşılıyor ki Müslüman Yahudiler idi. hal bu ki. Enbiya 1.386 Ötüken 1987) Kavmi. Adem babamızın yasak ağacın meyvesinden yemesini teşvik eden ve her ikisini kandırıp yasak ağacın meyvesinden yemelerine sebep olan. Bu sözlerine gerekçe olarak iddia ettiklerine göre.

100 . ne de çıplak kalmak. tövbesini kabul etti ve doğru yola yöneltti. daha önce de. susuzluk çekmeyecek. Üstlerini cennet yaprağı ile örtmeğe çalıştılar. Sakın sizi cennetten çıkarmasın. (ahdi) unuttu. 20/116 .unutmasınlar ki onları doğuranda bir kadındır.Şimdi burada senin için ne acıkmak vardır. Onda azim de bulmadık. bu. 20/119 . Bunun üzerine kendilerine ayıp yerleri göründü.Bir zaman biz meleklere: Adem’e secde edin! Demiştik. 20/121 . sonra yorulur. hem senin için hem de eşin için büyük bir düşmandır. 2 Bakara 34-35-36-37.Bunun üzerine: Ey Adem! Dedik. sıkıntı çekersin! 20/117 . 20/122 (Ayrıca bak. Onlar hemen secde ettiler. Adem’e ahit (emir ve vahiy) vermiştik.Sonra Rabbi onu seçkin kıldı. 20/120 . Bu konuda Kur’an’dan mealen: -Andolsun biz. O.Nihayet ondan yediler. 20/115 .Şeytan ona vesvese verdi ve “Ey Adem! Seni ebedilik ağacına ve son bulmayacak bir devlete delâlet edeyim mi? dedi. sıcaktan da bunalmayacaksın. 20/118 . diretti.) Görüldüğü gibi.Yine burada sen. yalnız İblis hariç. Ayetler. Kur’an’a uymamaktadır. uydurmuş oldukları rivayet. (Bu suretle) Adem Rabbine âsi olup yolunu şaşırdı. Ne var ki o.

bana Nasibin cinlerinin bir hey’eti geldi... Sonra yanından ayrıldım.“Benim için istincâ edeceğim birkaç taş ara. Ben de onlar için Allah’a: Cinlerin uğrayacakları her kemik ve tezek makûlesi üzerinde kendileri için muhakkak bir taâm bulmalarına duâ ettim" buyurdu.. Peygamber: ... İnsanlarla yetinmediler Cinlere dahi saldırıda bulunmayı ihmal etmediler. Bir keresinde Peygamber hâcetini yerine getirmek için çıktığında Ebu Hüreyre arkası sıra kırba ile O’nu takip ederken. Öyle ki. sakın bana kemik ve hayvan gübresi getirme" buyurdu. Yolda kendisine: ... Şu muhakkak ki.Ayrıca. Peygamber: .8 S.Ben Ebû Hureyre! diye cevâp verdi. Kitâbi’l-Ensâr 80. Ebu Hüreyre (R)’den haber verdi: Ebû Hureyre Peygamber’in berâberinde abdest alması ve istincâ’ suyu için küçük bir kırba taşırdı.. Bana dedem Said ibn Amr. (Buhâri.Kemik ve hayvan gübresi ile temizlenmekte ne var ki? diye sordum.“Bu ikisi cinlerin taâmındandır. C.. Bunlar ne hoş cinlerdir! Benden azık istediler. Şöyle rivayet ettiler: 110-.“Kimdir o?"diye sordu.. Nihâyet hâcetini bitirdikten sonra Peygamber’in berâberinde yürüdüm. Ebû Hureyre: ..3610 Ötüken 1987) 101 . Cinlerin içinde Müslüman olanları da vardır.. Peygamber: . Ebû Hureyre dedi ki: Ben elbisemin kenârında birkaç taş naklederek kendisine getirdim ve onları yanı başına koydum.

kendisinden öncekini doğrulayan.. dediler..) (şöyle) buyurdu”: “Tek yolcu şeytandır..el-Cihâd (15)." 46/30 ..a. Amr b. (Okuma) bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler: 46/29 .Cinler.2607 102 .. Onlar temiz ve güzel rızıklara layıktırlar." 46/31 Görüldüğü gibi.Bir zamanlar. Ona geldiklerinde (bir birlerine): “Susun. Buna rağmen güya. Şuayb’ın dedesi (Abdullah b. Çok ilginçtir. bundan da iftira ettikleri bellidir. peygamberde onların yerlerden toplanmış kemik ile tezek yemeleri için dua ediyormuş. Hakka ve doğru yola götüren bir Kitap dinledik. Allah’ın davetçisine uyun.. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . (dinleyin)"dediler. Cinler tezeğe razı olduysalar.. İki yolcu iki şeytandır.. Müslüman cinlerden bir heyet gelerek peygamberden azık istemişler. Bâb 79 H. “(Ebû Dâvud. K. biz Mûsâ’dan sonra indirilen..“Ey kavmimiz. cemaattir. Cennet ve Cehennemle muhatap olan kimselerdir. yapıları bizden değişik fakat bizim gibi imtihan edilerek. Cinlerden mümin ve takvalı kimseler vardır ve onlar tezek veya çöpten kemik yemeye layık kimseler değildirler. peygamber neden suyla taharetlenmedi.Amr) den. Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Kaldı ki yanında su kırbası varken. cinlerden bir grubu. O’na inanın ki (Allah) günahlarınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı azaptan korusun. Peygamber ve Ebû Bekir’in hicret etmek için iki kişi olarak Mekke’den çıktıklarını rivayet ettiler. demiştir ki: “Resûlullah (s..“Ey kavmimiz.. Yapmış oldukları diğer bazı rivayetlerle.. acaba ondan önce ne yiyorlardı? Biz Müslüman Cinleri böyle bir iftiradan tenzih ederiz. 111. Üç (yolcu) ise. Buna rağmen şöyle rivayetlerde bulundular.

C. götürüversin!"dedi. İslam dininde."(K. Ebû Dâvud.. diğer rivayet edenler. (2607).Âzib radıyallahu anh anlatıyor: “Hz.978).16 S... iki atlı iki şeytandır. evinde babama uğradı. Ertesi günü de öğle vaktine kadar yürüdük.. (Babam) Âzib’e: “Benimle oğlunu gönder. Muvatta istizân.. Babam bana: onu evime kadar “Haydi onu götürüver!"dedi. 35.. Menâkıbu’l-Ensâr 45. Ebu Bekr radıyallahu anh.. Tirmizi. Müslim.114 Şamil.. Tirmizi. (K.. üç atlı bir gruptur. Yapmak istedikleri hakaretin ağırlığı gayet açıktır.. Ondan bir semer satın aldı. 2184 C. Yolumuz tenha idi hiç kimseye rastlamadık. Ben de götürüverdim.. (1674)) Peygamberle. “Evet o gece yürüdük.... Muvatta. Babam. Cihâd 86.. Ebu Bekir’in iki kişi olarak hicret ettiklerini şu şekilde rivayet ettiler: 113. 103 .. İsti’zân 25.. 5775 C.10 S. Zühd 75.199 Akçağ 1993 alıntıları. Babam onunla beraber çıktı. bedelini alacaktı. bunun yanında da iki kişi olarak seyahat edenlerin iki şeytan olduğu rivayetlerinde bulundular.. Cihâd 4. (2009)) Peygamberin ve Ebu Bekr’in iki kişi olarak. Eşribe 12. Lukata 11.. Ebu Bekr’e: “Ey Ebu Bekr! Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmla (hicret ettiğin) gece ne yaptınız?"diye sordu.Bera İbnu’l. Yoksa tek başına veya iki kişi olarak seyahat eden niçin iki şeytan olsun.20 Akçağ 1989 alıntıları. cihâd. Menâkıb 25.Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi (radıyallahu anh) tarikinden naklediyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bir atlı bir şeytandır. Buhâri.8 S.(2. hatta yolda hiç kimseye rastlamamak kaydıyla hicret ettiklerini rivayet ettiler. 4.S.) 112.S.

. Buhari 59/4) Güneş ve Ay’ın büyük faydaları ortadayken. Hişâm ibn Hassân’dan. onlara bula bula cehennemde yer buldular.A.. 114......V.. Ebu Hureyre’den. Kitabu’t-Tıbb H.. dağlamayı ve hurma gibi birkaç meyveyi konu etmişlerdir.) “Güneş ve Ay. Okuyup üflemeyi.İman şartları arasında en az üç kişi olarak seyahat edilecek diye bir şey yoktur.5734-5735 Ötüken 1988) 116. (İbn Kuteybe.. Rasûlullah’ın (S.. demiştir. Güneş ve Aya’da saldırmayı ihmal etmeyerek şöyle bir rivayette bulundular. (Buhâri.. Bize Muhammed ibn Adiyy. hastaya tükürmeyi.12 S. Aleyhissalâtu vesselâm: “Ey Beni Beyâza. Te’vilu Muhtelifi’l Hadis. Ebu Hind’i evlendirin.. İbnu Abbâs (R): Peygamber (S) ihrâmlı olduğu hâlde kendisinde bulunan bir baş ağrısı hastalığından dolayı “Lahyu Cemel" denilen bir su yanındaki menzilde başından kan aldırma tedavisi yaptırdı.. o da ikrame’den tahdis etti ki. kıyamet günü dürülüp sarılarak ateşe atılmış iki öküzdürler... Rasûlullah’ı bıngıldak kısmından hacamat etmişti. S.. Bu nankörlüğün tipik bir örneğidir..” dediğini rivayet etti. TEDAVİLER KONUSUNDA RİVAYET ÖRNEKLERİ UYDURDUKLARI Tıbbi Nebevi adı altında uydurdukları rivayetlerde. Yoksa güzel ve iyi olan her şeye karşı olacaklarına dair verilmiş bir ahitlerimi var? Rivayet uydurma olup aslı yoktur.. Şöyle ki: 115.21 C.189 Kayıhan Yayınları 1989 alıntısı.... onunla evlenin!"buyurdu ve şunu ilave etti: “Eğer tedavi için başvurduğunuz şeylerin birinde hayır varsa bu 104 ..Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Ebu Hind.

. (3484)) 118.. Nikâh 27.hacâmattır. 7038 C.. İbni Mâce. Ebû Dâvud. Sakın. Cuma." (K. 7037 C..17 S.314 alıntısı. Selam 76.(3859). 4006 C. Ebu Dâvud.S. aklı arttırır. Tıbb 9.. getireceğin haccâm genç olsun.. yaşlı veya çocuk olmasın" dedi. Tıbb 8. Ebu Dâvud.447-448 Akçağ 1993 alıntısı.S." (K.Ebu Keşbe el-Enmâri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm başından ve iki omuzu arasından hacamat olur ve: “Kim bu kandan akıtırsa..(3867). Devamla İbnu Ömer dedi ki: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın: “Aç karnına hacamat olma idealdir. benim için bir haccâm getir. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Kim hacamat olmak isterse. Cumartesi. Tıbb 4. Hafızayı güçlendirir. (2102)) 117. herhangi bir hastalık için.304 Akçağ 1991 alıntısı. kan fazlalaşmak suretiyle birinize galebe çalıp onu öldürmesin. 4012 C. Pazar günlerinde hacamat olmaktan kaçının.İbnu Ömer radıyallahu anhümâ (âzatlısına): “Ey Nâfi bana kan galebe çaldı..16 S..İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hacamat oldu ve hacamatı yapan hacamatçıya ücretini ödedi ve ayrıca burun damlası kullandı. Tıbb 21.S. İbnu Mace 3488) 120. Çarşamba günü hacamat olmaktan kaçının. (K. Ayın veya 19 veya 21’ini arasın.448 Akçağ 1993 alıntısı. Hacamat olmak isteyen Allah’ın adıyla Perşembe günü hacamat olsun."(K. İbnu Mace 3501 ) 105 .11 S...17 S.Hz.11 S. Buhâri.13 Akçağ 1993 alıntısı. 5662 C. (1202). Pazartesi ve Salı günüde hacamat olunuz. Tirmizi."(K. Müslim.S. bir başka ilaçla tedavi olmasa da zarar görmez!"buyurdu.S. Hafız olmak isteyenlerin hıfzetme kabiliyetini arttırır. Tıbb 9.(2048) ) 119.

köpeğin parası ve haccamın kazancıdır.12 S.) 122. zira diğer bir rivayette hacamatçılardan uzak durulması gerektiği rivayet edilmiştir. müsakât 40. bütün hastalıkların tedavisi olduğu. hacamat yani kan aldırma hakkında. Şöyle ki: 125-. Ben babamdan bu kırmayı sordum. büyû 46.41....) 124-. K. diğer rivayet edenler.Görüldüğü gibi... Fahişenin mehri habistir..) 123..4 S. onun kan alma âletleri kırıldı. Tirmizi. köpeğin satışı karşılığında alınan para pistir. hacamat ücretinin yasak olduğu şeklinde rivayet ettiklerinin anlaşılmaması gerekir.... kan alma ücretinden nehyetti.. (Ebu Dâvud... Râfi’b.. Rasûlullah (S... Haccâm çağrılınca Ömer şöyle dedi: 106 .)..Resûlullah’a atfen: Köpeğin parası habistir.....8 Sönmez Neşriyat A. haccamın kazancı da habistir. (Buhâri." (Müslim 40/17 C.el-İcâre (22) Bab 38 H." (Müslim.1929 Ötüken 1987 ) Hacamatın serbest... 41/17 C.. Ebû Cuhayfe’nin oğlu Avn şöyle demiştir: babam Ebû Cuhayfe bu köleye emretti de. fahişenin zina karşılığı aldığı ücret pistir.. yapılması lazım gelen günleri ve hacamatçıya ücret ödenmesi gerektiği yolunda rivayetler uydurarak bunu insanlara çok büyük bir tedaviymiş gibi tavsiyede bulunmuşlardır.497 Şamil.a.. Müslim...Resûlullah’a atfen: “Kazancın en kötüsü..a.. sayd 15. fahişenin mehri...)’ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “-Hacamat edenin ücreti pistir...3421 C. Nesai..Ş... O şöyle cevap verdi: Peygamber (S) köpek bedelinden. Buna rağmen kendi kendilerini yalanlayan şu rivayetleri de uydurmaktan geri durmamışlardır: 121-.. Hadic (r. Kitabu’l-Buyû 38 C.Ş.8 Sönmez Neşriyat A.

(3865)) 129. 107 ."(Ebû Davud.324 Akçağ. Resûlullah ikinci sefer dağladı.İcâre (22) Bab 41 H.S.S. Ebû Dâvud. (3868) ) 127. Ebû Dâvud." (K. 4020 C. (ona başvurmaya zorlu yan) durumlarla karşılaştık. Tıbb 10. rahatsızlığımızdan kurtuluş bulamadık.507 Şamil 1991) Böylece çok övdükleri bir konuda kendi kendilerini yalanlamış oldular. Tıbb 11. Birçok defalar dağlama yaptık. köleyi hacamatçıya.Resûlullah (s. alıntısı Müslim.Tirmizi nin Hz. El. Enes’ten yaptığı bir rivayette. Kendisine: “Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar kimlerdir?" diye sual edildi. Tıbb 7. Sa’d İbnu Zürâreyi sivilce sebebiyle dağladı. Tirmizi. Yine rivayet ettiler ki: 126.(2051) ) 128. Ancak yarası tekrar şişti.(2050). kuyumcuya ve kasaba verme dedim.a. K.11 S.S.(2208). Ancak biz. 4018 C." (K.)’ı şöyle derken işittim: “-Ben teyzeme.3430 S. Selam 75. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Sa’d İbnu Mu’âz radıyallahu anh kolundaki (can) damarından isabet aldığı zaman Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm onu elindeki uzunca bir demir çubukla bizzat dağladı.11 S."(K.Hz.İmran İbnu Huseyn radıyallahu anhumâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Ümmetimden yetmişbin kişi (Mahşer’de) hesaba çekilmeden cennete girecektir!" buyurdular.11 S. Enes radıyallahu anh der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. 4019 C. Tıbb 7. kendisi için bereket olacağını umarak bir köle hediye ettim ve ona.325 Akçağ 1991 alıntısı.. alıntısı Tirmizi.325 Akçağ 1991.İmrân İbnu Husayn radıyallahu anhumâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bizi dağlama yapmaktan nefyetti.

Buhâri Tıbb 44.. ne de uğursuzluk vardır. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam dedi ki: “Ey Allah’ın resûlü! Biz bir evdeydik. Tirmizi.” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Burayı zemim (addederek) terk edin! buyurdular. (K. (K. (1614)) 131. Burada sayımız da azaldı..465 Akçağ 1991 alıntısı. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ne sirayet (bulaşma).(2224)... 4034 C... (3924)) 108 . oradayken sayımız çok. Tıbb 24. 371. uğursuzluk çıkarmak şirktir. (3916). kesinlikle uğursuzluk diye bir şey olmadığını hatta bir şeyde uğursuzluk telakki etmenin şirk olduğunu. (218)) Dağlama konusundaki rivayetlerinin çelişkili olduğu açıktır. kendilerini dağlatmayanlar. 4094 C.472 Akçağ 1991.(3910). 4099 C.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Uğursuzluk çıkarmak şirktir.S...11 S. Siyer 47. (K.. Siyer 47. rukyeye baş vurmayanlar.....11 S.. Bu iddialarının yanında birde şu rivayetleri tahdis ettiler: 132..464 Akçağ 1991. alıntısı. Müslim.S. malımız da. Ebû Dâvud. teşâ’üm’e (uğursuzluğa) inanmayanlar ve Rablerine tevekkül edenlerdir!" buyurdu.. (1615)) Görüldüğü gibi. Müslim.11 S. K.S........Hz.Hz.350 Akçağ 1991 alıntısı. malımız bol idi.S..... Ebû Davut Tıbb 24. Yine rivayet ettiler ki: 130. ayrıca hastalık bulaşması diye bir şey olmadığını rivayet ettiler.54.“Onlar. Tirmizi. 4093 C.. alıntısı Ebû Dâvud Tıbb 24..11 S. Sonra başka bir eve geçtik.. Selam 113. İman. uğursuzluk çıkarmak şirktir.

bahçe olabildiği gibi. şöyle ki: 133-. (Buhari.11 S. Kitâbu’n-Nikâh 31 C.. mal deyimi genel bir ifadedir ve ayırım yapılmamıştır. gümüş v.5187 Ötüken 1988). altı. evde ve atta olur" buyurmuştur. Yoksa onların kullanmış oldukları ev. De olabilir.. insanların başına bir musibet geldiğinde bu onların işlemiş olduğu işler yüzündendir. Zaten başka bir rivayette uğursuzluğu açıkça kabul etmişlerdir. işlediklerinizin) birçoğunu da affeder. (Allah. Kur’an’a göre. Resûlullah (S): “Uğursuzluk kadında. elbise. Bana Mâlik. kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir.Başınıza gelen herhangi bir musibet. yoksa evin sağlık şartları bakımından elverişsiz olması değildir. zaman belalı gelmişse bu işlenmiş olan işlerden o işi işlemiş olanlar yüzündendir.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) aramızda doğrulup: “(Hastalık nev’inden) hiçbir şey hiçbir şeye sirayet etmez!"buyurmuşlardı ki bir bedevi: 109 .s... zira mallar. Bu konuda Kur’an’dan mealen: ..... 42/30 Yine rivayet ettiler ki: 134. bağ. Böylece adetleri üzere yine kendi kendilerini yalanlamış oldular. o da Umer’in iki oğlu Hamza ile Sâlim’den.Burada kabul edilen ‘zemimlik’ uğursuzluk manasında kullanılmıştır. İle ilgisi yoktur. onlarda babalarından olmak üzere tahdis etti ki. İbn Şihâb’dan.. buna göre uğursuzluk veya günlerin birbirinden farkı yoktur. Zamanın kendisi uğursuz sayılamaz. binek v.s.

(Bunlar Câhiliyet hurâfeleridir.. (K.. sonra ayrıldı.. Kitâbu’l-Tıbb 44 C... demiştir..S. Kendileri de bu rivayetlerini yalanlayan aşağıdaki rivayeti tahdis ettiler: 135-. eşyada uğursuzluk yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur... İbn Abbâs dedi ki.. kendi içerisinde de çelişkili olan şu rivayeti tahdis ettiler: 136-.. Aleyhissalâtu vesselâm: “Pekalâ birincisini kim uyuzladı? Ne sirayet...) Fakat (ey 110 .. Ükey ve baykuş (ötmesinin te’siri ve kötülüğü) da yoktur. Bize Said ibnu Minâ tahdis edip şöyle dedi: Ben Ebû Hureyre (R)’den işittim. ilk deveyi kim doğurdu demeye benzer....) Yukarıdaki iki rivayet birbirleriyle çelişkili olduğu gibi... ilklerin başlaması ilk aşama olarak kendi başlarınadır..“Ey Allah’ın resûlü! Nasıl olur? Bir deve sürüsüne kuyruğu ile haşefesini uyuzlaşmış bir deve gelince hepsini uyuzlu yapar! dedi....Bunun üzerine Umer.. (2144)) Rivayet ettikleri bu hadislerle hastalık bulaşması diye bir şey olmadığını rivayet ettiler.12 S.. (Buhâri.5757 Ötüken 1988. bunun ise bir mantığı yoktur. ne safer vardır... Tirmizi. Resûlullah (S)’ten işittim şöyle buyurdu: (Veba hastalığı hakkında) “Bu hastalığın bir yerde çıktığını işittiğiniz zamân oraya girmeyiniz. ilk deveye kim bulaştırdı demek. şöyle diyordu: Resûlullah (S): “Hastalığın (sâhibinden bir başkasına) kendi kendine sirâyeti yoktur. oradan kaçmak için sakın o yerden dışarı çıkmayınız!” Abdullah . Kader 9..17 Akçağ 1992 alıntısı. 4836 C.14 S. Bazı hastalıkların bulaştığı tıbben sabittir.. Allah’a hamd etti.. Hastalık sizin bulunduğunuz yerde vâkı’ olursa.. Bu ise gerçeklere uymayan bir husustur.

Ebû Dâvud.56.S.(2047). Bu rivayete inanan bir kimseye. (2215). Buhâri."(K.3876)) Bu öyle bir iddiadır ki. 137. Tıbb 5. Et’ime 43.mü’min) sen cüzâmlıdan. 111 . (2071)) Çörek otunun her hastalığın ilacı olduğu yolundaki iddia.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki çörek otunda onun için bir deva bulunmasın.11 S.(2042). Tirmizi. Zira acve hurmasının öyle bir etkisi olsaydı ilaç olarak eczanelerde satılacak ve kimse zehirlenme yoluyla ölmeyecekti. bu açık bir çelişkidir. Kitâbu’t-Tıbb 27 C.268 Akçağ 1991 alıntısı. Buhari.270 Akçağ alıntıları. boş bir iddia olduğu basit bir deneme ile hemen anlaşıla bilir. bizde sana istediğimiz bir zehir verelim ve sana tesir etmediğini ispatla dersek. böyle bir iddia gerçeklere uymamaktadır. kişi yedi sepet acve hurması yerse kendisine verilecek biraz güçlü bir zehirin etkisinden kurtulamaz. acve hurması için uydurulan türden boş bir iddiadır. (Buhâri. 22. sanmam ki dünyada bunu göze alacak aklı başında bir kişi çıksın. (3875. tıbb 7. 140.11 S.5740 Ötüken 1988) Madem ki hastalık bulaşması yoktur Cüzâmlıdan kaçmanın manası nedir ki. Müslim. fakat gerçekler bu iddianın aksi yöndedir. Tıbb 12.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor:”Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim. Eşribe 154. haydi yedi adet acve hurması ye. Bir çok araştırmalara rağmen kanser gibi bazı hastalıkların ilacı bilinemezken.S. K. Tıbb 52.Sa’id İbnu Ebi Vakkâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim her sabah acve hurmasından yedi tane yerse o gün geceye kadar ona ne zehir ne de sihir zarar verir. 3986 C. 138.12 S. 3987 C. diyordu ki:Rukyelerde. Selam 89. Değil yedi acve hurması. arslandan kaçar gibi kaç!"buyurdu.

(K. bana da bir hisse ayırın! buyurdular. hatta Fatiha’nın rukye olduğunu söylemiş ve ücret olarak alınmış olan koyunlardan pay istemiştir. İnsanlar. Resûlullah fatihayla rükne yapılmasını tasvip etmiş. alıntısı.İcâre 16. Tıbb 19. yani örneğin. Örnekte ki rivayette güya. (2064. Tıbb 127. gibi hastalıklara okuyup üflerler.. Medine’ye gelince. durumu ona söyledik. Selam 66.S. 140.353 Akçağ 1991.(3900). Tıbb 39. Kur’an ayetlerini. 4033 C. Onunla meşgul olacak erkekler de şu anda yoklar. Yanımıza bir câriye gelip: “Obamızın efendisi Selim’i bir zehirli soktu.. “Hayır. Kendisine otuz koyun verdiler. Sizde rukye yapan biri var mı?"dedi.(2201).”. Ebû Dâvud. Tirmizi. bu tip hastalıklar kendi kendilerine vücut direnci yoluyla geçebilen hastalıklardır. Ebû Dâvud.11 S. Bu yönden şifa verme hususunda tesirleri yoktur. Eğer ki böyle bir iddia gerçek olmuş olsaydı. Ebu Sa’ad radıyallahu anh anlatıyor:”Biz. Tıbb 20. tivelelerde (muhabbet muskası) bir nevi şirk vardır. Biz kendisine “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a sormadan (bu verdiklerine) dokunma!"dedik.. Bunun üzerine bizden rukye hususunda mahâretini bilmediğimiz bir adam kalkıp onunla gitti ve adama okuyu verdi.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın çıkardığı askeri) bir seferdeydik.346 Akçağ 1991 alıntısı Buhâri. Müslim. baş ağrısı. Aleyhissalâtu vesselâm “Fatiha!nın rukye olduğunu (tedavi maksadıyla okunacağını) sana kim söyledi? Verdikleri koyunları paylaşın. Bize sütünden içirdi. 33.s..11 S.temimlerde (muskalarda). karın ağrısı v. Ona:”Yahu sen rukye bilir miydin?"dedik. Böyle olduğu da denemeyle kolayca anlaşıla bilir."(K. Adam iyileşti. 112 .. Rivayette rukye yapmak şirk olarak sayılmışken.. 4035 C. Kesin olarak! Kur’an ayetleri hastaların üzerine okunup üflenmek için inmemiştir.(3883)) 141-Hz. 141. ben sadece Fatiha okuyarak rukye yaptım" dedi.S. Fedâilu’l-Kur’an 9. Bir yerde konakladık.2065)) Rivayetlerinin çelişkili olduğu açıktır.

bizim için şu adama rukye yap. Resûlullah (s. Efendimiz (s. Zira Kur’an’ın iniş amacı bu değildir. Buna rağmen hastalandıklarında doktora gitmek zorunda kalmaktadırlar. Kavimdekiler onun.496 R..Şüphesiz sen o zat (Hz.. (Ebû Dâvud.3420 Şamil 1991).a): “-Ye. Adam sanki kösteğinden kurtulmuş gibi oldu.. okuyup tükürmeyi tahdis etmişlerdir. Peygamber)’in yanından hayırlı bir şey getirmişsindir. Sûreyi her bitirişinde tükürüğünü biriktiriyor sonra da tükürüyordu. el-icâre (22) Bab 37 C. halbuki sakat olan bir kimseye kıyamete kadar okunup üflense şifa yönünden tesir meydana gelmez."buyurdu. (Delinin arkadaşları) rukye yapan zata (ücret olarak) bir şey verdiler.)’a gelip durumu haber verdi. kimileri bâtıl bir rukye ile yerler. . Şöyle ki: 142. Es-Salt. Amaçları saygısızlık etmektir. Adam. dediler ve kendisine iplerle bağlı deli bir adam getirdiler.. Bize Sufyân ibn Uyeyne.a. Kur’an okumayla hastaya tükürmenin bir ilgisi yoktur. Her gün milyonlarca kişi defalarca Fatiha Sûresini okumaktadır. K.. Harice’nin amcası sabahlı akşamlı üç gün adama Fatiha Sûresini okudu.. ömrüme yemin ederim ki. 143-. yoksa. bu durum Kur’an’ın bir zaafı değildir. yanına gelip. (iyileşti). amcasından rivayet ettiğine göre: O (Hârice’nin amcası) bir kavme uğradı. Bundan da yapılan iddiaların tıbbi şifa yönünden gerçeklere uymadıklarını anlamak mümkündür.. Abdu Rabbih ibnu Sa’d’den. Yapmış oldukları tedavi ile ilgili bazı rivayetler de okuyup üfleme yerine. o da Amre bin tu Abdirrahman dan haber verdi ki. sen ise hak bir rukye ile yersin. 113 .Fatiha rukye olmuş olsaydı sakat bir kimseye okunduğunda da tesir etmesi gerekirdi..12 S..Hârice b.

bunların iddia ettikleri gibi bir tedavi kitabı olmadığı konusunda Kur’an’dan mealen: . Allah. Peygamberi bunların iftiralarından tenzih ederim. bütün insanları yola iletirdi? Yaptıkları (küfür ve kötü işler) yüzünden inkar edenlerin. belki de tükürükten medet ummak onların bile aklına gelmemiştir. va’dinden aslâ dönmez. Bunlardan Rabb’imizin izniyle hastamız şifâlanır!" (Buhâri.Âise (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) rukye tedâvisinde şu duâyı söylerdi: “Allah’ın ismiyle.5769 Ötüken 1988) Putperestler taştan topraktan yaptıkları putlardan medet umarlardı. yâhut ölülerin konuşturulduğu bir Kur’an olsaydı (bu Kitâb olurdu). kim bilir. yâhut (o belâ) evlerinin yakınına konacak. Allah’ın va’di gelinceye kadar bu böyle sürüp gidecektir. Ancak hidayet bulmak için onun ayetlerinden istifada edilir. yoksa Kur’an’ın okunup hastalara üflenmesiyle veya tükürükle hiçbir ilgisi yoktur. Ama bütün işler Allah’a aittir. Kur’an’la. yâhut arzın parçalandığı. İman edenler hâla anlamadılar mı ki. Allah dileseydi. nede ölüler konuşturulabilir. Bütün bu gibi şeylerle esas olarak yapmak istedikleri. 13/31 Kur’an okunduğunda ne dağlar yürütülür. neyin seviyesine indirmeye çalıştıkları çok düşündürücüdür. tükürüğü bir olayın tamamlayıcı unsurları olarak düşünmek. Kur’an’a açıktan açığa yapılmış bir saygısızlıktır. ne yer parçalanır. Kur’an’ın. Kur’an’ın iniş amacıyla ilgili olarak insanları yanlış yönlendirmek ve Kur’an’ı onların gözünden düşürmektir.12 S.Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü. Kitabu’l Tıb 61 C. başlarına âni bir belâ gelecek. neyi. Yoksa. Kur’an ayetlerinin okunup hastaya üflenmesinin hastaya sağlayacağı hiçbir yarar yoktur. Şu bizim yurdumuzun toprağı ve bâzımızın tükürüğüdür. 114 .

. yüzünde sarılık eseri bulunan bir kız çocuğu gördü de: “Bu kız çocuğuna rukye tedâvisi yapınız! Çünkü bunda nazar değmesi vardır" buyurdu. zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde...5765 Ötüken 1988 ) İddialarınca bir kimse yalnızca bakmak suretiyle.. Urve ibnu’z-Zubeyr’den. bunları kendi üzerine...12 S. 4042) 145-. Ebû Hureyre (R): Resûlullah (S): “Göz değmesi haktır (sâbittir)" buyurdu ve döğme yapmaktan nehyetti. hatta kendisine nazar değdirdi diye.. demiştir. Kur’an’ın iniş amacını saptırmaya yönelik iddialardır.. Bu inançta olan kimseler. bir yakını ölse. Buhari. güya nazar değdirecek şahsın nazarı bunlara isabet edecek. diğer rivayet edenler Müslim 2187. hiç ilgisi olmayan ve olması da mümkün olmayan kimseleri suçlama yoluna gider. Kitâbu’l-Libâs 154 C.. (Buhâri.....13 S. o da Ebû Seleme’nin kızı Zeyneb’den. K.5952 Ötüken 1989. Öyle ki: Hastalansa...S. bir canlıya veya bir eşyaya baktığında onu fiziksel olarak etkileyebilir ve ona zarar verebilir.. önlem olarak nazar boncuğu ve nazarlık diye adlandırdığı cam parçalarından ve hatta eşek veya at nalından medet ummakta. kendisine nazar değdiği kanaatinde ve inancındadır. Ebû Dâvud 3879. işi istediği gibi gitmese veya malına bir zarar gelecek olsa.. Bize ez-Zuhri.. yakınlarının üzerine veya mallarının üzerine asarak nazar değmesinden koruyacaklarına inanmakta ve dolayısıyla bunları putlaştıra bilmektedir. o da annesi Ümmü Suleym (R)’den şöyle haber verdi: Peygamber (S). Veya nazarın kendi yerine bunlara değeceğine inanan kimseler de vardır... Buna inanan bir çok kimse başına gelen her çeşit felaketi veya istemediği bir durumu göz değmesine bağlamaktadır. Bak. GÖZ YANİ NAZAR DEĞMESİ HAKKINDA DA BİR TAKIM ASILSIZ RİVAYETLER UYDURMALARI 144-... böylece kendisinin veya malının nazardan korunacağı inancında olan 115 . Kitâbu’t-Tıbb 54 C.Bu gibi iddialar.

kafirler kin ve öfkeleriyle. eğer iddia edildiği gibi bir nazar değdirme olayı olmuş olsa.bazı kimselerde bunları kullanmaktadırlar. bu kafirlerin tamamının nazar değdire bilme özelliğine olup. neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. insanları bu iddia çerçevesinde koruma özelliği de yoktur. Nazar değdirme olayı iddialarına delil gösterdikleri bir diğer ayette ‘Yusuf Sûresi 67. Müslüman olsun ancak bazı özel kimselere isnat etmektedirler. Nazara inanların ortak görüşü.’ ayetidir. Bu itibarla ayeti nazar değdirme olayı ile bağdaştırmağa imkan yoktur ve dolayısıyla İslam dinine göre nazar değdirme olayı da yoktur. hiç kimsenin bakışında öyle bir etki olmadığı gibi. Bu inançlar o kadar yaygın durumdadırlar ki. zikri (Kur’an’ı) işittikleri zaman. tam tersine. Bu yönden nazara inananların inancıyla mealini yazmış olduğum bu ayeti bağdaştırmak mümkün değildir. Bütün bu inançlar İslam dininde yeri olmayan inançlardır. ayette kafirlerden kitle olarak bahsedilmiştir. Ayette ise kafirlerin Kur’an’ı kıskandıkları veya Peygamberi kıskandıkları vurgulanmamıştır. Kaldı ki nazara inananlar bu özelliği. mealen: 116 . nazarın varlığıyla ilgili olarak şu ayetleri delil getirmektedirler. sert sert baktıkları vurgulanmıştır. Mealen: -O inkâr edenler. nazar değdirebildikleri neticesine varılır ki bu da saçma bir iddia olmuş olur. ülke çapında nazar boncuğu veya çeşitli nazarlıklar imal eden bir sanayi mevcut olduğu gibi. Kur’an’ı tebliğ eden peygamber için deli ifadesini kullanmışlardır. Kendilerine İslam alimi diyen bir takım kimseler. kitleler tarafından bunlara büyük bir talep vardır. Diğer bir hususta. kafir olsun. Yani kaşlarını çatarak. 68/51 Ayette kafirlerin kin ve kızgınlıkları müteşabih olarak anlatılmıştır. “O delidir" diyorlardı. cam veya başka şeylerin. kendilerine ait olan bir şeyin kıskanıldığı ve dolayısıyla kendilerine nazar değdiği şeklindedir.

aynı olay şehirde gezinmeleri halinde de mümkündür. Bu itibarla. ayrı ayrı kapılardan şehre girilmesi olayını nazar değmesine bağlamaktadırlar. hep beraber bir kapıdan girdiklerinde kardeş olduklarını bilip onları kıskanmak suretiyle kim nazar değdirecekti. şehir içinde de ayrı ayrı gezmeleri bildirilmemiştir. ayrı ayrı kapılardan girin ama ben(ne yapsam) Allah(ın takdir)inden hiçbir şeyi sizden savamam.. PEYGAMBERLER VE YAKINLARI HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 117 . öyle ki birbirleriyle akrabalıkları olmayan bir kafile olarak yorumlanmaları da mümkündür. tevekkül edenler de O’na tevekkül etsinler!" 12/67 Ayet içinde geçen. Allah’ın hükmünü hiçbir önlemin geri çeviremeyeceği ve Allah’a tevekkülün gerekliliğini vurgulanmıştır. hem de zahire yükleri de tam da doluyken ayrı ayrı kapılardan çıkmaları da söylenmemiştir. Olsa olsa. nitekim hep birlikte gidip zahire istemişlerdir. bu da makul bir davranıştır. bir kısmı şehre girmekten engellense diğerleri girebilsin ihtimaliyle ilgili olabilir. şehre ayrı ayrı kapılardan girmelerinin istenmesi. (Mısır’a) bir kapıdan girmeyin. İslam inancında nazar değdirme olayı diye bir şey yoktur.Ve deki: “Oğullarım. Kapıda kendilerine nazar değdirilebiliyorsa şehirde de toplu olarak gezdiklerinde kendilerine nazar değdirile bilir. Ben O’na tevekkül ettim. hatta şehirden çıkmaları durumunda. Hüküm. Allah’ın istemesi halinde. O zaman şu soruyu sormak lazım. farz edelim ki kapıda kardeş oldukları bilindi ve kıskanılmak suretiyle onlara nazar değdirme olayı mümkün hale gelmiş olsun. Bu açıklamalardan da anlaşıldığı gibi. Böyle bir önlem mahzurlu olmamakla beraber. bu ayetin nazarla hiçbir ilgisi yoktur. bu konuda uydurulan rivayetler Kur’an’a uymamaktadır. Halbuki ayette şehri gezdiklerinde. yalnız Allah’ındır.

Kitâbu’l-Libâs 111 C.13 S.146.. Enes (R): . Peygamberin yaşlanmış olduğu ve saçlarının beyazlandığını.... Vâkı’a...İbnu Abbas (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: “Hz. Hûd.Ş. Ammeyetesâelun ve İzâ’ş-Şemsü Küvviret sûreleri ihtiyarlattı" cevabını verdi”. (Buhâri. Kitâbu’l-Libâs 113 C. (K. Ebu Cuhayfe (şöyle demiş): -Ben Resûlullah’a beyaz gördüm ihtiyarlamıştı. saçların ağardı yaşlandın" dedi.13 S.5928 Ötüken 1989) 150. Diğer başka rivayetlerde ise şöyle demektedirler: 149-. Peygamber (S) saç sakal boyayacak dereceye ulaşmadı. Tefsir.29 Akçağ 1988. (Buhari. Mürselât. Tirmizi.Allah onu beyazlıkla lekelemedi... Ebu Bekr (radıyallahu anh):”Ey Allah’ın Resûlü. (Müslim 105/126 C.Şu muhakkak ki. demiş.) 118 . 659 C.. Vâkı’a. alıntısı.. Resûlullah (aleyhissalâtu Vesselâm): “Beni. dedi..S..Enes’e sorulmuş da: Peygamberin saçının ağarıp ağarmadığı . Sâbit el... Eğer ben O’nun sakalındaki beyaz kılları saymak isteseydim muhakkak sayardım.. (3293)) 147. Yukarıdaki üç rivayette..10 Sönmez Neşriyat).....10 Sönmez Neşriyat A... Usmân ibn Abdillah ibn Mevheb: Ben Ümmü Seleme’nin yanına girdim.4 S.. Ali’nin oğlu Hasan’a benziyordu.... O bizlere Peygamber (S)’in saçlarından bir miktar boyanmış saç çıkarıp gösterdi.5929 Ötüken 1989 ) 148. (Müslim 107/127 C..Bunâni şöyle dedi: Enes’e Peygamber’in sakalını boyaması (vâki’ olup olmadığı) soruldu da. demiştir... beyazlanmış olan saçlarını boyadığı tahdis edilmiştir.

Tirmizi..(4226)..10 Sönmez Neşriyat) Görüldüğü gibi peygamberin yaşı konusunda ki hadisler çelişkili olup. Nesâi. İbnu Ömer de böyle yapardı. 154. Müslim. İbni Abbâs rivayet etti ki: “Resûlullah altmış beş yaşında vefat etmiştir.(2349). İbni Abbâs’tan peygamberin vefat yaşını 63 ve 65 olarak rivayet etmeleri ilginçtir..7 S."(Müslim 117/135 C...Hz.15 S. Menâkıb 28.(3655)) 152.4228)) 156-. Buhari." (K. o da Ebû Vâil’den... Hâtim 5.. Peygamber (S): “sizden hiçbiriniz sakın benim Yûnus’tan hayırlı 119 . Peygamberden hadis rivayet ettiklerini iddia eden bu kimseler. 2102 C. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm altmış üç yaşında vefat etmiştir. Fezâil 115.S.175)) 155.. Mekke’de on öç yıl kalmış ve altmış üç yaşında vefat etmiştir. Ebû Dâvud. Ziynet 49.Bu iki rivayetle diğer üç rivayet arasında açık bir çelişki vardır. Bize Sufyân el-A’meş’ten.10 Sönmez Neşriyat A.. peygamberin şimali hakkında dahi ihtilaf edecek kadar onu tanımamaktalar..7 S.Hz.Ş.İbnu Ömer (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yüzüğünü sol eline takardı ve kaşını avucunun içine getirirdi. Menâkıb 10.S. Hâtim 5.... Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah yüzüğünü sağ eline takardı. (4227. (8. 5529 C.346 Akçağ 1992 alıntıları."(Müslim 122/138 C. Onu tanımadıklarına dair diğer hadis örnekleri: 151. Ebu Dâvud..."(K..... İbni Abbâs’tan naklen: “Resûlullah..S.474 Akçağ 1988 alıntısı. o da Abdullah ibn Mes’ûd (R)’dan tahdis etti ki. 2100 C."K.) 153-.474 Akçağ 1988 alıntısı..

Bize Şu’be.3224 Ötüken 1987. 4337 C. o da Ebû’l-Âliye’den.." (K.Resûlullah’a atfen: “Peygamberlerden birini diğerine üstün tutmayın..12 Akçağ. Kitabu’lEnbiy3a 86 C. Peygamber (S): “Hiçbir kul için: Ben Yûnus ibn Mettâ’dan hayırlıyım demesi yakışmaz" buyurmuştur... Tirmizi 3240... Tirmizi 2349..) 159-.) 160-.) 157-..S....7 S. Ebu Davud 4671.4335 C.......S..12 Akçağ.. demesi uygun değildir" buyurmuş ve Yûnus’u babası Mettâ’ya nispet etmiştir. Katâde’den. Peygamber (S): “Hiçbir kul için: Ben muhakkak Yûnus ibn Mettâ’dan hayırlıyım. o da Ebû Hureyre (R)’den işittik ki. Ben Humeyd ibn Abdirrahmân’dan. Resûlullah’a atfen: “Yaratılmışların en hayırlısı (Hayru’l-Beriyye) İbrahim peygamberdir.S. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Peygamber’e 120 .. Müslim 2373.... Kitâb’l-Enbiyâ C.. o da Said ibn Ebi Said elMakburi’den işitmiştir ki.."(K.3226 Ötüken 1987.. alıntısı Müslim 2369.olduğumu söylemesin" buyurmuştur... Ebu Dâvud 4672) 162. alıntısı Ebu Dâvud..12 Akçağ... Resûlullah’a atfen: Beni Musa’ya üstün tutmayın"(K.3225 Ötüken 1987. Kitâb’l-Enbiyâ C. (Buhari. o da İbn Abbâs (R)’tan tahdis etti ki..7 S. (Buhari.. 4346 C.. (Buhari... sünnet 14(4668)) Yukarıdaki rivayetlerle benzeri rivayetler de hiçbir peygamberle diğer peygamberler arasında derece farkı iddia edilmemesi ısrarla vurgulanmıştır. buna rağmen şöyle rivayet ettiler: 161-....) 158. alıntıları Buhari Enbiya 34-35. Ubeydullah’tan..7 S.

. en muttaki olanıdır" buyurdu. efendisiyim... Bunda fahr yok!" (K."dedi.4514 Ötüken 1988 ). (Buhâri.“İnsanların en kerimi. 164.İnsanların (Allah katında) en çok kerem ve ihsâna nâil olanı kimdir? diye soruldu. Menâkıb 2(3614)) 121 . 4347 C.12 Akçağ.“ buyurdu. Kitâbu’l-Enbiy3a 48 C.... Soranlar: -Ey Allah’ın Peygamberi.. çelişkili olarak peygamberler arasında fark gözetilmiş ve İbrahim peygamberle.. Bunun üzerine Peygamber: . Peygamber (S) .Resûlullah’a atfen: “Ademoğlunun Allah’a en kerim olanı da benim. Ondan ön dişleriyle bir lokma kopardı... Kitâbu’t-Tefsir 233 C.7 S...10 S.. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Bir keresinde Rasûlullah’ın sofrasında et yemeği getirildi ve kendisine bir kol kaldırılıp sunuldu.. dediler..S. biz Senden amel cihetiyle en kerim olanı sormuyoruz... Sonra şöyle anlattı: “Ben kıyâmet gününde bütün insanların seyidiyim.. Çünkü Rasûlullah etin bu kısmını severdi. ayrı ayrı diğer peygamberlerden üstün sayılmıştır ve buna rağmen şöyle demişlerdir: 163-.... Yusuf peygamber.“İnsanların en kerimi Allah’ın Peygamberi Yusuf’tur. alıntısı Tirmizi..3174 Ötüken 1987..) Yukarıdaki rivayetlerle diğer rivayetlerin aksine... (Buhâri.

Tabi ki. örneğin.De ki: “Allah’a..Andolsun biz. İsâ’ya ve peygamberlere Rab’leri tarafından verilene inandık. bize indirilene. hatibi ve (onlar arasında) şefaat (etmeye yetki) sahibi olacağım. Kur’an’dan mealen: . onları karada ve denizde taşıdık. bu hususlar Allah’a iman etmeyle birlikte sayılmıştır. biz O’na teslim olanlarız. aynı zamanda. Bunda övünme yok.. İshâk’a. 17/70 Yukarıda mealini yazdığım ayette görüldüğü gibi hiçbir insan yaratılmışların en üstünü değildir. Resûlullah’a atfen: “Kıyamet günü geldi mi. Allah tarafından indirilenden kasıt gerçek manada indirilmiş olanlardır. ben peygamberlerin imamı." 3/84 Yukarıda ki ayet mealinde görüldüğü gibi peygamberler arasında ayırım yapılmaması emredilmiştir ..165-. Adem oğullarına çok ikrâm ettik. kullar tarafından uydurulup. Bu itibarla İbrahim peygamber veya başka bir Adem oğlu için yaratılmışların en üstünüdür demek Kur’an’la bağdaşmaz. onlar arasında ayırım yapmayız.) Böylece tahdis ettikleri rivayetlerle tekrar çelişki meydana getirmiş olmaktadırlar. 122 . alıntısı Tirmizi 3617. İsmâil’e.12 Akçağ. Bu hususun tespiti içinde Kur’an ölçüsünün rehberliği şarttır.. Ancak insan oğlu yaratılmışların bir çoğundan üstün yaratılmıştır. Yâkub’a ve torunlara indirilene."(K. Allah tarafından peygamberlere indirilmiş olanların tamamına ayırım yapılmadan inanmak şarttır. Yani bir kısmı kabul edilip bir kısmı red edilemez. Mûsâ’ya. Allah’ın indirdiğine katılmış olan hususlar değildir. İbrâhim’e. 4348 C. mealen: . Onları güzel rızıklarla besledik ve onları yaratıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık.S. İddia ettikleri bu konularla ilgili olarak Kur’an’dan örnek verecek olursam.

Yâ Resûlullah! Şu iki adamın kazandığı hayırdan kim bir şey kazanabilir. farkı 166. 5347 C. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Ey Allah’ın Resûlü! Müşriklere beddua et.Kabul veya red yönünden peygamberler arasında İslama göre ayırım yapılmamakla beraber. (Müslim.Sen onlara lanet ve sitem ettin! Dedim.S.Hz. .144 Akçağ 1992. peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık. (2597)) 167-.10 Sönmez Neşriyat) İki rivayet çelişkili olduğu gibi. göklerde ve yerde olan kimseleri daha iyi bilir (O. “Sen benim Rabb’ime konuştuğum şartı bilmiyor musun? Allah’ım! Ben ancak bir beşerim. 17/55 görüldüğü gibi peygamberler arasında derece olmadığını söylemeleri Kur’an’la bağdaşmamaktadır. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . 88/553 C. Birr 87. dedim: “Ne o?"buyurdu. Andolsun ki biz.. lanetleyici olarak değil!"(K.. onları lânetle!"denilmişti. Aişe’den naklen: Resûlullah’ın yanına iki adam girdi. O da kendilerine lânet ve sitem etti. ve onunla ne olduğunu bilmediğim bir şey konuştular da gadaplandırdılar. Peygamber rahmet peygamberidir. alıntısı Müslim. Müşriklere lânet söz konusu olunca. dedim" buyurdular. Peygamberler arasında derece farkı vardır.15 S. Şu cevabı verdi: “Ben rahmet olarak gönderildim. Müslümanlardan hangisine lânet ve sitem edersem bunu onun için bir zekât ve ecir kıl. peygamber olmağa kimi lâyık görürse onu seçer). Çıktıkları vakit ben: . Dâvûd’a da Zebûr’u verdik.Rabb’in. kimseye lânet 123 .

4495 C. (K. Gerçekte ise istedikleri söz kalabalığı yaparak. Güya bu onlar için bir zekat oluyormuş..(2424)) 170. 4496 C. Ali. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)."(K.418 Akçağ..418 Akçağ. Tefsir. altı aya yakın bir müddette.etmez.12 S. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sabah namazına giderken.Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın evinin kapısında iken şu âyet nazil oldu:". Fâtıma (radıyallahu anhâ)’nın kapısına uğrayıp: “Namaz(a kalkın) ey Ehl-i Beyt" Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor!"buyurdu. onu da soktu. alıntısı Müslim. Onlara bir örtü bürüdü ve: 124 . Hasan ve Hüseyin vardı. Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor"(Ahzâb 33). Evde Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı. Sonra Fatıma geldi. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: Şu âyet indiği zaman (meâlen):”.Hz. Hz. alıntısı Tirmizi. Sonra da: “Ey Ehl-i Beyt Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor"(Ahzâb 33) buyurdu”. PEYGAMBERİN EHLİ BEYTİ YANİ HANE HALKININ KİMLER OLDUĞU KONUSUNDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 168.. Fâtıma.S. Sonra Ali geldi onu da örtünün altına soktu. Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor"(Ahzâb 33). O sırada Hasan geldi onu örtünün altına soktu..12 S. Sonra Hüseyin geldi onu da soktu. Ahzâb 3204) 169.Hz. peygamberi Müslümanlara lânet ettirmekten başka bir şey değildir. Fezâilu’s-Sahâbe 61. Fakat Müslümanlara ise lânet eder.S.

sen zaten) hayırdasın. alıntısı. Ali’nin eşi. kim de onu terk ederse dalâlete düşer. Allah’a yemin olsun. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın Ehl-i Beyt’i aslı ve kendisinden sonra sadaka haram olan asabesi’dir. O. Peygamberin Ehl-i Beyti olmadıklarını. Ehl-i Beytim’dir. Fezâilu’s-Sahâbe 37. kızı Fâtıma ve Torunları Hasan ve Hüseyin’in oldukları rivayet edilmiştir. Damadı ve Amca oğlu Ali’nin. Bir aile 125 . alıntısı Müslim."(K. Menâkıb. akrabalık bağıyla birlikte. Ben atılıp: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben ehl-i beyt ten değil miyim? Dedim.12 S. Zeyd İbnu Erkâm (radıyallahu anh)’tan naklen anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Haberiniz olsun! Ben size iki ağırlık bırakıyorum. Tirmizi. Kavram olarak Ehl-i Beytin manası. aile reisinin geliriyle geçinen ve bir eve bağlı olarak yaşamlarını sürdüren kimseler manasına gelir."Biz. kadın bir müddet erkekle beraber olur.“Allah’ım. Peygamber eşlerinin.(2408)) Görüldüğü gibi ısrarla. Allah’ın (semaarz arasına uzanmış) ipi olup. bunlardan günahı gider ve bunları kirlerden tertemiz kıl!"buyurdu.S. kim ona tutunursa hidayet üzere olur.12 S. işte bunlar benim ehl-i beytimdir. (K. 4497 C. Peygamberin Ehl-i Beytinin. Buna delil olarak Ahzâb 33 âyetini göstermektedirler. İkincisi itretim. (3870)) 171.Yezid İbnu Hayyân. Bunlardan biri Allah Teâlâ’nın Kitabı’dır. 4494 C. Bana: “Sen (yerinde dur.419 Akçağ. sen Resûlullah’ın zevcesisin!"diye cevap verdi. o da babasına ve kavmine döner. Sonra (kocası) onu boşar.416 Akçağ.S. Zeyd İbnu Erkam’a sorduk: “Kadınları da Ehl-i Beyt’inden midir?” “Hayır! Dedi.

Ehl-i Beyt’in Türkçedeki karşılığı Hane Halkı demektir. Bundan dolayı. zira Ali’de kendi başına bir aile reisi idi. Ali’nin eşi olarak. Ali’nin ehl-i beyti idi. evlenip baba ocağını terk eden kızlar de artık kocalarının ehl-i beyti dirler. bundan dolayı ehilliği. Ali’nin. Ehl-i Beyt kavramının kapsamı bu olmakla birlikte. geçici vasıflar taşıyan ile değiştirmektir. Peygamberin ehl-i beyti. bir aile olarak yaşamlarını sürdüren ve geçimlerinden sorumlu olduğu çocuklarıdırlar. kalıcı vasıflar taşıyanı. babaları değil. gelir ve giderlerini karşıladığı kimselerdirler. Peygamber Ehli olma durumudur ve bu durum üstün bir bağdır. ayrı bir eve ve gelir gidere sahip olması halinde onun ehl-i beyti kapsamına girmediği gibi. onlar ehl-i beyt olarak değil de. zira. ehl-i beyt’lik yoluyla kazanılan akrabalık bağından çok daha üstün bir bağdır. Zira birisi geçici olabilecek bir konumda diğeri ise kalıcıdır. Fâtıma’nın. Bundan dolayı. baba evinden ayrıldıkları andan itibaren geçimlerinden. ehl-i beyt’likle tanımlamak. ayrı bir hane halkı olarak yaşayan çocukların durumu nedir diye sorulsa. hiçbir zaman. kendisiyle akrabalık bağı olan. Kendisine ait evi. ehil olarak çok daha üstün bir yakınlık konumundadırlar. evlilik yoluyla ehl-i beyt kapsamına giren eşler. eşleri ve onunla birlikte bir çatı altında. Bu itibarla bir kimsenin amca oğlu damadı dahi olsa. onunla bir çatı altıda yaşayan. Nesep yoluyla gelen ehillik ise yaratılıştan gelen bir durum olması nedeniyle insani tasarruflarla kopması mümkün olmayan bir akrabalık bağıdır. bu ise doğru ve üstün bir tanımlama olmaz. kocaları sorumludur. Onlara ehl-i beyt’ demek yaratılıştan gelen bu durumlarının yok sayılmasıdır. boşanma olması halinde ehli beyt’lik vasıflarını kaybederler. örneğin. Fâtıma’da. Hasan ve Hüseyin’in peygambere olan akrabalık bağları. peygamberin ehl-i beyt’i kavramı kapsamına girmesi mümkün değildir. geliri ve gideri olan bir kimse olarak. bu ise iyi 126 .reisinin ehl-i beyti. ehl-i beyt’lik dışında olan ve insani tasarruflarla kopması mümkün olmayan.

zekâtı verin. Eğer (Allah’ın buyruğuna karşı gelmekten) korunursanız. Allah’a ve Resûlüne itaad edin. siz. Biz onları peygamberin “Ehli" oldukları için çok seviyoruz. 33/34 Görüldüğü gibi." 33/29 -Ey peygamberin kadınları! Sizden kim açık bir edepsizlik yaparsa onun için azab iki kat yapılır. dünyâ hayatını ve onun süsünü istiyorsanız. Bu Allah’a göre kolaydır. Şüphesiz Allah lâtiftir. Peygamberlerin eşleri 127 . gelin size müt’a (boşanma bedeli) vereyim ve sizi güzellikle salayım" 33/28 -”Eğer Allah’ı. 33/32 -Evlerinizde vakarınızla oturun. peygamberin ehl-i beyti olarak eşleri tanımlanmış ve onlara hitap edilmiştir. Namazı kılın. Ehl-i Beyt tanımıyla ilgili olarak. sözü yumuşak (tatlı bir edâ ile) söylemeyin ki. 33/31 -Ey peygamber kadınları. güzel. haber alandır. kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır. 33/33 -Sizin evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Peygamberini ve âhiret yurdunu diliyorsanız bilin ki. Ey Ehl-i Beyt (ey peygamberin ev halkı). Kur’an’dan mealen: -Ey peygamber! eşlerine söyle: “Eğer siz. (kuşkudan uzak bir biçimde) söz söyleyin. Allah. Allah sizden.bir şey değildir. ilk cahiliye (çağı kadınları)nın açılıp saçılması gibi açılıp saçılarak (kırıta kırıta) yürümeyin. kalbinde hastalık bulunan kimse tamah etmesin. kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 33/30 -Fakat sizden kim Allah’a ve Resûlüne itâate devam eder ve yararlı iş yaparsa ona da mükâfatını iki kat veririz ve (cennette) onun için bol rızık hazırlamışızdır.

uydurmadırlar." 11/73 Bu itibarla.) Peygamberin eşi Hadice’ye Cennetten..72. iyiliği boldur. -Ya Resûlullah! İşte Hatice sana yönelmiştir. 11/71 -(İbrâhim’in karısı) “Vay. Kur’an’daki Hûd Sûresi 71.73. övülmeğe lâyıktır. Sana geldiği vakit ona Rabbi’nden ve benden selâm söyle! Hem kendisini Cennette kamıştan bir evle müjdele! O evde ne gürültü olacak ne de meşakkat! dedi. Biz ona İshâk’ı müjdeledik. ten gösterebiliriz.Câbir b.12 c.Ebû Hureyre’den rivayet: Cibril.ve Ehl-i Beyt’lik konusunda bir örnekte.. Peygambere gelerek. Bâb2 s. İbni Mace tahare 22) 128 .1 Şamil 1987. Beraberinde bir kap vardır ki.Akılları sıra alay etmek istedikleri bellidir. K. ayakta duruyordu. demiştir ki:”Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem abdest bozmak istediği zaman kendisini hiçbir kimse göremeyecek kadar (gözlerden uzaklaşıp)giderdi.(Ebu Dâvud. beğene beğene kamıştan bir evi layık gördüler.Ş. ben bir koca karı. (Müslim 71/287 Cilt 10 Sönmez Neşriyat A. dedi.. Abdillah’dan. (Bunu duyunca) güldü.Tahâre (1).. kocam da bir pir iken doğuracak mıyım? Bu.. İshâk’ın ardından da Yakûb’u.. diğer rivayet edenler. 173-. cidden şaşılacak bir şey!" 11/72 -(Elçi melekler) dediler ki: “Allah’ın işine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizde ey Ehl-i Beyt! O. mealen: -(İbrâhim’in) karısı. Ehl-i Beyt konusunda tahdis etmiş oldukları rivayetler Kur’an’a aykırı olup. 172. içinde katık yahut yiyecek veya içecek vardır.

Onlara aslâ haksızlık yapılmaz.81 Şamil 1987.“Ben her bevl edişimde su ile temizlenmekle emr olunmadım. Abdest ve Gûsül için Teyemmüm. . tahâre 20) İslam Dininde temizlik için esas olan suyla temizliktir. İslam Dinine göre hiç kimse başka bir şeyle temizlik yapamaz. suyun mevcut ve kullanılabilir olması halinde. İbn Mâce. diğer rivayet eden. Allah hiçbir nefse yüklenemeyeceği bir yük yüklememiştir. Diğer rivayette ise Ömer’in ve Aişe’nin huzurunda bevl ettiğini rivayet etmeleri bir çelişki ve saygısızlıktır."buyurdu.a. Eğer böyle yapsaydım (ümmetime her abdest bozmadan sonra) su ile taharetlenmek sünnet olurdu. kimsenin göremeyeceği şekilde uzaklaştığını rivayet ettiler. suyun bulunmaması halinde ruhsat olarak verilmiştir.Tahâre (1) Bâb 22 C.) de cevaben. 129 . Kur’an’dan mealen: . dedi. Teyemmümden esinlenerek.1 S. Âişe’den rivâyet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Resulullah (s. (Ebu Davud K. bundan dolayı İslam Dininde taharet taşı diye bir şey yoktur. Ancak başka bir çare olmaması halinde mümkün olabilir.Temizleneceğiniz sudur. hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz.. zaruret olması halinde başka bir temizlik vasıtasıyla temizlik yapılması. Birincisinde Peygamberin. Arkasında su kabı ile ayakta bekleyen Hz. Ömer (suyu uzatınca).174-. Nebi (s.a. 23/62 Ayrıca her iki rivayet bir biriyle çelişkilidir. . Hz.Bu nedir yâ Ömer? buyurdu.) küçük abdest bozdu. zira. Ancak zaruret varsa mümkündür. . Katımızda hakkı söyleyen bir kitap vardır..Biz.

a.. El-Kasım Resûlullah (s. Nesâi. Bu şekilde saçına bal sürenin saçları toz toprak dolduğu gibi.10..) ihrâma girerken başı(nın saçları)nı bal ile toplamıştır. hiçte akıllıca bir iş değildir. . Cabir (r. Âzib’e gönderdi.a.. ne kadar sinek ve sinek türü böcek varsa onlara davetiye çıkarmış olur. (el-Bera b.a. Âzib de). İbn Ömer (r..93 Şamil. halbuki saçlara bal sürüp açık havaya çıkmak.. “Ben peygamber (s.)’in bayrağını sarı renkli olarak gördüm" demiştir.10 H..2592 Şamil 1990.. Simak’ın haber verdiğine göre. Ubeyd dedi ki..)’den rivâyet edildiğine göre. Bu rivayet sadece onu uydurmuş olanın aptallığını temsil eder.. K. Bâb 12 C. El-Cihâd (15)."diye cevap verdi. (Ebû Dâvud... (Ebû Dâvud. “Bayrak Nemire kumaşından. Bâb 69 C.) Bu kimseler gözün açıkça gördüğü bayrak gibi şeyler konusunda bile bu şekilde çelişkili rivayetlerde bulunabiliyorlarsa bu öbür rivayetlerinin durumu hakkında da dikkat çekici bir husustur. El-Cihâd (15). Bâb 69 C. 130 .) Görünürde güya peygamberi övüyorlar.1748 Şamil 1988.2591 S. El-Kâsım’ın azatlı kölesi Yunus b.6 H...) 177. Peygamber böyle aptalca bir hareket yapmaktan uzaktır. menâsik 106.. Peygamber (s.a. hele sıcak iklimlerde. cihad 9... Muhammed b. siyah renkli ve kare şeklinde idi.) 176-.a.) bayrağının nasıl olduğunu sormak üzere beni el-Bera b. kavminden bir kimse.. 178-. El-Cihâd (15). ayrıca Tirmizi.10 H.175-...) Mekke’ye girdiğinde sancağı beyazdı. Tirmizi Cihad 10.. Muhammed b.. (Ebû Dâvud.10 H.. K.96 Şamil 1990. K.2593 S. (Ebû Dâvud. İbn Mâce cihâd 20. Bâb 69 C.. ayrıca.. K. El-Menâsik (11).)’den merfu’ olarak rivâyet olunduğuna göre Peygamber (s.a.

.)’den rivâyet edildiğine göre. El-Menâsik (11).) Daha önce Kur’an’dan örnek vererek. C. ruhunun hiç bedeninden ayrılmadığı manasına gelmektedir. bu durum peygamberin. Âise (R) şöyle demiştir: Benû Zureyk Yahûdilerinden Lebid ibnu’l-A’sam denilen bir adam Rasûlullah’a sihir yaptı. ölen bir kimsenin. (Ebû Dâvud.2041 şamil 1989. Ebû Hüreyre (r. Fakat gerçekler bu rivayetin aksi yönündedir. diğeri de ayak ucumda oturdu.179-. Bize İsâ ibn Yûnus. Akabinde bunlardan biri arkadaşına: . Müslümanlar gidip onu mezara koymazlardı. Öteki: 131 . kıyamete kadar artık hiç bir şey duyamayacağını belirtmiştim. O da: . Bize İbrahim ibn Mûsâ tahdis etti. Hişâm’dan. K. 180-.“Yâ Âişe! Kendisinden fetva istediğim şey hakkında Allah’ın bana fetvâ verdiğini bildin mi? Bana iki adam geldi (Cibril ve Mikâil) Bunlardan biri baş ucumda.Sihirlenmiştir. Ona sürekli selâm etmek suretiyle canlı kalmasını sağlar ve aralarında tutma yoluna giderlerdi. Dünyadan."buyurmuştur. günde milyarlarca defa peygambere selam edildiği bir zamanda. Nihâyet günün birinde yâhud gecenin birinde benim yanımda iken kendisi duâ etti.. Kaldı ki. yine duâ etti. Resûlullah Sallallahu aleyhi ve Sellem: “Birisi bana selâm verdiği zaman ona karşılık vermem için Allah ruhumu bana iâde eder..Bu zâtın hastalığı nedir? diye sordu. ameliyle ilgili olmadan. diye cevap verdi...a. Eğer ki öyle bir durum olmuş olsaydı. dolayısıyla bu da uydurma bir rivayettir.39 H.8 S. o da babası Urve’den haber verdi ki. . Hattâ bâzı işi işlemediği hâlde kendisine onu yaptığı hayâli gelirdi. Sonra şöyle dedi: .

“(Hayır çıkarmadım.Zervân Kuyusu’nda -Bir rivayette: Zû Ervân Kuyusu’ndadiye cevâb verdi”.Lebid ibnu’l-A’sam.Bir tarak. halk arasında sihir şerrini yaygınlaştırmamı istemedim" buyurdu.Buna kim sihir yapmıştır? dedi.“Yâ Âise! O kuyunun suyu kına suyu gibi kırmızımtırak yâhud etrafındaki hurma ağacının uçları şeytanların başları gibidir" buyurdu.Yâ Rasûlullah! Sen o sihri oradan çıkarmadın mı? diye sordum. Ben kendisine: .Bu sihir hangi şeyde yapılmıştır? diye sordu. Oradan dönüp gelince bana: ..) Çünkü Allah bana şifâ ve âfiyet vermiştir. Ben o sihri çıkarmakla. O da: . (Âise dedi ki:) Sonra Resûlullah (S) sahâbilerden birtakım insanlarla berâber çıkıp bu kuyuya gitti. Öbür melek: . 132 .Nerede yapılmış? suâline de: . . Rasûlullah: . diye cevâp verdi. Sonra: . saç sakal tarantısı ve erkek hurmanın kurumuş çiçek kapçığı ile. diye cevâb verdi.

S. demiştir. Hattâ kendisi kadınlarına (cinsi münâsebet için) yanaşmamış hâldeyken. Bu yüzden günlerce hasta düştü.. zannederdi.. Sonunda Cebrail aleyhisselâm gelerek: “Seni Yahudilerden bir adam sihirledi. .. o yâhudiye zikretmedi ve onun yüzünü de hiç görmedi. demiştir.s) Hz.. sihirden olabilecek rahatsızlığın en şiddetlisidir." (K. hem de peygamberin en şiddetli sihirle sihirlenmiş olduğunu iddia ederek. Ali (r. bağdan kurtulmuş gibi kendine geldi.12 S. peygamberin sihirlenmiş olduğunu ısrarla tahdis ettiler ve bu iddialarını daha başka rivayetlerle de tekrarladılar. 2240 C.. alıntısı Nesâi. (Sihir çözülünce) Aleyhissalâtu vesselâm. Görüldüğü gibi. İslam dinine karşı delil getiremeyen.8 S. Râvi Sufyân: İşte böyle olduğu zaman bu. Âise (R) şöyle demiştir: Rasûlullah’a sihir yapılmıştı. Bu öyle bir iddiadır ki.a)’yi (bu maksatla oraya) gönderdi. müşrik ve kafirler.5788 Ötüken 1988.Âise: Rasûlullah o kuyunun kapatılmasını emretti de kuyu gömüldü. Tarih boyunca... bir rivayette büyü kuyudan çıkarılmadı kuyuya gömüldü derken. dini tebliğ eden peygamberlere karşı. . 133 . Selâm 43.. (Buhâri. Kitabu’l-Tıbb 79 C... Resûlullah (a. Tahrim 20.a) düğümü oradan çıkarıp çözdü. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunu.100 Akçağ 1989.(2198) ) 181. kesinlikle. onlar sihirlenmiş kimselerdir....57845785 Ötüken 1988..) Rivayetlerin çelişkili oldukları açıktır. diğer rivayette çıkarılıp çözüldü demeleri bil çelişkidir.112-113)) 182-. ayrıca Müslim. onlara yanaşır olduğunu düşünür. Ali (r.12 S. Kitâbu’t-Tıbb 77 C. Allah ve Peygamber düşmanlarını belirleyen en açık kıstaslardan (ölçütlerden) biridir.Zeyd İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a sihir yapıldı. (Buhâri. Yaptığı sihir düğümünü falanca kuyuya attı" dedi. (7.

Kur’an’ı anlamaktan kesinlikle 134 . peygamberlik olayını yanlış değerlendirdikleri gibi.17/48 . Kur’an’da Rabbinin birliğini yâd ettiğinde (tek İlâh inancından hoşlanmadıkları için) arkalarını dönüp kaçarlar. Bunlar öyle kimselerdir ki.delidirler v. seni dinlerken ne sebeple dinlediklerini. çarşılarda geziyor? Ona kendisiyle berâber uyarıcı bir melek indirilmeli değilmi?" 25/7 .Bak. 17/47 . yâhut kendisinin bir bahçesi olmalı da ondan (hiç zahmet ve meşakkat çekmeden) yemeli değil mi?"Ve zâlimler: “siz başka değil.Ayrıca.İşte bak. Sen.“Yahut kendisine (gökten) bir hazine atılmalı.s. Artık bir daha yolu bulamazlar. Deme iftirasına sarılmaktan başka. 25/8 . onu anlamamaları için kalplerine bir kapalılık ve kulaklarına bir ağırlık veririz. Artık bir daha yol bulamazlar.Kur’an okunduğu zaman seninle âhirete inanmayanların arasına kapalı bir perde çekeriz.Biz onların. 17/45 . sözle saldırı için kendilerince geçerli başkaca bir çare bulamamışlardır ve bu gibi şeyleri defalarca tekrarlamışlardır. Mealen: . senin için nasıl misâller verdiler de saptılar. 25/8 Görüldüğü gibi. sâdece sihirlenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediler. Şimdi bu gibi kimselerin durumu hakkında Kur’an’dan örnek verecek olursam.Onlar (bir de) şöyle dediler: “Bu peygambere ne oluyor ki yemek yiyiyor. kendi aralarında gizli konuşurken de o zâlimlerin: “Siz sihirlenmiş bir adamdan başkasına uymuyorsunuz! dediklerini gayet iyi biliyoruz. 17/46 . Peygamberin sihirlenmiş olduğu iftirasını ancak zalimler ve doğru yolu bulamayanlar yapmışlardır. senin için nasıl misâller verdiler! (Onun için öyle) saptılar ki.

Andolsun. benim doğruluğumu gösteren) deliller olarak insanlara indirdiğini pekâlâ bildin. peygamberlere sihirlenmiş iftirasında bulunmanın karşılığı mahvolmaktır."(K. Bunun üzerine o hırkayı çıkarıp attı. Mûsa aleyhisselâmın Rabbi Teâlâ hazretleriyle konuştuğu gün.Hz. Sihirlenmiş iftirasını.S. Fir’avn ona: “Ey Mûsa.15 S. kul sözü. 17/101 . böyle bir kimsenin durumu ibretle düşünülecek bir durumdur. üzerinde yünden bir şalvar. Böyle kimseler hidayete yol bulamazlar. Allah sözünü iptal eder diyebiliyorsa. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a siyah bir bürde (hırka) yaptım. ancak göklerin ve yerin Rabb’inin.(Mûsa) dedi ki: “(Ey Fir’avn) bunları. Firavun da Mûsa peygambere yapmıştı. ben seni sihirlenmiş sanıyorum" demişti. yünden bir cübbe. Bir kimse çıkıp ta. ey Fir’avn." 17/102 Görüldüğü gibi. Ayağında da ölü eşek derisinden mamul bir ayakkabı 135 . Libâs 22 (4074)) 184. bunu giydi. sen mahvolmuşsun.ibnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hz. yünden küçük bir serpuş (takke) vardı. yünden bir kisâ. Kur’an’dan mealen: . Ben de sanıyorum ki. Aleyhissalâtu vesselâm güzel kokudan hoşlanırdı.87 Akçağ 1992 alıntısı. böylece doğru yolu bulamazlar. Böyle kimseler. İşte İsrail oğullarına sor: O (Mûsa) onlara gelmiş. biz Mûsa’ya açık açık dokuz âyet (mucize) vermiştik. İçinde terlediği zaman ondan yün kokusu hissetti. Ebû Dâvud. 5296 C.uzaktırlar. 183. İslam dini açısından mahvolmuş kişilerin ta kendileridir.

84. ölüp ölmemekte serbesttirler. Kaldı ki yünlü elbiselerde pis koku söz konusu değildir.Hz. Diğer bir hususta. Da’avât 77. Tam tersi. (3490). yüksek kalitesinden dolayı yünlü elbiseler diğer elbiselerin çoğundan daha pahalıdırlar.222-223 Akçağ 1992 alıntıları. Da’avât 29. niçin Mûsa peygamberin ölüm meleğinin gözünü çıkardığını rivayet ettiler.. 5299 C. Cenâiz 46. sıhhati yerinde iken şöyle diyordu: “Hiçbir peygamber. İsterlerse yaşamaya devam ederler. mealen: .". Meğazi 83. Allah.89 Akçağ 1992 alıntısı. Libâs 10. aslı yoktur. Tirmizi..vardı. 5405 C. Nisa 13.239)) İddia ettiklerine göre. Tefsir. 185. Muvatta.S. yaptıklarınızdan haberdardır. cennetteki makamını görmeden kabz olunmaz. pis kokulu elbise içinde Allah’la konuşmuştur demeleri saldırı amaçlı bir iftiradır. Tirmizi.15 S... Hangimiz yünlü elbise giymişte pis kokusundan dolayı çıkarıp atmıştır..Allah. Onun için bu rivayet kasıtlı uydurulmuş olup aslı yoktur. (1734)) Kendilerince yünlü elbise pis kokuludur ve Mûsa peygamber. rivayet Kur’an’la çelişmekte olup. Bundan sonra hayatı devam ettirilir veya öbür dünyaya gitme hususunda muhayyer bırakılır. Marda 19. mademki peygamberler iddia ettiklerine göre ölüp ölmemekte serbesttirler.. (K. eceli geldiği zaman hiçbir nefsi ertelemez. Peygamberler ecelleri geldiğinde. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm..238. Bu rivayet Kur’an’a aykırıdır. (1. Buhari. (2444)... Müslim. 63/11 Görüldüğü gibi.. Rikak 41.. Şöyle ki: 136 ."(K.15 S.S. Fezâil 87..

40 gün veya 40 yıl kala... gerekse kitleleri. buna da asla güçleri yetmez.. dünya kötülüklerle dolmuşken.. Reçetesi elinde olmasına rağmen. Kur’an dışında bir öğretide bulunacak veya ondan daha üstün bir söz söyleyecekte insanlar hidayet bulacak.. Mehdi gelecek gibi rivayetlerle. Böylece insanlar ellerinde Kur’an.. kimine göre de Mehdi gelecek ve onun gelmesiyle insanlar hidayet bulacaktır.. Ebû Hûreyre (R) şöyle demiştir: Ölüm meleği Mûsâ Peygamber’e gönderildi.. İddia ettiklerine göre..... Mehdi veya İsa Peygamber beklentisi içine girdiler...3 S. Şimdi bu konudaki rivayetlerinden örnekler verecek olursak: 187-. 137 . Ellerinde Kur’an bulunması onlar için yeterli olmadı.. Allah.. Ez-Zuhri tahdis edip şöyle dedi: Bana Said ibnu’l-Müseyyeb haber verip şöyle dedi: Ebû Hureyre (R) Rasûlullah (S)’ten şöyle buyurduğunu işitti: “Meryem oğlu İsâ sizin içinize. Kur’an öğretisinden insanları uzaklaştırmak için. ölmemekte serbestti... İsa peygamber gelecek.. Melek Mûsâ’ya gelince.) Mûsa peygamber madem ki ölüp... mevcut olmayan doktoru arayan şaşkın hastalara benziyorlar... hükmünde âdil bir hâkim olarak inmedikçe.. Mûsâ. kıyamete yakın bir zamanda. sanki Mehdi veya İsa Peygamber gelecek olsa dahi... böyle bir olay olmamıştır. kimine göre İsa Peygamber. dedi. Melek Rabb’ına döndü ve: ....Sen beni ölmek istemeyen bir kula gönderdin. Kitâbu’l-Cenâiz 95 C. Ölüm meleğinin gözünü çıkarmak.. (Buhâri. Kur’an öğretisine karşı pasif duruma getirdiler.. gerek fertleri.. niçin ruhunu almaya gelen ölüm meleğinin gözünü çıkarsın? Biz Mûsa Peygamberi ve Ölüm meleğini böyle bir olaydan tenzih ederiz. meleğe gözünü iâde etti ve tekrar Mûsâ’ya dön (dedi).. bu rivayeti uyduranların içinde ki bir hasrettir..186.. meleğe bir tokat vurdu.1261 Ötüken 1987.

babasının ismi de babamın ismine uyar. Kitâbu’l-Enbiyâ 118 C.S. domuzu öldürmedikçe. and olsun ona (İsâ’ya) mutlaka imân edecek.3263 Ötüken 1987). kızım Fâtıma’nın evlatlarındandır.2294 Ötüken 1987 )." (K. Ebû Dâvud. Bunun ardından Ebû Hureyre (R) şöyle derdi: İster şu âyeti okuyunuz: “Ehli kitâb dan hiçbiri hâriç olmamak üzere. muhakkak ileride Meryem oğlu İsâ sizin içinize adâletli bir hakem olarak inecektir. mal o kadar çoğalacak ki. O zamân o. domuzu öldürecek. hiçbir kimse mal kabûl etmeyecek. Müseyyeb. ki bu zatın ismi benim ismime uyar. kitâbu’lMezâlim ve’l-Gasp 37 C.(4290)) 190. Nihâyet bir tek secde dünyâ ve dünyâdaki her şeyden daha hayırlı olacaktır”.Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mehdi benim zürriyetimden.5 S. ölümünden evvel. Bu zat.. cizye vergisini kaldırmadıkça ve mal hiçbir kimse kâbul etmeyecek derecede dolup taşıncaya kadar kıyâmet kopmaz”.."(en-Nisâ 159) (Buhari.14 S.Said ibnu’l. (Buhari.” İbnu Mes’ûd: “Resûlullah yahut da şöyle buyurmuştu der: “. salibi kıracak.sâlibi kırmadıkça. yeryüzünü.7 S. o günü uzatıp.Ehl-i beytimden birini. Mehdi 1. 5007 C. cizye vergisini kaldıracak.İbnu Mes’ûd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah. 189. benden bir kimseyi o günde gönderecek. 188.276 Akçağ 1992 alıntısı. -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- 138 . Ebû Hureyre (R)’den şöyle dediğini işitmiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki. o da kıyâmet günü kendileri aleyhine bir şâhit olacaktır.

İsâ peygamber veya Mehdinin gelip gelmemesinin. bir manası olmadığı gibi. onlardan sonrada birçok nesillerin onlarla irtibat kurmadan yaşam sürmeyeceğini. Onun içindir ki. Şimdi hal böyle olunca tekrar dünyaya gelmeleri veya dünyada olup ta insanlarla irtibatlı olacak şekilde açığa çıkmaları ancak kendi ömür süreleriyle sınırlı olacaktır. hangi şekilde rivayet uydurulursa uydurulsun onların insan oldukları gerçeğini değiştirmek mümkün değildir. Peygamberimizin vefatından sonra birçok nesiller. ne de İsâ 139 . Mehdi veyâ İsâ peygamberle irtibat kurmadan ölüp dünyadan ayrıldılar. zira dayandırıldıkları köken rivayetler de yapılan iddia insana dayandırılmıştır. yaşamlarını sürüp öldüklerinde.275 Akçağ 1992 alıntısı. Fiten 52.adalet ve hakkâniyetle doldurur. ibn-i Mace 7219) İsâ peygamber bir şahıstır.Hz. başka bir kurtarıcı ararsa veya böyle bir kurtarıcı beklentisi içerisine girerse asla yolunu bulamaz. o da ancak bir şahıs hüviyetindedir.14 S. Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:..17 S. İslama dayalı olarak hiçbir kul iddia edemez. Mehdi veya İsâ peygamberle irtibat kurmadan yaşam süren nesiller açısından İsâ peygamber veya Mehdinin gelip gelmemesinin. zira bizim inancımıza göre Allah’tan başka hiç kimse kıyametin saatini bilemez. Mehdi veya İsâ peygamberin geleceğini farz edersek.. Yani her ölümlü gibi. Onun içindir ki tüm nesillerin yollarını bulabilmek için Kur’an’a yapışmaktan ve onu anlayıp önder kabul etmekten başka çareleri yoktur. Yani.Mehdi. Hz.(4282). Kur’an mevcut olduğundan İslami yaşam açısından da bir manası yoktur.S.. ne Mehdi diye bir kimse vardır. Mehdi 1... bir yaşam süresi sürdürüp öleceklerdir... İsa’dan başkası değildir. 4039 C. Ebû Dâvud.S. Tirmizi. 5006 C.. İkisinin ayrı şahıslar veya aynı şahıs olmaları bu gerçeği değiştirmez.2232)) 191. Mehdinin de var olduğunu farz edersek. (2231." (K." (K. Kim Kur’an’ı ardına atıp.547 Akçağ 1993 alıntısı.

İman edilip te geçerli 140 .Peygamber tekrar dünyaya gelecektir. o zaman bu demektir ki yalnız gelmeyecek. halen İsâ peygamber dünyaya gelmiş değildir. Bundan dolayı durum rivayet ettikleri ve anlattıkları şekilde değildir. Diğer bir hususta iman etmelerine rağmen onların aleyhine şahitlik yapacak olmasının âyette belirtilmiş olması hususudur. hem de Yahudilerin ölmeden önce Ona yani İsâ Peygambere İman edecekleri belirtilmiştir. 4/159 Mealini yazmış olduğum Nisa 159. Kendilerine İsâ peygamberin tekrar dünyaya geleceğiyle ilgili olarak Nisâ 159’u delil göstermektedirler. ölüm geldiğinde. Zira Âyet mealinden de kolayca anlaşılacağı üzere. Eğer rivayetlerde iddia ettikleri gibi. ölümünden önce ona inanacak olmasın. Onun için Ehli Kitaptan kimselerin. âyetini İsâ Peygamberin tekrar dünyaya geleceği şeklinde anlamak mümkün değildir. Kitâb ehlinden hiç kimse yoktur ki. İsâ peygambere iman etmelerinin. Bu olay İsâ Peygamberin tekrar dünyaya gelmesiyle ilgili ise. Kıyâmet günü de O. Halbuki âyette genelleme yapılmıştır. hepsi birlikte içtima edip ona iman edecekse ve dünya adaletle dolacaksa böylesine iyi insanların aleyhine nasıl şahitlik yapmak mümkün olur. İsâ peygamber tekrar dünyaya gelip te Ehli Kitabın tamamı ona iman edecekse. yani hem Hıristiyanların. Yani tamamı iman edecek buna rağmen İsâ peygamber onların aleyhine şahitlik edecektir. mealen: . İsâ peygamberin tekrar dünyaya gelmesiyle bir ilgisi yoktur. onunla beraber yaşam sürmeden bu güne kadar ölüp giden Ehli Kitaptan kimselerin durumu nasıl izah edilebilir. ölmüş olan tüm ehli kitabı da beraberinde getirecektir. hepsi kesinlikle inanacak ifadesi kullanılmıştır. Ehli Kitaptan kimselerin bu şekilde iman etmeleri. Ehli Kitaptan nesillerdir birçok kimse yaşadı ve öldü. (İsâ) onların aleyhine şâhit olacaktır. tüm kitap ehlinin. şöyle ki. Böyle bir beklenti boş hayalden başka bir şey değildir.Andolsun.

yahut Rabb’inin gelmesini ya da Rabb’ini bâzı âyetlerinin gelmesini mi bekliyorlar? Ama Rabb’inin bâzı âyetleri geldiği gün. (denizin dibinden) kurtarıp (sahilde) bir tepeye atacağız ki senden sonra gelenlere ibret olsun.Yoksa kötülükler yapıp da nihayet ölüm gelip çatınca: “Ben şimdi tevbe ettim. 4/18 141 . Şimdi bu şekilde iman etmeyle ilgili olarak Kur’an’dan örnek verecek olursak.İsrâil oğullarını denizden geçirdik. Kur’an açısından geçersizdir. Kur’an’dan mealen: . 4/17 . Ama insanların çoğu âyetlerimizden gafildir. İşte Allah onların tövbesini kabûl eder.Allah’a göre. 10/90 . Onlar için acı bir azab hazırlamışızdır. mealen: . daha önce inanmamış ya da imânında bir hayır kazanmamış olan kimseye." 10/92 Görüldüğü gibi. şu kimselerin tövbesi makbûldür ki. son anda iman etmek veya tevbe etmek." (denildi) 10/91 ."diyenlere ve kâfir olarak ölenlere tevbe yoktur (öylelerinin tövbesi makbûl değildir). artık inanması bir fayda sağlamaz. ben de Müslümanlardanım!" dedi. Fir’avn ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü. bozgunculardan olmuştun.olmayan imandır. De ki: Bekleyin.“Bugün senin (canından ayırdığımız) bedenini. biz de beklemekteyiz. hikmet sahibidir. câhillikle bir kötülük yapıp hemen ardından tevbe ederler." 6/158 .(İnanmak için) ille meleklerin gelmesini. Nihâyet boğulma kendisini yakalayınca (Fir’avn): “Gerçekten İsrâil oğullarının inandığından başka İlâh olmadığına inandım. Allah bilendir.“Şimdi mi? Oysa daha önce isyân etmiş.

Meryem oğlu İsâ Mesih’i öldürdük!"demelerinden ötürü. Kur’an’dan mealen: (bak 4/155-6).İşte Nisa 159 da bahsedilen durum da bu şekildedir. İsâ peygamberin tekrar dünyaya geleceğiyle ilgili değildir. Kendisine yükseltti. Ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim. Böyle bir iddia ise Kur’an’a uymamaktadır. yoksa vefat ettirerek mi. . Kendisine yükseltmiştir. fakat (İsâ) onlara benzer gösterildi." 3/55 142 . Allah onu kurtarıp. İşte ihtilafta burada başlamaktadır. O hususta bir bilgileri yoktur. İsâ peygamberi öldürememiş ve onu asamamışlardır. Allah daima üstündür. acaba Allah. ben seni vefat ettireceğim. Sonra dönüşünüz bana olacaktır. 4/158 Görüldüğü gibi. mealen: . hikmet sahibidir. vefat ancak dünyaya tekrar geldikten sora vuku bulacaktır iddiasındadırlar. ve bana yükselteceğim. İsâ peygamberi vefat ettirmeden canlı olarak mı. ondan yana tam bir kuşku içindedirler.“Biz Allah’ın elçisi.Allah demişti ki: “Ey İsâ. seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları ta kıyamet gününe kadar inkar edenlerin üstünde tutacağım. Onu yekinen öldüremediler (onu öldürdüklerini kesinlikle bilemediler). Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Kitap Ehli. Rivayetlerde iddia ettiklerine göre vefat ettirmeden Kendisine yükseltmiştir. 4/157 . Sâdece zanna uyuyorlar. Zira İsâ peygamber Vefat etmiş olup.Hayır Allah onu (İsâ’yı) Kendisine yükseltti.. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler. iddia ettikleri gibi tekrar dünyaya gelecek değildir..

143 . O zaman İsâ peygamberin tekrar dünyaya gelip. İsâ peygamberin vefatından sonra da insanların onu ve annesini. Allah!a ortak koşmayacak manasındadır. Allah onu (İsâ’yı) Kendisine yükseltti. Mehdinin aynı şahıs olduğunu söylemeleri bir çelişki ve Kur’an’ı inkardır.“Ben onlara: benim ve sizin Rabb’iniz olan Allah’a kulluk edin. diye senin bana emretmiş olduğundan başka bir şey söylemedim. Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Bu da. salibi yani haçı kıracağı ve domuzu öldüreceği rivayetinin aslı yoktur. çünkü gaypları bilen yalnız Sensin.Ve yine Allah demişti ki: “Ey Meryem oğlu İsâ. dedi Seni tenzih ederim. Böyle bir iddia ise Maide 116 ve 117. Zira bu âyetlerde. fakat Sen beni vefat ettirince onları gözetleyen (yalnız) Sen oldun. Sen her şeyi görensin!" 5/117 Görüldüğü gibi. sen mi insanlara: “Beni ve Annemi. mealen: . Allah’a ortak koşmaya devam edeceklerdir. Sen!" 5/116 . Tekrar dünyaya gelmek üzere hayatta bulunmamaktadır. Zira. İsâ peygamberin babasız olarak. dolayısıyla haçı kıracağı iddiasının asılsız olduğunun açık delilidir. İsâ peygamberle. Haçı kırmasının manası artık hiç kimse onu ve annesini. Bunun böyle olduğunu Maide 116117 ayetlerden de görüp anlamak mümkündür.Görüldüğü gibi. İsâ peygamberin vefatından sonra da. Sen benim nefsimde olanı bilirsin. insanlar yine onu ve annesini. Ben onların içinde olduğum sürece onları kolladım. Ayrıca Mehdinin peygamberin zürriyetinden ve Fâtıma’nın evlatlarından olduğunu rivayet etmeleri ile. Allah’a ortak koştukları vurgulanmıştır. Ayetlere uymamaktadır. İsâ peygamberin tekrar dünyaya gelip Hıristiyanlıktaki bozuk inancı düzelteceği. şimdi ölü bulunmaktadır. Allah’tan başka iki ilâh edinin" dedin? “Haşa. ben Senin nefsinde olanı bilmem. Bu duruma göre O’ da ölen herkes gibi. Hem ben söylediysem Sen onu şüphesiz bilirdin. İsâ Peygamber vefat ettirildikten yani Allah’ın Emriyle öldükten sonra.

Mehdi diye bir kimsenin mevcut olmadığını. ondan sonra hiç sapmayacağınız bir yazı yazayım" buyurdu. evde içlerinde Umer ibnu’l-Hattâb’ın da bulunduğu bir takım adamlar varken. Bize Allah’ın Kitâbı yeter. İnsanları. tekrar dünyaya tebliğ ve irşat için gelmeyecektir.. Uydurdukları rivayette bunun aksini iddia etmektedirler.“Gelin size.. o da Ubeydullah ibn Abdillah’tan haber verdi ki.peygamberimizden önce dünyaya geldiği. Anlaşılacağı üzere. Yanınızda Kur’an vardır. Peygamber onlara: -”Yanımdan kalkın (benim yanımda çekişme lâyık olmaz)!" buyurdu. 144 .. İmâmiyye şiasını anlattığım bölümünde daha detaylı bir şekilde izah ettim. Mehdi diye bir kimsede mevcut değildir. Onlardan kimi: “Yazacak bir şey yaklaştırın da Rasûlullah sizler için ondan sonra sapmayacağınız bir yazı yazsın" diyor... bu kitabın devamı olan ikinci kitabımın. Ma’mer ibn Râşid’den.Peygamberin hastalığı ağırlaştı.... Bize Hişâm ibn Yûsuf. Rasûlullah (S): . dedi. Kur’an’a karşı şüphede bırakmak için şu rivayeti uydurdular: 192. Umer: .. İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S)’in vefâtı yaklaştığı zamân.Zuhri’den.. Nihâyet onlar Peygamberin yanında gürültü ve ihtilâfı çoğalttıkları zamân. İsâ peygamber vefat etmiş olup. o da ez. Bunun üzerine evdeki sahâbiler ihtilâf ettiler ve münâkaşa edip çekiştiler... Kur’an’da açıkça belirtilmiştir... kimi de Umer’in dediği sözü söylüyordu.

16 S.Âh! Ne büyük musibet ki. size Kitâbı açıklanmış olarak indirmiş iken ben O’ndan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine Kitap verdiklerimiz. (Allah’tan) korkanlara yol gösterme ve öğüttür. Kur’an’ı anlamış olsalardı bu tür iftiralarda bulunmaktan dolayı utanmaları gerekirdi. gerçekten Rabb’in tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Kur’an’ın ihtilafları önlemekte yetersiz kalacağını vurgulamak istedikleri açıktır. Kitâbu’l-İ’tisâm bi’l-Kitâbi ve’s-Sünnetti 93 C. Delil olarak. gürültü etmeleri ve ihtilâf eylemleri yüzünden o musibet.Andolsun biz Kur’an’da insanlara her çeşit misâli türlü biçimlerde anlattık.72367237 Ötüken 1989). ama insanlardan çoğu küfürde direttiler. Ayrıca peygamberin vefatı zamanında Kur’an’ın elde mevcut olduğunu söylemekle. Kur’an’dan mealen: . 3/138 . Rasûlullah ile sahâbiler için yazmak istediği bu yazı arasına perde oldu! dedi. 17/89 . nasıl mûazzam bir kitapla karşı karşıya olduklarını bilmiyorlar. şöyle ki: 145 .Allah. Bu da Kur’an’a açık bir saldırıdır.Bu (Kur’an) insanlara bir açıklama. Kur’an’ın peygamberin vefatından sonra ordan burdan derlendiğini tahdis ettikleri birçok rivayetleriyle de çelişkilidir. O (Kur’â)nın. Bu konuda örnek verecek olursam.Râvi Ubeydullah ibn Abdillah şöyle dedi: İbn abbâs bu hadisin sonunda: . Kur’an’a saldırı amaçlı çeşitli rivayetler uydurmuşlardır. Kamer Sûresinin 1. Bu uydurma hadisle. onun için hiç kuşkulananlardan olma. 6/114 Peygamberin Ay’ı iki parçaya ayırdığını rivayet ederek. (Buhari. Âyetini gösterdiler.

iki parçaya ayrıldı. Enes ibn Mâlik (R): Mekke ahâlisi Peygamberden kendilerine bir mucize göstermesini istediler.. bir parçası dağın üstünde.10 S. Ay ülkeleri kapattı denir..“Şahit olun" buyurdu.. Enes’de.193-.. Peygamber (S) de onlara Ay’ın ayrılmasını gösterdi.. Böylesine büyük bir hacme sahip olan Ay’ın dünyada mevcut olan bir dağ tarafından..) Yapmış oldukları rivayetler de. kendilerinden rivayette bulundukları. Bize Şeybân. bir parçası da önünde idi. (Buhâri. yarısı hangi dağın önünde durursa dursun dağın gözükmesi imkansızdır.. Kitâbu’t-Tefsir 387 C.4813 Ötüken 1988. (Buhari. Mekke’de hicretten beş sene kadar önce olmuştur.Buna rağmen bu iki şahıs adına rivayet uydurmaktan çekinmemişlerdir..10 S.10 S. İbn Abbâs (R): Peygamber (S) zamânında Ay yarıldı.. Ay’ın yarılması olayı..... 146 . Hacim olarak da Ay’ın hacmi Yer kürenin 50 de biri kadardır. dağın üstünde ve önünde olmak üzere ikiye ayrılamayacağı açıktır.. demiştir.. Yer kürenin yarıçapı 6366 km dir. Kitâbu’t-Tefsir 388 C. bir parçası da önünde yer aldığını iddia etmişlerdir. Kendi ifadeleriyle.. Ay’ın gelip iki parça halinde Dünyaya indiğini kabûl etsek dahi.) 194-.Tefsir 385 C.....4812 Ötüken 1988) 195-. Zira Ay’ın yarıçapı 1738 km’dir. Böyle bir durumda Ay dağın önünde yer aldı denmez. Ay’ın iki parçaya ayrıldığını... Bunu üzerine Rasûlullah (S): ... Katâde’den tahdis etti ki....4812 Ötüken.. Ay’ın yarıçapı da 1738 km dir.. demiştir. Kitâbu’t.. yine kendi ifadeleriyle. Bir parçası dağın üstünde. İbn Abbâs da o tarihte henüz doğmamış ya da bebek denecek yaşta idiler.. Böylece gerçek olan bir olayı yalan rivayetler uydurmak suretiyle çarpıtmışlardır. (Buhâri.. İbn Mes’ûd (R) şöyle demiştir: Rasûlullah zamânında ay.

Ay çatladı. Dinginlik denizi ve Yağmurlar Denizi’dir.O zaman peygamber bu olayı nasıl bildi? Bu husus Kamer sûresinde şöyle belirtilmiştir. yarıklardır. Soğuk deniz.Yer küreden bakıldığında tam karşıda oldukları için dünyadan derinliklerini ölçmek güçtür. Güneş ışığı diplerine kadar inemediği ve yerküreden bakıldığında tam karşıdan görülükleri için. Ve Peygamber’in yaşadığı devirde bu çatlakların mevcudiyetini tespit edecek cihazlar insanların elinde mevcut değildir. Halbuki her iş. 54/3 -Andolsun. Fakat kesin bir gerçektir ki nasıl bir karpuz derince çatlarsa Ay’da bugün o şekilde çatlak vaziyettedir.Olayın aslı ise şu şekildedir: Ay’ın yüzeyi 2000-3000 metre derinlikte ve uzunlukları çok fazla çatlaklar ihtiva etmektedir. 54/4 -Bunlar üstün bir hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor. 54/1 -Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve “süregelen bir büyüdür" derler. Kur’an. Şimdi de şu ifadelere bakalım: “Ay’daki ovaların en önemlileri Fırtınalar denizi. Ovaların ilgi çekici taraflarından birisi. yarıkların derinliklerini (bugünkü cihazlara rağmen) ölçmek güçtür. onlara (bâtılda kalmalarını) önleyecek (ibret verici olayları anlatan) haberler geldi. 54/5 Evet. Kur’an’ın Allah kelamı olmadığına inanan kimselere sormak lazımdır. Ovalarda yer yer nehir yatağını andıran büyük yarıklar vardır. Ancak Ay’da 2-3 km 147 . Ay’ın çatlak olduğunu haber veriyor. meâlen: -(Kıyamet) saat(i) yaklaştı. yerini bulacaktır. nefislerinin arzû ve heveslerine uydular.Dünya dışında olmuş olan bu olayı Kur’an’ın haber vermiş olmasının büyük bir önemi vardır. 54/2 -Yalanladılar.

Mucize olarak bana verilen ise.... (Allah’ın adı ile de ancak (sözünüzde) doğru olduğunuzda yemin ediniz. M. ona mucizelerden (kendi zamânındaki) insanların inandıkları kadar verilmiş olmasın.3248 c.Şükran GÜNEY.S.. K. mucize olarak Resûlullah’a yalnız Allah’ın vahyettiği verilmiştir.. 196-. 186 Şamil 1991) 198-.)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Babalarınızın. annelerinizin ve putların adları ile yemin etmeyiniz.E.”(Buhari Kitâbu Fedâili’l-Kur’an 3 C. Ders kitapları Dizisi 88. Milli Eğitim basımevi .G. Yayınları 106. Sadece. İncelemeler çatlaklardan bazılarının kenarlarının sarp.Said b.) Görüldüğü gibi olay gerçek olup.derinlikte büyük çatlaklıklara rastlanmıştır. o zaman Ayı ikiye ayırdığı ve bir parçasını dağın önüne getirdiği nasıl izah edilebilir.Ebû Hureyre (r. Ayın Resûlullah tarafından ikiye ayrıldığı rivayeti çelişkilidir.)’den Resûlullah(s. bazılarının da meyilli olduğunu göstermiştir.. Ebi Ubeyde’den Şöyle dediği rivayet edilmiştir: 148 .a. Rıza ÖZGEN. Madem ki. Allah’ın adı ile yemin ediniz. ancak Allah’ın bana vahyettiğidir.B.İstanbul 1987 sayfa 74...11 s. rivayetçilerin anlattığı şekilde değildir.el-Eymân ve’n-Nüzûr (21) Bab 4 H." (Ortaokul Fen bilgisi 1 Yazanlar Ömer BAYIN. Bunun için kıyamet gününde ben..12 s..a. 197-..A..Bunların uzunlukları da çok fazladır. peygamberlerin en çok Tâbi’i bulunanı olacağımı ümit ederim.5076 Ötüken 1988) Bu rivayetle.” (Ebû Dâvud.Ebû Hureyre (R) şöyle dedi: Peygamber (S) şöyle buyurdu: “Peygamberlerden hiçbir Peygamber yoktur ki.

)’in şöyle buyurduğunu söylemiştir: “Babasına yemin ederim ki doğru söylüyorsa kurtuldu. garanti etmek olduğu gibi.3251 S. Allah’a şirk koşma olduğunu rivayet ettiler. Yani bir kimse Allah adına bir olayla ilgili olarak yemin ettiği zaman. Peygamber (s. Ubeydullah(r. şahit göstermesi demektir. yani koruyucu.a. bir konuda yemin eden kimse doğru olduğuna veya sözünü yerine getireceğine dair kefil. Buna rağmen.) Görüldüğü gibi.) Bu rivayetle de Peygamberin. Ayrıca sözü kuvvetlendirmek. 149 . Yemin etmenin manası.193 Şamil 1991. K.a. Anhüma). 3252 c.bedevinin kıssasını (anlatan) hadiste.). Hz. Bu rivayetlerinin yanında birde şu rivayette bulundular: 199-. (Ebû Dâvud.)’ın. Bu rivayetle evvelki iki rivayet çelişkili olduğu gibi.Talha b..12 s.a. yemin edilmesi halinde bunun. Allah’tan başkasına yemin eden (O’na) ortak koşmuştur. bedevinin babası üzerine yemin ettiğini iddia etmişlerdir.12 H.. Peygamberin bedevinin babası üzerine yemin ettiğini iddia ettiler."(Ebû Dâvud.. Allah’a şirk koşma olduğunu ifade ettiler.İbn Ömer (r. Zira.elEymân ve’n-Nüzûr (21) Bab 4 C. şirk isnat etme iftirasında bulunmaktan çekinmemişlerdir. K. ”Kabe’ye yemin ederim ki hayır" diye yemin eden bir adamı duyup ona: "Ben Resûlullah (s. Peygambere dolayısıyla. Allah’ı o olaya kefil göstermiş olmaktadır.Tirmizi. Allah’tan başkası adına yemin edilmeyeceği. el-Aymân ve’-Nüzûr(21) Bab 5 H. nüzûr 9.Babasına yemin ederim ki. verilen sözü pekiştirmek veya önemini belirtmek için sözü vurgulamaktır. doğru söylüyorsa Cennete girdi.” dedi. Allah’tan başkası adına yemin etmenin.191 Şamil 1991 ayrıca. buyurduğunu işittim. gözetleyici. Peygamber onların yapmış oldukları iftiralardan münezzehtir.

bundan da kesin söz manası çıkar. Yoksa. Allah yaratıklar üzerine kasem yani yemin etmektedir. 150 . Kur’an’dan mealen: -Antlaşma yaptığınız zaman Allah’ın ahdini tam yerine getirin (verdiğiniz sözü tutun).Allah bir şey üzerine kasem ettiği zaman olayın kesin ve çok yüksek önemini vurgulamaktadır. Kullar ise Allah adına yemin ettiklerinde O’nu kefil göstermiş olmaktadır. Allah adına yemi eden. bundan da sağ el. Bu konularla ilgili olarak. Kendim yemin ettiğimde Allah adına yemin ederim. Bundan dolayı üzerine yemin edilenin yeminden dolayı İlâhlaştırılması söz konusu değildir. Bundan dolayı. yeminini yerine getirmediğinden dolayı kafir olmaz. Kefalet eşittir İlâhlık manasında değildir. 16/91 Yukarıdaki ayet mealinde. Bizim yeminlerimizde. Allah hiç kimseyi kendisine ortak etmez. Bundan dolayı kulların. yeminle kefalet ilişkisini görmek mümkündür. çok gerekli değilse yemin etmem. Kur’an’da kulların Allah’tan başkası adına yemin örneği yoktur. Yemin kelime olarak sağ taraf. fakat bilerek ve tasarlayarak yapılan yeminlerin sorumluluğu vardır. pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın. Çünkü Allah’ı üzerinize kefil (şahit) yaptınız. Allah yaratıklar üzerine yemin ediyorsa da. Ayrıca şunu belirteyim ki bile bile Allah adına yalan yere yeminde edilemez ve her ne kadar. Allah’tan başkası adına yemin etmemeleri gerektiğini Kur’an öğretisinden anlamak mümkündür. Allah yaptıklarınızı bilir. Allah böylesine yemini affetmiştir. bazı ayetlerde kendi adı üzerine yemin etmemizi emretmektedir. ağızdan kaçırmak suretiyle yemin sözü söylenmişse. lağveden yani kesinlik kastıyla değil de öylesine. bundan anlaşılması gereken konunun önemi ve kesinliğidir. Zira. Allah yaratıklar üzerine kasem etmektedir.

kendisine helal olan bir yemeği yemeyeceğine veya yapması gereken bir işi yapmayacağına yemin eder. Böyle bir durumda biz zalimlerden oluruz" diye Allah’a yemin etsinler. Bu hususlarla ilgili olarak. biz hiçbir zaman kimsenin hakkını yemiş değiliz. Allah sınırı aşanları sevmez. Yahut seferde iken başınıza ölüm musibeti gelmişse sizden olmayan. “Şahitliğimiz onların şahitliğinden daha gerçektir. Eğer şüpheye düşerseniz o iki şahidi namazdan sonra alıkor.-Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip çatınca vasiyet esnasında içinizden iki adalet sahibi kişi aranızda şahitlik etsin. 5/106 -Eğer onların (yalancılıkla) günah işlediklerinin farkına varırsınız. yani söz arasında kasıtsız olarak öylesine yemin etmişse. “Bu vasiyet karşılığında hiçbir şeyi satın almayacağız. (aksini yaparsak) bu takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz" diye Allah üzerine yemin ettirirsiniz. bu gibi durumlarda düşünerek söylemişse ve yeminini bozmuşsa bu durumda keffâret vermesi gerekir. Vallahi deyiveririz. Allah (için yaptığımız) şahitliği gizlemeyeceğiz. yalan söyleme kastı olmadan sözü pekiştirmek için nadir de olsa. durum olur. örneğin: Söz arasında. şahitlerin nasıl kimseler olmaları gerektiği konusunda bilgi verilmiş ve vasiyet konusunda bile bile yalan yere yemin etmek zulüm derecesinde bir günah olarak tanımlamıştır. Allah adıyla yemin edilmesi emredilmiş. başka iki kişi (şahit olsun). akraba (menfaatine) de olsa. Bazen de insan. Lağv olarak. 5/87 151 . bu gibi yeminleri Allah af etmiştir. 5/107 Yukarıdaki iki âyet mealinde görüldüğü gibi. Kur’an’dan mealen: -Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. hakkı yenilen taraftan o iki kişinin yerine geçecek daha layık iki kişiyi seçin.

Bundan da anlaşılır ki. 56/79 -(O). büyük bir yemindir. şükredersiniz. Kur’an’dan mealen: -Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim. yaratıklar üzerine yemin etmesinden örnekler verirsek. bir durumun önemiyle ilgili olarak. Şimdi. 56/76 -O. Bunun keffâreti (geleceğe bağlı olarak yaptığınız bir yemini bozduğunuz takdirde bunun cezâsı): Âilenize yedirdiğiniz orta derecesinden on fakiri yedir(ip doyur)mak. yeminlerinizdeki lağvden (kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerden) ötürü sorumlu tutmaz. yâhut onları giydirmek. elbette şerefli bir Kur’an’dır. Allah. alemlerin Rabb’inden indirilmiştir.-Allah’ın size helal ve temiz olarak verdiği rızıklardan yeyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah’tan korkun. 56/77 -Korunmuş bir kitaptadır. üç gün oruç tutsun. Fakat bilerek yaptığınız yeminlerden ötürü sizi sorumlu tutar. 56/78 -Ona temizlenenlerden başkası dokunmaz. Bunu bulamayan (bunları yapmaya gücü yetmeyen) kimse. bu. buna rağmen keffârete konu edilmiştir. 56/80 -Şimdi siz. ne üzerine yemin edildiği belirtilmemiştir. Allah’ın. bu sözü mü küçümsüyorsunuz? 56/81 152 . 5/88 -Allah sizi. yemin kavram olarak söylenmiş. İşte yemin ettiğiniz zaman yeminleriniz(i bozman)ın cezâsı budur. 5/89 Görüldüğü gibi. âyetlerini size böyle açıklıyor ki. 56/75 -Bilirseniz. ya da bir boyun (köley)i hürriyete kavuşturmaktır. Yeminlerinizi koruyun. yukarıdaki ayet meallerinde. kullar yemin ederken muhakkak Allah adı ile yemin etmelidirler.

nimet cennetine sokulacağını mı umuyor? 70/38 -Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık. doğuların ve batıların Rabb’ine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter: 70/40 -Onları. kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe.-(Kur’an’dan istifade edeceğiniz yerde) rızkınızı yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz (sizin ondan elde ettiğiniz nasip. 70/43 -Gözleri düşük. kendilerine va’dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın oynasınlar. bugündür. sadece onu yalanlamanız mıdır? Başka türlü ondan istifade edemez misiniz)? 56/82 Ayrıca. şöyle ki Kur’an’dan mealen: -Kafirlere ne oluyor ki sana doğru koşuyorlar? 70/36 -Sağdan. 70/42 -O gün (kabirlerinden) hızlı hızlı çıkarlar. ayrı ayrı gruplar halinde. Sonra sırasıyla fazilette ilk 153 . şöyle ki: 200. 70/41 -Bırak onları. 70/44 Yemin konusuna da bu şekilde deyindikten sonra. 70/39 -Yoo. İşte onlara va’dedilen gün.Buhari’nin Bâb başlığı olarak. soldan. yüzlerini zillet bürümüş bir durumda. Allah kendi zatı üzerine de yemin etmektedir. Onlar dikilen (hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar). 70/36 -Onlardan her biri. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz). tekrar hadis rivayetleri konusuna dönersem. Tirmizi’nin Mus’ab ibn Sa’d’dan rivayet ettiği hadis: “İnsanlar içinde belâsı en şiddetli olanlar peygamberlerdir.

5690 Ötüken 1988. her yüz senenin başında.Başınıza gelen herhangi bir musibet.. hem de iyi kimseler onların yapmış oldukları iftiradan uzaktırlar. el-A’meş’ten. (Buhâri. Çünkü af günahlar için söz konusudur.Baâb başlığı C... Müslümanları sevap işlemekten uzaklaştırma amacı iledir. demiştir. (Allah. yulardaki rivayetler Kur’an’a uymamaktadır.12 S. 42/30 Görüldüğü gibi uydurmuş oldukları.Hz. gelen musibetlerin şiddeti işlenmiş olan fanalıklar nedeniyledir. kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir. 202.) 201. işlenenlerin ve dolayısıyla affedilmeyip musibete neden olan âmellerin günahlar olduğu açıkça ortaya çıkar. hiçte iddia ettikleri gibi olmadığına dair. 3.olan. iyilikler nedeniyle değildir. Zira işlenenlerin bir çoğunun affedildiğine deyinilmesi. âmel yönünden en iyi olanlara. hem peygamberler. Ayrıca onların bu rivayetlerinde Müslümanları iyilik yapmaktan ürkütme amacı da vardır. en şiddetli bela ve musibet gelir iddiasındadırlar. Durum böyle olunca. Buhâri. Kitabu’l-Merdâ ve’n-Tıbb 6 C. mealen: .. Hal bu ki. Âise (R): Ben Rasûlullah(S)’tan ziyâde hastalığı şiddetli olan hiçbir kimse görmedim. Bize Şu’be. İyilik yaparsan veya iyi olmaya çalışırsan başına belalar gelir demeleri.) Ve yukarıda yazılı rivayetler gibi birçok rivayette. Kitabu’l-Merdâ ve’n_Tıbb.. Allah bu ümmet için.. Durumun. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki: “Muhakkak ki.5689 Ötüken 1988.. sonra ilk olandır”... Kur’an’da tam tersi durum söz konusudur. o da Mesrûk’tan haber verdi ki.. işlediklerinizin) birçoğunu da affeder. Kur’an’dan örnek verecek olursak.12 S.. kendisine dini tecdid edecek kimse(ler) 154 .

(4391)) Bu rivayetlerle. üstü örtülü olarak. İslam dininin öğrenilmesinde. bütün müminlerin ve İslam dinini öğrenmek isteyen herkesin. Peygamber. Cinlerin. Kur’an dinledikleri kendisine vahiyle bildirilmiştir. Kur’an’ın okunması ve işitilmesi dışında bir birleriyle karşılıklı görüşmemişlerdir. Cinlerin. İslam dininin öğrenilmesinde esas olan tek kaynak Kur’an’dır. peygambere vahiyle bildirilmeyecekti. Melahim 1. (Okuma) bitirilince de uyarıcılar olarak kavimlerine döndüler. Ona geldiklerinde (birbirlerine): “Susun (dinleyin)"dediler. Nübüvvet sona ermiş olup.S. zira Peygamber ve Cinler.15 S.Bir zamanlar. Dinleme olayıyla ilgili olarak. birbirlerinden haberdar olmak suretiyle görüşmüş olsalardı. Tebliğ görevini de. Bu iddia. Kıyamete kadar. 46/29 Görüldüğü gibi. özel şahıslar olduğunu vurgulamak istemektedirler. en takvalısı dahil olmak üzere. cinlerin Kur’an dinlediğinden habersizdi. sadece Kur’an dinlenilmesinin." (K. Ebû Davud. 5577 C.gönderecektir. Kur’an’dan mealen: 155 . Eğer karşılıklı olarak. Böylece. İsa peygamber veya Mehdi geleceği yolundaki iddiaların bir benzeridir. Bu her devirde yapılabilir. cinlerden bir grubu. Kur’an dinledikleri. İslam dininin öğrenilmesi ve uyarıcı olmak için yeterli olduğunun kesin kanıtlarındandır. Kur’an’ı öğrenen her Müslüman yerine getirebilir. uyarıcı olmak için yeterlidir. İslam dinini öğrenmek konusunda tek bilgi kaynağı Kur’an’dır. Kur’an dinlemek ve böylece onu öğrenmek. bütün Müslümanların. Kur’an bilgisi dışında ne özel bir şahıs nede özel bir bilgi kaynağı vardır.427 Akçağ 1992 alıntısı. Kur’an değil de. Kur’an’dan mealen: . Kur’an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. esas olanın. her yüz senenin başında peygamber geleceğini iddia etmişlerdir. Hal bu ki. Bu olay.

Allah’tan afiyet dileyin.(1910).Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim gazve yapmadan ve gaza yapmayı temenni etmeden ölürse nifaktan bir şube üzerine ölmüş olur. özel şahıslarla ilgili olmayıp.8)) 204. Peygamberler dışında ki.De ki: Bana vah yolundu ki.5 S. Bu itibarla da uydurdukları rivayetin aslı yoktur. 72/1 . İmâret 158. (2502). doğru yola iletiyor.Ebu’n-Nadr merhum Abdullah İbnu Ebi Evfâ (radıyallahu anh)’dan naklen anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) düşmanla karşılaştığı günlerden birinde. öğrenmiş olan her şahısla ilgili olduğuna dair. Sonra kalkıp yanındakilere şöyle dedi: “Ey insanlar. Ebû Dâvud. 1029 C. ŞEHİT VE GAZİLER İLE HİCRET VE SAVAŞ KONULARINDA UYDURDUKLARI HADİSLERDEN ÖRNEKLER 203. Müslim. Her topluluktan bir grubun dini iyice öğrenmeleri ve kavimleri kendilerine dönüp geldikleri zaman onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. 72/2 Dini öğrenme ve öğretme işinin. Cihad 2. düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Artık Rabb’imize hiç kimseyi ortak koşmayacağız.S. güneşin meyletmesini bekledi.Bütün müminlerin.(O). Umulur ki sakınırlar. 9/122 Dikkat edilirse. 156 .70 Akçağ. Cihâd 18. her topluluktan bir grup denmiş olup. özel şahıslar söylenmemiştir. Nesâi. mealini yazdığım âyette. Cinlerden bir topluluk Kur’an dinlediler de şöyle dediler: “Biz hârikulâde (acaib) bir Kur’an dinledik. alıntısı." (K. toptan sefere çıkmaları doğru değildir.(6.. ona inandık. Kur’an’dan mealen: .

.S.a. (Buhâri.71 Akçağ.Evet diye karşılık vermiş..)’e hicreti sormuş da Peygamber (s. Ebû Said el-Hudri (r. Kitâbu’t-Temenni 12 C.15 S. bilin ki cennet kılıçların gölgesindedir... “-Peki onların zekatını veriyor musun?" buyurmuş....7090 Ötüken 1989.efendisi Umer’in kâtibi idi.22. . 1031 C. (O şahıs da).(1742)..)den rivâyet edildiğine göre. (Resûlü Ekrem de).. Allah senin amelin(in sevabından hiçbir şeyi 157 . . Buhâri. bir bedevi Peygamber (s.112.(2631)) 205.. Ebu’nNadr şöyle dedi:Abdullah ibn Ebi Evfâ (R).. Temenni 8.. (Bunun üzerine Hz. Cihâd 20. Cihâd 98. Birinci rivayette savaş temennisi mecburi tutulmuşken. Bu Ebn’n Nadr... Mûsa İbn Ukbe’den.. alıntıları. Bize Ebû İshâk.5 S. “-Sen şehirlerden uzakta (Allah’ın emirlerini yerine getirmeye) çalış. Bu mektûbun içinde Rasûlullah (S)’ın: (Ey insanlar!) Düşmanla karşılaşmak (harbetmek) temenni etmeyiniz! Fakat Allah’tan harb felâketinden selâmette kılmasını isteyiniz" buyurduğu hadisi vardı. ..): “Yazık sana. işlerine geldiği gibi uydurmuşlardır... Senin develerin var mı?" buyurmuş. diğer iki rivayette tam tersi olarak.a. 206-.32. savaş temennisi kaçınılması gereken bir husus olarak tahdis edilmiştir. Müslim. Ebû Dâvud.. Cihâd 156..a.. Umer ibn Ubeydullah’ın himâyesinde olan Ebu’n-Nadr Sâlim’den tahdis etti..... efendisi ve Kureyş ileri gelenlerinden olan Umer ibnu Ubeydullah’a bir mektûb yazdı da bu mektûbu ben okudum. (K. Peygamber).. hicret zor iştir..Ancak karşılaşacak olursanız sabredin.) Görüldüğü gibi rivayetler çelişkili olup.Evet diye cevap vermiş. (O kimse de) . .

Nesâi bey’at 11. Anlaşılan odur ki.)’ı. menakıb’ül-ensar 45. 208-.2477 C..hicretin." buyurmuştur. Hicret.145)) Bu rivayette ise hicretin sona erdiğini rivayet etmişlerdir. Müslim. İşte bu kadar büyük önemi olan hicret kavramını belirsiz hale getirmek için müteaddit rivayetler uydurmuşlardır.(7. Maviye (b. (Ebû Dâvud. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tevbe sona ermez"buyururken işittim. diğer rivayet edenler." (K.2479 C.zâyi etmeyecektir. imâre 87.16 S.S. . alıntısı Nesâi.a. Allah’a en iyi şekilde kulluk etmek için.) Bu rivayette hicretin mecburi olmadığı rivayet edilmiştir. hibe 35.. Bâb 1 H. zekât 36. (Ebû Dâvud. Bunlardan bir tanesi de. ‘tevbe (vakti) sona ermedikçe hicret (vakti) de sona ermez. Ebi Süfyan)dan. 5778 C. Buhâri. şöyle ki: 158 . müsait olmayan bir mekandan.440 Şamil 1989. hicretin sona ermediğini. K.el-Cihâd (l5). 207. hatta güneş batıdan doğmadıkça da sona ermeyeceğini tahdis etmeleri bir çelişkidir.9 S. edep 95. Ama O: “onunla cihad etme şartı üzerine bey’at yaparım. Allah’ın yasakladığı şeyi terk etme manasında olduğunu iddia ettikleri rivayettir.9 S.Ya’la İbnu Ümeyye anlatıyor: “Fetih günü babam Ümeyye’yi getirip: “Ey Allah’ın Resûlü! Babamla hicret şartı üzere bey’at yap!"dedim. K.202 Akçağ 1993.437 Şamil 1989. Zira. hicretin İslamda büyük bir önemi vardır. daha müsait bir mekana göçmek veya Müslümanların bir araya gelip toplum oluştura bilmelerinin ilk şartıdır..el-Cihâd (15). esas maksatları hicret kavramını belirsiz ve tartışmalı hale getirmektir. Bâb 2 H. Bey’at 15. ) Bu rivayette de. artık hicret sona ermiştir" cevabını verdi. demiştir ki: Rasûlullah (s.

İman 9. Sonra bunu peygamber (s.105)) Daha öncede belirttiğim gibi en sık kullandıkları yöntem. Ben de: Ey Allah’ın Resûlü o bunu ancak silah korkusuyla söyledi.a. .S. (8.) bizi bir seriyye olarak el-Hurakat (denilen kabileler) üzerine gönderdi. bizim kendilerine saldırıya geçeceğimizi) hissederek kaçtılar (bunlardan) bir adama yetiştik. Onlar (bizim kendilerine yaklaşmakta olduğumuzu. -”Biri onun kalbini yarsaydın da (kalbinin) bu sözü korkudan dolayı söyleyip söylemediğini (iyice bir) bilseydin. bir konu hakkında birbirlerine zıt ve çelişkili rivayetler uydurmaktır. diğer Müslümanların elinden ve dilinden zarar görmedikleri. 33 C. öldürünceye kadar (kılıçlarımızla) vurduk. Cihâd 2. -”Kıyamet gününde (bu adamın söylediği) lâ ilahe illallah (kelimesi) karşısında senin için (yardımcı olabilecek) kim vardır?"buyurdu. alıntıları.(40).. (K. Böylece. “Lâ ilahe illallah (Allah’tan başka başka ilah yoktur)"deyiverdi. kavram ve konuları tartışmalı ve belirgin olmayan bir hale getirmeyi amaç edindikleri gibi. dedim. Buhari. Asırlardır. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Müslüman. Müslim. İman 4.. Ebû Dâvud. Biz üzerine çullanınca adam.250 Akçağ 1988. iman 64. ortam ve duruma göre bu zıt rivayetlerden işlerine geleni kullanmaktır. İslam Dini adına birçok ayrılıkların meydana gelmesi ve birçok tartışmaların yapılmasının ana temeli. Zeyd’den demiştir ki: Rasûlullah (s. Üsame b. bunların ortaya atmış oldukları bu kargaşa fitnesidir.2 S.)’e anlattım. Muhâcir de Allah’ın yasakladığı şeyi terk edendir. 210-.(2481). Nesâi. (Yarın) 159 .Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anh) hazretleri.a.209. Biz ona.

Peygamber bu gibi kimselerden uzak olduğunu belirtmişse. savaş anında.178 C. son rivayet kendi içinde çelişkilidir. Bâb 95 H.2645 S.a.10 S. Bu sözü (tekrar tekrar) söylemeye o kadar devam etti ki (daha önce) Müslüman olmayıp ta o gün Müslümanlığa (yeni) girmiş olmamı arzu ettim... içinde ebedi kalmak üzere (gideceği) cehennemdir.174 Şamil 1990. Şöyle ki. neden onlar için yarım da olsa diyet ödesin? Bu bir çelişkidir. meğâzi 45.. Birde şöyle rivayette bulundular.10 Şamil 1990. Müslim..el-Cihâd (15). diğer rivayet edenler. Bu (durum) onları öldürmeyi (daha da) hızlandırdı. müşriklerin arasında bulunup ta kelimeyi tevhidi söyleyenin öldürülemeyeceğini tahdis etmişlerdir.. diğer rivayet edenler.. (Ebû Dâvud. ayrıca Kur’an’a uymamaktadır.) Bu rivayette ise. . .... Abdillah’dan demiştir ki: Rasûlullah (s.a. Buhari. fiten 1: ) Bu rivayette.kıyamet gününde “lâ ilâhe illallah"(sözü) karşısında senin için (yardımcı olabilecek) kim vardır?"buyurdu. 211-.. K. Abdillah rivayetine devam ederek) dedi ki: Durum Peygamber (s. Nesâi. Bâb 95 H. K. kasâme 27. Cerir b.)’e ulaşınca onlar için yarım diyet (ödenmesini) emretti ve.) Hasemin kabilesine (baskın yapmak üzere) bir seriyye gönderdi. (Ebû Dâvûd. siyer 41.“Ben müşrikler arasında ikamet eden her Müslüman’a uzağım" buyurdu. diyât 2. O kabileden bazı kimseler (Müslüman olduklarını belirtmek) için secde ederek korunma yoluna başvurdular. İbn Mâce. .. Allah ona gazab 160 . Bu konuda Kur’an’dan mealen: .Her kim bir mümini kasden öldürürse onun cezâsı. El-Cihâd (15). İki rivayet bir biriyle çelişkili olduğu gibi. savaş anında müşriklerin arasında ikamet eden Müslümanların öldürülebileceğini rivayet etmişlerdir.. (Cerir b.2643 C. Tirmizi. imân 158.

1107 C. dünyâ hayâtının geçici menfaatini gözeterek: “Sen mü’min değilsin!" demeyin..“ Biz bir müşrikten yardım istemeyiz. Peygamber de onun bu teklifini reddederek). lânet etmiş ve onun için büyük bir azâb hazırlamıştır. öldürenin cezası. siyer 10. 150. El-Cihâd (15). 212-. diğer rivayet edenler Müslim. Peygamber o müşrike şöyle) buyurmuştur: . müslümanla müşriklerin edemeyeceğini rivayet etmişlerdir. (Hadisin bundan) sonra (ki kısmını Yahya b. Allah’ın gazabı ile lanetine uğramak ve büyük azab içerisinde cehennemde ebedi kalmaktır. (Bu iki ravinin ittifakla rivayet ettiklerine göre Hz. Önceden siz de öyle idiniz. Allah size lütfetti.Ey müminler.“geri dön" dedi. Peygamberle birlikte savaşmak için yanına vardı.(1558)) 161 . 2732 s. Bu rivayette. Aişe’den naklen (şöyle) demiştir. ganimetten pay ayırdı”.S. size selâm verene. Main ile Müseddet) aynı lafızlarla rivayet ettiler. savaşta ittifak 213-Zuhri anlatıyor: ”Resûlullah (Aleyhissalâtu vesselâm)...343-344 Şamil 1990.. 4/94 Görüldüğü gibi. Bedir savaşına çıktıklarında) Bir müşrik Hz. K.etmiş. alıntısı." (Ebû Dâvud. İbn Mace. Siyer 10.. Çünkü Allah’ın yanında çok ganimetler vardır. Bâb 143 H. Çünkü Allah yaptıklarınızı haber almaktadır. kim bir mümini kasden yani müteammiden katlederse.5 S. Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayın. Tirmizi.194 Akçağ. 4/93 . Tirmizi. O halde iyice anlayın (dinleyin.Main) Hz. cihâd 142. dinleyin. kendisiyle birlikte savaşmış olan Yahudilerden bir gruba. cihâd 27.. (Müslümanlar. Yahya (b. (K. peşin hüküm vermeyin). (Hz. .

)’le birlikte savaşa katılırlar mıydı? Rasûlullah (s. Ümmü Ziyad sözlerine) şöyle devam etti: Bizim de erkeklerle birlikte savaşa çıktığımız haber olarak Resûlullah (s.a. sözlerine devam ederek şunları) söyledi (Bu konuşmadan sonra) “Kadınlar kalktılar" (gittiler. (Hz.Bu rivayette.. Müslümanların ittifak edebileceğini rivayet etmekle çelişkiye düşmüşlerdir..10 s.Yezid İbn Hürmüz demiştir ki: Necdetü’l-Harûri.a. Ayrıca bizim yanımızda yaralıları (tedavi) için (birtakım) ilaçlar da var. Ziyad’ın baba annesi (Ümmü Ziyad elEşçiyye)nden demiştir ki. İbn Abbas’a (bir mektup) yazarak ona “Kadınlar Rasûlullah (s. fakat onlara razh (az bir miktar) verilirdi.el-Cihâd (15). kendisi Rasûlullah (s. (Bu savaşa) -”Kiminle ve kimin izniyle çıktınız?"dedi.) ile birlikte (hayber savaşına katılan) altı kadının altıncısı olarak Hayber savaşına çıkmıştır. (ganimetlerden) hisse alırız (halka buğday ve arpadan yapılmış) sevk (denilen bir şurup) içiririz" dedik. peygamberine Hayber’in (kapılarını) açınca bize de 162 . K.a. (yezid b. Ümmü Ziyad ‘dan naklen haşrec. 214-.a. Bununla Allah yolunda hizmet edeceğiz. Hürmüz rivayetine devam ederek şunları) söyledi: ibn Abbas’ın Necdet’e (gönderdiği) mektubunu ben (bizzat kendi ellerimle ve şu şekilde) yazdım:”Kadınlar da Rasûlullah (s... (ganimetlerden) pay (ayırmay)a gelince (işte bu) yoktu. (Ebû Dâvûd.)’la birlikte savaşa katılırlardı. Kendisinde öfke (alametleri) gördük.339 Şamil 1990. Biz de “Ey Allah’ın Resulü biz yün eğirerek (savaşa) çıktık.) Bu rivayette kadınlara ganimetten pay verilmeyeceğini tahdis ettiler. (Bu hadisi Hz. Hz. müşriklerle. 215-.)’e erişince bize (emir) gönderip (yanına çağırdı) biz de (emre uyup huzuruna) vardık. Bâb 141 C. Ümmü Ziyad sözlerine devam ederek bana) “Allah.) onlara (ganimetten) bir pay ayırır mıydı?"diye sordu.Haşrec b.a.

Ben Allah’tan ümmetime. Allah’tan. “Hurma"(idi) diye cevap verdi. Namazdan çıkınca biz: “Ey Allah’ın Resûlü! Bu gün namazı çok uzattınız!"dedik. kendileri dışında bir düşman musallat etmemesini talep ettim. Peygamber. 3. Ayrıca. evvelki rivayetin aksine.elCihâd (15). Şu açıklamayı yaptılar: “Ben bugün. Kadınlara ganimetten erkekler gibi pay verilmesi gerekir demekle çelişkiye düşmüşlerdir.340 H.Allah’tan. 1. toptan helak edici her türlü felaketten korumasını isteye bilirdi.10 s. k. Bâb 141 C. Muhammed ümmetini toptan suda boğmamasını. Rivayet şu şekildedir: 216. bir namaz kılmış ve namazı çok uzatmıştı.Allah’ın. 2.Hz. Allah’tan ümmetimi (eski ümmetler gibi) toptan suda boğarak helak etmemesini talep ettim. Tahdis ettikleri bir rivayette. dolayısıyla musallat edecekse kendi içinden bir düşman musallat etmesini.2729 Şamil 1990) Bu rivayette ise. bu birinci şıktaki taleple çelişkilidir. Ben (namazda) aziz ve celil olan Allah’tan ümmetim için üç şey talep ettim. (Ebû Dâvûd. ümmetinin kendi aralarında savaşmamasını talep ettiğini ki. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. bir ümit ve korku namazı kıldım. Peygamberin. Örneğin. Allah’ın bu duayı red ettiğini de tahdis etmişlerdir. Allah bunlardan ikisini verdi.Allah’ın Muhammed ümmetine kendi dışında bir düşman musallat etmemesini. dolayısıyla diğer helak şekilleri için talepte bulunmadığını. peygamberin size verdiği) bu şey ne idi?" dedim. Allah’tan üç dilekte bulunduğunu ve bu dileklerin içerik olarak. Mu’âz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: “Bir gün. Ben de ona: “Ey nineciğim (Hz. birini vermedi. Allah bunu da kabul etti. bu talebimi kabul etti. Allah’tan 163 .erkekler gibi (ganimetten) pay verdi" dedi.

İbn-i Mace 3950 ) Peygamberin.." (K. Allah’tan istemesi kendi aralarında düşman olabilirler manasını içermektedir). 7187 C. Müslümanların dışa karşı kendilerini savunmalarını kırmayı amaçlamaktadır..) 164 .a. hem peygambere bir iftira hem de İslam düşmanlarının Müslümanlara olan kinlerinin açık bir göstergesidir. Bunu üzerine Rasûlullah (s. Allah’tan ümmetinin yalnız kendi aralarında savaşmalarını talep edecek (Zira kendi dışlarında bir düşman musallat etmemesini. bunun üzerine Rasûlullah ona seslenmiş (fakat o baygın olduğu için) karşılık ver(e)memiş. yani Muhammed ümmetine dışından. kendi içlerinde. Rasûlullah (s.. şehitlik kavramını belirsiz hale getirmek için yoğun çabalara girmişlerdir. Şöyle ki: 217. Bundan dolayı bir çok rivayet uydurmasıyla. Bu dua kabul oldu ise asırlardır Müslümanlara saldıran çeşit çeşit kafirlerin saldırıları nasıl izah edilebilir. Hadis diye uydurdukları rivayette kendi içinde çelişkili olduğu gibi. Cabir b. bu bir çelişkidir. birinci duanın kabul olunduğunu belirtmişlerdir.) (Bir gün) Abdullah b.a. Buna rağmen üçüncü duasında kendi aralarında savaşmamaları yolunda duada bulunacak. Atik(in Atik b.ümmetimin kendi aralarında savaşmamalarını talep ettim Allah bunu reddetti.526 Akçağ 1993 alıntısı. gerçeklere de uymamaktadır. ümmeti için böyle bir duada bulunduğunu iddia etmek. Allah bir düşman musallat etmemek üzere duayı kabul etti diye belirtmişlerdir. Sabit’i hasta iken ziyarete gelmiş te onu baygın bir halde bulmuş. El-Harise) bildirdiğine göre..17 S. Müslümanların dikkatini dış düşmanlardan çevirip. kendilerine döndürmeyi amaçlayan bu rivayetler. Diğer bir husus.S. O zaman bu rivayet peygambere bir iftiradır. şöyle ki: Peygamber hem. Peygamber bir dua kabul oldu dediyse muhakkak kabul olmuştur.

Bunun üzerine kadınlar feryad edip ağlaştılar." buyurdu. Çünkü sen (ahiret için) gereken ihtiyaçlarını hazırlamıştın. Sabit’in) kız kardeşi (onun hakkında ey kardeşim): “Ben senin şehit olacağını ümit ediyordum.17 S. Rasûlullah (s. Göçük altında kalarak ölen şehittir. alıntısı İbn-i Mace 1615.5431) 218. Fakat vacib olunca) hiçbir kadın ağlamasın" buyurdu.)’da. (Onlar da) “-Allah yolunda katlolmayı" dediler. Rasûlullah (s. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim hasta halde ölürse şehit olarak ölmüştür ve kabir azabından korunmuştur.) 165 .İbnu Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Gurbette ölmek şehitliktir. “Ölmektir" buyurdu.) de “-Aziz ve celil olan Allah ona niyeti ölçüsünde şehit sevabı verecektir. K. Ey Ebu’r-Rabi biz(im) senin yanında (yapabilecek bir şeyimiz yok. Doğum üzerine ölen şehittir. İbn Atik de onları susturmaya çalıştı.165. Müslim.a." (K." (K.“-İnalillahi ve inna ileyhi râci’un." diye söylenmeye başladı. K. Cihad 17. (O sırada Abdullah b. (Orada bulunanlar) “Ey Allah’ın Resûlü vacib olmak nedir?" dediler.S. İshalden ölen şehittir. “-Allah yolunda katlonunmaktan başka yedi (tane daha) şehitlik vardır.6499 C. Derken Rasûlullah (s. (buyurdu ve) siz neyi şehitlik sayıyorsunuz?" diye sordu.S. 219.6498 C.a.S.151 Akçağ. Yanarak ölen şehittir.17 S. cenaiz 65.a.151 Akçağ 1993 alın tası İbn-i Mace 1614). Taundan ölen şehittir. Boğularak ölen şehittir. Çünkü Allah’ın kaza ve kaderine) mağlup olduk" dedi. sabah akşam cennetten rızıklandırılır. (Ebû Dâvûd. El-Cenaiz 73. İbn-i Mace. (Çünkü sesleri fazla çıkmıyor. Tirmizi.Hz.) “Onları(kendi hallerine) bırak. imare 164.

faraza altı aylık bir tedaviden sonra ölürse şehit mi olmuş olmaktadır? Bu gibi iddialar. Gerek Tevrat’ta. Bu. Öyle ki. Allah yolunda savaşırlar. Bu tanımlamalara göre. şehitlik kavramını saptırmak için birçok hususları şehitlik olarak tanımlamışlardır. Kur’an’dan çok uzak iddialardır. Allah’ın şehitlik vadi kendi yolunda mallarıyla. canlarıyla savaşıp katlonunanlaradır. hasta hane de ölme olayını rivayetlerine eklememelerinin nedeni. hasta hane diye bir şeyin varlığından pek haberdar olmamalarından olsa gerektir. Müslüman olan bir kimsenin şehit olarak ölmemesi imkansız hale gelmiş olmaktadır. 9/111 Görüldüğü gibi. müminlerin mallarını ve canlarını cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. İşte bu. evinde veya gurbette ölmektedirler. herhangi bir hastalıktan ölene de şehit demişlerdir. gerek İncil’de. Zira insanlar ya bir kaza geçirerek veya hastalanarak. (gerçekten) büyük kurtuluştur. günah işlediği anda ölmesi de gerekmez. Allah yolunda savaşıp katl olunmanın mecburiyeti kalmamış olmaktadır. mealen: . Hatta gurbette ölmeye de şehitlik demişlerdir.Talha İbnu Ubeydullah radıyallahu anh anlatıyor: “Beli (kabilesinden) iki kişi Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına 166 . 220. Bu iddiada olanlara o zaman şunu sormak lazım. yolunda çarpışanlara cennet vereceğini vadetmiştir) Allah’tan daha çok ahdini yerine getiren kim olabilir? O halde O’nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Yoksa evinde ishalden ölenlere değildir. katlederler ve katledilirler. örneğin: alkol veya uyuşturucu alması nedeniyle veya zina edip zührevi hastalık kapan bir kimse bu hastalıktan öldüğünde.Allah. dolayısıyla Müslüman olarak ölen herkes şehittir iddiasındalar. Hal böyle olunca şehit olmak için. Allah’ın üzerine bir borçtur. Kur’an’da şehitlik konusunda şöyle denmektedir.Görüldüğü gibi. gerek Kur’an’da (Allah. İshalden ölen bir kimse için şehit dedikleri gibi.

a. Biri gayret yönüyle diğerinden fazlaydı. Cennetten biri çıktı ve o iki kişiden sonradan ölene (cennete girmesi için) izin verdi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Şu halde ikisinin arasında bulunan mesâfe gök ile yer arasındaki mesafeden fazladır!" buyurdular.17 S.geldiler. Biz de. Halk: “Ey Allah’ın Resûlü!" Bu zat (din için) çalışmada öbüründen daha gayretli idi ve şehit de oldu. alıntısı İbn-i Mace 3925. rüyayı ona anlattılar. bir gazveye iştirak etti ve şehit oldu. adam benim için geri geldi ve: “Sen dön. Ama cennete öbürü ondan evvel girdi" dediler. Rasûlullah (s.517 Akçağ 1993..) iki adam arasında kardeşlik kurmuştu. Bu. (K. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Berikisi ondan sonra bir yıl hayatta kalmadı mı?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Ve o ramazan idrak edip oruç tutmadı mı. bir müddet sonra yine çıktı.) (bize onun hakkında) “-Nasıl dua ettiniz?" diye sordu. Onun cenaze namazını kıldık. Sonra o da öldü. (Dinledikten sonra) Aleyhissalâtu vesselâm:" Burada şaşacak ne var?" buyurdular. Sabah olunca Talha bu rüyayı halka anlattı.) 221. demiştir ki: Rasûlullah (s. 167 . Sonra. İkisi beraber Müslüman olmuştu. bir yıl boyu şu şu kadar namaz kılmadı mı?" Halk yine: “Evet!" deyince.” Talha (devamla) der ki: “Ben rüyamda gördüm ki: “Ben cennetin kapısının yanındaydım. Herkes bu rüya(da şehit olan zâtın sonradan cennete girmesine) şaştı. Bir hafta ya da haftaya yakın bir zaman sonra da öbürü öldü. Halid es-Sülemi’den. Bunlardan biri (Allah yolunda) öldürüldü. Ubeyd b. 7173 C. şehit olana da (içeri girme) izni verdi. Öbürü. Bir de baktım ki yanımda o iki zat vardır.. Bu gayretli olanı.S.. ondan sonra bir yıl daha yaşadı. senin cennete girme vaktin henüz gelmedi!"dedi. “Evet!"dediler. Resûlullah’a kadar ulaştı.a. Aynı vazifeli zat.

Bâb 27 H. Nesâi cenaiz 77. yani cehennemlik olduğu manasındadır. (ilk ölenin) namaz(lar)ından sonra (ikinci ölenin kıldığı) namaz(lar). Allah yolunda cihad edenler.(ilk ölenin) oruç(lar)ından sonra (ikincinin tuttuğu) oruç(lar)ı . 9/38 Görüldüğü gibi.s.9 S.) Bu rivayetlerle. oruç tutması ve sevaplar işlemesi halinde.2524 C. İkisi arasında gök ve ile yerin arası kadar (fark) vardır. Kur’an’dan mealen: . daha fazla namaz kılması.-Ey Allah’ım! Onu bağışla ve kardeşi(nin derecesi)ne eriştir diye dua ettik. Söylediklerinin doğru olmadığıyla ilgili olarak. (Ebû Dâvûd. Şehit olmayan. .a. size ne oldu ki: “Allah yolunda topluca savaşa çıkın! Dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? Yoksa âhireti bırakıp ta dünya hayatına mı razı oldunuz? halbuki dünya hayatının geçimi. topluca savaşa çıkıldığında. yine.Ey iman edenler. Onunla şehit olan arasında gök ile yerin arası kadar derece farkı var dediler. etmeyenlerden üstündür.520. K.(ilk ölenin hayırlı) amel(ler)inden sonra (ikinci ölenin işlemiş olduğu hayırlı) amelleri nerede.). Topluca savaşa çıkılmaya ihtiyaç olmayan durumlar da. Cihad eden ve şehit olanlardan daha üstün olduğunu iddia ettiler. ahiretin yanında pek azdır. O kişinin dünya hayatına razı olduğu ve ahiret hayatını kayıp ettiği. El-Cihâd (15). (sakatlık v."buyurdu. Bunun üzerine Rasûlullah (s. Gibi mazereti olmadan) savaşa katılmamak demek. Allah yolunda cihad etmeyenlerin. Bu uydurma rivayetlerle Müslümanları Allah yolunda cihattan caydırmak istedikleri açıktır. kıldığı namaz veya tuttuğu oruçlar onu Allah’ın azabından kurtaramaz. bu amelleri dolayısıyla.521 Şamil 1988. Kur’an’dan mealen: 168 . diğer rivayet eden. şöyle ki. Böyle bir durumda.

cihâdın en Efdal ve en güzeli hacc-ı mebrûrdur. oturanlardan çok daha büyük ecirle üstün kılmıştır. Aişe der ki: “Bunu işittikten sonra haccı hiç bırakmadım. (Peygamber (s.10 S. Hz. Sonra şehirde kalmaktır”.Abdullah b.a.. K. (O kimse de).Müminlerden özürsüz olarak yerlerinde oturanlar ile. biz de cihâd etmeyelim mi?" Şu cevabı verdi: “Ancak. “-Öyleyse onların hizmetinde (bulunarak) cihâd et!" buyurdu.5 S. Hacc 4.) Bu iki rivayette de müminleri cihâd dan uzaklaştırmayı ve cihâdın kavram olarak manasını karıştırmayı amaçlamışlardır. 169 . Kur’an’a uygun olmayıp. (Ebû Dâvûd. Hac 4. mallarıyla canlarıyla Allah yolunda cihad edenler bir olmaz.113). hele şehirde oturmanın ne Hacla nede Cihâd’la bir ilgisi yoktur.)’de).el-Cihâd (15).8 Şamil 1990. mallarıyla canlarıyla cihad edenleri. Buhâri.. Amr’dan. Bâb 31 H.S.(5. Cihâd 1.a. Allah. asılları yoktur. Cezâu’s-Sayd 26.)’e gelerek.Hz. Peygamber (s. birr 5. Müslim.Evet diye cevap verdi (Bunan üzerine peygamber).. Edeb 3. cihâdı amellerin en faziletlisi görüyoruz.) 223. Tirmizi cihâd 2.Senin annen baban var mı?" diye sordu. derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır. demiştir ki: Bir adam . (Buhari. 4/95 Bu itibarla uydurdukları rivayetler. K. yoksa Hac ile Cihâd ayrı hususlardır. “. diğer rivayet edenler.2529 C. Nesâi. . Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü.278 Akçağ) (“Sonra şehirde kalmak" cümlesi Buhari’de yok. Gerçi Allah hepsine de güzellik va’detmiştir ama mücahitleri.Ey Allah’ın Resûlü ben cihada çıkabilir miyim? dedi. cihâd 138. dedim. 222-. 1163 C.

a. .)’in (orada bulunan) Sahâbelerinden birisi (o kadına hitaben).). 225. Bunun üzerine Rasûlullah (s. Peygamber de) “. K. yüzünü örttü diye suçlanan bir şehit anası ve Ehli kitab katletti diye...457 Şamil 1988..... Ehli kitapla savaşmak sevap yönünden iki misli daha fazladır. Peygamber (s.... demiştir ki: Ümmü Hallad diye anılan bir kadın (yüzü) peçeli olarak Peygamber (s. Şöyle ki: 224-. Müslümanların kendileriyle değil de..Bu rivayetleri uydurmalarının esas amaçlarından biri de Müslümanların.. ehli kitapla savaşmalarını teşvik için uydurdukları aşağıdaki rivayet kimlikleri açısından manidardır.)’e gelip şehit düşen oğlu(nun Allah yanındaki durumu)nu sordu. kendileri saldırıp savaşa sebebiyet verdiklerinde karşılarında zayıf bir Müslüman ordu olmasını istemelerindendir. “..Senin oğlun için iki şehit sevabı vardır" buyurdu. O da.a. .. Kadın. yoksa İslam dininde asla saldırganlık yoktur..9 H. (Hz... Sabit b...Çünkü onu kitab ehli öldürdü" cevabını verdi.) Evet. Bu onların barışçıl. (Ebû Dâvûd.Ya Rasûlullah bu niçindir? diye sordu. Bu tür iddialar İslam dininden uzak iddialardır..a.el-Cihâd (15).2488 S. Bâb 8 C. İbn Ömer’den demiştir ki: 170 . kendi putperest toplumlarına karşı savaşmalarını engellemek içindir. kendisine iki şehit sevabı verilen şehit iddiası. “-Oğlunu sormaya yüzün kapalı olarak mı geldin?" dedi. diye karşılık verdi. Müslümanların saldırgan olduğundan değildir. yani demek istiyorlar ki. Kays Şemmas’dan.Oğlumu kaybettiysem de utanma duygumu hiçbir zaman kaybetmeyeceğim..

(Ebû Umre’nin) babasından rivayet etmiştir ki: Biz dört kişi.2734 S.10 H. Kur’an’da ise şöyle denmiştir. Meğazi 38. Buhâri Cihad 51. 228-. (Yağmur kesilmesi) onların azabıydı diye cevap verdi. Müslim Cihad 57.489 Şamil 1988.. Bizden herkese bir hisse. Tevbe 39) âyeti sordum da.Rasûlullah (s. boğularak ölene iki şehit sevabı verilir şeklinde uydurdukları rivayetlerin aslı olmayıp. hakaret kastıyla uydurulmuşlardır. mealen: 171 . . Necde b..Onlardan yağmur kesildi. . (Ebû Dâvûd K.. Bâb 143 C.S.) Bu rivayette.el-Cihad (15).)’in yanına gelmiştik. (Ebû Dâvûd K. yanımızda bir(er) atla Rasûlullah (s. topluca (seferberlik) savaşa katılmak istemeyenlere cesaret vermek için 9 Tevbe 39 da yapılan tehdidi basit bir yağmur kesilmesi şeklinde göstermeyi amaçlamışlardır.) 226..2733 S.Ümmü Harâm (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Deniz tutması sebebiyle (gemide) kusan kimseye şehit sevabı verilir. her bir at için de iki hisse ayırdı. Bâb 143 C.a.(2493) ) Mücahidin atı.345 Şamil 1990. (malindeki.2506 S.347 Şamil 1990) 227. diğer rivayet edenler.. 1151 C. (K.el-Cihâd (15). “Eğer topluca (savaşa) çıkmazsanız (Allah) size (acı bir şekilde) azab eder.. Boğularak ölene de iki şehit sevabı vardır”.10 H.8. Bab 18 H. Tirmizi Siyer 6.. mücahit ten iki kat daha değerlidir ve deniz tutmasından kusana bir şehit sevabı.a.) mücahit ve atı için birisi kendisine ikisi de atına (olmak üzere ganimet mallarından) üç pay vermiştir." (Ebû Dâvûd K.5 S.260 Akçağ. Nüfey’den. demiştir ki: İbn Abbas’a şu. alıntısı Ebû Dâvûd Cihad 10.el-Cihad (15).

..14 Şamil 1990.) Facir yahut büyük günah işleyen kimselere itaat etmemek lazım olduğuna dair Kur’an’dan mealen: 172 . 9/39 Görüldüğü gibi. ahiretin yanında pek azdır. (Allah) size acı (bir şekilde) azab eder ve yerinize sizden başka bir topluluk getirir.. size ne oldu ki: “Allah yolunda topluca savaşa çıkın!"dendiği zaman yere çakılıp kaldınız? Yoksa âhireti bırakıp ta dünya hayatına mı razı oldunuz? Halbuki dünya hayatının geçimi. Bu konuda uydurdukları rivayet örnekleri: 229-. bunun meşru bir hareket olduğu hususunda kendilerine gerekçe uydurmak içindir... (Ebû Dâvûd K. demiştir ki: Rasûlullah (s..a. Rivayet ettiler ki: “Facir veya büyük günahlar işleyen her emirin komutasında cihad etmek mecburidir. O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeyi yapabilendir.10 H. topluca yapılan savaşa (mazeretsiz) katılmayanlara yapılan tehdit.a. Allah’ın hükmü uygulanamaz. Dünya ve Ahirette mahvolacakları şeklindedir.Eğer topluca (savaşa) çıkmazsanız..)’den. Böyle yapmalarının nedeni ise.” Bu tür rivayetlerinin İslam Dininde yeri olmayıp..Ey iman edenler.) şöyle buyurdu: “İyi olsun facir olsun her devlet reisi ile birlikte cihad üzerinize (düşen) kaçınılmaz bir görevdir. Ebû Hureyre (r. kul hükmü uygulanır.el-Cihâd (15).. Müslüman adı takınarak insanlara zulmen saldırdıklarında. Peygambere karşı iftirada bulunmuşlardır.. 9/38 . Bu itibarla yapmış oldukları rivayetin aslı yoktur.. Bâb 34 C.. Kuşatılan bir kale halkına isteseler bile. Bir kavme İslam Dinini tebliğ etmeden ansızın saldırmak caizdir.2533 S. .

Nefsini. iman edenleri ve salih amel işleyenleri. 18/28 Görüldüğü gibi. Facir ler hakkında ise Kur’an’da şöyle denmiştir. yahut hiçbir kafire itaat etme. Onlarsa “Facir" kimseye itaate çağırıyorlar. Allah’tan korkmayan kimselerdirler.Facirler de yakıcı ateş içindedirler..Onlar oradan (hiçbir yere kaçıp) kaybolacak değillerdir.Ceza günü oraya girerler. mealen: . sabah akşam rızasını isteyerek Rablarına yalvaranlarla bir tut .Her yaptığınızı bilirler.Şerefli katipler.Yoksa. 82/11 . 82/12 . Dünya hayatının süsüne kanarak gözlerini onlardan ayırma. 82/15 . yer yüzünde fesat çıkarırlar. Kur’an’dan mealen: . Kalbini bizi zikretmekten gâfil kıldığımız kendi nefsinin arzusuna uyan ve işi aşırılık olan kimseye itaat etme. 76/24 . Cehennemde ebedi kalacak olan büyük günah sahibi kimselerdirler. 82/16 Facirler. İslâm da günahkara itaat etmek yasaktır.Rabb’inin hükmüne kadar sabret ve onlardan hiçbir günahkara. 82/13 . Zira rivayetin Arapça aslında itaat edilmeye çağırdıkları kimseyi “Facir" olsa dahi diye belirtmişlerdir. yeryüzünde fesad çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yahut ta Allah’tan korkanları facirler gibi mi tutacağız? 38/28 Görüldüğü gibi.İyiler mutlaka nimet içindedirler. Bunlar öyle kimselerdir ki. “Facirler”. Zira o 173 . 82/14 . Allah’tan korkmayana ise itaat olmaz.

Ömer) rivâyet etti. Nûh peygamber. . haberi olup ta İslamı kabul etmemiş olan kimselere dahi.“Çünkü sen onları bırakırsan.) Bu rivayetleriyle İslam’dan haberi olmayan kimselere aniden saldırı yapılabileceğini iddia etmişlerdir. o da bana: “İslamın başlangıcında idi. “Kafirleri" denk tutmuştu.10 S. kafir (kimseler) doğururlar. İbn Avn dedi ki: Ben Nâfi’ye bir mektup yazarak. Bu hadisi bana (o sırada) kendiside o ordunun içinde olan. Haris’in kızı Cüveyriye’yi de o gün aldı. (Nitekim daha sonraki tarihlerde) Allah’ın peygamberi Müstakil oğullarına.. Savaşabilecek olanlarını öldürdü. 2/190 174 . ona harb den önce müşrikleri (İslama) davet etmeyi sordum. eğer kendileri savaş açmamışlarsa. 71/27 Bu itibarla uydurdukları rivayet Kur’an’a uygun olmayıp.Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın." 71/26 . fakat haksız yere saldırmayın. zürriyetlerini de esir aldı.2633 C. Müslim Cihad 1.kimse zalimlik yapar. Buhari Itk 13. buna göre bir mümin kimse bir facire itaat edemez. Abdullah (b. (Ebû Dâvûd.. Bâb 91 H. duasında “Facirlerle”. gafil bulundukları. yeryüzünde kafirlerden tek kişi bırakma. K. Kur’an’dan mealen: . diğer rivayet edenler. diye mektup yazdı.Nûh dedi ki: “Rabb’im. çünkü Allah haksız yere saldıranları sevmez. Zalime uymak zulme iştirak etmektir.158-159 Şamil 1990. yalnız facir. 230-.el-Cihâd (15). hayvanlarının suya götürüldüğü bir sırada baskın yaptı. halbuki değil İslam’dan haberi olmayana. haksızcasına Müslümanlar onlara savaş açamazlar. Kur’an’dan mealen: . kullarını saptırırlar.

muhacirler için (tanınmış) olan (haklar)ın onlar için de (tanınacağını) muhacirlerin üzerine (getirilmiş) 175 . barışa yanaşırlarsa. Kendileri de bu rivayetlerini yalanlayan bir rivayet uydurdular. Bu husustaki rivayetleri şöyledir: 231-. eğer icabet ederlerse (bunu) onlardan kabul et ve kendilerini (serbest) bırak. şöyle demiştir: Rasûlullah bir seriyenin yahut da bir ordunun başına bir kumandan gönderdiği zaman ona kendi nefsi hakkında Allah’tan korkmayı. (yine ona) yanında bulunan Müslümanlar hakkında hayrı tavsiye eder ve (şöyle) buyururdu: “Müşriklerden olan düşman(lar)ınla karşılaştığınız zaman. Müslümanlar haksız yere saldırıda bulunamazlar. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. . Kur’an öğretisine göre Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.Hatta.. onlara şu üç yoldan birine çağırınız. hatta barış taraftarı olmak zorundadırlar. kendi nefisleri üzerine kafir olduklarına şahitlik ettiler. Zira. Onları (önce) İslam’a çağır.Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sen de yanaş ve Allah’a dayan. Bunlardan hangisinde sana icabet ederlerse onu kabul et ve kendilerini bırak. çünkü O. Sonra onları ülkelerinden muhacirlerin ülkesine göçe davet et ve bunu yaptıkları takdirde. Fakat bu rivayetin sonunda. 8/61 Görüldüğü gibi hiçbir kavme. Allah’ın hükmü yerine kul hükmü uygulanması gerektiğini iddia ederek. Müslümanlar da barışa yanaşmak zorundadırlar. Müslümanlığı kabul etmemiş olanlar savaş istemeyip. Süleyman b. Büreyde babası (bireyde) den.. işitendir bilendir. Kur’an’dan mealen: .

122-123 Şamil. Örneğin yeni bir ülke İslam topraklarına katılırsa ve halkı Müslümanlığı kabul ederse niçin ve nereye göç ettirmek mümkün olur. Eğer (bunu) kabule yanaşmazlar da kendi yurtlarını tercih ederlerse. Göç veya başka bir ifadeyle hicret. Eğer buna yanaşırlarsa (bunu) onlardan kabul ve kendilerini (serbest) bırak."(Ebû Dâvûd. diğer rivayet edenler. Müslim. Hal böyle olunca müşrikleri üç yoldan birine çağırmak nasıl şart olur. Çünkü siz Allah’ın onlar hakkındaki hükmünün ne olduğunu bilemezsiniz. Eğer kabul etmezler artık Allah’tan yardım dileyip onlarla savaş. Tirmizi.2612 C.lu örnekteki rivayette üç şart vardır diye rivayette bulunmaları bir çelişkidir. bu da Kur’an’a uymamaktadır. Hüküm konusunda ki iddialarına gelince. k.) İslamın başlangıcında.olan (yükümlülükler)in onların hakkında da (geçerli) olduğunu kendilerine bildir. eğer bir kale halkını kuşattığında senden kendilerine. Bâb 82 H.10 S. 38. İslama ait bir toprak içerisinde hicretin manası nedir? Bir evvel ki rivayette tebliğsiz ani saldırıyı meşru kabul etmişlerdi. İbn Mâce. Allah’ın hükmünü uygulamanı isterlerse (bunu) onlara uygulama. bu rivayet Medine dönemi veya Medine döneminin Mekke’nin fethinden sonra ki dönemiyle ilgili olarak uyduruluştur. Yoksa sırf hicret için hicret değildir. Zira İslam’da hüküm yalnız ve yalnız Allah’a 176 . 231 no. Müslümanlarla birlikte cihad etmeleri dışında harac ve ganimetten hiçbir hisselerinin olamayacağını bildir. şartların zorlamasıyla İslamın yaşanmasına uygun olmayan yerden uygun yere veya İslam toplumu oluşturmak amaçlı bir olay için bir yerden uygun bir yere gitmektir.el-Cihad (15). kendilerine Allah’ın müminler üzerine cereyan eden hükmünün uygulanacağını. Cihad 3. Eğer İslâmı kabul etmezlerse onları cizye vermeye çağır. onlara Müslüman bedeviler gibi olacaklarını. Yalnız onlara kendi hükmünüzü uygulayınız. Sonra onlar hakkında dilediğiniz hükmü veriniz. peygamberin başında olmadığı bir ordu teşekkülü mümkün olmadığından. siyer 47.

CENNETLİKLER VE CEHENNEMLİKLER HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 232-.Gerçekten Tevrat’ı biz indirdik.. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Allah’ın hükmüyle değil. Ayetlerimi az bir fiyata satmayın (Ve bilin ki) kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse. Allah’tan başkası hüküm koyamaz. Allah’ın indirdiği şeylerin bir kısmından seni şaşırtmalarından sakın! Eğer dönerlerse bil ki Allah. İlkte de. Allah’tan başka kimse hüküm koyamaz ve Allah’ın indirdiği hükümlerle hükmetmek mecburidir. İslam dinine göre. Hüküm de O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz. Aksi ni yapanlar Kur’an’da kafirlerin ta kendileri olarak tanımlanmışlardır.. 28/70 . O halde insanlardan korkmayın.O. 5/49 .Aralarında Allah’ın indirdiğiyle hükmet.. kendisinden başka ilâh olmayan Allah’tır... benden korkun. işte onlar kafirlerin ta kendileridir. (Allah’a) teslim olmuş peygamberler... Tevrat’a Şahid tiler.. sonda da (dünyada da. Kur’an öğretisine göre hüküm ancak ve ancak Allah’a aittir. onların keyiflerine uyma ve onların... ahirette de) hamd O’na mahsustur. bilginler de Allah’ın kitabından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Ebû Zerr (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S): “Bana Rabb’ım tarafından gelen (Cibril) geldi de: 177 . Zaten insanların çoğu yoldan çıkmışlardır. bazı günahları yüzünden onları felakete uğratmak istiyor olmasındandır.aittir. onunla Yahudilere hüküm verirlerdi. Rablerine teslim olmuş. Hal böyle olunca. bundan dolayı kul hükmü uygulanır diye bir şey İslam da mümkün değildir. 5/44 Görüldüğü gibi. onda yol gösterme ve nûr vardır. kendi hükmünle hükmet diye rivayet uydurmak apaçık küfürdür.

Böylece Müslümanlaşın iyi veya kötü amel işlemiş olmalarının önemi yoktur demekle. (3857)) Bu tür rivayetlerle...4364 C.Ümmetimden her kim Allah’a hiçbir şeyi ortak tanımayarak ölürse.. Zaten onların ana metodu kavramları bozabilmek için bir konu hakkında çelişkili rivayetler uydurmaktır. . Kitabu’l-Cenâiz 2 C.242 Akçağ.S. alıntısı Tirmizi..12 S. (Buhâri.. iyi ve kötü amel kavramlarını belirsiz hale getirmek ve Müslümanları bu konuda şaşkın bir duruma sokmak için çaba harcamışlardır. Ben de: Allah’a hiçbir şeyi ortak kılmayarak ölen kimse cennete girer..3 S... bir kimsenin yalnız iman etmiş olmasından dolayı cennete gireceğini. o kimse cennete girer. dedim.3 S. (K.) 233-. kesinlikle cehenneme girmeyeceğini iddia etmişlerdir. Ben: .1174 Ötüken 1987.Hz.(Yâ Rasûlullah!) O adam zinâ ettiği ve hırsızlık yaptığı takdirde de (yine cennete girer) mi? dedim.1175 Ötüken 1987) 234. mealen: 178 .. Bunun yetinmeyerek bu rivayetlerine ters düşen başka rivayetler uydurmak suretiyle. Abdullah ibn Mes’ûd (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S): “Allah’a bir şeyi ortak sayarak ölen kimse cehenneme girer" buyurdu...“(Evet) zinâ ettiği ve hırsızlık yaptığı takdirde de" (Buhâri. insanları dini görevlerinden uzaklaştırmak isteyenlere karşı Allah.. Kur’an’da şöyle demektedir. Kitâbu’l-Cenâiz 1 C. Müslümanlar arasında fesadın yayılmasını amaçlamışlardır.. diye haber verdi -veyâ bununla beni müjdeledi-"buyurdu. Menâkıb. Allah’ın affıyla umutlandırmak suretiyle. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Beni gören veya beni göreni gören bir Müslüman’a ateş değmeyecektir.

Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. 4/48 ..De ki: “Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım." 39/54 179 .Allah. kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. istediklerimin günahını bağışlarım demiştir. Allah’ın va’di gerçektir. Şöyle ki. Sonra size yardım edilmez. Allah." 39/53 . .Ey insanlar! Rabb’inize karşı gelmekten sakının. Allah’ın. çok bağışlayan. ne evladın babası için bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. çok esirgeyendir.“Size azab gelip çatmadan Rabb’inize dönün. O’na teslim olun. Allah’ın va’di haktır. kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz. Allah’ın affına güvendirerek sizi aldatmasın. Allah bütün günahları bağışlar. Kur’an’dan mealen: . bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar. Çünkü O. şirk koşmayanlardan dilediğinin günahını bağışlayacağını va’d etmiştir. Bilin ki. bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur. 4/116 Görüldüğü gibi. şirk koşmayan herkesi ne kadar kötü amel işlemiş olursa olsun muhakkak affedecek demek şeytan aldatmasıdır.Ey insanlar. Allah’a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür. Ancak şirk işlemiş olanlar hariç olmak üzere. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve aldatıcı (şeytan).Allah. 35/5 Görüldüğü gibi. sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan). Ne babanın evladı. her şirk koşmamış olanı muhakkak bağışlayacağım diye verilmiş bir sözü yoktur. Allah her şirk koşmayanın değil de. 31/33 . Allah(ın affına güvendirmek sûreti) ile sizi aldatmasın.

" 39/56 Kim günaha batarsa. Kur’an’dan mealen: .355 Akçağ 180 .1682 C. buna rağmen şu rivayeti 235. (K. cennetten ümidini kesmezdi”. Yoksa. Şöyle ki.Ki nefisler demesin: “Allah’tan yana yaptığım eksikliklerden dolayı bana yazıklar olsun! Ben gerçekten (Kur’an ile) alay edenlerden idim. Kur’an’da gösterilen yolu boş verip günahlara dalarak." 39/55 Evet. Allah indindeki ukûbeti bilseydi. görüldüğü gibi. o mahv olmuştur. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah ((aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Mü’min.6 S. ateş (cehennem) halkıdır. mealen: . Cehennemde ebedi kalacaktır. Allah’ın af vadine muhatap olan zümreden olmak için. orada ebedi kalacaklardır. Allah’ın rahmetini ummak boş bir hayaldir.İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennet halkıdır. kendisi kaybeder. yukarıda mealleri yazılı ayetlerin devamında. onlarda Cennette ebedi kalacaklardır. Şöyle ki.Evet kim bir günah kazanır da suçu kendisini kuşatmış olursa işte onlar.. 2/82 Kur’an’da hal uydurdular: böyleyken. Allah’a dönülüp teslim olunacak. size azab gelmezden önce Rabb’inizden size indirilenin en güzeline (Kur’an’a) uyun. Bunun içinde Kur’an’a uymak şarttır.Hz. 2/81 . Eğer kafir Allah’ın rahmetini bilse idi.S. Böyle bir iddiada bulunan ancak Kur’an ile alay etmiş olur ki. cennetten ümidini keserdi. Yani kişi yaşantısını Kur’an’a göre düzenleyecektir. orada ebedi kalacaklardır.“Ansızın ve hiç farkına varmadığınız bir sırada. Kurtulanlar ise inanıp yararlı iş işleyenlerdir.

.(4091).Bize Ebû Avâne.1989.. O’na uyun ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin.24 Akçağ 1992 alıntısı. Kur’an’a da uymazlar. Zira. (2755). kadınlara: . Müminleri Allah’ın rahmetini ummaktan dışladılar. Bunun üzerine kadınlardan biri: 181 .. 5219 C. 6/155 İslam Dinine göre kafirler. Tirmizi Da’avât 108.S. Bu ise Kur’an’a uymayan bir iddiadır.. Kur’an’dan mealen: . o da Ebû Sâlih Zekvân’dan. 29/23 236.15 S. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse de cennete girmez.Bir diğer rivayette: “Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan bir kimse cehenneme girmez. Resûlullah. Rahmet edilecek olanlar konusunda Kur’an’dan mealen: . Abdurrahmân İbnu’z-Esbahâni’den..İşte bu (Kur’an) bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır. Bu itibarla Allah’ın rahmetini ummaya hakları yoktur..“İçinizden hiçbir kadın yoktur ki. o da Ebû Said (R)’den şöyle tahdis etti.. (1999)) 237-. Ebû Dâvûd Edep 29.. Müslim iman 147...Allah’ın ayetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr edenle -İşte onlar. Allah’tan korkmadıkları gibi.. alıntısı Müslim Tevbe 23." (K. ümit kesmemek bir ihtimal varsa mümkündür.. (3536)) Böylece. çocuklarından üç tânesini âhirete kendisinden önce yollasın da bunlar cehenneme karşı onun için bir perde olmasın!"buyurdu. Tirmizi Birr 61.. İhtimal olması halinde kafirlerinde cennete gire bilmesi mümkün demektir. kafirlerin ise cennete girebileceğini imâ ettiler.

13 S.Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim namazı kılar. Ebû Said: Kadın “İki tâne" sözünü iki defa tekrar etti. Sonra Rasûlullah üç kere tekrar ederek: . iki tâne de.. orası ne kötü bir gidiş(yeri)dir. Cihâd 18. 238. (Buhari. namaz kılma ve zekat verme ile şirk koşmamayı şart saydılar. Bunlar: “Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler.243 Akçağ 1992 alıntısı. (K.20)) Bu rivayette.. Yalnız bu rivayette içerik olarak asıl amaçları hicret etmeyi önemsiz göstermektir. kafir olsun herkesin cennete gireceğini çokça iddia ve insanlara umut verdiler. ona mağfiret etmek Allah üzerine bir hak olur. iki tâne de öyledir" buyurdu. Müslüman olsun... Bu tür rivayetlerini dikkate almadan da şu rivayetlerde bulundular.Yâ Rasûlullah! İki tânesi de öylemi? Dedi..“İki tâne de.16 S. mealen: .. Nesâi.Kendilerine yazık eden kimselere melekler.7194 Ötüken 1989) Bu tür rivayetlerle.. Kur’an’da gerektiğinde gücü yetip te hicret etmeyenler hakkında şöyle denmiştir. dedi. Hicret etse veya doğduğu yerde ölse de!".4662 C..S. Kitâbu’l-İ’tisam bi’l-Kitâbi ve’s-Sünneti 41 C. İşte onların barınağı cehennemdir. 4/97 182 . canlarını alırken: “Ne işde idiniz" dediler.. hal bu ki. genelleme dışına çıkarak. (6. zekatı verir ve Allah’a hiçbir şeyi şirk koşmadan ölürse. Melekler de: “Allah’ın yeri geniş değilmiydi? Hicret etseydiniz ya!"dediler..

(2217)) 183 . İbnu Âmir’e: “Otur.10 S. Zekat 69. kadınlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler.Ebu Miczel rahimehullah anlatıyor: “Hz. Muâviye radıyallahu anh. Zühd 11.16 S. Tirmizi. İslam da.Nesâi’nin bir rivayetinde Resûlullah şöyle buyurmuştur: “Üç kişi vardır. İbnu Âmir ayağa kalktı. (2756)) 239. Edeb 13. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam ölmüştü. iddia ettikleri gibi keyfe bağlı bir olay değildir.116 Akçağ 1990. 238/A .. alıntıları Ebû Dâvûd. alıntısı Nesâi. İbnu’zZübeyr oturdu (kalkmadı). diğer biri. 5912 C.S. Edeb 165. hiçbir yol bulamayanlar müstesnadır. zira Resulullah (aleyhissalâtu vesselam)’ın: “İnsanların kendisi için ayağa kalkmalarından hoşlanan kimse ateşteki yerini hazırlasın" buyurduğunu işittim" dedi. cennete girmeyecektir: Anne babasının hukukuna riayet etmeyen kimse. İbnu’z-Zübeyr ve İbnu Amir (radıyallahu anhüm)’in yanlarına geldi. verdiğini başa kakan kimse.S. içki düşkünü olan kimse. Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın işiteceği şekilde onun için şöyle söyledi: “Cennet mübarek olsun! "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sordu: “Nereden biliyorsun? Belki de o mâlâyâni (lüzumsuz. hicretin şartları oluştuğunda. 5876 C.81)) 240. (5. 4/98 Demek ki. hicret etmek.S." (K.348 Akçağ 1993. (5229).377 Akçağ.Erkekler.16 S. alıntısı Tirmizi. gücü olup ta aksine davrananların barınağı cehennemdir.Hz. Muâviye radıyallahu anh. 3320 C. boş) konuştu veya kendisini zengin kılmayacak bir miktarda cimrilik etti!" (K. Hz."(K.

Buhari’de ikinci kısım mevcuttur Edep 60. alıntısı Müslim. mealen: .241. Mücâhir olan hariç. yeter ki kullar görmesin manasındadır.Ebû Dâvûd’da Hârise radıyallahu anhtan gelen bir rivayette.” Müslim’in rivayetinde “nenmâm cennete girmeyecektir" şeklinde gelmiştir.S. Huzeyfe radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kattat (söz taşıyan) cennete girmeyecektir.(2027)) 243.S.(Kötü fiillerini) insanlardan gizliyorlar da Allah’tan gizlemiyorlar. Ebû Dâvûd.12 S. Tirmizi.Kendilerine hâinlik edenleri savunma. Müslim.Hz. hal bu ki. İman 169. daima hainlik yapıp günah işleyen kimseleri sevmez! 4/107 .Hz." (K.12 S. Buhari.S. alıntısı Ebû Dâvûd. zira Allah. insanlardan gizlenip Allah’tan utanmayanlar hakkında Kur’an’da şöyle denmiştir.(4771). Edeb 8. bütün ümmetim affa mazhar olmuştur. alıntıları. Oysa geceleyin O’nun istemediği şeyi 184 ." (K.458 Akçağ 1992. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur: “Cennete ne zengin cimri. ne de kaba merhametsiz girer. 4328 C. Edeb 38. (4801)) 242.128 Akçağ. Zühd 52(2290). birr 79. Edeb 50. Ebu Hüreyre (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ne fâsık ne de mücâhir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz.126 Akçağ.) Günahı gizli işlemek şartıyla ne yapılırsa yapılsın affedilmiştir diyorlar. 5142 C. 4327 C. Câbir ve Hz.14 S. (K.(105). Bu da Allah’ın görmesi mühim değildir.

Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “İçki müptelası cennete giremez.(5113)) 245.kurarlarken O." (K. Müslim İman 114." (K. ya kıyamet günü onları Allah’a karşı kim savunacak. Megâzi 56. alıntısı İbn-i Maca 3376. Kesinlikle Cehenneme girmeyeceğini. 5886 C.) 246. hatta kafirlerin dahi Cennete girmeyi umabileceğini iddia etmişlerdi.17 S. 244. onların yaptıkları her şeyi kuşatmıştır (Hiçbir şeyi O’ndan gizleyemezler).358 Akçağ. Ebû Dâvûd.S.Haydi siz dünya hayatında onları savundunuz (diyelim). 4/108 . cennet ona haramdır. Kur’an gerçeklerini anlatma kaygıları olmadığı 185 .15 S.S. (1942)) Görüldüğü gibi bu konuda örneğini vermiş olduğum ilk hadis örneklerinde." (K. Edeb 119.Ebu Osmân en-Nehdi anlatıyor: “Sa’d İbnu Ebi Vakkâs radıyallahu anh’ı dinledim.(63). Allah. onlarla berâberdir. Ferâiz 29.432 Akçağ 1993. 5323 C. 7004 C. alıntısı Tirmizi Birr 27. alıntıları Buhari. hiç Cennete girmeyeceklerini rivayet etmeleri açık bir çelişkidir.122 Akçağ. sonraki örneklerde ise Müslüman olup ta günah işleyen kimselerin Cehenneme gireceklerini hatta.16 S. Müslüman olan herkesin muhakkak Cennete gireceğini. ya da kim onlara vekil olacak? 4/109 Demek ki bu rivayetleri de Kur’an’a uymayan boş iddiadır.Ebu Bekr es-Sıddık radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mü’mine zarar veren veya hile yapan melûndur.S. Demiştir ki: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “İslâm’da bir kimse asıl babası varken bir başkasının babası olduğunu söylerse ve bu iddiasını da o kimsenin babası olmadığını bilerek yaparsa. Buna rağmen.

hatta doğar doğmaz veya daha anne karnındayken ölebilmektedir. gerçeklere göre değil de.İbnu Mes’ûd (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Çocukları diri olarak toprağa gömen de gömülende ateştedir. alıntısı Ebû Dâvûd. ölen küçük çocukların İslam dinine göre durumu nedir? İslam dinine göre daha sorumluluk yaşına gelmeden ölen.57 Akçağ. bebekken.için. İnsan uzun yıllar yaşadığı gibi. Çocuk(ken ölen) cennetliktir. takdim ettikleri şerbetin İslami ölçülere göre zehirli olup olmaması onların umurunda bile değildir. diri diri gömülen çocuk cennetliktir. daha öncede dikkat çektiğim gibi. şehit cennetliktir. havaya ve ortama göre işlerine gelen rivayeti halka söyleme ortamı kendilerine sağlarlar. alıntısı Ebû Dâvûd. Sünnet 18. Şimdi akla şöyle bir soru gelebilir." (K. Müslüman veya Kafir çocuğu ayırımı var mı? İnsanların dünya hayatında ki yaşam süreleri bir birinden farklı olduğu gibi. (2521)) Bu iki rivayet çelişkilidir. öbüründe ise Cehennemlik olarak belirtilmiştir.S. nabza göre şerbet vermeye çalışırlar. diri olarak gömülen çocuk birinde Cennetlikken.(4717)) 248.S. yetişkin bir insanın davranış kabiliyetleri bir birlerinden farklıdır. Hani nasıl derler. o da şu cevabı vermiştir: “Peygamber cennetliktir. “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a: “Ey Allah’ın Resûlü. gelişme açısından davranış kabiliyetleri de genelde bu yaşam süreleriyle ilgilidir. 858 C. Bu konudaki rivayetlerine başka açıdan örnekler verecek olursam. Örneğin yeni doğmuş bir bebekle. Cihâd 27. şöyle ki: 247.373 Akçağ.Ebû Dâvud’un bir diğer rivayetinde geldiğine göre.4 S. 1024 C. Ve İslam dininde her nefsin sorumluluğu 186 . bu gibi çelişkili rivayetler uydurarak.5 S. kim cennete girecektir?"diye sorulmuş. (K.

39/72 . cehennemin kapıları açıldı. Oraya geldikleri zaman. (Orada) onlara ne (ölümle) hükmedilir ki. geldi dediler. ve onlar haksızlığa uğratılmazlar. “Öğüt alacak olanın. Kibirlenenlerin yeri ne kötüymüş!" denildi." 35/37 İnkar edenler. Rabb’inizin ayetlerini size okuyan ve sizi bu gününüzle karşılaşacağınız hakkında uyaran elçiler gelmedi mi?"“Evet. öğüt alacağı kadar bir süre yaşatmadık mı sizi? Size uyarıcı da geldi (fakat inanmadınız). 20/74 Cehennem halkı öyle kimselerdir ki. 23/62 İslam dinine göre bir insanın sorumlu olması için. Allah tekrar onları dünyaya gönderip. 35/36 . bölük bölük cehenneme sürüldüler.sahip olduğu güce göredir. ama kafirlere azap sözü hak oldu. Öyle ise tadın (azâbı). ölsünler ve ne de onlardan cehennem azâbı biraz hafifletilir. Allah hiçbir nefse yüklenemeyeceği yükü yüklemez.İnkar edenlere gelince de cehennem ateşi vardır.“O halde içinde ebedi kalmak üzere cehennemin kapılarından girin." 39/71 . Bu konuda Kur’an’dan mealen: -Biz. hiçbir nefse gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz. İman edip iyi ameller işlemelerine fırsat 187 .Kim Rabb’ine suçlu olarak gelirse onun için cehennem vardır. zalimlerin yardımcısı yoktur.Onlar orada: “Rabb’imiz bizi çıkar (önce) yaptığımızdan başkasını yapalım" diye feryâd ederler. cehennemin bekçileri onlara şöyle dedi: “Kendi aranızdan. orada ne ölür ne de yaşar. Kur’an’dan mealen: . İşte Biz. Nezrimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır. nankör kafirleri böyle cezalandırırız. İlâhi mesaja muhatap olmuş ve İlâhi mesajdan öğüt alabilecek bir ömür müddetine sahip olması gerekir.

verse. peygamberler geldikten sonra insanların. Bunun böyle olmasının nedeni. çünkü onlar yalancılardır. kim de saparsa kendi aleyhine sapar. Allah’a karşı bahaneleri kalmasın. başkasının günah yükünü taşımaz (herkes kendi günahını çeker). Biz. daha önce gizlemekte oldukları.Hayır. Kur’an’dan mealen: . Ve Allah. Allah üstündür. 188 . hikmet sahibidir. dini sorumluluk yüklenmemiş çocuklar. Müslüman çocuğu olsun veya olmasın cehenneme girmeyeceklerdir. ateşin başında durdurulmuş iken: “Ah ne olurdu keşke biz (dünyâya) geri çevrilseydik de Rabb’imizin ayetlerini yalanlamasaydık. elçi göndermedikçe azab edecek değiliz. Allah tarafından bir elçinin getirdiği vahye muhatap olması. Hiçbir günahkar. Geri gönderilselerdi yine men’ olundukları şeyi yapmağa dönerlerdi. 6/28 . Musa ile konuştu. onlara göründü. insanların Allah’a karşı bir bahânelerinin olmaması içindir.Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Zira onlar yalancıdırlar. Kur’an’dan mealen: .Daha önce sana anlattığımız elçilere ve sana anlatmadığımız elçilere de (vahyetmiştik). iman edenlerden olsaydık!"dediklerini bir görsen! 6/27 .Onların. bu vahyi normalde öğrenebilecek durumda olması ve öğüt alması. bir insanın sorumlu olması için. 4/165 Görüldüğü gibi. İman etmeyip tekrar eski yaptıklarına döneceklerdir.(Bunları) Müjdeleyici ve uyarıcı olarak (gönderdik) ki. 4/164 . 17/15 Görüldüğü gibi. dolayısıyla düşünebilmesi için yeterli bir ömür müddetine sahip olması gerekir.

Cehennemde olmadıklarına göre cennette olabilirler mi. Orada onlar için diledikleri her şey var. 16/30 .(Allah’ın azâbından) korunanlara da: “Rabb’iniz ne indirdi?"dendi. onları (Ağaçları) altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. İşte (günahlardan) arınanların mükâfatı budur! 20/76 .Kim de O’na (Allah’a) iyi işler yapmış bir mü. cennet ehlinin vasıfları olarak. İşte Allah. Orada sürekli olarak kalırlar. 20/75 . işte onlar içinde yüksek dereceler vardır. Bunun içinde yeterli yaşam süresi içinde.Adn cennetleri(ne). o açıdan diğer dini yönden mükellef olmamış çocukları dikkate alalım. “Hayır (indirdi) dediler. iman etme ile birlikte salih amel işleme ve dolayısıyla takva gösterilmiştir. daha anne karnındayken veya doğar doğmaz ölen bir çocuğun durumunu ele alarak.Altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri.İman edenler ve iyi iş işleyenler ise. takva sahiplerini böyle mükâfatlandırır. 16/31 Yukarıdaki ayet meallerinde görüldüğü gibi ve Kur’an’daki daha bir çok ayette. İlâhi vahyi kabul ve ona uygun davranıp imtihanı kazanmak gerekir. Onları koyu gölgeliklere sokacağız. (onlar için) âhiret yurdu ise daha hayırlıdır. Onlar için orada tertemiz eşler vardır. Şimdi çocukların durumunu incelerken. altlarından ırmaklar akan o cennetlere girerler. 4/57 . Böyle bir kimsenin yukarıda bahsi geçen cennet ehline ait vasıflara sahip olamayacağı açıktır.min olarak gelirse. Dünyâda güzel iş yapanlara güzellik vardır. Takvâ sahiplerinin yurdu ne güzeldir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: 189 . Kur’an’dan mealen: .

Cennetle mükafatlandırılanlardan veya cehennemle cezalandırılanlardan değillerse. 76/15 190 . 56/17 . üzerlerine yaklaşmış devşirmeleri (meyvaları) da aşağı eğdirildikçe eğdirilmiştir.Ve sorulduğu zaman o diri diri toprağa gömülen kıza: 81/8 . 76/14 . Zira tercih bilmeyi gerektirir. aynı zamanda bu çocukların günahsız olduğunu belirtmektedir. Bu durumda ölenlerin kafir veya Müslüman çocukları olmaları arasında fark yoktur.Kaynağından doldurulmuş testiler. Bu durumda. Dolayısıyla kafir çocukları olmalarına rağmen günahları yoktur.Cennetin gölgeleri.Yanlarında gümüşten kaplar. 16/78 Bu durumda ölenlerin kendi tercihleri olarak işlenmiş iyi veya kötü amelleri yoktur. bunlarsa bir şey bilmemektedirler. size işitme (duyusu) gözler ve gönüller verdi ki şükredesiniz. o zaman bahsi geçen çocuklar veya onların konumunda olanlar nerededirler? Bu konuda Kur’an’dan mealen: .. 56/18 .Çevrelerinde. billûr kupalar dolaştırılır. ebedi yaşama erdirilmiş çocuklar dolaşırlar.Allah sizi annelerinizin karnından çıkardı(ğı zaman) hiçbir şey bilmiyordunuz. 81/9 Onları diri diri toprağa gömenleri eleştiri mahiyetinde ki bu ayetler. Dolayısıyla günahları da yoktur. Kur’an’dan mealen: . ibrikler ve kadehleri onlara sunarlar.“Hangi günah(ı) yüzünden öldürüldü?" diye. Dini sorumluluk yaşına gelmemiş veya dini teklif altına girmemiş akıl özürlülerin durumu da bunlar gibidir.

onları görsen. ayrıca “ebedileşmiş" olmalarının belirtilmesi de. özürlü olmadıkları yaşam sürelerinde ki amelleriyle yükümlüdürler.Çevrelerinde de ebedileşmiş çocuklar dolaşır ki. Onlar. din teklifine muhatap olmadan ölen çocuklardır. bir nimet ve büyük bir mülk görürsün. Böylece de cennet ehli çocuksuz kalmamış olmaktadırlar. Ancak yaşamlarının ancak belirli bir süresinde akıl özürlü olanlar. 76/16 . Ahrette de cennetin güzel süslerindendirler. Bundan dolayı cennetteki konumları dünyadaki yaşamlarına uygundur. onların önceden ölümlü oldukları ve ölümü tattıklarını belirtir. 76/20 Cennet ehline hizmet eden bu çocuklar Kur’an’da tanımlanırken “Vilden" yani doğumla çoğalmış olarak belirtilmişlerdir. İslam inancına göre ölenler yaşları ne olursa olsun ikinci bir sefer tekrar imtihan için dünyaya dönmezler. Durum böyle olunca. 76/18 .(Bu).Gümüşten kadehler ki onları türlü ölçü ve biçimlere koymuşlardır. Dini teklif altına girmek suretiyle sorumluluk almamış olan bu kimselerin günahkarlıkları olmadığı gibi. Ebedileşmiş olmaları sonradan kazandıkları bir vasıftır. 191 . Allah onların bu durumlarını saçılmış inci benzetmesiyle bize bildirmiştir. Ayrıca. küfür ve günaha bulaşmamış bu masum çocuklar da onlar gibidir. 76/19 . yetişkinlik yaşına kadar yaşam sürmelerine rağmen akıl özürlü olup dini teklif altına girmeyenleri de bu çocuklar konumunda düşünmemiz mümkündür. yetişkin insanların bilerek işledikleri amelleri gibi iyi amelleri de yoktur. orada bir çeşmedir ki adına sel sebil denir.Nereye baksan. cennet ehline hizmet eden bu çocuklar. kendilerini saçılmış inci sanırsın.. bence anlaşılan odur ki. Dünya yaşamında çiçek neyse.

bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Daha önce Kur’an’dan örnek vererek uyku ve ölüm bağıntısından bahsetmiştim. 2/28 Görüldüğü gibi Kur’an’da iki ölüm ve iki diriliş bildirilmiştir. İkinci ölüm dünya hayatından ayrıldığımızda bildiğimiz ölüm halidir. Ruhla beden canlılığı da aynı şey değildir. Bundan dolayı konunun anlaşılması açısından bedenin canlılığını ve Ruh’un varlığını karıştırmamak lazımdır. sonra O’na döndürüleceksiniz. Örneğin aniden kopan bir el veya ayak kısa bir müddet te olsa hareket edebilir bu onun bir parça canlılık taşıdığını gösterir. İlk ölüm dayaya gelmeden önce.Dediler ki: “Rabb’imiz. buna rağmen koptuğu bedenin benliğinde bir noksanlık meydana gelmez. Birinci diriliş dünyaya geldiğimiz haldir. Şimdi (şu ateşten) çıkmak için (bize) bir yol var mı (acaba)?" 40/11 . Şimdi akla şöyle bir soru gelebilir. yine öldürecek. Ruh’un dünyaya gelmeden önceki bedensiz halidir. o sizi diriltti. zira insan uykudayken kıpırdar. yine diriltecek. bedenden ayrılmasıdır. Tenasüh veya Reankarrnasyon inancı Kur’an’a göre geçersizdir. İkinci diriliş. madem ki İslam dini açısından dünya imtihanı bir seferle sınırlıdır. Kur’an’dan mealen: . ikinci bir diriliş haliyle imtihan için tekrar dünyaya dönülüp dirilme yoktur.Ölenlerin ikinci defa dünyaya imtihan edilmek üzere dönmeyecekleriyle ilgili olarak.Allah’ı nasıl inkâr edersiniz ki. Ahrette dirildiğimiz haldir. Bundan dolayı Ruh’la canlılığın ayrı şeyler olduğu görülebilir. Uyku ve Ölüm Ruh’un yok olması değil. Kur’an’a göre. o zaman 192 . Günahımızı itirâf ettik. Bundan dolayı. sizin kendi kendinize kızmanızdan daha büyüktür. fakat bedende Ruh mevcut değildir. Ölmüş halde de tırnaklar ve saç uzar. siz ölüler idiniz. Zira siz imana çağrıldınız da inkâr ederdiniz!" 40/10 .İnkar edenlere de bağrılır: “Allah’ın (size) kızması.

yalanlayanların sonu nasıl olmuştur! 16/36 Peygamberimiz ise alemlere rahmet olarak gönderilmiştir.Her ümmetin bir peygamberi vardır. Kur’an’dan mealen: 193 . bazı insanlar dünyanın ücra veya bazı yerlerinde dini tebliğden uzak ve habersiz olarak yaşam sürüp ölmekte midirler? Kur’an’ı esas alarak konuya bakacak olursak. 10/47 . Kur’an’dan mealen: . “Allah’a kulluk edin ve Tâğût’tan sakının" diye (emretmeleri için) her ümmete peygamber gönderdik. Yoksa. gelmesiyle birlikte bütün alemlerin peygamberi olduğudur. her ümmete muhakkak bir uyarıcının (Nezir. onlardan bir kısmını doğru yola iletti.bunun manası. Her ümmet içinde mutlaka bir uyarıcı bulunmuştur. uygun değilse İslam dini açısından geçerliliği olmadığından red edilmesi gerekir. Peygamberleri geldiği zaman. bundan dolayı bütün alemler Kur’an’a uymakla yükümlüdür. kendisine ulaşmanın tek yolu getirdiği Kur’an’a uymaktır. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler. uygun olduğu görüldükten sonra kabul edilmesi gereklidir.yetişkin olarak yaşam süren akıl özürsüz her insan dini tebliğ almakta veya alabilecek durumda mıdır. başka bir ifadeyle peygamber) gönderildiğini görürüz. Yeryüzünde gezin de görün. İslam dinini anlaşılmasında tek kaynak ve tek ölçü Kur’an’dır. onların dışında olan bizler böyle bir vasfımız olmadığından söylediğimiz bütün dini sözlerin Kur’an ölçüsüne göre denetlenerek. Peygamberimizden sonra peygamber gelmeyeceğinden. Peygamberler din tebliğinde.Andolsun ki biz. Allah. yanlış tebliğden masum idiler.Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. 35/24 . aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.

doğru yolu arzu etmesi gerekir. buna iman 194 . Allah’ın tek İlâh olarak Rabb’i olduğu gerçeğinin üzerini örtmeyip. dünyanın neresinde olduğu veya hangi devirde yaşadığı mani teşkil etmez. Allah da onun kalbine hidayet verir. Allah’ın izni olmadıkça isabet etmez. 39/18 . 21/107 Peygamberin getirmiş olduğu tebliğden istifade edip. Bunun için insanın. 64/11 Bir insanın hidayet bulması için. hidayet bulmak için.O’dur ki size âyetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. Allah. Müjdele kullarımı: 39/17 . Allah dilediğini kendisine seçer ve kendisine yöneleni de doğru yola iletir. Musa’ya ve İsa’ya tavsiye ettiğimizi Allah size din kıldı.Kafir olanlar diyorlar ki: Ona Rabbi’nden bir âyet (mucize) indirilmeli değil miydi? De ki: Kuşkusuz Allah dilediğini saptırır. Fakat kendilerini çağırdığın bu(din). Allah’a ortak koşanlara ağır geldi. 42/13 . Kendisine yönelenleri hidayete erdirir.(Ey Muhammed). 13/27 .Tâgût’a ibadet etmekten kaçınan ve Allah’a yönelenlere müjde var. kendisine iman edenin kalbine hidayet verir. Kur’an’dan mealen: . Allah’a yönelmesi. 40/13 . Allah. insan fıtrat yani yaratılış olarak muvahhid tir. İşte onlar Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar aklıselim sâhipleridir. Daha öncede Kur’an’a dayalı olarak belirttiğim gibi. Ancak (Allah’a) yönelen öğüt alır. İbrahim’e. her şeyi hakkıyla bilendir.. biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar.“Dini ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye Nuh’a tavsiye ettiğini sana vahyettiğimizi. Kim Allah’a iman ederse.Hiçbir musibet.Onlar ki.

dünyaya nereden geldiğini. muhakkak sapıklığa düşmüş topluluktan olacağım" demişti.Güneşi doğarken görünce: “Budur Rabb’im. 30/30 Bu konuyla ilgili olarak İbrahim peygamberi örnek gösterecek olursak.eden kimse. 6/77 . dünyada bulunmasının amacını ve öldükten sonra nereye gideceğini merak ederek öğrenmeyi araştırdığında. bu daha büyük" dedi. Yıldız batınca: “Batanları sevmem”. ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Kur’an’dan mealen: .İbrahim." 6/78 195 . doğrulardan hoşlanıp benimseme isteğinde bulunması halinde. Kur’an’dan mealen: .Ay’ı doğarken görünce: “Budur Rabb’im" dedi. Allah’ın yaratmasına (fıtratına) ki. dedi. kesin inananlardan olsun. 6/75 .Sen yüzünü. Allah’ın yaratması değiştirilemez. Allah onun kalbine hidayet ederek. babası Âzer’e demişti ki: “Sen putları ilâhlar mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum. Vahiyden istifade etmesinin yollarını açar. Fakat insanların çoğu bilmezler. kendisini kimin yarattığını. İşte doğru din budur. 6/76 ." 6/74 . Allah’ı birleyici (hanif) olarak doğruca dine çevir.Böylece biz İbrahim’e göklerin ve yerin melekûtunu (iç yüzünü) gösteriyorduk ki. Allah insanları bu fıtrat üzerine yaratmıştır. İnsanın fıtrat en hanif yani Allah’ı bir tek İlâh olarak kabul etmeye uygun yaratıldığı hususunda. O da batınca “Rabb’im beni doğru yola iletmezse. “Budur Rabb’im" dedi.Üzerine gece basınca (İbrahim) bir yıldız gördü. (O da) batınca dedi ki: “Ey kavmim. Rabb’inin kim olduğunu ve hayat gerçeğinin manasını amel olarak öğrenme olayına giriştiğinde. örneğin. Allah’ın hidayet vermesiyle kalbinde hidayet bulur.

bu gerçeklerin üzerini örten kimselerdir. Allah’ı bir tanıyan (hanif) dinine tabi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? Allah İbrahim’i (kendine) dost edinmişti. göklerde ve yerde yarattığı şeylerde (Allah’ın azabından) korunan bir topluluk için nice deliller (ayetler) vardır.Kendi nefislerinde hiç düşünmediler mi ki Allah. Kur’an’dan mealen: .Bize kavuşmayı ummayan. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .Gece ve gündüzün değişmesinden ve Allah’ın. 30/8 Yeryüzünde haksız yere büyüklenenleri ayetlerimden uzaklaştıracağım. ateştir! 10/8 . 10/7 . Bu onların ayetlerimizi 196 . Allah ona peygamberlik verdi ve onu dost edindi. bunlar hidayeti istemeyip hidayete götüren gerçeklere gözünü kapatıp.. onu yol edinirler. 6/79 Böylece hidayet buldu. dünya hayatına razı olup onunla yetinenler ve ayetlerimizden de gâfil olanlar.İşlerinde doğru olarak kendini Allah’a teslim eden ve İbrahim’in. ama azgınlık yolunu görseler. Onlar her ayeti görseler de ona inanmazlar. yeri ve aralarındakileri ancak hak ile ve belli bir süre ile yaratmıştır. onu yol edinmezler. 10/6 . âhiretten ise onlar tamâmen gafildirler. 4/125 Hidayet bulmayanların durumuna gelince. 30/7 . Rab’lerine kavuşmayı inkâr etmektedirler. Doğru yolu görseler. yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan Allah’a çevirdim ve ben müşriklerden değilim.Ben hanif olarak.Dünya hayatından sâdece (görünen) dış yüzünü bilirler.İşte kazandıkları işlerden dolayı onların varacakları yer. gökleri. İnsanlardan çoğu.

O zaman bu dünya hayatının 197 . hidayet bulmamalarının nedeni bilgi kaynaklarının noksanlığından değil de. Bunlar öyle kimselerdir ki. ayetleri boş verirler. biz bunu duyularımızla ve gözlem araçlarımızla görememekteyiz. ayın ve yıldızların yaptıkları işe ve yerleşim yerlerine dikkat et. ayetleri yalanlayarak umursamazlar. 7/146 Görüldüğü gibi. Örneğin: çok kolay bir şekilde. Yer yüzünde büyüklenip. hayretler içinde kalmamak mümkün mü? Başını kaldır ve gökyüzüne bak. gözün ve tırnakların yaptıkları işe. hidayet bulmayanların. ölü bedenlerin genelde mezara taşındığını herkes bilebilir. Bizzat yaratıkların var olmasının varlığı bir harika olaydır. dikkatlice biraz bakanların da hayretler içinde kalacağı olaylar mevcuttur. yeter ki bakmasını bilsin. bu dünya ve içerisinde bulunduğu alem neresidir. yapılarına ve yerleşim yerlerine bak.yalanlamalarından ve onlara karşı gâfil olmalarındandır. yer gök ve bunlar arasında bulunanlar bir harikalar alemidir. güneşin. nerden geldik. manasız sebepsiz değildir. Hele hayatın kendisi! Biz kimiz. İnsan nereye dönüp baksa kendisini hayretlere düşürecek bir olayla karşılaşır. Ölü bedenle bir arada. fakat konu bu değildir zira biz bedenden ibaret değiliz. Allah’a kavuşmayı ummazlar. dünya hayatına razı olup onunla yetinerek. bedenle birlikte ruh denen bir varlığımız vardır. hayretler içerisinde kalırsın. canlı haldeki gibi mezara gitmediği kesin ulan bu varlık. hidayeti bulmak istememelerindendir. Hele alemin yaratılışını ve var olmasını imkanlar nispetinde derinlemesine incelediğinde sonsuza kaçan bir hayretler zinciriyle karşılaşırsın. İnsanın bizzat kendisi. ölüp te buradan ayrıldığımızda nereye gitmekteyiz. Varlık üzerinde derinleşerek bakanların hayretler içinde kalacağı bir çok olaylar olduğu gibi. ölüm olayı meydana geldiğinde ne olmakta veya hangi konuma girmektedir. mahiyetini bilmediğimiz bu varlığın ölüm halinde bedende mevcut olmadığını gözlemlerimizle göre bilmekteyiz. Alemde hiçbir şey boş.

Öyleyse iyi ve kötüyü tayin eden adalette birdir. İlâhın tek olması ve Takdir ettiği Adaletinde tek olması şarttır. bir adaletin olmaması da mümkün değildir. Bütün bunların sahipsiz ve başıboş olması da mümkün değildir. rızıklandıran Allah.ötesinde ne vardır ve bizi ne beklemektedir. Takdir ettiği adalet birden fazla olmuş olursa. basitçe şöyle diyeyim. Ayrıca boş vermekle kendisine layık gördüğü elbise hiçliktir. zulmünü sürdüre sürdüre ölüp gitmekte. O zaman bu adalet nerede ve kimin tarafından gerçekleştirilmektedir. biz aleme baktığımızda manasız hiçbir şey bulamıyoruz. Allah ona hidayet eder. İnsan bu şekilde. Bunun için. Ne zalimin cezasız nede iyi kimsenin mükafatsız kalmaması adaletin gereğidir. iyi ve kötü. fakat böyle bir şey görememekteyiz. faydamıza olan bilgiyle de rızıklandırmıştır. her nefis kendisine şeker veren ile. Bizi sayamayacağımız kadar çok nimetlerle. Allah’ın varlığının ve birliğinin. dünyanın neresinde ve hangi devirde olursa olsun. Hidayeti boş verip dünya hayatına razı olursa varacağı yer ateştir. Yeter ki. hayatımızın bir manasının olmaması mümkün değildir. Peygamberlerin fertlere ve kitlelere erişmeleri açısından örnek verecek olursak. güzel ve çirkin belirsiz hale gelirdi fakat böyle bir şey de mevcut değildir. Allah bir rahmet olarak. insan hidayeti gerçek manada istesin ve yönelsin ve böylece rızıklansın. örneğin bir çok zalim bu dünyada ceza görmeden. bu dünyada iyiliğinin karşılığını tam görmeden iyilik yapmayı sürdürerek ölüp gitmektedir. Kur’an’dan mealen: Rahmân ve Rahim Allah’ın adıyla. Hele büyük bir düzene sahip olan alemde. İlâh. birden fazla olursa alemde üstün gelme mücadelesini yansıtan bir çatışma baş gösterirdi. ahret hayatı denen olayın işaretlerini bulabilir. dayak atanı kolayca bir birinden ayıra bilir. 198 . Hem de dini sorumluluk taşıyabilecekler arasında fert bazında olsa dahi bir boşluk meydana getirmeden. insanları bir çok konuda bilgilendirmek için peygamberleri göndermiştir. birçok iyi kimsede.

Kendisinden önce de. 36/3 . 36 Yasin 6 ve 28 Kasas 46 da bildirilen bizzat kendisinin tebliği ve kavimle ilişkisi. 36/4 . 36/2 . kendisi alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Kur’an’dan mealen: ." 2/127 Peygamberin.Yâsin 36/1 . İbrahim ve İsmâil peygamberlerin yükselttiğini düşün. 199 . 36/6 . çağdaşlık ve yakın çevreyi uyarı ilişkisidir.Sen elbette gönderilmiş elçilerdensin.Doğru bir yol üzerinde.(Mûsâ’ya) seslendiğimiz zaman sen Tur’un yanında değildin. önceden uyarılmamış olan babaları da dahildir.Babaları korkutulmamış ve gafil bulunan bir kavmi (kendisiyle) uyarman için gönderildin. İsmâil’le berâber Ev’in (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor: “Rabb’imiz bizden kabûl buyur.İbrahim. 28/46 Peygamberin uyardığı kavme.Hikmetli Kur’an’a andolsun. Fakat Rabb’inden rahmet olarak (orada geçenleri sana bildirdik) ki senden önce bir uyarıcı (peygamber) gelmemiş olan kavmi uyarasın.Üstün ve çok merhametli Allah’ın indirdiği (Kur’an yolu) üzerindesin. Kâbe’nin temellerini. bütün ümmetlerin mutlaka peygamberi vardı. Yoksa getirmiş olduğu vahiy kıyamete kadar tüm insanlar ve cinler için olup. belki düşünüp öğüt alırlar. şüphesiz sen işitensin bilensin. 36/5 . Yoksa ondan önce Araplar hiç uyarılmamış demek değildir..

Kur’an’dan mealen: . Ümmet. 30/47 . Her ümmet için mutlaka uyarıcı (gelip) geçmiştir. herhangi bir hususiyet ile bir araya gelmiş olan her cemaate ümmet dendiği gibi. 15/10 . getirdiği mesajı almış demektir. 16/20 Bu da gösteriyor ki yetişkin insanların tamamının dini vahiyden istifade imkanı vardır.Andolsun ki. Tekrar Kütüb-i Sitte’deki konularımıza dönecek olursak: 200 . 35/24 . örneğin Kur’an kime ulaşırsa sanki peygambere muhatap olmuş gibi. onlara deliller getirdiler ve biz. Peygamberleri geldiği zaman. biz senden önce peygamberleri kavimlerine gönderdik. Ümmet konusunda Kur’an’dan mealen: . bundan dolayı fert olsun topluluk olsun herkese mutlaka uyarıcı gelmiştir. (onları dinlemeyip) suç işleyenlerden öç aldık. 10/47 Görüldüğü gibi her ümmet için mutlaka bir uyarıcı vardır.Biz seni gerçek ile birlikte müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. O’nu birleyen bir ümmet idi. evvelki (millet)lerin kolları içinde de elçilere gönderdik. Allah ona işittirir ve hidayet eder. Ortak koşanlardan değildi. Müminlere yardım etmek üzerimize borç idi. Eğer bir kimse gerçek manada hidayeti arzu ederse. ayrı hususiyetleri olan tek bir fert bile bir ümmettir.Andolsun senden önce. uyarıcının gelmesi getirdiği mesajın ulaşması demektir. aralarında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.İbrahim Allah’a itaât eden.Her ümmetin bir peygamberi vardır.

S.475 Akçağ 1992 alıntısı. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın amca oğluna yardım etmeyi arzu ediyorum!"dedim.. bundan sonra kendisine yine bir tecâvüz ve zulüm vâki olursa. zulmen saldırıya uğrayıp ta meşru müdafaa hakkını kullananın hakkını inkar etmişlerdir. Bu Kur’an’a uymayan bir iddiadır. Fiten 10.Ahnef İbnu Kays radıyallahu anh anlatıyor: “Şu adamı kastederek (evden) çıkmıştım.125)) Bu rivayetleriyle.. (K... Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şöyle söylediğini işittim: “İki Müslüman kılıçlarıyla birbirlerinin üzerine yürürlerse öldüren de ölende ateştedir!”. Her kim. şayet biri ötekine saldırırsa Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla vuruşun.(7. Bu hususta Kur’an’da şöyle denmiştir.. 17/33 . Müslim Fiten 14.249. Zira ben.. 4805 C..Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmeyin. Ebû Dâvûd. Diyât 2. Fiten 5.İşte böyle.. katilin akrabasını veya katille beraber bir başkasını öldürmesin) Çünkü kendisine yardım edilmiş (yetki verilmiş)tir. Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir. Nesâi. Allah ona mutlaka yardım edecektir. mealen: . kendisine verilen eziyetin dengi ile karşılık verir de.13 S. Buhâri.(4268).Eğer Müminlerden iki grup vuruşurlarsa onların arasını düzeltin. Tahrim 29.(2888). (öldürülenin hakkını arar. Kim zulmen öldürülürse. emin olmalıdır ki. (Allah’ın buyruğuna) dönerse artık adâletle onların arasını düzeltin ve 201 . 22/60 . “Ey Ahnef nereye gidiyorsun?" dedi. Yolda Ebu Bekre radıyallahu anh’a rastladım. Ancak o da) öldürmede aşırı gitmesin (katil yerine. “Dön! Dedi. onun velisine yetki verdik.

17 S. bütün Muhammed ümmetinin affedildiği şeklindeki rivayetlerinin asılsız olduğunu evvelce belirtmiştim. şu rivayetleriyle de çelişkilidir: 250.. 53/36 verilmedi: Mûsâ’nın 202 . Şöyle ki.Yoksa kendisine haber mi sahibelerinde (yazılı) olan.. alıntısı Müslim. Tevbe 50.13 S. Allah’a karşı yapılmış büyük bir iftiradır. 4514 C....(her hususta) âdil olun. 251.Abbâs İbnu Mirdas es-Sülemi radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm..75 Akçağ. Allah’ın zalim olsun mazlum olsun tüm Muhammed ümmetini af ettiğini söylemeleri evvelki rivayetleriyle çelişkilidir.. 49/9 Bu itibarla uydurdukları rivayet Kur’an’a uymadığı gibi. Kur’an’dan mealen: .(2767)) Bu rivayet.S.S.. . “Allah’ın düşmanı İblis. Allah ona azap etmez.. Onun bu korku ve üzüntüsünü görmek beni güldürdü" (K. 6901 C. ümmetimin hepsini mağfiret buyurduğunu öğrenince.. İbn-i Mace 3013) Yukarıda ki rivayette.. Allah ona bedel bir Yahudi veya Hıristiyan’ı cehenneme koyar.379 Akçağ 1993 alıntısı. her emeğim boşa gitti!" diye bağırıp çağırmaya başladı... biz de sizin işlediğinizden sorulacak değiliz...Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Müslüman bir kimse öldü mü." (K..De ki: “Bizim işlediğimiz suçtan siz sorulacak değilsiniz. adâlet(le hareket) edenleri sever. Rab Teâla hazretlerinin. Bir kimse bir suçu işlememişse o suçtan dolayı.." 34/25 . Ayrıca. yerden toprak alıp kendi yüzüne saçtı ve “Yazıklar olsun bana! Helak oldum. Allah.

İslam Dininde değil resim yapmak. Kur’an’dan mealen: ..S.Ve çok vefâlı İbrahim’in (sahibelerinde yazılı şu gerçekler): 53/37 . Ebû Dâvûd. Yapanlar) (K. bile bile zulmeden cebbâr. Tirmizi. başkasının günah yükünü yüklenmez... işiten iki kulağı.Süleyman’a sabah gidişi bir ay(lık mesâfe).364 Akçağ.. alıntısı Buhari. gören iki gözü. 5895 C. Bunun. Der ki: “Ben üç takım (insanı cezalandırmak) için vazifelendirildim: Allah’la birlikte bir başka ilaha dua eden kimse. akşam dönüşü bir ay(lık mesafe) olan rüzgarı boyun eğdirdik ve onun için erimiş bakırı da kaynağından sel gibi akıttık." (Bu cehennemde ebedi kalacağı manasındadır) (K. (2284)) Bu iddialarının aslı yoktur. konuşan bir dili vardır. 53/38 Bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayet.. Ta’bir 45. tasvirciler.Ki hiç bir günahkâr. heykel v.s. heykel yapmak dahi men edilmemiştir. alıntısı Tirmizi.14 S.16 S. Rabb’inin izniyle cinlerden bir kısmı.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “.440 Akçağ.... Rü’ya 8. onu alevli azâbı taddırırdık. onun önünde çalışırdı. Kur’an’la çelişkili olup aslı yoktur." (Resim. Edeb 96. (5024). Onlardan kim buyruğumuzdan sapsa. 5121 C.. ateşten bir parça.. hatta övülmüştür. (2577)) 253. Kim bir sureti tasvir ederse (Kıyamet günü) azaba uğrar ve bu yaptığına ruh üflenmesi emredilir.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “kıyamet günü. Şöyle ki.S.. 34/13 203 . 252. boyun şeklinde uzanır. Cehennem 1. ama üfleyemez.

İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “İki kişi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın huzurunda murâfaa olundular. O.” “Ey Allah’ın Resûlü! Az bir şey olsa da mı?"diye sormuşlardı. Birinde yalan yemin eden ebedi cehennemlik olurken. heykeller. 254.16 S.S. alıntısı Müslim. 5822 C.246)) 255.295-296 Akçağ. havuzlar kadar (geniş) leğenler. Bunun üzerine davalıdan yemin talep etti.Ona dilediği gibi kaleler. sen (iddia edileni) yaptın. heykel yapılması kötülenmemiş.. diğerinde peygamber 204 . (137)."(K.308 Akçağ. Allah Teâla ona cenneti de mutlaka haram kılmıştır.(8. Zira yasak olan heykel yapmak değil. Nesâi.S. yemini ile ele geçirirse artık onun için cehennem vacib olmuştur. kendisinden başka ilah bulunmayan Allah’a kasem etti. şahit) talep etti. Ve lâkin La ilahe İllallah sözündeki ihlas sebebiyle mağfiret olundun!"buyurdu. “Ey Davud âilesi. Adamın bey yinesi yoktu.16 S. bunların ikisi aynı şey değildir.İyâs İbnu Sa’lebe el-Hârisi radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim Müslüman bir kimsenin hakkını. İmân 218. 5832 C. Kadâ 29. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm müddeiden (davacıdan) beyyine (delil. şükredin!"kullarımdan şükreden azdır. aksine şükredilmesi gereken bir nimet olarak tanımlanmıştır. sâbit kazanlar yaparlardı. Eymân 16. heykele tapmadır. alıntısı Ebû Dâvûd. “Misvak ağacından bir çubuk bile olsa! cevabını verdi."(K.3275)) İki rivayetin çelişkili olduğu açıktır. 34/13 Görüldüğü gibi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Hayır.

Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar.S. Bunlar. Tirmizi. 256. 5154 C. Allah da ateşi ona soğuk ve selametli kılacak." (K. Bunlara cehennemlikler denecektir. Cehennem 10." (K. 5152 C. Sonra: “Ey cennet ehli! Bunların üzerine su dökün" denilir. (185)) 257.S. Onlara: “Niçin bağırıyorsunuz?"diye soracak. Onlar: “Bize merhamet edesin diye böyle yaptık!"diyecekler.İmrân İbnu Husayn radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın şefaati ile bir kısım insanlar cehennemden çıkacak.14 S.Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya. Biri kendisini ateşe atacak. Sünnet 23. 205 . alıntıları Buhari. Rikâk 513. cennete girecektir. Lâkin günahları -yahut hataları denmiştir.469 Akçağ. İman 306.467 Akçağ. sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler. kendilerine şefaat edilme izni verilir.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cehenneme giren iki kişinin oradaki bağırtıları şiddetlenecek.(4740). Onlar gidecekler.(2603)) 258.sebebiyle ateşe dûçar olan bir kısım kimseler vardır ki. Ebû Dâvûd. ateş onları tamamen öldürür.14 S.huzurunda muhakeme edilirken yalan yere yemin eden af ediliyor. alıntısı Müslim. Rab Teâla: “Benim size rahmetim gidip kendinizi ateşe atmanız şeklindedir!" buyuracak. onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar. Yahut kömür olduktan sonra. Allah Teâla Hazretleri: “Çıkarın bunları!" buyuracak.

haramlardan da kaçınmamaktadır. İkisi de Allah’ın rahmetiyle cennete sokulurlar. onların takvalı olmamalarına sebep olan bir iddiadır. Cehennem 10. beni ondan çıkardıktan sonra oraya bir kere daha göndermeyeceğini ümit ediyorum!" der. Adam: “Ey Rabbim. seni de kendini atmaktan alıkoyan nedir?" diye sorar. Ben müslümanım bu bana yeter deyip. Bu husus çok önemli olduğundan tekrar belirtmemde fayda vardır. nede cehennemden çıkar.14 S.(2602)) Daha önce verdiğim örneklerde Mümin olarak ölen kimselerin günahı ne kadar çok olursa olsun cehenneme hiç girmeden cennete gireceğini.469-470 Akçağ. Allah Teâlâ hazretleri: “Arkadaşının attığı gibi. Bu ise. Yukarıdaki rivayetlerde bir kısım kimselerin ateşe girdikten sonra çıkacaklarını iddia etmeleri çelişkilidir. Cehenneme girdikten sonra. Güya bir kısmı peygamberin şefaat etmesiyle ve hatta bir kısmı da bağırıp feryat etmekle cehennemden kurtulmasının mümkün olduğunu tahdis ettiler. Bu konuda Kur’an’dan mealen: 206 . halbuki durum hiçte öyle değil. hatta Peygamberi gören veya peygamberi göreni gören kimseye ateş değmeyeceğini iddia ettiklerini rivayet örnekleriyle birlikte vererek yazmıştım. insanları boş umutlara sürükleyen.Diğeri kalkar fakat kendisini ataşe atamaz. oradan çıkarılıp cennete götürüleceğine umut bağlayan bir çok kimse. cehenneme giren bir kısım insanların bir müddet azab gördükten sonra ordan çıkarılıp cennete götürüleceklerini iddia ettiler.S. Allah Tealâ hazretleri: “Haydi ümidini verdim!" der. alıntısı. Cehenneme azap görmek üzere giren bir kimse ebediyen." (K. 5155 C. dini görevlerini yerine getirmediği gibi. ne azaptan kurtulur. Tirmizi. Bu tür rivayetlerle.

cehennem azâbında ebedi kalacaklardır. Âdem: . o da Ebû Hüreyre (R)’den tahdis etti ki. Zürriyeti ona arz olunup görürler.Biz onlara zulmetmedik. 43/74 .. Malik de “Siz böyle kalacaksınız!" der.Yâ Rabb! Ne kadar çıkarayım? der.. Peygamber(S) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü ilk çağrılacak kimse Âdem Peygamberdir. . 43/76 . o da Ebû’l-Gays’tan. 259. Onlar azâb içinde ümitsizdirler! 43/75 . Allah tarafından af edilenler.Suçlular. cennete gidip girerler. o da Sevr’den.. Bana kardeşim Abdulhamid...Kendilerinden (azâb) hiç hafifletilmeyecektir. Azaptan kurtulmak için yok olmayı istiyorlar o dahi kabul edilmiyor. Cennete girdikten sonra ordan da bir daha çıkmak söz konusu değildir.. babanız Âdem’dir! denilir. cehennem ehlinin cennete gidip girmeye umutları olmadığı gibi. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.. Süleymân ibn Bilal’den. Âdem: . Onlara: ..Bu.. cehenneme hiç girmeden.... 43/77 Görüldüğü gibi. fakat onlar kendileri zâlim idiler.“Ey Malik! Rabbin bizim işimizi bitirsin!" diye seslenirler.Lebbeyke ve sa’deyke (yâ Rabb)! der. Allah: 207 .Zürriyetinden cehennem kafilesini çıkar(gönder)! buyurur.

.. mükerreren icâbet eder.....117 C.. (Buhari.Yâ Rabb... Ayrıca. öbüründe bin kişiden bir kişi kurtulacak denmiştir. der.14 S. birinde yüz kişiden bir kişi kurtulacak derken..Yâ Rabb. bu rivayetleri uyduranların rakamlarla aralarının pek barışık olmadığıdır. her emrini yerine getirmeye dâimâ kıyâm eylerim. insanlar hesaba çekilmek üzere ayrı ayrı gruplar teşkil ederek ve her insanın kendi imamıyla olması şeklindedir.. Her insan 208 . Rivayetleri incelediğimde dikkatimi çeken şeylerden biri. Âdem hemen cevâp olarak: ... Allah Taâlâ: . Kitâbu’r Rikaak H.... Ebû Said (R) şöyle dedi: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Allah Taâlâ: . Kitâb’r-Rikaak H..Her yüz kişiden doksan dokuzu çıkar buyurur”. ateşe göndereceklerinin miktarı ne kadardır? diye sorar.14 S...Ateşe girecekleri (halk arasından) çıkarıp gönder! der .. . Arada tam on misli fark vardır. Allah Taâlâ: .6442 Ötüken 1989 ) 260-.. rakamsal çelişkiye düşülen bu rivayetlerinde aslı yoktur.Yâ Âdem! buyurur..6443-6444 Ötüken 1989) Bu iki rivayet çelişkilidir... Bu itibarla.Her bin kişiden dokuzyüzdoksandokuzu! diye cevâb verir." (Buhari. Ve her hayır Sen’in iki elinde(emir ve nehyinde)dir. hesap günü cehennemlikleri bir araya getirmek ve cehenneme sürmek Adem peygamberin işi olmadığı gibi.116 C... . Âdem: ...

her (yaptığımız) şeyi sayıp döküyor!" dediklerini görürsün. 50/22 . İşte bu.Her insanın (amel) kuşunu boynuna doladık.Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağırdığımız o günde kimin kitabı sağından verilirse.(Allah sürücü ve şâhide buyurdu ki): “Haydi ikiniz atın cehenneme her inatçı nankörü!" 50/24 . Rabb’in kimseye zulmetmez. Suçluların. 17/14 . Kıyamet günündeki durumlarla ilgili olarak Kur’an’dan bazı ayet örnekleri. 50/20 . Yaptıklarını hazır bulmuşlardır. mealen: . kıyâmet günü onun için açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkarırız: 17/13 .“Kitabını oku. ne de büyük hiçbir şey bırakmıyor.Ebu Hüreyre radıyallâhu anh anlatıyor: “Resulûllah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 209 . Biz sen(in gözün)den perdeni açtık: bu gün artık gözün keskindir. bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter!" (deriz). bu kitap da ne oluyor.Her can.Kitab (ortaya) konulmuştur. onun içindekilerden korkarak: “Vah bize.(Allah ona): “Andolsun.Yanındaki arkadaşı: “İşte yanımdaki hazır" dedi. 18/49 Uydurdukları rivayetlerin Kur’an’a uymadığı açıktır. onlar. en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak kitaplarını okurlar.hayattayken kimi önder kabul edip onun peşinden gitmişse. 50/21 . yanında bir sürücü ve bir şâhitle geldi. sen bundan gaflet içinde idin. ahrette de hesabını almaya onunla birlikte gider. 17/71 .Sûra üflendi. o tehdid(in gerçekleşmesi) günüdür. 50/23 ." (dedi). ne küçük. 261.

14 S. Cebrail gidip ona bir daha baktı. alıntısı.Hz. O da gidip ana baktı ve: “İzzetine yemin olsun. Müslim ve Tirmizi. tek kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!"dedi. onu işitip de ona girmeyen kalmayacak.444 Akçağ.442-443 Akçağ. Allah Teâla hazretleri de onun etrafını şehvetlerle (nefsin arzuladığı. 3)) Ayrıca. câzip) şeylerle sarılmıştır. 5125 C. Tirmizi. câzip şeylerle) kuşattı. Nesâi.“Allah Teâla Hazretleri cenneti yarattığı zaman Cibril aleyhisselâma: “Git ona bir bak! Buyurdular." (K. (Allah Teâla Hazretleri) cennetin etrafını mekruhlarla (nefsin hoşlanmadığı şeylerle) çevirdi. alıntıları Ebû Dâvûd. bir de şuna bak!" buyurdu. herkes ona girecek!" dedi. Müslim ve Tirmizi’nin Enes’ten tahdis ettiklerini söyledikleri rivayette de: 262. Cehennemin etrafı da şehevi (nefsin arzuladığı.14 S. Cebrâil’e: “Git. Cennet 21. Cehennemi yaratınca.S.) 210 .S. Eymân 3. Sünnet 25. Sonra da: “Git ona bir kere daha bak!" dedi. O da gidip ona baktı. Döndüğü zaman: “İzzetine yemin olsun. Sonra da: “Korkarım ona hiç kimse girmeyecek!" dedi. (7. (K. 5124 C.(2563). Sonra: “Hele git ona bir daha bak!" buyurdu. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennetin etrafı mekârihle (nefsin hoşlanmadığı şeylerle) sarılmıştır. işitenlerden kimse ona girmeyecektir!"dedi. O da gidip cennete baktı ve: “(Ey Rabbim!) Senin izzetine yemin olsun.(4744).

Cennete gitmeye sebep olan tüm amellerin. hikmet sâhibidir. Bu konuda örnek verecek olursam. mümin ve takvalı bir kimse cennete götüren amellerden hoşlanır. O bana Resûlullah’ın şu sözünü nakletti: “Cennet sakinlerinin en azı kadınlardır. İşte doğru yolda olanlar bunlardır. örneğin. Fakat. bu zatın iki hanımı vardı. 49/7 . İman etme ile güzel ameller işlemenin nefse hoş gelen şeyler olmadığını. hanımı: “Falan hanımın yanından geliyor olmalısın!" dedi. size) Allah’tan bir lütuf ve nimettir. Bunlardan birinin yanından çıkmıştı. içinizde Allah’ın elçisi vardır. Fakat Allah size imanı sevdirmiş ve onu kalplerinize ziynet yapmıştır. alıntısı Müslim.(Bu. fısk. (2738)) 264.Cennetin etrafında olanların hoş şeyler olmadığını söylemekle.Usâme İbnu Zeyd (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “(Mirâç sırasında) cennetin kapısında durup içeri baktım. mutarrıf: “Hayır. küfür. yapmış oldukları rivayetler bir birine terstir.10 S. birçok işlerde size uysaydı. fıskı ve isyânı da size çirkin göstermiştir. sıkıntıya düşerdiniz. Küfrü." (K.S. dedi İmrân İbnu Husayn’ın yanından geliyorum. şirk.Hem bilin ki. Allah bilendir.Mutarrıf İbnu Abdillah’ın anlattığına göre. Bu ise kafir ve müşrik olduklarının kendi ağızlarından itiraflarıdır. Oraya 211 . Kur’an’dan mealen: . mealini yazmış olduğum ayetlerle. zülüm ve isyanın nefse hoş gelen şeyler olduğunu iddia etmişlerdir. 263. Geri dönünce. Bu itibarla yapmış oldukları rivayetlerin aslı yoktur. Cehenneme gitmeye sebep olan. Çünkü. 3309 C. cehenneme götüren amellerden hoşlanmaz. 49/8 Yukarı da. Bu ise iddia ettiklerinin tersine bir durumdur. Zikir 95. Şâyet o.98 Akçağ 1990.

O kadar yoğun ve aşağılayıcı bir şekilde uydurma rivayetleriyle kadınlara saldırmışlardır ki. şiddetle kadınları kötülemeye gayret etmişlerdir. Miskinliğin manası: Fakirlik ve yokluktan doğan acizliktir. hakaretle tutsun mu. Cehennemin kapısında da durdum. İslam dinine saldırmaları konusu bir tarafa. İslam dininde. Rikak 51. çok azı müstesna çoğu cehenneme gidecek. 16/59 İşte kadınlar hakkında bu rivayetleri uyduranlar da. tipik kadın düşmanlığı sergilemişlerdir. 2075 C.Onlardan birine dişi (çocuğu olduğu) müjdelendiği zaman içi öfkeyle dolarak yüzü kapkara kesilir. başka bir ifadeyle dişi cinsten nefret eden kimselerdirler. (şimdi ne yapsın) onu. geri kalanlar da mahpus idiler. Müslim. yoksa toprağa mı gömsün! Bak ne kötü hüküm veriyorlar. Ölçü olan takvadır. Ayrıca yine bir çok rivayetleriyle maddi imkan sahiplerini kötüleyip miskinleri övmüşlerdir. Kadın düşmanlıklarıyla ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . Cennet ve cehennem dışında ceza olarak mahpusluk diye bir şey yoktur. (2736)) Uydurmuş oldukları bu rivayetlerle ve daha birçok rivayetlerde kadınları İslam dininden soğutmayı amaçladıkları gibi. ne cinsiyet ne ırk ne zenginlik nede fakirlik cennete veya cehenneme gitmek için ölçü değildir.449 Akçağ 1988 alıntısı. çok azı cennete gidecek demek suretiyle tatmin etmek istemişlerdir. Hal bu ki. Kadınlara karşı olan nefretlerini.7 S.S. İslam 212 . Oraya girenlerin büyük çoğunluğu da kadınlardı.girenlerin büyük çoğunluğunun miskinler olduğunu gördüm. Buhari." (K. 16/58 . zühd 93. Bu iki hususu hangi toplum veya ülke benimseyip uygularsa yıkımdan kurtulamaz.Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kavminden gizlenir. mealini vermiş olduğum ayetlerde belirtilen kimseler gibi kadınlardan. Dünyadaki imkân sahiplerinin cehennemlikleri ateşe gitmeye emr olun muşlardı.

Ay’a yapmış oldukları saldırılarına delil olarak 113 Felâk 3 ncü ayetini göstermişlerdir." demektir”. (K.İşte onlar cennet halkıdır. (ayet’i kerimede geçen) ğâsıktır. -ki hiç kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmeyiz. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün) aya bakarak: “Ey Aişe. Kur’an’dan mealen: . Tirmizi. Öyle ki. 113/2 . Ay dan bahsedilmeyip çöken karanlıktan bahsedilmektedir. Ay’ın vasfı karanlık olmayıp nurdur.4S. Kur’an’dan mealen: Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla . 7/42 KEVNİ KONULAR HADİS ÖRNEKLERİ HAKKINDA UYDURDUKLARI 265. beraberinde bir çok tehlikeleri getirebilmektedir.dinin de önemli olan. onlar orada ebedi kalacaklardır. Şöyle ki.427 Akçağ 1988. şunun şerrinden Allah’a sığın. bunlara dahi saldırmaktan kendilerini alamamışlardır. Nur olarak bahsedilmiştir.. Tefsir. bastıran karanlıktır.Hz. Zira onlar güzel olan her şeye düşmandırlar. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Hz. Ay olmayıp. büyük faydalarının yanında. (3363) ) Ay ve güneş. gök yüzünün iki süsüdür. Ay’dan ise Kur’an’da karanlık olarak değil. Yani. 113/3 Görüldüğü gibi. Bu.De ki: Sığınırım ben. inanç ve amel.İnanıp iyi işler yapanlar.. erkek veya dişi olmak değil de. karanlık çökmesi.S. (Ayet): “Kaybolduğu zaman ayın şerrinden. Şöyle ki. başka bir ifadeyle takva önemlidir.Bastırdığı zaman karanlığın şerrinden. Bu ayette bahsi geçen. 901 C.Yarattığı şeylerin şerrinden. alıntısı. Kur’an’dan mealen: 213 . karanlığı yarıp sabâhı ortaya çıkaran Rabb’e: 113/1 . Muavvizateyn.

Yani dünyanın dönüşüyle birlikte dünyanın tamamına yakın bir kısmında güneş kesintisiz bir doğuş ve batış halindedir. güneş iyice meydana çıkıncaya kadar nâmazı bırakınız." 71/16 Görüldüğü gibi Ay şerli değildir. Bu duruma göre.. (Buhâri. Çünkü o bir şeytânın-yâhud şeytânın. Güneşi de bir lâmba yaptı.. Kitâbu Bed’i’l-Halk C.. bundan dolayı uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. Bu rivayetlerini maskelemek için de..7 S. Güneşin hâcibi battığı zamân da tâ kayboluncaya kadar nâmazı yine bırakınız..81 Ötüken 1987... Kılacağınız namazınız için güneşin ne doğma zamânı.3070 H. güneş şeytanın boynuzları arasından doğar ve batar şeklinde iddia da bulunmak.. Güneş bir yerde batarken bir başka yerde doğmaktadır. Zira Dünyanın tamamını düşündüğümüzde günün her anında.. Bu tür şeyler boş iddialardır.“Görmediniz mi Allah nasıl yedi göğü..Abdullah es-Sunâbihi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Güneş. İbn Umer (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Güneşin hâcibi (yani ışığı) göründüğü vakit..". Bu konuda uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler verecek olursam: 266.. güneşin.) 267....... ne de batma zamânını tercih ediniz..iki boynuzu arasından çıkar.. Bilahare istiva edince (tepe noktasına gelince) 214 ... Güneşe de saldırıda bulunarak onu da şeytana taç yapma yönün de rivayetler uydurmuşlardır.. şeytanın boynuzları arasından günün her saati hiç ayrılmıyor manasındadır.“Ve Ay’ı bunların içinde bir nur yaptı.. yükselince ondan ayrılır. namazı öne sürmüşlerdir veya kafirler Güneş’e doğuşu ve batışı zamanlarında secde ediyorlar bahanesini uydurmuşlardır. beraberinde şeytanın boynuzu olduğu halde doğar. birbiri üstünde tabaka tabaka yarattı ? 71/15 .

” Resûlullah (aleyhissâlâtu vesselâm) işte bu vakitlerde namaz kılmaktan men etti.ona tekrar mukarenet (yakınlık) peydah eder. Çünkü (bu vakitte kılınan) namaz.. Nesâi mevâkit 31. güneşin şeytanın iki boynuzu arasında doğduğu ve battığı hususunda karar kılmışlardır. Nesâi.1277 C.40. Güneş (batıya) meyledince ikindi namazını kılıncaya kadar (ve) istediğin (nafiley)i kıl. Buhari. (O şöyle) cevap verdi: “-Gecenin son vaktinde.294. Zevalden sonra (tepe noktasından ayrılıp batıya meylettimi) ondan yine ayrılır. (1. 2418 C.5 S. Sonra mızrak gölgesiyle bir oluncaya kadar ve istediğin kadar kıl..275)) 268-. Çünkü güneş şeytanın boynuzları arasından doğar ve kâfirler güneşe (o saatte) tapınırlar. Batmaya yakın tekrar ona yakınlık peydah eder. be dul-halk 11. (Çünkü o saatte) cehennem kızdırılır ve kapıları açılır. Çünkü (bu saatte kadar kılınan) namaz şahitlidir (ve sevabı) yazılmıştır." (K.Ben (resûl-i Ekrem’e hitaben): “Ey Allah’ın Resulü. Abese’den demiştir ki: . alıntısı. müsâfirin 290. Çünkü bu (saatte kılınan) namaz şahitlidir. 215 . gecenin hangi saatinde (ibadet ve) dua daha makbuldür?"dedim. güneş doğup da bir veya iki mızrak boyu yükselinceye kadar (namaz kılmayı) bırak. mesacid 174. Amr b. . ikâme 148. Müslim." (Ebû Dâvud.S. İbn Mâce.41-42 ayrıca. mevâkit 35. Bu ise güneşe karşı hem saldırganlık hem de nankörlüktür. k. Salâtu’t-Tatavvu’(5). Sabah namazını kılıncaya kadar ve istediğin (nâfileyi) kıl.8 S. batınca ondan ayrılır. (Sabah namazını kıldıktan) sonra. (ve sevabı) yazılmıştır. (ikindi namazından) sonra güneş batıncaya kadar namazı bırak. Çünkü (güneş) şeytanın boynuzları arasında batar ve kâfirler ona (o saatte) tapınırlar.Bâb 10 H. (Şamil 1988)) Görüldüğü gibi. Mızrak gölgesiyle bir olduktan sonra namazı bırak.303 Akçağ.

Ve bu hâlde secde etmeye yaklaşır.. 5607) Mevsimler konusunda ise..“Güneş gider. Daha önce.3017 Ötüken 1987) Tabiat gerçeklerine uymayan bu rivayetler asılsızdır.. Yaz ve Kışın. Fakat secdesi kabûl olunmaz.9 C. Bu gerçeğe aykırı olarak uydurdukları rivayetlerden örnek verecek olursam: 269-.. hal bu ki..7 S..Uydurmuş oldukları diğer bazı rivayetler. tâ Arş’ın altında secde eder (âdetince doğudan doğmak üzere) izin ister de ona izin verilir (ve doğu tarafından doğar.. cehennemin nefesinden olduğunu iddia ederek..S... (Buhari.. Kitâbu Bed’i’l-Halk H... Resûlullah şöyle buyurdu: .. Ona: Artık nereden geldinse oraya dön! denilir. bilirmisin?"diye sordu. (K. dedim. güneşin gece nereye gittiği konusundadır. gece sabah oluncaya kadar Güneş’in.. Ben: Allah ve Rasûlü en bilendir. arşın altına gittiğini zannetmişlerdir... dünyada bir yer gece iken diğer bir yer gündüzdür. Güneş ışığı dünya üzerinden ayrılmamaktadır. Ay’ın fiilen iki parçaya ayrılarak.. izin verilmez. Bununla berâber insanların günahları üzerine doğmayı fenâ görür). Günün her anında ve her vakit dünyada mevcut olduğunu bilmediklerinden.. şu şekilde rivayetler uydurmuşlardır: 216 .. bir parçası dağın arkasına bir parçası da önüne gittiği şeklinde uydurmuş oldukları rivayetten bahsetmiştim. (Doğacağı yerine gitmeye) izin ister.. . Ebû Zerr (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) güneş battığı zamân bana: “Güneş nereye gider. O da battığı taraftan doğar.....

Bize Sufyân (ibn Uyeyne) tahdis edip şöyle dedi: Biz bunu ez-Zuhri’den ezberledik.. diğeri yazın. Bunların iddialarıyla bunu izah etmek mümkün değildir. asırlardan beri kutuplar devamlı buzla kaplıdır. sol tarafından verilenler). (yâni ben beni yiyiyorum.Delikçiklere işleyen bir ateş ve kaynar su içinde. mevsimlerin oluşması dünya ekseninin güneş düzlemine eğik olması dolayısıyladır..14 C. bir kısmım bir kısmımı yedi. nedir o solcular! 56/41 . Ayrıca. bütün dünyayı kapsayacak şekilde yaz ve kış sıralaması yoktur. mevsimlerin oluşmasına neden olmaktadır. .270-. Onun için iddia ettikleri gibi.. Kış soğuğuyla cehennem arasında ilişki kurmaları da Kur’an’a aykırıdır. izin ver) dedi. Nefesin biri kışın. İşte hissetmekte olduğunuz sıcağın en şiddetlisi ile soğuğun en şiddetlisi budur”.Kara dumandan bir gölge altında. ilkbahar ve sonbahar neyle ilgilidir? Onun içindir ki. Cehennem ateşi Rabb’ına şikâyet arz etti de: Yâ Rabb. Kur’an’dan mealen: . gerçeklerle bağdaşmayan boş iddialar olmaktan öteye gidemezler. (Buhâri. Güneş ışınlarının dünyaya dik veya eğik gelmesi.Solun adamları (amel defterleri.) Bilindiği gibi. 56/42 .. o da Ebû Hureyre’den. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır. Allah da iki defa nefes almasına izin verdi.2 S. bazı yerlerde yaz mevsimini yaşamaktadırlar. Dünyada bazı yerler kış mevsimini yaşarken.... Kitâbu Mevâkiti’s-Salât H. Ayrıca Kur’an öğretisine göre cehennemin soğuk olma vasfı yoktur.. Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “Sıcak şiddetli olduğu zamân namâzı serinliğe bırakın.. Diğer bir hususta Yaz ve Kış cehennemin nefesiyle ilgiliyse. uydurmuş oldukları bu tür rivayetler. 56/43 217 . o da Said İbnu’zMüseyyeb’den.607 Ötüken 1987.

Rüşvetler yayılır.. Allah onlar hakkında yol kıldı (yani çok açık şekilde had beyan etti): Bekâr bekârla zina yapmışsa 218 . İşte. o toplumda sağlam bir disiplin olması şarttır. 56/44 HADLER VE KISAS HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ Bir toplumun sağlıklı bir şekilde ayakta durabilmesi için.Ki ne serindir. maddi gücü olmayana ayrı ceza verilir. ne de faydalı. yüzünün rengi uçardı. şöyle ki: 271. Sonuç yine o toplumun ölümüyle neticelenir. Onun için bir topluma yapılacak en büyük saldırılardan bir tanesi o toplumun adaletli ceza hukukunu bozmak veya o toplumu adaletli bir ceza hukukundan yoksun bırakmaktır. Böylece suç ve ceza denkliği kaybolur ceza ya isabetli olmaz yada suçtan caydırıcı olmaktan çıkar. Bunun da neticesi diğerinden farklı değildir. gevşek ve belirsiz ise bu sefer toplum bir birini ezmeye başlar. hadis adı altında rivayet uydurmacıları. Aynı suça aynı ceza verilmez. Keder hâli açılınca: “Zina haddiyle ilgili hükmü) benden alın. Böylece yargıç keyfine göre içlerinden seçip uygulama imkanına sahip olmuş olur.Ubâdetu’bnu’s-Sâmit (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir vahiy geldiği zaman. hakkaniyetli ve güçlü bir ceza hukukuyla mümkündür. İslam ceza hukuku yönünde tam bu noktada İslam toplumuna saldırıda bulunmuşlardır. Bununda serbest bir şekilde uygulana bilmesi için çelişik ve bir birine uymayan hükümlerin elde bulunmasına ihtiyaç vardır. uygulandığı toplumu ezmek suretiyle öldürür. Örneğin: maddi gücü olana ayrı ceza. Sağlam bir disiplin de ancak adaletli.Bir gün Cenab-ı Hakk yine vahiy indirmişti ki aynı hal onu sardı. suçu işleyen şahsa göre ceza verme yoluna gidilir. vahiy sebebiyle ona bir gam ve keder alır. Bir topluma uygulanan ceza hukuku adaletsiz ve zalimane şekilde sert olursa. Bu konu da uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler verecek olursam. Eğer adaletsiz.

. Kitâbu’t-Vekâle H.3 S..14 S.) 273-.. Kitâbu’lMuhâribin min Ehli’l-Küfri ve’r_Riddeti H. Hudud 23.. İbn Şihâb şöyle demiştir: Bana Ebû Seleme ibn Abdirrahmân.. Hudud 8. Dul dulla zina yaparsa yüz sopa ve recm’dir.. alıntıları Müslim.." (K. Sufyân ibn Uyeyne: Ben bunu böylece ezberledim: Umer: -Dikkat edin! Rasûlullah (S) recm etmiştir..14 C. Bu adam evli olduğu hâlde zinâ etmişti. (Buhari. şu zinâ suçu isnad edilen kadına git. 4415..... O’ndan sonra biz de recm yaptık..5 S... Bu şahâdetler üzerine Rasûlullah emretti de o adam recm olundu. Tirmizi.cezası yüz sopa ve bir yıl sürgündür... (Buhâri.. şöyle demişlerdir: Peygamber (S): “Yâ Uneys (ibni’ d-Dahhâk).1690. Rasûlullah(S)’a geldi aleyhine dört defâ şahâdet etti..14 S...6667 Ötüken) 219 . 544 C. eğer o kadın zinâ ettiğini itiraf ederse ona racm cezâsı uygula" buyurdu. Hudud 13.. Ebû Dâvud.6680-6681 Ötüken 1989.24 C. 1434. Abdullah ibn Abbâs (R) şöyle demiştir: Umer İbnu’l-Hattâb (R) şöyle dedi: -Ben insanlar üzerine zamânın uzayıp da herhangi bir sözcünün: “Biz Allah’ın Kitâbı’nda recmi bulmuyoruz" demesinden ve böylece Allah’ın indirmiş olduğu bir farizayı terk etmek sûretiyle sapmalarından endişe etmişimdir.) 274. dedi....389 Akçağ 1988. demiştir......13 C..2145 Ötüken 1987.. Câbir ibn Abdullah (R)’tan şöyle tahdis etti: Eslem kabilesinden (Mâiz ibn Mâlik isminde) bir adam. Dikkat ediniz! Evli olduğu hâlde zinâ eden kimse üzerine buna beyyine delâlet ettiği yâhud gebelik yâhud itiraf olduğunda recm cezâsı sâbit olmuş bir haktır! dedi.S.. Kitâbu’l-Muhâribin min Ehli’l-Küfri ve’r-Riddeti H. Zeyd ibn Hâlid ile Ebû Hureyre(R)’den.) 272-.. (Buhâri.H..

Bu iddiaları gerçeğe uymamaktadır. Yani tahdis ettiklerine göre böyle kimseler ölünceye kadar taşlanacaklardır. elde ki Kur’an’dan daha üstün ayetler ihtiva eden Kur’an Külliyatı vardır ve siz bundan sorumlusunuz demektedirler. rivayetlerinin Kur’an’dan üstün olduğunu söylemiş olmaktadırlar. bunu uygulamayan kimselerin sapıklığa düşeceğini ve ayet her ne kadar Kur’an’da yer almamışsa dahi yine de uygulanmasının farz olduğunu iddialarına mesnet yaptılar. rivayetleri uydurmalarında ki temel amaç Müslümanları Kur’an’dan uzaklaştırmaktır. Erkeklerden veya kadınlardan evlenip de zina eden kimseler zina ettikleri zamanda dul dahi olsalar uygulanacak olan cezanın recm cezası olduğunu kesin olarak iddia ettiler. Tahdis ederek var ve geçerli olduğunu iddia ettikleri recm ayeti. Hem bu öyle bir arayıştır ki bulunan eldeki Kur’an ayetlerini nesh yani iptal edebilmektedir. 220 . yani iptal edilmiş ayetlerden sorumlu iseler. burada da yapmak istedikleri ayni şeydir. Böylece bir rivayetten başka bir şey olmayan bu iddialarını Kur’an’a üstün tutmakla. Zaten daha önce de belirttiğim gibi rivayetleri din olarak kabul edenlerin temel hareket noktası rivayetlerin Kur’an’ı nesh yani iptal edebileceğini iddia etmeleridir ve bunu da önderleri ağzından açıkça söylemekten de çekinmemişlerdir. değilmi ki recm ayeti mensuh olarak Kur’an dışında vardır deyip.Yukarıda yazmış olduğum dört rivayet örneğinde görüldüğü gibi. Kur’an’da mevcut ayetlerden üstün tutmaktadırlar. Bunun manası Kur’an dışında Kur’an aramaktan başka bir şey değildir. bundan dolayı eldeki Kur’an dışında. Bu cezanın Kur’an dışında bir ayet olduğunu iddia ile. Eğer müslümanlar Kur’an’da yer almayıp nesh edilmiş. kendi ifadeleriyle mensuh olduğunun söylenmesine rağmen. Bekarın bekarla zina etmesi halinde verilecek cezanın yüz sopa ve bir yıl sürgün olduğu. bu ayetleri uygulamamaları halinde sapacaklarsa o zaman nesh edilmiş ve Kur’an’da yer almayan ayetlerin aranıp bulunması mecburiyeti doğmuş olur. Dikkat edilirse.

İşlerine geldiği zaman recm cezası uygulamamak için rivayetler uydurmuşlardır. Kur’an ise çelişkilerden uzak bir kitaptır. buna rağmen Allah tarafından iptal edilmiş bir ayetin uygulanması gerektiği nasıl iddia edilebilir. (K. Ve şunu söyledi: “Onu Kitabullah(ın hükmü) ile celde. Kur’an’da boşluk olması mümkün değildir. yahut unutturursak. Ayrıca recm konusunda da çelişkili iddialar içerisindeler. bir ayeti nesh edersek. Ali (radıyallahu anh). evvelki rivayetleriyle çelişkiye düşmüşlerdir. Cuma günü de recm etti.246 Akçağ 1989 alıntısı Buhâri. ondan daha hayırlısını. yahut onun dengini getiririz. O esnada bir adam geldi ve: 221 .S. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın sünneti ile de recm tatbik ettim”. Allah tarafından nesh edilen veya unutturulan her ayetin yerine mutlaka. şeytanın bir hilesinden başka bir şey değildir. Bu tür rivayetlerine örnek verecek olursam: 275. mealen: .) Bu rivayette recmin farz olmayıp sünnet olduğunu tahdis etmekle.6 S. bu durumda iptalin hiçbir manası kalmaz. Nesih konusunda Kur’an’dan örnek verecek olursam. Allah tarafından Kur’an’a bir ayet getirilmiştir.Biz.Şa’bi (rahimehumullah) anlatıyor: “Hz.Bilindiği gibi nesh iptal manasındadır. Allah’ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin? 2/106 Görüldüğü gibi iddiaları Kur’an’a uymamaktadır.Ebu İmâme (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile beraber mescidde idik. 1611 C. bu da açık bir çelişki meydana getirir. Onun için Kur’an dışında gidip ayet aramanın gerektiğini veya Kur’an ayetidir deyip Kur’an dışında hüküm uygulamayı önermek. Hudud 21. kadını recm ettiği zaman onu perşembe günü dövdü. 276.

(2764. Ona ne cevap vereceğini işitmek istiyordum. Hudud 27. ben hadd (çeşidine giren bir suç) işledim. Efendimiz adama: “Evinden çıkınca abdest almış. Bir adam huzuruna gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü. Derken namaz vakti girdi.S. Efendimiz: “Öyleyse Allah Teâla haddini -veya günahını demişti. O: “Evet ey Allah’ın Resûlü!"dedi.Hz. cezasını tatbik et!" Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) adama (bir şey) sormadı.214 Akçağ 1989. Derken (namaz vakti girdi ve) namaz kılındı. dedi.(4381)) 277. Adam: “Evet ey Allah’ın Resûlü!"deyince.affetti" buyurdu”. adam yanına geldi ve: “Ey Allah’ın Resûlü dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazdan çıkınca adam yine peşine düştü. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanında idim. Bana Allah’ın kitabını tatbik et!" “Efendimiz: 222 . Aleyhissalâtu vesselâm namazını tamamlayınca. Ebu Dâvût. Buhari. (K. Adam talebini tekrar etti. ben adamı takip ettim. 45.8 S. ben bir hadd(suçu) işledim.2765). 2320 C. bana cezasını ver!"dedi. Efendimiz: “Sonra da bizimle namaz kıldın mı?"diye sordu.“Ey Allah’ın Resûlü. Hudud 9. alıntıları. ben bir hadd işledim. Resûlullah adama cevap vermedi. Aleyhissalâtu vesselâm yine sükut buyurdu. Rasûlullah’la birlikte o da namaz kıldı. Tevbe 44. ab destini de güzel yapmış mıydın?"buyurdu.

. Rasûlullah (S): “Ümmetimin hepsi için. İbn Mus’ûd (R) şöyle demiştir: Bir kimse (yabancı) bir kadından bir öpücük aldı. Müteâkiben o zat Peygamber’e geldi ve olan işi ona haber verdi. 2321 C. Veya hadd cezası uygulanacak şahıs suç işledikten sonra namaza başlasa dahi bu rivayetlere göre kendisine hadd cezası uygulanamaz. Böylece iddialarına göre namaz kılan şahıslar serbestçe zina edebilirler veya başkaca had suçu işleyebilirler. Bu.S. Bu hâdise üzerine Aziz ve Celil olan Allah. Zira Allah.. 45.5 C. (2764-2765). gecenin de yakın saatlerinde dosdoğru namâz kıl. Müslim. Tevbe 44. eğer namaz kılıyorsa affedilmiştir demektedirler. hadd cezasını gerektirecek hangi suçu işlediğini söylememiştir. senin günahını affetti" veya -haddini affetti" dedi. Böylece işlerine geldiği zaman hadd cezasını kişi namaz kılıyor diye uygulamaya bilirler.217 Akçağ.600-601 Ötüken 1987) 223 . bütün ferdleri içindir" buyurdu. Hudud 24. "(K. Örneğin bu konuda bir rivayette şöyle demişlerdir: 278-. (Buhari. (1696)) Bu son iki rivayette. Buda zina dahil bütün hadd cezalarının namaz kılan kimse hakkında uygulanamayacağı manasındadır. zira rivayetlerde kendisine hadd cezası uygulanmasını talep eden ve namaz kıldığından dolayı affedildiği söylenen şahıs. şu âyeti indirdi: “Gündüzün iki tarafında.. Buhari.8 S....“Öyleyse git.. Çünkü güzellikler kötülükleri (günâhları) giderir. iyi düşünenlere bir öğüttür" (Hûd 114) Bunun üzerine o kimse: Yâ Rasûlullah. Hudud 17. Kitâbu Mevâkiti’sSalât H. böylece had cezasını gerektirecek her ne suç işlemiş olursa olsun böyle bir kimseye kesinlikle had cezası uygulanamaz...2 S. kişi hadd cezası gerektirecek ne suç işlerse işlesin.. bu yalnız benim için mi? Diye sordu.. alıntısı..

Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl. 11/114 . böylece bu kimselerin günah işlememek için dirençlerinin artacağı şeklindedir... kastedilen. 29/45 Demek ki.İstedikleri zaman istedikleri cezayı uygulamamak ve insanları. kötülükler senden uzaklaşır manasındadır.. Örneğin recm konusunda şu rivayeti naklettiler: 279. çünkü iyilikler. Kur’an’dan örnek verecek olursam.. Çünkü namaz. Ayette bu husus için Namaz örnek gösterilmiştir. Allah. Maymunlar o zina eden maymunu recm ettiler. mealen: . elbette en büyük (ibadet)tir. kişi eğer sevap işliyorsa kötülük işlemek ona zarar vermez iddiasında bulundular. Allah’ı anmak. sevabın varsa günah işlesen sana zararı olmaz manasında değildir... Hûd Sûresi 114. Bu. Amr İbn Meymûn şöyle demiştir: ben Câhiliyet devrinde zinâ etmiş olan maymunun üzerine birçok maymunların toplanmış olduklarını gördüm.. Sevap işlersen takvalı bir kimse olursun. Ben de maymunlar topluluğunun berâberinde zinâ eden maymuna taş attım.Kitab’dan sana vahye dileni oku ve namazı da kıl.. Allah yolundan saptırmak için.. kötü ve iğrenç şeylerden vaz geçirir. kötülükleri uzaklaştırır.. ibret alanlara bir öğüttür. kötülük işlememek için direncin artar.. Ayetinde kastedilen. hayır işleyenlerin. 224 . İddialarına delil olarak ta Hûd sûresi 114 ayetini gösterdiler. karışıklık çıkarmak için akıllarına gelen her çeşit bozukluğu rivayet etmekten çekinmezler. ne yaptığınızı bilir. işlemiş oldukları sevapları. Hal bu ki. iyilik edenlerin veya başka bir deyişle. onlardan kötülükleri uzaklaştıracağı yani bu kimselerden kötü işlerin uzaklaşacağı.. Durumun onların iddia ettikleri gibi olmadığını belirtmek için. İslami konular da o kadar ciddiyetsiz ve saldırgandırlar ki. Dikkat edilirse Hûd Sûresi 114..

fakat evlenmiş olan veya evlenmiş olup ta dul kalmış bir kimsenin bir fahişeyle anlaşarak zina etmesi halinde bu kimseye uygulanacak cezanın recm olduğunu hatta fahişenin de evlenmiş olması durumunda ona da aynı cezanın uygulanacağı iddi ve rivayet etmeleri adaletsiz bir uygulamadır ve Kur’an’ın bu hususlarda ihtiva ettiği hükümlere uymamaktadır. Bu gibi hususlar hiç dikkate alınmamıştır. evli olsunlar veya bekar olsunlar 225 . mealen: . kadın mıdır.68 C. Evli veya bekar olmaları bu durumu değiştirmez. uygulanma şartını şahsın evlenmiş olup olmadığı hususuna bağlamışlardır. kendisiyle zina edilen kimse cinsiyet yönünden erkek midir.3600-3601 Ötüken 1987. Kur’an’ın bu hususlarda ihtiva ettiği ayetlerden örnekler vererek konuya bakacak olursak durum şudur. karşılıklı anlaşmak suretiyle zina eden erkek ve kadının her birine. Yani.(Buhari. onlara karşı acıma duygusu tut(up engelle)mesin. veya zina bir hayvana mı uygulanmıştır. Öyle ki. Örneğin. 24/2 Yukarıda meali yazılı bu ayet. Böylece karşı tarafın durumu hiç dikkate alınmamıştır. Müminlerden bir grup da yapılan azaba şahid olsun. bekar olup hiç evlenmemiş bir kimse.) Recm cezasının uygulanmasını savundukları rivayetlerde. veya namuslu bir kadın mı saldırıya uğramıştır. veya küçük bir çocuk mu zorla zina olayına alet edilmiş veya zina olayın da zinayı işleyen iki taraf bunu anlaşarak gönüllü olarak mı yapmışlardır. başkaları tarafından hiçbir zorlama olmadan kendileri isteyerek nefislerine uymak suretiyle karşılıklı anlaşarak zina eden erkek ve kadınlar hakkındadır.8 S.Zina eden kadın ve zinâ eden erkeğin her birine yüz değnek vurun. Allah’a ve âhiret gününe inanan (insan)lar iseniz Allah’ın dini(ni uygulama hususu)nda sizi. Kitâbu Menâkıbi’l-Ensâr H. namuslu bir kadına veya kıza saldırıp zorla tecavüz ederse buna uygulanacak cezanın yüz sopa ve bir yıl sürgün olduğunu.

Kur’an’dan bu hususta örnek verecek olursam. işleyenler yönünden evli olup olmamaları esasına bağlamışlardır. içinizden sıkıntıya düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha iyidir. Kur’an’a göre durum hiçte öyle değildir. Zira yarım recm cezası uygulanması mümkün değildir. Durum böyle olunca.verilecek ceza aynıdır. hal bu ki. ücretlerini (mehirlerini)de güzelce verin. bu da gösteriyor ki. Bu esasa göre bekar olup ta mümin kadınlara zorla tecavüz eden kimselere yüz değnek ve bir yıl sürgün cezası. Eğer iddia ettikleri gibi zina eden evlilere recm cezası uygulanması gerekiyorsa. onlara sözle iftira 226 . Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. esirgeyendir. Hepiniz bir birinizdensiniz (hepiniz adem soyundansınız. zina eden evli kadınlar recm edilemez. Daha önce belirttiğim gibi zina suçu işlendiğinde verilecek cezayı. Ancak müslüman bir kimseyle evli olup ta zina eden mümin cariyelere. çünkü recm ederek yarı öldürmek diye bir şey mümkün değildir. zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartıyla sahiplerinin izniyle onlarla evlenin. evli olup ta bir bir fahişeyle zina eden kimseye. Öyle ise iffetli yaşamaları. aynı suçu işleyen cariyelere yarım recm uygulaması nasıl izah edilebilir. Mümin kadınlara değil saldırıp tecavüz etmek. zira recm ölünceye kadar taşlanmak demektir. velev ki dul olsa dahi recm cezası uygulanacağını iddia etmişlerdir. Kur’an’la çelişmektedir. Bu(cariye ile evlenme). mealen: . zina eden ve bir müslümanla evli olan bir mümin cariyeye nasıl yarım recm uygulamak mümkün olur. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara hür kadınlara yapılan cezanın yarısı (uygulanır). hür olup ta zina eden kadınlara verilen cezanı yarısı verilir. İnsanlık bakımından aranızda bir fark yoktur).İçinizden inanmış hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse elleriniz altında bulunan inanmış genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. Allah bağışlayan. 4/25 Görüldüğü gibi rivayetleri.

bir şey yapmadıkları halde eziyet edenler. Allah.Allah’ın önceden geçen milletler hakkında da sünneti (kanunu) budur. 33/62 Görüldüğü gibi. bu cezanın erkek. çok bağışlayan. Lût 227 . 33/61 . 33/60 . Onların tanınmaması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. bir iftira ve açık bir günah yüklenmişlerdir. şehirde kötü haberler yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz).Andolsun iki yüzlüler.Ey Peygamber! Hanımlarına.edipte eziyet edenlere. mealen: . Kur’an’a göre uygulanacak ceza yakalandıkları yerde öldürülmeleridir! Bu hususta Kur’an’dan. bu hallerinden vazgeçmemeleri halinde. müminlere iftira edenlere. Kur’an’dan örnek aldığımızda. kalplerinde hastalık bulunanlar.Lanetlenirler. sonra orada.Mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara. ıslah olmayan. Bu duruma göre fiilen saldıranlara nasıl olurda yüz değnek vurulacağı iddi edilebilir. Bu Kur’an’a uymayan asılsız bir iddiadır. kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine almalarını söyle. senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler. 33/58 . ve Allah’ın sünnetinde bir değişme bulamazsın. Recm konusun da. 33/59 . erkeğe sapık cinsi ilişki içinde olan. nerede rastlansalar yakalanır öldürülürler. çok esirgeyendir. bu huylarından vazgeçmemeleri halinde verilecek ceza o iftiracıların öldürülmesidir. Lût kavmine verildiğini görürüz. Yaptıklarının kötü bir şey olduğu kendilerine bildirilmiş olmasına rağmen.

küçük çocuklarla veya eşiyle normal olmayan yoldan veya hayvanlarla yapacağı cinsel ilişkiler bu tür ilişkilerdendir. yalnız karısı(nı kurtarmadık). Örneğin. bak işte suçluların sonu nasıl oldu! 7/84 Ayrıca bu cezayı emsal olarak aldığımızda.peygamberin kavmi üzerine Allah taş yağdırmıştı. 7/82 . suç konusunda uyarıldığı ve buna rağmen direterek suç işlediği kabul edilir.Emrimiz gelince. fazla temizlenen insanlardır" demekten başka olmadı. israfçı (azgın) bir kavimsiniz! 7/81 . Lût kavminin uyarıldığı konusunda Kur’an’dan mealen: . oranın altını üstüne getirdik ve üzerlerine (balçıktan) pişirilip istif edilmiş taşlar yağdırdık. çünkü onlar. bu ve bu gibi ilişkiler recm cezası kapsamına girer. 11/82 228 . uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru hakikaten çok kötü oldu! 26/173 . Şu kadarla ki kişi yaptığının suç olduğunu bilmiş olmalı. yani uyarılmış veya uyarılmış olduğundan şüphe olmamalıdır. Çünkü o. geride kalanlardan oldu. öz kardeşiyle. kişinin kendi öz annesiyle. kadınları bırakıp erkeklere şehvetle gidiyorsunuz ha! doğrusu siz. Kavmine dedi ki: “Siz.Lût’u da (gönderdik). benzer sapık ilişkilerinde bu ceza kapsamına girdiğini görürüz.Kavminin cevabı: “Onları (şu Lût ve taraftarlarını) kentinizden çıkarın.“Siz.Ve üzerlerine bir (taş) yağmur(u) yağdırdık. Eğer kişi kesin olarak yaptığının suç olduğunu bilecek konumda ise.Biz de onu ve âilesini kurtardık. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . 7/83 .Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık. sizden önce âlemlerden hiç birinin yapmadığı fuhuşu mu yapıyorsunuz? 7/80 .

cariyeyi sana helâl ederse. alıntıları. Nikâh 70. alıntıları.S.124).S..(2553)) Her iki rivayette işlenen olay aynı olmasına rağmen verilen hükümler bir birleriyle çelişkilidir. 11/83 Ceza hukukuyla ilgili olarak.(O taşlar:) Rabbin katında işaretlenerek (yağdırılmıştır). Hâdise.(6. Birinci rivayette yüz değnek veya recm söz konusu iken. câriyenin efendisine.225 Akçağ. onun bir mislini borçlanır. Nesâi. adam.(2551)) 281.(7. hakkınızda.124). dedi..(4460. Tirmizi.(1451). yüz değnek yiyeceksin. hanımının câriyesine temas eden bir adam hakkında şöyle hükmetti: “Eğer. Ebu Dâvud. diğer hadis rivayetlerinden örnekler: 280. câriye hürdür.Habib İbnu Sâlim (rahimehumullah) anlatıyor: “Abdurrahmân İbnu Huneyn denen bir adam karısının câriyesine temasta bulundu. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın hükmüyle hükmedeceğim: “Eğer zevcen. Ebu Dâvûd. Hudûd 8. câriyenin efendisine (yani karısına) mislini borçlanmıştır. 1598 C. 1599 C. Hudûd 21. Hudûd 28. câriye adamın olur.(4458. Nesâi. Hudud 28. helâl etmezse recm edileceksin.224 Akçağ.6 S. adam câriyeyi zorladı ise.. İbnu Mâce." (K. câriye rıza göstermişse. Hudûd 8.Seleme İbnu Muhabbak (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). 229 . “. Kûfe emiri Nu’man İbnu Beşir (radıyallahu anh)’e götürüldü.4459).” Sonra (tahkik etti) karısının câriyeyi adama helâl ettiğini görünce. Nikâh 70.6 S. ikincisinde sadece cariyenin bedeli borçlandırılmıştır. (K. Onlar zalimlerden uzak değildir.4461). emir yüz değnek vurdu”. İbnu Mâce.Ben.

." (K.. 1626 C.. Bundan dolayı yankesicilik hırsızlıktan başka bir şeyle tanımlanamaz. bir yumurta veya ip için kesilir denmesi çelişkidir.Öyleyse (elini) kesin!"dedi ve derhal eli kesildi. Kitâbu’l-Hud^d H. Yine: 230 .282. Buhari.. alıntısı. “.24 C. demiştir.S.Öldürün onu!" diye emretti. 284.321 Akçağ 1993.6 S.) Yankesicilik hırsızlığın ta kendisidir. bir ip çalıp da eli kesilen hırsıza lânet etsin”.. 285. Nesâi.6652 Ötüken 1989) 283. Hudud 7. Bilindiği gibi yankesiciler ellerini kullanmak suretiyle. 65)) Her iki rivayet bir birleriyle çelişkilidir. Sârik 1. Kendisine: “-Ey Allah’ın Resûlü. onun için bu rivayetin aslı yoktur. öbüründe.7. Bunun üzerine: “.17 S.. Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir hırsız getirilmişti. çalan kimselerdir.Abdurrahmân İbnu Avf anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Muhtelis (yankesici) kimseye el kesme cezası verilmez. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: “Allah. Sonra aynı adam ikinci sefer getirildi. İbn-i Mâce 2592. alıntısı..Hz. Hâlbuki bu kalkanlardan her biri kıymetli şeylerdi..14 S.s. Hudûd 13.S... bu adam sadece çaldı" denildi. bir yumurta çalıp da eli kesilen.Hz.263 Akçağ. sinsice insanların ceyblerinden paralarını v. (K. Müslim.. Birincisinde kıymetli bir mal olmasa hırsızın eli kesilmez denmişken. Âise (R): Peygamber (S) zamânında hiçbir hırsızın eli mıcenn denilen yâhud hacefe denilen bir kalkan bedelinden daha aşağıda bir mal için kesilmemiştir. 6798 C. (Buhari. (7.(1687).

bu adam hırsızlık yaptı" denildi. Bunun üzerine: “-(Sağ ayağını da) kesin! diye emir buyurdu. Nesâi Sârik 15. peygamberin yanına getirilen şahsa ölüm cezası vermesi ve çevresindekilerin. Ebu Dâvûd. bu adam hırsızlık yaptı" dediler. bu şahıs sadece hırsızlık yapmıştır diyerek uyarması üzerine. Hudud 20. 1631 C. hırsıza kaç kere hırsızlık yaparsa yapsın. Ayrıca hiçbir şey sormadan. Aynı adam beşinci sefer getirildi.270-271 Akçağ.90. Suçlunun suçunu öğrenmeden. onu muhakeme etmeden. Sonra aynı adamı dördüncü kere getirdiler. (K. “. Hz. Sonra götürüp bir kuyuya attık.Öldürün onu! diye emretti.91)) Kur’an’da. bu adam hırsızlık yaptı" dendi. peygambere karşı yapılmış bir iftiradır. Hz. peygamberin 231 . (8. Bunun üzerine: “-Öyleyse kesin!" dedi ve derhal (sol ayağı) kesildi.Öldürün onu!" buyurdu. Hz. Sonra üçüncü defa getirildi ve hırsızlık yaptığı söylendi. Kendisine: “-Ey Allah’ın Resûlü. Bunun üzerine: “(Sol elini) kesin! Diye emretti. öldürme cezası hükmedilmemiştir. (4410).S. üzerine de taşla doldurduk”. Cabir (radıyallahu anh) der ki: “Adamı götürüp öldürdük. Kendisine “-Ey Allah’ın Resûlü. Kendisine: “-Ey Allah’ın Resûlü. Peygamber: “.“-Öldürün onu!"diye emretti. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “-Öldürün onu! diye emretti. alıntıları. ölüm cezasını geri aldığı yolundaki iddiaları.

kesme kelimesinin hangi manaya geldiğini bilme açısından. 232 .Ettiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse bilsin ki Allah onun tövbesini kabul eder. kesme kök üzerinden ayırma yani koparma olarak tarif edilmiştir. Allah Güçlüdür. Yoksa yakalandığı anda ben şimdi tevbe ettim diyenlerle ilgili değildir. Kur’an’dan mealen: . Hırsızlara verilecek ceza konusunda. yaptıklarından ötürü Allah tarafından bir cezâ olarak. Kur’an’a göre. geçtiği diğer ayetlerden örnek vererek. ellerini kesin. Hakim’dir. zira hırsızlık azdan çoğa doğru ve işlenen şekliyle ilgili olarak geniş bir sahayı kapsar. Hırsızlık yapmış olan kimseler yakalanmadan önce tevbe etmişlerse onların eli kesilmez. koparma şeklinde olabileceği gibi. Kesme derecesi suçun ağırlığıyla orantılı olarak. 59/5 Yukarıdaki ayet mealinde görüldüğü gibi. hırsızlık yapan erkek ve kadınların elleri kesilir. Zira peygamber bir zalim değildi. Zalim olanlar uydurma rivayetleriyle ona böyle bir şey yakıştıranlardır. yahut kökleri üzerinde bırakmanız hep Allah’ın izniyle ve (O’nun) yoldan çıkanları cezâlandırması içindir. yaralama şeklinde de olabilir. merhametli olandır. hırsızlık yapmış olanların tevbe edip ıslah olmalarından bahsedilmiştir.Erkek hırsız ve kadın hırsızın. Allah şüphesiz Bağışlayandır. 5/39 Kur’an’a göre. bu husus yakalanmadan önce tevbe etmiş olanlarla ilgilidir. hem koparmayı hem de yaralamayı kapsadığını gösterecek olursam. Ancak 5 Mâide 39 da görüldüğü gibi. 5/38 . Kur’an’dan mealen: .bir şahsa ceza vermesi olacak şey değildir.(Kafirlerin) Hurma ağaçlarından herhangi bir şeyi kesmeniz.

hâşâ bu insan değildir.. onlara (adam) gönderdi (yemeğe dâvet etti). 5/33 .(Kadın). onların (dedi-kodu yaparak kendisini dile düşürme) düzenlerini işitince. yeryüzünde fesad çıkarıcı olayların kapsamına girmektedir. yakalanmadan önce tevbe etmişlerse ceza görmezler. 12/31 Yukarıdaki ayet mealinde görüldüğü gibi. dolayısıyla bu fiili işleyenlerin ceza görmemek için. 5/34 Yukarıda ki ayet mealinde görülen hususları işleyenler. bundan müstesnâdır. ya asılmaları. onların dünyâda çekecekleri rezilliktir. (Kadınlar. Bu. çok merhametlidir. yakalanmadan önce tevbe etmiş olmaları 233 . ya ellerinin. Hırsızlık yapanların yakalanmadan önce tevbe etmeleri halinde ellerinin kesilmeyeceği konusunda Kur’an’dan mealen: .Şehirde bir takım kadınlar: Vezir’in karısı. önlerine konan meyvaları soyup yemekle meşgûl iken) Yûsuf’a çık karşılarına! dedi. Âhirette ise onlara büyük azâb vardır. Onlar için dayanacak yastıklar hazırladı ve her birine de bir bıçak verdi. kesme elin dalgınlıkla yaralanması manasına da gelmektedir. Zira biliniz ki Allah. hırsızlık. 12/30 . Kadınlar Yûsuf’u görünce onu (gözlerinde) büyüttüler (ona hayranlıklarından ötürü) ellerini kestiler ve: “Allah için. çok bağışlayıcı.Allah ve elçisiyle savaşanların ve yeryüzünde fesad çıkarmaya çalışanların cezâsı: (ya) öldürülmeleri.Ancak sizin onları ele geçirmenizden önce tevbe edenler. Hırsızlığın cezası Kur’an’da özel olarak bildirilmekle beraber. bu ancak güzel bir melektir!"dediler. uşağının nefsinden murâd almak istemiş! Sevda onun bağrını yakmış! Biz onu açık bir sapıklık içinde görüyoruz! dediler. ayaklarının çapraz kesilmesi veyâ bulundukları yerden sürülmeleridir.

(1414).4518).“Doğru terazi ile tartın.(Şuayb. Hırsızlığın yeryüzünde fesat çıkaran olaylardan bir tanesi olduğuyla ilgili olarak. (Kervan hareket ettikten) sonra bir ünleyici şöyle seslendi: “Ey kervan siz hırsızlarsınız!" 12/70 Bunlara döndüler: arıyorsunuz)?"dediler." 26/183 Tekrar rivayetlerle ilgili konulara dönecek olursak: 286. 12/71 “Ne kaybettiniz.Dediler ki: “Melikin su tasını kaybettik (onu arıyoruz). Yeryüzünde fesatçılık yaparak karışıklık çıkarmayın. 4962 C. Kur’an’dan mealen: . kulağını keserek) sakatlarız. Diyât 7.177 Akçağ 1992.Semure radıyallahu anh anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Resûlullah “Kim kölesini öldürürse.14 S.(4515. Tirmizi.gerekir. (ne . 4516. Diyât 18. Onu getirene bir deve yükü (mükâfat) var." 26/181 . bu yere fesat çıkarmak için gelmedik. alıntıları. Nesâi. biz de onun (burnunu. Kim de kölesinin (burnunu. biz de onu. kulağını keserek) sakatlarsa.“İnsanların mal ve haklarından bir şey eksiltmeyin. kavmine demişti ki): “Ölçeği tam yapın. herhalde siz de bilmişsinizdir ki biz.(Yûsuf) onların yüklerini hazırlarken su tasını (öz) kardeşinin yükü içine koydu. Ve biz hırsız değiliz!" 12/73 .(8. Kasâme 9. Eksiltenlerden olmayın.(Yûsuf’un kardeşleri): “Allah. Ben buna kefilim" 12/72 ." (K.S.21)) 234 . Allah! dediler. Ebu Dâvûd.4517." 26/182 .

Onlar içlerinden en âdilerinin verdiği emana uyarlar. Ali radıyallahu anhüm’ün yanına gittik.Kays İbnu Ubâd radıyallahu anh anlatıyor: “Ben ve elEşter en-Nehâi.. Allah’ın hükmüne göre adalet isteyen muhakkak ki. Kasâme 8.. zira Allah zalimleri sevmez.. Haberiniz olsun: Mü’min. (K. kafir mukabilinde öldürülmez denmesi bir çelişkidir... zengin. kafir kölenin mümin sahibi tarafından öldürülmesi halinde..287. Kendisine: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. durum değişmez. İslam’da hiçbir zulüm korunmamıştır. Kölenin sahibi mümin. Kur’an’a göre bakacak olursak. Hz. bir kafire zulmetmiş olsun. hür veya köle.. bu rivayete göre müminin kafir karşılığında öldürülmesi gerekir. kölesini öldüren..S. bütün insanlara şâmil olmayan hususi bir tâlimatta bulundu mu?" dedik. müslüman veya gayri Müslim olması durumu değiştirmez. mümin. Nesâi.Biz sana Kitâbı hak ile indirdik ki.181 Akçağ 1992. alıntıları. öldürülür denmiştir. kölesi de kafir olabilir.14 S. diyât 11.. Suç işleyen ceza görmeye hak kazanmıştır. fakir. Buna rağmen ikinci rivayette. İçerisinde şunlar vardı: “Müminlerin kanı eşittir.(8. (4530). Bu insanın. hâinlerin savunucusu olma! 4/105 235 . Velev ki. Birincisinde. 4964 C.19)) Yukarıda yazılı iki rivayet birbirleriyle çelişkilidir. Bu konularla ilgili olarak Kur’an’dan mealen: .. Konuya.. bir mümin. Ebu Dâvûd. kâfir mukabilinde öldürülmez. hakkını almaya hak kazanmıştır. insanlar arasında Allah’ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin. Bize: “Hayır! Ama şu sahife de bulunanlar var! dedi ve kılıncının kabzasından bir sahife çıkardı..

malına. işiten. ailesine zarar veremez. Savaşta dahi. Onlara ne istersek yaparız demişlerdi. derin bir yanılgı ve haksızlık içindedirler. Şüphesiz Allah. müslüman olsun veya olmasın hiç kimseye hiçbir şekilde haksız yere saldırı olmaz. bizim. 236 .. Kur’an’dan mealen: . göz önünde bulundurulması gereken olay. Hiçbir müslüman. Allah bu düşünceyi red etmekte. müslüman olmayan kimsenin. 3/75 İslam dinine göre. ona yüklerle emânet bıraksan. dolayısıyla bize de bizim dışımızda olanlara karşı sorumlu olduğumuzu. kısas olarak verdiği zarar kadar ceza görmeye hak kazanır.Allah size emânetleri ehline vermenizi. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Bundan dolayı. canına. Onlardan öylesi de vardır ki. “Ümmilere karşı bize sorumluluk yoktur. görendir. devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. müslümanlar kendilerine savaş açmamış olanlara savaş açamazlar. insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adâletle hükmetmenizi emreder. onlara herhangi bir haksızlık yapmamamızı bildirmektedir. hiç kimse ona sırf inancından dolayı veya maddi varlık sahibi olmasından dolayı saldıramaz. 4/58 Görüldüğü gibi adalet tüm insanlar içindir. İslam dinine kılıç dinidir diyenler. müslüman olmayan bir kimseye haksız yere saldırarak. Saldırmamışsa. bizim dışımızda olan ümmilere karşı bir sorumluluğumuz yoktur."dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah’a karşı bile bile yalan söylüyorlar. Bir kimse saldırıp ta haksız yere ona zarar vermişse ve zarar gören veya zarar görenin yakınları affetmeyip davacı iseler. saldıran.Kitâb ehlinden öylesi vardır ki. ona bir dinar versen. onu sana öder. Kur’an’da belirtildiğine göre Kitâb ehlinden bazı kimseler. ilk önce saldırıp saldırmadığıdır.

onların dünyâda çekecekleri rezilliktir. haksızlığa uğrayanın hakkını talep etmesi veya suçlunun ceza görmesi inancına bağlı değildir. ya asılmaları. inancından dolayı saldırıya uğrayamaz. malından emin olarak inancını yaşaya bilir. Cezadan önce yakalanmamış veya yenilmemiş olmasına rağmen ıslâh olmuşsa veya yakalanmasına rağmen öldürmede ve yaralamada zarar görenler tarafından af edilmişse. Zira biliniz ki Allah.Ancak sizin onları ele geçirmenizden önce tevbe edenler. Müslümanların tam olarak hakim oldukları coğrafyada. inancını değiştirmesi konusunda zorlanamaz. doğruyu bulması için kendisinden aklını kullanması suretiyle mevcut imkanlardan istifade ederek hakikati bulmaya çalışması ve bulduğunda da kabul ederek. ya ellerinin. saldırıda bulunursa cezaya müstahak olur.Allah ve elçisiyle savaşanların ve yeryüzünde fesad çıkarmaya çalışanların cezâsı: (ya) öldürülmeleri. çok bağışlayıcı. çok merhametlidir. malının ve çoluk çocuğunun saldırıya uğraması ve saldırıya uğrayamayacağından emin olması çok önemlidir. Kur’an’dan mealen: . insan dünyada bir imtihan içerisindedir ve bu imtihanı sürdüğü müddetçe. 5/34 237 . Bu. Âhirette ise onlara büyük azâb vardır. olmaması durumu değiştirmez.İslam dinine göre. Bir kimsenin müslüman olup. kendisine hiç ceza uygulanmaz. İslama göre. İslam hukukunda bu konuda fark gözetilmez. Bu hususla ilgili olarak. bundan müstesnâdır. ayaklarının çapraz kesilmesi veyâ bulundukları yerden sürülmeleridir. Kısasın uygulanmasında. 5/33 . canından.Bir insanın aklını kullanabilmesi için. bu hakikatin gösterdiği doğru yolda gitmek suretiyle gereğini güzel bir şekilde yerine getirmesi onun görevidir. yeryüzünde bozgunculuk yapar. bir kimse müslüman olmuyor diye. Bundan dolayı. Ne zaman ki. İslam dininde iman ve iyi amel çok önemli iki olaydır.

işitendir. Kur’an’dan mealen: . 8/61 Eğer. ne kendi kavimlerine. Allah barış yapmayı emretmektedir. 9/12 . O halde onlar. 9/3 Savaş için. onları sizin başınıza musallat ederdi. ilk saldırının kafirlerden gelmesi gerekir. canına saldırmaktan vaz geçerlerse.Andlarını bozan. Allah dileseydi. o küfür önderleriyle hemen savaşın.Görüldüğü gibi. malına. İlk saldıranlar kendileri olmasına rağmen barışa yanaşırlarsa. bilendir. savaş konusunda tarafsız olup. sizinle savaşırlardı.Eğer andlaşma yaptıktan sonra andlarını bozarlarsa ve dininize sataşırlarsa.Eğer onlar barışa yanaşırlarsa sende ona yanaş ve Allah’a tevekkül et. müslüman olmayanlar. barışa yanaşırlarsa onlarla barış yapılır. Bu kimselere de müslümanlar savaş açmazlar. resûlü (Mekke’den) çıkarmağa yeltenen ve ilk önce kendileri siz(inle savaş)a başlamış olan bir kavimle savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçekten mümin kişiler iseniz. Çünkü andları yoktur. dolayısıyla Müslümanlara savaş açanlar konusunda Kur’an’dan mealen: . Allah’a ve peygambere. çünkü O. sizinle 238 . Kur’an’dan mealen: . kendisinden korkmanıza en lâyık olan Allah’tır. ne de Müslümanlara saldırmak istememektedirler.Ancak aranızda anlaşma bulunan bir topluma sığınanlar. Müslümanların dinine. sizden uzak durular. böylece (saldırıdan) vazgeçerler. yâhut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak (istemediklerin)den yürekleri sıkılarak size gelenler hâriç. Kur’an’a göre bir insanın ceza görmesi için bir suç işlemesi ve yakalanmadan önce tevbe etmemiş olması gerekir. Bir kısmı da vardır ki.

güvenlikleri konusunda yardım edilir.Ve eğer ortak koşanlardan biri eman dileyip yanına gelmek isterse. saldırılarından vaz geçmemeleri çağrısında bulunulur. fakat haksız yere saldırmayın. Allah’ın sözünü işitsin sonra onu güven içinde bulunacağı yere ulaştır. haram aya karşılıktır. sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanız için yardım eden kimselerle dost olmaktan men eder. çünkü Allah haksız yere saldıranları sevmez. 2/194 İslam dininde savaş ortamında bile barışa teşvik edilir.Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın. Allah. Böyle (yap). 9/6 Ayrıca saldırıya uğramış olsalar dahi. bilin ki Allah muttakilerle (sakınanlarla) beraberdir. Çünkü Allah.Haram ayı. Saldırganlara. 60/9 İslam dininde eman dileyen müşrik kimselere de.Allah sizi. Allah’tan korkun. Kur’an’dan mealen: . Kim onlarla dost olursa işte zâlimler onlardır. onlara adâletli davranmaktan menetmez.Allah sizi. Kim size saldırırsa.savaşmazlar ve sizinle barış içinde yaşamak isterlerse. Müslümanlara savaşta aşırı gitmemelerini emretmiştir. Kur’an’dan mealen: . Hürmetler karşılıklıdır. ancak sizinle din hakkında savaşan. çünkü onlar bilmez bir topluluktur. 4/90 . Allah size onlara saldırmak için bir yol vermemiştir. kendilerine. onu yanına al ki. din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten. onun size saldırdığı kadar siz de ona saldırın. saldırı olamadığı gibi. adâlet yapanları sever. 2/190 . Kur’an’dan mealen: 239 . 60/8 .

bilin ki Allah sizin sahibinizdir. müslümanlar da kendilerine yapılan saldırıları önlemek. ne güzel yardımcıdır! 8/40 İslam dininde hiç kimseye haksız yere saldırmak kabul edilmemiştir.. bundan dolayı. fakat şu da bilinmelidir ki. Kim tâğût’u reddedip. inançlarını hür olarak yaşamak için Allah’ın dinine yapılan tüm saldırıları engellemeye çaba gösterirler. inanç yeryüzünde fitne çıkarmakta değildir. nasıl ki kendisine haksız yere kimse saldırmıyorsa. Yani bir kimse çıkıp ta benim inancım insanlara afyon satmaktır veya insanların mallarını haksız yere almaktır diyerek başkalarına zarar veremeyeceği gibi. İnanca baskı yapılamayacağı ile ilgili olarak. 8/39 . Her insan kendi inancını yaşayabilir. o da hiçbir şekilde yer yüzünde haksız bir zorba olarak saldırıda bulunamaz. Allah’a inanırsa. 8/38 Buna rağmen savaşta ısrar ederlerse. Aksi takdirde cezayı hak eder.Fitne kalmayınca ve din tamâmen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın! Eğer vaz geçerlerse muhakkak ki Allah yaptıklarını görmektedir. baskı yapmak. barış yolunu da açık tutarlar. (savaştan) vazgeçerlerse. Doğruluk. geçmişlerinin bağışlanacağını ve tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmünün uygulanacağını söyle.Eğer dönerlerse.İnkâr edenlere eğer. O. yani zorlamada bulunmak dahi kabul edilemez. sapıklıktan seçilip belli olmuştur.Dinde zorlama yoktur. Müslüman olmayan bir kimseye Müslüman olmuyor diye değil savaş açmak. Bu arada amaçlarından taviz vermeden. Kur’an’dan mealen: . Kur’an’dan mealen: . muhakkak 240 . ne güzel sahip.

İnanç ve farzlarla ilgili amel konusun da hesap sormak Allah’a aittir.ki o. neyi gizleyip neyi açığa vurduğunuzu bilir. kabul etmemeleri halinde onlardan hesap sormak ancak Allah’a aittir. Kim affeder. 2/256 Bir işte veya bir olayda hareket noktası çok önemlidir. yine onun gibi bir kötülüktür. esirgeyicidir. kopmayan. İslam dininde inançla ilgili olarak.İyi bilin ki Allah’ın cezası çetindir ve Allah bağışlayıcı. 5/99 . Bu konuda peygambere hesap sormak yetkisi verilmemiştir. fakat ister kabul ederler veya etmezler.Onlara va’dettiklerimizin bir kısmını sana göstersek de. seni (bundan önce) vefat ettirsek de sana düşen. sağlam bir kulpa yapışmıştır. Doğrusu O. Allah işitendir.Kim zulme uğradıktan sonra kendini savunursa böyle hareket edenlerin aleyhine bir yol yoktur. peygambere verilen yetki tebliğ yani duyurmaktır. bilendir. Kur’an’dan mealen: . sadece duyurmaktır. bir kimse Müslüman olsun veya olmasın. başkalarına haksızca saldırıp zulmederse! Kur’an’dan mealen: . bağışlarsa onun mükâfatı Allah’a aittir. Hesap görmek de bize düşer. Bütün bunlara rağmen. İslam dininde haksız yere saldırı ve zulüm yoktur. duyurmaktır.Resûle düşen. 42/41 241 . 42/40 .Kötülüğün cezâsı. İnsanlara iyilikleri için tebliğ yapılır. Allah. zâlimleri sevmez. 13/40 Görüldüğü gibi. 5/98 .

ceza denkliğini ihtiva etmez. Haksız yere saldırı İslâm dinide büyük bir suçtur. zarar görenlerin davacı olmaları halinde kısas uygulanır. Ayrıca suçların yaygınlaştığı zamanlarda. sanki bütün insanları katletmiş gibidir. hem devlete hem de halka yük getiren bir sistem olduğu gibi. ama bundan sonra da onlardan çoğu. Andolsun elçilerimiz onlara açık delillerle geldiler. ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir nefsi katlederse. 42/42 .. hiç bir Müslüman’a. Müslüman olmayan bir kimseyi haksız yere katletme yetkisi vermez. İslam dinine göre büyük bir suç işlemiş olur. Bu husus adaletin gereği olduğu gibi. ceza görme korkusu da suçtan caydırıcı bir etkendir. zarar 242 . göze göz. bir nefsi katletmemiş. çok önemli işlerden biridir. insanlara zulmeder ve yeryüzünde haksız yere saldırırlar. inanca baskı yapılmasını dahi kabul etmeyen Allah. hapishanelerde büyük yığılmalar olduğu gibi. suç işleyenleri cezalandırması ön görülmemiştir. Kısas sistemi cana can. Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa. Müslüman olmayan bir kimse bir müslümanı bu şekilde katledemeyeceği gibi. kısastaki suç.Ancak şunların aleyhine yol vardır ki. zarar görenler affa teşvik edilmekle beraber. kulağa kulak. İslam dinide. Hapishaneler kurmak.Bundan dolayı İsrâil oğullarına şöyle yazdık: Kim. bütün insanları yaşatmış gibi olur. (kendisine yapılan kötülüğü) affederse. 42/43 Herhangi bir nefsi katletmemiş veya yer yüzünde fesat çıkarmamış bir kimseyi katleden kimse. Hapishane sistemini yığılmalar nedeniyle taşıyamayan yöneticiler.Fakat kim sabreder. disiplinin sağlanamadığı hallerde hapishane içerisinde çeşitli suçların işlenmesine neden olmaktadır. şüphesiz bu. 5/23 İslam dininde kısas gereken hallerde. yine yer yüzünde isrâf etmekte (aşırı gitmekte) dirler. Kur’an’dan mealen: . (İşte bunlar kınanırlar ve) öylelerine acı bir azab vardır. dişe diş ve yaralara karşı yaradır. devletin hapishaneler kurmak suretiyle.

Kısas uygulanırken yine denklik gözetilir.Eğer müminlerden iki grup vuruşurlarsa onların arasını düzeltin. Ve kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse. buruna burun. işte zâlimler onlardır. Mümin iki toplulukta olabilir. Allah. 5/45 Faillerin şahıs olarak kesin belli olduğu münferit olaylarda. Kur’an’dan mealen: 243 . Örneğin. Bu iki topluluk. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Kim bunu bağışlar (kısas hakkından vazgeçer)se o kendisi için kefâret olur.görenlerin rızası hilafına. kulağa kulak. dişe diş ve yaralara karşılık kısas (ödeşme) yazdık. Bu da intikam duygularının ve hareketlerinin toplum içerisinde yaygınlaşmasına neden olmaktadır. adâlet(le hareket) edenleri sever. Kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki size rahmet edilsin.Onda (Tevrat’ta) onlara: cana can. 49/9 . (Allah’ın buyruğuna) dönerse artık adâletle onların arasını düzeltin ve (her hususta) âdil olun. Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla vuruşun. bir topluluk tarafından başka bir topluluğa karşı işlenmiş olabilir. 49/10 Zarar veren topluluk tek bir fert gibi sayılarak. Fakat öyle olaylar vardır ki. göze göz. zarar görenler tarafından veya katl olma olayı olmuşsa katl olunanın akrabaları tarafından af edilmemişse. kısas uygulanır. kısasa dahil suç işleyen bizzat verdiği zar kadar ceza görür. suçluları af edip hapishanelerden tahliye edebilmektedirler. iki Mümin aşiret veya kabile gibi. Kısas konusunda Kur’an’dan mealen: .Muhakkak müminler kardeştirler. şâyet biri ötekine (barışa yanaşmayıp) saldırırsa.

. fakat garanti edilmeyerek zarar görenin hakkı korunmuş ve suçtan caydırıcı bir adalet olması sağlanmıştır. 244 . 2/179 Görüldüğü gibi. 2/178 . Umulur ki (suç işlemekten) sakınırsınız. bir müddet sonra mümin olabileceği gibi. 16/126 Yukarıda meali yazılı âyet her çeşit kısas cezası için genel hükümdür. Mallarına. İslam dini barışçı ve affı teşvik eden bir dindir. Ama kim kardeşi tarafından affedilirse. köleye karşılık köle. Kur’an’dan mealen: . Hürre karşılık hür. Bu. kendisi mümin olmasa bile nesiller sonra dahi onun soyundan gelen kimseler mümin olabilirler. Hiç kimseye haksız yere saldırıyı kabul etmez.Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Ve mümin dahi olsalar haksızlık edenleri korumaz. İslam dışı inançlara baskıyı da İslam dini tasvip etmez. affedilenin de) güzelce onu ödeme(si) gerekir. katletme konusunda suçlu toplumun tek bir şahısmış gibi dikkate alınarak verdiği zarar kadar cezalandırılması. Mümin olan bir kimsede bir müddet sonra kafir olabilir. Toplumsal olaylarda.Ey iman edenler. kısasta af etmek teşvik edilmiştir. o zaman (affedenin örfe göre) uygun olanı yapma(sı uygun diyeti istemesi. canlarına haksız saldırı İslam dininde tasvip edilmediği gibi. Rabb’iniz tarafından bir hafifletme ve rahmettir. kadına karşılık kadın. Eğer sabrederseniz bu. kendilerine düşünme fırsatı verilir. Mümin olmayan bir kimse. Kim bundan sonra da saldırıya kalkarsa artık onun için acı bir azap vardır. Dünya hayatında insanlar imtihan şartları içerisinde düşünülür.Eğer bir ceza ile mukabele edecek olursanız size reva görülen cezanın misli ile ceza verin. tahammül edenler için daha hayırlıdır. katletmede kısas size farz kılındı.

evsiz. tarihte çok yaygın olarak bir birlerini köle yapmışlardır. aç insanlar doluşacak. 3. efendileri eliyle azat edilmiş köleler. Zira Müslümanların.Köle sahiplerinden satın almak yoluyla köle edinilmesi. köleliğin yaygın olduğu devirlerde. efendilerinden intikam alma durumuna gelebilirler. ikincisi ise kontrollü şekilde sosyal doku içinde eritmek suretiyle azalta. Bu durum köle olmuş insan için çok zor bir olaydır. diğer bir insanı köle edinmekte ve hürriyetine el koyabilmektedir. kölelikten kurtarmanın iki yolu vardır. Örneğin: Toplumda hür fakat birçok işsiz. Hatta bir araya gelip eski efendilerini köle yapmaya kalkışa bilir ve daha birçok olaylara sebebiyet verebilirler. Kölelikle sosyal doku içerisinde eritmek suretiyle azalta azalta mücadele edilmesi durumu ise. toplumu sarsmayan ve hatta İslam toplumu dışındaki köleci toplumlarla etkili bir mücadele yöntemidir.Köle sahiplerinin. korku duymadan o toplumlardan köle satın alıp hürriyete kavuşturmalarına olanak vermektedir.KÖLELERİN DURUMU KONUSUNA GELİNCE: İnsanlar Adem ve Havva’nın çocukları olarak aynı ana babadan dünyaya gelmelerine rağmen. insanları köle edinme kaynaklarını başlıca üç şekilde tasnif edebiliriz: 1. Köle olmuş insanları. Bu suretle bir insan. İnsanların. bir çok sosyal patlamalar meydana gelecektir. 245 . yenilen veya ele geçirilen tarafın köleleştirilmesi. azalta mücadele edilmesidir. Bunlardan bir tanesi herkes hürdür deyip köleliğin reddedilmesi. köleleri üretmek suretiyle çoğaltıp. 2.Savaş veya baskın neticesinde. yeni köleler edinmesi. Herkes hürdür deyip kölelik ret edildiğinde.

Zira savaşın bitiminde esirler ya karşılıksız yada fidye karşılığı serbest bırakılacaklardır. Bu hususlarla ilgili olarak örnekler verecek olursam. Allah yolunda katledilenlere gelince. sadakalardan kendilerine pay verilmesi farz kılınmış.(İnsan). bunlardan örnekler verecek olursam: Kur’an’dan mealen: . diyet şartına da bağlanmış. köleliğin ortadan kaldırılması yolu açılmıştır. İslam’da yasaklanmış olmaktadır. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor? 90/5 246 . Kur’an’dan mealen: . Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz. Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı Salıverin. İslam dininde kölelerin hürriyete kavuşmaları teşvik edildiği gibi. köle ve cariyelerden salih olanların evlendirilmesi emredilmiştir. Böylece savaş yoluyla köle alınması önlenmiş olmaktadır. onlardan intikam alırdı. 47/4 Böylece. Durum şu ki. savaş esirlerinin köleleştirilmesi. Cariyelerin zorlanıp zinaya sürüklenmesi yasaklanmış. ayrıca kendilerinden hayır beklenen bir kölelerin mükatebe yapmak suretiyle hürriyetine kavuşturulması ön görülmüştür. Böylece bir dizi tedbirlerle. Kur’an’da bir dizi tedbirler vardır. Allah dileseydi.Kölelikle mücadele edilmesiyle ilgili olarak.(Savaşta) kâfirlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Köle sahibi olan kafirlerin ellerindeki kölelerden satın almak. kölelerin müslümanların eline geçmesine ve böylece hürriyete kavuşmaları için kendilerine bir kapı açılmış olmaktadır. Zira. Fakat sizi birbirinizle denemek ister.

4 Nisa 92. Size öğütlenen (hüküm) budur. karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuştursunlar. 58/3 (Ayrıca bak. 2 Bakar 177.Ona iki yolu (doğru ve eğriyi) göstermedik mi? 90/10 .-(Gösteriş ve övünme için) “Ben birçok mal telef ettim" diyor. Allah yaptıklarınızı haber almaktadır.Kadınlarına zıhar edip sonra söylediklerinden dönenler.Fakat o.) Kefâret şartı olarak köle azat etmenin farz kılınması. iki dudak? 90/9 . 90/14 .Yâhut hiçbir şeyi olmayan yoksulu. (Ayrıca bak. 90/13 . 90/11 . 90/6 .Bir dil. 90/17 Doğru yolda olmanın bir şartı olarak.Kimse kendisini görmedi mi sanıyor? 90/7 . Kur’an’dan mealen: .Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek.Sonra inanıp birbirlerine sabır tavsiye eden ve merhamet tavsiye edenlerden olmak.Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? 90/12 . köle azat etmek gösterilmiştir. 5 / M3aide 89) 247 .Akraba olan yetimi. 90/16 . sarp yokuşu geçemedi.Yahut doyurmaktır: açlık gününde.Biz ona vermedik mi: İki göz 90/8 . 90/15 .

zorlanmalarından sonra (0 cariyelere karşı) bağışlayıcı.Evlenme (imkânı) bulamayanlar. Ellerinizin altında (köle ve câriye)lerden. Bir insanın dünyada en çok isteyeceği şeylerden bir tanesi. Köleliği kesin ortadan kaldıran bir husus olarak. size verdiği malından onlara da verin. hikmet sâhibidir. Ve Allah’ın. kendilerine sadakadan farz olarak pay verilmesi. borçlulara.İçinizden bekârları ve köle ve câriyelerinizden salih olanları evlendirin. zinadan uzak aile kadını olmalarına olanak sağlanmıştır. 24/32 . Allah. kölelerle mükatebe akdi yapılması emredilmiştir. ihtiyaçlarını karşılamak üzere. hürriyet ve ev bark sahibi olmasıdır. nâmuslu kalmak isteyen câriyelerinizi zinaya zorlamayın. İslam dininde bunlarla ilgili sağlam esaslar getirilmiştir. köle ve cariyelerden salih olanların evlendirilmesi emredilmiştir. lûtiyle onları zengin eder. kölelik altında bulunanlara.Kölelerin. Allah geniş (nimet ve lütuf sahibi)dir. onlar üzerinde çalışan (sadaka toplayan) memurlara. (her şeyi) bilendir. şüphesiz Allah. düşkünlere. Kim onları (zinaya) zorlarsa. Ayrıca cariyelerin zinaya zorlanması yasaklanmış olup. 9/60 Köle ve cariyelerin evlendirilmesi ve mükatebe konusunda Kur’an’dan mealen: . mükâtebe (akdi) yapmak isteyenlerle. esirgeyicidir. eğer kendilerinde bir iyilik görürseniz mükâtebe yapın. Bu mükatebe akdinin 248 . Kur’an’dan mealen: . Allah yoluna ve yolcuya mahsustur. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için. Eğer yoksul iseler. 24/33 Yukarıdaki ayet meallerinde görüldüğü gibi. kalpleri (İslâm’a) ısındırılacak olanlara. Allah bilendir. Allah kendilerini lûtfundan zengin ed(ip evlenme imkânına kavuştur)uncaya kadar iffetlerini korusunlar. İslam dininde köleliğin sona erdirilmesiyle ilgili çok önemli yaptırımlar vardır.Sadakalar. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere.

Kendisiyle yapılan mükâtebe akdi. köleliğin tasfiyesi olayında bu benimsenmemiştir. Bu akit hürriyete kavuşan köleye baş edemeyeceği mali yük getiren bir akitte değildir. toplumda tutunabilmesi için kendisine malen yardım edilmesi emredilmiştir. bir hürriyet belgesidir. Kaldığımız yerden rivayetleri incelemeye devam edecek olursak.330. efendi köle ayırımı yapılmamıştır. kölelik müddeti içerisinde. Zira. Kölelik altında yaşamış olan ve kendisinden iyilik görünmeyen bir kimsenin hürriyete kavuşturulması. kısas uygulamasında. (Yani başkasını bu çeşit yaralarla yaralayan kimseye kısas uygulanmaz. İbn’i Mace 2637. 6812 C. bu mali yardım yapılmak suretiyle önlenmiştir.tek şartı. ağır yaralamaların kısas dışı olduğunu iddia etmekle. kendisini köleliği arayacak hale getirebilir. ne de münakkıla (kemiği kırıp yerinden kaydıran yara)da kısas vardır. kölesine kısas kapsamına giren bir zarar verdiği zaman. kendisinde iyilik görünen bir kimse olmasıdır. şöyle ki: 288." (K. diyet alınır). Ferdi olaylar için. köle sahibi. İslam toplumuna zararlı olacağından. Kur’an’da. câife (bedenin iç kısmına ulaşan yara)da.17 S.) Yukarıda ki rivayette. tam tersi. hürriyeti verilecek kölenin. hür olması için mükâtebe akdi yapmak üzere müracaat etmesi yeterlidir. hiçbir maddi imkana sahip olmadan hür olması. alıntısı.S. Ayrıca. kölesine verdiği zarar kadar kendisine kısas uygulanır. 249 . kölenin affetmeyip kısas istemesi halinde. kısasın bu husustaki caydırıcılığını ve adaletli bir karşılık olma olayını ortadan kaldırmayı amaçlamışlardır. Bunun dışında kişi kendisinden hayır görünen bir kimse ise.Abbâs İbnu Abdulmuttalib anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ne me’mûne (beyin zarına ulaşan yara)da. hürriyete kavuşma akdidir.

Onda (Tevrat’ta) onlara: cana can. yaralamak v. bu hususta Kur’an’dan mealen: . buruna burun. yaralarda istisna yapılmamıştır. Tirmizi. Diyât 9. kısas yoluyla her çeşit yaraya karşı.s. fakat oğluna. değil ana. yaralasa. oğlu sebebiyle babaya kısas uyguladığına. İkisinden birisi. Hal bu ki." (K. fakat aynı şekilde baba çocuğa zarar verirse babaya kısas uygulaması gerektiğini rivayet etmişlerdir. öldürse. dişe diş ve yaralara karşılık kısas (ödeşme) yazdık. senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşır (ihtiyarlık zamanında senin yanında kalırlar)sa sakın onlara “öf" deme. Ve kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse. Oğul babasını dövse. Kur’an’dan mealen: . Ayrıca hiçbir şahıs istisnası da yapılmamıştır. 4957 C. Kur’an’a göre “öf" dahi diyemezler.Süreka İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın. oğula hiçbir kısas cezası verilemeyeceği. 17/23 250 . Yaralarda istisna yapılan rivayetin aslı yoktur.14 S. Onlara çocukları. oğula.Zarar görenin affetmemesi halinde.174 Akçağ 1992 alıntısı. babası sebebiyle kısas uygulanmaz diye uydurdukları şu rivayetin de aslı yoktur: 289. babayı dövmek. 5/45 Görüldüğü gibi. bundan dolayı. yâhut her ikisi. (1399)) Hem de bu rivayette çok ilginç bir husus vardır. babası sebebiyle kısas uygulamadığına şahid oldum. onları azarlama! Onlara güzel söz söyle. Kim bunu bağışlar (kısas hakkından vazgeçer)se o kendisi için kefaret olur. kulağa kulak.Rabb’in yalnız kendisine tapmanızı ve anaya babaya iyilik etmenizi emretti. denk bir yara açılması gerektiği Kur’an’da belirtilmiştir. işte zâlimler onlardır. göze göz.S.

tıpkı kardeşini öldürdüğü gibi!"buyurdular.” (Râvi devamla) der ki: “(Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm): “Onu azat et! Aslında onu azad etmen. beni niye öldürmüştü?" 251 . Durum Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a haber verildi. Bunun üzerine veli onu alıp gitti. şuna sor bakalım. O da katili bırakıverdi. Resûlullah: “Katille maktul cehennemdedir" buyurdular. İslam’da ki kısas hukukunu ortadan kaldırmak için. O dönüp gittikten sonra. Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir adam getirip: “Bu adam kardeşimi öldürdü" diye şikayette bulundu. O gün: “Ey Rabbim! Diyecek. O da öldürenin velisine kısas hakkı tanıdı. bu isteğinden dolayı suçlu olacağını iddi ettiler. Resûlullah (onu çağırıp) sordu. Adamcağız şikayetçiye: “Allah’tan kork.33/322 Sönmez Neşriyat A. (Sahihi Müslim C.8 H. kardeşin için de Kıyamet günü daha hayırlıdır!"dedi. haklı olarak kısas isteyenin.Ayrıca. Ahmed Davudoğlu. halbuki haklı olmakla suçlu olmak zıt şeylerdir.Hz.Resûlullah’a adam öldürmüş birini getirdiler. hakkını istemekten dolayı asla suçlanamaz. Senin için de. onu çekiyordu. kıyamet günü onun sana yapacağından daha hayırlıydı. Adam onu salıverdi. Bu konuda uydurdukları rivayetlerden örnekler: 290. Resulûllah da: “Git sen de öldür. Adam (caninin) kendisine söyledikleri haber verdi.) 291.Ş. Boynunda tasma vardı. beni affet! Çünkü af senin için büyük bir ücrete sebeptir. Haklı olan. Derken biri o adama giderek Resûlullah’ın sözünü söyledi. onun için.

Zina yapan dul. Onun için müslümanlar arasında fitnelerin yayılması için kısası yok etmek bakımından rivayetler uydurmuşlardır. böylece korunursunuz. alıntısı.200 Akçağ. Kur’an ölçülerine göre yerine getirilmemiş olur. Kısastan vazgeçip affetmek iyi bir şeydir. hiçbir şekilde suçlanamaz.(K. Toplumsal asayişin sağlanmasında kısasın büyük önemi vardır. Zira bu onun hakkı olan bir husustur. mealen: .S. 2-Cana can kısas. 2/179 Mealini yazdığım 2 Bakara 179 ayetinden durum gayet net bir şekilde anlaşıla bilir. Suçların engellenmesinde caydırıcılık yönünden kısas çok etkilidir. 292. adalet.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah’tan başka İlah olmadığına ve benim de Allah’ın Resûlü bulunduğuma şahadet eden kimsenin kanı.18)) Rivayetin sonunda ki tehdit ifadesine dikkat edildiğinde. 4983 C. kısasta sizin için hayat vardır.” 252 . Kur’an’da kısas konusunda şöyle denmiştir. 3-Dinden çıkıp cemâatten ayrılan. üç hal dışında helal değildir: 1. Nesâi.14 S. Çünkü kısas yok edilip uygulanmasa suç işleme artar. Fakat kısas hakkını talep edende hiçbir zaman suçlu duruma düşmez. bu isteğinden dolayı suçlu duruma düşürülmek istenmiştir. kısas hakkını talep eden. Onların bu rivayeti uydurmaktan kasıtları affı teşvik etmek değildir. Kısasın uygulanmasını kökten yok etmektir. Kasâme 6(8.Ey akıl sâhipleri.

Kaldı ki.İşte onların cezası: Allah’ın. Kur’an’dan mealen: . merhamet edendir. 4931 C. inandıktan sonra inkar edip.(K. tevbe edip uslananlar başka.Onlar ki. inkar eden bir kavme Allah nasıl yol gösterir? Allah.(7. İrtidat eden katledilirse. İslam toplumu için iyi bir şey değildir. bu da münafıkların artmasına sebep olacaktır.(1676). Hudûd 1. meleklerin ve bütün insanların laneti onların üzerindedir! 3/87 . Diyât 10.91).14 S.S. onların tövbeleri kabûl edilmeyecektir ve işte onlar sapıkların ta kendileridir. bağışlayan. Ebu Dâvûd. Kaldı ki.(4352). halbuki Kur’an’da bazı durumlarda mürtede tevbe fırsatı verilmiştir. Bu rivayetin üçüncü şıkkında mürteddin öldürüleceğini tahdis etmişlerdir. sonra inkarları arttı. Kasâme 25. alıntısı. Tirmizi. inkarlarını arttırdıklarından dolayı tövbeleri kabul edilmeyenler hakkında dahi Kur’an’da ölüm cezası öngörülmemiştir. cana can kısas konusuna değindim. Kasâme 5. Münafıkların artması.(8. tevbe etmesi nasıl mümkün olur.O (lanet)in içinde ebedi kalacaklardır. İslam da inanca baskı yani ikrah dahi yoktur. Tahrim 5. İsteyen inanır. Diyât 6. irtidat edenler inkarlarını gizleyeceklerdir. 3/86 .131)) Zina yapan dulla. Buhari. Nesâi. isteyen inanmaz.90.140 Akçağ. 3/90 Dinden çıkıp cemaatten ayrılana ölüm cezası verilmesi halinde. 3/88 . değil inançtan dolayı öldürmek. Çünkü Allah. Onlardan azab hafifletilmeyecek ve onlara asla bakılmayacaktır. zalim. kullar 253 .İman ettikten. Resûlün hak olduğunu gördükten ve kendilerine açık deliller geldikten sonra. inandıktan sonra inkar ettiler. Müslim. 3/89 .(1402). kavmi doğru yola iletmez.Ancak ondan sonra.

bu konuya evvelce değinmiştim.472 H." Âdet hâlinde kadınlardan çekilin..S. kanın kesilmesi sırasında (yaklaştığında) cima ederse yarım dinar sadaka versin. . 2/222 Ayrıca. bu konuda hesap sormak Allah’a aittir. alıntısı Tirmizi.. temizlenenleri sever.. 3823 C. İbn Abbasi (r.) demiştir ki: “(Bir kimse). Temizlendikleri zaman Allah’ın emrettiği yerden onlara varın. dolayısıyla böyle kimseler müslüman değillerdir. Allah tevbe edenleri sever.472 H. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Tahâret 122.) 254 . (135).44 Akçağ. fakat dinden çıkarıcı bir hareket değildir.inanmayandan inanmadığından dolayı hesap soramazlar.Hz.11 S.(639)) Bir kadının dübürüne temas eden kimse..1 S. kâhini Allah’a ortak koşmuş olur. temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Lût kavminin sapık ameline benzer bir amel işlemiş olur.Taharet (1).Sana âdet görmeden soruyorlar. Deki: “O eziyettir. tahdis ettikleri şu rivayetler çelişkilidir: 294-.. Tahâret 102. kanın başlangıcında karısına yaklaşırsa bir dinar." (Ebû Dâvûd C. İslam dininde günah sayılan bir harekettir. İbnu Mâce." (K. Hayızlı kadına temasta bulunmak.a. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim hayızlının fercine veya bir kadının dübürüne (arka uzvuna) temas ederse veya kâhine uğrarsa Muhammed’e indirilenden teberri etmiş yüz çevirmiş) olur. hayızlı kadına temas konusunda ki tekfir iddialarıyla. zira gaybı İslam inancına göre ancak Allah bilir. Bir kâhine uğrayan yani fal açtıran kimsede o kahinin gaybı bildiğini kabul etmiş olmakla.265 K. Bâb 105 Şamil 1987. 293.

Tahâret 123. hayvanların davranışlarını dini ölçülere göre değerlendirme yoluna gitmişlerdir. Rivayet uydurmacıları. insanlara ve cinlere has olan bu imtihan şeklini insanlar nazarında amacından saptırmak için. İbnu Mâce. Ebu Dâvud. Bu hususlarda uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler verecek olursam.137). Tahâret 182. diğer taraftan ceza olarak bir veya yarım dinar tasadduk öngörülmüştür. Tirmizi. halbuki değil hayvanların davranışlarını dini ölçülerle değerlendirmek. karga fasık tır. İnsanlar ve Cinler dünya yaşantılarında imtihan geçirmekte olup. 3834 C. HAYVANLARLA İLGİLİ OLARAK UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ Bilindiği gibi. şöyle ki: 296. Bu amaçlarına ulaşmak için." (K. bir taraftan söz konusu fiili işleyen tekfir edilirken.Bir rivayette şöyle denmiştir: “Kişi hanımına kanama hâlinde temasta bulunmuşsa bir dinar. amellerine göre Cennetlik yada Cehennemlik olmaktadırlar.” 255 .266). Nesâi. alıntıları. Tahâret 106. (136.11 S. akrep fasık tır. bu imtihanın içeriğinde bulunan iyi ve kötü kavramlarını hayvanlara da yüklemek suretiyle amacından saptırmaya çalışmışlardır.(264.153). ne yaptığını bilemeyen akıl özürlü insanların davranışları bile. dünyada yaşam süren birçok canlı bulunmaktadır. kanın kesilme hâlinde temas etmişse yarım dinar tasadduk eder.S. 265.Hz. (1. Küfretmenin karşılığı yarım dinar veya bir dinardır demek açık bir çelişkidir. Tahâret 103. İslam inancında.(640)) Görüldüğü gibi rivayetler çelişkilidir. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Yılan fasık tır.295.50 Akçağ. İslam dinine göre dini ölçülerle değerlendirilemez.

. Nesâi.. Tirmizi.14 S. alıntısı. Hacc 113. İbni Mace 3942) 297.S. (K. Bu.Hz.S.208)) Müslim’in bir rivayetinde Hz. Fasık olmakla ayetleri inkar edenlerden olmuş oluyorlar. 2/99 Böylece. sıçan v. Fasıkların ahirette erişecekleri netice ise Kur’an’da helak olarak belirtilmiştir. bir tebliğdir. Şu cevabı verdi: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ona “fasık" demesinden sonra onu kim yer?" (K.. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hayvanlardan beş tanesi vardır ki bunların her biri fâsık tır. Hacc 21. Kur’an’da ise fasıklar hakkında şöyle denmiştir: .. Akrep.. onlar va’dedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada gündüzün sadece bir saati kadar kaldıklarını sanırlar.s. Onlar hakkında acele etme. Akrep. (1198).. (5. 4938 C.S. Onları fasıklardan başkası inkar etmez.408 Akçağ. çaylak. Fasık topluluktan başkası helak edilir mi hiç? 46/35 256 .O halde peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Aişe şöyle demiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm beş fâsığın Hill’de ve Haremde öldürülmesini emretti.17 S.) Görüldüğü gibi fasıklık günahını bazı hayvanlara yüklemişlerdir.Andolsun ki sana apaçık ayetler indirdik.149 Akçağ. 6954 C. alıntısı Müslim.Kâsım İbnu Muhammed İbni Ebi Bekr radıyallahu anh’a: “Karga yenilir mi?"diye sorulmuş. Hacc 66-67. 4938 notu. kelb-i akûr. Harem bölgesinde olsun.(837). sıçan. dediklerine göre çaylak. Kur’an’dan mealen: .. Hill (denen Harem dışı) bölgesinde olsun bunlar öldürülür: Karga. (K.

Hz. ateşi (yanması için) üflüyordu. Müslümanlara saldıran yedi başlı ejderha. Kur’an’a uymamaktadır. Müslim’in kertenkele hakkında uydurmuş olduğu rivayetler.Bu duruma göre. İbn-i Mace 3231) Bu rivayette belirttiklerine göre keler (kertenkele) büyük bir İslam düşmanı olmuş oluyor. İbrahim aleyhisselâm ateşe atıldığı zaman yerdeki bütün hayvanlar ateşin sönmesine katıldı. Aişe radıyallahu anhâ’nın yanına girmiştim. 6949 C. İbrahim peygamberin atılmış olduğu ateş hiçbir yaratığı 257 . 298.Ş. Bu sebeple Aleyhissalâtu vesselâm bunun öldürülmesini emir buyurdu.Resûlullah’a atfen: “Her kim kertenkeleyi ilk vuruşta öldürürse ona şu ve şu kadar sevaba vardır. 405 Akçağ alıntısı. Örneğin: 299.17 S. yere konulmuş bir mızrak gördüm. “Ey müminlerin annesi! Bununla ne yapıyorsun?"diye sordum. hayvanlara fasıklık iddia etmeleri. Ve her kim onu üçüncü vuruşta öldürürse ona da ikincisinden aşağı olmamak üzere şu ve şu kadar sevaba vardır. Müslim’in 147."buyurdular. Rivayetinde (Cilt 9) belirttiğine göre. birinciden aşağı olmamak üzere ona şu kadar sevap vardır. ve her kim onu ikinci vuruşta öldürürse. birinci vuruşta kertenkeleyi öldürene yüz sevap verilecekmiş.9 Sönmez Neşriyat A. (K. sadece keler katılmadı. (Müslim 146/695 C. Hal bu ki.) Sanki bahsettikleri kertenkele değil de. keler şöyledir yok kertenkele şöyledir diyerek. akılları sıra çoluk çocuk oyununa döndürmeye çalışmaktadırlar. Kur’an’ın evrensel mesâjını. öyle ki. bu konuda ki amaçlarını açıkça ortaya koymaktadır.S. Dahası o.Fâkih İbn’i-Muğire’nin azadlı cariyesi Saibe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Hz. Odasında. Şu cevabı verdi: “Biz bununla şu kelerleri öldürüyoruz. Çünkü Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize bildirdi ki. Bunlar öylesine iddialardır ki.

" 21/68 .” İbnu Ömer radıyallahu anh’a: “Ebu Hüreyre. 21/69 Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur.969) Tirmizi. eğer bir iş yapacaksanız.Sayd 4. Musâkât 45.) 302. çölden gelmiş kadına refakat eden arkadaş köpeği bile öldürdük. Müslim. Allah’ın ateşe emretmesiyle.(7.(2. Yalnız.159 Akçağ. Bed’ül-Halk 14.14 S. yani kertenkele haricindeki diğer yer yaratıklarının ateşi söndürmeye çalıştığını iddia etmeleri de. bunun üzerine: “Onun ekini var da ondan!"cevabını verdi ve ilave etti: “Biz Medine ve civarına gider. 300. Nesai. İstizân 14.Ş. alıntıları. “veya ekin köpeğini de diyor!" denilmişti.Biz de “Ey ateş. Kur’an’dan mealen: . (1570). Buhari.İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm av veya koyun veya çoban köpeği hariç diğer bütün köpeklerin öldürülmesini emretti. tek köpek bırakmaz hepsini öldürdük.S.müdahalesi olmadan. Kur’an’a uymayan bir iddiadır.Resûlullah’a atfen: Resûlullah köpeklerin öldürülmesini emir buyurdu ve köpekler öldürülsün diye Medine’nin nahiyelerine haber gönderdi. İbrahim’e serin ve esenlik ol!" dedik. ilahlarınıza yardım edin. 4949 C.Resûlullah’a atfen: Resûlullah bize köpekleri öldürmeyi. ateş serin ve selametli bir hal almıştır. Muvatta.(1488). emir buyurdu.8 Sönmez Neşriyat A.Sayd 9.Dediler: “Onu yakın." (K.184)) 301. Sonra peygamber köpekleri öldürmeyi yasak etti ve: 258 . Hatta kadın köpeği ile çölden gelirdi de biz o köpeği bile bile öldürdük. Hatta biz. (Sahihi Müslim 44/24 C.

(702). (Müslim 47/25 C.S. Bu canlılar. beyazdan farkı nedir?" Şu cevabı verdi: “Ey kardeşimin oğlu! Sen bana. kadınları da özdeşleştirerek şeytan saymışlardır.) 303. Nesâi Kıble 7. Salât 110. Tüm canlılar bizim gibi birer ümmet olup.39 Akçağ.(338). (510). Tirmizi Salât 253.” Ebu Zerr’e dendi ki: “Siyahın kırmızıdan.. önüne semer kaşı kadar bir şey bırakmadan namaz kılarsa.(2.. İbni Mâce. Şu kesindir ki. onların şeytanlıkla veya vahyi reddetmeyle ilgileri yoktur. eşek. iki noktalısını öldürmeye bakın. Müslim. Ebu Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kişi. 259 .(952)) Bu rivayetleriyle. (önünden geçtiği takdirde) siyah köpek. benim Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)a sorduğum şeyi sordun. kendilerine has yaşamlarını sürdürürler. Ayrıca bizim tam olarak bilmediğimiz veya bilemeyeceğimiz görevleri de olabilir. dolayısıyla eşeklerle. tüm siyah köpekleri şeytan saydıkları. İkâmetu’s-Salât 38.63)." (K. bu husus özellikle kadınlara büyük bir hakarettir ve İslam’da yeri yoktur. Ebû Dâvûd.9 S. Allah tarafından kendilerine yükletilen işlevleri yerine getirirler. dinsel tebliğ dışında olmakla. Ve yaratmış olduğu hiçbir canlı türünü gereksiz yere yok etmemizi bize emretmez.Ş. 2743 C. kadın. Salât 265. Efendimiz: “Siyah köpek şeytandır" buyurmuştu. çünkü o şeytandır. Allah hiçbir şeyi boşu boşuna yaratmaz.8 Sönmez Neşriyat A. alıntıları. örneğin. namazını bozar.. Allah’ın gerekli görüp yarattığı ve çeşitli işlevleri olan yaratıklardırlar.Halis siyahını.Hz. Bizimle beraber dünyada yaşayan tüm hayvanlar. arının bal yapması gibi. buyurdu.

İşte şu. Özellikle de köpeklerin ve develerin şeytan olduklarını rivayet etmişlerdir. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Allah tarafından imtihan vasıtası yapılmıştı. köpek Ashabı Kehf’e bekçilik etmişti." 7/73 260 . mutlaka onlardan dönüp kaçardın. 6/38 Hal böyle olunca. Devede bir kavme. Onun içindir ki bu iki hayvana kin duymuşlardır. Allah’ın dişi devesi. 18/18 . sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. bırakın onu Allah’ın arzında yesin (içsin) sakın ona kötülük etmeyin. zaman. insanların şeytan tehlikesini hatife almalarını sağlamak ve böylece şeytanın onları aldatmasını kolaylaştırmak içindir. Çıkıp da onlara baksaydın. Size Rabb’inizden açık bir delil geldi. zira. Biz kitap da hiçbir şeyi eksik bırakmadık. size mûcizedir. zaman bazı hayvanların şeytan olduğunu rivayet etmişlerdir. (Uyudukları yerde) onları sağa sola çeviririz.Kur’an’dan mealen: . Allah’a kulluk edin. yoksa sizi acı bir azab yakalar.Semûd (kavmin)e de kardeşleri Sâlih’i (gönderdik): “Ey kavmim dedi. Ve onlardan için korku dolardı. dikkatleri şeytandan ve şeytanın verdiği zararlardan başka yöne çevirmek. Köpekleri de girişte iki kolunu (ön ayaklarını) uzatmıştır.Yeryüzün de yürüyen hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki. Ayrıca. siyah köpeklerin şeytan olduklarını rivayet etmelerinin İslami hiçbir yönü yoktur.(Ashabı Kehf) Uykuda oldukları halde sen onları uyanıklar sanırsın. peygamberin hiçbir gerekçe göstermeden köpeklerin öldürülmesini emrettiği yolunda ki rivayetlerin aslı yoktur. Sonra (onlar). Böyle yapmalarının nedeni. (onlar da) sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Daha başka rivayetlerinde de. Rab’leri(nin huzûru)na toplanacaklardır.

Bize Sufyân ibn Uyeyne tahdis edip: Ben bunu senin şurada bulunduğun gibi ez-Zuhri’den ezberledim.Resûlullah’a atfen: “Koyun ağıllarında namaz kılın. K. o da Ebû Talha Zeyd ibn Sehl’den (Allah onlardan râzı olsun) haber verdi ki. Cihâd 25.S. Ebu Dâvud. 3689 C.. Bu 261 . 2696 C. (Buhari. Melekler içinde.. alıntısı.126 C.33 Akçağ.. Ebu Dâvud. Ebû Dâvûd.S. içinde köpek ve çan bulunan kâfileye arkadaşlık etmezler. Tirmizi.3099 Ötüken 1987) İddia ettiler ki." (K..8 S. alıntıları.. Deve damlarında namaz kılmayın... heykel) bulunan yere gitmeyip ordan uzak dururlarmış.8 S. 304. 2196 C. zira koyunlar mübarek (hayvanlar)dır.. (184).S. Kitâbu Bed’i’l-Halk H. Tirmizi." (K. 306.2114). çan. çünkü onlar Koyun ağıllarından soruldu: “Oralarda kılın.(1703). Cihâd (2555.(81)) Köpeklerle.(493)) 305.” namaz kılmayın." (Müslim. köpek ve sûret (resim.Hz. İbnu Abbâs’tan.7 S. Libâs 103. çünkü onlar berekettir" buyurdular.478 Akçağ.Halbuki onlar deve için şöyle dediler. Salât 25.10 S.) 307-. Tahâret 60. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Melekler. Peygamber (S): “Melekler. develerin şeytan olduğu yolundaki rivayetlerinin aslı yoktur. Zira onlar şeytanlardır.Berâ (radıyallahu anh)’nın rivayetlerine göre Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle demiştir: “Deve ağıllarında şeytandandır. Tahâret 72. o şöyle dedi: Bana Ubeydullah ibn Abdillah.(2113.536 Akçağ. içinde köpek ve sûret bulunan bir eve girmezler" buyurmuştur..2556).

dünyada içinde insan veya hayvan resmi olmayan hemen hemen hiçbir ev yoktur. Allah’ın en kalabalık ordularıdır.Nefislerine zulmeden kimselere. Ebu Dâvud. (Bunlar): “Biz yer yüzünde âciz düşürülmüştük. kullandıkları çoğu paraların üzerinde resimler vardır ve denebilir ki. ölüm melekleri resimlere rağmen insanların canlarını nasıl almaktadırlar. Eğer iddiaları doğru olmuş olsaydı.devirde insanların tamamına yakını.Rezin rahimehullah Hz.(3813). Hal böyle olunca. üzerinde resim bulunan insandan uzak durmak suretiyle veya içinde resim olan eve ölüm melekleri girmeyeceklerinden insanların ölmemeleri gerekirdi ve bunun gibi başka misaller verilebilir.Selman radıyallahu anh anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâm’a çekirgeler sorulmuştu: “Resûlullah “Onlar. 3913 C. alıntıları.11 S. Et’ime 35. Melekler dediler ki: “Peki. ne kötü bir gidiş yeridir orası! 4/97 Bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayetlerin aslı yoktur. 308."diye cevap verdiler. Allah’ın yeri geniş değilmiydi ki onda göç ed(ip gönlünüzce yaşayabileceğiniz bir yere gid)eydiniz?" İşte onların durağı cehennemdir.S." (K. Onu ne yerim ne de haram kılarım" buyurdular. İbnu Mace. Gerçekler onların iddiaları hilafınadır. Câbir radıyallahu anh’tan naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çekirgelere beddua etti ve dedi ki: 262 . Sayd 9. canlarını alırken melekler: “Ne işte idiniz?" dediler. resimli kimlik kartlarını üzerlerinde taşımaktadırlar. Canları meleklerin aldığına dair Kur’an’dan mealen: . (3219)) 309.154 Akçağ.

“Allah’ım! Çekirgeleri helâk et. çekirgelerin balık hapşırığı olmadığı bilinen bir gerçektir. Allah’ın en kalabalık ordusu olduğu iddiası. Tirmizi. Et’ime 23. 3914 C. Peygamberin. Sorulan soruya verilen cevap uygun olmadığı gibi. hal böyle olunca. nesillerini kes ağızlarını geçimimiz ve rızkımızdan (uzak) tut.11 S. alıntıları. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: 263 . Allah’ın en kalabalık ordusunun mahvolması için dua etmesi mümkün değildir. bu iddia da Kur’an’a uymayan bir iddiadır. büyüklerini öldür. küçüklerini helâk et. Sayd 9. (1824). Aleyhissalâtu vesselâm da cevaben: “Çekirge. çekirgelerin mahvolmaları için dua ettiğini rivayet etmeleri bir çelişkidir. Diğer bir hususta çekirgelerin. Allah’tan başka kimse bilmez. Allah’ın en kalabalık orduları olduğunu rivayet etmişlerdir.(3221)) Çekirgelerin. Bu hususta Kur’an’dan mealen: .” (Orada bulunan) bir adam: “Ey Allah’ın Resûlü! Çekirgelere nasıl böyle beddua ediyorsunuz. Güya kendisine bir şahıs. inanananların imanını arttırsın. peygamber bilmediği orduların en kalabalık olanının hangisi olduğunu bilemez. denizdeki bir balığın hapşırığıdır" buyurdular. Allah’ın ordularından bir ordu olan çekirgelere niçin beddua ediyorsunuz demişte. peygamberin. İbnu Mâce. Buna rağmen. Kitap verilmiş olanlar ve inananlar şüpheye düşmesinler. onlar ki Allah’ın ordularından bir ordudur" dedi. Zira Allah’ın ordularını. Sen duaları işitensin." (K. onlar denizde ki bir balığın hapşırığıdır cevabını vermiş. öyle bir iddia gerçeklere uymaz.Biz cehennemin bekçilerini hep melekler yaptık. Onların sayısını da inkar edenler için bir imtihan kıldık ki kendilerine Kitap verilmiş olanlar iyice inansın. cevap olarak. peygamber. Ancak çekirgelerin zararından korunma yününde dua eder.S.154 Akçağ.

Ama koyun sütü verilirse onu içer. Şöyle cevap verdi: “Bunu bilmeyenler yapar.Hz. katırları süs olarak yarattığını bildirmiştir. Allah’tan başkası bilmez. 2230 C. 16/8 Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur. Bundan dolayı iddiaları Kur’an’a uymamaktadır.75 Akçağ. Bu itibarla.“Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Kur’an’da Allah. Binmeniz ve süs için atları. 311.(2565). Hayl 10. Cihâd 59.(6.S. Hal bu ki." (K. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Allah’ın ordularını. Böylece Allah. 74/31 Görüldüğü gibi." buyurdu. katırları ve merkepleri (yarattı) ve sizin bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır. dilediğini sapıklıkta bırakır.(Allah). dilediğini doğru yola iletir. zira iyi olmayan bir şey süs olarak tanımlanamaz. (K. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. 5965 C.8 S.16 S. Ebû Dâvûd.442 Akçağ 264 .Ümmü seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm fareye fuveysika der ve şunu ilave ederdi: “Ben bunu meshe uğramışlardan biliyorum. Nesâi. kendisine (içmesi için) deve sütü konulsa onu içmez.224)) Bu rivayette. alıntıları. 310. Bu.S. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir katır hediye edilmişti. bu hususta uydurdukları rivayetlerin aslı yoktur. Çünkü o. insanlara bir tebliğdir. ona bindi. katır üretmenin iyi bir şey olmadığını tahdis etmişlerdir. Ben kendisine: “Eşekleri atlara aşırtırsak da bunun gibi katırlar elde etsek olmaz mı?" dedim.

Maymun ve domuzlar daha önce de vardı. Buda iki rivayetin çelişkili olduğunu açıkça belirtir. Meshe uğrayan farelerin nesli nasıl devam etmiştir. Müslim." (K. alıntısı.1993. Rezin tahriç etmiştir. Buhari’de kaydedilmiştir. o gün ortasında ehline uğramak için Aleyhissalâtu vesselâmdan izin istiyordu. Tekrar yerime oturdum. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte Hendek (harbi)e gittik. Derken evin bir köşesinde tavanı örten hurma dalları arasında bir kıpırtı gördüm. Bir de ne 265 . Madem ki meshe uğrayanların nesli devam etmiyorsa. Öldürmek üzere atıldım. meshe uğrayan farelerin soyu devam ediyor demektir. Bir gün ondan yine izin istedi. Hanımı iki kapı arasında ayakta duruyordu.S. Zira farelerin deve sütü içmemeleri mesh edilmiş olmalarına delil olarak gösterilmiş. (2997)) 312. bu olay farelerin tümüne mal edilmekle. Zühd 62. Ailesine geldi. dürtmek üzere kadına eğildi.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın resulü! Maymun ve domuzlar. Elindeki mızrağı ile. Adam içeri daldı. Namazdan çıkınca bana evde bir oda gösterdi ve: “Bu odayı görüyor musun? diye sordu. Ben: “Evet!" deyince devam etti: “Onda bizden evlenmesi yakın bir genç vardı. Kader 33. namaz kılıyor buldum. ben Kureyza’dan sana bir zarar gelir diye korkuyorum!" buyurdular.(2663)) Bu iki hadis çelişkilidir. Oraya bakınca bir yılan olduğunu gördüm. Genç.16 S. Ebu Said oturmam için işaret etti. 313.Ebu’l-Müseyyeb anlatıyor: “(Bir gün) Ebu Said radıyallahu anh’ın yanına girmiştim. Müslim. Adam silahını aldı. Adama kıskançlık gelmişti. alıntısı. beni dışarı çıkaran şeyi bir gör!" dedi. Bed’ül-Halk 15. Aleyhissalâtu vesselâm ona: “Silahını beraberine al. Allah Teâla’nın mesh ettiği insanlardan mı?" diye sorulmuştu. Şu cevabı verdi: “Allah Teâla hazretleri bir kavmi helak etti mi ona nesil (devam) vermez.444 Akçağ. Onu beklemek üzere oturdum. 5966 C. Kadın onu: “Mızrağını geri çek! Hele eve gir.

Selam 139.(2236).154 Akçağ. Ebu Dâvud. Bu rivayette belirttiklerine göre. Eğer bundan sonra yine de görünürse onu öldürün.1484). Bilemiyoruz hangisi evvel öldü.görsün: Yatağın üzerine çöreklenmiş iri bir yılan! Mızrağıyla ona yöneldi ve yılana sapladı. alıntısı. Onlardan birini görürseniz. (Bazı Tirmizi nüshalarında Sayd bölümünde (17. 5257). genç mi? Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelip. bu durumu anlattık ve: “Dua edin. Müslim.) İslam dininde cinler yılan olarak tanımlanamayacağı gibi. gitmediği takdirde de. zira aklı başında bir kimse kim se üç gün süreyle benden uzak dur diye bir yılana hitap etmez. yılan mı. 4942 C.S. Ahkâm 2. bir yılan gördüğümüzde. Sonra şu açıklamada bulundular: “Medine’de Müslüman olan cinler var.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim.(5256. Çünkü o bir şeytandır." (K.14 S. Sonra çıkıp. Derken yılan üzerine atıldı. Aleyhissalâtu vesselâm: “Arkadaşınız için istiğfar ediverin! Buyurdular. Tirmizi. Allah ona tekrar hayat versin!" dedik.bab’ta) gelmiştir.14 S. şeytan olduğuna karar verip onu öldürecekmişiz. üç gün dolmadan o yılanın ev sahiplerinden herhangi birine zarar vermeyeceğinin güvencesi nedir? Gerçeklerle bağdaşmayan bu rivayetin aslı yoktur. Bu o kadar ciddiyetten uzak bir rivayettir ki. yılanı (intikam) arar diye (öldürmez) bırakırsa bizden değildir. kendisine üç gün ihtarda bulunun. aklı başında olan hiç kimse bunun pratiğini yapmaya kalkışmaz. Biz onlarla harb ettiğimiz günden beri onlarla sulh 266 . süngüyü avluya dikti. yılanın bir evde bulunduğunu ve evden ayrılmadığını farz edersek. Diğer bir hususta. gitmesi için ona üç gün ihtarda bulunacakmışız. Böyle bir şeye kalkıştığı takdirde deliliğine karar verilir. Edeb 174. 314.

316. Ebû Hûreyre gibi uydurmuş oldukları birçok hayali raviye Hz.14 S. Ve Radıyallahu anh ifadelerini kullanmışlardır. Nesâi.135 Akçağ. yakalamak isteye bilir.15 S. alıntısı. hiç bir zaman bir güvercini yakalamak istiyor diye. (6. hayvanların en güzellerindendir. Bir insan onu sevebilir.5261). İbnu Mâce.S. bir kimseye bu yaptığından dolayı şeytan denemez. Cihad 48. 4944 C. 4943 C. Edeb 174.Hz.51)) Bu iki rivayetle. (4940)." (K. Edeb 44. Evvelki rivayette yılana üç gün ihtar edilmesi gerektiği belirtilmişken. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir güvercinin peşine düşüp onunla eğlenen bir adam görmüştü: “Bir şeytan bir şeytaneyi takip ediyor!"buyurdular. (5249. Edeb 174. iktibas gereği bu ifadeleri yazmak zorunda kaldığımı ve uydurmuş oldukları hayali şahıslara bu tür ifadeleri kullanmalarını tasvip etmediğimi belirtmek isterim. bir evvelki rivayet çelişkilidir. (5250)) 315. Ebu Dâvud. Ebû Dâvûd." yılan(ın intikam Bir rivayette şöyle burulmuştur: “Gümüş çubuk gibi olan uzun yılan hâriç bütün yılanları öldürün.14 S. Edeb 65.) Güvercin.S. alıntıları. Hele güvercin gibi zararsız bir hayvana şeytan demeleri de. ciddiyetten ne kadar uzak olduklarını 267 .S.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yılanların hepsini öldürün." (K. alıntıları. benden değildir. Kim alacağın)dan korkarsa. son iki rivayette ihtarsız öldürülmeleri gerektiği ve onlarla barış yapılamayacağı belirtilmiştir. 5331 C. Ebû Dâvûd.yapmadık.(3765)) (Not: Tahdis etmiş oldukları birçok rivayette.156 Akçağ.14 S."(K.156 Akçağ.

.S. Kitâbu Bed’i’l-Halk Bab 17 H.."(K.) Rivayet müdafaacıları. Merkebin anırmasını işittiğiniz zaman şeytandan Allah’a sığının. diğerinde şifâ vardır" buyurdu..7 Ötüken. bu çağda tespit edilerek ondan sentetik ilaç üretme yoluna gidilirdi. sineğin bir kanadında hastalık ve bir kanadında ilaç olduğunu uzun uzadıya savunarak. Tirmizi. sonra onu çıkarsın (atsın). Müslim.Hz.124 S.. o kişi sineğin her tarafını batırsın.. Amaçları müslümanların yemek içmek zevkleri konusunda insanları tiksindirmektir. Ben Ebû Hureyre (R)’den işittim. Da’avat 58..(2729). Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Horozun öttüğünü işittiğiniz vakit Allah’tan lütuf ve ikramını talep edin. Bed’ü’l_halk 15. Sineğin herhangi bir kanadında eğer ki ilaç özelliği taşıyan bir madde olsaydı. (Buhari. alıntıları. şöyle diyordu: Peygamber (S): “Sizden birinizin içeceği içine sinek düştüğü zamân. dişi eşek görünce anırmalarına ne demeli. Zikr 82. Çünkü o bir şeytan görmüştür. 5950 C. 318. İçtiğim bir kahveye sinek düştüğünde o sineği kahveye batırıp. Esasında bu rivayeti uydurmaktan amaçları sineğin kanadında ilaç olup olmadığı olayı değildir. Çünkü sineğin iki kanadının birisinde hastalık.göstermeye kafidir.. Fakat böyle bir şey bilinmemektedir. Bu durum karşısında sineğin değil bir kanadında iki kanadında ilaç olsa ne olur. Kaldı ki.(5102). 317. dünyada bir içeceğe tek kanadı üzerine 268 . Buhari.16 S. o zaman bütün dişi eşekler şeytan olmuş olur ki. Asıl amaçları ise..3098 C. bunun bilinmesinin bir peygamberlik mucizesi olduğunu iddia etmişlerdir. bu da boş bir iddiadan başka bir şey değildir. Ebû Dâvûd Edeb 115.421 Akçağ 1993. Zira onlar bir melek görmüştür. o kahveden içmeyi düşünmek bile midemi bulandırmaya yetiyor.(3455)) Horozların canları çektikçe sık sık ötmeleri bir tarafa. daha öncede belirttiğim gibi şeytan kavramını belirsiz hale getirmek istemeleridir. Eşeklerin..

Peygamberin fiiline uygundur.edDahâyâ (16). Bu gibi hususların ötesinde.) Bu hadis uydurmasının yorumunda şöyle demektedirler: “Bu hadis alametin yüzden başka yere.. Câbir b. alacalı (ve) boynuzlu iki koç kesti. Bu çağda bazılarının çaba gösterdiği gibi genler üzerinde oynamak suretiyle yaratılışı değiştirme olayları. Bu sebeple memleketimizde ve bütün İslam Âlemi’nde sürü sahipleri koyunlarını kulaklarından alâmetler. 319. İbn Mâce.damga vururken gördüm.2795 C. dağlamak. Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: peygamber (S) deve ahırında zekât develeriyle meşgûl bulunduğu bir sırada yeni doğan kardeşim Abdullah’ı teberrük en hurma çiğnemeye damağını oğalaması için yanına getirdim. yenmek üzere kesilmesi helaldir.472 Şamil 1990. Bâb 3-4 H. Abdillah’tan demiştir ki: Hz. Bu. sünnet etmek gibi hususlarla. gerek insanları gerek hayvanları burmak.67 C.10 S....) 320.. Kitâbu’zZebâıh ve’s-Sayd Bab 35 H.diğer rivayet eden.. kesilmesi helal olan hayvanların.düşüp te öylece kalan sineği kim görmüş.... zaten hayvan sıvıya düşer düşmez. Daha öncede belirttiğim gibi. bilhassa koyunlarda kulağa damga vurulması hususunda nâstır.. kulaklarını kesmek.. kurtulmak için çırpınacak ve kendiliğinden her iki kanadını batıracaktır..5607 Ötüken 1988.. Hatalık durumunda tedavi amaçlı olmak üzere. edahi 1. Bu itibarla.. gerçeklerle bağdaşmayan bu rivayetin aslı yoktur. Bu sırada Peygamber’i zekât koyunlarına -öyle sanırım kikulaklarına." Kur’an’da ise bu gibi hususlarla ilgili olarak özellikle hayvanların kulaklarını yaranların tenkit edilmesi gerçekten ibret vericidir.) kurban bayramı günü hayaları buruk. Peygamber (s. gerekse Allah’ın meşru kıldığı şekilde.12 S.a. (Ebû Dâvûd. gerek tedavi etmede.. vücutlarına döğme yapmak. (Buhâri.. 269 . insanlar gerekli ameliyatları yapabilirler. K..

4/116 .Onların yaratıldıkları şekli değiştirmek demektir ve bu gibi hususlar Kur’an’da şiddetle yasaklanmıştır.539 Şamil 1990. uyuşmamaktadır.2834 C. Allah’a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür.ed-Dahâyâ (16).Allah.Onları mutlaka saptıracağım. 4/119 . (Akika kurbanı olarak) erkek çocuğu için yaşça birbirine denk olan iki koyun. ümit verir.(O şeytan)ki Allah ona lânet etti ve o da. kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz.. O’nu bırakıp birtakım dişilerden başkasına çağırmıyorlar ve onlar. akika 1. kız çocuğu için de bir koyun (kesilir) derken işittim. “Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım.(Şeytan) onlara söz verir. Ümmû Kürs’el-Ka’biyye demiştir ki: “Resûlullah (s."dedi.İşte onların varacağı yer cehennemdir. Aslâ cehennemden kaçmak (imkânı) bulamazlar."(Ebû Dâvûd. Kur’an’la 321. 4/121 Görüldüğü gibi. mutlaka onları boş kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim: hayvanların kulaklarını yaracaklar.a)’i.... hadım edilmesi sadizmi simgeleyen vahşetin ta kendisidir.. fakat şeytanın onlara va’di.. aldatmadan başka bir şey değildir. ayrıca Nesai." 4/118 .4. K.3. muhakkak ki açık bir ziyâna uğramıştır. bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar...10 S. inatçı şeytandan başkasına yalvarmıyorlar.) 270 . Kur’an’dan mealen: . onlara emredeceğim: Allah’ın yaratışını değiştirecekler!"Kim Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa. Ayrıca herhangi bir insanın veya hayvanın burulması. bu husustaki rivayetleri. Bâb 20-21 H.O (Allah’a ortak koşa)nlar.4/120 . 4/117 ..

326. K. Buhari. El-Müseyyeb)’den demiştir ki: “Fera’ ilk yavrudur. Bâb 19-20 C. Tirmizi. Amr’ed-Dabbiyyi’den demiştir ki: Resûlullah (s.v...10 S...4.. Said (b.a. akika 1) 325. ikinci rivayette şart koşulması bir çelişkidir. Fera’ olmadığı belirtilmişken.ed_Dahâyâ (16).. Tirmizi...... Şuayb b. (Ebû Dâvûd.a. ayrıca. Bâb 20-21 H. Hatim’den demiştir ki: 271 . K.”..) rivâyet olunduğuna göre. As’ın) dedesinden demiştir ki: . (Ebû Dâvûd. İbn Mâca. Nesâi.) Birinci rivayette erkek çocuk için iki akika kurbanı kesilir denmişken. K. edâhi 38. edahi 15... Nesâi.....10 S.. 323. “-Fera’ haktır. İbn Mâce. Abdullah b.ed-Dahâyâ (16)...) Birinci rivayette.549 Şamil 1990.2842 C." (Ebû Dâvûd... Zebâih 1. ikinci rivayette bir akika kurbanı kesilir denmesi bir çelişkidir....ed-Dahâyâ (16).. “-Fera’ ve atire yoktur. Nesai. Selmân b. Zebâih 2. Fera’l...... Ebû Hüreyre’den Peygamber (s..537 Şamil.536 Şamil. Müslim.. Edâhi 16.10 S..) 324.322.... Muhammed b....2839 C." buyurmuştur. Öyleyse her doğan çocuk için bir akika kurbanı kanı akıtınız ve kendisinden ezâyı kaldırın.. Akika 2.. (Araplar) hayvanların doğurduğu ilk yavruyu keserlerdi.. Buhâri.553 Şamil.) (şöyle) buyurdu: “(Yeni doğan her) bebekle beraber bir akika bulunur. (Ebû Dâvûd. Bâb 1920 H2832 C. ayrıca. Ayrıca. (Amr b. Bâb 20-21 H. Amr b. Adiyy b... akika 3. akika 2. K..edDahâyâ (16)..10 S..

Tirmizi. sayd 1-3.6. 7-10.a.20 Şamil... Bâb 22-23 H."cevabını verdi.a. ayrıca. Tirmizi. tevhit. Ayrıca. o başka.13.)’e biz köpeklerle avcılık yapıyoruz. İsterse o avın bir tarafını 272 ...Peygamber (s.) köpeğin avladığı av hakkında (şöyle) buyurdu: “Köpeğini (avın üzerine) besmele çekerek günlermişsen (onun yakaladığı avı) yiyebilirsin.11 S. (Ebû Dâvûd. Adiyy b.) 328. Sayd 3. Es-Sayd (16)." buyurdu. buyû’3. diye sordum. İbn Mâce. Buhari.11 S. Bana: “-Eğer (avın üzerine) eğitilmiş köpeklerini gönderiyorsan ve (onları gönderirken) üzerlerine besmele çekiyorsan. sayd 3.. (Ebû Dâvûd. Bâb 22-23 H. “.es-Sayd (16). K. Ben de: -(Avı) öldürmüşse de mi? diye sordum. Çünkü (köpeğin) onu kendisi için yakalamış olmasından korkarım. sana yakaladıkları avlardan yiyebilirsin. Eğer köpek (avın bir tarafını) yemişse sen (onu) yeme. sayd 1.. Ebu Sa’lebe’tü’l Huşeni’den demiştir ki: Resûlullah (s. isterse (avı yakalayan köpek onu) öldürmüş olsun.a. (bu hususta ne buyurursunuz?).) 327. Vudu 33.2848 C.): “Eğittikten sonra besmele çekerek (av üzerine) gönderdiğin bir köpek ya da şahinin senin için yakaladığı avı yiyebilirsin" buyurdu. K.Eğer onu öldürmüş de onun hiçbir tarafını yememişse onu ancak senin için yakalamış demektir.25 Şamil. fakat köpek (yakaladığı hayvanın bir kısmını) yerse.. Müslim.2851 C... Zebâih 2-3. Hâtim’den demiştir ki: Peygamber (s.

Örneğin: Kişi İman etmiş olmasına rağmen iyi amelleri yoksa Ahrette kurtuluşa eremeyeceği gibi. İman ve Salih amel iki ayrı kavram olmalarına rağmen. de ki: “Bütün iyi ve temiz şeyler size helal kılınmıştır. K. İman ve Salih amel kavramlarının net bir şekilde bilinmesine ihtiyaç vardır. Ayrıca.2852 C. Ahmed b.26 Şamil. av köpeği yakaladığı avdan yemişse o avın kesinlikle yenemeyeceğini belirtmişlerken. birinin yokluğu halinde diğeri de geçersiz olur. İMAN VE AMELLER HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ Kur’an öğretisine göre. yukarıda meali yazılı 5 Mâide 4 te.Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar. av için yetiştirilmiş hayvanların. üçüncü rivayette yenebileceğinin rivayet edilmesi bir çelişkidir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .11 S. Allah’tan korkun. 5/4 Dikkat edilirse. iyi amelleri geçersiz olup yine kurtuluşa eremez. Bâb 22-23 H. Hanbel. 273 . İyi amelleri olmasına rağmen iman etmemişse.yararlı amel işlemek şarttır.es-Sayd (16). IV-195. iman edip."Allah’ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yeyin ve üzerine Allah’ın adını anın (besmele çekin). cennetlik olabilmek için. İslam dininde. Allah’ın hesabı pek çabuktur. Kendi ellerinle avladığını da ye!" (Ebû Dâvûd.) Birinci ve ikinci rivayetlerde.yemiş olsun. Bunda da başarılı olabilmek için. avı yakaladığında avdan yemişse istisnası yapılmamıştır.

14/18 Yukarıdaki ayet mealinde görüldüğü gibi. De ki: Bekleyin. Kazandıklarından hiçbir şeyi elde edemezler. (haktan) uzak sapıklığın kendisidir. İşte bu. 16/97 Yukarıdaki ayet mealinde İman ve Salih amelin.Kur’an’dan mealen: . yapılan iyi ameller. Eğer ki bu öğrettiklerini 274 . Özellikle vermek istedikleri mesaj. kötü amelleri zararsız göstermek suretiyle fesat meydana getirmeyi amaçlamışlardır. onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız. şüphesiz bizde beklemekteyiz! 6/158 Yukarıdaki ayet mealinde görüldüğü gibi.Erkek veya kadın kim mümin olarak salih amel işlerse. iman etmiş olan bir kimsenin ameli ne olursa olsun hiç cehenneme girmeyeceği ve cennete gireceği şeklindedir. Kur’an’dan mealen: .Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabb’inin gelmesini yahut Rabb’inin bazı alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. iman etmiş olmasına rağmen. önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. imanın yokluğu halinde. Rabb’inin bazı alâmetleri geldiği gün. imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye imanı fayda vermez.Rablerini inkâr edenlerin durumu (şudur): Onların amelleri fırtınalı bir günde rüzgârın şiddetle savurduğu küle benzer. Kur’an’dan mealen: . Ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz. Böylece iyi amelleri önemsiz. Rivayet uydurmacıları bu iki kavramı saptırmak için birçok rivayetler uydurmuşlardır. kurtuluş için birlikte olması gerektiği görülür. fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu kül gibi yok olarak onları işlemiş olan şahsa fayda vermezler.

böylece karşılarındaki şahsın beklentilerine göre işlerine gelen rivayeti ortaya koyarak. Muâz: . ileri sürecekleri rivayetlerde uydurmuşlardır.Lebbeyk yâ Rasûlullah.Yâ Muâz ibn Cebel! diye nida etti. Bu üç kere vâki’ oldu.. 275 . Üçüncüde Rasûlullah. ve sa’deyk. Katâde şöyle demiştir: Biz Enes ibn Mâlik (R) şöyle tahdis etti: Muâz ibn Cebel... şahısların bir birleri yerine. dedi.. Uydurdukları her çeşit rivayet için çeşitli seviyede alternatif rivayetler uydurmaya büyük gayret sarf etmişlerdir. iman etmiş olan bir kimsenin günahı sebebiyle cehenneme gireceğini fakat orda imanı sebebiyle ebedi kalmayacağını söyleyip. böylece hadis külliyatlarının içeriğinden habersiz kimseleri kandırmaya çalışırlar.. dedi. uydurdukları diğer alternatifleri gizleme yoluna giderler. hac etme..Yâ Muâz! diye çağırdı..Lebbeyk yâ Rasûlullah ve sa’deyk. sadaka verme gibi ameller işleyebileceğini rivayet etmişlerdir. Peygamber yine: .yutturamadıkları kimseler olursa. Bu hususlarda uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler verecek olursam: 329.... Muâz: . deve üstünde Peygamberin terkisinde iken. Peygamber (S): . Ameller konusunda bir diğer iddiaları da amelin şahsa bağlılığını iyi ameller yönünden ortadan kaldırarak..

Rasûlullah: . 276 . bunu ölümüne yakın günâhtan sıyrılmak için haber verdi..Hiçbir kimse yoktur ki.Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. buyurdu.. (Buhâri. Muâz ibn Cebel.Hayır. kalbinden tasdik ederek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammedin Rasûlullah olduğuna şahâdet etsin de Allah onu ateşe hâram etmesin buyurdu.... buyurmuştur. Peygamber (S)..Yâ Rasûlullah..68 Bab 50 C.... bunu insanlara haber vereyim de sevinsinler mi? dedi. Ben Enes (R)’ten işittim. cennete girdi. Muâz: . Kitâbu’l-İlm H... çünkü ben onların buna güvenmelerinden endişe ederim buyurdu.1 S. (Buhâri....Haber verdiğin takdirde buna güvenirler.281 Ötüken.Allah’a hiçbir şey ortak kılmayarak Allah’a kavuşan kimse. Kitâbu’l-İlm H.281 Ötüken 1987) 330..1 S.“Cibril bana: ‘Ümmetimden her kim Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayarak (tevhit inancıyla) ölürse cennete girer -yâhut ateşe girmez’ dedi”. .) 331.69 Bab 50 C. Ebû Zerr (R) Şöyle demiştir: Peygamber (S) şöyle buyurdu: . şöyle dedi: Bana Zikr olundu ki. Muâz’a. Muâz: .Eğer o kişi zinâ etse ve hırsızlık yapsa da mı? dedi.. . ...

) 332.3037 Ötüken 1987.Peygamber: .İbnu Amr İbni’l-Âs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Aziz ve celil olan Allah (kıyamet günü).s.7 S." Sonra. Bugün sana zulüm yapmayacağız! Buyurur. etiket de diğer kefesine. Üzerinde “Eşhedu en lâ ilâhe illallah ve Eşhedu enne Muhammed en Rasûlullah (şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur ve şahâdet ederim ki Muhammed Allah’ın elçisidir. Rabb Teâla der: “Ağırlığını (yani amellerin ağırlığını) hazırla!" Kul sorar: “Ey Rabbim! Bu defterlerin yanındaki bu etiket de ne?" Rabb Teâle der: “Sana zulmedilmeyecek! Hemen defterler Mizan’ın bir kefesine konur. Tirmizi."yazılıdır. etiket ağır basar. büyük) bir de hasenen var. ümmetimden bir adamı mahlûkatın üstünden seçer ve onun için doksan dokuz büyük defter açar. Her defterde. Hemen bir etiket çıkarılır.“Eğer (bu günâhları işlese de)"buyurdu.32 Bab 6 C. (Buhâri. Esasen Allah’ın ismi yanında hiçbir şey ağır olamaz." (K. Rab Teâla adama sorar: “Bu defterlerde yazılı olanlardan bir şey inkâr ediyor musun? Muhafız kâtiplerim (olmadık şeyler yazarak sana) zulmetmişler mi?" Kul: “Ey Rabbim! Hayır! (Hepsi doğrudur!)der.14 S. Tartılırlar. Kitabu Bed’i’l-Halk H. İman 17. Rabb Teâlâ sorar: “(Bunları yapmada beyan edeceğin) bir özrün var mı?" Kul der: "Hayır! Ey Rabbim!"Aziz ve celil olan Allah: "Evet! Senin bizim yanımızda (makbul. gözün alabildiği kadar büyüktür. (2641)) 277 . 5077 C. Sonunda defterler hafif kalır. alıntısı.390 Akçağ 1992.

iman etmiş olan bir kimseye hiçbir günahın zarar vermeyeceğini. Kur’an’dan mealen: . sizi Allah’ın affına güvendirerek aldatmasın. insanları aldatmalarının Kur’an’a uyan hiçbir yönü olmadığı gibi. iyi ameller işleyen ve fuhuş ile 278 .Ey insanlar." 38/84 . 31/33 Şeytan. isterse günahları gözün alabildiğine.“Yalnız onlardan hâlis. Allah’ın hâlis (ihlas sahibi) kullarına yetmemektedir. Dünya hayatı sizi aldatmasın. Ne babanın evlâdı. İblisin bu aldatmasından ancak Allah’ın. böyle bir kimsenin hiç cehenneme girmeden. cennete gireceğini rivayet ettiler. Kur’an’da şeytan aldatması olarak tanım getirilmiştir. ne evladın babası için bir şey ödeyemeyeceği günden sakının. Bu şekilde insanları boş umutlarla aldatmaya. Kur’an’dan mealen: . Allah’ın ihlas sahibi kulları." 38/83 . yoksa iman etmekle beraber. Allah’ın affına güvendirmek suretiyle insanları dünya hayatıyla aldatır ve Salih amel işlememeleri için çaba gösterir. sakın dünyâ hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan). Bu şekilde rivayetler uydurup. Allah’ın va’di gerçektir. iblisin gücü yalnız. Bu konuda. Hâlis (ihlas sahibi) kulları korunmuştur.(Allah) Buyurdu ki: “Gerçek (benim andımdır).“Senden ve onlar içinde sana uyan kimselerden cehennemi dolduracağım!" 38/85 Görüldüğü gibi." 38/82 . Bu husus ta. (ihlâs sahibi) kulların hariç. yalnız iman eden kimseler midir. doksan dokuz defter doldurmuş olsun. onların tümünü azdıracağım. Allah’ın va’di gerçektir.Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Peki bu. 35/15 . ve ben gerçekleri söylerim. Allah (ın affına güvendirmek sûreti) ile sizi aldatmasın.(İblis) dedi: “Senin izzet ve şerefine and olsun ki. O aldatıcı (şeytan).Bu rivayetlerde görüldüğü gibi.

önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. Bu (mükâfat) Rabb’inden korkan kimselere mahsustur. onlar da O’ndan razı olmuşlardır. kötülükten ve fuhuştan korunmuşlardır.kötülüklerden korunan kimseler midirler. ihlâslı kul olmanın göstergesi bu günahları işlememektir.Onlar ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabb’inin gelmesini yahut Rabb’inin bazı alâmetlerinin gelmesini bekliyorlar. O benim Rabb’imdir.Rab’leri katında onların mükâfatı. çünkü o.(Yusuf’un). De ki: Bekleyin. hiçbir hayır kazanmaz ve kötülükleri işleyip durur. iman etmiş olan kimseye fayda vermez. Rabb’inin bazı alâmetleri geldiği gün. böylece günahlarının çokluğundan 279 . Orada ebedi olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş. Kur’an’dan mealen: . O zalimleri iflah etmez!" 12/23 . ihlâsa erdirilmiş (seçkin) kullarımızdandır.İnanan ve iyi işler yapanlar da halkın hayırlılarıdır. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik. (Yusuf): “Allah’a sığınırım dedi. altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir.And olsun. 98/8 Demek ki. 12/24 . şüphesiz biz de beklemekteyiz! 6/158 Görüldüğü gibi imanla hayır kazanmak şarttır. Bu hususta. kadın onu arzû etmişti. Yalnız iman edipte bu imanlarıyla hayır kazanmamış olanlar hakkında Kur’an’dan mealen: . eğer Rabb’inin doğruyu gösteren delilini görmeseydi Yusuf da onu arzû etmişti. O bana iyi bir mevki vermiştir. evinde kaldığı kadın. 98/7 . onun nefsinden murad almak istedi ve kapıları kilitleyip: “Haydi gelsene!" dedi. Nasıl olur ki bir şahıs iman etmiş olurda. yoksa yalnız başına iman. İmanla beraber Salih amel işlemek şarttır ve Allah’ın ihlâslı kulları.

Bunun üzerine ben: 280 . Peygamber (S) bana: . kendisine hiçbir şeyi ortak kılmayan kişiye azâp etmemesidir (yâni bu husûstaki lutrudur)"buyurdu. Ameller konusunda uydurdukları rivayetlerden daha da örnekler vermekte ve bu konuda Kur’an’dan ölçülerini göstermekte fayda olduğunu düşünüyorum. zira hem dünyadaki durumumuz hem de ahretteki durumumuz yapmakta olduğumuz amellerle doğrudan. Resûlullah: -”Allah’ın kulları üzerinde sâbit olan hakkı Allah’a ibadet etmeleri ve Allah’a hiçbir şeyi ortak kılmamalarıdır.. Kim..“Yâ Muâz! Allah’ın kulları üzerindeki hakkı ve kulların da Allah üzerindeki hakkı nedir bilir misin?"diye sordu. iyiliğin ve kötülüğün kurtuluş için etkisi yoktur iman etmek yeterlidir demek bunları hiçe saymak demektir. Kulların Allah üzerinde ki hakkı da. Hayır ihlaslı olmak bu değildir. Ben de: . o ancak İblisin çığırtkanlığını yapmış olmaktadır.. amelleri dışlamak suretiyle... Allah. 333-.Bunu Allah ile Resûlü en bilendir. Muâz ibn Cebel (R) şöyle demiştir: ben bir seferde Peygamberin bindiği Ufeyr denilen bir eşek üstünde Peygamberin terkisinde idim. imana indirgemeye ısrarla çaba göstermişlerdir.. Allah’ın affına güvendirerek insanları kötülüklere sürüklerse. doğruya ilgilidir. İslam Dinini.. Kur’an’da iyiyi ve kötüyü detaylı bir şekilde göstermiştir..amel tartısı hafif basar. Bu konu öylesine önemlidir ki. Rivayetçiler.. dedim. Böyle bir iddia küfrün ta kendisidir...

hal böyle olunca. Ve dikkat edilirse. O’na ibadet etmeleri ve hiçbir şeyi ortak koşmamaları denmişken. Bunun üzerine bu kimseler simsiyah kesilmiş hâlde çıkarılıp Hayât (yâhud Hayâ) nehri içine atılırlar ve orada sel uğradığında kalan yabâni reyhân tohumları nasıl süratle yetişirse öylece yetişirler. (Buhâri.. Peygamber (S) şöyle buyurmuştur: “Cennet ahâlisi cennete. diye emreder. bunlar sapsarı olarak ve iki tarafa salınarak (ne güzel) sürerler. 334.Yâ Resûlullah! Bunu ben insanlara müjdelemeyeyim mi? diye sordum.71 S. kulların. Muâz’a iftira eden rivayetçilerin bir uydurmasıdır. kulların kurtuluş talebini konu ettiklerinde ise. Kitâbu’l-Cihâd H. o da Ebû Said Hudri ®’den tahdis etti.2690-2691 Bab 46 C... Bu ise rivayetin içinde ki bir çelişkidir. Allah’a ibadet etmeleri gerektiğini yok saymışlardır. peygamberin terkisinde deve üstündeydi.. eşeği birbirinden ayıramayanın rivayetine nasıl güvenilir.1 S. Peygamberle. Amr ibn Yahyâ el-Mâzinni’den. o da babasından.... güya peygamber rivayeti insanlara söylememesi için Muâz’ı tembihlemiş.. Kitâbu’l-İmâm H.) Bu bölümde yer alan 329. Diğer bir hususta 333. Deveyle. peygamberin sözünü tutmayıp rivayeti bütün dünyaya ilan eden ve bu davranışıyla peygambere karşı gelmiş olan Muâz’ın sözüne.) 281 .. Muâz İbn Cebel. başka bir ifadeyle naklettiği rivayete nasıl güvenilir.“Hayır.6 Ötüken 1987. Örnekte. Bana Mâlik. bunu onlara müjdeleme! Sonra buna güvenirler" buyurdu. Allah’ın kulları üzerindeki hakkını. ateş ahâlisi de ateşe girdikten sonra Yüce Allah: Kimin kalbinde hârdal tanesi ağırlığınca imâm varsa ateşten çıkarınız. (Buhâri. Kaldı ki böyle bir olay vuku bulmamıştır. Örnekte.15 C.176 Bab 14 Ötüken. bu rivayette ise deve Ufeyr isimli eşek olmuş. . bu sadece.. Görmez misin.

aklı karalı alaca bir koç sûretinde getirilir.. cehenneme hiç girmeyeceğini tahdis etmişlerdi. Onların hepsi de Koç’u görmüş oldukları hâlde: ... Onlar da boyunlarını uzatıp başlarını kaldırarak ona doğru bakarlar. Akabinde o boğazlanır.. hepsi onu görmüş olarak: . Cennetlikler hemen boyunlarını uzatıp başlarını ona doğru kaldırır ve ona bakarlar. Bundan sonra: 282 .Sizler bunu tanıyor musunuz? diye sorar.. Allah kendisine şirk koşmuş olan herhangi bir kimseyi.Evet tanıyoruz. evvelki rivayetleriyle çelişkiye düşmüşlerdir. Bu duruma göre tahdis etmiş oldukları rivayette.. Akabinde bir nidâ bir nidâ edici: . bu ölümdür. derler.Kur’an’a göre... Onlar.Evet tanıyoruz. cehenneme girmiş olup ta kalbinde iman olanlar azap gördükten sonra orada ebedi kalmayıp. bu ölümdür. Bundan sonra nidâcı: . bu şirkle ölmesi halinde kesinlikle af etmez. Ebû Said el-Hudri (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Kıyamet günü ölüm.. 335.Ey cennet ehli! diye nidâ eder..Ey nâr (ateş) ehli! diye nidâ eder. derler. Nidâ edici o Koç’u işaret ederek: -Sizler bunu tanıyor musunuz? der. bu ise açık bir çelişkidir. Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmayanların. imarı sebebiyle cehennemden çıkacaklardır demekle. Nidâcı yine o koçu işaret ederek: .

peygamberin söylemiş olduğu bir söze inanmanın neresi aldanmadır. demiştir. şu rivayetle çelişkilidir.21 S.sonra oturursa.. Ey ateş ehli! Sizler de yerinizde ebedisiniz. Yine Usmân: .6370-6371 Bab 8 Ötüken 1989) Bu tür rivayetleriyle bolca af ruhsatları dağıtıp sonrada bu affa aldanma demeleri bir çelişkidir.) Bu rivayette. Sonra: “Kim benim şu ab dest alışım gibi ab dest alır. Usmân ibn Affân’ın hizmetçisi Humran ibn Ebân haber verip şöyle dedi: Usmân oturaklarda otururken ben ona ab dest suyunu getirdim." (Buhâri.Ben Peygamberin (S)’in bu mecliste otururken ab dest aldığını ve ab dest almayı güzel yaptığını gördüm.. artık ölüm yoktur. artık ölüm yoktur..“Ey cennet ehli! Cennette ebedi yaşayacaksınız. Kendisi ab dest aldı ve ab dest alışı güzel yaptı... kıyamet günü Cennet ve Cehenneme girenler yerlerinden ayrılmayıp bulundukları yerde ebedidirler demekle. (Buhâri. kalbinde hardal tanesi miktarı iman olan kimselerin cehennemde ebedi kalmayıp çıkacaklarını tahdis etmişlerdir... Zira evvelki rivayette. Kitâbu’l-Rikaak H.14 S.251 C.45534554 Bab 201 Ötüken 1988. onun geçmiş günahları mağfiret olunur" buyurdu. der. 336-. Ayrıca af ruhsatları dağıtmış oldukları rivayetleri..Peygamber “Aldanmayınız (yâni mağfirete aldanıp da günâh kazanmaya cüret etmeyiniz)! buyurdu. cehenneme girmiş olup ta.. Kitâbu’t-Tefsir H. evvelki rivayetleriyle çelişkiye düşmüşlerdir.. Sonra şöyle dedi: . Değilmi ki bu sözleri peygamberin söylemiş olduğunu iddia ediyorlar. buda ayrı bir çelişkidir. sonra mescide gelir de iki rekat namâz kılar.10 S. şöyle ki: 283 .

6 S.16 S.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ümmetimin hepsi affa mazhar olmuştur. Bu Kirkire (bir gün) öldü.. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Zani bir kimse... 5933 C. Abdullah ibn Amr şöyle demiştir: Peygamberin yol ağırlığı olan eşyâsı üzerinde bekçilik yapan (siyâh) bir adam vardı... Müslim. Sahâbiler (acaba neden cehennemdedir diye) ona bakmağa gittiler. günahı aleni işleyenler hariç. Zühd 52. o da Sâlim ibn Ebi’l-Ca’d’dan tahdis etti ki. alıntıları. Ona kirkire denilirdi.Bize Ali ibnu Abdillah tahdis edip şöyle dedi: Bize Sufyân ibnu Uyeyne. Bu rivayette aleni (açık) işlenen günahları istisna etmeleri bir çelişkidir. Ve onun terekesinde millet malından çalmış olduğu bir abâ buldular. Edep 60. Bu da günahı aleni işleyenler hariç bütün Müslüman ümmetin affedileceği yolundaki rivayetleriyle çelişkili olmuş olur. Amr ibn Dinâr’dan.399 Akçağ 1993. (2990)) Bir önce ki rivayette tüm geçmiş günahlar af olur demişlerdi. Bilindiği gibi hırsızlık aleni olmayıp gizli yapılan bir günahtır.. Kitâbu’l-Cihâd ve’s-Siyer H. içkici. insanların. (K.. Birde tahdis etmiş oldukları diğer bir rivayette.272 C....337. onun yüzünden. hırsız da çaldığı sırada mü’min olarak hırsızlık yapmaz. (Buhâri. içki içtiği sırada mü’min olduğu halde içki içmez.2866 Bâb 189 1987 Ötüken) 339-Hz. gözlerini kendilerine kaldıracakları kadar nazarlarında kıymetli olan bir şeyi 284 . Buhâri. Rasûlullah (S): “Bu adam cehennemdedir" buyurdu. millet malından bir aba çalanın cehenneme gideceğini iddia etmişlerdir.S. zina yaptığı sırada mü’min olarak zina yapmaz. Rivayet şudur: 338.

Allah’ın haram kıldığı nefsi haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .S. ne isrâf ederler. (harcamaları). bu günahları işlediği anda mümin olarak işlemediğini rivayet etmişlerdir. Kim bunları yaparsa günahı(nın cezasını) bulur. Zira günah fiilinin işlendiği anda imanın çıktığını. 5880 C.(2627)) Bu iki rivayette. günahtan korkulmaması gerektiği kanaat ının insanlarda hasıl olmasını amaçlamışlardır. Zinadan çıkınca iman adama geri döner. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kişi zina edince iman ondan çıkar ve başının üstünde bir bulut gibi muallak (asılı) durur.(57).(2627).16 S.S. İşin aslında ise olayı çarpıtmaktan başka bir amaçları yoktur. İman 11. Mezâlim 30. günah işleme olayı bittiğinde de imanın hemen o günah işleyen şahsa geri döndüğünü rivayet etmeleri. Görünüşte.354 Akçağ. 25/67 . 20. Sünnet 16. bazı büyük günahları konu ederek bunları işleyen kişinin.352 Akçağ.Ve onlar ki Allah ile beraber bir başka ilâha tapmazlar." (K. imanın çıkmasıyla tehdit ederek günahların işlenmesine mani oluyormuş havası vermek istemişlerdir. Eşribe 1.mü’min olarak yağmalamaz.Ve onlar ki harcadıkları zaman. Tirmizi.(4690). Sünnet 16. 25/68 285 ." (K. günah işleme olayı bittiğinde o şahısla diğer müminler arasında yine fark kalmayacağı havası vererek. bu ikisi arasında dengeli olur. Nesâi. Ebû Dâvud. iman. Allah’ın o şahsa günah işlediği anda gazab ettiğini. alıntıları: Buhari. bir bulut gibi insanın başı üzerinde beklediğini.Hz. 5881 C. zina ve katillik gibi büyük günahların korkunç neticesi. Sârık 1.64)) 340.İman 100.(4689. Tirmizi. Hudud 1. Müslim. Hal bu ki. alıntısı: Ebû Dâvud. 16 S. cehennemde ebedi kalmaktır.(8. ne de cimrilik ederler.

.(2528). çok merhamet esirgeyendir .Kimlerin (amellerinin) tartıları ağır gelirse işte onlar kurtuluşa erenlerdir.179 Akçağ alıntısı: Tirmizi.. İbnu Mâce. Allah sizi toptan yok eder.... küfür günahı işleyen küfründen tövbe edip iman etmeli ve her iki durumdan sonra da salih amel işlemek gereklidir. Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz. Olay.. Kur’an’dan mealen: . Allah çok bağışlayan. 25/69 . Aksi takdirde de günahkar şahıs mümin dahi olsa." (K. tövbe ve iman edip.15 S.S.. Günah işleyen günahından tövbe etmeli..Kıyamet günü onun için azab kat kat yapılır ve o (azab)ın içinde hor ve hakir olarak kalır. toptan yok olmamak için günah işlemek şarttır diye tahdis ettiler. cehennemde ebedi kalanlardır. Cennet 2. 23/103 Görüldüğü gibi..Ancak tövbe eden ve iman edip iyi amel işleyen kimselerin günahını Allah iyiliğe çevirir.. Eğer ki. 5370 C. Siyâm 48. olay günahın bitiminde imanın bir bulut gibi insana geri dönme olayı değildir. Resûlullah’a atfen: “. Allah’ın rızasını kazanmayı ve Cehenneme girmeyip Cennete girmeyi amaç edinmişsen. salih amel işleme olayıdır. 25/70 Görüldüğü gibi. 23/102 . amelleri tartıldığında tartısı hafif gelirse cehennemde ebedi kalır.Kimlerin tartıları hafif gelirse işte onlar da kendilerini ziyana sokanlar.. günah işleyip istiğfar edecek yeni bir mahlûk yaratır ve onları mağfiret ederdi..(1752)) Bu rivayette iddia ettiler ki. “günah işlememek yok oluş nedenidir. İslam dininde iş bir tartı işidir.Ebu Hüreyre’den. amellerin tartılması olayını kesinlikle göz ardı etmemen gerekir! Günah işlemeyi teşvik etmek için uydurmuş oldukları diğer bazı rivayet örnekleri: 341. Bu gibi iddialar Kur’an’a uymayan 286 .

günahkarlardır. onlardan önce nice nesiller yok ettik.. kusûrumu afv ve mağfiret eyle! diye (günahını itirâf ve) niyâz ederse.. Allah onu affetmiştir diye iddia ettiler.Görmediler mi. Kur’an’da günah işlememek övülmüş ve günahkarlar kötülenmiştir. Şöyle ki: 342. 3/76 .Yoksa biz. kim sözünü yerine getirir ve (günâhtan) sakınırsa.. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber (S)’den işittim şöyle buyurdu: “Bir kul (bilmeyerek) bir günâh isâbet edip veyâ bilerek bir günâh işleyip de: . şüphesiz Allah da sakınanları sever. hem onlara yeryüzünde size vermediğimiz şeyleri vermiştik ve göğü de üzerlerine bol bol boşaltmıştık ve ırmakları ayaklarının altından akar kılmıştık... Bu itibarla tahdis ettikleri rivayetin aslı yoktur... Allah’ın helak ettikleri takvalılar olmayıp. Günah işleyip te üç kere tövbe eden kimse artık tövbe etmeden ne kadar günah işlerse işlesin.. Kur’an’dan mealen: .Yâ Rabb. Allah’ın toptan yok ettikleri günahtan kaçan takvalılar değil.iddialardır. o kulun Rabb’i: 287 .. inanıp iyi işler yapanları. ben (bilerek) bir günâh işledim.. Zira. Günah işlemeyi teşvik maksadıyla uydurdukları başka bir rivayette. yâhud (bilmeyerek) ben bir günâha uğramış oldum..Hayır.. Fakat günahlarından ötürü onları helak ettik ve onların peşinden başka bir nesil yarattık. yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Yoksa (Allah’ın azâbından) korunanları yoldan çıkanlar gibi mi tutacağız? 38/28 . 6/6 Görüldüğü gibi.. günahkarlardır.

.Yâ Rabb! Ben (bilerek) bir günâh işledim. o kulun Rabb’i: . (Buhâri. Şu hâlde ben de kulumu mağfiret ettim! Buyurur.Demek ki. ben de üç defa kendisini avf ve mâğfiret ettim. kulum günâhını affedecek veya cezâlandıracak bir Rabb’i olduğunu bildi. kulum günâhını affedecek veyâ cezâlandıracak bir Rabb’i bulunduğunu gereği gibi bildi.Demek ki kulum (dilerse) günâhını affedecek. kulum günâhını affedecek veyâ cezâlandıracak bir Rabb’i bulunduğunu gereği gibi bildi.Demek ki. kusûrumu afv ve mağfiret eyle! Diye Allah’a yalvarırsa. Sonra bir günâha isâbet edip veyâ günâh işleyip de: . Sonra bu kul Allah’ın dilediği kadar bir zaman günâhsız yaşar. 288 . o kulun Rabb’i: . Sonra bu kul Allah’ın dilediği kadar bir zamân günâhsız yaşar.Yâ Rabb! Ben bir günâh işledim veyâ bir günâha uğradım.Yâ Rabb! Ben bir günah işledim veyâ bir günâha uğradım. o kulun Rabb’i: . yâhud (bilmeyerek) bir günaha uğradım.7365 Ötüken. Sonra bu kul Allah’ın dilediği kadar bir zâman (günahsız) yaşar. Şu hâlde ben de kulumu mağfiret ettim! buyurur. Sonra bir günâh daha isâbet edip veyâ bir günâh işleyip de: . (dilerse) cezâlandıracak muhakkak bir Rabb’i olduğunu bildi. Şu halde ben de kulumu mağfiret ettim! buyurur. kusûrumu afv ve mağfiret eyle! diye niyâz ederse.16 Bab 36 Kitâbu’t-Tevhit S. Kusûrumu afv ve mağfiret eyle! diye niyâz ederse.132 C.Demek ki. Sonra bir günâha isâbet edip veyâ günâh işleyip de: . Artık bu kulum dilediği işi işlesin! buyurur. H.

Kitâb’t Tevbe. bütün dini mükellefiyetlerin ortadan kalkması ve bütün haramların helal sayılması manasındadır. Allah bilendir. cehaletle kötülük işlediler. aklı başında hiç kimsenin böylesine bir hezeyana inanması mümkün değildir. sonra da yola gelen kimseye karşı elbette çok bağışlayıcıyımdır. Allah’ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. 4/17 ."diyenlere ve kafir olarak ölenlere tövbe yoktur (öylelerinin tövbesi makbûl değildir). bile bile. tövbe eden. sonra onun ardından tövbe ettiler. hikmet sahibidir. Böyle bir iddianın İslam Dininde yeri olmadığı gibi. Günahları da Allah’tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar.Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da ölüm gelip çatınca: “Ben şimdi tövbe ettim. onların iddia ettikleri şekilde değildir. VIII. cahillikle bir kötülük yapıp hemen ardından tevbe ederler. 16/119 .” 20/82 . inanan ve yararlı iş yapan. artık tevbe etmeden ne isterse yapsın affedilmiştir" diye rivayette bulundular. Müslim.Ayrıca.Sonra Rabb’in şunlar içindir (şunların yanındadır)ki. ya da nefislerine zulmettikleri zaman. 3/135 289 .“Ve Ben. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır! 4/18 . İşte Allah onların tövbesini kâbul eder. (kendilerini düzelttiler. Bu konuda. Bu iddia. şu kimselerin tövbesi makbûldür ki.Ve onlar bir kötülük yaptıkları. 251 “2758”) Yukarıda ki rivayette görüldüğü gibi. Müslim Ter. esirgeyendir. yaptıklarında ısrar etmezler. bun(u yaptık)dan sonra Rabb’in (böyleleri için) elbette bağışlayan. Kur’an’dan mealen: . İslam dininde tövbe etmenin manası.Allah’a göre. “üç kere tevbe eden..

red etmiş olan bir kimsenin. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı gün. Bize Hammâd ibn Zeyd...) 344-.18 C. onların nûru.. yoksa tövbenin manası serbestçe günah işlemeye ruhsat değildir. “Rabbımız! Nûrumuzu tamamla ve bizi bağışla.. Ve amcasının yanında Ebû Cehl ibn 290 .. Ölüm anından önce.. Şöyle ki: 343-. Kitâbu’l-Merdâ ve’s-Tıbb H.. tövbeden sonra ıslah olmuş olmak şarttır... babası el-Müseyyeb ibn Hazn (R) şöyle demiştir: Ebû Tâlib’e ölüm (alâmetleri) geldiği zâman ona Rasûlullah (S) geldi..." 66/8 Görüldüğü gibi. belki o zaman Rabbınız günahlarınızı örter ve sizi... O gün.. o da Enes (R)’ten şöyle tahdis etti: Yahûdi’nin bir oğlu Peygamber(S)’e hizmet ederdi.. mümin olması için tebliğ almış olup ta. önlerinden ve sağ yanlarından koşar.. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayet Kur’an’a ters olup aslı yoktur. ölürken iman etmesi halinde bu imanının geçerli olacağını iddia ve rivayet ettiler..Ey iman edenler! Bir daha (tövbeden) dönmemek üzere Allah’a tövbe edin.. Peygamber ona hasta ziyâreti yapmak üzere gitti. (Buhâri. Ez-Zuhri şöyle demiştir: Bana Said İbni’lMüseyyeb haber verdi ki. sen her şeye kadirsin. Ebû Tâlib’e ölüm alâmeti hazırlandığı zamân Peygamber (S) onun yanına gitmiştir.. Şüphe yoktur ki.. onlar da derler ki. altından ırmaklar akan cennetlere sokar.... Allah’ın.. Oradan çocuğa: -”İslam Dini’ne gir! Buyurdu. çocuk da (şahâdet kelimelerini söyleyip) Müslüman oldu. Said İbni’l-Müseyyeb de babası el-Müseyyeb ibn Hızn (R)’dan söyledi ki.12 S. Sâbit el-Bunâni’den. Derken bu oğlan çocuğu hastalandı.5699 Bab 11 Ötüken 1988.

Ama insanlardan çoğu bizim ayetlerimizden gafildir. Peygamberin amcası Ebû Tâlib’in İman etmemiş olduğunu ısrarla tahdis ettiler..4641 Bâb 234 Ötüken 1988 ) Tahdis etmiş oldukları rivayetlerde.(Yâ Ebâ Tâlib!) Abdulmuttalib milletinden yüz mü çeviriyorsun? Diye men’ ettiler. Fir’avn ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü.. Benim kanaatim Ebû Tâlibin “Mümin" olduğudur. Ebû Tâlb’in peygambere büyük bir destek vermiş olduğu içindir. (denizin dibinden) kurtarıp (sahilde) bir tepeye atacağız ki senden sonra gelenlere ibret olsun. 10/90 . (Buhâri.“Bugün senin (canından ayırdığımız) bedenini..Hişâm ile Abdullah ibn Umeyye ibni’l. Rasûlullah. anlaşılan odur ki bu şekilde söylemeleri. ben de müslümanlardanım!" dedi. Ebû Tâlib’e: -”Ey amca! Lâ ilâhe ille’llâh kelimesini söyle de bununla Allah katında senin için hüccet getireyim" dedi..“Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş. Kur’an’dan örnek verecek olursam.... İmam Ali’nin babası olması da bu şekilde söylemeleri için ayrı bir ihtimaldir. Zaten Tahdis etmiş oldukları rivayette Kur’an’a uymamaktadır.İsrail oğullarını denizden geçirdik.. . bozgunculardan olmuştun?" (denildi).292 C..10 S.Mugire’yi buldu. 10/91 ." 10/92 291 . mealen: . şöyle ki: Ölüm anında iman etmenin geçersiz olduğu hususunda. Nihayet boğulma kendisini yakalayınca (Fir’avn): “Gerçekten İsrail oğullarının inandığından başka ilah olmadığına inandım.. Bunun üzerine Ebû Cehl ile Abdullah ibnu Ebi Umeyye: . Kitâbu’tTefsir H..

. Bize Umer İbnu Ali. bu hususta uydurmuş oldukları rivayetler... Fir’avn ölüm anında iman etmiş.. o da Said ibn Ebi Said el-Makburi’den.6361 C. o zikredenlerden değildir. Peygambere isnat ederek Ebû Hüreyre’den şu şekilde tahdis ettiler: 346. Kitâbu’r-Rikaak Bab 5 H.. Allah’ın. Meleklerden birisi: . ben sizleri şâhid yapıyorum ki. Kitâbu’d-Daavat H.101 C.) Yukarıdaki rivayetle.... fakat iman etmesi.Ey melekler. Uzunca bir rivayette.. zikredenler ve onların yanına iş için gelen kimse hakkında. Peygamber(S): “Allah Taâlâ altmış seneye kadar yaşatıp ölümünü geri bıraktığı (hâlde yaratanı ve yaşatanı tanımayan) kimsenin özrünü izâle ve reddeder" buyurmuştur..... Bu itibarla.. 345-...“O mecliste oturanlar öyle kemâl sâhibi kimselerdir ki. Kur’an’a uygun değildir.. Yüce Allah..6345-6346 Ötüken 1989) Bir kimsenin kendisi iyi amel işlemeden. Ma’n ibn Muhammed elgıfâri’den. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu.. bir hâceti için gelmiş oturmuştu! der. o da Ebû Hureyre(R)’den tahdis etti.14 Ötüken 1989.. sırf iyi amel işleyenlerin yanına gitmiş olması ona herhangi bir sevap 292 . .14 S. meleklere: .O zikredenlerin arasında fulân kişi var ki..Görüldüğü gibi... Allah tarafından kabul edilmemiştir. ölüm anında ki kimseye tebliğ yapılabilir iddiasında bulundukları rivayet çelişkilidir... ben bu zikreden kullarımı mağfiret ettim! Buyurur..8 S. onlarla birlikte oturanlar şaki olamaz! cevâbını verir. (Buhâri..... Zira bir çok kimse altmış yaşından sonra yıllarca yaşamaktadır....." (Buhâri.

2603-2604 Bâb 15 C. sevap kazanmak için çalışmak şarttır. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayet. Rasûlullah: . Müslim haber verdi ki. Bize İbnu Cureyc haber verip şöyle dedi: Bana Ya’lâ ibn Müslim haber verdi ki.Ben seni şahid yapıyorum: Benim şu Mıhrâf ismindeki duvarlı bustanım anamın üzerine sadakadır.6 Ötüken 1987. Kur’an’dan mealen: .kazandırmaz. 347. acı bir azabın kendilerinin olacağını müjdele! 4/138 Ve ayrıca İslam İnancına göre amel şahsidir.. Şimdi ben onun adına bir şey sadaka etsem... Sa’d ibn Ubâde: . (Buhâri..Yâ Rasûlullah! Ben anamdan uzakta iken anam vefât etti. Kitâbu’l-Vesâyâ H. Bu hususta.. Zira... anasından uzak bir yerde bulunduğu hâlde anası öldü.19 S. Bunun üzerine Sa’d: . kendisi İkrime’den şöyle derken işitmiştir: Bana İbn Abbâs (R) şöyle haber verdi: Sa’ad ibnu Ubâde.. Kur’an’a ters olup aslı yoktur.. ona fayda 293 ... Kur’an’dan mealen: . münafıklar da.“Evet (onun verir)"buyurdu. dedi. Peygamber ve sahabelerin yanına gidiyorlardı. 53/39 Görüldüğü gibi..Münafıklara. buna rağmen bu onlara bir sevap kazandırmamıştır..) adına yapacağın hayır.. bu sadaka yapacağım şey ona fayda verir mi? dedi.İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.

Geceleyin yapılan amel." (K. (onu affetmez) ve der ki: “Bu ikisini barışıncaya kadar terk edin. kişi ancak ölümünden önce yapmış olduğu sadakanın sahibidir denmesi bir çelişkidir..10 S. ölen kimse için sadaka verilebileceği tahdis edilmişken..Yâ Rasûlullah! Bizden her bir kişiye muhakkak kendi malı daha sevimlidir! dediler.219 Akçağ. Aziz ve Celil olan Allah o gün Allah’a hiçbir şirk koşmayan kulun günahını affeder. Birr 36.olanı istisna eder. (2. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ameller her Perşembe ve Pazartesi günü arz edilir. gündüzleyin yapılan amel de geceleyin yapılan amelden önce Allah’a 294 ..(4916). Birinci rivayette. rızkı) indirir ve kaldırır.348-. Birr 76. . alıntıları: Müslim. Ebû Dâvud.Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm aramızda ayağa kalkıp şu beş cümleyi söyledi: “Allah Teâla Hazretleri uyumaz.“Hanginize mirasçısının malı. . Edeb 55. ölümünden önce hayır yoluna harcayıp önden gönderdiği malıdır. C.Hz. 349.“Çünkü kişinin kendi malı.. Mirâsçının malı da kişinin hayra sarf etmeyip ölünceye kadar geri bıraktığı malıdır" buyurdu. kişiye ölümünden sonra mal hakkı tanımayarak. İkinci rivayette. Abdullah ibn Mesûd (R) şöyle demiştir: Peygamber (S). Tirmizi. kendi malından daha çok sevimlidir?" diye sordu.S. Hüsnü’l-Hulk 17. 3427.(2024)) 350. gündüzleyin yapılandan önce. zaten O’na uyku da yakışmaz. Muvatta.908). Bundan sâdece kardeşiyle arasında düşmanlık -küskünlük. Kıstı (tartıyı. Sahâbiler ..(2565).

.. öbür günahlarınızı örteriz ve sizi ağırlanacağınız bir yere sokarız.. haklı.. sadaka-i cariye..“İnsan öldüğü zaman (bütün) amel(ler)i kendisinden kesilir. büyük günahlar dahil olmak üzere.. İslam dini ile ilgisi olmayan ve insanları günahlara teşvik etmeyi amaçlayan iddialardır.S.286 Akçağ alıntısı: Müslim. Yakın kişimsilerin önemli olmayan konular dolayısıyla bazen küsmeleri. Büyük günahlardan sakınmanın gerekli olduğu konusunda. 3482 C.a.11 S.. K. gündüzleyin yapılan amel de geceleyin yapılan amelden önce Allah’a yükseltildiğinin rivayet edilmesi bir çelişkidir.. (K..... den ağır tutup bu büyük günahların peşinen affedildiğini iddia ve tahdis etmek. Böyle bir şeyi zinadan. kumar... gündüzleyin yapılandan önce. birincisinde amellerin. bazen barışmaları basit ve ender bir olaydır.2880 C.) (şöyle buyurmuştur: . diğer rivayet 295 . Diğer bir hususta. Bâb 14 H....yükseltilir.s...10 S. zulümden.Vesaya (17).88 Şamil 1991. Perşembe ve Pazartesi Allah arz edildiğini rivayet etmişken.. kesin olarak affedileceğini tahdis etmeleri ve bunun için Allah’a şirk koşmamanın yeterli olacağını söylemeleri Kur’an’a uygun bir husus değildir. 4/31 351. haksız dikkate alınmadan ve bir birlerine basitçe küskün olan iki kardeşin yaptığı günahların affedilmeyeceğini iddia edip. İkincisinde. Kur’an’dan mealen: . Ancak üç şey müstesna. geceleyin yapılan amel..." (Ebû Dâvûd. El. faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlâd.. İmân 293 (179)) Bu iki rivayetin çelişkili olduğu açıktır. katillik v..Eğer size yasak edilen büyük günahlardan sakınırsanız. bunun dışında ki bütün günahların.. Ebû Hureyre’den demiştir ki: Rasûlullah (s.

bu rivayetlerinin uydurma olduğu hemen anlaşılır. 99/6 . veya aynı şahıs. aynı şekilde beş yüz sene sonra yetiştirmiş olan aynı sevabı alır. halbuki aynı şahıs beş yüz sene önce dünyaya gelmiş olsaydı ve aynı ameli işleseydi.O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için geri dönüp gelirler. sadece kazanacağı sevabı bir gün çalışmış olacaktı. dünyaya geliş zamanı bir avantaj veya dezavantaj olmaktadır. vesaya 8.edenler. Kim bir zerre miktarı sevap işlese karşılığını görür. Hiç kimseye bir haksızlık edilmez. Hal bu ki. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursak. bugünkü duruma göre beş yüz sene daha fazla sevap kazanmış olacaktı. Nesâi. (İnsanın yaptığı iş). mealen: . ameli işlediği günden itibaren yazılacak ve işlemeye başlayacaktır.Kıyâmet günü için adalet terazileri kurarız. oğlunu iyi olarak beş yüz sene önce yetiştirmiş olanla. öldükten sonra herkesin ameli kesilirmiş. bir hardal tanesi 296 .Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. zamana göre değil yaptığına göre eşit olarak değerlendirilir. 99/8 . Ameller arasında fark olmadığından sadakai cariye diye bir şey yoktur. bu gün hayatta olup ta. ahkam 36. Bir parayı fakirlere vermeyle veya iddia ettikleri gibi. kim bir zerre miktarı günah işlese karşılığını görür.Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür. vasıyye 14 Tirmizi. Şöyle ki. İslam dininde sevap veya günah yönünden herkes. arasında fark yoktur.) Yukarıdaki rivayette görüldüğü gibi. 99/7 . Müslim.s. Bu duruma göre. Dikkat edilirse. sadakai cariye dedikleri çeşme yapması v. aynı ameli kıyametin kopmasından bir gün önce işlemiş olsa. iddia ettiklerine göre üç kişi hariç. Örneğin: Bin liralık sevap işleyen işleme zamanıyla ilgili olmadan ona göre sevap alır. iddia ettikleri amellerden herhangi birini işleyen bir Müslüman’ın sevabı.

352. Herhangi Müslümân bir ezâ isâbet ederse.. (Buhâri.. 21/47 Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur... Hesap görücü olarak biz yeteriz.5688 Bâb 1 Ötüken) 353-.......Yâ Rasûlullah. o da Ebû Vâil’den. bu şiddetli hummânın şüphesiz iki kat ızdırabı var.ağırlığınca da olsa onu getiririz.....“Evet.. Abdullah ibn Mesûd (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber (S)’in hastalığında vücûdu hummânın harâretinden şiddetle sarsıldığı sırada huzûruna vardım ve: . Ardından: ...5 C.. Allah o müslümândan günahlarını düşürür" buyurdu. Âişe(R): Ben Rasûlullah (S)’tan ziyâde hastalığı şiddetli olan hiçbir kimse görmedim... Bize Mâlik. Kitâbu’l-Merdâ ve’sTıbb H. Rasûlullah: . el-A’meş’ten... (Buhâri. o şöyle demiştir: Ben Ebû’l-Hubâb Said ibn Yesâr’dan işittim.. o da Mesrûk’tan haber verdi ki.. şüphesiz ki..7 C..5689 Bâb 2 Ötüken) 297 ...12 S.5689 Bâb 2 Ötüken.... Kitâbu’l-Merdâ ve’s-Tıbb H.. elbette buna karşılık size iki kat ecr ve mükâfat vardır: diye arz ettim.12 S. demiştir. Kitâbu’lMerdâ ve’s-Tıbb H. o şöyle diyordu: Ben Ebû Hureyre (R)’den işittim.6 C....) 354-.. Muhammed ibn Abdillah.... (Buhâri. muhakkak ağacın yapraklarının düşmesi gibi.12 S.. Bize şube..’tan haber verdi ki... hummâ harâretinden çok ızdırab çekmektesin! dedim..Yâ Rasûlullah.. şöyle diyordu:Rasûlullah (S): “Allah kime hayır murâd ederse ona musibet verir" buyurdu.....

Edeb 94. En çok musibet takvada en ileri olanlara değil. apaçık bir sihirdir" dediler. Muvatta. (2. Onların beyanlarındaki güzellik herkesin hoşuna gitti.(5007). Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Ebû Dâvûd.Bu gibi rivayetlerle.16 S. Birr 81.(2029)) Bu rivayette. Tıbb 51. Bu iddiaya göre üstün güzellikte beyana sahip olan Kur’an hâşâ ondan. Kur’an’a dolaylıda olsa saldırı içermektedir ve peygambere bir iftiradır. en çok günah işleyenleredir ve hayatın çeşitli safhalarında çeşitli şekilde gelebilir. Kelam 7. (Allah. 5920 C. güzel sözde mutlaka sihir olduğunu iddia etmişlerdir. 42/30 Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur. ondan sonra sırasıyla diğer faziletli kimselere gelirmiş.986). Tirmizi. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Beyanda mutlaka bir sihir var!"buyurdular. iddia ettiler ki.Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman kendilerine gelen hakkı inkâr edenler: “Bu.İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Maşrık cihetinden iki adam geldi ve hitabede bulundular.Başınıza gelen herhangi bir musibet. sihir olmuş oluyor. işlediklerinizin) birçoğunu da affeder." (K.Ümmü Habibe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 298 . Kur’an hakkında söylemiş oldukları bir iddiadır. Hal bu ki. durum hiçte iddia ettikleri gibi değildir. 355. en çok musibet en iyi olanlara gelir. 46/7 Görüldüğü gibi.S. alıntıları: Buhâri. 356. kendi ellerinizin yaptığı (işler) yüzündendir. uydurmuş oldukları rivayet.390 Akçağ 1993. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Böyle bir iddia ise ancak müslüman olmayanların.

" (K. aleyhinedir. müslümanları günlük yaşantılarında zora koşmak için uydurulmuş aslı olmayan ve İslam toplumunu dünyevi işlerde geri bırakıp zayıf duruma düşürmeyi amaçlayan rivayetlerdir. emr-i bi’l-ma’ruf veya neh-i ani’l-Münker veya Allah Teâla hazretlerine zikir hariç bütün sözleri lehine değil.(1003)) 299 . hem de ahreti için birlikte çalışabilir."gibi sözler sarf ederse. Bir müslüman. Zühd 63. vay efendim. Zira bu söylediği. dünyadan da nasibini unutmaması ve iyilik yapıp..15 S. melekler ölen kimsenin göğsüne vura vura: “Sen öyle misin?" diye sorarlar.bi’l-maruf veya nehy-i ani’l-münker olmadığı gibi. Yeryüzünde fesâd arama Çünkü Allah müfsitleri sevmez. Yüce Allah’ı zikirde değildir.16 S. bundan dolayı bu tür boş iddialar." (K. alıntısı: Tirmizi. Allah’ın kendisine verdiği nimetlerle ahiret yurdunu isteyip.Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir kimse ölünce.“Allah’ın sana verdiği ile ahireti iste. bir doktora hasta olduğunu söyleyen bir kimse dahi günaha girmiş olmaktadır.. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . 5916 C. Emr. alıntısı: Tirmizi. 5434 C." 28/77 357.381 Akçağ. Cenâiz 24. hem dünyası için.257 Akçağ 1992.“Ademoğlu’nun. ona iki melek vekil kılınır. arkada ağlayanları kalkıp: “Vay benim dağım. Allah’ın sana ihsan ettiği gibi sende ihsanda bulun. Örneğin.S. Alışveriş etmek. Meslek öğrenip veya öğretmek veya herhangi meşru bir ihtiyacı söylemek veya güzel bir sohbet yapmak gibi. Bir müslümanın dünya hayatında yapacağı şey. İddia ettiklerine göre. bozgunculuk yapmamasıdır. Ve dünyadan nasibini unutma.S. (2414)) Din konusu dışında konuşmanın yasak olmadığı bir çok konular vardır.

Allah’a isyan etmemek ve dolayısıyla makul ölçülerde olmak şartıyla. onun hicretine sebep olan şeydir. Artık nâil olacağı bir dünyâ veyâ evleneceği bir kadından dolayı hicret etmiş kimse varsa. Yahyâ ibn Said’den.. Kur’an’dan mealen: . Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç kimse. üzücü bir olayın meydana gelmesi halinde bir kimsenin ah edip ağlaması meşrudur. Bir kimse öldüğünde yakınları üzüntülerini açığa verirken haddi aşarak günaha girmişlerse. Bu gibi durumlara değinmekle beraber rivayette tüm niyetler için genelleme yapılması yanlıştır.. o da Alkame ibn Vakkaas’tan. hatta olayın şiddetine göre kişi çok üzülüp çokça ağlamışta olabilir... zira niyetlerin aksi yönü de vardır. Binâenaleyh her kimin hicreti Allah’a ve Resûl’üne yönelmişse. Bize Mâlik. o da Umer (R)’den haber verdi ki. Her bir kimse için ancak niyet ettiği şey vardır. bu ağlamalarından dolayı ölüye azab edilmez. Kitâbu’l-İmân H. Umer şöyle demiştir: Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Ameller niyete göredir. onun hicreti Allah’a ve Resûlünedir. kişi kötü bir şey yaparken iyi bir şey yaptığını 300 . örneğin: İnsanlara gösteriş için sadaka verirse veya insanlara gösteriş için namaz kılarsa veya para karşılığı Oruç tutar veya haccederse yene esas amacı iyi ameller işlemek değil de onun dışında başka şeylerse sevap alamaz. (O) ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir. o da Muhammed ibn İbrâhim’den. Bu hususta.. Kur’an’a uygun olmayıp aslı yoktur.De ki: “Allah her şeyin Rabb’i iken ben O’ndan başka Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine âittir. zira herkes ancak kendi günahından sorumludur.47 C. 358. önemli olan günaha girecek davranışlarda bulunmamasıdır. Sonra dönüşünüz Rabb’inizedir.. (Buhâri.. bir başkasının (günah) yükünü taşımaz..1 S.209-210 Ötüken) Bir kimse iyi ameller işlerken niyeti iyi ameller işlemek değil de başka şeylerse. 6/164 Görüldüğü gibi rivayetleri...

kocasının evinden onun izni olmadan (başkasına) infak edemez!” 301 ..16 S. kıyâmet günü onlar için terâzi kurmayız (veya onlara hiçbir değer vermeyiz). bu yüzden amelleri boşa çıkan kimselerdir. işlemiş olduğunu kötülüğü meşru kılmaz....Dünyâ hayatında bütün çabaları boşa gitmiş ve kendileri de iyi iş yaptıklarını sanan kimseleri? 18/104 ..Onlar ki. 18/30 Dikkat edilirse. alıntısı: Ebû Dâvud.S.. Bir kimsenin işlemiş olduğu kötülüğü iyi sanması. Büyû 86.De ki: “Size (yaptıkları) işler bakımından en çok ziyâna uğrayacak olanları söyleyeyim mi?" 18/103 .. Allah’ın kitabı Kur’an’dır.İbnu Amr İbni’l-As anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Mekke’yi fethettiği zaman şu hitabede bulundu: “Bilesiniz! Kocasının izni olmadan bir kadın (kocasının malından) bağışta bulunması caiz değildir... elbette biz işi güzel yapanın ecrini zâyi etmeyiz.sanabilir.. 359.İşte onlar. mealen: .254 Akçağ.Ebu Ümâme radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki. Bu hususta Kur’an’dan örnek verecek olursak. 5792 C.. inanıp işi güzel yapanın. bundan dolayı iyiliğin ve kötülüğün ölçüsü şahısların niyeti olmayıp.. bu konuda uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur... yanlış inancıyla ve yanlış işleriyle sevinip iyi iş yaptığını sanan kimselerin bütün çabaları boşa gitmiştir. Rab’lerinin âyetlerini ve O’na kavuşmayı inkâr eden. 18/105 . Yoksa ayetleri inkar ederek. Bu itibarla.."(K. inanıp ta güzel işler yapanın ecri zayi olmamaktadır.3547)) 360. Yapılan işin iyi bir iş olması esastır.(3546. “Kadın. yani. inandılar ve iyi işer yaptılar.

“Sadaka ver.S.2386 Ötüken) 302 . (Buhâri..16 S.Resûlullah’a atfen: “Kocasının nikahında olduğu müddetçe. . parayı kap içine koyup saklama.. Kitâbu’l-Hibe ve Fadlihâ ve’t-Tahrid aleyhâ H... alıntısı: İbn-i Mace 2389) 362.. Acaba sen Ka’b’den izin aldın mı?"demiştir..24 C..(3546.. ne kocasının..17 S.5 S. “Bu. Aleyhissalâtu vesselâm kendisine: “Kadının kendi malından (da olsa) bağışı kocasının izni olmadan caiz değildir. Buna rağmen şu rivayetlerde bulundular: 363-. (K...)) Yukarıda ki rivayetlerde görüldüğü gibi.Yâ Rasûlullah! Benim hiçbir malım yoktur. Büyû’ 86. 6730 C.. Ben bu mallardan sadaka vereyim mi? diye sordum. nede kendisinin malından hibede bulunamayacağını tahdis etmişlerdir. Esmâ bin tu Ebi Bekr (R) şöyle demiştir: Ben . Ka’b: “Evet" deyince Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kadının hibesini kabul buyurmuştur”.. Büyû’90.. kocasının izni olmadan. bir kadının. Hanım “Evet!"deyince.." (Ebû Dâvûd.284 Akçağ. hanımın kocası Ka’b İbnu Mâlik’e (bir adam göndererek: “Sen Hayre’ye zinetini tasadduk etmesine izin verdin mi? diye sordurmuş. bir kadına malından hibede bulunması câiz değildir.. mallarınızın en kıymetlisidir!" buyurdular. (2121)..S. (K.407-408 Akçağ.Ka’b İbnu Mâlik’in anlattığına göre: “Hanımı. Vesâya 5. sonra sana karşı da saklanır" buyurdu.(3565)) 361.3547. 5937 C... kendine ait bir zinet eşyasını Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma götürüp: “Ben bunu tasadduk ediyorum" demiştir. ancak bütün malım (kocam)ez-Zubeyr İbni’l-Avvâm’ın bana verdiği ve benim mülküm yaptığı mallar vardır.Kendisine: “Ey Allah’ın Resûlü! Yiyecek de mi? denildi. Ebû Dâvud. alıntıları: Tirmizi. Rasûlullah (S) .

.... kadının...... Peygamber (S): “Kadın. o da Ebû Hureyre’den. 365... Zühd 11. hem de kocasının malından infakta yani hibede bulunabileceğini... alıntısı: Tirmizi. kim “Leilehe illallah" demişse kesinlikle cennete gideceği...5945 Bâb 82 Ötüken) 367.(2217)) Bu rivayetlere. (Buhâri. diğer biri. 5912 C.. Hemmâm ibn Münebbih şöyle demiştir: Ben Ebû Hureyre (R)’den işittim ki.... Yüce Allah’ın yarattığını değiştirenler. o da 303 .) Bu iki rivayette de.. Böylece bu konudaki rivayetlerinde çelişkiye düşmüşlerdir.. o infâkın sevâbının yarısı kocaya âid olur" buyurmuştur. yüzlerinin tüylerini yolduranlar. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam ölmüştü. cehenneme gitmeyeceği şeklindeki rivayetleriyle çelişkilidir.5462 Bâb 4 Ötüken 1988...Hz.12 S.16 S. Kitâbu’n-Nafakaat H. İbrahim en-Nahai’den..142 C... onun izni olmaksızın infâk ettiği zamân. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın işiteceği şekilde onun için şöyle söyledi: “Cennet mübarek olsun!"Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sordu: “Nereden biliyorsun? Belki de o mâlâyani konuştu veya kendisini zengin kılmayacak bir miktarda cimrilik etti!" (K.... 366... hatta sevabın yarısının kocasına..... kocasının kazancından.S. o da Alkame’den.. kocasının izni olmadan hem kendi malından..10 C. o da Abdullah ibn Mesûd (R)’dan tahdis etti(ki o şöyle demiştir): Allah şu kadınlara la’net etmiştir: Döğün yapanlar.377 Akçağ.. Kitâbu’l-Libâs H...13 S.364. Ez-Zuhri şöyle dedi: Bize Sufyân ibn Uyeyne. dolayısıyla diğer yarısının da kadına ait olacağını rivayet etmişlerdir. seyrek dişli güzel görünmek için ön dişlerinin aralarını yontan sırıtkanlar. vücutlarına döğün yaptıranlar. Said İbu’l-Müseyyeb’den.... (Buhari. daha önce yazmış olduğum.....

.)’dan rivâyet ettiğine göre. “Minberin üzerine çıktı" cümlesini ilâve etti.Osman.. koltuk altlarının kıllarını (yolarak) gidermek. halbuki her iki fiilin bir birinden farkı yoktur. amcası Abdullah b. halbuki bunların hepsi aynı şey olup yaratılışı değiştirme manasındadırlar. evrat yerindeki kılları gidermek için ustura tutunmak. Zeyd b. Resûlullah (s. Bu iki rekat lerde kıbleye karşı durdu açıktan okudu. 368-. tırnakları kesmek ve bıyığı kırkmak”..4 S.. demiştir ki: -Velid b. Çocukları sünnet etmek fıtrattan sayılmıştır.a.a. K. Kitâbu’l-Libas H. Utbe. kalıcı şekilde yok edilseler bu fiil yaratılışı değiştirme manasındadır. şöyle ki: Koltuk altı tüylerinin yolunması teşvik edilmişken. Abbâd b. Bâb 1 H.) iş (eski) elbisesini giymiş. (Gidip İbn Abbâs’a sordum) o da şöyle dedi: .5925 Bab 63 Ötüken 1989 . .sizin şu 304 . beni Resûlullah (s. kadınların yüzlerindeki tüyleri almaları lanetlenmeye sebep gösterilmiştir.a. yâni çocukları sünnet etmek.Peygamber (S)’den rivayet olarak şöyle tahdis etti: “Fıtrat beştir-yâhud: Beş şey fıtrattandır: Hıtan. meğerki kalıcı şekilde yok edilmiş olmasınlar. Kinâne’den. Ayrıca.) Dikkat edildiğinde yukarıdaki iki rivayette bir çok çelişki görmek mümkündür. tırnakları kesme gibi olup yaratılışı değiştirme manasında değildir..a.1161 C. . (Ebû Dâvûd.Osman’ın dediğine göre Velid b. İshak b.anhumâ)’a gönderdi. Ukbe. Ellerini kaldırıp duâ etti ve yağmur istedi. Âsım (r. mütevâzı bir vâziyette tazarru içinde musallaya kadar geldi.) ashabı ile birlikte (musallâya) yağmur duasına çıkıp onlara iki rekat namaz kıldırdı.Resûlullah (s. zira tırnak nasıl tekrar çıkıyorsa bunlarda tekrar çıkarlar.105 C.Medine valisi iken.13 S. ridâsını ters çevirdi. Temim. döğün (kalıcı döğme) yapmak lanetlenmeye sebep gösterilmişken. dişleri törpülemek.)’in yağmur duâsında (kıldığı) namazını sormam için İbn Abbâs (r. Abdillah b.) 369-. Salât’ul-İstiskâ (3).303 Şamil 1988. (Buhâri.

1165 C. Bu konu da Kur’an’dan mealen: . (Ebû Dâvûd.311312 Şamil.4 S. ne yapalım?” “Siz besmele çekin. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursak.(7.237)) İslam da eti yenen hayvanlar kesilirken.hutbeniz gibi hutbe okumadı. Allah’ın adını anmak farzdır.225 Akçağ. Allah’ın adı anılmamışsa o hayvanın eti zaruret dışında yenmez. Ayrıca. fakat isrâf etmeyin. ikinci rivayette ridâsını (elbise) ters çevirme olayı yoktur. peygamber elbisesi ters çevirip giymek suretiyle kedini komik duruma düşürmez. Sayd 21. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a soruldu: “Halk bize et getiriyor. alıntıları: Buhâri. bu ona yakışan bir hareket değildir. K.S. güzel elbiseler)inizi (üzerinize) alın. peygamberin namaz için eski elbisesin giydiği yolundaki iddia da Kur’an’a uymamaktadır. Dahâyâ 39. Büyû 5. yiyin! Cevabını verdi.(2829). Edâhi 19. Sonradan besmele çekmek. 7/31 YİYECEKLER VE İÇECEKLER HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 370. yiyin için.) Birinci rivayette peygamberin ridasını ters çevirdiği rivayet edilmişken.7 S. 1962 C. Bâb 1 H. tazarru ve tekbire devam etti. Nesâi. kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz. Tevhid 13.Ey Âdem oğulları.Hz. Fakat dua. Çünkü O. mealen: 305 . keserken çekilmemiş olan besmelenin yerine kabul olmaz.Salâtu’l-İstiskâ (3). isrâf edenleri sevmez. Ebû Dâvûd." (K. Sonra bayramda kıldığı gibi iki rekat namaz kıldı. bu itibarla iki rivayet çelişkilidir. Eğer kesim anında. her mesci(de gidişiniz)de süs(lü.

insanları bu konuda da şaşkın hale sokmak için şu rivayeti uydurdular. Eşribe 21. İçilebileceğini tahdis ettiler.(2027).8 S.8 S. sizinle mücâdele etmeleri için fısıldar (telkinde bulunur)lar.S.(1881). Bu rivayetlerine rağmen.S.(Kesilirken) üzerine Allah’ın adı anılmayan (hayvan)lardan yemeyin! Çünkü o(nu yemek). İbnu Mâce. alıntıları: Buhâri. Eşribe 18. dostlarına.104 Akçağ. 2247 C.(3423)) Bu rivayetlerle. esirgeyendir. ayakta yemek yenebileceğini.Kebşetu’l-Ensâri (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanıma gelmişti.(1893). Eşribe 16. 306 . Eğer onlara uyarsanız. 2241 C. domuz etini ve Allah’tan başkasının adı anılarak kesilen (hayvanlar)ı haram kıldı. alıntıları: Tirmizi. Müslim. yoldan çıkmadır. aslı yoktur. Et’ime 25.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm)’a zemzemden sundum ayakta olduğu halde içti. kanı.(3301)) 373. Hacc 165. Nesâi.İbnu Ömer (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: “Biz. (Duvarda) asılı olan bir kırbanın ağzından ayakta su içti." (K.. 2243 C. 16/115 . Ben hemen kırbaya gidip ağzını kestim.S. Eşribe 12. Şeytanlar.Allah size ölüyü. (5.104 Akçağ. sınırı da aşmadan (bunlardan) yiyebilir. Tirmizi. Eşribe 11.s. Hacc 76. alıntıları: Tirmizi. Eşribe 120." (K. Kim mecbur kalırsa (başkasının hakkına) saldırmadan." (K.107 Akçağ.(1883).237)) 372.8 S. bağışlayan. su v. Şüphesiz Allah. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde yürürken yer. 371. İbnu Mâce. şüphesiz siz de Allah’a ortak koşanlar olursunuz. 6/121 Görüldüğü gibi uydurdukları rivayet Kur’an’a ters olup. ayakta iken içerdik.

Ebi Katâde oda babasından naklen: “Peygamber kabın içine solumaktan nehiy buyurmuştur.. (Buhâri.8 S.9 122/330 Sönmez Neşriyat) 307 .) Bu rivayetlerinde gümüş kaptan bir şey içen kimsenin cehenneme gideceğini rivayet ettiler.. muhakkak o kişi karnına ancak (curp curp diye) cehennem ateşini göndermektedir”...S. C.Ş.. 2246 C.. (Buhâri.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: “Sizden kimse sakın ayakta içmesin.) İki rivayet çelişkili olduğu gibi.. Enes ibn Mâlik(R)’ten: Peygamber (S)’in su bardağı kırıldı. Râvi Âsım el-Ahvel: Ben bu kadehi gördüm ve (teberruken içine su koyup) ondan su içtim. Kim unutarak içerse hemen kussun. Eşribe 116.9 121/ 329 Sönmez Neşriyat A..5678 Bâb 27 Ötüken 1988..2895 Bâb 5 Ötüken 1987.." (Müslim C.. kabın içine üç defa solurmuş. gümüş bardaktan bir şey için cehenneme gider deyip.18 C.. Buna rağmen şu rivayeti de tahdis ettiler: 376-. 377.6 S." (Müslim.) 378..374.12 S...Enes’den naklen: “Rasûlullah.. demiştir. akabinde kırık yerine gümüşten bir bardak edindi dediğini tahdis etti..57 C. Kitâbu’lHumus H.. Peygamber’in zevcesi Ümmü Seleme’den (o şöyle demiştir): Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: “Gümüş kaptan bir şey içen kişi var ya..106 Akçağ.." (K. Peygamber gümüş bardaktan içerdi demekle peygambere saldırıda bulundukları açıktır.. (2026)) 375-... alıntısı: Müslim. Kitâbu’l-Eşribe H.

Enes şöyle demiş: Resûlullah içtiği şeyin içine üç defa solar ve: “Bu daha kandırıcı.(8. baldan hamr yapılır. Ben sizi bütün sarhoş edicilerden yasaklıyorum. Birincisinde kabın içine solunmaz derken. Eşribe 4.Eşribe 13. Eşribe 19.8 S.(1873)) Birinci rivayette hamr(şarap)ın. Gibi şeylerden de hamr yapılabileceğinin tahdis edilmesi bir çelişkidir.137 Akçağ 1989. Bir rivâyette.379. 2274 C." demiş.Hz. arpadan hamr yapılır. Nesâi.(3678). Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hamr şu iki ağaçtandır: Hurma ve asma. Tirmizi. Hurma ve Asmadan olduğu belirtilmişken.en-Nu’mân İbnu Beşir (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Üzümden hamr yapılır. şıra kaynayıp durulunca içiyorum" dedi. Enes: “İşte bende içilen şeyin içine üç defa soluyorum.S. alıntıları: Ebû Dâvûd. Kays: “Yirmi yıldan beri" deyince. İkinci rivayette baldan v.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ): “Kim Allah’ın haram kıldığını haram kılmaktan hoşlanırsa nebiz’i haram kılsın" dedi. daha sâlim ve afiyetlidir. Tirmizi." (K.9 123/330 Sönmez Neşriyat ) Birinci rivayetle.s.294)) 381. C. Kays İbnu Vehb ona:Benim bir küpçüğüm var içerisine şıra koyuyor.S.(1985). diğerlerinde solunabileceği rivayet edilmiştir. buğdaydan hamr yapılır. Eşribe 8. 2275 C. (3676). Ebû Dâvûd Eşribe 4. 380.8 S. (Müslim." buyururdu. (İbnu Abbâs) cevaben: “Bu söylediğin şey ne zamandan beri içeceğini teşkil etmekte?" diye sordu. alıntıları: Müslim. İbnu Abbâs: 308 . (1876). Eşribe 8. diğer iki rivayetin çelişkili oldukları açıktır.137 Akçağ. 382. hurmadan hamr yapılır." (K.

Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Biz. nebiz’in haram olduğu rivayet edilmişken.8 S."(K.(3801). av(hayvanı)dır.2279 C. Sayd 27.(7.11 S. (K."“Evet!"dedi. içerisine hurma atardık.8 S. yani haram olmadığının belirtilmesi bir çelişkidir.150 Akçağ.Huzeym İbn Cez’i radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma sırtlan hakkında (eti helâl mi?)"diye sordum. alıntısı: Ebû Dâvûd. alıntıları: Tirmizi. Ebû Dâvud. “Evet!"dedi.200)) 385." (K.S. 3907 C. alıntısı: Tirmizi. Bana: “O.“Öyleyse uzun zamandır. “Evet!"dedi. Et’ime 32. Nesâi.Ebû Dâvud’un rivayetinde şöyle gelmiştir: “Hz.11 S. Câbir radıyallahu anh der ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma sırtlandan sordum.S. (K. Bunun üzerine kurdun etinin yenmesini sordum. ihramlı avlanacak olursa koç da aynı hükme dâhil edilir. Ben tekrar: “Etini yiyeyim mi?"dedim. “Sırtlanı yiyen biri de var mı?"dedi.(8. 384. damarların su ihtiyacını pislikten gördü" dedi. Et’ime 4.S. alıntısı: Nesâi.149 Akçağ. Eşribe 48. Eşribe 8.Hz.S.Abdurrahmân İbnu Ebi Ammâr rahimehullah anlatıyor: “Hz. 3908 C.144 Akçağ.(3707) Birinci rivayette. Câbir radıyallahu anh’a: “Sırtlan avmıdır?" diye sordum.322-323)) 383. diğer rivayette içilebileceğinin.) 386. Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) için kuru üzümden nebiz kurardık.(1792). 309 . “Bu cevap Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmdan mıdır?"dedim.150 Akçağ. 2288 C.

(1739)) Birinci ve ikinci rivayetlerde. hal böyle olunca. kullarca bilinemeyenin hangisinin en kalabalık olduğu yine hiçbir kul tarafından bilinemez. Et’ime 35. Allah’tan başkası bilmez.S. Allah’ın en kalabalık ordusu olduğunun iddia edilmesidir." (K. alıntıları: Buhâri. Kitâb verilmiş olanlar ve inananlar şüpheye düşmesinler. (3812). Sayd 13.Biz cehennemin bekçilerini hep melekler yaptık. Müslim. Ebû Dâvud.11 S. alıntısı: Tirmizi. Onların sayısını da inkar edenler için bir imtihan kıldık ki kendilerine Kitâb verilmiş olanlar iyice inansın. sırtlan etinin yenebileceği belirtilmişken.(1952).(7.“Kendisinde hayır olup da kurdu yiyen biri var mı?"diye cevap verdi. İbnu Mace. Sayd 37." (K.S.11 S.154 Akçağ. Üçüncü rivayette yenemeyeceğinin belirtilmesi bir çelişkidir. Sayd 52.İbnu Ebi Evfa radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile beraber (altı veya yedi sefer) gazveye çıkmıştık. Tirmizi Et’ime 22. (3219)) Birinci rivayette.11 S. inanananların imanını arttırsın. 3913 C.S.Selman radıyallahu anh anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâma çekirgeler sorulmuştu: “Resûlullah “Onlar. Allah’ın en kalabalık ordularıdır.1823). 3909 C. Et’ime 4.151 Akçağ." (K. Nesâi. 3912 C.(3813). İkinci rivayette yemediğinin belirtilmesi açık bir çelişkidir. Kalplerinde hastalık bulunanlar ve kafirler de: 310 . Sayd 9. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Onu ne yerim ne de haram kılarım" buyurdular. Kur’an’a göre. Diğer bir hususta çekirgelerin. daha öncede belirttiğim gibi.210)) 388. Resûlullah ın çekirge yediği rivayet edilmişken. Gazve esnasında Aleyhissalâtu vesselâmla birlikte çekirge yedik.153 Akçağ.(1822. 387. alıntıları Ebû Dâvud. Et’ime 35. Allah’ın ordularını.

(3788). Hepimiz onu yedik. at ve eşek etini yemeyi yasakladı. 3940 C.S. 33. 74/31 Bu itibarla.) 392.Esmâ Bintû Ebi Bekr radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Biz. 3939 C.11 S.156 Akçağ." (K. dilediğini sapıklıkta bırakır. 389. Sayd 30."(K.27.179 Akçağ.(1794)) 391. Böylece Allah. Tirmizi. kuşlardan da her bir pençeleri olan haramdır!" buyurdular.11 S.11 S.S.202)) 311 ." (K. Müslim. 3915 C. bunun üzerine (müslümanlara yönelerek): “(Olamaz!) anlaşma yapılan kimselerin malı onların izni olmadan helâl değildir.S. Nesâi.179 Akçağ. 3916 C.205).11 S. Sayd 24. Et’ime 26. Nesâi. vahşi hayvanlardan her bir kesici dişi olan.3790). Ayrıca size ehli eşekler ve onların atları. Bu.“Allah bu misalle ne demek istedi?" desinler. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Sayd 32. “Heyber fethi sırasında gazvede. uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur. alıntıları: Ebû Dâvud. alıntıları: Buhari. Dahâya 33. alıntıları: Ebû Dâvud ve Nesai. (3806). (7.231)) 390. O zaman Medine’de idik.Hâlid İbnu’l-Velid radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ile birlikte bende (Hâlid İbnu’-Velid) vardım. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ehli eşek(etin)i yasakladı ve ata müsaade etti. Et’ime 5. insanlara bir tebliğdir. askerlerin ahırlarına hücum ederek (mallarını yağmaladıklarından) şikâyet ettiler. alıntıları: Ebû Dâvud.Hz. Sayd 36.(1942).(7.(7.Ebû Dâvud’un bir diğer rivayetinde şöyle denir. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında bir at kestik.155 Akçağ. ilgisi aşağıdaki rivayet. Aleyhissalâtu vesselâma gelerek. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Heyber(in fethi) zamanında at ve vahşi eşek(eti) yedik.S. Bir grup Yahudi. Et’ime 26. katırları. dilediğini doğru yola iletir." (K. Nesâi.

12 Bâb. 393-.) Yemek sırasında ben Rasûlullah’ın tabağın etrafında kabakları araştırırken gördüm. Yine Enes: Artık o günden itibâren ben kabağı sevmekten ayrılmadım. ekmek ile kabak ve kuru et parçaları bulunan çorba takdim etti... 312 . Heyber(in fethi) zamanında at etinin yenmesinin yasaklandığının belirtilmesi bir çelişkidir.4 C. Rivayetin.. (Buhâri.5479 Bâb 1 Ötüken 1988. (Terzi. Bunun üzerine Rasûlullah (S) bana: . (Buhâri... birden çok kişinin aynı tabaktan yemek yemesi olayıyla ilgili olarak uydurulduğu düşünüldüğünde.. hazırladığı bir yemeğe Rasûlullah’ı davet etti.“Sana yakın olan yerden ye!"buyurdu.. Kitâbu’l-Et’ime H...3 Ötüken) Birinci rivayette yemek yerken kişinin önünden yemesi gerektiği rivayet edilmişken..) 394-. buna rağmen üçüncü ve dördüncü rivayetlerde.. Heyber’in fethi konu edilerek..6 S.Birinci ve ikinci rivayetlerde at etlerinin yenebileceği ve Heyber(in fethi) zamanında at eti yenmesini peygamberin yasaklamadığı rivayet edilmişken.. Yine.. Peygamberin zevcesi Ümmü Seleme’nin oğlu olan Umer ibn Ebi Seleme (R) şöyle demiştir: Bir gün Rasûlullah (S)’in berâberinde bir yemek yedim ve yemek tabağının her tarafından yemeğe başladım. Enes dedi ki: Ben de Rasûlullah (S)’ın berâberinde gittim. dedi.12 S.. Kitâbu’lEtime H.5484 C.. Enes ibn Mâlik (R) şöyle diyordu: Bir terzi. peygamberi bir nevi açgözlülükle de suçladıklarını görmek mümkündür... ikinci rivayette bizzat Peygamberin yemek yerken.... tabağın her tarafını araştırdığının rivayet edilmesi bir çelişkidir..

Tirmizi. taâmınızın hangisinde bereket bulunduğunu bilemez. yer düşen lokmanın temizlenerek yenmesi gerektiğini rivayet etmelerinden anlaşılmaktadır. 3885 C.Hz. yemek artığı saklana bilir. yalamadıkça veya yalatmadıkça elini (mendille) silmesin. Eşribe 136." (K. alıntıları: Buhâri.395.(3847)) 396. Eşribe 129.11 S. Zira o. alıntıları: Müslim.İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz yemek yeyince. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yaş hurmayı kuru 313 . parmakların ve kapların yalanmasını emretti ve dedi ki: “Siz bereketin. Kaldı ki amaçlarının bu olmadığı. 3886 C.S. 397. Et’ime 52. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Parmaklarını yalamadıkça elini mendille de silmesin. Öyleyse.(2031).114 Akçağ.11 S. yemek bitiminde kapların yalanması gibi ilginç adetler önermişlerdir. Bu itibarla bu rivayetlerinin aslı yoktur. lokmalar her zaman temiz mermer üzerine düşmez. Et’ime 52.(2034). Et’ime 11. sakın şeytana terk etmesin.S. düşen lokma bir tarafa düşülen yerde önemlidir. yemeğinizin hangi (parça)sında olduğunu bilemezsiniz. birinizin lokması düşecek olursa onu alıp." (K. Zira bu o kadar kolay bir iş olmadığı gibi.Hz. (1803)) Yukarıdaki rivayetlerde görüldüğü gibi. bulaşan ezâyı temizlesin.114 Akçağ. kırıntılardan diğer canlılar istifade ettirilebilir. Ebû Dâvud. Yağlı veya tatlı ihtiva eden bir lokmanın toza toprağa bulanması halinde temizlemek çok zor olduğu gibi bu adet edinilmesi halinde çocuklar da bunu alıştırılacak ve onların temizleme işine ne derece özen gösterecekleri şüphelidir. Müslim. bazen pis yerler üzerine de düşer o zaman önerdikleri temizlik işi nasıl yapılabilir. sağlık için tehlikede arz eder. Eğer bu önerilerinde yemek artığının zayi olmaması kastediliyorsa.

Kendisine sebze nev’inden ne olduğu haber verilince. Müslim. şeytanı kızdırma yerine ancak aptal olarak telakki edilir. eskiyi yeni ile beraber yiyecek kadar (hayatta) kaldı" der. Yoksa.Hz.evinde otursun. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim sarımsak veya soğan yerse bizden uzak dursun -veya mescidimizden uzak dursun."(K. 6981 C. Böylece şeytanın esas amacı olan saptırma olayı meydana gelmiş olur. şeytanın neden hoşlandığını ve neden kızdığını konusunda insanları saptırmayı amaçlamışlardır. Zira.hurmayla birlikte yiyin. İ’tisâm 24. Eski hurmayı yeni hurmayla beraber yiyin. Aleyhissalâtu vesselâm. alıntısı: İbni Mace 3330.” Bazen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâma içerisinde yeşil sebzeler bulunan tencere getirilirdi de onda koku bulunur ve (ne olduğunu) sorardı.(564).S. tencereyi. şeytanı kızdıran şey kendisine taraf olunmayıp.11 S."(K. kuru hurma davasına girişen kimse. ye! Zira ben senin gibi değilim. iyiyi ve kötüyü değerlendirmeleri de yanlış olacaktır. Mesâcid 73. Adem oğlunun uzun veya kısa yaşaması da şeytanın ilgilendiği bir konuda değildir. Yaş ve kuru hurmayı birlikte veya ayrı ayrı yemenin hiçbir dini yönü olmadığı gibi. yaş hurma. beraberindeki arkadaşlarından birin göstererek ona vermelerini söylerdi. şeytanı kızdıracağım diye. şeytanı ilgilendiren şey.) Uydurmuş oldukları bu rivayetle. eğer insanlar şeytanla mücadelelerinde bu tür şeyleri ölçü kabul edecek olurlarsa. karşı olma olayıdır. Salât 160. Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur: 398.S.166 Akçağ.421 Akçağ. Zira şeytan (böyle yapmanıza) kızar ve: “Ademoğlu. senin konuşmadığın (meleklerle) konuşuyorum" derdi. kendisine taraf olunup olunmamasıdır. alıntıları: Buhâri. Et’ime 49. Ebû Dâvud.17 S. Et’ime 314 . onun yemekten çekindiğini görünce: “Sen bana bakma. 3926 C.

Zira bir taraftan ayakta su içilebileceğini söylerken.. bir 315 . Nesâi.Ebu Ziyâd Hıyâr İbnu Seleme anlatıyor: “Hz.. Onların rivayetleri esas alınırsa. katırlar ve eşekler binilmek (taşımacılık) ve süs içindirler. demiştir. Mesâcid 16(2. Şu cevabı verdi: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâmın en son yediği yemekte soğan vardı.. keza ehli eşek etlerinin yenemeyeceğini.(3822).240 C. Aişe radıyallahu Anhâ’ya soğan hususunda sordum.41. 15/8 Bu itibarla.S.8 S. Zaten amaçları da yiyecekler konusunda yenmesi haram ve helal olanları belirtmek olmayıp. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .. Tirmizi.. uydurmuş oldukları rivayetlerin aslı yoktur. çelişkili de olsa at etlerinin yenebileceğini. Hal bu ki.43)) 399. (Buhâri. 3928 C.Binmeniz ve süsü için atları ve merkepleri (yarattı) ve daha sizin bilmediğiniz nice şeyler yaratmaktadır. at etleri(ni yemek) hakkında ruhsat verdi..."(K. atlar. alıntısı: Ebû Dâvud. başka bir ifadeyle. Et’ime 41.(3829)) Birinci rivayette. ikinci rivayette. kargaşa çıkarmak suretiyle insanları bu konuda şaşkınlığa sürüklemektir.) Daha öncede belirttiğim gibi. Kur’an’da belirtildiğine göre. 400-.(1807). Et’ime 13..11 S.. Câbir ibn Abdillah (R): Rasûlullah (S) Heyber günü evcil eşeklerin etlerinden nehy ette. peygamberin soğan ve sarımsak yemediği ve bu yiyeceklerden hoşlanmadığı.3937 Ötüken 1987. evcil olmayan eşek etlerinin yenebileceğini bir çok rivayette iddia ettiler. yediği son yemeğine kadar soğan yediğinin tahdis edilmesi bir çelişkidir. hatta meleklerle muhatap olduğundan bu yiyeceklerden yemesinin söz konusu olamayacağı tahdis edilmişken.. Kitâbu’l Mağâzi H. insan rahat bir şekilde su bile içemez.167 Akçağ.

157 Akçağ. Tirmizi. 3918 C.Eymân 9. pislik yiyen (ve cellâle dene) hayvanın yenilmesini.Hilkâm İbnu Telib rahimehullah babasından naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmla arkadaşlık yaptım. Müslim.11 S.206)) 403. Kefâret 9.s.(7.S." (K.157-158 Akçağ. Sayd 33. Dahâya 44.(7. 316 . Nesâi. sütünün içilmesini ve su tuluğunun ağzından su içilmesini yasakladı.Tevhid 56. Humus 15.(1826).(1649). Cemaatten birisi ayrıldı. Et’ime 24. alıntıları: Ebû Dâvud. Zebâih 26.taraftan da ayakta su içilmesi halinde hemen kusmanın gerekli olduğunu söylerler. Fakat işin aslında. 78."(K.Zehdem İbnu Mudrib anlatıyor: “Ebu Mûsa radıyallahu anh’a bir tavuk getirilmişti.10. Eymân 1. Nesâi.(3786). yiyecek olarak müslümanlara layık gördükleri ancak böceklerdir. 3919 C.s. Adam: “Ben onu (pis şeyler yerken gördüm ve tiksindim ve yememeye yemin ettim" cevabını verdi. Bunun üzerine Ebu Mûsa: “Yanaş ve ye! Zira ben. 4. alıntıları: Buhâri.240)) 402. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmı (cellâleyi) yerken gördüm" dedi ve adama yemini için kefarette bulunmasını emretti. Bu konuda yaptıkları tahdis örnekleri şöyledir: 401. Örneğin: Tavuk ve v. Zira tahdis ettikleri bir rivayette bütün böceklerin yenebileceğini iddia etmişlerdir.11 S. (Ebu Mûsa): “Neyin var? diye sordu. Hakkında bir taraftan yenebileceğini söylerlerken. 18. Yalın bir konu olan su konusunda bu şekilde konuşabildikten sonra. peygamber bunların yenmesini yasaklamıştır demekten çekinmezler.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm öldürülmek için hedef ittihaz edilmiş (ve mücesseme denilen) hayvanın yenilmesini. Meğazi 74. Et’ime 25. diğer taraftan bu hayvanlar pislik yiyiyor. bu gün bile insanlar tarafından çeşit olarak sayısı bilinemeyen hayvanlar konusunda neler iddia etmezler.

alıntıları: Buhâri.2111 C. 317 . Fedâil 90. Ebû Dâvud.164)) Birinci rivayette Peygamberin. SAKAL. Et’ime 30. Müslim. bütün haşerelerin yenilebileceğini iddia etmektedirler. Yahudi ve Hıristiyanlara muhalefet edilmesi gerektiğini söylediğinin iddia edilmesi ile.yeryüzündeki haşerelerden herhangi birini haram ettiğini hiç işitmedim.S. Tereccül 18. Ebû Dâvud."(K. Enbiya 50.(1752)) Bu hadis Tirmizi’de “(Saçınızdaki) aklıkların rengini değiştirin." (K. Zinet 14. (2336). Nesâi. saçlarını alınlarına döküyorlardı. Yahudilere benzemeyin!" şeklinde gelmiştir. alıntısı:Ebû Dâvud.507-508 Akçağ.(8. alıntısı: Buhâri. 2131 C.3920 C. Libâs 70.11 S.(4203).İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Ehl-i Kitap. Saçını alnı üzerine o da serbest bıraktı. Siz onlara muhâlefet edin.137). 405. müşrikler de ayırıyorlardı.7 S.S. Tirmizi. KONULARINDA ÖRNEKLERİ ELBİSELER VE UYDURDUKLARI SÜSLENME RİVAYET 404. Ehl-i Kitab’a muvafakati severdi demeleri bir çelişkidir.(4188). Nesâi.159 Akçağ.7 S. (2103)."(K. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Yahudiler ve Hıristiyanlar (saçlarını) boyamazlar. (8. (3798)) Görüldüğü gibi. Zinet 62. Tereccül 10. Sonra (ortadan) ayırarak (sağ ve sola) tarardı.Hz. Müslim. Libâs 20.S. SAÇ.483 Akçağ 1988. ikinci rivayette vahiy gelmeyen hususlarda. Libâs 80. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (vahiyle) emir gelmeyen hususlarda Ehl-i Kitab’a muvafakatı severdi. Libâs 67.

S. Fezâil 104. Libas. Nesâi.406.S.” Bir rivayette de şöyle demiştir: “O. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâmın saçında ki aklardan sorulunca (Enes) şöyle cevap vermiştir: “Allah O’ nu beyazla çirkinleştirmemiştir. Muvatta C.Hz. İbrahim (aleyhisselam). Bıyığını kesenlerin ilki.140)) 318 . Bununla elbisesini boyadığı da olurdu.105 (2341)) Birinci rivayette. İbnu Ömer (radıyallahu anh)’den rivâyete göre. Rabbi de: “Bu vakardır ey İbrahim!"demiş. misafir ağırlayan ilk kimse idi. sakalını bununla boyamıştı. saçların beyazlaşmasını vakar olarak tanımlamalarına rağmen.487 Akçağ.) 407.S.el-Museyyeb.361 Akçağ. en çok sevdiği boya da bu idi. 408. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı gördüm." (K.(4064). Beyan Yayınları. 2151 C.Ebû Hureyre yoluyla yer alır.7 S. alıntıları: Ebû Dâvud. ikinci rivayette çirkinliktir demeleri bir çelişkidir.(2.15 S. Enes radıyallahu anh’ın anlattığına göre. Buhâri.(4210).7 S. 5539 C.922). Libâs 18.281 H. Zinet 17. şakaklarında ve başında bir nebzecik vardı" derdi. no:49. O da “Rabbim! Öyleyse vakarımı artır!" diyerek duada bulunmuştur.4 S. kişinin başında ve sakalında bulunan beyazları yolmasını mekruh addederdi. Keza o ilk sünnet olan kimseydi.Hz.4.533 Akçağ." (K. sakalını sufre denen sarı boya ile boyar ve derdi ki: “Ben. ayrıca. saçında aklık görünenlerin ilki de o idi. Beyaz kıl (onda nâdirdi ve sadece) alt dudağında. ek kaynak izahı:Sahihayn’da Zühri-Said b.(8. 2113 C. Taharet 2/16. 77/63. Said İbnu’lMüseyyeb (rahimehullah)’ten şunu işitmiştir: “Hz. Tereccül 19. alıntısı: Muvatta.Yahya İbnu Said’in anlattığına göre. Ak saçları görünce: “Ya Rabbi bu nedir?"diye sormuş. Müslim." (K. Sifatu’n-Nebi 4. alıntısı: Müslim.

Ben: Bunları yıkayayım mı.4068).(8. kâfirlerin kıyâfetidir. Ebû Dâvud.İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm üzerimde sarıya boyanmış iki giysi görmüştü.203. hem de peygambere yöneltilmiş bir saygısızlıktır.17 S. şu cevabı verdi: “Aleyhissalâtu vesselâm. Fetih günü Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a getirilmişti.(2077).) Görüldüğü gibi bahsi geçen rivayetle bu rivayet çelişkilidir.S. Derhal: “Bunu giymeni annen mi sana emretti?"diye sordu.75 Akçağ. 7080 C. Enes radıyallahu anh’a: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm saç ve sakalını boyadı mı?"diye sorulmuştu. Aleyhissalâtu vesselâm: “Bunu hanımlarından birine götürün(de bunun saç ve sakalının rengini) değiştirsin.4067.17 S. ona çelişik olarak şu rivayeti de tahdis ettiler: 410. Nesâi. ey Allah’ın Resulü" dedim. “Hatta yak onları!"buyurdular. (4066. Ayrıca birinci rivayette peygamberin sakalını sarıya boyadığını rivayet etmişken.Hz.Hz."(K. alıntısı: İbnn Mace 3624) 319 .S.204)) Birinci rivayette. Saçları köpük gibi bembeyazdı." (K. Libâs 20.468 Akçağ.S.409. on yedi veya yirmi tel kadar bir aklık görmüştür (bunlar için boya olur mu!) diye cevap verdi. peygamberin elbisesini sarıya boyadığını rivayet etmelerine rağmen. 7078 C. ikinci rivayette sarı elbise giyilemeyeceğini ve bunu kafirlerin kıyafeti olduğunu rivayet etmeleri hem bir çelişki. sakalının ön kısmında.15 S. Fakat siyah(a boyamak)tan da kaçınınız" buyurdular.467 Akçağ.17 S. Zinet 96. 5281 C.” Bir rivayette: “Bu. sakın bunları giyme!" buyurdular" denmiştir. 411. Libas 27. alıntısı: İbn-i Maca 3655. alıntıları: Müslim. (K. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Ebu Kuhâfe.

saçları boyamak için en iyi boyanın siyah boya olduğunu rivayet etmeleri bir çelişkidir. Buna rağmen 320 . düşmanınızın içinde de hakkınızda daha çok korku doğurucudur. Ancak ben bundan hoşlanmam." (K.468 Akçağ. alıntıları: Ebû Dâvud.S. İbnu Mâce.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Saçlarına kına yakmış bir adam gelmişti. Aişe’nin kına yakmamış olduğu. ikinci rivayette koku yönünden kötülenmesi bir çelişkidir. Diğer bir hususta.Tereccül 19. Tahdis ettikleri diğer bir rivayetle. onun kokusunu sevmezdi."(K.7 S.412. şu cevabı aldı: “Bunda bir beis yok (kına yakılabilir). Libâs 34.7 S. Tereccül 4.(3.(4211). Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Bu ne güzel!"buyurup takdir etti.485 Akçağ.142)) Birinci rivayette kına yakmak övülmüşken.(4164).S. Zinet 19. Hz.Süheybü’l-Hayr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “(Ağaran saç ve sakallarınızı boyamada) kullandığınız en iyi boya şüphesiz şu siyahtır. 413. Hz. Çünkü sevdiğim (aleyhissalâtu vesselâm).Kerime Bintu Hümâm anlatıyor: “Bir kadın. alıntıları:Ebû Dâvud. Nesâi.488 Akçağ.(3627)) 414. 2112 C. “Bu evvelkinden de güzel!" buyurdu. (Az sonra) kına ve ketem ile boyamış biri geldi. Aişe’ye kına yakma hususunda sormuştu. 7079 C. (Çünkü siyah boya kadınlarınızı size daha çok rağbet ettiricidir. dolayısıyla kına yakmanın dini açıdan bir mecburiyet olmadığı hususudur. 3114 C. alıntısı: İbn-i Mace 3625) Birinci rivayette beyazlanmış olan saçların siyaha boyanmaması bunun dışında bir boyayla boyanması gerektiğini rivayet etmişken.S." (K.17 S. Sonra (saçlarını) sarıya boyamış biri daha gelmişti ki: “Bu öbüründen de güzel!" buyurdu.

Zinet 18.ellerin tıpkı vahşi hayvanların ayağı gibi!" cevabını verdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) elini derhal geri çekip: “Ne bileyim.489 Akçağ.488 Akçağ. kadınlar için kına yakmanın mecburi olduğunu.S. Hz. Kadıncağız: “Kadın elidir! deyince Hz. hatta eline kına yakmayan kadından biat alınamayacağını iddia etmişlerdir. Tereccül 4.7 S. Nesâi.S. 417." (K. şu ellerini değiştirmedikçe senden biat almayacağım.7 S. Hz. 2116 C. erkek eli midir?" buyurdu. Ali radıyallahu anh da önüne durmuş. Sırtında kırmızı bir bürde vardı ve katırının üstünde idi. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın. Peygamber (aleyhissalâtu “Sen kadın olsaydın.(4166).alıntıları: Ebû Dâvud. Tereccül 4.Hz.tahdis ettikleri başka rivayetlerde.142)) 416-Yine Hz. alıntısı: Ebû Dâvud.(4165)) Görüldüğü gibi tahdis etmiş oldukları rivayetler birbirleriyle çelişkilidir.(8. Aleyhissalâtu 321 . Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Hint Bintu Utbe. Peygamber’e: “Ey Allah’ın Resûlü. şöyle ki: 415. bu el kadın eli midir. vesselâm).2115 C." (K. tırnaklarının rengini değiştirirdin" bununla kına yakmayı kastetmişti. bana biat ver!"diye talepte bulunmuştu. Kendisine: “Hayır. perde gerisinden Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a eliyle bir mektup uzattı.Hilâl İbnu Âmir babasından naklediyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı Mina’da halka hitap ederken gördüm.

(1724)."(K.(4071)) Görüldüğü gibi son iki rivayetle.203)) Bu iki rivayette.15 S. Zaten amaçları kırmızı veya başka rengi konu etmek olmayıp karışıklık çıkarmaktır."(K.15 S. Ancak kızıl toprağı görünce geri döndü. Edeb 45. Libâs 20. Ben aleyhissalâtu vesselâmdan daha güzel bir şeyi hiç görmedim. 322 . 5278 C. (2337). Ben onu kızıl bir hulle içerisinde gördüm. Zinet 94.72 Akçağ. alıntıları: Ebû Dâvud.(4076)) 418. Dolayısıyla kırmızı elbise giymenin dinen bir mahzuru olmadığını vurgulamış olmaktadırlar. Nesâi. (Boyadan) hiçbir şey görmeyince içeri girdi. alıntıları: Buhâri. libas 21. Buna rağmen şu hadisleri de karşıt olarak rivayet etmişlerdir: 419.S. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevcelerinden Zeyneb’in yanında idim ve kızıl toprakla onun elbiselerini boyuyorduk.(8. 5279 C. ilk iki rivayet birbirleriyle çelişkilidir. Müslim. peygamberin kırmızı elbise giydiğini rivayet etmişlerdir. Libâs 20. Ama aleyhissalâtu vesselâm adamın selamını almadı.71 Akçağ.(2808)) 420.(4069).S. Fezâil 91. İslam dini evrensel bir din olup.(4072). Bera radıyallahu anh anlatıyor:“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm orta boylu idi. Zeynep bu hali görünce. alıntısı: Ebû Dâvud. Biz bu işle meşgulken Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çıkageldi.vesselâm’ın söylediklerini tekrarlıyordu. bez parçalarının rengiyle uğraşılsın diye inmemiştir.15 S. Menâkıp 23.15 S.Beni Esed’den bir kadın anlatıyor: “Bir gün. Aleyhissalâtu vesselâm’ın bunu mekruh addettiğini anladı ve derhal elbiselerini yıkadı ve bütün kırmızılığı örttü. Libas 4. 5276 C. Tirmizi.S. alıntısı: Ebû Dâvud.S."(K. Ebû Dâvud.İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Üzerinde kırmızı renkli iki giyecek bulunan bir adam geldi ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a selam verdi.73 Akçağ.73 Akçağ." (K. 5277 C. Libas 35. Libas 21.Hz. Tirmizi. Aleyhissalâtu vesselâm geri döndü ve âniden geldi.

altı ıslak olan ayakkabılarını nasıl olurda sünnet diye yanında götürür.Ebu Eyyub (radıyallahu anh) hazretleri anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Kına yakma.58 Akçağ. 5256 C. koku sürünme.(4138). 423. Peygamber. alıntısı: Ebû Dâvud.15 S. o kadar kırmızıdan nefret ediyor idi ise.İbnu Abbâs radıyallahu anhüma diyor ki: “Kişi oturduğu zaman.7 S. misvak kullanma ve evlenme bütün peygamberlerin tâbi olageldikleri sünnetlerdendir. (648)) Kişinin çıkardığı ayakkabılarını. Öyle ki kişi. mescide veya evinin içine götürüp yanına koymasının pratik yanı olmadığı gibi. aradan birkaç dakika geçmeden ab dest alıp camiye giriyor.Bireyde (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına. caminin tuvaletinden çıkıyor. 2161 C. Sâlat 89.544 Akçağ. Nikâh 1. (K. ayakkabılarını çıkarıp (sol) yanına koyması sünnettir. alıntısı: Tirmizi. Bu seferde: “Niye sende putların kokusunu hissediyorum?"dedi." (K. Bilahare adam altın yüzük takmış olarak geldi. Libas 44. (1080)) Bu itibarla uydurdukları rivayetlerin aslı yoktur.S. bu şekilde bir davranış ayakkabılarının altı mikroplu olabileceğinden hastalık kapma riskini de beraberinde getirir. Bu itibarla bu rivayetin aslı yoktur. o zaman bu rivayetin manası nedir? Şöyle ki: 421. parmağında demir yüzük bulunan bir adam uğramıştı. (Yüzüğü görünce): “Niye bazılarının üzerinde ateş ehlinin süsünü görüyorum!"buyurdu.S. 422. Sonra parmağında sarı renkli (pirinç) yüzük taşıyor olduğu halde geldi. Adam derhal onu çıkarıp attı. Bu sefer de: 323 .Bilindiği gibi kına kırmızı renk veren bir süslenme boyasıdır.

Kızı Zeyneb’in kızı Ümâme Bintu Ebi’l-Âs’ı çağırıp: “Yavrucağım al şunu.7 S. zira gümüşte cennet ehlinin kullandığı bir ziynet 324 .(2090)) 425.S.7 S. Libâs 52. alıntısı: Müslim. onu: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) attı" dedi. Libâs 43. Bu ise bir çelişkidir. Resûlullah onu bir çöple veya tiksinerek bir parmağıyla aldı. alıntıları: Tirmizi. 2097 C.(8.(4223)." (K. Hatem 4. Bunun üzerine adam: “Öyleyse yüzüğüm neden olsun?" diye sordu.(4235)) Bu rivayetlerinde. İçerisinde Habeşi kaşlı bir de altın yüzük vardı. takın!" dedi. (1786). O: “Hayır! Vallâhi ebediyen almayacağım." (K. Zinet 47.7 S. Ebû Dâvud." (K.S. Ancak ağırlığı bir miskale ulaşmasın. birinci rivayette erkeklerin altın yüzük takamayacaklarına gerekçe olarak.İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir adamın elinde altından bir yüzük gördü.: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) gidince adama: “Yüzüğünü al (başka sûrette) ondan faydalan" dediler. dolayısıyla altın zinet eşyası kullanmalarında bir mahzur olmadığını tahdis etmişlerdir.S. 2095 C. Nesâi. 2096 C.470 Akçağ. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor:“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a Habeş kralı Necâşi’den hediyeler geldi. Hâtem 8. alıntısı: Ebû Dâvud. erkeklerin altın yüzük takamayacağını fakat kadınların altın yüzük takmalarında. Onu çıkarıp attı ve: “Biriniz tutup ateşten bir parçayı alıp eline koyuyor!"buyurdu. Fakat gümüş yüzük takmakta bir mahzur görmemişlerdir. altının cennet ehlinin süs eşyası olduğunu göstermişlerdir.471 Akçağ.Hz.472 Akçağ. Dikkat edilirse. “Gümüşten dedi.“Sende niye cennet ehlinin süsünü görüyorum?"dedi.172)) 424.

2098 C. Beriki: “Onu senden daha hayırlı olan da gördü.." (K. bir ayet mealini yazacak olursak.7 S.ninde yasak olması gerekirdi. şöyle ki: .. Hz. altının zinet olarak kadınlar tarafından kullanılmasının yasak olduğunu da tahdis etmişlerdir. onlara tertemiz bir içki içirmiştir.(Cennet ehlinin) üstlerinde yeşil ipekten ince ve kalın giysiler var. Gümüşten bilezikler takınmışlardır.164. kadınlara serbest olmasının mantığı nedir? Bu hususta ki çelişkileri bundan ibarette değil. O zaman. Süheyb: “Resulullah!" cevabını verdi. iddiaları doğrultusunda gümüşten yüzük v. Bu hususta yapmış oldukları iddiaları çelişkilidir. alıntısı: Nesâi. Rab’leri. Bunun üzerine Peygamber minbere çıktı da hamd ve senâ etti ve akabinde: 325 ..S. Ömer: “O da kimmiş?" dedi. Bunu takındığı zamân yazılı kaşını avucunun içine alırdı. Nâfi’e şöyle tahdis etmiştir: Peygamber (S) evvelâ altından bir mühür yaptırdı. işlerine geldiği zaman. işlerine geldiği zamanda.eşyasıdır.. 426.. 76/21 Görüldüğü gibi gümüşte cennet ehlinin ziynet eşyalarındandır. Peygamber’in elinde altın yüzük gören insanlar da altından yüzükler yaptırdılar.165)) 427-.472 Akçağ. ama ayıplamadı" deyince.s. Peygamberin altın yüzük taktığını tahdis ettikleri gibi. zinet 42. Bu hususlarla ilgili olarak rivayetlerinden örneklerle.. Diğer bir hususta cennet süsü kullanmak erkeklere yasaksa. (8. Ömer Süheyb (radıyallahu anhümâ)’e “Niye parmağında altın yüzük görüyorum ?" dedi..Sa’id İbnu’l-Müseyyeb anlatıyor: “Hz... Abdullah ibn Umer (R).

Râvi Cuveyriye: Ben Nâfi’nin “Yüzüğü sağ eline takardı" dediğini kuvvetle sanıyorum.-”Ben bu altından mühür yüzüğü yaptırmıştım. (takmayın!)"diye cevap verdi. (Buhari. demiştir. parmağından onu çıkarıp attı.) Demek ki. Onları çıkarıp attı ve: “(Ey Allah’ın Resûlü). insanlar da kullanıyorlar diyerek kullanmaktan vazgeçtiğini tahdis etmeleri bir çelişkidir. yine sordu: “Bir çift altın küpeye ne dersiniz?” “Ateşten bir çift küpe!” Kadında bir çift altın bilezik vardı.5915 Bab 53 Ötüken.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir kadın Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek sordu: “İki altın bilezik hakkında ne dersiniz. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâmdan yine: “Ateşten bir gerdanlık!"cevabını aldı. Kadın devamla: “Pekalâ altın gerdanlığa (ne dersiniz?) diye sordu. kadın kocası için süslenmezse onun yanında kıymeti düşer" dedi. Bunun üzerine insanlar da altın yüzüklerini ellerinden çıkarıp kırdılar.93 C. O. Fakat ben onu bundan sonra takmayacağım" buyurdu da. Peygamber altın yüzük takmaya devam edecekti. Kitâbu’lLibâs H. 428. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): 326 .13 S. insanlar kendilerine altın yüzükler yaptırmasalardı. Peygamberin kullanmakta mahzur görmediği altın yüzüğü. (takayım mı?)” “Ateşten iki bileziktir.

S. 430. sonra da: “Şu iki şey ümmetimin erkek kısmına haramdır!" buyurdu. Libâs 25. dolayısıyla cehenneme gideceğinin tahdis edilmesi bir çelişkidir.(8. bunları za’feren veya abir ile sarartmasından kimse engel olmaz!" cevabını verdi.160)) Tirmizi ve Nesâi’de Ebû Mûsa’dan gelen diğer bir rivayette: “Ümmetimin erkeklerine.no.15 S. fakat kadınlara ise helal olduğunu iddia etmelerine rağmen.201)) Bu duruma göre. Müslim. Nesâi.7 S.(2068).lu örnekte. 5287 C.” (K. 327 . 5286 C. (K. ipek ve altının erkekler tarafından ziynet olarak kullanılmasının haram olduğunu. Zinet 40.Hz.“Sizden birine.S. Dünya da ipeği. Zinet 39. Zinet 91. Libâs 6. 2104 C. Nesâi.80 Akçağ.(8. Zira bir şey hem helal olacak hem de işlenmesinden dolayı. işleyen kimsenin cehenneme gideceğini iddia etmek mümkün değildir." (K.İbnu Ömer radıyallahu anhümâ anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Dünyada ipeği. bir miktar da altın alıp sol avucuna koydu. alıntıları: Ebû Dâvud. Libâs 14. ipek kadınlar için helaldir diye tahdis etmelerine rağmen. Şöyle ki: 429. alıntıları: Buhâri. giyen kimselerin cennete gitmeyeceğinin.15 S.80 Akçağ. ipek elbise ve altın haram kılındı.(8. (4057). alıntısı: Nesâi. Ali radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir miktar ipek alıp sağ avucuna koydu.475-476 Akçağ. Peygamberin Zeyneb’in kızı Ümame Bintu Ebi’l-Âs’a takması için altın yüzük verdiğini tahdis etmişlerdi.S. ahrette nasibi olmayanlar giyer. gümüş küpeler takınmasından.159)) 425. kadınlarına helal kılındı" buyrulmuştur. Ayrıca yine tahdis ettikleri başka rivayetlerde. ahirette nasibi olmayanların giydiğini tahdis etmişlerdir.

4/410 Sönmez Neşriyat.. Kitâbu’l-Libâs H. âhirette ise sizindir" buyurdu.. örneğin: 328 . Ve: -Ben bunu ona ilk defa atmadım. Abdurrahmân ibn Ebi Leylâ şöyle demiştir: Huzeyfe Medâin şehrinde idi. Huzeyfe bardağı alıp sâhibine fırlattı. dibâc. Kıyâmet günüde ise yalnız müminlerindir. İşte. işlerine geldiği zaman veya ortalığı karıştırmak için bütün bu iddialarına rağmen.. Allah. Bu rivayetleri uyduranlar o kadar yüzsüz kimselerdir ki... Kur’an’dan mealen: .Diğer bir hususta.. bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz. bunlar dünyâda onlara âid zinet. (Müslim. evvelce haram olmuş olup ta. fakat o bundan vazgeçmedi. ziynetleri ve güzel rızkları müminlere haram etmeye kalkışacak olanlara bir tehditte oluşturmaktadır. ipek. sonradan helal edilmiş olsalardı. Rasûlullah (S): “Altın.9 H.13 S. şöyle de rivayette bulunmaktan çekinmezler. ziynet ve güzel rızkların müminlere haram kılınmamış olduğudur.49 C.."buyurdu. içmek için su istedi... C. dünya hayatında (inanmayanlarla birlikte) müminlerindir.58825883 Bab 25 Ötüken.) Bu rivayetlerle 7(Araf)32 ayetinin ne kadar ihtilaflı oldukları açıktır. Şu kadar ki. bunları haram eden kimdir diye sormazdı ve bu öyle bir sorudur ki. ben onu gümüş bardakla su vermekten nehyetmiştim. Buna rağmen şu rivayeti uydurmuşlardır: 431. 7/32 Görüldüğü gibi.De ki: Allah’ın. (Buhâri. kıyamet gününde ise sizindir.) 432-. gümüş. kulları için çıkardığı (yarattığı) süsü ve güzel rızkları kim haram kıldı? De ki: Onlar. dedi. Onu Dihkaan yâni oranın büyük bir adamı gümüşten bir kap içinde su getirdi..Resûlullah’a atfen: “Altın ve gümüş kaptan su içmeyin! Çünkü bu dünyada onların (kafir ve müşriklerin). âhirette. Bu konuda..

alıntıları: Buhâri..(2080). Râvi Âsım el-Ahvel: Ben bu kadehi gördüm ve (teberruken içine su koyup) ondan su içtim.. C.. Bana yamalı bir giysi ve kaba bir izar çıkardı ve Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şu iki(parça)nın içinde vefat etti!: dedi.."Ve bana bir teylesanlar.. akabinde kırık yerine gümüşten bir bardak edindi dediğini tahdis etti. kisralar (krallar) cübbesi çıkardı... Kitâbu’lHumus 18 C. Ali radıyallahu anh’ın yanına geldim. Peygamber kralların giydiği atlas ve ipekten cübbe giymiş.87 Akçağ. C.. Cübbenin ipekten yaması (deseni) vardı. Enes ibn Mâlik(R)’ten: Peygamber(S)’in su bardağı kırıldı.9 H.15 S... Müslim.2895 Bab 5 Ötüken.. kenarları diba ile geçilmişti.) Bu rivayetlere göre.Aişe’den naklen: Aişe bize Yemen’de yapılan kalın bir çarşafla mülebbede (keçe) dedikleri cinsten bir kilim çıkardı ve Resûlullah şu iki elbisenin içinde vefat etti..433.İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Harûriyye (denen Hâriciler) çıktığı zaman Hz. Bu da evvelki rivayetlerle çelişkili olduğu gibi. Libâs 8.6 S.9 H. Dedi. (Müslim. 5297 C... diye Allah’a yemin verdi..Ebû Bürde İbnu Ebi Mûsa el-Eş’âri anlatıyor: “Hz.. (Buhâri. Aişe radıyallahu anhâ’nın yanına girdim.. 34/438 Sönmez Neşriyat. Libâs 19. Bana: 329 . Libâs 35. Peygamberin giyeceği hakkında bu rivayetlerle çelişkili olarak şu rivayetleri uydurmuşlardır: 435.) 436. (1733)) 437. 10/421 Sönmez Neşriyat. (Müslim.Esma’dan naklen:. “İşte Resûlullah’ın cübbesi!. Tirmizi..S. demiştir." (K.) Veya şöyle derler: 434. gümüş bardakla su içmiş. Libas 10.. Ebû Dâvud. Humus 5.(4036).

Bunun üzerine o hırkayı çıkarıp attı.S. Musa aleyhisselâmın Rabbi Teâlâ hazretleriyle konuştuğu gün." (K.15 S.89 Akçağ.Hz. 5299 C. libâs 8. 438.” Ebu Zümeyl der ki: “İbnu Abbâs radıyallahu anhüma yakışıklı ve gür sesli biriydi.İbni Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hz. (1734)) Birinci rivayette. alıntısı: Ebû Dâvud. yünden bir kisâ." (K.87 Akçağ. Diğer bir hususta.S. üzerinde yünden bir şalvar. yünden bir cübbe. yün elbise kötülenmişken.15 S.15 S.“Şu adamlara bir uğra!"dedi. yünden küçük bir serpuş (takke) vardı. ikinci rivayette övülmesi bir çelişkidir. Libâs 22. alıntısı: Ebû Dâvud. Ben de mevcut Yemen hullelerinin en güzelini giydim. 5296 C.S. aleyhissalâtu vesselâm güzel kokudan hoşlanırdı." (K. Libâs 10. 5272 C."İbnu Abbâs der ki: “Harurilerin yanına vardım. bunu giydi içinde terlediği zaman ondan yün kokusu hissetti. alıntısı: Tirmizi. Bana: “Hoş geldin ey İbnu Abbâs! bu takımın da ne? dediler. (4037)) Bütün bu rivayetlerin bir birleriyle çelişkili oldukları açıktır.68-69 Akçağ.(4074)) 439. Ayağında da eşek derisinden mamul bir ayakkabı vardı. Ben: “Beni ayıplıyor musunuz? Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm üzerinde mümkün olan en güzel elbiseyi gördüm! dedim. peygamberin yün elbise giymemesine neden olarak güzel kokudan hoşlandığını 330 . Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a siyah bir bürde (hırka) yaptım.

Kutuplarda yaşayan bir müslümanın aynı kıyafeti giymesi gerektiğini rivayet etmek müslümanları zora sokmak içindir.(4078). sakalları serbest bırakın. Nesâi. alıntıları: Ebû Dâvud. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. Bir müslüman. müslümanların sarık sarmalarının mecburi olduğu vurgulanmak istenmiştir. Edeb 17.16)) 442. Bu duruma göre Musa peygamberin güzel kokudan hoşlanmadığı neticesi çıkmış olur ki. 5233 C.S. Libâs 47.514 Akçağ. Tirmizi. Tahâret 15.(4199). Cihanşümul bir dindir. Ebû Dâvud.7 S.511 Akçağ.(1. tüm insanlığa hitap eder. Zira çölde yaşayan bir müslümanla. Tirmizi. alıntıları: Buhâri."(K. Tahâret 53.(2763)) 331 .S.45 Akçağ. kalansuveler üzerindeki sarıklardır.65.Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sakalından enine ve boyuna alırdı. alıntısı: Tirmizi. insanlarınsa kendi milli örflerine ait kıyafetleri olabilir ve bu kıyafetler İslami ahlaka aykırı olmamak şartıyla inançtan çok şahsi zevkler ve iklimle ilgili tercihlerdir.Muhammed İbnu Rükâne.delil göstermeleridir. İslam dini. 2133 SC. Libas 24. 440."(K.(259).(2764). babası radıyallahu anhtan anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bizimle müşrikler arasındaki fark. Edeb 18. Müslim. 2136 C.S. Libâs 64.İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bıyıkları kazıyın.(1785)) Bu rivayetle. örneğin İslam dışındaki inançların din önderlerinin kıyafeti gibi giymemek şartıyla istediği kıyafeti giyebilir.15 S. bu Musa Peygambere karşı bir saygısızlıktır. 441." (K. Kur’an’da gösterilen ahlaka aykırı olmamak ve İslam dışılığı sembolize eden.7 S. Tereccül 16.

Libas 86. Diğer bir hususta sakal bırakmanın sünnet olduğunu ve müslümanların muhakkak sakal bırakmalarının gerektiğini iddia etmeleri gerçeklere uymamaktadır.921). Zinet 25. peygamberin sakalından kısalttığını tahdis etmeleri bir çelişkidir. etek tıraşı olmak. 2129 C.85. yaptırana da Allah lânet etsin! (K. ikinci rivayette. 2147 C. Libas 119. Edeb 14. Müslim.S."(K. bıyığı kesmek.505 Akçağ. Zira sakal bırakmak Müslümanlara has bir olay değildir. Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular ki: “Fıtrat beştir: Sünnet olmak. Nesâi. (8.535 Akçağ.14.7 S.Birinci rivayette." (K. Kur’an’da sakal bırakmak mecburi edilmemiştir. Libâs 63. Tahâret 10.11. alıntıları: Buhari.(2122). 443. Esmâ (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek: “Kızım çiçek hastalığına yakalandı ve saçları döküldü.7 S.Hz. Müslüman olmayan kimselerde sakal bırakmaktadırlar. Tahâret 39.(2.64. Nesâi. Müslim. Tirmizi. Ebû Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: “İğreti saç takana da. Muvatta.(8. (2124). Libas 115. Müslim. bedene dövme yapana da.523 Akçağ. Sıfatu’n Nebiyy 3.S. Tıbb 36.(1.Hz.S. eğreti saç takayım mı? Diye sordu.(2757). alıntıları: Buhâri.148)) 444.7 S.(4198). 2154 C. tırnakları kesmek. sakalların serbest bırakılması tahdis edilmişken. alıntıları: Buhari. Ebû Dâvud.188)) 445-Hz.187. Nesâi. sakalın müslümanları sembolize ettiği iddia edilemez. Ben onu evlendirdim. koltuk altını yolmak. İstizân 51.15)) 332 . Bundan dolayı. Aleyhissalâtu vesselâm: “Allah takana da taktırana da lânet etmiştir?"diye cevap verdi. taktırana da. Libâs 83. Zinet 71.(257). Tereccül 16.

S. Kur’an’a göre şeytana pay olmuş. 5/32 Hayat kurtarmada yardımcı olunduğunda. 2153 C. Bununla beraber. yani şeytanın hizbi olmuş olurlar. Kur’an’da övülmüştür: Kur’an’dan mealen: . Örneğin.7 S. “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (kadını çağırarak) Kendisine: “Derin kesme. sanki bütün insanları öldürmüş gibidir. Takma kol bacak. Yukarıda vermiş olduğum rivayet örneklerinde görüldüğü gibi peruk takmayı şiddetle kötüleyip. insan yaratılışının aslında meydana gelmiş olan saç dökülmesi gibi bir olayla ilgili olunca yaratılışın aslına dönmek için bir çabadır.Bundan dolayı İsrâil oğullarına şöyle yazdık: Kim. İslam ahlakı yönünden. ama bundan sonra da onlardan çoğu. alıntıları: Ebû Dâvud. müstehcen olmamak ta dikkat edilmesi gereken bir olaydır." (K. yardımcı olanlar ne kendi sağlıklarına nede başkalarının sağlıklarına zarar verici olmamalıdırlar. Böyle bir şey yapmış olanlar. koca için de daha makbûldür" diye talimat verdi. dişte bunun gibidir.Ümmü Atiyye (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Bir kadın Medine’de kızları sünnet ederdi. müstehcen olmayan hayati organların bir ölüden alınarak. Kim de onu(n hayatını kurtarmak suretiyle) yaşatırsa bütün insanları yaşatmış gibi olur. Dövme ve Sünnet gibi ameliyelerle vücutta kalıcı ve aslını değiştirici değişiklik meydana getirmek İslam dinide şiddetle yasaktır. sünnet olmayı övmeleri açık bir çelişkidir. Başkasına ait bir saç ihtiva ederse tesettüre aykırı olmuş olur. Zira peruk takmak.(5271)) Daha öncede belirttiğim gibi. Zira derin kesmemen kadın için daha çok haz vesilesidir. Edeb 179. Kalp. Andolsun elçilerimiz onlara açık delillerle geldiler. bir cana kıymamış ya da yeryüzünde bozgunculuk yapmamış olan bir canı öldürürse.446. başka bir canlıya nakledilmesi veya kan nakli gibi ameliyeler yapmak İslam’a aykırı değildir. Meğer ki peruk başkasına ait bir saç ihtiva etmesin.534 Akçağ. ciğer 333 . yine yeryüzünde isrâf etmekte (aşırı gitmekte)dirler. hayat kurtarmak.

alıntıları: Ebû Dâvud. bu bir cinsel sapma olup. 5261 C. bu da bir erkeğin kadın elbisesi giymesi manasında değildir. toplumdan topluma farklılık göstere bilir. içinde namaz kıldı.61 Akçağ. Libas 31. peygambere açık bir iftira ve saygısızlıktır. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kadın elbisesini giyen erkeğe ve erkek elbisesini giyen kadına lanet etti. İslam ahlakındaki tesettüre uygun her güzel elbiseyi erkek ve kadın giyebilir. yani giyilen kıyafetin. İslam ahlakına göre bütün cinsel sapıklıklar red edilmiştir.(4098)) 448-Hz.15 S. İslam dini 334 .S. bazı toplumlarda etek türü elbise giymesi o toplumunda.böbrek gibi organlar veya kan müstehcen olmayan bedensel olgulardırlar. Salat 80.532 Akçağ. ikinci rivayette. kadın veya erkeği temsil ettiği bir durum vardır. İslam ahlakına uymaz.Hz. cinsel yönden kadın kendisini erkek gösterecek. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. 447.S. bir birlerinin elbiselerini giyemeyecekleri. alıntıları: Ebû Dâvud.8 S. Âişe’ye ait elbise giymiş olduğunun tahdis edilmesi. Peygamberin. İşte böyle bir durumda. Bundan dolayı olayın değerlendirilmesinde o topluma göre verilen intiba önemlidir. Elbise ise. Arap erkekleri de. (K. Şöyle ki. bunun ötesinde. erkekte kendisini kadın gösterecek bir kıyafet içerisine girerse. Kadın ve erkeğin. Zira oralarda erkeklerin giydiği normal bir kıyafettir. Yukarıda ki metinde her ne kadar müşterek bir kumaş olarak belirtilmişse de rivayetin aslı ‘sevb’ yani elbisedir. giymeleri halinde Lanetli olacakları rivayet edilmişken. giyildiği toplum içerisinde. Yoksa. 2692 C. kadınları temsil eden bir kıyafet giyiyor manasında değildir. Aişe (radıyallahu anhâ) demiştir ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir ucu beni örtmekte olan bir kumaşın diğer ucuyla örtünerek. iklim nedeniyle entari türü kıyafet giyerler. (K.(631)) Birinci rivayette.

süslenecek elbise yarattık. Bize Şu’be tahdis etti ki. Bu konuda. Böylece zaman içerisinde İslam toplumunun zayıflamasını ve dağılmasını 335 . Abdulmelik ibn Umeyr şöyle demiştir: ben Câbir ibn Semure (R)’den işittim..406-407 Akçağ. O: “On iki emir olacaktır" buyurdu.. müslümanların yönetimi belirli bir kabileye bağlanmak istenmiştir.bütün insanlığa hitap eden bir dindir. Menâkıb 2. tesettür örtüsü ve süs olarak tanımlanmıştır... diye rivâyet etti.6 S. 7/26 Görüldüğü gibi... elbise belli bir renk ve şekle bağlanmamış.) 450. Yine Câbir: Ben ancak Peygamberin söylediği bir kelimeyi işitmiştim.. Onu da babam Semure: ..7075 Ötüken..15 S.. 1707 C. Müslim. Kur’an’dan mealen: . Enbiya 1. (Buhâri. insanlardan iki kişi bâki kaldıkça Kureyş’te olmaya devam edecektir.. Ahkâm 2. Takvâ elbisesi.Ey Âdem oğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi.Resûlullah: “Bunların hepsi Kureyş’tendir" buyurdu.. ŞAHIS İLE MEMURLAR VE HİLAFET KONULARINDA UYDURDUKLARI HADİSLERDEN ÖRNEKLER 449-. Bunlar Allah’ın âyetleridir. kendisine has özel bir üniforması yoktur. İşte o daha hayırlıdır." (K. (1820)) Bu tür rivayetlerle. Kitâbu’l-Ahkâm 79 Bab 52 C. o şöyle dedi: Ben Peygamber (S)’den işittim.. Belki düşünüp öğüt alırlar. alıntıları: Buhari. ŞEHİR. KABİLE.S.. İmâret 4.İbnu Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bu iş (emirlik).

yâ Rabbi!)" dedi. 2/124 336 . Bu tür kimselerde şahıslar bakımından değerli olmanın ve insanları yönetmeye layık olmanın ölçüsü bir kimsenin iyi ve ehil olması olmayıp.amaçlamışlardır. Mümin kardeşliğinin ortadan kalkmasına ve İslam toplumunun parçalanmasına yol açar. halbuki durum hiçte böyle değildir. Kureyş kabilesine mensup olan şahıslardan iyi kimseler olabileceği gibi. Halbuki. İslam dininde ki. kendilerine ırki veya kabilevi bağlarla bağlı olup olmamasıdır. (Rabbi): “Zalimlere ahdim ermez (onlar için söz vermedim). mealen: ." buyurdu. iyi olmayan kimselerinde olması mümkündür. onlarca kendilerinden daha aşağıda olan kimselerdirler. Zira diktatör. ister istemez müslümanları yönetme fırsatı verilmek suretiyle diktatörlüğe yol açmış olurlar. bir ırk veya kabile olabilir. Peygamberin mensup olduğu Kureyş kabilesini güya övüyorlar. İbrahim peygamberin soyuna dahi verilmemişken. Fakat diğer ırklardan olan kimseler ne kadar iyi olurlarsa olsunlar."demişti. İslam dininde iyi olmanın ölçüsü ırk olmayıp takvadır ve bütün Müminler kardeştir. diğerlerinde bu eziklikten dolayı küskünlük gelebileceği açıktır. “Soyumdan da (imamlar yap.Rabb’i. Yönetimi. İmamlık yapma garantisi. Yani kabilelerinden veya ırklarından olan kimseler ne yaparlarsa yapsınlar diğer insanlardan üstün ve değerlidirler. Kureyş’e tahsis etmekle bazı kötü kimselere. İslam dini cihan şümul bir dindir ve dünyanın bütün ırklarından müslümanlar olabilir. bir fert olabileceği gibi. Bu da. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursam. bir zaman İbrahim’i birtakım kelimelerle sınamış o da onları tamamlayınca: “Ben seni insanlara İmam yapacağım. Görünüşte. bu garantiyi başka soylar için iddia ve tahsis etmek boş bir iddiadır. Amaçları müslümanlara zarar vermek için ırki veya kabileci unsurları ortaya atmaktır. Eğer ki bu ırklardan herhangi birine üstünlük verilirse bu ırkın mensupları diğerlerini ezebileceği gibi.

Ebû Bekr (radıyallahu anh)’in hilafetine Hz. Başka bir ifadeyle. Takva ise şahsa bağlı bir şeydir. Allah yanında İnsanlar için üstünlük yalnız ve yalnız takvadadır. 337 . Rahman’a kul olan herkes müslümanlara imamlık yapabilir. 25/74 Mealini yazdığım ayetteki dua. Eğer. Rahman’ın kullarının duasıdır. Aile. 49/13 Görüldüğü gibi. Allah yanında en üstün olanınız.Ey insanlar. Bundan da anlaşılır ki. .Sefine (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hilafet. aileye bağlı olsaydı ne İbrahim peygamberin babası ne de Nuh peygamberin oğlu küfretmezdi. kabile ve ırkla ilgili değildir. Bundan sonra saltanat gelecektir. Rahman’a kul olanların tamamı ki.Ve onlar ki: “Rabb’imiz bize gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar lütfeyle ve bizi (senin azabından) korunanlara imam yap. ümmetim arasında otuz yıl sürecektir. haber alandır. Allah bilendir. Hz. bunlar cennetlik olan müminlerin tamamıdır. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. 451. imamlık olayında belirli bir soy garantisi yoktur. böyle bir dua yapmalarının manası olmazdı."Sa’id İbnu Cumhân dedi ki: “Sonra ilâve etti: “Hz. Eğer ki.Görüldüğü gibi." derler. Ömer’in hilafetini. (Allah’ın buyrukları dışına çıkmaktan) en çok korunanınızdır. Osman’ın hilafetine Hz. İmamlığın Kureyş’e ait olduğu veya belirli bir soya ait olduğu yolunda ki rivayetleri uydurma olup aslı yoktur. Bunları (sayınca hakikaten) otuz yıl bulduk. Ali’nin hilafetini (radıyallahu anhüm ecmain) (parmaklarınla say) bak!"dedi. imamlık olayı belirli kimselere verilmiş olsaydı. Kur’an’dan mealen: .

Dinleri ayakta kalırsa. Fiten 48. İkinci rivayette ise İslam dininin en fazla yetmiş yıl süreceğini ve bundan sonra artık değirmeninin dönmeyeceğini yani ortadan kalkacağını.16 S.Hz. bu iddia sadece onların içindeki bir hasreti ortaya koymaktadır. Kaldı ki yine işlerine geldiği zaman bu rivayetlerine de çelişkili başka rivayetlerde ortaya koymuşlardır. Fiten 1. Eğer (dini terk ederek kendilerini) helak ederlerse.4647). 5962 C.(2227)) 452. halifelerin dört olduğu ve hilafet müddetinin otuz yıl süreceği tahdis edilmiştir.Sefine’ye Emeviler. hem de en kötü krallar. yoksa geçen kısım buna dahil mi?" “Mezkûr müddet buna dahildir! Buyurdular. peygambere isnaden iddia etmişlerdir.S.411 Akçağ.İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “İslâm’ın değirmeni otuz beş veya otuz altı veya otuz yedi (yıl) döner. hepsi Kureyş’ten gelecek olan on iki halifeye kadar aziz ve güçlü olacaktır. Tirmizi.(4254)) Birinci rivayette. (K. onlar için yetmiş yıl ayakta kalır!"Ben dedim ki: “(bu yetmiş yıllık müddet) zikri geçen (otuz beş yıllık müddet)ten sonra mı başlayacak. Câbir İbnu Semüre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bu din. Şöyle ki: 453. Onlar krallardır.” “Sonra ne olacak?” 338 .” (K. Gerçekler bunu hilafına olduğu gibi.6 S.439-440 Akçağ.S. 1708 C.”. hilâfetin kendilerinde (devam ettiğini) zannederler" demişti. alıntıları: Ebû Dâvud. Şu cevabı verdi: “Beni’z-Zerkâ yalan söylüyor. Sünnet 9. (4648. daha önce helak olanların yolunu tutmuş olurlar. alıntıları: Ebû Dâvud.

sayı vermeden halifeler çok olacaklardır diye rivayette bulunmuşlardır. Onlar üzerindeki haklarınızı (eda etmedikleri takdirde.. alıntıları:Buhâri..412-414 Akçağ.. 455-. Onlara haklarını verin..S. Zirâ Allah’u Teâla idâreleri altındakilerin hukukunu onlardan soracaktır" buyurdu. Enbiyâ 50. Tirmizi.(4279.. evvelki rivayetlerinde halifeler ancak dörttür demişken.. Bu konuda uydurdukları rivayetlerin asılsız ve çelişkili oldukları açıktır..Zuhri şöyle demiştir: Bana Ebû Seleme. İmâret 5-9 (1821). Ancak. Ahkâm 51.. alıntıları:Buhari. “Önceki biatınıza sadâkat gösterin.(2224). yöneticilere haklarını verin fakat size haklarınızı vermezlerse onlardan hak talep etmeyin tavsiyesinde bulunmuşlardır.. Ama ardımdan halifeler gelecek ve çok olacaklar. benden sonra peygamber yok. Fiten 46.) 454-Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor:“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Beni İsrail’i peygamberler (aleyhümüsselâm) idâre ediyorlardı. Bu üç kitap. 1712 C. Bir peygamber ölünce yerine ikinci bir peygamber geçiyordu. Ayrıca." Orada bulunanlar: “(Onlar hakkında) bize ne emredersiniz?"diye sordular. Peygamber (S): “Devlet başkanı yapılan bir halifenin muhakkak iki tâne sırdaş 339 . ez. kendilerinden değil) Allah’tan isteyin.Müslim. Ebû Said el Hudri (R)’den tahdis etti ki." (K." (K.“Sonra herc (fitne ve kargaşa) gelecek! diye cevap verdi. Ebû Dâvud da (Mehdi 1. hadisin “Kureyş’ten kelimesine kadar kısmını.6 S. zalim yöneticilerin müslümanları ezmesini sağlamak için. İmâret 44 (1842)) Görüldüğü gibi. bu rivayetlerde on ikiye ve bundan da çelişkili bir şekilde. 1709 C..Müslim.4280) tamamını tahriç etmiştir.S.416-417 Akçağ.6 S.

vesaya 10.2868 C.. kendilerine iyiliği veya kötülüğü emredenleri ayıramayacak kadar aptal değillerdir ki.6500-6501 Bab 7 Ötüken.el-Vesaye (17). imare (17).... (Ebû Dâvud K...14 S.2934 C.. Ebû Zer’den demiştir ki: Rasûlullah (s.59-60 Şamil Yayınevi.. Masûm olan Allah’ın (fenalıktan koruyup) masûm kıldığı kimsedir" buyurmuştur...) İslam halifeleri..a... halkı yöneticilerden..müşâviri vardır: Bunun birisi ona hayır yolu emredip gösterir ve hayra teşvik eder.189 Şamil Yayınevi. ayrıca Müslim. diğeri de ona şerr yolu gösterip ve şerre teşvik eder...) (bana hitaben şöyle) buyurdu: -”Ey Ebû Zer! Gerçekten ben seni zaif görüyorum ve kendim için arzu ettiğim şeyi senin için de arzu ediyorum. Binaenaleyh iki kişi üzerine (bile olsa) başkan olma ve yetim malına veli olma" buyurdu. Kitâbu’lKader 17 C.) 340 ... (Ebû Dâvud K.11 S. Fakat bu görevi yüklenenler (mesuliyetli bir görev yüklendikleri için) cehennemlik (olma tehlikesiyle karşı karşıya)dırlar. Uzunca bir rivayetin sonunda Resûlullah’a atfen: “-İdarecilik görevi hakdır... yöneticileri de bir birlerinden şüphe eder hale getirip kargaşa çıkarmaktır. (Buhâri. kendilerine kötülüğü emreden kimseleri sırdaş edinip onları maaşa bağlasınlar. Elbette halk için bu görevi üstlenen kimselere ihtiyaç vardır.11 S. Bu tür rivayetlerinde özellikle halkın yöneticilere güvenini sarsmak için çeşitli rivayetler uydurmuşlardır. Nesâi. şöyle ki: 456-." buyurdu.. Bab 4 H.el-Harac ve’l-fey’ Bab 5 H.) 457-. Bu rivayeti uydurmaktan amaçları.. Bu rivayet İslam halifelerine ve yardımcılarına yöneltilmiş bir iftira ve asalsız bir iddiadır.

Ebû Musâ (el-Eş’ari)’den demiştir ki: İki kişiyle birlikte Peygamber (s. Müslim." şeklindedir.39-40 Şamil Yayınevi.Ben onların niçin geldiklerini bilmiyordum.. 458-. Elbette halk için bu görevi üstlenen kimselere ihtiyaç vardır..) de: “-Sizin en haininiz isteyendir.)’e gitmiştim.a.)’den.." şeklindedir. Fakat bu görevi yüklenenler cehennemliktir."“ Kul sultana yaklaşmakla Allah’tan uzaklaşmaktan başka bir şey kazanamaz. Onlardan biri söz aldı ve -(Ey Allah’ın Resulü) Senin işinde (görev alabilmemiz hususunda) bize yardımcı olmanız için (buraya) geldik" dedi.)’den özür dileyerek: .a. 459-.es-Sayd (16). Rasûlullah (s. icâre 1.a.a.2861 S. Ayrıca:Buhâri. 341 ." (Ebû Dâvûd K. (devlet dairesinden) iş Bunun üzerine Ebû Musa Peygamber (s. ahkâm 7. “Kul (zalim) sultana yaklaşmakla Allan’dan uzaklaşmaktan başka bir şey kazanamaz. Ebû Hüreyre yoluyla Tahdis edilen rivayette: “Kim (devamlı olarak zalim) idareci ile düşer-kalkarsa fitneye düşer”. K.. İfadenin aslı: “İdarecilik görevi hakdır. Diğeri arkadaşının (bu) sözünün aynısını söyledi. Bab 24-25 H. el-Harac ve’l-İmare ve’l-fey’ Bab 2 Şamil Yay. parantez içindeki ifadeler asıl metnin içinde yoktur. Peygamber (s.Yukarıda ki rivayette."buyurdu. mürteddin 2. dedi ve döndü gitti de bir daha onlara hiçbir iş(lerin)de yardımcı olmadı.) Metindeki asıl ifade: “Kim idareci ile düşer-kalkarsa fitneye düşer. (Ebû Dâvûd.

Ahkâm 1. Böyle yapmalarının nedeni. Hal böyle olunca nasıl olurda devlet dairesinden iş isteyen kimseler hain olarak nitelenir. kadılara yaptıkları işin ehemmiyetini hatırlatmak ve adaletli karar vermeye teşvik etmek istedikleri akla gelebilir. gerek müslümanların devlet başkanlarını. kadıların muhakkak adaletsiz karar verdiklerini vurgulamak istedikleri açıkça anlaşılır. Hanbel IV-393-409. Akdiye 3. Fakat diğer rivayetlerine baktığımızda amaçlarının hiçte bu olmadığı. Şöyle ki: 460. Bir kimse sahip olduğu faydalı bir malı pazarlama hakkına nasıl sahipse. (1325)) Bu rivayette. İslam devleti idarecileri arasında fitne amaçlayan bu rivayetlerin aslı yoktur. Müslümanlarla. Buna rağmen yöneticiler cehennemliktir demek büyük bir saygısızlıktır. bıçaksız boğazlanmış demektir. Ahmed b. hudud 1.14 S.S. bir kimsede aynı şekilde emeğini pazarlama hakkına sahiptir. Peygamberlerde yöneticilik yapan kimselerdir. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim insanlar arasında kâdı tayin edilmiş ise. (K. İslam adaletini icra edenlere karşı yine halkın güvenini sarsmak ve böylece bozgunculuk meydana getirmek içindir. Şöyle ki: 342 . Ebû Dâvud. Akdiye 1.76 Akçağ. alıntıları:Ebû Dâvud.Hz.) Görüldüğü gibi.3572). 4881 C. İslam devleti memurlarına karşı yapmış oldukları saldırılarına hedef olarak özellikle kadıları seçmişlerdir.imare 15. Tirmizi. meşru olan bir şey suç olarak tanımlanamaz. Bu itibarla.411. Bu ise İslam devleti yöneticilerine ve memurlarına yöneltilmiş bir iftira ve saygısızlıktır. gerekse memurlarının cehennemlik olduğunu rivayet ve iddia etmişlerdir.(3571.

(3575)) Yani demek istiyorlar ki. hiçbir mahzuru olmaz.14 S.(1326). İ’tisam 21. Akdiye 2.(1716). Örnekte tahdis etmiş oldukları rivayetlerine çelişkili olarak.S.461.S." (K. kadıların sevap kazanacaklarını iddia ettiler. 4885 C.82 Akçağ. Müslim. kadıların zulmen haksız yere karar vermesi olağandır. alıntıları:Ebû Dâvud. Şöyle ki: 462. haksızlık yapabilecek kimselerin kadılık yapmalarını sağlamak amacıyla 462. Tirmizi. kadılık mesleğinden uzaklaştırıp. Nesâi.(3574).14 S.Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim Müslümanların kadılık hizmetini talep edip elde etse. Şöyle ki: 463.224)) Zulüm işlemeyen ve hata yapmamaya özen gösteren takvalı kimseleri. yeter ki doğru kararları daha fazla olsun. 4885 C. en iyi ihtimalle ancak. Hatta daha da cesaretlendirmek ve haksız kararlara mazeret olmak üzere. Akdiye 2. kadıların hiç sevap kazanamayacaklarını.80 Akçağ. kadıların verecekleri haksız kararlara hata maskesi takarak.(8. İbnu Ömer radıyallahu anhüm’e: “Git insanlar arasında hükmet!" dedi: 343 . alıntıları:Buhâri. Akdiyye 15. (K. sonra adaleti zulmüne galebe çalsa cennete girer. böylece haksız kararlarında. Ahkâm 2.Amr İbnu’l-Âs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Hâkim içtihad eder ve isabet ederse kendisine iki ücret (sevap) verilir. Kazâ 3. Ebû Dâvud.Abdullah İbnu Mevhib anlatıyor: “Osman İbnu Affan. Eğer içtihad eder ve hata ederse ona bir ücret vardır. sevap ve günah yönünden başa baş gelebileceklerini rivayet ettiler. Zulmü adaletine galebe çalsa ateş onundur.

Allah haram kılmıştır. Allah’a ve âhirete inanan hiçbir mü’mine orada kan dökmek helal olmaz.(1322)) Bu rivayette. Hz. beni bu vazifeden affetmez misiniz?" diye ricada bulundu. 4883 C.S.” 344 . Ahkâm 1. ama size vermiyor!"Mekke’de bana bir gündüzün bir müddetinde (gün doğumundan ikindiye kadar) izin verildi. yanlış karar verirse bir sevap kazanacağını ve hep kârlı olacağını rivayet etmişlerdi. ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Kim kadı olur ve âdaletle hükmederse. Bu hususu. Resûlüne izin vermişti.)" (K.Ebû Şüreyh el-Adavi radıyallahu anh anlatıyor: “Mekke’ye asker sevkeden Amr İbnu Sa’id’e dedim ki: “Ey emir. Ağaç sökmek de helal olmaz. Osman radıyallahu anh: “Bundan niye kaçıyorsun? Senin baban da kâdı idi" diye ısrar etmek istedi.14 S. Fethin ferdası gününde Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın söylemiş bulunduğu bir hadisini hatırlatayım: Allah’a hamd ve senadan sonra şöyle buyurmuştu: “Mekke’yi insanlar değil. Örnekte kadı isabetli karar verirse iki sevap. kadı ne kadar doğru bir kimse olsa ve doğru karar verse de sevap kazanamayacağını. hazır olmayanlara ulaştırsın. halbuki 462. alıntıları:Tirmizi. 464. bu kimse başa baş (sevap ve günahı eşit) ayrılmaya liyakat kazanmıştır" dediğini işittim. ancak günah ve sevabının en iyi ihtimalle denk gelebileceğini rivayet ettiler.“Eymü’minlerin emiri. Osman bunun üzerine Ömer’e teklifte bulunmadı. Artık (Resûlullah’ın bu sözünden) sonra ne ümid edebilirim?" (Hz. Ancak Abdullah dedi ki: “Doğru da. Sonra bugün tekrar eski hürmeti (haramlığı) ona geri döndü. bana müsaade et. sizden burada hazır olanlar. Eğer biri çıkıp da Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın oradaki savaşını göstererek kan dökmeye ruhsat vermeye kalkarsa kendisine şunu söyleyin: “Allah.78 Akçağ. Bu açık bir çelişkidir.

Ebû Şüreyh’e: “Amr sana ne dedi?"diye soruldu.(1354). İlm 37. (Allah’a ve ahirete inanan hiç kimseye. Mekke’nin otu biçilmez!” Abbas radıyallahu anh atılarak: “Ey Allah’ın Resûlü! İzhir otu hariç olsun" dedi.(5. Menâsik 90. Meğâzi 52. alıntıları:Buhâri. “Ey Ebû Şüreyh bunu ben."(K."dedi. Müslim. Ayrıca) onun dikeni koparılmaz. Büyû’ 28. senden daha iyi biliyorum. 4586 C. Hacc 110. Aleyhissalâtu vesselâm: “İzhir hariç!"buyurdu. alıntıları: Buhari.13 S. kan döküp kaçana. (5. Benden önce kimseye orada kıtal helal olmadı.161 Akçağ. Önünde Uhud görünmüştü: 345 .164-165 Akçağ. âsi olana. cinayet işleyip kaçana sığınma tanımaz!"diye cevap verdi. orada kan dökmesi helal değildir. Bana da günün bir müddetinde helal kılındı. Cenâiz 77. Cezâu’s-Sayd 8.Sahiheyn’in bir rivayetinde anlatıldığına göre. Burası kıyamete kadar Allah’ın haramıyla haramdır (onu insanlar haram kılmamıştır).204).206)) 465. Menâsik 11. Hacc 43. Öyleyse askere çağrıldığınız zaman hemen asker olun!” Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sözlerine şöyle devam etti: “Allah. Nesâi.(1353). Ancak ilan edip sahibini arayacak olanlar alabilir. Hacc 1. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (Medine’nin dışına doğru) yürüdü. av(hayvan)ı ürkütülmez. Hacc. Tirmizi.(1406).205. Müslim. bu beldeyi semâvat ve arzı yarattığı zaman haram kıldı.S.13 S. 4585 C. Ancak cihad ve niyet vardır. Hacc 446.(2018)) 466. Ebû Dâvud.S. Cezâu’s-Sayd 9. buluntusu da alınmaz (yerinde bırakılır). Diyât 13. Meğâzi 50. (K.(809). Nesâi.203.(2017). “Harem”. Burası Kıyamete kadar Allah’ın haramıyla haramdır.İbnu Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Fetih günü buyurdular ki: “Fetihten sonra artık hicret yoktur.

Mekke’nin ağacından. Mekkelilerinde.(1365)) 464 ve 465. 4597 C. konuyu saptırmak amacıyla uydurdukları bir saçmalıktır. Fitne çıkarmak (adam) öldürmekten daha büyük (bir günah)tır." (K. 2/217 . Allah’a ve Mescidi Harâm’a karşı nankörlük etmek halkını (Mekke’den) sürüp çıkarmak.176-177 Akçağ. “Onlar yapabilseler sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmağa devam ederler. Allah’ım (Medine halkını) müdd ve sa’larınla mübarek kıl" buyurdular.S. Diğer bir hususta. ben de (Medine’yi) iki dağ arasıyla haram kılıyorum.Sana haram ayından. Kan dökme (savaş) hususunda uydurdukları rivayette Kur’an’a aykırıdır. Hacc 462. Medine’ye yönelince de: “Ey Allah’ım! Hz. dikenini ve otunu özdeşleştirmeleri. Mekke’nin ağacını. Örnekteki rivayette Mekke’yi İbrahim peygamberin haram kıldığını rivayet etmeleri bir çelişkidir. orada ebedi kalacaklardır. ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateş halkıdır. De ki. 466. Sizden kim dininden döner ve kafir olarak ölürse. o bizi çok seviyor. onun saldırdığı kadar siz de ona saldırın. haram aya karşılıktır. Rivayet örneklerinde. otundan istifade etmeye hakları vardır. Fakat (insanları) Allah yolundan çevirmek. Kim size saldırırsa. büyük bir günahtır. bilin ki Allah (günahlardan) korunanlarla beraberdir. alıntıları: Buhâri. biz de onu seviyoruz" buyurdular. “Onda savaş. işte onların bütün yaptıkları dünya da. dolayısıyla insanların haram kılmadığını rivayet etmelerine rağmen. Müslim. Allah yanında daha büyük bir günahtır. İbrahim Mekke’yi haram kıldığı gibi. Fezâilu’l-Medine 6. Hürmetler. onda savaştan soruyorlar. 2/194 346 .13 S. Mekke’de kan dökmeyle.Haram ayı.“Bu dağ var ya. Allah’tan korkun. Allah’ın Mekke’yi haram kıldığını. karşılıklıdır. Dünyadaki bitkilerden insanlar nasıl istifade ediyorlarsa. Şöyle Ki: .

Müslümanlardan olmakla emr olundum”. (K. Her şey O’na âittir.167 Akçağ. Örneğin. Hac zamanı yasakları ve müşriklerin. Ve ben.Asım-l Ahvel’den rivayet: “Enes b.Görüldüğü gibi. Medine içinde rivayetler uydurmuşlardır.13 S. hem de dış güvenlik bakımından savunmasız bırakmak olduğu kolayca anlaşılır. Mekke. Mekke’yi hem iç asayiş bakımından. kendisine ait özel yasakların bulunmasından dolayıdır.S.Hz.(de ki) “Ben. 4587 C. (1356)) Bu rivayet dikkate alındığında. Mescid-i Harâm’a yaklaştırılmaması ve Mekke’nin güven ve huzurunu bozacak olaylardan sakınılması hususlarına dikkat edilmesi ile Mekke’yi saygın bir yer olarak kabul etme olayıdır. şehrin asayişini bozmaya kalkışacak silahlı kimseler cesaretlenip zarar vermeye kalkışırlar. amaçlarının Mekke’ye saygı göstermek olmayıp. Kur’an’dan mealen: . Bir şehrin güvenliğini sağlamaya çalışacak silahlı zabıta kuvvetleri yoksa. Mekke için uydurdukları rivayetler gibi. 347 . Malik’e sorularak. Allah tarafından haram kılınmış bir şehirdir. kendilerine saldırılması halinde haram ay(lar)da dahi Müslümanlar kendilerini savunmak için silah kullanabilirler. Şöyle ki: 468. 27/91 Mekke’nin haram şehir olmasının manası. 467. Yoksa olay Mekke’nin otunu. alıntısı: Müslim. dikenini koparmama veya Mekke’nin asayiş ve savunmasını boş bırakma olayı değildir. Bunun. Mekke’nin dışında veya içinde olması arasında fark yoktur. Hacc 449. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm" buyurdular ki: “Mekke’de silah taşımak hiç kimseye helal değildir. bizzat kendisinin haram kıldığı bu şehrin Rabb’ına ibadet etmekle emr olundum.

Onun otu koparılmaz. demiştir ki: Resûlullah Sallallâhü aleyhi vesellem Medine’nin her tarafından birer berid (12 mil)lik (bir bölgeyi) koru tayin etti. Kim bir beldede yıllarca yaşarda o beldeden hiç ot koparmamaya gücü yeter. o haramdır. meleklerin ve bütün insanların lanetiyle lanetlenmek suretiyle lanetlenmek. Adiy b. Medine halkına saldırıda bulunmuşlardır. bu mümkün müdür? Hem otların kutsallığı olayı diye bir şey İslam dininde yoktur.Evet. bir parça ot kopardıklarında lanete uğramış olsunlar.7 Sönmez Neşriyat. rivayet uydurmacılarının pek hoşuna gitmemiş. Medine’ye saygı maskesi altında.. Diğer bir hususta. bunu kim yaparsa Allah’ın.8 H. Medinelilerin. 464/151 C." (Müslim.Resûlullah Medine’yi haram kıldı mı? diye sordum: .) Bu tür rivayetlerle. K. meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerinedir. anlaşılan odur ki. Ancak (zarûret miktarı yedirilmek üzere) deve (sırtında) götürülen (yapraklar) müstesnâ.. Zeyd’den. Hem de öyle bir lanet ki.. Medine konusunda çoğaltırsak: uydurdukları örnekleri daha da 469. bir kimse bir asma bahçesi kurar da onun bahçesini bellemez mi? Bunun gibi bahçelerden ayıklanması gereken bir çok ot vardır. Bâb 95-96 S. Medine nin bir parça otundan daha az değerli midirler ki.el-Menâsik (11).2036 Şamil Yayınevi ) 348 .31 C. Bu mücahit sahabeler ve Müslüman çocukları. Allah nezrinde. (Ebû Dâvud. Bu da gösteriyor ki bu çeşit rivayetleri uydurmalarının amacı ot olmayıp. cevâbını verdi. dolaylı yoldan Medinelileri lanetlemektir.. Peygambere verdikleri destek ve cihat gayretleri. Bütün otlarda bir şehre süs veya fayda değildir. örneğin dikenlerde ottur ve çoğaldığında tarıma zarar verebilecek bir sürü bitkilerde ottur. Allah’ın. (Oranın) ağaçları (yapraklarını düşürmek için) silkelenmez ve kesilmez. Medinelilerin vermiş oldukları büyük cihat dır.

173-174 Akçağ. Habeşlilerden bacakları ince bir adam tahrip edecektir.2035 Şamil Yayınevi ) Medinelilere saldırı ve onlara hayatı zorlaştırmak amacıyla uydurulmuş bu rivayetlerin aslı yoktur.. K.216)) 473. Hz.Buhari’nin İbnu Abbâs’tan kaydettiği diğer bir rivayete göre.İbnu Amr İbni’l-As radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm" buyurdular ki: “Habeşliler sizi terkettikçe onları terkedin. alıntıları: Ebû Dâvud.13 S.a. Bâb 95-96 S. (Ebû Dâvud. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur: “Kâ’be’yi yıkacak olan o ayrık iri ayaklı. Hacc 49. avı ürkütülmez. 4594 C. (5. Müslim.. güdük kafalı (koyu siyah) Habeşli’yi Kâ’be’nin taşlarını birer birer söker halde görür gibiyim!"(K. Ancak onu ilân edecek olan kimse müstesnâ orada herhangi bir kimsenin savaş için silâh taşıması ve oradan ağaç kesmesi uygun değildir.174-175 Akçağ. Kabe’nin altında hazine bulunduğunu ve bu hazine nedeniyle Kabe’yi ince bacaklı iri ayaklı bir 349 .S. Fiten 57.) Bu rivayetlerle.30 C. 4595 C. Hacc 125. Kâ’be’nin hazinesini sadece zü’s-süveykateyn (ince bacaklı olan kimse) çıkaracaktır.el-Menâsik (11).S.."(K.13 S.(2909). Nesâi. alıntıları: Buhâri. Zira. yitiği alınmaz. Ali’den (rivayet olunduğuna göre) Peygamber (s. 4593 C.8 H. Ancak bir kimse (orada) devesini otlatabilir. alıntıları: Buhâri.Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm" buyurdular ki: “Kâbe’yi.(4309)) 472.S. Hacc 49. 471.) şu (Medine’nin harem kılınması olayı hakkında (şöyle) buyurmuştur: “-Yaş otu kesilmez.470. Melâhim 11.174 Akçağ."(K.13 S.

. ben Âişe’ye hitâben: -”Kavmin Kureyş’in Ka’be’yi binâ ederken. hazinenin. Onlar ise. Hazine iddiaları. 350 . Zira hazineyi çıkarmak için. Kabe’nin içi veya avlusu hakkında olsaydı duvarları yıkmadan da çıkarmak mümkün olacaktı. Muhammed ibn Ebi Bekr’in oğlu Abdullah.. Abdullah İbnu Umer: Vallâhi Âişe bu sözü muhakkak Rasûlullah’tan işitmiştir. şöylece rivayetler uydurmuşlardır: 474. muhakkak ben Ka’be’nin duvarlarını İbrâhim’in temelleri üzerine yapardım" buyurdu. -”Kavminin zamânı kâfirlik devrine yakın olmasaydı.Yâ Rasûlullah! Sen Ka’be’nin duvarlarını İbrâhim’in temelleri üzerine döndürmez misin? dedim. temelleri altında olduğunu rivayet etmişlerdir. Zira.. Habeşlinin Kabe’nin duvarlarını söktüğünü söylemeleri bunu göstermektedir. Kabe’nin temellerini hedef göstermişlerdir. Kabe’nin altında hazine olduğu iddiası.. Ben . Kabe’nin içinde veya avlusunda olduğunu iddia etmeyip.. iddia ettikleri hazinenin çıkarılması için duvarları yıkmanın gerekli olduğunu söylemekle. -Ben Rasûlullah’ın Hıcr’a yakın bulunan o iki Ka’be köşesini istilamı terk ettiğini sanmam.. Ayrıca... Abdullah ibn Umer’e. İbrâhim Peygamber’in koyduğu temellerden bir kısmını terk ederek kısalttıklarını bilmez misin?"dedi. Kabe’nin asli yapısının değiştirilmesi yönünde de saldırıda bulunarak.. Kabe’yi hedef göstermek için uydurulmuş bir saçmalıktan başka bir şey değildir..Habeşlinin yıkacağını rivayet etmişlerdir. Kabe’nin mevcudiyeti onların hoşlanmadıkları bir olaydır. Hem de öyle bir iddia ki. Âişe’den haber vermiştir: Peygamber’in zevcesi Âişe şöyle demiştir: Resûlullah (S).

(Buhâri. Kitâbu’l-Hacc Bab 42 H. -Ka’be’nin kapısı neden bu kadar yüksektir? diye sordum.. duvar Beyt’tendir" buyurdu. Bize Eş’es. Rasûlullah (S): . dilediklerini de girdirmekten men’ etmeleri için böyle yaptılar.. Hıcr’ın duvârını Beyt’e katmak ve Beyt’in kapısını yer seviyesine indirmek isterdim. Kitâbu’l-Hacc Bab 42 H..“Senin kavmin.67 C.. Eğer kavmin Câhiliyet devrine yakın olmasaydı.. Ka’be’ye girdirmeye ve Ka’be içine katmaya bütçeleri kısa gelip yetmedi" buyurdu. Âişe (R) şöyle demiştir: Ben Peygamber’e İsmâil Hıcrı’nın duvarından sorup: -Bu duvar Beyt’ten midir? dedim...66 C.1499 Ötüken.3 S.1498-1499 Ötüken. Ben yine: .Kureyş için ne mâni’ vardı ki duvarı yâni Hıcr’ı Beyt’in içine katmadılar? dedim. İbrâhim’in temelleri üzere tamâm olmamıştır.) 475. onların günüllerinin kırılmasından endişe ederim" buyurdu.) Görüldüğü gibi.“Evet. Rasûlullah: . demiş (böylece Âişe’yi te’yid etmiş)tir. Fakat duvarı Beyt’e girdirmem ve Ka’be kapısını yer seviyesine indirmemden ötürü.. herhâlde Beyt.ancak şu var ki. el-Esved ibn Yezid’ten tahdis etti ki. (Buhâri.3 S. yıktırılıp asıl temelleri üzerine tekrar 351 .. Rasûlullah: ...“Kavmin olan Kureyş’in bu Hıcr’ı... Kabe’nin asıl temelleri üzerinde olmadığını ısrarla iddia ederek. dilediklerini Ka’be’ye girdirmeleri.

Bir de Beyt’e biri şark tarafında.. Urve: İşte Abdullah ibn Zubeyr’i Beyt’i yıkmaya ve yeniden inşâya sevk eden sebep.. Şöyle ki: 476. Âişe’nin haber verdiği Peygamber’in bu arzûsudur. Ben kendisiyle berâber Hıcr’e girdim.bina edilmesi gerektiğini tahdis etmişlerdir. Beyt’i yıktığı ve yeniden binâ ettiği zamân. Âişe’ye hitâben şöyle buyurmuştur: . Yezid: .... Peygamber (S). o da Âişe (R)’den tahdis etti ki. İbrahim Peygamber’in temeline ulaştırmış olurdum”. Sonra Beyt’ten dışarıda bırakılan Hıcr’ı.. Urve’den. dedi.. Beyt’e katar ve kapısını da yere yapışık yapardım. ben Beyt’in yıkılmasını emrederdim. demiştir. Hıcr’dan bir miktarını Beyt’e katmıştı. Bu sûretle de Beyt’i.. o da yıkılırdı. Cerir dedi ki: ben de Yezid’e: ... ben de hâzır bulundum.İbrâhim’in bu temellerinin yeri neresidir? diye sordum. dedi.“Yâ Âişe! senin kavmin câhili yet devrine zamânca yakın olmasaydı. Bu sırada ben İbrâhim Peygamber’in deve hörgüçleri gibi olan temel taşlarını gördüm.İbn Zubeyr.(Gel!) Şimdi onu sana göstereyim. Cerir ibn Hâzım dedi ki: Bana ibn Rûman: . O. Bize Cerir ibn Hâzım tahdis edip şöyle dedi: Bize Yezid ibnu Rûman. öbürü de garp tarafında olmak üzere iki tâne kapı koydururdum.. İbn Zubeyr’in Kabe’nin duvarlarını yıkarak tadilat yaptığını da rivayet ettiler. Yıkım işine insanları cesaretlendirmek için de. O bana: 352 .

472. Melheme İstanbul’un fethidir. alıntısı: Ebû Dâvud.14 S. 473 no. Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) “Beytu’l-Makdis’in imârı Yesrib’in harabıdır.lu örneklerde hazine için Kabe’yi bir Habeşlinin yıkacağını ifade etmişken. eski kapıyla birlikte indirmedi? Gerekli olması halinde Kabe’ye bakım ve imar işi yapılabilir. Kabe’yi yıkıp tekrar inşa ettiyse. neden Kabe’yi rivayette bahsettikleri gibi Hıcr’ı tümüyle Kabe’ye katmadı ve biri garpta biri şarkta olmak üzere kapılar yaptırıp. (4294)) 353 .345 Akçağ.İşte şurasıdır. bu kapıları yer seviyesine. İstanbul’un fethi Deccâl’in çıkmasıdır!" buyurdular. fakat Asli şeklini değiştirmek uygun değildir. diye Hıcr’ın asli hudûdunun bulunduğu bir yer işâret edip gösterdi. madem ki Abdullah ibn Zubeyr. Hz. 471. hal böyle ise iddia ettikleri hazine nerede? Ayrıca. 477. 476. Muâz’ın) dizine vurdular ve: “Bu söylediğim kesinlikle hakikattir. Melâhim 3. yâhud ona yakın miktar olduğunu takdir ettim.S. Yesrib’in harâbı melhemenin (savaşın) çıkmasıdır. 5048 C.Hz. Tıpkı senin burada oturman hak olduğu gibi" buyurdular.69 C.” Hz. Sonra elini (Resûlullah).)" (K.) Bu rivayetlerinin uydurma olduğu şöyle de anlaşıla bilir. (Yani aleyhissalâtu vesselâm’ın konuştuğu ve dizine elini vurduğu kimse Muâz İbnu Cebel radıyallahu anh’tır. konuşmakta olduğu kimsenin (yani. Kitâbu’l-Hacc Bab 42 H.3 S.1500-1501 Ötüken. (Buhâri. Örnekte.. Muâz burada kendisini kastetmektedir. Abdullah ibn Zubeyr’in Kabe’yi yıkarak asli temelleri üzerine oturttuğunu ve temellerinin deve hörgüçleri gibi taşlardan müteşekkil olduğunu iddia ettiler. Cerir dedi ki: Ben Hıcr’den olan bu yerin altı zirâ.

" İbnu Abbas devamla dedi ki: “İlla da resim yapacaksan ağaç yap. İbnu Mâce. şu resimleri yaptım. 5049 C. Adam yaklaştı. Fiten 35. alıntısı:Tirmizi. Müslümanlar tarafından Peygamber zamanında İslam devlet merkezi olarak kullanıldığı tarihi bir gerçektir.14 S. alıntısı: Ebû Dâvud. İbnu Abbas elini başının üzerine koydu ve: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı dinledim.S. canı olmayan şeyin resmini 354 . Aradan asırlar geçtiği halde Mesih Deccâl’in çıkmadığı da bir vakıadır. RESİM VE SURET YAPMA UYDURDUKLARI HADİS ÖRNEKLERİ KONUSUNDA 480. Bana bu hususta fetva ver!"dedi. Şöyle diyordu: “Bütün tasvirciler ateştedir. adam yaklaşınca: “Bana daha da yaklaş!"dedi. Medine’nin ise hiç savaşsız.Abdullah İbnu Büsr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Melheme (İstanbul) ile Medine’nin fethi arasında altı yıl vardır. 5045 C."(K.478.(4093)) Bu rivayetlere göre İstanbul’un fethi kıyamet zamanı vuku bulacaktır."(K.Hz. Allah ressamın yaptığı her bir resim için bir nefis koyar ve bu ona cehennem de azap verir.S. Asırlardan beri. İbnu Abbas adama: “Bana yaklaş!"emretti. (4296). Fiten 58. Melâhim 4.(2240)) 479. Başka bir ifadeyle. Enes radıyallahu anh dedi ki:”İstanbul’un fethi Kıyamet anında olacaktır.İbnu Abbasi (radıyallahu anhümâ)’ın anlattığına göre: “Kendisine bir adam gelip: “Ben ressamım. İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmiş olduğu bir vakıa olup.14 S. İstanbul kıyamete kadar fethedilmeyecektir. Bu itibarla uydurmuş oldukları hadislerin saçma ve gerçek dışı olduğu fazla izaha ihtiyaç göstermeyecek kadar açıktır.339 Akçağ. Yedinci yılda da Mesih Deccâl çıkar.345 Akçağ.

Mü’minlerin anası Âişe (R) şöyle haber vermiştir: Kendisi.17 S. Rasûlullah: .S. 2167 C. Ben Aleyhissalâtu vesselâm’ı bunlardan birine yaslanmış olarak gördüm.) 483-.. Ve: .Ben onu Sen üzerinde oturasın ve yaslanasın diye. kocasının gazvede olduğunu söyleyerek evine bir hurma ağacı resmini yapmak için izin istedi.S.. Ben de ondan iki yastık yaptım. dedim.“Bu sûretlerin sâhipleri kıyâmet gününde muhakkak azâb edilirler. (Âişe dedi ki:) Bu sırada ben O’nun yüzündeki istemezliği sezip tanıdım. Ve bu kimselere: Sûret verdiğiniz bu mahlûkları 355 .Yâ Rasûlullah! Ben Allah’a ve Resûlü’ne tevbe ederim.Müslim.Ebû Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir kadın gelerek. alıntısı: İbn-i Mace 3652.469 Akçağ. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (eve) gelince onu söktü. Zinet 112.469 Akçağ.. Senin için satın aldım."(K.549-550 Akçağ. bir şilte satın almıştı.. alıntıları: Buhari. Ben: . Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ben bir sehve mi -yani odasının içindeki yüklüğümsü bir kısmını kastediyorüzerinde resimler bulunan bir kumaşla örtmüştüm.212.. üstünde bir takım resimler bulunan küçük bir yastık. .. Aleyhissalâtu vesselâm kadını men etti veya nefyetti.17 S.“Şu yastığın hâli nedir?"buyurdu.214)) 481.. Ben ne günâhı işledim ki? dedim. (8. 7082 C." (K."(K.Hz..(2110).Libâs 99.7 S. Büyû 104.yap.S. Resûlullah (S) bunu görünce kapının önünde dikildi de içeriye girmedi. alıntısı: İbn-i Mace 3655. Nesâi. 7081 C.) 482..

.. alıntıları: Buhari.(4155). alıntıları: Buhari. Nesai. Allah onu Kıyamet günü.67 C. Zinet 112.Ebû Talha el-Ensâri (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Melekler içerisinde köpek ve timsaller bulunan eve girmezler. Peygamber sebebini sordu. Hiçbir zaman da ruh üfleyici değildir. böyle bir olayın günah olduğunun tahdis edilmesi bir çelişkidir.lu örnekte resimli yastık yapılamayacağının. Resim konusunda uydurmuş oldukları rivayetlerden topluca birkaç örnek verip.550 Akçağ. Edeb 44. Ve yine Rasûlullah: “İçinde sûret bulunan eve melekler girmez" buyurdu. onlara ruh üfleyinceye kadar azab eder. Peygamber’in yanına inmeyi va’d etmişti (inmedi. Libâs 19. Libâs 102... o şöyle demiştir: Cibril aleyhisselâm.213). Şöyle ki: 484..1947 Ötüken.88..7 S. Kur’an ayetleriyle karşılaştırırsak."(K. Ta’bir 45. yalan rivayet uydurmakta ne kadar pervasızca davrandıkları açıkça anlaşılmış olur. Tirmizi. İslam dininde günah hususunda ancak Allah’a tevbe edilir. 2169 C.S.4 S. Ayrıca. 2168 C. o da babası Abdullah ibn Umer’den tahdis etti.(8.215)) 485. Müslim. yaptığı resim sebebiyle. Libâs 44.lu örnekte.7 S.diriltiniz. resimli yastık yapılabileceği tahdis edilmişken."(K... Âişe’nin. Meğazi 11.S.14.212. Kitâbu’l-Buyu Bab 40 H. Allah’a ve Resûlüne tevbe ederim dediğini rivayet etmeleri bir iftiradır.. Libâs 48. Nesâi..(8. İbnu Mâce. Bed’ü’l-Halk 6. Libâs 92.) <482> no.(1751). Sâlim’den..(2805). Bana Amr İbnu’l-Hâris.(2606). Zinet 114. denilir”. Tirmizi. Ebû Dâvud. (Buhâri.551 Akçağ.(3649)) 486-. içinde (canlı hayvana âid) sûret ve köpek bulunan eve 356 .. <483> no.) Cibril: Biz melekler.(Yine) İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm" buyurdular ki: “Kim resim yaparsa.

36 C..Hayır işitmedim. Ona da Busr ibn Said tahdis etmiştir.) 487-.) 357 .Bu Zeyd ibn Hâlid bize Peygamber’den tasvirler hakkındaki hadisi tahdis etmedi mi? (Şimdi bu resimli perde ne oluyor?) dedim...30393040 Ötüken. .. üzerinde birtakım sûretler bulunan bir perde ile karşılaştık. Sahâbi râvi Busr dedi ki: (Bu hadisi bana rivâyet ettikleri bir zamân sonra) Zeyd ibn Hâlid hastalandı. (Buhâri. sen onu işitmedin mi? dedi.. dedi. Onu da Bukeyr ibnu’l-Eşecc tahdis etmiştir. dedi.. Râvi dedi ki: İşte bu ikisine Zeyd ibn Hâlid tahdis etti. Eve girdiğimizde içeride..3040 Ötüken...7 Bab. Busr ibn Said’in beraberinde. Bed’i’l-Halk H.6 S.Fakat sen o hadisi işittin. o bunu muhakkak zikretmiştir. Ben: . Peygamber’in zevcesi Meymûne’nin himâyesinde bulunmuş olan Ubeydullah el-Havlâni bulunuyordu.Zeyd ibn Hâlid bu hadisi Ebû Talha’dan bize naklederken. dedim. Bize Amr İbnu’l-Hâris haber verdi.. (Buhâri... sonunda “İllâ fi sevbin (= Elbisedeki nakış ve resim müstesnâdır)" demiştir.37 C. Biz de ona hasta ziyaretine gittik. Ben orada bulunan Ubeydullah el-Havlâni’ye: .6 S.. Ubeydullah bana. Ona da Ebû Talha şöyle tahdis etti: Peygamber (S): “Melekler. O da: .girmeyiz. Kitâbu Bed’i’-Halk H.7 Bab. içinde sûret bulunan herhangi bir eve girmezler" buyurdu.

insanların bozuk zihniyetidir. Kur’an’dan örnek verecek olursam. dolayısıyla buna güç yetiremeyeceklerinden ebediyen cehennemde azab görecekleri. resim elbise üzerinde olmuş veya olmamış ne fark eder? İnsan ve Hayvan resmi yapmanın haram olduğunu tahdis etmenin yanında. Televizyona çıkıp Kur’an okuyan kimse konusunda düşünceleri nedir. resimden daha ileri bir tasvir teması olan heykellerle ilgili olarak. canlı resminin elbise üzerinde olmasının günah olmadığını tahdis etmeleri açık bir çelişkidir. Ayrıca. Zira. resim konusundaki rivayetlerinin Kur’an’la uyuşmadığı açıkça anlaşılır. ayrıca içerisinde köpek ve resim bulunan eve meleklerin girmeyeceğini iddia etmelerine rağmen. cinler heykeller yapıyorlardı ve bu şükredilmesi gereken güzel bir olay olarak Kur’an’da belirtilmiştir. Kur’an’dan mealen: 358 . bitki resimleri yapmanın serbest olduğunu tahdis etmeleri ilginç bir çelişkidir. Zira konu eğer ki yaratılışı taklitse ve bu yasaksa. resmin müstehcen olması veya ona tapılması yasaktır. yaratılış açısından türlerinin değişik olmasından başka bir fark yoktur. örneğin: Yıldızlara ve Güneşe de tapıyorlar. insanlar yalnız resimlere ve heykellere tapmıyorlar. bu tür resim yapanların.Görüldüğü gibi. Daha öncede belirttiğim gibi. aynaya veya ayna türü bazı şeylere bakmakta bir nevi resim yapmaktır. canlı resmi yapmanın yaratılışı taklit olduğu. Çağımızda. Süleyman peygambere. aynaya bakmayı sünnet kabul edenler aynada ki resimleri konusunda ne düşünüyorlar. o zaman tapmasınlar diye Yıldızları ve Güneşi yok etmek mi lazım bu mümkün değildir. yaptıkları resimlere ruh üflemeğe davet edilecekleri. Bu konuda suçlu olan resim sanatı değil. İslam dininde canlı resmi yapmak yasak olmayıp.

alıntısı: Müslim. Bunun üzerine Resûlullah: “Hel enti illâ ısbaun demiti Ve fi sebilillahi mâ lakıyti” (= Sen ancak bir parmaksın ki kanadın 359 . alıntıları: Buhâri. havuzlar kadar (geniş) leğenler.186 Akçağ.551 Akçağ. Ben kendisine bir beyt okudum. o da Cundub ibn Sufyân’dan tahdis etti ki. Resûlullah (S)’ın şehit olma yerlerinin birinde ayak parmağı (yaralanıp) kanamış idi.S. 2303 C.Bize Mûsa ibn İsmâil tahdis edip şöyle dedi: Bize Ebû Avâne. Tirmizi. Edeb 41. el-Esved ibn Kays’tan.(2847). şükredin!"kullarımdan şükreden azdır.8 S. 34/13 ŞİİR KONUSUNDA UYDURDUKLARI HADİSLERDEN ÖRNEKLER: 488. Edeb 90. Bir ara bana: “Hafızanda Ümeyye İbnu Ebi’s-Salt’ın şiirinden bir şeyler var mı?"diye sordu.(2255)) 490. “Söyle!"emretti.8 S. Ebû Dâvud. Ben: “Evet!"deyince: “Söyle!"dedi.Übey İbnu Ka’b (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Şiirde hikmet vardır"(K. Ben bir beyt daha okudum. heykeller. O yine.Ona dilediği gibi kaleler. İbnu Mâce.Amr İbnu’ş-Şerrid. sâbit kazanlar yaparlardı. Şiir 1. Edeb 95." (K. O yine: “Devam et! dedi. 2307 C.(5010).. “Ey Dâvud âilesi.(3755)) 489.S. Edeb 69. Böylece kendisine yüz beyit okudum. babasından (Şerrid’den naklen radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir gün ben Resûlullah’ın bineğinin arkasına binmiştim.

S. çelişkili olarak şu rivayetleri tahdis etmekten çekinmemişlerdir: 491.) Şiir ve şairleri hem öven. o da İbn Umer (R)’den haber verdi ki.2650 Bab 9 Ötüken. Efendimiz: “Şeytanı tutun" veya “Şeytanı yakalayın" diye emretti. Edeb 95.. Bu iddialarına göre şiir okumak çok iyi bir şey olduğu gibi.Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)"buyurdular ki: “Sizden birinin içine onu bozacak irin dolması. (Buhâri. şiir dolmasından hayırlıdır.S. Kur’an’dan örnek verecek olursak. Ebû Dâvud. yukarıdaki rivayetin ikinci paragrafı) 492-.) Yazmış olduğum üç rivayet örneğinde görüldüğü gibi. 2305. Edeb 92.13 S.6 S. hem de kötüleyen rivayetler tahdis etmeleri bir çelişkidir. Şiir konusunda. Bize Hanzala Sâlim’den. muhakkak ki şiirle dolmasından hayırlıdır" buyurmuştur.18 C. Bu iddialarına rağmen. Edeb 71. 2305 C. şiirde hikmet olduğunu.(5009). Şiir 7...(2257).178 C. mealen: 360 . dolayısıyla şair olduğunu söylemeleri.6118 Ötüken.. şairlerde hikmetli kimseler olmuş olurlar..183 Akçağ. Kitâbu’l-Cihâd ve’s-Siyer H. Peygamberin şiir söylediğini. alıntıları:Buhâri.. (K. bizzat peygamberin kendisine şiir okunmasını istediğini ve kendisinin de şiir okuduğunu tahdis etmişlerdir. putperestlerin yaptığı bir iddiadır.. (2855)) El-Hudri’den Müslim’in kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)"yürümekte iken karşısına şiir inşad eden bir şâir çıktı. Tirmizi.. (Buhâri. Müslim.Allah yolundadır bütün de çattığın) Recezini söyledi."(K..8 S. Peygamber (S): “Birinizin içinin irinle dolması. Kitâbu’l-Edeb H.

Görmüyor musun onları..Şairler(e gelince) onlara da azgınlar uyar. Bu duruma göre.Biz ona (Muhammed’e) şiir öğretmedik.4114)) Bu rivayetlerine göre. (4113. artık onun avretine bakmasın.8 S. (nasıl) her vâdide şaşkın şaşkın dolaşırlar? 26/225 . (şiir) ona yakışmaz da. diğer bir ifadeyle evlendirilmemişlerse bakılabilir manası çıkar. 26/224 . Libâs 37.S." (K. Müslüman erkek ve bayanların bu gibi kimselerin avret yerine bakamayacağı gibi.Ve onlar yapmadıkları şeyleri söylerler. köle veya ücretle çalıştırılan kimseler evlendirilmişlerse avretlerine yani vücutlarının örtünmesi gereken gizli yerlerine bakılmaz. sâdece bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. erkek köleler veya ücretle çalıştırılan erkeklerin durumunu ele alalım. Zira başka bir rivayette Müslüman bayanların köleleri karşısında baş örtüsüz durabileceklerini iddia etmişlerdir. bunlarda Müslüman erkek ve bayanların avret yerine bakamazlar. cariye. 2680 C. alıntısı: Ebû Dâvud. cariyeler bir tarafa. AİLE VE TESETTÜR HAKKINDA UYDURDUKLARI RİVAYETLERDEN ÖRNEKLER: 493. 36/69 .Abdullah İbnu Amr İbni’l-As (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)" buyurdular ki: “Sizden biri cariyesini veya kölesini veya ücretlisini evlendirdi mi. şöyle ki: 361 . O(nun getirdiği).522 Akçağ. 26/226 Bu itibarla uydurdukları rivayetlerin aslı yoktur.

mealen: . elbiseyi başına çekecek olsa öbür ucu ayaklarına ulaşmıyordu. (K. İslam dininde bayanların erkek köleleri yanında örtünmeye bileceklerini iddia etmişlerdir. ırzlarını korusunlar. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını (yere) vurmasınlar. ya da kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklardan başkasını göstermesinler. Bu (hareket) onlar için daha temiz (ve yararlı)dır.494. Böyle bir iddianın yalan ve iftira olduğuna dair Kur’an’dan örnek verecek olursak. Elbiseyle ayaklarını örtecek olsa üst ucu başına yetişmiyordu.10 S. Enes radıyallahu anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Fâtıma radıyallahu anhâ’ya bir köle getirdi. Süslerini göstermesinler. zira. 24/31 Görüldüğü gibi. (4106)) Görüldüğü gibi. örtünme hususunda mâruz kaldığı sıkıntıyı görünce: “Bu kıyafette olmanın sana bir mahzuru yok.230. şehvetsiz) erkeklerden tâbi’lerine (hizmetçi v. yüzük gibi örtünmesinde güçlük bulunan) kendilerinden görünenler hâriç. mümin erkekler ve kadınlar harama bakamayacakları gibi. bilezik v. mümin kadınların süslerini. Bunu ona hibe etmişti. alıntısı: Ebû Dâvud. Libâs 35. 362 .b. 3437 C.S.s. karşındakiler baban ve kölendir" buyurdu. Ancak (elbise. Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.231 Akçağ. ırzlarını korusunlar. Süslerini kocaları veyâ erkek kardeşlerinin oğulları veyâ kız kardeşlerinin oğulları veyâ Müslüman kadınları veyâ cariyeleri veyâ erkekliği kalmamış (iktidarsız. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.Hz.Müminlere söyle: “Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar.). 24/30 Mümin kadınlara da söyle: “Gözlerini (haramdan) sakınsınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Şüphesiz Allah. onların her yaptıklarını haber almaktadır. Fâtıma’nın üzerinde (çok uzun olmayan bir elbise vardı. Hz.

-Bu vak’a.S. 496. bir seferde kadını üç kere boşamanın bir boşama sayılacağını rivayet etmişlerdir. 3440 C.11 S. 495. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize: “Ona karşı örtünün!" Emretti. Erkeklikten düşmemiş kölelerine ve hizmetçilerine gösteremeyecekleri açıktır. (2779)) Gözleri görmeyen bir kimseye karşı örtünmenin mantığı yoktur. bu rivayette gözleri görmeyen bir Müslüman’a karşı örtünmeleri gerektiği yolunda rivayette bulunmaları açık bir çelişki olduğu gibi. (Bu esnada) İbnu Ümmi Mektum bize doğru geliyordu.Gibi. Yanında Meymune Bintu’l-Hâris radıyallahu anhâ da vardı. âma ve bizi görmeyen (ve varlığımızı tanımayan) bir kimse değil mi?" dedik. (4112). asıl maksatları kendilerince. Libâs 37.S." (K. tesettürle emredilmemizden sonra idi. siz onu görmüyor musunuz?"buyurdu.233 Akçağ. bu bir talâk sayılır? (K. alıntıları: Ebû Dâvud. Kur’an’la çelişkili olup uydurmadırlar.(2197)) Bu rivayette.10 S. 3045 C. Tirmizi. Biz: “Ey Allah’ın resulü! O.ve yanımıza girdi. Bu rivayeti tesettürle alay etmek için uydurmuşlardır. Talâk 10. Önceki rivayette Müslüman kadınlar kölesine karşı baş örtüsünü örtmeye bilir diye rivayette bulunmuşlardı. alıntıları: Ebû Dâvud. Edeb 29.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “Bir erkek hanımına bir defada “Sen üç talakla boşsun! Dese. Bunun üzerine: “Siz de mi körlersiniz. Bu itibarla rivayetleri.409 Akçağ. tesettürle alay etmektir.Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın yanında idim. 363 .

birinci erkeğin tatması gibi tatmadıkça helâl olmaz" Buyurdu... diğer talaklarla boşamanın bir manası yoktur. . dizini çıkarma.497-.... (Buhâri. Peygamber (S) de: . alıntısı: Ebû Dâvud.. bir seferde üç talakla boşamanın üç boşama sayılacağını rivayet etmeleri. Cenâiz 32.... 2681 C.“İkinci erkek kadının balcığından."diye cevap vermişler. El-As’a. (3140)) 364 ..S. Bâb 9-10 C.. Bu ikinci koca kadını boşadıktan sonra.. Ubeydullah şöyle demiştir: Bana el-Kaasım İbnu Muhammed Âişe(R)’den şöyle tahdis etti: bir kimse karısını üç talak ile boşamış.... . (Ebû Dâvud. ne ölü. kadını ilk kocasına varması helâl olur mu? Diye Peygamber’e soruldu.Hz.. İbn Abbas İle Ebû Hüreyre ve Abdullah b. İkinci koca da (kadınla cimâ yapmadan) kadını boşamış.a) Muhammed b... Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: “Ey Ali.et-Talâk (13). (K. Önceki rivayette...384 Şamil Yayınları) 498-...5337 Ötüken..9 C. ne canlı.523 Akçağ.. İyas’dan (rivayet olunduğuna göre). başkasının dizine de bakma" buyurdu.8 S.. K.8 S. bir seferde üç talakla boşamanın bir boşama sayılacağı yolunda yapmış oldukları tahdis çelişkilidir. Amr b.. Çünkü birinci talakla boşanmış olan kadın artık kendisini boşamış olan kocasının nikahı altında değildir ve zaten boş olanı boşamanın bir manası yoktur..11 S.) Bu rivayette. Zira birinci talakla boşanmış olan kadını. Sonra kadın başka bir erkekle evlenmiş. Bir kimse karısını bir seferde üç veya üç yüz kere boşasa bu ancak bir boşamadır.. Kitâbu’lTalâk H. 499. kocasının (daha cinsi münâsebette bulunmadan bir defada) üç talakla boşadığı bir kız(ın durumun)dan sorulmuş da hepsi “O kız başkasıyla evleninceye kadar ona helal olmaz.

11 S. Talâk 7. İbnu Mâce. Âişe ve Ümmü Süleym’e yapılmış bir iftiradır. alıntısı: Muvattâ. köle kadının iddeti iki hayız müddetidir. Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri 365 . Tirmizi. 4070 C.442 Akçağ.443 Akçağ. uyluk avret olarak sayılmıştır. Kur’an’dan mealen: .(2189). Talâk 6. Baldırlarının bileziklerini görüyordum. başka bir kocaya var(ıp ondan boşan)madıkça ona haram olur.) Bu rivayet. 4071 C. Eğer Allah’a ve âhiret gününe inanıyorlarsa. C."(K. Buna rağmen. Edep 40.S. Hür veya Cariye kadınlar arasında Kur’an’da bir ayırım yapılmamıştır.(2798)) Bu iki rivayette. Âişe ve Ümmü Süleym’e şu rivayeti yakıştırmışlardır: 501. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cariyenin talakı iki talaktır. hanımını iki talakla boşadı mı artık kadın.574)) Bu konuda." (K. alıntıları: Ebû Dâvud.Boşanmış kadınlar." (K. Talâk 50.S.Enes b. 2682 C.136/655 Sönmez Neşriyat. (baldır).iki hayız müddetidir. Âişe binti Ebi Bekir ile Ümmü Süleym’i paçalarını sıvamış halde gördüm. Yemin olsun ki.S. Su tulumlarını taşıyor. (Müslim. sonra gâzilerin ağızlarına boşaltıyorlardı. 502.523 Akçağ. Hür kadının iddeti üç hayız müddeti. Mâlik’ten rivayet: “Uhud harbinde. erkekler için de diz. üç kur’(üç âdet veya üç temizlik süresi bekleyip) kendilerini gözetirler (hâmile olup olmadıklarına bakarlar).8 S.11 S.(1182).(2080)) 503. (2. Bu kölenin hanımı hür de olsa hüküm böyledir. iddeti de -bir nüshada “kurû’u da".500.Hz. alıntısı: Tirmizi.8 H.İbnu Ömer radıyallahu anhümâ derdi ki: “Köle. Talâk 30.İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)"uyluğu avret addetti.

alıntısı: Ebû Dâvud. Nikâh 26.".(1421).(2085)) Bu iki rivayette bir kadının evlene bilmesi için velisinden izin alması şart koşulmuştur.. bir derece daha fazladır. kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Nikâh 12.(1101). alıntıları:Müslim..Yine Ebû Dâvud ve Tirmizi’de Ebû Musa radıyallahu anh’tan gelen bir rivayette:: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Velisiz nikah yoktur!"demiştir. Nikâh 31. (K..5 Akçağ. onları geri almağa daha çok hak sahibidirler. kadınlar üzerinde(ki hakları). 5656 C. Ebû Dâvud. 504.(2098).. Nikâh 20. 2/228 Bu itibarla.. hakimdir. Ebû Dâvud.S.S..16 S.16 S.. Buna rağmen şu rivayeti çelişkili olarak tahdis ettiler: 506.. zira yaratılış olarak aynıdırlar. Kocaları da bu arada barışmak isterlerse. Bakireden nefsi hususunda izin alınır.(1108). 5652 C.16 S. bu konuda cariye ile hür kadın arasında fark yoktur. Allah azizdir.8 Akçağ."(K. onun izni sükûtudur.(1102)) 505. Kur’an’a aykırı olup. Nikâh 14.(2083). 5653 C.. İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Dul nefsine velisinden haktır. Nikâh 66. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Hangi kadın velisinin izni olmaksızın nikahlanırsa onun nikâhı bâtıldır! buyurdular ve bunu üç kere tekrar ettiler.32.. Üç temizlik müddeti beklenmesi hamilelikle ilgilidir. Nikâh 20. Erkeklerin. Tirmizi..Hz. uydurmuş oldukları rivayetler. Nesâi." (K. Tirmizi.5 Akçağ. Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi.84)) 366 .Hz.(Karınlarında çocuk bulunduğunu saklamaları) kendilerine helâl olmaz.S. (6. alıntısı: Tirmizi. asılsızdırlar.. Nikâh 14.

4/21 367 . Kur’an’dan mealen: . Semüre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)"buyurdular ki: “Hangi kadını. evlendirilecek olan kadınlar tamamen velilerinin keyfi tercihlerine bırakılmış olup. (7. ilk davranan yani ilk evlendirmeyi yapan velinin tercihinin geçerli olacağını söylemişlerdir. Tahdis etmiş oldukları rivayetin uydurma olduğuna delil olarak 4 Nisa 21 den örnek vermem yeterlidir. 5654 C.(2088).16 S. Velilerin aynı zamanda ayrı ayrı nikah yaptırma olasılığı ise belirsiz bırakılmaktadır. (onu boşadığınızda) ondan hiçbir şey almayın.314)) Bu rivayete göre.Bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz ve birincisine büyük mal vermişseniz. Kim iki kişiye bir şey satmışsa. Nikâh 22. İslam dininde. Kur’an’da bu konuyla ilgili çok ayet vardır.Bu rivayette dulun velisinden izin almasına gerek olmadığını rivayet etmeleri bir çelişkidir. o kadın o iki veliden önce davranana aittir." (K. Öyle ki. İftira ederek.Nasıl alırsınız? Halbuki siz birbirinizle kaynaşmıştınız ve onlar sizden ağır söz almışlardı. (seviyesi eşit) iki veli (iki ayrı şahsa) nikâhlamışsa. alıntıları:Ebû Dâvud.S.Tirmizi. Erkek olsun.Hz. iki ayrı veli tarafından iki ayrı şahsa kendilerinden habersiz nikahlarının yapılabileceği ve nikah üstüne nikah yapılmış olduğundan da. kendilerine hiçbir söz veya tercih hakkı verilmemiştir. Nikâh 19.7 Akçağ. açık bir günaha girerek (o ilk hanımı kötüleyerek) o verdiğiniz mehri geri alır mısınız? 4/20 . Nesâi. 507. bayan olsun evlenecek olanların tasvibinin olmadığı bir evlilik nasıl mümkün olabilir? Eğer bu şekilde bir zorlamayla evlilik kurulmuşsa ne derece sağlıklı yürüyebilir. Büyu’ 96.(1110). o satılan şey birinci kimseye aittir. evliliğe ve aile kurmaya çok önem verilmiştir.

alıntıları: Müslim.(1450). alıntıları: Müslim. Nikâh 51. 5675 C. Nikâh 51.29-30 Akçağ. Radâ’ 17.(6. Ebû Dâvud. bir iki kere süt emme ile süt kardeşliği haramlığının hasıl olmayacağını.Radâ’ 3. Tirmizi.(2063). Nikâh 11. Muvatta Radâ’ 17. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Kur’an olarak inenler meyanında “Ma’lûm on emme ile haram sabit olur" âyeti de vardı." (K. Radâ’ 24. 5673 C.30 Akçağ. Ebû Dâvud. Böyle bir iddia bugün elde mevcut olan Kur’an’ın muharref ve noksan olduğu manasındadır.(1452). Bu da evlenecek bayanların evliliği onaylamalarını içermektedir.201)) 509. 508. Radâ’ 3. Nesâi. başka bir ifade ile. Nikâh 19. Nesâi.Hz.(6. Bu (beş emme) âyetleri. Tirmizi. İddialarının nesh veya unutturma olmadığına dair Kur’an’dan örnek verecek olursak. Bu da Kur’an’ı apaçık inkar ve küfürdür.(2. Görüldüğü gibi tahdis etmiş oldukları rivayet Kur’an’a uygun olmayıp aslı yoktur. Kur’an’ın okunan ayetleri arasında iken.(1150)."(K.608). hatta bu hususta iki Kur’an ayetinin inmiş olduğunu. malum beş emme ile neshetti. damat adayını evlenme konusunda muhatap kabul etmemesi yeterlidir. beş emme şartı ihtiva eden Kur’an ayeti.Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Resûlullah “Bir veya iki emme ile (süt kardeşliği) haramlığı hâsıl olmaz. Kur’an’ın okunan ayetleri arasında iken Aleyhissalâtu vesselâm vefat etti. mealen: 368 . evlenecek olan bayanların evleneceği şahıstan. bizzat ağır (sağlam) söz almaya hakları vardır.S.16 S.100)) Tahdis etmiş oldukları bu rivayetlerde. Sonra (Rab Teâla) onları. Peygamberin vefatından sonra da bu ayetin yürürlükte olduğunu tahdis ettiler.S.Görüldüğü gibi. Peygamberin vefat ettiğini.(1150).(2062). Zira evlenmeyi kabul etmeye niyeti yoksa.16 S.

nesh edilen veya unutturulan ayetin yerine muhakkak. Allah’ın her şeye gücü yeter olduğunu bilmedin mi? 2/206 Burada bildirilen nüshalardan.602)) 511. İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ demiştir ki: “İki yıl içerisindeki emme tek bir emmeden ibaret de olsa bu. nesh veya unutturma olayında. İddialarının bu hususlara uymadığını görürüz..16 S. Bu ise İslam dinine göre apaçık küfürdür. Sonra Urve b.153 H. Ukbe der ki: Said b. Müseyyeb’den emmenin hükmünü sorduğumda Said: “İki sene zarfında meydana gelen emme. Diğer taraftan. bu iddialarıyla çelişkiye de düşmüşlerdir.10 Süt emme Kitabı. bu süt kardeşliği için yeterlidir diye rivayet ettiler. Zubeyr’e sordum o da Said b. (İmam Mâlik.İbrahim b. İddia ettikleri bu ve bu gibi sözler Kur’an’ın noksan ve muharref olduğunu iddia etmek demektir.Biz daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir âyeti(n hükmünü) yürürlükten kaldırmaz veyâ onu unutturmayız. şöyle ki: 510. yani çocuk iki yaşını bitirmeden önce. iki sene zarfında. bir damla dahi süt emmişse. Ama iki seneden sonra emme çocuğun yediği yemek hükmündedir. uydurmuş oldukları başka hadis rivayetlerinde. (evlenmeyi) haram kılar.3 S. 5676 C.(2.33 Akçağ. ya daha hayırlısı veya benzerinin Allah tarafından indirileceği olayına dikkat ettiğimizde. alıntısı: Muvatta Radâ’ 4.Hz. Muvatta C. Hal böyle olunca. (Nikâhı haram kılmaz)"dedi. Müseyyeb’in söylediğini tekrarladı. bir damla da olsa nikâhı haram kılar. zira kendi iddialarına göre ayet ne nesh edilmiş nede unutturulmuştur ve Kur’an’ın içinde de yer almamasına rağmen de Kur’an’ın ayeti olarak geçerlidir demektedirler. beş emmeyi şart koşan rivayetleriyle çelişkiye düşmüş olurlar. Beyan Yayınları Eylül 1994 ) Görüldüğü gibi. İki seneden sonra vuku bulacak emzirmeyle süt 369 .S." (K.

K..67 H.en-Nikâh (12). Kur’an’dan mealen: 370 . Zira peygambere danıştığını iddia ettikleri şahıs. Peygamberin bu şahsa zina kar kadından istifadeye devam etmesini önermesi imkansız olduğu gibi.2049 Şamil Yayınevi. tâlâk 34. (Bak. Adam bu sefer. Cilt 7 H.1943 S.. Kitabü-n’Nikah H.) 512-. ondan sonra da cinsel ilişkisini devam ettirecek olursa zina etmiş olacaktır..Bâb C. (Resûl-i Ekrem Efendimiz de). Benim eşim (kendisine uzanan) zinâkar (adamlar)ın elini geri çevirmiyor? dedi..Nefsimin onun peşinden gitmesinden korkuyorum. İbn Abbas (r. zina eden erkek veya kadın. (Hz..27/371 Sönmez Neşriyat.)’dan.a. . kadının zina etmesine göz yummuş olmakla deyyus durumuna düşmüş olacaktır. Nikâh 12.kardeşliği meydana gelmeyeceği iddialarına gelince daha önce vermiş olduğum (Salim’in emzirilmesi rivayeti) örneğinde. eğer boşamayıp evliliğini devam ettirecek olursa kadının zina etmesine mani olmadığından ve durumu da kabul etmiş olduğundan.. demiştir ki: Adamın biri Peygamber (s. Müslim. Mümin erkek veya kadınla nikah akdi yapamazlar. Peygamber de): “Onu boşa!"buyurdu. İbni Mace. dedi.. (Ebû Dâvud.a..411-412 Kahraman Yayınları..) Bu rivayette. ayrıca: Nesâi.8 S.)’e gelip. Bu itibarla. Dolayısıyla eş olarak bir arada bulunamazlar. Birincisi eğer kadını boşayıp. adamların emzirilmesini dahi.. süt çocukluğu olur iddiasıyla helal gördüklerinden bahsetmiştim. İkincisi. Peygambere karşı ağır bir iftirada bulunmuşlardır. .. iddia ettikleri gibi davranacak olsa iki husustan biri meydana gelecektir. “Öyleyse ondan bir süre faydalan" buyurdu.

- Zina eden erkek zinâ eden veyâ puta tapan kadından başkasıyla evlenemez; zinâ eden kadın da zinâ eden veyâ puta tapan erkekten başkasıyla evlenemez. Bu (tür evlenmek), müminlere haram kılınmıştır. 24/3 Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetin aslı yoktur. 513- Hz. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü dedim, ben genç bir insanım, günahtan korkuyorum, evlenecek maddi imkân da bulamıyorum, hadımlaşayım mı?"dedim: Aleyhissalâtu vesselâm bana cevap vermedi. Ben bir müddet sonra aynı şeyi tekrar söyledim. Yine cevap vermedi. Sonra: “Ey Ebu Hüreyre! Buyurdu. Senin karşılaşacağın şey hususunda artık kalem kurumuştur. Bu durumda ister hadımlaş ister bırak." (K.S. 5725 C.16 S.85 Akçağ, alıntıları:Buhâri, Nikâh 8; Nesâi, Nikâh 4, (6,59)) Çocukların sünnet edilmesi konusunu işlerken, sağlıklı beden üzerinde, saç, sakal, tırnak v.s. Gibi hususlar dışında yapışacak kalıcı ve keyfi değişikliklerin yaratılışı değiştirme manasına geleceği hususunda izahatta bulunmuştum. Hadım olayı da yaratılışı değiştirme olayından başka bir şey değildir. Tarih boyunca, gerek insanlara gerekse hayvanlara uygulanmış olan hadımlaştırma ve benzeri olaylar ile kısırlaştırma olayları yaratılışı değiştirme işlemleri olduğu gibi aynı zamanda iğrenç olaylardır. Bu gibi olayları yapanlar ve yaptıranlar insaf denen olayın kokusunu dahi almamış kimselerdirler. Rivayette her ne kadar bir azarlama havası verilmişse de, hadım olayı sıradan bir olaymış gibi gösterilmek istenmiştir. Rivayet uydurma olup, aslı yoktur. 514-. ......... Muhammed b. Ubeyd b. Ebi Salih, İlya’da ikamet ettiği sıralarda (şunları) söylemiştir: (Bir gün) Adiy b. Adiyyi’l-Kindi ile birlikte (yolculuğa) çıkmıştım. Nihâyet

371

Mekke’ye varınca (Adiyy) beni Safiyye bint Şeybe’ye gönderdi. (Safiyye) Âişe’den (pek çok hadis) öğretmişti. (Yanına vardığımız zaman Safiyye bana şunları) söyledi: “Ben Âişe’yi “Rasûlullah (s.a.)’in; “Öfke (veya zorlama) hâlinde ne boşama olabilir ne de (köle veya câriyeyi) âzâd etmek."dediğini duydum."derken işittim. Ebû Dâvud dedi ki: “Öyle zannediyorum ki el-ğılâk öfke demektir. (Ebû Dâvud, K.et-Talak (13).Bâb C.8 S.370 H.2193 Şamil Yayınevi. Ayrıca: İbn Mace, talak 16.) 515-. ......... Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyet edildiğine göre:Resûlullah Sallallâhü aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur; “üç şeyin ciddisi de, şakası da ciddidir. Nikâh, talak, rec’â. (Ebû Dâvud, K.et-Talak (13).Bâb 9 C.8 S.373 H.2194 Şamil Yayınevi. Ayrıca, Tirmizi talak 9; İbn Mâce,mukaddime 7, talak 13.) Birinci rivayette öfke halinde boşama olamayacağını tahdis etmelerine rağmen, ikinci rivayette şakadan dahi olsa boşamanın yapılması halinde, gerçek manada gerçekleşmiş olacağının rivayet edilmesi bir çelişkidir. Şakayla yapılan boşama, ciddi boşama sayılır demeleri de bir uydurmadır. Zira İslam dininde değil şakadan boşamaların, kasıtsız yeminlerde dahi sorumluluk yoktur, şöyle ki, Kur’an’dan mealen: - Allah sizi, yaptığınız kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz, fakat kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah bağışlayan halimdir. 2/225 516- Hz. Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Şu nikâhı ilan edin ve davul (tef) da döğün."(K.S. 6586 C.17 S.202 Akçağ, alıntısı: İbn-i Mace 1895.)

372

517- Mücahid merhum anlatıyor: “Ben İbnu Ömer radıyallahu anhüma ile beraberdim. Derken bir davul (darbuka) sesi işitti. Derhal iki parmağını iki kulağına soktu ve oradan (hızla) uzaklaştı. Bunu üç kere yaptı. Sonra: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da böyle yapmıştı" dedi."(K.S. 6589 C.17 S.203 Akçağ, alıntısı: İbn-i Mace 1901.) Bir rivayette, düğünlerde (davul) tef çalınması gerektiği rivayet edilmişken, diğer rivayette, davul veya darbuka sesinin nefret edilecek bir şey olarak tahdis edilmesi bir çelişki ve asılsız bir iddiadır, zira üçü de aynı menşeden çalgılardırlar. 518- A’rac Ebu Hüreyre radıyallahu anh’tan naklen anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm diyor ki: “En şerli yemek, sâdece zenginlerin çağrılıp fakirlerin çağrılmadığı yemektir. Kim de dâvete icabet etmez, yemeğe gelmezse, Allah ve Resûlüne âsi olmuştur. (K.S. 3967 C.11 S.207 Akçağ, alıntıları:Buhâri, Nikâh 72; Müslim, Nikah 107-110,(1432); Ebû Dâvud, Et’ime 1,(3742)) Bir kimsenin çağrıldığı yemek davetine gitmemek için bir çok geçerli mazereti olabilir, örneğin sağlık durumu uygun olmayabilir, bir yakını hasta olmuş olabilir, bir işi olmuş olabilir v.s. Buna rağmen yemek ziyafetine çağrılıp ta gitmeyen kimsenin Allah’a ve Resûlüne asi olarak sayılması ağır bir suçlama ve asılsız bir iddiadır. 519-. ... Câbir b. Abdullah (r.a.)’den; demiştir ki:Resûlullah (s.a.) “- Biriniz bir kadına dünürlük yaptığı zaman kendisini o kadınla evlenmeye sevk eden organlara bakmaya imkân buluyorsa, bunu yapsın-” (Câbir) dedi ki: “ben bir câriyeyle evlenmek istedim, bunun üzerine (onun haberi olmadan görebilmek için) onu gizli gizli

373

gözetlemeye başladım. Nihayet beni kendisiyle evlenmeye sevk eden (organlar)ını gördüm de onunla evlendim. (Ebû Dâvud, K.en-Nikâh (12), Bâb 17-18 C.8 S.148 Şamil Yayınları.) Görüldüğü gibi, evlenmek isteyen bir kimsenin evlenmeyi düşündüğü kadının, eğer imkan buluyorsa en gizli yerlerine bakabileceği, hatta böyle bir davranışın kadının haberi olmadan gizlice yapılabileceğini tahdis etmişlerdir. Röntgenciliği meşru kabul eden bu iddiaya göre bir kimse niyetim evlenmedir deyip bekar olan, nikahlanabileceği bütün kadın ve kızlara meşru olarak bakabilir. Bu iddia Peygamber üzerine uydurulmuş bir iftira olduğu gibi, çeşitli fitnelere sebep olabilecek ve Müslümanlara saldırı amacıyla uydurulmuş asılsız bir iddiadır. 520-. .......... Câbir (r.a.)’den rivâyet olunduğuna göre, Peygamber (s.a.) (ansızın) bir kadın görmüş, bunun üzerine Zeyneb bint Cahş’ınyanına girip onunla ihtiyacını gidermiş, sonra ashabının yanına çıkıp onlara; “Kadın, şeytan kılığında (bir erkeğin) karşısına çıkabilir kim böyle bir şeyle karşılaşırsa, hemen ailesine gelsin (ve onunla cinsi münâsebette bulunsun) çünkü bu (şekilde hareket, kadınlara yönelik) içindeki(his)leri zayıflatır."buyurmuş. . (Ebû Dâvud, K.en-Nikâh (12), Bâb 42-43 Şamil Yayınları, ayrıca: Müslim, nikâh 9; Tirmizi, redâ’ 9.) Bu iddialar, Peygamberin aile hayatı konusunda saygısızca uydurulmuş ifadeler içerdiği gibi, bu iddialarına göre örneğin bir çarşıdan geçen tahrik edici bir kadın o çarşıyı tatil edebilir. Ayrıca bir çok dramatik sahnelerin çıkmasına da sebep olur. Şöyle ki, evli olup ta bir iş yerini çalıştıran baba ve oğulların, dükkanlarına alışveriş için gelen tahrik edici bir kadın nedeniyle, baba ve oğulların dükkanlarını kapatıp eşleriyle cinsi münasebet yapmak üzere birlikte güpegündüz evlerine gitmeleri gibi v.s. Bu rivayette, önceki rivayet gibi Müslümanlara saldırı amacıyla uydurulmuş aslı olmayan bir

374

saçmalıktır. Dünya evlilerden müteşekkil değil, bekarlar da vardır. Yetişkin bekarların bu durum karşısında ne yapmaları gerektiği sorulmaya değer. Eğer bekar kimselerin sabretmeleri gerektiği iddia edilirse ki, bu yıllarca da sürebilir. Evli kimselerin geceyi beklemek üzere birkaç saat sabretmelerine mani olan şey nedir? Aynı şekilde, evli bir bayan, iddia ettikleri tahrik edici kadın konumunda bir erkek görecek olsa, kocasını gündüz vakti aramak üzere yollara düşmeli midir? Uydurdukları hakaret içerikli rivayetlerden dolayı, eleştirilerimde bu tür ifadeler kullanmak zorunda kaldığımdan dolayı okuyucudan özür dilerim. 521- Hz. Ali (radıyallahu anh) anlatıyor:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), cünüp olmadıkça her halimizde bize Kur’an okutup talim ederdi. (K.S. 3771 C.10 S.548 Akçağ, alıntıları 3772 no.lu rivayetle bağlantılı, şöyle ki: ) 522- Nesâi’nin bir başka rivayetinde şöyle gelmiştir: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) helâdan çıkınca Kur’an okur, bizimle et yerdi. Cenabet halinden başka hiçbir şey O’nunla Kur’an arasına perde olmazdı." (K.S. 3772 C.10 S.548 Akçağ, alıntıları: Ebû Dâvud, Tâharet 91,(229); Tirmizi, Tahâret 111,(146); Nesâi, Tahâret 171,(1,144)) Bu iki rivayette cenabetli olan kimsenin Kur’an okuyamayacağını tahdis etmişlerdir. Buna rağmen şöylece rivayette bulundular: 523- İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)’dan rivayet edildiğine göre, o cünüp kimsenin Kur’an okumasında bir beis görmezdi." (K.S. 3773 C.10 S.550 Akçağ, alıntısı: Buhâri, (Hayz 7)) 524-............. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Ben cünüp iken Rasûlullah (S) benimle karşılaştı ve elimi tuttu. Böylece kendisiyle birlikte yürüdüm. Nihâyet oturdu. Ben hemen savuştum da barındığım yere geldim, yıkandım. Sonra geldi. O hâlâ oturuyordu. “Sen nerede idin yâ Ebâ Hırr?"dedi. Ben

375

de kendisine (yaptığım işleri) söyledim. Bunun üzerine: “Suphanallah! Yâ Ebâ Hırr, mü’min murdâr olmaz" buyurdu. (Buhâri Kitâbu’l-Gusl H.36 Bâb 24 S.390 C.1 Ötüken.) Bu iki rivayette, cenabetlinin Kur’an okuyabileceğini ve Mümin cenabetli olsa dahi murdar olmadığını tahdis etmeleri evvelki iki rivayetle çelişkilidir. 525-.......... Bize Mâlik, Ebû’z-Zinâd’dan; o da el-A’rec’den; o da Ebû Hureyre (R)’den olmak üzere haber verdi ki, Rasûlullah (S): “Bir kadınla onun halası, yine böyle bir kadınla onun teyzesi birlikte nikâh olunmaz" buyurmuştur. (Buhari, Kitâbul’n-Nikâh Bâb 28 C.11 S.5205 H.46 Ötüken.) Bir kadının, teyzesi veya halasıyla birlikte nikahlanamayacağını, keza (daha önce belirttiğim gibi) süt haramlığının nesep haramlığıyla aynı şey olduğunu tahdis ettiler. Böyle bir iddia ise Kur’an’a aykırıdır. Bu hususta örnek verecek olursak, Kur’an’dan mealen: - Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt kardeşleriniz, karılarınızın anaları, birleştiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız, eğer onlarla henüz birleşmemişseniz (kızlarını almaktan ötürü) üzerinize bir günah yoktur- kendi sulbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir arada almanız. Ancak geçmişte olanlar hâriç. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan çok merhamet edendir. 4/23 Görüldüğü gibi, iki kız kardeşle bir nikah altında evlenilmesi yasaklanmış olup, hala teyze konusunda herhangi bir yasak getirilmemiştir, bu itibarla rivayet uydurma olup, aslı yoktur. 526- Hz. Ebû Zerr (radıyallahu anh) anlatıyor:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:

376

“Kişi, önüne semer kaşı kadar bir şey bırakmadan namaz kılarsa; (önünden geçtiği takdirde) siyah köpek, kadın, eşek namazı bozar..." Ebû Zerr’e dendi ki: “Siyahın kırmızıdan, beyazdan farkı nedir?" Şu cevabı verdi: “Ey kardeşimin oğlu! Sen bana, benim Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a sorduğum şeyi sordun. Efendimiz: “Siyah köpek şeytandır" buyurmuştu."." (K.S. 2743 C.9 S.39 Akçağ, alıntıları: Müslim, Sâlat 265,(510); Ebû Dâvud, Salât 110,(702); Tirmizi, Salât 253,(338), Nesâi, Kıble 7,(2,63); İbnu Mâce, İkâmetu’s-Salât 38,(952)) Sütresiz namaz kılanın önünden, siyah köpek, kadın ve eşek geçmesi halinde, namaz kılanın namazının bozulacağını, siyah köpeğin şeytan olduğunu, dolayısıyla, kadınlarla eşeklerinde şeytan olduklarını iddia ettiler. Başka bir ifadeyle, sütresiz (maniasız, yani namaz kılınan yerin önüne tümsek gibi bir şey konmaması durumunda) namaz kılanın önünden Ebû Cehil veya Firavun geçse o şahsın namazının bozulmayacağını. Fakat, Mümin olan karısı geçse veya Mümin olan kızı geçse namazının bozulacağını, zira kadınların bizzat şeytan olduklarını iddia ve tahdis etmeleri, İslam dininde kabul edilir bir durum olmadığı gibi, kadınlara ağır bir hakaret teşkil etmektedir. İslam maskesi altında kadınlara bu şekilde saldırmalarının nedeni, onları İslam dininden soğutmak içindir. Bu rivayetten başka daha bir çok rivayette, bu tür iddialarda bulunmuşlardır, Örneğin: 527- Usâme İbnu Zeyd (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “(Mirâç sırasında) cennetin kapısında durup içeri baktım. Oraya girenlerin büyük çoğunluğunun miskinler olduğunu gördüm. Dünyadaki imkân sâhiplerinin cehennemlikleri ateşe girmeye emr olunmuşlardı, geri kalanlar da mahpus idiler.

377

Cehennemin kapısında da durdum. Oraya girenlerin büyük çoğunluğu da kadınlardı." (K.S. 2075 C.7 S.449 Akçağ, alıntıları: Buhâri, Rikak 51, Müslim, Zühd 93,(2736)) 528- Mutarrıf İbnu Abdillah’ın anlattığına göre, bu zatın iki hanımı vardı. Bunlardan birinin yanından çıkmıştı. Geri dönünce, hanımı: “Falan hanımın yanından geliyor olmalısın!"dedi. Mutarrıf: “Hayır, dedi İmrân İbnu Husayn’ın yanından geliyorum. O bana Rasûlullah’ın şu sözünü nakletti: “Cennet sakinlerinin en azı kadınlardır." (K.S. 3309 C.10 S.98 Akçağ, alıntısı: Müslim, Zikir 95,(2738)) Kadınları esas itibariyle, Cennete değil de, Cehenneme layık görmelerinin yanında, ayrıca kadınların uğursuz olduğuna dair rivayet uydurdular, şöyle ki: 529- Salim’in babası (Abdullah İbnu Ömer) radıyallahu anhümâ anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Uğursuzluk üç şeydedir: At, kadın ve evdedir.”............ (K.S. 6617 C.17 S.218 Akçağ, alıntısı:İbnû Mâce 1995.) At, kadın ve evi uğursuz saydıkları bu rivayetin, diğer rivayetleri gibi aslı yoktur. Allah, Kur’an’da eşler arasında uğursuzluk koyduğunu belirtmemiş. Sevgi ve merhamet koyduğunu belirtmiştir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: - O’nun âyetlerinden biri de, kendileriyle kaynaşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranızda sevgi ve merhamet koymasıdır. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum için ibretler vardır. 30/21 Mut’a nikahı konusunda da bir takım rivayetler uydurmuşlardır, bu rivayetlerinden örnekler verip aralarında ki çelişkiyi belirtmekle yetineceğim. Bu konuda ki geniş tenkidimi bu kitabın devamı olan ikinci kitabım da, bu günde

378

mut’a nikahını geçerli kabul eden İmâmiyye Şiası konusunu işlerken belirttim. Mut’a nikahı, belirlenen ücret karşılığında, belirlenen müddet için yapılan geçici nikahtır. İslam dininde bu çeşit nikah şekli yoktur. 530Seleme İbnu’l-Ekvâ radıyallahu anh anlatıyor:“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Evtas gazvesi yılında Mut’a ya ruhsat verdi, sonra da onu yasakladı."(K.S. 5646 C.15 S.535 Akçağ, alıntıları: Buhâri, Nikâh 31,(talik olarak); Müslim, Nikâh 18,(1405)) 531- Muhammed İbnu’l_ Hanefiyye anlatıyor: “Hz. Ali, İbnu Abbâs radıyallahu anhüm’e dedi ki::“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, Hayber gazvesi günü kadınlarla Mut’a yı, ehli eşek etlerinin yenmesini haram kıldı." (K.S. 5648 C.15 S.536 Akçağ, alıntıları: Buhari, Meğazi 38, Nikâh 31, Zebâih 28, Hiyel 3; Müslim, Nikâh 29,(1407); Tirmizi, Nikâh 28,(1121); Nesâi, Nikâh 71,(6,125,126)) Her iki rivayette mut’a nikahının bizzat peygamber tarafından yasaklandığını rivayet etmişlerdir. Buna rağmen çelişkili olarak şöylece rivayette bulundular: 532- Hz. Câbir radıyallahu anh anlatıyor::“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ve Hz. Ebû Bekr radıyallahu anh zamanında bir avuç hurma ve un mukabilinde birkaç gün boyu devam eden mut’a nikâhı yapardık. Bu hal, Hz. Ömer radıyallahu anh’ın Amr İbnu Hureys hâdisesi vesilesiyle Mut’a yı yasaklamasına kadar devam etti. (K.S. 5649 C.15 S.536 Akçağ, alıntısı: Müslim, Nikâh 16,(1405)) Bu rivayette, mut’a nikahının Ömer zamanında yasaklandığının tahdis edilmesi açık bir çelişkidir. Bu itibarla uydurdukları rivayetin aslı yoktur. 533... Yezid İbn Hürmüz’den demiştir ki:

379

Necdetü’l-Harûri, İbn Abbas’a (bir mektup) yazarak ona “Kadınlar Resûlullah (s.a)’le birlikte savaşa katılırlar mıydı? Resûlullah (s.a.) onlara (ganimetten) bir pay ayırır mıydı?"diye sordu. (Yezid b. Hürmüz rivayetine devam ederek şunları) söyledi: İbn Abbas’ın Necdet’e (gönderdiği) mektubunu ben (bizzat kendi ellerimle ve şu şekilde) yazdım:" Kadınlar da Resûlullah (s.a.)’la birlikte savaşa katılırlardı. (Ganimetlerden) pay (ayırmaç)a gelince (işte bu) yoktu, fakat anlara razh verilirdi. (Ebû Dâvûd K.el-Cihâd (15), Bâb (4) H.2728 C.10 S.339 Şamil) Bu rivayette kadınlara ganimetten bir pay verilmediğini ancak harçlık şeklinde bir miktar mal verildiğini tahdis ettiler. 534-......... Haşrec b. Ziyad’ın baba annesi (Ümmü Ziyad elEşçiyye)nden demiştir ki; kendisi Resûlullah (s.a.) ile birlikte (Hayber savaşına katılan) altı kadının altıncısı olarak Hayber savaşına çıkmıştır. (Hz. Ümmü Ziyad sözlerine) şöyle devam etti: Bizim de erkeklerle birlikte savaşa çıktığımız haber olarak Resûlullah (s.a.)’e erişince bize (emir) gönderip (yanına çağırdı) Biz de (emre uyup huzuruna) vardık. Kendisinde öfke (alametleri) gördük. (Bu savaşa) -”Kiminle ve kimin izniyle çıktınız?"dedi. Biz de “Ey Allah’ın Rasûlü), biz yün eğirerek (savaşa) çıktık. Bununla Allah yolunda hizmet edeceğiz. Ayrıca bizim yanımızda yaraları (tedavi) için (birtakım) ilaçlar da var. (ganimetlerden) hisse alırız (halka buğday ve arpadan yapılmış) sevk (denilen bir şurup) içiririz" dedik. (bu hadisi Hz. Ümmü Ziyad’dan naklen Haşrec, sözlerine devam ederek şunları) söyledi (Bu konuşmadan sonra) “Kadınlar kalktılar"(gittiler, Hz. Ümmü Ziyad sözlerine devam ederek bana) “Allah, peygamberine Hayber’i(n kapılarını) açınca bize de çekekler gibi (ganimetten) pay verdi."dedi. Ben de ona: “Ey nineciğim (Hz. Peygamberin size verdiği) bu şey ne idi?"dedim. “Hurma"(idi) diye cevap verdi. (Ebû Dâvud, K.el-Cihâd (15), Bâb 141 C.10 H.2729 S.340 Şamil)

380

Bu rivayette ise, kadınların da erkekler gibi ganimetten pay aldıklarını tahdis etmeleri, evvel ki rivayetle çelişkilidir. FAL VE GAYB İLE İLGİLİ UYDURDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ 535- Mu’âviye İbnu’l-Hakem es-Sülemi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte namaz kılıyordum. Derken cemaatten bir şahıs hapşırdı. Ben: “Yerhamükallah dedim. Cemaattekiler bana bed bed baktılar. Bunun üzerine (kızıp): “Vay başıma gelen, niye bana böyle bakıyorsunuz?"dedim. Bu sefer ellerini dizlerine vurarak beni susturmak istediler. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazı bitirince (bana iyi davrandı), annem babam O’na fedâ olsun, ben O’ndan, ne önce ne de sonra, ondan daha iyi öğreten bir muallim görmedim. Allah’a yemin olsun O beni ne azarladı, ne dövdü, ne de betimi yaktı; sadece: “Namaz da insan kelamından (dünyevi) bir söz münasip değildir, ona uygun olan söz, tesbih, tekbir ve Kur’an kıraatidir!"dedi. Ben: “Ey Allah’ın Resûlü, dedim, ben câhiliyeden daha yeni çıkmış birisiyim. Allah bize İslâm’ı lütfetti ama bizde öyleleri var ki, hâlâ kâhinlere geliyorlar, (bu hususta ne tavsiye edersiniz?)"dedim. “Sen onlara gitme!"buyurdu. Ben tekrar: “Bizde (kuşun uçuşuna vs.ye bakarak) uğursuzluk çıkaranlar da var?"dedim. Cevaben:

381

“Bu (uğursuzluk zannı) kalplerinde mevcut olan bir (kuruntu)dur. Sakın onları (gayelerine gitmekten) alıkoymasın!"dedi. Ben: “Bizde, kuma hatlar çizerek fala bakanlar da var?"dedim. Şu açıklamayı yaptı: “Peygamberlerden biri de (kuma) çizgi çizerdi. Kim çizgisini onun çizgisine uygun düşürürse isabet eder!"buyurdu.............. (K.S. 2710 C.9 S.6 Akçağ, alıntıları: Müslim, Mesâcid 33,(537); Ebû Dâvud, Salât 171,(930,931); Nesâi Sev 20,(3,14,18)) Görüldüğü gibi, tahdis etmiş oldukları rivayette kuşların uçuşundan mana çıkarmak, kahine yani falcıya gitmek yasaklanmışken, kişinin kum falı açmak suretiyle, kendisi için veya başkaları için kahinlik yapmasına ruhsat vermişlerdir. Hem de bu öyle bir ruhsat veriş ki, güya bir peygamber de kum falı yapıyor muşta kimin çizgisi onun çizgisine uygun düşerse imiş o şahıs isabet edecekmiş. Bur da kuma çizgi çizip fal açıyor diye iddia ettikleri peygamber ise peygamberimiz Muhammed’dir, zira bulunduğu çağda onunla birlikte yaşayan başka peygamber yoktur. Bu ise peygambere büyük bir iftiradır. Ayrıca bu durum ise, İslam dininde yasak olan bir hususa tenkit yöneltip, aynı hususu başka bir yoldan yutturma çabasıdır. Böyle bir yutturmanın şeytani bir tuzak olduğu açıktır. Kahinlik veya falcılık gaybı görme veya bilme iddiasıdır. Bu ise Kur’an’a uymayan bir husustur. Bu konuda Kur’an’dan örnek verecek olursam, mealen: - De ki: “Size va’dedilen şey yakın mıdır, yoksa Rab’im onun için uzun bir süre mi koyacaktır bilmiyorum." 72/25 - O, gaybı bilendir. Kendi görünmez bilgisini kimseye göstermez. 72/26

382

Ancak (görmelerine) razı olduğu resûllere gösterir. 72/28 Bu ayet meallerinden anlaşılacağı gibi. Kur’an’dan mealen: . Bu itibarla peygamberin şahıslara gidin kum falı açarak gaybten haber verin demesi imkansızdır. Ne bilirsin. Rab’lerinin kendilerine verdiği emirleri duyurduklarını bilsin. Cemaatle namaz kılan şahıslar ise namazdayken bir birlerinin yüzünü veya bakışlarını 383 . Ve bu gösterme olayı da gaybın tamamıyla ilgili değildir. Çünkü O. Allah gaybına kimseyi muttali kılmaz. ancak görmelerine razı olduğu resûllere gösterir. belki de zamanı yakındır. Rivayetin uydurma olduğu şu şekilde de anlaşıla bilir. Güya cemaatle namaz kılınırken hapşıran kişiye. (gaybı görmelerine razı olduğu resûllerin) önüne ve arkasına gözetleyiciler koyar.(Böyle yapar) ki onların. Yerhamükallah diyen şahsa cemaat bed bed bakmış ve onu susturmak için de ellerini dizlerine vurmaya başlamışlar. gibi hususlar dahil olmak üzere gaybı gördüğünü iddia etmesi.. Bir insanın herhangi bir surette. kahinlik v.s. onların yanında bulunan her şeyi (bilgisiyle) kuşatmıştır. De ki: Onun bilgisi Allah’ın yanındadır. Resûllük iddia etmesi ile eş anlamlıdır.İnsanlar sana (kıyametin) zamanını soruyorlar. Böyle bir durum her kum falı açanı resûl kabul etmesi manasına gelir ki bu saçma ve İslam dininde yeri olmayan bir iddiadır. Örneğin: Gayb bilgilerinden olan kıyametin saatini resûllerde bilemezler. gaybı bildiğini iddia eden bir şahıs aynı zamanda resûllükte iddia etmiş olmaktadır. 72/27 . Bu durumun ola bilmesi için namaz kılan cemaatin namazdayken bir birlerinin yüzünü görmeleri gerekir. 33/63 Gaybı görmenin manası kumda çizgiler çizmek olmadığı gibi. her şeyi bir bir saymıştır. Ve (Allah).

. Salât 173. Ebû Bekr vefat etti.göremezler." (K. Ebû Dâvud.11-12)) 537.(939). bu iddiaları ve erkeklerin ellerini dizlerine vurarak el çırptıkları iddiası şu rivayetleriyle de çelişkilidir: 536.17 S. Bu devirde insanların nazarı kıbleden dışarı çıkmazdı.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın zevce’i pâklerinden Ümmü Seleme Bintü Ebi Ümeyye radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında insanlar namaza durdukları vakit hiç kimsenin nazarı (bakışı) ayaklarını bastığı yerden ileri geçmezdi. 6298 C. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm vefat edince insanlar namaza durunca hiçbirisinin nazarı (bakışı) alnını koyduğu yerden ileri geçmezdi. Salât 106. el çırpma kadınlara mahsustur."(K.) 538.45 Akçağ. Hz. kadınların ellerini çırpmasına. Sehv 16. alıntısı: İbn-i Mace 1034.156 Akçağ. Amel fi’s-Salât 5.S.Ebû Hüreyre (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Tesbih erkeklere.. Nesâi. peygamber zamanında namaz kılan bir kimse." (K. erkeklerin de “sübhanallah!" demesine ruhsat tanıdı.21 Akçağ..(422).. alıntıları: Buhari.9 S. Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Peygamber (S): 384 . Hz.17 S...(3.İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm namazda (ihtiyaç halinde). Amaçlarının falcılığı teşvik etmek rivayetlerinden anlamak mümkündür: olduğunu şu 539-. 2721 C. Sonra Hz. alıntısı: İbn-i Mace 1036. başka bir kimsenin görmüyor ve evvelki rivayetlerde de erkeklerin namazda el çırpmadıklarını söylemeleri tahdis etmiş oldukları rivayetle çelişkilidir. insanlar sağa sola bakmaya başladı.S. Osman halife olunca fitne başladı. Ömer devri geldi.) Bu rivayete göre. Müslim.S... 6506 C.

a.484 Şamil. Bir sahâbi: .-”(İslâm’da) tıyere (yaramaz. bu rivayeti uyduranların dünyadaki maddi varlıklarını ahrete taşıma 385 .)’i... Bab 13-14 C.Fal nedir yâ Rasûlullah? dedi.. bir çok maddi yönden dünya da fakir yaşamış Müslümanlarda eski elbiselerle dirilecek demektir.) Peygamberin faldan hoşlandığını söylemeleri asıl niyetlerini ortaya koymaya yeterli bir husustur. K.71 S. Ebû Said el-Hudri’den (rivayet edildiğine göre kendisine ölüm yaklaşınca yani elbiseler isteyip onları giymiş.derken işittim..12 44 Fal Bâbı Ötüken. (Buhâri Kitâbu’t-Tıbb H. (Buhâri Kitâbu’t-Tıbb H.. o da Enes(R)’ten tahdis etti ki. Tıyere nin hayırlısı faldır" buyurdu. sonra (şöyle) demiştir: “Ben Rasûlullah (s. Böylece Firavun ve Karun gibi dünyada maddi varlık sahibi olmuş kimseler süslü elbiselerle.." (Ebû Dâvud.12 44 Fal Bâbı Ötüken. uğursuz fal) yoktur. İyi ve güzel kelime olan fal. El-Cenâiz (20). CENAZELER UYDURMUŞ ÖRNEKLER VE KABİRLER KONUSUNDA OLDUKLARI RİVAYETLERİNDEN 541-.5778 C.) 540-.) Bu rivayette kişinin ölürken üzerinde bulunan elbiselerle diriltileceğini rivayet ettiler.3114 S.70 S. (kişi) ölürken üzerinde bulunan elbiseler içerisinde diriltilir. Katâde’den. benim hoşuma gider" buyurmuştur.11 H.... Bu da. Bize Hişâm ed-Destevâi.“Herhangi birinizin işiteceği sâlih kelimedir (yâni iyi bir sözdür)"buyurdu. Rasûlullah: . Peygamber (S): “İslâm’da advâ ve tüyere inancı yoktur...5777 C..

542-. evvel ki rivayetle çelişkilidir. Sevbân radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir cenazeye katılmıştı.56). alıntıları: Tirmizi. Nesâi.... Cenâiz 42.... 5452 C.“Kıyamet günü yarattıklarından ilk elbise giydirilecek olan kişi İbrâhim’dir. Cenâiz 49. çıplaklar ve erlik yerleriniz sünnetsiz olarak toplanacaksınız" buyurdu.) İlk yaratışa nasıl başladıksa. .s..55. 543...15 S... mülk bir imtihan vasıtasıdır ve dünya malı dünyada kalır. yine onu iâde edeceğiz. cenazenin ardından yürür.hasretlerinin bir belirtisidir...4348 C. Biz. Karun ve Heman gibilerini değil. mahşerde çıplak v. (va’dettiğimimizi) yaparız. Bundan sonra şu âyeti okudu: “(O günü biz göğü.(1031). Allah ahrette cennet ehlini süsler.S..... yaya ise dilediği yerden. (21/104) Ve şöyle devam etti: .56. Ebû Dâvud. kitâpların sahifelerini dürüp büker gibi düreceğiz. “(binerek cenazeye teşyi etmekten) utanmıyor musunuz? Allah’ın melekleri yaya olsunlar da siz hayvanların sırtında 386 .9 Ötüken..(4180)) 544. (Buhâri Kitâbu’t-Tefsir H. (4. üzerimize hakk bir va’d olarak. Firavun. Cenâiz 55. olarak toplanacağımızı rivayet etmeleri.“Ey insanlar! Şüphesiz sizler (kıyâmet gününde) Allah’ın huzûruna yalınayaklılar. (K.) Bu rivayette.270 Akçağ. Dünyada mal.Muğire radıyallahu anh anlatıyor: aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Resûlullah “Binekli..147 S. Bir kısım binekliler gördü.Hz. İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) bir hutbe yaptı da: ...

"(K.Hz.(3177)) Bu rivayette binekli olarak cenaze teşyi edilemeyeceğini rivayet etmeleri.233)) Bu rivayette ise. 5484 C.(971). değil mezarların üzerine oturmak. 5453 C. üzerlerine yatılabileceğini tahdis etmeleri evvelki rivayetleriyle çelişkilidir.17 S. 5483 C.(4. Osman İbnu Affân radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Osman İbnu Maz’ûn üzerine cenaze namazı kıldırdı. alıntıları: Müslim. Ali radıyallahu anh’tan anlatıldığına göre kabirlere dayanır."(K. kendisi için bir kabrin üzerine oturmaktan daha hayırlıdır. Ebû Dâvud.S.olun (olacak şey değil)!" buyurdular. Cenâiz 28. Dördüncüden sonra (selam vermeyip) biraz durdu. üzerlerine yatardı. 6445C.15 S.El-Heceri rahimehullah anlatıyor: “Resûlullah’ın sahabisi olan Abdullah İbnu Ebi Evfa ile birlikte.122 Akçağ. alıntısı: Muvatta. (K." (K. Ebû Dâvud. Sonra selam verdi ve 387 .Hz.S.(1012). Ben safların muhtelif yerlerinden cemaatin onu uyarmak üzere “sübhanallah" dediklerini işittim. Nesâi.(3228).297 Akçağ.(1. Cenâiz 34. Abdullah dört kere tekbir getirdi.S.271 Akçağ.95)) Bu rivayette kabirler üzerine oturulamayacağını tahdis ettiler.15 S. Cenâiz 48. onun bir kızının cenaze namazını kıldım.15 S. Cenâiz 96. Cenâiz 105. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Birinizin bir kor üzerine oturup oradan da bedenini yakması.) 547/A. alıntıları: Tirmizi. evvelki rivayette bineklinin cenaze teşyiine katılabileceği yolundaki rivayetleriyle çelişkilidir. Cenâiz 77.S. Namazda dört kere tekbir getirdi. 546. alıntısı: İbn-i Mace 1502. 545. 547.Hz.296 Akçağ.

alıntısı: İbn-i Mace 1506.dedi ki: “Siz benim beş kere tekbir getireceğimi mi zannediyorsunuz?" Cemaat: “Evet bundan korktuk" dediler.123 Akçağ.S.." (K.S. alıntısı İbn-i Mace 1503." dedi. 548. Yol ağırlığı deveye yüklenip bağlandı... Katâde şöyle demiştir: Bize Enes ibn Mâlik (R). 6447 C."(K.) Bu iki rivayette... bunlar Bedir kuyularından pis ve pis şeyleri içine alan bir kuyuya atıldılar. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın (cenaze namazında) 5 kere tekbir getirdiğini söylemiştir.Kesir İbnu Abdillah’ın dedesi. Ancak Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm dört kere tekbir getirir. öldürülen Kureyş ileri gelenlerinin atıldıkları kuyunun bir tarafında durdu da onları kendi adlarıyla ve babalarının adlarıyla şöyle çağırmaya başladı: 388 . sonra bir müddet durup Allah’ın söylemesini dilediği bir şeyler söyler.17 S. Bunun üzerine: “Hayır bunu yapmayacağım.. devesinin getirilmesini emretti. Nihâyet peygamber.. Ebû Talha’dan şöyle zikretti: Peygamber (S) Bedir günü harb sonunda Kureyş şeriflerinden yirmi dört kişinin cesetlerinin bir araya toplanmasını emretti de. Bedir harbinin üçüncü günü olunca da Peygamber. Peygamber düşman bir kavme gâlip olunca onun açık bir sâhasında üç gece kalmak âdetinde idi. Sahabeler birbirlerine: -Herhalde Peygamber bâzı ihtiyâcı için gitmektedir sanıyoruz dediler. 549-. sonra da selam verirdi. sahabeleri de kendisinin ardı sıra yürüdüler.17 S. Sonra Peygamber yürüdü. 6446 C.. cenaze namazında dört kereden fazla tekbir getirilemeyeceğini rivayet ettiler.122 Akçağ..) Bu rivayette ise cenaze namazında beş kere tekbir getirilebileceğini söylemeleri evvelki rivayetle çelişkilidir.

.. yaptıkları zulümlere pişmânlık duymaları için. Katâde: Allah onları ayıplamak..15 S. Allah’ın takdir ettiği 389 .. Tirmizi. Katade’nin tevilinden dolayı çelişkilidirler....8 Bâb 7 S.) Bu rivayetlerde ölülerin duyduğunu iddia etmişlerdir..(3231). Müslim. Ötüken) 550.309-310 Akçağ. yakınları da ondan ayrılınca-ki o.Yâ Rasûlullah! Kendilerinde ruhları bulunmayan şu cesetlere ne söylüyorsun? dedi. Nesâi. azâb etmek ve kaçırdıkları fırsatlara yanmaları. (Buhâri.Mağazi H.“Muhammed’in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki. Kitâbu2l. 5500 C. Ayrıca rivayetler kendi aralarında.37273718. itâatiniz sizleri sevindirir miydi? (Ey öldürülenler!) Biz Rabb’imizin bize va’dettiğini nusret ve zaferi muhakkak sûrette gerçek bulduk. 87.(4. küçültmek... alıntıları: Buhari.. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kul kabrine konulup.. cennet 70.S.. Cenâiz 70. (K. yâ Fulân oğlu Fulân! Siz Allah’a ve Resûlü’ne itâat etmiş olsaydınız. Katade bu hususun Bedirde katledilen müşrik önderlerinin pişmanlık duymaları için. Cenâiz 68. Siz de (bâtıl) rabbinizin va’dettiği nusret ve zaferi gerçek buldunuz mu?"buyurdu. Râvi Ebû Talha dedi ki: Umer: . geri dönenlerin ayak seslerini işitir..“Yâ Fulân oğlu Fulân... Bunun üzerine Rasûlullah (S): .98).97.. Ebû Dâvud. 27 C.(1071 -Ebu Hüreyre’den-. Cenâiz 78. benim söylemekte olduğum sözleri sizler onlardan iyi işitir değilsiniz" buyurdu. demiştir. Cenâiz 110..(2870). Bedir kuyusundaki cesetlere Peygamber’in hitâbesini işittirecek derecede hayât vermiştir..Hz.

Sen ölülere duyuramazsın. Buna rağmen Aleyhissalâtu vesselâm’ı gördükleri zaman ayağa kalkmazlardı. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor:”Ashab’a Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’dan sevgili kimse yoktu." (K. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır.özel bir durum olduğunu söylemiştir diye iddia etmelerine rağmen. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . ölmeyenleri de uykularında. Uyanmadığı müddetçe dünyadan hiçbir ses duymaz.O’dur ki. ötekilerini de belli bir süreye kadar (bedenlerine) gönderir. 551. dolayısıyla ölülerde uykudaki insan gibi dünyadan hiçbir ses duymazlar. Uyuyan her kişi uykuyu bilir. alıntısı: Tirmizi. ölümle uyku aynı şeydir. Edeb 13. Ayrıca. geceleyin sizi öldürür.Hz. sonra ölümüne hükmettiğini tutar.S. (O. 3318 C. dünyada) yaptıklarınızı size haber verecektir. sonra belirlenmiş süre geçirilip tamamlansın diye gündüzün sizi diriltir. arkalarını dönmüş kaçarken sağırlara da çağrıyı işittiremezsin. mealen: .10 S. Kur’an’dan başka örnek verecek olursak. duyuyorsa uyanmış demektir.(2755)) 390 . Ayrıca her iki rivayet Kur’an ile çelişkilidir.115 Akçağ. gündüzün ne işlediğinizi bilir.Allah öldükleri sırada canları alır. Bu ölü için diriliş demektir. 6/60 Görüldüğü gibi. Sonra dönüşünüz O’nadır. Sonuncu rivayette duyma işinin tüm ölüler için genel bir durum olduğunu söylemeleri açık bir çelişkidir. 39/42 . Çünkü O’nun bundan hoşlanmadığını biliyorlardı. 27/80 Bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayetler Kur’an’la çelişkili olup aslı yoktur.

.Ebu Miczel rahimehullah anlatıyor: “Hz..) 555-. Tirmizi. Peygamber (S): “Bir cenâze gördüğünüz zamân hemen ayağa kalkınız. Edeb 165.(2756)) Vermiş oldukları üç rivayette.S... İbnu’z-Zübeyr ve İbnu Âmir (radıyallahu anhüm)’in yanlarına geldi. Biz ayağa kalktık.10 S. Muâviye radıyallahu anh. Muâviye Radıyallahu anh. Edeb 165.. “Yabancıların birbirlerini büyüklemek için ayağa kalkmaları gibi ayağa kalkmayın!" buyurdu. Bize Yahyâ ibn Ebi Kesir. Câbir ibn Abdillah şöyle demiştir: bir kere yanımızdan bir cenâze geçmişti..10 S. Cenâzenin ardından giden kimse ise.. bir kimsenin bir başka şahıs için ayağa kalkmasının peygamber tarafından yasaklanmış olduğunu. (Buhâri." (K.. böyle bir hareketin iyi bir hareket olmadığını. cenâze konuluncaya kadar oturmasın" buyurmuştur.(5230)) 553.. Buna rağmen şu rivayetleri de tahdis ettiler: 554-. Peygamber (S) hemen o cenâze için ayağa kalktı.. elinde de bir âsa (değnek) vardı. o da Ebû Said el-Hudri(R)’den tahdis etti.."(K.1236 Bâb 48 Ötüken.3 S..552. 3319 C..116 Akçağ. İbnu’z-Zübeyr oturdu (kalkmadı).Ebû Ümame (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanımıza geldi. 3320 C. Biz de ona uyarak ayağa kalktık ve: 391 ..(5229)...... Hz. alıntısı: Ebû Dâvud. Ebû Seleme ibn Abdirrahmân’dan....69 C. Kitâbu’l-Cenâiz H.116 Akçağ.S... hatta peygamber için dahi ayağa kalkılmaması gerektiği ve peygamberin kendisi için yapılacak böyle bir hareketten hoşlanmayacağını tahdis ettiler. Edeb 13.. alıntısı: Ebû Dâvud. zira Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın: “İnsanların kendisi için ayağa kalkmalarından hoşlanan kimse ateşteki yerini hazırlasın" buyurduğunu işittim" dedi. İbnu Âmir’e: “Otur.

3 S. Cenâiz 76. Ebû Dâvud. Kaadisiyye mevkiinde oturuyorlardı. (970). alıntıları: Müslim. 557 Hz. Bize Amr İbnu Murre tahdis edip şöyle dedi: Ben Abdurrahmân İbn Ebi Leylâ’dan işittim.86..Peygamberin (S)’in yanından bir Yahûdi cenâzesi geçmişti de Peygamber hemen ayağa kalkmıştı. üzerine yazı yazılmasını ve ayakla basılmasını yasakladı. buna rağmen ölen kafirler de insandır onların cenazesi önünde ayağa kalkılması gerekir iddiasında bulunmaları ve bu yönde rivayet tahdis etmeleri açık bir çelişkidir. Cenâiz 96.“Bir cenâze gördüğünüz zaman hemen ayağa kalkınız" buyurdu.. bu ârazilerin halkından.1237 Bâb 49 Ötüken.3 S. üzerine oturulmasını.15 S. denildi.. Şöyle dedi: Sehl ibn Huneyf ile Kays ibn Sa’d. Bunun üzerine Peygamber’e de: Bu bir Yahûdi cenâzesidir. Tirmizi. yâni zimmet ehlindendir. Nesâi.Yâ Rasûlullah! Bu bir Yahûdi cenâzesidir. Kendilerine: Bu cenâze.. Cenâiz 58." (K. (Buhâri. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 392 .88)) 558. denilmişti de Peygamber (S): “Bu da (yaşayıp ölen) bir insan değil mi?" diye cevap vermişti. Ora halkı bunların yanından bir cenâze geçirdiler... Sehl ile Kays hemen ayağa kalktılar.3226). dedik.Hz.. Cenâiz 94.) 556-. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kabrin kireçlenmesini. Kitâbu’l-Cenâiz H.(4.. demişlerdir. (Buhâri.(1052).... Kitâbu’l-Cenâiz H.. Bunun üzerine Sehl ile Kays: .. Bundan öte bu rivayeti uyduranların kimden yana sevgi beslediklerinin açık belirtisidir.S.. ..) Peygamberin önünde dahi ayağa kalkılmaz diye tahdiste bulunup.1238-1239 Bâb 49 Ötüken. üzerine bina yapılmasını. .285 Akçağ.71 C.70 C.. 5470 C.(3225.

6481 C. cehennem alevinden de bir gömlek biçer." (K. Yas tutan kadın. 393 . (Acısını) yutkunuyordu. Allah Teâla hazretleri. oğlu Yusuf Peygamberin kaybolması üzerine. tevbe etmeden ölürse.) 560.17 S. 5477 C.141 Akçağ.Ebû Mâlik el-Eş’ari radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yas tutmak cahiliye işlerinden biridir. değil kadınlar. Bazı durumlar var ki.139 Akçağ. Bu ise duygusal ve hassas olan kadınlar hakkında ileri sürülen ve aslı olmayan çok ağır bir yaptırımdır. çocuğu veya yakını ölen kadına. tam senin gelme zamanındır)!" dedi ve tasadan gözleri ağardı.15 S. Bunlardan bazısı da. Kur’an’dan mealen: .291 Akçağ.S. ona katrandan bir elbise.S. Bu hususta.Ve yüzünü onlardan öteye çevirdi de: “Ey Yûsuf üzerindeki tasam (gel. alıntısı: İbn-i Mace 1574. İslam dininde bazı durumlarda üzülmek yasak değildir. alıntısı: İbn-i Mace.17 S. kandiller takanlara da lanet etsin."(K.Hassân İbnu Sâbit radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm kabirleri ziyaret eden kadınlara lânet etti. 12/84 Bu ayet meali. 6476 C. üzüntüsünden gözlerine perde inen Yusuf Peygamberin babası hakkındadır. Cenâiz 61.) 559.S.“Allah kabirleri çok ziyaret eden kadınlara ve kabirlerin üzerine mescitler yapanlara. alıntısı: Tirmizi." (K. üzüntülü durumdan dolayı Allah’a isyan etmek yasaktır. mezarlığa giderse veya üzülürse lanete uğrayacağı ve cehennemlik olacağı yolunda uydurmuş oldukları rivayetlerdir. 1581 ) Kadınları İslamiyetken soğutmak gayretiyle çok miktarda yalan rivayetler uydurmuşlardır. erkekler dahi üzülürler ve bu gayet doğal bir durumdur. gel.

Onların işine galip gelenler (onların durumlarını iyi bilenler veya onların işini başarıya ulaştırıp tevhidi yerleştirenler) “Mutlaka onların üstüne bir mescid yapacağız. Kur’an’dan mealen: . Mezarının Medine’de Mescid de yapılmış olmasıdır. bu konuda örnek verecek olursak. Allah bunu belirtecekti. Allah’ın (öldükten sonra diriltme) va’dinin gerçek olduğunu ve kıyametin mutlaka geleceğini. o sırada kendi aralarında onların durumlarını tartışıyorlardı: “Onların üstüne bir bina yapın! dediler. (Bunlar).Kabirler üzerinde bina veya Mescid v. Onların durumunu tartışan bir grup onların üzerine bir bina yapılmasını istiyorlardı.a.. 561. Dedi ki: Ben Rasûlullah (s. Bu itibarla uydurdukları rivayetlerin aslı yoktur. Yapılmaz diye iddiada bulunmalarına gelince.a. onda asla şüphe olmadığını bilsinler.) (in bulunduğu Medine’)ye hicret edince (Rasûlullah’ın kendisine “İsmin nedir?"diye sorması üzerine “Zalim" cevabını veren (Bunun üzerine Rasûl-ü Ekremden) “Hayır sen Beşir’sin" cevabını alan Rasûlullah (s.s.. Neticede mescid yapılmasını isteyenlerin galip gelmiştir. Ayette tasvip olayı vardır.a) ile birlikte yürürken (bir ara Rasûl-ü Ekrem) müşriklerin kabirleri üzerine uğradı da üç defa “Bunlar daha önce çok hayır(lar)la karşılaştılar (da ondan yüz 394 .)’ın azatlı kölelerinden (rivâyet olunmuştur)."dediler (ve bir mescid yaptılar). Ma’bed iken Rasûlullah (s. Mahzuru olması halinde ilk sahabelerin bu olayı yapmalarının mümkün görülmemesidir. Diğer bir hususta. Eğer bina veya mescid yapılması hususu yasak veya mahzurlu olsaydı.. Rab’leri onları daha iyi bilir. fakat bu hususta Kur’an’da herhangi bir yasaklama olmadığı gibi. Peygamber aleyhissalâtu vesselâmın.(Nasıl onları uyutup sonra uyandırdıksa yine) böylece onları (bâzı insanlara) buldurduk ki. Cahiliye devrinde ismi zalim b. 18/21 Mealini yazmış olduğum bu ayet Eshabı Kehf hakkındadır.

a.3230 C. mezarlıkta ayakkabı giyilmiyorsa. cenâiz 68.) tanıyınca (hemen) onları çıkarıp attı. Buna rağmen şu rivayeti tahdis ettiler: 562-. diğer rivayet edenler: Nesâi. Bu itibarla bu iki rivayet birbirleriyle çelişkili olup aslı yoktur. El-Cenâiz 820) Bab 72-74 S."buyurdu. cenâiz 108.Ebu Musa el-Eş’ari radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ölüye. Bunun üzerine (Rasûlullah ona) “Ey..)’dan (bir) bakış (onlara doğru) bir süre devam etti. Bir de baktık ki ayağında ayakkabıları ile kabirler arasında gezinen bir adam karşımıza çıkıverdi.a.Gerçekten kul kabre konulup da kendisinden uzaklaşıp gittikleri sırada onların ayakkabılarının seslerini işitir. Diriler “Ey koruyucu! Ey giydirici! Ey yardımcı! Ey sığınak!"gibi (hitaplarla ölüye seslendikçe) ölü kıskıvrak tutulup çekilir ve: “Sen böyle misin? Sen böyle misin? denilir. mahzurlu olan şeyi tasvip manasında rivayetle örnek göstermek çelişkidir. cenâiz 70. olmayan ayakkabıların sesini nasıl işittiler veya mahzurlu olmasına rağmen giyiliyorsa. Müslim. Adam Rasûlullah (s. 563. K.3231 Şamil. Nesâi. (Ebû Dâvûd. Sonra Müslümanların kabirlerine uğradı ve “Bunlar da çok hayırlara eriştiler" buyurdu. cenâiz 107. yazık sana (çabuk) ayakkabılarını (ayağından çıkarıp) at. diğer rivayet edenler: Buhâri." 395 . sibt (denilen tabaklanmış sığır köselesin)den yapılmış ayakkabı giyen kimse.134 Şamil. sünne 24.) Bu rivayete göre kabirler arasında ayakkabıyla gezinilemeyeceğini rivayet ettiler. Ebû Dâvud. cenâiz 46.) (şöyle) buyurmuştur: “. (Ebû Dâvûd. Enes İbn Malik’den (rivayet edildiğine göre) Peygamber (s.136 H.) Madem ki. K.12 S. “mezar ehli“. dirinin ağlaması sebebiyle azap edilir.a..87.çevirdiler)"buyurdu. El-Cenkiz (20) Bab 72-74 H. İbn Mâce. Sonra Rasûlullah (s.

Kur’an’dan örnek verecek olursam. bunu işitince) “Sübhanallah! Allah Teâla hazretleri “Birinin günahını bir başkasına yüklemez" buyurmadı mı!"dedim. Peygamber Kur’an’a aykırı sözler söylemiştir demeleri ise.Ve çok vefâlı İbrâhim’in (sahifesinde yazılı olan şu gerçekler): 53/37 396 . Zira böyle bir durumda bütün yalanları ortaya çıkmış olacaktır.S. bir tarafta da sen bana yalancımı demek istiyorsun sözü. 6488 C.145 Akçağ.Yoksa kendisine haber mi verilmedi: Mûsa’nın sahifesinde (yazılı) olan? 53/36 .De ki: “Allah. hadis konusunda burasıdır. Peygambere bir iftira ve büyük bir zülümdür: Hiç kimsenin başkasının günahından sorumlu olamayacağı konusunda. alıntısı: İbn-i Mace 1594 ) Uydurmuş oldukları bu rivayette. Sonra dünüşünüz Rabb’inizedir. Ebu Musa radıyallahu anh’ın aleyhissalâtu vesselâm’dan anlattığını aktarıyorum. Kur’an’ın.17 S. mealen: .Râvi Esid der ki: “(Ben. bir başkasının (günah) yükünü taşımaz. yolların ayrıldığı nokta. rivayetlerinin doğruluğuna veya yanlışlığına ölçü olamayacağını vurgulamayı amaçlamışlardır. Kendi (günah) yükünü taşıyan hiç kimse." 6/164 ." (K. (O) ayrılığa düştüğünüz gerçeği size haber verecektir. İşte din açısından. Bir tarafta Kur’an ayeti. Hiçbir şekilde rivayetlerinin Kur’an ölçüsüne vurulmasına tahammül edemezler. Musa İbnu Ebi Musa: “Yazık sana! Ben sana. her şeyin Rabb’i iken ben O’ndan başka Rab mi arayayım? Herkesin kazandığı yalnız kendisine aittir. Yoksa sen Ebu Musa’nın Rasûlullah’a iftira ettiğini mi sanıyorsun? Veya benim Ebû Musa hakkında yalan söylediğimi mi zannediyorsun?" dedi.

Şu cevabı verdi: “Su temizdir. “Azaldığı zaman?"dedim. 3494 C.S. Buna rağmen. “Avret mahallinin (dizinin) altına düşer" dedi. Peygamberin Kur’an’a aykırı söz söylemeyeceği açıktır. Suyun en çok olduğu durumda kasıklara kadâr çıkar" dedi.. bu konuda tiksindirici iftiralarda bulunmuşlardır. Örneğin: 564. halbuki onun içerisine (ölmüş) köpeklerin leşleri. (ne yapalım. kadınların hayız bezleri. Nesâi. C." (K. başkasının günah yükünü yüklenmez. su almaya devam edelim mi?)"diye sordular. Tahâret 34. 53/39 Rivayetleri Kur’an’a aykırı olduğu gibi.İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur. Sonra ridâmı ölçtüm. Ebû Dâvud der ki: Budâ’a kuyusunu ridam ile bizzat takdir ettim.174)) “Bu.10 S. insan pislikleri atılıyor. Miyâh 2. Ebû Dâvud’un metnidir. Tirmizi.10 S.Ki hiçbir günahkâr. alıntıları: Ebû Dâvud.317 Akçağ. Ebû Dâvud der ki: “Kuteybe İbnu Said’i işittim. TEMİZLİK KONUSUNDA UYDURMUŞ OLDUKLARI BAZI RİVAYET ÖRNEKLERİ: Elbise ve Beden temizliğinin. 53/38 .(1.) 397 . Tahâret 49.317 Akçağ.(66). Üzerine ridâmı gerdim." (K. Kuyunun genişliği altı zirâ idi. Bahçenin kapısını bana açan kimseye: “Kuyunun süre gelen yapısı hiç değiştirildi mi?"diye sordum. onu hiçbir şey kirletmez.(66). İslam dininde ki önemi büyüktür.S.Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü! Biz senin için Budâ’a kuyusundan su alıyoruz. Bana “Hayır" dedi. Kuyunun içindeki suyun rengini değişmiş gördüm.

518)) Kulle veya Cerra testi demektir. (63. Arkadaşları onları bu tatbikattan yasakladı.320 Akçağ. (279).28)) 567. 3495 C. Kendisine çöl bir arazide bulunan bir sudan ve ona uğrayan hayvan ve vahşilerden soruluyordu.65).373-374 Akçağ. yasaklaması sebebiyle kabrinde azâba uğradı. Bundan amaçları öbür rivayetlerinde olduğu gibi. bıçakla idrarın değdiği yeri kazıyorlardı. tıpkı kadınlar gibi abdest bozuyor" dedi.Hz. 3555 C.10 S. onun temizlenmesi.İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ı dinledim. Bu adam.S. Nesâi. Bu iddialarına rağmen sistemleri gereği bu rivayetlerine ters düşecek rivayetlerde uydurmuşlardır. (1.S.10 S. 3523 C. örneğin: 566. alıntıları: Ebû Dâvud.565.10 S.(517.Abdurrahmân İbnu Hasane radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. “Beni İsrâil’in arkadaşının başına geleni işitmedin mi" dedi ve devam etti: “Onlara idrar bulaşınca. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir kaba. Sonra onun gerisine çömelip ona doğru küçük abdest bozdu. Nesâi. Ebu Dâvud. Tirmizi Tahâret 50.175). alıntıları: Buhari.(22). Suyu hiçbir şeyin kirletemeyeceğini iddia etmeleri temizliğin inkarı demektir. Tahâret 33. Vudû 33.(1. İbnu Mâce.351 Akçağ. yedi kere su ile yıkanmasına bağlıdır. 398 .(1. köpek banmışsa. Tahâret 26. Aleyhissalâtu vesselâm bu sözü işitmişti. elinde kalkan gibi bir şey olduğu halde bize doğru geldi ve onu yere bıraktı.64. hatta bunların ilki toprakla olmalıdır. Muvatta Tahâret 35.26." (K.(67). Tahâret 97. Müslim. Şöyle cevap verdi: “Eğer su iki kulle miktarında olursa pislik taşımaz!" (K. Miyah 3.S. Yanımızdakilerden biri: "(Resûlullah’a) bakın." (K. Tahâret 75. Tahâret 11.34). alıntıları: Ebû Dâvud. temizlik konusunda da Müslümanları kargaşaya sürüklemek istemeleridir.

5/4 399 .176." (K. kedinin yediği yerden yemeği (bir miktar) yedi.(1. Aişe radıyallahu anhâ’ya bir miktar yemekle gönderdi. Hz.72.Tahâret 37.Dâvud İbnu Sâlih İbni Dinâr et-Temmâr.(71. Nesâi. Allah’ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların. Fakat bıldırcın avlayan köpeğin ağzı necistir. De ki: “Size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Şüphesiz Allah. (Ben de bıraktım). Hz. Sonra da şu açıklamayı yaptı: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam: “Kedi necis değildir. elimdekini koymamı işâret etti.73). “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kedinin artığıyla abdest aldığını gördüm.177)) Bir taraftan iki testi miktarı suyu bile. Tahâret 38. Ben ayrıca.S. Ancak bir kedi gelerek üzerinden yedi.3526 C. suyun temiz olduğunu. Aişe’yi namaz kılıyor buldum.10 S. hesabı çabuk görendir. Gelince Hz.(76)) İddia ettiklerine göre. Tirmizi. sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah’ın adını anın. onu hiçbir şeyin kirletemeyeceğini iddia ederken. 468. Bana. o sizi çokça dolaşan birisidir" demişti. Aişe radıyallahu anhâ. ilki toprakla olmak üzere yedi defa yıkanması gerektiğini iddia etmek açık bir çelişkidir. Miyâh 7. Tahâret 68. köpek leşleri. lağım faresi yakalayan kedinin ağzı temizdir. alıntısı: Ebû Dâvud. annesinden anlatıyor: “Efendim beni. Allah’tan korkun. namazdan çıkınca. Diğer taraftan idrarın değdiği yeri bıçakla kazımanın gerektiğini ve av hayvanı olarak tuttuğu av yenen köpeğin ağzını bandığı kabın. kadınların hayız bezleri gibi şeylerin pisletmediklerini. mealen: . insan pislikleri.Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. Bu hususta yalan söylediklerine dair Kur’an’dan örnek verecek olursam.(91).353 Akçağ.

Bu rivayet kız çocuğuna düşman olup. yada kız çocuğuna ait olmuş fark eden nedir ki. (375)) İdrar idrardır." (K. 3538 C. 570. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın kucağında idi. 3507 C. Tahâret 68.(25)) İnsanların kullandıkları iki testi miktarı suya pisliğin zarar vermediğini tahdis etmeleriyle.) küçük abdestini bir şişe içerisine 400 . ha erkek çocuğuna ait olmuş. Ben atılıp: “Ey Allah’ın Resûlü (yeni) bir elbise giy.S.336 Akçağ. ancak erkek çocuğun idrarı su ile çilemek suretiyle temizlenir!" buyurdular.S. O kadar ki.10 S. elbisesine akıttı. İzârını da bana ver yıkayayım!"dedi. Ashab: “İki lânet de nedir? diye sorunca.363 Akçağ. Cevaben: “Kız çocuğunun idrarı olsa yıkanırdı. kedinin de ağzı temizdir. Ebû Dâvud. onları diri diri toprağa gömen zihniyetin eseri asılsız bir iddiadır.Hz.(269). Tahâret 14. gölgelerine abdest bozanlardır!" (K.10 S.Ebu Vâil’den gelen bir rivâyet şöyle: “Ebu Musa radıyallahu anh küçük abdest (bozma) hususunda çok titiz davranır (üzerine sıyrıntı değmemesi için âzami gayreti gösterirdi.Lübâde Bintu’l-Hâris anlatıyor: “Hz. alıntıları: Müslim. açıkladılar: “İnsanların yollarına abdest bozanla. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm iki lanetten korkun buyurdular. yollara veya gölgeliklere abdest bozanların lanetleneceklerini iddia etmeleri çelişkidir. Tahâret 137. alıntısı: Ebû Dâvud. köpeğin ağzı temiz olduğu gibi. Ali’nin oğlu Hasan radıyallahu anhümâ.Yalnız şunu belirteyim ki: Bir pisliğe bulaşmadığı müddetçe. 569. 571. temizlik yönünden fark iddia ediyorlar.

bozar ve: “Beni İsrâil’den birinin bedenine sidik değecek olsa." (K.61.Hz. (363. Hayz 100.. daima çömelerek abdest bozardı.25)) 572.(3. adam kirlenen derisini bıçakla kazırdı" derdi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Meytenin yenmesi haramdır!" buyurdular.104. Nesâi.İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. Mezâlim 27. 3531 C.364.S. Zekât 61. alıntıları: Tirmizi.S. O. 3549 C. Zebâih 30. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.369-370 Akçağ.10 S. Müslim. Tahâret 24.103.(1. (K. Oradakiler: “Ama bu meytedir (leştir. ölmüş (ve terkedilmiş) bir koyuna rastlamıştı.373 Akçağ.10 S. Nesâi. Vudû 62..26)) Yukarıdaki iki rivayetin bir birleriyle çelişkili oldukları açıktır.(13). 573. Sayd 401 . Aişe radıyallahu anhâ’dan rivâyete göre şöyle derdi: “Size kim. istifâdesi câiz değildir)"dediler. “Bunun derisinden faydalanmıyor musunuz?"buyurdular.S.357 Akçağ.365). Derken bir kavmin bir duvar gerisindeki küllüğüne rastladık..10 S.. 3553 C.. alıntıları: Buhari.. Ben..60. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın ayakta bevlettiğini söylerse. sakın onu tasdik etmeyin. alıntıları: Buhari. . Muvatta. Tahâret 8. Tahâret 9..” Bir başka rivâyette: “Bunun derisini alıp debbağlı yarak istifâde etmiyor musunuz?"demiştir. Tahâret 25. Büyû 101. tıpkı sizden birinin ayakta bevletmesi gibi durup ayakta bevletti. “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’la bir beraberliğimizi hatırlıyorum.(12).. (K. Müslim. (Bunu işiten) Huzeyfe radıyallahu anh dedi ki: “Arkadaşınızın titizliği bu kadar ileri götürmemesini tercih ederim. Beraber yürüyorduk.

K. Rasûlullah (s. sonra ki rivayette cünüplükten yıkanmak için üç avuç suyun yeterli olacağını tahdis etmeleri çelişkidir.Abdullah İbnu Ukeym radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. K. ayrıca: İbn Mâce.432 Şamil.. Rasûlullah (s.) şöyle buyurmuştur.(2. Üç avuç suyun değil insan vücudunu yıkamaya yeterli 402 .) Evvelki rivayette hiçbir kıl dibi yıkanmadan bırakılamaz diye tahdis etmişken. Cübeyr b.a.Taharet (1).171. Ali (r.a.10 S..)’ın yanında cünüplükten dolayı yıkanmaktan bahsettiler.” Ali (r. Libâs 7.172) . (4127.16.98).(7. . Tirmizi. Nesâi.1 S.S...4121). Mut’im’den rivâyet edildi ki: Sahabe-i Kirâm (r. libâs 42.a.239 C.249 C. Libâs 41.) 574.Taharet (1).(7. 4128). 3534 C. Bâb 97 H.359 Akçağ. Libâs 7.a. (Ebû Dâvud." (K. 575.175)) Yukarıdaki iki rivayetin bir birleriyle çelişkili oldukları açıktır.)’den rivayet edildiğine göre.(1727). Ebû Dâvud.a. Nesâi.a) “Bunun (bu şiddetli azabı duyduğum) için (üç defa) başıma (saçıma) düşman oldum" der ve saçını tıraş ederdi. taharet 106.(4120.) her iki ile de göstererek “Bakın ben başıma üç defa (üç avuç) dökerim" buyurdu. . (Ebû Dâvûd..) Rasûlullah (s. Fera’ ve’lAtire 10. “Kim kıl dibi kadar bir yeri yıkamayıp cünüp bırakırsa ona (terk edilen yere veya bu yeri yıkamayıp terk eden kişiye) şöyle böyle (veya şu kadar süre) azap edilir. Fera’ ve’l-Atire 9.448 Şamil. alıntıları: Ebû Dâvud. ölümünden bir ay önce Cüheyne kabilesine şöyle yazdı: “Meytenin ne deri ne de sinirinden istifade etmeyin. ) 576-.(1729).1 S. Tirmizi. Bâb 98 H.

. cennet ahâlisinin çoğunun fakirler olduğunu gördüm.. (Buhâri. Bir toplumda fakirliği övmek suretiyle o toplumun çalışmasına mani olmak ise o toplumun çökmesini arzulayan kimselerin işidir. fakirliğinden dolayı Allah’a isyan eder o da cehennemi hak eder.. iş yaptıranla iş yapanların bulunması üretim için gereklidir. sadaka ve zekatlarını veriyor ve Allah’a şükrediyorlarsa.. Kitâbu Bed’i’l-Halk H. Bize Ebû Recâ’. Eğer maddi varlık sahibi olan Müslümanlar helal yollardan kazanç sağlıyorlarsa. İslam dinine göre cennete gitmenin yolu ancak fakirlikle mümkündür denmesi halinde bunu diyenlerin amacı insanları fakirlikle korkutmak suretiyle İslam dininden uzaklaştırmaya çalışmaktır. EKONOMİ KONUSUNDA UYDURMUŞ OLDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ Bir toplumda.. İmran ibn Huseyn’dan tahdis etti ki. fakirde kazanabilir veya kaybedebilir. İslam Dininde yıkanmanın manası bu değildir.. Kimi zengin vardır. Diğer taraftan. Cehenneme de baktım.. Şimdi bu konuda uydurmuş oldukları rivayetlerinden örnekler verecek olursam: 577-. Bu imtihanı zenginde... Cehennemdekilerin çoğunu da kadınlar gördüm" buyurmuştur. Demek ki mal bir imtihan vasıtasıdır. çocukların bile anlayabileceği gerçek manada yıkanmadır. Çeşitli gelir guruplarının olması. Kimi fakirde vardır. Fakir olan Müslüman kimselerde sabreder ve Allah’a isyan etmeyip. malından dolayı günah işler ve cehennemi hak eder. zenginler.gelmesi. Peygamber (S): “Ben (mi’râc gecesi) cennete baktım da. sevap kazanır ve mallarından dolayı kötülenmezler. bir çok insanın yalnız saçını dahi ıslatmaya yeterli gelmez..) 403 ..51 S. fakirler ve orta halliler olabilir. Allah’ın kendilerine de vermiş olduğu nimetlere şükrederlerse onlarda sevap kazanırlar.3051 Bâb 67 Ötüken.

Peygamber.453 Akçağ. Ancak. Onun zevceleri de (müminlerin) analarıdır.Hz. bir kişinin çıkıp peygambere seni seviyorum demesini ve bunu istisnai bir olaymış gibi göstermeleri ile fakirlikle ilişkilendirmelerinin İslam dininde yeri yoktur. Resûlullah: “Ne söylediğine dikkat et!"diye cevap verdi."(K. alıntısı: Tirmizi.2078 C.7 S. Allah’ın Kitabında. Müslümanları peygamberi sevmekten engelleme çabasıdır. müminlere nefislerinden daha yakındır.446 Akçağ. 2072 C.7 S. Bundan dolayı. Zühd 36. cennete zenginlerden beş yüz yıl önce girerler." (K. 33/6 404 . fakirlik için bir zırh hazırla. böyle bir kimsenin Allah yanında bir değeri olamaz. alıntısı: Tirmizi.Abdullah İbnu Muğattel radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam gelerek “Ey Allah’ın Resûlü! Ben seni seviyorum" dedi.S. dostlarınıza iyilik etmeniz müstesnadır. Zühd 37. (2351)) Peygamberi sevmekle fakirliğin hiçbir ilgisi olmadığı gibi. Çünkü beni sevene fakirlik. Peygamberi sevmeyeni Allah’ta sevmediği gibi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunun üzerine adama: “Eğer beni seversen. Adam: “Vallahi ben seni seviyorum!"deyip. Müslümanların peygamberi sevme olayı istisnai bir olay değildir. Bu (Allah’ın indinde) yarım gündür. hedeflerine koşan selden daha süratli gelir. Allah’ın kitabında böyle yazılıdır.S. (2354)) 579. Bu iddia. akraba da birbirine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Fukaralar. İslam dininde peygamberi sevmek zorunlu bir olaydır. S.578. bunu üç kere tekrar etti.

) 405 . kazandığınız mallar. Peygamberi kendi nefisleri dahil." (K. Fakirlikle kimin korkuttuğuna dair Kur’an’dan örnek verecek olursam. yoldan çıkmış topluluğu (doğru) yola iletmez. beni tasdik eder.S. düşmesinden korktuğunuz ticâret(iniz).De ki: “Eğer babalarınız. 7258 C. ona. alıntısı: İbn-i Mace 4133. sana kavuşmayı sevdir ve ölümünü çabuklaştır. Hatta bu konuda Peygamberin duada bulunmuş olduğunu tahdis etmektedirler. Kim de bana inanmaz ve beni tasdik etmezse malını ve evladını çok kıl. oğullarınız. Resûlünden ve O’nun yolunda cihâd etmekten sevimli ise o halde Allah emrini getirinceye kadar gözetleyin (başınıza gelecekleri göreceksiniz)! Allah.. Şüphesiz (Allah(ın lûtfu) geniştir. kardeşleriniz. Peygamberi sevmekle fakirliğin hiçbir ilgisi olmadığı gibi. Allah ise size kendi tarafından bağışlama ve lütuf vadediyor. ve her ne getirmiş isem onun senin yüce katından olduğunu ve hak olduğunu bilirse.Sakafi radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ey Allah’ım! Kim bana inanır. size Allah’tan. 9/24 Görüldüğü Müminler. ona az mal. örneğin: 580. Peygamber kimseyi bu şekilde fakirlikle korkutmaz. ömrünü de uzat.Amr İbnu es. hoşlandığınız meskenler.Şeytan sizi fakirlikle korkutur. bütün akrabalarından ve mallarından daha fazla sevmek zorundadırlar. (O) bilendir.573 Akçağ. hısım akrabânız. mealen: . eşleriniz. fakir de olabilir zengin de. ve size çirkin şeyleri yapmayı emreder.17 S. dünya imtihan yeridir. Fakat bunlara göre fakirlik Müslüman ın hayat boyu iddialı olmalıdır. 2/268 Dünyada Müslüman. az evlat ver.

Herkes bu rüya(da şehit olan zâtın sonradan cennete girmesine) şaştı. Sonra. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Şu halde ikisinin arasında bulunan mesâfe gök ile yer arasındaki mesafeden fazladır!"buyurdular. Ama cennete öbürü ondan evvel girdi" dediler.” Talha (devamla) der ki: “Ben rüyamda gördüm ki: “Ben cennetin kapısının yanındaydım. uzun yaşayan müminler daha iyidirler diye tahdiste bulunmuşlardır. Halk: “Ey Allah’ın Resûlü!" Bu zat (din için) çalışmada öbüründen daha gayretli idi ve şehit de oldu.Halbuki daha önce 220.<<220>>. ondan sonra bir yıl daha yaşadı. “Evet!"dediler. Cennetten biri çıktı ve o iki kişiden sonradan ölene (cennete girmesi için) izin verdi. şehit olana da (içeri girme) izni verdi.517 Akçağ 1993.Talha İbnu Ubeydullah radıyallahu anh anlatıyor: “Beli (kabilesinden) iki kişi Aleyhissalâtu vesselâm’ın yanına geldiler. Aleyhissalâtu vesselâm: “Ve o ramazan idrak edip oruç tutmadı mı.) 406 . Allah’a kavuşmayı sevme ile kamufle ederek. Müminlere felaket dilerken bu tahdislerini unutu verdiler. Bir de baktım ki yanımda o iki zat vardır. (Dinledikten sonra) Aleyhissalâtu vesselâm:"Burada şaşacak ne var?"buyurdular. Sabah olunca Talha bu rüyayı halka anlattı.17 S.S. 7173 C. bir müddet sonra yine çıktı. Biri gayret yönüyle diğerinden fazlaydı. adam benim için geri geldi ve: “Sen dön. Bu gayretli olanı. rüyayı ona anlattılar. bir gazveye iştirak etti ve şehit oldu. Bu. (K. Resûlullah’a kadar ulaştı. Öbürü. Bunun üzerine Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Berikisi ondan sonra bir yıl hayatta kalmadı mı?"dedi. Örnekte belirttiğim gibi. Sonra o da öldü. Aynı vazifeli zat. bir yıl boyu şu şu kadar namaz kılmadı mı?"Halk yine: “Evet!"deyince. alıntısı İbn-i Mace 3925. şöyle ki: 581. İkisi beraber Müslüman olmuştu. senin cennete girme vaktin henüz gelmedi!"dedi.

25/73 .Onlar ki yalan şahitlik etmezler.Ve onlar ki kendilerine Rab’lerinin âyetleri hatırlatıldığı zaman. 407 . Allah’a kavuşmayı isterler. Tahdis etmiş oldukları rivayette aslında Mümin düşmanlığı yapmaktadırlar. Kısa ömür isterken Müminlerin yok olmasını arzulamaktadırlar. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Allah’ı severler. Kafirlere de çok mal. Allah tarafından övülmüştür. orada hürmet ve selâmla karşılanacaklardır. güya Peygamber aleyhissalâtu vesselâm. İddia ettiklerine göre. Uzun ömür isterken ise amaçları şehitliği hafife almak istediklerindendir. Müslümanlara saldırı olduğu açıkça anlaşılır. bir kimse bir başka kimseye. boş laf (konuşanlar)a rastladıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.İki rivayet arasındaki çelişki düşünüldüğünde asıl amaçlarının. Allah’tan Müminler için az mal az evlat ve çabuk ölüm istemiş. çok evlat ve uzun ömür istemiş.Orada ebedi kalacaklardır. 25/72 . sana az mal az evlat versin canını da çabuk alsın derse bu dostça bir davranış olarak yorumlanamaz. gönüller açan eşler ve çocuklar isterler ve bu dua öyle bir duadır ki. bize gözler sevinci (gönüller açan) eşler ve çocuklar lûtf eyle ve bizi (senin azâbından) korunanlara önder yap.Ve onlar ki: “Rabb’imiz. öyle ki. Allah. Allah’tan gözler sevinci. Allah’ın rızasını kazanarak. Muhakkak ki. 25/74 . 25/76 Demek ki Müminler dünya hayatında. Mümin kimseler.İşte onlar. Orası ne güzel bir konak ve ne güzel bir makamdır. sabretmelerine karşılık cennetin en yüksek makamlarıyla mükâfatlandırılacaklar."derler. 25/75 . Fakat bunun manası dünya hayatında Allah’tan az mal az evlat ve çabuk ölüm istemek değildir. onlara karşı sağır ve kör davranmazlar.

Hz. Ey Aişe! Fakiri. Allah’ın dünya hayatında verdiği nimetleri red etmek değildir.444 Akçağ. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle dua etmişti: Allah’ım.Allah’ın sana verdiğinden (O’nun yolunda harcayarak) ahiret yurdunu iste. alıntısı: Tirmizi. .İşte onların." Hz. miskin olarak ruhumu kabzet. onlar cennete.Allah’ın rızasını kazanıp cennete girmek dünya hayatından daha iyidir. Yeryüzünde bozgunculuğu arzulama. Cübeyr b. kazandıklarından (alacakları) bir payları vardır. fakat bunun yolu.a. 2/201 . yarım hurma ile de olsa boş çevirme. Zühd 37. ama dünyadan da nasibini unutma. dedi. bizi ateş azabından koru!"der. Allah. Nüfeyr el-Hadrami’den rivayet olunduğuna göre kendisi Ebu’d-Derdâ’yı şöyle derken işitmiştir: Ben Rasûlullah’ı (s. beni miskin olarak yaşat.Onlardan kimi de: “Rabbımız. 2071 C. Müslümanları fakirliğe teşvik etmek için uydurmuş oldukları rivayetlerinden örnekler vermeye devam edecek olursam: 582. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Allah sana ihsan ettiği gibi. Kıyamet günü de miskinler zümresiyle birlikte haşret. Aişe (radıyallahu anhâ) atılarak sordu: “Niçin ey Allah’ın Resûlü?)" “Çünkü. Şüphesiz ki Allah bozguncuları sevmez. hesabı çabuk görendir.7 S. âhirette de güzellik ver. Ey Aişe! Fakirleri sev ve onları (rivâyet meclisine) yaklaştır. 28/77 Şimdi. 2/202 . sen de (insanlara) iyilik et.S. bize dünyâda da güzellik ver." (K.(2353)) 583-. zenginlerden kırk bahar önce girecekler...) şöyle buyururken dinledim: 408 . tâ ki Kıyâmet günü Allah da sana yaklaşsın.

Tıp 1.450 Akçağ. Nesâi 82.S.S.." (K. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.S. Nesâi.97 H."(K." (Ebû Dâvûd.Hz. veresiye yiyecek 409 . (2037)) 585. Cihâd 43.Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bana zayıflarınızı arayın. Zühd 30. Şöyle buyurdular: “Kişinin kendisi için bir yatak." (K. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir yahudiden. Libas 41. 45-46)) 588. zayıflarınız sebebiyle yardıma ve rızka mahzar kılınıyorsunuz. alıntısı: Tirmizi.14 S. Çünkü siz zayıflarınız(ın duası bereketi) ile rızıklandırılır ve yardım edilirsiniz. 4855 C.44 Akçağ.el-Cihâd (15). Cihâd 43. Zira sizler.“Bana zayıfları çağırınız (da ben onların yüzü suyu hürmetine Allah’dan düşmanlara karşı zafer dileyeyim).7 S.90 Akçağ.Katâde İbnu Nu’mân (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah bir kulu sevdimi." (K. Libas 45.. (2594). cihâd 24. ayrıca: Nesâi. Bâb 70 C. Osman radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ademoğlunun şu üç şey dışında (temel) hakkı yoktur: İkamet edeceği bir ev. Tirmizi. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a (evde bulunması gereken) yataklar zikredilmişti. Dördüncü yatak şeytanadır. Cihâd 77.2594 Şamil. avretini örteceği bir elbise. misafir için bir yatak lazımdır. (2084)) 587. Tirmizi.(2342)) 586. alıntıları: Ebû Dâvud.Hz.10 S.135): Müslim. onu dünyâdan korur.(6.15 s.Hz. kadın için bir yatak. 5301 C. K. alıntısı: Tirmizi. (4142). (1702).246 Akçağ. S. alıntıları: Ebû Dâvud. Cihâd 24. 2076 C.) 584. (6. katıksız ekmek ve su.S. 1972 C.

Onu bir hasır örgünün üzerinde uyumuş buldum."(K. Rehn 2. 2069 C." (K."(K.303)) 589." (K.Esma Bintu Yezid (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm. sana bir yaygı temin etsek de hasırın üstüne sersek. Nesâi. Sakın zenginlerle sohbet arkadaşlığı etme.33.38.88.303 Akçağ. Büyû 14. Bir elbiseye yama vurmadan eskimiş addetme. onun sertliğine karşı sizi korusa!” “Ben kim. Meğâzi 85.İbnu Mes’ud (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına girmiştim.S. Cihâd 89.8 S.S. Musâk3at 124. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yarın için hiçbir şey biriktirmezdi."(K. alıntıları: Buhâri. alıntısı: İbn-i Mace.Hz.(2363)) 410 .7 S.(7. bir ağacın altında gölgelenip sonra terk edip giden yolcunun misali gibidir. 592. Büyû 58. (1603). 2176 C. bir miktar zahire mukabili rehine bırakmış olarak vefat etti.(2378)) 591.288. Dünya ile benim misâlim. 2001 C.6747 C. Silm 5. (1781).) 590. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “(Ey Aişe! Cennette) benimle olman seni mesrur edecekse sana dünyadan bir yolcunun azığı kadarı kifâyet etmelidir. (vücudunun açık olan) yan taraflarında izler bırakmıştı. Rehin olarak zırhını verdi.S. Hasır.satın aldı.442 Akçağ.S. Zühd 44.87.294 Akçağ. alıntısı: Tirmizi. “Ey Allah’ın Resûlü dedim.6 İstikraz 1. Müslim.244 Akçağ. zırhını bir yahudinin yanında. alıntısı: Tirmizi. Libâs 38.7 S. dünya kim. 24.5.S. alıntısı: Tirmizi. Zühd 38.17 S.8 Akçağ. 1970 C.7 S..Hz.

" (K.17 S.424 Akçağ.17 S.S. içindeki kepekten uçan uçardı. “Aleyhissalâtu vesselâm vefat edinceye kadar elek görmedim" dedi. Libâs 35. Sehl: “Rasulûllah aleyhissalâtu vesselâm vefat edinceye kadar. “Biz onu üflerdik. Kalan (kepek)leri de su ile yumuşatıp yoğururduk" cevabını verdi.İbnu Abbâs radıyallahu anhıma anlatıyor: “Fâlûzeci ilk işitmem şöyle oldu: “Cebrail aleyhissalâm Rasûlullah’a gelip: “Ümmetine yeryüzü açılacak.S. Resûlullah bu haber karşısında hıçkıra hıçkıra ağlamıştır. O zaman onlara dünyalık bol bol akacak. Öylesine akacak ki fâlûzeç bile yiyecekler" dedi. (4036).S. (2080).) 596. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: “Fâlûzeç nedir?"diye sormuş.422 Akçağ." (K. hararetini. Aişe radıyallahu Anka’nın yanına girdim.Ebû Bürde İbnu Ebi Mûsa el-Eş’âri anlatıyor: “Hz.Ebu Hâzım anlatıyor: “Ben Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh’a: “Sen has undan yapılmış beyaz ekmek gördün mü? diye sormuştum. “Öyleyse elenmemiş arpa ekmeğini nasıl yiyiyordunuz?" dedim. 6983 C. Elimi üzerine koydum. (1733)) 594." (K. “Ey Allah’ın Resûlü! Hararetiniz çok fazla!"dedim. alıntısı İbn-i Mace 3340. Ebû Dâvud. Libas 10. Libâs 8. 5297. beyaz ekmek görmedim" dedi. alıntısı: İbn-i Mace 3332.) 595. Ben tekrar: “Resûlullah zamanında ashabın eleği var mıydı? Dedim. Cebrail aleyhisselâm: “Yağ ve balı karıştırıp yapılan helva" diye açıklamıştır.593. 411 . Bana yamalı bir giysi ve kaba bir izar çıkardı ve “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam şu iki (parça)nın içinde vefat etti!"dedi.Ebu Sa’idi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hasta yatmakta iken yanına girdim. 6986 C. Tirmizi. yorganın üstünden elimin altında hissettim.

Hangi insanlar en çok bela “Peygamberler!"buyurdular. Onlar. Selmân: “Aleyhissalâtu vesselâm bana: “Birinize dünyalık olarak bir yolcunun azığı kadarı yeterli" diye ahdetmişti. Sa’d: “Niye ağlıyorsun? Ey kardeşim. sen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a arkadaşlık etmedin mi? Şöyle değil mi. Belalar bize katmerli gelir.542 Akçağ.S." 412 . sizin bollukla sevindiğiniz gibi fakirlikle sevinirler. böyle değil mi (diye ağlamasını abes kılan bir kısım faziletleri hatırlattı). (hak) taksim ettiğin zaman taksiminden. şimdi kendimi o ahdi tecavüz etmiş görüyorum.Hz. Selman radıyallahu anh şu cevabı verdi: “Ben şu iki şeyden biri için ağlamıyorum: “Ben ne bir dünya düşkünlüğü ne de ahiret gafleti sebebiyle ağlıyor değilim. kendisini örten abadan başka bir şey bulunamaz. Yanına varınca Selman’ı ağlıyor buldu. O bana bir husus ahdetmişti. alıntısı: İbn-i Mace 4024. ey Sa’d! Hüküm verdiğin zaman hükmünden.) 597. “Sonra sâlihler! Buyurdular ve açıkladılar: Onlardan biri fakirliğe öylesine müptelâ olur ki. bir şeye yöneldiğin zaman niyetinden Allah’tan kork. buna mukabil ücretleri de katmerli verilir" buyurdular. Beni ağlatan Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın bir ahdidir." Sa’d: “Resûlullah size ne ahdetmişti?"diye sordu. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hastalanmıştı. “Ey Allah’ın Resûlü! Sonra kimler?"dedim. Sana gelince. Ben kendimi bu haddi aşmış görüyorum." (K. “Ey Allah’ın Resûlü! çekerler?"dedim. Sa’d İbnu Ebi Vakk’as geçmiş olsun ziyaretine gitti.17 S.“Biz (peygamberler) böyleyiz. 7211 C.

bilen bir topluluk için ayetleri böyle açıklıyoruz.590). ve yarın için hiçbir şey biriktirmezmiş (Ö.17 S.O ki. kulları için çıkardığı süsü ve güzel rızıkları kim haram etti?"De ki: “O.596). Mescide gidildiğinde insanlar güzel süslü 413 . Peygamber dahi hasır üzerinde isteyerek yatıyormuş (Ö. her mesci(de gidişiniz)de süs(lü. Vefat ettiği zaman zırhı yiyecek karşılığında bir yahudide rehinmiş (Ö. Bunlarla çelişkili olarak işlerine geldiği zaman kullanmak üzere metotları gereği başka rivayetleri de mevcuttur. israf edenleri sevmez.) Ve bunlar gibi. 7/31 .Ey Adem oğulları. yiyin için.593). Fakirlik salih insanlara has bir şeymiş (Ö. mal edinmeyle ilgili olarak Kur’an’dan örnekler verecek olursam." (K.588-589).595). Evinde bulunduracağı yatak sayısı üçten fazla olmamalı (Ö. Ve daha bunlara benzer başka rivayetleri vardır. Kaba izar ve yamalı giysi giyermiş (Ö. onları yedi gök olarak düzenledi. Müslümanların yağ ve balı karıştırarak yemeleri ağlanacak bir durummuş (Ö. dünya hayatında inananlarındır. “İşte biz.Ravilerden Sâbit der ki: “Selman radıyallahu anh’ın vefat ettiğinde geriye nafaka olarak sadece yirmi küsur dirhemlik bir mal bıraktığı haberi bana geldi. güzel elbiseler)inizi (üzerinize alın. bu konuda da yalan söyledikleri kolayca anlaşılır.S. sonra göğe yöneldi. kıyamet günü de yalnız onlarındır. Bu rivayetlerinden örnekler vermeden önce.592). alıntısı: İbn-i Mace 4104.563564 Akçağ.De ki: “Allah’ın. 7/32 İnsanlar yeryüzünde ne varsa hepsinden meşru olarak istifade edebilir. fakirliği övücü ve fakirliğe teşvik edici bir çok başka rivayetlerde mevcuttur. yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı.586).597). O. her şeyi bilir. çünkü O. 2/29 . Müslüman’a yolcunun azığı kadarı yeterliymiş (Ö. Mealen: . 7244 C. fakat israf etmeyin. İddia ettiklerine göre bir Müslüman kuru ekmek ve suyla idare etmeli (Örnek 585).

mealen: . çirkin göstermek suretiyle haram olduğunu iddia edenler Kur’an’da tehdit edilmişlerdir. rivayetlerde olduğu gibi men etmeye çalışanlar. taktir edilir ki mahzuru olacak bir mülkü Allah’tan istemez. İstediği mülkte kendisinden sonra hiç kimseye nasip olmayacak seviyede olmasıdır. bunun zorlukla değiştirilmesini isteyen kimseler hakkında Kur’an’da şöyle denmiştir. Süleyman peygamber. seferimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın. Biz 414 . dünya hayatında Müminlerindir. mülk konusunda mülk edinmeyi kötüleyici ve fakirliği övücü olarak tahdis ettikleri rivayetler.” Müminlere örnek olsun diye özellikle peygamberler devamlı acı çeken. bunların arasını uzat da daha uzun mesâfelere gidelim). içinde bereketler yarattığımız memleketler arasında (birinden diğeri) görünen şehirler var ettik ve bunlar arasında yürümeyi takdir ettik: “Oralarda geceleri. Çünkü.Onlarla. hal bu ki.“Rabb’imiz. beni affet. mal. gündüzleri (ne zaman isterseniz) korkusuzca gezin. Kur’an’la çelişkilidir. bana benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk (hükümdarlık ve mal) ver. Sadece israf men edilmiştir. duasını kabul ederek ona istediği mülkü verdi. Allah.elbiselerini giymeye davet edilmişlerdir. bu konuda Kur’an’dan mealen: . (Örnek 596 da olduğu gibi). (dolaşın)"(dedik). Ve onlara şöyle cevap verilmiştir. Süleyman peygambere büyük bir mülk vermişti.“Rabb’im dedi. fakirlik içinde yaşayan ve bir lokma ekmeğe muhtaç kimseler olarak rivayetlerde belirtilmişlerdir. peygamber olmakla. Süsü ve Güzel rızıkları Müminlere haram edenler." dediler ve kendilerine zulmettiler. sen!" 38/35 Ve Allah. Kendilerine nimet verilmişken. onları bu güzel şeylerde. kıyamet günü de yalnız onlarındır. “Bu nimetler. 34/18 . sensin o çok lütfeden. Hal böyle olunca.

şükreden herkes için ibretler vardır. Harâc 19. diğer bir ifadeyle nimete karşı nankörlük etmiş oluyorlardı. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın hanımları.13 S. 4750 C. 34/19 Bu olay Seben’de oturanlar hakkında vuku bulmuştur. peygamberlerin miras bırakamayacaklarını iddia etmişlerdir. Hal böyle olunca Peygamberin Allah’tan fakirlik ve miskinlik istemiş olduğu yolunda iddiada bulunmak. Allah onlara güvenlik içerisinde ve kolayca seyahat edebilecekleri. Müslim. bıraktığımız sadakadır!" demedi mi (nasıl miras talep edebiliriz?) dedim (ve onları bu niyetten vazgeçirdim.Hz. öyle ki insanlar arasında ibretle söylenen efsaneler oldular.O. Kur’an’dan mealen: . sabreden. Ferâiz 3. İslam diniyle bağdaşmayan boş bir iddiadır. Rabb’inin kulu Zekeriyâ’ya rahmetini anıştır. Bu ise büyük bir yanlıştı.346 Akçağ. Bu rivayette.)"(K. Şüphesiz bunda. Rasûlullah vefat ettiği zaman Hz.2977). Cihâd 51. Bu iddia Kur’an’a aykırıdır. Osman’ı Hz. 598.(1758). nimeti ret etmiş oluyorlardı.Bu. alıntıları: Buhâri. Şöyle ki. (insanlar arasında söylenen) efsanelere çevirdik.de onları. O zaman ben onlara: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Bize varis olunmaz. Rabb’ine gizli bir seslenişle yalvarmıştı: 19/3 415 . Ebû Dâvud. Allah’tan mercimek istemek Müslümanların yapacağı uygun bir hareket değildir. Bıldırcın eti varken. onlar ise bu güvenlikli ve kolay seyahatlerinin zorlaştırılmasını Allah’tan istemişlerdir. Ebu Bekr radıyallahu anhümâ’ya gönderip miras hisselerini talep ettirmek istediler. Ve Allah onların bu yerinde olmayan isteklerinden dolayı onları darmadağın etti. 19/2 . Allah’tan zorluk değil kolaylık istemelidir. birbirlerine yakın güzel şehirler ihsan etmiş. Ve onları darmadağın ettik.(2976.S. Zira insan Allah’a muhtaçtır.

Bab 41 H.)" 19/7 Görüldüğü gibi peygamberler miras bırakmaktadır..310-311 Şamil. Hattâb’ı şöyle söylerken işittim: . adı Yahya’dır.Bu kadarını dedim. (Kendi kendime) “bir gün Ebû Bekr’i geçersem işte bugün geçerim" dedim ve malımın yarısını getirdim. (Ne olur) katından bana yerime geçecek bir veli lütfet. demiştir ki: Ömer b. onu beğendiğin bir insan yap. (O’na). karım da kısır.a. Ebû Bekir de malının hepsini getirdi.) 416 ." 19/4 . Resûlullah (s. ben.a. demişti.(Allah buyurdu): “Ey Zekeriyyâ. . Eslem (r..Onlara Allah ve Resûlünü bıraktım dedi.): “-Ailene ne bıraktın?"dedi. ayrıca: Tirmizi. sonra Resûlullah (s." 19/5 . baş. O da: .) O’na: “-Ailene ne bıraktın?"dedi.“Ki (o) bana ve Yakûb oğullarına mirasçı olsun. dedim. Rabb’im." 19/6 . bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayet uydurmadır. 599-.1678 S. Rabb’im. beni istediğimden mahrûm etmedin).Rabb’im. bende kemik gevşedi. Bu (emir) bende mal bulunan bir zamana rastladı.Bundan sonra seninle hiçbir şeyde asla yarışmam. biz sana bir oğul müjdeleriz.ez-zekât (9). ihtiyarlık aleviyle tutuştu. Ben de: .a..a. K.)’den.Resûlullah (s. Daha önce hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik. (Ebû Dâvûd. .Doğrusu ben arkamdan yerime geçecek yakınlar(ımın iyi hareket etmeyeceklerin)den korktum.) bir gün bize sadaka vermemizi emretti. men âkıp 16. sana duâ ile hiçbir zaman bahtsız olmadım (her dua ettikçe kabûl buyurdun.

onu Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) attı" dedi. Allah size mükafatlarınızı verir. O: “Hayır! Vallahi ebediyen almayacağım. Libâs 52. Peygamber şu açıklamayı yaptı): “Yanımda kalan bir kısım altın vardı (namazda) onu hatırladım.84)) Malların tamamının bağışlanması yolunda uydurmuş oldukları bu rivayetler. Eğer iman eder ve sakınırsanız. mealen: . Gelince.Ukbe İbnu’l-Hâris (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize ikindi namazı kıldırmış idi. Halk onun bu telâş esinden hayrete düşmüştü.S. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) gidince adama: Yüzüğünü al (başka sûrette) ondan faydalan" dediler. 47/36 Servetlerle ilgili olarak kendi kendi aralarında çelişkili bazı hadis örnekleri: 601.Dünya hayatı ancak bir oyun ve oyalanmadır. Zekât 20.Sa’id İbnu’l-Müseyyeb anlatıyor: “Hz. 2178 C. Ancak geri dönmesi gecikmedi.S.7 S.(2090)) 602. İsti’zân 36.600." (K. Ezân 155. alıntısı: Müslim. Nesâi. (Selam verince) acele ile cemaati yarıp evine girdi. 2096 C. sizden mallarınızın tamamını istemez. alıntıları: Buhari.İbnu Abbas (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir adamın elinde altından bir yüzük gördü. Ömer Süheyl (radıyallahu anhımâ)’e: “Niye parmağında altın yüzük 417 .8 S. Şöyle ki. Kur’an’a aykırıdır. (halkın merakını yüzlerinden anlayan Hz. Amel fi’s-Salât 18.10 Akçağ. O."(K. Beni alıkoyacağından korktum ve hemen gidip dağıttım.471 Akçağ. Onu çıkarıp attı ve: “Biriniz tutup ateşten bir parçayı alıp eline koyuyor!"buyurdu. 104 (3.

S. Ferâiz 26.7015 C.Üsâme İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Müslüman kimse kâfir kimseye varis olamaz: kâfir de Müslüman’a varis olamaz. Ferâiz 10.S. tek bir avuçla." (K. 4706 C. Ebû Dâvud. 605.(2912. Ömer: “O da kimmiş?"dedi. İsa aleyhisselâmın kabı idi. alıntısı: Ebû Dâvud." (K.472 Akçağ.164." (K. Suyu çalkalamadıkça geceleyin de içmesin.İbnu Ömer radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm yüzükoyun yatarak dudaklarımızla su içmemizi yasakladı.165)) 603. artar eksilmez. Ferâiz 15. (8. ama ayıplamadı" deyince. Tirmizi. 2098 C. 4711 C.7 S. kadehi atmış ve: “Öf! Bu dünya ile beraberdir!" demiştir. ona galebe çalınmaz). Kim kapla içmeye muktedir olduğu halde. Müslim. Mu’az’a bir yahudinin miras meselesi getirildi. Beriki: “Onu senden daha hayırlı olan da gördü. alıntısı: İbn-i Mace 3431.909-310 Akçağ.Ebu’l-Esved ed-Düeli anlatıyor: “Hz. Ferâiz 10.) 418 .13 S. alıntıları: Buhâri. Bu (avuç). Çünkü o." (K. Zinet 42. Keza.13 S.(2108)) 604. alıntısı: Nesâi.2913)) İki rivayet bir birleriyle çelişkilidir. avuçlayarak içmemizi de yasakladı ve buyurdu ki: “Sakın sizden kimse köpeklerin içtiği gibi suyu dudaklarıyla içmesin! Allah’ın gazabına uğrayan kavim gibi tek eliyle de içmesin. tevazu düşünerek eliyle içerse Allah parmakları adedince kendisine sevap yazar. Hz.görüyorum? Dedi. ağzı kapalı ise çalkalamaya gerek yok. Ferâiz 1.S.(2909). Onun Müslüman oğluna da mirastan pay verdi ve dedi ki: “İslâm (galebe çalar.S.436 Akçağ.(1614). Süheyb: “Resûlullah!" cevabını verdi.17 S. Hz.301 Akçağ.

alıntısı: İbn-i Mace 3435. bir ağaç diker yâhud ekin eker de bunların hiçbirinden bir kuş yâhud bir insan yâhud bir hayvan yesin de.. 419 .Bize Kuteybe ibnu Said tahdis edip şöyle dedi: Bize Ebû Avâne tahdis etti. Ebû Umâme el-Bâhili (R) bir keresinde bir demir saban ve zirâat âletinden bir şey gördü de hemen şöyle dedi: Ben Rasûlullah (S)’tan işittim. 607.. ..7016 C.... Enes (R) dedi ki: Rasûlullah (S): şöyle buyurdu: “Hiçbir Müslüman yoktur ki. Kitâbu’l-Muzâra’a C..1 Ötüken. H ve yine bize Abdurrahmân ibnu’lMübârek tahdis edip şöyle dedi. demiştir ki:.İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın....2 Bab 1 Ötüken.) İki rivayet bir biriyle çelişkilidir. Nüfeyli bir diğer rivayette (“ateş" sözü yerine) “cehennemin kor ateşi”.2151 H. Bize Ebû Avâne.5 S..437 Akçağ..606.2152 H. 609-.... Enes’ten tahdis etti. El-Hanzeliyye’den.. Kitâbu’l-Muzara’a Bab 1 C. dedi.) Bir taraftan ziraatçılığı överken. cam bir bardağı vardı.. Sehl b. diğer taraftan kötülemeleri bir çelişkidir.17 S. (suyu) onunla içerdi... hakirlik) girdirilir”.. Oradakiler: . kendisini ateşe götürecek şeyi çoğaltmış olur" buyurdu." (K.. “-Kimin yanında kendisine yetecek malı olduğu halde dilenirse.5 S... kendisi bundan faydalanmasın! Muhakkak buna mukabil o Müslüman için bir sadaka sevâbı olmuştur”.) 608-.... (Buhâri.Ya Rasûlullah! Kişiye yetecek malın miktarı nedir? Dediler. o eve muhakkak bir zelillik (horluk..... şöyle buyuruyordu: “Bu âlet bir âilenin evine girerse...S.. -Nufeyli bir diğer rivâyette bunun yerine “varlığıyla beraber dilenmek uygun olmayan zenginliğin miktarı nedir? dedi -. (Buhâri....

11 S. Et’ime 34.“Ona öğle ve akşam yemeğinde yetecek miktardır" buyurdu.40 Ötüken. Bize İbnu Ebi Zi’b. alıntıları: Tirmizi." (K.. Kendisine bunun bud kısmı sunuldu.S.) 610-.)’den. Müslim.. (Buhâri. Said el. Tefsir. .1665 Şamil.. (Ebû Dâvûd..(1838). Ali (r.ez-Zekât (9).. K. K. -Nufeyli bir diğer rivayette bunun yerine. “Onu bir gün bir gece veya bir gece bir gün doyuracak yiyeceğinin olmasıdır" dedi ve bize bunu zikredilen bu sözlerle kısa olarak rivayet etti. 611-.6 S. Buhari.): “-At üzerinde gelse bile. Enbiya 3.. İbnu Mace.(3307). (Ebû Dâvûd..ez-Zekât (9).6 S.. demiştir. Aleyhissalâtu vesselâm budu severdi.. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir et parçası getirilmişti..12 S. Bâb 33 C. Kitâbu’l-Et’ime Bâb 23 C. o da Ebû Hureyre(R)’den tahdis etti ki."buyurdu.) 611/A..296 H.251-252 H. özel arabasıyla gelse dahi manasındadır..191 Akçağ. Onlar Ebû Hureyre’yi kebap yemeğe davet etmişler..) 420 . Bu açıdan düşünüldüğünde iki rivayet arasındaki çelişki kolayca görülür.Makburi’den. fakat o kebap yemeyi kabûl etmeyip: . dilencinin hakkı vardır.1629 Şamil.. Ebû Hureyre bir kerre önlerinde kebap yapılmış bir koyun bulunan bir cemâate uğramıştı. Et’ime 28.a. İsra 5.Hz..) O zamanlar için at üzerinde gelse dahi demelerinin manası bu zaman için. demiştir ki: Resûlullah (s. İman 327..5507 H. Bâb 24 C. Bu bud gelince hemen ondan ısırarak yedi.3953 C. Hüseyin b.a.Rasûlullah (S) şu dünyâdan arpa ekmeği ile karnı doymadan çıkıp gitti..

144 C. hüznün bir kısmını da giderir" buyururken işittim."(Karnına cehennem ateşi dolduruyor demektir.. Fâluzec..Haydi bundan yiyiniz! Çünkü ben Rasûlullah (S)’tan “Telbine hastanın kalbine rahatlık verir.2 S. o da İbn Şihâb’dan....5508 H....) 614. süt un ve balın karıştırılmasıyla yapılan “Telbine" helvasıdır.. yağ ve balın karıştırılmasıyla yapılan helvadır.. Ukayl’den..43 Ötüken.. Peygamberin..Daha önce. Enes ibn Mâlik(R)’ten: Peygamber(S)’in su bardağı kırıldı akabinde kırık yerine gümüşten bir bardak edindi dediğini tahdis etti.. karnına cehennem ateşi dolduruyor demektir. Bu helvanın diğer bir çeşidi.... Bize el-Leys.S.(2065). o da Peygamber’in zevcesi Âişe (R)’den tahdis etti ki. ümmetinin “Fâlûzeç" denen tatlıdan yiyeceklerini duyunca. Eşribe 28.... Örnekte yazmış olduğum rivayette.. Bu da fâluzeç helvasının yenmesi aleyhinde tahdis etmiş oldukları rivayetle çelişki teşkil eder. yalnız hâne halkı ve hısımları kaldıklarında Âişe emretti: Bir çömlek içinde telbine bulamacı pişirildi. 421 . Sonra tirit yapılıp. 595. (Buhâri.. sonra dağıldıkları. Eşribe 17 (3413)) Müslim’in diğer bir rivayetinde şöyle denir: “Kim altın veya gümüş bir kaptan içerse. o şöyle demiştir: Bir ev halkından birisinin vefâtı üzerine ta’ziye için kadınları topladıkları. Tahdis ettikleri diğer bir rivayette Peygamberin telbine helvasının yenmesini tavsiye ettiğini tahdis etmişlerdir. Sonra Âişe: ....12 Bab 24 S.. Kitâbu’lEt’ime C. o da Urve’den. alıntıları: Buhari. telbine onun üzerine döküldü.465 Akçağ. hıçkıra hıçkıra ağladığını rivayet ettiklerini yazmıştım.Ümmü Seleme (radıyallahu anha) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Gümüş kaptan su içen.) 613. Şöyle ki: 612-. demiştir... İbnu Mace." (K. Müslim Libas 1..

(Buhâri. Sonra bundan geri kalanı da Allah yolunda gazâ hazırlığı olarak silaha ve atlara harcar idi..... Allah’ın kendi Resûlü’ne fey olarak tahdis ettiği şeylerdendir...Cihad Hadis 127 C. zırhı bir Yahudi’nin yanında otuz sa’ ölçeği arpaya karşılık rehin edilmiş bulunduğu halde vefat ettiğini tahdis etmişlerdi..) Peygamberin. Bu kabilenin tüm malları peygamberin emrine tahsis edilmişti diye rivayette bulunup.6 S. Umer İbnu’l-Hattâb (R) şöyle demiştir: Benû’n-Nadir malları. Kitâbu’l. (Buhâri.2726 C. peygamber vefat ettiğinde zırhı otuz sa’ yani bir sa’nın 2120 gr. Bu sebeple Benû’n-Nadir malları hususi olarak Resûlullah’a ait olmuş idi. bir de (sağlığında) sadaka yaptığı Fedek arâzisinden başka bir 422 . (Buhâri.. deveye binerek (harb ile) elde ettikleri ganimetlerden değildir..116 Ötüken. diğer taraftan. sahabelerden de yüz binlik servete sahip olanların bulunduğunu rivayet ettiler. servetlerini meşrulaştırmak içinde servetleri öven rivayetler tahdis etmişlerdir. tahdis etmiş oldukları bazı rivayetlerde Peygamberin külliyetli miktarda mal varlığına sahip olduğunu.18 Ötüken.6 H.) Hal bu ki.) Beni Nadir.. Bunlar Müslümanların at sürerek..Râvi Âsım el-Ahvel: Ben bu kadehi gördüm ve (teberruken içine su koyup) ondan su içtim... demiştir.. Ayrıca takip etmiş oldukları çelişkiler metoduna da uymaktadır.... Arpa karşılığı bir Yahudi’nin yanında rehindi demeleri bir çelişkidir.. Kitâbu’l-Cihâd ve’s-Siyer Bab 79 S.. Örneğin: 615-.2895 H..6 S.. Medine’den sürgün edilen bir Yahudi kabilesi idi.2735 Ötüken. bu bir çelişki teşkil etmektedir. Kitâbu’lHumus Bâb 5 C. Fakirliği öven rivayetleriyle halka fakirliği tavsiye ederken. Olması hesabıyla 63600 gr. 616-. (Müminlerin anası Cuveyriye’nin kardeşi) Amr ibnu’l-Hâris (R): Peygamber (S) silâhından. beyaz katırından. Rasûlullah âilesi halkının bir senelik nafakasını bundan harcar idi..

Kitâbu’l-Cih3ad ve’s-Siyer C.. Buna sahip olan bir kimse için arpa ekmeğine karnı doymamış muhtaç bir kimse olarak bahsedilmesi gülünçtür... hurmalığı olan ve gelir getiren meşhur bir arazi. demiştir:...şey geriye bırakmadı. Kur’an’dan delil gösterecek olursam.“Ey Ensâr cemâati! Ben sizleri yolu şaşırmışlar bulup da Allah benim delâletimle sizlere hidâyet vermedi mi? Ben sizleri fırka fırka bölünmüş hâlde bulup da.Mağazi Bâb 58 C..O seni yetim bulup barındırmadı mı? 93/6 ..... 617..9 S.Seni fakir bulup zengin etmedi mi? 93/8 ..) Fedek arazisi de...4026 H. 93/9 .. dediler.330 Ötüken..6 S. mealen: . Ensâr ... Kitabu’l..2731 Bâb 85 H.. Allah benim Medine’ye hicretimle sizleri birbirlerinizle birleştirmedi mi? Ben sizleri fakir hâlde bulup da Allah benim yüzümden sizleri zengin kılmadı mı?” Rasûlullah bu soruların Rasûlullah’a karşı: her birini sordukça.123 Ötüken..Öyleyse sakın yetimi ezme.. .Allah ve Rasûlü en çok ihsân edicidir.Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi? 93/7 ..... demiştir..Rabb’in sana verecek ve sen râzı olacaksın. 93/10 423 .. (Buhâri.. 93/5 ....Dilenciyi azarlama... (Buhâri..) Peygamberin maddi zenginlik sahibi de olduğuna dair. Abdullah ibn Zeyd ibn Âsım şöyle Rasûlullah onlara (Ensâr’a) hitap edip şöyle buyurdu: ...

.S.. 93/11 Bu itibarla.. Müzâra’a 8 (bab başlığı olarak kaydedilmiştir)) 620. 5384 C. Hz..Rabb’inin nimetini anlat.. Abdurrahmân İbnu Avf radıyallahu anh bir tarlayı kiraladı.. Abdullah ibn Umer (R): Rasûlullah (S).İmam Mâlik anlatıyor: “Bana ulaştığına göre.15 S." (K. Sa’d İbnu Mes’ud radıyallahu anhüm de bu çeşitten muzâra’a akdi yapmışlardı. alıntısı: Buhari. Kirâu’l-Arz 4 (2. korunmayı sembolize eden zırhı konu etmeleri manidardır. Ali ailesi ve İbnu Sirin ailesi de. Osman’ın ailesi.. üçte veya dörtte bir pay ile ziraatçılık yapmasın. Hayber Yahudileri’ne verdi. Oğlu dedi ki: “Ben. el-Kâsım (İbnu Muhammed) ve Urve’den de benzer rivayet mevcuttur. Kitâbu’şŞurut Bab 5 C.2542 H.. alıntısı: Muvatta.. Hz..S.8 Ötüken.15 S..195 Akçağ. Hayber arâzisini.712)) 619.. Ali.Kays İbnu Müslim. Ölünceye kadar da arazi elinde kaldı. Rivayette şu ziyade de var: “Ebu Bekr ailesi.. (Buhâri. demiştir.. peygamberin zırhını arpa karşılığı rehin verdiği ve vefat ettiğinde zırhının rehinde olduğu konusundaki rivayetleri uydurma olup aslı yoktur. orada çalışmaları ve ekincilik yapmaları ve arâziden çıkacak mahsûlün yarısı onların olması şartı üzere. ARAZI VE ARSALAR HAKKINDA UYDURMUŞ OLDUKLARI RIVAYETLERDEN ÖRNEKLER 618. Babam öleceği sırada tarlanın bize ait olmadığını söyledi ve tarlanın kirasından ödenmesi gereken bir miktar borcun altın veya gümüş olarak ödenmesini emretti. Hz.) 424 .195 Akçağ." (K. Ömer ailesi.. Ebu Ca’fer’den naklen diyor ki: “Medine’de muhacir aileden hiçbiri yoktur ki.6 S. Hem de rehin konusuna. bu araziyi uzun müddet babamın elinde kaldığı için bizim malımız sanıyordum. 5383 C.

Onları: “Biz arazimizi üçte bir veya dörtte bir veya yarıya kiraya verelim dediler bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: “Kimin arazisi varsa bizzat eksin veya kardeşine bağışlasın. Büyû 32. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: “Bizden bazı kimselerin ihtiyaçlarından fazla arazileri vardı. mutlaka haktır!" dedim. (1548). Ebû Dâvud. Ben: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm her ne söyledi ise.49)) Bu rivayette. bunun üzerine (Aleyhissalâtu vesselâm): “Öyle yapmayın! Araziyi ya kendiniz ekin veya ektirin veya (kimseye vermeyip) sahip olun!"buyurdular. alıntıları: Buhari. Muzâra’a 18.Râfi’ İbnu Hadic radıyallahu anh anlatıyor: “Yanıma Züheyr geldi ve bana: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize faydalı bir şeyi yasakladı" dedi. dörtte bir ve kuru hurma ve arpadan vasklarla ücretlendiriyoruz" dedim. 5385 C. arazilerin altın. gümüş ve ürün karşılığında kiraya verilebileceğini tahdis ettiler. Nesâi. (7. 19: Müslim. Böylece kiraya verilebileceği hususundaki rivayetleriyle çelişkiye düşmüş oldular. ne ücret mukabili versin ne de kiraya versin!"buyurdular. 622. ancak boşta olsa elde tutulabileceğini rivayet ettiler. Buna rağmen şu şekilde rivayetlerde bulundular: 621.S. “Muhâkala’yı (tarla kiralamasını) nasıl yaptığımızı sordu.(3394). arazilerin kiraya verilemeyeceğini.Hz." (K. Büyû’ 114.Görüldüğü gibi.15 S. Ben de: “Biz onu.” Rafi der ki: “Ben de: “(Baş üstüne!) dinlemek ve itaat etmek (borcumuzdur!)"dedim." 425 . Müzâra’a 45.44.197 Akçağ.

Râfi’ b.(3407)) 624.. üçte bir veya dörtte karşılığında almaktır.S. Hele tahdis etmiş oldukları bazı rivayetlerde ürün karşılığında tarlanın kiralanmasını ribaya (faize) benzetmişlerdir. araziyi bir ücret karşılığında ne satabilir. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Muhâbereyi terk etmeyen. bağışlamalıdır diye tahdiste bulundular.200 Akçağ. Hibe 35.S.15 S. Zira. (K. çelişkiler nedeniyle kesin bir şekilde arazi hukukunun nasıl olması gerektiği anlaşılamaz. arazi altın gümüş ve ürün karşılığı kiraya verilebilir derken.a.36.15 S. tahdis etmiş oldukları rivayetlerden.15 S. tarla kimin?"diye sordu.(1536). Müslim. Muhâbere.Zeyd İbnu Sâbit radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm muhâbereyi yasakladı. Nesâi. Bu itibarla. Müzâra’a 45. 426 . (7. Müzâra’a 18. Allah ve Resûlü ile savaş ilan etsin. bu şekilde fazla arazisi olan kimse. 5389 C. hibe edilmelidir demeleri bir çelişkidir. nede kiraya verebilir. alıntısı: Ebû Dâvud. (3406)) 625-.“ (kiralamak). ancak kullanmadığı fazla araziyi bir kardeşine ki burada herhangi bir mümin kastedilmektedir. Büyû’34.199 Akçağ. Büyû’ 34.200 Akçağ. Şöyle ki: 623. alıntısı: Ebû Dâvud." (K.S. 5390 C. evvelki rivayetin aksine olarak fazla arazinin elde boş olarak tutulamayacağını.(K. bunun tam aksine hiçbir ücret alınamaz.) uğrayıp: “-Ekin kimin. tarlayı yarı. alıntıları: Buhâri. 5387 C. Hadic’ten rivayet edildiğine göre.Hz.38)) Bu rivayette ise. Büyû’92.. O bir araziyi ekmişti. tarlayı sularken kendisine Rasûlullah (s.

İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Hz. K.Râfi’: .3402 Şamil.S. kölelere. 427 .Onun işlerini üzerine alanın maruf üzere yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir beis yoktur ki. Arazi üzerinde yarıcılığın Ribâ olduğunu tahdis etmelerine rağmen. Allah yolunda harcamalara ve yolculara bağışladı.a.Tohumum ve emeğim karşılığında benim ekinim. araziyi sahibine ver. sen de ücretini al" buyurdu. yarıcılığa verdiğini tahdis etmeleri peygambere saygısızlıktır. Şimdiye kadar yanımca böylesine değerli bir arazim hiç olmadı. Hayber arazisini yahudilere. yarısı da filan oğullarının. (Bunu tasadduk etmesini emreden bir rüyayı üst üste üç gün görmesi üzerine) Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben Hayber’de bir tarlaya sahip oldum. Aleyhissalâtu vesselâm: “Dilersen onun aslını (Allah için) hapset ve (gelirini) tasadduk et!"buyurdular. Râvi der ki: “Ömer bu araziyi fakirlere. Peygamberin. akrabalara. Bu tarla için bana ne emir buyurursunuz?"diye sordu. Bunun üzerine Rasûlullah (s.12 S.el-Büyû’ (22) Bab 31 C.): “-Ribâ muamelesi yaptınız. -Bir rivayette misafirlere de denmiştir.) Bu itibarla tahdis etmiş oldukları rivayetler bir birleriyle çelişkilidirler. karşılığını verdi. 626." (K.463 H. malı kendisine sermaye yapmasın . Bunun üzerine Hz.. vâris olunamayacağını söyledi. (Ebû Dâvûd. Ömer radıyallahu anh Hayber’de (ganimetten) bir arazi sahibi oldu. yarısı benim. Ömer radıyallahu anh araziyi tasadduk etti ve aslının satılamayacağını ve satın alınamayacağını.

İmân 33.Faiz yiyenler. ancak şeytanın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. orada ebedi kalacaklardır. arazinin vakf edilebileceğini ve bunun iyi bir şey olduğunu iddia etmişlerdir. Ahbâs 1. bahçe.(2396)) Bu rivayette. dükkan ev v. Kim tekrar (faize) dönerse onlar ateş halkıdır.16 S. Şurût 19. Cami içinde durum bundan farklı değildir. Hangi birimiz. 428 ."demelerinden ötürüdür. sahip olduğumuz bir bahçeyi satıp evimizi inşa etmeyiz. Vesâya 13. dükkanları veya bahçeyi satmayın. Allah alım satımı helal etmiştir. Ahkâm 36. Vakfı tanımlarken de. evimiz yıkıldığında. Nesâi.278-279 Akçağ. Vasiyyet 15. Müslim. Ebû Dâvud. cami yıkık vaziyette kalsın desin de bu önerisi doğru ve faydalı kabul edilsin. Tirmizi. Nasıl ki.(2878).(1375). faizi haram kılmıştır. ancak gelirlerinden istifade edilebileceğini iddia etmişlerdir. Kime Rabbi’nden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak faizden) vazgeçerse. şahıslar aleyhlerine olmadan gerektiğinde fayda sağlamak için gayri menkullerini satabiliyorlarsa vakıf malları da bundan değişik değildir. (1632). Herhangi bir nedenle cami yıkılacak olsa veya köklü bir şekilde tamir edilmesine ihtiyaç olduğunda biri çıkıp diyebilirmi ki.5809 C. Sadakât 4. alışverişi helâl. Bu ise Kur’an’a uymamaktadır. 2/275 Bu itibarla alışveriş durdurulamaz. özellikle gayri menkullerin. farz edelim ki bir camiye ait kiraya verilen beş adet dükkan veya bir bahçe olmuş olsun. vakfedilen herhangi bir iktisadi kıymetin.s. Zira. Örneğin. alıntıları: Buhari. onların: “Alışveriş de faiz gibidir. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Bu. geçmişte olan kendisinindir ve işi Allah’a kalmıştır (Allah’ın onu affetmesi umulur). Oysa Allah. Kıyamete kadar alınıp satılamayacağını. Vesâya 28. örneğin: Arazi. (6.230). hayır işlerine tahsis edilmiş olan herhangi bir mal veya önceden alım satıma konu olmuş bir gayrimenkul gerektiğinde hayır işlerine sarf edilmek üzere alınıp satılabilir. İbnu Mâce.

ne ücret karşılığı satılabilir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .Satılamayacak olan caminin kendisidir. Hangi birimiz sahip olduğumuz bir gayri menkulü veya bir menkulü.Allah’ın mescitlerinde. (Örnek 622) d) Yarıcılık ribadır (faizdir). (Örnek 618) b) Arazilerde yarıcılık yapılabilir. Bundan dolayı. çoluk çocuğumuz açlıktan ölüm tehlikesiyle karşı karşıya iken satıp ihtiyaçlarını karşılamayız veya onlara gerekli ilaçları almayız? Araziler konusunda. yukarıda vermiş olduğum örneklerde görüldüğü gibi özet olarak şu iddialarda bulunmuşlardır. a) Araziler. insanların açlıktan çok zor duruma düşmelerini seyredip vakıf malı elde tutmak mı doğrudur? Yoksa satıp acilen ihtiyaçlarını karşılamak mı. Allah’ın adının anılmasına engel olan ve onların harâb olmasına çalışandan daha zâlim kim vardır? Bunların oralara korka korka girmesi gerekir (başka türlü girmeğe hakları yoktur. (Örnek 623-624-625) 429 . zira cami satışında ibadete mani olma durumu vardır. altın ve gümüş karşılığında kiraya verilebilir. âhirette de büyük azab vardır.) bunlar için dünyâda rezillik. Zira. (Örnek 621) ç) Ekilmeye araziler elde boş olarak tutulmayıp ücretsiz olarak bağışlanmalıdır. (Örnek 619-620) c) Arazilerde yarıcılık yapılamaz. nede kiraya verile bilir. fakirlere tahsis edilmiş bir gayrimenkul içinde. yok etmek ve içinde ibadet edilmesini engellemek büyük bir zülümdür. camilerin muhafaza edilmesi ve içinde ibadet edilmeye uygun şekilde muhafaza edilmesi esastır. satış gerektiğinde satış yapılabilir. Bu şekildeki araziler. Örneğin: Herhangi bir kıtlık durumunda. fakat arazi boş olarak elde tutulabilir. 2/114 Diğer taraftan. Allah’ın mescitlerini yıkmak.

s. Göl. Deniz. meğer ki kendisi izin vermiş olsun veya istifadesine verilmiş olmasının başlangıcında kendisine bu şartla verilmiş olsun. bina yapmışsa bina halinde v. Bir taraftan yarıcılık yapılabilir derken.e) Arazi vakf edilebilir. bahçe veya konut yapılmışsa şahıs olarak kişi ancak bağ. Ancak devlet denetiminde ihtiyacı olan başka kimselerin istifadesine terk etmesi gerekir. Akarsu. Arsa ve araziler mülkiyet bakımından değişik bir durum arz etmektedirler. bahçesi üzerine bahçe yapamaz. Enfâl den kendisine kullanım hakkı verilmiş olan kimseler. enfâl devlete ait ve devletin tasarrufunda. diğer taraftan bunun riba (faiz) olduğunun tahdis edilmesi izah edilebilir bir durum değildir. bahçe. toprağın durumu da odur. (Örnek 626) Bu örneklerin kendi aralarında çelişki ihtiva ettikleri açıktır. Hava. Bunların üzerinde mülkiyet olarak ancak kullanım hakkı vardır. Orman ne ise Arsa. İle ilgili enfâl olmayıp. emek ve masraf yapılmış olan bina veya bağ ve bahçenin ihtiva ettiği bitkiler ve araziyi ıslah eden şeylerdir. Kullanım olayı bitmişse daha önce kullanmış olan şahıs bunları ne satabilir ne kiraya verebilir nede bağışlaya bilir. Toprak. Arazi veya arsa üzerine bağ. bunların hepsi devlet mülkiyetinde olup ancak devlet denetiminde kullanılabilir. Şahıs enfali 430 . konut v. en fal üzerine bir emek veya masraf yaparak tesis icra ettiklerinde. örneğin bağ yapmışsa bağ halinde.s. örneğin: konutu üzerine konut. nın sahibidir. Satış durumunda aslında satılan arsa veya arazi v. Şahsi emek verdiği bu şeylerin olayı devam ettiği müddetçe başkası bu şahsın yapmış olduğu. satabilir. Mülkiyet bakımından. Miras bırakmada da durum aynıdır.s. emek ve sermaye şahsa ait ve şahsın tasarrufundadır. Yani. en fal üstündeki tesislerini enfalden ayırmadan satma hakkına sahiptir. Arazi veya dağ olsun. Zira bunlar enfâl den istifade de emek ve masrafın zayi olmaması için gerekli olan hususlardır. dağ ve su kaynaklarının tamamı yer altı ve yerüstü tabii servetler enfaldir. o zam yapılabilir.

Örneğin arsa her ne kadar enfal olup kendisinin mülkiyetinde değil. devletin mülkiyetinde ise de. Bir kimse tüplere doldurduğu havayı satabilir fakat açık havayı satamaz. Bu duruma havayı örnek gösterecek olursak. Toprak ve arazide bunun gibi düşünülmelidir. Bu da keyfi olmayıp. boş 431 .satamaz veya başkasına devir edemez. İslam devlet başkanının ve dolayısıyla şuranın da gözetimi altında olan bir husustur. enfalin kullanımını belirttiğim gibi ancak devlet denetler. Örneğin: Bir kimse denizde gemi yüzdürdüğünde kullanım hakkı geminin işgal ettiği yerdir. bağışlaya bilir veya miras bırakabilir. saldığında da bu kullanım hakkı ondan istifade eden başka kimseye ait olur. Ve toprak öyle bir olaydır ki. Toprak ve arazide bunun gibi düşünülmelidir. Bu istifade hakkı devlet denetiminde olup. karşılıksız terk etmek zorundadır. tesisi şeklinde hiçbir eseri kalmamışsa. hem de kendisinden gelir sağlayacak fertler için bir kayıptır. farz edelim ki. bunun manası Allah’ın takdiri hariç tüm insanların ölümü demektir. ancak enfal üzerinde ürettiği şeyler üzerinde tasarruf yapabilir. ve kendisine devlet tarafından verilmiş kullanım hakkını artık değerlendirmeyecekse yani enfal öz şekli halinde ise artık şahıs bunun üzerinde tasarruf yapamaz. Aksi takdirde zarara uğramış olacaktır. üzerine inşa ettiği veya satın aldığı bir apartman dairesini enfalden koparmadan satabilir. miras bırakamaz. bir kimse bütün havayı bir seferde çekip ciğerlerine doldurmuş olsun ve salmasın. Zira. inşa ettiği binayı veya bahçeyi bozmadan satabilir. Kendisinden istifade imkanı varken boş bırakılan her bir avuç toprak hem ülke için. enfal üzerinde şahsın. gemisini çektiğinde diğer bir kimse aynı şekilde istifade edebilir. şahıs nefes aldığında ciğerlerine doldurmuş olduğu havayı kullanım mülkiyeti hakkına sahiptir. devlet tarafından tüm vatanın istifadesine uygun şekilde kullanılır. tasarruf hakkı devlete aittir. fakat üzerinde eseri olmayan ve istifadeden vaz geçtiği tarla veya arsayı sahiplenip satamaz. Bu itibarla istifade hakkı kullanılırken diğer insanlarda düşünülmelidir.

Her yıl erozyon suretiyle ülkeleri terk eden muazzam miktarda güzel topraklar bunun örneğidir. Fayda kaybını önlemek için adaletli bir şekilde denetim görevini yürütmelidir. direk şahsa. devlet arazisi. kendisini işleyecek olanlara ya kiraya verilmekte. kendisini hor kullananları veya boş bırakanları terk eder. şahsa verilen herhangi bir şey kendi öğretilerinde dahi vakıf olmayıp hediyedir.bırakılmak suretiyle terk edilirse veya hor kullanılırsa. Örneğin: Halkın istifadesinden koparmak suretiyle. Çoğu zaman toprağın erozyona gitmesine halkın tembel olması yol açmıyor. yada yarıcılık yapılmakta veya boş bırakılmaktadır. toprağın erozyona gitmesine sebep olmaktadır. onu işlemelerine set çekmek devletin ana görevi değildir. Allah için hayra tahsis edilmiş bir toprak parçası olmayıp. fakat toprağı insanlardan ayırıp. Örneğin. Ve bu araziler çoğunlukla el sürülemez kutsal araziler olarak asırlarca boş bırakılmaktadır. 432 . toprağı işlemek bu üç grupla sınırlı olmuş olmaktadır. tapulu şahıs arazilerinde veya vakıf arazilerinde şu hususlar ortaya çıkmaktadır. tapuyu elinde bulunduranlar tarafından. Devlet. Toprağın boş bırakılması durumunda ise sağlanacak bütün fayda kökten yok olduğu gibi. Halk çalışkan olmasına rağmen devletlerin bozuk ve yanlış toprak politikaları erozyon suretiyle toprak tahribatının ana nedenini teşkil eder. toprağı. hatta devlet başkanlığı makamına bağlı olarak asli şekilde sahiplenmek devletin ana görevidir. tapulu şahıs arazisi ve vakıf arazisi şeklinde el konduğunda. örneğin. Bu tür araziler dahi alınıp satılamaz mallar kapsamında değerlendirilmektedir. Çoğunlukla vakıf diye telakkileri uydurdukları rivayetleri de aşarak. İnşaatlarda da durum bundan farklı değildir. bir şeyhe vakfetme şeklindedir. fertlere toprağı işleme hürriyeti vermek suretiyle topraktan elde edilebilecek azami faydanın elde edilmesine ortam sağlamalıdır. Toprağı denetlemek. Hele toprağa vakıf diye kutsiyet atfedilmesi çok ilginçtir. Toprak. bazen arsa fiyatı üzerinde yapılan inşaatın maliyetini aşmaktadır. Hal bu ki. Kira veya yarıcılık veya durumunda toprağı işleyenlere yük getirilmek suretiyle ziraatta ilerlemeleri engellenmektedir.

Bunlar. arsalar. İslam Devlet sisteminin bir parçası olarak mülkiyeti muhafaza etmek üzere devlet başkanına aittir. Resûlullah’ın bunları sahiplenmesi gibi. başkalarına ne vakıf nede hibe edemezler. kendi aralarında alıp satmalarını engelleyen bir sahiplenmedir. boş bırakamazlar. fakat bu sahiplenme kullanımlarını halka yasaklayan bir sahiplenme değildir. meralar. Halk bunlar üzerindeki emeklerinin sahibidirler. üzerinde gerek sermaye olarak.Sana “Enfâl" hakkında sormaktadırlar. madenler ve bunlar gibi olan şeylerin tümüdür. enfal malları devlet dışında şahıslar aslen sahiplenemeyeceği için. Eğer mümin kişiler iseniz. dağlar. Allah’a ve Resûlüne itaat edin. devlet başkanlığınca ücretsiz olarak istifade edilmek üzere verilir. insan emeğiyle birleşmemiş ve Allah’ın kullarına emekleri dışında açıktan vermiş olduğu mallardır. Allah’tan sakının ve aranızı düzeltin. Hatta üzerlerindeki emeklerine dayalı haklarını 433 . maden ve toprak üzerinde alıp satmak üzere ferdi hak iddia edemez. emek eseri bitmişse alınıp satılamazlar. Özetleyecek olursam insan ancak çalışması üzerinde hak iddia edebilir. İslam devlet başkanları bunları sahiplenirler. De ki: “Enfâl”. Kişiler enfal malların değil. eserin satılmasıyla kullanım hakkı başkasına devredilebilir. Allah’a ve Resûlüne âittir. Eğer kullanmayacaklarsa ve üzerinde emeğe dayalı eserleri de yoksa bunları alıp satamazlar. Bunların asılları Allah’a ait ve Devlet İdaresi dahilinde. İhtiyaç sahiplerine.Demin bahsettiğim gibi. enfal malları şahısların vakfetmesi de söz konusu değildir. gerekse emek olarak çalışma yaptıkları şeylerin sahibidirler. Eğer enfâl üzerinde müsaade almış şahısların çalışmaya dayalı eserleri varsa. bu eserlerden dolayı. araziler. Emek vermediği su. mealen: . Bu hususta Kur’an’dan örnek verecek olursak. Mülk olarak fertlerin sahiplenip. hava su. hava. ovalar. 8/1 “Enfâl" hiçbir şekilde.

Şunu bilin ki. enfâl ve ganimet ayrı tanımlanmışlardır. 8/41 Ganimetlerde. eğer Allah’a ve (hak ile bâtılın) ayrıldığı gün.satmayıp terk etmişlerse. Kur’an’dan mealen: . başkaları bunları sahiplenip kullanabilir. yoksullara ve yolculara âittir. gibi menfaatlerdir. her şeyi bilir. 2/29 . Halbuki. O. “Enfâl" de. 67/15 . Dönüş ancak O’nadır.Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur. iki topluluğun karşılaştığı (Bedir) günü kulumuza indirdiğimiz (âyetler)e iman etmişseniz.O ki. Allah her şeye kadirdir. hısımlara. Halbuki harp ganimetlerinin hususiyeti ve bölüşümü ayrıdır. Kimi yazarlar Enfâl’i harp ganimeti olarak izah etmişlerdir. mutlaka Allah’a. 55/10 . Allah’a. Kullanım hakkı ve istifade ile ilgili olarak.(Allah). yoksullara ve yolculara âittir. hısımlara. (savaşta) ganimet olarak aldığınız bir şeyin beşte biri. İsim olarak ta. (bize) kulluk eden bir kavim için bir mesâj vardır. onları yedi gök olarak düzenledi.s. parasal şeyler. sonra göğe yöneldi. 21/105 . yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı. Allah’a ve Resûlüne aittir. Enfâl’in tamamı. yetimlere. Resûlüne. Resûlüne. Şu halde yerin omuzlarında (üzerinde) dolaşın ve Allah’ın rızkından yiyin. yeri mahlûkat (yaratıklar) için koymuştur. Kur’an’dan mealen: . ikisi aynı şey değildir. 21/106 434 . ganimetlerin beşte biri.Andolsun Zikir’den sonra Zebur’da da: “Yeryüzünü iyi kullarım vâris olacaktır" diye yazmıştık. Harp ganimetleri savaş meydanında elde edilen. yetimlere.İşte bunda. aletler v.

mülkiyeti Allah’a ve Peygambere aittir. Hem kendi söylediklerimizde. dolayısıyla Allah’ın kitabı Kur’an esastır. açık ve kesin manalara dayalıdır. Bunlar apaçık Kitâb’ın âyetleridir. Zira devlet işleri yürütülürken. yeryüzünün enfâl ile ilgili kısmının mirası tek tek şahıslara mal edilmek üzere bölüştürülmeyip. Böylece mülkiyetin toplumdaki şahıslara geçmesi önlenmiş olmaktadır. ayrıca bu öğreti hiçbir şahsın veya zümrenin tekelinde de değildir. Kur’an’dan mealen: .Elif lâm râ. yani. Ve unutulmamalıdır ki dini ancak ve ancak Allah koyar ve din olarak Allah ne indirmişse Kur’an içerisinde noksansız mevcuttur. gizli öğreti yani batini manalara dayalı olmayıp. toplum mirası olarak tüm toplumda kullanmaları gerekli olanlara ücretsiz kullanılmak üzere. Peygamber olmadığı çağlarda. 12/1 435 . müminlere danışmadan iş yapmazlar. Peygamber zamanında olsun veya diğer zamanlarda olsun İslam devlet başkanının Şûrâ ile müşaverede yani danışmada bulunması esastır. Kur’an’a aykırı hiçbir işlem. bizler hatadan korunmuş olmadığımızdan öğrettiklerimizin Kur’an’a uygun olup olmadığı veya hata yapıp yapmadığımız Kur’an ölçüsüne göre dikkate alınmalıdır. Peygamberler din tebliği hususunda masumdurlar yani Allah tarafından yanlış tebliğ yapmaktan korunmuşlardır.İşte. Kur’an’a dayalı olarak. Kur’an ölçüsü. Tebliğ ettikleri vahyin kendisidir. İslam devlet başkanları bu görevi yüklenir. onların dışında olan bizler ise bu vahye göre dinimizi öğrenir ve öğretiriz. Herhangi bir şeyde ihtilafa düşülmesi halinde hüküm vermek Allah’a mahsustur. Fakat devlet başkanları kendi başlarına. adaletle mülkü idare eder. eksiklik ihtiva etmediği gibi. tam. Peygamber. hem de başkalarının din olarak bize söylediklerinde Kur’an ölçüsü esastır. İslam idare sisteminde. İslami bir işlem olarak kabul edilemez. Allah’ın razı olacağı şekilde.

katı yürekli olsaydın." 39/12 ." 39/13 .“Ve bana müslümanların ilki olmam emredildi. artık Allah’a dayan. O’na teslim olmuştur ve O’na döndürülüp götürüleceklerdir.Andolsun biz bu Kur’an’da insanlara her çeşit misâli türlü biçimlerde anlattık.De ki: “Bana. çünkü Allah kendisine dayanıp güvenenleri sever." 39/14 . onlar için mağfiret dile.Şüphesiz ki Kur’an en doğru yola iletir. dini yalnız Allah’a hâlis kılarak O’na ibadet etmem emredildi. 18/54 .Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ki anlayasınız.çevrenden dağılır. (Umuma ait) işler hakkında onlara danış.Allah’ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olanların hepsi. tartışmaya her şeyden daha çok düşkündür. Ama insan.De ki: “Ben dinimi yalnız Allah’a hâlis kılarak O’na ibadet ediyorum. Öyleyse onlar(ın kusurların) dan geç. 39/2 .. ister istemez. bir kere de azmettin mi. iyi davranışlarda bulunan müminlere. kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler. 19/9 . 3/159 436 . 12/2 ." 39/11 . 3/83 Şura konusunda Kur’an’dan mealen: .Biz bu Kitâbı sana hak ile indirdik. giderlerdi.“De ki: “Ben Rabb’ime isyan edersem büyük bir günün azâbından korkarım.Allah’ın rahmeti sebebiyledir ki: sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba. öyleyse sen de dini yalnız kendisine hâlis kılarak Allah’a kulluk et.

Allah’ın Kitabı esastır. hem dünyada hem de ahirette insanın hak talebi konusunda esastır.(Cennetlikler) Rab’lerinin çağrısına gelirler. ne arsa parsellemeciliğiyle satış yapıp menfaat sağlamak. Bağışlayanın ne ticareti engellemeye hakkı 437 . bütün bu gibi işlemler İslam dinine göre geçersizdir. Kur’an’dan mealen: İnsana çalışmasından başka bir şey yoktur.Ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyde hüküm vermek. ne toprak ağalığı. namazı kılarlar. 42/10 İnsanın hak talebi konusunda ise. İnsan çalışmak suretiyle ne üretmişse esas itibarıyla kendisinin olanda odur. O’na yöneldim. Allah’a âittir. müslüman kimseler. İşte Rabb’im Allah budur. dolayısıyla İslam dininde başkalarının çalışması üzerine kurulu olarak. ne yarıcılık. (şûrâ) iledir. Zira enfâl devlet denetiminde. bağışladıkları andan itibaren. Bundan dolayı enfâl kullanım hakkı dışında sahiplenemez. 42/38 İhtilaf olması halinde ihtilafların hallinde. yukarıda meali yazılı bu ayet. 53/39 Ayetini göstere biliriz. bağışlanan şey bağışı alanın mal varlığına geçer. devlet başkanının tasarrufu altında bütün vatandaşların ortak kullanımı ve istifadesi içindir. aksi takdirde bağışlanan değerlerin ekonomik kullanımına set çekilmiş olur. kendilerine ait olan mal varlıklarından hayır işlerine sarf edebilirler bunda ihtilaf yoktur. ayrıca enfâl ne bağışlanabilir nede vakfedilebilir. İşleri aralarında danışma. O’na dayandım. bağışlayanın hiçbir ilgisi kalmaz. ne bağış ve vakfetme. Kendilerine verdiğimiz rızıktan (hayır için) harcarlar. Kur’an’dan mealen: . ancak satılamaz kaydıyla şartlı bağışta bulunamazlar. Ayrıca. nede tabii servetleri malvarlığına katarak kökten sahiplenme vardır..

nede koyduğu şartlarla. fakat onlarda sizin için fayda olan evlere girmenizde size bir günah yoktur. 24/29 Kendisinden ihtiyaç olunan bir fayda sağlanabilecekken terk edilmesine rağmen istifade edilmesi engellenen bir imkan israf edilmiş demektir.516 Akçağ. alıntısı: Ebû Dâvud. (3477)) 438 .Çünkü israf edenler şeytanların kardeşleridir. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . yolcu hakkını ver. 1/27 Rivayetlerden örnekler vermeye devam edecek olursam: 627. Bundan dolayı da işlenebilecekken toprakta boş bırakılamayacağı gibi. 5182 C. Zira İslam dininde israfa yer yoktur. Büyû’ 62. Örneğin terk edilmiş şahıs malları zayi edilmeyerek başkalarının istifade etmesine serbest bırakılmıştır. bağışladığı şeyde azami ekonomik fayda sağlanmasını engellemeye hakkı vardır. Sakın saçıp savurarak bozgunculuk etme. 17/26 . İslam dininde kabul edilemez.Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın muhacir ashabından bir adamın anlattığına göre.vardır. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular: “Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su. sahiplerince terk edilmiş ekonomik değerlerden Müslümanlar serbestçe istifade edebilirler." (K. Rabbi ne karşı nankördür. ot ve ateş.S. Şeytan ise.14 S.Oturulmayan. Allah sizin açıkladığınızı da gizlediğinizi de çok iyi bilir. Kur’an’dan mealen: . yoksul hakkını. Ekonomik değerlerin zayi edilmesi ve onlardan gelecek faydanın engellenmesi. Bu itibarla şartlı bağış olarak telakki ettikleri vakıf olayı İslam dininde yoktur.Akraba hakkını.

628. (Müslim’in Rivayetleri. (3071)) Burada.517 Akçağ. annesinin sohbetinde bulunduğu için ölünceye kadar hacc etmemiştir. El-Müseyyeb: “duyduğumuza göre Ebû Hureyre. İslam toplumunu zayıf düşürmek için fakirliği övücü birçok hadis uydurmuşlardır. Kişiler bunları şahsi mülkiyetlerine alamazlar.s. hac ve anneme iyi muamele (emri) olmasa memlûk (köle) olduğum halde ölmek isterdim.S. 5183 C. ziraatı."demiştir. müslümanlar suları.Bu rivayete göre. Daha öncede belirttiğim gibi.14 S. Ebû Hureyre’nin nefsi yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki. inşaat işlerini ve hatta fertlerin hür olmalarını kötüleyici veya düşük gösterici rivayetler uydurmuşlardır. Said b. deve yetiştiriciliğini. Şöyle ki: 629."buyurdular. toprak. üzerinde ferdi mülkiyeti kabul etmeleri evvelki rivayetleriyle çelişkilidir. mera. alıntısı: Ebû Dâvud. Bununla da yetinmeyerek İslam toplumunu iktisaden çökertmek için o günkü ekonominin temellerinden olan. arazi v. Sönmez Neşriyat Cilt 8 44/267 ) 439 . Allah yolunda cihâd.Esmer İbnu Mudarris radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Bir müslümanın henüz ulaşamadığı (ot. su (toprak) gibi bir şeye önce ulaşan kimse ona sahip olur. diğer bir ifadeyle bunlar müslümanların ortak mallarıdırlar.Resûlullah’a atfen: “Samimi olan memlûk köle için iki ecir vardır." (K. su. meraları ve ateşi ortak olarak kullanırlar."bunun üzerine halk çıkıp (mubah şeyleri sahiplenmek maksadıyla) birbirleriyle hızlıca (sınır) işaretleme yarışına girdiler. İmâret 36. ticareti. odun.

Mesâcid 288. bütün üretim aşamaları Pazarlamadan gelen gelirle beslenirler. alıntısı: Müslim. Nesâi..(2681). alıntıları: Buhari.404 C." (K.176 Akçağ. annesini İlâh mı edinmişti. Ayrıca anneyle sohbet gibi. (4.Bu rivayette dediklerine göre köle olmak sevinilecek ve arzu edilecek bir şeydir. kelimenin tam manasıyla anlaşılan budur. 403 C..3 S. bina için harcanan müstesna.175 Akçağ. 630. Dediklerinden.3 S. üretilen malların iyi bir şekilde Pazarlanması şarttır.. (2484)) 632. bunda hayır yoktur”. bu gelir kesildiği anda üreticilerin toplum için verimli üretim yapmaları imkansız hale gelir ve yok olurlar. Müslim. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Nafaka için harcananın hepsi Allah yolunda harcanmış gibidir.S. alıntısı: Tirmizi. Temenni 6.3-4)) 440 .. Zira sanayi ile ve diğer üretim araçlarının gelişmesi için.Kays İbnu Ebi Hâzm (radıyallahu anh) anlatıyor. Mardâ 19... Ebû Hureyre diye uydurdukları hayali kimse. Rikâk 7. ancak şu inşaat işi hâriç”. (K. Çarşı Pazarı güçlü olmayan bir toplum mahvolmaya aday bir toplumdur..Hz. (671)) Bu rivayette Müslümanları çarşı Pazardan soğutup uzaklaştırmak amaçlanmıştır. Habbâb’ı kendisine ait bir duvarı inşâ ederken görmüştük de şöyle buyurmuştu: “Müslüman harcadığı her şey için sevâba erer. üretim yapmayan ve bu üretimini Pazarlayamayan bir toplum ayakta kalamaz.21 Akçağ. Kıyamet 41. (K.. 631. Allah’ın en ziyade nefret ettiği yerler de çarşı ve Pazarlardır. Da’avât 30. 211 C.. Allah’ın hacc konusunda koyduğu farzı hiçe sayarak..3 S.Ebu Hüreyre’den naklen:Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular: “Allah’ın en çok sevdiği yerler mescitlerdir.S.S. Cenâiz 2. bir gerekçeyle Hacca karşı çıkmaları İslam dininde Kur’an’ı reddetme ve Allah’a şirk koşma demektir. Zikr 12...

Allah mutlaka zillet (hor görülme. şöyle ki: 633. Ziraat zillet değil. Salât 25. Zira koyunlar mübarek (hayvanlar)dır. bir toplum bunları yapmasa daha ne kalır ki? Aslında bunların bu gibi sözleri rivayet uydurmacılığının da ötesinde birer hezeyandır. 634.S. Hars 2.16 S. hayvan beslemeye ve ziraata karşı çıktılar. alçalma) de sokar!"dediğini işittim. çöl ortamında 441 . Arap coğrafyasında o tarihte ekonominin ve hayvansal gıdanın temelinde olan Deveye şeytan demek suretiyle kötülemeye giriştikleri gibi. Tıpkı iyi bir bitkinin kendisine uygun bir toprak ve iklimde gürleştiği gibi insan başarısı da gürleşir.8 S. koyunu övmeleri koyun üreticiliğini teşvik için değildir. 2696 C. alıntısı: Buhari. İnsan başarısının en önemli temellerinde bir tanesi rahat yaşam ortamı ve yaşama kalitesidir. Buna sağlam bir akıl ve sağlam bir bünye ve doğru bir düzen eklendiğinde insan başarısı büyük bir desteğe sahip olmuş olur. Deve damlarında namaz kılmayın. Bina yapmaya.Bu rivayetlerde müslümanlar bina yapmaktan soğutulmak istenmiştir.(493)) Bu rivayetlerinde Deveye şeytan deyip.S. zenginlik ve refah sebebidir. Rivayet uydurmacıları insana fayda veren bütün bu olanakları İslam toplumundan yok etmek için çaba harcamışlardır. iyi bir giyim ve kaliteli bir yiyecek insan çalışmasını destekleyen en önemli şeylerdendir.Berâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Koyun ağıllarında namaz kılın. 5953 C.) Ziraatın yapılmadığı memleketlerde.Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın saban ve diğer bir ziraat aleti görünce: “bunun girdiği bir eve.536 Akçağ. ziraatı de kötülemekten çekinmemişlerdir. İyi bir barınak. zira onlar şeytanlardır." (K. alıntısı: Ebû Dâvud.423 Akçağ." (K. toplum olarak beslenmek nasıl mümkün olur.

442 .a.) Burada da. Rasûlullah’ın va’d ettiği zamanda geldi.anhüma)’dan şöyle rivayet edilmiştir: Bir adam on dinar alacaklı olduğu borçlusunun peşine takılıp: .458-459 H. Borçlu. (Bütün bunlar) Allah’ın lûtfunu aramanız ve O’na şükretmeniz içindir.2489 Şamil.) Rasûlullah (s.O. Bâb 9 C. 45/12 635-.. Çünkü denizin altında ateş. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .a.Vallahi borcunu ödeyinceye veya bir kefil getirinceye kadar senden ayrılmam dedi. Abdullah b. demiştir: “-Hacca gidecek veya umre yapacak olan kimse ile Allah yolunda savaşacak olan kimsenin dışında hiçbir kimse deniz nakliyat araçlarına binemez. İbn Abbas (r. ipe sapa gelmez sözlerle. Halbuki. Görüyorsun ki gemiler.yetiştirilmesi kolay olan deveden vaz geçirip. ateşin altın da deniz varmış gibi. 16/14 . Peygamber (s.a. tâ ki gemiler onun içinde emri ile akıp gitsin ki. denizin altında ateş varmışta.. (Ebû Dâvûd. Bunun üzerine Hz.9 S. siz O’nun kereminden (nasibinizi) arayasınız da şükredesiniz.) o paraya kefil oldu. o ortamda zor yetiştirile bilen koyun yetiştiriciliğine teşvik içindir.) şöyle buyurdu. Gerekçe de.el-Cihâd (15). denizi de (hizmetinize) râm etti ki ondan taptaze et yiyesiniz ve ondan giyeceğiniz süsler çıkarasınız.Allah’tır denizi size boyun eğdirdi.. O’na şükretmemiz gereken iyi bir şey olduğunu bildirmiştir. K. deve mübarek hayvandır onu yetiştir demeye benzer. 634/A-. denizden gemicilik yoluyla sağlanabilecek bütün ekonomik faydalar engellenmek istenmiştir. Allah Kur’an’da denizden istifade etmemizin.. . denizi yara yara akıp gitmektedir. Bu kutupta yaşayan bir eskimoya ren geyiği şeytandır. Amr (r. ateşin altıda da deniz vardır.

319-320 K.a. Çökmedikleri süre içerisinde de.Rasûlullah (s. insanlık tarihinde gerek fertleri ve gerekse toplumları sömürmenin en büyük araçlarından biri olmuştur. Rasûlullah (s.) Burada da. müslümanların maden işlemeleri engellenmek istenmiştir. Öyle ki. Bir kimse sahip olduğu kölesinden maddi fayda sağlayabilmek için bir çok masraf yapmak zorunda olduğu 443 . ŞÖYLE KI: Faiz. Bu öyle büyük bir felakettir ki. (Ebû Dâvud.el-büyû’(22) Bab 2 Şamil. o dönemde hatta bu dönemde akla gelebilecek en temel ekonomik uğraşlar kötülenerek müslümanların bunlardan uzaklaştırılmaları amaçlanmıştır. peygamberin ödediği oluyor da. 3328 C.): “-Bizim ona ihtiyacımız yok. borçlunu yerine borcunu ödedi. FAİZ VE ALIM-SATIM KONUSUNDA UYDURMUŞ OLDUKLARI RIVAYETLERDEN ÖRNEKLER VERECEK OLURSAM."buyurup.a) adama: “. adam madenden çıkardığı altınla borcunu dahi ödeyemez diye rivayette bulunmuşlardır.Bu altını nereden buldun?"diye sordu. bunda hayır da yok. sadaka 9. fertleri ekonomik olarak mahvettiği gibi. Ülke maliyeleri dahi faiz tuzağına yakalandıklarında büyük darbeler almakta ve çoğunlukla çökmektedirler. adamın ödediği maden gerekçesiyle olmuyor? Görüldüğü gibi.Madenden dedi. ayrıca İbn Mâce. ekonomik hürriyetlerini ve dolayısıyla refahlarını kaybettiklerinden görüntü itibariyle hür fakat aslında köleleşmiş olarak yaşamlarını sürdürürler. Peygamberin ödediğini iddia ettikleri altınlar da madenden çıkarılmış altından değil de.12 S. H. Adam: . ağaçta yetişmiş altın mıdır ki.

faiz alıyorsanız Mümin değilsiniz manasındadır. eğer inanıyorsanız faizden (henüz almayıp) geri kalan kısmı bırakın (almayın). Allah ve Peygambere savaş ilan eden ve Mümin olmayan kafirler olarak tanımlanmışlardır. faizin fiyatlara yansıtılması suretiyle ödeyici duruma düşmektedirler. O öyle bir felakettir ki. bunalıma sokup güçlerini tüketmek için de yaptıkları en doğru davranışlarını kötüler. zayıfların sefalet ve gözyaşlarıdır. Hiçbir surette faizle mal almayan kimseler dahi. zavallıların.Eğer yapmassanız. Allah ve Resûlü ile savaşa girdiğinizi bilin. Faiz bir zulüm canavarı gibidir. tevbe edip faiz almamaktır. Bu konuda imanlı olmanın şartı.gibi. Eğer müminseniz faiz almayın denmesinin manası. Allah’tan korkun. Allah. peki faiz nedir? Hangi 444 . onlar sıfır masrafla kendi elleriyle kendilerini sömürtürler. Ekonomik köleler için ise böyle bir yük yoktur. en ufak itirazlarında dahi onları nankörlükle suçlar. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . 2/279 . Bu korkunç olay Kur’an’da şiddetle yasaklanmıştır. sadakaları artırır. Hal böyle olunca. ekonomik efendilerine karşı koyacak direnme güçleri de tükenmektedir. 2/278 . faiz yiyenler. onun ana gıdası fakirlerin. Bu şekilde tevbe edenler ana malları (faize verdikleri ana sermayeleri.Allah. Böylece ne zulmedersiniz ne de zulmedilirsiniz.Ey iman edenler. Ekonomik efendileri onlardan haksız yere hedeflediği alacağını alabilmek için. faizi mahveder. 2/276 Görüldüğü gibi. faiz nedeniyle maddi güçlerini tükettiklerinden. Eğer tevbe edip dönüş yaparsanız ana malınız sizindir. fakirin almış olduğu kuru ekmeğin fiyatı içine dahi sinebilmektedir.) kendilerine aittir. hastalıkta ve yaşlılıkta da kölesi için katlanması gereken giderleri vardır. hiçbir günahkar kafiri sevmez.

zarar edebilme riski de mevcuttur. sadece veriliş süresi dikkate alınarak hesaplanıp alınmaktadır. Bunun malların kiralanmasından farkı. Bu da. Ayrıca faiz ticari kâr’a da benzememektedir. Mâl artı zaman satışı şeklinde teşekkül etmektedir. kiralanan mallar. İslam dininde ise zaman alınıp satılan bir değer değildir. yüz lira değerinde buğday verip bir müddet sonra aynı kalite veya değişik kalitede yüz elli liralık buğday alma arsında fark yok manasındadır. Faiz olayında ise. Bir ev kiraladığımızda hem evi yıpratmakta hem de ikamet hizmeti elde etmekteyiz bu gibi olaylarda kira kiralanan malı yıpratmanın ve hizmet elde etmenin karşılığıdır. Zira bu olay bir otobüste yolculuk için bilet alma olayından çok farklıdır. bir çuval buğday verip aynı kalitede bir buçuk çuval alma arasında fark yoktur. AlışVerişte insanların yararını bir hizmet söz konusu olduğu gibi. Bundan dolayı bu olaylar faiz olayından çok farklıdır. zaman satışı da söz konusu değildir. Faiz işlemi olayında fiyat. Zira zaman süresi arttıkça faizde artmaktadır ve ana malın hiçbir surette evsaf değeri eksilmemektedir. örneğin: bir vasıtada yer kiraladığımızda hem vasıtada yolculuk hizmeti elde edilmekte hem de vasıta yıpranmaktadır.işlemler faiz olarak tanımlanır. Kur’an’da tek başına para değil. 445 . faize verilen şey üzerinden alınan faiz. Faiz: Bir iktisadi kıymetin el değiştirmesi nedeniyle aynı kıymette ve artık bir değerle birlikte geri alınması şartıyla bir zaman satışı olayıdır. Parasal değer olarak ifade edecek olursak. Böylece faiz faize verilen şey vasıtasıyla bir zaman satışı olayı olmuş olmaktadır. parayla birlikte sahip olunan her çeşit iktisadi kıymeti. halbuki durum hiçte öyle değildir. Alış-Verişlerde satış fiyatı= maliyet art Kâr veya Zarar şeklinde teşekkül etmesine rağmen. Mallar konu edilmiştir. yani ana sermayeyi kapsamaktadır. İnsanlar genelde faizi başkalarına verilen bir paranın bir süre sonra daha fazla olarak geri alınması şeklinde tanımlamışlardır. halbuki faizle verilen paralar ve diğer maddi değerlerde yıpranma ve hizmet üretimi söz konusu değildir. Bu na göre birisine 100 lira verip belli bir süre sonra 150 lira almayla.

.Rivayetleri ele alarak konuyu işlediğimde aynı manada olmak üzere faiz kelimesini kullanmayıp “Ribâ" kelimesini kullanacağım.. eyvah! Bu ribânın kendisidir....... Cennetle müjdelenenlerden olan Talha (R): 446 ..2143-2144 H. dedi... bu rivayetle ters düşen şu rivayeti de tahdis etmişlerdir. Bu itibarla bu rivayetin aslı olmadığı gibi.. Ondan iki sâ’ ölçeğini bunun bir sâ’ ölçeği ile değiştirdim...Bu hurma neredendir?"dedi. Bilâl: .Yanımızda ergin nevi’den hurma vardı.... halbuki peşin trampalarda zaman satışı unsuru olmadığından bu işlem kesinlikle ribâ olarak tanımlanamaz.12 Ötüken.) Bu rivayette trampa ribâ olarak tanımlanmıştır. Bu Mâlik ibn Evs bir sahâbi meclisine gelip: . sakın böyle yapma!. sonra parası ile bu iyi hurmayı satın al" buyurdu.. Ebû Said el-Hudri (R) şöyle demiştir: (Bir kerresinde) Bilâl Peygamber’e berni denilen en iyi cins hurma getirdi.Yanında (dinârları dirhemle) bozabilecek kimse var mı? Diye sordu.“Eyvah.. 637-. Fakat iyi hurma satın almak istediğinde âdi hurmayı ayrıca sat.. o da Mâlik ibn Evs’ten tahdis ediyordu. Amr ibnu Dinâr bu hadisi ez-Zuhri’den. Bunu Peygamber’e yedirmek için yaptım dedi.. 636-. Bilâl’e: . Bunun üzerine Peygamber (S): . (Buhâri Kitâbu’l-Vekâle C..5 S.. Peygamber...

. Hurmayı hurma ile satmak da ribâdır.. içinde hiçbir kelime ziyâde yoktur. mal sonra teslim edilmek üzere yapılan alışverişin.. Râvi Sufyân ibn Uyeyne: Bu hadis bizim ez-Zuhri’den ezberlediğimiz hadistir ki. (Buhâri.. Rasûlullah (S)’ın şöyle buyurduğunu haber veriyordu: “Altını altın ile satma ve değiştirme ribâdır.1969 H. Buğdayı buğdayla tebdil (değiştirme)de ribâdır. Kitâb’l-Buyû C. elden ele peşin verip almış olmaları hâli müstesnâdır. Ez-Zuhri şöyle dedi: Bana Mâlik ibn Evs haber verdi ki.. (Buhâri. kendisi Umer ibnu’l-Hattâb’dan işitmiştir. ancak ‘Ha al.84 Ötüken. Ancak ‘Ha al.... İbn Abbâs (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Medine’ye geldiğinde. dedi.. Ancak iki tarafın bir birine ‘Ha al. bilinen tartıda olarak bilinen bir müddete değin akdetsin" buyurdu. miktar ve süre’nin belli 447 . Medineliler selem sûretiyle iki sene ve üç sene vadeli hurma alışverişi yapıyorlardı.. Böylece iki rivayetin çelişkili oldukları açıktır. ha ver’ diye peşin alıp vermeleri müstesnâdır. bilinen bir müddete kadar olarak yapsın" buyurdu.. Bizim hazinecimiz Gâbe ormanından gelince paranı bozayım..2073 H. Peygamber: “Kim herhangi bir şeyde selef sûretiyle alışveriş yaparsa bilinen ölçekte.2 Bab 2 Ötüken ) Bu tür rivayetlerde selem yani para peşin.. ha ver’ denilmesi hâli müstesnâdır... Ancak iki tarafın birbirine ‘Ha al. ha ver’ diyerek. 638-. Kitâbu’s-Selem C. Bize Ali ibnu Abdillah tahdis edip şöyle dedi: Bize supyan ibn Uyeyne tahdis edip şöyle dedi: Bana İbnu Ebi Necih: “Bilinen bir ölçekte.5 S... diye tahdis etti... ha ver’ denilmesi müstesnâdır”. Arpayı arpa ile satmak da ribâdır. demiş (ve böylece hadisin kuvvet ve katiliğini temin etmiş)tir.. Umer ibnu’l-Hattâb (R)..Ben varım.4 S.

bir satışa ilişkin olarak zaman satışı yapılırsa yani zaman üzerinden farklı fiyat alınırsa bu işlem ribâ olayıdır. riba olayının meydana gelmemesi için satıcı şahsın vadeli satışta da peşin olan 100 lirayı kabul etmesi gerekir..12 S.3461 Şamil) Bu rivayet vadeli mal satışıyla ilgilidir. Fakat 100 lira yerine mal geç teslim alınacak diye daha düşük bir bedel.el-İcâra (22) C.)’ın (şöyle) buyurduğu rivayet edilmiştir: “-Bir satış içinde iki satış yapan kişiye ya daha ucuz olanı veya ribâ vardır. Bir kimse malını sattığında. vadeli sattıkları malın peşin fiyatını altın veya gümüş rayicine göre tespit edebilirler. vadeli fiyatını ise.a. örneğin 75 lira verildiğinde.)’den.549 H. Ebû Hüreyre (r. fakat vade süresine fiyat koyup zamanı satmak yasaktır. Fakat bu alışverişin meşru olması için verilen peşin paranın verildiği günde talep edilen malın o günkü peşin piyasa fiyatı ayarında olması gerekir. daha önce belirttiğim gibi. örneğin 3 ay sonra parayı alacaksa 150 lira derse.. paranın peşin verilmesi dolayısıyla 25 lira karşılığı geç teslimi temsil eden zaman dilimi satılmış demektir. Bir kimse peşin para vererek ileride teslim almak üzere mal siparişi verebilir. bu kimse 3 aylık zaman süresini 50 lira mukabilinde satmış demektir. peşin fiyatı 100 lira. Zaman satışı söz konusu olduğundan yapılan işlem ribâ olayıdır. Rasûlullah (s. 639-. İslam dininde vadeli satış yasak değildir. Örneğin:Bir araba siparişi verildiğinde. sipariş verildiği gün araba fiyatı 100 liraysa ve geç teslime rağmen yine peşin olarak 100 lira verilmişse alım satım meşrudur. Enflâsyonist düzenlerde paranın kıymeti sürekli düşüş göstermesi dolayısıyla satıcının da zarar görmemesi için bu ortamda işlem yapan satıcılar. bedeli sonra tahsil edilen satıştır. Yani bir malın peşin fiyatı 100 liraysa ve bu beş gram altına denk 448 .olması halinde meşru olduğunu tahdis etmişlerdir.a." (Ebû Dâvud. K. Yani bu olayda malın teslimi peşin.

Ben hiçbir kimseye zulmetmemiş olarak Allah’a kavuşmak istiyorum" cevabını verdi”. Hatibin (ucuz fiyatla) kuru üzüm sattığını görünce: “Ya fiyatı diğerlerinin seviyesine yükseltirsin yahut Pazarımızdan gidersin" diye ihtar etti. Belirli bir vade ile verilen nakit karşılığında alınan farkın ribâ olduğu ise fazla izah yapmaya ihtiyaç göstermeyecek derecede açıktır.(3450)) 449 . alıntısı: Ebû Dâvud. Muvatta C.65). 641. Zira bu fark malla ilişkili olarak zaman satışını temsil etmektedir.S.S. Arkadan bir başkası gelerek: (Ortalık pahalandı eşyaların) fiyatını bize siz tespit ediverin" diye talepte bulununca bu sefer: “Hayır rızkı bollaştırıp.3 S. Muvatta.3 S.(2. Büyû 51.geliyorsa o malın peşin fiyatı beş gram altın olmuş olur. Büyû 57.153 Akçağ. bir gramlık altın farkı ribâdır. Pazara uğramıştı.224 H. hatta bu öyle bir narhtır ki fiyat indirimine dahi manidir.57) Bu rivayetlerde fiyatlara narh konulabileceğini. darlaştıran Allah’tır. vadeli satışta da yine ancak servetine beş gram altın alacak kadar tahsilatta buluna bilir. Hz.İbnu’l-Müseyyeb’ten naklen: Ömer (radıyallahu anh). 376 C. Beyan Yayınları." (K. 640. Buna rağmen fiyatlara narh konamayacağı hususunda şu rivayeti tahdis ettiler. fakat vadeli satıyorum diye beş gram yerine altı gram altına denk gelecek tutarda para alırsa. Beş gram altını aşmamak şartıyla istediği kadar vade yapabilir.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Resûlü. 375. Malı peşin satsaydı bir kuyumcuya gidip beş gram altın alarak servetine ekliye bilirdi. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): “Hayır fiyat koymayayım (rızka bolluk vermesi için) Allah’a dua edeyim" cevabını verdi. bizler için eşyalara fiyat tespit ediver" diye müracaatta bulundu. Orada Hâtıb İbnu Ebi Belte’ya uğradı. (K.

Haksızlık yapmadan serbest piyasa koşullarında alışveriş yapılır...4 S..... (Buhâri... fiyat tekelleri kurmak serbest piyasa şartlarını bozan hilelerdendir..... kölenin bedeline) muhtâç oldu.... Buna rağmen şu rivayeti tahdis ettiler: 643-. içinde hile olan bütün yanlış işlerde olduğu gibi tabi ki iyi bir olay değildir. onun talâkını istemez" buyurdu.. şehirliyi.. Peygamber (S) de köleyi aldı da: 450 . (göçebenin malını) göçebe adına satmaktan nehyetti.. 642.. Hiçbir hileye sapmamak kaydıyla. Yine Rasûlullah: Hiçbir kimse (beşer) kardeşinin alışverişi aleyhine alışveriş etmez. Kitâb’l-Buyû C. Fakat bu rivayette açık arttırma yani müzayede müşteriyi kandırma sayılıp yasak bir işlem olarak tanımlanmıştır.. Ebu Hüreyre (R) şöyle dedi: Rasûlullah (S)...90 Ötüken.. Sonra Mezkûr (fakir düşüp. Kardeşinin evlenme Pazarlığı aleyhine evlenme Pazarlığına girişmez...İki rivayetin çelişkili olduğu aşikardır. fahiş karla satmak... İslam da mal alım satımı serbesttir.. Nitekim köylü veya göçebelerin mallarını sattıklarında genel olarak tercihleri yaygın bir şekilde bu yöndedir. Örneğin. (İffetli) hiçbir kadın da (beşer) kardeşi bulunan bir kadının çanağındaki nimeti kendi kabına doldurmak için.1974 H. kara borsacılık yapmak. Müşteriyi kandırmak için kızıştırmak. kendisine âit olan bir köleyi müdebbir olarak (yâni ölümünden sonra sen hürsün diyerek) âzâd etmişti. Hale indirdikleri mallarını komisyoncu vasıtasıyla satmayı tercih ederler. Câbir ibn Abdillah (R)’ten (şöyle demiştir): (Azra oğulları’ndan Ebû Mezkûr adında sahâbi) bir kimse.) Mal satış komisyonculuğunu mahzurlu bir işlem olarak göstermeleri uygun değildir ve piyasa şartlarını bilmeyen çiftçilerin veya göçebelerin mallarını değerinde satabilmeleri için faydalı bir uygulamadır. Ve: “Müşteri kandırıp kızıştırmayınız!"buyurdu.

Mu’âz (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) beni Yemen’e gönderdi ve bana: “Her otuz sığırdan bir erkek veya dişi buzağı (tebi’a). Siz onları râzı edin. alıntıları: Tirmizi. Zekât 4."(K. zekât 5. köleye azatlık tanınması bir sadaka olayıdır ve mahiyeti ne olursa olsun verilen bir sadaka mal varlığından çıkmış demektir tekrar geri alınamaz. 645. ZEKÂT KONUSUNDA UYDURMUŞ RİVAYETLERDEN ÖRNEKLER OLDUKLARI 644.Câbir İbnu Atik (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Size bir grup sevimsiz atlılar gelecek. Zekâtınızın kemâli onların rızâsına bağlıdır.2053 C. Onlarla talep ettikleri şeylerin arasından çekilin. (Öyle ise onları râzı edin ki) sizlere dua etsinler. 91 Ötüken. Zulmederlerse bu da onların aleyhlerinedir. alıntısı: Ebû Dâvud. Bu açıdan da rivayetin aslı yoktur. (Müzâyede neticesinde) Nuaym ibnu Abdillah o köleyi şöyle şöyle dirhemle satın aldı.) 451 .“Bunu benden kim satın almak ister?"dedi (yâni müzayedeye arz etti).(5.26). Adalet ederlerse bu kendi lehlerinedir.1975 H. Ebû Dâvud.Hz." (K. Ayrıca.25. Geldikleri zaman.) Bu rivayette ise müzayedeli yani açık arttırmalı satışın meşru görülmesi evvelki rivayetle çelişki teşkil eder. her bir buluğa eren şahıstan bir dinar veya o değerde muâfiri (adındaki bir giyecek) almamı" emretti. her kırktan bir müsinne. onları iyi karşılayın.7 S.1578).398 Akçağ. (Buhâri.S. Metnin lafzı Tirmizi’ye aittir. Rasûlullah da kölenin bu bedelini Ebû Mezkûr’a verdi. 2018 C. Kitâbu’l-Buyû C.(623).359 Akçağ. Zekât 5..(1576. Nesâi. Zekât 8.S.(1588)) Zekât memurlarını sevimsiz kimseler olarak tanımlamaları aslı olmayan uydurma bir rivayettir.7 S.4 S.

Ali (r. Hz. Zekât 15.184 Akçağ.Sâlim.At ve köle zekâtından (sizi) affettim.1574 Şamil. alıntısı: İbni Mace 1815) 647-. zekat 3. İbnu Mâce. Âmillerine göndermeden vefat etti.Amr İbnu Şu’ayb an ebihi an ceddihi radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm.ez_Zekât (9). hurma.(1599).S. .. Ömer 452 . zekât 4..Her bulûğa ermiş kişiden bir dinar alınması şeklinde yapılmış olan rivayet zengin fakir ayırımı yapılmadığından uydurmadır. Önerdikleri şey zülümdür ve Allah zülüm emretmez.387 Akçağ. K. Her kırk dirhemden bir dirhem. Mu’az (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Yemen’e gönderirken kendisine demiştir ki: (Zekât olarak) hububattan hububât al. Bu iddiada bulunanlar Kur’an’ı hiç anlamamış olan kimselerdirler. Resûlullah onu kılıncına yakın olarak asmıştı. deveden erkek veya dişi bir deve (ba’ir) al. Nesâi. zekât 18.S.) şöyle buyurdu: “.)den.15. Ebu Bekr (radıyallahu anh).(1814)) 649.2040 C. Bâb 5 C.a. alıntıları: Ebû Dâvud.7 S.17 S.Hz." (K. Sonra Hz. Binaenaleyh gümüşün zekâtını veriniz.) 648.6 H. diğer rivayet edenler: Tirmizi. demiştir ki: Resûlullah (s. yüz doksan dirhemde (zekât olarak) bir şey yoktur. Bunlarsa İslam dininde kafa vergisi olduğunu iddia etmişlerdir. ölünceye kadar onunla amel etti. İki yüze ulaşınca onda beş dirhem (zekât) vardır. davardan koyun al. (yerden çıkan mahsullerden) şu beş şeyden zekat verilmesini teşri buyurdu: “Buğday. İbn Mâce. sığırdan da bir sığır al.. Zekât 11. üzüm ve darı. arpa. Zekâtın alınmasında yaş değil maddi zenginlik esastır. (Ebû Dâvûd.." (K. 646.a.6558 C. babası Abdullah İbnu Ömer’den naklen anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (mallardan alınması gereken) zekâtların miktarını belirten bir kitap yazmıştı.

zekât bir ibnu lebûn’dur. müteferrik (ayrı) olanlar da birleştirilmez. 76’ya ulaştı mı 90’a kadar. KOYUNA GELİNCE 12. Deve 120’den fazla ise zekât her elliye bir hıkka. zekât 2 hıkka’dır. 201’e ulaşınca 300 koyuna kadar zekâtı 3 koyundur. Bu kitapta şunlar yazılı idi: DEVELER 5 devenin zekâtı 1 koyundur. 15 devenin zekâtı 3 koyundur. 20 devenin zekâtı 4 koyundur. 46’ya ulaştı mı 60’a kadar.(radıyallahu anh)de ölünceye kadar onunla amel etti. Zekât korkusuyla müctemi (birleşik) olanlar ayrılmaz. zekât bir hıkka’dır. 14. zekât bir ceza’a’dır. zekât 2 ibnetu lebûn’dur. 16. 10 devenin zekâtı 2 koyundur. 15. 453 . zekât bir bintu mehâz’dır. her kırka bir ibnetu lebûn gerekir. 40’a ulaşınca 120 koyuna kadar zekâtı 1 koyundur. 300’ü aştı mı her 100 koyuna bir koyun zekât düşer. yüzden aşağıda kalan küsûrata zekat düşmez. 91’e ulaştı mı 120’e kadar. 61’e ulaştı mı 75’e kadar. 13. 121’e ulaşınca 200 koyuna kadar zekâtı 2 koyundur. 25’e ulaştı mı 35’e kadar. 36’ya ulaştı mı 45’e kadar.

alıntıları: Tirmizi. İbnu Mâce. Kızın elinde.17 S. Aişe radıyallahu anhumâ’nın anlattığına göre: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm. çok yaşlı ve ayıplı olan hayvan alınmaz.1570).17 S."(K. Zekât 4. Ebû Dâvud.(622)) 651.7 S. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Üzerinden bir yıl geçmedikçe.(621). Zekât 4.180 Akçağ.S. üçte biri iyi. Her kırk sığır için de bir müsinne zekat verilir. her ikisi de adalet üzere birbirlerine müracaat ederler.357-358 Akçağ. 2017 C. (1798)) 650. beraberinde bir kızı olduğu halde geldi.358 Akçağ. “Bunların zekâtını verdin mi?"diye:(Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm) kadına sordu. alıntısı: İbnu Mace (1792)) 652.Hz.2016 C. Resûlullah: 454 . 6551 C. alıntısı: İbnu Mace 1791) 653.17 S. Zekât olarak. Zühri der ki: “Zekâtı almak üzere memur geldiği vakit.s. 18.İbnu Ömer ve Hz.İbnu Mes’ûd (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Her otuz sığır için erkek veya dişi bir tebi’ zekât verilir.S. an ebihi an ceddihi tarikinden anlatıyor:“Rasûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a bir kadın.1569.6552 C. (1568. altından kalın iki bilezik vardı.S." (K. koyunlar üç sınıfa ayrılır: Üçte biri kötü. Zekât 9.180 Akçağ. üçte biri de vasat. alıntısı: Tirmizi."(K. "Zühri. sığırdan bahsetmez. Kadın: “Hayır!"diye cevap verdi.17. Zekât memuru zekât payını vesat kısmından alır. Zekat 5. İki ortağın malından alınan zekâtta."(K. bir malda zekât yoktur" dediğini işittim. 19. her yirmi dinar ve daha fazlası için yarım dinar (zekât) alırdı.Amr İbnu Şu’ayb.

incileri ve diğer kıymetli taşları olması halinde bunlardan hiç zekât vermeye bilir. Bu rivayetlerde zekâta esas olmak üzere fertlerin mali varlıklarını esas almayıp bazı mal çeşitlerini esas almışlardır. (5.S. elma.“Kıyamet günü Allah’ın. zekâta esas olarak konu ettikleri mallara sahip değil de. Sığır."(K. alım satıma konu mallardan ne oranda zekât verileceği konusu meçhuldür. Nesâi. Tirmizi. deve. servetini bunların dışındaki mallara yatırsa hiç zekât vermeye bilir. Hurma. kamyon ve diğer nakil vasıtaları. gemiler. İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’den anlatıyor: “İbnu Ömer.(1563). 2025 C. bilezikleri derhal çıkarıp Resûlullah’ın önüne bıraktı ve: “Bunlar Allah ve Resûlüne aittir! Dedi. gibi sınai ürünlerden bahsetmemeleri çok ilginçtir. otobüs. keten.363 Akçağ.s. arpa. yüzlerce katırı v. fabrikalar. zekâtla ilgili olarak tahdis etmiş oldukları rivayetlerin ana esaslarını ihtiva etmektedirler. zekât 3.S. örneğin. Kadınların ziynet olarak taktıkları altınlarında zekâta tabi olup olmadıkları konusunda ihtilaflıdırlar. Diğer taraftan. bir kimsenin altın ve gümüş dışında çuvallarla elması.(1. onları sana ateşten iki bilezik yapması seni memnûn eder mi?"dedi.7 S. Zekât 11. fakat bu ziynetler için zekât vermezdi. üzüm. zümrütleri. buğday. Fakir zengin ayırımı yapmaksızın zekâtı her buluğa eren 455 . Bunun üzerine kadın. Bir kimsenin at sürüleri. apartman daireleri. portakal. kızlarını ve câriyelerini altınla tezyin eder. buğday üzüm ve darı ile. arpa. olsa bunlarda zekâta tabi değil.Nâfi.250)) Zekâtla ilgili olmak üzere yazdım on bir rivayet örneği.38). 2022 C.7 S. Zekât 12.(637)) 654. hurma ve darı (mısır) dışında ki tüm zirai ürünler. Şöyle ki. alıntısı: Muvatta. Zekât 19."(K. hele pamuk. koyun ve altın gümüş cinsinden paralar ve külçe oranları için bir zekât oranı belirlemiş olmalarına rağmen.365 Akçağ. Antep fıstığı ve tüm sebzeler ve akla gelebilecek binlerce ürün zekâta tabi değildir. alıntıları: Ebû Dâvut. Öyle ki bir kimse çok büyük bir mali varlığa sahip olsa dahi.

düşkünlere v.şahıstan bir dinar alınır şeklinde tanımlayıp kelle vergisi haline sokmaları İslam dininde kabul edilebilecek bir şey değildir. Zira veriliş yerleri değişiklik ihtiva ettiği gibi veriliş amaçları da aynı değildir. ikisi de farz olmalarına rağmen aynı şey değildirler. Zekâta tabi olmak üzere üç-beş mal çeşidini sayarak diğer tüm servet ve malları zekât dışı bırakmaları. Mal verileceği belirtilmiş. 2/177 Dikkat edilirse. zekât bundan ayrı farklılık göstermekte midir? Kur’an’dan mealen: .Sadakalar. sıkıntı. Allah yoluna ve yolcuya mahsustur. Peki. zekât ve sadakalar. işte doğru olanlar onlardır. mala olan sevgisine rağmen. namazı kıldı. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmaları yerine getirenler. yetimlere. kitâba ve peygamberlere inandı. yetimlere. dilencilere ve boyunduruk altında bulunan (köle ve esir)lere mal verdi. Asıl iyilik. 9/60 Görüldüğü gibi. âhiret gününe. (Allah’ın azabından) korunanlarda onlardır.s. o (kimsenin iyiliği)dir ki. kalpleri (İslam’a) ısındırılacak olanlara. Zira böylece çok yüklü servet ve mal varlığına sahip olan kimseler bu yoldan zekât vermeyip. düşkünlere. sadakaları zekâtın yerine koymak suretiyle zekat verilmesini engelleme çabasına girmeleridir. yoksullara. Zekât ve belirtilen kimselere mal verilmesi 456 . zekâttan kaçmış olacaklardır. burada da yakınlara. hikmet sahibidir. Allah’a. meleklere. Kur’an’dan örnek verecek olursam. zekât kavramına karşı yapmış oldukları bir saldırıdır. borçlulara. Kullandıkları diğer bir metotta zekâtla sadakaları aynı şeymiş gibi özdeşleştirerek. sadakalar farz olup ne için ve nerelere verileceği belirtilmiştir. kölelik altında bulunanlara. zekâtı verdi. buna rağmen zekât ayrı olarak şart koşulmuştur. onlar üzerinde çalışan memurlara. hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler. Allah’tan bir farz olarak ancak fakirlere. yakınlara.Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz iyilik değildir. Hal bu ki. Allah bilendir. yolda kalmışlara. mealen: .

aynı şey olmadığından. Kur’an’dan mealen: . İslam devletinin ihtiyaç duyduğu birçok harcamalar zekât vergisiyle karşılanır. buruna burun. herhangi bir suçu bağışlama şeklinde de maddi durum dışında yapılabilir. memurlar tarafından toplanıp ihtiyaç sahiplerine ve gereken yerlere dağıtıla bilir. Kur’an’dan mealen: .Onda (Tevrat’ta) onlara: cana can. örneğin mescit yapımı ve imarı gibi veya İslam dininin tebliği gibi konularda yapılan harcamalardır. sadakalar belirtilmiş olan ihtiyaç sahiplerine ve Allah yolunda. sizin için daha iyidir ve sizin günahlarınızdan bir kısmını kapatır. 5/45 Maddi sadakalarda. Kim bunu (kısası) tasadduk (sadaka ederekbağışlarsa) kendisi için o kefâret olur. bundan da sadaka ve zekâtın farklı şeyler olduğu kolayca anlaşılır. hem de faydalar vardır. Zekât ise. (onlara)de ki: İkisinde de insanlar için hem büyük günâh. Şöyle ki. dişe diş ve yaralara karşılık kısas (ödeşme) yazdık. halbuki zekât malla yerine getirilen bir durumdur.Sana içkiyi ve kumarı soruyorlar. Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir. Yine sana (sadaka olarak)ne vereceklerini soruyorlar. Allah yaptıklarınızı duyar. De ki: İhtiyaçtan fazlasını 457 . infak miktarının ölçüsü. Kur’an’dan mealen: . Zekât ayrı bir kavram olarak belirtilmiştir. Sadakalar bizzat çıkaran şahıslar tarafından gizli ve açık verilebileceği gibi. İslam devletinin toplamış olduğu vergilerdir. fakat günahları faydalarından daha büyüktür. 2/271 Ayrıca sadakalar bazen mal verme şeklinde değil de.Sadakaları açıktan verseniz ne güzel! Eğer onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu. göze göz. kulağa kulak.

Her biri meyve verdiği zaman. tüm zirai ürünlerden ve mallardan verilir. esirgeyendir. tüm mallardan. Hasad günü (zekât ve sadaka) hakkını verin. hurma. arpa. ürün veya mal olarak ta verilebilir. çeşidi değildir. tadı birbirinden farklı hurma ve ekinleri. 6/141 .Ey müminler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden bitirdiğimiz şeylerin iyilerinden infak (hayra harcayınız)ediniz. Zekâtın sadakalardan ayrı bir farz olduğuna dair. dünya ve ahiret işlerini iyice düşünesiniz diye ayetleri böyle açıklar. servet türünden maddi güçtür. İşte Allah. meyvesinden yiyin. zekâtta para olarak verilebileceği gibi. Ve iddia ettikleri gibi. Allah bağışlayan. kimler tarafından kimlere ve nasıl ve ne miktarda verileceği Kur’an’da açıktır. 2/267 Görüldüğü gibi. Veriliş miktarı. birbirine benzeyen ve benzemeyen zeytin ve narı yaratan O’dur. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri infak için seçmeyiniz. israf da etmeyin. siz Peygamber ile gizli konuşacağınız zaman bu gizli konuşmanızdan önce bir sadaka verin. zira Allah. Biliniz ki Allah zengindir. 58/12 458 .Çardaklı ve çardaksız bahçeleri. yalnız buğday. İslam devleti bu vergiyle memurlarına maaş öder ve gerekli harcamaları yapar. sadakalar bir farz olarak. övülmüştür. İslam devleti için ödenen vergidir. Zekâtta yine farz olarak müminler tarafında. cimrilik yapmadan ve kendimizi unutmadan kolayımıza gelen miktardır.Ey iman edenler. servetin kendisidir. üzüm ve darıdan verilmez. 2/219 Sadakalar da. Her ikisinde de ana hareket noktası.(veya cimrilik yapmadan ve kendinizi unutmadan kolayınıza geleni). Kur’an’dan iki örnek daha verecek olursam. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Bu sizin için daha temizdir. müsrifleri sevmez. mealen: .

savaş zamanında. tank ve uçak gibi daha pahalı şeyler gereklidir. Allah da sizi (bundan) affetti (sadaka vermeden konuşabilirsiniz). zekât için farz olmasına rağmen ne kadar. zekâtı verin. Müminlerin tüm mal varlıkları zekat ve sadakaya konu teşkil eder.. olması gereken normal bir durumdur. servetleri teşkil eden unsurlarda değişkendir. Fakat bu mallardan özellikle zekât için yüzde kaç verilmesi gerektiği rivayetçiler tarafından konu edilmiştir. Ve binlerce çeşit malı zekattan muaf tuttukları gibi. Artık namazı kılın. Allah’a Resûlüne itaat edin. bundan asırlarca önce ordu teşkili için bir at. Kur’an’a noksanlık atfetmek suretiyle. bu gün için bunların yerini doldurmak için. deve. cimrilik yapmadan. bu rivayetlerimiz olmasa zekât konusu meçhul kalacaktı demektedirler. koyun ve nakit para için yüzde şu kadar verilir diyerek. 58/13 Belirli bir konuda sadakaya Allah tarafından muafiyet verilmesine rağmen. Bolluk zamanında alınan zekâtla. Allah yaptıklarınızı haber alandır.Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız. örneğin: şu maldan yüzde şu kadar verilir diye Kur’an’da oran belirtilmemiştir. Fakat. Çağlar içerisinde de zekât ihtiyacı farklılık gösterir. Değişken ihtiyaçlara ve değişken servet çeşitlerine sabit oranlı zekât uygun olmaz. Bu hususu öne süren rivayetçiler. başka bir ifadeyle hangi oranda verilmesi gerektiğini. Sadaka için.s. saydıkları birkaç çeşit tarım ürününden ne kadar zekât verilmesi konusunda da çeşit sayarak değinememektedirler. kendimizi de ihmal etmeden kolayımıza geldiği şekilde sadaka verilmesi gerektiğini Kur’an’a dayalı olarak belirtmiştim. bir kılıç v. Bu da konum olarak ikisinin ayrı olduğunu gösterir. kıtlıkta ve tabii afet zamanlarında alınacak zekât aynı olmaz. Bundan 459 . sığır. gibi şeyler yeterli vasıta teşkil ederdi. Kur‘an’da zekât için sabit bir yüzdelik oranın belirtilmemiş olması. Zira ihtiyaçlar değişken olduğu gibi. zekât ayrı bir kavram olarak belirtilmiştir.

Bu da gösteriyor ki. keçi olayı ötesinde.) den. Ali (r.10 S... Hz. Tahâret 80. zira uyku şekli esas teşkil ediyorsa. Bab 80 C. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah’ın ashabı uyurlar.466 Akçağ.S. o zaman uyuyan kimsenin genç mi. Tahâret 58. müminlere mümkün mertebe yumuşak şartlar da ne az ne de çok olmamak üzere İslam Devlet başkanı ve İslam şurası tayin eder.203 Şamil. .a. Hayz 125.(376). darı. Rasûlullah’ın (s.) Bu iki rivayetin çelişkili oldukları aşikardır.Tahâre (1). Zekât İslam devletinin idamesi için gerekli olan masrafların kaynağıdır. Görüldüğü gibi zekât olayı.) şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: “Dübürün bağı gözlerdir. ABDEST VE GUSÜL KONUSUNDA OLDUKLARI RİVAYET ÖRNEKLERİ UYDURMUŞ 655. Başka rivayetlerde oturarak uyuyanın ab destinin bozulmadığı tahdis edilmişse de bu dahi çelişkiyi ortadan kaldırmaz. alıntıları: Müslim. bir buğday. (200). ayrıca İbni Mace tahâre 62. Tahdis ettikleri rivayet şudur: 460 . Kur’an’da zekât için sabit bir oran verilmemiş olması bir noksanlık değil. Ebû Dâvud.(78)) 656-. bir devlet olayıdır.3675 C.1 S. Tirmizi." (Ebû Dâvûd. sonra ab dest almadan namaz kılarlardı: (Enes’ten bunu rivayet eden) Kat’ade’ye: “Bu sözü Enes’ten bizzat işittin mi? diye sormuştu: “Vallahi evet!"diye te’yid etti. gastriti var mı yok mu hatta yediği yemek söz Konusu olur." (K.366 H.dolayıdır ki günün şartlarına göre ne kadar ve ne sürede zekât verilmesi gerektiği günün şartları dikkate alınarak. ihtiyar mı. K. koyun.Hz.a. İslam devletinin ihtiyaçlarının karşılanması ve sürdürülmesi için bir gerekliliktir. rivayetçilerin zannettiği gibi. Kim uyursa ab dest alsın.

(Buhari.. 5. Taharet bölümü 476... Hadramevt ahâlisinden bir kimse: “Ya Ebâ Hureyre.288 H.. alıntısı: İbni Mace. kendisi yani Hz.S.. abdest tazelemedi. salat 192.. Ebû Hureyre: “Sessiz veyâ sesli yel" cevabını verdi.İbnu Abbâs Mes’ud radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın o uykusu. kabaları arasında bir yel hissetse ses işitmedikçe veya koku duymadıkça dışarı çıkmasın. Tirmizi. buyû." (K. 3652 C..16 S. Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ses ve koku olmadıkça ab dest alınmaz. Nesâi.. hades nedir?" diye sordu.1 S.1 Ötüken.Hz. tahâre 74.657.6142 C. Müslim.595 Akçağ.) 660. Peygamber oturur iken olmuştur. Bize Ma’mer. 661.. alıntısı: İbni Mace. sonra dönüp namaza gitti. Kitâbu’l-Vudû Bab 2 C.” Bir rivâyette şöyle gelmiştir: “Biriniz mescitte iken." (K. hayz 98. tah3are 114.) 659 Hz. bu rivayette ses olmasa da abdestin bozulacağının rivayet edilmesi bir çelişkidir. Taharet bölümü 475.16 S.10 S..595 Akçağ. o kimse ab dest almadıkça kabûl olunmaz" buyurdu. Ebû Hureyre (R)’den şöyle derken işitmiştir: Resûlullah (S): “Kendisinde hades meydana gelen kimsenin namâzı. (K.99. İbn Mâce. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kadınlarından birini öptü.S.. Sonra kalkıp namaz kıldı.” 461 .34. tahâre 56. Hemmâm ibn Münebbihten haber verdi ki.447 Akçağ.) 658.) Evvelki rivayette ses ve koku olmadıkça abdestin bozulmayacağı rivayet edilmesine rağmen.Abdullah İbni Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün) horlayıncaya kadar uyudu. Ebû Dâvud tahâre 67. rivayet edenler: Buhari.S..6143 C. vudû 4.

Bu gibi rivayetleri.(182. Birinde kişi hanımını öperse abdest bozulmaz denmişken. Sanki o bir bedevi idi. Hz.S. alıntıları: Ebû Dâvud.43)) Görüldüğü gibi bu iki rivayet çelişkilidir. alıntıları: Muvatta. Tahâret 71. Bu gibi hususları peygamber neden erkek sahabelere şahsiyet ortaya koymadan. Tahâret 64.3668 C. Aişe gülmekle cevap verdi. Tahâret 69.10 S.461 Akçağ. Urve’ye peygamberin kendisini öptüğünü ve abdest almadığını tahdis etmeleri. Bununda kasıtlı olduğu aşikardır.S."Bu rivayetin bir benzeri İbnu Me’sud’dan gelmiştir.(1. (1. (Biz huzurlarında iken) bir adam geldi. alıntıları: Ebû Dâvud. 462 .S.Urve rahimehullah der ki: “Kendisine: “Bu sizden başka hanımı olmamalı!"dedim. “Ey Allah’ın Resûlü! dedi.183). Tirmizi.104).Talk İbnu Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına geldik. Ayrıca Aişe’nin. daha önce örneklerini verdiğim gibi çoğunlukla peygamberin eşlerinden erkeklere söylendiği şeklinde rivayet etmişlerdir.İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Erkeğin hanımını öpmesi ve ona eliyle dokunması hep mülamese (değme) sayılır. kişi abdest aldıktan sonra zekerine değerse ne gerekir (abdesti bozulur mu. Öyleyse kim hanımını öperse veya eliyle dokunursa ab dest alması gerekir. (K.(502)) 662.(1. 663.10 S. 3671 C.463 Akçağ. kendisinden bir parça değilmidir?"(K. örneğin: kişi eşini öperse abdest alması gerekmez şeklinde söylemesinde. Tahâret 121. Tahâret 120. bozulmaz mı?)"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) şu cevabı verdi: “O.10 S.101). Bu metin tirmizinindir. İbnu Mâce.461 Akçağ. diğerinde öpmek veya elle dokunmanın abdesti bozduğu rivayet edilmiştir. Peygamberin hane halkına saygısızlık içermektedir." (K.3669 C.

75. alıntıları: Müslim. Muvatta. “Ey kardeşimin oğlu. Tahâret 84. (Kazayı hâcet yapınca) abdest alırdı.(1. bu rivayette gerekir demeleri bir çelişkidir.96 (1. örtü ve botlar üzerine mesh (eli ıslatıp silme) yapılabileceğini tahdis ettiler.(153).(101). Tirmizi. kendisine sarık üzerine meshetmekten sorulmuştu.664. Bunun üzerine sarık üzerine meshetme hakkında sordum: “Saça meshet!"diye cevap verdi.3698 C.83.10 S.S.Hz. Ben de O’na su taşırdım. bu sünnettir" buyurdu.81)) Bu rivayetlerde abdest alırken sarık. Câbir radıyallahu anh’ten anlatıldığına göre.Ebû Dâvut’un rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ihtiyacı için (araziye) çıkardı. Bilal (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestleri ve örtüsü üzerine meshetti. Bu sırada sarığı ve “bot”ları üzerine meshederdi. 665.Büsre Bintu Saffan (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Zekerine değen abdest almadıkça namaz kılmasın.488 Akçağ. alıntıları: Tirmizi Tah3aret 61.S.464 Akçağ.(1.3697 C. Tahâret 70." (K.10 S.3672 C." (K.S. Tahâret 86. Ebû Dâvud. Tahâret 59.487-488 Akçağ." (K. Taharet 118. Tahâret 75. 3696) 666.100)) Önceki rivayette.42).Ebu Ubeyde İbnu Muhammed İbni Ammâr İbni Yâsir anlatıyor: “Câbir İbnu Abdillah (radıyallahu anh)’a mest üzerine meshetme hususunda sordum.S.Hz. 667." (K. alıntısı: Tirmizi.10 S. Nesâi. Nesâi. erkek zekerine dokunursa abdest alması gerekmez derken. Tahâret 58.84).(102)) 668. Tahâret 75. Ebû Dâvud.(275). Şu cevabı verdi: 463 .(82.(181).

Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte seyahatlerde bulunmuştur!"dedi.S.3709 C.Ebû Dâvud’un rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestlerin sırtlarına meshederdi. (1.84).(1. evvelki rivayetleriyle çelişkilidir. su ile saça değilmelidir!" (K.165). Zira o.“Hayır. sarık üzerine mesh yapılamayacağını söylemeleri. mukim için de bir gün bir gece tuttu. 464 . Tahâret 63.35)) Bu rivayetlerde ise.Şüreyh İbnu Hâni anlatıyor: “Hz.494 Akçağ.73. Tahâret 85.62)) Yukarıda ki rivayetlerde. Tahâret 86. Bana: “Sana Ebu Talib’in oğlu (Hz.10 S.419 Akçağ.3705 C.(276). Aişe (radıyallahu anhâ)’ye mest üzerine meshetmekten sormaya geldim. Tahâret 38. git ona sor.10 S.(552)) Bu rivayette. Ali) (radıyallahu anh)’yi tavsiye ederim. mesh müddetinin süresiz olduğunu aşağıdaki rivayetlerde tahdis ettiler. Şu cevabı verdi: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm). alıntıları: Tirmizi 72.3704 C.” Tirmizi’nin bir başka rivayetinde de böyle denmiştir. (mesh müddetini) yolcu için üç gün üç gece tuttu.3609 C. alıntıları: Müslim.(1. alıntısı: Tirmizi ) 670. İbnu Mâce.494 Akçağ. Tahâret 63. mesh müddetinin yolcu için üç gün üç gece. mestin alt kısmının silinip silinmeyeceği hususu çelişkilidir.S. Nesâi."(K. alıntısı: Muvatta.98). Buna rağmen bu rivayetle çelişkili olarak. Bunun üzerine gidip ona sordum.(161.Muğire (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) mestin üst ve aşağı kısımlarını meshederdi. mukim için de bir gün bir gece olarak rivayet ettiler.S. Nesâi.S. 671. olmaz.496 Akçağ.10 S. (K. (K. 669. (97. Ebû Dâvud. Tahâret 99.10 S.

İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) koyun budu yedi ve namaz kıldı. Bu. Müslim’de Hz. Ben tekrar: “İki gün (olsa)?"dedim. Tahâret 122.”İki gün!"buyurdular. Aişe’den buna benzer rivâyet mevcuttur.10 S. Ona." 465 .S. “Evet! Dilediğin kadar!"buyurdular.S. Hayz 90.Tahâre (158)) 673.(79). bu sebeple abdest alıyorum. abdest almadı."(K.Ubey İbnu İmâre (Radıyallahu anh)-ki bu Sahâbi.10 S.Ebu Hüreyre (Radıyallahu anh)’den nakledildiğine göre. Ebû Dâvud Bab 61 K.(194).) Bu rivayette ateşte pişen şeyler yiyince abdest alınması gerektiğini rivayet ettiler.3681 C.anlatıyor: “Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek sordum: “Ey Allah’ın Resulü! Mestlerin üzerine meshedeyim mi?” “Evet!"buyurdular. Çünkü ben Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın “Ateşte pişen şeyler yiyince abdest alın" dediğini işittim. 3711 C. alıntısı. Müslim’in lafzıdır.105.106). Ebû Dâvud. alıntıları: Müslim.472 Akçağ. Tahâret 58.672. Ebu Hüreyre şu açıklamayı yapar: “Bir keş (kurumuş çökelek) parçası yedim.497 Akçağ. Tahâret 76. Ben tekrar: “Üç gün (olsa)?"dedim. Ebu Hüreyre mescit de abdest alırken yanına Abdullah İbnu Kârız gelir. “Bir gün!"buyurdular. Nesâi. Ben tekrar: “Bir gün mü? Dedim. Buna çelişkili olarak şu tür rivayetlerde bulundular: 674. Tirmizi."(K. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte her iki kıbleye namaz kılan ilklerdendir.(1. (532).

Hayz 81-83. 3686 C. Ebû Dâvud.Nesai’nin Ebu Eyyub (radıyallahu anh)’den kaydettiği bir de Resulullah: Resûlullah: “Su.525 ) 677.S. Tahâret 132.25). Nesâi. Müslim’in bir rivayetinde: “Budu kemirdi. alıntıları: Buhari. Et’ime 18.(1. tahdis etmiş oldukları bu rivayet hem peygambere karşı hem sahabeye karşı.) 676.525 Akçağ. (343-345).Buhari’nin bir başka rivayetinde: Tencereden eliyle etli kemik aldı" denmiştir. Tahâret 123.Ebu Sa’id (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ensâr’dan birine adam göndererek. buna rağmen kargaşa çıkarmak için çelişkili olarak şu rivayetlerde bulundular. abdest tazelemedi" denmiştir.474 Akçağ.. Tahâret 75.525 Akçağ.S. alıntıları: Buhari. (1. Ensâri: “Evet ey Allah’ın resulü! deyince: “Acele ettirilir veya inzal olmasan gusletmen gerekmez. (187). Bu rivayetleri yazmadan önce şunu belirteyim ki. alıntıları: Buhari. Aleyhissalâtu vesselâm: “Herhalde sana acele ettirdik?"buyurdu. Muvatta. Vudû 50. 3736 C. 3735 C. Müslim ve Ebû Dâvud. (K.(1.3737 C."(K. sonra namaz kıldı. (354). yanına çağırttı. Müslim. Nesâi. Müslim. (K.10 S. Hayz 91.10 S. Sadece abdest gerekir" buyurdular. su (meninin gelmesi) gerekir" buyurdu" denmiştir.10 S.10 S.S. Tahâret 91.S. Tahâret 84. Ebû Dâvud. (217). Vudû 34.Müslim’in bir diğer rivayetinde: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Suyu (yıkanmayı). (K. hemde 466 .115)) Bu tür rivayetlerle meni gelmeden gusül gerekmez diye tahdiste bulundular.108)) 675. sudan dolayıdır" buyurmuştur.

110. İbnu Mâce. (216). zira peygamber büyük bir ahlaka sahipti.” Bir rivâyette de şu ziyade var:.111).. alıntıları Buhari. sudan gerekir" hükmü İslam’ın bidayetinde bir ruhsattı. hiç bir sahabenin şahsına karşı seni acele mi ettirdik gibisinden ifadelerde bulunmaz.” Ebu Dâvud’un rivayetinde dört uzvu kelimesinden sonra".S.. (1. Tahâret 111.10 S. Ebû Dâvud Tahâret 84.3734 ci rivayetten: Buhari. 45.Ebu Hüreyre (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Erkek kadının dört uzvu arasana çöker ve kadına mübâşeret ederse gusül vacib olur. Tahâret 84. (Kaynak tafsilatları K. alıntıları: Ebû Davud.Übey İbnu Ka’b (radıyallahu anh) anlatıyor: “Su. sahabeler müşahhas örnekler olmadan sözle anlatılan öğretileri anlamayacak kimseler değildirler. Aksi takdirde söz anlatımı olan Kur’an’ı nasıl anladılar? 678.(110. gusül vacip olur" denmiştir.3738 C. (K. Müslim Hayz 87. sudan gerekir" hükmü ihtilam hakkında muteberdir.sahabelere karşı bir saygısızlıktır. Tahâret 71. İnzal olmasa bile. Gusl 28.S. Ebû Dâvud. Tirmizi.(348). Bu çelişki konusunda çok sıkıştırılmış olacaklardır ki. Nesâi.S. Bu rivayet sahabelere karşıda saygısızlıktır.10 S.215).3733 C. "Übey ilave tender ki: “Su. Tahâret 129.. (214. (1. hitana (sünnet mahalli) hitanı kavuşursa.111)) 467 ." (K. Müslim. Muvatta. Sonra bundan nehyedildi. bu rivayetle evvelki rivayet çelişkilidir. Peygamberin bu şekilde müstehcen senaryolarla dini anlatmayacağı gibi.523 Akçağ.526 Akçağ.(610)) Görüldüğü gibi.46). şu şekilde bir ara rivayet uydurmuşlardır: 679. İbni Mace. Tahâret 81..

Nesâi. Cenabet halinden başka hiçbir şey O’nunla Kur’an arasına perde olmazdı.) Bir müddet sonra Resûlullah aleyhisselâm onlar(ın yanına) tekrar çıktı ve.550 Akçağ.3772 C.(1. 468 . 683-."(K. Tahâret 171.Nesâi’nin bir başka rivayetinde şöyle gelmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) helâdan çıkınca Kur’an okur. 3773 C.. Ashâbı Kirâmın evlerinin kapıları Mescide açılmış bir halde ikin. Ali (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). alıntıları: aşağıdaki rivayette. Ashab.) (Mescide) gelip. cünüp olmadıkça her halimizde bize Kur’an okutup talim ederdi. Tahâret 111.İbnu Abbâs (radıyallahu anhumâ)’dan rivayet edildiğine göre.10 S.) Bu rivayetlerine göre kişi cenabetli olmamak şartıyla abdest siz Kur’an okuyabilir ve okutabilir.Hz. bizimle et yerdi.) 681. cenabetli kimsenin Kur’an okuyabileceğini söylemeleri bir çelişkidir.a. Resûlullah (s.10 S. evvelki rivayetin aksine olarak. 682.548 Akçağ. alıntıları: Ebû Dâvut.3771 C." (K.S. (229).144." (K.548 Akçağ. O cünüp kimsenin Kur’an okumasında bir beis görmezdi. Kadının dört uzvundan bahsetmeleri nerde. Tirmizi.S.S.10 S. . işi rüyayla izah etmeleri nerde? 680. alıntısı: Buhâri. “Şu evlerin yönlerini (kapılarını) mescidden çeviriniz" buyurdu ve (hucre-i saadetine) girdi. Hayz 7 ) Bu rivayette. Âişe (r.Güya bu rivayetle durumu idare etmeye çalışmışlardır.anhâ)’nın şöyle dediği rivayet edilmiştir. Tahâret 91.(146).. kendileri hakkında bir ruhsat inmesini umarak bir şey yapmadılar (evlerinin kapılarını çevirmediler.

) Bu rivayette hayız ve cünüp olanların mescide giremeyeceğini. anhâ)!dan demiştir ki: “Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) bana.. Bunun üzerine: . tahâre 101.232 Şamil. (Ebû Dâvûd. tahâre 176. pencereleri mescit yönündeyse ve pencereden cünüp halde bakıyorsa.411-412 H.“Senin hayızın elinde değildir" buyurdu. K.261 Şamil. bu tür şeyler saçma olduğundan uzatmak istemiyorum.Tahâre (1). (r. Adam bunun üzerine: 469 . . Tirmizi.1 S.“Şu evlerin (kapılarını) çeviriniz."dedi. Bu ise evvelki rivayetlerde bu konuda tahdis edilen ruhsatlarla çelişkilidir.. “Dilersen abdest al. bir insanın cünüp olmasıyla evinin kapı yönünün hiçbir ilgisi olamaz.Tahâre (1). Ayrıca rivayet mantıksızlıklarla doludur. Çünkü ben. veya sokaktan geçiyorsa durum ne olacak. 685. Zira hayızlının mescide girebileceğini tahdis etmişlerdir. “Mescitten seccâdeyi alıver. Tahâre 126. (Ebû Dâvud.. hayz 11-13. Nesâi. “Ben hayızlıyım" dedim.Câbir İbnu Semure (radıyallahu anh) anlatıyor: Bir adam “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek: “Koyun eti sebebiyle abdest alayım mı?"diye sordu. ayrıca: İbni Mâce.Bâb 92 C. dilemezsen alma!"diye cevap verdi. K. hayz 18 ) Bu rivayette ise evvelki rivayetle hayz konusunda çelişkiye düştüklerini görmüş oluruz.1 S. mescidi hayız ve cünüp (olan)lara helâl görmüyorum" buyurdu. Bâb 103 C. hatta evlerinin kapılı yönlerinin mescit yönünde açılamayacağını tahdis ettiler.465 H. 684-. ayrıca: Müslim.

Ben Ali’yi (r. sonra ayaklarını topuklarına kadar yıkadı" daha sonra da Hz.3688 C. deve sütünü içince abdest alın. alıntısı: İbni Mace 496.599 Akçağ.S." (K. alıntısı: Müslim.S.. . deve ağıllarında namaz kılayım mı?” “Hayır!"buyurdu Aleyhissalâtu vesselâm.) Abdest almanın hiçbir yemek yeme veya içmeyle ilgisi yoktur. Hayz 97. Adam tekrar: “Koyun ağıllarında namaz kılayım mı?"diye bir başka sual sordu: “Evet!"cevabını aldı. Ali (r.477 Akçağ.a) abdest alırken gördüm. deve eti sebebiyle abdest al!"cevabını verdi.a): 470 . hatırlanacağı üzere daha önce vermiş olduğum rivayet örneğinde. deve için şeytan demişlerdi.10 S. Aksine tuvaletten gelmiş olmayla ilgisi vardır. Deve hakkında bu şekilde rivayette bulunmalarının nedeni."(K. Tekrar sordu: “Pekala. demiş ve her abdest organını üçer kere yıkadığını nakletmiş ve demiştir ki: “Sonra başına mesh etti.(360)) 686. Ebû İshâk’ın rivayetine göre: Ebû Hayye.16 S. 650 C..“Deve eti sebebiyle abdest alayım mı?"diye “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu sefer: sordu. Bu itibarla uydurma olup aslı yoktur.Üsayd İbnu Hudayr (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Koyun sütünü içince abdest almayın. bunlar şeytanı pişirip yediklerini mi zannediyorlar ne kolay iş ve ne saçma iddialar. “Evet. 687-.

) 689. Biz de abdest alıyorduk...591 Akçağ. abdest alırken ayakların mesh edilmesi bir tarafa.589 Akçağ.215 H. Peygamber bu hâli görünce en yüksek sesiyle iki yâhud üç kere: “Cehennem’de yanacak ökçelere yazık!"diye nidâ etti..1 S.. O şöyle demiştir: Gittiğimiz yolculukların birinde Peygamber (S) geride kalmıştı da sonra bize yetişmiş idi.S. tahâre 93. Kitâbu’l-İlm Bab 3 C.95..16 S. 6135 C.) Bu iki rivayette de. Ebû Bişr’den. Bu ise.Tahâre (1).S. Kur’an’a aykırıdır. alıntısı: İbni Mace 457." (K. ayaklarını tam değil de az suyla mesh eder gibi yıkayanların ökçeleri cehennemde yanmak suretiyle azab göreceklerini tahdis ettiler..2 Ötüken ) Bu rivayetlerde ise. zira Kur’an’da abdest alırken ayakların mesh edilmesi gerektiği 471 . ayrıca: Nesâi.116 Şamil.. Tirmizi. az su ile yıkamağa başladık.İbnu Abbâs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Namaza kalktığın vakit abdesti mükemmel yap. tahâre 44.. alıntısı: İbni Mace 447.. (Buhâri.48. Bu ise Kur’an’a aykırıdır.. abdest alırken ayakların muhakkak yıkanması gerektiğini tahdis ettiler.94.." (K. Bab 51 H. (Ebû Dâvud. Bize Ebû Avâne. zira Kur’an’a göre abdest alırken ayaklar yıkanmaz mesh edilir. Ayaklarımızı mesh eder gibi.) Bu rivayette de ayakların mesh (ıslak elle silme) edilmeyip yıkanması gerektiği şeklinde tahdiste bulunmuşlardır. abdest aldı ve ayaklarını üçer sefer yıkadı. 688. (Bu cümleden olarak) suyu ayak ve el parmaklarının arasına iyice ulaştır. 6131 C. 690-. O sırada namâz vakti gelmişti. o da Abdullah ibn Amr(R)’den tahdis etti..Mikdâm İbnu Ma’dikerp radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). o da Yûsuf ibn Mâhek’den..16 S.“Resûlü Ekrem (s. K.a.)’in abdest alışını size göstermek istedim de.

Ve iddia ediyorlar ki bu rivayetleri olmasa ne abdest ne de gusül konusu Kur'an'dan anlaşılamazmış. ve başlarınızı meshedin (ıslak elle silin).Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye.Ey iman edenler! Namaza dur(mak iste)diğiniz zaman yüzlerinizi yıkayın ve ellerinizi dirseklere kadar. Kur’an’la bağdaşmayan bir çok hususlar ihtiva etmektedirler. Yüzlerinizi ve ellerinizi onunla meshedin.bildirilmiştir. Eğer cünüp iseniz temizlenin (yıkanın). Eğer hasta veyâ bir yolculuk üzerinde bulunursanız. bu konuda epeyce tutarsız ve çelişkili rivayetleri vardır. 4/43 472 .gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Görüldüğü gibi rivayetler kendi aralarında çelişkili olduğu gibi. şükredesiniz. mealen: . Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır. yada kadınlara dokunmuş ve su bulamamışsanız.cünüp iken de -yolcu olan müstesna. Allah’ın Kur’an’daki emrine aykırı olarak yıkayanların kesinlikle abdesti yoktur. yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. durumun hiçte iddia ettikleri gibi olmadığı kolayca anlaşılabilir. Abdest ve Gusülle ilgili olarak uydurmuş oldukları rivayetlerden bazı örnekler verdim. 5/6 . fakat sizi temizlemek ve size olan nimetini tamamlamak istiyor ki. dinle ilgili bütün konular andan kolayca anlaşılabilir. Ve eğer hasta iseniz veya yolcu iseniz veya biriniz tuvaletten gelmişse. yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse. Şöyle ki. Allah size güçlük çıkarmak istemiyor. Örnek olsun diye sadece otuz civarında rivayeti konu ettim. Kur'an o kadar net ve açık bir kitaptır ki. Ayaklarını mesh etmeyip. Ve vermiş olduğum bu örneklerden başka. Abdest ve Gusül konusunda Kur'an'dan örnek verecek olursam. temiz toprağa teyemmüm edin. Hal bu ki. ve ayaklarınızı da topuklara kadar. Allah’ın emrine karşı çıkılarak farzlar ifa edilemez.

bunlarda iki gruba ayrılmaktadır. abdestle ilgili organlarımız dört tanedir. Örneğin yağlı boyacılar gibi. ellerinizi de dirseklere kadar ifadesi. Eğer ki ayaklarını yıkamaya bir ihtiyacın varsa veya yıkayıp serinlemek istiyorsan abdest almadan önce veya sonra istersen sabunla yıka ve bunu abdest alıyorum diye yapma. abdestin geçerli olması için muhakkak ayaklarını Kur'an'da emredildiği gibi mesh etmelisin ve mesh ettiğin de başın ve ayakların olmalı. Ve unutma ki dini ancak ve ancak Allah koyar ve Allah'ın koyduğu din Kur'an'da mevcuttur. zira Allah hiçbir nefse yüklenemeyeceği yükü yüklemez. Sakın bu daha iyidir deyip. Zira. Abdest ve Gusül ile ilgili durum bu şekildedir. ayaklarınızı da topuklara kadar denmesi. Bazı mesleklerde cildin üzeri mesleki bir maddeyle örtülebilir. Ali'ye de dediğimizde nasıl ki Ali'ye de selam ettiğimiz hemen anlaşılabiliyorsa. ellerinde dirseklere kadar yıkanacağı manasındadır. Abdestin geçerli olması için Kur'an'a uygunluk şarttır. Birinci grupta olan yüz ve ellerin yıkanması gerekir. ayaklarında aynen baş gibi meshedileceği manasındadır. ikinci grup baş ve topuklara kadar ayaklar. Bundan da kolayca anlaşıldığı gibi. bu durumda imkan ölçüsünde cilt yıkanır 473 . bu durumda sargı bezinin üstünden silebilir. Meğer ki kişinin suyun Mesih ile ıslaklığını değdirmeye zorunlu bir manisi olmuş olsun. Zira aynı şekilde başınızı mesh edin. İkinci grupta olan baş ve ayaklarda mesh edilecektir. Her şeyin en iyisini ve en doğrusunu Allah bilir. mecburiyet karşısında ona göre kıyas yapılabilir. Kur'an'da yüzlerinizi yıkayın. mesh edeceğin yerde ayaklarını yıkamaya kalkışma. bu durumda sözünü Allah'ın sözü önüne geçirmiş olursun.Kur'an'a göre. sarık veya ayakkabı üzerine mesh etmek ayakları veya başı meshetmek manasında değildir. örneğin: başın da veya ayaklarına da bir yaradan dolayı sargı bezi olabilir. Örneğin: Ahmet'e selam söyle. Yüzlerinizi yıkayın. Nasıl ki suyu hastalıktan dolayı kullanamadığımız da teyemmüm etmemize müsaade edilmişse. Birinci grup yüz ve dirseklere kadar eller. ellerinizi de dirseklere kadar denmesi bunu ifade eder.

küçük bir çocuğa sorarak öğrenebilir. Bahsedilen zorluklar ve Gusül veya abdest gerektiren Şartlar şunlardır. Gusül gerektiren şart. vücudun yıkanması olayıdır. yoksa su kullanmaya mani bir durum yoksa. Teyemmüm şartları: Hastalık durumu (su kullanmaya mani bir hastalık). bazı zorluklarla karşılaştığımızda kolaylık olmak üzere Allah tarafından verilmiş bir ruhsat (müsaade)dir. Eğer bu konuda tereddüdü olan varsa.dolayısıyla boya deyen yerin üstü çıkarılamayan boya ile birlikte yıkanır veya meshedilen organsa meshedilir. Cünüp olunmuşsa. Bu hususların meydana gelmesi halinde eğer su bulamamışsa ki. Bunun için iftira yollu. Kur’an’da belirtildiği gibi. hem yıkanma ve hem de abdest yerine geçerli olup. bu su bulunmama durumu kullanamamayı da içeren bir ruhsattır. Zira biz onlara yıkanın dediğimizde ne dediğimizi gayet iyi anlıyorlar. durum 474 . Bu durumda istenen yıkanma ise kolayca bilinebilen. Teyemmüm ise. Cenabetli olma durumunda yıkanılmak suretiyle temizlenme emredilmiştir. Abdest gerektiren şartlar: Tuvaletten gelinmişse (ihtiyaç için gidilmesi halinde. hareket ederek rivayetlerde iddia ettikleri gibi yıkanmayı tatbiki olarak erkekler tarafından Aişe’ye yaptırma rivayetleri tahdis etmek gerekmiyor.) Kadınlara dokunulmuşsa. Yolculuk durumu (su kullanmaya mani bir yolculuk).

yeniden yıkanmak veya abdest için yeniden yıkanmayı veya abdest almayı gerektirecek durumların olması lazımdır. Cenabetlik durumu inzal olsun veya olmasın cinsel birleşmeyle veya cinsel birleşme olmamasına rağmen ihtilam ile meydana gelen bir olaydır. cenabetli olmayan kimse. Sesli veya sessiz yellenmek abdesti bozmaz. kadınlara dokunmayı cinsel birleşme olarak kabul edenler. Zira. tedavinin esasını teşkil eder. zira bu hususlar tuvalet ihtiyacı kapsamında değildir. Peki. gerekli olduğunda abdest alacaktır. Tuvaletten gelinmesi halinde abdest alınması hususu. bu husus ehli sünnetin kendi aralarında da değişik anlaşılmaktadır. Örneğin hastalık nedeniyle su kullanamıyorsak veya bizi hasta edebilecek soğuk su veya haşlayabilecek kaynar su. yani cenabetli olan kimse yıkanacak.gereği olarak yıkanma veya abdest alma gereklidir. Ancak. zira bunlar için tuvalete gitmek bir ihtiyaç değildir. Kadınlara dokunma olayına gelince. su bulunduğu manasında değildir. tuvalet ihtiyacının giderilmesiyle ilgili bir olaydır. diğer hususlar da bundan dolayı imkansızlık durumu olarak anlaşılmalıdır. Şartlar arasında hastalığın bulunması zorluk olması durumu ile ilgilidir. Bundan dolayıdır ki. el teması veya öpme 475 . Kur'an'da suyun bulunması veya hastalıkla yolculuğun bitmesi halinde teyemmümün iptal ve iadesi bize emredilmemiştir. şartların normale dönmesi halinde geçerliliğini yitirmez. Veya yıkanmaya mani teşkil etmeyen bir hastalık durumunda örneğin: Bazı hastalıklarda kaplıcalarda yıkanmak. kendi aralarında ki bir çok ihtilaf konusundan biride budur. hem de kulana biliyorsak durum ne olacaktır? Bu durumda teyemmümle birleşmiş olan iki husus birbirinden ayrılmaktadır. önceden teyemmüm almış olan kimsenin teyemmümü. bir kısmı nikah düşen erkek veya kadın cildinin bir birine dokunması olarak anlamaktadır. Bir kısmı bunu cinsel birleşme olarak kabul ederken. su bulunmuşsa yani suyu hem elde etmiş. Veya yolcu olmasına rağmen yıkanma imkanı sağlayabileceği bir otelde ikamet eden kimse su bulamama durumunda olan kimse değildir.

Bu şekilde ihtilafa düşmelerinin nedeni ise. kadınlara dokunmayı sadece bir hususu anlatan bir ifade olarak anlamalarından dolayıdır. Ve kadınla erkek arasındaki dokunma olayı bu safhada kaldığında. El ele dokunmak veya öpmek dokunma olduğu gibi. sadece el ele değme veya öpme veya elbise üzerinden olsa dahi oynaşma ve vücudun hissedilmesi durumunda meni veya orgazm olayı meydana gelmemişse bu lemse yani dokunma olayı sadece abdest almayı gerektiren bir olaydır. kaleme. 6/7 Mealini vermiş olduğum ayette dokunma "Lems" kelimesiyle ifade edilmiş olup.durumunda abdestin bozulmadığını iddia ederler. Cinsel birleşmeyi ihtiva etmiyorsa. bur da kitaba elle dokunma durumunu ifade etmektedir. cinsel temasta dokunmadır. bunun apaçık sihir olduğunu söylerlerdi. Örneğin: Şafii mezhebine bağlı olan kimseler. kadın ve erkeğin el ele bir birbirlerine dokunma veya elbise üzerinden dahi olsa birbirlerinin vücudunu hissederek cinsel ilgi gösterip dokunmaları durumu da "Lems" olayıdır. halbuki bu kelime her iki hususu da kapsamaktadır. veya herhangi bir şeye elimiz değdiğinde bu "Lems" yani dokunma olduğu gibi. yani meni veya orgazm olayı da olmamışsa sadece abdest gerekir.(Ey Muhammed!) Sana. elleri bir kadın eline değdiğinde abdest almayı gerekli görürler. masaya. kağıda yazılı bir kitap indirmiş olsaydık ve onlar da o kitaba elleriyle dokunsalardı. Dolayısıyla. yani "dokunmayı" tokalaşma veya öpme şeklinde anlayanlar bu durumların olması halinde abdestin bozulacağını iddia ederler. Diğerleri ise. Hal böyle olunca durum kolayca anlaşıla bilir. Mealen: . Dokunma olayı cinsel birleşmeyi ihtiva ediyorsa bu duruma göre yıkanmak gereklidir. Dokunma "Lems" kelimesinin kapsadığı manalarla ilgili olarak Kur'an'dan örnek verecek olursam. yine de küfredenler. şöyle ki. 476 . fakat Hanefi mezhebi bağlıları ise bu gibi durumlar da abdest almaya gerek görmezler.

iddet bekleme durumundan bahsedilmeyecekti. Olayın meydana geliş kapsamına göre abdest alınır. Demek ki abdest ve gusül Kur'an'da açıkça belirtilmiştir. bir erkeğin elini kadın eline değdirmesinden daha değişik bir durum olduğu açıktır. Zaten kendileri de bu gibi rivayetlerin tersini de 477 . Zira böyle olmasaydı. kadının hamile kalmış olup. "Lems" kelimesi ile ifade edilen dokunma olayı cinsel birleşmeyi ifade etmektedir. 33/49 Mealini yazmış olduğum ayette. Diğer taraftan. abdest alırken çizme veya ayakkabı üzerine mesh edilebileceği. "Lems" kelimesiyle ifade edilen "dokunma" hem cinsel birleşmeyi hem cilt dokunmasını ifade eder. henüz onlara dokunmadan boşarsanız. inzal olmasa dahi cünüp olmuştur. uyku ve (sesli veya sessiz) yellenme gibi durumların abdest bozduğu. eli dar olanda kendi gücüne göre vermeli) ve onları güzellikle serbest bırakın. zengin kendi gücüne göre. Hemen müt'alarını verin (Mehir kesilmişse. Mü'min kişi eğer tuvaletten gelmişse veya cinsel birleşme yapmadan kadınlara dokunmuşsa ve inzal olmamışsa sadece abdest alması gerekir. aslı olmayan ve Kur'an'a uymayan boş iddialardır. Kişi cinsel birleşme yapmışsa. Böyle bir olayın ise. Böylece anlaşılmış olur ki. onların üzerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur.Ey iman edenler! mü'min kadınları nikâhlayıp da. veya ayakların meshe dilmeyip yıkanması gerektiği. olmadığını anlamak içindir. erkekle kadının cinsel birleşme yapmaları halinde. yada yıkanılır. Veya rüyasını nedeniyle inzal olmuşsa veya cinsel birleşme yapmadan inzal olmuşsa bu hususlar cünüplük kapsamı içinde olup. Böylece iddet beklemek. Abdest için iki husus vardır. Mü'min kişi yıkanmalıdır.. Abdestin nasıl alınması gerektiğinden ise daha önce bahsetmiştim. veya ateşte pişmiş olan şeylerin yenmesi durumunda abdest almak gerektiği veya kişi zekerine dokunmuş olsa abdest alması gerektiği veya deve eti ve deve sütü konusunda yapmış oldukları iddia ve rivayetler.

Kur'an'dan namaz kılmanın anlaşılamayacağını iddia ile. NAMAZ KONUSUNDA RİVAYET ÖRNEKLERİ UYDURMUŞ OLDUKLARI İddialarının en başta geleni. Zira bir rivayeti uygulayayım derken. Kur'an'ın abdest ve gusül öğretisi nerede. Hiç kimse bunların bu öğretilerine uyarak ne abdest alabilir nede ne zaman cünüplükten yıkanması gerektiğini bilebilir.S."(K. Zira onlar. namazı peygamberin diliyle hazarda dört.229 478 . Zaten istedikleri de budur. kendilerince. Kur’an’ı inkar etmek demektir. Onların bu rivayetlerini ciddiye alıp namaz kılmaya kalkışan bir kimse büyük bir şaşkınlık içinde ne yapacağını bilemez hale gelir.2332 C. Ve bu zıtlar ancak insanları şaşkınlığa ve ne yapacaklarını bilmezliğe sürüklemeye sebep olmaktan başka bir işe yaramaz. başka bir ifadeyle küfrün ta kendisidir. o rivayete aykırı başka rivayetlerle engellenmiş duruma döşer. Bunların bu çelişkili iddiaları nerede.8 S. Kur’an’nın yetersiz olduğunu açıkça ifade etmiş olurlar. hatta bugün fiili olarak tatbik edilmekte olan namaz olayıyla uyuşmadığını görmüş oluruz.İbnu Abbâs (radıyallahu anhüm) anlatıyor: “Allah. seferde iki. Zira zıtları iddia etmişlerdir. Bu iddia ise Kur’an ayetlerini red ile. Zira rivayetler olmazsa biz şu hususu bu hususu Kur’an’dan bilemezdik demeleri Kur’an yetersizdir manasına gelmektedir. Bu iddialarıyla. dolayısıyla da rivayetlerin bilinmesinin şart olduğunu söylemektedirler.rivayet ederek kendi iddiaların da çelişkiye düşmüşlerdir. tahdis etmiş oldukları rivayetleri incelediğimizde çelişkilerle dolu olduklarını. RAKAT SAYILARIYLA İLGİLİ RİVAYETLERİNDEN ÖRNEKLER: 691. Hal bu ki. Müslümanların yalnızca Kur'an'ı esas alarak nasıl namaz kılacaklarını bilemeyecekleri iddiasıdır. korku halinde bir rekat olarak farz kılmıştır. eğer ki rivayetler olmamış olsaydı.

alıntıları: Müslim.225)) Görüldüğü gibi. O şöyle demiştir: Ben Câbir ibn Abdillah’tan işittim. ve Mufassal bölümün ortasından iki sûre ile (kıldırmasını) emretti. (685). Cemâatten biri ayrıldı. Salât 287.230 Akçağ. Bir defasında yatsıyı kıldırdı da el-Bakara Sûresi’nden başlayarak okumağa kalktı. hazerde yani yolculukta olmayıp ikamet yerinde bulunan kimse için namazın dört rekat farz olduğunu tahdis ettiler.118.(3. Salâtu’l-Müsafirin 2. Bize Şu’be Amr’dan. Buhâri şöyle dedi: Ve bana Muhammed ibn Beşşâr tahdis edip şöyle dedi: Bize Gunder tahdis edip şöyle dedi: Bize Şu’be. o da Câbir ibn Abdillah’tan tahdis etti (O. Rivayetleri ve fiili uygulamaları bir birleriyle çelişmektedir. Sâlat 1. fâtin oldun" buyurdu. kendi kavmine imâmlık ederdi.(1198). Kasru’s-Salât 8. alıntıları: Buhari. Nesâi. Taksiru’s-salât 5. şöyle demiştir): Muâz ibn Cebel Peygamber’le berâber namâzı kılar.Akçağ. Amr’dan tahdis etti. şöyle dedi: Muâz ibn Cebel Peygamber’in maiyetinde namâz kılar. Menâkıbu’l-Ensâr 47. fettânsın" yâhud “Fâtin oldun. ondan sonra döner. Salât 3.146). Yolcu namazı ilk farz edildiği şekilde sabit tutuldu.(1247). Müslim. o zaman akşam namazının farzını üç rekat ve sabah namazının farzını iki rekat olarak kılmalarını nasıl izah ediyorlar.8 S. Salât 270. Ebû Dâvud. Taksir 1. Sonra onu hazar için (dörde) tamamladı.Bize Müslim ibn İbrahim tahdis edip. 693. Eğer ki iddia ettikleri gibi ise. Ebû Dâvud.2333 C. 692. Muâz onun hakkında fenâ söyler gibi oldu.Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Allah namazı (ilk defa) farz ettiği zaman iki rekat olarak farz etmişti. (1. Bu i ş Peygamber’e ulaşınca üç defa: “Fettânsın. Nesâi. fettânsın. (1. şöyle dedi.S."(K.119)) . Muvatta. ondan sonra döner de kendi kavmine imamlık ederdi. Amr ibn Dinâr: Ben o iki sûrenin 479 .(687). Salât 5.

Durumu idare etmek için. demiştir. Şöyle ki: 694-. bu rivayetlerine çelişkili olarak.hangi sûreler olduğunu hâtırımda tutamadım.Ya Resûlullah. Es-Sâmit (r. Delillerinden biri bu konuda Muâz ibni Cebel hakkında tahdis ettikleri rivayettir. Başka bir rivayetlerinde.). imam olmak suretiyle kılınabileceğini tahdis ettiler. 480 . Onlar. Nebi (s..a. aynı günde cemaat fertlerinin de bir vaktin namazını mükerrer kılabileceğine dair rivayetleri vardı. farz namazın aynı günde birden fazla.. “İstersen evet" buyurdu. sekiz rekat kılına bilir demekle her vaktin farzının dört rekat olduğu yolunda yapmış oldukları evvelki rivayetlerle çelişkiye düşmüş oldular.Resûlullah (s. Yukarda ki rivayette imam olan namazı mükerrer kılabilir diye rivayet ettiler.2 S. Böylece bir farz namaz dört rekatsa. Kitâbu’l-Ezân C.a.) şöyle buyurdu: “Benden sonra size. namazları vaktinde kılınız!" Bir adam: . (Buhâri. onlarla da kılayım mı? dedi. İşte o zaman siz. bir tanesinin nafile sayılacağını iddia ettilerse de bu sefer kendi aralarında ihtilaf ve büyük görüş ayrılıkları meydana geldi. Şöyle ki: Bu meselede Hanefiler ve Malikiler ile diğerleri arasında büyük görüş ayrılıkları vardır. farz kılan kimsenin nâfile kılana iktidası sahih (geçerli) değildir derler. demiştir ki. Ubâde b.) Görüldüğü gibi.92 Ötüken. .a.727 H. . meşgûliyetleri kendilerini (Efdal) vakti geçinceye kadar namazlarını vakitlerin(de edâ)dan alıkoyan emirler âmir olacak. Şâfiiler ile Hambeliler ise buna tecviz yani sahih (geçerli) görürüler.)den.

K.(1.a. imâme 54.575 Şamil. “Herkesle beraber namaz kılmana mâni olan şey nedir. Yezid b.Salât (2). Çünkü o (imamla beraber kılacağı namaz) kendisi için kefaret olur" buyurdu. K. onlarla beraber kılayım mı? Dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.): “Sizi bizimle namaz kalmaktan men eden şey nedir?"buyurdu.Süfyân (rivayetinde) dedi ki (adam).2 S.168 Akçağ. İmâmet 53.179 H. Resûlullah da. Efendimiz: ben âilemle namazımı “Mescide geldiğin zaman namaza kalkılırsa kılmış bile olsan cemaatle birlikte sen de kıl!" (K. iki kişi mescidin bir köşesinde namaz kılmayıp oturuyorlar. sâlat 49. . Nesâi. El-Esved'den. onlar titreyerek. o gençken Resûlullah (s. sen Müslüman değil misin? Diye sordu. Nesâi.) 695-.)'le beraber namaz kıldı. Hz. Sâlat (2). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kalktı.a.132). Salâtu’l-Cemâ’a 8. alıntıları: Muvatta.9 S.411 H. Bunun üzerine onları çağırt(t)dı. Adamlar.S.. Peygamber (s. Sizden biri evinde namazı kılıp sonra da imamı namaz kılmamış bir halde bulursa onunla birlikte namaz kılsın. Bâb 10 C. Resûlullah (s. rivayet edilmiştir ki. “Biz evimizde kıldık dediler. 2840 C. namaz kıldı ve döndü. ayrıca: Tirmizi.2 S. O sırada namaz için ezan okundu.) “Böyle yapmayınız. babası (Mahcen) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın meclisinde idi..Namaza onlarla birlikte yetişirsem.) 696. (Ebû Dâvûd.433 Şamil. "İstersen. Resûlullah’a getirildiler. ancak kılmıştım!"dedi. Mahcen: “Elbette müslümanım.112)) 481 . evet" buyurdu. Mahcen hâla yerindeydi. .Bişr İbnu Mahcen babasınadan anlattığına göre.a) namazını bitirince bir de ne görsün. Bâb 56 C.a. (2. (Ebû Dâvûd.

Bakınız İbnu Ömer adına.145 H. Resûlullah (s. (2. Meymûne’nin mevlâsı Süleyman b. Nesâi. bir adam kendisine sordu: 482 . İbn Ömer’e: .İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’nın anlattığına göre.Böylece. yukarıda yazmış olduğum iki rivayeti tahdis ettiler. 2842 C.Ben namazımı kıldım. fakat yine de bu iki rivayetin tam tersi olan bir rivayeti aynı şahıs adına. . Böyle yapmaları metotları icabıdır.Onlarla birlikte namaz kılmıyor musun?"dedim.) 698. K. demiştir ki. dedi.. alıntıları: Ebû Dâvud.579 Şamil. Yesâr’dan. . şöyle ki: 699. Buna rağmen bu rivayetleriyle çelişkili olarak şu rivayetleri tahdis ettiler: 697-. Salât 58. yani İbnu Ömer adına tahdis etmekten çekinmediler. Bâb 57 C.169170 Akçağ. "Bir namazı bir günde iki defa kılmayınız" buyururken işittim.114)) İbnu Ömer adına naklettikleri bu iki rivayetle bu konuda evvelce örneğini yazmış olduğum rivayetlerini inkar ettiler." (K.)’ı.a.S. Onlar (Belatlılar) namaz kılıyorlardı. (Ebû Dâvûd. onları şaşkın hale getirmeyi amaçlamaktadırlar.9 S..(579).2 S. Yoksa yazdıklarının tamamıyla farkında olmadıklarından değil. .Belât’a İbn Ömer’in yanına geldim. Zira böyle yapmakla gerçeğin ne olduğunu insanların öğrenmesine mani olmayı. İmâmet 56. ısrarla bir vaktin farz namazının mükerrer kılınabileceğini rivayet ettiler.Salât (2). İbnu Ömer şunu anlatmıştır: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Bir günde aynı namazı iki sefer kılmayın.Süleyman Mevlâ Meymûne’nin İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ)’den naklettiğine göre.

onları asıl ilgilendiren. bunların ayrılığa düşmelerine asıl sebebin bu çelişkili uydurma rivayetler olduğu görülür. Öbürü: “Evet!"dedi. ancak şikayetimizi dinlemedi: Züheyr.2380 S. onunla da namaz kılayım mı?” “Evet!"deyince adam tekrar sordu: “Peki.Habbâb (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a (secde edilen) yerin sıcaklığından şikayet ettik. bu Allah’a kalmıştır.247)) 483 . 2841 C. Ve İslam dini adı altında meydana gelmiş bütün rivayetçi gruplara bakıldığında.S.9 S. bunlardan hangisini (farz olan) namazım yapayım?” "Bu senin elinde mi? dedi. alıntıları: Müslim Mesâcid 189. İslam dini konularında kargaşa meydana getirmektir. (yani ortalık kılınmasından mı?" diye sordum." (K. Ebu İshâk’a: “şikayetiniz öğle vaktinde miydi?"diye sordu. (1.169 Akçağ.(619).(1. Nesâi. Şimdi namazla ilgili olarak uydurmuş oldukları rivayetlerden örnekler vermeğe devem edecek olursam: 700. Ben: “Vakit girer girmez. O yine: çok sıcakken) “Evet!"dedi.133)) Görüldüğü gibi. İbnu Ömer’den aynı konuda bir birlerine ters rivayetler uydurmak onlar için gayet sıradan bir şeydir. Salâtu’l_Cemâ’a 9.271-272 Akçağ. alıntısı: Muvatta.S. Daha önce belirttiğim gibi.“Ben evde namazımı kılıp sonra da imamla namaza yetişiyorum. Mevâkit 2. hedefledikleri konularda insanları şaşkınlığa sürükleyip ne yapacaklarını bilmez hale getirip. dilediğini (asıl farz olan) namazın yerine sayar! (K.

Ebû Dâvud. Nesâi. alıntıları: Buhari. 2381 C.248-249)) Bu rivayet evvelki rivayetlerle çelişkilidir. Mevâkit 3. Bed’ü’l-Halk 10. Nesâi. Mevâkit 5.287 Akçağ. (1. (1205).16). 2399 C.S. Yemeğinizi aceleye de getirmeyin. gün ortasında olsa da!" (K." (K.S. (157). seferi dahi olsa namaz kılmaya mani olmadığını. Salât 4.248)) Bu iki rivayette. öğleyi kılmadan orayı terk etmezdi" demişti. (353). yemeğe namazdan önce başlayın. (2. Tirmizi.701. (615). alıntıları: Buhari. Çünkü. Et’ime 58. (677). İmâmet 57. Mesâcid 180. (557). Bir adam sordu: “Yani gün ortasında olsa da mı?” “Evet. Tirmizi. İbnu Mace. 703. Salât 4.282 Akçağ. Müslim. (1. Nesâi. Sâlat 273.S. (402). 484 .8 S." (K.8 S. (1. Vükût 28. Sâlat 262.8 S. muhakkak serinliği beklemeden namazı kılmak gerektiğini rivayet ettiler. Hemde yemeği aceleye getirmemek gerektiğini söylediler. alıntıları: Ebû Dâvud. Muvatta. Enes (radıyallahu anh): “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (yolculuk sırasında) bir yere inecek olsa. Mesâcid 64. Ezân 42. Buna rağmen bu rivayetlerine çelişkili olarak şu rivayeti tahdis ettiler: 702. dedi Enes. 2393 C. Mevâkit 9.Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Akşam yemeği hazırlanmış ise.Ebû Hureyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hararet şiddetlenince namazı (vakit) biraz serinleyince kılın.111)) Yukarıdaki rivayette yemek için namaz tehir (geciktirile) bilir diye rivayet ettiler. Salât 7. Müslim. şiddetli hararet cehennemden bir kabarmadır. öğle sıcağının.272 Akçağ.Hz.

Tirmizi. 485 .8 S. İftitah 110. Salât 191.204).Nesâi’nin rivayetinde şöyle gelmiştir: anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza girdiği zaman ellerini kaldırırdı ve iki rekat arasında kalktığı zaman aynı şekilde ellerini iki omuzunun hizasına kaldırırdı.704. Sonra (namazdan çıkıncaya kadar) başka kaldırmadı.376 Akçağ. (257). Câbir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Yemek veya bir başka şey için namazınızı tehir etmeyin.(721. (1. İkâmet 15.(2. Salât 16. alıntısı: Ebû Dâvud. (390).8 S.S." (K. (K." (K. 124.722. çelişkili olarak. Sehv 70.372 Akçağ. alıntıları: Buhari. Sal3at 117.195). (752)) Bu iki rivayette ise evvelki rivayetin aksine iftitah tekbiri hariç. (3758)) Burada ise öbür rivayetlerinin aksine.Hz. Ebû Dâvud. 2489 C. Et’ime. (748).289 Akçağ.76.S.S. İbnu Mâce. Müslim.62)) 707.741. Muvatta.8 S.122).743).121. (2. Ellerini kulaklarına yakın kaldırmıştı. (858-868)) Rivayet ettiler ki. 10. Salât 119. 706." (K. 2490 C. namaza başlarken ve iki rekat arasında elleri iki omuz hizasına kaldırmak gereklidir. (255). Nesâi. yemek için namazın tehir edilemeyeceğini tahdis ettiler. Tirmizi. Sâlat 119. alıntıları: Ebû Dâvud.Berâ (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı iftitah tekbiri alırken gördüm.3.375 Akçağ. 705. başka kaldırmadı.75. (1.S. 2492 C. Ezân 83. ellerin kaldırılmayacağını tahdis etmeleri bir çelişkidir. alıntısı: Ebû Dâvud.84. 2403 C.85. 188.77). İftitah 1.8 S. Salât 190.86.Allame (rahimehullah) anlatıyor: “Size Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın namazıyla namaz kıldırayım mı?"dedi ve namaz kıldırdı. Salât 22.2. Nesâi.(253). (3. Bu namazda ellerini bir kere iftitah tekbiri sırasında kaldırdı.

Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın ashabından her kimle karşılaştı isem. 708. Allah’ın. Nesâi. Hz. Salât 181. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ben. Ezân 89.815)) 710. (781).22. 2528 C. İftitah 21. Ömer.Ebû Bekr. (246).400 Akçağ. Onlardan hiç birinin bunu (besmelenin okunacağını) okuduklarını işitmedim. Salât 182. Onlardan hiçbirinin bismillahirrahmanirrahim’i okuduklarını işitmedim. İkâmet 4. Osman’la (radıyallahu anhüm) namaz kıldım. Osman (radıyallahu anhüm) ile birlikte namaz kıldım. Hz. alıntıları: Buhâri.İftitah tekbirinde. Bana: “Oğulcuğum. Bid’atten sakın!"dedi.8 S. Yani el kaldırmakla Kainatı işaret etmiş oluyoruz. Ebû Bekir’le. Ebû Dâvud. hepsinin de bid’atten nefret ettiği kadar bir başka şeyden nefret etmediğini gördüm. Onu sen de okuma. (bu yaptığın) bir bid’attir. (399)." (K. bizden ve kainattaki her şeyden daha büyük Olduğunu ifade etmek içindir.Hz.S. (813. Salât 124. (2. Babam sözlerine şöyle devam etmişti: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’la. Salât 30.İbnu Abbâs (radıyallahu anhüma) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kıraat ını bismillehirrahmanirrahim ile başlatıyordu. 486 . Hz. Salât 50. İbnu Mâce. 709. (K.S. Ömer’le. (1. Tirmizi. Onun için kimilerinin elleri omuzlara kadar kaldırmak lazım yok omuzlara kadar kaldırmak lazım veya bir sefer kaldırmak lazım veya birden fazla kaldırmak lazım demelerinin konuyla pek bir ilgisi yoktur. Hz. Hz. Allah’u ekber deyip ellerimizi kaldırmamızın manası. alıntısı: Tirmizi. 2527 C.81). Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). Babam işitti.İbnu Abdillah İbni Muzaffer (rahimehullah) anlatıyor: “Ben (namazda) bismillahirrahmanirrahim’i okumuştum. işaret diliyle. Muvatta. Hz.400 Akçağ. (247)). Müslim.133-135).8 S.

Salât 180. (2. Peygamberin namazda Kur’an okumaya bismillahirrahmanirrahim ile başladığını rivayet ettiler. örneğin: Namazda Bakara Sûresinin son iki ayetini okuyarak başlamamız halinde veya Haşr Sûresi 21. okunmasının bid’ad olduğunu iddia etmeleri çok ibret vericidir. Allah’ın adıyla başlamamız şarttır. Kur’an okumaya başlamanın namazda veya namaz’ın dışında olması bu durumu değiştirmez. Kur’an okumaya nereden başlanırsa başlanılsın durum aynıdır.> örnekte görüldüğü gibi. Bu iddiaları Kur’an’a uymamaktadır. Allah’ın adını anmanın da bit’adı mı olurmuş? Nasıl olur da bir Mümin namaz kılarken Allah’a sığınmak İçin bismillahirrahmanirrahim okumasın veya okuduğunda namazı geçersiz olsun veya bid’ad işlediği. ayrıca.8 S.S.Sadece “Elhamdülillahi rabbi’l-âlemin"de. Bunlardan bir tanesi. ayrıca bir sûrenin başından değil de ortalarından veya sonlarından başlamakta aynı şekilde durumu değiştirmez. şöyle ki Kur’an okumaya başladığımızda. Ayetten başlayarak okuduğumuzda şeytanın şerrinden Allah’a sığınıp.2529 C. Bu duruma göre. Allah bize Kur’an’dan kolayımıza geleni okuyabileceğimizi bildirmiştir. şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak.135)) < 708. Bu konuda Kur’an’dan mealen: 487 . Zira.> örneklerde görüldüğü gibi namazda bismillahirrahmanirrahim okunamayacağını tahdis etmelerinin çelişki olması hususu bir yana. Kur’an okumaya başlamanın iki şartı vardır. Namaz’da besmelenin okunamayacağını. Besmelede.> ve < 710. Böyle bir iddiayı ancak Allah’ın adını duymaya tahammül edemeyen kimseler iddia ederler. diğeri de Allah’ın adıyla okumaya başlamaktır. alıntıları: Tirmizi. <709.401 Akçağ. Allah’ın adını anmaktan başka bir şey değildir. Buna rağmen bu rivayetin aksine olarak. Nesâi. İftitâh 22. dolayısıyla günah kazandığı iddia edilebilsin. (244)." (K.

Geceyi ve gündüzü Allah takdir etmektedir. hafif bir şekilde (yani rükünleri. Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükâfatça daha büyük bulacaksınız.Rifâ’a İbnu Râfi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Biz mescid de iken bedevi kılıklı bir adam çıkageldi. O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. yeryüzünde gezip Allah’ın lutrunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka kimseler bulunacağını bilmektedir.Yaratan Rabb’in adıyla oku. zira sen namaz kılmadın!"dedi adam bu şekilde iki veya üç sefer aynı şeyi taptı.Rabb’in. çok esirgeyendir. Seninle berâber bulunanlardan bir topluluk da (böyle yapıyor). Adam döndü (tekrar) namaz kılıp geldi.Kur’an oku(mak iste)diğin zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın (Eûzu Billâhi Mineşşeytâni’r-racim. Sonra namazı tamamlayıp Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a selem verdi: Efendimiz: “Üzerine olsun. Onun için Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun. Namaza durup. Şüphesiz Allah çok bağışlayan. 96/1 711. içinizden hastalar. Allah. 73/23 . zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. Allah’tan mağfiret dileyin. her seferinde aleyhissalâtu vesselâm: 488 . senin gecenin üçte ikisinden daha azında. 16/98 . Ancak git namaz kıl. O sizin (gece ve gündüz saatlerinizi) hesâbedemiyeceğinizi (gece satlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. yarısında ve üçte birinde kalk(ıp namaz kıl)dığını biliyor. de).. sen namaz kılmadın!"buyurdu. Kendiniz için verdiğiniz hayırları. tesbihleri kısa tutarak) namaz kıldı. Aleyhissâlatu vesselâm selamına mukabele etti ve: “Dön namaz kıl. Namazı kılın. Resûlullah’a selam verdi.

İftitah 105. (302). hata da yaparım. yoksa Allah’a hamlet.(2. Ezberinde Kur’an varsa oku. Nasıl ki daha önceki örneklerde görüldüğü gibi. doğruyu öğret!"dedi. Zira (bu söze göre). tekbir getir.225)) Bu rivayette bariz (açık. namazda.193). sonra otur ve bir müddet oturuş vaziyetinde dur.S.(2. namaz kıl. Salât 148. ikâmet getir (namaza dur). sonra rükûya git. Ezberinde Kur’an varsa oku. Rükû halinde itminâna er (azaların rükûda mûtedil halde bir müddet dursun). Salât 226. Sonra kalk ve kıyam halinde itidâle er.” Râvi der ki: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın bu sonuncu sözü Ashab’a önceki: (Dön. alıntıları: Tirmizi. zira sen namaz kılmadın!"dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: “Tamam. Namaza kalkınca önce Allah’ın sana emrettiği şekilde ab dest al. tehlil getir. sonra secdeye git ve secde hâlinde itidâle er. belirgin) olarak dikkati çeken husus. Namazda Kur’an okunmaya bileceğini iddia etmeleri. besmele okunmasına karşı çıkmış idilerse. sayılanlardan bir eksiklik yapan kimsenin namazında eksiklik oluyor ve fakat tamamı heba olmuyordu.504-505 Akçağ.“Dön namaz kıl. Bana (hatamı) göster. Sonra (ezan okuyarak) şahâdet getir. Nesâi. zira sen namaz kılmadın!) sözünden daha kolay (ve rahatlatıcı) oldu. yoksa bir 489 . İşte bu (söylen)enleri yaparsan namazını mükemmel (kılmış olursun. Ebû Dâvud." (K. Adam sonuncu sefer: “Ben bir insanım isabet de ederim. Halk korktu ve namazı hafif kılan kimsenin namaz kılmamış sayılması herkese pek ağır geldi. Bundan bir şey) eksik bırakırsan namazını eksilttin demektir. sonra kalk. (857-861).167. burada da müslümanları namazda Kur’an okumaktan uzaklaştırmayı amaçlamaktadırlar.2658 C.8 S.

127 C. 3.a. Eşeği ata çekmememizi emretti" dedi.Hz. Böylece beş vakit farz namazın iki vaktinde Kur’an ile Namazın arasını ayırmış oldular. 713. cihâd 23. Abdullah b.salât (2).. tahâre 105. asla!"diye cevap verdi.) öğle ve ikindi namazlarında (Kur’an) okuyor muydu? (O genç bu soruyu sorunca İbn Abbâs. Kur’an’dan bir kısa süre ezberleyebilir. Yoksa kişiye Ezan ve Kamet okuması gerektiği bildirilir de. .a. Hele söz arasında konuyla hiç ilgisi olmayan “Eşeği ata çekmemek gerekir sözü" gerçeği ifade etmediği gibi. İçimizden bir genç dedi ki: Sor (bakalım) İbn Abbâs’a Peygamber (s. Übeydillah dedi ki: Beni Haşim gençlerinden oluşan bir toplulukla beraber İbn Abbâs’ın yanına vardım. Bunun manası hiç kimsenin öğle ve ikindi namazlarında Kur’an okumaması gerektiği demektir. abestir de. Böylece imam olsun cemaat olsun bu farz namazlarında Kur’an okumak iddialarına göre yasak olmuş olur.şey olmaz demeye getirmeleri bundandır. imamın 490 .3 S. (Ebû Dâvûd. K. Nesâi.258 H. “Belki de içinden okuyordu" denildi.) kendisine gönderileni tebliğle memur idi. buna rağmen ezberinde Kur’an varsa oku denir mi? Ezan ve kameti ezberleye bilen. Şimdi bu rivayetlerinden birkaç örnek daha verirsem: 712-. Bâb 126. hayl 10.808 Şamil. O da “Tuh sana bu birincisi (olan hiç okumamak)dan daha fena! (Çünkü) O (s. ayrıca: Tirmizi. Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Kim imama uymuş ise. Bize abdesti güzelce almamızı. Bunun üzerine İbn Abbâs’a. Üç özelliğin dışında bizi diğer insanlardan ayırmadı: 1. “hayır..) Bu rivayette. Bu da dikkat çekici ayrı bir çelişkidir. peygamberin öğle ve ikindi namazlarında asla Kur’an okumadığını tahdis ettiler. Sadaka yemememizi. 2.

S. onun yerine Kur’an okuduğunu.Ebu’d-Derdâ radıyallahu anh’ın anlattığına göre: “Bir adam kendisine: “Namazda imam okurken ona uyan kimse de Kur’an’dan okur mu?"diye sormuş. (Ebû Dâvûd. ayrıca nafile namazlarda namazı yalnız kılan kimsenin de hiç Kur’an okumadan tesbih ederek namaz kılması gerektiği tahdis ve iddia ettiler. Bunun üzerine cemaatten biri de: “Bu vacip oldu" demişti. bundan dolayı kargaşa çıkarmak amaçlı aykırı rivayetleri de vardır. cemaat açısından namazla Kur’an’ın arasını ayırdılar. Öğle ve ikindi namazlarında İmam ve Cemaat ve gerekse kişi tek başına namaz kıldığında hiç Kur’an okumaması gerektiğini rivayet ettiklerini görürüz. o da şu cevabı vermiştir: “Bir adam.a. Bâb 134. Abdillah’dan demiştir ki: Biz (Peygamber (s. 6243 C. böyle bir şey onların yöntemlerine aykırıdır. İmam hariç cemaatten hiç kimsenin namazda Kur’an okumamsı gerektiğini iddia ettiler.833 Şamil. Böylece farz namazın kılındığı beş vakitte de. şöyle ki: 715. . namazda Kur’an okunmasına mani olmak için. 714-. Fakat zannedilmesin ki bu rivayetlerinde sabittirler. alıntısı: İbni Mace 850.. imama uyarak namaz kılan kimsenin hiç Kur’an okumaması gerektiğini zira imamın.) Bu rivayette de. K.) Böylece bu iki rivayette de.302 H.135 C.." (K.3 S. Câbir b.21 Akçağ.) 491 .21 Akçağ. Bu konudaki iddialarını özetlersek.Salât (2). alıntısı: İbni Mace 842.kıraatı onun da kıraatidir" buyurdular.17 S. Aleyhissalâtu vesselâm’a her namazda kıraat var mı?"diye sormuştu da Aleyhissalâtu vesselâmdan “Evet!"cevabını almıştı. tesbih ederek nâfile namaz kılardık. İmama uyarak namaz kılan kimse hiç Kur’an okumaz."(K.17 S.S.)’in sağlığında) ayakta ve otururken dua ederek rükû ve secdede iken de. yalnız başına nafile namaz kılan kimsenin Kur’an okumadan namaz kılması gerektiği. 6244 C.

407 Akçağ..Salât (2). .) şöyle demiştir: Her namazda Kur’an okunur.a.(313)) 492 . şöyle ki: 717. Müslim salât 44-46. ayrıca: Müslim. (K. . demiştir ki: Biz (namazda) Fatiha ile (beraber Kur’an’dan) kolay(kımıza) geleni okumakla emr olunduk.) 718-. Ebû Dâvud. İbn Mâce. Bâb 131. Nesâi.)’den. Namazda Fatiha Sûresinin okunup.132 H. alıntıları: Muvatta.797 Şamil. Bâb 131..S..) 719..404 Akçağ. K. okunmaması konusunda da uydurmuş oldukları rivayetler.8 S. Salât 4/38..3 S. Tirmizi.. Salât 38. ayrıca: Buhâri. ezân 104. 2531 C. Atâ b..a.125 C...716-. Salât (2)..)’in bize duyurduğunu biz de sizlere duyuruyoruz.8 S." Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)’ye: “Biz imamın arkasında bulunuyorsak (ne yapalım)? Diye sorulmuştu..821. iftitâh 31. Ebû Said (el-Hudri) (r. imamın arkasında bulunmadığı takdirde namaz kılmış sayılmaz.(1.. Peygamber (s..bu sözü üç kere tekrarladı.818 Şamil. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) uyurdular ki: “Kim Fâtiha-i şerife sûresini okumadan namaz kılarsa bilsin ki bu namaz nâkıstır. Bizden gizlediğini biz de sizden gizliyoruz.3 S.Salât (2).. Salât 233.S.Hz..271 H.eksiktir.. İkâme 11. Ebi Rebâh’dan rivâte göre Ebû Hüreyre (r. (Ebû Dâvud. K.54.132. (Ebû Dâvûd. 2535 C." (K. Bâb 124. C.Hz.) Böylece her namazda Kur’an okunur demekle evvelki rivayetleriyle çelişkiye düşmüş olmaktadırlar. Câbir (radıyallahu anh) demiştir ki: “Kim Fâtiha’yı okumadan bir rekat namaz kılarsa. maksatları konusunda çok ibret vericidir. Muvatta Namaz 39.a. Şu cevabı verdi: “Yine de içinden oku.84). K..

Peygamberin namazda Fatiha sûresini okumayıp. 2544 C.159)) 721.111). içerisinde secde âyeti olan sûreyi 493 . öğle ve ikindi namazlarında hiç okunmaz.S. Tirmizi. Sureyi ikiye bölerek her iki rek’atte bir parçasını okurdu. Yine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) cum’a namazında Cum’a ve Münâfikûn surelerini okurdu. A’raf suresiyle akşamı kılardı.424 Akçağ. İmam okur cemaat okumaz. Nesâi.Hz. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm). ve Hel etâ alâ’l-insâni hinun mine’d-dehr surelerini okurdu. Diğer taraftan." (K. şöyle ki: 720. nafile namazlarda hiç okunmaz. her namazda Kur’an okumak mecburidir. İftitah 47. İmam okur cemaatte okur.(1074).İbnu Abbas (radıyallahu anhüma) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) cum’a günü. (2. alıntısı: Nesâi.İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm).8 S.(520).(879).S. 2557 C. İftitâh 67. Bu rivayetlerini dikkate alan bir şahıs Kıraat konusunda namaz da ne yapacağını bilemez. Salât 375.(3.170)) Böylece namazda kıraat konusunda iç içe çelişkili rivayetler zinciri meydana getirmişlerdir.Bu rivayetlere göre. Fatiha sûresinin her namazda okunması mecburidir derken başka rivayetlerde Fatiha suresinin okunması mecburi değildir diye bilmektedirler. es-Secde. 722. alıntıları: Müslim.8 S." (K. namazda Kur’an okunmayabilir. Hal bu ki. Ebû Dâvud. başka sûreler okuduğunu tahdis ettiler. diğer bazı rivayetlerinde. Fatiha sûresi okunmayan namaz noksan veya geçersizdir. Cum’a 38. Şimdi bütün bu çelişkili rivayetler karşısında kişi namazda Kur’an kıraatıyla ilgili nasıl karar verebilir? Şimdi namaz konusunda ki rivayetlerini örneklendirmeye devam edecek olursam. Bir taraftan. Cum’a 64.416 Akçağ. sabah namazında Eliflâm-mim Tenzil. Salât 218. (2.

alıntısı: Ebu Dâvud.1413)) Bu rivayette secde ayeti okunduğunda secde yapılması gerektiği rivayet ettiler. Ebû Dâvud.68 Akçağ. Sonra dönüp: “Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın arkasında namaz kıldım.okur. bu esnada secde (ayeti okuyor ve secde) ediyordum. Osman (radıyallahu anhüm) ile de namaz kıldım.2770 C. 106/1688 C.(577).S.. Hz.8. Müslim. bunda secde etmedi.Zeyd İbnu Sâbit (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a Vennecmi sûresini okudum. (1415)) Bu rivayette ise sabah namazından sabah güneş doğuncaya kadar secde ayeti okunduğunda secde yapılamayacağını rivayet ettiler. 2766 C. 723. 494 .Ebu Temimeti’l-Hüceymi anlatıyor: “Ben sabah namazından sonra vaaz’u nasihat ediyordum. 724. Öyle ki (izdiham sebebiyle) namaz dışı vakitlerde alnımızı koyacak secde yeri bulamadığımız olurdu. (ayetler geldikçe) secde ederdi.(575). (K. Böylece bir evvel ki rivayette yapmış oldukları genellemeden istisna yaparak bazı vakitlerde secde ayeti okunduğunda secde yapılmaz dediler.1412. (Müslim.12. Salât 335.89 Akçağ. biz de secde ederdik. Onların hiçbiri güneş doğuncaya kadar secde yapmazlardı" dedi. Ömer ve Hz. alıntıları: Buhari.9 S. Ve kendisinin Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’e Necm sûresini okuduğunu fakat (peygamberin) secde etmediğini söylemiş.66 Akçağ. Sücudu’l-Kur’ân 6. Ebu Bekr. Mesacid 103. Sabit’ten naklen: “Hiçbir namazda imam ile kırâat yoktur" demiş. Müslim. Ebû Dâvud. O üç sefer yasaklamayı tekrarladı.) 725.S. Hz. alıntıları.9 S." (K.S. Salât 333." (K. İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) beni yasakladı.3 Sönmez Neşriyat. (1411. Ama ben O’nu dinlemedim. Sücûdu’l-Kur’ân 9.Zeyd b.9 S. 2763 C. Buhari. Mesâcid 106.

160)) Bu rivayetlerde ise. İftitâh 50. mevâkit 149. (2.2800 C. Allah(ü Teâla) onların namazlarını kabul etmez: Kendisini istemeyen bir topluluğa imamlık eden kimse.(593)) 727-.593 Şamil. İbn Mâce. Abdullah b. hürriyetine kavuşturduğu köleyi (tekrar) köle edinen kimse. Köleyi azad ettikten sonra tekrar köle kılan." (K. Nesâi.S. içinde secde ayeti bulunan Necm Sûresi okunduğunda Peygamberin secde etmediğini rivayet etmekle. secde ayeti okunduğunda secde etmenin gerekli olmadığını iddia ettiler. Zira her iki hususta namazın vaktinden çıkmasıyla yani kılınması gereken vakti dışında kılınmasıyla ilgilidir. . Tirmizi." (Ebû Dâvûd. Ömer (r. İkâme 431. vakit söz konusu olmadan genelleme yaparak. (576).Salât (2). vakti çıktıktan sonra kılınan namazın makbul olmadığını. diğer bir ifadeyle kaza namazı diye bir şey olmadığını ve namazların birleştirilemeyeceğini tahdis ettiler.) Yukarıda ki rivayetlerine göre. namazların birleştirilebileceği konusunda ki rivayetleriyle de çelişkilidir.İbnu Amr İbnu’l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Üç kişi vardır.Salât 329. Namaza arkadan gelen. Allah onların namazını kabul etmez: Kendisini sevmeyen kimselere imam olan.. alıntısı: Ebû Dâvud.2 S.129-130 Akçağ.) (şöyle) buyurmuştur: “Üç kişi vardır ki.. ayrıca: Tirmizi. 726. Bâb 62 C.9 S.438-439 H. Şöyle ki: 495 . namazı sonra (yani vakti geçtikten sonra) kılan kimse. (1404). K. Bu ise gerek kaza namazıyla ve gerekse namazların birleştirilmesiyle ilgili olarak bu günkü uygulamalarına aykırı olduğu gibi.a. Salât 404.a.)’in rivâyet ettiğine göre Resûlullah (s. Bu ise çelişki ve tutarsızlıktır. Sâlat 63. yani vakti çıktıktan sonra gelen.

Bu çelişkiden bahsedildiğinde seferi olma durumu bir istisnadır deyip bahane uydura bilirler.9 S. Zira başka rivayetlerde. “-Bu. tefsiru sûre (4).İbn Mâce. Nesâi. Ömer (r. Şöyle ki: 729-.. K.. Taksiru’s-Salât 13. Ümeyye’den. sefer. Fakat bu bile mevcut çelişkiyi ortadan kaldırmaz. O’nın sadakasını alınız" buyurdu. Hattâb’a.a. Abdullah b.) korku ve sefer olmaksızın öğle ile ikindiyi ve akşamla yatsıyı bir arada kıldı. akşam ile yatsıyı da birleştirirdi. (Ebû Dâvûd. .)’den sordum.İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yolcu halinde iken öğle ve ikindiyi birleştirirdi.” 496 .) dedi ki: .a. korku veya başka bir zorluk olmadan namazların cem edilebileceğini yani birleştirilebileceğini tahdis ettiler.Senin hayret ettiğin şeye ben de hayret ettim de bunu Resûlullah (s. aziz ve celil olan Allah’ın size verdiği bir sadakadır." (K. alıntısı: Buhari..) 730-. demiştir ki: -Resûlullah (s. Ya’lâ b.S.238 Akçağ.4 S. “Aziz ve celil olan Allah sadece “Eğer kâfirlerin size fenalık yapacağından korkarsanız" dediği ve (bugün) bu (korku) da kalmadığı halde insanların (yolculukta) namazı kısaltmalarını nasıl buluyorsunuz?"dedim.1199 Şamil. ayrıca: Müslim.Ömer b.a. . Abbâs’tan.374 H. Bâb 1 C. Tirmizi. 2912 C. Taksiru’s-Salât 1.Salâtu’sSefer (4). Mâlik dedi ki: “Ben bunun yağmur hakkında olduğunu zannediyorum.. müsâfirun 4.ikâme 73. demiştir ki: .728. önceki rivayetle çelişkilidir.) Bu rivayette namazların seferi halde iken birleştirileceğini rivayet etmeleri.

K. mevakit 47.mevâkit 47. (Ebû Dâvûd. Seleme ile Kürretü’bnü Halid de rivâyet etmiştir. müsâfirin 54.Ümmetine kolaylık getirmeyi murad etti..) Görüldüğü gibi.(Bu hâdise) Tebûk seferine çıktığımızda oldu. Rabbülâlemin’den başka hiçbir şeyden korkmuyordu. Namazı geciktirmekten başka bir şey olmayan.) Her ne kadar bu rivayette.4 S. bu şekilde evvel ki rivayetle çelişkiye düştükleri gibi. yağmur tahmini ve veya sefere çıkma gibi sözlerle istisnalar getirmeye çalışmışlarsa da. Bu açık bir çelişki ve tutarsızlıktır. Yolda namazı ikişer ikişer (yani kasrederek) 497 .Resûlullah (s. Nesâi.Salâtu’s-Sefer (4).İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine’den Mekke’ye gitmek üzere yola çıktı.) korku ve yağmur olmaksızın Medine’de öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı cem etti (ikisini bir arada kıldı). Tirmizi.397 H. Tirmizi mevakit 24.a. (Ebû Dâvûd. K. Nesâi. demiştir ki: . mevâkit 24..’ın bununla neyi kastettiği sorulunca: . İbn Abbâs’a Resûlullah (s. (Ebû’zZübeyr) dedi ki: .a. Bâb 5 C 4 S.a. Şöyle ki: 731-.)’den. .1211 Şamil.Salâtu’s-Sefer (4).Ebû Dâvud dedi ki: Bu hadisin benzerini Ebû’z-Zübeyr b. hiçbir şarta bağlı olmayan aşağıda ki rivayetle de çelişkiye düşmüşlerdir. bir taraftan namazı geciktirenin namazını Allah kabul etmez derken. Bâb 5 C.1210 Şamil.393 H. ayrıca: Müslim. ayrıca: Müslim. diye cevap verdi. 732. namazların birleştirilmesi suretiyle geciktirilmesinin uygun olduğunu tahdis ve iddia etmektedirler. müsafirin 54. İbn Abbas (r.

Nesâi. Meğâzi 52.üç fersah mesafeyi dışarı çıktı mı iki rekat kılar. 4/101 498 .(691). Zira namaz ancak bir tehlike mevcutken kısaltıla bilir. Ebû Dâvud.(3. alıntıları: Müslim.117)) 733.2900 C.9 S. 2897 C.” Enes’e: “Mekke’de ne kadar kaldınız?"diye sorulmuştu: “Orada on gün kaldık" dedi. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur.(3.(548).Enes (radıyallahu anh)’in anlattığına göre kendisinden kasru’s-salât yani namazın kısaltılması hakkında sorulmuştu. Nesâi. Ebû Dâvud. Tirmizi." (K. Medine’ye dönünceye kadar hep böyle yaptı.S. Müslim.S.(1233).Hz.bu ise Kur’an’a aykırıdır.228 Akçağ.2899 C." (K. Salât 392.kıldı. Taksiru’s-Salât 1. sizin açık düşmanınızdır."(K. Salâtu’l-Müsâfirin 12.(1201)) 734. Salât 271.227 Akçağ.Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman inkâr edenlerin size bir kötülük yapmalarından korkarsanız. Taksir 1. Muhakkak ki kâfirler. tehlike olmaması halinde bile. Şöyle cevap verdi: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) üç millik mesafeyi veya -Şu’be’nin şekkine (zannına) göre .9 S.121)) Bu üç rivayette.(693). Efendimiz yolda namazları ikişer ikişer kılıyordu. Salatu’lMüsâfirin 15. Salât 279.(547).229 Akçağ alıntıları: Buhari.S.9 S. Salât 391. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte Mekke’ye gitmek üzere Medine’den çıktık. seferi durumda ve ikamet edilen memleket haricinde uzun bir süre kalınsa dahi namazın kısaltıla bileceğini rivayet ettiler. alıntıları: Tirmizi. Taksiru’s-Salât 4.

ben tam kıldım. alıntısı:Nesâi. Taksir 1. Medine’ye gelince: “Ey Allah’ın Resûlü. Şu cevabı verdi: “Ey Aişe güzel yaptın!"buyurdu ve işimde beni kınamadı" dedi. seferde.Hz.Görüldüğü gibi.Taksiru’sSalât4. annem babam sana feda olsun.9 S.118). Cum’a 37. Bununla ilgili olarak bir örnek daha verip."Bunun ifade ettiği mana her ne şekilde olursa olsun seferi (yolculuk) durumdayken namazı kısaltmak mecburi olur demektir.(3.> örnekte bahsettiğim gibi seferi durumda mamazı kısaltmanın ruhsat değil farz olduğunu iddia etmişlerdi. iddiaları şu idi: “Allah namazı peygamberimizin diliyle hazerde dört. Bu itibarla uydurmuş oldukları rivayetler Kur’an’a uymamaktadır. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Kurban bayramında kılınan namaz iki rek’attir. sen yedin ben oruç tuttum.(3.29922 C. cum’a namazı da iki rek’attir.Hz. kısaltma yoktur.183)) 736. İdeyn 11. sefer namazı iki rek’attir. korku halinde de bir rekat olarak farz kılmıştır.(3. alıntısı: Nesâi.122)) Böylece seferi (yolcu) namazlarının iki rekat olarak kılınmasının farz olduğunu inkar ettiler. Sen kısa kıldın.S. (ne dersiniz?)" dedim.246 Akçağ. Namaz konusuyla ilgili olarak <691. bu rivayetleriyle çelişkili olan bir diğer rivayetleriyle karşılaştırırsak: 735.S." (K. Fıtır (Ramazan) bayramında kılınan namaz iki rek’attir.8 S. namazın kısaltıla bilmesi için kâfirlerden gelebilecek bir tehlikenin mevcut olması şarttır.111). Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte umre yapmak üzere Medine’den Mekke’ye doğru yola çıktık.(3. Bunlar Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın lisanı üzere tamamdır." (K.231 Akçağ. 2334 C. 499 .

739. Buhari. (Buhari. bineği hangi cihete yönelirse o cihete doğru... Hangilerini de gizlemişse biz de size gizliyoruz.3 S.3 S. birincisinde yolculukta nafile namaz kılınır denmesine rağmen.. İftitâh 58.. aldırmazdı.) Bu iki rivayetin bir birleriyle çelişkili olduğu açıktır.. nâfile namâzı kılar gördüm.. Abdullah ibnu Umer şöyle demiştir: Resûlullah (S) de binit devesi üzerinde. Ezân 104..Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) demiştir ki: “(Kur’an) her bir namazda okunur. (396)) 500 . Ebvâbu Taksiri’s-Salât Bab 11 C. Ve yine deve üzerinde vitir namâzını da edâ ederdi. şöyle dedi: Ben Peygamber (S) ile birlikte yolculuk ettim. binek üzerinde farz namâzı kılmazdı.. İbnu Şihâb’dan tahdis etti...." (K. (Buhâri...8 S.. Şu kadar var ki Rasûlullah..20 Ötüken.1066 H. Eb-vâbu Taksiri’s-Salât Bab 9 C. Ve Rasûlullah bunu farz olan namâzda yapmaz idi. bunda yüzü hangi cihete olursa olsun. dedi.... Nesâi.) 738-. Salât 129. (Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize hangilerini işittirmişse biz de size işittiriyoruz. Zikri yüce olan Allah da: (mealen) (= Muhakkak Allah Elçisi’nde size güzel bir örnek vardır)"(el-Ahzâb: 21) buyurdu.17 Ötüken.163).. Müslim..737-. O’nun seferde nâfile kılar olduğunu görmedim. Salât 43.433 Akçağ. alıntıları: Ebû Dâvud. Âmir İbnu Raba (R) haber verip şöyle demiştir: Ben Resûlullah (S)’ı binek deve üzerinde. O şöyle demiştir: Sâlim: Abdullah ibn Umer yolcu iken geceleyin binek hayvanı üzerinde nâfile namâzı kılardı. Ve leys şöyle dedi: Bana Yûnus (ibn Yezid).(2. Hafs ibnu âsım tahdis edip şöyle demiştir: İbnu Umer (R) sefere çıktı da..S.1063-1064 H. ikincisinde kılınmaz demeleri bir çelişkidir.2570 C. nâfile namâzı kılardı..(737). yüzü hangi cihete yönelik olursa olsun.

Mesacid 16. namaz beklediği müddetçe namaz kılıyor gibidir.101 Akçağ." (K. namaz gahında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumaya devem ederler ve şöyle derler: “Ey Rabbimiz buna rahmet et. nihâyet en güzel isimler O’nundur.Bu rivayetlerinde namaz kılınırken gizli okuma olduğunu iddia ettiler. sonra mescide gider. Salât 245.(330).Sahiheyn’in İbnu Ömer (radıyallahu anh)’den kaydettiği bir diğer rivayette şöyle denmiştir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Cemâatle kılınan namaz.2779 C.” Sizden herkes. (788)) 741. Bu ise Kur’an’a aykırıdır. Ezan 30. bu ikisinin arasında bir yol tut. ayrı kılınan namazdan yirmi yedi derece üstündür. Salât 49. 17/110 Tahdis etmiş oldukları rivayetin Kur’an’a aykırı olduğu açıktır. ikisi arasında bir yol tutulur. Ezân 30. zira namazda ses yükseltilmez gizlenmezde. Cum’a 2.De ki: “İster Allah diye çağırın.Hz." (K. 740.) 501 .S. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kişinin cemaatle kıldığı namazın sevabı evinde ve çarşıda (iş yerinde) kıldığı namazından yirmi beş kat fazladır. evinden çıkarken sadece mescid gayesiyle çıkmıştır. pek de (sesini) gizleme.9 S. Salât 272 (649). (559). merhamet buyur. İbnu Mâce. âb dest alınca güzel bir ab dest alır.101 Akçağ. alıntıları: Buhari. alıntıları: Buhari. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir. Tirmizi. Hangisiyle çağırırsanız. Namazında pek bağırma. Şöyle ki.9 S. Müslim.S. Salât 272. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Ebû Dâvud. Müslim. Namazı kıldı mı. bir günahı affedilir.2778 C. ister Rahmân diye çağırın.

(2. İmâmet 32. zira namaz için teşkil edilmiş bir saf hakkında. 742. Daha öncede belirttiğim gibi. Ebû Dâvud. güya secde eden Müslüman erkeklerin secdede iken avretleri görünüyormuş da. alıntıları: Müslim. zira bu iki safta ki erkek ve bayanların saf olarak aynı hizada arka arkaya bulunmaları hususunda “şerli" ifadesiyle uygunsuz hareketler yapıldığını iddia etmek istemektedirler.Aynı husus hakkında birinci rivayette yirmi beş kat sevap tahdis etmelerine rağmen. En kötüsü en son saftır. Nasihat maskesi altında tahdis etmiş oldukları hakaret içerikli rivayet şudur: 743.(224). Ayrıca ithamdır. en kötüsü en öndekidir. bu saf konusuyla ilgili olarak.Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Erkeklerin teşkil ettiği safların en hayırlısı birinci saftır. sevap kazanma bir tarafa şerli demekle günahkarlar safı tanımını getirmişlerdir. Kadınların teşkil ettikleri safların en hayırlısı en son saftır. tahdis etmiş oldukları bir rivayette. Salât 132. bu rivayette namazın cemaatle kılınması için teşkil edilen saflar hakkında.Esmâ Bintu Ebi Bekr (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ı işittim.9 S. Bu ise İslam cemaatine itham ve aynı zamanda iftiradır. (678).145 Akçağ. C.93)) Önceki iki rivayette çelişkili de olsa cemaatle kılınan namazın faziletlerinden bahsederlerken. Salât 98. namaz kılan kadınlar secdeden daha evvel başlarını kaldırdıklarında onların avretlerini görüyorlarmış. Salât 166. kadınların teşkil ettiği ilk saf konusunda “şerli" ifadesini kullanmaları çok ağır bir ifade ve ithamdır.S. Tirmizi. Nesâi. asıl metinde kullanılan sözcük “şerli" sözcüğüdür ve bu ağır bir ifadedir. ikinci rivayette yirmi yedi kat olarak bildirmeleri bil çelişkidir. kadınlara diyordu ki: 502 .(440). erkeklerin teşkil ettiği son saf ile." (K.

Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kuşluk (duhâ) namazını her kılışında mutlaka ben de kıldım. Salât 301. (K.. erkekler başlarını kaldırıncaya kadar başını yerinden kaldırmasın..S." (Müslim.. Müsafirun 75.1293). “Ey Allah’ın Resûlü.Aişe’den naklen: “Ben Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) in duhâ nafilelerini kıldığını hiç görmedim.. alıntıları: Buhari..4 H.) 745..Hz.(4... Allah’ın dilediği kadar da ziyade ederdi.Müsevver İbnu Yezid el-Mâliki (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namazda (cehri olarak) kıraatte bulunuyordu. Nesâi.77/2052 Sönmez Neşriyat.4 H. 747..S. Ebu Dâvud.78-79/2052 Sönmez Neşriyat.) 746. 3016 C.164 Akçağ. Savm 35.9 S. (Müslim C. Teheccüd 5. cemaatten) bir adam.9 S.77.152)) Bu üç rivayetin üçü de Aişe’den tahdis edilmiş ve çelişkili oldukları açıktır. şu şu âyetleri okumayı terk ettiniz!" dedi.326 Akçağ.“Sizden kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa. (Namazdan sonra.. Kasru’s-Salât 29.Aişe’den naklen: “Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) duhâ namazını dört rekat kılar. alıntısı: Ebû Dâvud.(152-153). C. Şimdi diğer çelişkili rivayetlerine bakalım: 744.” 503 . Müslim. bir kısım okumayı terk etti. (717. (851)) Yaptıkları saldırı gayet açıktır.32. Onu ben kılıyorum. böylece erkeklerin avretlerini görmekten korunmuş olur.2835 C." (K. Muvatta. Resûlullah: “Niye bana hatırlatmadın? Buyurdular.718)..(1292. Salât 146.

Salât 164.(907).Hz.) 748.. çelişkili olmasının yanında ilginçtir. onu açıklamak da bize aittir. 75/17 . Ali (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ey Ali namazda (takılırsa) imamı açmâ! (hatırlatma).Şüphesiz onu.(903)) İki çelişkili rivayet.2838 C. Diğer bir hususta. 749. K. 75/18 . Bu ise Kur’an’a uymayan bir iddiadır. 75/16 .Hz.9 S. alıntısı: Ebû Dâvud. (K.167 Akçağ.Bir rivayette şu ziyade gelmiştir: “(Adam). Allah’ın desteklemesi ile Peygamberin Kur’an’ı unutarak yanış okuması mümkün değildir. birincisinde imama namazda Kur’an okurken yanılırsa veya takılır ise okuyamazsa cemaat ona hatırlatmalıdır derken.O halde.167 Akçağ."(Ebû Dâvud.(Resûlüm!) onu (vahyi) çarçabuk almak içn dilini kımıldatma. Peygamberin Kur’an’ı unutarak hatalı okuduğunu iddia etmeleridir. 75/19 Görüldüğü gibi tahdis etmiş oldukları rivayet Kur’an’a uymamaktadır.Sonra şüphen olasın ki.9 S. biz onu okuduğumuz zaman. 2839 C. toplamak (senin kalbine yerleştirmek) ve onu okutmak bize aittir. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunları ne gizli ne de aleni olarak seferde ve hazerde hiç terk etmedi: Sabahtan 504 . Salât 163. ikisi de Ebû Dâvud’tan. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “İki namaz var ki. Kur’an’dan mealen: .S.S. Ben onların nesh edildiğini zannetmiştim. İkinci rivayette aynı durumun olması halinde hatırlatmamak gerekir demeleri.. onun okunuşunu takip et.

" (K.(1131. 750. Mevâkitu’s-Salât 36.281). cum’a günü evinde iki rekat kılar ve etrafındakilere: 505 ." (K. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sizden biri Cumayı kıldı mı. adamı bundan men etti ve: “Cum’a’yı dört mü kılıyorsun?"dedi. Müsafirin 302. Nesâi. ikindiden sonra nafile kılanların ellerine (sopayla) vururdu.Muhtar İbnu Fulful anlatıyor: “Hz.2932 C. Cum’a 67.9 S.(835). alıntıları: Müslim.286 Akçağ. Salâtu’l-Müsâfirin 300.Nâfi merhum anlatıyor: “İbnu Ömer (Radıyallahu anhümâ).(836)) Bu rivayette ise ikindiden sonra kılınamayacağını söylemeleri bir çelişkidir. nafile namaz 751. (1253).Hz.) Bu rivayette Cuma namazından sonra dört rekat kılınması gerektiğini rivayet ettiler.73. İkindiden sonra iki rekat. Ebû Dâvud. Resûlullah devrinde güneş battıktan sonra akşam namazından önce kılardık. ondan sora dört rek’at kılsın.önce iki rekat.252)) Bu rivayette ikindiden sonra iki rekat nafile kılınacağını tahdis ettiler. Bizi bunu kılarken efendimiz görürdü de ne emrederdi ne de nehye derdi. Salât 244. İbnu Ömer." (K.(1. 752.(3.S. alıntısı: Müslim.2966 C.S.280 Akçağ. Enes’ten ikindiden sonra kılınacak nafile namaz hakkında sordum" dedi ki: “Hz.9 S. Müslim.260 Akçağ. Mevâkitu’s-Salât 33. (881).S. Ebu Dâvud. Biz iki rek’ati. Cuma günü bir adamın Cumayı kılarken durduğu yerden hiç kımıldamaksızın iki rek’at daha kılmaya devam ettiğini görmüştü.9 S. alıntıları: Buhari. Kıyâmu’l-Leyl 56. Salât 376. Tirmizi. Ömer. Salât 290.2976 C.251.

İşte bu namaz vitirdir." (K.S." 506 .“Resûlullah böyle kılardı!"derdi.44. Tirmizi.S. Allah onu sizin için yatsı namazı ile şafağın sökmesi arasına koydu.522). Cum’a 70. Salât 337. seferdeyken namazın kısaltılması gerektiği yolunda ki rivayetleriyle çelişkilidir. Kim bunu kılmazsa bizden değildir. O sizin için kızıl deve sürülerinden daha hayırlıdır. Salât 376.289 Akçağ." (K.(1127.9 S. Bu durumun sebebi nedir? Diye kendisinden sorulmuştu: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) böyle yapardı" dedi. Salât 244.29.287 Akçağ.(523)) Bu rivayette. Müslim.Hârice İbnu Huzafe (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah size (öyle) bir namazla imdât etti ki. Ayrıca Cuma namazından sonra dört rekattan fazla namaz kılınamayacağı yolunda ki rivayetleriyle de çelişkilidir.9 S.(882).(1419)) 755.2979 S. iki rek’at daha kılardı.2978 C. Salât 376.1131). Salât 244. Ebu Dâvud. Medine’de olunca da Cumâ’yı kılar sonra evine döner." (K. bunu mescide kılmazdı. alıntısı: Ebu Dâvud.113)) Bu rivayette ise Cuma’dan sonra evde kılınacak iki rekat hariç.(3."Bunu Efendimiz üç kere tekrar etti. sonra biraz daha ilerler dört rek’at daha kılardı.S. Teheccüd 25.2980 C. 753. Tirmizi.287 Akçağ.(521. (1130. alıntıları: Buhari.Büreyde (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Vitr namazı haktır. Cum’a 42. Cuma 39.Atâ anlatıyor: “İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) Mekke’de Cumayı kıldı mı ilerler iki rek’at daha kılardı. seferi durumdayken Cuma namazından sonra altı rekat namaz kılınacağını tahdis etmeleri ise.1128). alıntıları: Ebu Dâvud. başka namaz kılınmaması gerektiğini tahdis etmeleri bir çelişkidir. 754.

bunu kılmayan Peygamberden değildir.9 S.244. Aişe (radıyallahu anhâ) Resûlullah ne ile vitir namazı kılardı? diye sorduk. Zira vitir namazıyla birlikte farz namaz vakitleri altıya çıkmaktadır.(452)) Yatsı namazı ile şafağın sökmesi arasında Vitir namazının farz olduğunu rivayet ettiler. üçüncü rek’atte de Kulhüvallahü ahad ve Muavvizateyn’i okurdu. Bu iddia namazın beş vakit olarak farz olduğu yolunda tahdis etmiş oldukları bütün rivayetlere çelişkili olduğu gibi. Kıyamu’l-Leyl 47.9 S. (1418). Salât 336.S.2990 C. Salât 340.Abdülaziz İbnu Cüreye anlatıyor: “Hz. Tirmizi. Namazın beş vakit olarak farz olduğuna dair tahdis etmiş oldukları bir rivayet örneği verecek olursam: 756.6407 C." (K. 757. Bu hem de öyle bir mecburiyettir ki.(K.17 S.101 Akçağ. alıntısı: İbni Mace 1403.48. Nesâi. Kim de bunu vaktinde kılmaya etmezse katımda onun için hiçbir ahid yoktur. 507 . Salât 332. bu gün beş vakit olarak yapılan uygulamaya da uymamaktadır. (3. alıntıları: Ebu Dâvud.S.S.295 Akçağ." (K. Dedi ki: “Birinci rek’atte Sebbih isme Rabbeke’l-a’layı ikinci rek’atte Kulyâeyyühâ’l-kâfirun suresini. alıntıları: Ebu Dâvud.(463). Tirmizi.(1424). Salât 339.245)) Bu rivayette vitir namazının üç rekat olduğunu tahdis ettiler.2989 C.295 Akçağ. diğer bir ifadeyle Müslüman değildir iddiasında bulundular.) Bu itibarla namazın kaç vakit farz olduğu konusunda çelişkili oldukları açıktır.Ebu Katâde İbnu Rıb’i anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Allah-u Zülcelal hazretleri buyurdu ki: “Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve kim bunu vaktinde kılmaya devam ederse onu cennete koyacağım diye katımda ahidde bulundum.

758- Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) on üç rekat kılarak vitir yapardı. İhtiyarlayıp zayıflayınca yedi rekat vitir yaptı." (K.S. 2986 C.9 S.293 Akçağ, alıntıları: Tirmizi, Salât 336,(458); Nesâi, Kıyamu’l-Leyl 30,40,45, (3,237,243)) Bu rivayette vitir namazının üç rekatten fazla olduğunu söylemeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. Ayrıca her iki rivayette vitir namazının tek rekatlı kılınması lazım geldiğini iddia etmeleri, gece ve gündüz kılınacak bütün namazların ikişer ikişer kılınması yolunda tahdis etmiş oldukları rivayetlerle de çelişkilidir. Şöyle ki: 759- Fadl İbnu’l-Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Namaz ikişer ikişer kılınır. Her iki rek’atte bir teşehhüd vardır. Namazda huşu duyulur (tazarruda bulunulur), temeskün (tezelzül) izhar edilir. Ellerini kaldırırsın." şöyle de dedi: “Ellerini, içleri kendi yüzüne dönük olarak Rabbine kaldırır. İstediklerini (ısrarla tekrarla söyleyerek) istersin: “Ya Rabbi! Ya Rabbi! Ya Rabbi!............." Kim bunu yapmazsa namazı eksiktir." (K.S. 2663 C.8 S.509 Akçağ, alıntısı: Tirmizi, Salât 283, (385)) 760- Hz Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vitrin ilk iki rek’atinde selam vermezdi." (K.S.2998 C.9 S.300 Akçağ, alıntısı: Nesâi, Kıyamu’l-leyl 36,(3,235)) 761- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vitrin iki rek’atinde selam verirdi. Öyle ki (o sırada) bazı ihtiyaçları için emirde bulunurdu." (K.S. H.2999 C.9 S.300 Akçağ, alıntıları: Buhari, Vitr 1, Muvatta, Salâtu’l-Leyl 20,(1,125)) İki rekat arasında selam konusunda iki rivayet çelişkilidir.

508

762- . ... İbn Abbâs (r.a.)dan; demiştir ki: - Allah Teâlâ Peygamberimizin diliyle namazı size hazerde dört, seferde iki ve korku halinde de bir rekat olarak farz kıldı. (Ebu Dâvud, K.Salâtu’s-Sefer (4), Bâb 18 C.4 S.477 H.1247 Şamil, ayrıca: Müslim, müsâfirin 5.) Bu rivayette korku namazının bir rekat olduğunu tahdis ettiler. 763-. ... Ebu Bekr (r.a.)’den; demiştir ki: - Peygamber (s.a.) korkulu bir anda öğle namazı kıldırdı. (Cemaatin) bir kısmı arkasında, bir kısmı da düşman karşısında saf tutturdu. (Önce arkasındakilere) iki rekat kıldırdıktan sonra selâm verdi. Kendisiyle birlikte namaz kılanlar gidip (düşman karşısında duran) arkadaşlarının yerine durdular. Sonra onlar gelip (Resûlullah’ın) arkasında namaza durdular, onlara da iki rekat namaz kıldırdı. Sonra selam verdi. Böylece Resûlullah (s.a) dört, ashabı ise iki rekat (namaz kılmış) oldu. el-Hasen (el-Basri) de böyle fetvâ verdi. Ebû Dâvud dedi ki: Akşam namazı da yine böyledir. İmam için altı, cemaat için üçer rekat (kılınır).) Ebû Davud dedi ki: Bu hadisi aynı şekilde Yahyâ b. Ebi Kesir de Ebû Seleme ve Câbir vasıtasıyla Peygamber (s.a.)’den rivâyet etti. Süleyman el-Yeşkuri de aynı şekilde; “Câbir’den o da Peygamber (s.a.)’den" diye rivâyet etti. (Ebu Dâvud, K.Salâtu’s-Sefer (4), Bâb 19 C.4 H.1248 S.478-479 Şamil, ayrıca; Nesâi, havf 23-27.) Bu rivayette korku namazının akşam namazı için üç ve diğer vakitler için iki rekat olduğunu söylemeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. Zira korku namazını bir rekat olduğunu söylemişlerdi.

509

764- ... Ebû Hüreyre’den (rivayet olunduğuna göre); Resûlullah (s.a.) Necaşi(nin ölümü)nü o gün halka haber verdi. Sonra cemaati musallaya çıkarıp onları saf düzenine soktu. Dört tekbir al(arak cenaze namazını kıldır)dı. (Ebu Dâvud, K.el-Cengiz (20) Bab 56-58 H.3204 Şamil, ayrıca: Buhari, cenâiz 4,5,61,65; menakıb’ül-ensar 38; Müslim, cenâiz 27,72,76,103; İbn Mace, cenâiz 33. Bu rivayette gıyaben Necaşi için cenaze namazı kılındığını tahdis ettiler. Dolayısıyla ölen Müslümanlar için gıyaben cenaze namazı kılınabileceğini iddia ettiler. 765- Sahiheyn ve Nesâi’de gelen bir diğer rivayette şöyle denir: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Necâşi’nin ölüm haberini öldüğü günde haber verdi ve: “Kardeşiniz için (Allah’tan) mağfiret talep edin!"dedi ve başka bir şey söylemedi." (K.S. 3059 C.9 S.369 Akçağ, alıntıları: Cenâiz 4,55,61,65; Menakibu’l-Ensar 38; Müslim, Cenâiz 62,63,(951); Ebu Dâvud, Cenâiz 62(3204); Tirmizi, Cenâiz 37,(1022); Nesâi, Cenâiz 76,(4,72)) Bu rivayette Necaşi’nin cenaze namazını gıyabında kılınmadığını, dolayısıyla Müslümanların gıyaben cenaze namazının kılınmayacağını tahdis etmeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. 766- İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ)’ın anlattığına göre, bir cenaze üzerine namaz kılmış ve namazda Fâtiha’yı okumuştur. Bu hususta kendisine (niye onu okuduğu) sorulunca: “Bu, sünnettendir!"diye cevap vermiştir."(K.S. 3062 C.9 S.372 Akçağ, alıntıları: Buhari, Cenâiz 66; Ebu Dâvud, Cenâiz 59,(3198); Tirmizi, Cenâiz 39,(1026); Nesâi, cenâiz 77,(4,74,75)) Bu rivayette cenaze namazı okunabileceğini tahdis ettiler. kılındığında, Kur’an

510

767- Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ölü üzerine namaz kıldınız mı ona ihlasla dua edin." (K.S.3064 C.9 S.373 Akçağ, alıntıları: Ebu Dâvud, Cenâiz 60,(3199); İbnu Mâce, Cenâiz 23,(1497)) 768- Nâfi rahimehullah anlatıyor: “İbnu Ömer, cenâze için kılınan namazda kıraate yer vermezdi." (K.S. 3063 C.9 S.373 Akçağ, alıntısı: Muvatta, Cenâiz 19,(1,225)) Bu iki rivayette, cenaze üzerine kılınan namazda kıraat (Kur’an okuma) olmadığını sadece ölü için Allah’a dua edileceğini tahdis etmeleri evvelki rivayetle çelişkilidir. 769- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Kim cenaze namazını mescidin içinde kılarsa kendisine (bir sevap) yoktur." -bir nüshada- “aleyhinde bir şey yoktur." (K.S.3077 C.9 S.382 Akçağ, alıntısı: Ebu Dâvud, Cenâiz 54,(3191)) Bu rivayette kendi içinde çelişkilidir. Aleyhine bir şey yoktur deme ile, kendisine sevap yoktur denmesi çelişkilidir. Aleyhine bir şey yoktur sevap kazanmayı, kendisine bir şey yoktur sevap kazanmamayı ifade etmektedir, bu iki ifade bir birlerine terstir. 770-............... Câbir ibn Abdillah (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) Uhud şehidlerinden ikişe kişiyi bir örtü (yâni bir kabir) içinde birleştiriyordu. Sonra: “Hangisi Kur’ân’ı daha çok öğrenmiştir?"diye soruyordu. Bu çift şehitlerden biri kendisine işâret edilince, onu kabirdeki lahdin içine önce koyuyordu. Ve sonra: “Ben bu mucâhidler üzerine (yâni hayâtlarını Allah yolunda fedâ ettiklerine) kıyâmet günü bir şâhidim" buyurdu ve şehitlerin kendi kanları içinde, yıkanmadıkları ve üzerlerine namâz da kılınmadığı hâlde gömülmelerini emretti. (Buhari, Kitâbu’l-Cenâiz C.3 S.1266 H.99 Ötüken.)

511

Bu rivayette Uhud şehitleri örnek gösterilerek, şehitler üzerine cenaze namazı kılınamayacağını tahdis ettiler. 771-............ Ukbe ibn Âmir(R)’den (o şöyle demiştir): Peygamber (S) bir gün çıkıp Uhud şehitlerine cenâze üzerine kıldığı namâzı gibi namâz kıldı.............. (Buhâri, Kitâbu’lCenâiz C.3 S.1266 H.100 Ötüken.) 772- Ukbe İbnu âmir (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Uhud şehitleri için sekiz yıl sonra, sanki dirilerle(de) ölülerle(de) vedalaşıyormuşçasına cenaze namazı kıldı." (K.S. 3081 C.9 S.385 Akçağ, alıntıları: Ebu Dâvud, Cenâiz 75, (3223,3224); Nesâi, Cenâiz 61,(3,61,62)) Bu rivayetlerde ise, Uhud şehitleri için daha sonra hatta aradan sekiz sene geçtikten sonra cenaze namazı kılındığını tahdis etmeleri bir çelişkidir. Cenaze namazı Müslüman ölüye ve katledilenlere rahmet etmesi için Allah’a yapılan bir duadır, bunu sekiz sene geciktirmenin bir mantığı yoktur. 773- Ebu Berze el-Eslemi (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yatsıdan önce uyumayı, sonra da konuşmayı mekruh addederdi." (K.S.3102 C.9 S.413 Akçağ, alıntıları: Buhari, Mevâkit 23; Müslim, Mesâcid 237, (647); Ebu Dâvud, Salât 3,(398); Tirmizi, Salât 125.) 774- Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), Hz. Ebu Bekir (radıyallahu anh) ve yanlarında ben de bulunduğum halde müslümanların meselelerini (konuşmak için) gece geç vakte kadar uyanık kalırdı." (K.S. 3103 C.9 S.414 Akçağ, alıntısı: Tirmizi, Salât 126.) İki rivayet çelişkilidir, birincisinde yatsı namazından sonra konuşmak mekruhtur demelerine rağmen, ikincisinde Peygamberin gece geç vakitlere kadar konuştuğunu tahdis etmişlerdir.

512

775- Osman İbnu Ebi’l-As (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü dedim, şeytan benimle namazımın ve kıraatimin arasına girip kıraatimi iltibas etmeme sebep oluyor, (ne yapayım?) Aleyhissalâtu vesselâm bana şu cevabı verdi: “Bu Hınzıp denen bir şeytandır. Bunun geldiğini hissettin mi ondan Allah’a sığın. Sol tarafına üç kere tükür!” (Osman İbnu Ebi’l-As) der ki: “Ben bunu yaptım, Allah Teâla Hazretleri onu benden giderdi." (K.S. 3106 C.9 S.415 Akçağ, alıntısı: Müslim, Selâm 68,(2203)) Şeytanın vesvesesinden korunmak için, Allah’a sığınmak hem doğru hem de iyi bir şeydir. Fakat bu iyi vasiyetle beraber, sol tarafa üç kere tükürülmesinin fayda getireceğini iddia etmeleri, namaz kılanların arasına fitne ve fesad sokmak içindir. Cami’de, cemaat saf bağlayarak namaz kılmaktadır. Cemaatten birinin sol tarafına dönüp, o tarafta kendisine bitişik şahsa doğru tükürmesi hiçte hoş bir hareket olmadığı gibi, kavga etmelerine ve tartışmalarına neden olur. 776- Hz. Câbir anlatıyor “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Benim mescidimde kılınacak bir namaz, onun dışındaki mescitlerde kılınan bin namazdan efdaldir. Ancak Mescid-i Haram hariç. Zira Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz, diğer mescitlerde kılınan yüz bin namazdan efdaldir." (K.S. 6408 C.17 S.101 Akçağ, alıntısı: İbni Mace 1397.) Bu rivayete göre, Peygamberin mescidinde kılınan bir namazın, Mescidi Haram hariç, diğer bütün mescitlerde kılınacak bin namazdan daha hayırlı olduğunu, dolayısıyla Mescidi Aksa’da kılınacak bir namazdan da bin defa hayırlı olduğunu tahdis ettiler. Buna rağmen şu rivayeti de çelişkili olarak tahdis ettiler: 777- Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın azadlısı Meymune radıyallahu anhâ anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü

513

Bize Beytü’l-Makdis hakkında fetva ver!"demiştim. Şöyle buyurdular: “Orası mahşer (yani kıyamet günü insanların toplanacağı) ve menşer (herkesin defterlerinin neşredileceği) yeridir. Oraya gidin ve içinde namaz kılın. Çünkü orada kılınacak tek namaz kendi dışındaki yerlerde kılınacak bin namaz gibidir. (K.S. 6409 C.17 S.102 Akçağ, alıntısı: İbnu Mace 1407.) Böylece Mescidi Aksa’da kılınacak bir namazın, Peygamber mescidinde ve hatta Kabe’de kılınacak bin namaz gibi olduğunu iddia ettiler. Bu ise açık bir çelişkidir. 778-................ Seyf şöyle demiştir: Ben Mücâhid’den işittim, o şöyle dedi. İbn Umer’in yanına gelindi de, ona: İşte şu Rasûlullah, o Ka’be’ye girdi, denildi. Bunun üzerine İbn Umer şöyle dedi: Peygamber (S) dışarıya çıkmış olduğu hâlde, ben hemen oraya girdim ve Bilâl’i Ka’be kapısının iki sövesi arasında ayakta buldum. Ve hemen Bilâl’e sorup: Peygamber Ka’be içinde namâz kıldı mı? Dedim, Bilâl: Evet, kapıdan giren kimsenin sol tarafına düşen iki direk arasında iki rek’at namâz kıldı, sonra dışarıya ve Ka’be’nin yüzü -kapısı- karşısında (yâni İbrâhim makaamında) iki rek’at kıldı, dedi. (Buhari, Kitâbu’s-Salât C.1 S.485 H.47 Ötüken.) Bu rivayette Ka’be’nin içinde Peygamberin namaz kıldığını, dolayısıyla Ka’be’nin içinde namaz kılınabileceğini tahdis ettiler. 779-............... Bize İbnu Curayc, Atâ’dan haber verdi: O şöyle demiştir: Ben İbn Abbâs’tan işittim, o şöyle dedi: Peygamber (S) Ka’be’ye girdiği zamân, onun bütün nâhiyelerinde (yâni cihetlerinde) duâ etti ve oradan çıkıncaya kadar namâz kılmadı. Dışarıya çıkınca Ka’be’nin önünde iki rek’at kıldı. Ve: “Kıble işte budur" dedi.(Buhâri, Kitâbu’sSalât C.1 S.486 H.48 Ötüken.) Bu rivayette ise, evvelki rivayetin aksine, Peygamberin Kabe’nin içinde namaz kılmadığını, kıblenin Kabe’nın

514

dışında olduğu belirttiğini, dolayısıyla Kab’nin içinde namaz kılınamayacağını tahdis etmeleri bir çelişkidir. 780-.............. İbn Şihâb şöyle demiştir: Bana Atâ ibnu Yezid el-Cunde’i haber verdi. O Ebû Said el-Hudri (R)’den şöyle derken işitmiştir: Ben Resûlullah (S)’tan işittim: “Sabâh namâzından sonra güneş yükselinceye kadar hiçbir namâz olmaz; ikindi namâzından sonra da güneş kayboluncaya kadar namâz olmaz" buyuruyordu. (Buhâri, Kitâbu Mevâkiti’s-Salât C.2 S.641 H.62 Ötüken.) Bu rivayette ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar namaz kılınamayacağını tahdis ettiler. 781-............. Bize Ubeyde ibnu Humeyd tahdis edip şöyle dedi: Bana Abdulaziz ibnu’ Rufey’ tahdis edip, şöyle dedi: Ben Abdullah ibnu’z-Zubeyr (R)’i gördüm. O fecr namâzından sonra tavâf eder, sonra da iki rek’at namâz kılardı. Râvi Abdulaziz dedi ki: Ben Abdullah ibn’z-Zubeyr’i gördüm, ikindiden sonra iki rek’at namâz kılardı ve Âişe’nin kendisine Peygamber’in bu iki rek’atı kılmadan evine girmediğini tahdis ettiğini haber verdi. (Buhari, Kitâbu’lHacc C.4 S.1559 H.110 Ötüken.) Bu rivayette ise ikindi namazından sonra kılınabileceğini rivayet etmeleri bir çelişkidir. namaz

782-. ... Ebû Seleme b. Abdirrahman’ın Ebû Hureyre (r.a)’den rivayet ettiğine göre; Peygamber (s.a.) öğle namazını kıldırıp iki rekatte selâm vermiş. Kendisine: - Namaz kısaltıldı mı? denilince, iki rekat daha namaz kılmış, sonra da iki defa secde etmiştir. (Ebu Dâvud, K.Salât (2), Bâb 188,189 C.4 S.74 H.1014 Şamil, ayrıca: Buhari, sehv 3; Nesâi, sehv 23.) Bu rivayette Peygamberin namaz kılarken raketlerde yanıldığını ve bundan dolayı sehv secdesi yaptığını iddia

515

etmişlerdir. Anlatmak istedikleri şey, bir kimse namaz kılarken yanılırsa muhakkak sehv secdesi etmesinin gerekli olduğudur. Buna rağmen bu rivayetin zıttı olan şu rivayeti tahdis ettiler. 783-. ... Sa’id el-Makburi’nin Ebû Hureyre (r.a)’den rivâyet ettiğine göre: Peygamber (s.a.) (dört rekatlı) bir farz namazın ikinci rekatından (sonra namazdan) ayrıldı. Bir adam kendisine: - Ya Resûlullah, namaz kısaldı mı, yoksa unuttun mu? dedi. Efendimiz: “-Bunların hiç biri olmadı" buyurdu. Bunun üzerine cemaat: - Bunu yaptın (namazı eksik kıldın) ya Resûlullah! dediler. Bu sefer Peygamber diğer iki rekâti de kılıp (namazdan) ayrıldı ve sehv secdelerini yapmadı................ (Ebû Dâvud, K.Salât (2), Bâb 188, 189 C.4 S.75 H.1015 Şamil.) Görüldüğü gibi bu rivayet evvelki rivayetle çelişkilidir. 784-. ... Ebû Said el-Hudri (r.a.)den; demiştir ki: - Bir bayram günü Mervân minberi (musallaya) çıkarıp (üzerinde) namazdan önce hutbe okumaya başladı. Bir adam kalktı ve; - Ey Mervan, sünnete muhâlefet ettin. Bayram günü minberi çıkardın, halbuki o çıkarmazdı. Hutbeye de namazdan önce başladın, dedi. Ebû Said el-Hudri; - Bu kim? diye sordu. - Falan oğlu falan, dediler.

516

- Bu adam üzerine düşeni yaptı. Ben Resûlullah (s.a.)’in, “Bir kötülük gören kimse, eğer onu eli ile değiştirebilirse eli ile değiştirsin. Buna gücü yetmezse, dili ile değiştirsin. Onu da yapamazsa, kalbi ile (buğz etsin). Ancak bu, imanın en zayıfıdır" buyurduğunu işittim dedi. (Ebû Dâvud, K.Salât (2), Bâb 239,242 H.1140 Şamil, ayrıca: İbn Mâce, ikâme 155, fiten 20.) Bu rivayette bayram namazı için okunacak hutbenin namazdan sonra olduğunu, ayrıca bayram namazı hutbesinin minber üzerinde okunamayacağını, böyle yapılması halinde bunun bir kötülük olduğunu tahdis ettiler. Bilindiği gibi, minber hutbelerde cemaatin hutbeyi iyi işitmesi için üzerine çıkılan yüksekçe yerdir. Amaç cemaate iyice duyurmak olup, bundan ayrı olarak mimberin tahdis edildiği gibi özel bir durumu yoktur. Hal böyle olunca minbere çıkılması Müslümanların faydasına olduktan sonra güzel bir hareket olup, hiçbir surette kötülük olarak tanımlanamaz. İfadelerine dikkat edildiğinde esas amaçlarının hutbe okuyan kimsenin minbere çıkması veya çıkmaması değildir. Asıl amaçları konu olmaması lazım gelen şeyleri konu edip, esas konu olması gereken şeylerden insanların dikkatlerini uzaklaştırmaktır, çelişkili hadis uydurmaları yanında kullandıkları bir metotta budur, kitabın başında da belirttiğim gibi bu amaçlarını gerçekleştirmek için rast gele sözler üreterek değil bir ekip çalışması yapmışlardır. Böylece insanları uğraşmamaları gereken boş konularla veya tartışmamaları gereken konularda tartışır vaziyete getirip zamanlarını boşa harcamayı ve asıl ilgilenmeleri gereken konulardan uzaklaştırmayı hedefledikleri gibi, İslam diniyle ilgili ana konularda kavramlarla ilgili bir çok çelişkili rivayet uydurmak suretiyle şaşkın hale getirmek istemişlerdir. Bütün bunları yaparken de Kitabın başında örneklerini verdiğim gibi, bol bol hakaret içerikli rivayetlerde uydurmuşlardır.

517

Zamanı boşa harcatma rivayetleri açısından bakıldığında, hadis külliyatında birçok hadis bulmak mümkündür. Bu açıdan değerlendirerek konu başlığı açmak istemedim, zira böyle bir durumda çalışma konusu çok uzayacaktı. Bu tür rivayetlerden tanıtma amaçlı birkaç örnek verirsem; şöyle ki: “Biriniz uykudan uyandığı zaman üç kere sümkürsün, zira şeytan, burnun içinde geceler." (K.S.3628) “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm zamanında mescidte ekmek ve et yerdik." (K.S.6968) “Kim keleri (kertenkele) ilk darbede öldürürse yüz sevap kazanır. İkinci vuruşta öldürürse daha az kazanır. Üçüncü vuruşta ise bundan az sevep kazanır." (K.S. 4948) “Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın (ya ikisini birlikte giysin, ya ikisini birlikte çıkarsın." (K.S.5252) “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm giyinmesini yasakladı." (5255) kişinin ayakta

“Kişinin oturduğu zaman, ayakkabılarını çıkarıp (sol) yanına koyması sünnettir." (K.S.5256) (hacamat konusunda) “Salı günü kan günüdür, o günde bir saat vardır kan durmaz." (K.S.4017) “İhramlı reyhan koklayabilir, aynaya bakabilir. Yediği zeytinyağı ve tereyağı ile tedâvi olabilir." (K.S. 1222) “Hz Aişe (radıyallahu anhâ)’yi ihramlı iken bedenini kaşıyan kimse hakkında soru sorulunca dinlemiştir. Hz. Aişe şu cevabı verir: “Evet, kaşınsın ve şiddetle kaşınsın..." (K.S.1257) Kur’an’ı anlayanlar bilirler ki, Kur’an bu konulardan çok daha başka konularla ilgilidir.

518

Kaldığım yerden devam edecek olursam, minber hadisiyle ilgili olarak şu şekilde çelişkili rivayet uydurmuşlardır: 785-. ... Câbir b. Abdillah (r.a)’den; demiştir ki: - Peygamber (s.a.) ramazan bayramı günü kalkıp önce namaz kıldırdı, sonra da cemaate hitâbede bulundu. Hutbeyi bitirince inip kadınların yanına geldi............... (Ebû Dâvud, K. Salât (2), B3ab 239, 241 C.4 S.270 H.1141 Şamil.) Bu rivayette, Peygamberin hutbe için minbere çıktığı açıktır. Zira inmek için bir yere çıkmış olmak lazımdır, bu rivayette de hutbeden sonra indi ifadesini kullandıklarına göre, minbere çıkmış olduğunu tahdis etmiş olmaktadırlar, bu ise evvelki rivayetleriyle çelişkilidir. 786-. ... Âişe (r.anhâ)dan rivayet edildiğine göre: Resûlullah (s.a.) Ramazan ve Kurban bayramlarında birinci rekâtte yedi, ikinci rekâtte de beş defa tekbir alırdı. (Ebû Dâvud, K.Salât (2), Bâb 242, 245 C.4 S.281 H.1149 Şamil, ayrıca: İbn Mâce, ikame 156.) Bu rivayette, bayram namazlarında, birinci rekatte yedi, ikinci rekatte de beş defa tekbir alınması gerektiğini tahdis ettiler. 787-. ... Ubû Hüreyre’nin meclis arkadaşı Ebû Aişe’nin dediğine göre; Said b. El-âs, Ebû Mûsa el-Eş’ari ve Huzeyfe b. El- Yemân’a, Resûlullah (s.a.)’in kurban ve ramazan bayramlarında nasıl tekbir aldığını sordu. Ebû Mûsa şu cevabı verdi: - Cenâze namazındaki tekbir gibi dört defa tekbir alırdı. Bunun üzerine Huzeyfe: - (Ebû Mûsâ) doğru söyledi, dedi.

519

(Ebû Dâvûd. bu tür boş ve İslamın ilgili olmayan konularla insanları oyalamaya çalıştıklarına dikkat edilmesi gerekir.) Bu rivayette ise. Bâb 246.a.) ile birlikte namaz kılar yine Bethân vadisinden evlerimize dönerdik. Mübaşir el-Ensâri’den şöyle dediği rivâyet edilmiştir: . Âişe (r.a.285 H.Ramazan ve kurban bayramı günleri Resûlullah’ın ashabı ile birlikte Bethân vadisi yoluyla musallâya gider.293 H.) sabah namazından önceki iki rekatı (o kadar) kısa bir zamanda kılardı (ki) ben (kendi kendime) 520 .Salât (2). K.4 S. ayrıca:Tirmizi. İbn Mâce. “Bu (bu konuşma olurken) ben de Said b.. . ikinci rivayette aynı olması gerektiği yolunda tahdiste bulunmuşlardır.295 H.4 S.1153 Şamil.Salât (2). Peygamber (s. İbn Ömer (r. İki rivayet bir birleriyle çelişkili olduğu gibi.a..1156 Şamil. .anhâ)’dan.. . Birinci rivayette.) Görüldüğü gibi. namaza gidiş geliş yolunun nasıl olması gerektiği konusunda dahi ihtilaf meydana getirmeye çalışmışlardır. 249 C.) bayram günü (namaza) bir yoldan gider.” Ebû Âişe. 788-. gidiş geliş yolunun ayrı ayrı olması gerektiği tahdis edilmişken. 250 C. ikâme 162. (Ebû Dâvûd. 245 C. Resûlullah (s.a)’den rivâyet edildiğine göre..Bunun üzerine Ebû Mûsâ şöyle dedi: “Ben Basra’da (vali) iken aynen bu şekilde tekbir alırdım. (Ebû Dâvûd. Bekr b. başka bir yoldan dönerdi. 790-.. Bâb 242. demiştir ki: . El-âs’ın yanında idim" der..) 789-.1158 Şamil. bayram namazlarında dört defa tekbir alınması gerektiği yolundaki iddiaları. K.Peygamber (s. evvelki rivayetleriyle çelişkilidir.Salât (2). Bâb 247. K.4 S. Cuma 37.

salâtu’l-leyl 30. Bilâl (r.): . öyle ki. Nesai.a. sen iyice sabaha girmiştin? deyince.Salâtu’t-Tatavvu’ (5). Âişe Bilâl’e bir şeyler sorarak aydınlık iyice belirinceye kadar oyalamış. yine de bu iki rekatı en güzel ve en kısa şekilde kılardım" diye cevap verdi.4 S. 791-.a.) dışarı çıkmamış.(Ama) Ey Allah’ın Resûlü.a.)’e sabah namazı (vaktinin girdiği)ni haber vermek için gelince Hz. sabah namazının sünnetini çok çabuk kıldığı rivayet edilmiştir.a. bunun üzerine Bilâl kalkıp Peygamber (s. müsâfirin 92.a.4 S.)’den rivayet edildiğine göre. farz namaz için vaktin daralmasına rağmen Peygamberin sabah namazının sünnetini acele etmeden uzun 521 . Muvatta’. "-Eğer ben sabaha bundan daha da çok girmiş olsaydım.)’e sabah(ın girdiğini) haber vermiş ve hemen arkasından haberini yine tekrarlamışsa da Resûlullah (s. Bunun üzerine Bilâl (r. (Ebû Dâvûd. Bunun üzerine (Resûlullah Sallallahu aleyhi ve Sellem de): “-Ben sabah namazının iki rekat sünnetini kılmıştım (da o yüzden geciktim)"cevabını vermiş.1257 Şamil. Bâb 3 C.. Âişe’nin bir şeyler sorarak kendisini tamamen sabah girinceye kadar oyaladığını ve (Resûl-i Ekrem’in de) dışarı çıkmakta yavaş davrandığını kendisine haber vermiş. K.a. teheccüd 28. (Ebû Dâvud. ayrıca: Buhari..Salâtu’t-Tatavvu’ (5). iftitâh.502 Şamil.) Bu rivayette peygamberin.“acaba bu iki rekatte Ummül’-Kur’an’ı (Fâtiha Sûresi kasd edilmektedir) okudun mu ki?"derdim. artık iyiden iyiye sabaha girmiş. 40. .505 H. K. Aişe peygamberin bu namazda Fatiha sûresini okuyup okumadığı konusunda tereddüde düşmüştür.) Bu rivayette ise.) bir gün Resûlullah (s. Müslim. Bâb 3 C. Bilâl (r. (bir süre sonra) dışarı çıkıp da halka namazı kıldırınca Bilâl.

a." (Ebû Dâvud.a.)’in yetmiş günlük iken (ölen) oğlu İbrahim’in cenaze namazını kıldığını haber verdi mi?"diye soruldu (da-evet.) oturmak için ayrılan bir yerde onun cenaze namazını kıldı. düşük üzerine dahi cenaze namazı kılınması gerektiğini söylemişlerdir.58 H.el-Cenaiz (20) Bab 49-50 C.. (Ebû Dâvûd.. Peygamberin on sekiz aylıkken ölen oğlu İbrahim’in cenaze namazını kılmadığını. evvelki rivayetle çelişkili olarak. dolayısıyla çocukların cenaze namazının kılınmayacağını tahdis ettiler.3188 Şamil.a..a...3187 Şamil) Bu rivayette. öyle ki sabah namazının sünnetinin en kısa şekli neredeyse sabahı bulduracak kadar uzun kılınmalıymış. Şöyle ki: 794-.) onun cenaze namazını kılmadı. O sırada kendisine): “İbnü’l Mübarek size Ata’dan (naklen) Peygamber (s.12 S. yetmiş güne indirilip.)den (demiştir) ki: “Peygamber (s. Peygamber Efendimiz şöyle) buyurur: 522 .uzadıya kıldığını tahdis ettiler. Hatta tahdis etmiş oldukları bir rivayette.) Bu rivayette ise. Beşşar) dedi ki: Peygamber (s.el-Cenaiz (20) Bab 48-49 C. dolayısıyla bebek ve çocukların cenaze namazının kılınmasının gerekli olduğunu tahdis etmişlerdir. İbrahim’in vefat ettiği yaşı on sekiz aylıktan. 793-..59-60 H. Aişe (r..)’e kadar ulaştırdı(ğı merfu bir hadiste Hz.a.a. 792-.)’in oğlu İbrahim vefat edince. K. Resûlullah (s. bu ise evvelki rivayetle çelişkilidir. Peygamberin cenaze namazını kıldığını.)’in oğlu İbrahim on sekiz aylıkken öldü de Resûlullah (s. el-Ka’ka’a okudum.cevabını verdi).a. El-Behiyy (Abdullah b. K. Ziyad (ın) Peygamber (s. (Ebû Dâvud der ki: Ben (bu hadisi) Ya’kub b.12 S.

K. cenâiz 42.) Görüldüğü gibi.Ramazanda Resûlullah (s.12 S.)’e cenazeyle yürümeyi sorduk.. Böyle yürümekle) eğer (ölen kimse) hayırlı (birisiyse) onu hayra (eriştirmekte) acele etmiş olunur. (Ebû Dâvud. K. 795-. İbn Mes’ud demiştir ki: Peygamber (s. . Peygamber (s.Resûlullah (s. 796-. (Cenazenin) önünden giden onunla beraber bulunmuş olmaz. .) ne Ramazanda ne de Ramazanın dışında (geceleri) on bir rekatten fazla (nâfile) kılmazdı.)’in namazı nasıldı? diye sormuş. İbn Mace. O da şu cevabı vermiş: . (kendisi) arkadan giden değildir.el-Cenaiz (20) Bab 46-47 C." (Ebû Dâvûd.anhâ)’ya. Eğer böyle değilse (varsın) cehennem halkı (bizden biran önce) uzak(laşıp.)’in eşi Âişe (r. şöyle buyurdu: “-Koşmanın altında (mutedil bir surette yürür. yaya olan kimsenin cenazenin önünde yürüyebileceğini tahdis ettiler. cenazenin önünde yürünemeyeceğini tahdis etmişlerdir. 56.47 H. ayrıca: Tirmizi.a. (Önce) dört 523 . cenâiz 15. Düşük üzerine namaz kılınır anne ve babası için de (Allah’dan) mağfiret ve rahmet istenir.. yaya ise (cenazenin) önünden ve arkasından ona yakın olarak sağından ve (ya) solundan yürüyebilir. Ebû Seleme b. cenâiz 27. gerçi şu anda işlemekte olduğum namaz konusuyla ilgili değildir. evvelki rivayetin aksine. cenazenin arkasında yürür.el-Cenaiz (207) Bab 44-45 C.“Binitli.52 H.. Cenaze arkasından gidilendir. ayrıca: Tirmizi. cenâiz 55. gitsin). Abdirrhmân’dan rivayet edildiğine göre kendisine.) Ayrıca bu rivayette. fakat çelişkili olarak tahdis etmiş oldukları rivayeti yazmakta ibret olması bakımından fayda vardır.3180 Şamil.a..12 S.3184 Şamil.a. Nesai.a. 59.

. Ebû Hüreyre (r. sonra dört rekat (daha) kılardı. K.Salâtu’t- 524 .Ey Allah’ın Resûlü.a. terâvih 1. eğer ben uyanık olursam benimle konuşurdu...) Bu rivayet bu günkü uygulamaya uymamaktadır. örneğin: Hanefi mezhebi bağlıları teravih namazını yirmi rekat olarak kılmaktadırlar. sunra üç rekat (daha) kılardı. Âişe (r.5 S. Buna müteâkib iki rekatlık kısa bir namaz kıldıktan sonra namaza çıkardı. kıyâmü’l-leyl 38... salât 208.."(MalikBeyhaki) rivayetine bağlamaktadırlar...)den.... beni uyandırır. Bu uygulamalarını da. Ben: .) 798-.1341 Şamil.7 H. 797-. Nesâi... Onların da güzelliğinden ve uzunluğundan hiç sorma. ayrıca: Buhari.a.a. Müslim.... K.Salâtu’t-Tatavvu’ (5). Bâb 4 C. Artık onların güzelliğinden uzunluğundan hiç sorma.. Salâtu’t-Tatavvu’ (5).1261 Şamil.. K. ayrıca: Tirmizi.. uyur olursam. demiştir ki: Resûlullah (s.) şöyle buyurdu: “-Biriniz sabah (namazın)dan önce iki rekat (sünnet)i kılınca sağ tarafına yatıp uzansın.. müsâfirin 125. (o da): “-Ey Âişe benim gözlerim uyur. salatu’l-leyl 3.rekat namaz kılardı. (Ebû Dâvud.... fakat kalbim uyumaz. (demiştir) ki: -Resûlullah (s.anhâ. vitri kılmadan önce uyuyor musun? dedim. (Ebû Dâvûd. Muvatta. Bâb 26 H.) gece namazını kıldıktan sonra. (Ebû Dâvud.)’den. ..."buyurdu. Tirmizi. Yezid b. iki rekat namaz kıldıktan sonra müezzin gelip sabah namazı vaktinin girdiğini kendisine haber verinceye kadar yatardı.”. mevâkit 194. Rûman’dan naklettikleri: “Ömer zamanında müslümanlar vitirle beraber yirmi üç rekât namaz kılarlardı (Ramazanda).

Güneşin açılması ikinci rekatteki oturuşuna denk geldi. teheccüd 26. sabah namazından önce iki rekat sünnet kıldıktan sonra sağ tarafa yatıp uzanmanın gerekli olduğunu söylemişlerdir.Salâtu’l-İstiskâ (3). Diğer bir hususta.12 H.) Birinci rivayette.. K. Sonra bize önceki namazlarındaki en uzun secdesi gibi secde ettirdi. . bundan da niçin böyle bir rivayet uydurdukları kolayca anlaşılır.. 799-. ayrıca: Buhari. Bir de gördük ki Resûlullah (s. Sonra selam verdi. Diğer rekatte de aynen bunun gibi yaptı. müsâfirin 133.a. Resûlullah (s. Birimiz arkadaşına. Tennûme bitkisi gibi oluncaya kadar karardı. Sesini işitmiyorduk. “Haydi mescide gidelim.Tatavvu’ (5).Ben ve Ensârdan bir çocuk hedeflerimize ok atarken güneş bakanın gözünde iki veya üç mızrak kadar olunca.) mescide çıkmış. demiştir ki: . .. (Ebû Dâvûd. Vallahi güneşin şu hali.) da ümmeti hakkında yeni bir şey meydana getirecek" dedi ve koşarak gittik. 800-.)’den. Bâb 4 C. Resûlullah (s.a. sabah namazına kalkan bir kimsenin uzanıp yatması halinde büyük olasılıkla uyuyup namazı kaçıracağı olayıdır. Bâb 4 C.1262 Şamil. (Burada da) sesini işitmedik. Müslim.anhâ)’den rivâyet edildiğine göre.a. Daha sonra kalkıp Allah’a hamd ve senâ etti. Bizi daha önceki namazlarındaki en uzun kıyâmı gibi kıyâmda tuttu.) Bu rivayette. Peygamber iki rekatlık sünnet kıldıktan sonra sağ tarafına yatıp uzanmadan hemen namaza çıkmıştır. Semure b..Âişe (r. Cünüp (r.1184 Şamil. Resûlullah zamanında güneş tutulması olduğunu ve Resûlullah’ın güneş tutulması namazını gizli okuyuşla kıldırdığını tahdis ettiler.a. Allah’tan başka ilâh olmadığına ve kendisinin O’nun kulu ve Resûlü olduğuna şahâdet etti.) (Küsûf namazında) kıraati uzun tutmuş ve açıktan 525 .4 S.343-344 H. halbuki ikinci rivayette tahdis ettiklerine göre. Efendimiz öne geçip namaz kıldırdı.5 S. Bu itibarla iki rivayet bir birleriyle çelişkilidir.

350 H. Kaldı ki.a.4 S.(sesli) okumuştur. (Ebû Dâvud.1188 Şamil. Rivayeti Aişe’den nakletmektedirler ve Aişe namazın çok uzun sürmesinden bu iki sûreyi Peygamberin okuduğunu tahmin ettim demiş. Güneş tutulması olayında..) Bu rivayette evvelki rivayetin aksine.) zamanında güneş tutuldu. (Bu namazda) kıyâma durdu. Hal bu ki.Salâtu’l-İstiskâ (3). ayrıca: Buhâri.Sonra iki defa secde yaptı. küsûf namazı sesli okunarak kılınmıştır demeleri bir çelişkidir. Onun buradaki okuyuşunu da tahmin ettim. . kusuf 3.) Bu rivayette iddia ettiklerine göre.anhâ. (Ebû Dâvûd. 801-. bir evvelki rivayette güneş tutulması namazında kıraatin sesli olduğunu yine Aişe’den nakletmişlerdi. sonra kalkıp kıraati yine uzattı. Bunun üzerine Peygamber (mescide) çıkıp cemaate namaz kıldırdı. K.Salâtu’lİstiskâ (3).5. Müslim. Dünyayla Güneş arasına Ay girdiğinden.1187 Şamil. Gerçi bunu sık sık yapmışlardır.)den. Âişe (r. bundan anlaşılan güya kıraat gizli yapılmıştır. Bâb 5 C. kusuf 4. Âl-i İmran Sûresi (kadarı)nı okuduğunu zannettim.4 S.. demektedirler. Bâb 5 C. K. gölge olan yerde Güneş görünmeyeceğinden o mıntıkada Güneş 526 . Râvi hadisi sevk edip şöyle devem etti: . Ay’ın gölgesi Dünya üzerine düşerek. Zira Bakara ve Âl-i İmran sureleri yaklaşık dört cüzdür ve ikisinin okunuşu dört saat kadar bir süreyi kapsar. güneş tutulması namazını yaklaşık dört saat süreyle kılmıştır. Bakara sûresi (kadarı)nı okuduğunu zannettim. Böylece aynı kişiden iki çelişik rivayet tahdis etmiş oldular.19. (Kıyamdaki) kıraatini tahmin ettim. Aişe Peygamberden hangi sûreleri okuduğunu kolayca sorabilecekken niçin tahminde bulunsun.351 H. Rasûlullah. (demiştir) ki: -Resûlullah (s.

Resûlullah (s. demiştir.) 527 ...)’in her rekatta iki rükû’ olmak üzere. Ka’b (r.1183 Şamil. sonra güneşin tutulması açılıncaya kadar duâ ederek olduğu halde kıbleye karşı oturdu. Bu namazda(Kur’an’dan) okudu. Hz. 803-. ayrıca: Müslim.a. (Ebû Dâvud.a. . Abbâs (r.anhumâ).)’den rivâyet ettiği hadis gibi Resûlullah (s.) Bu rivayette. Âişe’den onun da Peygamber (s.) güneş tutulduğunda namazı kıldı. iki rekat namaz kıldığını bildirdi. iki kere secde etti. İkinci rekati de aynen böyle kıldı.) in güneş tutulduğunda namaz kıldığını haber verirdi.a. 804-.342 H.)’den demiştir ki: .a.1181 Şamil.Salâtu’l-İstiskâ (3). Peygamberin zararsız bir olayı.341 H. . (Ebû Dâvud. istiskâ 19. Bâb 4 C.Salâtu’l-İstiskâ (3). sonra yine okudu ve rükû’a vardı.tutulması meydana gelmiş olur. güneş tutulması namazında. K.1182 Şamil.) zamanında güneş tutuldu. Efendimiz cemaate namaz kıldırarak uzun sûrelerden birini okudu ve beş defa rükû yaptı. müthiş bir felaketmiş gibi halkın gözünde büyüttüğü iddiası da Peygambere yapılmış bir iftiradır.) Bu rivayette ise her rekatte dört rükû yapılır dediler. K. Abdullah b. Bâb 4 C. Bu tehlikesiz bir olay olduğu gibi dört saatlik Güneş tutulması olayı iddiası ilgisi olmayan abartılı bir iddiadır. (Ebû Dâvud.a. Resûlullah (s.4 S.340 H..Resûlullah (s. . sonra tekrar okuyup rükû’ yaptı. . İki kere secde etti ve ikinci kalkıp yine uzunlardan bir sûre okudu ve yine beş defa rükû yaptı.4 S. Ubeyy b. her rekatte iki rükû yapılır dediler.Salâtu’l-İstiskâ (3). Sonra rükû’ yaptı sonra yine okudu ve yine rükû’ yaptı. İbn Abbâs (r. 802-.a.anhumâ).4 S. K.. (Abdullah) Urve’nin. Daha sonra da secdeye kapandı.. Bâb 4 C..

360 H. 126.a.) 807-.)den.) zamanında böyle bir şey başınıza gelir miydi?. Bunun üzerine Enes’e gelip: .167 H.1295 Şamil. Tirmizi.Salâtu’l-İstiskâ (3). Nadr." (Ebû Dâvûd. K.a.Bu rivayette ise her rekatte beş defa rükû etti demeleri ile üç rivayet birbirleriyle çelişkili olmuş olur. Ubeydullah b. ne derece ciddiyetten uzak olduklarının da bir göstergesidir. .Allah korusun. Bâb 13 C. . babası (Nadr)’ın şöyle dediğini rivâyet etmiştir: . Salâtu’t-Tatavvu’ (5). dedim.Enes b.1338 Şamil.5 S. En son rekatta oturup selâm verinceye kadar bu beş (rekat)’in hiçbirinde oturmazdı. müsafirin 123. İbn Ömer (r. karşılığını verdi. Peygamber zamanında ne Güneş tutulması nede benzeri bir tabiat hadisesi olmamıştır demeleri ibret verici bir durum olduğu gibi.Ya Ebâ Hamze Resûlullah (s.1196 Şamil. . Bâb 26 C.anhâ. Salâtu’t-Tatavvu’ (5). Bâb 11 C..5 S. . 806-.4 S.a. Bunlardan beş rekat ile vitr yapardı. K. (Bazan) rüzgar şiddetlenirdi de kıyâmetin (kopacağı) korkusuyla mescide koşardık... Âişe (r.a. 528 .. Mâlik zamanında (şiddetli) bir karanlık oldu. vitr 2.) geceleyin on üç rekat namaz kılardı.) Bu rivayette uzun uzadıya tahdis ettikleri Güneş tutulması ve Güneş tutulması namazı rivayetlerini söyleyen kendileri değilmiş gibi. (Ebû Dâvûd. 805-. (Ebû Dâvûd. ayrıca: Müslim. K.)’den rivâyet edildiğine göre Peygamber (s..81 H.) şöyle buyurmuştur: “Gece ve gündüz namazı ikişer ikişerdir. (demiştir) ki: -Resûlullah (s..

Nesâi.Bunu nasıl anlıyordunuz? dedik. İkinci rivayette gece ve gündüz namazlarının ikişer ikişer rekatle kılınması gerektiğini rivayet etmeleri bir çelişkidir. Biz. 116. alıntıları: Müslim. Taksir 1. Salât 287. İbn Mâce. İbn Mâce.Salât (2).299 Şamil. 2332 C. namazı peygamberimizin diliyle hazerde dört. O da: . ikâme 7.247 H.) öğle ve ikindi namazlarında Kur’an okur muydu.) 529 .)’in sakalının hareket etmesinden.a. ayrıca: Buhâri. kıyâmü’l-leyl 26.Ayrıca: Tirmizi. fakat her iki taifeye ikişer rekât kıldırmış. (1247). Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) dört rekât namaz kılmış. 35. salât 166. . 125 C.118. (687). salatu’l-leyl 7. K. 808. (3. C. seferde iki. korku halinde de bir rek’at olarak farz kılmıştır.. 809.S. ikinci rivayette iki rekattir demeleri bir çelişkidir. Bu suretle.Hz. ezân 91. diye cevab verdi.a.96.) Birinci rivayette korku namazı bir rekattir demelerine rağmen.Evet.İbni Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Allah.Cabir’den naklen: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte korku namazı kılmış (şöyle ki) Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) iki taifeden (birine) iki rekat namaz kıldırmış. .108.Peygamber (s. 810-. Salât 5. Muvattâ. Peygamber (s. Ebû Ma’mer’den. ikâme. demiştir ki: Biz Habbab’a. .8 S." (K.119)) . Sonra öteki taifeye de iki rekat kıldırmış. diye sorduk.811 Şamil. (Ebû Dâvud.. Nesai. Bâb 124.3 S. dedi. Ebû Dâvûd. Resûlullahın peş peşe beş rekat vitir namazı kıldığını tahdis ettiler.) Birinci rivayette hiç oturmadan ve ara vermeden. .97. (Müslim. 206.4 Hadis 312 (2339) Sönmez Neşriyat.

) Bu rivayeti uydurmaktan amaçları. böylece ancak Peygamberin Kur’an okuduğunu.)’den. hem de Peygamberin dinle ilgili olsa dahi kendisine soru sorulamayacak geçimsiz bir kimse olduğunu iddia etmektir. Peygamber onların bu iddialarından münezzeh olduğu gibi. Diğer bir hususta. Müslüman inancı taşımamalarına rağmen kendilerini Müslüman tanıtarak.. Peygamberin öğle ve ikindi namazlarında Kur’an okuduğunun delili bu namazları kılarken sakalının hareket etmesiymiş. Peygamberden sorup öğrenmek varken neden böyle bir yönteme baş vurulmuş olsun.Salât (2).2 S. Peygamber Ay’da namaz kılıyordu da dünyadan ona teleskop ile bakıyorlardı.Bu rivayete göre. bundan dolayı söyledikleri bu iddia Peygamberin öğle ve ikindi namazlarında Kur’an okumuş olduğunun delili olamaz. Bu rivayetten asıl amaçları hem kendilerini ciddiye alan kimselerle alay etmek. Ebû Hüreyre (r. Zira bu gibi kimseler tarih içerisinde büyük günahlar işleyen Fâcir kimseler olmalarına. ." (Ebû Dâvûd. Bu rivayeti okuyan kişi zanneder ki. bir kimse dua etse sakalı olması halinde sakalı hareket eder. zulümler yapmalarına.440 H. 811-. Krallık yapan diktatörleri ve yöneticilerini müslümanlara önder yapmaktır. demiştir ki. hal böyleyken cemaat bilmeden nasıl namaz kılıyordu da bir şahıstan sormak ihtiyacını duydular. sakalının hareket etmesinden anladılar. güya. Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) buyurdular ki: “Sâlih olsun. Bu itibarla Peygambere ve Müminlere saldırı amacıyla uydurulmuş bu rivayetin aslı yoktur. zira dua ediyor da olabilir. Bâb 63. doğru bir tahmin olmasa da.594 Şamil. fâcir olsun hatta büyük günah işlemiş de olsa her müslümanın arkasında farz namazı (cemaatle kılmak) vâciptir.64 C. dini tebliği hakkıyla yerine getirmiştir.. K. 530 . Sakal yalnız Kur’an okurken hareket etmez. Kaldı ki namaz her Müslüman üzerine farzdır.a.

" (Ebû Dâvud şerhinde C. üstünlük konusunda ölçü takvadır. ayrıca İbn Mâce. Hayat mücadelesi yönünden erkekler kadınlardan fiziksel olarak daha güçlü oldukları için ailenin geçim yükü erkeğe yüklenmiştir ve aile reisliği ona verilmiştir. Halbu ki Kur’an’da bu gibi kimselerin cehennemlik oldukları bildirilmiştir. 38/28 .özellikle Cuma günleri. yeryüzünde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacağız? Yoksa (Allah’ın azâbından) korunanları fâcirler (yolda olmayanlar) gibi mi tutacağız.Fâcirler de yakıcı ateş içindedirler. fâcir günahkar yöneticilerin imamlığını sağlamak için olduğunu.2 S. 82/15 Uydurmuş oldukları rivayetlerinin. bir kadın bir erkekten çok daha takvalı olabilir ve böylece Allah nezrinde derecesi daha üstün olur. imamlık yükü İslam dininde erkeğe verilmiştir.Cezâ günü oraya girerler.Yoksa biz.Câbir’ den rivayet etmiş oldukları hadiste: “Sakın bir kadın bir erkeğe ve bir a’rabi (bedevi) bir muhâcire (şehire yerleşen kimseye) bir fâcir bir Mü’mine imam olmasın. İslam dininde herkesin kendi gücüne göre yük yüklenmesi önemlidir.) İslam dininde derece üstünlüğü yönünden. halktan kimseler için olmadığını çelişkili olarak tahdis ettikleri şu rivayetten anlamak mümkündür: 812. Cuma namazında imamlık yapmayı. 82/14 . 441 Şamil.İyiler mutlaka nimet içindedirler. Allah nezrinde erkeğin kadına. ikâme 78. 82/13 . Şöyle ki: . halkı aldatmak ve tahtlarını sağlamlaştırmak için gerekli görüp istemekteydiler. dini çalışmalarda önder olduğundan. kadının erkeğe bir üstünlüğü yoktur. 531 . inanıp iyi işler yapanları. İmam aynı zamanda.

Müsafirin 291 (729). iki rek’at yatsıdan sonra namaz kıldım. Allah bilendir haber alandır. biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en üstün olanınız (Allah’ın buyrukları dışına çıkmaktan) en çok korunanınızdır. arab olmayana. Akşam ve yatsı(dan sonrakiler evinde idi.25. 49/13 813. şehirlinin köylüye. Cum’a 43. Bu açıdan rivayetleri uydurmadır.(3. Teheccüd 29. Cum’a 39. 69.S. 34.Hz. Arabın. iki rek’at akşamdan sonra. 532 . Salât 220. İkisi yatsıdan sonra. alıntıları: Buhari. Muvatta.119).113). Tirmizi.434)) 814.(882). Kur’an’dan mealen: .İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte iki rek’at öğleden evvel. Bu on iki rek’atin: Dördü öğleden önce. İkisi öğleden sonra.166). İkisi akşamdan sonra. Takva ile ilgili olarak. keza iki rek’at cum’adan sonra.(433. köylünün şehirliye." (K. 2930 C. (2. Müslim. Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Sünnette gelen on iki Rek’ate kim devam ederse Allah ona cennette bir ev bina eder. Salât 290. iki rek’at sonra. “Fâcir bir Mümine imam olmasın" sözleriyle de.259 Akçağ.(1552). Nesâi. İkâmet 64. Arab olmayanın araba bir üstünlüğü yoktur.(1. öbür rivayetleriyle çelişkiye düşmüşlerdir. Cum’a 71.İmamlık yönünden. Ebû Dâvud.9 S.Ey insanlar.

260 Akçağ.. Resûlullah (s. Bâb 1 C. 2933 C.9 S.)’den rivâyet edildiğine göre." (K.Hz.(1. Nesâi. 73. Cumadan sonra (evine) dönünceye kadar namaz kılmazdı (evine dönünce) iki rekat kılardı.(3.(1275)) 817.) öğle namazından önceki dört (rekat)’la sabah namazında önceki iki rekati terk etmezdi. müsâfirin 104. S3alât 206.a. (Ebû Dâvûd.anhâ’dan. Ebû Dâvud. Nesâi.265)) 818-. K.498 H.428). Salât 290.(3. alıntısı: Ebû Dâvud. Allah onu ateşe haram eder. .9 S.(835). Nesâi. Kıyâmu’l-Leyl 56. Salât 296(1269). öğle namazından sonra dört rekat..S. Kıyâmu’l-Leyl 67.(414). (Ebû Dâvud. ayrıca: Buhari.a. İbnu Mâce. alıntıları: Ebû Dâvud. 2955. (K.) 815. 2956 C. Abdullah b.260 Akçağ. (427.262 Akçağ. Ömer (r.S.. Ali (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sabah ve ikindi hariç her namazın arkasından iki rek’at (nafile) namaz kılardı.) 819-. Salâtu’l-Müsâfirin 300." (K.Ümmü Habibe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: Kim öğleden önce dört. teheccüd 29. Âişe (r. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bunları ne gizli ne de aleni olarak seferde ve hazerde hiç terk etmedi: Sabahtan önce iki rek’at.252)) 816. alıntıları: Tirmizi.İkisi de sabahtan önce. Nesâi. İkâmet 100.274-275 Akçağ.S. ikindiden sonra iki rek’at.260).Hz Aişe (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “İki namaz var ki. (1253).Peygamber (s.281).Salâtu’t-Tatavvu’ (5). Kıyamu’l-Leyl 66.s.1252 Şamil. . 2931 C. Salât 299. Mevâkitu’s-Salât 33.4 S." (K.9 S.(3. Müslim.. 2939 C. akşamdan sonra evinde iki rekat ve yatsıdan sonra iki rekat kılardı.) öğle namazından önce iki rekat. öğleden sonra da dört (rek’at nafile) kılarsa. alıntıları: Buhari.a. Salât 317. 533 . ikâme 64. Tirrmizi.251. Müslim. Mevâkitu’s-Salât 36. demiştir ki: . (1142).9 S.

“Cumadan sonra namaz kılacak olan kimse dört rekat kılsın.1131 Şamil. alıntısı: İbni Mace 1072. . Biz hazarda farzdan önce ve sonra sünnet kılardık. Cuma 69.) ikindi namazından önce iki rekat(lık bir namaz) kılardı.) şöyle buyurdu: İbnu’s-Sabbâh’ın rivayetine göre. Ebû Hüreyre (r. ayrıca: Tirmizi. 201. Seferde de farzdan önce ve sonra sünnet kılardık. demiştir ki: Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “-İkindinin farzından önce dört rekat (namaz) kılan kimseye Allah rahmet etsin. (Ebû Dâvûd.. . Tirmizi Cuma 24. (Ebû Dâvud. Bâb 8 C. Ali (r.” Süheyl şöyle dedi: Babam bana. . kıyâmu’l-leyl 56.a)’den rivayet edildiğine göre. 6306 C. K.) 822.)’den. ayrıca: Buhari. iki rekat (de orada) kıl" dedi. Peygamber (s.30 Şamil. Bâb 2 C.Salâtu’t-Tatavvu’ (5)..29 Şamil. K. (Ebû Dâvûd.4 S. (K. Bâb 236.) 820-.5 S.) 823-. Nesâi.Cumayı kıldığınızda arkasından dört rekat de (nâfile) kılınız.48 Akçağ.Salâtu’t-Tatavvu’ (5). teheccüd 34.17 S...238 C.500 Şamil.” İbn Yûnus’un rivayetine göre ise Efendimizin beyânı şu şekildedir: “.İbnu Abbâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hazer namazını ve sefer namazını farz kılmıştır. İbni Mâce. K.) 821-.253 H.)’den. İbn Mâce.S..K. ayrıca: Müslim.Salâtu’t-Tatavvu’ (5).4 S. “yavrum. demiştir ki: Resûlullah (s. eğer câmide iki rekat kılar sonra da eve gidersen.a.5 S.Salât (2). Bâb 9 C.a. ikâme 95..a.) 534 . İbn Ömer (r. mevâkit’us-salât. ikame 109.a.

Zira namazı Allah farz kılar. Peygamberin namazı farz kıldığını söylemeleri ise İslam dinine ters düşen bir durumdur. 817. ve bunun gibi birçok çelişkili 535 . 813. 814. Diğer vakitler arasıdaki çelişkiler de bu şekilde sıralanarak görülebilir. sonra dört rekat. hal böyle olunca akşam farzını üç ve sabah namazı farzını iki rekat olarak kılmayı neyle izah ediyorlar? Zira uygulama ile rivayetler çelişmektedir. 819. Rivayette sonra iki rekat. konuyu uzatmamak için yüz otuz üç örnekle yetindim. İslam dininde Allah’tan başka hiç kimse din koyamaz. farzı yerine getirmekle mükellef kimsedir. sonra dört rekat. ses tonunun nasıl olması gerektiği. Kur’an’a ve bugün kılınmakta olan namaza aykırı yönlerini yeri geldikçe göstermeye çalıştım. Örneğin: Farz namazlar için hazerde (ikamet edilen yerde) dört rekattir diye tahdis ediyorlar. Rivayetlerden yüz otuz üç örnek seçerek namaz konusunda neler tahdis ettiklerini aralarındaki çelişkileri. Rivayette önce dört sonra iki rekat. Diğer taraftan namaz kılarken Kur’an okunup okunmayacağı. şöyle ki: Öğle namazı için. bunlar incelendiğinde aralarında bir çok çelişki görmek mümkündür. hatta Bismillehirrahmanirrahim dahi denip denemeyeceği çelişkili rivayetlerden dolayı meçhuldür. Böylece iç içe çelişkiler meydana gelmiştir. 822 nci örnekte. Böylece hangi farz namazın kaç rekat sünneti olduğunu ve ne zaman kılınacağını kesin olarak bilmek imkansız hale gelmiş olur. Rivayette önce dört. 818.Farz namazların sünnetleriyle ilgili olmak üzere on bir rivayet yazdım. Rivayette önce iki. Bu örnekler bile rivayetleri dikkate alacak bir kimsenin çelişki ve tutarsızlıklarından dolayı namaz kılmayı öğrenemeyeceği açıktır. Tenkide konu olabilecek rivayetleri yalnız bunlardan ibaret değildir. Peygamber ise farzı koyan değil. 816. tekbir getirip getirilmeyeceği. dini ancak ve ancak Allah koyar. Rivayette önce dört rekat olarak tahdis etmişlerdir. sonra iki rakat. Rivayette önce iki.

Allah’ı zikretmeğe yani anmaya davet edildiğidir. namaz ancak rivayetlerle öğrenilirmiş. 536 . alışverişi (işi gücü) bırakın. sizin için daha hayırlıdır. Allah için söz konusu olunca keyfi olmayıp Kur’an öğretisini esas alarak yapılan bir övgü olmalıdır. Hal böyle olmasına rağmen iddia ediyorlar ki.rivayetleri mevcuttur. Böylece salat kelimesinin kapsadığı mana.Ey iman edenler! Cuma günü salat (namaz) için çağrıldığı(nız) zaman Allah’ı anmağa (zikretmeğe) koşun. Görüldüğü gibi verdiğim rivayet örnekleri. Zira onlara göre. kabul edilin yani sevap kazandıran bir salat olması için. Peki bir Mümin Allah’ı nasıl anar. bu yönüyle. anlamak isteyen bir kimse için ibret vericidirler. 62/9 Bu ifadelerden anlaşılacağı gibi. Ayrıca bu övgü. bunun Kur’an’da ki Allah’ı övgü ifadelerini esas alan bir övgü anışı olduğunu görürüz. tekbir gibi güzel sözlerdir. Yoksa. İsteyerek ve severek Allah’ı övmek gereklidir. rivayetler olmamış olsaydı biz namazın nasıl kılınacağını bilemezdik. tahmid. Cuma günü salat (namaz) için ezan okunduğunda ezanı duyan Mümin kimselerin salat davetinden anlayacağı şey. bir Mümin. Eğer bilirseniz bu. Şöyle ki: KUR’AN’A GÖRE NAMAZ Kur’an’ı esas alarak namazın ne olduğunu anlatırsak konu kolayca anlaşılır. tesbih. çelişkili durumu göstermek açısından. namaz kılma şekli Kur’an’da belirsizmiş. Bu husus ta Kur’an’dan mealen: . namaz Kur’an’da bütün hususiyetleriyle açıktır. Aslında namazı Kur’an’dan anlamamalarına neden olan husus Kur’an’ı anlayamamalarıdır. Allah’ı anarken neler söyler diye düşündüğümüzde. bunun için öncelikle "Salat" kelimesinin ne anlama geldiğinin bilinmesine ihtiyaç vardır. Bu da.

bize ibadet yollarımızı göster. O’na salat ettiklerini zannediyorlardı. bilensin. Allah öğretmezse Peygamberler dahi. Bu hususta Kur’an’dan mealen: .Onların Beyt(ullah) yanındaki salatları da. övdüklerini zan ediyorlarsa. ibadet yollarını. şüphesiz sen işitensin. Bütün bu hareketler Allah tarafından kabul görmeyen reddedilmiş ve yapanlarını azaba götüren hareketlerdir. Allah bir kimseye salat ederse o 537 . Ve Kur’an öğretisine göre “Salat" kelimesi “Övgü" manasına gelmiş olur.Rabb’inin adını zikredip salat kılan. tef. 87/14 . nasıl ki bugün bile bazı kimseler. Allah adının anılmasının gerekli olduğuyla ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . salatlar. dümbelek." 2/127 .Allah için salat ederken. “O halde küfrünüzden dolayı azabı tadın. neslimizden de teslim olan bir ümmet çıkar. sen!" 2/128 Görüldüğü gibi. zirâ. Bu konuda Kur’an’dan mealen: .İbrâhim. Allah yanında kabul görmeyen sapmalardır. ıslık çalmadan ve el çırpmadan başka bir şey değildi. Kabe’nin yanında el çırparak ve ıslık çalarak Allah’ı övdüklerini. tövbemizi kabûl et. Allah’a nasıl ibadet edeceklerini ve O’nu nasıl övüp salat edeceklerini bilemezler. Zira. tövbeleri kabûl eden. usullerini göstermek Allah’a aittir.s.Doğrusu mutluluğa ermiştir arınan. Çalıp raks ederek Allah’ı zikrettiklerini. bizden kâbul buyur. bizi sana teslim olanlar yap.“Rabb’imiz. İsmâil’le berâber Ev’in (Kabe’nin) temellerini yükseltiyor: “Rabb’imiz. bunlarda ıslık çalıp el çırpmayı Allah’a salat etme zannediyorlardı. 87/15 Kur’an öğretisi esas alınmadan yapılacak zikirler. 8/35 Kafirler. çok merhametli olan ancak sensin. kendi icat ettikleri bir usülle. kudüm v.

Bedevi Araplardan kimi de vardır ki Allah’a ve âhiret gününe inanır. 20/14 . Allah’tan kullara. Allah’ı sevmiş. O müminlere karşı çok merhametlidir. Salat kelimesi öyle bir kavramdır ki. kullardan Allah’a ve kullardan. Allah’a hakkıyla salat edince. dolayısıyla sevmiş ve ona merhamet etmiş demektir. (Allah) böylece sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak istemektedir.kimseyi övmüş. övmüş ve yüceltmiş olur. Allah’ı sevmiş olması ve sevep kazanması için salatında gaflet içinde olmaması gerekir.Kitab’dan sana vahye dileni oku ve salât (namaz) kıl. Kul. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . 87/14 . 538 . Gerçekten o (verdikleri). Bana ibadet et ve beni anmak için salât (namaz) kıl. 87/15 . kendileri için yakın dereceler(e vesile)dir. ey iman edenler siz de Ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam edin. 33/43 .(Şüphesiz) Allah ve Melekleri Peygambere salât ederler. esirgeyendir. Muhakkak ki Allah bağışlayan. kul için Allah’ın razı olduğu şekilde salat edince onu övmüş. 9/99 .O (Allah)dır ki.Gerçek şudur ki ben Allah’ım. kötü ve iğrenç şeylerden vaz geçirir. verdiğini Allah’a yakın dereceler kazanmağa ve Resûlün salavatını (duâlarını) almaya vesile sayar. sevmiş ve Allah’tan affını istemiş olur. çünkü salât (zikir ve namaz). Benden başka İlâh yoktur. Kul.Doğrusu mutluluğa ermiştir arınan. Allah işitendir bilendir. kullar üzerine olabilir. 33/56 .Rabb’inin adını anıp salât kılan. Allah onları rahmetinin içine sokacaktır. Zatı ve Melekleri size salât ederler. çünkü senin salavatların (duâların) onlar için bir sükûnettir. 9/103 .Onların mallarından bir miktar sadaka al ki onunla onları arındırıp temizleyesin ve onlar üzerine salât (duâ) et.

mealen: . abit. liyakatı dikkate alıp. Zira. nasıl ki o 539 . 2/152 Demek oluyor ki. Bu gibi ifadeler Allah’a salat edilirken söylenir. her şeyin O’na muhtaç olduğu manasına gelen “Samed" gibi kelimeler kullara salât edilirken kullanılmaz. bir dua. Bu itibarla. kullara layık olacak şekildedir.O halde. Allah’ın rızasına layık. Bu konuda Kur’an’dan bir örnek verecek olursam. cenaze üzerine salât edilirken hiçbir zaman Kur’an okunmaz. Allah. elbette daha büyüktür. Edile bilir. Allah ondan razı olsun. ayet meallerinde görüldüğü gibi. Ve bunda tevhide aykırı bir husus yoktur. Allah’a layık olacak şekilde. haddi aşmamak şartıyla “salât" kullardan kullara. kullardan Allah’a olabildiği gibi. Allah ona iyilik versin gibi dualı sözler söylenir. Yoksa salt olarak beş vakit kılınan “Namaz" şeklinde anlaşılıp özdeşleştirilirse ters neticelere varılır. kullar Allah’ı.Allah’ı anmak. çok iyi. 29/45 Demek oluyor ki. ben de sizi zikredeyim. Örneğin: Kullar övülürken hiçbir zaman kainat üstü manasında olmak üzere “Ekber" yani en büyük kelimesi. ne yaptığınızı bilir. takvalı. Allah’tan kullara ki. kullar için. azaplandırmasın veya hastaysa Allah şifa versin. salât Allah’ın layık olduğu şekilde Allah’a ve Kulların layık olduğu şekilde kullara yapılır. Haşa bu Allah’ın onlara ibadet ettiği manasında değildir. beni zikredin (anın)ki. kullardan Allah’a yapılan zikir. (fakat) nankörlük etmeyin. Kişi bunlara layıksa meşrudur. bunlar “Mümin" olan kullardır. salât kavramı bir anma. cennete koysun. Örneğin. Allah. Bu itibarla da anlaşılmış olur ki. bana şükredin. Allah’ta kulları zikreder. Allah’tan kullara yapılan zikirde. zira bir kimsenin söylemiş olduğu güzel sözler onun adına anılıp tekrarlandığında. övgü kavramıdır. Ancak onlara övgü ve rahmet ettiği manasındadır. Peygambere ve Müminlere salât etmektedir. tüm noksanlıklardan münezzehi yet (kusursuzluk) manasına gelen “Sûbhan" kelimesi veya her şeyden müstağni.

Ölüye salât ediyoruz diye hiçbir zaman ne cenazenin başında. sonra da meleklere: “Adem’e secde edin!"dedik. ağaçların en büyüğü falan ağaç. canlı veya ölü bir insan. hepsi secde ettiler. kullardan kullara yapıldığında şirk olmaz. Kimileri secdeyi ibadetle özdeş (aynı) sayıp o şekilde anlamaktadırlar.s. ancak ölü için övücü sözler söylenir ve onun için Allah’tan rahmet istenir. Allah’tan başkası için en büyük sözcüğünü kullandığımızda bu şirk oluyorsa. Secde de kullar arasındaki üstünlüğü belirtmek bakımından. dağların en büyüğü falan dağ diyebiliyorsak ve bu şirk olmuyorsa. Diğer önemli bir hususta secde olayıdır. Zira. Allah’a has olan zikirlerdir. Fakat. Ancak. bu ilâh kabul edilmiş olan şey. nede mezarının başında ve nede gıyabında Kur’an okunmaz. Ve ölü üzerine yapılan salât’a hiçbir zaman “Cenaze namazı" denmez. örneğin: “En büyük kelimesini" kullandığımızda. secdeyi doğru anlamış olmak manasında değildir. Kur’an okumak. olsun fark etmez. isterse. o kabul edilen şeye secde yapılırsa şirk olayı işlenmiş olur. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . Allah’ın sözü olduğundan. 7/11 540 .Sizi yarattık. Ancak Allah için yapılan salatlar ibadet kavramına girmektedir. zira “Namaz" kelimesinin Türkçedeki karşılığı “ibadet”tir. salât kelimesi kullanıldığı her hususta ibadet veya Namaz manasında değildir. Kur’an’da. sonra size şekil verdik. nasıl ki cins belirlemek suretiyle. Allah’tan başka. Böylece anlaşılmış olur ki. salt olarak.şahıs anılıp övülüyorsa. Ve tabiidir ki ölünün bu sözlere layık olması diğer bir husustur. Bu kullar için kullanılamaz. yalnız İblis etmedi. o secde edenlerden olmadı. bu şekildeki bir anlayış. Allah’tan başkasını İlâh kabul ederek. bir taş v. Allah’ı övme. zikretme ve Allah’a salat etme manasındadır. zira Allah’a yapılan salatlar.

Çünkü şeytan. Gerçekten Rabb’im. bir üstünlük kabulü olayıdır. (her tedbiri) bilen. zira kullar arasında. Çık.(Babası Yakub): “Yavrum. bir birlerinden üstünlük manasındadır. secde edende. çünkü sen aşağılıklardansın!" 7/13 Görüldüğü gibi. karşısındakini İlâh görmemek şartıyla ibadet manasında olmayıp. onu çamurdan yarattın. önceden (gördüğüm) rüyânın yorumudur. her şeyi yerli yerince yapandır. O. beni zindandan çıkardı. kendisine secde edilende ister istemez Allah’a secde ettiğinden Allah’ın en üstün olduğu gerçeği değiştirilemez.Hani bir zaman Yûsuf babasına: “Babacığım demişti. dedi. bunların bana secde ettiklerini gördüm." (demişti). orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. kullara yapıldığında şirk olmayıp. kullar arasında secde. işte bu. 12/4 . ben (rüyâda) on bir gezegen.Ana-babasını tahtın üstüne çıkardı ve hepsi onun için secdeye kapandılar (Yusuf): “Babacığım." 7/12 . Kur’an öğretisine göre.(Allah) buyurdu: “Öyle ise oradan in. bana iyilik etti. dedi." 12/100 Görüldüğü gibi. dedi. Yine bu konuda Kur’an’dan mealen: . zirâ şeytan. Beni ateşten yarattın. 541 .. sizi de çölden getirdi. rüyanı kardeşlerine anlatma sonra sana bir tuzak kurarlar. secde olayı Allahtan başka herhangi bir şeyi İlâh kabul etmemek şartıyla kullardan. dilediği şeyi çok ince düzenler.(Allah) buyurdu: “Sana emrettiğim zaman seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): “Ben. güneşi ve ayı gördüm. insana apaçık bir düşmandır! 12/5 . ondan hayırlıyım. Kulların bir birlerine secde etmeleri hiçbir zaman Allah’ın en üstün olduğu gerçeğini değiştirmez. benimle kardeşlerimin arasına fitne soktuktan sonra O. Rabb’im onu gerçek yaptı.

Allah’tan başka herhangi bir şeye İlâh’lık atfedip ona secde eden. 13/15 Bu günkü toplumlarda. bu düşüncesinden veya kabulünden dolayı şirke girmiş olur. Gölgeleri de sabah akşam (uzayıp) kısalarak O’na secde etmektedirler.Ancak. ayakta ve oturarak ve yan üzerine yatılmış iken serbest olarak Allah’ı zikreder edebiliriz.Rabb’ini içinden yalvararak ve korkarak yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an. bizi ateş azabından koru!" 3/191 Görüldüğü gibi. kendisine secde ettiği şeyde. Salât. kullar arasında yaygın olarak yapılan secde olayına örnek verecek olursak. bu hareketleri bir çeşit secdeden başka bir şey değildir. bunu boş yere yaratmadın. kendisinin zikredilmesini yani anılmasını durum olarak. öptüğü ele alnını değdiren kimseleri göstere biliriz. Kur’an’dan mealen: . gafillerden olma! 7/205 542 . Kuralsız olanına örnek verecek olursak. şöylece izah edebiliriz: Allah. karşısındakini kendisinden üstün tanıyarak elini öpen kimseler bu el öpme işiyle kalmayıp çoğunlukla alınlarını öptükleri elin üstüne değdirirler. Kur’an’dan mealen: . zira kendisi de. sen yücesin. el öpme olayında. Bu hususta Kur’an’dan mealen: . gölgelerine kadar ister istemez Allah’a secde etmektedir. zikir ve secde olayını böylece izah ettikten sonra. Öyle ki. beli kurallı ve kuralsız olmak üzere iki şekilde emretmektedir. göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: “Rabb’imiz (derler).Göklerde ve yerde olanların hepsi ister istemez Allah’a secde ederler. “Namaz" konusuna gelecek olursak. Yoksa yapmış olduğu hareketin kendisinden değil.Onlar ayakta ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Zikirde ses tonu ile ilgili olarak.

zira bazıları iddia ediyorlar ki. Sâlatında pek bağırma.Sabah ve Akşam O’nu tesbih edin. Allah’ın herhangi bir adıyla yapılması arasında da fark yoktur. Kur’an’dan mealen: . Bu konuda Kur’an’dan mealen: . işi yaygaraya verip.Demek oluyor ki. bağıra. bir kimse Allah’a bu isimle dua ettiğinde güya. Zira her ortam ve her şahsın durumu aynı değildir. batmadan önce. Allah’ın ismi azam diye. Allah’ın bütün isimleri büyüktür ve kişi layıksa Allah o kişinin duasını kabul eder. diğer isimlerinden daha büyük bir ismi vardır. nihayet en güzel isimler O’nundur. Hangisiyle çağırırsanız. Allah kendisini çok zikretmemizi emretmiş olup. içtenlikle ve çok anıştır. 50/40 Görüldüğü gibi. halbuki böyle bir durum olmayıp.Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasından O’nu tesbih et. İslam’da. Allah’ı kuvvetli anmanın manası bağırmak çağırmak değildir. 52/49 (Ey Muhammed) onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an: güneş doğmadan. Allah’ı zikretmek İslam dininde çok önemli bir yer tutar. 33/42 . 17/110 Zaman ve Miktar olarak da zikir.De ki: “İster Allah diye çağırın ister Rahman diye çağırın. pek de (sesini) gizleme. bu ikisi arasında bir yol tut. Allah dua eden o kimseye her istediğini verecekmiş. Allah adı ile zikir yapıldığında.Gecenin bir kısmında ve yıldızların dönüp gittiği sırada (yâni sabah vaktinde) de O’nu tesbih et. fakat bu zikir olayı 543 . 33/41 . çağıra zikir yapmak yoktur.Ey iman edenler! Allah’ı çok zikredin. zikretmede sayısal bir sınır koymamıştır. 50/39 .Sabah akşam Rabb’inin adını an. Ses tonu orta olmalıdır. 76/25 . Ve zikrin.

fakat isrâf etmeyin. iman etmişlerdir ve kalpleri.Ey Âdem oğulları. 33/35 .Pislikten kaçın. isrâf edenleri sevmez. doğru erkekler ve doğru kadınlar. (gönülden Allah’a) saygılı erkekler ve (gönülden Allah’a) saygılı kadınlar.Elbiseni temizle.Kıyafet ile ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . oturarak v. 74/4 . Ayetlerin meallerini yazmak suretiyle bunları şu şekilde sıralayabiliriz: 1. oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar. sabreden erkekler ve sabreden kadınlar.kafadan savma. Kurallı olup. ab destsiz olabildiği gibi. yiyin için. mümin erkekler ve mümin kadınlar. Pozisyonlarda olabilir. Kur’an’dan mealen: .Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar.Onlar ki. serbest ve saygılı bir şekilde yapılan zikir. Türkçede “Namaz" olarak tarif edilen salât şeklinde ise kişi bir takım hususları yerine getirmek zorundadır ve bunlar Kur’an’da belirtilmişlerdir. ayakta. 74/5 544 . ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar. 13/28 Bu şekilde. kişi bu zikri yaparken.s. Allah’ı anmakla yatışır. güzel elbiseler)inizi (üzerinize) alın. yan üstü uzanmış. ayrca kıbleye yönelmiş olması da gerekmez. (İşte) Allah bunlar için mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. tâate devam eden erkekler ve tâate devâm eden kadınlar. Allah’ı çok zikretmeye gayret göstermelidir. salât kavramı içinde olup. çünkü O. sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar. Allah’ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar. Mümin kişi. Zikrin önemi konusunda. her mesci(de gidişiniz)de süs(lü. 7/31 . öylesine bir şekilde de yapılmamalıdır.

(Bundan böyle) yüzünü Mescid-i Harâm tarafına çevir." 2/142 545 .Abdest ve Gusül ile ilgili olarak: Bu “Abdest" bölümünde anlattım. İslam dini bir bütündür. yoksa. dilediğini doğru yola iletir. Nerede olursanız yüzlerinizi o yöne çevirin. batı da Allah’ındır. Yoksa. imkan ölçüsünde güzel ve temiz elbiseler giyilecek. Allah onların yaptıklarından habersiz değildir. 2/144 Namazda. (Merak etme) elbette seni. Allah Peygamberimizin beklentisini gerçekleştirerek. pislikten kaçınılacak. O. Kabe’nin. biz senin yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (gökten haber beklediğini) görüyoruz. kıble olmasını farz kıldı. bunun Rabb’leri tarafından bir gerçek olduğunu bilirler. Allah’ın zatı için. Müminlerin tek bir kıbleye yönelmesini isteyen Allah. De ki: “Doğu da batı da Allah’ındır. 3.Doğu da. istediği yerleri kıble olarak tain ederek Müminlere bildirir. Allah Kabe’nin içinde olmaktan münezzehtir.Buna göre. Şüphesiz Allah’(ın rahmeti ve nimeti) geniştir. razı olacağın bir kıbleye döndüreceğiz. Bu konuda Kur’an’dan mealen: . Kitâb verilenler. Kabe’ye yönelmek Allah’a yönelmiş olmanın bir sembolü olarak. Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü (zatı) oradadır. Kur’an’dan mealen: .Kıble ile ilgili olarak. O (her şeyi) bilendir. bir yönün herhangi başka bir yönden farkı yoktur. 2. Peygamberimiz kıblenin değiştirilmesini arzu ediyordu. Allah tarafından farz kılınmıştır. Peygamberimiz gelmeden önce Mescidi Aksa kıble olduğundan Peygamberimiz zamanında ilk sıralarda Peygamberimiz ve Sahabeler haliyle kıble olarak Mescidi Aksa’ya yöneliyorlardı.İnsanlardan bazı beyinsizler: “Onları üzerinde bulundukları kıbleden çeviren nedir?"diyecekler. 2/115 .(Ey Muhammed).

" 25/64 546 . ayakta (kaimin) duranlar. Kur’an’dan mealen: . Rabb’ine divan dur." 3/39 ." 7/29 4.Bir zamanlar İbrâhim’e Beyt (Ka’be’n)in yerini açıklamış (ve ona emretmiş)tik: “Bana hiçbir şeyi ortak koşma ve tavaf edenler. Kur’an’dan mealen: .Onlar ki. Allah için (mallarını) harcayanları ve seherlerde istiğfar edenleri (Allah’tan bağışlanmalarını dileyenleri Allah. doğru olanları.Namazda nasıl durulacağı konusunda." 22/26 . secde et ve rükû edenlerle birlikte rükû et.Namazları ve orta namazı koruyun. Allah’tan bir kelimeyi doğrulayıcı. Allah’ın huzurunda olmanın gereği olarak. yüksek bir saygı içeren divan durma başka bir ifadeyle ihtirâm duruşu olayıdır. nefsine hâkim ve iyilerden bir peygamber olacak Yahyâ’ı müjdeler. 5. efendi.De ki: “Rabbim bana adâleti emretti.Melekler ona (Zekeriya’ya) nida ettiler ve o ayakta (kaim) olup mihrapta salât (namaz) kılıyordu. görmektedir).Kıyam ile ilgili olarak. 2/238 . dediler ki: “Allah sana. 3/17 . gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzûruna ayakta (divan) durun. 3/43 Görüldüğü gibi. rükû’ ve secde edenler için evimi temizle.Sabredenleri. Namaz da duruş şekli. gecelerini Rablerine secde ederek ve kıyâm ederek (kıyâmen) geçirirler. huzûrunda gönülden boyun büküp divan duranları.. Her mescid de yüzlerinizi O’na doğrultun ve dini yalnız kendisine has kılarak O’na yalvarın. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.“Ey Meryem.

dikilmek." 3/43 Rükû. oturarak ve yanlarınız üzerine (uzanarak) Allah’ı anın. Kur’an’dan mealen: . Allah’a saygı da ve tazimde bulunmak amacıyla namazda ayakta durmak. namazda sırtı yere paralel oluncaya kadar boynunu öne doğru eğmesidir. ibadete kapananlar. doğrulmak" gibi manalara gelir. kulun kendi küçüklüğünü ve güçsüzlüğünü itiraf için. İbrâhim ve İsmâil’e: “Tavaf edenler. Namazda.Rükû ile ilgili olarak. başı ve beli eğerek bükülmek demektir. Allah’ın azameti ve büyüklüğü karşısında.Secde ile ilgili olarak.. 6. 53/62 .Ey iman edenler rükû’ edin secde edin. Rabb’ine divan dur. 2/125 8.Ku’ûd (oturma) ile ilgili olarak.“Ey Meryem. secde et ve rükû edenlerle beraber rükû et .(Savaş Halindeyken. 22/77 . Bu kavram. korku namazından sonra) Namazı bitirdiğiniz zaman ayakta. namaz için ayağa kalkmak demektir. gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzûruna ayakta (divan) durun (kûmu) 2/238 Kıyâm kavramı.Biz Beyt’i (Kâbe’yi) insanlara toplantı ve güven yeri yaptık. Kur’an’dan mealen: . Kur’an’dan mealen: . namazla ilgili olunca. hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. Rabb’inize ibadet edin. kelime olarak “ayaklar üzerinde durmak. 7. güvene kavuştunuzmu namazı (tam) 547 . rükû ve secde edenler için Ev’imi temizleyin!"diye emretmiştik. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin (orada namaz kılın).Hay de Allah’a secde edin ve O’na ibadet edin.Namazları ve orta namazı koruyun.

kılın.“Gerçek şudur ki ben Allah’ım. Bu anma olayında Allah’ın hangi adı anılırsa anılsın arada fark yoktur. 62/9 . ne okumalı ve ses tonuyla. bunu boş yere yaratmadın.Doğrusu felâh’a ermiştir arınan: 87/14 . Namaz kılarken. bu sizin için daha hayırlıdır.Rabb’inin adını zikredip (anıp) namaz (salat) kılan. müminlere vakti belli olarak farz kılınmıştır. Yani bazılarının iddia ettiği ve rivayetlerde ifadesini bulan. fakat istenirse ayrı ayrı bölümler halinde tekrar namaz kılınabilir. Yani namaz kılınırken neler söylemeli. bizi ateş azabından koru!" 3/191 Görüldüğü gibi. oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. Bana ibadet et ve bani anmak için namaz kıl. Allah’ın gizli olup. Benden başka İlâh yoktur. alışverişi bırakarak Allah’ın zikrine koşun.Ey iman edenler! Cuma günü namaz için seslenildiğinde. kişisel nefsi durum nasıl olmalıdır. namazda sözle ifade olayı vardır. 4/103 . namaz bittikten sonra yapılan bir harekettir." 20/14 . 87/15 Görüldüğü gibi. göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: “Rabb’imiz (derler). namaz kılmanın içeriğinde oturma yoktur. Çünkü namaz. Namazla ilgili olarak Ku’ûd yani oturma. diğer isimlerinden daha yüce olan özel bir 548 . oturulması halinde namaz bitmiş veya ara verilmiş demektir. Her oturuştan sonra tekrar namaza başlandığında bu yeniden başlama demektir. Bu hususta. Bu hususların yanında ayrıca. oturmadan önce kılınan namazdan ayrı bir başlamadır. namazda Allah’ın adı anılacaktır. Sen yücesin. Oturmayla namazdan çıkılmış demektir.Onlar ayakta. Kur’an’dan mealen: . Eğer bilirseniz.

87/1 .ismi azamı yoktur. 74/3 . pek de (sesini) gizleme. O’nu şânına lâyık bir şekilde tekbir et. Bu hususta. nihayet en güzel isimler O’nundur. 110/3 549 . 59/23 . Ve O’ndan mağfiret dile. Kur’an’dan mealen: .Rabb’ini tekbir et. tövbeleri kabul edendir.O halde yüce Rabbının adıyla tesbih et. Zikr konusuna devam edecek olursak: .Sen Rabb’ini hamd ile tesbih et (O’nu övecek sözlerle an. onların (müşriklerin) ortak koştukları şeylerden münezzehtir. Mütekebbirdir. Cebbâr. 17/110 Mealini yazmış olduğum ayette belirtilmiş olan diğer bir hususta. 56/74 . salattaki ses tonuyla ilgilidir. Hangisiyle çağırısanız. mülkte ortağı olmayan.De ki: “İster Allah diye çağırın.O. O.Rabb’inin yüce adını tesbih et (O’nun eksikliklerden uzak olduğunu an). Allah’ın bütün isimleri ismi azamdır. Allah. Müheymin.Rabb’ini hamd ile tesbih et. Melik. çocuk edinmeyen.De ki: “Hamd. Mümin. Salatında pek bağırma. subhânallahi velhamdulillâh de) ve secde edenlerden ol. Muhakkak ki. bu ikisi arasında bir yol tut. âcizlik sebebiyle bir yardımcıya da ihtiyacı bulunmayan Allah’a mahsustur. öyle Allah’tır ki O’ndan başka İlâh yoktur. ister Rahman diye çağırın."(Allah’u ekber de. Selâm. Kuddûs. 17/111 Allah’u Ekber: Allah en büyüktür . Aziz. 15/98 .

Rabb’in. yeryüzünde gezip Allah’ın lûtfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan başka insanlar bulunacağını bilmektedir. Allah.. kıraat. Senin le berâber bulunanlardan bir topluluk da (böyle yapıyor). Onun için Kur’an’da namaza. secde. Kur’an’dan mealen: . fecir namazını) da (unutma). içinizden hastalar. Allah’ı anmak. Çünkü fecir Kur’an’ı.geceyi ve gündüzü. Namazla ilgili olduğu belli olacak şekilde. Allah’tan mağfiret dileyin. Arap dilinde bir şeyin parçasının ismi. dua ve zikir denilmiştir. yarısında ve üçte birinde kalk(ıp namaz kıl)dığını biliyor. kendinizi zorlamayın. tüme verilir.Güneşin (ufukta aşağı) kaymasından gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar namaz kıl ve fecrin Kur’an’ın(ı. çok esirgeyendir. rükû. mecâzen Kur’an okuma ile ifade edildiği burada da görülmektedir). Namazı kılın. Onun için Kur’an’dan kolayınıza geldiği kadar okuyun.Kitab’dan sana vahye dileni oku ve namaz kıl. 29/45 550 . 73/20 . O halde Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun (ne miktar kolayınıza gelirse o kadar gece namazı kılın. zekâtı verin ve Allah’a güzel bir borç verin. Allah takdir etmektedir. tesbih. Allah katında verdiğinizden daha hayırlı ve mükâfatça daha büyük bulacaksınız. şahidli (müşahedeli) dir. Allah. Kendiniz için verdiğiniz hayırları. kötü ve iğrenç şeylerden vaz geçirir. Şüphesiz Allah çok bağışlayan. (Namazda Kur’an okunduğundan gece namazı. çünkü namaz. O sizin (gece ve gündüz saatlerinizi) hesap edemeyeceğinizi (gece saatlerinde kalkamayacağınızı) bildiği için sizi affetti. 17/78 Fecir: Tan yerinin ağarması. elbette en büyük (ibadet)tir. ne yaptığınızı bilir. senin gecenin üçte ikisinden daha azında.

müminlere vakitli olarak farz kılınmıştır. Namazda ki sözlü ifadelerin.Bu ayet meallerinde de namazda Kur’an okunması gerektiği görülür. Kur’an’dan mealen: .Sabrederek ve salât ile (Allah’tan) yardım dileyin. “salli”. her secde yerinde yüzünüzü (kıbleye) çevirin ve dini kendisine hâs kılarak yalnız O’na yalvarın. Namazda dua edilmesi gerektiği konusunda. 2/45 Yazmış olduğum ayet meallerinde de görüldüğü gibi. İlkin sizi yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz. Hatırlanacağı üzere. salâtın hangi vakitlerde ve ne kadar yapılması gerektiği konusunda Kur’an’dan örnekler verecek olursak. 2/153 .Ey iman edenler! Sabrederek ve Salât ile (Allah’tan) yardım dileyin. Allah için yapılacak salâtın kurallı ve kuralsız olmak üzere iki şekilde olduğunu ve kurallı olanına Türkçe de “Namaz" dendiğini ifade etmiştim. otururken ve yanlarının üzerine yatarken Allah’ı anın. korkudan kurtulup emniyete kavuşunca Namazı (tam) kılın. Ne var ki bu. 7/29 . 551 . Bu hususu dikkate alarak. Salâttan Kur’an’da bahsedilirken “kada”.(Savaş halindeyken) Namazı kıldıktan sonra ayakta iken. 4/103 Salat vakitleri belirtilmiş olarak Müminlere farz kılınmıştır. mealen: .De ki: “Rabbim bana adaleti emretti. Kur’an okuma ve dua etme olduğu anlaşılır. Vaktin çıkması halinde kaza etme olayı da yoktur. Allah’ı zikretme (anma). zira salât (namaz). Bundan anlaşılır ki. Allah için saâlat etmek Müminler için keyfi bir olay olmayıp. şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir. huşû duyanların dışındakilere şüphesiz çok zordur. belirli vakitlerde yapılması zorunludur.

günün sonunda da.Gecenin bir kısmında ve yıldızların dönüp gittiği sırada (yani batış vaktinde)de O’nu tesbih et. 50/39 . kıbleye yönelin.Gecenin bir bölümünde O’na secde et ve gecenin uzun bir bölümünde O’nu tesbih et.Onların dediklerine sabret ve Rabbini övgü ile an: güneş doğmadan. gafillerden olma! 7/205 .Gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasında O’nu tesbih et.Göklerde ve yerde.Sabah akşam Rabb’inin adını an. yanlar üzerine yatılmışken. sucud" edin. gece saatlerinden bir kısmında ve gündüzün taraflarında (iki ucun)da O’nu tesbih et ki memnûn olasın. beraber kılın ifadeleriyle Kurallı olan salât yani “Namaz" olduğu açıkça anlaşılır. “ruku”. 30/17 . öğleye erdiğiniz zaman da hamd. O’na mahsustur. 52/49 . Serbestçe yapılan salâtla ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . otururken.Namaz (Cuma namazı) kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan (nasibinizi) arayın.Onların dediklerine sabret. yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an. 30/18 . 62/10 552 . Bu şekilde ifade edilmeyişte yalnızca zikir emredilmişse bu da serbest olarak. 76/25 . 76/26 . güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabb’ini hamd ile tesbih et.Akşama girerken ve sabah ererken Allah’ı tesbih (etmeniz gerekir). yürken yapılan salât anlaşılmış olur. 50/40 . 20/130 . ayakta. batmadan önce.“kıyam”. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.Rabb’ini içinden yalvararak ve korkarak.

sucud. kimisi “Sabah" namazıdır derken. diğer bir kısmı da günün ortasında kılınan “Öğle" namazıdır iddiasında bulunmuşlardır. baktığım meallerde benim yazdığım şekilde değil de şu şekilde yazmaktadırlar. gibi hususlarla birlikte salât emredildiğinde kurallı olan veya 553 . 2/238 Yukarıda mealini yazmış olduğum Bakara Sûresi 238 ci Ayetinin mealini. Basit gibi görünen bu hataları. kıyam. fakat büyük çoğunluk “İkindi" namazı olduğunu iddia etmişlerdir. ruku. 2/238 Ayet mealinin bu şekilde yazılması ise çok hatalıdır.Salavatları koruyun ve orta salâtı ve huşu içinde Allah’a kıyama durun. Mealen: . Kur’an’dan mealen: . Diğer serbest salâtın ise uzunca bir süre yapılması emredilmiştir. İddialarına kanıt olarak İbni Abbas’tan rivayet öne sürmektedirler. diğer bir ifadeyle orta sürede. halbuki durum hiçte öyle değildir. Zira ayette bahsedilen salâvatların tamamı. Bunu anlatmadan önce.Namazları ve orta namazı koruyun. Bununla ilgili olarak. gönülden bağlılık ve saygı ile Allah’ın huzûruna durun. iddialarının doğruluğunu ispatlamaya çalışmışlardır. bu da orta namazın hangisi olduğu konusunda öne sürmüş oldukları iddialardır. Öğle namazı olduğunu iddia edenlerde karşıt olarak İbni Ömer’den rivayet öne sürerek. Allah için yapılan salâvatların serbest ve kurallı olmak üzere ikiye ayrıldığını. Şöyle ki: Daha önce. Şöyle ki. bu yanlış anlamadan dolayı işledikleri bir ikinci hataya değinmem gerekir. ayette kastedilen esas manaya çok önemli bir şekilde ters düşmektedir. halen piyasada mevcut. kurallı olarak kılınan ve Türkçede “Namaz" diye ifadesini bulan salâta hasredilmiştir.76 (İnsan) 26 ve 62 (Cuma) 10 Ayetleri meallerinde dikkat edilirse kurallı salât yani Namazın bir miktar.

Örneğin Kur’an’da. Orta salât ve huşulu kıyamın emredildiği kısım ise yalnız “Namazla" ilgili olan kısımdır. Nasıl ki. zira bütün tehlikeler doz olarak aynı değildir ve kısaltma tehlikenin dozuyla ilgilidir. Namazın hangi vakitteki konumuyla yani Akşam mı. “Salâvatları koruyun" diye emredildiğinde genel olarak salâvatların korunması. “Orta" ifadesiyle vurgulanan. İşte. ne kadar süreyle kılınacağı yani “Namaz kılma süresiyle ilgilidir. herhangi bir farz namazın gün içindeki konumu olmayıp farz namazların gün içerisinde her birinin vakti içerisinde Orta bir zaman süresi kapsayacak şekilde kılınması gerektiği hususudur. İkindimi V. Allah için çok salavat emredildiğinde çokluğu belirtecek herhangi bir sayı verilmemişse ve bu husus Müminlerin zihinlerinde ki ortak kanaatine bırakılmışsa. Orta Namazın Manası tüm farz namazlar olmaktadır.s. diğer taraftan Namazın dışında yapılan salâvatların çokça yapılması gerektiğini Cuma sûresi 10 ve İnsan sûresi 76 da görmüştük. 554 . böyle olması da normaldir. aynı şekilde vakit olarak orta derecede namaz kılınması Müminlerin ortak kanaatine bırakılmıştır. tehlike anında namazın kısaltıla bileceğine değinilmiş olup ne kadar süre kısaltma yapılacağı belirtilmemiştir. İş böyle olunca. Bakara sûresi 238 de tek husustan bahsedilmeyip her iki husustan bahsedilmektedir. Değil. Bunun gibi zaman çağları ve ortamlar içerisinde tehlikesizce kılınabilir zaman dilimi içerisinde her gün belli vakitlerde olmak üzere “Ortalama makul bir zaman süresinin Namaz ibadeti için ayrılması Müminler üzerine farzdır." yani farz namaz kılındığında normal şartlarda az bir vakitte değil de orta bir vakit kapsayacak kadar namaz kılmanın farz olduğunu. salât bunlardan bağımsız emredildiğinde ise Kur’an’da örneği olduğu şekilde pozisyon ve konum olarak uygun bir şekilde serbestçe Allah’ı zikretmenin anlaşılması gerektiğini Kur’an’a dayalı olarak belirtmiştim.başka bir ifadeyle “Namaz" anlaşılması gerektiğini. dolayısıyla “Orta" namazdan kasıt.

Kur’an’da “Vusta" kelimesinden anlaşılması gereken “Orta zaman süresi" olarak verilmiş olmasına rağmen. Şeklinde bir bilgi yoktur. Kur’an’da Sabah namazı iki rekattır. Allah’ı tesbih edip zikrettiğinde ellişer defa zikrederse namazını ancak dört saatte tamamlaya bilir. Allah’ı tesbih edip zikrettiğinde üçer defa tesbih ederse namazını on dakikada tamamlayabilir. en evvel söyledikleri şeylerin başında. Kaldı ki. bu Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik. rivayetler olmadan İslam dini için yeterli değildir. bunlar rivayetlere dayalı tüm mezheplerdir. hatta aynı şahıs tek bir rekat kılsa dahi. rekat sayısı iddiasında bulunmalarının zaman olarak namaz kılma süresi ile ilgili pek bir önemi yoktur.Hiçbir eğri tarafı olmayan (apaçık) Arapça bir Kur’an indirdik ki sakınsınlar. rivayetlere uymak zorunludur iddiasında bulunmaktadırlar. O zaman. Bir tanesi her rekatta Fatiha sûresi ile kısa bir sûre okuyup.Böylece Namaz kılma süresinin. Kur’an’a dolaylı veya dolaysız olarak noksanlık atfetmeleri Kur’an’ı inkar etmekten başka bir şet değildir.Andolsun ki biz. Öğle Namazı dört rekattır v. 39/27 . Öbür şahıs ise her rekatta bir cüz okuyup. Hal bu ki. örneklerini verdiğim rivayetlerde görüldüğü gibi bu konuda da uydurdukları rivayetler bir birleriyle çelişkili oldukları gibi. Zira Kur’an’da noksanlık olmadığı gibi.s. namazlara rekat sayısı belirtmek suretiyle sınır koymalarının ve rivayetler iddia etmelerinin ne manası vardır. 39/28 555 . bütün misaller mevcuttur. öğüt alsınlar diye. İkindi namazını dört rekat kılan iki kişiyi ele alalım. bundan dolayı Kur’an. Şöyle ki. Bu konu da Kur’an’dan mealen: . her ne zaman Kur’an İslam dini için yeterlidir dendiğinde. kıldığı bu bir rekat bir saat süreceğinden öbürünün kıldığı dört rekatten zaman süresi olarak kat kat fazla kılmış olur. bu günkü fiili uygulamalarla da çelişmektedirler. Ehli sünnet mezhepleri ki.

Andolsun biz bu Kur’an’da insanlara her çeşit misâli getirip anlattık."derler. Kur’an dışında söylenen sözlerin İslam Dinine uygun olması için. o zaman sünnetlerin çoğu reddolunur ve sünnet batıl olur. sayfa 238 Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları 1987 Ankara. onların kaygıları Ayetleri öğrenip Kur’an’a tabi olmak değil. önde gelen önderlerinin tamamı. bu konuda şöyle diyor: “Şâfii’den naklolunan iki kavilden birine göre Sünnetin Kur’an’la neshi câiz değildir. rivayetlerin tamamına yakını ortadan kalkacaktır. rivayetlerin Kur’an ayetlerini nesh yani iptal edebileceğini iddia ettiklerini belirtmiştim. bilmeyenlerin kalblerini böyle mühürler. şer’an vâki olmuştur. aklen câizdir. Yazan Osman Keskioğlu. Eş’arilere."(İmam Şafii. Muhammed Ebu Zehra. El-İhkam fi Usûli’l-Ahkâm adlı eserinde. Kurân’a uymak gerekli değildir sözü inançlarının en önde gelen köklerinden biridir. Kitabın başlarında belirttiğim gibi.İşte Allah. Kur’an’a uygun olması gerekir derse. Şöyle ki: "İbni Kayyım. Zira kendi ağızlarıyla derler ki eğer Kur’an’a uygunluk aransa. Ahmet’in (Ahmed İbn-i Hanbel) ve Şafii’nin görüşlerini destekleyerek şöyle der: Eğer bir kimsenin kitabın zahirinden anlayışına göre Hz." (Ahmed İbn-i Hanbel.. Peygamber Aleyhisselamın sünnetleri reddolunacak olursa. 30/59 Evet. Ahirete ve kitaba inanmamakla birlikte. Ve bu söz etrafında ittifak etmişlerdir. 30/58 . küfrünü gizleyip iman izhar etmekle yani münafıklıkla suçlarlar.) 556 . Onlara bir ayet getirdiğin zaman inkar edenler: “Siz iptalcilerden (gittiğimiz yolu değiştirenlerden) başka bir şey değilsiniz. sayfa 247 Hilal Yayınları 1984 Ankara. Bu konuda o kadar hassastırlar ki. Mü’tezileye ve fukaranın çoğuna göre bu. din olarak kabul ettikleri hurafelerle dolu bozuk yolarının değiştirilmesidir. Yazan Prof. o şahsı zındıklıkla yani.) “Usulcülerden Âmidi. kim kendilerine.

s. Kur’an’a aykırı bütün rivayetlerinde Kur’an 557 . Yazan Dr.) “Hanefilere göre. Kur’an’ın bu konudaki hükmünü rivayetlerle nesh yani iptal ederler. Kur’an’ı nesheden bir mertebede olduğundan. Yazan Prof. Vehhabilerde." dir. Muhammed Ebu Zehra. Örneğin: Kur’an’da olmamasına rağmen zina eden evli kadın ve erkeğin recm edileceği. İsmail Hakkı Ünal. Şiilerde. Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları Ankara 1994. Kitabın (Kur’an’ın) neshi (iptal edilmesi) şu kayıtlara bağlıdır: a. sayfa 213.. Şatıbi sünnetin Kur’an’a hakim olmasını şöyle açıklar: Ulemaya göre sünnet.Kur’an karşısında batıl duruma düşecek uydurma sünnetlerini Kur’an’ın iptal edemeyeceğini. örneğini vermediğim ve Kur’an’a aykırı pek çok diğer rivayetlerinde de durum aynıdır. sayfa 242 Hilal Yayınları 1984 Ankara.) Sünnet diye tahdis ettikleri rivayetlerin Kur’an ayetlerini iptal edebileceği konusunda tüm rivayet mezhepleri ittifak halindedirler. aksine bu sünnetlerinin Kur’an’ı iptal edebileceğini söylerler. Kabul edilmekle. Prof. Namaz için rekat sayısı koyanlarda da durum aynı olduğu gibi." (İmam Ebu Hanifenin Hadis anlayışı ve Hanefi Mezhebinin Hadis Metodu. Muhammed Ebu Zehra. şöyle ki: “Ahmet’e (Ahmed İbn-i Hanbel) göre sünnet beyan bakımından Kur’an’a hâkim sayılır.kitab (Kur’an) hakim değil. (Ahmed İbn-i Hanbel. evveliyetle umumunu tahsis." (İmam Malik. sayfa 284 Hilâl Yayınları 1984 Ankara. onun ahkamını takrir eder.) “Malik’e (İmam Malik) göre mütevatir.. mutlakını takyid ve zahirdeki ihtimali tercih mertebesine yükselir. Örneğini vermiş olduğum ve Kur’an’a aykırı olan rivayetlerinde de durum yine aynı olduğu gibi. abdest alırken ayaklarını mesh yani silmeyip yıkayanlar.Mütevatir ve meşhur haberle Kur’an ayetlerinin neshi (iptali) caizdir (uygundur). kitaba hakimdir. Şafiilerde v.

dinlerini de bu bozuk ve Kur’an’a uymayan rivayetlere uydurmuşlardır. Bu iddiaları ise batıl bir iddiadır.) Görüldüğü gibi. Kur’an’a karşı bu ve bu gibi iddialarda bulunanlar. Mayıs 1985. Salât konusuna dönecek olursam." (Sünnetin Etrafınfaki Şüpheler. Kur’an’da Namaz vakitlerinin verilmemiş olduğu iddiasıdır. iddialarına göre Mümin olmuş olmaktadır. Muhammed Tahir Hekim. bu konuda Kur’an’dan mealen: 558 . Rivayetler Kur’an’a uygun olmalıdır diyenleri şiddetle reddederek “zındık" olmakla suçlarlar.a. bu hadisin mevzu (uydurma) ve Nebiye (s. Kur’an ayetleri rivayetleri iptal edemezler ve rivayetlere ölçü olamazlar diyenler. Bu ise Kur’an’da öğretilen İslam Dini açısından kabul edilebilir bir durum değildir. Bir iddiaları da. Kur’an İslam dininin rehber ve ölçüsüdür diyenler zındık.v.) iftira olduğunu zındıkların amaç ve arzuları gereğince şeriatı saptırmaktan ibaret olan kötü niyetlerine varmak için uydurduklarını açığa çıkarmışlardır." Bu değerlendirme gerçekten ilginç olduğu kadar ibret verici bir durum teşkil etmektedir. Ona uygun olanı alınız.ayetlerini iptal etme gayreti yürüttükleri gibi. rivayetler ehline göre. aykırı olanı da terkediniz" Hadis eleştiricileri ve alimleri. Kur’an’a uymak ve O’nu ölçü kabul etmek olmaz. Yapmış oldukları iddiaları şudur: “Sünnetin teşride müstakil olamayacağını söyleyenlerin rivayet ettiği hadise gelince. Mümin kimseler değildirler ve Kur’an’ın apaçık düşmanıdırlar. Böylece onlara göre Kur’an’a uyanlar “zındık" uymayanlar ise “Mümin ve Müslümandırlar. sayfa 23 Pınar Yayınları. Yazan. o da şudur: “Benden size bir hadis ulaşınca onu Allah’ın kitabına arz ediniz. zira Kur’an’da Namaz Vakitleri mevcuttur. rivayetler Kur’an ayetlerini iptal ederler.

çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Buna göre. 559 . gündüzün diğer tarafında farz olan namaz Kuşluk namazıdır. Bura da ki çok önemli olan husus gün ortasının bu iki namazı ayıran bir sınır olmasıdır. farz olan Öğle namazı değil. Gündüze ait olan vakitler için taraf kelimesi kullanılmıştır. “Duha-Kuşluk namazıdır. Böylece gündüzün her iki tarafında namaz kılınması farz olmuş olur.. ortanın diğer tarafında kılınması gereken namazın yerine geçmez. bugün için mevsime göre saat dörtte ikindi namazı kılınmakta. Taraf ise herhangi bir şeyin ortası dışında ki yanlarıdır. böyle değil de araya saatler girse dahi iki namaz günün bir tarafında kılındığında. Bu vakitlerin ikisi gündüzün iki tarafında ve ikisi de gecenin gündüze yakın saatlerindedir. zira 17 İsrâ 78 de İkindi namazı için güneşin batıya yönelmesi gerektiği bildirilmiştir. bugün gün ortasında kılmış oldukları ve Öğle namazı olarak isimlendirilen namaz. kılma zamanı olarak Kur’an’a uymamaktadır. Ve böylece gün ortasının diğer tarafındaki namaz kılınmamış olur. bu vakitte ikindi namazı için ezan okunmasına birkaç dakika kala kişi öğle namazını kılabilmekte ve birkaç dakika sonra ikindi için ezan okunduğunda da ikindi namazını kılabilmektedir. Kısacası.Gündüzün iki tarafında ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde salâta (namaza) kıyam kıl. gün ortasının bir tarafında ne kadar çok namaz kılınmış olursa olsun. 11/114 Mealini yazmış olduğum 11 Hûd Sûresi 114 te. böylece iki namaz kısa bir arayla gün ortasının bir tarafında birleşe bilmektedir. bu duruma göre kaç kere ve kaç rekat kılınmış olursa olsun kılınan yalnız ikindi namazı olmuş olur. bu sınır ince bir hat olarak değil de biraz mesafeli düşünülmelidir. Örneğin. dört namaz vaktinin zamanı belirtilmiştir. Bu ibret alanlara bir öğüttür. Gün ortası iki namazı bir birinden ayırmada kesin sınırdır. Böylece günün iki tarafındaki bu iki namaz için belirgin bir zaman mesafesi olmuş olur. İkindi namazı gündüzün bir tarafında. iki ayrı namaz değil tek namazdırlar. Bu iki namaz geniş bir vakitte kılınmakla beraber.

17/78 Mealini yazmış olduğum. Yatsı namazı vaktinin yatma saatine kadar olduğuyla ilgili olarak. Yatsı namazının vakti ile ilgili olarak Kur’an’dan mealen: . Üç vakitte (odalarınıza girebilmek için) izin istesinler: Sabah 560 . teheccüd namazı vakti teheccüd namazına aittir. Böylece 11 Hûd 114 te dört farz namaz vaktinin zamanı kesin olarak belirtilmiştir. ellerinizin altında bulunan (köleler. ve sizden henüz erginliğe ermemiş (çocuk)lar. gecenin gündüze yakın vakitlerinde kılınmaları emredilmiştir. Her namazın vakti kendisine aittir. Ayette Yatsı namazının vakti olarak gecenin ilk karanlığının çökmesi verilmiştir. nafile olarak kılınan teheccüd namazı vakti girmeden önceki vakittir. Kılınma zamanının devam süresi Fecir namazına kadar olmayıp. Bunlar Güneşin batıya kaymasından gecenin kararmasına kadar olan İkindi. gecenin kararmasına (yatsı vaktine) kadar salâta (namaza) kıyam et. 17 İsrâ 78 ayetinde de dört namazın vakti verilmiştir. cariye)ler.Ey müminler.Diğer iki namaz ise. yatma vaktine kadardır. Gecenin gündüze biri “Akşam" diğeri de “Fecir"(tan vakti) zamanı olmak üzere iki yakın vakti vardır. Çünkü fecrin Kur’an’ı (namazı) şahidlidir. Yatsı namazıyla teheccüd namazı vakti birleşmez. ve fecrin (sabah namazı) Kur’an’ını da(kıl).Güneşin batıya yönelmesinden. hem kendisiyle Yatsı namazı arasında bu uyku ile bir zaman mesafesi var olduğu gibi. Böylece bu iki Namazın vakti bugün kılınan Akşam ve Sabah vakti namazlarının kılınma zamanına denk düşmektedir. normalde en geç. Teheccüd namazı yatıp uyuduktan sonra kalkıp kılınan bir namaz olduğundan. Akşam ve Yatsı namazı ile Fecir (sabah) namazlarıdır. Kur’an’dan mealen: .

Zira o vakit içinde kılınacak tüm namazlar. Bunlar sizin üstünüzü açabileceğiniz üç vakittir. hikmet sahibidir. ondan sonra gündüz uyumayan şahısların. Kur’an’da. üstün açılabileceği yatma vaktidir. Bu da makul vakit olmalıdır. yatsı namazından sonra ki vakit. Ehli sünnetinde hiçbir hadis rivayetinde de namaza kalkıldığında sözlü niyet edilecek diye bir rivayet mevcut değildir. 24/58 Görüldüğü gibi. Kur’an’a göre farz namazlar beş vakit olup. Allah ayetlerini size böyle açıklar. birbirinizin yanına girip çıkarsınız. Bu konuda ehli sünnet ileri gelenlerinden örnek verecek olursam: İbn Kayyim El-Cevziyye şöyle demektedir: “(Peygamber) Namaza kalkıldığında “Allah’u ekber" derdi. kalben niyet ise sadece bir yönelişten ibarettir ve insanın namaz kıldığında ister istemez içinden geçen bir düşünce olayıdır. Böylece. Allah bilendir. “kaza olarak" 561 . öğleden sonra elbiselerinizi çıkar(ıp yat)acağınız vakit ve yatsı namazından sonra. izin almadan içeri girmelerinden dolayı) ne size.namazından önce. gün ortasında yatılan kısa uyku hariç. namaz için sözlü olarak niyet emredilmediği gibi. Yani bir kimse çıkıp ta ikindi namazının kapsadığı vakitte başka bir namazı kılmaya niyet edemez. kılınma zamanları kesin olarak bellidir. Her namazın vakti yalnız kendisine aittir. genelde gece uyku basma vakti olarak kolayca anlaşılır. Örneğin: Sabah namazına kalkıp. “Allah rızası için falan vaktin dört rekât farzını kıbleye yönelik olarak bana uyan cemaate kıldırmaya yahut uydum hazır olan imama" demediği gibi"“edâ olarak. cariye ve çocukların. (Onlar sizin) yanınızda dolaşırlar. ne de onlara bir günah yoktur. niyeti asla diliyle telaffuz etmezdi. Bunların dışında (köle. Namazlarda söz ile niyet etme diye bir şey yoktur ve tüm kılınan namazlar iftitah tekbiri ile başladığından hangi namazın kılındığını belirleyen ölçü o namazın kılınma vaktinin kapsadığı zaman dilimidir. o namaza ait vaktin varlığından dolayı yalnız o vaktin namazına aittir. Bundan önce hiçbir şey söylemez.

Müsned veya mürsel olarak kesinlikle bir kelime bile rivayet edilmeyen bidat tır. ister zayıf. ister sahih. Namazla ilgili olarak yapılan rekat sayısı iddialarının uydurma olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. ister mürsel bir senedle olsun Peygamberden (s.) Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkündür. İftitah tekbirinden önce niyet etmek yok ise. ister Müsned. Mektup. fakat konu ehli sünnet tarafından kabul edildiğinden bu kadarla yetiniyorum. Yazan: İbn Kayyim El-Cevziyye. nasılsa her vaktin rekat sayısı belli ve sınırlı olduğundan niyet ederken rekat sayısını söylemeye gerek olmamıştır. O zaman da. bunlar farz namazlara ait vakitlerin dışındaki vakitlerdir. Zira nafile namazların da kendilerine ait vakitleri olup.) hiç kimse nakletmemiştir." (İmam Rabbani C. kişi o zaman falanca namazı kaç rekat kılacağını ne zaman söyleyecektir? Onun için ifade ettiğim gibi hangi vaktin içinde namaz kılınıyorsa. Anlaşılacağı üzere farz namazlarda olsun nafile namazlarda olsun rekat belirtip sınırlama yapma olayı yoktur. Hatta O’nun ashabından herhangi birinin bunlardan birini söylediği bile nakledilmemiştir. Örneğin: İkindi namazı kılındığında kişi isterse dört rekat farz ve dört re